<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Sinema &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/sinema/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2021 10:10:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Bir Film &#8211; Ölü Ozanlar Derneği ve Okul Kültürü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-film-olu-ozanlar-dernegi-ve-okul-kulturu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-film-olu-ozanlar-dernegi-ve-okul-kulturu/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 28 Jul 2021 10:10:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Özge Akan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19864</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu çalışmada 1989’da gösterime giren “Ölü Ozanlar Derneği” adlı filmin okul kültürü bağlamında incelemesi yer almaktadır. EGEMEN KÜLTÜR (GENEL KÜLTÜR) Ölü Ozanlar Derneği filminde Amerika’da yer alan Welton Akademisi, lise düzeyinde eğitim veren erkek yatılı okullardan biridir. Dört temel prensibe sahip olan Welton Akademisi, okul kültürüyle egemen kültürü oluşturmaktadır. Amerika’nın en iyi üniversite hazırlık okullardan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-film-olu-ozanlar-dernegi-ve-okul-kulturu/">Bir Film &#8211; Ölü Ozanlar Derneği ve Okul Kültürü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu
çalışmada 1989’da gösterime giren “<strong>Ölü Ozanlar Derneği</strong>” adlı filmin <strong>okul
kültürü</strong> bağlamında incelemesi yer almaktadır.</p>



<h2>EGEMEN KÜLTÜR (GENEL KÜLTÜR)</h2>



<p><em>Ölü
Ozanlar Derneği</em> filminde Amerika’da yer alan Welton
Akademisi, lise düzeyinde eğitim veren erkek yatılı okullardan biridir.
Dört temel prensibe sahip olan Welton Akademisi, okul kültürüyle egemen kültürü
oluşturmaktadır. Amerika’nın en iyi üniversite hazırlık okullardan biri olduğu
düşüncesiyle, ülkenin bütün bireyleri tarafından, genel alışkanlıkları,
değerleri ve inançlarıyla kabul görmüştür.&nbsp;
</p>



<p>Okul,
yatakhane, kütüphane, yemekhane, spor alanları, kürek yarışı ve eskrim gibi
olanaklara sahip, yine içerisinde küçük bir taş kilise bulunan fiziksel bir
yapıya sahiptir. Okulda sınıflar derslere göre düzenlenmiş ve öğrenciler ders
saatlerinde dersin öğretmeninin sınıfına gitmektedirler. Koridor duvarlarında
Welton Akademisi’nin eski öğrencilerinin resimleri asılıdır. </p>



<p>Okulda dört prensip öğrencilerden beklenmektedir. Bunlar: Gelenek, Onur, Disiplin ve Mükemmelliktir. Prensiplere bağlılık okul müdürü Nolan tarafından da vurgulanarak, filmde verilmektedir. Müdürün öğretmenlerinden ve öğrencilerinden beklentileri yüksektir. Öğretmenin de öğrencilerden beklentileri yüksektir. Nolan filmde okul açılış töreninde seçkin üniversitelere yerleştirdiği öğrenci sayısını belirtir. Dönem başlangıcında öğrenciler flamalarla tören yaparlar. Okulun normları gibi kendi ritüelleri de vardır. Nolan: “Bilgi’nin ışığı çocuklar” diyerek, bir öğrencinin elinde tuttuğu mumu yakar. Birbirlerinin mumlarını yakarak, öğrenciler töreni devam ettirirler. Filmde Müdür Nolan’ın öğretmenler ve öğrencilerle iletişimi zayıftır. Baskıcı, geleneksel metotları benimsemiş, otoriter yapısıyla değişime açık değildir. “Ölü Ozanlar Derneği” makalesini yazan öğrencisini uygunsuz bir şekilde, odasında şiddet uygulayarak, “Ölü Ozanlar Derneği nedir? Dernektekilerin isimlerini istiyorum” der. Nolan’ın ve Nolan gibi sert disiplinli öğretmenlerin davranışlarından dolayı okul içi iletişim zayıftır. Yine Keating’le makalenin yayımlanmasından sonra görüşür. Keating’e olağan dışı metotlar kullandığını söyler. Nolan: “Başarısını kanıtlamış bir müfredat var, eğer sen onu sorgularsan onlar da aynısını yapar” der. Öğretmenler Nolan’ın okul kültürünü benimsemiştir.  Teşvik ve takdir okul kültürüyle değerlendirilmektedir. Değişime pozitif yönde bakmamaktadırlar. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2021/07/enfj-poet-4-1.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="KEATING’İN EDEBİYAT SINIFI" class="wp-image-19866" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2021/07/enfj-poet-4-1.jpg?w=544&amp;ssl=1 544w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2021/07/enfj-poet-4-1.jpg?resize=300%2C155&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 544px) 100vw, 544px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>KEATING’İN EDEBİYAT SINIFI</figcaption></figure></div>



<p>Ortak
karar alma düşünceleri güçlü bir okul kültürü olduğunu düşündürse de öğrenciler
okul kültürüyle çatışmaktadır. Öğrenciler Welton Akademi’ye Hell-ton (Cehennem)
derler. Okul değişime açık olmadığı kadar, geleneksel, disiplinli, ezberci,
sorgulamayan öğretmenlerden oluşmaktadır. Okul içerisinde sanatsal bilimlere,
sosyal bilimlere, insani bilimlere yer yoktur. &nbsp;Keating’le yemekhanede yemek yiyen Latince
Öğretmeni okul kültürünün bağlı olduğu değerleri de yansıtıyor. Keating’e
öğrencileri yanlış bir yere yönlendirdiğini, öğrencilerin birer Shakespeare ya
da sanatçı olmadıklarında ondan nefret edeceğini söylüyor. Bu durum Keating’in
motivasyonunu, aidiyet duygusunu zedeliyor. Okul içerisinde iş birliği de
mümkün olmuyor. Okul içi sağlıklı bir iletişim kurulamadığı için, güven ortamı
da oluşturulamıyor. Öğrenciler Nolan’ın mesafeli, otoriter ve sert mizacından,
yine öğretmenlerin tutum ve davranışlarından dolayı kendilerini güvenli
hissetmiyorlar. Güven ortamı kurulamıyor. Öğrenciler düşünceleri özgür bir
şekilde dile getiremiyor. Keating’in Neil Perry’in ölümünden sorumlu tutulması
ve bu konuda öğrencilerin tehdit edilerek, soruşturmanın gerçekleştirilmesi ve tehditle
tutanağa imza atmalarının istenmesi güven ortamı, motivasyon ve aidiyet
duygusunu zedeliyor. Nolan, Todd Anderson’a tutanağı uzatarak “Bay Keating’in
bu derneği kurmaya nasıl teşvik ettiği, ne tür yöntemlerle sizi disiplinsiz
tavırlara yönlendirdiğini her şeyiyle anlatıyor. Keating öğretmenlik konumunu
kötüye kullanarak, Neil’in ölümüne sebep olduğu detaylarıyla yazıyor” diyor. Keating’in
okuldan ayrılmak durumunda bırakılması, okul yönetiminin öğretmenini
desteklemediğinin, ailelerin okul yönetimine dair tutumlarının yanı sıra, okul
yönetiminin de ailelerin beklentilerini önemsemesi, eğitim atmosferini
etkilemektedir. </p>



<p>Egemen
kültür, beklentiler, karar verme süreci, iletişim, değişim, güven, iş birliği,
destek, teşvik edicilik, motivasyon ve aidiyet gibi noktalardan
değerlendirildiğinde, güçlü, etkili bir kültür ortamı sergilememektedir.</p>



<h3>ALT KÜLTÜRLER</h3>



<p><strong>Welton
Akademisi</strong>’nde egemen kültürün dışında pek çok alt kültürden söz
etmek mümkündür. Keating’in sınıfı, yine öğrencilerin yeniden canlandırdığı Ölü
Ozanlar Derneği alt kültürlerden biridir.</p>



<h4>KEATING’İN EDEBİYAT SINIFI</h4>



<p>Sınıfa
ıslık çalarak giren Keating öğrencilerin dikkatini ilk dersten itibaren
çekmiştir. Egemen kültüre bağlı olsa da geleneksel yöntemlerden uzak,
yaşayarak, hissederek, alışılmışın dışında farklı bakış açıları sunarak,
derslerini işler. Carpe Diem (Yaşadığın Günü Kavra) ilk derste öğrenciler
tarafından duyumsanır.</p>



<p>Keating,
egemen kültüre bağlı ama sınıfında özerk bir şekilde dersini işlemektedir.
Kullandığı dil, davranışları ve tutumları diğer öğretmenlerden farklıdır. Öğrenciler
ilk zamanlarda farklı duygular hissedecek, zamanla öğrenciler estetik zevklerle
beslenerek, kendilerini bulacak, kendi alt kültürlerini Ölü Ozanlar Derneği’ni
dahi oluşturacaklardır. </p>



<p>Keating’in ilk ders çıkışında öğrencilerin anlattıklarını sınavda sorar mı diye düşünmesi, egemen kültürün öğrencileri nasıl etkisi altına aldığının göstergesidir. Öğrenciler değişime dirençli gibi görünseler de zamanla öğrenciler tarafından değişim pozitif yönde benimsenecektir. Öğrenciler işlenen derslerle zamanla kendi yeteneklerini keşfedeceklerdir. Todd Anderson ilk ders gününün gecesinde defterine “Seize the Day” (Anın Tadını Çıkar) yazar. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2021/07/dead-poet-society-4-filmloverss.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="Ölü Ozanlar Derneği ve Okul Kültürü" class="wp-image-19865" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2021/07/dead-poet-society-4-filmloverss.jpg?w=638&amp;ssl=1 638w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2021/07/dead-poet-society-4-filmloverss.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2021/07/dead-poet-society-4-filmloverss.jpg?resize=630%2C420&amp;ssl=1 630w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Ölü Ozanlar Derneği ve Okul Kültürü</figcaption></figure></div>



<p>Keating
ilerleyen derslerde, öğrencileri sırayla öğretmen masasına çıkarır. “Dünya
buradan farklı görünüyor. Bir şeyi bildiğiniz zaman ona farklı açıdan bakın.
Çok yanlış ve aptal görünse bile” der. Öğrencileri çok yönlü düşünmeye teşvik
eder. Bir başka derste, dışarıda müzik eşliğinde, sözler okutur, top attırır.
Kendilerini ifade etmeleri için destekler. Bir başka derste de çocukların
özgüvenini geliştirecek, motivasyonlarını arttıracak öğrencilerin kendi
yürüyüşlerini fark etmelerini, en iyi yürüyüşleriyle yürümeleri ister.</p>



<p>Keating
sınıfa ödev verir. Todd Anderson, Keating’in şiir ödevi vermesiyle strese girer.
Ders günü geldiğinde Keating’in desteğiyle utangaçlığını kırar ve toplum içinde
şiir okur. Yine filmin sonunda Anderson’ın Keating okuldan ayrılırken, Nolan’ın
dersinde masaya ilk çıkan öğrenci olması metafordur.</p>



<p>Öğrenciler
Keating’le iletişim kurarken rahattırlar. Keating iletişime açıktır. “Kaptan,
kaptanım” diye seslenirler. Neil Perry babasıyla yaşadığı sıkıntıları da
Keating’le paylaşır. Keating öğrenciler için aynı zamanda rehberdir. İnsani
değerlere önem verir. Neil Perry’in hayallerini önemser. Temsil gününde
öğrencilerle onu izlemeye gider. </p>



<p>Alt
kültürde, Keating’in içsel motivasyonu yüksektir. Bu yüzden öğrencileri de
derse teşvik eder. Karşılıklı olarak güven duygusuyla birbirlerini desteklerler.
Sınıfın karar verme süreç becerisi artar. Öğrencilerin motivasyonları
yüksektir. Öğrenciler değişime pozitif yönde bakmaktadırlar. İletişim ortamı
yüksektir. Keating’in Edebiyat Sınıfındaki öğrencileriyle oluşturduğu alt
kültür etkili ve güçlüdür.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-film-olu-ozanlar-dernegi-ve-okul-kulturu/">Bir Film &#8211; Ölü Ozanlar Derneği ve Okul Kültürü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-film-olu-ozanlar-dernegi-ve-okul-kulturu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19864</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Film ve Sosyal Dayanışma Örneği: Kefernahum – II</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-film-ve-sosyal-dayanisma-ornegi-kefernahum-ii/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-film-ve-sosyal-dayanisma-ornegi-kefernahum-ii/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 30 Nov 2020 09:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19690</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gerçek yaşamda, Suriyeli bir mülteci olan Zain El Rafeea (12), 4.5 milyon nüfusa sahip olan Lübnan’da yaşamaya çalışan 1.5 milyon mülteciden biri. Filmin başında Zain kaderine razı gibi görünüyordu. Her ne kadar karakterinin isyankâr ve duyarlı yönünü gösteren işaretlere rastlasak da okula gitme isteğinden vazgeçip ailesi için çalışmaya razı oluşunun ardından ablası Seher’in evlendirileceğini öğrendiğinde, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-film-ve-sosyal-dayanisma-ornegi-kefernahum-ii/">Bir Film ve Sosyal Dayanışma Örneği: Kefernahum – II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Gerçek yaşamda,
Suriyeli bir mülteci olan Zain El Rafeea (12), 4.5 milyon nüfusa sahip olan
Lübnan’da yaşamaya çalışan 1.5 milyon mülteciden biri.<em> </em></p>



<p>Filmin başında Zain
kaderine razı gibi görünüyordu. Her ne kadar karakterinin isyankâr ve duyarlı
yönünü gösteren işaretlere rastlasak da okula gitme isteğinden vazgeçip ailesi
için çalışmaya razı oluşunun ardından ablası Seher’in evlendirileceğini
öğrendiğinde, kendi kabullenişlerinin de bir kırmızı çizgisi olduğunu
anlıyoruz. </p>



<p>Seher’in filmde birkaç
sebepten öldüğünü söyleyebiliriz. O da diğer karakterler gibi görünmez bir
çocuktu, belgeleri yoktu. Çocuk yaşta, 30’larındaki bir adam ile ailesine gelir
sağlaması için evlendiriliyor ve bedeni bunu kaldıramıyor. Belgeleri
olmadığından kabul görmediği hastanenin kapısında ölüyor. Evlilik kararı
alındığında Zain artık o küçücük yatakta yatmaya, çalıştırılmaya ve o evde
kalmaya razı değildi; böylece kardeşi için hazırladığı kadere, o otobüse
atlayıp kendisi gider. Yine de bu kararlılığının karşısında hala bir çocuk oluşu,
ne yapacağını bilmezlik içinde gezindiği Lunapark sahneleri ile hatırlatılıyor.</p>



<p>Yönetmen,
Zain’in yolculuğu ile birlikte Lübnan’ın demografik yapısını anlatan bir göçmen
çeşitlemesi de yapıyor.&nbsp; Önce otobüste
hamamböceği kostümlü örümcek adam karakterinde bir Ermeni ile karşılaşıyoruz,
ardından lunaparkta Etiyopya’dan gelen Rahil’le karşılaşıyoruz.&nbsp; Bebek Yonas&#8217;ın annesi rolünü oynayan
Etiyopyalı Yordanos Shiferaw (Rahil), gerçek yaşamda 20 yaşında Lübnan&#8217;a gidiyor
ve bir süre sonra burada izin verilmediği halde hamile kalıyor, 2016 yılında
oyuncu direktörü tarafından keşfediliyor.</p>



<p>Build Series’e röportajında Labaki, Lübnan’daki
durumu şöyle açıklıyor:</p>



<p><em>“</em><em>Lübnan;
Etiyopya, Kenya, Nijerya veya Filipinler’den gelen büyük bir göçmen topluluğuna
sahip ve maalesef sistemin bir başka başarısızlığı, bu göçmenlerin kendi
özgürlüklerine sahip olmalarına izin vermeyen bir sponsorluk sisteminde yaşamak
durumunda olmaları. Tıpkı kölelik gibi.”</em></p>



<p>Rahil’in
tenekelerden yapılma barakasının yer aldığı mahalle ile çeşit çeşit göçmen
yaşamları da resmediliyor. Gerçek
yaşam hikayesinin aynısı filme aktarılan Rahil, çekimlerden iki gün sonra
filmde olduğu gibi tutuklandı ve Beyrut’tan sürüldü. Labaki diğer oyuncular
gibi Yordanos’un da bu süreçteki akıbetinin takip edildiğini belirtiyor.&nbsp; </p>



<p>Hapishane sahnelerinin, çekimlerde en zorlandığı
kısımlar olduğunu söyleyen Rahil yaşadıklarını şöyle anlatıyor:</p>



<p>“<em>Nadine&#8217;e
teşekkür etmek istiyorum çünkü bu karakterle kendi hikayemi anlatabildim;
karakterim filmde ağladığında, gerçekten ağlıyordum. Tutuklandığım sahneyi
çektikten üç gün sonra gerçekten tutuklandım ve tamamen aynı şeyi yaşadım.”</em></p>



<p>Yonas,
<em>adı Hazine anlamına gelen bebek oyuncu</em>, için Labaki gerçekten de
filmdeki hazineleri olduğunu söylüyor. Onunla tanıştıklarında Beyrut
sokaklarında bir bebek arabasında annesiyle birlikteydi. Röportaj sırasında
annesi ile beraber ülkede yasadışı olarak yaşadıkları öğreniliyor. &nbsp;1.5 yaşındaki bebekten bile oscarlık
performans çıkarabilmeyi başaran yönetmen, çocuk oyuncularla çalışmanın zorluklarına da değiniyor. Çocuklarla
çalışmanın farklı bir disiplin ve sabır gerektirdiğini vurgulayan Labaki, Zain
ile Yonas’ın sahnelerinde onların kendi aralarında bir ilişki kurabilmeleri ve
kendi ritimlerini bulabilmeleri için yeterince zaman vermeleri gerektiğini
söylüyor. Yonas’ın da ülkesine döndüğünde yerleştirildiğinden ve okula gitmesi
için gerekli evraklara sahip olduğundan emin olana kadar takibi
bırakmıyorlar.&nbsp; </p>



<p>Kevser, tıpkı filmde
olduğu gibi gerçek yaşamda da, çocuklarını beslemek için onlara şeker ve su
veren bir anneydi. Mahkemede kızını evlendirmesi konusunda suçlamaya maruz
kalan Kevser, “<em>Beni yargılayamazsınız</em>”
diye bağırabildi hakimin ve tüm toplumun önünde: </p>



<p>“<em>Benim yaşadıklarımı asla yaşamayacaksınız, kabuslarınızda bile.</em>”</p>



<p>Labaki bu sahnede,
Kevser’in içindeki tüm öfkeyi gözlerinin içine bakarak dışavurmasını istediğini
ifade ediyor. Kevser’e yaşamı boyunca maruz kaldığı tüm o yargılayıcı bakışlara
ve dışlanmalara karşı bir şekilde kendini ifade etme alanı sağlamak istediğini
ve bu nedenle sahnenin yazılı bir metni dahi olmadığını belirtiyor: “<em>Bize kim olduğunu neler hissetiğini
anlatmasını ve bir anne olarak yüzüme karşı tüm hislerini kusmasını istedim, bu
senaryoda yazılı bir sahne değildi.</em>” </p>



<p>Böylesi bir yapımın
zorlukları göz önünde bulundurularak filmin döküm süreci sorulduğunda Labaki
söyle açıklıyor: </p>



<p><em>“Elbette
yazılı bir senaryo vardı, çünkü bir yere gittiğimizden emin olmamız gerekiyordu
ve hikayenin mantıklı olması gerekiyordu
ancak sahnelerde kendimize çok fazla özgürlük tanıdık ve gerçek yaşamın bizi
şaşırtmasına izin verdik. Aynı zamanda aktör olmayan oyuncular da bizi sahip
oldukları şeylerle şaşırtıyorlardı, sadece ezberlemek üzere yazılmış bir
senaryoya bağlı değildik.” </em>diyor ve
ekliyor:</p>



<p><em>“Bu süreç kurgu ve gerçeklik arasındaki bir dans
gibiydi.”&nbsp; </em></p>



<p>Kevser’in içinde
bulunduğu duruma karşı en acımasız eleştirmenlerin başında gelen Zain’in de
benzer koşullardan geçerek deneyimledikleri nihayet benzer davranışlar
sergilemesine sebep oluyor. Rahil tutuklandıktan sonra hayatta kalmanın ve onun
bebeğine bakmanın yollarını tek başına bulması gereken Zain, cadde kenarında
para kazanmaya çalışırken titizlikle baktığı ve kendi kardeşi yerine koyduğu
Küçük Yonas’ın ayaklarını bağlamak zorunda kalıyor. Filmin başında öz
kardeşinin ayaklarını çözerken, bir noktada aynısını yapmak zorunda kalış
süreci o kadar doğal işleniyor ki, hiçbir duygusal zorlamaya gerek kalmaksızın
Zain’in bu karmaya maruz kalışını izlemek film boyunca karnımızın ortasına
sessizce indirilen yumruklardan biri oluyor. Caddelerde para kazanmaya çalışan tüm
o çocukları gördüğümüzde başlangıçta ebeveynlere yönlendirilen öfkenin, sonunda
şehrin çeperlerine savrulmuş bu yaşamlara karşı uygulanan sisteme
yönlendirilmesi gereği bir kez daha öne çıkıyor.</p>



<p>Suat karakteri, tipik
bir yenilmiş erkeğin mevcut başarısızlığı karşısında daha da derine gömülmeyi,
suyun üzerine kalmaya yeğ tutuşunu sıklıkla gözlemlediğimiz baba figürü. İsveç’e
gitmek için gerekli belgelerini aramak üzere evine dönen Zain’e <em>“Ne belgesi”</em>
diye bağırdığı sırada, önemli bir gerçekliğe doğal bir vurgu yapıyor: “<em>Devlet ne seni ne de beni umursuyor. Biz
hiçiz, biz parazitiz, bizim devletin gözünde hiçbir değerimiz yok.”</em></p>



<p>Tüm bu yaşadıklarının sonucunda annesiyle babasına
kendisini hayata getirdikleri için dava açan Zain’in bu tutumunu Labaki şöyle
açıklıyor:</p>



<p><em>“Çocuklar
siyaset hakkında kendi sözleriyle konuşuyorlar, kendilerini nasıl ifade
edeceklerini bilmiyorlar, çocuk sözlerini kullanıyorlar ama aslında bunlarla
tüm dünyaya dava açıyorlar.”</em></p>



<p>Film boyunca bir kere bile gülüşüne rastlamadığımız
Zain’in ailesine dava açmasının ardından dikkatleri üzerine çekmesiyle nihayet
İsveç’e gitmek için gerekli belgelere kavuşurken; pasaport fotoğrafı çekimi
sırasında kameraya gülümsemek zorunda kaldığını görüyoruz.&nbsp; Tam da bu sahnede aklıma gelen bir başka
çocuk konulu <em>“93 Yazı”</em> adlı filmde dünyanın en<em> ifadeli</em>
yüzlerinden birine sahip olan Frida’nın film boyunca ailesini kaybetme acısını
içine atıp da nihayet filmin son sahnesinde hıçkıra hıçkıra ağlayışı aklıma geliyor.
Zain’in iki buçuk saatlik filmin sonunda sırf kameraya poz vermek için de olsa yüzündeki
o sahte gülüşü keşfetmek benzer derecede ağır bir his uyandırıyor. </p>



<p>“<em>Mülteci sorunu küreseldir</em>” diyor Labaki, “<em>Ya yardım edersiniz ya da bir duvar inşa edersiniz</em>”. </p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/11/iki.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19691" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/11/iki.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/11/iki.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/11/iki.jpg?resize=768%2C512&amp;ssl=1 768w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/11/iki.jpg?resize=696%2C464&amp;ssl=1 696w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/11/iki.jpg?resize=630%2C420&amp;ssl=1 630w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></figure>



<p>Zain gerçek hayatta
ailesiyle birlikte Norveç’e yerleştirildi ve artık okula gidiyor.</p>



<p>Sinema, insan olmaya
dair birbirinden farklı oluşumlara görünür bir yüz getirerek, yaşamın dönüm
noktalarını onurlandırarak, farklı varoluş biçimlerine değer ve anlam katarak,
bazen bireysel bazen de toplumsal değişmelere yön verebiliyor. Bizlere böyle
bir film aracılığıyla her gün görmezden geldiğimiz yaşamlara yaklaşıp,
gözlerinin içine bakma şansı veren bu özel filmi, tüm zorluklarına rağmen
çekmeyi başaran ve tüm bu amatör oyuncuların hayatlarına dokunan Labaki’yi
yönetmenlikten süper kahramanlığa taşımakta bir sorun görmüyorum.</p>



<p>Benzer girişimlere ilham olması umuduyla&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-film-ve-sosyal-dayanisma-ornegi-kefernahum-ii/">Bir Film ve Sosyal Dayanışma Örneği: Kefernahum – II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-film-ve-sosyal-dayanisma-ornegi-kefernahum-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19690</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Film ve Sosyal Dayanışma Örneği: Kefernahum &#8211; I</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-film-ve-sosyal-dayanisma-ornegi-kefernahum-i/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-film-ve-sosyal-dayanisma-ornegi-kefernahum-i/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 29 Nov 2020 18:04:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19685</guid>
				<description><![CDATA[<p>Karantina döneminde evlerde en çok yapılan faaliyetler ertelediğimiz filmleri, etkinlikleri ya da kitapları yakalamak oldu. İzlediklerimden beni en çok etkileyen, kalemime ve aklıma takılan, yine dünya tarihinin doğal bir akışı olmakla, bir insanlık krizi olmak arasında süregelen göç sorununu konu alan film oldu. Nadine Labaki yönetmenliğinde 2018 yapımı bir film olan Kefernahum, belgesel disiplininde çekilmiş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-film-ve-sosyal-dayanisma-ornegi-kefernahum-i/">Bir Film ve Sosyal Dayanışma Örneği: Kefernahum &#8211; I</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Karantina döneminde evlerde en çok yapılan faaliyetler ertelediğimiz
filmleri, etkinlikleri ya da kitapları yakalamak oldu. İzlediklerimden beni en
çok etkileyen, kalemime ve aklıma takılan, yine dünya tarihinin doğal bir akışı
olmakla, bir insanlık krizi olmak arasında süregelen göç sorununu konu alan film
oldu.</em></p>



<p><em>Nadine Labaki yönetmenliğinde 2018 yapımı bir film olan Kefernahum,
belgesel disiplininde çekilmiş bir sinema filmi olarak son derece aktivist bir
tutum sergiliyor. Bizi içinde yaşadığımız çağın ve parçası olduğumuz mevcut
sistemin farklı formlarda sürekli yenilenen sorunları hakkında düşünmeye ve
dahası harekete geçmeye davet ediyor. </em></p>



<p>İnsana hizmet etmeyen,
insanlığa ışık tutmayan sanat anlamını ve değerini daha yüce amaçlara
taşıyabilir mi? </p>



<p>Sanat, gerçekliğin
illüzyona dönüştürülmüş ve yeniden yazılmış hali olarak algılarımızı
dönüştürmeye hizmet ediyor.&nbsp; Bununla
birlikte salt gerçekliğe ışık tutarak da bize rehberlik ediyor.Siyasal, bilimsel ve teknolojik
gelişmelerin çemberinde sürekli evrim geçiren<em> gerçeklik</em> ile ilişki kurma
biçimimizi etkilemek üzere; eski ile yeninin, içeri ile dışarının sarmalındaki
bu eklektik yaratı sürecinin kendisi yeterince kanlı ve terli bir yapboz oyunu.
</p>



<p>Bu süreç içerisinde; bir
fikri projeye dönüştürmenin, üretimin, ona hayat vermenin sancılarını çekerken,
insan olmaya dair temel gereksinimleri bir tür ayağına dolanma biçimi olarak
algılamak yerine; yaratı sürecinin bir parçası haline getirebilmek mümkün
kılındığında, sanat yalnızca <em>“yeni varoluş”</em> biçimleri bulmamıza değil, var
olan oluş biçimleri arasında <em>“yeni bir sanat yapma biçimi”</em> keşfetmemize
de yol açabilmektedir. </p>



<p>“Karamel (2007)” ve
“Peki Şimdi Nereye? (2011)” gibi kadın toplum ilişkisini konu alan filmleriyle
tanıdığımız Lübnanlı oyuncu, senarist ve yönetmen Nadine Labaki, 2018 yapımı son
filmi “Kefernahum” ile yeni bir sanat yapma biçimi konusunda başarılı bir
girişime imza atmıştır. Bu yazıda belki de birçoğunuzun çoktan izlediği, Cannes
festivalinde jüri özel ödülü kazanmış bu filmin araştırma ve yapım sürecinden
itibaren onu özel kılan mutfağına değinmek istedim. </p>



<p>Kefernahum yalnızca bir
film değil, aynı zamanda gerçekliğin ta kendisi. Göçe dair, çocuk istismarı ve
evliliklerine dair, sokakların ortasında ama bir o kadar da şehrin dışına
itilmiş insanların değişmeyen kaderine dair&#8230; Hem yoksulluğun hem yurtsuzluğun
tüm yönlerine odaklanan Labaki, iki buçuk saat boyunca bir tane bile gereksiz
ya da fazlalık diyebileceğimiz sahneye yer vermeksizin güçlü bir yönetmenlik ve
senaryo örneği ortaya koyuyor. Yaşadığımız son birkaç yılı, her gün
yürüdüğümüz sokakları, yanlarından sürekli geçtiğimiz ama çoğunlukla gözlerinin
içine bakamadığımız insanları yakın çekime alan kamerası ile birlikte onların
evlerine girmiş gibi hissediyorsunuz. Sinematografik ya da sanatsal hiçbir
sahne göze çarpmaksızın pür bir gerçeklik izliyorsunuz.</p>



<p><strong>&nbsp;“<em>Gerçekler acıtır. Irkçılığın göçmenlere
verdiği tahribatı gördüm.”</em></strong></p>



<p>Kefernahum kelimesi,
İncil’de lanetlenmiş köy olarak bilinen Celile Denizi kıyısındaki antik bir
kentte geçen hikayeden yola çıkılarak zaman içinde <em>kaos’u</em> ifade etmek
için kullanılır olmuştu. Beyrut’un dünyanın pek çok yerinden göç almış kaotik ortamının,
içinde yaşam savaşı veren çocuk oyuncu Zain’in gözünden anlatıldığı bu film
için çok uygun bir isim.</p>



<p>Filmi özel kılan
öncelikle profesyonel olmayan oyuncular ile onların gerçek yaşam
deneyimlerinden çok da farklı olmayan bir hikaye işleniyor olması. Gerçekliğin görünenin
ötesindeki çok katmanlı yönüne vurgu yapmak üzere bireysel ve toplumsal
düzlemde yakın çekime alınan yaşamlar aracılığıyla bu yaşamlara bakışımızın anlık
resimlerden ve ön yargılardan öteye gidilerek tarihi ve sistemsel bir kısır
döngü olarak anlaşılması sağlanıyor.</p>



<p>Bu hikayede yer alan
karakterler için nereden ilham aldığı sorulduğunda Labaki şöyle yanıtlıyor:</p>



<p>“<em>Köşeyi dönen o çocuğa neler olduğunu merak ettim; nereye gidiyor, nasıl
bir hayat yaşıyor, yaşadığı için mutlu mu?” “Çünkü” </em>diyor Labaki<em>:</em></p>



<p><em> “Ne yazık ki bu çocukları insanlıktan çıkarmaya meyilliyiz.</em>”</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/11/kefernahum-2.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19687" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/11/kefernahum-2.jpg?w=750&amp;ssl=1 750w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/11/kefernahum-2.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/11/kefernahum-2.jpg?resize=696%2C464&amp;ssl=1 696w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/11/kefernahum-2.jpg?resize=630%2C420&amp;ssl=1 630w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></figure>



<p>Filmin araştırma
sürecinde, çoğunlukla göçmenlerin yaşadığı mahallelerde sivil toplum
kuruluşları ile birlikte hareket eden Labaki, mevcut sistemin birçok yönden
başarısız olduğuna tanık oluyor. İnsanların evlerine kadar girerek basitçe
onlara nasıl yaşadıklarını ve neye ihtiyaçları olduklarını sorduğunda bu
insanların birçoğunun temel ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli belgelere ve
tanınırlığa sahip olmadığını öğreniyor. Mevcut sistem, belli başlı yardım
kuruluşlarının geçici çözümleri dışında uzun vadeli bir gelecek sunmuyor. Dahası
bu insanlar biraz iş bulma ve barınma sorunlarını çözseler, bu sefer “<em>bizim
haklarımızı alıyorlar</em>” şeklinde bir tepkiyle karşılaşıyorlar. Bu bakımdan
ele alındığında göç krizinin, yoksulluk çeken ve dışlanan insanlardan daha
fazlası olduğu, uluslararası sistemlerin daha güçlü ve daha başarılı bir
şekilde bu tür kriz vakalarına hizmet edebilmesi gerekliliği de vurgulanıyor.</p>



<p>Sistemin işleyişine
dair sorunları daha yakından anlamak adına mahkemelerde gözlemci olarak
saatlerini geçiriyor Labaki. Dört yıl süren bu sürecin ardından, sosyal hizmet
uzmanları ve tanıştığı ailelerle yaptığı röportajların sonunda, fikrini hayata
nasıl geçireceğinin ve ne anlatması gerektiğinin rotası belirlenmiş oldu. </p>



<p>Geriye, tüm bu
gördüklerini, tanık olduklarını ifade edebilecek oyuncular seçmek kalıyordu ki
Labaki bunun ancak bir mucize olabileceğini düşündüğünü ifade ediyor. Tam da
böyle düşünürken o mucize gerçekleşiyor ve Beyrut sokaklarında gezinen ekip
Zain ile karşılaşıyor. &nbsp;</p>



<p>Oyuncu seçiminin zorlu bir süreç olduğuna değinen Labaki, Lübnan’ın her bölgesinden farklı yetişkinlerle ve çocuklarla mülakatlar yaptıklarını ve Zain’in de sokakta oynarken keşfedilen bu çocuklardan biri olduğunu söylüyor: “<em>Filmde yer alacak kişinin o olduğunu anlamak gerçekten sadece iki dakikamı aldı. Gözleri ve diğer her şeyiyle, yazdığım karakterin aynısıydı</em>.”</p>



<p><em><strong>Part I sonu. </strong></em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-film-ve-sosyal-dayanisma-ornegi-kefernahum-i/">Bir Film ve Sosyal Dayanışma Örneği: Kefernahum &#8211; I</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-film-ve-sosyal-dayanisma-ornegi-kefernahum-i/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19685</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Görmek İçin Yaklaşmalısın</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gormek-icin-yaklasmalisin/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gormek-icin-yaklasmalisin/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 24 Dec 2019 04:17:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19117</guid>
				<description><![CDATA[<p>Erhan Karaca (Müzisyen, yönetmen), yaşadığı Kadıköy’ün sokaklarını, ruhunu ve insanların yaşamını yansıttığı video çalışması yayınlandı. Çekimlerine Temmuz ayında başlanan ve Kasım ayında kurgusu tamamlanan video ayrıca Kadıköy Belediyesi ile yapılan ortak çalışma sonrasında belediyenin sosyal platformlarında da paylaşıldı. Video’da Kadıköy’ün önemli noktaları ve sokak çekimlerinin yanı sıra Can Temiz(Müzisyen), Murat Akkoyunlu (Oyuncu), Ayşe Erbulak Özgürdal [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gormek-icin-yaklasmalisin/">Görmek İçin Yaklaşmalısın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?resize=427%2C240&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19119" width="427" height="240" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?w=889&amp;ssl=1 889w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?resize=768%2C432&amp;ssl=1 768w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?resize=696%2C391&amp;ssl=1 696w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?resize=747%2C420&amp;ssl=1 747w" sizes="(max-width: 427px) 100vw, 427px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Erhan Karaca (Müzisyen, yönetmen), yaşadığı Kadıköy’ün sokaklarını, ruhunu ve insanların yaşamını yansıttığı video çalışması yayınlandı. Çekimlerine Temmuz ayında başlanan ve Kasım ayında kurgusu tamamlanan video ayrıca Kadıköy Belediyesi ile yapılan ortak çalışma sonrasında belediyenin sosyal platformlarında da paylaşıldı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/5.jpg?resize=404%2C227&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19120" width="404" height="227" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/5.jpg?w=533&amp;ssl=1 533w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/5.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 404px) 100vw, 404px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Video’da Kadıköy’ün önemli noktaları ve sokak çekimlerinin yanı sıra Can Temiz(Müzisyen), Murat Akkoyunlu (Oyuncu), Ayşe Erbulak Özgürdal (Oyuncu-Yazar), Cenk Ünnü (Müzisyen) gibi ünlü isimler de yer alıyor.</p>



<p>Yönetmen ve Kurgu: Erhan Karaca</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/DSCF7559.jpg?resize=192%2C192&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19121" width="192" height="192" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/DSCF7559.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/DSCF7559.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 192px) 100vw, 192px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Müzik: Ludovico Einaudi – Choros</p>



<p>Youtube:</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/F0Inj0QHT-s?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe>
</div></figure>



<p>Instagram:</p>



<p><a href="http://www.instagram.com/erhankaracadrum">http://www.instagram.com/erhankaracadrum</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gormek-icin-yaklasmalisin/">Görmek İçin Yaklaşmalısın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gormek-icin-yaklasmalisin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19117</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mustafa Uslu ve Dijital Sanatlar Üzerine</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mustafa-uslu-ve-dijital-sanatlar-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mustafa-uslu-ve-dijital-sanatlar-uzerine/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 06 Dec 2019 04:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19002</guid>
				<description><![CDATA[<p>Türk ve dünya tarihinin en başarılı sporcularından olan milli gururumuz Naim Süleymanoğlu’nun hayatını anlatan biyografik film NAİM, vizyonda beklediğini henüz alabilmiş görünmüyor. Yapımcılığını Mustafa Uslu (Dijital Sanatlar)’nun üstlendiği bu film izleyicinin beğenisine sunulmaya devam ededursun, aslında ben Mustafa Uslu sineması üzerine biraz konuşalım istedim. Aslında bu yazı NAİM filmi ile ilgili değil, hadi işin derinliklerine [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mustafa-uslu-ve-dijital-sanatlar-uzerine/">Mustafa Uslu ve Dijital Sanatlar Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk ve dünya tarihinin
en başarılı sporcularından olan milli gururumuz Naim Süleymanoğlu’nun hayatını
anlatan biyografik film NAİM, vizyonda beklediğini henüz alabilmiş görünmüyor. Yapımcılığını
Mustafa Uslu (Dijital Sanatlar)’nun üstlendiği bu film izleyicinin beğenisine
sunulmaya devam ededursun, aslında ben Mustafa Uslu sineması üzerine biraz
konuşalım istedim. </p>



<p>Aslında bu yazı NAİM
filmi ile ilgili değil, hadi işin derinliklerine inelim.</p>



<p>Mustafa uslu hayatımıza
2007 yılında vizyona giren Ayla filmi ile girdi. Daha önce gişe başarısı
göstermeyen birkaç yapım dışında pek ismi duyulmayan Mustafa Uslu, Ayla
filminde büyük bir başarı yakaladı ve 5 buçuk milyon izleyiciye ulaştı. Daha sonra
2018 yılında Müslüm filmi ile 6 buçuk milyon izleyiciye ulaşarak çıtayı daha
tepelere çıkardı. Türk sinemasında biyografi filmlerinin yetersiz kaldığı bir
dönemde bu yapımlar adeta ışık gibi parladı. 2019’da ise Çiçero ve Türk İşi Dondurma
filmlerini vizyona soktu ancak iki film de 1 milyonu bile bulamadı. Bu da bizi Mustafa
Uslu filmlerinin tartışılan noktasına getiriyor? Bu filmlerde anlatılan
hikayeler çok mu abartılı? </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/indir-1.jpg?resize=342%2C189&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19005" width="342" height="189" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/indir-1.jpg?w=302&amp;ssl=1 302w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/indir-1.jpg?resize=300%2C166&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 342px) 100vw, 342px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Tamam biyografi film
bir belgesel değildir bire bir anlatması gerekmez. Ama tarihi tamamen
değiştirip yeni bir tarih yazmak işin içine girince işin rengi değişiyor.</p>



<p>Örnek vermek gerekirse,
Ayla filmini tipik propaganda filmi statüsüne koyabiliriz. Bu filmde
dikkatimizi çeken ise filmin senaristi Yiğit Güralp’in adeta bu filmin
künyesinden tamamen silinmesi. Güralp’in Mustafa Uslu ile yaşadığı bir tartışma
nedeni ile galalara bile davet edilmediği biliniyor. Mustafa Uslu’nun Ayla
filmi Oscar’a aday gösterilmeyince; “Biz Ayla&nbsp;filmiyle Oscar Ödülleri&#8217;nde
son dört saate&nbsp;kadar sekizinci sıradaydık. Benim bir konuşma&nbsp;yapmam
istendi. Eğer ben o konuşmayı&nbsp;yapsaydım, biz oscar&#8217;ı almıştık. Ama ben&nbsp;hayatım
boyunca, ne bayrağıma, ne vatanıma,&nbsp;ne milletime asla ihanet etmem,
kötü&nbsp;bir şey söylemem. Bunu yaparak bir yerlere&nbsp;gelmek hiç tarzım
değil.” Şekilde bir açıklama yapmış, senarist Yiğit Güralp ise Uslu için “filmde
Ayla’nın <strong>yere</strong> düşen Türk Bayrağı&#8217;nı kaldırdığı bir sahne var, akıl
hocaları bunu çıkar oscar alamazsın demişler bu da Amerikalılara yaranmak için
çıkardı” diye bir açıklama yapmıştı. Ne dersiniz? Acaba bu husumetin sebebi
yapımının senaryoyu yeniden yaratmak istemesi miydi?</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/0x0-1538667398329.jpg?resize=217%2C307&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19006" width="217" height="307" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Müslüm filminde ise
öncelikle Timuçin Esen’in kusursuz oyunculuğunu bir övelim sonra devam edelim. Çok
büyük bir başarı yakalayan Müslüm filmi de yine gerçeklerin gereğinden fazla
çarpıtılarak olayın dramatiasyonunun çok yükseltildiği eleştirisini almıştı. Gerçek
şu ki Müslüm Gürses’in yaşadığı aile dramının fazla egzajere olduğu yadsınamaz.
</p>



<p>Buraya kadar olan
bölümü senaryonun vuruculuğu için şişirildiği gerçeğini kabul edebiliriz. Ancak
Dijital Sanatlar daha sonra dozu bir tık daha yükseltti. </p>



<p>2019 yılında vizyona
giren Çiçero filminde, Çiçero kod adlı İlyas Bazna’nın 2. Dünya savaşı
sırasında İngiltere’nin gizli dosyalarını Almanlara sızdırdığı gerçek hikaye
anlatılıyor. Ancak basit bir casusluk hikayesini filmde, aslında İlyas Bazna’nın
Atatürk tarafından Almanlar’a karşı önlem olarak seçilmiş özel bir ajan olması
gibi gereksiz bir bilgiyi sokuşturmaları filme olan etkinin kaybolmasına neden
oldu. Yani aslına İngiliz ve Almanlar arasındaki bir casusluk hikayesini bir Türk
ajanının zaferi gibi göstermek ucuz propagandanın ötesine geçiremedi filmi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/4613697.jpg?resize=242%2C346&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19007" width="242" height="346" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Ancak bu tarihi
değiştirerek önümüze sunma işinin zirvesi Türk İşi Dondurma filmi oldu. Kadrosunda
Ali Atay ve Erkan Koçak Köstendil gibi oyuncuları barındıran bu filmde, Mustafa
Uslu tarihi çarpıtmanın ve yeniden yazmanın kitabını yazmış diyebiliriz.</p>



<p>Türk İşi Dondurma filminin
konusu kısaca şöyleydi: Turkish&#8217;i Dondurma, Çanakkale
savaşı sırasında Avustralya’da yaşayan iki Türk’ün ülkeleri için verdikleri
mücadeleyi konu ediyor. Avustralya’da yaşayan iki Türk, geçimlerini devecilik
ve el arabası ile dondurma satarak sağlar. 1915 yılında memleketlerinde savaş
çıktığını öğrenen ikili, Çanakkale’ye cepheye gitmeye karar verir. Ancak,
yetkililer onların adadan çıkmalarına izin vermez. Bu sırada Avustralya’da Türkler
aleyhine propaganda yapılmaya başlanır. İngilizler’in Avustralya’da asker
devşirmek için broşür dağıttığını öğrenen iki Türk, ülkelerinde veremedikleri
mücadeleyi Avustralya’da vermeye karar verir.</p>



<p>Filmde
anlatılan bu epik durumu tamamen kafanızdan silin ve gerçekleri konuşalım.</p>



<p>Öncelikle
iki Türk değil iki Afgan diye düzeltelim. İsimleri de Muhammed Gül ve Molla Abdullah.
Filmde bizim iki Türk, kendilerine ve ailelerine yapılan zulüm ve katliam
nedeni ile Avustralya askeri taşıyan trene saldırıyorlar. Ancak olayın
gerçeğinde iki Afgan pikniğe giden kadın ve çocuk ağırlıklı bir trene
saldırıyorlar. Broken Hill olayı olarak anılan bu saldırı, filmde bir
kahramanlık hikayesi iken, gerçekte bu, Avustralya’nın ilk terör saldırısıdır. Hatta
bu “kahramanlık hikayesi” gerçekte halk tarafından çok desteklenmeyen savaşa
katılma konusunda bir propaganda etkisi yaratmış ve Müslüman karşıtı bu
atmosfer tüm ülkeye yayılmıştır.</p>



<p>Filmin
sonunda gösterilen ve kahramanlık nişanesi gibi önümüze atılan bu fotoğraf ise
aslında kadın-çocuk dinlemeden yapılan bir katliamın nişanesi.</p>



<p>Mustafa
Uslu iyi dekor iyi kostüm ve iyi oyuncular ile çevrili bir alternatif tarih
yaratıyor bizlere. Biraz milliyetçilik, biraz Atatürk, biraz Osmanlı derken harmanladığı
alternatif tarihi önümüze seriveriyor. Şimdi ise sırada NAİM var. Bu filmde de
bol aksiyonlu istihbarat işleri ve bol soslu onlar kötü Türkler iyi
propagandası izleyedik. Oysa zaten bu ülke kahramanlık hikayeleri ile dolu.
Kendi tarihimiz zaten içinden yüzlerce film çıkarabilir. Ancak tarihi kendinize
göre şekillendirmek daha mi iyi? Ne dersiniz?</p>



<p>Bakalım
fazla Amerikan dostu Ayla, acısı yetmezmiş gibi daha acılı Müslüm, daha
aksiyonlu ajan Çiçero ve daha kahraman dondurmacılardan sonra Bize göre çizilen
tarihi ve biyografik hikayeleri daha ne kadar popüler kalabilecek. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mustafa-uslu-ve-dijital-sanatlar-uzerine/">Mustafa Uslu ve Dijital Sanatlar Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mustafa-uslu-ve-dijital-sanatlar-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19002</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kundura Sinema&#8217;dan 16. İstanbul Bienali’ne Paralel Özel Gösterimler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinemadan-16-istanbul-bienaline-paralel-ozel-gosterimler-hakikatten-uzaklastikca-14-eylul-9-kasim-2019/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinemadan-16-istanbul-bienaline-paralel-ozel-gosterimler-hakikatten-uzaklastikca-14-eylul-9-kasim-2019/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 15 Aug 2019 04:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18288</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kundura Sinema, İstanbul Kültür Sanat Vakfı&#8217;nın (İKSV) düzenlediği 16. İstanbul Bienali Paralel Etkinlikleri kapsamında 14 Eylül &#8211; 9 Kasım tarihleri arasında “Hakikatten Uzaklaştıkça” başlıklı film programına ev sahipliği yapacak.&#160; Pia Chakraverti-Wuerthwein ve S. Buse Yıldırım küratörlüğünde insan faaliyetlerinin gezegen üzerindeki ilişkisi ve etkisine odaklanarak oluşturdukları dört filmlik özel seçki ile 16. İstanbul Bienali’nin bu seneki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kundura-sinemadan-16-istanbul-bienaline-paralel-ozel-gosterimler-hakikatten-uzaklastikca-14-eylul-9-kasim-2019/">Kundura Sinema&#8217;dan 16. İstanbul Bienali’ne Paralel Özel Gösterimler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Kundura Sinema,</strong> İstanbul Kültür Sanat Vakfı&#8217;nın (İKSV) düzenlediği <strong>16. İstanbul Bienali</strong> Paralel Etkinlikleri kapsamında <strong>14 Eylül &#8211; 9 Kasım</strong> tarihleri arasında “<strong>Hakikatten Uzaklaştıkça”</strong> başlıklı film programına ev sahipliği yapacak.&nbsp;<br /></p>



<p><strong>Pia Chakraverti-Wuerthwein</strong> ve<strong> S. Buse Yıldırım </strong>küratörlüğünde insan faaliyetlerinin gezegen üzerindeki ilişkisi ve etkisine odaklanarak oluşturdukları dört filmlik özel seçki ile 16. İstanbul Bienali’nin bu seneki “Yedinci Kıta” temasına göndermede bulunuyor.&nbsp;</p>



<p>Ayrıntılı bilgi için:</p>



<p>İnternet &#8211; <a href="https://flint-culture-dot-yamm-track.appspot.com/Redirect?ukey=1wAagNBhoemndCDQan5ONX1sZQqGPg0IER-lIHk-hxKI-1480210727&amp;key=YAMMID-75529234&amp;link=https%3A%2F%2Fbeykozkundura.com%2F" target="_blank" rel="noreferrer noopener">https://beykozkundura.com/</a></p>



<p>Twitter/Instagram &#8211; @kundurasinema</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kundura-sinemadan-16-istanbul-bienaline-paralel-ozel-gosterimler-hakikatten-uzaklastikca-14-eylul-9-kasim-2019/">Kundura Sinema&#8217;dan 16. İstanbul Bienali’ne Paralel Özel Gösterimler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinemadan-16-istanbul-bienaline-paralel-ozel-gosterimler-hakikatten-uzaklastikca-14-eylul-9-kasim-2019/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18288</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaşam Ağacı &#8211; II</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yasam-agaci-ii/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yasam-agaci-ii/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 09 Aug 2019 04:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18271</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gravity, Bridman ve The Revant fimleriyle arka arkaya oskar kazanan sinematograf Emmanuel Lubezki ve yönetmen Terrenca Malick’in yapımcıları olduğu ve Brad Pitt, Sean Penn gibi ünlü isimlere rastladığımız; teknik açıdan deneyselliğin öne çıktığı bir diğer Malick filmi. Malick’in anlatısız filmlerinin ve Lubezki’nin modern sinematografisinin birleşimi olan “The Tree of Life” da ikisi birlikte yönetmenliğin sözünü [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yasam-agaci-ii/">Yaşam Ağacı &#8211; II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Gravity, Bridman ve The
Revant fimleriyle arka arkaya oskar kazanan sinematograf Emmanuel Lubezki ve yönetmen
Terrenca Malick’in yapımcıları olduğu ve Brad Pitt, Sean Penn gibi ünlü
isimlere rastladığımız; teknik açıdan deneyselliğin öne çıktığı bir diğer
Malick filmi. Malick’in anlatısız filmlerinin ve Lubezki’nin modern
sinematografisinin birleşimi olan “The Tree of Life” da ikisi birlikte yönetmenliğin
sözünü üst düzey konuşturmuşlardır</p>



<p>Kupa Şövelyesi’nde
olduğu gibi bu filmde de yönetmenin rolü benzer. Yorumlamak ve
subjektifleştirmek yerine deneyimleri; doğaya daha yakınlaşan kameranın
olanaklarını ve kendi iç görü yetisinin sunduklarını birleştirerek hem bir üst-diyalog
hem de görsel şölen yaratıyor. Bununla beraber arka planda yaşadığı her şeyin
kişiselliğinde boğulmaya devam eden sesinin ne kadar kısık olduğundan habersiz
insan sesi, kişisel anlatısına ve öznel yorumlarına devam ediyor. </p>



<p>Evreni yaratan kozmik
patlamalardan, sudaki ilk organizmalara, dinozorların ve modern zamanların
varlığına kadar, Malick’in ilkel yolculuğu boyunca hiçbir şey söylemeden,
söyleyecek çok şeyi var gibidir. Diyaloglar alanına direkt girilmeksizin,
kişisel tepkilerin üzerinde bir sanatçı arayışıyla gezinen kamera gerçekliğin
izinde gezinir.</p>



<p>Diyalektik düşünceye
göre doğa, durağan ve değişmez değil, sürekli hareket ve değişim halindedir.
Oysa ki, diyalektik düşünceden yoksun biri; bireysel yaşantısını, toplumsal
süreçlerle ilgi kurarak algılamaz. Doğanın karşısındaki tutumu da benzerdir
aslında; büyü çağında yaşarmışçasına mistik, nesnel olarak açıklanamaz ve
tamamen sübjektif bir olgu olarak ele alır çevresini.</p>



<p>Fischer’in sanatçının
rolünü ilkel toplumlardaki büyücünün konumuna ve işlevine benzetmesini akla
getirir:</p>



<p>&nbsp;“<em>İlkel toplumda
büyücü, topluluğun gerçek anlamda bir temsilcisi, bir görevlisiydi. Topluluğun
kendisinden beklediği şeyleri büyü gücüyle gerçekleştiremezse öldürülme
tehlikesi bile vardı. Yeni sınıflı topluma geçildiğinde; büyücünü görevini;
sanatçılar, rahipler, hekimler, bilgin ve düşünürler aldı.”</em></p>



<p>Toplumun sözcüsü konumuna geçen sanatçının da tıpkı ilkel çağdaki büyücüden beklenildiği gibi; kendi özel sorunları ya da kişiliği ile halkı tedirgin etmek yerine; içinde yaşadığı çağının ve toplumunun ortak yaşantılarını, önemli olay ve düşüncelerini yansıtması ve anlaşılır kılması ölçüsünde değer görürdü. Bunu yapabilmek için doğanın tüm elementlerini kullanması gerekirdi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/yasamagaci1.jpg?resize=285%2C214&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18272" width="285" height="214" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/yasamagaci1.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/yasamagaci1.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/yasamagaci1.jpg?resize=80%2C60&amp;ssl=1 80w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/yasamagaci1.jpg?resize=265%2C198&amp;ssl=1 265w" sizes="(max-width: 285px) 100vw, 285px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Duyguların ön planda
alındığı Kupa Şövalyesi ile aralarında bir farkı yokmuş gibi görünse de bu
sefer; duygulardan da daha derinde olan bir şeyin; sezgilerin peşine düşülür.
Nesneyi, onda gelen özü sezebilmek, araştıran öznenin de kendini doğru bir
sezgi uygulayabilecek duruma getirmesinden geçer ki bu da ancak kişinin kendi
uğraşıyla varabileceği kavrayış ve çözümlemelerle elde edilir. </p>



<p>Üst bilinç, aşkın
gerçeklik arayışı, uzay görüntüleri, güneşte oluşan patlamalarda adeta kamera
güneşin içindedir… Her iki filmde de kamerayı peşine sürükleyen parlak güneş
ışıklarının kaynağına ve gerçekliğine varırız… Denize düşen bir meteorun
gözüyle ineriz bu kez dünyaya ve tıpkı bir önceki görüntüdeki ateş topuna
benzer hareketlerle yarattığı yönsüz kendiliğinden devinimi seyrederiz.
Fokurdayan lavlar, taşan denizler, çığ düşmeleri, meteor, uzay, dağ, bulut görünümleri…
</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/yasamagaci2-1.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18282" data-recalc-dims="1"/></figure></div>



<p>Yatay hareketler, dikey hareketler, ileri-geri hareketler aynı anda olur; ateş ve su iki element iç içe geçerken bir yenisi, hava, yukarı doğru yükselir ve birbirinden ayrılan kimi paralel kimi dik görünümlü kaya parçalarının biçimleri içinde ya da toprağın üzerinde geziniriz. Su altına, çöllere, deniz kenarlarına, egzotik canlı türlerinin mücadelelerine… Ve doğum anı, bitkilerin polen tüpü ile spermlerin yumurtalarla buluşması ve gökyüzünde bulutların çarpışmasının aynı anda verilişi ile evrendeki her şeyin kendiliğindenliği vurgulanır.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/yasamagaci3.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18277" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/yasamagaci3.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/yasamagaci3.jpg?resize=300%2C153&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img alt=""/></figure>



<p>Oğlunun ölümü üzerine
annesi tarafından Tanrı’ya iletilen sitemli sesin bir nevi uzaydaki ve doğadaki
yansıması hissedilir… Sese yanıt olarak durmadan hareket eden doğanın değişimi
verilir… </p>



<p>Görseller böylece
doğanın kendiliğindenliğini anlatırken, tüm evren keşfedilmeyi beklemeksizin
var olmayı sürdüren bir “cevap” gibi hareket ediyor. </p>



<p>Bu yaklaşım için Knight
of Cups’da işlenen türden gizemciliğin ters yüz edilişi de denilebilir. Sezgisel
deneyimler gizemin ötesine geçer. Gizem, perdesi kaldırılarak değil de sadece
gizem olmaktan çıkarılarak çözülmüştür. Cevaplara ve anlama yönelmektense;
dikkati, insanlar tarafından üzerine anlamlar yüklenen doğa olaylarına ve
evrene salt olduğu gibi görmek ve algılamak adına çevirerek…</p>



<p>Baba-oğul ilişkisini
konu alan Hamlet’in dünyaca ünlü Shakespeare Globe tiyatro grubunun yorumuyla
2016’da İstanbul’da sergilenen son sahnede tüm ölülerin diriliş anı bir tür
spiritüel dansa benzetilmişti. Malick’in benzer bir fikirle getirdiği filmin
sonunda herkes, boş bir alanda yön ve amaç duygusu olmaksızın çıplak ayaklarla
doğayla bütünleşmiş bir halde huzur içinde yürüyüşleri bu sahneyi hatırlattı.
Her iki sahnede, ölümün getirdiği dönüşüm sayesinde şeylerin gerçek yüzünü
görebileceğimizi anlatır gibidir. Herkes birbirlerine sarılıp, kucaklaştıktan
sonra -Malick’in kamerasında özel bir yeri olduğunu anladığımız- Güneş’e
yönelir, yol ve adımlar belirginleşir. Güneş zamansızdır, şimdidir, an’dır. Ve
“çocuk” da öyledir.&nbsp; </p>



<p>Evladını ölüme ve ışığa
doğru teslim eden anne:&nbsp; “<em>Onu sana veriyorum</em>” der. Günebakan
çiçeklerini, güneşin her yerde yansımalarını görürüz; yeraltı, sualtı, köprü
altı ve gökdelenler…</p>



<p>Doğanın
derinliklerinden modern yaşama, güneşin her yere sızması kaçınılmaz görünür.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yasam-agaci-ii/">Yaşam Ağacı &#8211; II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yasam-agaci-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18271</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kupa Şövalyesi – II</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kupa-sovalyesi-ii/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kupa-sovalyesi-ii/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 04:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18266</guid>
				<description><![CDATA[<p>Su elementinin sembolü olan Kupa setinin başlangıç aşamasını temsil eden kart Kupa Prensi’dir. Kupa Prensi, henüz olgunlaşmamış genç bir prensin elinde sunduğu yarı su dolu bir kupanın ucunda görünen balık ile resmedilir. Gölgeli bir tarafı bulunabilecek ya da bir illüzyon bardındırabilecek beklenmedik bir haberi ya da teklifi simgeleyen bu kartın ters görünümü; romantizmin ve hayallerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kupa-sovalyesi-ii/">Kupa Şövalyesi – II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Su elementinin sembolü olan Kupa setinin
başlangıç aşamasını temsil eden kart <em>Kupa
Prensi’dir.</em> Kupa Prensi, henüz olgunlaşmamış genç bir prensin elinde
sunduğu yarı su dolu bir kupanın ucunda görünen balık ile resmedilir. Gölgeli
bir tarafı bulunabilecek ya da bir illüzyon bardındırabilecek beklenmedik bir
haberi ya da teklifi simgeleyen bu kartın ters görünümü; romantizmin ve
hayallerin olumsuz yönü ile ilişkilendirilir.</p>



<p>Hayatında daha büyük şeylere hazır olmasına rağmen Rick’in aşık olma duygusu ve kapıldığı sürekli arayış hali; yaratıcılığın ve girişimciliğin önünde duran bir engelle karşılaşma mesajını doğrular. Ve kralın Kupa Prensi’ne şövalyelik yolculuğunda hikayesini tamamlamak üzere gönderdiği mesajları temsil eden diğer kartlar Rick’in hayatındaki değişimlerle birlikte ekrana gelir. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/kupa-3.jpg?resize=216%2C363&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18267" width="216" height="363" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/kupa-3.jpg?w=364&amp;ssl=1 364w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/kupa-3.jpg?resize=179%2C300&amp;ssl=1 179w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/kupa-3.jpg?resize=250%2C420&amp;ssl=1 250w" sizes="(max-width: 216px) 100vw, 216px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p><em>&nbsp;“Ay”</em>
kartı bilinçaltını, kişinin harekete geçmesine engel olan korkularını ve bazen
de yanılgı ya da bir yalanı temsil eder. Bu aşamada korkuların ve zorlukların
aşılması bilinçaltı ile temasa geçmeye ve gerçeğin kendisiyle yüzleşmeye
bağlıdır. Rick’in genç, güzel Della (Imogen Poots) ile olan ilişkisi; iç içe
geçmiş karmaşık gerçekliğe doğru yapılacak yolculuğa atılan ilk adımdır. Kart
ile ilintili rolünü sürdüren Della, Rick’in aradığı aşkı bulmakla ilgili
sorununa doğru şekilde işaret ediyor:</p>



<p>&nbsp;“<em>Sevmek istemiyorsun. Bir aşk deneyimi
istiyorsun</em>. ”</p>



<p><em>&nbsp;“Asılan Adam”</em> kartı, bir bekleyiş ve sürüncemede kalma
halini, pasifliği ve kurban zihniyetini temsil eder; bununla beraber bu sürecin
değerlendirilirse doğru zamanda hareket geçmek adına kullanılabileceğini
sezebilmeyi gerektirir. Rick’in yoksulluk ve uyuşturucuyla mücadele eden; erkek
kardeşi ve Alzheimer’a karşı savaşan babası ile karmaşık ilişkisi, erkek
kardeşinin ölümüyle gün yüzüne çıkar. Kartın mesajına göre ilişkilere tahrip
edici yaklaşımlarda bulunmak suretiyle harekete geçmek yerine kendisini
bağlayan geçmiş düğümleri anlaması gerekiyor. </p>



<p><em>“Münzevi”</em> kartı ise daha bilinçli bir içe dönüş,
sorgulama ve çıkış arama dönemidir. Hermit, Rick’in babasına seslenmesi ile
örtüşüyor, onu olası bir keşiş olarak görmek kolay olacak ve belki de bu
örtüşme bu okumaya izin vermek içindir. Bununla birlikte, bu bölümün odak
noktası, Tonio (Antonio Banderas) tarafından verilen bir ev partisi. Tonio,
duygusal bir keşiş, gerçek bir bağlanmadan uzak, kalabalığın anonimliğinde
ortaya çıkan gelişigüzel dalgalanmaların peşinde. Rick’e sevmenin farklı
yolları olduğunu ve kadınların nasıl tatlar gibi değiştirilebileceğini
anlatırken Rick’in olası geleceğini temsil eder görünümdedir. Rick’in
anılarından yola çıktığı duygusal savunmasında kendisi de bir kadın avıcısı
olan babasını kurban edişi görülür. </p>



<p>“<em>Kendimi
dünyanın yabanına bıraktığımda özellikle bir sığınağın olduğu yere ulaşmaya
çalışırım ve orada uykuya dalarım. Ve uyur uyumaz bir rüya hayal ederim.
Üzerine paçavralar giymiş kendi evinin belli bir bölgesinde dikilen elinde bir
kitap ve omuzlarında büyük bir yük taşıyan adam görürüm</em>.”</p>



<p><em>&nbsp;“Mahkeme”</em>
kartı ölülerin tabutlarından çıkıp göğe uzanmasıyla resmedilir, yeniden doğuma
uyanışı ve yargı anını temsil eder. Bu bölümün Rick’in karısı Nancy (Cate
Blanchett) sonunda kararını verir ve boşanırlar.</p>



<p>Rick Nancy&#8217;ye birlikte geçirdikleri zaman
boyunca çocuk sahibi olmak konusundaki tereddütünün daha pahalıya geldiği
yönündeki endişelerini dile getirdi. Film boyunca; çocukları ve bebekleri
belirgin bir nezaketle ve dikkatle gözlemlerken, kendi baba oğul ilişkisine
dair hüsnü zanlara kapılır ve kendinin dışındaki bir varlığa adanmanın kurtuluş
olduğunu düşünür. Rick’in tereddütü; ona bir çocukla hissedebileceği bir
bağlantıya ve tekrar tekrar aşık olma arayışıyla geçen zamana mal olur. </p>



<p>&nbsp;“<em>Kule</em>” kartı üzerine inşa ettiklerimizin
yıkılışını ve kaosu simgeler. İnsan yapımı bir nesneyi temsil eden tek kart,
kişisel idollerin imha edilmesini anlamına gelir. Kulenin bir yanılgı ya da
bizi içine hapseden idealler olması halinde, yıkım olumlu bir gelişme olarak
görülür. Rick’in Tonio&#8217;nun partisinde tanıştığı Helen (Freida Pinto) adlı
modelle ilişkisi hiçbir zaman fiziksel bir ifade bulamayan bir birliktelik
olur. Helen, Rick&#8217;e “<em>artık erkeklerin
hayatlarında yıkıcı bir top olmak istemediğini</em>” söyleyerek eski karısıyla
yaşadığı deneyimin ışığına, ebedi bir bütünlüğün ve samimiyetin tabiatına
yeniden uyanma ajanı olur.</p>



<p>“<em>Onca
yıl boyunca başka birinin hayatını yaşamak</em>” diyor Rick. “<em>Farkında bile değildim</em>.” </p>



<p><em>“Yüksek
Rahibe”</em> kartı, dinginlik içindeki ezoterik
bilgi arayışını temsil eder. Feminen bir güce, gizemliliğe bürünme ve gizli bir
sırra hakim olma halidir. Rick&#8217;in L.A.&#8217;da tanıştığı ve sonra Las Vegas&#8217;a
gittiği Karen adlı bir striptizci ile zamanını içerir. Karen, bir zamanlar
uyuşturucu kullandığı için dünyayı farklı gördüğünü iddia ediyor. Karen’ın
hikayedeki yeri, Rick’e bir çeşit tatmin sunma amaçlıydı, ancak gerçekten takip
ettiği türden bir şey değil. Tonio&#8217;nun önerdiği şekilde hayattan zevk almasını
sağlar, ancak Helen&#8217;i gördükten sonra izlediği şekilde değil. Karen, Rick&#8217;in
duygusal yolculuğu sırasında hizmet ettiği amacı bildirir.</p>



<p>&nbsp;“<em>Ölüm</em>” kartı ise kaçınılmaz dönüşümü
temsil eder. İnkar, tereddüt ya da kaçışa yer vermeksizin genellikle büyük bir
şok hali yaratarak ve mevcut gidişatı sonlandırarak gelir. Rick’in, evli bir
kadın olan Elizabeth&nbsp; (Natalie Portman) ile
yeniden alevlendiğini gördüğümüz eski aşkları görünüşte hem fiziksel olarak
tutkulu hem de ruhsal olarak anlamlıdır. Sonunda, her zaman varmak istediği
mutluluğu ve yaşamı bulmak için ihtiyaç duyduğu her şeyin doruk noktasında &nbsp;gibi hissediyor. Ancak bu kaygısız büyü,
Elizabeth&#8217;in Rick&#8217;e düşük yaptığını anlatması ve çocuğun onun olabileceğini
söylemesi sonucu bozulur. Yine; üreme kavramı kendini kabul ettirir ve
Elizabeth&#8217;in hissettiği yıkım yoluyla Rick, insan deneyiminin gerçekliğine,
sevmenin yoğunluğuyla aynı yüksekliğe ulaşan acı yoğunluğuna uyanır.</p>



<p>“<em>Oğlum!
Hatırla. Başla!”</em></p>



<p>Kupaların (duyguların) şövalyesi olan biri
için tüm mesajların aşk’larla gelmesi kaçınılmazdır, Rick’in öğrenme yolu
budur.&nbsp; Elbette Rick&#8217;in şimdi de
etkilendiği yeni bir eterik kadın (Isabel Lucas) var ve onun kişiliğinde “<em>özgürlük</em>” duygusunun nasıl
okunabileceğinin anlamı açığa çıkar.</p>



<p>Filmin bu son bölümü “<em>Özgürlük</em>” olarak adlandırılır ve “Özgürlük” fikrini iletmek için
kullanılabilecek kartlar serilir. Bu kartlar; Malick&#8217;in izleyiciye Rick’in
henüz seçim için bir sona varmadığını aktaran sesi gibi görünüyor. Rick&#8217;in
deneyimleri göz önüne alındığında, bu okumaların uyarlanması öykünün bütününü
oluştururken; son kartlar, Malick’in niyetinin tam içeriğini göstermek için tüm
deneyimlerin tepesinde bir diyalog hissi veriyor. İlk kart; özgür iradeden tam
anlamıyla yararlanarak seçim özgürlüğünü temsil eden “<em>Şeytan</em>”dır. Öte yandan, diğer kart mücadeleden dayanıklılığa doğru çekişmeyle
gelen özgürlüğü temsil eden “<em>Denge</em>”. </p>



<p>&nbsp;“<em>Şeytan</em>” kartı, “Ay”ın konuşmasını
ertelemek için “Asılan Adam” ve “Münzevi” tarafından desteklenecek ve “<em>Denge</em>” kartı ise en güçlü şekilde “Kule”
ve “Yargı” tarafından desteklenecektir. </p>



<p>Hangi kartın gerçek özgürlüğü temsil edip
etmediğine bakılmaksızın, fikir aynı kalır: Kendi duygusal yaratım sisteminin
bir kölesi olan ve daha büyük bir manevi çekimin kaprislerine kapılan Rick;
şimdi eski yolundan kurtulmuş durumda.Bununla
birlikte seçimlerini tanımlamak; hayatın deneyimleri ne kadar çok ve
çeşitliyse, o kadar zorlu olacaktır. Öyleyse asıl soru şu: <em>Tüm olası seçenekler göz önüne alındığında, doyum bulabilmeniz için
sabır ve dayanıklılık gerektiren çekişmeli bir yaşamı mı seçersiniz, yoksa
doğrudan memnuniyete eriştirecek en az direnç yolunu mu seçersiniz</em>? </p>



<p>Bu evrensel bir sorudur &#8211; başarı, şöhret, aşk
gibi yaşam algılarımızın kalbine yerleşen bir soru.</p>



<p>Rick, çocukluğuyla bağını ve anılarını yeniden
hatırlar. Doğaya yaklaşır. Suya yaklaşır. Toprakta, taşta gezinir, ağaca
dokunur; güneşin yansımalarını takip eder, sonsuzluğa uzanan havayı solur ve
suya girer. </p>



<p>&nbsp;“<em>Seyyahın seyahati bu dünyadan bir diğerine,
bir rüya gerçekliğinde iletilir. Burada keşfedilen şey, tehlikeli yolculuğunda,
amaçladığı diyara güvenle ulaşmasında ortaya koyduğu tutumlardır</em>.”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kupa-sovalyesi-ii/">Kupa Şövalyesi – II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kupa-sovalyesi-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18266</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kupa Şövalyesi – I</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kupa-sovalyesi-i/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kupa-sovalyesi-i/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 07 Aug 2019 04:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18259</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sinema dünyasının şairi olarak tanınan Terrence Malick;&#160; kendi kontrolünü ve bakış açısını filmlerine yansıtan film yapımcısı veya yönetmen. “Kupa Şövalyesi”, “Hayat Ağacı”, “Aşkın İzleri” gibi fimleri arasında görülen pek çok ortak nokta yönetmen kimliğinin belirli çizgileri hakkında ipucu verirken, tarzının genel hatlarını oluşturduğu avangart sinema kültürünün de eğilimlerini açığa vuruyor. 2015 yapımı “Knight of Cups” [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kupa-sovalyesi-i/">Kupa Şövalyesi – I</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Sinema dünyasının şairi olarak tanınan
Terrence Malick;&nbsp; kendi kontrolünü ve
bakış açısını filmlerine yansıtan film yapımcısı veya yönetmen. “<em>Kupa Şövalyesi</em>”, “<em>Hayat Ağacı</em>”, “<em>Aşkın İzleri</em>”
gibi fimleri arasında görülen pek çok ortak nokta yönetmen kimliğinin belirli
çizgileri hakkında ipucu verirken, tarzının genel hatlarını oluşturduğu avangart
sinema kültürünün de eğilimlerini açığa vuruyor.</p>



<p>2015 yapımı “Knight of Cups” (Kupa Şövalyesi),
romantik ve modern bir seyyahın dönüşüm macerasını konu alıyor. Montaj; müzik ile
örtüşen diyalog ve seslendirme sayesinde film, insan ruhunun ötesinde
anlaşılması gereken ve geniş bilgi gerektirmeyen, duygusal rezonanslı bir
deneyim duygusu yaratıyor.</p>



<p>Sinemada modern teknikler ile Beat etkisinin artalanlarının birleşiminden oluşan çalışmalara imza atan Malick filmlerinde (deneysel) sinema tarzının öncüsü olan Stan Brakhage etkisi görülür. Soyut ekspresyonizm, Beat edebiyatı ya da diğer savaş sonrası hareketlerinin etkileri Brakhage’in modern avangart sinemasının temelini oluşturur. Titreşme efektleri, aydınlık ve karanlık karelerin değişimi ve görünebilir kare ile birleşme yerlerinin yarattığı fizyolojik stres izleyiciye saldırır/hissettirilir. Hem bireysel hem evrensel, temsili ve soyut, yüzleşmeci, kaçınmacı bir anti-savaş beyanı…</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/kupa1.png?resize=506%2C379&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18264" width="506" height="379" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/kupa1.png?w=667&amp;ssl=1 667w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/kupa1.png?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/kupa1.png?resize=80%2C60&amp;ssl=1 80w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/kupa1.png?resize=265%2C198&amp;ssl=1 265w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/08/kupa1.png?resize=560%2C420&amp;ssl=1 560w" sizes="(max-width: 506px) 100vw, 506px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Avangart sinema; lineer değildir ve dilden
bağımsızdır. Yatay yapılardan kaçınarak dairesel ya da dikey yapılara meyleden
deneysel sinemacılar, bilimsel rasyonalitenin, organizasyonel entegrasyonun ve
teknik ustalığın teknokratik yapılarını savuşturarak büyük bir sanatsal,
bireysel ve ekonomik özgürlükle ödüllendirilmiştir. </p>



<p>Tesadüfi kompozisyonun önceden belirlenmiş
formdan üstünlüğünü vurgulayan Brakhage’in stilindeki Beat etkisi doğaçlama
unsurlarını, bilinç akışı tarzı ve avangard şiirlerinin uçuşkan havasını
çağrıştırırken; Malick’in fiminde yine dört mevsim içinde çekilen, farklı
uzunluk ve hareket hızına sahip ağaçların ve göğün dikey panları; doğanın
içinden geçilen kamera hareketleri görülür. Bu kamera hareketleri sıklıkla o
kadar hızlıdır ki konuyu bulanıklaştırıp soyutlaştırır.</p>



<p>Filmin düzensiz ritmini; gösterilen ve
gösterilmeyen bilgiler arasındaki geçişler oluşturur. Gerçekliğin kendisi
direkt filmde yer almaz ve Brakhage gibi, Malick de bu eksikliği telafi
etmez.&nbsp; Direkt, görsel bir yüzleşmeden
ziyade, kişisel ve psikolojik tepkiler işlenir, gerçeklik bunun üzerinden
çıkarılmaya çalışılır. Seyirci olarak olan bitene oyuncu Christian Bale tarafından
canlandırılan genç bir Hollywood yazarı olan Rick’in gözünden bakmakla
yetiniyoruz; ama geri planda gerçekten neler oluyor; mesela karşılaştığı tüm
diğer kadınların gerçek yüzleri ve hikayeleri ne bilmiyoruz. </p>



<p>Hikayenin ilerleyişi adına, filmin serilmesi;
anti-kahramanımızın yaşam gücünün giderek eksilişini ve yeniden arayışa
yönelişini temsil eden; her biri tarot destesinden bir karttan esinlenerek
tematik bölümlere ayrılarak sunulur. Filmin tarot kartları kullanımıyla ilgili
yorumunu da yine yenilikçi fikirleriyle Beat kuşağı döneminin ilgi ve merak
alanlarında aramak gerekir. Beat hareketinin öne çıkardığı <em>Zen, Dharma, Budizm, Mistisizm (Gizemcilik)</em> öğretilerini keşfeden
gençler dünyayı artık, siyasetin ekonominin ya da akademi kuramlarının
ötesindeki bilgilerle açıklamaya çalışıyorlardı. Bu anlayış; şiirden, müziğe,
resim ve sinemaya, sanatın ve düşünce dünyasının her alanına sızıyordu.</p>



<p>Tarot; insanlık tarihinde üç bin yıl geriye
uzanan, insanlığın ilk bilgeliğe daha yakın olduğu dönemlerden kalan kadim
bilgelikti. Seksen sekiz kartlık tarot destesi, yaşam yolculuğumuzda yer alacak
başlıca değişimlerin yer aldığı bir hikaye barındırır. Astrolojide temsil
edilen elementlerle yapılandırılan tarotta; her bir elementin sembolleri
vardır; <em>hava</em>; keskin zeka ve
entelektüel düşünceyi, <em>toprak</em>;
üretimi ve maddeye getirmeyi,<em> ateş</em>,
sezgileri ve içgüdüleri,<em> su</em> elementi
ise duyguları temsil eder.</p>



<p>Genç, yakışıklı, başarılı bir yazar olarak pek
çok şeye erişebilme imkanı olmasına rağmen Rick, şu anda hayatının en iyi
versiyonuna sahip olmak için gerekli tüm araçlara sahip olan, ancak “kendisinin”
ve “diğerlerinin” duygularının ve arzularının üzerinde bir atalet hissi
yaratmasına izin veren bir adamdır. <em>Kupa
Şövalyesi</em>, Rick’in haz peşinde koşan, doyumsuz ve cansız haldeki sanatsal
ruhunun içinde bulunduğu mücadeleyi, yolculuğunda ait olduğu ve varmak istediği
aşamayı temsil eder.</p>



<p>Çocukluğunda Rick’in babasının kendisine
anlattığı bir hikaye ile başlar film.</p>



<p>“<em>Genç
bir prens, doğunun kralı babası tarafından Batı’ya, Mısır’a bir inciyi bulması
için gönderilir. Denizin derinliklerinde olan inciyi&#8230; Ama prens oraya
vardığında halk, ona bir bardak doldurup verdi ve hafızasını kaybetti. Prens
kralın oğlu olduğunu ve inciyi unuttu. Ve derin bir uykuya daldı ama kral
oğlunu unutmadı. Haberler, elçiler, rehberle göndermeye devam etti.”</em></p>



<p><strong>Part –I Sonu
</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kupa-sovalyesi-i/">Kupa Şövalyesi – I</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kupa-sovalyesi-i/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18259</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Fight Club</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-fight-club/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-fight-club/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 04:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18194</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kağıt Sokakta Cevap Aramak ve Özgürlük 1999 yapımı Palahniuk romanından uyarlama filmin yönetmen koltuğunda David Fincher oturmakta. Film bir modern dünya eleştirisi yaparken, tüketim toplumunun yarattığı birey iççatışmaları ve sonuçta bireylerin yarattıkları bu dünyanın değerlerini yerle bir etmelerini konu alıyor. Film sıfır noktasında başlıyor, gerçeklik algısı sorgulanıyor ve ardından geri dönüşle anlatıcının altı ay narkolepsi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-fight-club/">Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Fight Club</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>Kağıt Sokakta Cevap
Aramak ve Özgürlük</em></strong></p>



<p>1999
yapımı Palahniuk romanından uyarlama filmin yönetmen koltuğunda David Fincher
oturmakta. Film bir modern dünya eleştirisi yaparken, tüketim toplumunun
yarattığı birey iççatışmaları ve sonuçta bireylerin yarattıkları bu dünyanın
değerlerini yerle bir etmelerini konu alıyor. </p>



<p>Film
sıfır noktasında başlıyor, gerçeklik algısı sorgulanıyor ve ardından geri
dönüşle anlatıcının altı ay narkolepsi rahatsızlığı çektiğini öğrenirken, özgürlüğünün
para kazanması olduğunu düşündüğünü görüyoruz. Oysa anlatıcı o yeşil koltuğun,
kişiliğini yansıtacağı fikrindeki yemek setinin, falanca katalogtaki abajurun,
yanı başındaki kahve bardağının kölesidir. Anlatıcının dünyasında mutluluk
satın alabilmek için para kazanmak gerekir ve tutkuyla bahsettiği bu eşyaların,
evlerin, işlerin nedeni aynı zamanda bu yaratılan dünyada bir statü sahibi
olmaktır. Bu nedenledir ki Jack’in ve Marla’nın evleri, görünüşleri, hayatları
gerçek dünyalarını yansıtır yani, anlatıcının yüzleşmesi gerekenleri ve asıl
ihtiyacı olanları. Bunu anlaması için de öfkesini fark etmesi gerekir. Öfke
kaynağı Jack’e göre önce Tanrı sonrada baba figürüdür. Aslında otoritenin tam
da kendisi. Marla ise her ne kadar salaş ve itici görünse de hem dişiliğiyle
hem de bir anne figürü olarak karşımıza çıkar. Çünkü hem Jack hem de Marla
illüzyon dünyasından bağımsızdır. Anlatıcı tam da bu gerçekliğe ihtiyaç
duymaktadır. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/07/replik_1486743880.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18196" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/07/replik_1486743880.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/07/replik_1486743880.jpg?resize=300%2C128&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p><strong><em>Bob’un Göğüsleri</em></strong></p>



<p>Anlatıcının
terapi gruplarında rastladığı Bob aslında vücut gelişme sporcusudur. Daha önce
ait olduğu dünyanın yıldızlarındandır, iki çocuğu ve mutlu bir ailesi vardır.
Fakat kullandığı dopingler, ilaçlar onda hormon dengesizliklerine yol açmış ve
göğüsleri çıkmış daha sonra da kanserle tanışmıştır. Anlatıcı, Bob ona
sarıldığında bir yabancılık hissiyle yaklaşmış hatta direnmiş sarılmalarının
ardından da uzun zaman sonra duyguları olduğunu hissederek ağlamıştır. Nitekim
anlatıcı altı aydan sonra ilk defa o gece uyuyacaktır. Bob anlatıcının
kendisiyle yüzleşmesinin ilk adımı olur ve anlatıcı özgür olmadığını fark eder.
İlişkiler dahil her şeyin tek porsiyonluk olmasını eleştirir.</p>



<p>Ardından
yine benzer terapi gruplarında Marla Singer ile tanışır ve onun da kendisi gibi
hasta numarasıyla gruplara geldiğini fark eder. Marla onun için bir çeşit
kendini sorgulama nedenidir. Bu sebeple onunla karşılaşmak istemez ama öte
yandan da bu kırpık saçlı, tuhaf giyinen hiçbir ışıltısı yoktur, tamamıyla
gerçektir bu nedenle de onu beğenir. Meditasyon yaparken güç aldığı şeyin bu kadın
olduğunu fark eder. Bu sarmal içinde Marla birlikte olanın, illegal şeyler
yapmaya meyilli olanın, daha cesur ve daha zeki olanın Jack olması
açıklanabilir. </p>



<p>Anlatıcı
kendisine de Jack’e yabancıdır. Jack anlatıcının görünmek istediği görüntü ve
yapmak istediği şeylerin tetikleyicisi olan fikirleridir. Jack’in yaptığı iş
bile anlatıcı için modern dünyanın tartışılmaz ölçüsü olarak gördüğü sabunu
yine onlara sattıkları müşterilerin yağlarından elde etmesi yok edilmek istenen
bu dünyayla hoş bir alaydır. Yalnızca düşünceleridir ki sonunda özgür
kaldığında ondan kurtulabilsin. Tyler’ın kıyamet projesi dediği bu saldırıları
yaparken de final finans merkezleri ve şehrin önemli noktaları bombalarla yok
edilerek ve filmin ana fikri taçlandırılarak yapılıyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-fight-club/">Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Fight Club</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-fight-club/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18194</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bu Yaz Kültür Ve Sanatın Yeni Buluşma Noktası: Beykoz Kundura</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bu-yaz-kultur-ve-sanatin-yeni-bulusma-noktasi-beykoz-kundura/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bu-yaz-kultur-ve-sanatin-yeni-bulusma-noktasi-beykoz-kundura/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 04 Jun 2019 05:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17951</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dinamik yapısı ile alternatif kültürel etkinliklere yer veren Beykoz Kundura, ev sahipliği yaptığı etkinlikler ve yaz aylarına özel hazırladığı programı ile tüm seyircilerini sanatın farklı disiplinleri ile buluşturmaya hazırlanıyor. 26. İstanbul Caz Festivali Kapsamında Beykoz Kundura’da Bir Gecede Dört Konser Beykoz Kundura 26. İstanbul Caz Festivali kapsamında 6 Temmuz Cumartesi saat 19.00’da gerçekleşecek RYMDEN (Bugge [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bu-yaz-kultur-ve-sanatin-yeni-bulusma-noktasi-beykoz-kundura/">Bu Yaz Kültür Ve Sanatın Yeni Buluşma Noktası: Beykoz Kundura</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p> Dinamik yapısı ile alternatif kültürel etkinliklere yer veren Beykoz Kundura, ev sahipliği yaptığı etkinlikler ve yaz aylarına özel hazırladığı programı ile tüm seyircilerini sanatın farklı disiplinleri ile buluşturmaya hazırlanıyor. </p>



<p>26. İstanbul Caz Festivali Kapsamında Beykoz Kundura’da Bir Gecede Dört Konser</p>



<p> Beykoz Kundura 26. İstanbul Caz Festivali kapsamında 6 Temmuz Cumartesi saat 19.00’da gerçekleşecek RYMDEN (Bugge Wesseltoft, Dan Berglund, Magnus Öström), Nubiyan Twist, Turgut Alp Bekoğlu Love Jazz Quartet, Barış Demirel–Barıştık Mı konserlerine ev sahipliği yaparak kültür ve sanatı desteklemeye devam ediyor. 2016 senesinde mekan kullanımı üzerinden başlayan bu iş birliği ile Beykoz Kundura kültür ve sanat alanında faaliyet gösteren kurumların birbirleri ile olan diyaloglarının kuvvetlenmesini hedefliyor.</p>



<p> “Bir Yaz Gecesi Sineması”: Kundura Sinema’dan Boğaz Kıyısında Açık Hava Filmleri </p>



<p> Beykoz Kundura’nın 2017 Ağustos ayında Restore Film Günleri ile birlikte ilkini düzenlediği ve geçtiğimiz sene “Bir Yaz Gecesi Sineması” başlığı altında programında yer verdiği açık hava film gösterimleri bu sene 11 &#8211; 14 Temmuz tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.   </p>



<p> Yaz aylarının beklenen etkinliği haline gelen açık hava film gösterimleri Beykoz Kundura’nın Boğaz kenarında yer alan konumu, özel ikramları ve klasik filmlerden oluşan seçkisi ile tüm seyircilerini bunaltıcı yaz sıcaklarından filmlerin renkli dünyasına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Klasik filmlerin yanı sıra özel müzik temalı filmlerin seyirciler ile buluşacağı Bir Yaz Gecesi Sineması programı kapsamında Beykoz Kundura, seçili gösterimler sonrasında DJ setlere de programında yer vererek hafta sonu için takipçilerine keyifli bir kaçamak sunuyor. Beykoz Kundura’da Sanat ve Oyunculuk Akademisi: Famelog Academy Usta yönetmen Ömer Faruk Sorak’ın mentörlük ettiği sanat ve oyunculuk akademisi Famelog Academy öğrencilere Beykoz Kundura’nın benzersiz ortamında eğitim alma fırsatı sunarak gerek Türkiye’de gerekse global düzeyde medya, eğlence ve sanat alanlarında standartları yükseltmeyi hedefliyor. </p>



<p> Oyunculuktan yönetmenliğe, senaryo yazarlığından sanat yönetmenliğine birçok alanda uzun süreli eğitimler ve atölye çalışmaları düzenleyen Famelog Academy’nin Haziran ve Temmuz ayı programında Sanat Yönetmenlig i Atölyesi , Bir Yönetmen Yorumuyla Kamera Önü Oyunculuk Atölyesi, Sahne Dövüs Teknikleri Tanıtım Dersi, Cep Telefonu ile Kısa Film Çekme Atölyesi ve Müzikal Oyunculuk Yaz Okulu yer alıyor. Eğitim programlarına katılmak isteyen adayların academy@famelog.com adresine katılım taleplerini ve CV’lerini iletmeleri yeterli. Kundura Sinema’dan Sezonun Son Gösterimleri Kundura Sinema restore edilmiş nostaljik sinema salonunda sezonun son gösterimlerini Haziran ayında gerçekleştirecek. Geçtiğimiz ay gösterim programı ile seyircilerini distopik dünyalara davet eden Kundura Sinema Haziran ayı programına eklediği yeni filmler ile distopyalara yolculuğa kaldığı yerden devam ediyor. 1985 yapımı yönetmen Terry Gilliam’ın Brazil filmi etrafını saran bürokrasi ve teknoloji dairesinden bunalmış bir istatistikçi olan Sam Lawry’nin hayatını konu alıyor.</p>



<p> Robert de Niro’nun başrolünü üstlendiği Sam karakteri bu sıkıcı hayattan kaçışı hayal dünyasında bulur. Rüyasında hep aynı kadını kurtardığını gören Sam’in yaşadığı gerçek dünya ise bir bilgisayar tarafından yönetilmektedir. Yönetmen ve yapımcı Ridley Scott’ın 35 yıl arayla çektiği 1982 yapımı Blade Runner: The Final Cut ve 2017 yapımı Blade Runner 2049 filmleri Haziran ayında Kundura Sinema seyircileri ile buluşuyor. Harrison Ford’un başrol koltuğuna oturduğu her iki film Los Angeles sokaklarında distopik bir zamanda geçiyor. Blade Runner isimli polislerin insandan hiçbir farkı olmayan robotlar ile mücadelelerini konu alıyor.  </p>



<p> Fransız Yeni Dalga Sineması’nın en etkili isimlerinden Jean Luc Godard’ın 1965 siyah-beyaz yapımı Alphaville kaçıranlar için Haziran ayında tekrar Kundura Sinema’da. Distopik film türünün dünya sinemasındaki en etkileyici örneklerinden biri olarak kabul edilen ve 1965 yılı 15. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödüllü Alphaville özel dedektif Lemmy Caution’ın Ford galaksinin başkenti Alphaville’e gönderilmesini konu alıyor. Leonhard Müllner ve Robin Klenger’in yönetmen koltuğuna oturduğu 2018 yapımı Operation Jane Walk filmi kıyamet sonrası New York’ta geçen popüler bir bilgisayar oyununda geçiyor. Viran haline gelen bu iç karartıcı şehirde dolaşabilmek için savaş teçhizatı ile kuşanmak gerekmektedir. Bu oyunun oyuncuları zorba olmak yerine şehri keşfeden turist olmayı seçmişlerdir. 17 dakikalık bu kısa kara mizah filmine zekice seçilmiş müzikler ve alternatif bir tarih anlatısı eşlik ediyor. </p>



<p> Kundura Sinema’dan sezonun son Özel Gösterimi: GILDA 28 Haziran 2019 </p>



<p>

Özel ikramlar eşliğinde seyircileriyle buluşan ve artık
klasikleşen Kundura Sinema Özel Gösterimleri
kaçıranlar için Gilda filmi ile sezonu kapatmaya
hazırlanıyor.
Yönetmen koltuğunda Charles Vidor’un oturduğu ve
Rita Hayworth’ün nefes kesen oyunculuğu ile sinema
tarihine damgasını vuran Gilda, 28 Haziran Cuma
akşamı son kez Kundura Sinema’da.
Çocuklara Özel “Hareketli İmgeler” Atölyesi ve Çizgi Film Seçkisi
30 Haziran 2019
Mayıs ayında ilki gerçekleşen, hem çocuklar hem de aileleri tarafından yoğun ilgi gören
Çocuk Atölyesi Haziran programında da yerini alıyor. 7-10 yaş grubu için Müze Eğitimcisi ve
yazar Hüsne Rhea Çiğdem’in tasarladığı “Hareketli İmgeler” atölyesiyle çocukları eğlenceli
ve öğretici bir atölyeye davet ediyor. 30 Haziran Pazar günü Beykoz Kundura’da
gerçekleşecek atölyenin ardından Lobster Films kataloğundan seçilen Çizgi Film Seçkisi’nden
gösterime aileler de katılabilecek.
Kundura Sinema&#8217;nın Haziran 2019 film programına ve Beykoz Kundura’da gerçekleşen tüm
etkinlikler hakkında detaylı bilgiye ve ulaşım seçeneklerine www.beykozkundura.com
adresinden ulaşabilirsiniz.


</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bu-yaz-kultur-ve-sanatin-yeni-bulusma-noktasi-beykoz-kundura/">Bu Yaz Kültür Ve Sanatın Yeni Buluşma Noktası: Beykoz Kundura</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bu-yaz-kultur-ve-sanatin-yeni-bulusma-noktasi-beykoz-kundura/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17951</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kundura Sinema Mayıs Ayında Seyircilerini Distopyalara Davet Ediyor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-mayis-ayinda-seyircilerini-distopyalara-davet-ediyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-mayis-ayinda-seyircilerini-distopyalara-davet-ediyor/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 04 May 2019 04:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17812</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kundura Sinema tematik film seçkisi ve Boğaz kenarındaki konumu ile seyircilerine benzersiz bir sinema deneyimi sunmaya Mayıs ayında da devam ediyor. Bu ay seçkisine eklediği yeni filmlerle seyircilerini distopik mekanlar üzerinden filmler üzerine düşünmeye davet ediyor. Ulaşım seçeneklerine eklenen Taksim servisi ve İstinye’den kalkan tekne ile sinema severlere kolaylık sunan Kundura Sinema, özel gösterimler, çocuk [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-mayis-ayinda-seyircilerini-distopyalara-davet-ediyor/">Kundura Sinema Mayıs Ayında Seyircilerini Distopyalara Davet Ediyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Kundura Sinema tematik film seçkisi ve Boğaz kenarındaki konumu ile seyircilerine benzersiz bir sinema deneyimi sunmaya Mayıs ayında da devam ediyor. Bu ay seçkisine eklediği yeni filmlerle seyircilerini distopik mekanlar üzerinden filmler üzerine düşünmeye davet ediyor.<br /> Ulaşım seçeneklerine eklenen Taksim servisi ve İstinye’den kalkan tekne ile sinema severlere kolaylık sunan Kundura Sinema, özel gösterimler, çocuk atölyeleri ve bu aya özel bir araya getirdiği distopik film türünün yakın dönem ve ilk örnekleri arasında kabul edilen film seçkisi ile dopdolu bir program sunuyor.</p>



<p>Mayıs Ayı Yenileri: Distopyaya Hoşgeldiniz!<br /> 2013 yapımı yönetmen Leos Carax ’ın Kutsal Motorlar filminde yönetmen sinemanın sadece hikaye anlatmak olmadığını ana karakter Oscar’ın kılıktan kılığa girerek çeşitli randevulara gitmesi üzerinden, sınırlarını zorlayarak anlatıyor.<br /> Fransız Yeni Dalga Sineması’nın en etkili isimlerinden Jean Luc Godard ’ın 1965 siyah-beyaz yapımı Alphaville özel dedektif Lemmy Caution’ın Ford galaksinin başkenti Alphaville’e gönderilmesini konu alıyor.</p>



<p>Alphaville ve onu yöneten bilgisayar-insan Alpha 60’ı yok etmek, kayıp ajan Henry Dickson’ı bulmak görevi ile yola çıkan Lemmy baştan çıkarıcı bir kadın olan Natacha ile karşılaşır ve ona aşık olur. Bu aşkın önündeki tek engel ise aşık olduğu kadının yok etmek istediği Alpha 60’ın<br /> kızı olmasıdır. Distopik film türünün dünya sinemasındaki en etkileyici örneklerinden biri olarak kabul edilen Alphaville, 1965 yılında gerçekleşen 15. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nü aldı.<br /> 2005 yılı Frank Miller ve Robert Rodriguez’in yönetmen koltuğunda oturduğu Günah Şehri filmi yoldan çıkmış polisleri, fuhuş patroniçelerini ve umutsuz zorbaları konu alarak intikam, kefaret ve her türlü zorluğa rağmen doğru davranmaya çalışan alışılmadık kahramanları<br /> seyircileri ile buluşturuyor.<br /></p>



<p>Yönetmen Marc Singer’in 2000 senesinde çektiği Karanlık Günler filmi New York’un karanlık metro tünelinde yaşayan insanları konu alıyor. DJ Shadow tarafından yapılmış müzikleri ile öne çıkan filmde yeraltı dünyasında geçen doğaçlama ve kişisel hikayeler anlatılıyor.</p>



<p>Bir Kundura Sinema Klasiği: Canlı Müzik Eşliğinde Sessiz Film Gösterimi<br /> Yönetmen Ewald André Dupont ’un 1929 siyah-beyaz yapımı Piccadilly , Londra’daki bir dans kulübünün mutfağında çalışan Çinli genç bir kadının çalıştığı kulüpte sahneye çıkma fırsatı yakalamasıyla birlikte ihanet, yasak aşk ve cinayet sarmalının içine düşmesini konu alıyor.<br /> Ayşe Tütüncü ’nün piyanoda canlı müziği eşliğinde gösterilecek film, Nisan ayında kaçıranlar için 5 ve 25 Mayıs tarihlerinde yine Kundura Sinema’da olacak.<br /> Kundura Sinema’dan Belgesel Seçkisi: IDFA Belgeselleri<br /> Amsterdam’da her yıl düzenlenen uluslararası belgesel festivali IDFA’da gösterimi gerçekleşen iki yeni belgesel Mayıs ayı programında Kundura Sinema seyircileri ile buluşacak.<br /> 2017 Madrid Uluslararası Film Festivali’nde en iyi uzun metraj belgesel ödülünü alan Güneşin Kenti yarı terk edilmiş bir maden kasabasında yaşayan sıradışı karakterlerin hayatlarını yönetmen Rati Oneli ’nin yorumuyla anlatıyor.<br /> 2016 yılı yapımı yönetmenler Mark Olexa ve Francesca Scalisi’ nin Fukuşima’da Yaşamın Ardından filminde nükleer felaketin ardından Japon bir çiftçinin yüksek radyasyon içeren Fukuşima’ya yakın bir kasabada dolaşan Naoto’nun kayıp toplumunun kalıntıları ile karşılaşması Kundura Sinema izleyicileri ile buluşuyor.<br /> Çocuklara Özel “Hareketli İmgeler” Atölyesi ve Çizgi Film Seçkisi<br /> Kundura Sinema 7-10 yaş grubu için Müze Eğitimcisi ve yazar Hüsne Rhea Çiğdem’in tasarladığı “Hareketli İmgeler” atölyesiyle çocukları eğlenceli ve öğretici bir atölyeye davet ediyor. Lumière kardeşlerin sinemayı icadından, dünyanın ilk çizgi filmi kabul edilen Fantasmagorie’ye sinemanın tarihini ele alan bir sunum ile başlayacak atölyede hareketli imgenin oluşumuna dair fikirler edinen çocuklar atölye kapsamında yarattıkları<br /> thaumatropelar (Optik illüzyon yaratan bir oyuncak) ile durağan imgeleri hareketli imgelere dönüştürmenin heyecanını yaşayacaklar. 26 Mayıs Pazar günü Beykoz Kundura’da gerçekleşecek atölyenin ardından Lobster Films kataloğundan seçilen Çizgi Film Seçkisi’nden Kundura Sinema’dan kaçıranlar için tekrar &#8211; Özel Gösterim: GILDA<br /> Özel ikramlar eşliğinde seyircileriyle buluşan ve artık klasikleşen Kundura Sinema Özel Gösterimi kapsamında Mayıs’ta geçtiğimiz ay ilk gösterimini kaçıranlar için Gilda filmi tekrar beyaz perdeye yansıyor. Yönetmen koltuğunda Charles Vidor ’un oturduğu ve Rita Hayworth ’ün nefes kesen oyunculuğu ile sinema tarihine damgasını vuran Gilda , </p>



<p>31 Mayıs<br /> tarihinde ikinci defa Kundura Sinema’da.<br /> Mayıs 2019 Gösterim Programı<br /> 4 Mayıs Cumartesi<br /> 16.00 | Alphaville &#8211; 1965, Jean Luc Godard<br /> 19.30 | Kutsal Motorlar &#8211; 2013, Leos Carax<br /> 5 Mayıs Pazar<br /> 16.00 | Piccadilly &#8211; 1929, Ewald André Dupont *<br /> 19.30 | Günah Şehri &#8211; 2005, Frank Miller ve Robert Rodriguez<br /> 11 Mayıs Cumartesi<br /> 16.00 | Fukuşima’da Yaşamın Ardından &#8211; 2016, Mark Olexa ve Francesca Scalisi (IDFA)<br /> 19.30 | Günah Şehri &#8211; 2005, Frank Miller ve Robert Rodriguez<br /> 12 Mayıs Pazar<br /> 16.00 | Karanlık Günler &#8211; 2000, Marc Singer<br /> 19.30 | Kutsal Motorlar &#8211; 2013, Leos Carax<br /> 18 Mayıs Cumartesi<br /> 16.00 | Güneşin Kenti &#8211; 2017, Rati Oneli (IDFA)<br /> 19.30 | Alphaville &#8211; 1965, Jean Luc Godard<br /> 19 Mayıs Pazar<br /> 16.00 | Karanlık Günler &#8211; 2000, Marc Singer<br /> 19.30 | Günah Şehri &#8211; 2005, Frank Miller ve Robert Rodriguez<br /> 25 Mayıs Cumartesi<br /> 16.00 | Piccadilly &#8211; 1929, Ewald André Dupont *<br /> 19.30 | Alphaville &#8211; 1965, Jean Luc Godard<br /> 26 Mayıs Pazar<br /> 16.00 | Çizgi Film Seçkileri<br /> 19.30 | Kutsal Motorlar &#8211; 2013, Leos Carax</p>



<p>31 Mayıs Cuma &#8211; Özel Gösterim<br />
21.00 | Gilda**</p>



<ul><li>Ayşe Tütüncü’nün piyanoda canlı müziği eşliğinde<br />
**Özel ikramlar eşliğinde<br />
BİLET FİYATLARI<br />
Tam 30 TL Öğrenci 25 TL (Sessiz filme özel iki bilet alana %25 indirim)<br />
Çizgi Film Seçkisi: 25 TL<br />
IDFA Belgeselleri 2 Film Birden: 20 TL<br />
Özel Gösterim: 50 TL<br />
Çizgi film seçkileri: 25 TL<br />
Atölye + çizgi film: 90 TL</li></ul>



<p><br /></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-mayis-ayinda-seyircilerini-distopyalara-davet-ediyor/">Kundura Sinema Mayıs Ayında Seyircilerini Distopyalara Davet Ediyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-mayis-ayinda-seyircilerini-distopyalara-davet-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17812</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Japon Filmleri Seçkisi Nisan’da Kundura Sinema’da</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/japon-filmleri-seckisi-nisanda-kundura-sinemada/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/japon-filmleri-seckisi-nisanda-kundura-sinemada/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 06 Apr 2019 04:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17533</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kundura Sinema , şehrin karmaşasından biraz olsun uzaklaşıp, bahar aylarında keyifli vakit geçirmek isteyenler için deniz kıyısındaki konumu ve tarihi atmosferiyle birlikte seyircilerine şahane bir fırsat sunuyor. Özel film seçkileri ve farklı disiplinleri bir araya getirdiği gösterimleriyle seyircilerine özel bir sinema deneyimi yaşatan Kundura Sinema; Nisan ayında Japon filmlerini odağına alıyor. Kundura Sinema’da film deneyimi; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/japon-filmleri-seckisi-nisanda-kundura-sinemada/">Japon Filmleri Seçkisi Nisan’da Kundura Sinema’da</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Kundura Sinema , şehrin karmaşasından biraz olsun uzaklaşıp, bahar aylarında keyifli vakit geçirmek isteyenler için deniz kıyısındaki konumu ve tarihi atmosferiyle birlikte seyircilerine şahane bir fırsat sunuyor.<br /> Özel film seçkileri ve farklı disiplinleri bir araya getirdiği gösterimleriyle seyircilerine özel bir sinema deneyimi yaşatan Kundura Sinema; Nisan ayında Japon filmlerini odağına alıyor.<br /> Kundura Sinema’da film deneyimi; seyircilere özel İstinye’den kalkan tekne servisi ile Boğaz’ da keyifli bir yolculuk ile başlıyor. Karayolu ulaşımını tercih edenler için ise, yeni eklenen Taksim servisi mekana ulaşımda kolaylık sağlıyor.<br /> JAPON FİLMLERİ SEÇKİSİ KUNDURA SİNEMA’DA</p>



<p>Yönetmen Jia Zhang-Ke ’in 2015 yapımı  Dağlar Uzaklaştığında filminde Çin’in  ekonomik ve toplumsal dönüşümü; bir ailenin yaşadıkları üzerinden seyirciye aktarıyor. Film; aşk, hüzün, kültürel değişim ve tüketme hırsı gibi duygu ve dürtülerin izini sürerken, seyirciyi de benzer izlerin peşine düşmesi için düşünmeye itiyor. 1953 yapımı yönetmen Yasujirô<br /> Ozu’ nun Tokyo Hikayesi, sinema tarihinin etkili filmlerinden biri.<br /> Japonya’nın hem değişim sembolü haline gelen hem de geleceğe yüzünü<br /> dönen şehri Tokyo’yu merkezine alan filmin hikayesi; Hirayama çiftinin çocuklarını ziyaret etme kararı ile yine Tokyo’ya yaptıkları<br /> yolculuk ile başlıyor. Film, aileler ve çocukları arasındaki çatışmaları, farklılıkları ve zamanla oluşan değişimleri yine aileler, çocuklar ve de bireyler üzerinden anlatıyor.<br />Avantajlı biletler Tokyo Tanrıları filmi, evden kaçan lise öğrencisi Miyuki, transeksüel Hana ve orta yaşlı alkolik Gin’in Noel Arifesi’nde çöplerin arasında buldukları bir bebekle birlikte Tokyo sokaklarında geçen macera dolu hikayesini anlatıyor. Yönetmen Satoshi Kon ’un 2013 yapımı<br /> filminde kendi geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan üç karakterin macerası seyirci ile buluşuyor.<br /> Tayvanlı genç bir kadın olan Yoko’nun Tokyo’da geçen hikayesine odaklanan 2003 yapımı Cafe Lumiere, aile bağları temasını işliyor. Evli olmadığı sevgilisinden hamile kaldığını öğrenen Yoko’nun hikayesi yönetmen Hsiao-Hsien Hou ’nun objektifinden seyirciye aktarılıyor.</p>



<p> <strong>Nisan Ayında Öne Çıkanlar</strong><br /> Yönetmen Charles Vidor ’un 1946 yapımı Gilda filminde Buenos Aires’te zengin bir kulübün sahibi ile evli olan Gilda’nın hayatı anlatılıyor. Aşk üçgeni içerisinde kalan Gilda karakterini canlandıran Rita Hayworth ’ün filmdeki nefes kesen oyunculuğu, aktrisin sinema tarihinin<br /> unutulmayan isimlerinden biri haline getiriyor.<br /> 2017 Madrid Uluslararası Film Festivali’nde en iyi uzun metraj belgesel ödülünü alan Güneşin Kenti yarı terk edilmiş bir maden kasabasında yaşayan sıradışı karakterlerin hayatlarını yönetmen Rati Oneli ’nin yorumuyla anlatıyor.<br /> Canlı Müzik Eşliğinde Sessiz Film Gösterimleri Kundura Sinema ziyaretçilerinin vazgeçilmezlerinden biri olan canlı müzik eşliğinde sessiz<br /> film gösterimleri Nisan ayında iki farklı film ile devam ediyor.<br /> Yönetmen Ewald André Dupont ’un 1929 siyah-beyaz yapımı Piccadilly , Londra’daki bir dans kulübünün mutfağında çalışan Çinli genç bir kadının çalıştığı kulüpte sahneye çıkma fırsatı yakalamasıyla birlikte ihanet, yasak aşk ve cinayet sarmalının içine düşmesini konu alıyor.<br />Ayşe Tütüncü ’nün piyanoda canlı müziği eşliğinde gösterilecek film Nisan ayında Kundura Sinema’da seyirciye sunulacak.<br /> Yönetmen Georg Wilhelm Pabst ’ın 1929 yapımı sessiz filmi Pandora’nın Kutusu çekiciliği ile herkesi baştan çıkaran ve onları büyük bir trajedinin içine sokan bir dansçının Berlin sokaklarındaki hikayesini anlatıyor. Geçtiğimiz ay Yiğit Özatalay ve Mustafa Kemal Emirel’den<br /> oluşan Yürüyen Merdiven’in canlı müzik eşliğinde gösterimi gerçekleşen film Nisan ayında tekrar Kundura Sinema ziyaretçileriyle buluşuyor.<br />  </p>



<p>Baharda Çocuklara Özel “Hareketli İmgeler” Atölyesi ve Çizgi Film Seçkisi<br /> Kundura Sinema 7-10 yaş grubu için Müze Eğitimcisi ve yazar Hüsne Rhea Çiğdem tarafından tasarlanmış “Hareketli İmgeler” atölyesiyle çocukları eğlenceli ve öğretici bir atölyeye davet ediyor. Lumière kardeşlerin sinemayı icadından, dünyanın ilk çizgi filmi kabul edilen Fantasmagorie’ye sinemanın tarihini ele alan bir sunum ile başlayacak atölyede<br />hareketli imgenin oluşumuna dair fikirler edinen çocuklar atölye kapsamında yarattıkları thaumatropelar (Optik illüzyon yaratan bir oyuncak) ile durağan imgeleri hareketli imgelere dönüştürmenin heyecanını yaşayacaklar. 27 Nisan Cumartesi günü Beykoz Kundura’da<br /> gerçekleşecek bu atölyenin ardından Lobster Films kataloğundan seçilen Çizgi Film Seçkisi’nden gösterime aileler de katılabilecek.</p>



<p><br /><strong>IDFA Belgeselleri &#8211; Kısa Yaratıcı Belgesel Seçkisi</strong><br />Amsterdam’da her yıl düzenlenen uluslararası belgesel festivali IDFA’da gösterimi gerçekleşen iki belgesel Nisan ayı programında Kundura Sinema seyircileri ile buluşacak.<br />Yönetmen David Verbeek’ in 2018 yapımı belgeseli Bin Dağlı Kent İçinde Tutsak yeni internet fenomeni olan Çince Rap’e odaklanıyor. Sansür uygulamasının ardından rapçilerin ifade özgürlüğü mücadelesi 23 dakikalık belgeselde anlatılıyor.<br />Bir Zamanlar Şanghay’da filminde neon ışıklar ve zenginliklerle dolu Çin’in megapolü Şangay yerine bu sefer seyirciler Azarbeycan’ın başkenti Bakü’deki bir gecekondu mahallesine konuk olacak. Yönetmen Leyli Gafarova ’ın 2018 yapımı belgesel filmi, demiryolu hattının etrafındaki gecekonduların yıkım sürecinde gelişen olayları anlatıyor.</p>



<p><strong> Nisan Ayında Gösterimi Devam Eden Filmler</strong><br /> Geçtiğimiz ay yola çıkan Kundura Ekspres Nisan ayında da yolculuğuna Demiryolu Sakinleri, Gizem Treni ve The Darjeeling Limited filmleri ile devam ediyor. Texas ’ta yaşayan, içine kapanık bir adam olan Travis’in kardeşi ile birlikte modern dünyanın ona sunduklarına ve<br /> ailesine yeniden bağlanışına odaklanan yönetmen Wim Wenders ’ın 1984 yapımı Paris, Texas filmi, kaçıranlar için Nisan ayında Kundura Sinema’da.<br /> </p>



<p>Nisan 2019 Gösterim Programı<br /> 6 Nisan Cumartesi<br /> 13.30 | Demiryolu Sakinleri &#8211; 2016, Sompot Chidgasornpongse<br /> 16.00 | Gizem Treni &#8211; 1989, Jim Jarmusch<br /> 19.30 | The Darjeeling Limited &#8211; 2007, Wes Anderson<br /> 7 Nisan Pazar<br /> 16.00 | Pandora’nın Kutusu &#8211; 1929, Georg Wilhelm Pabst**<br /> 19.30 | Paris, Texas &#8211; 1984, Wim Wenders<br /> 13 Nisan Cumartesi<br /> 16.00 | Bin Dağlı Kent İçinde Tutsak &#8211; 2018, David Verbeek * IDFA Belgeselleri- Kısa Yaratıcı Belgesel Seçkisi<br /> Bir Zamanlar Shangay’da &#8211; 2018, Leyli Gafarova * IDFA Belgeselleri- Kısa Yaratıcı Belgesel Seçkisi<br /> 19.30 | Dağlar Uzaklaştığında &#8211; 2015, Jia Zhang-Ke<br /> 14 Nisan Pazar<br /> 16.00 | Güneşin Kenti &#8211; 2017, Rati Oneli<br /> 19.30 | Tokyo Hikayesi &#8211; 1953, Yasujirô Ozu<br /> 20 Nisan Cumartesi<br /> 16.00 | Tokyo Tanrıları &#8211; 2003, Satoshi Kon<br /> 19.30 | Cafe Lumiere &#8211; 2003, Hsiao-Hsien Hou<br /> 21 Nisan Pazar<br /> 16.00 | Bin Dağlı Kent İçinde Tutsak &#8211; 2018, David Verbeek * IDFA Belgeselleri- Kısa Yaratıcı Belgesel Seçkisi<br /> Bir Zamanlar Shangay’da &#8211; 2018, Leyli Gafarova * IDFA Belgeselleri- Kısa Yaratıcı Belgesel Seçkisi<br /> 19.30 | Dağlar Uzaklaştığında &#8211; 2015, Jia Zhang-Ke<br /> 27 Nisan Cumartesi<br /> 16.00 | Çizgi Film Seçkileri &#8211; 1920’li yıllar *Çocuk Atölyesi kapsamında<br /> 19.30 | Tokyo Tanrıları &#8211; 2003, Satoshi Kon<br /> 28 Nisan Pazar<br /> 16.00 | Picadilly &#8211; 1929, Ewald André Dupont ***<br /> 19.30 | Dağlar Uzaklaştığında &#8211; 2015, Jia Zhang-Ke<br /> **Yiğit Özatalay ve Mustafa Kemal Emirel’den oluşan Yürüyen Merdiven’in canlı müziği eşliğinde<br /> *** Ayşe Tütüncü’nün piyanoda canlı müziği eşliğinde</p>



<p>Bilet Fiyatları<br />
Tam 30 TL Öğrenci 25 TL<br />
Çizgi Film Seçkisi: 25 TL<br />
IDFA Belgeselleri 2 Film Birden: 20 TL<br />
NASIL GELİNİR?<br />
Hafta Sonu<br />
Taksim-Beykoz Kundura servis hizmeti:<br />
Hareket Saatleri: Taksim / Tepebaşı: 14:00* /// Beykoz Kundura: 19:30 seansı bitişinde<br />
Ücret: 10 TL</p>



<ul><li>Günlük trafik durumuna göre Taksim-Beykoz veya Taksim-İstinye güzergâhı kullanılacaktır. Taksim’den<br /> servise binen misafirler, İstinye İskele’den kalkacak tekneden ücretsiz faydalanabilir, keyifli bir Boğaz<br /> yolculuğunun tadını çıkarabilirler.<br /> İstinye İskele &#8211; Beykoz Kundura arası tekne hizmeti:<br /> Hareket Saatleri*: İstinye Vapur İskelesi yanı: 15:00 &amp; 19:00 /// Beykoz </li><li>Kundura İskelesi: 19:30 seansı bitişinde<br /> Ücret (Tek yön) : 5 TL<br /> *Olumsuz hava koşulları nedeniyle saatlerde değişiklik yapılabilir. Hareket saatinden en az 15 dakika önce<br /> iskelede hazır olunması rica ediliyor.<br /> Kundura Sinema bileti gösteren ziyaretçiler için İstinye iskelesi otoparkında %25 indirim uygulanıyor.<br /> Beykoz Kundura &#8211; Üsküdar arası servis hizmeti:<br /> Dönüş (Tek Yön): Beykoz Kundura &#8211; Üsküdar<br /> Saat: 19:30 seansı bitişi<br /> Ücret: 5 TL<br /> Hafta İçi<br /> Beykoz Kundura &#8211; Beşiktaş arası servis hizmeti<br /> Dönüş (Tek Yön): Beykoz Kundura &#8211; Levent &#8211; Beşiktaş<br /> Saat: 21:00 seansı bitişi<br /> Ücret: 10 TL<br /><br /></li></ul>



<ul><li>Kara Yolu<br /> Ziyaretçiler özel araçla mekâna gelebilir. Otopark ücretsizdir.</li></ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/japon-filmleri-seckisi-nisanda-kundura-sinemada/">Japon Filmleri Seçkisi Nisan’da Kundura Sinema’da</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/japon-filmleri-seckisi-nisanda-kundura-sinemada/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17533</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Başrolde Ben Mi Varım? &#8211; Truman Show</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-basrolde-ben-mi-varim-truman-show/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-basrolde-ben-mi-varim-truman-show/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 31 Mar 2019 04:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17495</guid>
				<description><![CDATA[<p>Truman’a bir varoluş sorusu sordurarak, aşkın hayatta gerçek izdüşümü nasıl olabiliri ve gerçek maceranın bu yolla nasılda anlamlandığını anlatan film, 1998 yapımı olarak yaratıcı senaryosuyla sizlerin de unutulmaz filmler listenizde yer almaya hak kazanmış filmler arasındadır mutlaka. Bir yapım şirketince bebekken evlatlık alınan Truman Burbank’in hayatı yine aynı şirket tarafından oluşturulmuş yapay bir adada başlıyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-basrolde-ben-mi-varim-truman-show/">Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Başrolde Ben Mi Varım? &#8211; Truman Show</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Truman’a bir varoluş sorusu sordurarak, aşkın hayatta gerçek
izdüşümü nasıl olabiliri ve gerçek maceranın bu yolla nasılda anlamlandığını
anlatan film, 1998 yapımı olarak yaratıcı senaryosuyla sizlerin de unutulmaz
filmler listenizde yer almaya hak kazanmış filmler arasındadır mutlaka. </p>



<p>Bir yapım şirketince bebekken evlatlık alınan Truman
Burbank’in hayatı yine aynı şirket tarafından oluşturulmuş yapay bir adada
başlıyor ve çevresindeki herkesin oyuncu olduğu bu plato içinde geçiyor. </p>



<p>Her şeyden habersiz Truman’ın bu küçük dünyasındaki
yapaylık, kurmaca, iki yüzlülük ve yalanlar yani bu şov onun gerçeklikle bir
aradayken kendine, çevresine, inandıklarına yabancılaşması bir kurban olarak
sonunda özgürlüğüne kavuşmasını bir eleştiri olarak sunuyor.</p>



<p>Film yapımcının dizilerde, tv şovlarında, hatta yaşamda her
şeyin yapay olduğunu Truman Show’da ise gerçekliğin ta kendisi olduğunu
söylemesiyle başlıyor. Filmin ilk repliği ise Truman’ın&nbsp; “Yapamayacağım, bensiz yapmak zorundasın”
diyerek meydan okuması, daha sonra Truman’ın deniz fobisinin nasıl oluştuğu ve
Fiji’ye gitme isteğinin nedeni öğreniliyor. Tüm bu karmaşa içinde Truman
sonunda paranoya olarak düşündüğü ip uçlarıyla adanın sınırlarını buluyor. Bunu
yaparken yaşadığı dünyayı değiştirememek ancak bu dünyaya bakış açısını
değiştiriyor Truman. Bu noktada gerçek sadece&nbsp;
bizim algımızdan ibaret dersek yanlış olmayacaktır. Film Yapımcının ağzından bize bunu doğrudan da veriyor aslında:
“Bizler dünyanın gerçeklerini, bize sunulduğu kadarıyla kabulleniriz. Olay
aslında bundan ibaret.”</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/51oV9iQ4IL._SY445_.jpg?resize=201%2C287&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17499" width="201" height="287" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/51oV9iQ4IL._SY445_.jpg?w=312&amp;ssl=1 312w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/51oV9iQ4IL._SY445_.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/51oV9iQ4IL._SY445_.jpg?resize=294%2C420&amp;ssl=1 294w" sizes="(max-width: 201px) 100vw, 201px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>1999 da en iyi erkek oyuncu olarak Altın küreyi alan jim
carrey bu filmin yönetmeni için bana komik bir yüzden fazlası olduğumu gösterme
fırsatı verdi diyor. Dönemine göre sorgulayıcılığı sistem eleştirisi
barındırması ve bireyin iç dünyasını çaresizliğini önemini ve önemsizliğini
aktarmasındaki dili oldukça başarılıdır. </p>



<p>Son olarak; “Olur ya
belki sizi göremem; iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler!”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-basrolde-ben-mi-varim-truman-show/">Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Başrolde Ben Mi Varım? &#8211; Truman Show</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-basrolde-ben-mi-varim-truman-show/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17495</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sinema Defterim Kadın Yayımlandı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sinema-defterim-kadin-yayimlandi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sinema-defterim-kadin-yayimlandi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 21 Mar 2019 13:11:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17444</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kadın sinemacılar temalı defter Sinema Defterim Kadın, Seyyah Kitap etiketiyle yayımlandı. Sinema Defterim Kadın Sinema Defterim Kadın defterinin sayfalarında sinemadaki kadınlarla ilgili replikler ve kadın yönetmenlerin sinema ve kadın mücadelesi üstüne görüşleri yer alıyor. Sayfaları çevirenler her sayfada yeni bir filmle ya da yönetmenle karşılaşacak. Okuyucular defterin sayfalarına notlar alırken; dünya sinemasındaki kadın odaklı filmler, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sinema-defterim-kadin-yayimlandi/">Sinema Defterim Kadın Yayımlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Kadın sinemacılar temalı defter <strong>Sinema Defterim Kadın</strong>, <em>Seyyah Kitap</em> etiketiyle
yayımlandı.</p>



<h2>Sinema Defterim Kadın</h2>



<p><em>Sinema Defterim Kadın</em>
defterinin sayfalarında sinemadaki kadınlarla ilgili replikler ve kadın
yönetmenlerin sinema ve kadın mücadelesi üstüne görüşleri yer alıyor. Sayfaları
çevirenler her sayfada yeni bir filmle ya da yönetmenle karşılaşacak. </p>



<p>Okuyucular defterin sayfalarına notlar alırken; dünya
sinemasındaki kadın odaklı filmler, son dönemde ilk filmini çeken kadın
yönetmenler, İran’ın kadın sinemacıları, Türkiye’de kadın sinemacıların
mücadeleleri üstüne de yazılarla karşılaşacaklar.</p>



<p>176 sayfalık “<strong>Sinema Defterim Kadın</strong>”, hem okumalık
hem de yazmalık bir defter olarak kadın sinemaseverlere özel olarak tasarlandı.
</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sinema-defterim-kadin-yayimlandi/">Sinema Defterim Kadın Yayımlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sinema-defterim-kadin-yayimlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17444</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cumartesi Culter’da Rıza Oylum’la İran Sineması Etkinliği</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cumartesi-culterda-riza-oylumla-iran-sinemasi-etkinligi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cumartesi-culterda-riza-oylumla-iran-sinemasi-etkinligi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 12 Mar 2019 13:58:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17342</guid>
				<description><![CDATA[<p>Beyoğlu’nun yeni sanat mekanı Culter’da sinema yazarı Rıza Oylum, yeni kitabı İran Sineması’ndan hareketle 16 Mart’ta bir söyleşi yapacak. En özgün ülke sinemalarından biri olan İran sineması, geleneksel kültür kodlarıyla sinemanın sihirli dünyasını bir potada eriterek kendine has bir izleyici kitlesi yarattı. Mart ayında yayımlanan İran Sineması kitabıyla bu ülke sinemasının ayrıntılarını okuyucularına sunan Oylum, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cumartesi-culterda-riza-oylumla-iran-sinemasi-etkinligi/">Cumartesi Culter’da Rıza Oylum’la İran Sineması Etkinliği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Beyoğlu’nun yeni sanat mekanı <strong>Culter</strong>’da sinema yazarı <strong>Rıza Oylum</strong>, yeni kitabı <em><strong>İran Sineması</strong></em>’ndan hareketle 16 Mart’ta bir söyleşi yapacak. </p>



<p>En özgün ülke sinemalarından biri
olan İran sineması, geleneksel kültür kodlarıyla sinemanın sihirli dünyasını
bir potada eriterek kendine has bir izleyici kitlesi yarattı. Mart ayında yayımlanan
<em>İran Sineması</em> kitabıyla bu ülke
sinemasının ayrıntılarını okuyucularına sunan Oylum, Abbas Kiyarüstemi’den
Muhsin Mahmelbaf’a, Mecid Mecidi’den Asghar Ferhadi’ye uzanan bir çizgide
farklı yönetmenlerin filmlerinden pasajlar göstererek İran sinemasının içinde
barındırdığı zengin imge dünyasına ışık tutan keyifli bir okuma yapacak.
Etkinlikte yazar <em>İran sineması </em>kitabını
da imzalayacak. </p>



<p><strong>Söyleşi ve İmza Günü 16 Mart Cumartesi 19.00’da Culter’da yapılacak.</strong></p>



<p><strong>Adres</strong>:  Hacı Mimi Külhanı Sk. No: 28/A Beyoğlu </p>



<p><strong>Telefon</strong>:  +90 (212) 252 8269 </p>



<p></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cumartesi-culterda-riza-oylumla-iran-sinemasi-etkinligi/">Cumartesi Culter’da Rıza Oylum’la İran Sineması Etkinliği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cumartesi-culterda-riza-oylumla-iran-sinemasi-etkinligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17342</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kundura Sinema, Mart Ayında da Sizlerle</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-mart-ayinda-da-sizlerle/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-mart-ayinda-da-sizlerle/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 01 Mar 2019 05:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17225</guid>
				<description><![CDATA[<p>KUNDURA SİNEMA SEÇKİSİNE EKLEDİĞİ YENİ FİLMLER, BELGESELLER VE ÖZEL GÖSTERİMLERLE YOLCULUĞUNA DEVAM EDİYOR Kundura Sinema, Mart ayında tarihi Beykoz Kundura’nın geçmişini ve endüstriyel kültür mirasını yansıtan özgün atmosferinde, yeni filmler, özel gösterimler ve belgesellerden oluşan seçkisiyle şehirler arası yolculuğuna devam ediyor. Kundura Sinema’dan Wim Wenders Seçkisi Mart ayı film programında yönetmen Wim Wenders’in kült filmleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-mart-ayinda-da-sizlerle/">Kundura Sinema, Mart Ayında da Sizlerle</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p> KUNDURA SİNEMA SEÇKİSİNE EKLEDİĞİ YENİ FİLMLER, BELGESELLER VE ÖZEL GÖSTERİMLERLE YOLCULUĞUNA DEVAM EDİYOR </p>



<p>Kundura Sinema, Mart ayında tarihi Beykoz Kundura’nın geçmişini ve endüstriyel kültür mirasını yansıtan özgün atmosferinde, yeni filmler, özel gösterimler ve belgesellerden oluşan seçkisiyle şehirler arası yolculuğuna devam ediyor. Kundura Sinema’dan Wim Wenders Seçkisi Mart ayı film programında yönetmen Wim Wenders’in kült filmleri Kundura Sinema’da beyaz perdeye yansıyor. 1974 yapımı Alice Kentlerde filminde Alman bir gazetecinin ABD’ye gidişi ve ülkedeki her şeyi yabancı bulması üzerine Almanya’ya geri dönüşünü anlatan yönetmen, 1984 yapımı Paris, Texas filmi ile Texas’ta yaşayan ve içine kapanık bir adam olan Travis’in kardeşi ile modern dünyaya ve ailesine yeniden bağlanışına odaklanıyor. Yönetmenin 1987 yapımı Berlin Üzerindeki Gökyüzü filmi ise henüz duvarının yıkılmadığı Berlin sokaklarında geçiyor. Geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden İsviçreli oyuncu Bruno Ganz etkili performansıyla filmde, bir insana aşık olduğu için ölümlü olmak isteyen bir meleği canlandırıyor. Kundura Ekspres Yolculuğa Çıkıyor Film programını oluştururken dünya festivallerini de takip eden Kundura Sinema, izleyicilerini Mart ayı seçkisi ile özel bir tren yolculuğuna davet ediyor. Aynı yıl Berlinale programında yer verilen, Tayland’lı yönetmen Sompot Chidgasornpongse’in ilk filmi, 2017 yapımı Demiryolu Sakinleri belgeseli, Taylandlılar ile Tayland demiryolu arasındaki sıkı bağı keşfe çıkarak Tayland’daki değişim dönemindeki yaşamı anlatıyor. Jim Jarmusch, 2018 yapımı Gizem Treni filminde Memphis’te geçen birbirinden ayrı üç ayrı hikayeyi ustalıkla birbirine bağlıyor ve bir trenin çektiği üç ayrı vagon gibi aynı yöne götürüyor. Wes Anderson’un 2007 yapımı The Darjeeling Limited filmi, babalarının ölüm haberinin ardından Hindistan’a doğru tren yolculuğuna çıkan üç kardeşin birbirlerini tekrar keşfine odaklanıyor. </p>



<p> 8 Mart Kadınlar Günü Özel Programı Kundura Sinema 8 Mart Dünya Kadınlar Günü seçkisinde, yönetmen Ridley Scott’un 1991 yapımı Thelma &amp; Louise filmi ile iki arkadaşın Kaliforniya sokaklarındaki kaçış macerasını izleyici ile buluşturuyor. Geçtiğimiz yıl Berlinale Panorama bölümünde bir sonraki filmiyle yer alan yönetmen Yang Mingming’nin 2012 yapımı, yakın dönem Bağımsız Çin Sineması başarılı örneklerinden olan Kadın Yönetmenler’inde ise film okulundan yeni mezun olmuş arkadaşların hikayesi anlatılıyor. Mart Ayı Programı Yenileri Kundura Sinema izleyicilerinin severek takip ettiği canlı müzik eşliğinde film gösterimleri Mart ayı programında da yerini alıyor. Türkiye’deki izleyicileri ile ilk defa buluşmaya hazırlanan yönetmen Georg Wilhelm Pabst’ın 1929 yapımı sessiz filmi Pandora’nın Kutusu çekiciliği ile herkesi baştan çıkaran ve onları büyük bir trajedinin içine sokan bir dansçının Berlin sokaklarındaki hikayesine odaklanıyor. Deutsche Kinematek’in Martin Koerber yönetiminde restorasyonunu gerçekleştirdiği film, uzun yıllar boyunca restore edilmediği için, yok olmak üzere bir durumdayken dijital teknoloji kullanılarak izleyici ile tekrar buluşma şansına kavuştu. Günümüz teknolojisinin sinema tarihine olan etkisini yansıtması açısından önemli bir gelişme olarak gösterilen ve başrolünü Amerikalı oyuncu Louise Brooks’un canlandırdığı Pandora’nın Kutusu, Yiğit Özatalay ve Mustafa Kemal Emirel’den oluşan Yürüyen Merdiven’in canlı müziği eşliğinde Kundura Sinema izleyicileri ile buluşacak. Fransız Yeni Dalga Sineması’nın ilk temsilcilerinden yönetmen Jacques Rivette’nin 1958 yılında çektiği fakat 1961’de gösterimi gerçekleşen ilk uzun metraj filmi Paris Bize Aittir’de ise birbirlerini pek tanımayan ama ortak bir intihar olayında buluşan 20’li yaşlardaki Parisli bir grupla arkadaş bir edebiyat öğrencisinin hikayesi Paris’in esrarengiz sokakları üzerinden anlatılıyor. Mart Ayında Gösterimi Devam Edenler Mart ayında gösterimi devam eden diğer filmler ise; 2018 yapımı, yönetmen Juho-Pekka Tanskanen&#8217;in ilk filmi Barcelona’yı Beklerken, Jim Jarmusch’un 1991 yapımı Dünyada Bir Gece, Martin Scorsese’nin klasiklerinden 1976 yapımı Taksi Şoförü, yönetmen Michael Mann’ın 2004 yapımı Tetikçinin Gecesi ve geçtiğimiz aylarda Kundura Sinema’nın tarihi atmosferinde film temasına özel hazırlanmış ikramlar ile gerçekleşen gösterimini kaçıranla ile gerçekleşen gösterimini kaçıranlar için ünlü yönetmen Billy Wilder’ın 1959 yapımı Bazıları Sıcak Sever filmi. Kundura Sinema seyircileri, film saatlerine göre özel olarak ayarlanan tekne ve servis hizmetlerinden yararlanabilirler. Güncel film programını takip etmek, bilet satın almak ve ulaşım ile ilgili detaylı bilgi almak için Kundura Sinema hesaplarını ve www.beykozkundura.com internet adresini takip edebilirsiniz. Facebook, Twitter ve Instagram @kundurasinema Facebook, Twitter ve Instagram @beykozkundura </p>



<p><strong>Mart 2019 Gösterim Programı </strong></p>



<p>2 Mart Cumartesi 13.30 | Barcelona’yı Beklerken / Waiting for Barcelona &#8211; 2018, Juho-Pekka Tanskanen </p>



<p>16.00 | Alice Kentlerde / Alice in the Cities &#8211; 1974, Wim Wenders </p>



<p>19.30 | Dünyada Bir Gece / Night On Earth &#8211; 1991, Jim Jarmusch </p>



<p>3 Mart Pazar 16.00 | Taksi Şoförü / Taxi Driver &#8211; 1976, Martin Scorsese </p>



<p>19.30 | Tetikçinin Gecesi / Collateral &#8211; 2004, Michael Mann </p>



<p>8 Mart Cuma &#8211; Dünya Kadınlar Günü Özel Seçkisi &#8211; 2 Film Birden </p>



<p>19.30 | Kadın Yönetmenler / Female Directors &#8211; 2012, Yang Mingming </p>



<p>21.00 | Thelma ve Louise / Thelma &amp; Louise &#8211; 1991, Ridley Scott </p>



<p>9 Mart Cumartesi 16.00 | Gizem Treni / Mystery Train &#8211; 1989, Jim Jarmusch 19.30 | Alice Kentlerde / Alice in the Cities &#8211; 1974, Wim Wenders </p>



<p>10 Mart Pazar 16.00 | Pandora’nın Kutusu / Pandora’s Box &#8211; 1929, Georg Wilhelm Pabst** </p>



<p></p>



<p>19.30 | Berlin Üzerindeki Gökyüzü / Wings of Desire &#8211; 1987, Wim Wenders  </p>



<p>16.00 | Berlin Üzerindeki Gökyüzü / Wings of Desire &#8211; 1987, Wim Wenders </p>



<p>19.30 | Alice Kentlerde / Alice in the Cities &#8211; 1974, Wim Wenders </p>



<p>17 Mart Pazar 16.00 | Paris Bize Aittir / Paris Belongs to Us &#8211; 1961, Jacques Rivette </p>



<p>19.30 | Paris, Texas &#8211; 1984, Wim Wenders </p>



<p>23 Mart Cumartesi 13.30 | Demiryolu Sakinleri / Railway Sleepers &#8211; 2016, Sompot Chidgasornpongse </p>



<p>16.00 | Gizem Treni / Mystery Train &#8211; 1989, Jim Jarmusch </p>



<p>19.30 | The Darjeeling Limited &#8211; 2007, Wes Anderson </p>



<p>24 Mart Pazar 16.00 | Pandora’nın Kutusu / Pandora’s Box &#8211; 1929, Georg Wilhelm Pabst** </p>



<p>19.30 | Paris Bize Aittir / Paris Belongs to Us &#8211; 1961, Jacques Rivette Özel gösterim: 29 Mart Cuma &#8211; </p>



<p>21.00 | Bazıları Sıcak Sever / Some Like It Hot &#8211; 1959, Billy Wilder Dünya Kadınlar Günü Özel Seçkisi &#8211; 2 Film Birden </p>



<p>30 Mart Cumartesi &#8211; 16.00 | Kadın Yönetmenler / Female Directors &#8211; 2012, Yang Mingming </p>



<p>30 Mart Cumartesi &#8211; 19.30 | Thelma ve Louise / Thelma &amp; Louise &#8211; 1991, Ridley Scott </p>



<p>**Yiğit Özatalay ve Mustafa Kemal Emirel’den oluşan Yürüyen Merdiven’in canlı müziği eşliğinde </p>



<p>Bilet Fiyatları Tam &#8211; 30 TL Öğrenci &#8211; 25 TL Barcelona’yı Beklerken – 2 bilet %25 indirim Kadınlar Günü filmleri *Kadın Yönetmenler + Thelma &amp; Louise* &#8211; Kombine bilet 30 TL Pandora’nın Kutusu – 2 bilet %25 indirim Kundura Ekspres *23 Mart filmleri* &#8211; Üç bilet Kombine 45 TL </p>



<p>Ulaşım Bilgileri Deniz Yolu Ulaşımı: Kundura Sinema seyircilerine özel ayarlanan İstinye İskele-Beykoz Kundura arası tekne hizmetinden etkinlik boyunca her gün faydalanabilirsiniz. Kundura Sinema biletinizi göstererek İstinye iskelesi otoparkının Beykoz Kundura misafirlerine özel %25 indiriminden faydalanabilirsiniz </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-mart-ayinda-da-sizlerle/">Kundura Sinema, Mart Ayında da Sizlerle</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-mart-ayinda-da-sizlerle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17225</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Amy Sherman Palladino ve Kadınları – III</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-iii/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-iii/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 25 Feb 2019 05:00:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17150</guid>
				<description><![CDATA[<p>Amy’nin yoğun referanslarla zenginleştirdiği diyalogları sayesinde keşfedebildiğimiz zengin alt yapısına değinecek olursak; Rus edebiyatına olan ilgisini her iki dizide de karakterler üzerinden okumak mümkün. Kitap kurdu olan Rory sık sık Çehov, Dostoyevski, Gogol gibi yazarlar üzerine okumalarından bahsederken; Midge Maisel ailesinin daha pratik bir dalda eğitim almasına dair uyarılara karşın Rus Dili ve Edebiyatı bölümünden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-iii/">Amy Sherman Palladino ve Kadınları – III</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Amy’nin
yoğun referanslarla zenginleştirdiği diyalogları sayesinde keşfedebildiğimiz
zengin alt yapısına değinecek olursak; Rus edebiyatına olan ilgisini her iki
dizide de karakterler üzerinden
okumak mümkün. Kitap kurdu olan Rory sık sık Çehov, Dostoyevski, Gogol gibi
yazarlar üzerine
okumalarından bahsederken; Midge Maisel ailesinin daha pratik bir dalda eğitim
almasına dair uyarılara karşın Rus Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olur. </p>



<p>Oyuncunun
eline uzun ve sonu gelmez cümlelerle
dolu text&#8217;ler vermesiyle ünlü Amy&#8217;nin, yazma üslubunu da bu etki üzerinden izlemek yanlış olmaz.
İdealist, toplumcu ve soyut ögelerin
ağırlıklı olduğu Rus edebiyatı, daha çok
durum ve karakterler üzerinden
ilerlerken psikanalitik açıklamalar
ve uzun diyaloglar öne
çıkar.
Gerçekçi ve bireyci Amerikan edebiyatı ise
somut ve sinemavari olay akışının ön
planda olduğu açıklayıcı
ve kısa diyaloglarla bilinir. Amy&#8217;nin hangi akıma yakın hissettiğini kestirmek
zor değil. </p>



<p>Amy&#8217;nin
her iki dizide de müzisyenler,
yazarlar ve gazetecilerle dolu referansları daha ileri boyutlara taşıyıp yer
yer onları bölümlere konuk ettiği de olur.
Rory&#8217;nin bir çok
kere örnek
aldığını belirttiği meşhur yarı-İranlı gazeteci Christiane Amanpour
mezuniyetinde Rory ile buluşur ve yine The Marvelious Mrs Maisel&#8217;in ilk bölümünde Midge ile dönemin rutin olarak tutuklanan sivri
dilli meşhur komedyeni Lenny Bruce&nbsp; polis
arabasında tanışırlar. Diğer bir bölümünde yine 1950&#8217;lerin öncü aktivistlerinden Jane Jacobs&#8217;un
&#8220;<em>park alanlarından yol ge</em><em>ç</em><em>irme projesine karşı
kadınların sesini </em><em>ç</em><em>ağıran</em>&#8221;
sokak konuşmasının canlandırmasını da izleriz.&nbsp;
</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/kadınlar2.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17151" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/kadınlar2.jpg?w=350&amp;ssl=1 350w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/kadınlar2.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Jane Jacobs – Gazeteci,Yazar,Aktivist</figcaption></figure></div>



<p>Bunların
yanında yazarın Fransız kültürüne ilgisi açıktır. Gilmore Girls&#8217;de; Rory&#8217;nin
odasını Fransız stilinde döşemek
istemesi, Luke&#8217;un kasabaya gelen hippi kardeşi Rönesans temalı bir düğün yapması ya da büyükanne Emily torununa Paris&#8217;i gezisi
yaptırması ve Christopher ile Lorelai&#8217;nin Paris&#8217;te gizlice evlenmeleri
sahnelerinde olduğu gibi Amy her zaman yaratmak istediği atmosferi çoğunlukla diyaloglar ve stüdyo üzerinden işlerken; The Marvelious
Mrs Maisel&#8217;da yönetmen
koltuğuna oturduğunda, Midge’in annesi Rose’u kendi ülkesine yani Fransa’ya
göndererek, 2.sezonu Amazon&#8217;un sağladığı bütçe sayesinde bu şehire yönelik
çelişkili düşüncelerini izleyiciye sunmanın fırsatını yakalayarak açıyor.
Harika sanat etkinlikleri ve fakat bir bayan için tehlikeli olabilecek pastane
ürünleri vardır. Fransa sokaklarında dizi çekerek sanıyorum Amy GG&#8217;de hep
yapmak istediği şeyi sonunda başarmış oldu. </p>



<p>Pek
çok
komedi yapımcısına göre,
bir tür
olarak &#8211;<em>bilhassa g</em><em>ü</em><em>n</em><em>ü</em><em>m</em><em>ü</em><em>k teknik gelişmeleri g</em><em>öz önüne </em><em>alındığında</em>&#8211;&nbsp; komedi çekiminde göz kamaştırıcı ve etkileyici görsellerden uzak durmak mümkün değildir.&nbsp; Komedyen bir babanın (Don Sherman) ve dansçı bir annenin kızı olarak mizahi ve
sanatsal bir bakışa sahip olan Amy&#8217;nin yönetmenliğini üstlendiği bölümlerde bağlantılı sahneler arası
hızlı geçişlerin
fazla iğreti hareketlere maruz kalmadan, akışkan bir biçimde&nbsp; ve görsellerle
beslenerek sunulması yazarlığının yanında kamerayla olan ilişkisinde de
başarısını kanıtlamaktadır. </p>



<p>Amy
bir mizah yazarı olarak hayatın tüm
yönlerini
içeren
insani bir komedi ile
sanatsal bir üslup yaratma yeteneğini birleştirerek ortaya alışık olduğumuz mizah anlayışından çok daha
zengin ve özgün işler çıkarıyor. Bilhassa ülkemizde komedi yapımı içinde
nedense hep bir yergi unsuru barındırıyorken- kendi kendini yergi olsa bile-
bundan daha fazlasının var olabileceğini gösteren işler mutlu ediyor. Sonuçta
komedi insanı güldürür, ama gülmek de kendi içinde çeşitli kollara ayrılıyor
gibi; alay ettiğiniz için gülmek, zekanız tetiklendiği için gülmek, mutlu
olduğunuz için gülmek, sevinçten gülmek, sinirden gülmek ya da memnuniyetten
gülümsemek gibi. Yani aslında insanları güldürmenin türlü türlü yolu var.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/kadınlar3.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17152" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/kadınlar3.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/kadınlar3.jpg?resize=250%2C300&amp;ssl=1 250w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/kadınlar3.jpg?resize=350%2C420&amp;ssl=1 350w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Amy Sherman Palladino</figcaption></figure></div>



<p>Amy&#8217;nin
komedi anlayışına hakim olan humor daha insani ve hakkını verecek kadar da dram
içerikli.
Tüm
karakterler hayatın sorunlarıyla mizahi bir şekilde baş ediyor dahası
sorunların kendisi mizahi bir havada işleniyor ve günlük hayatın detaylarına dair gerçeklikler arka planda kaçınılmazmışçasına doğallıkta bir doku
oluşturuyor.&nbsp; </p>



<p>Özellikle olay akışı tahmin
edilebilir bir ritimle ilerlemek yerine beklenmedik bir twist ile kesilip daha
gerçekçi bir noktaya çekilerek izleyiciyi normal hayatın
dinamiklerine çağırıyor.
Üstelik
bilindik matematiği bozmasına rağmen büyük başarı elde edebilmesi dikkate
değer görünüyor. Özgün mizahi eğilimi ile ani
bir kahkaha attıracak türden
değil ama mutluluk ya da hoşnutluktan gülümseten ya da düşüncelerinizin gıdıklanmasıyla
zekanızı tetikleyen türden
komedi mekanizmalarını birleştiriyor.</p>



<p>Mrs.
Maisel&#8217;in de bir gösterisinde
söylediği
gibi: &#8220;<em>Komedi aşağılanma ve hayal kırıklığından beslenir. Peki bunlar
kadınlardan daha iyi neyi tanımlıyor olabilir</em>.&#8221; Gerçekten de insani yönü ağır basan trajikomediye dair her
türlü malzemeyi birbirinden farklı kadınların deneyimleri aracılığıyla
keşfetmesi evrensel bir gerçekliğe başarıyla değinmesini sağlıyor. Ayrıca
dizilerinde kadının toplumsal kimliğine yönelik kemikleşmiş algıları kırmaya
meydan verecek bir evren yaratması, kendisine sadece eleştiren değil yaptığı iş
ile değer katan bir komedi yazarı olma kimliğini kazanıyor. </p>



<p>Tüm
bunları bir durum komedisi tadında işlemeyi başarabilmesi ise hem başarılı
yazarlığını hem de sektörü olduğu kadar insanları da çok iyi tanıyor olmasını
kanıtlıyor. Gilmore Girls Revival oturumlarından birinde izleyicilerden :
&#8220;<em>Nasıl oluyor da dizide pek fazla
şey olmazken yine de bir sonraki b</em><em>ö</em><em>l</em><em>ü</em><em>mde karakterlere ne olacağına dair
merak uyandırmayı başarıyorsunuz?</em>&#8220;sorusu
geldiğinde Amy şöyle
yanıtlamıştı:</p>



<p>&nbsp;&#8220;<em>Çü</em><em>nk</em><em>ü</em><em> hayat b</em><em>ö</em><em>yledir. B</em><em>ü</em><em>y</em><em>ü</em><em>k ve kimi zaman da ortalama g</em><em>ü</em><em>ndelik şeyler: &#8216;Aman Tanrım
caddeden bir dinazor geliyor&#8217; dan daha etkilidir. Buna meyilliyiz. Bu konuda
Roseanne inanılmaz bir eğitim alanıydı, model &#8220;k</em><em>üçü</em><em>ğ</em><em>ü</em><em> b</em><em>ü</em><em>y</em><em>ü</em><em>lt, b</em><em>ü</em><em>y</em><em>ü</em><em>ğ</em><em>ü</em><em> k</em><em>üçü</em><em>lt&#8221; idi ve genellikle diğer
işlerimde de bu modele bağlı kaldım. </em><em>Çü</em><em>nk</em><em>ü</em><em> ger</em><em>ç</em><em>ekten de en iyi hikaye anlatımının
bu olduğunu d</em><em>ü</em><em>ş</em><em>ü</em><em>n</em><em>ü</em><em>yorum. Hayatı değiştiren o k</em><em>üçü</em><em>k anlardır aslında ve b</em><em>ü</em><em>y</em><em>ü</em><em>k dev meseleler orada o k</em><em>üçü</em><em>k anlara hizmet etmek i</em><em>ç</em><em>in vardır. Benim kişisel anlayışım
bu</em>.&#8221;</p>



<p><strong>Part 3-Son.</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-iii/">Amy Sherman Palladino ve Kadınları – III</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-iii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17150</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Amy Sherman Palladino ve Kadınları &#8211; Gilmore Girls II</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-gilmore-girls-ii/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-gilmore-girls-ii/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 24 Feb 2019 05:00:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17132</guid>
				<description><![CDATA[<p>Amy&#8217;nin diğer kadınlarına gelecek olursak; Lorelai&#8217;nin kızı Rory karakteri ise komedinin içinde yer yer trajediye daha yakın olan konumda. Utangaç, kitap kurdu ve daha beş yaşında gazeteci olmak istediğine karar verebilecek kadar ayakları yere basan Rory&#8217;i özel kılan, dönemin gençlik dizilerinde türlü çılgınlıklar peşinde koşan ergen tiplemelerinden tamamen farklı olmasına karşın oldukça sevilen ve imrenilen [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-gilmore-girls-ii/">Amy Sherman Palladino ve Kadınları &#8211; Gilmore Girls II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Amy&#8217;nin
diğer kadınlarına gelecek olursak; Lorelai&#8217;nin kızı Rory karakteri ise
komedinin içinde
yer yer trajediye daha yakın olan konumda. Utangaç, kitap kurdu ve daha beş yaşında gazeteci olmak
istediğine karar verebilecek kadar ayakları yere basan Rory&#8217;i özel kılan, dönemin gençlik dizilerinde türlü çılgınlıklar peşinde koşan ergen
tiplemelerinden tamamen farklı olmasına karşın oldukça sevilen ve imrenilen bir karakter
olarak öne
çıkmasıdır.
Sürekli
olarak; büyükannesiyle annesi, babasıyla annesi
arasında kalan Rory yetişkinlerin çocukluklarıyla
ve karmaşık dünyasıyla
baş etme sorumluluğunu kendi başına üstlenmesi
gerektiğini hisseder ve kontrolden çıkmasına
izin verilemeyecek kişi olarak kendisini seçer. Sonuç olarak tüm yönleriyle
Rory alışılmış ergen tiplemelerinden farklıdır. </p>



<p>Lorelai
ile kendilerine has aktiviteleri sessiz Alman sinemasından, Astrid Lindgren&#8217;in
Pippi serisine uzanan ve izlerken durmadan konuştukları geniş bir yelpazeden
oluşan film zevkleri ve yeni albümleri
çıktığında
markete koşturdukları alternatif müzik
düşkünlükleri yalnızca ilişkilerine değil
hayatlarındaki farklılıklara ve aile içi
gerilimlere de bir kimlik kazandırmalarına yardımcı olur. Sanat ve edebiyat her
zaman yaşamın içinde
yeniden ve yeni yaşam formları bulmanın bir yolu olmuştur zaten ve bu yaklaşımı
sayesinde Amy karakterlerini ilginç
kılmak için
onları süper
kahramana dönüştürmeye ya da sıradışı olaylara
ihtiyaç duymuyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore2.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17135" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore2.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore2.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore2.jpg?resize=768%2C432&amp;ssl=1 768w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore2.jpg?resize=696%2C392&amp;ssl=1 696w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore2.jpg?resize=747%2C420&amp;ssl=1 747w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Lorelai&#038;Rory</figcaption></figure>



<p>Giderek
ilginçleşen
kadın karakterlerden biri de Rory&#8217;nin en yakın arkadaşı olan Asya&#8217;lı tutucu bir
ailenin kızı Lane&#8217;dir. Rock&#8217;n Roll tutkunu Lane ile son derece dindar annesi
Bayan Kim arasındaki ilişki, Rory&#8217;nin anne-kız ilişkisinin tam tersidir.
Odasında bir klasik Rock tarihi koleksiyonu bulunduran ve akşamları gizlice
Carole King’e rastladığımız müzik
dükkanında
bateri çalmaya
başlayan Lane nihayet kendi müzik
grubunu kurup bir gitarist ile evlenmeye karar verdiğinde annesinin bu sürece uyum sağlama çabasını izlemek
keyiflidir. Lane; Lorelai ve Midge&#8217;den farklı olarak, kendi kimliğini yaşamakla
annesinin beklentilerini karşılamak arasındaki çelişkiyi idare etmeyi içselleştirmiş adeta bir yaşam tarzı
haline getirmiştir. Bu arada her Lane ve Rory diyaloglarında kalem kağıdı hazır
tutup yeni bir rock grubu keşfetmeye hazır olmak isteyebilirsiniz tabi
kelimelerinin hızına yetişebilirseniz</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore3.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17136" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore3.jpg?w=818&amp;ssl=1 818w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore3.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore3.jpg?resize=768%2C511&amp;ssl=1 768w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore3.jpg?resize=696%2C463&amp;ssl=1 696w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore3.jpg?resize=632%2C420&amp;ssl=1 632w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Emily Gilmore, Lorelai Gilmore,Rory Gilmore</figcaption></figure>



<p>Büyükanne Emily, Midge&#8217;in annesi Abe ve
Lane&#8217;in annesi Bayan Kim yetiştirilme biçimlerine göre topluma uyum sağlamaya çalışan ve fakat kendi evlatlarınca
bir şekilde değişime zorlanan kadınlardır.&nbsp;
Gerçekten
de bir noktadan sonra kendi evlatlarını bile şaşırtacak derecede dönüşüm geçirdiklerini de görürüz ki olay örgüsüyle ön plana çıkmayan bu dizilerde büyük dram anları bu seçkin ve dominant kadınlarca
belirlenir.</p>



<p>GG&#8217;de
kasabanın tek ve kadın araba tamircisi olan diğer bir ilginç kadın karakter Gypsy ise hiç de öyle göze sokulmaz, kimse için tuhaf ya da nadir bir durum
olarak ima edilmez ve doğal bir biçimde
diğer karakterlerin arasında gezinir, kasaba toplantılarına katılır ve kendine
has tepkilerini ortaya koyar. Amy; yine göze batanı sıradanlaştırıp, sıradan
olanı trajikleştirme becerisini böylesi
bir karakterle çaktırmadan keskinleştirmiş olur.&nbsp; </p>



<p>Bir
dans öğretmeni
olan Miss Patty ise, hayata bağlı ve son derece hevesli bir kadın olarak ileri
yaşlara meydan okuyan kasabanın uçarı
duayeni. Kendisi de dansçılıktan
gelen Amy&#8217;nin belki de kendinden en çok
bir şeyler kattığı karakterlerden biri olan Miss Patty, diziyi en çekici kılan
şeylerden biri olan kasabanın eğlence ve dans aktivitelerinden sorumludur. The
Marvelious Mrs Maisel&#8217;da 50&#8217;li yıllara has dans gecesi etkinliklerine
rastladığımız gibi; Gilmore Girls Revival bölümlerinde de ilk defa bu denli
uzunca yer verilmiş müzikal
gösterileri izlemiştik.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore4.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17138" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore4.jpg?w=970&amp;ssl=1 970w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore4.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore4.jpg?resize=768%2C432&amp;ssl=1 768w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore4.jpg?resize=696%2C392&amp;ssl=1 696w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/gilmore4.jpg?resize=746%2C420&amp;ssl=1 746w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Lorelai&#038;Rory</figcaption></figure>



<p>Lorelai&#8217;nin
kahve sağlayıcısı ve ruh eşi Luke karakteri ile Midge&#8217;in kocasından ayrıldığı
gece komedi yeteneğini keşfetmesini sağlayan Susie karakteri arasında da müthiş benzerlikler mevcuttur. İkisi
de her daim aklı selim kalabilen ve neredeyse hiç mantık dışı davranmamalarıyla öne çıkan her iki karakterin de kendine
has şapkaları ve homurdanma biçimleri
mevcut. Bununla beraber Luke Lorelai ilişkisi arkadaşlıktan aşk ilişkisine geçerken zıtlıklarıyla ön plana çıkan
naif komedyen Midge ve sert menejeri Susie ikilisi kadın dayanışmasına ve
farklılıkların buluşmasına vurgu yapar. </p>



<p>Kasabanın
sarışın anneleri tarafından dışlanan Lorelai&#8217;nin en yakın arkadaşı aşçı Sookie
ile aralarındaki dostluk bağı ise kadın dayanışmasının ötesindedir. Her
ikisinin de sürekli tekrar eden hatalarına karşın birbirlerini kollamaktan
bıkmayan bu iki yakın arkadaşın arasındaki gerilimli ve bir o kadar
destekleyici ilişki gerçek dostluk bağları konusunda hayali varsayımlardan ve
gerekliliklerden uzak bir perspektif sunar. </p>



<p><strong>Part II Sonu.</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-gilmore-girls-ii/">Amy Sherman Palladino ve Kadınları &#8211; Gilmore Girls II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-gilmore-girls-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17132</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Amy Sherman Palladino ve Kadınları: The Marvelious Maisel &#8211; I</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-the-marvelious-maisel-i/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-the-marvelious-maisel-i/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 23 Feb 2019 05:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17120</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8211;Seviyor musun? -Neyi? -Stand up&#8217;ı. Seviyor musun? -Şöyle açıklayayım. Dünyada stand up dışında para kazandırabilecek bir iş bulsam kesinlikle o işi yapardım. Ne olursa. Buna Ku Klux Klan&#8217;ın kuru temizlemecisi, sakat bir çocuğun portrecisi ya da mezbaha görevlisi olmak dahil. Biri gelse; Leonard ya adamın kafasını yiyeceksin ya da&#160; Capa&#8217;da haftada iki kez sahne alacaksın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-the-marvelious-maisel-i/">Amy Sherman Palladino ve Kadınları: The Marvelious Maisel &#8211; I</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8211;<em>Seviyor
musun?</em></p>



<p><em>-Neyi?</em></p>



<p><em>-Stand
up&#8217;ı. Seviyor musun?</em></p>



<p><em>-Şöyle açıklayayım. Dünyada stand up dışında para kazandırabilecek bir iş bulsam kesinlikle o işi yapardım. Ne olursa. Buna Ku Klux Klan&#8217;ın kuru temizlemecisi, sakat bir çocuğun portrecisi ya da mezbaha görevlisi olmak dahil. Biri gelse; Leonard ya adamın kafasını yiyeceksin ya da&nbsp; Capa&#8217;da haftada iki kez sahne alacaksın dese, tuzu uzatmasını söylerim. Bu berbat bir iş. Böyle bir şey hiç var olmamalı. Tıpkı kanser gibi ya da Tanrı gibi.&#8221;</em></p>



<p><em>-Ama
seviyor musun?</em></p>



<p><em>-(Adam
ellerini &#8220;Ne diyebilirim ki&#8221; dercesine kaldırır)</em></p>



<p><em>&#8211;
(Kadın d</em><em>ü</em><em>ş</em><em>ü</em><em>n</em><em>ü</em><em>r) Evet. Seviyor.</em></p>



<p>Primetime Emmy Ödülleri&#8217;nde 4 ayrı dalda ödül toplayan ve farklı ödül törenlerinde yer aldığı kategorilerde
toplam 14 ödül sahibi olan 2018 yapımı komedi
dizisi The Marvelious Mrs Maisel, Amy Sherman Palladino&#8217;ya hem &#8220;komedi
yazarlığı&#8221; hem de &#8220;komedi yönetmenliği&#8221;
ödülünü aynı anda kazandırırken diğer
yandan Emmys&#8217;in 70 yıllık televizyon tarihinde bir ilk gerçekleştirerek 2004 yapımı
&#8220;Arrested Development&#8221; dizisinden bu yana özel kategorilerde ödülleri arka arkaya toplayan ilk
komedi dizisi oldu. Dizinin bu başarıyı, karşısında &#8220;Game of Thrones&#8221;
gibi sıkı bir rekabete rağmen elde ettiğini de unutmamak gerek.</p>



<p>1988
yapımı bir hit komedi dizisi olan Roseanne &#8216;nin 3.sezonundan itibaren senaryo
yazarı olarak kariyerine ilk adımı attıktan sonra, 2000-2008 yılları arasında
oynamış olan ve 2016 yılında Revival bölümleriyle tekrar seyircisiyle
buluşan &#8220;Gilmore Girls&#8221; ile aile ve dram türünde başarısını kanıtlayan Amy
Sherman Palladino, mizah yeteneğini öne çıkardığı The Marvelious Mrs
Maisel&#8217;da da yine kendi imzası olduğunu belli eden çizgiler barındırıyor.</p>



<p>Hem
senaristliğini hem de pek çok
bölümde yönetmenliğini üstlendiği 2017 yapımı dizi The
Marvelious Mrs Maisel, 1950&#8217;lerin New York&#8217;unda, Yukarı Batı Yakası bölgesinde geçen bir tür Amerikan Avangardı ile Amerikan Rüyasının çatışması komedisi. Amy, ortaya
yalnızca bir dizi senaryosu koymakla yetinmeyerek hem görsel detaylar hem de nitelikli
referanslarla; 1950 sonlarında Amerika&#8217;da hakim olan yeni tür sosyalleşmenin ve gelişmekte yeni
alt-kültürün özelliklerine, beat kuşağına,
avangart cazına ve etki altına almaya başladığı yeni nesile dair izlenimlerini
absürd
ve çatışmacı
bir yaklaşımla seyirciye sunuyor.&nbsp; </p>



<p>Dönemin, Batı Yakası ve şehir
merkezine dair farklılıklar ve günlük yaşamlarına dair&nbsp; ilginç ve çarpıcı detayları gerçekçi bir şekilde işliyor; bunun
yanında tüm
Amy tarzı işlerin anahtarı olan sınırsız referanslar bu dizide komedi alanında
yoğunlaşıyor ve dönemin
ünlü kadın komedyenlerinden Joan
Rivers, Pyliss Diller ve Sarah Silverman gibi isimlere yönelik atıflar ya da esinlenmelere
bolca rastlanıyor. </p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/themarvilious2.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17123" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/themarvilious2.jpg?w=788&amp;ssl=1 788w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/themarvilious2.jpg?resize=300%2C190&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/themarvilious2.jpg?resize=768%2C487&amp;ssl=1 768w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/themarvilious2.jpg?resize=696%2C442&amp;ssl=1 696w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/themarvilious2.jpg?resize=662%2C420&amp;ssl=1 662w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Miriam Midge Maisel </figcaption></figure>



<p>Fotoğraf
I: Miriam Midge Maisel </p>



<p>Dönemin meşhur Amerikan Rüyasına karşı çıkmaya başlayan gençlerinin yaşadığı çatışmayı, kusursuz bir evliliğe
sahip olan Midge ve Joel çiftinin
sorunları üzerinden
izliyoruz. Harika bir evlilik yürütmekte olan mükemmel kadın Midge ve kusursuz koca
Joel ilişkisinde şimdi herşey böyle
mükemmel
mi gidecek dedirten tüm
o varlıklı aile, gösterişli
mekanlar ve kıyafetlerle tanıştığımız uzun girişten sonra bir anda her şeyin
dağıldığı noktaya hızlı bir geçiş
olur. Gündüzleri aile şirketinde çalışmaya mecbur olan Joel akşamları
stand-up gösterileri
yapmaktadır ve eşinin olağanüstü sayılabilecek yardımlarıyla içten içe ünlü bir komedyenliğin hayalini
kurmaktadır. Gaslight&#8217;ta sahne aldığı bir gece, eşinin önerisiyle doğaçlamaya başvurmasının ardından gelen
sahne krizi onu herşeyi itiraf etmeye sevk eder.&nbsp; Bu olaylar zinciri ile Midge için kendi doğal komedi yeteneğini
keşfetmenin yolu açılır.
Miriam Midge, evlilikten komediye geçmeye
karar veren &#8220;aykırı kadın&#8221; olarak yeni kimliğine geçiş yapar.</p>



<p>Dizinin
akışı içerisinde,
olayların bir kartopu gibi etraftaki herşeyi toparlayarak ve içine katarak ilerlediğini görüyoruz. Beklentilerin tam belli bir
yönde
gidecek derken başka bir yöne
çekilmesi
ilginç
gelişmeler doğuruyor. Normalde senaryolarda twist denilen bu taktiğin daha çok aksiyon yapımlarında olaya
heyecan katmak için
yapıldığını görsek
de bu tür
durum akışı ağırlıklı bir dizide rastlamak karakterleri oldukça ilgi çekici
kılan şey olabilir. Çünkü hiçbir zaman beklenileni yapmıyorlar.&nbsp; </p>



<p>Başlangıçta Midge&#8217;in bir noktada süper kahramana dönüşeceğini filan sandığımız The
Marvelious Mrs Maisel tıpkı Gilmore Girls dizisi gibi aile hayatı, ikili
ilişkiler, evlilik ve kariyer hayatı gibi konular üzerine kurulur. Hayatına
kendisinden beklenilenin dışında bir yön
çizen
Midge&#8217;in komedi yeteneğini kovalama çabası
sürecinde aile içinde yarattığı gerilim ve çatışmaları izleriz. 16 yaşında
hamile kalan Lorelai da bu olaydan sonra baskısına dayanamadığı ailesinin
kontrolünde
yaşayamayacağına çok
erken yaşta karar vermiş ve kendi hayatını kuracağı Stars Hollow adlı kasabaya
yerleşmişti. Midge ise bağımsızlığına olan ihtiyacını ilk defa kocası onu terk
ettiği zaman fark eder. İlk spotane gösteri
gecesinde tutuklandığı arabada tanıştığı; dönemin rutin olarak tutuklanan ünlü komedyeni Lenny Bruce, hem Midge&#8217;e
bu komedi dünyasının
zorluklarını gösteriyor
hem de bu işin kendisi için
nasıl da vazgeçilmez
olduğunu ifade ediyor. Yukarıda alıntı yaptığım bu sohbet, Midge&#8217;in yeni
kariyeri için
neleri göze
alıp almayacağı hakkında fikir sahibi olmasını sağlıyor</p>



<p>Amy
tarafından; egosu yüzünden kendi kafasına büyük bir darbe indirdi şeklinde
tanımlanan Joel karakteri ise her şeye rağmen,&nbsp;
dizide kötü adam ya da düşman olarak işlenmiyor. Aksine müthiş bir hata yapan ve epik bir biçimde bunun bedelini ödeyecek olduğundan söz eder ki; karakterin bu şekilde
aslında diziye daha fazla hizmet ettiğini söyler. Bu da Midge ile devam eden
ilişkilerine biraz trajedi biraz da acı tatlı bir özellik katar. Öyle ki ikinci
sezonda her yıl aynı ailelerin yaz tatillerini geçirdikleri klasikleşmiş bir
yer olan Catskills’deki eğlence gecesinde Joel’un Midge’e “<em>Hadi herkesin kafasını karıştıralım mı</em>” deyip dansa kaldırdığı
bölümde onu sevebilirsiniz bile. Aynı durumu Gilmore Girls’deki biraz sorumsuz
ve uçarı ama yine de sevilen ve tamamen dışlanmayan baba figürü olan
Christopher karakteri için söylemek mümkün. </p>



<p>Gilmore
Girls; sekiz yıl boyunca herhangi bir Emmy ödülü almamakla beraber, Amy&#8217;e esas
tanınırlığını getiren ve dünya
çapında
kendi fan ailesini oluşturan bir dizi olarak; konu ve karakterleri bakımından pek
çok açıdan The Marvelious Mrs Maisel&#8217;in geleceğinin habercisi sayılabilir.&nbsp; </p>



<p>Bunun
nedenini anlamak için
öncelikle
Gilmore Girls&#8217;ün
1.sezonunda &#8220;<em>Donna Reed Show&#8221; </em>adlı bölüme gitmek yeterli. Donna Reed,
Gilmore Girls&#8217;ün
mizah kraliçesi
Lorelai&#8217;nin tanımıyla; “<em>1950&#8217;li yılların y</em><em>ü</em><em>z</em><em>ü</em><em>nde muhteşem g</em><em>ü</em><em>l</em><em>ü</em><em>msemesi, ayağında y</em><em>ü</em><em>ksek topukluları eksik
olmayan ve sa</em><em>ç</em><em>ları
</em><em>ç</em><em>eki</em><em>ç</em><em>le vurana kadar bozulmayacak
gibi duran m</em><em>ü</em><em>kemmel
annesi…” </em>Gilmore Girls&#8217;de anne-kızın eğlenerek izlediği bir
TV gösterisi
olmakla beraber Amy&#8217;nin bir zamanlar kendi babasının da (Don Sherman) komedyen
olduğu bu döneme
ait izlenimlerini yansıtması için
mükemmel
fırsat. Her ne kadar başlangıçta
Donna Reed, Gilmore kızlarının hicivlerine maruz kalsa da Rory&#8217;nin sevgilisine
süpriz
yapmak için
onun gibi giyindiği son sahnedeki diyaloglar ile Donna Reed&#8217;in aslında tarihte
&#8220;ilk kendi TV programını yapan kadın&#8221; olma ünvanına sahip olduğunu ve hatta
kurabiye süt
ikilisini de icat eden kadın olduğunu öğreniriz.
Bu kısım şüpheli
görünse de izleyiciye önce belli bir düşünce zemininden yaklaşıp sonra onun
tamamen aksi bir yöne
de gidilebileceğini göstermesi
bakımından hoştur.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/themarvilious3.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17125" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/themarvilious3.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/themarvilious3.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/themarvilious3.jpg?resize=80%2C60&amp;ssl=1 80w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/02/themarvilious3.jpg?resize=265%2C198&amp;ssl=1 265w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>The Donna Reed Show </figcaption></figure></div>



<p>Gilmore
Girls&#8217;ün
hemen her bölümünde sanat, tarih, sinema ve özellikle müzisyenler açısından bolca referanslardan oluşan
uzun satır aralarında kendi birikim ve bakış açısını okuyabileceğiniz Amy, belli
bir konuyu işlerken küçüğü büyültmenin, tersi düz etmenin, önyargıların ötesine gidebilmenin altını belli
belirsiz çizmektedir.
Kadınların eklektik karakterlerini ve dönüşümlerini ele almak bu türden mesajlar verebilmek adında en
belirleyici tema olmuş gibi görünüyor. </p>



<p>Lorelai
ve Midge karakterlerinin ilk bakışta göze
çarpan
ortak yönleri
her ikisinin de hızlı konuşması, hazır cevap olması ve espri yapmadan
duramamaları. Her ne kadar burada komedyen Midge olsa da benim için esas nüktedanlık kraliçesi hep Lorelai olarak kalacaktır. </p>



<p>Her
ne kadar 50&#8217;lerin Amerika&#8217;sında bir grup insan, devlete ve toplumun kontrolcü kesimine karşı &#8220;<em>beni rahat
bırak</em>&#8221; demeye başlamış olsa da kadın söz konusu olduğunda bu tavır hep
daha dramatik ve daha yüksek
sesli bir olaylar silsilesine dönüşür ki bu durum günümüz için de hala geçerli. Her iki dizide de kadının
bireyselleşme süreci,
ailesini ve yakın çevresini
de içine
dahil olmaya zorlayan daha büyük bir değişime yol açıyor.&nbsp;&nbsp; &#8220;<em>Bu komedi işinin y</em><em>ü</em><em>r</em><em>ü</em><em>mesi gerek, </em><em>çü</em><em>nk</em><em>ü</em><em> ortaya </em><em>ç</em><em>ıktığında yalnızca beni
değil t</em><em>ü</em><em>m
ailemi etkileyecek&#8221;&nbsp; </em>diyor
Midge yeni menejeri Susie&#8217;ye. Aynı şekilde Lorelai da hamile kalıp evden
ayrıldığında tüm
cemiyete rezil olan ailesinin geri kalan yaşamını kökten değiştirmişti.</p>



<p><strong><em>Part
I Sonu. </em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-the-marvelious-maisel-i/">Amy Sherman Palladino ve Kadınları: The Marvelious Maisel &#8211; I</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/amy-sherman-palladino-ve-kadinlari-the-marvelious-maisel-i/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17120</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Beykoz Kundura Sinema Şubat Ayı Programı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-subat-ayi-programi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-subat-ayi-programi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Feb 2019 06:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16898</guid>
				<description><![CDATA[<p>YENİ TEMALAR YENİ ŞEHİRLER VE DAHA FAZLASI KUNDURASİNEMA ŞUBAT AYI PROGRAMINDA Kundura Sinema Şubat ayı programında sinemaseverleri farklı temalar ve farklı şehirlerle buluşturmaya devam ediyor. Düzenli film programı ile şehri merkezine alan film gösterimlerine Şubat ayında sevgililer günü ve sömestre tatiline özel film seçkileri dahil oluyor.Beykoz Kundura’nın geçmişindeki film gösterim geleneğinden yola çıkarak fabrikanın kalbi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-subat-ayi-programi/">Beykoz Kundura Sinema Şubat Ayı Programı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>YENİ TEMALAR YENİ ŞEHİRLER VE DAHA FAZLASI KUNDURA<br />SİNEMA ŞUBAT AYI PROGRAMINDA</p>



<p>Kundura Sinema Şubat ayı programında sinemaseverleri farklı temalar ve farklı şehirlerle buluşturmaya devam ediyor. Düzenli film programı ile şehri merkezine alan film gösterimlerine Şubat ayında sevgililer günü ve sömestre tatiline özel film seçkileri dahil oluyor.<br />Beykoz Kundura’nın geçmişindeki film gösterim geleneğinden yola çıkarak fabrikanın kalbi olarak nitelendirilen kazan dairesinin bir bölümüne yerleşen Kundura Sinema Şubat 2019 programı ile izleyicileri kültür mirasının bir parçası olmaya davet ediyor.<br />Şubat Ayı Yenileri Şubat ayı film programında sevgililer günü seçkisinin yanında ikisi belgesel olmak üzere beş yeni film izleyiciler ile buluşmaya hazırlanıyor. Şubat ayı yenilikleri arasında programa eklenen 13.30 seansları ve hafta içi gösterimleri de izleyicileri Kundura Sinema’da bekliyor.<br />İzleyiciler Polonyalı yönetmen Ewa Podgórska ’nın 2018 yapımı Diagnosis belgeseli ile bir şehrin bilinçaltına inerken, Jim Jarmusch ’un 1991 yapımı Dünyada Bir Gece ile Los Angeles , New York , Paris , Roma ve Helsinki &#8216;deki şehri turlayan taksi şoförlerinin hikayelerine konuk olacak. 2018 yapımı, yönetmen Juho-Pekka Tanskanen &#8216;in belgesel ilk filmi Barselona’yı Beklerken ’ de evsiz bir adamın gözünden Barselona şehri<br />izleyicilerle buluşacak. Yaşayan en büyük yönetmenlerden Martin Scorsese ’nin klasiklerinden 1976 yapımı Taksi Şoförü , geceleri New York ’un bütün sokaklarını dolaşan taksi şoförü Travis Bickle’in hayatına izleyicileri konuk edecek. Odağına bir başka taksicinin hikayesini konu alan yönetmen Michael Mann’ın 2004 yapımı Tetikçinin Gecesi filminde ise soğukkanlı kiralık katil Vincent ile sürekli hayallerini erteleyen taksi şoförü Max’in gece boyunca Los Angeles şehrinde süren macerası anlatılıyor.<br />Kundura Sinema’dan Sevgililer Günü Seçkisi (14-17 Şubat 2019)<br />Yönetmen Leo McCarey ’in 1957 yapımı Unutulmayan Aşk filmi çapkın Nickie Ferrante ve caz sanatçısı Terry McKay’in nefes kesen aşk hikayesini konu alıyor.<br />Birbirlerine duydukları aşkın kanıtlanması New York şehrinin ünlü gökdeleni Empire State’deki buluşmaya bağlıdır.<br />1942 yapımı yönetmen Michael Curtiz ’in hafızalardan silinmeyen Kazablanka filmi ise İkinci Dünya savaşı sırasında Fas’ın Kazablanka kentinde Hitler’den kaçan Avrupalıları anatıyor. Ana karakter Rick Blaine’in eski aşkı Ilsa ve direniş lideri kocası Victor Laszlo<br />ile karşılaşmasını konu alan filmde Rick, Ilsa ve Victor’un şehirden kaçmalarını sağlayabilecek tek kişidir.<br />William Wyler’ ın 1953 yapımı, dönemin en eğlenceli filmleri arasında gösterilen Roma Tatili filminde modern zaman prensesi Ann’in Roma macerası izleyiciler ile buluşuyor. Audrey Hepburn ’e En İyi Kadın Kadın Oyuncu Akademi Ödülü’nü kazandıran Roma Tatili , tek başına Roma ’yı keşfe çıkan Ann ve gazeteci olduğunu gizleyen Joe’un aşk hikayesini anlatıyor.<br />Sömestre Tatili Özel Programı (3 Şubat 2019) Kundura Sinema Şubat ayı seçkisinde sömestre tatiline özel, hem yetişkinlerin hem de çocukların severek izleyeceği Fındık İşi 2 filmi yer alıyor. Yönetmen Cal Brunken<br />2012 yapımı bu filminde Oakton şehrinin karanlık, çıkmaz sokaklarından uzak, fındık dükkanında keyifli ve eğlenceli günler geçiren sincap Surly ve arkadaşlarının çıkan bir kaza sonucu huzurlu yuvalarından oluşunu konu alan film 3 Şubat Pazar günü saat 13.30’da gösterilecek.</p>



<p> Özel Gösterim: Bazıları Sıcak Sever (22 Şubat 2019)<br /> Kundura Sinema, 2018-2019 programının ilk özel gösterimini geçtiğimiz ay Billy Wilder ’ın 1959 yapımı restorasyonu yeni tamamlanmış Bazıları Sıcak Sever ile yaptı. Başrollerinde Tony Curtis, Jack Lemmon ve Marilyn Monroe’ nun yer aldığı, gangsterlerden kaçmak için kadın kılığına giren işsiz müzisyenler Joe ve Jerry’nin başına gelenleri konu alan filmi kaçıranlar için ikinci bir fırsat Şubat ayında Kundura Sinema’da.<br /> </p>



<p>Kundura Sinema’da Gösterimi Devam Eden Filmler<br /> Agnes Varda ’nın 1962 yapımı kült filmi 5’ten 7’ye Cléo 60’lı yılların Paris &#8216;inde geçiyor. Hastanenin önünde biyopsi sonuçlarını bekleyen genç ve güzel şarkıcı Cléo’nun sabah saat 5’ten 6 buçuğa kadarki gezintisini gözler önüne seriyor. </p>



<p>1975 yapımı Bir Çakalın Yolculuğu ’ nda yönetmen Djibril Diop Mambéty Fransa’ya gitmek üzere Senegal’in Dakar kentinden ayrılmaya karar veren iki aşığı konu alıyor. </p>



<p>Geçmişi Olmayan Adam ’da, Fin sinemasının ünlü melankolik yönetmeni Aki Kaurasmäki , izleyicileri Helsinki ’de hafıza kaybına uğramış bir adamın hayatına tanık olmaya davet ediyor.</p>



<p> Fried rich Wilhelm Murnau ’nun sinema tarihinin başyapıtlarından biri olarak kabul edilen, 1924 yapımı Berlin ’de lüks bir otelin kapı görevlisinin hikayesinin anlatan sessiz filmi Son Adam ’ın restore gösterimi Şubat ayında da Yiğit Özatalay ve Mustafa Kemal Emirel’den oluşan Yürüyen Merdiven ’in canlı müziği eşliğinde izleyiciyl e buluşacak.</p>



<p>Kundura Sinema seyircileri, film saatlerine göre özel olarak ayarlanan tekne ve servis hizmetlerinden yararlanabilirler. Güncel film programını takip etmek, bilet satın almak ve ulaşım ile ilgili detaylı bilgi almak için Kundura Sinema hesaplarını ve www.beykozkundura.com internet adresini takip edebilirsiniz.</p>



<p> Facebook, Twitter ve Instagram @kundurasinema /// @beykozkundura</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-subat-ayi-programi/">Beykoz Kundura Sinema Şubat Ayı Programı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kundura-sinema-subat-ayi-programi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16898</post-id>	</item>
		<item>
		<title>13 Reasons Why</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/13-reasons-why/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/13-reasons-why/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Feb 2019 06:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Baran Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16845</guid>
				<description><![CDATA[<p>Son zamanların en beğenilen dizilerinden biri; 13 Reasons Why İlk bakış; Dizi lisede intihar eden genç kız Hannah’ın ölmesine neden olan 13 arkadaşına kaset doldurup onlara göndermesi. Konusu bakımından anlamlı, işleyişi bakımından gizemli, birden fazla hikaye anlatıldığı için ilgi çekici. Dizinin ana teması; Hannah’nın intiharı. Hannah büyük hayallerle mahallesine taşınmış, yeni okuluna adapte olmaktadır fakat [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/13-reasons-why/">13 Reasons Why</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Son zamanların en beğenilen dizilerinden biri; 13 Reasons Why<br /> <br /> İlk bakış; Dizi lisede intihar eden genç kız Hannah’ın ölmesine neden olan 13 arkadaşına kaset doldurup onlara göndermesi. <br /> Konusu bakımından anlamlı, işleyişi bakımından gizemli, birden fazla hikaye anlatıldığı için ilgi çekici.<br /> <br /> Dizinin ana teması; Hannah’nın intiharı. Hannah büyük hayallerle mahallesine taşınmış, yeni okuluna adapte olmaktadır fakat işler istediği gibi gitmez ve bir süre sonra intihar eder. İşte tam bu sırada başlar dizi.<br /> <br /> Hannah’nın en yakın arkadaşı Clay’e (aynı zamanda Hannah’dan hoşlanmasına rağmen bir türlü söylememiştir.) içinde bir sürü kasetin bulunduğu kutu gelir. Kasetleri dinlemeye başlayan utangaç aşık genç biranda şok olur. Kasetler Hannah hakkındadır.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/01/MV5BNDgwNDU2MjgwMl5BMl5BanBnXkFtZTgwMTE2NzQ0NTM@._V1_.jpg?resize=201%2C298&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-16847" width="201" height="298" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/01/MV5BNDgwNDU2MjgwMl5BMl5BanBnXkFtZTgwMTE2NzQ0NTM@._V1_.jpg?w=337&amp;ssl=1 337w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/01/MV5BNDgwNDU2MjgwMl5BMl5BanBnXkFtZTgwMTE2NzQ0NTM@._V1_.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/01/MV5BNDgwNDU2MjgwMl5BMl5BanBnXkFtZTgwMTE2NzQ0NTM@._V1_.jpg?resize=283%2C420&amp;ssl=1 283w" sizes="(max-width: 201px) 100vw, 201px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p><br /> <br /> Hannah intihar etmeden önce kendisini bu yola sürükleyen, hayatının bitmesine neden olanlara ithafen 13 tane kaset hazırlamıştır. Kaseti alan kişi hepsini dinler, başkasına verir eğer vermez ise onu büyük bir sorun beklemektedir.<br /> <br /> 1 sezon Clay’in kasetleri dinlemesi ile geçer. İzlemek o kadar zordu ki benim için. Çoğumuz eğitim hayatımızda zorbalıklarla, kötülüklerle, dalga geçmelerle karşılaşmış veya şahit olmuşuzdur. Hannah’ın başına gelenler çok acı. İzlerken çoğu yerde “Gerçekten bu kız bunları nasıl yaşamış? Hiç mi yardım edem olmamış? Neden yardım istememiş? Arkadaşları ona kötülük yapmasına rağmen neden hala aynı ortamda?” şeklinde sorular sordum kendime. “Ben olsaydım” birçok şeyi yapmazdım&#8230; Belki de yapardım. İnsan yaşamadıkça anlayamıyor ama gerçekten birkaç sahnesi yok artık bu kadar da olmaz dedirtiyor. Karşısına kurtulması için sayısız seçenekler çıktı ama görmedi/göremedi.<br /> <br /> Bir müddet sonra diziyi izlerken sadece Hannah değilde diğer çocukların gözünden de bakmaya başladım. Hepsinin ayrı ayrı baş etmeye çalıştığı sorunlar var. Onlar destek yerine köstek olmayı seçmiş, bir kızın üzerine atmaya çalışmışlar yaşadıklarını.<br /> <br /> Veeee&#8230;<br /> Gene aile aile aile.<br /> Sorunlar yaşayan çocukların ailesini gösterdiklerinde neden olduğunu anlıyor insan. Birisinin babası başka adayı dolayısı ile oğlan hiç hata yapmamalı, birisinin annesi çocuğunu mükemmel yapmaya çalışıyor haya kabul etmiyor, birisinin babası baskıcı ve zorba..<br /> <br /> İzlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Bazı sahneler “pöf” dedirtti bana hatta ikinci sezona başlamak istemedim ama başladım iyi ki de başlamışım.<br /> <br /> Her dizinin sonunda;<br /> “Eğer bu durumda iseniz veya yaşayan bir kişi varsa lütfen bunu sitemize girip bildirin.” diyor..<br /> Çok güzel değil mi??? </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/13-reasons-why/">13 Reasons Why</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/13-reasons-why/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16845</post-id>	</item>
		<item>
		<title>The Good Place&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/the-good-place/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/the-good-place/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 24 Jan 2019 06:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Baran Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16760</guid>
				<description><![CDATA[<p>Herkese merhabalar; Sıcak sıcak dizi önerisi geliyor: The Good Place.. Güzel, eğlenceli, kafamızı yormayacak, 20 dakikalık bir dizi arıyorduk. Aradığımızı sonunda bulduk; The Good Place. Dizinin bir kapının önünde bekleyen bir kız ile başlar. Bu kız; Elenaor&#8217;dur. Elenaor ölmüş ve İyi Yer&#8217;e (Good Place) gelmiştir fakat bu işte bir problem vardır çünkü Elenaor aslında vurdumduymaz, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/the-good-place/">The Good Place&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Herkese merhabalar;</p>



<p>Sıcak sıcak dizi önerisi geliyor: The Good Place..</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/01/220px-The_Good_Place_season_1.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-16761" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/01/220px-The_Good_Place_season_1.jpg?w=220&amp;ssl=1 220w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/01/220px-The_Good_Place_season_1.jpg?resize=212%2C300&amp;ssl=1 212w" sizes="(max-width: 220px) 100vw, 220px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Güzel, eğlenceli, kafamızı yormayacak, 20 dakikalık bir dizi
arıyorduk. Aradığımızı sonunda bulduk; The Good Place.</p>



<p>Dizinin bir kapının önünde bekleyen bir kız ile başlar. Bu
kız; Elenaor&#8217;dur. Elenaor ölmüş ve İyi Yer&#8217;e (Good Place) gelmiştir fakat bu
işte bir problem vardır çünkü Elenaor aslında vurdumduymaz, bencil, kendini
düşünen ve o şekilde yaşayan bir kızdır. İyi Yer&#8217;de olması imkansızdır. Bu
sırada kendisine ruh eşi olarak tayin edilen ahlak prof. Chidi ile arkadaş
olmaya ondan iyi bir insan olması için yardım ister. Dizi Michael (İyi Yer&#8217;in
mimarı), Chidi (Ahlak Prof.), Elenaor (Bencil olmasına rağmen İyi Yer&#8217;de olan
kadın), Tahani (Yardımsever ama bir o kadar kendini seven kadın), Jianyu Li
(Tahani&#8217;nin ruh eşi ve saf bir adam) üzerinde kuruludur. </p>



<p>Her bölüm ayrı eğlenceli ayrı komik. Dizide bir konu ve bir
yer olduğu için insanı sıkacak gibi geliyor ama hiç öyle değil. Her bölümde
işlenen konu, devam eden hikaye ve içerdiği gizem sayesinde izleyeni merak
ettiriyor. Hatta birinci sezenon sonunda &#8221;Yok galiba devam etmeyeceğim. Ne
kadar senaryo değişebilir ki&#8221; dedim ama izlemeye devam ettim iyi ki izlemeye
devam etmişim. İkinci sezon birincisinden daha güzel bence ve bu şekilde devam
edeceğini düşünüyorum. </p>



<p>Dizi hakkında bilgi; </p>



<p><strong>Adı:</strong> The Good Place</p>



<p><strong>Türkçe Adı:</strong> İyi Yer</p>



<p><strong>Kanal:</strong> Netflix</p>



<p><strong>Süre:</strong> 20 Dakika</p>



<p><strong>Yayın Yılı:</strong> 2016 – (şuan 3. sezondalar.)</p>



<p><strong>Oyuncular:</strong></p>



<ul><li>Elenaor: Kristen Bell</li><li>Chidi: William Jackson Harper</li><li>Tahani: Jameela Jamil</li><li>Janet: D&#8217;Arcy Carden</li><li>Jason: Manny Jacinto</li><li>Michael: Ted Danson</li></ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/the-good-place/">The Good Place&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/the-good-place/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16760</post-id>	</item>
		<item>
		<title>The Haunting Of Hill House</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/the-haunting-of-hill-house/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/the-haunting-of-hill-house/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 30 Dec 2018 05:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Baran Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16564</guid>
				<description><![CDATA[<p>Herkese merhabalar; Bugünün dizisi; The Haunting of Hill House. Korku hatta gerilim filmlerini sevmeyen bir insan olarak dizisinin afişini bile görmem yetti. &#8221;Asla izlemem, başına bile bakmam.&#8221; dedim&#8230;. ve baskı ile izlemeye başladım. İyi ki izlemişim. Nasıl başladım nasıl bitirdim bilmiyorum. O kadar beğendim ve sevdim ki&#8230; Elim sürekli gözümde olsa bile izledim&#8230; 🙂 🙂 [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/the-haunting-of-hill-house/">The Haunting Of Hill House</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Herkese merhabalar;</p>



<p>Bugünün dizisi; The Haunting of Hill House. Korku hatta
gerilim filmlerini sevmeyen bir insan olarak dizisinin afişini bile görmem
yetti. &#8221;Asla izlemem, başına bile bakmam.&#8221; dedim&#8230;. ve baskı ile izlemeye
başladım. İyi ki izlemişim. Nasıl başladım nasıl bitirdim bilmiyorum. O kadar
beğendim ve sevdim ki&#8230; Elim sürekli gözümde olsa bile izledim&#8230; <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>



<p>Yazıma dizi hakkında bilgi ile başlayayım;</p>



<p>&#8221;10 bölümden oluşan&nbsp;<em>The Haunting of Hill House</em>,&nbsp;<a href="http://www.beyazperde.com/sanatcilar/sanatci-94308/">Shirley
Jackson</a>’ın aynı adlı ünlü romanından yola
çıkıyor. Kitabın modern bir uyarlaması yapım, daha sonra ülke çapında “perili
köşk” olarak ünlenecek bir evde büyüyen kardeşlerin hikayesini anlatıyor.
Yıllar sonra yeniden buluşan kardeşler, Hill House adındaki bu yerle ve
geçmişten gelen hayaletlerle yüzleşmek zorundadır.Netflix, yeni orijinal dizisi&nbsp;<a href="http://www.beyazperde.com/diziler/dizi-21978/">The Haunting of Hill House</a>’un ilk görsellerini ve prömiyer tarihini paylaştı. Korku
türündeki dizi 12 Ekim’de Netflix’te gösterime giriyor.&#8221; (beyazperde.com)</p>



<p>Diziye korku ile başladım ama
aslında içerisinde&nbsp; korku dışında dram,
sevgi, üzüntü, gizem ve baskın olan &#8221;aile&#8221; kavramları da var. Annelerinin
intiharı ile parçalanmış bir ailenin hikayesini izliyoruz. Anne bir şekilde o
perili evde vefat etmiş, baba herşeye tanık olmasına rağmen ev ve anne ile
ilgili olayların üzerini örtmüş, çocuklarını korumak adına. Bu korumak onları
yalnızlığa itmiş, sevgi olmadan büyümüşler. Her bölümde bir kardeşin gözünden
hikaye anlatılıyor böylelikle heyecan ve merak daha artarken bir taraftan
üzülüyorsunuz yaşananlara.&nbsp; </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/MV5BMTU4NzA4MDEwNF5BMl5BanBnXkFtZTgwMTQxODYzNjM@._V1_UX182_CR00182268_AL_.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-16567" data-recalc-dims="1"/></figure></div>



<p>Sezonun son bölümlerine doğru
bütün kardeşler bir&nbsp; olay sonucunda bir
araya gelir.. Acaba o evin gizemi nedir ? Anneye ne olmuştur ? Bütün kardeşler
nasıl bir araya gelmiştir ve ne olacaktır?</p>



<p>Soruların cevabı dizinin
içerisinde gizli. Netflix’te gene güzel bir iş başarmış. Bir sezon olması
nedeni ile de izlenebilinir. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/the-haunting-of-hill-house/">The Haunting Of Hill House</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/the-haunting-of-hill-house/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16564</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Politika ve Macera Harmanı: War Dogs</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/politika-ve-macera-harmani-war-dogs/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/politika-ve-macera-harmani-war-dogs/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 28 Dec 2018 06:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16551</guid>
				<description><![CDATA[<p>19 Ağustos 2016 yapımı film gerçek bir hikayeden uyarlanarak Todd Phillips tarafından çekilmiştir. Filmde Miles Tiller, Ana de Armas, Jonah Hill, Bradley Cooper, Kevin Pollak, Brenda Koo Ashli Haynes ve Shaun Toub gibi isimler yer almış, Bradley Cooper aynı zamanda filmin yapımcılığını üstlenmiştir. 7,6 İMDB puanıyla 1 saat 50 dakika süren filmin farklı ülkelerde çekilmiş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/politika-ve-macera-harmani-war-dogs/">Politika ve Macera Harmanı: War Dogs</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>19 Ağustos 2016 yapımı film gerçek bir hikayeden uyarlanarak
Todd Phillips tarafından çekilmiştir. Filmde Miles Tiller, Ana de Armas, Jonah
Hill, Bradley Cooper, Kevin Pollak, Brenda Koo Ashli Haynes ve Shaun Toub gibi
isimler yer almış, Bradley Cooper aynı zamanda filmin yapımcılığını
üstlenmiştir. 7,6 İMDB puanıyla 1 saat 50 dakika süren filmin farklı ülkelerde
çekilmiş olmasıyla prodüksiyon maliyeti açısından hatırı sayılır. </p>



<p>Konusuna bakacak olursak ; David Packouz isimli silah
tüccarının tartaklanması ile başlayan film; savaş politikaları, silah sanayi
illegal işler üzerine iki genç arkadaşın öyküsünü anlatıyor. David üniversiteyi
bırakıyor ailesiyle arası açılıyor ve masöz olarak Miami’de çalışıyor ve bir gün
huzurevlerine battaniye satmaya karar veriyor fakat batıyor. Sıradan bir hayatı
olan David katıldığı bir cenaze töreninde eski bir arkadaşıyla karşılaşıyor.
Görüşmedikleri yıllar içinde silah kaçakçısı olan Efraim yasa dışı işlerle
zengin olurken David zar zor geçiniyor. David’in battaniye işinde batmasının
ardından, kız arkadaşı İz’in hamile kaldığını öğreniyor ve sorumluluklarının
artışı ona Efraim’in iş teklifini kabul ettiriyor. Efraim sözde kuru
temizlemeci olan Ralph ile Yahudiliğini kullanarak bağlantılar kuruyor ve işini
genişletiyor.</p>



<p>ABD ile beratta anlaşması yapılıyor ve ambargo olmayan
ülkelerden silah getirilmeye çalışılıyor. Ürdün’de sorun çıkınca Efraim ve
David Ürdün’e gidiyor. Filmin ikinci kısmı diyebileceğimiz bölümde Bradley
Cooper bir terörist olarak karşımıza çıkıyor ve devreye Arnavutluk ordusu
giriyor işler büyüdükçe&nbsp; Efraim ve David
zenginliklerini katlıyorlar, araları açılıyor ve son işleri New York Times
tarafından öğreniliyor. Film politik göndermelerinin yanında, paranın neleri
nasıl değiştirdiği de yansıtılıyor. Çok fazla mekanda çekilmiş olması açısından
zorlu bir film olan War Dogs akıcı macera sahneleriyle, uyarlaması ve başarılı
oyunculuklarıyla hafızalarda yerini almıştır.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-16556" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?w=1000&amp;ssl=1 1000w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?resize=768%2C432&amp;ssl=1 768w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?resize=696%2C392&amp;ssl=1 696w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?resize=746%2C420&amp;ssl=1 746w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>HOLLYWOOD, CA &#8211; AUGUST 15:  (L-R) Producer/actor Bradley Cooper, actor Miles Teller, actor Jonah Hill and writer/director/producer Todd Phillips attend the premiere of Warner Bros. Pictures&#8217; &#8216;War Dogs&#8217; at TCL Chinese Theatre on August 15, 2016 in Hollywood, California.  (Photo by Barry King/Getty Images)</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/politika-ve-macera-harmani-war-dogs/">Politika ve Macera Harmanı: War Dogs</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/politika-ve-macera-harmani-war-dogs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16551</post-id>	</item>
		<item>
		<title>New Girl</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/new-girl/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/new-girl/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 20 Dec 2018 07:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Baran Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16463</guid>
				<description><![CDATA[<p>Herkese merhabalar; Bugün sizlerle yakın zamanda bitirdiğim bir komedi dizisini paylaşmak istiyorum. Türk dizilerine karşı bir ön yargılıyım. Genelde şiddet, entrika içeren senaryolara sahip bu diziler. En büyük sorun ise 3 saat olması&#8230; 3 saat&#8230; 20:00 başlayan bir dizi neredeyse saat 00.00 civarında bitiyor oysa bir film izleseniz 2,5 saati geçmez ki ben genelde 90 [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/new-girl/">New Girl</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Herkese merhabalar;</p>



<p>Bugün sizlerle yakın zamanda bitirdiğim bir komedi dizisini paylaşmak istiyorum.</p>



<p>Türk dizilerine karşı bir ön yargılıyım. Genelde şiddet, entrika içeren senaryolara sahip bu diziler. En büyük sorun ise 3 saat olması&#8230; 3 saat&#8230; 20:00 başlayan bir dizi neredeyse saat 00.00 civarında bitiyor oysa bir film izleseniz 2,5 saati geçmez ki ben genelde 90 – 120 dakika olan filmleri izliyorum hafta içerisinde.</p>



<p>Her gün film izlemeye çalışıyorum ama zaman zaman dizi izlemeyi de seviyorum hatta bir bölüm diye başlıyorum dört beş bölüm izliyorum. Hem kısa hem yorucu bir günün ardından insana iyi geliyor hem de belli bir sezon sonunda bitiyor, sıkmıyor. </p>



<p>Gelelim dizimize&#8230;.</p>



<ul><li>New Girl – </li></ul>



<ul><li>Kanal: FOX</li><li>Tarih: 2011 – 2018 (7 Sezon)</li><li>Dakika: 22 dk</li><li>Oyuncular: Zooey Deschael, Jake Johnson, MaxGreenfield, Hannah Simone, Lamorne Morris</li><li>Ödül: Golden Globe Aday</li><li>Konu: Kötü bir ayrılık yaşadıktan sonra Jess, üç erkeğin yaşadığı bir apartman dairesi bulur ve onlarla yaşamaya başlar.</li></ul>



<p>Dizi içerisinde birçok karakteri barındıran iş, dostluk, aile, dostluk, arkadaşlık gibi konuları üzerinde duruyor. Karakterler birbirinden apayrı olunca izlenmek daha da zevkli oluyor. Her bölümde genelde iki kişinin ayrı hikayesini izliyoruz bazen ise hep birlikte bir problemin üstesinden geliyor ve sonunda gene dostluk kazanıyor.&nbsp;7 sezonun nasıl geçtiğini anlamayacaksınız bile. Bir ara Zooey Deschael doğum yaptığı için ayrılıp yerine Megan Fox geçiyor. Genel yorumlarda Megan Fox&#8217;un daha iyi olduğunu okudum ama benim için Zooey Deschael vazgeçilemez ki o geldikten sonra dizi eskisi gibi renkleniyor. </p>



<p>İster yatmadan önce ister moraliniz bozulduğunda ister gülmek istediğiniz isterseniz de yolda giderken izleyebileceğiniz çok güzel bir dizi. </p>



<p>Bir şans verin derim.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/New_Girl_S4_Poster.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-16465" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/New_Girl_S4_Poster.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/New_Girl_S4_Poster.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/New_Girl_S4_Poster.jpg?resize=284%2C420&amp;ssl=1 284w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>New Girl</figcaption></figure></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/new-girl/">New Girl</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/new-girl/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16463</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sierra Burgess is a Loser</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sierra-burgess-is-a-loser/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sierra-burgess-is-a-loser/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 09 Nov 2018 05:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Baran Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15921</guid>
				<description><![CDATA[<p>Herkese merhabalar; Bu hafta gene beni etkileyen, alt mesajı olan bir film izledim; Sierra Burgess is a Loser. İsmi bilinmese de kendi çapında Netflix&#8217;de popüler oldu. Gençlere hitap etmesine rağmen yetişkinlerin hatta çocukların bile izleyebileceği türden bir film. Filmin konusu şudur; Bir Cyrano de Bergerac hikayesinin modern uyarlaması olan Sierra Burgess is a Loser&#8217;da, lise [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sierra-burgess-is-a-loser/">Sierra Burgess is a Loser</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese merhabalar;</p>
<p>Bu hafta gene beni etkileyen, alt mesajı olan bir film izledim; Sierra Burgess is a Loser. İsmi bilinmese de kendi çapında Netflix&#8217;de popüler oldu. Gençlere hitap etmesine rağmen yetişkinlerin hatta çocukların bile izleyebileceği türden bir film.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/burgess-prem.jpg?ssl=1"><img class=" wp-image-15923 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/burgess-prem.jpg?resize=576%2C349&#038;ssl=1" alt="" width="576" height="349" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/burgess-prem.jpg?w=1000&amp;ssl=1 1000w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/burgess-prem.jpg?resize=300%2C182&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Filmin konusu şudur;</p>
<p>Bir Cyrano de Bergerac hikayesinin modern uyarlaması olan Sierra Burgess is a Loser&#8217;da, lise gençliğinin standartlarına göre pek de güzel olmayan ancak çok zeki bir genç kız olan Sierra, kaderin cilvesi ile sürpriz bir aşk yaşamaya başlar. Yanlış bir numaraya gönderilen mesaj sayesinde, okulun popüler sporcusu Jamey, güzel bir amigo kız olan Veronica&#8217;yla konuştuğunu zanneder. Halbuki bu amigo kız Sierra&#8217;dan başkası değildir. Sierra&#8217;nın hoşlandığı çocuğun kalbini kazanmak için okulun en popüler kızı olan Veronica ile işbirliği yapması gerekmektedir.</p>
<p>Son zamanların hastalığı; şekilcilik. Her yerde okuyorum, dinliyorum, okuyorum, görüyorum&#8230;</p>
<p>Herkes birbirini gördüğünde ilk bahsettiği şey &#8221;Kilo mu aldın sen?&#8221; &#8221;Ay çok güzel olmuşsun kilo vererek.&#8221; veya &#8221;Bir değişiklik var sende.&#8221; İlk gördüğümüz şey; görüntü. Tabi ki dış görünüş önemli, göze çarpan bir durum ama bunu ileri safhaya götürerek yorumlamak, eleştirmek veya iletişimi buna göre devam ettirmek yanlış.</p>
<p>Sierra&#8217;yı izlerken dış görüntüsü beni rahatsız etmedi ama kendi yaşıtları içerisinde görünmezdi ta ki yanlışlıkla mesajlaşmaya başladığı Jamey&#8217;e kadar. Sonlara doğru Jamey çok güzel bir şey söyledi:</p>
<p>&#8221;Eğer bana yanlışlıkla mesaj atmasaydın seni görmez, fark etmezdim çünkü benim tipim değilsin ama sen yeteneklisin, zekisin, komiksin. Bu da benim aradığım bir tip.&#8221;<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/sierra.jpg?ssl=1"><img class="wp-image-15932 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/sierra.jpg?resize=284%2C420&#038;ssl=1" alt="" width="284" height="420" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/sierra.jpg?w=338&amp;ssl=1 338w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/sierra.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w" sizes="(max-width: 284px) 100vw, 284px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Sağlık bir insan için çok önemli. Sierra sağlığı için kilo vermesi güzel olabilir ama bu haliyle de dış görüntüsünden çok daha öte birisi. Jamey gibi dış görüntü dışında karaktere, iyiliğe hatta içten gülüşe önem versek keşke&#8230;</p>
<p>Hadi gördüğümüz ilk insanda fark ettiğimiz şey; gülümsemesi ve iyiliği olsun&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sierra-burgess-is-a-loser/">Sierra Burgess is a Loser</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sierra-burgess-is-a-loser/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15921</post-id>	</item>
		<item>
		<title>A Star Is Born Ve Oscar Yolculuğu!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/a-star-is-born-ve-oscar-yolculugu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/a-star-is-born-ve-oscar-yolculugu/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 07 Nov 2018 05:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dağhan Özek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15913</guid>
				<description><![CDATA[<p>   Hollywood’un en sevdiği aşk masallarından birisi olan A Star is Born, bu yıl vizyona giren filmiyle beraber 4. uyarlamasını ulaşıyor. A Star is Born sinemaya uyarlandığından beri hem Akademi üyelerini cezbeden bir hikaye olmuş, hem de seyircinin gönlünü kazanan bir yapım. İlk olarak 1937 yılında çevrilen film, Janet Gaynor ve Fredric March’ı başrole taşımıştı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/a-star-is-born-ve-oscar-yolculugu/">A Star Is Born Ve Oscar Yolculuğu!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>   Hollywood</strong>’un en sevdiği aşk masallarından birisi olan <strong>A Star is Born</strong>, bu yıl vizyona giren filmiyle beraber 4. uyarlamasını ulaşıyor. <strong>A Star is Born</strong> sinemaya uyarlandığından beri hem Akademi üyelerini cezbeden bir hikaye olmuş, hem de seyircinin gönlünü kazanan bir yapım. İlk olarak 1937 yılında çevrilen film, <strong>Janet Gaynor</strong> ve <strong>Fredric March</strong>’ı başrole taşımıştı. Film Oscar’larda oyuncular dahil, en iyi film Oscar’ına aday gösterilmiş, yalnızca ‘En iyi Senaryo’ ödülünü kazanmıştır. Daha sonrasında, 1954 yılında yeni bir uyarlaması yapılmıştır. Serinin en sevilen uyarlamasından biri olan 1954 yapımı filmin başrolünü, <strong>The Wizard of Oz</strong> ile dünyaca ün kazanan, ünlü yıldız <strong>Judy Garland</strong> ve <strong>James Mason</strong> paylaşmaktadır. Bu yeni film, oyuncular da dahil olmak üzere 6 dalda Oscar’a aday gösterilip, eli boş döner. 1976 yılına gelindiğinde çok yönlü sanatçı <strong>Barbra Streisand</strong>’ın başrolüyle, serisinin en popüler filmi ortaya çıkar. Erkek oyuncu olarak <strong>Kris Kristofferson</strong>’ı görürüz. Bu kez oyuncular, Akademi üyelerinden adaylık alamasa da, <strong>Barbra Streisand</strong>’ın <strong>Paul Williams</strong>’la beraber film için yaptıkları şarkı en iyi orijinal şarkı/müzik Oscar’ını kucaklar. Bu arada bu klasikleşmiş hikayenin tüm dünyadan adaptasyonları gelmektedir. Bizim, <strong>Sezen Aksu</strong>’lu <strong>Minik Serçe</strong> adında, <strong>Bir Yıldız Doğuyor</strong> esintili filmimiz bile mevcuttur.</p>
<p>Uzun bir zamandır Hollywood bu klasik hikayeyi yeniden yorumlamak istiyordu. Yıllardır proje halinde olan bu filmi yönetmek için, <strong>Martin Scorsese</strong>, <strong>Clint Eastwood</strong> gibi isimlerin adı geçmiş, başrol oyuncusu için ise <strong>Jennifer Lopez</strong>, <strong>Alicia Keys</strong> gibi ünlü şarkıcılar düşünülmüş ama herhalde en çok<strong> Beyonce,</strong> bu yeni uyarlamayla adı anılmıştır. Stüdyo, <strong>Beyonce</strong> için neredeyse yanıp tutuşurken, ünlü pop şarkıcısı da, bu filmin gerçekleşmesi için epey bir uğraşmış<strong>. Leonardo dicaprio</strong>’dan, <strong>Johnny Deep</strong>’e kadar birçok erkek oyuncuya teklif gitmiş, olmuş, olmamış. Neredeyse 10 yıllık bir serüven sonucu <strong>Beyonce</strong> filmden çekilmiş. Fakat stüdyo ısrarla <strong>A Star is Born</strong> projesini bırakmamış. Nitekim yıllar içinde proje, ünlü aktör <strong>Bradley Cooper</strong>’a gidiyor. Önceleri temkinli davranan <strong>Cooper</strong>, belli bir zaman aşamasından sonra, ilk yönetmenlik denemesini bu filmle gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Daha önceleri yapımcılık yaparak, film yapımında pişen <strong>Cooper</strong> böylelikle filme hazır, ve ana kadın oyuncusunu aramakta. <strong>Warner Bros</strong> stüdyosu ısrarla <strong>Beyonce</strong> için diretmekte fakat <strong>Bradley Cooper</strong>’ın aklında başka bir isim var: <strong>Lady Gaga</strong>.</p>
<p><strong>  Bradley Cooper</strong>, Oscar töreninde canlı izlediği <strong>Lady Gaga</strong>’yı gördüğünden beri film için onu düşünüyormuş. <strong>Gaga</strong>’yı film için görüşmeye çağırıyor. Stüdyo <strong>Lady Gaga</strong> için ikilemde. Halbuki <strong>American Horror Story</strong>’nin 5. Sezonunda, <strong>Countess</strong> karakterine hayat veren ünlü pop star bu rolüyle <strong>Altın Küre</strong> ödülü kazanmıştı. Fakat <strong>Lady Gaga</strong> gibi karanlık bir figürün bir aşk hikayesinde nasıl duracağı o zaman için kuşku yaratıyor. Sonuç olarak <strong>Lady Gaga</strong>, <strong>Bradley Cooper</strong>’ı hayran bıraktığı gibi stüdyonun da gönlünü çalıyor ve rolü kapıyor. Ardından uzun bir yapım aşamasından geçecek olan film için, müzik yapmaya da başlıyor bu ekip. Bu esnalarda da <strong>Bradley Cooper</strong> filmin senaryosunu <strong>Eric Roth</strong> ve <strong>Will Fetters</strong>’la beraber yazmaya koyuluyor.</p>
<p>Film ilk olarak Venedik Film Festivalinde gösteriliyor. Gişe yapması garanti bu aşk filmi, birdenbire aldığı büyük övgülerle bu yıl Oscar’ların en çok konuşulacak filmine dönüşüyor. Kendine güveni olmayan, gündüzleri garson, geceleri bir ‘Drag Queen’ barında şarkıcılık yapan <strong>Ally’</strong>nin, bir gece o bara tesadüf eseri gelen ünlü <strong>country </strong>şarkıcısı <strong>Jackson Maine</strong> ile yollarının kesişmesiyle başlayan hikaye, ilk yarıda üretmek ve sevgi üzerine dikkate değer şeyler söylerken, ikinci yarıda ise klasik yükselme, dibi görme hikayesi arasına gidip geliyor. Sonuç olarak film, seyirci ve eleştirmenlerden son derece olumlu geri dönüşler almakta. Bu övgülerin sebebinin, <strong>Cooper</strong> ve <strong>Gaga</strong>’nın filmde ki muazzam kimyalarının da etkisi olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p><figure id="attachment_15916" aria-describedby="caption-attachment-15916" style="width: 1280px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/p06jyq93.jpg?ssl=1"><img class="wp-image-15916 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/p06jyq93.jpg?resize=640%2C320&#038;ssl=1" alt="" width="640" height="320" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/p06jyq93.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/p06jyq93.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/p06jyq93.jpg?resize=1024%2C512&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-15916" class="wp-caption-text">A Star Is Born</figcaption></figure></p>
<p><strong>A Star is Born</strong>, Amerikalı eleştirmenler tarafından adeta yılın filmi ilan edildi bile. Amerikalı seyirci de bunu doğrularcasına, gişede filmin yüzünü güldürüyor. Açıkçası bu yıl, tıpkı geçen yıl ‘En İyi Film’ Oscar’ını kazanan, <strong>The Shape of Water</strong> gibi, bu filminde ödül sezonunda niteliği tartışılacak gibi. Ödül sezonundan bağımsız bakarsak oldukça yeterli gözükse de, ödülleri toplamak için o kadar güçlü bir film mi? İşte bu tartışılır…</p>
<p><figure id="attachment_15918" aria-describedby="caption-attachment-15918" style="width: 618px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/a-star-is-born-comparisons-1528380420-article-0.jpg?ssl=1"><img class="wp-image-15918 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/a-star-is-born-comparisons-1528380420-article-0.jpg?resize=618%2C298&#038;ssl=1" alt="" width="618" height="298" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/a-star-is-born-comparisons-1528380420-article-0.jpg?w=618&amp;ssl=1 618w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/a-star-is-born-comparisons-1528380420-article-0.jpg?resize=300%2C145&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 618px) 100vw, 618px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-15918" class="wp-caption-text">A Star Is Born</figcaption></figure></p>
<p>Çoğu kişinin merak ettiği soruya gelelim: <strong>Lady Gaga</strong> nasıldı? Açıkçası Amerikan basınında çıkan yersiz övgüleri gereksiz bulsam da, filmin ilk yarısı oldukça iyi bir performans sergilemiş ünlü pop star. Filmin sıcaklığına çok şey katmış. Doğal, sıcak ve bir ilk başrol için gayet şaşırtıcı. Hatta kendisi ünlü <strong>Cabaret </strong>filminin yıldızı <strong>Liza Minnelli</strong>’yi bile hatırlatıyor. Maalesef ki filmin ikinci yarısı için aynı olumlu şeyleri söyleyemeyeceğim. İkinci yarıda gerçekleşen; <strong>Ally</strong>’nin yükseliş döneminde, <strong>Gaga</strong>’nın performansı da düşüyor. Kendi kariyeriyle benzerlik taşıyan yerlerde adeta önce kendine yabancılaşmış, sonra da seyirciye duyguyu geçirmekte zorlanmış. Böylece biz seyircilerde <strong>Lady Gaga</strong>’nın karakterine yabancılaşıyoruz. Açıkçası bu biraz yönetmenin de suçuydu. Gerçi tüm kusurlarına rağmen, <strong>Lady Gaga</strong>’nın Oscar’a aday olması bu yıl beklenenler arasında. <strong>Cher</strong>’den sonra bir pop yıldızının Oscar’lar da adının geçecek olması bir Hollywood rüyası ve Hollywood bu tarz yükseliş hikayelerini çok sever. Örnek vermek gerekirse, romantik komedilerde adını duyuran <strong>Reese Witherspoon</strong>’un <strong>Walk the Line</strong> filminde ki rolüne Oscar verilmesi gibi. Bu örnekler çoğaltılabilir.</p>
<p><strong>Bradley Cooper</strong>’a gelecek olursam; Oscar’a daha önce dört kez aday olan (Bir tanesi yapımcı olduğu filmle) <strong>Cooper</strong> kariyerinin en iyi performanslarından birini, düşmüş country yıldızı <strong>Jackson Maine</strong> rolüyle veriyor. Maalesef ki yönetmenliği için tam olarak aynı şeyi söyleyemem. Gerçi tam tersini düşünenlerin sayısı da epey fazla. Mesela <strong>Cooper</strong>, filmi <strong>Steven Spielberg</strong>’e gösteriyor ve usta yönetmen filme övgüler yağdırıyor, bir de üzerine Spielberg, <strong>Bernstein</strong> adlı filmi <strong>Cooper</strong>’a emanet ediyor. Yanlış anlaşılmasın <strong>Bradley Cooper</strong> kötü bir iş çıkarmıyor, hele ki <strong>A Star is Born</strong>’un bir ilk film olduğunu düşünürsek fena da bir iş değil. Fakat tıpkı <strong>Gaga</strong>’nın oyunculuğu gibi, <strong>Cooper</strong>’ında yönetmenliği dengesiz. <strong>Gaga</strong>’nın performansında olduğu gibi çok iyi anlar var ve çok zayıf anlarda var <strong>Cooper</strong>’ın yönetmenliğinde. Dengeyi bir türlü sağlayamıyor.</p>
<p><figure id="attachment_15919" aria-describedby="caption-attachment-15919" style="width: 1000px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/star.jpg?ssl=1"><img class="size-full wp-image-15919" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/star.jpg?resize=640%2C480&#038;ssl=1" alt="" width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/star.jpg?w=1000&amp;ssl=1 1000w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/star.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-15919" class="wp-caption-text">A Star Is Born</figcaption></figure></p>
<p>Film birinci yarı ve ikinci yarı diye ikiye ayırabiliriz. Birinci yarı derdini anlatırken, ne kadar yumuşak, acelesiz ve sıcak bir atmosfer kurduysa, ikinci yarı bir o kadar düzensiz ve oldu bittiye getirilmiş. Karakterler hava da kalıyor ve gerçekçiliği sorgulanacak anlar çıkıyor. Tüm bu dengesizliği kurtaran ise filmin müzikleri oluyor. Başta <strong>Lady Gaga</strong> olmak üzere, <strong>Bradley Cooper</strong>, <strong>Lukas Nelson</strong>, <strong>Mark Ronson</strong>, <strong>Natalie Hemby</strong> ve daha sayamadığım birçok isim, filmin son derece akılda kalıcı müziklerini/şarkılarını yaratmışlar. Adeta büyük bir konsere gitmişiz gibi yansıtılan atmosfer de cabası. Filmin müzikleri ve konser anları, izleyiciyi son derece heyecanlı bir deneyime davet ediyor. Bu arada <strong>Lady Gaga</strong>’nın film için yazdığı bir şarkıyla, ‘<strong>Original Song’</strong> kategorisinde ödül alması kesin gözüyle bakılmakta. Ayrıca <strong>Gaga</strong>’nın ateşli <strong>La Vie en Rose</strong> yorumuna dikkat!</p>
<p>Sonuca gelecek olursam, <strong>A Star is Born,</strong> 2018 yılı sonu itibariyle yılın en çok konuşulan dram filmlerinden biri olmaya aday. Belli ki ödül sezonunda da adından bir hayli konuşturacak. <strong>Trump</strong> dönemi umutsuzluğu, insanların Amerikan rüyası kavramına tekrar inanmak istemeleri ve geçtiğimiz sene <strong>Shape of Water</strong>’ın masalsı dokunuşuyla Oscar’a uzanması, bu filminde Oscar için önünü açıyor. Kimilerine sıcak, kimilerine sorunlu bir sinema filmi gelecek olan <strong>A Star is Born</strong>, müzikleri de sayesinden izlemeye değer bir film olarak sinemalarda yerini alıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/a-star-is-born-ve-oscar-yolculugu/">A Star Is Born Ve Oscar Yolculuğu!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/a-star-is-born-ve-oscar-yolculugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15913</post-id>	</item>
		<item>
		<title>The Insult&#8221; (Hakaret): Biraz Daha Empati</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hakaret-biraz-daha-empati/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hakaret-biraz-daha-empati/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 03 Nov 2018 05:00:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Halil Dusak]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15876</guid>
				<description><![CDATA[<p>Harese nedir?  Bilir misin oğlum? Arapça kökenli bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür;  o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hakaret-biraz-daha-empati/">The Insult&#8221; (Hakaret): Biraz Daha Empati</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Harese nedir?  Bilir misin oğlum? Arapça kökenli bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür;  o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeniyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Yedikçe kanar kanadıkca yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı harese’dir. Demin de söyledim hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğü anlamaz. Kendi kanın tadından sarhoş olur.’ (Zülfü Livaneli, Huzursuzluk kitabı, ss-13)</em></p>
<p><figure id="attachment_15881" aria-describedby="caption-attachment-15881" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/hakaret-1.jpg?ssl=1"><img class="wp-image-15881 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/hakaret-1.jpg?resize=620%2C305&#038;ssl=1" alt="" width="620" height="305" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/hakaret-1.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/hakaret-1.jpg?resize=300%2C148&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-15881" class="wp-caption-text">The Insult&#8221; (Hakaret)</figcaption></figure></p>
<p>Bu söylem belki de evrensel anlamda Ortadoğu’nun tanımıdır. Peki bu kanda boğulmamak için her yere kaderlerini kendileri ile birlikte götüren (Kavafis’in ‘Şehir’ şiirini bize hatırlatmaktadır.) ve Yasser gibi mücadele eden mülteciler kimdir? Mülteci: Irkı, dini,   tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan,  oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında verilen statüyü ifade eder. (<a href="http://www.goc.gov.tr/icerik3/multeci_409_546_549">http://www.goc.gov.tr/icerik3/multeci_409_546_549</a>)</p>
<p>Lübnanlı yönetmen Ziad Doueiri ’nin, 74. Venedik Film Festivali’nde en iyi  erkek oyuncu dalında ödül alan ve Yabancı Dilde En İyi Film Oscar&#8217;ı kategorisinde Lübnan’ı temsil eden  &#8220;The Insult&#8221; (Hakaret) adlı filmini bu bağlamda değerlendirmek gerek. Küçük bir olayın, kaygan ve kırılgan Ortadoğu’nun toplumsal zeminden bir ülkede iç savaşa neden olacak şekilde yarattığı kelebek etkisini gösteren bir film. Filmin ilk sahnesi Hristiyan bir parti liderinin konuşmasıyla başlar. Bu sahne bize yaşanacak olayların politik bir eksende olacağının ilk habercisidir. Zaten milyonlarca insanın ölümüne, kamplarda yaşamasına ve sürgüne gönderilmesinin altında yatan temel sebep etnik ve dinsel ideolojilerin politikayla yoğrulması değil midir? Filmin asıl başlangıç noktası balkonda bulunan bir su giderinin düzeltme çalışmasıyla baslar. Tony (Adel Karam) Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yaşayan oto tamircisidir,  Hristiyan Arap olan Tony ve hamile eşi (Rita Hayek) için sıradan bir gündür, balkonlarini yikarken  alt katta altyapi onarimiyla ugrasan Filistinli Yasser (Kamel El Basha) in  üzerine su sıçratana kadar.  üzerine su sıçratan  Yasser, Tony’e ‘Adi herif’ demekten kendini alamaz. Bu tepkinin karşılığında Tony ondan bir özür bekler. Aradan zaman geçtikten sonra Yasser özür dilemek için Tony&#8217;nin  oto tamir dükkânına gider,  Tony araba tamir ederken televizyonda şovenist nutuklar çeken bir siyasetçi görünür. Tony televizyondaki siyasetçinin etkisiyle Yassere soyle der:  “Keşke Şaron hepinizi silip atsaydı” bu soyleme  kızan Yaser Tonye  yumruk atar ve kaburgalarını kırar. Keşke Şaron hepinizi silip atsaydı cümlesinin altında yatan olay nedir? Tarihsel gerçeklik şu: Hristiyan Falanjist milisler Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde bulunan Sabra ve Şatilla Filistin mülteci kamplarına İsrail ordusunun onayıyla binlerce Filistinliyi katlederler. Bu katliam sonrasında Şaron&#8217;a &#8216;Beyrut kasabı&#8217; lakabı verilir. Demek ki her söz bizi geçmişimize götürüp ve şu an buradaki varlığımızla bizi eyleme yöneltir.. Yasser’in de tam da yaptığı budur. Bu noktaya kadar gelişen tüm olaylar ‘Biz ve Öteki’, yani yerli ve mülteci eksenlidir. Bu eylemin mahkemeye taşınmasıyla olay etnik ve dini bir kimliğe bürünür. Bunu sokak gösterileri ve gruplar arasındaki çatışmalar takip eder. Bu çatışmaların bitmesi için onları davet eden devlet başkanıyla konuşmaları bittikten sonra, ikisinin arabalarına atlayıp gittikleri sahne  filmi izleyenlerin  hafızalarına kazınan sahnelerden biriydi. Çünkü Yasser’in otomobili çalışmıyordur.  Onu arabasının dikiz aynasından izleyen Tony geri döner, Yasser’in arabasını tamir eder,  yola öyle devam edilir.  Çalışma ahlakının ne kadar kutsal olduğunu böylece anlariz.  Duygularımız çalışma ahlakımızın önüne geçmemelidir. Bir insan sevmediğimiz bir ırktan ya da bir dinin mensubu olsa bile.<a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/hakaret-3.jpg?ssl=1"><img class="size-full wp-image-15882 alignright" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/hakaret-3.jpg?resize=215%2C290&#038;ssl=1" alt="" width="215" height="290" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Devlet başkanın arabuluculuğu da sonuç vermeyince mahkeme süreci devam eder.  Mahkemede onları savunan iki avukatın baba ve kız olduğunu sonra öğreniriz, filmdeki küçük bir eksilik diye biliriz,  çünkü baba ve kızın arasındaki bu rekabetin kökenini bilemiyoruz. Bir diğer eksilik hâkimin Tony’e Yasserin nasıl Filistinli olduğunu anladın sorusuna karşılık Tony’in Yasser’i aksanından Filistinli olduğunu anladım demesi bir insanı basit bir özelliğiyle onu etnik bir kimliğe oturtması bize yeterince inandırıcı gelmiyor. Bir diğeri de dinsel dağılımın   %60’a yakını Müslüman olan bir ülkede Hristiyan simgelerin ve mabetlerin sahnelerde daha çok göze çarpması yönetmenin bu kadar ‘adaleti’ vurguladığı bir filmde kendisinin adaletli davranmadığı göze çarpmaktadır.</p>
<p>Hakimin duruşmada her bölgenin farklı hassasiyeti var demesinden Lübnan’ın ne kadar kozmopolitik bir yapıya sahip olduğunu anlariz. Mahkemede bizler Tony’nin ailesinin de katliama maruz kaldığını öğreniriz. Demek ki biz bu günü geçmişimizle birlikte yaşıyoruz. Mahkeme karar vermeden önce Yasser vicdanını rahatlatmak için tekrar Tony’nin dükkânına gidip ettiği hakaret karşısında Tony ona bir yumruk atar, Yaser vicdanındaki adaleti yerine getirip onun verdiği huzurla mahkemeye gelir. Ve mahkeme Yasser’i beraat ettirir. Aslında yönetmen şunu der:  Sizler bireysel anlamda vicdanınızdaki muhakemeden sonra adaletli davranırsanız zaten kanunla gerçek adalet yerini bulur. Kısaca diyebiliriz ki herkes için, hepimiz için adalet olmalı.</p>
<p>Yönetmen yıllarca iç savaş yaşayan Lübnan’ın artık her kes için bir adalet sisteminin olduğu ve üst çekimlerle de yeni yapılmakta olan inşaat halindeki binaları göstererek bizler yeniden bir Lübnan’ı inşa ediyoruz diye bir mesaj veriyor gibi. Her şeyden önemlisi geçmişe takılıp kalmamamız gerektiğini,  Türklerin de, Kürtlerin de Arapların da Ermenilerin de kısacası her milletin geçmişte kendine göre zulüm gördüğü ya da acı çektiğini söyleyebiliriz. Ama kin ve nefreti bir ömür boyu zihnimizde ve kalbimizde taşımamız gerekir. Filmdeki tüm insanlara bir çağrı niteliğindeki planda parti liderinin televizyon programında dediği şu cümlelere tüm varlığımızla eşlik edip söylemeliyiz: Artık savaş bitti… Yeni beyaz bir sayfa açma zamanı gelmiştir… Herkes bu filmi izlerken  kendine göre bir pay çıkarabilir. İzlemenizi tavsiye ederim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hakaret-biraz-daha-empati/">The Insult&#8221; (Hakaret): Biraz Daha Empati</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hakaret-biraz-daha-empati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15876</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nappily Ever After</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/nappily-ever-after/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/nappily-ever-after/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 23 Oct 2018 05:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Baran Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15789</guid>
				<description><![CDATA[<p>Herkese merhabalar, Bundan sonra blog ismim; Makbuş&#8217;un Dünyası. Sadece mutfak değil birçok alanda yazılar yazmaya çalışarak sizlerle her konuda bildiklerimi, araştırdıklarımı paylaşacağım. Bugünün konusu; Nappily Ever After. Netlfix’de film ararken rastladım bu filme. Konusunu okuyunca bana göre olduğu için hemen açıp izledim. Küçük bir kızın nasıl mükkemmeliyetçi bir kadına dönüştüğünü anlatan dram yönü ağır basmış [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nappily-ever-after/">Nappily Ever After</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese merhabalar,</p>
<p>Bundan sonra blog ismim; Makbuş&#8217;un Dünyası. Sadece mutfak değil birçok alanda yazılar yazmaya çalışarak sizlerle her konuda bildiklerimi, araştırdıklarımı paylaşacağım. Bugünün konusu; Nappily Ever After.</p>
<p><figure id="attachment_15791" aria-describedby="caption-attachment-15791" style="width: 214px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/10/nappily-ever-after-fullfilmizlesin.jpg?ssl=1"><img class="size-full wp-image-15791" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/10/nappily-ever-after-fullfilmizlesin.jpg?resize=214%2C316&#038;ssl=1" alt="" width="214" height="316" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/10/nappily-ever-after-fullfilmizlesin.jpg?w=214&amp;ssl=1 214w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/10/nappily-ever-after-fullfilmizlesin.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w" sizes="(max-width: 214px) 100vw, 214px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-15791" class="wp-caption-text">Nappily Ever After</figcaption></figure></p>
<p>Netlfix’de film ararken rastladım bu filme. Konusunu okuyunca bana göre olduğu için hemen açıp izledim.</p>
<p>Küçük bir kızın nasıl mükkemmeliyetçi bir kadına dönüştüğünü anlatan dram yönü ağır basmış bir film.</p>
<p>Kabarık saçlara sahip olan Violet, annesi tarafından her gün saçları düzeltilen ve mükemmel olması için büyütülen bir kız. Harika bir işe, erkek arkadaşa, saça, büyülü bakışlara, düzen ve programa sahip. Fakat bir gün işini, erkek arkadaşını, bakışları yani mükemmel olan her şeyini kaybeder.<br />
Bundan sonra Violet’in “kendini bulma süreci” başlar. İlk defa mükemmel olmamanın huzurunu yaşamaya, küçüklüğünden beri annesi tarafından duyamadığı “sen her halinde güzelsin.” kelimesini kendine öğretmeye başlar.</p>
<p>Duygularıma, ruhuma hitap eden bir filmdi. Kesinlikle izlemenizi öneriyorum.</p>
<p>Belki de veremediğiniz kilolar, yaşamadığınız huzur, sürekli gelen heyecan atakları, çaresizliğiniz, kendine güvensizliğiniz hep bundandır&#8230;<br />
Mükemmel olma, kendini yıpratma, iyi olamama korkusu&#8230;<br />
Acaba ne size bunu hissettiren? Veya “Ne yaşadınız ki böyle oldunuz?&#8230;<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/10/film.jpg?ssl=1"><img class="size-full wp-image-15790 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/10/film.jpg?resize=300%2C168&#038;ssl=1" alt="" width="300" height="168" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nappily-ever-after/">Nappily Ever After</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/nappily-ever-after/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15789</post-id>	</item>
		<item>
		<title>First Reformed &#8211; İlk İyileştirile(miyen)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/first-reformed-ilk-iyilestirilemiyen/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/first-reformed-ilk-iyilestirilemiyen/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 13 Sep 2018 05:59:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15658</guid>
				<description><![CDATA[<p>Taxi Driver (1976), Raging Bull (1980), American Gigolo (1980) ve Cat People (1982) gibi çok farklı ve çeşitli bir senaryo geçmişine sahip olan yönetmen Paul Schrader&#8216;ın yazıp yönettiği, 2017 yapımı olan First Reformed&#8216;da, şu zamana kadar pek denemediği bir şeyleri başarmaya çalışmasını ve kimilerine göre &#8220;korkunç sayılan berbat başarısızlığını&#8221; izlemek oldukça ilginçti diyebilirim. New York [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/first-reformed-ilk-iyilestirilemiyen/">First Reformed &#8211; İlk İyileştirile(miyen)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Taxi Driver (1976)</strong>, <strong>Raging Bull (1980)</strong>, <strong>American Gigolo (1980)</strong> ve <strong>Cat People (1982)</strong> gibi çok farklı ve çeşitli bir senaryo geçmişine sahip olan yönetmen <strong>Paul Schrader</strong>&#8216;ın yazıp yönettiği, 2017 yapımı olan <strong>First Reformed</strong>&#8216;da, şu zamana kadar pek denemediği bir şeyleri başarmaya çalışmasını ve kimilerine göre &#8220;korkunç sayılan berbat başarısızlığını&#8221; izlemek oldukça ilginçti diyebilirim.<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-1.jpg?ssl=1"><img class="alignnone size-full wp-image-15665" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-1.jpg?resize=640%2C426&#038;ssl=1" alt="" width="640" height="426" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-1.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-1.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><strong>New York</strong> dışında, küçük bir kasabada geçen hikayenin başkarakteri <strong>Peder Toller</strong>&#8216;ın yaşadığı bir trajediye ve var oluşunu sorgulama hikayesine tanık oluyoruz.</p>
<p>Filme, bir kilisenin etkileyici ve resimsel görüntüsü ile başlarken, <strong>Peder Toller</strong>&#8216;ın kısa bir süreliğine tuttuğu günlüğüne yazdıklarını dinleyiciye aktarmasıyla birlikte, onun basit ve düzenli hayatına konuk oluyoruz. <strong>Ernst Toller</strong>, Geçmişinde yaşadığı bir trajedi sonrasında, taşıdığı yükü hafifletme çabası ve <strong>Peder</strong> olmasının getirdiği gerekliliklerle sürdürmeye çalıştığı hayatı açıklaması, kendisini biraz olsun huzura götürme çabası içindedir. Bu sıralarda kendisinden danışmanlık adına yardım isteyen evli ve hamile <strong>Mary</strong>, kocasının geçirmekte olduğu depresyona birazda olsa deva olmasını beklemektedir. <strong>Mary</strong>&#8216;nin kocası <strong>Michael</strong> ile gerçekleştirdiği bir konuşma, <strong>Peder Toller</strong>&#8216;ın fikirleri ve inancı arasındaki çatışmayı artırır ve artık kendisi, karmaşık bir zihin ve parçalanmış bir ruh arasında ister istemez gidip gelmektedir.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-2.jpg?ssl=1"><img class="alignnone size-full wp-image-15667" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-2.jpg?resize=600%2C450&#038;ssl=1" alt="" width="600" height="450" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-2.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-2.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Yönetmen <strong>Schrader</strong>&#8216;in vurgulamayı seçtiği her şeyi film boyunca net olarak hissediyorsunuz, tabi, &#8220;bu film bayağı sıkıcı ve saçmaymış. neden açtım ki!&#8221; gibi bir soruyla filmin ortasında kapatmazsanız&#8230;</p>
<p>Atmosfer, lens ve kamera kullanımı, mekanlar, seçilen renkler filmin tüm konseptine ve hedefine güzel hizmet ediyor. Lakin, sonu ile ilgili bir hüsran yaşama söz konusu olabilir kimileri için. Bir ihtimal ve düşünce dahilinde, bazı endişeler ve tembihlerle çekildiği düşünülen son, bir çok izleyiciyi ve eleştirmeni kızdırmış durumda. Bana kalırsa yönetmen, ana fikri istediği gibi ortaya koymuş durumda. Gerek hikayenin bölümleri gerekse sonu olsun, izlediğinizde <strong>Peder Toller</strong>&#8216;ın hissettiklerini açıkça ortaya koyuyor. <strong>[</strong>Biraz olsun <strong>Diary of a Country Priest (1951)</strong>&#8216;i hatırlatmıyor da değil hani. Farklı çalışmalara, çeşitli metaforlar ile ilginç göndermeler var.<strong>]</strong><br />
Beni en çok etkileyen nokta ise, sahnelerin çekim teknikleri oldu diyebilirim. Kadraj, dekor ve renklerin etikli kullanımı sayesinde filmin derinliğine varabiliyorsunuz, ki buda etkileyici bir şey çünkü günümüz sinemasında artık bu gibi saklı hazineleri bulmak zor gerçekten.<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-3.jpg?ssl=1"><img class="alignnone size-full wp-image-15668" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-3.jpg?resize=640%2C369&#038;ssl=1" alt="" width="640" height="369" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-3.jpg?w=1800&amp;ssl=1 1800w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-3.jpg?resize=300%2C173&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-3.jpg?resize=1024%2C590&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/09/resim-3.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Başrollerini <strong>Ethan Hawke</strong> ve <strong>Amanda Seyfried</strong>&#8216;in paylaştığı filmin en iyi performansı tabi ki <strong>Ethan Hawke</strong>&#8216;a ait. Son 10 senedir dram filmlerinde gerçekten iyi performanslar sergiliyor kendisi.  Birçok kişi <strong>Richard Linklater</strong>&#8216;ın üçlemesinde <strong>[Before Sunrise (1995)</strong>, <strong>Before Sunset (2004)</strong>, <strong>Before Midnight (2013)]</strong> çok iyi olduğunu söylese de, bana göre bu filmden sonra, üçlemenin son filminde en iyisiydi diyebilirim. <strong>[</strong>Tabi birde, <strong>Regression (2015)</strong> filmini de unutmamak gerek&#8230;<strong>]</strong><br />
<strong>Amanda Seyfried</strong>&#8216;i ne çok kötü ne çok iyi denebilir. Bir türlü neyin eksik olduğunu anlamadığım oyunculuğu ile insanın canını çok sıkmıyor hani. Filmin amacına hizmet ediyor sadece&#8230;</p>
<p>Yani, kısaca özetlememiz gerekirse, seçilen konu ve işleniş biçimi ile kesinlikle şans verilmesi ve aşırı dışa vurumcu yorumların dikkate alınamaması gereken bir film bence. Farklı görme ve düşünme biçimlerini deneyimlemek isteyenlere, önyargılardan arınmış bir şekilde izlemek tavsiye edilir.</p>
<p>Herkese iyi seyirler dilerim&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/first-reformed-ilk-iyilestirilemiyen/">First Reformed &#8211; İlk İyileştirile(miyen)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/first-reformed-ilk-iyilestirilemiyen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15658</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnançsızlığın İnanç Olduğu Bölge-Stalker (İz Sürücü)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/inancsizligin-inanc-oldugu-bolge-stalker-iz-surucu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/inancsizligin-inanc-oldugu-bolge-stalker-iz-surucu/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 12 Jul 2018 05:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Elif Bora]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15262</guid>
				<description><![CDATA[<p>Stalker, 1979 yapımı uzun metraj bir Tarkovsky filmidir. Film, Hollywood’a Sovyet sinemasını kanıtlanamak amaçlı yapılmış ve laboratuvar azizliğine uğrayarak yeniden çekilmiştir. Devlet tarafından yasaklanmış ve içinde dileklerin gerçekleştiğine inanılan bir “oda” bulunan  “bölge”ye insanları ulaştırıp dileklerini gerçekleştirmeyi meslek edinmiş bir iz sürücüyü konu alır. Film, siyah beyaz, uzun ve kasvetli  girişiyle seyircideki iç huzursuzluğu hemen [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/inancsizligin-inanc-oldugu-bolge-stalker-iz-surucu/">İnançsızlığın İnanç Olduğu Bölge-Stalker (İz Sürücü)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Stalker, 1979 yapımı uzun metraj bir Tarkovsky filmidir. Film, Hollywood’a Sovyet sinemasını kanıtlanamak amaçlı yapılmış ve laboratuvar azizliğine uğrayarak yeniden çekilmiştir. Devlet tarafından yasaklanmış ve içinde dileklerin gerçekleştiğine inanılan bir “oda” bulunan  “bölge”ye insanları ulaştırıp dileklerini gerçekleştirmeyi meslek edinmiş bir iz sürücüyü konu alır.<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/3e6004daa60579ad01f2d97cb961c262.jpg"><img class="size-full wp-image-15266 alignright" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/3e6004daa60579ad01f2d97cb961c262.jpg?resize=388%2C512" alt="" width="388" height="512" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/3e6004daa60579ad01f2d97cb961c262.jpg?w=388&amp;ssl=1 388w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/3e6004daa60579ad01f2d97cb961c262.jpg?resize=227%2C300&amp;ssl=1 227w" sizes="(max-width: 388px) 100vw, 388px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Film, siyah beyaz, uzun ve kasvetli  girişiyle seyircideki iç huzursuzluğu hemen yakalayıp izleme hissi yaratıyor. Önce iz sürücünün ailesini yaşadığı yer tanıtılıp olaya giriş yapılıyor. İz sürücü, bir profesör ve yazarı önce “bölge”ye sonra “oda”ya götürüp dileklerini gerçekleştirecektir. Dışarıdan bölgeye kadarki süreçte film siyah beyaz ilerlerken bölgeye girildikçe renkleniyor ve bu o kadar doğal seyrediyor ki seyirciyi rahatsız etmiyor. Odaya giden yollarda tüneller, kum birikintileri, şelaleler mevcut. Burada tuzak olmasına karşın iz sürücü önceden somunlar fırlatıyor ve sırayla ilerleniyor. Odaya ulaşıldığında yazar ve profesör isteklerinden vazgeçiyor. Aslında odanın asla dilekleri gerçekleştirmediğini iz sürücünün orada kendine bir dünya kurduğunu ve buna inanmak istediğini söylüyorlar.</p>
<p>Filmde genel itibariyle endişeli, kederli, karanlık bir atmosfer hakim. Bu atmosfer sadece senaryo ile değil oyunculuklarla, sorgulatıcı diyaloglarla, çekimlerle seyirciye geçiyor ve orada iç huzursuzluk seyircinin de içini kaplamaya başlıyor. Bir yandan görüntülerle ürkütürken bir yandan can alıcı diyaloglarla doğru kabul edilenler sorgulatılıyor.</p>
<p>Tüm bunlara bakıldığında, profesör ve yazar odadan istekte bulunmadan bölgeye ve iz sürücüye inançsızlık sergileseler de aslında odadan istekte bulunmayı denemeyerek inanmamaya inanıyorlar. İz sürücü ise oraya götürdüğü insanların dileklerinin gerçek olup olmadığını bilmeyerek ve kendi de asla odadan istekte bulunmayarak inanmayı seçiyor. Öte yandan dilek dilemekten vazgeçişleri insanın kendi isteklerinden korkması ve aslında kendini tanımamasıyla da bağlantılıdır denebilir.</p>
<p>İz sürücü ise bölgede kendine bir dünya kurup oranın tanrısı olmuş ve asıl hayat iz sürücü için orada sürüyor. Yaşamak için “bölge”ye yani inançlarına ihtiyaç duymaktadır.  Bölgeye geçildiğinde siyah beyazdan renkliye dönüşmesinin sebebi de bu alt metni seyirciye geçirmektir.<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/stalker28150id_027.jpg"><img class="wp-image-15267 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/stalker28150id_027.jpg?resize=560%2C280" alt="" width="560" height="280" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/stalker28150id_027.jpg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/stalker28150id_027.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/stalker28150id_027.jpg?resize=1024%2C512&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 560px) 100vw, 560px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Genel olarak bakıldığında, film belli bir alt metni seyirciye dayatmayıp onlara kendini tanımakta yol gösteriyor ve dönemine göre farklı senaryo ve sinematografisiyle kesinlikle izlenmeyi hak ediyor.</p>
<p>Açıklama: Saykodeliği perdeye yansıtan yönetmen Tarkovsky’nin kült filmi Stalker… Tarkovsky’nin kadrajlar evreninde bir iz sürücünün inanç tabularını sorgulaması…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/inancsizligin-inanc-oldugu-bolge-stalker-iz-surucu/">İnançsızlığın İnanç Olduğu Bölge-Stalker (İz Sürücü)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/inancsizligin-inanc-oldugu-bolge-stalker-iz-surucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15262</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Renksiz Rüya: Travmaların Renksizliği</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/renksiz-ruya-travmalarin-renksizligi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/renksiz-ruya-travmalarin-renksizligi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 06 Jul 2018 05:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Selman Çicek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15225</guid>
				<description><![CDATA[<p>Mehmet Ali Konar’ın, ilk uzun metrajı Renksiz Rüya, (Hewno Bêreng) 37. İstanbul Film Festivali’nden Ulusal Yarışma Mansiyon Ödülü’yle, 29. Ankara Film Festivali’nden ise En İyi Film de dahil olmak üzere toplamda 6 ödülle dönmesinin ardından izleyici ile buluştu. Ödül jürisi ve festival seyircisinden olumlu tepkiler alan film, genel seyirciden de olumlu tepki almayı başardı. 90’lı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/renksiz-ruya-travmalarin-renksizligi/">Renksiz Rüya: Travmaların Renksizliği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Ali Konar’ın, ilk uzun metrajı Renksiz Rüya, (Hewno Bêreng) 37. İstanbul Film Festivali’nden Ulusal Yarışma Mansiyon Ödülü’yle, 29. Ankara Film Festivali’nden ise En İyi Film de dahil olmak üzere toplamda 6 ödülle dönmesinin ardından izleyici ile buluştu. Ödül jürisi ve festival seyircisinden olumlu tepkiler alan film, genel seyirciden de olumlu tepki almayı başardı. 90’lı yıllarda yaşanan faili meçhul ve Kürt Sorunu’nu esas alan filmler, birbirini tekrarlasa da bellek oluşturma da önemli bir rol üstleniyor. Diyarbakır’daki gösterimine katılan yönetmen Konar, filmde herkesin bildiği şeyleri anlattığını, farklı bir şey anlatmadığını ancak büyük şeyler yerine küçük şeylere odaklandığına daha doğru sonuçlar alınacağını söyler.<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/renksiz-rüya-2.jpg"><img class="size-full wp-image-15227 alignleft" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/renksiz-rüya-2.jpg?resize=354%2C142" alt="" width="354" height="142" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/renksiz-rüya-2.jpg?w=354&amp;ssl=1 354w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/renksiz-rüya-2.jpg?resize=300%2C120&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/renksiz-rüya-2.jpg?resize=351%2C142&amp;ssl=1 351w" sizes="(max-width: 354px) 100vw, 354px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Filmin duygu olarak izleyici yakalaması çocuk karakter Mirza karakterini canlandıran Civan Güven Tunç’un biz olma halini bize hissettirdiği başarılı oyunculuğuna borçlu gibi.  90’lı yılların politik atmosferinde annesini kaybeden Mirza’nın, dönemin politik konjoktörünün de etkisi ile rüyalarla içe kapanır ve ağır bir travma yaşar. Mirza, bu travmadan kaçmayı bölgenin sosyolojik bir gerçeği olan muska (Cevşen)  üzerinden başarmayı çalıştır. Mirzanın travmatik dünyasına yine kardeşinin gerilla saflarına katılması ile polisin takibine takılan ve bundan dolayı bir travma yaşayan ancak bu travmalarla yaşamaya alışkın Mir Ahmed’in girmesi ile farklı bir evrede devam eder. Mir Ahmed, Mirza’nın sessizliğini fark etmesi ile onu sessizlikten çıkarmanın arayışına sürer.</p>
<p>Yavan diyaloglar filmin başarısını gölgeler.</p>
<p>Film senaryosunun temel eksikliklerinden biri bu nokta da başlar. Yıllarca büyük travmalar yaşayan bir halkın, bu travmaları hep kendi aralarında kurduğu ilişki sonucu atlatmış ve bununla yaşamayı birbirine öğretmişlerdir. Filmde böyle bir sınırda gezerken Mirza ve Mir Ahmed arasındaki diyalog ve ilişkiler çok yavan ve basit kaldığı görülüyor. Bu nedenle bu ilişki, bizi çok iyi bir nokta yerine götürmek yerine hikeyeyi kafamızda yarım, eksik olarak kalıyor. Sevgi duvarları bir nevi Kürtlerin öz savunması oldu.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/renksiz-rüya-3.jpg"><img class="wp-image-15228 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/renksiz-rüya-3.jpg?resize=341%2C192" alt="" width="341" height="192" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/renksiz-rüya-3.jpg?w=781&amp;ssl=1 781w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/renksiz-rüya-3.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 341px) 100vw, 341px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Kürt halkı penceresi dışında bakılan bir nokta da bu ilişki sevme ve sevilme ihtiyacı olarak görülmesi ise yanılgı bir yaklaşımdır. Bölgenin sosyolojik gerçekliğinden uzaktır. Çünkü ne Mirza’nın sevilmeye ne de Mir Ahmedin sevmeye ihtiyacı vardır. Çatışmalı süreç boyunca Kürtler, bu bütünlüğü her daim korudu, sevgi duvarları bir nevi Kürtlerin öz savunması oldu. Filmin asıl sosyolojik derdi ise bu travmaların nasıl birbirini tamamlanarak aşıldığını ancak bunun aşıldığı nokta da ise çatışmaların ve zulmün devam ettiği sürece yeni travmaların doğduğa dikkat çeker.</p>
<p>Travmalar devam ettiği için zaman olgusu yoktur.</p>
<p>İşte bu yüzden hikaye 90’larda geçse de zaman olgusu filmden çıkarılmıştır. Mirza’nın renksiz rüyaları bugün halen yüzlerce çocukta devam etmektedir.  Filmin çekim hikayesi de bunun en büyük temsilidir. Surdaki çatışmalarının hemen ardından çekilen film, güvenlik güçlerinin baskılarından dolayı prova yapılmadan, bir kaç kez çarşıya gitme sözü olmasına rağmen kameraya izin verilmediği için çarşıya çıkılmaması yaşanan travmanın en çıplak halidir.</p>
<p>Evet genel anlamda film bize çok büyük şeyler anlatmıyor ama küçük şeylere odaklandığımızda geleceğe büyük bir bellek bırakıyor. Çünkü, çekilen sokaklar artık yok. 90’lar zamanın bir çocuğun duygusu, travması bugün halen yaşanan bir gerçek. Ve bugün bir çok gönüllü, Mir Ahmet gibi, özellikle son dönemde Sur’da yaşanan çatışmalardan etkilen çocukla müzikle ve sanatla iyileştirme derdindi. Yine, baskıdan ve izin vermeme nedenlerinden ötürü, film sinematografik anlamda istenilen hedefe ulaşmıyor.</p>
<p>Dil, filmin başarısına katkıda bulunuyor</p>
<p>Filmin dili ise hikayeyi gerçekçi kılan önemli noktalardan biridir. Yönetmenin ana dili olan Kürtçenin Kirmançki ve Kurmanci dilini kullanır. Her iki lehçenin bir arada yer alması filmi daha anlamlı ve güzel kılıyor. Dilin doğru kullanımında amatör oyuncuların  kaliteli ve etkili oyunculuğu eklenmesi filmin başarısını artıran bir diğer etken.</p>
<p>Surda yaşananlar olmasaydı.</p>
<p>Filmin duygu anlamda seyirciyi yakalasa da bu konuda bir ikilem de kalmaktayım. Sur’da yaşanan yıkıma ve çatışmalara hepimiz tanık olduk. Ve bu tanıklık hepimiz de bir travma yarattı, bu travmalarla yaşamaya devam ediyoruz. Bu travma ile kendi aynamızı perdede görmek bizi duygu olarak yakalaması gayet normal. Bu da filmin başarısına gölge düşürüyor. Eğer bu travma yeni olmasaydı, izleyici de bu kadar etki edecek miydi. Konar söyleşinde ise bu durumu özetlerken, filmi Sur olaydan bağımsız olarak çektiğini bu nedenle filmde zaman olgusunu çıkardığını söylüyor.</p>
<p><em><strong>Mehmet Ali Konar Kimdir?</strong></em></p>
<p>Bingöl Doğumlu olan Mehmet Ali Konar, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde mezun olduktan sonra 1 yıl İtalya’da sinema eğitim alır.</p>
<p>TRT Kurdî’de yayınlanan Qal û Galgal (Söz ve Sohbet)’ın da senarist ve yapımcılığını üstlenen Mehmet Ali Konar’ın, ilk uzun metrajı Renksiz Rüya, 37. İstanbul Film Festivali’nden Ulusal Yarışma Mansiyon Ödülü’yle, 29. Ankara Film Festivali’nden ise En İyi Film de dahil olmak üzere toplamda 6 ödülle döndü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/renksiz-ruya-travmalarin-renksizligi/">Renksiz Rüya: Travmaların Renksizliği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/renksiz-ruya-travmalarin-renksizligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15225</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cennetin Mucizeleri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cennetin-mucizeleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cennetin-mucizeleri/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 01 Jul 2018 05:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Baran Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15126</guid>
				<description><![CDATA[<p>Herkese merhabalar, Her zaman film izlemeyi sevmişimdir. Boş zamanlarımda iki tane bile izlediğim olmuştur. Korku filmleri hariç her türde film izlemeye böylelikle kendimi geliştirip aynı zamanda bakış açımı genişletmeye çalışırım. En sevdiğim oyunculardan biri olan; Jennifer Garner&#8217;ın filmini gördüğüm zaman sırf onun için izlemek istedim, dram filmi izlemek istememe rağmen. Küçük bir kızın hastalığını konu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cennetin-mucizeleri/">Cennetin Mucizeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese merhabalar,</p>
<p>Her zaman film izlemeyi sevmişimdir. Boş zamanlarımda iki tane bile izlediğim olmuştur. Korku filmleri hariç her türde film izlemeye böylelikle kendimi geliştirip aynı zamanda bakış açımı genişletmeye çalışırım.</p>
<p>En sevdiğim oyunculardan biri olan; Jennifer Garner&#8217;ın filmini gördüğüm zaman sırf onun için izlemek istedim, dram filmi izlemek istememe rağmen. Küçük bir kızın hastalığını konu alan bu filmi izlemeye başladığımda gerçek bir hikayeden alınmış olması ilgimi çekti ve dikkatle izlemeye başladım. Filmin ortalarına gelmeden ise filmin büyüsüne kapılmış, ne olacağını merak eder oldum.</p>
<p>Anna on yaşında çok güzel bir kız. Haftalardır süre gelen kusma şikayetleri ile doktora gider ve bir çeşit sindirememe hastalığı olduğunu öğrenir. Küçücük bir bedende acılar yaşanmaya başlar. Ailesi elinden geleni yapmasına rağmen kızlarının acılarını dindiremez. Ameliyat olur, tüple yaşar, ilaçlar alır ama hiçbir şekilde hastalığına çare bulunamaz. Her geçen gün acısı daha katlanır, karnı şişer ama o hiç yalnız hissetmez. Tanrı&#8217;nın onunla olduğunu bilir. Her şey yapıldıktan sonra yıpraran Anna yattığı hastahane tarafından çıkarılır. En büyük ilacının aile olduğu söylenir.</p>
<p>Üç kız kardeş bahçede oynarlarken büyük kız kardeş Anna ile ağaca tırmanır. Ağacın dalı düşer, Anna büsbüyük ağacın gövdesinin boşluğundan düşer. Saatlerce kurtarma çalışmaları sürer. En sonunda çıkarılır ve hemen hastahaneye götürülür. Doktoru çalışma hayatında hiç böyle bir durumun olmadığını söyler: Anna sapasağlamdır, hiçbir kırığı yoktur. O günden sonra Anna&#8217;nın karnı iner, eskisinden daha sağlam ve güçlüdür. Doktor da bir şey söyleyemez. Anna düştüğü zaman ruhunun bedeninde çıktığını ve bir kelebeğin ona iyi olacağını söylemiştir. Kimse inanmaz ama gerçek bir şey vardır ki; Anna mucizevi bir şekilde iyileşmiştir. En duygulandığım yerlerden biri de annesinin kilisede söylediği sözler. İşte o sözler;</p>
<p>&#8221;Anna hastalandığında neden kendini Tanrı&#8217;ya adamış küçük bir kız bunları yaşıyordu? O anda umutsuzluk hissetim, yalnızlık hissettim, dualarıma cevap bulmadığım için kızgındım, inancımı kaybettim. Albert Einstein hayatı yaşamanın iki yolu olduğunu söylemiş. &#8221;Biri hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek diğeri de sanki her şey mucizeymişçesine yaşamak&#8221;. Hayatımı her şey mucizeymiş gibi yaşamıyordum. Mucizeler her yerde. İyilik, mucizedir. Mucize, bazen garip şekillerde hayatlarımıza girmiş insanlar olarak çıkar. Mucizeler, sevgidir. Mucizeler, Tanrı&#8217;dır ve Tanrı affetmektedir.</p>
<p>Neden dünyanın her yerinde çocuklar acı çekerken Anna iyileşti? Bunun cevabını bilmiyorum. Ama yaşadığım onca şeyden sonra farkına vardım ki yalnız değilim ve ne yaşarsanız yaşayın yalnız değilsiniz. Mucize Tanrı&#8217;nın burada olduğunu söyleme biçimidir. O burada&#8221;</p>
<p>Sadece bu  yazıyı okuyunca bile şükretmenin ne kadar önemli olduğunu anlıyor insan. Belki acıyı veya üzüntüyü yaşarken &#8221;Daha kötüsü olabilirdi şükür buna <a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/onesheet.jpg"><img class="size-full wp-image-15128 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/onesheet.jpg?resize=387%2C580" alt="" width="387" height="580" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/onesheet.jpg?w=387&amp;ssl=1 387w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/onesheet.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 387px) 100vw, 387px" data-recalc-dims="1" /></a>da&#8221; diyemiyor insan ama demeli, demek için savaşmalı.</p>
<p>Filmin sonunda dediği gibi; &#8221;Hergünü mucizevi bir günmüş gibi yaşamalı.&#8221;</p>
<p>Film: Miracles From Heaven</p>
<p>Yıl: 2016</p>
<p>Tür: Dram</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cennetin-mucizeleri/">Cennetin Mucizeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cennetin-mucizeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15126</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Karamsarlık Ve Umut Üzerine&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/karamsarlik-ve-umut-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/karamsarlik-ve-umut-uzerine/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 28 Jun 2018 05:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Çukadar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15096</guid>
				<description><![CDATA[<p>TORİNO ATI Torino Atı, Nietsche’ nin kendi yaşam öyküsünden esinlenmiş bir hikaye ile özdeşleşmiş ve imgelemesini yine Nietsche’ nin sık sık kullandığı at, arabacı ve araba üzerine kurmuş bir filmdir. Filmde at ruhu, arabacı aklı, araba ise bedeni temsil ederken; ilk giriş sahnesinde atın uzun ve zor bir yolda ilerlediği görülür ki bu sahne, bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karamsarlik-ve-umut-uzerine/">Karamsarlık Ve Umut Üzerine&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>TORİNO ATI</strong></em></p>
<p>Torino Atı, Nietsche’ nin kendi yaşam öyküsünden esinlenmiş bir hikaye ile özdeşleşmiş ve imgelemesini yine <a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/5c5608e01695904daf47a2db6d791bef.jpg"><img class=" wp-image-15190 alignright" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/5c5608e01695904daf47a2db6d791bef.jpg?resize=291%2C432" alt="" width="291" height="432" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/5c5608e01695904daf47a2db6d791bef.jpg?w=408&amp;ssl=1 408w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/5c5608e01695904daf47a2db6d791bef.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w" sizes="(max-width: 291px) 100vw, 291px" data-recalc-dims="1" /></a>Nietsche’ nin sık sık kullandığı at, arabacı ve araba üzerine kurmuş bir filmdir. Filmde at ruhu, arabacı aklı, araba ise bedeni temsil ederken; ilk giriş sahnesinde atın uzun ve zor bir yolda ilerlediği görülür ki bu sahne, bir kayboluş duygusu yaşatmaktadır. Her insanın kendi yaşamında bir kayboluşu olduğunun, aklının, bedeninin ve ruhunun nereye ve nasıl gittiğini anlamadan yaşadığı bir süreci, ruhsal, bedensel bir kayboluşu özetler gibidir. Filmde baba ve kızın aynı ev içinde yaşarken, birbirleri ile neredeyse hiç konuşmaması bireyselliğin ve yalnızlığın ne denli derin yaşandığını gösterirken, yan yana olan iki insanın yabancılaşmasının anlatılması açısından değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Babanın kızı ile yaptığı sohbet esnasında ağaçtaki kurtların sesini duyduğunu belirtmesi de yalnızlıklarının derinliğini göstermek adına önemlidir. Ruhlarının derin yalnızlıklarını ve ihtiyaçlarını görmezden gelerek,  yalnızca bedensel bir varoluşla yaşamaya devam eden baba ve kızın sürekli olarak patates yemeleri; yaşamın devam etmesi için bir patatesin yeterli olduğunun ifadesi, derin bir yoksulluğun da imgesidir ve bu imge ekonomik olduğu kadar ruhsal bir yoksunluktur aslında. Ancak her geçen gün, ruhlarındaki yalnızlığın büyüdüğü ve belki de ruhları için en gerekli olan şeyi; yani umudu kaybetmeleri ile birlikte patatesi yemekten vazgeçmeleri de dikkat çekicidir. Özellikle filmin son sahnesinde, gitmenin imkansız olduğunun anlaşılması ile birlikte belki bir anlamda umudu içinde barındırdığı düşünülen kızın da patates yemekten vazgeçtiği yani aslında ruhu olmayan, umudu olmayan birinin bedensel varoluştan da vazgeçtiği fark edilmektedir. Burda dikkat çeken asıl nokta; ruhsal bir doyumun mümkün olmaması halinde, bedensel bir varoluşun da mümkün olmadığıdır.  Atın gitmek istemeyişi ise; ruhun yani arzuların, isteklerin ve belki de umudun kaybolması halinde; bedenin ve aklın ruha söz geçiremeyeceğini, beden ve aklın varlık bulması adına, ruhun mutlu ve özgür olması gerektiği vurgusu yapılmıştır. Filmde atın sürekli olarak bir ahıra kapatılması ise, ruhun bedene hapsedilmesinin imgesi gibi anlaşılmakla birlikte, bedenden ve akıldan uzakta tutulduğunun ve görmezden gelindiğinin de bir imgesidir. Bir anlamda akıl yani arabacı, yapması gerekenleri yapmakta olup, evde yaşamına devam etmeye çalışırken, ruh yani at ahıra kapatılmıştır.  Bu durumun ise mutsuzluğu doğurması ile, yaşam isteğinin son bulması olarak yorumlanabilir. Film de, ruh, beden ve akıl; at, araba, arabacı olarak farklı imgelenmiş olsa da, baba ve kızın da ayrı ayrı derin bir yalnızlık yaşadıklarını, ruhsal bir doyumu yaşamadıkları ve yalnızca fiziksel varlıkları ile yaşamlarını sürdürürken, kendi içlerinde tekil bir yalnızlık hissini yaşadıklarını göstermektedir. Film de babanın, kızının yüzüne baktığı ancak kızın babası ile hiç göz göze gelmediği özellikle dikkat çekerken, kızın yalnızca yapması gerekenleri yaptığı ve yaşamı bir ödev niteliğinde algıladığı fark edilir. Filmin siyah beyaz oluşu ise, kişilerin yaşamlarının renksizliğini de düşündürmektedir. Bir başka dikkat çekici nokta ise, filmdeki Çingene imgesidir.  Çingene atlarının, son derece sağlıklı, soylu bile denilebilecek, beyaz ve hareketli olduğu görülmektedir. Bu durum esasen çok ilginç imgelenmiştir. Çünkü çingeneler genellikle yoksul bir sınıftır. Sanıyorum Çingenelerin filmde, içki içen, ruhlarının istediği yere gidebilecek denli özgür, zevkleri doğrultusunda imgelenmesi ve atlarının burada, son derece güzel, soylu olarak seçilmesi, ruhsal bir özgürlüğü, mutluluğu ifade etmesi açısından değerlendirilmelidir. Dinsel öğretilerin, yaşamı kısıtladığı, özgürleşmenin, yaşamdaki bireysel arzu ve taleplerin önündeki en büyük engelin kaynağı olarak aktarılması, Nietsche’ nin öğretisi ile uyumludur. Filmde dinsel öğretiler, yaşarken ölmek gerektiğinin, yaşamda insana haz ve mutluluk veren her şeyin kısıtlanmasının mutsuzluk hali olarak baba ve kıza durumun yansıdığının altı çizilmişse de, bu durum atlarındaki, sağlıksızlık ve hareketsizlik ile pekiştirilmiş; çingenelerin durumları ve atları ile de tezatlık ortaya konulmuştur. Filmin en vurucu sahnelerinden biridir. Filmin sonunda ise, akıl, ruh ve beden bazen yaşamda aynı noktaya doğru hareket etse de, koşullar nedeniyle bu durumun gerçekleştirilememesinin, yaşanılan derin çaresizliği ve yaşama dair duyulan vazgeçilmişliği aktarması açısından önemlidir. Bu ise, umudu öldüren Nietsche&#8217; nin öğretisinin en vurucu kısmı olarak filme yerleştirilmiştir. Kişilerin, gitmenin kendi ellerinde olduğu düşüncesi ile yaşamlarına devam ettiklerini düşündükleri ancak gitmek isteseler de gidemeyecekleri gerçeği ile karşılaştıklarında tüm umutların yitirildiği, kararan ekranlarla ifade edilmiştir ve yine vurucu sahnelerden biridir. Umut, belkide hiç dönüşü olmayan bir yere gönderilmiştir; Tanrı ölmüştür ve gerçekler karşısında umut hiçbir işe yaramayacağı için, umudun bittiği yerde var olmanın dayanılmaz ağırlığı filmde karanlık imgesi olarak ortaya konulmuştur.</p>
<p><em><strong>MARSLI:<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/009841.jpg-c_215_290_x-f_jpg-q_x-xxyxx.jpg"><img class="size-full wp-image-15191 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/009841.jpg-c_215_290_x-f_jpg-q_x-xxyxx.jpg?resize=215%2C290" alt="" width="215" height="290" data-recalc-dims="1" /></a></strong></em></p>
<p>Marslı, bir astronotun yaşamın olmadığı bir yerde yaşam mücadelesi verdiğinin aktarıldığı bir film olarak karşımıza çıkarken, kişinin bilimi yani aklı kullanarak yaşamda kalma sürecini aktarmaktadır. Kişinin, film süresince müzik dinlemesi, yoğun olarak kendisini mutlu hissettirmeye çalışması ve umudunu hiç yitirmemesinin aktarıldığı filmde, tema insanoğlunun en temel güdülerinden biri olan yaşamda kalma mücadelesi, yaşamın ve umudun belki de hiç var olmayacak bir yerde bile devam etmesidir. Yaşamda kalmanın bir patates ile mümkün olduğunun anlatılmaya çalışıldığı filmde, yine bir kayboluş söz konusudur. İnsanoğlunun yaşam mücadelesinde en temelde yalnızlığını kabullenmesi gerektiği üzerinden de değerlendirilebilecek olan Marslı Filminde, insanların farklı özelliklerinin de ortaya konulduğu görülmektedir. Bu özellikler yaşamlarımızın bir diğer insanlarla anlamlı ve mümkün olduğudur.  Marslı filminin en temelde vermek istediği iletinin umut ve mücadele olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İnsanoğlunun dünyadan milyarlarca yıl uzakta ve yapayalnız kaldığı süreç de dahi, aklını kullanarak kendisine umut var edebildiği ve yaşam mücadelesine devam ettiği görülmektedir. Kişinin, dünyadaki kişilerle iletişim kurmaya çalıştığı ve bulunduğu yerde umudun belki de birçok insan için kalmadığı yerde vazgeçmeden hayatta kalmaya çalıştığı görülür. Filmde diğer filmlerde sıkca rastlanılan bir ajitasyona rastlanılmaz; yani dünyada çok sevdiği ve dönmeye söz verdiği bir ailesinin olduğu gibi.. kişinin yaşamda, yalnızca kendi varoluşu için kalmaya çalıştığı görülür. Ayrıca yaşama fazlaca anlamlar yükleyen ve felsefik açıdan zorlayan bir yönü de yoktur karakterin.  Yalnızca en basit haliyle yaşama devam etmeye çalışmaktadır. Var olan koşulları sonuna kadar zorlar ve bunu akıl yolu ile gerçekleştirir. Marslı filminde hiçbir zaman umutsuzluk hissettirilmemiştir. Bir an olsun kişinin öleceği hissine kapılınmaması ise, kişinin sürekli akıl yolu ile verdiği mücadelenin görülmesi ve duyduğu umudu kaybetmeden yeni yollar denemesidir. Aklın olduğu yerde sanki kader ve tanrı anlamlarını yitirmektedir. Nereye veya neye ulaşmak istiyorsanız, yol belirli ise, gidilecek yola akıl yolu ile ulaşılabilir ve bu süreç dahi kişinin mutlu olmasına sebep olabilir.</p>
<p style="text-align: center;"><em><strong>FİLMLERİN KIYASLANMASI</strong></em></p>
<p>İki yönetmenin bakış açılarının aslında birbirleri ile zaman zaman bağdaştığı görülür ki, bu akıl, beden ve ruh üçlemesi açısından bakıldığında; özgürlüğün, aklın, bedenin ve ruhun uyumlu olarak yaşaması ile mümkün olduğudur. Bazen koşulların mümkün olmaması durumunda gidilmek veya varılmak istenilen yere gidilemediği, mutlak özgürlüğün ise mümkün olmadığının aktarılması açısından iki film benzerlik gösterir.  Yine her iki filmde,  var olmanın devam edebilmesi adına, bedensel, ruhsal ve ussal varlığın birbirleri ile olan bağının vazgeçilmez derecede önemli olduğu, bedenin ruhtan, aklın bedenden ayrı düşmesi durumunda var olmanın mümkün olmadığı aktarılırken, bedensel varoluşun devam etmesinin bir patates kadar basit olduğu aktarılmıştır. Marslı filminde bedensel varoluşun önceliği dikkat çekicidir. Ruhsal  varoluş ise kendisini umut üzerinden ortaya koymaktadır ki bedensel varoluş sürdükçe umut her zaman söz konusudur; Marslı filmindeki karakterin dünyaya dönme ve yaşam mücadelesinin Nietsche de olmayan bir umudu simgelediği ve bu ateşi ise aklı kullanarak körüklediği olmuştur. Yani insanoğlu en zor koşulları akıl sayesinde atlatabilirken, umut yani yaşama arzusu ve üçleme üzerinden ruh olarak tanımlamak Yanlış olmayacaktır; bu şekilde varlık bulur ki akıl da ruha bu yönü ile hizmet eder. Aynı zamanda ruh akılsız yok olacaktır. Torino Atı’nda, aklın, ruhu çürüttüğü, ruhun çürümesi ile birlikte bedensel yok oluşun ortaya çıktığı, akıl, beden ve ruh üçlemesinde, en önemlisinin ise ruh olduğu gibi bir duygu yaratılmaktayken, Marslı da ise yine hayatta kalma içgüdüsü ve dünyaya dönme arzusu yani ruhsal talepler,  öncelikle bedensel varoluşun devam etmesi üzerine kurulmuş ve bu durumun olanak bulması adına aklın en üst seviyede hüküm sürmesi gerektiğinin altı çizilmiştir. Filmler bu noktada birbirlerinden farklılaşmaktadır. Marslı filminde, bedensel var olma ihtiyacının veya içgüdünün umudu yani yaşamda kalma arzusunu tetiklediği anlatılmaya çalışılırken, ruhun, bedenin varlık bulması adına aklın en üst seviyede devrede olmasının altı çizilirken, Torino Atı’nda bu durum, ruhsal özgürleşme mümkün kılınmadıkça, bedensel bir var oluşun anlamsızlığı üzerine düşündürmektedir. Bu noktada filmler birbirlerinden ayrılırlar. Marslı filminin yönetmeni Ridley Scott, Torino Atı’nı izlemiş gibi düşündürmektedir. Ve belki de Nietsche’ nin bakış açısına yapılan bir eleştiri olarak karşımıza çıktığı da düşünülebilir. Bu da umuda karşı umutsuzluk- akla karşı ruh olarak düşünülebilir.  Bir diğer farklı nokta, fiziksel olarak en yakın iki kişi arasında yalnızlığın mümkün olmasına rağmen, binlerce yıllık uzaklıklar arasında birliktelik sağlayabildiğinin aktarımıdır. Var olmak yani bedensel varoluş, nerede olunursa olunsun bir patatesle sağlanabilecek kadar basittir.  İki filmde de ancak var olmayı anlamlı kılan şeyin umut olduğu filmlerin birleştikleri noktadır. Umut ise, akıl yolu ile mi yoksa ruhsal bir olgunluk, özgürleşme yolu ile mi edinilebilecek bir şeydir sorusu iki filmin ayrıştığı noktadır.</p>
<p>Daha derinden bakmak ve eleştirel olarak yaklaşmak gerekirse; Marslı filmi ruhu, bedeni ve aklı daha fazla bütünleştirmiş gibi okunabilir. Aklı en üst seviyede tutan bir kişinin, bedensel varoluşunun devam ettiği görülür ve ruhsal bir olgunlaşmayı pek göz önünde bulundurmaz. Yani yaşamak için yaşamak söz konusudur. Bu durum en temel de bir içgüdüdür. Yaşama derin anlamlar yüklenmez bu filmde. Aslolan hayatta kalmak, nefes almaktır. Eğer ruhsal bir özgürlük, olunmak istenilen yerde olmak veya oraya varmak ise de bu en temel de akıl yolu ile gerçekleştirilebilir. Yani ruhun isteği, kişinin dünyaya ulaşması ise de, bu ancak ve ancak aklın en üst seviyede kullanması ile mümkündür. Ancak Torino Atı’nda bu ayrım olabildiğince felsefik verilmiştir. Akıl, ruh ve beden birbirinden ayrıdır ve aslında akıl bedeni yönetirken, son derece ezber davranabilir ki bu esas tehlikedir. Yaşamı rutine sokabilir ki, bu filmde akıl, yaşamı bir ödev olarak algılayan bir olgu olarak verilmiştir. Aslında kullanılmayan ve ruha hizmet etmeyen bir olgudur. Akıl, kullanılmadığında ve yaşamı ezbere soktuğunda bambaşka bir yere çekiştirirken bedeni, ruh da hapsolduğu bedenle birlikte aslında istemediği yerlere sürüklenir. Oysa Marslı filminde ruhun ve bedenin gitmek istediği yere ancak ve ancak akıl yolu ile ulaşabileceğinden bahsedilmektedir. Filmlerin ayrıştığı nokta ise tam da bu noktadır. Ve belki de biri var olan problemi dile getirirken, diğeri çözüm sunma niteliğindedir. Torino Atı&#8217;nda tam olarak kullanılan bir akıldan bahsetmek mümkün değildir aslında.  Daha çok akıl devre dışıdır ve kullanılmadığında, dogmatik düşüncelerle karanlıkta kalır ve ruh; aklın gölgesinde kalır ancak hep acı çeker ve bedene hapsolur, çürür bu ise bir süre sonra derin bir mutsuzluğa hatta depresif bir kimliğe bürünür. Bu anlamda Torino Atı aklın kullanılmaması durumunda neler olabileceğini ortaya koyan yani sorunu ifade eden bir filmdir. Oysa Marslı filmi, aklın kullanıldığı durumda, en olumsuz zamanların bile ruha yani bir diğer deyişle gidilmek istenilen yere duyulan arzuya, nasıl ulaşılabileceğinin altını çizerken, bilimin ve aklın kullanılmasını bir çözüm yolu olarak ortaya koyar. Yani bu filmlerden biri akıl kullanılmadan, dogmatik düşüncelerle sürdürülen bir yaşamda ortaya çıkacak sonuçları anlatılmaya çalışırken (Torino Atı), Marslı filmi aklın kullanılması takdirinde neler olacağını anlatır bir yanı ile. Ancak Torino Atı daha derin ve felsefik anlamları da olan bir filmdir aynı zamanda. Bazen istenilen yerlere gidilemez veya istenilen arzu edilen şeyler yapılamaz, yalnızca akıl yolu ile düşünüldüğünde mantıksız ve öğretilenlere ters geldiği için. Bu durum, var olan her şeyi satıp istenilen bir ülkede yeni bir yaşam kurma isteği duyan ruh gibi örneklendirilirse, akıl ruhun bu yaptığını saçma ve yapılmaması gereken bir durum olarak adlandırabilir ve risklerin alınmasını istemediği için, kişilerin özgürlükleri ve yaşamı nasıl yaşamak istediklerine dair önlerine konulan setleri çeker. Torino Atı aslında bir nevi bu durumu Ferrarisini Satan Bilge hikayesinde olduğu gibi aktarmaya çalışırken, Marslı filmi akıl olmadan yaşamanın mümkün olmadığının altını çizer. Filmler özetle, dogma düşüncelere karşı çıkar ve aklı salim bir şekilde kullanılması gerektiğini savunur ancak Marslı filmi ruhsal bir var oluşu içgüdüsel bir durum olarak ele alır. Torino Atı ise dogmatik düşüncelerin ruhu öldürdüğünün altını çizerken, ruhun çok daha farklı istek, arzu ve hayallere sahip olabileceğini belirtmesi açısından önemlidir. Torino Atı, ruhsal varoluşun kişiyi özgürleştireceği ve aklın ona hizmet etmesi gerektiğini ifade ederken, Marslı filmi hayatı ve ona bağlı olarak da pek tabii arzu ve talepleri yani ruhsal istekleri daha basitleştirir ve aklın öncülüğünde onların varlık bulmasını sağlar.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karamsarlik-ve-umut-uzerine/">Karamsarlık Ve Umut Üzerine&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/karamsarlik-ve-umut-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15096</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Genç ve Fakir : &#8220;American Honey&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/genc-ve-fakir-american-honey/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/genc-ve-fakir-american-honey/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 26 Jun 2018 05:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Güner]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15081</guid>
				<description><![CDATA[<p> American Honey 2016 yılında vizyona giren, Amerika&#8217;nın alt sınıf gençlerinin durumunu gözler önüne seren ve Amerikan Rüyası&#8217;nın temel yapı taşlarını eleştiren güzel bir gençlik filmidir. Film Amerika&#8217;nın en bilinen, ruhu ile en çok özdeşen temalardan biri olan yol temasını çok güzel işlemiş. Genç bir kızın çocukluktan kadınlığa geçişini ve kendi içsel yolculuğunu anlatan filmde detaylar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/genc-ve-fakir-american-honey/">Genç ve Fakir : &#8220;American Honey&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"> American Honey 2016 yılında vizyona giren, Amerika&#8217;nın alt sınıf gençlerinin durumunu gözler önüne seren ve Amerikan Rüyası&#8217;nın temel yapı taşlarını eleştiren güzel bir gençlik filmidir. Film Amerika&#8217;nın en bilinen, ruhu ile en çok özdeşen temalardan biri olan yol temasını çok güzel işlemiş. Genç bir kızın çocukluktan kadınlığa geçişini ve kendi içsel yolculuğunu anlatan filmde detaylar çok ilgi çekici.</p>
<p dir="ltr"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/MG_4862-copy-feature-1600x900-c-default.jpg"><img class="wp-image-15083 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/MG_4862-copy-feature-1600x900-c-default.jpg?resize=626%2C352" alt="" width="626" height="352" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/MG_4862-copy-feature-1600x900-c-default.jpg?w=1600&amp;ssl=1 1600w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/MG_4862-copy-feature-1600x900-c-default.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/MG_4862-copy-feature-1600x900-c-default.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/MG_4862-copy-feature-1600x900-c-default.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 626px) 100vw, 626px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p dir="ltr"> Sistemin açıklarını yakalayıp bu açıklardan faydalanarak para kazanmaya çalışan genç bir grup ile yola çıkan Star para kazanmayı öğrenir, ilk cinsel deneyimi, aşkı ve kendini keşfeder. Her konuda ve durumda diğerlerinden farklıdır Star. Gerek tam olarak bilmediğimiz etnik kökeni, gerek iradesi ve merhametiyle o kadar da kayıp bir genç değildir aslında. Grubun lideri Krystal&#8217;dan bile daha liderdir. Zaten işin bir ilginç yanı ise bu. Yol filmlerinde başroller genelde erkeklere adanmıştır ancak bu filmde baskın iki kadın ve onların çatışmasını görüyoruz.</p>
<p dir="ltr"> Öte yandan ciddi bir Amerikan Rüyası eleştirisi var. Rüya&#8217;nın ilkelerinden biri herkesin eşit koşullara sahip olduğudur ve böylece herkesin kazanma şansı eşittir. Filmin girişindeki bayrak üzerine yazılmış American Honey yazısı ve hemen arkasından gelen ürkütücü ses bize eleştirinin ipuçlarını veriyor zaten. Fakat filmi izledikçe bu Rüya&#8217;nın aslında nasıl bir Kabus olduğunu görüyoruz (özellikle çöpte yemek aradıkları sahnede)<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/american-honey-1.jpg"><img class="wp-image-15085 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/american-honey-1.jpg?resize=620%2C310" alt="" width="620" height="310" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/american-honey-1.jpg?w=700&amp;ssl=1 700w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/american-honey-1.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p dir="ltr"> Filmlerde en önemli ögelerden birinin müzik olduğunu düşünüyorum. Seçilen müzikler gösterilen yaşam tarzını, kaybolmuş ama isyankar gençlerin durumunu çok güzel yansıtıyor. Ama son sahnenin müziğine ne kadar söz söylesem az. Filmin etkisini yaklaşık iki gün daha sürdüren bir şarkı. Kendinizi her şeyi yapabilecek özgür bir ruh gibi hissediyorsunuz film bittiğinde.</p>
<p dir="ltr">Biraz da filmin isminden bahsetmek istiyorum. American Honey tabiri aslında tipik bir amerikalı kızı anlatmak için kullanılır. Bu kız hergün gördüğünüz yan komşunuz olabilir mesela. O açıdan bu hikaye aslında her amerikalının yaşadığı veya yaşayabileceği bir olayı anlatıyor ve belki de bu sebepten ötürüde oldukça etkileyici.</p>
<p dir="ltr"> BAFTA film ödüllerine de aday gösterildiği bilgisini ekleyerek çok seveceğinizi düşündüğüm bu film hakkındaki düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/genc-ve-fakir-american-honey/">Genç ve Fakir : &#8220;American Honey&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/genc-ve-fakir-american-honey/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15081</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Solo: Bir Star Wars Hikayesi Film Eleştirisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/solo-bir-star-wars-hikayesi-film-elestirisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/solo-bir-star-wars-hikayesi-film-elestirisi/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 20 Jun 2018 05:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yaşam Kaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15045</guid>
				<description><![CDATA[<p>1977’de başlayan Star Wars macerası tüm hızıyla devam etmektedir ya da ittirilmektedir. Star Wars çok güzel kurgulanmış bir bilim kurgu, fantastik, macera ögelerini barındıran bir filmdir. Fakat bunu ilk altı film için söylemenin daha uygun olduğunu düşünüyorum. Nedenine geçmeden önce bu filmin tanıtımı yapayım. Solo: Bir Star Wars Hikayesi, Ron Howard tarafından yönetilmiştir. Filmin başrollerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/solo-bir-star-wars-hikayesi-film-elestirisi/">Solo: Bir Star Wars Hikayesi Film Eleştirisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>1977’de başlayan Star Wars macerası tüm hızıyla devam etmektedir ya da ittirilmektedir.</p>
<p>Star Wars çok güzel kurgulanmış bir bilim kurgu, fantastik, macera ögelerini barındıran bir filmdir. Fakat bunu ilk altı film için söylemenin daha uygun olduğunu düşünüyorum. Nedenine geçmeden önce bu filmin tanıtımı yapayım.</p>
<p>Solo: Bir Star Wars Hikayesi, Ron Howard tarafından yönetilmiştir. Filmin başrollerini Alden Ehrenreich (Han Solo), Joonas Suotamo (Chewbacca), Woody Harrelson (Beckett), Emilia Clarke (Qi’ra), Donald Glover (Lando) paylaşmaktadırlar. Film 25 Mayıs 2018 tarihinde vizyona girdi.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/han-solo-2.jpg"><img class="wp-image-15048 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/han-solo-2.jpg?resize=389%2C486" alt="" width="389" height="486" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/han-solo-2.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/han-solo-2.jpg?resize=240%2C300&amp;ssl=1 240w" sizes="(max-width: 389px) 100vw, 389px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Star Wars’ın geçmiş film ve tarihleri şöyledir:</p>
<p>1) A New Hope 1977</p>
<p>2) İmparator 1980</p>
<p>3) Jedi’nin Dönüşü 1983</p>
<p>4) Gizli Tehlike 1999</p>
<p>5) Klonların Saldırısı 2002</p>
<p>6) Sith’in İntikamı 2005</p>
<p>Bu bölümler Star Wars’un eski jenerasyonu diyebileceğimiz filmlerdir. Aşağıya sıralayacaklarımız ise Star Wars’un yeni jenerasyonu diyebileceğimiz filmleridir:</p>
<p>7) Star Wars: Güç Uyanıyor 2015</p>
<p>8)Rogue One: Bir Star Wars Hikayesi 2016</p>
<p>9) Star Wars Son Jedi</p>
<p>10) Solo: Bir Star Wars Hikayesi</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/han-solo.jpg"><img class=" wp-image-15050 alignleft" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/han-solo.jpg?resize=362%2C452" alt="" width="362" height="452" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/han-solo.jpg?w=1080&amp;ssl=1 1080w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/han-solo.jpg?resize=240%2C300&amp;ssl=1 240w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/han-solo.jpg?resize=820%2C1024&amp;ssl=1 820w" sizes="(max-width: 362px) 100vw, 362px" data-recalc-dims="1" /></a>İkiye ayırdığımız bu filmlerin isimlerine bile baktığınızda ikinci gruptaki filmlerin zorlama filmler olduğu görülebilmektedir. İlk altı filmin kendine özgü isimleri dışında tartışması bile vardı.  Kimileri filmleri 4-5-6-1-2-3 şeklinde izlemeyi önerirken kimileri de 1-2-3-4-5-6 şeklinde izlemeyi önerirdi. İlk altı filmin birinde Jedi’lar ön planda iken diğerinde Sith’ler ön planda oluyor ve Jedi’lar ile Sith’ler arasındaki eşitlik bir şekilde korunuyordu. Olay örgüsü daha düzenli film içindeki fantastiklik ögeleri ise oldukça fazlaydı. Yeni filmler ise maalesef öyle değil. Sonuç olarak bu fantastik bir film ve buna özgü unsurlara dikkat edilmelidir. 1977 de yapılan filmde örneğin neredeyse 2 metreden fazla sıçrayan, takla atabilen Jedi’lar varken yeni filmlerde bunlar göz ardı edilmiştir. Güzel efektler olsa da 2000’li yılların efekleri, 1977’li yılların gerisinde kalmıştır. Son filmlerin olay kurgusu çok tahmin edilebilir olmanın dışında yeni konular bulunamadığından şimdi de eski filmlerin popüler olan kahramanlarının gençlik yılları anlatılmaya başlanmıştır. Han Solo ile başlayan bu serinin Obi Wan Kenobi ile devam edeceği düşünülmektedir.</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/Han_Solo_Afis.jpg"><img class="size-full wp-image-15051 alignright" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/Han_Solo_Afis.jpg?resize=255%2C364" alt="" width="255" height="364" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/Han_Solo_Afis.jpg?w=255&amp;ssl=1 255w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/Han_Solo_Afis.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" data-recalc-dims="1" /></a>Star Wars gibi filmler izleyicileri için sadece zaman geçirmek için izlenen öylesine bir bilim kurgu filmi değildir. Geçmişi olan, belli prensiplere ve felsefi ögelere dayanan bir filmken herhangi bir bilimkurguya benzetildiğini düşünüyorum.</p>
<p>Bütün bunlara rağmen yine de serisi olan böyle filmlerin izlenilmesi ve gelişiminin takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Herkese iyi seyirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/solo-bir-star-wars-hikayesi-film-elestirisi/">Solo: Bir Star Wars Hikayesi Film Eleştirisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/solo-bir-star-wars-hikayesi-film-elestirisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15045</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Varoluşun İki Yüzü: Ahlat Ağacı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/varolusun-iki-yuzu-ahlat-agaci/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/varolusun-iki-yuzu-ahlat-agaci/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 19 Jun 2018 05:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Selman Çicek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15038</guid>
				<description><![CDATA[<p>Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi Ahlat Ağacı, klasikleşen Ceylan filmlerinin temel konularından biri olan bireyin toplumla çatışmasının bir dışavurumu olarak taşradan çıkma arzusunu dile getirmesidir. Bu arzu aynı zanda varoluşun sorgulanmasının da yansımasıdır. Ceylan’ın bu filminde ise klasikleşen mekanlarından biri olan taşra da bu sefer bir yazar adayının çelişkileriyle birlikte yaşadığı bunalıma tanık oluyoruz. Film, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/varolusun-iki-yuzu-ahlat-agaci/">Varoluşun İki Yüzü: Ahlat Ağacı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi Ahlat Ağacı, klasikleşen Ceylan filmlerinin temel konularından biri olan bireyin toplumla çatışmasının bir dışavurumu olarak taşradan çıkma arzusunu dile getirmesidir. Bu arzu aynı zanda varoluşun sorgulanmasının da yansımasıdır. Ceylan’ın bu filminde ise klasikleşen mekanlarından biri olan taşra da bu sefer bir yazar adayının çelişkileriyle birlikte yaşadığı bunalıma tanık oluyoruz.</p>
<p style="font-weight: 400;">Film, Sinan Karasu’nun (Doğu Demirkol) öğretmenlik eğitimi için gittiği merkez yani Çanakkale’den taşrası olan Çan’a dönmesiyle başlar. Okulun ardından taşraya dönen Sinan bir yandan atanamayan öğretmen sorunu ile yüzleşirken diğer yandan ise yazar olma hayalinin peşinden gider. Sinan’ın üniversite yıllarında yazdığı kitabın ismi ise Ahlat Ağacı’dır.  Aslında bir nevi Sinan bu kitap ile kendi yaşadığı buhranı kaleme alır, varoluşsal sancılarını Ahlat Ağacı’na benzetir. Ahlat Ağacı, Yalnız, kuru, uyumsuz ve inatçı bir ağaç. Sinan da tıpkı Ahlat Ağacı gibi, toplum için de tektir, şekilsiz ve ucube iken bildiğini kendine has özgüveni ile yapmada da inatçıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kopuşun Argümanı Ahlat Ağacı</p>
<p><figure id="attachment_15039" aria-describedby="caption-attachment-15039" style="width: 275px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-1.jpg"><img class="size-full wp-image-15039" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-1.jpg?resize=275%2C183" alt="" width="275" height="183" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-1.jpg?w=275&amp;ssl=1 275w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 275px) 100vw, 275px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-15039" class="wp-caption-text">Ahlat Ağacı</figcaption></figure></p>
<p style="font-weight: 400;">Ceylan, Sinan’ın varoluşsal arayışından yola çıkarak arayışının doğru yerde ve temellerde yapılmamasıyla birlikte meydana gelen olumsuzlukları dile getirmesi ise filmi cazip kılan önemli noktalardan biridir. Varoluşsal arayışlar doğru bir temelde yapılmadığı sürece ya yanlışa ya da bir “hiçliğe” sürükler. Sinan’ın hikayesi de bu sürüklenişe benzemektedir. Sinan, merkezden taşraya döndüğünde taşradan koptuğunu zanneder. Bu kopuşu da afili sözler, toy edebi kavramlar ve alaycı, küçümseyen edasıyla bizlere göstermeye çalışır. Bu kopuşu bizlere anlatmak için de elindeki en büyük argüman elindeki “Ahlat Ağacı” kitabıdır. Eski sevdiği ile, esnafla, bürokratla,  köyün imamı Veysel ile ve bir yazarla çatışmalar yaşayan ve kendisini bu çatışmalar üzerinden gerçekleştirmeye çalışan Sinan’ elindeki en büyük argümanı olan kitabı yayınlama isteği bu kopuşu gerçekleştirdiğini kanıtlamaya uğraşıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Arayışın bir diğer yüzü Baba İdris</p>
<p><figure id="attachment_15041" aria-describedby="caption-attachment-15041" style="width: 736px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-2.jpg"><img class="wp-image-15041 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-2.jpg?resize=640%2C268" alt="Ahlat Ağacı" width="640" height="268" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-2.jpg?w=736&amp;ssl=1 736w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-2.jpg?resize=300%2C126&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-15041" class="wp-caption-text">Ahlat Ağacı</figcaption></figure></p>
<p style="font-weight: 400;">Filmdeki bir diğer önemli karakter ise baba “İdris Karasu”dur. (Murat Cemcir) Emekliliğine az kalmış bir öğretmen olan İdris, at yarışı oynayarak borç altına girmiş, çocuklaşan, sinikleşen ve yalnızlaşan bir baba karakteridir. Tıpkı Ahlat Ağacı gibi. Yalnız, ucube ve şekilsiz…</p>
<p style="font-weight: 400;">Ahlat Ağacının kökleri ve iki karekter</p>
<p style="font-weight: 400;">Ahlat Ağacı’nın bir diğer özelliği ise iki kökü vardır: Kazık ve saçak kök. Kazık kökü kendi halinde kendi doğasında yaşamını idame ederken diğer kökü saçak kök ise etrafında bulanan ağaçların köküne zarar verir. Sinan,saçak kök gibi etrafındaki ve ilişki kurduğu kesimlerden çelişkilerden dolayı uzaklaşırken Baba İdris ise kazık kök gibi kendi özüne doğru büyümeye devam ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Nihilist bir karakter gibi duran İdris, kasaba’da kaybettiği otoriteyi daha küçük bir taşra olan köy’de aramaya başlar. Kuyuda su araması da bu arayışın simgesel dilidir.  İdris’in arayışı oğlu Sinan’ın arayışının aksine taşraya daha öze bir dönüştür. Kasaba’da hiçleşen idris, köyde ise var olma arayışındadır. Kasaba’da ailesi ile bile iletişim kuramayan İdris köyde çakalların sesini bile tanıyacak kadar doğa ile iletişim halindedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tez, Anti-tez ve Sentez</p>
<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-4.jpg"><img class="size-full wp-image-15042 alignleft" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-4.jpg?resize=400%2C572" alt="" width="400" height="572" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-4.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ahlat-agaci-yeni-yazi-4.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p style="font-weight: 400;">Sonuç olarak her iki karakter, Ceylan’ın filminde birbirini çürüten tez ve anti-tez olmuştur. Film’de Sinan’ın taşradan kopuşu bir tez olarak dururken baba İdris’in taşraya dönüşü ise anti-tez olarak duruyor. Birbiriyle en çok iletişim kurması beklenen karakter, filmin başında bir çatışmaya girer. Bu çatışma sonucu bir sentez karşımıza geçer. Bu sentez ise kendilerini kanıtlamaya çalışan iki karakterin yer değişimine tanık oluyoruz.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sinan’ın askerden dönmesi ile geçen sürenin ardından sentez süreciyle yüz yüze kalır. Bu sentez süreci, Sinan için büyük bir hayal kırıklığıdır. Sinan puslu bir hava eşliğinde şehre döner. Şehre döndüğünde baba emekli olup kendini kanıtlama mekanı köyüne döner. Babanın kopuşu ile aile mutluluğu maddi değerler de ararken Sinan için ise tam bir hayal kırıklığıdır. Kendisinin anti-tezine benzeşerek çaldığı parayla bastırdığı kitaplar saklı olduğu yerde küflenmiş, anne ve kız kardeşi dahil olmak üzere tek bir okuyucu bile bulmamıştır. Bu hayal kırıklığı aslında Sinan’ın hiçbir zaman özsel olarak taşradan kopmadığının da ilanı olur.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu hayal kırıklığı onu anti-tezi olan babası ile yer değiştirmeye götürür. Bu andan itibaren “Ahlat Ağacı” Sinan’dır. Şekilsiz, ucube ve yalnız. Sinan’ın yanılgılı sorgulaması onu babasının doğru sorgulamasına iter, babanın kuyudaki arayışı yerini Sinan’ın kuyudaki arayışına bırakır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/varolusun-iki-yuzu-ahlat-agaci/">Varoluşun İki Yüzü: Ahlat Ağacı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/varolusun-iki-yuzu-ahlat-agaci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15038</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Karınca Adam Ve Eşek Arısı (Ant Man And The Wasp) Film Eleştirisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/karinca-adam-ve-esek-arisi-ant-man-and-the-wasp-film-elestirisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/karinca-adam-ve-esek-arisi-ant-man-and-the-wasp-film-elestirisi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 14 Jun 2018 05:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yaşam Kaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14890</guid>
				<description><![CDATA[<p>Marvel evreninde sürekli film yapmaya yetecek kadar kahraman bulunmaktadır. Bunların kimileri televizyon, sosyal medya gibi mecralarda sürekli göz önünde olan ve bu sayede çoğu insanca bilinen – Kaptan Amerika, Demir Adam &#8211; kahramanlarken kimileri de böyle mecralarda pek yer bulamayan sadece çizgi roman gibi daha spesifik yayınların takipçileri tarafından bilinen – Wasp, Black Bolt &#8211; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karinca-adam-ve-esek-arisi-ant-man-and-the-wasp-film-elestirisi/">Karınca Adam Ve Eşek Arısı (Ant Man And The Wasp) Film Eleştirisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Marvel evreninde sürekli film yapmaya yetecek kadar kahraman bulunmaktadır. Bunların kimileri televizyon, sosyal medya gibi mecralarda sürekli göz önünde olan ve bu sayede çoğu insanca bilinen – Kaptan Amerika, Demir Adam &#8211; kahramanlarken kimileri de böyle mecralarda pek yer bulamayan sadece çizgi roman gibi daha spesifik yayınların takipçileri tarafından bilinen – Wasp, Black Bolt &#8211; kahramanlardır.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-mand-and-wasp-m-douglas.jpg"><img class="wp-image-14893 alignleft" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-mand-and-wasp-m-douglas.jpg?resize=419%2C235" alt="" width="419" height="235" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-mand-and-wasp-m-douglas.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-mand-and-wasp-m-douglas.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-mand-and-wasp-m-douglas.jpg?resize=1024%2C575&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 419px) 100vw, 419px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Aslında Karınca Adam da kendi adına yapılan <em>Ant Man</em> filmiyle değil <em>Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı </em>filmi sayesinde bilinen kahramanlardan olmuştur.</p>
<p>Karınca Adam ve Eşek Arısı filmi 6 Temmuz 2018 tarihinde vizyona girecektir. Filmin yönetmeni Peyton REED ‘dir. Filmin başrollerini Paul Ruud (Scott Lang-Karınca Adam), Evangeline Lilly (Hope van Dyne-Eşek Arısı), Michael Douglas (Dr. Hank Pym), Michelle Pfeiffer (Janet van Dyne) paylaşmaktadır.<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-manwasp_610.jpg"><img class="wp-image-14896 alignright" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-manwasp_610.jpg?resize=423%2C238" alt="" width="423" height="238" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-manwasp_610.jpg?w=610&amp;ssl=1 610w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-manwasp_610.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 423px) 100vw, 423px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Filmde Kaptan Amerika’nın takımında Demir Adam’ın takımına karşı savaştıktan sonra bir süper kahraman ve baba olma arasında bocalamaktadır. Yaşamında işleri yoluna koymaya uğraşırken Dr. Hank Pym ve Hope van Dyne (Eşek Arısı ) ile tekrar karşılaşır ve planlamadığı olayların içerisinde yer alır.<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-mand-and-wasp.jpg"><img class="wp-image-14895 alignleft" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-mand-and-wasp.jpg?resize=410%2C205" alt="" width="410" height="205" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-mand-and-wasp.jpg?w=616&amp;ssl=1 616w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-mand-and-wasp.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 410px) 100vw, 410px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Fantastik film sevenler için kesinlikle izlenmesi gereken bir film. Marvel evreninde çok fazla kahraman olduğundan bahsetmiştik. Filmler arasında geçişler olabilmektedir. Bu filmde yaşanan bir olay ya da filmde yer alan birisi başka bir Marvel süper kahraman filminde yer alabilir. Bu da eğer izlemediyseniz o an için durumu anlamamamıza neden olabilir.</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-man-truck.jpg"><img class=" wp-image-14897 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-man-truck.jpg?resize=445%2C277" alt="" width="445" height="277" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-man-truck.jpg?w=575&amp;ssl=1 575w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-man-truck.jpg?resize=300%2C187&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-man-truck.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/ant-man-truck.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 445px) 100vw, 445px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karinca-adam-ve-esek-arisi-ant-man-and-the-wasp-film-elestirisi/">Karınca Adam Ve Eşek Arısı (Ant Man And The Wasp) Film Eleştirisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/karinca-adam-ve-esek-arisi-ant-man-and-the-wasp-film-elestirisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14890</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Jurassic World: Yıkılmış Krallık</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/jurassic-world-yikilmis-krallik/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/jurassic-world-yikilmis-krallik/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 09 Jun 2018 05:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yaşam Kaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14876</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dinozorlar, günümüze fiziki olarak kalamasa da günümüzde halen adından bir şekilde söz ettiren ve araştırmalara konu olan canlılardı. Film sektörü de geçmişte kalmasına rağmen adından halen söz ettirebilen bu canlılar hakkında film yapmayı haliyle mantıklı bulmuştur. 1993’te başlayan Jurassic Park filmi günümüzde seriye bağlanıp çekilmeye devam etmektedir. Jurassic Park 1993, 1997 ve 2001 yıllarında üç [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/jurassic-world-yikilmis-krallik/">Jurassic World: Yıkılmış Krallık</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dinozorlar, günümüze fiziki olarak kalamasa da günümüzde halen adından bir şekilde söz ettiren ve araştırmalara konu olan canlılardı.<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic-world-fallen-kingdom-yeni-fragmani-cikti-sdn-01.jpg"><img class="wp-image-14879 alignleft" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic-world-fallen-kingdom-yeni-fragmani-cikti-sdn-01.jpg?resize=313%2C178" alt="" width="313" height="178" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic-world-fallen-kingdom-yeni-fragmani-cikti-sdn-01.jpg?w=580&amp;ssl=1 580w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic-world-fallen-kingdom-yeni-fragmani-cikti-sdn-01.jpg?resize=300%2C171&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 313px) 100vw, 313px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Film sektörü de geçmişte kalmasına rağmen adından halen söz ettirebilen bu canlılar hakkında film yapmayı haliyle mantıklı bulmuştur. 1993’te <em>başlayan </em>Jurassic Park filmi günümüzde seriye bağlanıp çekilmeye devam etmektedir. <em>Jurassic Park</em> 1993, 1997 ve 2001 yıllarında üç film çekmiş ve 2015 yılına kadar seriye devam edilmemişti.<a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic-world-yikilmis-krallik-turkce-altyazili-ilk-fragman_10126974-7630_1920x1080.jpg"><img class="wp-image-14881 alignright" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic-world-yikilmis-krallik-turkce-altyazili-ilk-fragman_10126974-7630_1920x1080.jpg?resize=350%2C197" alt="" width="350" height="197" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic-world-yikilmis-krallik-turkce-altyazili-ilk-fragman_10126974-7630_1920x1080.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic-world-yikilmis-krallik-turkce-altyazili-ilk-fragman_10126974-7630_1920x1080.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic-world-yikilmis-krallik-turkce-altyazili-ilk-fragman_10126974-7630_1920x1080.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic-world-yikilmis-krallik-turkce-altyazili-ilk-fragman_10126974-7630_1920x1080.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>1993 ve 1997 yıllarında çekilen <em>Jurassic Park</em> filmlerini Steven Spielberg yönetmiştir. Daha sonra ise yönetmenlik koltuğuna farklı isimler oturmuş. Oyuncu kadrosunda değişiklikle olmuştur.</p>
<p><em>Jurassic World: Yıkılmış Krallık</em>, <em>Jurassic World</em> serisinin ikinci devam filmidir. İlk üç filmde dinozorlar dünyada olmaması gereken canlılar olarak gösterilmekteydi ama Jurassic World filmiyle sanki dinozorlar daha kabul edilebilir ve birlikte yaşanılabilir canlılar olarak görülmeye başlanmış gibiydi. İnsanların yanında olan kedi, köpek gibi değil de maymunlar gibi sanki. Açıkçası filmi izlemeden fragmanlarından <em>Jurassic World: Yıkılmış Krallık </em>filmi bende <em>Maymunlar Cehennemi</em> film serisi havası sezdirdi. Bir kesim insan, dinozorları bir deney aracı olarak görürken onları dost olarak gören, bir arada yaşamaya veya sirkte ziyaret etmeye çalışan insanlar da bulunmaktadır. Yeterince tehlikeli değil gibi bir de dinozorlar genetiğiyle oynayarak değişime uğratılmıştır. Doğa ile iç içe yaşam mücadelesi veren ve genelde av olan insanlar yeni filmde kurtarıcı rolüne bürünmüştür. Bir şeyler üretmekten hoşlanmayan insanlar, bir şeyler yaratmayı daha çok denemektedir. Yaratıcı rolde bulunan insanlar yarattıklarını korumaya başlamışlardır.</p>
<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/juras.jpg"><img class="wp-image-14882 alignleft" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/juras.jpg?resize=425%2C260" alt="" width="425" height="260" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/juras.jpg?w=950&amp;ssl=1 950w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/juras.jpg?resize=300%2C183&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 425px) 100vw, 425px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Jurassic World: Yıkılmış Krallık filminin yönetmen  koltuğunda J. A. Bayona bulunmaktadır. Başrollerde Chris Pratt, Bryce Dallas Howard ve Jeff Goldblum bulunmaktadır. Filmin gösterim tarihi 8 Haziran 2018’dir. Filmin ortalamanın üzerinde ve izlenebilir olduğunu düşünüyorum. Hele de daha önceki filmleri izlediyseniz bu filmi kesinlikle izleyin. Seri eksik kalmasın.</p>
<p>Jurassic World kapanalı dört yıl olmuştur. Orada dinozorlar insanlardan uzak bir yaşam sürmektedirler. Bu sırada doğa normalde olmaması gereken fakat insanların doğa kanunlarına karşı gelerek yarattıklarını yok etmek için ateşi kullanır. Bu durumu haber alan Owen (Chris Pratt) ve Claire ( Bryce Dallas Howard) Jurassci World’e dinozorlara yardım etmek için dönerler. Bundan sonrası ise biraz gerilim, bolca aksiyon ve bilimkurgu. Çekilecek bir sonraki filmin daha akıllı dinozorların, şartlara ayak uydurarak irade oluşturacakları bir film olacağını düşünüyorum.<a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic.jpg"><img class=" wp-image-14883 aligncenter" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic.jpg?resize=612%2C245" alt="" width="612" height="245" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic.jpg?w=770&amp;ssl=1 770w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/jurassic.jpg?resize=300%2C120&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 612px) 100vw, 612px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p style="text-align: center;">Herkese iyi seyirler…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/jurassic-world-yikilmis-krallik/">Jurassic World: Yıkılmış Krallık</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/jurassic-world-yikilmis-krallik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14876</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanatçıya Destek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanatciya-destek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanatciya-destek/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 26 May 2018 05:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ümran Yalçın Gökboğa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14600</guid>
				<description><![CDATA[<p>’ Bir ülkede sanata sanatçıya verilen önem, o ülkenin uygarlık seviyesini gösterir.’’ Geçenlerde sanat haberlerine şöyle bir göz gezdireyim dedim. İtalya’dan Serra Yılmaz’a sanat ödülünü okuyunca açıkcası içim içime sığmadı diyebilirim. Ülkemizde sanata ve de mizaha çok az değer veriliyor, diye düşünenlerdenim. Böylesi ödüllere böylesi sanatçılara o kadar ihtiyacımız var ki ! Bu topraklarda mizahı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatciya-destek/">Sanatçıya Destek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>’ Bir ülkede sanata sanatçıya verilen önem, o ülkenin uygarlık seviyesini gösterir.’’</p>
<p>Geçenlerde sanat haberlerine şöyle bir göz gezdireyim dedim. İtalya’dan Serra Yılmaz’a sanat ödülünü okuyunca açıkcası içim içime sığmadı diyebilirim.</p>
<p>Ülkemizde sanata ve de mizaha çok az değer veriliyor, diye düşünenlerdenim. Böylesi ödüllere böylesi sanatçılara o kadar ihtiyacımız var ki !</p>
<p>Bu topraklarda mizahı en iyi yapan tiyatrocu merhum Levent Kırca idi. Siyasetin en hırçın en kavgacı olduğu zaman diliminde bile Kırca mizahı ile bizleri Nasreddin Hoca misali hem çok güldürür hem de çok düşündürürdü, haksız mıyım?</p>
<p>Mizah sanatın en zor olan yanı benim için. Mizahın engin hoşgörüsünde hangi siyasi görüşten hangi fikirden olursak olalım hepimiz birbirimiz için empati yapabiliyoruz.</p>
<p>Aslında acının tadı da aynı gözyaşının rengi de aynı !</p>
<p>Sanat bize bizi kazandırıyor, farkındalığı öğretiyor.</p>
<p>Serra Yılmaz’ı tebrik ederken, daha nice sanat ödüllerini ülkemiz sanatçılarına tüm içtenliğimizle diliyoruz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatciya-destek/">Sanatçıya Destek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanatciya-destek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14600</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Deli Neden Haykırır?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-deli-neden-haykirir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-deli-neden-haykirir/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 07 May 2018 04:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Selman Çicek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14402</guid>
				<description><![CDATA[<p>Usta yönetmen Anderi Tarkovsyk’nin 1983 yılında çektiği Nostalgia filmi, varoluş sancısının en net irdelendiği filmlerinden biridir.  Metafiziğe yakın düşünceleri ile bilenen Tarkovsky’nin Nostolgia filmi, bir özlemin en saf anlatış hali iken bu özlem içerisinde iki karekterin toplumsal varoluş hikayelerini de gözlemliyoruz. Filmin daha ilk sekansında özlemi sisler içerisinde belirsizleşen insanların suretleri ile iliklerimize kadar hissediyoruz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-deli-neden-haykirir/">Bir Deli Neden Haykırır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images-1.jpg"><img class="size-full wp-image-14407 alignleft" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images-1.jpg?resize=179%2C282" alt="" width="179" height="282" data-recalc-dims="1" /></a>Usta yönetmen Anderi Tarkovsyk’nin 1983 yılında çektiği Nostalgia filmi, varoluş sancısının en net irdelendiği filmlerinden biridir.  Metafiziğe yakın düşünceleri ile bilenen Tarkovsky’nin Nostolgia filmi, bir özlemin en saf anlatış hali iken bu özlem içerisinde iki karekterin toplumsal varoluş hikayelerini de gözlemliyoruz. Filmin daha ilk sekansında özlemi sisler içerisinde belirsizleşen insanların suretleri ile iliklerimize kadar hissediyoruz. Tarkovsky, film boyunca belki daha özele inerek kendi özlemini anlatmaya çalışsa da asıl merak konusu da filmin ilk sahnesinde sorduğu can alıcı sorudur: “Birbirimizi nasıl tanıyacağız”</p>
<p>Bu soru aslında varoluşunda temel sorularından biridir. Kendimizi nasıl tanıyacağız. Kendimizden yola çıkarak birbirimizi nasıl tanıyacağız. Bu temelde Tarkovsky’nin varoluşsal yolculuğuna hakikat arayışı ile eşlik eden ise Domenico’dur. İnanç ve çılgınlık arasında bir yerde duran Domenico’nun film sonunda bize haykırışı adeta Tarkovsky sinemasının bir manifestosu gibidir.</p>
<p><strong>Ganchorav görünen ise Domenico da suretidir</strong></p>
<p>Aslında hikaye Tarkovsky’nin kendi hikayesidir. Ganchorav bir şairdi. Tıpkı Tarkovsky’nin babası Arseni Tarkovsky gibi. Ganchorav’un vatansızlık sancısı onu Domenico’nunn varoluş sancısı ile buluşturuyordu. Ganchorov, ne aradığını bilmeyeni ailesini terk edip İtalya’ya gelen bir şair iken Domenico’da Ganchorav’un ta kendisiydi. Bu yüzden Domenico’yu anlamak Tarkovsky’i anlamaktı. Tarkovsky sineması bize öğretti ki; her zaman görünen önemli olan suretidir, imgesidir. Ve o bize gerçeği verir. Bu yüzden Ganchorav görünen ise Domenico da suretidir.</p>
<p><strong>İnsanlık 4 bin yıllık yaşamında hiçbir şey öğrenmedi</strong></p>
<p>Domenico’nun varoluş sancısı ile başlayan Domenico, hurdaya çıkmış bisikletin üstünde pedal çeviren sahnesi varoluşsal sancı için başlangıç için iyi bir ipucu niteliğindedir. Domenico, Bisikletin gitmeyeceğini bile bile pedalı çevirdiğini görürüz. Çünkü hiçbir şeyin değişmeyeceğinin inancında ve bunun için harcanın çabanın da boşa olduğunu bize anlatmaya çalışır. Tıpkı Takovsky’nin bir söyleşinde söylediği gibi; “İnsanlık 4 bin yıllık yaşamında hiçbir şey öğrenmedi. Sanatla da öğrenmeyecek”<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir-1.jpg"><img class="size-full wp-image-14406 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir-1.jpg?resize=284%2C177" alt="" width="284" height="177" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir-1.jpg?w=284&amp;ssl=1 284w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir-1.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 284px) 100vw, 284px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><strong>“1+1=1”</strong></p>
<p>Domenico aynı zamanda pozitivist ve rasyonel akla da bir eleştiridir. Pozitivist zihniyetin varlığı mutlak ve maddi değerlerle açıklaması dünyayı felakete sürüklerken Donemico, kalın puntolarla duvara yazdığı “1+1=1” ile pozitivizme ve rasyonalist akla en büyük haykırıştı. Varlığın, metafizik boyutu hesaplamadan varılan sonuç bizim neden var olduğumuza götürmez iken sade ve sadece rasyonel aklın esiri haline getiriyor. Rasyonel akıl bize mutlak değerlerle gerçeği bize anlatmaya dursun Domenico’nun gözünden birbirine eklenmenin her zaman daha gerçeğe yakın durduğunu görüyoruz.</p>
<p><strong>Uygarlığın beşinden insanlığa haykırış</strong></p>
<p>Domenico’nun kendisini feda ederek haykırdığı meydan ise insanlığın bir özeti gibiydi. Uygarlığın simgesi olan Agora’nın (Meydan) seçilmesi de tesadüf değil, bilinçli bir tercihtir. Uygarlığın doğuşu ile birlikte birbirini tanıyan insanların beşiği olan kamünal toplumun da yıkılışının başlangıcıdır. Uygarlığın inşası ile tıpkı Domenico’nun intiharının gerçekleştiği meydanda insanları birbirinden habersiz varlıklar kıldı. Bu yüzden uygarlığın simgesi Agora’da neden birbirimizi tanımamız gerektiğini haykırıyor.</p>
<p>Domenico’nun çıktığı heykelde bana her zaman Napolyonu anımsatır. Napolyon, ulus devletin simgesidir ve kendisini ulus-devlet olarak tanrının yeryüzüne inmiş hali olarak lanse eder. Uygarlığın doğuşunun ardından insanlığın en büyük ikinci felaketi ise ulus-devletler olmuştur. Ulus devletlerin, pozitivist ve rasyonel aklı, milliyetçi politikaları ile adeta insanlık bir yıkımdan geçmiştir. Bu neden Domenico, böyle bir heykeli tercih etmiştir, one göre tüm bu felaketlerin sebebi bu simgeler ve bu simgeler yıkılmalı yerini arı vızıltılarına bırakmalıdır.</p>
<p><strong>Ahlakın ve anlamın yitirildiği bir dünyada bize bir deli olarak haykırıyor<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir-1-1.jpg"><img class="size-full wp-image-14408 alignleft" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir-1-1.jpg?resize=269%2C187" alt="" width="269" height="187" data-recalc-dims="1" /></a></strong></p>
<p>Domenico, ahlakın ve anlamın yitirildiği bir dünyada bize bir deli olarak haykırıyorsa gerçekten insanlığın utanılacak noktasındayız. İnsanlığın utanç noktası olan dünyada,insanlığın varoluş nedenleri ortadan kalkarken toplum adeta parçalanarak minimalize edilmiştir. Parçalanan toplum kafası kesilen toplum gibidir. Nedensiz acıyla sağa sola savrulur ve yavaş yavaş ölüme yol alır. İnsanlığın durumu da böyledir. Anlamından kopan minimalize edilen toplum değerleriyle birlikte insanlık yok oluşa sürüklenmektedir. İşte bu yüzden Domenico, utanılacak noktadan bize toplum parçalanmaktansa yeniden bir araya gelmeli” diyor.</p>
<p>Kurtuluş kendi varlığına yani özüne, temellerine yani doğasına dönmedir.</p>
<p>Bu yıkıntıdan kurtuluş reçetesini de haykırıyor yüzümüze Domenico. Ona göre, bundan kurtuluş kendi varlığına, özüne, temellerine yani doğasına dönmelidir.  Uygarlığın ve ulus devletin paramparça ettiği, rasyonel aklın bir makine gibi işlediği doğaya dönmek kurtuluşun reçetesidir Domenico’ya göre.</p>
<p><strong><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images.jpg"><img class="size-full wp-image-14405 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images.jpg?resize=300%2C168" alt="" width="300" height="168" data-recalc-dims="1" /></a>Karanlığa bir aydınlıktır Domenico</strong></p>
<p>Sanatın bile artık fayda etmediği bir çağda yeniden piramitlerin yapılabileceğine inanmamız gerektiğini belirten Domenico, bilinmezliğe yolculuğun insanlığı hakikate ulaştıracağına inanmıştır. İşte bu inançla elindeki çakmağı ateşleyerek karanlığa bir aydınlık olmaya çalışmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-deli-neden-haykirir/">Bir Deli Neden Haykırır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-deli-neden-haykirir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14402</post-id>	</item>
		<item>
		<title>60&#8217;lar Sineması&#8217;nda Sadri Alışık</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/60lar-sinemasinda-sadri-alisik/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/60lar-sinemasinda-sadri-alisik/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 28 Apr 2018 04:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14314</guid>
				<description><![CDATA[<p>Paşabahçe&#8217;de 5 Nisan 1925&#8217;te dünyaya gelen Mehmet Sadrettin Alışık küçük yaşta izlediği Naşid Özcan Tiyatrosuyla adeta büyülenir. Daha ilkokul üçüncü sınıfta tiyatro sahnesine ilk adımını atar. İstanbul Erkek Lisesi&#8217;ne devam ederken Cağaloğlu Halk Evi&#8217;ne de katılarak tiyatroya iyice bağlanır. Ancak bir süre sonra devam zorunluluğu olmayan Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümüne kayıt olur. Daha sonra [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/60lar-sinemasinda-sadri-alisik/">60&#8217;lar Sineması&#8217;nda Sadri Alışık</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Paşabahçe&#8217;de 5 Nisan 1925&#8217;te dünyaya gelen Mehmet Sadrettin Alışık küçük yaşta izlediği Naşid Özcan Tiyatrosuyla adeta büyülenir. Daha ilkokul üçüncü sınıfta tiyatro sahnesine ilk adımını atar. İstanbul Erkek Lisesi&#8217;ne devam ederken Cağaloğlu Halk Evi&#8217;ne de katılarak tiyatroya iyice bağlanır. Ancak bir süre sonra devam zorunluluğu olmayan Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümüne kayıt olur. Daha sonra Küçük Sahne&#8217;de yer alır. Sinema yaşamına 1945&#8217;te &#8220;Günahsızlar&#8221; ile başlayan Alışık hızla yıldızı parlarken Yeşilçam&#8217;a onlarca tip ve karakter katar.</p>
<p><figure id="attachment_14315" aria-describedby="caption-attachment-14315" style="width: 307px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadrialisik.jpg"><img class="size-full wp-image-14315" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadrialisik.jpg?resize=307%2C320" alt="" width="307" height="320" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadrialisik.jpg?w=307&amp;ssl=1 307w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadrialisik.jpg?resize=288%2C300&amp;ssl=1 288w" sizes="(max-width: 307px) 100vw, 307px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14315" class="wp-caption-text">60&#8217;lar Sineması&#8217;nda Sadri Alışık</figcaption></figure></p>
<p>Bir ressam, şair, yönetmen, yapımcı, senarist, muazzam bir sese sahip bir jön, 60&#8217;ların İstanbul beyefendisi rollerinin de salaş bir meyhanede; kaybetmiş derbeder serseri rollerinin de üstesinden gelen kendine has komedisiyle sevilen, özel selamıyla tanınan, filmlerinde sadece bakışlarıyla bile kederini, yorgunluğunu, kaybedişini hissettiren bir oyuncu, gülerken ağlayabilen tek aktör olarak bilinen Mehmet Sadrettin Alışık tanıdığımız ismiyle Sadri Alışık namı diğer Ofsayt Osman, Turist Ömer, Vites Kazım, Balıkçı Osman, Hüsnü, Gülüm Osman, Ringo Kazım, Haşmet İbriktaroğlu, Gönlübol Arif. 200 den fazla filmde onlarca karakter ve tipe hayat veren aktör 1958&#8217;de Yalnızlar Rıhtımı&#8217;nda birlikte rol aldığı Çolpan İlhan&#8217;a aşık olur ve çift aynı yıl evlenerek 38 yıl evli kalır. Yine bir sinema projesiyle Ayhan Işık&#8217;ın vefatına dek devam edecek bir dostluk kazanır ve daha sonra Işık&#8217;la pek çok filmde yer alır.1966&#8217;da çekilen bir arayış öyküsü olan Ah Güzel İstanbul filmi Sanremo &#8216;Bodrig Hera&#8217; Güldürü Filmleri Şenliğinde, Gümüş Ağaç Plakası Özel Ödülüne layık görülür.1971 yılında Afacan Küçük Serseri filmi ile 8. Antalya Film Şenliği&#8217;nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Ben Sana Mecburum filmi ile 1. İstanbul Film Festivali&#8217;nde (1976) En İyi Erkek Oyuncu ve Yengeç Sepeti filmi ile 31. Antalya Film Şenliği&#8217;nde (1994) En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kaldırır.18 Mart 1995 tarihinde İstanbul&#8217;da yaşama veda eder.</p>
<p><figure id="attachment_14317" aria-describedby="caption-attachment-14317" style="width: 237px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadri-alisik-turst-omer-foto.jpg"><img class=" wp-image-14317" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadri-alisik-turst-omer-foto.jpg?resize=237%2C365" alt="" width="237" height="365" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadri-alisik-turst-omer-foto.jpg?w=415&amp;ssl=1 415w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadri-alisik-turst-omer-foto.jpg?resize=195%2C300&amp;ssl=1 195w" sizes="(max-width: 237px) 100vw, 237px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14317" class="wp-caption-text">60&#8217;lar Sineması&#8217;nda Sadri Alışık</figcaption></figure></p>
<p>Sinemamız 60&#8217;lı yıllarda genel olarak dönemin değişen ekonomik ve sosyal koşullarını gerçekçi bir gözle perdeye yansıtır. Elbette bolca tesadüf yadırganan oyunculuklar, abartılı romantizmde vardır bu Tanzimat&#8217;tan beri süregelen öykü alışkanlığımızda. Sonrasında ticari kaygılarla film yapıldığı görülür bu nedenle de risksiz diyebileceğimiz iki alan üzerinde durulur; güldürü ve melodram. İşte bu ortamda Alışık filmlerinde yerelliği hep ön planda tutarak mekan ve zamanla hikayeyi harmanlayarak babası Rafet Bey&#8217;in: &#8220;Sana bir nasihatim, aynı zamanda da vasiyetim olsun. Artık yeni bir hayata atılıyorsun. Bundan sonra ki yaşamında, işini elinle değil, canınla yap!&#8221; sözünü hiç unutmaz ve hep bu doğrultuda yaşar.</p>
<p>Oynadığı bütün bu karakterler zıtlıklar barındırsa da hepsi içtendir, olduğu gibidir sadelik perdeye yansımalıdır çünkü seyirci abartıyı hemen hisseder. Açık sözlüdür, lafını sakınmaz. O bize, Müjganı düşündürür, İstanbul&#8217;u düşündürür, aşık olup yitirmeyi düşündürür, yoksulluğu düşündürür, kendiyle barışık olmayı düşündürür, muzipliğin ona nasıl da yakıştığını düşündürür. Bir nevi yerli Şarlodur, antikahramandır. Özensiz salaş haliyle, yer yer argoya kayan konuşmasıyla, hiç çıkarmadığı şapkasıyla mizahi yanıyla benzetebileceğimiz tiptir Turist Ömer. Seyirci onu çok sever filmleri geleceğe ulaşabilen nadir oyunculardan olan Alışık tiplemeleri dejenere olmaya yüz tutmuş İstanbul&#8217;un içinde naifliğin, beyefendiliğin, gururun, içimizde öldürülen duyguların beyaz perdedeki yansımasıydı, isyanı bizimdi sanki öyle bir sahiplenme hissiyle izlerdik Al-ışık&#8217;ı,  Sigarasından derin bir nefes çekince sizi de efkarlandırırdı çünkü ,seyirci kendini onun yerine koyar yakınlık duyar. Kıymetsiz değerlerimizi tiye alır, fukaralığını kafaya takmaz, İspanya Arabistan, Almanya hatta uzay yolunda bile yabancılık çekmez, babacan, muzip hazır cevaptır.  Çünkü her şeye rağmen güler, sizi de güldürür. Aylaklık en çok ona yakışır çünkü. Ne zaman tv de bir filmine rastlasak değiştiremeyiz çünkü. Çünkü Sadri Alışık samimiyettir, hayatın ta kendisinin yansımadır, dostluktur ki; Ayhan Işık denildiğinde gözleri dolacak kadar ve serseri ve efendi ve hüzünlü ve komik ve gönlü zengin ve cebi delik ve karmakarışık.. Çokça Sadri Alışık..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/60lar-sinemasinda-sadri-alisik/">60&#8217;lar Sineması&#8217;nda Sadri Alışık</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/60lar-sinemasinda-sadri-alisik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14314</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sinema Tarihinde Şarlo ve Melon Şapkadan Çıkan Nasreddin Hoca</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sinema-tarihinde-sarlo-melon-sapkadan-cikan-nasreddin-hoca/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sinema-tarihinde-sarlo-melon-sapkadan-cikan-nasreddin-hoca/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 12 Apr 2018 04:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14064</guid>
				<description><![CDATA[<p>Londra&#8217;da 16 Nisan 1889&#8217;da dünyaya gelen Chaplin, müzikhol oyuncusu olan anne ve babasının etkisiyle sahne ile 5 yaşında tanışır. Filmlerinde sıkça konu aldığı yoksulluğu yakından tecrübe eder. 12 yaşına geldiğinde babasını kaybeder ardından ses sanatçısı olan annesinin sesini yitirmesinden sonra akıl hastanesine gitmesiyle Chaplin&#8217;in çocukluğu yatılı okullar ve yetimhanelerde geçer. 1910&#8217;da Karno Pandomim Topluluğu ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sinema-tarihinde-sarlo-melon-sapkadan-cikan-nasreddin-hoca/">Sinema Tarihinde Şarlo ve Melon Şapkadan Çıkan Nasreddin Hoca</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Londra&#8217;da 16 Nisan 1889&#8217;da dünyaya gelen Chaplin, müzikhol oyuncusu olan anne ve babasının etkisiyle sahne ile 5 yaşında tanışır. Filmlerinde sıkça konu aldığı yoksulluğu yakından tecrübe eder. 12 yaşına geldiğinde babasını kaybeder ardından ses sanatçısı olan annesinin sesini yitirmesinden sonra akıl hastanesine gitmesiyle Chaplin&#8217;in çocukluğu yatılı okullar ve yetimhanelerde geçer. 1910&#8217;da Karno Pandomim Topluluğu ile turneye çıkar. Bundan dört yıl sonra &#8220;Yaşıyor Gibi Yapmak&#8221; ile kamera karşına geçer. Ardından oynadığı &#8220;Çocuk Oto Yarışları Venedik&#8221; filminde kendi deyimiyle; bir şair, hayalperest, maceracı, serseri ve bir centilmen olan Şarlo karakterini yaratır. 1917&#8217;de İdam Mahkumu filmi&#8217;ni İzmir&#8217;de iki kez ard arda izleyen hayranlarından biri de Atatürk olmuştur. 1918&#8217;de yapımcılığa el atar kendi film şirketini kurar, 1921&#8217;de oynadığı &#8220;Yumurcak&#8221; ta ise kendi hayatından kesitler verir. 1925&#8217;te oynadığı &#8220;Altına Hücum&#8221; da senarist yönetmen yapımcı olmuş aynı zamanda film müziklerini bestelemiştir. Bu filmin ardından komünizm propagandası suçlamasıyla Amerika&#8217;ya girişi yasaklanır. Hakkında karalama kampanyası başlatılır. Filmleri sansürlenir ve yalnız bırakılır. Şarlo karakterini son sessiz filmi olarak son kez 1936&#8217;da &#8220;Modern Zamanlar&#8221; da ekonomik buhranı yansıtırken görürüz. Film serüveninin son alt yazısı ise şöyle karşımıza çıkar: &#8220;Gülümse umudunu kaybetme başaracağız&#8230;&#8221; 1913&#8217;te 45 dolarla geldiği Amerika&#8217;dan bir film yıldızı olarak 1952&#8217;de ayrılır ve İsviçre&#8217;ye yerleşir.<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg"><img class="wp-image-14066 alignleft" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?resize=394%2C248" alt="" width="394" height="248" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?w=592&amp;ssl=1 592w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?resize=300%2C189&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 394px) 100vw, 394px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>&#8220;Sinemanın şiiri öldü&#8221; diyerek İlk sesli filmini 1940&#8217;ta sinemada politik hicvin ilk birkaç filmi arasında sıralayacağımız &#8220;Diktatör&#8221; ü çeker. 1957&#8217;de &#8221; New York&#8217;ta Bir Kral&#8221; ile 50&#8217;lerin fotoğrafı yansıtılır ve film en iyi müzik Oscarını alır geç gelen bir ödül olsa da yine bu yıl içinde kendisine Sir ünvanı verilir. Şehir Işıkları ile iade-i itibar yapılmaya çalışır ve onur ödülü alır. 1972&#8217;de ikinci onur ödülünü alır. 1977&#8217;de 88 yaşında iken İsviçre&#8217;de yaşama veda eder. 1981&#8217;de ismi bir asteroide verilir.</p>
<p>Sinemanın henüz olgunlaşmadığı süreçte Chaplin sadece güldürmek için değil yermek için de sinemaya adım atar. Büyük bir yaratıcılıkla ve zekayla sinemaya yeni bir yol açar ve yarattığı karakter kendinin önüne geçer. Dram, melodram, politik ve toplumsal hiciv güldürü ile bir arada eritir.  Şarlo  karakterine bakacak olursak yoksul, kılık kıyafeti kendine birkaç beden büyük, yamalı ve yırtık, yine bir ayakkabılarıyla bir palyaçovari, sakar ancak nazik, serseri fakat vicdanlı insancıl, sevimli ve antikahraman bir tip görürüz. Aynı sahne içinde sefaleti ve çaresizliği gören seyirciyi güldürmeyi bilir kendiyle de otoriteyle de alay eder.  İnsan olmanın erdemlerini gösterir. Sessiz film yapmaktan yana olması ya da sesi minimumda kullanmasının sebebi izleyen herkesin kendisini anlamasını istemesiydi. Sınıf farklarını, toplumun geçirdiği ekonomik buhranı, işsizliği, zengin olma hırsıyla başlayan altın arayışını, sanayileşme ile insanın makine halini almasını (özellikle çarkların arasında ezilme sahnesiyle), aktör olmanın bilinmeyenlerini, emperyalizmin sokağa yansıyan yüzünü perdeye yansıtır.  Hatta Hitler&#8217;in henüz alkışlandığı 40&#8217;lı yılların başında unutulmaz filmi Büyük Diktatör ile deyim yerindeyse faşizmi madara eder. Özellikle stalker film tarzıyla büyük bir sevgi ve şöhret kazanmış olan Chaplin 79 filme imza atar 500 kadar film bestesi yapar. Yarattığı tarz bugün dahi başkalarınca taklitten öteye gitmeyerek kendisine has kalmıştır. Yalnızca sessiz film tarihini değil tüm sinema tarihini etkilemiştir. Bunda büyük kabiliyetinin, zekasının, toplumla olan bağının, duyarlılığının, emeğinin, ne yaptığını bilmenin ve kendine inancının payı büyüktür.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/chaplin-4.jpg"><img class="wp-image-14067 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/chaplin-4.jpg?resize=282%2C439" alt="" width="282" height="439" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/chaplin-4.jpg?w=580&amp;ssl=1 580w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/chaplin-4.jpg?resize=193%2C300&amp;ssl=1 193w" sizes="(max-width: 282px) 100vw, 282px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>7 Aralık 1942&#8217;de BBC Radyo&#8217;ya konuk olduğu yayın çevrilerek Türkiye&#8217;den de dinlenilir Türkiye&#8217;de kendisini o an dinleyenlere söyleyecek bir şeyi olup olmadığı sorulduğunda bir Nasreddin Hoca fıkrası anlatarak yine unutulmayacak bir mesaj iletir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sinema-tarihinde-sarlo-melon-sapkadan-cikan-nasreddin-hoca/">Sinema Tarihinde Şarlo ve Melon Şapkadan Çıkan Nasreddin Hoca</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sinema-tarihinde-sarlo-melon-sapkadan-cikan-nasreddin-hoca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14064</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bizimkiler, Cafer ve Ercan Yazgan&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bizimkiler-cafer-ercan-yazgan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bizimkiler-cafer-ercan-yazgan/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 10 Mar 2018 07:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Öznur Kanarya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13747</guid>
				<description><![CDATA[<p>Pazar akşamlarımızın gönül şenliğiydi Bizimkiler dizisi. Her bir karakter, nasıl da gerçekten biz gibiydi. Kapıcı Cafer, hem Anadolu&#8217;dan gelmiş insanın temiz halini, en çok ta, sinekten çıkaracağı yağın kazancını hesaplayan iş bilir günümüz insanını sergilerdi bize.Hepsini de çok severek izlerdik o apartmanın sakinlerinin bizimkilere benzer yaşamlarını. Her birine usta oyuncular yaşam verirdi. Hepimiz o binada [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bizimkiler-cafer-ercan-yazgan/">Bizimkiler, Cafer ve Ercan Yazgan&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><figure id="attachment_13751" aria-describedby="caption-attachment-13751" style="width: 365px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/5aa23d007af508290884b3d0.jpg"><img class="wp-image-13751" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/5aa23d007af508290884b3d0.jpg?resize=365%2C206" alt="" width="365" height="206" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/5aa23d007af508290884b3d0.jpg?w=590&amp;ssl=1 590w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/5aa23d007af508290884b3d0.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 365px) 100vw, 365px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13751" class="wp-caption-text">Bizimkiler</figcaption></figure></p>
<p>Pazar akşamlarımızın gönül şenliğiydi Bizimkiler dizisi. Her bir karakter, nasıl da gerçekten biz gibiydi. Kapıcı Cafer, hem Anadolu&#8217;dan gelmiş insanın temiz halini, en çok ta, sinekten çıkaracağı yağın kazancını hesaplayan iş bilir günümüz insanını sergilerdi bize.Hepsini de çok severek izlerdik o apartmanın sakinlerinin bizimkilere benzer yaşamlarını. Her birine usta oyuncular yaşam verirdi. Hepimiz o binada yaşıyorduk sanki. Ercan Yazgan<span class="text_exposed_show">, Cafer&#8217;den önce ve sonra, pek çok oyunda yer almıştır kuşkusuz. Ama bugün hep Cafer kimliği ile duyurulmakta gidişi. Yitirdiğimizi öğrendiğimde, Bizimkiler&#8217;in jenerik müziği çalmaya başladı içimde ve her bölüm sonunda arka planda, müziğe eşlik eden Ali&#8217;nin (Atılay Uluışık) bölümün mesajını veren sesini duyar gibi oldum.</span></p>
<div class="text_exposed_show">
<p><figure id="attachment_13755" aria-describedby="caption-attachment-13755" style="width: 317px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/59b10c5661361f0b90531b85.jpg"><img class="wp-image-13755" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/59b10c5661361f0b90531b85.jpg?resize=317%2C241" alt="" width="317" height="241" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/59b10c5661361f0b90531b85.jpg?w=630&amp;ssl=1 630w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/59b10c5661361f0b90531b85.jpg?resize=300%2C228&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 317px) 100vw, 317px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13755" class="wp-caption-text">Güzin Özipek, Orhan Çağman,</figcaption></figure></p>
<p>Müziği mırıldandım hafifçe. &#8220;İnsanın bedeninde bir radyo- pikap ve fotoğraf makinesi barındırması acı veriyor bazen&#8221; diye düşündüm.Çünkü, yaşadıklarımızı ve boşluklarını hatırlamanın yarattığı sızı, ne çok ve hızla eksildiğimizi, sevinçlerimizi ne kadar uzaklarda bıraktığımızı da haber veriyor. Üşüyoruz hep birlikte.<a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bizimkiler-jenerik.jpg"><img class=" wp-image-13756 alignright" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bizimkiler-jenerik.jpg?resize=285%2C285" alt="" width="285" height="285" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bizimkiler-jenerik.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bizimkiler-jenerik.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bizimkiler-jenerik.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 285px) 100vw, 285px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güzel mevsimlerin güzel pazar akşamlarının neşesini borçluyduk sizlere sevgili Güzin Özipek, Orhan Çağman, Yaman Okay, Yavuzer Çetinkaya, Savaş Yurttaş, Savaş Dinçel, Ayton Sert, Halit Akçatepe, Oktay Sözbir, Aykut Oray, Selçuk Uluergüven, Latife Saruhan, Mehmet Akan ve Ercan Yazgan&#8230;Hepiniz, gökyüzünde yıldızsınız şimdi&#8230;</p>
<p>Teşekkür ederim sizlere; hatırlattığınız iyi duygular için&#8230;.</p>
<p><figure id="attachment_13761" aria-describedby="caption-attachment-13761" style="width: 487px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/maxresdefault.jpg"><img class="wp-image-13761" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/maxresdefault.jpg?resize=487%2C274" alt="" width="487" height="274" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/maxresdefault.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/maxresdefault.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/maxresdefault.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 487px) 100vw, 487px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13761" class="wp-caption-text">Ercan Yazgan</figcaption></figure></p>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bizimkiler-cafer-ercan-yazgan/">Bizimkiler, Cafer ve Ercan Yazgan&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bizimkiler-cafer-ercan-yazgan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13747</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sıfır Bir&#8217;in Kollektivizmi Çukur&#8217;un Erk&#8217;ini Gömecektir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sifir-birin-kollektivizmi-cukurun-erkini-gomecektir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sifir-birin-kollektivizmi-cukurun-erkini-gomecektir/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 26 Feb 2018 08:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Selman Çicek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13331</guid>
				<description><![CDATA[<p>Son dönemde Amerika, Uzakdoğu, Hindistan ve Avrupa menşeli diziler, sektörde büyük bir kazanım haline geldi. Her yıl yayınlanan onlarca dizi, büyük kitlelere ulaşırken aynı zamanda kendi fan kitlesini de oluşturmaktadır. Dizilerin uzunluğu 60 dakikayı ve sezonu ise 12 bölümü aşmamasından dolayı senaryoyu da zenginleştirmektedir. Konu bakımından bir tıkanma yaşamayan dünya dizileri, her yıl bizlere tarih, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sifir-birin-kollektivizmi-cukurun-erkini-gomecektir/">Sıfır Bir&#8217;in Kollektivizmi Çukur&#8217;un Erk&#8217;ini Gömecektir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde Amerika, Uzakdoğu, Hindistan ve Avrupa menşeli diziler, sektörde büyük bir kazanım haline geldi. Her yıl yayınlanan onlarca dizi, büyük kitlelere ulaşırken aynı zamanda kendi fan kitlesini de oluşturmaktadır. Dizilerin uzunluğu 60 dakikayı ve sezonu ise 12 bölümü aşmamasından dolayı senaryoyu da zenginleştirmektedir. Konu bakımından bir tıkanma yaşamayan dünya dizileri, her yıl bizlere tarih, bilim-kurgu, distopya, drama, komedi gibi başlıca alanlarda önemli alternatifler sunuyor.</p>
<p><em><strong>Dizilerimiz kendi kısır döngülerinde boğulmaktadır</strong></em></p>
<p>Ne yazık ki bu durum ülkemizde tam tersi. Ülke pazarında büyük bir paya sahip olan dizilerimiz, 3. Dünya ülkeleri olarak kabul edilen ülkelere ancak pazarlanmaktadır. Dizilerimiz, yıllardır kendi kısır döngüsünde tıkılıp kalmaktadır. Bu kısır döngüde ortaya çıkan projeler ise birbirlerini tekrar etmekten öteye gidememektedir. Burun kıvırdığımız Hint dizileri ile dizilerimizi sollar duruma geldiği bir dönemi yaşıyoruz.</p>
<p><em><strong>İstanbul ve erkek metaforunda ezilen dizilerimiz</strong></em></p>
<p>Dizilerin uzunluğu, sektörde bir sömürü haline gelirken senaryo açısında da her geçen gün biraz daha fakirleşiyoruz. İstanbul ve erkek metaforu altında ezilen dizilerimiz, bu iki olguyu aşamadığı için yeni bir şey izlemek de mümkün olmuyor. Her çıkan yeni dizi İstanbul güzellemesi ile başlayıp devamında da erkeğin otoritesini sağlama peşine düşer. İstanbul merkezli dizilerde erkek ön planda iken erkeğin gücü, toparlayıcılğı gösterilmeye çalışılır.<a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/261220170023482776094_2-41.jpg"><img class="wp-image-13335 alignleft" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/261220170023482776094_2-41.jpg?resize=466%2C262" alt="" width="466" height="262" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/261220170023482776094_2-41.jpg?w=630&amp;ssl=1 630w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/261220170023482776094_2-41.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 466px) 100vw, 466px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><em><strong>Ismarlama senaryolar ortak yaşama ülküsünü</strong></em></p>
<p>Yine sanatsal bir amaç gütmeyen dizilerimiz, son dönemlerde iyice ideolojik aygıt haline geldi. Ülkenin politik durumundan faydalanan yapımcılar, peş peşe yayınladıkları bir birine tıpa tıp benzeyen “savaş, kahramanlık” diziler sunmaya başladı. Bir halkın milliyetçi duyguları istismar eden yapımcılar, tamamen ticari kazanç elde etmenin peşinde iken ısmarlama senaryoları ise gelecek açısından birlikte ortak yaşama ülküsünü de her geçen gün zayıflatmaktadır.</p>
<p><em><strong>Çukur&#8217;da aile erkektir</strong></em></p>
<p>İstanbul ve “Erk” metoforuna en yakın örnek ise klasik bir erkek dizi diyebileceğimiz &#8220;Çukur&#8221; dur. Ay Yapım&#8217;ın dizisinde sık sık erkek, iktidar nidaları ile karşılaşıyoruz. Baba İdris Kocavalı (Ercan Kesal) etrafında şekillenen dizi de sıklıkla &#8220;aile her şeydir&#8221; vurgusu yapılmaktadır. Ancak her şey olan aileyi yine erkekler ayakta tutuyor, kadınlar ise yine pasif, ezilen, itaat eden bir pozisyondadır. Güya başkaldıran karakter olarak gösterilen Sena (Dilan Deniz Çiçek) dizi de erkeklere karşı değil kadınlara karşı bir iktidar mücadelesindedir, Yine dizi de &#8220;İdris babamız Çukur evimiz&#8221; sloganı ile de erkeğin gücü adeta haykırılmakta erkeklerin iktidar maceraları bol raconla sunulmaktadır.<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5a046d9efbead36f0c13404d.jpg"><img class="wp-image-13336 alignright" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5a046d9efbead36f0c13404d.jpg?resize=366%2C232" alt="" width="366" height="232" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5a046d9efbead36f0c13404d.jpg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5a046d9efbead36f0c13404d.jpg?resize=300%2C190&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5a046d9efbead36f0c13404d.jpg?resize=1024%2C649&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5a046d9efbead36f0c13404d.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5a046d9efbead36f0c13404d.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 366px) 100vw, 366px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><em><strong>Senaryo zayıf ise ver müziği</strong></em></p>
<p>Senaryo bakımında oldukça zayıf olan dizi, son dönemde dizilerin sıkça başvurduğu müziği olabildiğince kullanmaktadır. Adeta dizinin 120 dakikalık bölümünün 30 dakikası müzik ile doldurulmaya çalışılıyor. Bu yöntem iki açıdan kullanılmaktadır; Birincisi, 120 dakikalık bir senaryo zenginleştirilmediği için ortaya çıkan senaryo zayıflıkları müzik ile kapatılıyor. İkincisi ise yine senaryodaki zayıflıklar ve boşluklar, müziğin evrensel gücüyle insanın hislerine dokunularak kapatılıyor.</p>
<p><em><strong>Sosyal Medya umut olmaya başladı</strong></em></p>
<p>Son dönem de sosyal medyanın gelişimi ile ortaya çıkan bazı alternatif diziler ise, gelecek açısından umut vermeye başladı. Türkiye’nin ilk dijital platformlarından olan Blu TV ve Puhu TV&#8217;de yayınlanan diziler, İstanbul algısı ve erkek olgularını ne yazık ki aşamamıştır. Puhu TV&#8217;de yayınlanan “Çi ve Pi” dizileri, mevcut dizilerimizin ötesine geçemez iken  Blu TV&#8217;de yayınlanan diziler ise gelecek için biraz daha umut vaad etmektedir. Masum dizisi, başarılı bir çalışma olsa da konusu bakımından dizi sektörüne bir yenilik getirememektedir. 7 Yüz ise, diziden çok yedi başarılı orta metrajlı film olarak çıktı izleyicinin karşısına.</p>
<p>Burada bir dipnot açalım; hükümetin sosyal platformları RTÜK kapsamına almak istemesi bu alanın yeşermeden kuruyacağı anlamına geliyor.</p>
<p><em><strong><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/sifir-bir-artik-blu-tv-de-380461-5.jpg"><img class=" wp-image-13337 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/sifir-bir-artik-blu-tv-de-380461-5.jpg?resize=501%2C278" alt="" width="501" height="278" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/sifir-bir-artik-blu-tv-de-380461-5.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/sifir-bir-artik-blu-tv-de-380461-5.jpg?resize=300%2C166&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 501px) 100vw, 501px" data-recalc-dims="1" /></a>Geleceğe en yakın duran dizi: Sıfır Bir</strong></em></p>
<p>Yine son dönem de Youtube&#8217;dan yayınlanan Bir zamanlar Adana: Sıfır Bir dizi ise, geleceğe en yakın duran dizi diyebilirim. Amatör bir grup tarafından kolektif bir ruhla kotarılan dizi, izleyiciye daha samimi gelmektedir. Ve bu nedenle az imkanlarla büyük başarılara imza atmıştır. Peki Sıfır Bir&#8217;in başarısı nedir?</p>
<p><em><strong>Kollektif bir düşüncenin ve çalışmanın ürünü</strong></em></p>
<p>Dizilerimizdeki tıkanıklık ve kısır döngüden yola çıkarsak eğer bu başarının tesadüfi olmadığını göreceğiz. Birincisi, Sıfır Bir; dizi sektörünü kendi ideolojisine göre dizayn eden ve tamamen ticari düşünen yapım şirketlerinin bir ürünü olmak yerine kollektif bir düşüncenin ve çalışmanın ürünüdür. Kolektif bir biçimde kotarılan bir dizi, ticari amaçtan çok kendi derdini anlatmaya odaklanmıştır. Senaryosundan çekimine hatta oyunculuğuna kadar ortak üretimin esas aldığı görülmektedir.</p>
<p><em><strong>İstanbul mekan ve zamanından sıyrılmak</strong></em></p>
<p>İkincisi: Sıfır Bir, İstanbul merkezli ya da Anadolu’da başlayan yine İstanbul ile biten diziler yerine, Anadolu&#8217;nun kendine münhasır Adana’da çekilmesi. Mekan açısından İstanbul dizilerine göre daha gerçeğe yakındır. Mahalle, sokak kavramı daha samimidir. Yine karakterler, İstanbul merkezli gibi hayal ürününe yakın tiyatrovari değil de mahalleye inip her an karşımıza çıkan karakterler gibidir.</p>
<p><em><strong>Baba, aile ve mahalle paradoksu</strong></em></p>
<p>Üçüncüsü ise, erk, erkek olgusudur. Bu olgu her ne kadar Sıfır Bir dizisinde aşılamamışsa yine de farklı bir bakış açısıyla yaklaşılmıştır. Çukur&#8217;da İdris baba ve oğulları ‘her şey’  ve mahallenin koruyucusu iken Sıfır Bir dizisinde ise mahalledeki herkes ve her şey onu koruyandır. Çukur&#8217;da İdris Baba ve oğullarına bir halel gelirse mahalle dağılırken Sıfır Bir de ise, mahalledeki herhangi bir birey için bu geçerlidir. Bu geçerlilik erkekler üzerinden anlatılması her ne kadar bir eksiklik olsa da kollektife daha yakın durması Sıfır Bir&#8217;i daha başarılı kılmaktadır.</p>
<p>Dizilerimizin kısır döngüsü diziseverler için bir karamsarlık tablosu iken Sıfır Bir gibi alternatif dizilerin sektörde yer edinmesi de bir o kadar gelecek için umut verici bir durum. Bu nedenle Sıfır Bir&#8217;in Kollektivizmi Çukur&#8217;un erk&#8217;ini gömecektir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sifir-birin-kollektivizmi-cukurun-erkini-gomecektir/">Sıfır Bir&#8217;in Kollektivizmi Çukur&#8217;un Erk&#8217;ini Gömecektir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sifir-birin-kollektivizmi-cukurun-erkini-gomecektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13331</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Arkadaşım Dahmer &#8211; MY FRIEND DAHMER (2017)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/arkadasim-dahmer-my-friend-dahmer-2017/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/arkadasim-dahmer-my-friend-dahmer-2017/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 23 Feb 2018 08:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13263</guid>
				<description><![CDATA[<p>90&#8217;larda büyürken  merakla izlediğim Discovery Channel&#8216;ın Forensic Detectives programında, hakkında izlediğim bir bölüm ve ablamın anlattıkları sayesinde kendisi ile tanıştığım Jeffrey Dahmer, 20.yüzyılın en korkunç suçlarından bazılarını işlemiş bir seri katil olarak bilinmektedir. Gelgelelim ki, onun işlediği suçlar her ne kadar toplumun kanını donduruyor olsa da, ruhunda yaşadığı travmalar ve çelişkiler aslında bir o kadar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/arkadasim-dahmer-my-friend-dahmer-2017/">Arkadaşım Dahmer &#8211; MY FRIEND DAHMER (2017)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>90&#8217;larda büyürken  merakla izlediğim <strong>Discovery Channel</strong>&#8216;ın <strong>Forensic Detectives</strong> programında, hakkında izlediğim bir bölüm ve ablamın anlattıkları sayesinde kendisi ile tanıştığım <strong>Jeffrey Dahmer</strong>, 20.yüzyılın en korkunç suçlarından bazılarını işlemiş bir seri katil olarak bilinmektedir. Gelgelelim ki, onun işlediği suçlar her ne kadar toplumun kanını donduruyor olsa da, ruhunda yaşadığı travmalar ve çelişkiler aslında bir o kadar onu topluma yaklaştırıyor.</p>
<p><strong>My Friend Dahmer (2017)</strong> filminde de bunun altı çizilerek güzel ve başarılı bir şekilde betimleniyor.</p>
<p>Yıl: <strong>1978</strong>&#8230;  Yer: <strong>Ohio</strong>,<strong> Richfield</strong> kasabasındaki <strong>Revere Lisesi</strong>&#8230;<br />
18 yaşındaki <strong>Jeffrey</strong> liseden mezun olmak üzeridir ama tüm eğitim hayatı boyunca garip ve tuhaf bir çocuk olarak görülmüştür. Ne çok fazla arkadaşa sahip olabilmiş, ne de insanlar tarafından normal biri olarak kabul edilmiştir. Aile yaşamı da sosyal ilişkileri kadar hasarlıdır. Paranoyak bir kişilik bozukluğu yaşayan annesi ve pasif-agresif babasının her gün bitmek bilmeyen kavgaları arasında küçük erkek kardeşi <strong>David</strong> ile var olmaya çalışmaktadırlar. Babasının kendisinde gördüğü ve korktuğu dürtüleri oğlunda da görüyor olmasının yarattığı endişe ile, <strong>Jeffrey</strong>&#8216;nin daha normal bir çocuğa dönüşmesini istemektedir. Çocukluğundan beri yolda bulduğu hayvan ölüleri üzerinde çalışmalar ve incelemeler yapmaya meraklı olan <strong>Jeffrey</strong>, babasının kaygıları sebebiyle sevdiği şeyi bırakmaya zorlanmış ve babasının isteği üzerine daha sosyalleşmeye çalışmakta ve biraz olsun arkadaşlık ilişkileri geliştirmeye başlamıştır.<a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/resim-1.jpg"><img class="wp-image-13327 aligncenter" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/resim-1.jpg?resize=580%2C343" alt="" width="580" height="343" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/resim-1.jpg?w=1024&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/resim-1.jpg?resize=300%2C178&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/resim-1.jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w" sizes="(max-width: 580px) 100vw, 580px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Film, bildiğimiz ve tüylerimizi ürpertmesi gereken bir seri katile bambaşka yönden bakmamızı sağlıyor. Hepimizin ergenlik döneminde karşılaştığı sıkıntıları, kafa karışıklıklarını ve çözmeye çalıştığımız bir çok duyguya odaklanıyor. Tarihin en nefret edilenler sayfasında olan bir adamın, yol gösterici ve doğru yönlendirme ile destek alabileceği kimsenin olmaması nedeniyle bambaşka bir dönüşüme uğrama süreci anlatılıyor. <strong>(</strong><u>Öğrencilere vurmanın eğitimin temel parçası olduğu, seri katillerin gösterdiği temel özelliklerin olabileceğinin hiç düşünülmediği bir dönemden bahsediyoruz burada. Ergen ve çocuk psikolojisine dair yapılmış tam kapsamlı en erken çalışma, 20.yüzyılın son 15 yılına denk geliyor ne yazık ki</u><strong>)</strong>. Film, <strong>Jeffrey</strong>&#8216;nin hayatında yaşadığı sıkıntılar ve ilişkilerden çok kendi içindeki, söz deyimi ile şeytanlarına odaklanıyor yapısal olarak. Onun bir seri katil olarak evrilmesine neden olan temel özelliklerden bazılarına.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/resim-3.jpg"><img class="wp-image-13328 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/resim-3.jpg?resize=497%2C206" alt="" width="497" height="206" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/resim-3.jpg?w=1600&amp;ssl=1 1600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/resim-3.jpg?resize=300%2C125&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/resim-3.jpg?resize=1024%2C425&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/resim-3.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 497px) 100vw, 497px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Şahsen, <strong>Jeffrey Dahmer</strong> gerek yaşadıkları, gerekse enerjisi ile beni, ne <strong>Bundy</strong>, ne <strong>Chikatilo</strong> ne de <strong>Gacy</strong> kadar ürkütmemiştir. Hakkında izlediğim ve okuduğum pek çok makalede kendisinden hep sapkın, manyak gibi söz edilse de, okurken nedense hiç o yönleri dikkatimi çekmemiştir. Her ne kadar işlediği suçlar insanda şok yaratıyor bile olsa, hayatına dair öğrendiğim bilgiler ile aslında yaşadığı olaylarla birlikte toplumdan bir birey gibi normalleşiyor benim için. Kişiden kişiye değişen değer ve etik yargıların etkisi oluyor olabilir ve bir çok kişi bunu söylediğim için benden nefret edebilir ama benim ve benim gibi düşünen daha bir çokları için <strong>Wuornos</strong> gibi <strong>Dahmer</strong>&#8216;da, sistemin bir başka yüz üstü bıraktığı bireylerden biri&#8230;</p>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Posterler.jpg"><img class="wp-image-13329 alignleft" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Posterler.jpg?resize=533%2C405" alt="" width="533" height="405" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Posterler.jpg?w=2032&amp;ssl=1 2032w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Posterler.jpg?resize=300%2C228&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Posterler.jpg?resize=1024%2C778&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Posterler.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Posterler.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 533px) 100vw, 533px" data-recalc-dims="1" /></a>Yönetmenliğini <strong>Mark Meyers</strong>&#8216;ın üstlendiği bağımsız film, <strong>Jeffrey</strong>&#8216;nin liseden de arkadaşı olan <strong>John Backderf</strong>&#8216;in <strong>&#8216;My Friend Dahmer&#8217;</strong> isimli kitabından, <strong>Dahmer</strong>&#8216;ın yaşadıklarına abartısız ve saçmalamadan tamamen sağdık kanılarak uyarlanmıştır&#8230;</p>
<p>Oyunculuklar, gerçekten etkileyici ve olması gerektiği gibiydi benim için diyebilirim. <strong>Disney Channel</strong>&#8216;da, bir çocuk programından çıkmış bir gencin böylesine iyi performans sergilemesini beklemiyordum hani<strong>(***</strong><u>önyargılı olmamak gerekiyormuş demek ki!</u><strong>)</strong>. <strong>Dahmer</strong>&#8216;ı tanıyanların bile, &#8220;sanki <strong>Jeff</strong>&#8216;i izliyormuşum gibiydi&#8221; demeleri zaten her şeyi özetliyor. <strong>Jeffrey</strong>&#8216;nin yaptığı röportajlardan, ailesinden ve çevresinden, tabii ki filmin uyarlandığı romandan da edindiği bilgiler ile <strong>Ross Lynch</strong> dersine bayağı iyi çalışmış diyebiliriz. Uzun süredir ortalarda olmayan <strong>Anne Heche </strong>ise, canlandırdığı karakter ile gerçekten iyi bir geri dönüş yapmış. Düğer yardımcı tüm karakterlerde en az başroller kadar iyiydi diyebilirim. Kullanılan milimetrik film ve lensler, mekanlar ve dekorlar her şeyi ile sizi <strong>&#8217;78</strong> yılına konuk ediyor.</p>
<p><strong>Rotten Tomateos</strong>&#8216;dan <strong>%83</strong> gibi yüksek bir derece almış olan bu bağımsız yapımın, önyargılar adına izlenmesi gerektiğini düşünüyorum ve herkese,</p>
<p>İyi seyirler diliyorum&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/arkadasim-dahmer-my-friend-dahmer-2017/">Arkadaşım Dahmer &#8211; MY FRIEND DAHMER (2017)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/arkadasim-dahmer-my-friend-dahmer-2017/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13263</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir İtalyan Uyarlaması Cebimdeki Yabancı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-italyan-uyarlamasi-cebimdeki-yabanci/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-italyan-uyarlamasi-cebimdeki-yabanci/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 22 Feb 2018 08:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13349</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde vizyona giren, Ferzan Özpetek’in yapımcılığını, Serra Yılmaz’ın da yönetmenliğini üstlendiği Cebimdeki Yabancı filmini izledim.  Film adından da anlaşılacağı gibi, her şeyimizi gizli tuttuğumuzu düşündüğümüz, cep telefonlarına göndermede bulunuyor… TRAJİKOMİK SAHNELERE TANIK OLUYORSUNUZ… Filmi izlerken sıkılmanız neredeyse imkansız gibi gözüküyor. İki saat sadece bir masanın etrafında dönen olayları anlatıyor. Ancak o kadar akıcı gidiyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-italyan-uyarlamasi-cebimdeki-yabanci/">Bir İtalyan Uyarlaması Cebimdeki Yabancı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde vizyona giren, Ferzan Özpetek’in yapımcılığını, Serra Yılmaz’ın da yönetmenliğini üstlendiği Cebimdeki Yabancı filmini izledim.  Film adından da anlaşılacağı gibi, her şeyimizi gizli tuttuğumuzu düşündüğümüz, cep telefonlarına göndermede bulunuyor…</p>
<p><strong>TRAJİKOMİK SAHNELERE TANIK OLUYORSUNUZ…</strong></p>
<p>Filmi izlerken sıkılmanız neredeyse imkansız gibi gözüküyor. İki saat sadece bir masanın etrafında dönen olayları anlatıyor. Ancak o kadar akıcı gidiyor ki, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Yedi arkadaşın hayatını ve birbirleriyle ilişkisini konu alıyor. Bu dostluk göründüğü kadar samimi ve doğal mı? İşte bu soruya ceplerinde taşıdıkları yabancı yanıt veriyor. Ev sahibi Banu, bir oyun oynamayı teklif ediyor. Yemek boyunca herkes cep telefonlarını masaya koyacak ve gelen her mesaj sesli bir şekilde okunacak. Gizleyecek bir şeyleri yoksa, korkmaları içinde bir neden gözükmüyor. Oyunun başında her şey yolunda gidiyor. Yemek yiyip, sohbet ediyorlar. Aralarında, oyunun komik olduğunu, gizleyecek bir şeyleri olmadığını savunanlar da oluyor.  Fakat ceplerinde taşıdıkları o küçük alet, bir süre sonra, tüm geceyi hepsine zehir etmeyi de başarıyor. Maskeler düşüyor, bilinmeyen sırlar ortaya dökülüyor. Gizleyecek sırları  olanlar kendi çaplarında saklamaya çalışsalar da, ortalık daha da karışıyor. Trajikomik bir hale geliyor. İzlerken gülmekten kendinizi alamadığınız sahnelere tanık oluyorsunuz. “Bu kadarı da olur mu” diyorsunuz. Devamını merak ediyorsunuz….</p>
<p><strong>ÇEVREMİZDEKİLERE YABANCILAŞMIŞIZ…</strong></p>
<p>Film, cebimizdeki telefonun aslında bizi etrafımızdakilere ne kadar yabancılaştırdığına ifade ediyor. “Biz  çevremizdekilere göründüğümüz gibi miyiz, yoksa maskeyle mi dolaşıyoruz” diye kendimize sorduruyor. Gün içinde o kadar çok cep telefonuyla meşgul oluyoruz ki etrafımızdakileri unutuyoruz. Kendimizi bile ihmal ettiğimiz oluyor. En yakın arkadaşımızın özünde, cebimizde taşıdığımız o küçük alet olduğunu anlıyoruz. Haliyle herkesten sakladığımız sırlarımız da o aletin içinde gizleniyor. Gerçek dostlukların aslında sahte, o sanal dostluğun ise gerçek olduğunu görüyorsunuz. Ağlanacak hallere de gülecek hale geliyorsunuz. Çünkü akıcı olduğu kadar, mizahi dillerde filmde ihmal edilmiyor. Gerilim filmi olduğu kadar güldürüyor da. Ayrıca, sosyal medyada yapılan “Oradayım, çay keyfi, kahve keyfi” gibi paylaşımlara da göndermede bulunmayı es geçmiyor. Paylaşılan mutluluk gösterilerinin sahte olduğunu, içimizde ne kadar yalnızlaştığımızı bize hatırlatıyor. Teknolojinin bizi esir almasına, ne çok izin verdiğimizi gözler önüne seriyor.</p>
<p>Vizyondan kalkmadan filmi izlemenizi tavsiye ederim. Kesinlikle sıkılmayacak, pişman olmayacaksınız. Bazı sahnelerde yok artık diyecek,kimi sahnelerde duygulanacak, biraz da güleceksiniz. Hepsinden önemlisi cebinizde taşıdığınız o aletle birlikte kendinizi sorgulayacaksınız….</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-italyan-uyarlamasi-cebimdeki-yabanci/">Bir İtalyan Uyarlaması Cebimdeki Yabancı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-italyan-uyarlamasi-cebimdeki-yabanci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13349</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Derviş Zaim Sinemasında Zenginleştirici Öge Olarak Geleneksel Sanatlar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dervis-zaim-sinemasinda-zenginlestirici-oge-olarak-geleneksel-sanatlar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dervis-zaim-sinemasinda-zenginlestirici-oge-olarak-geleneksel-sanatlar/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 21 Feb 2018 08:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13341</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Farklı bir sinema yapmak mümkün mü?&#8221; sorusuyla uzun metraj yolculuğuna 1997&#8217;de Tabutta Rövaşata ile başlayan Derviş Zaim aslında bu filmle kendi sinemasının da ilk adımını atmıştır. Üçleme olarak ele aldığı beşinci, altıncı ve yedinci filmleri Cenneti Beklerken, Nokta, Gölgeler ve Suretler ile de geleneksel sanatları sinemasında nasıl zenginleştirici bir unsur olarak gördüğünü aktarmıştır. 2006&#8217;da vizyona [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dervis-zaim-sinemasinda-zenginlestirici-oge-olarak-geleneksel-sanatlar/">Derviş Zaim Sinemasında Zenginleştirici Öge Olarak Geleneksel Sanatlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Farklı bir sinema yapmak mümkün mü?&#8221; sorusuyla uzun metraj yolculuğuna 1997&#8217;de Tabutta Rövaşata ile başlayan Derviş Zaim aslında bu filmle kendi sinemasının da ilk adımını atmıştır.</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/platonalegorisi.jpg"><img class="alignleft wp-image-13344 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/platonalegorisi.jpg?resize=320%2C280" alt="" width="320" height="280" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/platonalegorisi.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/platonalegorisi.jpg?resize=300%2C263&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><figure id="attachment_13346" aria-describedby="caption-attachment-13346" style="width: 341px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/nokta.jpg"><img class="wp-image-13346" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/nokta.jpg?resize=341%2C492" alt="" width="341" height="492" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/nokta.jpg?w=833&amp;ssl=1 833w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/nokta.jpg?resize=208%2C300&amp;ssl=1 208w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/nokta.jpg?resize=711%2C1024&amp;ssl=1 711w" sizes="(max-width: 341px) 100vw, 341px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13346" class="wp-caption-text">Nokta Filminin Afişi</figcaption></figure></p>
<p>Üçleme olarak ele aldığı beşinci, altıncı ve yedinci filmleri Cenneti Beklerken, Nokta, Gölgeler ve Suretler ile de geleneksel sanatları sinemasında nasıl zenginleştirici bir unsur olarak gördüğünü aktarmıştır. 2006&#8217;da vizyona giren Cenneti Beklerken&#8217;de 13. yüzyılda yaşayan Nakkaş Eflatun Efendi&#8217;nin ölen eşinin ve oğlunun resmini yapması ve bir nevi ceza olarak aldığı görev üzerine Şehzade Danyal&#8217;ın suretini resmetmek için çıktığı yolculuk anlatılıyor. Zaim minyatürün esnek (değişken) zaman ve mekan halini filme sahne geçişleri, aynalardan farklı mekan yansımaları ile aktarıyor. Hatta öyle ki merkezde duran bir minyatürün çevresine yeniden daha geniş bir resim yapıyor hissi veriyor. Diğer iki filmde de göreceğimiz kahramanın bir hatası ve bunun diyetini ödemesi de bir alt metin olarak okunuyor.</p>
<p>Ikinci film Nokta (2008) ise bir hatt sanatçısı olan Ahmet &#8216;in eski bir Kur&#8217;an satışı için aracı olması sonucu, hiç istemediği şeyler yapması ve pişmanlığı ,bu azapla da gözlerinin rahatsızlanması vicdani olarak rahatlamak için hatasını telafi etme çabası anlatılıyor. Farklı anlatım tarzlarına her zaman yer veren yönetmen bu filmde de sembolik unsurlara yer vererek beyaz bir mekan seçiyor ve olaylar Tuz Gölü&#8217;nde geçiyor. Böylece bu mekanda sonsuzluk hissi zaman kavramını anlamsızlaştırıyor. Eli hiç kaldırmadan yazılmış &#8220;af allahü anh&#8221; ın bir bakıma Ahmet&#8217;in azabını yansıttığını söyleyebiliriz. Teknik bakımdan  da tıpkı bu hatt yazısı gibi tek planda çekilen film vicdani hesaplaşmanın yine bir suç ve ceza alt metniyle ilerliyor.</p>
<p>Gölgeler ve Suretler (2011) ise üçlemenin son filmi olarak bir başka geleneksel sanat olan gölge oyunu ve 1963 Kıbrıs olayları ile şekilleniyor. Derviş Zaim gölgeleri ve suretleri anlamlandırması bakımından Platon&#8217;un mağara metaforuyla yola çıktığını söylüyor ve bize gölgenin insanın karanlık yanı, suretinse rasyonel yanı olduğunu belirtiyor. Film için gölge oyununun seçilmiş olması hem Kıbrıs hem de Türkler için önemli bir unsur olması. Bu bakımdan yönetmen üç geleneksel sanat ve üç farklı öyküyü harmanlayarak hem Derviş Zaim sinemasının gelişerek, olgunlaşarak ilerlemesini sağlıyor hem de Türk sinemasını başka bir bakış açısı ve anlatımla zenginleştiriyor. Bu ilerlemedeki esas, yönetmenin kendi sanatını yaparken başka sanatları işin içine katarak bunu yaparkende özden başlayarak sanatın çoğaltıcı ve zenginleştirici olacağına inanması.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dervis-zaim-sinemasinda-zenginlestirici-oge-olarak-geleneksel-sanatlar/">Derviş Zaim Sinemasında Zenginleştirici Öge Olarak Geleneksel Sanatlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dervis-zaim-sinemasinda-zenginlestirici-oge-olarak-geleneksel-sanatlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13341</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Labirent Son İsyan</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/labirent-son-isyan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/labirent-son-isyan/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 11 Feb 2018 05:00:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yaşam Kaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12871</guid>
				<description><![CDATA[<p>2014 yılında sinemaya uyarlanan Labirent &#8216;Ölümcül Kaçış&#8217; filmi, hemen bir sene sonra Labirent &#8216;Alev Deneyleri filmi ile filme ilgiyi sıcak tutmayı başarmıştır. Serinin üçüncü filmi 26 Ocak 2018&#8217;de gösterime girecek. Filmin konusundan biraz bahsedeyim. Dünyaya yayılan salgın hastalık sonucu insan ırkı yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Fakat bir grup gencin bu virüse bağışıklığı vardır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/labirent-son-isyan/">Labirent Son İsyan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">2014 yılında sinemaya uyarlanan Labirent &#8216;Ölümcül Kaçış&#8217; filmi, hemen bir sene sonra Labirent &#8216;Alev Deneyleri filmi ile filme ilgiyi sıcak tutmayı başarmıştır. Serinin üçüncü filmi 26 Ocak 2018&#8217;de gösterime girecek.</p>
<p style="font-weight: 400;">Filmin konusundan biraz bahsedeyim. Dünyaya yayılan salgın hastalık sonucu insan ırkı yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Fakat bir grup gencin bu virüse bağışıklığı vardır. Bilim adamlarından oluşan bir topluluk bu gençler üzerinde zorla deneyler yapmaktadırlar. İşte burada bu duruma &#8220;İtirazım var” diyerek ortaya başrol oyuncumuz Thomas (Dylan O’Brien) çıkar. Kendisini Teen Wolf adlı dizideki başarılı oyunculuğu ile tanımıştık. Gerilim sahnelerindeki korkuyu merakla bastırıp olayların üstüne gidişi sahneye çok iyi yansıtan oyuncu bu film için gerçekten en uygun kişidir. Thomas, aslında seçkin bilim adamlarının içinde yer almaktadır fakat insanların rızaları alınmadan zorla ya da habersizce deneylere tabi tutulması onu fikir ayrılığına düşürür. Bunu fark eden karanlık tarafa geçmiş bilim adamları hafızasını silip onu deney alanına gönderirler fakat Thomas’ın meraklı yapısı ve güçlü iradesinin hafızasını geri getirip olayları çözmesi fazla zamanını almaz. Meraklı yapısı birlikte olduğu gençlerin kimi zaman tepkisini çekse de Thomas zaman geçtikçe  kanıtlar ve liderlik koltuğuna istemeden oturur.</p>
<p style="font-weight: 400;"> <a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/labirent-son-isyan-1516346796.jpg"><img class="size-full wp-image-13270 alignright" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/labirent-son-isyan-1516346796.jpg?resize=441%2C640" alt="" width="441" height="640" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/labirent-son-isyan-1516346796.jpg?w=441&amp;ssl=1 441w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/labirent-son-isyan-1516346796.jpg?resize=207%2C300&amp;ssl=1 207w" sizes="(max-width: 441px) 100vw, 441px" data-recalc-dims="1" /></a>Labirent ‘Son İsyan’ı önceki iki filmden ayıran en önemli özelliği, ilk iki filmde deneye tabi tutulan gençler zor şartlar altında sürekli bir koşturmaca, hep bir kaçış sergilerlerken üçüncü filmde tam tersi yakalanan arkadaşları için ve artık kaçmaktan yorulduklarından, tabi ki Thomas’ın ısrarlarıyla, Son Şehir’e girmeye çalışacaklardır.</p>
<p style="font-weight: 400;">   Filmde aksiyon, macera bol miktarda geçmektedir. Gerilim ögeleri de barınmakla birlikte günümüz gerilim filmlerinin düşününce çok da korkulacak bir film değildir. Son iki filmi düşününce üçüncü filmin de aile ile izlenilebilecek güzel bir film olacağını tahmin ediyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/labirent-son-isyan/">Labirent Son İsyan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/labirent-son-isyan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12871</post-id>	</item>
		<item>
		<title>AYIN FİLMİ ARİF 216</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216-2/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 09 Feb 2018 05:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13193</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ve oldukça ses getiren Cem Yılmaz’ın yazıp oynayıp ve yönettiği, Arif v 216 filmini izleme şansına eriştim.  Filmle ilgili pek çok olumlu yorum yapılsa da  bunun yanında eleştiriler de yerini buldu. Ben de üzerine bir şeyler yazmak istedim. İNSAN OLMAK İSTERKEN KENDİNİ ZAMANDA YOLCULUK YAPARKEN BULAN ROBOTUN HİKAYESİ… Arif v 216’nın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216-2/">AYIN FİLMİ ARİF 216</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ve oldukça ses getiren Cem Yılmaz’ın yazıp oynayıp ve yönettiği, Arif v 216 filmini izleme şansına eriştim.  Filmle ilgili pek çok olumlu yorum yapılsa da  bunun yanında eleştiriler de yerini buldu. Ben de üzerine bir şeyler yazmak istedim.</p>
<p><strong>İNSAN OLMAK İSTERKEN KENDİNİ ZAMANDA YOLCULUK YAPARKEN BULAN ROBOTUN HİKAYESİ…</strong></p>
<p>Arif v 216’nın her şeyden önce güldürü amaçlı yazılıp kurgulanarak ve beyazperdeye aktarılan oldukça zahmetli aşamaların ürünü olduğunu söyleyebiliriz. Filmdeki görsel efektler,kurgulamalardaki kostümler, çekilen mekanların çeşitliliği, geçmiş ve gelecek zamandaki dekorlar   ve  canlandırmalar ciddi bir emek harcandığını seyirciye gösteriyor. Zaman makinesiyle geçmişe yolculuk günümüzde pek çok kişinin yapmak istediği ama henüz mümkün olmayan ihtimaller arasında yerini buluyor. Bu tür fantastik filmlerde yaşamda imkânsız gibi görünen öğeler gerçekleşebiliyor. Ozan Güven tarafından canlandırılan 216, insan olmak için uzaydan dünyaya gelen ve yanlışlıkla kendini en yakın dostu Arif’le birlikte 1969’da bulan bir robotun maceralarına ışık tutuyor. Aynı zamanda insan olmayı düşünürken, 1960’lı yıllarda yaşayan oyuncak fabrikasına sahip bir iş adamının da kötü emellerine alet olurken kendini buluyor. Bunun üzerine robot bir de o döneme ait kör bir kıza aşık oluyor. Her şeyin yanında bi, robot ve 1960’larda yaşayan bir kızın aşkına ışık tutuluyor. Tüm bunlar beyazperdeye komik ve mizahi bir dille aktarılırken, 1960’lara gidildiğinde de o dönemin modası, dekoru, tasarımları ve konuşma dilleri kullanılmış. Ancak yapım, komedinin perde arkasında yatan ve seyirciye verilmek istenen ciddi mesajları da içinde barındırıyor. Şimdi bu mesajlara değinelim…</p>
<p><strong>FARKLI OLANI DIŞLAMA İÇGÜDÜSÜNE GÖNDERMELER..</strong></p>
<p>216 insan olmak isterken dünyaya geldiğinde diğer insanların tepkileriyle ve dışlamalarıyla karşılaşıyor. Buradan günümüzde çevremizde de sık sık görebileceğimiz dil din ırk ayrımına göndermelerde bulunuluyor. Aslında, önemli olanın insan olmak değilde, iyi olmanın üzerinde duruluyor. Ancak toplumumuzda ne yazık ki hala, bu durumun farkında olmadan, ön yargıyla kendimizden farklı görünene karşı bir antipati ve dışlama içgüdüsüyle yaklaşan kişiler bulunuyor. Filmde robotun dünyada karşılaştığı yaratık, farklı, canavar gibi tepkiler bir yerde, gerçek yaşantımızdaki beyazların zencilere, Müslümanların Hristiyanlara, ya da Hristiyanların Müslümanlara karşı gerçekleştirdiği dışlamalara benziyor. Filmin özetle, bizden farklı olanı red etme ve dışlama iç güdüsüne çok iyi bir şekilde ışık tuttuğunu görmek mümkün olabiliyor. Bir çoğumuza da herkesi olduğu gibi kabul etmemiz ve farklılıklara saygı duyulması gerektiği konusunda yaratıcı ve süslü sahneleriyle ders veriyor….</p>
<p><strong>HERKES KENDİNDEN BİR ŞEYLER BULUYOR…</strong></p>
<p>Arif ve 216’nın bu kadar ilgi görmesinin bir nedeni de herkesin kendinden bir şeyler bulabilmesi olarak yorumlanabilir. Zamanda yolculuk, bir yerde aslında pek çok nesile hitap eden kurgu olarak ifade ediliyor. 2017’deki teknoloji nasıl günümüzdeki gençliğin ve çocukluğun bilgisayara, telefona hapsolup a sosyalleşmesine gönderme yapıyorsa, 1960’lı yıllarda o dönemde yaşayan kişilerin anılarını tazelemesine neden olabiliyor. “Bizim zamanımız ne güzelmiş. Herkes nezaket doluymuş, yardımsevermiş” gibi cümleler duyabiliyorsunuz. Bütün bunları süsleyen unsurları da es geçmemek gerekiyor. Eski sanatçıların o dönemlerle beraber yeniden hayat bulması da, filmi ilgili çekici kılan etkenler arasında yerini buluyor. Ajda Pekkan, Ayhan Işık, Sadri Alışık, Filiz Akın gibi sanatçıları günümüz oyuncuları ellerinden geldiğince canlandırmaya çalışmış. Bu konuda, pek çok eleştiri olmasına rağmen, filmin kurgusundaki düşüncenin oldukça iyi olduğu gerçeği es geçilmemeli. Film daha vizyona girmeden, tanıtımlarında gördüğümüz Ajda Pekkan, Ayhan Işık gibi afişler,  bir çoğumuzda filmi hemen izleme isteği uyandıran unsurlar arasında olduğuna ifade ediyor…</p>
<p><strong>GENEL HATLARIYLA BAŞARILI BİR İŞ..</strong></p>
<p>Elbette her yapımda olduğu gibi bu filmde de eksik görülen taraflar olabilir. Gerek görsel açıdan olsun, gerek kurguda olsun olumlu karşılıklar alındığı gibi eleştiriler de olacaktır. Ancak, film genel hatlarıyla verdiği mesajlar doğrultusunda oldukça başarılı bir iş çıkarmış ve başarılı tarafları eksik yönlerinin önüne geçmeyi de ihmal etmemiş. Umarım bu mesajlar pek çok kişiye ders olabilmiştir…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216-2/">AYIN FİLMİ ARİF 216</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13193</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Tamamlanma Hikayesi: Ruh ve Beden</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-tamamlanma-hikayesi-ruh-beden/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-tamamlanma-hikayesi-ruh-beden/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 03 Feb 2018 07:30:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Selman Çicek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13139</guid>
				<description><![CDATA[<p>Macar yönetmen Ildikó Enyedi’nin 67. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nü alan filmi Testről és Lélekről (Beden ve Ruh / On Body and Soul, 2017) fonksiyonlarını yerine getiremeyen bir beden ile özgürlüğünden yoksun bir ruh arasındaki çelişkinin üzerine kurulu.Film, özellikle günümüzün hegomanyası olan kapitalist modernitenin bireyler üzerinde yarattığı bölünmeyi dert ederek bu bölünmeyi bir aşk hikayesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-tamamlanma-hikayesi-ruh-beden/">Bir Tamamlanma Hikayesi: Ruh ve Beden</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Macar yönetmen Ildikó Enyedi’nin 67. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nü alan filmi <em>Testről és Lélekről</em> (Beden ve Ruh / On Body and Soul, 2017) fonksiyonlarını yerine getiremeyen bir beden ile özgürlüğünden yoksun bir ruh arasındaki çelişkinin üzerine kurulu.Film, özellikle günümüzün hegomanyası olan kapitalist modernitenin bireyler üzerinde yarattığı bölünmeyi dert ederek bu bölünmeyi bir aşk hikayesi üzerinden tamamlamaya çalışmaktadır.</p>
<p>Hastalıklı derecede asosyal olan Maria ile kendi gibi sessiz, içine kapanık ve bir kolu felçli olan mezbahane müdürü Endre,  geceleri aynı rüyaları gördüklerini fark etmeleriyle başlayan hikaye günümüz insanların bölünmüşlüğünü tamamlama peşine gidiyor. Bunu yaparken de felsefenin temel konusu olan beden ve ruh tartışması ve Carl Gustovo Jung&#8217;un rüya analistleri ışığında irdelediğini gözlemliyoruz..<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/filmfest17_85.jpg"><img class="size-full wp-image-13145 alignleft" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/filmfest17_85.jpg?resize=305%2C168" alt="" width="305" height="168" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/filmfest17_85.jpg?w=305&amp;ssl=1 305w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/filmfest17_85.jpg?resize=300%2C165&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 305px) 100vw, 305px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Filmin hikayesine geçmeden modern insanın kendi içerisindeki bölünmüşlüğüne değinmek gerekiyor. Keza bu değinmeyi yapmadan filmi konuşmak bize bir şeyler sunmayacaktır. Çünkü film senaryo açısından oldukça başarılı olsa da sinematografik açıdan vermek istediği mesajı yeteri derecede yansıtamamaktır.</p>
<p><strong>Kapitalist Modernite&#8217;de Düalizmden Kopmak</strong></p>
<p>Yaşam düalist bir yapıya sahiptir. Tıpkı madde enerji, aydınlık karanlık,  iyilik kötülük, anlam ve hakikat gibi.Bu dualistlik kurulmadığı takdirde ne yaşam var olmakta ne de yaşamın hakikati&#8230; Ancak günümüz tüketim zihniyeti kendisindeki düalistliği adeta parçalamaktadır. Günümüz hegomanyası kapitalist modernitesinde birey adeta ruhunu yitirmiş bir beden gibidir.</p>
<p>Modern birey özündeki anlamı yıkarak, yitirerek rüzgarda savrulan bir virüs gibi yaşamını sürdürmektedir. Ne için yaşadığını bilmeyen sorgulamayan ruhunu yitirmiş bir beden gibi yaşıyoruz. Bir et parçası olmaktan öteye gitmeyerek kendi varlığımızı reddederek hiççiliğin boyunduruğunda sadece nefes alıp vererek yaşıyoruz. Ve böyle bir yaşam ne iyilik ne sevgi ne de hakikati ile yaşanıyor. Her şey nedensiz,  anlamsız ve ruhsuzca&#8230;</p>
<p>Ya her şeyi bir beden üzerinden ya da ruhsal,  sezgisel bir bakışla yorumluyor. Kapitalist modernitede yaşam adeta birbirini reddederek ve yok ederek örülüyor. Düalizmden kopuş nedensiz bir ruh,  ruhsuz bir beden insanlığı her daim telafisi olmayan felaketlere sürüklemiştir.</p>
<p><strong>Boşlukta Sallanan Ruhlar…</strong></p>
<p>Ruh ve beden filminde ise ruhu  Maria  bedeni ise Endre temsil ediyor. Maria,  bedenle buluşmamış bir ruh gibi boşlukta sallanırken Endre ise ruhuyla bütünleşmemiş ‘mış’ gibi yaşayan eksik bir insan. Ve bu iki insanda temsil edilen ruh ve beden rüyalarda bir araya geliyor. Bu da bize ünlü analitik psikolojinin temsilcisi Jung&#8217;un düşüncelerini hatırlatıyor.</p>
<p><strong>Hakikat Bütündür Parçalanamaz</strong></p>
<p>Bir tesadüf sonucu rüyalarının aynı olduğunun fark etmelerinin ardından Maria ve Endre,  bunu gerçeğe taşıma peşine düşüyorlar. Rüyalar,  bilinçalltının dışavurduğu parçalar ise her ikisi de kendi eksikliğinin farkındalığıyla bütünü tamamlama peşine düşer. Yani hakikatin peşine düşerler. Hakikat,  bir bütündür ve parçalanamaz. Tıpkı diyalektik gibi..</p>
<p>Ve filmde diyalektiği her sahne de görebiliyoruz. Rüya hakikat iken kendi yaşadıkları mekan olan mezbaha ise gerçekti. Hakikat olan rüyada yaşam kar beyazlığında eşsiz bir doğa iken gerçek mekan mezbahanede ise duygulardan kopuk bireylerin hikayeleriyle adeta bir beden doğranmakta. Gerçekte kimseyle bakışmayan temas kurmayan Maria,  hakikatte bakışır,  temasta bulunur.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/85_1.jpg"><img class="size-full wp-image-13143 alignleft" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/85_1.jpg?resize=525%2C280" alt="" width="525" height="280" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/85_1.jpg?w=525&amp;ssl=1 525w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/85_1.jpg?resize=300%2C160&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 525px) 100vw, 525px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><strong>Bedenin Ruha,  Ruhun Bedene Kavuşması</strong></p>
<p>Ve her iki karakter de hakikatin bir bütün ve parçalanamaz olduğu düsturu ile hareket ederek bir tamamlanma arayışına düşüyor. Tıpkı hakikat ve gerçek gibi ruh ve bedenleri birleşmezse eksik kalacaklarının farkındadırlar.</p>
<p>Bu noktada Maria, bir ruh olarak bedene ulaşmak için hissetmenin, sanatla anlamın peşine düşerken bir beden olarak Endre ise ruha kavuşmak için bir sorgulamanın peşine düşer. Her ikisinin dünyasında da bir diyalektik görmek mümkün. Endre,  ruhsuz bir bedene uyan bir karanlıkta, kirli,  pasaklı ve anlamsızlık içerisinde iken; saf bir ruh olan Maria ise,  aydınlığın içerisinde temiz,  titiz bir anlamlılık içerisindedir.</p>
<p><strong><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/jRyPiHEa8IlsfSDjXYlEKjpHsMf.jpg"><img class="wp-image-13146 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/jRyPiHEa8IlsfSDjXYlEKjpHsMf.jpg?resize=408%2C612" alt="" width="408" height="612" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/jRyPiHEa8IlsfSDjXYlEKjpHsMf.jpg?w=2000&amp;ssl=1 2000w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/jRyPiHEa8IlsfSDjXYlEKjpHsMf.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/jRyPiHEa8IlsfSDjXYlEKjpHsMf.jpg?resize=683%2C1024&amp;ssl=1 683w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/jRyPiHEa8IlsfSDjXYlEKjpHsMf.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/jRyPiHEa8IlsfSDjXYlEKjpHsMf.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 408px) 100vw, 408px" data-recalc-dims="1" /></a>Ruh ve Beden Birlikteliğinde Hakikatin Peşinde Olmak</strong></p>
<p>Filmin finali ise bu tamamlanmışlığın mutluluğu ile biter. Bu mutluluğa ulaşmanın ardından rüyalar son bulur. Gerçek hakikatle, ruh bedenle tamamlanır&#8230; Bu tamamlanmışlık hikayesi bize belki hakikatin kapılarını açmayacaktır. Ancak hakikaten ışık tutacaktır. Yoksa bizler,  yaşamın zenginliği olan dualizmden koptuktan sonra ruhunu yitiren, cüzzamlı bir beden olmanın ötesine geçemeyeceğiz.</p>
<p>Ya ruhunu yitiren bir beden olarak boşlukta savrulan bireyler olacağız ya da düalizmi yakalayan ruh ve bedenin birlikteliğinde hakikatin peşinde olacağız.</p>
<p><strong>DİPNOT</strong></p>
<p>Ildikó Enyedi&#8217;nin yazıp yönettiği filmin başrollerinde Morcsányi Géza, Alexandra Borbély ve Zoltán Schneider yer alıyor. Film, 67. Berlin Film Festivali&#8217;nde Altın Ayı büyük ödülünü kazandı. Aynı zamanda bu yılki en iyi yabancı film dalında da Oscar&#8217;a aday</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-tamamlanma-hikayesi-ruh-beden/">Bir Tamamlanma Hikayesi: Ruh ve Beden</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-tamamlanma-hikayesi-ruh-beden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13139</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Black Panther Film Eleştirisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/black-panther-film-elestirisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/black-panther-film-elestirisi/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 02 Feb 2018 05:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yaşam Kaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12809</guid>
				<description><![CDATA[<p>Marvel&#8217;ın Black Panter karakteri hakkında filmi izlemeden bir ön tahmin yapmak için bu yazıyı yazmak istedim.Önce filmden biraz bahsetmek istiyorum. T&#8217;Challa, Wakanda Kralı olan babasının ölümünün ardından Afrika&#8217;daki bilinmeyen bu krallığın başına geçer. Çizgi roman dünyası ile ilgisizseniz Kara Panter ile tanışıklığınız Kaptan Amerika: İç Savaş filmine dayanıyordur sanırım. Filmin başrollerini Chadwick Boseman, Michael B. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/black-panther-film-elestirisi/">Black Panther Film Eleştirisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Marvel&#8217;ın Black Panter karakteri hakkında filmi izlemeden bir ön tahmin yapmak için bu yazıyı yazmak istedim.Önce filmden biraz bahsetmek istiyorum. T&#8217;Challa, Wakanda Kralı olan babasının ölümünün ardından Afrika&#8217;daki bilinmeyen bu krallığın başına geçer. Çizgi roman dünyası ile ilgisizseniz Kara Panter ile tanışıklığınız Kaptan Amerika: İç Savaş filmine dayanıyordur sanırım. Filmin başrollerini Chadwick Boseman, Michael B. Jordan, Lupita Nyong&#8217;o paylaşmaktadır. İsimleri çoğumuza pek tanıdık gelmese de gördüğünüzde tanıyabileceğiniz oyunculardır. Bu kısa tanıtımdan sonra film ile ilgili yorumuma geçmek istiyorum.</p>
<p>Bu filmin sinemada tutacağını düşünmüyorum, tabi bu bir tahmin. Bunun  nedenlerini kendimce şöyle sıralamak istiyorum:</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Black_Panther_Poster.jpg"><img class="wp-image-12875 alignright" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Black_Panther_Poster.jpg?resize=359%2C513" alt="" width="359" height="513" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Black_Panther_Poster.jpg?w=770&amp;ssl=1 770w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Black_Panther_Poster.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/Black_Panther_Poster.jpg?resize=717%2C1024&amp;ssl=1 717w" sizes="(max-width: 359px) 100vw, 359px" data-recalc-dims="1" /></a>1) Kara Panter karakteri çok tanıtılmadı ve insanlara sevdirilmedi. Aslında çok köklü kültür ve gelişmiş bir teknolojiye sahip bir ülkeden geliyor. Ama bu ülke Amazonların Themiscyra adası gibi bilinen bir yerleşim yeri değil. Bilinmeyen bir uygarlık birden seyirciye sunuluyor. Halbuki Marvel gibi bir firma filmlerinin tanıtımını çok iyi yaparken bu film için böyle bir çabasını göremedim.</p>
<p>2) Siyah oluşu.(ne alakası var dediğiniz duyar gibiyim) Irkçılık dünyanın her yerinde mevcut herkesin ağzında her ne kadar hümanist yaklaşımlar dolaşsa da iş yapmaya gelindiğinde tam tersi olur ki dünyada örnekleri bolca mevcut. Ama çizgi dünya üzerinden örnek vermek istiyorum çünkü konu çizgi ne de olsa. Örümcek Adam karakteri bilindiği üzere sürekli farklı oyuncular üzerinden yeniden yapılıp duruyor. Maskeli bir kahraman olmanın faydaları sanırım. Henüz sinemada olmadı fakat Örümcek Adam çizgi filmlerinden bazılarında farklı evren,boyut veya zamanlarda farklı örümcekler vardır ve gelecektekilerden biri de siyahtır. Siyah bir Örümcek Adam var ve bunu çizgi dizi yapmak istediler ve yaptılar da fakat izlenmediği için kaldırılmıştı. Yani sadece Amerika&#8217;daki Siyahlar izlese yine tutardı fakat demek ki onlar da izlemedi.</p>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/537ba26276348.jpg"><img class="wp-image-13093 alignleft" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/537ba26276348.jpg?resize=416%2C234" alt="" width="416" height="234" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/537ba26276348.jpg?w=940&amp;ssl=1 940w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/537ba26276348.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 416px) 100vw, 416px" data-recalc-dims="1" /></a>Bunun dışında Kara Panterler diye geçmişte siyah insanların haklarını savunabilmek için kurulmuş bir grup da bulunmaktadır ve halen çoğu insan için kabul edilmiş bir grup değildir. Aynı isme sahip bir kahraman oluşturulması, bu gruba düşman olan ya da bu gruba karşı hoşgörü beslemeyen insanlar için kesinlikle ön yargı ile yaklaşacakları bir film olacaktır.</p>
<p>3) Kaptan Amerika: Kahramanlar Savaşıyor(İç Savaş) filminde Yenilnezler&#8217;in bir kısmının karşısında oluşu. Her nedendir çok düşünüp üstüne araştırma yapmadım ama genelde Kaptan Amerika idealist olduğundan olabilir sevilmese bile saygı duyulan bir karakter. Kaptan&#8217;ın karşısında olunca insan bir noluyor buna ayıp değil mi diyor hem adam genç ve dinamik olsa da yaşça büyük ve tecrübeli 2.Dünya Savaşı&#8217;nı görmüş bir dede sonuçta aslında.</p>
<p>Bu sebeplerden ötürü tutacağını sanmıyorum ama 16 Şubat 2018&#8217;i bekleyip görmek lazım hasılatları ve izleyici oranlarını. Şimdiden sizlere iyi seyirler dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/black-panther-film-elestirisi/">Black Panther Film Eleştirisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/black-panther-film-elestirisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12809</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Van Gogh’un Tablolarını Canlandıran &#8220;LOVİNG VİNCENT&#8221; Filmine Bakış…</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/van-goghun-tablolarini-canlandiran-loving-vincent-filmine-bakis/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/van-goghun-tablolarini-canlandiran-loving-vincent-filmine-bakis/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 29 Jan 2018 08:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12943</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren, bir kulağının kesik olmasıyla ün yapmış empresyonist ressam Van Gogh’un hayatından kesitler sunan &#8220;Loving Vincent&#8221; filmini izleme şansına eriştim. Her şeyden önce film 10 yıllık bir emeğin ürünü olarak izleyiciye sunuluyor. 125 ressamın Van Gogh’un tablolarını yeniden resmetmesiyle birlikte filmde, bu tabloların animasyonlar aracılığıyla canlandığına şahit oluyorsunuz… MASALSI GÖRSEL BİR ANLATIM… Van [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/van-goghun-tablolarini-canlandiran-loving-vincent-filmine-bakis/">Van Gogh’un Tablolarını Canlandıran &#8220;LOVİNG VİNCENT&#8221; Filmine Bakış…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren, bir kulağının kesik olmasıyla ün yapmış empresyonist ressam Van Gogh’un hayatından kesitler sunan &#8220;Loving Vincent&#8221; filmini izleme şansına eriştim. Her şeyden önce film 10 yıllık bir emeğin ürünü olarak izleyiciye sunuluyor. 125 ressamın Van Gogh’un tablolarını yeniden resmetmesiyle birlikte filmde, bu tabloların animasyonlar aracılığıyla canlandığına şahit oluyorsunuz…</p>
<p><figure id="attachment_12946" aria-describedby="caption-attachment-12946" style="width: 358px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/2-1.jpg"><img class=" wp-image-12946" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/2-1.jpg?resize=358%2C538" alt="" width="358" height="538" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/2-1.jpg?w=582&amp;ssl=1 582w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/2-1.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 358px) 100vw, 358px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12946" class="wp-caption-text">Filmde canlanan tablolardan Teras Cafe</figcaption></figure></p>
<p><strong>MASALSI GÖRSEL BİR ANLATIM…</strong></p>
<p>Van Gogh’un eserlerinin animasyonlarla canlanması filmi farklı kılan etkenlerin başında geliyor. Her sahne geçişinde farklı bir Van Gogh tablosuyla karşılaşıyorsunuz. Eğer ressamla ilgili bilgilere sahipseniz bu “Teras Cafe” tablosu diye anımsayabiliyorsunuz. Ayrıca, teras cafe tablosunda yer alan cafede oturan kişilerin oturup sohbet etmesine ya da önünden geçen kişilerin yürüyüşlerine şahit oluyorsunuz.  En etkileyici sahnelerden bir tanesinin de yıldızlı gece tablosunun geçiş sahnesi olduğunu söyleyebilirim. Gece olurken birden yıldızlar ekrana geliyor ve akabinde o yıldızların, yıldızlı gece tablosunu oynattığını görüyorsunuz. O tablolardaki hayatın hareketlenmesi de sizi de ister istemez o yüzyıllara götürüyor. Ressamın hemen hemen tüm yapıtları insanın yüreğini ısıtan bahçelerle, manzaralarla dolu olması nedeniyle, kişide filmin içine girme isteği uyanabiliyor. Van Gogh’un hayatında önemli rol oynayan kişileri o döneme ait kostümlerle ressamın tablolarında canlı bir şekilde görüyorsunuz. Konuşuyorlar, geziyorlar, oturuyorlar, çay kahve içiyorlar. Tablolar adeta karşınızda canlı bir şekilde tüm renk ve detaylarıyla hareketleniyor. Loving Vincent’in bu yönüyle görsel açıdan biraz masalsı ancak konu bakımından oldukça etkileyici ve de kafa karıştırıcı olduğunu söyleyebilirim…</p>
<p><figure id="attachment_12948" aria-describedby="caption-attachment-12948" style="width: 585px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg"><img class=" wp-image-12948" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=585%2C366" alt="" width="585" height="366" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=1024%2C640&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 585px) 100vw, 585px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12948" class="wp-caption-text">Yıldızlı Gece Tablosu</figcaption></figure></p>
<p><strong>KAFANIZDA SORU İŞARETLERİ OLUŞUYOR…</strong></p>
<p>Filmin konusuna geldiğimizde, Van Gogh’un ölümünden bir yıl sonrasına gidiyorsunuz. Van Gogh ile yakın arkadaş olan bir postacı taziye mektubunu oğlu Armand Roulin ile birlikte ressamın kardeşi Theo’ya göndermesi yapıtın ana konusunu oluşturuyor. Ancak ressamdan kısa bir süre sonra kardeşinin de öldüğünü öğrenen Armand bu süreçte kendini bambaşka bir maceranın ortasında buluyor. Mektubu verebileceği başka bir yakın akraba ya da arkadaş ararken ister istemez Van Gogh’un hayatının içine giriyor. Ressamın yaşamında yer almış kişilerle konuşuyor. Geçmişini, resme başlama serüvenini, çocukluk travmalarını ve intihara kadar geçen zaman zarfında yaşadıklarını öğreniyor. Ressamın intiharı ve yatakta geçen son günleri üzerinde oldukça fazla duruluyor. İzlerken sizinde kafanızda bildiklerinize dair bir takım soru işaretleri oluşabiliyor. Van Gogh gerçekten intihar mı etti yoksa öldürüldü mü diye düşünüyorsunuz….</p>
<p><strong>SÜRÜKLEYİCİ BİR YAPIT…</strong></p>
<p>&#8220;Loving Vincent&#8221; görsel anlatımıyla da kurgusuyla da oldukça akıcı bir yapıt olarak sergileniyor. Filmi izlerken sıkılma ihtimaliniz oldukça az gözüküyor. Çünkü o tabloların canlanması, tablolarda insanların hareketlenmesi, konuşması filmi farklı kılıyor. İzleyiciyi de içine çekiyor. Filmi izlerken de her bir sahnede devamını merak ediyorsunuz. Sanatsal bir yapıt olmasına rağmen, sürükleyiciliğinden hiçbir şey kaybetmediğini gösteriyor…İzlemenizi tavsiye ederim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/van-goghun-tablolarini-canlandiran-loving-vincent-filmine-bakis/">Van Gogh’un Tablolarını Canlandıran &#8220;LOVİNG VİNCENT&#8221; Filmine Bakış…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/van-goghun-tablolarini-canlandiran-loving-vincent-filmine-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12943</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeşilçam’ın Beyaz Filmleri:Uludağ Ve Sinema(3. Bölüm)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-3-bolum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-3-bolum/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 23 Jan 2018 05:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tamer Uysal]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12594</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Sinema geldi ve zindandan oluşma bu dünyayı saniyenin onda biri uzunluğundaki zaman parçalarının dinamitiyle paramparça etti;  şimdi bu dünyanın geniş bir alana dağılmış yıkıntıları arasında serüvenli yolculuklara çıkmaktayız.”  (Walter Benjamin) Kentsel dönüşümlerin yaygınlık kazandığı bir zamanda tarihsel dokusu korunması gereken yerler hem turizme hem sinemaya hizmet veriyor. Uludağ doğal yapısıyla bunlardan bir tanesi; Türk sinemasında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-3-bolum/">Yeşilçam’ın Beyaz Filmleri:Uludağ Ve Sinema(3. Bölüm)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Sinema geldi ve zindandan oluşma bu dünyayı saniyenin onda biri uzunluğundaki zaman parçalarının dinamitiyle paramparça etti;  şimdi bu dünyanın geniş bir alana dağılmış yıkıntıları arasında serüvenli yolculuklara çıkmaktayız.”</strong>  (Walter Benjamin)</p>
<p>Kentsel dönüşümlerin yaygınlık kazandığı bir zamanda tarihsel dokusu korunması gereken yerler hem turizme hem sinemaya hizmet veriyor. Uludağ doğal yapısıyla bunlardan bir tanesi; Türk sinemasında rakipsiz ve popülaritesi çok yüksek. Ünlülerin ve kalburüstü zümrenin pek alternatifi olmayan en itibarlı uğrak yeri; Yeşilçam için milli park kuruluşundan bu yana hem bir tatil mekânı hem de bir set ve işyeri…</p>
<p><figure id="attachment_12805" aria-describedby="caption-attachment-12805" style="width: 660px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/suni-kar.jpg"><img class="size-full wp-image-12805" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/suni-kar.jpg?resize=640%2C320" alt="" width="640" height="320" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/suni-kar.jpg?w=660&amp;ssl=1 660w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/suni-kar.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12805" class="wp-caption-text">Suni kar</figcaption></figure></p>
<p>Yeşilçam’ın Bursa macerası 1930’larda başlıyor. İlk film <strong>“Aysel Bataklı Damın Kızı”</strong> 1934’te Çalı’da çekilmiş. <strong>“Halıcı Kız”</strong> ise 1953’te; ikisinin de yönetmeni Muhsin Ertuğrul&#8230; 1945’te çekilen <strong>“Köroğlu”</strong> var; Mümtaz Ener ve Refik Kemal Arduman birlikte çekmiş,  ama o İnegöl ilçesinde çekilmiş, Bütün bu filmlerin kıyıdan köşeden Uludağ ile ilişkili oldukları anlaşılmakta.   Yeşilçam’ın Uludağ’daki zirve macerası ise 1955’te başlıyor.</p>
<p>3 boyutlu ve görsel efektleri bolca kullanan filmlerin yaygınlık kazandığı günümüzde saklama ve arşiv koşulları iyi olmayan sinemamızda filmlere ulaşmak kolay olmuyor.  Bazılarını sinema-TV’den,   bazılarını vcd’den izlemiştim, bunlar çok sınırlı. En büyük yardımcım bilgisayardı.  Bilgisayar kanalıyla ulaşmaya çalıştığım filmlerin yüklü olmayanlarına ulaşamadım, bazılarında kısa tanıtımlarla(trailer) yetinmek zorunda kaldım, çünkü filmin bütünü (video stream) mevcut değildi ne yazık ki. Bulamadıklarım hakkında yazılanlara göz attım anımsamaya çalıştım.  1980 öncesi filmler özellikle siyah beyaz çekilmiş eski filmlerde yer belirlemek çok zor oluyor, bazı filmlerde ise kolay. Örneğin <strong>“Çile”</strong> gibi restorasyonlu ve fazla eskice olmayan filmlerde görüntü hem çok kaliteli hem çok net idi. Bir film şeridi saniyede 16-25 kare akar bu yüzden restorasyon; çizilme ile renk bozulmalarından dolayı meydana gelen kusurların onarılması zahmetli bir işlemdir. 1980 sonrası çekilen filmleri daha önceki bir yazımda (Bursa: Beyaz Perdedeki Kent) ele almıştım; Yine bazısı kıyıdan köşeden Uludağ’yla ilgili, Bora Tekay’ın <strong>“Fasulye”</strong> (1999), Serdar Akar’ın <strong>“Dar Alanda Kısa Paslaşmalar”</strong> (2000) ve Ezel Akay’ın <strong>“Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?”</strong> (2005)filminden o yazıda uzun uzun bahsetmiştim. Burada daha çok o yazıda eksik kalan 1980 öncesi yapımları da araştırdım. Bu filmlerin nereden bakılsa en yenisi en az 40 senelikti,  dile kolay…</p>
<p>Dekupaj film öncesi mekânlarda çalışma ve çekim öncesi ön hazırlıktır. Memduh Ün, <strong>“Yanlış mekânla doğru film yapılmaz. Mizansen ve oyuncu psikolojisinin mekâna uyması gerek.”</strong> der.  (Türkiye’nin Ustalarından Sinema Dersleri, İnkılap Kitabevi, 2006, s. 72) Ömer Kavur da, “<strong>Filmin mekânları başrol oyuncusu kadar önemlidir.”</strong> demiştir (a.g.e., s. 97). Mekân seçimi yönetmenin sinema anlayışını da belirliyordu. Örneğin Yavuz Özkan, <strong>“Filmin hikâyesinin aktarılmasında, hatta derinlik kazanmasında önemli bir işlevi de vardır.”</strong>(a.g.e., s. 170) demekte idi. Yani sinemada temel malzeme görsellikti.</p>
<p>Sinemada da diğer (roman, öykü, tiyatro gibi) sanatsal metinlerde  (kurmaca) olduğu gibi mekân öyküyü (anlatı) tamamlayan bir unsurdur.    Ancak Polonyalı yönetmen ve senaryo yazarı Krzysztof Kieslowski, <strong>“Sinema hiçbir şeyi değiştirmez; ama insanların birçok şeyi anlamalarını sağlar. Dünyayı değiştirecek olan şey filmler değil, o filmleri izleyen insanlardır.”</strong>demişti.</p>
<p>Konvansiyonel sinema dikkati günlük sorunların dışına çıkartan uyuşturarak eğlendiren sinema anlayışı; belli bir dönem sinemamıza da egemen olmuş anlayıştır ve bir ölçüde hala da sürmektedir. Aşk romanları yazan Muazzez Tahsin Berkand ve Kerime Nadir gibi yazarlardan adapte öyküler ve Bülent Oran ile Safa Önal gibi birkaç senaryo yazarının çevresinde gelişen Yeşilçam sineması daha çok melodram (aşk) filmleri ağırlıktaydı. Hem ticari kaygılar, hem de sansür kurullarınca getirilen kısıtlamalardan dolayı milli rejime (resmi ideolojiye) aykırı görülen filmler yasaklandığından melodram sineması dışında konu çeşitliliği çok sınırlandırılmıştı.</p>
<p>Ya aşk romanı kaleme alan muharrirler çok fazla Yeşilçam filmi izliyordu ya da sinema rejisörleri çok fazla aşk romanı okuyorlardı; senaryo olacak kadar uygun yazılıyordu eserler. Ne demişti Muazzez Tahsin Berkand, <strong>“Aşkın kudretine inanmak istemiyor, bunu edebiyatçılar tarafından romanlara sokulan bir kelime addediyorum.”</strong> (Muazzez Tahsin Berkand, Kezban, Elips Kitap, 1.Baskı, 2014 s.147). Tapınılacak ölçüde gösterişli iki beden ve kusursuz ruh (iç güzelliği)  melodram sineması için en gerekli malzemelerdi,  tabi bol bol gözyaşı için de. Türk jön ve mabudeleri için bir de çok etkileyici ses gerekti.  Abdurrahman Palay ve Adalet Cimcoz gibi dublaj (seslendirme) sanatçıları bu iş için biçilmiş kaftandır. Hollywood gibi endüstrileşemeyen sinemamız kendine özgü bir üslup, birkaç senarist ya da edebiyat uyarlamasıyla,  birkaç yönetmen ve oyuncuyla birbirine benzer hızlı seri filmler çekerek Yeşilçam sinemasını yaratmış oldu…</p>
<p>Oysa Federico Fellini’ye göre, <strong>“Yönetmenlik, bilinmeyen, tanınmayan dünyalar yaratmak”</strong> demek değil miydi?  (Hakan Savaş, Sinema ve Varoluşçuluk, Altıkırkbeş Yayın, 2003, s.23)</p>
<p>Başka bir kitapta ise Dziga Vertov’un  (Roger Vadim’den alıntı; Bir Kent Gezmek, Bir Film İzlemek) bir sözü aktarılıyor. <strong>“Bir kent gezmek,  bir film izlemek, bir dünyaya girmek ya da doğru bir ifadeyle bir dünya; anlatılan öyküye dair bir evren  (diegese)  yaratmaktır.”</strong> (Sinematografik Kentler, Derleyen Mehmet Öztürk, Agora kitaplığı, 2008, s. 430)</p>
<p>Bursa veya İzmir genel olarak İstanbul yanında bir arka fon gibi kullanılmıştır. Hemen akla geliveren ilk yerler İzmir-Kordonboyu ile Bursa-Uludağ’dır. Hatta bazı filmlerde İstanbul dışına da taşmış havası katmak için olsa gerek Bursa ile ilgili görüntüler eklenmekte; Uludağ’da çekildiği pek anlaşılmayan bir sahnede Uludağ’dan söz edilmekte; film sanki Uludağ’da da çekilmiş gösterilmektedir. Ve 1973’te çekilen <strong>“Aşkımla Oynama”</strong> (Aram Gülyüz) filminde olduğu gibi filmde Uludağ’dan söz edilmekte ancak Kirazlıyayla’daki Sanatoryum görünmekle beraber alelade karlı dağ sahneleri dışında çekimin Uludağ’da yapıldığı pek anlaşılmaz.</p>
<p>Fuat Uzkınay’ın ilk filmi çektiği 14 Kasım 1914’den bu yana 600’den fazla filmin çekildiği ki Türkiye sineması 1966’da dünyanın en fazla (241) film çekilen 4. Ülkesi olmuştur. Bu yüzden Türk sineması hakkında eksiksiz bir derleme yapmak,  bu konuda girişimde bulunmak hiç de kolay değildir.</p>
<p>1960’lı yıllar Türk sinemasında “Altın yıllar” olmuştu. 1980’ler ise yıldız sistemi çökmüş ve yönetmen sinemasına geçiş dönemi olmuştur. İlginç ama 1980 sonlarında Bursa’da çekilen filmler de adeta bıçakla kesilmiş gibi bitiveriyor.  90’larda da Bursa’da çekilmiş bir filme rastlamak mümkün değil.  1990’lı yılların ilk yarısı video-VCD-DVD’lerin adeta altın çağı olmuştur.</p>
<p>Türk sinemasında 1922-1949 arası özel yapım evleri dönemi, 1922-1930 arası ise Tiyatrocular dönemi kabul edilir.   Geçiş döneminden (1939- 1952) sonraki dönem Sinemacılar dönemi (1952-1963) olarak adlandırılmaktadır. 2013’e gelindiğinde Türkiye’de 620 sinema binası, 2170 sinema perdesi ve 271.250 koltuk sayısından bahsedilmekte…</p>
<p>Sinema mekândaki değişim ve yaşamdaki akışı sergiliyorsa Uludağ’ın buna ne yönde ve ne kadar katkısı olmuştur?</p>
<p>Yeşilçam’ın Uludağ’daki zirve macerası 1955’te başlıyor, demiştik. 1955 yapımı <strong>“Düşman Aşıklar”</strong> karlı sahneler görünen Uludağ&#8217;da çekilmiş ilk film. Daha önce oyunculuk da yapmış Memduh Ün’ün ilk yönetmenlik denemesi.</p>
<p>Ün, Sinema Yazarı Pınar Tınaz Gürmen’e anlatıyor önce filmin hikâyesini: <strong>“Artık dünya çapında bir film çekebilirim duygusu geldi ‘Hacı Şakir Ailesi’nin Esrarı’ diye kitabını bulmuştum. Doğu’da geçen, kan davasını anlatan.  Uludağ’da yapıyoruz çekimleri. Tabii dünya çapında bir film yapacağım için korkunç kaprisliyim. Oysa her tarafta görüntü aynı. Kar tutmuş çamlar, kayalar vb. Filmi Mehmet Muhtar tamamladı. “</strong> (Türkiye’nin Ustalarından Sinema Dersleri, İnkılâp Kitabevi, 2006, s. 64-65).</p>
<p>Ün, kaleme aldığı <strong>“Memduh Ün Filmlerini Anlatıyor”</strong> adlı kitapla ilgili <strong>“Küçük Dünyaların Büyük Yönetmeni”</strong> başlıklı söyleşide de, <strong>“Film sinemalarda çok kötü iş yaptı. Bugün için filmi görmek olası değil,  belki belediye depolarında çıkan yangınlarda yandı ya da  gümüş çıkarmak için  katillerin (!) elinde  birçok negatif gibi yok oldu gitti.”</strong> diyordu. (Fatma Oran, Cumhuriyet Kitap, 2010, sayı: 1042, s. 4-5)</p>
<p>Ün’ün yarım bıraktığı çalışma ve kötü deneyim; “Düşman Aşıklar”ın zayi olması bizi 1954 yılının Uludağ manzaralarından tarihsel bir belge olarak yoksun bırakmıştı belki ancak en azından 1954 yılının Uludağ’ını Memduh Ün’den okuyabilmiştik:  <strong>“Mine Coşkun  1954 yılında kurdukları Coşkun Film’in ilk filmini benim çekmemi istedi. İlhami Sefa&#8217;nın, Doğu&#8217;da geçen ve bir kan davasını anlatan Hacı Şakir Ailesinin Esrarı başlıklı romanını seçtim. Senaryoyu kimin hazırladığını hatırlamıyorum, ama çoğu filmimde olduğu gibi, birçok bölümünü sette kendim yeniden yazmıştım zaten. Filmin hikâyesi karda kışta, doğuda geçiyordu. Ama Doğu&#8217;ya gitmedik, daha ekonomik olması açısından, olaylar Doğu&#8217;da geçiyormuş gibi Uludağ&#8217;ı seçtik. Uludağ&#8217;da o dönemde yalnızca Büyük Otel vardı, ama çok pahalı olduğundan Kirazlı Yayla&#8217;da bir motelde kalmıştık. On dokuz gün çalıştım, yapımcının parası bitti; İstanbul&#8217;a döndük, para bulundu. Sonra yeniden Uludağ&#8217;ın yolunu tutup bir on günlük çalışma daha yaptık. Bir de Uludağ&#8217;daki bazı mekânları filmde hem karlı, hem de karsız görmemiz gerekiyordu. Bu nedenle karda çektiğim sahnelerin yaz geldiğinde çekilecek karşılıkları da kalmıştı. Filme devam edemeyeceğimi anlamıştım.”</strong>  (Cumhuriyet, 4 Şubat 2010)</p>
<p><strong> “Benim uçsuz bucaksız denizim bir ağaç kümesi arasında, kuru bir ırmaktan kalma bir avuç sudan başka bir şey değildir.”</strong> (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu, İnkılâp Kitabevi, 2016, 15.Baskı, s. 12)</p>
<p><strong>“Çalıkuşu”</strong> (1966), Konusu Bursa’da geçmekle birlikte Bursa’da çekilmemiş bir romandır.  Zeyniler Köyü, Bursa’da Teleferik Mahallesi&#8217;nden daha yukarıdaki bir köydür. Çalıkuşu, Yönetmen Osman Faruk Seden tarafından bir kez filme (1966), bir kez de TV dizisine (1986) uyarlanmıştır.   2013’te ise Yönetmen Doğan Ümit Karaca ve Çağan Irmak tarafından TV dizisine çekilmiştir. Ayrıca, Güntekin’in, “Tanrı misafiri” adlı öyküsü de Setbaşı&#8217;ndaki bir konakta geçer…</p>
<p>Reşat Nuri Güntekin’in bazı roman ve öyküleri 1913 yılından itibaren öğretmenlik yaptığı Bursa’da geçer. Yazarın en tanınan romanı <strong>“Çalıkuşu”</strong>dur<strong> </strong>(1922). Reşat Nuri Güntekin, romanın bir bölümünde dağın eteğindeki köy ile Uludağ’ın başka bir yüzünü tasvir etmektedir: <strong>“Taşların arasından minare merdiveni gibi dik bir yoldan inmeye başladık. Aşağıda, akşamın alacakaranlığı içinde kapkara bir servilik, etrafı çitle çevrilmiş,  çıplak bahçeler arasında tek tük kulübeler, tahta evler görünüyordu. Altlarında dört direkten ibaret ahırlar, üstlerinde asma merdivenle çıkılan bir iki oda. Herhalde, bu Zeyniler şimdiye kadar işittiğim ve resimlerini gördüğüm köylerden hiçbirisine benzemiyordu.”</strong> (a.g.e., s. 214).</p>
<p><strong>“Ateşten Günler” </strong>(1987).  Ateşten Gömlek romanından uyarlanan TV dizisindeki bazı sahneler Uludağ eteğinde 700 yıllık Osmanlı köyü olarak bilinen Cumalıkızık’ta çekilmiştir: <strong>“Ovada, üç yüz hanelik bir köy; sarı, çorak topraklar arasında,  sarı topraktan yapılmış küçük bir sırtın üzerinde, önü yeşil bir Anadolu nahiyesi.”</strong> (s. 132). Bu kısımda olup biten olaylar Cumalıkızık’ta; Binbaşı İhsan (Can Gürzap)  ve Anzavur Ahmet  (Gökhan Mete) karşılaştıkları sahne, Cumalıkızık Köyü girişindeki meydanda ve köyün içinde çekilmiştir. Köy meydanındaki sahnede İngilizlerden para desteği alan Anzavur, Kuvayi Milliye Subayı Binbaşı İhsan’ı yargılamaktadır. Binbaşı İhsan’ın arkasında geniş açıdan Köy görünmektedir. Köylüler de filmde rol almıştır.</p>
<p><strong>“Ateşten Gömlek”</strong> (1922),  Halide Edip Adıvar&#8217;ın yazdığı ve Türk edebiyatında Kurtuluş Savaşı üzerine yazılan ilk romandır. Selim İleri, roman hakkında yazdığı makalede  <strong>“Güzel ve önemli Kurtuluş savaşı romanları sonradan yazılmıştır. Birçoğunu bugün de tutkuyla okuyabiliriz. Ama pek azı Halide Edip’in Ateşten Gömlek’i ölçüsünde içten tanıktır.”</strong>diyordu (Can Yayınları,  14. Basım,    2010, s. 218)</p>
<p>Frances Kazan ise, Halide Edip Adıvar’ın otobiyografisini konu alan kitapta,  Kurtuluş Savaşı’ndaki başarıya,  Adıvar’ın, Anadolu Türklerinin bir başarısı olarak baktığını aktarmakta: <strong>“Türk ordusu askerlerinin figüran olarak kullanıldığı film büyük ölçüde yazarın istekleri doğrultusunda çekildi. Bakir Anadolu topraklarının arka fonu oluşturduğu filmde,  Peyami ile Ayşe arasındaki aşk, bunların ‘İzmir Davası’ uğruna kendilerini feda edişlerinin dokunaklı öyküsüyle iç içe veriyordu.“</strong>  (Halide Edip ve Amerika, Bağlam Yayınları, 1995, s. 58)</p>
<p>İngiliz Tarihçi Arnold Joseph Toynbee’ye göre milliyetçilik ırksal değil,  zihinsel bir durumdur (a.g.e., s. 64). Halide Edip’e göre de Osmanlı Bizans’ın (Doğu Roma İmparatorluğu)  bir uygarlığıydı ve Osmanlı kurumları da (yönetici azınlık)  sıradan (Anadolu)  Türkleri üstünde ince bir zırhı andırıyordu. Osmanlı Bizans’ın isim değişikliğinden ibaretti (a.g.e., s. 68).</p>
<p><figure id="attachment_12798" aria-describedby="caption-attachment-12798" style="width: 586px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Uludağda-Aşk-Başkadır1.jpg"><img class="size-full wp-image-12798" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Uludağda-Aşk-Başkadır1.jpg?resize=586%2C344" alt="" width="586" height="344" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Uludağda-Aşk-Başkadır1.jpg?w=586&amp;ssl=1 586w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Uludağda-Aşk-Başkadır1.jpg?resize=300%2C176&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 586px) 100vw, 586px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12798" class="wp-caption-text">Uludağ&#8217;da Aşk Başkadır</figcaption></figure></p>
<p><strong>“Küçük Hanımın Şoförü”</strong> (1962). Film aynı isimle üç kez çekilmiştir. İlkini Nejat Saydam 1962’de Uludağ’da siyah beyaz olarak çekmiştir. Senarist Nejat Saydam, oyuncular Belgin Doruk, Ayhan Işık ve Sadri Alışık’tır. 1970’de renkli olarak Tunç Başaran filmi Belgin Doruk ve Ayhan Işık’la tekrar çekmiştir. 2007’de ise Nejat Saydam’ın oğlu Sabri Saydam TV filmi olarak çekmiştir.</p>
<p><strong> “Son Mektup”</strong> (1969) ve <strong>“Soyguncular”</strong> (1974). Türker İnanoğlu Filiz Akın ve Ediz Hun’u iki filmde buluşturdu Siyah beyaz çekilen filmden sonra Uludağ’daki iki oyuncunun birlikte oynadığı ikinci film renkli dağ manzaralarıyla dikkat çekiyordu.</p>
<p><strong>“Unutulan Kadın” </strong>(1971). Atıf Yılmaz’ın çektiği Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın beraber oynadıkları klasik bir Yeşilçam öyküsü. Unutulan Kadın, Selvi Boylum Al Yazmalım (1977) filminin habercisi adeta iki başrol oyuncusunu Uludağ’da buluşturmuştur. Yeşilçam’ın kayak ve kar manzaraları eşliğinde tutku dolu bir aşk öyküsü. Uludağ, mutluluğunun bozulmasına engel olmak için cinayet işleyen bir kadının daha önce sevdiği erkekle geçirdiği mutlu günlere sahne oluyor.</p>
<p>Yeşilçam’ın kısıtlı olanaklarından sinema oyuncuları da bazı giysi ve kostümleri kendileri hazırlamak zorundaydı. Türkan Şoray, <strong>“Unutulan Kadın filminde kısacık bir sahne için hazırladığım Uludağ’da çekilen bir sahnede giydiğim, mor pelerin beyaz takım, kürk şapka da benim tasarımım.”  </strong>demişti. (Sinemam ve Ben, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı, 2017, s. 396)</p>
<p><strong>“Ömrümce Unutamadım”</strong> (1971). Süreyya Duru’nun yönettiği film aynı fabrikada çalışan iki gencin öyküsü. Başrollerde Filiz Akın ve Kartel Tibet oynuyor. Karlı dağ manzaralarıyla dikkat çekiyor.</p>
<p><figure id="attachment_12801" aria-describedby="caption-attachment-12801" style="width: 543px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/satın-alınan-koca-1971.jpg"><img class="size-full wp-image-12801" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/satın-alınan-koca-1971.jpg?resize=543%2C300" alt="" width="543" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/satın-alınan-koca-1971.jpg?w=543&amp;ssl=1 543w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/satın-alınan-koca-1971.jpg?resize=300%2C166&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 543px) 100vw, 543px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12801" class="wp-caption-text">Satın Alınan Koca 1971</figcaption></figure></p>
<p><strong>“</strong><strong>Satın Alınan Koca”</strong> (1971). Filmin yönetmeni Duygu Sağıroğlu, başrol oyuncuları Fatma Girik ve Cüneyt Arkın. Filmin başlarındaki karlı evli çiftin balayı için uğrak yeri olan Uludağ manzaraları ve sahneleriyle dikkati çekmektedir.</p>
<p><strong>“Önce Sev Sonra Vur”</strong> (1971).  Yeşilçam’ın ne yazık ki kötü hatırlanan filmlerinden birisidir. Suphi Özkaya isimli figüran çıktığı elektrik direğinde 2100 voltluk cereyana kapılarak ölmüştü. Film teleferikte çekilen tehlikeli teleferik sahneleriyle dikkat çekiyordu. Filmde Meral Zeren, Figen Han ve Yılmaz Köksal oynuyordu. Filmin yönetmeni ise Natuk Baytan’dır.</p>
<p><strong>“Köle”</strong> (1972). Filmin Yönetmeni Atıf Yılmaz, başrol oyuncuları Gönül Hancı, Tufan Giray ve Ferit Şevki. Filmde Uludağ ya da Bursa’dan söz edilmiyor, yer adlarına ilişkin de çok belirgin sahneler görüntülenmemiş.  1970’lerin başındaki Bursa’yı renkli görme şansını kaçırmış oluyoruz. Sadece kar, kayak ve bazı otel sahneleri var. Filmin Uludağ’da geçen sahnelerinde kıskançlık krizi geçiren Paçavra Kara Osman (Fethi Giray) Yasemin’i (Gönül Hancı) tokatlar. Yasemin de arabasına atlayıp kaçar, ancak arabası yolda kara saplanır. Kendisini bulmak için yola çıkan Kara Osman’ın bindiği araç Bursa plakalı yeşil renkli bir Jeep’tir.</p>
<p><strong>“Acı Hayat”</strong> (1973). Kerem ile Ebru isimli iki genç birbirine aşık ancak düşman aile çocuklarıdır. Filmin uzun kısmı Uludağ’da çekilmiş bir Uludağ filmidir; Uludağ yolculuğu, karlı yollar ve karlı çamlar, Oberj Otel Ulukardeşler’in görüntüleri. Yönetmen Orhan Aksoy, başrollerde Filiz Akın ve Cüneyt Arkın oynamıştır.</p>
<p><strong>“Aşkımla Oynama”</strong> (1973). Kumar tutkunu bir adamın aşk öyküsü. Başrollerde Ediz Hun ve Hale Soygazi Oynuyor. Yönetmen Aram Gülyüz.</p>
<p><strong>“Boşver Arkadaş”</strong> (1974).Birbirini hala seven iki aşığın öyküsünü anlatan filmin yönetmeni Zeki Ökten. İlhan İrem’in 1974’te seslendirdiği unutulmaz şarkıdan adını alan filmde Selma Güneri’yi kayak öğrenirken Tarık Akan’ı da iyi kayak yaparken görüyoruz.</p>
<p><strong>“Sabıkalı”</strong> (1974). Birbirlerini seven iki insan ve onların arasına giren ruh hastası bir adamın trajik öyküsü.  Çiftin balayı için birlikte gittikleri Uludağ&#8217;da Tunç Ayhan&#8217;a tuzak kurar ve Aysel&#8217;e tecavüz eder. Genç kadın intikamını almak isterken yanlışlıkla kocasını vuruyor. Uludağ görüntülerinin çok olduğu filmde Salih Güney de başrolde Filmin yönetmeni Nejat Saydam. Ekrem bora ile Hülya Koçyiğit teleferik yolculuğu yapıyor.</p>
<p><figure id="attachment_12802" aria-describedby="caption-attachment-12802" style="width: 374px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/salih-guney-uludag-da-tatil-yapiyor-3430230_o.jpg"><img class=" wp-image-12802" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/salih-guney-uludag-da-tatil-yapiyor-3430230_o.jpg?resize=374%2C228" alt="" width="374" height="228" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/salih-guney-uludag-da-tatil-yapiyor-3430230_o.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/salih-guney-uludag-da-tatil-yapiyor-3430230_o.jpg?resize=300%2C183&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 374px) 100vw, 374px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12802" class="wp-caption-text">Salih Güney Uludağ&#8217;da Tatil Yapıyor</figcaption></figure></p>
<p><strong>“Şaşkın Damat”</strong> (1975). 1970’lerde başlayan Yeşilçam seks furyası döneminde sıklıkla bu döneme alternatif olarak Uludağ’da geçen balayı konulu filmler de çekiliyordu.  Şaşkın Damat filmi de bu tür, dönemi atlatma çabasındaki filmlerden. Yine balayı konulu 1975 yapımı klasik bir Uludağ kaçamağı filmi. Başrolleri Kemal Sunal ile Meral Zeren paylaşıyor. Zeki Ökten ise yönetmeni, senaryosunun yazarı da Sadık Şendil ‘dir</p>
<p><strong>“Can Pazarı”</strong> (1976). Uludağ’daki karlı sahneleri ve filmde oynayan İranlı aktrist Pouri Banayi ile dikkat çeker. Senaryo Erdoğan Tünaş, filmin yönetmeni Orhan Elmas ve Ertem Göreç. Bursa doğumlu yönetmen Ertem Göreç,  yapımcı Berker İnanoğlu’yla Yılmaz Güney ve Nil Kutval’ın başrol oynadığı başka bir Can Pazarı (Öleceksin) isimli film çekmiştir (1968).</p>
<p><strong>“İki Kızgın Adam”</strong> (1976). Yapımcı Berker İnanoğlu, senaryo Erdoğan Tünaş ve yönetmen Ertem Göreç.  Kadir İnanır bu defa başrolü Perihan Savaş ve İranlı aktör Naser Malek Motiee ile birlikte oynamıştır. Filmde Otel Beceren yazısı Uludağ genel manzarası;  kar ve kayakçılar vs göze çarpar. Siyasal mesajlar içeren film polis-mafya ve aşk üçgeninde ilginç diyaloglara sahne oluyor.</p>
<p><figure id="attachment_12803" aria-describedby="caption-attachment-12803" style="width: 482px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/ne-umduk-ne-bulduk.jpg"><img class=" wp-image-12803" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/ne-umduk-ne-bulduk.jpg?resize=482%2C382" alt="" width="482" height="382" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/ne-umduk-ne-bulduk.jpg?w=2890&amp;ssl=1 2890w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/ne-umduk-ne-bulduk.jpg?resize=300%2C238&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/ne-umduk-ne-bulduk.jpg?resize=1024%2C811&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/ne-umduk-ne-bulduk.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/ne-umduk-ne-bulduk.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 482px) 100vw, 482px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12803" class="wp-caption-text">Ne Umduk Ne Bulduk</figcaption></figure></p>
<p><strong>“Ne Umduk Ne Bulduk”</strong> (1976). Yine Uludağlı bir Zeki Ökten filmidir. Zengin bir koca bulmak umuduyla Uludağ’a gelen anne ve kızın öyküsüdür. Zeki Ökten Şaşkın Damat filminden 1 yıl sonra yine Uludağ’ı başka bir aşk öyküsünde set olarak kullanmıştır. Karlı kayaklı sahnelerle dolu filmin oyuncuları Gülşen Bubikoğlu, Adile Naşit ve Aytaç Arman.</p>
<p><strong>“Kaplanlar Ağlamaz”</strong> (1978). Cüneyt Arkın’ın macera ve aksiyon filmlerinden biri. Cüneyt Arkın, final sahnelerinden birisinde teleferikteki dövüş sahneleriyle dikkat çekmektedir. Filmin Yönetmeni Remzi Jöntürk.</p>
<p><strong>“Ne Olacak Şimdi ?”</strong> (1979). Levent Kırca ile Nevra Serezli’nin başrol oynadığı Atıf Yılmaz filmi. Oyuncuların balayı için geldikleri Uludağ’da yine Büyük Otel ‘den klasik giriş ve önünde çekilen sahneler var. Ayrıca otel çekilmekle kalmıyor otelden de söz ediliyor. Filmde telesiyej görüntüleri ve Uludağ sahneleri yer alıyor.</p>
<p><strong>“Kadın Bir Defa Sever”</strong> (1984). Uludağ’da da çekilen bu film Esat Mahmut Karakurt’un “Kadın Severse” adlı romanından uyarlanan filmlerin üçüncü sürümüdür. Karlı kayaklı Uludağ manzaraları bizi 1984 yılına götürüyor. Cafe Beceren,  telesiyej, kayak alanları vs. görüntülendiği filmin büyük bölümü için mekân olarak Uludağ seçilmiş. Zümrüt (Ahu Tuğba) bir uyuşturucu çetesinin kuryesi.  Teslimat için Uludağ’a geliyor. Burada geçirdiği bir kayak kazasında Doktor Ekrem (Burçin Oraloğlu) ile kesişiyor yolları. Ekrem ise bir dağ kulübesinde yalnız tatil yapıyor. Erotizm ağırlıklı olan bir film…</p>
<p><strong>“Sokaktan Gelen Kadın</strong>” (1984). Bir hayat kadınının aşk öyküsü. Gemlik Doğumlu Mahmut Cevher filmde Banu Alkan’la başrol oynuyor. Uludağ karlı manzaraları oldukça uzun sahnelerde görülüyor. Filmin yönetmeni Orhan Aksoy.</p>
<p><strong>“Herşeyim Sensin”</strong> (1985). Yeşilçam filmlerinde Bursa’ya ayrılan sahneler konuları benzemekte. Filmin başkarakterleri balayı ya da tatil geçirmek için gelirler, yine kısa bir Bursa turuyla tekrar İstanbul’a dönerler.  Çoğunlukla soğuk ve kar manzarasının yerini İstanbul’daki Boğaziçi ve deniz manzaraları alır. Bu film de aynı örneklerden birisi.  Filmin yönetmeni Ümit Efekan, oyuncular Ferdi Tayfur ve Necla Nazır.  Yapımcı Selim Soydan. Uludağ manzaraları; kayakçılar, oteller bölgesi ve karlı sahneleriyle dikkat çekmektedir.</p>
<p><strong>“Sekreter”</strong> (1985). Zengin erkek fakir kız konulu Yeşilçam klasiği. Film Uludağ sahneleriyle başlıyor.  Otel ve şömine ateşindeki klasik gitar dinletisi ve dansla sürüyor. Genel olarak kış mevsiminde sisli ve buzlu olan Uludağ yolu bu filmde de karlı. Uludağ iki kısım verilmiş. Birinci Uludağ macerası İstanbul dönüşüyle otobüste geçen sahnelerle sona eriyor.  İlerleyen sahnelerde Uludağ’a tekrar dönülüyor. Âşıklar arasında buzlar da erimiş; zengin kötü babanın ayırdığı âşıklar zengin iyi patron araya girince tekrar kavuşuyor.  Yazıcı ve Beceren otel görüntüleri ile Uludağ’da başlayıp Uludağ’da mutlu sonla biten bir film. Filmin yönetmeni Temel Gürsu. Oyuncular Hülya Avşar ve Tolga Savacı.</p>
<p><strong>“Ada” </strong>(1988),  Peride Celal’in bir uzun öyküsünden uyarlanmış.  <strong>“Bir Hanımefendi’nin Ölümü”</strong> adlı öykü kitabındaki iki uzun öyküden biri.  Peride Celal, başta aşk romanları kaleme alırken 1950’lerden sonra gerçekçilik çizgisinde bireyin iç sorunlarına eğilen öykü ve romanlara yönelmiştir. Ada, böyle bir dönemin ürünü ve 1981’de basılmıştır. Selim İleri<strong> “Peride Celal’i  ‘Ada’yı okuduktan sonra tanıdım.”</strong> demiştir. (Radikal Kitap, 21 Haziran 2013)</p>
<p>Ada, Yaşanıp bitmiş bir aşkı sorguluyor. Yönetmen Süreyya Duru, filmin son sahnelerini bitirmek üzereyken ne yazık ki bir kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiş filmi kızı Dilek Duru tamamlamıştı. Uludağ çok az, Beceren Otel, kayak yapanlar, kış manzaralarıyla görünür. Türkan Şoray’ın artık kendi kanunlarına son verdiği filmlerden birisidir. Film görüntü kalitesine rağmen Bursa için belgelik değer taşımıyor (Çoğunluğu Burgazada’da çekilmiş) Bu filme de Bursa’da hatta Uludağ’da çekilen bir film demek zordur.</p>
<p><figure id="attachment_12800" aria-describedby="caption-attachment-12800" style="width: 382px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/t-şoray-uludağda-ses-mecmuası-kapağında-unutulan-kadın-filmindeki-kayakçı-kıyafetiyle.jpg"><img class="size-full wp-image-12800" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/t-şoray-uludağda-ses-mecmuası-kapağında-unutulan-kadın-filmindeki-kayakçı-kıyafetiyle.jpg?resize=382%2C526" alt="" width="382" height="526" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/t-şoray-uludağda-ses-mecmuası-kapağında-unutulan-kadın-filmindeki-kayakçı-kıyafetiyle.jpg?w=382&amp;ssl=1 382w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/t-şoray-uludağda-ses-mecmuası-kapağında-unutulan-kadın-filmindeki-kayakçı-kıyafetiyle.jpg?resize=218%2C300&amp;ssl=1 218w" sizes="(max-width: 382px) 100vw, 382px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12800" class="wp-caption-text">Türkan Şoray Uludağda Ses Mecmuası Kapağında Unutulan Kadın filmindeki kayakçı kıyafetiyle</figcaption></figure></p>
<p>Toplam 222 filmde rol alan Türkan Şoray, dünyanın <strong>“en çok film çeviren”</strong> kadın oyuncusudur. Rutkay Aziz, <strong>“Benim ilk filmim ‘Ada’da Türkan Hanım’dan adeta ders aldım;  set disiplini nedir, sette ilişki nasıl korunmalı, gibi konularda çok şey öğrendim.  İşe olan tutku ve saygı yoksa kolay kolay ayakta durulmaz bu işte. Yapısında değişime açık yanlar, oyunculuğunda yeni boyutları beraberinde getiriyor.  İki filmde de birbirimize yardımcı olarak,  sırt vererek, uyumlu bir çalışma yaptık.”</strong> demişti.   (Türkan Şoray, Sinemam ve Ben, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı, 2017, s. 377)</p>
<p>Bursa’da çekilen filmler başka bir yazı konusu. Uludağ’ın Bursa’yla birlikte çekildiği filmlere gelirsek…</p>
<p><strong>“Kadın Severse”</strong> (1955). Esat Mahmut Karakurt’un aynı adlı romanından üç film uyarlanmış. Bu aşk ve melodram türü filmlerin ilki 1955’te siyah beyaz çekimli olarak Uludağ ve daha sonra bursa manzarası ile dikkat çekmektedir. 1955 yılının Bursa’sı küçük bir kasaba  görünümünde dağ ve ova birbirine karışmış Uludağ yolu şose, yemyeşil ve arada büyüklü küçüklü Bursa evleri . Filmin başındaki dağ sahnesi kar fırtınası stü</p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8230;</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-3-bolum/">Yeşilçam’ın Beyaz Filmleri:Uludağ Ve Sinema(3. Bölüm)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-3-bolum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12594</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Fark Eder Hem De Bal Gibi ‘FARK’ Eder</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/fark-eder-hem-de-bal-gibi-fark-eder/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/fark-eder-hem-de-bal-gibi-fark-eder/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 19 Jan 2018 06:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Selman Çicek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12719</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yıllar sonra Zeki Demirkubuz&#8217;un Albert Camus&#8217;un Yabancı kitabından esinlenerek yazdığı ve yönettiği Yazgı&#8217;yı izlediğimde nihilizm karşıtı olan ben, yaratılan karakterin benzerlerine gerçek hayatta ne çok rastladığımızı düşündüm. Maalesef günümüz hegemonyası olan kapitalist modernite, bilinçsiz bir nihilizm geliştirdi. Filmin başkarakteri Musa (Serdar Orçin),  tüm ahlak normlarını yıkarak seyircide nefret uyandıran bir birey olarak çıkıyor karşımıza.  Annesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fark-eder-hem-de-bal-gibi-fark-eder/">Fark Eder Hem De Bal Gibi ‘FARK’ Eder</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar sonra Zeki Demirkubuz&#8217;un Albert Camus&#8217;un Yabancı kitabından esinlenerek yazdığı ve yönettiği Yazgı&#8217;yı izlediğimde nihilizm karşıtı olan ben, yaratılan karakterin benzerlerine gerçek hayatta ne çok rastladığımızı düşündüm. Maalesef günümüz hegemonyası olan kapitalist modernite, bilinçsiz bir nihilizm geliştirdi.</p>
<p><figure id="attachment_12729" aria-describedby="caption-attachment-12729" style="width: 280px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/101f39e63da15137498d34ab16d3470e.jpg"><img class="wp-image-12729 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/101f39e63da15137498d34ab16d3470e.jpg?resize=280%2C400" alt="Yazgı" width="280" height="400" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/101f39e63da15137498d34ab16d3470e.jpg?w=280&amp;ssl=1 280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/101f39e63da15137498d34ab16d3470e.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w" sizes="(max-width: 280px) 100vw, 280px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12729" class="wp-caption-text">Yazgı</figcaption></figure></p>
<p>Filmin başkarakteri Musa (Serdar Orçin),  tüm ahlak normlarını yıkarak seyircide nefret uyandıran bir birey olarak çıkıyor karşımıza.  Annesi ölüyor umursamıyor. Hakkında hiçbir şey bilmediği bir kadın olan iş arkadaşı Sinem’le (Zeynep Tokuş) evleniyor, ama soranlara eşini tanımadığını söylüyor. Onun için ailenin, evliliğin hiç bir anlamı yok. Bir aileyi katletme suçundan idam cezası alıyor fakat umursamıyor. Çünkü en başından beri yaşamı da ölümü de anlamsız görüyor. Onun için yaşam da ölüm de &#8220;fark etmez&#8221;. Mahkemede kendisini savunmuyor bile, çünkü onun için her şey hiçbir şey, her şey &#8220;fark etmez&#8221;&#8230; Musa’ya göre yaptıklarının bir nedeni yok, sadece yapıyor.</p>
<p><strong>Anlamını Yitiren Birey Sosyolojik Olarak Ölümün Eşiğindedir</strong></p>
<p>Musa,  karakteri asla anlayacağım bir karakter değil. Bunu söylerken asla toplumsal kuralları baz alarak söylemiyorum.  Çünkü anlamını yitirmiş bir birey,  sorgulamayan bir karekter felaketin, yabancılaşmanın ve hatta sosyolojik olarak ölümün kendisidir. Asla yaşam “fark etmez” noktasında bakılacak kadar hafif değildir. Fark eder hem de bal gibi fark eder.</p>
<p>Ama gelin görün ki günümüz toplumunda binlerce Musa oluşmaya başladı. Günümüz hegomanyası kapitalist modernitenin ahlak yıkıcılığı, anlam yok ediciliği binlerce Musa&#8217;nın, Meursault&#8217;ın doğuşuna neden oldu. Musa ve Meursault karakterlerini bir de Baudraillard’ın Simülasyon penceresinden analiz etmeye çalışalım.</p>
<p><strong>Simülasyon: ‘Miş gibi’ yaşamak</strong></p>
<p>Yirmi birinci yüzyılın önemli düşünürlerinden biri olan Jean Baudraillard,ortaya attığı kavramlardan en önemlisi de &#8220;Similasyon&#8221;dur. Simülasyonu &#8220;Gerçeğe ait tüm göstergeleri ele geçirmiş ve gerçeğin yerine geçmiş sahte&#8221; olarak belirtirken Simülasyon nasıl ve ne zaman olduğu bilinmeyen bir şekilde  gerçeği yok ederek yerine geçen sahte bir gerçekliktir. Düşüncesinin özeti ise &#8220;miş gibi yaşamaktır&#8221;</p>
<p><figure id="attachment_12725" aria-describedby="caption-attachment-12725" style="width: 458px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Jean-Baudraillard.jpeg"><img class=" wp-image-12725" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Jean-Baudraillard.jpeg?resize=458%2C275" alt="" width="458" height="275" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Jean-Baudraillard.jpeg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Jean-Baudraillard.jpeg?resize=300%2C180&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 458px) 100vw, 458px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12725" class="wp-caption-text">Jean Baudraillard</figcaption></figure></p>
<p>Baudraillard, batılı sistem diye dikkat çektiği kapitalist modernitenin son iki yüz yıldır yaydığı evrensel ilkeleriyle, aşıladığı gelişme ve ilerleme moduyla tüm dünyaya örnek model oluşturan Batı sisteminin bugün varılan sonuçları itibariyle iflas ettiğini, çöktüğünü ve kendisiyle birlikte tüm insanlığı da peşinden belirsiz bir sona doğru sürüklediğini iddia etmektedir.</p>
<p><strong>Duygu Eşittir Beğeni Midir?</strong></p>
<p>Yabancı&#8217;daki Meursault&#8217;ın da Yazgı&#8217;daki Musa&#8217;nında yaşadığı aslında &#8220;miş gibi yaşamaktır&#8221;. Çünkü onlarda gerçek anlamını yitirmiş her şey kendilerinin biçtiği anlam oranında vardır. Bu yabancılaşmanın temelinde ise kapitalist modernitenin sahte yaşamıdır.</p>
<p>Özellikle bilişim çağının gelişmesi ile zamanla gerçek yaşam yok edilmiş sahte bir yaşam ortaya çıkartılmıştır. Bu simülasyonda duygular yok edilerek yerini &#8220;Beğeni&#8221;ye bırakmıştır. Sevilmenin ölçütü en çok beğeni ile ölçülmeye başlandı.  Çok beğeni alıyorsan seviliyor ve yahut popülersin az beğeni alıyorsan de bilinmiyorsundur. Bu yaşama göre gerçek sevgi olsa da olur olmasa da olur. Çünkü sevginin artık bir anlamı yoktur.</p>
<p><strong>Zaman ve Mekansızlık Kıskacında İletişim</strong></p>
<p>Duygularla beraber iletişim yok olurken iletişim daha çok zaman ve mekanın yok edildiği fotoğraflardan ve kısa videolardan sağlanıyor.</p>
<p>Bir fotoğraf veyahut video, bize asla gerçeği söylemez. Çünkü zaman ve mekandan kopuktur.  Gerçek değildir. Sadece o andır. Ve o an üzerinden kısa bir an geçtiğinde yeni bir gerçekliğe kavuşmuştur. Zamansızlık ve mekansızlık ilişkisiyle kurulan iletişim ise yine miş gibi yaşamanın ötesine geçmemektedir.</p>
<p><strong> </strong><strong>Şiddet ve Ölüm Karşısında Record Düğmesinde Basılı Kalmak</strong></p>
<p>Yazgı&#8217;daki Musa&#8217;da gördüğümüz gibi hepimizi bir &#8220;fark etmez&#8221; sarmalı sarmakta. Yanı başımızda bir kadın şiddete uğradığında bir çoğumuzun yaptığı şey,  bu şiddete doğru tavrı ve tepki göstermek yerine o anı kayda (record) alıyoruz. Herkesin elindeki simülasyonun en büyük icadı sözde akıllı telefonlarla &#8220;kaydederek&#8221; ve daha sonra simüle ettiğimiz yaşamlarda paylaşarak şiddeti adeta meşrulaştırarak sevimli bir eğlence haline getiriyoruz. Bize dayatılan ve çoğunlukta kabul edilen yaşamda orada yaşanan bir şiddetin hiç bir anlamı yoktur. Orada bir kadın ölse de olur ölmese de olur anlayışı hakim iken record düğmesinde eli basılı olan her birey için yaşanan her şey &#8220;fark etmez&#8221; sarmalındadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Social_media_fear.jpg"><img class="alignleft wp-image-12724" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Social_media_fear.jpg?resize=424%2C250" alt="" width="424" height="250" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Social_media_fear.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Social_media_fear.jpg?resize=300%2C177&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 424px) 100vw, 424px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><strong>140 Karakterle Bilginin Canına Okumak</strong></p>
<p>Bilgi, 140 harfe sığdırılarak adeta gerçekliğin canına okunurken sorgulanmayan bireyler halinde önümüze konulana inanıyoruz. Bilgi, doğru olsa da olur olmasa da olur. Önemli olan ne kadar etki yarattığıdır. Yani anlayacağınız bir deli kuyuya bir taş atıyor,  hepimiz paylaşımlarla peşinden koşup gidiyoruz.</p>
<p><strong>Kendini Bilmek Gerçekliğin İlk Adımıdır</strong></p>
<p>Düşüncenin gelişiminden beri sorgulanmayan hayatın gerçek hayat olmadığı söylenir. Kendini bilmek, gerçekliğin ilk adımıdır. Ancak gel gör ki kapitalist modernitenin anlam yıkıcılık üzerine kurduğu yaşam ile sorgulamıyor,  var olanı tüketiyoruz. Kendimizi bilmek yerine aslında biz olmayan bir kopyamızı yaşıyoruz. Fark etmez anlayışıyla bizlere simüle edilen yaşamlarda adeta boğuluyoruz. Birer Musa birer Meursault haline geliyoruz,  gelmeye de devam ediyoruz.</p>
<p>Oysaki &#8220;Fark eder hem de bal gibi fark eder. Yaşadığımız her şeyin bir gerçekliği vardır. Gerçeklik,  anlam asla kaybolmaz. Önemli olan ona ulaşmak zaman ve mekanın ruhunu yakalamaktır. Bizler bunu yakaladıkça bu hegomanya parçalanacak bizlere sunulan simültane yaşamların hükmü de son bulacaktır…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fark-eder-hem-de-bal-gibi-fark-eder/">Fark Eder Hem De Bal Gibi ‘FARK’ Eder</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/fark-eder-hem-de-bal-gibi-fark-eder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12719</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeşilçam’ın Beyaz Filmleri: Uludağ Ve Sinema(2. Bölüm)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-2-bolum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-2-bolum/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 17 Jan 2018 08:00:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tamer Uysal]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12592</guid>
				<description><![CDATA[<p>Uludağ’ı  en güzel, İnegöl’den  görürsün Hele bulutlar sarsın, tepesini örülsün Lodoslu havalarda, sanki devler dirilir Uludağ’ı uyanık ve ayakta görürsün  (Yaşar Faruk İnal) Yaşar Faruk İnal, İnegöl doğumlu bir şair. Balkan göçmeni şair, tıpkı Rumeli kökenli diğer şairler, M. Niyazi Akıncıoğlu ve Uluğ Turanlıoğlu gibi, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi Bursa’nın tarihsel ve mistik dokusundan etkilenerek [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-2-bolum/">Yeşilçam’ın Beyaz Filmleri: Uludağ Ve Sinema(2. Bölüm)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Uludağ’ı  en güzel, İnegöl’den  görürsün</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Hele bulutlar sarsın, tepesini örülsün</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Lodoslu havalarda, sanki devler dirilir</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Uludağ’ı uyanık ve ayakta görürsün</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong> </strong>(Yaşar Faruk İnal)</p>
<p style="font-weight: 400;">Yaşar Faruk İnal, İnegöl doğumlu bir şair. Balkan göçmeni şair, tıpkı Rumeli kökenli diğer şairler, M. Niyazi Akıncıoğlu ve Uluğ Turanlıoğlu gibi, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi Bursa’nın tarihsel ve mistik dokusundan etkilenerek Bursa’yı dizelere döken, şiirleştiren bir şairdi.    Bursa’nın kolay geçit vermez ve zirvesi çoğu zaman karlı Uludağ’ını Bursa’ya ait öteki zengin imgeler arasına katıp işliyordu. İnal,  <strong>“Uludağ (2)”</strong> şiirinde Uludağ ile ilgili hislerini bu dizelerle ifade ediyordu. (Nilüfer Çiçeği Bursa Şiirler, 2007, s.21)</p>
<p style="font-weight: 400;">Çocukluk yıllarımda Uludağ’ı Ankara dönüşlerinde İnegöl’e yaklaşırken bir Bursa habercisi gibi görürdüm.  Bu sıra dağlar,  bütün azamet ve haşmetiyle yolculuk boyunca İnegöl’den başlayarak ta Bursa’ya kadar eşlik ederdi.  Pencereden kuzeye bakmak hatırıma bile gelmezdi çünkü sol yanım boylu boyunca karlı dağlar sıra sıra zirvelerle çevriliydi. Onlar bana ürkütücü de gelirlerdi ama güzeldi. İnegöllü öykücü Yazar Cemil Kavukçu’nun <strong>“Angelacoma&#8217;nın Duvarları”</strong>nı okuduğum zaman çok etkilenmiştim. Angelacoma,  İnegöl&#8217;ün Bizans dönemindeki adıydı. Yazarın İnegöl’de geçen çocukluk yıllarını anlatan bu kitap bana hemen Uludağ’ı anımsatmıştı. Bursa için Uludağ ilk sıradaki bir simgedir.</p>
<p><figure id="attachment_12759" aria-describedby="caption-attachment-12759" style="width: 551px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Uludağ.jpg"><img class=" wp-image-12759" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Uludağ.jpg?resize=551%2C414" alt="" width="551" height="414" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Uludağ.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Uludağ.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 551px) 100vw, 551px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12759" class="wp-caption-text">Uludağ</figcaption></figure></p>
<p style="font-weight: 400;">Uludağ, kuzeybatı ve güneydoğu yönünde uzanan büyük bir dağ silsilesidir. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Uludağ&#8217;ın uzunluğu 40 km&#8217;yi genişliği ise 15–20 km&#8217;yi bulur. Bu dev kütlenin dokusu granit serpantin ve gnays ile kolemanit, krom ve volfram (tungsten) gibi madeni taş ve kayaçlardan (şist) oluşmuştur. Jeomorfolojik açıdan volkanik olmayan tektonik (fay hareketleriyle oluşmuş) bir dağ olan Uludağ, dağcılık açısından da masif yapılı bir sıradağ kütlesidir, yani tırmanması çok kolay fazla çıkıntılı olmayan yer yer düzlüklerden de oluşan yüzeylere sahiptir. Uludağ bu uygun topografyayla (yer şekilleri)  daha sonra kurulmuş benzerleri için de Türkiye’de bir örnek, bir prototip kışlık turizm merkezi olmuştur.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yollar, patikalar, teleferik,  telesiyej, kayak merkezi, yaylalar, vadiler, Sarılan, Çobankaya, teleferik ve telesiyej istasyonları, oteller, seyir tepesi…  Bugün bunları içinde barındıran Uludağ’da, “Milli park” 1961’de ilan edildi. 2006’da ise 1600 hektarlık bir alan milli park alanının dışına çıkartıldı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Övülmeyi mi istemiyor, yoksa bunu hakketmiyor mu Uludağ? M.Ö.4.Yy’da kutsal Lykeion tepesi’nde bir okul (Akademia) kuran Aristo, sanatta doğayı taklit (mimesis) olarak kavramlaştırmıştı tiyatro sanatının temel özelliğini. İdil, kır huzurlu yaşam şiiri. Uludağ için yazılmış böyle şiir pek yok, mesela Ilgaz Dağı için yazılmış çok bilinir olmuş bir şiir var da acaba neden kutsiyet ve ululiyet atfedilmiş Uludağ’a şan verecek pek öyle şiir yazılmamıştır. Hapisteki çınar Nazım’dan, hemen akla düşen  <strong>“Uludağ’a Dair”</strong> şiiri:</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Yedi yıldır Uludağ’la göz göze bakışıp dururuz.<br />
Ne o kımıldanır yerinden,<br />
ne ben,<br />
lâkin birbirimizi yakından tanırız.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Gerçekten yaşayan her şey gibi gülmesini ve kızmasını bilir.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Bazan,<br />
hele kışın, hele geceleri,<br />
hele rüzgâr kıbleden estiği zaman,<br />
karlı senaberlikleri, yaylaları, donmuş gölleriyle<br />
uykusunun içinde şöyle bir kıpırdanır,<br />
ve orda, en yukarda, en tepede oturan keşiş,<br />
uzun sakalı darmadağın<br />
ve etekleri savrularak,<br />
rüzgârın önünde haykıra haykıra iner ovaya.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiyedeki linyit kullanan termik santrallerden biri de Orhaneli’de bulunuyor. 2006’da bölgede yapılan bir araştırmada solunum yolu hastalıklarına yol açtığı belirtilen santralde ama ne zaman 1998’de desülfirizasyon ünitesi ve elektrostatik filtre gibi çevreci sistemler ancak devreye sokulmuş, böylece doğaya salınan kükürtdioksit, toz ve küllerde bir nebze azaltılma olmuştur…</p>
<p style="font-weight: 400;">5177 sayılı yasa kapsamında 2004’te, madenlerin yabancılara satış ve özelleştirilmesi ne yol açan maden yasası yürürlüğe girmişti…</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>“İnsan, bir kez tarihi,  ruhsuz ve yabancılaştırılmış bir sisteme dönüştürdü mü; bu tarih makinesinin işleyebilmek için ihtiyaç duyduğu şey, insan yaşamının kalıntıları olur.”</strong>Andrey  Tarkovski</p>
<p style="font-weight: 400;">Alman Sosyolog Max Weber, <strong>“Şehir konusundaki pek çok tanımın yalnızca bir ortak boyutu var:  Şehir, basit olarak,  bir veya daha fazla ayrı evler kümesinden oluşur ama görece kapalı bir yerleşim bölgesidir. İktisadi tanımlamayla şehir,  sakinlerinin hayatlarını tarımdan değil, esas itibariyle sanayi ve alışverişle kazandıkları bir yerleşim yeridir.”</strong>diyordu. ( Şehir,  Modern Kentin Oluşumu,  Yarın Yayınları, 11. Baskı, 2015, s. 73-74) Ancak Andre Malraux bilindiği gibi fonksiyonel şehircilik anlayışı yerine bir şehirde tarih, doğa ve kültür gibi kaliteli yaşam arttırıcı öğelere göre planlama yapılmasını önermektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;"> Aslında çok açık kimliği var Bursa’nın: Tarihsel ve doğal kimlik.  Bursa zengin bir kültürel birikim ve tarihsel dokuya sahip, bu dokusunda çeşitli uygarlıklardan izler taşır. M.Ö. 1200’lerde Frigler,  M.Ö. 550’lerde Bithynia’lılar gelmiş M.Ö. 70’lerde Romalılar egemen olmuş. 1080’de Selçuklular, 1097’de Bizans, 1326’da da Osmanlı Devleti egemenliğine geçmiş.  1402’de (Ankara Savaşı) Moğol istilasına uğrar. Milli Mücadele sırasında 2 yıl 2 ay 2 gün işgal altında kalır. Sonra Cumhuriyet’le eklenen tarihsel ve kültürel yapı.  Yüksek mahalleleri doğal seyir terası.  Uludağ eteklerinde hemen hepsi tarih dokulu taraça semtlerden mahallelerden oluşuyor: Yıldırım, Emirsultan, Yeşil, Tophane (Hisar), Muradiye ve Çekirge…</p>
<p style="font-weight: 400;">Bursa hakkında yazanlar için Uludağ bir simge ancak sınıflaşmanın en belirgin göstergesidir de; Türkiye siyasetine egemen liberal sol-liberal muhafazakâr iki kutbu için rüştü ispat aracıdır da. O hale gelmiştir getirilmiştir Bursa’da Uludağ…</p>
<p style="font-weight: 400;">Ülkenin bir yanında kardan kapanmış yerleşimlerin bilhassa Bahçesaray haberleri verilirken bir yandan da Uludağ’daki kayak ve eğlence haberlerinin verilmesi çelişkili gelirdi bana. Yıllar sonra haberlerin içeriği çok değişmişti, Bahçesaray’dan pek bahsedilmiyordu artık belki ama Uludağ’a kar yağdırmak için belediyelerin seferber olması ilginç geliyordu.  Çünkü bütün çaba topu topu 3-5 metre genişlikte kar pisti içindi. Doğu Anadolu’da 8-10 metrelik karları kaldırmak yaşamsal bir sorun haline gelirken kimi için kış Uludağ’da kayak mevsimi demekti…</p>
<p style="font-weight: 400;">2002’deki belediyeler kaçak yapılaşmayı önlemek için Uludağ orman alanı içinde kalan bölgeleri  “mücavir alan” ilan edip yıkımlar yaparken, 2012’de 6831 Sayılı Orman Kanunu’nda yeniden değişiklikle kentsel dönüşüm ileri sürülerek  2B yani “Orman vasfını kaybetmiş hazine arazileri”adı altında işgal edilmiş varsayılan arazilerin ormanlık vasfının ortadan kaldırılmasına ve 7 Şubat 2013’te de Maliye Bakanlığı’nın talimatıyla satışına onay verildi. Bu bölgeler uzun bir süre bazı sektlerin ve yabancıların işgaline uğramış olduğu kamuoyunda da tartışma yarattı ve yapılaşma İnkaya, Kirazlı ve Yiğitali (Congara) gibi dağ köylerinin çok daha yukarısına Milli Park sınırlarının 5 km yakınına (Hüseyinalan köyü) kadar yayıldı.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Çiçek deyip geçme</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Ben sığmam diyor</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Ovalar varken saksılara…</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong> </strong>(Hüsam Kurt)</p>
<p><figure id="attachment_12760" aria-describedby="caption-attachment-12760" style="width: 562px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/uludağ-telesiyej-bursa.jpg"><img class=" wp-image-12760" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/uludağ-telesiyej-bursa.jpg?resize=562%2C388" alt="" width="562" height="388" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/uludağ-telesiyej-bursa.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/uludağ-telesiyej-bursa.jpg?resize=300%2C207&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 562px) 100vw, 562px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12760" class="wp-caption-text">Uludağ Telesiyej Bursa</figcaption></figure></p>
<p style="font-weight: 400;">Ekoloji (Ecology), canlıların diğer canlılar ve çevresiyle ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Bitki ekolojisi, (plant Ecology), bitkiler arasındaki etkileşim, yaşadıkları ortamla ilişkilerini inceleyen bilim dalı, bitki sosyolojisi  (plant sociology) ise bitki kuşaklarının yayılışını ve sınıflandırılmasını inceleyen vejetasyon bilimidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Gürcan Güleryüz<strong> , “Uludağ, sadece kar cenneti olarak mı anılmalı? “</strong>diye soruyordu. Güleryüz’e göre<strong>, “Ne yazık ki, günümüze kadar ağırlıklı olarak bu yönü dikkate alınmıştır.  Buna bağlı olarak da turizm yatırımları bu yönde olmuştur.  Kış mevsiminde açık olan turistik tesisler, yaz sezonunda etkinlik göstermemişlerdir. Son yıllarda bir iki işletme doğa turizmine yönelik olarak yaz sezonunda da hizmet vermeye başlamıştır.” </strong>(Gürcan Güleryüz, Uludağ Alpin Çiçekleri, Uludağ Turizmini Geliştirme Derneği, 2000, s. 4)</p>
<p style="font-weight: 400;">Alman Botanikçi Ernst Mayr, Uludağ’da 7 ayrı bitkisel kuşak (zone) bulunduğunu ortaya koymuştu. Buna göre, Uludağ’da 350 metreye kadar olan rakımda defne, zeytin, ardıç, kızılçam (Akdeniz maki ve frigana bitki örtüsü), 350-700 metreler arasındaki kuşakta Anadolu Kestanesi (Castanea Sativa), erguvan, kayın, karaağaç, kızılcık, meşe, karaçam,  700-1500 arasında sık Doğu Kayını (Fagus Orientalis) ve lokal olarak Sapsız Meşe (Quercus Petraea) ormanları, 1500-2100 metre arasında nemli Uludağ (Batı) Göknarı (Abies Bornmülleriana) ve gürgen, zirvelere doğru subalpin (1800-2200) ve alpin (2300-2500) kuşak çayır ve bodur çalı bitkileri yayılış gösteriyor…</p>
<p style="font-weight: 400;">Uludağ’da farklı yüksekliklerde bazıları endemik renk renk çiçek ve şifalı bitki (fitoterapik) toplulukları boy gösteriyor. Bursa’ya bakan alçaktaki yamaçlarda ayrı yukarıdaki vadi ve yaylalarda ayrı Bursa Ovasına bakan zirve ve tepelerde ayrı bir güzellik, farklı renklerden oluşan bir tablo hâkimdi.  Bursa ve Uludağ adeta bir renk kataloğu (pantone), bir renk cümbüşü gibiydi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uludağ Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gönül Kaynak da Uludağ’daki çeşitliliğe dikkat çekerken başka ülkelerle karşılaştırmış. Türkiye’de 12 bin civarında bitki türüne karşılık bütün Avrupa florası 12 bin civarında; İtalya’da 5.600, Fransa’da 4.900, İngiltere’de 1.400, Hollanda’da 1300 ve Danimarka’da 1000 civarında bitki türü mevcut.</p>
<p style="font-weight: 400;">Güleryüz, Uludağ’ı doğa turizmine açmak için hem bilimsel yönden hem de doğa turizmi açısından ele alınmasının bir gereklilik olduğunu vurguluyordu.  Bir bilim insanı olarak jeomorfolojik yapısı ve bitki sosyolojisi hakkında bilgi veren Güleryüz, kar cennetinin yani Uludağ’ın öbür yüzüne de dikkat çekerek mart-ağustos arasındaki yaz döneminde adeta bir  <strong>“çiçek cenneti”</strong>ne dönüştüğünü belirtiyordu. Uludağ’daki bitki örtüsü mutlaka korunmalıydı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Avrupa Alpin, Asya, İran ve Doğu Akdeniz ikliminin etkisindeki Uludağ’da farklı rakımlarda iklim, yerşekilleri ve bitki örtüsü değişiklik sergilemektedir. Türkiye’deki en önemli bitkisel alanlar arasında yer alan Uludağ’da kar örtüsünün yavaş yavaş kalkmasıyla adeta bir çiçek şenliği başlar. Uludağ’da bulunan toplam 1320 bitki türünden; Dön baba (Erodium Olympicum), Labada (Rumex Olympicus), Benli Yumak Otu (Festuca Punctoria), Bit Otu (Pedicularis Olympica), Yumuşak Tüylü Sığır Kuyruğu (Verbascum Bombyciferum), Bursa Sığır Kuyruğu (Verbascum Prusianum), Ulu Sığır Kuyruğu (verbascum Olympicum), Çöven  (Gypsophila Olympica), Altuni Hindiba (Crepis  Aurea), Kirpikli Kanarya Otu (Senecio  Olympicus), Obrizya (Aubrieta olympica),  Geven (Astragalus Sibthorpianus) gibi 33 tanesi sadece Uludağ’da yayılış gösterir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kanarya Otu (Cineraria), Şincar (Onosma Velutinum),  Kaz Otu (Arabis Drabiformis), Lefkoje (Matthiola Montana), Asyneuma Rigidum ve Asyneuma Virgatum, Kum Çamı (Jasione Supina), Dağ Karanfili (Dianthus Leucapheus ve Dianthus Recognitus),  Kestere (Stachys  Tmolea), Sarı Sarımsak (Allium Flavum), Dağ Soğanı (Allium Olympicum), Misk Soğanı (Muscari Bourgaei), Keten (Linum Olympicum), Çilek Otu (Patentilla Buscoana), Çok Çiçekli Gelincik (Papaver Pilosum), Tilki Kuyruğu (Alopecurus Lanatus), Ulu Yumak Otu (Festuca Cyllenica), Yavşan Otu  (Veronica), Altuni Çiçekli Safran  (Crocus Chrysanthus) gibi 171 tür bitki Uludağ’da endemiktir. Yani Uludağ’da da yetişebilen nadir taksonlardır (benzer özelliklere sahip türler).</p>
<p style="font-weight: 400;">Bursa ve Uludağ’daki endemik bitkiler de tıpkı ilk tanımlandıkları coğrafi bölgelerin antik isimleriyle nitelendirildikleri gibi isimlendirilmişlerdir. <strong>“Flora Orientalis”</strong>in  (Doğu Florası) yazarı İsviçreli Botanikçi Pierre Edmond Boissier (1810-1885), 1842’de geldiği Anadolu’da 3 ay kalarak Uludağ’ı da dolaşmış, çok sayıda bitki örneği toplamış ve isimlendirmiştir. Kurutulmuş bitki örnekleri Cenevre Boissier Herbaryumu’nda bulunmaktadır. Fransız Gezgin ve Doğa Bilimci Benjamin Balansa (1825-1891), 1857’de ailesiyle birlikte İzmir’e yerleşerek drog ticareti yapmış ve Avrupa’daki bazı herbaryum ve bitki koleksiyonlarına örnekler yollamıştı. Anadolu’da kaldığı 10 yıllık sürede yaptığı botanik seferlerinde topladığı 2858 örnekle bu kitabın hazırlanması sırasında da katkısı olmuştur.  Ruhban George Wheler (1651-1724) Uludağ’a yaptığı gezide gördüğü bitkiler hakkında bilgiler vermiştir. 1700-1702’de yaptığı gezilerde Uludağ’dan bitki örnekleri toplayan Fransız Doğabilimci Joseph Pitton de Tournefort (1656-1708) da, Boissier&#8217;in Flora Orientalis&#8217;te çalışmalarından faydalandığı botanikçilerdendir. Fransız Eczacı Pierre Martin Remy Aucher-Eloy (1793-1838), 1833-1836 arasında 4 kez Uludağ’a çıkarak bitki örnekleri toplamıştır. İngiliz Arkeolog Frank Calvert’in (1828-1908) Bursa’dan topladığı örnekler “Flora of Turkey”de yeraldı. Ayrıca Sibthorb 1786 ve 1794’de, Clarke 1799 ve 1802’de,  Thirke 1839 ve 42’de, Clementi 1849 ve 1850’de, Grisebach 1839’da, Barbey 1873’te, Bornmüller 1886-1899’da, Formanek 1890’da ve  Nemetz  de 1894-1897’de Uludağ’ı gezmiştir&#8230;</p>
<p style="font-weight: 400;">Uludağ Göknarı (Abies Bornmülleriana) doğal olarak dünyada sadece Kızılırmak ile Uludağ arasındaki bölgede yetişmektedir ve adını Alman botanikçi Joseph Friedrich Nicolaus Bornmüller’den (1862-1948) almaktadır.  Bornmüller, Weimar&#8217;daki Haussknech Herbaryumu&#8217;nda kuratörlük yapmış ve bitki örnekleri Flora of Turkey’de de yeralmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bursa ve Uludağ’da 1844 yılında Boissier tarafından toplanıp tanımlanan üç sığırkuyruğu türüne bölgenin antik dönemdeki isimleri verilmiştir. Yumuşak Tüylü Sığır kuyruğu <strong>“Verbascum Bombyciferum”</strong>, ipek böceği taşıyan anlamında “bombyciferum” olarak isimlendirilmiştir. Özgün bir Bursa çiçeğidir; bahar aylarında Bursa içindeki parkları yol, kenarlarını, tarihi alanları süsler. 550 metreye kadar yayılış gösterir. Beyaz tüyler içine gömülü sarıçiçekleriyle tanınıyor. Sığırkuyruğunun tüysüz türü ise Bursa Sığır Kuyruğu <strong>“Verbascum Prusianum”dur. </strong>Mayıs ile Ağustos ayları arasında 750-2100 rakımlarda volfram maden işletmesinin çevresinde yayılış göstermektedir. Ulu Sığır Kuyruğu <strong>“Verbascum olympicum”</strong> ise bir Uludağ çiçeği (endemiği) olup 1000-2300 metreler arasında Haziran ve Ağustos ayları arasında Oteller Bölgesi civarında ayrıca piknik yapılan alanlarda görülmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Endemik bitkiler doğanın ve suların temizlenmesinde büyük katkı yapar. Doğadaki nitratı protein olarak organik maddeye dönüştürür. Nitratın suları kirletmesine ve azot emisyonuna (salınım) engel olur ve küresel ısınmanın önlenmesine katkıda bulunur.  Ancak bütün bu Bursa ve Uludağ’a özgü türler tehlike altındadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uludağ’ın zirve bölgesinde  kar yağışlı günlerin ortalaması 66,7 gün, karla örtülü günlerin sayısı ise 179,2 gündür (a.g.e., s.10.) 6 ay boyunca  kalan beyaz kar örtüsü  ile Bursa ovasını da besleyen Uludağ  Bursa’nın en temel su kaynağı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dünyanın su kaynakları deniz dışında kalan yüzde 2’si buzullar, yüzde’ 1’i yer altı sularından oluşuyor. Bursa’yı dikine kesen derelerin kaynağı Uludağ’dır. Bursa topraklarının yüzde35’i dağlık ve yayla, yüzde 48’i platolarla, yüzde 17’si ovalarla kaplıdır. Bursa Ovası derelerin sürüklediği alüvyonlardan meydana gelmiştir. Arâzisi volkanik bir yapıya sâhiptir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bursa kaplıcaları yer kabuğunun iki bin metre derinliğinden yeryüzüne çıkan sıcak su kaynaklarıdır. Bizanslıların bir “su kenti” haline getirdikleri Pythia’da (Çekirge) 1.Justinianus döneminde (M.S.  6.Yy) büyük bir saray ve kaplıca yaptırılmıştır.  Ve uzantısı olan radyoaktivitesi yüksek ( 55,4) kaplıcasıyla Kükürtlü semtiyle adeta önemli bir sağlık (balneoterapi) ve turizm merkezi olarak Uludağ ile bütünleşmiş gibidir…</p>
<p style="font-weight: 400;">Alpin kuşağı Avrasya’nın (Asya ile Avrupa) güneyi boyunca uzanan bir sıra dağ sistemidir. Dünyanın ikinci büyük sismik (depremsel) alanıdır.  Avrasya levhası ise dünyanın ana tektonik levhalarından birisidir. Alpin kuşağı bu levhanın güneyi boyunca uzanan sınırdır ve güneydeki Arap- Afrika-Hint levhalarının çarpışmasıyla oluşmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uludağ’daki habitat (yaşam alanı) zengin bitki örtüsü çoğu ormanlık alan ve çayırlık, sulaklık, turbalık alanlar olmak üzere, tilki, çakal, yaban kedisi, porsuk, sincap, ayı, kurt, yaban domuzu, bukalemun, kaya kartalı, çalıkuşu, keklik saka, baykuş, bülbül gibi birçok hayvan türüne de ev sahipliği yapıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Apollo kelebeği (Parnassius apollo)ise adeta Uludağ’ın gözbebeği; Bursa’nın simgesi Uludağ’ın simgelerinden en başta gelenidir. Apollo kelebeği, dünyada da nadir görülen Türkiye’de sadece Uludağ’da yaşayabilen Uludağ’a özgü güzelliklerden biri. Uludağ’da 150 milyon yıldan bu yana varlığını sürdürüyor. Yüksek rakım şartlarına adapte olmuş, 1-2 bin metre yüksek dağlarda yaşayan ancak nesli tükenmekte olan bu kelebek türü sadece temmuz-ağustos aylarında 5 gün civarında uçuyor. Apollo kelebekleri 12 cm’ye kadar büyüyor ve ölmeden önce  yavruların aynı şekilde beslenmesi için dam koruğu (sedum) bitkisine eşit aralıklarla 100 adet civarında yumurta bırakıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uludağ’da nesli tehlike altındaki başka tür de Sakallı Akbaba (Gypaetus Barbatus)…</p>
<p><figure id="attachment_12761" aria-describedby="caption-attachment-12761" style="width: 356px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/sakallı-akbaba-nesli-azalan-tür.jpg"><img class=" wp-image-12761" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/sakallı-akbaba-nesli-azalan-tür.jpg?resize=356%2C230" alt="" width="356" height="230" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/sakallı-akbaba-nesli-azalan-tür.jpg?w=658&amp;ssl=1 658w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/sakallı-akbaba-nesli-azalan-tür.jpg?resize=300%2C194&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 356px) 100vw, 356px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12761" class="wp-caption-text">Sakallı Akbaba- Nesli Azalan Tür</figcaption></figure></p>
<p style="font-weight: 400;">Uludağ’da izcilik 1914 yılında Ceyhun Atuf Kansu&#8217;nun babası Nafi Atuf Kansu tarafından başlatılmış.  Bursa Öğretmen Okulu Müdürü olarak göreve başladıktan sonra okulun öğrencilerinden izci birlikleri oluşturmuş ve ilk Uludağ kampını Kirazlıyayla&#8217;da şimdiki piknik alanı olan yerde kurmuş. Uludağ’da doğa yürüyüşleri (trekking) dinlenme (rekreasyon) ve eğlence (entertainment)  yanı sıra dağcılık (climbing, bouldering,  abseiling) ve kayak ( Snow board, Cross cauntry, Heli skiing) gibi dağ sporları da yaygın olarak yapılabilmekte ancak extrem ve pahalı sporlar elit zümrenin tekelinde görünmekte…</p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye’deki ilk Dağcılık Kulübü (1932) Bursa Halkevi bünyesinde Bursa’da kurulmuş. Dağa kayakla çıkan ilk kişi Abraham adlı bir Alman (1933) 29 Ekim 1963’te tamamlanıp hizmete açılan Teleferik de bir ilktir ve bir İsviçre şirketi  (Von Roll AG) tarafından yapılmış. Yolculuk 3 hatta; 1.bölge Teferrüç-Kadıyayla arasında (375-1271 m.)10 dakika, ikinci bölge Kadıyayla-Sarıalan arasında (1231-1635 m.) 10 dakika ve 3.bölge Sarıalan-Çobankaya arasında (1635-1760 m.) 20 dakika olmak üzere toplamda 40 dakika sürmekteydi. Oteller bölgesinin eklenmesiyle, toplam 8.84 km ile 8’er kişilik gondol tipi 175 adet kabinle dünyanın en uzun teleferik hattı olacaktır…</p>
<p style="font-weight: 400;">Bursa’da çekirge caddesi üzerindeki Ormancılık Müzesi bir ilk olmanın yanı sıra tek olma sıfatı da taşıyor. Bursa’daki orman varlığı göz önünde bulundurularak 1934’te açılan Orman Okulu -1950 arası lise düzeyinde Orman Okulu 1950’den sonra Orman Müdürlüğü olarak kullanıldıktan sonra 1989’da müzeye dönüştürülmüştür.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uludağ’daki <strong>“Büyük Otel”</strong> Atatürk’ün emriyle 1933’te açılmış. Cumhuriyetin ilk sanayi kurumlarının kurulduğu Bursa’da İpek-İş,  Sümerbank Merinos ve Bursa Atatürk Stadyumu yıkılmalarıyla Bursa kamuoyunda tartışma yaratmıştı. Uludağ’daki yapılaşma ile ilgili olarak 2008’deyapılan siyasi açıklamalardan sonra ilk hedef tahtasına konan kurum Büyük Otel olmuştu. Bu kadar çok filmde mekân olarak kullanılmış tarihi öneme sahip Büyük Otel’in yıkılmak istenmesi de düşündürücü…</p>
<p style="font-weight: 400;">1963’te ödüllü Metin Erksan’ın “Susuz Yaz” filmiyle büyük üne kavuşan Hülya Koçyiğit şöyle diyordu: <strong>“Henüz evli değildim. Sanırım 16 ya da 17 yaşındaydım. İlk defa Uludağ’a gittim. Öylesine bir kar vardı ki ilk defa görüyordum öylesine yoğun bir karı. O zamanlar öyle bugünkü gibi tesisler yok. Kayak evleri var daha çoğunlukla. Bir tek otel var, o da ‘Büyük Otel’…”</strong>(Yücel Sönmez, Hürriyet, 5 Şubat 2016)</p>
<p style="font-weight: 400;">Uludağ gibi doğal ve tarihsel kimlik açısından korunması öncelikli alanlarda farklı kurumsal yönetim ve uygulamalar bilhassa planlama gibi önemli bir konuda topu turizmcilere ya da inşaat sektörüne atmak çevre konusunda istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Zira hem yapılaşmaktan yana olup hem de doğa ve çevreyi korumaya dönük sistemlerin pratikte pek geçerliliği yoktur. Tarihi yapıların tamamen yıkılıp yeniden yapılması ise tarihi koruma açısından uygun olmayıp hiçbir yerde tercih edilen bir yöntem de değildir. O yeri yeniden canlandırmak, hayata döndürmek (resüsitasyon) demek olmuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İlk özel işletmeler, Yeşilçam filmlerinde sık sık kullanılan Beceren Cafe 1963’te, <strong>“Beceren Otel”</strong> ise 1970’te açılmış.  Beceren ilk modern teleskiyi de 1963 yılında kurmuş. Teleski, kayakçıyı T bar (çekici) denen ekipmanlarla pistin başına kadar götüren bir düzenek…</p>
<p style="font-weight: 400;">Kasım Mart ayları Uludağ’ın ana-baba gibi olduğu dönem; okullar sömestr tatiline çıkınca doluluk oranı da bir hayli yükseliyor.  Sadece Uludağ mı? Bu dönemde gazete sayfaları da reklam kokan boy boy Uludağ resimleriyle,  tanıtım yazıları ve Uludağ haberleriyle dolup taşıyor; yılbaşı gibi tam cümbüş zamanı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Haber demişken…</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>“Her güzelin kusuru olur”</strong>!..</p>
<p style="font-weight: 400;">1988’de Basın yayın Yüksekokulu’ndan mezun olup yerel bir gazeteye müracaat etmişim. Amacım hem pratik yapmak hem bilgilerimi pekiştirmekti, kısacası mesleğe ısınmak. Bu gazetedeyken bir gün Uludağ’a gönderilecek, 27 yıl sonra Çobankaya’da yeniden kurulan bir Kızılay Kampı’nın açılışını haberleştirecektim.  O zaman Milli Park Müdürü Yüksek Orman Mühendisi Sinan Karakuzu, Orman Bölge Şefi Cemal Gürpınar, Kamp Yöneticisi Ahmet Baytekin idi. Kızılay Şube Başkanı Recep Sezer’in de katıldığı yemekte hep birlikte Uludağ’a dair sohbet ettik.  Haberin gazetede yayınlanmasından sonra Sinan Bey beni telefonla aramıştı <strong>“Her güzelin kusuru olur” </strong>demişti. Bir de teşekkür etmişti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Niçin mi?</p>
<p style="font-weight: 400;">Başka bir gazetenin muhabiri de bana refakat etmiş ama farklı bir haber yazmıştı o yüzden. O gazetede çıkan haberde oteller bölgesinden bir dereye kirli suların karıştığı ve o derenin içme suyu kaynağı olarak kullanıldığı yazılmıştı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Halbuki kamp sakinlerinden birisi bahsi geçen dereye birlikte beni de götürmüştü. Ancak benim gazetemde sadece kampı öven yazım yayınlanmış ve bu konuda yazdığım haberse kayda değer bulunmamıştı. Açıkça muhabir olduğum gazete milli park yönetimine bir kıyak yapmış,  haberi sadece “iddia” olarak kabullenmişti, belki de…</p>
<p style="font-weight: 400;">1988 yılında genç bir gazeteci adayı olarak o yaşın verdiği deneyimsizlikle ipince kıyafetle Uludağ’ın çok farklı havasını hesaplamadan çıkmışım dağa.  Orada hava Bursa’dan farklı, insanlar yakılan kamp ateşinin etrafında ısınıyorlar, hem de buz gibi bir hava. Tam üç gün hasta yattığımı anımsıyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şimdi geri dönüp o yılları düşünüyorum da ne o kıyafetle giderdim Uludağ’a, ne o haberi es geçerdim. Sinan Bey’e gelince,  ya haberi yediremedi kendisine ya da bu kadar çabasına karşılık Uludağ’ın güzelliğine bir halel gelmesini sindirememişti. Belki de…</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir gün Uludağ ile ilgili bir sürü poster ve broşür göndermiş. Merak üstüne sorduğum suale karşılık Yazı İşleri Müdürümüz,  “Al, soba borusu gibi bir şey” deyip atmıştı önüme.  Açar açmaz hepsi gazetede kapışıldı. Sonraki yıllara bazılarını saklamıştım, arada açıp bakardım onlara. Uludağ güzeldi gerçekten. Ve hep öyle de kalsın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-2-bolum/">Yeşilçam’ın Beyaz Filmleri: Uludağ Ve Sinema(2. Bölüm)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-2-bolum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12592</post-id>	</item>
		<item>
		<title>WOODSHOCK &#8211; Kafası Güzel Anlamsız İmgeler Silsilesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/woodshock-kafasi-guzel-anlamsiz-imgeler-silsilesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/woodshock-kafasi-guzel-anlamsiz-imgeler-silsilesi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 17 Jan 2018 05:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12543</guid>
				<description><![CDATA[<p>Şimdi açık konuşmak gerek, her tasarımcı yönetmen koltuğuna oturduğu zaman  Tom Ford&#8216;un sahip olduğu o vizyona sahip olamıyor ne yazık ki&#8230; Yönetmenliğini ve senaristliğini , Rodarte moda markasını yaratmış tasarımcılar Kate ve Laura Mulleavy kardeşlerin yaptığı ve hakkında konuşacağımız filmimizin konusuna gelirsek, annesinin ölümünden sonra yaşadığı acı ve keder ile dükkanında sattığı medikal marihuanaları içerek [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/woodshock-kafasi-guzel-anlamsiz-imgeler-silsilesi/">WOODSHOCK &#8211; Kafası Güzel Anlamsız İmgeler Silsilesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi açık konuşmak gerek, her tasarımcı yönetmen koltuğuna oturduğu zaman  <strong>Tom Ford</strong>&#8216;un sahip olduğu o vizyona sahip olamıyor ne yazık ki&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_12549" aria-describedby="caption-attachment-12549" style="width: 323px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-1.jpg"><img class="wp-image-12549" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-1.jpg?resize=323%2C479" alt="WOODSHOCK- Afiş" width="323" height="479" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-1.jpg?w=1210&amp;ssl=1 1210w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-1.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-1.jpg?resize=691%2C1024&amp;ssl=1 691w" sizes="(max-width: 323px) 100vw, 323px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12549" class="wp-caption-text">WOODSHOCK- Afiş</figcaption></figure></p>
<p>Yönetmenliğini ve senaristliğini , <strong>Rodarte</strong> moda markasını yaratmış tasarımcılar <strong>Kate</strong> ve <strong>Laura Mulleavy</strong> kardeşlerin yaptığı ve hakkında konuşacağımız filmimizin konusuna gelirsek, annesinin ölümünden sonra yaşadığı acı ve keder ile dükkanında sattığı medikal marihuanaları içerek kendisini kaybeden bir karakter olan <strong>Theresa</strong> ile karşı karşıyayız. İçinde yaşadığı dünyanın gerçekliği ağır gelirken, uyuşturucunun etkisiyle girdiği rüya-sanrı aleminde kendini boş vermişliğin yokluğuna bırakmıştır. O alemden çıkıp kendine geldiği zamanlarda ise, ne yaptığını tam olarak hatırlayamamaktadır. Bu süreçte onun yanında olan insanlar da, kendisine dikkat etmesi gerektiğini sürekli olarak tekrarlamaktadırlar ama <strong>Theresa</strong>,  yaşadığı depresyonun başkalarıyla birlikte kendisine olan etkilerini düşünmeksizin boşlukta kendini kaybetmeyi istemekte ve aynı zamanda o kaybedişten de korkmaktadır. Yine de kendini kontrol edememektedir.</p>
<p>Film, görsel olarak sizi de uyuşturucunun etkisindeymişsiniz gibi bir kafaya sokmaya çalışırken açıkçası çok yorucu oluyor. Ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışırken görsel imgeler içinde kafanız daha da karışıyor. Evet, uyuşturucu etkisindeki bir psikoloji yansıtılmaya ve yaratılmaya çalışılmış ama gerçekten de manasız bir şekilde başarısız olunmuş. Gerek kullanılan lensler, gerek çekim kareleri olsun, aşırı çocuk işi olmuş maalesef.</p>
<p><strong>Tumblr</strong>&#8216;da, tamda ergenlerin deneysel takılmaya çalışan ağlamaklı postlarını süsleyebilecek kıvamda bir iş resmen.</p>
<p>Bana kalırsa, konu olarak bu değişik filmin, ne anlatmak istediğini filmin kendisinin bile anladığını sanmıyorum ama şundan eminim ki, <strong>Mulleavy</strong> kardeşlerin kesinlikle en iyi bildikleri iş olan, moda tasarımından hiç mi hiç şaşmamaları gerekmektedir&#8230;</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-3.jpg"><img class="wp-image-12550 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-3.jpg?resize=494%2C204" alt="" width="494" height="204" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-3.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-3.jpg?resize=300%2C124&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 494px) 100vw, 494px" data-recalc-dims="1" /></a>Başrollerini, <strong>Kirsten Dunst</strong>, <strong>Game of Thrones (2011- )</strong> ile tanınan <strong>Pilou Asbæk </strong>ve <strong>Green Room (2009</strong>)&#8217;dan <strong>Joe Cole</strong> paylaştığı filmin oyunculukları da konusu kadar bir garip ve gereksiz diyebilirim. Filmin konseptine uydurulmaya çalışılmış gibiler. Filmin ne kadar kafası hoş ise, oyunculuklarda ona göre şekil almakta. Fazla sıkıcı ve saçmalar.</p>
<p>Lakin, bu amaçsız filmin bir güzel tarafı da bulunmakta hani. Başarılı müzisyen ve bestekar <strong>Peter Raeburn</strong>&#8216;ün imzasını taşıyan etkileyici ve sıra dışı müzikleri filmi ayakta tutan tek güzel yanı. Zaten kendisinin, <strong>Blue Valentine (2010)</strong>, <strong>Under The Skin (2013)</strong> ve <strong>Birth (2004)</strong> filmlerinin güzel müziklerinde azıcıkta olsa o hoş zihninin ve parmaklarının payı bulunmaktadır.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-4.jpg"><img class="wp-image-12551 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-4.jpg?resize=616%2C258" alt="" width="616" height="258" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-4.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-4.jpg?resize=300%2C126&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/resim-4.jpg?resize=1024%2C429&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 616px) 100vw, 616px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Film hakkında kısaca her şeyi toparlamamız gerekirse, <strong>Shane Carruth</strong>&#8216;un gerçekten başarılı olan filmi <strong>Upstream Color(2013)</strong>&#8216;a özenmeye çalışırken yolunu şaşırıp, bir <strong>Laura Marling</strong> videosuna, <strong>Sigur Rós</strong>&#8216;un yaptığı bir müziğin çalındığı, amaçsızcasına kötü bir video klibe dönüşmüş resmen. Açıkçası, sadece etkileyici müzikleri için izlenmesi gerekebilir bana göre&#8230;</p>
<p>Herkese çokta iyi olmasa da,<br />
İyi seyirler</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/woodshock-kafasi-guzel-anlamsiz-imgeler-silsilesi/">WOODSHOCK &#8211; Kafası Güzel Anlamsız İmgeler Silsilesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/woodshock-kafasi-guzel-anlamsiz-imgeler-silsilesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12543</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ayın Filmi Arif 216</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 09 Jan 2018 05:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12956</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ve oldukça ses getiren Cem Yılmaz’ın yazıp oynayıp ve yönettiği, Arif v 216 filmini izleme şansına eriştim.  Filmle ilgili pek çok olumlu yorum yapılsa da  bunun yanında eleştiriler de yerini buldu. Ben de üzerine bir şeyler yazmak istedim. İNSAN OLMAK İSTERKEN KENDİNİ ZAMANDA YOLCULUK YAPARKEN BULAN ROBOTUN HİKAYESİ… Arif v 216’nın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216/">Ayın Filmi Arif 216</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ve oldukça ses getiren Cem Yılmaz’ın yazıp oynayıp ve yönettiği, Arif v 216 filmini izleme şansına eriştim.  Filmle ilgili pek çok olumlu yorum yapılsa da  bunun yanında eleştiriler de yerini buldu. Ben de üzerine bir şeyler yazmak istedim.</p>
<p><strong>İNSAN OLMAK İSTERKEN KENDİNİ ZAMANDA YOLCULUK YAPARKEN BULAN ROBOTUN HİKAYESİ…</strong></p>
<p>Arif v 216’nın her şeyden önce güldürü amaçlı yazılıp kurgulanarak ve beyazperdeye aktarılan oldukça zahmetli aşamaların ürünü olduğunu söyleyebiliriz. Filmdeki görsel efektler,kurgulamalardaki kostümler, çekilen mekanların çeşitliliği, geçmiş ve gelecek zamandaki dekorlar   ve  canlandırmalar ciddi bir emek harcandığını seyirciye gösteriyor. Zaman makinesiyle geçmişe yolculuk günümüzde pek çok kişinin yapmak istediği ama henüz mümkün olmayan ihtimaller arasında yerini buluyor. Bu tür fantastik filmlerde yaşamda imkânsız gibi görünen öğeler gerçekleşebiliyor. Ozan Güven tarafından canlandırılan 216, insan olmak için uzaydan dünyaya gelen ve yanlışlıkla kendini en yakın dostu Arif’le birlikte 1969’da bulan bir robotun maceralarına ışık tutuyor. Aynı zamanda insan olmayı düşünürken, 1960’lı yıllarda yaşayan oyuncak fabrikasına sahip bir iş adamının da kötü emellerine alet olurken kendini buluyor. Bunun üzerine robot bir de o döneme ait kör bir kıza aşık oluyor. Her şeyin yanında bi, robot ve 1960’larda yaşayan bir kızın aşkına ışık tutuluyor. Tüm bunlar beyazperdeye komik ve mizahi bir dille aktarılırken, 1960’lara gidildiğinde de o dönemin modası, dekoru, tasarımları ve konuşma dilleri kullanılmış. Ancak yapım, komedinin perde arkasında yatan ve seyirciye verilmek istenen ciddi mesajları da içinde barındırıyor. Şimdi bu mesajlara değinelim…</p>
<p><strong>FARKLI OLANI DIŞLAMA İÇGÜDÜSÜNE GÖNDERMELER..</strong></p>
<p>216 insan olmak isterken dünyaya geldiğinde diğer insanların tepkileriyle ve dışlamalarıyla karşılaşıyor. Buradan günümüzde çevremizde de sık sık görebileceğimiz dil din ırk ayrımına göndermelerde bulunuluyor. Aslında, önemli olanın insan olmak değilde, iyi olmanın üzerinde duruluyor. Ancak toplumumuzda ne yazık ki hala, bu durumun farkında olmadan, ön yargıyla kendimizden farklı görünene karşı bir antipati ve dışlama içgüdüsüyle yaklaşan kişiler bulunuyor. Filmde robotun dünyada karşılaştığı yaratık, farklı, canavar gibi tepkiler bir yerde, gerçek yaşantımızdaki beyazların zencilere, Müslümanların Hristiyanlara, ya da Hristiyanların Müslümanlara karşı gerçekleştirdiği dışlamalara benziyor. Filmin özetle, bizden farklı olanı red etme ve dışlama iç güdüsüne çok iyi bir şekilde ışık tuttuğunu görmek mümkün olabiliyor. Bir çoğumuza da herkesi olduğu gibi kabul etmemiz ve farklılıklara saygı duyulması gerektiği konusunda yaratıcı ve süslü sahneleriyle ders veriyor….</p>
<p><strong>HERKES KENDİNDEN BİR ŞEYLER BULUYOR…</strong></p>
<p>Arif ve 216’nın bu kadar ilgi görmesinin bir nedeni de herkesin kendinden bir şeyler bulabilmesi olarak yorumlanabilir. Zamanda yolculuk, bir yerde aslında pek çok nesile hitap eden kurgu olarak ifade ediliyor. 2017’deki teknoloji nasıl günümüzdeki gençliğin ve çocukluğun bilgisayara, telefona hapsolup a sosyalleşmesine gönderme yapıyorsa, 1960’lı yıllarda o dönemde yaşayan kişilerin anılarını tazelemesine neden olabiliyor. “Bizim zamanımız ne güzelmiş. Herkes nezaket doluymuş, yardımsevermiş” gibi cümleler duyabiliyorsunuz. Bütün bunları süsleyen unsurları da es geçmemek gerekiyor. Eski sanatçıların o dönemlerle beraber yeniden hayat bulması da, filmi ilgili çekici kılan etkenler arasında yerini buluyor. Ajda Pekkan, Ayhan Işık, Sadri Alışık, Filiz Akın gibi sanatçıları günümüz oyuncuları ellerinden geldiğince canlandırmaya çalışmış. Bu konuda, pek çok eleştiri olmasına rağmen, filmin kurgusundaki düşüncenin oldukça iyi olduğu gerçeği es geçilmemeli. Film daha vizyona girmeden, tanıtımlarında gördüğümüz Ajda Pekkan, Ayhan Işık gibi afişler,  bir çoğumuzda filmi hemen izleme isteği uyandıran unsurlar arasında olduğuna ifade ediyor…</p>
<p><strong>GENEL HATLARIYLA BAŞARILI BİR İŞ..</strong></p>
<p>Elbette her yapımda olduğu gibi bu filmde de eksik görülen taraflar olabilir. Gerek görsel açıdan olsun, gerek kurguda olsun olumlu karşılıklar alındığı gibi eleştiriler de olacaktır. Ancak, film genel hatlarıyla verdiği mesajlar doğrultusunda oldukça başarılı bir iş çıkarmış ve başarılı tarafları eksik yönlerinin önüne geçmeyi de ihmal etmemiş. Umarım bu mesajlar pek çok kişiye ders olabilmiştir…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216/">Ayın Filmi Arif 216</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12956</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeşilçam’ın Beyaz Filmleri:Uludağ Ve Sinema(1. Bölüm)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-1-bolum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-1-bolum/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 08 Jan 2018 08:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tamer Uysal]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12590</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gelip yine de efsaneye bağlanır Ne kadar anlatılsa da yaşanan Aşklar birer efsanedir şimdi Dağ dorukları birer efsanedir Nasıl yazılır bir dağın tarihi (Ahmet Telli) Burada yaşamış burada uygarlıkları kurmuş kadim halkların bir toplamıdır Anadolu. Homeros’un İlyada destanında da kullandığı Assuwa, Hitit metinlerinde geçen bir kelimedir. Bugünkü Asya sözcüğünün kökenidir.  Şems-abad Farsça,  meşrık Arapça doğu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-1-bolum/">Yeşilçam’ın Beyaz Filmleri:Uludağ Ve Sinema(1. Bölüm)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400; text-align: left;"><strong>Gelip yine de efsaneye bağlanır<br />
Ne kadar anlatılsa da yaşanan<br />
Aşklar birer efsanedir şimdi<br />
Dağ dorukları birer efsanedir<br />
Nasıl yazılır bir dağın tarihi</strong></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: left;">(Ahmet Telli)</p>
<p>Burada yaşamış burada uygarlıkları kurmuş kadim halkların bir toplamıdır Anadolu. Homeros’un İlyada destanında da kullandığı Assuwa, Hitit metinlerinde geçen bir kelimedir. Bugünkü Asya sözcüğünün kökenidir.  Şems-abad Farsça,  meşrık Arapça doğu demektir yani günlük güneşlik, güneşi bol yer. Anadolu sözünün kökeni ise “güneş doğan” anlamına gelirmiş.  Eski Yunan kolonileri göç ettikleri topraklara  “Anatolia”  (Anatole) derlerdi.  Bu da doğu, “doğu ülkesi” anlamına gelirdi. Yunanistan’ın dörtte uçünün kayalık, dağlık alanlardan oluştuğunu göz önüne aldığımızda çok yerinde bir tanım. Mitolojideki en önemli tanrılardan biri olan Apollon, Delos adasında doğmuştur ama ismi Grekçe değildi. Anadolu kökenliydi. Anadolu ve Ege’deki bazı Yunan halkları güneş tanrısı Apollo’ya tapınırlardı. Örneğin Lazpa Hititçe bir sözcüktür. Lesbos sözünün kökenidir. Lesvoslular da (Midilli) Apollon’a taparlarmış. Anadolu ile Ege de böyledir.</p>
<p><figure id="attachment_12600" aria-describedby="caption-attachment-12600" style="width: 544px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/R.-P.-Bernardin-MENTHON-LOlympe-de-Bithynie-S-Paris-1935.jpg"><img class="size-full wp-image-12600" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/R.-P.-Bernardin-MENTHON-LOlympe-de-Bithynie-S-Paris-1935.jpg?resize=544%2C337" alt="" width="544" height="337" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/R.-P.-Bernardin-MENTHON-LOlympe-de-Bithynie-S-Paris-1935.jpg?w=544&amp;ssl=1 544w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/R.-P.-Bernardin-MENTHON-LOlympe-de-Bithynie-S-Paris-1935.jpg?resize=300%2C186&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/R.-P.-Bernardin-MENTHON-LOlympe-de-Bithynie-S-Paris-1935.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 544px) 100vw, 544px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12600" class="wp-caption-text">R. P. Bernardin MENTHON L&#8217;Olympe de Bithynie- S Paris 1935</figcaption></figure></p>
<p>İyonlar hellenliği kabul etmemiş,  onlara göre Apollon ile Kreusa’nin birlikteliğinden doğmuşlardı. Asklepios tıp sağlık tanrısıdır Apollon’un oğludur  Apollon’un ikiz kız kardeşi, vahşi doğa, avcılık, okçuluk tanrıçası Artemis’tir. Bunlar hep birbirine yakın tanrılar…</p>
<p>Yunanistan’ın metinlerde geçen (MÖ. 5-4.Yy)  Helen öncesi eski ahalisi Pelajlardı (Pelasg) Helenler gelince bu otokton (yerli) halk asimile olmuşlardı. Eski Yunanlılar da Hellen’in soyundan geldiklerine inanırlardı. Zeus insan soyuna ceza olsun diye tufan çıkartır.  Prometheus oğlu Deukalion’dan bir gemi yapmasını ister. Deukalion ve karısı Pyyrha bir gemi yaparlar. Bu gemi Yunanistan’daki en yüksek yer olan Parnassos dağına oturur. Hellen’in  (Deukalion’un oğlu) 3  oğlu olur:  Dorus,  Ksuthos ve Aiolas. Ksuthos iyonların, Aiolas ise Aiolialıların atasıdır.  Yunanlıların efsanevi atası Deukalion’dur (Arkeolojiye göre MÖ. 3000’de Sümer’i büyük seller basmıştı).</p>
<p>Yani burada da Olimpos’un tanrılarından çaldığı kutsal ateşi narteks içinde insana taşıyan Prometheus’un başka bir iyiliğine şahit olmuş oluyoruz. MÖ. 4.Yy’da Yunanlı şair Pindarus, “İnsanların da, tanrıların da anası topraktır” demişti.  Büyük tufanda yokolan insan soyunu yeniden dünyaya kavuşturmak için toprağa erkek ve kadına dönüşen taşları eken yine Prometheus’un oğlu ile eşi.</p>
<p>Yunan yazını Hesiodos’un yabancı kaynaklı bazı tanrılarını kullanmamış ve kaba saymıştır.  Theogonia’da Olympos tanrılarına kadar birçok kuşak sayar Hesiodos ve en son  “Devler ve Tanrılar Savaşı”yla Olympos’taki tanrıların saltanatını kurar. Bu savaş Teselya’nın (Makedonya) iki yüksek dağında cereyan eder: Othrys ve Olympos’ta…</p>
<p>Tüm tanrıların anası toprak ana; ana tanrıça Gaia’dır. Hesiodos’a göre Prometheus, Titanların soyundan İapetus ile Klymene’nin oğludur. Aiskhylos’a göre bu kahramanı doğuran ana Gaia’dır. Zeus bir Titan ancak büyür güçlenir ve dünyaya hakimiyet kurmak ister. Babası Kronos’a kafa tutar. Kronos dahil tüm Titanları yeraltına (Tartaros) hapseder. İapetos’un zekâsını kıskanan Zeus, Prometheus ‘u da herhangi bir köle gibi (5. Yy’da kölelikle zorbalık yasal) Kafkas Dağı’nda zincire vurdurur. Tanrıların düzenine karşı gelmiş Prometheus bu yüzden <strong>“Prometheus Desmotes”</strong> (Zincire Vurulmuş Prometheus) adıyla anılır:</p>
<p><strong>“Bir gün bir rezene sapı içinde çaldım götürdüm insanlara ateşin tohumunu. Bu tohum bütün sanatların anahtarı oldu;  bütün yolları açtı insanlara. Suçum bu işte benim tanrılara karşı, bu yüzden zincire vuruldum bu göklerin altında.”</strong> (Zincire Vurulmuş Prometheus, Aiskhylos, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 4.Baskı, s.6).</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/ThumbnailServer2.jpg"><img class="size-full wp-image-12602 alignright" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/ThumbnailServer2.jpg?resize=320%2C240" alt="" width="320" height="240" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/ThumbnailServer2.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/ThumbnailServer2.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" data-recalc-dims="1" /></a>Çok katlı yapıları (insulae) ilk kuranlar Romalılardı mesela; Eski Roma’nın merkezi de bir tepede (Palatino) inşa edilmişti.</p>
<p>ABD Eski Başkanı Ronald Wilson Reagan 1980 ve 1983’te, <strong>“Armageddon’u yaşayacak nesil biz olabiliriz” </strong>demişti. Müslümanlara göre kıyamet alametlerinin görüldüğü zaman dünyanın son günleri (ahir-i zaman)olarak kabul edilir. Hadislerde geçen Mercidabık, Halep’e bağlı (Azez) kasaba 3.Dünya savaşının geçeceğine inanılan yerlerden biridir. Armagedon ise,  Kitabı Mukaddes’ın (eski ve yeni ahit)   son kitabına ya da Vahiy’e ve Hazekiel’e göreyse (Tanah) (Tevrat ve Mezmur ya da Zebur) büyük bir deprem tarif edilmekte bazılarına göre nükleer bir savaştan kıyamet (evrenin sonu) olarak bahsedilmektedir.</p>
<p>Ancak Melhame-i  Kübra (Büyük Kıyım)  çok ve büyük kanlı olayın  kopacağı yer, Tel Aviv’in 55 Km. kuzeyindeki Megido Tepesi (Har Megiddo) eski bir kentin bulunduğu  30 metrelik bir höyük&#8230;</p>
<p>Hristiyanlara göre kıyamet Tanrının Krallığı ile bitecek.  Yahudilere göreyse “Gene” (Eden)  ve “Ge-Hinnom” (Cennet ve Cehennem)  hayatına geçilecek. Ancak bilimsel teorilere göre evren genişleyip soğuyacaktı (ısı ölümü ya da büyük donma). Zaten “Büyük Patlama” (Big Bang) sonucu oluşan evren soğumaya çalışmakta ve büyüdükçe ısısı düşmektedir.  Kutup graviteleri eşdeğer düzeye inip donacaktır. Fakat bütün evrenlerin toplamı yani “Çoklu Evren” (Multiverse) teleskop ile görülen sadece 93 milyar ışık yılı genişliğinde bunun çok küçük bir kısmıydı…</p>
<p>Tanrıların evi niye yüksek dağlar olmuştur? Profan dini ve kutsal olmayan her şey, bu entropi düzensizlik gelişigüzellik içinde tanrıya tanrısal inanca daha yakın olmak mı yoksa…</p>
<p>Ya da tanrılar için yegane besin, bir tür nektar ya da bal özü olduğu rivayet edilen ambrosialar için önemli bir kaynak; renk renk, çeşit çeşit çiçek ve bitki orada bulunduklarından mı acaba, ama hayır.</p>
<p>Ya da belki hepsi!</p>
<p>Peru’daki “La Rinconada” dünyanın en yüksek rakımlı yerleşim birimidir. Dağ ikliminin hâkim olduğu 5.130 metre yükseklikteki bu kasabada 50 bin kişi yaşar. Ve insanların burada olmasının nedeni yakınında altın madenlerinin bulunmasıdır.</p>
<p>Oysa Anadolu’nun doğusunda yeralan dağlık bölgeler ekseriyetle birer mahrumiyet bölgesi sayılırlar. Tevrat’ta Nuh’un gemisinin büyük tufandan sonra karaya oturduğu yer olarak Kuh-i Nuh da denilen Ağrı Dağı tasvir edilir.  Yüksekliği 5.137 metredir. Ve tepesi buzul olan Anadolu’nun  tek dağıdır.</p>
<p>Ege uygarlığının kökü ve anası Sümer uygarlığıdır. “İsa’dan 5 bin yıl önce Sümer kentleri bir hayat ve kültür merkezi oldu.” der Halikarnas Balıkçısı (Sonsuzluk Sessiz Büyür, Bilgi Yayınevi, 4. Basım, 2005, s.70-71)</p>
<p>Gustave Le Bon’un, “Tanrı yaşayan hayattır” dediğini aktarır H.Balıkçısı (a.g.e., s.25)</p>
<p>Avustralya yerlilerinin” Uluru” dediği  “Ayers Rock Tepesi”  kırmızı devasa bir tümsektir. Aborjinler bu tepeciği kutsal alan olarak kabul eder ve törensel ritüeller yaparlar. Mekânsal Determinizm, mekânın kültür ve insan biçimlenmesinde önemli rolü olduğunu kabul eder. Aborjinlerin Avustralya’ya yerleştiği 60 bin yıllık kültürel birikim bugünkü tıpbın da gelişiminin sonucudur.</p>
<p>Pangea yani 180 milyon önce yeryüzü tek parçadan oluşuyormuş ikiye ayrılan yeryüzünün kuzeyi “Laurasis” ve güneyi “Gondwanaland” olarak adlandırılıyor. Uluru ise komşusu Kata Tjuta ile beraber yaklaşık 600 Milyon yıl önce oluşmuş.</p>
<p>İbrahim ve kavmi Mısır’da köleyken Tanrı’nın tarafından 2 taş tablete yazılmış  “On Emir” (Decalogus)  M.Ö. 1200’de Sina Dağı’nda verilmiştir…</p>
<p>Halikarnas Balıkçısı, <strong>“İsa’nın doğuşundan bin yıl öncesine kadar dişi tanrılar (tanrıça) erkek tanrılara üstün sayılırdı” </strong>(a.g.e., s.27) der. İda Dağı, Zeus’un Hera ile evlendiği dağdır. Kocakatran Dağları’nın en yüksek yeri olan bu dağdan izlemiş Troya Savaşı’nı Zeus. Halikarnas Balıkçısı  “Anadolu Efsaneleri”  kitabında sözde yağmur ilk defa orada toprağa kavuşmuş diye yazar.  Herakles susadığı için su istemiş ve Zeus küçük bir pınar fışkırtmış:  Skamandros  (bugünkü Küçük Menderes Nehri).  İda’dan çıkar böylece Skamandros; nehri kazarak daha büyük bir pınar bulur Herakles de; bir adı da Ksanthos’tur ve kızıl su anlamına gelir. Gerdek için kızlar burada yıkanırmış rivayet bu ya güzellik tanrısı Afrodit bile saçlarını kızıla büründürmek için burada yıkanırmış.</p>
<p>Zeus’un önerisiyle düzenlenen güzellik yarışmasında Paris (Truva Prensi) Afrodit’i seçince diğer tanrıçalar Hera ile Athena Truva savaşında Akha’lara yardım edecekti bu yüzden. Truva’ya adını veren Dardani Kralı Tron’dur…</p>
<p>Oliympia, Eski Yunan diyasporası tarafından saygı gören 3 yerden birisidir ki diğer ikisi ise gemilerin İonia’ya açıldıkları liman sayılan “Delos Adası” ile kutsal tapınakların bulunduğu “Delphoi “ idi (David Stuttard, Antik Yunan Tarihi, YKY, 2016, s. 33). David Stuttard, <strong>“Çoğu Yunan’ın geçmişe ilişkin bilgisi, olguların hayallerle süslendiği ve gerçeklerin söylemlerle iç içe geçtiği sözlü geleneklere ve destanlara dayanıyordu.” </strong>demektedir (a.g.e., s. 30).</p>
<p>Mitoloji (söylence bilim), hangi toplumun hangi tanrılara taptığını bildirir. Grekler Zeus ve 11 tane Olimpos’lu tanrıya (Olympian) daha taparlardı. Halikarnas Balıkçısı, “Anadolu’nun Sesi”  kitabında Yunan tanrılarının Herodot’a göre Homeros’un icadı olduğunu yazar.  “Anadolu Efsaneleri” kitabında Hesiodos’u da ekler buna, Grek tanrıçalarını Hesiodos ile Homeros yarattı, der (Bilgi Yayınevi, 12. Basım, 2008, s. 117). İnsan soyu dünyaya gelmeden önce işte bu tanrılar kendi aralarında savaşırlar. Titanlar (devler) Atina yakınındaki Othrys Dağı’nda, Kronos’un oğulları da Selanik yakınındaki Olympos’ta (Mytikas Tepesi) yerleşmişlerdir. Tanrılar arasındaki bu savaş  (Titanomakhia ) tam 11 yıl sürmüş. İlk olimpiyatlar da Olimpos (Olemp) tanrılarının yaşadığına inanılan bu dağda yapıldığından adını buradan almıştır. <strong>“Stadion”</strong> (Stadyum) da Yunanca kökenli bir sözcük ve bir Yunan uzunluk ölçüsü birimidir (Bizdeki bir spor bakanı bir yerde ne yazık ki burasını Türkiye’deki Olimposlarla karıştırmıştır).</p>
<p>Anadolu’da kurulan ilk merkezi devlet Hititlerse de bilinen en eski uygarlık Luvi Krallığı’dır (M.Ö. 2000-1400). Anadolu&#8217;daki Helen yer adlarının kökeni Luvice’dir. Bilge Umar &#8220;Olympos&#8221; sözcüğünün de eski Luwi/Pelosgos kültürünün yayılma alanı kapsamında karşımıza çıkan bir dağ adının Hellen ağzında büründüğü biçim olduğu kanısındadır. Apollon, Kibele, Afrodit, Artemis gibi birçok tanrı ve tanrıça ismi de sözcüklerin Yunanca telaffuzlarından türemiştir. Örneğin kökeni Etrüsklere dayanan Apollon’dan “Likyalı” ismi ile de bahsedilmektedir. Likyalı sıfatının kökeni ise, Luvi dilinde <strong>“Işık”</strong> (Lyk)  anlamına gelmekteydi.</p>
<p>Uludağ’ın ismi de antik çağda bilinen <strong>“Hep parlayan”</strong> anlamında Olympos’tu ve Luvi kaynaklı bir isimdi. Antik Yunan Tarihçi Herodot’un (MÖ. 484 – MÖ. 425) Mysia (Misya) için kullandığı sözcük <strong>“Mariandyn”</strong> (Mariyandin); yani Bursa Olimpos’u (Uludağ)civarı (Halikarnas Balıkçısı, Anadolu Efsaneleri, s.174). Mysia, antik çağda Mysialıların yaşadığı bölgenin adı, Çanakkale, Balıkesir ve Bursa dolaylarıdır.</p>
<p>Herodot, <strong>“Mysialılar kendi ülkelerinin başlıklarını giyiyorlardı, ellerinde küçük kalkanlar ve ateşte sertleştirilmiş demirden kargılar vardı.  Olympos Dağı’na komşu oldukları için bunlara Olymposlular da denilir “  </strong>demektedir. (Herodotos Tarih, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 13. Basım, 2017, Kitap 7, Bölüm 74, s. 543)</p>
<p>Azra Erhat da Olympos’un Yunanca bir kelime olmadığını belirtiyor. (Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, 12. Basım, 2003, s.228) Erhat, <strong>“Yüksek Dağ”</strong> anlamında kullanıldığına ihtimal veriyor: <strong>“Dorukları gökte bulutlara karışan ulu dağların tanrılara konut olduğu inancı Yunan’a Sümer’den geçmiş olabilir”</strong> diyor.</p>
<p>Yunanistan’daki Olympos Zeus’un merkezi buna karşın Apollon ve diğer tanrılar Parnassos ya da Helicon Dağı’nda toplanırlardı. Homeros tanrıların bu dağlarda şölenler düzenlediklerini ve konuşmak ve tartışmak için buraya geldiklerini yazmaktadır.</p>
<p>Olympos adında efsanevi kişilikler de vardır. Örneğin, Girit’e adını veren Kres’in oğlu Kronos’un (Zeus’un Emaneti) diğer adı Kybele’nin kocasının adından gelen Mysia Olympos’u yani Uludağ’dır. Marsyas’ın oğlu ünlü flüt çalgıcısının adı da Olympos.</p>
<p>Yunanistan ve Makedonya dışında, Olympos tanrılarının başka yüksek dağlarda da toplandıklarını, Anadolu’da sayısı 20’ye varan (İda Dağı gibi) Olimpos dağının bulunduğunu belirtir&#8230;</p>
<p>Mysialılardan önce bölge Masa ülkesi halkı da masalılar olarak biliniyor. Mısırlılarla yapılan savaşta Masalılar Hititleri desteklemiş ve Homeros’un İlyada destanında Mysialılar da Truva’nın müttefikleri arasında gösterilmişti. Mysialılar Truva’nın yıkılması üzerine Lidyalıların hâkimiyetine girmişlerdir.</p>
<p>Mysia sınırları içinde kalan Uludağ’ın özellikle batı ve güney kısmı için kullanılan ismi Olympene idi.  Lidyalılar civarda gürgen ağacı bolca yetiştiğinden bu ağacın adından dolayı bölgeye Mysia deniyordu. Antik Yunan Tarihçi ve Coğrafyacı Strabon (M.Ö. 64-M.S. 24), <strong>&#8220;Mysia isminin aslı Lydialılarda gürgen ağacına verilen isimden çıkmıştır. Olympos Dağı dolaylarında çok sayıda gürgen ağacı vardır.&#8221;</strong> demektedir. (Geographika Antik Anadolu Coğrafyası, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 8. Baskı, kitap XII.8.3, s. 73)</p>
<p>Strabon,  bölgede yaşayanlardan Olympeneli diye sözetmekte ayrıca bölgenin Pers egemenliği döneminde <strong>“Hellespont” </strong>satraplığına (eyalet) bağlanmasından dolayı “Hellespontlular” olarak anıldıklarını belirtmektedir (a.g.e, kitap XII. 4.10, s. 61).  Mysialıların konuştukları dil Lidya ve Frigya dillerinin bir karışımıydı. Strabon’a göre Mysialılar dinsel inançlarından dolayı canlı varlıkları yemekten kaçınmakta, süt, peynir ve balla beslenmekteydi. Strabon, <strong>“Olympos dağları iyi bir şekilde iskân edildikten başka aynı zamanda tepelerinde sık ormanları ve haydut çetelerini barındıran, dağ tarafından korunmuş yerler de içermektedir” </strong>demektedir.  (a.g.e., Kitap XII.8. 8, s.78)</p>
<p>Mysia bölgesi Romalıların egemenliğine geçtikten sonra çok sık seyahat eden Roma İmparatoru Hadrianus<strong> “Hadrianutherae”</strong> (Balıkesir), <strong>“Hadrianoutherai”</strong> (Dursunbey) ile birlikte Uludağ’da da bölgenin merkezi sayılan bugünkü Orhaneli’nin bulunduğu yerde <strong>“Hadrianoi”</strong> kentlerini kurmuştur.  Bu dağlık ve ormanlık bölge Romalılar döneminde de bir tatil ve avlak yeri olarak kabul görmektedir. Bölgedeki önemli mabed ve diğer yapılar da bu bölgede toplanmış olup halk tarafından da kiliseler bölgesi olarak adlandırılmaktadır. Zeus Kersoullos tapınağı ve Kızılkilise gibi. Günümüzde Orhaneli, Büyükorhan, Harmancık ve Keles ilçelerinin olduğu tarih ve kültürel yapısı birbirine benzeyen yerleşim bölgelerinin tamamı <strong>“Dağ Yöresi”</strong> olarak adlandırılmakta…</p>
<p>Hititler döneminde de Mysia bölgesine Hititlerce Assuwa denmekteydi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hititlerden sonra bir süre Lydialıların egemenliğinde kalan bölgedeki kabilelerin hepsinin Thrak kökenli olduklarının varsayıldığını belirten Strabon,  <strong>“Mysia’yı, Bithynia’yla  Aisepos Irmağı’nın [Gönen Çayı] denize döküldüğü yere, kıyıdan Olympos’a kadar olan alan içerisine yerleştirebiliriz.” </strong> diye de yazmaktadır. (a.g.e, Kitap XII. 4.5, s. 58)</p>
<p>Pers egemenliğine geçtikten sonra Asya seferine başlayan Makedonya  Kralı Büyük İskender (3.Aleksandros) Mysia’nın güneyinden  geçmiş  Bithynia’yı da Perslerden alarak &#8220;Paphlagonia ve Bithynia Satraplığı&#8221;na  (Hellespontos Phrygia)bağlamıştı. Ancak Büyük İskender’in atadığı satrapı yenen Bithynia prenslerinden Bas, bölgedeki merkezi boşluktan yararlanarak siyasi, ekonomik ve askeri yönden güçlenmiş ve hükümdarlığı boyunca Makedonyalıları da Bithynia’dan uzak tutmayı başarmıştır. Onun oğlu Zipoites Bithynia üzerinde egemenlik kurmak isteyen, İskender&#8217;in generallerinden (Diadokhos) Lysimakhos&#8217;u da yenerek  Nikaia’da  (İznik) &#8220;Bithynia Krallığı&#8221;nı kurmuştur (M.Ö. 279).</p>
<p>Bithynia Krallığı en parlak dönemini 1.Prusias döneminde yaşadı. Bithynia döneminde Bursa’dan kurucusundan dolayı <strong>“Prusa ad Olympium”</strong> (Uludağ Bursa’sı) diye bahsedilir. Bithynia Kralı 1.Prusias (M.Ö 283 &#8211; M.Ö 83) ele geçirdiği yerlere Bithyn kolonileri yerleştirerek sonra kendi adını vermiştir.   Birbirinden ayırt edilmek için Gemlik’e “Prusias am Mare” (Denizin kenarındaki Prusa) ve Melen Çayı Kenarındaki Konuralp’e de “Prusias Pros Hypios” (Hypios ırmağının kenarındaki Prusias) adı verilmişti. Romalıların eline geçtikten sonra da <strong>&#8220;Pontus et Bithynia&#8221; </strong>(Hellence Pontus kai Bithynia) adıyla anılmış, Roma’dan gönderilen Proconsul (Eyalet Valisi) tarafından yönetilmeye başlanmış ve Bizans’ın eline geçtikten sonra da İznik’e bağlanmıştır.</p>
<p>Uludağ’daki manastırlar da 3.Yy’dan sonra kullanılmaya başlamıştı. Bizans İmparatorluğu Hristiyanlığı kabul ettikten sonra azizler tarafından kurulmuşlardı. M.S. 303-308 yıllarında Hristiyanlara yönelik baskılar yoğunlaşınca Uludağ’daki mağaralar ve inşa edilen küçük evler de inziva yerleri olmuştur. 1.Theodosius (M.S. 347-395), 391&#8217;de Hristiyanlığı imparatorluğun resmi dini ilân etti ve İznik teslisini destekleyip Hristiyanlığı teşvik etmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><figure id="attachment_12601" aria-describedby="caption-attachment-12601" style="width: 1291px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/uludağ-manastırları.jpg"><img class="size-full wp-image-12601" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/uludağ-manastırları.jpg?resize=640%2C295" alt="" width="640" height="295" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/uludağ-manastırları.jpg?w=1291&amp;ssl=1 1291w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/uludağ-manastırları.jpg?resize=300%2C138&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/uludağ-manastırları.jpg?resize=1024%2C472&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12601" class="wp-caption-text">Uludağ Manastırları</figcaption></figure></p>
<p>Ancak 25 Mart 717 tarihinde imparatorluğunu ilan eden  <strong>&#8220;Birinci  İkonoplast (Putkırıcı) İmparator&#8221;</strong> unvanıyla anılan III. Leo İsauryalı  (MS. 685-741) ikonların imha edilmesiyle ilgili olarak ferman çıkartarak heykel ve resimlerin yıkılıp kaldırılması emrini vermişti. Yaptığı uygulamalarla bütün kiliselerden tepki gördüğü gibi Doğu ve Batı kiliselerinin de arasını açmıştır. Uludağ’daki manastırlar 8.Yy’da en üst sayıya ulaşmıştır. Selanik ile Bafa Gölü’nün çevresi de manastırlar bölgesi haline gelmiştir.</p>
<p>Bizans döneminde manastır ve kiliselerin çokluğundan dolayı Bursa’ya da <strong>“Theoupolis”</strong> (Tanrı Kenti) denmiştir. Bunda Uludağ’daki manastırların büyük payı vardır. <strong>“Agorlar Manastırı” </strong>(Monastere des Agaures) Bizans İmparatorluğu’nda, 8 ve 9.Yy’da ikonoklastlar ve ikonodullar arasında başgösteren çatışmalar boyunca büyük önem kazanmıştır. Çoğu Agaures (Agorlar) manastırına bağlı 147 manastırın varlığından söz edilmektedir. Günümüzde manastırlardan pek eser kalmamıştır.</p>
<p>Osmanlı döneminde Bursa’nın fethiyle Uludağ’daki manastırlardan bazılarına dervişler yerleşmişler ve Uludağ’a da  <strong>“Cebel-i Ruhbân”</strong>  (Rahipler Dağı) ya da <strong>“Cebel-i Keşiş”</strong> (Keşiş Dağı) denmiştir. 17. yüzyılın önemli gezginlerinden Evliya Çelebi, seyahatnamesinde “<strong>Evsâf-ı mesîregâh-ı Cebel-i Ruhban, yani Keşiş Dağı”</strong>  başlığı altında Uludağ’dan, <strong>“Bursa şehrinin cânib-i kıblesinde (kıble yönünde)  şehre hâ&#8217;il (kapatan), eflâke ser çekmiş (gökyüzüne baş uzatmış) bir kûh-i bâlâdır (yüce dağdır)”</strong> diye söz etmekte, <strong>“Bu dağa Keşiş Dağı denmesinin sebebi, Ayasofya’ daki patrik ve rahiplerin perhiz ile uçarak gelip bu dağda dinlenmeleridir.”</strong> demektedir..</p>
<p>Uludağ adını ise Osman Şevki Bey’in 1925’teki önerisiyle almış: <strong>“Bütün dünya bu dağa Olemp der. Biz ise Keşiş Dağı diyoruz. Garbî Anadolu&#8217;nun en yüksek tepesine çıktım. Etrafıma baktım; ne keşiş gördüm, ne derviş. Güzel Bursa bir keşişin gölgesi altında mustaripti. Halk bu ismi sevmiyor; haklıdır. Olemp kelimesi de halkımızın diline uygun değildir. Biz buna, dağın bünyesine en uygun olan bir ismi verelim ve Uludağ diyelim.”</strong></p>
<p><figure id="attachment_12598" aria-describedby="caption-attachment-12598" style="width: 307px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Serafim-Byzantine-Iconography.jpg"><img class="wp-image-12598" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Serafim-Byzantine-Iconography.jpg?resize=307%2C467" alt="Serafim Byzantine Iconography" width="307" height="467" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Serafim-Byzantine-Iconography.jpg?w=710&amp;ssl=1 710w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Serafim-Byzantine-Iconography.jpg?resize=197%2C300&amp;ssl=1 197w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/Serafim-Byzantine-Iconography.jpg?resize=673%2C1024&amp;ssl=1 673w" sizes="(max-width: 307px) 100vw, 307px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12598" class="wp-caption-text">Serafim Byzantine Iconography</figcaption></figure></p>
<p>1925’te Bursa Coğrafya Encümeni ile bir inceleme gezisine katılan Osman Şevki Bey’in hazırladığı raporda geçen bu öneri Mareşal Fevzi Çakmak’ın olumlu bulmasıyla değiştirilmiştir. Atatürk’ün 1935’te milletvekilliğine atadığı Şevki Bey Bursalı bir radyolog, besteci ve yazar. 1934’te çıkan soyadı kanunuyla Uludağ soyadını da almış. 1936’da <strong>“Uludağ Keşişleri, Dervişleri, Tapınakları” </strong>isimli bir de kitap yazmış. Bu kitapta manastırların yayılma alanını 3 bölgeye ayırmış 28 manastır hakkında da bilgi veriyordu.</p>
<p>2011’de Uludağ’a adının verilişinin 85.yıldönümü sebebiyle düzenlenen 1.Uludağ Buluşmaları’na Osman Şevki Uludağ’ın torunu İrem Ela Yıldızeli de katılmış ve orada şöyle demişti: <strong>“Bursa şehrine varır varmaz karşımda yükselen dağ eteklerine dağılmış şehre hemen hayran kaldım. Dağın ilk kayakçıları İlhan ve Akın Bey’den kayak maceralarını dinleyip ateş etrafında dans ettik.”</strong></p>
<p>Ancak İrem Hanım dedesi Osman Şevki Bey’in <strong>“Uludağ’da Din Hayatı”</strong> başlıklı yazısını okumuş veya hatırlamış olsaydı bunları yazar mıydı acaba? Zira Osman Şevki Uludağ bu yazısında, <strong>“Uludağ’ın Bursa’ya bakan şimal yüzü son zamanlarda çok çirkinleşmiştir. Otuz yıl öncesine gelinceye kadar Brusa’ya bakan ve genişliği her gün biraz daha artan keleş tepelerin ve tarlaların yerinde kestane ve gürgen ormanları vardı. Şimdiki Cumhuriyet köşkünün üst taraflarında geniş bir kızılcık ormanı, daha üst taraflarda havlucu esnafının her yıl esnafça toplandıkları geniş kestane ormanları sola doğru ilerleyerek ve Akçağlayanın üstünden dolaşarak Değirmenli kızık ve Hamamlı kızık köyleri arasında bulunan ormanlarla karışırdı. Brusa’ dan dağa bakanlar gördüklerine doyamazlardı.” </strong>demiştir.</p>
<p>Bursa Fransız Kilisesi Rahibi Bernardin Menthon, Uludağ’daki manastırlarla ilgili ilk kapsamlı araştırmayı yapan kişidir. 1935’te <strong>“L’olympe de Bithynie”</strong> (Bitinya Olimposu) adlı bir kitap yazarak Keşiş Dağı olarak anılan Uludağ’ın Hristiyanlık kültüründeki yeri hakkında bilgiler vermiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Osman Şevki Uludağ, <strong>“Mabetler hakkında bize en güzel malumat veren ve bizim tetkiklerimizi tamamlayan papaz Bernardin Menthon, ancak Bizans vakainivüslerinin notlarından, azizlerin tercümei halleri hakkında eline geçirdiği monografilerden faydalanmak suretiyle bunların yerlerini kararlaştırabilmiş ve ancak beş altı tanesinin kiremit, tuğla ve mermer kırıklarından ibaret enkazını bulabilmiştir. Bu mabetler orta çağda harap olmuşlardır. Uludağ’ da manastır hayatı 8. ve 9. yy’ larda pek ileri dereceye varmıştı. Bundan evvel üçüncü yy sonlarına doğru St. Neofit adında birisinin aynı zamanda boz alanı adını da taşıyan tekfur alanının yüksek bir tepesinde bir mağarada yaşadığı söylenir kezalik vakanüvisler beşinci yüzyılda da oralarda keşişler ve manastırlar bulunduğunu söylerler. Fakat bütün bu bilgiler çok müphemdir ve açık malumat yoktur. Ancak 8.yy dadır ki dağda din hayatı çok inkişaf bulmuş ve her taraf mabetle dolmuştur. Bu manastırlardan bu gün hiç birisi ayakta duramamaktadır. Hepsi ortada kalkmış, hatta izleri bile kaybolmuştur.”</strong>diye yazmaktadır…</p>
<p>Bayındırlık İşleri Müfettişliği görevi sırasında Fransız Hükümeti tarafından Anadolu&#8217;ya gönderilen Fransız arkeolog ve gezgini Charles Texier (1802-1871) de bölge hakkında kitaplar yazmış, gözlemlerini aktarmıştır. Bunlardan en ünlüsü,  <strong>“Asie Mineure”</strong>(Küçük Asya)adlı kitaptır. Texier, bu kitapta Uludağ’daki manastırların yoğunluğundan söz ederek Uludağ’ı Yunanistan’daki Athos (Aynaroz) Dağı’na benzetmiş ve şöyle demiştir:</p>
<p><strong>“Eskiden söylendiği gibi, Olimpos zirvesinin, bir yayla oluşturan iki başı vardır. Doğu tarafındaki başında kuru taştan yapılmış bir yapının kalıntısı görülür. Bu bir ufak kilise ya da manastır olabilir. Şekil ve yapımından hangi devre ait olduğunu belirleyecek hiçbir özelliği yoktur… Bizans İmparatorları zamanında Olympos vadileri, başkentin gürültüsünden kaçıp inzivaya çekilmek isteyenlerin mekânı oldu. Athos Dağı’nda olduğu gibi burada da küçük kiliseler ve inziva yerlerinin sayısı arttı. Dünyadan elini eteğini çekenlerin anılarını muhafaza ederek bugün de gururlu olan Olympos dağı, Türkler tarafından verilen Keşiş Dağı adını taşır.”</strong></p>
<p>Antik Yunan kentleri (polis)  “Basileus”  ya da “Tiran” (Tyrannos) adı verilen iktidar krallar tarafından yönetilirlerdi.  MÖ. 6.Yy sonuna dek olan bu dönemden Homeros ve Hesiodos, kahramanlık çağı olarak bahsetmektedir. İlk çağlarda adalet ve özgürlüğün kurulacağı altın çağa dönüş inancı Chilistianism (Tanrısal Krallık) vardı. Homerik çağ ise, Halikarnas Balıkçısı’nın masumluk, çocukluk ve düş dönemi dediği dönemdir.</p>
<p>Yunanlıların en önemli ve en eski <strong>“Theogonia”</strong>sını yazan Hesiodos’tur. Fenike, Sümer ve Babil gibi eski inanç ve efsaneleri aktarır Yunanlılarınkiyle kaynaştırır. Homeros’ta olduğu gibi Eski Yunan’daki mitoloji yazarlarına kaynak oluşturan tek din kitabı olarak kabul edilir. Hesiodos (MÖ. 8.Yy) didaktik (öğretici) şiirin öncüsü ve ilk ekonomi tarihçisi olarak da kabul edilir. Theogonia adlı eseri evrenin oluşumu ve tanrıların kökeni hakkında kaynak olarak yorumlanırken <strong>“İşler ve Günler”</strong> adlı eseriyle de çiftçilik yaşamını anlatır. Hesiodos,  İş ve Günler’de çağların gittikçe kötüleştiğini  <strong>“Altın Çağ” </strong>diye nitelediği bir barış bolluk döneminden sonra gümüş, bronz, kahramanlık ve demir çağının geldiğini belirtir. Ve işlerin zor ve insanların da çok çalışmaktan yıpranır hale geldiklerini dile getirir. Hesiodos’un bu konuda yazdıkları belki de diyalektik tarihin gelişimine ilişkin ilk gerçekçi varsayımlardı.</p>
<p>Toplumsal gelişime ekonomik temelli yaklaşan Saint Simon,  endüstri toplumuna ilişkin Hristiyanlık için <strong>“Yeni Hristiyanlık”</strong>  yaklaşımı getirmişti. Dinsel düşüncenin yerini bilimsel düşünce almıştır (rasyonelleşme). Saint Simon’dan etkilenen tilmizi Auguste Comte de pozitivist toplumun bu yeni dinsel anlayışına  “insanlık dini” olarak bakmıştır. Sosyolog Auguste Comte toplumsal gelişmeyi 3 aşamaya ayırmıştı: Teolojik, metafizik (ortaçağ) ve pozitif dönem. Avrupa uygarlığı çok tanrılı uygarlıktan sonra endüstri toplumuna ulaştı. Bilim Kurgu ile yaratılan efsaneler, fantastik dünya (ütopyalar) dünle yarının bir harmanlanışıydı elbette…</p>
<p>M.Ö. 7.Yy’da dithyramboslarla (başta 1-2 dizeli şiirlerle) başlayan tragedyalar da mitolojiyle beslenirlerdi. Yunan tragedyasında diyaloglu bölümler epizod (perde) olarak adlandırılır. Thespis ve Aiskhylos (Esillos) MÖ. 6.Yy tragedyanın yaratıcıları oldular ve tragedya (3 ayrı bölümden oluştuğu için, trilogia) seyircide bir etki (katarsis) amaçlanarak tanrılara ve krallara övgüler yağdırılırdı.</p>
<p>Tektanrıcı ve evren bilim hakkında görüş ortaya koyan Ksenophanes (M.Ö.  570 – M.Ö.  475), Amerikalı Anarko-Primitivist Yazar John Zerzan’a göre, ilerleme inancını beyan eden ilk kişidir (Makinelerin Alacakaranlığı, Kaos Yayınları, 1.Baskı, 2013, s. 53). Antik Yunan mitolojisi efsanevi yazımlara dayalı idi ve bu efsaneler içinde barbar devlerle uygar tanrı düzeni içinde sürekli bir çatışkı anlatılmaktaydı. İnanç günlük yaşamla iç içe idi ve eğitimde çok önemli bir yeri vardı. Ksenophanes tektanrıcılığı (monoteizm) savunarak Tanrı’nın insan ve diğer doğal varlıklara (antropomorfizm)  benzetilmelerini şu sözlerle eleştirir: <strong> &#8220;Homeros ile Hesiodos, ölümlüler (insanlar) arasında suç sayılan, utanılan bütün şeyleri tanrılara da yüklemişlerdir. Tanrılar hırsızlık ederler, yalan söylerler, eşlerini aldatırlar. </strong><strong>Bir tanrı vardır; bu, tanrılar ve insanların en ulusudur; ne biçimi, ne de düşünmesi bakımından ölümlülere benzer; bu tek tanrı baştan aşağı işitmedir, baştan aşağı düşünmedir; her şeyi düşünceleriyle hiç zahmetsiz yönetir.” </strong>Sözlü (tanrısal) yasalar Thesmoi idi ve farklı çıkarlar yazılı hale gelmesine neden olmuştu.  Nomos eski Yunan şehir devletinin (polis) egemenliğini ifade eden yasalar, hukuk düzenidir. Arapça olan namus sözcüğü de Yunancadan türemedir…</p>
<p>Osmanlı Devleti’nin parçalanmasından iki devlet ortaya çıktı der Herkül Millas: Yunanistan ve Türkiye.  İkisi de hem birbirine hem Osmanlı’ya karşı savaştılar.</p>
<p>Urla (İzmir) doğumlu Çağdaş Yunan Şair Yorgo Seferis’in 1945-1951 yıllarına ait günlükleri  <strong>“Bir Şairin Günlüğü” </strong>adıyla ölümünden sonra bir kitapta toplanmıştı. 1949’da Bursa’ya da gelmiştir Seferis. Bu kitapta  <strong>“Bithynia Olympos”</strong>u diyordu Uludağ’a: <strong>“1 Mayıs 1949: Bithynia Olympos’u; keşişleri eski zamanlara ait.  Müziğin yaprakları; müzik nasıl da yuva yapıyor kendine;  nasıl serpiliyor yapraklar onunla.”</strong>  Yorgo Seferis (1945-1951 Bir Şairin Günlüğü,  Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,  2004, s. 146)</p>
<p>Nostos ve haymatlos;  bir yanda özlem eve dönme isteği bir yanda tabiiyetsizlik; vatandan uzak kalma duygusu yani. Yorgo Seferis, 1922’deki mübadele (değişim) trajedisinin yarattığı duyguyla şiirini de etkileyen sürekli bir kimlik arayışına girmişti. İonia’da hissettikleri, çocukluğu onu Odisseusvari nostos duygularıyla doldurmuştur…</p>
<p>Çağdaş Yunan Şair Yannis Ritsos , <strong>“Yunan uygarlığını belirlemiş olan, hala da belirleyen işte budur; dinsel hoşgörü,  bir de kimi etki ve etkenleri kabullenmekteki korkmazlık. Doğu ve Batı arasında bulunduğu için hem Doğu’dan hem Batı’dan kimi özellikleri almış, sindirmiş, birleştirmiştir. Bu yüzden hem Doğulular hem Batılılar için örnek olabilmektedir.”</strong> der (Herkül Millas,  Çağdaş Yunan Edebiyatı,  Dünya Yayıncılık, 2005, s, 76)</p>
<p>Modern Yunan edebiyatının temellerini atan ve Yunan aydınlanmasının öncüsü Adamantios Korais’tir. İzmir doğumlu Korais Osmanlı bağımlılığını ve Ortodoks kilisesini eleştirmiştir. 1821 Yunan İsyanı’na giden süreçte yayınladığı <strong>“Hellen Nomarşisi” </strong>cumhuriyetçi görüşleri dile getiriyordu.</p>
<p>Apokalips’i  (Vahiy kitabı) Yuanna sürgündeyken İsa’yı gördüğünü iddia ettiği küçük bir yunan adası olan Patmoz (batmaz) adasında yazmıştır. Ada’daki bir mağara da Hristiyanların haç merkezlerinden birisidir.   D.H.Lawrence de 1931’de yayınlanan <strong>“Apocalypse”</strong> (Vahiy) adlı bir kitap yazdı. Batı uygarlığını şekillendiren politik, dini ve sosyal yapıları eleştiriyordu. Ona göre, akıl ve ruh arasındaki sürekli çatışkı, toplumun doğal dünyadan yabancılaşmasına neden olmuştur.  Son kitabında Lawrence, insanların doğadan ve evrenden koptuğunu ileri sürerek, insana ve kozmosa dair umut aşılamaya çalışıyordu. Lawrence, Mina Urgan’a göre beden içgüdülerini yadsıyan sadece ruhu önemseyen Hristiyanlık ruhçuluğunu eleştiriyordu; “The Dark Gods” (Karanlık Tanrılar) dediği cinsel dürtüler gibi bedensel dürtülere egemen kozmik güçlere inanıyordu.</p>
<p>Mina Urgan,<strong>”Lawrence, sanayileşmeyi yaşadığı çağın başlıca felaketi sayardı.” </strong>demektedir. (D.H.Lawrence, İnceleme, YKY, 2016, s. 9)</p>
<p>Tetrarşi  (4’lü yönetim), M.S. 3.Yy da Roma İmparatoru Diocletianus’un ülkeyi daha kolay yönetilir hale getirmek için 2’ye bölüp başına birer Augustus (imparator)  getirmesi ile ortaya çıkan yönetim şekli idi. Ve böylece ülkeyi bir Caesar (Kayser) daha kolay yönetebilecekti.</p>
<p>Apollon’a  (Güneş Tanrısı) tapan kendisi de ordusu gibi pagan olan 1.Constantinus Roma’daki kötü yönetime duyulan tepkiden faydalanarak Maxentius’la savaştı. Romalı iki tetrarkın karşılaşmasında Maxentius’a karşı zafer için Hristiyanlığı kullanacaktı (M.S. 312).</p>
<p>Yunan kolonileri (kentleri)  aslında birer “Paroskia” yani Yunan ticaret şirketleri tarafından kurulan ulusal yöre dışında yeralan ulus bilinç taşımakla birlikte ekonomik ve toplumsal niteliği olan sömürgeci ve burjuva işbölümüne dayalı insan topluluğundan oluşan (Selanik, İzmir, Odesa gibi)    kolonilerdi. Bu kentlerden biri de adını kurucusu efsanevi kahraman Byzantas’tan alan Byzantion’du (İstanbul). 1. Constantinus bu Eski Yunan kolonisini imparatorluğun yeni başkenti ilan ederek (13 Mayıs 330) “Nova Roma” (Yeni Roma) adını vermişti.  Ölümünden sonra adıyla;  <strong>“Constantinopolis”</strong> olarak anılacaktır.</p>
<p>1.Constantinus (M.S. 272- M.S. 337), Hristiyanlara hoşgörü gösterilmesini buyuran ve “inanç özgürlüğünü” dile getiren Milano Fermanı’nı (M.S. 313) yayınlar ve Roma İmparatorluğu&#8217;nda resmî din olacak Hristiyanlığın içerisinde tartışılan bazı konuları netleştirmek amacı ile (İnanç Bildirgesi)  Birinci İznik Konsili’ni toplar. Konsilde Athanasius’un karşı çıktığı İskenderiyeli Papaz Arius’un 3’lü teslisi (ve İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu)  reddettiği teori tasfiye edilerek aforoz edilir. Paskalya Bayramı İznik Konsili’nde kararlaştırılmıştır (Her Pazar). İkinci İznik Konsili (7.konsil) ikona kırıcılığı konusunda 787’de tekrar toplanır.</p>
<p>Osmanlı Devleti ulus yerine dinsel ayrım güttüğünden Ortodoks Yunanlılar kendilerini Hristiyan olarak tanımlardı. Merkezi İstanbul’daki Fener Rum Patriği olan Doğu Ortodoks Kilisesi 3 büyük Hristiyan mezhebinden birini oluşturur (diğer ikisi Roma Katolik Kilisesi ve Protestan Kilisesi). Yunanistan Ortodoks Kilisesi Doğu Ortodoks kiliselerinden birini oluşturur.  Ve Doğu Ortodoks Kilisesi İznik, Konstantinopolis  ve Efes Konsili’ni tanıyan oryantal Ortodoks kilisesine karşı  ilk 7 konsildeki tanımlamaları kabul eder.</p>
<p>Monistik Tekçilik evreni tek bir &#8220;ilke&#8221;ye dayandırarak açıklamaya çalışan öğretidir. Özellikle ruhu maddeye, maddeyi de ruha irca eden, diğer bir ifadeyle, ruh ile maddeyi özdeş sayan öğretilerdir. İznik Konsili’nde Arius’un aforoz edilmesi monofizizmin yani İsa’nın tanrının oğlu olduğunun temel akide olarak benimsenmesi İsa&#8217;nın varlığında, insanlıkla tanrısal özün birleştiği ile ilgili kararlar alınmıştı. İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğu İznik Konsili’nde de (M.S. 325’te) temel akide olarak benimsenmişti. Kutsal Ruh’un Tanrı olduğuna inanırlar. Aya Triada, kutsal üçlü demektir. Bazı Rum Ortodoks kiliselerine verilen addır. Transfigürasyon; Tanrı’nın oğlu İsa’nın dönüşümü gibi İsa’nın dirilip göğe yükselmesiydi. Tanrı’nın İsa’nın vücudunda beden bulduğuna ve yol gösterdiğine inanırlar. Ortodoks kilisesinde bu kavram “Teofani” (Hierosphainein), Batıda ise “Epifani” yani tanrı kudretinin tezahürü anlamına da gelmekte…</p>
<p>Katolik evrensel manasına gelirken, Ortodoks, doğru inanç anlamındadır. Ortodoksların batı kiliselerinden farklı akideleri de (Paradhosis) vardır. Ortodokslar resimlerle yetinirler. İkonostaz, İkonlu duvar ve tablolarına denir.  İsa, Meryem Ana ve diğer ermişlerin tahta üstüne yapılmış heykel ve resimlerine de ikon veya ikona derler. Yunanca sözcüklerdir.</p>
<p>Ortodoksların ayinleri Yunanca olur. Keşişler manastırlarda yaşayıp hiç evlenmezlerdi fakat Ortodokslarda rahipler evlenebilirlerdi.</p>
<p>Kitonik dünyevi,  kozmik evrenseldir. Ekümenik ise, evrensel, ikamet eden dünya manasında yunanca bir sözcüktür. Bütün kiliseleri kapsayan kavramla Ortodoks kiliselerinde birliktelik ve eşitlik kastedilmektedir.  Apostolik, 12 havariyle ilgili ve onların kurduğu kiliseler manasındadır.</p>
<p>Agios aziz, agia  azize demektir. Taksiyarhis  çağdaş Yunancada başmelek demektir. Başmeleklerin kimliği kesin olmamakla birlikte 4 büyük başmelek ismi geçmektedir: Michael, Gabriel, Raphael ve Uriel.  Michael tanrının kendinden yarattığı ilk melek kabul edilir, ikonografide elinde kılıç ve ölü ruhları tartan teraziyle tasvir edilir.</p>
<p>Ayazma Türkçeden türetilen bir sözcüktür soğuk su demektir. Ortodos hristiyanlar kutsal su anlamında ayazmalara hagia derler. İsa’ya inananların yıkanması (vaftiz)  İsa ile bütünleşmek anlamına geliyor. Çocuğa vaftizde kutsal sayılan bir isim de konuyor. Benzer bir sözcük olan takdis öldükten sonra huzur içinde yatması için günahların bağışlanması için yapılan bir işlemdir.</p>
<p>Noel doğuş demektir (Fransızca). Hristiyanlık inancına göre Noel yortusu paskalyadan sonra gelen ikinci önemli yortudur. İsa’nın,  doğumunun kutlandığı bu yortu gününe Yunanca <strong>“Xristougenna”</strong> (Mesih doğdu) denir.  Batı kilisesi 25 Aralık’ta kutlarken Noeli Ortodoks Kilisesi Julyen takvimini esas aldığı için 7 Ocak&#8217;ta kutlar. Teofani bayramını (Haçı suya atma bayramı) 6 Ocak yerine 19 Ocak&#8217;ta kutlar (Gregoryen takvimle Julyen takvim arasında 13 gün fark olduğundan).</p>
<p>Uruc orucu 1 Ağustos-15 Ağustos (Uruc Günü) arasında Meryem ana adına tutulan oruçtur. İsa’nın dirilişinin kutlandığı Paskalya yortusu öncesinde olduğu gibi, Noel yortusundan önce de 15 Kasım’dan sonra 40 gün oruç tutulur. Paskalya dönemindeki 40 günlük oruca <strong>“Büyük Perhiz”</strong> denir.  Rumlar kırk gün tutulan oruca <strong>“Megali Sarakosti&#8221;</strong>  (Büyük Kırk Gün)  derler.</p>
<p>Kristoloji yani Mesih anlayışına göre enkarnasyon (hulul)  tanrının cisimleşmesi ve insan biçiminde görülmesidir.<strong>“Golgota”</strong> (Calvary), İncil&#8217;deki anlatımlara göre Kudüs surlarının hemen dışında yer alan ve İsa&#8217;nın çarmıha gerildiği bir tepedir. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra 3. günde dirilişini  (paskalya bayramı) mart-nisan ayında kutlarlar. Ortodokslar için en önemli kutsal bayramlardan (yortu) sayılan günlerde İsa, havarileri ve diğer azizler anılırlar. Hristiyanlar İsa’nın doğumu, vaftizi ve peygamberliğe başlangıcını 25 Aralık-6 Ocak arasında, göğe yükselişini (mihracı) ise Nisan’dan Temmuz’a kadar kutlarlar&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_12600" aria-describedby="caption-attachment-12600" style="width: 544px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/R.-P.-Bernardin-MENTHON-LOlympe-de-Bithynie-S-Paris-1935.jpg"><img class="size-full wp-image-12600" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/R.-P.-Bernardin-MENTHON-LOlympe-de-Bithynie-S-Paris-1935.jpg?resize=544%2C337" alt="" width="544" height="337" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/R.-P.-Bernardin-MENTHON-LOlympe-de-Bithynie-S-Paris-1935.jpg?w=544&amp;ssl=1 544w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/R.-P.-Bernardin-MENTHON-LOlympe-de-Bithynie-S-Paris-1935.jpg?resize=300%2C186&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/R.-P.-Bernardin-MENTHON-LOlympe-de-Bithynie-S-Paris-1935.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 544px) 100vw, 544px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12600" class="wp-caption-text">R. P. Bernardin MENTHON L&#8217;Olympe de Bithynie- S Paris 1935</figcaption></figure></p>
<p style="font-weight: 400;">
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-1-bolum/">Yeşilçam’ın Beyaz Filmleri:Uludağ Ve Sinema(1. Bölüm)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yesilcamin-beyaz-filmleri-uludag-sinema-1-bolum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12590</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Hakikat Arayışcısı: ANDREİ TARKOVSKY</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-hakikat-arayiscisi-andrei-tarkovsky/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-hakikat-arayiscisi-andrei-tarkovsky/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 07 Jan 2018 08:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Selman Çicek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12565</guid>
				<description><![CDATA[<p>Andrei Tarkovsky,  o sadece bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar film üreten bir yönetmenden öte filmlerinde hakikatin peşinden giden bir düşünce insanıydı. Kendine özgü sinema diliyle dünya sinemasında yeni bir çığır açan Tarkovsky&#8217;i anlamak ise hiçte kolay değildi.  Ve ölümünün 31&#8217;inci yılında da onu anlamak bunca bilimsel, düşünsel gelişmeye rağmen kolay olmadı. Yıllarca sineması tartışıladurdu ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-hakikat-arayiscisi-andrei-tarkovsky/">Bir Hakikat Arayışcısı: ANDREİ TARKOVSKY</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Andrei Tarkovsky,  o sadece bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar film üreten bir yönetmenden öte filmlerinde hakikatin peşinden giden bir düşünce insanıydı. Kendine özgü sinema diliyle dünya sinemasında yeni bir çığır açan Tarkovsky&#8217;i anlamak ise hiçte kolay değildi.  Ve ölümünün 31&#8217;inci yılında da onu anlamak bunca bilimsel, düşünsel gelişmeye rağmen kolay olmadı.</p>
<div dir="auto">Yıllarca sineması tartışıladurdu ve sineması tanımlama anlama çabasına girildi. &#8220;Sinemanın büyük şaiiri ve ya büyük ustası&#8221; denildi ama belki de çok az insan onun düşünce dünyasında çizdiği hakikat yolculuğuna çıkabildi.</div>
<div dir="auto">
<p><figure id="attachment_12572" aria-describedby="caption-attachment-12572" style="width: 414px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-4.jpg"><img class="wp-image-12572 " src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-4.jpg?resize=414%2C233" alt="Tarkovsky'nin Ölüm Yıldönümü 29.12.1986" width="414" height="233" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-4.jpg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-4.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-4.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 414px) 100vw, 414px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12572" class="wp-caption-text">Tarkovsky&#8217;nin Ölüm Yıldönümü 29.12.1986</figcaption></figure></p>
<p><b>Tarkovsky anlamak düşüncesini anlamaktı</b></p>
</div>
<div dir="auto">Tarkovsky&#8217;i anlamak için sadece sineması hiçbir zaman yeterli bir veri olmadı. Tarkovsky anlamak aslında düşüncesini anlamaktı.</div>
<div dir="auto">Tarkovsky bir hakikat arayışcısıydı ve bunu her eserinde iliklerine kadar hissettiriyordu. İnsanın ruhsal bir varlık olduğuna inanan Tarkovsky, bu ruhsallığı anlatmak için adeta kendini sinemaya adayarak imgelerle ruhsallığa dikkat çeker. &#8220;Mühürlenmiş Zamanlar&#8221; adlı kitabında bu yüzden &#8220;imge hakikatin suretidir&#8221; der. Kimilerine göre Tarkovsky, filmlerinde tanrının varlığını betimleme gayretinde olduğunu söylese de Tarkovsky daha çok insanın ruhsallığına dikkat çekerek bir hakikatın peşinden girmiştir.</div>
<div dir="auto">
<p><figure id="attachment_12573" aria-describedby="caption-attachment-12573" style="width: 291px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-5-1.jpg"><img class="size-full wp-image-12573" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-5-1.jpg?resize=291%2C173" alt="" width="291" height="173" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12573" class="wp-caption-text">Tarkovsky&#8217;nin Ölüm Yıldönümü 29.12.1986</figcaption></figure></p>
<p><b>Sanat bir yakarıştır</b></p>
</div>
<div dir="auto">&#8220;Sanat bir yakarıştır&#8221; diyen Tarkovsky, insanın sanat aracılığı ile hakikati dile getirebileceğini söylemiştir. Tarkovsky, duygudan, hakikatten kopuk hiç bir şeyin sanat ile bağdaşmayacağını ifade ederek bir yönetmenin uğraşısının da yararatma eylemi olduğuna dikkat çeker. Bu yaratma eylemi de Tarkovsky,  filmlerinde hem görünür olanı sunar hem de mağara allegorisine benzer gerçeğin suretlerini sunar. Tarkovsky&#8217;nin asıl derdi de bu olmuştur,  çünkü anlatmak istediğini bu imgelerle ifade eder. Bu ikisinin bileşkesiyle de bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk ise hakikate yolculuktur.</div>
<div dir="auto">Bu yolculuk kimilerine göre sonuçsuz iken kimilerine göre ise bir kurtuluş reçetesidir.</div>
<div dir="auto">Bu yolculuk her zaman gerçeği temsil eder. Bu yüzden filmleri siyah-beyazla başlar. Ona göre,  siyah-beyaz sinema daha gerçekçi renkli sinema ise bu gerçekliğe ulaşmamıştır. Filmlerindeki bu dualistlik ise asıl derdinin görünen ve görünebileni anlamlamdırmak olduğunu görüyoruz.</div>
<div dir="auto">
<p><figure id="attachment_12574" aria-describedby="caption-attachment-12574" style="width: 372px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-3.jpg"><img class=" wp-image-12574" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-3.jpg?resize=372%2C464" alt="" width="372" height="464" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-3.jpg?w=1000&amp;ssl=1 1000w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-3.jpg?resize=241%2C300&amp;ssl=1 241w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-3.jpg?resize=821%2C1024&amp;ssl=1 821w" sizes="(max-width: 372px) 100vw, 372px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12574" class="wp-caption-text">Tarkovsky&#8217;nin Ölüm Yıldönümü 29.12.1986</figcaption></figure></p>
<p><b>İlk yolculuk</b></p>
</div>
<div dir="auto"> 1962 yılında yayınladığı ilk uzun metrajlı filminde kendisini nasıl ifade edeceğini bilmeyen, kendi dilini hala bulamamış bir çocuğum yolculuğu ile başlar. Tarkovsky&#8217;nin hakikat peşindeki ilk yolculuğudur bu. Ve bir söyleşinde bu ilk yolculuğu zayıf bulduğunu söyler.</div>
<div dir="auto"><b>Ruhsallığın somut ifadesi sanat</b></div>
<div dir="auto">1969 yılında yayınladığı Andrei Rublev filminde ise daha mücedeleci bir karekter ile karşılaşıyoruz. Rublev&#8217;in ruhsallığıyla, teolojisiyle verdiği mücadelesi sonucu hakikati sanatında bulduğuna tanık oluyoruz. Yine idealizm ve meteryalizm düalizmi ile karşı karşıyayız.</div>
<div dir="auto"><b>Kurtuluş kendi utancımızda</b></div>
<div dir="auto">1972 yılındaki bilim kurgu filmi Solaris ile duygusal krizlere yenik düşen başarısızlıkla sonuçlanan bir uzak deneyimini ele alır. &#8220;Bilimin ahlakı olmalı mı&#8221; tartışmalarına da ışık tutacak nitelikte olan Solaris filmi, insanlığın kurtuluşuna da dikkat çeker. Ve bu kurtuluşun kendi utancımızda olduğunu söyler. Solaris&#8217;e gönderilen psikolog Kriz Kelvin,  özündr hakikatin çözmenin peşindedir. Ve bu hakikat ise &#8220;gerçek ? Gözle görünen mi? Yoksa düşünülen mi? sorusudur.</div>
<div dir="auto"><b>En büyük mücadele insanın kendisi ile olan mücadelesidir</b></div>
<div dir="auto">Şiirsel sinema dilinin doruk noktası olarak kabul edilen 1975 yapımı Ayna (Zerkalo) da hakikat arayışınım en belirgin olduğu filmlerden biri. Aslında film,  Tarkovsky&#8217;nin kendi kişisel arayışına ayna tutarak o aynaya yansıttığı &#8220;görüntülerin, anların&#8221; şiirsel anlatımıdır. Belki de en büyük hakikat Tarkovsky&#8217;nin dediği gibi &#8220;En büyük mücadele insanın kendisi ile olan mücadelesidir.&#8221;</div>
<div dir="auto">
<p><figure id="attachment_12575" aria-describedby="caption-attachment-12575" style="width: 407px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-2.jpg"><img class=" wp-image-12575" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-2.jpg?resize=407%2C313" alt="" width="407" height="313" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-2.jpg?w=910&amp;ssl=1 910w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-2.jpg?resize=300%2C231&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-2.jpg?resize=600%2C460&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 407px) 100vw, 407px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12575" class="wp-caption-text">Tarkovsky&#8217;nin Ölüm Yıldönümü 29.12.1986</figcaption></figure></p>
<p><b>Hakikatin veciheleri</b></p>
</div>
<div dir="auto">1976 yılında yayınlanan Stalker (iz sürücü) de tarif edilen bölge ise hakikatin kendisiydi. Bölge, arzuların tatmin edileceği yerleri temsil ederken insanın hakikat arayışını dışavurur. Ve hakikati 3 farklı insanda görünür kılar. Akıl, iman ve sanat&#8230;</div>
<div dir="auto">
<p>Nostalji(1983), Kurban(1986) filmlerinde de bu yolculuk devam eder. Ve bu yolculuk hiç bir zaman da gitmeyecektir. Çünkü hakikatten kopuş, akıldan kopuştur, imandan ve sanattan kopuştur. Bu kopuş ise ölümdür&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_12576" aria-describedby="caption-attachment-12576" style="width: 526px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-1.jpg"><img class=" wp-image-12576" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-1.jpg?resize=526%2C296" alt="" width="526" height="296" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-1.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-1.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-1.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/tarkovsky-olum-yıldonumu-29-12-1986-1.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 526px) 100vw, 526px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12576" class="wp-caption-text">Tarkovsky&#8217;nin Ölüm Yıldönümü 29.12.1986</figcaption></figure></p>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-hakikat-arayiscisi-andrei-tarkovsky/">Bir Hakikat Arayışcısı: ANDREİ TARKOVSKY</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-hakikat-arayiscisi-andrei-tarkovsky/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12565</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kozmik Düzene Olan İnancımızı Kaybediyoruz.</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kozmik-duzene-olan-inancimizi-kaybediyoruz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kozmik-duzene-olan-inancimizi-kaybediyoruz/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 30 Dec 2017 05:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Mert Daş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12147</guid>
				<description><![CDATA[<p>GİRİŞ Kimi zaman bastırmaya çalıştığımız, kimi zaman ise içinde yaşadığımız rütinler dünyasında makineleşip bastırmak zorunda kaldığımız,  insanın magmasına inince görebileceğimiz bir varlık sorgusuna hepimiz sahibiz. Bu sorgu felsefenin doğuşuna, belki de bilinmeyenle daha da eskilere dayanmaktadır. Günümüzde de devam eden bu sorgunun sanata da büyük katkıları olmuş ve bir etkileşim içerisinde sanat ve felsefe birlikte [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kozmik-duzene-olan-inancimizi-kaybediyoruz/">Kozmik Düzene Olan İnancımızı Kaybediyoruz.</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p>Kimi zaman bastırmaya çalıştığımız, kimi zaman ise içinde yaşadığımız rütinler dünyasında makineleşip bastırmak zorunda kaldığımız,  insanın magmasına inince görebileceğimiz bir varlık sorgusuna hepimiz sahibiz. Bu sorgu felsefenin doğuşuna, belki de bilinmeyenle daha da eskilere dayanmaktadır. Günümüzde de devam eden bu sorgunun sanata da büyük katkıları olmuş ve bir etkileşim içerisinde sanat ve felsefe birlikte yol almıştır.</p>
<p>Sinemanın doğuşu tıpkı bir insanın doğumu gibidir belli bir süre sadece günlük olaylar kayda alınmış ve bu yeni sanatın neler yapabileceği anlaşıldığında sınırlar zorlanmaya başlanıp hikayeler oluşturulmuştur. Hikayeler oluşturulmaya başlanıp bir süre eğlence amaçlı kullanıldıktan sonra bu sanat dalı bir süre sonra farklı disiplinleri de bir araya getirerek düşünce biçimleri oluşturmuş, varolan düşüncelere yeni şeyler katmış ve insanın bu yüzyıla kadar fikir bazlı ortaya koyduğu her şeye dokunmaya başlamıştır.</p>
<p><strong>Kozmik düzene olan inancımızı kaybediyoruz.</strong></p>
<p>İnsan evrenden ne kadar kopabilirse ki bunun ne ölçüde olabileceği hakkında en ufak bir görüşüm olmamasına rağmen bir grafiği çıkartılsa zaman ve bu kopukluk aynı ölçüde ilerlemiştir diyebilirim. Her geçen gün &#8221;bentoplumu&#8221; haline geliyor ve giderek dünyayı yeni oyuncaklarımızla doldurup kendimize anorganik bir düzen yaratıyoruz. Bu anorganik düzene yüksek dozda maruz kalan birey de kendini evrenin sahibi, üstün bir varlık olarak görerek arayışlarını da daha kendi kişisel meselelerine yönlendirerek  daha analitik, daha mekanik bir hal almıştır.</p>
<p><strong>REHA ERDEM SİNEMASINDA ZAMAN VE MEKAN-SIZLIK </strong></p>
<p>Reha Erdem filmlerinde mekan tıpkı Platon&#8217;nun idealar dünyası gibidir. Biri yaşamın sürdürüldüğü şehirlerken diğeri ise anlamın arandığı bir sığınak gibi resmedilen daha öze dayalı doğal alanlardır. Şehirdeki mekanlar dahi şehirden soyuttur, ulaşımın zor olduğu kimi zaman bir ada, kimi zaman dağ, kimi zaman bir nehrin çevresini tercih etmiştir. Bu mekanlar şehrin yakınlarında da olsa daha kopuk ve bağımsızdır. Sığınakların resmedilişi bir masalı andırır. Şehir yaşamından ne zaman sıkılsak bir sahil kasabasını hayal ederiz bunun temeli bireyin öze dönüş ve kaçış isteiğine dayanır Reha erdem karakterleri ise bu konuda bizlerden daha karalı olarak bunu sorgulamış ve mekan olarak doğaya dönüşü seçmiştir. Karakterlerin organik alanlara dönüşleri ile yeniden doğumları söz konusudur kendi yerini bulan karakterler burada yaşamı öğrenmeye çalışırlar.</p>
<p><strong>ZAMAN</strong></p>
<p>Reha Erdem filmlerinde zaman kavramı yoktur. Yakaladığı bir yerden bizleri dahil eder sadece. Filmlerin geçtiği zamana dair içerikte bir bilgi verilmez. Zaman da tıpkı diğer öğeler gibi yapaydır. Reha Erdem bu konu ile ilgili filmlerindeki zamanın sadece filmlerinde geçtiğini bir anı veya gerçekliği temsil etmediğini söylemektedir. Karakterleri de genelde film içerisindeki zamana uyumsuz kişilerdir.Yaşadıkları zamandan kendilerini soyutlamış ve zamanın kalıplarına girmemişlerdir.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/zaman2.jpg.png"><img class="alignnone size-full wp-image-12153" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/zaman2.jpg.png?resize=640%2C256" alt="" width="640" height="256" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/zaman2.jpg.png?w=720&amp;ssl=1 720w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/zaman2.jpg.png?resize=300%2C120&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><strong>REHA ERDEM FİLMLERİNDE KARAKTER</strong></p>
<p>Karakterler genelde yetişkinliğe yeni yeni adım atmaya başlayan 15-16 yaşlarındaki ergenlerdir. Bu yaş aralığının seçilme nedeni çocukluktan yetişkinliğe geçişin getirileri ve önlerindeki rol modeller diyebiliriz. Dışarıya kapalı karakterlerimiz   toplumun &#8221;normallik&#8221; kavramının dışındadır, normallik kavramı öğretiler doğrultusunda edinilmiş bilgilerdir Erdem&#8217;in karakterleri bu öğretilerin dışında özelliklere sahip oldukları için çevrelerindekiler tarafından garipsenmektedir. Karakterler kurulu düzenden kendilerini tam olarak soyutlayıp kendi kişiliklerini bu doğrultuda geliştirmiş ve öz arayışlarına ulaşmayı organik yollarla denemeye koyulmuşlardır.</p>
<p>Reha Erdem filmlerine baktığımızda varoluşal bir arayışın hakim olduğunu görebiliriz. Erdem bu arayışı bizlere kaçış ve öze dönüş olarak tekrar tekrar göstermiştir. Kendisi şiirle ve edebiyatla ilgilendiği için olsa gerek, hikayelerini anlatım biçimi de görsel ve içeriksel olarak bu doğrultudadır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kozmik-duzene-olan-inancimizi-kaybediyoruz/">Kozmik Düzene Olan İnancımızı Kaybediyoruz.</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kozmik-duzene-olan-inancimizi-kaybediyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12147</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gotik Bir Güzel Ve Çirkin Uyarlaması: Panna A Netvor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gotik-bir-guzel-cirkin-uyarlamasi-panna-a-netvor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gotik-bir-guzel-cirkin-uyarlamasi-panna-a-netvor/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 24 Dec 2017 08:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dağhan Özek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12329</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sinemaya The Cremator (1969) gibi bir başyapıt bırakan Çek Yeni Dalga akımının önemli isimlerinden yönetmen Juraj Herz, 1978 yılında ürpertici, gotik bir Güzel ve Çirkin uyarlaması yapmıştır. Orijinal adı Panna A Netvor olan film, günümüze değin yalnızca çok küçük bir kitleye ulaşmıştır. Halbuki bakarsanız Jean Cocteau&#8216;nun 1946 yapımı klasik filmi La belle et la bête&#8216;nin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gotik-bir-guzel-cirkin-uyarlamasi-panna-a-netvor/">Gotik Bir Güzel Ve Çirkin Uyarlaması: Panna A Netvor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sinemaya <strong>The Cremator (1969) </strong>gibi bir başyapıt bırakan <strong>Çek Yeni Dalga </strong>akımının önemli isimlerinden yönetmen <strong>Juraj Herz</strong>, 1978 yılında ürpertici, gotik bir Güzel ve Çirkin uyarlaması yapmıştır. Orijinal adı Panna A Netvor olan film, günümüze değin yalnızca çok küçük bir kitleye ulaşmıştır. Halbuki bakarsanız <strong>Jean Cocteau</strong>&#8216;nun 1946 yapımı klasik filmi <strong>La belle et la b</strong><strong>ête</strong>&#8216;nin karanlık erkek kardeşi gibidir. İlham verici fikirlere sahip bu filmin, daha fazla insana ulaşması dileğiyle ben de hakkında bir yazı yazmak istedim.</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/ec270239f0b045e119a547c78e48e570.jpg"><img class=" wp-image-12332 alignleft" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/ec270239f0b045e119a547c78e48e570.jpg?resize=433%2C326" alt="" width="433" height="326" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/ec270239f0b045e119a547c78e48e570.jpg?w=900&amp;ssl=1 900w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/ec270239f0b045e119a547c78e48e570.jpg?resize=300%2C226&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 433px) 100vw, 433px" data-recalc-dims="1" /></a>Serbest bir <strong>Beauty and Best </strong>(La belle et la bête) uyarlaması olan filmde, klasik hikayenin iskeleti aynen duruyor. Tüccar bir baba borçlarını ödemek umuduyla atıyla beraber bir satış işi için (ufak kızının portresi olan bir tablo) kuş uçmaz, kervan geçmez bir yere; büyük karanlık bir şatoya doğru yola çıkar. Şatonun sahibi ortalarda yoktur, geri dönerken de küçük kızına söz verdiği gibi gittiği yerlerden bir gül koparıp gelecektir. Tesadüf bu ya, karanlık bahçenin bir yanında iri iri açmış güllere rastlar ve bu güllerden bir tanesini kızı için koparır. Aynen hikayenin özünde olduğu gibi yaşlı adam şatonun sahibine yani canavara yakalanır bu esnada. Canavar, adamı esir alır. Yalvar yakarış sonucu, canavar adamı tek bir şartla bırakacağını söyler: Kızlarından biri babasının yerini alacaktır. Yaşlı adam kafasında türlü düşüncelerle evine gider ve bu yaşadığı garip olayı üç kızına da anlatır. Böylece filmin en küçük kızı yani &#8216;güzel&#8217;i Julie, diğer kız kardeşlerinin  aksine  öne atılır ve atına bindiği gibi canavarın şatosuna doğru yol alır.</p>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/panna-a-netvor-3.jpeg"><img class="size-full wp-image-12334 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/panna-a-netvor-3.jpeg?resize=410%2C300" alt="" width="410" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/panna-a-netvor-3.jpeg?w=410&amp;ssl=1 410w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/panna-a-netvor-3.jpeg?resize=300%2C220&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 410px) 100vw, 410px" data-recalc-dims="1" /></a>Güzel ve Çirkin&#8217;in klasikleşmiş hikayesinin/metninin gücü bir yana, Panna A Netvor&#8217;un en büyük artısı filmin garip ruhu! Daha açıklayıcı olmak gerekirse, Orta Avrupa sinemasının kendine has simgesel anlatım biçimleri, renk kullanımları ve atmosfer yaratımıyla beraber, filmde yansıtılan canavarın yaşadığı harabe gotik şato kesinlikle filmin kasvetli dokusunu iyi besliyor diyebilirim. Böylece özünde zaten ürpertici yanları olan hikaye, korku türüyle bir akrabalık kuruyor ve karanlık bir peri masalına zemin sağlıyor. Orijinal Güzel ve Çirkin&#8217;deki büyülü eşyalar yerine, duvarlara asılı grotesk resimler, büyük avizelerin tepelerinde saklanan ucube yaratıklar (ki gerçekten kendine has görüntülere sahip bu ucubeler) kurumuş, karanlık devasa bir bahçe, bahçenin fokurdayan balçıkları ve üzerinden geçen sisler! Adeta bir gotik şiir yaratılmaya çalışılmış beyaz perdede. Ve bence son derece de başarılı olunmuş.</p>
<p>Filmin en rahatsız edici noktası ise canavarımızın diğer filmlerinde yansıtılan (La belle et la bête (1946-2014) Beauty and the Beast (1991- 2017) canavar tasvirinin aksine gerçekten epeyce çirkin bir görünüme sahip olmasıydı. Yüzü bir kuş figürüne benzeyen yaratığın ağzı yerine gagası olması onu insan görünümünden epeyce uzaklaştırmış. Yaratığın film boyunca çelişkilerle dolu iç sesinin ve evden gelen fısıltıların, filmin soğuk havasına çok şey kattığını söyleyebilirim. Filmdeki &#8216;gizli özne&#8217; ucube yaratıklar durmadan fısıltılarla canavarımıza komutlar veriyor, aslında bu durum Çirkin&#8217;in içindeki güzele karşı duyduğu intikam arzusundan kaynaklı. Fakat aynı zamanda onun insan yanı sevebilme arzusu ile yanıp tutuşuyor. Çirkinliğinin laneti bir masala mı yoksa  gotik bir korkuya mı davet çıkarıyor, işte bunu izleyiciye bırakıyor film. (En azından final bölümüne kadar.)</p>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/MV5BMjRhYTI5YjgtOTMyYi00M2E0LThkMDYtYzVmMjkzYmNmNjViL2ltYWdlXkEyXkFqcGdeQXVyMjIxMzMyMQ@@._V1_SY1000_CR0013751000_AL_.jpg"><img class=" wp-image-12335 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/MV5BMjRhYTI5YjgtOTMyYi00M2E0LThkMDYtYzVmMjkzYmNmNjViL2ltYWdlXkEyXkFqcGdeQXVyMjIxMzMyMQ@@._V1_SY1000_CR0013751000_AL_.jpg?resize=609%2C443" alt="" width="609" height="443" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/MV5BMjRhYTI5YjgtOTMyYi00M2E0LThkMDYtYzVmMjkzYmNmNjViL2ltYWdlXkEyXkFqcGdeQXVyMjIxMzMyMQ@@._V1_SY1000_CR0013751000_AL_.jpg?w=1375&amp;ssl=1 1375w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/MV5BMjRhYTI5YjgtOTMyYi00M2E0LThkMDYtYzVmMjkzYmNmNjViL2ltYWdlXkEyXkFqcGdeQXVyMjIxMzMyMQ@@._V1_SY1000_CR0013751000_AL_.jpg?resize=300%2C218&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/MV5BMjRhYTI5YjgtOTMyYi00M2E0LThkMDYtYzVmMjkzYmNmNjViL2ltYWdlXkEyXkFqcGdeQXVyMjIxMzMyMQ@@._V1_SY1000_CR0013751000_AL_.jpg?resize=1024%2C745&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/MV5BMjRhYTI5YjgtOTMyYi00M2E0LThkMDYtYzVmMjkzYmNmNjViL2ltYWdlXkEyXkFqcGdeQXVyMjIxMzMyMQ@@._V1_SY1000_CR0013751000_AL_.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 609px) 100vw, 609px" data-recalc-dims="1" /></a>Kişisel olarak filmin olumsuz olarak nitelendireceğim yanı: Filmin &#8216;güzel&#8217;i, yani baş rolde ki aktris <strong>Zdena Studenkov</strong><strong>á</strong>&#8216;in karakteri yorumlama biçimiydi. Aslında burada oyuncunun yeterli performansı ver(e)memesinden çok, yönetmenin bu karakteri oldukça iki boyutlu bir şekilde sunmayı tercih etmesinden dolayıydı. Örnek vermek gerekirse; evinden uzakta bir kızın böyle bir şatoya esir edildikten sonra, oradan oraya sevinç naraları atması biraz abesti açıkçası. Filmin &#8216;iç sıkan&#8217; ruhunu belki de bir nebze yumuşatmak, <strong>gothic romance </strong>havası sağlamak ya da yalnızca arkası dönükken konuşabildiği şatonun sahibi adam, yani canavarla karşılaşmadan önceki ruh durumunu anlatmak için böylesine keskin bir &#8216;romance&#8217; eklendi. Kim bilir? Sonuç olarak evlilik çağındaki kız, evden uzakta büyük bir şatoda gizemli prensiyle beraber!<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/1978-Panna-a-netvor-124.jpg"><img class="size-full wp-image-12336 alignleft" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/1978-Panna-a-netvor-124.jpg?resize=320%2C241" alt="" width="320" height="241" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/1978-Panna-a-netvor-124.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/1978-Panna-a-netvor-124.jpg?resize=300%2C226&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Son diyeceğim şu ki; bu kenarda köşede kalmış film, klasik masalı hakkıyla bir gotik esere dönüştürmüş. Mekanlar, kıyafetler, makyajlar o kadar iyi ki; &#8216;<strong>Az bilenen filmler&#8217; </strong>kategorisi içinde dahi, bu kadar az bilinen bir film olması üzücü. Gotik edebiyat meraklılarına özellikle hitap edecek bu filme bir fırsat vermenizi dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gotik-bir-guzel-cirkin-uyarlamasi-panna-a-netvor/">Gotik Bir Güzel Ve Çirkin Uyarlaması: Panna A Netvor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gotik-bir-guzel-cirkin-uyarlamasi-panna-a-netvor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12329</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Thor 3’ü İzlerken</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/thor-3u-izlerken/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/thor-3u-izlerken/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Nov 2017 07:30:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11938</guid>
				<description><![CDATA[<p>(Spoiler İçerir) Sinemada hiç bu aralar olduğu kadar yoğunluk yaşandığına bizzat tanık olmamıştım. Bugünlerde vizyonda aynı anda farklı yaş gruplarından ve zevklerden herkesi cezbeden birden farklı film seçenekleri mevcut. Hele bir de bunlar ; Ayla, Yol Ayrımı, Sen Kiminle Dans Ediyorsun, Mutluluk Zamanı, Yol Arkadaşım gibi aynı anda vizyona giren başarılı Türk filmleri olunca ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/thor-3u-izlerken/">Thor 3’ü İzlerken</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>(Spoiler İçerir)</em></p>
<p>Sinemada hiç bu aralar olduğu kadar yoğunluk yaşandığına bizzat tanık olmamıştım. Bugünlerde vizyonda aynı anda farklı yaş gruplarından ve zevklerden herkesi cezbeden birden farklı film seçenekleri mevcut. Hele bir de bunlar ; Ayla, Yol Ayrımı, Sen Kiminle Dans Ediyorsun, Mutluluk Zamanı, Yol Arkadaşım gibi aynı anda vizyona giren başarılı Türk filmleri olunca ve bir de fantastik macera tutkunlarını ve takipçilerini de kararsızlığa sürükleyen Adalet Birliği, Thor 3 gibi filmlerin öne çıkması bu coşkulu kalabalığa yol açmış olsa gerek.</p>
<p>Tabi biz de Pazar sinemacıları olarak bunca seçenek arasında bir kaç farklı görüşle yola çıktık; birisi Ayla dedi, diğeri Adalet Birliği, öteki Mutluluk Zamanı, birimiz de daha kısık bir sesle “Thor da çok iyi film aslında” dedi ama kimse bu filmi daha önce seyretmemişti. Böylece ayrı salonlara dağılacağımıza karar vermiş halde sinemaya geldiğimizde izlemeyi düşündüğümüz tüm filmlerin salonlarının çoktan dolduğu süpriziyle karşılaştık. İleri saatlerdeki seanslarsa hepimizin evlerine ulaşmasında sorun çıkaracaktı. Bizim kararlaştırdğımız saatte bir tek film kalmıştı o da Thor 3: Ragnarok.</p>
<p>İçimizde Marvel çizgi roman serileri takipçisi biri yoktu. Thor bakireleri olarak bildiğimiz tek tük şeyler atınca geri gelen bir çekiç olayı, bir de keçilerini filan yiyen bir adama dair Antik Yunan efsanesi.</p>
<p>Böylece küçük grubumuzun yalnızca bir kişi hariç tüm diğer üyelerinden çıkan  “Thor de fena olmaz aslında”, “Marvel filmi ne de olsa”, “Ben de hiç izlememiştim görmek iyi olur” sesler eşliğinde  Thor 3 salonuna bu sefer ‘hep birlikte’  geçtik.</p>
<p>Sinemanın en küçük salonuydu burası. Yine de malum, esas kalabalık öteki filmlere kaydığından, pek dolu değildi. Film başladıktan sonra dahi açık olan kapısından içeriye bir ciddiyetsizlik akıyordu. Biz de içecekler ve atıştırmalıklarla doldurup ellerimizi aynı gürültücü kayıtsızlıkla koltuklara yerleşmelerimizi tamamladıktan sonra sohbetimizi son ana kadar sürdürdük ve nihayet beklentisizlik içinde seslerimizi kestik.  Ve film başladı.</p>
<p>Filmin başlangıcında  beni yakalayan ilk şey kısa bir özet sahnesinden sonra gelen yüksek voltajlı müzik oldu, sanırım arkadaşlarım için de böyleydi. Çünkü arada birbirimize bakış atıp tuhaf dans hareketleri yaparak ciddiyetsiz iletişimimize devam ediyorduk. Ancak esas olarak film tarafından yakalandığım an  Thor’un gerçek olmayan hikayesinin sahnelendiği Antik Yunan Tiyatrosu gösterimi oldu. Bu sahnenin gelişiyle aniden ilgiyle izleme başladım. Müzemsi dekor görseli, anlatıcı oyunculuk tarzı ve arka plan korosuyla Antik Yunan tiyatrosunun tüm detaylarını hızlıca takip etmeye çalışırken buldum kendimi bir an. Ancak bundan sonra filmde herşey oldukça hızla değişmeye başlamıştı ve ben benzer şeyler bulur muyum diye çoktan perdeye konsantre olmuştum.</p>
<p>Evet zamanlar ve evrenler arası geçişler çok hızlıydı ki bunu diğer serileri bilsem belki de süprizle karşılamayacaktım. Öte yandan film içerisinde hem karakterin ait olduğu ilk mekana bağlı kalması; hem de bir nevi uzay çağına uzanması ve arada kahramanların günümüz dünyasına çakılmaları filan oldukça akıllıca işlenmiş geçişlerdi. Normalde böylesi film türlerinin yapay dünyası sıkıcı gelebiliyor ama bu geçişler ve tabi ki karakterlerin samimi, yer yer komedi filmine mi geldik dedirten diyalogları filmi zamansız ve doğal bir havaya sokmuş. Bu sahneler toplu halde eğlenme fikrini çoktan bir kenara atmış ve ayrı salonlara dağılma planıyla gelmiş olan bizleri hem şaşırttı hem de oldukça keyiflendirdi doğrusu. Sonlara doğru filmin enerjisi gittikçe yükseliyor ve küçük salonun içinde film boyunca süren sesli konuşmalar, yorumlar, tahminler ve dalga geçmelerle yoğunlaşan atmosfer de ayrı bir keyif veriyordu. Tanımadığımız ve çıkışta doğru dürüst yüzlerini bile seçemediğimiz insanlarla aynı anda bu küçük salonda oturup ortak bir sohbet havasında film izliyor gibiydik. İçlerinden hiç kimse de homurdanan, şikayetlenen bir tip çıkmadı.  Ya da içimizdeki o kişi bir geceliğine salonun atmosferine kapıldı.</p>
<p>Filmin bir noktada yavaşlayıp ki buna yavaşlamak denmesi tam doğru olmaz ancak insani bir çizgiye geçiş yapan bölümü; Thor’un bir tür kaybedenler gezegeni diye adlandırılabilecek olan ve geldiğin yerde “hiç kimse” iken burada “herşey” olmaktan bahseden bir dinleti eşliğinde bu tuhaf evrene girdiği sahne idi.  Tessa Thomson’un sevimli ve etkili girişiyle başlayan ve türlü garipliklerle devam eden bu süreç içerisinde Thor’un kendisine yeni bir takım oluşturma çabası; farklı deneyimlere yol almanın ve tuhaf olmanın  güzelliklerini çağrıştıran keyifli ve eğlencenin en yüksek dozda olduğu sahnelerdi.  Aynı zamanda Hulk ile yapılan diyalogların içerisinde kontrol edemediğimiz gücün bizi yalnızlaştıran yönüne incelikle değinildi.</p>
<p><figure id="attachment_11943" aria-describedby="caption-attachment-11943" style="width: 1024px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/1.png"><img class="size-full wp-image-11943" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/1.png?resize=640%2C329" alt="" width="640" height="329" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/1.png?w=1024&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/1.png?resize=300%2C154&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11943" class="wp-caption-text">Thor 3’ü İzlerken</figcaption></figure></p>
<p>Kardeş Loki ise benim için filmin başından itibaren en etkileyici kişilikti; tabi ki burada da serinin önceki filmlerini izlememiş olmaktan gelen nötr bir bakış açısı etkili olabilir. Tom Hiddleston’un zayıf ve ince yapısına Loki karakterinin zekası ve az zahmetiyle işleri halletme özelliği tam oturuyor. Geriye kalan zahmetli ve kaba kısımları ise Thor’un üstlenmesiyle beraber bu ikili  tüm seri boyunca her ne kadar belirgin bir çatışma içerisinde gözükseler de iki kardeşin farklı güçlerinin birbirini tamamlamasıyla filmin sona ermesi oldukça sevindirici ve inandırıcı bir bütünleşmeydi.  Bu karakterin en etkin yönü; “iyi” ve “kötü” gibi tanımların gülünçlüğünü yüzümüze yeniden çarpmak oldu. Belki de bunların yerine sadece “beraberlik ve yalnızlık” vardır.</p>
<p>Nihayet filmin en etkileyici mesajını aldığımız sonuna gelirken, Yıldırım Tanrısı Thor’un  babasıyla yeniden yüzleştiği sahnede “Asgaard bir yer değil, halkımızdır” ifadesi aklıma kazınacak tek şey oldu. Ragnarok&#8217;u, yani kendi uygarlıklarının temeli olan tanrıların ölümü ve Asgard&#8217;ın çöküşü anlamına gelen kehaneti durdurmak için çıktığı bu yolda Thor halkını kurtarmak amacıyla bu kehaneti kendi elleriyle gerçekleştirir.</p>
<p>Tüm mücadelelere rağmen hırslı ve yenilmez olan ablası Hela’nın elinden kurtaramadığı kenti tamamen yakarak, kardeşi Loki’nin kaybedenler gezegeninden çaldığı gemiye halkın yüklenmesi sahnesi bana aniden Suriye savaşını, botlara binerek ülkesini terk etmek zorunda kalan mültecileri ve bugün iç savaşta gelinen son durumu anımsattı. Filmdekine benzer bir biçimde gücünü yok edicilikten alan süper güçlerin zaferleri gibi; &#8211;<em>yıkıcılık zaferse, kan dökmek zaferse ve ülkeye hayat veren halkı kaybetmek zaferse</em>&#8211; …</p>
<p>Oysa ki dünya; her şeye rağmen hala yeniden “var etmek”, “yapmak” ve “yaratmak” için çok büyük.</p>
<p>Kim bilir, belki de bir çok kişinin aklından aynı şey geçmişti.</p>
<p><figure id="attachment_11944" aria-describedby="caption-attachment-11944" style="width: 1200px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/3-2.jpg"><img class="size-full wp-image-11944" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/3-2.jpg?resize=640%2C268" alt="Thor 3’ü İzlerken" width="640" height="268" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/3-2.jpg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/3-2.jpg?resize=300%2C126&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/3-2.jpg?resize=1024%2C429&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11944" class="wp-caption-text">Thor 3’ü İzlerken</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/thor-3u-izlerken/">Thor 3’ü İzlerken</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/thor-3u-izlerken/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11938</post-id>	</item>
		<item>
		<title>18. İzmir Kısa Film Festivali Başlıyor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/18-izmir-kisa-film-festivali-basliyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/18-izmir-kisa-film-festivali-basliyor/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 04 Nov 2017 18:08:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11541</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sinemaseverlerin sabırsızlıkla beklediği 18. Uluslararası Kısa Film Festivali 7 Kasım Salı günü başlayacak. Özel seçkilerle beraber 42 farklı ülkeden toplam 400 filmi ücretsiz olarak seyirciyle buluşturan festival, aynı zamanda birbirinden ilginç atölye çalışmaları, sergi ve etkinliklere de ev sahipliği yapacak. Etkinlikler İzmir’in festivali, bu yıl da alanında usta isimlerle destek ve iş birliği içinde atölye [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/18-izmir-kisa-film-festivali-basliyor/">18. İzmir Kısa Film Festivali Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><i><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">Sinemaseverlerin sabırsızlıkla beklediği 18. Uluslararası Kısa Film Festivali 7 Kasım Salı günü başlayacak. Özel seçkilerle beraber 42 farklı ülkeden toplam 400 filmi ücretsiz olarak seyirciyle buluşturan festival, aynı zamanda birbirinden ilginç atölye çalışmaları, sergi ve etkinliklere de ev sahipliği yapacak.</span></span></i></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">Etkinlikler</span></span></b></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">İzmir’in festivali, bu yıl da alanında usta isimlerle destek ve iş birliği içinde atölye çalışmaları düzenleyerek,  kısa film konusunda her alanda eğitim sağlamayı hedefliyor. Atölyeler bu yıl ulusal ve uluslararası projelere imza atan başarılı cast direktörü <b>Harika Uygur</b>’un, kitabı ile aynı adı taşıyan “<b><i>Bu Rol Senin”</i></b> adlı atölyesi ile başlayacak. Ünlü oyuncu <b>İrem Altuğ “<i>Kamera Önü Oyunculuk”</i></b> atölyesi ile oyunculuk üzerine televizyon ve sinema ile ilgili deneyimlerini aktaracak. <b>Kısa İyidir</b>’in kurucusu ve reklamcı <b>Heval Hazal Kurt,</b> “<b><i>Kısa filmin de pazarlaması olur mu?”</i> </b>atölyesinde, kısa filmcilerin yapım sonrası karşı karşıya kaldığı “Şimdi ne yapacağım” sorusunun cevaplarını arayacak. Sinema yazarı ve bu yılki festivalin Uluslararası Yarışma Bölümü jürisi <b>Murat Tolga Şen,</b> <b><i>“Sinema Yazarlığı ve Türkiye Sineması”</i></b> üzerine bir atölye çalışması da yapacak. Geçtiğimiz yıllarda festivalimizde oldukça ilgi gören başlıklarda atölyeler düzenleyen <b>Oktostore</b>’un, son teknoloji cihazlarının tanıtılacağı “<b><i>Dijital Sinema”</i></b> atölyesi, iki gün boyunca kısa film çekimleri konusunda tüm teknik sorulara cevap olacak. Berlin’de çalışma hayatını sürdüren <b>Tolga Uygur</b>,<b> </b> atölyesinde, ses kaydı, mikrofon kullanımı, boom operatörlüğü ve ses kurgusu konusunda önemli bilgileri ve deneyimlerini kısa filmciler ile paylaşacak. Katılımcılar ayrıca “<b>Şevkat Yerimdar”</b> dizisi oyuncuları <b>Burak Demir</b>, <b>Başak Parlak</b> ve dizinin yönetmeni <b>Bülent İşbilen </b>ile sohbet imkânı bulacaklar. Bu sene Ulusal Yarışma jürisinde görev yapacak olan ünlü oyuncu <b>Deniz Çakır </b>ise, festival sırasında bir söyleşi ile sinemaseverlerle buluşacak.</span></span></p>
<p><figure id="attachment_11544" aria-describedby="caption-attachment-11544" style="width: 1280px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/izmir_kisa_film_salon_preview.jpeg"><img class="size-full wp-image-11544" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/izmir_kisa_film_salon_preview.jpeg?resize=640%2C427" alt="Kısa Film Salonu" width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/izmir_kisa_film_salon_preview.jpeg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/izmir_kisa_film_salon_preview.jpeg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/izmir_kisa_film_salon_preview.jpeg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/izmir_kisa_film_salon_preview.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11544" class="wp-caption-text">Kısa Film Salonu</figcaption></figure></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">Yeşilçam&#8217;dan Portreler</span></span></b></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoBodyText"><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">İzmir Kısa Film Festivali kapsamında Doç. Dr. Mehmet Koştumoğlu’nun “Türk Sinemasından Portreler” isimli sergisi de sanatseverlerle buluşacak. 24 yıl süren çalışmaları sonucu 200 sinema emekçisini fotoğraflayarak bir sergi oluşturan Doç. Dr. Mehmet Koştumoğlu, “Türk Sinemasından Portreler” adıyla fotoğraflarını festival süresince Buca Belediyesi Kültür Sanat Merkezi’nde sergileyecek. Sergide portreleri bulunan isimler arasında; Tarık akan, Müjde ar, Münir Özkul, Tuncel Kurtiz, Müjdat Gezen, Ediz Hun, Ömer Lütfi Akad, Hale Soygazi, Perihan Savaş ve Şener Şen gibi çok değerli isimler yer alıyor. </span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoBodyText"><b><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">Özel Gösterim</span></span></b></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">7- 12 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek olan festivalde,  42 farklı ülkeden 400 film, üniversite gösterimleri dâhil 146 seansa yayıldı. Filmler ücretsiz olarak Fransız Kültür Merkezi, Buca Belediyesi Tarık Akan Gençlik Merkezi ve Kültürpark içindeki İzmir Sanat’da ve katılımcı üniversitelerin salonlarında gösterilecek. Festival kapsamında Fransız Kültür Merkezi’nde ayrıca, <b>Luis González</b>’in<b> “The Turkish Way”</b> adlı uzun metrajlı belgeselinin özel bir gösterimi var. Belgesel, 2015’te dünyanın en iyi restoranı seçilen El Celler de Can Roca’nın üç şefinin, Arjantin’den başlayan gastronomik yolculuklarının Türkiye ayağını ve Türk Mutfağını dünyaya duyuracak olan ilginç hikâyesini anlatıyor. </span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">Toplamda 11 Ödül</span></span></b></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">Dünyanın dört bir yanından kısa filmlerinin yarışacağı festivalde, ulusal ve uluslararası kategoride kurmaca dalında en iyi birinci, ikinci ve üçüncü filmlere ödül verilecek. Ulusal kategoride en iyi belgesel, en iyi deneysel ve en iyi animasyona ödül verilirken, kurmaca kategorisinde gelecek vaat eden oyuncu, en iyi görüntü dallarında da ödüller verilecek. </span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">Ege Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi, İzmir Ekonomi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde gösterilecek olan finalist filmler arasından seçilecek olan En İyi Film  &#8211; Migros Gençlik Ödülü üniversite öğrencilerinin oyları ile belirlenecek.  </span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">Festival Başbakanlık Tanıtma Fonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Sinema Genel Müdürlüğü, Buca Belediyesi, Konak Belediyesi, Bornova Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi ve Fransız Kültür Merkezi&#8217;nin katkılarıyla gerçekleştiriliyor. </span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">Etkinlik Takvimi</span></span></b></p>
<p><figure id="attachment_11545" aria-describedby="caption-attachment-11545" style="width: 280px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/18_Kisa_Film_Poster_2017_preview.jpeg"><img class=" wp-image-11545" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/18_Kisa_Film_Poster_2017_preview.jpeg?resize=280%2C392" alt="" width="280" height="392" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/18_Kisa_Film_Poster_2017_preview.jpeg?w=914&amp;ssl=1 914w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/18_Kisa_Film_Poster_2017_preview.jpeg?resize=214%2C300&amp;ssl=1 214w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/18_Kisa_Film_Poster_2017_preview.jpeg?resize=731%2C1024&amp;ssl=1 731w" sizes="(max-width: 280px) 100vw, 280px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11545" class="wp-caption-text">Afiş</figcaption></figure></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">8 Kasım Çarşamba Günü Saat 12:00, Yüksek Teknoloji Üniversitesi</span></span></b></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">Söyleşi.Şevkat Yerimdar dizisi oyuncular Burak Demir ve Başak Parlak, yönetmeni Bülent İşbilen</span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">9 Kasım 2017 Saat: 16:00, Fransız Kültür Merkezi</span></span></b></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">Harika Uygur &#8211; Bu Rol Senin</span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">10 Kasım 2017 Saat: 11:00-16:00, İzmir Sanat Oditoryum Salonu<br />
</span></span></b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">İrem Altuğ &#8211; Kamera Önü Oyunculuk</span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">10 Kasım 2017 Saat: 16:00, İzmir Sanat Oditoryum Salonu </span></span></b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font"><br />
Kısa İyidir &#8211; Kısa filmin de pazarlaması olur mu?</span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">10 Kasım 2017 Saat: 18:00, İzmir Sanat Oditoryum Salonu</span></span></b></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">Murat Tolga Şen &#8211; Sinema Yazarlığı ve Türkiye Sineması</span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">11 Kasım 2017 Saat: 11:00-16:00, İzmir Sanat Oditoryum Salonu</span></span></b></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">Oktostore &#8211; Dijital Sinema</span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">11 Kasım 2017 Saat: 16:30, Fransız Kültür Merkezi</span></span></b></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">Deniz Çakır – Söyleşi</span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">11 Kasım 2017 Saat: 17:00, İzmir Sanat Oditoryum Salonu</span></span></b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font"><br />
Tolga Uygur – Sinemada Ses</span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><b><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">12 Kasım 2017 Saat: 17:00, Fransız Kültür Merkezi</span></span></b></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">The Turkish Way, </span></span><span class="m_-5957468778681742646font">Ö</span><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">zel G</span></span><span class="m_-5957468778681742646font">ö</span><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">sterim, </span></span><span class="m_-5957468778681742646highlight"><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">Luis González – İspanya – Belgesel – </span></span></span><span class="m_-5957468778681742646colour"><span class="m_-5957468778681742646font">90’</span></span></p>
<p class="m_-5957468778681742646oneComWebmail-MsoNormal"><span class="m_-5957468778681742646font"><span class="m_-5957468778681742646size">Film gösterim ve etkinlik programları: <a href="http://www.izmirkisafilm.org/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=http://www.izmirkisafilm.org&amp;source=gmail&amp;ust=1509904541173000&amp;usg=AFQjCNH9nO6EfF3hguJYQV4NSzffs-HxdA">www.izmirkisafilm.org</a>  </span></span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/18-izmir-kisa-film-festivali-basliyor/">18. İzmir Kısa Film Festivali Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/18-izmir-kisa-film-festivali-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11541</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ANNE! &#8211; HOLLYWOOD SİNEMASININ ÖZENSİZ KLİŞELERİ</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/anne-hollywood-sinemasinin-ozensiz-kliseleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/anne-hollywood-sinemasinin-ozensiz-kliseleri/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 14 Oct 2017 21:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11235</guid>
				<description><![CDATA[<p>Pi (1998) filminde beri Aronofsky filmleri beni hiçbir zaman etkilememiştir. Birçok insana göre, Requiem for a Dream (2000) film en iyi çalışması sayılabilir ama gelin görün ki, bazı konular diğerleri kadar etkileyici bile olamıyor. Mother! (2017)&#8217;da olduğu gibi&#8230; Temel karakterlerimiz olan Mother ve Him&#8216;in kurdukları cennetlerine misafir olmamızla başlıyor hikayemiz. Düzenli, sıradan ve normal bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/anne-hollywood-sinemasinin-ozensiz-kliseleri/">ANNE! &#8211; HOLLYWOOD SİNEMASININ ÖZENSİZ KLİŞELERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pi (1998)</strong> filminde beri <strong>Aronofsky</strong> filmleri beni hiçbir zaman etkilememiştir. Birçok insana göre, <strong>Requiem for a Dream (2000) </strong>film en iyi çalışması sayılabilir ama gelin görün ki, bazı konular diğerleri kadar etkileyici bile olamıyor.<br />
<strong>Mother! (2017</strong>)&#8217;da olduğu gibi&#8230;</p>
<p>Temel karakterlerimiz olan <strong>Mothe</strong>r ve <strong>Him</strong>&#8216;in kurdukları cennetlerine misafir olmamızla başlıyor hikayemiz. Düzenli, sıradan ve normal bir evlilik hayatı süren çiftin evlerine gizemli bir konuğun gelmesi ile başlayan değişim, beraberinde büyük kaosa yol açıyor.</p>
<p><figure id="attachment_11270" aria-describedby="caption-attachment-11270" style="width: 1280px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/resim-4.jpg"><img class="wp-image-11270 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/resim-4.jpg?resize=640%2C261" alt="Michelle Pfeiffer" width="640" height="261" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/resim-4.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/resim-4.jpg?resize=300%2C122&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/resim-4.jpg?resize=1024%2C418&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11270" class="wp-caption-text">Michelle Pfeiffer</figcaption></figure></p>
<p><strong>Mother</strong>, naif ve duygusal bir karakterdir. <strong>Him</strong> için asla yapmayacağı şey yoktur var oluşu boyunca. Yaşadıkları evi bile kendi elleriyle yenilemekte ve bir yuva haline getirmeye çalışmaktadır. <strong>Him</strong> ise, uzun süredir yazamadığı için sürükleniş yaşayan bir karakter. Karısının tüm ilgisine ve sevgisine rağmen mutsuzluk ve hayal kırıklığı ile aradığı ilhamı bir türlü bulamadığı için bir karmaşa yaşamaktadır. Bir gün, ansızın çıkagelen <strong>Man</strong> karakteri ile yaşadıkları düzenleri alt üst olur.<br />
<strong> Him</strong>, <strong>Man</strong>&#8216;in varlığından keyif alırken <strong>Mother </strong>bu durumdan çok memnuniyetsizdir. Tanımadıkları bir yabancıya yarattıkları cennetin kapılarını açıp paylaşmak isteyen <strong>Him</strong>&#8216;in davranışlarını ve yaptıklarını şaşkınlıkla izlerken, onu kendisinden dahi çok sevdiği için mutlu olsun diye sesini çıkarmamaya çalışmaktadır. Ama bu garip durum bir süre sonra <strong>Man</strong>&#8216;in eşi <strong>Woman</strong>&#8216;ın kapılarını çalmasıyla tamamen değişir. Yarattıkları cennetlerinde, <strong>Woma</strong>n&#8217;ın da kocası <strong>Man</strong> gibi kendi evleriymişçesine rahat davrandıkları için <strong>Mother</strong>, korku ve endişe içinde kendisini bu durma sürekli adapte etmeye çalışmaktadır.<br />
Tam her şey biraz olsun düzelecek ve bu tanımadıkları ziyaretçilerden kurtulacaklarını zannederken daha da fazla yeni ve yabancı ziyaretçiler onlara katılmaya devam eder. Önce <strong>Oldest Son</strong> gelir ve ardında da <strong>Younger Son</strong>.<br />
<strong>Mother </strong>artık daha da korkmaya ve gerilmeye başlar. Dayanılmaz bir tedirginlik ile çaresizce kocasından bu insanları evlerinden göndermelerini ister devamlı olarak. Lakin, <strong>Him</strong> her seferinde <strong>Mother</strong>&#8216;a, &#8220;nereye gidecekler peki?&#8221; diyerek kendi çakarı doğrultusunda eşini manipüle etmektedir.</p>
<p>Film, mitolojik ve dini hikayelere dayanan bir senaryoya sahip. Birçoğumuzun da bildiği <strong>Sisifos</strong> ve <strong>Prometheus</strong> efsaneleri. İçinden bir türlü çıkılamayan bir paradoks söz konusu.<br />
Bununla birlikte, bir sepet dolusu metafor ile tanrı ve varoluş sorgulanmaktadır. Filmi izlerken, gerçek karakter <strong>Mother</strong>&#8216;ın hikayesini izlediğinizi düşünüyorsunuz ama <strong>Him</strong>&#8216;in hikayesini izlediğinizi anlamaya başlıyorsunuz. <strong>Mother</strong>&#8216;ın yaşadığı travmatik süreç, <strong>Him</strong>&#8216;in hikayesinin temel konusudur. Onun yaşadığı çaresizlik ve acı, <strong>Him</strong>&#8216;in bizzat onu kendileriyle o noktaya getirmesinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p><strong>Aronofsky</strong> birçok röportajında,<strong>&#8220;bu doğa ananın öyküsünden daha fazlasıdır&#8221; </strong>demektedir. Filmi izlerken tanrı, yaratılış ve doğa ananın hikayelerinin anlatıldığını fark ediyorsunuz ama sona doğru konun bambaşka bir hale dönüşmesi ile hem izleyici olarak hem de insan olarak bizleri, varlığımızı sorgulamaya yönlendirmeye başlıyor.</p>
<p>Açıkçası, filmin konusuna dair daha fazla konuşmak istemiyorum ve oyunculuklara yöneliyorum&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_11271" aria-describedby="caption-attachment-11271" style="width: 594px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/resim-2.jpg"><img class=" wp-image-11271" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/resim-2.jpg?resize=594%2C334" alt="Jennifer Lawrence" width="594" height="334" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/resim-2.jpg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/resim-2.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/resim-2.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 594px) 100vw, 594px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11271" class="wp-caption-text">Jennifer Lawrence</figcaption></figure></p>
<p><strong>Jennifer Lawrence</strong>&#8216;ın oyunculuğunu oldum olası sevmem ve seveceğimi de hiç sanmıyorum. Lakin, bu filmde hayatı boyunca oynamayı becerebileceği yegane ve en <strong>&#8216;</strong><u>böm</u><strong>&#8216;</strong> karakterin kendisine bahşedilmiş olmasını da yerinde buluyorum. Kendisine, böylesine konu mankeni roller verilmeye devam edilmeli bence çünkü en iyi becerdiği rol bu. <strong>Javier Bardem</strong>&#8216;e gelecek olursak, <strong>Vicky, Christina, Barcelona (2008)</strong>&#8216;dan yeni dönüyor gibiydi diyebilirim.  Karakterinde pek bir derinlik olmadığı için olabilir belki, bilemiyorum. <strong>No Country For Old Men (2007)</strong> dışında kendisini çok sevmemişimdir hani. Bana kalırsa, filmin asıl yıldızları <strong>Ed Harris</strong> ve <strong>Michelle Pfeiffer</strong>&#8216;dır derim. Özellikle de <strong>Michelle Pfeiffer</strong>&#8230;<br />
İtici ve soğuk duruşu ile <strong>&#8216;</strong><u>cuk</u><strong>&#8216;</strong> oturmuş bir oyunculuk sergilemiş bulunmaktadır kendileri.</p>
<p>Sonuç olarak her şeyi bağlamamız gerekirse bu filme dair diyeceklerim, izlenebilir ama yönetmenin kendisinin belirttiği gibi öyle rahatsız eden bir film değil. Aksine, sıkan ve klişe bir senaryo ile göz boyamaya çalışılmış bir iş. <strong>Black Swan (2010)</strong>&#8216;da da olduğu gibi, yine bir psikolojik hikaye ile izleyicinin siniri bozulmaya çalışılıyor ama aşırı başarısız olunuyor&#8230; <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f641.png" alt="🙁" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>Daha fazla yazmak istemiyorum ve hafta sonu, film izlemiş olmak izlenecek bir film diyorum ama yine de, kendi düşüncenizi oluşturmak için izleyin diyorum.</p>
<p>Herkese keyifli seyirler&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/anne-hollywood-sinemasinin-ozensiz-kliseleri/">ANNE! &#8211; HOLLYWOOD SİNEMASININ ÖZENSİZ KLİŞELERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/anne-hollywood-sinemasinin-ozensiz-kliseleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11235</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Doğu Ekspresinde Cinayet 10 Kasım 2017’de Gösterime Giriyor&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dogu-ekspresinde-cinayet-10-kasim-2017de-gosterime-giriyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dogu-ekspresinde-cinayet-10-kasim-2017de-gosterime-giriyor/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 03 Oct 2017 21:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yücel Sarıçiçek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyattan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11039</guid>
				<description><![CDATA[<p>Polisiye roman dendiğinde akla ilk gelen isimlerden biri kuşkusuz Agatha Christie&#8217;dir. Ortaokul yıllarında tanıştığım Christie romanları basit anlatımı ve tahmin edilmesi zor hikâyeleriyle beni hemen kendine çekmişti. Özellikle Belçikalı dedektif Hercule Poirot&#8217;nun zekâsı ve olayları çözümlemesi hayranlık uyandırmıştı. Christie&#8217;nin şuana kadar okuduğum kitapları arasında en sevdiğim ve unutamadığım romanı Doğu Ekspresinde Cinayet oldu. Christie’nin 1934 [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dogu-ekspresinde-cinayet-10-kasim-2017de-gosterime-giriyor/">Doğu Ekspresinde Cinayet 10 Kasım 2017’de Gösterime Giriyor&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Polisiye roman dendiğinde akla ilk gelen isimlerden biri kuşkusuz Agatha Christie&#8217;dir. Ortaokul yıllarında tanıştığım Christie romanları basit anlatımı ve tahmin edilmesi zor hikâyeleriyle beni hemen kendine çekmişti. Özellikle Belçikalı dedektif Hercule Poirot&#8217;nun zekâsı ve olayları çözümlemesi hayranlık uyandırmıştı. Christie&#8217;nin şuana kadar okuduğum kitapları arasında en sevdiğim ve unutamadığım romanı Doğu Ekspresinde Cinayet oldu. Christie’nin 1934 yılında yazdığı kitabındaki hikâye de 1930larda geçmektedir. Doğu Ekspresi (Şark Ekspresi) 1883 ile 1977 yılları arasında İstanbul ve Paris arasında sefer yapan trendir. İstanbul&#8217;dan Paris&#8217;e doğru yola çıkan tren bir süre sonra kara saplanarak içindeki yolcularla beraber mahsur kalır. Bu sırada gece yolculardan biri bıçaklanarak öldürülmüştür. Yardım bekleyen trende kanıtlar ortadan kaybolmadan önce cinayeti çözmek, tesadüfen trende bulunan, Belçikalı dedektif Hercule Poirot&#8217;ya kalır.</p>
<p><figure id="attachment_11067" aria-describedby="caption-attachment-11067" style="width: 460px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/Doğu-Eksprsinde-Cinayet-3.jpg"><img class="size-full wp-image-11067" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/Doğu-Eksprsinde-Cinayet-3.jpg?resize=460%2C215" alt="Doğu Ekspresinde Cinayet" width="460" height="215" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/Doğu-Eksprsinde-Cinayet-3.jpg?w=460&amp;ssl=1 460w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/10/Doğu-Eksprsinde-Cinayet-3.jpg?resize=300%2C140&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 460px) 100vw, 460px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11067" class="wp-caption-text">Doğu Ekspresinde Cinayet</figcaption></figure></p>
<p>Orijinal adı Murder on the Orient Express olan kitabın ilk uyarlaması 1974 yılında Sidney Lumet’in yönetmenliğinde beyazperdeye aktarılmış, filmde Albert Finney, Lauren Bacall, Ingrid Bergman gibi isimler rol almıştır. 1977 yılında Türkiye’de gösterime giren film İstanbul&#8217;daki sahneleri nedeniyle eleştirilmiştir. 6 dalda Oscar&#8217;a aday gösterilmiş ve Ingred Bergmen en iyi yardımcı kadın dalında Oscar almıştır.</p>
<p>İkinci uyarlama ise yine Doğu Ekspresinde Cinayet ismiyle 10 Kasım 2017&#8217;de gösterime girecek. Yönetmenliğini</p>
<p>Kenneth Branagh&#8217;ın yaptığı senaryosunu Michael Green’in yazdığı yeni uyarlamanın oyuncu kadrosunda Johnny Depp, Penélope Cruz, Willem Dafoe, Michelle Pfeiffer, Daisy Ridley gibi isimler yer alıyor. Ayrıca yönetmen Kenneth Branagh da dünyaca ünlü dedektif Hercule Poirot&#8217;yu canlandırıyor.</p>
<p>Açıkçası ilk uyarlamayı henüz izlemedim ancak kitabın ikinci kez beyazperdeye uyarlandığını öğrendiğimden beri heyecanla gösterime girmesini bekliyorum. Son zamanlarda izlediğimiz klasik ajan filmlerinden sıkılanların bu filmi seveceğini düşünüyorum.</p>
<p>İyi seyirler dilerim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><figure id="attachment_11040" aria-describedby="caption-attachment-11040" style="width: 239px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/Doğu-Ekspresinde-Cinayet-2017.jpg"><img class=" wp-image-11040" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/Doğu-Ekspresinde-Cinayet-2017.jpg?resize=239%2C354" alt="Doğu Ekspresinde Cinayet 10 Kasım 2017’de Gösterime Giriyor..." width="239" height="354" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/Doğu-Ekspresinde-Cinayet-2017.jpg?w=486&amp;ssl=1 486w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/Doğu-Ekspresinde-Cinayet-2017.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w" sizes="(max-width: 239px) 100vw, 239px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11040" class="wp-caption-text">Doğu Ekspresinde Cinayet 10 Kasım 2017’de Gösterime Giriyor&#8230;</figcaption></figure></p>
<p>Filmin Künyesi</p>
<p>Yönetmen: Kenneth Branagh</p>
<p>Yazar: Agatha Christie</p>
<p>Senaryo: Michael Green</p>
<p>Oyuncular: Johnny Depp, Penélope Cruz, Willem Dafoe, Michelle Pfeiffer, Daisy Ridley</p>
<p>Türü: Polisiye, Gizem</p>
<p>Yapım: 2017</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dogu-ekspresinde-cinayet-10-kasim-2017de-gosterime-giriyor/">Doğu Ekspresinde Cinayet 10 Kasım 2017’de Gösterime Giriyor&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dogu-ekspresinde-cinayet-10-kasim-2017de-gosterime-giriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11039</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sinema Defterim Yeşilçam Yayımlandı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sinema-defterim-yesilcam-yayimlandi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sinema-defterim-yesilcam-yayimlandi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 21 Sep 2017 08:18:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Oylum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11027</guid>
				<description><![CDATA[<p>Türk sineması temalı defter Sinema Defterim Yeşilçam, Seyyah Kitap etiketiyle yayımlandı. Sinema yazarı Rıza Oylum’un hazırladığı defterin sayfalarına Türk sinemasının unutulmaz replikleri ve film kareleri eklendi.  Sayfaları çevirenler her sayfada yeni bir filmle karşılaşacak. Okuyucular defterin sayfalarına notlar alırken; edebiyat uyarlamaları, Sabahattin Ali’nin sinemaya etkileri, sinemadaki seks filmleri furyası gibi farklı konularda yazılmış keyifli yazılarla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sinema-defterim-yesilcam-yayimlandi/">Sinema Defterim Yeşilçam Yayımlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Türk sineması temalı defter <strong>Sinema Defterim Yeşilçam</strong>, Seyyah Kitap etiketiyle yayımlandı.</p>
<p>Sinema yazarı <a href="http://www.sanatduvari.com/etiket/riza-oylum/">Rıza Oylum</a>’un hazırladığı defterin sayfalarına Türk sinemasının unutulmaz replikleri ve film kareleri eklendi.  Sayfaları çevirenler her sayfada yeni bir filmle karşılaşacak. Okuyucular defterin sayfalarına notlar alırken; edebiyat uyarlamaları, Sabahattin Ali’nin sinemaya etkileri, sinemadaki seks filmleri furyası gibi farklı konularda yazılmış keyifli yazılarla da karşılaşacaklar. 176 sayfalık <strong>Sinema Defterim Yeşilçam</strong>, hem okumalık hem de yazmalık bir defter olarak sinemaseverler için keyifli ve sinema dolu günler vaat ediyor.</p>
<p><strong>Sinema Defterim Yeşilçam, Seyyah Kitap, 176 sayfa</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sinema-defterim-yesilcam-yayimlandi/">Sinema Defterim Yeşilçam Yayımlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sinema-defterim-yesilcam-yayimlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11027</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar / &#8221; Yine Bu Yıl Ada Sensiz, İçime Hiç Sinmedi..</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-yine-yil-ada-sensiz-icime-hic-sinmedi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-yine-yil-ada-sensiz-icime-hic-sinmedi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 19 Sep 2017 21:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Öznur Kanarya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10890</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;ADALARIN ISSIZ , TENHA YOLLARI…&#8221; Defalarca izledim sizi beyaz perdede, henüz küçük bir çocuktum. Büyük, siyah ve sürmeli gözleriniz, derinden, rüyada gibi bakardı. Dalardınız, bir filmde oynamaktan öte, başka bir zamana giderdiniz sanki. Saçlarınız, hep kısa kesimli, o dönemin modası gereğince &#8220;krape&#8221; yapılarak kabartılmış, bazen  bir eşarpla hareketlendirilmiş. Dönem itibari ile renklerini hatırlayamadığım için hep [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-yine-yil-ada-sensiz-icime-hic-sinmedi/">Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar / &#8221; Yine Bu Yıl Ada Sensiz, İçime Hiç Sinmedi..</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;ADALARIN ISSIZ , TENHA YOLLARI…&#8221;</p>
<p>Defalarca izledim sizi beyaz perdede, henüz küçük bir çocuktum. Büyük, siyah ve sürmeli gözleriniz, derinden, rüyada gibi bakardı. Dalardınız, bir filmde oynamaktan öte, başka bir zamana giderdiniz sanki. Saçlarınız, hep kısa kesimli, o dönemin modası gereğince &#8220;krape&#8221; yapılarak kabartılmış, bazen  bir eşarpla hareketlendirilmiş. Dönem itibari ile renklerini hatırlayamadığım için hep siyah-beyaz filmlerde oynadığınızı düşündüren elbiseleriniz, &#8220;japone &#8221; kollu. Uçuşan, küçük desenli.  Belinizi saran bir kemerle tamamlanmış. Oysa, hep hafif kilolu olduğunuzu hatırlıyorum. Yüzünüzdeki o küçük ben, sizi daha da kırılgan gösterirdi. Filmlerdeki sesiniz, hep bir başkasıydı, çoğunlukla Adalet Cimcoz.  Şarkılarınızı da gerçekte siz söylemezdiniz. &#8220;Mış &#8221; gibi yapmak&#8230; Belki de buydu size ağır gelen, ta o zamanlardan. Başrolü paylaştığınız &#8220;jönlerden&#8221; , en çok, &#8220;Ayhan Işık kalmış aklımda. Fakat  siz,</p>
<p><figure id="attachment_10893" aria-describedby="caption-attachment-10893" style="width: 442px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/kucuk-hanımefendi.jpg"><img class=" wp-image-10893" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/kucuk-hanımefendi.jpg?resize=442%2C670" alt="Küçük Hanımefendi" width="442" height="670" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/kucuk-hanımefendi.jpg?w=942&amp;ssl=1 942w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/kucuk-hanımefendi.jpg?resize=198%2C300&amp;ssl=1 198w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/kucuk-hanımefendi.jpg?resize=675%2C1024&amp;ssl=1 675w" sizes="(max-width: 442px) 100vw, 442px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10893" class="wp-caption-text">Küçük Hanımefendi</figcaption></figure></p>
<p>&#8220;Küçük Hanımefendi&#8221; olarak kaldınız belleğimde, Belgin Hanım. Daha o zamanlar, sizden bana geçen duygu, gerçek yaşamınızda da mutsuz olduğunuzdu. Oynadığınız filmlerin bazı sahneleri adalarda geçerdi mutlaka. &#8220;Sözde şöförünüz, aslında, kimliğini gizleyerek aşkınızı sınayan varlıklı genç ile, adadaki ağaçlar arasında koşar mıydınız?  ya da, bir yamaçtan denizi mi seyrederdiniz? Belki de, faytonla  Burgazada’da Kalpazankaya&#8217;ya giderdiniz, mevsimlerden yaz, sıcak bir gün veya ilkbahar, tam da eriklerin yenme kıvamına eriştiği güzel, yeşil bir gün&#8230;Sahilde  büyükçe bir kayanın üzerindesiniz, saçlarınız rüzgarla uçuşuyor.Kkıyıda , bir kaç martı, midye kabukları ile oynuyor, sizin gözleriniz her zaman yaşlı&#8230;</p>
<p>1970&#8217;li yılların sonlarındaydık sanırım, sizi sinema perdesinde izleyemez olduk. Sonra, 80&#8217;li yılların başında, çok şişman ve çok yalnız olduğunuzu okudum bir yerlerde. Aldığınız zayıflama haplarının içerdiği o madde, sizi çok kötü etkilemiş. Maddi ve manevi yalnızlıklar, gelip geçen aşklar, iki ayrı eşten iki çocuk, hepsi hep birlikte sizden uzak, siz bir başınıza onlardan&#8230; 1990&#8217;lı yılların başında, insanlardan köşe bucak kaçarken ve kimselerle görüşmezken, en büyük hayranlarınızdan olan Selim İleri&#8217;nin söyleşi talebini kabul etmiştiniz. Onun kalemi sayesinde, sizden haber alabildik. Yaşlanmıştınız, şişmandınız ve çok yalnızdınız, insanlardan ürker olmuştunuz, kırılmaktan çok yorulmuştunuz. Selim Bey, sizi, benim en çok sevdiğim çiçeklere &#8220;kır menekşelerine&#8221; benzetmişti. Kır menekşeleri, çok mütevazidir, bir o kadar da güzeldir. Güneşli ama soğuk günlerin çiçeğidir, öyle havalarda , o baygın kokusunu ele verir. Şimdilerde, kır menekşelerini hatırlayan o kadar az insan kaldı ki. Biri de benim işte, yıllardır, balkonumuzdaki uzun saksıda, bizim için açmakta güzelim, alçakgönüllü, narin ve eşsiz kır menekşeleri&#8230;</p>
<p>Sonra, 1995 yılı idi sanırım, yapayalnız ve mutsuz, gittiğinizi yazdı gazeteler. &#8220;Bir dönemin ünlü yıldızı, küçük hanımefendi de yok artık&#8230;&#8221; Oysa, siz bizim için, çok daha fazlasıydınız Belgin Hanım. Kırılgan, alçakgönüllü, nazik ve ne yazık ki kendini hızla kirleten dünyaya ayak uyduramadığı için, ölmek isteyecek kadar mutsuz, algıladığımız başarılı ve renkli dünyanın çok ötesinde, kendi bedeni ve ruhu ile barışamayan, hep güzel olduğunun da farkına varamamış küçük hanımefendimiz.<br />
Hafta sonunda, o rüzgarlı ve soğuk ada sabahında, sizi bana hatırlatan neydi Belgin Hanım? Ada&#8217;lı şarkılar mıydı, martıların sesi mi, dalgalar mı? Belki de, adaların ıssız ve tek başına hallerinin, en çok bu mevsimde ortaya çıkmasıdır. Hiç bilmiyorum.<br />
Bildiğim, bu akşam, o şarkıyı ve sizi, birlikte düşünerek  birdenbire size yazma isteği duyduğum&#8230;</p>
<p>&#8220;Yine bu yıl, ada sensiz, içime hiç sinmedi .Dil&#8217;de yalnız, dolaştım hep, gözyaşlarım<br />
dinmedi, ben de şaştım nasıl oldu, yüreğime inmedi&#8230;&#8221;</p>
<p>Sinemaya olan sevgime, değerli katkınız için, en derin minnet duygularımı kabul ediniz  lütfen. Huzur içinde uyuyun&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-yine-yil-ada-sensiz-icime-hic-sinmedi/">Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar / &#8221; Yine Bu Yıl Ada Sensiz, İçime Hiç Sinmedi..</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-yine-yil-ada-sensiz-icime-hic-sinmedi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10890</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Is He Innocent ?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/is-he-innocent/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/is-he-innocent/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 01 Sep 2017 21:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Aliçağrı Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10667</guid>
				<description><![CDATA[<p>90’ların bestselleri John Grisham’ın A Time To Kill romanının sinema uyarlaması olan filmin ana teması, Amerika’nın güneyindeki sefil eyaletlerinden Missisipi’de yaşayan iki ayyaşın on yaşındaki siyahi kız çocuğuna tecavüz etmesi, babası Samuel Lee Jackson’ın canlandırdığı fabrika işçisi Carl Lee Hailey&#8217;in, cezalarını yargı organlarına bırakmadan kendisi kesmesi ve sonuç olarak kanlı ırk çatışmalarının tekrar baş göstermesidir. Film adalet herkes içindir, rengi yoktur mesajının yanında  Carl Lee masum mu ? Ceza almalı mı ? Sorusuyla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/is-he-innocent/">Is He Innocent ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>90’ların bestselleri John Grisham’ın A Time To Kill romanının sinema uyarlaması olan filmin ana teması, Amerika’nın güneyindeki sefil eyaletlerinden Missisipi’de yaşayan iki ayyaşın on yaşındaki siyahi kız çocuğuna tecavüz etmesi, babası Samuel Lee Jackson’ın canlandırdığı fabrika işçisi Carl Lee Hailey&#8217;in, cezalarını yargı organlarına bırakmadan kendisi kesmesi ve sonuç olarak kanlı ırk çatışmalarının tekrar baş göstermesidir. Film adalet herkes içindir, rengi yoktur mesajının yanında  Carl Lee masum mu ? Ceza almalı mı ? Sorusuyla izleyiciyi baş başa bırakıyor.Yargının akla mı, yoksa vicdana mı dayandırılması gerektiği üzerine de düşünmeye sevkediyor. Amerika için zamanın utanç kaynaklarından Ku Klux Klan’ı tekrar işe koyulup, Matthew McConaughey in canlandırdığı siyahi davalının idealist beyaz <a href="https://idilsuaydin.av.tr">avukat</a>ı Jake’i davadan vazgeçirme çabaları filme aksiyon katmış, sıkıcı bir hukuk filmi olmasının önüne geçmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_10669" aria-describedby="caption-attachment-10669" style="width: 453px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/16973134_1200x1600.jpg"><img class=" wp-image-10669" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/16973134_1200x1600.jpg?resize=453%2C604" alt="Is He Innocent ?" width="453" height="604" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/16973134_1200x1600.jpg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/16973134_1200x1600.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/16973134_1200x1600.jpg?resize=768%2C1024&amp;ssl=1 768w" sizes="(max-width: 453px) 100vw, 453px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10669" class="wp-caption-text">Is He Innocent ?</figcaption></figure></p>
<p>Göz alıcı kadro beklentiyi yüksek tutmanıza sebep oluyor. Bu kadro daha farklı bir filmde bir araya gelse nasıl olurdu diye düşünmekten alıkoyamıyorsunuz kendinizi. Kevin Spacey nin canlandırdığı hırslı medyatik savcı Buckley, Carl Lee’nin ceza alması için elinden geleni yapıyor. Spacey’in oyunculuğu ise McConaughey in gerisinde kalmış gibi görünüyor. Jake’ in parlak hukuk öğrencisi asistanı Sandro Bullock’un canlandırdığı Ellen, kadroyu zenginleştirmek için düşünülmüş gibi, oyunculuğuna diyecek bir şey yok tabi.</p>
<p>Jüriye karşı verilen son savunmanın, açık ara sinema tarihinde görülen en etkileyici mahkeme sahnelerinden biri olduğu söylenebilir.Jüriye adeta olay anını yaşatan Jake, filmin özeti niteliğindeki son noktayı, ‘’şimdi o kızın beyaz olduğunu’’ düşünün diyerek koyuyor. M.McConaughey’ nin oyunculuk dersi verdiği bu sahne, kısa sürede Hollywood’un  zirvesindekiler listesine adını yazdıracağı sinyalini veriyor.</p>
<p><b>Vizyon Tarihi</b><b>:</b>6 Aralık 1996</p>
<p><b>Yapımı</b><b>:</b><a href="http://www.sinemalar.com/filmler/1996">1996</a> - <a href="http://www.sinemalar.com/filmler/abd">ABD</a></p>
<p><b>Tür</b><b>:</b><a href="http://www.sinemalar.com/en-iyi-dram-filmleri">Dram</a> ,  <a href="http://www.sinemalar.com/en-iyi-gerilim-filmleri">Gerilim</a> ,  Suç</p>
<p><b>Süre</b><b>:</b>149 Dak.</p>
<p><b>Yönetmen</b><b>:</b>Joel Schumacher</p>
<p><b>Oyuncular</b>:Sandra Bullock ,  Samuel L. Jackson ,  Kevin Spacey ,</p>
<p>Matthew McConaughey , Kiefer Sutherland</p>
<p><b>Senaryo</b><b>:</b>Akiva Goldsman</p>
<p><b>Yapımcı</b><b>:</b><a href="http://www.sinemalar.com/sanatci/34562/john-grisham">John Grisham </a>,  Arnon Milchan</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/is-he-innocent/">Is He Innocent ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/is-he-innocent/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10667</post-id>	</item>
		<item>
		<title>BAŞYAPIT DEĞİL AMA ÇOK İYİ FİLM: DUNKİRK</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/basyapit-degil-ama-cok-iyi-film-dunkirk-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/basyapit-degil-ama-cok-iyi-film-dunkirk-2/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 01 Aug 2017 21:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10334</guid>
				<description><![CDATA[<p>Chiristopher Nolan’ın uzun zamandır merakla beklenen filmi Dunkirk nihayet vizyona girdi. İnception, İnterstellar ve Batman serisiyle izleyicisine aşırı doz sinema enjekte eden Nolan’ın bu filmi, diğer filmlerinin de üzerine koyarak bir başyapıt çıkacağı yönündeki beklentileri artırmıştı. II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından Dunkirk kıyılarına sıkıştırılan 400.000 kadar İngiliz ve Fransız askerinin tahliyesini anlatan Dunkirk, bilindik [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/basyapit-degil-ama-cok-iyi-film-dunkirk-2/">BAŞYAPIT DEĞİL AMA ÇOK İYİ FİLM: DUNKİRK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Chiristopher Nolan’ın uzun zamandır merakla beklenen filmi Dunkirk nihayet vizyona girdi. İnception, İnterstellar ve Batman serisiyle izleyicisine aşırı doz sinema enjekte eden Nolan’ın bu filmi, diğer filmlerinin de üzerine koyarak bir başyapıt çıkacağı yönündeki beklentileri artırmıştı.</p>
<p><figure id="attachment_10336" aria-describedby="caption-attachment-10336" style="width: 1200px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Christopher-Nolan-Filming-IMAX.jpg"><img class="size-full wp-image-10336" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Christopher-Nolan-Filming-IMAX.jpg?resize=640%2C320" alt="Christopher Nolans/Dunkirk" width="640" height="320" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Christopher-Nolan-Filming-IMAX.jpg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Christopher-Nolan-Filming-IMAX.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Christopher-Nolan-Filming-IMAX.jpg?resize=1024%2C512&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10336" class="wp-caption-text">Christopher Nolans/Dunkirk</figcaption></figure></p>
<p>II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından Dunkirk kıyılarına sıkıştırılan 400.000 kadar İngiliz ve Fransız askerinin tahliyesini anlatan Dunkirk, bilindik savaş filmleri çerçevesini tamamen kırıyor. Bu filme bir Er Ryan’ı Kurtarmak bir Hacksaw Ridge vb. filmlerin beklentisiyle izlersek yanılmış oluruz. Çünkü Nolan bize savaşı değil, savaşın içindeki bir hikayeyi anlatıyor. Yıllardır özellikle Hollywood sinemasının bize anlattığı “Savaş Çılgınlıktır” mottosundaki klişeler bu filmde yok. Filmde asla Alman askeri görmüyoruz. Sıcak çatışma görmüyoruz. Kopan kollar bacaklar görmüyoruz. Sağa sola fışkıran kan görmüyoruz. Savaşın atmosferiyle deliren, ağlayan, şoka giren askerler bu filmde yok. Peki, bunlar olmadan bir savaş filmi yapılabilinir mi? Evet, Nolan bize yapılabileceğini göstermiş durumda.</p>
<p>Nolan hikayesini 3&#215;3 şeklinde ayırmış. Hikaye kara, hava ve deniz olarak üçe ayrılmış durumda. Bunun yanında klasik olay-zaman örgüsünün dışına çıkarak üç farklı zaman dilimini paralel kurguyla birleştirmiş. Filmi izlerken bir süre zaman algısını çözemiyorsunuz. Film ilerledikçe kafanızda oturuyor. Bu durum başlarca yorucu gelse de filmin ortalarında ve sonlarında bu hikaye birleşiminden haz duyuyorsunuz.</p>
<p>Zaten hikaye aslında çok basit ve sade. Ancak Nolan karmaşık anlatımı seçerek bu sadeliği gerilimi yüksek bir hale büründürmüş.</p>
<p>Film başlarken de biterken de aynı tempoyu koruyor. Perdede film yansıdığı andan itibaren olaya dahil oluyorsunuz. Zaten Nolan filmde hikâyeye önem veriyor. Filmin baskın bir başrolü yok. Karakterler hikayenin bir parçası halinde. Tom Hardy hayranıyım ve onu izlemek istiyorum diye filmi izlemek isterseniz hayal kırıklığı yaşarsınız. Çünhü Hardy’nin oynadığı Pilot Farrier rolü sadece hikayenin bir parçası. Mark Rylance’nin Mr. Dawson rolü, Cillian Murphy’nin kurtarılan asker rolü de aynı kıvamda diyebiliriz.</p>
<p>Efekt kullanmayı sevmeyen ve gerçekçiliğe önem veren Nolan bu filmde de bu titizliğinden ödün vermemiş. Abartılı paylama, havaya uçma, yanma vb. efektler yerine gerçekçi aksiyon görüyoruz. Beklentiniz eğer bundan yüksekse aradığınızı bulamamanız yüksek ihtimal.</p>
<p><figure id="attachment_10337" aria-describedby="caption-attachment-10337" style="width: 447px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Dunkirk-film-still.jpg"><img class=" wp-image-10337" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Dunkirk-film-still.jpg?resize=447%2C268" alt="Dunkirk" width="447" height="268" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Dunkirk-film-still.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Dunkirk-film-still.jpg?resize=300%2C180&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Dunkirk-film-still.jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w" sizes="(max-width: 447px) 100vw, 447px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10337" class="wp-caption-text">Dunkirk</figcaption></figure></p>
<p>70 mm çekilen Dunkirk muhteşem bir görüntü sunuyor bize. Nolan’ın daha önce İnterstellar’da beraber çalıştığı görüntü yönetmeni Hoyte Van Hoytema başarılı bir iş çıkarıyor. Bu ortak çalışma özellikle savaş uçaklarının uçuşu ve “dog fight” sahnelerinde sizi kokpite oturtuyor. Zaten Nolan gerçek “dog fight” çekimleri yaparak bilgisayar efektinin samimiyetsizliğini perdeden siliyor.</p>
<p>Filmin etkisini en çok yükseltense tabi ki Hans Zimmer’in müzikleri… Film boyunca sizi koltuğunuzda rahat oturtmayan bir gerilim yaratıyor Zimmer. “tik-tak” sesi ve tırnak yeme sesinin birleştirerek yarattığı temanın üzerine kurduğu müzik kompozisyonu sizi bu gerilimin ortasında bırakıyor. Karakterlerle beraber bu imkânsız tahliyenin tedirginliğini yaşıyordunuz.</p>
<p>Görüntüsü ve müzikleri bu kadar iyi olunca haliyle ses efektleri ve ses kurgusu da çok başarılı. Dibinizden geçen her kurşunda bu gerçekçilik irkilmenize neden oluyor.</p>
<p>Filme ilgili eleştiriler genel olarak senaryoya yönelik oluyor. Evet, kabul etmeliyim ki ben de en son İnterstellar’da yaşadığım film bitince koltuktan kalkamama, filmin etkisinden o gece çıkamama durumlarını yaşamadım. Hatta belki bu beklentiyle gittiğin için salonun ışıkları açıldığında bir tatminsizlik de yaşadım. Çünkü bu uzun süreli beklenti bene imdb listesinde ilk üçe girme potansiyeli olan bir film izleyeceğimi hissettirmişti. O kadar değilmiş. Ama şunu da kabul edelim, listeye katılıp katılmamak bir kenara, imdb top250 listesi şu an en prestijli izleyici listesi ve bu listenin ilk 50 sırasında son 10 yılda çekilen sekiz filmden beşi Christopher Nolan imzalı. Bu da aslında bu filmin çok iyi olmasında daha fazlasının beklenmesi durumunu doğurdu. Ancak bu beklentiyi karşılaması elimizde harika bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor.</p>
<p>Filmde mantıksız bulunan bazı bölümler de Nolan’dan değil tarihten kaynaklı. Örneğin Almanlar’ın o kadar yakınken neden saldırmadığıyla ilgili bir eleştiri çarptı gözüme. Ama bunu Nolan’a değil Hitler’e sormak lazım. Çünkü Dunkirk tahliyesine müdahale etmemesi Hitler’in en büyük hatalarından birisi olarak kabul ediliyor. Dunkirk tahliyesi tarihçiler arasında başarı mı başarısızlık mı diye tartışıladursun Nolan bize bu tarihi olayı epik ama abartıdan uzak bir dille anlatıyor. Tabi ki her savaş filminde olduğu gibi bir tutam milliyetçilik var işin içinde. Filmde kullanılan Başbakan Churchill’in şu konuşması bu milliyetçiliğin açıkça yapıldığı tek yer diyebiliriz:</p>
<p><em>&#8220;Sonuna kadar devam etmeliyiz. Fransa&#8217;da savaşmalıyız, denizlerde ve okyanuslarda savaşmalıyız, artan özgüvenimiz ve havacılıkta büyüyen gücümüzle savaşmalıyız, adamızı savunmalıyız, bedeli ne olursa olsun. Sahillerde savaşacağız, çıkarma bölgelerinde savaşacağız, arazide ve sokaklarda savaşacağız, tepelerde savaşacağız; asla teslim olmayacağız&#8230;&#8221;</em></p>
<p>Özetlememiz gerekirse Dunkirk Nolan’ın en iyi filmi değil. Dunkirk Nolan’ın en kötü filmi değil. Dunkirk Nolan’ın tüm filmleri gibi en iyisi. Sadece Nolan’ın “başyapıt” hakkını bir sonraki filmde kullanmasını bekleyeceğiz.</p>
<p>KÜNYE:</p>
<p>DUNKIRK (2017)</p>
<p>Yönetmen: Christopher Nolan</p>
<p>Senaryo: Christopher Nolan</p>
<p>Yapım: ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda</p>
<p>Oyuncular: Tom Hardy, Mark Rylance, Cillian Murphy, Harry Styles, Fionn Whitehead, Aneurin Barnard</p>
<p>İmdb Notu: 10/8.9 (Güncel)</p>
<p>Rotten Tomatoes Notu: 100/92 (Güncel)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/basyapit-degil-ama-cok-iyi-film-dunkirk-2/">BAŞYAPIT DEĞİL AMA ÇOK İYİ FİLM: DUNKİRK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/basyapit-degil-ama-cok-iyi-film-dunkirk-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10334</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar / &#8220;Mazi, Kalbimde Bir Yaradır…&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-mazi-kalbimde-bir-yaradir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-mazi-kalbimde-bir-yaradir/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 23 Jul 2017 05:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Öznur Kanarya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10166</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;ARTIK, YEŞERECEK BİR DALIM YOK&#8221; “İnsan belleği, unutma özürlüdür” diye çok bilinen bir söz vardır, aslı böyle değildir elbette, ben Türkçesini yazdım. Neyi , ne zaman hatırlayacağımız hiç belli olmuyor. Sizi de  ansızın hatırladım işte. Etine dolgun yarı çıplak bedeniniz  dizlerinizin üzerinde, kahkülleriniz alnınıza düşmüş, büyük olasılıkla boyalı, belinize dek uzun saçlarınız, kollarınız başınızın arkasında, yüzünüzde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-mazi-kalbimde-bir-yaradir/">Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar / &#8220;Mazi, Kalbimde Bir Yaradır…&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;ARTIK, YEŞERECEK BİR DALIM YOK&#8221;</p>
<p>“İnsan belleği, unutma özürlüdür” diye çok bilinen bir söz vardır, aslı böyle değildir elbette, ben Türkçesini yazdım. Neyi , ne zaman hatırlayacağımız hiç belli olmuyor. Sizi de  ansızın hatırladım işte. Etine dolgun yarı çıplak bedeniniz  dizlerinizin üzerinde, kahkülleriniz alnınıza düşmüş, büyük olasılıkla boyalı, belinize dek uzun saçlarınız, kollarınız başınızın arkasında, yüzünüzde zoraki bir gülümseme ile, o resimdeki sizsiniz Seher Hanım. Türk sinemasının, zengin kız-fakir delikanlının, iyi niyetli yoksul aşçı- dadı destekli naif aşklarından, bol yanlış anlaşılmalı, entrikalara yenik düşen sevdalılardan kör olanın, yanı başında başka kimlikle yaşayan sevdiğini, gözleri mucizevi bir operasyonla açıldığı ana değin, bırakın kokusundan, sesinden bile tanıyamadığı, o zamanlar için bize saçma gelen, ama şimdi yaşadığımız köşelerden bakıldığında, yüzlerimizde gülümseme yaratan filmlerinden sonra gelen, tiyatro ve komedi oyuncularının, gencecik kadın oyuncuların bolca açık-saçık görüntü verdiği, adları bile tuhaf, sözde erotik film furyasının yaşandığı dönemlerdi. Hep, ikincisi ya da üçüncüsü olduğunuz, ama bir türlü birinci seçilemediğiniz güzellİk yarışmalarından sonra, çeşitli filmlerde , özellikle “baştan çıkaran, kötü ve entrikacı kadın” rollerinde göründünüz bir dönem. Tarkan serisi filmlerinden birindeki,” yılanlı ve kamçılı büyücü kadını” hatırlıyorum. Sonra, sanırım 1970 ‘li yılların başında, “oryantal yıldızlar” arasına yazdırmıştınız adınızı. Daha da sonra, Amerika’da ünlü Playboy dergisine poz veren ilk Türk yıldız olduğunuzu, hatta gece kulüplerinde “giysilerden arınma gösterilerinizle” tanındığınızı okuduğumu da hatırlıyorum, hayal meyal.<br />
Çöküşünüz, seksenli yılların ilk yarısında, çok sevdiğiniz ama bitmeye mahkum bir sevda ile tetiklenmiş ve bol ilaç alarak ilk kez ölme girişiminde bulunmuşsunuz, ama kurtulmuşsunuz.1992 yılında bir gün, lüks semtlerden birinde yaşarken, kapı komşunuza, “Yurt dışına, uzun bir yolculuğa çıkacağınızı, ağabeyinize verilmesini “ bildirerek dairenizin anahtarını bırakmışsınız. Yüzlerce hap ve iki şişe içki ile, ölmeye yatmışsınız kırk dört yaşınızda Seher Hanım. Bu kez başarmışsınız ne yazık ki. Günler sonra, çürümeye yüz tutmuşken bulmuş ağabeyiniz bedeninizi. Ardınızda, ağabeyinize hitaben yazdığınız bir mektup bırakmışsınız:</p>
<p>“…………………&#8230;..daha 15 yaşındayken anlamıştım bu dünyadaki insanların ne mal olduğunu.Nihayet bu iğrenç dünyadan gitmeyi başardım. Ölmenin, ölmeye çalışmanın bu kadar zor olduğunu söyleselerdi, alay ederdim.. Ben fahişe olmak için yaratılmamışım, hassas ve duygusalım. Öldüğümü kimse bilmesin. Peruklarımı yakıp, küllerini savurun. Müslüman geleneklerine göre gömülmek istemiyorum. Beni beyaz bir bornoza sarıp her yerimi kapatın o kadar&#8221;.</p>
<p><figure id="attachment_10171" aria-describedby="caption-attachment-10171" style="width: 327px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/seher-seniz.jpg"><img class=" wp-image-10171" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/seher-seniz.jpg?resize=327%2C270" alt="Seher Şeniz" width="327" height="270" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/seher-seniz.jpg?w=623&amp;ssl=1 623w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/seher-seniz.jpg?resize=300%2C248&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 327px) 100vw, 327px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10171" class="wp-caption-text">Seher Şeniz</figcaption></figure></p>
<p>Son dileğiniz yerine getirilmemiş ama. Yıllarca, bedeninizi  gözleri ile didikleyen, ancak ruhunuza bakmayarak sizi görmeyen bakışlardan kurtulmak içindi belki de beyaz bornozla örtünmek isteğiniz.<br />
Kalsaydınız, nasıl bir yaşlı olurdunuz acaba Seher Hanım? Aynı dönemde, benzer yollarda olduğunuz bazı dönem arkadaşlarınız gibi, “tövbekar” olacaktınız belki. Belki de, sandığınız gibi yalnız yaşlanmayacaktınız, kim bilebilir ki? Sonuçta, hep kırk dört yaşınızda kalmayı ve hiçliği seçtiniz.</p>
<p>Mektubumun başında da belirttiğim gibi, sizi bana hatırlatan ne oldu, inanın bilmiyorum. Nedeni her ne ise, birdenbire düştünüz aklıma. Yıllar önce, hiç yüz yüze gelmediğim, ama iyi bir amaç için sanal alemde yollarımızın kesiştiği bir dost, “siz sanki bir şeyleri, unutulmasın diye bize hatırlatmak için varsınız” demişti. İşin doğrusu, bazı insanları ya da anları unutmamayı seviyorum ben. Sizi de unutmadığıma sevindim. Gitmeyi seçtiğiniz için pişmanlık duymadığınızı ve beyaz ışıklı bir yolda yürüdüğünüzü hayal ediyorum.<br />
Mektubumu sonlandırıyorum ve bu şiiri size sunuyorum.Işıklar içinde, dilediğinizce huzur içinde uyuyun, Seher Hanım…</p>
<p>İNTİHAR<br />
Kimse duymadan ölmeliyim<br />
ağzımın kenarında<br />
bir parça kan bulunmalı.<br />
Beni tanımayanlar<br />
&#8220;Mutlak birini seviyordu&#8221; demeliler.<br />
Tanıyanlarsa, &#8220;Zavallı, demeli,<br />
Çok sefalet çekti&#8230;&#8221;<br />
Fakat hakiki sebep</p>
<p>Bunlardan hiçbiri olmamalı.<br />
(Orhan Veli)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-mazi-kalbimde-bir-yaradir/">Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar / &#8220;Mazi, Kalbimde Bir Yaradır…&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-mazi-kalbimde-bir-yaradir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10166</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yalı’da Pazar Akşamı Keyfi…</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yalida-pazar-aksami-keyfi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yalida-pazar-aksami-keyfi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 22 Jul 2017 12:45:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10246</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yalı’da Akşam Keyfi ve Vizyon Filmleri Gösterimi GAGGENAU sponsorluğunda  Devam Ediyor: 23.07.2017 Pazar Akşamı Passengers ( Uzay Yolcuları )  Boğazın en güzel noktasında Yeniköy’deki Sait Halim Paşa Yalısı’ndayız; Dostlarımızla buluşuyoruz sosyalleşiyoruz, denizin üstünde keyifli ortamda yeni haftaya keyifle başlamak üzere günbatımını da seyrediyoruz. Ayrıca ödüllü şefimizin özenle hazırladığı açık büfe lezzetleriyle daha mutlu oluyoruz. ** [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yalida-pazar-aksami-keyfi/">Yalı’da Pazar Akşamı Keyfi…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yalı’da Akşam Keyfi ve Vizyon Filmleri Gösterimi GAGGENAU sponsorluğunda  Devam Ediyor: </strong></p>
<p><strong>23.07.2017 Pazar Akşamı Passengers ( Uzay Yolcuları )</strong></p>
<p><strong> </strong>Boğazın en güzel noktasında Yeniköy’deki <strong>Sait Halim Paşa Yalısı’</strong>ndayız; Dostlarımızla buluşuyoruz sosyalleşiyoruz, denizin üstünde keyifli ortamda yeni haftaya keyifle başlamak üzere günbatımını da seyrediyoruz. Ayrıca ödüllü şefimizin özenle hazırladığı açık büfe lezzetleriyle daha mutlu oluyoruz.</p>
<p><strong>** 23 Temmuz 2017 Pazar : Passengers – Uzay Yolcuları </strong></p>
<p>Saat 21.00’da artık yıldızların altında sinema seyrine  sıra geliyor</p>
<p><strong>Passengers – Uzay Yolcuları</strong> filmini keyifle seyredelim !</p>
<p>Popcorn, dondurma ve çeşitli içecekler eşliğinde.</p>
<p><strong><u>Filmin Konusu:</u></strong></p>
<p><em>&#8220;Aurora ve Jim, 120 yıl süresince uyuyarak dünyadan başka bir gezegene doğru yol almakta olan uzay gemisinde bulunan binlerce yolcudan iki tanesidir. Bilinmeyen bir nedenden dolayı, uyku kabinleri onları uyanmaları gerekenden 90 yıl önce uyandırır. Şimdi, ikisi de bu yanlışlığın nedenini bulmak ve binlerce yolcusu ile uzayda hızla ilerlemekte olan bu gemilerinin kaderini değiştirmek zorundadırlar.</em></p>
<p><strong><em>Tür</em></strong><em>:</em><em> Bilimkurgu, Romantik, Aksiyon<br />
</em><strong><em>Yönetmen</em></strong><em>:</em><em> Morten Tyldum<br />
</em><strong><em>Oyuncular</em></strong><em>:</em><em> Jennifer Lawrence, Chris Pratt, Michael Sheen<br />
</em><strong><em>Süre: 1 saat 57 dakika</em></strong></p>
<p><strong>GAGGENAU </strong>sponsorluğunda bu yıl üçüncüsü düzenlenen <strong>“Boğaz’da Sinema Keyfi”</strong>nde; 23 Temmuz akşamı için ve diğer filmlerle  ilgili detaylı bilgi almak için biletix.com’u ziyaret etmek ya da Sait Halim Paşa Yalısı’nı aramak yeterli.</p>
<p>Adres: Köybaşı Caddesi No: 83 Yeniköy, İstanbul  (0212) 223 05 66    <strong><a href="http://www.saithalimpasa.com">www.saithalimpasa.com</a></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yalida-pazar-aksami-keyfi/">Yalı’da Pazar Akşamı Keyfi…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yalida-pazar-aksami-keyfi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10246</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Spider-Man Homecoming: Mahallemizin Örümcek Adamı!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/spider-man-homecoming-mahallemizinorumcek-adami/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/spider-man-homecoming-mahallemizinorumcek-adami/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 10 Jul 2017 05:02:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Volkan Usta]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10091</guid>
				<description><![CDATA[<p>Evet, mahallemizin dost canlısı Örümcek Adam’ı geri döndü. Hem de kendinden önce ki filmlerden daha iyi bir şekilde karşımıza çıktı. Spider-Man sever olarak hakikaten aradığım Örümcek Adam’ı nihayet bulmuş gibiyim. Önceki örümcek adamlar beni çok tatmin etmese de bu karakter hakikaten olmuş dedirtti bana. Marvel Evreni’n de büyük bir yeri olacak olan ve çizgi roman [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/spider-man-homecoming-mahallemizinorumcek-adami/">Spider-Man Homecoming: Mahallemizin Örümcek Adamı!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, mahallemizin dost canlısı Örümcek Adam’ı geri döndü. Hem de kendinden önce ki filmlerden daha iyi bir şekilde karşımıza çıktı. Spider-Man sever olarak hakikaten aradığım Örümcek Adam’ı nihayet bulmuş gibiyim. Önceki örümcek adamlar beni çok tatmin etmese de bu karakter hakikaten olmuş dedirtti bana. Marvel Evreni’n de büyük bir yeri olacak olan ve çizgi roman ve animasyonlarında da Avengers’ta son derece kritik bir karakter olan Spider-Man için ona layık bir film çekilmiş gibi duruyor.</p>
<p>Uzatmadan film hakkında spoiler vermeden durabilirsem bazı bilgiler vermek yazının şanına yakışacak gibi duruyor. Özellikle son yapılan bu Spider-Man Reboot filminde her şeyin yeniden anlatılmadığını görmek herkesi olduğu kadar beni de memnun etti. Filmimizde ki kötüler son derece altı dolu olmakla birlikte sağlam olduklarını gösterdiler. Queen’s semalarında gezinen Spider-Man için her şey kolay gibi gözükse de sonradan düştüğü durumlar kendi bünyesine dokunmuş gibi duruyor. Spoiler eşiğinden döndüğüm bu satırlardan sonra gelelim, filmimizin karakterlerine.</p>
<p>Spider-Man olan Tom Holland için hakikaten çok iyi seçim demek yanlış olmaz. Zaten ilk kez Spider-Man olacağını duyduğumda gerçekten çok sevinmiştim. Kendisini de çok sevdiğimi söylemek isterim. 15 yaşında bir Örümcek Adam’ı canlandıran ve komik, zıpır, atletik ve uçarı olmakla birlikte aynı zamanda bir öğrenci olan Peter Parker, Tom Holland’ın üstüne cuk oturmuş kesinlikle. Filmimizin baş kötüsü Vulture’a hayat veren Michael Keaton ise kesinlikle film cast çalışmasının en iyi sonucu olmuş. Gerçi Keaton kanatlı her şeyi canlandıracak gibi gözüküyor. Bakınız, Batman, Birdman şimdi de Vulture. Orta yaşlı ama genç ruhunu eşi Ben Amca’yı kaybetse de yitirmeyen May Hala rolü için Marisa Tomei iyi bir seçim olmuş kesinlikle. Ayrıca Parker’ın hoşlandığı kız olan Liz(Laura Harrier) karakterine filmde uyuz oldum. Zaten o kız Parker’a göre değildi. Spoiler olmasa da diğer filmler için Michelle daha uygun. Ki Zendaya bu rolü güzel kıvırmış ve kendine baksa hakikaten güzel bir kız olacak filmde. Diğer yandan Robert Downey Jr. “mentor” Iron Man olarak karşımıza çıkıyor. Tabi Iron Man ne kadar mentor olabilirse işte. Jon Favreau ise her zaman ki komik ama ciddi Happy Hogan olmuş.  Şunu da eklemezsem içimde kalır Flash Gordon’ın Hintli olması sanki olmamıştı benim açımdan.</p>
<p><figure id="attachment_10097" aria-describedby="caption-attachment-10097" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Tom-HollandSpider-Man.jpg"><img class="wp-image-10097 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Tom-HollandSpider-Man.jpg?resize=640%2C360" alt="" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Tom-HollandSpider-Man.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Tom-HollandSpider-Man.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10097" class="wp-caption-text">Tom Holland</figcaption></figure></p>
<p>Spoiler vermeden yazıyı uzattım ama kesinlikle çok komik olan bu Marvel filmi görülmesi gereken bir yapım olarak karşımız çıkıyor. Marvel bu sefer Spider-Man ile hakikaten bir nebze olsun bu işin neden ustası olduğunu tekrardan göstermiş.</p>
<p><strong>Açıklama:</strong> Yönetmenlikten koltuğunda Jon Watts’ın olduğu ve başrollerinde Tom Holland, Michael Keaton, Marisa Tomei, Zendaya, Robert Downey Jr. ile Jon Favreau’nun bulunduğu Spider-Man Homecoming vizyona girdi. Marvel Cinematic Universe’in önemli bir karakteri olan Spider-Man için bu film hakikaten şanına yakışır olmuş. Birçok şeyi zaten bildiğimiz karakter adına nelerin başına geldiğini görmek bizleri etkileyecek gibi duruyor. Kostümü giydikten sonra neler yapabildiğini gören fakat ayaklarını yere basmayan birine dönüşen Peter Parker için yaşadığı olaylar sonrası kostümünün Tony Star tarafında elinden alınması onun nasıl bir yola girdiğini ve nasıl olgunlaştığını bizlere gösteriyor. Gelecek Marvel Spider-Man filmleri ve Avengers içinde göndermeler yapılan filmde gösterilen bir twist beni olduğu kadar herkesi şaşırttı.  Bu film ile özellikle benim sevdiğim komik ama işler çığırından çıktığında olaylardan kaçmayan “mahallemizin örümcek adamı” bizlere sunulmuş oldu. Marvel evreninin önemli parçası olan ve artık yavaş yavaş yeni bir dönemin başlayacağı sinematik evrenden Spider-Man’in yeri git gide önem kazanacak gibi gözüküyor. Son olarak Marvel’a teşekkür ediyorum. Çünkü özellikle benim izledikten sonra hakikaten işte aradığım Spider-Man dediğim karakteri filme çevirip bizlere sundukları için. Sağol Kevin Feige ve diğerleri. “Mahallemizin dost canlısı Örümcek Adam’ı” artık döndü.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/spider-man-homecoming-mahallemizinorumcek-adami/">Spider-Man Homecoming: Mahallemizin Örümcek Adamı!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/spider-man-homecoming-mahallemizinorumcek-adami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10091</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gaggenau ile Boğaz&#8217;da Sinema Keyfi &#8211;     La La Land &#8211; Aşıklar Şehri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gaggenau-ile-bogazda-sinema-keyfi-la-la-land-asiklar-sehri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gaggenau-ile-bogazda-sinema-keyfi-la-la-land-asiklar-sehri/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 25 Jun 2017 07:44:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9825</guid>
				<description><![CDATA[<p>Boğazın Üstünde…Yıldızların Altında… 12 Temmuz 2017 Çarşamba saat 21.00… PEKÇOĞUMUZUN BEĞENİ İLE İZLEDİĞİ HARİKA MÜZİKLE İNANILMAZ DUYGULAR YAŞATAN LA LA LAND… Bu filmi kaçıranlar için büyük fırsat ! Gaggenau ile Boğaz&#8217;da Sinema Keyfi &#8211; La La Land &#8211; Aşıklar Şehri, Sait Halim Paşa Yalısı&#8217;nda&#8230; Tür: Müzikal, Romantik Yönetmen: Damien Chazelle Oyuncular: Ryan Gosling, Emma Stone, John [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gaggenau-ile-bogazda-sinema-keyfi-la-la-land-asiklar-sehri/">Gaggenau ile Boğaz&#8217;da Sinema Keyfi &#8211;     La La Land &#8211; Aşıklar Şehri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boğazın Üstünde…Yıldızların Altında… 12 Temmuz 2017 Çarşamba saat 21.00…</strong></p>
<p>PEKÇOĞUMUZUN BEĞENİ İLE İZLEDİĞİ HARİKA MÜZİKLE İNANILMAZ DUYGULAR YAŞATAN LA LA LAND…</p>
<p><strong>Bu filmi kaçıranlar için büyük fırsat !</strong></p>
<p><strong>Gaggenau ile Boğaz&#8217;da Sinema Keyfi &#8211; La La Land &#8211; Aşıklar Şehri, Sait Halim Paşa Yalısı&#8217;nda&#8230;</strong></p>
<p><strong>Tür</strong>: Müzikal, Romantik<br />
<strong>Yönetmen</strong>: Damien Chazelle<br />
<strong>Oyuncular</strong>: Ryan Gosling, Emma Stone, John Legend<br />
<strong>Süre</strong>: 2 saat 8 dakika</p>
<p>Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia&#8217;nın yolları, Los Angeles&#8217;ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir. Sebastian geleneksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır.</p>
<p>Oscar ödüllü Whiplash’in yazarı Damien Chazelle’in yazıp yönettiği bu romantik müzikal, modern zamana adanmış bir Hollywood masalı. “Gaggenau ile Boğaz’da Sinema Keyfi”ne, film öncesi Sait Halim Paşa Yalısı’nın ödüllü şefi tarafından hazırlanacak lezzetli atıştırmalıklar, film başlarken ise patlamış mısır ve dondurma ikramları tat katıyor.</p>
<p><strong> </strong>Bu kez de Yeniköy’de İstanbul Boğazı’nın en güzel, en etkileyici gece manzarasına sahip SAİT HALİM PAŞA YALISI’nın rıhtımında “ La La Land”ı ( Aşıklar Şehri ) dostlarınızla birlikte seyretme keyfini kaçırmayın.</p>
<p>12 Temmuz yaz akşamı sosyalleşin. Özenle hazırlanan açık büfe atıştırmalıkların tadına varın, sosyalleşin, eğlenin hem de duygusal, çok başarılı bu müzikal filmle bütünleşin, yıldızların altında konforlu bir ortam sizi bekliyor.</p>
<p>Lüks mutfak aletleri sektörünün en önemli markası Gaggenau ve İstanbul Boğazı’nın en güzide semtlerinden Yeniköy’de bulunan Sait Halim Paşa Yalısı iş ortaklığıyla düzenlenen <strong>“Gaggenau ile Boğaz’da Sinema Keyfi”</strong> sıcak yaz akşamlarında Boğaz’ın esintisiyle serinlemek ve görkemli bir gece manzarası eşliğinde <strong>“vizyon filmleri”</strong>nin tadını çıkarmak isteyenler için bulunmaz bir fırsat sunuyor. Film öncesinde yalının rıhtımında açık büfe atıştırmalıklarla başlayacak sinema geceleri, güneş battıktan sonra patlamış mısır ve dondurma eşliğinde film seyriyle devam edecek.</p>
<p>Gaggenau sponsorluğunda bu yıl üçüncüsü düzenlenen <strong>“Boğaz’da Sinema Keyfi”</strong>nde yer alacak filmler ve biletlerle ilgili detaylı bilgi almak için biletix.com’u ziyaret etmek ya da Sait Halim Paşa Yalısı’nı aramak yeterli.</p>
<p>Değerlendirmeniz dileğiyle…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gaggenau-ile-bogazda-sinema-keyfi-la-la-land-asiklar-sehri/">Gaggenau ile Boğaz&#8217;da Sinema Keyfi &#8211;     La La Land &#8211; Aşıklar Şehri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gaggenau-ile-bogazda-sinema-keyfi-la-la-land-asiklar-sehri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9825</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar/ Al Sazını Sevdiceğim Şen Hevesinle</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-al-sazini-sevdicegim-sen-hevesinle/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-al-sazini-sevdicegim-sen-hevesinle/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 22 Jun 2017 07:23:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Öznur Kanarya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Müzikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9799</guid>
				<description><![CDATA[<p>“AL SAZINI SEVDİCEĞİM, ŞEN HEVESİNLE, ÇAL, SÖYLE O ŞARKIYI, SEVDALI SESİNLE…” Sizi çok uzak zamanlardan bu yana tanıyorum Sadri Bey. Sanıyorum, bende kalan ilk görüntüleriniz, Turist Ömer filmlerinize ilişkin. Üzerinizde, genellikle desenli, yakası -bağrı açık gömlek, açık renk pantolon ve başınızda, kenarı eğri, hatta size küçük gelen bir şapka, yüzünüzde, incecik bıyığınızın altına yapışmış o [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-al-sazini-sevdicegim-sen-hevesinle/">Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar/ Al Sazını Sevdiceğim Şen Hevesinle</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“AL SAZINI SEVDİCEĞİM, ŞEN HEVESİNLE, ÇAL, SÖYLE O ŞARKIYI, SEVDALI SESİNLE…”</p>
<p>Sizi çok uzak zamanlardan bu yana tanıyorum Sadri Bey. Sanıyorum, bende kalan ilk görüntüleriniz, Turist Ömer filmlerinize ilişkin. Üzerinizde, genellikle desenli, yakası -bağrı açık gömlek, açık renk pantolon ve başınızda, kenarı eğri, hatta size küçük gelen bir şapka, yüzünüzde, incecik bıyığınızın altına yapışmış o gülümsemeniz. Eliniz, yüzünüzün ortasında, şapkanızın ucuna dikey, meşhur selamınız.</p>
<p>Kıyıda köşede kalmış, görüntüde hep kaybetmeye mahkum olanların, ama sonunda, hep ummadıkları kadar mutlu olmaları kaçınılmaz sıradan insanların, bilinen öykülerinin alçak gönüllü kahramanıydınız. Benzer bir kaybedeni, asfalt Osman’ı canlandırdığınız,” Serseriler Kralı” filminde, iki ayrı mahalle takımının maçında, hakem bulunmaması nedeni ile, golünüz, karşı takımın itirazı ile sayılmayınca, hemen sonrasında attığınız golün kabul edilmesi için, kendinizi paralarcasına dillendirdiğiniz, “bu da mı gol değil, ha, bu da mı gol değil?” repliğini bugün bile hatırlarız.</p>
<p>Bazı filmlerinizde, şarkıcı olurdunuz, sesinize çok yakışan, genellikle dert yüklü şarkılar söylerdiniz: Sevdiğiniz, ama sevilmediğiniz, hatta, kaderin acıklı bir cilvesi ile, en yakın arkadaşınızı seven esas kızı düşünürken, kendinizi sokaklara vurduğunuzdaki şarkı, “ Şarkılar seni söyler” veya, yıllar önce sizi aldattığını sanarak, nefret ettiğiniz, fakat, ama, heyhat, aslında sizi hiç aldatmamış eski eşinizi anarken söylediğiniz, “Ben seni unutmak için sevmedim…”</p>
<p><figure id="attachment_9803" aria-describedby="caption-attachment-9803" style="width: 443px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/ahgüzelistanbul.jpg"><img class=" wp-image-9803" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/ahgüzelistanbul.jpg?resize=443%2C289" alt="Ah Güzel İstanbul" width="443" height="289" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/ahgüzelistanbul.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/ahgüzelistanbul.jpg?resize=300%2C196&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/ahgüzelistanbul.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/ahgüzelistanbul.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 443px) 100vw, 443px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9803" class="wp-caption-text">Ah Güzel İstanbul</figcaption></figure></p>
<p>Ama benim için en unutulmaz filminiz, “Ah Güzel İstanbul” ve o filmle özdeşleşmiş şarkı:” Al sazını sevdiceğim, şen hevesinle…” o filmde, orta yaşı aşmaya yüz tutmuş, ailesi eskiden zengin, şimdi yoksul, çalışmaktan hoşlanmayan,görmüş geçirmiş İstanbul beyefendisi Haşmet İbriktaroğlu’ydunuz. Ünlü olmanın hevesi ile, köyünden gelip, İstanbul’da şaşkınca kal kalmış, saf kıza kol kanat gererken, beklenmedik bir sevdaya tutuluyordunuz. Bir tarafta, hayal ettiği yaşama doğru gitmeye can atarken, Haşmet’in ilgisini ve derinliğini fark etmekten çok uzak Ayşe , bir tarafta, geçmişte sahip olduğu, hızla ellerinden kayıp gitmiş maddi-manevi değerlerini özleyen, karamsar, yılgın Haşmet, bir tepeden, İstanbul manzarasını izlerler. Uzaklardan bir vapur geçer sessizce, sanki Haşmet’in tüm değerleri ve özlediklerini de yüklenmiştir o vapur ve fonda o şarkı çalar, “ Al sazını sevdiceğim…” Ne güzeldir o sahne…</p>
<p>İyi bir tiyatro oyuncusu olduğunuzu ve edebiyatla, özellikle şiirle iç içe olduğunuzu biliyordum, eşinize hep tutkun olduğunuzu da. Yıllar sonra, bir romana, ailece konu olacağınızı ise, hiç kimse bilmiyordu. Sizinle bir romanda karşılaşmak güzeldi Sadri Bey. Sanırım, kitabın yazarı da yazarken keyif almıştır. belki de sizi yakından tanıyarak gözlemleme, hatta derin akşam sohbetleri paylaşma fırsatı da bulmuştur, kim bilir?</p>
<p>Sinema, tiyatro, edebiyat, bir ihtimal resim, fotoğraf ne çok, ne renkli ilgi alanlarından beslenmişsiniz. Canlandırdığınız karakterlerin bu kadar sahici gibi durması, insanların sizi hep, o karakterler gibi, alçak gönüllü, içten, iyi ve renkli biri olarak benimsemesi , hep birikimlerinizden kaynaklanmaktaydı.<br />
Şimdilerde, insanların ünlü olması, an meselesi Sadri Bey. Andy Warhol’un dediği gibi, herkes, on beş dakikalığına meşhur olabiliyor günümüzde. Öyle ki, hiç tanımadığımız birinin adının önüne,” ünlü” kelimesi konduruluveriyor ve hangi yeteneği ile ünlü olarak kabul edildiğini merak bile etmiyoruz. Sizin zamanınızdaki gibi, yeteneğin, birikimle desteklendiği, bir kabul edilme durumu yok ortada maalesef.<br />
Benim gibilere de, size ve temsilcisi olduğunuz değerlere dair, giderilmesi zor- hatta giderek olanaksız- özlemler duymak düşüyor.</p>
<p>Ama emin olun, bu gol, Sadri Bey. En güzelinden hem de…</p>
<p>Işıklar içinde yatın.</p>
<p>İMZA:Eski ve iflah olmayacak hayranlarınızdan, Öznur Eren Kanarya.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-al-sazini-sevdicegim-sen-hevesinle/">Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar/ Al Sazını Sevdiceğim Şen Hevesinle</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sahibine-ulasmayacak-mektuplar-al-sazini-sevdicegim-sen-hevesinle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9799</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Captain Fantastic: Ebeveyn Olma Cesareti</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/captain-fantastic-ebeveyn-olma-cesareti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/captain-fantastic-ebeveyn-olma-cesareti/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 20 Jun 2017 13:06:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tolga İnan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9715</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Nasıl anne/baba olursun ?&#8221; sorusunu duyduğumuzda, olayın maddeye bağlı olan şartları gelir çoğumuzun aklına. Evlenmemiz gerektiğini, aile olmak için gerekli şartları hazırlamamız gerektiğini söyleriz. Biraz daha romantik düşünebilenlerimiz, önce aşk gerektiğini, yoğun sevgi kokan bir yuvanın şart olduğunu söyleyerek biraz daha manevi tarafa kayabilirler. Cevabımızdan sonra dönüp tekrar soruya baktığımızda ise içimizde kendi cevabımızdan doğan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/captain-fantastic-ebeveyn-olma-cesareti/">Captain Fantastic: Ebeveyn Olma Cesareti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Nasıl anne/baba olursun ?&#8221; sorusunu duyduğumuzda, olayın maddeye bağlı olan şartları gelir çoğumuzun aklına. Evlenmemiz gerektiğini, aile olmak için gerekli şartları hazırlamamız gerektiğini söyleriz. Biraz daha romantik düşünebilenlerimiz, önce aşk gerektiğini, yoğun sevgi kokan bir yuvanın şart olduğunu söyleyerek biraz daha manevi tarafa kayabilirler. Cevabımızdan sonra dönüp tekrar soruya baktığımızda ise içimizde kendi cevabımızdan doğan bir tatminsizlik, bir boşluk hissederiz.   &#8220;Nasıl anne/baba olursun?&#8221; sorusunun bizden istediği cevabın bu olmadığına, geçerli bir sebebimiz olmasa dahi emin oluruz. &#8220;Nasıl?&#8221; kelimesi üzerine yoğunlaşarak &#8220;belki de &#8216;sen nasıl bir anne/baba olursun?&#8217; diye soruyordur.&#8221; gibi kanaatlere yönelip, daha tatmin edici cevaplar aramaya başlayanlarımız olacaktır. Bu soruyu ciddiye alacak kadar bu kavramlara önem veren her insan için, bu noktada değişmeyecek bir şekilde &#8220;iyi bir anne/baba olurum.&#8221; cevabı en bariz cevaptır. Bu cevap daha da büyük bir boşluğun, çok hızlı bir şekilde içimize yerleşmesine sebep olduğunda ise, aslında çok ama çok zor bir soruya muhatap olduğumuzu kavrarız. Bu nokta, çaresiz bir ruh haline bürünerek düşüncelere dalmamıza sebep olabilir. Çaresizlik ise en marjinal cevaplara bile makul gözüyle bakmamızı, en olasılık dışı ihtimallere bile mümkündür dememizi sağlayabilir. Şapşal gibi hissetme ve ufak bir aydınlanma yaşamış olma hissi arası bir duygu ile, hafif de çekinerek &#8220;acaba bu bir soru olmayabilir mi ? Acaba bizden sonuna bir soru işareti yerine bir ünlem isteyen bilge bir cümle mi?&#8221; diye kendimize sorduğumuz anda ise, verecek bir cevabımızın olmadığını ama aranması gereken çok önemli bir cevap olduğunu fark ederiz. Filmimiz ise tam olarak o soru işaretini kaldırıp, bizlere &#8220;Nasıl anne/baba olunur !&#8221; diyerek cevabı sunmaya başlayan muazzam bir yapıt.</p>
<p>Uzun bir giriş gibi gelebilir çoğu insana ancak filmi izlediyseniz ya da izlediğinizde aslında bunun bir girişten ziyade, filmin merkezinde bulunan temel değerin betimlemesi olduğunu fark edebilirsiniz. Alışılagelmişin dışında bir ailenin içerisindeki, ebeveyn/birey/çocuk hiyerarşi dengesini işleyen filmin, aynı zamanda çok sıradan bir ailenin içerisindeki çatışmaları da gösteriyor olması ve bunları tek bir aile üzerinden yapabilmesi, filmin &#8220;başarılı&#8221; sıfatını alabilmesini sağlayan ana unsurdur. Düşünün ki; bir otobüs içerisindeki evleri ile göçebe yaşayan, temel maddi ve ahlaki değerleri üzerlerinde bir baskı olarak kabul etmeyen, eğitimi aile içerisindeki düzene yedirerek tam zamanlı bir okul halinde yaşayan, özetle bizim kabul ettiğimiz diğer aile tanımlarının neredeyse tamamını yıkan ve bir bakıma bu sayede gerçekten mutlu olabilen hatta gerçek manada &#8220;aile&#8221; olabilen insanların hikayesi bu.</p>
<p>Film, bir bıçak gibi, ailenin hayatına orta yerinden keskin bir giriş yaparak başlıyor. İlk sekansa girişimiz o kadar sert oluyor ki afallamamak elde değil. Yemyeşil bir doğa içerisindeyiz. Ormanın nemini alnınızda, göz kenarlarınızda ve burnunuzda hissedebileceğiniz kadar yoğun bir atmosferin içerisinde sessizce duruyoruz. Bir geyiğin rutin beslenme eylemlerini birkaç karış mesafeden izliyoruz. Aniden saklandığı yerden şimşek gibi fırlayarak geyiği boğazlayan biri ile tüm huşu bozuluyor. Etrafta küçüklü büyüklü bedenler beliriyor. Hepsinin yüzleri ve vücutları tamamen çamur ile kaplanmış. Her halinden grubun en büyüğü, en yaşlısı ya da en yüksek rütbelisi olduğu belli olan adamın gelmesiyle bu av sahnesi tamamen ritüelistik bir havaya bürünüyor. Avı kutsarcasına bir seslikten sonra &#8220;Baba&#8221; olduğunu öğrendiğimiz karakter, elleriyle avı yakalamayı beceren &#8220;Oğul&#8221;a kendi elleriyle geyiğin ciğerinden kanlı bir parça kesip takdim ediyor. Sıcak ve kanlı olan ciğeri tereddütsüz olarak ısıran genç oğulun, artık &#8220;çocuk&#8221; olmadığı &#8220;Bugün, çocuk öldü. Ve yerine bir adam geldi.&#8221; sözleri ile Baba tarafından ilan ediliyor. İşte aile ile tanıştığınız ama aynı zamanda onları &#8220;ilkel&#8221; bir kabile ile karıştırdığımız an da tam bu an.</p>
<p>Bir derenin içerisinde, üzerlerindeki kanı ve çamuru temizleyen aile bireylerinin, bizi çok şaşırtacak simaları ortaya çıkıyor. Kızıl saçlı ve beyaz tenli kızlar, sarının en açık tonlarını bedeninde ve saçların barındıran küçük kız ve erkek kardeşler, karizmatik ve bilge bir yüze sahip orta yaşlarında bir babanın yüzü, naif, pürüzsüz ama çelikleşmiş derece katı bir duruşa sahip bir Abi&#8230; Hepsi bir araya gelerek o kadar rengarenk ve bir o kadar da ahenkli bir tablo oluşturuyorlar ki, daha gerçekten kim olduklarını bilmeden deminki vahşilikleri aklınızdan uçup gidiyor. Sırtlarında avları ile kamplarına dönüyorlar ve günlük sorumluluklarını yerlerine getirip eğitimlerine başlamak için hazırlanıyorlar. Bir yanda geyiğin postunu yüzen genç kızlar, diğer yanda bahçeyi sulayıp ekinlerine bakanlar, öteki yanda elleriyle kamp ateşini yakan genç bir çocuk&#8230; Tam anlamıyla herkesin kendi rolüne sahip olduğu kolonist bir yaşam örneği olan ailemizin yaşantısına bakıyoruz. Sonraki sekans eğitimlerinin bir kesitini izliyoruz. Meditasyon halinde aydınlık suratlar karşımızda huzur veren birer resim gibi duruyorlar. Yine bir anda sertliklerine tanık oluyoruz. Eğitmenliği üstlenen baba, çocuklarına bir insanın nasıl öldürülebileceğini ve onları öldürmek isteyen bir insanı nasıl durdurabileceklerini öğretiyor. Günümüz &#8220;modern&#8221; ve &#8220;düzgün&#8221; ailelerinde ise durum bunu tam tersidir. Şiddet içeren hiçbir şey çocuğun hayatında bulunamaz. Çocuk, pembe bulutlar üzerinde, süslenmiş insani değerler öğretilerek büyütülmelidir bizim dünyamızda. Bu yolla o çocuğun &#8220;iyi bir birey&#8221; olacağına inanır çoğumuz. Hele bir de onlara insan öldürmeyi, dövüşmeyi, yakın dövüş silahı kullanmayı, avlanmayı öğrettiğinizi söylersek bu modern ailelere, sizi linç etmek istemelerine yetip de artacak kadar sebep verilmiş olacaktır onlara. Bizim ailemiz içerisinde ise bunlar tamamen doğal ve gerekli eğitimler. Baba, düşmanı böbreğinden ya da karaciğerinden bıçaklamaları gerektiğini öğütlerken küçük kardeşin &#8220;Göğüsten saldırmak gerekmez mi ? Akciğerde açılan yara pnömotoraks yaratır veya darbe sternumun yanına yada kalbe gelir. Bu anında ölüm demektir.&#8221; demesi ile tamamen dehşete düşüyoruz. Sadece fiziksel eğitimin değil aynı zamanda kapsamı çok geniş bir bilimsel eğitime de tabi olduklarını fark ediyoruz bu sahnede. Zaten devamında gelen sahnede akşam kamp ateşi başında toplanmış  aile fertlerinin her biri, ellerinde kitapları ile sakin sakin oturuyorlar. O ilkel, vahşi, şiddete meyilli hava dağılıp yerini entelektüel bir dinginliğe, bilgelik taşıyan bir sükûta bırakıyor. Kameranın kısa bir tur atarak ellerdeki kitaplara detay girmesi ile kendi adıma söyleyebilirim ki büyük bir utanç hissi kapladı içimi. Dostoyevski, Jared Diamond, Brian Greene, George Elliot gibi dahi yazarların ve biliminsanlarının kitaplarını hafif bir roman okur edası ve zevki ile okuduklarını görünce, bunun bir film olduğunu bilmeme rağmen kendime hayıflandım elimde olmayarak. Bizim iyi eğitimli diyeceğimiz insanların bile okurken zorlanacağı eserleri rahatlıkla okumaları ve üzerine tartışabilecek kadar özümseyebilmeleri fevkalede hayranlık uyandırıcıydı. Tıptan bilime, sanattan doğaya kadar her konu üzerine okuyan, öğrenen, tartışan, paylaşan tertemiz zihinler bu ailenin üyeleri. Biraz eğlence ihtiyacı hissetlerinde ortaya çıkan enstrümanları ile hep beraber emprovize bir şarkı uydurup, büyük bir uyum ile çalmaları, birinin başlattığı ezgiyi diğerlerinin tamamlayarak ahengi korumaları derken, artık aklımızda ne ilkel ne vahşi ne de şiddete meyilli insanların zerresi kalmıyor. Bu ailenin yaptıkları her şeyi, hayatı anlamak ve ona uyum sağlayabilmek adına yaptıklarını kabul ediyoruz. Sorumluluk bilinci ile birbirlerine destek olarak yaşayan insanların güzel ilişkilerine bakakalıyoruz.</p>
<p>Ormanın derinliklerindeki bir av anından, bilimsel bir münazaranın yapıldığı ateş başına kadar şekilden şekle giren organik bir yapının hikayesini yaşıyoruz. Maddi ihtiyaçlarını, kendi elleri ile ürettikleri eşyaları, sahibi bir dostları olan dükkana satması için verip, belirli aralıklarla paylarını almaya giderek sağlıyorlar ki çok da maddi bir ihtiyaca gerek duymadan yaşadıklarını tahmin etmek zor olmasa gerek. Şuana kadar karşımıza hayallerden fırlamış gibi duran bir aile profili çizen film, bir anda çatlakları ve karanlığı göstermeye başlıyor. En baştan beri haberdar olmadığımız Anne&#8217;nin 3 ay kadar önce akıl sağlığı ya da nörolojik bir sebepten dolayı hastaneye yattığını öğreniyoruz. Tüm ailenin özlediği ve dönüşünü beklediği, durumu gizemli ancak bir o kadar da sade bir anne figürünü temsil ediyor ailemizin Annesi. Bunu öğrendiğimiz anın üzerinden az zaman bile geçmeden, ailenin Abisinin, aileden gizli olarak üniversite sınavına girdiğini öğreniyoruz, dükkanın posta kutusuna gelen birkaç üniversite kabul mektubu sayesinde. Abinin kararsızlık halini ve ailenin aslında bu kadar güçlü dururken bir o kadar da dağılabilecek kadar hassas bir noktada olduğunu o kadar güzel gösteriyor ki film, işte o an filmin esas başladığı nokta oluyor. Gereken tek şey bir kırılma noktası diye düşündüğümüz anda, filmin fitilini ateşleyecek o haberi alıyoruz: Anne geçen gece bileklerini keserek intihar etmiş. Bu haber ile tüm aile uzun zamandır üzerlerinde biriktirdikleri hüznü, öfkeyi ve özlemi dışarı vurmaya başlıyor. Her ne kadar sağlam durmayı ve hayatın ne demek olduğunu öğrenmiş olsalar bile üzüntüden gözyaşlarına boğulup bir sürelikte olsa metanetlerini kaybediyorlar. Daha ben ekran karşısında o dramın izlerini üzerimden silememişken ertesi sabah tüm aile günlük rutinlerine ve eğitimlerine devam ediyorlar. Zorlu sabah sporlarını yapıyorlar ve filmin aksiyonu başlatan ilk cümlesi duyuluyor; Annemizin cenazesi ne zaman ?!</p>
<p>Kayınpederi ile çoktan görüşmüş olan Baba, ailesinin tüm bireylerine cenazeye gitmelerinin istenmediğini ve kendisinin, karısının ölümü yüzünden suçlandığını anlatıyor. Gerçek bir aile ve iyi yetiştirilmiş bireyler ise bu dayatmayı kabul etmemeyi, onların böyle bir hakkı olamayacağını ve annelerinin vasiyeti gereği cenazesinin yakım işlemi ile olması gerektiği konusunda hem fikir oluyorlar. Baba ise tüm bu özgür iradeyi çocuklarına kazandırmış insan olmasına rağmen, kayınpederinin tutuklatma tehdidi yüzünden cenazeye müdahale etme konusuna yanaşmıyor. Ailemizin tüm bireylerine eşit söz ve karar alma hakkı tanındığını ve herkesin eşit bireyler olduğunu sonraki sabah göreceğiz. Kulübesi önünde tam tekmil halde yola çıkmaya hazır bekleyen çocukları ile karşılaşan Baba ve annelerinin hayatına hürmetlerini sunmak istediklerini söyleyen,  &#8220;Baba bize görevi ver. Görev: Anneyi Kurtarmak&#8221; diyen çocuklar arasında geçen hafif gerilimli tartışma sonucu, Baba&#8217;nın kesin direktifi ile idmana gidiliyor. İdman dediğimiz koşalım, şınav mekik çekelim gibi basit egzersizler yerine dağa tırmanma oluyor ki profesyoneller için bile çok tehlikeli bir eylem. Tırmanış sırasında düşüp el bileğini burkan küçük erkek kardeşe kimse koşup yardım etmiyor, sadece gerçekten böyle bir durumda kalsa kimsenin gökten gelerek ona yardım etmeyeceğini ve kendi başının çaresine bakması gerektiğini söylüyorlar. Aslında aile içerisindeki sürekli öğrenme olayı, genel anlamda hayattaki her ihtimale hazır olmayı esas alan bir eğitim modeli gibi gözüküyor bu saatten sonra bize. Kimsenin iradesi kırılmıyor. Pes etmek yok. Yetiştirdiği çocuklara dağın tepesinde, yağmur altında sırılsıklam haldeyken derin derin bakan Babamız, dönüş yolunda üzgün, bitkin ve morallerinin çöktüğü artık her hallerinden belli olan çocuklarına konuşmasını yapıyor. Sistemin ve diğer insanların onlara neyi yapıp ne neyi yapamayacaklarını söylediğini, hayatın acımasız olduğunu,  güç sahiplerinin güçsüzlere istediğini yaptırabileceklerini, bu savaştan çekilmeleri gerektiğinin söylendiğini anlatıyor en sonunda ise evleri olan otobüslerini durdurup arkaya, çocuklarına dönerek &#8220;S.kerler öyle işi !&#8221; diyerek teybe İskoç gaydası çalan bir kaseti koyuyor. Sevinç çığlıkları içerisinde ve coşkulu müzik ile yola koyuluyorlar. Görev: Anneyi Kurtarmak !</p>
<p>Buraya kadar çok uzun bir yazıyı geride bıraktık ancak filmin sadece giriş kısmındaki birkaç olayı ve ailenin yaşayışını, felsefesini anlatmaya çalıştım. Spoiler korkusu ile okuyanların olacağını biliyorum fakat benim irdelediğim filmler spoiler vermeye uygun filmler değil ve sadece izleyen kişinin kendi yargılarına göre bir sonuca varabileceği eserler. Bu yüzden artık kalan kısmı temel noktalar haricinde hızlı geçeceğim. Ailenin karakterine yoğunlaşacağım.</p>
<p>Bu film aslında izlediğimde bana çok büyük bir perspektif kazandırmış ve aklımdaki büyük bir soruna yeni açıklamalar getirmişti. Dünyaya bir çocuk getirmenin sorumluluğu altında eziliyordum. Onu nasıl yetiştirmeliyim, neler yapmamalıyım ? diye düşünmekten uyku uyuyamıyordum bazı geceler. Hem de daha ne evliyim ne de bir çocuk planım vardı. Sadece sorumluluk hissinin verdiği korkudan ibaretti. Arkamda dünyaya nasıl bir şey bırakacağım, dünyaya ve insanlığa nasıl etkileri olacak olan bir insan bırakacağım diye düşünürken bu film ile karşılaştım. İzlerken aklımdaki sorularda, ktilenmiş durumdaki korkularda yavaşça kaybolmaya başladı. Artık çok daha rahatım ve en azından inanabileceğim ve çocuğuma aktarabileceğim temel değerleri belirledim. Bu derecede kuvvet sahip bir filmden bahsediyoruz.</p>
<p>Filmi hayranlıkla ve örnek alarak konuştuk bu ana kadar fakat bir de diğer ele almamız lazım. Bu ailenin gerçeküstülüğünü ve inandırıcılığını ele alalım. Filmin ortalarından sonraki kısım filmin kendi eleştirisi gibi aslında. Ailemizin etrafında onları yargılayan ve eleştiren insanlar, akrabalar, arkadaşlar var. Böyle yaşamanın yanlış yönlerini anlatan kişiler ile yaşayan bazen tatlı bazen üzücü atışmalar, tartışmalar var. Annenin cenazesine giden yolda ailenin gerçek dünyadan uzak bireyleri olan çocuklar, dev şehirlere, sürekli alışveriş yapan insanlara, tüketim bağımlılığının kurbanı medeniyete uzaylı görmüş gibi bakıyorlar. Bu dünya ile etkileşimlerinde ise gençlik aşklarını ve ardından gelen hayal kırıklıklarını yaşıyorlar. Babalarının onları bu hayattan uzak tutarak birer ucubeye çevirdiğini düşünmeye ona tavır almaya başlıyorlar. Tamamen katlanarak büyüyen bir kaos baş gösteriyor ailede. Annenin ölümünden Babayı sorumlu tutanlar bile oluyor. Baba ise bu kadar olay üzerine birkaç tane de çocuklarına zarar veren kazaya sebep olunca, artık çocukların zengin kayınpederi gözetiminde kalarak yaşamaları gerektiğine ikna olup, ailesini geride bırakarak, kendi hayatına geri dönüyor. Gerçek bir aile hiçbir zaman bir kişinin isteği ile bir arada durmaz ya da aynı şekilde dağılmaz. Çocukları üzerlerindeki depresif hava dağılınca tekrar babalarına koşmak isterler, ailelerine sahip çıkmak isterler. İşte bir aileyi aile yapan ve koruyan en temel unsur budur. Herkesin o aileye eşit derecede sevgi ve saygı beslemesini sağlamak gerekir. Ailenin merkez olduğu, başlangıç noktası olduğu fikri tüm bireylere kabul ettirilmelidir. İşte Captain Fantastic ister göçebe bir aile olarak normların dışında yaşayın, ister şehrin göbeğinde düzenli işler ve okullara giderek yaşayın fark etmeksizin, size ailenizi hangi temeller üzerine kurmanız gerektiğini anlatıyor. En azından bu konuda çok gerçekçi bir öneri sunuyor.</p>
<p>Eğitimin de sevginin de paylaşmanın da aileden başladığı ve bu başlangıcın da aileyi güçlendiren bir sürece dönüştüğünü işliyor Captain Fantastic. Çocuklarımıza zaman ayırmamız gerektiğini, onları yalanlar ile kandırmak yerine sürekli dürüst olarak, ailelerine güven duymalarını sağlamayı, aileden korkmamaları gerektiğinin öğretilmesinden çok bunu hissettirmeyi, onları birey olarak görüp saygı duymamız gerektiğini ve şahsi alanlarına, tercihlerine müdahaleden kaçınmamızı ve en önemlisi de karakterlerini geliştirirken gereken en iyi eğitimi verebilmek için hazır olmamız gerektiğini çok güzel bir dille, fantastik bir aile üzerinden anlatıyor. Sizi bu mesajların içerisinde boğmuyor ama coşkuyla izlediğiniz harika bir film içerisinde hiç uğraşmadan bu mesajları bulup alabilmenizi sağlıyor.</p>
<p>Film içeriği hakkında konuşmayacağım daha fazla. Onlar sizin filmi izlemeye ikna olduğunuz takdir de yaşayacağınız muhteşem deneyimler olarak kalacak. İnanın bana filmin çok çok ufak bir kısmını betimledim sadece. Hala muazzam bir final, onlarca olay ve eğlenceli hatta komik sahne sizleri bekliyor. Bu yazı sadece içeride ne bulacağınızı söylüyor. Ben size içeride bir hazine olduğundan bahsediyorum ancak o hazineye erişip temas ettiğinizde yaşayacağınız hazzı asla tarif edebileceğimi sanmıyorum.</p>
<p>&#8220;Nasıl anne/baba olursun?&#8221; sorusu için makul, anlaşılır ve içe sinen bir cevap sizleri bekliyor. Bir ebeveyn olmadan önce, bu deneyimi size yaşatmayı başaran bu eseri mutlaka tüketin. Ayrıca iyi bir izleyici iseniz ve yorum yeteneğiniz ortalama bir insan kadar bile varsa, bu filmin mesajını diğer tüm ilişkilerinizde de uygulayabileceğiniz bir öneri olarak benimseyeceksinizdir.</p>
<p>Daha fazla tutmayayım sizi. Bu benim için özel bir filmdi ve yüzden içimden geldikçe tutmadan yazdım. Sonraki film yazılarının daha kabul edilebilir boyutlarda olacağına emin olabilirsiniz. Ya da olamazsınız, kaleme ve fikre ket vurulamaz.</p>
<p>Son olarak filmin fiziki niteliklerine kısa bir göz atalım. Yönetmen ve aynı zamanda senarist olan Matt Ross hakkında methiyeler dizebileceğimiz kadar büyük işler yok henüz. Kendisi daha çok oyunculuk ile ilgilenmiş bir sanatçıydı ancak anlaşılan bu filmden sonra işler değişecek ve daha çok yönetmen koltuğuna geçmek ve kendi yazdıklarını yönetmek isteyecektir. Her durumda da başarılı eserler ortaya koyacağına eminim.</p>
<p>Oyunculara geçmeden önce Anne, Baba, Abi, Küçük Erkek Kardeş diye geçiştirip tekdüze bir hale soktuğum insanlara bir iade-i itibar etmek istiyorum zira hepsi dünyada o isme sahip olan eşsiz insanlar. Anne ve Babamız tüm çocuklarının ismini kendileri uydurarak onların özel isimler olmasını sağlamış. Babamızın ismi Ben, kendisini efsane olarak gördüğüm Viggo Mortensen canlandırıyor nam-ı diğer Aragorn. Bu adam duygu geçirme konusunda çok başarılı, bu filmde de almamız gereken tüm duyguyu iliklerimize kadar sokuşturuyor. Annemizin adı Lessie kendisini Trin Miller canlandırıyor fakat filmde karşımıza bir iki rüya sahnesi dışında çıkmıyor o yüzden çok yorum yapamayacağım. Sadece ailedeki genç kızlara benzerliği ile gerçek bir aile inandırıcılığı sağlaması açısından başarılı bir cast seçimi olmuş diyebilirim. Çocuklar; Bodevan ailenin abisi ve oyunculuk açısından en sağlam karakterlerden birisi. Karakteri George Mackay canlandırıyor. Oyunculuğunu çok beğendim ve karakterin aslının o olabileceğini düşünüyorum izlediğimden beri, o derece üzerine oturmuş rol. Ailenin geri kalanını Baba, Abi diye kategoriye koymak zor o yüzden hepsinin kendine has ismini ve oyuncuları yazacağım. Genel yorumum ise hepsinin kendilerine biçilen rolün hakkın fazlasıyla verdikleri yönünde olacaktır. Gerçekçi karakterler olmuş her biri. Kielyr (Samantha Isler), Vespyr (Annalise Basso), Rellian (Nicholas Hamilton), Zaja (Shree Crooks), Nai (Charlie Shotwell) …</p>
<p>Sinematografi açısından üzerine titizlenilmiş ve çok temiz bir iş çıkarılmış ortaya. Sanat yönetiminde, görüntüye kadar her şey için büyük emek olduğu ortada. Müzikleri temaya uygun ve duyguyu bozmayacak şekilde seçilmiş. Aldığınız duyguyu pekiştiriyorlar çoğu zaman. Finaldeki Sweet Child O&#8217; Mine&#8217;ın ise ailemiz tarafından kendilerine özgü şekilde seslendirilmesi eminim ki benim kadar sizi de etkileyecektir.</p>
<p>Söylenebilecekler benim için bu kadardı. 8 dolaylarındaki IMDB puanını fazlasıyla hak eden, eşsiz filmlerden biri.</p>
<p>Gidin ve İzleyin !</p>
<p>Sonraki filmimiz; İnsanın yalnızlıktan ne derece korktuğunu ve bu korkunun onu nerelere kadar götürebildiği gösteren bir film.  Depresif ve duygusal bir insanın mutluluğa dair umudunu deneyimlemek adına gerçekçi bir fırsat sunan eserimiz&#8230; Her (Aşk) !</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/captain-fantastic-ebeveyn-olma-cesareti/">Captain Fantastic: Ebeveyn Olma Cesareti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/captain-fantastic-ebeveyn-olma-cesareti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9715</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sinema: Zamanımızın Kurtarıcısı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sinema-zamanimizin-kurtaricisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sinema-zamanimizin-kurtaricisi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 20 Jun 2017 12:10:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tolga İnan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9711</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sinema ile ilgili pek çok tanım yapılabilir. 7. sanat diyen de vardır, insanlık kadar eski olan hikayecilik geleneğinin son temsilcisi diyen de. Ben ise yeni bir tanım daha atıyorum ortaya; Tüketime Hazır Deneyim. İnsanoğlu diğer pek çok canlıya kıyasla büyük bir meziyete sahiptir ve bir bakıma bu meziyeti sayesinde var olabilmiş, tüm canlılar üzerine egemenliğini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sinema-zamanimizin-kurtaricisi/">Sinema: Zamanımızın Kurtarıcısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema ile ilgili pek çok tanım yapılabilir. 7. sanat diyen de vardır, insanlık kadar eski olan hikayecilik geleneğinin son temsilcisi diyen de. Ben ise yeni bir tanım daha atıyorum ortaya; Tüketime Hazır Deneyim.</p>
<p>İnsanoğlu diğer pek çok canlıya kıyasla büyük bir meziyete sahiptir ve bir bakıma bu meziyeti sayesinde var olabilmiş, tüm canlılar üzerine egemenliğini ilan edebilmiştir. Simule edebilme&#8230; Bir durum içerisine girildiğinde tek bir ihtimali yaşarız. Bunun sebebi zamanın acımasız lineerliğidir. Attığınız her adım sizi ileri götürür, geri atılan adım bile zamanda ileriye atılmıştır. Bu sebeple içerisine girilecek her durum üzerine önceden düşünebilmek ve ihtimalleri değerlendirebilmek muazzam bir güç bahşetti insana. Bir savaşa girerken de, genç ve güzel bir kadınla sohbete niyetlenirken de zihnimizde tüm ihtimalleri düşünüp buna hazır olmak büyük bir avantajdır. Başarı çoğu zaman bu noktada gizlidir. Kafamızda olayları defalarca ve defalarca simule eder, bazen kendi kendimize konuşma derecesinde yoğunlaşarak, hazır olmak istediğimiz o durum üzerine tüm ihtimalleri canlandırırız zihnimizde. Elbette tüm bu simülasyon sadece kendimizde olan araçları kullanarak kurabileceğimiz bir dünyadan ibarettir. Ne kadar biliyorsak o kadar hayal edebiliriz özetle. İçerisine hiç girmediğimiz ve hakkında hiçbir fikrimiz olmayan konu üzerine düşünmek fevkalade zor bir eylem olacaktır ve çoğu zaman da beyhude. Peki bu durumun sinema ile alakası nedir ?<br />
Bilmiyoruz dolayısıyla düşünemiyoruz, hayal edemiyoruz zira elimizde bir deneyim yok, bilgiyi elde edebileceğimiz zamanı henüz yaşamamışız. Deneyimi ise zaman ile edinmekten başka geçerli bir yol da bilmiyoruz. Zamanımızı verdiğimiz ve her fırsatta bir tecrübe yaşadığımızı varsaysak bile, yine de tüm konuların ve durumların çoğunu asla deneyimlemeden göçüp gideceğiz bu dünyadan. İşte sinema bu noktada ortaya çıkıyor ve imdadımıza yetişiyor. Onlarca insanın tecrübe ve bilgisi ile süzülerek hazırlanan &#8220;canlandırma&#8221; ürünleri, sinemayı meydana getiriyor. Sinema ise seç-beğen-al standardında kategorilere bölünmüş bu deneyimleri zihinlerimize taşıyor.</p>
<p>Yönetmenler ve senaristler, yıllarını vererek bizlere birkaç saatlik filmler sunuyorlar. O kadar zaman alan bir eylemin sonucu sadece birkaç saat&#8230; Yığınla bilgiyi, tecrübeyi ve bunları edinmek için gereken zamanı, yoğun uğraşlar ile damıtarak tabiri caizse &#8220;hap&#8221; gibi filmleri üretiyorlar. Bir filmin başına oturulup birkaç saat verildiğinde, insanlara, kendi zihinlerinde simule edemedikleri dünyaları, durumları, hayatları hissedip, sindirebilmesini sağlayan çılgınca bir güç sunuyor bu filmler. Birkaç saat içerisinde savaşta tüm arkadaşlarını kaybeden, yaralı bir askerin yıkılmış psikolojisini, korkuyu ve dehşeti yaşayabilir ya da sevdiği insandan ayrılan bir kişinin kederini ve pişmanlıklarını kısa sürede kavrayarak empati kurabilirsiniz. Bunların hepsi sinemanın bizlere sunduğu tüketime hazır deneyimlerdir. Benim de dikkati çekmek istediğim nokta, tam olarak sinemanın bu fonksiyonudur.</p>
<p>Bu çok yüzeysel ve sadece benim sinemaya karşı olan bakış açımı sunmaya çalıştığım bir giriş aslına bakarsanız. Sadece bir zincirin başlangıç halkası, kendinden sonra gelecek olan yazılar için temel bakış açısını sunan bir açıklama&#8230; Farklı deneyimleri sunan filmlere ve bu filmlerin, deneyimleri sunuşlarındaki başarıları üzerine gelecek olan yazılarımın ilkidir bu metin. Zamanımı ve zamanınızı azami derecede değerli gördüğüm için, bu dizide vaktinizi almaya layık filmler üzerine, amiyane tabirle ve haddim olmayarak &#8220;iyi&#8221; diyebileceğimiz filmler üzerine bir irdeleme uğraşına girişeceğim.</p>
<p>Niyetim bu ve şartlarım da bu metinden ibaret. O halde başlamamak için bir sebep yok.</p>
<p>İlk filmimiz; &#8220;Nasıl bir ebeveyn olmalıyım ? Çocuğumu nasıl yetiştirmeliyim ?&#8221; gibi sorumluluk hissi sebebiyle doğan sorulara, çılgınca ama aynı zamanda makul, mütevazı fakat bir o kadar da görkemli bir cevap sunan&#8230; Captain Fantastic! olacak&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sinema-zamanimizin-kurtaricisi/">Sinema: Zamanımızın Kurtarıcısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sinema-zamanimizin-kurtaricisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9711</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gaggenau ile Boğaz’da Sinema Keyfi başlıyor:</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gaggenau-ile-bogazda-sinema-keyfi-basliyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gaggenau-ile-bogazda-sinema-keyfi-basliyor/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 13 Jun 2017 11:36:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9602</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yaz akşamları Boğaz’da daha keyiflidir. İstanbul’da bu yaz yapılması gerekenler listesinde ilk sıraları alacak “Gaggenau ile Boğaz’da Sinema Keyfi”, şehrin en büyüleyici mekanlarından Sait Halim Paşa Yalısı’nda yaz boyu sinemaseverleri bekliyor. Lüks mutfak aletleri sektörünün en önemli markası Gaggenau ve İstanbul Boğazı’nın en güzide semtlerinden Yeniköy’de bulunan Sait Halim Paşa Yalısı iş ortaklığıyla düzenlenen “Gaggenau [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gaggenau-ile-bogazda-sinema-keyfi-basliyor/">Gaggenau ile Boğaz’da Sinema Keyfi başlıyor:</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaz akşamları Boğaz’da daha keyiflidir.</strong></p>
<p><strong>İstanbul’da bu yaz yapılması gerekenler listesinde ilk sıraları alacak “Gaggenau ile Boğaz’da Sinema Keyfi</strong><strong>”</strong><strong>, şehrin en büyüleyici mekanlarından Sait Halim Paşa Yalısı’nda </strong><strong>yaz boyu sinemaseverleri bekliyor.</strong></p>
<p>Lüks mutfak aletleri sektörünün en önemli markası Gaggenau ve İstanbul Boğazı’nın en güzide semtlerinden Yeniköy’de bulunan Sait Halim Paşa Yalısı iş ortaklığıyla düzenlenen <strong>“Gaggenau ile Boğaz’da Sinema Keyfi”</strong> yine başlıyor.</p>
<p>Sıcak yaz akşamlarında Boğaz’ın esintisiyle serinlemek ve görkemli bir gece manzarası eşliğinde <strong>“vizyon filmleri”</strong>nin tadını çıkarmak isteyenler için Temmuz ve Eylül ayları arasında on ( 10 ) farklı film gösterimi düzenlenecek. Film öncesinde yalının rıhtımında açık büfe atıştırmalıklarla başlayacak sinema geceleri, güneş battıktan sonra patlamış mısır ve dondurma eşliğinde film seyriyle devam edecek.</p>
<p>Gaggenau sponsorluğunda bu yıl üçüncüsü düzenlenen <strong>“Boğaz’da Sinema Keyfi”</strong>nde yer alacak filmler ve biletlerle ilgili detaylı bilgi almak için biletix.com’u ziyaret etmek ya da Sait Halim Paşa Yalısı’nı aramak yeterli.</p>
<p><strong> </strong>Değerlendirmeniz dileğiyle…</p>
<p><figure id="attachment_9605" aria-describedby="caption-attachment-9605" style="width: 5532px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/SHPY-SİNEMA_1.jpg"><img class="size-full wp-image-9605" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/SHPY-SİNEMA_1.jpg?resize=640%2C385" alt="Yaz akşamları Boğaz’da daha keyiflidir" width="640" height="385" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/SHPY-SİNEMA_1.jpg?w=5532&amp;ssl=1 5532w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/SHPY-SİNEMA_1.jpg?resize=300%2C181&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/SHPY-SİNEMA_1.jpg?resize=1024%2C616&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/SHPY-SİNEMA_1.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/SHPY-SİNEMA_1.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9605" class="wp-caption-text">Yaz akşamları Boğaz’da daha keyiflidir</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gaggenau-ile-bogazda-sinema-keyfi-basliyor/">Gaggenau ile Boğaz’da Sinema Keyfi başlıyor:</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gaggenau-ile-bogazda-sinema-keyfi-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9602</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Çekilen Töre Konulu Yapımlara Bakış ve Gösterilmeyen Özellikler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/guney-dogu-anadolu-bolgesinde-cekilen-tore-konulu-yapimlara-bakis-gosterilmeyen-ozellikler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/guney-dogu-anadolu-bolgesinde-cekilen-tore-konulu-yapimlara-bakis-gosterilmeyen-ozellikler/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 06 Jun 2017 08:13:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9446</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#160; TÖRE NEDİR? Öncelikle, film ve dizilerde sık olarak reyting malzemesi olarak kullanılan,her seferinde de kan davası merkezli işlenen “töre” kelimesinin anlamına bakmamız gerekir. Töre; bir toplumdaki gelenek (örf), görenek (adet) ve ahlak kurallarının tümüne verilen isimdir. Başka bir deyişle, toplumun ortak bir şekilde kabul ettiği, benimsediği gelenek göreneklerin, alışkanlıkların ve ahlak kurallarının hepsini ifade etmektedir. Aslında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/guney-dogu-anadolu-bolgesinde-cekilen-tore-konulu-yapimlara-bakis-gosterilmeyen-ozellikler/">Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Çekilen Töre Konulu Yapımlara Bakış ve Gösterilmeyen Özellikler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h2>TÖRE NEDİR?</h2>
<p>Öncelikle, film ve dizilerde sık olarak reyting malzemesi olarak kullanılan,her seferinde de kan davası merkezli işlenen “<strong>töre</strong>” kelimesinin anlamına bakmamız gerekir. <em>Töre</em>; bir toplumdaki gelenek (örf), görenek (adet) ve ahlak kurallarının tümüne verilen isimdir. Başka bir deyişle, toplumun ortak bir şekilde kabul ettiği, benimsediği gelenek göreneklerin, alışkanlıkların ve ahlak kurallarının hepsini ifade etmektedir. Aslında açıp araştırdığınızda töreyle ilgili o kadar çok tanım ve açıklama buluyorsunuz ki,bize yansıtılandan farklı olduğunu anlıyorsunuz. Başka bir kaynak da, törenin sosyal bütünleşmenin bir kaynağı olduğunu vurguluyor. Normatif bütünleşmenin temel kaidelerini törenin sunduğunu ifade ediyor. Yani, geleneği temsil etmesinden törenin etkilerinin doğduğu görülüyor. Türklerde ise törenin, sosyal yaşamı düzenleyen kaideler bütünü olduğunu söyleyebiliriz. Kişiler ve zümreler arası münasebetleri düzenleyen ve idarecilerle idare edenler arasındaki işleri, hak ve vazifeleri belirten usulleri ifade etmektedir. Ancak töre hükümleri değişmez kalıplardan oluşmamaktadır. Bir sosyal hukuk-i normlar toplamı olarak töre, çevre ve imkanlara uygun yaşayabilmenin gerekli gördüğü yeniliklere açıktır. Üstelik, töre kavramı yalnızca geçmişteki yaşanmışlıklardan da ibaret değildir. Farklı boyut ve unsurlarıyla bugün de yaşandığını görmekteyiz. Çünkü töre devleti ayakta tutan ve güçlü yapan bir yapı olarak ifade edilmektedir. Fakat ne yazık ki, günümüzde töreyle ilgili gözler önüne serilen yapımlar gerçekleri yansıtmaktan oldukça uzaktır. O halde şimdi törenin kişilere ve topluma yansıtılma şekline geçebiliriz&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_9458" aria-describedby="caption-attachment-9458" style="width: 244px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/töre-1.png"><img class="wp-image-9458 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/töre-1-244x300.png?resize=244%2C300" alt="TÖRE TOPLUMA NASIL YANSITILIYOR?" width="244" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/töre-1.png?resize=244%2C300&amp;ssl=1 244w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/töre-1.png?w=347&amp;ssl=1 347w" sizes="(max-width: 244px) 100vw, 244px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9458" class="wp-caption-text">TÖRE TOPLUMA NASIL YANSITILIYOR?</figcaption></figure></p>
<h2>TÖRE TOPLUMA NASIL YANSITILIYOR?</h2>
<p>Günümüz dizi ve filmlerinde hala görmekteyiz ki, <strong>töre</strong> genellikle kan davasından ibaretmiş gibi topluma gösteriliyor. Kan davası yüzünden iki ailenin birbirine düşman olması ve öldürmesi ya da “töre” kalıbı altında ailenin kızın istemediği bir aşiret ağasıyla evliliğe zorlanması doğu dizilerinin ana konusu haline gelmiş durumdadır. Özellikle Mardin, Urfa, Gaziantep çevresinde çekilen dizilerin tümünde töreden başka bir imge bulmak neredeyse imkansız oluyor. <strong>Törenin Türk dizi ve filmlerinde yanlış lanse edilmesi, kadına şiddeti, haksız yere işlenen cinayetleri halka teşvik ediyor.</strong> Dolayısıyla toplumdaki şiddet ve katliam olayları artıyor. Bunun yanı sıra insanlar töreyi yanlış öğrendikleriyle kalıyor. Bir konuşma esnasında töre lafı geçtiğinde akla ilk doğudaki diziler, zorla evlendirmeler, evlenmemek için memleketinden başka yerlere göç eden kızlar, kan davaları geliyor. Bu ilkel geleneklerin aslında kendilerine töre ismini koyduğunu söyleyebiliriz. Çünkü tarihe baktığımızda, töre kavramının anlamına, ayrıntılarına ve geçmişini incelediğimizde doğuda bize lanse edilen görüntülerle alakası olmadığını görebiliyoruz. “Töre yeniliklere açıktır” eklentisiyle birlikte törenin günümüzde bize yansıtılan haline bakmak bunu anlamak için bir örnektir. Çünkü hiçbir dizide törenin yeniliklere açık olduğunu söyleyemeyiz. Aksine aynı yanlış ve ilkel kalıplar içerisinde sınırlı kaldığı konusunda pek çok kişinin aynı fikirde olma ihtimali yüksektir. Bu tür yapımlar, töreyi halka yanlış göstermekle kalmayıp, ülkemizin en nadide bölgelerinden olan, Doğu yöresine karşı da insanda bir ön yargı oluşturuyor. Çünkü ne zaman o bölgelerde çekilen bir dizi görsek, konusu hiç değişmiyor. <em>Töre cinayetleri</em> ya da <em>zorla evlendirme</em>lere şahit oluyoruz. Dolayısıyla kişilerde, Doğuʼda töreden, cinayetten ve aşiret ağalarından başka bir şey yok mu düşüncesi oluşuyor. O halde şimdi de o bölgelerin kişilere gösterilmeyen taraflarına değinelim&#8230;<strong> Güney Doğuʼnun Medyaʼda Yansıtılmayan Güzellikleri&#8230;</strong> Güney Doğu yöremiz tarihimizde önemli kalıntı ve güzelliklere sahiptir. Turizm açısından Akdeniz ve Egeʼden çok bir farkı yoktur. Ancak ülkemizde reyting her şeyden önce geldiği için ne yazık ki oralarda çekilen dizi ve filmlerde bu çok köklü tarihi güzellikler es geçiliyor. Ülkemizde töre odaklı dizi ve filmler daha çok Mardin Urfa ve Gaziantep yöresinde çekiliyor. Ancak bu yörelerin halka gösterilmeyen taraflarına baktığımızda hem sağlam temelli bir tarihi geçmiş ve pek çok doğal güzellik görmekteyiz. Şanlıurfa, Mezopotamyaʼnın en eski yerleşim birimlerinden olmasının yanında, efsaneleriyle öne çıkan şehir olma özelliğine de sahiptir. Aynı zamanda peygamberler kenti olarak da bilinir. Hz. İbrahim Mağarası, Balıklı Göl gibi efsanevi mekanlara ev sahipliği yapması buna etkendir. Ayrıca, başka bir tarihi kalıntısı olan Urfa Kalesiʼnin merdivenlerinden şehir tepeden görünebilme özelliğine sahiptir. Buna ek olarak, Şanlıurfa dünya tarihinin şimdiye dek keşfedilmiş en eski tapınağı olan Göbeklitepeʼyi coğrafyasında taşıyor.</p>
<p><figure id="attachment_9461" aria-describedby="caption-attachment-9461" style="width: 632px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/antep.png"><img class="size-full wp-image-9461" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/antep.png?resize=632%2C340" alt="Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Çekilen Töre Konulu Yapımlara Bakış ve Gösterilmeyen Özellikler" width="632" height="340" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/antep.png?w=632&amp;ssl=1 632w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/antep.png?resize=300%2C161&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 632px) 100vw, 632px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9461" class="wp-caption-text">Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Çekilen Töre Konulu Yapımlara Bakış ve Gösterilmeyen Özellikler</figcaption></figure></p>
<p>Gaziantepʼe geldiğimizde, 1700 metrekare genişliğindeki mozaik alanıyla dünyanın en büyük müzesi olan Zeugma Mozaik Müzesi akla gelen ilk tarihi güzellikler arasında yerini koruyor. Üstelik, büyüleyici avlusuyla tarihi Beyaz Han, Antep işi el işlerinin görülebileceği Zümrüt Han, Zincirli Bedesten ve Bakırcılar Çarşısı görülmesi gereken yerler arasında bulunuyor. Gelelim dizi ve filmlerde belki de en çok çekim alanı olarak kullanılan Mardinʼe. Mardin ülkemizde en çok töre malzemesi şehri olarak kullanılan yer olma özelliğini koruyor. Bu yüzden de geçmişi ve güzellikleri es geçilebiliyor. Mardin Güney Doğu Anadoluʼnun Dicle bölümünde yer almasıyla beraber, bölgenin tarihi açısından en eskiye dayanan şehirlerinden biridir. Kendine özel mimari yapısı, kayalıklarla birleşmiş büyüleyici görünümüyle geleneksek Mardin evleri insanı etkileyen bir yapıya sahiptir. Ayrıca, televizyonda lanse edilenden zıt olarak, değişik kültürdeki insanların bir arada uyumla yaşamasının ortaya çıkardığı çeşitlilik de şehre güzellik katan unsurların başında gelmektedir. Şehir pek çok tarihi güzelliğe ev sahipliği yapmaktadır. Darülzefaran Manastırı, Zinciriye ve Kasimiye Medreseleri görülmesi gereken tarihi yerlerden sadece birkaçıdır. Üstelik, Mezopotamyaʼda yaşamış eski medeniyetlerin izlerini ziyaret etmek için şehrin dışında kalan Dara Harabeleriʼde “Mardin” denince es geçilmemesi gereken yerler arasında bulunuyor&#8230;. Gördüğünüz gibi Güney Doğu Bölgesi turizm ve tarihi güzellik açısından, Parisʼten, Romaʼdan, Antalyaʼdan, çok farklı gözükmüyor. Üzerine gidilip iyice derine inilse bu saydığım şehirleri sollayacak şeyler de bulunabilir. Ama töre kavramı kalıplaşmış bir şekilde Doğuʼya öyle bir bütünleşmişki, ne yazık ki insanların aklına bu güzellikler gelemeyebiliyor. Ülkemizde törenin yanlış lanse edilmesi kadına şiddeti ve cinayetleri artırdığı gibi, televizyonda gördüğümüz kan davaları, cinayetler ve tecavüzler yüzünden de oraları gidip görme isteği de ister istemez soğuyabiliyor. &#8220;Doğu&#8217;da töreden başka bir şey yok mu&#8221; ? sorusunu kendimize sorabiliyoruz. Şiddet unsuru çok fazla prim yaptığı için de senarist ve yapımcıların aklına başka bir şey gelmiyor. Sırf reyting artsın diye en alakasız yapımlarda bile ucundan töreyi ve Doğu bölgelerini görebiliyoruz. Bu bölgeleri görme isteği uyandırıcı yapımlara da imza atılabilir. Töreyi es geçip sadece oraların turizmini ve gerçek tarihini öne çıkaran sanatsal yapımlar olabilir. Dram yerine komedi unsuruyla beslenen yapımlar da çekilebilir. Ancak şiddet, cinayet, tecavüz, zorla evlendirme kadar ilgi görmeyip belki 3 bölümde yayından kaldırılacağı için kimse risk almak istemiyor. Bu durum da ülkemizin şiddetten, çocuk gelinlerden ve <strong>törenin yanlış lanse edilmesi</strong>nden ne kadar çok beslendiğini acı bir şekilde gözler önüne sermiş oluyor&#8230;.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/guney-dogu-anadolu-bolgesinde-cekilen-tore-konulu-yapimlara-bakis-gosterilmeyen-ozellikler/">Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Çekilen Töre Konulu Yapımlara Bakış ve Gösterilmeyen Özellikler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/guney-dogu-anadolu-bolgesinde-cekilen-tore-konulu-yapimlara-bakis-gosterilmeyen-ozellikler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9446</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sevgili Ayla Algan&#8217;la Kültürel Bir Yolculuğun Sanatsal Adımları&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sevgili-ayla-alganla-kulturel-bir-yolculugun-sanatsal-adimlari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sevgili-ayla-alganla-kulturel-bir-yolculugun-sanatsal-adimlari/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 05 Jun 2017 08:48:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Selda Önder]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9404</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bazı insanlar vardır; sizi gözlerindeki ışıltı ve bakışlarındaki zeka pırıltılarıyla etkiler, sevgiyle süslediği sözleriyle vazgeçilmeziniz olurlar. Bakmaz onlar, şiir yazarlar gözleriyle. Hani hayatınızın bir parçası olsun istersiniz. O insan hayatınızda olursa tüm problemleri çözer gibi gelir. Olağanüstü donanımlarla bezemiştir yaratıcı onları, bülbül gibi dilleri, kütüphane gibi bilgileri, çok ileri eğitimleri vardır. Hayatları boyunca kültürün eğitimin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevgili-ayla-alganla-kulturel-bir-yolculugun-sanatsal-adimlari/">Sevgili Ayla Algan&#8217;la Kültürel Bir Yolculuğun Sanatsal Adımları&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı insanlar vardır; sizi gözlerindeki ışıltı ve bakışlarındaki zeka pırıltılarıyla etkiler, sevgiyle süslediği sözleriyle vazgeçilmeziniz olurlar. Bakmaz onlar, şiir yazarlar gözleriyle. Hani hayatınızın bir parçası olsun istersiniz. O insan hayatınızda olursa tüm problemleri çözer gibi gelir. Olağanüstü donanımlarla bezemiştir yaratıcı onları, bülbül gibi dilleri, kütüphane gibi bilgileri, çok ileri eğitimleri vardır. Hayatları boyunca kültürün eğitimin güzelliğin zarafetin sentezi gibidirler. Yürümez onlar sizin gözünüzde; görünmez kanatları vardır, elleri şefkat, sevgi, ilham verir dokununca ellerinize. Kötülük, kıskançlık onlardan uzak duygulardır ve hayatlarında asla yer alamaz. Gözleri pırıl pırıl akan nehirler gibidir, kimi zaman coşkun akan, kimi zaman engin sakin ve ılıman. Diyorum ya Yüzüklerin efendisi’ nde gördüğümüz “elf’ ler” gibidir. Tanrı’nın tüm güzelliği bahşettiği melek gibi insanlar. İşte onlardan biri Ayla ALGAN’ dır.</p>
<p>Bildiğiniz gibi mesleğinde başarılı olmuş sanatçılarımızla bir söyleşi gerçekleştiriyorum.</p>
<p>Aklıma ilk gelen isimlerden biridir “Ayla ALGAN” … Bilmiyorum neden isminin her anıldığı yerde içim sıcacık olur, belki de çocukluğumdan beri bildiğim için şarkılarını. “Hamsi Paluğu, Koca Öküz” isimli şarkılarını çok severdim. Ne zaman duysam eşlik ederdim. Yıllar sonra izlediğim “Ali’ye” isimli dizide ki ailesinin üzerine titreyen “Refüj anneanne”. Kurtlar Vadisinde ki “Prof. Anadolu” ve daha nice ömür defterinde yer verdiği nice beyaz sayfalar. Ve bu sayfaları renklendiren karakterleri bu kadar güzel yansıtması… Taktire şayan olmasındandır ki hayatına bunca ödülü bunca başarıyı, mükemmel bir eğitimi sığdırmıştır. O’nun karnesi hep çok iyi lerle doludur. Çok iyi bir oyuncu, çok iyi bir sanatçı, çok iyi bir vatandaş, çok iyi bir eş, çok iyi bir anne ve çok iyi bir büyükanne onun hayatında vasatlığa yer olmayacaktır. O isim sevgili Ayla ALGAN Hanımefendidir.</p>
<p>Harbiye’de ki evini Sevgili Özel Asistanı ve Eğitim Koordinatörü; Sevinç Hanım sayesinde kolayca buluyorum. Kalbim küt küt zili çalıyorum. Kapıyı Sevinç Hanım açıyor. Sıcak bir neskafe eşliğinde biraz sohbet ediyoruz. Derken kapıdan o tatlı yüzü ve ifadesiyle Ayla Hanım beliriyor. Sarılıyoruz, beni röportajlarını yaptığı masaya alıyor. Ve söyleşimize başlıyoruz.</p>
<p><strong> S.Ö:   Güzel gözlerinizde ve teninizde göçmenliğin daha doğrusu Avrupai ligin etkisini görüyoruz. Soy ağacınız nerelere dayanıyor. Sanattaki bu verimliliğinizi bu senteze bağlayabilir miyiz?</strong></p>
<p>A.A:  Benim annem de babamda Giritli ama annem bura Giritli yani büyükbabam daha çocukluğunda göç etmişler. Babamın tarafı da son mübadelede geldi. Dolayısıyla annem bura Giritlisi İstanbul’da doğdu.  Bende burada doğdum Osman Bey’de.  Babamda 18 yaşında filan ancak Venizelos’un oğlu onlara izin verdi çiftliklerinizi satın parasını da alın gidin diye. Öbürleri hep kaçak geldi. Cebinde paralar öyle geldiler.</p>
<p><strong>S.Ö: Anne tarafından sanatın bir başka dalı “Resim” ile ilgilenildiğini, annenizin ressam olduğunu biliyoruz. Siz sanatın her dalında büyük başarılar göstermişsiniz, resimde de yeteneğiniz var mı?</strong></p>
<p>A.A: O dönemde annemde resim okuyordu Mimar Sinan’da İbrahim Çallı’ydı hocası müzik severdi şarkı söylemeyi severdi. Benim çocukluğum için diyorlar ki; “bu daha yürümeyi bilmeden samba yapıyordu duvara tutunup.” Dolayısıyla galeriler yoktu hiç ressamlar için onun için portre yapıp satıyorlardı. Annemde portre yapınca kız arkadaşından para mı alacak deyince stilist oldu. Yani model çiziyordu. Senede iki kere Paris’e gidiyordu. Cristian Dior, Jack Fath (Modacı Jacques  Fath) onlarla çalışıyordu. Onlara bizim renklerimizi götürdü. Mor ile cam göbeği mesela şaşırıyorlardı “nasıl bu bununla beraber olur.” Bütün o kök boyalar, kilimlerde ki kök boyalar onu da okumuştu çünkü akademide. Stilize ediyordu laleleri, karanfilleri. Ve mecburen öyle yaptı sonra babamın parası gelince Girit’ten babam, ha bir ara telgrafhanede çalıştı eski yunanca biliyordu çünkü. Girit’te ilkokul Türkçe idi sonra ortaokulu ya izin veriyorlardı ya izin vermiyorlardı Rumcaya döküyorlardı. Anlattığı babamın,” Dağlardan kadınlar iniyordu” diyordu babam 12 yaşındaydım tüfek elimizde köşkün üstündeki balkonda “Svaskesti” isimleri kadınların. Korkutuyorlardı tabi onları öyle bir devre yaşadılar. Buraya gelince iyi oldu telgrafhaneyi bıraktı iş açtı kendine Galata’da. Sonra paramız oldu yani. Ama o dönemlerde ben daha doğmamıştım o zaman annem epey zorlanmış. Onlara Türk renkleri, şalvar kısa şalvar yapıyordu. Bizim kültürümüzü Fransa’ya götüren annemdir. Sonra burada gelip patron çıkarıyordu onları satıyordu. Terzilik değildi tam stilist şimdiki gibi. O zaman terzi vardı ve “Houte Couture” kutur vardı. Tekti elbise. Konfeksiyon yoktu. Ben Amerika ya gittim o dönemde de konfeksiyon yoktu burada. Bir Printems vardı Paris’te ben çünkü Paris’te okudum. Ortayı Dame de Sion’ dan bitirince Paris’te liseyi okudum. 15 yaşında gittim. Fransızcam çok iyiydi hatta edebiyat hocam hep şey diyordu “size öğrettikleri Fransızca hakiki Fransızca” çünkü kelimelerin dil etnolojisine giriyorlardı kelimelerin akrabalıkları fİlan …. Ve öyle ben hiç İngilizce almadan ders Amerika’da Fransızcayı tercüme ediyordum.  O sırada tiyatroda aktör stüdyo oluyor, kocam da vardı; Baklan’da. Diksiyon öğretiyorlar “Conversision” Fransızca “Conversation.” İngilizce aynı kelime kök kelimeleri de bildiğim için hiç okula gitmedim sadece diksiyon dersi aldım İngilizce. Ve diyorlardı ki ne güzel İngilizcen var. Ben diyordum Fransızcadan uyduruyorum. (Gülüyor). Sonradan şarkı faslına girdim. O da turizm bakanlığının Mukadder Sezgin Bey o zamanlar en iyi şarkıcılar Ajda Pekkan’dı filan ama adam dedi ki; Fransızcası çok iyiydi. Müsteşardı. Kültür bakanlığı yoktu o zaman. Sadece turizm bakanlığı vardı. Yani ben hep dışişlerine çalıştım. Rusya, Afrika, Amerika hep ve Yunus Emre nin adını tanıtmak için oralarda da her dilde de dizelerini şarkılı okuyordum. Poisşantik şarkılı şiir gibi. Ve çok sevdiler bazıları diyordu ki: “yok ya Türk olamaz Anadolu’ lu olamaz bu Yunus Emre.”  Çünkü onlarda 13. Asır tam orta çağ karanlık çağ. Fransızlarda bir Villion (François Villon) diye biri var. O aynı Yunus Emre gibi konuşuyordu. O zaman telefon vardı o kadar nasıl haberdar oldular? Onunda felsefesi benzer yunus Emre’ye ama tabi Yunus Emre’nin tasavvuf felsefesi Hegel gibi… yani ben hep batıda eğitildiğim için kendi kültürüme hep batıda nereden almış, Batı nasıl almış derken sonunda dedim ki; bizimki daha iyi. Çünkü bizim tasavvuftaki oruçlar hep doğa içinde kalmak kendini çekmek her şey felsefecinin işidir tabi de yani sosyal hayattan dışarı çıkmak doğacı olmak doğa içinde temizlik için… En sonunda tasavvuf felsefe; “düşünüyorum dolasıyla varım.” Descartes’le bitiriyor. (<strong>Cogito, ergo sum</strong>: <strong><em>Düşünüyorum, öyleyse varım</em></strong>). Gogito ergo decartın düşü…</p>
<p>Hegelden iyi… Hegel “gogito ergoy’la” bitirmiyor. Daha psikolojik daha 20. Asır felsefesini konuşuyoruz şimdi bizimki daha eski. Ve o dizeleri söyledikten sonra birden şarkıcı buldum kendimi. Zeki Müren Bey 5 bin kişilik gazinoda çıkıyor Çakıl diye bir gazino vardı Aksaray’da hala var mı bilmiyorum. Belki yıkılmıştır gökdelen yapmışlardır. “Zeki Bey dedim Yunus Emre kim dinler gazinoda içkili gazinoda.” O da “bak dinlerler göreceksin.” dedi. Sonra tabi birkaç Fransızca Şanson (Kıt’a adı verilen şarkı gibi söylenen mısra.) ekledim. Bir de kadın özgürlüğünü anlatan “Hamsi Paluğu” va “Koca Öküz” var. O “Koca Öküz” bir tuttu herkes eğlenceli zannediyor ama laflar o kadar sosyal içerikli ki o kadının; öküz öldüğü için kuma almak istiyor adam yani çalışsın diye…  Geçen Frankfurt’a gidiyorum orada 15-20 yıllık bir tiyatro var Türkçe oynuyorlar. İşte oraya gittiğim zaman beni çok seviyorlar tabi dizilerden de tabi tanıyorlar. Büyük mağazanın birinde bir kadın “Aman Ayla Hanım bu, seni çok seviyor” dedi. 4 yaşında ki çocuğu gösteriyor. “Bu nereden bilir beni ayol” dedim. Ayla diyor Ayla Algan diyor çocuk bakıyor sonra “Koca Öküz” deyince çocuk “ach so” dedi. Meğerse Koca Öküzü biliyor beni nereden tanıyacak 4 yaşında çocuk. Annesi tanıyor ve büyükannesi belki…</p>
<p><strong>S.Ö: Sayısız ödül adınız. Başarı sizin diğer adınız gibi. En çok heyecan duyduğunuz ödülünüz hangisidir?</strong></p>
<p>A.A:  Şarkı olunca bu sefer batı müziğine geçtim.  Ergüder Yoldaş ile çalıştım. Onunla ikincilik ki birinciliğimi yediler Rus’a verdiler Bulgaristan’da Türkleri hiç sevmiyorlardı çünkü.  Ama halk sürekli “bir daha söyle” diyor. Birinciye gelene kar üçüncü ikinci birinci en son söyleyecek. Sıra birinciye gelmesin diye halk “bir daha söyle” diyordu. Sonra kızdım tabi sinir oldum. Kocamda diyor ki “niye gidiyorsun?”. Polonya’dakine gittim bu sefer Sopot’a. Orada birinciliğimi aldım. Orada Kızılderililer üzerine bir şarkı yaptım. Yarısı kızılderili, yarısı Fransızca, yarısı İngilizce; Porto Rikolulara bağladım. “As no time for us” diye “no plays for us” diye bak onu da neden anlatıyorum hep bizi küçültmek istiyorlar Avrupa’da hıncımı alayım diye yaptım. Çünkü tam Kızılderililere ne yaptılarsa anlatıyor şarkı. “Bizim diyor babamın o kırlarda at koşturduğu yerde Times Squere yaptılar diyor. Lipsitik ile petrol kokuyor diyor orası.” Onu sansüre koydular. Dünya çapında bir şeye Times Squere diyemezsiniz dediler tamam dedim. E iki hece cehennem dedim, cehennem yaptılar o bölümü o macerada öyle. (Okuyucularımız You Tube’de bulabilir. Ayla Algan’ın Sopot’u deyim yerindeyse fethedişini. O nasıl bir yorum, o sahnede devleşme, susmadı alkışlar susmadı ta ki tekrar çıkıp şarkısını tekrar söyleyene kadar. Efsaneydi, Şahaneydi) …</p>
<p>Sonra müzikallerde oynadım. Yıldız Kenter, Müşfik Kentler ’le üç kuruşluk operada oynadım. Ama daha politik şarkılar söylemeyi seviyordum; layloylom değil. Ama sonra tabi plağa girince mecbursun. Ama yine de “Koca Öküz”, “Hamsi Paluğu’nu” Karadeniz’i gezerken ben hep yaşlılardan masal ninni şarkı söylüyorsa onları hep toparlardım. Bir kadına rastladım çay büküyordu kocasına söyleniyor; başımdaki yazmanın ben verdim parasını denizdeki takanın ben aldım yarısını…(gülüyoruz) Engin evladım hemen müzik yaptı. Ajda’nın bir söz yazarı var hemen o da Türkçelerini yaptı bir çıktı bir tuttu o da koca öküz kadar.  8 Mart şarkılarım diyorum onlara kadın özgürlüğü şarkılarım. Tabancasız tüfeksiz hakkımı alacağım hamsi balığı gibi hop hop oynatacağım diyor. Şarkıları böyle toparladım. Muhsin hoca bölge tiyatroları böyle çıkınca hiç istememişti o. Zaten bölge tiyatroları Köy Enstitüleri kapandıktan sonra bir Marshall yardım verdi Amerika ki en azını bize verdi en geri kalmış memleketlere çok daha fazla para gitti. Ve enstitüleri de Rus eğitimidir diye kapattı. Yerine bölge tiyatrolarını kurarsak dedi. Köy enstitüleri, bölge tiyatroları, halk evleri üçgeni içinde tiyatroyla doğru Türkçe öğretecek müzik yapacak mesela kaval çalan çoban gelip flüt çalacak cumhur reisinin orkestrasında düşüncesi vardı. Öyle bir yaptılar ki yine burada konservatuarlar ya da nerdeyse oradan çıkan çocuğu oraya yolluyor. O zamanda dedim ki bari benim yaptığım gibi masalları ninnileri eski Anadolu yaşlı kadınlara gidin konuşun fotoğraf çekin oradan oyun çıkarın bari dedim.  Kalkıp bilmem ne kasabasına Shekspir yine iyi benziyor bari onları yapın dedim. O kızlar heba oluyordu şehirde okumuş konservatuarı bekliyor ki şehirde oynayacak kendi şehrinde İzmir, Mersin bilmem ne köy bucak yolluyorlar.</p>
<p><strong>S.Ö: Yeterlimi sizce konservatuarlarda ki eğitim?</strong></p>
<p>Ben artık yollamıyorum. Hocada kalmadı artık. Çok idealistler gidiyor iki ders veriyor sonra öbürü geçiyor yani bir bütün yok. Hocalar bir araya gelip çünkü diksiyon almaya mecbursun dekor kostüm yapan mecbur şarkı söyleyen mecbur bir klik kuramadılar. Klan gibi yaşamak lazım tiyatroda yani ontik bir sanat dekor kostüme benzemez kostüm müziğe benzemez ışık yazara benzemez onun için İsmail Tunalı’ nın ontolojisini okuyun diyorum. Ontolojiyi bu zamanda çocukların bilmesi lazım. Çünkü sadece bir yönü aldıkları için mesela Sosyoloji okuyor Sosyal Psikolojiden hiç haberi yok. Hep aynı fenomeni aldıklarının farkında değiller. O zaman forum tiyatrosuna girmek lazım. Bu fenomen psikolojik karı koca kavgası bilmem ne benle ilgili bir de sosyal benim var süje oluyor o zaman ben oluyor. Toplumsal benim var onunla onu o kadar karıştırıyor ki hele piyeslerde öyle olmadığı için aynı şeyi söylüyorlar psikolojik toplum içinde de ağlıyor. Toplum içinde dirençli gözükmesi lazım. Hero’nun başrol oynayan. Onun için bu laboratuvarı kurduk, şehir tiyatrosunda kurduk şimdi 25 sene oldu. Gelen kapatıyor sonra biz emekli olduk Erol Keskin’de vardı bizimle Macit Koper, Taner Barlas, onlarda LCC’den (Language and Culture Center) öğrencilerimiz Beklan’ ın benim Haldun Taner’in öğrencileri. Oraya başa gelen biri ne lüzumu var demiş buna.  Verdiği de 300 lira yol parası yani laborantları araştırma yapan…kadroya da almıyorlardı. Böyle idealistler yetişti. Bende dernek kurdum. En mühimi kimse kapatamıyor.</p>
<p><strong>S.Ö:  Eğitim önemli; gençleri eğiterek buna olan inancınızı kanıtlıyorsunuz. Peki alaylı oyuncular hakkında ne düşünüyorsunuz, eksiklikleri eğitim dışında nedir? Bundan oyuncu olmaz dediğiniz sizi şaşırtan bir oyuncumuz var mı?</strong></p>
<p><strong> </strong>A.A: Ben yaratıcı Drama’yla başladım ders vermeye dışarıya sonra baktım ki tiyatrocular sinemada iyi olmuyorlar. Bende aynı şeyi geçirdim mesela ah güzel İstanbul sadri alışıkla bana diyordu ki göğüs planda kamera yakındayken tiyatrocu gibi oynama gözünle oyna, gözünle ara gözünle düşün diyordu öğrendim. Öyle güzel öğrendim ki kamera önü derslere başladım. Şimdi 15 20 senedir sade kamera önü dersleri veriyorum tiyatro değil. Tabi karaktere girmek var sıcak sandalye dediğimiz Psikolojik Psikoteknik, Moreno tiyatrosu var orda kendini araştırmayı öğrensin diye oyuncu bütün bunlar var. İki aylıktı şimdi üç aylığa geçirdim.</p>
<p>Bir sürü de starlarım var eksik olmasınlar. Beni utandırmayan Bergüzar(Korel) var mesela harika oynuyor Vatanım Sensin’de.  Barış’ta(Arduç) öyle, mankenlikten gelen Tolgahan Sayışman’da öyle benim öğrencilerim çok iyi çıktı. Çünkü ben diksiyon dersini diyafram ses ile veriyorum. Meridith Monk’ın tekniği. Yoga mantralarına kadın sesi çıkarttırıyor. Ve sen kendi bedenin sesini buluyorsun. Sonra merkezler değişiyor tipe girdiğin zaman. Mesela ben bir kurtlar vadisinde kendi sesimi kullandım. O kadın o kadar benziyor ki bana zaten böyle giysilerimle gidiyordum. Zaten söylediklerinde “aaa benim işim ne kurtlar vadisinde” dedim.  Yok dedi bir Profesör kadının hayatını hani fizikçiler vardı ya uçaklarını düşürdüler bor yüzünden. Bor sadece Türkiye’de var. Toryum’u bulmuşlardı bunlar. Şimdi işlendiği zaman doğalgaz yapabiliyorsun elektrik yapabiliyorsun ve bor sadece Türkiye’de.  Onu duyunca ben bunları da söyleyecek miyim dedim evet deyince kayınpederimin hıncını çıkartıcam dedim. Bir günde boru devletleştirdiler bu adam bize de açık vermiyor Allahtan Kromları da vardı ve işçiye çok yakındı adam en temizi onlarındı. En az kaza yapabilecekleri şekildeydi. Aldılar Etibank’a verdiler. Etibank’ tanda Amerikalısı İngiliz’i aldı. Öyle satıldık. Dolayısıyla çok hoş neler anlattılar ben bilmediklerimi de orada öğrendim oynarken. Bir tohumlar varmış mesela bizde öyle profesörler geliyormuş o tohumu bulunca fidesini kendi ismini koyuyormuş bunu da Erhan diye biri var güya beni koruyor herkesten ben güya binmemişim uçağa yaşıyorum. Ve Toroslarda yaşamışım işte orada da araştırmalarımı işçi olarak çıkarmışım.  Ve diyor ki “nasıl kısır” biz diyorum şimdi Hollanda’dan marul alıyoruz ve kısır nasıl kısır olur ya biz diyor “karpuzun çekirdeğini saklayıp ekiyorduk dimi abla” diyor bana. Evet diyorum yavrum Türk bayrağı olan topraklarda bunlar başka profesörlerin araştırması yazılıyor ve bizde domatesi bile İsrail’den alıyoruz. Ben Çanakkale’de domates yiyorum bahçede o çekirdeği ile bile çıkmış. Ama artık o eski koku yok. Ben Amerika’ya gittikten sonra domates yememeye başladım.</p>
<p><strong>S.Ö: Sinema mı tiyatro mu? Desem… </strong></p>
<p><strong> </strong>A.A: Sinema diyorum neden çocukları yetiştirirken, şimdi tiyatrolarda şöyle bir şey oldu kuramsal eskiden konservatuar bitiren genç mecburdu şehir tiyatroları devlet tiyatroları bunları almaya tabi seçerek alıyordu ama zaten konservatuarda seçerek alıyor. 300 kişi giriyor 3 kişi alıyor Mimar Sinan…</p>
<p>Çevreye göz gezdiriyorum, girişte küçük yaşlarda ders aldığı Piyanosu, içerde küçük Botanik bahçesi, ortada çok değerli bir antika özelliği olan sini (Muhsin Ertuğrul’un hediyesi) üzerinde kendisini anlatan dergiler, oturduğumuz masanın karşısında resimler…</p>
<p>Yan tarafta Muhsin Ertuğrul’un büstü, iki tane birini annesinin yaptığı iki büst ve resimler. Sevgili eşi 2010 yılında kaybettiğimiz ünlü sanatçımız Beklan Algan’ın resmine bakıyoruz ikimizde “Ne kadar yakışıklıymış diyorum. Gözlerinden hüzün geçiyor “öyleydi” diyor. Küçük yaşlarda Bedia Muvahhit’in eşi Avusturyalı müzisyen Friedrich von Statzer’ den ders almış Ayla Algan aile dostları olan küçük Garo Mafyan ile. Bedia Muafit öyle kıskançmış ki dersin ortasında kapıyı pat diye açar girermiş. Eşi kime ders veriyor diye. İki çocuğu görünce içi rahat günün her saatinde giyindiği uçuşan saten sabahlığı sürüyerek ponponlu terlikleriyle çekermiş kapıyı. İler ki yıllarda Bedia Muvahhit Ayla Hanım’a “kocanı gönderme bir yere kıskanmıyor musun dediğinde Ayla Hanım gülerek “ben onu hamile bıraktım gidemez bir yere dermiş” ve kahkahalarla gülerlermiş bu sözün üzerine. Sonra diyor ki; “Kalp krizi geçirmişti tedavisi yapıldı. Hiçbir sorun kalmamıştı birden bu kanser çıktı ve kısa sürede…” diyor gözleri dolu. Konuyu değiştirmek için soruyorum.</p>
<p><strong>S.Ö: Actor’s stüdyo ya eşinizle birlikte gitmiştiniz, kimler vardı o dönemde?</strong></p>
<p>A.A: Joshua Logan, Elia Kazan bir de Lee Strasberg hocalarımızdı. Marlon Brando başta olmak üzere Montgomery Clift, Julie Harris, Eli Wallach, Karl Malden, Patricia Neal, Mildred Dunnock, James Whitmore ve Maureen Stapleton gibi aktörler de burada eğitim almıştı. Marlon Brando ve Marilyn Monreo bizden önce eğitim almışlardı ama zaman zaman gelir, bir tipten bir tipe geçmek, alt benlerini temizlemek için çalışırlardı. Actor’s Studio vakıf gibi bir yerdi.</p>
<p><strong>S.Ö: Siz bir vatanseversiniz. İlkeleriniz var. Size hitap etmeyen ruhunuzu ele geçiremeyen hiçbir projede gelecek vaad etse de var olmamışsınız. Bu konuda kendinizin dışında söz verdiğiniz biri var mı?</strong></p>
<p>A.A: Komedyen Fannie Brice’in hayatını anlatan Funny Girl filmi için Brice rolü Barbara Streisand’dan önce size teklif edilmişti ama, kabul etmedim. Colombia Pictures, Funny Girl filmi için 8 senelik kontrat imzalatmak istiyordu. Marlon Brando bana: “Colombia Pictures’dan hala kendimi satın alamadım” dedi. 8 senelik kontratı imzalattı mı, ne istiyorsa oynatıyor, porno bile! Bu nedenle kabul etmedim. Bir de Belmondo’ yla oynayacağım bir film teklifi geldi. Rolüm çok iyiydi; esrar içen kadınları koruyan, onları vazgeçiren bir karakterdi. Ama Türkiye’yi nasıl gösteriyor biliyor musun? Ülkemizi uyuşturucu bakımından çok kötü gösteriyordu. O zamanın Başbakanı Bülent Ecevit;” Biz sadece farmakolojik esrar kullanıyoruz” diyordu. O zamanlar şimdiki gibi mafyalar, uyuşturucu kaçakçıları filan bu kadar yoktu. Bu yüzden ülkemi karalayan o filmde oynayamazdım. Vatan haini olarak görülebilirdim.</p>
<p><strong>S: Ö: Bu hayata tekrar gelseniz kim olup nerede yaşamak isterdiniz?</strong></p>
<p>A.A: Tabi ki kendim olmak isterdim. Buraya gelene kadar o kadar uğraştım ki sadece kendim olmak isterim.</p>
<p>Biraz daha sohbet ediyoruz siyah rengi tercih etmememi öneriyor, gözlerinin renginden kıyafet seç diyor. Çocukların renk skalasından da koyu renklerin çıkarılması gerektiğini söylüyor…</p>
<p>Bir insan bu kadar mı doğal ve içten olur. Bizler Sanatçılarımızın gerçek hayatlarında farklı, ekranda farklı olduğunu düşünürüz. Sevgili Ayla Algan öyle içten ki bir anda o güzel aurası insanı çekiyor. Tüm dış güzellikler bir yana dersek ya iç güzelliği o yumuşacık kalbi, torunu evde diye o özeni, kapıya gelen balıkçıdan balığı özenle seçiyor kızı Sevi Hanım’ın yavrusu için. Ne kadar dolu bir insan kitap gibi o güzel başının içinde bir kütüphane var. Hep severdim şimdi aşığım ona. Hep hayatımda olsun isterdim.</p>
<p>İzin isteyip kalkıyorum. Sevgili Ayla Algan’a, Sevgili Asistanı beni Ayla Hanım’a ulaştıran güzel gözlü melek yüzlü Sevinç Hanım’a çok teşekkür ediyorum. Ayla Hanım kendisine her zaman ulaşabilmem için Telefon numarasını veriyor. Kendisine sarılıp öpüyor ve ayrılıyorum. Merdivenlerden inerken ben böyle güzel bir insanla sohbetimden mutlu ve sıcacık kalbim…</p>
<p><em><strong>BASIN BİLDİRİSİ:</strong></em></p>
<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Tiyatroları ve Tiyatro Frankfurt iş birliğiyle 4’üncü kez düzenlenen Frankfurt Türk Tiyatro Festivali, 5-15 Mayıs arasında yapıldı. Türk tiyatrosunu tanıtmayı amaçlayan festivalin İstanbul’daki tanıtım toplantısına katılan Tiyatro Frankfurt Genel Sanat Yönetmeni ve Frankfurt Türk Tiyatro Festivali Başkanı Kamil Kellecioğlu, bu yılki sloganın ‘Sanata Evet’ olduğunu söyledi.</strong></p>
<p>KAMİL Kellecioğlu, festival boyunca 25 etkinlik gerçekleştirileceğini kaydederek, “Güzel bir şey yapmak istedik. Bana kalırsa güzellik göreceli değil bulaşıcıdır. Tiyatro bizim en insan yanımız. Gelin hep birlikte bu güzelliği dünyaya bulaştıralım. Gelin bütün çirkinlikleri güzelliklere ulaştıralım” dedi.<br />
Festivalin kültürlerarası bir köprü işlevi gördüğünü dile getiren Kellecioğlu, “Türk tiyatrosunun gelişimini uluslararası platforma taşımak ve yabancı sanatseverleri oyunlarımızla buluşturmak, ülkemizin zengin kültürel geçmişini ve Türk tiyatrosunun bugünkü yansımalarını tanıtmak amacıyla çıktığımız bu yolda, Frankfurt Türk Tiyatro Festivali büyük önem taşımaktadır. Frankfurt’ta Türkçe konuşan tiyatro kültürlerarası diyalog için bir köprü oluşturmak idealindedir” diye konuştu.</p>
<p><strong>ÇOCUKLAR DA UNUTULMADI</strong></p>
<p>Festival programı hakkında da bilgi veren Kellecioğlu, şöyle dedi: “Beş tane büyük prodüksiyonlu oyunumuz var. Adana Devlet Tiyatrosu, Pangar Tiyatrosu, Talimhane Tiyatrosu, Entropi Sahne ve Seyir Tiyatrosu’nun çocuk oyunuyla, birbirinden değerli oyunlar ve oyuncularımız bizimle birlikte olacak. Atölye, söyleşi ve panellerin yanı sıra çocuklarımız için yapılacak yaratıcı drama ve çocuk tiyatro atölyeleriyle çocuklarımızı da unutmamış olacağız.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><figure id="attachment_9395" aria-describedby="caption-attachment-9395" style="width: 333px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/aylaalgan2.jpg"><img class="wp-image-9395 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/aylaalgan2.jpg?resize=333%2C250" alt="Sevgili Ayla Algan'la Kültürel Bir Yolculuğun Sanatsal Adımları..." width="333" height="250" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/aylaalgan2.jpg?w=333&amp;ssl=1 333w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/aylaalgan2.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 333px) 100vw, 333px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9395" class="wp-caption-text">Sevgili Ayla Algan&#8217;la Kültürel Bir Yolculuğun Sanatsal Adımları&#8230;</figcaption></figure></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevgili-ayla-alganla-kulturel-bir-yolculugun-sanatsal-adimlari/">Sevgili Ayla Algan&#8217;la Kültürel Bir Yolculuğun Sanatsal Adımları&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sevgili-ayla-alganla-kulturel-bir-yolculugun-sanatsal-adimlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9404</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Berlin’de Türk Sineması Etkinliği</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/berlinde-turk-sinemasi-etkinligi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/berlinde-turk-sinemasi-etkinligi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 04 Jun 2017 13:42:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9373</guid>
				<description><![CDATA[<p>30 Mayıs Salı günü Berlin Teknik Üniversitesi’nde Türk sinemasındaki edebiyat uyarlamaları üstüne bir konferan yapıldı. Üniversitenin dil ve kültür merkezinin (Sprach und Kulturbörse der TU Berlin) çağrılısı olarak Berlin’e davet edilen sinema yazarı Rıza Oylum, Türk sinemasında yapılan edebiyat uyarlamalarının seyrini ingilizce bir sunumla  üniversiteli sinema severlerin beğenisine sundu. Konferansta; Susuz Yaz, Vurun Kahpeye, Vukuat [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/berlinde-turk-sinemasi-etkinligi/">Berlin’de Türk Sineması Etkinliği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>30 Mayıs Salı günü Berlin Teknik Üniversitesi’nde Türk sinemasındaki edebiyat uyarlamaları üstüne bir konferan yapıldı. Üniversitenin dil ve kültür merkezinin (Sprach und Kulturbörse der TU Berlin) çağrılısı olarak Berlin’e davet edilen sinema yazarı Rıza Oylum, Türk sinemasında yapılan edebiyat uyarlamalarının seyrini ingilizce bir sunumla  üniversiteli sinema severlerin beğenisine sundu. Konferansta; <em>Susuz Yaz, Vurun Kahpeye, Vukuat Var, Adı Vasfiye, Anayurt Oteli, Uçurtmayı Vurmasınlar, Karılar Koğuşu, Tatar Ramazan </em>ve<em> Kar Beyaz</em> gibi farklı dönemlerde yapılan uyarlamaların üstünde duruldu. Türk sinemasındaki edebiyat uyarlamalarının tarihi, yazarlar üzerinden edebiyat uyarlamaları, hapishanede geçen uyarlamalarda erkek, kadın ve çocuk gözünden yaklaşımlar gibi farklı konu başlıkları altında, edebiyat-sinema ilişkisinin Türk sinemasındaki seyri konferansın konusunu oluşturdu.</p>
<p><figure id="attachment_9379" aria-describedby="caption-attachment-9379" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5489.jpg"><img class="size-full wp-image-9379" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5489.jpg?resize=640%2C360" alt="Berlin’de Türk Sineması Etkinliği" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5489.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5489.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5489.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5489.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9379" class="wp-caption-text">Berlin’de Türk Sineması Etkinliği</figcaption></figure></p>
<p>Türk dizilerinin sinema sektörüne etkileri, sinema filmlerine destek ve bağımsız sinema yaklaşımları üstüne çeşitli soruların da sorulduğu konferans iki saat sürdü.</p>
<p><figure id="attachment_9377" aria-describedby="caption-attachment-9377" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5461.jpg"><img class="size-full wp-image-9377" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5461.jpg?resize=640%2C360" alt="Berlin’de Türk Sineması EtkinliğiBerlin’de Türk Sineması Etkinliği" width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5461.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5461.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5461.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5461.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9377" class="wp-caption-text">Berlin’de Türk Sineması Etkinliği</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_9380" aria-describedby="caption-attachment-9380" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5493.jpg"><img class="size-full wp-image-9380" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5493.jpg?resize=640%2C360" alt="Berlin’de Türk Sineması Etkinliği" width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5493.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5493.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5493.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5493.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9380" class="wp-caption-text">Berlin’de Türk Sineması Etkinliği</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_9376" aria-describedby="caption-attachment-9376" style="width: 1920px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5451.jpg"><img class="size-full wp-image-9376" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5451.jpg?resize=640%2C360" alt="Berlin’de Türk Sineması Etkinliği" width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5451.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5451.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5451.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/DSCF5451.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9376" class="wp-caption-text">Berlin’de Türk Sineması Etkinliği</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/berlinde-turk-sinemasi-etkinligi/">Berlin’de Türk Sineması Etkinliği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/berlinde-turk-sinemasi-etkinligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9373</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Karanlık Bir Şarkı (A Dark Song)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/karanlik-bir-sarki-a-dark-song/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/karanlik-bir-sarki-a-dark-song/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 10 May 2017 10:53:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[a dark song]]></category>
		<category><![CDATA[catherine walker]]></category>
		<category><![CDATA[liam gavin]]></category>
		<category><![CDATA[mark huberman]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9250</guid>
				<description><![CDATA[<p>Siz Olsanız, Karanlık Tarafta Nereye Kadar Devam Edebilirdiniz? Kendisinin yazıp yönettiği kısa filmlerinden sonra, İrlandalı yönetmen Liam Gavin, ilk uzun metrajlı filmi olan A Dark Song&#8216;da, yüzleşmemeyi seçtiğimiz insani duyguların metaforlar üzerinden anlatımı ile izleyicinin, kendisine olan inancı ve şüphesi arasındaki o ince çizgiyi sorgulamasını sağlıyor. A Dark Song 3 yıl önce oğlunu bir grup [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karanlik-bir-sarki-a-dark-song/">Karanlık Bir Şarkı (A Dark Song)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siz Olsanız, Karanlık Tarafta Nereye Kadar Devam Edebilirdiniz?</strong></p>
<p>Kendisinin yazıp yönettiği kısa filmlerinden sonra, İrlandalı yönetmen <strong>Liam Gavin</strong>, ilk uzun metrajlı filmi olan <strong>A Dark Song</strong>&#8216;da, yüzleşmemeyi seçtiğimiz insani duyguların metaforlar üzerinden anlatımı ile izleyicinin, kendisine olan inancı ve şüphesi arasındaki o ince çizgiyi sorgulamasını sağlıyor.</p>
<h2>A Dark Song</h2>
<p>3 yıl önce oğlunu bir grup gencin karanlık ritüeline kurban veren <strong>Sophia</strong>&#8216;nın kendisi de, karanlık bir ritüel olan ve kişiyi hem fiziksel hem de ruhsal olarak aşırı zorlayan <strong>Abramelin</strong>&#8216;i, bu tip ritüeller üzerinde uzman olan <strong>Neil</strong> ile gerçekleştirmeye karar verir.</p>
<p><figure id="attachment_9254" aria-describedby="caption-attachment-9254" style="width: 783px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song.jpg"><img class="size-full wp-image-9254" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song.jpg?resize=640%2C317" alt="A Dark Song" width="640" height="317" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song.jpg?w=783&amp;ssl=1 783w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song.jpg?resize=300%2C149&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9254" class="wp-caption-text">A Dark Song</figcaption></figure></p>
<p><strong>Abramelin </strong>hakkında kısaca söylenebilecekler ise, <strong>Abraham ben Simeon, of Worms </strong>tarafından 15.yüzyılda yazılmış olan &#8216;<strong>The Book of Abramelin&#8217; </strong>kitabında anlatıldığı üzere <strong>Abra-Melin</strong> isimli Mısırlı bir sihirbazın, kendi adını verdiği bir yağı kullanarak uyguladığı karmaşık bir dinsel bir ritüel olduğudur.</p>
<p><strong>Neil</strong>, <strong>Sophia</strong>&#8216;nın 1 senelik tuttuğu bir kır evinde, kendisine yoğun derecede soğuk sularla arındırma seansları yaparak, <strong>Sophia</strong>&#8216;nın bildiği diller olan Fransızca ve Almanca duaları kendisine okutmakta, seksin hiçbir çeşidi olmaksızın<strong><u>(</u></strong><u>bunlara, mastürbasyon da dahil<strong>)</strong></u> sadece gün doğarken ve gün batarken yemekler yemesini sıkı bir şekilde takip ederek bu karmaşık ritüeli uygular. Bu sürede <strong>Neil</strong>, <strong>Sophia</strong>&#8216;ya psikoloijk ve fiziksel olarak da bir işkence uygulamakta, kendisinin sözünden hiçbir şekilde çıkmasına izin vermemektedir. <strong>Sophia</strong>&#8216;nın, <strong>Abramelin</strong>&#8216;i gerçekleştirmek istemesindeki amacı ise, oğlu ile konuşabilmek ve oğlunun katillerinden, onları lanetleyerek intikam almayı istemektir. Lakin <strong>Neil</strong>, kendisine bunu neden yapmak istediğini sorduğunda ise, tamamen dürüst olması gerektiğini söyler ama <strong>Sophia</strong> ona yalan söyleyerek yaşadıklarının acısı sebebiyle utandığını belli etmemeyi seçmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_9251" aria-describedby="caption-attachment-9251" style="width: 1110px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg"><img class="size-full wp-image-9251" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg?resize=640%2C427" alt="Kendisinin yazıp yönettiği kısa filmlerinden sonra, İrlandalı yönetmen Liam Gavin, ilk uzun metrajlı filmi olan A Dark Song..." width="640" height="427" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg?w=1110&amp;ssl=1 1110w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9251" class="wp-caption-text">Kendisinin yazıp yönettiği kısa filmlerinden sonra, İrlandalı yönetmen Liam Gavin, ilk uzun metrajlı filmi olan A Dark Song&#8230;</figcaption></figure></p>
<p><strong>2016</strong> yapımı olan film, ne bir korku filmi ne de bir gerilim filmidir. Bence anlatılmak istenenler, betimlemeler ve görsel metaforlar üzerinden, bir annenin yaşadığı pişmanlığı ve acıyı tüm çıplaklığı ile göstermektir. Oğlunu kaybetmenin acısını yaşarken, yaptığı bir hata sonucu ömrünün sonuna kadar çekeceği bedellere katlanmak istemeyen bir kadının çaresizliği ile insan olarak, bizlerin karanlık tarafta nereye kadar gidebileceğimizin sınırlarını gözler önüne sermektedir. Bir nevi, insani acıların yükünü kaldırmanın zorluğu ile kayboluşun arasındaki o karmaşık çizginin nerede yok olabileceğini gösteren bir ağıttır.</p>
<p>Bir açıdan filmde, uzun zaman önce psikolojide kullanılmış olan <strong>(</strong><u>ve maalesef ki, adını bir türlü hatırlayamadığım</u><strong>)</strong>, bir grup bireyin günlerce tek bir mekana kapatılarak korkutulmaları sonucu yaşadıkları ruhsal değişimlerin gözlemlenmesi tekniği kullanılmış diyebiliriz. Aslında birçok korku ve gerilim filmi bu tekniği kullanarak, izleyici üzerinde istediği izlenimi yakalamaktadır. <strong>A Dark Song</strong>&#8216;da da bu yöntem kullanılmış, ana karakterler üzerinden izleyiciye ayna tutulmaya çalışılmıştır.</p>
<p><strong>Sophia</strong>&#8216;nın yaşadığı pişmanlık, günlük hayatımızda her an karşımıza çıkabilecek bir pişmanlık niteliğindedir. Sevdiğini kaybetmenin acısı ve bu acıyı hafifletmek adına çaresizce yapılan her şey, insan olmanın getirdiği duygusal yüklere ilaç özelliği taşımaktadır. Tabi <strong>Neil</strong>&#8216;ın uyguladığı psikolojik ve fiziksel işkence de, bizlerin günlük hayatta birbirimize yaşattığımız ya da başkalarından gördüğümüz  baskının ve zulmün ta kendisidir.</p>
<p><figure id="attachment_9252" aria-describedby="caption-attachment-9252" style="width: 700px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song-film.jpg"><img class="size-full wp-image-9252" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song-film.jpg?resize=640%2C265" alt="2016 yapımı olan film, ne bir korku filmi ne de bir gerilim filmidir." width="640" height="265" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song-film.jpg?w=700&amp;ssl=1 700w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song-film.jpg?resize=300%2C124&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9252" class="wp-caption-text">2016 yapımı olan film, ne bir korku filmi ne de bir gerilim filmidir.</figcaption></figure></p>
<p>Başrolleri, <strong>Dark Touch(2013)</strong> ve <strong>Frank(2014)</strong> filmlerden hatırlanabilecek <strong>Mark Huberman</strong> ve yine, <strong>Dark Touch(2013)</strong> ve <strong>Leap Year(2010)</strong> filmlerinden tanıyabileceğimiz <strong>Catherine Walker</strong> paylaşmaktadır.</p>
<p>Filmi izledikçe, biraz biraz <strong><u>(</u></strong><u>tabi izlediyseniz, ki onlar da mutlaka izlenmeli<strong>)</strong></u><strong> The VVitch(2016)</strong> ile <strong>Babadook(2014)</strong>&#8216;un bir harmanı gibi gelebilir ama kesinlikle onlara özenmemektir. Başlı başına, kendi bütünlüğünü koruyabilen bir psikolojik gerilim.</p>
<p><strong>Liam Gavin</strong>, tam olarak ne anlatmak istediğini müthiş bir incelikle betimlemiş ve izlemesini bizlerin insiyatifine bırakmıştır. Bu başarılı filmi, en kısa zamanda şiddetle izlemenizi tavsiye ederim.</p>
<p>Herkese iyi seyirler.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karanlik-bir-sarki-a-dark-song/">Karanlık Bir Şarkı (A Dark Song)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/karanlik-bir-sarki-a-dark-song/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9250</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kolonya Cumhuriyeti Mi, Muz Cumhuriyeti Mi?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kolonya-cumhuriyeti-mi-muz-cumhuriyeti-mi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kolonya-cumhuriyeti-mi-muz-cumhuriyeti-mi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 03 May 2017 05:43:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9123</guid>
				<description><![CDATA[<p>2017 Nisan ayında vizyona giren ve ilk verilere göre izleyicin beğenisini toplayan Kolonya Cumhuriyeti filmi hakkında bir değerlendirme yapacağız. Kolonya Cumhuriyeti’nin eleştirisine başlamadan önce belirtmek gerekir ki, film TV’de her hafta yayınlanmakta olan Güldür Güldür ekibinin senaryolaştırıp çektiği bir sinema filmidir. Bu sebeple aslında filmi değerlendirirken Güldür Güldür’ü takip eden bir kişi olarak izlenimlerim biraz [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kolonya-cumhuriyeti-mi-muz-cumhuriyeti-mi/">Kolonya Cumhuriyeti Mi, Muz Cumhuriyeti Mi?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>2017 Nisan ayında vizyona giren ve ilk verilere göre izleyicin beğenisini toplayan <strong>Kolonya Cumhuriyeti</strong> filmi hakkında bir değerlendirme yapacağız. Kolonya Cumhuriyeti’nin eleştirisine başlamadan önce belirtmek gerekir ki, film TV’de her hafta yayınlanmakta olan <u>Güldür Güldür</u> ekibinin senaryolaştırıp çektiği bir sinema filmidir. Bu sebeple aslında filmi değerlendirirken Güldür Güldür’ü takip eden bir kişi olarak izlenimlerim biraz daha uzun erimli olacaktır.</p>
<h2>Kolonya Cumhuriyeti</h2>
<p>Birisi cumhuriyet mi dedi, öyleyse orada bir ülke veya siyasi bir propaganda var demektir. <strong>Kolonya Cumhuriyeti</strong> de böyle başlıyor. Türkiye seçmeninin alışa geldiği gibi asla tutulamayacak seçim vaatleri ile seçim çalışması yürüten bir belediye başkan adayı ile filme başlıyoruz. Bu giriş ve girişte yer alan bin bir türlü yalan vaat ülkemizi ne güzel anlatıyor değil mi? Bundan sonra ne mi oluyor? Tabi, bu yalan vaatleri veren kişi başkan seçiliyor ve sözleri ona hatırlatıldığında yan yatıyor, çamura batıyor. Filmde ülkemizden farklı olarak TV kanalı ve gazeteler asla işin peşini bırakmıyor ve en küçük açığı manşetlere taşıyor. Filmi izlerken içinizde buruk biz özlem duyacağınızı düşünüyorum.</p>
<p>Bir belde olan Dikburun Beldesi, belediye başkanının başbakana yalakalık yapacağım diye yaptığı saçma eylemler silsilesi sonucunda ülkeden çıkarılıyor ve kendi başına bir <strong>Kolonya Cumhuriyeti</strong>, pardon muz cumhuriyeti haline geliyor. Son derece mutlu insanlardan oluşan bu küçük nahiye kısa sürede savaşları dert edinen, ordu kurması gereken ve belediye başkanlığını bile beceremeyen bir adamın başkan olduğu bir ülkede buluyor.</p>
<h2>Muz Cumhuriyeti’ne Layık Bir Başkanlık</h2>
<p><u>Kolonya Cumhuriyeti</u>, ayakta kalabilmek için dünya güç dengesinden sırtını yaslayabildiği ülkelere yaslıyor, daha fazla destek bulabilmek için devlet başkanlarına yalakalığa başlıyor. Uzaylılardan dahi medet umuyor. Ama nafile, sonuçta kendi ayakları üzerine duramayan bir devlet ve toplumun sonu bellidir. Filmdeki sona gelecek olursak, o kadarını söylemek bize düşmez. Onu izleyip görürsünüz.</p>
<p><strong>Kolonya Cumhuriyeti</strong>’nin başkanına gelecek olursak ben sayamadım ama filmde her zora girdiğinde ülkeden kaçma girişiminde bulunuyor; ancak onu dahi beceremiyor. Filmi izleyen olursa kaçma sayısını sayıp yorum yazarsa sevinirim. Zora düştüğünde fare, dışarıdan gelen desteği gördüğünde kaplan kesilen muz cumhuriyeti başkanı sizlere tanıdık gelmiyor mu?</p>
<p>Kaynak: <a href="http://evrenselfilmler.org">http://evrenselfilmler.org</a></p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kolonya-cumhuriyeti-mi-muz-cumhuriyeti-mi/">Kolonya Cumhuriyeti Mi, Muz Cumhuriyeti Mi?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kolonya-cumhuriyeti-mi-muz-cumhuriyeti-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9123</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Voyeurism of the Movies: Alfred Hitchcock’s Rear Window</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/voyeurism-of-the-movies-alfred-hitchcocks-rear-window/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/voyeurism-of-the-movies-alfred-hitchcocks-rear-window/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 11 Apr 2017 08:30:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Özkan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8818</guid>
				<description><![CDATA[<p>First, before I get into my main topic, I just have to say that this film reminded me that Grace Kelly was one of the most beautiful actresses of her time. Thank you to Alfred Hitchcock for providing such wonder visions of her in “Rear Window”. Now, back to the topic at hand. Going to [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/voyeurism-of-the-movies-alfred-hitchcocks-rear-window/">Voyeurism of the Movies: Alfred Hitchcock’s Rear Window</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>First, before I get into my main topic, I just have to say that this film reminded me that Grace Kelly was one of the most beautiful actresses of her time. Thank you to Alfred Hitchcock for providing such wonder visions of her in “<strong>Rear Window</strong>”. Now, back to the topic at hand.</p>
<p>Going to the movies and watching a film is, at its very heart, a voyeuristic activity. We sit and watch other people’s lives and stories from afar framed by the screen and form opinions and cast judgements on what we are watching. <strong>Alfred Hitchcock</strong> throws that voyeurism in our faces with “<strong>Rear Window</strong>”.</p>
<p><figure id="attachment_8821" aria-describedby="caption-attachment-8821" style="width: 724px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/rear-window-2.jpg"><img class="size-full wp-image-8821" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/rear-window-2.jpg?resize=640%2C301" alt="Rear Window" width="640" height="301" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/rear-window-2.jpg?w=724&amp;ssl=1 724w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/rear-window-2.jpg?resize=300%2C141&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8821" class="wp-caption-text">Rear Window</figcaption></figure></p>
<p>“<em>Rear Window</em>” is a great example of what a master director with a master editor can accomplish. We watch a mostly point-of-view presentation of how a story is created in one’s mind and how that story can infect others that surround a character. We watch as L.B. Jefferies, confined to his wheelchair, becomes involved in the other lives of his neighbors as he voyeuristically watches their lives unfold, framed by the windows of their apartments.</p>
<p>We watch “Jeff” as he watches his neighbors and we become consumed by what he is seeing through classic A-B-A editing. A: We see him watching something. B: We cut to see what he is seeing. A: We cut back to get his reaction to what he is seeing. As the Bordwell reading stated, “the Kuleshov effect operates here: Our mind connects the two parts of space”, Jeff’s apartment and the courtyard, without the use of an establishing shot. This sequence of cuts is repeated over and over again to develop the movie-like story of his neighbors where he forms his opinions and casts judgements on what he is seeing and hearing. Given the lack of details, he fills in the gaps by coming to his own conclusions based purely on his visual input from afar. This is the Kuleshov effect on the part of Jeff himself. He connects the dots in his own mind based simply on what he sees and hears while he watches the movie of his neighbors unfold.</p>
<p><figure id="attachment_8819" aria-describedby="caption-attachment-8819" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/Hitchcock-rear-window.jpg"><img class="size-full wp-image-8819" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/Hitchcock-rear-window.jpg?resize=640%2C387" alt="Alfred Hitchcock “Rear Window" width="640" height="387" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/Hitchcock-rear-window.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/Hitchcock-rear-window.jpg?resize=300%2C182&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8819" class="wp-caption-text">Alfred Hitchcock “Rear Window</figcaption></figure></p>
<p>For me, “<strong>Rear Window</strong>” was a film of a man watching a movie of his neighbors. Each window in the courtyard presents a screen for us to voyeuristically watch as Jeff also voyeuristically watches his neighbors progress through their everyday lives and, oh yes, commits murder.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/voyeurism-of-the-movies-alfred-hitchcocks-rear-window/">Voyeurism of the Movies: Alfred Hitchcock’s Rear Window</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/voyeurism-of-the-movies-alfred-hitchcocks-rear-window/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8818</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Adult Life Skills (2016): Yetişkin Bir Birey Olmanın Gereklilikleri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/adult-life-skills-2016-yetiskin-bir-birey-olmanin-gereklilikleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/adult-life-skills-2016-yetiskin-bir-birey-olmanin-gereklilikleri/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 20 Mar 2017 06:35:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8563</guid>
				<description><![CDATA[<p>Okul bitene ya da &#8220;hayata atılmak&#8221; dedikleri, &#8216;her neyse&#8217; o şeyi yaşayana kadar, hayata dair fark edemediğimiz önemli bir nokta. Yetişkin Bir Birey Olmak&#8230; Topluma yaralı bir birey olmak, iş bulup evlenmek, çocuk yapıp yaşlandıktan sonra dünyadaki diğer herkes gibi ölmek&#8230; Açıkçası bunlar, benim de dahil olduğum büyük bir 30&#8217;una yaklaşan kesimin sahip olmadığı isteklerdir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adult-life-skills-2016-yetiskin-bir-birey-olmanin-gereklilikleri/">Adult Life Skills (2016): Yetişkin Bir Birey Olmanın Gereklilikleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Okul bitene ya da &#8220;hayata atılmak&#8221; dedikleri, &#8216;her neyse&#8217; o şeyi yaşayana kadar, hayata dair fark edemediğimiz önemli bir nokta.</p>
<h2>Yetişkin Bir Birey Olmak&#8230;</h2>
<p>Topluma yaralı bir birey olmak, iş bulup evlenmek, çocuk yapıp yaşlandıktan sonra dünyadaki diğer herkes gibi ölmek&#8230;</p>
<p>Açıkçası bunlar, benim de dahil olduğum büyük bir 30&#8217;una yaklaşan kesimin sahip olmadığı isteklerdir sanırım. Sorun büyümemek değildir, sorun büyürken neleri kaybettiğindir.</p>
<p><figure id="attachment_8565" aria-describedby="caption-attachment-8565" style="width: 672px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-film.jpg"><img class="size-full wp-image-8565" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-film.jpg?resize=640%2C267" alt="Yetişkin Bir Birey Olmak..." width="640" height="267" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-film.jpg?w=672&amp;ssl=1 672w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-film.jpg?resize=300%2C125&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8565" class="wp-caption-text">Yetişkin Bir Birey Olmak&#8230;</figcaption></figure></p>
<p><strong>Anna</strong> içinde öyle&#8230;</p>
<p>Amacı, davranışlarını ve yaşam biçimini, seçimlerini haklı çıkarmak değil. O sadece, kendini nasıl ifade edeceğini bilemeden içinde yaşadığı yalnızlıktan kaçmak istemektedir. Birkaç yıl önce kaybettiği ikiz kardeşinin acısıyla yolunu şaşırmış bir ruh <strong>Anna</strong>. Annesinin evinin bahçesindeki kulübede yaşamakta ve günlerini insanlardan kaçarak, çocukluğunda kardeşi ile yaptığı basit parmak filmlerini çekmektedir. Bu sıralarda, yakın arkadaşlarından biri olan <strong>Alice</strong>, yaşadıkları kasabaya ziyarete gelir ve tabi <strong>Anna</strong>&#8216;nın kendini ve seçimlerini baştan sona kadar sorgulamasını sağlayan temel sebeplerden biri olur.</p>
<p>Ama <strong>Anna</strong>, tamamen boş gezenin boş kalfası değildir tabi. Çalıştığı bir çocuk etkinlik ve eğitim merkezi vardır. Her ne kadar çocuklara karşı gıcıklık hissetse bile, aslında o da onlar gibi olduğunu bilmektedir. Kendine benzeyen tuhaf çocuklar gibi&#8230;</p>
<p>Kardeşini kaybedene kadar içinde yaşadığı küçük balonu fark edemezken, ölümle birlikte gelen bir yük daha biner ruhuna. Kabul etmemek için çok uğraştığı bir yüktür bu. Tabi bu arada annesi, onun hayatına çeki-düzen vermek için çok uğraşmaktadır. Gidip adam gibi bir iş bulmasını söyler ya da ona sürekli birilerini yamamaya çalışır ya da onu evden kovalamakla tehdit eder. Annesinin aksine büyükannesi, ona destek olmaya çalışır. (yalnız, bu büyükanne hepimizin sahip olmayı isteyeceğimiz türden bir büyükannedir hani)</p>
<p><figure id="attachment_8566" aria-describedby="caption-attachment-8566" style="width: 864px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-movies.jpg"><img class="size-full wp-image-8566" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-movies.jpg?resize=640%2C272" alt="Birkaç yıl önce kaybettiği ikiz kardeşinin acısıyla yolunu şaşırmış bir ruh Anna." width="640" height="272" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-movies.jpg?w=864&amp;ssl=1 864w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-movies.jpg?resize=300%2C127&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8566" class="wp-caption-text">Birkaç yıl önce kaybettiği ikiz kardeşinin acısıyla yolunu şaşırmış bir ruh Anna.</figcaption></figure></p>
<p>Kızının yaşadığı kayboluşa dayanamıyordur aslında bu annemiz. Ona yardımcı olmak için elinden geleni yapıyordur. (buna, kendi isteğiyle yaşamaya karara verdiği kulübeden çıkıp eve geri dönmesini istemesi de dahil) Bu konuda bayağı bir başarısız olduktan sonra kendisine savaş açar.</p>
<p><strong>Anna</strong>&#8216;nın yaşadığı kayboluş, her ne kadar kardeşinin acısına bağlı olsa da, alışkanlıktan ve düzenini bozmayı istememekten öte bir şey değildir. Herkesin yaşamında ilerlemesi kendisine, içinden atamadığı ve atmak istemediği o kayboluş duygusunu sürekli hatırlatmaktadır. Bu yüzden kendisini, sürekli olarak parmak filmleri çekerek ve kardeşine dair sahip olduğu en ufak bir çöpü bile saklayarak atlatmaya çalışmaktadır. Bir süre sonra beklemediği bir şey olur ve hikayenin gerçek kahramanı olan küçük <strong>Clint</strong>&#8216;e bakmanın sorumluluğu ile kendini baş başa bulur. Aslında <strong>Clint</strong> ona, o kadar kendini ve özellikle de kardeşini hatırlatmaktadır ki, ondan kurtulmak için elinden geleni yapar.(buna, ona küfür etmek ve kovalamakta dahil)</p>
<p>Şahsen filmi izlerken, <strong>Anna</strong>&#8216;da kendimi öylesine net ve acımasız bir şekilde gördüm ki, öz eleştirimi yeteri kadar yapamadığımı fark ettim. İnsanlardan kaçmak bazılarımıza göre kolay bir çözüm olabiliyor. Ne konuşmak ne de yakınlarında var olmak bile gelmiyor içimizden. Bazı durumlarda bunun sebebi, tıbbi bir hastalık ya da depresyon gibi ciddi ruhsal rahatsızlıklar olabiliyor&#8230; (bazen de, sosyal ilişkilere dair anksiyete yaşıyor olmak)</p>
<p>Sanırım bu biraz sinir katsayı değerlerimizle ve içinde yaşadığımız toplumlarla da ilgili.</p>
<p>Ya da belki de kendi kendimize uydurduğumuz bahanelerle&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_8567" aria-describedby="caption-attachment-8567" style="width: 776px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-yetiskin-olmak.jpg"><img class="size-full wp-image-8567" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-yetiskin-olmak.jpg?resize=640%2C480" alt="Anna'nın yaşadığı kayboluş, her ne kadar kardeşinin acısına bağlı olsa da, alışkanlıktan ve düzenini bozmayı istememekten öte bir şey değildir. " width="640" height="480" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-yetiskin-olmak.jpg?w=776&amp;ssl=1 776w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adult-Life-Skills-yetiskin-olmak.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8567" class="wp-caption-text">Anna&#8217;nın yaşadığı kayboluş, her ne kadar kardeşinin acısına bağlı olsa da, alışkanlıktan ve düzenini bozmayı istememekten öte bir şey değildir.</figcaption></figure></p>
<p>Sebep ne olursa olsun, filmin yönetmeni ve senaristi <strong>Rachel Tunnard</strong> bizlere, bunu öylesine açık ve birazcık sevimli şekilde gösteriyor ki, geçirdiğimiz 1.5 saatte sahip olduğumuz birçok karmaşık duyguya az-buz olsa da cevap bulabilmemizi sağlıyor. İşi çoğunlukla, kısa filmlerde editörlük yapmak olsa bile, bence kendisini bu filmle iyi bir sinemacı olarak kanıtlayan bir sanatçı.</p>
<p><strong>2016</strong> yılında <strong>Tribeca Film Festivali</strong> dahil olmak üzere, <strong>Avrupa</strong>&#8216;da birçok bağımsız film festivalinde gösterilen ve <strong>BIFA</strong>&#8216;da<strong> (İngiliz Bağımsız Film Ödülleri)</strong>, <strong>En İyi Kadın Oyuncu</strong> ve <strong>En İyi Çıkış</strong> <strong>Yapan Senarist</strong> ödüllerini kazanan filmin başrollerini, <strong>Lorraine Ashbourne</strong>, <strong>Brett Goldstein</strong> ve <strong>One Day(2011)</strong> filminden hatırlayabileceğimiz <strong>Jodie Whittaker</strong> paylaşıyor.</p>
<p>Hafta sonunuzu ya da belki hafta içi bir akşamınızı hoş geçirmenizi sağlayacak, bu yetişkin olmaya çalışırken küçük bir çocuk olmayı da unutmamanın keyifli hikayesini izlemeniz dileğiyle.</p>
<p>Bol hayal dolu bir hayal dünyası ile, iyi seyirler&#8230; <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adult-life-skills-2016-yetiskin-bir-birey-olmanin-gereklilikleri/">Adult Life Skills (2016): Yetişkin Bir Birey Olmanın Gereklilikleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/adult-life-skills-2016-yetiskin-bir-birey-olmanin-gereklilikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8563</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Adam’s Apples Filmi Üzerine Psikanalitik İnceleme</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/adams-apples-filmi-uzerine-psikanalitik-inceleme/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/adams-apples-filmi-uzerine-psikanalitik-inceleme/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 08 Mar 2017 14:50:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Fatoş Gözener]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Freud]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Haz ve Anlatı Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[hegel]]></category>
		<category><![CDATA[Lacan]]></category>
		<category><![CDATA[Laura Mulvey]]></category>
		<category><![CDATA[psikanalitik]]></category>
		<category><![CDATA[psikanaliz]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8496</guid>
				<description><![CDATA[<p>Freud tarafından öne sürülen psikanalitik kuram, bize hem normal, hem de anormal zihinsel süreçlerin işleyişiyle ve bunların somut yansımaları olan davranışlarla ilgili bilgiler verir.  Ruhsal nedensellik varsayımına göre, hiçbir davranışımız nedensiz, rastgele ya da şansa bağlı değildir. Her davranışımızın altında yatan bir neden vardır. Bu neden her zaman insanın dışında ya da çevresinde değildir, insan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adams-apples-filmi-uzerine-psikanalitik-inceleme/">Adam’s Apples Filmi Üzerine Psikanalitik İnceleme</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Freud</strong> tarafından öne sürülen <strong>psikanalitik kuram</strong>, bize hem normal, hem de anormal zihinsel süreçlerin işleyişiyle ve bunların somut yansımaları olan davranışlarla ilgili bilgiler verir.  Ruhsal nedensellik varsayımına göre, hiçbir davranışımız nedensiz, rastgele ya da şansa bağlı değildir. Her davranışımızın altında yatan bir neden vardır. Bu neden her zaman insanın dışında ya da çevresinde değildir, insan davranışlarının nedenleri kimi zaman onun iç dünyasıyla ilgilidir. Burada karakterlerin anormal zihinsel süreçlerinin işleyişiyle ilgili bilgiler aktaracağım.</p>
<p><strong>Hegel</strong>&#8216;in öznesinin kurulabilmesi tanıma ve tanınma diyalektiğine bağlıdır. Kendi ve öteki arasında bir dolayımlama ilişkisi yatar. Kendindelik haline ulaşmak için kendisinin dışına yönelmek zorundadır. Ancak her dışa yönelip kendine geldiğinde bir önceki kendini bulamaz.</p>
<p><figure id="attachment_8498" aria-describedby="caption-attachment-8498" style="width: 704px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/adams-apples-filmi.jpg"><img class="size-full wp-image-8498" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/adams-apples-filmi.jpg?resize=640%2C360" alt="Adam's Apples (Adem’in Elmaları)" width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/adams-apples-filmi.jpg?w=704&amp;ssl=1 704w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/adams-apples-filmi.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/adams-apples-filmi.jpg?resize=702%2C396&amp;ssl=1 702w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8498" class="wp-caption-text">Adam&#8217;s Apples (Adem’in Elmaları)</figcaption></figure></p>
<h2>Adam&#8217;s Apples (Adem’in Elmaları)</h2>
<p><strong>Adam&#8217;s Apples</strong> filmini incelediğimizde Ivan karakterinde bu durumu açık bir şekilde görürüz. Ivan gerçekleri görmezden gelir, olmamış gibi ve tepkisiz davranır. Gerçeğin cehenneminde yaşamaktansa yanılsamanın cennetinde yaşamayı tercih eder.</p>
<p>Ivan &#8216;Öteki&#8217;yle karşılaşması Adam ile gerçekleşir. Adam hapisten yeni çıkmış neonazist biridir. Papazın yanına topluma hizmet etmesi için gönderilmiştir. Kilisede ki görevi elma ağacının bakımı ve o elmalardan bir pasta yapmaktır. Gerçekçidir ve Ivan&#8217;ı gerçekler konusunda zorlar. Ivan gerçekle karşılaşması sonucunda tekrar kendine geri geldiğinde artık eski kendisi değildir. Gerçekleri öğrendikçe hastalanır, bunalıma girer ve kimseyle konuşmamaya başlar. Bunalım duygusal bi durumdur yani doyumsuzluk yaşanan bir takım duyguların, onlara uygun gelen boşalmaların birleşimidir. Bunalım tepkisine iki çıkar yol sunulmaktadır: Ya bunalımın oluşması gerçekten eski travmatik bir olayın yinelenmesi nedeniyle, yalnızca bir sinyaldir ve bu durumda tepkinin kalan bölümünü ya kaçmaya, ya savunmaya ya da yeni tehlikeli duruma karşı koymaya yarar. Ve bunalımın yıkıcı sonuçlarıyla ortaya çıkar.</p>
<p>Filmde Freud&#8217;un 3 savunma mekanizmasını görürüz. İnkar, Bastırma ve Karşıt tepki geliştirme. Ivan  Anksiyeteye sebep olan herhangi bir şeyin varlığını bastırarak bilinçten uzaklaştırır bilinç dışına iter yaşadığı travmatik olayları ve tehditleri yalanlayarak inkar eder, rahatsız olduğu durumların (şeytan tarafından değil de  tanrı tarafından sınanmak) tam tersini ifade ederek saklar ve karşıt tepki haline getirir.</p>
<p><figure id="attachment_8497" aria-describedby="caption-attachment-8497" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adams-Apples.jpg"><img class="size-full wp-image-8497" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adams-Apples.jpg?resize=300%2C411" alt="Adam's Apples filmini incelediğimizde Ivan karakterinde bu durumu açık bir şekilde görürüz. Ivan gerçekleri görmezden gelir, olmamış gibi ve tepkisiz davranır. Gerçeğin cehenneminde yaşamaktansa yanılsamanın cennetinde yaşamayı tercih eder. " width="300" height="411" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adams-Apples.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/Adams-Apples.jpg?resize=219%2C300&amp;ssl=1 219w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8497" class="wp-caption-text">Adam&#8217;s Apples filmini incelediğimizde Ivan karakterinde bu durumu açık bir şekilde görürüz. Ivan gerçekleri görmezden gelir, olmamış gibi ve tepkisiz davranır. Gerçeğin cehenneminde yaşamaktansa yanılsamanın cennetinde yaşamayı tercih eder.</figcaption></figure></p>
<p>Freud üç çeşit anksiyete tanımlamıştır: Nesnel anksiyete (objective anxiety) nörotik anksiyete ve ahlaki anksiyete nesnel anksiyeteden türemiştir. Filmde bu üç kaygı durumlarından sadece bir tanesini görürüz.  Nesnel anksiyete gerçek dünyadaki gerçek tehlikelerin korkusundan kaynaklanır. Ivan hayatta karşısına çıkan zorlukları ve acıları görmezden gelerek yaşamayı tercih etmiştir başına gelen kötü olayları sorgulamaz ve neden aramaz bu da nesnel anksiyetenin göstergesidir(karısının hap içip intihar etmediğini M&amp;M sanıp yediğini düşünür) Filmde ki bir diğer karakterimiz Adam&#8217;ın id&#8217;i temsil ettiğini görürüz. Freud bilinç-bilinçaltı ayrımını gözden geçirerek zihinsel aygıtın (mental apparatus) yapıları olan id, ego ve süperego’yu ilk kez ortaya koyar. Freud’un daha önceki bilinçaltı kavramına karşılık gelen id kişiliğin en ilkel ve en az ulaşılabilen bölümüdür. İd’in güçlü etkileri arasında cinsellik ve saldırganlık iç güdüleri gelir. İyi veya kötü, erdem veya ahlaklılık yoktur. Süperego ise ahlaki kısıtlamaların hepsini, mükemmelliğe doğru bir çabanın savunuculuğunu temsil eder. Freud’un Süperego için kullandığı terim,  “üst ben” dir. Ivan filmde tamamen süperegoyu temsil eder. Kilisede rahiplik yapar ahlaki değerleri yüksektir. Adam ile aralarında sürekli bir çatışma vardır. Bu çatışmalar sonucu filmde Ivan ve Adam arasında ego dengesinin kurulamadığını görürüz.</p>
<p>Adam&#8217;ın kilisede yaşayan diğer insanlara karşı saldırgan davranışlarının altında aslında onlar gibi olmaktan korkması yatar. Saldırgan davranışlarının sebebi onlara karşı geliştirdiği &#8216;savunma mekanizmasıdır&#8217;. Savunma mekanizmasını Ivan&#8217;da da görüyoruz. Gerçekliği bilinçaltında çarpıtır ve yalanlar. Filmi, <strong>Laura Mulvey</strong>&#8216;in <em>Görsel Haz ve Anlatı Sineması</em> makalesine göre yorumlarsak <strong>Lacan</strong>&#8216;ın psikanalize dayandırdığı &#8216;erkek bakışı&#8217; teorisinde sinemanın oluşturduğu görsel hazzı &#8216;skopofili&#8217; (görme/bakma) arzusu ile açıklar. Filmde gunnar karakterimiz alkole ve yemeğe düşkün biri ve kleptomani hastasıdır ayrıca cinsel sapkınlıkları da vardır. Bir diğer karakterimiz Sarah alkolik ve bebeğini aldırıp aldırmama konusunda kararsız kalmış bir kadındır.  Gunnar&#8217;ı bir gece fazla içki içmiş sarhoş ve elinde bir patlıcanla sarah&#8217;ın odasına giderken görürüz. Adam gunnar&#8217;ı görüp yapacağı şeye engel olmaya çalışır. Bu sahnede Lacan&#8217;ın skopofili (görme/bakma) tezini açıkça görmüş oluruz. Gunnar elindeki patlıcanla Sarah&#8217;ın odasında ne yapacaktı? Sorusunun cevabını izleyiciye bırakılmıştır. Filmde &#8216;eril bakış&#8217; etkindir herhangi bir anlam taşıyıcı ya da anlam üreticisi yoktur.</p>
<p>Adam(id) ve Ivan(süperego) arasında &#8216;ego&#8217; dengesinin kurulamadığından bahsetmiştik fakat filmin sonunda Adam da gerçekleri görmezden gelmeye başlamış ve Ivan ile aralarında ego dengesini kurulmuştur.</p>
<h3>Kaynakça</h3>
<ul>
<li><strong>SIGMUND FREUD</strong>&#8211; Psikanaliz Üzerine</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adams-apples-filmi-uzerine-psikanalitik-inceleme/">Adam’s Apples Filmi Üzerine Psikanalitik İnceleme</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/adams-apples-filmi-uzerine-psikanalitik-inceleme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8496</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İçinde Birçok Ögeyi Barındıran Bir Film: Muhasebeci</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/icinde-bircok-ogeyi-barindiran-bir-film-muhasebeci/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/icinde-bircok-ogeyi-barindiran-bir-film-muhasebeci/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 07 Mar 2017 08:30:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Güneş Özcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyon filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Anna Kendrick]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Affleck]]></category>
		<category><![CDATA[Gavin O'Connor]]></category>
		<category><![CDATA[J.K. Simmons]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8470</guid>
				<description><![CDATA[<p>*Bu içerik spoiler içermektedir. 2016 yapımı olan Muhasebeci (The Accountant), benim gibi aksiyon filmlerine karşı pek ilgisi olmayan birini bile tatmin edecek bir film. IMDb&#8217;den 7,4 puan alan Muhasebeci&#8216;nin yönetmen koltuğunda Gavin O&#8217;Connor oturuyor. 2 saat 8 dakikalık filmin başrollerini ise Ben Affleck, Anna Kendrick ve J.K. Simmons paylaşıyor. Muhasebeci (The Accountant) Filmde, Christan Wollf [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icinde-bircok-ogeyi-barindiran-bir-film-muhasebeci/">İçinde Birçok Ögeyi Barındıran Bir Film: Muhasebeci</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>*Bu içerik spoiler içermektedir.</em></p>
<p>2016 yapımı olan <strong>Muhasebeci (The Accountant)</strong>, benim gibi aksiyon filmlerine karşı pek ilgisi olmayan birini bile tatmin edecek bir film. IMDb&#8217;den 7,4 puan alan <strong>Muhasebeci</strong>&#8216;nin yönetmen koltuğunda <strong>Gavin O&#8217;Connor</strong> oturuyor. 2 saat 8 dakikalık filmin başrollerini ise <strong>Ben Affleck</strong>, <strong>Anna Kendrick</strong> ve <strong>J.K. Simmons</strong> paylaşıyor.</p>
<h2>Muhasebeci (The Accountant)</h2>
<p>Filmde, Christan Wollf (Ben Affleck)&#8217;a küçük yaşlarda otizm tanısı konulmuştur ve bununla birlikte hayatının her daim sıkıntılar içinde geçeceğinin ilk işaretleri verilmiştir. Christian&#8217;ın babası orduda yer aldığından olsa gerek oldukça sert bir karaktere sahiptir. Ayrıca Christian&#8217;ın bir de kardeşi vardır. Film, devamlı olarak yeniyle eski arasında bağlantı kurarak ilerler. Christian&#8217;ı durumundan dolayı, o zamanlar özel çocukların eğitimiyle ilgilenen bir öğretmene getirirler. Fakat Christian&#8217;ın babası öğretmenin tekniklerinden memnun kalmaz ve Christian&#8217;ı kendi yöntemleriyle eğitmeye karar verir. Tüm bu sorunlarına rağmen Christian, çok yüksek bir matematik zekasına sahiptir. Gün geçtikçe de bunu geliştirir.</p>
<p><figure id="attachment_8471" aria-describedby="caption-attachment-8471" style="width: 602px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/muhasebeci-film.jpg"><img class="size-full wp-image-8471" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/muhasebeci-film.jpg?resize=602%2C269" alt="Muhasebeci (The Accountant)" width="602" height="269" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/muhasebeci-film.jpg?w=602&amp;ssl=1 602w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/muhasebeci-film.jpg?resize=300%2C134&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/muhasebeci-film.jpg?resize=600%2C269&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 602px) 100vw, 602px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8471" class="wp-caption-text">Muhasebeci (The Accountant)</figcaption></figure></p>
<p>Kendisine meslek olarak muhasebeciliği seçen Christian, zekasını mesleğinde de gösterir. Çocukluğuna göre daha sakin bir karaktere sahip olan Christian&#8217;ın sakin yaşamının arkasında onunla bir zamanlar bağlantısı olan çok tehlikeli kişiler bulunmaktadır. Normal birisinin, bildiği o kadar sırra rağmen sağ kalamayacağı bu durumdan Christian hastalığından ve insanlarla zor iletişim kurabildiğinden ötürü hayatına devam etmeyi başarmıştır. Tehlikeli kişilerle çalıştığı kadar normal işlerde de çalışıp dikkat çekmemeye çalışan Christian, bir robotik firmasına iş için başvurur.</p>
<p><figure id="attachment_8473" aria-describedby="caption-attachment-8473" style="width: 540px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/The-Accountant.jpg"><img class="size-full wp-image-8473" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/The-Accountant.jpg?resize=540%2C360" alt="2016 yapımı olan Muhasebeci (The Accountant)" width="540" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/The-Accountant.jpg?w=540&amp;ssl=1 540w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/The-Accountant.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/The-Accountant.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8473" class="wp-caption-text">2016 yapımı olan Muhasebeci (The Accountant)</figcaption></figure></p>
<p>Christian&#8217;ın yeteneğini fark edip onu işe almaya karar verirler. Christian&#8217;ın da kısa bir zamanda, kendisiyle aynı departmanda çalışan Dana Cummings (Anna Kendrick)&#8217;in fark ettiği mali bir açığın nedenini bulur. Tam bu sırada şirketin önemli ortaklarından birisi öldürülür ve bunun üzerine Christian işten kovulur.</p>
<p>Filmin buraya kadar olan kısmı ve devamı için söyleyebileceğim en önemli şey, büyük bölümü dövüş sahnelerinden oluşan ve diğer ögelerin çok arka planda kaldığı aksiyon filmlerinin çok ötesinde olduğudur. Ayrıca senaryonun işlenişi baştan sona sizi ekrana kilitlemeyi temin eder.</p>
<p>Sonuna kadar heyecanla izlediğim <strong>The Accountant</strong> filmini tavsiye eder, güzel filmlerle dolu günler dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icinde-bircok-ogeyi-barindiran-bir-film-muhasebeci/">İçinde Birçok Ögeyi Barındıran Bir Film: Muhasebeci</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/icinde-bircok-ogeyi-barindiran-bir-film-muhasebeci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8470</post-id>	</item>
		<item>
		<title>2017 Oscar Ödülleri Sahipleri Belli Oldu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/2017-oscar-odulleri-sahipleri-belli-oldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/2017-oscar-odulleri-sahipleri-belli-oldu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 27 Feb 2017 13:40:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[89. Oscar Ödül Töreni]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Asghar Farhadi]]></category>
		<category><![CDATA[Casey Affleck]]></category>
		<category><![CDATA[Damien Chazelle]]></category>
		<category><![CDATA[Emma Stone]]></category>
		<category><![CDATA[La La Land]]></category>
		<category><![CDATA[Mahershala Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Manchester by the Sea]]></category>
		<category><![CDATA[Moonlight]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Töreni]]></category>
		<category><![CDATA[The Salesman]]></category>
		<category><![CDATA[Viola Davis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8325</guid>
				<description><![CDATA[<p>2017 Oscar Ödülleri&#8216;nin (Akademi Ödülleri) bu yıl 89.’su gerçekleşti. Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından düzenlenen Oscar törenine 14 dalda aday gösterilip 6 dalda ödül alan La La Land damga vurdu. En iyi film ödülünü alan Moonlight ise gecenin başka bir kazananı oldu. 89. Oscar Ödül Töreni Dolby Tiyatrosu&#8217;nda, Jimmy Kimmel&#8217;in sunumuyla başlayan 89. Oscar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/2017-oscar-odulleri-sahipleri-belli-oldu/">2017 Oscar Ödülleri Sahipleri Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2017 Oscar Ödülleri</strong>&#8216;nin (Akademi Ödülleri) bu yıl 89.’su gerçekleşti. Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından düzenlenen <strong>Oscar</strong> törenine 14 dalda aday gösterilip 6 dalda ödül alan <strong>La La Land</strong> damga vurdu. En iyi film ödülünü alan <strong>Moonlight</strong> ise gecenin başka bir kazananı oldu.</p>
<p><figure id="attachment_8329" aria-describedby="caption-attachment-8329" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/la-la-land.jpg"><img class="size-full wp-image-8329" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/la-la-land.jpg?resize=620%2C257" alt="La La Land " width="620" height="257" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/la-la-land.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/la-la-land.jpg?resize=300%2C124&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8329" class="wp-caption-text">La La Land</figcaption></figure></p>
<h2>89. Oscar Ödül Töreni</h2>
<p>Dolby Tiyatrosu&#8217;nda, Jimmy Kimmel&#8217;in sunumuyla başlayan <strong>89. Oscar Ödül Töreni</strong>&#8216;nde kırmızı halı rüzgarından sonra Oscar kazananları da açıklandı.</p>
<p><figure id="attachment_8331" aria-describedby="caption-attachment-8331" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Moonlight.jpg"><img class="size-full wp-image-8331" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Moonlight.jpg?resize=620%2C413" alt="Moonlight " width="620" height="413" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Moonlight.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Moonlight.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Moonlight.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8331" class="wp-caption-text">Moonlight</figcaption></figure></p>
<h2>2017 Oscar Töreni’ne Damga Vuranlar</h2>
<p>En iyi erkek oyuncu <em>Cassey Affleck</em>, en iyi kadın oyuncu ise <em>Emma Stone</em> seçildi. En iyi yardımcı erkek oyuncu seçilen Mahershala Ali, bu dalda Oscar kazanan ilk Müslüman oyuncu oldu. En iyi yardımcı kadın oyuncu ise Viola Davis seçildi. En iyi yabancı film ödülü, <strong>The Salesman</strong> filmi ile İranlı yönetmen <strong>Asghar Farhadi</strong>&#8216;nin oldu.</p>
<p><figure id="attachment_8332" aria-describedby="caption-attachment-8332" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Salesman.jpg"><img class="size-full wp-image-8332" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Salesman.jpg?resize=620%2C420" alt="En iyi yabancı film ödülü, The Salesman filmi ile İranlı yönetmen Asghar Farhadi'nin oldu." width="620" height="420" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Salesman.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Salesman.jpg?resize=300%2C203&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Salesman.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8332" class="wp-caption-text">En iyi yabancı film ödülü, The Salesman filmi ile İranlı yönetmen Asghar Farhadi&#8217;nin oldu.</figcaption></figure></p>
<h2>Oscar Töreni’nde Skandal</h2>
<p>Oscar gecesine damga vuran olay en iyi film ödülünün yanlış açıklanması oldu. Emektar aktör Warren Beatty&#8217;nin anonsuyla en iyi film ödülü kazandıklarını sanarak sahneye çıkan film ekibi birkaç dakika sonra büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Çünkü zarflar karışmış ve aslında en iyi film ödülünü Moonlight kazanmıştı. Böyle büyük bir skandalla noktalanan gecede erkek ve kadın oyuncu dallarında büyük bir sürpriz yaşanmadı. Ama gecede Oscar hatta sinema ödülleri tarihine geçecek ilginç anlar yaşandı.</p>
<p><figure id="attachment_8328" aria-describedby="caption-attachment-8328" style="width: 558px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Emma-Stone.jpg"><img class="size-full wp-image-8328" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Emma-Stone.jpg?resize=558%2C837" alt="En İyi Kadın Oyuncu – Emma Stone (La La Land)" width="558" height="837" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Emma-Stone.jpg?w=558&amp;ssl=1 558w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Emma-Stone.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 558px) 100vw, 558px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8328" class="wp-caption-text">En İyi Kadın Oyuncu – Emma Stone (La La Land)</figcaption></figure></p>
<h2>89. Oscar Ödülü Kazananları Tam Listesi</h2>
<ul>
<li>En İyi Kadın Oyuncu – <strong>Emma Stone</strong> (La La Land)</li>
<li>En İyi Erkek Oyuncu – <strong>Casey Affleck</strong> (Manchester by the Sea)</li>
<li>En İyi Yönetmen – <strong>Damien Chazelle</strong> (La La Land)</li>
<li>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – <strong>Viola Davis</strong> (Fences)</li>
<li>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – <strong>Mahershala Ali</strong> (Moonlight)</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_8327" aria-describedby="caption-attachment-8327" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Casey-Affleck.jpg"><img class="size-full wp-image-8327" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Casey-Affleck.jpg?resize=620%2C441" alt="En İyi Erkek Oyuncu – Casey Affleck" width="620" height="441" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Casey-Affleck.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Casey-Affleck.jpg?resize=300%2C213&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Casey-Affleck.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8327" class="wp-caption-text">En İyi Erkek Oyuncu – Casey Affleck</figcaption></figure></p>
<ul>
<li>En İyi Uyarlama Senaryo – <strong>Moonlight</strong></li>
<li>En İyi Film – <strong>Moonlight</strong></li>
<li>Yabancı Dilde En İyi Film – <strong>The Salesman</strong> (Asghar Farhadi)</li>
<li>En İyi Orijinal Senaryo – <strong>Manchester by the Sea</strong></li>
</ul>
<p><figure id="attachment_8330" aria-describedby="caption-attachment-8330" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/La-La-Land-Damien-Chazelle.jpg"><img class="size-full wp-image-8330" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/La-La-Land-Damien-Chazelle.jpg?resize=620%2C816" alt="En İyi Yönetmen – Damien Chazelle" width="620" height="816" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/La-La-Land-Damien-Chazelle.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/La-La-Land-Damien-Chazelle.jpg?resize=228%2C300&amp;ssl=1 228w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8330" class="wp-caption-text">En İyi Yönetmen – Damien Chazelle</figcaption></figure></p>
<ul>
<li>En İyi Müzik – <strong>La La Land</strong></li>
<li>En İyi Şarkı – <strong>La La Land</strong></li>
<li>En İyi Görüntü Yönetmeni – <strong>La La Land</strong></li>
<li>En İyi Belgesel – <strong>J. Made in America</strong></li>
<li>En İyi Kısa Belgesel – <strong>White Helmets</strong></li>
<li>En İyi Kısa Film – <strong>Sing</strong></li>
<li>En İyi Animasyon – <strong>Zootopia</strong></li>
<li>En İyi Kısa Animasyon – <strong>Piper</strong></li>
<li>En İyi Kurgu – <strong>Hacksaw Ridge</strong></li>
<li>En İyi Görsel Efekt – <strong>The Jungle Book</strong></li>
<li>En İyi Prodüksiyon Tasarımı – <strong>La La Land</strong></li>
<li>En İyi Ses Kurgusu – <strong>Arrival</strong></li>
<li>En İyi Ses Miksajı – <strong>Hacksaw Ridge</strong></li>
<li>En İyi Kostüm – <strong>Fantastic Beasts and Where to Find Them</strong></li>
<li>En İyi Makyaj – <strong>Suicide Squad</strong></li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/2017-oscar-odulleri-sahipleri-belli-oldu/">2017 Oscar Ödülleri Sahipleri Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/2017-oscar-odulleri-sahipleri-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8325</post-id>	</item>
		<item>
		<title>The Sound of a Movie about Sound</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/the-sound-of-a-movie-about-sound/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/the-sound-of-a-movie-about-sound/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 27 Feb 2017 12:29:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Özkan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Brian De Palma]]></category>
		<category><![CDATA[John Travolta]]></category>
		<category><![CDATA[Nancy Allen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8320</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Blow Out” from Brian De Palma, released in 1981. In this film we see Jack, played by John Travolta, the sound guy for B – grade movies, get caught in web of conspiracies, deceit, and death, all due to a simple sound recording he captured while he was in the right place at the wrong [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/the-sound-of-a-movie-about-sound/">The Sound of a Movie about Sound</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“<strong>Blow Out</strong>” from <strong>Brian De Palma</strong>, released in 1981. In this film we see Jack, played by <strong>John Travolta</strong>, the sound guy for B – grade movies, get caught in web of conspiracies, deceit, and death, all due to a simple sound recording he captured while he was in the right place at the wrong time. Sally, played by <strong>Nancy Allen</strong> (and married to Brian De Palma at the time), is the young mistress and eye witness to the crime that helps Jack who is trying to deliver the truth. A clever selection for the class film because it not only provides us a film to analyze sound, but it gives us a glimpse of how sound is created, recorded, and presented in the movies.</p>
<p>At about 40 minutes in the movie, we see Jack and Sally in the railway station bar getting to know each other a little. At this moment, Jack begins to tell Sally the story of his involvement with the police department. This analysis starts with Jack and Sally sitting in a booth in the bar having a conversation over drinks and smokes. There is music playing in the background, supposedly coming from the bar jukebox. Sally askes Jack “What did you do?” The music in the background is diegetic, since it is part of the world of the railway station bar. We also hear the murmuring of the bar crowd in the background giving us the feel of a busy place, but Jack and Sally don’t see or hear the crowd. They are deeply engaged in their conversation. Jack begins to tell his story of his police force involvement.</p>
<p><figure id="attachment_8322" aria-describedby="caption-attachment-8322" style="width: 887px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/blow-out.png"><img class="size-full wp-image-8322" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/blow-out.png?resize=640%2C273" alt="Blow Out" width="640" height="273" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/blow-out.png?w=887&amp;ssl=1 887w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/blow-out.png?resize=300%2C128&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8322" class="wp-caption-text">Blow Out</figcaption></figure></p>
<p>At 40:34, the scene cuts to a flashback of Jack explaining what “a wire” is to Sally. The music instantly changes and is now non-diegetic as it is not part of the world of the scene. Jack transitions from a foreground character in the bar to the narrator of the flashback. Jack’s dialog becomes non-diegetic. We know that this is a piece of Jack’s history that he is relaying based on the use of narration. We hear little details from the scene, like the sound of the tape being applied to the chest of Freddie Corso. We hear Jack’s fingers slide down the cable as he dresses it in place and prepares Freddie and the wire. The scene cuts to the outdoor night scene with Freddie’s voice counting to 10 as the bridge to this cut. The music changes again to a curious melody and we hear the car with Freddie and his mob connection drive up. Jack’s narration of the flashback continues. We see Jack in the surveillance car and we hear what Jack hears via the wire. We know that because the fidelity of the spoken word shifts to that of a low fidelity radio broadcast. We also continue to hear the faint background noise of the night time traffic in the area.</p>
<p>At 41:36, we cut to the next scene where Jack’s car is now moving and Jack’s narration continues. We hear the purring of the car’s motor in the background, reinforcing that the car is in motion. We hear the conversation within the car with Mr. Corso and we see the POV of Jack from his car. Again, the low fidelity of the conversation reinforces that we are hearing what Jack is hearing. The scene cuts to inside the vehicle where Corso and the mob boss are talking. The fidelity of the speaking sound improves so now we, the viewers, are in the car eavesdropping on the conversation. The scene cuts back and forth between Jacks car and the car with Corso and the sound fidelity of the conversation shifts between low and high with each cut reinforcing what we are seeing in the scene.</p>
<p>At 42:11, we are back in the car with Jack and his non-diegetic narration continues. We begin to hear static from the wire feed and ominous background music re-enters the scene helping to build the suspense. The static continues&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_8321" aria-describedby="caption-attachment-8321" style="width: 954px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/blowout.jpg"><img class="size-full wp-image-8321" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/blowout.jpg?resize=640%2C265" alt="“Blow Out” from Brian De Palma, released in 1981." width="640" height="265" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/blowout.jpg?w=954&amp;ssl=1 954w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/blowout.jpg?resize=300%2C124&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8321" class="wp-caption-text">“Blow Out” from Brian De Palma, released in 1981.</figcaption></figure></p>
<p>At 42:11, we are back in the car with Jack and his non-diegetic narration continues. We begin to hear static from the wire feed and ominous background music re-enters the scene helping to build the suspense. The static continues as Jack fumbles with the cables to try to fix the issue with no luck. We return to the interior of the car with Corso as the conversation continues with Jack’s narration continuing to build the story to Sally. Corso finally says to “pullover to the gas station. I got to take a piss.” The ominous music builds and that is all we hear as we watch the car pull over and Corso rushes out to an old building to take care of the wire that is shorting out on his body. We hear Corso struggling with the wire apparatus to try to strip it from his body. Now suspicious, the mobster follows Corso into the building and we hear the mobster’s steps. Jack becomes alarmed now that his plan has unraveled and moves to try to save Corso. Jack and his car mate have a brief argument as we see the mobster rush out of the building to his awaiting car and we hear the engine start. The mobster’s car speeds away because we hear the tires squeal as the car departs the scene. Jack rushes into the building but all we hear is the building background music. The music reaches a crescendo as Jack throws open the bathroom door only to find Corso hanging with Jack’s wire around his neck. Corso is dead. He is dead due to Jack’s equipment that failed. We hear the creaks of the wire as Corso swings with his feet off the ground. The music’s volume lowers a little and the tone and pace changes to match Jack’s newly realized despair. The melancholy music continues as a bridge as we cut back to the present time with Jack finalizing his story to Sally in the bar.</p>
<p>This is a perfect example for the sound of a movie. There are a lot of details and technical terms as well. I really enjoyed to see all those details and discover word of the sound. I tried to pull apart every detail about sound in this movie. I hope you enjoy it.</p>
<p>Cheers!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/the-sound-of-a-movie-about-sound/">The Sound of a Movie about Sound</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/the-sound-of-a-movie-about-sound/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8320</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Uzay’da Yalnızlık Çok Zor: Passengers</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/uzayda-yalnizlik-cok-zor-passengers/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/uzayda-yalnizlik-cok-zor-passengers/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 10 Feb 2017 11:30:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Volkan Usta]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[android]]></category>
		<category><![CDATA[Andy Garcia]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu türü]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Pratt]]></category>
		<category><![CDATA[Jennifer Lawrence]]></category>
		<category><![CDATA[Laurence Fishburne]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Sheen]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[uzaylı filmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7278</guid>
				<description><![CDATA[<p>Zaman ötesi ve gelecek temalı filmlerin çoğaldığı yıllara geldiğimiz bu zamanda karşımıza uzayda zaman nasıl geçmez şeklinde bir film karşımıza çıkıyor. Uzayda tek başına zaman geçmiyor bu yüzden de kesinlikle birisi sizinle uyanık olmalıdır. Passengers Bu şekilde bir giriş yaptıktan sonra gelelim Passengers filmine. Başrollerini son zamanlarda birçok yapımda görmeye başladığımız nam-i diğer Star Lord [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uzayda-yalnizlik-cok-zor-passengers/">Uzay’da Yalnızlık Çok Zor: Passengers</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Zaman ötesi ve gelecek temalı filmlerin çoğaldığı yıllara geldiğimiz bu zamanda karşımıza uzayda zaman nasıl geçmez şeklinde bir film karşımıza çıkıyor. Uzayda tek başına zaman geçmiyor bu yüzden de kesinlikle birisi sizinle uyanık olmalıdır.</p>
<h2>Passengers</h2>
<p>Bu şekilde bir giriş yaptıktan sonra gelelim <strong>Passengers</strong> filmine. Başrollerini son zamanlarda birçok yapımda görmeye başladığımız nam-i diğer Star Lord Chris Pratt ile güzelliği kadar oyunculuğu da şahane olan Jennifer Lawrence <em>Passengers</em> filminde karşımıza çıkıyor. Ayrıca filmde Android barmen karakterine Martin Sheen hayat verirken, son zamanlarda filmlerde kısa kısa rollerde gördüğümüz hepimizin ustası Laurence Fishburne karşımıza Homestead 2 uzay gemisinin hasta kaptanı Gus Mancuso karakteri ile filmde kendine yer buluyor.</p>
<p><figure id="attachment_7283" aria-describedby="caption-attachment-7283" style="width: 992px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Chris-Pratt-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7283 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Chris-Pratt-1.jpg?resize=640%2C360" alt="Chris Pratt" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Chris-Pratt-1.jpg?w=992&amp;ssl=1 992w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Chris-Pratt-1.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7283" class="wp-caption-text">Chris Pratt</figcaption></figure></p>
<p>Filmde her şey olup bittikten sonra gelen Captain Norris karakterine ise şaşırtıcı bir şekilde Andy Garcia hayat veriyor. Filmde ben görünce şaşırdım şahsen. Gidecekleri gezegene daha 90 yıl varken gök taşına çarpma sonucu arıza oluşması ile erkenden uyanan Jim Preston(Chris Pratt) ondan başka kimsenin uyanmadığını fark eder. Daha sonra bir süre yalnız yaşadıktan sonra Aurora’yı(Jennifer Lawrence) görür ve ona âşık olur. Kendisi ile çokça çatıştıktan sonra kızı uyandırmaya karar verir. Fakat ona arıza sonucu olduğunu söyler. Birlikte geçen güzel zamanlardan sonra acı gerçek ortaya çıkar. Fakat gemi sıkıntılı duruma girer. Bu sırada Gus Mancuso uyanır. Böylece geminin problemlerini anlarlar. Daha sonra bunları çözecekken Gus(Laurence Fishburne) hastalığı yüzünden ölür. Jim ve Aurora geminin sorunlarını kendileri çözmek zorunda kalırlar. Jim ölümcül bir çözüme başvurur ve bundan kurtulur. Böylece Aurora ile tekrar barışmış olurlar ve önlerinde ki günleri çok güzel geçirdiklerini filmin sonu bizlere gayet iyi anlatır. Böyle anlattığıma bakmayın ve bence kesinlikle izleyin. Sıkılmadan zaman geçirmek adına izlenilebilir bir film olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><figure id="attachment_7280" aria-describedby="caption-attachment-7280" style="width: 467px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Jennifer-Lawrence.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7280 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Jennifer-Lawrence.jpg?resize=467%2C560" alt="Jennifer Lawrence" width="467" height="560" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Jennifer-Lawrence.jpg?w=467&amp;ssl=1 467w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Jennifer-Lawrence.jpg?resize=250%2C300&amp;ssl=1 250w" sizes="(max-width: 467px) 100vw, 467px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7280" class="wp-caption-text">Jennifer Lawrence</figcaption></figure></p>
<h3>Passengers Filmi Özetleyecek Olursak</h3>
<p>Morten Tyldum imzalı bu 2016 yapımlı filmin başrollerinde Chris Pratt, Jennifer Lawrence, Martin Sheen, Laurence Fishburne ve son olarak gördüğümüz Andy Garcia yer almaktadır. İnsanlık uzayda yaşamaya başlamıştır. Böylece yeni alanlar oluşmuştur. 5000 insan ve 200’den fazla mürettebatı taşıyan uzay gemisi Homestead 2 büyük bir gök taşı çarpması sonucu ufak ufak problemler çıkarmaya başlar. Bunun ilk başı Jim’in uyanması ile olur. Jim arıza sonucu uyanır ve zaman geçtikten sonra Aurora’yı uyandırır.</p>
<p><figure id="attachment_7281" aria-describedby="caption-attachment-7281" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Laurence-Fishburne.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7281 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Laurence-Fishburne.jpg?resize=640%2C381" alt="Laurence Fishburne" width="640" height="381" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Laurence-Fishburne.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Laurence-Fishburne.jpg?resize=300%2C179&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Laurence-Fishburne.jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7281" class="wp-caption-text">Laurence Fishburne</figcaption></figure></p>
<p>İyi günler yaşanır acı gerçekler öğrenilir ve gemi yavaş yavaş yok olma sinyalleri vermeye başlar. Kaptan Gus bunları saptar ve ölür. İşler Jim ve Aurora’ya kalır. İkili de bunları çözmek adına hayatta kalarak hem kendilerini kurtarmak hem de aralarında ki küslüğü bitirmek adına geminin problemlerini çözmek için uğraş vermeye başlarlar. İkili birçok şeyi çözüp barışıp arkalarında 90 yıl sonra uyananlar için güzel şeyler mi bırakacaklar yoksa geminin yok olmasını önleyemeyecekler mi bu filmde izleyip görmek bence çok iyi bir fikir gibi gözüküyor. Diğer uzay filmlerinden biraz farklı olan <strong>Passengers</strong> sıkılmadan zaman geçirmek adına ideal bir seçim gibi duruyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uzayda-yalnizlik-cok-zor-passengers/">Uzay’da Yalnızlık Çok Zor: Passengers</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/uzayda-yalnizlik-cok-zor-passengers/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7278</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Anna Biller&#8217;in Viva&#8217;sı ve Hollywood&#8217;dan Öte Hollywood: 60&#8217;lı-70&#8217;li Yılların Ruhu Ve Çılgınlığı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/anna-billerin-vivasi-ve-hollywooddan-ote-hollywood-60li-70li-yillarin-ruhu-ve-cilginligi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/anna-billerin-vivasi-ve-hollywooddan-ote-hollywood-60li-70li-yillarin-ruhu-ve-cilginligi/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 08 Feb 2017 05:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[İf İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[The Love Witch]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7233</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kadınlar için kadın filmleri yapan, bir bağımsız sinema yönetmenlerinden biridir Anna Biller. Filmlerinde kullandığı aşırı çılgın renklerle; kötü ve abartılı oyunculuklara, klişe ve saçma isimlere ve garip peruklara sahip karakterlerin olduğu, feminizmin abartılı ve narsist tarafına mesaj göndermeli, Hollywood&#8217;un bilinenin ötesindeki garip ve saçma tarafına esprili, komik bakış açısıyla ilginç sinema tarzına sahip filmler yapmaktadır [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/anna-billerin-vivasi-ve-hollywooddan-ote-hollywood-60li-70li-yillarin-ruhu-ve-cilginligi/">Anna Biller&#8217;in Viva&#8217;sı ve Hollywood&#8217;dan Öte Hollywood: 60&#8217;lı-70&#8217;li Yılların Ruhu Ve Çılgınlığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlar için kadın filmleri yapan, bir bağımsız sinema yönetmenlerinden biridir <strong>Anna Biller</strong>.<br />
Filmlerinde kullandığı aşırı çılgın renklerle; kötü ve abartılı oyunculuklara, klişe ve saçma isimlere ve garip peruklara sahip karakterlerin olduğu, feminizmin abartılı ve narsist tarafına mesaj göndermeli, <strong>Hollywood&#8217;</strong>un bilinenin ötesindeki garip ve saçma tarafına esprili, komik bakış açısıyla ilginç sinema tarzına sahip filmler yapmaktadır kendisi.<br />
Bir bakıma, <strong>Biller</strong>&#8216;ın yaptığı filmler bizlere <strong>Yeşilçam</strong>&#8216;ı içindeki absürdlüğü ile hatırlatabilir.</p>
<p><figure id="attachment_7255" aria-describedby="caption-attachment-7255" style="width: 389px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Three-Examples-of-Myself-as-Queen.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7255 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Three-Examples-of-Myself-as-Queen.jpg?resize=389%2C567" alt="Three Examples of Myself as Queen" width="389" height="567" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Three-Examples-of-Myself-as-Queen.jpg?w=389&amp;ssl=1 389w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Three-Examples-of-Myself-as-Queen.jpg?resize=206%2C300&amp;ssl=1 206w" sizes="(max-width: 389px) 100vw, 389px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7255" class="wp-caption-text">Three Examples of Myself as Queen</figcaption></figure></p>
<p><strong>UCLA &#8211; University of California</strong> mezunu olan <strong>Biller</strong>, kendi yazıp yönettiği filmlerinde genellikle ya başrolde ya da küçük rollerde oynamaktadır. İlk kısa filmi olan <strong>Three Examples of Myself as Queen</strong>&#8216;i <strong>1994</strong> yılında çekmiştir ve film eleştirmenler tarafından yüksek notlar almıştır. İlk uzun metrajlı filmi olan <strong>2001</strong> yapımı melodraması <strong>The Hypnotist</strong> ise, <strong>Hollywood</strong>vari dramsallığı ile işlediği konu ve biçimi sebebiyle en beğenilen filmi kabul edilmektedir.</p>
<p><figure id="attachment_7234" aria-describedby="caption-attachment-7234" style="width: 875px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Elaine-broom.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7234 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Elaine-broom.jpg?resize=640%2C437" alt="The Love Witch" width="640" height="437" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Elaine-broom.jpg?w=875&amp;ssl=1 875w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Elaine-broom.jpg?resize=300%2C205&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7234" class="wp-caption-text">The Love Witch</figcaption></figure></p>
<p>Son uzun metrajlı filmi olan <strong>The Love Witch </strong>&nbsp;de önümüzdeki <strong>İf İstanbul</strong>&#8216;da,</p>
<ul>
<li><strong>19 Şubat 2017 </strong>saat:<strong>00 </strong>matinesinde<strong> Cinemaximum Budak / CKM Büyük Salon</strong>&#8216;da</li>
<li><strong>24 Şubat 2017 </strong>saat:<strong>30</strong> matinesinde<strong> Cinemaximum Kanyon Salon 9</strong>&#8216;da</li>
<li><strong>26</strong> <strong>Şubat 2017 </strong>saat:<strong>00 </strong>matinesinde<strong> Cinemaximum Kanyon Salon 8</strong>&#8216;de gösterilecektir<em>.</em></li>
</ul>
<p><em>(ve tabii bende heyecanla beklemekteyim&#8230;)</em></p>
<p>Şimdi, üzerine konuşacağımız<strong> 2007 </strong>yapımı <strong>Viva</strong> filmine gelecek olursak eğer, <strong>1972</strong> yılında bir banliyöde yaşayan iki evli çiftin başından geçenler anlatmaktadır.</p>
<p><figure id="attachment_7253" aria-describedby="caption-attachment-7253" style="width: 1280px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Anna-Biller.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7253 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Anna-Biller.jpg?resize=640%2C360" alt="Anna Biller" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Anna-Biller.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Anna-Biller.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Anna-Biller.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7253" class="wp-caption-text">Anna Biller</figcaption></figure></p>
<p><strong>Barbi</strong>, işi sebebiyle sürekli şehir dışına çıkmak zorunda olan bir kocaya sahip sıradan bir kadındır. Kocasının yokluğunda kendini çok yalnız hissettiği için kocası ve kendisinin arkadaşları olan <strong>Mark</strong> ve <strong>Sheila</strong> ile zaman geçirmektedir. Kendisini taciz eden patronu, <strong>Barbi</strong>&#8216;nin evli olduğunu öğrenince onu işten atar. Kocasının, kendilerini çok rahat yaşatan bir işi sahip olduğunu söylemsine karşın &nbsp;<strong>Barbi</strong>, sırf kocasını daha sık görebilmek için iş aramaya başlar. Kendisi de başka tip bir heyecan arayan arkadaşı <strong>Sheila</strong> ile bir model ajansına kayıt olmaya karar verirler ve tam o sırada, gittikleri ajansın kapısının önünde tanıştıkları <strong>Mrs. James</strong> sayesinden hiç beklemedikleri bir işe sahip olurlar.<br />
Film, 60&#8217;larda başlayıp 70&#8217;lerin başına kadar devam eden sıradışı deneyimleri ve uç noktalardaki kültür anlayışını, insanların aşırılığa özenme ve beklenmedik tutkularına yenik düşüşlerini gözler önüne sermektedir.</p>
<p><figure id="attachment_7236" aria-describedby="caption-attachment-7236" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/viva-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7236 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/viva-film.jpg?resize=640%2C271" alt="2007 yapımı Viva filmine gelecek olursak eğer, 1972 yılında bir banliyöde yaşayan iki evli çiftin başından geçenler anlatmaktadır." width="640" height="271" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/viva-film.jpg?w=650&amp;ssl=1 650w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/viva-film.jpg?resize=300%2C127&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7236" class="wp-caption-text">2007 yapımı Viva filmine gelecek olursak eğer, 1972 yılında bir banliyöde yaşayan iki evli çiftin başından geçenler anlatmaktadır.</figcaption></figure></p>
<p>Başrolünde <strong>Biller</strong>&#8216;ın oynadığı <strong>Viva</strong> ve tabi diğer bütün filmleri, yönetmenin hayran olup esinlendiği <strong>Jacques Demy</strong> ve<strong>&nbsp; Josef von Sternberg</strong>&#8216;in filmlerinden esintiler taşımaktadır.</p>
<p>Tabi&nbsp; <strong>Biller</strong>, pek belli olmadığını söylese bile aslında sinemadan anlayan gözlerin kolaylıkla fark edebileceği tanıdık harmanlanmış bir tarza sahiptir. <strong>&#8220;Jacques Demy&#8217;nin Fransız Yeni Dalgası&#8217;nda kendine özgü tarzı ve bakış açısını barındıran Hollywood ruhu, Josef von Sternberg&#8217;in filmlerinde bulunan resimsel zenginliği ve fotografik zanaatkarlığı.&#8221;</strong></p>
<p>Belki kız arkadaşınızla, belki sinematografi ve sergileme dersiniz için güzel bir araştırma ödevi için ya da belki de güzel bir vakit geçirmek adına keyifle izleyebileceğiniz bir film.</p>
<p>Herkese bu eğlenceli filmi tavsiye eder ve iyi seyirler dilerim…</p>
<p><figure id="attachment_7254" aria-describedby="caption-attachment-7254" style="width: 314px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Hypnotist.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7254 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Hypnotist.jpg?resize=314%2C570" alt="The Hypnotist" width="314" height="570" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Hypnotist.jpg?w=314&amp;ssl=1 314w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Hypnotist.jpg?resize=165%2C300&amp;ssl=1 165w" sizes="(max-width: 314px) 100vw, 314px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7254" class="wp-caption-text">The Hypnotist</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/anna-billerin-vivasi-ve-hollywooddan-ote-hollywood-60li-70li-yillarin-ruhu-ve-cilginligi/">Anna Biller&#8217;in Viva&#8217;sı ve Hollywood&#8217;dan Öte Hollywood: 60&#8217;lı-70&#8217;li Yılların Ruhu Ve Çılgınlığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/anna-billerin-vivasi-ve-hollywooddan-ote-hollywood-60li-70li-yillarin-ruhu-ve-cilginligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7233</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Fated to be Mated in Singin&#8217; in the Rain</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/fated-to-be-mated-in-singin-in-the-rain/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/fated-to-be-mated-in-singin-in-the-rain/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 05 Feb 2017 11:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Özkan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Debbie Reynolds]]></category>
		<category><![CDATA[Donald O'Connor]]></category>
		<category><![CDATA[Gene Kelly]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Hagen]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[komedi film]]></category>
		<category><![CDATA[komedi filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[müzikal komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Stanley Donen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7218</guid>
				<description><![CDATA[<p>One of the classical hallmarks of the musical genre is the duality of the characters, the situations, the scenes, and the shots. We certainly see this in the 1952 classic “Singin’ in the Rain”, staring Gene Kelly, Debbie Reynolds, Donald O’Connor, and Jean Hagen. Singin&#8217; in the Rain From the very beginning of the film [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fated-to-be-mated-in-singin-in-the-rain/">Fated to be Mated in Singin&#8217; in the Rain</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>One of the classical hallmarks of the musical genre is the duality of the characters, the situations, the scenes, and the shots. We certainly see this in the 1952 classic “<strong>Singin’ in the Rain</strong>”, staring Gene Kelly, Debbie Reynolds, Donald O’Connor, and Jean Hagen.</p>
<h2>Singin&#8217; in the Rain</h2>
<p>From the very beginning of the film we have the characters Lena Lamont (Jean Hagen) and Don Lockwood (Gene Kelly) arriving as a couple to their new movie premier. All the gossip around town has positioned Lena and Don as a couple that Lena encourages and Don tolerates. The arrival of Zelda Sanders and with her “well known eligible bachelor”. She is young, He is old. She is dressed in white and black. He is dressed in black and white. Duality. Olga and the Baron arrive as a couple, married for a whole 2 months. Don and Lena arrive, both dressed in glamorous white with huge smiles on their faces. Definitely presenting themselves as a couple. They are “like bacon and eggs”. You could argue that Don and Cosmo Brown (Donald O’Connor) are a couple. They have been together since childhood. They danced together, they sang together, they acted together. Their history provided the foundation to introduce singing and dancing to the film, which is the classical backstage musical style of this genre, as defined by&nbsp;Bordwell, where “the action centering on singers and dancers who perform for an audience within the story world.”</p>
<p><figure id="attachment_7219" aria-describedby="caption-attachment-7219" style="width: 345px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Singing-in-the-rain-poster.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7219 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Singing-in-the-rain-poster.jpg?resize=345%2C532" alt="Singin' in the Rain" width="345" height="532" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Singing-in-the-rain-poster.jpg?w=345&amp;ssl=1 345w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/Singing-in-the-rain-poster.jpg?resize=195%2C300&amp;ssl=1 195w" sizes="(max-width: 345px) 100vw, 345px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7219" class="wp-caption-text">Singin&#8217; in the Rain</figcaption></figure></p>
<p>However, in the Altman reading “The Structure of the American Film Musical” he states that “an interesting variation on the traditional paired-scene arrangement involves the introduction of one or more wrong couples. This is Don and Lena. As the film suggests, all the Hollywood wags want them as a couple but they are not “Fated to be Mated” as the film progresses. They present the exterior expected relationship that the public wants to see but they are not really a couple, much to the protests of Lena.</p>
<p>Don is finally introduced to Kathy Selden, a poor chorus dancer/singer. Initially she is the opposite of Don. He is a star. She is a chorus dancer. He is dress formally (although a little tattered from girls mobbing him). She is dresses plainly. He is in formal black and white. She is dressed in plain brown and grey neutral colors. He wants her. She resists him. This presents the classic duality of the American Musical genre.</p>
<p>The mating ritual between Don and Kathy culminates with the scene when the two enter “the empty stage” and then dance to the crooned song “You Were Meant for Me”.</p>
<p>The narrative is not the essential element of the American Musical genre. We do see a general story for “Singin’ in the Rain”. However, the story is there to deliver the setups for the song and dance scenes.</p>
<p>This film is a great example of the backstage musical genre. And, all I got to say is that “they don’t make them like this anymore!”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fated-to-be-mated-in-singin-in-the-rain/">Fated to be Mated in Singin&#8217; in the Rain</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/fated-to-be-mated-in-singin-in-the-rain/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7218</post-id>	</item>
		<item>
		<title>The Discreet Charm of the Bourgeoisie</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/the-discreet-charm-of-the-bourgeoisie/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/the-discreet-charm-of-the-bourgeoisie/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 01 Feb 2017 11:25:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Özkan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Burjuvazinin Gizli Çekiciliği]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeküstü]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeküstücü]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[Luis Buñuel]]></category>
		<category><![CDATA[sürrealist]]></category>
		<category><![CDATA[sürrealist film]]></category>
		<category><![CDATA[sürrealizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7181</guid>
				<description><![CDATA[<p>Classical narrative also referred to as classical continuity describes film analysis and criticism constituting visual style and narration in the film making industry. It has characterized American cinema from 1917 to 1960 and become the dominant method of film making in the United States. It consists of a set of norms such as framing, continuity [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/the-discreet-charm-of-the-bourgeoisie/">The Discreet Charm of the Bourgeoisie</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Classical narrative also referred to as classical continuity describes film analysis and criticism constituting visual style and narration in the film making industry. It has characterized American cinema from 1917 to 1960 and become the dominant method of film making in the United States. It consists of a set of norms such as framing, continuity editing, music scores and three point lighting. However, most films in the industry do not comply with all these norms. The norms focus at establishing interrelated systems including; cinematic time, cinematic space, and logic in the narrative. The narrative logic is more like a literary narration in literature where a plot is focused on psychological motivation of characters and how they continuously struggle to attain the intended goal. Cinematic time and space are elements used to manipulate the visual approach in storytelling and making the film appear as real as possible on screen. The art of film narration consists of a sense of social realism centered on dreams, thoughts and motivation of characters.</p>
<p><strong>The Discreet Charm of the Bourgeoisie</strong><em>: Le Charme Discret De La Bourgeoisie </em>is a surrealist film produced in 1972 (Kinder, 1999). It was directed by Luis Bunuel and written by Jean-Claude Carriere. The film is mainly in French with a few dialogues in Spanish and was made in France. The narrative is based on a group of upper middle class folks who attempt to dine together notwithstanding continued interruptions. Surrealist film production is a modern approach of film theory with its origins dating back to the 1920s in Paris and uses classical narration. It is related to Dada cinema and characterized by rejection of dramatic psychology, juxtapositions, and recurrent use of dreadful imagery. Surrealism seeks to expound on the creative potential of the unconscious mind. The film consists of linked scenes with four dreams from different characters and five gatherings among a group of Bourgeois friends (Kinder, 1999).</p>
<p><figure id="attachment_7184" aria-describedby="caption-attachment-7184" style="width: 832px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Discreet-Charm-ofthe-Bourgeoisie.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7184 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Discreet-Charm-ofthe-Bourgeoisie.jpg?resize=640%2C360" width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Discreet-Charm-ofthe-Bourgeoisie.jpg?w=832&amp;ssl=1 832w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Discreet-Charm-ofthe-Bourgeoisie.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7184" class="wp-caption-text">The Discreet Charm of the Bourgeoisie: Le Charme Discret De La Bourgeoisie is a surrealist film produced in 1972 (Kinder, 1999). It was directed by Luis Bunuel and written by Jean-Claude Carriere.</figcaption></figure></p>
<p>The beginning is centered on the gatherings while the dreams are expressed at the end though there is intertwining of scenes. The beginning of the film is of a bourgeois couple; the Thevenots who accompany Mme., Rafael Acosta and Florence, Thevenots’s sister to Senechals house. The Senechal’s are hosting a dinner party. However, when they arrive Alice Senechal is surprised to see them as she was expecting them the following evening. The guests invite Mme to join them for dinner at a nearby inn. There are no diners in the inn though the cheap prices, the waitress is reluctant and sounds of crying voices can be heard from the next room. Upon learning that the manager had died a few hours earlier, the party leaves with rush (Kinder, 1999). The bourgeois friends’ later attempt to have lunch at the Senechals, however, Cassel and his wife escape to the garden to have sex instead of joining their friends. One of them mentions that the police might be coming and the Senechals leave to avoid arrest. There was an alleged fear of cocaine trafficking and again the party leaves in panic.</p>
<p>The women later visit a tea house that has run out of beverages and only has water. They meet a soldier who tells them about his life and the death of his mother (Kinder, 1999). According to the soldier, his heartless father took over his education and the mother, inform of a ghost informed him that was not his real father. He poisons and kills him following the ghost’s request. Meanwhile, when the Senechals return from their garden, they meet a bishop in their house and their friends long gone. They angrily throw him out and later embrace him with respect when he returns in his bishop’s robes. This clearly shows their prejudice, hypocrisy and snobbery. The bishop requests for a gardening job explaining his troubled childhood (Kinder, 1999). His parents were murdered and the criminal was never arrested. He later on goes to bless a dying man and when he finds out that it was the man who killed his parents; he first blesses him then kills him with a shotgun. This continues to express the level of hypocrisy among the characters in this film.</p>
<p><figure id="attachment_7183" aria-describedby="caption-attachment-7183" style="width: 780px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/luis-bunuel.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7183 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/luis-bunuel.jpg?resize=640%2C474" alt="Luis Bunuel" width="640" height="474" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/luis-bunuel.jpg?w=780&amp;ssl=1 780w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/luis-bunuel.jpg?resize=300%2C222&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7183" class="wp-caption-text">Luis Bunuel</figcaption></figure></p>
<p>The film consists of a number of unsuccessful dinner parties with various interruptions such as the arrival of a group of army officers and a revelation that the French colonel’s dining room was a stage set for a performance in one of the dreams (Kinder, 1999). Confusing dream sequences are also presented with numerous ghost appearances. Bunuel continuously frustrates his characters by playing tricks on them. They are charmed towards fine dinners that they highly expect and later disappointed. It is important to note how they never stop trying and expect to attain all they desire. The most disappointing aspect about them is that although they express their anger politely, they think that they have a natural right to get everything they want and have others spoil them. The film showcases a sense of entitlement among characters, hypocrisy and corruption. Their fears are explored in the dreams. Characters are afraid of public humiliation, guns and being arrested by the police. Dream sequences are rooted in each other character’s dreams. Bunuel uses dreams within dreams in playing tricks on the audience as one tries to make sense of the story. The final sequence is of a repeater scene of six people walking purposefully and silently on a long isolated country road without a known destination (Kinder, 1999).</p>
<p><figure id="attachment_7182" aria-describedby="caption-attachment-7182" style="width: 895px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/discreet-charm-of-the-bourgeoisie-1972.png"><img class=" td-modal-image wp-image-7182 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/discreet-charm-of-the-bourgeoisie-1972.png?resize=640%2C383" alt="The Discreet Charm of the Bourgeoisie, 1972 is crowded with ambiguity from the very beginning with internal drama from characters (Kinder, 1999)." width="640" height="383" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/discreet-charm-of-the-bourgeoisie-1972.png?w=895&amp;ssl=1 895w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/discreet-charm-of-the-bourgeoisie-1972.png?resize=300%2C180&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/discreet-charm-of-the-bourgeoisie-1972.png?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7182" class="wp-caption-text">The Discreet Charm of the Bourgeoisie, 1972 is crowded with ambiguity from the very beginning with internal drama from characters (Kinder, 1999).</figcaption></figure></p>
<p>Bunuel was known for his unusual shooting style in this particular film that involved editing the film in camera during the production. He used video playback monitors on set that resulted to a different style. This was different from his usual static camera framing and close-ups. He was more comfortable and had limited direction employing more physical and technical instructions. According to Bunuel, physical appearance and movements were more essential as compared to motivation. The joke about him filming one of his dreams whenever he needed an extra scene is quite famous. This film consisted of three of Bunuel’s dreams; a dream of meeting his dead cousin, waking up to see his dead parents staring at him, and forgetting his lines on stage (Kinder, 1999).</p>
<p><em>The Discreet Charm of the Bourgeoisie</em>, 1972 is crowded with ambiguity from the very beginning with internal drama from characters (Kinder, 1999). The image of the wondering bourgeoisie at the beginning establishes a structure of inarticulateness; the audience needs to pay very close attention to how the film unfolds and the replacement of the film motion into closure and catharsis. As the audience we need to be attentive to have a chance at answering the questions that arise throughout the narration. The classical form of narration in this film has embraced the modern forms of bourgeois art accentuating harmony, order and proportion. Deceptive charm among characters is able to keep us fascinated with an endless glamour that sustains a sense of rationality. Bunuel has succeffully used a structural tool of the comic annoyance of interruptions. Some of the scenes are literally set for mockery reminding us of the hypocrisy characterizing the characters. The Discreet Charm of the Bourgeoisie has paved the way for other narrative filmmakers through the demonstration of coexistence between form and anti-form in film making.</p>
<p>Surrealism has been expressed through the constant redirection of dreams and juxtaposition of the main plot. The group’s desire to dine together is endlessly unfulfilled by a number of interruptions and diversions. The image of six characters walking down a country road reminds us of the lack and purpose ascribed to them by Bunuel (Kinder, 1999). This brings many questions among the audience on what could, might or just isn’t. By this way we can learn the rules of film engagement. Some important dialogue parts have been excluded leaving us to think the meaning due to sounds of low flying jets. Bunuel points out that an ideal life to him consists of two hours of being awake and twenty two of sleeping and dreaming. He often eliminated anything that has symbolic meaning in his films. Dreams are considered to be part of our daily lives and we can relate to the change of events between the real world and the overlapping dreams.</p>
<p><figure id="attachment_7186" aria-describedby="caption-attachment-7186" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Discreet-Charm-of-the-Bourgeoisie-1973.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7186 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Discreet-Charm-of-the-Bourgeoisie-1973.jpg?resize=640%2C267" alt="Luis Buñuel &quot;The Discreet Charm of the Bourgeoisie&quot;" width="640" height="267" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Discreet-Charm-of-the-Bourgeoisie-1973.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/The-Discreet-Charm-of-the-Bourgeoisie-1973.jpg?resize=300%2C125&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7186" class="wp-caption-text">Luis Buñuel &#8220;The Discreet Charm of the Bourgeoisie&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Bunuel is the original surrealist who used irony and a playful form in the creation of this film to start an interest within his audience. Dinner is a chief ritual for the middle class that shows richness and good manners (Kinder, 1999). It has been used in this film with a joke of interruptions that describe aristocracy in the society. Issues of drug dealing, murder, military coups, perversion and excruciating boredom are all showcased. Most of his main characters are rich though the supporting ones have a charming mood describing them. Bunuel uses dark comedy to show black humor. Humor has been used in serious subject matter to create light moments that the audience can easily relate to.</p>
<p>The use of dreams and dream interpretations in <em>The Discreet Charm of the Bourgeoisie </em>explores the relationship between surrealism and Sigmund Freud’s psychoanalysis. Psychoanalysis is a psychological theory that shows the interaction between the conscious and the unconscious mind. It aims at resurfacing conflicts and fears into the conscious mind through methods such as dream interpretation. There are a number of similarities between psychoanalysis and surrealism. They are both based on the nothingness mind. Psychoanalysis explains how our behaviors are influenced by the past while surrealism is influenced by the mind evoking feelings through the use of visual arts. Bunuel significantly expresses the relationship between surrealism and psychoanalysis in <em>The Discreet Charm of the Bourgeoisie</em> through dream comments and behaviors conjured from the subconscious minds of characters.</p>
<p style="text-align: center;">Reference</p>
<ul>
<li>Kinder, M. (1999).&nbsp;<em>Luis Buñuel&#8217;s The discreet charm of the bourgeoisie</em>. Cambridge [U.K.: Cambridge University Press.</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/the-discreet-charm-of-the-bourgeoisie/">The Discreet Charm of the Bourgeoisie</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/the-discreet-charm-of-the-bourgeoisie/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7181</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Matrix &#8211; Smith Kanseri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/matrix-smith-kanseri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/matrix-smith-kanseri/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 26 Jan 2017 08:45:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sait Güven]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Matrix]]></category>
		<category><![CDATA[Matrix felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Matrix ve yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytanın Avukatı-1996]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7015</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8211;En sevdiğim günah kibirdir.&#8211; (Şeytanın Avukatı-1996) Matrix evreninin başat karakterlerinden biri olan Smith ilk başta sadece bir askerdir. Programlandığı amaca kesin olarak bağlıdır. Onun farklı olduğunun ilk işaretini Morpheus’un sorgulandığı sahnede görürüz. Görev arkadaşlarını odadan çıkarır. Çünkü daha sonra yapacakları bir ajan program olarak onun yapısında yoktur. Varlığı gereği yanlıştır, fakat bunu yapmaktan da kendini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/matrix-smith-kanseri/">Matrix &#8211; Smith Kanseri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">&#8211;<em>En sevdiğim günah kibirdir.</em>&#8211; (Şeytanın <a href="https://idilsuaydin.av.tr">Avukat</a>ı-1996)</p>
<p><strong>Matrix evreni</strong>nin başat karakterlerinden biri olan <strong>Smith</strong> ilk başta sadece bir askerdir. Programlandığı amaca kesin olarak bağlıdır. Onun farklı olduğunun ilk işaretini Morpheus’un sorgulandığı sahnede görürüz. Görev arkadaşlarını odadan çıkarır. Çünkü daha sonra yapacakları bir ajan program olarak onun yapısında yoktur. Varlığı gereği yanlıştır, fakat bunu yapmaktan da kendini alıkoyamayacaktır. O yüzden de öncelikle kendisine engel olabilecek en yakınındaki kişileri devre dışı bırakır. Sonra Morpheus’a şunları söyler:</p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8220;Tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar. Ama siz insanlar öyle değilsiniz. Bir bölgeye yerleşiyorsunuz ve çoğalıyorsunuz, tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. Canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak. Bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musunuz? Virüsler. İnsanlar hastalıktır ve bizler de bunların ilacıyız.&#8221;</em></p>
<p><figure id="attachment_7016" aria-describedby="caption-attachment-7016" style="width: 665px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ajan-smith.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7016 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ajan-smith.jpg?resize=640%2C424" alt="Ajan Smith" width="640" height="424" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ajan-smith.jpg?w=665&amp;ssl=1 665w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ajan-smith.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ajan-smith.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7016" class="wp-caption-text">Ajan Smith</figcaption></figure></p>
<h2>Ajan Smith</h2>
<p>Sıradan bir ajan olan <em>Smith</em> kendine özel bir misyon biçmekte ve bu yolla bir “ego” geliştirmektedir. Oysa Matrix bir sistemdir ve böyle bir sistemde egonun yeri yoktur. Herkes bütünün bir parçasıdır.</p>
<p><strong>Smith</strong>, ikinci kırılmayı Neo tarafından yenildiğinde yaşar. Görevini tamamlamış bir program olarak Matrix ana merkezine geri dönmesi gerekmektedir ama bunu yapmaz. Burada kullandığı bir ifade ilginiçtir: “İtaatsizlik etmeye mecburdum.” Şeytan da Tanrı’ya isyanını böyle açıklamış olmalı. “Mecburdum, çünkü farklı ve üstün olduğumu görüyorum.”</p>
<p>“Üstünlük ve farklılık” mülahazasını kaçınılmaz olarak boyun eğdirme arzusu takip eder. Herkes onun gibi düşünmeli onun gibi hareket etmelidir. Bu ise bitirici bir paradoksun başlangıcıdır. Kanser gibi… Kanser hücreleri ilk başta farklıdırlar. Ama yayılıp çoğunluğu ele geçirmeye başladıkları doku ya da organda artık “sağlıklı” hücreler farklı hale gelir. Kendini kopyalamayı başaran Smith bir ur gibi büyür ve yayılır. Onun gibi olmayan her şeye karşı nefretle doludur. Her şeyi dönüştürür. Yenilgisi de tam burada gelir. Sağlıklı hücre kalmadığında organ çöker. Ya da vücut bu durumu fark eder ve organ dolayısıyla da kanser bütünüyle alınır. <u>Smith</u>’e olduğu gibi.</p>
<p><strong>Smith</strong>, <strong>Matrix</strong>’in üç karanlık yolcusundan biridir. “Üstünlük” yanılgısının peşinden yürüyen ve bu yürüyüş sırasında bir girdap gibi etrafını tüketen karanlık bir yolcu… En sonunda kendisini de tüketinceye dek…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/matrix-smith-kanseri/">Matrix &#8211; Smith Kanseri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/matrix-smith-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7015</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Alman Sineması Kitabı Yayınlandı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/alman-sinemasi-kitabi-yayinlandi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/alman-sinemasi-kitabi-yayinlandi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 19 Jan 2017 12:28:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Baader-Meinhof Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Der Baader Meinhof / Der Baader Meinhof Komplex – Bir Terör Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Oylum]]></category>
		<category><![CDATA[Seyyah Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Alman Sineması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6851</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hollywood dışındaki ülke sinemalarının tanınmasını hedefleyen Dünya Sineması Kitaplığı serisinin son halkası olan Alman Sineması, Seyyah Kitap etiketiyle yayınlandı. Rıza Oylum “Alman Sineması” Alman Sineması; dışavurumcu avangart sinemadan Nazi propagandalarına, Yeni Alman Sineması akımından son dönemin politik hesaplaşma filmlerine kadar, Alman sinemasının keşfedilmesi gereken zengin tarihine kapsamlı bir bakış sunuyor. Sinema yazarı Rıza Oylum’un hazırladığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/alman-sinemasi-kitabi-yayinlandi/">Alman Sineması Kitabı Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hollywood dışındaki ülke sinemalarının tanınmasını hedefleyen <strong>Dünya Sineması Kitaplığı</strong> serisinin son halkası olan <strong>Alman Sineması,</strong> <strong>Seyyah Kitap</strong> etiketiyle yayınlandı.</p>
<h2>Rıza Oylum “Alman Sineması”</h2>
<p><strong>Alman Sineması</strong>; dışavurumcu avangart sinemadan Nazi propagandalarına, <em>Yeni Alman Sineması</em> akımından son dönemin politik hesaplaşma filmlerine kadar, Alman sinemasının keşfedilmesi gereken zengin tarihine kapsamlı bir bakış sunuyor.</p>
<p><figure id="attachment_6853" aria-describedby="caption-attachment-6853" style="width: 560px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/almanya-sinemasi-riza-oylum.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6853 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/almanya-sinemasi-riza-oylum.jpg?resize=560%2C806" alt="Rıza Oylum “Alman Sineması”" width="560" height="806" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/almanya-sinemasi-riza-oylum.jpg?w=560&amp;ssl=1 560w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/almanya-sinemasi-riza-oylum.jpg?resize=208%2C300&amp;ssl=1 208w" sizes="(max-width: 560px) 100vw, 560px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6853" class="wp-caption-text">Rıza Oylum “Alman Sineması”</figcaption></figure></p>
<p>Sinema yazarı <u>Rıza Oylum</u>’un hazırladığı kitapta; Alman sineması tarihi, yönetmenlerin hayatları ve film kritikleri sunulmakla birlikte Alman sinemasına tematik bir yaklaşım da getiriliyor. &nbsp;Doğu ve Batı Almanya ayrımı, <em>Baader-Meinhof Hareketi</em> ve 2. Dünya Savaşı gibi önemli konuların Alman sinemasına yansımaları kitapta okuyucuyu bekleyen konulardan bazıları. Kitap, Alman sinemasını yakından tanımak isteyenlere ayrıntılı bir kılavuz görevi görme iddiasında.</p>
<p><strong>Alman Sineması, Rıza Oylum, Seyyah Kitap, 185 sayfa</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/alman-sinemasi-kitabi-yayinlandi/">Alman Sineması Kitabı Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/alman-sinemasi-kitabi-yayinlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6851</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sonsuzluğa Açılan Kapı; Yolun Sonu, Neşet Günal ve Esaretin Bedeli</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sonsuzluga-acilan-kapi-yolun-sonu-neset-gunal-ve-esaretin-bedeli/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sonsuzluga-acilan-kapi-yolun-sonu-neset-gunal-ve-esaretin-bedeli/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 19 Jan 2017 05:01:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Doğu Özgün]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[gotik]]></category>
		<category><![CDATA[Gotik Dönem resmi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6825</guid>
				<description><![CDATA[<p>1950 sonrası, Türk sanatı ülkenin sosyal gerçeklerinin biçimsel niteliklerde yansıtıldığı bir dönemin başlangıcıdır. Halkın aidiyetsiz konumu, Neşet Günal’ın kompozisyonlarında çarpıcı bir öğe olarak yansır. Yüzeyin dokusuyla oluşan kendiliğinden espas, Günal’ın çizgisel yöntemiyle derinlik kazanır. Atmosferi kurak, sussuz bir nitelikte, içsel derinliği imleyen yalnız figürlerinden arda kalan boşlukta belirir. Resme ait ne varsa, öznel bir dönüşümden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonsuzluga-acilan-kapi-yolun-sonu-neset-gunal-ve-esaretin-bedeli/">Sonsuzluğa Açılan Kapı; Yolun Sonu, Neşet Günal ve Esaretin Bedeli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>1950 sonrası, Türk sanatı ülkenin sosyal gerçeklerinin biçimsel niteliklerde yansıtıldığı bir dönemin başlangıcıdır. Halkın aidiyetsiz konumu, <strong>Neşet Günal</strong>’ın kompozisyonlarında çarpıcı bir öğe olarak yansır. Yüzeyin dokusuyla oluşan kendiliğinden espas, Günal’ın çizgisel yöntemiyle derinlik kazanır. Atmosferi kurak, sussuz bir nitelikte, içsel derinliği imleyen yalnız figürlerinden arda kalan boşlukta belirir. Resme ait ne varsa, öznel bir dönüşümden geçmiştir. Aynı hamurdan olan figür ve mekan içerisinde, çizgi üstün bir değer olarak figürün biçimini oluşturur. Figürlerin biçimlerindeki deformasyondan dolayı, kapalı alanlar figür nesne ilişkisini önler. Bu sebeple içerik bağlamında göçe zorlanan halk, biçim ilişkisinde dış mekana hapistir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>Dış mekana hapis olan figürler, bende öyle bir çağrışım oluşturdu ki, arkası bir birini kovalayan fikirlerle, sezgisel bir heyecana kapıldım. Bu çalışmamda <em>Neşet Günal</em>’ın resimlerini farklı bir okumayla, <em>Frank Darabont</em> yönetmenliğinde çekilen <strong>Esaretin Bedeli (1994)</strong> filmi ile ilişkilendirerek Günal’ın doğaya hapis figürlerini veya aidiyet, özgürlük ve sonsuzluk kavramlarını resim sanatı bağlamında çözümlemeye çalıştım.</p>
<p><figure id="attachment_6827" aria-describedby="caption-attachment-6827" style="width: 774px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Resim1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6827 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Resim1.jpg?resize=640%2C413" alt="Resim 1: Sol üst: Neşet Günal, Duvar Dibi IV. tuval/yağlıboya, 139x210cm." width="640" height="413" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Resim1.jpg?w=774&amp;ssl=1 774w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Resim1.jpg?resize=300%2C193&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6827" class="wp-caption-text">Resim 1: Sol üst: Neşet Günal, Duvar Dibi IV. tuval/yağlıboya, 139x210cm.</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6828" aria-describedby="caption-attachment-6828" style="width: 894px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6828 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim2.jpg?resize=640%2C409" alt="Resim 2: Sağ üst: Esaretin Bedeli (1994), Andy’nin hapishaneye giriş sahnesi." width="640" height="409" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim2.jpg?w=894&amp;ssl=1 894w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim2.jpg?resize=300%2C192&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim2.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6828" class="wp-caption-text">Resim 2: Sağ üst: Esaretin Bedeli (1994), Andy’nin hapishaneye giriş sahnesi.</figcaption></figure></p>
<p><strong>‘‘Değişken olana karşı oldum; dural kalmanı</strong><strong>n imk</strong><strong>ansız olduğunu bildiğim için. Gereksemesiz her atılım olumsuz bir değişkenliği sonuç</strong><strong>luyor</strong><strong>.(…) Değişkenlik yenilenmek değildir; oluşum önemli.(…) Bugün, mutlak bir yaratı özgürlüğünün</strong><strong> rahatl</strong><strong>ığında kendini gerçekten özgür sanan ressamın açmazı ile karşı karşıyayız.(…) Resim benim için bir oyun</strong> değil, azaplı bir süreçtir’’<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><strong><sup>[2]</sup></strong></a></p>
<p><figure id="attachment_6829" aria-describedby="caption-attachment-6829" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6829 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim3.jpg?resize=500%2C302" alt="Resim 3: Andy mahkumlara okuma yazma öğretiyor." width="500" height="302" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim3.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim3.jpg?resize=300%2C181&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6829" class="wp-caption-text">Resim 3: Andy mahkumlara okuma yazma öğretiyor.</figcaption></figure></p>
<p><em>Neşet Günal</em>’ın kendini konumlandırdığı alan sancılı bir süreci kapsıyor, özgürlüğü elde etmek için o resmi yapmıyor, hala hapis kalmak için, hala o dünyada olmak için uğraşıyor. Resmini üslubunun sınırlarında hapis tutuyor. Üslubunun sınırlarını zorlayan rengi minimuma indiriliyor. Kendini kendine hapsettiği gibi figürü de yüzeye hapsediyor.</p>
<p>“Bugün, mutlak bir yaratı özgürlüğünün rahatlığında kendini gerçekten özgür sanan ressamın açmazı ile karşı karşıyayız.”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><strong><sup>[3]</sup></strong></a> Bu ifadesiyle Günal,&nbsp; Özgür olma edinimini ters köşe yapıyor. Özgür bir ortamda potansiyel yetilerin kolektif olarak yitirildiğini, özgürlüğün ve aidiyetin tembelleştiren sahasına vurgu yapıyor.</p>
<p><figure id="attachment_6830" aria-describedby="caption-attachment-6830" style="width: 792px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim4.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6830 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim4.jpg?resize=640%2C787" alt="Resim 4: Alkatraz Kusçusu (1962)" width="640" height="787" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim4.jpg?w=792&amp;ssl=1 792w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim4.jpg?resize=244%2C300&amp;ssl=1 244w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6830" class="wp-caption-text">Resim 4: Alkatraz Kusçusu (1962)</figcaption></figure></p>
<p>Özgürlüğün sınırsız doğası, insanın sonlu algısına ters düşüyor. Algı, içinde bulunduğu mekansal alana bağlıdır, sonsuzluk kavramını tanıyamaz, yani deneyimleyemez.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> Tıpkı sonsuz olarak tanımlanan evrenin bizim bilincimizde hiç birşey ifade etmemesi gibi. Tadını tam olarak fark edemediğimiz sonsuz özgürlük ancak kaybedildiğinde, sınırlandığında insanın doğasında bir nitelik kazanabiliyor. Böyle bir okumayla düşünsel yetilerin ve duyusal kabiliyetlerin, sınırlandırılmış bir mekan algısıyla üstün seviyelere çıkabileceğine de varabiliriz. Alkatraz Kuşcusu (1962) Filmi aklıma geliyor, “Burt Lancester’in canlandırdığı Robert Stroud karakteri, son derece korunalık bir hapishane olan Alcatraz’a gönderilmiştir. Hücresindeki cama yaralanarak gelen kuşlarla ilgilenen Stroud, zamanla kuşlar ve onların hastalıkları hakkında bir uzmana dönüşecektir.</p>
<p>Bu bağlamda Günal’ı daha iyi tanımak için müebbet hapis cezasında olan insanların, özgürlüğü tanımlamalarından yola çıkabiliriz. Müebbet hapisteki mahkumların yitirilen özgürlüğünden arda kalan boşluğu (sonsuz özgürlük) nasıl değerlendirdikleri akla gelebilir. Bu bağlamda Esaretin Bedeli filminin okuması çalışmamın konusunu iyice ortaya koyacaktır.</p>
<p>Filmde üç ana karakter var. Tim Robbins’in canlandırdığı Andy Dufresne, Morgan Freeman’ın canlandırdığı Red ve James Whitmore’un canlandırdığı Brooks Hatlen. Andy masum bir mahkumdur. Aralarındaki en genç olanıdır. <em>“Umut iyi bir şeydir”</em> ifadesiyle özleştirilen Andy, umut etmekten asla vazgeçmez, hapis hayatını bir fırsata dönüştürebilecek masalsı bir iç gücü vardır. Hapishanedeki mahkumlardan farkı, masum olmasıdır. Bilinç düzeyinde Andy, adaletin yani maddi bir gerçekliğin (bilinen bir gerçeğin) peşini kovalarken diğer mahkumlar içsel bir suçluluk psikolojisiyle tinsel bir uzamda yer alır. Bu sebepten dolayı Andy finans gibi bir dalda profesyonelleşmiş bir karakter olarak betimlenir, hapishanedeki güvencesini, gardiyanların ve hapishane müdürünün hesap defterlerinin düzenlenmesi ve legalize etmesiyle sağlar.</p>
<p>Red, değişimden yana değildir. Her on yılda bir girdiği af mülakatında aynı ifadeleri kasıtlı olarak kullanarak değişimi küçümser. Andy otoriteyi tanıyan ve onunla baş etmesini bilen bir karakterken, Red kendi olarak kalmakla meşguldür. Kendini suçlayan bir mahkum olduğu, film boyunca verilmez ama filimin sonlarında kendisiyle yüzleşme sahnesinde farkederiz ki, Red içsel bir hesaplaşmadadır. O sahneden sonra Red özgür bırakılacaktır. (O sahneye daha sonra değineceğim.)</p>
<p>Brooks ise, hapis süresi dolmuş yaşlı bir mahkumdur. İçeriye öyle alışmıştır ki, mekan algısı deformasyona uğramıştır. Duvarların dışına aidiyet hissetmez. Özgürlüğü onun için mapustur ve dışarı çıktığında intihar eder.</p>
<p><figure id="attachment_6831" aria-describedby="caption-attachment-6831" style="width: 577px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim5.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6831 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim5.jpg?resize=577%2C579" alt="Resim 5: Neşet Günal, Çocuklar, tuval/yağlıboya, 27x27cm" width="577" height="579" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim5.jpg?w=577&amp;ssl=1 577w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim5.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim5.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 577px) 100vw, 577px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6831" class="wp-caption-text">Resim 5: Neşet Günal, Çocuklar, tuval/yağlıboya, 27x27cm</figcaption></figure></p>
<p>Andy, Red ve Brooks arasında ontolojik bir birlik var. Brooks ve Andy Red’in karakterinin iki aşırı ucu gibi, aslında Red karakterinin çözümlesinde yardımcı rollerde olduğunu düşünüyorum. Bu üç temel karakter ile Günal resmini tekrar izliyorum. Andy, tıpkı Günal resimlerindeki çocuklar gibi, o mekana git gide adapte oldu ama umudunu, temel güdüsünü hiç bir zaman yitirmedi. Günal resimlerimdeki duvar diplerinde yeşeren çocuklar, bir umut ifadesiydi belliki. O kurak, gri atmosferde, çocuklar henüz orada dönen oyuna yabancıdır. Her daim Günal resimlerinde beliren çocuk, bir düzene ait olma ihtiyacında görünür. Olan düzen ise, çocukluğa yer olmayan bir yasalar sistemidir.&nbsp; Çocukların bir an önce yetişkinler dünyasına dahil olması gerekliliği ilk bakışta gözümüze çarpar. Çocuklar (Resim 5) resiminde çocukların mekan içersinde başıboşlukları, ait hissedebilecekleri bir gerekçe arayışları o kadar aşikardır ki. Andy’nin umudu film boyunca çocuksu bir heves ve cocukça bir direnme olarak bizlere gösterilir. Kaçmak için yaptığı planlar filmin sonunda izleyiciyle paylaşıldığında bu çabanın bir kahramanlık öyküsüne dönüşeceği zemin, film boyunca hazırlanır.</p>
<p>“Değişkenlik yenilenmek değildir”<a href="#_ftn5" name="_ftnref5"><strong><sup>[5]</sup></strong></a> ifadesi, özgürlüğü veya aidiyeti deneyimlemek için değişik yöntemler arayan insan için bir nasihat gibidir. Değişme gayreti, sadece farklı bir formda aynı yolu yeniden gitmek anlamına da gelebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Memur</strong>:“<em>Dosyanız müebbet hapis cezanızın otuz yılını geçirdiğinizi yazıyor? Değiştiğinizi hissediyor musunuz?”</em></li>
<li><strong>Red</strong>: <em>“Dürüstçe söyleyebilirim ki ben değiştim. Artık topluma zararlı değilim. Bu tanrının gerçeği.”</em></li>
</ul>
<p>(Aynı soruyu otuz yılda üç kere duyan Red, yine bir önceki ifadesiyle aynı cevabı verir. Red’in tahliyesi reddedilir.)</p>
<p>Red ile Günal arasında hem resim dili olarak hem de karakter birliği olarak benzerlikler olduğunu düşünüyorum. Film boyunca Red af mülakatına on yılda bir dört kere girer. Her ifadesi bir diğeriyle aynıdır. Kendi düzenini değiştirmek için olan çabayı hor görür. Tıpkı umut etmeyi çocuksu bulduğu gibi, otoritenin aşırı güvenini de alaycı bulmaktadır. Oradan kurtulmak için bir çare aramaz. Bu durum Red’in kendi kedini cezalandırdığı bir kısır döngüye varmamıza sebep olur.</p>
<p><em>“Umut tehlikelidir. Umut bir insanı deli edebilir. Bu iyi değildir” der Red.</em></p>
<p>Red’in bu karamsar ifadesi, Andy’nin <em>“Unutma Red, umut iyi bir şeydir, belki de en iyisi. Ve iyi şeyler asla ölmez. Korktukça tutsak, umut ettikçe özgürsün”</em> ifadesi izleyicide karamsarlıktan kurtuluş için yüksek bir umut yeşermesine sebep olur.</p>
<p>Red, Andy’nin dediği gibi korktuğu gerçekleri belki de bilinç altında küçümseyerek onların zihinsel baskısından kurtulmakta bulmuştur çareyi. <strong>Neşet Günal</strong> da yaptığı her resimle belki kendini çocukluğuna hapis ederek, yaşanılan anın veya özgürlüğün önsezilemeyen doğasından korkuyordu. Değişimi ve değişmek için çabayı belki de bu yüzden hor görüyordu. Belki&nbsp; geçmişiyle ilgili kendini suçluyor, kendini çocukluğuyla bir hesaplaşmaya mahkum bırakıyordu.&nbsp; Belki de içinde yaşadığı toplumun o zamanki hal ve durumu içerisinde bir çare olamamaktan ya da bir çözüm üretememekten dolayı bir vicdan azabı, yaşanan açlık ve sefalet veya dayatılan baskıcı düzen adına, tüm insanlık adına kendini suçluyor, herkesin adına vicdanıyla hesaplaşıyordu.</p>
<p><figure id="attachment_6832" aria-describedby="caption-attachment-6832" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim6.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-6832 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim6.jpeg?resize=300%2C168" alt="Resim 6: Esaretin Bedeli (1994) Brooks tahliye edilmiş, dışarıdaki ilk dakikaları kendini aidiyetsiz hissetmekte." width="300" height="168" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6832" class="wp-caption-text">Resim 6: Esaretin Bedeli (1994) Brooks tahliye edilmiş, dışarıdaki ilk dakikaları kendini aidiyetsiz hissetmekte.</figcaption></figure></p>
<h2>BROOKS WAS HERE&nbsp; (Brooks buradaydı)</h2>
<p>Filmde yaşlı mahkumun (Brooks) hapis süresi dolmuş, tahliyesi gerçekleşmiştir. Gitmek istemeyen yaşlı adam ömrünün neredeyse tamamını hapiste geçirmiştir. Red’in bu duruma&nbsp; ifadeleri şu şekildedir;</p>
<p><em>“Bu duvarlar tuhaftır. </em><em>Ö</em><em>nce onlardan nefret edersin. Sonra alışırsın. Yeteri kadar zaman geçtikten sonra tek güvencen olurlar. İşte ‘Kurumsallaşmak</em><em>’</em><em> budur.”</em></p>
<p>Aidiyet duygusunun güvenililir hissi, ormanda doğup büyüyen çocuğun kente adaptasyon problemi gibidir. Orman tehlikeli ve zorlu olsa da aidiyet hissi onu güvenli kılacaktır. Kurumsallaşmak ile ifade edilmek istenen o mekana adapte olmaktır. Bir öyküyle açıklık getireyim; <em>“bilim adamı dünyanın bir tosbağa üzerinde durduğuna inanan yaşlı bir kadına sorar, -Peki tosbağa nerede duruyor. -Kadın cevap verir, çok zekisin genç adam, ama her tosbağa bir diğerinin üzerine duruyor.”</em><a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><em><sup><strong>[6]</strong></sup></em></a></p>
<p>Aidiyet duygumuzu kaybetmemek için bazen kendimizi sınırlandırırız. Gerçek ispatlanmış olsa dahi bizi aidiyetsiz kılacaksa, ilk refleksimiz ve hatta travmamız olabilir, kulaklarımızı tıkayabiliriz. Lakin filmde&nbsp; de Brooks özgürülüğün tatlı doğasının keyfini çıkaramayıp intihar ediyor.</p>
<p>Sanatsal üretimini sonsuz özgürlük olarak değil, sınırlandırmalar ve disiplin olarak tanımlıyor Günal,&nbsp; resimlerinde biçimsel anlamda son derece öznel bir ifade ile insan figürünü mekana kurumsallaştırıyor. Aynı hamurdan olan mekan ve figür birbirinin neredeyse yerine geçebilecek tözsel bir senteze ulaşıyor. Dönemin yöresel, evrensel tartışmalarına girmeden, salt çocukluğuyla doğup büyüdüğü Nevşehir, Özyayla köyünden çocuk Günal ile izah edeceğim durumu: Resimlerindeki figür ve mekanlar onun çocukluğunun sahneleri. Bazen insanın kendini ait hissettiği yer, bulunduğu yer değildir.&nbsp; Neşet Günal İstanbul’ da bulunuyordu ama aidiyetleri Nevşehir’de olabilir miydi? Çiftçi anne babanın çocuğu olan Günal doğaya mahkum toprak insanların evladı. Aidiyet ve güven duygusunu deneyimlediği atmosfer, resimlerindeki mekanlardan farksız değildi.</p>
<p>Kurumsallaşmak burada önem kazanıyor, nasıl Brooks hapisten çıkmak istemedi, Neşet Günal da kendini kendine hapis etti. Günal kendisine -çocukluğuna- kurumusallaştı.</p>
<p>Bu durum göstermektedir ki, özgürlük aidiyet duyulan alan içerisinde zihinsel bir kök salma durumudur.</p>
<p><figure id="attachment_6833" aria-describedby="caption-attachment-6833" style="width: 585px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim7.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6833 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim7.jpg?resize=585%2C464" alt="Resim 7: Neşet Günal, Bunalım,tuval yağlıboya, 145x178cm" width="585" height="464" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim7.jpg?w=585&amp;ssl=1 585w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim7.jpg?resize=300%2C238&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 585px) 100vw, 585px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6833" class="wp-caption-text">Resim 7: Neşet Günal, Bunalım,tuval yağlıboya, 145x178cm</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6834" aria-describedby="caption-attachment-6834" style="width: 672px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim8.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6834 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim8.jpg?resize=640%2C359" alt="Resim 8: Esaretin Bedeli (1994), Andy ve Red." width="640" height="359" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim8.jpg?w=672&amp;ssl=1 672w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim8.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6834" class="wp-caption-text">Resim 8: Esaretin Bedeli (1994), Andy ve Red.</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6835" aria-describedby="caption-attachment-6835" style="width: 471px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim9.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6835 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim9.jpg?resize=471%2C833" alt="Resim 9:Mehmet'in Oğlu, 1983,tuval/ yağlıboya, 138x83cm" width="471" height="833" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim9.jpg?w=471&amp;ssl=1 471w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim9.jpg?resize=170%2C300&amp;ssl=1 170w" sizes="(max-width: 471px) 100vw, 471px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6835" class="wp-caption-text">Resim 9:Mehmet&#8217;in Oğlu, 1983,tuval/ yağlıboya, 138x83cm</figcaption></figure></p>
<p><strong>Neşet Günal</strong> bir yetişkin olarak içinde bulunduğu ortamı özgür olarak tanımlamıyor, ama resimlerinde ait olduğu topraklarda veya çocukluğunda zihinsel anlamda gün geçtikçe daha da özgürleşiyor. “Resim benim için bir oyun değil, azaplı bir süreçtir…’’<a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> ifadesindeki örneklemede çocukça bir eylem olan “oyun” kelimesinin karşısına “azaplı bir süreç” ifadesini kullanılması, eş değer bir tezatlık kurabilmesi, bilinç altındaki kurumsallaşmaya işaret eden nitelikte bir ifadedir.</p>
<p>On yıl sonra Red yeniden mülakata girer…(dördüncü girişi)</p>
<ul>
<li><strong>Memur</strong>: <em>“Dosyanız mü</em><em>ebbet hapis cezan</em><em>ızın kırk</em><em> y</em><em>ılını geçirdiğinizi yazıyor? Düzeldiğinizi hissediyor musunuz?</em></li>
<li><strong>Red</strong>:”<em>Düzelmek mi? Bir düşüneyim. Bunun ne olduğu konusunda bir fikrim yok.”</em></li>
<li><strong>Memur</strong><em>: “Yani topluma katılmaya hazır.”</em></li>
<li><strong>Red</strong>:<em> “Bunun ne demek olduğunu biliyorum evlat. Bu benim için sadece uydurulmuş bir kelime. Politik bir kelime. Sizin gibi, iş sahibi, takım elbise&nbsp; ve kıravatlı gençlerin bilmek istediği nedir? Yaptığım şey için pişman olmamı mı istiyorsunuz?”</em></li>
<li><strong>Memur</strong>:<em> “Pişman mısınız?”</em></li>
<li><strong>Red</strong><em>: “Pişman olmadığım tek bir gün bile yok. Burada olduğum ya da olmam gerektiğini düşündüğünüz için değilim. O zamanları hatırladığımda küçük aptal bir çocuğun işlediği korkunç suçu hatırlıyorum. Onunla konuşmak istiyorum. Denemek ve onunla konuşmak. Ama bunu yapamam. O çocuk geçmişte kaldı. Bu yaşlı adam onun artığı. Bununla yaşamak zorundayım. Düzelmek mi bu saçma bir söz. Gidip formlarınızı damgalayın evlat, vaktimi boşa harcamayın. Çünkü doğruyu söylemem gerekirse, umrumda bile değil.”</em></li>
</ul>
<p>Ve tahliyesi onaylanır. Red artık özgürdür. Red’in adalet sisteminde cezası belki çoktan bitmiştir fakat kendisiyle yüzleşmesi ve affetmesi kırk yılını almıştır. Red gibi Günal da değişimi yenilenmek olarak görmez. Değişimi, düzeltme edinimi gibi politik ve sıradan bir baskı unsuru olduğu için bağnaz, sığ bir kavram olarak görür. Red kendi içerisinde bir çözüme ulaşmıştır, tinsel düzeyde onu tutan içsel sıkıntısı, sonuçlanmış içindeki çocuk özgür kalmıştır. Tinsel anlamda özgürlüğe kavuşan Red, maddi gerçeklikte hapis kalmaya devam etmesi umrunda bile olmayacaktır. Red’de tıpkı Andy gibi artık sadece maddi bir gerçekliktedir.</p>
<p>Günal’ın iç sıkıntısı, insanlaydı. Çıkış noktası kendisi veya çocukluğu olsa dahi, sadece kendisiyle ilgili bir söylem yeterli olmayacaktır. Onun için her başlangıç bir şekilde insan -toplum- duyarlılığı ile sonuçlanıyordu. Andy veya Red gibi savaşması gereken sadece kendisi veya sadece adeletin bir kereliğine yerini bulması değildi. Onun kendine ördüğü duvarlar, yaşanan bağnazlık ve baskılar arttıkça, insanların acı feryatları duyuldukça yükseliyordu.</p>
<p><em>“Ben, uzun yıllar yeteneğimi, kiş</em><em>ilig</em><em>̆imi sorguladığımda gördüm ki, akılcı yanım, yapıcı yanım daha güçlü. Renkç</em><em>i cos</em><em>̧kulara açı</em><em>k deg</em><em>̆ilim. En renkçi olmak istediğim zaman bile rengin kendiliğinden yapının arkasına itildiğini görüyordum. Bu nedenle desen</em><em>’</em><em>i yapıcı öğe, renk</em><em>’</em><em>i de yardımcı öğe olarak benimsedim.”</em><a href="#_ftn8" name="_ftnref8"><em><sup><strong>[8]</strong></sup></em></a></p>
<p>Çizgi, bir çok sanat düşünürüne göre zihinsel bir süreci imler. Günal’ın çizgi temelinde oluşturduğu kompozisyonları onun zihinsel sürecini okumamız için bir alan açar. Yukarıda bahsettiğim kurumsallaşma gibi, Günal’ın Nevşehir’e aidiyeti, oradaki çocukluğu ve bildiği düzen, bu resim dilinin oluşumunu sağlar. Günal’ın özgürlük tanımı tıpkı Brooks’un dört duvara sığdırdığı özgürlük gibidir, Günal özgürlüğünü kendini ait hissettiği alanda genişletmiştir. Ayrıca, Avrupa sanatından Gotik Dönem ile Rönesans resminin kıyaslanmasıyla çizginin zihinsel süreci ile neyin kast edildiğini daha iyi anlaşılacağını düşünerek, Günal’ın resminin okumasında daha net bir anlayışa ulaşacağımızı sanıyorum.</p>
<p><figure id="attachment_6836" aria-describedby="caption-attachment-6836" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim10.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6836 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim10.jpg?resize=500%2C281" alt="Resim10: Esaretin Bedeli (1994), Andy hücresinde." width="500" height="281" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim10.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim10.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6836" class="wp-caption-text">Resim10: Esaretin Bedeli (1994), Andy hücresinde.</figcaption></figure></p>
<p>Gotik sanat tanrıya ulaşma gayretiyle sanatsal üretimlerde Rönesans (özellikle Güney) resmine ’e göre içe dönüktür. Rönesans’ın tanrıyı dünyaya indirme gayreti ise Gotik Döneme’e göre daha saldırgandır. Gotik Dönem kendini dünyevi olan gerçeklikte sınırlarken(seçici ve eleyici), Rönesans’ın iştahlı bir çocuk gibi dünyevi, maddesel uzama hayranlığı veya görme odaklı ton zenginliği, Gotik Dönem’in bilme odaklı çizgisel biçimciliği&nbsp; iki temel ontolojik farkı farketmemizi ve bu iki dünya görüşünün resim yüzeyinde nasıl şekil aldığına gözlem şansı verir.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9"><sup>[9]</sup></a>&nbsp; Gotik Dönem resmi çevresine karşı kendini sınırlandıran (seçici veye eleyici) bir duyarlılıkla Günal&#8217;ın resimlerine ufuk olmuştur. Neşet Günal’ın resim disiplinini bu bağlamda Kuzey Rönesans veya Gotik Dönem ressamlarıyla ilişkilendirmek, bizim onun resimlerindeki düşünsel dünyayı daha iyi anlamızı sağlayacaktır. Özgürlüğü tüketmek mi, yoksa elde etmek mi? sorunsalı bu devrede ortaya çıkacaktır. Başka bir söylemle, eklemlenebileceği bir kültür ve coğrafyaya ayak uydurmak mı yoksa aidiyetlerin sorumluluğunda güvence ve özgürlük için çabalamak mı? Florenski’nin ifadesiyle, <em>“tüm mesele ortaçağ özgü gecelerin mi, yoksa aydınlamaya özgü gündüzlerin mi seçileceğidir.” </em><a href="#_ftn10" name="_ftnref10"><em><sup><strong>[10]</strong></sup></em></a></p>
<p><figure id="attachment_6837" aria-describedby="caption-attachment-6837" style="width: 454px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim11.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6837 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim11.jpg?resize=454%2C605" alt="Resim 11:Kapı Önü (detay)1978, tuval/yağlıboya, 164x97cm " width="454" height="605" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim11.jpg?w=454&amp;ssl=1 454w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim11.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 454px) 100vw, 454px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6837" class="wp-caption-text">Resim 11:Kapı Önü (detay)1978, tuval/yağlıboya, 164x97cm</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6838" aria-describedby="caption-attachment-6838" style="width: 454px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim12.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6838 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim12.jpg?resize=454%2C605" alt="Resim 12: Neşet Günal, Bunalım(ayrıntı), tuval yağlıboya, 145x178cm" width="454" height="605" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim12.jpg?w=454&amp;ssl=1 454w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim12.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 454px) 100vw, 454px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6838" class="wp-caption-text">Resim 12: Neşet Günal, Bunalım(ayrıntı), tuval yağlıboya, 145x178cm</figcaption></figure></p>
<h2>Film ve resimlerin içerik ile olan ilişikisi</h2>
<p>Günal’ın resimlerinde dönemin koşullarındaki insanların göçebe yaşamları ya da aidiyetsiz konumlanmalarına rastlanır. Fiziksel olarak hareket halinde ki göçebeler, zihinsel olarak konumlanamazlar. Bir kapı girişinin ya da bir yapının dış duvarının önünde olan emekçi insanlar, zorunlu iç mekanın yedeğini imler. Yuva kavramından yoksun insanlar açık havada hapistir, doğa karşısında çaresizdir. Filmde de aynı şekilde mahkumlar aidiyetsizdirler, sabit durdukları halde sürekli zihinsel bir göçe maruz kalırlar. Demir parmakların arkasında, beton duvarların önünde bir çok sahne vurgulanmıştır. Hapishanenin zindanları iç mekan olsa dahi, dış mekanın soğukluğunu imler. Hapishanenin dış mekanı etrafı duvar ile örülü olmasından dolayı, tıpkı Günal resimleri gibi zorunlu bir iç mekanın muadilidir.</p>
<p><figure id="attachment_6839" aria-describedby="caption-attachment-6839" style="width: 378px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim13.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6839 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim13.jpg?resize=378%2C504" alt="Resim 12: Neşet Günal, Bunalım(ayrıntı), tuval yağlıboya, 145x178cm" width="378" height="504" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim13.jpg?w=378&amp;ssl=1 378w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim13.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 378px) 100vw, 378px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6839" class="wp-caption-text">Resim 12: Neşet Günal, Bunalım(ayrıntı), tuval yağlıboya, 145x178cm</figcaption></figure></p>
<h2>Doğaya hapis toprak insanlar &#8211; Duvarlara hapis beton mahkumlar</h2>
<p>Bitki örtüsü de aynı şekilde sınırlıdır Günal’da. Su ve suyla ilgili ne varsa Günal’ın resimlerine yabancıdır. Su doğaya karşı verilen mücadelede, bir kolaylık imgesidir, Günal’ın resimlerinde mücadele çetin olmalıdır. Esaretin Bedeli filmininde de tıpkı Günal resimleri gibi mekanın fizyolojik yapısını gözlemlemek mümkündür. Filmde beton yığının içinde, soğuk mekan algısı, Günal resimlerinde toprağın kuru ve zorlu şartlarını çağrıştırır. Resimlerdeki her şey tözsel bir şekilde toprağa dönüşür. Filmde ise görülen ana madde toprak değil betondur ama tözsel yöntem aynıdır.</p>
<p><figure id="attachment_6840" aria-describedby="caption-attachment-6840" style="width: 979px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim14.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6840 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim14.jpg?resize=640%2C370" alt="Resim 14: Esaretin Bedeli (1994), Andy hapishaneden kaçtığı ve nehirde yağmur suyuyla yıkandığı sahne." width="640" height="370" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim14.jpg?w=979&amp;ssl=1 979w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim14.jpg?resize=300%2C173&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6840" class="wp-caption-text">Resim 14: Esaretin Bedeli (1994), Andy hapishaneden kaçtığı ve nehirde yağmur suyuyla yıkandığı sahne.</figcaption></figure></p>
<p>Andy’nin hapishaneden çıktığı ve yağmur suyuyla temizlendiği sahne ise Neşet Günal’ın farklı bir&nbsp; dönemine, Korkuluk serisine çağrışım yapıyor. Günal’ın korkuluk serisinde, <em>“korkunun değil, bağnazlığın vurgusu ön plandadır. Başkası korkuluktan o, korkuluk takıntısından etkilenir.”</em><a href="#_ftn11" name="_ftnref11"><em><sup><strong>[11]</strong></sup></em></a> Bu seride gökyüzü ve yer yüzü birbirinden ayrılır, dokunsal öğenin her yeri bir yapan gücü, bu seride alanların kendi kimliğinin özgürce ifadesi gözlenir. Gökyüzü artık tüm ihtişamıyla mavidir ve yeryüzü kurak kalmaya devam edebilir.</p>
<p><figure id="attachment_6841" aria-describedby="caption-attachment-6841" style="width: 519px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim15.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6841 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim15.jpg?resize=519%2C795" alt="Resim 15: Korkuluk XI, 1989,Tuval/ yağlıboya, 164x114cm" width="519" height="795" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim15.jpg?w=519&amp;ssl=1 519w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim15.jpg?resize=196%2C300&amp;ssl=1 196w" sizes="(max-width: 519px) 100vw, 519px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6841" class="wp-caption-text">Resim 15: Korkuluk XI, 1989,Tuval/ yağlıboya, 164x114cm</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6842" aria-describedby="caption-attachment-6842" style="width: 305px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim16.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6842 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim16.jpg?resize=305%2C659" alt="Resim 16: Korkuluk VII,(1988), tuval/ yağlıboya, 165x78cm" width="305" height="659" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim16.jpg?w=305&amp;ssl=1 305w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim16.jpg?resize=139%2C300&amp;ssl=1 139w" sizes="(max-width: 305px) 100vw, 305px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6842" class="wp-caption-text">Resim 16: Korkuluk VII,(1988), tuval/ yağlıboya, 165x78cm</figcaption></figure></p>
<p>Resimde tüm bağnazlıklar sabit kalan bir korkuluğa sığdırılmış,&nbsp; mekan ve boşluk özgürlüğe kavuşmuştur. Filmde ise Andy İncil sayfalarını oyarak, kaçış tünelini kazdığı çekici içine yerleştirmiş, muhafızlardan saklamayı başarmıştır. Andy, sığ düşünceleri ve sorgulanmayan gerçekleri kendisinin kaçış planının kamuflajı yapmıştır. Çekici İncil’in içine saklarken, duvardaki tünel girişini Rita Hayworth ilk olmak üzere Marilyn Monroe ve Raquel Welch ile kamufle eder. Sadece erkeklerin olduğu hapishanede kadın dikkat çekici bir kamuflaj olmasına rağmen İncil gibi neden orada sorgulanmayacak bir imgedir. Hatta ilgiyi yüksek tutmak için otuz yıl içerisinde güncelliğini yitiren kadın ünlü, duvarı yerine geçen diğer ünlü kadına bırakacaktır. O posterin orada olmasından herkesin memnun olması gerekmektedir.</p>
<p>Hapishane müdürünü sıklıkla İncil’den alıntılar yaparken izleriz. Oldukça pis ve ahlaksız bir adamdır. Etik dışı çıkarlarını dinsel bir inanışın maskesinde halletmesi, filmin de tıpkı Günal gibi bağnaz düşünceler ve sığ kimliklerle mücadelesini tekrar tekrar ortaya koyar.</p>
<p>Film ile Günal arasında iki derin fark mevcuttur. Günal’da tözsel element toprakken, Esaretin Bedeli’nde metal ve betondur. Mavi skalasının film boyunca baskın olması, <em>“umut iyi bir şeydir”</em> söylemi ile paralellik&nbsp; kazandırılmıştır. Günal resimlerinde ise toprak renklerinin hakimiyeti mevcuttur ve Günal’ın figürlerinin ayakları bu renk skalası içinde, oldukça yere sağlam basar. Her bir figür ufukta umudun gözükmediğinin farkındadır. Film boyunca, umut kavramı Andy’nin dayanma gücüne bağlıdır, Günal resimlerinde ise umut, çaresiz çocuklar ile yüzleştiğimizde yitirilen bir kavram olarak yüzeye yansır.</p>
<p>Filmin engin deniz manzarasıyla bitmesi, benim kafamı oldukça karıştırır. Film boyunca sınırlı bir mekansal algı yaratan yönetmen, neden son sahneyi bu kadar eklektik bir şekilde ele almıştır?&nbsp; Sınırlı bir mekan algısıyla kendini gerçekleştiren mahkum, bu sefer engin deniz manzarasında ne yapacaktır? Neşet Günal’ın ifadesiyle “Bugün, mutlak bir yaratı özgürlüğünün rahatlığında kendini gerçekten özgür sanan ressamın açmazı ile karşı karşıyayız”<a href="#_ftn12" name="_ftnref12"><strong><sup>[12]</sup></strong></a></p>
<p>Bu bağlamda (Resim 18)’e baktığımızda uzaklara doğru uzanan kurak manzarada insanların çaresiz ifadeleri rahatça okunur. Tıpkı mutlak bir yaratı özgürlüğünün rahatlığında kendini gerçekten özgür sanan ressamın açmazı gibi, mekanın uçsuz bucaksız uzanışı, -sınırsızlığı- karşısında resimdeki figürler oldukları yerde dona kalmıştırlar.</p>
<p><figure id="attachment_6843" aria-describedby="caption-attachment-6843" style="width: 672px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim17.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6843 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim17.jpg?resize=640%2C360" alt="Resim 17: Esaretin Bedeli (1994), Son Sahne" width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim17.jpg?w=672&amp;ssl=1 672w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim17.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6843" class="wp-caption-text">Resim 17: Esaretin Bedeli (1994), Son Sahne</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6844" aria-describedby="caption-attachment-6844" style="width: 794px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6844 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg?resize=640%2C420" alt="Resim 18: Mola (1962), tuval/yağlıboya, 139x210cm" width="640" height="420" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg?w=794&amp;ssl=1 794w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg?resize=300%2C197&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6844" class="wp-caption-text">Resim 18: Mola (1962), tuval/yağlıboya, 139x210cm</figcaption></figure></p>
<p>Tüm bunların doğrultusunda varmaktayım ki, sınırsız mekan algısına sebep olan ve görme ezberimiz haline gelen merkezi perspektif kuralları veya fotografın müdahalesi, insanı doğa karşında gören ama senteze&nbsp; ulaşamayan pasif bir gözlemci hale getirmiştir.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13"><sup>[13]</sup></a> Bu yüzden Günal&#8217;ın resimlerinde mekan yüzeyin dokunsal öğesi üzerinde çizilen figürlerden arta kalan boşluktur. Mekanla figürü birbirinden ayıran sadece bir kontürdür. Günal bu yüzden resimlerinde espası -mesafeyi- bir ilizyon niteliğinde kullanmaz. Resimlerindeki figürü yüzeye hapseder ama izleyicisine aktif bir gözlem sahası açar. Esaretin Bedeli filminin yönetmeni Frank Darbont da aynı şekilde oyuncularına sınırlı bir mekan algısı içerisinde kurguyu canlandırmalarını ister. Filmin sonunda&nbsp; hapishaneden çıkıp&nbsp; sonsuz ufuk manzarası karşında affalayan izleyici, tıpkı Andy gibi daha fazla gidemeden orada kalır.</p>
<p><strong>Sonsuzluğa açılan kapı; yolun sonu. </strong></p>
<h3>Kaynakça</h3>
<ul>
<li>Erwin Panofsky, Perspektif Simgesel Bir Biçim, 2013, Metis Yayınları,İstanbul</li>
<li>Mehmet Ergüven, Neşet Günal, Bilim Sanat&nbsp; Galerisi, 1996</li>
<li>Micheal Ann Holly, Panofsky ve Sanat Tarihinin Kökleri, 2012, Dedalus Kitap, İstanbul</li>
<li>Pavel Florenski, Tersten Perspektif, 2011, Metis Yayınları, İstanbul</li>
<li>Refik Doğuhan Özgün(2016), Modern Türk Resminde Mekan Espas İlişkisi,&nbsp; yayımlanmamış yüksek lisans tezi, MSÜ, Güzel Sanatlar Enstitüsü</li>
<li>Umberto Eco, Efsanevi Yerlerin Tarihi, Doğan</li>
<li>Kitap Yayıncılık, 1.baskı, 2015</li>
<li>The Shawshank Redemption<em> (</em>Esaretin Bedeli) (1994), Yönetmen: Frank Darabont Yazar: Stephen King (&#8220;Rita Hayworth and Shawshank Redemption&#8221;),</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> Mehmet ERGÜVEN, Neşet Günal, s.44</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2"><sup>[2]</sup></a> Mehmet ERGÜVEN, Neşet Günal, s.5</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3"><sup>[3]</sup></a> bkz. (3).ERGÜVEN, 5</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4"><sup>[4]</sup></a> Erwin PANOFSKY, Perspektif Simgesel Bir Biçim, s.12</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5"><sup>[5]</sup></a> <sup>[5]</sup> bkz. (3).ERGÜVEN, 5</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6"><sup>[6]</sup></a> Umberto ECO, Efsanevi Yerlerin Tarihi, s.27</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7"><sup>[7]</sup></a> bkz. (3).ERGÜVEN, 5</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8"><sup>[8]</sup></a> Mehmet ERGÜVEN, Neşet Günal, s.22</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9"><sup>[9]</sup></a> Pavel FLORESNKI, Tersten Perspektif, s.76</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10"><sup>[10]</sup></a> Pavel FLORESNKI, Tersten Perspektif, s.76</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11"><sup>[11]</sup></a> Mehmet ERGÜVEN, Neşet Günal, s.147</p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12"><sup>[12]</sup></a> Mehmet ERGÜVEN, Neşet Günal, s.5</p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13"><sup>[13]</sup></a> Micheal Ann Holly, Panosfsky ve Sanat Tarihinin Kökleri, s.92</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonsuzluga-acilan-kapi-yolun-sonu-neset-gunal-ve-esaretin-bedeli/">Sonsuzluğa Açılan Kapı; Yolun Sonu, Neşet Günal ve Esaretin Bedeli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sonsuzluga-acilan-kapi-yolun-sonu-neset-gunal-ve-esaretin-bedeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6825</post-id>	</item>
		<item>
		<title>74. Altın Küre Ödülleri Kazananları Belli Oldu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/74-altin-kure-odulleri-kazananlari-belli-oldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/74-altin-kure-odulleri-kazananlari-belli-oldu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 09 Jan 2017 20:54:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[2017 Altın Küre Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[74. Altın Küre Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre kazananları]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre Ödülleri 2017]]></category>
		<category><![CDATA[Golden Globe]]></category>
		<category><![CDATA[La La Land (Aşıklar Şehri)]]></category>
		<category><![CDATA[Meryl Streep]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6710</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her yıl Hollywood Yabancı Basın Birliği tarafından verilen ve Oscar’ın habercisi olarak bilinen Altın Küre Ödülleri sahipleri açıklandı. 8 Ocak Pazar gecesi açıklanan 2017 74. Altın Küre Ödülleri (Golden Globe) sahiplerine verildi. Sinema ve televizyon dünyasının en prestijli ödülleri arasında gösterilen Altın Kürede, 14&#8217;ü sinema, 11&#8217;i ise televizyon olmak üzere 25 kategoride ödüller dağıtıldı. 74. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/74-altin-kure-odulleri-kazananlari-belli-oldu/">74. Altın Küre Ödülleri Kazananları Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl Hollywood Yabancı Basın Birliği tarafından verilen ve Oscar’ın habercisi olarak bilinen <strong>Altın Küre Ödülleri</strong> sahipleri açıklandı. 8 Ocak Pazar gecesi açıklanan <strong>2017 74. Altın Küre Ödülleri (Golden Globe)</strong> sahiplerine verildi.</p>
<p>Sinema ve televizyon dünyasının en prestijli ödülleri arasında gösterilen Altın Kürede, 14&#8217;ü sinema, 11&#8217;i ise televizyon olmak üzere 25 kategoride ödüller dağıtıldı.</p>
<p><figure id="attachment_6712" aria-describedby="caption-attachment-6712" style="width: 645px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-2017.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6712 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-2017.jpg?resize=640%2C422" alt="74. Altın Küre Ödülleri" width="640" height="422" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-2017.jpg?w=645&amp;ssl=1 645w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-2017.jpg?resize=300%2C198&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-2017.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-2017.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6712" class="wp-caption-text">74. Altın Küre Ödülleri</figcaption></figure></p>
<h2>74. Altın Küre Ödülleri</h2>
<p><strong>74. Altın Küre&nbsp;Ödülleri</strong>&#8216;ne, 6 dalda ödül kazanan, başrollerini Emma Stone ve Ryan Gosling‘in paylaştığı <strong>La La Land (Aşıklar Şehri)</strong> damgasını vurdu. En İyi Senaryo, En İyi Film dahil bir çok alanda rakiplerini gerisinde bırakan müzikal film <em>&#8216;La La Land / Aşıklar Şehri</em>&#8216;nin yönetmen koltuğunda Damien Chazelle oturuyor.</p>
<p><figure id="attachment_6716" aria-describedby="caption-attachment-6716" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/la-la-land-altin-kure-odulleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6716 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/la-la-land-altin-kure-odulleri.jpg?resize=300%2C225" alt="74. Altın Küre Ödülleri'ne, 6 dalda ödül kazanan, başrollerini Emma Stone ve Ryan Gosling‘in paylaştığı La La Land (Aşıklar Şehri) damgasını vurdu." width="300" height="225" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6716" class="wp-caption-text">74. Altın Küre Ödülleri&#8217;ne, 6 dalda ödül kazanan, başrollerini Emma Stone ve Ryan Gosling‘in paylaştığı La La Land (Aşıklar Şehri) damgasını vurdu.</figcaption></figure></p>
<p>&#8216;Aşıklar Şehri&#8217; bir aktris ile caz müzisyeninin romantik hikayesini konu alıyor. Başrolleri paylaşan <strong>Emma Stone</strong> ve <strong>Ryan Gsling</strong> ise komedi kategorisinde en iyi aktör ve aktris unvanına sahip oldular.</p>
<p><em>La La Land</em>; en iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu, en iyi müzikal/komedi, en iyi yönetmen, en iyi senaryo ve en iyi film müziği dallarında olmak üzere toplam 6 dalda ödül kazandı.</p>
<p>Bağımsız sinemanın gözde örneklerinden Afro Amerikalı bir eş cinsel gencin hayatında yaşadığı zorlukları konu alan &#8216;<strong>Moonlight</strong>&#8216; ise En İyi Drama kategorisinde ödüle layık görüldü. Filmin yönetmenliğini Barry Jenkins üstleniyor.</p>
<p><u>Casey Affleck</u> ise rol aldığı <strong>&#8216;Manchester By The Sea / Yaşamın Kıyısında</strong>&#8216; isimli filmdeki başarılı oyunculuğuyla yılın en iyisi seçildi. Film, 7 Şubat’ta Türkiye’de vizyona girecek.</p>
<p><figure id="attachment_6714" aria-describedby="caption-attachment-6714" style="width: 581px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-meryl-streep.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6714 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-meryl-streep.jpg?resize=581%2C392" alt="Yaşam boyu onur ödülü Meryl Streep’in oldu" width="581" height="392" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-meryl-streep.jpg?w=581&amp;ssl=1 581w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-meryl-streep.jpg?resize=300%2C202&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-meryl-streep.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 581px) 100vw, 581px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6714" class="wp-caption-text">Yaşam boyu onur ödülü Meryl Streep’in oldu</figcaption></figure></p>
<h2>Yaşam boyu onur ödülü Meryl Streep’in oldu</h2>
<p>ABD&#8217;nin Kaliforniya eyaletindeki Beverly Hills kentinde gerçekleştirilen ödül töreninin sunuculuğunu ilk kez ünlü komedyen Jimmy Fallon‘ın sunduğu yemekli törende, Oscar ödüllü kadın sinema oyuncusu <strong>Meryl Streep</strong>‘e Altın Küre Cecil B. DeMille adlı Yaşam Boyu Onur Ödülü verildi.</p>
<p><figure id="attachment_6713" aria-describedby="caption-attachment-6713" style="width: 660px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-kazananlari.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6713 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-kazananlari.jpg?resize=640%2C420" alt="2017 Altın Küre Ödülleri gecesi çok renkli geçti." width="640" height="420" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-kazananlari.jpg?w=660&amp;ssl=1 660w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-kazananlari.jpg?resize=300%2C197&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-kazananlari.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/74-altin-kure-odulleri-kazananlari.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6713" class="wp-caption-text">2017 Altın Küre Ödülleri gecesi çok renkli geçti.</figcaption></figure></p>
<p>Streep, <strong>2017 Altın Küre Ödülleri</strong> gecesindeki konuşmasında, isim vermeden Seçilmiş Başkan Donald Trump’ı kampanyasındaki tutumundan dolayı eleştirdi ve bu eleştiri geceye damgasını vurdu. Trump’ın da Streep’e cevap vermesi ise büyük yankı yarattı.</p>
<p><em>74. Altın Küre Ödülleri</em> gecesinde Trump göndermesi yapan tek isim Meryl Streep değildi. <u>Altın Küre</u> sunucusu komedyen Jimmy Fallon da yaptığı konuşmada, Donald Trump ile Game of Thrones dizisindeki zalimliğiyle tanınan Kral Joffrey karakterini kıyaslayan bir espri yaptı.</p>
<p><strong>Altın Küre Ödülleri 2017</strong> için işte tam liste:</p>
<p><figure id="attachment_6715" aria-describedby="caption-attachment-6715" style="width: 527px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/altin-kure-odulleri-2017.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6715 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/altin-kure-odulleri-2017.jpg?resize=527%2C297" alt="74. Altın Küre Ödülleri 2017 Kazananlar Listesi" width="527" height="297" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/altin-kure-odulleri-2017.jpg?w=527&amp;ssl=1 527w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/altin-kure-odulleri-2017.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 527px) 100vw, 527px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6715" class="wp-caption-text">74. Altın Küre Ödülleri 2017 Kazananlar Listesi</figcaption></figure></p>
<h2>74. Altın Küre Sinema Ödülleri</h2>
<ul>
<li>En İyi Film (Drama): Moonlight</li>
<li>En İyi Film (Müzikal/Komedi): La La Land</li>
<li>En İyi Film (Animasyon): Zootopia</li>
<li>En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Casey Affleck, Manchester by the Sea</li>
<li>En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Isabelle Huppert, Elle</li>
<li>En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal/Komedi): Ryan Gosling, La La Land</li>
<li>En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal/Komedi): Emma Stone, La La Land</li>
<li>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Aaron Taylor Johnson, Nocturnal Animals</li>
<li>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Viola Davis, Fences</li>
<li>En İyi Yönetmen: Damien Chazelle, La La Land</li>
<li>En İyi Senaryo: Damien Chazelle, La La Land</li>
<li>En İyi Film Müziği: La La Land</li>
<li>En İyi Şarkı: City of Stars &#8211; Justin Hurwitz, Pasek Paul (La La Land)</li>
<li>En İyi Yabancı Film: Elle (Fransa)</li>
</ul>
<h2>74. Altın Küre Televizyon Ödülleri</h2>
<ul>
<li>En İyi TV dizisi (Drama): The Crown</li>
<li>En İyi TV dizisi (Müzikal/Komedi): Atlanta</li>
<li>En İyi Mini TV Dizisi ya da TV Filmi: The People vs. OJ Simpson</li>
<li>En İyi Erkek Oyuncu (TV Müzikal/Komedi): Donald Glover, Atlanta</li>
<li>En İyi Kadın Oyuncu (TV Müzikal/Komedi): Tracee Ellis Ross, Black-ish</li>
<li>En İyi Erkek Oyuncu (TV Drama): Billy Bob Thornton, Goliath</li>
<li>En İyi Kadın Oyuncu (TV Drama): Claire Foy, The Crown</li>
<li>En İyi Erkek Oyuncu (TV Mini Dizi): Tom Hiddleston, Night Manager</li>
<li>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (TV Mini Dizi): Sarah Paulson, People v. O.J. Simpson</li>
<li>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Kısa TV Dizisi ya da Filmi): Hugh Laurie, The Night Manager</li>
<li>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Kısa TV Dizisi ya da Filmi): Olivia Colman, The Night Manager</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/74-altin-kure-odulleri-kazananlari-belli-oldu/">74. Altın Küre Ödülleri Kazananları Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/74-altin-kure-odulleri-kazananlari-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6710</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Matrix – Aydınlık Yollar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/matrix-aydinlik-yollar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/matrix-aydinlik-yollar/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 06 Jan 2017 14:11:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sait Güven]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Cypher]]></category>
		<category><![CDATA[Matrix]]></category>
		<category><![CDATA[Matrix felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Matrix ve yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[merovingian]]></category>
		<category><![CDATA[trinity]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6661</guid>
				<description><![CDATA[<p>Matrix, bütün sanatsal yaratımlar gibi en başta bir insan öyküsüdür. Aradan geçen 17 yıla rağmen hâlâ eskimemesi ise “iyi anlatılmış iyi bir öykü” olmasıyla ilgilidir. Üçlemede insanoğluna ve hallerine dair hemen her şeyi bulmak mümkündür. Aşk, fedakârlık, inanç, ihanet vs vs… Matrix’teki en etkileyici repliklerden birini Morpheus’tan işitiriz : “Yolu bilmek farklı yolda yürümek farklıdır [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/matrix-aydinlik-yollar/">Matrix – Aydınlık Yollar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Matrix</strong>, bütün sanatsal yaratımlar gibi en başta bir insan öyküsüdür. Aradan geçen 17 yıla rağmen hâlâ eskimemesi ise “iyi anlatılmış iyi bir öykü” olmasıyla ilgilidir. Üçlemede insanoğluna ve hallerine dair hemen her şeyi bulmak mümkündür. Aşk, fedakârlık, inanç, ihanet vs vs…</p>
<p><strong>Matrix</strong>’teki en etkileyici repliklerden birini Morpheus’tan işitiriz : “Yolu bilmek farklı yolda yürümek farklıdır Neo!” Aslında bütün öykünün bir tür özetidir bu cümle. Üçleme kahramanların seçtikleri ya da kendilerini buldukları yollar ve o yollarda ilerleyişleriyle ilgilidir.&nbsp; Işığa ya da karanlığa… Tüm kahramanların ortak özelliği “yol-cu-luk”tur.</p>
<p>Morpheus’un yolu “inanç”tır. Kehanete ve seçilmiş kişiye kendisinin bile hatırlayamayacağı bir zamandan beri inanmaktadır. Şartlar ve insanlar sürekli olarak aksini söylese de o, bu inançtan asla vazgeçmez. &nbsp;Buna bir açıklama getirmeye de çalışmaz. Başkalarının bu inancı paylaşıp paylaşmaması da onu pek ilgilendirmez. Dosdoğru bir çizgi üzerinde ilerler. Etrafındakileri etkilemesini sağlayan da bu “hâl”dir. O, insanlar üzerinde duruşuyla etkili olan biridir. En olumsuz koşullar altında bile inancını kaybetmemesi sayesinde hiçbir zaman yalnız yürümez. İnsanlık tarihinden buna birçok örnek gösterilebilir. Yirminci yüzyıldan Atatürk ve Gandhi örneklerini vermek bile yeterli olacaktır.</p>
<p>Trinity’nin yolu ise aşktan geçer. Onu yüz yıldır kimsenin yanına bile yaklaşamadığı makine şehrine kadar Neo’nun peşinden götüren tek şey aşktır. “Eğer sen yapabiliriz diyorsan..” Trinity’nin özetidir bu. O her şeyi Neo için yapar. Bütün tehlikelere onun için atılır. Ne ideal, ne insanlığın kurtuluşu ne başka bir şey… Sadece aşk… İnsanlığın en eski ve en güçlü öyküsü…</p>
<p><figure id="attachment_6663" aria-describedby="caption-attachment-6663" style="width: 832px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/the-matrix-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6663 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/the-matrix-filmi.jpg?resize=640%2C360" alt="Matrix, bütün sanatsal yaratımlar gibi en başta bir insan öyküsüdür. " width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/the-matrix-filmi.jpg?w=832&amp;ssl=1 832w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/the-matrix-filmi.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6663" class="wp-caption-text">Matrix, bütün sanatsal yaratımlar gibi en başta bir insan öyküsüdür.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Aydınlık yollar</strong> demeyi sevdiğim izler içinde en zorlusu Neo’nunkidir. Bir erme öyküsü… Bu yol seçimlerden oluşur. Onun ağzından duyduğumuz son sözlerden biri, “Çünkü bu benim seçimim.” olur. &nbsp;Neo’yu Matrix üretmiştir, ama “seçilmiş kişi”yi yaratan seçimleridir. Ama bu seçimleri yapması pek kolay değildir. Her seferinde tehlikeyi göze alması gerekir. Kâhinle ilk görüşmesinde “Ben o değilim.” demesinin sebebi hazır olmaması değil, henüz sınanmamış olmasıdır. Kimse sınanmadan kendisini tanıyamaz. Çünkü kim olduğumuzu ortaya koyan düşüncelerimiz değil eylemlerimizdir. Daha doğrusu eyleme dönüşen düşüncelerimizdir. Neo ilk sınavını Morpheus’u kurtarırken verir. Smith’in karşısına çıkmak, Merovingian ile yüzleşmek, mimarı bulmak, makineler şehrine gitmek… Ve en sonunda barış için yaptığı fedakârlık… Özgür irade… Bu seçimleri eşsiz kılan ise bir fedakârlık yaptığını düşünmemesidir. Yapması gerekeni yapıyordur hepsi bu… Beklentisizlik… İnsan olmanın zirvesine çıkmanın zorlu ama kesin yolu…</p>
<p><strong>Matrix</strong> bir tezler ve anti-tezler öyküsüdür. Bu aydınlık yolların karşısında elbette karanlık yollar da olacaktır. “İnanç- aşk ve iyilik” üçlüsünün karşısında “korku- güç ve saf kötülük”ten oluşan üçlü… Cypher, Merovingian ve Smith… Bir dahaki yazıda onlara bakalım.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/matrix-aydinlik-yollar/">Matrix – Aydınlık Yollar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/matrix-aydinlik-yollar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6661</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DAĞ 2: Pompalanmış Milliyetçilik Mi Referans Bir Aksiyon Film Mi?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dag-2-pompalanmis-milliyetcilik-mi-referans-bir-aksiyon-film-mi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dag-2-pompalanmis-milliyetcilik-mi-referans-bir-aksiyon-film-mi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 03 Jan 2017 14:24:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Ahu Türkpençe]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Çağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Atilla Gümüş]]></category>
		<category><![CDATA[Büşra filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Çağar Ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Serezli]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Arkın]]></category>
		<category><![CDATA[Panzehir filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Ufuk Bayraktar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6615</guid>
				<description><![CDATA[<p>Türk sinemasının genç ve yenilikçi yönetmeni Alper Çağlar’ın son filmi DAĞ 2, 2016’nın son döneminde vizyona girmesine rağmen 3 Milyona yakın gişesiyle yılın en çok izlenen yapımı oldu. Alper Çağlar Daha önce Büşra, Panzehir ve Dağ filmleriyle farklı bir anlatı yapısı oluşturan ve Türk sineması kalıplarını kırıp farklı çekim ve hikayeleri önümüze seren Alper Çağlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dag-2-pompalanmis-milliyetcilik-mi-referans-bir-aksiyon-film-mi/">DAĞ 2: Pompalanmış Milliyetçilik Mi Referans Bir Aksiyon Film Mi?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Türk sinemasının genç ve yenilikçi yönetmeni <strong>Alper Çağlar</strong>’ın son filmi <strong>DAĞ 2</strong>, 2016’nın son döneminde vizyona girmesine rağmen 3 Milyona yakın gişesiyle yılın en çok izlenen yapımı oldu.</p>
<h2>Alper Çağlar</h2>
<p>Daha önce Büşra, Panzehir ve Dağ filmleriyle farklı bir anlatı yapısı oluşturan ve Türk sineması kalıplarını kırıp farklı çekim ve hikayeleri önümüze seren <em>Alper Çağlar</em> <strong>Dağ 2</strong> ile “ispat” filmini çekmiş diyebiliriz.</p>
<p><figure id="attachment_6618" aria-describedby="caption-attachment-6618" style="width: 908px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag-2-filmi-elestirisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6618 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag-2-filmi-elestirisi.jpg?resize=640%2C195" alt="Alper Çağlar, Dağ 2 ile “ispat” filmini çekmiş diyebiliriz." width="640" height="195" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag-2-filmi-elestirisi.jpg?w=908&amp;ssl=1 908w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag-2-filmi-elestirisi.jpg?resize=300%2C91&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6618" class="wp-caption-text">Alper Çağlar, Dağ 2 ile “ispat” filmini çekmiş diyebiliriz.</figcaption></figure></p>
<p>Gişe de çok istenilen bir seviyeyi tutturamasa da internet ortamına yayılarak beğenilen <strong>DAĞ (2012)</strong> filmi Üniversiteli Kısa dönem asker Oğuz rolünde Çağlar Ertuğrul, hayatta tutunacak bir dalı bulunmayan uzun dönem asker Bekir rolünde Ufuk Bayraktar ve en çok da filmde anlattığı fıkrayla sosyal medyada filmin gizli reklamını yapan Yüzbaşı Yaşar rolünde Fırat Doğruloğlu’nun performansıyla Alper Çağlar’ın ikinci filmine referans oldular. Bunun yanında yönetmenin Panzehir(2014) filmi de yine gişe de başarılı olamasa da Çekimleri ve müziklerin kullanımıyla farklı bir tat yakaladı. <u>DAĞ 2</u> ise yönetmenin gişede sabırla beklediği patlamayı yaparak 2016’ya damga vurdu.</p>
<p><figure id="attachment_6619" aria-describedby="caption-attachment-6619" style="width: 1280px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2-hakkinda.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6619 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2-hakkinda.jpg?resize=640%2C360" alt="Dağ 2 Filmi" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2-hakkinda.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2-hakkinda.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2-hakkinda.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6619" class="wp-caption-text">Dağ 2 Filmi</figcaption></figure></p>
<h2>Dağ 2</h2>
<p><strong>DAĞ 2</strong>, ilk filmden tanıdığımız Oğuz ve Bekir’in hikayesinin devamı niteliğinde. Filmin olay örgüsü geçmişe atlamalı olarak ilerliyor (ilk filmde olduğu gibi). Bir yandan Oğuz ve Bekir’in Bordo Bereli olabilmek için geçirdiği yıllara ve ıstırap dolu eğitimlerine odaklanırken, ana hikaye olarak Irak’ta IŞİD tarafından kaçırılan gazeteci Ceyda’nın özel kuvvetler tarafından kurtarılmasına odaklanıyor. Oğuz ve Bekir’in Bordo Bereli olmasıyla artık yeni ekip arkadaşları da hikayeye dahil oluyor. Kurmay Yarbay Veyel rolünde Murat Serezli, Astsubay Kıdemli Üstçavuş Arif rolünde Murat Arkın ve Astsubay Kıdemli Başçavuş Mustafa rolünde Atılgan Gümüş dikkat çeken bir performans sergiliyorlar. Yine gazeteci Ceyda rolünde Ahu Türkpençe başarılı bir oyunculuk gösteriyor.</p>
<p>Aslında benim filmi değerlendirmek istediğim nokta çok farklı. Sonda söylemem gerekeni başta söylemem gerekirse, filmi izledim ve beğendim. <em>Yönetmen Alper Çağlar</em> “ispat” işinde kesinlikle başarılı olmuş. Üç yıl boyunca yazdığı senaryo, farklı çekim teknikleri denediği ve aksiyonu bölmeyen çekim teknikleri ve oyuncu yönetimi başarılıydı. Filmin sinematografisi de başarılıydı. Oyunculuklar da -her ne kadar epik hikayelerde abartı doğal olsa da – rahatsız etmeyecek düzeydeydi.</p>
<p><em>DAĞ 2</em> Türk Özel Kuvvetleri’nin hikayesi olduğu için Militarist bir bakış açısı olacağı algısı film başlamadan kendisini göstermişti. Ancak Alper Çağlar’ın böyle ucuz bir milliyetçiliğe kaçmayacağını tahmin ediyorum ki öyle de oldu. Dediğimiz gibi tabi ki milliyetçi bir bakış açısı muhakkak filmde olacaktı. Ancak bu milliyetçi bakış açısı bir devlet politikası propagandası değil, aksine askeri kuvvetlerin ideolojik referanslardan uzak, sadece görev bilinciyle hareket etmesini konu alıyor. Son yıllarda çekilen çok ucuz milliyetçilik üzerine kurulu ve iktidar propagandası kokan vasat yapımlardan sonra DAĞ 2 olaya sinematografik olarak bakmamızı sağlayan bir yapıda kurulu. Gazeteci Ceyda’nın anti-militarist tavrı ve askerlerin görev felsefesi çatışması taraf tutmadan mantıklı referanslarla anlatılmış. Milliyetçilik kavramı benim için Türkiye’de iki şekilde ele alınabilir. Birincisi kökeni Osmanlı’ya dayanan muhafazakâr milliyetçi tutum, diğeri ise kökenini Kuvay-ı Milliye’ye dayandıran Cumhuriyet milliyetçiliği. <u>DAĞ 2</u> filmini ikinci akıma dayanan bir hikaye olarak tanımlıyorum.</p>
<p>Kaldı ki filmin eleştirel yönlerini diyaloglarda görmek mümkün:</p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8212;Sürpriz bozan&#8212;</em></p>
<p><em>“Sen onu askerleri önce içeri atıp sonra kahraman diye çıkaran koyunlarına anlat.”</em></p>
<p><em>“Gerçekten Türklüğün değeri kaldı mı? Bir Türk gazetecinin boğazına bıçak dayayacaklar.”</em></p>
<p><em>“Yıllarca Irak Türk’ü dedik. Birden Iraklı Türkmenler demeye başladık.”</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8212;Sürpriz Bozan&#8212;</em></p>
<p><figure id="attachment_6616" aria-describedby="caption-attachment-6616" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6616 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2.jpg?resize=640%2C253" alt="DAĞ 2 Türk Özel Kuvvetleri’nin hikayesi olduğu için Militarist bir bakış açısı olacağı algısı film başlamadan kendisini göstermişti." width="640" height="253" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2.jpg?resize=300%2C118&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6616" class="wp-caption-text">DAĞ 2 Türk Özel Kuvvetleri’nin hikayesi olduğu için Militarist bir bakış açısı olacağı algısı film başlamadan kendisini göstermişti.</figcaption></figure></p>
<p>Filmin eleştirel yönü izleyiciyi rahatız etmeyecek kıvamda bırakıldı. Kaldı ki propaganda dolu Hollywood yapımlarını hayranlıkla izlerken DAĞ 2 filminde eleştirel bir yön aramak bir aşağılık kompleksinden öteye gitmiyor. Film zaten alıntılarını ayan beyan önümüze seriyor. Örneğin DAĞ 2’de özellikle Er Ryan’ı Kurtarmak (1998) filminden birçok alıntı görebiliyoruz. Yine hikaye olarak bize Kara Şahin Düştü (2001) filmini de anımsatıyor. Ancak bunları yaparken kötü kopyalar halinde değil, Türk Sinemasını da yücelten kalitede yapıyor. Bu kaliteli iş bana 2014 yapımı American Sniper filmini hatırlattı. Sırf milliyetçi bakış açısı nedeniyle (tamam belki Clint Eastwood’un da hakkını yememek gerekir) Oscar’a aday gösteriliyorsa; <strong>DAĞ 2</strong> o filmden daha tutarlı ve aksiyonu eksiksiz bir film olmuş.</p>
<p>Bu yazı yazılırken <em>DAĞ 2</em> filminin imdb notu 10/9.9’du. Tabi ki bu bizim çok güveneceğimiz bir ortalama değil ancak filmin reklamına büyük bir katkısı olduğu kesin. Ayrıca Metin Serezli ve Cüneyt Arkın gibi iki ustanın oğulları olan Metin Serezli ve Murat Arkın babalarını utandırmadılar. Murat Arkın’ın canlandırdığı Arif karakterinin (keskin nişancı) her atıştan önce Kahramanların Ölümü şiirinin bir mısrasını okuması çok karizmatik bir rol ortaya çıkarmış.</p>
<p><strong>Alper Çağlar</strong>’ı merakla takip etmeye devam edeceğim.&nbsp; <strong>DAĞ 2</strong>’yi izlemediyseniz –ön yargılarınızdan sıyrılarak- seyredin. Hele ki son günlerdeki ülke gündemini düşünürsek film daha da dramatik bir hal alıyor. Filmden bir diyalogla veda edelim:</p>
<p><em>Bekir: “Tankları var!”</em></p>
<p><em>Oğuz: “Bizim de Bekir’imiz var!”</em></p>
<h3>Dağ 2 Künyesi</h3>
<ul>
<li>DAĞ 2 (2016)</li>
<li>Yönetmen ve Senarist: Alper Çağlar</li>
</ul>
<h3>Dağ 2 Oyuncuları</h3>
<ul>
<li>Çağar Ertuğrul</li>
<li>Ufuk Bayraktar</li>
<li>Metin Serezli</li>
<li>Murat Arkın</li>
<li>Atilla Gümüş</li>
<li>Ahu Türkpençe</li>
</ul>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/bax_z2dhdfI?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dag-2-pompalanmis-milliyetcilik-mi-referans-bir-aksiyon-film-mi/">DAĞ 2: Pompalanmış Milliyetçilik Mi Referans Bir Aksiyon Film Mi?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dag-2-pompalanmis-milliyetcilik-mi-referans-bir-aksiyon-film-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6615</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Genç Karl Marx Filminin Fragmanı Yayınlandı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/genc-karl-marx-filminin-fragmani-yayinlandi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/genc-karl-marx-filminin-fragmani-yayinlandi/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 30 Dec 2016 10:26:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[politik film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6507</guid>
				<description><![CDATA[<p>Karl Marx’ın gençlik yıllarını anlatan Le jeune Karl Marx “Genç Karl Marx” filmine ait ilk fragman yayımlandı. Le jeune Karl Marx (Genç Karl Marx) Haitili yönetmenin Raoul Peck&#160; “Le jeune Karl Marx” isimli yeni filminde, Marx’ın 1844-1848 yılları arasındaki hayatını konu edecek. Bu dönemde Kominist Manifesto’yu yazan Marx’ın dünyaca ünlü eserinin yazılması ve basılması da [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/genc-karl-marx-filminin-fragmani-yayinlandi/">Genç Karl Marx Filminin Fragmanı Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Karl Marx’ın gençlik yıllarını anlatan <strong>Le jeune Karl Marx</strong> “<strong>Genç Karl Marx</strong>” filmine ait ilk fragman yayımlandı.</p>
<h2>Le jeune Karl Marx (Genç Karl Marx)</h2>
<p>Haitili yönetmenin Raoul Peck&nbsp; “<strong>Le jeune Karl Marx</strong>” isimli yeni filminde, Marx’ın 1844-1848 yılları arasındaki hayatını konu edecek. Bu dönemde Kominist Manifesto’yu yazan Marx’ın dünyaca ünlü eserinin yazılması ve basılması da konu edinilecek. Tabi Engels ile tanışması ve 1848 Devrimleri öncesi yangın yerine dönen Avrupa da Genç Karl Marks filmine konu olacak.</p>
<p>Fransa, Almanya ve Belçika ortak yapımı olan filmin senaryosu Pascal Bonitzer tarafından yazıldı. Filmde Karl Marx rolünü August Diehl; Friedrich Engels rolünü Stefan Konarske ve Karl Marx’ın eşi olan Jenny von Westphalen rolünü ise Vicky Krieps canlandırıyor.</p>
<h2>Karl Marx Filminin Fragmanı</h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/JL0UtVcEUa4?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Film, Marx’ın 26 yaşında eşiyle birlikte sürgündeyken Engels ile tanışmasını ve birlikte çalışmalarını anlatıyor. Film aynı zamanda, dönemin siyasi atmosferini de betimliyor.</p>
<p><strong>Le jeune Karl Marx</strong> filmi 3 Mart 2017 tarihinde Avrupa’da gösterime girecek. Türkiye gösterim tarihi ise henüz açıklanmadı. “<strong>Genç Karl Marx</strong>”, 67. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde de gösterilecek.</p>
<p><figure id="attachment_6508" aria-describedby="caption-attachment-6508" style="width: 622px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/genc-karl-marks-vizyona-giriyor.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6508 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/genc-karl-marks-vizyona-giriyor.jpg?resize=622%2C414" alt="Genç Karl Marx Filminin Fragmanı Yayınlandı" width="622" height="414" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/genc-karl-marks-vizyona-giriyor.jpg?w=622&amp;ssl=1 622w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/genc-karl-marks-vizyona-giriyor.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/genc-karl-marks-vizyona-giriyor.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6508" class="wp-caption-text">Genç Karl Marx Filminin Fragmanı Yayınlandı</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/genc-karl-marx-filminin-fragmani-yayinlandi/">Genç Karl Marx Filminin Fragmanı Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/genc-karl-marx-filminin-fragmani-yayinlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6507</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Motion Graphics Konusundaki En Etkili Çözümler VideoSanat’ta!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/motion-graphics-konusundaki-en-etkili-cozumler-videosanatta/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/motion-graphics-konusundaki-en-etkili-cozumler-videosanatta/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 08 Dec 2016 10:59:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Görsel]]></category>
		<category><![CDATA[İnfografik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[VideoSanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6303</guid>
				<description><![CDATA[<p>İş ve eğlence dünyasının video ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler sunarak, hizmet verdiği markalar için katma değer oluşturmayı temel ilkesi haline getiren VideoSanat, tüm video prodüksiyon hizmetlerinde olduğu gibi motion graphics konusunda da üst düzey video tasarımları gerçekleştiriyor. Siz de VideoSanat ile iletişime geçebilir; nitelikli motion graphics videolara sahip olabilirsiniz. Motion Graphics Nedir, Nasıl Yapılır? Motion [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/motion-graphics-konusundaki-en-etkili-cozumler-videosanatta/">Motion Graphics Konusundaki En Etkili Çözümler VideoSanat’ta!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İş ve eğlence dünyasının video ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler sunarak, hizmet verdiği markalar için katma değer oluşturmayı temel ilkesi haline getiren <a href="http://www.videosanat.com/">VideoSanat</a>, tüm video prodüksiyon hizmetlerinde olduğu gibi <a href="http://www.videosanat.com/motion-graphics/">motion graphics</a> konusunda da üst düzey video tasarımları gerçekleştiriyor.</p>
<p>Siz de VideoSanat ile iletişime geçebilir; nitelikli motion graphics videolara sahip olabilirsiniz.</p>
<h2>Motion Graphics Nedir, Nasıl Yapılır?</h2>
<p>Motion Graphics, hareketsiz görüntülerin hareketlendirilmesiyle elde edilen videolara denilmektedir.&nbsp; Aslında hareketsiz bir görselin hareket ettirilmesine genel olarak animasyon denir. Motion graphics ise grafik tasarım çalışmalarının metinlerle uyumlu bir şekilde hareket ettirilmesiyle video oluşturma tekniğidir. <strong>Motion graphics videosu</strong> yapılmadan önce bir konsept geliştirme çalışması gerçekleştirilmelidir. VideoSanat, iletişim dinamiklerine hakim ekibi ile üst düzey video tasarım stüdyolarında rakip analizi (benchmarking), sektör analizi ve hedef kitle gibi analizlere hayat vererek bu analizlerden elde edilen neticeler doğrultusunda konsept geliştirir. Metin yazarları tarafından bu konspete göre metinsel çalışmalar gerçekleştirilir. Görsel tasarımcıların hayata geçirdiği çalışmalar neticesinde de metinlerle ve markayla uyumlu görseller tasarlanarak motion graphics video projesinin görsel stoğu hazırlanmış olur. Motion graphic designer’lar, bu görsel stoktaki hareketsiz görselleri dinamik bir şekilde hareketlendirir ve ses&amp;müzik, kurgu&amp;montaj çalışmalarıyla video projesi tamamlanmış olur.</p>
<p>VideoSanat; dünya trendlerine, sektör dinamiklerine ve hedef kitleye göre projelendirdiği motion graphics videolarla, çözüm ortağı olduğu markalara değer katar, marka bilinirliği ve prestijinin artmasına doğrudan etki eder.</p>
<h3>VideoSanat Motion Graphics Konusunda Hangi Hizmetleri Sunar?</h3>
<p>VideoSanat; artık her markanın iletişim stratejilerine video dahil etmek zorunda kaldığı günümüzde, yani teknoloji ve iletişim çağında, ortaya çıkan video ihtiyaçlarını efektif bir şekilde karşılayan ve bu doğrultuda nitelikli projeler gerçekleştiren video çözüm servisidir. Motion graphics tekniğinin kullanıldığı birçok alan vardır. Sadece motion graphics görüntülerin değil, gerçek görüntülerle harmanlanan motion graphics tasarımlar da markalar tarafından tercih edilen video türleri arasında yer almaktadır. VideoSanat’ın Motion Graphics Servisi kapsamında; <a href="http://www.videosanat.com/tanitim-filmi-cekimi/">tanıtım filmi çekimi</a>, infografik tanıtım videosu, ürün tanıtım filmi, masaüstü reklam filmi gibi video ihtiyacı olan her konuda kaliteli çözümler sunulmaktadır.</p>
<p>VideoSanat, tüm projeler için titizlikle çalışmalar gerçekleştirerek potansiyel müşterileriniz üzerinde maksimum etkileşim sağlayan motion graphics videolar tasarlar; bugünün ve geleceğin en etkili iletişim aracı olan video ile ilgili hızlı, yaratıcı ve işlevsel çözümler sunarak markanıza değer katar.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/motion-graphics-konusundaki-en-etkili-cozumler-videosanatta/">Motion Graphics Konusundaki En Etkili Çözümler VideoSanat’ta!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/motion-graphics-konusundaki-en-etkili-cozumler-videosanatta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6303</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Attığını Vuranların Filmi: The Magnificent Seven</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/attigini-vuranlarin-filmi-the-magnificent-seven/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/attigini-vuranlarin-filmi-the-magnificent-seven/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 07 Dec 2016 07:40:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Volkan Usta]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Antoine Fuqua]]></category>
		<category><![CDATA[Byung-Hun Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Cam Gigandet]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Pratt]]></category>
		<category><![CDATA[Denzel Washington]]></category>
		<category><![CDATA[Ethan Hawke]]></category>
		<category><![CDATA[Hlaey Bennet]]></category>
		<category><![CDATA[Luke Grimes]]></category>
		<category><![CDATA[Manuel Garcia-Rulfo]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Seismeier]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Bomer]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Sarsgaard]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent D’Onofrio]]></category>
		<category><![CDATA[Western]]></category>
		<category><![CDATA[western filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Western filmleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6285</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hollywood’da eski yapımları remake yapmak son zamanlarda moda olduğu bu sıralarda neden bir western filmi karşımıza çıkarılmasın öyle değil mi? 1960 yapımlı aynı isimli filmin bir son moda çekimi olan The Magnificent Seven karşımıza oldukça kaliteli bir biçimde çıkıyor. Aynı zamanda 1954 senesi yapımlı Yedi Samuray’dan da esinlenilmiş ibareler içerisinde bulunmuyor değil. Western Klasiği: “The [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/attigini-vuranlarin-filmi-the-magnificent-seven/">Attığını Vuranların Filmi: The Magnificent Seven</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hollywood’da eski yapımları remake yapmak son zamanlarda moda olduğu bu sıralarda neden bir <strong>western filmi</strong> karşımıza çıkarılmasın öyle değil mi? 1960 yapımlı aynı isimli filmin bir son moda çekimi olan <strong>The Magnificent Seven</strong> karşımıza oldukça kaliteli bir biçimde çıkıyor. Aynı zamanda 1954 senesi yapımlı Yedi Samuray’dan da esinlenilmiş ibareler içerisinde bulunmuyor değil.</p>
<h2>Western Klasiği: “The Magnificent Seven”</h2>
<p>Western yapımlı <em>The Magnificent Seven</em> filminde oldukça sıkı çatışma öğe ve sahneleri bizlere yansıtılıyor. Kilisenin önemi daha en başından beri filmde konu başlığı olarak alttan alta bizlere sunuluyor. Kim atına atlayıp dörtnala uzaklara gitmek istemez ki. Özellikle pazar sabahları babaları ile Trt’de western sineması izlemiş kuşak olarak bizler gerçekten zevk alıyoruz bu yapımlardan.</p>
<p><figure id="attachment_6287" aria-describedby="caption-attachment-6287" style="width: 540px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/The-Magnificent-Seven-Afis.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6287 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/The-Magnificent-Seven-Afis.jpg?resize=540%2C800" alt="Western Klasiği: “The Magnificent Seven”" width="540" height="800" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/The-Magnificent-Seven-Afis.jpg?w=540&amp;ssl=1 540w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/The-Magnificent-Seven-Afis.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6287" class="wp-caption-text">Western Klasiği: “The Magnificent Seven”</figcaption></figure></p>
<h2>The Magnificent Seven Oyuncuları ve Kadrosu</h2>
<p>Gelelim <u>The Magnificent Seven</u> filminin iyi kadrosuna. Özellikle filmde tek siyahî olan ve lider kimlikli her rolün üstesinden gelen ve kovboy olarak da gayet olmuş dediğimiz <strong>Denzel Washington</strong> ön sıralarda karşımıza çıkıyor. Bunun yanına son yıllarda gerçekten iyi rollerde gördüğümüz büyük çıkış yakalayan <strong>Chris Pratt</strong> bu sefer at sırtında iyi nişancılığı ile bizlere merhaba diyor. <strong>Ethan Hawke</strong> ise iyi bir tüfek kullanıcısı fakat filmde sıkıntıları olan bir tiple yapımda yerini almış. <strong>Vincent D’onofrio</strong> o zamanın Hulk’u olmuş gibi gözüküyor. Fakat silah kullanımında da bizlere yeteneklerini göstermeden edemiyor. Bir adam sürekli kötü karakterleri oynar mı dediğimi duyar gibisiniz. Evet, Peter Sarsgaard yine bir filmde daha kötü karakter rolünde. Ama adama yakışıyor gibi duruyor. Suratından kötülük akıyor adamın yapacak bir şey yok. Ayrıca filmin tek öne çıkan kadın karakteri kocası öldürüldükten sonra yedilinin toplanmasına vesile olan kişi yetenekli aktris Haley Bennet olarak karşımıza çıkıyor. Yetenekli bıçak fırlatıcımız Byun-hun Lee, asabi Meksikalı Manuel Garcia-Rulfo ve olmazsa olmaz kızıl derilimiz ise Martin Sensmeier yedilimizin diğer elemanları olarak filmde kendilerine yer buluyor. Filmde ayrıca Matt Bomer daha başta ölse de yakışıklı imajını filmde hemen ölmeden gösteriyor.</p>
<p><figure id="attachment_6288" aria-describedby="caption-attachment-6288" style="width: 900px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/The-Magnificent-Seven-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6288 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/The-Magnificent-Seven-film.jpg?resize=640%2C191" alt="The Magnificent Seven" width="640" height="191" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/The-Magnificent-Seven-film.jpg?w=900&amp;ssl=1 900w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/The-Magnificent-Seven-film.jpg?resize=300%2C90&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6288" class="wp-caption-text">The Magnificent Seven</figcaption></figure></p>
<p>Kabaca özet olarak kötü adamımıza karşı toplanan yedilimizin çevresinde gelişen olaylar ve baş kötü ile mücadelesini izliyoruz. Ama özete bakmayın bence filmi izlemenizde yarar var gibi gözüküyor.</p>
<h2>The Magnificent Seven</h2>
<p><strong>Antoine Fuqua</strong>’nın yönetmen koltuğunda oturduğu film şahane bir western yapımı olarak karşımıza çıkıyor. Başrollerinde Denzel Washington, Chris Pratt, Ethan Hawke,Byung-Hun Lee,Vincent D’Onofrio, Manuel Garcia-Rulfo,Martin Seismeier,Hlaey Bennet, Peter Sarsgaard, Luke Grimes, Matt Bomer ve Cam Gigandet gibi simlerin bulunduğu The Magnificent Seven kaliteli bir western yapıtı olarak seyirciye sunuluyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/q-RBA0xoaWU?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><em>The Magnificent Seven</em>, Rose Creek adlı kasabanın tabiri caizse işgali sonucu bir kadının yardım istemesi ile başlayan hikâye yedilimizin birer birer toplanması ve ölümcül bir savaşa hazırlanmalarını anlatıyor. Western severlerin hoşuna gidecek film kaliteli bir yapım olarak izleyicisiyle buluşuyor. İyi oyuncular ile çevrelenmiş <strong>The Magnificent Seven</strong> at üstünde dörtnala bir şekilde keyifli bir zaman geçirmenizi sağlıyor. Aksiyonu bol ve ayrıca komedi unsurlarını içinde bulunduran bu western yapımı film bizleri içine çekerek güzel dakikalar geçirmemizi sağlıyor. Eski yapımların remake olarak yapıldığı bu zamanlarda bu filmde eski yapımına göre güzel bir değer taşıyor. Esinlenildiği yapıtlara saygı duyan fakat kendinden de birçok şey katarak 2016 yapımı bir film olan The Magnificent Seven izlenerek güzel vakit geçirebileceğiniz filmler arasında kendine iyi bir yer ayırmış gibi duruyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/attigini-vuranlarin-filmi-the-magnificent-seven/">Attığını Vuranların Filmi: The Magnificent Seven</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/attigini-vuranlarin-filmi-the-magnificent-seven/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6285</post-id>	</item>
		<item>
		<title>3. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri Başlıyor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/3-uluslararasi-istanbul-sessiz-sinema-gunleri-basliyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/3-uluslararasi-istanbul-sessiz-sinema-gunleri-basliyor/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 06 Dec 2016 10:30:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[akbank sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank Sanat Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Biletix]]></category>
		<category><![CDATA[Cinematheque Française]]></category>
		<category><![CDATA[Cineteca di Bologna]]></category>
		<category><![CDATA[Eye Filmmuseum]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[film festivalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe Institute]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sessiz Sinema Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyan Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Kino İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sessiz Sinema Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6267</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kino İstanbul, Sessiz Sinema&#8216;ya duyduğu büyük sevgiyi bir festivale dönüştürdü. 15 &#8211; 18 Aralık 2016 tarihleri arasında izleyicisiyle buluşacak 3. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri sessiz sinemaseverler tarafından heyecanla bekleniyor. 3. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri Sessiz filmlerin avangard gücünü vurgulayan, canlı müzik eşliğinde yaptığı gösterimlerle imaj ile ritm arasındaki büyülü ilişkiyi ortaya çıkaran festival, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/3-uluslararasi-istanbul-sessiz-sinema-gunleri-basliyor/">3. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kino İstanbul</strong>, <u>Sessiz Sinema</u>&#8216;ya duyduğu büyük sevgiyi bir festivale dönüştürdü. 15 &#8211; 18 Aralık 2016 tarihleri arasında izleyicisiyle buluşacak 3. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri sessiz sinemaseverler tarafından heyecanla bekleniyor.</p>
<h2>3. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri</h2>
<p>Sessiz filmlerin avangard gücünü vurgulayan, canlı müzik eşliğinde yaptığı gösterimlerle imaj ile ritm arasındaki büyülü ilişkiyi ortaya çıkaran festival, tekrarı mümkün olmayan deneyimler yaratıyor.</p>
<p>Aralarında yeni restore edilmiş filmlerinin de yer aldığı dünyanın farklı arşivlerinden görüntüler, sadece sessiz sinemaya adanmış bir festivalle bu yıl üçüncü kez İstanbullu seyirciye ulaşıyor.</p>
<p>Tüm gösterimler, sessiz film üzerine uzmanlaşmış küratörler, akademisyenler ya da araştırmacıların sunumları ile zenginleşiyor ve canlı müzik eşliğinde gerçekleşiyor.</p>
<p><figure id="attachment_6269" aria-describedby="caption-attachment-6269" style="width: 777px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Sessiz-Sinema-Günleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6269 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Sessiz-Sinema-Günleri.jpg?resize=640%2C843" alt="3. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri" width="640" height="843" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Sessiz-Sinema-Günleri.jpg?w=777&amp;ssl=1 777w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Sessiz-Sinema-Günleri.jpg?resize=228%2C300&amp;ssl=1 228w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6269" class="wp-caption-text">3. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri</figcaption></figure></p>
<p><strong>Cineteca di Bologna</strong>, <strong>Eye Filmmuseum</strong>, <strong>Cinematheque Française</strong>’nin işbirliğiyle gerçekleşen festival, <em>Akbank Sanat</em>’ın yanısıra, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, <strong>Goethe Institute</strong> İstanbul, İtalyan Kültür Merkezi ve Fransız Kültür Merkezi’nin çok değerli desteğiyle gerçekleşiyor.</p>
<h3>3. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri Biletleri</h3>
<ul>
<li>Tam: 15 TL</li>
<li>Öğrenci: 10 TL</li>
</ul>
<p>Biletlere gösterim günü Akbank Sanat’tan ya da Biletix’ten ulaşılabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/3-uluslararasi-istanbul-sessiz-sinema-gunleri-basliyor/">3. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/3-uluslararasi-istanbul-sessiz-sinema-gunleri-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6267</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eyvah! Mahmut Hoca</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/eyvah-mahmut-hoca/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/eyvah-mahmut-hoca/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 05 Dec 2016 13:33:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belgin Şahin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Adile Naşit]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Hababam Sınıfı]]></category>
		<category><![CDATA[Münir Özkul]]></category>
		<category><![CDATA[SES Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam filmleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6246</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Her okulda öğretmenlerin de sizin olduğu gibi bir takma adı vardır. Zahmet edip isim aramayın. Bana Kel Mahmut derler. Bu saçları 25 yıllık öğretmenlik hayatımda döktüm”,demişti hababam sınıfında geçirdiği ilk dakikalarda. Hepimizin Mahmut Hocası, hababamın tatlı sert müdür yardımcısı… Yeşilçam’ın dev ismi Münir Özkul Yeşilçam’ın dev ismi Münir Özkul 15 Ağustos 1925’te İstanbul’da dünyaya geldi. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eyvah-mahmut-hoca/">Eyvah! Mahmut Hoca</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“Her okulda öğretmenlerin de sizin olduğu gibi bir takma adı vardır. Zahmet edip isim aramayın. Bana Kel Mahmut derler. Bu saçları 25 yıllık öğretmenlik hayatımda döktüm”,demişti hababam sınıfında geçirdiği ilk dakikalarda. <em>Hepimizin Mahmut Hocası</em>, hababamın tatlı sert müdür yardımcısı…</p>
<h2>Yeşilçam’ın dev ismi Münir Özkul</h2>
<p><strong>Yeşilçam’ın dev ismi Münir Özkul</strong> 15 Ağustos 1925’te İstanbul’da dünyaya geldi. Tiyatroya daha lise yıllarında merak saldı, hal böyle olunca daha o yıllarda Bakırköy Halkevi’nde tiyatroya başladı.</p>
<p>Tiyatroyu hayatının merkezine almıştı <strong>Münir Özkul</strong> öyle ki Erol Günaydın ile birlikte katıldığı bir televizyon programındaki sohbetinde çok zorlu yollardan geçtiğini belirtmişti çünkü ailesi tiyatro ile ilgilenebilmesi için liseyi bitirmesini şart koşmuştu fakat gençliğin verdiği heyecan ve delilikten ötürü liseyi bitirmesi hayli zaman almış.</p>
<p>Daha sonraları eğitim hayatı az da olsa düzene girdi ve yükseköğrenimini tamamladı aynı zamanda da tiyatro eğitimleri aldı ve bu alanda gelişmeler, büyük başarılar kazandı. Nihayetinde 1948 yılında Ses Tiyatrosu’nda sahnelenen Aşk Köprüsü ile profesyonelliğe kavuştu.</p>
<h2>Münir Özkul “Mahmut Hoca”</h2>
<p>Birçok oyunda rol alan <u>Münir Özkul</u> -hepimizin deyimi ile Mahmut Hoca- o dönemlerde birçok ödüle de layık görüldü. Tiyatronun yanı sıra sinemada da etkinliği 1950 yıllarında başladı. Çoğunlukla Ertem Eğilmez’in filmlerinde rol aldı. O filmlerin isimleri, replikleri hala hepimizin aklında, dilinde…</p>
<ul>
<li>Mavi Boncuk,</li>
<li>Neşeli Günler,</li>
<li>Gülen Gözler</li>
<li>tabi ki Hababam Sınıfı…</li>
</ul>
<p>Hayat verdiği tüm karakterlerle öylesine uyum içerisindeydi ki kimi zaman <em>Yaşar Usta</em> oldu, kimi zaman <em>Mahmut Hoca</em>, kimi zaman <em>Baba Yaşar</em>…</p>
<p>Çoğu filminde Yeşilçam’ın en güzel gülen ve gülerken güldüren kadını Adile Naşit yani hepimizin Hafize Anası ile beraber rol aldı. Böylesi güzel iki insan aynı filmde rol alır da o filmler izlenmez mi…</p>
<h2>Münir Özkul Filmleri</h2>
<p>Yaşamı boyunca 200’den fazla filmde rol aldığı karakterlere can verdi, o sıcaklığı o sevecenliği ile herkesin gönlünde yer edindi. Öyle ki; Sev Kardeşim filmindeki rolü ile Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu seçildi.</p>
<p>Genelde dizi projelerinde pek rol almasa da oynadığı birkaç dizi de oldu. Uzaylı Zekiye, Şaban ile Şirin, Ana Kuzusu…</p>
<h3>Devlet Sanatçısı Münir Özkul</h3>
<p>Beyazperdede hem güldüren hem ağlatan Münir Özkul, 73 yaşında Kültür Bakanlığı tarafından devlet sanatçısı ünvanını aldı.</p>
<p>Bu yıllarda maddi manevi zor zamanlar geçiren <strong>Münir Özkul</strong>, 2003 yılında yakalandığı demans hastalığı sebebiyle evinden çıkmak istemez, kimseyle görüşmek istemez ve hastalığı yüzünden geçmişe dair pek bir şey hatırlamaz öyle ki ölen arkadaşlarının hala yaşadığını sanır…</p>
<p>91 yaşındaki usta oyuncu sevdiklerinin iyi dilekleriyle, dualarıyla hayata tutunuyor.</p>
<p>Yıl 2016 ve bizler Mahmut Hoca’yı, Yaşar Usta’yı biliyorsak her izlediğimizde sanki ilk kez izliyormuş gibi keyif alıyorsak, ortada koskoca bir emek, oyunculuk ve en önemlisi sevgi dolu kocaman bir kalp var demektir. O ki koca bir çınar, bir asır, bir baba ve en tatlı öğretmen…</p>
<p>Tüm iyi dileklerimiz seninle <u>Mahmut Hoca</u>…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eyvah-mahmut-hoca/">Eyvah! Mahmut Hoca</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/eyvah-mahmut-hoca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6246</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Seyyah Kitap’tan Sinema Defteri Çıktı!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/seyyah-kitaptan-sinema-defteri-cikti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/seyyah-kitaptan-sinema-defteri-cikti/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 01 Dec 2016 05:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Akira Kurosava]]></category>
		<category><![CDATA[Andrzej Wajda]]></category>
		<category><![CDATA[Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[Bergman sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Oylum]]></category>
		<category><![CDATA[Seyyah Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[sinema yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarkovski]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6195</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sinema temalı defter Sinema Defterim, Seyyah Kitap etiketiyle yayınlandı. Sinema yazarı Rıza Oylum’un hazırladığı defterin sayfalarında sinema tarihinin kült filmlerinden replikler ve film kareleri yer alıyor. Rıza Oylum “Sinema Defterim” Sinema Defterim, hem okumak de hem yazmak için hazırlandı. Okuyucular defterin sayfalarına notlar alırken Tarkovski’den Wajda’ya; Bergman’dan Kurosawa’ya kadar sinema tarihine damgasını vurmuş çok sayıda [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/seyyah-kitaptan-sinema-defteri-cikti/">Seyyah Kitap’tan Sinema Defteri Çıktı!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema temalı defter <strong>Sinema Defterim</strong><em>,</em> <em>Seyyah Kitap</em> etiketiyle yayınlandı.</p>
<p>Sinema yazarı <strong>Rıza Oylum</strong>’un hazırladığı defterin sayfalarında sinema tarihinin kült filmlerinden replikler ve film kareleri yer alıyor.</p>
<p><figure id="attachment_6198" aria-describedby="caption-attachment-6198" style="width: 578px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rıza-oylum-sinema-defterim.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6198 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rıza-oylum-sinema-defterim.jpg?resize=578%2C847" alt="Rıza Oylum “Sinema Defterim”" width="578" height="847" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rıza-oylum-sinema-defterim.jpg?w=578&amp;ssl=1 578w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rıza-oylum-sinema-defterim.jpg?resize=205%2C300&amp;ssl=1 205w" sizes="(max-width: 578px) 100vw, 578px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6198" class="wp-caption-text">Rıza Oylum “Sinema Defterim”</figcaption></figure></p>
<h2>Rıza Oylum “Sinema Defterim”</h2>
<p><em>Sinema Defterim</em>, hem okumak de hem yazmak için hazırlandı. Okuyucular defterin sayfalarına notlar alırken Tarkovski’den Wajda’ya; Bergman’dan Kurosawa’ya kadar sinema tarihine damgasını vurmuş çok sayıda dünya yönetmeninin&nbsp; görüşlerini de okuyabilecekler.</p>
<p>196 sayfalık <strong>Sinema Defterim</strong><em>,</em> sinemaseverler için keyifli ve sinema dolu günler vaat ediyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/seyyah-kitaptan-sinema-defteri-cikti/">Seyyah Kitap’tan Sinema Defteri Çıktı!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/seyyah-kitaptan-sinema-defteri-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6195</post-id>	</item>
		<item>
		<title>NERVE: Popüler Olmak İçin Ne Kadar İleri Gidebilirsin?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/nerve-populer-olmak-icin-ne-kadar-ileri-gidebilirsin/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/nerve-populer-olmak-icin-ne-kadar-ileri-gidebilirsin/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 28 Nov 2016 06:59:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Volkan Usta]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ariel Schulman]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu türü]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu ve fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[Dave Franco]]></category>
		<category><![CDATA[Emma Roberts]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik bilim - kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Henry Joost]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6158</guid>
				<description><![CDATA[<p>Nerve filmi aslında son yıllarda içinde bulunduğumuz teknoloji çılgınlığına ve onlarsız yaşamadığımız ve onların artık her yerde olduğunu anlatan gerçekten iyi bir gözlem yapımı olmuşa benziyor. Teknoloji ile her şeyin birbiriyle bağlantılı olmaya başlamasıyla en ufak bir telefon ile birçok şeyi elde edebildiğimizi anlatan Nerve filmi başta bir eğlence olarak başlayan oyunun daha sonra sonu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nerve-populer-olmak-icin-ne-kadar-ileri-gidebilirsin/">NERVE: Popüler Olmak İçin Ne Kadar İleri Gidebilirsin?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nerve filmi</strong> aslında son yıllarda içinde bulunduğumuz teknoloji çılgınlığına ve onlarsız yaşamadığımız ve onların artık her yerde olduğunu anlatan gerçekten iyi bir gözlem yapımı olmuşa benziyor. Teknoloji ile her şeyin birbiriyle bağlantılı olmaya başlamasıyla en ufak bir telefon ile birçok şeyi elde edebildiğimizi anlatan <strong>Nerve</strong> filmi başta bir eğlence olarak başlayan oyunun daha sonra sonu ölümle sonlanacak bir kapışmaya dönüşmesi şahane anlatılmış olarak karşımıza çıkıyor. İnternette oyuncu veya izleyici olarak katılabildiğiniz izlemek için para ödediğiniz ve yarışmacı olarak verilen görevleri yaptığınız takdirde para kazanabildiğiniz bir basit oyunmuşçasına sizi cezbeden <em>Nerve</em> daha sonra başınıza birçok bela getirebiliyor. Profilinizi oluşturmak için sizin birçok bilginize erişerek banka hesaplarınıza kadar giriyor ve böylece görevleri yapınca paranızı size yatırıyor oyunu kaybeder iseniz sorun yok fakat oyunu ‘’gammazlarsanız’’ veya ‘’hile yaparsanız’’ bankadaki bütün paranıza elveda diyorsunuz ve bütün yerlerdeki profil ile hesaplarınız siliniyor böylece oyuna ‘’hapsolmuş’’ oluyorsunuz.</p>
<p><figure id="attachment_6160" aria-describedby="caption-attachment-6160" style="width: 648px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Nerve.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6160 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Nerve.jpg?resize=640%2C988" alt="Nerve filmi" width="640" height="988" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Nerve.jpg?w=648&amp;ssl=1 648w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Nerve.jpg?resize=194%2C300&amp;ssl=1 194w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6160" class="wp-caption-text">Nerve filmi</figcaption></figure></p>
<h2>Nerve Film Oyuncuları</h2>
<p>Gelelim filme, başrollerinde Vee karakterini oynayan <strong>Emma Roberts</strong> ile Ian rolüne hayat veren <strong>Dave Franco</strong> isimlerini görüyoruz. İkilinin filmde uyum içerisinde oynadıklarını gördükten sonra gerçekten rol için doğru tercihler olduklarına bir kez daha inanıyoruz. Vee arkadaşı Sydney’nin tabiri caizse gazına gelerek Nerve’e oyuncu olarak giriyor ve bütün olaylar bundan sonra başlıyor. İzleyicilerin seçtikleri görevleri yaparak ilerlerken Ian ile tanışıyor. Böylece seyirci bu ikisinin elektriğini beğenerek oyunda beraber ilerlemelerini istiyor. İkili böylece beraber verilen görevleri yaparak finale gitmeye başlıyor. Fakat bir görev sonrası ölümle burun buruna gelen Vee kendi ve arkadaşlarını düşünerek oyunu polise gammazlıyor fakat polis durumun sıkıntılı olmadığını söylüyor ve böylece Vee görevden atılıyor daha sonra ise bütün bankadaki paraları elinden alınarak oyunun içinde hapsoluyor. Tek çare finalde kazanması ve özgürlüne kavuşmasıdır. Ian’ın gizemli hallerini ise daha sonradan anlıyoruz. Finalde ne olduğunu ve filmin nasıl bittiğini tabi ki de söylemeyeceğim.</p>
<p>Bence bu keyifli ve akışı sorunsuz filmi izlemenizi tavsiye ederim.</p>
<p><figure id="attachment_6162" aria-describedby="caption-attachment-6162" style="width: 648px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/VeeEmma-Roberts.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6162 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/VeeEmma-Roberts.jpg?resize=640%2C988" alt="2016 yapımı Nerve bizlere sanal dünya ve bu ortamda oluşan birçok olay hakkında son derece güzel örnekler veriyor." width="640" height="988" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/VeeEmma-Roberts.jpg?w=648&amp;ssl=1 648w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/VeeEmma-Roberts.jpg?resize=194%2C300&amp;ssl=1 194w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6162" class="wp-caption-text">2016 yapımı Nerve bizlere sanal dünya ve bu ortamda oluşan birçok olay hakkında son derece güzel örnekler veriyor.</figcaption></figure></p>
<h2>Nerve Filmini Özetlersek;</h2>
<p>2016 yapımı <u>Nerve</u> bizlere sanal dünya ve bu ortamda oluşan birçok olay hakkında son derece güzel örnekler veriyor. Yönetmenliğini <strong>Henry Joost</strong>, <strong>Ariel Schulman</strong> gibi isimlerin yaptığı filmin başrollerinde Ashby(2015), Scream Queens(2016) gibi birçok dizi ve filmlerde gördüğümüz yetenekli aktris Emma Roberts var. Ona filmde erkek başrol olarak eşlik eden kişi ise Now You See Me(2013),Now You See Me(2016), 21 Jump Street(2012),22 Jump Street(2014) gibi iyi yapımlarda yer alan Dave Franco’dan başkası değil.</p>
<p><strong>Nerve</strong>, bizlere son dönemlerde her şeye bir tık ulaşmanın ne kadar iyi veya ne kadar kötü olacağının resmine gayet güzel bir açıdan bakıyor. Özellikle bu tüketim çılgınlığı ile ‘’ne kadar popüler kalabilirsen o kadar yaşarsın” mottosunu bizlere gösteriyor. Vee söylenen sözlerin aksini kanıtlamak ve sakin aksiyonsuz, normal hayatına renk katmak adına çıktığı yolda hem aşkı hem de cesareti bularak birçok konuda kendine değer katıyor gibi gözüküyor. <u>Nerve</u>, herkesçe izlenmesi gereken bir film. Seyreden birçok kişinin filmden kendine dair bir şeyler bulacağını düşünüyorum. Seçiminizi yapın Oyuncu musunuz?&nbsp; Yoksa izleyici mi?</p>
<p><figure id="attachment_6159" aria-describedby="caption-attachment-6159" style="width: 648px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/IanDave-Franco.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6159 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/IanDave-Franco.jpg?resize=640%2C988" alt="Nerve, bizlere son dönemlerde her şeye bir tık ulaşmanın ne kadar iyi veya ne kadar kötü olacağının resmine gayet güzel bir açıdan bakıyor. " width="640" height="988" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/IanDave-Franco.jpg?w=648&amp;ssl=1 648w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/IanDave-Franco.jpg?resize=194%2C300&amp;ssl=1 194w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6159" class="wp-caption-text">Nerve, bizlere son dönemlerde her şeye bir tık ulaşmanın ne kadar iyi veya ne kadar kötü olacağının resmine gayet güzel bir açıdan bakıyor.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nerve-populer-olmak-icin-ne-kadar-ileri-gidebilirsin/">NERVE: Popüler Olmak İçin Ne Kadar İleri Gidebilirsin?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/nerve-populer-olmak-icin-ne-kadar-ileri-gidebilirsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6158</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hands Of Stone: Bir Efsane’nin Hikâyesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hands-of-stone-bir-efsanenin-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hands-of-stone-bir-efsanenin-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 24 Nov 2016 06:59:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Volkan Usta]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ana de Armas]]></category>
		<category><![CDATA[boks filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Egdar Ramirez]]></category>
		<category><![CDATA[Ellen Barkin]]></category>
		<category><![CDATA[Felicidad Iglesias]]></category>
		<category><![CDATA[Jonathan Jakubowicz]]></category>
		<category><![CDATA[Robert de Niro]]></category>
		<category><![CDATA[Roberto Duran]]></category>
		<category><![CDATA[Ruben Blades]]></category>
		<category><![CDATA[Usher Raymond]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6113</guid>
				<description><![CDATA[<p>Boks filmlerinin alışık olduğumuz hatta sıkıcı gibi gördüğümüz yapısından bir nebze olsun uzaklaşmış bir boksör hikâyesi Hands Of Stone. Boks tarihinin efsane isimlerinden biri olan Roberto Duran nasıl koşullardan geçip hayatını kazanmaya ve aşkına sahip çıkarak dünyaya kendini ispatladığının hikâyesini bizlere aktarıyor. Panama sokaklarından mango çalması ile zaten hayata küçük yaşta kafa tutmaya başlıyor. Anne [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hands-of-stone-bir-efsanenin-hikayesi/">Hands Of Stone: Bir Efsane’nin Hikâyesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boks filmleri</strong>nin alışık olduğumuz hatta sıkıcı gibi gördüğümüz yapısından bir nebze olsun uzaklaşmış bir boksör hikâyesi <strong>Hands Of Stone</strong>. Boks tarihinin efsane isimlerinden biri olan <u>Roberto Duran</u> nasıl koşullardan geçip hayatını kazanmaya ve aşkına sahip çıkarak dünyaya kendini ispatladığının hikâyesini bizlere aktarıyor. Panama sokaklarından mango çalması ile zaten hayata küçük yaşta kafa tutmaya başlıyor. Anne ve kardeşlerini doyurmak için çaldığı mango daha sonra ailesi ile karısını mutlu etmek adına savaştığı yolun başlangıcı olarak karşımıza çıkıyor. Dik başlı ve alaycı yapısı ile sorunlarla baş ederek rakiplerini alt ederek hem kendi hem de ülkesinin zorlamalara boyun eğmeyeceğini gösteriyor. Çoğu zaman hırsı ve öç alma duygusuna yenilse de tekrardan ayağa kalkma çabasını bizlere anlatıyor. Âşık olduğu ve deli gibi sevdiği karısına nasıl bağlı olduğu ve ne kadar kavga etseler de ondan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini film bizlere aşk dolu sahneler ile betimliyor.</p>
<p><figure id="attachment_6117" aria-describedby="caption-attachment-6117" style="width: 1238px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Robert-de-Niroray-Archel.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6117 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Robert-de-Niroray-Archel.jpg?resize=640%2C382" alt="Ray Archel karakterine ise ünlü aktör Robert de Niro hayat veriyor." width="640" height="382" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Robert-de-Niroray-Archel.jpg?w=1238&amp;ssl=1 1238w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Robert-de-Niroray-Archel.jpg?resize=300%2C179&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Robert-de-Niroray-Archel.jpg?resize=1024%2C610&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Robert-de-Niroray-Archel.jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6117" class="wp-caption-text">Ray Archel karakterine ise ünlü aktör Robert de Niro hayat veriyor.</figcaption></figure></p>
<h2>Hands Of Stone</h2>
<p><strong>Jonathan Jakubowicz</strong> imzalı filmin başrollerinde kaliteli isimler ye alıyor. Roberto Duran rolüne <strong>Egdar Ramirez</strong>’den daha iyisi olamazdı gibi duruyor. Ray Archel karakterine ise ünlü aktör <strong>Robert de Niro</strong> hayat veriyor. Öyle ki gerçekten Robert de Niro’nun ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu bu filmde bir kez daha anlıyoruz.</p>
<p><figure id="attachment_6118" aria-describedby="caption-attachment-6118" style="width: 649px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/UsherSugar-Ray.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6118 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/UsherSugar-Ray.jpg?resize=640%2C986" alt="Duran’ın rakibi Amerikalı Sugar Ray olarak karşımıza Usher çıkıyor." width="640" height="986" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/UsherSugar-Ray.jpg?w=649&amp;ssl=1 649w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/UsherSugar-Ray.jpg?resize=195%2C300&amp;ssl=1 195w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6118" class="wp-caption-text">Duran’ın rakibi Amerikalı Sugar Ray olarak karşımıza Usher çıkıyor.</figcaption></figure></p>
<p>Duran’ın rakibi Amerikalı Sugar Ray olarak karşımıza <em>Usher</em> çıkıyor. Evet, Usher Amerikalı siyahî boksör karakterine uymuş gibi gözüküyor filmde.</p>
<p><figure id="attachment_6114" aria-describedby="caption-attachment-6114" style="width: 662px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Ana-de-Armas-Felicidad-Iglesias.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6114 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Ana-de-Armas-Felicidad-Iglesias.jpg?resize=640%2C967" alt="Duran’ın eşi Felicidad Iglesias olarak karşımıza güzeller güzeli Ana de Armas çıkıyor." width="640" height="967" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Ana-de-Armas-Felicidad-Iglesias.jpg?w=662&amp;ssl=1 662w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Ana-de-Armas-Felicidad-Iglesias.jpg?resize=199%2C300&amp;ssl=1 199w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6114" class="wp-caption-text">Duran’ın eşi Felicidad Iglesias olarak karşımıza güzeller güzeli Ana de Armas çıkıyor.</figcaption></figure></p>
<p>Duran’ın eşi <em>Felicidad Iglesias</em> olarak karşımıza güzeller güzeli Ana de Armas çıkıyor. Filmde, çocukluktan itibaren hayatta tutunmaya çalışan ve sonunda bir boksör olup sevdiği kadın ile beraber olan Duran’ın ve onun efsane antrenörü Archel’ın neler yaşadığını görüyoruz. Panama kanalı ile alakalı politik sebeplerin dâhil olduğu filmde Amerikalı insanlar ve onların baskılarından nefret eden bir boksörü karşımızda görüyoruz. Duran ne kadar çok kazanmaya devam ederse ülkesinin egemenliğini o kadar yüksekte tutacağına inanıyor. Böylece hem kendi ile ailesi için mücadele ederken diğer yandan halkının kurtarıcı simgesi olduğunu düşünerek onları şereflendirmeye devam ediyor. Boks tarihinde efsane olan <strong>Roberto Duran’ın hikâyesi</strong> izlenmesi gereken bir o kadarda ders niteliğinde bir yapıt olarak bizlere sunuluyor. &nbsp;Okuduğunuz için, Teşekkürler.</p>
<p><figure id="attachment_6116" aria-describedby="caption-attachment-6116" style="width: 674px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Hands-of-Stone.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6116 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Hands-of-Stone.jpg?resize=640%2C950" alt="Hands Of Stone" width="640" height="950" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Hands-of-Stone.jpg?w=674&amp;ssl=1 674w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Hands-of-Stone.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6116" class="wp-caption-text">Hands Of Stone</figcaption></figure></p>
<h3>Özetlersek;</h3>
<p>Jonathan Jakubowicz’in yönettiği başrollerinde Edgar Ramirez, Robert de Niro, Usher Raymond, Ana de Armas, Ruben Blades, Ellen Barkin gibi isimlerin bulunduğu 2016 yılı yapımı <strong>Hands Of Stone</strong> boks tarihinde kendine efsanevi bir yer edinen Roberto Duran’ın hayatını bizlere anlatıyor.</p>
<p>Çocukluktan yetişkinliğe kadar yaşadığı zorluklar, politik olaylar, Panama kanalının siyasi yansımaları, karısı ile nasıl tanıştığı ve âşık olmalarını ile hayat kurmaları ayrıca karısını ne kadar çok sevdiğini bizlere her seferinde göstermesi, antrenörü ve sonradan manevi babası saydığı Ray Archel ile tanışması ve kazandıkları başarılar filmde oldukça akıcı anlatılıyor. Duran hırsı ve intikam alma çabasında olmasından dolayı çoğu zaman yenilgiye uğramasına ama iyi bir zekâ ile stratejisini belirleyerek ilerlemesi onun tekrar ayağı kalkarak kazanmaya devam etmesi filmde oldukça başarılı bir şekilde gösteriliyor. Panama sokaklarından lüks yaşama uzanma hikâyesinde Duran hiçbir zaman geldiği yeri unutmadığını filmde her seferinde tekrarlıyor. Ülkesini gururlandırma, ailesini iyi bir yaşam standardında tutma ve kendi öz benliğine olan inancı ile hayata tutunma çabası aktarılan <u>Hands Of Stone filmi</u> gerçekten diğer <strong>boks filmleri</strong>nden kendini ayırmışa benziyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hands-of-stone-bir-efsanenin-hikayesi/">Hands Of Stone: Bir Efsane’nin Hikâyesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hands-of-stone-bir-efsanenin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6113</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tim Burton’dan Yine Şahane Bir Macera</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tim-burtondan-yine-sahane-bir-macera/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tim-burtondan-yine-sahane-bir-macera/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 18 Nov 2016 08:30:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Volkan Usta]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Asa Butterfield]]></category>
		<category><![CDATA[Barely Lethal(2015)]]></category>
		<category><![CDATA[Elle Purnel]]></category>
		<category><![CDATA[Eva Green]]></category>
		<category><![CDATA[Judi Dench]]></category>
		<category><![CDATA[Jumper(2008)]]></category>
		<category><![CDATA[Kingsman: The Secret Service(2014)]]></category>
		<category><![CDATA[Miss Peregrine's Home for Peculiar Children]]></category>
		<category><![CDATA[Rupert Everett]]></category>
		<category><![CDATA[Samuel L. Jackson]]></category>
		<category><![CDATA[Terence Stamp]]></category>
		<category><![CDATA[Tim Burton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6046</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sayısız şahane filmlerden sonra üstat Tim Burton bu sefer karşımıza Miss Peregrine&#8217;s Home for Peculiar Children filmi ile çıkıyor. Başrollerden ilk olarak son dizisi Penny Dreadful ile kalplerimizi bir kez daha fetheden Eva Green, Miss Peregrine karakteri ile karşımıza çıkıyor. Son yıllarda birçok filmde rol alan ve çıkışını Ender’s Game ile genç aktör yapan Asa [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tim-burtondan-yine-sahane-bir-macera/">Tim Burton’dan Yine Şahane Bir Macera</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sayısız şahane filmlerden sonra üstat <strong>Tim Burton</strong> bu sefer karşımıza <strong>Miss Peregrine&#8217;s Home for Peculiar Children</strong> filmi ile çıkıyor. Başrollerden ilk olarak son dizisi Penny Dreadful ile kalplerimizi bir kez daha fetheden <strong>Eva Green</strong>, Miss Peregrine karakteri ile karşımıza çıkıyor. Son yıllarda birçok filmde rol alan ve çıkışını Ender’s Game ile genç aktör yapan <strong>Asa Butterfield</strong>, Jake karakterine hayat veriyor. Yine son yılların başarılı genç aktrisi <strong>Ella Purnell</strong> ise Emma Bloom rolü ile tatlı oyunculuğunu bir kez daha konuşturuyor.</p>
<p><figure id="attachment_6047" aria-describedby="caption-attachment-6047" style="width: 740px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Bayan-Peregrine’in-Tuhaf-cocuklari-Filmi-.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6047 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Bayan-Peregrine’in-Tuhaf-cocuklari-Filmi-.jpg?resize=640%2C294" alt="Sayısız şahane filmlerden sonra üstat Tim Burton bu sefer karşımıza Miss Peregrine's Home for Peculiar Children filmi ile çıkıyor." width="640" height="294" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Bayan-Peregrine’in-Tuhaf-cocuklari-Filmi-.jpg?w=740&amp;ssl=1 740w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Bayan-Peregrine’in-Tuhaf-cocuklari-Filmi-.jpg?resize=300%2C138&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6047" class="wp-caption-text">Sayısız şahane filmlerden sonra üstat Tim Burton bu sefer karşımıza Miss Peregrine&#8217;s Home for Peculiar Children filmi ile çıkıyor.</figcaption></figure></p>
<p>Bunların yanında Jake’in dedesi rolü ile usta sanatçı <em>Terence Stamp</em>’i görmekteyiz. Ne kadar itici baba rolü varsa kabul eden <em>Chris O’Dowd </em>ise diğer yer aldığı birçok filmde de uyuz baba rolünü yine bu filmde de sergiliyor. Eskiden adam gibi adam dediğimiz <strong>Samuel L. Jackson</strong> ise son yıllarda nedense kötü karakter olarak birçok filmde karşımıza çıkıyor. Bakınız, Jumper(2008), Kingsman: The Secret Service(2014), Barely Lethal(2015).  Ki, Samuel L. Jackson Barron karakteri ve ürkütücü tipi ile son derece iyi bir kötü olmuş diyebilirim. Tabi ki o dalgacı kötü bir adam kötü iken yaptığı şaka ve olaylar ile yorumları her seferinde yaptığı küçük nüanslar olarak bizlere sunuluyor.</p>
<p><figure id="attachment_6049" aria-describedby="caption-attachment-6049" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6049 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children.jpg?resize=640%2C360" alt="Samuel L. Jackson ise son yıllarda nedense kötü karakter olarak birçok filmde karşımıza çıkıyor." width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6049" class="wp-caption-text">Samuel L. Jackson ise son yıllarda nedense kötü karakter olarak birçok filmde karşımıza çıkıyor.</figcaption></figure></p>
<h2>Tim Burton: “Miss Peregrine&#8217;s Home for Peculiar Children”</h2>
<p>Gelelim filme, ama spoiler vermeden tabi ki de. Jake dedesinin hikâyeleri ile büyür. Küçükken masal gelen hikâyeler dedesinin ölümü ve dedesinin anlattığı kişilerin yaşadığı yeri görmesi ile gerçeğe dönüşür Jake buradaki tuhaf insanları benimser ve onları kötü tuhaflar ile onların gölge adı verdikleri canavarlardan korumayı bir şekilde olsa amaç edinmiş bulunur. Buradaki olan çocukları ve onların koruyucu Miss Peregrine‘i kurtarma macerasına girişir. Jake buradaki arkadaşlarını ve güzeller güzeli Emma’yı kurtararak onların güvenliği sağlayarak döngü içerisinde kalmalarını sağlayabilecek midir? Buradan sonrası filmi izlemeniz gerektiğine dair verdiğim işarettir. Güzel zaman geçirmek adına keyifli bir <u>Tim Burton filmi</u> sizleri bekliyor diyebiliriz.</p>
<p><figure id="attachment_6048" aria-describedby="caption-attachment-6048" style="width: 680px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/bayan-peregrinein-tuhaf-cocuklari.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6048 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/bayan-peregrinein-tuhaf-cocuklari.jpg?resize=640%2C344" alt="Son dizisi Penny Dreadful ile kalplerimizi bir kez daha fetheden Eva Green Miss Peregrine karakteri ile karşımızda." width="640" height="344" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/bayan-peregrinein-tuhaf-cocuklari.jpg?w=680&amp;ssl=1 680w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/bayan-peregrinein-tuhaf-cocuklari.jpg?resize=300%2C161&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6048" class="wp-caption-text">Son dizisi Penny Dreadful ile kalplerimizi bir kez daha fetheden Eva Green Miss Peregrine karakteri ile karşımızda.</figcaption></figure></p>
<h3>Özetlersek;</h3>
<p>Birçok çağrıcı yapıma imza atan <strong>Tim Burton</strong> yine çok güzel bir macera ile karşımıza çıkıyor. Sayısız filmleri ile bizlere hayranlık bırakan BeetleJuice, Makas Eller, Âlice in Wonderland gibi ve daha sayamadığım birçok yapıma imza atan üstat yine sıra dışı bir macera ile bizleri buluşturuyor. Başrollerinde Eva Green, Asa Butterfield, Samuel L. Jackson, Rupert Everett, Judi Dench, Elle Purnel ve Terence Stamp gibi isimleri buluşturan Miss Peregrine&#8217;s Home for Peculiar Children filmi bize sıra dışı bir dünya sunarak II. Dünya Savaşı’nda da bir kısım an yaşatıyor.</p>
<p><figure id="attachment_6050" aria-describedby="caption-attachment-6050" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6050 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children-filmi.jpg?resize=600%2C300" alt="Birçok çağrıcı yapıma imza atan Tim Burton yine çok güzel bir macera ile karşımıza çıkıyor. " width="600" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children-filmi.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children-filmi.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6050" class="wp-caption-text">Birçok çağrıcı yapıma imza atan Tim Burton yine çok güzel bir macera ile karşımıza çıkıyor.</figcaption></figure></p>
<p>Tim Burton imzalı yapımda tuhafların dünyasına konuk oluyoruz. Döngüler içerisinde hiç yaşlanmadan hayatına devam eden bu tuhafların serüvenine büyük bir keyifle ortak oluyoruz. Jake küçüklükten beri dinlediği hikâyelerin gerçek olmadığını kendine kabul ettirdiği yaşa gelince gerçekleşen o öyküleri kabullenişini ve dünyayı hiç yadırgamayışını izliyoruz. <span style="text-decoration: underline;">Miss Peregrine&#8217;s Home for Peculiar Children</span> filmi Jake aynı dedesi gibi olduğunu anlayarak iyi tuhaf olan sevdiği kız Emma ve arkadaşlarına yardım ederek onları güvende tutma çabasını bizlere sunuyor. Bizde bu keyfi sonuna kadar çıkarmaya bakıyoruz.</p>
<p><figure id="attachment_6051" aria-describedby="caption-attachment-6051" style="width: 900px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children-tim-burton.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6051 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children-tim-burton.jpg?resize=640%2C344" alt="Tim Burton: “Miss Peregrine's Home for Peculiar Children”" width="640" height="344" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children-tim-burton.jpg?w=900&amp;ssl=1 900w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/miss_peregrines_home_for_peculiar_children-tim-burton.jpg?resize=300%2C161&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6051" class="wp-caption-text">Tim Burton: “Miss Peregrine&#8217;s Home for Peculiar Children”</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tim-burtondan-yine-sahane-bir-macera/">Tim Burton’dan Yine Şahane Bir Macera</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tim-burtondan-yine-sahane-bir-macera/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6046</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Doctor Strange: Egosu Tavan Bir Garip Adam</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/doctor-strange-egosu-tavan-bir-garip-adam/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/doctor-strange-egosu-tavan-bir-garip-adam/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 14 Nov 2016 05:50:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Volkan Usta]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Benedict Cumberbatch]]></category>
		<category><![CDATA[Iron Man]]></category>
		<category><![CDATA[Mads Mikkelsen]]></category>
		<category><![CDATA[Marve Cinematic Universe (MCU)]]></category>
		<category><![CDATA[Marvel]]></category>
		<category><![CDATA[Marvel Sinematik Evreni]]></category>
		<category><![CDATA[Rachel McAdams]]></category>
		<category><![CDATA[Tilda Swinton]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman Yolcusunun Karısı]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanda Aşk (About Time)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5945</guid>
				<description><![CDATA[<p>Marvel Sinematik Evreni’nde önceki çağ kapanıp yeni bir dönem açılmaya başladığı andan itibaren farklı bir şeylerin olacağını anlamıştım Iron Man ile başlayan ve devam eden kahramanlık filmleri giderek değişerek Marvel tarafından önümüze çıkarıldı. Konuyu uzatmadan Doctor Strange filmine gelelim. Doctor Strange Stephen Strange beyin cerrahı ve egosu bayağı yüksek olan bir adamdır. Burada Iron Man [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/doctor-strange-egosu-tavan-bir-garip-adam/">Doctor Strange: Egosu Tavan Bir Garip Adam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Marvel Sinematik Evreni’nde önceki çağ kapanıp yeni bir dönem açılmaya başladığı andan itibaren farklı bir şeylerin olacağını anlamıştım Iron Man ile başlayan ve devam eden kahramanlık filmleri giderek değişerek Marvel tarafından önümüze çıkarıldı. Konuyu uzatmadan <strong>Doctor Strange</strong> filmine gelelim.</p>
<p><figure id="attachment_5948" aria-describedby="caption-attachment-5948" style="width: 1500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rachel-mcadams-doctor-strange.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5948 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rachel-mcadams-doctor-strange.jpg?resize=640%2C478" alt="Doctor Strange" width="640" height="478" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rachel-mcadams-doctor-strange.jpg?w=1500&amp;ssl=1 1500w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rachel-mcadams-doctor-strange.jpg?resize=300%2C224&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rachel-mcadams-doctor-strange.jpg?resize=1024%2C765&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rachel-mcadams-doctor-strange.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5948" class="wp-caption-text">Doctor Strange</figcaption></figure></p>
<h2>Doctor Strange</h2>
<p>Stephen Strange beyin cerrahı ve egosu bayağı yüksek olan bir adamdır. Burada Iron Man Tony Starke ‘a bir rakip çıktı gibi gözüküyor. Zaten MCU (Marve Cinematic Universe)’da konuşulan Tony Starke’ın tahtına yavaş yavaş <strong>Doctor Strange</strong>’in oturacağı haberleri çizgi romanlardan da biliniyor. Yavaş yavaş aynı şekilde ilerleyen Marvel filmlerinden bir nebze olsun sıkılmaya başladığımız sırada <em>Doctor Strange</em> bize metayı, karanlık tarafı, boyutsal imgeleri ve uzay-zaman süreliğini göstererek farklı bir kahramanlık kapısı aralamış oldu. <span style="text-decoration: underline;">Benedict Cumberbatch,</span> Strange rolü için hani derler ya cuk oturmuş aynen öyle.</p>
<p><figure id="attachment_5949" aria-describedby="caption-attachment-5949" style="width: 520px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tilda-swinton-doctor-strange.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5949 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tilda-swinton-doctor-strange.jpg?resize=520%2C292" alt="Tilda Swinton normalde çizgi romanda erkek bir karakter olan The Ancient One rolünü tamamen mimiksiz oynayarak hakikaten ne kadar iyi bir aktris bir kez daha bizlere gösterdi. " width="520" height="292" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tilda-swinton-doctor-strange.jpg?w=520&amp;ssl=1 520w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tilda-swinton-doctor-strange.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5949" class="wp-caption-text">Tilda Swinton normalde çizgi romanda erkek bir karakter olan The Ancient One rolünü tamamen mimiksiz oynayarak hakikaten ne kadar iyi bir aktris bir kez daha bizlere gösterdi.</figcaption></figure></p>
<p>Ayrıca <span style="text-decoration: underline;">Tilda Swinton,</span> normalde çizgi romanda erkek bir karakter olan The Ancient One rolünü tamamen mimiksiz oynayarak hakikaten ne kadar iyi bir aktris bir kez daha bizlere gösterdi. Chiwetel Ejiofor Mordo karakterine hayata verirken ilk film olması sebebi ile iyi kotarmış diyebilirim. <em>Mads Mikkelsen,</em> Kaecilius rolüne yakışmış gibi gözüküyor. Zaten Mikkelsen garip bir çehreye sahip. Adamın suratı kötü karakter olmak için çizilmiş sanki. Rachel McAdams, Christine Palmer karakteri ile iyi bir izlenim vermiş gibi gözüküyor. Zaten hangi zamanla oynayan adam varsa onun karısı veya sevgilisi olmak için aday oluyor galiba. Bakınız; Zaman Yolcusunun Karısı (2009), Zamanda Aşk (2013).</p>
<p><figure id="attachment_5946" aria-describedby="caption-attachment-5946" style="width: 743px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Benedict-Cumberbatch-Chiwetel-Ejiofor-Film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5946 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Benedict-Cumberbatch-Chiwetel-Ejiofor-Film.jpg?resize=640%2C794" alt="Marvel Sinematik Evreni: Doctor Strange" width="640" height="794" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Benedict-Cumberbatch-Chiwetel-Ejiofor-Film.jpg?w=743&amp;ssl=1 743w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Benedict-Cumberbatch-Chiwetel-Ejiofor-Film.jpg?resize=242%2C300&amp;ssl=1 242w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5946" class="wp-caption-text">Marvel Sinematik Evreni: Doctor Strange</figcaption></figure></p>
<p>Spoiler vermeden film ile ilgili ön bilgi vermeye çalışsam da bu pek mümkün olmayacak gibi gözüküyor. En iyisi siz filmi izleyin derim. Gerçekten iyi oyunculuklarla bu Marvel işi biliyor dedirtmeye devam ediyor. Böyle devam ettiği sürece daha çok Marvel filmi izlemeye devam ederiz. Benim şikâyetim yok gerçi.</p>
<p>Okuduğunuz için teşekkürler.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/doctor-strange-egosu-tavan-bir-garip-adam/">Doctor Strange: Egosu Tavan Bir Garip Adam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/doctor-strange-egosu-tavan-bir-garip-adam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5945</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Fantastik Filmlerin İnsanlar İçin Önemi ve İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 07 Nov 2016 05:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu ve fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[Edward Scissorhands (Makas Eller)]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik bilim - kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Potter]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman Yolcusunun Karısı]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanda Aşk (About Time)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5835</guid>
				<description><![CDATA[<p>Fantastik dedik mi genellikle, “Gerçekte var olmayan, hayal ürünü ve gerçekte yaşanması pek mümkün olmayan olayları konu edinen sanat eserleridir”. gibi tanımları yapılır. Büyü, sihir, ölümsüzlük, geçmiş e ve geleceğe yolculuk ve buna benzer konulu üzerine yapılan filmler ve diziler fantastik yapımlara örnektir. Öyleyse “Neden fantastik yapımlar ilgi çeker? Fantastik yapımlar insan üzerinde nasıl etki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/">Fantastik Filmlerin İnsanlar İçin Önemi ve İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fantastik</strong> dedik mi genellikle, “Gerçekte var olmayan, hayal ürünü ve gerçekte yaşanması pek mümkün olmayan olayları konu edinen sanat eserleridir”. gibi tanımları yapılır. Büyü, sihir, ölümsüzlük, geçmiş e ve geleceğe yolculuk ve buna benzer konulu üzerine yapılan filmler ve diziler fantastik yapımlara örnektir. Öyleyse “Neden fantastik yapımlar ilgi çeker? Fantastik yapımlar insan üzerinde nasıl etki oluşturur? Fantastik yapımlar sadece çocuklara yönelik midir? Fantastik yapımları izlemek sadece hayallerde yaşamaktan mı ibarettir yoksa bu hayalleri gerçekleştirmenin yolları var mıdır?” sorularının yanıtlarını arayalım&#8230;</p>
<h2>Fantastik Filmler</h2>
<p><strong>Fantastik filmler</strong>in ilgi çekmesinin en bilindik nedeni, doğa üstü güçler, başka dünyaları görebilme, ışınlanma, ölümden sonraki yaşam ya da ölümsüzlük, ruhlar ve periler alemini ilgi çekici ve hoş görünen görsel efektlerle verilmesi olarak tanımlanabilir. Ayrıca, birçok filminde zamanda yolculuk konu temaslı olması fantastik filmlerin izlenmesindeki önemli etkilerden biridir. Çünkü gerçek hayatta geçmişe dönüp şimdi pişman olduğumuz şeyleri yapmama gibi bir şansımız olmuyor ya da bazı durumlarda, “Geçmişte şöyle yapsaydım da, şimdi daha iyi yerlerde olurdum.” gibi cümleler kurarken buluyoruz kendimizi. Bu tarz filmleri izleyerek, gerçekte de fantastik güçlerimiz imkanlarımız olmasını istiyoruz bir yerde. Keşke ışınlanabilsem, keşke sihirli gücüm olsa da bir şıklatmakla çok paraya sahip olsam dediğimiz oluyor. Bundan başka, eğer bir yakınımız öldüyse bu fantastik öğeler sayesinde onların ruhunu, ya da ölümden sonraki yaşamını görebileceğimizi, başka dünyalarla iletiş im kurabileceğimizi umuyoruz. Dahası <strong>fantastik filmler</strong>i izlediğimizde normal, gündelik yaşamın durağan halinden biraz olsun sıyrılıp bambaşka renkli dünyalara da yolculuk etmiş oluyoruz. Aslında hem ilgi çekme de, hem de üzerimizde yarattığı etkilerde birazda filmlerde kullanılan görsel efektlerin ne kadar yaratıcı ve can alıcı olmasıyla da ilgisi es geçilmemelidir. Bu örneklemlerden yola çıktığımızda, hem fantastik yapımların ilgi çekmesinin nedeninden tutup, insanlar üzerinde oluşturduğu etkileri de anlamış olduk&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_5839" aria-describedby="caption-attachment-5839" style="width: 776px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5839 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg?resize=640%2C360" alt="Bir fantastik film olan Harry Potterʼın her filminde, yeni yeni öğeler, efektler eklenmiştir." width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg?w=776&amp;ssl=1 776w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5839" class="wp-caption-text">Bir fantastik film olan Harry Potterʼın her filminde, yeni yeni öğeler, efektler eklenmiştir.</figcaption></figure></p>
<h2>Çocuklar ve Büyükler İçin Fantastik Filmler</h2>
<p>Bazı insanlar, fantastik filmlerin sihir, büyü ve doğaüstü güçlerle sınırlı olup sadece çocuklara yönelik olduğunu düşünürler. Hatta saçma ve komik bulanlar bile olabilir aralarında. Geçmişte ve günümüzde televizyonlarda yayınlanmış sihir içeren komedi yapımları böyle düşünenlerin temel nedeni olarak başta geliyor. Bu tür yapımları da genellikle çocuklar izlemeyi tercih ediyor. Ancak, fantastik çalışmalar sadece televizyonda yayınlanan ve çocuklara hitap eden dizilerden ibaret değildir. Bizim toplumumuz daha çok bu yapımları çocuklara yönelik düşünerek daha hafif ve komedi tarzda yapıp izleyiciye sunmayı tercih ediyor ve daha çok çocuk oyuncularla çalışıyor. Fakat <strong>fantastik</strong> dediğimiz hayal ürünü eserler bilim kurgu ve dramla karıştığı zaman o kadar da çocuklara yönelik ve komik olmadığını görüyoruz. Örneğin, Harry Potter serisi başta çocuklara yönelik gibi gözükmesine rağmen, kitaplarını okuyup filmlerini izlediğinizde aslında anlaşılması güç fantastik öğeler barındırdığını ve anlamak için belki, birkaç defa daha izlemek gerektiğini görebilirsiniz.</p>
<p><figure id="attachment_5840" aria-describedby="caption-attachment-5840" style="width: 208px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5840 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller-208x300.jpg?resize=208%2C300" alt="Edward Scissorhands (Makas Eller)" width="208" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller.jpg?resize=208%2C300&amp;ssl=1 208w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller.jpg?w=441&amp;ssl=1 441w" sizes="(max-width: 208px) 100vw, 208px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5840" class="wp-caption-text">Edward Scissorhands (Makas Eller)</figcaption></figure></p>
<p><strong>Harry Potter</strong>ʼın her filminde, yeni yeni öğeler, efektler eklenmiştir. Dolayısıyla konu ve kurguda fantastik efektlerle birbirine kemikten bağlıdır. Her bir filmi an az 2 buçuk saat sürmektedir ve izleyenin daha rahat anlayabilmesi için öncesinde kitabının okunması herkes tarafından önerilmektedir. Harry Potter serisi, ülkemize geldiği günden beri “sihir ve büyü kitabı” kelimelerini barındırdığından öncelikle çocukların ilgisini çekmeyi başardı. Fakat sonradan bu sayı çocuklardan gençlere, hatta yetişkinlere kadar yükseldi. Bundan başka, “The Notebook” filmiyle tanıdığımız Rachel Mcdamsʼın başrolünde oynadığı, <strong>Zaman Yolcusunun Karısı</strong> ve <strong>Zamanda Aşk (About Time)</strong> filmleri fantastik öğelerle dramı ve bilim kurguyu karıştırmış üzerine düşünülmesi ve kafa yorulması gereken, yüklüce emek harcanmış filmler arasında yerini almaktadır. Sonrasında Johnny Deppʼin başrolünde oynadığı, 1990 yapımı <strong>Edward Scissorhands (Makas Eller) </strong>filmi eski bir film olmasına rağmen, o dönemin şartlarında gayet iyi makyaj ve görsel efektlerle derlenmiş ve de izleyici üzerinde oldukça duygusal etkiler bırakan filmler arasında yerini bulmaktadır. Daha benzer pek çok film örneği verilebilir ve buradan da anlıyoruz ki, her fantastik öğe çocuklara yönelik değil ya da basit geçilebilecek türden değil&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_5837" aria-describedby="caption-attachment-5837" style="width: 577px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5837 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg?resize=577%2C371" alt="Zaman Yolcusunun Karısı" width="577" height="371" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg?w=577&amp;ssl=1 577w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg?resize=300%2C193&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 577px) 100vw, 577px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5837" class="wp-caption-text">Zaman Yolcusunun Karısı</figcaption></figure></p>
<h2>Fantazilerimiz ve Fantastik Filmler</h2>
<p>Fantastik yapımları izlemek hayallerde yaşamak değildir aslında. Çünkü bu tür filmler dikkatli izlediğinizde hayallerinizi gerçekleştirme ya da yaptıklarınız ve yapmadıklarınız için pişman olma konusunda, size ders verir kimi zaman. Başka bir deyişle, hayatımızla ilgili karar alırken, insanlarla ilişki kurarken ya da biriyle tartışırken, hatta kavga ederken bile hayatımızın akışında değişiklikler yapabiliyoruz günlük yaşantımızda. Kimi <strong>fantastik filmler</strong>de, geçmişe dönüp bu hatalarımızı telafi etme, ya da hatalarımız ve davranışlarımız sonucu başımıza gelenleri görme imkanı buluyor ve bunları yaşamamak için şimdiki ana dönüp o hataları hiç yapmıyoruz. Buna benzer kimi filmlerde de bir hata sonucu beden değiştirme işleniyor. Birbirini sevmeyen iki kişinin ruhu birbirlerinin bedenlerinde buluyor kendini. İzlerken, gülüyoruz, eğleniyoruz ama unutulan bir şey var ki, bu filmler bize karşımızdaki kişiyle empati kurmayı ve onu anlamayı öğretiyor. Aslında ilişkilerimiz ve hayatımızın akışı konusunda yön veriyorlar bize bir yerde. Bazı filmlerde de, öbür dünyayla iletişim kurabilen figürlere şahit oluyoruz… Bu bize çok hayal ürünü, belki de saçma geliyor. Kendimize göre öyle belki, ama öbür dünyayı kimse bilmediği için, herkes kendi kafasında bir şey kurguluyor ve hayal ediyor. <em>Fantastik filmler</em>, sadece bu hayalleri görsel efektlerle görünür ve somut bir hale getiriyor. Belki de, gerçekten kaybettiğimiz sevdiklerimizle konuştuğumuzda ya da onlar için üzüldüğümüzde bizi görüyorlar ve o filmlerdeki gibi bize cevap veriyorlar&#8230; Filmlerden farkı da, sadece biz somut olarak algılamıyoruz. Sonuçta çoğumuz küçüklüğümüzden beri buna inandık. Aslında hayal desek de, gerçekliğine inandığımız şeyin somutlaştırılarak gözlerimizin önüne serildiğine şahit oluruz. Bazı filmlerin sonunda ise izlediğimiz o fantastik öğelerle, tamamen filmin başrolündeki ana karakterin kendine istediği hayalindeki gibi bir dünya kurduğunu görürüz. Aslında birçok şeyin gerçek olmadığının o ana karakterde farkındadır… Hayal kurmuştur sadece… Geçmişe gitmiştir. Geçmiş teki figürlerle iletişim kurmuştur. Kendini mutlu etmiştir. Kişinin hayaliyle fantastik öğeler öylesine güzel kurgulanıp harmanlanmıştır ki, filmin nasıl bittiğini anlamazsınız bile. Bunu gerçek yaşamda çoğu zaman bizde yaparız. Rönesans döneminde hissederiz ve sürekli o döneme ait kitaplar okurken, filmler izlerken, birden Leonardo Da Vinci ile konuşurken buluruz kendimiz. Biz de aslında bir çeşit fantazi kurarak gerçek hayatın monoton halinden biraz olsun sıyrılma imkanına sahip oluruz&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_5836" aria-describedby="caption-attachment-5836" style="width: 1229px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5836 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?resize=640%2C226" alt="İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler" width="640" height="226" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?w=1229&amp;ssl=1 1229w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?resize=300%2C106&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?resize=1024%2C362&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5836" class="wp-caption-text">İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</figcaption></figure></p>
<h2>İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</h2>
<p>Son olarak;</p>
<ul>
<li>The Lovely Bones (Cennetimden Bakarken),</li>
<li>Age of Adaline (Adelineʼin Yaşı),</li>
<li>The Odd Life Of Timothy Green (Timothy Greenʼin Sıradışı Yaşamı),</li>
<li>The Secret Life of Walter Mitty (Walter Mittyʼnin Gizli Yaşamı),</li>
<li>Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü)</li>
</ul>
<p>izlemenizi önereceğim en güzel 5 fantastik film arasında geliyor&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/">Fantastik Filmlerin İnsanlar İçin Önemi ve İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5835</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tüm Küçük Kız Kardeşlere&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tum-kucuk-kiz-kardeslere/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tum-kucuk-kiz-kardeslere/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 01 Nov 2016 12:50:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[addison timlin]]></category>
		<category><![CDATA[ally sheedy]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız sinema]]></category>
		<category><![CDATA[zach clark]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5765</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hep ailenin en küçük bireyi olarak kalacaklar olan küçük kız kardeşlere&#8230; Çocuklar içinde en uçarısı, en huysuzu, en baş belası olarak görülen küçük kız kardeşlere&#8230; Açıkçası, küçük bir kız kardeş olarak ailede yaşanan ve ailem ile yaşadığım birçok şeyi görmezden gelmek gibi çok pis bir huyum vardı eskiden. Büyüdükçe bu huyun kaybolması ise gerçekten beni [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tum-kucuk-kiz-kardeslere/">Tüm Küçük Kız Kardeşlere&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Hep ailenin en küçük bireyi olarak kalacaklar olan küçük kız kardeşlere&#8230;<br />
Çocuklar içinde en uçarısı, en huysuzu, en baş belası olarak görülen küçük kız kardeşlere&#8230;</em></p>
<p>Açıkçası, küçük bir kız kardeş olarak ailede yaşanan ve ailem ile yaşadığım birçok şeyi görmezden gelmek gibi çok pis bir huyum vardı eskiden. Büyüdükçe bu huyun kaybolması ise gerçekten beni şaşırtmakta.</p>
<p>Sahip olduğumuz alışkanlıklar ve dertlerin aslında hiç o kadarda önemli olmadığını fark etmek küçük kız kardeş olarak yüzümde hafif bir tebessümden başka bir etki bırakmamakta.<br />
Ailenin en küçük bireyi olarak yaşadığım minik ama benim için dev olan dertler, acılar, kırgınlıklar ve heyecanlar şimdilerde kendimi fazla sorgulamama neden oluyor desem en doğrusu olur sanırım.<br />
Colleen içinde öyle&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_5767" aria-describedby="caption-attachment-5767" style="width: 350px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/little-sister.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5767 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/little-sister.jpg?resize=350%2C525" alt="Küçük Kız Kardeş (Little Sister)" width="350" height="525" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/little-sister.jpg?w=350&amp;ssl=1 350w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/little-sister.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5767" class="wp-caption-text">Küçük Kız Kardeş (Little Sister)</figcaption></figure></p>
<h2>Küçük Kız Kardeş (Little Sister)</h2>
<p>2008 yılının sonbaharında hayatlarının kısacık bir dönemine misafir olduğumuz Lunsford ailesinin en küçük bireyi olan Colleen, rahibe olmak için terk ettiği ve hiçbir şekilde onlarla iletişime geçmemeye çalıştığı ailesinin yaşadığı Kuzey Karolina eyaletindeki evine, küçük Asheville kasabasına annesinin yolladığı <em>&#8220;Ağabeyin eve döndü!&#8221;</em> e-mail üzerine geri döner. Ağabeyi Irak savaşından gazi olarak evine dönmüştür ama beraberinden hem fiziksel hem de ruhsal yaraları birlikte getirerek.</p>
<p>Babası <strong>Bill</strong> ailede neredeyse bir etkisiz eleman görevi görürken, annesi <strong>Joani</strong>&#8216;nin sürekli kafayı uyuşturucu ve içkiyle bulması ise kendine hayatta yaptığı seçimleri sorgulamasına sebep oluyor. Ağabeyi <strong>Jacob</strong>&#8216;ın kız arkadaşı(nişanlısı) olan <strong>Tricia</strong> ise, çoğunlukla <strong><em>&#8220;burada ne arıyorum ben&#8221;</em></strong> der gibi bir ruh haliyle ortalıkta geziyordur. Aile olarak yaşadıkları acının ardından tekrar bir araya gelerek yaşamlarını sürdürmekte zorluklar çekiyorlardır. Filmin esas ve gerçekten yalnız olan kızı <strong>Colleen</strong>&#8216;ise bir zamanlar pembe saçlı, asi, çılgın, <em>Hard Rock</em> ve <em>Gotik</em> müzik dinleyen, tanrıya dahi inanmayan <em>Emo</em> bir ergen olduğunu öğrenmemizle birlikte uç noktaların aslından hiçte öylesine uç noktalar olmayabileceğini görmemizi sağlıyor. <em>(&#8220;ki yakınlarımdan birinin bir arkadaşının ağabeyinin bir Ateist iken imamlık yapması gerçeğini duymuş olsam bile!&#8221;)</em></p>
<p><figure id="attachment_5768" aria-describedby="caption-attachment-5768" style="width: 544px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/little-sister-kucuk-kiz-kardes.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5768 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/little-sister-kucuk-kiz-kardes.jpg?resize=544%2C363" alt="Yönetmenliğini ve senaristliğini Zach Clark'ın üstlendiği 2016 yapımı bu güzel, bağımsız film bizlere kendi ellerimizle kaybettiğimiz ruhsal güzelliklerin yanında kazandığımız acıları ve hüznü hatırlatıyor." width="544" height="363" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/little-sister-kucuk-kiz-kardes.jpg?w=544&amp;ssl=1 544w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/little-sister-kucuk-kiz-kardes.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/little-sister-kucuk-kiz-kardes.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 544px) 100vw, 544px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5768" class="wp-caption-text">Yönetmenliğini ve senaristliğini Zach Clark&#8217;ın üstlendiği 2016 yapımı bu güzel, bağımsız film bizlere kendi ellerimizle kaybettiğimiz ruhsal güzelliklerin yanında kazandığımız acıları ve hüznü hatırlatıyor.</figcaption></figure></p>
<p>Bir zamanlar ağabeyiyle çok yakın olan <strong>Colleen</strong>&#8216;nin hayatı savaş sonrasında tamamen değişiyor. Fiziksel olarak hasar görmüş bedeniyle <strong>Jacob</strong> içine kapanık, insanlarla sosyal ilişkileri kesen, bütün gün bahçede bulunan misafir evinde zamanını geçiren birine dönüşüyor. Bu durum ile küçük <strong>Colleen</strong>, içinde bulduğu tanrı inancı sayesinde başa çıkmaya çalışırken rahibe olmaya karar vermesi tüm aileyi şoka sokuyor. Bu süreçte tabiki yaptığı seçimleri de gözden geçirmeye başlıyor. Annesinin ona söylediği ve çok ciddi önem taşıyan sözler aslında birçok aile için bilinen bir gerçeği açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor.</p>
<p><strong><em><u>&#8220;Sen benim için bir hayal kırıklığısın, bende senin için&#8230;&#8221;</u></em></strong></p>
<p>Toplum değerleri ve baskısı ile şekillenen hayatlarımızın yıkıcı sonuçları bazen rahibe olmaya karar vermek kadar <u>kolay olmayabiliyor ne yazık ki</u>.</p>
<p>&#8220;Başka bir milletten olalım ya da olmayalım, birbirimize ve sevdiklerimize çektirdiğimiz acılar kadar yalnızlaşıyoruz hayatta&#8230;&#8221;</p>
<p>Yönetmenliğini ve senaristliğini <strong>Zach Clark</strong>&#8216;ın üstlendiği <strong>2016</strong> yapımı bu güzel, bağımsız film bizlere kendi ellerimizle kaybettiğimiz ruhsal güzelliklerin yanında kazandığımız acıları ve hüznü hatırlatıyor.</p>
<p><figure id="attachment_5766" aria-describedby="caption-attachment-5766" style="width: 487px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/kucuk-kiz-kardes.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5766 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/kucuk-kiz-kardes.jpg?resize=487%2C589" alt="Başrollerinde sevilen Ally Sheedy,  Addison Timlin'nin paylaştığı &quot;Little Sister&quot; Küçük Kız Kardeş filmi aslında tüm küçük kız kardeşlere atanan bir film." width="487" height="589" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/kucuk-kiz-kardes.jpg?w=487&amp;ssl=1 487w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/kucuk-kiz-kardes.jpg?resize=248%2C300&amp;ssl=1 248w" sizes="(max-width: 487px) 100vw, 487px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5766" class="wp-caption-text">Başrollerinde sevilen Ally Sheedy, Addison Timlin&#8217;nin paylaştığı &#8220;Little Sister&#8221; Küçük Kız Kardeş filmi aslında tüm küçük kız kardeşlere atanan bir film.</figcaption></figure></p>
<p>Daha önce yaptığı <strong>Vacation!</strong>, <strong>Modern Love Is Automatic</strong> ve <strong>White Reindeer</strong> filmleri ile yine <em>&#8220;corky&#8221;</em> diye tabir edilen <em>&#8220;tuhaf ama sevimli&#8221;</em> kadınların hayatlarında yaşadıkları trajedilerden ve bu trajedilerin etkilerinden kesitler sunan <strong>Clark</strong>&#8216;ın son filmi kısa zaman önce <strong>Savannah Film Festivali</strong>&#8216;nde gösterildi ve büyük beğeni kazandı.</p>
<p>Başrollerinde <strong>The Breakfast Club</strong>&#8216;dan tanınan ve sevilen <strong>Ally Sheedy</strong>, <strong>That Awkward Moment</strong>&#8216;dan <strong>Addison Timlin</strong>&#8216;nin paylaştığı &#8220;<strong>Little Sister</strong>&#8221; içimizde var olduğunu dahi unuttuğumuz <em>küçük kız kardeşler</em> için izlenmeye değer der ve herkese iyi seyirler, keyifli günler dilerim&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tum-kucuk-kiz-kardeslere/">Tüm Küçük Kız Kardeşlere&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tum-kucuk-kiz-kardeslere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5765</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Rofife Rotary Kısa Film Festivali Mersin&#8217;de Başlıyor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/rofife-rotary-kisa-film-festivali-mersinde-basliyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/rofife-rotary-kisa-film-festivali-mersinde-basliyor/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 28 Oct 2016 08:30:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5719</guid>
				<description><![CDATA[<p>9. Rofife Rotary Kısa Film Festivali 22- 25 Mart 2017 Tarihleri arasında Mersin&#8217;de düzenlenecek. Türkiye’nin en katılımcı, en paylaşımcı ve en demokratik film festivali olma iddiası ile yola çıkan Rofife Rotary Kısa Film Festivali her yıl olduğu gibi bu yıl da çok sayıda kısa filme ev sahipliği yapacak. ROFİFE Uluslararası Kısa Film Festivali Komite Başkanı Süreyya GÜRGAN tarafından [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/rofife-rotary-kisa-film-festivali-mersinde-basliyor/">Rofife Rotary Kısa Film Festivali Mersin&#8217;de Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>9. Rofife Rotary Kısa Film Festivali</strong> 22- 25 Mart 2017 Tarihleri arasında Mersin&#8217;de düzenlenecek. Türkiye’nin en katılımcı, en paylaşımcı ve en demokratik film festivali olma iddiası ile yola çıkan <span style="text-decoration: underline;">Rofife Rotary Kısa Film Festivali</span> her yıl olduğu gibi bu yıl da çok sayıda kısa filme ev sahipliği yapacak.</p>
<p><strong>ROFİFE Uluslararası Kısa Film Festivali</strong> Komite Başkanı Süreyya GÜRGAN tarafından yapılan açıklama ise şu şekildedir:<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Uzun Bir Yolda “9. Rofife Rotary Kısa Film Festivali” Mersin&#8217;de Başlıyor</strong></p>
<p>Yeni bir festivalin başlangıcındayız.</p>
<h2>9. ROFİFE  ROTARY KISA FİLM YARIŞMASI BAŞLIYOR.</h2>
<p>Birlikte aylarca sürecek bir maraton, yeniden başlıyor. <strong>ROFİFE</strong> “<em>Rotary Uluslararası Kısa Film Festivali</em>” bu yıl 9. kez ülkemizin en iyi Kısa Film Festivalleri arasında yerini bir kez daha alıyor.</p>
<p>Mutluyuz ve ilk günkü kadar heyecanlıyız.</p>
<p><figure id="attachment_5722" aria-describedby="caption-attachment-5722" style="width: 444px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/rotary-kisa-film-film-festivali.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5722 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/rotary-kisa-film-film-festivali.jpg?resize=444%2C613" alt="ROFİFE “Rotary Uluslararası Kısa Film Festivali” bu yıl 9. kez ülkemizin en iyi Kısa Film Festivalleri arasında yerini bir kez daha alıyor." width="444" height="613" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/rotary-kisa-film-film-festivali.jpg?w=444&amp;ssl=1 444w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/rotary-kisa-film-film-festivali.jpg?resize=217%2C300&amp;ssl=1 217w" sizes="(max-width: 444px) 100vw, 444px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5722" class="wp-caption-text">ROFİFE “Rotary Uluslararası Kısa Film Festivali” bu yıl 9. kez ülkemizin en iyi Kısa Film Festivalleri arasında yerini bir kez daha alıyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong>9. Rofife Kısa Film Festivali</strong> 22- 25 Mart 2017 Tarihleri arasında Mersin&#8217;de düzenlenecek. Film kabullerine 06.Şubat. 2017 tarihine kadar <a href="http://www.rofife.org/" target="_blank" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=http://www.rofife.org/&amp;source=gmail&amp;ust=1477717638695000&amp;usg=AFQjCNE0WzLlnYFyZaEfkGZSCEzsgMAmow">www.rofife.org</a> üzerinden online olarak devam edilecek.</p>
<p>Kısa Filmin ulusal sinemamızdaki tartışılmaz önemi bilerek, geleceğin ünlü yönetmenleri ile şimdiden tanışmanın, kısa film sanatına hak ettiği destek ve önemi vermenin, sinemaya emek verenlerin hayatlarına dokunabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz.</p>
<h2>EMEKLERİNİZ ROFİFE KISA FİLM FESTİVALİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR</h2>
<p>Çünkü hemen hemen her kısa film yönetmeninin rüyalarını bir gün uzun metraj çekebilme düşlerinin süslediğini, ulusal kısa filmlerimizin ne denli zor koşullarda sizin tarafınızdan üretildiğini biliyoruz.</p>
<p>Türkiye’nin en katılımcı, en paylaşımcı ve en demokratik film festivali olmak konusundaki iddiamız devam ediyor. Yurt içinde ve dışında yirmi dört ön eleme Kent Jürilerinde sayıları yüz yirmi kişi aşan sinemaya gönül vermiş amatörlerden, akademisyenler, sinema emekçileri ve profesyonellerden oluşan bir dev jüri ile filmlerinizi değerlendiriyoruz.</p>
<p>Siz Kısa Filmcilerimiz için, hiçbir ayrım gözetmeden güvenilir, prestijli platform oluşturmak ve eserlerinizi tüm dünyadaki seyirci ile buluşturmak için her geçen gün artan bir tempoda çalışmalarımızı sürdürmeye kararlıyız.</p>
<p>Kısa Filmcilerimizin seslerinin artık uluslararası arenada daha gür çıkmasının mutluluğunu yaşıyoruz.</p>
<p><figure id="attachment_5720" aria-describedby="caption-attachment-5720" style="width: 442px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/rofife-film-festivali.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5720 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/rofife-film-festivali.jpg?resize=442%2C613" alt="9. Rofife Rotary Kısa Film Festivali 22- 25 Mart 2017 Tarihleri arasında Mersin'de düzenlenecek." width="442" height="613" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/rofife-film-festivali.jpg?w=442&amp;ssl=1 442w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/rofife-film-festivali.jpg?resize=216%2C300&amp;ssl=1 216w" sizes="(max-width: 442px) 100vw, 442px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5720" class="wp-caption-text">9. Rofife Rotary Kısa Film Festivali 22- 25 Mart 2017 Tarihleri arasında Mersin&#8217;de düzenlenecek.</figcaption></figure></p>
<h2>FİLMLERİNİZİ İZLEYEN İNSANLAR DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEK</h2>
<p>“Sinema hiçbir şeyi değiştirmez; ama insanların birçok şeyi anlamalarını sağlar. Dünyayı değiştirecek olan şey filmler değil, o filmleri izleyen insanlardır.”</p>
<p>Ünlü Polonyalı sinemacı, yönetmen, senaryo yazarı Krzysztof Kieślowski ne kadar güzel söylemiş, bu güzel sözlerine <em>ROFİFE Rotary Uluslararası Kısa Film Festivali</em> olarak yürekten katılıyoruz.</p>
<p>Bizim için çok değerli, ülkemizin ve dünyanın geleceğini değiştireceğine inandığımız siz yönetmenlerimizle birlikte, asla vaz geçmeyeceğiz.</p>
<p>BİZ İNANIYORUZ Kİ BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ.</p>
<p>Başarınız, başarımızdır. Yolunuz açık olsun.</p>
<p>Güzel günlerde görüşmek üzere.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/rofife-rotary-kisa-film-festivali-mersinde-basliyor/">Rofife Rotary Kısa Film Festivali Mersin&#8217;de Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/rofife-rotary-kisa-film-festivali-mersinde-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5719</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Antalya Altın Portakal Ödülleri Kazananları Belli Oldu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/antalya-altin-portakal-odulleri-kazananlari-belli-oldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/antalya-altin-portakal-odulleri-kazananlari-belli-oldu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 24 Oct 2016 17:27:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Altın Portakal Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Ecem Uzun]]></category>
		<category><![CDATA[Kıvanç Sezer]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Menderes Samancılar]]></category>
		<category><![CDATA[Tereddüt]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Antalya Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Köreken]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşim Ustaoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5651</guid>
				<description><![CDATA[<p>53. Uluslararası Antalya Film Festivali&#8216;nde Altın Portakal Ödülleri için yarışan ulusal filmlerin arasından en iyi film “Mavi Bisiklet” oldu. Mavi Bisiklet geceden 3 ödülle ayrılırken, Kıvanç Sezer&#8217;in yönettiği &#8220;Babamın Kanatları&#8220;na ise 6 ödül verildi. Uluslararası yarışma bölümüne ise Yeşim Ustaoğlu’nun Tereddüt filmi damgasını vurdu. “Mavi Bisiklet” ve “Babamın Kanatları” Damgası Geceye &#8220;Mavi Bisiklet&#8221; ve &#8220;Babamın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antalya-altin-portakal-odulleri-kazananlari-belli-oldu/">Antalya Altın Portakal Ödülleri Kazananları Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>53. Uluslararası Antalya Film Festivali</strong>&#8216;nde Altın Portakal Ödülleri için yarışan ulusal filmlerin arasından en iyi film “<strong>Mavi Bisiklet</strong>” oldu. Mavi Bisiklet geceden 3 ödülle ayrılırken, Kıvanç Sezer&#8217;in yönettiği &#8220;<a href="http://www.sanatduvari.com/babamin-kanatlari-filminin-fragmani-yayinlandi/"><strong>Babamın Kanatları</strong></a>&#8220;na ise 6 ödül verildi. Uluslararası yarışma bölümüne ise Yeşim Ustaoğlu’nun <strong>Tereddüt</strong> filmi damgasını vurdu.</p>
<h2>“Mavi Bisiklet” ve “Babamın Kanatları” Damgası</h2>
<p>Geceye &#8220;Mavi Bisiklet&#8221; ve &#8220;Babamın Kanatları&#8221; filmleri damga vurdu. Ulusal dalda en iyi film, en iyi yönetmen (Ümit Köreken) ve en iyi senaryo ödülleri Mavi Bisiklet&#8217;e verildi.</p>
<p>Babamın Kanatları ise en iyi erkek oyuncu ödülünü Menderes Samancılar ile, en iyi ilk film ödülünü, en iyi müzik ödülünü Bajar ile, en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü Kübra Kip ile, izleyici ödülü ve ses tasarımı- miksaj çalışmasıyla aldığı Avni Tolunay jüri özel ödülüyle toplam 6 ödülün sahibi oldu.</p>
<p><figure id="attachment_5653" aria-describedby="caption-attachment-5653" style="width: 975px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5653 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-1.jpg?resize=640%2C320" alt="Menderes Samancılar’ın Ödülü Suriye Halkına Gitti" width="640" height="320" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-1.jpg?w=975&amp;ssl=1 975w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-1.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5653" class="wp-caption-text">Menderes Samancılar’ın Ödülü Suriye Halkına Gitti</figcaption></figure></p>
<h2>Menderes Samancılar’ın Ödülü Suriye Halkına Gitti</h2>
<p>Ulusal bölümde “Babamın Kanatları”yla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan <a href="http://www.sanatduvari.com/etiket/menderes-samancilar/">Menderes Samancılar</a>, “Bu ödülü almış olmam en iyi erkek oyuncu olduğum anlamına gelmiyor. Çok değerli oyunculuklar gördüm burada. Ne mutlu bana ki sinemamızda bu kadar güçlü genç yönetmenler ve oyuncular var. Yarınlardan umudumuz hiç eksik olmayacak. Ülkemiz içindeki kaosları, zorlukları biliyoruz. Zor günler geçiriyoruz. Bu acılar bize yetiyor ama biz komşumuz için de üzülüyoruz. Bu yüzden ödülümü çocukları kıyılara vurmuş, ülkesi parçalanmış Suriyeli dostlarım için kaldırıyorum” dedi.</p>
<h2>Ümit Köreken’den Bisitlet Özlemi Çeken Çocuklara İthaf</h2>
<p>“Mavi Bisiklet”le En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödülünü alan Ümit Köreken, konuşmasında “Dünyanın herhangi bir yerinde bisiklet, futbol topu ve sıcak yuva özlemi çeken tüm dünya çocuklarına ithaf etmek istiyorum” dedi.</p>
<p><figure id="attachment_5652" aria-describedby="caption-attachment-5652" style="width: 975px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5652 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016.jpg?resize=640%2C320" alt="Ümit Köreken’den Bisitlet Özlemi Çeken Çocuklara İthaf" width="640" height="320" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016.jpg?w=975&amp;ssl=1 975w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5652" class="wp-caption-text">Ümit Köreken’den Bisitlet Özlemi Çeken Çocuklara İthaf</figcaption></figure></p>
<h2>Ecem Uzun İki Yarışmada da En İyi Kadın Oyuncu</h2>
<p>Festivale damgasını vuran kadın oyuncu 24 yaşındaki Ecem Uzun oldu. Hem ulusal hem uluslararası dalda ‘Tereddüt’ filmiyle ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü alan Uzun, yönetmen Yeşim Ustaoğlu’na teşekkür etti. ‘Mavi Bisiklet’ filmiyle ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü alan Ümit Köreken, ödülünü dünyanın her yerinde bisiklet, top özlemi çeken çocuklara ithaf ettiğini söyledi.</p>
<p>Uluslararası Yarışma’da “Tereddüt” filmiyle “En İyi Film” ve “En İyi Yönetmen” ödülünü alan Yeşim Ustaoğlu “Buna hazırlıklı değildim. Herkese çok teşekkür ediyorum, jüriye, ekibime, oyuncularıma&#8230; Benimle beraber olduğunuz için&#8230;” dedi.</p>
<p><figure id="attachment_5655" aria-describedby="caption-attachment-5655" style="width: 748px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5655 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-3.jpg?resize=640%2C354" alt="Altın Portakal Ödülleri" width="640" height="354" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-3.jpg?w=748&amp;ssl=1 748w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-3.jpg?resize=300%2C166&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5655" class="wp-caption-text">Altın Portakal Ödülleri</figcaption></figure></p>
<h2>Altın Portakal Ödülleri</h2>
<h3>Altın Portakal Ulusal Yarışma Kazananları Tam Listesi</h3>
<ul>
<li>En İyi Film: “Mavi Bisiklet” (Ümit Köreken)</li>
<li>En İyi Yönetmen: Ümit Köreken (“Mavi Bisiklet”)</li>
<li>En İyi Erkek Oyuncu: Menderes Samancılar (“Babamın Kanatları”)</li>
<li>En İyi Kadın Oyuncu: Ecem Uzun (“Tereddüt”)</li>
<li>En İyi Film Müziği: Bajar grubundan Burak Korucu (“Babamın Kanatları”)</li>
<li>En İyi Senaryo: “Mavi Bisiklet” (Nursen Çetin Köreken &#8211; Ümit Köreken)</li>
<li>İzleyici Ödülü: “Babamın Kanatları” (Kıvanç Sezer)</li>
<li>Sümer Tilmaç Ödülü: “Ay Dede” (senarist Abdurrahman Öner)</li>
</ul>
<h3>Altın Portakal Uluslararası Yarışma Kazananları Tam Listesi</h3>
<ul>
<li>En İyi Film: “Tereddüt” (Yeşim Ustaoğlu)</li>
<li>En İyi Yönetmen: Yeşim Ustaoğlu (“Tereddüt”)</li>
<li>Jüri Özel Ödülü: “Başkasının Evi” (Russudan Glurjidze)</li>
<li>En İyi Kadın Oyuncu: Ecem Uzun (“Tereddüt”)</li>
<li>En İyi Erkek Oyuncu: Tamer Nafar (“48 Kavşağı”)</li>
<li>En İyi Senaryo: “Açık Kapı” (Marina Seresesky)</li>
<li>En İyi Müzik: “48 Kavşağı” (Tamer Nafar, Itamar Ziegler)</li>
<li>Uluslararası Yarışma İzleyici Ödülü: “Açık Kapı” (Marina Seresesky &#8211; İspanya)</li>
</ul>
<h3>Uluslararası Antalya Film Festivali yaşam Boyu Onur Ödülleri</h3>
<ul>
<li>Yaşam Boyu Başarı Ödülü: Asghar Farhadi</li>
<li>Yaşam Boyu Başarı Ödülü: Harvey Keitel</li>
<li>Sümer Tilmaç özel ödülü: &#8216;Aydede&#8217; isimli projeyle senarist Abdurrahman Öner</li>
<li>İzleyici ödülü: &#8216;Açık Kapı&#8217;</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_5654" aria-describedby="caption-attachment-5654" style="width: 900px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5654 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-2.jpg?resize=640%2C320" alt="Altın Portakal Kazananları Tam Listesi" width="640" height="320" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-2.jpg?w=900&amp;ssl=1 900w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/altin-portakal-odulleri-2016-2.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5654" class="wp-caption-text">Altın Portakal Kazananları Tam Listesi</figcaption></figure></p>
<h4>‘En İyi İlk Film’ ödülü Babamın Kanatları filminin oldu</h4>
<p>Kapanış töreninden bir gün önce Antalya Film Forum ödülleri ile ‘Yaratıcı Ödüller’ bölümündeki Altın Portakallar sahiplerine teslim edildi. Festival Direktörü Elif Dağdeviren ve Antalya Film Forum Direktörü Zeynep Atakan’ın sundukları gecede ‘Yaratıcı Ödülleri’nin sahipleri şöyle sıralandı:</p>
<ul>
<li>En İyi İlk Film Ödülü: “Babamın Kanatları” &#8211; <a href="http://www.sanatduvari.com/etiket/kivanc-sezer/"><strong>Kıvanç Sezer</strong></a></li>
<li>Film Yönetmenleri Derneği (FİLM YÖN) En İyi Yönetmen Ödülü: Yeşim Ustaoğlu &#8211; “Tereddüt”</li>
<li>Behlül Dal Jüri Özel Ödülü &#8211; Genç Yetenek Ödülü: “Genç Pehlivanlar” tüm oyuncuları</li>
<li>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Kübra Kip &#8211; “Babamın Kanatları”</li>
<li>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Haji Gül Aser &#8211; “Toz”</li>
<li>En İyi Görüntü Yönetmeni: Vedat Özdemir &#8211; “Rauf”</li>
<li>En İyi Sanat Yönetmeni: Devrim Ömer Ünal &#8211; “Rauf”</li>
<li>En İyi Kurgu: Ali Aga &#8211; “Genç Pehlivanlar”</li>
<li>Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Fatih Rağbet (ses tasarımı ve miksaj) &#8211; “Babamın Kanatları”</li>
<li>Belgesel Film Seçkisi İzleyici Ödülü: “Ben Ömer” &#8211; Mesut Gengeç</li>
<li>Kısa Film Seçkisi Ödülü: “7 Santimetre” &#8211; Metehan Şereflioğlu</li>
<li>Rengahenk Film Seçkisi Ödülü &#8211; “Yağmurlarda Yıkansam” &#8211; Gülten Taranç Antalya Film Forum’un ödülleri ise aşağıdaki gibi verildi:</li>
<li>Villa Kult Rezidans Ödülü: “Anadolu Leoparı”</li>
<li>TRT Proje Geliştirme Ödülü: “Şahmerdan”</li>
<li>Kurmaca Pitching Platform Ödülü: “Kız Kardeşler / Güven”</li>
<li>Belgesel Pitching Platform Ödülü: “Ben de Buradayım / Kim Mihri”</li>
<li>Difiglame Renklendirme ve Görsel Efekt: “Daha” l Work in Progress Ödülü: “Mr. Gay Suriye”</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antalya-altin-portakal-odulleri-kazananlari-belli-oldu/">Antalya Altın Portakal Ödülleri Kazananları Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/antalya-altin-portakal-odulleri-kazananlari-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5651</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bu Dünyadan Bir Şahin Kaygun Geçti</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bu-dunyadan-bir-sahin-kaygun-gecti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bu-dunyadan-bir-sahin-kaygun-gecti/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 19 Oct 2016 05:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Uzak Fazla Yakın]]></category>
		<category><![CDATA[Dolunay filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Polaroid fotoğraflar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkan Derya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5559</guid>
				<description><![CDATA[<p>Belki de bu yazı hiç yazılmayacaktı eğer ben ısrar ve inatla Çok Uzak Fazla Yakın filmine gitmek istemeseydim. Eserlerindeki duruşuna hayran olduğum İkinci Bahar gibi muhteşem bir diziye imza atmış Türkan Derya’nın ilk sinema filmini görmeseydim. Merak ediyordum, çok merak ediyordum nasıl bir film olmuştu acaba. Çok büyük beklentilere girmeden sinemaya gittim ve o da [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bu-dunyadan-bir-sahin-kaygun-gecti/">Bu Dünyadan Bir Şahin Kaygun Geçti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Belki de bu yazı hiç yazılmayacaktı eğer ben ısrar ve inatla Çok Uzak Fazla Yakın filmine gitmek istemeseydim. Eserlerindeki duruşuna hayran olduğum İkinci Bahar gibi muhteşem bir diziye imza atmış Türkan Derya’nın ilk sinema filmini görmeseydim. Merak ediyordum, çok merak ediyordum nasıl bir film olmuştu acaba.</p>
<p>Çok büyük beklentilere girmeden sinemaya gittim ve o da ne? Filmin ithaf edildiği kişilerden birisi <strong>Şahin Kaygun</strong>. Merak ettim neden Şahin Kaygun’a  da adandığı ve film içinde bunu çözdüm ama hala filmi izlemediyseniz filmi deşifre etmemek için bunu açıklamayacağım. Ben burada <em>Şahin Kaygun</em>’dan bahsedeceğim.</p>
<h2>Şahin Kaygun</h2>
<p>Marjinal sözcüğü bizim topraklarda olması gereken anlamının dışında kullanılır biraz. Ötekileştirmenin diğer adı gibidir zira marjinal insanlar diğer insanlara çok da benzemez o yüzden de ayrıksı otu gibi dururlar ama aslında marjinal insanlar üretken, yaratıcı, kalıpları kıran ve dünyaya başka bir bakış açısı getirmeye çalışan insanlardır. Tıpkı <strong>Şahin Kaygun </strong>gibi.</p>
<p>Ama yeni nesil, belki de bu yazıyı okuyan kızlarımla yaşıt olan gençler Şahin Kaygun’u tanımıyorsunuz ya da bu filmle adını duydunuz.</p>
<h2>Fotoğraf ve Resim Sanatçısı</h2>
<p>Oysa O, Türk fotoğraf, resim sanatının en ustalıklı sanatçılarındandır. 1951 doğumlu Sanatçı 1992 yılında yani sadece 1992 yılında hayata gözlerini yumduğunda geriye benzersiz eserler bırakmıştır. Üniversite eş zamanlı fotoğraf okumuş biri olarak ise bendeki yeri bambaşkadır. Kolaj tekniğini en iyi uygulayan ustaların başında gelir.</p>
<p>Resimle fotoğrafı ustalıkla birleştirir. Polaroid fotoğraflar üzerindeki oynamaları bambaşka bir duygudur ve o eserlere bakmaktan kendini alamazsınız ama özellikle de siyah beyazda harikalar yarattığı apaçık ortadadır.</p>
<p>Fotoğraf yaptığını söyleyen sanatçı tüm eserlerinde gerçeğin peşindir ve anlam arayışları vardır. O yüzden kendine has teknikler kullanılmış ve döneminde çok tartışılmış.</p>
<p>Çekmiş olduğu <u>Dolunay</u> isimli film de diğer eserleri gibi farklıdır ve birçok ödül almış bir yapıttır. Özetle <strong>Şahin Kaygun</strong> çok özel bir ustadır ve mutlaka eserleri görülmelidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bu-dunyadan-bir-sahin-kaygun-gecti/">Bu Dünyadan Bir Şahin Kaygun Geçti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bu-dunyadan-bir-sahin-kaygun-gecti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5559</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İzleyebileceğiniz En İyi 10 Politik Film</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/izleyebileceginiz-en-iyi-10-politik-film/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/izleyebileceginiz-en-iyi-10-politik-film/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 14 Oct 2016 05:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Bloody Sunday / Kanlı Pazar]]></category>
		<category><![CDATA[Charles Chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[Der Baader Meinhof / Der Baader Meinhof Komplex – Bir Terör Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Good Bye Lenin! / Elveda Lenin!]]></category>
		<category><![CDATA[Hotel Ruanda]]></category>
		<category><![CDATA[ken loach]]></category>
		<category><![CDATA[La Historia Oficial / Resmi Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Land And Freedom / Ülke ve Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Zamanlar]]></category>
		<category><![CDATA[No Man’s Land / Tarafsız Bölge]]></category>
		<category><![CDATA[Persepolis]]></category>
		<category><![CDATA[politik film]]></category>
		<category><![CDATA[politik sinema]]></category>
		<category><![CDATA[The Hunger]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5457</guid>
				<description><![CDATA[<p>Politik sinema denilince şüphesiz akla pek çok siyasi film gelir; ancak bu politik filmlerden bir seçim yapmamız gerekirse diye en iyi 10 politik film derleyip bir araya getirdik. Aşağıda yer alan en iyi politik film listesi daha da çoğaltılabilir veya bu listeye girmeyenlere haksızlık edilmiş olabilir. Ancak hala bu 10 politik film içerisinden izlemediğiniz varsa [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/izleyebileceginiz-en-iyi-10-politik-film/">İzleyebileceğiniz En İyi 10 Politik Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Politik sinema</strong> denilince şüphesiz akla pek çok siyasi film gelir; ancak bu politik filmlerden bir seçim yapmamız gerekirse diye <strong>en iyi 10 politik film</strong> derleyip bir araya getirdik.</p>
<p>Aşağıda yer alan <strong>en iyi politik film</strong> listesi daha da çoğaltılabilir veya bu listeye girmeyenlere haksızlık edilmiş olabilir. Ancak hala bu 10 <strong>politik film</strong> içerisinden izlemediğiniz varsa <u>politik sinema</u> hakkında tam yetkin değilsiniz demektir.</p>
<p><u>İşte en iyi 10 politik film&#8230;</u></p>
<p><figure id="attachment_5463" aria-describedby="caption-attachment-5463" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hunger-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5463 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hunger-film-300x180.jpg?resize=300%2C180" alt="The Hunger / Açlık (Steve McQueen)" width="300" height="180" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hunger-film.jpg?resize=300%2C180&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hunger-film.jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hunger-film.jpg?w=460&amp;ssl=1 460w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5463" class="wp-caption-text">The Hunger / Açlık (Steve McQueen)</figcaption></figure></p>
<h2>The Hunger / Açlık (Steve McQueen)</h2>
<p>IRA ile ilişkilendirilmiş <strong>Hunger</strong> filminde, Bobby Sands’in insanlık dışı muamelelere maruz kalışı sert bir dille ele alınıyor. Mahkumların battaniye ve yıkanmama eylemleriyle ilerleyen direnişleri, altı hafta süren açlık grevi ile doruğa çıkıyor. Hayatı mücadele ile geçmiş Sands’ın kendi vücudunu yaşamının son savaş alanı olarak addedmesiyle yaşanan dramatik süreç muazzam bir etkileyicilikle gözler önüne seriliyor. En az hapishane mahkumları için olduğu kadar gardiyanlar için de tam bir cehennem olan hapishane dahilinde gardiyanların  alt üst olmuş psikolojisi de aktarılıyor.</p>
<p><figure id="attachment_5464" aria-describedby="caption-attachment-5464" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/La-Historia-Oficial-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5464 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/La-Historia-Oficial-film-300x169.jpg?resize=300%2C169" alt="La Historia Oficial / Resmi Tarih (Luis Puenzo)" width="300" height="169" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/La-Historia-Oficial-film.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/La-Historia-Oficial-film.jpg?w=485&amp;ssl=1 485w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5464" class="wp-caption-text">La Historia Oficial / Resmi Tarih (Luis Puenzo)</figcaption></figure></p>
<h2>La Historia Oficial / Resmi Tarih (Luis Puenzo)</h2>
<p>Alicia, yabancı şirketlere danışmanlık yapan hukukçu kocası Roberto ve 5 yaşındaki evlatlık kızları Gaby ile mutlu, huzurlu, güvenli ve refah içinde yaşayan bir tarih öğretmenidir. Mesleğine inançla bağlıdır ve öğrencilerine, belleğin hem insanların hem de toplumların en güçlü dayanağı olduğunu anlatmaya çalışmaktadır. Ancak öğrencilerinin ders kitaplarındaki bilgilere olan güvensizliklerine bir türlü anlam verememektedir. Öğrenciler tarih kitaplarının gerçekleri değil askeri cuntanın yalanlarını anlattığını, Arjantin’in tarihinin öğretmenlerinin sandığı gibi olmadığını söylemektedirler. Bu itirazları gerçekdışı bulan Alicia, yaşadığı Buenos Aires’in sokaklarında neredeyse hiç yürümemektedir, hep otomobilinin içindedir. Kocasıyla birlikte katıldığı davetler dışında bir hayatı yok gibidir. Bir de ara sıra kendisi gibi kadın arkadaşlarıyla şehrin korunaklı lüks kafelerinde gevezelik etmektedir. Alicia, kocasının, erkeğinin ona kurduğu gerçeğin içinde mutlu, mesut yaşamaktadır. Taki birgün çocukları ellerinden alınan annelerle karşılaşıncaya kadar.</p>
<p><strong>La Historia Oficial / Resmi Tarih</strong>, Arjantin’de yaşanan darbe ile küçücük çocukları ellerinden alınıp başka ailelere evlatlık verilmesini en dramatik ve politik yanlarıyla izleyici ile buluşturması bakımından tüm dünyada beğeni toplamıştır.</p>
<p><figure id="attachment_5462" aria-describedby="caption-attachment-5462" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Hotel-Rwanda-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5462 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Hotel-Rwanda-film-300x160.jpg?resize=300%2C160" alt="Hotel Rwanda / Hotel Ruanda (Terry George)" width="300" height="160" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Hotel-Rwanda-film.jpg?resize=300%2C160&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Hotel-Rwanda-film.jpg?w=413&amp;ssl=1 413w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5462" class="wp-caption-text">Hotel Rwanda / Hotel Ruanda (Terry George)</figcaption></figure></p>
<h2>Hotel Rwanda / Hotel Ruanda (Terry George)</h2>
<p>1994&#8217;te Ruanda adında kimsenin haberdar olmadığı bir ülkede kabileler arasındaki anlaşmazlık sonucu çıkan çatışmalarda birçok insan hayatını kaybetti. Bütün dünyanın seyirci kaldığı bu insanlık dramından bir kesit Paul Rusesabagina adındaki bir otel müdürünün gerçek hikayesi olarak çıkıyor karşımıza. Şiddetin ve zulmün had safhaya ulaştığı bir zamanda Paul elinden geleni yapmaya çalışacak, çok az da olsa birilerinin hayatına direkt etki edecektir. <strong>Hotel Rwanda</strong> Batı’nın gözleri önünde yaşanan dramı çok iyi bir şekilde sergilemektedir.</p>
<p><figure id="attachment_5468" aria-describedby="caption-attachment-5468" style="width: 945px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/persepolis-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5468 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/persepolis-film.jpg?resize=640%2C346" alt="Persepolis (Marjane Statrapi)" width="640" height="346" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/persepolis-film.jpg?w=945&amp;ssl=1 945w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/persepolis-film.jpg?resize=300%2C162&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5468" class="wp-caption-text">Persepolis (Marjane Statrapi)</figcaption></figure></p>
<h2>Persepolis (Marjane Statrapi)</h2>
<p>İran’da Molla Devrimi sırasında yaşananları bir çocuğun gözlerinden anlatan <strong>Persepolis</strong>, eğlenceli olmayı başarabilen bir politik animasyon. Şah devriminin yıkılmasının ardından küçük Marjane ve ailesi sevinçle sokaklara dökülürler. Uzun süren sancılı bir dönemin ardından demokratik bir düzenin geleceğine inanan İranlıları karanlık ve zorlu bir dönem beklemektedir.</p>
<p><figure id="attachment_5465" aria-describedby="caption-attachment-5465" style="width: 663px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Land-and-Freedom-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5465 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Land-and-Freedom-film.jpg?resize=640%2C360" alt="Land And Freedom / Ülke ve Özgürlük (Ken Loach)" width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Land-and-Freedom-film.jpg?w=663&amp;ssl=1 663w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Land-and-Freedom-film.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5465" class="wp-caption-text">Land And Freedom / Ülke ve Özgürlük (Ken Loach)</figcaption></figure></p>
<h2>Land And Freedom / Ülke ve Özgürlük (Ken Loach)</h2>
<p>İspanya İç Savaşı&#8217;nın başladığı 1936 yılının başlarında, İngiltere&#8217;nin Liverpool şehrinde yaşayan ve Britanya Komünist Partisi üyesi olan David, Cumhuriyetçilerin direnişine destek olmak için İspanya&#8217;ya gider. Ancak burada kendi partisinin de üyesi olduğu Stalin önderliğindeki Komintern&#8217;e üye İspanya Komünist Partisi&#8217;yle değil, anti-stalinist POUM (Birleşik Marksist İşçi Partisi)&#8217;la tanışır ve POUM&#8217;un açtığı cephelerde savaşmaya başlar. Bir süre sonra Halk Cephesi, herkesin kendi liderliğindeki düzenli orduya katılmasını zorunlu kılar. Ancak POUM bunu kabul etmez. Silah ve erzak yardımı alamayan POUM&#8217;un güçsüzleşmesi David&#8217;i rahatsız eder. Silahların bakımsızlığı nedeniyle yaşadığı bir kazadan sonra POUM&#8217;u terk ederek düzenli orduya katılır.</p>
<p><strong>Land And Freedom / Ülke ve Özgürlük</strong> filmi Ken Loach’un çektiği pek çok politik filmden bir tanesidir. Politik düzeyde tartışmanın kişinin yaşamına kadar sirayet etmesini en ince ayrıntıları ile işlemesi bakımından <em>Ülke ve Özgürlük</em> filmi önemlidir. Halk Cephesi’nin düzenli ordu kurarak İspanya İç Savaşı’ndan galip çıkma isteği Anarşist oluşum POUM’un karşı duruşuyla karşılaşır. Ken Loach, bu filmde birçok şeyi sorgular ve sorulara cevap vermeden izleyiciye bırakır.</p>
<p><figure id="attachment_5458" aria-describedby="caption-attachment-5458" style="width: 645px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/bloody-sunday-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5458 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/bloody-sunday-film.jpg?resize=640%2C285" alt="Bloody Sunday / Kanlı Pazar (Paul Greengrass)" width="640" height="285" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/bloody-sunday-film.jpg?w=645&amp;ssl=1 645w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/bloody-sunday-film.jpg?resize=300%2C133&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5458" class="wp-caption-text">Bloody Sunday / Kanlı Pazar (Paul Greengrass)</figcaption></figure></p>
<h2>Bloody Sunday / Kanlı Pazar (Paul Greengrass)</h2>
<p>30 Ocak 1972 tarihinde Britanya askerleri, Kuzey İrlanda’nın Derry şehrinde, insan hakları için düzenlenen yürüyüşe katılan 13 silahsız sivil vatandaşı vurarak öldürür. “Kanlı Pazar” olarak bilinen bu olay, modern İrlanda sorunu tarihinde önemli bir dönüm noktası olur. Hafif ölçekte bir uzlaşmazlığı iç savaşa dönüştüren gelişmeler, çoğu genç İrlandalı’nın IRA ordusuna katılmasına ve şiddet dolu 25 yıllık bir mücadele devrinin başlamasına neden olur.</p>
<p><strong>Bloody Sunday / Kanlı Pazar</strong>, 2002 Berlin Film Festivali’nde en iyi film ödülünü alarak, İngiliz Parlemanto’sunun 30 yıl önceki filme konu olan olaylar hakkında yeniden soruşturma açmasına sebep oldu. Paul Greengrass filmografisinin en önemli filmlerinden olan Kanlı Pazar, politik sinemanın da en etkileyici örnekleri arasında yer alıyor.</p>
<p><figure id="attachment_5467" aria-describedby="caption-attachment-5467" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/no-mans-land-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5467 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/no-mans-land-film-300x250.jpg?resize=300%2C250" alt="No Man’s Land / Tarafsız Bölge (Danis Tanovic)" width="300" height="250" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/no-mans-land-film.jpg?resize=300%2C250&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/no-mans-land-film.jpg?w=483&amp;ssl=1 483w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5467" class="wp-caption-text">No Man’s Land / Tarafsız Bölge (Danis Tanovic)</figcaption></figure></p>
<h2>No Man’s Land / Tarafsız Bölge (Danis Tanovic)</h2>
<p>Ciki isimli Bosnalı ve Nino isimli bir Sırp asker düşman hatları arasındaki tarafsız bölgede sıkışmışlardır. Kaçacak bir yerleri ve güvenecek kimseleri yoktur. Birbirine düşman bu iki asker bir yandan birbirlerini yok etmek için fırsat kollarlarken bir yandan da içinde bulundukları trajikomik durumdan kurtulmak için mücadele etmektedirler. Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nde görevli bir asker, kendisine verilen emirleri hiçe sayarak yardımlarına koşacaktır.</p>
<p>2002 yılında en iyi yabancı film dalında Oscar Ödülü; Altın Küre Ödülü ve Cannes Film Festivalinden ödül kazanan <strong>No Man’s Land / Tarafsız Bölge</strong> filmi, trajikomik bir savaş dramasını oldukça etkileyici şekilde aktarıyor.</p>
<p><figure id="attachment_5466" aria-describedby="caption-attachment-5466" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/modern-times-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5466 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/modern-times-film.jpg?resize=600%2C338" alt="Modern Times / Modern Zamanlar (Charles Chaplin)" width="600" height="338" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/modern-times-film.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/modern-times-film.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5466" class="wp-caption-text">Modern Times / Modern Zamanlar (Charles Chaplin)</figcaption></figure></p>
<h2>Modern Times / Modern Zamanlar (Charles Chaplin)</h2>
<p>Yönetmenliğini ve senaristliğini Charles Chaplin üstlendiği <strong>Modern Times (Asri Zamanlar)</strong> filmi 8.5 IMDB puanı ile IMDB’deki en iyi izleyici puanına sahip filmlerden biri. 1929 ekonomik buhranından dolayı fabrikalar değişikliğe gitmişlerdir. Modern bir hayata geçiş esnasında olan fabrikalar farklı yaşam kültürünü ortaya koymaktadır. Fordisyen üretim modeli de denilen bu yeni kapitalist düzene Şarlo karakteri kendi saflığı ve hinliği meydan okur.</p>
<p><figure id="attachment_5461" aria-describedby="caption-attachment-5461" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/good-by-lenin-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5461 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/good-by-lenin-film.jpg?resize=640%2C360" alt="Good Bye Lenin! / Elveda Lenin! (Wolfgang Becker)" width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/good-by-lenin-film.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/good-by-lenin-film.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5461" class="wp-caption-text">Good Bye Lenin! / Elveda Lenin! (Wolfgang Becker)</figcaption></figure></p>
<h2>Good Bye Lenin! / Elveda Lenin! (Wolfgang Becker)</h2>
<p>Yıl 1989, yer Doğu Almanya&#8230; Genç bir adam rejimi protesto eden bir gösteride tutuklanır. Bu sırada oradan geçmekte olan annesi olayları görür ve kalp krizi geçirip, komaya girer. Aylar sonra Berlin Duvarı yıkılmış ve artık Doğu Almanya diye bir şey kalmamıştır. İlerleyen günlerde anne komadan çıkmıştır ama hiç heyecan yaşamaması gerekmektedir. Bu yüzden oğlu Doğu Almanya&#8217;yı annesinin gözünde hiç yıkılmamış gibi göstermek zorundadır. Çünkü Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne bağlı ve inanmış bir komünisttir. <strong>Good Bye Lenin! / Elveda Lenin!</strong> Filmi ile Doğu Almanya’dan başlayarak SSCB’nin çöküşü ve reel sosyalizmin çözülüşü başarılı bir şekilde sinemaya aktarılır.</p>
<p><figure id="attachment_5459" aria-describedby="caption-attachment-5459" style="width: 864px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/der-baader-mainhof-complex-film.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5459 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/der-baader-mainhof-complex-film.jpg?resize=640%2C360" alt="Der Baader Meinhof / Der Baader Meinhof Komplex – Bir Terör Filmi (Uli Edel)" width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/der-baader-mainhof-complex-film.jpg?w=864&amp;ssl=1 864w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/der-baader-mainhof-complex-film.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5459" class="wp-caption-text">Der Baader Meinhof / Der Baader Meinhof Komplex – Bir Terör Filmi (Uli Edel)</figcaption></figure></p>
<h2>Der Baader Meinhof / Der Baader Meinhof Komplex – Bir Terör Filmi (Uli Edel)</h2>
<p>Alman devlet birimlerince tanımlandığı şekliyle terörist grubu RAF’ı (Kızıl Ordu Fraksiyonu) inceleyen <strong>Der Baader-Meinhof Komplex</strong>, 60’ların sonu ve 70’lerin başlarında hüküm süren, bombalama, adam kaçırma ve hırsızlık gibi birçok olayın içine karışan Almanya&#8217;nın en ünlü terör olaylarına karışan grubuna sert bir bakış atıyor. Stefyan Aust’un çok satan romanından sinemaya uyarlanan yapım, Moritz Bleibtreu’nun da başarılı oyunculuğuyla konuşuluyor. Aynı zamanda Alman sinemasının en büyük bütçeli filmi olan <em>Der Baader Meinhof Komplex</em>, RAF örgütü ve RAF üyelerinin gizemini de arkasına alarak tüm dünyada büyük bir beğeni ile izlendi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/izleyebileceginiz-en-iyi-10-politik-film/">İzleyebileceğiniz En İyi 10 Politik Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/izleyebileceginiz-en-iyi-10-politik-film/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5457</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mendili Yanınızdan Ayırmayacağınız Bir Film: Bir Köpeğin Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mendili-yaninizdan-ayirmayacaginiz-bir-film-bir-kopegin-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mendili-yaninizdan-ayirmayacaginiz-bir-film-bir-kopegin-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 11 Oct 2016 08:30:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Tülay]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5421</guid>
				<description><![CDATA[<p>İlk 1 Ağustos 1987&#8217;de gösterime çıkan Hachiko (Bir Köpeğin Hikayesi) filmi çeşitli yerlerde 2008 ile 2009 yıl arası yayınlandığı hakkında internette çeşitli film sitelerinde tarihleri yazıyor (ilk Hachiko filmi Japon filmidir. Türkiye’de Richard Gere’in oynadığı versiyonu bilinmektedir.). Benim çok geç fark ettiğim bu filmi tek solukla, tek oturuşta bitirmiş biri olarak size çok da hayatın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mendili-yaninizdan-ayirmayacaginiz-bir-film-bir-kopegin-hikayesi/">Mendili Yanınızdan Ayırmayacağınız Bir Film: Bir Köpeğin Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İlk 1 Ağustos 1987&#8217;de gösterime çıkan <strong>Hachiko (Bir Köpeğin Hikayesi)</strong> filmi çeşitli yerlerde 2008 ile 2009 yıl arası yayınlandığı hakkında internette çeşitli film sitelerinde tarihleri yazıyor (ilk <em>Hachiko</em> filmi Japon filmidir. Türkiye’de Richard Gere’in oynadığı versiyonu bilinmektedir.). Benim çok geç fark ettiğim bu filmi tek solukla, tek oturuşta bitirmiş biri olarak size çok da hayatın tozpembe olduğunu söylemeyeceğim; çünkü bu iki dostun arasında geçen bir öykü. Gerçek bir hikayeden alınmış, sizi gözyaşlarına boğacak bir film bu…</p>
<p><figure id="attachment_5424" aria-describedby="caption-attachment-5424" style="width: 450px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hachiko-bir-kopegin-hikayesi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5424 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hachiko-bir-kopegin-hikayesi.jpg?resize=450%2C639" alt="ilk Hachiko filmi Japon filmidir. Türkiye’de Richard Gere’in oynadığı versiyonu bilinmektedir." width="450" height="639" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hachiko-bir-kopegin-hikayesi.jpg?w=450&amp;ssl=1 450w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hachiko-bir-kopegin-hikayesi.jpg?resize=211%2C300&amp;ssl=1 211w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5424" class="wp-caption-text">ilk Hachiko filmi Japon filmidir. Türkiye’de Richard Gere’in oynadığı versiyonu bilinmektedir.</figcaption></figure></p>
<h2>Hachi – Bir Köpeğin Hikayesi</h2>
<p>&#8221;Herkes Hachi&#8217;nin gizemli olduğunu düşünürmüş çünkü kimse nereden geldiğini bilmiyormuş.&#8221;</p>
<p>Her şey <strong>Hachi</strong>&#8216;nin kaybolup bir tren istasyonunda hiç beklemediği bir adamla karşılaşmasıyla başladı, hayat arkadaşıyla (<strong>Richard Gere</strong>). <em>Bir Köpeğin Hikayesi</em> filminin başları çok normal ilerliyor, günlük hayattaki eylemler kullanılıyor burada, hiçbir sıkıntı yok. Hayat arkadaşıyla karşılaştığı zaman adam ona çok ısınıyor ve eve almak istiyor; fakat eşi kabul etmiyor. Ve adam da Hachi&#8217;yi kulübede saklıyor ve birbirlerine çok bağlanıyorlar. İki canlının birbirine bağlanması kadar güzel şey yoktur hayatta; ama her iyi şeyin sonu olduğu gibi bunun da bir sonu var.</p>
<p><figure id="attachment_5423" aria-describedby="caption-attachment-5423" style="width: 880px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hachico.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5423 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hachico.jpg?resize=640%2C360" alt="Hachiko: Bir Köpeğin Hikayesi - Hachi: A Dog's Tale" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hachico.jpg?w=880&amp;ssl=1 880w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/hachico.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5423" class="wp-caption-text">Hachiko: Bir Köpeğin Hikayesi &#8211; Hachi: A Dog&#8217;s Tale</figcaption></figure></p>
<h3>Hachiko: Bir Köpeğin Hikayesi &#8211; Hachi: A Dog&#8217;s Tale</h3>
<p>Bana kalırsa en büyük darbeyi sona yapmışlar, çünkü filmin başında yüzüm gülüyordu.</p>
<p><strong>Hachi: A Dog&#8217;s Tale</strong> herkesin izlemesi gereken bir film. Her ne kadar hayat dersi verse de herkes kendine göre alıntılar yapıp ona yöneliyor. Tam anlamıyla 7&#8217;den 70&#8217;e hitap ediyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/Y6U7mAnPtw4?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mendili-yaninizdan-ayirmayacaginiz-bir-film-bir-kopegin-hikayesi/">Mendili Yanınızdan Ayırmayacağınız Bir Film: Bir Köpeğin Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mendili-yaninizdan-ayirmayacaginiz-bir-film-bir-kopegin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5421</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Łódź Film Okulu, Uluslararası En İyi 15 Film Okulu Listesinde</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/lodz-film-okulu-uluslararasi-en-iyi-15-film-okulu-listesinde/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/lodz-film-okulu-uluslararasi-en-iyi-15-film-okulu-listesinde/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 11 Oct 2016 05:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Said Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Andrzej Wajda]]></category>
		<category><![CDATA[film okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[Jerzy Skolimowski]]></category>
		<category><![CDATA[Krzysztof Kieślowski]]></category>
		<category><![CDATA[Krzysztof Zanussi]]></category>
		<category><![CDATA[Polonya sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Polański]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5401</guid>
				<description><![CDATA[<p>The Hollywood Reporter’un 2016 raporuna göre Łódź’taki Polonya Ulusal Film, Televizyon ve Tiyatro Okulu her sene olduğu gibi dünyadaki en iyi 15 Film okulu arasında bulunuyor. İlk sırada Australian Film Television and Radio School, ikinci sırada ise Beijing Film Academy yer alıyor. Łódź Film Okulu 1948 yılında kurulan Łódź Film Okulu, Polonya sineması için büyük [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/lodz-film-okulu-uluslararasi-en-iyi-15-film-okulu-listesinde/">Łódź Film Okulu, Uluslararası En İyi 15 Film Okulu Listesinde</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>The Hollywood Reporter</strong>’un 2016 raporuna göre Łódź’taki Polonya Ulusal Film, Televizyon ve Tiyatro Okulu her sene olduğu gibi dünyadaki en iyi 15 Film okulu arasında bulunuyor. İlk sırada <strong>Australian Film Television and Radio School</strong>, ikinci sırada ise <strong>Beijing Film Academy</strong> yer alıyor.</p>
<p><figure id="attachment_5402" aria-describedby="caption-attachment-5402" style="width: 791px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/lodz-film-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5402 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/lodz-film-1.jpg?resize=640%2C248" alt="Łódź Film Okulu" width="640" height="248" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/lodz-film-1.jpg?w=791&amp;ssl=1 791w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/lodz-film-1.jpg?resize=300%2C116&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5402" class="wp-caption-text">Łódź Film Okulu</figcaption></figure></p>
<h2>Łódź Film Okulu</h2>
<p>1948 yılında kurulan <strong>Łódź Film Okulu</strong>, Polonya sineması için büyük bir öneme sahip. Okulun mezunları arasında Roman Polański, Andrzej Wajda, Jerzy Skolimowski, Krzysztof Zanussi ve Krzysztof Kieślowski gibi Polonya sinemasının dünyaca ünlü isimleri yer alıyor.</p>
<h2>Hollywood’da Polonyalı Sinemacılar</h2>
<p>Hollywood’da birçok ödüllü filmde illa ki Polonyalıların parmağı vardır. Bazen oyun olarak, bazen senarist olarak, katkıda bulunmuşlardır. Bu Polonyalıların bir çoğu ise <strong>Łódź Film Okulu </strong>mezunu…</p>
<p>1948’de kurulan okul, adeta dünyaya oyuncu ihraç ediyor. Sanat Duvarı okuyucuları olarak tabi ki okul hakkında merak ettiğiniz daha nice bilgi vardır. Film School Lodz yazarak daha detaylı aramalar yapabilirsiniz. Oyuncu değil de televizyon programları yapacak kariyerde biri olmak istiyorsanız, bu üniversite yine yardımcı oluyor size.</p>
<p><figure id="attachment_5403" aria-describedby="caption-attachment-5403" style="width: 837px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/lodz-film-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5403 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/lodz-film-2.jpg?resize=640%2C248" alt="1948 yılında kurulan Łódź Film Okulu, Polonya sineması için büyük bir öneme sahip." width="640" height="248" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/lodz-film-2.jpg?w=837&amp;ssl=1 837w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/lodz-film-2.jpg?resize=300%2C116&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5403" class="wp-caption-text">1948 yılında kurulan Łódź Film Okulu, Polonya sineması için büyük bir öneme sahip.</figcaption></figure></p>
<h3>Listeye bakıldığında Uluslararası En iyi 15 Film Okulu’nun sıralaması:</h3>
<ul>
<li>Australian Film Television and Radio School (Sdney)</li>
<li>Beijing Film Academy (Beijing)</li>
<li>Centro de Capacitacion Cinematografica (Mexico City)</li>
<li>Centro Sperimentale di Cinematografia (Roma)</li>
<li>Famu (Prag)</li>
<li>The Filmacademy (Viyana)</li>
<li>Film Academy Baden-Wurttemberg (Ludwigsburg, Almanya)</li>
<li>Gerasimov Institute of Cinematography (Moskova)</li>
<li>La Femis (Paris)</li>
<li>Łódź Film School (Łódź, Polonya)</li>
<li>National Film and Television School (Beaconsfield, İngiltere)</li>
<li>National University of Theater and Film I.L. Caragiale (Bükreş, Romanya)</li>
<li>The Steve Tisch School of Film and Television (Tel Aviv University, Israil)</li>
<li>Universidad del Cine (Buenos Aires, Arjantin)</li>
<li>Wits School of Arts (Johannesburg, Güney Afrika</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/lodz-film-okulu-uluslararasi-en-iyi-15-film-okulu-listesinde/">Łódź Film Okulu, Uluslararası En İyi 15 Film Okulu Listesinde</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/lodz-film-okulu-uluslararasi-en-iyi-15-film-okulu-listesinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5401</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SİYAD’ın Yeni Üyeleri: Rıza OYLUM ve ERSÜMER</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/siyadin-yeni-uyeleri-riza-oylum-ve-ersumer/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/siyadin-yeni-uyeleri-riza-oylum-ve-ersumer/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 07 Oct 2016 12:56:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Oylum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5394</guid>
				<description><![CDATA[<p>SİYAD – Sinema Yazarları Derneği ‘ne iki yeni üye kabul edildi. Öğretim Görevlisi Oğuzhan Ersümer SİYAD Üyesi Oldu Bilimkurgu Sinemasında Cyberpunk&#160; ve Yavuz Turgul&#8217;dan Terrence Malick’e Sinema Yazıları kitaplarının yazarı, Akdeniz Üniversitesi Sinema-TV Bölümü öğretim üyesi Oğuzhan Ersümer&#160; SİYAD’ın yeni üyesi oldu. Sinema Yazarı Rıza Oylum Artık SİYAD Üyesi Uzakdoğu Sineması, Rus Sineması, Alman Sineması, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/siyadin-yeni-uyeleri-riza-oylum-ve-ersumer/">SİYAD’ın Yeni Üyeleri: Rıza OYLUM ve ERSÜMER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SİYAD – Sinema Yazarları Derneği </strong>‘ne iki yeni üye kabul edildi.</p>
<h2>Öğretim Görevlisi Oğuzhan Ersümer SİYAD Üyesi Oldu</h2>
<p>Bilimkurgu Sinemasında Cyberpunk&nbsp; ve Yavuz Turgul&#8217;dan Terrence Malick’e Sinema Yazıları kitaplarının yazarı, Akdeniz Üniversitesi Sinema-TV Bölümü öğretim üyesi <strong>Oğuzhan Ersümer</strong>&nbsp; <u>SİYAD</u>’ın yeni üyesi oldu.</p>
<h2>Sinema Yazarı Rıza Oylum Artık SİYAD Üyesi</h2>
<p>Uzakdoğu Sineması, Rus Sineması, Alman Sineması, Ortadoğu Sineması, Sinema Dersleri ve Doksanlar kitaplarının yazarı, Film Arası dergisi köşe yazarı <strong>Rıza Oylum</strong> da <u>SİYAD</u>’ın yeni üyelerinden birisi oldu.</p>
<h3>SİYAD – Sinema Yazarları Derneği</h3>
<p><strong>SİYAD</strong>, 1968 yılından beri Türkiye sinemasında faaliyet gösteren ve sinema filmleri ile sanatçıları değerlendirerek ödüllendiren sinema alanında yazılar ve arşiv çalışmaları yapan eleştirmen, yazar ve akademisyenlerden oluşuyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/siyadin-yeni-uyeleri-riza-oylum-ve-ersumer/">SİYAD’ın Yeni Üyeleri: Rıza OYLUM ve ERSÜMER</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/siyadin-yeni-uyeleri-riza-oylum-ve-ersumer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5394</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Filmekimi İzmir 2016</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/filmekimi-izmir-2016/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/filmekimi-izmir-2016/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 07 Oct 2016 05:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[film festivalleri]]></category>
		<category><![CDATA[filmekimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5376</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sonbaharın en güzel rengi Filmekimi bu yıl 13-16 Ekim tarihleri arasında İzmir&#8217;de Cinemaximum Mavibahçe’de sinemaseverlerle buluşacak. Filmekimi İzmir 2016 için işte ayrıntılar. Filmekimi İstanbul Dışında 4 Şehirde Filmekimi, 7-16 Ekim tarihlerinde İstanbul’da 10 gün sürecek bir maratonla birlikte İstanbul dışında da Ekim ayı boyunca gösterimlerine devam ediyor. İstanbul dışı gösterimlerine 2011’de başlayan Filmekimi, bu yıl [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/filmekimi-izmir-2016/">Filmekimi İzmir 2016</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharın en güzel rengi <strong>Filmekimi</strong> bu yıl 13-16 Ekim tarihleri arasında İzmir&#8217;de Cinemaximum Mavibahçe’de sinemaseverlerle buluşacak. <strong>Filmekimi İzmir 2016</strong> için işte ayrıntılar.</p>
<h2>Filmekimi İstanbul Dışında 4 Şehirde</h2>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/sonbaharin-rengi-filmekimi-7-ekimde-basliyor/" target="_blank"><strong>Filmekimi</strong></a>, 7-16 Ekim tarihlerinde İstanbul’da 10 gün sürecek bir maratonla birlikte İstanbul dışında da Ekim ayı boyunca gösterimlerine devam ediyor. İstanbul dışı gösterimlerine 2011’de başlayan Filmekimi, bu yıl da Türkiye’nin farklı şehirlerindeki sinemaseverlere yılın en iyi ve en güncel filmlerini sunmaya devam ediyor. Filmekimi, bu yıl Ankara, İzmir, Bursa ve ilk kez Eskişehir’e de uğrayacak. Filmekimi 7-9 Ekim’de Ankara’da, <u>13-16 Ekim’de İzmir’de</u>, 21-23 Ekim’de Bursa ve Eskişehir’de olacak.</p>
<p>Vodafone FreeZone sponsorluğunda düzenlenen <strong>#Filmekimi16 </strong>Ekim ayı boyunca Türkiye’nin farklı kentlerindeki sinemaseverlere yılın en iyi ve en güncel filmlerini sunmaya devam edecek.</p>
<p><figure id="attachment_5378" aria-describedby="caption-attachment-5378" style="width: 624px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi-izmir.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5378 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi-izmir.jpg?resize=624%2C624" alt="Filmekimi 13-15 Ekim'de İzmir’de!" width="624" height="624" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi-izmir.jpg?w=624&amp;ssl=1 624w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi-izmir.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi-izmir.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 624px) 100vw, 624px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5378" class="wp-caption-text">Filmekimi 13-15 Ekim&#8217;de İzmir’de!</figcaption></figure></p>
<h2>Filmekimi İzmir’de!</h2>
<p><strong>Filmekimi 2016&nbsp;İzmir</strong>&nbsp;biletleri, 1 Ekim Cumartesi günü 10.30’dan itibaren hizmet bedeli eklenmeden Biletix satış kanallarından alınmaya başlandı. 12 Ekim Çarşamba gününden itibaren de İzmir Cinemaximum Mavibahçe gişesinde (10.30-20.00 arasında) satın alınabilecek.</p>
<h2>Filmekimi İzmir Cinemaximum Mavibahçe Salon1’de</h2>
<p>İzmir’de 13 – 16 Ekim tarihlerinde düzenelenecek <strong>Filmekimi İzmir 2016</strong> için İzmir Cinemaximum Mavibahçe Salon1’de gösterimler gerçekleştirilecek.</p>
<h3>Filmekimi 2016 İzmir Seansları</h3>
<p><u>İzmir Filmekimi 2016</u> programı ve seansları aşağıdaki gibidir:</p>
<p><strong>13 Ekim 2016 Perşembe</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; PATERSON</li>
<li>13:30 &#8211; ÇAKI GİBİ</li>
<li>16:00 &#8211; FRANTZ</li>
<li>19:00 &#8211; JULIETA</li>
<li>21:30 – O</li>
</ul>
<p><strong>14 Ekim 2016 Cuma</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; WIENER-DOG</li>
<li>13:30 &#8211; ALT TARAFI DÜNYANIN SONU</li>
<li>16:00 &#8211; MEZUNİYET</li>
<li>19:00 &#8211; BEN, DANIEL BLAKE</li>
<li>21:30 &#8211; HİZMETÇİ</li>
</ul>
<p><strong>15 Ekim 2016 Cumartesi</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; ZAMANIN YOLCULUĞU: YAŞAMIN SEYRİ</li>
<li>13:30 &#8211; MEÇHUL KIZ</li>
<li>16:00 &#8211; TONI ERDMANN</li>
<li>19:00 &#8211; İKİ ELİ KANDA</li>
<li>21:30 &#8211; FLORENCE</li>
</ul>
<p><strong>16 Ekim 2016 Pazar</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; KABAKÇIĞIN HAYATI</li>
<li>13:30 &#8211; AŞK MEKTUPLARI</li>
<li>16:00 &#8211; SIERANEVADA</li>
<li>19:00 &#8211; THE BEATLES: EIGHT DAYS A WEEK – TURNE YILLARI</li>
<li>21:30 &#8211; BİR ULUSUN DOĞUŞU</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_5351" aria-describedby="caption-attachment-5351" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5351 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi.jpg?resize=640%2C256" alt="Filmekimi 2016" width="640" height="256" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi.jpg?resize=300%2C120&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5351" class="wp-caption-text">Filmekimi 2016</figcaption></figure></p>
<p>Dünya festivallerinde gösterilmiş, ödüller almış, eleştirmenlerin ve izleyicilerin ilgisini çekmiş ve merakla beklenen yeni yapımları içeren zengin programıyla Filmekimi İzmirli sinemaseverlere çok şey sunuyor. 2016 Oscar’ına en iyi yabancı dilde aday gösterilen birçok filmi de Filmekimi’nde görmek mümkün.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/filmekimi-izmir-2016/">Filmekimi İzmir 2016</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/filmekimi-izmir-2016/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5376</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sonbaharın Rengi Filmekimi 7 Ekim’de Başlıyor!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sonbaharin-rengi-filmekimi-7-ekimde-basliyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sonbaharin-rengi-filmekimi-7-ekimde-basliyor/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 05 Oct 2016 10:50:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[film festivalleri]]></category>
		<category><![CDATA[filmekimi]]></category>
		<category><![CDATA[filmekimi istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul filmekimi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul kültür sanat vakfı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5346</guid>
				<description><![CDATA[<p>İKSV tarafından düzenlenen 15. Filmekimi bu yıl 7 Ekim’de İstanbul’da başlayacak. İstanbul programı 7-17 Ekim arası olacak Filmekimi 2016 başka şehirlere de uğrayacak. Her yıl olduğu gibi bu sonbaharda da Filmekimi’nin uğradığı şehirler sinemayla renklenecek. Filmekimi İstanbul 2016’nın ilk olarak 7-16 Ekim tarihleri arasında düzenleneceği duyurulmuştu; ancak yoğun istek üzerine yeni belirlenen ek seanslarla birlikte [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonbaharin-rengi-filmekimi-7-ekimde-basliyor/">Sonbaharın Rengi Filmekimi 7 Ekim’de Başlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İKSV tarafından düzenlenen <strong>15.</strong> <strong>Filmekimi</strong> bu yıl 7 Ekim’de İstanbul’da başlayacak. İstanbul programı 7-17 Ekim arası olacak <strong>Filmekimi 2016</strong> başka şehirlere de uğrayacak. Her yıl olduğu gibi bu sonbaharda da Filmekimi’nin uğradığı şehirler sinemayla renklenecek.</p>
<p><u>Filmekimi İstanbul 2016</u>’nın ilk olarak 7-16 Ekim tarihleri arasında düzenleneceği duyurulmuştu; ancak yoğun istek üzerine yeni belirlenen ek seanslarla birlikte İstanbul programı 17 Ekim’e kadar uzatıldı.</p>
<p><figure id="attachment_5351" aria-describedby="caption-attachment-5351" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5351 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi-300x120.jpg?resize=300%2C120" alt="Filmekimi 2016" width="300" height="120" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi.jpg?resize=300%2C120&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5351" class="wp-caption-text">Filmekimi 2016</figcaption></figure></p>
<h2>Filmekimi 2016 Hangi Şehirde, Ne Zaman?</h2>
<ul>
<li>7-17 Ekim / İstanbul</li>
<li>7-9 Ekim / Ankara</li>
<li>13-16 Ekim / İzmir</li>
<li>21-23 Ekim / Bursa</li>
<li>21-23 Ekim / Eskişehir</li>
</ul>
<h2>Filmekimi 2016 Afişlerindeki Ünlüler</h2>
<p>Filmekimi bu yıl 51 filmlik zengin programının yanında 15. Yıl’a özel hazırlanan afişleriyle de dikkat çekiyor. Bu yıl “<strong>Sonbaharın rengi Filmekimi</strong>” temasıyla hazırlanan afişlerde birbirinden ünlü isimler yer alıyor. Juliette Binoche, Berenice Bejo, Angeliki Papoulia, Şebnem Bozoklu’nun yanı sıra Elijah Wood, Fırat Çelik ve Berk Hakman bu yıl <em>Filmekimi</em> rengine bürünerek afişlere yüzlerini veriyor.</p>
<h2>Oscar’a Aday 12 Film Filmekimi’nde</h2>
<p><strong>2016 Filmekimi</strong> yaklaşırken ülkeler de Oscar adaylarını açıklamaya başladı. Ekim ayının en çok konuşulan sinema etkinliği olacak <strong>Filmekimi</strong> programında Oscar’a aday gösterilen 12 film yer alıyor.</p>
<p><figure id="attachment_5356" aria-describedby="caption-attachment-5356" style="width: 663px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/o-elle.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5356 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/o-elle.jpg?resize=640%2C345" alt="Elle / O (Paul Verhoeven) – Fransa" width="640" height="345" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/o-elle.jpg?w=663&amp;ssl=1 663w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/o-elle.jpg?resize=300%2C162&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5356" class="wp-caption-text">Elle / O (Paul Verhoeven) – Fransa</figcaption></figure></p>
<p><u>İşte 15. Filmekimi’nde yer alacak Oscar’a aday filmler:</u></p>
<ul>
<li>It’s Only the End of the World / Alt Tarafı Dünyanın Sonu (Xavier Dolan) &#8211; Kanada</li>
<li>Clash / Çatışma (Mohamed Diab) &#8211; Mısır</li>
<li>The Happiest Day in the Life of Olli Mäki / Olli Maki’nin En Mutlu Günü (Juho Kuosmanen) &#8211; Finlandiya</li>
<li>Elle / O (Paul Verhoeven) – Fransa</li>
<li>Toni Erdmann (Maren Ade) – Almanya</li>
<li>The Salesman / Satıcı (Asghar Farhadi) – İran</li>
<li>Desierto (Jonás Cuarón) – Meksika</li>
<li>Sieranevada (Cristi Puiu) – Romanya</li>
<li>The Ages of Shadows / Karanlık Görev (Kim Jee-woon) – Güney Kore</li>
<li>Julieta (Pedro Almodovar) – İspanya</li>
<li>My Life as a Courgette / Kabakçığın Hayatı (Claude Barras) – İsviçre</li>
<li>Under the Shadow / Korkunun Gölgesi (Babak Anvari) – İngiltere</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_5352" aria-describedby="caption-attachment-5352" style="width: 710px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi2016.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5352 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi2016.jpg?resize=640%2C356" alt="Filmekimi 2016 İstanbul" width="640" height="356" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi2016.jpg?w=710&amp;ssl=1 710w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi2016.jpg?resize=300%2C167&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5352" class="wp-caption-text">Filmekimi 2016 İstanbul</figcaption></figure></p>
<h2>Filmekimi’nin İstanbul’da Gösterileceği Sinema Salonları</h2>
<ul>
<li>Atlas Sineması (İstiklal Caddesi No: 131 Beyoğlu)</li>
<li>Beyoğlu Sineması (İstiklal Caddesi Halep İş Hanı No: 62 Beyoğlu)</li>
<li>Cinemaximum City’s Nişantaşı (Teşvikiye Caddesi No: 162 Nişantaşı – Şişli)</li>
<li>Rexx Sineması (Cafer Ağa Mahallesi Sakızgülü Sokağı No: 16/18 Kadıköy)</li>
</ul>
<h3>15. Filmekimi’nde Gösterilecek Filmler</h3>
<ul>
<li>AĞ</li>
<li>ALBÜM</li>
<li>ALT TARAFI DÜNYANIN SONU</li>
<li>AMERICAN HONEY</li>
<li>ARRIVAL</li>
<li>AŞK MEKTUPLARI</li>
<li>AŞK VE SAVAŞ</li>
<li>BEN KATİL DEĞİLİM</li>
<li>BEN, DANIEL BLAKE</li>
<li>BİR ULUSUN DOĞUŞU</li>
<li>ÇAKI GİBİ</li>
<li>CANAVARIN ÇAĞRISI</li>
<li>ÇATIŞMA</li>
<li>DELİ DOLU</li>
<li>DESIERTO</li>
<li>DİMDİK AYAKTA</li>
<li>FIRTINADAN SONRA</li>
<li>FLORENCE</li>
<li>FRANTZ</li>
<li>HERKESE KARŞI</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_5348" aria-describedby="caption-attachment-5348" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Big_636039416575760456.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5348 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Big_636039416575760456.jpg?resize=640%2C443" alt="Filmekimi 2016 filmleri." width="640" height="443" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Big_636039416575760456.jpg?w=650&amp;ssl=1 650w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Big_636039416575760456.jpg?resize=300%2C208&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5348" class="wp-caption-text">Filmekimi 2016 filmleri.</figcaption></figure></p>
<ul>
<li>HİZMETÇİ</li>
<li>JULIETA</li>
<li>KABAKÇIĞIN HAYATI</li>
<li>KAPTAN FANTASTİK</li>
<li>KARA BÜYÜ</li>
<li>KARANLIK GÖREV</li>
<li>KOMÜN</li>
<li>KÖPEKLER</li>
<li>KORKUNUN GÖLGESİ</li>
<li>MA LOUTE</li>
<li>MASUMLAR</li>
<li>MEÇHUL KIZ</li>
<li>MEZUNİYET</li>
<li>NOCTURAMA &#8211; PARİS YANIYOR</li>
<li>O</li>
<li>ÖĞRENCİ</li>
<li>OLLİ MAKİ’NİN EN MUTLU GÜNÜ</li>
<li>PASTORAL AMERİKA</li>
<li>PATERSON</li>
<li>PSYCHO RAMAN</li>
<li>SATICI</li>
<li>SIERANEVADA</li>
<li>TATLI RÜYALAR</li>
<li>THE BEATLES: EIGHT DAYS A WEEK – TURNE YILLARI</li>
<li>THREE GENERATIONS</li>
<li>TONI ERDMANN</li>
<li>VAHŞİLER FİRARDA</li>
<li>WIENER-DOG</li>
<li>ZAMANIN YOLCULUĞU: YAŞAMIN SEYRİ</li>
<li>ZOMBİ EKSPRESİ</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_5347" aria-describedby="caption-attachment-5347" style="width: 663px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/alt-tarafi-dunyanin-sonu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5347 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/alt-tarafi-dunyanin-sonu.jpg?resize=640%2C345" alt="Alt Tarafı Dünyanın Sonu" width="640" height="345" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/alt-tarafi-dunyanin-sonu.jpg?w=663&amp;ssl=1 663w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/alt-tarafi-dunyanin-sonu.jpg?resize=300%2C162&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5347" class="wp-caption-text">Alt Tarafı Dünyanın Sonu</figcaption></figure></p>
<h3>Filmekimi 2016 Bilet Fiyatları</h3>
<table width="500">
<thead>
<tr>
<td><strong>&nbsp;</strong></td>
<td><strong>&nbsp;Tam</strong></td>
<td><strong>&nbsp;İndirimli</strong></td>
<td><strong>&nbsp; Lale<br />
Tam</strong></td>
<td><strong>&nbsp; Lale<br />
İndirimli</strong></td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>&nbsp; Hafta içi (11.00-13.30-16.00)</td>
<td>&nbsp; 8 TL</td>
<td>&nbsp; 8 TL</td>
<td>&nbsp; 8 TL</td>
<td>&nbsp; 8 TL</td>
</tr>
<tr>
<td>&nbsp; Hafta içi (19.00)</td>
<td>&nbsp; 19 TL</td>
<td>&nbsp; 14 TL</td>
<td>&nbsp; 15 TL</td>
<td>&nbsp; 11 TL</td>
</tr>
<tr>
<td>&nbsp; Hafta sonu&nbsp;(11.00-13.30-16.00-19.00)</td>
<td>&nbsp; 19 TL</td>
<td>&nbsp; 14 TL</td>
<td>&nbsp; 15 TL</td>
<td>&nbsp; 11 TL</td>
</tr>
<tr>
<td>&nbsp; Tüm 21.30 seansları</td>
<td>&nbsp; 19 TL</td>
<td>&nbsp; 19 TL</td>
<td>&nbsp; 15 TL</td>
<td>&nbsp; 15 TL</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><figure id="attachment_5354" aria-describedby="caption-attachment-5354" style="width: 452px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/gfdh.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5354 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/gfdh.jpg?resize=452%2C600" alt="Filmekimi İstanbul Programı ve Seansları" width="452" height="600" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/gfdh.jpg?w=452&amp;ssl=1 452w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/gfdh.jpg?resize=226%2C300&amp;ssl=1 226w" sizes="(max-width: 452px) 100vw, 452px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5354" class="wp-caption-text">Filmekimi İstanbul Programı ve Seansları</figcaption></figure></p>
<h3>Filmekimi İstanbul Programı ve Seansları</h3>
<p><strong><u>7 EKİM 2016 CUMA</u></strong></p>
<p><strong>Atlas Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00- FLORENCE</li>
<li>13:30- HİZMETÇİ</li>
<li>16:00- ALT TARAFI DÜNYANIN SONU</li>
<li>19:00 &#8211; JULIETA</li>
<li>21:30 &#8211; O</li>
</ul>
<p><strong>Beyoğlu Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; MEZUNİYET</li>
<li>13:30 &#8211; THREE GENERATIONS</li>
<li>16:00 &#8211; TONI ERDMANN</li>
<li>19:00 &#8211; WIENER-DOG</li>
<li>21:30 &#8211; BEN, DANIEL BLAKE</li>
</ul>
<p><strong>Cinemaximum City’s Nişantaşı</strong></p>
<ul>
<li>19:00 &#8211; FRANTZ</li>
<li>21:30 &#8211; HİZMETÇİ</li>
</ul>
<p><strong>Rexx Sineması</strong></p>
<ul>
<li>16:00 &#8211; BEN, DANIEL BLAKE</li>
<li>19:00 &#8211; ALT TARAFI DÜNYANIN SONU</li>
<li>21:30 &#8211; ÇAKI GİBİ</li>
<li>23:59 – JULIETA</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_5355" aria-describedby="caption-attachment-5355" style="width: 663px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/julieta.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5355 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/julieta.jpg?resize=640%2C345" alt="Julieta (Pedro Almodovar) – İspanya" width="640" height="345" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/julieta.jpg?w=663&amp;ssl=1 663w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/julieta.jpg?resize=300%2C162&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5355" class="wp-caption-text">Julieta (Pedro Almodovar) – İspanya</figcaption></figure></p>
<p><strong><u>8 EKİM 2016 CUMARTESİ</u></strong></p>
<p><strong>Atlas Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; OLLİ MAKİ’NİN EN MUTLU GÜNÜ</li>
<li>13:30 &#8211; BEN, DANIEL BLAKE</li>
<li>16:00 &#8211; TONI ERDMANN</li>
<li>19:00 &#8211; ALBÜM</li>
<li>21:30 &#8211; ZOMBİ EKSPRESİ</li>
</ul>
<p><strong>Beyoğlu Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; THREE GENERATIONS</li>
<li>13:30 &#8211; MEZUNİYET</li>
<li>16:00 &#8211; FRANTZ</li>
<li>19:00 &#8211; AĞ</li>
<li>21:30 &#8211; MA LOUTE</li>
</ul>
<p><strong>Cinemaximum City’s Nişantaşı</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; CANAVARIN ÇAĞRISI</li>
<li>13:30 &#8211; DESIERTO</li>
<li>16:00 &#8211; ÇAKI GİBİ</li>
<li>19:00 &#8211; ALT TARAFI DÜNYANIN SONU</li>
<li>21:30 &#8211; WIENER-DOG</li>
</ul>
<p><strong>Rexx Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; KABAKÇIĞIN HAYATI</li>
<li>13:30 &#8211; KAPTAN FANTASTİK</li>
<li>16:00 &#8211; AŞK MEKTUPLARI</li>
<li>19:00 &#8211; ÇATIŞMA</li>
<li>21:30 &#8211; JULIETA</li>
<li>23:59 &#8211; ALT TARAFI DÜNYANIN SONU</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_5358" aria-describedby="caption-attachment-5358" style="width: 394px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sonbahar-in-rengi-filmekimi-bursa-ya-geliyor-8825132_o.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5358 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sonbahar-in-rengi-filmekimi-bursa-ya-geliyor-8825132_o.jpg?resize=394%2C553" alt="Filmekimi 2016, 21 - 23 Ekim tarihlerinde Bursa'da olacak." width="394" height="553" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sonbahar-in-rengi-filmekimi-bursa-ya-geliyor-8825132_o.jpg?w=394&amp;ssl=1 394w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sonbahar-in-rengi-filmekimi-bursa-ya-geliyor-8825132_o.jpg?resize=214%2C300&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 394px) 100vw, 394px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5358" class="wp-caption-text">Filmekimi 2016, 21 &#8211; 23 Ekim tarihlerinde Bursa&#8217;da olacak.</figcaption></figure></p>
<p><strong><u>9 EKİM 2016 PAZAR</u></strong></p>
<p><strong>Atlas Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; WIENER-DOG</li>
<li>13:30 &#8211; HİZMETÇİ</li>
<li>16:00 &#8211; FLORENCE</li>
<li>19:00 &#8211; ÇAKI GİBİ</li>
<li>21:30 &#8211; ALT TARAFI DÜNYANIN SONU</li>
</ul>
<p><strong>Beyoğlu Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; İKİ ELİ KANDA</li>
<li>13:30 &#8211; PASTORAL AMERİKA</li>
<li>16:00 &#8211; FIRTINADAN SONRA</li>
<li>19:00 &#8211; ÖĞRENCİ</li>
<li>21:30 &#8211; AŞK MEKTUPLARI</li>
</ul>
<p><strong>Cinemaximum City’s Nişantaşı</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; KABAKÇIĞIN HAYATI</li>
<li>13:30 &#8211; ÇATIŞMA</li>
<li>16:00 &#8211; JULIETA</li>
<li>19:00 &#8211; O</li>
<li>21:30 &#8211; KAPTAN FANTASTİK</li>
</ul>
<p><strong>Rexx Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; PSYCHO RAMAN</li>
<li>13:30 &#8211; MA LOUTE</li>
<li>16:00 &#8211; ZOMBİ EKSPRESİ</li>
<li>19:00 &#8211; BEN, DANIEL BLAKE</li>
<li>21:30 &#8211; TONI ERDMANN</li>
</ul>
<p><strong><u>10 EKİM 2016 PAZARTESİ</u></strong></p>
<p><strong>Atlas Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; THE BEATLES: EIGHT DAYS A WEEK – TURNE YILLARI</li>
<li>13:30 &#8211; PASTORAL AMERİKA</li>
<li>16:00 &#8211; KAPTAN FANTASTİK</li>
<li>19:00 &#8211; CANAVARIN ÇAĞRISI</li>
<li>21:30 &#8211; FRANTZ</li>
</ul>
<p><strong>Beyoğlu Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; HERKESE KARŞI</li>
<li>13:30 &#8211; JULIETA</li>
<li>16:00 &#8211; ÇATIŞMA</li>
<li>19:00 &#8211; KABAKÇIĞIN HAYATI</li>
<li>21:30 &#8211; DELİ DOLU</li>
</ul>
<p><strong>Cinemaximum City’s Nişantaşı</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; BEN, DANIEL BLAKE</li>
<li>13:30 &#8211; AĞ</li>
<li>16:00 &#8211; TONI ERDMANN</li>
<li>19:00 &#8211; FIRTINADAN SONRA</li>
<li>21:30 &#8211; DİMDİK AYAKTA</li>
</ul>
<p><strong>Rexx Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; MEÇHUL KIZ</li>
<li>13:30 &#8211; WIENER-DOG</li>
<li>16:00 &#8211; HİZMETÇİ</li>
<li>19:00 &#8211; OLLİ MAKİ’NİN EN MUTLU GÜNÜ</li>
<li>21:30 &#8211; KARA BÜYÜ</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_5357" aria-describedby="caption-attachment-5357" style="width: 570px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sonbaharin-rengi-filmekimi-7-9-ekim-tarihlerinde-ilk-kez-ankara’da.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5357 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sonbaharin-rengi-filmekimi-7-9-ekim-tarihlerinde-ilk-kez-ankara’da.jpg?resize=570%2C798" alt="Filmekimi 2016, 7-9 Ekim'de Ankara'da olacak." width="570" height="798" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sonbaharin-rengi-filmekimi-7-9-ekim-tarihlerinde-ilk-kez-ankara’da.jpg?w=570&amp;ssl=1 570w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sonbaharin-rengi-filmekimi-7-9-ekim-tarihlerinde-ilk-kez-ankara’da.jpg?resize=214%2C300&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 570px) 100vw, 570px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5357" class="wp-caption-text">Filmekimi 2016, 7-9 Ekim&#8217;de Ankara&#8217;da olacak.</figcaption></figure></p>
<p><strong><u>11 EKİM 2016 SALI</u></strong></p>
<p><strong>Atlas Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; AŞK MEKTUPLARI</li>
<li>13:30 &#8211; FIRTINADAN SONRA</li>
<li>16:00 &#8211; KABAKÇIĞIN HAYATI</li>
<li>19:00 &#8211; MEZUNİYET</li>
<li>21:30 &#8211; KARA BÜYÜ</li>
</ul>
<p><strong>Beyoğlu Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; KAPTAN FANTASTİK</li>
<li>13:30 &#8211; OLLİ MAKİ’NİN EN MUTLU GÜNÜ</li>
<li>16:00 &#8211; DİMDİK AYAKTA</li>
<li>19:00 &#8211; MASUMLAR</li>
<li>21:30 &#8211; TONI ERDMANN</li>
</ul>
<p><strong>Cinemaximum City’s Nişantaşı</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; KÖPEKLER</li>
<li>13:30 &#8211; ZOMBİ EKSPRESİ</li>
<li>16:00 &#8211; MA LOUTE</li>
<li>19:00 &#8211; MEÇHUL KIZ</li>
<li>21:30 &#8211; TATLI RÜYALAR</li>
</ul>
<p><strong>Rexx Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; KOMÜN</li>
<li>13:30 &#8211; FRANTZ</li>
<li>16:00 &#8211; THREE GENERATIONS</li>
<li>19:00 &#8211; AĞ</li>
<li>21:30 &#8211; THE BEATLES: EIGHT DAYS A WEEK – TURNE YILLARI</li>
</ul>
<p><strong><u>12 EKİM 2016 ÇARŞAMBA</u></strong></p>
<p><strong>Atlas Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; ÇATIŞMA</li>
<li>13:30 &#8211; NOCTURAMA &#8211; PARİS YANIYOR</li>
<li>16:00 &#8211; VAHŞİLER FİRARDA</li>
<li>19:00 &#8211; TATLI RÜYALAR</li>
<li>21:30 &#8211; HERKESE KARŞI</li>
</ul>
<p><strong>Beyoğlu Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; ALT TARAFI DÜNYANIN SONU</li>
<li>13:30 &#8211; MEÇHUL KIZ</li>
<li>16:00 &#8211; KARA BÜYÜ</li>
<li>19:00 &#8211; BİR ULUSUN DOĞUŞU</li>
<li>21:30 &#8211; HİZMETÇİ</li>
</ul>
<p><strong>Cinemaximum City’s Nişantaşı</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; BEN KATİL DEĞİLİM</li>
<li>13:30 &#8211; PATERSON</li>
<li>16:00 &#8211; MEZUNİYET</li>
<li>19:00 &#8211; KOMÜN</li>
<li>21:30 &#8211; FLORENCE</li>
</ul>
<p><strong>Rexx Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; ÖĞRENCİ</li>
<li>13:30 &#8211; CANAVARIN ÇAĞRISI</li>
<li>16:00 &#8211; SIERANEVADA</li>
<li>19:00 &#8211; O</li>
<li>21:30 &#8211; KARANLIK GÖREV</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_5353" aria-describedby="caption-attachment-5353" style="width: 694px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi-afis-6.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5353 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi-afis-6.jpg?resize=640%2C915" alt="Filmekimi 2016 İstanbul için süreyi 1 gün uzatarak 7 - 17 Ekim tarihleri arasında düzenleme kararı aldı. Bunun sebebi sinemaseverlerden gelen yoğun talep." width="640" height="915" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi-afis-6.jpg?w=694&amp;ssl=1 694w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/filmekimi-afis-6.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5353" class="wp-caption-text">Filmekimi 2016 İstanbul için süreyi 1 gün uzatarak 7 &#8211; 17 Ekim tarihleri arasında düzenleme kararı aldı. Bunun sebebi sinemaseverlerden gelen yoğun talep.</figcaption></figure></p>
<p><strong><u>13 EKİM 2016 PERŞEMBE</u></strong></p>
<p><strong>Atlas Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; BİR ULUSUN DOĞUŞU</li>
<li>13:30 &#8211; DİMDİK AYAKTA</li>
<li>16:00 &#8211; PSYCHO RAMAN</li>
<li>19:00 &#8211; MEÇHUL KIZ</li>
<li>21:30 &#8211; AMERICAN HONEY</li>
</ul>
<p><strong>Beyoğlu Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; VAHŞİLER FİRARDA</li>
<li>13:30 &#8211; KORKUNUN GÖLGESİ</li>
<li>16:00 &#8211; KARANLIK GÖREV</li>
<li>19:00 &#8211; BEN KATİL DEĞİLİM</li>
<li>21:30 &#8211; NOCTURAMA &#8211; PARİS YANIYOR</li>
</ul>
<p><strong>Cinemaximum City’s Nişantaşı</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; AŞK VE SAVAŞ</li>
<li>13:30 &#8211; MASUMLAR</li>
<li>16:00 &#8211; İKİ ELİ KANDA</li>
<li>19:00 &#8211; ZAMANIN YOLCULUĞU: YAŞAMIN SEYRİ</li>
<li>21:30 &#8211; SIERANEVADA</li>
</ul>
<p><strong>Rexx Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; TATLI RÜYALAR</li>
<li>13:30 &#8211; FLORENCE</li>
<li>16:00 &#8211; DESIERTO</li>
<li>19:00 &#8211; PATERSON</li>
<li>21:30 – ARRIVAL</li>
</ul>
<p><strong><u>14 EKİM 2016 CUMA</u></strong></p>
<p><strong>Atlas Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; MA LOUTE</li>
<li>13:30 &#8211; DELİ DOLU</li>
<li>16:00 &#8211; KÖPEKLER</li>
<li>19:00 &#8211; AŞK VE SAVAŞ</li>
<li>21:30 &#8211; İKİ ELİ KANDA</li>
</ul>
<p><strong>Beyoğlu Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; ÇAKI GİBİ</li>
<li>13:30 &#8211; JULIETA</li>
<li>16:00 &#8211; AMERICAN HONEY</li>
<li>19:00 &#8211; THE BEATLES: EIGHT DAYS A WEEK – TURNE YILLARI</li>
<li>21:30 &#8211; PSYCHO RAMAN</li>
</ul>
<p><strong>Cinemaximum City’s Nişantaşı</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; O</li>
<li>13:30 &#8211; BİR ULUSUN DOĞUŞU</li>
<li>16:00 &#8211; OLLİ MAKİ’NİN EN MUTLU GÜNÜ</li>
<li>19:00 &#8211; HERKESE KARŞI</li>
<li>21:30 &#8211; PASTORAL AMERİKA</li>
</ul>
<p><strong>Rexx Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; MEZUNİYET</li>
<li>13:30 &#8211; ZAMANIN YOLCULUĞU: YAŞAMIN SEYRİ</li>
<li>16:00 &#8211; MASUMLAR</li>
<li>19:00 &#8211; VAHŞİLER FİRARDA</li>
<li>21:30 &#8211; KORKUNUN GÖLGESİ</li>
</ul>
<p><strong><u>15 EKİM 2016 CUMARTESİ</u></strong></p>
<p><strong>Atlas Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; ZAMANIN YOLCULUĞU: YAŞAMIN SEYRİ</li>
<li>13:30 &#8211; ÖĞRENCİ</li>
<li>16:00 &#8211; KORKUNUN GÖLGESİ</li>
<li>19:00 &#8211; ARRIVAL</li>
<li>21:30 &#8211; PATERSON</li>
</ul>
<p><strong>Beyoğlu Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; FLORENCE</li>
<li>13:30 &#8211; O</li>
<li>16:00 &#8211; SIERANEVADA</li>
<li>19:00 &#8211; CANAVARIN ÇAĞRISI</li>
<li>21:30 &#8211; ZOMBİ EKSPRESİ</li>
</ul>
<p><strong>Cinemaximum City’s Nişantaşı</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; KARANLIK GÖREV</li>
<li>13:30 &#8211; VAHŞİLER FİRARDA</li>
<li>16:00 &#8211; AMERICAN HONEY</li>
<li>19:00 &#8211; AŞK MEKTUPLARI</li>
<li>21:30 &#8211; THREE GENERATIONS</li>
</ul>
<p><strong>Rexx Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; PASTORAL AMERİKA</li>
<li>13:30 &#8211; KÖPEKLER</li>
<li>16:00 &#8211; AŞK VE SAVAŞ</li>
<li>19:00 &#8211; SATICI</li>
<li>21:30 &#8211; BİR ULUSUN DOĞUŞU</li>
<li>23:59 &#8211; AMERICAN HONEY</li>
</ul>
<p><strong><u>16 EKİM 2016 PAZAR</u></strong></p>
<p><strong>Atlas Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; AĞ</li>
<li>13:30 &#8211; KARANLIK GÖREV</li>
<li>16:00 &#8211; SIERANEVADA</li>
<li>19:00 &#8211; DESIERTO</li>
<li>21:30 &#8211; SATICI</li>
</ul>
<p><strong>Beyoğlu Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; PATERSON</li>
<li>13:30 &#8211; KOMÜN</li>
<li>16:00 &#8211; ZAMANIN YOLCULUĞU: YAŞAMIN SEYRİ</li>
<li>19:00 &#8211; KÖPEKLER</li>
<li>21:30 &#8211; AŞK VE SAVAŞ</li>
</ul>
<p><strong>Cinemaximum City’s Nişantaşı</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; ÖĞRENCİ</li>
<li>13:30 &#8211; THE BEATLES: EIGHT DAYS A WEEK – TURNE YILLARI</li>
<li>16:00 &#8211; NOCTURAMA &#8211; PARİS YANIYOR</li>
<li>19:00 &#8211; DELİ DOLU</li>
<li>21:30 &#8211; ARRIVAL</li>
</ul>
<p><strong>Rexx Sineması</strong></p>
<ul>
<li>11:00 &#8211; DİMDİK AYAKTA</li>
<li>13:30 &#8211; HERKESE KARŞI</li>
<li>16:00 &#8211; BEN KATİL DEĞİLİM</li>
<li>19:00 &#8211; İKİ ELİ KANDA</li>
<li>21:30 &#8211; AMERICAN HONEY</li>
</ul>
<p><strong><u>17 EKİM 2016 PAZARTESİ</u></strong></p>
<p><strong>Atlas Sineması</strong></p>
<ul>
<li>13:30 &#8211; KOMÜN</li>
<li>16:00 &#8211; ZAMANIN YOLCULUĞU: YAŞAMIN SEYRİ</li>
<li>19:00 &#8211; SATICI</li>
<li>21:30 &#8211; BEN, DANIEL BLAKE</li>
</ul>
<p><strong>Rexx Sineması</strong></p>
<ul>
<li>19:00 &#8211; PATERSON</li>
<li>21:30 &#8211; TONI ERDMANN</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_5350" aria-describedby="caption-attachment-5350" style="width: 452px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/fgjh.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5350 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/fgjh.jpg?resize=452%2C600" alt="Filmekimi programında Oscar’a aday gösterilen 12 film yer alıyor." width="452" height="600" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/fgjh.jpg?w=452&amp;ssl=1 452w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/fgjh.jpg?resize=226%2C300&amp;ssl=1 226w" sizes="(max-width: 452px) 100vw, 452px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5350" class="wp-caption-text">Filmekimi programında Oscar’a aday gösterilen 12 film yer alıyor.</figcaption></figure></p>
<h3>Filmekimi İstanbul Ek Seansları</h3>
<ul>
<li>7 Ekim &#8211; 16.00 Atlas – Alt Tarafı Dünyanın Sonu</li>
<li>7 Ekim &#8211; 16.00 Beyoğlu –Toni Erdmann</li>
<li>7 Ekim 11.00 Atlas &#8211; Florence</li>
<li>7 Ekim 13.30 Atlas &#8211; The Handmaiden</li>
<li>7 Ekim 11.00 Beyoglu &#8211; Mezuniyet</li>
<li>7 Ekim 13.30 Beyoglu &#8211; Three Generations</li>
<li>7 Ekim 16.00 Rexx &#8211; I, Daniel Blake</li>
<li>7 Ekim 23.59 Rexx &#8211; Julieta</li>
<li>8 Ekim 23.59 Rexx &#8211; Alt Tarafı Dünyanın Sonu</li>
<li>15 Ekim 23.59 Rexx &#8211; American Honey</li>
<li>14 Ekim 13.30 Beyoğlu – Julieta (Arrival yerine)</li>
<li>17 Ekim 19.00 Atlas &#8211; Satıcı</li>
<li>17 Ekim 21.30 Atlas &#8211; I, Daniel Blake</li>
<li>17 Ekim 13.30 Atlas &#8211; The Commune</li>
<li>17 Ekim 16.00 Atlas &#8211; Voyage of Time</li>
<li>17 Ekim 19.00 Rexx &#8211; Paterson</li>
<li>17 Ekim 21.30 Rexx &#8211; Toni Erdmann</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonbaharin-rengi-filmekimi-7-ekimde-basliyor/">Sonbaharın Rengi Filmekimi 7 Ekim’de Başlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sonbaharin-rengi-filmekimi-7-ekimde-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5346</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin 2016 Oscar Adayı Belli Oldu: Kalandar Soğuğu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/turkiyenin-2016-oscar-adayi-belli-oldu-kalandar-sogugu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/turkiyenin-2016-oscar-adayi-belli-oldu-kalandar-sogugu/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 05 Oct 2016 05:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5331</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sinemanın en prestijli ödülleri kabul edilen 89. Akademi Ödülleri veya herkesçe bilinen ismiyle 89. Oscar Ödülleri, En İyi Yabancı Dilde Film dalı&#8217;da Türkiye, Mustafa Kara&#8216;nın yönetmenliğini yaptığı “Kalandar Soğuğu” adlı filmle temsil edilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı seçici kurul tarafından 9 aday arasından seçilen Kalandar Soğuğu, insan ve doğa arasındaki ilişkiyi ele alarak kişisel bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turkiyenin-2016-oscar-adayi-belli-oldu-kalandar-sogugu/">Türkiye’nin 2016 Oscar Adayı Belli Oldu: Kalandar Soğuğu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sinemanın en prestijli ödülleri kabul edilen<strong> 89. Akademi Ödülleri</strong> veya herkesçe bilinen ismiyle <strong>89. Oscar Ödülleri</strong>, En İyi Yabancı Dilde Film dalı&#8217;da Türkiye, <strong>Mustafa Kara</strong>&#8216;nın yönetmenliğini yaptığı “<strong>Kalandar Soğuğu</strong>” adlı filmle temsil edilecek.</p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı seçici kurul tarafından 9 aday arasından seçilen <strong>Kalandar Soğuğu</strong>, insan ve doğa arasındaki ilişkiyi ele alarak kişisel bir mücadeleyi konu ediniyor.</p>
<p><em>Mustafa Kara, Tuncel Salman, Haydar Şişman, Nural Yeşilaraz</em> gibi oyuncuların yer aldığı filmin senaryosu da Mustafa&nbsp; Kara ve Bilal Sert tarafından oluşturuldu.</p>
<p><figure id="attachment_5332" aria-describedby="caption-attachment-5332" style="width: 672px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5332 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu.jpg?resize=640%2C914" alt="Sinemanın en prestijli ödülleri kabul edilen 89. Akademi Ödülleri veya herkesçe bilinen ismiyle 89. Oscar Ödülleri, En İyi Yabancı Dilde Film dalı'da Türkiye, Mustafa Kara'nın yönetmenliğini yaptığı “Kalandar Soğuğu” adlı filmle temsil edilecek." width="640" height="914" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu.jpg?w=672&amp;ssl=1 672w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5332" class="wp-caption-text">Sinemanın en prestijli ödülleri kabul edilen 89. Akademi Ödülleri veya herkesçe bilinen ismiyle 89. Oscar Ödülleri, En İyi Yabancı Dilde Film dalı&#8217;da Türkiye, Mustafa Kara&#8217;nın yönetmenliğini yaptığı “Kalandar Soğuğu” adlı filmle temsil edilecek.</figcaption></figure></p>
<p><u>Kalandar Soğuğu</u>, Mustafa Kara’nın ikinci filmidir. Kalandar Soğuğu’nun çekimleri 1,5 sene sürdü.</p>
<p><strong>89. Oscar Ödülleri En İyi Yabancı Fim adayı Kalandar Soğuğu</strong> Türk sinema camiasını büyük beklenti içine soktu.</p>
<h2>Bol Ödüllü Film Oscar Yolunda</h2>
<p>İlk gösterimini Tokyo Film Festivali&#8217;nde yapan “<strong>Kalandar Soğuğu</strong>”, bu festivalden “En İyi Yönetmen” ve “En iyi Film” ödülleriyle döndü.</p>
<p>Antalya Altın Portakal Film Festivali&#8217;nden&nbsp; dört ödülü bulunan filmin, Prömiyere Plans D&#8217;angers Festivali&#8217;nden de Jüri Özel Ödülü bulunuyor.</p>
<p><figure id="attachment_5334" aria-describedby="caption-attachment-5334" style="width: 605px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu-mustafa-kara.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5334 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu-mustafa-kara.jpg?resize=605%2C864" alt="İlk gösterimini Tokyo Film Festivali'nde yapan “Kalandar Soğuğu”, bu festivalden “En İyi Yönetmen” ve “En iyi Film” ödülleriyle döndü." width="605" height="864" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu-mustafa-kara.jpg?w=605&amp;ssl=1 605w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu-mustafa-kara.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5334" class="wp-caption-text">İlk gösterimini Tokyo Film Festivali&#8217;nde yapan “Kalandar Soğuğu”, bu festivalden “En İyi Yönetmen” ve “En iyi Film” ödülleriyle döndü.</figcaption></figure></p>
<h2>Kalandar Soğuğu</h2>
<p>Karadeniz’in bir dağ köyünde, ailesiyle birlikte yaşayan Mehmet, bir yandan beslediği birkaç hayvanla, günlük ihtiyaçlarını temin ederken, diğer yandan büyük bir tutkuyla; dağlarda maden rezervi aramaktadır. Zamanla umutsuz bir çabaya dönüşen maden arama fikri Mehmet’in duyduğu bir haberle yerini yeni bir maceraya bırakır; Mehmet Artvin’de gerçekleştirilecek olan boğa güreşlerine katılacaktır. Sıradan bir yaşam mücadelesi gibi görünen bu hikâyenin arka planında, dokunaklı bir hayatın, inceden inceye örülen bir mücadelenin ve doğa, insan, hayvan ilişkisinin naif bir portresi çizilmektedir.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/nnqa54brYEM?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen : Mustafa Kara</li>
<li>Senaryo : Mustafa Kara, Bilal Sert</li>
<li>Yapımcı : Nermin Aytekin, İvan Angelusz</li>
<li>Görüntü Yönetmeni : Cevahir Şahin, Kürşat Üresin</li>
<li>Vizyona Giriş Tarihi : 16 Eylül 2016</li>
<li>Süre : 139 dk</li>
<li>Yapımcı : Barış Yıldırım</li>
<li>Kurgu : Ali Aga, Mustafa Kara, Serhat Solmaz, Umut Sakallıoğlu</li>
<li>Kamera Ekibi : Mesut Geduk</li>
<li>Post-Prodüksiyon : Umut Demirelli, Ciwan Zengin, Ercan Küçük, Cenk Erol, Ciwan Zengin</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_5333" aria-describedby="caption-attachment-5333" style="width: 677px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5333 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu-filmi.jpg?resize=640%2C365" alt="Kalandar, Rumi Takvim’de yılın ilk ayıdır. İlk günü, Miladi Takvim’e göre ise 14 Ocak’a denk düşer. " width="640" height="365" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu-filmi.jpg?w=677&amp;ssl=1 677w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kalandar-sogugu-filmi.jpg?resize=300%2C171&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5333" class="wp-caption-text">Kalandar, Rumi Takvim’de yılın ilk ayıdır. İlk günü, Miladi Takvim’e göre ise 14 Ocak’a denk düşer.</figcaption></figure></p>
<h3>Kalandar Nedir?</h3>
<p><strong>Kalandar</strong>, Rumi Takvim’de yılın ilk ayıdır. İlk günü, Miladi Takvim’e göre ise 14 Ocak’a denk düşer. Bu tarih ise Karadeniz insanı için farklı bir öneme sahiptir. Bu soğuk günde çocuklar mahallelerindeki evleri kapı kapı dolaşırlar ve ellerindeki torbaların ev sahipleri tarafından hediyelerle doldurulmasını beklerler. Öte yandan ev sahipleri ise kapılarına bırakılan bu torbaların kendilerine şans getireceğine inanırlar. Torbalar dolarken de çocuklardan Kalandar manileri duyulur.</p>
<p><figure id="attachment_5336" aria-describedby="caption-attachment-5336" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/mustafa-kara.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5336 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/mustafa-kara.jpg?resize=640%2C334" alt="Kalandar Soğuğu, Mustafa Kara’nın ikinci filmidir. Kalandar Soğuğu’nun çekimleri 1,5 sene sürdü." width="640" height="334" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/mustafa-kara.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/mustafa-kara.jpg?resize=300%2C157&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5336" class="wp-caption-text">Kalandar Soğuğu, Mustafa Kara’nın ikinci filmidir. Kalandar Soğuğu’nun çekimleri 1,5 sene sürdü.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turkiyenin-2016-oscar-adayi-belli-oldu-kalandar-sogugu/">Türkiye’nin 2016 Oscar Adayı Belli Oldu: Kalandar Soğuğu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/turkiyenin-2016-oscar-adayi-belli-oldu-kalandar-sogugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5331</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nuri Bilge Ceylan’ın Yeni Filmi: Ahlat Ağacı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/nuri-bilge-ceylanin-yeni-filmi-ahlat-agaci/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/nuri-bilge-ceylanin-yeni-filmi-ahlat-agaci/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 04 Oct 2016 14:36:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5343</guid>
				<description><![CDATA[<p>Nuri Bilge Ceylan filmi Ahlat Ağacı’na destek verdiğini duyuran Arte France Cinema, Ahlat Ağacı için ilk bilgileri sitesinde verdi. NBC’ye Arte France Cinema Desteği Arte France Cinema’nın verdiği bilgilere göre Ahlat Ağacı, Sinan isimli edebiyat aşığı bir karakterin Anadolu’nun yoksul bir kasabasında kitabını çıkarmak için verdiği mücadelede en çok da babasıyla yaşadığı sıkıntıları anlatacak. Baba [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nuri-bilge-ceylanin-yeni-filmi-ahlat-agaci/">Nuri Bilge Ceylan’ın Yeni Filmi: Ahlat Ağacı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nuri Bilge Ceylan filmi Ahlat Ağacı</strong>’na destek verdiğini duyuran <em>Arte France Cinema</em>, Ahlat Ağacı için ilk bilgileri sitesinde verdi.</p>
<h2>NBC’ye Arte France Cinema Desteği</h2>
<p>Arte France Cinema’nın verdiği bilgilere göre <u>Ahlat Ağacı</u>, Sinan isimli edebiyat aşığı bir karakterin Anadolu’nun yoksul bir kasabasında kitabını çıkarmak için verdiği mücadelede en çok da babasıyla yaşadığı sıkıntıları anlatacak. Baba ve aile ilişkileri üzerine yoğunlaşılacak olan filmin başrolleri henüz açıklanmış değil.</p>
<h2>Ahlat Ağacı’nın Çekimlerine Başlandı</h2>
<p><em>Ahlat Ağacı</em>, NBC’nin filmlerinde artık alışık olduğumuz gibi bir Anadolu kasabasında geçecek. Çanakkale&#8217;nin Yenice ilçesinde çekimlere başlanıldı. Ahlat Ağacı’nın ilk sahneleri Yenice otogar içinde çekildi. Yenice ilçesindeki çekimlerin tamamlanmasının ardından Torhasan Köyü, Asmalı Köyü ve Çanakkale Merkez&#8217;de de çekimler devam edecek.</p>
<p><em>Nuri Bilge Ceylan</em>, <strong>Ahlat Ağacı</strong> için şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p><em>“Sevelim veya sevmeyelim, bazı özelliklerimizi babalarımızdan alırız. Zayıflıklarımızı, alışkanlıklarımızı ve daha birçok şeyi. Film, babanın ve oğlunun aynı kaderi paylaşmasıyla oluşan kısır döngüyü acı veren deneyimlerden oluşan bir seriyle anlatacağız.”</em></p>
<p>Memento Film ve Zeyno Film’in yapımclığındaki <strong>Ahlat Ağacı</strong>’nın Cannes 2018’e yetiştirilmesi planlanıyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nuri-bilge-ceylanin-yeni-filmi-ahlat-agaci/">Nuri Bilge Ceylan’ın Yeni Filmi: Ahlat Ağacı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/nuri-bilge-ceylanin-yeni-filmi-ahlat-agaci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5343</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Absürd Komedinin Kraliçesi ELVİRA</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/absurd-komedinin-kralicesi-elvira/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/absurd-komedinin-kralicesi-elvira/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 04 Oct 2016 09:47:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[absürd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5325</guid>
				<description><![CDATA[<p>Elvira: &#8220;Şikayet edenim olmadı hiç.&#8221; Movie Macabre isimli korku-komedi dizisinin sunucusu olarak başlayan yolculuğu ile bir gecede kendine büyük hayran kitleleri oluşturan, kendine has tarzıyla görenlerde şok etkisi yaratan, Michael Keaton&#8216;ın Beetlejuice&#8216;u ile Cher karışımı kabul edilen sıradışı ve çılgın bir karakter Elvira. Kimilerine göre süper kahraman, kimilerine göre korkunç bir ucube, kimilerine göre de [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/absurd-komedinin-kralicesi-elvira/">Absürd Komedinin Kraliçesi ELVİRA</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Elvira: &#8220;Şikayet edenim olmadı hiç.&#8221;</h2>
<p><strong>Movie Macabre </strong>isimli korku-komedi dizisinin sunucusu olarak başlayan yolculuğu ile bir gecede kendine büyük hayran kitleleri oluşturan, kendine has tarzıyla görenlerde şok etkisi yaratan, <strong>Michael Keaton</strong>&#8216;ın <strong>Beetlejuice</strong>&#8216;u ile <strong>Cher </strong>karışımı kabul edilen sıradışı ve çılgın bir karakter<strong> Elvira</strong>.</p>
<p>Kimilerine göre süper kahraman, kimilerine göre korkunç bir ucube, kimilerine göre de bir afüşte&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_5328" aria-describedby="caption-attachment-5328" style="width: 653px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/elvira.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5328 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/elvira.jpg?resize=640%2C956" alt="Sıradışı ve çılgın bir karakter Elvira" width="640" height="956" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/elvira.jpg?w=653&amp;ssl=1 653w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/elvira.jpg?resize=201%2C300&amp;ssl=1 201w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5328" class="wp-caption-text">Sıradışı ve çılgın bir karakter Elvira</figcaption></figure></p>
<p><strong>Elvira</strong> birçok şey olabilir asla olmayacağı ise, itici ve sevilmeyen bir karakter olmak&#8230;<br />
<strong>Casandra Peterson</strong> tarafından canlandırılan karakter 80&#8217;li yıllarda birçok gencin hayallerini süslemiş. Tabi görünüşü ve tavırları sebebiyle kadını küçültücü ve seks objesi haline getiren bir karakter olarak da kabul edilmiş. Şimdilerde de kime sorsanız <strong>&#8220;porno yıldızı gibi duruyor&#8221;</strong> diyebilirler. Ama bana kalırsa <strong>Elvira</strong>&#8216;yı özel yapan, izleyicide görünüşünden çok renkli kişiliği ile güzel bir tebessüm bırakıyor olmasıdır. Kullandığı kelimeler, mimikleri, sağlam duruşu ve her an her durumda gülebilmesi onu derin dekoltesinden çok daha öteye taşıyor. Sonuçta <strong>&#8220;karanlığın kraliçesi</strong>&#8221; o ve bir şekilde bunu dışavurmalı öyle değil mi?&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_5326" aria-describedby="caption-attachment-5326" style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/absurd-komedi-elvira.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5326 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/absurd-komedi-elvira.jpg?resize=640%2C427" alt="Elvira, Tarzıyla EMO Akımına İlham Vermiştir." width="640" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/absurd-komedi-elvira.jpg?w=720&amp;ssl=1 720w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/absurd-komedi-elvira.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/absurd-komedi-elvira.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5326" class="wp-caption-text">Elvira, Tarzıyla EMO Akımına İlham Vermiştir.</figcaption></figure></p>
<h2>Elvira, Tarzıyla EMO Akımına İlham Vermiştir</h2>
<p>Tarzıyla <strong>Emotional Kid,</strong> yani kısa adıyla <strong>Emo</strong> akımına ilham vermiş ve bu akımın başlamasına neden olmuştur. &#8220;<strong>Ağır abla&#8221;</strong> kategorisine koyabiliriz onu. Her ergen gencin hayallerini süsleyen mahallenin asi, sinirli, seksi ve&nbsp; sert bakışlı, semt sakinlerini koruyup kollayan ama yeri geldi zaman o semt sakinlerinin bile canına okuyabilecek bir ablamız gibi sanki. Tabi onunla iyi geçindiğiniz zaman&#8230;:D<br />
Sahip olduğu çekiciliğin yanında bir o kadar etkili bir zekaya sahip bir karakter. Yapımcılar ve karakterin yaratıcılar bunu ortaya koyma biçimleriyle aslında yapmak istediklerine ulaşıyorlar. Her ne kadar bir kadın karakter seks satmak için yaratılmış gibi dursa dahi izledikçe aslında hiçte öyle göründüğü gibi yüzeyde kalmadığını anlıyorsunuz.</p>
<p><strong>&#8220;Görünüş aldatıcıdır ve kitaba da kapağına göre yargılamamak gerekir.&#8221;</strong> derim.&nbsp; Bana kalırsa, ilk film kadar olmasa da ikinci filmi de fena sayılmaz hani. Lakin, filmler televizyon şovu kadar keyifli ve heyecan verici değil ama izlenmeye kesinlikle değerler! <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f609.png" alt="😉" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><br />
Kesinlikle bir cuma akşamınızı bir kereliğine olsa da, korku filmi yerine <em>absürd komedi</em>ye ayırabileceğiniz filmlerdir der ve herkese iyi seyirler dilerim&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/absurd-komedinin-kralicesi-elvira/">Absürd Komedinin Kraliçesi ELVİRA</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/absurd-komedinin-kralicesi-elvira/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5325</post-id>	</item>
		<item>
		<title>6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Başlıyor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/6-uluslararasi-suc-ve-ceza-film-festivali-basliyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/6-uluslararasi-suc-ve-ceza-film-festivali-basliyor/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 29 Sep 2016 15:16:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5274</guid>
				<description><![CDATA[<p>6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali 30 Eylül-6 Ekim tarihleri arasında İstanbul&#8217;da gerçekleştirilecek&#8230; Uluslararası Suç &#38; Ceza Filmleri Festivali’nin film gösterimleri Beyoğlu Atlas ve Ortaköy Feriye sinemalarında gerçekleşecek. Festivalin ana teması “Adalet”, bu yılın teması ise “Yoksulluk” olacak. 6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Açılış Töreni Festivalin açılış galası 29 Eylül 2016 Perşembe [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/6-uluslararasi-suc-ve-ceza-film-festivali-basliyor/">6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali</strong> 30 Eylül-6 Ekim tarihleri arasında İstanbul&#8217;da gerçekleştirilecek&#8230; Uluslararası Suç &amp; Ceza Filmleri Festivali’nin film gösterimleri Beyoğlu Atlas ve Ortaköy Feriye sinemalarında gerçekleşecek. Festivalin ana teması “<em>Adalet</em>”, bu yılın teması ise “<em>Yoksulluk</em>” olacak.</p>
<p><figure id="attachment_5279" aria-describedby="caption-attachment-5279" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/suc-ve-ceza-film-festivali.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5279 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/suc-ve-ceza-film-festivali-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali" width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/suc-ve-ceza-film-festivali.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/suc-ve-ceza-film-festivali.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/suc-ve-ceza-film-festivali.jpg?w=313&amp;ssl=1 313w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5279" class="wp-caption-text">6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali</figcaption></figure></p>
<h2>6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Açılış Töreni</h2>
<p>Festivalin açılış galası 29 Eylül 2016 Perşembe CRR’de (Cemal Reşit Rey) gerçekleştirilecek. Suç ve Ceza Film Festivali Açılış Töreni’ne çok sayıda ünlü sinema sanatçısının katılımı bekleniyor. Fetsivalin açılış filmi ise 2016 Cannes Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülü kazanan Ma’Rosa (Rosa Anne) olacak.</p>
<p>İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından her yıl düzenlenen “<em>Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali</em>” film seçkileri ve akademik içeriğinde bu yıl “<strong>Yoksulluk</strong>” konu ediliyor. Yoksulluk temasını ele alan toplam 40 tane film izleyiciyle buluşacak. Festivalin koordinatörlüğünü ünlü psikiyatrist Prof. Dr. Bengi Semerci yapıyor.</p>
<p><figure id="attachment_5278" aria-describedby="caption-attachment-5278" style="width: 608px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/iz-birakanlar.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5278 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/iz-birakanlar.jpg?resize=608%2C742" alt="Sinemaya Damgasını Vurmuş Filmler “İz Bırakanlar”" width="608" height="742" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/iz-birakanlar.jpg?w=608&amp;ssl=1 608w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/iz-birakanlar.jpg?resize=246%2C300&amp;ssl=1 246w" sizes="(max-width: 608px) 100vw, 608px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5278" class="wp-caption-text">Sinemaya Damgasını Vurmuş Filmler “İz Bırakanlar”</figcaption></figure></p>
<h2>Sinemaya Damgasını Vurmuş Filmler “İz Bırakanlar”</h2>
<p><em>6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali</em> kapsamında düzenlenen ve sinemaya damgasını vurmuş film gösterimlerinin yapılacağı ‘İz Bırakanlar&#8217; bölümünde ekonomik buhran sonrası yaşanan olayları izleyiciye çok iyi aktaran ‘Gazap Üzümleri&#8217; ve işsizliği konu alan, Charlie Chaplin&#8217;in son sessiz filmi olan ‘Modern Zamanlar&#8217; yer alacak.</p>
<p><figure id="attachment_5281" aria-describedby="caption-attachment-5281" style="width: 624px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/uzun-metraj-film-yarismasi-filmleri.png"><img class=" td-modal-image wp-image-5281 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/uzun-metraj-film-yarismasi-filmleri.png?resize=624%2C712" alt="Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması" width="624" height="712" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/uzun-metraj-film-yarismasi-filmleri.png?w=624&amp;ssl=1 624w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/uzun-metraj-film-yarismasi-filmleri.png?resize=263%2C300&amp;ssl=1 263w" sizes="(max-width: 624px) 100vw, 624px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5281" class="wp-caption-text">Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması</figcaption></figure></p>
<h3>Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması</h3>
<p><u>6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali</u> kasamında yapılacak &#8220;Uluslararası Kısa Metraj Film Yarışması&#8221; ve &#8220;Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması&#8221; düzenlenecek ve kazanan filmler festivalin kapanış töreninde açıklanacaktır. Festivaldeki yarışma bölümün jüri başkanlığını Isa Qosja yapacak.</p>
<p><figure id="attachment_5276" aria-describedby="caption-attachment-5276" style="width: 502px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/30-eylul-programi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5276 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/30-eylul-programi.jpg?resize=502%2C673" alt="6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali ilk gün 30 Eylül Programı" width="502" height="673" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/30-eylul-programi.jpg?w=502&amp;ssl=1 502w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/30-eylul-programi.jpg?resize=224%2C300&amp;ssl=1 224w" sizes="(max-width: 502px) 100vw, 502px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5276" class="wp-caption-text">6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali ilk gün 30 Eylül Programı</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_5277" aria-describedby="caption-attachment-5277" style="width: 629px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/adalet-terazisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5277 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/adalet-terazisi.jpg?resize=629%2C724" alt="6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Adalet Terazisi" width="629" height="724" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/adalet-terazisi.jpg?w=629&amp;ssl=1 629w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/adalet-terazisi.jpg?resize=261%2C300&amp;ssl=1 261w" sizes="(max-width: 629px) 100vw, 629px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5277" class="wp-caption-text">6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Adalet Terazisi</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_5280" aria-describedby="caption-attachment-5280" style="width: 615px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/suc-ve-ceza-kisa-film-yarismasi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5280 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/suc-ve-ceza-kisa-film-yarismasi.jpg?resize=615%2C726" alt="6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Kısa Film -Yarışması" width="615" height="726" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/suc-ve-ceza-kisa-film-yarismasi.jpg?w=615&amp;ssl=1 615w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/suc-ve-ceza-kisa-film-yarismasi.jpg?resize=254%2C300&amp;ssl=1 254w" sizes="(max-width: 615px) 100vw, 615px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5280" class="wp-caption-text">6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Kısa Film -Yarışması</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_5282" aria-describedby="caption-attachment-5282" style="width: 652px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/yoksulluk-temsasi-filmleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5282 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/yoksulluk-temsasi-filmleri.jpg?resize=640%2C734" alt="6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali &quot;Yoksulluk&quot; teması kapsamında gösterilecek filmler." width="640" height="734" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/yoksulluk-temsasi-filmleri.jpg?w=652&amp;ssl=1 652w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/yoksulluk-temsasi-filmleri.jpg?resize=261%2C300&amp;ssl=1 261w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5282" class="wp-caption-text">6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali &#8220;Yoksulluk&#8221; teması kapsamında gösterilecek filmler.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/6-uluslararasi-suc-ve-ceza-film-festivali-basliyor/">6. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/6-uluslararasi-suc-ve-ceza-film-festivali-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5274</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İzmir Kısa Film Festivali Altın Kedi Ödülleri Yarışmacıları Belirlendi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi-odulleri-yarismacilari-belirlendi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi-odulleri-yarismacilari-belirlendi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 28 Sep 2016 14:48:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Kedi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel film ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[film festivalleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5254</guid>
				<description><![CDATA[<p>17. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde ulusal ve uluslararası dallarda animasyon, belgesel, deneysel ve kurmaca kategorilerinde Altın Kedi Ödülleri için yarışacak filmler belirlendi. 17. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali “1-6 Kasım 2016” İzmir Kısa Film Festivali yönetiminden yapılan yazılı açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesinin yanı sıra Buca, Bornova, Konak ve Karşıyaka [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi-odulleri-yarismacilari-belirlendi/">İzmir Kısa Film Festivali Altın Kedi Ödülleri Yarışmacıları Belirlendi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>17. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali</strong>’nde ulusal ve uluslararası dallarda animasyon, belgesel, deneysel ve kurmaca kategorilerinde <strong>Altın Kedi Ödülleri</strong> için yarışacak filmler belirlendi.</p>
<h2>17. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali<em> “1-6 Kasım 2016”</em></h2>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/17-uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali/"><em>İzmir Kısa Film Festivali</em></a> yönetiminden yapılan yazılı açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesinin yanı sıra Buca, Bornova, Konak ve Karşıyaka belediyelerinin destekleriyle 1-6 Kasım arasında düzenlenecek festivalde 400&#8217;ün üzerinde filmin ücretsiz olarak sinemaseverlerle buluşacağı belirtildi.</p>
<p><figure id="attachment_5255" aria-describedby="caption-attachment-5255" style="width: 660px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/altin-kedi-oduller-yarismacileri-belirlendi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5255 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/altin-kedi-oduller-yarismacileri-belirlendi.jpg?resize=640%2C359" alt="İzmir Kısa Film Festivali Altın Kedi Ödülleri Yarışmacıları Belirlendi" width="640" height="359" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/altin-kedi-oduller-yarismacileri-belirlendi.jpg?w=660&amp;ssl=1 660w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/altin-kedi-oduller-yarismacileri-belirlendi.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5255" class="wp-caption-text">İzmir Kısa Film Festivali Altın Kedi Ödülleri Yarışmacıları Belirlendi</figcaption></figure></p>
<h2>66 Ülkeden 1378 Kısa Film</h2>
<p><strong>Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali</strong>’nde 66 ülkeden bin 378 film için başvuru yapıldığı, ulusal ve uluslararası dallarda animasyon, belgesel, deneysel ve kurmaca kategorilerinde <u>Altın Kedi Ödülleri</u> için yarışacak filmlerin belirlendiği kaydedildi.</p>
<h2>Altın Kedi Ödülleri’nda Yarışacak Film ve Yönetmenleri</h2>
<h3>Yerli Kısa Film Dalında</h3>
<ul>
<li>7 Cantimetre (Metehan Şereflioğlu)</li>
<li>Cahide Devekuşu&#8217;nun Açık Evliliği (Ali Kemal Güven)</li>
<li>Çevirmen (Emre Kayış)</li>
<li>Yeryüzündesin. Bunun Bir Tedavisi Yok (Umut Beşkırma)</li>
<li>Lütfi (Cahit Kaya Demir)</li>
<li>İki Parça (Murat Uğurlu)</li>
<li>Guneh (Gülistan Acet)</li>
<li>Kalıplar ve Çevreler (Enes Ateş)</li>
<li>Karadeniz (Ulaş Karaoğlu)</li>
<li>İt (Osman Yazıcı)</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4616" aria-describedby="caption-attachment-4616" style="width: 367px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4616 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali.jpg?resize=367%2C282" alt="International İzmir Short Film Festival" width="367" height="282" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali.jpg?w=367&amp;ssl=1 367w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali.jpg?resize=300%2C231&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 367px) 100vw, 367px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4616" class="wp-caption-text">International İzmir Short Film Festival</figcaption></figure></p>
<h3>Yabancı Kısa Film Dalında</h3>
<ul>
<li>Ardak (Esmaeil Monsef-İran)</li>
<li>Wintry Spring (Mohammed Kamel-Mısır)</li>
<li>Fighting For Death (Eleonora Veninova-Makedonya)</li>
<li>French (Josza Anjembe-Fransa)</li>
<li>Slope (Margarida Lucas-Portekiz)</li>
<li>The Devil is in Details (Fabien Gorgeart-Fransa)</li>
<li>A Day Off (Wouter Stoter-Hollanda)</li>
<li>Time Code (Juanjo Gimenez-İspanya)</li>
<li>The Silence (Ali Asgari-İtalya)</li>
<li>Sans Chien (David Kremer-Fransa)</li>
</ul>
<h3>Deneysel Kısa Film Dalında</h3>
<ul>
<li>Yuva (Alper Ayduman)</li>
<li>Mahkum (Erol Çelik)</li>
<li>Uyumak (Tolga Hiçyılmaz)</li>
<li>Savaş Bölgesi (Oğuzhan Kaya)</li>
<li>Kemik (Volkan Güney Eker)</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4615" aria-describedby="caption-attachment-4615" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4615 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali - Altın Kedi Ödülleri" width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi.jpg?w=382&amp;ssl=1 382w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4615" class="wp-caption-text">Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali &#8211; Altın Kedi Ödülleri</figcaption></figure></p>
<h3>Belgesel Kısa Film Dalında</h3>
<ul>
<li>Dağların Oğlu (Yavuz Selim Taşoğlu)</li>
<li>Ta&#8217;rîz; Gri Şehrin Renkli Çocukları (Sezer Ağgez)</li>
<li>Ali Değil Ari Komutanım (Deniz Özden)</li>
<li>Müzik, Lütfen! Bir İndie Müzik Yolculuğu (Kutay Acun)</li>
<li>Kameralı Çocuk (İbrahim Yeşilbaş)</li>
</ul>
<h3>Animasyon Kısa Film Dalında</h3>
<ul>
<li>Tavşan Kanı (Yağmur Altan)</li>
<li>Bahçe (İdil Ar Uçaner)</li>
<li>Arkhe (Batuhan Köksal)</li>
<li>Önyargı (Fatih Yaşar)</li>
<li>Mandrake (Ayberk Kaya)</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi-odulleri-yarismacilari-belirlendi/">İzmir Kısa Film Festivali Altın Kedi Ödülleri Yarışmacıları Belirlendi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi-odulleri-yarismacilari-belirlendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5254</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Adana Altın Koza 2016 Kazananları Belli Oldu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/adana-altin-koza-2016-kazananlari-belli-oldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/adana-altin-koza-2016-kazananlari-belli-oldu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 26 Sep 2016 06:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[23. Uluslararası Adana Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[adana altın koza film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[altın koza]]></category>
		<category><![CDATA[altın koza film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[film festivalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kıvanç Sezer]]></category>
		<category><![CDATA[Menderes Samancılar]]></category>
		<category><![CDATA[Reha Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksel Aksu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5212</guid>
				<description><![CDATA[<p>Adana’da düzenlenen 23. Uluslararası Adana Film Festivali&#8216;nde Altın Kozalar sahiplerini buldu! Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi&#8217;nde düzenlenen kapanış töreninde dağıtılan Altın Kozalara damgasını ise Babamın Kanatları, Koca Dünya ve  Albüm filmleri vurdu. Cem Davran ve Ceyda Düvenci&#8217;nin sunuculuğunu üstlendiği Altın Koza ödül töreninde söz alan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Adanalı sinemaseverlere filmlere ve festivale [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adana-altin-koza-2016-kazananlari-belli-oldu/">Adana Altın Koza 2016 Kazananları Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da düzenlenen <strong>23. Uluslararası Adana Film Festivali</strong>&#8216;nde Altın Kozalar sahiplerini buldu! Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi&#8217;nde düzenlenen kapanış töreninde dağıtılan Altın Kozalara damgasını ise <strong>Babamın Kanatları</strong>, <strong>Koca Dünya</strong> ve  <strong>Albüm</strong> filmleri vurdu.</p>
<p>Cem Davran ve Ceyda Düvenci&#8217;nin sunuculuğunu üstlendiği Altın Koza ödül töreninde söz alan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Adanalı sinemaseverlere filmlere ve festivale gösterdikleri yoğun ilgiden dolayı da teşekkür etti.</p>
<p><figure id="attachment_5214" aria-describedby="caption-attachment-5214" style="width: 810px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/altin-koza-film-festivali-odul-toreni.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5214 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/altin-koza-film-festivali-odul-toreni.jpg?resize=640%2C237" alt="Altın Kozalara damgasını Babamın Kanatları, Koca Dünya ve  Albüm filmleri vurdu." width="640" height="237" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/altin-koza-film-festivali-odul-toreni.jpg?w=810&amp;ssl=1 810w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/altin-koza-film-festivali-odul-toreni.jpg?resize=300%2C111&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5214" class="wp-caption-text">Altın Kozalara damgasını Babamın Kanatları, Koca Dünya ve Albüm filmleri vurdu.</figcaption></figure></p>
<h2>Altın Koza’da En İyi Film Ödülü Reha Erdam’in Koca Dünya’sına</h2>
<p>Bu yıl 23.&#8217;sü düzenlenen Uluslararası Adana Film Festivali Uzun Metraj En İyi Film Ödülü&#8217;nü yönetmenliğini <strong>Reha Erdem</strong>&#8216;in yaptığı &#8220;<strong>Koca Dünya</strong>&#8221; filmi aldı.</p>
<p><figure id="attachment_5216" aria-describedby="caption-attachment-5216" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/reha-erdem.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5216 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/reha-erdem.jpg?resize=640%2C425" alt="Altın Koza’da En İyi Film Ödülü Reha Erdam’in Koca Dünya’sı aldı." width="640" height="425" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/reha-erdem.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/reha-erdem.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/reha-erdem.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5216" class="wp-caption-text">Altın Koza’da En İyi Film Ödülü Reha Erdam’in Koca Dünya’sı aldı.</figcaption></figure></p>
<h2>Altın Koza’da Babamın Kanatları Ödüle Doymadı</h2>
<p>Ödül kazanan isimler arasında iş kazaları sonucu ortaya çıkan işçi ölümlerine dikkat çekme amacı taşıyan <strong>Babamın Kanatları</strong> filminin oyuncuları <em>Menderes Samancılar</em>, Kübra Kip, Musab Ekici ve filmin yönetmeni <a href="http://www.sanatduvari.com/etiket/kivanc-sezer/"><strong>Kıvanç Sezer</strong></a> yaşanan iş kazaları ve işçi ölümlerine dair oldukça duygusal konuşmalar yaptılar.</p>
<p>Ödül töreninde en çok ödül alan film Babamın Kanatları oldu. Yönetmenliğini <strong>Kıvanç Sezer</strong>&#8216;in yaptığı film; En İyi Müzik, En İyi Kurgu , Yılmaz Güney ve SİYAD En İyi Film ödüllerini alırken <strong>Menderes Samancılar</strong> filmdeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Ödülü&#8217;nü aldı. Samancılar ödül konuşmasında &#8220;Bu ödülü, dünya kurulduğundan bu yana sömürülen işçilerin onuru için kaldırıyorum&#8221; dedi.</p>
<h2>Altın Koza’da En İyi Yönetmen Mehmet Can Mertoğlu Oldu</h2>
<p><figure id="attachment_5215" aria-describedby="caption-attachment-5215" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/menderes-samancilar-altin-koza.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5215 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/menderes-samancilar-altin-koza.jpg?resize=640%2C426" alt="Menderes Samancılar Babamın Kanatları filmindeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü aldı. " width="640" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/menderes-samancilar-altin-koza.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/menderes-samancilar-altin-koza.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/menderes-samancilar-altin-koza.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5215" class="wp-caption-text">Menderes Samancılar Babamın Kanatları filmindeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Ödülü&#8217;nü aldı.</figcaption></figure></p>
<p>En İyi Kadın Oyuncu Ödülü &#8220;<strong>Rüya</strong>&#8221; filmindeki rolüyle <strong>Gizem Erdem</strong>&#8216;in olurken En İyi Yönetmen Ödülü <strong>Mehmet Can Mertoğlu</strong>&#8216;na verildi.</p>
<p><strong>Adana Film Festivali</strong>&#8216;nde Adana İzleyici Ödülü&#8217;nü yönetmenliğini <strong>Yüksel Aksu</strong>&#8216;nun yaptığı &#8220;<strong>İftarlık Gazoz</strong>&#8221; filmi aldı. En İyi Görüntü Yönetmeni ödülü Reha Erdem&#8217;in yönettiği &#8220;Koca Dünya&#8221; filmine verildi.</p>
<h3>23. Uluslararası Adana Film Festivali Ödülleri Tam Listesi</h3>
<ul>
<li>En İyi Film : Koca Dünya</li>
<li>En Yılmaz Güney Ödülü : <a href="http://www.sanatduvari.com/babamin-kanatlari-filminin-fragmani-yayinlandi/">Babamın Kanatları</a></li>
<li>En İyi Yönetmen : Mehmet Can Mertoğlu Albüm</li>
<li>Adana İzleyici Ödülü : İftarlık Gazoz</li>
<li>En İyi Senaryo : Albüm (Mehmet Can Mertoğlu)</li>
<li>Jüri Özel Ödülü : Tarla (Cemil Ağacıkoğlu)</li>
<li>En İyi Erkek Oyuncu : <a href="http://www.sanatduvari.com/etiket/menderes-samancilar/">Menderes Samancılar</a> (Babamın Kanatları)</li>
<li>En İyi Kadın Oyuncu : Gizem Erdem (Rüya)</li>
<li>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Kübra Kip (Babamın Kanatları)</li>
<li>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Musab Ekici (Babamın Kanatları)</li>
<li>En İyi Müzik : Babamın Kanatları</li>
<li>En İyi Kurgu : Babamın Kanatları</li>
<li>En İyi Görüntü Yönetimi : Florent Herry (Koca Dünya)</li>
<li>FİLM-YÖN En İyi Yönetmen Ödülü: Reha Erdem</li>
<li>En İyi Sanat Yönetimi : Albüm</li>
<li>SİYAD En İyi Film Ödülü: Babamın Kanatları</li>
<li>Umut Veren En İyi Oyuncu: Ecem Uzun</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adana-altin-koza-2016-kazananlari-belli-oldu/">Adana Altın Koza 2016 Kazananları Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/adana-altin-koza-2016-kazananlari-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5212</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kadınların Sinemadaki Tarihi (Feminist Film)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kadinlarin-sinemadaki-tarihi-feminist-film/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kadinlarin-sinemadaki-tarihi-feminist-film/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 21 Sep 2016 05:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Burçak Aydoğan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Andy Warhol]]></category>
		<category><![CDATA[Avant – Garde Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Chantal Akerman]]></category>
		<category><![CDATA[feminist]]></category>
		<category><![CDATA[feminist film]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[Jane Campion]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Lois Weber]]></category>
		<category><![CDATA[Sally Potter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5150</guid>
				<description><![CDATA[<p>Feminist Film* İlk Yıllar Sinema endüstrisinin 19. Yüzyıl sonunda başlayan tarihinin ilk günlerinden bu yana kadınlar devamlılık, makyaj ya da yapım asistanlığı gibi teknik olmayan alanlarda çalışması bir gelenekse de, genel olarak film-yapım sürecinin dışında tutuldular. Ancak son dönemde yapılan araştırmalar, kadının sinemadaki rolünün bir zamanlar düşünüldüğü kadar edilgin olmadığını, kimi kadınların doğrudan ya da [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kadinlarin-sinemadaki-tarihi-feminist-film/">Kadınların Sinemadaki Tarihi (Feminist Film)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Feminist Film*</h2>
<h3>İlk Yıllar</h3>
<p>Sinema endüstrisinin 19. Yüzyıl sonunda başlayan tarihinin ilk günlerinden bu yana kadınlar devamlılık, makyaj ya da yapım asistanlığı gibi teknik olmayan alanlarda çalışması bir gelenekse de, genel olarak film-yapım sürecinin dışında tutuldular. Ancak son dönemde yapılan araştırmalar, kadının sinemadaki rolünün bir zamanlar düşünüldüğü kadar edilgin olmadığını, kimi kadınların doğrudan ya da dolaylı olarak yönetmenler, yapımcılar, kurgucular ve senaristler kadar etkin olduklarını öne sürer gibidir.</p>
<p>Kaydedilmiş <strong>ilk kadın sinemacılar</strong> yalnızca Fransa ve Birleşik Amerika&#8217;daydı. İlk tanınmış Hollywood sinema oyuncuları Mary Pickford ve Lilian Gish&#8217;tir ve her ikisi de film yönetmiştir, ama imajlarını zedelememek için bunun bilinmesini istememişlerdir.</p>
<p><figure id="attachment_5154" aria-describedby="caption-attachment-5154" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Quai-du-Commerce.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5154 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Quai-du-Commerce-300x183.jpg?resize=300%2C183" alt="1975, Chantal Akerman - Jeanne Dielman, 23, Quai du Commerce, 1080 Bruxelles." width="300" height="183" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Quai-du-Commerce.jpg?resize=300%2C183&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Quai-du-Commerce.jpg?w=550&amp;ssl=1 550w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5154" class="wp-caption-text">1975, Chantal Akerman &#8211; Jeanne Dielman, 23, Quai du Commerce, 1080 Bruxelles.</figcaption></figure></p>
<p>1900&#8217;lerin başında geniş bir izleyici topluluğunun yeni aygıtın (sinema) cazibesine kapılması sonucu büyük kârlar sağlayan Amerikan sinema endüstrisi müthiş bir büyüme yaşadı. Yeni endüstri acımasız ve rekabetçiyse de, Avrupa&#8217;daki sinema endüstrilerinden daha kabullenici ve değişime açıktı ve kadınların aleyhine daha az ayrım yapılıyordu. 1930 öncesinde Birleşik Amerika&#8217;da en azından 26 kadın yönetmenin olduğu saptanmıştır, ama yönetmen, oyuncu ve senarist olan ve üstlendikleri işler filmlerin jeneriğine geçmeyen daha pek çok kadın vardı.</p>
<p>Kürtaj ve <a href="https://idilsuaydin.av.tr/aile-hukuku-bosanma-davalari">boşanma</a> gibi toplumsal sorunlarla ilgili çok sayıda filmde senaristliği, yapımcılığı ve oyunculuğu da üstlenen ilk ve belki de en ünlü kadın sinemacı <strong>Lois Weber</strong>&#8216;di. Weber, 75&#8217;in üzerinde film yönetmiştir.</p>
<p>İngiltere&#8217;de ise film yönettiği bilinen ilk kadın <strong>Dinah Shurey</strong>&#8216;di, ki onun hakkında da <em>Carry On</em> (1927) ve <em>Last Port</em> (1929) adlı iki filmi yönetmesinden başka bir bilgi yoktur.</p>
<p><figure id="attachment_5155" aria-describedby="caption-attachment-5155" style="width: 547px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Suspense.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5155 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Suspense.jpg?resize=547%2C432" alt="1913, Lois Weber ve Phillips Smalley –Suspense" width="547" height="432" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Suspense.jpg?w=547&amp;ssl=1 547w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Suspense.jpg?resize=300%2C237&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 547px) 100vw, 547px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5155" class="wp-caption-text">1913, Lois Weber ve Phillips Smalley –Suspense</figcaption></figure></p>
<p>Büyük 1. Dünya Savaşı&#8217;na kadar hiçbir kadın ‘yönetmen’ sıfatına sahip olamadı, ancak bazı kadınlar film-yapım sürecinde önemli roller oynadı: Alfred Hitchcock ile evli olan <strong>Alma Reville</strong>, <em>39 Basamak (39 Steps, 1935)</em> ve <em>Bir Kadın Kayboldu (The Lady Vanishes, 1938)</em> filmlerinde Hitchcock&#8217;a asistanlık yaptı. <em>Şüphe (Suspicion, 1941)</em> ve <em>Bir Şüphenin Gölgesi (Shadow of a Doubt, 1943)</em> filmlerinin ise senaryolarının yazımına yardım etti. <strong>Mary Field</strong>, 1928&#8217;den itibaren belgesel sinema alanında çalıştı ve 1944&#8217;den 1950&#8217;ye kadar J. Arthur Rank&#8217;ın çocuklara yönelik eğlendirici yapımlarının sorumlusu oldu. <strong>Joy Batchelor</strong> 1935&#8217;den itibaren animasyon (canlandırma) alanında çalıştı ve ilk uzun metraj İngiliz animasyon filmi olan Hayvan Çiftliği&#8217;nin <em>(Animal Farm, 1954)</em> ortak yönetmenliğini üstlendi. Batchelor 1970&#8217;lere kadar animasyon yapmaya devam etti.</p>
<h3>Alternatif, bağımsız ve avant-garde sinemanın etkisi</h3>
<p>Avant-garde sinema egemen sinemanın geleneklerini ve normal kurallarını kırdığından yeni bir feminist dil üretmek için ideal bir araçtı; bu sinemanın politik/anarşist temeli hem kurmaca hem de belgesel biçim içinde, gerçekçiliğin geleneksel kullanımına alternatif bir biçim kazandırdı.</p>
<p>İngiliz sinemasının bir ölçüde sosyalizmden etkilenen bir belgesel geleneği vardır ve <strong>feminist sinema</strong>, başlangıçta belgeseli kadınların yaşamı hakkındaki &#8216;gerçeği&#8217; sunmanın bir yolu olarak gördü. Birleşik Amerika&#8217;da avant-garde sinemacılar, aralarında <strong>Andy Warhol</strong>&#8216;un <em>Lonesome Cowboy</em>&#8216;u (1968) ve <strong>Kenneth Anger</strong>&#8216;ın <em>Scorpio Rising</em>&#8216;i (1965) gibi cinsiyet rollerine dair geleneksel tektiplere meydan okuyan çok ünlü <u>&#8216;gay&#8217; filmleri</u>nin de bulunduğu birçok yenilikçi ve tartışma yaratan filmler yaptılar. Avrupa&#8217;da da en ünlü temsilcilerinin <em>Jean-Luc Godard</em> ve <em>François Truffaut</em>&#8216;nun olduğu birkaç yönetmen tarafından, avant-garde sinema hareketi başlatıldı.</p>
<p><figure id="attachment_5152" aria-describedby="caption-attachment-5152" style="width: 225px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Lonesome-Cowboys.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5152 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Lonesome-Cowboys.jpg?resize=225%2C308" alt="1968, Andy Warhol – Lonesome Cowboys" width="225" height="308" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Lonesome-Cowboys.jpg?w=225&amp;ssl=1 225w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Lonesome-Cowboys.jpg?resize=219%2C300&amp;ssl=1 219w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5152" class="wp-caption-text">1968, Andy Warhol – Lonesome Cowboys</figcaption></figure></p>
<h3>İlk dönem feminist sinema kuramı</h3>
<p>Gerek kadınların sinema hareketi, gerekse feminist bir sinema kuramı ve pratiği için anahtar yıl 1972&#8217;ydi. Ağustos ayında ilk kez kadınlar Edinburg Film Festivali&#8217;yle çakışan bir biçimde olay çıkardılar ve başarılı oldular. 1973&#8217;ün başında Claire Johnston, National Film Teatre&#8217;da kadın filmlerinin gösterimini örgütledi.&nbsp;Feminist film yapımının ardındaki amacın ve politik mücadelenin ideolojik özelliği, feminist bir sinema kuramının gelişimini sağladı. İlk dönemde feminist sinema kuramı özellikle cinsellik ve sunumu ile bunun erkek-egemen bir toplumda erkek iktidarının egemenliğiyle ilişkilerini, ana ilgi odağı olarak benimsedi. Çoğunlukla akademi kökenli olan kadınlar bu eğilimi destekledi, ancak asıl ön planda olanlar belki de feminist sinema kuramının öncüleri Laura Mulvey ile Claire Johnston&#8217;dı. Her ikisi de film ve medya araştırmaları üzerinde büyük etkide bulunmuş ve bu bölüm içinde tartışılacak olan makaleler yazmışlardır.</p>
<h3></h3>
<p><figure id="attachment_5153" aria-describedby="caption-attachment-5153" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Orlando.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5153 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Orlando.jpg?resize=200%2C300" alt="1993, Sally Potter – Orlando" width="200" height="300" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5153" class="wp-caption-text">1993, Sally Potter – Orlando</figcaption></figure></p>
<h3>Egemen sinema endüstrisindeki kadınlar</h3>
<p>Sinema endüstrisindeki önemli konumlarda çalışan kadınların sayısı hala çok azsa da, 1980&#8217;lerin sonunda giderek artan sayıda kadın, bir sinema okulunda eğitim aldıktan ya da çok sayıdaki film workshop&#8217;larında deneyim kazandıktan sonra bu alanlara girmeye başlamıştı.</p>
<p>1990&#8217;larda daha fazla sayıda kadın, önceleri erkeklerin-egemen olduğu yönetmenlik, kamera, ses ve ışık gibi alanlarda çalışmaya başlamıştı.</p>
<p>Yönetmenlik alanında kadın sinemacılar günümüzde çoğunlukla bağımsız ve workshop sektöründen gelerek egemen sinemayı yıkmaya başlıyorlar. Sally Potter avant-garde The Gold Diggers&#8217;dan, Virginia Woolf&#8217;un bir romanından uyarlama olan <em>Orlando</em>&#8216;ya yöneldi.</p>
<p><figure id="attachment_5156" aria-describedby="caption-attachment-5156" style="width: 250px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Piano.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5156 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Piano.jpg?resize=250%2C370" alt="1993, Jane Campion – The Piano" width="250" height="370" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Piano.jpg?w=250&amp;ssl=1 250w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Piano.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5156" class="wp-caption-text">1993, Jane Campion – The Piano</figcaption></figure></p>
<p>Sinema endüstrisinde çalışan kadınlara yönelik tavrın değişmesinin, sinemada kadınların daha olumlu sunumlarına yol açıp açmayacağı sorgulamaya açık bir konudur. Feminizm filmlere bakış açısını değiştirdi ve artık medyada cinsiyetin nasıl sunulduğunun büyük ölçüde farkına varıldı, ama birçok filmde, özellikle de tür filmlerinde hala kadın erotik nesne, ya da edilgin ve kapasitesiz kişi olarak gösterilmektedir (<strong>Clint Eastwood</strong>&#8216;un <em>Affedilmeyenler &#8211; Unforgiven</em>, 1992, buna tipik örnektir). <em>Thelma ve Louise</em> (1992, yönetmeni Ridley Scott, ama senaryosunu bir kadın <strong>Callie Khouri</strong> yazdı), oldukça sinik bir çözümleme bu filmde kadınların tamamen geleneksel olarak tanımlandığını ve &#8216;bakış&#8217;ın nesneleri olarak sunduğunu ortaya çıkardıysa da, feminizme göz kırpan bir filmdir. Egemen sinemada daha fazla kadın çalıştıkça, hem görsel hem de tematik olarak kadınların sunumunda da farklılaşmaların olacağı büyük bir olasılıktır. Örneğin <strong>Sally Potter</strong>&#8216;ın <em>Orlando (1993)</em> ve <strong>Jane Campion</strong>&#8216;ın <em>Piano</em>&#8216;su (1993) gibi filmler oldukça başarılı olan, ama konusunu egemen sinema tarzında işlediği düşünülen filmlerdir. Bu filmler aynı zamanda Hollywood normuna alternatif bir dünya görüşü sunan, zarif görüntülere sahip ve kesinlikle duyarlı filmlerdir.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[*]</a> Bu yazı, editörlüğünü Jill Nelmes&#8217;in yaptığı An Introduction to Film Studies (London: Routledge, 1996) adlı kitaptan yararlanarak yazılmıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kadinlarin-sinemadaki-tarihi-feminist-film/">Kadınların Sinemadaki Tarihi (Feminist Film)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kadinlarin-sinemadaki-tarihi-feminist-film/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5150</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Before I Wake: Rüyalarından Kaçan Çocuk</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/before-i-wake-ruyalarindan-kacan-cocuk/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/before-i-wake-ruyalarindan-kacan-cocuk/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 22 Aug 2016 05:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Güneş Özcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[gerilim/korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Jacob Tremblay]]></category>
		<category><![CDATA[Kate Bosworth]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim film]]></category>
		<category><![CDATA[Room (Gizli Dünya)]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Jane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4934</guid>
				<description><![CDATA[<p>İtiraf etmeliyim ki ne kadar çok istesem de korku filmi izlemekten sakınırım; çünkü filmi izlediğim günün gecesi yatakta kasılmaktan korkarım. Bu kadar korkan beni bile kendine çekmeyi başarmış Before I Wake (Kâbustan Gelen) 2016 yapımı taze bir gerilim/korku filmi. Filmde, daha önce Room (Gizli Dünya) adlı filmiyle karşımıza çıkmış Jacob Tremblay, Kate Bosworth ve Thomas [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/before-i-wake-ruyalarindan-kacan-cocuk/">Before I Wake: Rüyalarından Kaçan Çocuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İtiraf etmeliyim ki ne kadar çok istesem de <em>korku filmi</em> izlemekten sakınırım; çünkü filmi izlediğim günün gecesi yatakta kasılmaktan korkarım. Bu kadar korkan beni bile kendine çekmeyi başarmış <strong>Before I Wake (Kâbustan Gelen)</strong> 2016 yapımı taze bir <em>gerilim/korku filmi</em>. Filmde, daha önce Room (Gizli Dünya) adlı filmiyle karşımıza çıkmış <em>Jacob Tremblay, Kate Bosworth</em> ve <em>Thomas Jane</em> yer alıyor.&nbsp; <strong>Before I Wake </strong>filmi, benim de sevdiğim bir başlangıç türü olarak hikayenin içinden bir parçayı alıyor ve sonra asıl başlangıca geçiyor.</p>
<h2>Before I Wake (Kâbustan Gelen)</h2>
<p>Filmde genç çiftimiz yakın zamanda oğullarını kaybettikleri için yastadır ve bunu atlatmanın bir yolunu ararlar. Çareyi evlat edinmekte bulurlar ve burada yolları Cody (Jacob Tremblay) ile kesişir. Cody, oldukça nazik ve iyi bir çocuktur fakat uykusuyla alakalı bazı problemleri vardır. (Yazının bundan sonraki kısmı Spoiler[film hakkında detaylı bilgi] içermektedir.). Cody, rüyasında gördüğü şeyleri gerçeğe dönüştürme yeteneğine sahiptir fakat rüyaları gibi kabusları da gerçeğe dönüşmektedir ta ki Cody uykusundan uyanana kadar. Daha önce kabuslarında onun yanına gelen Kanker Adam yüzünden kötü şeyler yaşayan Cody, elinden geldiğince uyumamaya çalışır. Fakat her ne kadar istemese de kimi zamanlar uyur ve kabuslar görür.</p>
<p><figure id="attachment_4936" aria-describedby="caption-attachment-4936" style="width: 520px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/kabustan-gelen.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4936 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/kabustan-gelen.jpg?resize=520%2C770" alt="Before I Wake (Kâbustan Gelen)" width="520" height="770" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/kabustan-gelen.jpg?w=520&amp;ssl=1 520w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/kabustan-gelen.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4936" class="wp-caption-text">Before I Wake (Kâbustan Gelen)</figcaption></figure></p>
<p><strong>Before I Wake </strong>filminde en hoşuma giden yanı ise kesinlikle sonu oldu. Nadir korku filmi izlediğim için daha önce yapılmış mıdır bilmiyorum fakat birçok şey güzel bir anlam buldu ve film tatlı bir sonla bitti. Filmdeki hiçbir detay bağlantısız kalmamıştı ve olanlara gerçekten çok mantıklı ve duygusal bir açıklama bulmuşlar. Kafamı tek kurcalayan şey filmin sonunda Jessie(Kate Bosworth) karakterinin anlattığı hikaye gerçekleşti mi, yani Kanker adamın götürdükleri hayata dönebildiler mi merak ediyorum.</p>
<p>Filmin yanında Jacob Trambley’in oyunculuğundan da bahsetmeden olmaz. Çocuk oyuncu, daha önce Room filminde olduğu gibi bu filmde de karaktere tam olarak girebilmiş. Room filmi sinema filmi olarak ilk deneyimi olmasına rağmen ve psikolojik olarak zor bir karakter olmasına rağmen diğer karakterlerle kurduğu irtibatlar sayesinde karakterin yaşadıklarını tam anlamıyla hissettirebilmişti. Before I Wake filminde ise yer yer biraz donuk bulsam da filmin geneline baktığımızda yine karakterin hissiyatını bize verebilmişti.</p>
<p>Yazımın sonunda benim gibi korku filmi izlemekten çekinen sinemaseverlere sesleniyorum; <strong>Before I Wake </strong>filmi bildiğiniz gibi değil. Güzel filmlerle dolu günlere!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/before-i-wake-ruyalarindan-kacan-cocuk/">Before I Wake: Rüyalarından Kaçan Çocuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/before-i-wake-ruyalarindan-kacan-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4934</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İlham Verici Bir Mücadele: Kartal Eddie</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ilham-verici-bir-mucadele-kartal-eddie/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ilham-verici-bir-mucadele-kartal-eddie/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 15 Aug 2016 05:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belen Uzunkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[biyografik film]]></category>
		<category><![CDATA[Hugh Jackman]]></category>
		<category><![CDATA[Taron Egerton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4870</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kartal Eddie, orijinal adıyla Eddie The Eagle filmi Nisan ayında ülkemizde vizyona girmiştir. Ben filmi yeni izleme fırsatı buldum ve gidip sinemada izlemediğim için çok pişman oldum. Bu film konusunu gerçek bir hikayeden anlamaktadır. Britanya’nın ilk ve en ünlü kayak uzun atlamacısı Eddie Edwards’dan almaktadır. Filmde Eddie’nin akıl almaz ve azimli mücadelesini kendimizi kaptırarak onunla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ilham-verici-bir-mucadele-kartal-eddie/">İlham Verici Bir Mücadele: Kartal Eddie</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kartal Eddie</strong>, orijinal adıyla Eddie <strong>The Eagle</strong> filmi Nisan ayında ülkemizde vizyona girmiştir. Ben filmi yeni izleme fırsatı buldum ve gidip sinemada izlemediğim için çok pişman oldum.</p>
<p>Bu film konusunu gerçek bir hikayeden anlamaktadır. Britanya’nın ilk ve en ünlü kayak uzun atlamacısı <strong>Eddie Edwards</strong>’dan almaktadır. Filmde Eddie’nin akıl almaz ve azimli mücadelesini kendimizi kaptırarak onunla beraber yaşıyoruz. Kendinizi kaptırmadan izlemeniz oldukça zor, her engeli her başarıyı onunla yaşayacaksınız.</p>
<p><figure id="attachment_4871" aria-describedby="caption-attachment-4871" style="width: 704px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Eddie-Edwards-.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4871 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Eddie-Edwards-.jpeg?resize=640%2C360" alt="Eddie Edwards" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Eddie-Edwards-.jpeg?w=704&amp;ssl=1 704w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Eddie-Edwards-.jpeg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Eddie-Edwards-.jpeg?resize=702%2C396&amp;ssl=1 702w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4871" class="wp-caption-text">Eddie Edwards</figcaption></figure></p>
<h2>Eddie Edwards</h2>
<p><em>Eddie Edwards</em> doğduğu günden itibaren bir Olimpiyat sporcusu olmak isteyen hevesli genç bir İngilizdir. Hedef aldığı belli bir spor olmamakla beraber bir Olimpiyat sporcusu olabilmek için çeşitli tüm sporları denemiş fakat kendisini kayakla uzun atlama sporunda bulmuştur.</p>
<p>Hayalini gerçekleştirmek için çok çabalayan buna karşın hep çelmeler takılan, gülünen, alay edilen birisi olan Eddie bir kırılma noktasıyla kendi kaderini tamamen değiştirecektir.</p>
<p><figure id="attachment_4873" aria-describedby="caption-attachment-4873" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Gercek-Eddie-Edwards.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4873 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Gercek-Eddie-Edwards-300x201.jpeg?resize=300%2C201" alt="Gerçek Eddie Edwards" width="300" height="201" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Gercek-Eddie-Edwards.jpeg?resize=300%2C201&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Gercek-Eddie-Edwards.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Gercek-Eddie-Edwards.jpeg?w=408&amp;ssl=1 408w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4873" class="wp-caption-text">Gerçek Eddie Edwards</figcaption></figure></p>
<h2>Kartal Eddie (The Eagle)</h2>
<p><u>Kartal Eddie filmi</u> bize verdiği açık mesaj ise asla pes etmemek, kimseye kulak asmamak ve sadece ve sadece kendimize inanmak. Tabi bu mesajı bize aslında Eddie veriyor.</p>
<p><em>The Eagle</em> filminin başında gördüğümüz Eddie’nin bir sakatlığı vardır. Bence o sakatlık yeteri kadar yer etmemiş filme çünkü bu sakatlığa rağmen, geçmişinde böyle bir şey olmasına rağmen hayal edilemeyecek şeyleri başarıyor Eddie. Bu konu daha çok işlense belki Eddie’nin başardıkları bizi çok daha fazla etkileyecekti.</p>
<p>Başka bir konu ise <strong>Kartal Eddie</strong> filminde aslında sevinçten uçmamız gereken bazı sahnelerin bekleneni verememesi. Düşünüyorum aldığım o haber ve ya yaptığım bir olayın sonucu beklediğim gibi sonuçlanınca havalara uçarım. Fakat filmde buna benzer bir kaç sahne yaşanıyor ve ben beklediğim o sevinç patlamasını bir türlü yaşayamıyorum. Bu çocuk ne zaman sevinecek be kardeşim der oldum.</p>
<p><figure id="attachment_4872" aria-describedby="caption-attachment-4872" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Eddie-The-Eagle.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4872 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Eddie-The-Eagle.jpg?resize=640%2C640" alt="The Eagle - Hugh Jackman" width="640" height="640" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Eddie-The-Eagle.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Eddie-The-Eagle.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Eddie-The-Eagle.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4872" class="wp-caption-text">The Eagle &#8211; Hugh Jackman</figcaption></figure></p>
<p><u>Hugh Jackman</u>’a zaten diyecek yok her oynadığı filmde canlandırdığı karakterin hakkını veriyor. Ancak Eddie’yi canlandıran <em>Taron Egerton</em>’ı ilk defa izledim ve yeni kuşaktan bu kadar başarılı bir oyuncu görmek beni mutlu etti. Performansı bana oldukça geçti ve etkiledi.</p>
<p>Gerçek bir başarı hikayesi. Azim ve hırs görmek istiyor, bir filmdeki duyguların tamamını baş karakterler beraber yaşamayı istiyorsanız eğer bu film beklentilerinizi karşılayacak yönden bir film.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ilham-verici-bir-mucadele-kartal-eddie/">İlham Verici Bir Mücadele: Kartal Eddie</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ilham-verici-bir-mucadele-kartal-eddie/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4870</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeniden Sinematek Film Gösterimleri Devam Ediyor!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yeniden-sinematek-film-gosterimleri-devam-ediyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yeniden-sinematek-film-gosterimleri-devam-ediyor/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 12 Aug 2016 11:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[sinema festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4879</guid>
				<description><![CDATA[<p>İzmir Yeniden Sinematek &#8211; 2016 film gösterimleri hız kesmeden devame diyor. Tüm film gösterimlerinin&#160; ücretsiz olduğu Yeniden Sinematek – 2016 etkinliklerine tüm İzmir halkı davetlidir. Gizli Dünya (Room) 17 Ağustos 2016 akşam 21.00’da Gizli Dünya adlı film Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi&#8217;nde ve 23 Ağustos akşamı yine aynı saatte Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde. Yönetmen: [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeniden-sinematek-film-gosterimleri-devam-ediyor/">Yeniden Sinematek Film Gösterimleri Devam Ediyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Yeniden Sinematek &#8211; 2016 film gösterimleri hız kesmeden devame diyor. Tüm film gösterimlerinin&nbsp; ücretsiz olduğu <strong>Yeniden Sinematek – 2016</strong> etkinliklerine tüm İzmir halkı davetlidir.</p>
<p><figure id="attachment_4884" aria-describedby="caption-attachment-4884" style="width: 922px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/yeniden-sinematek-film-gosterimleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4884 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/yeniden-sinematek-film-gosterimleri.jpg?resize=640%2C425" alt="Yeniden Sinematek - 2016" width="640" height="425" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/yeniden-sinematek-film-gosterimleri.jpg?w=922&amp;ssl=1 922w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/yeniden-sinematek-film-gosterimleri.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/yeniden-sinematek-film-gosterimleri.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4884" class="wp-caption-text">Yeniden Sinematek &#8211; 2016</figcaption></figure></p>
<h2>Gizli Dünya (Room)</h2>
<p>17 Ağustos 2016 akşam 21.00’da <strong>Gizli Dünya</strong> adlı film Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi&#8217;nde ve 23 Ağustos akşamı yine aynı saatte Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde.</p>
<ul>
<li>Yönetmen: Lenny Abrahamson</li>
<li>Senaryo ve Kitap: Emma Donoghue</li>
<li>Oyuncular: Brie Larson, Jacob Tremblay, Sean Bridgers</li>
<li>Besteci: Stephen Rennicks</li>
<li>Yapım: 2015 ~ İrlanda, Kanada, ABD</li>
<li>Tür: Dram</li>
<li>Süre: 118 dakika</li>
</ul>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/kvpdFG2iWv4?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>En İyi Kadın Oyuncu Dalında Altın Küre sahibi ve En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu dallarında Oscar&#8217;a aday gösterilen dram &#8211; gerilim türündeki Room / Gizli Dünya 17 ve 23 Ağustos’ta izleyicisi ile buluşacak.</p>
<p><figure id="attachment_4882" aria-describedby="caption-attachment-4882" style="width: 272px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/okul-yolunda.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4882 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/okul-yolunda.jpg?resize=272%2C134" alt="Okul Yolunda (On The Way To School)" width="272" height="134" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/okul-yolunda.jpg?w=272&amp;ssl=1 272w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/okul-yolunda.jpg?resize=269%2C134&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 272px) 100vw, 272px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4882" class="wp-caption-text">Okul Yolunda (On The Way To School)</figcaption></figure></p>
<h2>Okul Yolunda (On The Way To School)</h2>
<p>24 Ağustos 2016 akşamı saat 21.00&#8217;da <strong>Okul Yolunda</strong> adlı film Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi&#8217;nde&#8230;</p>
<ul>
<li>Yönetmen: Pascal Plisson</li>
<li>Senaryo: Marie-Claire Javoy, Pascal Plisson</li>
<li>Oyuncular: Jackson Saikong, Salome Saikong, Samuel J. Esther, Gabriel J. Esther, Emmanuel J. Esther, Zahira Badi, Noura Azaggah, Zineb Elkabli, Carlito Janez, Micaela Janez</li>
<li>Müzik: Stephen Rennicks</li>
<li>Yapım: 2013 ~ Fransa, China, South Africa, Brazil, Colombia</li>
<li>Tür: Belgesel</li>
<li>Süre: 77 dakika</li>
</ul>
<p>Okul Yolunda filmi Fransızca orijinal ismiyle <strong>Sur Le Chemin De L&#8217;école</strong> bizleri, tek hayali okumak ve hepimizin bir zamanlar kolayca geçtiği yollara ulaşmak olan bu çocukların sıra dışı yaşamlarının içine sokuyor.</p>
<h2>Sınırsızlar Kulübü (Dallas Buyers Club)</h2>
<p>31 Ağustos akşamı, saat 21.00&#8217;da <strong>Sınırsızlar Kulübü</strong> adlı film Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi&#8217;nde&#8230;</p>
<ul>
<li>Yönetmen: Jean-Marc Vallée</li>
<li>Senaryo: Craig Borten, Melisa Wallack</li>
<li>Oyuncular: Matthew McConaughey, Jennifer Garner, Jared Leto</li>
<li>Müzik: Danny Elfman</li>
<li>Yapım: 2013 ~ ABD</li>
<li>Tür: Biyografi, Dram</li>
<li>Süre: 117 dakika</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4883" aria-describedby="caption-attachment-4883" style="width: 272px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sinirsizlar-kulubu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4883 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sinirsizlar-kulubu.jpg?resize=272%2C134" alt="Sınırsızlar Kulübü (Dallas Buyers Club)" width="272" height="134" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sinirsizlar-kulubu.jpg?w=272&amp;ssl=1 272w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sinirsizlar-kulubu.jpg?resize=269%2C134&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 272px) 100vw, 272px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4883" class="wp-caption-text">Sınırsızlar Kulübü (Dallas Buyers Club)</figcaption></figure></p>
<p>Film, uyuşturucu bağımlısı ve HIV taşıyıcısı Ron Woodroof&#8217;un hayatından esinleniyor. Ron Woodroof&#8217;a 1986 yılında AIDS yüzünden 30 günlük ömür biçilir. Teşhiş sonrası FDA kurumundan yasal onaylı olarak kullanabileceği tek ilaç olan AZT&#8217;yi almaya başlayan Ron hızla ölümün eşiğine doğru sürüklendiğini fark eder. Çareyi ABD&#8217;de yasal olmayan ama dünyanın dört bir yanında bulunan, doğal ilaçlara başvurmakta bulur. Kendisiyle ilgilenen doktorlardan biri olan arkadaşı Eve Saks&#8217;ın da yardımıyla Ron farkında olmadan çevresindeki hastlar içinde bir iletişim ve satış ağı kurmuş olur. &#8220;<strong>Dallas Buyers Club</strong>&#8221; olarak bilinen bu oluşum FDA&#8217;nın tedavisi yerine alternatif tıbbı tercih edenlerin çaresi olur ve dahası hastalar üzerinde onaylı AZT&#8217;den daha çok işe yarar. Fakat durum çok geçmeden fark edilir ve ilaç firmaları ve FDA Ron&#8217;a karşı büyük bir savaş açar. Film 30 günlük ömrü kaldı dendikten sonra kendi doğal yöntemleriyle 2191 gün daha yaşamayı başaran Ron Woodroof&#8217;un kişisel mücadelesine odaklanıyor.</p>
<h2>Özgürlük Dansı (Jimmy&#8217;s Hall)</h2>
<p>6 &#8211; 7 Eylül 2016 tarihlerinde, saat 21.00&#8217;da <strong>Özgürlük Dansı</strong> adlı film Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi ve Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi&#8217;nde&#8230;</p>
<ul>
<li>Yönetmen: Ken Loach</li>
<li>Senaryo: Paul Laverty</li>
<li>Oyuncular: Barry Ward, Francis Magee, Aileen Henry</li>
<li>Yapım: 2014 ~ İngiltere, İrlanda, Fransa</li>
<li>Tür: Dram</li>
<li>Süre: 109 dakika</li>
</ul>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/x1tEU0DQdag?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Efsane yönetmen Ken Loach Cannes Film Festivali’nde yarışan yapıtında her zamanki gibi adaletsizliğe karşı öfkesiyle siyasal heyecanını bir araya getiriyor. 1921’de iç savaşın eşiğindeyken toplu dansların, boks derslerinin, şiir toplantılarının yapıldığı bir “halk salonu” açan İrlandalı komünist ve aktivist Jimmy Gralton, bu mekanın tehlikeli ve yıkıcı olduğunu iddia eden Katolik Kilisesi ve “ileri gelenler” yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kalır. 1932’de geri döndüğünde salonu yeniden açmaya niyetlenir. Özgürlük Dansı, bu salona gelerek bir şeyler öğrenen, hayaller kuran, ama her şeyden öte, dans edip eğlenen o hür fikirli gençlerin duygusal bir portresini çiziyor.</p>
<h2>Düşlerin Terzisi (The Dressmaker)</h2>
<p>21 Eylül 2016 akşamı, saat 21.00&#8217;da <strong>Düşlerin Terzisi</strong> adlı film Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi&#8217;nde&#8230;</p>
<ul>
<li>Yönetmen: Jocelyn Moorhouse</li>
<li>Kitap: Rosalie Ham</li>
<li>Senaryo: Jocelyn Moorhouse, P. J. Hogan</li>
<li>Oyuncular: Kate Winslet, Liam Hemsworth, Hugo Weaving</li>
<li>Müzik: David Hirschfelder</li>
<li>Yapım: 2014 ~ Avustralya</li>
<li>Tür:Dram</li>
<li>Süre: 118 dakika</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4880" aria-describedby="caption-attachment-4880" style="width: 272px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/duslerin-terzisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4880 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/duslerin-terzisi.jpg?resize=272%2C134" alt="Düşlerin Terzisi (The Dressmaker)" width="272" height="134" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/duslerin-terzisi.jpg?w=272&amp;ssl=1 272w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/duslerin-terzisi.jpg?resize=269%2C134&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 272px) 100vw, 272px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4880" class="wp-caption-text">Düşlerin Terzisi (The Dressmaker)</figcaption></figure></p>
<p>Tilly Dunnage güzel, yetenekli ve sıra dışı bir kadındır. Vicdanında taşıdığı büyük bir yükle, annesi Molly’yi bulmak için doğduğu kasabaya döner. Tilly artık kasabada bir yabancı sayılmakta ve katil olarak suçlanmaktadır. Geçmişin yaraları ile döndüğü bu yerde Tilly’yi kasabalıya yaklaştıran şey Tilly&#8217;nin eşsiz terzilik yetenekleri olur&#8230;</p>
<p><strong>Yeniden Sinematek &#8211; 2016</strong> film gösterimleri için tüm İzmirliler davetlidir. Şimdiden iyi seyirler dileriz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeniden-sinematek-film-gosterimleri-devam-ediyor/">Yeniden Sinematek Film Gösterimleri Devam Ediyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yeniden-sinematek-film-gosterimleri-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4879</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Denize Girmeden Önce Düşündüren Film: Karanlık Sular</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/denize-girmeden-once-dusunduren-film-karanlik-sular/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/denize-girmeden-once-dusunduren-film-karanlik-sular/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 09 Aug 2016 12:32:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belen Uzunkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Blake Lively]]></category>
		<category><![CDATA[deniz korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Jaws]]></category>
		<category><![CDATA[köpekbalığı filmi]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4802</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu yaz denize girmeden önce 10 kere düşünmenizi gerektirecek olan film salonlarda gösterime başladı, Karanlık Sular orijinal adıyla The Shallows. Sony Pictures ve Columbia Pictures’ın yapımı olan filmin starı ise Blake Lively. Uzun bir aradan sonra film camiasına flaş bir giriş yapmış Lively bu filmde oldukça güzel ve izleyiciye geçen bir performans sergilemiş. Karanlık Sular [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/denize-girmeden-once-dusunduren-film-karanlik-sular/">Denize Girmeden Önce Düşündüren Film: Karanlık Sular</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yaz denize girmeden önce 10 kere düşünmenizi gerektirecek olan film salonlarda gösterime başladı, <strong>Karanlık Sular</strong> orijinal adıyla <strong>The Shallows</strong>.</p>
<p>Sony Pictures ve Columbia Pictures’ın yapımı olan filmin starı ise <strong>Blake Lively</strong>. Uzun bir aradan sonra film camiasına flaş bir giriş yapmış Lively bu filmde oldukça güzel ve izleyiciye geçen bir performans sergilemiş.</p>
<h2>Karanlık Sular (The Shallows)</h2>
<p><strong>Karanlık Sular</strong> alıştığımız filmlerin aksine biraz daha farklı bir film. Gerek konusu gerek de filmde kullanılan görsel içeriklerden ötürü. Konuları aynılaşan filmlerden sonra sürekli aksiyon ve kalıplaşmış filmlerden sonra bu denli farklı bir film izlemek beni mutlu etti.</p>
<p><figure id="attachment_4804" aria-describedby="caption-attachment-4804" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/deniz-korku-filmi.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4804 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/deniz-korku-filmi.jpeg?resize=640%2C427" alt="Deniz Korku Filmi: Karanlık Sular." width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/deniz-korku-filmi.jpeg?w=768&amp;ssl=1 768w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/deniz-korku-filmi.jpeg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/deniz-korku-filmi.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4804" class="wp-caption-text">Deniz Korku Filmi: Karanlık Sular.</figcaption></figure></p>
<p>Filmin konusunu düşününce 1 buçuk saat boyunca bir kızın nasıl kurtulacağını mı izleyeceğiz diye düşünmeyin sakın. Çünkü bu film her saniyesiyle kendisini izletmeyi başarıyor. Filmin hiç bir anında sıkılmıyorsunuz, sürükleyici bir şekilde devam ediyor film.</p>
<p>Tabi ki <strong>köpekbalığı filmleri</strong> arasında kültleşmiş olan Jaws’ın aslı önünce geçebilecek bir film olamaz ilk defa izlediğimiz bir köpekbalığı filmi olan Jaws’ın hayatımızdaki yeri büyük. Fakat bu film ise oldukça iddialı. Gerçekten büyüleyici görüntü ve sahneleriyle, başarılı görsel efektleriyle belki de 2010’ların en etkileyici <u>Deniz Korku filmi</u> olabilir.</p>
<p>Bu filmden kendine pay çıkaran bir başka kurum ise GoPro Aksiyon Kameraları. Filmin hikayesinde temel bir role sahip olan ve her geçen gün iyice dikkat çeken bu kameralara filmde çok yer verilmiş.</p>
<p><figure id="attachment_4806" aria-describedby="caption-attachment-4806" style="width: 704px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/karanlik-sular-filmi.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4806 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/karanlik-sular-filmi.jpeg?resize=640%2C427" alt="Lively’nin etkileyici performansının üstüne bir de gerçekçi görsel efektleri eklenince muhteşem bir görsellik oluşuyor." width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/karanlik-sular-filmi.jpeg?w=704&amp;ssl=1 704w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/karanlik-sular-filmi.jpeg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/karanlik-sular-filmi.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4806" class="wp-caption-text">Lively’nin etkileyici performansının üstüne bir de gerçekçi görsel efektleri eklenince muhteşem bir görsellik oluşuyor.</figcaption></figure></p>
<p>Kendim de kullandığım için bazı mantık hataları olan noktaları fark ettim bu kameraların kullanımıyla alakalı fakat filme çok da fazla etki etmiyor bu hatalar.</p>
<p>Lively’nin etkileyici performansının üstüne bir de gerçekçi görsel efektlerin eklenmesi ve gerçekten büyüleyici, sıradanlığı bozan su altı çekimleri filmi çok daha ilgi çekici hale getiriyor.</p>
<p>Yeni şeyler görmek her zaman güzeldir. <strong>Karanlık Sular</strong> filminde telefondaki içerikleri, görüntülü konuşmaları 1. gözden bizler de görebiliyoruz. Bu tarz bir özellik getirmeleri filmi güzelleştirmiş. Çok abartmak istemiyorum ama neden olmasın Oscar’da aday gösterilebilecek bir film olmuş bence.</p>
<p><figure id="attachment_4803" aria-describedby="caption-attachment-4803" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Blake-Lively.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4803 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Blake-Lively.jpeg?resize=640%2C427" alt="Muhteşem performansı ile Blake Lively." width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Blake-Lively.jpeg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Blake-Lively.jpeg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Blake-Lively.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4803" class="wp-caption-text">Muhteşem performansı ile Blake Lively.</figcaption></figure></p>
<p>Filmin hikâyesinde bazı boşluklar olsa da oldukça güzel uzun süredir izlemediğim türden bir filmdi. İzlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum beğeneceğinizi umuyorum.</p>
<p>Tatil planı yaparken köpekbalığı bölgesinde yapmadığınıza emin olun.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/denize-girmeden-once-dusunduren-film-karanlik-sular/">Denize Girmeden Önce Düşündüren Film: Karanlık Sular</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/denize-girmeden-once-dusunduren-film-karanlik-sular/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4802</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Antidepresan Niyetine 15 Film</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/antidepresan-niyetine-15-film/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/antidepresan-niyetine-15-film/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 02 Aug 2016 11:30:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Barış Parlatangiller]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4693</guid>
				<description><![CDATA[<p>Depresif ruh halinizden sıkıldınız mı? Antidepresan niyetine 15 film hazırladık. Bu filmler sayesinde mükemmel anlar yaşayacak ve sıkıntılarınızı unutacaksınız. Hazır mısınız? Haydi başlayalım. 1. Stuck in Love Yönetmen: Josh Boone Senarist: Josh Boone Oyuncular: Lily Collins, Logan Lerman, Nat Wolff, Greg Kinnear IMDB Puanı: 7,3 Stuck in Love filmi; Aşkın 3 farklı boyutunu anlatan, doğal [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antidepresan-niyetine-15-film/">Antidepresan Niyetine 15 Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Depresif ruh halinizden sıkıldınız mı? <strong>Antidepresan niyetine 15 film</strong> hazırladık. Bu filmler sayesinde mükemmel anlar yaşayacak ve sıkıntılarınızı unutacaksınız. Hazır mısınız? Haydi başlayalım.</p>
<h2>1. <span style="color: #0000ff;">Stuck in Love</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/ctXbDE1m7v0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Josh Boone</li>
<li>Senarist: Josh Boone</li>
<li>Oyuncular: Lily Collins, Logan Lerman, Nat Wolff, Greg Kinnear</li>
<li>IMDB Puanı: 7,3</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4705" aria-describedby="caption-attachment-4705" style="width: 203px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Stuck-in-Love.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4705 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Stuck-in-Love-203x300.jpg?resize=203%2C300" alt="Stuck in Love" width="203" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Stuck-in-Love.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Stuck-in-Love.jpg?w=271&amp;ssl=1 271w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4705" class="wp-caption-text">Stuck in Love</figcaption></figure></p>
<p><strong>Stuck in Love filmi</strong>; Aşkın 3 farklı boyutunu anlatan, doğal samimimi bir film Stuck in Love. Bazı sahnelerde unutulmayacak film replikleri bulundurduğunu göz önünde bulundurmakta fayda var.</p>
<p>Stuck in Love (Aşkla Bağlı) filmini izlediğinizde gerçekten çok hissedeceksiniz. Antidepresan yerine bir adet&nbsp;Stuck in Love almanız yeterli. Çünkü aşk ve ilişkiler hakkında &#8220;Aşkla Bağlı&#8221; filmi kadar kendinizi iyi hissettirecek başka bir şey bulmanız neredeyse imkansız gibidir.</p>
<p>Ayrıca filmin müzikleriniz yapan&nbsp;Nate Walcott, Mike Mogis ikilisinin de müzikleri bir harika. Yalnızca Stuck in Love film müzikleri için bile izlenebilir.</p>
<h2>2. <span style="color: #0000ff;">Love, Rosie</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/SqSE6Kzuht0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Christian Ditter</li>
<li>Senarist: Cecilia Ahern</li>
<li>Oyuncular: Lily Collins, Sam Claflin, Christian Cooke</li>
<li>IMDB Puanı: 7,2</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4703" aria-describedby="caption-attachment-4703" style="width: 464px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Love-Roise.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4703 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Love-Roise.jpg?resize=464%2C672" alt="Love, Rosie" width="464" height="672" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Love-Roise.jpg?w=464&amp;ssl=1 464w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Love-Roise.jpg?resize=207%2C300&amp;ssl=1 207w" sizes="(max-width: 464px) 100vw, 464px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4703" class="wp-caption-text">Love, Rosie</figcaption></figure></p>
<p><strong>Love, Roise filmi</strong>; Bir dostluğun samimi aşka dönüş serüveni. Samimi ve içtenliği hiç bitmeyen keyifli bir film.</p>
<h2>3. <span style="color: #0000ff;">The Perks Of Being Wallflower</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/n5rh7O4IDc0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Stephen Chbosky</li>
<li>Senarist: Stephen Chbosky</li>
<li>Oyuncular: Emma Watson, Logan Lerman, Ezra Miller</li>
<li>IMDB Puanı: 8</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4708" aria-describedby="caption-attachment-4708" style="width: 344px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Perks-Of-Being-Wallflower-.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4708 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Perks-Of-Being-Wallflower-.jpg?resize=344%2C509" alt="The Perks Of Being Wallflower" width="344" height="509" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Perks-Of-Being-Wallflower-.jpg?w=344&amp;ssl=1 344w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Perks-Of-Being-Wallflower-.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w" sizes="(max-width: 344px) 100vw, 344px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4708" class="wp-caption-text">The Perks Of Being Wallflower</figcaption></figure></p>
<p><strong>The Perks Of Being Wallflower filmi</strong>; Kitabıyla aynı ismi taşıyan film dostluk ve aşk üzerine ilerliyor.</p>
<h2>4. <span style="color: #0000ff;">The Intern</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/ZU3Xban0Y6A?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Nancy Meyers</li>
<li>Senarist: Stephen Goldblatt</li>
<li>Oyuncular: Anne Hathaway, Robert De Niro, Anders Holm</li>
<li>IMDB Puanı: 7,2</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4706" aria-describedby="caption-attachment-4706" style="width: 390px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Intern.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4706 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Intern.jpg?resize=390%2C585" alt="The Intern" width="390" height="585" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Intern.jpg?w=390&amp;ssl=1 390w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Intern.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 390px) 100vw, 390px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4706" class="wp-caption-text">The Intern</figcaption></figure></p>
<p><strong>The Intern filmi</strong>; Stajer olmanın yaşı olmadığını gösterirken afişte yazdığı gibi &#8220;tecrübe asla eskimez&#8221; konseptli heyecanlı bir aile pazar filmi.</p>
<h2>5. <span style="color: #0000ff;">About Time</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/T7A810duHvw?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Richard Curtis</li>
<li>Senarist: Richard Curtis</li>
<li>Oyuncular: Rachel Adams, Domhnall Gleeson, Margot Robbie</li>
<li>IMDB Puanı: 7,8</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4694" aria-describedby="caption-attachment-4694" style="width: 202px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/About-Time.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4694 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/About-Time-202x300.jpg?resize=202%2C300" alt="About Time" width="202" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/About-Time.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/About-Time.jpg?w=303&amp;ssl=1 303w" sizes="(max-width: 202px) 100vw, 202px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4694" class="wp-caption-text">About Time</figcaption></figure></p>
<p><strong>About Time filmi</strong>; Zamanı kullanarak insan ilişkilerinin ne kadar çok heyecanını kaçırabildiğini gösteren keyifli bir o kadar da eğlenceli bir film.</p>
<p>About Time (Zamanda Aşk) filmi ile aşka dair tüm bildiklerinizi bir kenara bırakıp kendinizi çok güzel duyguların içerisinde hissedeceksiniz.</p>
<p>Antidepresan olması için gerçekten mükemmel bir aşk filmi.</p>
<p>Aşk, her zaman acı, gözyaşı ve mutsuzluk getirmez.&nbsp;About Time filmini izleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>6. <span style="color: #0000ff;">Little Miss Sunshine</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/GOQrrlz-u_I?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Jonathan Dayton, Valeri Faris</li>
<li>Senarist: Michael Admt</li>
<li>Oyuncular: Abigail Kathleen, Paul Franklin Dano, Steven John Carell</li>
<li>IMDB Puanı: 7,9</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4702" aria-describedby="caption-attachment-4702" style="width: 207px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Little-Miss-Sunshine.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4702 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Little-Miss-Sunshine-207x300.jpg?resize=207%2C300" alt="Little Miss Sunshine" width="207" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Little-Miss-Sunshine.jpg?resize=207%2C300&amp;ssl=1 207w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Little-Miss-Sunshine.jpg?w=230&amp;ssl=1 230w" sizes="(max-width: 207px) 100vw, 207px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4702" class="wp-caption-text">Little Miss Sunshine</figcaption></figure></p>
<p><strong>Little Miss Sunshine filmi</strong>; Küçük kızları için bir yolculuğa çıkan ailenin komik anılarını anlatan kahvaltı sonrası izlenesi bir film.</p>
<p>Little Miss Sunshine (Küçük Gün Aşığım) filmi aşk veya buna bağlı bir sebepten depresyona giren veya depresyona girmesine ramak kalmış kişilere şiddetle tavsiye edilir.</p>
<p>Little Miss Sunshine filmi tam 4 Oscar Ödülü&#8217;ne aday olup bunların ikisini kazanmış güzel bir filmdir.</p>
<p>Bu güzel filmi izlediğinizde kesinlikle pişman olmayacaksınız. Dertlerinizden kurtulacaksınız.</p>
<h2>7. <span style="color: #0000ff;">The Way Way Back</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/6qoaVUdbWMs?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Nat Faxon, Jim Rash</li>
<li>Senarist: John Bailey</li>
<li>Oyuncular: Steve Carrell, Sam Rockwell, Liam James, Annasophia Robb</li>
<li>IMDB Puanı: 7,4</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4709" aria-describedby="caption-attachment-4709" style="width: 203px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Way-Way-Back.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4709 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Way-Way-Back-203x300.jpg?resize=203%2C300" alt="The Way Way Back" width="203" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Way-Way-Back.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Way-Way-Back.jpg?w=213&amp;ssl=1 213w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4709" class="wp-caption-text">The Way Way Back</figcaption></figure></p>
<p><strong>The Way Way Back filmi</strong>; Annesiyle birlikte tatile çıkan Duncan&#8217;ın( Liam James) kendini tanıyarak ve çevresindeki olaylara tanık olarak büyümesini anlatan gençlik filmi.</p>
<p>The Way Way Back (Geri Dönüş Yolu) filmi izlemek isteyeceğiniz güzel bir antidepresan etkisi yaratacak filmlerden bir tanesidir.</p>
<p>Mizahi film unsurları ile dram özelliklerini bir araya toplayan Geri Dönüş Yolu filmi sayesinde kendi huzurunuzu bulacaksınız. Tabi, izlerken alacağınız keyfi söylemeye bile gerek yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>8. <span style="color: #0000ff;">Bridge To Terabithia</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/T2TDSEG57hI?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Gabor Csupo</li>
<li>Senarist: Stephanie Corsalini</li>
<li>Oyuncular: AnnaSophia Robb, Joshua Ryan Hutcherson, Zooey Claire Deschanel,</li>
<li>IMDB Puanı: 7,2</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4698" aria-describedby="caption-attachment-4698" style="width: 203px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Bridge-To-Terabithia.jpg"><img class="wp-image-4698 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Bridge-To-Terabithia-203x300.jpg?resize=203%2C300" alt="Bridge To Terabithia" width="203" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Bridge-To-Terabithia.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Bridge-To-Terabithia.jpg?w=220&amp;ssl=1 220w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4698" class="wp-caption-text">Bridge To Terabithia</figcaption></figure></p>
<p><strong>Bridge To Terabithia filmi</strong>; Güzel bir arkadaşlık başlangıcını anlatan film sürpriz sonuyla şaşırtsa da içinizi ısıtacak bir film.</p>
<p>Bridge To Terabithia (Terabithia Köprüsü), Katherine Paterson&#8217;ın aynı isimli romanından uyarlanan film, Jess adındaki bir çocuğun sihirli hikayesini anlatıyor.</p>
<p>hayal gücünüzün sınırlarını&nbsp;Terabithia Köprüsü filmi ile aşmaya hazır olun ve bu hayal gücünüzle tüm aşmak istediğiniz sıkıntılarınızı aşın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>9. <span style="color: #0000ff;">Intouchoubles</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/34WIbmXkewU?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Oliver Nakache, Eric Toledano</li>
<li>Senarist:-</li>
<li>Oyuncular: Omar Sy, François Cluzet</li>
<li>IMDB Puanı: 8,6</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4701" aria-describedby="caption-attachment-4701" style="width: 419px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/intouchoubles.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4701 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/intouchoubles.jpg?resize=419%2C569" alt="Intouchoubles" width="419" height="569" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/intouchoubles.jpg?w=419&amp;ssl=1 419w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/intouchoubles.jpg?resize=221%2C300&amp;ssl=1 221w" sizes="(max-width: 419px) 100vw, 419px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4701" class="wp-caption-text">Intouchoubles</figcaption></figure></p>
<p><strong>Intouchoubles filmi</strong>; Arkadaşlığın ırk, kültür, din farklılığına inat olabileceğini, sevmenin değer vermenin ne demek olduğunu gösteriyor.</p>
<h2>10. <span style="color: #0000ff;">August Rush</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/oUQ0qxmr2Gc?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Kirsten Sheridan</li>
<li>Senarist: John Mathieson</li>
<li>Oyuncular: Jonathan Rhys Meyers, Alfred Freddie Highmore, Keri Lynn Russell</li>
<li>IMDB Puanı: 7,5</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4696" aria-describedby="caption-attachment-4696" style="width: 299px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/August-Rush.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4696 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/August-Rush.jpg?resize=299%2C443" alt="August Rush" width="299" height="443" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/August-Rush.jpg?w=299&amp;ssl=1 299w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/August-Rush.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w" sizes="(max-width: 299px) 100vw, 299px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4696" class="wp-caption-text">August Rush</figcaption></figure></p>
<p><strong>August Rush filmi</strong>; Müzik ve hayat bu ikili üzerinden giden biriyseniz kesinlikle cuma akşamına bu filmi izlemelisiniz.</p>
<h2>11. <span style="color: #0000ff;">Before We Go</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/VxJsGKn2kyA?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Chris Evans</li>
<li>Senarist: Ronald Bass</li>
<li>Oyuncular: Alice Eve, Chris Evans</li>
<li>IMDB Puanı: 7</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4697" aria-describedby="caption-attachment-4697" style="width: 359px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Before-We-Go-.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4697 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Before-We-Go-.jpg?resize=359%2C500" alt="Before We Go" width="359" height="500" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Before-We-Go-.jpg?w=359&amp;ssl=1 359w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Before-We-Go-.jpg?resize=215%2C300&amp;ssl=1 215w" sizes="(max-width: 359px) 100vw, 359px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4697" class="wp-caption-text">Before We Go</figcaption></figure></p>
<p><strong>Before We Go filmi</strong>; Bir gece de insanın hayatı ne kadar değişebilir ve tercihlerimiz bizleri nereye götürür bu sorulara takık biriyseniz kesinlikle bu filmi izlemelisiniz.</p>
<h2>12. <span style="color: #0000ff;">The Longest Ride</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/FUS_Q7FsfqU?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: George Tillman</li>
<li>Senarist: Nicholas Sparks</li>
<li>Oyuncular: Britt Robertson, Scott Eastwood</li>
<li>IMDB Puanı: 7,1</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4707" aria-describedby="caption-attachment-4707" style="width: 483px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Longest-Ride.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4707 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Longest-Ride.jpg?resize=483%2C780" alt="The Longest Ride" width="483" height="780" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Longest-Ride.jpg?w=483&amp;ssl=1 483w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Longest-Ride.jpg?resize=186%2C300&amp;ssl=1 186w" sizes="(max-width: 483px) 100vw, 483px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4707" class="wp-caption-text">The Longest Ride</figcaption></figure></p>
<p><strong>The Longest Ride filmi</strong>; Samimi bir aşk filmi.</p>
<h2>13. <span style="color: #0000ff;">Hot Fuzz</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/ayTnvVpj9t4?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Edgar Wright</li>
<li>Senarist: Simon Pegg</li>
<li>Oyuncular: Simon Pegg, Nick Frost</li>
<li>IMDB Puanı: 7,9</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4700" aria-describedby="caption-attachment-4700" style="width: 517px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Hot-Fuzz.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4700 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Hot-Fuzz.jpg?resize=517%2C765" alt="Hot Fuzz" width="517" height="765" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Hot-Fuzz.jpg?w=517&amp;ssl=1 517w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Hot-Fuzz.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w" sizes="(max-width: 517px) 100vw, 517px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4700" class="wp-caption-text">Hot Fuzz</figcaption></figure></p>
<p><strong>Hot Fuzz filmi</strong>; Polis ikilisinden eğlenceli ve&nbsp; bol kahkahalı bir serüven.</p>
<h2>14. <span style="color: #0000ff;">Happy Feet</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/hFUC5adf8FE?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: George Miller</li>
<li>Senarist: George Miller</li>
<li>Oyuncular:(seslendirenler): Carlos Alazraqui ,Lombardo Boyar</li>
<li>IMDB Puanı: 6,5</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4699" aria-describedby="caption-attachment-4699" style="width: 290px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Happy-Feet.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4699 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Happy-Feet.jpg?resize=290%2C427" alt="Happy Feet" width="290" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Happy-Feet.jpg?w=290&amp;ssl=1 290w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Happy-Feet.jpg?resize=204%2C300&amp;ssl=1 204w" sizes="(max-width: 290px) 100vw, 290px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4699" class="wp-caption-text">Happy Feet</figcaption></figure></p>
<p><strong>Happy Feet filmi</strong>; İsmi kadar neşeli penguenlerin maceralarına ortak olmak isterseniz ailecek izleyebilirsiniz.</p>
<h2>15. <span style="color: #0000ff;">Ratatouille</span></h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/niD-jahFURU?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Brad Bird, Jan Pinkava</li>
<li>Senarist: Brad Bird</li>
<li>Oyuncular:(seslendirenler):Patton Oswalt, Ian Holm</li>
<li>IMDB Puanı: 9</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4704" aria-describedby="caption-attachment-4704" style="width: 203px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Ratatouille.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4704 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Ratatouille-203x300.jpg?resize=203%2C300" alt="Ratatouille" width="203" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Ratatouille.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Ratatouille.jpg?w=270&amp;ssl=1 270w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4704" class="wp-caption-text">Ratatouille</figcaption></figure></p>
<p><strong>Ratatouille filmi</strong>; Keyifle izleyeceğiniz aşçı faremiz Ratatuy&#8217;un Fransa&#8217;da restorantta&nbsp; nasıl yükseldiğini izleyeceğiniz pixar filmi.</p>
<p>Şişman fare Remy, yemeğe olan düşkünlüğü nedeniyle tek bir hayale sahiptir: Aşçı olabilmek! Bu idealini gerçekleştirmek için Paris&#8217;in yolunu tutan sevimli fare.</p>
<p>Siz de hayallerinizin peşinden gitmek için fare Remy gibi yola çıkabilirsiniz. Asla pes etmemenin ve hayallerin öneminin anlatıldığı mükemmel bir animasyon film.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ve Bonus Filminiz;</p>
<h2><span style="color: #0000ff;">Little Manhattan</span></h2>
<ul>
<li>Yönetmenler:&nbsp;Mark Levin, Jennifer Flackett</li>
<li>Film Müziğinin Bestecisi:&nbsp;Chad Cischer</li>
<li>Oyuncu Direktörü:&nbsp;Douglas Aibel</li>
<li>Sinematografi:&nbsp;Tim Orr</li>
<li>Oyuncular: Josh Hutcherson, Charlie Ray, Cynthia Nixon, Bradley Whitford</li>
<li>Süre: 115 dakika</li>
<li>IMDB puanı: 7,6</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4717" aria-describedby="caption-attachment-4717" style="width: 350px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/little-manhattan.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4717 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/little-manhattan.jpg?resize=350%2C500" alt="Little Manhattan" width="350" height="500" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/little-manhattan.jpg?w=350&amp;ssl=1 350w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/little-manhattan.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4717" class="wp-caption-text">Little Manhattan</figcaption></figure></p>
<p>&#8220;Coşkuyla bilinen Manhattan’da, iki genç arkadaş tüm zamanların en büyük macerasına atılmaya karar verirler. Gabe ve Rosemary neredeyse tüm hayatları boyunca birbirlerini tanıyorlardır, ama karate sınıfında karşı karşıya geldiklerinde ise, birbirlerini yeni bir hayatın içerisinde görürler.&#8221;</p>
<p>Keyifle izlenebilecek, sizi keyifli bir Manhattan gezintisine sürükleyecek pazar günü filmidir. Sıkıntılı bir dönem içindeyseniz açıp izleyin keyifli zaman geçirmenizi sağlayacaktır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antidepresan-niyetine-15-film/">Antidepresan Niyetine 15 Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/antidepresan-niyetine-15-film/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4693</post-id>	</item>
		<item>
		<title>17. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/17-uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/17-uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 27 Jul 2016 12:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Kedi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[film festivalleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema festivali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4613</guid>
				<description><![CDATA[<p>Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali ilk kez 2000 yılında düzenlenmiş ve o günden bu yana Türkiye&#8217;nin en önemli kısa film festivallerinden biri olmuştur. Bu yıl 17. kez düzenlenecek olan International İzmir Short Film Festival (Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali), Türkiye’nin bu alanda düzenlenen en büyük etkinliğidir. Altın Kedi Ödülleri İzmir Kısa Film Festivali’nde ulusal ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/17-uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali/">17. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali</strong> ilk kez 2000 yılında düzenlenmiş ve o günden bu yana Türkiye&#8217;nin en önemli kısa film festivallerinden biri olmuştur. Bu yıl 17. kez düzenlenecek olan <strong>International İzmir Short Film Festival (</strong>Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali), Türkiye’nin bu alanda düzenlenen en büyük etkinliğidir.</p>
<p><figure id="attachment_4615" aria-describedby="caption-attachment-4615" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4615 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali - Altın Kedi Ödülleri" width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi.jpg?w=382&amp;ssl=1 382w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4615" class="wp-caption-text">Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali &#8211; Altın Kedi Ödülleri</figcaption></figure></p>
<h2>Altın Kedi Ödülleri</h2>
<p>İzmir Kısa Film Festivali’nde ulusal ve uluslararası filmler <a href="http://www.sanatduvari.com/izmir-kisa-film-festivali-altin-kedi-odulleri-yarismacilari-belirlendi/"><strong>Altın Kedi Ödülleri</strong></a> için yarışmak için Türkiye ve dünya sinemasından önemli isimler başvuru yapmaya başladı.</p>
<p>Sizin de bir kısa filminiz varsa 17. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali&#8217;ne katılabilirsiniz.</p>
<p>İzmir&#8217;de düzenlenecek 17. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’ne ulusal ve uluslararası kısa filmcilerin son katılım tarihi ise 2 Eylül 2016. Kavul edilen kısa filmlerin gösterim tarihleri ise ilerleyen tarihlerde açıklanacak.</p>
<p>Festivale katılım için internet üzerinden başvuru gerçekleştirilebiliyor.</p>
<h2>Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’ne Katılım Koşulları</h2>
<p>Kısa film festivaline başvuracak sinemacılar festivalin resmi internet sitesinden başvuru formuna ulaşabilirler. Başvururken dikkat edilmesi gereken hususlar ise şu şekildedir:</p>
<ul>
<li>Filminizi film paylaşım sitelerinden birine İngilizce altyazılı yükleyin.</li>
<li>Filmin içinden 2 ekran görüntüsü hazırlayın. (jpg formatında, maksimum 1 Mb boyutunda)</li>
<li>Her bir yönetmene ait 1 fotoğraf hazırlayın. Bu fotoğraf basılı materyallerde kullanılacağı için yönetmenin net şekilde görülmesine dikkat edilmelidir.</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4616" aria-describedby="caption-attachment-4616" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4616 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali-300x231.jpg?resize=300%2C231" alt="International İzmir Short Film Festival" width="300" height="231" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali.jpg?resize=300%2C231&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali.jpg?w=367&amp;ssl=1 367w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4616" class="wp-caption-text">International İzmir Short Film Festival</figcaption></figure></p>
<h3>International İzmir Short Film Festival</h3>
<p>Ulusal ve uluslararası dallarda animasyon, belgesel, deneysel ve kurmaca kategorilerinde yarışmak için tüm kısa film yapımcıları İzmir Kısa Film Festivali’ne katılabilir.</p>
<p>Ayrıca her yıl olduğu gibi festival gösterimleri başladığında sinemaseverleri çok sayıda söyleşi, sergi ve atölye programı beklemektedir.</p>
<p><em>17. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali</em> şimdiden tüm kısa filmcilere ve sinemaseverlere duyurulur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/17-uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali/">17. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/17-uluslararasi-izmir-kisa-film-festivali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4613</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“Çıplak Ada” İçinde Azap</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ciplak-ada-icinde-azap/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ciplak-ada-icinde-azap/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 19 Jul 2016 11:30:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaneto Shindô]]></category>
		<category><![CDATA[şiirsel sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4516</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çıplaklık deyince insanın aklına pek çok şey gelebilir. Çıplaklık namına akla gelebilecek en olumsuz şeyleri bir filmde yönetmenin eliyle perdeye nasıl yansıtırız? Bu sorunun cevabını “Çıplak Ada” filminde bulabiliriz. Çıplak Ada (Hadaka No Shima) Filmi Bir adanın insana verebileceği hiçbir şeyi olamamasına rağmen, karı – koca ve iki çocuktan oluşan bir ailenin kendilerine göre o [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ciplak-ada-icinde-azap/">“Çıplak Ada” İçinde Azap</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Çıplaklık deyince insanın aklına pek çok şey gelebilir. Çıplaklık namına akla gelebilecek en olumsuz şeyleri bir filmde yönetmenin eliyle perdeye nasıl yansıtırız? Bu sorunun cevabını “<strong>Çıplak Ada</strong>” filminde bulabiliriz.</p>
<h2>Çıplak Ada (Hadaka No Shima) Filmi</h2>
<p>Bir adanın insana verebileceği hiçbir şeyi olamamasına rağmen, karı – koca ve iki çocuktan oluşan bir ailenin kendilerine göre o adadan almak istediği çok şey vardır. Adanın çorak topraklarını yeşertmek ve ondan ürün alabilmek bu aile için oldukça meşakkatli bir iştir. Ürün alabilmek için girilen bu zor yolda karı – koca son derece bedbindirler. Yüz ifadeleri adeta bu işi niye yaptıklarını bilemez halde olduklarını göstermektedir. Neredeyse her karış toprağa elleriyle sulayarak can verirler; ancak sanki bu kendi ömürlerinden ömür götürür. Kameranın karı – kocanın ayaklarını takip etmesi izleyiciyle ada sakinlerini adeta bir bütün haline getirir. Arada sırada girilen müzik de olmasa bu azap hiç bitmeyecek gibi kendisini hissettirir.</p>
<p><figure id="attachment_4520" aria-describedby="caption-attachment-4520" style="width: 658px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/the-naked-island.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4520 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/the-naked-island.jpg?resize=640%2C441" alt="Bir adanın insana verebileceği hiçbir şeyi olamamasına rağmen, karı – koca ve iki çocuktan oluşan bir ailenin kendilerine göre o adadan almak istediği çok şey vardır. " width="640" height="441" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/the-naked-island.jpg?w=658&amp;ssl=1 658w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/the-naked-island.jpg?resize=300%2C207&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4520" class="wp-caption-text">Bir adanın insana verebileceği hiçbir şeyi olamamasına rağmen, karı – koca ve iki çocuktan oluşan bir ailenin kendilerine göre o adadan almak istediği çok şey vardır.</figcaption></figure></p>
<p>Tabi ada sakinleri her zaman aynı azabı çekmezler; ürünün hasat dönemi de vardır. Yılın küçük bir anı onca emeğin karşılığını alırken kısa bir rahatlama yaşanır; ancak bu da çok uzun sürmez, yine başa dönülür, yine ağır adımlar, yine bedbin yüzler, yine taşıma suyla değirmen döndüren iki küçük insan…</p>
<p>Bu ailenin bir yıl boyunca başlarına gelebilecek en ilginç olay küçük çocuklarının kocaman bir balık yakalaması olur. Onu, zor da olsa satarlar ve kendilerine yılın bir günü de olsa insan gibi yaşama şansı verirler. Tabi sonrasında yine aynı yere dönerler. Tuzlu suyun ortasında bir damla bile içecek suyun olmadığı çıplak ada.</p>
<p><figure id="attachment_4517" aria-describedby="caption-attachment-4517" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ciplak-ada.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4517 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ciplak-ada.jpg?resize=640%2C272" alt="Adanın çıplak hali filmin her anında izleyiciye de yansır. Çok yalın bir şekilde izleyici kendini adeta aynı sıkıntıları çeker bulur." width="640" height="272" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ciplak-ada.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ciplak-ada.jpg?resize=300%2C128&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4517" class="wp-caption-text">Adanın çıplak hali filmin her anında izleyiciye de yansır. Çok yalın bir şekilde izleyici kendini adeta aynı sıkıntıları çeker bulur.</figcaption></figure></p>
<p>Günler yine sil baştan başlarken bu sefer bu çıplak ada çocuklarından birisini elinden alır bu ailenin. Artık ada düşmanlığını iyice gösterir olmuştur karı – kocaya. Koca buna aldırmaz, kendisini güçlü göstermeye çalışır, ağzından bir tek kelime çıkmaz, günlük yapması gereken neyse onu yapmaya koyulur; ancak yüzündeki acı ifade tam tersini söylemektedir. Kadın gücünün sonuna gelmiştir, dayanacak takati kalmamıştır, adanın toprak bile demeye değmeyecek kumuna isyan eder. Bin bir güçlükle yetiştirdikleri, alnının teriyle büyüyen ürüne saldırır ve toprağa tüm nefretini kusar. Bu anda izleyici kendisini filmin içinde öylesine kaybetmiş hisseder ki, adeta boğulacak gibi olur. “Bu kadın kendini niye denize atmıyor.” diye sorgular; çünkü kendisi orda olsa bunu yapabilecektir. Bu bıkmışlık duygusu insanı öylesine sarmıştır ki, ada artık bir açık hapishanedir. Ancak kadın aradığı desteği kocasından bulamaz; çünkü adamın isyan edecek, hatta bunu dile getirecek bile gücü yoktur. Adamın tek derdi bir an önce burada yaşlanıp ölmek. O da biliyor ki, adadan başka gidebilecekleri yerleri yoktur. Kadın, isyanını toprağa kustuktan sonra ayağa kalkarak kocasına uyar ve toprağa can vermek için dört elle çalışmaya başlar.</p>
<p><figure id="attachment_4519" aria-describedby="caption-attachment-4519" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/hadaka-no-shima.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4519 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/hadaka-no-shima.jpg?resize=640%2C480" alt="uzlu suyun ortasında bir damla bile içecek suyun olmadığı çıplak ada." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/hadaka-no-shima.jpg?w=650&amp;ssl=1 650w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/hadaka-no-shima.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4519" class="wp-caption-text">uzlu suyun ortasında bir damla bile içecek suyun olmadığı çıplak ada.</figcaption></figure></p>
<p>Adanın çıplak hali filmin her anında izleyiciye de yansır. Çok yalın bir şekilde izleyici kendini adeta aynı sıkıntıları çeker bulur. Filmin müziği öyle anlarda devreye girer ki, seyirciye filmde yaşananların sadece film olduğu hatırlatılır. Yoksa seyirci her an filmdeki insanların yükleri altında kalıp can verebilir. Adada ailenin fertleri oldukça net ifadeler sahiptirler. Olaylar karşısında yüz ifadeleri tüm duygularını yansıtır. Filmde kurgu sayesinde insanların adayla aralarındaki gerilim öylesine yüksek dozajda verilir ki, seyirci ilgisini her saniye diri tutar. Özellikle kadın su taşırken; adam ise iş yaparken yüz ifadeleri arasında pinpon topu gibi gidip gelen planlar her an bir şey olacak hissini seyirciye verir.</p>
<p>Son olarak <em>Çıplak Ada</em> filminin yönetmeni <u>Shindô</u>’nun ifadelerini belirteyim: “<em>Hadaka No Shima</em>, doğaya karşı karıncalar gibi çalışan ve mücadele eden insanları perdeye aktaran &#8216;sinemasal bir şiir&#8217;dir.”</p>
<h3>Çıplak Ada Filmi Künyesi</h3>
<ul>
<li>Yönetmen: <strong>Kaneto Shindô</strong></li>
<li>Orijinal İsim: <strong>Hadaka No Shima</strong></li>
<li>İngilizce isim: <strong>The Naked island</strong></li>
<li>Yapım Yılı: 1960</li>
<li>Süre: 94 dk.</li>
<li>İMDB: 8,4</li>
</ul>
<p>Merak mı ettiniz? Sizi Çıplak Ada filmi arama zahmetinden kurtarayım. Aşağıdaki videodan filmi izleyebilirsiniz.</p>
<p>Yorumlarınızı bekliyorum. İyi seyirler.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/watGzwZ6S-c?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ciplak-ada-icinde-azap/">“Çıplak Ada” İçinde Azap</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ciplak-ada-icinde-azap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4516</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Sinemanın Gelişmeme Nedenleri Nelerdir?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-sinemanin-gelismeme-nedenleri-nelerdir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-sinemanin-gelismeme-nedenleri-nelerdir/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 15 Jul 2016 12:51:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Barış Parlatangiller]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Kardeşim Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Kış Uykusu]]></category>
		<category><![CDATA[Mustang]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4467</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kendi ülkesinde çekilen filmi yabancı dil Oscar yarışında Fransa&#8217;ya kaptıracak zihniyetin türevi bir kitle var ki beklentilerini karşılıyor absürt komediyle. Bu durumda beklentiyi karşılayan kitleyi doyurmak için daha fazla nasıl uçuklaşırım sorusuna yönelen yönetmeninden kadrosuna tüm ekip reklamla bu işi kazanıyor; bkz. &#8220;Kardeşim Benim&#8221; adlı film, sırf oyuncu kadrosu yüzünden gişede üste çıkmıştır. Nerede &#8220;Mustang&#8221; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turkiyede-sinemanin-gelismeme-nedenleri-nelerdir/">Türkiye&#8217;de Sinemanın Gelişmeme Nedenleri Nelerdir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kendi ülkesinde çekilen filmi yabancı dil <a href="http://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi/">Oscar</a> yarışında Fransa&#8217;ya kaptıracak zihniyetin türevi bir kitle var ki beklentilerini karşılıyor absürt komediyle. Bu durumda beklentiyi karşılayan kitleyi doyurmak için daha fazla nasıl uçuklaşırım sorusuna yönelen yönetmeninden kadrosuna tüm ekip reklamla bu işi kazanıyor; bkz. &#8220;Kardeşim Benim&#8221; adlı film, sırf oyuncu kadrosu yüzünden gişede üste çıkmıştır. Nerede &#8220;Mustang&#8221; nerede &#8220;Sivas&#8221; illa ödül mü almaları lazım Nuri Abimiz gibi Kış Uykusu’na yönelelim.</p>
<p>Sorun biz izleyici kitlesinde belki kaba olacak ama köpeğe dana eti de verirsen karnını doyurur, tavuk eti verirsen de karnını doyurur. Sektörde bu doğrultuda parayı nereden kazanırıma getirecek tabi işi bu onun. Gidin biraz destek çıkın bağımsız filmlerimize, sinema özgürlüktür; düşünülmeyeni düşündürtür; bilmediğin küfürleri öğrenmek için karşımıza çıkmaz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turkiyede-sinemanin-gelismeme-nedenleri-nelerdir/">Türkiye&#8217;de Sinemanın Gelişmeme Nedenleri Nelerdir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-sinemanin-gelismeme-nedenleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4467</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İstediğiniz Her Şeyi Sorabilir Misiniz Gerçekten?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/istediginiz-her-seyi-sorabilir-misiniz-gercekten/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/istediginiz-her-seyi-sorabilir-misiniz-gercekten/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 14 Jul 2016 05:00:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[Alacakaranlık]]></category>
		<category><![CDATA[Allison Burnett]]></category>
		<category><![CDATA[Britt Robertson]]></category>
		<category><![CDATA[Christian Slater]]></category>
		<category><![CDATA[Justin Long]]></category>
		<category><![CDATA[Katie Kampenfelt]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Sheen]]></category>
		<category><![CDATA[Undiscovered Gyrl]]></category>
		<category><![CDATA[Vampir Günlükleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4441</guid>
				<description><![CDATA[<p>18 yaşındaki Katie Kampenfelt için öyleydi&#8230; 2014 yılı bağımsız bir yapım olan &#8220;Ask Me Anything&#8221; filminin yönetmen koltuğunda Allison Burnett oturmaktadır. Kendi yazmış olduğu &#8216;Undiscovered Gyrl&#8216; isimli romanından da uyarlama senaryo görevini kendisi üstlenmiştir. Ask Me Anything Başrollerinde Britt Robertson, Christian Slater, Justin Long&#160; ve Martin Sheen &#8216;in yer aldığı filmimizde, sevimli, şirin ve özgür [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/istediginiz-her-seyi-sorabilir-misiniz-gercekten/">İstediğiniz Her Şeyi Sorabilir Misiniz Gerçekten?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>18 yaşındaki <strong>Katie Kampenfelt</strong> için öyleydi&#8230;</p>
<p>2014 yılı bağımsız bir yapım olan &#8220;<strong>Ask Me Anything&#8221; </strong>filminin yönetmen koltuğunda <strong>Allison Burnett</strong> oturmaktadır. Kendi yazmış olduğu <strong>&#8216;Undiscovered Gyrl</strong>&#8216; isimli romanından da uyarlama senaryo görevini kendisi üstlenmiştir.</p>
<h2>Ask Me Anything</h2>
<p>Başrollerinde <strong>Britt Robertson</strong>, <strong>Christian Slater</strong>, <strong>Justin Long</strong>&nbsp; ve <strong>Martin Sheen</strong> &#8216;in yer aldığı filmimizde, sevimli, şirin ve özgür ruhlu <strong>Katie</strong> liseden mezun olduktan sonra eğitimine 1 yıl ara vermeye karar veriyor. Bu süre zarfında birçok farklı erkekle yaşadığı cinsel deneyimi bir blogda dünya ile paylaşmaya karar veriyor. Kimselere anlatamadığı duygularını, endişelerini ve sevinçlerini anlatıyor ama anlatırken geleceğine dair yaşadığı korkunun kendisine neler yaptığını fark ediyor.</p>
<p><figure id="attachment_4444" aria-describedby="caption-attachment-4444" style="width: 546px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ask-me-anyying-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4444 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ask-me-anyying-filmi.jpg?resize=546%2C677" alt="Ask Me Anything" width="546" height="677" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ask-me-anyying-filmi.jpg?w=546&amp;ssl=1 546w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ask-me-anyying-filmi.jpg?resize=242%2C300&amp;ssl=1 242w" sizes="(max-width: 546px) 100vw, 546px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4444" class="wp-caption-text">Ask Me Anything</figcaption></figure></p>
<p>Aynı zamanda, ilişki yaşadığı erkeklerden biri olan öğretmeni ile bir süredir devam eden birlikteliklerinin ardından onun kendisini reddetmesi sonucu içinde yaşadığı derinliği de görüyor.</p>
<p><strong>&#8220;(Bu kısım spoiler içermektedir!!! Bilginize&#8230;)&nbsp;</strong>Hayatına dair yazdığı ve paylaştığı birçok bilgiden <strong>Katie</strong>&#8216;nin gerçekten özgüvenli bir kız olduğunu düşünüyoruz. Hatta anlattıklarının gerçekliğine öyle kapılıyoruz ki bunların sadece basit bir yalandan ibaret olduğunu anlamamız bizleri şaşırtmakla soğuk duşlu bir karmaşaya ve kendi hayatımızı sorgulamaya itiyor.<strong>&#8220;</strong></p>
<p><figure id="attachment_4443" aria-describedby="caption-attachment-4443" style="width: 609px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ask-me-anyting-afis.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4443 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ask-me-anyting-afis.jpg?resize=609%2C854" alt="2014 yılı bağımsız bir yapım olan &quot;Ask Me Anything&quot; filminin yönetmen koltuğunda Allison Burnett oturmaktadır." width="609" height="854" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ask-me-anyting-afis.jpg?w=609&amp;ssl=1 609w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ask-me-anyting-afis.jpg?resize=214%2C300&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 609px) 100vw, 609px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4443" class="wp-caption-text">2014 yılı bağımsız bir yapım olan &#8220;Ask Me Anything&#8221; filminin yönetmen koltuğunda Allison Burnett oturmaktadır.</figcaption></figure></p>
<p>Gençliğin getirdiği kabullenilme ve sevilme isteği toplumun normlarını tekrardan sorgulamamız gerektiğini bizlere hatırlatıyor. Son dönemde ülkemizde gerçekleşen bir olay bunu bizlere öylesine net hatırlatıyor ki toplu hayatın sahteliğini ve samimiyetsizliğini bir kez daha acımasızca ortaya koyuyor.</p>
<p><em>Şubat ayında 18 yaşındaki genç bir kız öğretmeninin tecavüzüne uğradığını söyleyerek kendini öldürmüştü. Olayın içi yüzü şimdilerde ortaya çıktı ve sessiz bir şekilde her şeyin üzeri örtülüyor. Neden hiç merak ettiniz mi?&#8230;</em></p>
<p><strong>Katie</strong>&#8216;nin yaşadığı olaylar sıradan bir genç kızın başına gelebilecek olaylar. Ne bir özel durumu ne de bir&nbsp; karmaşıklığı, şaşılacak bir yanı var. Asıl bu tepkilerin gösterilmesi gereken nokta genç bir kızın içinde bulunduğu duruma nasıl ve neden gelmiş olduğudur.<br />
Türkiye&#8217;de İzleyenlerin yorumlarını okuduğum zaman kıza kondurdukları &#8220;<strong>k_ş_r</strong>&#8221; ibaresi ve ilişki yaşadığı kendinden yaşça büyük erkeklere &#8220;<strong>p&#8230;&#8230;nk</strong>&#8221; diyerek geçiştirmeleri ise değindim gerçekleri güzelce özetliyor. Ne yazık ki bu durum dünyanın her yeri için geçerli.</p>
<p><figure id="attachment_4446" aria-describedby="caption-attachment-4446" style="width: 520px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Undiscovered-Gyrl-romani.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4446 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Undiscovered-Gyrl-romani.jpg?resize=520%2C288" alt="Başrollerinde Britt Robertson, Christian Slater, Justin Long ve Martin Sheen 'in yer aldığı filmimizde, sevimli, şirin ve özgür ruhlu Katie liseden mezun olduktan sonra eğitimine 1 yıl ara vermeye karar veriyor. Bu süre zarfında birçok farklı erkekle yaşadığı cinsel deneyimi bir blogda dünya ile paylaşmaya karar veriyor. " width="520" height="288" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Undiscovered-Gyrl-romani.jpg?w=520&amp;ssl=1 520w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Undiscovered-Gyrl-romani.jpg?resize=300%2C166&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4446" class="wp-caption-text">Başrollerinde Britt Robertson, Christian Slater, Justin Long ve Martin Sheen &#8216;in yer aldığı filmimizde, sevimli, şirin ve özgür ruhlu Katie liseden mezun olduktan sonra eğitimine 1 yıl ara vermeye karar veriyor. Bu süre zarfında birçok farklı erkekle yaşadığı cinsel deneyimi bir blogda dünya ile paylaşmaya karar veriyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Brunett</strong> kitabın gerçek bir olaydan esinlenilmediğini söylüyor ama anlatılanların gerçekliği romanın sevenlerini soru işaretlerine sürüklemekte. Kitap, genç yetişkinlere yönelik olup şahsen yetişkinlerinde okuması gerektiği görüşündeyim.</p>
<p>Ülkemizde şimdilerde <strong>Vampir Günlükleri</strong>, <strong>Açlık Oyunları </strong>ve <strong>Alacakaranlık </strong>gibi klişe kitaplara değer üzerine değer biçilmesi yerine yurt dışında kitapları çok satan Amerikalı yazar <strong>Allison Burnett</strong>&#8216;in önemli bir değerinin olması gerekiyor.</p>
<p><strong>IMDB</strong>&#8216;den 6 gibi biraz düşük bir puan almış olsa da izleyenlerin bahsettiği gibi <strong>çok saçma</strong> ve <strong>gereksiz bir film</strong> olmadığı düşüncesindeyim.<br />
<strong><br />
Unutmayalım ki, bazı şeylere karşı körü körüne inanmak kesinlikle kendi kendimizi kandırmak ve sadece basit vicdanlarımızı rahatlamak için yaratılan bir düzmecedir.</strong></p>
<p>Bu film konusunda <u>kendi görüşünüzü</u> oluşturmanız ümidiyle,</p>
<p><strong>İyi seyirler&#8230;</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/istediginiz-her-seyi-sorabilir-misiniz-gercekten/">İstediğiniz Her Şeyi Sorabilir Misiniz Gerçekten?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/istediginiz-her-seyi-sorabilir-misiniz-gercekten/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4441</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SETEM’den Abbas Kiyarüstami Paneli 10 Aralık&#8217;ta</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/setemden-abbas-kiyarustami-paneli-10-aralikta/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/setemden-abbas-kiyarustami-paneli-10-aralikta/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 12 Jul 2016 13:06:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[4. BAK Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Abbas Kiyarüstami]]></category>
		<category><![CDATA[İran Yeni Dalgası]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Güleryüz]]></category>
		<category><![CDATA[Reza Siami]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Oylum]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema ve Televizyon Eseri Sahipleri Meslek Birliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4415</guid>
				<description><![CDATA[<p>4 Temmuz’da kanser tedavisi için gittiği Paris’te hayatını kaybeden İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstami anısına SETEM’de (Sinema ve Televizyon Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Abbas Kiyarüstami’nin Ardından ismiyle 16 Temmuz Cumartesi günü saat 18.00’de bir panel düzenlenecekti. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle panel ertelenmişti. Ertelenen Kiyarüstami Paneli 10 Aralık&#8217;ta 15 Temmuz’daki darbe girişiminden ötürü yapılamayan Kiyarüstami [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/setemden-abbas-kiyarustami-paneli-10-aralikta/">SETEM’den Abbas Kiyarüstami Paneli 10 Aralık&#8217;ta</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>4 Temmuz’da kanser tedavisi için gittiği Paris’te hayatını kaybeden İranlı yönetmen <strong>Abbas Kiyarüstami</strong> anısına <strong>SETEM</strong>’de (Sinema ve Televizyon Eseri Sahipleri Meslek Birliği) <strong>Abbas Kiyarüstami’nin Ardından </strong>ismiyle 16 Temmuz Cumartesi günü saat 18.00’de bir panel düzenlenecekti. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle panel ertelenmişti.</p>
<h2>Ertelenen Kiyarüstami Paneli 10 Aralık&#8217;ta</h2>
<p>15 Temmuz’daki darbe girişiminden ötürü yapılamayan <strong>Kiyarüstami Paneli</strong>, <strong>4. BAK Film Festivali</strong> kapsamında; &nbsp;10 Aralık Cumartesi günü yapılacak.</p>
<p>Programda; İran&#8217;da Azeri Türkçesiyle çekilen kısa filmlerden oluşan bir seçkinin gösteriminin ardından, Temmuz ayında kaybettiğimiz İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstami&#8217;nin filmlerinden bölümler gösterilerek sinema anlayışına odaklanılan Kiyarüstami paneli dinleyicilerini bekliyor olacak.</p>
<p>Saat 14.00’te yapılacak kısa film gösterimlerinden sonra 15.00’de İranlı yönetmen Reza Siami ve sinema yazarı Rıza Oylum birer konuşma yapıp Kiyarüstami filmlerinden bölümler göstererek filmlerini analiz edecekler.</p>
<p>Panele; SETEM başkanı, yönetmen <strong>Mehmet Güleryüz</strong>, İranlı yönetmen <strong>Reza Siami</strong> ve sinema yazarı <strong>Rıza Oylum</strong> konuşmacı olarak katılacaklar.</p>
<p>Panelde; Kiyarüstami’nin hayatı, filmleri ve İran sinemasındaki yeri masaya yatırılıp filmlerinden bölümler gösterilecek.</p>
<h2>Abbas Kiyarüstemi</h2>
<p>Dünya çapında tanınan ve takdir gören İranlı yönetmen, senarist ve yapımcıdır. 1970&#8217;ten bu yana sinema alanında çalışan <strong>Kiyarüstemi</strong>, kısa film ve belgeseller de dahil olmak üzere, 40&#8217;tan fazla filmde çalıştı. Özellikle Köker Üçlemesi, Kirazın Tadı ve Rüzgâr Bizi Sürükleyecek filmleriyle dikkat çekti ve eleştirel başarı kazandı.</p>
<p>İran sinemasında 1960&#8217;ların sonlarında başlayan İran Yeni Dalgası akımı yönetmenlerindendir. Bu akım yönetmenlerinin belirgin ortak özelliklerinden bazıları, şiirsel diyaloglar ve politik ve felsefi konularla ilgili alegorik hikâye anlatma tarzıdır.</p>
<p>Çocuk kahramanlar kullanmak, belgesel tarzı hikâye anlatımı, kırsal bölgelerde geçen filmler, arabaların içinde geçen diyalogların yoğunluğu ve genelde sabit kamera kullanımı <em>Kiyarüstemi</em>&#8216;nin en belirgin özellikleridir. Diyaloglarda, film adlarında ve temalarında İran şiirinden de çokça yararlanır.</p>
<h3><strong>Panel Adresi</strong></h3>
<p>Ergenekon Cad. Ahmetbey Plaza No: 10 Kat: /8&nbsp; Pangaltı / İstanbul</p>
<p>Telefon: 0 212 230 15 08</p>
<p>www.setem.org.tr</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/setemden-abbas-kiyarustami-paneli-10-aralikta/">SETEM’den Abbas Kiyarüstami Paneli 10 Aralık&#8217;ta</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/setemden-abbas-kiyarustami-paneli-10-aralikta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4415</post-id>	</item>
		<item>
		<title>20 Yıllık Bekleyiş: Kurtuluş Günü Filmi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/20-yillik-bekleyis-kurtulus-gunu-filmi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/20-yillik-bekleyis-kurtulus-gunu-filmi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 11 Jul 2016 11:30:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belen Uzunkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[uzay savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[uzaylı filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Will Smith]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4391</guid>
				<description><![CDATA[<p>20 Yıllık Bekleyiş Hüsranla Son Buldu Geçtiğimiz günlerde Kurtuluş Günü 2 (Independence Day: Resurgence) filmini izleme fırsatı buldum. Sonunda iple çektiğim bir yenisini izlemek için 20 yıl gibi bir süre beklediğim filmi izleyeceğim için çok heyecanlıydım fakat sonu aynı heyecanla bitmedi maalesef tam bir hüsran ile bitti. Kurtuluş Günü 2 (Independence Day: Resurgence) Çocukken izlediğim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/20-yillik-bekleyis-kurtulus-gunu-filmi/">20 Yıllık Bekleyiş: Kurtuluş Günü Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>20 Yıllık Bekleyiş Hüsranla Son Buldu</h2>
<p>Geçtiğimiz günlerde <strong>Kurtuluş Günü 2</strong> (<strong>Independence Day: Resurgence</strong>) filmini izleme fırsatı buldum. Sonunda iple çektiğim bir yenisini izlemek için 20 yıl gibi bir süre beklediğim filmi izleyeceğim için çok heyecanlıydım fakat sonu aynı heyecanla bitmedi maalesef tam bir hüsran ile bitti.</p>
<h2>Kurtuluş Günü 2 (Independence Day: Resurgence)</h2>
<p>Çocukken izlediğim ilk filmi çok beğenmiş zaman geçse de her zaman sıkılmadan izlemeye devam etmişimdir. Döneminde yayınlanan en güzel ve ilgi çekici uzaylı filmlerinden birisiydi. Tabii benim için Will Smith’in de oluşu ayrı bir etkendi. Her zaman kendime sorardım bu güzel filmin bu kadar hayranı/takipçisi varken, talep varken neden bir ikincisi çekilmiyor. Gün geldi yetkililer açıkladı <strong>Kurtuluş Günü 2</strong> çekilecekti.</p>
<p><figure id="attachment_4394" aria-describedby="caption-attachment-4394" style="width: 324px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Kurtulus-Gunu-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4394 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Kurtulus-Gunu-2.jpg?resize=324%2C156" alt="Kurtuluş Günü filmi, döneminde yayınlanan en güzel ve ilgi çekici uzaylı filmlerinden birisiydi" width="324" height="156" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Kurtulus-Gunu-2.jpg?w=324&amp;ssl=1 324w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Kurtulus-Gunu-2.jpg?resize=300%2C144&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 324px) 100vw, 324px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4394" class="wp-caption-text">Kurtuluş Günü filmi, döneminde yayınlanan en güzel ve ilgi çekici uzaylı filmlerinden birisiydi</figcaption></figure></p>
<p>İlk hüsranı Will Smith’in olmayacağını öğrendiğimde yaşadım aslında ama koca bir filmi tek bir oyuncuya mal etmek olmazdı zaten. Sonuçta bir senaryo vardır yönetmene bağlı olarak film güzel de olabilir kötü de olabilir. Oyuncu kadrosunda yeni isimlere de yer verirken bazı olmazsa olmaz karakterleri de görecek olmak beni mutlu etmişti.</p>
<p>Geçmişimde izi olan <strong>Kurtuluş Günü 2</strong> filmine vefamı göstermek için biletimi aldım ve filme girdim. Tamam biz vefalı olabiliriz ama sadece eski sevdiğimiz karakterleri filme koyup geri kalanına özen göstermezseniz bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Gözde karakterleri kullanarak bu filmi kurtaramadınız çünkü senaryosundan olay akışına her şey çok kötüydü.</p>
<p><figure id="attachment_4395" aria-describedby="caption-attachment-4395" style="width: 576px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/kurtulus-gunu.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4395 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/kurtulus-gunu.jpeg?resize=576%2C324" alt="Independence Day 2'de bir çok özel efekt görüntüsü yer almaktadır." width="576" height="324" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/kurtulus-gunu.jpeg?w=576&amp;ssl=1 576w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/kurtulus-gunu.jpeg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4395" class="wp-caption-text">Independence Day 2&#8217;de bir çok özel efekt görüntüsü yer almaktadır.</figcaption></figure></p>
<p><em>Kurtuluş Günü 2</em> filminin genel aydınlatması özellikle uzay ve aksiyon sahnelerinde çok ama çok kötüydü. Işık o kadar azdı ki düşünün sinema salonun da bile neler olup bittiğini anlamaya çalışmak zor oldu. Filmde anlamakta zorlandığım bir çok özel efekt görüntüsü vardı. Ayrıca çok kalabalık karmaşık belli belirsiz sahneler vardı. Yeni karakterler hiç sıcak gelmedi bana hiç güzel bir şekilde oturtulamamışlar filmin içine çok üzgünüm. İlk filmdeki uzaylıların uyandırdığı gizem bu filmde yoktu maalesef. Uzaylılara alışıyor hatta uzaylıdan çok canavar gibi görmeye başlıyoruz onları. Halbuki ilk filmde bir uzaylıyı görecek olma düşüncesi bile korkutucu oluyordu. Ayrıca uzaylıların çok çok mekanikleşmiş olması da beğenmediğim ayrı bir konuydu.</p>
<p>Imbd film puanlamasına bakmadan gittiğim <strong>Independence Day: Resurgence</strong> filminde, bakmamamın sebebi ise etkilenmek istemememdi; fakat puanlamayı görünce az da olsa rahatladım. Neyse ki tek beğenmeyen ben değilmişim. İzlemeden önce baksam puanı görsem gene giderdim ama sadece isminden ötürü giderdim. Bu şartlarda başka bir filme gitmem söz konusu bile olmaz normalde.</p>
<p><figure id="attachment_4392" aria-describedby="caption-attachment-4392" style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/independence-day.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4392 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/independence-day.jpg?resize=640%2C270" alt="Kurtuluş Günü 2 filmi" width="640" height="270" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/independence-day.jpg?w=720&amp;ssl=1 720w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/independence-day.jpg?resize=300%2C127&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4392" class="wp-caption-text">Kurtuluş Günü 2 filmi</figcaption></figure></p>
<p>Eğer bu filmin hayranıysanız elbette ki filme gidin görün. Zaten bunu istiyorsunuz ama çok büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaksınız. Merak ettiği için bu filme gitmeyi düşünenler varsa da ilk filmi izlemiş olmanıza gerek yok ama gitmenizi üzülerek tavsiye etmiyorum. TSG Entertaiment’dan izlediğim ilk ve tek kötü film maalesef bu film oldu. Keşke hiç bu filmi yapmasaydınız ve biz sizi hep güzel hatırlasaydık.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/20-yillik-bekleyis-kurtulus-gunu-filmi/">20 Yıllık Bekleyiş: Kurtuluş Günü Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/20-yillik-bekleyis-kurtulus-gunu-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4391</post-id>	</item>
		<item>
		<title>American Beauty: Bir Ailenin Çöküşünün Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/american-beauty-bir-ailenin-cokusunun-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/american-beauty-bir-ailenin-cokusunun-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 10 Jul 2016 06:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Güneş Özcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[BAFTA]]></category>
		<category><![CDATA[BAFTA Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film]]></category>
		<category><![CDATA[Kevin Spacey]]></category>
		<category><![CDATA[Mena Suvari]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Sam Mendes]]></category>
		<category><![CDATA[Thora Birch]]></category>
		<category><![CDATA[Wes Bentley]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4361</guid>
				<description><![CDATA[<p>İnsanlara baktığımızda ne görürüz? Bir genç kızın yüzünde oluşan o taze heyecanı mı, merakın getirdiği şüpheleri ve arzuları mı, yılların yorgunluğuyla çalışmaktan bıkmış bir adamın sorumluluklarından kaçışını mı veya daha fazlası için her şeyi yapabilecek hırslı bir kadını mı? Eğer tüm bunların ardındakini görmek istiyorsanız, ‘look closer’ American Beauty 1999 yapımı American Beauty filminin sloganı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/american-beauty-bir-ailenin-cokusunun-hikayesi/">American Beauty: Bir Ailenin Çöküşünün Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlara baktığımızda ne görürüz? Bir genç kızın yüzünde oluşan o taze heyecanı mı, merakın getirdiği şüpheleri ve arzuları mı, yılların yorgunluğuyla çalışmaktan bıkmış bir adamın sorumluluklarından kaçışını mı veya daha fazlası için her şeyi yapabilecek hırslı bir kadını mı? Eğer tüm bunların ardındakini görmek istiyorsanız, ‘<em>look closer’</em></p>
<h2>American Beauty</h2>
<p>1999 yapımı <strong>American Beauty</strong> filminin sloganı <em>‘look closer’. </em>Filmin yönetmeni <strong>Sam Mendes</strong>, filmi izlerken bir şeylere daha yakından bakmamızı, aslında günlük hayatta karşılaştığımız olaylara daha dikkatli yaklaşırsak arkasındaki gerçekleri görebileceğimize inanıyor. Başrollerini <em>Kevin Spacey, Thora Birch, Mena Suvari </em>ve <em>Wes Bentley</em>’nin üstlendiği <u>American Beauty</u> filminde modern bir Amerikan ailesi anlatılıyor. Spacey,<em> (Lester Burnham) </em>filmde magazin dergisinde çalışan bir aile babasını canlandırıyor. Kentin lüks banliyölerinde yaşayan Lester, orta yaş krizini yaşamaktadır. Bu ağır dönemin üstüne karısının onu yeterli görmemesi, kızının kendisini ciddiye almaması ve patronunun da onu aptal yerine koymasıyla işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alır Lester için. İlk başlarda film, Lester’ın bunalımlı hikâyesi gibi gözükürken ilerleyen zamanlarda olaylar çözülmeye başlar. <strong><em>&nbsp;</em></strong></p>
<p><figure id="attachment_4366" aria-describedby="caption-attachment-4366" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Lester-Burnham-Kevin-Spacey-.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4366 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Lester-Burnham-Kevin-Spacey-.jpg?resize=500%2C675" alt="Lester Burnham(Kevin Spacey) " width="500" height="675" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Lester-Burnham-Kevin-Spacey-.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Lester-Burnham-Kevin-Spacey-.jpg?resize=222%2C300&amp;ssl=1 222w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4366" class="wp-caption-text">Lester Burnham(Kevin Spacey)</figcaption></figure></p>
<p><strong>American Beauty</strong> filminde Wes Bentley’nin canlandırdığı <em>Ricky Fitts</em> karakteri, Lester’ın karşı binasında oturmaktadır. Babasının otoriter karakterinin altında biraz pasif kalan Ricky, Lester’ın kızı Jane’i izlemeye başlar. Jane’in yüzündeki hüzün ve karamsarlık Ricky’i gün geçtikçe daha da etkiler. Jane, birçok yaşıtı gibi kendini beğenmemektedir. Aynadaki görüntüsünden huzursuzluk duyan bir genç kızdır.</p>
<p>Diğer yanda da Jane’in güzel arkadaşı Angela vardır. Ergenliğe girmesiyle kendi potansiyelinin farkına varır ve tavırlarında kadınlığını kullanmaktan çekinmez. Jane’in aksine özgüveni yerindedir. Okulda düzenlenen basketbol takımının maçı öncesi yaptıkları gösteride de Lester’ın dikkatini çeker ve Lester uzun bir süre onun etkisinden çıkamaz. Sorumluluklardan bir anlığına olsun kaçmak istercesine Angela’nın diri ve taze vücudunun hayaline sığınır.</p>
<p><figure id="attachment_4363" aria-describedby="caption-attachment-4363" style="width: 547px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Jane.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4363 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Jane.jpg?resize=547%2C233" alt="Jane" width="547" height="233" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Jane.jpg?w=547&amp;ssl=1 547w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Jane.jpg?resize=300%2C128&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 547px) 100vw, 547px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4363" class="wp-caption-text">Jane</figcaption></figure></p>
<p><em>American Beauty</em> filminde Annette Bening’in canlandırdığı Carolyn karakteri Lester’ın eşidir.&nbsp; Emlakçılık yaparak para kazanmaktadır ve hırslı karakterinden dolayı her zaman daha fazlasını istemeye hazırdır. Bu tutumu eşiyle olan ilişkisine de yansır. Lester’ın işteki performansından tutun da kendisine olan davranışına kadar her yönünü aşağılamaktadır. Lester’a karşılıksa Peter Gallagher’ın canlandırdığı <em>Buddy </em>karakterini gözünde ilah haline getirmiştir. Emlakçılık sektöründe en iyisidir. Maddi gücüyle ve statüsüyle her istediğini elde edebilen güçlü erkek modeli… Carolyn’in hayallerindeki erkektir.</p>
<p>Ricky, her geçen gün elindeki kamerasıyla Jane’e biraz daha yaklaşmayı başarır. Ancak bu sırada Angela da aynı şekilde kendisini düşleyen Lester’ın hayali olmaktan çıkar ve onunla etkileşime girmeye başlar. Lester ise hem orta yaş sendromunun hem de Angela’ya daha iyi gözükebilmenin verdiği endişeyle genç gözükmeye çalışır.</p>
<p><figure id="attachment_4365" aria-describedby="caption-attachment-4365" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/lester-angela.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4365 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/lester-angela.jpg?resize=400%2C220" alt="Lester - Angela" width="400" height="220" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/lester-angela.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/lester-angela.jpg?resize=300%2C165&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4365" class="wp-caption-text">Lester &#8211; Angela</figcaption></figure></p>
<p><strong>American Beauty</strong> filminde sona doğru olaylar daha büyük bir heyecanla gelişmeye başlar ve başladığından daha büyük bir sonla biter. Filmin verdiği mesajlar olsun, şaşırtıcı sonu olsun, oyunculuklar olsun seveni kadar sevmeyeni de olan bir filmdir.</p>
<p><u>American Beauty</u>’den bahsederken şu meşhur ‘poşet’ sahnesini anlatmamak olmaz. Ricky, kamerasıyla sadece Jane’i çekmemiştir. En az Jane kadar ilgisini çeken başka şeyler de vardır. Ölü bir kuş gibi, havada uçuşan bir poşet gibi. Filmde Jane’e çektiklerini gösterir ve o sahne ekrana gelir, ağzından şu sözler dökülür :<em>’Şu zamana kadar çektiğim en güzel şeyi görmek ister misin? Kar yağışına dakikalar kalan günlerden biriydi. Hava elektrik yüklüydü. Neredeyse duyabiliyordun. Ve bu torba oradaydı. Benimle dans ediyordu, oynamam için yalvaran küçük bir çocuk gibi.15 dakika için. İşte o gün fark ettim, her şeyin ardında hayat vardı ve iyilik dolu inanılmaz bir güç. Korkmak için hiçbir neden olmadığına inanmamı istiyordu. Hem de hiç. Video zavallı bir bahane biliyorum. Ama hatırlamama yardım ediyor, hatırlamaya ihtiyacım var. Bazen öyle çok güzellik var ki dünyada, dayanamayacağımı hissediyorum. Ve kalbim içine kapanacak.’</em></p>
<h3>American Beauty, En İyi Film Oscar ve BAFTA&nbsp; Ödüllerine Sahiptir</h3>
<p>En İyi Film Akademi Ödülü, En İyi Film BAFTA Ödülü gibi birçok ödüle sahip bu filmi izlenecekler listenize dâhil etmenizi öneririm. Belki de hayata daha yakından bakmayı öğrenebiliriz. Güzel filmlerle dolu günlere!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/american-beauty-bir-ailenin-cokusunun-hikayesi/">American Beauty: Bir Ailenin Çöküşünün Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/american-beauty-bir-ailenin-cokusunun-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4361</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zamanın Kağıt Hali</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zamanin-kagit-hali/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zamanin-kagit-hali/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Jul 2016 10:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Özhan Morkan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[In Time (Zamana Karşı)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4331</guid>
				<description><![CDATA[<p>Justin Timberlake‘in&#160; In Time (Zamana Karşı) filmini izlediniz mi bilmiyorum. İşleyişi, oyunculuğu eleştirilebilir olan filmin konusu gayet sıra dışı, fakat her ne kadar sıra dışı görünse de aslında temelde günümüz dünyasının tam bir yansımasıdır. İzlemeyenler için kısaca özetleyecek olursam; film paralel bir dünyada ya da gelecekte geçiyor. In Time filmini ilginç kılan ise; tüm dünya [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zamanin-kagit-hali/">Zamanın Kağıt Hali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Justin Timberlake</strong>‘in&nbsp; <strong>In Time (Zamana Karşı)</strong> filmini izlediniz mi bilmiyorum. İşleyişi, oyunculuğu eleştirilebilir olan filmin konusu gayet sıra dışı, fakat her ne kadar sıra dışı görünse de aslında temelde günümüz dünyasının tam bir yansımasıdır. İzlemeyenler için kısaca özetleyecek olursam; film paralel bir dünyada ya da gelecekte geçiyor. <strong>In Time</strong> filmini ilginç kılan ise; tüm dünya insan yaşamının zamanı üzerine kurulmuş olmasıdır. Yani herkes birbirine ömründen zaman verebiliyor ve alabiliyor. Tüm döngü insanların birbirine para vermesi yerine ömründen zaman vermesi üzerine kurulu ve tabi insanoğlunun olduğu her yerde ve tüm zamanlarda olduğu gibi kapitalist sistem bu dünyada da hakim. Yani birkaç kişide çok zaman var, büyük çoğunlukta az zaman var. Nitekim bu filmde de aynı şey söz konusu. Güçlü kapitalislerin yaşamak için milyonlarca yılı var, güçsüz fakirlerin ömürlerini kapitalistler sömürdüğü için &nbsp;kısacık yaşamları var.</p>
<p><figure id="attachment_4332" aria-describedby="caption-attachment-4332" style="width: 672px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/in-time-zamana-karsi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4332 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/in-time-zamana-karsi.jpg?resize=640%2C400" alt="In Time (Zamana Karşı)" width="640" height="400" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/in-time-zamana-karsi.jpg?w=672&amp;ssl=1 672w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/in-time-zamana-karsi.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/in-time-zamana-karsi.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/in-time-zamana-karsi.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/in-time-zamana-karsi.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4332" class="wp-caption-text">In Time (Zamana Karşı)</figcaption></figure></p>
<h2>In Time (Zamana Karşı)</h2>
<p><strong>Zamana Karşı</strong> filmi her ne kadar fantastik görünse de metafiziki durum dışında günümüz dünyası da böyle değil mi? Para dediğimiz şey zamanımız değil mi? O parayı elde etmek için bir çoğumuz istemeye istemeye ömürlerimizden zamanlar harcamadık mı? Zamanımıza karşılık para almıyor muyuz?</p>
<p>Kapitalist mevcut dünya sistemi&nbsp; zamanımızı, ömrümüzü kendi ürettikleri bir kağıt parçasına değiş tokuş ile bizi birer köleye çevirmiş durumda. Şu zamanlarda buna modern kölelik diyorlar. Eski çağlardan kalan kölelik sisteminden hiçbir farkı yok. Tek farkı, nasıl bir köle olabileceğini seçme şansının olmasıdır. Yani sistem ve sistemin en başındakiler ömrümüzden harcadığımız zaman kadar bize bir şeyler veriyorlar.</p>
<p>Yapılan araştırmaya göre neredeyse %80’imiz yaptığı işten memnun değil, yani istemediğimiz bir şeyler yapıyoruz ve ömrümüzün çoğu zamanını buna adıyoruz. Başka bir şekilde açıklayacak olursam eğer; ayda 2000 TL maaş alan bir kadın ay sonunda yine kapitalist sistemin elinde olan sosyal ve güncel medyanın dayatmasıyla gidip 500 TL’ye bir çanta aldığında aslında o çanta ödenen 500 TL değildir. O kadın, o çantaya ömründen 1 hafta vermiştir, farkında değildir. Yine 5 yıl boyunca bir otomobil almak için 60 bin TL para biriktiren bir adam 5 yılın sonunda o arabaya 60 bin TL vermemiştir. O adam, o arabaya 5 yıl ömür vermiştir. 60 bin TL o adamın ömrünün kağıt formatıdır sadece.</p>
<p>Ömrümüzü kağıda çevirdiler ve adını para koydular. Bu parayı bizden almak için bin bir türlü sistem geliştirdiler. Moda dediler, trend dediler, hep daha fazla iste diye her yere sloganlar yaydılar&#8230; İnsanların ömründen çalarak zengin olmuş birini başarının sembolü, idol olarak gösterdiler.</p>
<p>Sadece bir defa yaşayacağımız bu hayatta ömrümüzün her bir saniyesi bile bu kadar değerliyken, günlerimizi, haftalarımız, aylarımız, yıllarımızı ömür hırsızlarına kaptırmamamız dileğiyle…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zamanin-kagit-hali/">Zamanın Kağıt Hali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zamanin-kagit-hali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4331</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ünlü Ressamları Konu Alan En İyi 5 Biyografik Film</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Jul 2016 06:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[biyografik film]]></category>
		<category><![CDATA[Frida]]></category>
		<category><![CDATA[Frida Kahlo]]></category>
		<category><![CDATA[Gustav Klimt]]></category>
		<category><![CDATA[Klimt]]></category>
		<category><![CDATA[Modigliani]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Van Gogh]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Van Gogh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4318</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü ressamların yaşamlarını konu alan filmleri araştırıp ünlü ressamları konu alan en iyi 5 biyografik filmi sizin için bir araya getirdik. Van Gogh, Pablo Picasso, Klimt, Modigliani ve Frida Kahlo’nun hayatlarını konu alan bu filmler hem ressamların eşsiz resimleri hem de filmlerin sinemasal görüntü gücü ile mükemmel bir görsellik sunuyor. Daha fazla uzatmadan gelin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/">Ünlü Ressamları Konu Alan En İyi 5 Biyografik Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü ressamların yaşamlarını konu alan filmleri araştırıp <strong>ünlü ressamları konu alan en iyi 5 biyografik film</strong>i sizin için bir araya getirdik.</p>
<p><strong>Van Gogh, Pablo Picasso, Klimt, Modigliani</strong> ve <strong>Frida Kahlo</strong>’nun hayatlarını konu alan bu filmler hem ressamların eşsiz resimleri hem de filmlerin sinemasal görüntü gücü ile mükemmel bir görsellik sunuyor.</p>
<p>Daha fazla uzatmadan gelin <u>ünlü ressamların hayatlarını konu alan en iyi 5 biyografik film</u>in hangileri olduğuna bakalım:</p>
<p><figure id="attachment_4324" aria-describedby="caption-attachment-4324" style="width: 546px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4324 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg?resize=546%2C419" alt="Van Gogh; &quot;The Langlois Bridge at Arles, 1888&quot;" width="546" height="419" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg?w=546&amp;ssl=1 546w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg?resize=300%2C230&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 546px) 100vw, 546px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4324" class="wp-caption-text">Van Gogh; &#8220;The Langlois Bridge at Arles, 1888&#8221;</figcaption></figure></p>
<h2>5. Lust For Life (Ölmeyen İnsanlar) &#8211; Van Gogh</h2>
<p><strong>Van Gogh</strong>’un (1853-1890) bir din adamından, tutkulu bir ressama dönüşme sürecini oldukça başarılı işleyen film, renkleri ve çerçeveleriyle de Van Gogh’un dünyasına girmeyi başarıyor. Yoksulluk ve yalnızlık içinde geçen bir ömür ve gittikçe artan nöbetlerin esaretinde hayata resimle anlam kazandıran bir dehanın hikayesi.</p>
<p>Van Gogh’un bir din adamından, tutkulu bir ressama dönüşme sürecini oldukça başarılı işleyen film, renkleri ve çerçeveleriyle de Van Gogh’un dünyasına girmeyi başarıyor. Yoksulluk ve yalnızlık içinde geçen bir ömür ve gittikçe artan nöbetlerin esaretinde hayata resimle anlam kazandıran bir dehanın hikayesi…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/WRjKDxdmdU0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Vincente Minnelli, George Cukor</li>
<li>Oyuncular: Kirk Douglas, Anthony Quinn, James Donald</li>
</ul>
<p>Van Gogh’u başarıyla canlandıran Kirk Douglas’a, yakın arkadaşı Gauguin rolünde Anthony Quinn ve kardeşi Teo olarak James Donald eşlik ediyor…</p>
<p><figure id="attachment_4322" aria-describedby="caption-attachment-4322" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4322 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg?resize=640%2C858" alt="Picasso; &quot;The Dream, 1932&quot;" width="640" height="858" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg?w=650&amp;ssl=1 650w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg?resize=224%2C300&amp;ssl=1 224w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4322" class="wp-caption-text">Picasso; &#8220;The Dream, 1932&#8221;</figcaption></figure></p>
<h2>4. Surviving Picasso (Picasso’yla Yaşamak)</h2>
<p>Senaryo, <strong>Picasso</strong>’yu terketmeyi başarabilmiş olan tek kadın Françoise Gilot’un anılarından derlenmiş. Françoise Gilot bir sanat öğrencisi iken, ünlü ressam Pablo Picasso’nun (1881-1973) hayatına girer ve birçok resmi için ona esin kaynağı olur. Sanat tarihinin gerçek bir olayından yola çıkan film, geniş kitlelerin beğenisini kazandı.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/DL1-FNcQZW8?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: James Ivory</li>
<li>Oyuncular: Anthony Hopkins, Julianne Moore, Natascha McElhone, Peter Eyre</li>
</ul>
<p>Arianna Huffington&#8217;un kitabından uyarlanmış olan film, Picassonun en büyük esin kaynağı olan kadınlarla ilişkilerini onlardan biri olan Françoise Gilotun dilinden aktarıyor. Filmde, kadınlara karşı acımasız ve bencil bir Picasso izliyoruz. Yine de,resim yaparken onu izlemek, kendini tanrılaştırmakta pek de haksız olmadığı hissini yaratıyor. Picassoyu canlandıran Antony Hopkins, her zamanki gibi seyirciyi memnun edecek bir bir performans sergiliyor.</p>
<p><figure id="attachment_4320" aria-describedby="caption-attachment-4320" style="width: 546px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4320 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg?resize=546%2C560" alt="Klimt; &quot;The Kiss, 1907-1908&quot;" width="546" height="560" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg?w=546&amp;ssl=1 546w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg?resize=293%2C300&amp;ssl=1 293w" sizes="(max-width: 546px) 100vw, 546px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4320" class="wp-caption-text">Klimt; &#8220;The Kiss, 1907-1908&#8221;</figcaption></figure></p>
<h2>3. Klimt</h2>
<p>Şilili yönetmen Raoul Ruiz, Klimt’te Avusturyalı ressam <strong>Gustav Klimt</strong>’in (1862-1918) hayatını anlatıyor. Gustav Klimt, aslında ilk olarak süslemecilik sanatı aracılığıyla resimle tanışıyor. Gençliğinde kardeşi ve bir arkadaşıyla beraber kurdukları grup Viyana’da pek çok önemli yerin süslemesini yapıyor ve Klimt bu sayede ülkede ün yapıyor. Film, bu kısımlara hiç değinmiyor ve Klimt’i 1900’lerin başında Paris’te açmış olduğu fuar vasıtasıyla izleyicilere tanıtıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/_hPdN2QBTeY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Raoul Ruiz,</li>
<li>Oyuncular: John Malkovich, Veronica Ferres, Saffron Burrows</li>
</ul>
<p>Yönetmenliğini Raoúl Ruiz&#8217;in yapmış olduğu 2006 sinema yapımında ressam Klimt&#8217;in hayatını konu almaktadır.Oldukça başarılı bir yapıma imza atan filmin başrol oyuncuları John Malkovich, Stephen Dillane ve Veronica Ferres yer almaktadır.</p>
<p><figure id="attachment_4321" aria-describedby="caption-attachment-4321" style="width: 514px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4321 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg?resize=514%2C819" alt="Modigliani; &quot;Jeanne Hébuterne, 1918&quot;" width="514" height="819" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg?w=514&amp;ssl=1 514w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg?resize=188%2C300&amp;ssl=1 188w" sizes="(max-width: 514px) 100vw, 514px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4321" class="wp-caption-text">Modigliani; &#8220;Jeanne Hébuterne, 1918&#8221;</figcaption></figure></p>
<h2>2. Modigliani</h2>
<p>Cemal Süreya’nın Aslan Heykelleri şiirine konu olan İtalyan ressam <strong>Amedeo Clemente Modigliani</strong>’nin (1884-1920) yoksulluğu, giyimi, kadın sevgisi, yarattığı eserler, aşkları, hatta sanatını gölgeleyebilecek trajik yaşam öyküsü anlatılıyor filmde. Filmde ışığın ve hüznün ressamı Modigliani’ye tutkuyla aşık karısı Jeanne’e ve birbirlerine düşman ama bir o kadar da birbirlerine hayran Picasso’yla ilişkileri çok etkileyici sahnelerle anlatılıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/GCN-p5_HT_M?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Mick Davis</li>
<li>Oyuncular: Andy Garcia, Elsa Zylberstein, Omid Djalili</li>
</ul>
<ol>
<li>yüzyılda yaşamış olan, üretmiş olduğu eserler ve sahip olduğu düşünce tarzı ile aydınlanma çağının gizli kahramanlarındandır. Bu ressamın en büyük özelliği ise populer olmaya özenmemesi ve gergin sosyeteyi ise her fırsatta yerden yere vurmasıdır. Çağdaşlarına göre hayatını sefalet içerisinde geçirmiş olmasına rağmen büyük saygı duyulan bu usta ressamın hayatı sizlere sunuluyor.Filmde güzel gözleri olan Jeanne&#8217;nin portresini yapacak olan usta ressam genç yaş sayılabilecek bir yaşta 39 yaşında ölmüştür&nbsp;fakat geride bıraktığı eşsiz eserler hala günümüzde bir çok kişiye ilham kaynağı olmaktadır.</li>
</ol>
<p><figure id="attachment_4319" aria-describedby="caption-attachment-4319" style="width: 565px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4319 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg?resize=565%2C750" alt="Frida Kahlo; &quot;Self Portrait, 1930&quot;" width="565" height="750" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg?w=565&amp;ssl=1 565w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg?resize=226%2C300&amp;ssl=1 226w" sizes="(max-width: 565px) 100vw, 565px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4319" class="wp-caption-text">Frida Kahlo; &#8220;Self Portrait, 1930&#8221;</figcaption></figure></p>
<h2>1. Frida</h2>
<p>Yapımcı Nancy Hardin, 1983’te Hayden Herrera’nın araştırmaya dayalı Frida kitabı ilk çıktığında konuyu beğenip tüm stüdyoları gezmiş. Yıllar sonra Frida’nın 1990’ların başında popülerlik kazanmasıyla beraber, bu konu Hollywood’da ilgi çekici bir hal almaya başlamış ve filmin çekilmesine karar verilmiş. Bu dönem içinde bir Frida hayranı olan Salma Hayek de işin yapım aşamasında devreye girmiş. Film Meksikalı ressam <strong>Frida Kahlo</strong>’nun (1907-1954) genç yaşta geçirdiği, dehşet dolu trafik kazasıyla açılıyor. Filmde kocası Diego Rivera ile arasındaki karmaşık ilişki, ünlü komünist teorisyen Troçki’yle arasındaki yasak ve tartışmaya yol açan olaylar, kadınlarla arasındaki romantik ve provokatif karmaşa içinde Frida Kahlo anlatılıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/-CTM7FcY1LE?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Julie Taymor</li>
<li>Oyuncular: Salma Hayek, Alfred Molina, Ashley Judd</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/">Ünlü Ressamları Konu Alan En İyi 5 Biyografik Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4318</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Source Code &#8211; Kendini Tekrar Eden Gün</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/source-code-kendini-tekrar-eden-gun/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/source-code-kendini-tekrar-eden-gun/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 04 Jul 2016 10:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ferhat Eren]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu türü]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu ve fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[Duncan Jones]]></category>
		<category><![CDATA[Jake Gyllenhaal]]></category>
		<category><![CDATA[Michelle Monaghan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4259</guid>
				<description><![CDATA[<p>Minimal Bilim-Kurgu filmlerinin önemli isimlerinden biri olmaya aday, yönetmen Duncan Jones’un ikinci filmidir Kaynak Kod. Film, toplamda birkaç mekan ve üç-dört oyuncuyla geçer lakin mekan ve oyuncu sayılarının kısıtlı olması filmin gerilimine ve heyecanına hiçbir şekilde engel değildir. Keza Duncan Jones’in ilk filmi Moon(2009)’u ele aldığımızda mekan sayısı da oyuncu sayısı da artmış bulunmakta. Burada [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/source-code-kendini-tekrar-eden-gun/">Source Code &#8211; Kendini Tekrar Eden Gün</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Minimal Bilim-Kurgu filmleri</strong>nin önemli isimlerinden biri olmaya aday, yönetmen <strong>Duncan Jones</strong>’un ikinci filmidir <strong>Kaynak Kod</strong>. Film, toplamda birkaç mekan ve üç-dört oyuncuyla geçer lakin mekan ve oyuncu sayılarının kısıtlı olması filmin gerilimine ve heyecanına hiçbir şekilde engel değildir. Keza Duncan Jones’in ilk filmi Moon(2009)’u ele aldığımızda mekan sayısı da oyuncu sayısı da artmış bulunmakta. Burada esas noktalardan birisi de heyecanı &#8211; aksiyonu bol kaliteli bir Hollywood filmi için onlarca farklı mekanlara ve düzinelerce farklı oyunculara ihtiyaç duyulmadığı gerçeğidir.</p>
<h2>Kaynak Kod (Source Code)</h2>
<p>Gelelim filme; Başrolümüz Captain Colter Stevens (<strong>Jake Gyllenhaal</strong>) Afganistan’da askerlik yaparken helikopteri düşmüş, belden aşağısı kesilmek zorunda kalınmış, ağır yaralı haldeyken sadece beyin fonksiyonlarının çalışabileceği özel bir ‘küvez’ içinde ve bilinci açık ama ne olduğundan habersiz bir şekilde ‘yaşayan’ bir vatanseverdir.</p>
<p>Egoist Doktor Rutledge(<strong>Jeffrey Wright</strong>) karmaşık algoritmalardan ve parabolik denklemlerden oluşturduğu, <u>Source Code</u> adını verdiği makine ile uygun deneklerin bilinçlerini zaman içinde 8 dakikalığına geçmişe gönderebilmektedir. Dr. Rutledge’nin emri altındaki yüksek rütbeli asker Colleen Goodwin(Vera Farmiga) ise projeyi yürütmekte ve denek Colter Stevens ile olan iletişimi sürdürmektedir.</p>
<p>Yüzbaşı Colter Stevens, kendisini bir trenin içinde bulur ve karşısında onun daha önce hiç görmediği ama kendisini tanıdığı belli olan güzelim Christina Warren(<strong>Michelle Monaghan</strong>) oturmaktadır. Christina, başrolümüz Colter Stevens’a Sean diye hitap ederek, havadan sudan konuşurken; Colter Stevens olanları anlamlandıramaz, kendisinin asker olduğunu ve en son Afganistan’da bir helikoptere bindiğini söyler. Hepsinin üstüne bir de aynada başkasının (Sean’ın) suratını görünce kafası iyice karışır. Tam ortalığı velveleye verecekken tren ani bir şekilde patlar.</p>
<p>Yüzbaşı Colter Stevens oda büyüklüğünde bir kapsülün içinde uyanır. Karşısında bir ekran vardır ve ekranda Colleen Goodwin onunla konuşur ve bir dizi teste tabi tutar. Goodwin ona trendeki bombayı bulmasını emreder ve sorulan sorulara tatmin edici cevaplar vermeden onu tekrardan geçmişe gönderir. C. Stevens ilk sahnede uyandığı yerden tekrar uyanır, karşısındaki kadın Christina aynı konulardan bahseder, yanından geçen kadın tekrar ayağına kola döker hemen ardından geçen seferki gibi görevli gelir ve biletleri sorar. Yaşanan bütün olaylar birebir aynıdır. Colter Stevens bunun eğitim amaçlı bir simülasyon olduğuna karar verir ve bombayı bulur. Bombayı etkisiz hale getiremeyince, tren yeniden havaya uçar ve C. Stevens yeniden kapsülün içinde uyanır.</p>
<p><figure id="attachment_4260" aria-describedby="caption-attachment-4260" style="width: 560px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kaynak-kod.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4260 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kaynak-kod.jpg?resize=560%2C373" alt="Michelle Monaghan - Jake Gyllenhaal" width="560" height="373" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kaynak-kod.jpg?w=560&amp;ssl=1 560w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kaynak-kod.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kaynak-kod.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 560px) 100vw, 560px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4260" class="wp-caption-text">Michelle Monaghan &#8211; Jake Gyllenhaal</figcaption></figure></p>
<h2>Geçmişe Yolculuk</h2>
<p>Bu sefer kahramanımız, Goodwin ve Dr. Rutledge’den tatmin edici cevaplar ister. Lakin bu sefer de ona bombayı oraya yerleştirip telefon yoluyla patlatan kişiyi bulması görevi verilir. Yüzbaşı Colter Stevens birçok kere daha aynı geçmişe 8 dakikalığına döner ve bombacıyı bulmaya çalışır. Bu esnada fark eder ki geçmişte her zaman aynı olaylar yaşansa da kendisi bu olayların gidişatını değiştirebilmektedir. Birçok başarısız denemenin ardından sonunda bombacıyı bulur.</p>
<p>Bu esnada her seferinde parça parça aldığı cevaplar bize şu hikayeyi anlatır: bu sabah Chikago’da bir tren patlatılmıştır ve bunu yapan kişi öğleden sonra daha büyük bir patlama yapacağını haber verir. <strong>Source Code</strong> adlı makine Savunma Bakanlığından onayını yeni almıştır ve denenmek için beklemektedir. Yüzbaşı Colter Stevens ölmek üzeredir ancak zihinsel olarak <em>Source Code</em> adlı makineye tam uyum sağlamaktadır ve ilgili birim Yüzbaşı Colter Stevens’ın resmi ölüm haberini yayınlar ancak onu geçmişe gönderip görev vermek adına 2 ay boyu bitkisel hayatta tutar. Gün bugündür Yüzbaşı Colter Stevens aynı ana tekrar tekrar giderek görevini tamamlamaya çalışır. Bu sırada tek derdi babasıyla konuşmaktır lakin bu mümkün değildir çünkü babası onun ölüm haberini almıştır bile. Yüzbaşı Colter Stevens, Dr. Rutledge’den bir söz alır; görevi tamamladıktan sonra hayati ünitelerinin fişi çekilecektir ve sonunda ona ölüm huzuru verilecektir.</p>
<p>Bu arada Yüzbaşı Colter Stevens’ı biz sürekli konuşurken görürüz lakin bitkisel hayatta olduğu için düşünmek dışında hiçbir şey yapamaz. Onun konuşmaları C. Goodwin’in bilgisayarına yazı metni olarak gelir. Colter Stevens’ın geçmişe gönderildiği bedenin sahibi olan Sean’ın seçilme sebebi ise; bedenen birbirlerine benzemeleri ve patlayan bombanın Sean’ın oturduğu yere yakın olmasıdır. Yani beden Sean’ın bedenidir lakin bilinç Yüzbaşı Colter Stevens’ın bilincidir. Tabii ki Yüzbaşı Colter Stevens Sean’ın arkadaşı güzelim Christina Warren’a da aşık olmaya başlar. Hatta nasıl olsa 8 dakika sonra her şey baştan alınacak deyip Christina’yı sebepsizce öper. Burada görürüz ki Christina’da aslında Sean’a karşı boş değilmiş. Benim kafama takılan soru ise: tamam Yüzbaşı Colter Stevens’ın bilinci, Sean’ın bedenine yerleşerek geçmişe döndü ama peki ya Sean’ın bilincine ne oldu?</p>
<p>Gelelim esas kritik noktaya. Yüzbaşı Colter Stevens her geçmişe gidişinde bunun ayrı bir dünya olduğunu açık bir şekilde ifade etmese de her yolculuğun bir paralel evren olduğunu hatta bazı paralel evrenlerde birkaç kişinin hayatını kurtardığını iddia eder. Ama Dr. Rutledge buna şiddetle karşı çıkar; açıklayamayacağı parabolik denklemlerden oluşan bu aletin, bir paralel evren yaratmayacağını sadece 8 dakikalığına geçmişte bir sanal tur attıracağını söyler. Yüzbaşı Colter Stevens’ın kurtardığını iddia ettiği kişilerin isimleri kontrol edilir lakin bu isimler ölenler listesindedirler. Yüzbaşı Colter Stevens’ın bu savını kanıtlamak için tek bir yola ihtiyacı vardır, bilincinin gönderildiği geçmişte ölmemek. Son gidişinde bombacıyı teşhis eder ama bu sefer bombacı tarafından vurulur ve yeniden ölür. Zihninin içini tasvir eden küp-odada uyandığında bombacının kim olduğunu söyler ve Amerika’nın kahraman asker ve polisleri bir kez daha seçilmiş kişi(choosen one) sayesinde, bombacıyı yakalayarak günü kurtarır.</p>
<p>Yüzbaşı Colter Stevens’ın son bir isteği vardır; onu geçmişe bir kereliğine daha göndermeleri ve sonrasında onu hayatta tutan aletlerin fişlerinin çekilerek ölüme terkedilmesi. Kapitalist Doktor Rutledge bunu saçma bulur ve kabul etmez lakin vatansever bir askerin hissettiklerini anlayan duygusal C.Goodwin, Yüzbaşı Colter Stevens’ı gizlice bir kez daha geçmişe gönderir. Artık haylice tecrübelenmiş olan Stevens bütün işlerini temizce halleder ve 8 dakikanın dolmasını bekler. 8 dakika dolduğunda tekrar gözlerini küpün içinde açarsa Dr. Rutledge haklıdır paralel evren diye bir şey yoktur ama 8 dakika sonunda yaşamaya devam ederse Stevens kendine bir paralel evren bulmuştur ve orada yaşamaya devam edecektir.</p>
<p>Savunma Bakanlığı tarafından bütün tebrikleri alan acımasız Doktor Rutledge ise Yüzbaşı Colter Stevens’ın hafızasının sıfırlanmasının ve gelecek görevler için hazır tutulmasının emrini verir. Lakin masmavi gözleriyle onurlu asker Goodwin bunu kabul etmez ve gizlice Yüzbaşı Colter Stevens’ın fişini çekmeye gider. Burada ilk defa Yüzbaşı Colter Stevens’ı ‘küvez’in içinde ve belden aşağısı kesik bir şekilde görürüz.</p>
<p>Fırsat bu fırsat diyen Stevens gittiği geçmişte son bir dakika kala güzelim Christina’nın dudaklarına yapışır. 8 dakika dolar, mavi gözlü duygusal ama onurlu asker Goodwin, Yüzbaşı Colter Stevens’ın fişini çeker. Amma ve lakin Yüzbaşı Colter Stevens bilincinin gönderildiği geçmişte yaşamaya devam eder. Bir de bakar ki kızla hala öpüşüyor. Tamam der Doktor Rutledge halt etmiş, işte bu paralel evren ve ben burada bu güzelim hatunla huzurlu bir yaşam kuracağım. He tamam Sean denen adamın vücudundayım, o garibin bilincine ne oldu kim bilir ama banane bundan der. Her ihtimale karşı yaşadığı paralel evrendeki Goodwin’e de mesaj atar: “Hey, Goodwin bugün aslında bir bomba patladı siz beni geçmişe gönderdiniz ama yaptığınız makinenin nelere kadir olduğundan haberiniz yok, bu makine paralel evren yaratıyor ben de farklı bir paralel evrenden geldim. Şu hemen yanında bir küvezin içinde yatan, görev için beklettiğiniz asker var ya, işte o benim. Hadi sağlıcakla.” der. Goodwin şok.</p>
<p>Yüzbaşı Colter Stevens’ı oyanayan Jake Gyllenhaal’a zaten hayranım, beni bu filmde de hayal kırıklığına uğratmadı. Yönetmen Duncan Jones’in ise gelecek filmlerini sabırsızlıkla bekliyorum.</p>
<p>Aynı günün tekrarı konusu 1993 yapımı Groundhog Day filmiyle ön plana çıktı ve çok beğenildi. Konunun çıkışı ise Nietzsche’nin aynı kötü günü tekrar tekrar yaşayan bir adamın hikayesinden geliyor. 2014 yapımı Edge of Tomorrow filmi de yine bu şekilde işlenmiş güzel bir filmdir, tavsiye ederim. Bu tarz filmler aynı sahneyi çok çok farklı açıdan çekmek zorunda kaldıkları ve her birini bize izletmek zorunda kaldıkları için farklı bir kurgu yapısına ve izlerken merak uyandıran bir içeriğe sahip oluyorlar.</p>
<p>Değinmek istediğim bir nokta da Dr. Rutledge konusu. Klasik bir kötü adam, tam bir kapitalist. Süper teknolojik bir alet icat ediyor sonrasında o aleti kullanabilmek için bir felaket olmasını bekliyor. İddiası felaketlerin yol açtığı zararları kontrol altına almak ve terörist eylemleri önleyebilmek ama görünen amacı gücünü ispatlamak; kadere yön verme söylemiyle gücünü ispatlamak. Dr. Rutledge, icadını kullanabileceği bir felaket olmasaydı, belki de kendisi sahte bir felaket oluşturup, icadını kullanma fırsatını kendi kendine sunacaktı. Benim paranoyak tavsiyem; her bilim adamına güvenmeyin, her felaketin gerçekliğine inanmayın.</p>
<p>Paralel evren konusuna gelecek olursak; gerçekte bu sadece bir teoridir, hiçbir kanıtı yoktur ama bazı astrofizikçiler paralel evrenlerin var olduğuna inandıklarını söylerler. Eğer paralel evrenler var olsaydı, sonsuz sayıda ihtimalin olduğu kadar paralel evren olabilirdi. Mesela bir paralel evren bizimkisiyle birebir aynı ancak bizimkinden bir sinek daha fazla ya da az olabilirdi. Ya da füzyon enerjilerinin kullanıldığı bambaşka bir yönde ilerlemiş bir paralel evren de olabilirdi. Belki de vardır kim bilir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/source-code-kendini-tekrar-eden-gun/">Source Code &#8211; Kendini Tekrar Eden Gün</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/source-code-kendini-tekrar-eden-gun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4259</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Saf Korku: The Conjuring 2 (Korku Seansı 2)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/saf-korku-the-conjuring-2-korku-seansi-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/saf-korku-the-conjuring-2-korku-seansi-2/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 03 Jul 2016 10:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belen Uzunkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Bonnie Aarons]]></category>
		<category><![CDATA[Carey Hayes]]></category>
		<category><![CDATA[Chad Hayes]]></category>
		<category><![CDATA[Frances O'Connor]]></category>
		<category><![CDATA[James Wan]]></category>
		<category><![CDATA[Madison Wolfe]]></category>
		<category><![CDATA[Patrick Wilson]]></category>
		<category><![CDATA[Vera Farmiga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4304</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dikkat! Filmi izlemeyenler ve bu tarz filmlerden hoşlanmayanlar bu yazıyı okumamalıdır. İçerikler rahatsız edici olabilir! Korku Seansı 2 Medyum olan Ed ve Lorraine Warren çiftinin yaşadıkları gerçek hikayelere dayanan “Korku Seansı 2” orjinal adıyla “The Conjuring 2” tam anlamıyla beni perişan etti. Gerçek olaylara dayanan ve her filmin sonunda o olaylara dair gerçek kayıtları bizlere [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/saf-korku-the-conjuring-2-korku-seansi-2/">Saf Korku: The Conjuring 2 (Korku Seansı 2)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dikkat! Filmi izlemeyenler ve bu tarz filmlerden hoşlanmayanlar bu yazıyı okumamalıdır. İçerikler rahatsız edici olabilir!</p>
<h2>Korku Seansı 2</h2>
<p>Medyum olan Ed ve Lorraine Warren çiftinin yaşadıkları gerçek hikayelere dayanan “<strong>Korku Seansı 2</strong>” orjinal adıyla “<strong>The Conjuring 2</strong>” tam anlamıyla beni perişan etti.</p>
<p>Gerçek olaylara dayanan ve her filmin sonunda o olaylara dair gerçek kayıtları bizlere sunan filmde bu bölümünde ise işlenen konu medyum dünyasında en çok ses getiren ve duyulan olaylardan birisini işledi. Hatta sadece medyum dünyasında değil İngiltere’de de çok duyulmuş bir olayı kendisine konu edindi.</p>
<p><figure id="attachment_4311" aria-describedby="caption-attachment-4311" style="width: 673px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/The-Conjuring-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4311 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/The-Conjuring-2.jpg?resize=640%2C355" alt="Öndekinden mi korkmalı yoksa arkadakinden mi?" width="640" height="355" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/The-Conjuring-2.jpg?w=673&amp;ssl=1 673w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/The-Conjuring-2.jpg?resize=300%2C166&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4311" class="wp-caption-text">Öndekinden mi korkmalı yoksa arkadakinden mi?</figcaption></figure></p>
<p><em>Korku Seansı 2</em> filmi&nbsp;yeterince korkutucuydu fakat credits kısmında gerçek kayıtları bizlere tüyler ürpertici bir müzikle göstermeselerdi bence çok daha iyi olurdu. Çünkü bu daha çok korkmamı sağladı. Gerçek kayıtları görmüş olmak inanın bu tarz bir filmden sonra insanı ciddi anlamda etkiliyor.</p>
<p>İlk Korku Seansı filminin üstüne kat kat daha fazlasını koymuşlar ve ciddi anlamda korkuttular. Filmi izlerken adeta yoruldum ve terledim.</p>
<p>Dipnot: Kesinlikle havalandırması güzel olan bir sinemada izleyin bu filmi.</p>
<p><figure id="attachment_4309" aria-describedby="caption-attachment-4309" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/korku-seansi-hayalet-avcilari.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4309 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/korku-seansi-hayalet-avcilari.jpeg?resize=640%2C339" alt="Dönemin Hayalet Avcıları diyebilir miyiz? " width="640" height="339" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/korku-seansi-hayalet-avcilari.jpeg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/korku-seansi-hayalet-avcilari.jpeg?resize=300%2C159&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/korku-seansi-hayalet-avcilari.jpeg?resize=351%2C185&amp;ssl=1 351w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4309" class="wp-caption-text">Dönemin Hayalet Avcıları diyebilir miyiz?</figcaption></figure></p>
<h2>The Conjuring 2</h2>
<p>Salondan çıktığımda adeta yorulduğumu hissettim. Aklınızı dağıtmak için çok güzel bir film olabilir çünkü ben izlerken bir sonraki sahnede ne göreceğime kendimi hazırlamaktan başka bir şey düşünemedim. Hani bazı sahneler olur işte şimdi korkacağız veya işte şimdi ekrana bir şey çıkacak tarzda dediğimiz sahneler geldiğinde bende aynı şeyleri dedim.</p>
<p>Bu filmde o sahneleri o kadar uzun tutmuşlar ki neyse tamam bir şey olmayacak dediğiniz anda pat bir geliyor aksiyon gene her şekilde korkuyorsunuz. Yeri geliyor gözlerimi kısarak bakıyorum ekrana olmuyor gene bir şekilde korkutuyor. Yani boşa kaçmaya çalışmayın bu film eninde sonunda sizi korkutuyor.</p>
<p><figure id="attachment_4305" aria-describedby="caption-attachment-4305" style="width: 512px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Bonnie-Aarons.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4305 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Bonnie-Aarons.jpeg?resize=512%2C341" alt="Valak Karakterine Hayat Veren: Bonnie Aarons." width="512" height="341" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Bonnie-Aarons.jpeg?w=512&amp;ssl=1 512w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Bonnie-Aarons.jpeg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Bonnie-Aarons.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4305" class="wp-caption-text">Valak Karakterine Hayat Veren: Bonnie Aarons.</figcaption></figure></p>
<h3>Valak</h3>
<p>Gelelim “<strong>Valak</strong>” konusuna. Tam anlamıyla bir makyaj şahaseri gerçekten çok güzel tasarlanmış ve film içine öyle güzel yerleştirilmiş ki, bu karakterden etkilenmemek imkansız. Özellikle Valak’ın tablosunun asıldığı ve arkasından da kendisi çıkarak intercutting benzeri bir sahneyle tabloyla bütünleşmesi ve arkaplanda karanlıktan sürekli bize bakılı duruyor olması sanki tablo değilde Valak’ın kendisinin orda olma etkisini bizler üstünde bırakıyor. Ayrıca sevgili Ed madem öyle bir tablo yaptın at çöpe gitsin neden duvarına asıp bizleri geriyorsun.</p>
<p><figure id="attachment_4307" aria-describedby="caption-attachment-4307" style="width: 450px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Diegetic-Space.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4307 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Diegetic-Space.jpeg?resize=450%2C254" alt="Tabiki korku filmlerinin vazgeçilmezi Diegetic Space’ler. " width="450" height="254" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Diegetic-Space.jpeg?w=450&amp;ssl=1 450w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Diegetic-Space.jpeg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4307" class="wp-caption-text">Tabiki korku filmlerinin vazgeçilmezi Diegetic Space’ler.</figcaption></figure></p>
<h3>Diegetic Space</h3>
<p>Tabi ki korku filmlerinin vazgeçilmezi <em>Diegetic Space</em>’ler. Bu filmde çok güzel işlenmiş bu sahneler sayesinde Lorraine bizlere çok güzel şekilde hayaletlerin, iblislerin hikayesini anlatıyor ve kendi Range of Knowlage’a bizi de dahil ediyor. Bu sayede diğer karakterlerden daha çok hakim olabiliyoruz aslında konulara ki bu da bazen bizi daha çok geriyor.</p>
<p><u>Valak</u>’ın sahnelerinde kullanılan ışıklandırma ise gerçekten çok güzel. Bazen kontrast renklerle anlamlı kılıyor bazen ise zifiri karanlığın içinde onun suratını ararken geriliyoruz. Bilinmeyene duyduğumuz inanılmaz merak bu filmin kozlarını iyice güçlendiriyor.</p>
<p><figure id="attachment_4306" aria-describedby="caption-attachment-4306" style="width: 1000px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Conjuring-korku-seansi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4306 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Conjuring-korku-seansi.jpg?resize=640%2C360" alt="Valak’ın sahnelerinde kullanılan ışıklandırma ise gerçekten çok güzel. " width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Conjuring-korku-seansi.jpg?w=1000&amp;ssl=1 1000w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Conjuring-korku-seansi.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4306" class="wp-caption-text">Valak’ın sahnelerinde kullanılan ışıklandırma ise gerçekten çok güzel.</figcaption></figure></p>
<p>Bir Hollywood klasiği olarak Hristiyan dininin propagandası gene yapılıyor. Haç’lara saldırılar, rahibe kılığındaki iblis, haç ile ruhlara karşı savaşma ve haç’ın kurtarıcı konumuna konulması. İblis’in rahibe kılığında olması ise her ne kadar propagandanın parçası olsa da&nbsp; gerçekten kullanılan güzel bir tezatlık olmuş.</p>
<p><figure id="attachment_4308" aria-describedby="caption-attachment-4308" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/hristiyan-korku-temasi-hac.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4308 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/hristiyan-korku-temasi-hac.jpeg?resize=640%2C360" alt="Bir Hollywood klasiği olarak Hristiyan dininin propagandası gene yapılıyor." width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/hristiyan-korku-temasi-hac.jpeg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/hristiyan-korku-temasi-hac.jpeg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4308" class="wp-caption-text">Bir Hollywood klasiği olarak Hristiyan dininin propagandası gene yapılıyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Korku Seansı 2</strong> filminin olumsuz yanı ise bazı sahnelerin filmden bizi uzaklaştırması. Önceki filme kıyasla daha az ruhani özel efektler kullanılmış olsa da ki bu sayede az efektle karakterler daha etkileyici&nbsp; daha korkutucu kılınmış. Bükük Adam karakteri bu gerçekliğe fazla yapmacık gelmiş. Özellikle köpekten dönüşmesi falan bence filmin etkisini ve anlamını olumsuz etkilemiş. Tabi hikayeyi kapsamlı olarak ele alırsak Valak’ın fark edilmemek için Bill Wilkins ve Bükük Adam karakterlerini yem olarak bırakması mantıklı geliyor. Bu karakterler korku filmlerinde anahtar roldeler zaten. Karabasan, bükük adam tarzı karakterler ama bu karakterin dijital olması bir an olsun beni filmden uzaklaştırdı. Ayrıca basının karşısında bir hayaletin dünyamızla iletişime geçtiği sahne kendi döneminde çok etki getirmiş olmasıyla birlikte fragmanında izleyip bizi heyecanlandırmış, filmde izleyince de kendisine hayran bıraktırmış. Bill Wilkins’in kendini tanıştırması çok etkileyici bir sahne olmuş.</p>
<p><figure id="attachment_4312" aria-describedby="caption-attachment-4312" style="width: 576px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/the-conjuring-korku-seansi-filmi.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4312 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/the-conjuring-korku-seansi-filmi.jpeg?resize=576%2C241" alt="Korku Seansı 2 filminin olumsuz yanı ise bazı sahnelerin filmden bizi uzaklaştırması. " width="576" height="241" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/the-conjuring-korku-seansi-filmi.jpeg?w=576&amp;ssl=1 576w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/the-conjuring-korku-seansi-filmi.jpeg?resize=300%2C126&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4312" class="wp-caption-text">Korku Seansı 2 filminin olumsuz yanı ise bazı sahnelerin filmden bizi uzaklaştırması.</figcaption></figure></p>
<p><strong>The Conjuring 2</strong> filmi beklentileri yerine getirdi. Hali hazırda gayet de iyi karşılıklar almakta. Bir 3.sü gelir mi bilmiyorum ama “Paranormal Activty” gibi filmleri geride bıraktığını ve farklı bir boyut kazandırdığını düşünüyorum. Bizi korkuttuğunuz için teşekkürler. Bunu çok iyi yapıyorsunuz.</p>
<h4>Bir Valak Kolay Yetişmiyor&#8230;</h4>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/BhWF7P_lO2w?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/saf-korku-the-conjuring-2-korku-seansi-2/">Saf Korku: The Conjuring 2 (Korku Seansı 2)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/saf-korku-the-conjuring-2-korku-seansi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4304</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Babamın Kanatları Filminin Fragmanı Yayınlandı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/babamin-kanatlari-filminin-fragmani-yayinlandi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/babamin-kanatlari-filminin-fragmani-yayinlandi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Jul 2016 13:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[Joerg Gruber]]></category>
		<category><![CDATA[Kıvanç Sezer]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Kip]]></category>
		<category><![CDATA[Menderes Samancılar]]></category>
		<category><![CDATA[Musab Ekici]]></category>
		<category><![CDATA[Nar Film]]></category>
		<category><![CDATA[Soner Alper]]></category>
		<category><![CDATA[Tansel Öngel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4345</guid>
				<description><![CDATA[<p>Genç sineması Kıvanç Sezer’in yönettiği ve usta sinema oyuncusu Menderes Samancılar’ın oynadığı Babamın Kanatları filminin fragmanı yayınlandı. Yapımcılığını Nar Film&#8217;in üstlendiği Babamın Kanatları filmi Yönetmen Kıvanç Sezer&#8217;in ilk uzun metraj film projesidir. Babamın Kanatları günümüzde yakıcılığını koruyan işçi ölümlerini vicdani bir açıdan ele alacak bir film projesidir. Babamın Kanatları İbrahim ve yeğeni Yusuf İstanbul’da bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/babamin-kanatlari-filminin-fragmani-yayinlandi/">Babamın Kanatları Filminin Fragmanı Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Genç sineması <strong>Kıvanç Sezer</strong>’in yönettiği ve usta sinema oyuncusu <strong>Menderes Samancılar</strong>’ın oynadığı <strong>Babamın Kanatları</strong> filminin fragmanı yayınlandı. Yapımcılığını Nar Film&#8217;in üstlendiği <em>Babamın Kanatları</em> filmi Yönetmen Kıvanç Sezer&#8217;in ilk uzun metraj film projesidir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Babamın Kanatları</span> günümüzde yakıcılığını koruyan işçi ölümlerini vicdani bir açıdan ele alacak bir film projesidir.</p>
<p><figure id="attachment_4348" aria-describedby="caption-attachment-4348" style="width: 441px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kivanc-sezer.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4348 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kivanc-sezer.jpg?resize=441%2C269" alt="Babamın Kanatları, senarist ve yönetmen Kıvanç Sezer'in ilk uzun metrajlı filmidir." width="441" height="269" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kivanc-sezer.jpg?w=441&amp;ssl=1 441w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kivanc-sezer.jpg?resize=300%2C183&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 441px) 100vw, 441px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4348" class="wp-caption-text">Babamın Kanatları, senarist ve yönetmen Kıvanç Sezer&#8217;in ilk uzun metrajlı filmidir.</figcaption></figure></p>
<h2>Babamın Kanatları</h2>
<p>İbrahim ve yeğeni Yusuf İstanbul’da bir lüks konut şantiyesinde işçi olarak çalışmaktadır. İbrahim’in hayatı akciğer kanseri olduğunu öğrendiğinde büyük bir değişime uğrar.</p>
<p>Ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenen inşaat işçisi İbrahim için yaşamdaki en değerli şey uzaktaki ailesidir. Yeğeni Yusuf ise yükselme hırsıyla dolu genç bir işçidir ve amcasının durumunu anlamaktan uzaktır. Çalışma şartlarının giderek zorlaştığı bu toplu konut şantiyesinde kendini giderek daha değersiz hisseden İbrahim’in zihninde şu soru daha belirgin hale gelir: Geride ailesine bırakacağı ne vardır: Yaşamı mı, ölümü mü?</p>
<p><figure id="attachment_4346" aria-describedby="caption-attachment-4346" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/babamin-kanatlari.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4346 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/babamin-kanatlari.jpg?resize=620%2C360" alt="Babamın Kanatları günümüzde yakıcılığını koruyan işçi ölümlerini vicdani bir açıdan ele alacak bir film projesidir." width="620" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/babamin-kanatlari.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/babamin-kanatlari.jpg?resize=300%2C174&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4346" class="wp-caption-text">Babamın Kanatları günümüzde yakıcılığını koruyan işçi ölümlerini vicdani bir açıdan ele alacak bir film projesidir.</figcaption></figure></p>
<h2>Babamın Kanatları Fragmanı</h2>
<p>Merakla beklenen bu etkileyici filmin ilk fragmanı Haziran ayının son haftası yayınlandı. Şimdi gelin <strong>Babamın Kanatları filminin ilk fragmanı</strong>nı izleyelim.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/Y-n1xyyo1-k?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<h2>Babamın Kanatları Film Ekibi</h2>
<ul>
<li>Senaryo ve Yönetim: <strong>Kıvanç Sezer</strong></li>
<li>Yapımcı: Soner Alper</li>
<li>Ortak Yapımcı: Ali Bayraktar</li>
<li>Görüntü Yönetmeni: Joerg Gruber</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_4349" aria-describedby="caption-attachment-4349" style="width: 533px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/menderes-samancilar.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4349 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/menderes-samancilar.jpg?resize=533%2C314" alt="Menderes Samancılar'ın oynadığı İbrahim ve yeğeni Yusuf İstanbul’da bir lüks konut şantiyesinde işçi olarak çalışmaktadır. İbrahim’in hayatı akciğer kanseri olduğunu öğrendiğinde büyük bir değişime uğrar." width="533" height="314" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/menderes-samancilar.jpg?w=533&amp;ssl=1 533w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/menderes-samancilar.jpg?resize=300%2C177&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 533px) 100vw, 533px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4349" class="wp-caption-text">Menderes Samancılar&#8217;ın oynadığı İbrahim ve yeğeni Yusuf İstanbul’da bir lüks konut şantiyesinde işçi olarak çalışmaktadır. İbrahim’in hayatı akciğer kanseri olduğunu öğrendiğinde büyük bir değişime uğrar.</figcaption></figure></p>
<h3>Babamın Kanatları Filmi Oyuncuları:</h3>
<ul>
<li>İbrahim / <strong>Menderes Samancılar</strong></li>
<li>Yusuf / Musab Ekici</li>
<li>Nihal / Kübra Kip</li>
<li>Resul / Tansel Öngel</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/babamin-kanatlari-filminin-fragmani-yayinlandi/">Babamın Kanatları Filminin Fragmanı Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/babamin-kanatlari-filminin-fragmani-yayinlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4345</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Samurai Rebellion (Samuray İsyanı)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/samurai-rebellion-samuray-isyani/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/samurai-rebellion-samuray-isyani/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Jul 2016 06:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yağız Buğra]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Masaki Kobayashi]]></category>
		<category><![CDATA[samuray filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Tatsuya Nakadai]]></category>
		<category><![CDATA[Toshirô Mifune]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4265</guid>
				<description><![CDATA[<p>Erdemli olmak bir insanın elde edebileceği en asil duygulardan biridir. Bu duygu bir samuray için doğası gereği asla kaybedemeyeceği bir özellik olmalıdır. Masaki Kobayashi, bu filmle bize birlikteliğin ve bunun doğurduğu sevgi bağının, bazıları için bir hayattan daha önemli olduğunu gösteriyor. Peki bu sevgiye tanık olmak bile bunun uğrunda ölmeyi anlamlı kılmaz mı? Jôi-uchi: Hairyô [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/samurai-rebellion-samuray-isyani/">Samurai Rebellion (Samuray İsyanı)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Erdemli olmak bir insanın elde edebileceği en asil duygulardan biridir. Bu duygu bir samuray için doğası gereği asla kaybedemeyeceği bir özellik olmalıdır. <strong>Masaki Kobayashi</strong>, bu filmle bize birlikteliğin ve bunun doğurduğu sevgi bağının, bazıları için bir hayattan daha önemli olduğunu gösteriyor. Peki bu sevgiye tanık olmak bile bunun uğrunda ölmeyi anlamlı kılmaz mı?</p>
<h2>Jôi-uchi: Hairyô tsuma shimatsu</h2>
<p><strong>Isaburo Sasahara</strong>, Aisu klanına bağlı çalışan ve üstlerinin istediği gibi bir hayat süren bir hizmetlidir. Bulunduğu bölgede çok yakın arkadaşı Tatewaki ile beraber en iyi kılıç ustasıdır. Isaburo içinde sevgi bulunmayan bir evlilik içindedir. Bulunduğu bu durum onu sevgiye ve birlikteliğe aç bir hale getirmiştir. Bir gün, efendinin(shogun) çocuğunu doğuran ve onun metresi olan Lady Ichi, efendiye saldırdığı için saraydan atılır. Efendi onun güvendiği bir yerde olmasını istediği için Isaburo&#8217;nun büyük oğlu Yogoro ile evlenmesini buyurur. Bu durumda aklına kendi hayatı gelen ve geçirdiği 20 yılı düşünen Isaburo, oğluna kötülük yapmamak istediği için teklifi bahaneler üreterek geri çevirmek ister ancak türlü baskılarla bu evlilik gerçekleşir. Zamanla Ichi ve Yogoro arasında büyük bir sevgi bağı oluşur ve kızları Tomi dünyaya gelir. Aralarındaki bu sevgi Isaburo&#8217;ya büyük bir ilham kaynağı olur. Evliliklerinden 2 yıl sonra efendinin varisi ölür ve geriye tek varis kalır. Oda Ichi&#8217;nin Efendiden olan oğludur. Efendi Ichi&#8217;nin saraya geri dönmesini ve varisine bakmasını ister. Yogoro, Isaburo ve Ichi bunu yine kabul etmemelerine rağmen bir gün Ichi, Isaburo&#8217;nun karısı ve küçük oğlunun yardımıyla nazırın evine götürülür ve orada türlü tehditler ile ikna edilir. Yogoro nazıra gidip bir dilekçeyle Ichi&#8217;yi geri ister. Eğer verilmezse bu zorbalığı ve utancı tüm dünyaya bildiriceğini belirtir. Bu tutumu karşısında efendi, nazırı onların yanına göndererek yaptıkları itaatsizlik karşısında seppuku yapmalarını emreder. Isaburo bu teklifi kabul eder ancak 3 kişinin kellesini ister. Bunlar efendi, nazır ve vekilharçtır. Efendi artık Isaburo ve Yogoro&#8217;nun öldürülmesini ister ancak vekilharç Ichi&#8217;yi de yanına alarak 20 samurayla birlikte Sasahara ailesinin evine gider. Ichi&#8217;ye onların hayatını bağışlayıp bir kulede hapsedilmelerini sağlayabilceğini belirtir. Soruyu ona yönelttiğinde Ichi, ona yöneltilen bir mızrağı kendisine batırır. Ona doğru atılan Yogoro da öldürülür. Onlara doğru önündeki tüm samurayları öldürerek ilerleyen Isaburo ellerini tutuşturur ve geride kalan tüm samurayları ve vekilharçı öldürür.</p>
<p><figure id="attachment_4266" aria-describedby="caption-attachment-4266" style="width: 444px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Isaburo-Sasahara.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4266 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Isaburo-Sasahara.jpg?resize=444%2C250" alt="Erdemli olmak bir insanın elde edebileceği en asil duygulardan biridir. Bu duygu bir samuray için doğası gereği asla kaybedemeyeceği bir özellik olmalıdır. Masaki Kobayashi, bu filmle bize birlikteliğin ve bunun doğurduğu sevgi bağının, bazıları için bir hayattan daha önemli olduğunu gösteriyor." width="444" height="250" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Isaburo-Sasahara.jpg?w=444&amp;ssl=1 444w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Isaburo-Sasahara.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 444px) 100vw, 444px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4266" class="wp-caption-text">Erdemli olmak bir insanın elde edebileceği en asil duygulardan biridir. Bu duygu bir samuray için doğası gereği asla kaybedemeyeceği bir özellik olmalıdır. Masaki Kobayashi, bu filmle bize birlikteliğin ve bunun doğurduğu sevgi bağının, bazıları için bir hayattan daha önemli olduğunu gösteriyor.</figcaption></figure></p>
<h3>Erdemli Olmak İçin</h3>
<p>&#8220;Üzerine gelirler ve geri çekilirsin. Tekrar üzerine gelirler ve yine geri çekilirsin. Ama sonra savunmadan saldırı konumuna geçersin. Hiç saldırmadığın halde rakibin yorulana kadar beklersin. Diğer bir deyişle, teslim olana kadar.&#8221;</p>
<p>Filmin son sahnesinde Isaburo, torunu Tomi ile Edo&#8217;ya gidip ordaki efendi sayesinde yaşadıklarını tüm dünyaya duyurmak ister. Sınıra geldiğinde sınır bekçisi olan Tatewaki ile karşılaşır. Çok iyi dost olmalarına karşın Tatewaki görevini hatırlatır ve onların geçmesine izin vermeyeceğini ve bir samuray olarak onurunu koruması gerektiğini belirtir. İkisi Tomi&#8217;yi güvenli bi yere koyarlar. Burada onurun arkadaşlığa karşı olan zaferi ortaya çıkar. Filmde anlaşılacağı gibi bu iki kılıç ustası arasında kimin daha iyi olduğuna dair bir mücadele vardır ancak ikisi de dostluklarından ötürü bunu açığa çıkarmak için hiç bir zaman savaşmamışlardır. Isaburo kimle savaşacağının ve neden&nbsp; savaştığının farkındadır. Savaşı Isaburo kazanır. &#8220;Üç kişinin yardımını aldın. Yogoro, Ichi ve Tomi. Kazanma şansım hiç yoktu. Çabuk ol, Tomi&#8217;yi Edo&#8217;ya götür.&#8221; Son sözlerinde bile aralarındaki mücadeleyi ortaya koyan Tatewaki son nefesini dostunun elinin altında verir. Peşine düşülen Isaburo, Tatewaki ile mücadelesinin hemen ardından silahlı ve kılıçlı bir grup tarafından saldırıya uğrar. Çoğunu öldürmesine rağmen aldığı darbelerle yere yığılır.</p>
<p><figure id="attachment_4268" aria-describedby="caption-attachment-4268" style="width: 550px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Samurai-Rebellion.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4268 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Samurai-Rebellion.jpg?resize=550%2C232" alt="Jôi-uchi: Hairyô tsuma shimatsu" width="550" height="232" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Samurai-Rebellion.jpg?w=550&amp;ssl=1 550w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Samurai-Rebellion.jpg?resize=300%2C127&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4268" class="wp-caption-text">Jôi-uchi: Hairyô tsuma shimatsu</figcaption></figure></p>
<p>Tomi&#8217;ye olan son öğütü çocuklarına olan inancını son nefesine kadar koruduğunu ve ne amaçla öldüğünü betimler. &#8220;Artık seninle Edo&#8217;ya gidemeyiz. Anne ve babanın başına gelenleri kimse öğrenemeyecek. Tomi, belki bir faydası yok ama sana tek bir şey söyleyeceğim. Büyüdüğün zaman annen gibi bir kadın ol ve baban gibi bir adamla evlen. Baban gibi bir adamla evlen.</p>
<p>Hayatını başkalarının istediği gibi yaşayan birisi için en önemli şey erdem ve sevgidir. Sevginin tohumunun olduğu yerde mücadele de olmalıdır. Onun önüne geçen veya geçebilecek her şey tüm gücümüzle savunmazsak insanın kendine olan inancı biter. Isaburo bunu gördü ve oğlunu da bu şekilde öğütledi. Kendisine bu ilhamı veren bu iki gencin sevgisiydi, aynı zamanda bu iki gence inancı veren ise babalarının onlara olan mutlak inancıydı. Asla umutlarını kaybetmemeleri gerektiğini hem sözleriyle hem de gözleriyle öğütledi çocuklarına. Ölümle etrafı sarılı bir anda &#8220;Ben Yogoro Sasahara&#8217;nın karısıyım&#8221; diyen bir kadından ve tüm ailesinin yok olacağını bildiği halde sevgisinden vazgeçmeyen bir erkeğin sadakati, sorgulanamayacak derecede kesindir. Ölüm sadece hayatın sonudur ve mutlaktır ama sadakatsız bir yaşam, o insanlar için yaşamanın sonudur. Bu farkı fark eden bir insanın geri adım atmaması bizleri hem tanımların girdabından kurtarır hem de inancımızı yeşertir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/samurai-rebellion-samuray-isyani/">Samurai Rebellion (Samuray İsyanı)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/samurai-rebellion-samuray-isyani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4265</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeni Ahit Filmi Değerlendirmesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yeni-ahit-filmi-degerlendirmesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yeni-ahit-filmi-degerlendirmesi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 01 Jul 2016 08:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nurullah Levent Tanıl]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Jaco Van Dormael]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. Nobody]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4337</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yeni Ahit, hemen hemen her insanın en derininde sakladığı ‘’Dünya’ya reset atma’’ isteğinin somutlaşmış bir sinema versiyonu&#8230; Sinema perdesinde daha önce bu tarz girişimlere denk gelmişliğimiz muhakkak ki olmuştur. Lakin anlatılan öykünün insan ile yaradan arasındaki problemden ziyade, kader olgusunun üzerini komediyle eşelemesi sanırım çok az. Bu da bizleri Brüksel’den başlayarak tüm Dünya’yı etkisi altına [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeni-ahit-filmi-degerlendirmesi/">Yeni Ahit Filmi Değerlendirmesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeni Ahit</strong>, hemen hemen her insanın en derininde sakladığı <em>‘’Dünya’ya reset atma’’</em> isteğinin somutlaşmış bir sinema versiyonu&#8230;</p>
<p>Sinema perdesinde daha önce bu tarz girişimlere denk gelmişliğimiz muhakkak ki olmuştur. Lakin anlatılan öykünün insan ile yaradan arasındaki problemden ziyade, kader olgusunun üzerini komediyle eşelemesi sanırım çok az. Bu da bizleri Brüksel’den başlayarak tüm Dünya’yı etkisi altına almaya çalışan küçük bir kızın çabalarına götürüyor.</p>
<p><figure id="attachment_4338" aria-describedby="caption-attachment-4338" style="width: 215px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Yeni-Ahit.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4338 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Yeni-Ahit.jpg?resize=215%2C290" alt="Jaco Van Dormael: &quot;Yeni Ahit&quot;" width="215" height="290" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4338" class="wp-caption-text">Jaco Van Dormael: &#8220;Yeni Ahit&#8221;</figcaption></figure></p>
<h2>Yeni Ahit</h2>
<p><em>Yeni Ahit</em>’in Tanrısı bir apartman dairesinde ailesiyle birlikte yaşayan gamsız bir insan. Hatta kendisinden nefret ederek hıncını çevresindekilerden çıkaran anti karakter. Elindeki gücün tümden genele yayılması da ortaya Dünya ve içinde belirsizliklerle yaşayan insan topluluklarını çıkarıyor. Babasının insanlara yaşattığı ızıdraba daha fazla katlanamayan 10 yaşındaki Ea ise, bir gece ana bilgisayardan yeryüzündeki bütün insanlara ölecekleri zamanı kısa mesajla göndererek evi terk ediyor.</p>
<p>Daha önce Mr. Nobody ile festivallerden alkışlarla dönen <strong>Jaco Van Dormael</strong>, Yeni Ahit’te de yine en iyi bildiği şeyi yapıyor ve yaşamda en bağımlı kaldığımız soyut kavram olan din unsuruna hiciv dolu absürtlükler yerleştiriyor. Filmin oluşturduğu karakterlerine her şeye rağmen yeni bir sayfa imkanı sunması da, kader ile hayat arasındaki bir türlü anlamlandıramadığımız koşulsuz bağlılığı ortaya çıkarmış. Nitekim, ölecekleri tarihi bilen insanlar üzerinden sergilenen zamansız atmosfer, şartlar ne olursa olsun hayattan bir şeyler kapabilme arzusunu gözler önüne seriyor. Ardından da hayatımız boyunca yaşamaktan büyük zevk aldığımız tüm boşvermişlik eğlenceli bir resitalle sergilenmeye başlıyor.</p>
<p><figure id="attachment_4339" aria-describedby="caption-attachment-4339" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Yeni-Ahit-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4339 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Yeni-Ahit-filmi-1024x550.jpg?resize=640%2C344" alt="Daha önce Mr. Nobody ile festivallerden alkışlarla dönen Jaco Van Dormael, Yeni Ahit’te de yine en iyi bildiği şeyi yapıyor ve yaşamda en bağımlı kaldığımız soyut kavram olan din unsuruna hiciv dolu absürtlükler yerleştiriyor." width="640" height="344" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Yeni-Ahit-filmi.jpg?w=1024&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Yeni-Ahit-filmi.jpg?resize=300%2C161&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4339" class="wp-caption-text">Daha önce Mr. Nobody ile festivallerden alkışlarla dönen Jaco Van Dormael, Yeni Ahit’te de yine en iyi bildiği şeyi yapıyor ve yaşamda en bağımlı kaldığımız soyut kavram olan din unsuruna hiciv dolu absürtlükler yerleştiriyor.</figcaption></figure></p>
<p>Aslına bakacak olursak filmin masaya yatırılan meselenin ciddiliğine inat komedi unsurlarıyla naifleştirmesi, eldeki malzemenin de dengeli kullanılmasını sağlamış. Bu sayede Jean Pierre Jenuet filmlerini andıran sekanslar eşliğinde hayat ile varoluşun insan ruhu üzerinde ne denli rutine bindiğini fark ediyoruz.Yönetmenin filmindeki en derin meseleyi basit çıkarımlar eşliğinde aktarması da, izleyenler için rahatlatıcı bir unsur oluyor. Zaten Dormael’in derdi de meseleyi karmaşıklaştırıp derinleştirmek yerine çok daha absürt bir evreye yerleştirmek olmuş. Tabii bu noktada yer yer sert unsurlarla da karşılaşmıyor değiliz. Fakat yine de filmin izleyenine göre farklı hissiyatlar oluşturacağı&nbsp; açık bir gerçek.</p>
<p>Uzun lafın kısası <strong>Yeni Ahit</strong> kişinin ruh haline göre sevebileceği ya da yadırgayabileceği bir film. Özellikle de tıkır tıkır ilerleyen senaryosu, alışılmışın dışına taşan Tanrı – Peygamber ilişkisi ve başarılı oyunculuklarıyla olumlu cümleleri sonuna kadar hak ediyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeni-ahit-filmi-degerlendirmesi/">Yeni Ahit Filmi Değerlendirmesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yeni-ahit-filmi-degerlendirmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4337</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Adaletin Temin Edicisi &#8211; Don Vito Corleone</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/adaletin-temin-edicisi-don-vito-corleone/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/adaletin-temin-edicisi-don-vito-corleone/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 30 Jun 2016 11:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ferhat Eren]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Marlon Brando]]></category>
		<category><![CDATA[Salvatore Corsitto]]></category>
		<category><![CDATA[The Godfather]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4255</guid>
				<description><![CDATA[<p>Defalarca izlesek de, izlemeye doyamadığımız bir başyapıt Godfather. Oyuncusuyla, yönetmeniyle, görüntüsüyle, müziğiyle… Bu başyapıtın sosyoloji derslerine konu olacak, yaklaşık altı buçuk dakika uzunluğunda bir de giriş sahnesi var ki burada, cenaze levazımatçısı Bonasera, adalet için Don Vito Corleone’a gelir ve olaylar ilginç bir şekilde gelişir… Sahnede aktif olarak iki kişi rol alır; Biri Baba olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adaletin-temin-edicisi-don-vito-corleone/">Adaletin Temin Edicisi &#8211; Don Vito Corleone</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Defalarca izlesek de, izlemeye doyamadığımız bir başyapıt <strong>Godfather</strong>. Oyuncusuyla, yönetmeniyle, görüntüsüyle, müziğiyle… Bu başyapıtın sosyoloji derslerine konu olacak, yaklaşık altı buçuk dakika uzunluğunda bir de giriş sahnesi var ki burada, cenaze levazımatçısı Bonasera, adalet için <strong>Don Vito Corleone</strong>’a gelir ve olaylar ilginç bir şekilde gelişir…</p>
<p>Sahnede aktif olarak iki kişi rol alır; Biri Baba olarak tanıdığımız <strong>Marlon Brando</strong> diğeri ise Godfather dışında hiçbir filmde rol almamış, Sicilyalı bir tiyatro oyuncusu <strong>Salvatore Corsitto</strong>; filmdeki adıyla Amerigo Bonasera.</p>
<h2>Marlon Brando – Salvatore Corsitto</h2>
<p>Bonasera, bir cenaze levazımatçısıdır yani ölülerle ilgilenir, onları yıkar, yaralarını temizler, define hazır hale getirir. Sicilya’dan Amerika’ya göçtüğü aksanından dahi belli olan Bonasera; filmin hemen başında her ne kadar Amerika’ya inandığını, talihinin Amerika’da döndüğünü söylese de Sicilyalı geleneklerine halen bağlıdır. Hatta muhafazakar Sicilyalılık ile özgür Amerikalılık arasında ikilemde kalmış ve kızını benim deyimimle denetimli özgür bırakmıştır. Olay zaten burada başlıyor. Bonasera’nın kızı, gece geç saatlere kadar erkek arkadaşlarıyla vakit geçirir, sinemalara gider, viski içer; buraya kadar her şey özgür Amerikan kültürüne uygun olarak ilerler lakin sonunda erkek arkadaşı Bonasera’nın kızıyla cinsel ilişkiye girmek istediğinde kızın içindeki muhafazakar Sicilyalı ortaya çıkar ve aile şerefini korumak adına bunu reddeder. Bunu hazmedemeyen Amerikalı gençler ise kızı öldüresiye döverler lakin öldürmezler.</p>
<p>Bonasera kızını feci halde dayak yemiş bir halde görünce iyi bir Amerikan vatandaşı olarak hemen polise gider;&nbsp; Kızı döven gençler yargılanır 3 yıl hapse mahkum edilir ama cezalarına erteleme kararı çıkınca, ar damarı kabaran Bonasera; sonuna kadar inandığı, Amerikan adalet sistemine olan güvenini yitirir. Amerikan mahkemerlini reddeder ve karısına şöyle der: “Adalet için Don Corleone’a gitmeliyiz. (Amerikan mahkemelerine değil)”</p>
<p>Hakimler, yargıçlar, polisler, mahkemeler, duruşmalar, bürokrasi… Bunlar muhafazakar bir Sicilyalıyı tatmin etmemiştir, edemez. Bonasera’yı ancak adaletin geleneksel kısasa kısas şekli tatmin edebilir. Onu ancak kendisi gibi aynı kültürden gelen birisi anlayabilir; daha önce hiç tanımadığı güvenip güvenmeyeceğini bilemediği işini sadece memuriyet göreviyle yapan modern bir hakim değil. Zaten Bonasera gibi insanların varlığı ve çokluğudur Don Corleone’u güçlü yapan.</p>
<p>Bonasera bu sinirli lakin o Amerikalı gençlerin önüne çıkacak kadar gücü olmayan aciz haliyle Don Corleone’dan kızını döven çocukları öldürmesini ister. Adaletin temin edicisi <u>Don Vito Corlerone</u> buna hemen karşı çıkar, bunun adalet değil intikam olduğunu söyler. Bir üst mahkemeye çıkmak, karara itiraz etmek yerine kendini Don Corleone’nun adaletli kollarına bırakan Bonasera; o zaman kısasa kısas yöntemiyle o çocukların da kızı gibi acı çekmesini ister.</p>
<p><figure id="attachment_4256" aria-describedby="caption-attachment-4256" style="width: 623px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Adaletin-Temin-Edicisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4256 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Adaletin-Temin-Edicisi.jpg?resize=623%2C350" alt="The Godfather dışında hiçbir filmde rol almamış, Sicilyalı bir tiyatro oyuncusu Salvatore Corsitto; filmdeki adıyla Amerigo Bonasera." width="623" height="350" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Adaletin-Temin-Edicisi.jpg?w=623&amp;ssl=1 623w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Adaletin-Temin-Edicisi.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 623px) 100vw, 623px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4256" class="wp-caption-text">The Godfather dışında hiçbir filmde rol almamış, Sicilyalı bir tiyatro oyuncusu Salvatore Corsitto; filmdeki adıyla Amerigo Bonasera.</figcaption></figure></p>
<p>Adalet ve güç… Bu ikisi hali zatında birbirlerine bağlıdır ve bir araya geldiklerinde Don Corleone gibi insanları doğurur. Adaleti sağlayacak gücü olmayan birisine adalet için başvurmazsınız. Adaleti sağlamak için yaptırım gücü gerekir, bu gücün nasıl ve nereden geldiği ise tartışılabilir. Bazen bu güç size devlet(daha büyük bir güç) tarafından verilir, bazen de Don <em>Corleone</em> gibi o gücü kendiniz elde edersiniz. Eğer o gücü kendiniz elde ederseniz, çok yüksek bir ihtimalle bu adaleti sağlama gücünü size Tanrının verdiğini iddia edeceksinizdir. Keza eski Dünyadaki birçok hükümdar, kendisine verilen bu hükümdarlığın Tanrıdan geldiğini iddia eder. Ve tarihte birçok hükümdar yaptığı her eylemi, adaleti sağlamak adına gerçekleştirdiğini de iddia etmeyi unutmaz.</p>
<p>Diğer bir yandan eğer adaleti gerçek manada sağlarsanız, insanların güvenini kazanır ve itibar elde edersiniz. Bu da kaçınılmaz olarak gücü beraberinde getirir. Güçlendikçe adaleti temin edebilir, adaleti temin ettikçe güçlenebilirsiniz…</p>
<p>Şimdi ben burada adaleti ikiye ayırmak istiyorum: geleneksel adalet ve modern adalet. 21. Yüzyılda yaşayan modern bir insan adalet için mahkemelere güvenir. Bir cinayet hatta katliam durumunda bile mahkemeler çoğu ülkede en ağır ceza olarak müebbet hapis cezası vermektedir. Bazı bölge veya ülkelerde idam halen uygulanmakta olsa da bu çağdışı olarak nitelendirilir. Geleneksel adalet yönetiminde ise; kısasa kısas ceza durumu hakimdir. Bizim Bonasera modern ve geleneksel ikileminde kalmıştır, hatta Bonasera gibi onun çağında yaşayan birçok insan da.</p>
<p>Farz edelim ki, Bonasera’nın kızını döven Amerikalı çocuklar cezaları ertelenmeden 3 yıl hapse mahkum edildiler veya Bonasera’nın kızını öldürdüler ve 15 yıl hapse mahkum edildiler. Ben Bonasera’nın tatmin olacağını sanmıyorum. Böyle bir durumda dahi Bonasera inanmış olduğu gerçek adalet için, yine kendisinin adalet inancını paylaşan Don Corleone’a gidecekti ve kısasa kısas isteyecekti.</p>
<p>Nihayetinde Bonasera istediğini değiştirilmiş haliyle <strong>Don Corleone</strong>’a kabul ettirir ama bunun bir karşılığı olmalıdır. Bonasera hemen para teklif eder ama Don Corleone buna alınır. Çünkü adalet eğer geleneksel yöntemle çözülecekse karşılığı da yine geleneksel bir yöntemle olmalıdır. Para ise özgür Amerika’da oldukça ön plana çıkmış modern bir yöntemdir. Bonasera’nın para yerine sadece bir el öpüp itaat etmesi yeterli olacaktır. Modern yöntemde ise adalet için kimsenin elini öpmeye gerek yoktur(en azından reel manada) dava ve <a href="https://idilsuaydin.av.tr/">avukat</a> giderlerini karşılamak yeterli olacaktır. Bir modern ve geleneksel çatışması da burada: el öpüp itaat etmek gibi bir sembole karşı para. Bonasera, Don Corleone’nun önünde eğilip onun elini öptüğünde ve ona Baba(Godfather) diye hitap ettiğinde artık Amerikan mahkemelerine olan inancını ve bağlılığını resmi olarak yitirmiştir.</p>
<p>Don Corleone adaletin temin edicisi olarak Amerikan mahkemeleri yerine kendisini resmi olarak tanıyan Bonasera’ya aynen şöyle söyler: “Bir gün, ki o gün asla gelmeyebilir senden bir hizmet isteyeceğim…” Para günlük yaşamda kullanıma girmeden önce insanlar mübadele(takas) yöntemiyle alışveriş yaparlardı, üç kilo domatese karşılık bir çift ayakkabının takası gibi. Don Corleone’nun bu sözü geleneksel ticaret yöntemi olan mübadeleye çok iyi bir örnektir. Dor Corleone, para istemiyor, vereceği adaletin karşılığını bir hizmet olarak istiyor. Ama kendisi çok güçlü bir insan olduğu ve o gün de kızının düğün günü olduğu için alacağı hizmet konusunda acelesi yok. Zaten oğlu Sonny öldüğünde, <u>Don Vito Corleone</u> borcuna karşılık cenaze levazımatçısı Bonasera’dan oğlunun vücudunu kurşunlardan temizleyip define hazır hale getirmesini istiyor. Böylece borç mübadele yöntemiyle kapanıyor.</p>
<p>Tabii ki adaleti sağlayan mercilerin herhangi bir talepte bulunması beklenemez ama hakimlerin, savcıların, yargıçların maaşlarının vergiler yoluyla ödendiğini düşünürsek adalet, dolaylı da olsa para ile sağlanmış oluyor. Tabii yine bu eski zamanda da böyleydi devletin yargıçları, kadıları vs. yine devletten maaş alırlardı. Ama Don Corleone gibi insanlar devlet içinde devletlerdir ve kendi sistemlerini, kurallarını koyarlar. Bonasera gibi insanlar da, Don Corleone gibi insanlara tabii olarak onlara güç ve itibar kazandırırlar, onların küçük imparatorluklarını daimi ve zaruri bir hale getirirler.</p>
<p>Adeleti sağlamak konusunda bir diğer önemli nokta da, adaleti kimin sağladığıdır. Örneğin Bonasera’nın durumunda adaleti ya Amerikan mahkemesi sağlamalıdır ya da <strong>Don Corleone</strong>. Eğer Bonasera adaleti kendisi sağlamaya çalışsaydı; kızını döven gençleri öldürme yoluna giderdi. Bu da <strong>Don Corleone</strong>’nin deyimiyle adalet değil intikam olurdu. <em>Don Vito Corleone</em>’nun ise en büyük zaafı ve vahşiliği ise burada. Onun için adaleti sağlayacak kimse olmadığı için(yada kendisi olmadığına inandığı için veya ailesinin sorunlarının başkalarının halletmesini bir hakaret olarak saydığı için) ailesi ve kendisi konusunda adaleti yine bizzat kendisi sağlamaya çalışıyor ama bu sefer Bonasera durumundaki kadar adil ve rasyonel olamıyor kısasa kısas yerine kendisini kızdıranlara sadece tek bir şey söylüyor: “Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım.” Tabii ki bu reddedilemeyecek teklif, ilgili kişinin ya Don Corleone’nun isteğini yerine getirmesi ya da ölümü ile sonuçlanıyor. Bonasera’nın yerinde Don Vito Corleone olsaydı, o iki Amerikalı genç çoktan ölmüştü diyebiliriz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adaletin-temin-edicisi-don-vito-corleone/">Adaletin Temin Edicisi &#8211; Don Vito Corleone</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/adaletin-temin-edicisi-don-vito-corleone/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4255</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Jun 2016 13:30:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Poyrazoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Bora Gencer]]></category>
		<category><![CDATA[dışavurumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[fovist]]></category>
		<category><![CDATA[fovist akım]]></category>
		<category><![CDATA[fovist ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[fovist tarz]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm akımı]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Güngör]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Ran]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Bayülgen]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[Selen Görgüzel]]></category>
		<category><![CDATA[Semiha Berksoy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4201</guid>
				<description><![CDATA[<p>Üzerinde uzun yıllardır çalışılan ve ilk bölümü yıllar önce bitmesine rağmen kalanı yıllar sonra çekilen A Life Lost in Colours yani&#160; Türkçe’ye çevirirsek Renklerde Kaybolan Hayat yakında vizyona gösterime giriyor. Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı. Filmin hazırlanış süresi toplamda yedi yıl ve resmen tüm ünlü oyuncuları bir araya getiren bir yapıt. Filmin en [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/">Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Üzerinde uzun yıllardır çalışılan ve ilk bölümü yıllar önce bitmesine rağmen kalanı yıllar sonra çekilen <strong>A Life Lost in Colours</strong> yani&nbsp; Türkçe’ye çevirirsek <strong>Renklerde Kaybolan Hayat</strong> yakında vizyona gösterime giriyor.</p>
<p><figure id="attachment_4202" aria-describedby="caption-attachment-4202" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/A-Life-Lost-in-Colours.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4202 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/A-Life-Lost-in-Colours.jpg?resize=200%2C290" alt="Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı." width="200" height="290" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4202" class="wp-caption-text">Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı.</figcaption></figure></p>
<p>Yönetmeni <strong>Metin Güngör</strong> Fransa’da yaşayan bir sinemacı. Filmin hazırlanış süresi toplamda yedi yıl ve resmen tüm ünlü oyuncuları bir araya getiren bir yapıt.</p>
<p>Filmin en önemli özelliği ise bir <u>Türk Ressamı üzerine yapılan ilk film</u> olması ama onun yanında harika oyuncular karşımıza çıkıyor. Kimler mi?</p>
<p>Ali Poyrazoğlu, <em>Fikret Mualla</em>’yı;&nbsp;Okan Bayülgen&nbsp;ise dünyaca ünlü ressam Pablo Picasso’yu Nazım Hikmet rolünde Bora Gencer’i,&nbsp;Türkiye’nin ilk&nbsp;kadın&nbsp;opera&nbsp;sanatçısı Semiha Berksoy rolünde ise Selen Görgüzel’i izleyecek.&nbsp;Süper bir kadro değil mi?</p>
<p><figure id="attachment_4203" aria-describedby="caption-attachment-4203" style="width: 210px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4203 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-210x300.jpg?resize=210%2C300" alt="Fikret Mualla (1903 - 1967)" width="210" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg?w=420&amp;ssl=1 420w" sizes="(max-width: 210px) 100vw, 210px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4203" class="wp-caption-text">Fikret Mualla (1903 &#8211; 1967)</figcaption></figure></p>
<h1>Fikret Mualla</h1>
<p>Gelelim <strong>Fikret Mualla</strong>’ya ama önce tersten başlayarak eserlerini sıralayalım sonra ressama gelelim:</p>
<p><strong>Fikret Mualla Eserleri: (başlıca): Resim:</strong>&nbsp;Oturan Adamlar, 1937, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Sevişenler, 1952; Masada, 1953; Nature-Morte, 1954; Sokak, 1955; Sermayeler, 1955; Kafe, 1955, Bistro; Kanalda Bekleyen Taşıt Botları; Marsilya’da Fransız işçileri Bir Kahvede; Haliç ve Süleymaniye; Paris’te Bir Sokak; Amerikan Bar; Baloncu; Peyzaj; Balıkçı; Mor Zemin üstünde Figürler. Kitap Resmi: Nâzım Hikmet, Varan 3, 1930. Tiyatro Kostümü: Lüks Hayat; Deli Dolu; Saz Caz.</p>
<p>Türk sanatında böylesine yapıta imza atan bir sanatçı var mı tartışılır. Ama şahsıma soracaksanız benim başucu ressamımdır. Bu geç kalan yazının nedeni de biraz daha onun tanınmasını isteğimdir. Başta kendi çocuklarım olmak üzere tabi ki.</p>
<p><figure id="attachment_4204" aria-describedby="caption-attachment-4204" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4204 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?resize=640%2C480" alt="Fikret Mualla'nın bir resmi." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4204" class="wp-caption-text">Fikret Mualla&#8217;nın bir resmi.</figcaption></figure></p>
<p>Çünkü birçok sanatçının olduğu gibi onun yaşamı da travmalarla doludur ve 1967 yılında tek başına bir hastane odasında ölmüştür. Erken yaşta geçirilen sakatlık, annesinin ölümü, babasının yeniden evlenmesi derken hayatında travmalar hiç bitmez ve tüm bunlar onu çoşkulu, Dışavurumculuk’un (Ekspresyonizm) ve Fovizm izleri taşıyan bir ressama dönüştürür ve tüm çalışmaları sokaktandır. Gerçektir. Kendini hemen belli eden bir çok özel, çok güzel adamdır. <u>Fikret Mualla</u>’dır ve <strong>Renklerde Kaybolan Hayat</strong> Eylülde vizyonda.</p>
<p>Çok izlenmesi ve çok tanınması dileğiyle.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/">Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4201</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Quentin Tarantino: Bir Hipsterin Dünyasına Yolculuk</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/quentin-tarantino-bir-hipsterin-dunyasina-yolculuk/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/quentin-tarantino-bir-hipsterin-dunyasina-yolculuk/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 20 Jun 2016 11:30:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Güneş Özcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Grindhouse - Deathproof]]></category>
		<category><![CDATA[Hateful Eight]]></category>
		<category><![CDATA[Kill Bill]]></category>
		<category><![CDATA[Quentin Tarantino]]></category>
		<category><![CDATA[Rezervuar Köpekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sin City]]></category>
		<category><![CDATA[Tarantino]]></category>
		<category><![CDATA[Uma Thurman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4115</guid>
				<description><![CDATA[<p>‘Kan sadece bir renktir.’ demiş 1963 doğumlu yönetmen. Sözünden de anlayacağımız gibi kanı filmlerinde oldukça sık kullanmıştır Tarantino. Örneğin ilk filmlerinden biri olan ve bir çetenin macerasını anlatan Rezervuar Köpekleri’nde kana bir başrol vermiş diyebiliriz. Özellikle kendisinin sık sık kullandığı geçiş tekniklerinde olmadık yerlerden kanın çıkması, insanların ani bir şekilde ölmesi dikkat çekicidir. Tarantino: Rezervuar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/quentin-tarantino-bir-hipsterin-dunyasina-yolculuk/">Quentin Tarantino: Bir Hipsterin Dünyasına Yolculuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>‘Kan sadece bir renktir.’ demiş 1963 doğumlu yönetmen. Sözünden de anlayacağımız gibi kanı filmlerinde oldukça sık kullanmıştır <strong>Tarantino</strong>. Örneğin ilk filmlerinden biri olan ve bir çetenin macerasını anlatan <u>Rezervuar Köpekleri</u>’nde kana bir başrol vermiş diyebiliriz. Özellikle kendisinin sık sık kullandığı geçiş tekniklerinde olmadık yerlerden kanın çıkması, insanların ani bir şekilde ölmesi dikkat çekicidir.</p>
<p><figure id="attachment_4119" aria-describedby="caption-attachment-4119" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Rezervuar-Köpekleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4119 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Rezervuar-Köpekleri.jpg?resize=600%2C360" alt="Rezervuar Köpkeleri'ndeki çatışma sahnesi. &quot;Eddie Cabot (Chris Penn), Joe Cabot (Lawrence Tierney) ve Mr. Orange (Tim Roth)&quot;" width="600" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Rezervuar-Köpekleri.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Rezervuar-Köpekleri.jpg?resize=300%2C180&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4119" class="wp-caption-text">Rezervuar Köpkeleri&#8217;ndeki çatışma sahnesi. &#8220;Eddie Cabot (Chris Penn), Joe Cabot (Lawrence Tierney) ve Mr. Orange (Tim Roth)&#8221;</figcaption></figure></p>
<h2>Tarantino: Rezervuar Köpekleri</h2>
<p>Fotoğrafta görülen sahnede (Rezervuar Köpekleri) Tarantino hayranlarının daima merak ettiği bir soru vardır: İlk kim ateş etti? Bu sahnede (soldan sağa) Eddie Cabot (Chris Penn), Joe Cabot (Lawrence Tierney) ve Mr. Orange (Tim Roth) bir çatışmadadır. Aralarında geçen kısa süreli diyalogdan sonra birbirlerine ateş ederler fakat ilk kimin ateş ettiğini fark etmek için çok dikkat etmek gerekir. Tarantino, filmlerinde bu tarz detaylara çok önem verir.</p>
<p><figure id="attachment_4117" aria-describedby="caption-attachment-4117" style="width: 225px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kill-bill.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4117 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kill-bill-225x300.jpg?resize=225%2C300" alt="Sarı rengin hâkim olduğu Kill Bill  serisinin ilk filminin afişinde filmin başrolündeki Uma Thurman." width="225" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kill-bill.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kill-bill.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4117" class="wp-caption-text">Sarı rengin hâkim olduğu Kill Bill serisinin ilk filminin afişinde filmin başrolündeki Uma Thurman.</figcaption></figure></p>
<h2>Tarantino: Kill Bill</h2>
<p>Ünlü yönetmen Tanatino&#8217;nun filmlerinde ağırlıklı olarak yer verdiği detaylardan biri de uzun süren şiddet sahneleridir. Bunun en iyi örneklerine yönetmenin ünlü serisi <u>Kill Bill</u>’de rastlarız.</p>
<p>Sarı rengin hâkim olduğu serinin ilk filminin afişinde filmin başrolündeki Uma Thurman, afişle uyumlu kostümü ve elindeki kılıcıyla cesur bir kadın duruşu çizmektedir. Filmde, beraber çalıştığı ekibin onu sırtından bıçaklaması üzerine kendini bir hastanede bulan Thurman, filmdeki savaşçı kişiliğiyle yaralı halde hastaneden kaçmayı başarır ve intikam için yollara düşer. Tabi alacağı intikam öyle kolay cinsten değildir çünkü hesaplaşacağı kişilerin hepsi dövüş sanatlarında ve silah kullanmada uzman kişilerdir.</p>
<p>Filmde Thurman’ı sık sık dövüşürken, silah kullanırken ve oradan oraya koştururken görmeniz mümkündür.</p>
<p><figure id="attachment_4121" aria-describedby="caption-attachment-4121" style="width: 425px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/uma-thurman.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4121 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/uma-thurman.jpg?resize=425%2C482" alt="Kill Bill filminde Thurman’ı sık sık dövüşürken, silah kullanırken ve oradan oraya koştururken görmeniz mümkündür." width="425" height="482" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/uma-thurman.jpg?w=425&amp;ssl=1 425w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/uma-thurman.jpg?resize=265%2C300&amp;ssl=1 265w" sizes="(max-width: 425px) 100vw, 425px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4121" class="wp-caption-text">Kill Bill filminde Thurman’ı sık sık dövüşürken, silah kullanırken ve oradan oraya koştururken görmeniz mümkündür.</figcaption></figure></p>
<p>Ayrıca <em>Tarantino</em> filmlerinde çizgi ve anime karakterleri kullanmayı da sever. Yine Kill Bill’den örnek verecek olursak O&#8217;ren Ishii &nbsp;karakterinin hikâyesi anlatılırken de bu teknikten yararlanmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_4120" aria-describedby="caption-attachment-4120" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/sin-city.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4120 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/sin-city.jpg?resize=500%2C600" alt="Tarantino, Sin City (Günah Şehri) filmine konuk yönetmen olarak katılmıştır." width="500" height="600" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/sin-city.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/sin-city.jpg?resize=250%2C300&amp;ssl=1 250w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4120" class="wp-caption-text">Tarantino, Sin City (Günah Şehri) filmine konuk yönetmen olarak katılmıştır.</figcaption></figure></p>
<h2>Tarantino: Sin City (Günah Şehri)</h2>
<p>Konuk yönetmen olarak katıldığı <u>Sin City (Günah Şehri)</u>’de de aynı teknik kullanılmıştır. Yönetmenin bunlar dışında kendine has ve oldukça sık kullandığı başka detaylar da vardır. Bir ayak fetişisti olan Tarantino, bunu filmlerinde kullanmakta sakınca görmez.</p>
<h3>Tarantino: Grindhouse &#8211; Deathproof</h3>
<p>Grindhouse filminin <u>Deathproof</u>&nbsp; isimli kısmında, filmin başlangıcında ve devamında odağı birçok kez Rosario Dawson’ın canlandırdığı Abernathy adlı karakterin ayaklarına çevirmiştir.</p>
<p>Bizi en son <u>Hateful Eight</u> filmiyle heyecanlandıran <strong>Quentin Tarantino</strong>’yu ve onun filmlerini umarız yakın tarihte tekrar görürüz. Güzel filmlerle dolu günlere!</p>
<p><figure id="attachment_4116" aria-describedby="caption-attachment-4116" style="width: 448px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Grindhouse-Deathproof.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4116 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Grindhouse-Deathproof.jpg?resize=448%2C315" alt="Bir ayak fetişisti olan Tarantino, bunu filmlerinde kullanmakta sakınca görmez." width="448" height="315" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Grindhouse-Deathproof.jpg?w=448&amp;ssl=1 448w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Grindhouse-Deathproof.jpg?resize=300%2C211&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 448px) 100vw, 448px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4116" class="wp-caption-text">Bir ayak fetişisti olan Tarantino, bunu filmlerinde kullanmakta sakınca görmez.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/quentin-tarantino-bir-hipsterin-dunyasina-yolculuk/">Quentin Tarantino: Bir Hipsterin Dünyasına Yolculuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/quentin-tarantino-bir-hipsterin-dunyasina-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4115</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ve Karşınızda “The Conjuring 2&#8243;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ve-karsinizda-the-conjuring-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ve-karsinizda-the-conjuring-2/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 14 Jun 2016 08:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belen Uzunkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4032</guid>
				<description><![CDATA[<p>Korku severlerin merakla beklediği “The Conjuring 2” Türkçe adıyla “ Korku Seansı 2” nihayet vizyona girdi. 2013 yılında yapılan filmin ardından bir ikincisinin daha çekileceği haberi çıktığında filmin hayranları oldukça heyecanlanmışlardı ve şimdi ise muratlarına erdiler. Şahsen korku filmleriyle çok aram dolayısıyla da alakam yoktur. Fakat ilk filmi vizyondayken izlediğimde filmden çok etkilenmiştim, o yüzden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ve-karsinizda-the-conjuring-2/">Ve Karşınızda “The Conjuring 2&#8243;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Korku severlerin merakla beklediği “<strong>The Conjuring 2</strong>” Türkçe adıyla “ <strong>Korku Seansı 2</strong>” nihayet vizyona girdi. 2013 yılında yapılan filmin ardından bir ikincisinin daha çekileceği haberi çıktığında filmin hayranları oldukça heyecanlanmışlardı ve şimdi ise muratlarına erdiler.</p>
<p>Şahsen korku filmleriyle çok aram dolayısıyla da alakam yoktur. Fakat ilk filmi vizyondayken izlediğimde filmden çok etkilenmiştim, o yüzden bu filmi de izlemek için sabırsızlanıyorum. Bu film öyle bir film ki ister 10:00 seansında izleyin isterseniz 22:00 o seans sizin için gerçek bir korku seansı olacaktır.</p>
<p><figure id="attachment_4034" aria-describedby="caption-attachment-4034" style="width: 539px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Korku-Senası-İlk-Filminin-Afişi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4034 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Korku-Senası-İlk-Filminin-Afişi.jpg?resize=539%2C800" alt="Korku Senası İlk Filminin Afişi." width="539" height="800" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Korku-Senası-İlk-Filminin-Afişi.jpg?w=539&amp;ssl=1 539w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Korku-Senası-İlk-Filminin-Afişi.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w" sizes="(max-width: 539px) 100vw, 539px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4034" class="wp-caption-text">Korku Senası İlk Filminin Afişi.</figcaption></figure></p>
<p>Filmin en ilgi çekici tarafı gerçek olaylardan senaryosunun yazılmış olması. Ed ve Lorraine Warren isimli kahin / hayalet avcılarının kendi tecrübelerinden yararlanılarak oluşturulmuş bir film. Elbette sinema büyüleyici olduğu kadar daha da büyüleyici bir şekilde sunulmalıdır ki ilgi çeksin. Olayların gerçeklik payı mutlaka vardır fakat bu meslek alanının içinden birisi olarak şunu söyleyebilirim ki; Gerçek Bir Hikaye başlığı atılan özellikle korku filmleri tamamiyle bir senaryo başarısıdır. Öncelikle bizi filme hazırlayıp, izleyeceklerimiz gerçek olduğuna inandırıp psikolojimizi etkileyerek işlerini kolaylaştırıyorlar ardından da hazır biz de korkmaya hazır hale gelmişken senaryo ve görsel efektlerle işi bitiriyorlar. Mesleki açıdan bakınca işin özü bu. Fakat bir de izleyici olarak bakmak lazım.</p>
<p><figure id="attachment_4033" aria-describedby="caption-attachment-4033" style="width: 203px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/AnnabelleAnnabelle-Filmi-poster.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4033 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/AnnabelleAnnabelle-Filmi-poster-203x300.jpg?resize=203%2C300" alt="AnnabelleAnnabelle Filmi." width="203" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/AnnabelleAnnabelle-Filmi-poster.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/AnnabelleAnnabelle-Filmi-poster.jpg?w=259&amp;ssl=1 259w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4033" class="wp-caption-text">AnnabelleAnnabelle Filmi.</figcaption></figure></p>
<h2>Korku Seansı Filmi</h2>
<p><strong>Korku Seansı</strong> gerçekten beni çok etkileyen bir film olmuştu. Bulunduğum eğitim programı sırasında Warner Bros. Stüdyolarını gezme fırsatım olmuştu. Şansıma daha filmden habersizken filmin çekildiği evi gezdirmişlerdi bize o gün. Fakat tabii konusu ve öyle bir film çekildiğinden değil de işte bu da stüdyomuzda film için kullanılan evlerden birisi şeklinde bir gezi olmuştu. Filmin afişinde o evi gördüğüm an direk ilgimi çekti ve filmi görmek istedim. Salonda otururken oldukça rahattım genelde korku filmlerinden çekinirim. Sonuçta ben o evi görmüştüm, o meslek dalındanım yapım aşamalarını vs. Her şeyi bilen birisi olarak gittim o filme. Fakat hayatımın tokadını yedim&#8230; Tek kelimeyle korkmuştum, gerçekten harika bir yapımdı. Bütün o havalı ben orayı gördüm, “Aaa bu efekt şöyle yapılıyor”, “Bu çekim şöyle” bilgilerim falan uçtu gitti. Gerçekten etkileyici bir yapımdı. Bir dipnot filmde daha sonradan da filmi çekilen “Anabelle” karakteri de yer alıyordu. O filmde oldukça iddialı gelmişti ama aradığını bulamadı.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/VFsmuRPClr4?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Beni ciddi anlamda korkutmayı başaran filmin devam filmini de oldukça meraklı bir şekilde bekliyorum. Korku filmlerini sevmiyor olabilirsiniz, onlarla dalga geçiyor kimi korku filmlerinde gülüyor olabilirsiniz. Bana güvenin bu film bildikleriniz gibi değil. Gerçekten bir korku seansı&#8230;</p>
<p>İyi seyirler&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ve-karsinizda-the-conjuring-2/">Ve Karşınızda “The Conjuring 2&#8243;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ve-karsinizda-the-conjuring-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4032</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Rıza Oylum’dan İran’da Türk Sineması Etkinliği</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/riza-oylumdan-iranda-turk-sinemasi-etkinligi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/riza-oylumdan-iranda-turk-sinemasi-etkinligi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 09 Jun 2016 11:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Erdebil Sinematek]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Oylum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3966</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sinema yazarı Rıza Oylum, İran&#8217;ın Erdebil şehrinde 5 Haziran’da Türkiye’deki sinema hareketleri ve edebiyat uyarlamaları üstüne bir konferans verdi. Yılmaz Güney&#8217;in Umut filminin de gösterildiği etkinlikte; Türkiye&#8217;de sinemanın geçirdiği evreler, edebiyat-sinema ilişkisi, Nuri Bilge Ceylan sineması, TV dizilerinin sinemaya etkileri, Yılmaz Güney’in sinema yaklaşımı ve İran sinemasının uluslararası başarıları üstünde duruldu. Erdebil Sinematek merkezinde yapılan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/riza-oylumdan-iranda-turk-sinemasi-etkinligi/">Rıza Oylum’dan İran’da Türk Sineması Etkinliği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema yazarı <strong>Rıza Oylum</strong>, İran&#8217;ın Erdebil şehrinde 5 Haziran’da Türkiye’deki sinema hareketleri ve <a href="http://www.sanatduvari.com/turk-sinemasinda-edebiyat-uyarlamalari/">edebiyat uyarlamaları</a> üstüne bir konferans verdi.</p>
<p>Yılmaz Güney&#8217;in Umut filminin de gösterildiği etkinlikte; Türkiye&#8217;de sinemanın geçirdiği evreler, edebiyat-sinema ilişkisi, Nuri Bilge Ceylan sineması, TV dizilerinin sinemaya etkileri, Yılmaz Güney’in sinema yaklaşımı ve İran sinemasının uluslararası başarıları üstünde duruldu.</p>
<p><figure id="attachment_3970" aria-describedby="caption-attachment-3970" style="width: 730px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/riza-oylum-turkiye-sinema-hareketleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3970 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/riza-oylum-turkiye-sinema-hareketleri.jpg?resize=640%2C359" alt="Sinema yazarı Rıza Oylum." width="640" height="359" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/riza-oylum-turkiye-sinema-hareketleri.jpg?w=730&amp;ssl=1 730w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/riza-oylum-turkiye-sinema-hareketleri.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3970" class="wp-caption-text">Sinema yazarı Rıza Oylum.</figcaption></figure></p>
<p><em>Erdebil Sinematek</em> merkezinde yapılan etkinlikte; iki ülkenin sinema çevrelerinin daha fazla etkileşim içinde olmaları için neler yapılabileceği de konuşuldu. Ayrıca <em>Rıza Oylum</em>’un <a href="http://www.sanatduvari.com/dunya-yonetmenlerinden-sinema-dersleri-yayinlandi/"><strong>Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri</strong></a> isimli kitabının Farsçaya çevrilmesine yönelik çalışmalar da başlatıldı.</p>
<p><figure id="attachment_3968" aria-describedby="caption-attachment-3968" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/riza-oylum-dan-iran-da-konferans.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3968 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/riza-oylum-dan-iran-da-konferans.jpg?resize=640%2C262" alt="Erdebil Sinematek Merkezi." width="640" height="262" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/riza-oylum-dan-iran-da-konferans.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/riza-oylum-dan-iran-da-konferans.jpg?resize=300%2C123&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3968" class="wp-caption-text">Erdebil Sinematek Merkezi.</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_3967" aria-describedby="caption-attachment-3967" style="width: 547px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/erdebil-sinematek.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3967 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/erdebil-sinematek.jpg?resize=547%2C307" alt="Yılmaz Güney'in Umut filminin de gösterildiği etkinlikte; Türkiye'de sinemanın geçirdiği evreler konuşuldu." width="547" height="307" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/erdebil-sinematek.jpg?w=547&amp;ssl=1 547w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/erdebil-sinematek.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 547px) 100vw, 547px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3967" class="wp-caption-text">Yılmaz Güney&#8217;in Umut filminin de gösterildiği etkinlikte; Türkiye&#8217;de sinemanın geçirdiği evreler konuşuldu.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/riza-oylumdan-iranda-turk-sinemasi-etkinligi/">Rıza Oylum’dan İran’da Türk Sineması Etkinliği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/riza-oylumdan-iranda-turk-sinemasi-etkinligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3966</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hayatımızdan Geçen &#8220;Yedi Numara&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hayatimizdan-gecen-yedi-numara/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hayatimizdan-gecen-yedi-numara/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 06 Jun 2016 05:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[TRT televizyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3909</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yedi Numara’yı hatırlarsınız. 2000-2003 yılları arasında TRT’de ekrana gelen ve evlerimize konuk olmasını sabırsızlıkla beklediğimiz bir yapımdı. Henüz 9 yaşındayım. Yedi Numara başlamadan önce hazırlıklar başlardı bizim evimizde. Annem çay demlerdi, bir de yanına mısır patlatırdı. Herkes evin en rahat yerine kurulur, Yedi Numara’nın eğlenceli jenerik müziğinin biran evvel başlamasını beklerdi. Müziği duyar duymaz keyiflenmeye [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayatimizdan-gecen-yedi-numara/">Hayatımızdan Geçen &#8220;Yedi Numara&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yedi Numara</strong>’yı hatırlarsınız. 2000-2003 yılları arasında TRT’de ekrana gelen ve evlerimize konuk olmasını sabırsızlıkla beklediğimiz bir yapımdı.</p>
<p>Henüz 9 yaşındayım. Yedi Numara başlamadan önce hazırlıklar başlardı bizim evimizde. Annem çay demlerdi, bir de yanına mısır patlatırdı. Herkes evin en rahat yerine kurulur, Yedi Numara’nın eğlenceli jenerik müziğinin biran evvel başlamasını beklerdi. Müziği duyar duymaz keyiflenmeye başlardım. Aradan yıllar geçti lakin Yedi Numara’yı asla unutmadım. Hayatımdan bir sürü insan geldi geçti, bir sürü dizi yayınlandı bitti. Benim aklımda yalnızca Yedi Numara kaldı. Bir tek <u>Yedi Numara</u> defalarca izlendi.</p>
<h2>Yedi Numara ve Zeliha Yenge</h2>
<p>Bazen tahayyül ediyorum, mutlu oluyorum. Sanki bir kış günü dışarıdan eve üşümüş bir vaziyette gelmişim. Ortalık perişan, her yerde kar var. Kapıdan içeri bir giriyorum ki, Zeliha Yenge yünden bir hırka bitirivermiş bana. Ocakta demlenmekte olan çayın kokusu yayılmış odaya.</p>
<p><figure id="attachment_3910" aria-describedby="caption-attachment-3910" style="width: 384px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/trt-yedi-numara-dizi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3910 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/trt-yedi-numara-dizi.jpg?resize=384%2C288" alt="Yedi Numara ve &quot;Armağan – Rüya - Cansu - Ayten&quot;" width="384" height="288" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/trt-yedi-numara-dizi.jpg?w=384&amp;ssl=1 384w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/trt-yedi-numara-dizi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 384px) 100vw, 384px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3910" class="wp-caption-text">Yedi Numara ve &#8220;Armağan – Rüya &#8211; Ayten &#8211; Cansu&#8221;</figcaption></figure></p>
<h2>Yedi Numara ve &#8220;Armağan – Rüya &#8211; Ayten &#8211; Cansu&#8221;</h2>
<p>Armağan çıkıyor odanın birinden. Halimi hatırımı soruyor bana. Bir abla, bir anne şefkatiyle yaklaşıyor. Her derdimi dinliyor ve hepsine akılcı çözümler buluyor. Ardından Rüya görünüyor. Yeni bir şiir yazmış, bunalımdan henüz çıktığı için şiiri pek acıklı. Tıpkı siyah beyaz Yeşilçam filmlerindeki karakterler gibi. Okuyuveriyor bir anda şiirini. O sırada Cansu çıkıveriyor ortaya. Ağlayacağı yerde gülüyor bu hüzünlü şiir karşısında. Hepimize muzip bakışlar atıyor, anlaşılan yeni bir şakaya hazırlanıyor. Ayten ise takmış takıştırmış, süslenip püslenmiş türlü hayaller peşinde.</p>
<h2>Yedi Numara ve &#8220;Recep &#8211; Haydar&#8221;</h2>
<p>Üst kattan Recep ile Haydar iniyor o sırada. Recep Ayten’e laf atıyor, Ayten tahammül edemiyor tabii ki. Herkesin yardım istediği ortak kişi ise Armağan. Haydar ise çok büyük bir deha, dünyanın en temiz kalbine sahip. En sevdiği yiyecek ise dehasını artıran soğan.</p>
<h2>Yedi Numara ve Vahit Emmi</h2>
<p>Ve evin en heybetli en afili horozu, Vahit Emmi… Kelimeler yetmez Vahit Emmi’yi anlatmaya. Evdeki tüm koçlara ve piliçlere kol kanat germiş, baba olmuş. Hayat ona bir çocuk vermemiş lakin o bir anda en güzel çocuklara sahip oluvermiş.</p>
<p><figure id="attachment_3912" aria-describedby="caption-attachment-3912" style="width: 531px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/yedi-numara-dizisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3912 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/yedi-numara-dizisi.jpg?resize=531%2C276" alt="Bizden bir dizi: Yedi Numara dizisi." width="531" height="276" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/yedi-numara-dizisi.jpg?w=531&amp;ssl=1 531w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/yedi-numara-dizisi.jpg?resize=300%2C156&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 531px) 100vw, 531px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3912" class="wp-caption-text">Bizden bir dizi: Yedi Numara dizisi.</figcaption></figure></p>
<h3>Yedi Numara Dizisi</h3>
<p>Bizden bir diziydi <strong>Yedi Numara dizisi</strong>. Benim tek ailemdi. Hala öyledir. Günümüzdeki dizilerden çok farklıydı. Zengin yalılarda, zengin sofralarda, zengin mekanlarda ve zengin rüyalarda yüzen insanların dizisi değildi Yedi Numara. Yedi Numara’da hayaller bizdendi, rüyalar bizdendi, umutlar bizdendi. Oyuncuların hüzünlerine ortak olur, neşeleri ile mutlu oluverir öyle içten gülerdik ki. Uzun süredir hiçbir yapıma içten gülümseyemiyorum. Ne o sıcaklığı hissedebiliyorum ne de o samimiyeti.</p>
<p>İnsanın bir diziyi, oyuncularını aileden kabul ettiği yılları çoktan geçtik. Kendimi şanslı hissediyorum. Hayatımdan bir <em>Yedi Numara</em> geçti ve iyi ki geçti. İyi ki ailem oldunuz Yedi Numaralılar.</p>
<p>Sevgi ve saygılarımla.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayatimizdan-gecen-yedi-numara/">Hayatımızdan Geçen &#8220;Yedi Numara&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hayatimizdan-gecen-yedi-numara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3909</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“X-Men: Apocalypse” Değerlendirmesi; Sınırsız Aksiyon!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-degerlendirmesi-sinirsiz-aksiyon/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-degerlendirmesi-sinirsiz-aksiyon/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 30 May 2016 05:30:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belen Uzunkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Apocalypse]]></category>
		<category><![CDATA[Magneto]]></category>
		<category><![CDATA[Wolverine]]></category>
		<category><![CDATA[X-Men]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3795</guid>
				<description><![CDATA[<p>X-Men: Apocalypse filmi bana göre gerçekten inanılmazdı 2016 itibariyle Star Wars’dan sonra izlediğim en güzel filmdi diyebilirim. Tabii bu kişiden kişiye göre değişir. 2D olarak izledim ve çok da memnun kaldım 3D filmin etksini ve renklerini çok kırdığından size de tavsiye ederim. Film hakkındaki görüşlerimi, yorumlarımı ve tespitlerimi paylaşmaya çalışacağım vakit ayırdığınız için teşekkürler. Öncelikle [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-degerlendirmesi-sinirsiz-aksiyon/">“X-Men: Apocalypse” Değerlendirmesi; Sınırsız Aksiyon!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>X-Men: Apocalypse</strong> filmi bana göre gerçekten inanılmazdı 2016 itibariyle Star Wars’dan sonra izlediğim en güzel filmdi diyebilirim. Tabii bu kişiden kişiye göre değişir. 2D olarak izledim ve çok da memnun kaldım 3D filmin etksini ve renklerini çok kırdığından size de tavsiye ederim. Film hakkındaki görüşlerimi, yorumlarımı ve tespitlerimi paylaşmaya çalışacağım vakit ayırdığınız için teşekkürler.</p>
<p>Öncelikle en baştan Spoilerlara karşı sizi uyarmalıyım keza bana bu yazıda oldukça fazla olacak gibi geliyor. Filmi izlemeyenler sizlere sesleniyorum bundan sonrasını okumayınız.</p>
<p><figure id="attachment_3808" aria-describedby="caption-attachment-3808" style="width: 540px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypsein-piramidi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3808 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypsein-piramidi.jpg?resize=540%2C220" alt="Filmin açılış sahnesi: Apocalypse’in piramidi." width="540" height="220" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypsein-piramidi.jpg?w=540&amp;ssl=1 540w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypsein-piramidi.jpg?resize=300%2C122&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3808" class="wp-caption-text">Filmin açılış sahnesi: Apocalypse’in piramidi.</figcaption></figure></p>
<h2>X-Men: Apocalypse</h2>
<p>Film Mısır’da başlıyor Apocalypse bir törenle piramidin içine götürülüyor ve burada bir ritüele hazılanılıyor. Film daha ilk sahnesinden beni büyülemeye başladı. Çağın gerekliliği haline gelen özel efektler bu filmde haliyle oldukça fazla kullanılmış fakat bu beni hiç rahatsız etmedi çünkü çok başarılı bir şekilde kullanılan bu efektler adeta beni büyüledi. Piramidin içerisinde <strong>Apocalypse</strong> kendi bulunduğu bedeni yaşlandığı için değiştirecek ve bu ritüele&nbsp;hazırlanılıyor. Bu olay gerçekleşirken ki kullanılan efektler gerçekten büyüleyici. Hem renkler çok güzel hem de işlenişi çok güzel. Mısır kültürünün ve piramitlerin bu denli önemli bir yer tuttuğu filmde Firavun dönemine olan gizem bu filmde kullanılan efektleri ve ritüeli çok daha ilginç ve gizemli kılıyor. Sanıyorum beni etkileyen de bu oldu. Bryan Singer sen bu işi çok iyi yapıyorsun. İyi ki geri döndün ve bu filme de hayat verdin. “Geçmiş Günler Gelecek” de bıraktığı yerden Apocalypse’de devam etmiş ve beni gene hayran bıraktı. Ritüel sırasında söylenilen Arapça kelimeler sahnenin ışıklandırması ve özel efektlerin ultra kaliteli oluşu filme başladığım heycanımı kat kat daha arttırdı.</p>
<p><figure id="attachment_3817" aria-describedby="caption-attachment-3817" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/x-men-apocalypse-empire.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3817 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/x-men-apocalypse-empire.jpg?resize=640%2C338" alt="Apocalypse beden değiştirme ritüelinde." width="640" height="338" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/x-men-apocalypse-empire.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/x-men-apocalypse-empire.jpg?resize=300%2C158&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/x-men-apocalypse-empire.jpg?resize=351%2C185&amp;ssl=1 351w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3817" class="wp-caption-text">Apocalypse beden değiştirme ritüelinde.</figcaption></figure></p>
<h2>X-Men: Apocalypse Filminin Eleştirisi</h2>
<p>Bir dakika bile sıkılmadığım filmde her geçen sahnede daha da filmin içine girip daha da kapıldım. Bazı karakterlerin nasıl filme dahil olduğunu veya önceden bildiğimiz karakterlerin o zaman diliminde neler yaptığını da göstermiş oldu bu film. Böylece zaten filmin sonunda gördüğümüz üzere devamı gelecek devam filmi için sağlam bir kadro yaratarak bu filmde bizi onlara alıştırdılar ve devam filmlerinde de bu şekilde bomba gibi gelecekler diye düşünüyorum. Karakterler oldukça oturmuş ve hepsi yaptıkları işin altından kalkıyorlar gibi geldi bana.&nbsp; Filme dahil olan ve devam filmlerinde göreceğimiz karaktlerin hikayelerini az çok öğrendikten sonra benim için efsane olan <strong>Wolverine</strong>’e gelmek istiyorum.</p>
<p><figure id="attachment_3811" aria-describedby="caption-attachment-3811" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Hugh-Jackman.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3811 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Hugh-Jackman.jpg?resize=600%2C300" alt="Wolverine rolünde Hugh Jackman." width="600" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Hugh-Jackman.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Hugh-Jackman.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3811" class="wp-caption-text">Wolverine rolünde Hugh Jackman.</figcaption></figure></p>
<p>Filmde kendisinin bölümü oldukça kısaydı fakat Wolverine sahnelerinde yaşadığı Rage yani sinir patlamasıyla herkese saldırması ve biraz da vahşet mi desek katliam mı büyük ilgi ve heyecan uyandırdı. Wolverine en vahşi haliyle çıktı belki de karşımıza ve hali hazırda çekilen Wolverine filmde de inşallah kendisini bu şekilde daha aktif görürüz. Jean Grey ile olan karşılaşmasında biliyorum içinizden neler geçmedi ki söylemek için ama belki de her şeyin başlangıcı olan o sahneyi gördük. Wolverine’e verdiği hediye Logan’ın (Wolverine) kaderini değiştirecek. Özellikle o Cyclopse’a söylemek istedikleriniz çok biliyorum ama başka filme saklayınız efendim.</p>
<p>Filmde öğrencilerin öğretmen konumunda olanları kurtardığını görüyoruz bu da gençlerin de en az onlar kadar yetenekli olabileceğini ve tekrar <strong>X-Men</strong> kurulursa bu ekibin başarı oranının yüksek olabileceğini bize gösteriyor. Nitekim filmin sonunda Raven’ın yaptığı konuşmayla ve ardından gözcülerin gelmesiyle devam filminde veya filmlerinde bu ekibin iddialı olacağını anlıyoruz.</p>
<p><figure id="attachment_3812" aria-describedby="caption-attachment-3812" style="width: 660px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/JeanGrey-Nightcrawler-Cyclops.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3812 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/JeanGrey-Nightcrawler-Cyclops.jpg?resize=640%2C320" alt="Öğrenciler X-Men olma yolunda: Jean Grey, Nightcrawler, Cyclops" width="640" height="320" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/JeanGrey-Nightcrawler-Cyclops.jpg?w=660&amp;ssl=1 660w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/JeanGrey-Nightcrawler-Cyclops.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3812" class="wp-caption-text">Öğrenciler X-Men olma yolunda: Jean Grey, Nightcrawler, Cyclops</figcaption></figure></p>
<p>Tekrar efektlere dönmek istiyorum uzun süredir bu kadar güzel görsel efektli film izlemedim açıkçası. Yapılan her efekt gerçekten çok kaliteliydi. Özellikle bu efektlerin devamlılığına da bu filmde çok önem verildiğini düşünüyorum. Nasıl mı? Önceki dönemlerdeki filmlerde evet gene efektler kullanılırdı fakat biz her sahnede göremezdik. İlk shot da efekti görürdük ardından bir reaction shot gelirdi ve efekt bu sahneye dahil olmazdı belki de kolaya kaçma belki de maliyetti. Bu filmde gözlemlediğim kadarıyla birisi bir gücünü açığa çıkarıp kullanıyorsa diğer sahne de de bu çekim devam ediyor. Aklımda en net kalan örnek şu anlamanıza biraz daha yardım edebilir belki kastettiğim şeyi. Filmin sonlarına doğru Jean ve Magneto okulu yeniden inşaa ederlerken Magneto’yu görüyoruz, ardından sahne öğrencilere geçiyor ama o da ne? Magneto hala havada ve arkada bir şeylerle uğraşıyor yani zorunda olmamalarına rağmen arka planda Magneto’yu da göstermişler bu da bence devamlılığı sağlamlaştırıp ayrı bir güzellik katmış. Bu arada Magneto’ya üzülmeyen var mı aramızda?</p>
<p><figure id="attachment_3815" aria-describedby="caption-attachment-3815" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Professor-X.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3815 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Professor-X.jpg?resize=640%2C379" alt="Professor X bildiğimiz haline dönüşmeye başlıyor." width="640" height="379" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Professor-X.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Professor-X.jpg?resize=300%2C178&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Professor-X.jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3815" class="wp-caption-text">Professor X bildiğimiz haline dönüşmeye başlıyor.</figcaption></figure></p>
<p>Gelelim <strong>Apocalypse</strong> davasına. Kendisinin isteklerini ve davranışlarını biraz uçuk kaçık bulabilirsiniz belki ama derin düşünün derim. Sonuçta onun isteklerinin uçuk kaçık olması gerekiyor yüzyıllar sonra uyanmış bir tanrıdan bahsediyoruz. ABD başkanı olmak isteyecek hali yok elbette. Karakterleri hissederek onları anlamaya çalışarak filmi izlersek istekleri veya yaptıkları şeyler bizlere daha kabul edilebilir gelecektir.</p>
<p><figure id="attachment_3813" aria-describedby="caption-attachment-3813" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/korkutucu-Apocalypse.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3813 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/korkutucu-Apocalypse-300x184.jpg?resize=300%2C184" alt="Apocalypse, yakından korkutucu görünüyor." width="300" height="184" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/korkutucu-Apocalypse.jpg?resize=300%2C184&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/korkutucu-Apocalypse.jpg?w=444&amp;ssl=1 444w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3813" class="wp-caption-text">Apocalypse, yakından korkutucu görünüyor.</figcaption></figure></p>
<p>Apocalypse’in gerçek gücünü bence filmin sonlarına doğru anlıyoruz. Günümüze ayak uydurma olayını iyi yapmışlar evet ama gücünü çok belirgin olarak göstermemişler bence veya bunu göstermek için çok beklemişler. Neredeyse biraz daha film o şekilde seyretseydi “bu tanrı falan değil sadece biraz daha gelişmiş bir mutant diyecektim” kendisi için. Ama mutantların gözü açılıp hepsi ona saldırmaya başladıklarında gerçek gücünü bence o zaman anlamış olduk. Çizgi film de olduğu gibi aşırı bir güç bahşedilmiş gibi gözükmüyordu belli bir noktasına kadar. İçimde kalan tek şey ise Apocalypse’in şekil değiştirebilmesini kullanmamış olmaları. Yani büyüyüp küçülebilme özelliğini sadece Xavier ile zihin savaşı verirken işlemişler. O sahneyi anlatmak için çok doğru bir tercih olmuş orası ayrı. Zihin savaşında Xavier’den bile güçlü olduğunu betimleme işi orada güzel yapılmış fakat ben filmin içerisinde kullanılsa daha çok beğenirdim. Başka beğenmediğim bir nokta ise koskoca tanrının mutantların ayağına giderek onları ikna etmeye çalışması. Bence mutantlar onu bulsalardı daha anlamlı olurdu.</p>
<p><figure id="attachment_3810" aria-describedby="caption-attachment-3810" style="width: 537px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/beden-degistirme-ritueli.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3810 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/beden-degistirme-ritueli.jpg?resize=537%2C260" alt="Başarıyla kullanılan özel efektler: Beden değiştirme ritüeli." width="537" height="260" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/beden-degistirme-ritueli.jpg?w=537&amp;ssl=1 537w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/beden-degistirme-ritueli.jpg?resize=300%2C145&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/beden-degistirme-ritueli.jpg?resize=536%2C260&amp;ssl=1 536w" sizes="(max-width: 537px) 100vw, 537px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3810" class="wp-caption-text">Başarıyla kullanılan özel efektler: Beden değiştirme ritüeli.</figcaption></figure></p>
<p>Peki en güçlü mutant hangisi? Marvel evreninin en güçlü mutantı <em>Apocalypse</em> onda hem fikiriz zaten onlar öyle olduğunu söylüyor. Ama nasıl olacak bu iş Wolverine var Magneto, Jean inanılmaz güçleri olduğunu fark etti ve Xaiver bunlardan hangisi en kritik rolde. Geçtiğimiz filmlerde hepsinin üstüne düşen önemli sorumlulukları vardı. Peki sizce hangisi gerçekten en güçlü mutant?</p>
<p>Bu arada bir ürün yerleştirmeye de şahit olduk film de bilmiyorum dikkat ettiniz mi Piramidin aşağısında geçen savaşta uçan bir kılıç Michelin Lastiklerinin logosunun kafasını kesecek bir biçimde geçiyor. Acaba bu bir ürün yerleştirme mi yoksa bir mesaj mı? Reklamın iyisi kötüsü olmaz elbette.</p>
<p><figure id="attachment_3816" aria-describedby="caption-attachment-3816" style="width: 571px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Storm-vs-Cyclopse.jpg"><img class="wp-image-3816 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Storm-vs-Cyclopse.jpg?resize=571%2C279" alt="Başarıyla kullanılan özel efektler, Harry Potter’ı anımsatsa da Storm vs. Cyclopse." width="571" height="279" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Storm-vs-Cyclopse.jpg?w=571&amp;ssl=1 571w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Storm-vs-Cyclopse.jpg?resize=300%2C147&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 571px) 100vw, 571px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3816" class="wp-caption-text">Başarıyla kullanılan özel efektler, Harry Potter’ı anımsatsa da Storm vs. Cyclopse.</figcaption></figure></p>
<p>Tomatometer’a , IMDB’ye bakmayın siz gidin izleyin filmi şahsen tekrar bile izlemeyi düşünüyorum. Kim ne derse desin çok güzel bir filmdi ve bence en güzel <em>X-Men</em>’leri Bryan Singer ve ekibi yapıyor. Apocalypse’de bence çizgi filme gayet uygun bir şekilde tanımlanmış gücünü çok basit şeyler için kullanıyor filmin başlarında ama o an ki özel efektler bu basit hamleleri bile güzelleştiriyor. Efekt konusunda atlayamacağım bir nokta daha var Quicksilver’ın imdada yetiştiği bölüm. Gerçekten muhteşem işlenen ve çok keyif veren bir bölümdü. Kendisinin bu tarz gücünü kullandığı fakat sonunda Apocalypse’den dayak yediğini de unutmayalım. Ayrıca harika bir şekilde çapraz kurgu işlendiğini görüyoruz filmde. Bir çok karakterler aynı anda hikayeleri anlatılıyor ve bu da daha çok merak edip sıkılmadan hepsini mutlu mesut merakla izlememize yol açıyor.</p>
<p><figure id="attachment_3814" aria-describedby="caption-attachment-3814" style="width: 473px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Nightcrawler.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3814 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Nightcrawler.jpg?resize=473%2C191" alt="Teleportasyon özelliğini taşıyan Nightcrawler." width="473" height="191" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Nightcrawler.jpg?w=473&amp;ssl=1 473w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Nightcrawler.jpg?resize=300%2C121&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 473px) 100vw, 473px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3814" class="wp-caption-text">Teleportasyon özelliğini taşıyan Nightcrawler.</figcaption></figure></p>
<p>Açıkçası hiçbir eleştiriye bakmadan veya film değerlendirme sitelerine bakmadan bu filmi gidip izledim ve son derece beğendim. Özel Efektler beni sürekli bahsettiğim üzere çok etkiledi. Umuyorum devam filmleri bu kalitede bu performansta devam eder. Kim bilir belki bir X-Men inceleme dosyası bile açarız. Filmi çok daha ayrıntıya inip tekel olarak incelemekte vardı ama sizi sıkıp bunaltmak istemem. Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkürler. Bence tekrar izleyelim filmi Mısır’ın dokusuna kendimizi bırakıp karakterleri daha da benimseyip amaçlarını daha iyi anlayarak tekrar izleyelim bence buna değer. Teşekkürler.</p>
<p><figure id="attachment_3809" aria-describedby="caption-attachment-3809" style="width: 470px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypse-muridleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3809 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypse-muridleri.jpg?resize=470%2C194" alt="Müridlerine olması gerekeni anlatırken Apocalypse." width="470" height="194" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypse-muridleri.jpg?w=470&amp;ssl=1 470w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypse-muridleri.jpg?resize=300%2C124&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 470px) 100vw, 470px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3809" class="wp-caption-text">Müridlerine olması gerekeni anlatırken Apocalypse.</figcaption></figure></p>
<p>Bonus olarak <strong>X-Men: Apocalypse filminin değerlendirmesi</strong> yazısına ek aşağıdaki videoyu mutlaka izlemenizi tavsiye derim:</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/Pn2D7-nezwY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Ayrıca&nbsp;<a href="http://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-kiyamete-hazir-misiniz/">“X-Men Apocalypse” Kıyamete Hazır Mısınız?</a> yazımızı da okuyabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-degerlendirmesi-sinirsiz-aksiyon/">“X-Men: Apocalypse” Değerlendirmesi; Sınırsız Aksiyon!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-degerlendirmesi-sinirsiz-aksiyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3795</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kültür Bakanlığı Sinema Destekleri Araştırması E-kitap Olarak Yayınlandı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kultur-bakanligi-sinema-destekleri-arastirmasi-e-kitap-olarak-yayinlandi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kultur-bakanligi-sinema-destekleri-arastirmasi-e-kitap-olarak-yayinlandi/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 26 May 2016 12:12:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3777</guid>
				<description><![CDATA[<p>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2005 yılından bu yana dağıtılan sinema desteklerinin on yıllık sürecini inceleyen &#8220;Kültür Bakanlığı Sinema Destekleri&#8221; e-kitabı yayınlandı. Kültigin Kağan Akbulut tarafından bir yıllık bir araştırma sürecinde gerçekleştirilen araştırma on yıllık desteğin bir bilançosunu sunuyor. Objective Araştırmacı Gazetecilik Bursu desteğiyle hazırlanan kitap sinema desteklerini ekonomik, sanatsal ve politik açıdan inceliyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kultur-bakanligi-sinema-destekleri-arastirmasi-e-kitap-olarak-yayinlandi/">Kültür Bakanlığı Sinema Destekleri Araştırması E-kitap Olarak Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2005 yılından bu yana dağıtılan sinema desteklerinin on yıllık sürecini inceleyen &#8220;<strong>Kültür Bakanlığı Sinema Destekleri</strong>&#8221; e-kitabı yayınlandı. <strong>Kültigin Kağan Akbulut</strong> tarafından bir yıllık bir araştırma sürecinde gerçekleştirilen araştırma on yıllık desteğin bir bilançosunu sunuyor. <em>Objective Araştırmacı Gazetecilik Bursu</em> desteğiyle hazırlanan kitap sinema desteklerini ekonomik, sanatsal ve politik açıdan inceliyor. İlk hali Kültür Servisi internet gazetesinde yazı dizisi halinde yayınlanan araştırmanın e-kitap versiyonunda araştırma bulgularının tamamı ve röportajların tam hali araştırmacılar ve ilgililer için sunuldu. Yamaç Okur, Serkan Çakarer, Nazif Tunç gibi yapımcıların, eski Kültür Bakanı Erkan Mumcu&#8217;nun, akademisyenlerin, eleştirmenlerin ve sektör duayenlerinin görüşlerinin de dahil edildiği kitap ücretsiz olarak indirilebilir.</p>
<p>Kitabı ücretsiz indirmek için <a href="https://www.dropbox.com/s/uj4ikam0usukjl1/sinema%20destekleri%20e-kitap.pdf?dl=0" target="_blank">tıklayınız</a></p>
<h2>Sinema Destekleri Araştırması’nda <em>Öne Çıkan Başlıklar:</em></h2>
<ul>
<li>Türkiye&#8217;deki ilk sistematik sinema desteği 2004 yılında çıkan 5224 Sayılı &#8220;Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun&#8221; sayesinde 2005 yılında verilmeye başlanmıştır.</li>
<li>2005-2014 yılları arasında 221 filme uzun metraj film yapım desteği, 127 filme ilk uzun metraj desteği verilmiştir. Buna ek olarak yapım sonrası, belgesel film geliştirme, belgesel film yapımı, senaryo geliştirme, animasyon yapım, kısa film ve proje geliştirme desteği olarak toplamda 120 Milyon TL&#8217;nin üzerinde destek sağlanmıştır.</li>
<li>Destek alan uzun metraj filmlerden 31 tanesi vizyonda 100 binin üzerinde seyirci çekmiştir. 82 film de ulusal ve uluslararası film festivallerinde başarı kazanmıştır.</li>
<li>Yapımcı Serkan Çakarer&#8217;e göre uluslararası sinema dünyasında (Cannes, Berlin gibi film festivaller, Oscar gibi ödüller vs.) Türkiye sinemasının kendine yer bulabilmesi için AR-GE süreci gibi sinemanın farklı alanlarına yatırım yapılmalı.</li>
<li>Çakarer&#8217;e göre desteklerdeki en temel sorun, destek yasasının yılda 15 filmin çekildiği dönemde çıkması ve yılda 80&#8217;e yaklaşan film çekilen şu anki sinema endüstrisinin ihtiyaçlarını karşılayamaması.</li>
<li>Çakarer&#8217;e göre alternatif yapımların yanında gişe filmleri sadece Kültür Bakanlığı fonlarıyla değil, bölgesel fonlar, vergi indirimleri, vizyon başarısına göre yapılacak iadeler gibi farklı metotlarla desteklenmeli.</li>
<li>Yapımcı Yamaç Okur&#8217;a göre Türkiye&#8217;de yapımcı/yönetmen üzerinden dönen bir destekleme sistemi var. Ancak bu güçlü yapımcıların oluşmasını engelliyor ve yönetmene başka görevler yüklüyor. Okur&#8217;a göre Avrupa sinemasındaki başarının sırrı yapımcı üzerine dönen bir sistemin olması.</li>
<li>Okur&#8217;a göre iyi niyetle yapılmış bir yasa olmasına rağmen sinema endüstrisini bilmemekten kaynaklanan sorunları var.</li>
<li>Okur&#8217;a göre Meslek Birlikleri&#8217;nin destekleme kuruluna gönderdiği temsilcilerin mesleki yeterlilikleri yetersiz. Kurula katılacak kişilerin mesleki kriterleri belirlenmemiş. Okur&#8217;a göre bir yönetmen Meslek Birliklerini &#8220;dolaşıyorsa&#8221; şansı artıyor.</li>
<li>Okur&#8217;a göre &#8220;Türkiye Sinema Yasası&#8221; adıyla çıkacak olan yeni sinema yasasında adımlar atılmasına rağmen siyasi konjonktürün devamlı değişmesi nedeniyle şu an hiçbir şey yapılamıyor. Okur&#8217;a göre sadece film yapımına odaklanan destek mekanizması sorunlu.</li>
<li>Akademisyen Ahmet Gürata&#8217;ya göre meslek birliklerinin destekleme kuruluna gönderdiği temsilcilerin temsilcileri tartışmalı. Gürata&#8217;ya göre Birliklerin kendilerini sorgulayarak çözümler üretmesi gerekli.</li>
<li>Uzun yıllardır sektörün gündeminde olan &#8220;Yeni Sinema Kanunu&#8221; ya da resmi adıyla &#8220;Türkiye Sinema Kanunu&#8221; fon vermenin dışında regülasyon, uluslararası çalışmalar, sinema salonlarının yapısı ve sektörün kurumsallaşması gibi birçok meseleyi kapsıyor. Ancak siyasi gündem nedeniyle yasanın ne olacağı halen belirsiz.</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kultur-bakanligi-sinema-destekleri-arastirmasi-e-kitap-olarak-yayinlandi/">Kültür Bakanlığı Sinema Destekleri Araştırması E-kitap Olarak Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kultur-bakanligi-sinema-destekleri-arastirmasi-e-kitap-olarak-yayinlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3777</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cannes Film Festivali&#8217;nde Altın Palmiye Ken Loach&#8217;un Oldu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cannes-film-festivalinde-altin-palmiye-ken-loachun-oldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cannes-film-festivalinde-altin-palmiye-ken-loachun-oldu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 23 May 2016 07:39:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Cannes]]></category>
		<category><![CDATA[Cannes Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[ken loach]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3767</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu yıl 69.&#8217;su düzenlenen Cannes Film Festivali&#8216;ne Ken Loach damgasını vurdu. Ken Loach, kapitalist sistem eleştirisi yaptığı &#8220;I, Daniel Blake (Ben Daniel Blake)&#8221; adlı filmiyle Altın Palmiye ödülünü aldı. Başka Bir Dünya Mümkün Ken Loach, 69. Cannes&#8217;da Altın Palmiye ödülünü alırken &#8220;Başka bir dünya mümkün.&#8221; dedi. Loach daha önce 2016 yılında Özgürlük Rüzgarı (The Wind [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cannes-film-festivalinde-altin-palmiye-ken-loachun-oldu/">Cannes Film Festivali&#8217;nde Altın Palmiye Ken Loach&#8217;un Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl 69.&#8217;su düzenlenen <strong>Cannes Film Festivali</strong>&#8216;ne <strong>Ken Loach</strong> damgasını vurdu. Ken Loach, kapitalist sistem eleştirisi yaptığı &#8220;<strong>I, Daniel Blake (Ben Daniel Blake)</strong>&#8221; adlı filmiyle <strong>Altın Palmiye</strong> ödülünü aldı.</p>
<h2>Başka Bir Dünya Mümkün</h2>
<p>Ken Loach, 69. Cannes&#8217;da Altın Palmiye ödülünü alırken &#8220;Başka bir dünya mümkün.&#8221; dedi. Loach daha önce 2016 yılında Özgürlük Rüzgarı (The Wind That Shakes the Barley) adlı filmiyle de ulusal kurtuluş ile sosyalist kurtuluş tezadını irdelemiş ve yine Cannes Film Festivali&#8217;nde Altın Palmiye ödülüne layık görülmüştü. Ken Locah Cannes&#8217;da 2 kez Altın Palmiye&#8217;yi kaldıran 9. yönetmen oldu.</p>
<p>Ünlü yönetmen Locah, aldığı ödül sonrasında&nbsp;yaptığı konuşmada umudun devam etmesi için mesaj verdi:&nbsp;“Şu anda bir umutsuzluk döneminden geçiyoruz. Böyle umutsuzluk dönemlerinde aşırı sağ&nbsp;yararlanmaya çalışır. Biz yaşlılar bunun ne gibi sonuçlar doğurabileceğini biliriz. Buradan bir umut mesajı göndermeliyiz. Başka bir dünya mümkün ve gerekli.”</p>
<p>Loach, üzerinde 19 altın yaprak olan palmiye ağacı şeklindeki 20 bin avro değerinde 18 ayar altından yapılmış &#8220;Altın Palmiye&#8221; ödülünü,&nbsp;ödül töreninin gerçekleştiği Cannes Festivaller Sarayı&#8217;nda aldı.</p>
<p><figure id="attachment_3769" aria-describedby="caption-attachment-3769" style="width: 770px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/cannes-altin-palmiye.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3769 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/cannes-altin-palmiye.jpg?resize=640%2C360" alt="Cannes'da En İyi Senaryo Farhadi'nin &quot;Forushande&quot;sine." width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/cannes-altin-palmiye.jpg?w=770&amp;ssl=1 770w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/cannes-altin-palmiye.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3769" class="wp-caption-text">Cannes&#8217;da En İyi Senaryo Farhadi&#8217;nin &#8220;Forushande&#8221;sine.</figcaption></figure></p>
<h2>Cannes&#8217;da En İyi Senaryo Farhadi&#8217;nin &#8220;Forushande&#8221;sine</h2>
<p>İranlı yönetmen <strong>Asghar Farhadi</strong>&#8216;nin &#8220;<strong>Forushande (The Salesman)</strong>&#8221; isimli filmi en iyi senaryo ödülüne layık görülürken, filmdeki rolüyle Shahab Hosseini en iyi erkek oyuncu oldu.</p>
<p>Başkanlığını &#8220;Mad Max&#8221; serisi filmlerinin yönetmeni George Miller&#8217;in yaptığı jüri, Büyük Ödül&#8217;e ise Kanadalı yönetmen <strong>Xavier Dolan</strong>&#8216;ın &#8220;Juste La Fin Du Monde (It’s Only the End of the World)&#8221; isimli filmini layık gördü.</p>
<p>En iyi kadın oyuncu ödülünü ise Filipinli yönetmen Brilliante Mendoza&#8217;nın &#8220;Ma Rosa&#8221; filmindeki rolüyle <strong>Jaclyn Jose</strong> aldı.</p>
<h2>Cannes&#8217;da Sürpriz: En İyi Yönetmen Ödülü 2 Kişiye Verildi</h2>
<p>Cannes&#8217;da en iyi yönetmen ödülü ise &#8220;Graduation&#8221; isimli filmi ile Romanyalı yönetmen <strong>Cristian Mungiu</strong> ve &#8220;Personal Shopper&#8221; filmiyle Fransalı yönetmen &#8220;<strong>Olivier Assayas</strong>&#8221; arasında paylaşıldı.</p>
<p>Altın Palmiye Onur Ödülü ise Fransız aktör <strong>Jean-Pierre Leaud</strong>&#8216;e verildi. Leaud, Fransız Yeni Dalga akımının kurucularından François Truffaut&#8217;un filmlerindeki Antoine Doinel karakterini canlandırmış ve pek çok filmde rol almıştı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cannes-film-festivalinde-altin-palmiye-ken-loachun-oldu/">Cannes Film Festivali&#8217;nde Altın Palmiye Ken Loach&#8217;un Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cannes-film-festivalinde-altin-palmiye-ken-loachun-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3767</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“X-Men Apocalypse” Kıyamete Hazır Mısınız?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-kiyamete-hazir-misiniz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-kiyamete-hazir-misiniz/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 19 May 2016 13:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belen Uzunkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[çizgiroman]]></category>
		<category><![CDATA[Magneto]]></category>
		<category><![CDATA[Wolverine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3727</guid>
				<description><![CDATA[<p>Duyurulduğundan itibaren heyecanla beklediğimiz X-Men serisinin yeni filmi X-Men Apocalypse nihayet 19 Mayıs’da vizyona giriyor! Yayınladıkları fragmanlar ile hayranlarına büyük heyecan yaşatan film, nihayet vizyona giriyor. Bir önceki film “X-Men: Days of Future Past” den bu yana bekleyen sinema severler, fragmanlardan sonra bu beklemenin meyvelerini alacak gibi görünüyorlar. X-Men Nedir? X-Men, Marvel firmasının yarattığı bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-kiyamete-hazir-misiniz/">“X-Men Apocalypse” Kıyamete Hazır Mısınız?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Duyurulduğundan itibaren heyecanla beklediğimiz X-Men serisinin yeni filmi <a href="http://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-degerlendirmesi-sinirsiz-aksiyon/"><strong>X-Men Apocalypse</strong></a> nihayet 19 Mayıs’da vizyona giriyor!</p>
<p>Yayınladıkları fragmanlar ile hayranlarına büyük heyecan yaşatan film, nihayet vizyona giriyor. Bir önceki film “X-Men: Days of Future Past” den bu yana bekleyen sinema severler, fragmanlardan sonra bu beklemenin meyvelerini alacak gibi görünüyorlar.</p>
<p><figure id="attachment_3731" aria-describedby="caption-attachment-3731" style="width: 492px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/x-men-apocalypse.png"><img class=" td-modal-image wp-image-3731 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/x-men-apocalypse.png?resize=492%2C285" alt="X-Men Apocalypse" width="492" height="285" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/x-men-apocalypse.png?w=492&amp;ssl=1 492w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/x-men-apocalypse.png?resize=300%2C174&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 492px) 100vw, 492px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3731" class="wp-caption-text">X-Men Apocalypse</figcaption></figure></p>
<h2>X-Men Nedir?</h2>
<p><strong>X-Men</strong>, Marvel firmasının yarattığı bir çizgiromandır. Karakterleri insanüstü güçlere sahip mutantlardır. Mutantlar zaman içerisinde kendi fikirlerine yön vermişlerdir. Bu güçleri iyilik için de kötülük için de kullanan mutantlar vardır. İyilik için kullanan mutantların başı Charles Xavier’dır. Yani Profesör X., onun kurduğu okulda genç mutantlar eğitim görür ve güçlerini iyilik için kullanırlar. Onlara verilen isim ise X-Men dir. Güçlerini kötülük için kullanan mutantların başında ise Magneto ve bu filmde de göreceğimiz üzere Apocalypse vardır. Bu mutantlar kendilerini insanlardan üstün gördükleri için, insanları ortadan kaldırıp yeni bir dünya kurmaları gerektiğini savunmaktadırlar.</p>
<p><figure id="attachment_3729" aria-describedby="caption-attachment-3729" style="width: 202px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/apocalypse-x-men.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3729 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/apocalypse-x-men-202x300.jpg?resize=202%2C300" alt="Apocalypse ve 4 destekçisi" width="202" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/apocalypse-x-men.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/apocalypse-x-men.jpg?w=240&amp;ssl=1 240w" sizes="(max-width: 202px) 100vw, 202px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3729" class="wp-caption-text">Apocalypse ve 4 destekçisi</figcaption></figure></p>
<h2>Apocalypse Gelecek Dertler Bitecek</h2>
<p><u>Apocalypse</u>, Marvel evreninin bilinen ilk ve en güçlü mutantıdır. Diğer bir adı En Sabah Nur olarak da bilinir. Bu isim ilk yaratıldığında aldığı isimdir. Şu an Apocalypse olarak bilinmektedir. En Sabah Nur, sabahın ilk ışığı anlamına gelmektedir. Kendisi Mısır’da yaratılmıştır. Zaman zaman canlanır, zaman zaman uykuya dalar. Bu uyku çok uzun seneler, yüz yıllar bile olabilir. Kendisinin her zaman 4 tane takipçisi vardır. Her zaman onlar ile hareket eder. Fragman’da söylediği üzere aynı mahşerin 4 atlısı gibi. Apocalypse’e göre uykusundan uyanana kadar mutantlar çok kötü eğitilmiştir. Kendi amacına yönelik değil de iyiliğe yönelik eğitildikleri için böyle düşünmektedir. Çünkü onun istediği şey; dünyaya mutantların hakim olması ve yeni bir dünya düzeni yaratmaktır. Bu nedenle X-Men ile karşı karşıya gelip savaşacaktır. X-Men zaten tanrı olan bu mutantla karşılaşırken zorluk çekecektir bir de bunun yanı sıra Charles Xavier’ın eski dostu Magneto’da onlara katılacak ve dünyayı insanlardan temizlemek isteyeceklerdir.</p>
<p><figure id="attachment_3728" aria-describedby="caption-attachment-3728" style="width: 980px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypse.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3728 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypse.jpg?resize=640%2C320" alt="Çizgi Film serindeki Apocalypse ve Film için yaratılan Apocalypse." width="640" height="320" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypse.jpg?w=980&amp;ssl=1 980w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Apocalypse.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3728" class="wp-caption-text">Çizgi Film serindeki Apocalypse ve Film için yaratılan Apocalypse.</figcaption></figure></p>
<p>Oldukça merak uyandıran bu filmde oyuncu kadrosu gene çok kuvvetli. Bir önceki filmde olan oyuncular bu filmde de karşımıza çıkıyor.Tabii bir de sürpiz olacak. İşte önemli karakterler şu şekilde:</p>
<ul>
<li>Charles Xavier: James McAvoy</li>
<li>Magneto: Michael Fassbender</li>
<li>Raven: Jeniffer Lawrence</li>
<li>Apocalypse: Oscar Isaac</li>
</ul>
<p>Bakalım bu isimler ve ekipleri birbirleriyle savaşırken kim başarılı olacak? Dünya iyiliğe teşekkür mü edecek yoksa kötülüğe boyun mu eğecek? Hep beraber göreceğiz.</p>
<p>X-Men’in Apocalypse’le olacak olan savaşında şüphesiz bizi en çok heyecanlandıran sahne alttaki görseldeki sahne&nbsp;olacak.</p>
<p><figure id="attachment_3730" aria-describedby="caption-attachment-3730" style="width: 576px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/wolverine.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-3730 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/wolverine.jpeg?resize=576%2C324" alt="X-Men’in Apocalypse’le savaş sahnesi." width="576" height="324" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/wolverine.jpeg?w=576&amp;ssl=1 576w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/wolverine.jpeg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3730" class="wp-caption-text">X-Men’in Apocalypse’le savaş sahnesi.</figcaption></figure></p>
<p>Bakalım bu bölümde <strong>Wolverine</strong> nasıl bir yer alacak, merakla bekliyoruz. Filmi en kısa sürede izleyip değerlendirmelerimi burada paylaşacağım.</p>
<p>Umarım filmi beğeniriz.</p>
<p>Teşekkürler&#8230;</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/COvnHv42T-A?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/2oVht1Y8Meg?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/Jer8XjMrUB4?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-kiyamete-hazir-misiniz/">“X-Men Apocalypse” Kıyamete Hazır Mısınız?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/x-men-apocalypse-kiyamete-hazir-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3727</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Barbieli Patenler: Küçük Bir Kızın Keşif Yolculuğu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/barbieli-patenler-kucuk-bir-kizin-kesif-yolculugu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/barbieli-patenler-kucuk-bir-kizin-kesif-yolculugu/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 17 May 2016 07:31:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[drew barrymore]]></category>
		<category><![CDATA[ellen page]]></category>
		<category><![CDATA[komedi film]]></category>
		<category><![CDATA[patenci kızlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3681</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bazen içinde olduğunuzu hissettiğiniz kutunun dışında neler olabileceğini düşleme hayali içinizdeki farklı bir tutkuyu keşfetmenizle anlamını yitirebilir. Çevrenizdeki insanların sıradan küçük kurbağalar olarak düşleyip onları ezerek beyinlerinin pekmezlerini akıtma hayali gibi mesela&#8230; Yönetmenliğini Drew Barrymore&#8216;un yaptığı senaryosunu kendi romanından uyarlayarak Shauna Cross&#8216;un yazdığı 2009 yapımı Patenci Kızlar (Whip It) filmi aslında bazı şeyleri hayatta kabullenerek [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/barbieli-patenler-kucuk-bir-kizin-kesif-yolculugu/">Barbieli Patenler: Küçük Bir Kızın Keşif Yolculuğu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen içinde olduğunuzu hissettiğiniz kutunun dışında neler olabileceğini düşleme hayali içinizdeki farklı bir tutkuyu keşfetmenizle anlamını yitirebilir. Çevrenizdeki insanların sıradan küçük kurbağalar olarak düşleyip onları ezerek beyinlerinin pekmezlerini akıtma hayali gibi mesela&#8230;</p>
<p>Yönetmenliğini <strong>Drew</strong> <strong>Barrymore</strong>&#8216;un yaptığı senaryosunu kendi romanından uyarlayarak <strong>Shauna Cross</strong>&#8216;un yazdığı <strong>2009</strong> yapımı <strong>Patenci Kızlar</strong> (<strong>Whip It</strong>) filmi aslında bazı şeyleri hayatta kabullenerek var olmayı bir şekilde devam ettirebilmemiz gerektiğini bizlere anlatan sevimli bir film. Belki çok acımasız bir düşünce gibi gelebilir ama aslına bakarsak hayatta bazı şeylerin gerçekten farklı yollarda ilerlemesi doğru olabiliyor. <strong>Bliss Cavender</strong> için bu <strong>Paten Savaşları</strong> olmuştur. Bütün okulda sadece bir arkadaşa sahip tipik bir <strong>nerd-indie-hipster-loser</strong> olan <strong>Bliss</strong>; zavallı olarak kabul ettiği ve bir kaçış yolu aradığı küçük,aptal kasabasında karşısına çıkan hayat, nefret, heyecan, sevgi, arkadaşlık, hırs, tutku dolu bir ortamda, yani paten yarışları yapan deli hatunların arasından buluyor. Hepsi birbirinden hayat dolu ve birbirinden rahat, aynı zamanda çok hırslı olan bu hatunlar başta onu hiçbir şekilde kabul etmek istemiyorlar ama <strong>Bliss</strong> içinde aradığı o tutkuyu bularak onlara kendini kanıtlamak için azimle varını yoğunu ortaya koyarken kendini tanıdığı bir yolculuğa çıkıyor.</p>
<p><figure id="attachment_3682" aria-describedby="caption-attachment-3682" style="width: 592px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3682 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler.jpg?resize=592%2C876" alt="Yönetmenliğini Drew Barrymore'un yaptığı senaryosunu kendi romanından uyarlayarak Shauna Cross'un yazdığı 2009 yapımı Patenci Kızlar (Whip It) filmi hakkında." width="592" height="876" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler.jpg?w=592&amp;ssl=1 592w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w" sizes="(max-width: 592px) 100vw, 592px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3682" class="wp-caption-text">Yönetmenliğini Drew Barrymore&#8217;un yaptığı senaryosunu kendi romanından uyarlayarak Shauna Cross&#8217;un yazdığı 2009 yapımı Patenci Kızlar (Whip It) filmi hakkında.</figcaption></figure></p>
<p>Naif ve basit olan bu klişe film insanı mutlu olmasını 1 saat 51 dakika boyunca gerçekten çok iyi bir şekilde sağlıyor. Başrollerini <strong>Ellen Page</strong>, <strong>Drew Barrymore</strong>, <strong>Juliette Lewis</strong> ve <strong>Jimmy Fallon</strong>&#8216;ın paylaştığı filmde çok sevdiğimi oyunculardan biri olan <strong>Kristen Wiig</strong>&#8216;in <strong>&#8220;bad-ass b*tch&#8221;</strong> tarzından bir karakteri oynuyor olması da müthiş bir süpriz olmuştu benim için ve eminim bütün <strong>Kristen Wiig</strong> severler için öyle olacak. ^_^<br />
Açıkçası yönetmenliğini <strong>Drew Barrymore</strong>&#8216;un yapmış olması beni gerçekten etkiledi. Kendini anlatan bir film çekmiş. Şöhret hayatı boyunca yaşadıklarını bilenler için &#8220;Senaryosunu acaba <strong>Drew</strong> mu yazmış bu filmin?&#8221; sorusunu sordurtuyor.(En azından benim için öyle oldu <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><figure id="attachment_3685" aria-describedby="caption-attachment-3685" style="width: 969px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler-sinema.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3685 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler-sinema.jpg?resize=640%2C213" alt="Başrollerini Ellen Page, Drew Barrymore, Juliette Lewis ve Jimmy Fallon'ın paylaştığı filmde çok sevdiğimi oyunculardan biri olan Kristen Wiig'in &quot;bad-ass b*tch&quot; tarzından bir karakteri oynuyor." width="640" height="213" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler-sinema.jpg?w=969&amp;ssl=1 969w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler-sinema.jpg?resize=300%2C100&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3685" class="wp-caption-text">Başrollerini Ellen Page, Drew Barrymore, Juliette Lewis ve Jimmy Fallon&#8217;ın paylaştığı filmde çok sevdiğimi oyunculardan biri olan Kristen Wiig&#8217;in &#8220;bad-ass b*tch&#8221; tarzından bir karakteri oynuyor.</figcaption></figure></p>
<p>Filmin kendisi kadar naif ve sevimli olan birde güzel müziklerinden bahsetmeden de geçemeyeceğim. <strong>Dolly Parton</strong>&#8216;dan <strong>Gotye</strong>&#8216;ye, <strong>The Breeders</strong>&#8216;tan&nbsp; <strong>Little Joy</strong>&#8216;a kadar birçok güzel sanatçının şarkıları bir araya toplanmış. Benimde içlerinden biri olan şeker adam <strong>Jens Lekman</strong> ile geçte olsa tanışmamı sağlamış bir soundtrack. Sanatçıların bilindik şarkılarından bazılarının kullanılmış olması bence hiç etkilememiş albümü. Hatta bazı müzisyenler <strong>Underground</strong> ve aşırı <strong>Indie</strong> oldukları için kendi ülkelerinden bile tanınmıyorlar.</p>
<p><figure id="attachment_3683" aria-describedby="caption-attachment-3683" style="width: 550px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler-film-fragman.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3683 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler-film-fragman.jpg?resize=550%2C238" alt="Patenci Kızlar filmi, Dolly Parton'dan Gotye'ye, The Breeders'tan  Little Joy'a kadar birçok güzel sanatçının şarkıları bir araya toplanmış." width="550" height="238" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler-film-fragman.jpg?w=550&amp;ssl=1 550w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Barbieli-Patenler-film-fragman.jpg?resize=300%2C130&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3683" class="wp-caption-text">Patenci Kızlar filmi, Dolly Parton&#8217;dan Gotye&#8217;ye, The Breeders&#8217;tan Little Joy&#8217;a kadar birçok güzel sanatçının şarkıları bir araya toplanmış.</figcaption></figure></p>
<p>İçimizdeki çocuk başkaları tarafından sürüklenen bir yolda ilerlemeye çalışırken öğrendikleri ile kendini, tutkusunu, neşeyi ve hayatı keşfederken bizlere o çocuğa biraz olsun izin vermek gerekiyor bence. Bu film o izin oluyor işte. Sıcak yaz akşamından buz gibi soğuk naneli limonatanızı yudumlarken keyfine varacaksınız.</p>
<p>Hepimiz bazen kabul etmek istemediğimiz ve sevmediğimiz durumlara şans vermeliyiz. Böylece o yolda ilerlerken bizi biz yapan her şeyi daha iyi anlar ve hissederiz.</p>
<p>Herkese iyi seyirler ve güzel günler dilerim&#8230;:)</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/RQGPdXnb2Gg?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/barbieli-patenler-kucuk-bir-kizin-kesif-yolculugu/">Barbieli Patenler: Küçük Bir Kızın Keşif Yolculuğu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/barbieli-patenler-kucuk-bir-kizin-kesif-yolculugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3681</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“The Jungle Book” Eski Ama Altın Değerinde</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/the-jungle-book-eski-ama-altin-degerinde/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/the-jungle-book-eski-ama-altin-degerinde/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 12 May 2016 12:20:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belen Uzunkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Çizgi Film]]></category>
		<category><![CDATA[Disney]]></category>
		<category><![CDATA[Jungle Book]]></category>
		<category><![CDATA[Mowgli]]></category>
		<category><![CDATA[Orman]]></category>
		<category><![CDATA[Ormanın Çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Shere Khan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3617</guid>
				<description><![CDATA[<p>Herkese merhabalar!&#160;İlk yazıma sizlere sevgi ve selamlarımla başlamak istiyorum.&#160;Bugün ele alacağım konu “The Jungle Book” filmi. Bu filmin yeri benim için ayrıdır. Filmin birçok versiyonu bulunmakta, fakat ben bugün filmin Walt Disney Pictures tarafından hayata geçirilmiş 2 versiyonundan bahsetmek istiyorum. Bunlar 1967 yılında yapılan Çizgi Film ve 2016’da vizyona giren halen vizyonda olan film. Her [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/the-jungle-book-eski-ama-altin-degerinde/">“The Jungle Book” Eski Ama Altın Değerinde</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese merhabalar!&nbsp;İlk yazıma sizlere sevgi ve selamlarımla başlamak istiyorum.&nbsp;Bugün ele alacağım konu “<strong>The Jungle Book</strong>” filmi.</p>
<p>Bu filmin yeri benim için ayrıdır. Filmin birçok versiyonu bulunmakta, fakat ben bugün filmin <em>Walt Disney Pictures</em> tarafından hayata geçirilmiş 2 versiyonundan bahsetmek istiyorum. Bunlar 1967 yılında yapılan Çizgi Film ve 2016’da vizyona giren halen vizyonda olan film. Her iki filminde kendine ait senaryoları var elbette ama asıl olarak bu film Rudyard Kipling’in “<strong>The Jungle Book: Mowgli’s Story</strong>” kitabından esinlenilerek üretilmiştir. Yeni versiyonu çekilen bu film bu sefer çizgi film olarak karşımıza çıkmıyor. Bilgisayar efektleriyle yaratılan hayvanlar ve gerçek bir oyuncuyla çekilen bu film çok yoğun ilgi gördü ve an itibariyle iyi bir hasılat elde etmiş durumda. Fakat benim favorim ise 1967 yapımlı film. Bunun sebebi ise çocukluğumun bu filmi izleyerek geçmesi ve bu sebeple bu filmin bana mutluluk&nbsp; katıyor olması. Bana göre 67 yapımlı bu film konuyu, hikayeyi çok daha ayrıntılı güzel bir şekilde ele alıyor. İzlerken Mowgli’nin gerçekten yaşadığı sorunları anlayabiliyoruz. Kendini sürekli bir türe adapte etmeye çalışması ormanda gerçekten ne kadar çok kalmayı istediğini bizlere gösteriyor. Kısacası bu film duyguları çok daha iyi aktarıyor bize. Ben 2016 yapımlı versiyonunda bu duyguları alamadım maalesef. Hayvanların bilgisayar ürünü olması ve filmin 3D olması beni filmin içine çok fazla sokamadı maalesef.</p>
<p><figure id="attachment_3619" aria-describedby="caption-attachment-3619" style="width: 520px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/jungle.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-3619 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/jungle.jpeg?resize=520%2C520" alt="İki filmin karşılaştırılması: The Jungle Book" width="520" height="520" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/jungle.jpeg?w=520&amp;ssl=1 520w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/jungle.jpeg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/jungle.jpeg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3619" class="wp-caption-text">İki filmin karşılaştırılması: The Jungle Book</figcaption></figure></p>
<p>Benim aksime yeni çekilen film eskisine göre çok daha fazla ilgi görmüş durumda ve bu şekilde de devam edecek gibi gözüküyor. Birçok film sitelerine göre 2016 yapımlı film çok beğenilmiş olarak gözükmekte fakat ben bu görüşlere karşıyım. Karşı olmamın sebebi ise <em>The Jungle Book</em> ile çocukken tanışmış olmam ve o filme duyduğum hayranlıktır. Çizgi Film olsa da eski versiyonda benim için her şey daha gerçekti. Öyküdeki karakterlere daha çok yer verilmişti. Akbabalar, Colonel Hathi ve Filler gibi. Hatta yeni versiyonda olan Kaa bile eski filmde daha çok yer alabilmişti. Belki de bu çeşitlilikti beni memnun eden. Yeni filmde övülecek asıl nokta Shere Khan’ın Mowgli ile ilgili olan hikayesi ve üzerinde bıraktığı etkiler. Yeni filmde kurt sürüsü çok daha ön planda işlenmiş düştükleri zor durum daha iyi bir şekilde anlatılmış. <strong>Shere Khan</strong>’ın etkileyici hikayesine rağmen onun ve diğer hayvanların animasyon olması beni çok etkileyemiyor açıkçası. Hemen araya girerek bir başka kaplanlı filmi aklıma getiriyorum. Life of Pi. Bu filmde Richard Parker (Kaplan) olağan üstü bir performans göstermişti. Bildiğim kadarıyla bu filmin yapımında gerçek bir kaplan kullanılmıştı. Konumuza dönmemiz gerekirse hem Richard Parker hem de eski versiyon benim bu filmi çok sevmeme engel oluyorlar.</p>
<p><figure id="attachment_3620" aria-describedby="caption-attachment-3620" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/kaplanlar.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-3620 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/kaplanlar.jpeg?resize=640%2C640" alt="The Jungle Book" width="640" height="640" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/kaplanlar.jpeg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/kaplanlar.jpeg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/kaplanlar.jpeg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3620" class="wp-caption-text">The Jungle Book</figcaption></figure></p>
<h2><strong>The Jungle Book</strong></h2>
<p>Yeni filmde bir sürü metinlerarasılık var. Yani eski filmden birçok parça taşıyor. Burada araya girmek istiyorum. Eski versiyonda gördüğümüz King Loie ile yeni filmdeki arasında oldukça büyük farklar var. Bence tamamen yeni bir karakter yaratılmış. Konuya geri dönelim eski filmden yeni filme taşınan parçalardan bahsediyorduk. Bunlardan bana göre en önemlileri şarkılar. ”Bare Necessities” ve “I Wanna Be Like You” şarkıları 1967’de en çok öne çıkan şarkılardı ve oldukça da güzellerdi. Zaten Disney’in yaptığı en iyi işlerden birisi de şarkılarıdır, neredeyse her filmlerinden popüler olacak bir veya iki parça çıkartıyorlar. Metinlerarasılığı gördüğümüz yerler ise bu şarkıların da yeni filme uyarlanması. Hatta bazı sahneleri çizgi film ile birebir aynı yapılmış. Fakat ben bu şarkıları da beğenmedim. “Sen de hiç bir şeyi beğenmiyorsun” diyeceksiniz gibi hissediyorum. Fakat ne yapayım bana göre yeniye uyarlanmaya çalışılan bu şarkılar o eski ruhu tamamen öldürmüş. Son olarak da çizgi film versiyonunda insan köyü işlenmişti ve kilit bir rol içeriyordu. Kaa’nın başaramadığı bu hipnotize etmek işini belki de hiç ummadığımız birisi başarmıştı, fakat yeni filmde bu sahneleri de göremedik ne yazık ki. Şimdi olumsuz eleştirileri de bir kenara bırakmamız gerekirse yeni film de oldukça iyi bir film. Mowgli’ye yeni özellikler atfedilmiş. “Human Thing” yani insan icatlarını kullanması hayvanları oldukça huzursuz etmekte ve tepki çekmektedir.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/9ogQ0uge06o?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Fakat kim bilir bu icatlar belki filmde bazılarının işlerini görebilir. Gene de siz bana bakmayın eski versiyona olan bağlılığım bu filme gölge düşürmesin. Bu versiyon da tamamen farklı bir bakış açısı getirmiştir. Zaten sinemada bunu gerektirir aynı olan bir şeyi biz de görmek istemeyiz elbette. Farklılıklar olması güzel. Disney’in eskileri unutmaması da güzel. Hikayeyi bilmeyenler için film gerçekten güzel anlatılmış ve akıcı bir şekilde ilerliyor. Bilmiyorum umarım eski versiyonu izleyenler bana hak verirler. Fakat onca yıl geçmişken “<strong>The Jungle Book</strong>”u yeniden görmek yeniden izlemek bana çok büyük bir keyif verdi. İster yeni film olsun ister eski film olsun kalbimizde Shere Khan’a asla yer yoktur.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/c8eISEw6Wug?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Film vizyona gireli oldu fakat gene de Spoiler vermeden yazmaya gayret ettim. Kendimi kaptırıp da yazdıysam affola. Görüşmek üzere.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/the-jungle-book-eski-ama-altin-degerinde/">“The Jungle Book” Eski Ama Altın Değerinde</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/the-jungle-book-eski-ama-altin-degerinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3617</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Teacher&#8217;s Pet (Öğretmenin Yalakası): &#8216;Güzel&#8217; Bir Yalanın &#8216;Çirkin&#8217; Gerçekleri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/teachers-pet-ogretmenin-yalakasi-guzel-bir-yalanin-cirkin-gercekleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/teachers-pet-ogretmenin-yalakasi-guzel-bir-yalanin-cirkin-gercekleri/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 03 May 2016 11:30:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3443</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hepimizin hayatımızın bir noktasında etiketlendiğimiz bir dönem olmuştur mutlaka. Şahsen bu etiketi hayatımın belli bir noktasından itibaren taşımış biri olarak Leigh Ann ile bir noktada özdeşleşebiliyorum. Geleceğin için çalışmanın ve &#8216;inek&#8217; etiketini yemenin pekte hoş olmadığını söylemek ne özel ne güzel nede övünülecek bir şey olmuştur. Kişisel tarafları bir tarafa bırakıp 1999 yapımı olan Öğretmen [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/teachers-pet-ogretmenin-yalakasi-guzel-bir-yalanin-cirkin-gercekleri/">Teacher&#8217;s Pet (Öğretmenin Yalakası): &#8216;Güzel&#8217; Bir Yalanın &#8216;Çirkin&#8217; Gerçekleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hepimizin hayatımızın bir noktasında etiketlendiğimiz bir dönem olmuştur mutlaka. Şahsen bu etiketi hayatımın belli bir noktasından itibaren taşımış biri olarak <strong>Leigh Ann</strong> ile bir noktada özdeşleşebiliyorum. Geleceğin için çalışmanın ve &#8216;inek&#8217; etiketini yemenin pekte hoş olmadığını söylemek ne özel ne güzel nede övünülecek bir şey olmuştur.</p>
<p><figure id="attachment_3447" aria-describedby="caption-attachment-3447" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/teaching-mrs-tingle.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3447 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/teaching-mrs-tingle-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Öğretmen (Teaching Mrs. Tingle)" width="200" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/teaching-mrs-tingle.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/teaching-mrs-tingle.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3447" class="wp-caption-text">Öğretmen (Teaching Mrs. Tingle)</figcaption></figure></p>
<p>Kişisel tarafları bir tarafa bırakıp 1999 yapımı olan <strong>Öğretmen (Teaching Mrs. Tingle)</strong> filmimize gelirsek eğer, bilindik ve sıradan bir gençlik filmi gibi görünen ama hiçte öyle olmayı istemeyen bir gerilim ve bir o kadarda mizah unsurları içeren filmidir diyebiliriz. Deminde ismini zikrettiğim 18 yaşındaki <strong>Leigh Ann</strong> kızımızın bir hayali vardır, yaşadığı sıradan, basit ve insanı boğan &#8216;o&#8217; kasabadan kurtulup büyük işler başarmak. Bütün dersleri öylesine 100&#8217;dür ki sizi bile depresyona sokabilir. Tabi klişe hovarda bir kız arkadaşı da vardır, <strong>Jo Lynn Jordan</strong>. Sevgili <strong>Leigh Ann</strong>&#8216;imizin gelecek kaygısı, ergenlik ve bütün hayatını sadece onun iyi bir geleceğe sahip olması uğruna yaşayarak üzerinde elinde olmadan kızımızda baskı yaratan annesi dışında öğrencilik hayatımız boyunca en az bir kere karşılaştığımız kafayı takmış bir öğretmeni de vardır. Kim mi dersiniz bu kadın? &nbsp;Pazartesi sabahları ilk dersinizin asla ve asla ona olmasını istemeyeceğiniz öğretmenimiz olan <strong>Bayan Tingle</strong>&#8216;dır. Bu arada, filmin orijinal isminden film hakkında ilginç bir yerlere varabildiğinizi varsayıyorum ve devam ediyorum&#8230; Efendim, bu hanım kızımız öğrencilik hayatı boyunca ne yaptıysa bu öğretmene hiçbir şekilde yaranamamıştır. Ne yaptıysa derken yalakalık çerçevesi içinde olduğunu sakın düşünmeyin. O iş öğretmenin asıl yalakasına, yani <strong>Trudie Tucker</strong>&#8216;a aittir. <strong>Leigh Ann</strong>&#8216;i her durumda ezmek ve rezil etmekten başka, tabi en iyi ve en doğru insan olmakta dahil buna, başka hayatta başka hiçbir amacı olmayan bir kızcağızdır kendisi. Tabi bu evladımızın bu hale gelmesinin sebebi &#8216;güzel insan&#8217; <strong>Bayan Tingle</strong>&#8216;dır. <strong>Leigh Ann</strong>&#8216;in dahi anlayamadığı bir sebepten ötürü ona nefret duyması sınıfın çokbilmişi ve en sinir bozucu ego patlamasını yaşayan öğrencinin doğmasına neden olmuştur. Filmin belli bir yerine kadar &#8216;Bu kadın neden bu gereksiz insanı bu kadar seviyormuş gibi yapıyor ki?&#8217; diye kendi kendime soruyordum ki tam o anda geçte olsa kafama dank etti tabi.</p>
<p><figure id="attachment_3446" aria-describedby="caption-attachment-3446" style="width: 611px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Teachers-Pet-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3446 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Teachers-Pet-filmi.jpg?resize=611%2C327" alt="Bayan Tingle" width="611" height="327" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Teachers-Pet-filmi.jpg?w=611&amp;ssl=1 611w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Teachers-Pet-filmi.jpg?resize=300%2C161&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 611px) 100vw, 611px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3446" class="wp-caption-text">Bayan Tingle</figcaption></figure></p>
<p><strong>IMDB</strong>&#8216;den sadece <strong>5.2</strong> almakla kalakalmış olan, oyunculuklarının <strong>(Helen Mirren hayranları, ki bende kendisini çok seven bir hayranı olmak üzere, belki bu filmi hakaret sayabilir ama bana kalırsa farklı bir açıdan bakmaları gerekir.)</strong> ve karakterlerinin öyle sanıldığı gibi yüzeysel sahip olmadığını kanıtlayabilen, çok fazla derecede hafife alınmışlık yaşayan, <strong>Çığlık(Scream)</strong> serisi, <strong>Fakülte(Faculty)</strong> ve <strong>Stalker</strong> dizisinin yaratıcısı ve yazarı olan <strong>Kevin Williamson</strong>&#8216;ın yazdığı bu filmin senaryosu sizi bayacak gibi geliyor başta ama 1,5 saatlik seyri hakediyor diyebilirim. Herkesin kendinden çok şeyler bulabileceği psikolojik bir film aslında. Diktatörlük, endişe, duygu karmaşası, kafa karışıklığı, mükemmeliyet, doğruyu yapma, kendi içindeki kötülüğü keşfetme, gerçeklerle yüzleşme, hayal kırıklığı&#8230; Ve daha birçoğu…</p>
<p><figure id="attachment_3444" aria-describedby="caption-attachment-3444" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/ogretmenin-yalakasi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3444 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/ogretmenin-yalakasi-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Teaching Mrs. Tingle filmi iyi hazırlanmış bir gençlik filmidir." width="200" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/ogretmenin-yalakasi.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/ogretmenin-yalakasi.jpg?w=488&amp;ssl=1 488w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3444" class="wp-caption-text">Teaching Mrs. Tingle filmi iyi hazırlanmış bir gençlik filmidir.</figcaption></figure></p>
<p>Akşamüzeri elinizde sıcak kahvenizle televizyon karşısında keyifli vakit geçireceğiniz akıllıca tasarlanmış, kendimiz ve başkaları hakkında değer yargılarına varmadan önce etraflıca düşünmemizi bizlere hatırlatan sıradan ama izlenmesi gereken güzel bir &#8216;sinemacılıkta, bir senaryonun elde edilmiş bütün görüntülerini taşıyan şerit ya da şeritlerin tümü&#8217;.</p>
<p>İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f609.png" alt="😉" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>Herkese iyi seyirler, saygılar diler başarının sizlerle olmasını temenni ederim&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/teachers-pet-ogretmenin-yalakasi-guzel-bir-yalanin-cirkin-gercekleri/">Teacher&#8217;s Pet (Öğretmenin Yalakası): &#8216;Güzel&#8217; Bir Yalanın &#8216;Çirkin&#8217; Gerçekleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/teachers-pet-ogretmenin-yalakasi-guzel-bir-yalanin-cirkin-gercekleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3443</post-id>	</item>
		<item>
		<title>11. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali Başladı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/11-uluslararasi-isci-filmleri-festivali-basladi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/11-uluslararasi-isci-filmleri-festivali-basladi/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 03 May 2016 05:30:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3434</guid>
				<description><![CDATA[<p>11. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 1-8 Mayıs tarihleri arasında izleyicilerle buluşmaya başladı. İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak gerçekleşen festivalde bu yıl “Barbarlığa Karşı Umut Öyküleri” teması ile toplam 60 film gösteriliyor. Şişli Belediyesi Kent Kültür Merkezi’nde yapılan İşçi Filmleri Festivali açılış gecesini oyuncu Sevinç Erbulak sundu. Müzik ve dans gösterisinin ardından Zonguldak’taki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/11-uluslararasi-isci-filmleri-festivali-basladi/">11. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali Başladı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>11. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali</strong> 1-8 Mayıs tarihleri arasında izleyicilerle buluşmaya başladı.</p>
<p>İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak gerçekleşen festivalde bu yıl “<em>Barbarlığa Karşı Umut Öyküleri</em>” teması ile toplam 60 film gösteriliyor.</p>
<p>Şişli Belediyesi Kent Kültür Merkezi’nde yapılan <span style="text-decoration: underline;">İşçi Filmleri Festivali</span> açılış gecesini oyuncu Sevinç Erbulak sundu. Müzik ve dans gösterisinin ardından Zonguldak’taki kaçak maden ocaklarını anlatan “<em>Soluk</em>” filmi festivalin açılış filmi oldu.</p>
<p>Çağdaş Sanatlar Merkezi&#8217;nde gerçekleşen Ankara Açılış programını Mert Fırat ve Çiğdem Sezgin sundu. Boyalı Kuş grubunun müzik dinletisinin ardından açılış filmi 10 Ekim ailelerinin ve CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey&#8217;in katılımıyla &#8220;Geride Kalanlar&#8221; belgeseli oldu.</p>
<p>3 Mayıs Salı 19.00 11. İşçi Filmleri Festivali yürüyüşü 19.30 İzmir Mimarlık Merkezi’nde Terane Film Müzikleri konseri, 10 Ekim katiliamı ile ilgili “Annem Bana Peynir Al Gel Dedi” film gösterimi gerçekleştirilecektir.</p>
<p><figure id="attachment_3435" aria-describedby="caption-attachment-3435" style="width: 567px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/isci-filmleri-festivali-afis.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3435 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/isci-filmleri-festivali-afis.jpg?resize=567%2C794" alt="İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak gerçekleşen festivalde bu yıl “Barbarlığa Karşı Umut Öyküleri” teması ile toplam 60 film gösteriliyor." width="567" height="794" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/isci-filmleri-festivali-afis.jpg?w=567&amp;ssl=1 567w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/isci-filmleri-festivali-afis.jpg?resize=214%2C300&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 567px) 100vw, 567px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3435" class="wp-caption-text">İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak gerçekleşen festivalde bu yıl “Barbarlığa Karşı Umut Öyküleri” teması ile toplam 60 film gösteriliyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong>11. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali</strong> 4 şehirdeki gösterimlerden bir süre sonra birçok kenti kapsayan uzun bir yolculuğa çıkacak ve gösterimler her yıl olduğu gibi ücretsiz olacak.</p>
<p>Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmayı ve ülkemizde işçi filmi üretimini özendirmeyi amaçlayan festival,&nbsp; DİSK / Sine-Sen, DİSK / DEV SAGLIK-iş, , DİSK/Basın-iş, Türk-iş / Tez-Koop-İş, Türk-iş / Tek Gıda-iş,&nbsp; KESK / SES, TTB,&nbsp; Halkevleri, Sendika.Org ve ÇapulTV tarafından düzenleniyor.</p>
<h2>Dünyanın birçok ülkesinden çokça ilk gösterimli zengin bir program</h2>
<p><em>İşçi Filmleri Festivali</em> süresince 18 adet uluslararası, 42 adet de Türkiye’den olmak üzere toplam 60 adet uzun ve kısa kurmaca, belgesel film seyirciyle buluşacak.</p>
<ul>
<li>Zelimir Zilnik’in güncel göçmen sorunlarını işlediği 2015 yapımı Seyir Defteri, Sırbistan/Log Book Serbistan filmini, 2016 yapımı &#8220;Japonya Sennan Ishiwata Asbest Köyü &#8211; Bir Can Kaç Para?&#8221; isimli film Japonca’dan çevrilerek izleyiciyle buluşacak.</li>
<li>Bilim-kurgu işçi filmi Ay/Moon, İsveç’ten ödüllü bir işçi film Ye,Uyu Öl/Ata Sova Dö, Polonya Silezya bölgesindeki maden işçilerini anlatan üçlemeden Tacın İncisi ve Siyah Toprağın Tadı filmleri daha önce festivalimizde gösterilmişti. Bu yıl “Aynı tesbihin taneleriyiz biz” filmi Türkiye’de ilk defa yine festivalimizde gösteriliyor olacak.</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_3439" aria-describedby="caption-attachment-3439" style="width: 219px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/widerberg.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3439 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/widerberg-219x300.jpg?resize=219%2C300" alt="İsveç’in Yılmaz Güney’i Bo Widerberg’den bir İşçi filmi Türkiye’de ilk defa gösterilecek!" width="219" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/widerberg.jpg?resize=219%2C300&amp;ssl=1 219w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/widerberg.jpg?w=321&amp;ssl=1 321w" sizes="(max-width: 219px) 100vw, 219px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3439" class="wp-caption-text">İsveç’in Yılmaz Güney’i Bo Widerberg’den bir İşçi filmi Türkiye’de ilk defa gösterilecek!</figcaption></figure></p>
<ul>
<li>İsveç’in Yılmaz Güney’i Bo Widerberg’den bir İşçi filmi Türkiye’de ilk defa gösterilecek!&nbsp;Sendikal mücadelede müziği ilk ve yaygın kullanan bir mücadele adamının kurmaca öyküsü Joe Hill filminde anlatılıyor.&nbsp;Bo Widerberg, Amerikan metal işçilerinin örgütlenmesi ve mücadelesini Joe Hill’in öyküsü ile birlikte dokunaklı bir şekilde işliyor.</li>
<li>1942 yılında içinde 769 adet yolcu bulunan Struma gemisinin 9 hafta Sarayburnu açıklarında bekletildikten sonra Şile açıklarında batırılması ve bir kişinin kurtulmasının öyküsü Türkiye’de ilk defa gösterilecek olan Struma filminde yer alıyor.</li>
<li>Yeni kurmaca filmlerden Toz Bezi, Abluka, Sarmaşık, Nefesim Kesilene Kadar, Rüzgarın Hatıraları filmleri gösteriyor olacağız. Muammer Özer’in Tarık Akan ve Hale Soygazi’nin oynadığı Bir Avuç Cennet filmi, Yılmaz Güney’in Duvar filmi ve Duvar filminin kamera arkası öyküsünün anlatıldığı Sürgün Türküleri ve fazlası festival süresince gösterilecek.</li>
<li>10 Ekim katliamı üzerine belgeseller, Öldürüldükten sonra Panzer’de sürüklenen yönetmen Hacı Lokman’ın anısına Bark filmi, “Çoban ateşlerinin yandığı yerde KAVEL&#8217;de” belgeseli, Kağıt toplama işçilerini, Rojava’yı, kadınları, Suriye’den gelen mültecileri, Karadenizde, Cerattepe’de verilen mücadeleyi anlatan birçok belgesel izleyicilerle buluşacak.</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_3436" aria-describedby="caption-attachment-3436" style="width: 728px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Joe-hill.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3436 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Joe-hill.jpg?resize=640%2C432" alt="Bo Widerberg, Amerikan metal işçilerinin örgütlenmesi ve mücadelesini Joe Hill’in öyküsü ile birlikte dokunaklı bir şekilde işliyor." width="640" height="432" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Joe-hill.jpg?w=728&amp;ssl=1 728w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Joe-hill.jpg?resize=300%2C202&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Joe-hill.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3436" class="wp-caption-text">Bo Widerberg, Amerikan metal işçilerinin örgütlenmesi ve mücadelesini Joe Hill’in öyküsü ile birlikte dokunaklı bir şekilde işliyor.</figcaption></figure></p>
<h2>Uluslararası katılımlı&nbsp; “Barbarlığa Karşı Video” Atölyesi</h2>
<p>İngiltere’den Rainbow Collective isimli bir grup, 2006 yılından bu yana işçi belgeselleri çekiyor ve video aktivizm atölyeleri gerçekleştiriyorlar. Bu yıl <strong>İşçi Filmleri Festivali</strong>’nde kolektifin yaptığı Bangladeş’te 2012 yılındaki 120 işçinin yanarak öldüğü büyük iş kazasını anlatan Udita isimli belgeseli gösterilecek ve Rainbow Collective’den dostlar hem belgeselin gösterimi, hem de video aktivizm atölyesi düzenlemek için İstanbul’da olacaklar.</p>
<p>Diğer yandan Alternatif Medya Derneği de, Dijital Aktivizm ve Video aktivizm atölye çalışmalarını yürütüyor. Görüntü ve sesi kullanarak özel videolar, infogramlar hazırlamayı, sosyal medya ortamlarını kullanmayı ve en basit araçlarla tanıklık edilen olayların canlı yayınını yapmayı öğreten atölyeler gerçekleştiriyor.</p>
<p><strong>İşçi Filmleri Festivali</strong>, farklı coğrafyalarda sürdürülen bu iki önemli çabayı bir araya getirerek, 4-5 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da 2 gün sürecek olan bir “Barbarlığa Karşı Video” atölyesi gerçekleştirmeyi planlamaktadır. Gerçekleştirilecek atölyenin sendikal mücadeleye katkılarının olacağına inanmaktayız. Sınırlı sayıda kişi ile gerçekleştirilecek ve Türkçe anında çevirisi yapılacak olan bu atölyeye sendikanızdan katılacak kişiler için sendikalarla iletişime geçilmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_3437" aria-describedby="caption-attachment-3437" style="width: 864px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Tyres.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3437 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Tyres.jpg?resize=640%2C360" alt="Tyres Filmi" width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Tyres.jpg?w=864&amp;ssl=1 864w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Tyres.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3437" class="wp-caption-text">Tyres Filmi</figcaption></figure></p>
<h2>11. İşçi Filmleri Festivali süresince 4 İlde gösterimlerin yapılacağı salonlar:</h2>
<h3><strong>İstanbul’da;</strong></h3>
<ul>
<li>Beyoğlu Sineması,</li>
<li>Fransız Kültür Merkezi,</li>
<li>Aynalı Geçit Etkinlik Mekanı,</li>
<li>Nazım Hikmet Kültür Merkezi,</li>
<li>Rasimpaşa Gönüllü Evi,</li>
<li>Barış Manço Kültür Merkezi,</li>
<li>Kadıköy Halkevi,</li>
<li>Avam Kahvesi</li>
</ul>
<h3><strong>Ankara’da Merkez Gösterim salonları;</strong></h3>
<ul>
<li>Çağdaş Sanatlar Merkezi,</li>
<li>Sinetopya,</li>
<li>Jeoloji Mühendisleri Odası,</li>
<li>Mimarlar Odası,</li>
<li>Elektrik Mühendisleri Odası,</li>
<li>Nazım Hikmet Kültür Merkezi,</li>
<li>SES Ankara Şube,</li>
<li>Ankara Tabip Odası,</li>
<li>ODTÜ Vişnelik Tesisleri</li>
</ul>
<h4><strong>Ankara’da Mahalle Gösterim yerleri;</strong></h4>
<ul>
<li>Tuzluçayır Feyzullah Çınar Parkı,</li>
<li>Mutlu Mahallesi Lojmanlar,</li>
<li>Tekmezar Parkı,</li>
<li>Ege Mahallesi Demokrasi İlkokulu Bahçesi,</li>
<li>Şahintepe Yaşlılar Parkı,</li>
<li>Saimekadın Parkı,</li>
<li>Seyranbağları Özgürlük Parkı,</li>
<li>Dikmen Ahmet Arif Parkı,</li>
<li>İlker Aşık Mahsuni Şerif Parkı,</li>
<li>Keçiören Yunusemre Direniş Parkı,</li>
<li>Batıkent Metro,</li>
<li>Batıkent Meydan,</li>
<li>Sincan Halkevi,</li>
<li>Sincan Eğitim-Sen 4 Nolu Şube,</li>
<li>Çayyolu Semt Meclisi,</li>
<li>Çayyolu Atapark</li>
</ul>
<h3><strong>İzmir’de;</strong></h3>
<ul>
<li>İzmir Mimarlık Merkezi,</li>
<li>Konak Halkevi Salonu,</li>
<li>Fuar Gençlik Tiyatrosu,</li>
<li>İzmir Sanat,</li>
<li>Metin Altıok Kültür ve Sanat Evi,</li>
<li>Menderes Halkevi,</li>
<li>Buca Halkevi,</li>
<li>Alievi Kültür Dernekleri Menderes Şubesi,</li>
<li>Menderes Kültür Merkezi Anfi Tiyatro,</li>
<li>Karşı Sanat Merkezi,</li>
<li>Karşıyaka Belediyesi Çarşı Kültür Merkezi,</li>
<li>İzbeton Şantiye İşçi Lokali,</li>
<li>Sokak gösterimleri</li>
</ul>
<h3><strong>Diyarbakır’da ise;</strong></h3>
<ul>
<li>Cegerxwin Gençlik Kültür ve Sanat Merkezi Sinema Salonu,</li>
<li>Şibak Şano – Tiyatro</li>
</ul>
<h4><strong>Urfa Viranşehir’de;</strong></h4>
<ul>
<li>Evrim Alataş Kültür Merkezi</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/11-uluslararasi-isci-filmleri-festivali-basladi/">11. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali Başladı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/11-uluslararasi-isci-filmleri-festivali-basladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3434</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Onur Savaşı’na Kitle Psikolojisi Bağlamında Bakmak (Jagten Filmi)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/onur-savasina-kitle-psikolojisi-baglaminda-bakmak-jagten-filmi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/onur-savasina-kitle-psikolojisi-baglaminda-bakmak-jagten-filmi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 28 Apr 2016 15:27:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yücel Sarıçiçek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3400</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Kitle içindeki birey, rüzgârın istediği gibi kaldırdığı kum taneleri arasında, bir tek kum tanesi gibidir.” Fransız sosyolog ve antropolog Le Bon’a göre, kitlede en tipik özellik şudur: Kitleyi yaratan bireyler, yaşayışları, işleri, karakterleri ya da zekâları birbirine ne denli benzerse benzesin, ya da birbirinden ne denli ayrılık gösterirse göstersin, kitlede geçirdikleri biçim değişikliğinden ötürü kolektif [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/onur-savasina-kitle-psikolojisi-baglaminda-bakmak-jagten-filmi/">Onur Savaşı’na Kitle Psikolojisi Bağlamında Bakmak (Jagten Filmi)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Kitle içindeki birey, rüzgârın istediği gibi kaldırdığı kum taneleri arasında, bir tek kum tanesi gibidir.”</em></p>
<p>Fransız sosyolog ve antropolog Le Bon’a göre, kitlede en tipik özellik şudur: Kitleyi yaratan bireyler, yaşayışları, işleri, karakterleri ya da zekâları birbirine ne denli benzerse benzesin, ya da birbirinden ne denli ayrılık gösterirse göstersin, kitlede geçirdikleri biçim değişikliğinden ötürü kolektif bir ruh kazanır; dolayısıyla her biri tek başınayken hissedeceği düşünceden ve duygudan başka türlüsünü hisseder. Bunlar öyle duygu ve düşüncelerdir ki ancak birbirleriyle kaynaşarak bir kitle yaratmış bireylerde rastlanır ve ancak bu bireylerde eyleme dönüşür.</p>
<p>Kitle içinde bulunan birey sadece çokluğun, sayı fazlalığının verdiği bir duygu ile tek başına olduğu zaman frenleyebileceği içgüdülerini terk ederek yenilmez bir güç kazanır.</p>
<p>Freud, kitlenin duygusal şiddetindeki artışın düşünsel başarıları önlediği gerçeğinin önemine vurgu yaparken kitle içerisindeki bireyin geçirdiği bu ruhsal değişikliğe yol açan psikolojik nedenleri açıklamaya çalışır. Burada dikkat çektiği kavram telkindir. Çünkü kaynağını kitleden alan telkinsel etki, tıpkı libido gibi bireyin içindeki heyecanı ateşlediği gibi öykünme eğilimine de uymaya zorlar. Libido, kitle içinde dönüşüme uğramak zorunda kalır. Sosyal alanda kullanılacağı bir alana yöneltilir.</p>
<p>Kitleyi oluşturan bireyler arasında her zaman libido bağlanımları gelişip ortaya çıkmakta ve bu bağlanımların üyeler arasındaki ilişkiyi çıkarlar ötesinde de sürdürüp pekiştirdiği görülmektedir. Kitleyi yaratan bireylerde saptanan karşılıklı bağlanımlar, bir duygu ortaklığıyla sağlanan özdeşlik niteliği taşır ve ortaklık da öndere bağlanım biçiminde saklı bir yatkınlık taşımaktadır.</p>
<p>Kitlenin bütün bireyleri, &nbsp;birbirine eşit olmayı, ama hepsi de bir önder tarafından yönetilmeyi ister. Bu durumda birbirleriyle özdeşleşebilen, birbirine eşit birçok birey ve bütün bu bireylerin üstünde bir kişi bulunmaktadır.&nbsp; Freud, Trotter’in insan bir sürü hayvanıdır sözlerini, insan daha çok insan sürüsünün hayvanıdır şeklinde değiştirilmesi gerektiğini savunur. Kitle uysal bir sürü gibidir, başında bir efendi olmadan yaşayamaz. İtaate karşı öylesine bir susamışlık içerisinde bulunur ki kendisini çıkıp efendi ilan edecek herkese içgüdüsel bir boyun eğişle cevap verir.</p>
<h2>Onur Savaşı &#8211; Jagten</h2>
<p><strong>Dogma 95</strong> akımının yönetmenlerinden biri olan <strong>Thomas Vinterberg</strong>, <strong>Onur Savaşı (Jagten)</strong> filmine bu akımın birçok özelliğini yansıtmıştır. Anti- hollywood akımı olarak da bilinen bu avangart akıma göre, yönetmenin amacı kişisel zevkler ve estetik pahasına da olsa karakterlerin ve mekanın içindeki gerçeği ortaya çıkarmaktır.&nbsp;&nbsp; Düşük bütçelerle çekilen filmlerde, izleyici üzerinde dominant bir gerçeklik duygusu yaratılmaya çalışılır. <strong>Jagten</strong> de bir <em>Dogma 95</em> filmi olarak çarpıcı gerçekçi anlatımıyla izleyiciyi rahatsız edici psikolojik bir çerçeve sunmaktadır.</p>
<h2>Jagten Filminin Öyküsü</h2>
<p>Filmin öyküsünün merkezinde yer alan, Lucas; bir <a href="https://idilsuaydin.av.tr/aile-hukuku-bosanma-davalari">boşanma</a> sürecinden sonra hayatında yaşadığı zorlukları atlatmaya çalışmaktadır. Yaşadığı kasabada bir kreşte çalışan Lucas, görünürde hem semt sakinleri hem de arkadaşları tarafından sevilen ve saygı duyulan biridir.</p>
<p>Lucas, çocukça söylenmiş bir yalan yüzünden tüm kasabanın iftirasına uğrar. Çocuk tacizcisi olarak yaftalanır. Bu konum, Lucas’ın hayatını cehenneme çevirir. Kasaba ahalisi, Klara’nın söylediklerinin gerçek olup olmamasını sorgulamaksızın hızla Lucas hakkında dedikodular yaymaya başlar. Üstelik yalnızca dedikodu yayılmakla kalınmaz, tacizler de başlar.</p>
<p>Onu bu yaftalamaya götüren süreçte yani bir kitle kurbanı olma yolunda “çocuk” etkin konumda bulunmaktadır. Klara, psikoseksüel gelişiminin fallik dönemindedir. Freud’un kuramsallaştırdığı fallik dönemde çocuklar cinsel organlarına, cinsel farklılıklara ve onların anlamlarına yönelir. Vicdan ve ahlak duygusu gelişmeye başlar. Bu evredeki saplanmanın belirtilerinden bazıları ise; aşırı çekingenlik ve girişim kısırlığıdır. Klara, çevresinden özellikle de ergenlik dönemindeki abisinin söylemlerinden etkilenir ve bilinçaltında yaşadığı çatışmaları hayal dünyasında kurgular. Lucas’a beslediği tüm duygular, onun bu çatışmalardaki dışavurumunu etkiler.</p>
<p>Klara’nın davranışlarını gözlemleyen kreşin müdiresi, O’nu değerlendirmesi için bir “bilirkişi” çağırır. Ancak bu kişinin Klara’ya yönelttiği sorular, kapalı uçlu sorular olup neredeyse küçük kızın hayal dünyasını kurgular niteliktedir. Bu kişi, henüz Klara bir şey söylememişken bile Lucas’ın bir tacizci olduğuna çoktan inanmıştır.</p>
<p>Değerlendirme sonrası, kasaba artık Lucas ve diğerleri olarak ayrılmıştır. Diğerleri, yukarıda bahsedilen kitlenin bütün özelliklerini taşımaktadır. Kitle önce Klara’nın hayali, sonrasında ise kreş müdiresinin söylemleri peşinden sürüklenmektedir. Freud’un belirttiği üzere; kitleyi etkileyen kişinin, elindeki kanıtları mantık açısından ölçüp tartması beklenmemiştir; işi olabildiğince güçlü imajlara dökmek, abartmaya kaçmak ve sürekli aynı şeyi tekrarlamak yetmiştir. Kitlenin sayısı sürekli artmakta ve arttıkça düşünsel yetiler yerini nefret etme,&nbsp; ötekileştirme gibi duygusal yetilere bırakmaktadır. Kitleyi oluşturan bireyler arasında libido bağlanımları gelişip ortaya çıkar ve bireyler kişisel çıkarlarının ötesinde davranır. Bu davranışlarını yaratan psikoloji, nicelikten ötürü mesuliyet almama rahatlığı ve çoğunluğun gösterdiği eğilimin doğru olduğu yanılgısına götüren bilinçsizlik halidir. Bireyler, insan sürüsünün birer hayvanı gibidir. Kolay kışkırtılmak, kızgınlık ve şiddet&#8230; Tüm bunlar, kitle psikolojisi içindeki bireylerin davranışlarını yansıtmaktadır. Kitle etkilenmelere olabildiğince açıktır; davranışlarında eleştirilere yer vermez ve akılsal hiçbir mekanizma tarafından gerçeğe uygunluğu ölçülmeyen imgelerle düşünür.</p>
<p>Lucas’ın karşısında hayallere kucak açan, gerçekdışına da gerçek kadar açık, hatta bunları birbirinden ayırma gereği duymayan bir çoğunluk vardır. Modern yaşantının nevrotik bireyleri, gerçeklik kontrolünü yitirmiş durumdadır. Öyle ki, Lucas’ın en yakın arkadaşları bile onun söylediklerinin doğru olduğuna ihtimal dahi vermez. Kreşteki velilerden biri, “inanmıyorum ki burada Lucas’ın yaptıklarından şüphe duyan biri olsun” diyerek kendisinin hapsolduğu gerçekdışılığa diğer bireyleri de iter.</p>
<p>Filmin ilk yarısındaki&nbsp; “Çocuklar yalan söylemez” söylemine karşılık ikinci yarısında “Çocuklar yalan söyler” söylemi duyulur. Bu noktada yönetmen izleyiciye “kitlede masumiyet”’sorunsalı yaşatır. <strong>Jagten filmi</strong>nin bütününden yansıyan düşünce ise kitleye olumsuz bakış açısından değerlendirildiğinde kitle içinde masumiyetin barınmadığı veya barınamayacağıdır. Çünkü kitle psikolojisi içindeki birey, yeni bir bireydir. Yeniden kurgulanan ve bulunduğu kitlenin telkini doğrultusunda eğilim gösteren bir bireydir. Kitlede masum görünen suçlu, suçlu görünen ise masum olabilir.</p>
<p><strong>Jagten</strong>, av anlamına gelmektedir. Lucas’ın sık sık geyik avlaması filmde av konusunu da başat bir konuma getirir. Kitle tarafından yaftalanan Lucas, avcı iken av olmuştur. Av üzerinden gerçekleşen metaforda av olma hali ne hayvanda ne de insanda değişmese de avcılığın aracı farklıdır. Hayvanlar tüfekle avlanırken insanlar kitlelerin yarattığı toplumsal baskı ile avlanır.</p>
<p>Filmin sonuna yaklaşırken mahkeme tarafından suçsuzluğu kanıtlanan Lucas, sosyal ortama tekrar kabul edilip yine avcı olur. Ancak finalde ava çıktığı sırada duyulan tüfek sesi, bir kere av olanın bir daha av olmaktan kurtulamayacağını gösterir niteliktedir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/onur-savasina-kitle-psikolojisi-baglaminda-bakmak-jagten-filmi/">Onur Savaşı’na Kitle Psikolojisi Bağlamında Bakmak (Jagten Filmi)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/onur-savasina-kitle-psikolojisi-baglaminda-bakmak-jagten-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3400</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ya Fantastik Sinema Göründüğünden Çok Daha Fazlasıysa?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ya-fantastik-sinema-gorundugunden-cok-daha-fazlasiysa/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ya-fantastik-sinema-gorundugunden-cok-daha-fazlasiysa/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 27 Apr 2016 11:54:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Aysun Gümüş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3387</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sözlük anlamı olarak fantastik; &#8220;gerçekte varolmayan, hayal gücüyle yaratılan, düşe, doğaüstüne, bilim-kurguya başvuran, bu yolla gerçeğin dışına çıkan&#8221; anlamında kullanılan bir sözcüktür (Özdemir,2005). İnsanoğlu kendini ifade etmeye başladığı ilk zamanlardan günümüze kadar düş gücünden yararlanmış ve fantastik öğeleri kullanmıştır. Özellikle tek tanrılı dinlerin öncesine dayanan pagan inançlarına baktığımızda söylenenlerde her zaman fantastik unsurlar göze çarpmaktadır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ya-fantastik-sinema-gorundugunden-cok-daha-fazlasiysa/">Ya Fantastik Sinema Göründüğünden Çok Daha Fazlasıysa?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sözlük anlamı olarak <strong>fantastik</strong>; &#8220;gerçekte varolmayan, hayal gücüyle yaratılan, düşe, doğaüstüne, <strong>bilim-kurgu</strong>ya başvuran, bu yolla gerçeğin dışına çıkan&#8221; anlamında kullanılan bir sözcüktür (Özdemir,2005). İnsanoğlu kendini ifade etmeye başladığı ilk zamanlardan günümüze kadar düş gücünden yararlanmış ve fantastik öğeleri kullanmıştır. Özellikle tek tanrılı dinlerin öncesine dayanan pagan inançlarına baktığımızda söylenenlerde her zaman fantastik unsurlar göze çarpmaktadır. Bunların en başta gelenleri Homeros&#8217;un İliada ve Odysess&#8217;si, Hint Rig Veda&#8217;sı, Cuchulian gibi Kelt öyküleri Germen, eski İskandinav ve İzlanda kahramanlık hikayeleri mitleridir.</p>
<p>Fantastik edebiyatın ilk etkilediği sanat dalı tiyatro olmuştur. Sinemanın ortaya çıkışı ile başta Melies olmak üzere bir çok sinemacı fantastiği eserlerinde kullanmıştır. <strong>Fantastik sinema</strong> çoğunlukla fantastik edebiyattan etkilenmiş ve klasik olarak adlandırabileceğimiz J.R.R Tolkien&#8217;in Yüzüklerin Efendisi,&nbsp; C.S Lewis Narnia Günlükleri fantastik türün sinemadaki en önemli temsilleri olmuştur. Bu örneklerden sonra en büyük başarıyı yakalayan ve son 15 yıla damgasını vuran seri Harry Potter filmleri olmuştur. J.K Rowling&#8217;in sinemaya uyarlanan ilk filmi “<em>Harry Potter Felsefe Taşı</em>” gördüğü yoğun ilgi nedeniyle devam kitaplarının yazılmasına neden olmuş ve <strong>Harry Potter</strong>&#8216;i 7 kitap ve 8 sinema filmi haline getirecek bir seriye dönüşmüştür.</p>
<p>Mary Shelly ve E. Alan Poe gibi yazarlar, -daha sonra fantastik sinemaya oldukça fazla malzeme oluşturacak- fantastik yapıtlar gerçekleştirmişlerdir.</p>
<p>Temel hikayelerin karşımıza filmler yoluyla çıkan bazı önemli biçimleri tanımlanabilir. Bu biçimler mit-efsane ve peri masalı- amaç izleyici, sinemacı ve gerçek dünya ilişkisi yönleriyle ayırt edilir.</p>
<p>İncil&#8217;den bilindik hikayeler, Hint Rig Veda&#8217;sı, Yunan ve Roma mitolojieri Cuchulian gibi Kelt öyküleri Germen, eski İskandinav ve İzlanda kahramanlık hikayeleri mitlere örnektir. Homeros&#8217;un İliada ve Odysess&#8217;i ( M.Ö 800) de dahil eski Yunan- Roma dünyasının mit ve efsaneleri Troia ( 2004)&nbsp; Clash of Titans ( 2010) Percy Jackson and Olympians: The Lightning Thief&nbsp; (2010) gibi Hollywood filmlerine ilham vermiştir.</p>
<p>Üç ana tür olan mit efsane ve peri masalı bir biriyle yakından ilişkilidir ve sınırları genelde belirsizdir. Haase&#8217;ye göre (2008) ejderhalarla savaşmak veya öbür dünyaya yolculuk gibi pek çok peri masalı motifi mitlerden gelmektedir. Mircea Eliade&#8217;ye göre (1963) bu geleneksel hikaye biçimlerindeki ortak yapı şudur:</p>
<ol>
<li><u>Zorlu Sınav:</u> Bir canavarla savaşmak, aşılamayacakmış gibi görünen engeller, çözülmesi gereken bilmeceler, imkansız görevler</li>
<li><u>Yolculuk:</u> Ölüler diyarı ya da cehenneme yolculuk , düşüş veya cenette yükseliş</li>
<li><u>Evlilik:</u> Yükseliş ve son olarak prensesle evlenme</li>
</ol>
<h2><strong>Fantastik Film Özellikleri </strong></h2>
<p>Fantastik sinema örneklerinin en belirgin özellikleri, mekanların, insanların ve olayların gerçeküstü bir dünyanın ürünü olmalarıdır.</p>
<ol>
<li>Bu tür filmlerde mekanlar genellikle gotik bir yöreyi, korkulu şatoları, karanlık ve esrarlı kentleri, laboratuvarları ve geleceğin dünyasını yansıtırlar.</li>
<li>İnsanlar ruh, şeytan, robot veya korkunç yaratıklar olarak görünürler.</li>
<li>Olaylar ise tamamen düşsel bir dünyanın, doğaüstü güçlerin, rüyanın ve bilinçaltının derinliklerinden çıkan, gerçek ve zaman ötesi (ya da öncesi) bir boyutta ele alınırlar.</li>
</ol>
<h3><strong>CANAVARLAR</strong></h3>
<p>Sinemada bazı <strong>fantastik canavarlar</strong> diğer büyülü ve mistik dünyalardan gelir; bazıları bizim tarafımızdan üretilir; bazıları da içimizdeki arzuları, çatışmaları ve korkuları sembolize ederler. Canavarlar, hakim toplumsal düzenin muhafazakar normlarıyla ters düşen ırk, etnik köken, cinsellik ve ideoloji açısından Ötekiler olarak kodlanır. Fantastik canavarlar ötekilik ve farklılık kavramlarını benzer şekilde ırk temsiline dayanarak ifade ederler.</p>
<p><figure id="attachment_3391" aria-describedby="caption-attachment-3391" style="width: 259px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/makas-eller-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3391 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/makas-eller-filmi.jpg?resize=259%2C194" alt="Edward Scissorhands -Makas Eller" width="259" height="194" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3391" class="wp-caption-text">Edward Scissorhands -Makas Eller</figcaption></figure></p>
<h4><strong>Edward Scissorhands &#8211; Tim Burton</strong></h4>
<p>Görünüşteki canavar çok yanlış anlaşılmıştır ve peri masalına benzeyen hikaye, izleyiciyi toplumsal ve kültürel farklılıklarımıza dair korkularımız hakkında düşünmeye davet eder.</p>
<p>Edward&#8217;ın Pegg ile karşılaştığı sahne, seyircinin canavar filmlerinden aşina olduğu mizansen ve müzik yerleştirme gibi sinematik teknikler ve başkahramanın karakteri hakkında ipuçları açısından oldukça ilginçtir.</p>
<p>İlk sahne Peg&#8217;in bakış açısından çekilmiştir. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına dair ipucu veren, dışındaki güzelce budanmış çalı çitlere rağmen yıkık dökük evin karanlık ve ürkütücü iç mekanından etkilenen Peg&#8217;in, Edward karşısındaki ilk tepkisi olumsuzdur. Edward yaklaştıkça kaygı verici ve tehditkar hale gelen filmin müziği, bir anlığına slasher korku türünün müziklerini anımsatır. Edward gölgelerin içinden çıkınca bu korku yatışmaz çünkü kesinlikle bir ötekidir. Soluk benizli ve yaralı berelidir, üstünde dar ve siyah lateks bir kıyafet vardır ve makas ellere sahiptir. Fakat Edward konuşunca korku ve belirsizlik kesintiye uğrayarak yerini üzüntü ve sempatiye bırakır. Peg&#8217;e “gitme” der ve fiziksel farklılığını açıklamak için “daha tamamlanmadım” der. Bu sahne dış görünüşe bakarak kimseyi yargılamamak gerektiği dersini verir.</p>
<p><figure id="attachment_3390" aria-describedby="caption-attachment-3390" style="width: 156px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/makas-eller.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3390 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/makas-eller.jpg?resize=156%2C188" alt="Edward makas elleri, duygusal düzeyde dışlanmış hissetmek için belirgin metafordur." width="156" height="188" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3390" class="wp-caption-text">Edward makas elleri, duygusal düzeyde dışlanmış hissetmek için belirgin metafordur.</figcaption></figure></p>
<p>Edward bireyselliği ve yaratıcılığı sayesinde, sığ ve boş hayatlara sahip yerel topluluk içinde bir süreliğine popüler olur.</p>
<p>Zamanla insanlar Edward&#8217;ın ötekiliğine tahammül edememeye başlar ve masumiyetiyle sosyal beceriksizliğini kendisine karşı kullanır.</p>
<p>Edward toplumsal gruplara uyum sağlayamayan toplum dışına itilmiş birey geleneğiyle ilişkilendirilmiştir. Burton, mahalledeki öfkeli komşuları James Whale&#8217;in Frankenstein&#8217;ındaki öfkeli köylülerle karşılaştırır. Filmdeki esas canavarın Edward&#8217;dan ziyade, kendi korku ve güvensizliklerini ona yansıtan ve onu günah keçisine dönüştüren sözde “medeni” topluluk olduğunu anlarız.</p>
<p>Edward makas elleri, duygusal düzeyde dışlanmış hissetmek için belirgin metafordur. Dokunmak isteyen ama dokunamayan, hem yaratıcı hem de yıkıcı bir karakterdir.</p>
<h3><strong><em>KAHRAMANLAR </em></strong></h3>
<p>Kahraman terimi fantastik bir hikayede kadın veya erkek ana karaktere karşılık gelse de geleneksel kahramanların çoğu erkektir. Bir çok mit, efsane, halk hikayesinde bulunan bu model günümüz <strong>fantastik sinema</strong>sında da tekrar eder. Bunun nedeni de ataerkil toplumun yansımasıdır. Hollywood birçok kez denemiş olsa da&nbsp; (Lara Croft vb.) kadın kahramanlar erkekler kadar ilgi çekmemektedir. Birçok popüler fantastik film; yola çıkış-erginleme- dönüş yörüngesi&#8217;ni takip eden mistik ya arketipik bir maceraya atılmış geleneksel erkek kahramana odaklanır. Geleneksel erkek kahraman, fiziksel güç ve dayanıklılığa, bireysellik ve ahlaka dayanan, kültürel olarak inşa edilmiş erkeklik idealini yansıtır. Erkek kahraman, toplumun en ideal özelliklerinin cisimleşmiş halidir. Genellikle baskın heteroseksüel beyaz erkektir. Fakat diğer kahramanlık kavramları da günümüzde başarıya ulaşmıştır ve baskın stereotiplere meydan okuyabilir. Klasik cengaver filmlerinin temel özellikleri arasında “tarihi mekanlar, soylu kahramanlar ve kılıç dövüşü” bulunur.</p>
<p><figure id="attachment_3388" aria-describedby="caption-attachment-3388" style="width: 196px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/karayip-korsanlari.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3388 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/karayip-korsanlari.jpg?resize=196%2C258" alt="Karayip Korsanları filmi" width="196" height="258" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3388" class="wp-caption-text">Karayip Korsanları filmi</figcaption></figure></p>
<h5><strong>Pirates of Caribbean – The Curse of the Black Pearl (Gore Verbinski,&nbsp;Rob Marshall,&nbsp;Joachim Ronning)</strong></h5>
<p>Macera kahramanlık filmleri kahramanın güdülerinin saflığını, fiziksel ve zihinsel çevikliğini, kusursuz tavırlarını ve sıklıkla zeka barındıran konuşma şeklini vurgular. Soyluluk, soya bağlı olmaktan çok bir duruş şeklidir.&nbsp; Kahraman nüktedan, büyüleyici ve temelinde adalete adanmışlık olan bir cesarete sahip bir vatanseverdir.</p>
<p>Will, kılıç kullanmada ustadır. İdealist, onurlu ve cesurdur. Erkek güzelliği ve akrobatik beceriyi yerine getirir. Will kahramanın yolculuğu modelini takip eder.</p>
<p>Elizabeth aslında bu hikayenin ana karakteridir. Onun bakış açısıyla hikayeyi izleriz. Elizabeth dönemin modern kadın kahramanına atıfta bulunmaktadır. Endişeli, pasif bir genç kızdan ziayde aksiyon kahramanı olarak sunulur. Davranışlarına yön veren katı korse katı sosyal gelenekleri simgeler. Ayrıca burada Jack Sparrow karakteriyle karşılaşırız. Kendisi her an taraf değiştirebilecek, menfaatleri doğrultusunda hareket eden ama bir yandan insani yönünü kaybetmemiştir. Elizabet&#8217;i kurtarışı ve bunu kendi lehine çevirişi bunun örneğidir.</p>
<p>Elizabeth&#8217;in giyim tarzının değişimi kadın kahraman karakteri olarak gelişmesine işaret eder. Üzerinde deniz kuvvetleri üniforması varken söylediği “acıyı sever misin? O zaman korse giymeyi dene” repliği, dönemin kıyafetleriyle kadınlık üzerinde kurulan kısıtlamalara atıfta bulunur. Ayrıca erkeği kurtaran kadın örneği de geleneksel arketipleri yıkar. Roller değişmiştir. Kadının kurtarılacak aciz bir varlık olmaktan çıkıp kurtarıcı rolüne bürünebileceğinin göstergesidir.</p>
<p>Şöyle bir sorun söz konusu olabilir, Elizabeth sadece erkek gibi göründüğü, erkek gibi davrandığı zaman erkeklerle eşit olabiliyor. Acaba kadınlık kahramanlık kaynağı olarak kullanılabiliyor mu? Bu soruyu sormak gerek&#8230;</p>
<p>Ne zaman kimin yanında olacağı belli olmayan Kaptan Jack Sparrow Will, Elizabeth ve diğerleriyle ilişkilerinde sürekli yandaş ile düşman konumları arasında gidip gelir ve çoğu planı, her ne pahasına olursa olsun kendi isteklerini gerçekleştirmek üzeredir. Tıpkı Jack2&#8217;in Kuzey yerine devamlı onun gitmeyi en çok istediği yeri gösteren sihirli pusulası gibi ahlak pusulası da geleneksel toplum ahlakı yerine onun “korsan kanunlarını” yorumlama şekline dayanır. Bu nedenle kaptan Jack antı-kahraman prototipi olarak görülür.</p>
<p>Kaptan Jack Sparrow, Carl Jung&#8217;un hilebaz arketipine dayanır. Amaçlarına ulaşmak için aldatmaya başvurarak toplumun kurallarına karşı gelen bir isyankar olarak görülmüş, iyiyle kötü arasında gri bir alanı işgal eder.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ya-fantastik-sinema-gorundugunden-cok-daha-fazlasiysa/">Ya Fantastik Sinema Göründüğünden Çok Daha Fazlasıysa?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ya-fantastik-sinema-gorundugunden-cok-daha-fazlasiysa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3387</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şansa İnanır Mısınız? &#8220;Köprüdeki Kız&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sansa-inanir-misiniz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sansa-inanir-misiniz/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 26 Apr 2016 06:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Köroğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3363</guid>
				<description><![CDATA[<p>Şans var mıdır, yoksa insanlar şansı kendileri mi yaratır? İşte tam anlamıyla bu soru üzerine kurulu bir Fransız filmi&#160;Köprüdeki Kız.&#160;Orijinal adıyla La Fille Sur Le Pont. 1999 yapımı olan film, tamamıyla siyah-beyaz. Eski filmleri de arşivine dâhil etmek isteyenler için çarpıcı seçeneklerden biri. İzleyicilerinin ‘hayatımın filmi’ olarak nitelendirdiği, ama birisine film tavsiyesi yapmak istediğinde dilinin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sansa-inanir-misiniz/">Şansa İnanır Mısınız? &#8220;Köprüdeki Kız&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Şans var mıdır, yoksa insanlar şansı kendileri mi yaratır?</em></p>
<p>İşte tam anlamıyla bu soru üzerine kurulu bir Fransız filmi&nbsp;<strong>Köprüdeki Kız.&nbsp;</strong>Orijinal adıyla <strong>La Fille Sur Le Pont</strong>. 1999 yapımı olan film, tamamıyla siyah-beyaz. Eski filmleri de arşivine dâhil etmek isteyenler için çarpıcı seçeneklerden biri. İzleyicilerinin ‘hayatımın filmi’ olarak nitelendirdiği, ama birisine film tavsiyesi yapmak istediğinde dilinin ucuna gelse de, ‘bu filmi benden başkası sevmez’ dediği türden.</p>
<p>Dram türünde bir film, <em>Köprüdeki Kız</em>. Müzikleriyle izleyicisini yerden yer vuruyor. Yönetmen koltuğunda oturan isim <strong>Patrice Leconte</strong>. Başrollerde yer alan isimlerse Adele rolüyle, <em>Vanessa Paradis</em> ve Gabor rolüyle <em>Daniel Auteuil</em>.</p>
<p><figure id="attachment_3366" aria-describedby="caption-attachment-3366" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/La-Fille-Sur-Le-Pont.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3366 size-large" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/La-Fille-Sur-Le-Pont-1024x455.jpg?resize=640%2C284" alt="Fransız filmi Köprüdeki Kız. Orijinal adıyla La Fille Sur Le Pont. 1999 yapımı olan film, tamamıyla siyah-beyaz." width="640" height="284" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/La-Fille-Sur-Le-Pont.jpg?resize=1024%2C455&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/La-Fille-Sur-Le-Pont.jpg?resize=300%2C133&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/La-Fille-Sur-Le-Pont.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3366" class="wp-caption-text">Fransız filmi Köprüdeki Kız. Orijinal adıyla La Fille Sur Le Pont. 1999 yapımı olan film, tamamıyla siyah-beyaz.</figcaption></figure></p>
<p>‘Yatağın hangi köşesine uzanmak istersin’ diye soran bir adama âşık genç kız ve ‘Bıçakçı’nın aşk hikâyesini konu alıyor. Ölmek isteyen ve öldürmek isteyen yan yana ve ölesiye âşık. Filmin başında bir konuşma sahnesiyle karşımıza çıkıyor Adele. 22 yaşında, gencecik, saf, ama bir o kadar da kaderini kabullenmiş bir kızdır. Ona sorular yönelten spikere not almak isteyeceğiniz türden cevaplar veriyor. Hayatının başarısızlıklarla mühürlenmiş olduğunu söylerken, onu 22 yaşında genç bir kız olarak değil, hayatın her türlü acısına maruz kalmış biri olarak hayal ediyorsunuz.</p>
<p>Tüm yaşanmışlıkları, kötü şansları ve acımasız kaderine karşı ölmek isteyen Adele, Paris’te Siene Nehri sularına bırakmak istiyor kendisini. Köprüden atlamak üzereyken, kendisine sirklerde hedef olması için birilerini arayan Gabor’un etkisi alanına giriyor. Sirklerde bıçak atarak para kazanan ve bıçaklarının hedefinde durması için birini ararken, en doğru adresin köprüler olduğunu bilen Gabor, bu kez Adele’e rastlıyor.&nbsp;<em>“Hata yapmak üzere olan bir kıza benziyorsun…”</em>&nbsp;sözleriyle izleyiciyi bir anda çeken Gabor, Adele’e ölümü değil, ölme ihtimalini sunuyor. Yeni hedefi olmasını ona teklif ederken, bunu ciddiye almayan Adele, nehrin sularına karışıyor. Tabi ardından Gabor da…</p>
<p><figure id="attachment_3365" aria-describedby="caption-attachment-3365" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/koprudekikiz-gabor.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3365 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/koprudekikiz-gabor.jpg?resize=400%2C301" alt="Yönetmen koltuğunda oturan isim Patrice Leconte. Başrollerde yer alan isimlerse Adele rolüyle, Vanessa Paradis ve Gabor rolüyle Daniel Auteuil." width="400" height="301" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/koprudekikiz-gabor.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/koprudekikiz-gabor.jpg?resize=300%2C226&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3365" class="wp-caption-text">Yönetmen koltuğunda oturan isim Patrice Leconte. Başrollerde yer alan isimlerse Adele rolüyle, Vanessa Paradis ve Gabor rolüyle Daniel Auteuil.</figcaption></figure></p>
<p>Kötü şansından kaçmak isterken, Paris’ten Yunanistan’a, Yunanistan’dan İstanbul’a kadar sürükleneceği bir aşka yakalanıyor Adele.&nbsp;<em>“Şu kıvrık, yapışkan sinek kâğıtlarını bilir misiniz? Ben onlar gibiyim. Çevredeki tüm pisliği çekiyorum. Kötü şansı açıklayamazsınız. Bu şey gibidir… Müzik kulağı gibi… Ya vardır, ya yoktur.”</em><em>&nbsp;</em>sözleriyle talihsizliğini en iyi şekilde ifade eden Adele, Gabor’un aşkıyla birlikte insanın kendi şansını kendisinin yaratabileceğine inanmaya başlıyor. Gabor’un bıçak tahtasında hedef olurken, bıçaklardan biri etini kesiyor. Bu yarayı açan da, bu yaraya bant yapıştıran da yine sevdiği adam oluyor. Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi, ne kadar yara açılırsa açılsın, bu yaranın merhemi, yine yarayı açan olmuyor mu?</p>
<p>Oradan oraya savrulup, kendi şansını arayan çiftin hikâyesi İstanbul, Galata Köprüsü’nde son buluyor. Köprülerde yaşanan bu aşkın konu edildiği filmde, yaklaşık 20 dakika İstanbul’da geçiyor. İstanbul’u Fransız bir yönetmenin gözünden görmek keyif verici ve burada çekilen sahnelerde sürekli bir ezan temasının olması da şaşırtıcı…</p>
<p>Tüm hayatını şanssızlıklarla geçirdiğini düşünenlere şiddetle tavsiye edilebilecek tatta bir film. Ve her şeye rağmen Gabor’un bir hayat dersi niteliğindeki şu sözleri hala şanssız olduğunu düşünenlerin akıllarından çıkmayacaktır:</p>
<p><em>“Sana bir hikâye anlatacağım: Uzun zaman önce sokağın çift tarafında, 22 numarada kalırdım. Sokağın karşısındaki tek numaralı evlere bakar; orada oturan insanların daha mutlu, odalarının daha güneşli, partilerinin daha eğlenceli olduğunu düşünürdüm. Aslında onların odaları daha karanlık ve küçüktü. Sonra onlar da sokağın karşısına gözlerini diktiler. Çünkü biz şansı hep sahip olmadığımız şeyler olarak düşünürüz.”</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sansa-inanir-misiniz/">Şansa İnanır Mısınız? &#8220;Köprüdeki Kız&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sansa-inanir-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3363</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Beni Osman Öldürdü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/beni-osman-oldurdu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/beni-osman-oldurdu/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 21 Apr 2016 10:18:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam filmleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3257</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Beni Osman Öldürdü”, 1963 yapımı siyah beyaz Yeşilçam klasiklerimizden bir tanesi. Filmin yapımcılığını ve yönetmenliği üstlenen isim Osman F. Seden. Komedi ve polisiye tadında seyreden filmin oyuncu kadrosunda: Türkan Şoray, Hulusi Kentmen, Öztürk Serengil, Vahi Öz, İzzet Günay, Muhterem Nur, Efkan Efekan ve Hüseyin Baradan yer alıyor. Filmimiz, zengin bir iş adamı olan Vahap Çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beni-osman-oldurdu/">Beni Osman Öldürdü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“<strong>Beni Osman Öldürdü</strong>”, 1963 yapımı siyah beyaz <em>Yeşilçam</em> klasiklerimizden bir tanesi. Filmin yapımcılığını ve yönetmenliği üstlenen isim Osman F. Seden. Komedi ve polisiye tadında seyreden filmin oyuncu kadrosunda: Türkan Şoray, Hulusi Kentmen, Öztürk Serengil, Vahi Öz, <em>İzzet Günay</em>, Muhterem Nur, Efkan Efekan ve Hüseyin Baradan yer alıyor.</p>
<p>Filmimiz, zengin bir iş adamı olan Vahap Çok Bey’in balık tutmaya gidiyorum diye evden çıkıp bir daha geri dönmemesi ile başlıyor. Babalarının öldüğüne inanan evlatlar, hemen miras işlemlerine başlıyor. Ardından tüm yakın ve uzak akrabalar Vahap Çok Bey’in evine toplaşıyor. Ne yazık ki vasiyetnamenin okunması ile hepsi hayal kırıklığına uğruyor. Zira Vahap Çok Bey, mirasından ne oğullarına ne de akrabalarına zırnık koklatmıyor. Elinde avucunda olan her şeyi, yıllar önce gayrimeşru bir birliktelikten doğan ve kimsenin bilmediği oğlu Filinta Osman’a bırakıyor.</p>
<p><figure id="attachment_3260" aria-describedby="caption-attachment-3260" style="width: 296px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/izzetgunay-beniosmanoldurdu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3260 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/izzetgunay-beniosmanoldurdu-296x300.jpg?resize=296%2C300" alt="“Beni Osman Öldürdü”, 1963 yapımı siyah beyaz Yeşilçam klasiklerimizden bir tanesi. " width="296" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/izzetgunay-beniosmanoldurdu.jpg?resize=296%2C300&amp;ssl=1 296w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/izzetgunay-beniosmanoldurdu.jpg?w=493&amp;ssl=1 493w" sizes="(max-width: 296px) 100vw, 296px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3260" class="wp-caption-text">“Beni Osman Öldürdü”, 1963 yapımı siyah beyaz Yeşilçam klasiklerimizden bir tanesi.</figcaption></figure></p>
<p>Hal böyle olunca Filinta Osman mirasa konuyor ve bir anda kendini Vahap Çok Bey’in evinde buluyor. Olaylar bu kısımdan sonra sarpa sarıyor. Vahap Çok Bey’in oğulları ve akrabaları mirasa konabilmek için türlü planlar hazırlıyor.</p>
<p>Bu sırada vasiyetname işlemlerini takip eden asistan Türkan ve Filinta Osman arasında epey ilginç bir aşk yaşanıyor. Zira önceleri Türkan, her gördüğü yerde “tavukları yemleyen”, çapkın mı çapkın Filinta Osman’ı epey şiddetli ve değişik şekillerde tokatlıyor. Osman, film boyunca tokatlanmaktan usanmadığı gibi, Türkan’ın peşinde koşmaktan da usanmıyor.</p>
<p>“Tavukları yemlemek” demişken, sanırım filmin çıkış noktası tavuklar ve horozlar. Osman’ın yapmış olduğu tüm çapkınlıklar, “tavukları yemlemek” repliği ile ifade edilmiş. Bu da yetmezmiş gibi filmin ortalarında Türkan ve Osman arasındaki şu diyaloğa, anlam vermek için epey kafa yormak gerekiyor:</p>
<p>-Öyle diyen ne tavuklar yemledik!</p>
<p>-Ben senin bildiğin tavuklardan değilim! Eşek seni, domuz, pis horoz!</p>
<p>Bu diyaloglardaki manayı anlamak için sarf ettiğim çaba hususunda sayfalar dolusu bilumum makale, deneme ve köşe yazısı yazabilirdim lakin ne mana olduğunu kavramak için sarf edeceğim çaba yerine yazıya devam etmek istiyorum. Tavuk ve horoz olayları burada bitmiyor efendim.</p>
<p><figure id="attachment_3258" aria-describedby="caption-attachment-3258" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/beni-osman-oldurdu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3258 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/beni-osman-oldurdu.jpg?resize=480%2C360" alt="Beni Osman Öldürdü filminin yapımcılığını ve yönetmenliği üstlenen isim Osman F. Seden'dir" width="480" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/beni-osman-oldurdu.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/beni-osman-oldurdu.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3258" class="wp-caption-text">Beni Osman Öldürdü filminin yapımcılığını ve yönetmenliği üstlenen isim Osman F. Seden&#8217;dir</figcaption></figure></p>
<p>Filmin sonunda anlıyoruz ki Vahap Çok Bey ölmemiş (bunu filmin başında anlamak da zor olmasa gerek). Oğullarının aklını başına getirmek için, onlara amansız bir oyun oynamış. Meğer, oğullarını ve akrabalarını korkutmak için yardım aldığı maskeli kişi de Türkan imiş. Türkan, onun gayrı meşru ilişkisinden doğan kızı oluyor. Osman ise para karşılığı bu oyun için tutulmuş. Filmin polisiye özelliklerini burada hafızalara kazıyoruz.</p>
<p>Filmin sonunda Osman ile Türkan arasındaki tavuk ve horoz muhabbeti tekrar açılıyor:</p>
<p>-Önüne gelen tavuğa yem verecek misin bundan sonra?</p>
<p>-Bundan sonra yalnız güzel karımı yemlerim, ne dersin?</p>
<p>-Ben de gıt gıt gıdak derim.</p>
<p>Şimdi, buradan çıkarımda bulunacak olursak diyebilirim ki; <strong>Türkan Şoray</strong>’ın son repliğinde “gıt gıt gıdak” demesi, onun mutlu olduğunu ifade ediyor. “Önüne gelen tavuğa yem vermek” ifadesi de Osman’ın çapkınlığına bir gönderme anlaşıldığı üzere. İlginç olan bu mesajların tavuk ve horoz ilişkisi üzerinden verilmiş olması.</p>
<p>Yine anlaşılmazlıklar ile güzelliklerin bir arada olduğu, renklilik dozajı yüksek, hayli marjinal bir o kadar da orijinal bir <em>Yeşilçam klasiği</em> ile yazımı noktalıyorum efendim. Bir bilen, belki de feminist açıdan filmin eleştirisini çok daha doyurucu bir şekilde yapabilir. Tavuk ve horoz benzetmeleri söz konusu olduğunda ortaya çok çeşitli sosyolojik ve psikolojik tahlillerin çıkabileceğini düşünüyorum. Belki sırf bu film üzerinden ya da Yeşilçam’daki kadın ve erkek ilişkilerinin tasvirleri üzerinden bir yüksek lisans tezi bile çıkabilir. Neden olmasın?</p>
<p><strong>Beni Osman Öldürdü</strong> filmini sadece bakan bir göz, dışarıdan bir ses ve evrenden bir nefes olarak yorumladım. Çözümlenmeye hala açık bir film nihayetinde. İyi seyirler, bol düşünceler dilerim.</p>
<p>Bir merak uyandırabildiysem buyrun filmi buradan izleyin <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/J-d4oaYnRzk?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beni-osman-oldurdu/">Beni Osman Öldürdü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/beni-osman-oldurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3257</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın En Uzun Filmi Ambiance’dan 7 Saatlik Fragman</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dunyanin-en-uzun-filmi-ambiancedan-7-saatlik-fragman/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dunyanin-en-uzun-filmi-ambiancedan-7-saatlik-fragman/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 19 Apr 2016 09:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3249</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ambiance filmi tam olarak 720 saat olarak çekildi. Dünyanın çekilmiş en uzun filmi olma özelliğini taşıyan Ambiance belki de çok uzun bir süre bu özelliğini koruyacak. Ambiance filminin 7 saat 20 dakika süren bir fragmanı yayınlandı! Toplam süresi 720 saat olacak filmin fragmanı için yönetmen “İlk Kısa Fragman” başlığını kullanmış. Hep görmeye alışık olduğumuz  filmlerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunyanin-en-uzun-filmi-ambiancedan-7-saatlik-fragman/">Dünyanın En Uzun Filmi Ambiance’dan 7 Saatlik Fragman</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ambiance filmi</strong> tam olarak 720 saat olarak çekildi. Dünyanın çekilmiş en uzun filmi olma özelliğini taşıyan Ambiance belki de çok uzun bir süre bu özelliğini koruyacak.</p>
<h2>Ambiance filminin 7 saat 20 dakika süren bir fragmanı yayınlandı!</h2>
<p>Toplam süresi 720 saat olacak filmin fragmanı için yönetmen “İlk Kısa Fragman” başlığını kullanmış.</p>
<p>Hep görmeye alışık olduğumuz  filmlerin yanında sinema dünyasında deneysel amaçlarla yapılan filmler de bulunuyor. İnsanın hayal dünyası ve hedeflerinin sınırlarıyla eşit sınırlara sahip olan bu deneysel filmlerin son zamanlardaki en ilginç ve dikkat çeken örneği ise İsveçli yönetmen <strong>Anders Weberg</strong>’in <strong>Ambiance</strong> adlı çalışması.</p>
<p><figure id="attachment_3251" aria-describedby="caption-attachment-3251" style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/ambiance-sinema.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3251 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/ambiance-sinema.jpg?resize=640%2C356" alt="Ambiance filmi tam olarak 720 saat olarak çekildi. Dünyanın çekilmiş en uzun filmi olma özelliğini taşıyan Ambiance belki de çok uzun bir süre bu özelliğini koruyacak." width="640" height="356" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/ambiance-sinema.jpg?w=720&amp;ssl=1 720w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/ambiance-sinema.jpg?resize=300%2C167&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3251" class="wp-caption-text">Ambiance filmi tam olarak 720 saat olarak çekildi. Dünyanın çekilmiş en uzun filmi olma özelliğini taşıyan Ambiance belki de çok uzun bir süre bu özelliğini koruyacak.</figcaption></figure></p>
<h2>720 saat – Tam 30 gün sürecek film</h2>
<p>Film hakkında en ilginç bilgi ise 2020 yılının son gününde, tüm kıtalarda aynı anda gösterilmeye başlayacak ve 720 saat, yani 30 gün sürecek olan film yönetmen Anders Weberg’in de son çalışması olacak.</p>
<p>2014 yılında 72 dakikalık bir tanıtım fragmanı yayınlanan filmin yakın zamanda yayınlanan kısa fragmanının ardından 2018 yılında da 72 saat süren bir uzun fragmanı da yayınlanacak.</p>
<p>Ingmar Bergman’ın The Seventh Seal adlı kült eserinden esinlenilen filmin fragmanı İsveç’in güneyinde Hovs Hallar adlı bir yerde geçiyor. The Seventh Seal’deki ünlü satranç sahnesi ile aynı yerde geçen fragman tek seferde, herhangi bir kesme olmadan çekilmiş. 7 saat 20 dakikalık fragmanı izlediğimizde; yaşam, arayış, güç, ölüm, kaçış, istirahat ve aşk hakkındaki sahneler ile varoluşun rastlantısal ve absürd bir biçimde iki performans sanatçısı tarafından yorumlandığını görebiliriz.</p>
<p><strong>Ambiance</strong> filminin müzikleri Martin Juhls tarafından yapılan, Niclas Hallberg ve Stina Pehrsdotter adlı iki sanatçının performanslarıyla yapıldı.</p>
<div class="embed-vimeo" style="text-align: center;"><iframe src="https://player.vimeo.com/video/160627722" width="640" height="360" frameborder="0" webkitallowfullscreen mozallowfullscreen allowfullscreen></iframe></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunyanin-en-uzun-filmi-ambiancedan-7-saatlik-fragman/">Dünyanın En Uzun Filmi Ambiance’dan 7 Saatlik Fragman</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dunyanin-en-uzun-filmi-ambiancedan-7-saatlik-fragman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3249</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Karl Marks Sinema Yıldızı Oluyor: Le jeune Karl Marx</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/karl-marks-sinema-yildizi-oluyor-le-jeune-karl-marx/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/karl-marks-sinema-yildizi-oluyor-le-jeune-karl-marx/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 15 Apr 2016 07:20:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3169</guid>
				<description><![CDATA[<p>Karl Marx’ın gençlik dönemi anlatan sinema filmi Le jeune Karl Marx beyaz perdeye aktarılacak. Raoul Peck’in yöneteceği filmin ünlü komünist filozofun gençlik maceralarını konu alacağını ve Marx’ın 1830-1848 yılları arasındaki gençlik dönemini kapsayacağını söyledi. Filmde, Marx’ın Paris ve Brüksel’deki günlerinin, Komünist Manifesto’yu&#160; yayımlamasının, aristokrat eşi Jenny von Westphalen ve Komünist&#160; Manifesto’yu beraber yazdığı arkadaşı Friedrich [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karl-marks-sinema-yildizi-oluyor-le-jeune-karl-marx/">Karl Marks Sinema Yıldızı Oluyor: Le jeune Karl Marx</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karl Marx</strong>’ın gençlik dönemi anlatan sinema filmi <strong>Le jeune Karl Marx</strong> beyaz perdeye aktarılacak. Raoul Peck’in yöneteceği filmin ünlü komünist filozofun gençlik maceralarını konu alacağını ve Marx’ın 1830-1848 yılları arasındaki gençlik dönemini kapsayacağını söyledi.</p>
<p>Filmde, Marx’ın Paris ve Brüksel’deki günlerinin, Komünist Manifesto’yu&nbsp; yayımlamasının, aristokrat eşi Jenny von Westphalen ve Komünist&nbsp; Manifesto’yu beraber yazdığı arkadaşı <em>Friedrich Engels</em> ile ilişkilerinin&nbsp; ele alınacağı belirtildi.</p>
<p>50 yıl sonra Haitili <strong>yönetmen Raoul Peck</strong>, senaryoyu birlikte yazdığı Pascal Bonitzer ile birlikte komünizmin kurucularının hayatını bir kez daha sinemaya taşıyor. Belçika, Fransa ve Almanya ortak yapımı olan filmin 2016 yılının yaz ayında gösterime gireceği söyleniyor.</p>
<p><figure id="attachment_3171" aria-describedby="caption-attachment-3171" style="width: 416px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Karl-Marx-Filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3171 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Karl-Marx-Filmi.jpg?resize=416%2C591" alt="Le jeune Karl Marx filminin afişi." width="416" height="591" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Karl-Marx-Filmi.jpg?w=416&amp;ssl=1 416w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Karl-Marx-Filmi.jpg?resize=211%2C300&amp;ssl=1 211w" sizes="(max-width: 416px) 100vw, 416px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3171" class="wp-caption-text">Le jeune Karl Marx filminin afişi.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Marks Filmi</strong></p>
<p>İnternet sitesinde filmin özeti şöyle verilmiş:</p>
<p>26 yaşındaki Karl Marx, eşi Jenny ile birlikte sürgün yoluna düşer. Marx 1844 yılında Paris’te bir sanayicinin oğlu olarak Britanya işçi sınıfının acılı doğumunu araştırmış Friedrich Engels ile tanışır. Gösterişli kıyafetler giymeyi seven Engels, Karl Marx’ın yeni dünya görüşündeki eksik parçayı tamamlar. Birlikte sansür, polis baskısı, isyanlar ve siyasi kalkışmalar arasında modern çağ boyunca gelişecek olan işçi hareketine önderlik edeceklerdir.</p>
<p>Filmin yönetmeni Peck, bir söyleşisinde “film geleneksel yaşlı ve sakallı devrimci ikon karikatürüne başvurmaktan kaçınarak, 20. yüzyıl ve sonrasının dünyasına sıradışı bir etki yapan genç ve iddialı aydınların olgunlaşmasını anlatıyor” demiş.</p>
<p>Peck, şimdiye kadar Haiti‘deki adaletsizliğe dikkat çeken belgesel ve kurgusal filmler yapmanın yanısıra, Lumumba (2000) filmiyle Kongolu ulusal devrimci önder Patrice Lumumba‘nın hayatını, Kara Nisan (2005) filmiyle Ruanda soykırımını ve Sınıf Mücadelesi Üzerine Nezaketsiz Düşünceler (2001) filmiyle de emperyalizmin dünya üzerinde yarattığı yoksulluğu anlatmıştı.</p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/genc-karl-marx-filminin-fragmani-yayinlandi/">Genç Karl Marx filminin fragmanı</a>nı da izleyebilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karl-marks-sinema-yildizi-oluyor-le-jeune-karl-marx/">Karl Marks Sinema Yıldızı Oluyor: Le jeune Karl Marx</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/karl-marks-sinema-yildizi-oluyor-le-jeune-karl-marx/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3169</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yitik Kuşlar Filmi: Tüm Son Sesini Duyamayacağımız Seslere</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yitik-kuslar-filmi-tum-son-sesini-duyamayacagimiz-seslere/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yitik-kuslar-filmi-tum-son-sesini-duyamayacagimiz-seslere/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 09 Apr 2016 06:55:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3070</guid>
				<description><![CDATA[<p>Aren Perdeci ve Ela Akyamaç  iki genç sinemacı. Sinemaya olan büyük sevdalarını ilk filmleri olan Yitik Kuşlar&#8216;a ilmek ilmek işlemişler. İlk filmler genelde hep şüphe uyandırır ama bu sıcacık bir film ki bu yazının ilk başında hemen bunu belirtmek gerekiyor. Ama bu filmin elbette bir diğer önemli olan konusu 1915 yılına dair göndermeler yapması. 1915 [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yitik-kuslar-filmi-tum-son-sesini-duyamayacagimiz-seslere/">Yitik Kuşlar Filmi: Tüm Son Sesini Duyamayacağımız Seslere</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aren Perdeci</strong> ve <strong>Ela Akyamaç</strong>  iki genç sinemacı. Sinemaya olan büyük sevdalarını ilk filmleri olan <strong>Yitik Kuşlar</strong>&#8216;a ilmek ilmek işlemişler.</p>
<p>İlk filmler genelde hep şüphe uyandırır ama bu sıcacık bir film ki bu yazının ilk başında hemen bunu belirtmek gerekiyor.</p>
<p>Ama bu filmin elbette bir diğer önemli olan konusu 1915 yılına dair göndermeler yapması. 1915 Ermeni Tehciri’ne dair öncesinde yapılan 2 film daha var. Bunlardan ilki Fatih Akın’ın kendi sinema diliyle çektiği Cut-Kesik ve hemen akabinde Özcan Alper’in çektiği Rüzgarın Hatıraları.</p>
<p>Bu iki film, 2 farklı yerden konuya bakarken Aren Perdeci Ermeni ve erkek bakış açısıyla, Ela Akyamaç kadın ve Türk bakış açısıyla filme bakmışlar ve ortaya harika bir iş çıkmış.</p>
<p>Bir ilk film bu kadar naif, bu kadar güzel, bu kadar samimi olabilir. İçten bir film. Söylemek istediklerini öyle güzel bir yerden söylüyor ki, insan empati yapmakta zorlanmıyor.</p>
<p>1915 yılında yaşananları siyasal söyleme dönüştürmeden ama en gerçekçi biçimde yansıyor ve de duygu sömürüsü yapmıyor.</p>
<p>Bu filmi izlemek için illa Ermeni olmanıza gerek yok çünkü bir sinema filmi ve sinema dili, müzikleri, Aksaray ve Kapadokya görüntüleri olağanüstü.</p>
<p>Lakin Sizin aileniz de göç etmek zorunda kalmışsa o dönemde, sizin de ailenizden birileri isim değiştirmek zorunda kalmışsa, sizin de tanıdıklarınız evlerini bırakıp göçmüş ve sonra döndüklerinde o evlerde yaşayan başkalarını bulmuşlar ve siz gözlerindeki o ifadeye denk gelmişseniz, filme bir yerlerden sızacaksınız.  Evet, belki babanızı, belki yarım kalan şarkının notalarını, belki elinizden alınan köklerin içinizde bıraktığı tozlarıyla karşılaşacaksınız ki işte o an, içinizdeki mumlar filmdeki gibi sönerken gözyaşlarınız sizi derin bir yüzleşmeye çağıracak. Sersemleyeceksiniz ama buna değecek.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yitik-kuslar-filmi-tum-son-sesini-duyamayacagimiz-seslere/">Yitik Kuşlar Filmi: Tüm Son Sesini Duyamayacağımız Seslere</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yitik-kuslar-filmi-tum-son-sesini-duyamayacagimiz-seslere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3070</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Geçmişten Günümüze Oscar Heykelciğinin (Töreninin) Hikâyesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Apr 2016 11:36:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Şeylan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar Kazananlar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri Listesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3048</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçmişten günümüze Oscar Heykelciliğinin (töreninin) hikayesi, en az Oscar ödülleri gecelerinde yaşanan ve sonradan sisli hatıraların gerisinden izlenebilecek anılar kadar değerli ve gerçek bir kimliğe sahiptir. Başını yastığa koyarak başlayan ve hayallerle şekillenen hayat hikâyeleri, bir zaman sonra tozlu rafların arasından bir senaryoya dökülecek, bu senaryoya ruhunu verecek sihirli dokunuş yönetmen olurken, karakterleri ile özdeşleşen [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi/">Geçmişten Günümüze Oscar Heykelciğinin (Töreninin) Hikâyesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişten günümüze Oscar Heykelciliğinin (töreninin) hikayesi, en az <strong>Oscar ödülleri geceleri</strong>nde yaşanan ve sonradan sisli hatıraların gerisinden izlenebilecek anılar kadar değerli ve gerçek bir kimliğe sahiptir. Başını yastığa koyarak başlayan ve hayallerle şekillenen hayat hikâyeleri, bir zaman sonra tozlu rafların arasından bir senaryoya dökülecek, bu senaryoya ruhunu verecek sihirli dokunuş yönetmen olurken, karakterleri ile özdeşleşen oyuncularda tüm dünyada artık canlandırdıkları film karakterlerinin isimleri ile hatırlanacaktı.</p>
<p>Geçmişten günümüze Oscar Heykelciliğinin (töreninin) hikâyesi dönemin; siyasi, tarihi, ekonomik, sosyal, sanatsal ve kültürel değerlerini bir film makarasına sarılı olarak beyazperdeye aktaran dünya sinemasının asıl başrolleri, bu emeklerinin karşılığını alabilecekleri adı henüz konulmamış bir ödülle taçlandıracaklardı. Bu ödül, somut ve sinema sanatını geleceğe taşıyacak henüz beyin süzgecinden geçirilmemiş bir simge ile mümkün olacaktı.</p>
<p><u>Geçmişten günümüze Oscar Heykelciliğinin (töreninin) hikâyesi</u>, işte tam da bu noktada başlayacak ve bugün tüm dünyanın en prestijli ödülü olarak tarihe geçecekti.</p>
<p>Peki, <em>Geçmişten günümüze Oscar Heykelciliğinin (töreninin) hikâyesi nasıl başlamıştı?</em> Bugün tüm dünyada 1 milyar kişinin canlı yayında nefeslerini tutarak izlediği Oscar ödüllerinin tarihçesi nasıl başladı? Geçmişten günümüze Oscar Heykelciliğinin (töreninin) hikayesi içinde birçok öğeyi barındırmaktadır. Oscar ödülleri, zamanla gelişim gösterecek, Oscar ödüllü filmler, Oscar sinemasını doğuracak ve Oscar ödülleri listesinde boy gösterecekti.</p>
<p>Oscar Ödüllerinin temel amacı ve sahneye çıkış gayesi, dünya sinemasına katkı sağlamak ve sinema çalışanları ile halkı aynı çatı altında buluşturmaktı.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/SbgHZHdbvFI?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<h2>Oscar Ödülleri Tarihçesi</h2>
<p><strong>Oscar Ödülleri tarihçesi</strong>, yakın tarihimize dayanmaktadır. Henüz adı konulmamış olan bu ödül törenini ön hazırlıkları Ekim 1928 yıllarına denk gelmektedir. Beverly Hills, California’da kurulan akademi, organize olma sürecindeki eksiksizlikler ve aksaklıklar nedeniyle pek çok önemli detayı atlamışlardır. Öyle ki 16 Mayıs 1929 gecesinde saat 23.00’da gerçekleştirilen ilk ödül töreni sadece 15 dakika sürmüştür. Üstelik döneme tanıklık edecek bu değerli dakikalar ve anılar videoya bile kaydedilmemiştir.</p>
<p>Bugün <strong>Oscar Ödülleri</strong>nin temelini atan organizasyonun mucitleri toplam 36 kişiden oluşmuştur. Bu organizasyonun ilk başkanı ise Douglas Fairbanks idi. Bu bayrağı sırasıyla Frank Capra, Bette Davis, Jean Hersholt, George Stevens, Robert E. Wise, Karl Malden, Arthur Hillerand Robert Rehme gibi ünlü isimler devralarak Oscar Ödüllerinin günümüze taşınmasında aktif rol oynamışlardır. Akademinin yakın tarihte başkanı Frank Pierson ise koltuğu 2001 yılında devralmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_3050" aria-describedby="caption-attachment-3050" style="width: 269px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-ilk-otel.jpg" rel="attachment wp-att-3050"><img class=" td-modal-image wp-image-3050 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-ilk-otel-269x300.jpg?resize=269%2C300" alt="Hollywood Roosevelt Otel Blassom Room'da başlayan Oscar Ödülleri Törenleri günümüzde tüm dünyanın gündemindedir." width="269" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-ilk-otel.jpg?resize=269%2C300&amp;ssl=1 269w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-ilk-otel.jpg?w=733&amp;ssl=1 733w" sizes="(max-width: 269px) 100vw, 269px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3050" class="wp-caption-text">Hollywood Roosevelt Otel Blassom Room&#8217;da başlayan Oscar Ödülleri Törenleri günümüzde tüm dünyanın gündemindedir.</figcaption></figure></p>
<p>Takvimler Mayıs 1929’u gösterdiğinde, Hollywood Roosevelt Otel Blassom Room’da hummalı bir çalışma başlamıştı. Gösterişten uzak olan bu mekan sadece 400 kişiyi ağırlayabilecek kapasitedeydi. Ödül töreni için yapılan hazırlıklar arasında özenle hazırlanmış, el yazısı afiş ve biletler de yer alıyordu. Geceye katılmak için bilet fiyatları bile belliydi. 5 dolardan satışa sürülen biletler 16 Mayıs 1929 gecesine kadar toplam 267 adet satıldı. Ancak geceye katılan davetli sayısı 250 kişi olarak kayıtlara geçti. <strong>Oscar Ödülleri tarihçesi</strong>, bu dönemden sonra 15 yıl boyunca otellerde ve balo salonlarında gerçekleştirilecekti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1940 yılından itibaren ödülü belirleyen oylar demokrasi çerçevesinde gizli olarak zarflarla kullanılmaya başlandı. <strong>Oscar Ödülleri tarihçesi</strong>ne damgasını vuran ve unutulmayan anlardan biride 1943 yılında yaşanmıştır. Amerika, İkinci dünya savaşı sırasında, savaş askerlerine moral ve motivasyon olması için ilk naklen yayınını Los Angeles Radyosu aracılığı ile gerçekleştirdi.</p>
<p><figure id="attachment_3051" aria-describedby="caption-attachment-3051" style="width: 950px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-ilk-tv.jpg" rel="attachment wp-att-3051"><img class=" td-modal-image wp-image-3051 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-ilk-tv.jpg?resize=640%2C346" alt="Oscar Ödüllerinin televizyonda ilke kez 1953 yılında yayımlanmıştır." width="640" height="346" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-ilk-tv.jpg?w=950&amp;ssl=1 950w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-ilk-tv.jpg?resize=300%2C162&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3051" class="wp-caption-text">Oscar Ödüllerinin televizyonda ilke kez 1953 yılında yayımlanmıştır.</figcaption></figure></p>
<p>Oscar Ödüllerinin televizyonda naklen olarak yayınlanması ise 19 Mart 1953 yılında gerçekleştirilmiştir. Gecenin sunuculuğunu güçlü mizah duygusuna sahip olan Bob Hope üstlenmiştir.</p>
<p>Oscar Ödülleri 1966 yılında ilk kez televizyonlardan renkli olarak yayınını gerçekleştirdi. 1971 yılında NBC kanalı Oscar Ödüllerinin yayın hakkını satın alarak 1972 yılında düzenlenen 42.Oscar töreni canlı olarak tüm dünyaya ulaştırmayı başardı.</p>
<p>Oscar Ödülleri, dönemin olumsuz koşulları nedeniyle ertelenmelere de ev sahipliği yapmıştır.</p>
<ul>
<li>1938 yılında Los Angeles&#8217;taki sel felaketi nedeniyle ödül töreni 1 hafta ertelendi.</li>
<li>Takvimler 1968 yılını gösterdiğinde Martin Luther King&#8217;e saygı çerçevesinde bir kez daha ertelendi.</li>
<li>1981 yılında ise Ronald Reagan&#8217;a yapılan suikast nedeni ile tarihinde toplam 3 kez gecikme yaşamıştır.</li>
<li>Geleneksel olarak senede 1 kez yapılan ödül töreni 1930 yılında Nisan ve Kasım ayında 2 kez gerçekleştirildi.</li>
<li>İkinci dünya savaşı yıllarında da nasibini alan Oscar Heykeli, ekonomik nedenlerden dolayı polyesterden üretimi yapılarak dağıtıldı. Bu durum savaş sonrasında yeniden telafi edildi ve altın heykellerle değişimi sağlandı.</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_3054" aria-describedby="caption-attachment-3054" style="width: 680px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-kategorileri.jpg" rel="attachment wp-att-3054"><img class=" td-modal-image wp-image-3054 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-kategorileri.jpg?resize=640%2C376" alt="Kategorik bakımdan toplam 24 ayrı dalda Oscar Ödülü veriliyor." width="640" height="376" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-kategorileri.jpg?w=680&amp;ssl=1 680w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-kategorileri.jpg?resize=300%2C176&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3054" class="wp-caption-text">Kategorik bakımdan toplam 24 ayrı dalda Oscar Ödülü veriliyor.</figcaption></figure></p>
<h2>24 Ayrı Dalda Oscar Veriliyor</h2>
<p>24 ayrı dalda <strong>Oscar </strong>veriliyor ve bu ödüller toplam 24 dalda sahiplerine dağıtılıyordu. Ödül töreninin şekillenmesinde masa başı toplantılarda kararlaştırılan ödül kategorilerinin 24 dalda dağıtılması karar kılınmıştı. Bu kararın belirlenmesinde en büyük etken, sinemanın iskeletini oluşturan, emek veren tüm çalışanlarını aynı pota içinde eritmekti.</p>
<p>1927 yılında kategoriler belirlenirken ilk beş önemli kategorinin isimleri şöyleydi;</p>
<ul>
<li><strong>En İyi Film</strong></li>
<li><strong>En İyi Yönetmen</strong></li>
<li><strong>En İyi Erkek Oyuncu</strong></li>
<li><strong>En İyi Kadın Oyuncu </strong></li>
<li><strong>En İyi Senaryo</strong></li>
</ul>
<p>Bu sıralamayı, en iyi müzik, en iyi belgesel, en iyi kurgu, en iyi sanat, en iyi kostüm, en iyi makyaj, en iyi ses gibi sinema seti çalışanlarının yer aldığı kategoriler takip ediyordu. Nitekim 1979 Oscar Ödüllerine en iyi ses dalında ödülü, ses operatörü olarak “Mark Berger” almıştı. Karar kılınan ilk 5 kategorinin de sonradan derin bir anlamı olacaktı.</p>
<p><figure id="attachment_3055" aria-describedby="caption-attachment-3055" style="width: 833px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-salon.jpg" rel="attachment wp-att-3055"><img class=" td-modal-image wp-image-3055 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-salon.jpg?resize=640%2C328" alt="Oscar (Akademi)'ın kurucularından Metro - Goldeyn - Mayer şirketidir. " width="640" height="328" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-salon.jpg?w=833&amp;ssl=1 833w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-salon.jpg?resize=300%2C154&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3055" class="wp-caption-text">Oscar (Akademi)&#8217;ın kurucularından Metro &#8211; Goldeyn &#8211; Mayer şirketidir.</figcaption></figure></p>
<h2>Oscar Ödüllerinin Hikâyesi</h2>
<p><strong>Oscar ödülleri</strong>nin hikâyesi ile ilgili 2 ayrı rivayetten bahsedilmektedir. Dönemin koşulları içinde değerlendirildiğinde kimine göre trajik, kimine göre de olasılık taşıyan bu iki rivayet şu şekilde özetleniyordu. İlk rivayet; Beverly Hills, California’da, Akademi’de kütüphanede çalışan sonradan film yapımcılığına soyunan Margaret Herrick&#8217;in heykelini amcası Oscar’a benzetmesi üzerineydi.</p>
<p>İkinci rivayet ise; 1934 yılına denk gelmektedir. 1934 yılında altıncı ödül töreninden sonra dönemin Hollywood, köşe yazarı Sidney Skolsky’in kaleme aldığı yazısında o gece en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görülen Katharine Hepburn&#8217;ün aldığı ödülü Oscar olarak nitelendirmesi üzerineydi. Yani her iki rivayetin geçerliliği halen tartışma konusudur.</p>
<p>Ancak doğru olan tek şey Akademi’nin 1939 yılına kadar Oscar ismini kullanmadığı gerçeğidir. 1939 yılında Oscar ismi resmen kullanılmaya başlandı. Oscar ödülleri isminin nereden geldiği kadar merak konusu olan başka bir durum daha vardı. Tasarlanan <strong>Oscar heykeli</strong> neleri tasvir ediyordu? Oscar Heykeli Elinde Ne Vardı? <strong>Oscar heykeli</strong> tamamen saf altından mı ibaretti? Bu dışı süs içi puslu meraklıların kafasındaki soruyu kim yanıtlayacaktı?</p>
<h2>Oscar heykeli elinde ne var? Oscar heykelciği altın mı?</h2>
<p>Oscar heykeli elinde ne var? Oscar heykelciği altın mı? Bu soruların elbette içi dolu cevapları vardı. Orijinal adı ile “Academy Award of Merit” Oscar ödül heykelciğini Metro Goldwyn Mayer’in usta sanat yönetmeni Cedric Gibbons tasarlamıştı. Üstelik bu tasarım, o dönemde birçok tasarımcıyı kıskandıracak kadar ustaca ve zekice tasarlanmıştı. Gibbons, toplam beş parçalı bir film makarası üstünde elinde kılıcıyla dikilen bir şövalye taslağını çizmişti keskin kalemiyle. Bunun anlamı; sinemanın kahramanlarını betimlemekti.  Bu film makaralarının 5 halkası 5 önemli değeri temsil ediyordu. Film makarasının beş halkası oyuncular, film yazarları, yönetmenler, yapımcılar ve teknisyenleri temsil ediyordu. Heykelciği bugünkü modern haline getiren kişinin George Stanley olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Oscar heykelciğinin Özelliklerine bakacak olursak;</p>
<ul>
<li>Heykel ilk olarak bronzdan yapıldı.</li>
<li>Dünya Savaşı sırasında yaşanan ekonomik çöküntü nedeniyle Oscar heykelleri 3 yıl boyunca polyesterden yapıldı.</li>
<li>Heykelcik 34 cm yüksekliğinde, 13.5 inç, 3.85 kg ağırlığında ve herkesin rüyasını süsleyen saf altından değil, 24 ayar altınla kaplama sadece.</li>
<li>Üstelik maliyeti de gözünüzü korkutmasın günümüz parasıyla 350-400 dolar arasında.</li>
<li>Oscar heykelciği, 1929’dan bu yana toplam 2 bin 300 adet dağıtıldı.</li>
<li>Heykeller, Şikago’da kupa üretimi yapan toplam 250 işçinin çalıştığı bir fabrikada üretiliyor.</li>
<li>Bin bir zahmetle Oscar heykelciğini kazanan adaylar bu ödülü ne yazık ki satamıyorlar. Sadece Akademi’ye 1 dolar karşılığında geri verebilmektedirler.</li>
<li>Ancak her ürünün bir alıcısı mutlaka vardır. Amerika’da sosyetenin akın ettiği heykelcik pazarında meraklıları 2.el Oscar ödülleri için nerdeyse servet ödüyor. Bu güne kadar 2. el Oscar Ödülüne ödenen en büyük rakam 1 milyon 640 bin dolar.</li>
</ul>
<h2>Günümüzde Oscar Ödülleri</h2>
<p>Günümüzde <strong>Oscar Ödülleri</strong> oldukça renkli sahnelere şahit olmaktadır. Her yıl, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (AMPAS) tarafından düzenlenen ödül törenleri bu yıl yine renkli görüntülere sahne oldu. 88. Oscar ödülleri 2016, dünyaca ünlü siyahi komedyen Chris Rock&#8217;ın muhteşem sunumuyla başladı. 88. Oscar Ödüllerine bu yıl Leonardo DiCaprio “Diriliş” sinema filmi ile damgasını vurdu.</p>
<ul>
<li><strong>En İyi Film:</strong>Spotlight,</li>
<li><strong>En İyi Yönetmen:</strong>Alejandro Gonzalez Inarritu – Diriliş,</li>
<li><strong>En İyi Erkek Oyuncu:</strong>Leonardo DiCaprio – Diriliş,</li>
<li><strong>En İyi Kadın Oyuncu:</strong>Brie Larson-Room,</li>
<li><strong>En İyi Senaryo:</strong>Spotlight, JoshSinger ve Tom McCarthy</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_3053" aria-describedby="caption-attachment-3053" style="width: 826px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-adayi-ulkeler.jpg" rel="attachment wp-att-3053"><img class=" td-modal-image wp-image-3053 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-adayi-ulkeler.jpg?resize=640%2C339" alt="Oscar Ödülleri Hakkında Bilinmeyenler Grafiği" width="640" height="339" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-adayi-ulkeler.jpg?w=826&amp;ssl=1 826w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-adayi-ulkeler.jpg?resize=300%2C159&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-adayi-ulkeler.jpg?resize=351%2C185&amp;ssl=1 351w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3053" class="wp-caption-text">Oscar Ödülleri Hakkında Bilinmeyenler Grafiği</figcaption></figure></p>
<h2>Oscar Ödülleri Hakkında Bilinmeyenler</h2>
<p><strong>Oscar Ödül törenleri</strong>nde aslında bilmediğimiz o kadar çok detay var ki! Bugün <strong>Oscar Ödülleri</strong> için hali hazırda 6 bin Akademi üyesinin oy kullandığını,75.5 metre uzunluğunda olan meşhur kırmızı halının Valencia’da bir depoda saklandığını, daha önceden Kodak firmasına ait olan salona sonradan Dolby isminin verildiğini salonun bugün 3400 kişilik kapasiteli olduğunu biliyor muydunuz?</p>
<p>İşte Oscar Ödülleri hakkında pek çok kişinin bilmediği detaylar;</p>
<ul>
<li>Her yıl Oscar Ödül Töreni gecesinde dünyaca ünlü şefler tarafından hazırlanan 1000 adet lezzetli ıstakozun tüketildiğini,</li>
<li>Dünyanın en pahalı 20 kilo havyarının bu gecede özenle sunulduğunu,</li>
<li>1250 (Kırmızı ve Beyaz) şampanya şişesinin açıldığını,</li>
<li>1250 istiridye servis edildiğini,</li>
<li>4 bin adet altın tozlarıyla imal edilmiş <strong>Oscar heykeli</strong> şeklinde çikolatanın dağıtıldığını,</li>
<li>Ödül gecesinde dünya devlerinin reklam bütçelerinin 30 saniye için dudak uçuklatacak rakamlara kıyasıya bir rekabet içinde olduğunu biliyor muydunuz? (Oscar Ödülleri gecesinde 30 saniyelik reklam için ödenen toplam rakam 1,5 milyon ile 2 milyon dolar arasında değişmektedir.)</li>
<li>Oscar Ödül törenini dünyada1 milyar kişinin canlı olarak izlediğini,</li>
<li>Oscar Ödül törenlerinde jüri üyelerinin bir ihtiyar heyetinden oluştuğunu,</li>
<li>Walt Disney 64 adaylıkla en çok Oscar adaylığı alan kişi olduğunu, bunu 38 adaylıkla ünlü besteci John Williams’ın takip ettiğini,</li>
<li>Bu güne kadar en çok Oscar’a aday olan ülkenin toplam 30 adaylıkla Fransa olduğu,</li>
<li>En fazla ödül kazanan ülkenin 10 ödül ile İtalya olduğunu,</li>
<li>Oscar adayı olarak en genç oyuncunun 6 yaşında Shirley Temple olduğunu,</li>
<li>
<p><figure id="attachment_3052" aria-describedby="caption-attachment-3052" style="width: 240px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-kazanan-umuda-yolculuk.jpg" rel="attachment wp-att-3052"><img class=" td-modal-image wp-image-3052 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/oscar-kazanan-umuda-yolculuk.jpg?resize=240%2C172" alt="Türkiye'den 1991 yılında En İyi Yabancı Film Oscar'ı alan film Umuda Yolculuk'tur." width="240" height="172" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3052" class="wp-caption-text">Türkiye&#8217;den 1991 yılında En İyi Yabancı Film Oscar&#8217;ı alan film Umuda Yolculuk&#8217;tur.</figcaption></figure></p>
<p>88 yıllık Oscar tarihinde büyük başarıyı gösteren sadece üç film olduğunu (1934&#8217;te Hepsi Bir Gecede Oldu, 1975&#8217;te Guguk Kuşu ve 1991&#8217;de Kuzuların Sessizliği.)</li>
<li>Oscar almak için bekleyen en uzun filmin Şarlo&#8217;nun(Limelight) filmi olduğunu,</li>
<li>Oscar kazanan oyuncular arasında siyah oyuncuların oranının düşük % 3 yok denecek kadar az olduğunu, ( Nitekim bu espriyi 88.Ödül törenin sunucusu siyahi komedyen Chris Rock’da dile getirmişti)</li>
<li>Oscar adaylığı kazanan ilk kadın yönetmenin 2010 yılında <strong>Kathryn Bigelow</strong> olduğunu,</li>
<li>Türk Sinemasından Oscar Ödüllerine yolculuğunun 1991 yılında başladığını, Xavier Koller’in yönettiği ve En İyi Yabancı Film Oscar&#8217;ı alan filmin Umuda Yolculuk (Reise der Hoffnung olduğunu, Filmin başrollerini ise Nur Sürer, Necmettin Çobanoğlu ve Emin Sivas yer aldığını biliyor muydunuz?</li>
</ul>
<p>Oscar Ödülleri dünya sinemasına açılan devasa bir kapıdır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi/">Geçmişten Günümüze Oscar Heykelciğinin (Töreninin) Hikâyesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3048</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Başrolde Mekân</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/basrolde-mekan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/basrolde-mekan/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Apr 2016 06:16:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yücel Sarıçiçek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kubrick]]></category>
		<category><![CDATA[The Shining(Cinnet)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3019</guid>
				<description><![CDATA[<p>Avusturyalı mimar A. Schwanzer, mimariyi “dört duvar ve başımızın üzerinde bir damdan daha fazla olan şey” olarak tanımlar. Peki, bu “daha fazla olan şey” nedir? Öncellikle duruma sanat felsefesi açısından bakarsak, mimarinin mekân tarafından belirlenen bir sanat olduğunu göz önünde bulundurmalıyız. Çünkü her mimari yapı, belli bir biçime sokulmuş mekânla ilgilidir. Mimari ancak mekân ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/basrolde-mekan/">Başrolde Mekân</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Avusturyalı mimar A. Schwanzer, mimariyi “dört duvar ve başımızın üzerinde bir damdan daha fazla olan şey” olarak tanımlar. Peki, bu “daha fazla olan şey” nedir?</p>
<p>Öncellikle duruma sanat felsefesi açısından bakarsak, mimarinin mekân tarafından belirlenen bir sanat olduğunu göz önünde bulundurmalıyız. Çünkü her mimari yapı, belli bir biçime sokulmuş mekânla ilgilidir. Mimari ancak mekân ile biçim ikilisi arasında var olur.</p>
<p>Mekân kelimesine ontolojik bir çözümleme getirelim; bu sözcük “herhangi bir varlığın şu veya bu şekilde bir yerde var olması” anlamına gelen Arapça “kevn” sözcüğünden dilimize geçmiş. Dolayısıyla mekân, varlığın herhangi bir biçimde “var olduğu” yerdir. O halde her mekân bir varoluşu biçimlendirir.</p>
<p>Mekân, sinemada yönetmenin, izleyicide istediği hisleri uyandırmasını sağlayan önemli bir araç konumundadır. Bu nedenle yönetmen mekân kurgusuna büyük bir önem gösterir. Mekân öyle bir titizlikle ayarlanmalıdır ki izleyici bu mekânda kurulan ”varlığı” hissedebilsin.</p>
<p>Mekân, yönetmenin elinde adeta bir enstrümandır. Her notasına özenle basılan ve çıkardığı her seste dinleyeni kalbinden vuran&#8230;</p>
<p>Özellikle korku ve gerilim filmlerinde mekânın etkisi fark edilmeyecek gibi değildir. Bu tür filmlerde mekân, psikanalitik yolla açıklaması mümkün bilinçaltısal yaşanmışlıkları ve tekinsizliği yoluyla doğrudan karakterle bağdaşır ve ruha işler. İzleyen artık o mekânı yalnızca izlemekte değil çoktan o mekânı hissetmektedir.</p>
<p>Örneğin birçok Hitchock filminde görüleceği üzere korku ve gerilim hissi, tekinsiz ve ürpertici mekânlar aracılığıyla doruğa ulaşır.</p>
<p>Neredeyse tüm gücünü mekânın oluşturduğu ve sürdürdüğü varlığa borçlu olan kimi filmler için kuşkusuz başrol, mekânındır. Sinema tarihine şöyle bir baktığımızda başrolünde mekânın olduğu birçok başyapıt görebiliriz.</p>
<p>Elbette bu konuda sunulacak örneklerden ilki Stanley Kubrick’in başyapıtı “The Shining(Cinnet)”tir.</p>
<p><strong>Beyaz Adamın Cinneti</strong></p>
<p>Sinema tarihi boyunca en çok analiz edilen, üzerinde en çok konuşulan filmlerden biri olan Cinnet, uyarlama bir film. Ancak onun bu eskimeyen güzideliği uyarlandığı kitabın varlığından değil mekâna dayalı etkileyiciliğinden kaynaklanıyor kanımca…</p>
<p>Film, eski bir Kızılderili mezarlığı üzerine kurulu Overlook Oteli’nde geçer. Bitmek bilmeyen uzun ve tekinsiz koridorlarıyla, görkemli ama ıssız balo salonuyla üstelik bir de kış esareti içindeki tüm kapalılığıyla otel, yazar Jack Torrance ve ailesinin bekçiliği için onlara kapısını açar. Kapı açılır açılmaz mekânın hayaletleri ve karakterler arasındaki müthiş gerilim film bitene kadar son bulmaz. Jack’i bir cinnet haline sürükleyen bu gerilim, karakterlerin psikolojisi açısından değerlendirildiğinde “bastırılmışın dönüşü” olarak nitelenebilir.</p>
<p>Peki, geçmişte mekânının varlığına sirayet eden ve o mekândaki karakterlerin cinnetine neden olan bu “bastırılan” neydi?</p>
<p>Bastırılan, otelin üzerine inşa edildiği mezarlıktan referans alınabileceği üzere, kızılderililerin “beyaz adam” tarafından geçmişte yaşadıkları katliamdı. Filmde birçok sahnede de görüleceği gibi kızılderililere ait simgeler; hesap sorma sırası gelen otelin esas sahiplerinin varlıklarıyla hayat bulmuş mekânın karakterler üzerindeki psikolojik etkisini arttırmaktadır.</p>
<p>Otelde neredeyse her kapının altından ve her köşeden akan kanlar, yalnızca beyaz adam temsilindeki Jack’in değil izleyicinin de bilinçaltındaki korkuyu besler ve zihinlerini tıpkı filmdeki karakterlerin çıkışına ulaşmak için çabaladığı labirent gibi içinden çıkılamaz bir hale getirir.</p>
<p>Kubrick, mekânı öyle bir titizlikle kurmuştur ki orada kurulan ”varlığı” hissedebilmek kaçınılmazdır. Mekânın varlığı, karakterlerin zihinlerine işleyerek onların varlıklarını biçimlendirmiş ve dönüşüme uğratmıştır. İşte tam da bu merkezi etkiden dolayı, mekân başroldedir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/basrolde-mekan/">Başrolde Mekân</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/basrolde-mekan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3019</post-id>	</item>
		<item>
		<title>BAŞLANGIÇ “Ama Neden?”cilerden Misiniz?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/baslangic-ama-nedencilerden-misiniz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/baslangic-ama-nedencilerden-misiniz/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 06 Apr 2016 10:50:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yasemin Tok]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Christopher Nolan]]></category>
		<category><![CDATA[DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[İnception]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Marion Cotillard]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[rüya gezgini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3003</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevgili okuyucu, tekrar tekrar bıkmadan usanmadan izlediğim bir filmi seninle paylaşmak istiyorum. Kesinlikle bana katılmalısın hatta bir ara beraber izlemeliyiz çünkü sen de tekrar tekrar izleyeceksin. Başrol kim biliyor musun? Leonardo DiCaprio. Şu dadadadan sesini duyar gibi oldum. Tamam tamam çok konuştum bazen gerçekten birilerinin beni durdurması gerek. Bir filmin başrolü Leo olur da film [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/baslangic-ama-nedencilerden-misiniz/">BAŞLANGIÇ “Ama Neden?”cilerden Misiniz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili okuyucu, tekrar tekrar bıkmadan usanmadan izlediğim bir filmi seninle paylaşmak istiyorum. Kesinlikle bana katılmalısın hatta bir ara beraber izlemeliyiz çünkü sen de tekrar tekrar izleyeceksin. Başrol kim biliyor musun? <strong>Leonardo DiCaprio</strong>. Şu dadadadan sesini duyar gibi oldum. Tamam tamam çok konuştum bazen gerçekten birilerinin beni durdurması gerek. Bir filmin başrolü Leo olur da film nasıl güzel olmaz deyip gitme bir de benden dinle. Filmimizin adı “<strong>Başlangıç (İnception)</strong>” sakın bana izledim deme çünkü izlemek farklı özümsemek farklı tekrar tekrar izleyip her defasında filmin sonunda “ama neden?” demek farklı ben “ama neden”cilerdenim. Peki, ya sen? Gel beraber “ama neden”ci olalım.  Varsan hadi başlayalım.</p>
<p>Başlangıç, 2010 yılında gösterime girdi.  Son 25 yılın en iyi filmleri arasında bence hala öyle. Christopher Nolan tarafından yazıldı ve yönetildi. Filmimiz aslında filmim demeliyim sahiplenmek istiyorum, bilim-kurgu türündedir. Başrolümüz Leo yani filmimde Cobb bir rüya gezgini, çok havalı dimi? ve bir karısı var itiraf ediyorum kıskandım gerçek karısı bu hanımefendi olmamasına rağmen kıskandım. Hanımefendi güzeller güzeli Mal(Marion Cotillard). Cobb’un karısını bu kadar sevmesine benden alkış bağlılığı inanılmaz. Oralara da geleceğiz diyecem ama bende ki bu çeneyle zor ama halledeceğim merak etme  çabalıyorum inan bana.</p>
<p>Evet, başlıyorum demiştim Cobb rüya gezgini, rüya gezgini nasıl bir şey onu açıklamak istiyorum. Rüya gezgini, filmde ki bir cihaz aracılığıyla rüyalara giriş yapıyorlar. İlk önce ev sahibi yani rüyasına girilecek kişi bağlanıyor. Sonra diğerleri onun rüyasına girebilmek için cihaza bağlanıyorlar.  Ve sonunda birden fazla kişi bir kişinin rüyasına girmiş oluyorlar. Cobb ve ekibi rüyalara girerek para kazanmaktadırlar yani insanların rüyalarına girip milyon dolarlık kasa şifrelerini öğrenebiliyorlar ya da birini öldürmelerini sağlayabiliyorlar çok büyük bir güç ellerinde var. . Kural şu ki önemli olan bir mimara sahip olmak çünkü şifreyi öğrenirken ya da birini öldürtürken ev sahibi kişisini buna inandırmak lazım ev sahibi inanmalı gerçek sanmalı ve size güvenip şifresini vermelidir. Hayal etmesi bile inanılmaz Christopher Nolan’a ayakta alkışlar sunuyorum. Gelelim filme, başlamak zor olacak demiştim. Cobb ve ekibi rüyalara girip para kazanırlar ama ev sahibi hiçbir zaman Cobb olmaz çünkü karısı ölmüştür ve artık Cobb rüya değil kâbus görmektedir. (Bu ölümle rüyaların kâbus olmasının ne alakası var deme filmi izle sır vermiyorum ) Ev sahibi bütün planları bilen kişidir yani Cobb ev sahibi olursa Mal gelip planları bozup rüyayı kâbus yapmaktadır. O yüzden Cobb ev sahibi olamaz Mal onun karabasanıdır.</p>
<p>Cobb ve ekibi kaçaklardır devlet tarafından devlet sınırları içine alınmaları yasaklanmıştır Cobb çocuklarını görememektedir. Çocuklarını görmek istiyorsa işi kabul etmeli ve işi başarmalıdır ne yazık ki iş o kadar da kolay değildir. İş ise birinin rüyasına girip hiç olmayan bir fikri ona aşılamaktır ve bu rüya âleminde yapılması en zor iştir yani Cobb ve ekibin işi çok zor hele de Cobb’un Mal gibi bir karabasanı varken.  Ve bilmen gereken en önemli şey ekip fikri aşılayamadan ev sahibi uyanırsa iş biter ve rüyada hapsolurlar. Ve sevgili okuyucu rüyalar katman katmandır her katman için bir ev sahibi gerekir en baştaki ev sahibinin uyandığını düşünsene. Daha fazla sır vermiyorum. Bilim-kurgu deyip geçme son 25 yılın en iyi filmlerinden biri diyorum sana. Kavgalar, patlayan silahlar, aşk, tutku, bilim ve kurgu, karabasanlar ve son olarak rüyalar ve gezginleri. Gel takıl bana ama neden de. “ama neden?”ci olmak büyük bir ayrıcalıktır tekrar tekrar izleyip “ama neden” demektir.</p>
<p>Filmimi izle eminim sende sahipleneceksin, birilerine önereceksin sır vermiyorum sadece merak et istedim. Ben eminim pişman olmayacaksın.</p>
<p>Sevgili okuyucu, iyi seyirler ve mutlu bir hayat dilerim efenim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/baslangic-ama-nedencilerden-misiniz/">BAŞLANGIÇ “Ama Neden?”cilerden Misiniz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/baslangic-ama-nedencilerden-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3003</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aileyi Özel Kılan Filmler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/aileyi-ozel-kilan-filmler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/aileyi-ozel-kilan-filmler/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 05 Apr 2016 12:47:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[aile filmleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2989</guid>
				<description><![CDATA[<p>Aile filmleri; aslına bakacak olursak sinema denilen sanat için denge görevi üstlenen sağlam bir tür olmaktadır. Bu misyonu almasında ise birbirinden farklı etmenlerin olduğunu da söylememiz mümkün. Özellikle de aile içinde, eş ve dost eşliğinde izlenmekte olan bu güzel filmlerin her sahnesinin çok daha farklı özel sekansları beraberinde getirdiğini söylememiz mümkün olabilir. Ki zaten son [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aileyi-ozel-kilan-filmler/">Aileyi Özel Kılan Filmler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Aile filmleri; aslına bakacak olursak sinema denilen sanat için denge görevi üstlenen sağlam bir tür olmaktadır. Bu misyonu almasında ise birbirinden farklı etmenlerin olduğunu da söylememiz mümkün. Özellikle de aile içinde, eş ve dost eşliğinde izlenmekte olan bu güzel filmlerin her sahnesinin çok daha farklı özel sekansları beraberinde getirdiğini söylememiz mümkün olabilir. Ki zaten son zamanlarda aile filmleri kategorisinin animasyon ve komedi ile pekiştiğini de söylememiz mümkün olabilir. Komedi filmlerinde var olan ailevi hissiyat sayesinde pek çok yapımcı rotasını farklı aile filmleri denemeleri üzerine çevirmiştir. Bu kapsamda da sizlere 2016 filmleri içerisinde en fazla dikkat çeken aile filmleri hakkında birkaç tüyo vermek istiyoruz. Keza online <a title="hd film izle" href="http://www.hdfilmizle.gen.tr" rel="dofollow">hd film izle</a> teknolojisi sayesinde de artık bilgisayarlarınız başından da bu filmleri rahatlıkla seyredebilir ve kendiniz için sağlam film deneyimlerini sıkıntısızca film arşivlerinize eklemiş olursunuz. Aile filmleri içerisinde son zamanların en sıcak filmi olarak İyi Bir Dinozor’ u göstermemiz mümkün olabilir. Ki zaten filmin ana teması içerisinde de aile kavramı ile aidiyet gibi seçeneklerin aslında ne denli önemli olduğunu açıkça fark etmiş olacaksınız. Baştan aşağıya sıkıntısız bir sıcaklığı elde edebileceğiniz bu yapım sayesinde de ailece hoş vakitler geçirmeniz mümkün olacaktır. Üstelik sadece çocuklar için değil, yetişkin izleyicilere de hitap etme özelliği olan film sayesinde birbirinden farklı hissiyatları sağlam ve rengarenk çizgiler eşliğinde elde etmeniz mümkün olacaktır.</p>
<p><a title="Aile Filmleri" href="http://www.hdfilmizle.gen.tr/aile-filmleri" rel="dofollow">Aile Filmleri</a> denilince tabii ki akıllara her daim animasyon gelmemektedir. Geçmiş dönemlerden günümüze dek pek çok ünlü yıldızın baş rollerinde kendisini gösterdiği birbirinden farklı aile filmleri bulunmaktadır. Bu filmleri mükemmel kılan en önemli özellik ise, en hoş anlar ile birlikte sevgi denilen kavramın sinemasal anlamda ekrana yansıtılmasıdır. Yani farklı ve sistemli bir şekilde sinemada anlatılmakta olan öykülerin insan hayatı üzerindeki etkileri de kurgusal alandan gerçekçi bir hissiyata geçiş yapmaktadır. Bu hissiyatlar sayesinde de sizler evinizdeki sinema izleme keyfinin en güzelini oluşturmuş olacaksınız. sinema ile yaşamak isteyen her bireyin çocuklarına mutlaka izletmesi gereken belli başlı yapımlar da bulunmaktadır. Bu yapımlar dahilinde de sizlerin izleyeceğiniz her yeni film hakkında HDFilmizle.Gen.TR üzerinden geniş bir bilgi ağı alma durumu mevcuttur. Keza, sitenin son zamanlarda her film hakkında sağlam özetler, donmadan film izleme keyfi ve güvenilir online deneyimler sunduğunu belirtmek isteriz. Her zaman en kaliteli olanın bir sinema sitesi üzerinden deneyimlemek istiyorsunuz uğrayacağınız adres bu site olmalıdır. Üstelik günün her anında kesintisiz bir şekilde film izlemenin başka bir yoluna da asla rastlayamazsınız. Bu site içerisindeki <a title="Captain America: Civil War izle" href="http://www.hdfilmizle.gen.tr/kaptan-amerika-kahramanlarin-savasi-izle-captain-america-civil-war-2016.html" rel="dofollow">Captain America: Civil War izle</a> filmlerinin de güncel olan ile klasik olanı eş zamanlı olarak harmanladığını belirtmek gerek. Bunun için takip mekanizmanızı asla kaybetmeden yola devam etmelisiniz.</p>
<p>Son olarak aile filmleri ile mutluluğa bir çırpıda ulaşmanız mümkün olacaktır. Bunun içinde bahsetmiş olduğumuz bütün aşamaların üzerinde durarak aileniz için en sağlam yapımları seçmelisiniz. Her daim en güzel filmler eşliğinde hoşça vakitler geçirmeniz dileğiyle&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aileyi-ozel-kilan-filmler/">Aileyi Özel Kılan Filmler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/aileyi-ozel-kilan-filmler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2989</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mobil Film Yarışması Ödülleri Belli Oldu!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mobil-film-yarismasi-odulleri-belli-oldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mobil-film-yarismasi-odulleri-belli-oldu/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 31 Mar 2016 11:25:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Yedirenk Sanat Vakfı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2895</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yedirenk Sanat Vakfı&#8216;nın öncülüğünde İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Video İstasyon işbirliğiyle düzenlenen ve sadece cep telefonu veya tablet ile çekilen filmlerin yarıştığı Mobil Film Festivali&#8217;nin kazanan filmleri belli oldu. Festivalin gala gecesi 26 Mart Cumartesi günü Beşiktaş&#8217;taki Deniz Müzesi&#8217;nde gerçekleştirildi. Ana teması toplumsal duyarlılık olarak belirlenen festivalin başvuruları geçtiğimiz aralık ayında başlamış ve 350 film [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mobil-film-yarismasi-odulleri-belli-oldu/">Mobil Film Yarışması Ödülleri Belli Oldu!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yedirenk Sanat Vakfı</strong>&#8216;nın öncülüğünde İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Video İstasyon işbirliğiyle düzenlenen ve sadece cep telefonu veya tablet ile çekilen filmlerin yarıştığı Mobil Film Festivali&#8217;nin kazanan filmleri belli oldu.</p>
<p>Festivalin gala gecesi 26 Mart Cumartesi günü Beşiktaş&#8217;taki Deniz Müzesi&#8217;nde gerçekleştirildi.</p>
<p>Ana teması toplumsal duyarlılık olarak belirlenen festivalin başvuruları geçtiğimiz aralık ayında başlamış ve 350 film başvuruda bulunmuştu. Toplamda 266 filmin kabul edildiği <strong>Mobil Film Festivali</strong>’nde, kazananlar %40 halk oylaması ve %60 jüri değerlendirmesi sonucunda belirlendi. Taner Elhan, Murat Menteş, Turgay Oğur, Erkan Saka, Uğur Vardan ve Elçin Yahşi ise jüride yer alan isimlerdi.</p>
<p>Ödül kazan filmler şu şekildedir:</p>
<ol>
<li>film: Kronik İşsiz &#8211; yön. Selma</li>
<li>film: Vadimiz O Kadar Yeşildi ki yön. Fatih Kürşat Taşkın</li>
<li>film: Taksim Kabataş Funiküler Line- yön. Orçin Uzun</li>
</ol>
<p><strong>Mansiyon Ödülleri</strong></p>
<ul>
<li>Alık &#8211; yön Müşerref Göksever</li>
<li>Caesar’ın Tavuğu &#8211; yön Sinem Öztürk</li>
<li>Monk &#8211; yön Mehmet Ali Poyraz</li>
</ul>
<p><strong>Jüri Özel Ödülü</strong></p>
<ul>
<li>Lamba &#8211; yön. Muhammed Hüdai Karabulut</li>
</ul>
<p>Mobil Film Festivali’nde ödül alan tüm filmleri festival sitesi üzerinden izleyebilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mobil-film-yarismasi-odulleri-belli-oldu/">Mobil Film Yarışması Ödülleri Belli Oldu!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mobil-film-yarismasi-odulleri-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2895</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaratılış Ağacının İlk Meyvesi: Steve Jobs ve Apple</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yaratilis-agacinin-ilk-meyvesi-steve-jobs-ve-apple/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yaratilis-agacinin-ilk-meyvesi-steve-jobs-ve-apple/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 31 Mar 2016 06:58:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yasemin Tok]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Jobs filmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2891</guid>
				<description><![CDATA[<p>Başarmanın yarısı inanmaktır. Peki, sormazlar mı adama diğer yarısı ne diye. Sorarlar, ben sorarım sen de sor sevgili okuyucu. Merak et mesela, kurcala didik didik et. Anlatacağım film işte şu başarmanın, başarının ya da ne diyorlarsa onun diğer yarısını anlatıyor. Sordum öğrendim diğer yarısı “çalışmak”mış şu başarının. Film de bu var, başrol harika bir adam [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaratilis-agacinin-ilk-meyvesi-steve-jobs-ve-apple/">Yaratılış Ağacının İlk Meyvesi: Steve Jobs ve Apple</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Başarmanın yarısı inanmaktır. Peki, sormazlar mı adama diğer yarısı ne diye. Sorarlar, ben sorarım sen de sor sevgili okuyucu. Merak et mesela, kurcala didik didik et. Anlatacağım film işte şu başarmanın, başarının ya da ne diyorlarsa onun diğer yarısını anlatıyor. Sordum öğrendim diğer yarısı “çalışmak”mış şu başarının. Film de bu var, başrol harika bir adam değil. Hatta bencil, umursamaz, kindar, asla taviz vermeyen, katı, neredeyse duygusuz kısacası berbat bir adam, tabi ki bu adamın iyi yanları da var onlara da geleceğiz ama kim bu adam, bu kadar farklı olan. Bu adam gelmiş geçmiş en iyi zekâya sahip yaratıklardan biridir. <strong>Apple</strong> markasının yaratıcısı ve kurucusu evet evet ta kendisi!!! Bilmeyenler için söylüyorum <strong>Steve Jobs</strong> karşınızda. Filme geçmeden önce ilk olarak Steve Jobs beyefendisini biraz tanıtmak istiyorum. Kendisine hayran olmak ile birlikte benim alanıma da hitap ettiği için ayrı bir ilgim ve bilgim var kendisi hakkında.</p>
<p>Steve Jobs bilinen ünvanı ile Apple markasının yaratıcısı ve kurucusudur, dedim ya bu bilinen bir şey. Şu ana kadar kendisi hakkında filmler ve belgeseller izletildi, yazılar yayımlandı, belki de daha birçok şey ama Steve Jobs’u “Steve Jobs” yapan onun tabi ki zekâsıdır. Zekândan öperim seni Steve, saygılar. Bir anlık bile olsa düşünün kullanılan Apple marka telefonları, tabletleri, laptopları vs. bunların hepsini o yaptı tabi ki arkada adını çok sık duymadığımız muhteşem görünmez kahramanlar vardı ama fikir ona aitti ve o sadece inanarak bir fikrin peşinden gitti şu anda ise bu fikir tüm dünyayı kasıp kavuran bir teknoloji markası haline geldi. İnanılmaz, diyecek bir şey bulmakta zorlanıyorum, ki bu çok sık olmaz.</p>
<p>Filmlere gelecek olursam sevgili okuyucu,  filmler belgesel tadında olmakla birlikte Steve adlı dehanın hayatını birkaç şekilde anlatmışlar. Anlatıldığı kadarıyla her şey Steve kişisinin üvey anne ve babasının eski, pek kullanılmayan garajında başlar Steve en yakın arkadaşı ve sonradan Apple markasının kurucularından olan Woz ile bu işe başlar ve ta bu günlere kadar getirirler. Filmi sana anlatmayacağım sevgili okuyucu kendin izlemelisin hatta o sıkıntıları yaşamalısın, acıları yaşamalısın ve görmelisin başarının diğer yarısının ne olduğunu, Steve adlı dehanın neler yaptığını. En başta demiştim ya bu adam bencil, umursamaz, kindar vs. bu adamın iyi yanları da var bu iyi yanları sen kendin gör, ha bu arada izlemeden önce düşün neden “<strong>Apple</strong>”?</p>
<p><strong>Son Not:</strong> “<em>Steve Jobs</em>” için aslında biyografik dram olarak birden fazla film var.. Hangisini izlemek istersen onu seç ben hepsini izledim pişman olmadım. Bu filmlerde ana konu başarmak ve başarmak için neler yapmak gerektiği pes etmeden vazgeçmeden çalışmak ve inanmak. Steve Jobs böyle bir adam ve yaptığı şeyler inanılmaz. O öldüğünde günlerce insanlar ağladı, mumlar yakıldı ve bunlar dünyanın her bir köşesinden yapıldı çünkü Steve Jobs sadece fikirleriyle insanları kendine âşık edebilen bir adam. İyi seyirler.</p>
<p>Sevgili okuyucu, iyi seyirler ve mutlu bir hayat dilerim efenim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaratilis-agacinin-ilk-meyvesi-steve-jobs-ve-apple/">Yaratılış Ağacının İlk Meyvesi: Steve Jobs ve Apple</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yaratilis-agacinin-ilk-meyvesi-steve-jobs-ve-apple/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2891</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bizim Başyapıtımız: Sevmek Zamanı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 11:12:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Erksan]]></category>
		<category><![CDATA[sinematografi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2843</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yağmur bardaktan boşanırcasına yağarken eve girdi Halil. Köşkün üst katına çıktı. Montunu çıkarıp perdeleri açtı. Aydınlanan evin duvarında bir fotoğraf belirdi. İri gözleri, küt saçlarıyla bir kadın Halil’e bakıyordu. Halil gramofona bir plak koydu, koltuğu fotoğrafın önüne çekti, bir sigara yaktı ve oturdu koltuğa. Âşık olduğu fotoğrafı izlemek için… Türk sinemasının belki de en ilginç [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/">Bizim Başyapıtımız: Sevmek Zamanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yağmur bardaktan boşanırcasına yağarken eve girdi Halil. Köşkün üst katına çıktı. Montunu çıkarıp perdeleri açtı. Aydınlanan evin duvarında bir fotoğraf belirdi. İri gözleri, küt saçlarıyla bir kadın Halil’e bakıyordu. Halil gramofona bir plak koydu, koltuğu fotoğrafın önüne çekti, bir sigara yaktı ve oturdu koltuğa. Âşık olduğu fotoğrafı izlemek için…</p>
<p><figure id="attachment_2844" aria-describedby="caption-attachment-2844" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png" rel="attachment wp-att-2844"><img class=" td-modal-image wp-image-2844 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1-1024x576.png?resize=640%2C360" alt="Metin Erksan &quot;Sevmek Zamanı&quot;" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2844" class="wp-caption-text">Metin Erksan &#8220;Sevmek Zamanı&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Türk sinemasının belki de en ilginç senaryoya sahip filmi <strong>Sevmek Zamanı</strong> işte böyle başlıyordu. Bir doğu kültürü öğesi olan surete âşık olmanın hikayesidir filmin ana teması. Türk sinemasının en büyük yönetmeni <strong>Metin Erksan</strong> bu ana temayı; vurucu diyaloglar, sakin ve sade oyunculuklar, sinematografisi güçlü çekimlerle bezemiş, hem yazdığı hem de yönettiği bu filmle bir başyapıt ortaya koymuştur.</p>
<p><figure id="attachment_2846" aria-describedby="caption-attachment-2846" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg" rel="attachment wp-att-2846"><img class=" td-modal-image wp-image-2846 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg?resize=480%2C360" alt="Metin Erksan Türk sinemasının en büyük yönetmenlerinden biridir." width="480" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2846" class="wp-caption-text">Metin Erksan Türk sinemasının en büyük yönetmenlerinden biridir.</figcaption></figure></p>
<p>Halil bir boyacıdır ve iş için gittiği Büyükada’daki bir köşkün duvarında duran fotoğrafa âşık olmuştur. Fotoğrafın sahibi Meral’in ise Halil’den haberi daha yoktur. Öyle bir aşktır ki bu, Halil bir yıl boyunca her gün gider o köşke, her gün izler o fotoğraftaki siyah iri gözlü kadını. Meral ise ancak bir yıl sonra Halil’i fotoğrafını izlerken görünce tanır. Halil masumdur. Halil utangaç, Halil âşıktır. Meral o an âşık olur Halil’e. Fotoğrafına âşık olan adamın, aşkına âşık olur bir bakıma da. Oysa Halil Meral’e âşık değildir. O, fotoğrafa âşıktır. Ona hep seven gözlerle bakan, onu kırmayacak, üzmeyecek olan fotoğraftaki kadına âşıktır. Meral’se gerçektir. Etten kemiktendir. İnsanın zaafları, hataları vardır onda.</p>
<p><figure id="attachment_2847" aria-describedby="caption-attachment-2847" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg" rel="attachment wp-att-2847"><img class=" td-modal-image wp-image-2847 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg?resize=640%2C509" alt="Sevmek Zamanı" width="640" height="509" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg?resize=300%2C239&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2847" class="wp-caption-text">Sevmek Zamanı</figcaption></figure></p>
<p>Bir zengin kızıdır Meral. Ancak Türk sinemasının bize sunduğu klişe zengin kızlarından değildir. Sakinidir, duyguludur, kırılgandır. Arkadaşlarıyla partiler veren bir kız değil, onlarla sonbaharda Büyükada’ya dinlenmeye giden bir kızdır. En önemlisi şiir okur Meral. Ovidius’un Sevişme Yolu kitabını okur. Üstat Erksan Bir kırılma yaratır filmde belki de. Meral’in doluluğu daha da sevdirir onu izleyiciye.</p>
<p><figure id="attachment_2848" aria-describedby="caption-attachment-2848" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg" rel="attachment wp-att-2848"><img class=" td-modal-image wp-image-2848 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?resize=400%2C266" alt="Metin Erksan'ın Sevmek Zamanı filmi hala kült film olmayı başarıyor." width="400" height="266" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2848" class="wp-caption-text">Metin Erksan&#8217;ın Sevmek Zamanı filmi hala kült film olmayı başarıyor.</figcaption></figure></p>
<p>Diyaloglarıyla kült olan filmin en çarpıcı sahnesi, en vurucu diyalogları Meral’in Halil’e gitmesidir. Halil ve Meral’in konuşmaları aşktan bahseder. Felsefeden bahseder. İnsandan bahseder. Ve tabi ki insanüstü bir sevgiden bahseder:</p>
<p><figure id="attachment_2849" aria-describedby="caption-attachment-2849" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6.jpg" rel="attachment wp-att-2849"><img class=" td-modal-image wp-image-2849 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6-300x209.jpg?resize=300%2C209" alt="Halil ve Meral’in konuşmaları aşktan bahseder. Felsefeden bahseder. İnsandan bahseder. Ve tabi ki insanüstü bir sevgiden bahseder." width="300" height="209" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6.jpg?resize=300%2C209&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6.jpg?w=345&amp;ssl=1 345w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2849" class="wp-caption-text">Halil ve Meral’in konuşmaları aşktan bahseder. Felsefeden bahseder. İnsandan bahseder. Ve tabi ki insanüstü bir sevgiden bahseder.</figcaption></figure></p>
<p><em>—Aylardan beri gelip neden benim resmime bakıyorsun? Cevap vermeyecek misin bana? Yoksa gerçeği söylemekten korkuyor musun?<br />
— Öğrenmek istediğini Mustafa söylemiştir sana.<br />
— Ben senin söylemeni istiyorum. Herhalde bana ait olan bir şeyi öğrenmek hakkımdır.<br />
— Hayır! Sana ait bir mesele değil bu. Resminle benim aramdaki bir durum seni ilgilendirmez. Ben senin resmine aşığım.<br />
— İyi ama âşık olduğun resim benim resmim. İşte ben de buradayım, söyleyeceklerini dinlemeye geldim.<br />
— Resmin sen değilsin ki! Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın.<br />
— Bu davranışların bir korkudan ileri geliyor.<br />
— Evet, bir korkudan ileri geliyor. Bu korku sevdiğim şeye ebediyen sahip olabilmek için çekilen bir korku. Ben senin resmine değil de sana aşık olsaydım o zaman ne olacaktı? Belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme. Belki de alay edecektin sevgimle. Hâlbuki resmin bana dostça bakıyor. İyilikle bakıyor ve ebediyen bakacak.<br />
— Ben de sana bakmak istiyorum.<br />
— Hayır. Benimle resminin arasına girme, istemiyorum seni. Ben senin yalnız resmine aşığım&#8230; Resminle aramda ne kadar uzun zaman geçti. İlk karşılaşmamızı dün gibi hatırlarım. Birden bana iyilikle, sevgiyle bakan bir yüz gördüm. Elbiselerim eskiydi, kirliydim, sakallarım uzamıştı. İnanamadım. O insanca bakışı bir daha göremem diye bir daha resme bakmaktan korkuyordum. İkinci kere zorlukla baktım resmine. Gene iyilik gene sevgi vardı gözlerinde&#8230;<br />
— Resmimin yerine ben seveceğim seni. Artık ben varım.<br />
— Hayır hayır. İstemiyorum seni. Benim dünyama girmeye kalkma. Merhametsizce yıkarsın onu. Resmin benim kendimden bir parça. Bırak ben onu seveyim. Sen sevmek isteme beni senin ellerini tutmak istemiyorum. Sonra çekersin o ellerini benden. Ben resmine aşığım, ölünceye kadar da onu seveceğim.</em></p>
<p><figure id="attachment_2850" aria-describedby="caption-attachment-2850" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg" rel="attachment wp-att-2850"><img class=" td-modal-image wp-image-2850 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg?resize=400%2C300" alt="Senaryo bize bu aşkın büyüklüğünü anlatmak için bir referans noktası oluşturuyor." width="400" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2850" class="wp-caption-text">Senaryo bize bu aşkın büyüklüğünü anlatmak için bir referans noktası oluşturuyor.</figcaption></figure></p>
<p>Metin Erksan bizi burada mükemmel bir dillemaya sokuyor. Bizi, bu aşkın hakkını vermek isteyen Meral ile büyünün bozulmasından korkan Halil arasında bırakıyor. Öyle ya; insanoğlu ne büyük aşkları hüsranla bitirmiş, kırmış, kırılmıştır. Büyüyü kendi elleriyle bozmuş ve bunun hayal kırıklığını hep yaşamıştır. O yüzden bu korkuyu yaşayan Halil’i anlamamızdan daha doğal ne olabilir ki? Hele ki böyle bir aşkı bozmak?</p>
<p>Senaryo bize bu aşkın büyüklüğünü anlatmak için bir referans noktası oluşturuyor. O da Meral’in hayatında biri olduğu gerçeği. Ancak Meral aşk denen şeyin ne olduğunu Halil’le öğrenmiştir. Âşık olmadığını bildiği Başar artık onun için yoktur. Meral, Halil onu istemese de onu bekleyecektir. Şimdi izleyici de biliyor ki Meral’in aşkı da Halil’in aşkı kadar büyüktür.</p>
<p><figure id="attachment_2851" aria-describedby="caption-attachment-2851" style="width: 656px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg" rel="attachment wp-att-2851"><img class=" td-modal-image wp-image-2851 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg?resize=640%2C484" alt="Filmin finali ise izleyici için içinden çıkılmaz bir duygu durum değişikliğine dönüşüyor." width="640" height="484" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg?w=656&amp;ssl=1 656w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg?resize=300%2C227&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2851" class="wp-caption-text">Filmin finali ise izleyici için içinden çıkılmaz bir duygu durum değişikliğine dönüşüyor.</figcaption></figure></p>
<p>Aslında tüm filmin bir okumasını yapmak istemiyorum sizlere. Çünkü film bizi birçok kez şaşırtıyor. Kırılma noktalarında bazen sevindiriyor bazen de üzüyor. Filmin finali ise izleyici için içinden çıkılmaz bir duygu durum değişikliğine dönüşüyor. O yüzden bu heyecanı yaşamanızı, filmi mutlaka izlemenizi istiyorum.</p>
<p>Metin Erksan bu filminde kamera hareketlerini gereksiz abartılardan kaçınarak çok iyi kullanmış. Siyah-beyaz olan film çoğunlukla gündüz ve dış mekân çekimlerinden oluştuğu için iyi bir ışık almış ve berrak bir görüntü oluşturmuş. Film sıklıkla müzikle beslenmiş. Yeşilçam’ın emektarı Metin Bükey imzası taşıyan müzikler başarılı bir kompozisyon oluşturmuş. Sinematografi Mengü Yeğin’e emanet edilmiş (Aynı zamanda Metin Erksan`ın yeğeni). Filmin çoğunluğunda yağan yağmur filmin dramatik kurgusuna iyi bir katkı sunmuş.</p>
<p><figure id="attachment_2852" aria-describedby="caption-attachment-2852" style="width: 525px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg" rel="attachment wp-att-2852"><img class=" td-modal-image wp-image-2852 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg?resize=525%2C280" alt="Metin Erksan bu filminde kamera hareketlerini gereksiz abartılardan kaçınarak çok iyi kullanmış." width="525" height="280" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg?w=525&amp;ssl=1 525w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg?resize=300%2C160&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 525px) 100vw, 525px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2852" class="wp-caption-text">Metin Erksan bu filminde kamera hareketlerini gereksiz abartılardan kaçınarak çok iyi kullanmış.</figcaption></figure></p>
<p>Oyunculuk açısından da Müşfik Kenter ve Sema Özcan işlerini iyi yapmış. Özellikle Sema Özcan güzelliği duruluğu ve sadeliğiyle izleyiciyi de (özellikle beni) kendisine hayran bırakıyor.</p>
<p>Sona bağlarsak, Türk Sineması belki bugün Avrupa ve ABD sinemasıyla yarışacak durumda pek değil ancak, gıptayla bakılacak bir filmi tam 51 yıl önce Metin Erksan çekti. Sevmek Zamanı, herkesin izlemesi gereken bir başyapıt olarak sinema tarihimize geçti.</p>
<p>Teşekkürler Metin Erksan.</p>
<p>Görüşmek üzere okur…</p>
<p><strong>KÜNYE:</strong></p>
<ul>
<li>SEVMEK ZAMANI(1965)</li>
<li>Yönetmen: Metin Erksan</li>
<li>Senaryo: Metin Erksan</li>
<li>Oyuncular: Müşfik Kenter, Sema Özcan, Süleyman Tekcan</li>
<li>İMDB Notu: 10/8,3</li>
<li>Rotten Tomatoes Notu: 100/93</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/">Bizim Başyapıtımız: Sevmek Zamanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2843</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İkinci Dünya Savaşı Amerikan Sineması&#8217;na Bakış</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ikinci-dunya-savasi-amerikan-sinemasina-bakis/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ikinci-dunya-savasi-amerikan-sinemasina-bakis/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 22 Mar 2016 14:51:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Citizen Kane]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[Howard Howks]]></category>
		<category><![CDATA[John Ford]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Film]]></category>
		<category><![CDATA[Orson Welles]]></category>
		<category><![CDATA[William Wyler]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaş Kane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2797</guid>
				<description><![CDATA[<p>1920li yıllarda radyonun yaygınlaşmaya başladığı dönemde, sinema yeni filizlenmeye başlamıştır. Radyolarda, gazetelerde sinemaya dair olumsuz eleştiriler baş göstermiştir ve bu dönemde sinema radyoya rakip olarak görülmüştür. ABD&#8217;de sinema New York&#8217;da başlamıştır. Büyük bankalar, borsa v.b. New York&#8217;da olduğu için sinema parayla ilişkilendirilmektedir. Patentlerin alındığı yer, mahkemelerin kurulduğu yer ve en önemlisi ilk film şirketlerinin kurulduğu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ikinci-dunya-savasi-amerikan-sinemasina-bakis/">İkinci Dünya Savaşı Amerikan Sineması&#8217;na Bakış</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p class="Standard">1920li yıllarda radyonun yaygınlaşmaya başladığı dönemde, sinema yeni filizlenmeye başlamıştır. Radyolarda, gazetelerde sinemaya dair olumsuz eleştiriler baş göstermiştir ve bu dönemde sinema radyoya rakip olarak görülmüştür.</p>
<p class="Standard">ABD&#8217;de sinema New York&#8217;da başlamıştır. Büyük bankalar, borsa v.b. New York&#8217;da olduğu için sinema parayla ilişkilendirilmektedir. Patentlerin alındığı yer, mahkemelerin kurulduğu yer ve en önemlisi ilk film şirketlerinin kurulduğu yerdir.</p>
<p class="Standard">Savaşla birlikte sinema ile ilgili sorun ortadan kalkmış ve seyirci sayısı artmıştır. 1940&#8217;lara doğru gelindiğinde içinde silahlı kuvvetlerle ilgili parçalar olan filmler ortaya çıkar. Savaş bakanlığı kurulur ve ilk iş olarak sinema faaliyetleri bürosu açılır. Eş zamanlı olarak Hollywood da savaş bakanlığına eşdeğer bir oluşum yaratır. Hollywood içinde sendikalar oluşur ve askeri içerikli sınırlı film birlikleri gelişir.</p>
<p class="Standard">Hükümet belli endüstrileri gerekli ilan eder ve sinemayı da bunların içine dahil eder. Tüm Film fiyatları sabitlenir. Sinemayla ilgili sorun oluşturan tek şey personel eksikliği olur bu da insanların askere gitmiş olmasıyla ilgili görülür.</p>
<p class="Standard">Savaş filmleri için faaliyetler barosu ve komitesi destek verir. Bu da maliyetler açısından rahatlık yaratmaktadır.</p>
<p class="Standard">Bilet ücretlerinden savaşa katkı payı alınır. Bu durum Hollywood için tehlikeli olabilir diye düşünülür ama öyle olmaz aksine insanlar katkı olsun diye düşünür ve bilet satışlarında düşüş yaşanmaz.</p>
<p class="Standard">Bu dönemde durumun sinema ve diğer sektörler açısından verimli olabilmesi için insanların parasının olması gerekmektedir. Gönüllüler ve işsiz olanlar askere gitmekte, endüstri alanlarında boşalan yerleri de yine işsizler doldurmaktadır. Dolayısıyla işsizlik neredeyse ortadan kalkar&#8230;</p>
<p class="Standard">Ücretli, işsiz olmayan, sosyal yaşantısı olan dolayısıyla sinemaya da gidebilen bir kitle oluşur. Sinema savaş ortamında psikolojik açıdan bir kaçış olarak nitelendirilir. Bunların yanında her filmden önce cepheden verilen gerçek görüntüler de merak uyandırmaktadır. Sırf bunun için filmlere gidenler olur. Savaş dönemi olduğu için belli tasarruflar gerekmekte mesela elektrik tasarrufu gibi. Bu durum filmlerin kısalmasına neden olur. Daha az film gösterilir. Hollywood da bazı filmlerinin sürelerini kısaltır..</p>
<p class="Standard">Amerika yaşam tarzını korumak için savaşmaktadır. Antidemokratlar kim, savaşanlar kim, zafer nasıl kazanılabilirin üzerinde durulur. Üretim ön plana çıkarılır, daha çok çalışılması için teşvik edilir. Tarım için askere giden erkeklerin yerine kadınlar ve yaşlılar çalıştırılmaktadır.</p>
<p class="Standard">Sinemalarda gösterilen filmlerde sivil savunmaya dair içerikler ele alınır ve olası casuslara karşı nasıl davranılmalı diye tartışılır. Seyirciye neler olup bittiğine dair bilgilendirebilecek bir politika çizilmektedir. Ve savaşın son zamanları dahil olmak üzere filmlerde &#8216;savaş iyidir&#8217; düşüncesi empoze edilmeye çalışılmaz. Ancak &#8216;zorunluyuz savaşacağız&#8217; düşüncesi belirtilir.</p>
<p class="Standard">John Ford ve Howard Howks, Çıkarmadan sonra belgeseller çekerler ve içlerine aşk hikayeleri eklerler. William Wyler ise bu dönemde derinlik ve mizansen üzerinde durmaktadır.</p>
<p class="Standard">Star sisteminin yıkılmasında özellikle Amerika&#8217;nın düzenlediği moral gecelerinde starların diğer insanlar gibi (starlıktan sıyrılıp) onların arasına karışması ve halkın bunu farketmesi önemlidir.</p>
<p class="Standard">1941&#8217;de Orson Welles&#8217;in Yurttaş Kane (Citizen Kane)&#8217;i çekilirken 46larda savaştan dönenlerle ilgili filmler yapılmış. Ayrıca bu dönemde Amerikalılar&#8217;ın Kara Filmler olarak nitelendirdikleri suçla ve suçlulukla ilgili filmler çekilmiştir…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ikinci-dunya-savasi-amerikan-sinemasina-bakis/">İkinci Dünya Savaşı Amerikan Sineması&#8217;na Bakış</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ikinci-dunya-savasi-amerikan-sinemasina-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2797</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ne Mi Oldu? İyi – Kötü Birbirine Karıştı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ne-mi-oldu-iyi-kotu-birbirine-karisti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ne-mi-oldu-iyi-kotu-birbirine-karisti/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 14 Mar 2016 07:15:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Figen Güntürk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Jane'e Ne Oldu?]]></category>
		<category><![CDATA[Bette Davis]]></category>
		<category><![CDATA[Grande Dame Guignol]]></category>
		<category><![CDATA[Henry Farrell]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[Joan Crawford]]></category>
		<category><![CDATA[Lukas Heller]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik film]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim film]]></category>
		<category><![CDATA[What Ever Happened to Baby Jane?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2642</guid>
				<description><![CDATA[<p>1962&#160;ABD&#160;yapımı psikolojik gerilim filmidir. Özgün adı&#160;What Ever Happened to Baby Jane?&#160;olan film çevrildikten dört yıl sonra Türkiye&#8217;de sinemalarda gösterilmiş, 1987&#8217;de ise TRT-2 televizyonunda özgün adının tam çevirisiyle, yani Bebek Jane&#8217;e Ne Oldu?&#160;adıyla da yayına verilmiştir. Amerikalı romancı ve senarist&#160;Henry Farrell&#8216;ın 1960 tarihli aynı adlı&#160;gotik&#160;korku romanından uyarlanan bu siyah-beyaz filmin yönetmeni ve yapımcısı Amerikan yaşam tarzının [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ne-mi-oldu-iyi-kotu-birbirine-karisti/">Ne Mi Oldu? İyi – Kötü Birbirine Karıştı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>1962&nbsp;ABD&nbsp;yapımı psikolojik gerilim filmidir. Özgün adı&nbsp;<strong><em>What Ever Happened to Baby Jane?</em></strong>&nbsp;olan film çevrildikten dört yıl sonra Türkiye&#8217;de sinemalarda gösterilmiş, 1987&#8217;de ise TRT-2 televizyonunda özgün adının tam çevirisiyle, yani <strong><em>Bebek Jane&#8217;e Ne Oldu?</em></strong>&nbsp;adıyla da yayına verilmiştir.</p>
<p>Amerikalı romancı ve senarist&nbsp;<em>Henry Farrell</em>&#8216;ın 1960 tarihli aynı adlı&nbsp;gotik&nbsp;korku romanından uyarlanan bu siyah-beyaz filmin yönetmeni ve yapımcısı Amerikan yaşam tarzının aksayan yönlerini en sert biçimde eleştiren &nbsp;sinemacılardan biri olan&nbsp;Robert Aldrich&#8217;tir. Senaryosunu&nbsp;<em>Lukas Heller</em>&#8216;ın yazdığı filmde, kariyerlerinde olgunluk yıllarına gelmiş olan&nbsp;<strong>Bette Davis</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Joan Crawford</strong> oynamışlardır. Eskimeye yüz tutmuş demode bir&nbsp;Hollywood&nbsp;malikânesinde toplumdan uzak yaşayan, bir zamanların ünlü sinema oyuncuları olan iki yaşlı kız kardeşin öyküsünün anlatıldığı filmde, eskinin çocuk yıldızı&nbsp;<em>Bebek Jane&#8217;</em>in (Bette Davis), tekerlekli sandalyeye mahkûm kız kardeşi Blanche&#8217;a (Joan Crawford) uyguladığı sistematik işkence ve psikolojik terör ürkütücü bir gerçekçilikle perdeye aktarılır.</p>
<p><figure id="attachment_2644" aria-describedby="caption-attachment-2644" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bebek-Jane.jpg" rel="attachment wp-att-2644"><img class=" td-modal-image wp-image-2644 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bebek-Jane-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="What Ever Happened to Baby Jane? &quot;bebek Jane'e Ne Oldu?&quot;" width="200" height="300" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2644" class="wp-caption-text">What Ever Happened to Baby Jane? &#8220;bebek Jane&#8217;e Ne Oldu?&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Kısa sürede belli bir hayran kitlesi toplayarak bir &#8220;kült film&#8221;haline gelen &#8220;Küçük Bebeğe Ne Oldu?&#8221;nun bir başka özelliği de &#8220;psikolojik gerilim&#8221; türünün &#8220;<em>Grande Dame Guignol</em>&#8221;&nbsp;adı verilen bir alt türünü oluşturan ilk film olmasıdır.</p>
<p>Filmin kostüm tasarımcısı Norma Koch&#8217;tu. Filmde Bette Davis&#8217;in canlandırdığı&nbsp;<em>Baby Jane Hudson</em>&nbsp;karakteri,&nbsp;Amerikan Film Enstitüsünün&nbsp;2003&#8217;te yayımladığı&nbsp;AFI&#8217;nın 100 Yılı 100 Kahraman ve Kötü Adam&nbsp;listesinde&nbsp;<em>kötü karakter</em>&nbsp;olarak 44. sırada yer almıştır.</p>
<p>Filmin özgün müziğini ABD&#8217;li besteci&nbsp;Frank DeVol&nbsp;bestelemiştir. Filmde Bette Davis&#8217;in Debbie Burton&#8217;la birlikte seslendirdikleri tema şarkısı filmle aynı yıl &#8220;MGM Records&#8221; tarafından 45&#8217;lik vinil plak olarak da basılmıştı (K13107). Ön yüzünde filmle aynı adı taşıyan şarkı &#8220;What Ever Happened To Baby Jane?&#8221;, arka yüzünde ise &#8220;I&#8217;ve Written A Letter To Daddy&#8221; adlı şarkının yer aldığı plâkta onlara &#8220;Bobby Helfer ve Orkestrası&#8221; eşlik ediyordu. Koruma zarfında filmin tanıtım broşüründen alınmış bir fotoğrafın yer aldığı 45&#8217;lik plâğın üzerinde satılmak için değil sadece&nbsp;disk jokeylerin&nbsp;kullanımı için üretildiği ibaresi yer almaktadır.</p>
<p>2 saatten uzun olmasına rağmen temposunu asla düşürmemesi ve gerilimi her an yüksek tutmasından dolayı göz kırpmadan izlenecek bir filmdir.</p>
<p>Filmi sanatından daha çok ilginç kılan başrol oyuncularının gerçekte birbirlerinden nefret ediyor oluşudur. Yönetmenin filmin başrol oyuncularını seçerken bu ayrıntıyı yakalamış olması</p>
<p>Filmdeki iki kardeşin şiddet sahnelerine yansımıştır. Sahneleri çekerken birbirlerinin canını yakmaktan hiç çekinmemişlerdir. Birbirleri hakkında yaptıkları ve söyledikleri de ilginçtir.</p>
<ul>
<li>Prodüksiyon sırasında Bette Davis sette mutlaka bir Coca Cola makinesi olmasını şart koşmuştur. İçeceğinden değil Joan Crawford&#8217;un kocası Pepsi&#8217;nin yönetim kurulunda olduğundan.</li>
<li>Filmin bir sahnesinde rol gereği Bette Davis Joan Crawford&#8217;un kafasını tekmeler. Bette metod oyunculuğunu konuşturur, Crawford&#8217;un kafasına 6 dikiş atılır.</li>
<li>Yine rol gereği Bette&#8217;nin Joan&#8217;ı taşıması gerekmektedir. Joan elbisesinin ceplerine o kadar çok taş doldurur ki Bette belini sakatlar.</li>
<li>Bette Davis&#8217;in Joan Crawford ile ilgili yorumları da unutulmaz. Yıllar sonra kendisine Joan Crawford&#8217;un ölüm haberi geldiğindeyse &#8220;Asla bir ölünün arkasından kötü konuşmam. Joan Crawford öldü, iyi&#8221; demekle yetinmiştir.</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_2643" aria-describedby="caption-attachment-2643" style="width: 250px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Baby-Jane.jpg" rel="attachment wp-att-2643"><img class=" td-modal-image wp-image-2643 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Baby-Jane-250x300.jpg?resize=250%2C300" alt="Kısa sürede belli bir hayran kitlesi toplayarak bir &quot;kült film&quot;haline gelen &quot;Küçük Bebeğe Ne Oldu?&quot;nun bir başka özelliği de &quot;psikolojik gerilim&quot; türünün &quot;Grande Dame Guignol&quot; adı verilen bir alt türünü oluşturan ilk film olmasıdır." width="250" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Baby-Jane.jpg?resize=250%2C300&amp;ssl=1 250w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Baby-Jane.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2643" class="wp-caption-text">Kısa sürede belli bir hayran kitlesi toplayarak bir &#8220;kült film&#8221;haline gelen &#8220;Küçük Bebeğe Ne Oldu?&#8221;nun bir başka özelliği de &#8220;psikolojik gerilim&#8221; türünün &#8220;Grande Dame Guignol&#8221; adı verilen bir alt türünü oluşturan ilk film olmasıdır.</figcaption></figure></p>
<p>Aslında tüm bu olaylara set ekibi dışında kimse şahit olmamıştır. Ancak <em>Oscar</em> gecesi yaşananlar, herkesin huzurunda gerçekleşmiştir. Bette Davis “<em>En İyi Kadın Oyuncu</em>” dalında adayken, Crawford aday olamamıştır. Ancak yine de Oscar’ı Davis değil, o almıştır. Diğer adaylardan Anne Bancroft törene gelemeyip kazanan da o olunca Crawford onun yerine sahneye çıkmıştır. Hatta üçüncü Oscar’ını alarak tarihe geçmeyi heyecanla bekleyen Bette Davis’e dönüp “Affedersin, almam gereken bir Oscar var” diyerek sahneye çıkması ve Bancroft’un adına Oscar’ı kabul etmesi unutulacak gibi değildir. Bu olaydan sonra ise Bette Davis, Oscarı almaması için Crawford’un asistanına akademi üyelerini aratarak, kendi aleyhine bir kampanya yaptığını açıklamıştır. Özellikle Crawford’un Oscar’larda yaptıkları, filmden sonra düşmanlıklarıyla ilgili en fazla konuşan tarafın Bette Davis olmasına neden olmuştur.</p>
<p><strong>Adaylıkları</strong></p>
<ul>
<li>En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü- Bette Davis</li>
<li>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Akademi Ödülü- Victor Buono</li>
<li>En İyi Sinematografi Akademi Ödülü, (siyah-beyaz dalında) &#8211; Ernest Haller</li>
<li>En İyi Ses Miksajı Akademi Ödülü- Joseph D. Kelly</li>
<li>BAFTA En İyi Kadın Oyuncu Ödülü- Bette Davis</li>
<li>BAFTA En İyi Kadın Oyuncu Ödülü- Joan Crawford</li>
<li>En İyi Kadın Oyuncu Altın Küre Ödülü &#8211; Drama (Sinema)- Bette Davis</li>
<li>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Altın Küre Ödülü &#8211; Sinema- Victor Buono</li>
<li>Cannes Film Festivali1963,&nbsp;Altın Palmiye&nbsp;&#8211; Robert Aldrich</li>
<li>ABD Yönetmenler Derneği, &#8220;Sinemada Seçkin Yönetmenlik Başarısı Ödülü&#8221; &#8211; Robert Aldrich</li>
</ul>
<p><strong>Kazandıkları</strong></p>
<ul>
<li>En İyi Kostüm Tasarımı Akademi Ödülü, (siyah-beyaz dalında) &#8211; Norma Koch</li>
<li>Laurel Ödülü&#8221;Altın Defne&#8221; &#8211; Yılın çıkış yapan filmi.</li>
<li>Laurel Ödülü (3. lük) &#8220;Altın Defne&#8221; &#8211; Bette Davis (en iyi kadın oyuncu)</li>
</ul>
<p>Filmin sonunda özellikle Blache &#8216;ın yaptığı itiraf tüyleri diken diken eder. Sinema tarihinin ters köşe yaptıran sahnelerindendir ve unutulmayan sahneler arasına girmektedir.İyi ile kötü birbirine karışır. Nitekim konu her insanın karanlık bir tarafının bulunduğuna bağlanır.</p>
<p>Hayat denilen karmaşık yolculukta akıl ve bilme yetisiyle yol bulmaya çalışan insanlar duygularının ve hissedebildiklerinin karanlık! İyi ve kötü yüzünü sanatla aydınlatır.</p>
<p>Aydınlanan hayatlarla ve sanatla yol bulmak umudu ile…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ne-mi-oldu-iyi-kotu-birbirine-karisti/">Ne Mi Oldu? İyi – Kötü Birbirine Karıştı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ne-mi-oldu-iyi-kotu-birbirine-karisti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2642</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hasretinle Yandı Gönlüm &#8211; Seha Okuş / Türkan Şoray – Dönüş Filmi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hasretinle-yandi-gonlum-seha-okus-turkan-soray-donus-filmi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hasretinle-yandi-gonlum-seha-okus-turkan-soray-donus-filmi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 13 Mar 2016 10:13:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2649</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği-Filmi, Çocuk Gözüyle &#8211; 8 Uzadıkça uzar yaz geceleri… Ilık ılık eserken meltemin yeli, hanımeli kokularını çiğdemlere taşır… Çiğdemlerden alır leylaklara, leylaklarınkini mor salkımlara uzatır… Sarar sevdiceğinin boynunu sarmaşıklar gibi dolana dolana. Sevda yârin düşüne gebedir ama, her yar ‘yâr’ mıdır yârene acaba? Düşlerine giriverir de en ince anında, bir de bakmışsın usulcacık pembe [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hasretinle-yandi-gonlum-seha-okus-turkan-soray-donus-filmi/">Hasretinle Yandı Gönlüm &#8211; Seha Okuş / Türkan Şoray – Dönüş Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikâyelerimizin Müziği-Filmi, Çocuk Gözüyle &#8211; 8</strong></p>
<p>Uzadıkça uzar yaz geceleri… Ilık ılık eserken meltemin yeli, hanımeli kokularını çiğdemlere taşır… Çiğdemlerden alır leylaklara, leylaklarınkini mor salkımlara uzatır… Sarar sevdiceğinin boynunu sarmaşıklar gibi dolana dolana. Sevda yârin düşüne gebedir ama, her yar ‘yâr’ mıdır yârene acaba? Düşlerine giriverir de en ince anında, bir de bakmışsın usulcacık pembe tozlar bırakıvermiş sabahına…</p>
<p>Gündüz yangın yeri gibidir hava, kavurur atar. Nefes alınamaz, ortalığa çıkılamaz. Ama güneş batmaya yüz tuttu mu bir serinlik iner, ferahlar ortalık birazcık… Gölgelikler kaldırılır, balkonlar, sahanlıklar yıkanır, bahçelere minderler atılır. Mahalleli sokağa doluşur. Çoluk çocuk yaşamaya başlar adeta. Alış verişe anca çıkılır. Artık top oynamak ip atlamak zamanıdır. Mutfaklardan kızartma kokusu yayılır etrafa… Ekmek arası yapılıp, tutuşturulur küçüklerin ellerine… Ayranlar çalkalanır bir taraftan, buzlu buzlu doldurulur bardaklara… Pide kuyruğunda bekleyenler koşarak gelirler elleri yana yana… Eve girmeden daha hemen oracıkta yarılarlar pideyi ve beklerler ezan sesini.  Bekler bütün ahali…  Ne zaman ki Hacı Hamza Camisinin müezzini, “Allahu Ekber” dedi miydi? Hep beraber başlar iftar vakti…</p>
<p>Hemen hemen yoktur tutmayan orucu Ramazanda. Yaş bir kere yediyi geçti miydi kim var kim yoksa alır nasibini oruçtan yana… Kimse bizi çocuktan saymadığı için bilfiil otuz Ramazan tutarız orucumuzu. Zaman kısadır ya iftarla sahur arası, yatmadan bekleyip sahurdan sonra uykuya dalarız… İftar edilip üzerine az şekerli kahveler içildiğinde erkekler teravih namazına giderler… Koca Sinan’dan kalma olduğu söylenen Hacı Hamza Camisi, erkekleri bekler… Kadınlar namazlarını evde eda ederler.</p>
<p><figure id="attachment_2651" aria-describedby="caption-attachment-2651" style="width: 633px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Hacı-Hamza-Camii.jpg" rel="attachment wp-att-2651"><img class=" td-modal-image wp-image-2651 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Hacı-Hamza-Camii.jpg?resize=633%2C424" alt="Hacı Hamza Camii" width="633" height="424" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Hacı-Hamza-Camii.jpg?w=633&amp;ssl=1 633w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Hacı-Hamza-Camii.jpg?resize=300%2C201&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Hacı-Hamza-Camii.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 633px) 100vw, 633px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2651" class="wp-caption-text">Hacı Hamza Camii</figcaption></figure></p>
<p>Sahur vaktine kadar mahalleli ayaktadır… Kimileri komşuluk ederler birbirleriyle, kimileri çoluk çombalak uzanır sahile… Samatya’ya kadar gidilip gelene yürüye yürüye, ancak hazmeder yemekler. Sahura kadar açılsın diye midede yerler… En sevdiğimiz eğlence dondurma yemektir sahilde.   Gündüzün yanan içimize ferahlık verecek diye dört gözle beklediğimiz andır… Tutulan uzun orucun mükâfatıdır…</p>
<p>Gece gezmesi yapılmayacak ise evde oturulup televizyon izlenir. Malum ya siyah beyaz tek kanalımızda, ne varsa şansımıza. Renkli çekilmiş zamane filmlerini, artık düşlerimiz renklendirir…</p>
<p><figure id="attachment_2650" aria-describedby="caption-attachment-2650" style="width: 220px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Dömüş-Türkan-Şoray.jpg" rel="attachment wp-att-2650"><img class=" td-modal-image wp-image-2650 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Dömüş-Türkan-Şoray.jpg?resize=220%2C298" alt="Dömüş-Türkan Şoray" width="220" height="298" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2650" class="wp-caption-text">Dömüş-Türkan Şoray</figcaption></figure></p>
<p><strong><em>İşte böyle bir akşamda izlenmiştir Türkan Şoray- Kadir İnanır’ın filmi… Dönüş…</em></strong></p>
<p><em>Gülcan,(Türkan Şoray) kendisi gibi bir köylü olan İbrahim ( Kadir İnanır) ile evlenmiştir. Borç harç bir tarla alınmıştır ama, köyün ağası (Bilal İnci) göz koyduğu Gülcan’la izin vermez mutlu olmalarına. İbrahim Almanya’ya çalışmaya gider. Gülcan bebesiyle kalır bir başına. İbrahim’inden gelen mektupları okutur artık kimi bulursa. Köylü şikâyet edince de, gider köy öğretmeninden okuma yazma öğrenir. Köy ağası boş durur mu? Kendine yüz vermeyen Gülcan’ı rahat bırakır mı? Öğretmenle – Gülcan’a iftira atar… Köylüler Gülcan’ı dövüp evine hapseder. Bununla da kalmayıp dereden geçen Gülcan’a saldırırlar bebek dereye düşer ve oracıkta boğulur. Ama çocuğu gömmek istemez Gülcan, babası gelsin diye bekler. İbrahim ise artık Almanyalı olmuştur, kendine başka bir hayat kurmuştur. Ne aklında Gülcan vardır ne de oğlu. Bir Alman kadınla yaşamaya başlamıştır. Üstelik bir de çocukları olmuştur. Gülcan yolunu gözler İbrahim’inin… Kendini korumak uğruna, umutla, sabırla, hasretle bekler sevdiceğini… Ne bilsin olanı biteni…</em></p>
<p><em>Öğretmen gitmek zorunda kalır köyden. Giderken de bebeği gömmesi gerektiğine ikna eder Gülcan’ı. Ağa bu bırakır mı peşini garip Gülcan’ın. Kendine evet demezse, devam edeceğini söyler işkencelerine… Bunun üzerine Gülcan pusu kurar öldürür Ağayı. Ve…</em></p>
<p><iframe frameborder="0" width="640" height="480" src="https://www.dailymotion.com/embed/video/x11lk3o" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Sevdasının, çilesinin, bebesinin yasını bile tutamayan Gülcan, merhametini kucağında taşır…</p>
<p><em>Uzadıkça uzayan vefasız bir ‘yâr’ dır yaz geceleri…</em> <em>Samyelinin yakıcı eli</em> <em>sorgusuz sualsiz yardan yuvarladı mı seni, ne olduğunu anlamadan kala kalırsın dibinde ‘yârsız’, YAR’ın! </em></p>
<p><figure id="attachment_2653" aria-describedby="caption-attachment-2653" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kucakta-taşınan-merhamet-Türkan-Şoray.jpg" rel="attachment wp-att-2653"><img class=" td-modal-image wp-image-2653 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kucakta-taşınan-merhamet-Türkan-Şoray.jpg?resize=480%2C360" alt="Kucakta taşınan merhamet -Türkan Şoray" width="480" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kucakta-taşınan-merhamet-Türkan-Şoray.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kucakta-taşınan-merhamet-Türkan-Şoray.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2653" class="wp-caption-text">Kucakta taşınan merhamet -Türkan Şoray</figcaption></figure></p>
<p><em>Yaralayan ‘yâr’dır , göğsünde açılan koca bir yarayla yaralanan ise ‘yâran’dır…</em> <em>Bilirsin ihanetin tuzlu tadını basarsın yarana, kızarsın kendine seversin hâlâ diye? Ama kâr eder mi söz dinlemez gönlüne?</em> <em>Nereye baksan onu görürsün artık, neye elini atsan tuttuğundur… Bırakırsın yüreğini merhametin seline… Sevginin yanan meşalesidir elinde. Ateşin kor olsa da dilinde çeken sensin, seven sen, uğruna ölünecek aşkın senindir kime ne?</em></p>
<p><em>Bulursan kaynağını sevginin, akar oluk oluk buz gibi pınar… Ne dert kalır ne acılar… Serinletir her daldığında biraz daha, biraz daha… Sen daldıkça soğutur seni, sen soğudukça su olursun… Sudan akarsın damla damla,  varıp dönersin geldiğin pınarın kaynağına…</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hasretinle-yandi-gonlum-seha-okus-turkan-soray-donus-filmi/">Hasretinle Yandı Gönlüm &#8211; Seha Okuş / Türkan Şoray – Dönüş Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hasretinle-yandi-gonlum-seha-okus-turkan-soray-donus-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2649</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İyi Senaryo, İyi Oyunculuklar, İyi Müzikler: Straight Outta Compton</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/iyi-senaryo-iyi-oyunculuklar-iyi-muzikler-straight-outta-compton/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/iyi-senaryo-iyi-oyunculuklar-iyi-muzikler-straight-outta-compton/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 12 Mar 2016 12:43:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Dre]]></category>
		<category><![CDATA[Easy-E]]></category>
		<category><![CDATA[Fuck The Police]]></category>
		<category><![CDATA[Gangsta Rap]]></category>
		<category><![CDATA[İce Cube]]></category>
		<category><![CDATA[Mc Ren]]></category>
		<category><![CDATA[Mc Yella]]></category>
		<category><![CDATA[N.W.A.]]></category>
		<category><![CDATA[N.W.A. grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Rap]]></category>
		<category><![CDATA[Rap Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Straight Outta Compton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2657</guid>
				<description><![CDATA[<p>Türkiye’de iş yapan dağıtımcı firmalar, salon sayılarının artması ve sektörün globalleşmesi sayesinde birçok iyi yabancı filmi ülkemizde vizyona sokuyor. Ancak kimi zaman gerek öngörüsüzlük gerekse de Türkiye’de gişe yapmayacağı ve dolayısıyla zarar ettireceği düşünülen bazı filmler gözden kaçıyor ve sinemaseverler ile buluşma şansını kaçırıyor. Tabi ki “internet çağı” diye adlandırılan günümüzde artık ulaşılamadık, izlenmedik sinema [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/iyi-senaryo-iyi-oyunculuklar-iyi-muzikler-straight-outta-compton/">İyi Senaryo, İyi Oyunculuklar, İyi Müzikler: Straight Outta Compton</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de iş yapan dağıtımcı firmalar, salon sayılarının artması ve sektörün globalleşmesi sayesinde birçok iyi yabancı filmi ülkemizde vizyona sokuyor. Ancak kimi zaman gerek öngörüsüzlük gerekse de Türkiye’de gişe yapmayacağı ve dolayısıyla zarar ettireceği düşünülen bazı filmler gözden kaçıyor ve sinemaseverler ile buluşma şansını kaçırıyor.</p>
<p>Tabi ki “internet çağı” diye adlandırılan günümüzde artık ulaşılamadık, izlenmedik sinema eserleri yok denecek kadar az. İşte tam da bu sayede çok iyi bir film şirketlerin gözünden kaçsa da sinemaseverlerin gözünden kaçmadı. O filmin adı <strong>Straight Outta Compton</strong>…</p>
<p><figure id="attachment_2663" aria-describedby="caption-attachment-2663" style="width: 560px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton.jpg" rel="attachment wp-att-2663"><img class=" td-modal-image wp-image-2663 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton.jpg?resize=560%2C887" alt="Straight Outta Compton" width="560" height="887" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton.jpg?w=560&amp;ssl=1 560w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton.jpg?resize=189%2C300&amp;ssl=1 189w" sizes="(max-width: 560px) 100vw, 560px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2663" class="wp-caption-text">Straight Outta Compton</figcaption></figure></p>
<p>Filmin konusunu özetlersek, 80’lerde Amerika’da “Gangsta Rap” ekolünü başlatan ve günümüzde de efsane statüsünde yer alan <strong>Dr. Dre, İce Cube, Easy-E, Mc Yella </strong>ve<strong> Mc Ren</strong>’in Los Angeles’in Compton şehrinde bir araya gelerek <em>N.W.A. grubu</em>nu kurması ve 90’ların ortalarına kadar süren hegomanyalarını anlatıyor. Grubun kuruluşu, yükselişi, toplumsal bir figür haline gelmeleri ve dağılışı ekseninde kurulan film, içinde bir çok yan hikâye de barındırıyor. Filmde görmemiz istenilen en sert mesajlar, Amerika’daki siyahîlere uygulanan baskı ve şiddet hadiseleri çerçevesinde gelişiyor. Zira o günlerde (hatta bu günlerde de diyebiliriz) yoksul şehirlerdeki siyahiler “Siyahsa torbacıdır”, “Siyahsa silahı vardır” gibi şimdi çok absürt gelebilecek bir haksızlığa maruz bırakılıyordu. Filmde de grup üyelerinin başının sık sık polisle derde girmesi de bu hikâyeyi destekliyor.</p>
<p><figure id="attachment_2661" aria-describedby="caption-attachment-2661" style="width: 853px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-N.W.A..jpg" rel="attachment wp-att-2661"><img class=" td-modal-image wp-image-2661 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-N.W.A..jpg?resize=640%2C360" alt="Straight Outta Compton - N.W.A." width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-N.W.A..jpg?w=853&amp;ssl=1 853w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-N.W.A..jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2661" class="wp-caption-text">Straight Outta Compton &#8211; N.W.A.</figcaption></figure></p>
<p><strong>N.W.A.</strong> gerçekten de siyahîlerin isyanının temsilcisi durumunda. Şarkı sözleri genel olarak uyuşturucu, şiddet, sex, kadınlar üzerine kurulu ofansif bir biçimde karşımıza çıkıyor. Herkes tarafından bilinen bir gerçek var ki bir çok ünlü siyahi rapçi aslında uyuşturucu satıcılığından ve çete üyeliğinden geliyor. 50 Cent’ten Soop Dogg’a, P-Diddy’den 2Pac-Shakuur’a kadar pek çok isim tam da şarkılarında anlattıkları şiddet ve zevk ortamından geliyor. Filmde grubun şarkılarını yazan İce Cube aslında çok da bu işlerin adamı değil. Ama şarkı sözleri zamanın siyahî gençlerini delicesine oynatacak ve heyecanlandıracak kadar sert. İce Cube’un yazdığı sözler Easy-E tarafından seslendiriliyor. E arkalarında da Dr. Dre’de olunca iş müzikal bir ziyafete dönüşüyor.</p>
<p><figure id="attachment_2658" aria-describedby="caption-attachment-2658" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/N.W.A.-grubu-konserinden-filmde-bir-sahne..jpg" rel="attachment wp-att-2658"><img class=" td-modal-image wp-image-2658 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/N.W.A.-grubu-konserinden-filmde-bir-sahne..jpg?resize=500%2C293" alt="N.W.A. grubu konserinden filmde bir sahne." width="500" height="293" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/N.W.A.-grubu-konserinden-filmde-bir-sahne..jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/N.W.A.-grubu-konserinden-filmde-bir-sahne..jpg?resize=300%2C176&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2658" class="wp-caption-text">N.W.A. grubu konserinden filmde bir sahne.</figcaption></figure></p>
<p>Filmde grubun efsaneleşen “<strong>Fuck The Police</strong>” şarkısının ortaya çıkış hikâyesi de anlatılıyor. Polisin baskıcı tutumuna karşı tüm siyahîlerin marşı haline geliyor adeta şarkı. Tabi başlarına açılan birçok bela da cabası. Gerçek olaylar olan FBI’den gelen tehdit mektubu ve meşhur Detroit konserindeki polis baskını filmde çok iyi işlenmiş.</p>
<p><em>(Burada bir not düşmek gerekirse, filmde yer verilen polis şiddeti, sokaklarda öldüresiye dövülen siyahiler ve bu olayların içindeki polislerin hiçbir ceza almadan işin içinden sıyrılmaları izlerken insanı gerçekten rahatsız ediyor. Ancak gösterilen görüntüler ve dava sonuçlarının gerçek olması daha da rahatsızlık veren bir durum. Tabi ki bu kararlar sonunda siyahilerin isyanları sırasında duvarlara bile yazılan “Fuck the Police”, bize ne kadar ikonik bir şarkı olduğunu tekrar kanıtlamış oluyor. Birbirine düşman olan çetelerin polise karşı bandanalarını birbirine bağlayarak durdukları sahne içimizdeki isyan ateşini yakmıyor değil)</em></p>
<p><figure id="attachment_2662" aria-describedby="caption-attachment-2662" style="width: 618px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-filminden-bir-sahne.jpg" rel="attachment wp-att-2662"><img class=" td-modal-image td-modal-image wp-image-2662 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-filminden-bir-sahne.jpg?resize=618%2C412" alt="Straight Outta Compton filminden bir sahne" width="618" height="412" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-filminden-bir-sahne.jpg?w=618&amp;ssl=1 618w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-filminden-bir-sahne.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-filminden-bir-sahne.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 618px) 100vw, 618px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2662" class="wp-caption-text">Straight Outta Compton filminden bir sahne</figcaption></figure></p>
<p>Straight Outta Compton filminin bir diğer çatışma unsuru da grup içinde İce Cube ve Easy-E’nin menajer Jerry Heller yüzünden yaşadıkları gerilim ve İce Cube’nin gruptan ayrılması üzerine kurulu. İce Cube’un solo kariyerde büyük başarı yakalaması ve eski grubuyla yaşadığı “Diss” kapışmaları filme hem müzikal bir tat vermiş hem de senaryonun akıcılığını sağlamış.</p>
<p>Aslında biz filmde bu ikilinin gerilimine takılırken, filmin biraz Dr. Dre tarafından bakış açısı yaşadığını fark ediyoruz. Çünkü Dre, kimseyle küsmeyen hep orta yolu bulmaya çalışan ve tüm başarının gizli kahramanı olarak görünüyor. Ancak o da gerçek hikâyeye uygun bir şekilde bir noktadan sonra yollarını grup ile ayırıyor. Menajer değişikliğiyle Dre’nin yeni menajeri olan Suge Knight aslında tam bir çete lideri. İşlerini kaba kuvvetle çözen bu adam filmde Marcos Taylor tarafından çok iyi canlandırılmış. Ufak bir not düşersek Suga Knight’ın 2Pac- Shakuur’un ölüm emrini verdiği de iddia edilir. Amerikan hip-hop yıldızlarının arasındaki mücadele o dönem sadece müzikal anlamda değil bir çete savaşı şeklinde de devam ediyordu. (2003 yapımı TUPAC: RESURRECTİON ve 2009 yapımı NOTORİUS filmleri bu konuda tavsiye edilir)</p>
<p>Filmde ayrıca 2Pac ve Snop Dogg da gençlik hallerinin canlandırmasıyla küçük rollerde arz-ı endam ediyorlar.</p>
<p>Straight Outta Compton bir direniş, diriliş, yükseliş, rekabet filmi. Oyunculuklar şahane. Özellikle Paul Giamatti menajer Jerry Heller rolünde çok etkileyici bir oyunculuk ortaya koyuyor.  Dönemin yıldızlarını canlandıran genç oyuncular da yine çok başarılı. Hatta İce Cube’u filmde oğlu O’Shea Jackson Jr. canlandırıyor ve film boyunca benzerliklerine hayran kalıyorsunuz. Rap severleri için de müzikal bir şölen söz konusu.</p>
<p>Filmi Türkiye’de maalesef sinemada izleme imkânımız olmadı. Ama senaryosuyla En iyi Özgün Senaryo dalında adaylığı bulunan filmi muhakkak izlemenizi tavsiye ediyorum.</p>
<p>Görüşmek üzere okur…</p>
<p><strong>KÜNYE:</strong></p>
<ul>
<li>Straight Outta Compton (2015)</li>
<li>Yönetmen: F. Gary Gray</li>
<li>Senaryo: Jonathan Herman, Andrea Berloff</li>
<li>Oyuncular: Corey Hawkins, Jason Mitchel, O’Shea Jackson Jr. Paul Giametti, Neil Brown, Aldis Hodge</li>
<li>İMDB NOTU: 10/8,0</li>
<li>ROTTEN TOMATOES NOTU: 100/92</li>
</ul>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/rsbWEF1Sju0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/iyi-senaryo-iyi-oyunculuklar-iyi-muzikler-straight-outta-compton/">İyi Senaryo, İyi Oyunculuklar, İyi Müzikler: Straight Outta Compton</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/iyi-senaryo-iyi-oyunculuklar-iyi-muzikler-straight-outta-compton/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2657</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Warcraft Filmi Hakkında</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/warcraft-filmi-hakkinda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/warcraft-filmi-hakkinda/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 10 Mar 2016 09:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Onat Uralortaç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Atlas Entertainment]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Foster]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Schnetzer]]></category>
		<category><![CDATA[Blizzard Entertainment]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel W]]></category>
		<category><![CDATA[Dominic Cooper]]></category>
		<category><![CDATA[Duncan Jones]]></category>
		<category><![CDATA[Legendary Pictures]]></category>
		<category><![CDATA[Paula Patton]]></category>
		<category><![CDATA[Rob Kazinsky]]></category>
		<category><![CDATA[Toby Kebbell]]></category>
		<category><![CDATA[Travis Fimmel]]></category>
		<category><![CDATA[Warcraft]]></category>
		<category><![CDATA[Warcraft 3]]></category>
		<category><![CDATA[Warcraft Frozen Throne]]></category>
		<category><![CDATA[Warcraft Reign of Chaos]]></category>
		<category><![CDATA[World of Warcraft]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2591</guid>
				<description><![CDATA[<p>Warcraft 1994 yılından bu yana gerek yayım dünyasında gerekse oyun dünyasında rekorlar kıran Warcraft hikayesi beyaz perdeye geliyor. Oyuncularının bildiği gibi Warcraft çok köklü bir hikayeye sahip ve bu hikaye Warcraft oyunları ile canlı bir şekilde devam ediyor. Başka bir değişle kendimizi bir filmden çok bir film serisine hazırlamamız gerekiyor. Oyuncularının ve okuyucularının merakla beklediği [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/warcraft-filmi-hakkinda/">Warcraft Filmi Hakkında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Warcraft</strong></p>
<p>1994 yılından bu yana gerek yayım dünyasında gerekse oyun dünyasında rekorlar kıran Warcraft hikayesi beyaz perdeye geliyor. Oyuncularının bildiği gibi Warcraft çok köklü bir hikayeye sahip ve bu hikaye Warcraft oyunları ile canlı bir şekilde devam ediyor. Başka bir değişle kendimizi bir filmden çok bir film serisine hazırlamamız gerekiyor. Oyuncularının ve okuyucularının merakla beklediği filmin yönetmenliğini Moon filmiyle sinema dünyasında ismini duyuran, geleceğin umut vaadettiği yönetmenlerinden Duncan Jones yapıyor. Oyuncu kadrosunda ise  Travis Fimmel, Paula Patton, Ben Foster, Dominic Cooper, Toby Kebbell, Ben Schnetzer, Rob Kazinsky ve Daniel W isimleri yer alıyor. Filmin yapımında Legendary Pictures, Blizzard Entertainment ve Atlas Entertainment firmaları yer alıyor. Filmin 10 Haziran 2016’da vizyona girmesi bekleniyor.</p>
<p><figure id="attachment_2594" aria-describedby="caption-attachment-2594" style="width: 510px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Warcraft-Poster.jpg" rel="attachment wp-att-2594"><img class=" td-modal-image wp-image-2594 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Warcraft-Poster.jpg?resize=510%2C816" alt="1994 yılından bu yana gerek yayım dünyasında gerekse oyun dünyasında rekorlar kıran Warcraft hikayesi beyaz perdeye geliyor." width="510" height="816" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Warcraft-Poster.jpg?w=510&amp;ssl=1 510w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Warcraft-Poster.jpg?resize=188%2C300&amp;ssl=1 188w" sizes="(max-width: 510px) 100vw, 510px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2594" class="wp-caption-text">1994 yılından bu yana gerek yayım dünyasında gerekse oyun dünyasında rekorlar kıran Warcraft hikayesi beyaz perdeye geliyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Filmin Özeti      </strong></p>
<p>Ork savaşçılarının ülkeleri yok olmuştur ve hayatta kalanlar yeni bir koloni oluşturmak amacıyla, Azeroth krallığının eteklerine gelirler.  Azeroth krallığı barışçıl ortamdan yana olsa da eşikteki bu savaş kaçınılmazdır. İki dünyayı birleştiren kapı açıldığında, bir ordu yıkım bekler, diğeri de yok olma ihtimaliyle karşı karşıyadır. Bu karşıt gruplardan iki kahraman, ailelerinin, halklarının ve ülkelerinin kaderini belirleyecek bir çatışma yoluna girerler.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/o9pstwmZ964?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>360 Derece Film-Oyun Tanıtımı</strong></p>
<p>Oyunun film sürümü ile ilgili özel bir uygulama da yapıldı. 360 derecelik bir ortamda kullanıcılar filmde görülecek şehirlerden birinin üzerinde devasa bir kuş ile yapılan uçuşu izleyebiliyor, orayı bu video sayesinde keşfedebiliyor.</p>
<p><figure id="attachment_2593" aria-describedby="caption-attachment-2593" style="width: 864px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/warcraft-filmi.jpg" rel="attachment wp-att-2593"><img class=" td-modal-image wp-image-2593 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/warcraft-filmi.jpg?resize=640%2C360" alt="Oyuncularının bildiği gibi Warcraft çok köklü bir hikayeye sahip ve bu hikaye Warcraft oyunları ile canlı bir şekilde devam ediyor. " width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/warcraft-filmi.jpg?w=864&amp;ssl=1 864w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/warcraft-filmi.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2593" class="wp-caption-text">Oyuncularının bildiği gibi Warcraft çok köklü bir hikayeye sahip ve bu hikaye Warcraft oyunları ile canlı bir şekilde devam ediyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Warcraft’ın Aldığı Ödüller</strong></p>
<p>Warcraft hikayesinin Blizzard tarafından yaratılan son oyunu World of Warcraft ise dünya genelinde 12 milyonu aşkın kullanıcısı ile &#8220;en popüler MMORPG oyunu&#8221; olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş bulunmaktadır. Nisan 2008 tarihi itibariyle, <em>World of Warcraft </em>devasa çevrimiçi oyunlar pazarının yüzde 62&#8217;sini elinde bulundurmaktadır. Bunların haricinde Warcraft ile ilgili Guinness Rekorlar Kitabı’nda 10 adet rekor da bulunmakta.</p>
<p><figure id="attachment_2592" aria-describedby="caption-attachment-2592" style="width: 719px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/warcraft.jpg" rel="attachment wp-att-2592"><img class=" td-modal-image wp-image-2592 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/warcraft.jpg?resize=640%2C855" alt="Warcraft hikayesinin Blizzard tarafından yaratılan son oyunu World of Warcraft ise dünya genelinde 12 milyonu aşkın kullanıcısı ile &quot;en popüler MMORPG oyunu&quot; olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş bulunmaktadır." width="640" height="855" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/warcraft.jpg?w=719&amp;ssl=1 719w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/warcraft.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2592" class="wp-caption-text">Warcraft hikayesinin Blizzard tarafından yaratılan son oyunu World of Warcraft ise dünya genelinde 12 milyonu aşkın kullanıcısı ile &#8220;en popüler MMORPG oyunu&#8221; olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş bulunmaktadır.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/warcraft-filmi-hakkinda/">Warcraft Filmi Hakkında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/warcraft-filmi-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2591</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Üçüncü Sinema &#8220;Yılmaz Güney &#8211; Umut&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ucuncu-sinema-yilmaz-guney-umut/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ucuncu-sinema-yilmaz-guney-umut/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 08 Mar 2016 08:19:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Gören]]></category>
		<category><![CDATA[Solanas]]></category>
		<category><![CDATA[Üçüncü Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Güney]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Güney filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2572</guid>
				<description><![CDATA[<p>ÜÇÜNCÜ SİNEMA Sinema aslında tüm dünya ülkelerinde konusunu ülke içindeki olaylara ve gelişmelere göre oluşturmuştur. Sinemanın bir diğer konusu da bütün üçüncü dünya ülkelerinin paylaştığı ortak siyasi kargaşadır ve bu durum sinemanın politik konuları başlık almasına sebep olmuştur. Hollywood merkezli endüstriyel birinci sinema&#160; II. Dünya savaşından sonra ortaya çıkan sokağa inen auter sinemanın politik duruşları [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ucuncu-sinema-yilmaz-guney-umut/">Üçüncü Sinema &#8220;Yılmaz Güney &#8211; Umut&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÜÇÜNCÜ SİNEMA</strong></p>
<p>Sinema aslında tüm dünya ülkelerinde konusunu ülke içindeki olaylara ve gelişmelere göre oluşturmuştur. Sinemanın bir diğer konusu da bütün üçüncü dünya ülkelerinin paylaştığı ortak siyasi kargaşadır ve bu durum sinemanın politik konuları başlık almasına sebep olmuştur. Hollywood merkezli endüstriyel birinci sinema&nbsp; II. Dünya savaşından sonra ortaya çıkan sokağa inen auter sinemanın politik duruşları olduğunu görürüz. Bunlardan farklı üçüncü sinemanın politikadan ne anladığı ise aynı zamanda onun filmi bir eylem olarak gören militan tavrını oluşturmaktadır.</p>
<p>Üçüncü sinemaya salt politik sinema diyemeyiz. Çünkü tüm filmlerin aslında politik olduğunu görürüz ama bütün filmler aynı politik tarzda politik değildir. Ve her birinin politik olmanın yanında konularına ve işlendikleri ülkelere göre değişmektedir</p>
<p>Üçüncü sinemanın çıkışı endüstriyel ve auter sinemadan çok uzakta üçüncü dünya ülkelerinin kendi tarzlarını ortaya koyduğu ve sinemanın yeniden şekillenmesinde rol&nbsp; oynayacak adımları atmışlardır.</p>
<p>Üçüncü sinema Karl Marx’ın deyimiyle yaptığı ‘’ezilen, sömürülen halkların ve proletaryanın’’ yanında saf tutmuş, yaşam koşullarını, açlığını ve tokluğunu onlarla birleştirmiş ve bizzat kendisi bir silah haline gelmiş olan kamerasıyla, yanlızca onları resmetmek gözlemlemek&nbsp; izlemek değil aynı zamanda onlarla beraber kollektif üretimle anın içinde eylemin mücadelenin içinde beraber bir mermiye dönüşen filmin erişebilir, görülebilir, sunulabilir koşullarını bizzat yaratarak gösterimin kendisini de yeni bir eylem ve mücadele&nbsp; aracı haline getiren orta sınıf entelektüelinin de politik sinemasıdır.</p>
<p>Üçüncü dünyada sinema halka estetik bir haz yaşatmaktan daha çok, yaşam haklarını ellerinden alınmış insanların bir çıkış arayışının bilinç taşıyıcılığını yaparken bir yandan da ülkelerin de kendi gibi düşünenleri tanıma olanaklarını sunuyorlar.</p>
<p>Endüstrileşmenin gelişimi üçüncü dünyada artan ulusal bilinçlenme ile birleşince yeni bir sosyalist devrim çağının üçüncü dünya ülkelerin de filizlendiğine dair yaygın bir inanca yol açtı. Vietnam savaşına karşı duruş Amerika’ daki yeni siyahi bilinçlenme Latin Amerika’da belirmeye başlayan silahlı gerilla, komünist bloktaki Çin ve SSCB&nbsp; gibi çoğu ülkelerde de yaşayan Amerikan destekli kanlı darbeler dünyanın yeniden şekil almasında rol oynuyordu.</p>
<p>Böyle bir ortamda film yapmaya başlayan yönetmenler ürünlerinde bu dönemin bu karışıklığını konu almaya başladılar. Türkiye’de de Yılmaz Güney bu boşluğun karşılığıydı.</p>
<p>Üçüncü dünya sinemacıları için değişim isteğinin cezası çok ağır oldu.&nbsp; Kimisi sansüre uğradı, kimisi hapse atıldı, kimisi sürgüne gönderildi. Ülkelerdeki hakim ideoloji istediğinin dışında bir sinema hayal etmedi. Brezilya’daki cinemanovo hareketinin hemen ardından gelen kötü politika etkisi dönemin film yönetmenlerini sürgüne gönderdi. Benzeri bir olayda ülkemizde bu olayların yaşandığı döneme denk gelen Yılmaz Güney’e oldu. Üç tane mahkumiyet, ardından cezaevinden kaçtı.</p>
<p><strong>YILMAZ GÜNEY</strong></p>
<p>Güney’in vatandaşlıktan çıkarıldığı 1980&#8217;li yıllarda yalnızca Almanya’da satılan Güney filmleri videolarının sayısı 3 milyonun üzerindeydi. Türkiye’de bulundurulması bile yasak olan videolar gizli gizli milyonu aşan insan tarafından seyredildiği tahmin ediliyor.</p>
<p>Üçüncü Dünya ülkeleri dil devrimini yapamamış ve kültürel olarak ortak payda olan bir ulusal kültür yaratmayı başaramamış ülkelerdir. Bu nedenle ulusal bir ortak payda içinde siyasal söylemli ve halkçı bir sinema yoğun olarak yeşerememiştir bu ülkelerde. Türkiye dil devrimini yaşadığı için ve halkın en popüler eğlencesi sinema olduğu için ülkenin bütününe Güney’in filmleri dağılmış, ulusal kültürün önemli eserlerinden birisi olmayı başarmıştır.</p>
<p>Sansüre karşı Yılmaz Güney’in filmleri halkın ilerici kesimlerinin büyük desteğini aldığı için başarıyla mücadele etmiş, Danıştay ve diğer hukuki ve siyasi derneklerin katkılarıyla yaklaşık yirmi yıllık bir dönemde Yılmaz Güney’in filmleri ülkemizde gösterilmiş ve geniş bir siyasal etki yaratabilmiştir. Güney’in filmlerine ilişkin yapımcılardan, devletin kolluk kuvvetlerinden, sağ basından sürekli kısıtlamalar için ciddi bir çaba gösterilmiş, örneğin kimi filmlerini gösteren sinemalar bombalanmış ya da sinema salonlarını zincirini elinde tutan yapımcılar filmlerini göstermeyi reddetmişlerdi. Buna rağmen filmlerin gösterimi için çeşitli yollar bulunmuş ve halkın yoğun ilgisi nedeniyle bu filmler amacına ulaşabilmiştir.</p>
<p>Üçüncü Dünya ülkelerinde filmlerin gösterimlerinin yanı sıra bizzat sanatçılar koğuşturulmuş, sürülmüş ve özel sektör bu tür filmlerin yapılmasını olabildiğince engellemeye çalışmıştır. Bu anlamda Güney’in sineması, hapislik yılları, sıkıyönetim koşulları, özel sektörün engellemeleri, sansür, sağcı terör gibi tüm başlıklardaki engellemelerin ötesine geçmiştir. Sürgünde dahi iki filmini tamamlayabilmiş ve bununla yetinmeyip diğer üçüncü dünya sinemacılarıyla ilişki kurmuş ve onların sürgünde film yapabilmelerini desteklemeye çalışmıştır. Örneğin Üçüncü Dünyanın başarılı sinemacılarından Fernando Solanas’ın Paristeyken çektiği Tangolar filmine açık destek vermiş ve bu sinemacı filmi için Güney’e teşekkürlerini beyaz perdeye taşımıştır.</p>
<p>Güney’in sineması ulusal sınırları aşmıştır; hem dünya sanatçıları nezdinde saygınlık kazanmış, hem de başta Yol (Gören, 1982) olmak üzere dünya genelinde filmlerine erişilebilir bir hale gelmiştir. Bir halk kahramanı olarak Yılmaz Güney yalnızca Türkiye’de değil, bütün üçüncü dünya genelinde bir kimlik kazanabilmiştir. Başta Batılı Dünya olmak üzere, dünya genelinde Yılmaz Güney adı Türkiye Sineması denilince yaklaşık bir yirmi yıl tek başına temsilci halindeydi; bu sırada ya hapisteydi ya da yurttaşlıktan çıkarılmıştı.</p>
<p>Bütün bunların dışında Güney’in sineması kendi ülkesinde pek az sanatçıya nasip olacak denli sevilmiş ve bir sinema olayı olmanın ötesine geçip bir toplumsal olay haline gelmiştir. Bu nedenle Yılmaz Güney’in yalnızca filmleri değil, romanları, öyküleri, mektupları, filmlerinin müzikleri, siyasi mesajları, kendi siyasi-estetik yazıları gibi alanlarda dikkate alındığında bir Üçüncü Dünya Halk Kahramanına dönüşmüş bir sanatçı tipiyle karşılaşıyoruz. Aksi olsaydı, mutlu ve mesut bir şekilde tarihin bir aykırı fenomeni olarak geçmişin sayfalarında unutulmaya terk edilirdi.</p>
<p><strong>UMUT</strong></p>
<p>Cabbar arabacıdır sabah görüntüleri Cabbar arabada uyur, ateş başında ısınmaya çalışanlar vardır. Taksiciler, kebapçılar arasında kapitalizm temsili coca cola tabelası vardır. Polis arabası geçer. Cabbar kalkar, bir sigara yakar, gider Sümerbank tabelasının altına işer. Cabbar Piyango bileti alır hiçbir şey çıkmaz.(umut göstergesidir.)Bunu film boyunca sık sık yapar.</p>
<p>Bahçede uyuyan çoluk çocuk kalabalık ayakları çıplak&nbsp; bir ailesi vardır Cabbar’ın.&nbsp; Çocuklar ve Cabbar’ın karısı fakirliklerinin farkındadır, sürekli bir şeylere özeniyor çocuklar bisiklet vs gibi. Cabbar’ın arkadaşı işler iyi gitmiyor diye define arayalım der. Cabbar istemez.O sırada yüksek apartmanlar güzel arabalar önünden geçerler.</p>
<p>Cabbar şehirde sigara almak için arabanın yanından ayrılmıştır ki atlardan birine araba çarpar at ölür. Karakolda polis&nbsp; Cabbar’ı haksız bulur. Cabbar eve geldiğinde karısı isyandadır.’’Allah Canımı alsa da kurtulsam ‘’</p>
<p>Alacaklılar gelir gider Cabbar’ın atının öldüğünü öğrenince borçlarını ödeyemeyecek diye diğer atını ve arabasını alıp satarlar. Cabbar evdeki satılabilecek eşyaları alır pazarda satar.Elindeki parayı bir yankesici görür çalmaya kalkar Cabbar fark eder ve adamı döver. Bir silah vardır onu satamaz sonra arkadaşıyla silahla soyguna giderler başarısız olurlar.En sonunda Cabbar her taraftan sıkışmıştır ve çaresiz kalmıştır arkadaşının teklifini kabul eder, hocaya giderler define aramaya başlarlar.</p>
<p>Eve 40 lira bırakır on günlük gidiyorum dönünce her şey çok güzel olacak der.Giderler Cabbar sürekli kazı yapar, uykusuz bekler tekrar kazar derin çukurun içindedir artık altınların taş kılığına girmiş olabileceğinden şüphelenir, psikolojisi gün geçtikçe kötüleşir. En son bir yılanı define diye kovalar, çıldırmış gibidir ama yine de hocanın dediklerini yapmaya devam&nbsp;eder. Hoca Cabbar’ın gözlerini bağlar dua etmeye devam etmektedir&nbsp; Cabbar kuru ağacın altında kollarını açar döner döner…</p>
<p>Üçüncü sinemaya örnek olmakla birlikte Yeşilçam dışı sinema arayışının bir ürünü olan Umut filmi değişime işaret eder . Hurafe ve din sömürüsünün hep varolduğunu gözler önüne serer.</p>
<p>Varolan toplumsal düzenin değişmeye başlamasıyla çaresiz kalıp yapılanlar anlatılmaya çalışılmıştır. Kapitalist sistemin getirdiklerinin aslında umut yerine&nbsp; umutsuzluğa sebep olması ön plandadır.</p>
<p>Toplumsal olanın belirleyiciliği söz konusudur.</p>
<p>İkinci sekans daha farklıdır çünkü Cabbar’ın kişisel dünyasına da tanık oluruz. Hikayedeki çatışmanın tüm belirleyicileri Cabbar’ın psikolojisiyle sunulur.</p>
<p>Film Türk sinemasında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Sonraki yıllarda, özellikle Yılmaz Güney tarafından peş peşe çevrilecek siyasal filmlerin öncüsüdür. Kullanılan sinema tekniğiyle ve diliyle de hem Yılmaz Güney’in önceki filmlerinden ayrılır, hem de sonrasında başka yönetmenleri etkiler.</p>
<p><strong>Filmin aldığı ödüller</strong></p>
<ol>
<li>1970 Adana Film Festivali en iyi film, en iyi senaryo, Yılmaz Güney de en iyi erkek oyuncu ödülü aldı.</li>
<li>25. Uluslararası Cannes Film Festivali’nde yarışma dışı gösterildi.</li>
<li>Gronoble Film Şenliği’nde Jüri Özel ödülü aldı.</li>
<li>Yedinci Sanat Dergisinin Başlangıcından bugüne konusuyla, anlatımıyla ve oyun düzeniyle Ulusal nitelikler taşıyan bütün zamanların en iyi on filmi sıralamasında birinci oldu.</li>
<li>27. Uluslararası Berlin Film festivalinde Genç Filmler Forumu’nda Ağıt, Endişe ve Umut filmleriyle Yılmaz Güney’e Fibresci Ödülü (özel mansiyon) verildi.</li>
</ol>
<p><strong>Kaynakça:&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong></p>
<ul>
<li>Zahit Atam; Üçüncü Dünya Sineması ve Yılmaz Güney Özelinde Bir Direniş Destanı.</li>
<li>Karadoğan Ali. (2006). <em>Ankara Üniversitesi Türk Sineması ders notları</em></li>
<li>Kıral Erden. (1974). <em>Umut Filminin Ana Çizgileri</em> . Yedinci sanat</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ucuncu-sinema-yilmaz-guney-umut/">Üçüncü Sinema &#8220;Yılmaz Güney &#8211; Umut&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ucuncu-sinema-yilmaz-guney-umut/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2572</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dünüm Bugünüm Yarınım; Babam ve Oğlum</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dunum-bugunum-yarinim-babam-ve-oglum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dunum-bugunum-yarinim-babam-ve-oglum/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 07 Mar 2016 15:04:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Aslı Özcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[80'ler]]></category>
		<category><![CDATA[baba oğul ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[baba ve devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Babam ve Oğlum]]></category>
		<category><![CDATA[Çağan Irmak]]></category>
		<category><![CDATA[devlet baba]]></category>
		<category><![CDATA[Eko Feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Fikret Kuşkan]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[politik film]]></category>
		<category><![CDATA[Seksenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2568</guid>
				<description><![CDATA[<p>2005 yılı yapımı Çağan Irmak imzalı Babam ve Oğlum filmi; baba oğul ilişkisi üzerine yapılmış dram türünde bir filmdir. Ziraat Mühendisliği okumak için İzmir’den İstanbul’a gönderilen Sadık (Fikret Kuşkan) babasından gizli gazetecilik okumaya başlar. Babasına söylediğinde baba oğul arasında tartışma çıkar ve Sadık evden kovulur. Yıllarca annesi ile gizli görüşen Sadık 12 Eylül sırasında yazdığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunum-bugunum-yarinim-babam-ve-oglum/">Dünüm Bugünüm Yarınım; Babam ve Oğlum</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>2005 yılı yapımı <strong>Çağan Irmak</strong> imzalı <strong>Babam ve Oğlum</strong> filmi; baba oğul ilişkisi üzerine yapılmış dram türünde bir filmdir. Ziraat Mühendisliği okumak için İzmir’den İstanbul’a gönderilen Sadık (Fikret Kuşkan) babasından gizli gazetecilik okumaya başlar. Babasına söylediğinde baba oğul arasında tartışma çıkar ve Sadık evden kovulur. Yıllarca annesi ile gizli görüşen Sadık 12 Eylül sırasında yazdığı yazılardan dolayı işkence görür, çocuğunun doğumu sırasında eşini kaybeder ve işkencelerden dolayı ciğerleri su toplar, çok az bir ömrü kaldığını öğrenir. Yedi yaşındaki oğlunu da alarak baba evine Seferihisar’a geri döner.</p>
<p>Film ilk bakışta bir aile dramı olarak görülmektedir. Kuşak çatışmasından doğan bir anlaşmazlık gibi gösterilse de film aslında gizli bir politik filmdir. Ataerkil düzende baba her zaman devleti temsil etmektedir. Kültürel söylemlerde “devlet baba” tabiri çok kullanılır. Babam ve Oğlum filminde de baba figürü otoriter bir devleti temsil etmektedir. Anne karakteri genellikle filmlerde bağışlayıcı, yetiştirdiği herkesi her şeyi olduğu gibi benimseyen bağrına basan olarak gösterilir. Eko Feminizm ve Kültürel Feminizm‘de kadını sahiplenildiğinden, doğurganlığından dolayı doğayla eş tutar. Kavgayı, savaşı erkeklerin çıkardığını söyler.  Çağan Irmak’ta filminde anneyi yumuşak, kocasından gizli saklı olarak oğluyla torunuyla görüşen, geleneksel anne figürü olarak yansıtmaktadır. Sadık filmin çekildiği dönemdeki halkı oğlu Deniz ise geleceği temsil etmektedir.</p>
<p>Seksenler‘de yaşayan bir çok insan siyasi ortamdan, devlet baskısından etkilenmiştir. Kimi ailesini kaybetmiş kimi uzun süren işkencelere maruz kalmış ve bu yüzden gerek fiziksel gerekse ruhsal olarak hastalanmıştır. Gelişmekte olan diye adlandıran az gelişmiş ülkelerin bir çoğunda devlet sosyal düzenin varlığını korumak için herkesi aynı düşünmeye, farklı fikirleri engellemeye, çok sesliliğe karşı bir şekilde otorite kurar. Kendi gibi düşünmeyenleri cezalandırır. Seksen döneminde de siyasi olarak insanlar taraf olmuş, fikir çatışmasını kavgaya döndürmüş, bir kesim insan hapislerde cezalandırılmış, bazıları asılmış bazıları sürgüne yollanmış ya da kaçmak durumunda kalmıştır. Kaçan insanlar geri döndüklerinde çok büyük sıkıntılar yaşamış aynı sıkıntıları çocuklarının yaşayacağından korkmuştur. İşte Sadık hem hapse giren kesimin hem de kendi fikirlerini savunduğu ve kendi hayallerini yaşamak için yurt dışına kaçan kesimi temsil etmektedir. Geri döndüğünde hastadır. Babasına hastalığını açıkladığı sahne dönemin ve durumun anlaşılması açısından önem taşımaktadır. <em>“&#8230;Gördüm baba, görmem mi hiç, peki sen hiç bir çocuğun büyüyeceğini görememek ne demek bunu bildin mi? Hiç bilir misin bu duyguyu? Hayat devam edecek, birileri yeni kitaplar yazacak okuyamayacaksın, yeni filmler çekilecek izleyemeyeceksin, sevdiğin bir şarkıyı bir daha dinlemek isterken dinleyemeyeceksin… Bunlar kolay alışır insan; ama onu büyürken izleyememek, yanında olamamak, ilk kız arkadaşını göremeyecek olmak&#8230;Neden bu isimleri koydun bize baba? Bu kadar mı korktun taa en başından beri bizden? Bu kadar mı yön vermek istedin hayatımıza bize, ben kendi yolumu bulmak isteyince he!&#8230;Ona bir oda ver baba zaman zaman çıkıp gidebileceği bir odası olsun&#8230;” </em>Bir dönemin acı çeken gençliği bir süre sonra yeni nesiller yetiştirecek yaşlara gelir. Kendilerinin maruz kaldıkları baskılara inat çocuklarını özgür bırakırlar. Çocukların bir odası olur zaman zaman çıkıp gidebileceği bir odası&#8230; Ancak o daha özgür yetiştirilen çocukların başında özgür düşünceli, kendi fikirlerini rahat rahat savunmalarına izin veren babaları maalesef olmaz. Onlar dedelerinin verdikleri cezaların sonucunu yaşarlar. Çocuklara bu sefer dedeleri bakar, büyütür. Kendi isteklerini yaşadıklarını ya da yaşayacaklarını düşünürler ama tarih tekrar eder. Filmin son sahnesinde Deniz film makinesi ile babasının gençliğini görür dedesinin kucağında. Orta kuşak yok edilmiş bir kuşaktır. Sosyologların büyük bir kısmı doksanlar dönemini yitik kuşak olarak değerlendirir. Geçmişten kopmaya çalışan ancak geçmişe bağlı kalanlar tarafından yetiştirilmiş, her daim korku ve baskıya maruz kalmış bir neslin çocuklarıdır doksanlar. Okumanın kötü olduğu düşüncesi alttan alta işlenmiş, yeni çıkan teknoloji ile hayatla olan bağlantıları kesilmiş. Hayal etmeleri yerine hap gibi hazır olarak ellerine, benliklerine verilmiştir. Özgürlük düşüncesi ile bir önceki kuşaklara benzemesinler diye sözde özgülükleri vardır. Görünmeyen tellerle etrafları çevrilmiştir.</p>
<p><em>“Büyüdükçe hayaller küçülür mü baba?”</em> Bu soru küçük Deniz’den gelir filmin son sahnesinde. Gelecek neslin geçmişiyle vedasıdır bu. İnsanlar küçükken hayal eder, büyür ve hayallerine hayatlar engel olur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunum-bugunum-yarinim-babam-ve-oglum/">Dünüm Bugünüm Yarınım; Babam ve Oğlum</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dunum-bugunum-yarinim-babam-ve-oglum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2568</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Suffragette(Diren): Birinci Dalga Feminizm ve Oy Hakkı Mücadelesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/suffragettediren-birinci-dalga-feminizm-ve-oy-hakki-mucadelesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/suffragettediren-birinci-dalga-feminizm-ve-oy-hakki-mucadelesi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 07 Mar 2016 07:45:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Çınar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart 2016]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci Dalga Feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Demir Çeneli Melekler]]></category>
		<category><![CDATA[Emekçi Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Emily Davidson]]></category>
		<category><![CDATA[Emmeline Pankhurts]]></category>
		<category><![CDATA[feminist]]></category>
		<category><![CDATA[feminist mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Hubertine Auclert]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları Beyannamesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara oy hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınların Sosyal ve Politik Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Karen Often]]></category>
		<category><![CDATA[Maud Watts]]></category>
		<category><![CDATA[Olympe de Gouge]]></category>
		<category><![CDATA[oy hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Sarah Gavron]]></category>
		<category><![CDATA[Suffragette]]></category>
		<category><![CDATA[Süfrajetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2549</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Madem ki kadına giyotine gitme hakkı veriliyor, Öyleyse kürsüye çıkma hakkı da verilmelidir.” Birinci Dalga Feminizm olarak kavramsallaştırılacak olan hareket, Fransız Devrimi ardından, cinsiyetler arası eşitsizliğin devam etmesi ve 1791 Anayasası kabulü öncesi, devrime kitlesel olarak katılmış kadınların eşit yurttaşlık taleplerinin görmezden gelinmesiyle; ‘Kadın Hakları Beyannamesi’ni hazırlayan Olympe de Gouge ve beraberindeki kadınların mücadelesiyle varlık [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/suffragettediren-birinci-dalga-feminizm-ve-oy-hakki-mucadelesi/">Suffragette(Diren): Birinci Dalga Feminizm ve Oy Hakkı Mücadelesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><em>“Madem ki kadına giyotine gitme hakkı veriliyor,</em></p>
<p style="text-align: center"><em>Öyleyse kürsüye çıkma hakkı da verilmelidir.”</em></p>
<p>Birinci Dalga Feminizm olarak kavramsallaştırılacak olan hareket, Fransız Devrimi ardından, cinsiyetler arası eşitsizliğin devam etmesi ve 1791 Anayasası kabulü öncesi, devrime kitlesel olarak katılmış kadınların eşit yurttaşlık taleplerinin görmezden gelinmesiyle; ‘Kadın Hakları Beyannamesi’ni hazırlayan Olympe de Gouge ve beraberindeki kadınların mücadelesiyle varlık göstermiştir. Karen Often, ‘feminizm’in Avrupa’da ancak 1880’lerde kadınların özgürlüklerine kavuşmalarıyla eş anlamlı olarak kullanılmaya başlandığını belirtir. Örneğin, kadınların oy kullanma hakkını savunan Hubertine Auclert ilk olarak 1882’den itibaren kendini feminist olarak tanımlamıştır. 1894/95’e gelindiğinde, terim Manş Kanalı’nı aşıp nihayet Britanya’ya ulaşmıştır (Maggie Humm, 1994).</p>
<p>Sarah Gavron’ın yönetmenliğini yaptığı <strong>Suffragette(2015)</strong>, İngiltere’de erkeklerle eşit vatandaşlık hakkına sahip olmak isteyen kadınların, oy hakkı mücadelesini anlatır. Hareket, 1905’te Emmeline Pankhurts öncülüğünde, Kadınların Sosyal ve Politik Birliği(WSPV)’nin kurulmasıyla mücadeleye başlamış ve -birinci dünya savaşının da neden olduğu bir gecikmeyle- 1928 yılında süfrajetler oy kullanma hakkını nihayet kazanmışlardır. Film, 1912 Londra’sında işçi kadınların mücadeleye katılışının ve pasif direniş eylemleriyle yürütülen mücadelenin, hükümet tarafından görmezden gelinmesiyle, hareketin radikalleşmesini konu alır.</p>
<p>Açılış sahnesinde, bir çamaşırhanede, kadınlar kötü koşullarda, bitkin şekilde çalışmaktayken; kadınlara neden oy hakkı verilmemesi gerektiğini, kendini her fırsatta onaylayan kalabalığa anlatan bir erkek üst ses olarak duyulur: <em>“Kadınlar sakin bir mizaca veya siyasal ilişkileri muhakeme edebilecek akli dengeye sahip değildirler. Kadınların oy kullanmasına izin verirsek sosyal yapımız bozulur. Kadınlar babaları, kocaları ve ağabeyleri tarafından gayet iyi temsil ediliyor. Oy hakkı verildiği anda önüne geçmek imkansız olacak. Kadınlar parlamento üyesi, bakan, yargıç olmayı talep edecektir.” </em>Bu türden bir düşünceyi, erkek aklının ürettiği, ikili karşıtlıklar söylemi üzerinden açıklamak mümkün. Bu alana özgü kurucu ikili karşıtlıklar, özne ile nesne, akıl ile doğa, madde ile tin gibi ayrımlardır ki bu modern karşıtlıklar sistemi asıl olarak toplumsal cinsiyet ayrımına yaslanarak kurulmuştur; özne ile akıl eril olana, nesne ile doğa ise dişil olana atfedilmiştir. Böylelikle erkek, bu karşıtlıklar dili üzerinden, kadın üzerinde güçlü bir hâkimiyet-tahakküm-denetim kurma arayışını somutlamıştır.</p>
<p>Maud Watts, bir teslimat için bulunduğu caddede, süfrajetlerin vitrin camlarını taşladıkları eyleme tanık olur, eylemciler arasında aynı çamaşırhanede çalıştığı Violet de vardır. Kadınları radikal bulmuş olsa da, çamaşırhanede on üç yaşındaki bir işçiye tecavüz etmeye çalışan patronunu gördükten sonra, Birleşik Krallık Parlamentosu’na kadın haklarının genişletilmesini öneren yasa tasarısının tartışıldığı ve çalışan kadınların dinleneceği oturuma Violet’le birlikte Maud’da katılır. Kadınlara çalışma koşulları, kazançları, oy hakkına neden sahip olmak istedikleri sorulur ve parlamentoya sunulmak üzere kayıt altına alınır. Görüşmeler sonucunda ‘kadınların oy hakkı yasasını değiştirmeyi destekleyecek kanıtın bulunmadığı’ öne sürülerek kadınlara oy hakkı verilmeyeceği açıklanır.</p>
<p><em>‘Deeds not Words’</em></p>
<p>Yasa tasarısının ikinci kez düşmesiyle – 1905 yılında Kadınların Sosyal ve Politik Birliği, Birleşik Krallık Parlamentosu üyelerinden birini kadınlara oy hakkı için bir yasa tasarısını parlamentoya sunmak için ikna etmiştir ve bu yasa tasarısı da son anda düşmüştür-  pasif direniş, sivil itaatsizlik ve barışçıl eylemlerle sürdürdükleri mücadele hızla radikalleşmiştir. Telgraf ağlarının ve bazı kamu binalarının bombalanması, kiliselerin kundaklanması, çiftliklerin yakılması gibi eylemler, tutuklamalara yol açmıştır. İngiliz Hükümeti tutuklulara politik hükümlü statüsü vermeyince, kadınlar açlık grevlerine başlamıştır. Dünyada bir mücadele etme yöntemi olarak açlık grevini ilk uygulayanlar süfrajetlerdir  -bir diğer örneği Amerikalı kadınların oy mücadelesini anlatan ‘Demir Çeneli Melekler’- Kadınların açlık grevinde hayatlarını kaybetmesi halinde, harekete katılımın ve kamuoyunda harekete yönelik ilginin artmasından çekinen hükümet, açlık grevlerine karşı zorla besleme uygulamasına başlamıştır.</p>
<p>Eşit yurttaşlık mücadelesi, oy hakkı ekseninde yoğunlaşmış olsa da film, kadınların mahrum bırakıldığı diğer anayasal haklara da dikkat çeker. Aynı çamaşırhanede, erkek çalışanlardan fazla mesai yapan kadınlar, erkeklerden daha az maaş almaktadır. Üstelik kadınların ekonomik varlıklarını da erkekler idare etmektedir, Maud maaşını aldığı gibi kocasına verir. Kadınların çocukları üzerinde vekalet hakkı bulunmamaktadır, çocuğunun başka bir aileye –erkeğe- evlatlık verilebilmesi için Maud’ın rızasına gerek yoktur. Üst sınıftan bir kadını, kocası kefaletini ödeyerek içerden çıkardığında kadın arkadaşlarınınkini de ödemesi için adama yalvarır ve sonunda kulağına ‘harcadığın para zaten benim’, der. Kadınların yasal olarak mülk edinme ve mirastan pay alma hakları bulunmamaktadır.</p>
<p>Süfrajetler, yaptıkları onca eylemin basında karşılık bulmaması üzerine, kralın da katılacağı bir at yarışında eylem yapma kararı alırlar, böylelikle dünya basınında seslerini duyurabileceklerdir. Kral’a yaklaşıp planladıkları eylemi gerçekleştiremeyince, Emily Davidson protesto amacıyla kendini Birleşik Krallık Hükümdarı V. George’un atının önüne atar ve hayatını kaybeder. Filmin oy hakkı kazanımından önce bitmesi, mücadelenin hala devam ediyor oluşuna bir göndermedir, öyle ki Katar’da 2003, Suudi Arabistan’da ise 2015’te kadınlar oy kullanma hakkına sahip olmuşlardır. Süfrajetler, 1928 yılında oy hakkını kazanmışlardır.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/TH_r6-JpO9Q?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/suffragettediren-birinci-dalga-feminizm-ve-oy-hakki-mucadelesi/">Suffragette(Diren): Birinci Dalga Feminizm ve Oy Hakkı Mücadelesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/suffragettediren-birinci-dalga-feminizm-ve-oy-hakki-mucadelesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2549</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Oscar’ın Tınısı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/oscarin-tinisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/oscarin-tinisi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 02 Mar 2016 08:31:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[007 James Bond]]></category>
		<category><![CDATA[007 James Bond: Spectre]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[88. Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adele - Sam Smith]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Avuç Dolar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Birkaç Dolar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Bugsy]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Django]]></category>
		<category><![CDATA[Dokunulmazlar]]></category>
		<category><![CDATA[En iyi Orijinal Film Müziği]]></category>
		<category><![CDATA[En iyi Orijinal Film Şarkısı]]></category>
		<category><![CDATA[Ennio Morricone]]></category>
		<category><![CDATA[Gri’nin 50 Tonu]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Kötü Çirkin]]></category>
		<category><![CDATA[Lady Gaga]]></category>
		<category><![CDATA[Leanardo DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Mad Max]]></category>
		<category><![CDATA[Malena]]></category>
		<category><![CDATA[Misyon]]></category>
		<category><![CDATA[Morgan Freeman]]></category>
		<category><![CDATA[Morricone]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Quentin Tarantino]]></category>
		<category><![CDATA[Sam Smith]]></category>
		<category><![CDATA[Skyfall]]></category>
		<category><![CDATA[soundtrack]]></category>
		<category><![CDATA[Soysuzlar Çetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Spectre]]></category>
		<category><![CDATA[Spotlight]]></category>
		<category><![CDATA[Tarantino]]></category>
		<category><![CDATA[The Hateful Eight]]></category>
		<category><![CDATA[The Revenant]]></category>
		<category><![CDATA[The Weeknd]]></category>
		<category><![CDATA[Til it Happens to You]]></category>
		<category><![CDATA[Western]]></category>
		<category><![CDATA[Western filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Writing On The Wall]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2491</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir Efsane: Ennio Morricone Geçtiğimiz Pazar gecesi dağıtılan 88. Oscar Ödülleri’nin ardından tören birçok açıdan kritik edildi. Leanardo DiCaprio’nun İnception rüyası olmadığını umduğumuz o ödüle uzandığı anlar, Mad Max’in tüm teknik ödülleri alarak adeta Sergen Yalçın’dan daha teknik olması, En iyi filme kendimizi The Revenant’a hazırlamışken Morgan Freeman’ın nispet yapar gibi bakışlarla “Spotlight” demesi ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oscarin-tinisi/">Oscar’ın Tınısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir Efsane: Ennio Morricone</strong></p>
<p>Geçtiğimiz Pazar gecesi dağıtılan 88. <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi">Oscar</a></strong> Ödülleri’nin ardından tören birçok açıdan kritik edildi. <em>Leanardo DiCaprio</em>’nun İnception rüyası olmadığını umduğumuz o ödüle uzandığı anlar, <em>Mad Max</em>’in tüm teknik ödülleri alarak adeta Sergen Yalçın’dan daha teknik olması, En iyi filme kendimizi <strong>The Revenant</strong>’a hazırlamışken <em>Morgan Freeman</em>’ın nispet yapar gibi bakışlarla “<strong>Spotlight</strong>” demesi ve tabiî ki sunucu <em>Cris Rock</em>’un “Oscar çok Beyaz” tartışmalarındaki hem nalına hem mıhına esprileri bu seneden akıllarda kalacaklar olacak.</p>
<p>Ben bu törenlere başka bir açıdan bakacağım: Müzik… Her sanatın birbirinin içinde illaki var olması, müziğin de sinemayla ilişkisini doğuruyor.</p>
<p><figure id="attachment_2493" aria-describedby="caption-attachment-2493" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/2016-oscar-odulleri-Ennio-Morricone.jpg" rel="attachment wp-att-2493"><img class=" td-modal-image wp-image-2493 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/2016-oscar-odulleri-Ennio-Morricone.jpg?resize=620%2C349" alt="Ennio Morricone Oscar Ödülü'nü alırken." width="620" height="349" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/2016-oscar-odulleri-Ennio-Morricone.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/2016-oscar-odulleri-Ennio-Morricone.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2493" class="wp-caption-text">Ennio Morricone Oscar Ödülü&#8217;nü alırken.</figcaption></figure></p>
<p>Şunu belirtmeliyim ki Leanardo’nun ödül almasına ne kadar sevindiysem bir o kadar da sevindiğim bir isim daha var; o da <strong>Ennio Morricone</strong>! Hayranlıkla izlediğimiz bir çok filmin en gerilimli, hareketli, heyecanlı sahnelerine eşlik eden müzikleri nihayet Akademi tarafından ödüllendirildi. Gerçi Morricone’ye 2007 yılında Onur Ödülü de verilmişti ama yarışma bölümünde rakiplerini geçerek bu ödüle uzanması daha da mutluluk vericiydi. Ayrıca Akademi’nin, sinema emekçilerinin sonbaharında verdiği bu Onur Ödülü’nü aldıktan tam 9 sene sonra 87 yaşında bu ödüle uzanması da gerçek sanatçıların asla emekli olmayacağını gösteriyor.</p>
<p><figure id="attachment_2494" aria-describedby="caption-attachment-2494" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ennio-Morricone.jpg" rel="attachment wp-att-2494"><img class=" td-modal-image wp-image-2494 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ennio-Morricone-300x226.jpg?resize=300%2C226" alt="Ennio Morricone, Quentin Tarantino’nun The Hateful Eight filmiyle En İyi Film Müziği Oscar'ına ulaştı." width="300" height="226" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ennio-Morricone.jpg?resize=300%2C226&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ennio-Morricone.jpg?resize=1024%2C771&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ennio-Morricone.jpg?w=1115&amp;ssl=1 1115w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2494" class="wp-caption-text">Ennio Morricone, Quentin Tarantino’nun The Hateful Eight filmiyle En İyi Film Müziği Oscar&#8217;ına ulaştı.</figcaption></figure></p>
<p>Daha önce <em>Dokunulmazlar</em>(1987), <em>Malena</em>(2000), <em>Cennet Günleri</em>(1978), <em>Bugsy</em>(1991) ve <em>Misyon</em>(1986) filmleriyle aday gösterilen Morricone ilk defa bu ödüle <strong>Quentin Tarantino</strong>’nun <strong>The Hateful Eight</strong> filmiyle ulaştı. O Quentin Tarantino ki çok küçükken izlediği ve hayranı olduğu <em>Bir Avuç Dolar İçin</em>(1964), <em>Birkaç Dolar İçin</em>(1965) ve <em>İyi Kötü Çirkin</em>(1966) <strong>Western</strong> üçlemesinin müziklerini yapan adama da hayran olmuştu. Bir Avuç Dolar için filmindeki müzikli saat ya da İyi Kötü Çirkin filminin finalindeki üç kişilik düello sahnesinin oyunculuk, yönetmenlik ve müzisyenlik şaheseri onun aklına kazınmıştı. Quentin Trantino o kadar şanslı ki tam üç filminde Morricone ile çalıştı. 2009 yapımı <em>Soysuzlar Çetesi</em>, 2012 yapımı <em>Django</em> ve son olarak 2015 yapımı The Hateful Eight filminde birlikte çalışan ikili özellikle Django ve The Hateful Eight filmleriyle yeni nesil Western filmlerine imza atmış oldular.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/fj4EORI3vUQ?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Tabi ki toplamda 500’e yakın filmin soundtrack, Düzenleme ve orkestra şefliğini yapan Morricone bu ödüle biraz gecikmeli ulaştı dersek yalan olmaz. Hem 60’larda hem 70’lerde hem 80’lerde hem 90’larda hem de günümüzde bu kadar çok başarılı iş çıkarabilmesi, daha da önemlisi müziklerini gündelik hayatın içine de sokabilmesi çok yönlü sanatçılığın bir simgesi tabi ki. Film müziklerinin tanınılırlığı bakımından tıpkı Hans Zimmer gibi bir ikon halinde karşımızda duruyor üstat.</p>
<p>87 yaşındaki ulu çınar ödül konuşmasını yapmak için kürsüye yürürken yılların yorgunluğu ve işini iyi yapmanın gururu omuzlarına biraz ağırlık yapmıştı. Kürsüye geldiğinde ise tıpkı 2007’de Onur Ödülü aldığı zamanki gibi bütün konuklar ayakta alkışlıyordu efsaneyi.</p>
<p>Ennio Morricone birçok ödül sahibi. Ve artık Oscar sahibi… Ama hepsinden önemlisi üstat gönüllerimizin sahibi…</p>
<p><strong>Kadife Seslerin Oscar İle Dansı</strong></p>
<p>Akademi gecesinin bir diğer müzikal yanı ise <em>En iyi Orijinal Film Şarkısı</em> Kategorisinde yaşandı. Sam Smith, The Weeknd ve Lady Gaga gibi güçlü isimlerin yarıştığı bu dalda ipi göğüsleyen <em>007 James Bond: Spectre</em> filminde seslendirdiği <strong>Writing On The Wall</strong> şarkısıyla <strong>Sam Smith</strong> kazandı. Ki Sam Smith gecede şarkıyı canlı okurken ne kadar büyük bir ses olduğunu bir kez daha gösterdi. Çıkılması ve inilmesi çok zor tonlarda bile Sam Smith’in yüzünde bir zorlanma okunmadı. Bir önceki James Bond filmi <em>Skyfall</em> da İngiliz şarkıcı Adele’e Oscar Ödülünü getirmişti. Film jeneriklerinde ünlü sanatçıların filme özel yazılan şarkılarının seslendirildiği James Bond serisi bu alanda iyi bir gelenek yaratmış durumda. Hatta James Bond filmlerini Oscar’a taşıma konusunda çok iyi bir reklam malzemesi haline de geliyor bu durum. Bakalım gelecek filmde hangi ünlü sesi hiç duymadığımız bir eserle dinleyeceğiz. (Yeri gelmişken; yeni Bond kim olacak acaba ya?)</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/8jzDnsjYv9A?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><em>The Weeknd</em> ise gecede <em>Gri’nin 50 Tonu</em> filmi için bestelenen Earned İt şarkısını seslendirdi. Hem şarkı hem ses hem de dans gösterisi geceye renk kattı.</p>
<p>Tabi bir de Lady Gaga var ki The Hunting Ground filminde seslendirdiği Til it Happens to You şarkısını solo ve piyano başında seslendirdi. Şarkı esnasında sahneye çıkan cinsel taciz ve tecavüz mağdurları da Gaga ya eşlik edince ortaya duygusal görüntüler çıktı.</p>
<p><figure id="attachment_2495" aria-describedby="caption-attachment-2495" style="width: 630px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sam-Smith.jpg" rel="attachment wp-att-2495"><img class=" td-modal-image wp-image-2495 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sam-Smith.jpg?resize=630%2C451" alt="Sam Smith, Writing On The Wall şarkısı ile 2016 OScar'ında En İyi Özgür Film Şarkısı Ödülünü aldı." width="630" height="451" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sam-Smith.jpg?w=630&amp;ssl=1 630w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sam-Smith.jpg?resize=300%2C215&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sam-Smith.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2495" class="wp-caption-text">Sam Smith, Writing On The Wall şarkısı ile 2016 OScar&#8217;ında En İyi Özgür Film Şarkısı Ödülünü aldı.</figcaption></figure></p>
<p>Güçlü seslerin eşlik ettiği filmler çok güçlü olmasalar bile yine sanatın başka bir koluyla adından söz ettirebiliyorlar. Tıpkı bu sene olduğu gibi.</p>
<p>Birçok konuda eleştiri getirebiliriz ama şu bir gerçek ki Oscar tam bir görsel ve işitsel şölen…</p>
<p>Nice Oscar’lara canım okur…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oscarin-tinisi/">Oscar’ın Tınısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/oscarin-tinisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2491</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Küfürsüz Komedi Olmaz Mı?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kufursuz-komedi-olmaz-mi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kufursuz-komedi-olmaz-mi/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 29 Feb 2016 15:14:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yücel Sarıçiçek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[argo]]></category>
		<category><![CDATA[Ata Demirer]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Hababam Sınıfı]]></category>
		<category><![CDATA[Jim Carrey]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[komedi filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[Şahan Gökbakar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2464</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sinema’da, özellikle yerli sinemada son dönemlerde komedi yapımları çoğunluktadır. Geçenlerde sinema’nın önünde vizyondaki filmlere bakıyorum ve neredeyse hepsi Türk yapımıydı. Lakin dikkatimi çeken bir husus vardı. Hangi yapıma baksam, ya +13, ya olumsuz içerik, yada argo kelime mevcuttu. Bu hafta girdiğim 3 komedi filminde de hepsinde küfür oldukça fazla idi. Burada esas sorulması gereken sorusu, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kufursuz-komedi-olmaz-mi/">Küfürsüz Komedi Olmaz Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema’da, özellikle yerli sinemada son dönemlerde komedi yapımları çoğunluktadır. Geçenlerde sinema’nın önünde vizyondaki filmlere bakıyorum ve neredeyse hepsi Türk yapımıydı. Lakin dikkatimi çeken bir husus vardı. Hangi yapıma baksam, ya +13, ya olumsuz içerik, yada argo kelime mevcuttu. Bu hafta girdiğim 3 komedi filminde de hepsinde küfür oldukça fazla idi. Burada esas sorulması gereken sorusu, sinemamız gerçekten bu kadar kısır bir döngüde mi dönüyor?</p>
<p>Diyelim ki bu filmlerden birine çocuğunuzla veya yeğeninizle gittiniz rahatça izleme imkanınız çok az. Tabi ki de her türde film var git çocuklarla girebileceğin filmleri izle kardeşim dediğinizi duyuyor gibiyim. Benim burada anlatmak istediğim komedi denilince akla hemen küfür- argo gelmesi.</p>
<p><figure id="attachment_2465" aria-describedby="caption-attachment-2465" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/recep-ivedik.jpg" rel="attachment wp-att-2465"><img class=" td-modal-image wp-image-2465 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/recep-ivedik-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Küfür üzerine kurulu bir film: Recep İvedik" width="200" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/recep-ivedik.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/recep-ivedik.jpg?w=475&amp;ssl=1 475w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2465" class="wp-caption-text">Küfür üzerine kurulu bir film: Recep İvedik</figcaption></figure></p>
<p>Dünyaca ünlü komedyen JİM CARREY’nin filmlerinde bu kadar sık argo – küfür kullandığını görmedim. Aynı şekilde Hababam Sınıfı’nda da belli başlı cümleler dışında orada da çok fazla argo duymadım ve bu film serisi günümüzde de sevilerek tekrar tekrar izlenmektedir.</p>
<p>Son zamanların komedyenlerinden Cem Yılmaz ve Ata Demirer’i bu küfürle komedi yapanların dışında tutarsak geri kalan bütün komedi yapımlarında küfür oldukça fazla. Tabi ki bu kişilerin yapımlarında da oldukça fazla küfür var ama diğer meslektaşlarına göre oldukça az.</p>
<p>Küfür medeniyeti kemiren bir fare gibidir. Bir toplumda küfür ne kadar çoksa gelişmişlik o kadar az olur. O toplumda özgüven ve yapıcı eleştirilerin önü kesilmiş olur. Peki, küfür böyle kötü bir şeyken filmlerimizde nasıl oluyor da bu kadar çok küfüre yer veriliyor. Hayatımızda küfürü çıkarmak istiyorsak bu işe göz önündeki kişilerin daha çok önem vermesi lazım. Küfürsüz bir hayat güzel bir hayat, temiz bir hayat, dinimizce de yasaklanmış bir olay. Küfürsüz bir hayat = kaliteli bir yaşam.</p>
<p>Küfürsüz bir hayat ve sanat dolu bir yaşam dileğiyle.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kufursuz-komedi-olmaz-mi/">Küfürsüz Komedi Olmaz Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kufursuz-komedi-olmaz-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2464</post-id>	</item>
		<item>
		<title>2016 Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/2016-oscar-odulleri-sahiplerini-buldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/2016-oscar-odulleri-sahiplerini-buldu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 29 Feb 2016 08:11:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar Kazananlar]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[88. Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alejandro González Iñárritu]]></category>
		<category><![CDATA[DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş / The Revenant]]></category>
		<category><![CDATA[Emmanuel Lubezki]]></category>
		<category><![CDATA[Inarritu]]></category>
		<category><![CDATA[László Nemes]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Mad Max]]></category>
		<category><![CDATA[Mad Max: Fury Road]]></category>
		<category><![CDATA[Mustang]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2016 Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Saul'un Oğlu / Son of Saul]]></category>
		<category><![CDATA[Saul’un Oğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Son of Saul]]></category>
		<category><![CDATA[Spotlight]]></category>
		<category><![CDATA[The Revenant]]></category>
		<category><![CDATA[Tom McCarthy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2441</guid>
				<description><![CDATA[<p>2016 Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. Tom McCarthy&#8216;nin yönettiği &#8216;Spotlight&#8216; En İyi Film ve En İyi Özgün Senaryo ödüllerinin sahibi oldu. &#8216;Diriliş / The Revenant&#8216; ise Alejandro González Iñárritu&#8216;ya En İyi Yönetmen ödülünü, Leonardo DiCaprio&#8216;ya ilk Oscar&#8217;ını kazandırırken, görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki&#8216;ye de peş peşe üçüncü Oscar&#8217;ını getirdi. &#8216;Mad Max: Fury Road&#8216; teknik dallarda ödülleri kimseye [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/2016-oscar-odulleri-sahiplerini-buldu/">2016 Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>2016 <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi">Oscar Ödülleri</a></strong> sahiplerini buldu. <strong>Tom McCarthy</strong>&#8216;nin yönettiği &#8216;<strong>Spotlight</strong>&#8216; <span style="text-decoration: underline;">En İyi Film ve En İyi Özgün Senaryo</span> ödüllerinin sahibi oldu.</p>
<p>&#8216;<strong><a href="http://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant">Diriliş / The Revenant</a></strong>&#8216; ise <strong>Alejandro González Iñárritu</strong>&#8216;ya En İyi Yönetmen ödülünü, <strong>Leonardo DiCaprio</strong>&#8216;ya ilk Oscar&#8217;ını kazandırırken, görüntü yönetmeni <em>Emmanuel Lubezki</em>&#8216;ye de peş peşe üçüncü Oscar&#8217;ını getirdi.</p>
<p>&#8216;<strong>Mad Max: Fury Road</strong>&#8216; teknik dallarda ödülleri kimseye bırakmayarak 6 heykelciği evine götürdü ve gecenin en çok ödül kazanan filmi oldu.</p>
<p>Merakla beklenen Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde <em>László Nemes</em>&#8216;in yönettiği &#8216;<strong>Saul&#8217;un Oğlu / Son of Saul</strong>&#8216; Oscar&#8217;ı kazandı. Türkiye&#8217;den bu dalda Oscar 2016&#8217;ya aday olan Mustang filmi ise eli boş dönen yabancı filmlerden oldu.</p>
<p><figure id="attachment_2447" aria-describedby="caption-attachment-2447" style="width: 379px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Spotlight.jpg" rel="attachment wp-att-2447"><img class=" td-modal-image wp-image-2447 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Spotlight.jpg?resize=379%2C208" alt="2016 Oscar En İyi Filmi &quot;Spotlight&quot; oldu." width="379" height="208" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Spotlight.jpg?w=379&amp;ssl=1 379w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Spotlight.jpg?resize=300%2C165&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 379px) 100vw, 379px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2447" class="wp-caption-text">2016 Oscar En İyi Filmi &#8220;Spotlight&#8221; oldu.</figcaption></figure></p>
<p><strong>EN İYİ FİLM</strong><br />
Spotlight</p>
<p><strong>EN İYİ YÖNETMEN</strong><br />
Alejandro González Iñárritu (Diriliş / The Revenant)</p>
<p><figure id="attachment_2442" aria-describedby="caption-attachment-2442" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Brie-Larson.jpg" rel="attachment wp-att-2442"><img class=" td-modal-image wp-image-2442 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Brie-Larson.jpg?resize=600%2C338" alt="Oscar 2016'ın en iyi kadın oyuncusu Gizli Dünya / Room filmindeki performansıyla Brie Larson oldu." width="600" height="338" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Brie-Larson.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Brie-Larson.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2442" class="wp-caption-text">Oscar 2016&#8217;ın en iyi kadın oyuncusu Gizli Dünya / Room filmindeki performansıyla Brie Larson oldu.</figcaption></figure></p>
<p><strong>EN İYİ KADIN OYUNCU</strong><br />
Brie Larson (Gizli Dünya / Room)</p>
<p><figure id="attachment_2443" aria-describedby="caption-attachment-2443" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/en-iyi-erkek-oyuncu-dicaprio.jpg" rel="attachment wp-att-2443"><img class=" td-modal-image wp-image-2443 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/en-iyi-erkek-oyuncu-dicaprio.jpg?resize=300%2C225" alt="Leonardo DiCaprio, Diriliş / The Revenant filmindeki muhteşem performansıyla beklenen 2016 Oscar Ödülleri en iyi erkek oyuncu ödülünü aldı." width="300" height="225" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2443" class="wp-caption-text">Leonardo DiCaprio, Diriliş / The Revenant filmindeki muhteşem performansıyla beklenen 2016 Oscar Ödülleri en iyi erkek oyuncu ödülünü aldı.</figcaption></figure></p>
<p><strong>EN İYİ ERKEK OYUNCU</strong><br />
Leonardo DiCaprio (Diriliş / The Revenant)</p>
<p><strong>EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU</strong><br />
Mark Rylance (Casuslar Köprüsü / Bridge of Spies)</p>
<p><strong>EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU</strong><br />
Alicia Vikander (Danimarkalı Kız / The Danish Girl)</p>
<p><strong>EN İYİ ÖZGÜN SENARYO</strong><br />
Spotlight (Josh Singer ve Tom McCarthy)</p>
<p><strong>EN İYİ UYARLAMA SENARYO</strong><br />
Adam McKay ve Charles Randolph (Büyük Açık / The Big Short)</p>
<p><strong>EN İYİ KURGU</strong><br />
Mad Max: Fury Road (Margaret Sixel)</p>
<p><strong>EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ</strong><br />
Diriliş / The Revenant (Emmanuel Lubezki)</p>
<p><figure id="attachment_2444" aria-describedby="caption-attachment-2444" style="width: 298px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Mad-Max-Fury-Road.jpg" rel="attachment wp-att-2444"><img class=" td-modal-image wp-image-2444 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Mad-Max-Fury-Road.jpg?resize=298%2C168" alt="Teknik dallarda verilen Oscar Ödüllerini silip süpüren Mad Max: Fury Road filmi 2016 Oscar Ödülleri'nin 6 heykelciğini almayı başardı." width="298" height="168" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2444" class="wp-caption-text">Teknik dallarda verilen Oscar Ödüllerini silip süpüren Mad Max: Fury Road filmi 2016 Oscar Ödülleri&#8217;nin 6 heykelciğini almayı başardı.</figcaption></figure></p>
<p><strong>EN İYİ PRODÜKSİYON TASARIMI</strong><br />
Mad Max: Fury Road (Colin Gibson ve Lisa Thompson)</p>
<p><strong>EN İYİ KOSTÜM TASARIMI</strong><br />
Mad Max: Fury Road (Jenny Beavan)</p>
<p><strong>EN İYİ ÖZGÜN MÜZİK</strong><br />
The Hateful Eight (Ennio Morricone)</p>
<p><strong>EN İYİ ÖZGÜN ŞARKI</strong><br />
“Writing’s on the Wall”, Spectre (Jimmy Napes ve Sam Smith)</p>
<p><strong>EN İYİ MAKYAJ VE SAÇ TASARIMI</strong><br />
Mad Max: Fury Road (Lesley Wanderwalt, Elka Wardega ve Damian Martin)</p>
<p><strong>EN İYİ SES KURGUSU</strong><br />
Mad Max: Fury Road (Mark Mangini ve David White)</p>
<p><strong>EN İYİ SES MİKSAJI</strong><br />
Mad Max: Fury Road (Chris Jenkins, Gregg Rudloff ve Ben Osmo)</p>
<p><strong>EN İYİ GÖRSEL EFEKT</strong><br />
Ex Machina (Andrew Whitehurst, Paul Norris, Mark Ardington ve Sara Bennett)</p>
<p><figure id="attachment_2446" aria-describedby="caption-attachment-2446" style="width: 628px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saulun-Oğlu-Son-of-Saul.jpg" rel="attachment wp-att-2446"><img class=" td-modal-image wp-image-2446 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saulun-Oğlu-Son-of-Saul.jpg?resize=628%2C348" alt="Macaristan yapımı Saul'un Oğlu / Son of Saul filmi Oscar 2016 Ödülleri'nde ülkesine yabancı dalda en iyi film ödülünü getirdi." width="628" height="348" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saulun-Oğlu-Son-of-Saul.jpg?w=628&amp;ssl=1 628w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saulun-Oğlu-Son-of-Saul.jpg?resize=300%2C166&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 628px) 100vw, 628px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2446" class="wp-caption-text">Macaristan yapımı Saul&#8217;un Oğlu / Son of Saul filmi Oscar 2016 Ödülleri&#8217;nde ülkesine yabancı dalda en iyi film ödülünü getirdi.</figcaption></figure></p>
<p><strong>YABANCI DALDA EN İYİ FİLM</strong><br />
Saul&#8217;un Oğlu / Son of Saul (Macaristan)</p>
<p><strong>EN İYİ UZUN METRAJ ANİMASYON</strong><br />
Ters Yüz / Inside Out</p>
<p><strong>EN İYİ BELGESEL</strong><br />
Amy</p>
<p><strong>EN İYİ KISA FİLM</strong><br />
Stutterer</p>
<p><strong>EN İYİ KISA ANİMASYON</strong><br />
Bear Story</p>
<p><strong>EN İYİ KISA BELGESEL</strong><br />
A Girl in the River: The Price of Forgiveness</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/2016-oscar-odulleri-sahiplerini-buldu/">2016 Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/2016-oscar-odulleri-sahiplerini-buldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2441</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Lars Von Trier Sineması ve Fırsatlar Ülkesi: Amerika Üçlemesinin İlk Filmi Dogville</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/lars-von-trier-sinemasi-ve-firsatlar-ulkesi-amerika-uclemesinin-ilk-filmi-dogville/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/lars-von-trier-sinemasi-ve-firsatlar-ulkesi-amerika-uclemesinin-ilk-filmi-dogville/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 24 Feb 2016 11:27:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belce Örü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Üçlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cannes]]></category>
		<category><![CDATA[distopik film]]></category>
		<category><![CDATA[distopya]]></category>
		<category><![CDATA[Dogma 95]]></category>
		<category><![CDATA[Dogville]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik ve kötülük]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Lars Von Trier]]></category>
		<category><![CDATA[Nicole Kidman]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Trier]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2389</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dogville, dogma 95 akımı ve çektiği aykırı filmlerle tanınan Lars Von Trier’in Fırsatlar Ülkesi: Amerika üçlemesinin (Dogville 2003, Manderley 2005, Washington)  ilk filmidir. Film dokuz bölümden oluşur ve her bölümde filmde yer alan farklı bir karakterin esas oyuncu (Grace) ile arasındaki ilişkiye ışık tutulur. Filmde Grace adlı bir kadın mafyanın elinden kaçmak için şehrin uzağındaki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/lars-von-trier-sinemasi-ve-firsatlar-ulkesi-amerika-uclemesinin-ilk-filmi-dogville/">Lars Von Trier Sineması ve Fırsatlar Ülkesi: Amerika Üçlemesinin İlk Filmi Dogville</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dogville</strong>, dogma 95 akımı ve çektiği aykırı filmlerle tanınan <strong>Lars Von Trier</strong>’in <em>Fırsatlar Ülkesi: Amerika</em> üçlemesinin (Dogville 2003, Manderley 2005, Washington)  ilk filmidir. Film dokuz bölümden oluşur ve her bölümde filmde yer alan farklı bir karakterin esas oyuncu (Grace) ile arasındaki ilişkiye ışık tutulur. Filmde Grace adlı bir kadın mafyanın elinden kaçmak için şehrin uzağındaki bir kasabaya sığınır. Bunun için kasabanın sözü dinlenen insanı olan Tom’un da yardımını alır. Tom’un ısrarı sonucunda kasaba halkı kendi aralarında bir toplantı yaparlar ve Grace’i iki haftalık bir deneme süresine tabi tutmaya karar verirler. Süre bitiminde kasaba halkı Grace’in kasabada kalması konusunda oy birliğine varırsa onunla birlikte yaşamaya devam edeceklerdir. Bu süre zarfında iki tarafta birbirini daha yakında tanımaya başlar. Filmde Grace, adı gibi iyiliğin güzelliğin ve merhametin simgesi, Tom ise Grace için bir rehber ve akıl hocasıdır. Yönetmen bu metnin arka planında toplumsal ilişkilerin temelinde yatan baskı ve iktidar mekanizması ile Amerikan hegemonya tarihine göndermelerde bulunur.</p>
<p><figure id="attachment_2391" aria-describedby="caption-attachment-2391" style="width: 471px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Film-afişi-Grace-karakterini-canlandıran-Nicole-Kidman.jpg" rel="attachment wp-att-2391"><img class=" td-modal-image wp-image-2391 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Film-afişi-Grace-karakterini-canlandıran-Nicole-Kidman.jpg?resize=471%2C660" alt="Film afişi: Grace karakterini canlandıran Nicole Kidman" width="471" height="660" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Film-afişi-Grace-karakterini-canlandıran-Nicole-Kidman.jpg?w=471&amp;ssl=1 471w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Film-afişi-Grace-karakterini-canlandıran-Nicole-Kidman.jpg?resize=214%2C300&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 471px) 100vw, 471px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2391" class="wp-caption-text">Film afişi: Grace karakterini canlandıran Nicole Kidman</figcaption></figure></p>
<p>Yönetmen, Dogville’de izleyicilere saf iyilik var mıdır, iyilik ve kötülük nedir, bu kavramlar insanların menfaatlerine göre değişkenlik gösterebilir mi sorularını yöneltiyor.  Gücü kullanarak kötülüğün uygulayıcısı olmak mı yoksa kötülük karşısında pasif kalıp onun içinde yer almamak mı daha kabul edilebilir ve daha ahlaklıdır sorusu filmin özellikle üzerinde durduğu bir diğer önemli soru. Grace, filmin son sahnesine kadar tüm iyi niyetiyle kasaba halkının işkencelerine maruz kalırken aslında sürekli Tom’a sığınması ve yapılanlara boyun eğmesi ölçüsünde zaten kötülüğün aracısı haline gelmiyor mu? Hal böyle olunca aslında filmde masum olan bir kişiden bile söz etmek pek mümkün olmuyor. Bu noktada Nuri Bilge Ceylan’ın kış uykusu filmin de geçen konuşmaları hatırlıyorum. Bize karşı kötü bir davranış şeklini affettiğimizde bu tutumumuzla karşı tarafı daha çok mu yüreklendiririz yoksa aksine hatasını kendisinin görmesi için ona bir şans mı vermiş oluruz. Grace’in kasaba halkını ilk etapta affetmesiyle onun pasif bir direniş örneği sergilediğini söyleyebilir miyiz? Açıkçası hiç zannetmiyorum. Çünkü Grace’in filmin son bölümüne kadar sergilediği tutumun adını affetmek değil de sineye çekmek olarak değiştirsek sanırım daha doğru bir yaklaşımda bulunmuş oluruz. Bu da daha çok gücü kimin elinde bulundurduğu ve hangi tarafın daha avantajlı olduğuyla alakalı bir husustur. Zira şartlar değiştiğinde Grace’in de affetmek yerine intikam almayı tercih ettiğini filmin son bölümünde izliyoruz. Bu düşünceden yola çıkarak film boyunca ancak Dostoyevski romanlarında rastlayabileceğimiz bir karaktere hayat veren Tom’un ahlaklı bir birey olmak için yaptığı sorgulamaların şişkin egosundan izler taşıması gibi, babasına karşı aldığı cesur tavrı kasaba halkı karşında sürdüremeyen ve yaprak misali savrulan Grace içinde babasının tespiti gibi kibirli ve küstah diyebiliriz. Gerçi filmin sonlarına doğru ölüm korkusu Tom’u sardığında Grace’i yanına çağırıp ona ölümden korkuyorum sence bu yanlış bir şey mi diye sorması mideye kramplar girmesine sebebiyet verebilir. Filmin başlarında Tom’a karşı beslenen olumlu duyguların zamanla yön değiştirip olumsuza dönüştüğünün ve en sonunda bu soruyla birlikte zirveye ulaştığını hissedebilirsiniz.</p>
<p><figure id="attachment_2392" aria-describedby="caption-attachment-2392" style="width: 554px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Hitler’e-sempati-beslediğini-belirten-açıklamalarından-sonra-Cannes-film-festivalin-istenmeyen-adamı-haline-gelen-Lars-Von-Trier..jpg" rel="attachment wp-att-2392"><img class=" td-modal-image wp-image-2392 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Hitler’e-sempati-beslediğini-belirten-açıklamalarından-sonra-Cannes-film-festivalin-istenmeyen-adamı-haline-gelen-Lars-Von-Trier..jpg?resize=554%2C461" alt="Hitler’e sempati beslediğini belirten açıklamalarından sonra Cannes film festivalin istenmeyen adamı haline gelen Lars Von Trier." width="554" height="461" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Hitler’e-sempati-beslediğini-belirten-açıklamalarından-sonra-Cannes-film-festivalin-istenmeyen-adamı-haline-gelen-Lars-Von-Trier..jpg?w=554&amp;ssl=1 554w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Hitler’e-sempati-beslediğini-belirten-açıklamalarından-sonra-Cannes-film-festivalin-istenmeyen-adamı-haline-gelen-Lars-Von-Trier..jpg?resize=300%2C250&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 554px) 100vw, 554px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2392" class="wp-caption-text">Hitler’e sempati beslediğini belirten açıklamalarından sonra Cannes film festivalin istenmeyen adamı haline gelen Lars Von Trier.</figcaption></figure></p>
<p>Filmde üzerinde önemle durulması gereken noktalardan biri yönetmenin Amerikan toplumuna ve kapitalizme yönelttiği eleştirilerdir. Grace, kasaba sakinleri tarafından sevilmek ve kendisine burada bir yer edinmek için çalışmaya, insanlara yardımcı olmaya karar verir. Kasaba halkı ilk etapta yardıma ihtiyaçları olmadığı konusunda diretseler de sonrasında Grace onları mutlu etmek için düşük ücretle çok uzun saatler çalışmak durumunda kalır. Zaman içinde Grace, kasaba ahalisi tarafından hem acımasızca çalıştırılır hem de kendi bedeni ve kişilik hakları üzerindeki iradesini kaybeder kısacası sömürü sisteminin bir parçası haline gelir.  İlk başta ağzıyla kuş tutsa da kasaba halkına yaranamayan Grace, filmin ilerleyen bölümlerinde büyükten küçüğe tüm kasaba halkının kölesi haline gelir. Yapılanlardan dolayı kasaba halkı vicdanlarını rahatlamak için çok fazla neden aramaya bile gerek duymaz çünkü Grace onlardan biri değildir. Bu kadın, aralarına sonradan dahil olan ne düğü belirsiz bir yabancıdır bu yüzden onu aslında hiçbir zaman tam olarak aralarına kabul etmezler ve ona türlü işkenceler uygulamakta kendilerini haklı görürler.</p>
<p>Lars von Trier için saf iyilik, insan doğası, toplumsal ahlak önemli kavramlardır ve genellikle filmlerini bu meseleler çerçevesinde ele alır. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda zaten Dogville’in sadece Amerika’daki özel bir kasaba değil dünya üzerindeki herhangi bir yerleşim yeri olabileceğini de anlamış oluruz. Çünkü yönetmenin vurguladığı gibi doğru zaman ve doğru şartlar altında güce sahip olan insanlar sevimli bir kasabayı bile zamanla Dogville gibi bir işkence yuvasını dönüştürebilirler. Dolayısıyla Tom’un da filmin ilk bölümünde ifade ettiği gibi Dogville, yeryüzündeki herhangi bir yerleşim yerine örnek gösterebilir.</p>
<p>Yönetmenin diğer filmlerinde olduğu gibi Dogville&#8217;de de ağır dramatik hava içerisinde bile masalsı detaylar yakalamak mümkün. Karakter inşası ne kadar başarılı olursa olsun filmin dönüm noktalarında realiteden uzaklaşıp hayali bir dünyada yolculuğa çıkan kahramanlar izleyiciyi Lars von Trier filmlerinde çoğu zaman şaşırtmayı başarıyor. Bu kopukluk ve karakterlerin içine düştüğü çelişkiler filmin bütünlüğü içerisinde zaman zaman bir hayli sıratabiliyor. Beni esas şaşırtan ise Trier’in yönetmenlik dehasının, filmin teknik boyutundan düşünsel tarafına geçildiğinde sekteye uğraması. Filmin sonunda Grace kendisine acı çektiren her karakterden intikamını alırken bir tek köpek Musa’yı cezalandırmıyor. Zaten hiçbir şeyden haberi olmayan zavallı hayvana zarar vermeme nedenin altında ise belki işine yarar diye kendisinden çaldığı kemik yatıyor. Yaptığı hata nedeniyle Grace’in çektiği vicdan azabı ve bu doğrultuda köpeğe zarar vermeyerek gösterdiği asil davranış intikam alırken ölçülü ve adil davranmak gerektiğinin en güzel örneği. Ayrıca yönetmenin saf iyiliğin var olabileceğine dair inancı ve Kant&#8217;ın evrensel ahlak kuralları üzerine yaptığı sorgulamalar kimi zaman filmin fazla dramatize edilmiş siyah ve beyaz kadar keskin hatlar üzerine inşa edilmiş, didaktik bir yapıta dönüşmesine neden oluyor.</p>
<p><figure id="attachment_2393" aria-describedby="caption-attachment-2393" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Trier-en-son-tartışmalara-konu-olan-Nymphomaniac-filmini-çekti..jpg" rel="attachment wp-att-2393"><img class=" td-modal-image wp-image-2393 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Trier-en-son-tartışmalara-konu-olan-Nymphomaniac-filmini-çekti..jpg?resize=640%2C370" alt="Trier, en son tartışmalara konu olan Nymphomaniac filmini çekti." width="640" height="370" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Trier-en-son-tartışmalara-konu-olan-Nymphomaniac-filmini-çekti..jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Trier-en-son-tartışmalara-konu-olan-Nymphomaniac-filmini-çekti..jpg?resize=300%2C173&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2393" class="wp-caption-text">Trier, en son tartışmalara konu olan Nymphomaniac filmini çekti.</figcaption></figure></p>
<p>Grace ve babasının filmin sonlarına doğru yaptıkları sohbetin ise üç saate yakın bir süre zarfında acıklı bir Türk filmi tadında izlenen Dogville için katalizör görevi gördüğünü düşünmekteyim. Fakat film için sette bir kasaba oluşturulması, olmayan kapılar varmış gibi tiyatral bir havanın yaratılması, sokak isimlerinin hatta Musa diye çağrılan köpeğin bile set zeminine tebeşirle çizilmesi fikri gerçekten çok yaratıcı. Lars von Trier’in diğer filmleri gibi Dogville’de de yönetmenliği olağanüstü başarılı. Nicole Kidman (Grace) başta olmak üzere filmin tüm oyuncularının performanslarına zaten söylenecek söz yok. Tom karakterini ise İngiliz aktör Paul Bettany canlandırmış. Bergman filmlerinde performansını sıklıkla izlediğimiz Harriet Andersson, Stellan skarsgård, James Caan ve Lauren Bacall filmde yer alan diğer isimlerden birkaçı. Son olarak film, en iyi Danimarka Film ödülü, en iyi kostüm ödülü, en iyi senaryo ödülü Avrupa film ödüllerinde en iyi sinematografi ödülü gibi birçok ödüle layık görüldü.</p>
<p><strong>Dogville Film Özeti</strong></p>
<p>Dogville, dogma 95 akımı ve çektiği aykırı filmlerle tanınan Lars Von Trierin Fırsatlar Ülkesi: Amerika üçlemesinin ( Dogville 2003, Manderley 2005, Washington)  ilk filmidir. Film dokuz bölümden oluşur ve her bölümde filmde yer alan farklı bir karakterin esas oyuncu (Grace) ile aralarındaki ilişkiye ışık tutulur. Filmde Grace adlı bir kadın mafyanın elinden kaçmak için şehrin uzağındaki bir kasabaya sığınır. Bunun için kasabanın sözü dinlenen insanı olan Tom’un da yardımını alır. Tom’un ısrarı sonucunda kasaba halkı kendi aralarında bir toplantı yaparlar ve onu iki haftalık bir deneme süresine tabi tutmaya karar verirler. Süre bitiminde olumlu karar verirlerse onunla birlikte yaşayacaklardır. Bu süre zarfında iki tarafta birbirini daha yakında tanımaya başlar. Filmde Grace adı gibi iyiliğin güzelliğin ve merhametin simgesi, Tom ise Grace için bir rehber ve akıl hocasıdır. Yönetmen bu metnin arka planında toplumsal ilişkilerin temelinde yatan baskı ve iktidar mekanizması ile Amerikan hegemonya tarihine göndermelerde bulunur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/lars-von-trier-sinemasi-ve-firsatlar-ulkesi-amerika-uclemesinin-ilk-filmi-dogville/">Lars Von Trier Sineması ve Fırsatlar Ülkesi: Amerika Üçlemesinin İlk Filmi Dogville</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/lars-von-trier-sinemasi-ve-firsatlar-ulkesi-amerika-uclemesinin-ilk-filmi-dogville/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2389</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kar Film Festivali 16 Mart’ta Başlayacak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kar-film-festivali-16-martta-baslayacak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kar-film-festivali-16-martta-baslayacak/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 23 Feb 2016 08:12:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[12. Uluslararası Kar Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Kar Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kar Film Festivali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2361</guid>
				<description><![CDATA[<p>Erzurum Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen Uluslararası Kar Film Festivali’nin 12.’si 16 Mart’ta başlıyor. İlki 2004 yılında gerçekleştirilen, televizyon ve sinema dünyasından birçok ünlü ismi ağırlayan 12. Uluslararası Kar Film Festivali bu yıl 16 – 18 Mart tarihleri arasında geniş bir katılım ile yapılacak. Her yılın Mart ayında Türkiye’den ve dünyanın farklı köşelerinden çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kar-film-festivali-16-martta-baslayacak/">Kar Film Festivali 16 Mart’ta Başlayacak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum <em>Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi </em>tarafından düzenlenen <strong>Uluslararası Kar Film Festivali</strong>’nin 12.’si <strong>16 Mart</strong>’ta başlıyor.</p>
<p>İlki 2004 yılında gerçekleştirilen, televizyon ve sinema dünyasından birçok ünlü ismi ağırlayan <strong>12. Uluslararası Kar Film Festivali </strong>bu yıl <u>16 – 18 Mart</u> tarihleri arasında geniş bir katılım ile yapılacak.</p>
<p>Her yılın Mart ayında Türkiye’den ve dünyanın farklı köşelerinden çok sayıda öğrenci ve akademisyenin katılımlarıyla gerçekleştirilen Uluslararası Kar Film Festivali, film oylamalarının online olarak gerçekleştirildiği tek festival olma özelliğini taşıyor.</p>
<p>Seminer, söyleşi, film gösterimleri ve çok sayıda etkinliğin yer aldığı festival kapsamında bir de kısa film yarışması yer alıyor.</p>
<p>Yoğun bir ilginin gözlendiği ve kurmaca, belgesel, deneysel, animasyon ile reklâm olmak üzere beş ayrı dalda filmlerin katılabildiği yarışma için <u>son başvuru tarihi ise yarışacağı 1 Mart.</u></p>
<p style="text-align: center;"><strong>&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>12. Uluslararası Kar Film Festivali Sonuçları</strong></p>
<p><strong>Kurgusal Film Kategorisi</strong></p>
<ol>
<li>Ferhat Barış Zengin: Mağrib</li>
<li>Karas Canisov: Yedi</li>
<li>Melodi Tözüm: Misofonya</li>
</ol>
<p><strong>Deneysel Film Kategorisi</strong></p>
<ol>
<li>Ezgi Büşra Çınar: Evcilik</li>
<li>Furkan Yazgeç: Ayna</li>
<li>Ezgi Büşra Çınar: Enkaz</li>
</ol>
<p><strong>Belgesel Film Kategorisi</strong></p>
<ol>
<li>Yavuz Selim Taşçıoğlu: Dağların Oğlu</li>
<li>Hayrulla Rahmatilla Uulu: Tatil</li>
<li>Ahmet Bikic: Misafir</li>
</ol>
<p><strong>Animasyon Film Kategorisi</strong></p>
<ol>
<li>Koray Söğüt: Meşin Yuvarlak</li>
<li>Özge Boz: Makas</li>
<li>Üçüncülük ödülü bulunmamaktadır.</li>
</ol>
<p><strong>Reklam Film Kategorisi</strong></p>
<ol>
<li>Reklam kategorisinde ödül alan film bulunmamaktadır.</li>
</ol>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kar-film-festivali-16-martta-baslayacak/">Kar Film Festivali 16 Mart’ta Başlayacak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kar-film-festivali-16-martta-baslayacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2361</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İntikamdan Doğan Bir Hareket: Diriliş (The Revenant)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 22 Feb 2016 07:51:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hazel Güney]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alejandro Gonzalez Innarıtu]]></category>
		<category><![CDATA[DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Innarıtu]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Lubezki]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Punke]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[sanat filmi]]></category>
		<category><![CDATA[şiirsel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[The Revenant]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Hardy]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2324</guid>
				<description><![CDATA[<p>İntikam soğuk yenen bir yemek, bazen de Tanrının inisiyatifine kalmış bir durum haline gelebilir. İnsanın insan üzerindeki sonsuz baskısı ve ezme içgüdüsü, sahip olduğumuz doğayı katlettiği gibi; sahip olduklarımızı da bizden çalabilir. İşte bu çalma dürtüsünün gerçekleştiği ilk andan itibaren, insan var olduğu kişiliğinden soyunup, yeni bir benlik kazanır. Tabii bu kazanılan benliğin altında toplumun [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/">İntikamdan Doğan Bir Hareket: Diriliş (The Revenant)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İntikam soğuk yenen bir yemek, bazen de Tanrının inisiyatifine kalmış bir durum haline gelebilir. İnsanın insan üzerindeki sonsuz baskısı ve ezme içgüdüsü, sahip olduğumuz doğayı katlettiği gibi; sahip olduklarımızı da bizden çalabilir. İşte bu çalma dürtüsünün gerçekleştiği ilk andan itibaren, insan var olduğu kişiliğinden soyunup, yeni bir benlik kazanır. Tabii bu kazanılan benliğin altında toplumun her kesimini etkileyecek ideolojik aygıtların da olduğunu ve bu her bir aygıtın, normun ve kavramın bir insandan çıkıp; milyonlarca insanı ve milyonlarca insanın geleceğini etkilediğini de unutmamız gerekir. İşte <strong>Alejandro Gonzalez Innarıtu</strong>’nun çektiği ve başrolünde <strong>Leonardo DiCaprio</strong>’nun olduğu <strong>The Revenant</strong> bizlere bu durumları sorgulatıyor.</p>
<p><figure id="attachment_2332" aria-describedby="caption-attachment-2332" style="width: 337px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg" rel="attachment wp-att-2332"><img class=" td-modal-image wp-image-2332 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?resize=337%2C209" alt="Leonardo DiCaprio, filmde muhteşem bir performans sergiliyor." width="337" height="209" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?w=337&amp;ssl=1 337w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?resize=300%2C186&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 337px) 100vw, 337px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2332" class="wp-caption-text">Leonardo DiCaprio, filmde muhteşem bir performans sergiliyor.</figcaption></figure></p>
<p>Alejandro Gonzalez Inarritu’nun <strong>Michael Punke</strong>’ın romanından yola çıkarak çektiği filmin konusu; Hugh Glass’ın  ayı yavrusunu avladığı sırada, anne ayının bunu fark etmesi ve Glass’ı ölümcül darbelerle yaraladıktan sonra; arkadaşlarının onu ölüme terk etmesi üzerine verdiği yaşam savaşını anlatıyor. Bu savaşı verirken aklındaki tek şey ise intikam duygusu oluyor.  Peki bu intikam duygusu doğa ile savaşan insanın mücadelesi esnasında ne kadar bize geçiyor?</p>
<p>Inarritu  filmi her zaman aşina olduğumuz macera filmlerinden ayrı bir yerde tutuyor. Glass oğlunun intikamını almak için aylarca doğa ile savaşmak, yaralarını iyileştirmek ve içindeki ateşi körüklemek için bir savaş veriyor. Karlarla kaplı dağlarda yürüyor, soğuk sularda yüzüyor, çiğ çiğ hayvanları yiyor.</p>
<p><figure id="attachment_2333" aria-describedby="caption-attachment-2333" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png" rel="attachment wp-att-2333"><img class=" td-modal-image wp-image-2333 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png?resize=480%2C268" alt="Diriliş, her ne kadar bir intikam temasıyla başlasa da asıl temayı filmin tamamına baktığımızda anlayabiliriz." width="480" height="268" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2333" class="wp-caption-text">Diriliş, her ne kadar bir intikam temasıyla başlasa da asıl temayı filmin tamamına baktığımızda anlayabiliriz.</figcaption></figure></p>
<p>Glass, yaşamak için ne gerekiyorsa yapıyor. Soğuktan donmamak için bir atın içinde uyumayı bile göze alıyor. Biz film boyunca pür dikkat kesiliyoruz ve ayrıca gerilim yaşıyoruz. Bunun etkisinde muhteşem çekimlerin ve doğa manzarasının etkisi de büyük. Fakat filmin başındaki ayı ile olan mücadele bizlere her ne kadar doğa ve insanın savaşını bir metafor olarak sunsa ve bunu Glass’ın intikamıyla bağdaştırsa da,  o intikam olayı bir yan anlam olarak kalıyor. Bir zaman sonra biz artık Glass’ın intikamına değil; Glass’ın yaşam mücadelesine tanık oluyoruz. Bu da ister istemez filmin “<em>intikam</em>” üzerine olan mottosunun kırılmasına neden oluyor.</p>
<p><figure id="attachment_2334" aria-describedby="caption-attachment-2334" style="width: 385px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg" rel="attachment wp-att-2334"><img class=" td-modal-image wp-image-2334 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg?resize=385%2C271" alt="Hayatta kalma mücadelesinde doğayla insanın acımasız savaşına tanık oluruz." width="385" height="271" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg?w=385&amp;ssl=1 385w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg?resize=300%2C211&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 385px) 100vw, 385px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2334" class="wp-caption-text">Hayatta kalma mücadelesinde doğayla insanın acımasız savaşına tanık oluruz.</figcaption></figure></p>
<p>İntikam olayına tekrar dönersek; Glass’ın ben zaten öldüm diyerek aslında psikolojik olarak da iç dünyasını yansıttığını ve onu yaşatan şeyin zaten oğlunu öldüren kişiden alacağı intikamı olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında her ne kadar beyaz olsa da, Glass’ın ölen oğlu aslında bir Kızılderili. Çünkü Glass bir pawnee kadınıyla evliydi. Buradan baktığımızda bu cümleler bizi; hem beyaz bir insanın dışlanan bir insanla evlenmiş olması ve her iki ötekiyi de kaybetmesi durumuyla,  hem de kendisinin karısı ve çocuğunun soyunu kurutanlarla çalışması ve hayvanları katletmesi durumlarındaki ikilemi yansıtmasıyla bizleri taraf olmaktan daha çok; dünyanın acımasızlığını sorgulamamıza neden oluyor Yani şu andan itibaren salt bireysel bir intikamdan bahsedebilir miyiz? Aslında konum ve sosyolojik normlar açısından da bir intikam söz konusu. Fakat bu noktada bu durumlar filmde bir eyleme değil, eylemsizliğe dönüşüyor. Bu da filmin sonlarına doğru bir tempo düşüklüğüne neden oluyor.</p>
<p><figure id="attachment_1690" aria-describedby="caption-attachment-1690" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg" rel="attachment wp-att-1690"><img class=" td-modal-image wp-image-1690 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=640%2C460" alt="Leonarda Dicaprio &quot;Diriliş&quot;" width="640" height="460" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=300%2C216&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=536%2C386&amp;ssl=1 536w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1690" class="wp-caption-text">Leonarda Dicaprio &#8220;Diriliş&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Diriliş için bir <em>sanat filmi</em> adlandırması da yapabiliriz. Bunun kesinlikle böyle bir kategoride incelenmesi gerekir diyemem. Fakat görüntü yönetmeni <strong>Lubezki</strong>’nin muhteşem doğa çekimleri, Inarritu’nun kamera açılarıyla birleşmesi; üzerine filmin çoğu zaman diyalogsuz olması ister istemez bu etkiyi yaratıyor.</p>
<p>Leonardo DiCaprio’nun performansı filmin başarısında önemli kilit  noktalarından biri. Çünkü gerek mimik, gerekse doğayla girdiği çetin mücadelede verdiği oyunculuk performansı bizi Glass’ın yaşam evrenine sokuyor. Aynı şekilde <strong>Tom Hardy</strong>’nin (Fizgerald) oyunculuğu da Leonardo DiCaprio kadar muazzam. Ekip olarak bir animasyon stüdyosunda çekmeyip, doğal ortamlarda gerçeklik içinde her şeyin çekilmiş olması da, filmin görsel olarak bizi tatmin etmesinin ötesinde, gerçekliğin tüm acımasızlığı ve doğallığını iyi bir diyalektik üzerinden verdiği için ayrı bir tatla bizi içine alıyor.</p>
<p>Beyazların gelişi ile Kızılderelilerin katledilmesi, onların doğasına müdahale edilmesi, modern dediğimiz insanların bunu yaparken kendilerinde hak görmesi ve hayvanların acımasızca öldürülmesi durumları filmin alt metinlerini tamamlıyor. Ama sonunda bir eksiklik hissiyati de uyanmıyor değil.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/">İntikamdan Doğan Bir Hareket: Diriliş (The Revenant)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2324</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Oscar’ın Şifreleri! Siyahîler, Kadınlar ve Eşcinseller</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 18 Feb 2016 12:24:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Töreni]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada siyahiler]]></category>
		<category><![CDATA[Siyahi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2291</guid>
				<description><![CDATA[<p>BENİM DE SİYAHÎ ARKADAŞLARIM VAR!            28 Şubat’ta 88.si düzenlenecek Oscar Ödül Törenleri öncesi ayrımcılık ve ırkçılık tartışmaları neredeyse törenleri gölgede bırakacak. Bu yıl siyahî sinemacıların hiçbir adaylık alamaması ve erkek egemen organizasyon tartışmaları iyice açığa çıkmış durumda. Oscar ödülleri 6bin akademi jüri üyesinin seçimleri sonucu veriliyor. Bu 6bin kişilik dev jürinin büyük çoğunluğunun beyaz ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/">Oscar’ın Şifreleri! Siyahîler, Kadınlar ve Eşcinseller</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BENİM DE SİYAHÎ ARKADAŞLARIM VAR!            </strong></p>
<p>28 Şubat’ta 88.si düzenlenecek <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi">Oscar Ödül Törenleri</a></strong> öncesi ayrımcılık ve ırkçılık tartışmaları neredeyse törenleri gölgede bırakacak. Bu yıl siyahî sinemacıların hiçbir adaylık alamaması ve erkek egemen organizasyon tartışmaları iyice açığa çıkmış durumda.</p>
<p>Oscar ödülleri 6bin akademi jüri üyesinin seçimleri sonucu veriliyor. Bu 6bin kişilik dev jürinin büyük çoğunluğunun beyaz ve erkek oluşu 21. yüzyılda hala çözülemeyen ayrımcılık ve ırkçılık konusunun hep sıcak tutulmasına neden oluyor.</p>
<p>Bu durumun bu sene sert şekilde eleştirilmesi ve birbiri ardına gelen töreni boykot haberleri sonrası Akademi bir dizi yeniliğe gitti. Kadınların ve farklı ırkların daha çok temsil edileceği bir yapı kurarak üzerindeki algıyı atma çabasında bir başarıya ulaşır mı bilemeyiz ama konuyu incelemek farz oldu!</p>
<p>Hollywood’da siyahîlere bakış açısı aslında birçok alt metin barındırıyor. Bunların en başında Amerika’nın geçmişine özür mahiyetinde çektiği filmler ve “köle zenci” hikâyelerini bir kenara bırakmamız gerekiyor. Zira bu tarz filmler çok iyi olmasa bile “beyaz adamın özrü” kategorisinde gereğinden fazla ödüllendirilebiliyor.</p>
<p><figure id="attachment_2293" aria-describedby="caption-attachment-2293" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg" rel="attachment wp-att-2293"><img class=" td-modal-image wp-image-2293 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Hollywood’un siyahi oyunculara bakış açısındaki en büyük yanlış siyahi oyuncuların sinemadaki yerlerini belirlerken oluşuyor." width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2293" class="wp-caption-text">Hollywood’un siyahi oyunculara bakış açısındaki en büyük yanlış siyahi oyuncuların sinemadaki yerlerini belirlerken oluşuyor.</figcaption></figure></p>
<p>Hollywood’un siyahi oyunculara bakış açısındaki en büyük yanlış siyahi oyuncuların sinemadaki yerlerini belirlerken oluşuyor. Çok büyük bir ihtimalle siyahî oyuncular sadece siyahî bir adam veya kadını oynamaları gerektiğinde filmlerde boy gösteriyor (Samuel L. Jackson, Denzel Washington, Morgan Freeman gibi oyuncuları bir kenara bırakırsak). Ağırlıklı rol dağılımı beyaz adamın çevresinde gelişen aksiyon, aşk, dram üzerine kurgulanıyor. Siyahî oyuncular ise bu hikayelerde ya yoklar ya da yan rol olarak karşımıza çıkıyorlar.</p>
<p>Hollywood (Dolayısıyla ABD) siyahîleri hala sıradan hayat akışının bir parçası halinde görme konusunda sıkıntılar yaşıyor. Başkanına kadar siyah bir ABD bunu nasıl başarıyor derseniz, toplumsal kodlarında bu realiteyi hala tam olarak oturtamamış olmaları bu sıkıntıyı doğuruyor.</p>
<p>Bu seneki törenlerin özelinde değinirsek; adaylığı alması gereken siyahî bir oyuncu ya da yönetmen var mıydı sorusunun çok net bir cevabı yok. Açıkçası çok spekteküler bir oyunculuk ya da yönetmenlik performansı görebilmiş değiliz. Buna rağmen bu sene siyahîlere birkaç adaylık verilseydi yine aynı tartışmalar doğar mıydı ondan da pek emin değilim. Bu sene aslında siyahî isyanın bahanesi oldu da diyebiliriz. İyi de oldu. Eleştiri geliştirir.</p>
<p><strong>HEYKELCİK BİLE ERKEKKEN KADINLAR…</strong></p>
<p>Beyaz adamın topraklarında kadınlar için de aynı sıkıntı söz konusu. Ancak kadınların sıkıntısı adaylıklar konusunda değil, adaylıkları belirlemek konusunda…</p>
<p>Akademi jürisinin %87’sini erkekler oluşturuyor. Kalan %13’de kadınlara ayrılmış durumda. Bu orantıya bakarsak törenlerin gidişatında kadınların söz hakkı yok denecek kadar az. Belirleyici bir faktör olamayan kadınlar toplumsal dışlanmışlığı yıkma çabasındalar. Hem siyahî hem de kadın olanların dertlerini anlatmıyorum bile. Gerçi Oscar’lı siyahî kadın oyuncu Whoopi Goldberg’e göre herhangi bir sorun yok. O, “e ben ödül aldım işte sizde bi hırtlık var” kafasında yaşıyor.</p>
<p>Akademi jürisinde yapılacak değişiklikle kadınların daha fazla söz sahibi olması amaçlanıyor. Gerçi heykelcik bile erkek. Tasarlarken unisex bir şey yapalım diye düşünülmemiş bile. Ama değişiklik sözü var Akademi’nin.</p>
<p>Peki ya olmazsa? Unutmayın, kadının elinin değmediği her şey yıkılmaya mahkûmdur. (Beyaz adam kadınlara hak verdi!)</p>
<p><strong>OOO EŞCİNSEL Mİ? ALIRIM BİR ADAYLIK!</strong></p>
<p>Tabi ki tüm bu tartışmalar olup biterken en son yıkılması düşünülen tabu olan eşcinsellik ise çoktan iktidara gelmiş durumda. Hayır, burada kişilerin cinsel tercihlerinden bahsetmiyorum. Bu sinemanın tartışılacak bir konusu değildir. Anlatmaya çalıştığım perdedeki eşcinsel hâkimiyet.</p>
<p>Bu sene Oscar törenlerinde izleyeceğimiz iki film bu konuda dikkat çekiyor. 4 dalda aday olan Danish Girl ve 6 adaylığı bulunan Carol. Danish Girl gerçek bir hikâyeden esinlenerek Eddie Redmayne’ın oynadığı Einar Wegeren karakterinin cinsel kimliğini sorguladıktan sonra erkek bedeninden sıyrılarak Lili Elbe olmasının hikayesini anlatıyor. Lili’nin gözyaşları içindeki kişilik bunalımı ve karısı Gerda’nın iki arada bir derede yardım mı etsem tiksinsem mi ikilemleri ile gelişen bir film. Çok mu iyi bir film derseniz “eh işte” der sıyrılırım işin içinden. Filmi Oscar’da arz-ı endam ettiren şey ise eşcinsel bireyin hikâyesini acıyla harmanlayarak anlatması. Tabi bunda gerçek bir hikâye olmasının da payı var diyebiliriz. Bir diğer film Carol’da ise Cate Blanchett’in oynadığı Carol karakteri ile Rooney Mara’nın oynadığı Therese karakteri arasındaki aşk hikâyesini izliyoruz. İki kadın arasında gelişen imkansız aşk, toplumsal baskı ve tabi ki Cate Blanchett’in olması Oscar adaylığını rahatlıkla beraberinde getirdi. Ancak açık konuşmak gerekirse filmin iki kadın arasında geçen bir ilişki olamsı dışında pek bir farklı yanı yok. Daha da açık konuşmak gerekirse filmde Cate Blanchett ve Rooney Maara arasındaki uzun süren sevişme sahnesi abartı bir hale getirilerek adaylık peşinde koşulmuş. Son tahlilde başarıya da ulaşıldı ve iki isim de Oscar’a aday gösterildi.</p>
<p>Hollywood’da bir hayalet gibi dolaşan “Eşcinsel Lobisi”nin başarısı diyebiliriz aslında bu iki filme. Evet, kötü film asla diyemeyiz ancak bir torpil geçildiği de kesin gibi görünüyor. İmitation Game, Dallas Buyer Club gibi filmler de son yıllarda bu konuyu işleyen filmlerdi ancak senaryonun ve kurgunun mükemmelliği bu filmleri başlı başına bir “film” olarak görmemizi sağlamıştı.</p>
<p>İşte bu yüzden Akademi bu sene “Lobi”nin gönlünü hoş tutma eğiliminde. Kim bilir belki de bu tartışmalar sayesinde 89. Oscar törenlerinde daha çok siyahî göreceğiz.</p>
<p>Zafer direnenlerin, baskı kurmayı bilenlerin olacak…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/">Oscar’ın Şifreleri! Siyahîler, Kadınlar ve Eşcinseller</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2291</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri Yayınlandı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dunya-yonetmenlerinden-sinema-dersleri-yayinlandi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dunya-yonetmenlerinden-sinema-dersleri-yayinlandi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 18 Feb 2016 07:49:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya yönetmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Oylum]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinematografi]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2286</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri&#8216;nde sinema dünyalarının kapısını aralayan 21 yönetmen bir araya getirildi. Rıza Oylum’un hazırladığı kitapta; Almanya, Arjantin, Çin, Filistin, Fransa, İtalya, İngiltere, İran, İsveç, Japonya, Kore, Polonya, Rusya, Mısır ve Yunanistan&#8216;dan yönetmenler var. Akira Kurosawa, Ingmar Bergman, Yusuf Şahin, Andrzej Wajda, Theodoros Angelopoulos, Andrey Tarkovski, François Truffaut, Fernando Solanas, Ken Loach, Bernardo Bertolucci, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunya-yonetmenlerinden-sinema-dersleri-yayinlandi/">Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri</em></strong><strong>&#8216;</strong>nde sinema dünyalarının kapısını aralayan 21 yönetmen bir araya getirildi. Rıza Oylum’un hazırladığı kitapta; <strong>Almanya, Arjantin, Çin, Filistin, Fransa, İtalya, İngiltere, İran, İsveç, Japonya, Kore, Polonya, Rusya, Mısır</strong> ve <strong>Yunanistan</strong>&#8216;dan yönetmenler var.</p>
<p><strong>Akira Kurosawa, Ingmar Bergman, Yusuf Şahin, Andrzej Wajda, Theodoros Angelopoulos, Andrey Tarkovski, François Truffaut, Fernando Solanas, Ken Loach, Bernardo Bertolucci, Krzysztof Kieslowski, Werner Herzog, Michael Haneke, Rainer Werner Fassbinder, Aleksandr Sokurov, Michel Khleifi, Zhang Yimou, Kim Ki-Duk, Wong Kar Wai, Cafer Penahi,</strong> ve <strong>Chan- Wook Park</strong>’ın sinema üstüne görüşleri ve önerileri bu kitapta okuyucuyu bekliyor.</p>
<p><figure id="attachment_2288" aria-describedby="caption-attachment-2288" style="width: 290px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/sinema-dersleri2.jpg" rel="attachment wp-att-2288"><img class=" td-modal-image wp-image-2288 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/sinema-dersleri2-290x300.jpg?resize=290%2C300" alt="Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri, Rıza Oylum, Seyyah Kitap" width="290" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/sinema-dersleri2.jpg?resize=290%2C300&amp;ssl=1 290w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/sinema-dersleri2.jpg?w=354&amp;ssl=1 354w" sizes="(max-width: 290px) 100vw, 290px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2288" class="wp-caption-text">Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri, Rıza Oylum, Seyyah Kitap</figcaption></figure></p>
<p><strong>Kim Ki Duk, Ken Loach, Rainer Werner Fassbinder, Werner Herzog, Michael Haneke, Cafer Penahi, Wong Kar Wai</strong> ve <strong>Zhang Yimou</strong>’nun kitaptaki ifadeleri Türkçeye ilk kez çevrildi. <strong>Zhang Yimou</strong>’nun kamera alma hikâyesi ise kitaptaki çarpıcı bölümlerden biri:</p>
<p>“<em>O zamanlar pek param yoktu, her ay sadece 5 yen kenara koyabiliyordum. Fakat bir kamera 188 yendi ve bu benim için çok paraydı. Bir kamera almak için en az 2-3 yıl çalışmalıydım. Bir yıl para biriktirdim ama olacak gibi gözükmüyordu. O sıralar para karşılığında kan bağışında bulunabiliyordunuz ve ben de öyle yaptım. 1974 yılının kasım ya da aralık ayıydı, hâlâ hatırlarım. Kanımı satıp yeni bir kamera aldım. Çekim yapmaya böyle başladım. Bu durumun sinema endüstrisiyle kurduğum ilk ilişki olduğunu söyleyebilirim.</em>”</p>
<p><strong>Zhang Yimou; “<em>Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri</em></strong>, sinemayı sadece film izlemek olarak görmeyenler için keyifle okunacak bir başvuru kaynağı olma iddiası taşıyor.”</p>
<ul>
<li><em>Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri, Rıza Oylum, Seyyah Kitap</em></li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunya-yonetmenlerinden-sinema-dersleri-yayinlandi/">Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dunya-yonetmenlerinden-sinema-dersleri-yayinlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2286</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SHAME / Ingmar Bergman: Savaşın Yıkıcılığı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/shame-ingmar-bergman-savasin-yikiciligi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/shame-ingmar-bergman-savasin-yikiciligi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 17 Feb 2016 07:33:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belce Örü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[ataerkillik]]></category>
		<category><![CDATA[Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[Bergman sineması]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[Ingmar Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[İskandinav sineması]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Liv Ullman]]></category>
		<category><![CDATA[oterite]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Shame]]></category>
		<category><![CDATA[Skammen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2274</guid>
				<description><![CDATA[<p>Shame (Skammen) filmi, Ingmar Bergman&#8216;ın sinemayı izleyicinin kurmacayla gerçeklik, hayalle gerçek arasındaki farkı hatırlaması ve film boyunca kendi içine dönmesi kendisiyle yüzleşmesi, filmle ilgili kendi çıkarımlarını yapması için yakın plan çekimlere çok fazla yer verdiği, kurguda sekanslar arası karartmaları daha sık kullandığı, gölge oyunlarına her zamankinden çok başvurduğu 5. dönem filmleri arsında yer alır. Bergman&#8217;ın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/shame-ingmar-bergman-savasin-yikiciligi/">SHAME / Ingmar Bergman: Savaşın Yıkıcılığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Shame (Skammen)</strong> filmi, <strong>Ingmar Bergman</strong>&#8216;ın sinemayı izleyicinin kurmacayla gerçeklik, hayalle gerçek arasındaki farkı hatırlaması ve film boyunca kendi içine dönmesi kendisiyle yüzleşmesi, filmle ilgili kendi çıkarımlarını yapması için yakın plan çekimlere çok fazla yer verdiği, kurguda sekanslar arası karartmaları daha sık kullandığı, gölge oyunlarına her zamankinden çok başvurduğu 5. dönem filmleri arsında yer alır. Bergman&#8217;ın gölge oyunlarına sıklıkla başvurmasının nedeni Jung&#8217;a göre gölgenin kişisel bilinçdışı olmasıdır. Toplumsal standartlara ve bizim ideal kişiliğimize uymayan tüm vahşi istekler ve duygulardır. Utanç duyduğumuz ve kendi hakkımızda bilmek istemediğimiz her&nbsp;şeydir. İçinde yaşadığımız toplum ne kadar dar ve kısıtlayıcı olursa, gölgemiz o kadar geniş olacaktır.</p>
<p>Filmde klasik müzik eğitimi almış keman çalarak hayatını sürdüren Rosenberg çifti savaş nedeniyle orkestraları dağıldığı için bir taşra kasabasında inzivaya çekilirler. Herhangi bir siyasi görüşe sahip değillerdir. Radyoları bozulmuştur ve kalabalıktan uzaktadırlar. Bu nedenle gündemi takip edemezler, savaşın yıkıcılığı hakkında filmin başlarında fikir sahibi değillerdir. Film belirsiz bir zamanda ve isimsiz bir ülkede geçmektedir. Eleştirmenlerin fikir birliğine vardıkları görüş filmin 2. dünya savaşında bir Avrupa ülkesinde geçtiğidir. Filmin Jan&#8217;ın rüyasıyla başlayıp Eva&#8217;nın rüyasıyla bitmesi, kahramanların savaşın yıkıcılığıyla erdemlerini korumakta zorlanmaları, savaş nedeniyle adeta hayatları üzerindeki kontrolü kaybedip yaprak gibi savrulmaları, kimin dost kimin düşman olduğu bilincinin kaybolması bununla birlikte silahın kimin elinde olduğu ve kime doğrultulduğunun da önemini yitirmesi filmin akışı içinde son kertede tüm bunların değersizleşmesi insan doğasına atıfta bulunularak anlatılmıştır. Dolayısıyla filmin hangi coğrafyada geçtiği ya da hangi savaştan bahsedildiğinin bir önemi yoktur. Burada özellikle tek bir savaşın ya da ülkenin öne çıkarılması engellemek istenmiş, genel geçer bir durum olduğu vurgulanmıştır. Belirsizlikle, dikkat çekilmek istenen bir diğer nokta karakterlerin hayatları üzerinde tam anlamıyla kontrol sahibi olamadıkları dolayısıyla da özgür olmadıklarıdır. Çift, askerler tarafından toplanma odasına götürüldüğünde Eva eşinin kulağına eğilerek filmin en can alıcı cümlelerini fısıldar;</p>
<p><em>&#8221;Bazen her şey bir rüya gibi geliyor. Benim gördüğüm değil de oynamak zorunda olduğum bir başkasının rüyası. Bizi rüyasında gören kişi uyandığında ve utanç duyduğunda ne olacak peki?&#8221;</em></p>
<p><figure id="attachment_2276" aria-describedby="caption-attachment-2276" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/shame-filmi.jpg" rel="attachment wp-att-2276"><img class=" td-modal-image wp-image-2276 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/shame-filmi.jpg?resize=640%2C480" alt="Film belirsiz bir zamanda ve isimsiz bir ülkede geçmektedir. Eleştirmenlerin fikir birliğine vardıkları görüş filmin 2. dünya savaşında bir Avrupa ülkesinde geçtiğidir." width="640" height="480" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/shame-filmi.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/shame-filmi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2276" class="wp-caption-text">Film belirsiz bir zamanda ve isimsiz bir ülkede geçmektedir. Eleştirmenlerin fikir birliğine vardıkları görüş filmin 2. dünya savaşında bir Avrupa ülkesinde geçtiğidir.</figcaption></figure></p>
<p>Rosenberg çifti diğer herkes gibi kendileri adına karar alıp veren üst otorite olan devlet (ulus-devlet) nedeniyle bir savaşa sürüklenmişlerdir. Bu konuşmadan Bergman&#8217;ın bir öldürüp bir dirilttiği ve her filminde hesaplaştığı Tanrı figürüne sitem ederek; kendisine Spinoza&#8217;nın meşhur &#8221;Tanrı kukla oynatıcısı değildir.&#8221; sözünü olumlu halde sual etmiş olabilir. Ve film boyunca aslında iki karakterin de rüyayla gerçek arasında gelgitler yaşamaları, filmin üzerindeki belirsizlik etkisinin artmasına neden olmuştur. Film Jan&#8217;ın Eva&#8217;ya gördüğü rüyayı anlatmasıyla başlar, Eva&#8217;nın Jan&#8217;a gördüğü rüyayı anlatmasıyla sona erer. Bu iki rüyanın üzerinde durmayı filmin bütünlüğü içerisinde karakterlerin isteklerini, arzularını, korkularını anlamak açısından faydalı olduğunu düşünüyorum. Daha da önemlisi Bergman&#8217;ın röportajlarında da söylediği gibi oluşturduğu karakterlerle ilgili öznel düşüncelerini (siyah- beyaz, iyi- kötü kadar net olmasa da)&nbsp; onlara karşı sevgisini öfkesini izleyiciyi rahatsız etmeyecek dozda filmin içine serpiştirdiği bir gerçektir. Shame filmindeki iki karakterle ilgili yönetmenin duruşunu anlamamız için filmde anlatılan rüyalar bize önemli ipuçları veriyor. Öncelikle iki karakter çalar saatin sesiyle şehre inmek için uyanıyor. Öncelikle Eva yataktan kalkıyor, sıcak su koyuyor sonrasında ayna karşında temizlenmeye başlıyor. Bu esnada Jan Eva&#8217;ya gördüğü rüyayı anlatıyor.</p>
<p><em>&#8221;Gerçekten çok tuhaf bir rüya gördüm. Eskisi gibi orkestradayken yanyana oturarak 4. Branderburg&#8217;un konçertosunun yavaşlayan kısmının provasını yapışımızı ve geride bıraktığımız tüm o şeyleri gördüm. Şimdiyse sadece bir kabusu hatırlar gibi hatırladığımız. Çalarken ağlamaya başladım ve ağlayarak uyandım.&#8221;</em></p>
<p>Eva umursamaz halde kayıtsızca Jan&#8217;ı dinliyor. Jan konçertonun yavaşlayan kısmını mırıldanmaya başladığında onun sözünü keserek ona traş olup olmayacağını soruyor. Jan da Eva&#8217;nın sorusunu eğer ısrar ediyorsan&#8230; diye cevaplandırıyor. Savaşın çift üzerindeki yıkıcı etkisini iyiden iyiye artırdığı ve Jan&#8217;ın dost olarak gördüğü, rosenberg çiftini, rütbesi sayesinde cezadan kurtaran Jacobi&#8217;nin Eva&#8217;yla ilişkisi olduğunu öğrendiği anda Jan tamamen değişiyor. Bu değişim anıda kameranın film boyunca sadece iki kez gösterdiği merdivenin üst kısmındaki kapalı bölümde gerçekleşiyor.</p>
<p>Bu yerin gösterildiği ilk sahnede Eva taşraya sıçrayan savaşın öldürücü etkisinin farkındalığına varıyor ve merdivenlerden yukarıya çıkıp bir süre orada bekliyor sonrasında Jan&#8217;a merdivenin üst kısmından bakıyor. Aralarındaki mesafeden ve Eva&#8217;nın konumundan onun Jan&#8217;ı küçümsediğini hatta aşağıladığını anlayabiliriz. Çiftin çocuklarının olmaması ve cinsel hayatlarının savaşın psikolojik baskısı nedeniyle yolunda gitmemesi, Jan&#8217;ın klasik erkek rol modelini oynamaması, erkek otorite boşluğu bu duruma neden olarak gösterilebilir. Bahsettiğim ikinci kısımda ise Jan çatıdaki bu bölmeye siniyor ve Eva&#8217;nın kendisini dostuyla aldatması üzerine ağlamaya başlıyor. Bu bağlamda filmin dinamiğini oluşturan ve film yönünü değiştiren yer bu bölmedir. Burası iki karakterinde rüyadan uyandığı kendisiyle yüzleştiği yerdir. Filmin başında tavuk bile kesmek ya da vurmak istemeyen Jan burada kendisiyle yüzleştikten sonra Jakobi&#8217;nin parasını çalıyor herkese yalan söylüyor ve Jacobi&#8217;yi &nbsp;öldürüyor. Bu değişimin nedenini sadece zedelenen erkeklik onuruyla açıklamak doğru değil. Film boyunca pompalanan, savaşın ve şiddetin toplumu ataerkil bir yapıya sürüklediği, bireyi şiddete daha da eğilimli hale getirdiği, saf güce dayalı dinamikleri öne çıkarttığı fikri Jan&#8217;ın değişimindeki en büyük etkendir. Bu değişimin sonucunda Jan bir asker kaçağını öldürüp üzerindeki üniformayı ve askerin botlarını alır. Eva&#8217;nın seninle gelmek istemiyorum blöfüne karşılık olarak burada kalman işleri kolaylaştırır yanıtını verir. Bir sonraki sahnede Jan önde ilerlerken Eva arkasında onu takip eder. Artık ipler Jan&#8217;ın eline geçmiştir, Eva, Jan&#8217;dan kendisinin koruyuculuğunu yapmasını talep eder ve ne olursa olsun onun peşinden gider.</p>
<p>Jan ile toplum arasındaki bağ kopmuş, topuma ve bireylere yön veren ahlak, din, hukuk kuralları gibi normlar savaş nedeniyle işlevini yitirmiştir. Tatminsizlik, hayatın anlamsızlığı ve değersizlik hissi film boyunca karakterler üzerinden izleyiciye aktarılır. Henrik İbsen&#8217;in eserlerinden ve düşüncelerinden oldukça etkilenen Ingmar Bergman filmlerinde anomi kavramının üzerinde durur ve bireyin toplumla olan ilişkisini sorgular. Shame filminde bu sorgulamanın anarşizme kaydığını söylemek mümkündür. Cepheye çağrılan bireylerin askerlikten kaçması, devletin bireyi piyon olarak kullandığı düşüncesinin hissettirilmesi ve Jan&#8217;ın eşiyle birlikte şarap satın aldıkları dükkanda konuşması esnasında Viyana Konfreansı&#8217;na atıfta bulunması Bergman&#8217;ın devlet otoritesini ve ulus devlet sistemini sorguladığının göstergesidir. Ayrıca çiftin şarap satın aldıkları dükkanda, dükkan sahibinin konuşmasında bahsettiği bireyin yalnızlığı, insanın ölümden ve ölümden sonra unutulmaktan korkuyor oluşu izleyiciye, bireyinde toplum kadar vatan ya da millet kavramları kadar hatta tüm bunlardan daha çok değerli olduğunu hissettirir. Antika bir eşya üzerine yapılan sohbet ve müzik sesi çifti hüzünlendirir, geçmişe özlem duymalarına neden olur, savaştan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır ve şuan ki durumu muhafaza etmek mümkün değildir. Bu nedenle mutlu oldukları bir anda zamanı dondurmak ya da geçmişe gitmek Rosenberg çiftinin film boyunca birleştikleri belki de tek ortak noktadır.</p>
<p><figure id="attachment_2277" aria-describedby="caption-attachment-2277" style="width: 288px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Shame-Skammen.png" rel="attachment wp-att-2277"><img class=" td-modal-image wp-image-2277 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Shame-Skammen.png?resize=288%2C216" alt="Bergman, Shame filminde olduğu gibi, diğer filmlerinde de belki de annesi Karin'e duyduğu büyük sevgiden dolayı tavrını hep kadınlardan yana koyar." width="288" height="216" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2277" class="wp-caption-text">Bergman, Shame filminde olduğu gibi, diğer filmlerinde de belki de annesi Karin&#8217;e duyduğu büyük sevgiden dolayı tavrını hep kadınlardan yana koyar.</figcaption></figure></p>
<p>Yönetmenin filmde bahsettiği bir diğer önemli husus, sanatçının toplumsal ya da siyasi olaylar karşısındaki duruşudur. Jan, rüyasında sanatına ve eski günlere duyduğu özlemden bahseder. Karısıyla birlikte olan Jocabi filmin bir bölümünde Jan&#8217;a açık bir şekilde sanatçı mısın yoksa hıyarın teki mi diye sorar. Jan da albaya sanatçıyım, yoksa hıyarın teki mi? &nbsp;diye cevap verir. Bunun üzerine albay bastonunu masaya sert bir şekilde vurarak: Sanatın kutsal özgürlüğü&#8230; Sanatın kutsal laçkalığı&#8230; cümlelerini kurar. Uzun bir sessizliğin ardından Jacobi, Rosenberg çiftine bakarak alaycı bir şekilde gidip bir işeyeyim der. Aslında tüm bu alaycılığın ve şiddetin altında yönetmenin öfkesini açık bir şekilde görürüz. Yönetmen sanatçıların iktidar yüzünden özgür olamadığını, baskı altında kalarak korktuğunu, bu nedenle toplumsal veya siyasi sorunlara eserlerinde değinmediklerini, değinseler bile taraflı bir dil kullandıklarını kısacası iktidar yalakalığı yaptıklarını ifade etmek ister. Fakat tüm bu eleştiri sadece sanatçıya ya da otoriteye yapılan bir eleştiri değil aynı zamanda bizzat Jan karakterinin korkak, kaypak ve ikiyüzlü olmasına da yapılmış bir eleştiridir. Ya da Ingmar Bergman&#8217;ın söylemek istediklerini aktarması için böyle bir karakter biçilmiş kaftandır. Bergman militarizmden olduğu kadar; &nbsp;karakterlerin basit bir hayattan zevk alıp, şarap içerek gündemden uzak kalıp apolitik hatta tamamen duyarsız bir duruş sergilemelerinden de utanç duyar.&nbsp; Toplumdan ve siyasetten uzak duran üst kesimi temsil eden iki sanatçının taşrada tarımla ilgilenirken savaşın yıkıcılığıyla yüzleşmesi içlerinde bulundukları durumu daha da vahim hale getirmiştir. Rosenberg çiftinin evlerinin yakınında uçaktan atlayan karşı ülke askerlerinin evlerine baskın yapması, Eva&#8217;yı tartaklayarak kamera karşısında ondan siyasi görüşünü ve savaş hakkındaki düşüncelerini söylemesini istemesi üzerine Eva ile Jan&#8217;ın çevreleriyle ilgili farkındalıklarının ne kadar düşük olduğu ortaya çıkar. Eva radyolarının bozuk olduğunu, hiçbir siyasi görüşe sahip olmadıklarını savaşla ilgili hiçbir şey bilmediklerini sadece savaşın çok uzun sürdüğünü ve bir an önce bitmesini istediklerini dile getirir. Askerler Eva&#8217;nın söylediklerini montajlayarak ülke geneline yayarlar. Bunun üzerine Rosenberg çifti düşman askerlere yardım etmeleri gerekçeleriyle tutuklanır. İronik bir şekilde bu kez de kendi ülkelerinin askeri tarafından şiddete maruz kalırlar.</p>
<p>Bergman, Shame filminde olduğu gibi, diğer filmlerinde de belki de annesi Karin&#8217;e duyduğu büyük sevgiden dolayı tavrını hep kadınlardan yana koyar. Shame&#8217;de &nbsp;Eva akıllı, mantıklı, güçlü, sabırlı, olgun; Jan ise çocuksu, bencil bir karakterdir ve Eva&#8217;ya göre daha silik ve arka plandadır.</p>
<p>Yönetmen filmde her iki cins üzerinden de karakterlerin iniş, çıkışlarını ruhsal bunalımlarını, varoluş sıkıntılarını, izleyiciye aktarmada çok başarılı. Keza oyuncuların performansları da öyle. Özellikle Eva karakterini oynayan ve Bergman&#8217;ın filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz bir yüz olan Liv Ullman oyunculuğuyla göz dolduruyor. Doğal ve minimal oyunculuğu izleyici de karakterin gerçekliğine olan inancı arttırıyor.</p>
<p>Filmin sonlarına doğru Rosenberg çifti bir teknenin içinde denizin ortasında kapana kısılmışlardır. Burada yönetmen sık sık ekranı karartır. Uçsuz bucaksız denizin ortasında varoluş sıkıntısının tüm yıkıcılığı, savaşın ve hayatın anlamsızlığı kurgudaki karartmalarla birlikte izleyicideki umutsuzluk hissinin yükselmesine neden olur. Yorgunluk içinde teknedeki kısıtlı yiyeceklerle beslenen bir kadın görüntüsünden sonra tekne sahibinin kaçması ya da intihar etmesi sonrasında ise askerlerin cesetlerinin suyun üstündeki görüntüsü ekrana verilir&#8230; Final sahnesinde Eva Jan&#8217;a gördüğü rüyayı anlatır.</p>
<p>“…Ve sonra yüksek bir duvarın yanına geldim, üstü güllerle kaplanmıştı. Ve sonra bir uçak geldi ve bütün gülleri ateşe verdi. Çok güzel olduğu için o kadar da korkunç değildi. Sudaki yansımalarını seyrettim. Ve güllerin nasıl yandığını gördüm. Ve kollarımda küçük bir kız vardı. Kızımızdı. Bana sıkıca sarıldı ve yanağıma değen dudaklarını hissettim. Ve tüm bu zaman boyunca birinin söylemiş olduğu bir şeyi hatırlamam gerektiğini biliyordum… ama unutmuştum.”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/shame-ingmar-bergman-savasin-yikiciligi/">SHAME / Ingmar Bergman: Savaşın Yıkıcılığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/shame-ingmar-bergman-savasin-yikiciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2274</post-id>	</item>
		<item>
		<title>2016 BAFTA Ödülleri Sahipleri Açıklandı: “Diriliş” Yine Zirvede!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/2016-bafta-odulleri-sahipleri-aciklandi-dirilis-yine-zirvede/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/2016-bafta-odulleri-sahipleri-aciklandi-dirilis-yine-zirvede/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 15 Feb 2016 22:53:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[2016 BAFTA]]></category>
		<category><![CDATA[2016 BAFTA Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[69. BAFTA Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alejandro González Iñárritu]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[BAFTA]]></category>
		<category><![CDATA[BAFTA 2016]]></category>
		<category><![CDATA[BAFTA 2016 Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[BAFTA Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Brie Larson]]></category>
		<category><![CDATA[Carol]]></category>
		<category><![CDATA[DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Gizli Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Inarritu]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz Film Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kate Winslet]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Mad Max]]></category>
		<category><![CDATA[Mad Max: Fury Road]]></category>
		<category><![CDATA[ödül töreni]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinematografi]]></category>
		<category><![CDATA[Star Wars]]></category>
		<category><![CDATA[Star Wars: Güç Uyanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[The Revenant]]></category>
		<category><![CDATA[Todd Haynes]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2261</guid>
				<description><![CDATA[<p>Oscar ödüllerinin son habercisi olarak bilinen İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) ödüllerinin 2016 sahipleri belli oldu. Alejandro González Iñárritu’nun yönetmenliğini yaptığı 19. yüzyıl Amerika sınırında yaşanan destansı hayatta kalma mücadelesini konu alan Diriliş (The Revenant) filmi ödül sezonuna damga vurmaya devam ediyor. 2016 Oscar’ında kazandığı 12 dalda adaylıkla ödül sezonuna damga vuracağının sinyallerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/2016-bafta-odulleri-sahipleri-aciklandi-dirilis-yine-zirvede/">2016 BAFTA Ödülleri Sahipleri Açıklandı: “Diriliş” Yine Zirvede!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Oscar ödüllerinin son habercisi olarak bilinen <strong>İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA)</strong> ödüllerinin 2016 sahipleri belli oldu.</p>
<p><strong>Alejandro González Iñárritu</strong>’nun yönetmenliğini yaptığı 19. yüzyıl Amerika sınırında yaşanan destansı hayatta kalma mücadelesini konu alan <em>Diriliş (The Revenant)</em> filmi ödül sezonuna damga vurmaya devam ediyor. 2016 Oscar’ında kazandığı 12 dalda adaylıkla ödül sezonuna damga vuracağının sinyallerini veren The Revenant, BAFTA 2016 Ödülleri’nde kazandığı 5 ödülle bir kez daha rüştünü ispatladı.</p>
<p><figure id="attachment_2262" aria-describedby="caption-attachment-2262" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dicaprio-inarritu.jpg" rel="attachment wp-att-2262"><img class=" td-modal-image wp-image-2262 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dicaprio-inarritu.jpg?resize=600%2C400" alt="Leonardo DiCaprio ve Alejandro González Iñárritu 2016 yılından çok şeyler bekliyor gibi." width="600" height="400" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dicaprio-inarritu.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dicaprio-inarritu.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dicaprio-inarritu.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2262" class="wp-caption-text">Leonardo DiCaprio ve Alejandro González Iñárritu 2016 yılından çok şeyler bekliyor gibi.</figcaption></figure></p>
<p><strong>2016 BAFTA Ödülleri </strong>töreninde<strong> Leonardo DiCaprio</strong>’nun başrolünde yer aldığı <strong>Diriliş (The Revenant)</strong> gecenin yıldızı olurken, <strong>Todd Haynes</strong>&#8216;ın büyük beklenti yaratan <strong>Carol</strong>&#8216;ı 9 dalda adaylık kazanmasına rağmen eve eli boş döndü.</p>
<p><strong>İngiliz Film Akademisi</strong>’nin dağıtmış olduğu ödüllerde çok fazla sürpriz yaşanmadı. &nbsp;14 filmin farklı dallarda ödül kazandığı törende Diriliş En İyi Yönetmen, En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu başta olmak üzere 5 dalda ödülü aldı.</p>
<p><figure id="attachment_1747" aria-describedby="caption-attachment-1747" style="width: 275px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mad-Max-Fury-Road.jpg" rel="attachment wp-att-1747"><img class=" td-modal-image wp-image-1747 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mad-Max-Fury-Road.jpg?resize=275%2C183" alt="Mad Max: Fury Road" width="275" height="183" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mad-Max-Fury-Road.jpg?w=275&amp;ssl=1 275w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mad-Max-Fury-Road.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 275px) 100vw, 275px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1747" class="wp-caption-text">Mad Max: Fury Road</figcaption></figure></p>
<p>Teknik dallar ağırlıklı olarak <strong>Mad Max: Fury Road</strong>&#8216;un egemenliği altında kalırken, <strong>Star Wars: Güç Uyanıyor</strong> da ödül kazanmayı başardı. <strong>69. BAFTA Ödülleri</strong>’nde Mad Max: Fury Road teknik dallar da dahil olmak üzere toplam 4 ödül almayı başardı.</p>
<p>Amerikalı aktris <strong>Brie Larson</strong> ise &#8220;<strong>Gizli Dünya (Room)</strong>&#8221; filmindeki performansıyla en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı.</p>
<p>Diğer bir yandan <strong>Kate Winslet</strong>, Altın Küre’den sonra 2016 BAFTA Ödülleri’nde de yardımcı kadın oyuncu ödülünü kazandı.</p>
<p>İngiltere&#8217;nin başkenti Londra&#8217;daki tarihi kraliyet opera binasında yapılan ödül töreni öncesi kırmızı halıda renkli görüntüler yaşandı. <em>Leonardo DiCaprio, Kate Winslet, Eddie Redmayne, Cate Blanchett, Julianne Moore, Matt Damon, Mark Ruffalo, Steven Spielberg</em> gibi ünlüler birbirinden şık kıyafetlerle kırmızı halıda boy gösterdi.</p>
<p><strong>69. BAFTA Ödülleri’nin kategorileri ve tüm kazananları şu şekildedir:</strong></p>
<ul>
<li><strong>EN İYİ FİLM</strong>: The Revenant (Diriliş)</li>
<li><strong>EN İYİ YÖNETMEN</strong>: Alejandro González Iñárritu – The Revenant (Diriliş)</li>
<li><strong>EN İYİ ORİJİNAL SENARYO</strong>: Tom McCarthy &amp; Josh Singer – Spotlight</li>
<li><strong>EN İYİ UYARLAMA SENARYO</strong>: Adam McKay &amp; Charles Randolph –The Big Short (Büyük Açık)</li>
<li><strong>EN İYİ ERKEK OYUNCU</strong>: Leonardo DiCaprio – The Revenant (Diriliş)</li>
<li><strong>EN İYİ KADIN OYUNCU</strong>: Brie Larson – Room</li>
<li><strong>EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU</strong>: Mark Rylance – Bridge of Spies (Casuslar Köprüsü)</li>
<li><strong>EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU</strong>: Kate Winslet – Steve Jobs</li>
<li><strong>EN İYİ ÖZGÜN MÜZİK</strong>: Ennio Morricone – The Hateful Eight</li>
<li><strong>EN İYİ SİNEMATOGRAFİ</strong>: The Revenant (Diriliş) – Emmanuel Lubezki</li>
<li><strong>EN İYİ KURGU</strong>: Mad Max: Fury Road – Marget Sixel</li>
<li><strong>EN İYİ YAPIM TASARIMI</strong>: Mad Max: Fury Road – Colin Gibson &amp; Lisa Thompson</li>
<li><strong>EN İYİ KOSTÜM DİZAYNI</strong>: Mad Max: Fury Road – Jenny Beavan</li>
<li><strong>EN İYİ MAKYAJ</strong>: Mad Max: Fury Road – Lesley Vanderwalt &amp; Damian Martin</li>
<li><strong>EN İYİ SES</strong>: The Revenant</li>
<li><strong>EN İYİ GÖRSEL EFEKT</strong>: Star Wars: The Force Awakens</li>
<li><strong>YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM</strong>: Wild Tales – Damian Szifron</li>
<li><strong>EN İYİ BELGESEL</strong>: Amy – Asif Kapadia &amp; James Gay-Rees</li>
<li><strong>EN İYİ ANİMASYON</strong>: Inside Out (Ters Yüz)</li>
<li><strong>EN İYİ İNGİLİZ FİLMİ</strong>: Brooklyn</li>
<li><strong>EN İYİ ÇIKIŞ (İNGİLİZ YAZAR &amp; YÖNETMEN &amp; YAPIMCI)</strong>: Naji Abu Novar (Yönetmen-Senarist), Rupert Lloyd (Yapımcı)</li>
<li><strong>EN İYİ KISA ANİMASYON</strong>: Edmond</li>
<li><strong>EN İYİ KISA FİLM</strong>: Operator</li>
<li><strong>YÜKSELEN YILDIZ ÖDÜLÜ</strong>: John Boyega</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_1690" aria-describedby="caption-attachment-1690" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg" rel="attachment wp-att-1690"><img class=" td-modal-image wp-image-1690 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=640%2C460" alt="Leonarda Dicaprio &quot;Diriliş&quot;" width="640" height="460" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=300%2C216&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=536%2C386&amp;ssl=1 536w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1690" class="wp-caption-text">Leonarda Dicaprio &#8220;Diriliş&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Altın Küre Ödülleri’nin ardından BAFTA Ödülleri’nde de The Revenant (Diriliş)’in öne çıktığı net bir şekilde gözüküyor. Bunun haricinde yine Altın Küre ve BAFTA’ya bakarak teknik kategorilerde Mad Max: Fury Road filminin büyük bir yarış içinde olduğu belli olacaktır. Bakalım tüm sinemaseverlerin merakla beklediği 2016 Oscar Ödülleri, BAFTA 2016’dan sonra nasıl bir seyir izleyecek. Hep beraber yaklaşan bu anı bekliyoruz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/2016-bafta-odulleri-sahipleri-aciklandi-dirilis-yine-zirvede/">2016 BAFTA Ödülleri Sahipleri Açıklandı: “Diriliş” Yine Zirvede!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/2016-bafta-odulleri-sahipleri-aciklandi-dirilis-yine-zirvede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2261</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İçinde Yaşadığım Deri &#038; Tarantula</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 12 Feb 2016 16:23:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Banderas]]></category>
		<category><![CDATA[Elena Anaya]]></category>
		<category><![CDATA[İçinde Yaşadığım Deri]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Mygale]]></category>
		<category><![CDATA[Pedro Almodovar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim film]]></category>
		<category><![CDATA[Tarantula]]></category>
		<category><![CDATA[Thierry Jonquet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2199</guid>
				<description><![CDATA[<p>İspanyol Sineması’na Genel Bakış 1936-39 İspanya İç Savaşı’nın genellikle İkinci Dünya Savaşı’nın provası olarak adlandırılışı gibi, İspanya’nın Francoculuktan demokrasiye şaşırtıcı bir hızla geçişi de 1945’i izleyen Soğuk Savaş paradigmasının ani çöküşünün habercisi olarak görülebilir. İspanyol Sineması sadece 1975’de Faranco’nun ölümünden sonra değil, önceki yıllarda da İspanya’nın demokrasiye geçişinde önemli bir rol oynamıştır. Sımsıkı kapalı olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/">İçinde Yaşadığım Deri &amp; Tarantula</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İspanyol Sineması’na Genel Bakış</strong></p>
<p>1936-39 İspanya İç Savaşı’nın genellikle İkinci Dünya Savaşı’nın provası olarak adlandırılışı gibi, İspanya’nın Francoculuktan demokrasiye şaşırtıcı bir hızla geçişi de 1945’i izleyen Soğuk Savaş paradigmasının ani çöküşünün habercisi olarak görülebilir. İspanyol Sineması sadece 1975’de Faranco’nun ölümünden sonra değil, önceki yıllarda da İspanya’nın demokrasiye geçişinde önemli bir rol oynamıştır. Sımsıkı kapalı olan İspanya, 1950’lerden itibaren yabancı etkilere açılmaya başlarken yeni bir İspanyol Sineması da dünya sahnesine çıkıyordu.</p>
<p>Yeni  İspanyol Sineması 1960’larda Garcia Escudero’nun , Farga tarafından  sinemanın yeni genel müdürü olarak yeniden atanıp bu sanat sinemasını  yurtdışında resmen tanıtacağı günlerde ‘’ Sinema bir bayraktır, bu bayrağı yükseltmeliyiz …Hollywood’u kendi alanında (ticari sinema ) yenemiyorsanız Avrupa alanında aklınızı kullanarak yenebilirsiniz.’’ diyerek tanıttığı bir terimdi. Ne var ki muhalif sinemacılar için baş düşmen hala içeride sansür dayatmayı sürdüren Francocu rejimdi.</p>
<p>1970’lerin başı, Franco’nun ölümünden önceki beş altı yıllık dictablanda denilen ılımlı diktatörlük dönemi İspanyol sanatçıların devlet sansürüne karşı yeni mücadeleler başlatıp Yeni İspanyol Sineması’nın dünya çapındaki büyük başarılarından bazılarını kazandığı bir dönemdi.</p>
<p>1980’lere geldiğimizde İspanyol tv’sinin reklam satışları, bu dönemde diğer ülkelere kıyasla daha hızlı bir büyüme oranıyla yediye katlandı. Bu artış, sinema sayısında alarm veren bir azalmayla birlikte, sinemaya gidenlerin sayısında keskin bir gerilemeye yol açtı. Yabancı filmlerin daralan pazardan pay alışı durumu iyice kötüleştiriyordu. 1985’ e gelindiğinde İspanyol filmleri, 1970’teki %30’luk paya karşılık, iç pazarın sadece %17,5’ini kapsıyordu ve on yılın sonunda bu rakam %10a dek geriledi. İspanya’nın tüm bölgelerinden sinemacılar, özellikle bölgesel dillerinin ve kültürlerinin ifade edilmesi artık yasak olmadığı için Kastilyalı egemenliğinden çok Katalan ve Basklı yönetmenleri tehdit eden bu şiddetli mali krizle başa çıkmak zorundaydı.</p>
<p>1982’de yeni seçilen Felipe Gonzales başkanlığındaki sosyalist hükümet, sosyalist sanatsal özgürlük döneminin başlangıcını belirtircesine, sinemacı Pilar Miro’yu sinema genel müdürlüğüne atadı ve Miro hemen krizi çözmeye koyuldu. Miro 1983’te çok az İspanyol filminin iç pazarda hayatta kalabileceğini fark etti ve bu yüzden yabancı filmlere karşı İspanyol filmlerini koruyup devlet yardımlarını önemli ölçüde arttıran yeni bir yasayı yürürlüğe koydu. Yine de İspanyol film üretimi büyük bir hızla düşüşünü sürdürdü.(1989 ‘da kırkyedi filmle gelmiş geçmiş en düşük sayısına ulaştı.);artışlar sadece üretim maliyetleri ve hükümet harcamalarındaydı. Miro’yu eleştirenler ona,’’kendi isteklerine düşkün’’ sanatçıları piyasanın gerçekliklerini ve İspanyol izleyicilerin değişen zevklerini görmezden gelmeye teşvik ettiği şeklinde saldırmaktaydı.</p>
<p>Değişim zamanıydı ve değişim aşağıdaki sözlerin sahibi Pedro Almodovar tarafından sağlandı:</p>
<p>‘’Benim filmlerim… Franco öldükten- özellikle 1977’den sonra İspanya’da doğan yeni bir mantaliteyi temsil eder….Herkes artık İspanya’da her şeyin farklı olduğunu duymuştur….ama bu değişimi İspanyol sinemasında bulmak kolay değildir…..benim filmlerimde İspanya’nın nasıl değiştiği görülür…çünkü şimdi Arzu’nun Yasası gibi bir film yapmak mümkündür.</p>
<p>Almodovar espanolada’nın yerine farklı kalıplara girebilen cinselliği, büyük bir liberalleşme sürecine giren Franco sonrası İspanya için yeni bir kültürel klişe olarak yerleştirmeyi başardı. Böylece merkezi, marjinal diye tanımlayarak çökertti ve bu müdahale, ironik bir biçimde İspanyol sinemasının dünya pazarında marjinallikten çıkmasına yardım etti. Gerçekten de 1991’de Variety. İspanya’nın ABD’ye ihraç ettiği  gelmiş geçmiş  en iyi onüç filmden altısını Almodovar’ın yönettiğini bildirecekti.</p>
<p><figure id="attachment_2204" aria-describedby="caption-attachment-2204" style="width: 583px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg" rel="attachment wp-att-2204"><img class=" td-modal-image wp-image-2204 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg?resize=583%2C325" alt="Pedro Almodovar" width="583" height="325" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg?w=583&amp;ssl=1 583w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg?resize=300%2C167&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 583px) 100vw, 583px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2204" class="wp-caption-text">Pedro Almodovar</figcaption></figure></p>
<p><strong>Pedro Almodovar </strong><strong>(d. 24 Eylül 1949):</strong> Uluslar arası alanda tanınmış film yönetmenlerinden olan Almadóvar, filmlerinde melodram öğeleri sıklıkla kullanmaktadır. Filmleri, kompleks anlatımlar, popüler kültür, popüler şarkılar, güçlü renkler ve kuvvetli bir dekor anlayışıyla göze çarpmaktadır.</p>
<p>Almodovar’ın tanıtacağmız filmi olan İçinde Yaşadığım Deri, Tarantula isimli kitaptan senaryolaştırılmıştır. Antonio Banderas&#8217;ın doktor rolünde olağanüstü bir performans sergilediği film de kitap kadar ilgi çekicidir.</p>
<p><figure id="attachment_2211" aria-describedby="caption-attachment-2211" style="width: 234px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg" rel="attachment wp-att-2211"><img class=" td-modal-image wp-image-2211 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg?resize=234%2C215" alt="Thierry Jonquet" width="234" height="215" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg?w=234&amp;ssl=1 234w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg?resize=233%2C215&amp;ssl=1 233w" sizes="(max-width: 234px) 100vw, 234px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2211" class="wp-caption-text">Thierry Jonquet</figcaption></figure></p>
<p>Polisiye ve suç romanlarıyla tanınan Fransız yazar Thierry Jonquet’in en ünlü kitabı olarak kabul edilen (1954-2009) “Tarantula” (Orijinal ismi “Mygale”) 1995’te yayımlanmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_2205" aria-describedby="caption-attachment-2205" style="width: 599px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2205"><img class=" td-modal-image wp-image-2205 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=599%2C396" alt="PedroAlmodóvar - Tarantula" width="599" height="396" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?w=599&amp;ssl=1 599w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=300%2C198&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 599px) 100vw, 599px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2205" class="wp-caption-text">PedroAlmodóvar &#8211; Tarantula</figcaption></figure></p>
<p>Tarantula” bir intikam romanıdır. İntikamcının klasik refleksi olarak , edinilen amaç aynı şeyi karşı tarafa yaşatmak.. Aynı acıyı ona da tattırmak. Bu bazen fiziksel olarak mümkün olabilir. Adalet sistemi izin vermese de fizik yasaları müsade eder. İçine intikam ateşi düşmüş zihin sağlıklı düşünemez. Adaleti kendisi sağlamaya kalkarak karşı atak denebilecek simetrik suçu ince ince planlar. Bazen de karşı tarafa aynı deneyimi yaşatmak fiziksel olarak mümkün değildir. Ancak intikamcı bir estetik cerrahsa, fiziksel koşulları intikamı mümkün kılacak biçimde yeniden düzenleyebilir. Normal şartlarda fantezi boyutunda kalacak planı elindeki neşterle çizerek soğukkanlılıkla hayata geçirebilir.</p>
<p><figure id="attachment_2203" aria-describedby="caption-attachment-2203" style="width: 150px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale.jpg" rel="attachment wp-att-2203"><img class=" td-modal-image wp-image-2203 size-thumbnail" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale-150x150.jpg?resize=150%2C150" alt="Thierry Jonquet &quot;MYGALE&quot;" width="150" height="150" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale.jpg?resize=184%2C185&amp;ssl=1 184w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2203" class="wp-caption-text">Thierry Jonquet &#8220;MYGALE&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Dr. Ledgard’ın çok sevdiği karısı bir trafik kazası sonucu yanarak bütün güzelliğini kaybediyor. Bu durum Dr. Ledgard’ı ‘yapay deri’ üretme çalışmaları yapmaya itiyor ancak karısını kaybettiği güzelliğine geri döndürmek için yaptığı deneyler henüz sonuç bulmadan karısı intihar ediyor. Annesinin ölümüne tanık olduğu için sorunlu bir yaşam süren kızları Norma’nın bir düğün sırasında tecavüze uğraması ise asıl olayları başlatan ve bu talihsiz serüvenler dizisini ateşleyen olay oluyor. Tecavüze uğrayan kızının geçirdiği travma onu da tıpkı annesi gibi intihar ile biten bir sonuca götürürken Dr. Ledgard’ı intikama yönlendiren süreç başlamış oluyor.</p>
<p><figure id="attachment_2206" aria-describedby="caption-attachment-2206" style="width: 197px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2206"><img class=" td-modal-image wp-image-2206 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-197x300.jpg?resize=197%2C300" alt="Tarantula filmi, psikolojik gerilim filmidir." width="197" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula.jpg?resize=197%2C300&amp;ssl=1 197w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 197px) 100vw, 197px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2206" class="wp-caption-text">Tarantula filmi, psikolojik gerilim filmidir.</figcaption></figure></p>
<p>Almodovar filmlerinde daha öncede gördüğümüz (Tutkunun Kanunu, Yüksek Topuklar, Kötü Eğitim, Kırık Kucaklaşmalar) önemli temalarından olan ‘tek bedende iki kimlikli yaşam’ meselesi ‘İçinde Yaşadığım Deri’de bir level atlayıp bu duruma hapsedilme ve zorunda kalmışlıkla Vera’nın nezdinde yer bulurken karakterin yaşadığı bu bedensel dönüşümün, özünde nasıl bir karşılık bulacağı sorgulanıyor.  Vera’nın bedensel dönüşümü gerçekleşirken televizyonda keşfettiği yoga dersleri sayesinde gerçek benliğini içinde koruma felsefesiyle karşılaşması aslında filmin vermek istediği mesajın bir özeti niteliğinde…</p>
<p>Thierry jonquet ‘in Mygale (tarantula) adlı romanını incelediğimizde kitabın örümcek, zehir ve av olmak üzere üç bölümden oluştuğunu görüyoruz. Kitap genel bir anlatımla giriş gelişme ve sonucu bize verirken bir yandan da döngüsel kurgularla olay örgüsünü güçlendirmektedir;  ki bu Pedro Almodovar’ın kitaptan uyarladığı İçinde Yaşadığım Deri filminin biçimsel özellikleri açısından da ortaklık teşkil etmektedir. Filmde zaman kavramı başta karışık gibi gelse de şimdiki zamanla başlayıp altı yıl öncesine gidip sonrasında yine şimdiki zamanı anlatmaktadır. Romanın ana karakterleri üzerinden gidecek olursak estetik cerrah olan Lafargue romanda daha sert mizaçla çıkarken karşımıza, filmde zaman zaman Eve’e merhamet gösterdiği oluyor.  Romandaki karakterin isminin Eve olması da ismini Havva anadan almış olmasıdır Burada kısaca bir yücelik atfedilmiştir yalnız burada Eve aracılığıyla da Lafargue’ye tanrısal güç betimlenmiştir. Filmde Lafargue’nin ismi Dr Ledgard ve Eva’nın ismi de Vera olarak çıkıyor karşımıza.</p>
<p><figure id="attachment_2210" aria-describedby="caption-attachment-2210" style="width: 189px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2210"><img class=" td-modal-image wp-image-2210 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula-189x300.jpg?resize=189%2C300" alt="Thierry Jonquet - Tarantula" width="189" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula.jpg?resize=189%2C300&amp;ssl=1 189w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula.jpg?w=440&amp;ssl=1 440w" sizes="(max-width: 189px) 100vw, 189px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2210" class="wp-caption-text">Thierry Jonquet &#8211; Tarantula</figcaption></figure></p>
<p>Kitaptaki detaylı betimlemeler filmde de sık sık karşımıza çıkarken.  Almodovar mekan renklerini, ışığı gerçeğe oldukça yakın sahnelemişken bir o kadar da görsel zevki ön plana çıkarıyor.</p>
<p>Filmde ve romanda da bahsi geçen Lafargue’nin kızı Normanın tecavüze uğramasının ardından yatırıldığı klinikte geçirdiği sinir krizleri kitapta oldukça iyi betimlenirken. Filmde kan donduran ama acıtasyona sebep olmayan hisler uyandırıyor. Kitapta Norma’ya tecavüz edilirken olaya sonradan eklenen Alex Filmde karşımıza çıkmıyor.</p>
<p>Kitapta gerilim ve irrite edici durumlar ön plandayken filmde biraz daha yumuşatılmış haliyle karşımıza çıkıyor. Örnek verecek olursak işkence sahnelerinin görselleri kitapta oldukça iyi betimlenirken. Filmde başlatılıp gerisi seyircinin hayal gücüne bırakılmış durumda.</p>
<p><figure id="attachment_2209" aria-describedby="caption-attachment-2209" style="width: 717px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg" rel="attachment wp-att-2209"><img class=" td-modal-image wp-image-2209 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg?resize=640%2C360" alt="Tarantula (İçinde Yaşadığım Deri)" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg?w=717&amp;ssl=1 717w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2209" class="wp-caption-text">Tarantula (İçinde Yaşadığım Deri)</figcaption></figure></p>
<p>Son olarak da söylenmeli ki ara sıra araya giren senaryo akışı romana haraket katmaktadır.</p>
<p><figure id="attachment_2207" aria-describedby="caption-attachment-2207" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg" rel="attachment wp-att-2207"><img class=" td-modal-image wp-image-2207 size-large" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas-1024x554.jpg?resize=640%2C346" alt="Antonio Banderas" width="640" height="346" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg?resize=1024%2C554&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg?resize=300%2C162&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2207" class="wp-caption-text">Antonio Banderas</figcaption></figure></p>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<ul>
<li>Ü. İLEF RADYO TV SİNEMA BÖLÜMÜ Çağdaş Dünya Sineması Ders Okumaları 1</li>
<li>Jonquet, Thierry ‘’Tarantula(Mygale) ‘’</li>
<li>Kinder, Marsha ‘’Pleasure and the New Spanish’’</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_2201" aria-describedby="caption-attachment-2201" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2201"><img class=" td-modal-image wp-image-2201 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?resize=640%2C426" alt=" Pedro Almodóvar2ın Tarantula filmi birçok anlamdan dünyta sinema tarihine geçmiştir." width="640" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2201" class="wp-caption-text">Pedro Almodóvar2ın Tarantula filmi birçok anlamdan dünyta sinema tarihine geçmiştir.</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_2208" aria-describedby="caption-attachment-2208" style="width: 819px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg" rel="attachment wp-att-2208"><img class=" td-modal-image wp-image-2208 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?resize=640%2C426" alt="Elena Anaya" width="640" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?w=819&amp;ssl=1 819w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2208" class="wp-caption-text">Elena Anaya</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_2200" aria-describedby="caption-attachment-2200" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg" rel="attachment wp-att-2200"><img class=" td-modal-image wp-image-2200 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?resize=640%2C427" alt="Antonio Banderas ve Elena Anaya &quot;Tarantula&quot;" width="640" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2200" class="wp-caption-text">Antonio Banderas ve Elena Anaya &#8220;Tarantula&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/">İçinde Yaşadığım Deri &amp; Tarantula</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2199</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yedinci Kıta ve Haneke Sineması</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yedinci-kita-ve-haneke-sinemasi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yedinci-kita-ve-haneke-sinemasi/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 11 Feb 2016 16:17:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belce Örü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Haneke]]></category>
		<category><![CDATA[Haneke sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Haneke]]></category>
		<category><![CDATA[modern insanın yalnızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tektipleşme]]></category>
		<category><![CDATA[The Seventh Continent]]></category>
		<category><![CDATA[yabancılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız insan]]></category>
		<category><![CDATA[Yedinci Kıta]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2175</guid>
				<description><![CDATA[<p>Haneke, filmlerinde modern insanın bunalımlarını ve sorunlarını gerçeklik arayışı içinde işler. Michael Haneke politik filmler yapmadığını söylese de kendisinin izleyiciyi rahatsız etme ve filmlerinde konu edindiği olaylar üzerinde onları düşündürme amacının politik bir düzlemde gerçekleştiğini söylersek hata etmiş olmayız. Seyircilere filmlerini huzursuz seyirler dileyerek sunan yönetmen işlediği konuları daha çok teorik bir çerçevede ele alıp [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yedinci-kita-ve-haneke-sinemasi/">Yedinci Kıta ve Haneke Sineması</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Haneke, filmlerinde modern insanın bunalımlarını ve sorunlarını gerçeklik arayışı içinde işler. <strong>Michael Haneke</strong> politik filmler yapmadığını söylese de kendisinin izleyiciyi rahatsız etme ve filmlerinde konu edindiği olaylar üzerinde onları düşündürme amacının politik bir düzlemde gerçekleştiğini söylersek hata etmiş olmayız. Seyircilere filmlerini huzursuz seyirler dileyerek sunan yönetmen işlediği konuları daha çok teorik bir çerçevede ele alıp filmlerinde her zaman izleyiciyle kamerası arasına bir duvar örmeyi tercih etmiştir. Bu bağlamda izleyicinin kendisini filmdeki karakterlerin yerine koyması ve onları içselleştirmesi zordur.</p>
<p>Yönetmen izleyiciyi duygusal anlamda sarsarken anlattıklarının ajitasyona kaymamasını ve gerçekliğin soğuk duş etkisiyle senaryonun çarpıcılığının etkisinin artmasını istemektedir. Yönetmen bireyin kendi kendisine yabancılaşmasını, duygularından ve içsel motivasyon dinamiklerinden uzaklaştırılma sürecini daha çok orta sınıf üzerinden işlemeyi tercih eder. Küreselleşme ve kapitalizmin etkilerini en iyi orta sınıf üzerinde gözlemleyebileceğimiz için yönetmenin tercihini bu yönde yaptığını düşünmekteyim. Bireysel varoluş sürecini tamamlayamadan sisteme entegre olmak için ırk, grup, aile, inanç gibi normlara tutunan modern insan sanayi toplumunun bir parçası haline gelmiştir. Geçiş sürecinin izleri ise orta sınıf üzerinde daha keskin şekilde yer etmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_2176" aria-describedby="caption-attachment-2176" style="width: 276px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/haneke-sinemasi.jpg" rel="attachment wp-att-2176"><img class=" td-modal-image wp-image-2176 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/haneke-sinemasi.jpg?resize=276%2C182" alt="Michael Haneke: Yedinci Kıta (The Seventh Continent)" width="276" height="182" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/haneke-sinemasi.jpg?w=276&amp;ssl=1 276w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/haneke-sinemasi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/haneke-sinemasi.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 276px) 100vw, 276px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2176" class="wp-caption-text">Michael Haneke: Yedinci Kıta (The Seventh Continent)</figcaption></figure></p>
<p>Yönetmenin orta sınıf Avustralyalı bir ailenin parçalanmasını konu alan filmi <strong>Yedinci Kıta (The Seventh Continent)</strong>&#8216;yı Haneke’nin sinemadaki tavrının anlamlandırılması açısından çok önemli buluyorum. Yönetmenin en başarılı filmlerinden biri olduğunu düşündüğüm yedinci kıtanın Haneke’nin ilk sinema filmi olması manidar. 1970 yılından beri, hem sinema, hem televizyon için yönetmen ve senarist olarak çalışan Haneke 1989 yılında “Der Siebente Kontinent / Yedinci Kıta“ ile&nbsp;Locarno Uluslararası Film Festivali’nde Ernest Artaria Ödülü’ne layık görülmesinin ardından, çeşitli festivallerde yine yönetmen ve senarist olarak ödüller aldı. İlk sinema filminin ardından adından hayli söz ettiren ve eleştirmenlerden övgüler alan yönetmen &nbsp;“Duygusal Buzlaşma” adını verdiği üçlemesinin ilk filmi&nbsp;” Der Siebente Kontinent / Yedinci Kıta”&nbsp;ile&nbsp;1989′da başlamıştır. Üçleme 1992 yapımı&nbsp;“Benny’s Video / Benny’nin Videosu“&nbsp;ve Haneke’nin iki yıl sonra çektiği&nbsp;“71 Fragmente einer Chronologie des Zufalls / Bir Şans Kronolojisinin 71 Parçası“&nbsp;ile tamamlandı.</p>
<p>Yedinci Kıta&#8217;da izlediğimiz aile hayatın anlamsızlığı karşısında konformizme sırtını dayamış bu nedenle de otomotikleşmiş, yalnızlaşmış ve duygusal anlamda yozlaşmaya uğramıştır. Hayatla tüm bağları kopmuş yaşama enerjisi, motivasyonu kalmamış bir ailenin topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmek için sabah 6 da kalkıp işe giderken taktıkları maske üzerlerine yapışmıştır. Düşünsel edilgenlik içine girmiş herkes gibi toplumun kendilerine yüklediği sorumlulukları sorgusuzca yerine getirmektedirler. Evi ise daha küçük bir çocuktur ve insan doğasına aykırı bir şekilde sıraya hapsolarak tüm gün ders dinlemesi onu rahatsız etmektedir. Kişisel özgürlüğünden feragat etmek için yeterince büyümemiş, toplum tarafından tektipleştirilen kuralları tanıyan onları uygulayan birey haline dönüşmemiştir. Dolayısıyla hocasının uyarılarına rağmen içsel rahatsızlığı fiziksel hale bürünür ve derste nedensizce kaşınmaya başlar. Yönetmenin sistemden duyduğu rahatsızlık böylece Evi’nin kaşıntı krizlerinde kendisini gösterir.</p>
<p>Filmin başlarında sıklıkla eşyalara yakın çekim uygulanması hatta diyaloglar devam ederken bile kameranın aynı çekime devam etmesi insanların mekanikleşmesine sıradan bir eşya haline gelmesine yönelik bir tepki içerir.&nbsp; Buradaki bir önemli detay daha insanların yaptıkları iş her neyse bunu sadece yapmış olmak için ya da ödev olduğu için yapmaları ve yaptıkları edimden haz almamalarıdır. Filmin ilk sahnelerinde ailenin sabah kahvaltısına yine yakın çekim eşliğinde tanıklık ederiz. Çeşit çeşit yiyeceğin çatal bıçakla kurallar silsilesi etrafında büyük bir resmiyet içerisinde yenmesi filmin sonlarına doğru belli bir bilinç seviyesine ulaşılmasıyla ailenin evde kalan az miktarda yiyeceği büyük bir iştahla kuralsızca hazla yemesine dönüşecektir. Filmle ilgili değinmek istediğim bir diğer önemli nokta modern insanın içine düştüğü yalnızlık, kendisine yabancılaşması ve yönetmenin ifade ettiği şekliyle kent insanın duygusal buzlaşma sürecine girmesidir. Filmde bu duruma verilecek en açık iki örnekten birincisi Evi’nin annesinden daha fazla sevgi talep ettiği bu uğurda kör taklidi yaptığı sahnelerdir. Annesinin kendisiyle daha çok ilgilenmesini isteyen Evi göz doktoru olan annesine kör olduğu yalanını söyler ve annesine yalan söylediğini itiraf etmesiyle annesi tarafından tokatlanır. Evi’nin kendisine olan güvensizliği toplumun en küçük faşizan kurumu olan aile tarafından böylece perçinlenmiş olur. Yine de çocuğun yalnızlığı ve sevgisizliği birçok filmde olduğu gibi yedinci kıtada da büyük bir yanılgı içerisinde sadece anne- çocuk ilişkisi üzerinden resmedilir. İkinci örnekte ise tüm aile yemek masasında toplanmış gündelik hayatlarıyla ilgili yüzeysel bir sohbetin içindeyken Evi’nin dayısı birdenbire ağlamaya başlar ve kafasını Anna’nın göğsüne dayar. Tüm aile buna bir anlam veremese de onu yatıştırmaya çalışırlar.</p>
<p>Son olarak yönetmenin seyirciyi sık sık ekranı karartarak filmden uzak tutma çabaları George ve Anna çiftinin trafik kazasında ölen başka bir aileyi görmesiyle son bulur. O andan itibaren yönetmen seyircinin sıkılgan ve tepkisiz ruh halinden sıyrılıp duygusal olarak sarsılmasını ister. Araba yıkama sahnesinde çiftin hayatlarının anlamsızlığını fark ederek ağlamaya başladıkları sahneden itibaren evdeki tüm eşyaları kırıp dökmelerine kadar geçen sürede yönetmen filmdeki potansiyel enerjiyi yükseltir ve seyircinin aynı şekilde içinde biriktirdiği öfkenin dozunu arttırmasını ister. İzleyicinin kafasında oluşan acaba intihardan başka bir çözüm yolu bulunamaz mıydı ya da intihar bir kurtuluş mudur sorularını ve karakterlerle aynı anda içselleştiremedikleri intihar kararını yönetmen 3. Kişilerin aileyi sürekli rahatsız etmesi ve mahremiyetlerini ihlal etmeleri sayesinde meşru kılmaya çalışır. Ev telefonunun hiç susmaması, evin kapısına dayanan görevlilerin aileyi telefonlarını açık tutmaları konusunda uyarmaları insanların kendi hayatlarıyla ilgili aldıkları en temel kararlarda bile kamu düzenini gözetmeleri gerektiği düşüncesinin dayatılmasından duyduğu rahatsızlığı yönetmenin ifade ediş şeklidir. Ve bu örnekler film içinde beklide göreceli olarak ani gelişen ve inandırıcılığı tartışılır olan intihar kararının bile seyirci tarafından onaylanmasının sağlamıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yedinci-kita-ve-haneke-sinemasi/">Yedinci Kıta ve Haneke Sineması</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yedinci-kita-ve-haneke-sinemasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2175</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Liza’nın Laneti &#8220;Gumiho&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/lizanin-laneti-gumiho/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/lizanin-laneti-gumiho/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 10 Feb 2016 09:03:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hesna Mıllık]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[!f İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[!f İstanbul 2016]]></category>
		<category><![CDATA[!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[15. !f İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[15. İstanbul Bağımsız Filmler Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Gumiho]]></category>
		<category><![CDATA[Károly Ujj Mészáros]]></category>
		<category><![CDATA[Liza the Fox Fairy]]></category>
		<category><![CDATA[Mónika Balsai]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2162</guid>
				<description><![CDATA[<p>Baş rolde Mónika Balsai oynadığı “Liza the Fox Fairy” adlı çalışma Károly Ujj Mészáros’un ilk filmi olup 15. İstanbul Bağımsız Filmler Festivali (!f İstanbul)’nde gösterime girecek olan ve bence en dikkat çekici filmlerden. Fantasporto ve Seattle gibi festivallerde önemli ödüllerle dönen yapıt, Macar yapımı. Bu fantastik filmden biraz bahsetmek gerekirse Liza’nın gerçek aşk arayışını uzak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/lizanin-laneti-gumiho/">Liza’nın Laneti &#8220;Gumiho&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Baş rolde <strong>Mónika Balsai</strong> oynadığı “<strong>Liza the Fox Fairy</strong>” adlı çalışma <strong>Károly Ujj Mészáros</strong>’un ilk filmi olup <strong>15. İstanbul Bağımsız Filmler Festivali (!f İstanbul)</strong>’nde gösterime girecek olan ve bence en dikkat çekici filmlerden.</p>
<p>Fantasporto ve Seattle gibi festivallerde önemli ödüllerle dönen yapıt, Macar yapımı. Bu fantastik filmden biraz bahsetmek gerekirse Liza’nın gerçek aşk arayışını uzak doğu efsanesi olan Gumiho ile harmanlanmış. Gumiho, Güney Kore ve Japon efsanesidir. Aslında çoğu uzak doğu film ve dizilerinde sıkça karşılaştığımız bir konu. Efsaneyi ele alacak olursak,  Gumiho Mun-su ormanın da yalnız yaşayan bir kızdır. &#8216;Kumiho Kız Bedeninde Keşfedildi&#8217; isimli Çin şiirinde de hikayesi anlatılmaktadır. Birçok kılığa bürünebilen Gumiho erkekleri baştan çıkarıp onları öldürdükten sonra ruhları ile beslenir. Ve bir gün gerçek aşkı ile karşılaşır ise bu lanet bozulur. Gumiho, özgür kalıp gerçek aşkı ile mutlu mesut yaşar.</p>
<p><figure id="attachment_2163" aria-describedby="caption-attachment-2163" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/liza-the-fox-large.jpg" rel="attachment wp-att-2163"><img class=" td-modal-image wp-image-2163 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/liza-the-fox-large.jpg?resize=600%2C325" alt="Mónika Balsai oynadığı “Liza the Fox Fairy” adlı çalışma Károly Ujj Mészáros’un ilk filmidir." width="600" height="325" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/liza-the-fox-large.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/liza-the-fox-large.jpg?resize=300%2C163&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2163" class="wp-caption-text">Mónika Balsai oynadığı “Liza the Fox Fairy” adlı çalışma Károly Ujj Mészáros’un ilk filmidir.</figcaption></figure></p>
<p>Filmde bundan hareketle gerçek aşkı arayan Liza’nın hikayesine şahit oluyoruz. Liza’nın hasta bakıcılık yaptığı kadının ölmesi ile hikaye başlıyor. Liza, okuduğu Japon aşk romanından çok etkilenir ve kendisinde 30 yaşına geldiğinde kitapta ki karakter gibi aşkı bulacağını sanır. Fakat işler onun sandığından daha da zordur. Liza’nın gerçek aşk arayışına bir de Gumiho laneti eklenince başına gelmeyen kalmaz. Yakınlaştığı tüm erkeklerin ölmesi Liza’yı kısır bir döngü içerisinde bırakır. Aslında bu erkeklerin ölmesi kurgu içinde bir nevi ona kolaylık sağlamakta olup gerçek aşkı bulmasında yol gösterici olur.</p>
<p>Gerçek aşkı bulamanın o kadar kolay olmadığını anlatan film, fedakarlığa da değinmiş. Filmin sonuna gelindiğinde aşkı adına birçok zahmete göğüs geren polis memuru için, Liza’yı lanetinden kurtarmak zor olsa da aşkın yanına fedakârlığı da eklemesiyle lanetin zincirini kırmayı başarıyor.</p>
<p>Gösterildiği yerlerde ödülle dönen film ilginç konusuyla, rengârenk sunumuyla, izleyicileri içine çeken kurgusuyla izlenmeye değer.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/lizanin-laneti-gumiho/">Liza’nın Laneti &#8220;Gumiho&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/lizanin-laneti-gumiho/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2162</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Hitchcock Klasiği: Öldüren Hatıralar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 09 Feb 2016 13:02:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Figen Güntürk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[determinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Freud]]></category>
		<category><![CDATA[Gregory Peck]]></category>
		<category><![CDATA[Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[Ingrid Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[kült film]]></category>
		<category><![CDATA[North By Northwest]]></category>
		<category><![CDATA[Öldüren Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[psikanalitik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Psycho]]></category>
		<category><![CDATA[Rear Window]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud]]></category>
		<category><![CDATA[The Birds]]></category>
		<category><![CDATA[Vertigo]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2151</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gerilim janrının zihinsel olarak izleyicisini en zorlayan alt türü olarak psikolojik gerilimi gösterebiliriz. Genelde stabil olmayan duygusal durumlara sahip ana karakterlerin yer aldığı ve gizemli hikayelerin anlatıldığı psikolojik gerilim filmleri bu açıdan izleyiciyi korku öğelerine çok girmeden anlatısı ile diken üstünde bırakır. Hiç şüphesiz gerilim film yönetmenleri arasında sayacağımız usta yönetmen Alfred Hitchcock’tur. Alfred Hitchcock; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/">Bir Hitchcock Klasiği: Öldüren Hatıralar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gerilim janrının zihinsel olarak izleyicisini en zorlayan alt türü olarak psikolojik gerilimi gösterebiliriz. Genelde stabil olmayan duygusal durumlara sahip ana karakterlerin yer aldığı ve gizemli hikayelerin anlatıldığı psikolojik gerilim filmleri bu açıdan izleyiciyi korku öğelerine çok girmeden anlatısı ile diken üstünde bırakır.</p>
<p><figure id="attachment_2152" aria-describedby="caption-attachment-2152" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Alfred-Hitchcock.png" rel="attachment wp-att-2152"><img class=" td-modal-image wp-image-2152 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Alfred-Hitchcock-300x252.png?resize=300%2C252" alt="Psikolojik gerilim film türünün usta yönetmeni Alfred Hitchcock." width="300" height="252" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2152" class="wp-caption-text">Psikolojik gerilim film türünün usta yönetmeni Alfred Hitchcock.</figcaption></figure></p>
<p>Hiç şüphesiz gerilim film yönetmenleri arasında sayacağımız usta yönetmen <strong>Alfred Hitchcock</strong>’tur. Alfred Hitchcock; Psycho, North By Northwest, Vertigo, Rear Window, The Birds gibi kült filmleriyle tanınır. 70&#8217;e yakın filmi mevcuttur. Yönettiği filmlerden 37 tanesinde çok kısa rollerde şöyle bir göründü. Cameo roller de denen bu roller nerede ise Hitchcock&#8217;un bir imzası haline gelmişti. Bunların ortalama süresi birkaç saniyeyi geçmiyordu. Cameo bir film oyun gibi gösteri sanatlarında insanlar tarafından çok bilinen birinin kısa süre ile görülmesine denir.</p>
<p>Alfred Hitchcock&#8217;un bana göre ilk 5&#8217;e giren filmlerinin arasında Öldüren Hatıralar yerini alır. <strong>Öldüren Hatıralar</strong> başrollerini <strong>Ingrid Bergman</strong> ve <strong>Gregory Peck</strong>&#8216;in paylaştığı 1945 yapımı psikolojik gerilim filmdir. 1950 yılında Türkiye&#8217;de sinemalarda gösterilmiştir.</p>
<p>Filmin konusu psikiyatri ve psikanaliz üzerine kuruludur. Alfred Hitchcock Öldüren Hatıralarda Sigmund Freud&#8217;un psikanaliz teorileriyle bir cinayet çözümlemesi yapıyor. Hitchcock&#8217;un düş sekansları için ressam Salvador Dali ile çalıştığı bu film göreve yeni atanan müdürünü bekleyen bir akıl hastanesinde başlıyor. Hitchcock bu filmde cameosunu Ingrid Bergman&#8217;ın gittiği otelin lobisinde asansörden puro içerek çıkan adam olarak yapar.</p>
<p>Filmin öyküsü psikanalizin iki temel ilkesini destekler görünmektedir. Bunlardan ilki olan nedensellik ya da psişik determinizme göre insanın hiçbir davranışı nedensiz ya da rastgele degildir.</p>
<p><figure id="attachment_2154" aria-describedby="caption-attachment-2154" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Öldüren-Hatıralar.png" rel="attachment wp-att-2154"><img class=" td-modal-image wp-image-2154 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Öldüren-Hatıralar.png?resize=300%2C226" alt="Alfred Hitchcock &quot;Öldüren Hatıralar&quot;" width="300" height="226" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2154" class="wp-caption-text">Alfred Hitchcock &#8220;Öldüren Hatıralar&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Yapılan her davranışın söylenen her sözün bir nedeni vardır ve bu neden insanın çevresiyle ilgili olmaktan çok iç dünyasıyla ilgilidir. Bu iç dünya bilinç dışı sistemlerdir ve bilinçdışının varlığı da psikanalitik kuramın ikinci temel ilkesidir. Toplum tarafından kabul edilmeyen düşünceler, arzular ve istekler travmatik deneyimler ve acı veren duyguların psikolojik bastırma yoluyla bilinçdışında depolandığını söyleyen Freud&#8217;a göre bilinçdışının varlığı rüyalar, hipnoz, serbest çağrışım, dil sürçmeleri, unutkanlıklar gibi zihin kontrolünün ortadan kalktığı anlarda kanıtlanabilir. Nevrozların kaynağında bilinçdışı çatışmalar bulunmaktadır. Kişinin davranışlarının yaşadığı travmaların daha eski deneyimleriyle ve hatta çocukluğuyla ilgili olması filmde John&#8217;un geçmişiyle her şeyi bilinçdışına atmasında kendini gösterir. Constance ve hocası bu bilinçdışı çatışmaları çözmek için John&#8217;un rüyalarına başvururlar. &#8211; psikanalizde büyük rol alan rüya analizleri psikanalizin babası olarak adlandırdığımız Sigmund Freud ve öğrencisi Carl Gustav Jung&#8217;un hastalarının tedavisinde sıklıkla kullandığını hepimiz biliriz &#8211; Constance&#8217;n hocası rüyalar için tam olarak şu cümleyi kurmuştur &#8220;rüyalar saklamaya çalıştığın şeyi söylerler ama bunu bulmacanın parçaları gibi karışmış bir halde sunarlar&#8221;. John&#8217;un rüya sahneleri hikayedeki gizemi ortaya çıkarmasında olduğu kadar sürrealist ressam Salvador Dali tarafından tasarlanmış olması bakımından da oldukça ilgi çekicidir. Filmin sonunda John&#8217;un rüyası Constance ve asıl katil olan Dr. Murchison tarafından analiz edilir. Rüyadaki pek çok sembol John&#8217;un travmasıyla ilgili göndermeler taşımaktadır. Örneğin; kumarhanedeki gözlerle süslü perde klinikteki doktorlar ve peşlerindeki polisleri, çatıdaki maskeli adam katili, elindeki tekerlek silahı ve John yokuş aşağı koşarken peşinden gelen kuş ise Cebrail&#8217;i temsil etmektedir. Film birçok dalda aday gösterilmiştir.</p>
<ul>
<li>En iyi müzik</li>
<li>En iyi yardımcı erkek oyuncu</li>
<li>En iyi sinematografi</li>
<li>En iyi siyah beyaz film</li>
<li>En iyi film</li>
<li>En iyi özel efekt</li>
<li>En iyi kadın oyuncu</li>
</ul>
<p>Her ne kadar bireyin hayatında hatıralar öldürücü darbeleri yapsa da Tanrı&#8217;nın içimizde var oluşu kadar gereklidir.</p>
<p>Yaşamın basamaklarında hatıralar ve sanatla her daim adım atmak umudu ile&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/">Bir Hitchcock Klasiği: Öldüren Hatıralar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2151</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yerli Animasyonda Büyük Adım: Kötü Kedi Şerafettin</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yerli-animasyonda-buyuk-adim-kotu-kedi-serafettin/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yerli-animasyonda-buyuk-adim-kotu-kedi-serafettin/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 06 Feb 2016 12:57:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nurullah Levent Tanıl]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Mümtaz Taylan]]></category>
		<category><![CDATA[Anima İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[antikahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Ünal]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Üstün]]></category>
		<category><![CDATA[Demet Evgar]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü Kedi Şerafettin]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Kazak]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüm Gürses]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[yerli animasyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2107</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kötü Kedi Şerafettin; dönemin karikatür dergilerinde en fazla takip edilen karakterlerden biri olmuştur. Bülent Üstün’ ün 1996 yılından itibaren düzenli olarak çizmiş olduğu kahraman, ülkemiz insanını yansıtan kültürü, takındığı sokak jargonu ve alkole olan düşkünlüğü sayesinde belli bir kesim tarafından efsane olarak benimsenip günümüze kadar popülerliğini korumayı başardı. Astığım astık, kestiğim kestik olan bıçkın kedimizin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yerli-animasyonda-buyuk-adim-kotu-kedi-serafettin/">Yerli Animasyonda Büyük Adım: Kötü Kedi Şerafettin</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kötü Kedi Şerafettin</strong>; dönemin karikatür dergilerinde en fazla takip edilen karakterlerden biri olmuştur. Bülent Üstün’ ün 1996 yılından itibaren düzenli olarak çizmiş olduğu kahraman, ülkemiz insanını yansıtan kültürü, takındığı sokak jargonu ve alkole olan düşkünlüğü sayesinde belli bir kesim tarafından efsane olarak benimsenip günümüze kadar popülerliğini korumayı başardı. Astığım astık, kestiğim kestik olan bıçkın kedimizin sahip olduğu bu şöhret, sinema uyarlaması sayesinde iki katı değer kazanacağa benziyor.</p>
<p>Türk seyircisinin antikahramanlara olan düşkünlüğü uzun zamandır gişe sonuçlarına yansımaktaydı zaten. Özellikle de&nbsp;Recep İvedik&nbsp;furyasıyla start veren ve uçsuz bucaksız absürtlüklere bulanan birçok filmin baş karakteri aşırı doğallık komasından müzdarip. Kötü Kedi Şerafettin ise; içinde ki birikmişliği dümdüz dışa vuran ve yaptığı edepsizlikleri kutsallaştırmayı başaran ender bir karakterdir. Durum böyle olunca Şero’ nun okuyucularını peşinden sürüklenmesi de haliyle kaçınılmaz oluyor. Her hareketinde sıradan bir doğallık bulunduran ve bunu da bir tekir kırmasının içgüdüleriyle pekiştiren Şerafettin’in sinemada ki ilk macerası da sağlam senaryo ve titiz bir işçilik sayesinde başarıya kavuşmuş.</p>
<p><figure id="attachment_2108" aria-describedby="caption-attachment-2108" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kotukediserafettin.jpg" rel="attachment wp-att-2108"><img class=" td-modal-image wp-image-2108 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kotukediserafettin-300x150.jpg?resize=300%2C150" alt="Uğur Yücel, Güven Kıraç, Yekta Kopan, Demet Evgar ve Ahmet Mümtaz Taylan gibi isimlerin seslendirdiği karakterlere adeta bağlanacaksınız." width="300" height="150" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kotukediserafettin.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kotukediserafettin.jpg?w=646&amp;ssl=1 646w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2108" class="wp-caption-text">Uğur Yücel, Güven Kıraç, Yekta Kopan, Demet Evgar ve Ahmet Mümtaz Taylan gibi isimlerin seslendirdiği karakterlere adeta bağlanacaksınız.</figcaption></figure></p>
<p>Bu noktada; <strong>Anima İstanbul</strong>&nbsp;stüdyolarının detaylı bir İstanbul betimi eşliğinde karşımıza çıkardığı Kötü Kedi Şerafettin için son zamanların en kaliteli animasyon – hikaye – kurgu anlatımına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik ortaya çıkan işin yetişkinlere hitap etme özelliği de neredeyse hiç denenmemiş olanı beyaz perdede şölene dönüştürmüş. &nbsp;Filmin senaryo kısmında yer alan&nbsp;<strong>Bülent Üstün</strong>&nbsp;ile&nbsp;<strong>Levent Kazak</strong>&nbsp;kalemlerinin kimyası perdeye fazlasıyla yansıyor. Cihangir’de yaşayan birkaç sokak hayvanı üzerinden ilerleyen öykü, ortaya attığı şamata eşliğinde hem görsellik, hem üst düzey diyaloglarla ilerlemesini biliyor. Vizyon tarihinden birkaç ay önce internette yayınladıkları kamera arkası görüntülerinde ne denli zahmetli bir işe kalkıştıklarını gösteren yönetmenler <strong>Mehmet Kurtuluş</strong> ve <strong>Ayşe Ünal</strong> ise çektikleri filmin hakkını sonuna kadar vermişler.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl vizyona giren ve Türkiye’de ilk olduğunu iddia eden&nbsp;Evliya Çelebi Ölümsüzlük&nbsp;Suyu’nda ki kopuk öyküler, bomboş İstanbul sokakları ve aksak kurgusuna kıyasla, herhangi bir ilk olma vaadinde bulunmayan Kötü Kedi Şerafettin’in teknik kapasitesinin pek çok ünlü animasyon ile eş değer tutulabileceği düşüncesindeyim. &nbsp;Bununla birlikte Simpsonlar, South Park ve Family Guy gibi uzun soluklu absürt çizgi dizilere aşina olanların Şero sayesinde Nirvana’ya ulaşma ihtimalleri de çok yüksek.</p>
<p>Uzun lafın kısası; içerisinde çarpıcı diyaloglar, siyasi göndermeler, bol alkol ve sağlam bir&nbsp;Müslüm Gürses&nbsp;parçası bulunduran bir animasyon ne kadar animasyon kalabilir diye merak ederseniz eğer, Kötü Kedi Şerafettin kafanızda ki bütün soruları cevaplamaya hazır. Sıradan bir Mart gününde Cihangir sokaklarında yiyecek ve çiftleşme telaşı içerisinde sürüklenen kedimizin bu macerası, akabinde gelecek olan pek çok animasyon işine de örnek olacağa benziyor. Üstelik&nbsp;<strong>Uğur Yücel,&nbsp;Güven Kıraç,&nbsp;Yekta Kopan,&nbsp;Demet Evgar</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Ahmet Mümtaz Taylan</strong>&nbsp;gibi isimlerin ses verdiği karakterler özgün kalma konusunda adeta birbirlerinden rol çalıyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yerli-animasyonda-buyuk-adim-kotu-kedi-serafettin/">Yerli Animasyonda Büyük Adım: Kötü Kedi Şerafettin</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yerli-animasyonda-buyuk-adim-kotu-kedi-serafettin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2107</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Japon Filmleri Festivali Başladı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/japon-filmleri-festivali-basladi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/japon-filmleri-festivali-basladi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 04 Feb 2016 18:58:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[akbank sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Cannes]]></category>
		<category><![CDATA[Cannes Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Hayao Miyazaki]]></category>
		<category><![CDATA[Japon sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Kaze Tachinu]]></category>
		<category><![CDATA[Marnie Oradayken]]></category>
		<category><![CDATA[Naomi Kawase]]></category>
		<category><![CDATA[Omoide no Mânî]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Rüzgâr Yükseliyor]]></category>
		<category><![CDATA[sinema festivali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2079</guid>
				<description><![CDATA[<p>Akbank Sanat tarafından düzenlenen “Japon Filmleri Festivali” 4 Şubat Perşembe günü başladı. Festival, 13 Şubat Cumartesi günü sona erecek. Festival kapsamında gösterilecek filmler ise birbirinden güzel. Japon sinemasının güncel örnekleri, bu yıl on ikincisi gerçekleştirilen Japon Filmleri Festivali’yle seyircilerle buluşuyor. 6 filmin gösterileceği festivalde Hayao Miyazaki’nin son filmi Rüzgâr Yükseliyor (Kaze Tachinu, 2013), geçen yılki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/japon-filmleri-festivali-basladi/">Japon Filmleri Festivali Başladı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Akbank Sanat</strong> tarafından düzenlenen “<strong>Japon Filmleri Festivali</strong>” 4 Şubat Perşembe günü başladı. Festival, 13 Şubat Cumartesi günü sona erecek. Festival kapsamında gösterilecek filmler ise birbirinden güzel.</p>
<p>Japon sinemasının güncel örnekleri, bu yıl on ikincisi gerçekleştirilen Japon Filmleri Festivali’yle seyircilerle buluşuyor. 6 filmin gösterileceği festivalde <strong>Hayao Miyazaki</strong>’nin son filmi <strong>Rüzgâr Yükseliyor</strong> (Kaze Tachinu, 2013), geçen yılki Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde yarışan <strong>Naomi Kawase</strong> imzalı “<strong>An”</strong> ve bu yıl En İyi Uzun Metraj Animasyon dalında Oscar’a aday olan <strong>Marnie Oradayken</strong> (Omoide no Mânî) dikkat çekiyor.</p>
<p>Gösterimlerin ücretsiz yapılacağı Japon Filmleri Festivali’nin biletleri etkinlikten bir saat önce Akbank Sanat’tan alınabilecek.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/japon-filmleri-festivali-basladi/">Japon Filmleri Festivali Başladı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/japon-filmleri-festivali-basladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2079</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mucizeler Film Oluyor: Cennetten Gelen Mucize</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mucizeler-film-oluyor-cennetten-gelen-mucize/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mucizeler-film-oluyor-cennetten-gelen-mucize/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 04 Feb 2016 10:02:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyzanur Karadeniz]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Cennetten Gelen Mucize]]></category>
		<category><![CDATA[Christy Beam]]></category>
		<category><![CDATA[Christy Wilson Beam]]></category>
		<category><![CDATA[Jennifer Garner]]></category>
		<category><![CDATA[Kylie Rogers]]></category>
		<category><![CDATA[Miracles From Heaven]]></category>
		<category><![CDATA[Patricia Riggen]]></category>
		<category><![CDATA[Randy Brown]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2068</guid>
				<description><![CDATA[<p>Küçük bir kız, nadir görülen bir hastalık ve başına gelen mucize… Bu dönemlerde özellikle gerçek hikâyeler ve romanlardan uyarlanan filmler oldukça dikkat çekmekte ve tutulmakta. Bende şu sıralar bu tarz filmleri izlemeye ağırlık vermekteyim ve bıraktıkları etkiden de oldukça memnunum. Çünkü bu tip filmlerin insanları daha çok etkilediğini ve verilmek istenilen hissiyatı daha güzel izleyiciye [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mucizeler-film-oluyor-cennetten-gelen-mucize/">Mucizeler Film Oluyor: Cennetten Gelen Mucize</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük bir kız, nadir görülen bir hastalık ve başına gelen mucize…</p>
<p>Bu dönemlerde özellikle gerçek hikâyeler ve romanlardan uyarlanan filmler oldukça dikkat çekmekte ve tutulmakta. Bende şu sıralar bu tarz filmleri izlemeye ağırlık vermekteyim ve bıraktıkları etkiden de oldukça memnunum. Çünkü bu tip filmlerin insanları daha çok etkilediğini ve verilmek istenilen hissiyatı daha güzel izleyiciye belirttiklerini düşünüyorum.  2016 yılında da gösterime girecek çok güzel bir aile filmi var.</p>
<p><figure id="attachment_2069" aria-describedby="caption-attachment-2069" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-gelen-mucize.jpg" rel="attachment wp-att-2069"><img class=" td-modal-image wp-image-2069 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-gelen-mucize-300x153.jpg?resize=300%2C153" alt="Miracles From Heaven (Cennetten Gelen Mucize),12 yaşında küçük bir kız çocuğunun nadiren görülen hastalığını ve mucizevî bir şekilde iyileşmesini konu alıyor." width="300" height="153" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-gelen-mucize.jpg?resize=300%2C153&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-gelen-mucize.jpg?w=665&amp;ssl=1 665w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-gelen-mucize.jpg?resize=474%2C240&amp;ssl=1 474w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2069" class="wp-caption-text">Miracles From Heaven (Cennetten Gelen Mucize),12 yaşında küçük bir kız çocuğunun nadiren görülen hastalığını ve mucizevî bir şekilde iyileşmesini konu alıyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Miracles From Heaven</strong> filmi, fragmanını bile izlerken gözlerimin dolmasına sebep olan bir hikâye. Özellikle aile bağlarına oldukça önem veren ve hastalıklarla mücadele eden insanlar için dünyada mucizelerinde olduğunu, pes edilmemesi gerektiğini bizlere anlatıyor. Henüz Türkiye’deki vizyon tarihi tam olarak belirlenmemiş olsa da 18 Mart’ta ABD’de vizyona girecek ve muhtemelen bu tarihin Türkiye içinde aynı olması bekleniyor. Film küçük bir kız çocuğunun (Anna Beam) hastalığından, sonrada başına gelen bir mucizeden bahsediyor.</p>
<p><figure id="attachment_2071" aria-describedby="caption-attachment-2071" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/miracles-heaven.jpg" rel="attachment wp-att-2071"><img class=" td-modal-image wp-image-2071 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/miracles-heaven-300x225.jpg?resize=300%2C225" alt="Cennetten geldiğine inanılan bir mucize bir hastalığı gerçekten iyileştirebilir mi?" width="300" height="225" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/miracles-heaven.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/miracles-heaven.jpg?w=1024&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2071" class="wp-caption-text">Cennetten geldiğine inanılan bir mucize bir hastalığı gerçekten iyileştirebilir mi?</figcaption></figure></p>
<p>12 yaşında olan Anna, çok nadir görülen bir sindirim sistemi hastalığına yakalanmış ve bu yüzden sürekli acı çekmiş. Tüplerle beslenen Anna’nın tedavisi mümkün olmayan bu hastalığı bütün aileyi sarsmış ama bu durum karşısında bile bir an olsun inançlarını kaybetmeyen ve sürekli kızlarının yanında olan Christy Beam ve Kevin Beam bir gün cennetten geldiğine inandıkları bir mucizeyle karşılaşmıştır. Olay,  kızın annesi Christy Wilson Beam tarafından roman haline getirilip Randy Brown tarafından senaryolaştırılıyor ve ortaya inanç temelli dramatik bir aile filmi çıkıyor. Başrolde ise Christy Beam’i canlandıran Jennifer Garner’ı görüyoruz. Filmin yönetmenliğini Patricia Riggen üstlenirken, Anna Beam rolünde Kylie Rogers var.  Bu duygu yüklü film umarım fragmanında gösterildiği gibi güzel bir şekilde bizlere hikâyeyi anlatır.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/CldGTG6iVrU?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mucizeler-film-oluyor-cennetten-gelen-mucize/">Mucizeler Film Oluyor: Cennetten Gelen Mucize</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mucizeler-film-oluyor-cennetten-gelen-mucize/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2068</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aydınların Gözünden Türkiye Sinemasının En İyi 10 Filmi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/aydinlarin-gozunden-turkiye-sinemasinin-en-iyi-10-filmi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/aydinlarin-gozunden-turkiye-sinemasinin-en-iyi-10-filmi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 03 Feb 2016 15:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Anayurt Oteli]]></category>
		<category><![CDATA[Atıf Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu’da]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi 10 film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi Türk filmi]]></category>
		<category><![CDATA[masumiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Erksan]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Notos]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Kavur]]></category>
		<category><![CDATA[Selvi Boylum Al Yazmalım]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Gören]]></category>
		<category><![CDATA[Sevmek Zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sürü]]></category>
		<category><![CDATA[Susuz Yaz]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Turgul]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Güney]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Demirkubuz]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Ökten]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2061</guid>
				<description><![CDATA[<p>Notos edebiyat dergisinin, sinema ve edebiyat dünyasından 383 aydına Türkiye sinemasının en iyi 40 filmini sorduğu araştırmasında, Yılmaz Güney’in “Yol” filmi birinci oldu. Ayrıca ilk 10 film içerisinden üç tanesinde Yılmaz Güney damgası var. Toplam 287 filmden, en yüksek oyu alan ilk 40 filmin belirlendiği araştırmada, Yılmaz Güney’in yazıp Şerif Gören’in yönettiği ve 1982 Cannes [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aydinlarin-gozunden-turkiye-sinemasinin-en-iyi-10-filmi/">Aydınların Gözünden Türkiye Sinemasının En İyi 10 Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Notos edebiyat dergisinin, sinema ve edebiyat dünyasından 383 aydına Türkiye sinemasının en iyi 40 filmini sorduğu araştırmasında, <strong>Yılmaz Güney</strong>’in “<strong>Yol</strong>” filmi birinci oldu. Ayrıca ilk 10 film içerisinden üç tanesinde Yılmaz Güney damgası var.</p>
<p><figure id="attachment_2064" aria-describedby="caption-attachment-2064" style="width: 740px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/yol-filmi.jpg" rel="attachment wp-att-2064"><img class=" td-modal-image wp-image-2064 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/yol-filmi.jpg?resize=640%2C360" alt="Yılmaz Güney’in yazıp Şerif Gören’in yönettiği &quot;Yol&quot; filmi aydınların gözünde en iyi film olarak belirlendi." width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/yol-filmi.jpg?w=740&amp;ssl=1 740w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/yol-filmi.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2064" class="wp-caption-text">Yılmaz Güney’in yazıp Şerif Gören’in yönettiği &#8220;Yol&#8221; filmi aydınların gözünde en iyi film olarak belirlendi.</figcaption></figure></p>
<p>Toplam 287 filmden, en yüksek oyu alan ilk 40 filmin belirlendiği araştırmada, Yılmaz Güney’in yazıp Şerif Gören’in yönettiği ve 1982 Cannes Film Festival’inde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazanan ‘Yol’ filmi birinci olurken onu <strong>Nuri Bilge Ceylan</strong>’ın “<strong>Bir Zamanlar Anadolu’da</strong>”sı izledi.</p>
<p><figure id="attachment_2062" aria-describedby="caption-attachment-2062" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/bir-zamanlar-anadoluda.jpg" rel="attachment wp-att-2062"><img class=" td-modal-image wp-image-2062 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/bir-zamanlar-anadoluda.jpg?resize=600%2C255" alt="Nuri Bilge Ceylan'ın &quot;Bir Zamanlar Anadolu'da&quot; filmi en iyi 2. film oldu." width="600" height="255" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/bir-zamanlar-anadoluda.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/bir-zamanlar-anadoluda.jpg?resize=300%2C128&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2062" class="wp-caption-text">Nuri Bilge Ceylan&#8217;ın &#8220;Bir Zamanlar Anadolu&#8217;da&#8221; filmi en iyi 2. film oldu.</figcaption></figure></p>
<p>Listenin üçüncü sırasında ise “<strong>Umut</strong>” filmiyle Yılmaz Güney bulunuyor.</p>
<p>Aydınların seçmiş olduğu ilk 10 film şu şekilde:</p>
<ol>
<li>Yol (Şerif Gören, 1982)</li>
<li>Bir Zamanlar Anadolu’da (Nuri Bilge Ceylan, 2011)</li>
<li>Umut (Yılmaz Güney, 1970)</li>
<li><a href="http://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/">Sevmek Zamanı</a> (Metin Erksan, 1965)</li>
<li>Muhsin Bey (Yavuz Turgul, 1987)</li>
<li>Masumiyet (Zeki Demirkubuz, 1997)</li>
<li>Anayurt Oteli (Ömer Kavur, 1987)</li>
<li>Selvi Boylum Al Yazmalım (Atıf Yılmaz, 1977)</li>
<li>Susuz Yaz (Metin Erksan, 1963)</li>
<li>Sürü (Zeki Ökten, 1978)</li>
</ol>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aydinlarin-gozunden-turkiye-sinemasinin-en-iyi-10-filmi/">Aydınların Gözünden Türkiye Sinemasının En İyi 10 Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/aydinlarin-gozunden-turkiye-sinemasinin-en-iyi-10-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2061</post-id>	</item>
		<item>
		<title>15. !f İstanbul Programı Belli Oldu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/15-f-istanbul-programi-belli-oldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/15-f-istanbul-programi-belli-oldu/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 29 Jan 2016 07:26:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[!f İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[!f İstanbul 2016]]></category>
		<category><![CDATA[!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[15. !f İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[15. İstanbul Bağımsız Filmler Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık]]></category>
		<category><![CDATA[Anomalisa]]></category>
		<category><![CDATA[Babylon]]></category>
		<category><![CDATA[Beyoğlu Fitaş]]></category>
		<category><![CDATA[Biletix]]></category>
		<category><![CDATA[Blood Brother]]></category>
		<category><![CDATA[Cinemaximum Budak]]></category>
		<category><![CDATA[Cinemaximum Kanyon]]></category>
		<category><![CDATA[Cinemaximum Nişantaşı City’s]]></category>
		<category><![CDATA[David Bowie]]></category>
		<category><![CDATA[Demolition]]></category>
		<category><![CDATA[DEPO]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyaya Düşen Adam]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[İf İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Kardeşim]]></category>
		<category><![CDATA[SALT Galata]]></category>
		<category><![CDATA[The Hunger]]></category>
		<category><![CDATA[The Man Who Fell to Earth]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2003</guid>
				<description><![CDATA[<p>Merakla beklediğimiz !f İstanbul bu seneki programını açıkladı. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bu yıl 15. yaşını kutluyor. İlk günkü gibi heyecanlı, ilk günkü gibi tutkulu devam ettiği yolculuğunda bir kez daha yılın en çok konuşulan filmlerini bizlerle buluşturuyor. Üstelik bu yıl ki teması da “!f İstanbul birleştiriyor!”… 15. İstanbul Bağımsız Filmler Festivali (!f İstanbul) [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/15-f-istanbul-programi-belli-oldu/">15. !f İstanbul Programı Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Merakla beklediğimiz <strong>!f İstanbul</strong> bu seneki programını açıkladı.</p>
<p>!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bu yıl 15. yaşını kutluyor. İlk günkü gibi heyecanlı, ilk günkü gibi tutkulu devam ettiği yolculuğunda bir kez daha yılın en çok konuşulan filmlerini bizlerle buluşturuyor. Üstelik bu yıl ki teması da “<strong>!f</strong> <strong>İstanbul birleştiriyor!</strong>”…</p>
<p><figure id="attachment_2004" aria-describedby="caption-attachment-2004" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/f-İstanbul.jpg" rel="attachment wp-att-2004"><img class=" td-modal-image wp-image-2004 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/f-İstanbul.jpg?resize=640%2C329" alt="15. !f İstanbul sinemaseverlere muhteşem bir seçki sunuyor." width="640" height="329" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/f-İstanbul.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/f-İstanbul.jpg?resize=300%2C154&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2004" class="wp-caption-text">15. !f İstanbul sinemaseverlere muhteşem bir seçki sunuyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong>15. İstanbul Bağımsız Filmler Festivali</strong> (!f İstanbul) 18 Şubat’ta İstanbul’da başlıyor. Sırasıyla 18-28 Şubat tarihlerinde İstanbul’da, 3-6 Mart tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de sinemaseverlerle buluşacak.</p>
<p><figure id="attachment_2007" aria-describedby="caption-attachment-2007" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Anomalisa.jpg" rel="attachment wp-att-2007"><img class=" td-modal-image wp-image-2007 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Anomalisa-300x211.jpg?resize=300%2C211" alt="Festivalin açılış filmi Anomalisa." width="300" height="211" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Anomalisa.jpg?resize=300%2C211&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Anomalisa.jpg?resize=1024%2C719&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Anomalisa.jpg?w=1037&amp;ssl=1 1037w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2007" class="wp-caption-text">Festivalin açılış filmi Anomalisa.</figcaption></figure></p>
<p>Animasyon filmi <strong>Anomalisa</strong> ile açılacak olan festival, kapanışı da Jean-Marc Vallee’nin <strong>Demolition / Yeniden Başla</strong>’sı ile yapacak.</p>
<p>Festivallerden ödüllerle dönmüş filmler Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da gösterilecek. Programın en taze ödüllü filmi ise, bağımsız sinemanın kalesi Sundance’te belgesel dalında Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan <strong>Blood Brother&nbsp; / Kan Kardeşim</strong>. Steve Hoover’ın yönettiği bu etkileyici belgesel, 2008’de sırt çantasıyla Hindistan’ı ziyaret eden Rocky Braat’ın burada HIV’li çocuklarla karşılaşmasını ve bu çocuklara destek olmak için eski hayatını bırakıp Hindistan’a yerleşmesini anlatıyor.</p>
<p><figure id="attachment_2006" aria-describedby="caption-attachment-2006" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/A-Bigger-Splash-Sen-Benimsin.jpg" rel="attachment wp-att-2006"><img class=" td-modal-image wp-image-2006 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/A-Bigger-Splash-Sen-Benimsin-1024x719.jpg?resize=640%2C449" alt="A Bigger Splash / Sen Benimsin" width="640" height="449" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/A-Bigger-Splash-Sen-Benimsin.jpg?resize=1024%2C719&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/A-Bigger-Splash-Sen-Benimsin.jpg?resize=300%2C211&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/A-Bigger-Splash-Sen-Benimsin.jpg?w=1090&amp;ssl=1 1090w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2006" class="wp-caption-text">A Bigger Splash / Sen Benimsin</figcaption></figure></p>
<p><strong>Galalar Bölümü </strong></p>
<p>“Galalar” bölümü, Toronto’dan Venedik’e, Cannes’dan Sundance’e, dünyanın önemli festivallerinde büyük ilgi görmüş, yılın en çok beklenen filmlerini seyirciyle buluşturuyor. A Bigger Splash / Sen Benimsin, Mon Roi / Prensim, He Named Me Malala / Adımı Malala Koydu, Boris without Beatrice / Beatrice’i Olmayan Boris, Brand: A Second Coming / Brand: Diriliş, I Smile Back / Bakıp Gülümserim, Into the Forest / Ormana Doğru, This Changes Everything / İşte Bu Her Şeyi Değiştirir, The End of the Tour / Yolun Sonu, Krisha, Sparrows / Serçeler, The Wolfpack, Two Friends / İki Arkadaş, Green Room / Dehşet Odası, Galalar bölümünün en dikkat çekici filmleri arasında yer alıyor. Ama tabii sadece bu kadar değil…</p>
<p>Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da <strong>Sanat Hayat İçindir / Art &amp; Life</strong> bölümünde sanatın ikonları, gösterilecek olan filmler ve belgeseller ile karşımızda olacak.</p>
<p><strong>!f İstanbul, David Bowie’yi de Anacak</strong></p>
<p>!f İstanbul’un bu yıla özel bölümlerinden biri de 10 Ocak’ta kaybettiğimiz, sinemadan müziğe pek çok alanda unutulmaz eserler vermiş, 70’lerden bugüne, tarzı ve duruşuyla sanat ve moda dünyasını derinden etkilemiş David Bowie’nin anısına hazırlanan “<strong><a href="http://www.sanatduvari.com/efsanevi-yildiz-david-bowie-hayatini-kaybetti">David Bowie</a></strong> …”. Bowie’yi beyazperdede de ikon bir isme dönüştüren iki film, yenilenmiş kopyalarıyla Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da gösterilecek. Bowie hayranlarının yakın merceğe alacağı <strong>The Man Who Fell to Earth / Dünyaya Düşen Adam</strong> ve <strong>The Hunger / Açlık</strong> festivalin en merak edilenlerinden.</p>
<p><figure id="attachment_2008" aria-describedby="caption-attachment-2008" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/The-Hunger-Açlık.jpg" rel="attachment wp-att-2008"><img class=" td-modal-image wp-image-2008 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/The-Hunger-Açlık-300x211.jpg?resize=300%2C211" alt="En çok merak edilen filmlerden bir tanesi de The Hunger / Açlık filmi." width="300" height="211" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/The-Hunger-Açlık.jpg?resize=300%2C211&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/The-Hunger-Açlık.jpg?resize=1024%2C719&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/The-Hunger-Açlık.jpg?w=1150&amp;ssl=1 1150w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2008" class="wp-caption-text">En çok merak edilen filmlerden bir tanesi de The Hunger / Açlık filmi.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Festival Mekânlarına Gelecek Olursak</strong></p>
<ol>
<li>!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, 18-28 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da <strong>Beyoğlu Fitaş, Cinemaximum Nişantaşı City’s, Cinemaximum Kanyon, Cinemaximum Budak</strong>; 3-6 Mart tarihlerinde de Ankara’da Cinemaximum Armada ve İzmir’de ise Cinemaximum Konak Pier sinemalarında gerçekleşecek.</li>
</ol>
<p>Bu yıl !f music partileri <strong>Babylon</strong>’da, festival etkinlikleri ise <strong>DEPO </strong>ve<strong> SALT Galata</strong>’da düzenlenecek.</p>
<p><strong>Festival Biletleri</strong></p>
<ol>
<li>!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin biletleri 5-7 Şubat tarihlerinde İstanbul için, 19 &#8211; 21 Şubat tarihlerinde de Ankara ve İzmir için <strong>Biletix</strong>’te % 10 indirimle ön satışa çıkacak. Bu yıl festival biletleri biletix’ten ve sinema gişelerinden satın alınabilecek.</li>
</ol>
<p><strong>15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali (2016)&nbsp;</strong>takvimine !f İstanbul&#8217;un resmi sitesinde ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Ayrıca festivalin tanıtım filmi &#8220;<strong>!f</strong> <strong>İstanbul birleştiriyor!&#8221;&nbsp;</strong>temasına uygun olarak sinemaseverlerden olumlu not almış durumda.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/gd_6lGGTMpo?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/15-f-istanbul-programi-belli-oldu/">15. !f İstanbul Programı Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/15-f-istanbul-programi-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2003</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Doha Film Enstitüsü, Nuri Bilge Ceylan’ı Qumra Ustası İlan Etti</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/doha-film-enstitusu-nuri-bilge-ceylani-qumra-ustasi-ilan-etti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/doha-film-enstitusu-nuri-bilge-ceylani-qumra-ustasi-ilan-etti/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 27 Jan 2016 20:20:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Aleksandr Sokurov]]></category>
		<category><![CDATA[Doha Film Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Film Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Lucrecia Martel]]></category>
		<category><![CDATA[Naomi Kawase]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra Master Classes]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra ustaları]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra ustası]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1968</guid>
				<description><![CDATA[<p>Doha Film Enstitüsü, 2016 Mart ayında düzenlenecek olan etkinlikte Nuri Bilge Ceylan’ın yanı sıra Aleksandr Sokurov&#8216;u Qumra ustaları olarak onurlandıracağını etkinliğe kısa bir süre kala duyurdu. Herhangi bir kar amacı olmayan ve bağımsız bir kuruluş olarak 2010 yılında kuruluşunu açıklayan Doha Film Enstitüsü, kuruluşundan beri başta Katar ve çevre ülkeler olmak üzere dünyada film endüstrisinin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/doha-film-enstitusu-nuri-bilge-ceylani-qumra-ustasi-ilan-etti/">Doha Film Enstitüsü, Nuri Bilge Ceylan’ı Qumra Ustası İlan Etti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doha Film Enstitüsü</strong>, 2016 Mart ayında düzenlenecek olan etkinlikte <strong>Nuri Bilge Ceylan</strong>’ın yanı sıra <strong>Aleksandr Sokurov</strong>&#8216;u Qumra ustaları olarak onurlandıracağını etkinliğe kısa bir süre kala duyurdu.</p>
<p><figure id="attachment_1969" aria-describedby="caption-attachment-1969" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/doha-film-enstitusu.jpg" rel="attachment wp-att-1969"><img class=" td-modal-image wp-image-1969 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/doha-film-enstitusu-300x157.jpg?resize=300%2C157" alt="Doha Film Enstitüsü" width="300" height="157" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/doha-film-enstitusu.jpg?resize=300%2C157&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/doha-film-enstitusu.jpg?resize=351%2C185&amp;ssl=1 351w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/doha-film-enstitusu.jpg?w=860&amp;ssl=1 860w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1969" class="wp-caption-text">Doha Film Enstitüsü</figcaption></figure></p>
<p>Herhangi bir kar amacı olmayan ve bağımsız bir kuruluş olarak 2010 yılında kuruluşunu açıklayan Doha Film Enstitüsü, kuruluşundan beri başta Katar ve çevre ülkeler olmak üzere dünyada film endüstrisinin gelişimine ve ilerlemesine katkıda bulunuyor. Bu amaç doğrultusunda sinema filmlerini yapımcı olarak destekleyen, sinemacılara eğitimsel programlar ve çeşitli festivaller düzenleyen kuruluş; bu sene <strong>4 &#8211; 9 Mart 2016</strong> tarihleri arasında düzenlenecek Qumra etkinliğinde Nuri Bilge Ceylan ve Aleksandr Sokurov&#8217;un Qumra ustaları olarak yer alacaklarını duyurdu.</p>
<p>Doha Film Enstitüsü tarafından daha önce <strong>Naomi Kawase</strong> ve <strong>Lucrecia Martel</strong>&#8216;in <em>Qumra ustası</em> olarak duyurulduğu <strong>Qumra 2016</strong>&#8216;da bu iki sinemacının yanı sıra Aleksandr Sokurov ve Nuri Bilge Ceylan, Katar ve etrafındaki ülkelerle birlikte dünyanın her tarafından gelecek olan genç sinemacı ve yönetmenlere <strong>Qumra Master Classes</strong> etkinliği çerçevesinde çeşitli konularda tavsiye niteliğinde dersler verecekler.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/doha-film-enstitusu-nuri-bilge-ceylani-qumra-ustasi-ilan-etti/">Doha Film Enstitüsü, Nuri Bilge Ceylan’ı Qumra Ustası İlan Etti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/doha-film-enstitusu-nuri-bilge-ceylani-qumra-ustasi-ilan-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1968</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hafif Bir Esinti: Begin Again (Yeniden Başlamak)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hafif-bir-esinti-begin-again-yeniden-baslamak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hafif-bir-esinti-begin-again-yeniden-baslamak/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 24 Jan 2016 14:39:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Aysun Aladağ]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Film Müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Levine]]></category>
		<category><![CDATA[As Time Goes By]]></category>
		<category><![CDATA[Begin Again]]></category>
		<category><![CDATA[John Carney]]></category>
		<category><![CDATA[Keira Knightley]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Ruffalo]]></category>
		<category><![CDATA[sinematografi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniden Başlamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1882</guid>
				<description><![CDATA[<p>2013 yapımı Begin Again (Yeniden Başlamak) filmin senarist ve yönetmeni John Carney. Başrollerde Keira Knightley ve Mark Ruffalo var. Adam Levine ise filme kısa kısa dahil oluyor ve müziğini duyuyoruz. Bu film ilk kez geçen sene seyretmiştim ve bittiğinde hoş bir etki bırakmıştı bende. Aslında seyretmekten zevk aldığım film türlerini pek kolay tanımlayamıyorum. Ama bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hafif-bir-esinti-begin-again-yeniden-baslamak/">Hafif Bir Esinti: Begin Again (Yeniden Başlamak)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>2013 yapımı <strong>Begin Again</strong> (<strong>Yeniden Başlamak</strong>) filmin senarist ve yönetmeni <strong>John Carney</strong>. Başrollerde Keira Knightley ve Mark Ruffalo var. Adam Levine ise filme kısa kısa dahil oluyor ve müziğini duyuyoruz.</p>
<p>Bu film ilk kez geçen sene seyretmiştim ve bittiğinde hoş bir etki bırakmıştı bende. Aslında seyretmekten zevk aldığım film türlerini pek kolay tanımlayamıyorum. Ama bir his var. Eğer filmden sonra o his oluşuyorsa ve zaman geçtikçe filmden sahneler veya replikler aklıma gelip beni gülümsetiyorsa o filmi sevmişim demektir. Evet kelimelere dökünce çok anlamlı olmadı ama sanırım en kolay böyle anlatabilirim bu durumu.</p>
<p><figure id="attachment_1883" aria-describedby="caption-attachment-1883" style="width: 202px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/begin-again.jpg" rel="attachment wp-att-1883"><img class=" td-modal-image wp-image-1883 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/begin-again-202x300.jpg?resize=202%2C300" alt="Begin Again (Yeniden Başlamak) film afişi." width="202" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/begin-again.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/begin-again.jpg?resize=691%2C1024&amp;ssl=1 691w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/begin-again.jpg?w=1382&amp;ssl=1 1382w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/begin-again.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 202px) 100vw, 202px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1883" class="wp-caption-text">Begin Again (Yeniden Başlamak) film afişi.</figcaption></figure></p>
<p>Filmin konusuna dair birkaç şey söylemek gerekirse; kendi halinde, iddiasız bir müzisyenin kendi zevki için yazdığı şarkıları dış dünyaya açma macerası anlatılıyor. New York’un farklı mekanlarında, açık havada çalarak bir albüm kaydediyorlar ve şehrin sesleri de şarkılara eşlik ediyor. Keira Knightley’in şarkı söylediğine ilk kez bu filmde şahit oldum ve benim hoşuma gitti açıkçası. Adam Levine de İngiltere’den gelen ve rock yıldızı olma yolundaki bir müzisyeni canlandırıyor. Film boyunca eski yeni birçok şarkı dinleyecek ve müziğe doyacaksınız.</p>
<p>Film müzik etrafında şekillense de aynı zamanda güveni kırılan genç bir kadının yabancı bir ülkede ayakta durma ve hayatına devam etme çabasını anlatıyor. Ancak bu durum çok dramatik bir şekilde işlenmemiş. Begin Again kesinlikle duygusal bir film ama ana teması aşk değil. Filmi seyrettikten sonra daha iyi ve umutlu hissediyor insan. Sanki güzel bir şarkı keşfetmiş gibi sakin bir mutluluk duyuyor. Filmden çarpıcı, ilginç, vurucu gibi iddialı sıfatlar beklemeyin. Bu film sadenin de güzel olabildiğini her zaman çok süse gerek olmadığını gösteriyor.</p>
<p><figure id="attachment_1885" aria-describedby="caption-attachment-1885" style="width: 423px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/yeniden-baslamak.jpg" rel="attachment wp-att-1885"><img class=" td-modal-image wp-image-1885 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/yeniden-baslamak.jpg?resize=423%2C467" alt="Begin Again filmi sinematografi ile müziği buluşturmayı başaran en iyi örneklerden bir tanesidir." width="423" height="467" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/yeniden-baslamak.jpg?w=423&amp;ssl=1 423w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/yeniden-baslamak.jpg?resize=272%2C300&amp;ssl=1 272w" sizes="(max-width: 423px) 100vw, 423px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1885" class="wp-caption-text">Begin Again filmi sinematografi ile müziği buluşturmayı başaran en iyi örneklerden bir tanesidir.</figcaption></figure></p>
<p>Filmde Gretta ve Dan, Gretta’nın çalma listesini dinleyerek şehri turluyorlar. Benim en çok aklımda kalan ve sıklıkla gözümün önüne gelen sahne bu turun sonunda oturup yoldan geçen insanları, daha doğrusu hayatın akışını izledikleri sahne. Çalan şarkı <em>As Time Goes By&#8217;</em>dır. D<em>an,</em> müziği neden sevdiğini söylüyor: “<em>Müzik hayattaki en sıradan sahnelere bile birçok anlam yüklüyor.</em>” Ben de filmi izledikten sonra hayat telaşesinin içinde kulağıma güzel bir müzik çalındığında bu repliği hatırlayıp etrafa dikkatlice bakıyorum, müziğin o anki akışı nasıl değiştirdiğini fark edip gülümsüyorum.</p>
<p>Filmi izlerseniz umarım bende uyandırdığı güzel duygular sizde de oluşur.</p>
<p>Güzel günler dileğiyle.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/videoseries?list=PLkL8DPOIq3yVNVvJgz7CikFeuEfc8OtrD&#038;hl=en_US' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hafif-bir-esinti-begin-again-yeniden-baslamak/">Hafif Bir Esinti: Begin Again (Yeniden Başlamak)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hafif-bir-esinti-begin-again-yeniden-baslamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1882</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İmkansız Bir Kaçış Hayali: Yedinci Kıta</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/imkansiz-bir-kacis-hayali-yedinci-kita/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/imkansiz-bir-kacis-hayali-yedinci-kita/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 23 Jan 2016 21:16:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Çınar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alban Berg]]></category>
		<category><![CDATA[Birgit Doll]]></category>
		<category><![CDATA[Der Siebente Kontinent]]></category>
		<category><![CDATA[Dieter Berner]]></category>
		<category><![CDATA[Duygusal Buzlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Haneke]]></category>
		<category><![CDATA[Johanna Teicht]]></category>
		<category><![CDATA[Leni Tanzer]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Haneke]]></category>
		<category><![CDATA[sinematografi]]></category>
		<category><![CDATA[The Seventh Continent]]></category>
		<category><![CDATA[Udo Samel]]></category>
		<category><![CDATA[Yedinci Kıta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1877</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yedinci Kıta (1989), Avusturyalı yönetmen Michael Haneke’nin “Duygusal Buzlaşma” adını verdiği üçlemenin ve yine yönetmenin ilk sinema filmidir. Haneke, bir auteur olarak, sinemasını kapitalizm ve burjuva/orta sınıf ahlakı eleştirisi üzerine kurar. Modern insanın yabancılaşması ve iletişimsizliğini ele alır. Kendi ifadesiyle, anlatısını ‘kimsenin kolayca ve içi rahat şekilde seyredemeyeceği’ biçimde oluşturur. Yedinci Kıta, araba yıkama sahnesiyle [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/imkansiz-bir-kacis-hayali-yedinci-kita/">İmkansız Bir Kaçış Hayali: Yedinci Kıta</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yedinci Kıta</strong> (1989), Avusturyalı yönetmen <strong>Michael Haneke</strong>’nin “<strong>Duygusal Buzlaşma</strong>” adını verdiği üçlemenin ve yine yönetmenin ilk sinema filmidir. Haneke, bir auteur olarak, sinemasını kapitalizm ve burjuva/orta sınıf ahlakı eleştirisi üzerine kurar. Modern insanın yabancılaşması ve iletişimsizliğini ele alır. Kendi ifadesiyle, anlatısını ‘kimsenin kolayca ve içi rahat şekilde seyredemeyeceği’ biçimde oluşturur.</p>
<p>Yedinci Kıta, araba yıkama sahnesiyle açılır. Anna, Georg ve kızları Eva, aletlerin mekanik hareketlerinin ve gürültünün ortasında birbirleriyle iletişim kurmaksızın oturmaktadır. Bu bölüm aile için mikrokozmik bir metafor sağlar. Arabanın –‘demir kafes’- içinden çıkamazlar, sıkışmışlardır.</p>
<p>Çalar saat 06:00’da çalar, bir el onu kapatır, terlikleri alışkanlıkla tereddüt etmeden bulur ayaklar, banyoda dişler fırçalanır, çocuk okula gitmek için uyandırılır, kahvaltı sofrası hazırlanır. Eva okula, Anna ve Georg işe gider… İnsanların duygusal yaşamlarını en fazla etkileyen olgu kapitalizmin zamansal boyutudur. Zaman, kullanımını sözde rasyonalize hale getiren insan için, meta haline gelen ilk ‘şey’ olmuştur. Gün, ertesi sabah çalar saatin sesiyle başlamak üzere sona erer. Çalar saat altıda çalar, radyo bir frekansa bağlanır, Anna ve Georg birbirlerine yalnızca günaydın der, terliklerini giyer, dişlerini fırçalamak için banyoya giderler. Bu tekrara dayalılık, insan karakterinin bütün derinliğini yok etme tehlikesini barındırır; rutin,  özü itibariyle insanı alçaltır.</p>
<p>İlk bölümde ailenin yıllar boyunca süren, günlük hayatları hakkında bir dizi kesik sahne gösterilmiştir. Beden bütünlüğünü bozan, izleyiciyi rahatsız edecek şekilde yakın çekim kullanılmış, yüzleri çerçeve dışında bırakılmıştır. Kim olduklarının önemi yoktur, işleyen makinelerden farksızdırlar. Bunu elde etmenin en belirgin yolu bu karakterlerin varlığının ‘kişiliksiz’ yansıtıldığı anlatıdır. Günlük eziyete katlanan ya da onu gerçekleştiren ellerin, ayakların kime ait olduğunun pek önemi yoktur. Modern insan ya da aile fabrikada üretiliyor gibi birbirlerinden farksızdır. Yönetmen,  sonraki çoğu filminde kadın ve erkek karaktere Anna ve Georg adını vererek bu duruma göndermede bulunacaktır.</p>
<p><figure id="attachment_1879" aria-describedby="caption-attachment-1879" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Yedinci-Kita.jpg" rel="attachment wp-att-1879"><img class=" td-modal-image wp-image-1879 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Yedinci-Kita.jpg?resize=150%2C220" alt=" Michael Haneke'nin Yedinci Kıta adlı filmi yönetmenin aynı zamanda ilk filmidir." width="150" height="220" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1879" class="wp-caption-text">Michael Haneke&#8217;nin Yedinci Kıta adlı filmi yönetmenin aynı zamanda ilk filmidir.</figcaption></figure></p>
<p>Orta sınıf aile yaşantısının ritüelleri, aksamadan işliyor görünse de tüm bu düzen içinde yolunda gitmeyen şeyler olduğu, zaten oldukça kısa olan çekimler arasında uzun süreli siyaha düşerek hissettirilir. Tüm bu sıkışmışlığın ortasında, oto yıkamacıda asılı olan ve sahne geçişlerinde hareketli bir görüntü olarak ekrana gelen bir Avustralya  plajı fotoğrafı, aile için imkansız bir kaçış hayaline dönüşecektir.</p>
<p>Bir akşam yemeğinde, Anna’nın erkek kardeşi içinde bulunduğu duygusal çöküntüyü anlatır ve ağlamaya başlar. Modern yaşamdaki duygusal hiçlik, yemek yemeye devam eden ağızları ve ifadesiz gözleriyle; masadakilerin yüzlerinin yakın çekimiyle anlatılır. Modern insan hiç olmadığı düzeyde kendisine ve topluma yabancılaşmış haldedir. Empatinin kendiliğinden beliren ahlaki bir duygu olduğu; bu duygunun, bir kadın ya da erkek, diğerinin acısını ya da gerilimini kavradığında aniden ortaya çıktığı belirtilir. Ancak modernitenin neden olduğu yabancılaşma, bu tür kendiliğinden patlamalara ket vurmaktadır. Yalnızca bu sahne bile, ‘duygusal buzullaşma’ kavramını tümüyle karşılamaktadır.</p>
<p>Sonunda aile, sürekli bir döngüyle süregiden, boş ve anlamsız yaşamlarından ‘kurtuluşları’ için nihai kararı ortaklaşa alırlar. Bu durum, Eva’nın okulda kör olduğunu söylemesi, Anna’nın bu durumu öğretmeninin telefonuyla öğrenmesiyle – izleyicinin alışık olmadığı bir öfkeyle- kızını tokatlaması, sıradan bir araba yıkama sırasında ağlamaya başlaması gibi depresif semptomlarla gösterir kendini.</p>
<p>İzleyicisine ‘<em>huzursuz seyirler</em>’ dileyen Haneke’nin tarzı göz önünde bulundurulduğunda, filmi, izlemek kolaylığı açısından iki bölüme ayırmak mümkün. Küçük rahatsız edişlerle aileyi ve yaşantısını tanıttığı ilk bölüm ve suçlayan işaret parmağını seyirciye döndürmüş, büyük bir yıkımla ailenin intiharına giden ‘huzursuz’ ikinci bölüm.</p>
<p>Modernitenin en büyük handikaplarından biri, gerçek toplumsal ilişkilerin nesneler arasındaki bir ilişki niteliğinde beliriyor ve algılanıyor olmasıdır. Georg’un patronunun ağırlanacağı akşam, refah seviyelerini yansıtacak bir sofra hazırlamak için alışverişe çıkarlar. Markette alışveriş yapan eller, dolup boşalan sepetler, açılıp kapanan kasalar, uzayan fişler… izleyici bu tüketim döngüsünün içinde bunalır, ne var ki bireyin toplumdaki yerini konumlandıran ve koruyan sahibi olduğu nesnelerdir. Gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda birey, tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğine inanır. İnsan bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir. Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluluğa dönüşür. İnsanı ilişkiler yerini maddelerle ilişkiye bırakır. Artık geçerli ahlak, tüketim etkinliğinin ta kendisidir.<em>  </em></p>
<p>‘Yıkım’dan önceki son alışverişte, çikolata dükkanında, Anna’nın çikolata tercihiyle akşam için önemli misafirleri olduğu düşüncesine kapılır tezgahtar ve bu çikolataları kendileri için aldığını öğrendiğinde büyük şaşkınlık yaşar. Öyle ki, giyindikleri, yedikleri, kullandıkları her şey diğerleriyle aralarındaki ilişkiyi belirlemek, denklik sağlamak için vardır hayatlarında.</p>
<p>Anna ve George işlerinden ayrılır,  bankadaki tüm paralarını çekerler.  Böylelikle ilkin güvence altındaki gelecek yok edilir. Telefonla, tüm abonelikler iptal edilir; sonsuz döngüsel zaman kırılmıştır. Eva’nın okuluna, akrabalarına ve komşularına seyahate çıkacaklarını haber verirler. ‘Yolculuk’ için her şey hazırdır.</p>
<p>Son akşam yemeğinin ardından, yıkım başlar. Ailenin toplumsal konumunu garantileyen tüm nesneler, sırayla paramparça edilir. Mobilyalar, plaklar, giysiler, kitaplar, raflar; gereğinden uzun çekimlerle, izleyicinin tüketim kültürü içinde eşyayla arasındaki ilişkiyi sorgulamasını sağlayacak biçimde aktarılmıştır.</p>
<p>Filmdeki bir diğer önemli metafor şüphesiz akvaryumdaki balıklardır. Balıklar kendilerine ‘fazlasıyla’ yetecek büyüklükte bir akvaryumda yaşar. Fakat bu gösterişli akvaryumdan çıkış veya bu akvaryumun dışında bir yaşam mümkün değildir. Akvaryuma inen büyük bir balyozla, cam kırılmış, yerlere saçılmış balıklar can çekişerek ölmüştür. Gerçek sondan önce, ailenin içinde bulundukları akvaryumdan ancak intiharla kurtulacakları sembolik olarak doğrulanmıştır.</p>
<p>Haneke bir röportajında, flmi izleyenlerin, paraların yırtılıp klozete atılma sahnesinde, ailenin kızlarını öldürerek intihar ettikleri sahneye oranla daha fazla rahatsızlık duyduklarını, kimilerinin o sahnede salonu terkettikleri notunu düşmüştür.  Paraların klozete atılması ve eşyaların parçalanma sahnelerinin, ailenin intihar etmesinden daha gerilimli ve rahatsız edici kurgulanması, modern insanın önceliklerine ve ihtiyaçlar hiyerarşisine bir göndermedir.</p>
<p>Medeniyetin yok edilişinin ardından sıra, nihayet ailenin kurtuluşuna gelmiştir. Her ne kadar Avustralya kıtası imgesiyle, bir ideal yaşam fikri öne sürülmüş olsa da mutlak özgürlük ölümle mümkün olacaktır. Anna ve Georg önce kızları Eva’yı, sonra kendilerini zehirler. Modernitenin yarattığı çöküntü kaçınılmaz ve çıkışsızdır. Umut yoktur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/imkansiz-bir-kacis-hayali-yedinci-kita/">İmkansız Bir Kaçış Hayali: Yedinci Kıta</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/imkansiz-bir-kacis-hayali-yedinci-kita/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1877</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mavi Bisiklet Berlin Yolcusu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-bisiklet-berlin-yolcusu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-bisiklet-berlin-yolcusu/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 20 Jan 2016 20:44:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Merve Kahvecioğlu Öztürk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Akşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Amsterdam]]></category>
		<category><![CDATA[Bahriye Arın]]></category>
		<category><![CDATA[Beren Yiğit]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Vurdumduymaz]]></category>
		<category><![CDATA[Doha]]></category>
		<category><![CDATA[Doha Film Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Kılıçarslan]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Koca]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[Film Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Kristal Ayı]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Küçükibiş]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[Nursen Çetin Köreken]]></category>
		<category><![CDATA[post prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Turan Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Köreken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1833</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ümit Köreken ve Nursen Çetin Köreken’in ilk uzun metrajlı sinema filmi Mavi Bisiklet festival yolcusu… Bir çocuğun büyüklerin dünyasında karşılaştığı adaletsizliklere çözüm arayışını konu alan Mavi Bisiklet filmi 66. Uluslararası Berlin Film Festivali&#8217;nde Generation Kplus kategorisinde, ana kahramanı çocuklar ve gençleri konu alan filmlere yönelik Kristal Ayı Ödülü için yarışacak. 5 yıllık bir çalışmanın ürünü [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-bisiklet-berlin-yolcusu/">Mavi Bisiklet Berlin Yolcusu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ümit Köreken ve Nursen Çetin Köreken’in ilk uzun metrajlı sinema filmi Mavi Bisiklet festival yolcusu…</p>
<p>Bir çocuğun büyüklerin dünyasında karşılaştığı adaletsizliklere çözüm arayışını konu alan Mavi Bisiklet filmi 66. Uluslararası Berlin Film Festivali&#8217;nde Generation Kplus kategorisinde, ana kahramanı çocuklar ve gençleri konu alan filmlere yönelik Kristal Ayı Ödülü için yarışacak.</p>
<p><figure id="attachment_1834" aria-describedby="caption-attachment-1834" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mavi-Bisiklet.jpg" rel="attachment wp-att-1834"><img class=" td-modal-image wp-image-1834 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mavi-Bisiklet-300x158.jpg?resize=300%2C158" alt="Ümit Köreken ve Nursen Çetin Köreken’in ilk uzun metrajlı sinema filmi Mavi Bisiklet festival yolcusu." width="300" height="158" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mavi-Bisiklet.jpg?resize=300%2C158&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mavi-Bisiklet.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mavi-Bisiklet.jpg?resize=351%2C185&amp;ssl=1 351w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1834" class="wp-caption-text">Ümit Köreken ve Nursen Çetin Köreken’in ilk uzun metrajlı sinema filmi Mavi Bisiklet festival yolcusu.</figcaption></figure></p>
<p>5 yıllık bir çalışmanın ürünü olan ve yönetmenliğini Ümit Köreken&#8217;in üstlendiği film, festivalde dünya prömiyerini de gerçekleştirecek.</p>
<p>Film, Amsterdam&#8217;da, 2013 yılında Cinekid Co-Production Market&#8217;in “En İyi Proje Ödülü”nü kazanmış, Avrupa Destek Fonu Eurimages’tan ise Türkiye’den ilk kez “Film for Children” başlığıyla destek alan yapım olmuştu. Mavi Bisiklet, DOHA Film Enstitüsü’nden de post prodüksiyon desteği kazandı.</p>
<p><figure id="attachment_1835" aria-describedby="caption-attachment-1835" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/mavi-bisiklet-2.jpg" rel="attachment wp-att-1835"><img class=" td-modal-image wp-image-1835 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/mavi-bisiklet-2.jpg?resize=640%2C299" alt="Filmin çekimleri 2015 yılında Konya, Akşehir’de tamamlandı." width="640" height="299" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/mavi-bisiklet-2.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/mavi-bisiklet-2.jpg?resize=300%2C140&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1835" class="wp-caption-text">Filmin çekimleri 2015 yılında Konya, Akşehir’de tamamlandı.</figcaption></figure></p>
<p>Çekimleri 2015 yılında Konya, Akşehir’de tamamlanan Mavi Bisiklet’in tüm başrol oyuncuları, civar köylerden seçilen çocuklardan oluşuyor.</p>
<p>Filmde Selim Kaya, Eray Kılıçarslan, Bahriye Arın, Mustafa Küçükibiş, Burak Vurdumduymaz, Beren Yiğit, Fatih Koca, Mustafa Şimşek, Nursen Çetin Köreken ve Turan Özdemir rol alıyor.</p>
<p><figure id="attachment_1836" aria-describedby="caption-attachment-1836" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/mavi-bisiklet-3.jpg" rel="attachment wp-att-1836"><img class=" td-modal-image wp-image-1836 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/mavi-bisiklet-3-300x167.jpg?resize=300%2C167" alt="Mavi Bisiklet’in tüm başrol oyuncuları, civar köylerden seçilen çocuklardan oluşuyor." width="300" height="167" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/mavi-bisiklet-3.jpg?resize=300%2C167&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/mavi-bisiklet-3.jpg?w=690&amp;ssl=1 690w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1836" class="wp-caption-text">Mavi Bisiklet’in tüm başrol oyuncuları, civar köylerden seçilen çocuklardan oluşuyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong><em>Filmin konusu:</em></strong></p>
<p>Annesi ve küçük kız kardeşi ile birlikte yaşayan 13 yaşındaki Ali; boş zamanlarında çalıştığı lastikçiden kazandığı haftalığı evin ihtiyaçları için annesine vermekte, bahşiş olarak aldığı birkaç lirayı ise mavi bir bisiklet alabilmek için biriktirmektedir. Ali’nin babası kasabadaki çiftlikte çalıştığı bir gün yaşamını yitirmiştir ama cesedi tren yolunda bulunmuştur. Olayın tek şahidi ise çiftliğin kahyası Salim’dir. Ali’nin platonik aşkı Elif, çocukların oyuyla seçilmiş okul başkanıdır. Ancak, Kahya Salim, kasabaya gelen torunu Hasan’ı okula kaydettirir ve okul müdürü, kısa bir süre sonra Elif’in yerine okul başkanlığını Hasan’a verir. Elif’e haksızlık yapıldığını düşünen Ali, mavi bisiklet için biriktirdiği tüm parayı bu yolda feda etmeye karar verir. Arkadaşı Yusuf’un da yardımıyla büyük bir kampanya başlatır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-bisiklet-berlin-yolcusu/">Mavi Bisiklet Berlin Yolcusu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-bisiklet-berlin-yolcusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1833</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kırık Bir Aşk Hikayesi: Vesikalı Yarim</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kirik-bir-ask-hikayesi-vesikali-yarim/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kirik-bir-ask-hikayesi-vesikali-yarim/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 15 Jan 2016 14:51:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İlkay Çelik]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Karadoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Altın Portakal Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[İzzet Günay]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbimi Kıra Kıra]]></category>
		<category><![CDATA[melodram]]></category>
		<category><![CDATA[Menekşeli Vadi]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Ulusay]]></category>
		<category><![CDATA[Nilgün Abisel]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Lütfi Akad]]></category>
		<category><![CDATA[Pembe Behçetoğulları]]></category>
		<category><![CDATA[Sait Faik]]></category>
		<category><![CDATA[Sait Faik Abasıyanık]]></category>
		<category><![CDATA[Semire Ruken Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Şükran Ay]]></category>
		<category><![CDATA[Türkan Şoray]]></category>
		<category><![CDATA[Umut Tümay Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Vesikalı Yarim]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam filmleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1769</guid>
				<description><![CDATA[<p>Türk sinema tarihinin tiyatro kökenli sinemacılarından sonra yönetmen sıfatlı ilk temsilcilerinden Ömer Lütfi Akad&#8216;ın baş yapıt niteliğindeki eseri Vesikalı Yarim, çekildiği dönemin yaygın &#8220;melodram&#8221; anlayışının ve sisteminin oldukça dışına çıkmış bir yapımdır. Sait Faik Abasıyanık&#8216;ın Menekşeli Vadi adlı eserinden beyaz perdeye aktarılmış olan Vesikalı Yarim&#8217;i dönemin şaşaalı, yıldız odaklı melodramlarından ayıran en önemli özelliği doğallığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kirik-bir-ask-hikayesi-vesikali-yarim/">Kırık Bir Aşk Hikayesi: Vesikalı Yarim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Türk sinema tarihinin tiyatro kökenli sinemacılarından sonra yönetmen sıfatlı ilk temsilcilerinden <strong>Ömer Lütfi Akad</strong>&#8216;ın baş yapıt niteliğindeki eseri <strong>Vesikalı Yarim</strong>, çekildiği dönemin yaygın &#8220;melodram&#8221; anlayışının ve sisteminin oldukça dışına çıkmış bir yapımdır. <strong>Sait Faik Abasıyanık</strong>&#8216;ın <strong>Menekşeli Vadi</strong> adlı eserinden beyaz perdeye aktarılmış olan Vesikalı Yarim&#8217;i dönemin şaşaalı, yıldız odaklı melodramlarından ayıran en önemli özelliği doğallığı ve gerçekçiliği olarak göze çarpmaktadır. Teatral olmaktan çok uzak diyalogları ile sıradan bir mahallede yaşayan bir erkek ile pavyonda çalışan bir kadının karakter özellikleri, abartısız ve doğallığa en yakın şekilde işlenmeye çalışılmıştır. Diğer Yeşilçam filmlerinden farklı olarak ana karakterler arasındaki aşka engel olan şey, aile fertleri, sosyal statü, tesadüfler, yanlış anlaşılmalar ya da araya giren kötü kadın ya da erkek değil, bizzat karakterlerin kendi iç çatışmalarıdır. Yönetmen, imkansız aşk temasını kendi döneminden bugünün dünyasına bakarak kurmuştur.</p>
<p><figure id="attachment_1771" aria-describedby="caption-attachment-1771" style="width: 525px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/vasikaliyarim.jpg" rel="attachment wp-att-1771"><img class=" td-modal-image wp-image-1771 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/vasikaliyarim.jpg?resize=525%2C280" alt="Türkan Şoray ve izzet Günay'ın başrollerini paylaştığı film Türk sineması açısından önemli bir yere sahiptir." width="525" height="280" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/vasikaliyarim.jpg?w=525&amp;ssl=1 525w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/vasikaliyarim.jpg?resize=300%2C160&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 525px) 100vw, 525px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1771" class="wp-caption-text">Türkan Şoray ve izzet Günay&#8217;ın başrollerini paylaştığı film Türk sineması açısından önemli bir yere sahiptir.</figcaption></figure></p>
<p>Filmin bir diğer ayırt edici özelliği ise kendi dönemi içinde çekilen tüm Yeşilçam filmlerinin suni karakterleri ve diyaloglarının aksine sıradan insanların, sıradan hayatlarına ışık tutmaya çalışıyor olmasıdır. Filmin gerçeklik algısını daha da kuvvetlendiren bu durum, Ömer Lütfi Akad&#8217;ın kendinden sonra gelen yönetmenler tarafından benimsenmeye çalışılan gerçeklik algısına bir ön hazırlık oluşturmaktadır.</p>
<p>Filmin konusuna kısaca değinecek olursak; bir mahallede kendi halinde bir manav olarak yaşayan Halil arkadaşlarıyla beraber bir gece gittiği pavyonda şarkıcı olarak çalışan Sabiha ile tanışır. Birbirlerinden etkilenen Sabiha ve Halil bir süre sonra birlikte yaşamaya karar verirler. Filmin bu aşamasından sonra sürekli gel gitler yaşayan karakterler, Sabiha&#8217;nın Halil hakkında öğrendiği gerçeklerle birlikte kırılma noktasına gelir. Halil, evli ve iki çocuklu bir adamdır. Bunu öğrenen Sabiha Halil&#8217;i kendinden uzaklaştırmaya çalışır. Evine, ailesine dönen Halil eski yaşantısına istemeden de olsa devam etmektedir. Bir gün, uzaktan Halil&#8217;i seyreden Sabiha onun yanına gitmek istese de Halil&#8217;in babasıyla göz göze gelir ve Halil&#8217;den de aşkından da vazgeçmek zorunda kalır, film böylece sona erer.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/L8xWcpewu7k?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Ömer Lütfi Akad&#8217;ın yönetmenliğini yaptığı, Türkan Şoray ve İzzet Günay&#8217;ın doğal ve yalın oyunculuklarıyla zirveye çıkarttığı filmin bir diğer dikkat çeken parçası ise filmin doğallığına doğallık, gerçekliğine gerçeklik katan müziğidir. <strong>Şükran Ay</strong>&#8216;ın seslendirdiği <em>Kalbimi Kıra Kıra</em> şarkısı filmle bütünleşmiş, adeta ayrılmaz bir parçası olmuştur.</p>
<p>1968 yapımı olan film birçok ödüle de layık görülmüştür;</p>
<ul>
<li>1968 Antalya Altın Portakal Film Festivali, en iyi 2. film</li>
<li>1968 Antalya Altın Portakal Film Festivali, en iyi kadın oyuncu Türkan Şoray</li>
<li>2009 2. Türk Sineması Sevgi Onur Ödülleri, Ö. Lütfi Akad, Türkan Şoray, İzzet Günay.</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_1772" aria-describedby="caption-attachment-1772" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/vesikalı-yarim.jpg" rel="attachment wp-att-1772"><img class=" td-modal-image wp-image-1772 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/vesikalı-yarim-1024x548.jpg?resize=640%2C343" alt="Ömer Lütfü Akad'ın Vesikalı Yarim filmi Yeşilçam'ın en iyi melodramlarından birisidir." width="640" height="343" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/vesikalı-yarim.jpg?resize=1024%2C548&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/vesikalı-yarim.jpg?resize=300%2C161&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/vesikalı-yarim.jpg?w=1500&amp;ssl=1 1500w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/vesikalı-yarim.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1772" class="wp-caption-text">Ömer Lütfü Akad&#8217;ın Vesikalı Yarim filmi Yeşilçam&#8217;ın en iyi melodramlarından birisidir.</figcaption></figure></p>
<p>Ayrıca film üzerine yazılmış, Çok Tuhaf Çok Tanıdık Vesikalı Yarim Üzerine adlı bir de kitap bulunmaktadır. Kitap Nilgün Abisel, Umut Tümay Arslan, Pembe Behçetoğulları, Ali Karadoğan, Semire Ruken Öztürk ve Nejat&nbsp; Ulusay tarafından hazırlanmıştır.</p>
<p>Türk sinemasının klasikleri arasında yerini alan Vesikalı Yarim, doğallığı, gerçekçiliği, konusu, müziği ve oyuncularının gösterdiği göz alıcı performansıyla, gösterildiği tarihten bu yana sinema izleyicisinin gönlünde farklı bir yer edinmiştir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kirik-bir-ask-hikayesi-vesikali-yarim/">Kırık Bir Aşk Hikayesi: Vesikalı Yarim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kirik-bir-ask-hikayesi-vesikali-yarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1769</post-id>	</item>
		<item>
		<title>88. Oscar Adayları Açıklandı: Türk Filmi Mustang, &#8220;Yabancı Dilde En İyi Film&#8221; Dalında Oscar&#8217;a Aday</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/88-oscar-adaylari-aciklandi-turk-filmi-mustang-yabanci-dilde-en-iyi-film-dalinda-oscara-aday/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/88-oscar-adaylari-aciklandi-turk-filmi-mustang-yabanci-dilde-en-iyi-film-dalinda-oscara-aday/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 14 Jan 2016 20:14:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[88. Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adam Mckay]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Blanchett]]></category>
		<category><![CDATA[Bridge of Spies]]></category>
		<category><![CDATA[Brooklyn]]></category>
		<category><![CDATA[Bryan Cranston]]></category>
		<category><![CDATA[Carol]]></category>
		<category><![CDATA[Charlotte Rampling]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Gamze Ergüven]]></category>
		<category><![CDATA[DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[Fury Road]]></category>
		<category><![CDATA[George Miller]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood 88. Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Inarritu]]></category>
		<category><![CDATA[Lenny Abrahamson]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Mad Max]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Fassbender]]></category>
		<category><![CDATA[Mustang]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Revenant]]></category>
		<category><![CDATA[The Big Short]]></category>
		<category><![CDATA[The Hateful Eight]]></category>
		<category><![CDATA[The Martian]]></category>
		<category><![CDATA[The Revenant]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1744</guid>
				<description><![CDATA[<p>Altın Küre Ödülleri&#8216;nin dağıtılmasının hemen ardından, heyecanla beklenen Oscar Ödülleri, diğer bir adıyla Akademi Ödülleri adayları da açıklandı. 88&#8217;incisi düzenlenecek olan 2016 Oscar Ödülleri adayları 24 kategoride belli oldu. Türk yönetmen Deniz Gamze Ergüven&#8216;in Mustang filmi en iyi yabancı film kategorisinde Oscar&#8217;a aday gösterildi. Mustang filmi, Türk yönetmen Türkiye&#8217;nin kabul etmemesi nedeniyle Fransa adına Oscar&#8217;a [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/88-oscar-adaylari-aciklandi-turk-filmi-mustang-yabanci-dilde-en-iyi-film-dalinda-oscara-aday/">88. Oscar Adayları Açıklandı: Türk Filmi Mustang, &#8220;Yabancı Dilde En İyi Film&#8221; Dalında Oscar&#8217;a Aday</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sanatduvari.com/2016-altin-kure-odulleri-kazananlari-belli-oldu">Altın Küre Ödülleri</a>&#8216;nin dağıtılmasının hemen ardından, heyecanla beklenen <strong>Oscar Ödülleri</strong>, diğer bir adıyla <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi">Akademi Ödülleri</a></strong> adayları da açıklandı. 88&#8217;incisi düzenlenecek olan <strong>2016 Oscar Ödülleri</strong> adayları 24 kategoride belli oldu. Türk yönetmen <em>Deniz Gamze Ergüven</em>&#8216;in <strong>Mustang</strong> filmi en iyi yabancı film kategorisinde Oscar&#8217;a aday gösterildi.</p>
<p><figure id="attachment_1746" aria-describedby="caption-attachment-1746" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/deniz-gamze-erguven.jpeg" rel="attachment wp-att-1746"><img class=" td-modal-image wp-image-1746 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/deniz-gamze-erguven-300x199.jpeg?resize=300%2C199" alt="Deniz Gamze Ergüven" width="300" height="199" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/deniz-gamze-erguven.jpeg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/deniz-gamze-erguven.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/deniz-gamze-erguven.jpeg?w=500&amp;ssl=1 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1746" class="wp-caption-text">Deniz Gamze Ergüven</figcaption></figure></p>
<p>Mustang filmi, Türk yönetmen Türkiye&#8217;nin kabul etmemesi nedeniyle Fransa adına Oscar&#8217;a katılıyor. Türk sineması bu yıl bir milat yaşayarak Oscar Ödülleri’nde bir ilke imza atabilir; ancak ne yazık ki yine egemen zihniyeti temsil etmeyen her iyi şeyin başına geldiği gibi Mustang filmi de Türkiye tarafından kabul görmedi. Yönetmen ve senarist <strong>Deniz Gamze Ergüven</strong>, bir ilke daha imza attı. Ergüven, ilk uzun metrajlı filmi ‘Mustang’ ile Altın Küre’ye aday olan ilk Türk olma onuruna eriştikten sonra Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ına aday oldu. Genç yönetmen Oscar Ödül Töreni’ne katılacak ilk Türk olarak sinema tarihine geçti.</p>
<ol>
<li>Akademi Ödülleri kazananları 28 Şubat 2016’da düzenlenecek törenle belli olacak. Akademi&#8217;nin <em>Samuel Goldwyn Theater</em> salonunda gerçekleştirilen ve internet üzerinden canlı takip edilebilen iki bölümlü basın toplantısında, ünlü yönetmenler <strong>Guillermo del Toro</strong> ve <strong>Ang Lee</strong> ilk etaptaki 12 kategoride adayları açıkladılar. Ardından oyuncu <strong>John Krasinski</strong> ve Akademi Başkanı Cheryl Boone Isaacs sunumun ikinci bölümünde diğer 12 kategorinin adaylıklarını basın ile paylaştılar.</li>
</ol>
<p><figure id="attachment_1690" aria-describedby="caption-attachment-1690" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg" rel="attachment wp-att-1690"><img class=" td-modal-image wp-image-1690 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=640%2C460" alt="Leonarda Dicaprio &quot;Diriliş&quot;" width="640" height="460" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=300%2C216&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=536%2C386&amp;ssl=1 536w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1690" class="wp-caption-text">Leonarda Dicaprio &#8220;Diriliş&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Başrollünde <strong>Leonardo DiCaprio</strong>&#8216;nun oynadığı <strong>Revenant</strong> (Diriliş) filmi 12 dalda Akademi Ödüllerine aday gösterildi. Film, En İyi Aktör, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kostüm, En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu, En İyi Makyaj ve Saç, En İyi Prodüksiyon, En İyi Ses, En İyi Ses Efekti ve En İyi Görsel Efekt, En İyi Yapım Tasarım dallarında Oscar&#8217;a aday gösterildi. Diğer bir yandan <strong>Mad Max: Fury Road</strong> ve <strong>The Martian</strong> (Marslı) filmleri de en çok aday gösterilen diğer filmler oldu.</p>
<p><figure id="attachment_1689" aria-describedby="caption-attachment-1689" style="width: 660px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/martian-film.jpg" rel="attachment wp-att-1689"><img class=" td-modal-image wp-image-1689 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/martian-film.jpg?resize=640%2C360" alt="The Martian &quot;Marslı&quot; iddialı bir yapım olarak 2016 yılına damga vuracağa benziyor." width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/martian-film.jpg?w=660&amp;ssl=1 660w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/martian-film.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1689" class="wp-caption-text">The Martian &#8220;Marslı&#8221; iddialı bir yapım olarak 2016 yılına damga vuracağa benziyor.</figcaption></figure></p>
<ol>
<li>Oscar Ödülleri törenini ünlü komedyen <strong>Chris Rock</strong> sunacak.</li>
</ol>
<p><em>Akademi Ödülleri için tam aday listesi şu şekildedir:</em></p>
<p><figure id="attachment_1747" aria-describedby="caption-attachment-1747" style="width: 275px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mad-Max-Fury-Road.jpg" rel="attachment wp-att-1747"><img class=" td-modal-image wp-image-1747 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mad-Max-Fury-Road.jpg?resize=275%2C183" alt="Mad Max: Fury Road" width="275" height="183" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mad-Max-Fury-Road.jpg?w=275&amp;ssl=1 275w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Mad-Max-Fury-Road.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 275px) 100vw, 275px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1747" class="wp-caption-text">Mad Max: Fury Road</figcaption></figure></p>
<p><strong>En İyi Film:</strong></p>
<ul>
<li>The Big Short,</li>
<li>Bridge of Spies,</li>
<li>Brooklyn,</li>
<li>Mad Max: Fury Road,</li>
<li>The Martian,</li>
<li>The Revenant,</li>
<li>Room, Spotlight</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Yönetmen:</strong></p>
<ul>
<li>Adam Mckay &#8211; The Big Shiort,</li>
<li>George Miller &#8211; Mad Max: Fury Road,</li>
<li>Alejandro G Inarritu &#8211; The Revenant,</li>
<li>Lenny Abrahamson &#8211; Room, Tom McCarthy &#8211; Spotlight</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu:</strong></p>
<ul>
<li>Bryan Cranston &#8211; Trumbo,</li>
<li>Matt Damon &#8211; The Martian,</li>
<li>Leonardo DiCaprio &#8211; The Revenant,</li>
<li>Michael Fassbender &#8211; Steve Jobs,</li>
<li>Eddie Redmayne &#8211; The Danish Girl</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_1748" aria-describedby="caption-attachment-1748" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Blanchett.jpeg" rel="attachment wp-att-1748"><img class=" td-modal-image wp-image-1748 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Blanchett-300x225.jpeg?resize=300%2C225" alt="Cate Blanchett" width="300" height="225" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Blanchett.jpeg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Blanchett.jpeg?resize=1024%2C768&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Blanchett.jpeg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Blanchett.jpeg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1748" class="wp-caption-text">Cate Blanchett</figcaption></figure></p>
<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu:</strong></p>
<ul>
<li>Blanchett,</li>
<li>Larson,</li>
<li>Lawrence &#8211; Joy,</li>
<li>Charlotte Rampling &#8211; 45 Years,</li>
<li>Saoirse Ronan &#8211; Brooklyn</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:</strong></p>
<ul>
<li>Christian Bale &#8211; The Big Short, Hardy &#8211; The Revenant,</li>
<li>Ruffalo &#8211; Spotlight,</li>
<li>Rylance &#8211; Bridge of Spies,</li>
<li>Stallone &#8211; Creed</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:</strong></p>
<ul>
<li>Jennifer Jason Leigh &#8211; The Hateful Eight,</li>
<li>Rooney Mara &#8211; Carol, Rachel McAdams &#8211; Spotlight,</li>
<li>Alicia Vikander &#8211; The Danish Girl,</li>
<li>Kate Winslet &#8211; Steve Jobs</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Orijinal Senaryo:</strong></p>
<ul>
<li>Bridge of Spies,</li>
<li>Ex Machina,</li>
<li>Inside Out,</li>
<li>Spotlight,</li>
<li>Straight Outta Compton</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_1749" aria-describedby="caption-attachment-1749" style="width: 217px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/carol-film.jpg" rel="attachment wp-att-1749"><img class=" td-modal-image wp-image-1749 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/carol-film-217x300.jpg?resize=217%2C300" alt="&quot;Carol&quot; filmi" width="217" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/carol-film.jpg?resize=217%2C300&amp;ssl=1 217w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/carol-film.jpg?w=650&amp;ssl=1 650w" sizes="(max-width: 217px) 100vw, 217px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1749" class="wp-caption-text">&#8220;Carol&#8221; filmi</figcaption></figure></p>
<p><strong>En İyi Uyarlama Senaryo:</strong></p>
<ul>
<li>The Big Short,</li>
<li>Brooklyn,</li>
<li>Carol,</li>
<li>The Martian,</li>
<li>Room</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Film Müziği:</strong></p>
<ul>
<li>Bridge of Spies,</li>
<li>Carol,</li>
<li>The Hateful Eight,</li>
<li>Sicario,</li>
<li>Star Wars: The Force Awakens</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Orijinal Şarkı:</strong></p>
<ul>
<li>Earned It &#8211; 50 Shades of Grey,</li>
<li>Til It Happens To You &#8211; The Hunting Ground,</li>
<li>Writings On The Wall &#8211; Spectre,</li>
<li>Manta Ray &#8211; Racing Extinction,</li>
<li>Simple Song 3 &#8211; Youth</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_1750" aria-describedby="caption-attachment-1750" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Hateful-Eight.jpg" rel="attachment wp-att-1750"><img class=" td-modal-image wp-image-1750 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Hateful-Eight-300x187.jpg?resize=300%2C187" alt="Hateful Eight" width="300" height="187" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Hateful-Eight.jpg?resize=300%2C187&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Hateful-Eight.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Hateful-Eight.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Hateful-Eight.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1750" class="wp-caption-text">Hateful Eight</figcaption></figure></p>
<p><strong>En İyi Sinematografi:</strong></p>
<ul>
<li>Carol,</li>
<li>Hateful Eight,</li>
<li>Mad Max: Fury Road,</li>
<li>The Revenant, Sicario</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Belgesel:</strong></p>
<ul>
<li>Amy,</li>
<li>Cartel Land,</li>
<li>The Look of Silence,</li>
<li>What Happened Miss Simone?</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Kostüm:</strong></p>
<ul>
<li>Carol,</li>
<li>Cinderella,</li>
<li>The Danish Girl,</li>
<li>Mad Max: Fury Road,</li>
<li>The Revenant</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Ses Kurgusu:</strong></p>
<ul>
<li>Mad Max : Fury Road,</li>
<li>The Martian,</li>
<li>The Revenant,</li>
<li>Sicario,</li>
<li>Star Wars: The Force Awakens</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Ses Miksajı:</strong></p>
<ul>
<li>Bridge of Spies,</li>
<li>Mad Max: Fury Road,</li>
<li>The Martian, The Revenant,</li>
<li>Star Wars: The Force Awakens</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Kısa Belgesel:</strong></p>
<ul>
<li>Body Team 12,</li>
<li>Chau Beyond the Lines,</li>
<li>Claude Lanzmann,</li>
<li>A Girl in the River,</li>
<li>Last Day of Freedom</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Makyaj:</strong></p>
<ul>
<li>Mad Max: Fury Road,</li>
<li>The 100-year-old Man Who Climbed Out of the Window and Diasappeared,</li>
<li>The Revenant</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Kısa Film:</strong></p>
<ul>
<li>Ava Maria,</li>
<li>Day One,</li>
<li>Everything Will Be Okay,</li>
<li>Shok, Stutterer</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Kısa Animasyon Filmi:</strong></p>
<ul>
<li>Bear Story,</li>
<li>Prologue,</li>
<li>Sanjay’s Superteam,</li>
<li>World of Tomorrow</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Animasyon Filmi:</strong></p>
<ul>
<li>Anomalisa,</li>
<li>Inside Out,</li>
<li>Shaun the Sheep,</li>
<li>Boy and the Wild,</li>
<li>When Marnie Was There</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Görsel Efekt:</strong></p>
<ul>
<li>Ex Machina,</li>
<li>Mad Max: Fury Road,</li>
<li>The Martian,</li>
<li>The Revenant,</li>
<li>Star Wars: The Force Awakens</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Film Kurgusu:</strong></p>
<ul>
<li>The Big Short,</li>
<li>Mad Max: Fury Road,</li>
<li>The Revenant,</li>
<li>Star Wars: The Force Awakens,</li>
<li>Spotlight</li>
</ul>
<p><strong>En İyi Yapım Tasarımı:</strong></p>
<ul>
<li>Bridge of Spies,</li>
<li>The Danish Girl,</li>
<li>Mad Max: Fury Road,</li>
<li>The Martian,</li>
<li>The Revenant</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_952" aria-describedby="caption-attachment-952" style="width: 221px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mustang-filmi.jpg" rel="attachment wp-att-952"><img class=" td-modal-image wp-image-952 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mustang-filmi-221x300.jpg?resize=221%2C300" alt="&quot;Mustang&quot;" width="221" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mustang-filmi.jpg?resize=221%2C300&amp;ssl=1 221w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mustang-filmi.jpg?resize=754%2C1024&amp;ssl=1 754w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mustang-filmi.jpg?w=1178&amp;ssl=1 1178w" sizes="(max-width: 221px) 100vw, 221px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-952" class="wp-caption-text">&#8220;Mustang&#8221;</figcaption></figure></p>
<p><strong>En İyi Yabancı Film: </strong></p>
<ul>
<li>Embrace of the Serpant</li>
<li>Mustang</li>
<li>Son of Saul</li>
<li>Theeb</li>
<li>A War</li>
</ul>
<p>28 Şubat&#8217;ta belli olacak Oscar Ödüllerinde Türkiye&#8217;yi Fransa adına yarışsa da temsil edecek Mustang filmine ve ekibine başarılar dilliyoruz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/88-oscar-adaylari-aciklandi-turk-filmi-mustang-yabanci-dilde-en-iyi-film-dalinda-oscara-aday/">88. Oscar Adayları Açıklandı: Türk Filmi Mustang, &#8220;Yabancı Dilde En İyi Film&#8221; Dalında Oscar&#8217;a Aday</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/88-oscar-adaylari-aciklandi-turk-filmi-mustang-yabanci-dilde-en-iyi-film-dalinda-oscara-aday/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1744</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sony Pictures’dan Emojilerin Filmi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sony-picturesdan-emojilerin-filmi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sony-picturesdan-emojilerin-filmi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 12 Jan 2016 22:22:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tolgahan Geyikci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Leondis]]></category>
		<category><![CDATA[emoji]]></category>
		<category><![CDATA[Eric Siegel]]></category>
		<category><![CDATA[Sony Pictures]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1710</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan emojiler beyaz perdede can bulacak. MSN ile hayatımıza giren ve artık her yerde bir duygusal yansımamızın ifadesi olan emojiler, Sony Pictures yapımcılığı tarafından 1 Milyon dolara film hakları satın alındı bile. Film konusu hakkında bir bilgi henüz yok ama senaristler belli; Eric Siegel ve Anthony Leondis. IMDB’de filmin vizyon [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sony-picturesdan-emojilerin-filmi/">Sony Pictures’dan Emojilerin Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan emojiler beyaz perdede can bulacak.</p>
<p>MSN ile hayatımıza giren ve artık her yerde bir duygusal yansımamızın ifadesi olan emojiler, Sony Pictures yapımcılığı tarafından 1 Milyon dolara film hakları satın alındı bile.</p>
<p>Film konusu hakkında bir bilgi henüz yok ama senaristler belli; Eric Siegel ve Anthony Leondis.</p>
<p>IMDB’de filmin vizyon tarihi 2019 olarak geçiyor.</p>
<p>Konusu ve içeriği merakla beklenen film, şimdiden heyecanla beklenmeye başladı bile.</p>
<p>Bakalım bizleri nasıl bir film bekliyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sony-picturesdan-emojilerin-filmi/">Sony Pictures’dan Emojilerin Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sony-picturesdan-emojilerin-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1710</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Örümcek Kadının Öpücüğü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/orumcek-kadinin-opucugu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/orumcek-kadinin-opucugu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 11 Jan 2016 23:40:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre]]></category>
		<category><![CDATA[BAFTA]]></category>
		<category><![CDATA[Cannes]]></category>
		<category><![CDATA[Cannes Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Cinema Novo]]></category>
		<category><![CDATA[Cinema Novo akımı]]></category>
		<category><![CDATA[David di Donatello]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat uyarlaması]]></category>
		<category><![CDATA[Hector Babenco]]></category>
		<category><![CDATA[Leonard Schrader]]></category>
		<category><![CDATA[Manuel Puig]]></category>
		<category><![CDATA[Marksizm]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Raul Julia]]></category>
		<category><![CDATA[uyarlama]]></category>
		<category><![CDATA[uyarlama film]]></category>
		<category><![CDATA[William Hurt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1693</guid>
				<description><![CDATA[<p>Örümcek Kadının Öpücüğü, 1985 Brezilya &#8211; ABD ortak yapımı politik bir filmdir. Cinema Novo akımının önemli temsilcisi, Arjantin doğumlu Brezilyalı sinemacı Hector Babenco&#8216;nun yönettiği filmin senaryosunu Leonard Schrader, Arjantinli yazar Manuel Puig&#8216;in 1976&#8217;da yayımladığı aynı adlı romandan uyarlayıp yazmıştır. Başrollerinde William Hurt ve Raul Julia&#8216;nın oynadıkları filmde W.Hurt eşcinsel-travesti rolünde, R. Julia ise Marksist bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/orumcek-kadinin-opucugu/">Örümcek Kadının Öpücüğü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Örümcek Kadının Öpücüğü</strong>, 1985 Brezilya &#8211; ABD ortak yapımı politik bir filmdir.</p>
<p><em>Cinema Novo</em> akımının önemli temsilcisi, Arjantin doğumlu Brezilyalı sinemacı <strong>Hector Babenco</strong>&#8216;nun yönettiği filmin senaryosunu <em>Leonard Schrader</em>, Arjantinli yazar <em>Manuel Puig</em>&#8216;in 1976&#8217;da yayımladığı aynı adlı romandan uyarlayıp yazmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_1696" aria-describedby="caption-attachment-1696" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu.jpg" rel="attachment wp-att-1696"><img class=" td-modal-image wp-image-1696 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-300x197.jpg?resize=300%2C197" alt="William Hurt ve Raul Julia muhteşem performanslarıyla sinemaseverlerden büyük beğeni aldılar." width="300" height="197" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu.jpg?resize=300%2C197&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu.jpg?w=350&amp;ssl=1 350w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1696" class="wp-caption-text">William Hurt ve Raul Julia muhteşem performanslarıyla sinemaseverlerden büyük beğeni aldılar.</figcaption></figure></p>
<p>Başrollerinde <strong>William Hurt</strong> ve <strong>Raul Julia</strong>&#8216;nın oynadıkları filmde W.Hurt eşcinsel-travesti rolünde, R. Julia ise Marksist bir gazeteciyi oynamaktadır.</p>
<p>Hikaye, 1970 yıllarda askeri rejimle yönelten Brezilya’da geçmektedir. Valentin Arregui rolündeki R. Julia hikayede aranılan bir militana sahte pasaport düzenler ancak yakalanıp hapse atılır. Ağır işkencelere maruz kalmasına rağmen istenilen isimleri vermez. Bunun üzerine hapishane yönetimi onu itiraf etmesi için bir apolitik gibi görünen bir eşcinselin bulunduğu hücreye hapseder. Bu kişi Luis Molina (William Hurt)&#8217;dır.</p>
<p>Etkileyici performans sergileyen W. Hurt bu filmde rolünde hücrede ayrı bir hikaye anlatır. Anlattığı sinema filmi bir Nazi propaganda filmidir. Bu anlatımda Molina (W. Hurt) bizi film içinde filme götürür. Film bir bakımdan rüya sekanslarından oluşmuş gibidir… Bu anlatım-gösteri-çünkü Molina filmi hücrede anlatmaz oynar, bizi de hücreye alıp Valentin ile özdeşleştirir. Önceleri Valentin şüphe ve reddetmeyle ve mide bulantısıyla Molina’ya tepki gösterse de ilerleyen zamanda bu dostluğu kabullenir, aralarında ilginç bir bağ oluşur. Tabii bu bağ, aşk,&nbsp; Valentin’in ataerkilliğinin yavaş yavaş değişimi bizi evirir çevirir aşkı yeniden sorgulatır.</p>
<p><figure id="attachment_1694" aria-describedby="caption-attachment-1694" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kiss-of-the-spider-woman.jpg" rel="attachment wp-att-1694"><img class=" td-modal-image wp-image-1694 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kiss-of-the-spider-woman-1024x600.jpg?resize=640%2C375" alt="Örümcek Kadının Öpücüğü filmi hapihane ortamında kurulabilecek dostluklara çok iyi örnek oluşturabilecek bir filmdir." width="640" height="375" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kiss-of-the-spider-woman.jpg?resize=1024%2C600&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kiss-of-the-spider-woman.jpg?resize=300%2C176&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kiss-of-the-spider-woman.jpg?w=1111&amp;ssl=1 1111w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1694" class="wp-caption-text">Örümcek Kadının Öpücüğü filmi hapihane ortamında kurulabilecek dostluklara çok iyi örnek oluşturabilecek bir filmdir.</figcaption></figure></p>
<p>Molina’nın hücresi, sanki bizim kendimizin kendimiz için yaratığı hücre gibidir. Bu hayatta oyunumuzu nasıl oynamamız gerektiğini Molina, adeta göz kırparak üstü kapalı bize anlatmaktadır. Dolayısıyla kadınlık, erkeklik kavramlarını da sorgulatır bize bu film.</p>
<p>Molina hücrede anlattığı hikayelerden biri de Örümcek kadınla ilgilidir. Bir adada yaşayan, kendi vücudunun dışında örülen örümcek ağları tarafından sarmalanmış şekilde yaşamaya çalışan, yüzünde bir maske olan gerçek yüzü saklanmış bir kadının hikayesi anlatılıyor. Hikayede Molina aslında kendi içnde bulunduğu durumu ve aşkını anlatmaya çalışıyordur.</p>
<p><figure id="attachment_1698" aria-describedby="caption-attachment-1698" style="width: 202px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-afis.jpg" rel="attachment wp-att-1698"><img class="wp-image-1698 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-afis-202x300.jpg?resize=202%2C300" alt="Örümcek Kadının Öpücüğü filminin meşhur afişi." width="202" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-afis.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-afis.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w" sizes="(max-width: 202px) 100vw, 202px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1698" class="wp-caption-text">Örümcek Kadının Öpücüğü filminin meşhur afişi.</figcaption></figure></p>
<p>Ve sonunda Valentin, Molina’ya güvenir, duyduğu aşkla da ona arkadaşları hakkında bilgi verir. Artık Molina cezaevinden çıkışta Valentin’in arkadaşları ile bağlantı kuracak, onlara Valentin’den bilgi götürecektir. Ancak olaylar istenildiği gibi gelişmez. Filmin sonunu ve gelişen olayları yazmayacağım. Ancak şunu belirtmem gerekir o da muhteşem bir film olduğu ve William Hurt’ın bu filmle devleştiğidir.</p>
<p>Filmi seyrederken birçok karşıt kavramları fark edeceksiniz. Bu da bizi adeta dürtüp farkındalıklarımızın bilincine vardıracak:</p>
<ul>
<li>Kadınlık &#8211; erkeklik,</li>
<li>Kaba güç baskı &#8211; itaat,</li>
<li>Ruh &#8211; bilinç,</li>
<li>Baskı &#8211; boyun eğiş – direniş,</li>
<li>Marksist &#8211; faşist,</li>
<li>Vatansever &#8211; hain,</li>
<li>İşkence &#8211; yardım,</li>
<li>Homoseksüel &#8211; heteroseksüel,</li>
<li>Cehalet &#8211; bilgi,</li>
<li>Şiddet &#8211; şefkat,</li>
<li>Gerçek – fantezi.</li>
</ul>
<p>Bu filmle değer yargılarınızı ve gerçek aşkın nasıl olduğunu sorgulayacaksınız. Filmin adındaki örümcek ağları kadının çevresindeki değer yargılarını anlatmaktadır.</p>
<p><figure id="attachment_1697" aria-describedby="caption-attachment-1697" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-1.jpg" rel="attachment wp-att-1697"><img class=" td-modal-image wp-image-1697 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-1-300x180.jpg?resize=300%2C180" alt="William Hurt, birçok festivalden en iyi erkek oyuncu dalında ödüller almıştır." width="300" height="180" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-1.jpg?resize=300%2C180&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-1.jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-1.jpg?w=460&amp;ssl=1 460w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1697" class="wp-caption-text">William Hurt, birçok festivalden en iyi erkek oyuncu dalında ödüller almıştır.</figcaption></figure></p>
<p>Bu arada William Hurt’ın bu rolüyle en iyi aktör dalında birçok ödül aldığını yazmalıyım: Oscar Ödülleri 1986, Altın Küre 1986, BAFTA 1986, David di Donatello 1986, Cannes Film Festivali 1985…</p>
<p>Sinema tarihi açısından kaçırılmayacak muhteşem bir film bence. Örümcek Kadının Öpücüğü&#8217;nü izlemeden sinema tarihi hakkında konuşmamak gerekir diye düşünüyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/orumcek-kadinin-opucugu/">Örümcek Kadının Öpücüğü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/orumcek-kadinin-opucugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1693</post-id>	</item>
		<item>
		<title>2016 Altın Küre Ödülleri Kazananları Belli Oldu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/2016-altin-kure-odulleri-kazananlari-belli-oldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/2016-altin-kure-odulleri-kazananlari-belli-oldu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 11 Jan 2016 20:27:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Altın Küre Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[73. Altın Küre]]></category>
		<category><![CDATA[73. Altın Küre Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aaron Sorkin]]></category>
		<category><![CDATA[Alejandro González Iñárritu]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre kazananları]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre Ödülleri 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Brie Larson]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş filmi]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[Ennio Morricone]]></category>
		<category><![CDATA[Golden Globe]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood Yabancı Basın Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Jennifer Lawrence]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı halı]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Marslı]]></category>
		<category><![CDATA[Marslı filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Matt Damon]]></category>
		<category><![CDATA[müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[ödül gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[ödül töreni]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ricky Gervais]]></category>
		<category><![CDATA[Ridley Scott]]></category>
		<category><![CDATA[Saul’un Oğlu]]></category>
		<category><![CDATA[The Martian]]></category>
		<category><![CDATA[The Revenant]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1686</guid>
				<description><![CDATA[<p>2016 yılı itibariyle&#160;73. kez düzenlenen ve &#8220;Oscar provası&#8221; olarak değerlendirilen Altın Küre Ödülleri, ABD&#8217;de Beverly Hilton Otel&#8217;de düzenlenen törenle sahiplerini buldu.&#160;Oscar Ödülleri&#8216;nden sonra Hollywood&#8217;un en prestijli ödülleri sayılan Altın Küreler, görkemli bir törenle&#160;kazananlarıyla buluştu. Altın Küre &#8220;Golden Globe&#8221; Ödülleri&#8217;ni kazananlar Oscar Ödülleri&#8216;nde büyük avantaj ettiği herkes tarafından bilinen bir durumdur. Bu yüzden ünlü filmler ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/2016-altin-kure-odulleri-kazananlari-belli-oldu/">2016 Altın Küre Ödülleri Kazananları Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>2016 yılı itibariyle&nbsp;73. kez düzenlenen ve &#8220;Oscar provası&#8221; olarak değerlendirilen Altın Küre Ödülleri, ABD&#8217;de Beverly Hilton Otel&#8217;de düzenlenen törenle sahiplerini buldu.&nbsp;<a href="http://www.sanatduvari.com/88-oscar-adaylari-aciklandi-turk-filmi-mustang-yabanci-dilde-en-iyi-film-dalinda-oscara-aday">Oscar Ödülleri</a>&#8216;nden sonra Hollywood&#8217;un en prestijli ödülleri sayılan Altın Küreler, görkemli bir törenle&nbsp;kazananlarıyla buluştu.</p>
<p>Altın Küre &#8220;Golden Globe&#8221; Ödülleri&#8217;ni kazananlar <a href="http://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi">Oscar Ödülleri</a>&#8216;nde büyük avantaj ettiği herkes tarafından bilinen bir durumdur. Bu yüzden ünlü filmler ve oyuncular tarafından Altın Küre&#8217;ye büyük önem verilir.</p>
<p><figure id="attachment_1687" aria-describedby="caption-attachment-1687" style="width: 710px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/73-altin-kure.jpg" rel="attachment wp-att-1687"><img class=" td-modal-image wp-image-1687 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/73-altin-kure.jpg?resize=640%2C325" alt="73. Altın Küre Ödülleri sahiplerini buldu." width="640" height="325" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/73-altin-kure.jpg?w=710&amp;ssl=1 710w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/73-altin-kure.jpg?resize=300%2C152&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/73-altin-kure.jpg?resize=474%2C240&amp;ssl=1 474w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1687" class="wp-caption-text">73. Altın Küre Ödülleri sahiplerini buldu.</figcaption></figure></p>
<p>Hollywood Yabancı Basın Birliği tarafından düzenlenen geleneksel Altın Küre ödüllerinin bu seneki galibi <strong>Alejandro González Iñárritu</strong> imzalı <strong>Diriliş (The Revenant)</strong> oldu. Diriliş, Drama dalında En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini kazanırken, <strong>Leonardo DiCaprio</strong>’ya da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandırdı. Komedi dalında En İyi Film ödülünü kazanan <strong>Ridley Scott</strong> imzalı <strong>Marslı (The Martian)</strong> da bu kategoride <strong>Matt Damon</strong>’a En İyi Erkek Oyuncu ödülünü getirdi.</p>
<p>Sivri dilli İngiliz komedyen Ricky Gervais&#8217;in gecenin sunuculuğunu üstlendiği ödül törenine bu yıl nihayet Oscar Ödülü&#8217;nü de kazanacağı tahmin edilen ünlü oyuncu Leonardo DiCaprio damga vurdu.</p>
<p><figure id="attachment_1688" aria-describedby="caption-attachment-1688" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dirilis-filmi.jpeg" rel="attachment wp-att-1688"><img class=" td-modal-image wp-image-1688 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dirilis-filmi.jpeg?resize=620%2C332" alt="Diriliş filmi Altın Küre Ödülleri'ne damgasını vurdu." width="620" height="332" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dirilis-filmi.jpeg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dirilis-filmi.jpeg?resize=300%2C161&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1688" class="wp-caption-text">Diriliş filmi Altın Küre Ödülleri&#8217;ne damgasını vurdu.</figcaption></figure></p>
<p>14 dalda sinema, 11 dalda televizyon olmak üzere toplamda 25 farklı kategoride ödül dağıtılan 73. Altın Küre&#8217;de kazananların tam listesi aşağıdaki gibi şekillendi:</p>
<p><strong>FİLM KATEGORİSİ</strong></p>
<p><strong>Drama dalında:</strong></p>
<p>En İyi Yönetmen: Alejandro González Iñárritu (Diriliş)</p>
<p>En İyi Erkek Oyuncu: Leonardo DiCaprio (Diriliş)</p>
<p>En İyi Kadın Oyuncu: Brie Larson (Gizli Dünya / Room)</p>
<p><figure id="attachment_1689" aria-describedby="caption-attachment-1689" style="width: 660px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/martian-film.jpg" rel="attachment wp-att-1689"><img class=" td-modal-image wp-image-1689 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/martian-film.jpg?resize=640%2C360" alt="The Martian &quot;Marslı&quot; iddialı bir yapım olarak 2016 yılına damga vuracağa benziyor." width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/martian-film.jpg?w=660&amp;ssl=1 660w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/martian-film.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1689" class="wp-caption-text">The Martian &#8220;Marslı&#8221; iddialı bir yapım olarak 2016 yılına damga vuracağa benziyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Komedi &#8211; Müzikal dalında:</strong></p>
<p>En İyi Film: Marslı / The Martian (Yön. Ridley Scott)</p>
<p>En İyi Erkek Oyuncu: Matt Damon (Marslı)</p>
<p>En İyi Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence (Joy)</p>
<p><strong>Genel Ödüller:</strong></p>
<p>En İyi Film: Diriliş / The Revenant (Yön. Alejandro González Iñárritu)</p>
<p>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Sylvester Stallone (Creed)</p>
<p>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Kate Winslet (Steve Jobs)</p>
<p>En İyi Senaryo: Steve Jobs (Aaron Sorkin)</p>
<p>En İyi Özgün Senaryo: Ennio Morricone (The Hateful Eight)</p>
<p>En İyi Özgün Şarkı: Writing’s on the Wall (Spectre)</p>
<p>Yabancı Dilde En İyi Film: Saul’un Oğlu / Saul Fia</p>
<p>En İyi Animasyon: Ters Yüz / Inside Out</p>
<p><strong>TV KATEGORİSİ</strong></p>
<p><strong>Drama dalında:</strong></p>
<p>En İyi Dizi: Mr. Robot</p>
<p>En İyi Erkek Oyuncu: Jon Hamm (Mad Men)</p>
<p>En İyi Kadın Oyuncu: Taraji P. Henson (Empire)</p>
<p><strong>Komedi dalında:</strong></p>
<p>En İyi Dizi: Mozart in the Jungle</p>
<p>En İyi Erkek Oyuncu: Gael Garcia Bernal (Mozart in the Jungle)</p>
<p>En İyi Kadın Oyuncu: Rachel Bloom (Crazy Ex-Girlfriend)</p>
<p><strong>Mini Dizi / TV Filmi:</strong></p>
<p>En İyi Mini Dizi: Wolf Hall</p>
<p>En İyi Erkek Oyuncu: Oscar Isaac (Show Me a Hero)</p>
<p>En İyi Kadın Oyuncu: Lady Gaga (American Horror Story: Hotel)</p>
<p>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christian Slater (Mr. Robot)</p>
<p>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Maura Tierney (The Affair)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/2016-altin-kure-odulleri-kazananlari-belli-oldu/">2016 Altın Küre Ödülleri Kazananları Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/2016-altin-kure-odulleri-kazananlari-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1686</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Norveç Filmleri İzmir’de</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/norvec-filmleri-izmirde/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/norvec-filmleri-izmirde/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 10 Jan 2016 20:14:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Merve Kahvecioğlu Öztürk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Edvard Munch]]></category>
		<category><![CDATA[Erik Skjoldbjærg]]></category>
		<category><![CDATA[Espen Sandberg]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Galeri A]]></category>
		<category><![CDATA[Galeri A Güncel Sanat Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Hezarfen]]></category>
		<category><![CDATA[Hezarfen Film Galeri]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Fransız Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Joachim Roenning]]></category>
		<category><![CDATA[Kiss Me You Fuck'in Moron]]></category>
		<category><![CDATA[Knut Hamsun]]></category>
		<category><![CDATA[Kon Tiki]]></category>
		<category><![CDATA[Let The Scream Be Heard]]></category>
		<category><![CDATA[Liverpool Goalie]]></category>
		<category><![CDATA[Norveç]]></category>
		<category><![CDATA[Norveç filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Norveç Kısa Film Seçkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Norveç Sinema Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Norveç sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Pioneer]]></category>
		<category><![CDATA[Türkan Saylan Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Victoria filmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1667</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ödüllü Norveç filmleri İzmirli sinemaseverlerle buluşuyor… Hezarfen Film Galeri, İzmir Fransız Kültür Merkezi ve Galeri A Güncel Sanat Merkezi desteğiyle İzmir’de Norveç Filmleri Haftası düzenliyor… Norveç sinemasının Türkiye’de vizyona girmemiş izlemeye değer seçkin örneklerini bir araya getiren etkinlik Joachim Roennıng ve Espen Sandberg‘in Oscar adayı filmi Kon Tiki’nin Fransız Kültür Merkezi’ndeki gösterimiyle başladı… Erik Skjoldbjærg’in [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/norvec-filmleri-izmirde/">Norveç Filmleri İzmir’de</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ödüllü Norveç filmleri İzmirli sinemaseverlerle buluşuyor…</p>
<p>Hezarfen Film Galeri, İzmir Fransız Kültür Merkezi ve Galeri A Güncel Sanat Merkezi desteğiyle İzmir’de <strong>Norveç Filmleri Haftası</strong> düzenliyor…</p>
<p><figure id="attachment_1671" aria-describedby="caption-attachment-1671" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/victoria-film.jpg" rel="attachment wp-att-1671"><img class=" td-modal-image wp-image-1671 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/victoria-film-300x150.jpg?resize=300%2C150" alt="Victoria filmi" width="300" height="150" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/victoria-film.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/victoria-film.jpg?resize=1024%2C512&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/victoria-film.jpg?w=1500&amp;ssl=1 1500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/victoria-film.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1671" class="wp-caption-text">Victoria filmi</figcaption></figure></p>
<p>Norveç sinemasının Türkiye’de vizyona girmemiş izlemeye değer seçkin örneklerini bir araya getiren etkinlik Joachim Roennıng ve Espen Sandberg‘in Oscar adayı filmi Kon Tiki’nin Fransız Kültür Merkezi’ndeki gösterimiyle başladı…</p>
<p>Erik Skjoldbjærg’in öncü ve Knut Hamsun’un imkansız aşk hikayesinin film uyarlaması Victoria da Norveç Film Haftası’nda izlenebilecek filmler arasında…</p>
<p>Tüm filmlerin ücretsiz olarak gösterileceği etkinlik 15 Ocak tarihine kadar devam edecek…</p>
<p>Yoğun ilgi nedeniyle Galeri A’daki gösterimler için 0 (232) 404 40 46 numaralı telefondan rezervasyon yaptırılması gerekiyor…</p>
<p><figure id="attachment_1670" aria-describedby="caption-attachment-1670" style="width: 214px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/norvec-filmleri-haftasi.jpg" rel="attachment wp-att-1670"><img class=" td-modal-image wp-image-1670 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/norvec-filmleri-haftasi-214x300.jpg?resize=214%2C300" alt="İzmir Norveç Filmleri Haftası" width="214" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/norvec-filmleri-haftasi.jpg?resize=214%2C300&amp;ssl=1 214w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/norvec-filmleri-haftasi.jpg?w=250&amp;ssl=1 250w" sizes="(max-width: 214px) 100vw, 214px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1670" class="wp-caption-text">İzmir Norveç Filmleri Haftası</figcaption></figure></p>
<p><strong>Norveç Filmleri Haftası Programı şu şekildedir:</strong></p>
<ul>
<li>7 Ocak Perşembe &#8211; <strong>Kon Tiki</strong> / Fransız Kültür Merkezi, 19.30</li>
<li>8 Ocak Cuma &#8211; <strong>Norveç Kısa Film Seçkisi</strong> / Türkan Saylan Kültür Merkezi, 19.00</li>
<li>8 Ocak Cuma &#8211; <strong>Pioneer</strong> / Türkan Saylan Kültür Merkezi, 21.00</li>
<li>10 Ocak Pazar &#8211; <strong>Liverpool Goalie</strong> / Türkan Saylan Kültür Merkezi, 19.00</li>
<li>10 Ocak Pazar &#8211; <strong>Kiss Me You Fuck&#8217;in Moron</strong> / Türkan Saylan Kültür Merkezi, 21.00</li>
<li>11 Ocak Pazartesi &#8211; <strong>Pioneer</strong> / Türkan Saylan Kültür Merkezi, 19.00</li>
<li>11 Ocak Pazartesi &#8211; <strong>Victoria</strong> / Türkan Saylan Kültür Merkezi, 21.00</li>
<li>12 Ocak Salı &#8211; <strong>Let The Scream Be Heard</strong> / Galeri A, 19.00</li>
<li>12 Ocak Salı &#8211; <strong>Edvard Munch, Beş Kısa Film</strong> / Galeri A, 21.00</li>
<li>13 Ocak Çarşamba &#8211; <strong>Edvard Munch, Beş Kısa Film </strong>/ Galeri A, 19.00</li>
<li>13 Ocak Çarşamba &#8211; <strong>Let The Scream Be Heard</strong> / Galeri A, 21.00</li>
<li>14 Ocak Perşembe &#8211; <strong>Let The Scream Be Heard</strong> / Galeri A, 19.00</li>
<li>14 Ocak Perşembe &#8211; <strong>Edvard Munch, Beş Kısa Film</strong> / Galeri A, 21.00</li>
<li>15 Ocak Cuma &#8211; <strong>Edvard Munch, Beş Kısa Film</strong> / Galeri A, 19.00</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/norvec-filmleri-izmirde/">Norveç Filmleri İzmir’de</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/norvec-filmleri-izmirde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1667</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İstanbul Film Festivali’nde Görev Almak İster Misiniz?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/istanbul-film-festivalinde-gorev-almak-ister-misiniz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/istanbul-film-festivalinde-gorev-almak-ister-misiniz/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Jan 2016 23:10:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[35. İstanbul Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul kültür sanat vakfı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1635</guid>
				<description><![CDATA[<p>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), bu yıl 7–17 Nisan tarihlerinde 35.’si düzenlenecek İstanbul Film Festivali için “Etkinlik Görevlileri” arıyor. “Etkinlik Görevlileri”nin temel sorumlulukları, 35. İstanbul Film Festivali (7-17 Nisan 2016) öncesinde ve sırasında yapılacak etkinlik tanıtım ve saha operasyonu çalışmalarına destek olmaktır. İstanbul Film Festivali’nde çalışmak istiyorsanız İKSV tarafından sizde aranan özellikler şu şekilde sıralanıyor: [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/istanbul-film-festivalinde-gorev-almak-ister-misiniz/">İstanbul Film Festivali’nde Görev Almak İster Misiniz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV)</strong>, bu yıl 7–17 Nisan tarihlerinde 35.’si düzenlenecek <strong>İstanbul Film Festivali</strong> için “<strong>Etkinlik Görevlileri</strong>” arıyor.</p>
<p>“Etkinlik Görevlileri”nin temel sorumlulukları, <em>35. İstanbul Film Festivali</em> (<strong>7-17 Nisan 2016</strong>) öncesinde ve sırasında yapılacak etkinlik tanıtım ve saha operasyonu çalışmalarına destek olmaktır.</p>
<p><strong>İstanbul Film Festivali’nde çalışmak istiyorsanız İKSV tarafından sizde aranan özellikler şu şekilde sıralanıyor:</strong></p>
<ul>
<li>Mart ve Nisan aylarında görev almaya uygunsanız,</li>
<li>Üniversite öğrencisi veya üniversite mezunuysanız,</li>
<li>İngilizceyi iyi düzeyde konuşabiliyorsanız,</li>
<li>Değişken çalışma saatlerine uyum sağlayabiliyorsanız</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_1637" aria-describedby="caption-attachment-1637" style="width: 190px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/logo.png" rel="attachment wp-att-1637"><img class=" td-modal-image wp-image-1637 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/logo.png?resize=190%2C105" alt="İKSV, 35. İstanbul Film Festivali için &quot;Etkinlik Görevlileri&quot; Arıyor." width="190" height="105" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1637" class="wp-caption-text">İKSV, 35. İstanbul Film Festivali için &#8220;Etkinlik Görevlileri&#8221; Arıyor.</figcaption></figure></p>
<p>Üstelik festival için oluşturulacak ekip, ihtiyaçlar dâhilinde yıl boyunca gerçekleştirilecek diğer İKSV etkinliklerinde de görev alabilecek. Ücretlendirme ise çalışma saatlerine göre yapılacak.</p>
<p>İKSV’nin vermiş olduğu ilan, 1 Mart’ta kapanacak ve başvurular bu tarihten sonra değerlendirilecektir. Adaylar, ön değerlendirme sonrasında Mart ayında görüşmeye davet edilecektir.</p>
<p>Siz de hem İKSV gibi büyük bir sanat organizatörü kurumunun bünyesinde yer almak, İstanbul Film Festivali gibi dünyanın en saygın sinema festivalinde görev almak ve sanatsal bir etkinlikte çalışıp cep harçlığı çıkarmak istiyorsanız bu ilana İKSV’nin resmi sitesinde yer alan insan kaynakları kısmından başvurmayı kesinlikle kaçırmayın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/istanbul-film-festivalinde-gorev-almak-ister-misiniz/">İstanbul Film Festivali’nde Görev Almak İster Misiniz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/istanbul-film-festivalinde-gorev-almak-ister-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1635</post-id>	</item>
		<item>
		<title>12 Öfkeli Adam</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/12-ofkeli-adam/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/12-ofkeli-adam/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 06 Jan 2016 15:32:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yücel Sarıçiçek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[12 Kızgın Adam]]></category>
		<category><![CDATA[12 Öfkeli Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Henry Fonda]]></category>
		<category><![CDATA[Lee J. Cobb]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Balsam]]></category>
		<category><![CDATA[Reginald Rose]]></category>
		<category><![CDATA[Sidney Lumet]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1602</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sidney Lumet’in yönettiği 1957 yapımı 12 Öfkeli Adam, sinema tarihinde önemli bir filmdir. Reginald Rose tarafından tiyatrodan sinemaya uyarlanan filmin başrol oyuncuları arasında Henry Fonda, Lee J. Cobb ve Martin Balsam yer almaktadır. Siyah beyaz filmin birkaç kısa sahnesi dışında tamamı tek bir mekânda geçmektedir; ancak müthiş oyunculuklar ve diyaloglar filmi sürükleyici kılmaktadır. Birçok insan, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/12-ofkeli-adam/">12 Öfkeli Adam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sidney Lumet’in yönettiği 1957 yapımı 12 Öfkeli Adam, sinema tarihinde önemli bir filmdir. Reginald Rose tarafından tiyatrodan sinemaya uyarlanan filmin başrol oyuncuları arasında Henry Fonda, Lee J. Cobb ve Martin Balsam yer almaktadır. Siyah beyaz filmin birkaç kısa sahnesi dışında tamamı tek bir mekânda geçmektedir; ancak müthiş oyunculuklar ve diyaloglar filmi sürükleyici kılmaktadır.</p>
<p><figure id="attachment_1606" aria-describedby="caption-attachment-1606" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-afis.jpg" rel="attachment wp-att-1606"><img class=" td-modal-image wp-image-1606 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-afis.jpg?resize=300%2C461" alt="12 Öfkeli Adam film afişi" width="300" height="461" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-afis.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-afis.jpg?resize=195%2C300&amp;ssl=1 195w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1606" class="wp-caption-text">12 Öfkeli Adam film afişi</figcaption></figure></p>
<p>Birçok insan, çok eski ve siyah beyaz olduğu için filme önyargıyla yaklaşıp bu muhteşem eseri izlemekten kaçınıyor; ancak film tam da bunu anlatıyor: önyargı ve cesaret. Bu iki kavramın önemini, filmi izlediğinizde bir kez daha anlıyorsunuz. Önyargı ve cesaretin, hayatı nasıl etkileyebileceğini düşündüren filmin konusu ise şöyle: Fakir bir mahallede yaşayan bir çocuk, babasını öldürdüğü iddiasıyla yargılanmaktadır. Yargıç, 12 adamdan oluşan jüriden çocuğun suçlu olup olmadığına karar vermelerini ister ve film başlar. Jüri, kararın verileceği odaya kilitlenir. Oy birliği ile bir karar verilene kadar odadan kimse çıkamayacaktır ve çocuğun suçlu olduğuna karar verilirse çocuk idam edilecektir. Mahkemeyi izleyen jüri suçun ortada olduğuna inanır; üzerinde fazla düşünmeden yüzeysel delillere dayanarak hemen oylamaya geçilir. Sonuç: 11 suçlu ve 1 suçsuz oyu. Suçsuz oyu veren jüri üyesi de çocuğun tam olarak suçsuz olduğundan emin değildir; sadece birini ölüme göndermeden önce alelacele karar verilmesini doğru bulmadığı için en azından kendi aralarında delilleri ve tanıkların sözlerini tartışarak bir sonuca varmaları gerektiğine inanır. Asıl hikâye burada başlıyor: Birbirinden tamamen farklı bu 12 jürinin tarafsız olarak karar vermeleri gerekirken kimilerinin çocuk fakir olduğu için önyargılarıyla kimilerinin ise bir an önce odadan çıkma arzusuyla nasıl bencilce davrandığını izliyoruz.</p>
<p><figure id="attachment_1608" aria-describedby="caption-attachment-1608" style="width: 1280px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-2.jpg" rel="attachment wp-att-1608"><img class=" td-modal-image wp-image-1608 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-2.jpg?resize=640%2C360" alt="12 Öfkeli Adam filminde oylama sahnesi" width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-2.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-2.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1608" class="wp-caption-text">12 Öfkeli Adam filminde oylama sahnesi</figcaption></figure></p>
<p>Önyargıları kırmak kolay değildir; ancak bir insanı ölüme gönderme kararı da kolay verilmemelidir. Bir kişinin çoğunluğa karşı gelebilecek kadar cesur olması, olayı derinlemesine düşünmek istemesi, delillere ve tanıklara şüphe ile yaklaşması diğerlerinin fikrini değiştirebilir mi? Filmin sonunda önyargılarımızın, egomuzun, cesaretimizin ve bencilliğimizin başkalarının kaderini belirlemedeki etkisini sorguluyoruz.</p>
<p><figure id="attachment_1604" aria-describedby="caption-attachment-1604" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-1.png" rel="attachment wp-att-1604"><img class=" td-modal-image wp-image-1604 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-1.png?resize=640%2C400" alt="Tartışma sahnelerinden bir tanesi" width="640" height="400" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-1.png?w=1024&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-1.png?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-1.png?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-1.png?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/12-ofkeli-adam-1.png?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1604" class="wp-caption-text">Tartışma sahnelerinden bir tanesi</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/12-ofkeli-adam/">12 Öfkeli Adam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/12-ofkeli-adam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1602</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mobil Film Festivali</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mobil-film-festivali/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mobil-film-festivali/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Jan 2016 16:39:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Mobil Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[mobil film]]></category>
		<category><![CDATA[Mobil Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[sinema festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Yedirenk Sanat Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[YedirenkSanat]]></category>
		<category><![CDATA[YSV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1552</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sinema dünyasına bir şekilde girmek isteyip fırsat bulamayanların ayağına yeni bir fırsat geldi. Yedirenk Sanat Vakfı (YSV) tarafından hayata geçirlilen Mobil Film Festivali, mobil cihazlardan çekilecek filmler üzerinden bir yarışma düzenliyor. Festivale katılmak için senaryonu yazdıktan sonra cep telefonun veya tabletinden filmini çek yotube&#8217;a #YedirenkSanat hastagi ile yükle. Sonrasında da bunu festival resmi iletişim mailine gönder. Katılımı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mobil-film-festivali/">Mobil Film Festivali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema dünyasına bir şekilde girmek isteyip fırsat bulamayanların ayağına yeni bir fırsat geldi. <strong>Yedirenk Sanat Vakfı</strong> <strong>(YSV)</strong> tarafından hayata geçirlilen <strong>Mobil Film Festivali</strong>, mobil cihazlardan çekilecek filmler üzerinden bir yarışma düzenliyor. Festivale katılmak için senaryonu yazdıktan sonra cep telefonun veya tabletinden filmini çek yotube&#8217;a <strong>#YedirenkSanat</strong> hastagi ile yükle. Sonrasında da bunu festival resmi iletişim mailine gönder. Katılımı bu kadar kolay olan Mobil Film Festivali, adında da belli olacağı üzere günümüzün tüm modern teknolojik gelişmelerine ayak uydurmuş durumda.</p>
<p>Ünlü markaların ve yönetmenlerin akıllı telefonlarla film çektikleri bir dönemde, devasa ekipmanlara ihtiyaç duymadan da bir film çekebileceğine inanıyorsan, Mobil Film Festivali seni bekliyor.</p>
<p>Festival başvuruları 15 Aralık 2015 tarihinde başladı. 15 Şubat 2016 tarihine kadar devam edecek başvurularda dereceye girenlere ödüller de verilecektir. (<strong>Başvurular 1 Mart 2016 tarihine kadar uzatıldı.</strong>)</p>
<ul>
<li><strong>1.&#8217;ye : 8.000 TL</strong></li>
<li><strong>2.&#8217;ye: 4.000 TL</strong></li>
<li><strong>3.&#8217;ye: 2.000 TL</strong></li>
</ul>
<p>1.000 TL, 750 TL ve 500 TL’lik 3 adet mansiyon ödülü de festival katılımcılarını bekliyor.</p>
<p>Festivalin amacı ise şu şekilde tanımlanıyor; &#8220;Yaşantımızda neredeyse her gün tanık olduğumuz çeşitli olumsuzluklara dikkat çekmek ya da bizi hoşnut eden güzellikleri göstererek yapıcı bir etkide bulunmak<span class="Apple-converted-space">  </span>ve bunları herkesin görmesini sağlayarak bir duyarlılık oluşturmak.&#8221;</p>
<p><span class="s1">Mobil Film Festivali kazananları 26 Mart 2016&#8217;da düzenlenecek gala gecesinde açıklanacak.</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mobil-film-festivali/">Mobil Film Festivali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mobil-film-festivali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1552</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sevilesi Bir Derviş: Bill Plympton</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sevilesi-bir-dervis-bill-plympton/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sevilesi-bir-dervis-bill-plympton/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 30 Dec 2015 08:20:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Görsel]]></category>
		<category><![CDATA[Grafik]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[absürd]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[animatör]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Plympton]]></category>
		<category><![CDATA[Cheatin]]></category>
		<category><![CDATA[felsefik]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[grafiker]]></category>
		<category><![CDATA[Hair High]]></category>
		<category><![CDATA[Heard’Em Say]]></category>
		<category><![CDATA[I Married a Strange Person]]></category>
		<category><![CDATA[İdiots and Angels]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[karikatür]]></category>
		<category><![CDATA[karikatürist]]></category>
		<category><![CDATA[Plympton]]></category>
		<category><![CDATA[Revengeance]]></category>
		<category><![CDATA[The Tune]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1457</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hazlar ve arzular… İnsanı insan yapan olgular… En azından yönetmen, yazar, karikatürist, animatör ve grafiker Bill Plympton’a göre öyle. 30 Nisan 1946 doğumlu olan Plympton 90’lı yılların başından beri uzun ve kısa metrajlı animasyon filmlere imza atmış ve yaptığı kısa metrajlı animasyonlarıyla kendinden söz ettirmiştir. Çoğunlukla gündelik hayattan basit olayları mizahi, felsefik ve absürd bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevilesi-bir-dervis-bill-plympton/">Sevilesi Bir Derviş: Bill Plympton</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hazlar ve arzular…<br />
İnsanı insan yapan olgular…<br />
En azından yönetmen, yazar, karikatürist, animatör ve grafiker Bill Plympton’a göre öyle.</p>
<p>30 Nisan 1946 doğumlu olan Plympton 90’lı yılların başından beri uzun ve kısa metrajlı animasyon filmlere imza atmış ve yaptığı kısa metrajlı animasyonlarıyla kendinden söz ettirmiştir. Çoğunlukla gündelik hayattan basit olayları mizahi, felsefik ve absürd bir şekilde kendi tarzıyla yorumlamakta ve bunu yaparken de gerçekten başarılı çalışmalar ortaya koymaktadır.</p>
<p><figure id="attachment_1460" aria-describedby="caption-attachment-1460" style="width: 207px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Hair-High-2004.jpg" rel="attachment wp-att-1460"><img class=" td-modal-image wp-image-1460 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Hair-High-2004-207x300.jpg?resize=207%2C300" alt="Hair High (2004)" width="207" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Hair-High-2004.jpg?resize=207%2C300&amp;ssl=1 207w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Hair-High-2004.jpg?resize=708%2C1024&amp;ssl=1 708w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Hair-High-2004.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 207px) 100vw, 207px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1460" class="wp-caption-text">Hair High (2004)</figcaption></figure></p>
<p>Sanatı ve çalışmaları ile ilk tanışmam 27. İstanbul Film Festivali ile gerçekleşmişti. 2004 yapımı “Hair High“ ve 2008 yılında Türkiye’deki ilk gösterimi gerçekleşen “Idiots and Angels“ isimli animasyonu yönetmenin en sevilen çalışmalarıdır. “Idiots and Angels“da, her gece yerel çevredeki bir barda takılan ahlaki bakımdan çökmüş, takıntılı, bencil Angel isimli bir adamın yaşadığı doğaüstü ilginç olay karşısında kendisiyle ve düzen ile ilgili mücadelesi eğlenceli ama bir o kadarda düşündürücü bir şeklide işlenmiştir.</p>
<p>Plympton, animasyonun yanı sıra birçok müzik videosuna da imza atmıştır. Amerika’nın ünlü komedyenlerinden Weird Al takma isimli Al Yankoviç’in müzik videolarından bazıları ve Kanye West’in “Heard’Em Say” isimli animasyon klibi yönetmenin çalışmaları arasında bulunmaktadır.</p>
<p><figure id="attachment_1459" aria-describedby="caption-attachment-1459" style="width: 203px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Cheatin-2013.jpg" rel="attachment wp-att-1459"><img class=" td-modal-image wp-image-1459 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Cheatin-2013-203x300.jpg?resize=203%2C300" alt="Cheatin (2013)" width="203" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Cheatin-2013.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Cheatin-2013.jpg?resize=691%2C1024&amp;ssl=1 691w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Cheatin-2013.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1459" class="wp-caption-text">Cheatin (2013)</figcaption></figure></p>
<p>Son filmi olan “Cheatin“de, yine insan duygularının temeline inmiş ve hepimizin hayatlarımızın herhangi bir noktasında karşılaşabileceğimiz aldatma olgusu üzerine odaklanmıştır. Kaderin kendilerini bir fuarda çarpışan araba oyununda bir araya getirmesiyle hayatları değişen Jake ve Ella birbirlerine olan bağlılıkları, birbirlerinden ve hayattan beklentileri, inançları ve en önemlisi birbirlerine olan tutkulu aşklarıyla sınanmaktadırlar. Diyaloga ihtiyaç duymadan gerek kendine has olan çizim tarzıyla gerek konusunun işleniş biçimiyle olsun her anlamda sizi içine çeken yapıya sahip bir animasyon. Yaşadığımız anlık hislerin bizleri nerelere nasıl sürüklediğini ve yaşamlarımıza nasıl yön verdiğini, bizi tanımlayan bu hislerin bizlere neler yaptırabileceğini naif ve açık bir şekilde gösterilmektedir.</p>
<p>Plympton için animasyonlarında kullandığı renkler filmin ruhunu yansıtmalıdır.  “Cheattin (2013)”de pastel renklerle duygusallık, “Hair High (2004)”la 60’ların toy ve havai genç ruhu, “I Married a Strange Person! (1997)“da evlilikte yaşanan karmaşaları, “The Tune (1992)“da ve “İdiots and Angels (2008)”da da anlatılmak istenen felsefenin derin ve soğuk atmosferini hissetmekteyiz.</p>
<p><figure id="attachment_1461" aria-describedby="caption-attachment-1461" style="width: 203px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/I-Married-a-Strange-Person-1997.jpg" rel="attachment wp-att-1461"><img class=" td-modal-image wp-image-1461 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/I-Married-a-Strange-Person-1997-203x300.jpg?resize=203%2C300" alt="I Married a Strange Person! (1997)" width="203" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/I-Married-a-Strange-Person-1997.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/I-Married-a-Strange-Person-1997.jpg?w=539&amp;ssl=1 539w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1461" class="wp-caption-text">I Married a Strange Person! (1997)</figcaption></figure></p>
<p>Bill Plympton daha fazla geç kalınmadan tanışılması ve çalışmaları kaçırılmaması gereken yaratıcı ve mütevazı karaktere sahip nadir sanatçılardan birisi ve 2017’de gösterime sunulması beklenen “Revengeance“ filmi de yine heyecanla beklenmekte.</p>
<p>Bu müthiş sanatçıyı tanımanız dileğiyle&#8230;</p>
<p>Herkese iyi seyirler ve güzel günler dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevilesi-bir-dervis-bill-plympton/">Sevilesi Bir Derviş: Bill Plympton</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sevilesi-bir-dervis-bill-plympton/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1457</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zihnimizin Gizlenmiş &#8221;ÇEKMECELER&#8217;ine Merhaba</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zihnimizin-gizlenmis-cekmecelerine-merhaba/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zihnimizin-gizlenmis-cekmecelerine-merhaba/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 14 Dec 2015 15:45:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercan Gümüş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Aslıhan Erguvan]]></category>
		<category><![CDATA[Berkay Akın]]></category>
		<category><![CDATA[Bulut Reyhan]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Altay]]></category>
		<category><![CDATA[Caner Alper]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Coşkun]]></category>
		<category><![CDATA[Demir Demirkan]]></category>
		<category><![CDATA[Ece Dizdar]]></category>
		<category><![CDATA[ece yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Edip Saner]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne Uluslararası Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Emrah Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Çimenser]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Özsüt]]></category>
		<category><![CDATA[Işıl Özsüt]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kubilay Tunçer]]></category>
		<category><![CDATA[M. Caner Alper]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Binay]]></category>
		<category><![CDATA[New York Chelsea Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Açıkalın]]></category>
		<category><![CDATA[Nurhan Özenen]]></category>
		<category><![CDATA[Nürnberg Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Oğulcan Yapıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Töre]]></category>
		<category><![CDATA[Taner Birsel]]></category>
		<category><![CDATA[Tilbe Saran]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğrul Tülek]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Olcay]]></category>
		<category><![CDATA[Yekta Kopan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1171</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çekmeceler filmi, Türk sinemasının geldiği noktayı büyüleyici bir gerçek hikaye ile apaçık şekilde selamlayan başyapıtlardan biridir. Filmin yönetmenlik koltuğunda M. Caner Alper, Mehmet Binay gibi başarılı isimler yer almaktadır. Yaklaşık 3 yıl çalışma sürecinin oluşturulduğu filmin gişede hak ettiği yeri bulamaması şaşırılmamalıdır ve bir filmin güzelliğinin gişe olmadığı unutulmamalıdır. Acı gerçeklerle yüzleşmenin sıcaklığını duyumsamamak kaçınılmaz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zihnimizin-gizlenmis-cekmecelerine-merhaba/">Zihnimizin Gizlenmiş &#8221;ÇEKMECELER&#8217;ine Merhaba</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Çekmeceler filmi, Türk sinemasının geldiği noktayı büyüleyici bir gerçek hikaye ile apaçık şekilde selamlayan başyapıtlardan biridir.</p>
<p>Filmin yönetmenlik koltuğunda M. Caner Alper, Mehmet Binay gibi başarılı isimler yer almaktadır. Yaklaşık 3 yıl çalışma sürecinin oluşturulduğu filmin gişede hak ettiği yeri bulamaması şaşırılmamalıdır ve bir filmin güzelliğinin gişe olmadığı unutulmamalıdır.</p>
<p>Acı gerçeklerle yüzleşmenin sıcaklığını duyumsamamak kaçınılmaz. Çok tanıdık karakterler, çok yakınımızdaki kişiler, her gün gördüğümüz yüzler olduğu görülmektedir. Film, psikolojik açılardan dokunuşlarıyla belki de önemli sosyolojik tespitlerin nokta atışıyla duygularımıza &nbsp;gerekli sertlikle, hayata bakışımızı gözden geçirme olgunluğuna erişmemize yardımcı olacaktır. Kadının cinselliği, konuşulamayan cinsel eğitim ve kadının güçlü bir sesi olan Çekmeceler Türkiye&#8217;de sanatın daha cesur bir adımıdır.</p>
<p>Filmin müziklerine ayrı bir parantez açmak gerekir. Sahnelerin melodisini hissederek çıkılan yolculuk muazzam. Zamanın filtresini notalarıyla renklendiren Hasan Özsüt, Demir Demirkan, Işıl Özsüt filmin görünmeyen kahramanları.</p>
<p><figure id="attachment_1173" aria-describedby="caption-attachment-1173" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-1.jpg" rel="attachment wp-att-1173"><img class=" td-modal-image wp-image-1173 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-1-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="&quot;Kahramanı Sen olsan da hikaye benim.&quot; Saadet." width="300" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-1.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-1.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-1.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1173" class="wp-caption-text">&#8220;Kahramanı Sen olsan da hikaye benim.&#8221; Saadet.</figcaption></figure></p>
<h2><strong>Zihnimizin gizlenmiş &#8220;ÇEKMECELER&#8221;</strong></h2>
<p>Oyunculuklar tartışmasız ders niteliği taşımaktadır. Oyuncular: Ece Dizdar, Taner Birsel, Tilbe Saran, Nilüfer Açıkalın, Pınar Töre, Hakan Çimenser, Tuğrul Tülek, Ece Yüksel, Burak Altay, Yekta Kopan, Oğulcan Yapıcı, Kubilay Tunçer, Gizem Erdem, Aslıhan Erguvan, Berkay Akın, Cengiz Coşkun, Edip Saner, Ümit Olcay, Emrah Doğan, Bulut Reyhan ve Nurhan Özenen.</p>
<p>Titizlikle ve disiplini kaybetmeden çekildiği belli olan filmin emekçilerine teşekkür ediyorum ve sanatseverlerin bu filmi unutmayacağını bilerek, filmi seyirci ile buluşturan herkese teşekkür ediyorum.</p>
<p><figure id="attachment_1172" aria-describedby="caption-attachment-1172" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler.jpg" rel="attachment wp-att-1172"><img class=" td-modal-image wp-image-1172 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-300x168.jpg?resize=300%2C168" alt="Çekmeceler filmi çok sayıda ödül alarak adından söz ettirmiştir." width="300" height="168" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler.jpg?w=618&amp;ssl=1 618w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1172" class="wp-caption-text">Çekmeceler filmi çok sayıda ödül alarak adından söz ettirmiştir.</figcaption></figure></p>
<h3>Çekmeceler filminin aldığı ödüller;</h3>
<ul>
<li>Edirne Uluslararası Film Festivali&#8217;nden, En iyi Kadın oyuncu: Tilbe Saran</li>
<li>Malatya Film Festivali&#8217;nden &#8216;En İyi Kadın&#8217; Ödülü: Ece Dizdar</li>
<li>Hasan Özsüt, Malatya Film Festivali En İyi Özgün Film Müziği</li>
<li>Nilüfer Açıkalın, New York Chelsea Film Festivali&#8217;nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu</li>
<li>Nürnberg&#8217;te düzenlenen 20. Türkiye / Almanya Film Festivali&#8217;nde En İyi Film</li>
<li>Nürnberg Film Festivali en iyi kadin oyuncu &#8211; Nilüfer Açıkalın-Tilbe Saran ve Ece Dizdar</li>
</ul>
<p>&#8221;Bazı çekmeceler kilitli kalır. Nedenler ve cevaplar orda gizlidir.&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zihnimizin-gizlenmis-cekmecelerine-merhaba/">Zihnimizin Gizlenmiş &#8221;ÇEKMECELER&#8217;ine Merhaba</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zihnimizin-gizlenmis-cekmecelerine-merhaba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1171</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“Altın Portakal”ın Kazananları Belli Oldu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/altin-portakalin-kazananlari-belli-oldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/altin-portakalin-kazananlari-belli-oldu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 07 Dec 2015 22:35:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[52. Uluslararası Antalya Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Alba Rohrwashers]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Erdoğdu]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Franco Nero]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Şişman]]></category>
		<category><![CDATA[Hussein Hassan]]></category>
		<category><![CDATA[Kalandar Soğuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Kar filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıp Kızlar filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Kümes filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşatılmış filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[nadir sarıbacak]]></category>
		<category><![CDATA[Nuray Yeşilaras]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Kaynarca]]></category>
		<category><![CDATA[Rüzgar’ın Hatıraları]]></category>
		<category><![CDATA[Sarmaşık filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Sonay Kanat]]></category>
		<category><![CDATA[Taşa Yazılmış Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[tolga karaçelik]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Antalya Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Vanessa Redgrave]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1065</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu yıl 52.&#8217;si düzenlenen Uluslararası Antalya Film Festivali&#8217;nde Geleneksel Altın Portakal Ödülleri&#8216;nin sahipleri belli oldu. Geceye 4 dalda Altın Portakal’ın sahibi olan Sarmaşık ve Kalandar Soğuğu filmleri damga vururken sinema filmlerinin en iyileri de belli oldu. Tarihinde ilklere sahne olan ve bu yıl ismindeki &#8220;Altın Portakal&#8221; sıfatının kaldırılıp 52. Uluslararası Antalya Film Festivali olarak düzenlenen [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/altin-portakalin-kazananlari-belli-oldu/">“Altın Portakal”ın Kazananları Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl 52.&#8217;si düzenlenen <strong>Uluslararası Antalya Film Festivali&#8217;</strong>nde Geleneksel <strong>Altın Portakal Ödülleri</strong>&#8216;nin sahipleri belli oldu.</p>
<p>Geceye 4 dalda Altın Portakal’ın sahibi olan <strong>Sarmaşık</strong> ve <strong>Kalandar Soğuğu</strong> filmleri damga vururken sinema filmlerinin en iyileri de belli oldu.</p>
<p><figure id="attachment_1067" aria-describedby="caption-attachment-1067" style="width: 770px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1067 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-1.jpg?resize=640%2C692" alt="Altın Portakal Ödülleri sahiplerini buldu." width="640" height="692" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-1.jpg?w=770&amp;ssl=1 770w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-1.jpg?resize=278%2C300&amp;ssl=1 278w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1067" class="wp-caption-text">Altın Portakal Ödülleri sahiplerini buldu.</figcaption></figure></p>
<p>Tarihinde ilklere sahne olan ve bu yıl ismindeki &#8220;Altın Portakal&#8221; sıfatının kaldırılıp <strong>52. Uluslararası Antalya Film Festivali</strong> olarak düzenlenen festival, 1 haftalık gösterimlerin ardından sona erdi. <em>Cam Piramit</em>&#8216;te düzenlenen ödül töreni öncesinde sanatçılar ve davetliler kırmızı halıdan geçerek ödül töreninin yapılacağı salona girdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen, 52. Uluslararası Antalya Film Festivali’nin sunuculuğunu Oktay Kaynarca gerçekleştirdi.</p>
<p>Gecede en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi erkek oyuncu kategorilerinde &#8220;Sarmaşık&#8221; filmi ödülleri toplayarak 4 dalda Altın Portakal&#8217;ın sahibi oldu. Ayrıca ulusal kategoride en iyi film &#8220;Sarmaşık” filmi seçilirken, uluslararası kategoride ise en iyi film &#8220;<strong>Taşa Yazılmış Hatıralar</strong>&#8221; oldu. Uluslararası kategori de en iyi kadın oyuncu <strong>Alba Rohrwashers</strong>&#8216;e seçilirken, en iyi erkek oyuncu da Kalandar Soğuğu filmindeki rolüyle <strong>Haydar Şişman</strong> oldu.</p>
<p><figure id="attachment_1069" aria-describedby="caption-attachment-1069" style="width: 770px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1069 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-3.jpg?resize=640%2C534" alt="52. Uluslararası Antalya Film Festivali" width="640" height="534" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-3.jpg?w=770&amp;ssl=1 770w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-3.jpg?resize=300%2C251&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1069" class="wp-caption-text">52. Uluslararası Antalya Film Festivali</figcaption></figure></p>
<p><strong>Altın Portakal Ödülleri</strong></p>
<ul>
<li>En İyi Film: “<strong>Sarmaşık</strong>” filmi.</li>
<li>En İyi Yönetmen: “Sarmaşık” filminin yönetmeni <strong>Tolga Karaçelik</strong>.</li>
<li>En İyi Senaryo: “<strong>Sarmaşık</strong>” filmi.</li>
<li>En İyi Kadın Oyuncu: Kalandar Soğuğu filmindeki rolüyle <strong>Nuray Yeşilaras</strong>.</li>
<li>En İyi Erkek Oyuncu: “Sarmaşık” filminden <strong>Nadir Sarıbacak</strong>.</li>
<li>En İyi Müzik: “<strong>Rüzgar’ın Hatıraları</strong>” ve “<strong>Kalandar Soğuğu</strong>” olmak üzere iki filme birden verildi.</li>
<li>İzleyici Ödülü: “<strong>Kümes</strong>” filmi.</li>
</ul>
<p><strong>Uluslararası yarışma kategorisinde ödül alan isimler ve filmler:</strong></p>
<ul>
<li>En İyi Film: “<strong>Taşa Yazılmış Hatıralar</strong>” filmi.</li>
<li>En İyi Yönetmen: <strong>Hussein Hassan</strong>.</li>
<li>En İyi Senaryo: “<strong>Kayıp Kızlar</strong>” filmi.</li>
<li>En İyi Kadın Oyuncu: <strong>Alba Rohrwashers</strong>.</li>
<li>En İyi Erkek Oyuncu: Kalandar Soğuğu filminden <strong>Haydar Şişman</strong>’ın oldu.</li>
<li>En İyi Müzik: “<strong>Kuşatılmış</strong>” filmi.</li>
<li>İzleyici Ödülü: “<strong>Rüzgarın Hatıraları</strong>” filmi.</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_1068" aria-describedby="caption-attachment-1068" style="width: 770px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1068 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-2.jpg?resize=640%2C952" alt="Alanında en iyiler ödüllerini aldı." width="640" height="952" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-2.jpg?w=770&amp;ssl=1 770w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-2.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-2.jpg?resize=689%2C1024&amp;ssl=1 689w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1068" class="wp-caption-text">Alanında en iyiler ödüllerini aldı.</figcaption></figure></p>
<p><strong>“Yaşam Boyu Onur Ödülü” Redgrave’a</strong></p>
<p>Yaşam Boyu Onur Ödülü ise <strong>Vanessa Redgrave</strong>’a verildi. Redgrave’ya ödülünü Antalya Valisi Muammer Türker ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel birlikte verdi. Redgrave, ödülden dolayı çok memnun olduğunu belirterek, sözlerini Türkçe “ Teşekkürler” diyerek tamamladı.</p>
<p><strong>“Emek Ödülü” Sonay Kanat’a</strong></p>
<p>Altın Portakal Emek Ödülü&#8217;nü alan <strong>Sonay Kanat</strong>, ödülünü Selda Alkor’un elinden alırken gözyaşlarını tutamadı. Kanat, ödülünü beraber çalıştığı tüm arkadaşları adına aldığını söyledi. Alkor da, “Bizlerde bir emekçiydik ve o emekle 52’nci yıla kadar geldik. Biz bu işi gönülden severek yaptık. Bu bizim festivalimizdi. Bugün belki portakalımız kalktı ama belki çok uluslararası olur” dedi.</p>
<p><strong>“Yaşam Boyu Başarı Ödülü” Franco Nero&#8217;ya</strong></p>
<p>Yaşam Boyu Başarı Ödülü ise <strong>Franco Nero</strong>&#8216;ya verildi. Bir filmde Atatürk’ü oynamasının istendiğini anlatan Nero, bunun güzel bir hayal olduğunu söyledi.</p>
<p><figure id="attachment_1070" aria-describedby="caption-attachment-1070" style="width: 770px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-4.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1070 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-4.jpg?resize=640%2C961" alt="Altın Portakal Ödülleri muhteşem bir geceyle kazananlarıyla buluştu." width="640" height="961" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-4.jpg?w=770&amp;ssl=1 770w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-4.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/altin-portakal-odulleri-4.jpg?resize=682%2C1024&amp;ssl=1 682w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1070" class="wp-caption-text">Altın Portakal Ödülleri muhteşem bir geceyle kazananlarıyla buluştu.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Antalya Film Destek Fonu Ödülü: “Kar”</strong></p>
<p>100 bin TL’lik Antalya Film Destek Fonu Ödülü, “<strong>Kar</strong>” projesi ile <strong>Emre Erdoğdu</strong>’nun oldu. Senarist Erdoğdu, “Senaryo kağıt üzerinde bir anlam ifade etmez. Senaryo bir hayaldir, siz bir hayali ödüllendirdiniz. Biz seneye bu hayalle sizleri buluşturacağız” dedi.</p>
<p><strong>Antalya Film Forum (AFF) ödülleri:</strong></p>
<ul>
<li>DigiFlame Renklendirme ve Görsel Efekt Ödülü: İyilik (Yönetmen-Özgür Sevimli)</li>
<li>AFF Villa Kult Berlin Artistik Destek Ödülü: Yurt (Yönetmen-Nehir Tuna)</li>
<li>Belgesel Pitching Jüri Özel Ödülü: Antoine Köpe&#8217;nin Anıları (Yönetmen-Nefin Dinç)</li>
<li>Belgesel Pitching Ödülü: Mr Gay Suriye (Yönetmen-Ayşe Toprak) ve Olimpiyat (Yönetmen-Efe Öztezdoğan)</li>
<li>Kurmaca Pitching Ödülü Jüri Özel Ödülü: Siyah Atların Ölümü (Yönetmen-Ferit Karahan)</li>
<li>Kurmaca Pitching Ödülü: Kelebekler (Yönetmen-Tolga Karaçelik) ve Yatılı Okul (Yönetmen-Rezan Yeşilbaş)</li>
<li>Work in Progress Ödülü: Rauf (Yönetmen-Barış Kaya, Soner Caner)</li>
</ul>
<p><strong>Can Dündar ve Erdem Gül&#8217;e armağan</strong></p>
<p>&#8220;<strong>En İyi Yönetmen</strong>&#8221; seçilen &#8220;Sarmaşık&#8221; filminin yönetmeni ve senaristi <strong>Tolga Karaçelik</strong>, &#8220;Annem beni sinemaya yönlendirdi. O olmasaydı yapamazdım. Bu ödülü Can Dündar ve Erdem Gül&#8217;e armağan ediyorum. Siz içeride olduğunuz sürece bizde içerideyiz&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Karadeniz kadınları ve tüm kadınlar adına ödülü alıyorum</strong></p>
<p>Kalandar Soğuğu filmindeki rolüyle &#8220;<strong>En İyi Kadın Oyuncu Ödülü</strong>&#8220;nü alan <strong>Nuray Yeşilaras</strong>, &#8220;Çileli vefakar, direnen, haksızlığa boyun eğmeyen Karadeniz kadınları ve tüm kadınlar adına alıyorum. Bugün buradayım ve kendime şaşırıyorum&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>En İyi Film Ödülü Cizre ve Diyarbakır çocuklarına bağışlandı</strong></p>
<p><strong>En İyi Film</strong> seçilen &#8220;<strong>Taşa Yazılmış Hatıralar</strong>&#8221; filminin yapımcısı ve yazar <strong>Mehmet Aktaş</strong> ödülü alırken, &#8220;Bu ödül yaşamları ve hayalleriyle bütün dünyamızı güzelleştirmeye çalışan Yılmaz Güney gibi tüm barış elçilerinindir. Tahir Elçi&#8217;nin hanımı Türkan Hanım&#8217;ın şahsında Cizre ve Diyarbakır&#8217;da çocuklarını kaybeden bütün Türk ve Kürt halkının çocuklarına bağışlıyorum. Yeni yılda çözüm ya da barış süreci adı her neyse yaralı coğrafyamıza barış gelsin&#8221; dedi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/altin-portakalin-kazananlari-belli-oldu/">“Altın Portakal”ın Kazananları Belli Oldu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/altin-portakalin-kazananlari-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1065</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri Başlıyor!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/uluslararasi-istanbul-sessiz-sinema-gunleri-basliyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/uluslararasi-istanbul-sessiz-sinema-gunleri-basliyor/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 29 Nov 2015 18:09:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Biletix]]></category>
		<category><![CDATA[Buster Keaton]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[Cinema Ritrovato]]></category>
		<category><![CDATA[Cineteca di Bologna]]></category>
		<category><![CDATA[Eye Filmmuseum]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Gaumont]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Modern]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sessiz Sinema Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Kadının Doğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Pera Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sessiz Sinema Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=994</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sessiz sinemanın eşsiz örneklerini geniş kitlelere tanıtan Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri’nin ikincisi, 3-6 Aralık 2015’te gerçekleşiyor. Kino İstanbul tarafından organize edilen, İstanbul Modern, Pera Müzesi ve Fransız Kültür Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen festival, sinemanın öncü örneklerini canlı müzik eşliğinde bir araya getiriyor. Yerli ve yabancı akademisyenler, araştırmacılar, küratörler tarafından her filme özel sunumların yapılacağı gösterimler, sinemaseverleri bekliyor. İtalya’nın ünlü sinemateği Cineteca di Bologna ve Hollanda’nın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uluslararasi-istanbul-sessiz-sinema-gunleri-basliyor/">Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri Başlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sessiz sinemanın eşsiz örneklerini geniş kitlelere tanıtan <strong>Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri</strong>’nin ikincisi, <strong>3-6 Aralık 2015</strong>’te gerçekleşiyor. <strong>Kino İstanbul</strong> tarafından organize edilen, <strong>İstanbul Modern</strong>, <strong>Pera Müzesi</strong> ve <strong>Fransız Kültür Merkezi</strong>’nin ev sahipliğinde gerçekleşen festival, sinemanın öncü örneklerini canlı müzik eşliğinde bir araya getiriyor. Yerli ve yabancı akademisyenler, araştırmacılar, küratörler tarafından her filme özel sunumların yapılacağı gösterimler, sinemaseverleri bekliyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/VuFbRyii60s?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>İtalya’nın ünlü sinemateği <strong>Cineteca di Bologna</strong> ve Hollanda’nın saygın sinema müzesi <strong>Eye Filmmuseum</strong>‘un kurumsal ortağı olduğu festivalin bu yılki teması,‘<em>Modern Kadının Doğuşu</em>’ olarak belirlendi. <em>Kültür ve Turizm Bakanlığı</em>’nın katkısıyla gerçekleşen festivalde, büyük kısmı ilk kez seyirci karşısına çıkacak Osmanlı dönemi görüntülerinden Diva filmlerine, Chaplin ve Keaton klasiklerinden Alman dışavurumculuğuna, kadın yönetmenlerin filmlerinden ‘renkli sessizler’e kadar birçok bölüm yer alıyor. Festival bu yıl ayrıca, dünyanın ilk film şirketi <em>Gaumont</em>’un 120. yıldönümünü ve <em>Buster Keaton</em>’un doğumunun 120. yılını, özel gösterimlerle gündeme getiriyor.</p>
<p><figure id="attachment_998" aria-describedby="caption-attachment-998" style="width: 984px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/istanbul-sessiz-sinema-gunleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-998 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/istanbul-sessiz-sinema-gunleri.jpg?resize=640%2C901" alt="2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri 3 - 6 Aralık 2015 tarihlerinde düzenlenecek." width="640" height="901" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/istanbul-sessiz-sinema-gunleri.jpg?w=984&amp;ssl=1 984w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/istanbul-sessiz-sinema-gunleri.jpg?resize=213%2C300&amp;ssl=1 213w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/istanbul-sessiz-sinema-gunleri.jpg?resize=727%2C1024&amp;ssl=1 727w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-998" class="wp-caption-text">2. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri 3 &#8211; 6 Aralık 2015 tarihlerinde düzenlenecek.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri</strong></p>
<p>Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri, sinemanın erken dönemine adanmış, kurgu ve belgeseli bir araya getiren, canlı müzik eşliğinde filmlerin seyirciyle buluştuğu görsel ve işitsel bir şölen. Festival, dünya çapında film restorasyonu ve korunması konusunda sürdürülen çalışmaların bir ayağını oluşturması anlamında önem taşımakta. Sinemanın doğduğu 1895 yılından sesin filmlere teknik olarak işlenebildiği 1926 yılına kadar olan dönemden filmler, Türkiye’deki sanatseverlerin beğenisine hitap edecek şekilde seçiliyor. Neredeyse yüz yıl öncesinin kültürel, toplumsal, siyasi ve sanatsal gündemine ışık tutan festival, seyircisine tarihe tanıklık etme şansını sunuyor. 2014 yılında ilki gerçekleşen festivalin, otuz yıla yakındır İtalya’nın Bologna kentinde düzenlenen sessiz ve restore edilmiş filmler festivali <strong>Cinema Ritrovato</strong> ile kurumsal ortaklığı bulunuyor.</p>
<p>Dünyanın dört bir yanındaki farklı arşivlerden gelen ve restore edilmiş sessiz filmler, sıcağı sıcağına beyaz perdeye yansıyor. Çok farklı tarzlardan ve ülkelerden gelen müzisyenler filmlere canlı olarak eşlik ederken o ana adanmış tek seferlik performanslar gerçekleştiriyor. Festival böylece görsel ve işitsel bir karnavala dönüşüyor.</p>
<p><strong>Biletler;</strong></p>
<ul>
<li>3 Aralık Perşembe günü İstanbul Modern’deki gösterimler ücretsizdir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Pera Müzesi’nde gerçekleşecek “Renkli Sessizler” bölümünün biletlerine kendi sitesi üzerinden ulaşılabilecektir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Festivalin biletlerine Biletix‘ten ulaşabilirsiniz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Etkinlik mekanlarında biletler nakit olarak satılacaktır.</li>
</ul>
<p><strong>Festival Filmleri;</strong></p>
<p><strong>Varyete / Varieté</strong></p>
<p><figure id="attachment_1003" aria-describedby="caption-attachment-1003" style="width: 1170px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Variete.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1003 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Variete.jpg?resize=640%2C346" alt="Varyete / Varieté" width="640" height="346" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Variete.jpg?w=1170&amp;ssl=1 1170w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Variete.jpg?resize=300%2C162&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Variete.jpg?resize=1024%2C553&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1003" class="wp-caption-text">Varyete / Varieté</figcaption></figure></p>
<p>Yönetmen: EWALD ANDRÉ DUPONT</p>
<p>Oyuncu: Emil Jannings Lya de Putti, Maly Delschaft, Warwick Ward</p>
<p>ALMANYA / Siyah-Beyaz / 1925 – 95’</p>
<p>Restorasyon: Friedrich Wilhelm Murnau Foundation</p>
<p>Müzisyen: Stephen Horne &amp; Frank Bockius</p>
<p><strong>Bir Pazar Günü / Menschen Am Sonntag / People On Sunday</strong></p>
<p><figure id="attachment_999" aria-describedby="caption-attachment-999" style="width: 1170px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Menschen-am-Sonntag.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-999 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Menschen-am-Sonntag.jpg?resize=640%2C487" alt="Bir Pazar Günü / Menschen Am Sonntag / People On Sunday" width="640" height="487" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Menschen-am-Sonntag.jpg?w=1170&amp;ssl=1 1170w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Menschen-am-Sonntag.jpg?resize=300%2C228&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Menschen-am-Sonntag.jpg?resize=1024%2C779&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-999" class="wp-caption-text">Bir Pazar Günü / Menschen Am Sonntag / People On Sunday</figcaption></figure></p>
<p>Yönetmen: CURT &amp; ROBERT SIODMAK</p>
<p>Oyuncu: Erwin Splettstosser Brigitte Borchert, Wolfgang von Waltershousen Christl Ehlecs, Annie Schreyer</p>
<p>ALMANYA / Siyah-Beyaz / 1930 – 73’</p>
<p>Restorasyon: Eye Filmmuseum</p>
<p>Müzisyen: Gökçe Akçelik, Barkın Engin, Burak Tamer, Selçuk Artut</p>
<p><strong>Charlie Chaplin Keystone’da / Charlie Chaplin At Keystone</strong></p>
<p><figure id="attachment_996" aria-describedby="caption-attachment-996" style="width: 1170px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Charlie-Chaplin.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-996 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Charlie-Chaplin.jpg?resize=640%2C800" alt="Charlie Chaplin Keystone’da / Charlie Chaplin At Keystone" width="640" height="800" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Charlie-Chaplin.jpg?w=1170&amp;ssl=1 1170w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Charlie-Chaplin.jpg?resize=240%2C300&amp;ssl=1 240w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Charlie-Chaplin.jpg?resize=819%2C1024&amp;ssl=1 819w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-996" class="wp-caption-text">Charlie Chaplin Keystone’da / Charlie Chaplin At Keystone</figcaption></figure></p>
<p>Yönetmen: CHARLIE CHAPLIN</p>
<p>Oyuncu: Charlie Chaplin, Mabel Normand, Marie Dressler</p>
<p>ABD / Siyah-Beyaz / 1914 – 1915</p>
<p>Restorasyon: Cineteca di Bologna</p>
<p>Müzisyenler: Uninvited Jazz Band, Flower Room</p>
<p><strong>Bir Hafta / One Week</strong></p>
<p><figure id="attachment_1000" aria-describedby="caption-attachment-1000" style="width: 900px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/oneweek.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1000 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/oneweek.jpg?resize=640%2C789" alt="Bir Hafta / One Week" width="640" height="789" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/oneweek.jpg?w=900&amp;ssl=1 900w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/oneweek.jpg?resize=243%2C300&amp;ssl=1 243w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/oneweek.jpg?resize=831%2C1024&amp;ssl=1 831w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1000" class="wp-caption-text">Bir Hafta / One Week</figcaption></figure></p>
<p>Yönetmen: EDWARD F. CLINE BUSTER KEATON</p>
<p>Oyuncu: Buster Keaton Sybil Seely</p>
<p>ABD / Siyah-Beyaz / 1920 – 25’</p>
<p>Restorasyon: Cineteca di Bologna</p>
<p>Müzisyen: Uninvited Jazz Band</p>
<p><strong>Kadınlar İş Başında / Women At Work</strong></p>
<p><figure id="attachment_1004" aria-describedby="caption-attachment-1004" style="width: 955px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/women-art-work.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1004 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/women-art-work.jpg?resize=640%2C481" alt="Kadınlar İş Başında / Women At Work" width="640" height="481" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/women-art-work.jpg?w=955&amp;ssl=1 955w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/women-art-work.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1004" class="wp-caption-text">Kadınlar İş Başında / Women At Work</figcaption></figure></p>
<ul>
<li>1916’da Londra’da Süfrajet Yürüyüşü / Suffragette March in London 1916 – 1’</li>
<li>Santral Memuresi / Telephone Girl, ABD / USA – 1912 – 9’</li>
<li>Dantel Yelpaze Üretimi / Fabricatie Van Kanten Waaiers / Manufacturing Folding Fans, Fransa / France – 1911 – 5’</li>
<li>Bomba Fünyelerinin İmalatı / Herstellung Von Granatzundern, Almanya / Germany – 1918 – 8’</li>
<li>Aşçı veya Aşçı Yamağı / Making A Man Of Her, Arşiv / Archive: Eye, Desmet Collection 14’</li>
<li>Bu Dünyanın Hali Nereye Varacak? / What Is The World Coming To?, ABD / USA – 1926 – 22’</li>
</ul>
<p>Müzisyen: Gülşah Erol</p>
<p><strong>Kadın Komedyenler / Funny Ladies</strong></p>
<p><figure id="attachment_997" aria-describedby="caption-attachment-997" style="width: 1170px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/funny-ladies.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-997 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/funny-ladies.jpg?resize=640%2C480" alt="Kadın Komedyenler / Funny Ladies" width="640" height="480" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/funny-ladies.jpg?w=1170&amp;ssl=1 1170w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/funny-ladies.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/funny-ladies.jpg?resize=1024%2C768&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-997" class="wp-caption-text">Kadın Komedyenler / Funny Ladies</figcaption></figure></p>
<ul>
<li>Lea ve Yün Yumağı / Lea e Il Gomitolo / Lea and The Ball Of Wool, İtalya / Italy, 1913 – 5’ – Arşiv / Archive: Cineteca di Bologna</li>
<li>Yeni Hizmetçi Pek de Güzel / La Nuova Cameriera é Troppo Bella /</li>
<li>The New Maid Is Too Much Of a Flirt, İtalya / Italy – 1912 – 8’ – Arşiv / Archive: Cineteca di Bologna</li>
<li>Şifalı sular / Acque Miracolose / Miraculous Springs, İtalya / Italy</li>
<li>1914 – 10’ – Arşiv / Archive: Eye, Desmet Collection</li>
<li>Bir Hanım ve Hizmetçisi / A Lady and Her Maid, ABD / USA</li>
<li>1913 – 14’ – Arşiv / Archive: Eye, Desmet Collection</li>
<li>Yankesici / Pickpocket, ABD / USA, 1913 – 13’ – Arşiv / Archive: Eye, Desmet Collection</li>
</ul>
<p>Müzisyen: Ayşe Tütüncü</p>
<p><strong>Maceraperest Kadınlar / Adventureous Women</strong></p>
<p><figure id="attachment_995" aria-describedby="caption-attachment-995" style="width: 1170px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Adventureous-Women.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-995 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Adventureous-Women.jpg?resize=640%2C912" alt="Maceraperest Kadınlar / Adventureous Women" width="640" height="912" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Adventureous-Women.jpg?w=1170&amp;ssl=1 1170w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Adventureous-Women.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Adventureous-Women.jpg?resize=718%2C1024&amp;ssl=1 718w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-995" class="wp-caption-text">Maceraperest Kadınlar / Adventureous Women</figcaption></figure></p>
<ul>
<li>Dainef Kızkardeşler Altılısı / Six Soeurs Dainef, Fransa / France – 1902 – 3’ – Arşiv / Archive: Eye</li>
<li>Şiddetli Kavga / Le Torchon Brule – Arşiv / Archive: Eye, Desmet Collection, 5’</li>
<li>Kibar Hırsız / Lagourdette Gentlemen Cambrioleur, 23’</li>
<li>Zafer ya da Ölüm! / Vittoria O Morte! / Victory or Death!</li>
</ul>
<p>Müzisyen: Gülşah Erol</p>
<p><strong>Arabesk Üzerine Sinematografik Bir Çalışma / Étude Cinégraphique sur une Arabesque</strong></p>
<p>Yönetmen: GERMAINE DULAC</p>
<p>Oyuncu: Marie-Anne Malleville</p>
<p>FRANSA / Siyah-Beyaz / 1929 – 7’</p>
<p>Restorasyon: Eye Filmmuseum</p>
<p>Müzisyen: Cihan Gülbudak</p>
<p><strong>Deniz Kabuğu ve Rahip / La Coquille Et Le Clergyman</strong></p>
<p>Yönetmen: GERMAINE DULAC</p>
<p>FRANSA / Siyah-Beyaz / 1927 – 31’</p>
<p>Restorasyon: Eye Filmmuseum</p>
<p>Müzisyen: Cihan Gürbudak</p>
<p><strong>Şeytani Rapsodi / Rapsodia Satanica</strong></p>
<p><figure id="attachment_1001" aria-describedby="caption-attachment-1001" style="width: 1170px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/rapsodi-satanica.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1001 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/rapsodi-satanica.jpg?resize=640%2C346" alt="Şeytani Rapsodi / Rapsodia Satanica" width="640" height="346" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/rapsodi-satanica.jpg?w=1170&amp;ssl=1 1170w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/rapsodi-satanica.jpg?resize=300%2C162&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/rapsodi-satanica.jpg?resize=1024%2C553&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1001" class="wp-caption-text">Şeytani Rapsodi / Rapsodia Satanica</figcaption></figure></p>
<p>Yönetmen: NINO OXILIA</p>
<p>İtalya / Renkli / 1915 – 1917, 45’</p>
<p>Restorasyon: Cineteca di Bologna</p>
<p>Müzisyen: Orijinal Müzik / Original Record</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uluslararasi-istanbul-sessiz-sinema-gunleri-basliyor/">Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri Başlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/uluslararasi-istanbul-sessiz-sinema-gunleri-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">994</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aşk ’’Yok Olmak’’ Mıdır?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ask-yok-olmak-midir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ask-yok-olmak-midir/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 26 Nov 2015 20:54:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Emel Atasoy]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Adams]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Her]]></category>
		<category><![CDATA[Joaquin Phoenix]]></category>
		<category><![CDATA[Olivia Wilde]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Phoenix]]></category>
		<category><![CDATA[platonik aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Rooney Mara]]></category>
		<category><![CDATA[Scarlett Johansson]]></category>
		<category><![CDATA[Spike Jonze]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=926</guid>
				<description><![CDATA[<p>Siz hiç aslında var olmayan birine aşık oldunuz mu? Her gün sesiyle hayat bulduğunuz, sesiyle geceyi sonlandırıp güne sesiyle beraber uyandığınız ama  kokusunu hiç bilmediğiniz, tenine hiç dokunamayıp sıcak nefesini boynunda hissedemediğiniz biri oldu mu? Sevişmeden sevebildiniz mi hiç? ‘’Her’’ ülkemizde yayınlanan adıyla ‘’Aşk’’ filmi tam da bu soruları soruyor bize. Gitgide yalnızlaşan bu dünyayla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-yok-olmak-midir/">Aşk ’’Yok Olmak’’ Mıdır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siz hiç aslında var olmayan birine aşık oldunuz mu?</strong></p>
<p>Her gün sesiyle hayat bulduğunuz, sesiyle geceyi sonlandırıp güne sesiyle beraber uyandığınız ama  kokusunu hiç bilmediğiniz, tenine hiç dokunamayıp sıcak nefesini boynunda hissedemediğiniz biri oldu mu?</p>
<p><strong>Sevişmeden sevebildiniz mi hiç?</strong></p>
<p>‘’Her’’ ülkemizde yayınlanan adıyla ‘’Aşk’’ filmi tam da bu soruları soruyor bize.</p>
<p>Gitgide yalnızlaşan bu dünyayla savaşan bir adamın, Theodore’un hikayesini konu alan filmde yönetmenliği ve senaristliği Spike Jonze üstlenirken başrolleri Joaquin Phoenix, Amy Adams, Rooney Mara, Olivia Wilde ve Scarlett Johansson paylaşıyor.</p>
<p><figure id="attachment_927" aria-describedby="caption-attachment-927" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-927 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi-1024x682.jpg?resize=640%2C426" alt="Spike Jonze &quot;Her - Aşk&quot;" width="640" height="426" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg?resize=1024%2C682&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-927" class="wp-caption-text">Spike Jonze &#8220;Her &#8211; Aşk&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Phoenix&#8217;in canlandırdığı Theodore Twombly&#8217;nin, Johansson&#8217;ın seslendirdiği Samantha adlı yapay zekâya sahip bir işletim sistemine aşık olması ve ikili arasında yaşanan ilişkiyi konu alan film adeta bizlere gelecekten bir ön izleme sunuyor.</p>
<p>Karşılığı olan bir aşk, ama kavuşmak imkansız! Çünkü aşık olduğun kişi aslında yok, yaşamıyor. Sesiyle seni orgazm edebiliyor, ama kodlandığı için. His yok, mış gibi yapmak var. Bir nevi, sesteki kişi yani Samantha,Theodore’u kandırıyor. Theodore, karısı tarafından terk edilen, gitgide yalnızlığında boğulan, tek yaptığı şey her gün uyanmak işe gitmek, eve gelip yayılmak olan bir adamdır. Bunları yaparken aniden bir program keşfeder ve bu işletim sistemi sayesinde en çok arzuladığı şey olan birine bağlanmak duygusunu yaşar. Düşmekle ayakta kalmak arasında çok ince çizgiler vardır bazen şeridi göremeyebilirsiniz.</p>
<p><figure id="attachment_928" aria-describedby="caption-attachment-928" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-ask.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-928 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-ask.jpg?resize=600%2C400" alt="Aşk filminde Phoenix çok başarılı bir performans sergiledi." width="600" height="400" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-ask.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-ask.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-ask.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-928" class="wp-caption-text">Aşk filminde Phoenix çok başarılı bir performans sergiledi.</figcaption></figure></p>
<p>İşte Theodore da o çizgidedir. Onu düşmekten kurtarması için bir şeye ihtiyacı vardır. Onun ne olduğunun önemi yoktur. Yeter ki bağlanayım düşüncesindedir. Ancak konuştukça daha çok bağlanır ve bu kez bağlarının imkansızlığı nedeniyle acı çeker. Hiçbir platonik ‘’AŞK’’bu kadar çaresiz olmamıştır.</p>
<p>Gelişen teknolojiyle beraber uzun yıllar sonra filmin gerçeğe dönüşmesi pek de imkansız değil gibi.</p>
<p>Aslına bakılırsa İnsanoğlu ezelinden beri böyle bir icat arıyordu. ‘’Şişme Bebek’’ bunlardan biri.</p>
<p>Söylenenlere göre 1940’lı yıllarda Adolf Hitler tarafından savaştaki askerler kadınlarla sevişip, mikrop kapmasınlar diye icat edilmiştir.</p>
<p>İlerleyen yıllarda da tüm insanlığa kazandırılmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_929" aria-describedby="caption-attachment-929" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-film.png"><img class=" td-modal-image wp-image-929 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-film-1024x550.png?resize=640%2C344" alt="Tasavvuf edebiyatından bilfiğimiz &quot;aşk&quot;ın içinde yok olmak kavramı &quot;Her&quot; filminde başarılı bir şekilde beyaz perdeye aktarıldı." width="640" height="344" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-film.png?resize=1024%2C550&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-film.png?resize=300%2C161&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-film.png?w=1271&amp;ssl=1 1271w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-929" class="wp-caption-text">Tasavvuf edebiyatından bilfiğimiz &#8220;aşk&#8221;ın içinde yok olmak kavramı &#8220;Her&#8221; filminde başarılı bir şekilde beyaz perdeye aktarıldı.</figcaption></figure></p>
<p>‘’Her’’, yani ‘’Aşk’’  aralarında Oscar dahil olmak üzere toplam 5 ödüllü bir yapıt. Bence ölmeden önce izlemeniz gereken filmler arasında.</p>
<p>Bugüne dek içinde Scarlett Johanson olan hiçbir kötü film görmediğimi de belirtmeliyim.</p>
<p>Spike Jonze bizlere aşka dair bugüne dek tüm bildiklerimizi unutturan, ezber bozduran bir bakış açısı sunuyor. ’’Her’’ yani ülkemizde ki adıyla ‘’Aşk’’ı konu alıyoruz ve aşkın ve yalnızlığın derinlerine iniyoruz. Yalnızlık sonradan öğrenilmiş bir çaresizlik mi? Yoksa hep var mıydı? Bir aşk bizi yalnızlıktan kurtarır mı? Peki, ne tür bir aşk?</p>
<p>Platonik aşkın en çaresiz hali bu filmde.</p>
<p>Ne dilediğinize dikkat edin!</p>
<p>Kaçırmayın derim.</p>
<p>İyi Seyirler.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/CwZBetUh1IY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-yok-olmak-midir/">Aşk ’’Yok Olmak’’ Mıdır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ask-yok-olmak-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">926</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yasesin! Yaratıcı Endüstrinin Yeni Sanat Platformu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yasesin-yaratici-endustrinin-yeni-sanat-platformu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yasesin-yaratici-endustrinin-yeni-sanat-platformu/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 25 Nov 2015 19:28:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yücel Sarıçiçek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[dekorcu]]></category>
		<category><![CDATA[ışıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[makyöz]]></category>
		<category><![CDATA[öykü yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[senarist]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[set ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema bloğu]]></category>
		<category><![CDATA[sinema endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema forumu]]></category>
		<category><![CDATA[sinema platformu]]></category>
		<category><![CDATA[sinema yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[yapımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı yazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[yasesin]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=890</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yaratıcı yazarlık, senaryo, sinema sanatının buluşma noktası www.yasesin.com bu alanlara ilgi duyanların bilgi ve deneyim paylaşımında bulunduğu, işbirliği imkânları geliştirdiği bir sanat platformudur. Türkiye senin senaryolarınla ağlayıp gülecek Türk sineması altın çağını yaşıyor. Hitchcock’un dediği gibi “iyi bir film çekmek için 3 şey lazımdır: Senaryo, senaryo ve de senaryo”. Peki, iyi bir senaryo yazmak istiyorsunuz, ancak aklınızda [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yasesin-yaratici-endustrinin-yeni-sanat-platformu/">Yasesin! Yaratıcı Endüstrinin Yeni Sanat Platformu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaratıcı yazarlık, senaryo, sinema sanatının buluşma noktası www.yasesin.com bu alanlara ilgi duyanların bilgi ve deneyim paylaşımında bulunduğu, işbirliği imkânları geliştirdiği bir sanat platformudur.</strong></p>
<p><strong>Türkiye senin senaryolarınla ağlayıp gülecek</strong></p>
<p>Türk sineması altın çağını yaşıyor. Hitchcock’un dediği gibi “iyi bir film çekmek için 3 şey lazımdır: Senaryo, senaryo ve de senaryo”. Peki, iyi bir senaryo yazmak istiyorsunuz, ancak aklınızda birçok soru. Kime, neyi, nasıl soracaksınız?</p>
<p><figure id="attachment_893" aria-describedby="caption-attachment-893" style="width: 256px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/yasesin-com.png"><img class=" td-modal-image wp-image-893 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/yasesin-com.png?resize=256%2C256" alt="Yasesin'de &quot;Yazarlık, Senaryo ve Sinema&quot; alanında aradığınız her şeyi bulabilirsiniz." width="256" height="256" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/yasesin-com.png?w=256&amp;ssl=1 256w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/yasesin-com.png?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-893" class="wp-caption-text">Yasesin&#8217;de &#8220;Yazarlık, Senaryo ve Sinema&#8221; alanında aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Yazdın yazdın kuyruğuna geldin ama metin ilerlemiyor</strong></p>
<p>Belki bir Kafka değilsiniz ama içinizde ki yazma dürtüsüne engel olamıyorsunuz. Nereden başlamalı? Nasıl ilerlemeli? Olay, dil, diyaloğu nasıl ayarlamalısınız? Bir öyküye başladınız; metnin bir yerinde takılıp kaldınız; metin ilerlemiyor. Kime danışacaksınız?</p>
<p><strong>Altın ayı, uçan süpürge seni bekliyor</strong></p>
<p>“Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” fikri size de cazip geldi. Alternatif bir sinemacı olma hedefiniz var. Yalnız değilsiniz! Dünya sinemasındaki örnekleri biliyor musunuz? Türk sinemasındaki yeni soluk siz olmalısınız. İçinizi kime dökeceksiniz?</p>
<p><strong>Yönetmen amorsa geçti sen kala kaldın!</strong></p>
<p>Oyunculuk eğitim aldınız. Biraz sahne tozu yutmuşluğunuz da var. İçinizdeki oyuncuyu ortaya çıkarmanın tam zamanı. Devlerin Aşkı çekiliyor, yönetmen “Amorsa geçtik” diyor, siz çok heyecanlandınız. Acil yardıma ihtiyacınız var. Yönetmen ne demek istemiş olabilir? Işıkçısınız, diziniz yayından kaldırıldı. Hangi sette kime ihtiyaç var?</p>
<p><figure id="attachment_892" aria-describedby="caption-attachment-892" style="width: 288px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ya-se-sin.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-892 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ya-se-sin.jpg?resize=288%2C115" alt="Yasesin! &quot;Sinema ve Yazarlık konularına özgü Sosyal Ağ Platformu&quot;" width="288" height="115" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-892" class="wp-caption-text">Yasesin! &#8220;Sinema ve Yazarlık konularına özgü Sosyal Ağ Platformu&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Yasesin, tüm bu sorulara cevap verebilmek amacıyla kurulmuş bir sanat eğitimi ve deneyimi portalıdır. Yaratıcı yazarlık, senaryo yazarlığı ve sinema alanıyla ilgilenenler bir araya geliyor, birlikte üretmenin, bilgiyi ve deneyimi paylaşmanın keyfini yaşıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yasesin.com networküyle kişisel gelişimine katkı sağla</strong></p>
<p>Siz de bu sanat alanlarından birine ilgi duyuyorsanız www.yasesin.com’u takip edebilir, ilgilendiğiniz alanda başka insanlarla iletişim kurabilir, kafanıza takılan soruları grup üyelerine sorarak, onların deneyim ve becerilerinden faydalanabilirsiniz.</p>
<p><strong>Deneyim ve bilgi paylaşımını seni bekliyor</strong></p>
<p>Yasesin.com üyeleri ve okurlarına, yazarlık, senaryo ve sinema yaratım süreçleriyle ilgili her türlü deneyim ve bilgi paylaşımını sunarak, katılımcılarının kişisel gelişimlerine katkı sağlamayı hedefliyor. Nereden başlayacağım? Engelleri nasıl aşacağım? Yaratma sürecindeki şu problemi nasıl aşacağım? Sektörde neler yaşanıyor? Tüm bu soruların cevabı www.yasesin.com sanat platformunda bulabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yasesin-yaratici-endustrinin-yeni-sanat-platformu/">Yasesin! Yaratıcı Endüstrinin Yeni Sanat Platformu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yasesin-yaratici-endustrinin-yeni-sanat-platformu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">890</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hayattan Bir Kesit; Sinemanın Doğuşu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hayattan-bir-kesit-sinemanin-dogusu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hayattan-bir-kesit-sinemanin-dogusu/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 20 Nov 2015 19:06:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Şahin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Trenin Gara Gelişi]]></category>
		<category><![CDATA[Camera Obscura]]></category>
		<category><![CDATA[Edison]]></category>
		<category><![CDATA[hareketli görüntü]]></category>
		<category><![CDATA[Kinetograph]]></category>
		<category><![CDATA[Lanterna Magicea]]></category>
		<category><![CDATA[Lumiére]]></category>
		<category><![CDATA[Lumiére Kardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[sinema öncesi dönem]]></category>
		<category><![CDATA[sinematograf]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Alva Edison]]></category>
		<category><![CDATA[W. KLaurie Dickson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=820</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sinemadan ve nasıl şekillendiğinden bahsetmeden önce sinemanın kelime anlamından bahsedecek olursak; ‘Hareketli Görüntü’ kavramı karşımıza çıkar. Sinemanın dayandığı hareketli görüntü sistemi aslında gözlerimizde bulunan bir kusurdan ileri gelmektedir. Retinamızın üzerine düşen görüntüler bir süre silinmeden kalma özelliğine sahiptir Bu süre yaklaşık 2/35 saniye kadardır. Eğer bizler bir saniye içinde 24 kareyi art arda görürsek bu, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayattan-bir-kesit-sinemanin-dogusu/">Hayattan Bir Kesit; Sinemanın Doğuşu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sinemadan ve nasıl şekillendiğinden bahsetmeden önce sinemanın kelime anlamından bahsedecek olursak; ‘Hareketli Görüntü’ kavramı karşımıza çıkar. Sinemanın dayandığı hareketli görüntü sistemi aslında gözlerimizde bulunan bir kusurdan ileri gelmektedir. Retinamızın üzerine düşen görüntüler bir süre silinmeden kalma özelliğine sahiptir Bu süre yaklaşık 2/35 saniye kadardır. Eğer bizler bir saniye içinde 24 kareyi art arda görürsek bu, retinamız üzerine düşen görüntüleri hareketli olarak algılamamıza sebep olur. İşte sinemanın dayanağı prensip bu göz kusurudur.</p>
<p><figure id="attachment_822" aria-describedby="caption-attachment-822" style="width: 354px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/lumiere-kardesler.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-822 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/lumiere-kardesler.jpg?resize=354%2C142" alt="Lumiere Kardeşler" width="354" height="142" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/lumiere-kardesler.jpg?w=354&amp;ssl=1 354w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/lumiere-kardesler.jpg?resize=300%2C120&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/lumiere-kardesler.jpg?resize=351%2C142&amp;ssl=1 351w" sizes="(max-width: 354px) 100vw, 354px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-822" class="wp-caption-text">Lumiere Kardeşler</figcaption></figure></p>
<p>Sinema yavaş yavaş şekillenmiş ve her evresinde insanların dikkatini daha çok çekerek bugünkü konumuna gelmiştir. Sinemanın doğuşu olarak bilinen tarih Lumiére Kardeşlerin sinematograf adı verdikleri ilk taşınabilir kamerayı keşfettikleri ve patentini aldıkları yıl olan 1895’dir. Ancak sinemanın sinema öncesi dönem diye adlandırabildiğimiz ve sinema tarihi içine kattığımız bir dönemi vardır ki asıl temellerin atılması merak edilmeye ve üzerine gidilmeye başlanması açısından bu dönem oldukça önemlidir.</p>
<p><figure id="attachment_825" aria-describedby="caption-attachment-825" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sinematograf.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-825 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sinematograf-300x172.jpg?resize=300%2C172" alt="Sinematograf" width="300" height="172" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sinematograf.jpg?resize=300%2C172&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sinematograf.jpg?w=575&amp;ssl=1 575w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-825" class="wp-caption-text">Sinematograf</figcaption></figure></p>
<p>Sinema öncesi döneme ait ilk icat, Camera Obscura&#8217;dır. Kelime anlamı olarak karanlık oda demektir ve prensipte kutuya açılan bir delikten tutulan cismin kutunun diğer tarafına yansımasıdır. Bir sonraki icat ise bir çeşit projeksiyon makinesidir ismi Büyülü fener diye bilinen Lanterna Magicea&#8217;dır. Bu aletlerin yanı sıra görntülerin kaydını kolaylıştıran plastik şerit W. KLaurie Dickson tarafından keşfedildi. Bu gelişmeler sonucunda Thomas Alva Edison sinemanın gelişmesi açısından büyük öneme sahip iki buluşa imza attı bunlardan ilki 1894 yılında icat ettiği Kinetograph adı verilen ilk pratik kamera, ikinciside yine 1894 yılında bulduğu ve Kinetoscope adı verilen, hareketli görüntülerin izlenmesini sağlayan bir dolaptır. 1895 yılında W. Paul başka bir projeksiyon makinesi tasarladı ve bu sayede basit sinema pek çok kişiye ulaşabildi.</p>
<p>İşte yadsınamaz gerçekleriyle sinema tarihinin temellerini atan ve hayatın bir parçasıymışçasına önem kazanmasından bir önceki evre; sinema öncesi dönem.</p>
<p>İnsanlar hayatı öykü gibi gerçeklerden uzakmışçasına kurgulayıp bu öykülerden yola çıkarak öğüt vermeyi, yol göstermeyi ve öğretmeyi dil algılanıp konuşma hayatın bir parçası olduğundan beri benimsemişlerdir ve aslında sinema bu hikayelerin gözler önüne serildiği canlandırılıp hayat verildiği yerdir. İşte bu yüzdendir hepimiz kurgu olduğunu o an için görmezden geliriz ve duygularımız harekete geçiririz. Bir film izlerken hıçkırıklara boğularak ağlamak, ağız dolusu kahkahalar atmak hayatımızdan kesitlerden yakalamak birer terapi gibi gelir çoğu kez.</p>
<p><figure id="attachment_821" aria-describedby="caption-attachment-821" style="width: 400px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/bir-trenin-gara-gelisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-821 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/bir-trenin-gara-gelisi.jpg?resize=400%2C286" alt="Lumiere kardeşler &quot;Bir Trenin Gara Gelişi&quot;" width="400" height="286" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/bir-trenin-gara-gelisi.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/bir-trenin-gara-gelisi.jpg?resize=300%2C215&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/bir-trenin-gara-gelisi.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-821" class="wp-caption-text">Lumiere kardeşler &#8220;Bir Trenin Gara Gelişi&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Lumiére Kardeşlerin sinematograf ile bazı çekimler yapıp bunları Paris’te bulunan Grand Cafe de bir takım paralı gösterilerle sergiledikleri 1895 senesinde sinema insanlar için çok yeni ve tam olarak gerçekti. O çekimlerin en bilinenlerinden ”Bir Trenin Gara Gelişi” filminde insanlar perdenin üzerine yansıyan, üzerlerine doğru geldiğini gördükleri trenden korkup salondan kaçmışlardır.&nbsp; İşte o ilk günden beri sinema hala bizim duygularımızı canlı tutan bir sanattır. O günden tek farkı artık ona aşinayız, onu tanıyoruz. Üzerimize gelen bir trenden kaçmasak ta, gözlerimizin önüne serilen bu kurguları gerçek hayattan ayrı tutmadan (bir korku filmini çığlıklar atarak izlemek gibi)özümseyerek izliyoruz. Louis Lumiére’nin anılarında bahsettiği gibi sinema; “Yaşamı Yansıtmaktır.” Hayatın bir uzantısıdır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayattan-bir-kesit-sinemanin-dogusu/">Hayattan Bir Kesit; Sinemanın Doğuşu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hayattan-bir-kesit-sinemanin-dogusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">820</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Film Festivali (BİFED) Başlıyor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bozcaada-uluslararasi-ekolojik-belgesel-film-festivali-bifed-basliyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bozcaada-uluslararasi-ekolojik-belgesel-film-festivali-bifed-basliyor/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 21 Oct 2015 08:38:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Alaattin Timur]]></category>
		<category><![CDATA[Anastasia Laukannen]]></category>
		<category><![CDATA[banu güven]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[BİFED]]></category>
		<category><![CDATA[Bozcaada]]></category>
		<category><![CDATA[Eurocup Moskova Çevre Filmleri Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Fethi Kayaalp]]></category>
		<category><![CDATA[Fethi Kayaalp Büyük Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Funda Alp]]></category>
		<category><![CDATA[Gaetano Capizzi]]></category>
		<category><![CDATA[Gaia Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Gaye Günay]]></category>
		<category><![CDATA[işçi filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Janet Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Liz Miller]]></category>
		<category><![CDATA[Manou Khalil]]></category>
		<category><![CDATA[Maria Chalkou]]></category>
		<category><![CDATA[özcan alper]]></category>
		<category><![CDATA[Yırcalı]]></category>
		<category><![CDATA[Yırcalı kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=718</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bozcaada Belediyesi ve Bozcaada Turizm İşletmeleri Derneği tarafından, bu yıl&#160;ikincisi düzenlenecek Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Film Festivali (BİFED)&#160;22 Ekim&#160;– 25 Ekim&#160;2015 tarihleri arasında Bozcaada’da gerçekleşecek. İkinci yılında 45 ülkeden 180 filmin başvurduğu&#160;BİFED ile Bozcaada bir kez daha çevre dostlarının&#160;buluşma&#160;yeri olacak BİFED&#8217;de&#160;17 film Fethi Kayaalp Büyük Ödülü için yarışacak. Festivalin film seçkisi iklim değişimi, nükleer felaketler [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bozcaada-uluslararasi-ekolojik-belgesel-film-festivali-bifed-basliyor/">Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Film Festivali (BİFED) Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bozcaada Belediyesi ve Bozcaada Turizm İşletmeleri Derneği tarafından, bu yıl&nbsp;ikincisi düzenlenecek Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Film Festivali (BİFED)&nbsp;22 Ekim&nbsp;– 25 Ekim&nbsp;2015 tarihleri arasında Bozcaada’da gerçekleşecek.</p>
<p>İkinci yılında 45 ülkeden 180 filmin başvurduğu&nbsp;BİFED ile Bozcaada bir kez daha çevre dostlarının&nbsp;buluşma&nbsp;yeri olacak</p>
<p>BİFED&#8217;de&nbsp;17 film <strong>Fethi Kayaalp Büyük Ödülü</strong> için yarışacak.</p>
<p><figure id="attachment_720" aria-describedby="caption-attachment-720" style="width: 229px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/bifed-1.png"><img class=" td-modal-image wp-image-720 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/bifed-1-229x300.png?resize=229%2C300" alt="Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali" width="229" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/bifed-1.png?resize=229%2C300&amp;ssl=1 229w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/bifed-1.png?w=550&amp;ssl=1 550w" sizes="(max-width: 229px) 100vw, 229px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-720" class="wp-caption-text">Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali</figcaption></figure></p>
<p>Festivalin film seçkisi iklim değişimi, nükleer felaketler ve nükleer atıklardan dijital kirliliğe, küçük ve yöresel tarımdan küresel gıda üretimine, göçten yoksulluğa ve su kaynaklarının tükenmesine, kırsaldan şehre yaşam mücadelesi ve direnişlere uzanıyor.&nbsp;<strong>“Gıda: Yediğimiz nedir?”,</strong>&nbsp;“<strong>Enerjinin Bedeli”,&nbsp;“Turizmin Bedeli”,&nbsp;“Yerel Yaşam – Yaşam Hakkı”,&nbsp;“Yerleşimler”,&nbsp;“Geriye Bakmak”,&nbsp;“İş”, “Çatlamalar”,&nbsp;“Yaşamın Gölgeli Alanları”,&nbsp;“Duyuların Sınırları”</strong>&nbsp;başlıklarında yer alacak filmler festival süresince belgesel severler için gösterimde olacak.&nbsp;45 ülkeden toplam 180 filmin başvuruda bulunduğu Festival’de yarışma bölümünde ise 13 ülkeden 17 film yer alıyor.</p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: medium;">Bu yıl BIFED’e öğrenci filmlerini desteklemek için eklenen öğrenci filmlerinin yarışacağı Gaia Ödülü, İşçi Filmleri festivali kurucularından fotoğraf sanatçısı Alaattin Timur, Eurocup Moskova Çevre Filmleri Festivali kurucu yönetmeni Anastasia Laukannen ve sinema yazarı Janet Barış’tan kurulu jürice seçilecek ve yalnızca bir filme verilecek. Yırcalı kadınlar festivalin önemli konuklarından. Festivalin son gününde de ada üreticilerinin katılacağı ‘üzüm, bağcılık ve şarapçılık’ toplantısı yapılacak. Festival süresince de konuklar kadim Anadolu tohumlarını birbirleriyle paylaşarak ‘tohum takası’ gerçekleştirecekler.</span></p>
<p><figure id="attachment_721" aria-describedby="caption-attachment-721" style="width: 214px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/bifed-3.png"><img class=" td-modal-image wp-image-721 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/bifed-3-214x300.png?resize=214%2C300" alt="BİFED Bozcaada'da tüm belgesel severlerle buluşacak." width="214" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/bifed-3.png?resize=214%2C300&amp;ssl=1 214w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/bifed-3.png?w=558&amp;ssl=1 558w" sizes="(max-width: 214px) 100vw, 214px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-721" class="wp-caption-text">BİFED Bozcaada&#8217;da tüm belgesel severlerle buluşacak.</figcaption></figure></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu yıl Festival Jürisi Yapımcı ve senarist Funda Alp,&nbsp;ABD’li belgesel yönetmeni ve insan hakları aktivisti Liz Miller, Yunan sinema yazarı&nbsp;Maria Chalkou, Belgesel yönetmeni ve yapımcı&nbsp;Manou Khalil, Gazeteci ve belgesel yönetmeni Banu Güven, Yönetmen Özcan Alper, Belgesel yapımcısı&nbsp;Gaye Günay&nbsp;ve Cinemambiente Festivali Yönetmeni GFN kurucusu, sinema yazarı&nbsp;Gaetano Capizzi’den oluşuyor.&nbsp;7000 TL değerindeki&nbsp;&#8220;<strong>Fethi Kayaalp Büyük Ödülü&#8221;</strong>&nbsp;için yarışacak filmlere verilecek heykelcik bu yıl üzüm kütüğünden yapıldı. Festivalde ikinci olacak filme 5000 TL ve üçüncü filme 3000 TL ödül verilecek.</span></p>
<p>BİFED, tüm belgesel severlerin ve çevrecilerin kaçıramayacağı bir festival olması nedeniyle izleyicileri Bozcaada&#8217;ya bekliyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bozcaada-uluslararasi-ekolojik-belgesel-film-festivali-bifed-basliyor/">Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Film Festivali (BİFED) Başlıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bozcaada-uluslararasi-ekolojik-belgesel-film-festivali-bifed-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">718</post-id>	</item>
		<item>
		<title>John Lennon Belgeseli: &#8220;LennoNYC&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 17 Oct 2015 22:37:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[beatles]]></category>
		<category><![CDATA[beatles grubu]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel film ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[john lennon]]></category>
		<category><![CDATA[john lennon belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[lennon]]></category>
		<category><![CDATA[lennon belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[lennonnyc]]></category>
		<category><![CDATA[LennoNYC]]></category>
		<category><![CDATA[mark david chapman]]></category>
		<category><![CDATA[michael epstein]]></category>
		<category><![CDATA[müzik ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[peapody]]></category>
		<category><![CDATA[peapody ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>
		<category><![CDATA[rock müzik]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[the beatles]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=712</guid>
				<description><![CDATA[<p>John Lennon&#8217;un hayatının belirli bir bölümüne odaklanan &#8220;LennoNYC&#8221; adlı belegeseli siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz. Belgesel, Lennon&#8217;un Beatles grubundan ayrıldk sonra ABD&#8217;nin New York şehrindeki yaşamına odaklanıyor. 2010 yılıyapımı LennoNYC ödüllü bir belegesel olma özelliğini taşıyor. John Lennon sadece bir ünlü müzisyen olmanın çok ötesine geçmiş bir şahsiyettir. Kurucusu olduğu İgiliz müzisyen grubu The Beatles&#8217;in dünyaca [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/">John Lennon Belgeseli: &#8220;LennoNYC&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>John Lennon&#8217;un hayatının belirli bir bölümüne odaklanan &#8220;LennoNYC&#8221; adlı belegeseli siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz.</p>
<p>Belgesel, Lennon&#8217;un Beatles grubundan ayrıldk sonra ABD&#8217;nin New York şehrindeki yaşamına odaklanıyor. 2010 yılıyapımı LennoNYC ödüllü bir belegesel olma özelliğini taşıyor.</p>
<p><figure id="attachment_715" aria-describedby="caption-attachment-715" style="width: 354px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-715 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg?resize=354%2C500" alt="John Lennon'un hayatının son 20 yılının anlayan &quot;LenonNYC&quot; belgesei." width="354" height="500" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg?w=354&amp;ssl=1 354w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg?resize=212%2C300&amp;ssl=1 212w" sizes="(max-width: 354px) 100vw, 354px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-715" class="wp-caption-text">John Lennon&#8217;un hayatının son 20 yılının anlayan &#8220;LenonNYC&#8221; belgesei.</figcaption></figure></p>
<p>John Lennon sadece bir ünlü müzisyen olmanın çok ötesine geçmiş bir şahsiyettir. Kurucusu olduğu İgiliz müzisyen grubu The Beatles&#8217;in dünyaca ünü bilinir. Bunun yanı sıra Lennon&#8217;un barış aktivistliği de dünyaya mal olmuştur. Beatles&#8217;tan 1969&#8217;da ayrılan John Lennon daha sonra Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ne taşınarak New York City&#8217;de yaşamaya başlar. Yine New York&#8217;ta yaşamını sürdüğü otelin önünde Mark David Chapman tarafından öldürülür. Yaşamının bu son yıllarını ele alan LennonNYC belgeseli Michael Epstein tarafından senaryolaşyırılıp yönetildi. Belgesel, Lennon&#8217;un son 20 yılını ele alır.</p>
<p>Belgesel film, ilk kez John Lennon 70. doğum günü olan 9 Ekim 2010&#8217;da gösterildi. LennoNYC, Peapody Ödülü&#8217;nü almaya hak kazanmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_713" aria-describedby="caption-attachment-713" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-713 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon.jpg?resize=300%2C168" alt="John Lennon" width="300" height="168" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-713" class="wp-caption-text">John Lennon</figcaption></figure></p>
<p>Bu yıl Lennon 75. doğum günü olması vesilesiyle belgesel film internet ortamında ücretsiz bir şekilde yayınlandı ve Lennon hayranlarının beğenisine açılmış oldu. Belgeselde birçok arşiv görüntüsü ve pek çok ünlü ile yapılan röportajlar da mevcut.</p>
<p>John Lennon gibi dünya müzik tarihine damga vurmuş bir müzisyenin hayatını konu alan bu muhteşem belgeseli buradan izleyebilirsiniz.</p>
<p>İyi seyirler.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/5xwvsp6t1CA?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/">John Lennon Belgeseli: &#8220;LennoNYC&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">712</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Filmekimi&#8221; Başlıyor!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/filmekimi-basliyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/filmekimi-basliyor/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 30 Sep 2015 22:02:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Hopkins]]></category>
		<category><![CDATA[Can Evrenol]]></category>
		<category><![CDATA[Dheepan]]></category>
		<category><![CDATA[el club]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film ekimi]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[film festivalleri]]></category>
		<category><![CDATA[filmekimi]]></category>
		<category><![CDATA[filmekimi 15]]></category>
		<category><![CDATA[filmekimi 2015]]></category>
		<category><![CDATA[filmekimi istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Hirokazu Koreeda]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[Irrational Man]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul filmekimi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul kültür sanat vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Jacques Audiard]]></category>
		<category><![CDATA[mantıksız adam]]></category>
		<category><![CDATA[Michel Gondry]]></category>
		<category><![CDATA[Mistress America]]></category>
		<category><![CDATA[Nanni Moretti]]></category>
		<category><![CDATA[Noah Baumbach]]></category>
		<category><![CDATA[Pablo Larraín]]></category>
		<category><![CDATA[sanat festivali]]></category>
		<category><![CDATA[sinema festivali]]></category>
		<category><![CDATA[sinema gösterimi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Frears]]></category>
		<category><![CDATA[Woody Allen]]></category>
		<category><![CDATA[Yearning]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=679</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu yıl da birbirinden güzel ve henüz vizyona girmemiş filmlerin gösterileceği 14. Filmekimi &#8220;3 &#8211; 11 Ekim&#8221; tarihleri arasında İstanbul&#8217;da izleyicilerle buluşacak. Ancak sinemaseverlerden gelen yoğun istek üzerine koyulan ek seanslarla 2 Ekim Cuma sabahı festival stard verecek.&#160;Filmekimi, on dördüncü yılında her yıl olduğu gibi, dünya festivallerinde gösterilmiş, ödüller almış ve merakla beklenen yapımları içeren [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/filmekimi-basliyor/">&#8220;Filmekimi&#8221; Başlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl da birbirinden güzel ve henüz vizyona girmemiş filmlerin gösterileceği <strong>14. Filmekimi</strong> &#8220;3 &#8211; 11 Ekim&#8221; tarihleri arasında İstanbul&#8217;da izleyicilerle buluşacak. Ancak sinemaseverlerden gelen yoğun istek üzerine koyulan ek seanslarla <span style="text-decoration: underline;"><strong>2 Ekim Cuma sabahı</strong></span> festival stard verecek.&nbsp;<a href="http://www.sanatduvari.com/sonbaharin-rengi-filmekimi-7-ekimde-basliyor/" target="_blank">Filmekimi</a>, on dördüncü yılında her yıl olduğu gibi, dünya festivallerinde gösterilmiş, ödüller almış ve merakla beklenen yapımları içeren zengin programıyla Ekim ayını renklendirecek.</p>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/filmekimi-1.jpg"><img class=" td-modal-image alignleft wp-image-682 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/filmekimi-1-300x194.jpg?resize=300%2C194" alt="filmekimi-1" width="300" height="194" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/filmekimi-1.jpg?resize=300%2C194&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/filmekimi-1.jpg?w=510&amp;ssl=1 510w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a>Filmekimi sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinde de sinema ruhunu yaşatmaya devam edecek. 2011 yılından bu yana gittiği her şehirde sinemaseverlerden büyük ilgi gören Filmekimi, bu yıl da <strong>Ankara</strong>, <strong>İzmir</strong>, <strong>Trabzon</strong>, <strong>Bursa</strong>&nbsp; ve <strong>Edirne</strong>’ye uğrayacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Filmekimi 2015’in programı dolu dolu; Lobster’dan tutun da Woody Allen’ın son filmine, Carol’dan tutun da dünya sinemasının güzide örneklerine kadar ne ararsak var. Bu filmlerin içinde dikkate o kadar çok film var ki, filmseverler merakla Filmekimi&#8217;nin başlamasını beklemeye başladı.</p>
<p><strong>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV)</strong> tarafından bu sene 14.&#8217;sü düzenlenen Filmekimi’nin programı dolu dolu.&nbsp;Festivalde, 3-11 Ekim tarihleri arasında Stephen Frears, Michel Gondry, Hirokazu Kore-eda, Nanni Moretti gibi yönetmenlerin eserleri dahil toplam 46 film gösterilecek.</p>
<p>Ben Hopkins&#8217;in Hasret&#8217;i ve Can Evrenol&#8217;un Baskın filmlerinin Türkiye prömiyeri yapılacağı Filmekimi,&nbsp;Ankara Büyülü Fener Kızılay Sineması’nda 2-4 Ekim’de; İzmir Karaca Sineması’nda 9-12 Ekim’de; Trabzon Atapark Avşar Sinemaları’nda 16-18 Ekim’de; Bursa Cinetech Korupark Sinemaları’nda 23-25 Ekim’de ve Edirne Cinemarine Sinemaları Margi Outlet’te 23-25 Ekim’de gösterime çıkacak.</p>
<p><strong>14. Filmekimi İstanbul Biletleri</strong></p>
<p>&#8220;Filmekimi İstanbul&#8221; için biletler,&nbsp;<strong>Biletix</strong>’te, <strong>Atlas</strong> ve <strong>Rexx</strong> sinemalarında satılmaya başlandı. Gişe her gün 10.30-20.00 arasında açık olacak.</p>
<p>Filmekimi’nin İstanbul ayağının biletleri hafta içi gündüz seanslarında (11.00, 13.30, 16.00) sadece 7 TL, hafta sonu gündüz seansları ve tüm 19.00 seansları tam 17, indirimli 12 TL. Tüm 21.30 seansları 17 TL.&nbsp;<strong>Lale üyeleri</strong> bu yıl da biletlerini %25’e varan indirimlerle alabiliyor.</p>
<p><strong>Filmekimi gösterim saatleri</strong>, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi <strong>11.00</strong>,<strong> 13.30</strong>, <strong>16.00</strong>,<strong> 19.00</strong> ve&nbsp;<strong>21.30</strong>.</p>
<p><strong>14. Filmekimi</strong>, 10 gün boyunca Beyoğlu’nda <strong>Beyoğlu</strong>, <strong>Atlas</strong>, <strong>Kadıköy Rexx Sineması</strong> ve&nbsp;Ortaköy’de <strong>Feriye Sineması</strong>’nda sinefillerle buluşacak.</p>
<p><strong>Yönetmen Sunumlarını Kaçırmayın</strong></p>
<p>Filmekimi kapsamında Türkiye prömiyerlerini yapacak olan <strong><em>Hasret</em></strong> ve <strong><em>Baskın</em></strong> filmlerinin gösterimleri yönetmenlerinin sunumuyla gerçekleştirilecek. <strong><em>Hasret</em></strong> filminin yönetmeni <strong>Ben Hopkins,</strong> <u>3 Ekim Cumartesi Beyoğlu Sineması 16.00</u> seansındaki gösterime katılarak izleyenlerle buluşacak. Dünya prömiyerini Toronto’da yapan <strong><em>Baskın</em></strong> filmi <u>9 Ekim Cuma Atlas Sineması 21.30&nbsp;</u>gösterimi yönetmen <strong>Can Evrenol ve film ekibinin </strong>katılımıyla gerçekleştirilecek.</p>
<h2>Filmekimi Filmleri</h2>
<p>Festivalde gösterilecek filmler şöyle:</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/hP8mPkyBntw?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>Mantıksız Adam / Irrational Man / Woody Allen</strong></p>
<p>Filmin merkezinde yaşama arzusunu yeniden kazanmak isteyen felsefe profesörü Abe Lucas var. Hayatta ne zevk ne de bir anlam bulamayan Abe, duygusal açıdan dibe vurmuştur.</p>
<p><figure id="attachment_681" aria-describedby="caption-attachment-681" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Dheepan-Jacques-Audiard.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-681 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Dheepan-Jacques-Audiard.jpg?resize=640%2C427" alt="Dheepan-Jacques Audiard" width="640" height="427" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Dheepan-Jacques-Audiard.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Dheepan-Jacques-Audiard.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Dheepan-Jacques-Audiard.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-681" class="wp-caption-text">Dheepan / Jacques Audiard</figcaption></figure></p>
<p><strong>Dheepan / Jacques Audiard</strong></p>
<p>Dheepan Paris’te Sri Lankalı üç mülteci üzerinden tüm dünyadaki sığınmacıların çektiği zorlukları ele alıyor.&nbsp;Dheepan “Pas ve Kemik” ve “Yeraltı Peygamberi” ile tanıdığımız Fransız yönetmen Jacques Audiard, inandırıcı karakterleri, sahici öyküleriyle her filminde meselenin “damarına” dokunmayı ve akılda kalıcı olmayı başaran bir yönetmen. Bu kez Paris dışında bir toplu konuta yerleştirilen ve aile taklidi yapan Sri Lankalı üç mültecinin hikâyesini anlatıyor. Sığınmacıların Avrupa ülkelerinin kapılarına dayandığı bir dönemde “Dheepan”ı seyretmek zihin açıcı olabilir</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/6z8MCW16uZY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>Bayan Amerika / Mistress America / Noah Baumbach</strong></p>
<p>Başrollerinde Greta Gerwig, Loka Kirke, Heather Lind’in yer aldığı film, efsane bir şehir komedisi olmayı vaat ediyor.&nbsp;Noah Baumbach, “Frances Ha”dan sonra Greta Gerwig ile oyuncu ve senaryo yazarı olarak yeni bir işbirliğine daha imza atıyor. Sundance Film Festivali’nde Baumbach’ın en eğlenceli filmi olarak nitelenen “Bayan Amerika”, bir New York hikâyesi anlatıyor. Gerwig, şehri çok iyi tanıyan, maceraya açık Brooke karakterini canlandırıyor. Lola Kirke ise New York’un tadını çıkarmayı henüz öğrenmemiş Tracy’yi oynuyor.</p>
<p><figure id="attachment_689" aria-describedby="caption-attachment-689" style="width: 309px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/The-Measure-of-a-Man-Stephane-Brize.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-689 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/The-Measure-of-a-Man-Stephane-Brize.jpg?resize=309%2C447" alt="The Measure of a Man-Stephane Brize" width="309" height="447" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/The-Measure-of-a-Man-Stephane-Brize.jpg?w=309&amp;ssl=1 309w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/The-Measure-of-a-Man-Stephane-Brize.jpg?resize=207%2C300&amp;ssl=1 207w" sizes="(max-width: 309px) 100vw, 309px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-689" class="wp-caption-text">The Measure of a Man / Stephane Brize</figcaption></figure></p>
<p><strong>İnsanın Değeri / The Measure of a Man / Stephane Brize</strong></p>
<p>Film, işçi sınıfının sosyolojik yapısını anlatan sosyal gerçekçi dram. Filmde, birden bildiği tüm ahlaki değerlere karşı durmak zorunda kalan bir fabrika işçisinin hikâyesini anlatırken “aslında, insanın değeri nedir?”i sorgulanıyor.&nbsp;Cannes Film Festivali’nde Vincent Lindon’a En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran İnsanın Değeri / The Measure of a Man, işçi sınıfının sosyolojik yapısını anlatan sosyal gerçekçi dram. Yönetmenliğini Stephane Brize’nin yaptığı film, birden bildiği tüm ahlaki değerlere karşı durmak zorunda kalan bir fabrika işçisinin hikâyesini anlatırken “aslında, insanın değeri nedir?”i sorguluyor. Dardenne Biraderler’i anımsatan açık bir kapitalizm eleştirisi yapan film, özellikle başrolündeki Vincent Lindon’un performansıyla büyük övgü aldı.</p>
<p><figure id="attachment_685" aria-describedby="caption-attachment-685" style="width: 260px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Ixcanul-Volcano-Jayro-Bustamante.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-685 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Ixcanul-Volcano-Jayro-Bustamante.jpg?resize=260%2C354" alt="Ixcanul Volcano-Jayro Bustamante" width="260" height="354" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Ixcanul-Volcano-Jayro-Bustamante.jpg?w=260&amp;ssl=1 260w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Ixcanul-Volcano-Jayro-Bustamante.jpg?resize=220%2C300&amp;ssl=1 220w" sizes="(max-width: 260px) 100vw, 260px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-685" class="wp-caption-text">Ixcanul / Ixcanul Volcano / Jayro Bustamante</figcaption></figure></p>
<p><strong>Ixcanul / Ixcanul Volcano / Jayro Bustamante</strong></p>
<p>Kaqchikel Mayaları’ndan, ailesiyle birlikte bir kahve plantasyonunda yaşayan 17 yaşındaki Maria’nın ekseninde gelişen öyküsüyle izleyiciyi, şu ana kadar yılda en fazla 6 film çekilebilmiş Guatemala’dan gelen; gerçek bir karakterin yaşadıklarına dayanan bir kadın öyküsü.&nbsp;Jayro Bustamante’nin ilk uzun metrajlı filmi olan Ixcanul Guatemala’da gerçek ve aktif bir volkanın eteklerinde çekildi. Kaqchikel Mayaları’ndan, ailesiyle birlikte bir kahve plantasyonunda yaşayan 17 yaşındaki Maria’nın ekseninde gelişen öyküsüyle izleyiciyi, şu ana kadar yılda en fazla 6 film çekilebilmiş Guatemala’dan gelen; gerçek bir karakterin yaşadıklarına dayanan etkileyici ve alışılmışın dışında bir kadın öyküsü. İzleyiciyi Maya kültürü ve gelenekleriyle tanıştıran Ixcanul’un başrollerinde Maria Mercedes Coroy ve Maria Telon var. Film, 2015 Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülüne layık görüldü, Guadalajara’da ise En İyi Latin Amerika Filmi seçildi.</p>
<p><figure id="attachment_686" aria-describedby="caption-attachment-686" style="width: 192px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Life-Anton-Corbijn.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-686 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Life-Anton-Corbijn.jpg?resize=192%2C262" alt="Life-Anton Corbijn" width="192" height="262" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-686" class="wp-caption-text">Life / Anton Corbijn</figcaption></figure></p>
<p><strong>Life / Anton Corbijn</strong></p>
<p>Fotoğrafçı ve yönetmen olan Anton Corbijn’ın filmi Life, Hollywood efsanesi James Dean ile Magnum fotoğrafçılarından Dennis Stock’un, Dean henüz dünya çapında bir yıldız olmadan, 1955 yılındaki yakın arkadaşlığının hikâyesini anlatıyor.&nbsp;Stock, bu başına buyruk, çılgın, neşeli ve yaramaz yeni aktörün fotoğraﬂarını çekmek için LIFE dergisini ikna eder. İkili, Los Angeles’tan New York’a oradan da Dean’in Indiana’daki aile çiftliğine doğru, kıtayı boydan boya geçen bir fotoğraf gezisine çıkar. Stock’un hayatını değiştirecek bu geziden geriye çağımızın en unutulmaz fotoğraﬂarı kalacaktır. Berlin Film Festivali’nde ilk gösterimini yapan Life’ın müzikleri ise geçtiğimiz Aralık ayında Salon’da konser veren Owen Pallett tarafından bestelendi.</p>
<p><strong>Lolo / Julie Delpy</strong></p>
<p>Filme adını veren Lolo, annesini aşırı sahiplenen ve bu yüzden de annesinin yeni sevgilisine zorluk çıkartan ergen bir genç.</p>
<p><strong>En Güzel Günlerim / My Golden Days / Arnaud Desplechin</strong></p>
<p>Film ergenlik çağındaki gençlerin romantik hikâyesini anlatıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/iAJmcN7MPCk?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>The Witch / Robert Eggers</strong></p>
<p>The Witch ile Sundance Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü alan Robert Eggers, insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden, New England’daki cadı avlarından esinleniyor.&nbsp;The Witch Genç yönetmen Robert Eggers “The Witch” ile yılın en iyi çıkış yapan sinemacılarından biri oldu. Sundance Film Festivali’nde çok iyi eleştiriler almakla kalmadı, yönetmen ödülünü de kazandı. Henüz geniş dağıtıma girmeyen “The Witch”, sinemaseverler tarafından yılın en merak edilen filmlerinden biri. Özellikle korku meraklılarının kaçırmaması gereken film, 1630’ların New England’ından bir dinsel fanatizm öyküsü anlatıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/8dr_lqL-skQ?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>Baskın / Can Evrenol</strong></p>
<p>Baskın, beş polisin gece devriyesi sırasında gelen bir yardım çağrısı üzerine destek için gittikleri terk edilmiş tarihi bir Osmanlı karakolunda başlarına gelenleri konu eden bir geceyarısı filmi.&nbsp;Dünya prömiyerini bu ay Toronto Film Festivali’nin “Midnight Madness” seçkisi kapsamında gerçekleştiren Baskın, Can Evrenol’un aynı adlı ödüllü kısa filminden uyarlandı. Baskın’ın Türkiye prömiyeri, Filmekimi’nde yapılıyor.</p>
<p><strong>Kronik / Chronic / Michel Franco</strong></p>
<p>Kronik, Tim Roth’un canlandırdığı, bir bakımevinde ölüm döşeğindeki hastalarla ilgilenen bir erkek hemşirenin portresini çiziyor.</p>
<p><figure id="attachment_690" aria-describedby="caption-attachment-690" style="width: 851px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/The-Program-Stephen-Frears.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-690 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/The-Program-Stephen-Frears.jpg?resize=640%2C237" alt="The Program-Stephen Frears" width="640" height="237" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/The-Program-Stephen-Frears.jpg?w=851&amp;ssl=1 851w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/The-Program-Stephen-Frears.jpg?resize=300%2C111&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-690" class="wp-caption-text">The Program / Stephen Frears</figcaption></figure></p>
<p><strong>Son Efsane / The Program / Stephen Frears</strong></p>
<p>Ünlü bisikletçi Lance Armstong’un hayatının beyazperdeye aktarıldığı filmde hakkında çıkan doping haberlerinin ardından 7 kez kazandığı Tour de France şampiyonluklarının elinden alınması ve spordan men edilmesine kadar devam eden tartışmalı süreçleri konu edilmiş.</p>
<p><strong>Ex Machina / Alex Garland</strong></p>
<p>Yapay zekâ ürünü bir “kadın robot deneyi”ni test eden bilim adamlarının hikâyesini anlatan Ex Machina, çağdaş bir Frankenstein yorumu olarak tanımlanıyor.&nbsp;Ex Machina Alex Garland, “Never Let Me Go”, “28 Gün Sonra” gibi filmlerin senaryolarından tanıdığımız bir isim. Yazıp yönettiği ilk film “Ex Machina” ise son yılların en beğenilen bilimkurgularından biri olarak önceki işlerinden daha dikkat çekici olmayı başardı. Hollywood’un yükselen yıldızı Alicia Vikander’in başrolleri Oscar Isaac ve Domhnall Gleeson ile paylaştığı film, yapay zekâ ürünü bir “kadın robot deneyi”ni test eden bilim insanlarının hikâyesini anlatıyor.</p>
<p><figure id="attachment_688" aria-describedby="caption-attachment-688" style="width: 718px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Tale-of-Tales-Matteo-Garrone.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-688 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Tale-of-Tales-Matteo-Garrone.jpg?resize=640%2C426" alt="Tale of Tales-Matteo Garrone" width="640" height="426" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Tale-of-Tales-Matteo-Garrone.jpg?w=718&amp;ssl=1 718w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Tale-of-Tales-Matteo-Garrone.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Tale-of-Tales-Matteo-Garrone.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-688" class="wp-caption-text">Tale of Tales / Matteo Garrone</figcaption></figure></p>
<p><strong>Bir Varmış Bir Yokmuş / Tale of Tales / Matteo Garrone</strong></p>
<p>Kendisini çok seven kocasını feda etmeye hazır bir Kraliçe’nin savaşımından, bir Kral’ı baştan çıkarmaya çalışan iki gizemli kız kardeşe, dev bir pireyle uğraşırken kızının kalbini kıran başka bir Kral’a, güzellikle groteski katıştıran bu hikâyeler gotik bir hayal dünyasını beyazperdeye taşıyor.</p>
<p><strong>Marguerite / Xavier Giannoli</strong></p>
<p>Detone soprano Florence Foster Jenkins’in hikayesinden esinlenen film 1921 yılının Paris’inde geçiyor.</p>
<p><strong>Ben, Earl &amp; Ölen Kız / Me and Earl and the Dying Girl / Alfonso Gomez</strong></p>
<p>Film, lise son sınıfta olan ve okulunu huzurla bitirmek uğruna kimseyle yakınlaşmamayı tercih eden Greg’in kanser hastası sınıf arkadaşı Rachel’a yardımcı olmasıyla birlikte gerçek dostluğu keşfetmesini konu alıyor.&nbsp;Sundance Film Festivali’nden hem Jüri Büyük Ödülü’nü hem de İzleyici Ödülü’nü kazanan film, genç yazar Jesse Andrews’in romanından uyarlandı. Alfonso Gomez-Rejon’un yönettiği film, ABD’de çok olumlu tepkiler aldı. Komedi ile dram arasında gidip gelen film, liseden mezun olmaktan başka hiçbir şey düşünmediği için insanlardan uzaklaşan Greg’in kanser hastası Rachel ile olan dostluğunu anlatıyor.</p>
<p><strong>Microbe &amp; Gasoline / Michel Gondry</strong></p>
<p>Uyumsuz liseliler Mikrop ile Gazolin yakın arkadaş olurlar. Okul bitip yaz tatili başladığında ilk işleri derme çatma bir “tekerlekli ev” inşa edip kendilerini yollara vurmak olur. Elbette yolda hem tuhaf tiplerle karşılaşır hem de ilginç maceralar yaşarlar.</p>
<p><strong>İnatçılar / Rams / Grimur Hakonarson</strong></p>
<p>40 yıldır birbiriyle konuşmayan, hayvancılık yapan iki kardeş, Gummi ve Kiddi’nin koyunlarını kurtarmak amacıyla bir araya geldiği bu film, dokunaklı, insancıl ve kuzeyli mizahını esirgemeyen bir dram.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/EH3zcuRQXNo?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>Carol / Todd Haynes</strong></p>
<p>Filmde 1950’lerin New York’unda iki kadının yasak aşkı anlatıyor. 2015 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye aday olan, En İyi Kadın Oyuncu (R. Mara) ve Kuir Palmiye ödülleri kazanan filmin başrollerinde Cate Blanchett ve Rooney Mara yer alıyor.&nbsp;Carol Patricia Highsmith’in kendi deneyimlerinden de esinlenerek yazdığı “Carol”, 11 yıllık bir yapım sürecinden sonra beyazperdede. “I’m not There”, “Velvet Goldmine” gibi filmleriyle tanıdığımız Todd Haynes’in yönettiği film, 1950’li yılların New York’unda iki kadının aşkını anlatıyor. Film, Cannes’da Rooney Mara’ya en iyi kadın oyuncu ödülünü getirirken, Queer Palmiye’yi de kazanmıştı. Carol rolünde Cate Blanchett’in oynadığını da hatırlatalım.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/SiI_ezNv9tE?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>Hasret / Yearning / Ben Hopkins</strong></p>
<p>Film, İstanbul’a film çekmeye gelen küçük bir çekim ekibinin hikâyesini anlatıyor. Yönetmen Hopkins, günden karanlığa, yaşayan şehirden geçmişin şehrine doğru geçerken İstanbul’un birçok yönüne değiniyor.</p>
<p><strong>Emanet / Coin Locker Girl / Han Jun-Hee</strong></p>
<p>Film, metro istasyonunda terk edilen bir bebeğin bir mafya örgütünün lideri olan kadın tarafından sahiplenilmesini ve kızın yıllar sonra kadının otoritesini ve yetiştirilişini sorgulamasını konu alıyor.</p>
<p><strong>Umudun Tarifi / An / Naomi Kawase</strong></p>
<p>Küçük bir fırın mutfağında “an” adı verilen fasulye ezmesinin Tokue adında yaşlı bir kadın tarafından yapılmasıyla başlayan bu hikâye, gün geçtikçe fırının sahibi Senataro ile Tokue arasında farklı dostluklara ve geçmişe yapılan yolcuklara kapısını aralıyor.</p>
<p><figure id="attachment_687" aria-describedby="caption-attachment-687" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Our-Little-Sister-Hirokazu-Kore-eda.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-687 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Our-Little-Sister-Hirokazu-Kore-eda.jpg?resize=600%2C383" alt="Our Little Sister-Hirokazu Kore-eda" width="600" height="383" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Our-Little-Sister-Hirokazu-Kore-eda.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Our-Little-Sister-Hirokazu-Kore-eda.jpg?resize=300%2C192&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/Our-Little-Sister-Hirokazu-Kore-eda.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-687" class="wp-caption-text">Our Little Sister / Hirokazu Kore-eda</figcaption></figure></p>
<p><strong>Küçük Kız Kardeşim / Our Little Sister / Hirokazu Kore-eda</strong></p>
<p>Büyükannelerine ait bir evde oturan üç yetişkin kız kardeş, yıllardır görmedikleri babalarının cenazesinde onlu yaşlarındaki utangaç üvey kız kardeşleri Suzu’yla tanışırlar. Kızı çok sevip yanların alan kızkardeşler, ailelerine yeni katılan bu kızla gitgide yakınlaşırlar.</p>
<p><figure id="attachment_691" aria-describedby="caption-attachment-691" style="width: 290px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/The-Lobster-Yorgos-Lanthimos.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-691 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/The-Lobster-Yorgos-Lanthimos.jpg?resize=290%2C174" alt="The Lobster / Yorgos Lanthimos" width="290" height="174" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-691" class="wp-caption-text">The Lobster / Yorgos Lanthimos</figcaption></figure></p>
<p><strong>The Lobster / Yorgos Lanthimos</strong></p>
<p>. Film, bekâr olmanın yasadışı olduğu ve bu suçu işleyenlerin seçtikleri bir hayvana dönüştürüldüğü tuhaf, gerçeküstü, sıra dışı bir dünyada geçiyor.&nbsp;The Lobster Cannes’da yaptığı sükseden sonra yılın en merak edilen filmlerinden biri olan “The Lobster”, Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un ilk İngilizce filmi. Colin Farrell, Rachel Weisz gibi yıldızlara rağmen filmde Hollywood sermayesi yok. Bir kara mizah örneği olan “The Lobster” bekâr oldukları tespit edilen ve 45 günde kendilerine bir eş bulamayan insanların yasa gereği bir hayvana dönüştürülüp ormana gönderildiği distopik bir gelecekte geçiyor</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/Wqv8PPDfiyw?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>El Club / The Club / Pablo Larrain</strong></p>
<p>El Club, Şili’de bir sahil kasabasında işledikleri suçlar yüzünden Kilise’den uzaklaştırılmış bir grup rahibin günahlarıyla yüzleşmesini, karanlık bir atmosfer ve sakince açılan bir hikâye örgüsüyle anlatıyor.&nbsp;El Club 2013’de yabancı film dalında Oscar’a aday olan “No”- nun yönetmeni Şilili Pablo Larrain’in yeni filmi “El Club”, Katolik Kilisesi’ne getirdiği sert eleştiriyle gündeme geldi. Geçtiğimiz Berlin Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü’nü kazanmayı başaran film, Şili’de bir sahil kasabasında işledikleri suçlar yüzünden kiliseden uzaklaştırılmış bir grup rahibin günahlarıyla yüzleşmesini anlatıyor. “El Club” karanlık atmosferi ve oyunculuk performanslarıyla öne çıkıyor</p>
<p><strong>Mükemmel Bir Gün / A Perfect Day / Fernando León de Aranoa</strong></p>
<p>Film, silahlı çatışmanın sürdüğü bir bölgede, bir su kuyusundan bir cesedi çıkarmaya çalışan insani yardım işçilerini konu eder.</p>
<p><strong>Sakin Batı / Slow West / John Maclean</strong></p>
<ol>
<li>Yüzyılın sonlarında, Vahşi Batı’da geçen filmde, sevdiği kadının peşinden Amerika’ya seyahat eden aristokrat bir İskoç ailesinin 16 yaşındaki genç oğulları, bölgenin zorlu şartlarında ona eşlik etmesi için gizemli ve güçlü bir gezginle anlaşır.</li>
</ol>
<p><strong>Knight of Cups / Terrence Malik</strong></p>
<p>Knight of Cups, kendini sisteme kaptırmış umutsuz bir adamın hikâyesini, nasıl ayartıldığını, şöhretini ve aşırılığı anlatıyor.</p>
<p><strong>Güneş Tepedeyken / The High Sun / Dalibor Matanic</strong></p>
<p>Film, Yugoslavya iç savaşının üç ardışık döneminde aynı oyuncuların farklı karakterleri canlandırdığı üç imkânsız aşk hikâyesini anlatıyor.</p>
<p><strong>Paulina / La Patota / Santiago Mitre</strong></p>
<p>Paulina, fedakâr ve idealist bir kadın öğretmenin Arjantin’in ücra bir bölgesinde başından geçen olayları anlatan; adalet, dirayet ve fedakârlık kavramlarının sınırlarını yoklayan, cesur bir siyasal gerilim.</p>
<p><strong>Annem / Mia Madre / My Mother / Nanni Moretti</strong></p>
<p>Film, varoluşsal bir krizin ortasında kalan yönetmen Margherita’nın ölümcül bir hastalıkla uğraşan annesi, huysuz başrol oyuncusu ve ergenlik çağındaki kızıyla baş etmeye çalışmasını izliyor.</p>
<p><strong>Babam / Babai / Visar Morina</strong></p>
<p>Kosova savaşı öncesinde hayatlarını sigara satarak geçindiren bir baba-oğulun hikayesini anlatılıyor.</p>
<p><strong>Annemle Geçen Yaz / The Second Mother / Anna Muylaert</strong></p>
<p>Film, Brezilya’da aile ve sınıf meselelerini yeni, çağdaş ve tempolu bir tarzda ele alıyor.</p>
<p><figure id="attachment_693" aria-describedby="caption-attachment-693" style="width: 1200px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/Son-of-Saul-Laszlo-Nemes.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-693 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/Son-of-Saul-Laszlo-Nemes.jpg?resize=640%2C427" alt="Son of Saul / Laszlo Nemes" width="640" height="427" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/Son-of-Saul-Laszlo-Nemes.jpg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/Son-of-Saul-Laszlo-Nemes.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/Son-of-Saul-Laszlo-Nemes.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/Son-of-Saul-Laszlo-Nemes.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-693" class="wp-caption-text">Son of Saul / Laszlo Nemes</figcaption></figure></p>
<p><strong>Saul’un Oğlu / Son of Saul / Laszlo Nemes</strong></p>
<p>Filmde izleyiciyi 1944 yılına, Auschwitz imha kampına götürüyor. Kampta Nazilerle işbirliği yapmaya zorlanan Yahudi mahkûmlardan Saul’un görevi, cesetleri yakmaktır.&nbsp;Saul’un Oğlu<strong>&nbsp;</strong>Macar yönetmen Laszlo Nemes, ilk uzun filminde 1944 yılında, Auschwitz kampında Nazilerle işbirliği yapmaya zorlanan Yahudi mahkûm Saul’un hikâyesini anlatıyor. “Saul’un Oğlu”, Cannes’da Büyük Ödül’ü kazanmış ve FIPRESCI tarafından da en iyi film seçilmişti. Yabancı dilde film dalında Oscar’ın favorilerinden biri olan yapıt, soykırımı istismar malzemesi haline getirmeden, gerçekçi bir tarzda anlatmasıyla dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Aşk Vadisi / Valley of Love / Guillaume Nicloux</strong></p>
<p>Filmde, intihar eden oğulları Michael’dan bir mektup alınca yıllar sonra yeniden buluşmayı kabul eden bu acılı çiftin hikâyesi anlatılıyor.</p>
<p><strong>London Road / Rufus Norris</strong></p>
<p>London Road, 2006 yılında Ipswich’te beş genç kadının canice öldürüldüğü ‘Suffolk Canisi’ cinayetlerinin yankılarını ve etkilerini ele alıyor.</p>
<p><strong>Nahid / Ida Panahandeh</strong></p>
<p>Filmde, İran’daki boşanmış kadınların çocukların velayeti ve hülle nikâhı gibi sorunlarını ele alıyor.</p>
<p><strong>Hazine / The Treasure / Corneliu Porumboiu</strong></p>
<p>Film, Romanya’da komünist dönem öncesi arka bahçelerine gömülmüş bir hazineyi bulmak için iki komşunun yaptığı iş birliğini konu alıyor.</p>
<p><strong>Arjantin / Zonda: Folclore Argentino / Carlos Saura</strong></p>
<p>Arjantin’in farklı bölgelerinde çekilmiş görüntüler ve ülkenin en iyi müzisyenleri tarafından seslendirilen geleneksel şarkılar sayesinde Arjantin şiirsel, büyüleyici bir nitelik kazanıyor.</p>
<p><strong>Aşka Özgürlük / Freeheld / Peter Sollett</strong></p>
<p>Aşka Özgürlük, Laurel Hester ile Stacie Andree’nin gerçek aşk hikâyesiyle eşitlik, adalet ve medeni haklar mücadelesini anlatıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/gZTp4nRrRaU?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>Gençlik / Youth / La Giovinezza / Paolo Sorrentino</strong></p>
<p>Film, iki eski arkadaşın ilişkileri, gençlik anıları ve hayatlarını gözlerinden geçirmesini anlatıyor.&nbsp;Dünya prömiyerini Cannes’da yapan Gençlik, Sorrentino’nun farklı kamera açıları, çarpık yüzler, stilize görseller ve olağanüstü müzikler geçidiyle izleyiciye nefes kesici bir seyirlik sunuyor. Filmin başrollerini Oscar’lı aktör Michael Caine, 2006’da İstanbul Film Festivali’nde Sinema Onur Ödülü alan Harvey Keitel ve Rachel Weisz paylaşıyor.</p>
<p><strong>Sessiz Çığlık / Louder Than Bombs / Joachim Trier</strong></p>
<p>Sessiz Çığlık etkileyici bir psikolojik dram. Sessiz Çığlık, bir ailenin hayalleri, düş kırıklıkları ve sırlarının portresini çiziyor.</p>
<p><strong>Yeni Ahit / The Brand New Testament / Jaco Van Dormael</strong></p>
<p>Filmde Tanrı’nın Brüksel’de yaşadığı ve on yaşındaki kızı Ea ile arasındaki huzursuzluğun sıra dışı ve eğlenceli hikâyesine tanıklık ediyoruz.</p>
<p><strong>Saltanatın Mezarlığı / Cemetery of Splendour / Apichatpong Weerasethakul</strong></p>
<p>Filmde Khon Kaen’da yaşayan orta yaşlı bir ev kadınının bir klinikte gizemli bir uyku hastalığına kapılan askerlerle ilgilenmesi konu alınıyor.</p>
<p><strong>Darmadağın / Disorder / Maryland / Alice Winocour</strong></p>
<p>Filmde, eski bir paralı asker olan Vincent’ın Lübnanlı bir işadamının eşini ve çocuğunu korumak için işe alınması, Vincent’ın savaş travmasıyla paranoyaya kapılması ve sonrasında gelişen olaylar ele alınıyor.</p>
<p><figure id="attachment_692" aria-describedby="caption-attachment-692" style="width: 540px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/Desde-Alla-Lorenzo-Vigas.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-692 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/Desde-Alla-Lorenzo-Vigas.jpg?resize=540%2C304" alt="Desde Alla / Lorenzo Vigas" width="540" height="304" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/Desde-Alla-Lorenzo-Vigas.jpg?w=540&amp;ssl=1 540w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/Desde-Alla-Lorenzo-Vigas.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-692" class="wp-caption-text">Desde Alla / Lorenzo Vigas</figcaption></figure></p>
<p><strong>Uzaktan / Desde Alla / Lorenzo Vigas</strong></p>
<p>Film, 50 yaşındaki bir adamın 17 yaşındaki bir gençle tanıştıktan sonra hayatındaki sonsuza kadar değişen hayatını konu alıyor.&nbsp;Uzaktan (Desde Alla) Filmekimi, Venedik’te Altın Aslan’ı kazanan Venezüella yapımı “Uzaktan”ı (Desde Alla) gecikmeden sinemaseverlerle buluşturuyor. 50 yaşında bir adamla 17 yaşındaki bir gencin ilişkisini anlatan “Uzaktan”, büyük ödül için favori gösterilmese de Venedik’in öne çıkan filmlerinden biriydi. Jüri üyeleri Alfonso Cuaron ve Nuri Bilge Ceylan tarafından da desteklenen, iyi çizilmiş karakterleriyle sivrilen bu ağır tempolu film, Lorenzo Vigas’ın ilk yönetmenlik denemesi.</p>
<p><strong>Dağlar Uzaklaştığında / Mountains May Depart / Jia Zhang-ke</strong></p>
<p>1999, 2014 ve 2025 yıllarında Çin ve Avustralya’da geçen film, parçalanan bir aile üzerinden kültürel değişim ve tüketici hırsının izlerini sürerek Çin’in ekonomik ve toplumsal dönüşümünü ele alıyor.</p>
<p><strong><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/filmekimi-2.jpg"><img class="td-modal-image wp-image-683 size-full aligncenter" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/filmekimi-2.jpg?resize=510%2C330" alt="filmekimi-2" width="510" height="330" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/filmekimi-2.jpg?w=510&amp;ssl=1 510w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/filmekimi-2.jpg?resize=300%2C194&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 510px) 100vw, 510px" data-recalc-dims="1" /></a></strong></p>
<p><strong>Filmekimi seanslarına Filmekimi resmi sitesindenden ulaşılabilir.&nbsp;</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/filmekimi-basliyor/">&#8220;Filmekimi&#8221; Başlıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/filmekimi-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">679</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Altın Koza Ödülleri Açıklandı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/altin-koza-odulleri-aciklandi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/altin-koza-odulleri-aciklandi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 19 Sep 2015 20:51:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[abluka]]></category>
		<category><![CDATA[adana altın koza film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[altın koza]]></category>
		<category><![CDATA[altın koza film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[ana yurdu]]></category>
		<category><![CDATA[berkay ateş]]></category>
		<category><![CDATA[cem doruk]]></category>
		<category><![CDATA[demircan demir]]></category>
		<category><![CDATA[ece atay]]></category>
		<category><![CDATA[ece yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[emin alper]]></category>
		<category><![CDATA[enis köstepen]]></category>
		<category><![CDATA[faruk hazıhafızoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet ozan sihay]]></category>
		<category><![CDATA[hülya böceklioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ismail durmaz]]></category>
		<category><![CDATA[kar korsanları]]></category>
		<category><![CDATA[kasap havası filmi]]></category>
		<category><![CDATA[nadir öperli]]></category>
		<category><![CDATA[nadir sarıbacak]]></category>
		<category><![CDATA[nefesim kesilene kadar]]></category>
		<category><![CDATA[nihal koldaş]]></category>
		<category><![CDATA[osman bayraktaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[özgür emre yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[sanat festivali]]></category>
		<category><![CDATA[sarmaşık]]></category>
		<category><![CDATA[senem tüzen]]></category>
		<category><![CDATA[sinema festivali]]></category>
		<category><![CDATA[tepebağ çıkmazı]]></category>
		<category><![CDATA[tolga karaçelik]]></category>
		<category><![CDATA[türksoy gölebeyi]]></category>
		<category><![CDATA[uzun metraj]]></category>
		<category><![CDATA[uzun metraj film]]></category>
		<category><![CDATA[vedat özdemir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=636</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu yıl 22.si düzenlenen Altın Koza Film Festivali&#8217;nde uzun metraj film alanındaki ödüller sahiplerini buldu. Adana Altın Koza Film Film Festivali ödülleri düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı Festival komitesi, Türkiye&#8217;nin geçtiği zor dönemden ötürü festivali iptal etmişti. Festival jürisinin yaptığı değerlendirme sonucunda ödüller sahiplerini buldu. Yapılan basın toplantısına Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü,&#160;Altın Koza [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/altin-koza-odulleri-aciklandi/">Altın Koza Ödülleri Açıklandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/pGjgL6vOlpM?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>Bu yıl 22.si düzenlenen Altın Koza Film Festivali&#8217;nde uzun metraj film alanındaki ödüller sahiplerini buldu.</strong></p>
<p>Adana Altın Koza Film Film Festivali ödülleri düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı Festival komitesi, Türkiye&#8217;nin geçtiği zor dönemden ötürü festivali iptal etmişti. Festival jürisinin yaptığı değerlendirme sonucunda ödüller sahiplerini buldu.</p>
<p>Yapılan basın toplantısına Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü,&nbsp;Altın Koza A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Halil Avşar, Festival Direktörü Candan Yaygın, Festival Sinema Programları Direktörü Kadir Beycioğlu, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Başkanı yönetmen Ümit Ünal, yarışmanın jüri üyeleri yönetmen Deniz Akçay Katıksız, oyuncular Ali Düşenkalkar ve Selen Uçer, görüntü yönetmeni Gökhan Atılmış, Eurimages Türkiye temsilcisi Mehmet Demirhan ve müzisyen Rahman Altın’ın yanı sıra, festivalin kısa metraj film yarışmalarının koordinatörü Hilmi Etikan ve Adana Konulu Senaryo Yarışması’nın jüri üyesi, Işıl Özgentürk katıldı.</p>
<p><strong><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/abluka-berkay-ates.jpg"><img class=" td-modal-image alignleft wp-image-638 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/abluka-berkay-ates.jpg?resize=300%2C168" alt="abluka-berkay ates" width="300" height="168" data-recalc-dims="1" /></a>En İyi Film Ödülü &#8220;Abluka&#8221;nın</strong></p>
<p>Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda en iyi film ödülü, yapımcılığını Nadir Öperli, Enis Köstepen, Cem Doruk’un, yönetmenliğini ise Emin Alper’in yaptığı “<strong>Abluka</strong>” isimli filmi oldu. Abluka filmi, Adana Jurisi tarafından da yapılan oylama sonucunda en iyi film olarak seçildi. Abluka filmi, Venedik Film Festivali&#8217;nde de jüri özel ödülüne layık görülmüştü.&nbsp;&#8216;Abluka&#8217; ayrıca, Venedik Film Festivali&#8217;nin resmi ödülleri arasında bulunmayan ancak festival kapsamında verilen bağımsız eleştirmenler ödülü &#8220;Bisato D&#8217;Oro&#8221;yu da almıştı.</p>
<p>Yılmaz Güney Ödülü, yapımcılığını ve yönetmenliğini Faruk Hacıhafızoğlu’nun yaptığı<em><strong> “Kar Korsanları”</strong></em> isimli filmin oldu.</p>
<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/sarmasik-tolga-karacelik.jpg"><img class=" td-modal-image alignleft wp-image-639 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/sarmasik-tolga-karacelik-300x169.jpg?resize=300%2C169" alt="sarmasik-tolga-karacelik" width="300" height="169" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/sarmasik-tolga-karacelik.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/sarmasik-tolga-karacelik.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/sarmasik-tolga-karacelik.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a>Yarışmada en iyi yönetmen ödülünü ise, “Sarmaşık” isimli filmiyle, <strong>Tolga Karaçelik</strong> aldı. En iyi senaryo ödülüne ise, “Ana Yurdu” isimli filmiyle <strong>Senem Tüzen</strong> layık görüldü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Festivalde bu yıl ilk defa gerçekleştirilen Adana Konulu Senaryo Yarışması’nın kazananı ise, Hikmet Ozan Sihay tarafından kaleme alınan <em><strong>“Tepebağ Çıkmazı”</strong></em> oldu.</p>
<p><strong>&#8220;Nihal Koldaş&#8221; ve &#8220;Nadir Sarıbacak&#8221; En İyi Oyuncular Olarak Seçildi</strong></p>
<p>Altın Koza Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması&#8217;nda alınan diğer ödüller şunlardır:</p>
<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu </strong>&#8211; Nihal Koldaş (Ana Yurdu)</p>
<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu</strong> &#8211; Nadir Sarıbacak (Sarmaşık)</p>
<p><strong>En İyi Müzik</strong> &#8211; Demircan Demir (Kasap Havası)</p>
<p><strong>En İyi Görüntü Yönetmeni </strong>&#8211; Vedat Özdemir (Ana Yurdu) &#8211; Türksoy Gölebeyi (Kar Korsanları)</p>
<p><strong>En İyi Sanat Yönetmeni &#8211;</strong> İsmail Durmaz (Abluka)</p>
<p><strong>En İyi Kurgu</strong> &#8211; Osman Bayraktaroğlu (Abluka)</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu</strong> &#8211; Hülya Böceklioğlu (Yarım)</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu</strong> &#8211; Özgür Emre Yıldırım (Eksik)</p>
<p><strong>Türkan Şoray Umut Genç Veren Kadın Oyuncu</strong> &#8211; Ece Yüksel (Nefesim Kesilene Kadar)</p>
<p><strong>Umut Veren Genç Erkek Oyuncu </strong>&#8211; Berkay Ateş (Abluka)</p>
<p><strong>Jüri Özel Mansiyon Ödülü</strong> &#8211; Ece Atay (Yarım)</p>
<p><strong>SİYAD En İyi Film Ödülü </strong>– Ana Yurdu – Senem Tüzen</p>
<p><strong>Film – Yön En İyi Yönetmen Ödülü</strong> – Senem Tüzen – Ana Yurdu</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/altin-koza-odulleri-aciklandi/">Altın Koza Ödülleri Açıklandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/altin-koza-odulleri-aciklandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">636</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türk Sinemasında Edebiyat Uyarlamaları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/turk-sinemasinda-edebiyat-uyarlamalari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/turk-sinemasinda-edebiyat-uyarlamalari/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 24 Aug 2015 21:40:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat sinema ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[uyarlama film]]></category>
		<category><![CDATA[uyarlama senaryo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=530</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünyada “Yedinci Sanat” olarak kabul edilen sinemanın serüveni, XIX. Yüzyılının sonunda başlayan teknik gelişmelerle birlikte, nihayet George Méliés tarafından çekilen Aya Yolculuk (Le Voyage Dans la Lune, 1902) filmi ile birlikte başlamıştır. Méliés’in çektiği bu ilk konulu film, Jules Verne’in aynı isimli romanından uyarladığı için ilk uyarlama film olarak kabul edilir. Konusu bakımından ilk bilim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turk-sinemasinda-edebiyat-uyarlamalari/">Türk Sinemasında Edebiyat Uyarlamaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada “Yedinci Sanat” olarak kabul edilen sinemanın serüveni, XIX. Yüzyılının sonunda başlayan teknik gelişmelerle birlikte, nihayet <strong>George Méliés</strong> tarafından çekilen <strong><em>Aya Yolculuk</em></strong><em> (Le Voyage Dans la Lune</em><em>, 1902)</em> filmi ile birlikte başlamıştır. Méliés’in çektiği bu ilk konulu film, Jules Verne’in aynı isimli romanından uyarladığı için ilk uyarlama film olarak kabul edilir. Konusu bakımından ilk bilim kurgu film diye nitelendirilebilir.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/aya-yolculuk-kitabi.jpg"><img class=" td-modal-image alignright wp-image-531 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/aya-yolculuk-kitabi.jpg?resize=270%2C394" alt="aya-yolculuk-kitabi" width="270" height="394" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/aya-yolculuk-kitabi.jpg?w=270&amp;ssl=1 270w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/aya-yolculuk-kitabi.jpg?resize=206%2C300&amp;ssl=1 206w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Sinema, kuşkusuz kendisinden önce var olan; edebiyat, resim, müzik, tiyatro, heykel, dans gibi sanat dallarının hepsiyle iletişim içindedir. Ancak sinemanın edebiyatla olan ilişkisi çok daha fazladır; çünkü sinema ile edebiyatın ortak yönleri diğer sanat dallarına göre daha fazladır. Bu ortaklıklar arasında en önemlisi edebiyatın da sinema gibi bir kitle iletişim aracı niteliğinde olmasıdır. Bu ortaklığı sinemaya giren “Şiirsel Anlatım” gibi edebiyat terimleriyle de görebiliriz. Sinemayı genel olarak bir anlatı sanatı olarak ele alabiliriz. Sinemacı temelde sinemanın dilini kullanarak bir öykü anlatır.</p>
<p>Sinema ile edebiyatın amaçları aynı olsa da araçları farklıdır. Örneğin edebiyatın malzemesi “dil” iken, sinemanın malzemesi “görüntü”dür. Sinema ile edebiyatı birbirinden ayıran bir özellik de şöyledir; edebiyatta sözcüklerle anlatılan okuyucunun hayal dünyasına bağlıdır, sinemada ise soyut sözcüklerle ifade edilenin görüntüde ancak tek bir karşılığı olur ve bu izleyicinin hayal dünyasına bırakılmaz.</p>
<p>Sinemanın süreçlerine baktığımızda en önemli yapı taşlarından biri olarak senaryoyu görürüz. Senaryoları da ikiye ayırabiliriz: Bunlardan birincisi film yapmak isteyen kişinin tasarladığı konuyu, yalnızca sinema diliyle ifade edilecek şekilde vücuda getirdiği “özgün senaryo”; diğeri ise daha önce yazılmış bir metni senaryo biçimine dönüştürme işlemi olan “uyarlama”dır.<a href="#_edn1" name="_ednref1">[1]</a> Giovanni Scognamillo ise uyarlamaları şu şekilde tanımlar: “Türk sinemasında üç çeşit uyarlama görülür: Gerçek uyarlamalar, Türkçeleştirilen konular ve yerlileştirilen konular.”<a href="#_edn2" name="_ednref2">[2]</a></p>
<h2><strong>Türkiye’de Sinemanın Doğuşu</strong></h2>
<p>Bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de ilk kez sinema Fuad Bey (Özkınay) tarafından 14 Kasım 1914’de çekilen <strong><em>“Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı”</em></strong> adlı kısa belge film ile başlamıştır. Filmin çekiliş tarihi 1. Dünya savaşının başlama sürecine denk geldiği için film sadece bilgi olarak kalmış, bir karesi bile ele geçirilememiştir. Tiyatro sanatçısı <strong>Muhsin Ertuğrul</strong>, 1922 yılında kurulan ilk film şirketinin başına getirilmiş ve çektiği filmlerle 1950′lere kadar Türk sinemasının en önemli ismi olmuştur. Şüphesiz Türk sinemasının bu ilk dönemi Muhsin Ertuğrul örneğinde olduğu gibi tiyatrocuların etkisinde kalmıştır.</p>
<p>Sinemanın ülkemizde katettiği gelişimi; ilk yılları <em>“Tiyatrocular Dönemi”</em>, 1950’li yılları <em>“Geçiş Dönemi”</em>, 1960’la başlayan dönemi de <em>“Sinemacılar Dönemi”</em>, 12 Eylül 1980 ile başlayan dönemi <em>“Darbe Dönemi” </em>ve 1990 ile başlayan ve günümüze kadar olan dönemi <em>“Son Dönem”</em> olarak beş başlık altında toplayabiliriz.&nbsp; Bu yazının konusu uyarlama eserler olduğundan dolayı bu dönemleri sadece uyarlama filmler özelinde ele alacağım.</p>
<h3><strong><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/murebbiye.jpg"><img class=" td-modal-image alignleft wp-image-533 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/murebbiye.jpg?resize=175%2C273" alt="murebbiye" width="175" height="273" data-recalc-dims="1" /></a>Türk Sinemasında İlk Dönem “Tiyatrocular Dönemi” (1919 – 1949)</strong></h3>
<p>Türk sinemasında ilk roman uyarlaması 1919’da yapılmıştır. Bu roman <strong>Hüseyin Rahmi Gürpınar</strong>’ın <em>“Mürebbiye”</em>sidir. Film, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları oyuncusu ve rejisörü <strong>Ahmet Fehim</strong> tarafından uyarlanmıştır. Filmin yapıldığı tarihte İstanbul işgal altındadır ve İstanbul dışındaki gösterimi işgal komutanı tarafından yasaklanmıştır.</p>
<p>Türk sineması Türkiye’de ilk dönemini Muhsin Ertuğrul’un öncülüğünde geçirmiştir. Öyle ki, 1919- 1947 yılları arasında gerçekleştirilen 15 edebiyat uyarlamasının 9’u Muhsin Ertuğrul’a aittir. Muhsin Ertuğrul öncülüğünde sinemamıza tiyatrocular damga vurmuştur. Belkide bu yüzden Türk sineması kendine dünya sineması içerisinde çok geç yer bulabilmiştir. Bu dönemin öne çıkan Muhsin Ertuğrul uyarlamaları şu şekildedir; Kurtuluş Savaşı’nı konu alan <em>Ateşten Gömlek (1923)</em>, ilk sesli Türk filmi olan <em>İstanbul Sokakları (1931)</em> ve <em>Bir Millet Uyanıyor (1932)</em>’dur.</p>
<h3><strong>1919 – 1949 Yılları Arası Türk Sineması</strong></h3>
<ul>
<li>1919 <strong>Mürebbiye</strong>-1 Ahmet Fehim, H. Rahmi Gürpınar 1898</li>
<li>1922 <strong>Boğaziçi Esrarı </strong>Muhsin Ertuğrul Yakup Kadri Karaosmanoğlu 1922</li>
<li>1923 <strong>Ateşten Gömlek-1 </strong>Muhsin Ertuğrul Halide E. Adıvar 1922</li>
<li>1924 <strong>Sözde Kızlar-</strong>1 Muhsin Ertuğrul Peyami Safa 1923</li>
<li>1940 <strong>Kıvırcık Pasa </strong>Faruk Kenç Sermet Muhtar Alus 1933</li>
<li>1946 <strong>Toros Çocuğu </strong>Şadan Kamil M. Sevki Yazman 1943</li>
<li>1946-47 <strong>Seven ne Yapmaz-1 </strong>Şadan Kamil Kerime Nadir 1940</li>
<li>1946-1947 <strong>Senede Bir Gün-1 </strong>Ferdi Tayfur İhsan Koza İpekçi 1946</li>
<li>1946-1948 <strong>Unutulan Sır (Domaniç Yolcusu) </strong>Şakir Sırmalı Şükufe Nihal 1946</li>
<li>1948 <strong>Damga </strong>Seyfi Havaeri Fikret Arıt (Güzel Yuana) 1946</li>
<li>1948 <strong>Vurun Kahpeye-</strong>1 Lütfi Akad H.Edip Adıvar 1926</li>
<li>1949 <strong>Efsuncu Baba </strong>Aydın Arakon H. Rahmi Gürpınar</li>
</ul>
<h3><strong><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/kerime-nadir-hickirik.jpg"><img class="td-modal-image wp-image-534 size-full alignright" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/kerime-nadir-hickirik.jpg?resize=180%2C262" alt="kerime-nadir-hickirik" width="180" height="262" data-recalc-dims="1" /></a>Türk Sinemasında Geçiş Dönemi (1950 – 1960)</strong></h3>
<p>1950′lerden sonra Türk sinemasının tiyatro etkisinden kurtulduğu ve yavaş yavaş bir sinema dilinin oluştuğu görülmektedir. Aynı zamanda tiyatronun etkisi de sinema üzerinde devam etmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nın da etkisiyle ülkeye çok sayıda yabancı film girmiştir. Sansür de bu dönemde sinemamıza girmiştir. Bu olumsuzluklar nedeniyle bu dönemde çok fazla ürün ortaya çıkamamıştır. Muhsin Ertuğrul’un Türk Sineması üzerindeki etkisi bu dönemde devam etmiş, onun gibi film yapmak isteyenler ve tecrübesiz sinemacılar elinde sinema bu yıllarda tam şeklini alamamıştır.</p>
<p>Bu dönem <strong>Kerime Nadir</strong> romanlarının uyarlamaları da ilk örneklerini vermeye başlayacaktır. Kerime Nadir, Türk sineması için özel bir öneme sahiptir. Nadir’den çok sayıda uyarlama eser bulunmaktadır. Nadir’in romanları klasik klişelere dayanır. “Zengin kız – fakir oğlan aşkı ya da tam tersi”, “aşk kavramı çerçevesinde gelişen dramlar” ve “melodramın en yoğun olduğu öyküler” Kerime Nadir’in romanlarını oluşturur. Haliyle bu tarz romanların sinemaya uyarlanması izleyicide büyük ilgi ve beğeni toplamıştır. Ancak bu tarz filmler anlık beğeniyi toplasa da sinema tarihimiz açısından bir kalıcılık yaratamamış ve dönemine özgü kalmıştır. 1953 yılında <strong>Atıf Yılmaz</strong>’ın Nadir’den uyarladığı <em>Hıçkırık</em> filmi bu tarz filmlerin ilk örneğini oluşturur. Bu dönem <strong>Metin Erksan</strong> da sinemada kendini göstermeye başlar. Peyami Safa’nın romanı <em>Cingöz Recai (1954)</em>’yi beyazperdeye uyarlar.</p>
<h3><strong>1950 – 1959 Yılları Arası Türk Sinemasında Edebiyat Uyarlamaları</strong></h3>
<ul>
<li>1950 <strong>Ateşten Gömlek</strong>-2 Vedat Örfi Bengi H. Edip Adıvar 1922</li>
<li>1950 <strong>Çete </strong>Çetin Karamanbey R. Halit Karay 1939</li>
<li>1951 <strong>Dudaktan Kalbe</strong>-1 Şadan Kamil R. Nuri Güntekin 1923</li>
<li>1951 <strong>Allahaısmarladık</strong>-1 Sami Ayanoğlu E. Mahmut Karakurt 1936</li>
<li>1951 <strong>Sürgün </strong>Orhon M. Arıburnu R. Halit Karay 1941</li>
<li>1952 <strong>Ankara Ekspresi</strong>-1 Aydın Arakon Esat M. Karakurt 1946</li>
<li>1952 <strong>İki Süngü Arasında</strong>-1 Sadan Kamil Aka Gündüz 1929</li>
<li>1952 <strong>Kızıltuğ </strong>Aydın Arakon A. Ziya Kozanoğlu 1923</li>
<li>1952 <strong>Son Gece</strong>-1 Sami Ayanoğlu E. Mahmut Karakurt 1938</li>
<li>1953 <strong>Yavuz Sultan Selim Ağlıyor </strong>Sami Ayanoğlu F. Fazıl Tülbentçi 1947</li>
<li>1953 <strong>Kara Davut</strong>-1 Mahir Canova N. N. Tepedelenlioğlu 1928</li>
<li>1953 <strong>Aşk Istıraptır </strong>Atıf Yılmaz Oğuz Özdeş 1939</li>
<li>1953 <strong>Hıçkırık</strong>-1 Atıf Yılmaz K erime Nadir 1938</li>
<li>1954 <strong>Vahşi Bir Kız Sevdim</strong>-1 Lütfi Akad Esat M. Karakurt 1926</li>
<li>1954 <strong>Nilgün</strong>-1 Münir Hayri Egeli R. Halit Karay 1950</li>
<li>1954 <strong>Leylaklar Altında </strong>Suavi Tedü Mebrure Alevok 1936</li>
<li>1954 <strong>Cingöz Recai</strong>-1 Metin Erksan Peyami Safa 1924</li>
<li>1955 <strong>Kadın Severse</strong>-1 Atıf Yılmaz E sat M. Karakurt 1939</li>
<li>1955 <strong>Dağları Bekleyen Kız</strong>-I Atıf Yılmaz Esat M. Karakurt 1934</li>
<li>1955 <strong>İlk ve Son</strong>-1 Atıf Yılmaz E sat M. Karakurt 1940</li>
<li>1956 <strong>Bir Aşk Hikâyesi </strong>Şadan Kamil Haldun Taner (Öykü) 1951</li>
<li>1956 <strong>Yolpalas Cinayeti </strong>Metin Erksan H. Edip Adıvar 1937</li>
<li>1956 <strong>Beş Hasta Var </strong>Atıf Yılmaz Etem İzzet Benice 1932</li>
<li>1957 <strong>Namus Düşmanı </strong>Ziya Metin Yasar Kemal (Dükkancı &#8211; öykü) 1949</li>
<li>1957 <strong>Çölde Bir İstanbul Kızı </strong>Faruk Kenç E sat M. Karakurt 1927</li>
<li>1957 <strong>Lejyon Dönüsü </strong>Orhon M. Arıburnu H asan Kazankaya 1956</li>
<li>1957 <strong>Gelinin Muradı </strong>Atıf Yılmaz K emal Bilbasar *1953</li>
<li>1957 <strong>Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi </strong>Semih Evin-Metin Erksan Güzide Sabri</li>
<li>1958 <strong>Bir Şoförün Gizli Defteri</strong>-1 A tıf Yılmaz Aka Gündüz 1943</li>
<li>1958 <strong>Yaprak Dökümü</strong>-1 Suavi Tedü R. Nuri Güntekin 1943</li>
<li>1958 <strong>Uçurum Sırrı </strong>Gültekin Oğuz Özdeş 1943</li>
<li>1958 <strong>Funda-1 </strong>Nisan Hançer K erime Nadir 1941</li>
<li>1959 <strong>Zümrüt </strong>Lütfi Akad İhsan Koza 1948</li>
<li>1959 <strong>Kalpaklılar </strong>Nejat Saydam Samim Kocagöz 1962</li>
<li>1959 <strong>Ömrümün Tek Gecesi</strong>-1 Arsavir Alyanak E sat M. Karakurt 1949</li>
<li>1959 <strong>Sonbahar </strong>Nisan Hançer Kerime Nadir 1941</li>
<li>1959 <strong>Samanyolu-</strong>1 Nevzat Pesen Kerime Nadir 1941</li>
<li>1959 <strong>Tütün Zamanı </strong>Orhon M. Aruburnu Necati Cumalı (Zeliş &#8211; öykü) 1959</li>
<li>1959 <strong>Üç Kızın Hikâyesi </strong>Orhan Elmas Aka Gündüz 1933</li>
</ul>
<h3><strong><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/orhan-kemal-suclu.jpg"><img class=" td-modal-image alignleft wp-image-535 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/orhan-kemal-suclu.jpg?resize=200%2C286" alt="orhan-kemal-suclu" width="200" height="286" data-recalc-dims="1" /></a>Sinemacılar Dönemi (1960 – 1980)</strong></h3>
<p>Savaşın sona ermesi ve ekonomik canlanma ile bu dönemde kaliteli filmlerin, usta yönetmenlerin ve iyi oyuncuların ortaya çıktığını görmekteyiz. Ömer Lütfi Akad’ın 1952 tarihli Kanun Namına adlı filmi; anlatış tarzı, oyuncuları ve çevrildiği mekânlar ile Türk sinemasında bir dönüm noktası olmuştur. Lütfi Akad’la birlikte Metin Erksan, Halit Refiğ, Ertem Göreç, Duygu Sağıroğlu, Nevzat Pesen ve Memduh Ün gibi yönetmenler, daha çok toplumsal sorunlara yönelerek başarılı filmler üretmişlerdir. Metin Erksan’ın yönettiği Susuz Yaz (1963), Berlin Film Festivalinde Altın Ayı ödülünü alarak uluslararası alanda ilk başarıya ulaşmıştır. Bu dönemde sinemacılar tüm çabalarını sinema dili kurma konusunda yoğunlaştırmışlardır.<a href="#_edn3" name="_ednref3">[3]</a></p>
<p>1960′lı yılların sonlarından itibaren televizyonun varlığı sinemanın kendisini olumsuz etkilemiş fakat toplum üzerindeki yaygınlığını da daha da artırmıştır. Bu dönemin önemli yönetmenleri arasında Yılmaz Güney, Atıf Yılmaz, Süreyya Duru, Zeki Ökten, Şerif Gören, Fevzi Tuna, Ömer Kavur, Ali Özgentürk yer alır. 1970′li yıllarda sinema daha çok sosyal ve ekonomik sorunları işler.</p>
<p>Bu dönemin beyazperdenin en önemli simalarından birisi <strong>Orhan Kemal</strong>’dir. Orhan Kemal 1950’lerde film hikâyeleri, diyalog ve senaryolar yazarak, Türk sinemasına katkıda bulunmaya başlamıştır. Orhan Kemal’in, roman ve hikâyeleri ise 1960’lı yıllardan başlayarak, beyazperdeye uyarlanmıştır. İlk Orhan Kemal uyarlaması, 1960 yılında Atıf Yılmaz tarafından çekilen <em>Suçlu</em> filmidir. Yazarın biri üç, ikisi ikişer defa olmak üzere toplam 10 romanı ve bir geniş hikâyesi sinemaya uyarlanmıştır. Yazar eserleriyle 16 kez beyaz perdede yer almıştır. Siyasi, ekonomik ve kültürel değerlerin belirlediği sinemada, dönemsel değişimler hem romanların seçimini hem de filme aktarılmasını etkilemiştir.</p>
<h3><strong>1960 – 1979 Yılları Arası Türk Sinemasında Edebiyat Uyarlamaları</strong></h3>
<h4><strong>1960’larda Edebiyattan Sinemaya Uyarlamalar;</strong></h4>
<ul>
<li>1960 <strong>Ayşecik </strong>Memduh Ün Kemalettin Tuğcu 1960</li>
<li>1960 <strong>Ateşten Damla </strong>Memduh Ün Mükerrem Su 1942</li>
<li>1960 <strong>Ölüm Perdesi </strong>Atıf Yılmaz Ümit Deniz 1959</li>
<li>1960 <strong>Suçlu </strong>Atıf Yılmaz Orhan Kemal 1957</li>
<li>1960 <strong>Kezban</strong>-1 Arsavir Alyanak Muazzez T. Berkand 1941</li>
<li>1960 <strong>Cumbadan Rumbaya </strong>Turgut Demirağ Peyami Safa 1936</li>
<li>1960 <strong>Satın Alınan Adam</strong>-1 Arsavir Alyanak Özdemir Hazar 1957</li>
<li>1960 <strong>Kadın Asla Unutmaz </strong>Asaf Tengiz Oğuz Özdeş 1941</li>
<li>1960 <strong>Şahane Kadın </strong>Nevzat Pesen Kerime Nadir (Aşk Rüyası) 1949</li>
<li>1961 <strong>Avare </strong>Mustafa Memduh Ün Orhan Kemal (Devlet Kuşu) 1958</li>
<li>1961 <strong>Bülbül Yuvası</strong>-1 Nejat Saydam Muazzez T. Berkand 1943</li>
<li>1961 <strong>Boş Yuva </strong>Memduh Ün Kerime Nadir 1960</li>
<li>1961 <strong>Kızıl Vazo</strong>-1 Atıf Yılmaz Peride Celal 1941</li>
<li>1961 <strong>Küçük Hanımefendi</strong>-1 Nejat Saydam Muazzez T. Berkand 1944</li>
<li>1961 <strong>Sokaktan Gelen Kadın </strong>Arsavir Alyanak Esat M. Karakurt 1945</li>
<li>1961 <strong>İstanbul’da Aşk Başkadır </strong>Süreyya Duru İlhan Engin 1959</li>
<li>1961 <strong>Sessiz Harp </strong>Lütfi Akad Ümit Deniz 1959</li>
<li>1961 <strong>Yaban Gülü</strong>-1 Ümit Utku Kerime Nadir 1957</li>
<li>1962 <strong>Cengiz Han’ın Hazineleri </strong>Atıf Yılmaz Suat Yalaz 1962</li>
<li>1962 <strong>Dikmen Yıldızı </strong>Asaf Tengiz Aka Gündüz 1928</li>
<li>1962 <strong>Mağrur Kadın</strong>-1 Burhan Bolan Muazzez T. Berkand 1958</li>
<li>1962 <strong>Yılanların Öcü </strong>-1 Metin Erksan Fakir Baykurt 1959</li>
<li>1962 <strong>Allah Seviniz Dedi </strong>Nejat Saydam İlhan Engin 1961</li>
<li>1963 <strong>Esir Kuş </strong>Ümit Utku Kerime Nadir 1960</li>
<li>1963 <strong>Aşka Tövbe</strong>-2 Orhan Elmas Kerime Nadir 1945</li>
<li>1963 <strong>Çiçeksiz Bahçe </strong>Ümit Utku Kerime Nadir 1947</li>
<li>1963 <strong>Susuz Yaz</strong>-1 Metin Erksan Necati Cumalı 1962</li>
<li>1963 <strong>Azrail’in Habercisi </strong>Atıf Yılmaz Ümit Deniz 1962</li>
<li>1963 <strong>Yakılacak Kitap </strong>Süreyya Duru Etem İ. Benice 1927</li>
<li>1964 <strong>Döner Ayna </strong>Süreyya Duru Halide E. Adıvar 1954</li>
<li>1964 <strong>Günah Bende mi?-</strong>1 Kemal Kan Kerime Nadir 1939</li>
<li>1964 <strong>Mualla</strong>-1 Ülkü Erakalın Muazzez T.Berkand 1941</li>
<li>1964 <strong>Köye Giden Gelin </strong>Ülkü Erakalın Rakım Çalapala 1950</li>
<li>1964 <strong>Son Tren </strong>Nejat Saydam Esat M. Karakurt 1954</li>
<li>1964 <strong>Vurun Kahpeye</strong>-2 Orhan Aksoy Halide E. Adıvar 1926</li>
<li>1965 <strong>Çanakkale Arslanları </strong>Turgut Demirağ Alb. Nusret Eraslan F. Celal Göktulga (Çanakkale’deki Keloğlan)</li>
<li>1965 <strong>Dağ Basını Duman Almış </strong>Memduh Ün Oğuz Özdeş 1960</li>
<li>1965 <strong>Aşk ve İntikam </strong>Süreyya Duru Muazzez T. Berkand 1958</li>
<li>1965 <strong>Dudaktan Kalbe</strong>-2 Ülkü Erakalın Reşat Nuri Güntekin 1923</li>
<li>1965 <strong>Garip Bir İzdivaç </strong>Nejat Saydam Muazzez T. Berkand 1944</li>
<li>1965 <strong>Kadın İsterse </strong>Nejat Saydam Esat M. Karakurt 1960</li>
<li>1965 <strong>Üç Tekerlekli Bisiklet </strong>Memduh Ün-Lütfi Akad Orhan Kemal (Kaçak)</li>
<li>1965 <strong>Karaoğlan. Altay’dan Gelen Yiğit </strong>Suat Yalaz Suat Yalaz (Çizgi Roman)</li>
<li>1965 <strong>Kırık Hayatlar </strong>Halit Refiğ H. Ziya Uşaklıgil 1924</li>
<li>1965 <strong>Murtaza </strong>Tunç Başaran Orhan Kemal 1952</li>
<li>1965 <strong>Posta Güvercini </strong>Nevzat Pesen Kerime Nadir 1950</li>
<li>1965 <strong>Sevgim ve Gururum </strong>Süreyya Duru Muazzez T. Berkand 1957</li>
<li>1965 <strong>Yıldız Tepe </strong>Memduh Ün Peride Celal 1945</li>
<li>1966 <strong>Hıçkırık</strong><strong>-2</strong> Orhan Aksoy Kerime Nadir 1938</li>
<li>1966 <strong>Senede Bir Gün</strong>-2 Ertem Eğilmez İhsan Koza 1946</li>
<li>1966 <strong>Allahaısmarladık </strong>Nejat Saydam Esat M. Karakurt 1936</li>
<li>1966 <strong>Çalıkuşu </strong>Osman Seden Reşat Nuri Güntekin 1922</li>
<li>1966 <strong>Kolsuz Kahraman </strong>Nejat Saydam A. Ziya Kozanoğlu 1930</li>
<li>1966 <strong>Malkoçoğlu </strong>Süreyya Duru Ayhan Başoğlu 1965</li>
<li>1966 <strong>Yakut Gözlü Kedi </strong>Nejat Saydam Ümit Deniz 1963</li>
<li>1966 <strong>El Kızı </strong>Nejat Saydam Orhan Kemal 1960</li>
<li>1967 <strong>Aksam Güneşi </strong>Osman Seden Reşat Nuri Güntekin 1926</li>
<li>1967 <strong>Sevda </strong>Selahattin Burçkin Turan A. Beler 1942</li>
<li>1967 <strong>Bir Şoförün Gizli Defteri</strong>-2 Remzi Cöntürk Aka Gündüz 1943</li>
<li>1967 <strong>Dokuzuncu Hariciye Koğuşu </strong>Nejat Saydam Peyami Safa 1930</li>
<li>1967 <strong>Kara Davut</strong><strong>-2</strong> Tunç Başaran N. Nazif Tepedelenlioğlu 1928</li>
<li>1967 <strong>Samanyolu</strong><strong>-2</strong> O r han Aksoy Kerime Nadir 1941</li>
<li>1967 <strong>Sinekli Bakkal </strong>Mehmet Dinler Halide E. Adıvar 1936</li>
<li>1967 <strong>Son Gece</strong><strong>-2</strong> Memduh Ün Esat M. Karakurt 1938</li>
<li>1967 <strong>Sözde Kızlar</strong>-2 Nejat Saydam Peyami Safa 1925</li>
<li>1967 <strong>Üvey Ana</strong><strong>-1</strong> Ülkü Erakalın Aka Gündüz 1933</li>
<li>1967 <strong>Yaprak Dökümü</strong>-2 Memduh Ün R. Nuri Güntekin 1943</li>
<li>1968 <strong>Aşka Tövbe</strong><strong>-2</strong> Türker İnanoğlu Kerime Nadir 1949</li>
<li>1968 <strong>Dağları Bekleyen Kız</strong>-2 Süreyya Duru Esat M. Karakurt 1934</li>
<li>1968 <strong>Aşka Tövbe</strong><strong>-2</strong> Türker İnanoglu Kerime Nadir 1949</li>
<li>1968 <strong>Dağları Bekleyen Kız</strong><strong>-2</strong> Süreyya Duru Esat M. Karakurt 1934</li>
<li>1968 <strong>Erikler Çiçek Açtı </strong>O. Nuri Ergün Esat M. Karakurt 1952</li>
<li>1968 <strong>Funda</strong>-2 Mehmet Dinler Kerime Nadir 1941</li>
<li>1968 <strong>Gültekin </strong>Muzaffer Arslan A. Ziya Kozanoğlu 1928</li>
<li>1968 <strong>Hicran Gecesi </strong>Osman Seden Güzide Sabri 1930</li>
<li>1968 <strong>İlk ve Son</strong>-2 Memduh Ün Esat M. Karakurt 1940</li>
<li>1968 <strong>Kadın Severse</strong>-2 Ülkü Erakalın Esat M. Karakurt 1939</li>
<li>1968 <strong>Kara Pençe </strong>Muzaffer Arslan Oğuz Özdeş 1966</li>
<li>1968 <strong>Kezban</strong><strong>-2</strong> O r han Aksoy Muazzez T. Berkand 1941</li>
<li>1968 <strong>Vesikalı Yarim </strong>Lütfi Akad Sait Faik (Menekşeli Vadi &#8211; öykü) 1947</li>
<li>1968 <strong>Nilgün</strong><strong>-2</strong> Ertem Eğilmez Refik H. Karay 1950</li>
<li>1968 <strong>Ömrümün Tek Gecesi</strong><strong>-2</strong> O. Nuri Ergün Esat M. Karakurt 1949</li>
<li>1968 <strong>Sabah Yıldızı </strong>Türker İnanoglu Muazzez T. Berkand 1958</li>
<li>1968 <strong>Sabahsız Geceler </strong>Ertem Göreç Peyami Safa 1934</li>
<li>1968 <strong>Sarmaşık Gülleri </strong>Nejat Saydam Muazzez T. Berkand 1950</li>
<li>1968 <strong>Yakılacak Kitap</strong><strong>-2</strong> Süreyya Duru Etem İ. Benice 1927</li>
<li>1969 <strong>Anadolu Evliyaları </strong>Şevket Aktunç Nezihe Araz 1959</li>
<li>1969 <strong>Cingöz Recai</strong><strong>-2</strong> Saf a Önal Peyami Safa 1924</li>
<li>1969 <strong>Buruk Acı </strong>Nejat Saydam Türkan Şoray 1969</li>
<li>1969 <strong>Tarkan </strong>Tunç Başaran Sezgin Burak 1968</li>
<li>1969 <strong>Günah Bende mi?</strong>-2 Nevzat Pesen Kerime Nadir 1939</li>
<li>1969 <strong>İffet </strong>Ümit Utku Hüseyin R. Gürpınar 1896</li>
<li>1969 <strong>Karlı Dağdaki Ateş </strong>Safa Önal Refik H. Karay 1956</li>
<li>1969 <strong>Kızıl Vazo</strong><strong>-2</strong> Atıf Yılmaz Peride Celal 1941</li>
<li>1969 <strong>Ölmüş Bir Kadının Mektupları</strong><strong>-2</strong> Ülkü Erakalın Güzide Sabri 1905</li>
</ul>
<h4><strong>1970’lerde Edebiyattan Sinemaya Uyarlamalar;</strong></h4>
<ul>
<li>1971 <strong>Bizimkiler-Hüdaverdi-Pı</strong>rtık Lale Oraloğlu Sezgin Burak (Çizgi Roman)</li>
<li>1971 <strong>Satın Alınan Koca</strong>-2 Duygu Sağıroğlu Özdemir Hazar 1960</li>
<li>1971 <strong>Bir Kadın Kayboldu </strong>Safa Önal Esat M. Karakurt 1948</li>
<li>1971 <strong>Mualla-</strong>2 Nevzat Pesen Muazzez T. Berkand 1941</li>
<li>1971 <strong>Senede Bir Gün</strong>-3 E r t em Eğilmez İhsan Koza 1946</li>
<li>1971 <strong>Son Hıçkırık </strong>Ertem Eğilmez Kerime Nadir 1968</li>
<li>1971 <strong>Üvey Ana</strong>-2 Ülkü Erakalın Aka Gündüz 1933</li>
<li>1971 <strong>Bir Genç Kızın Romanı </strong>Safa Önal Muazzez T. Berkand 1966</li>
<li>1972 <strong>Aşk Fırtınası </strong>Halit Refiğ Muazzez T. Berkand 1966</li>
<li>1972 <strong>Cemo </strong>Atıf Yılmaz Kemal Bilbaşar 1966</li>
<li>1972 <strong>Gecekondu Rüzgârı </strong>Sırrı Gültekin Oğuz Özdeş 1960</li>
<li>1972 <strong>Irmak </strong>Lütfi Akad Sait Faik (Mahpus öyküsünden) 1970</li>
<li>1972 <strong>Sisli Hatıralar </strong>Nejat Saydam Kerime Nadir 1966</li>
<li>1972 <strong>Suya Düsen Hayal </strong>Orhan Elmas Kerime Nadir 1966</li>
<li>1972 <strong>Vukuat Var (Hanımın Çiftliği</strong>) Nejat Saydam Orhan Kemal 1961</li>
<li>1972 <strong>Vahşi Bir Kız Sevdim </strong>Nejat Saydam Esat M. Karakurt 1926</li>
<li>1972 <strong>Kopuk </strong>Vedat Türkali Ercüment Ekrem Talu 1922</li>
<li>1973 <strong>Kızgın Toprak </strong>Fevzi Tuna Osman Şahin (Musallim ile Kusde öyküsünden)</li>
<li>1973 <strong>Vurun Kahpeye</strong>-3 Halit Refiğ Halide E. Adıvar 1926</li>
<li>1973 <strong>İki Bin Yılında Aşk </strong>Ertem Göreç Refik H. Karay 1954</li>
<li>1973 <strong>İki Süngü </strong>Arasında-2 Ülkü Erakalın Aka Gündüz 1929</li>
<li>1973 <strong>Susuz Yaz</strong>-2 Yılmaz Duru Necati Cumalı 1962</li>
<li>1974 <strong>Bedrana </strong>Süreyya Duru Bekir Yıldız 1971</li>
<li>1974 <strong>Sokaklardan Bir Kız </strong>Nejat Saydam Orhan Kemal 1968</li>
<li>1974 <strong>Yatık Emine </strong>Ömer Kavur Refik Halit Karay 1919</li>
<li>1974 <strong>Kumpanya </strong>Tuncer Baytok Sait Faik 1951</li>
<li>1975 <strong>Yasar Ne Yasar Ne Yasamaz </strong>Engin Orbey Aziz Nesin 1971</li>
<li>1974-5 <strong>Kanlı Deniz </strong>O r h an Elmas Y aman Koray (Deniz Ağacı) 1962</li>
<li>1975 <strong>Hababam Sınıfı </strong>Ertem Eğilmez Rıfat Ilgaz 1959</li>
<li>1975 <strong>Yayla Kızı </strong>Ertem Göreç Aka Gündüz 1940</li>
<li>1975 <strong>Nöri Kantar Ailesi </strong>Ertem Göreç Tekin Akmansoy 1975</li>
<li>1975 <strong>Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı </strong>Ertem Eğilmez Rıfat Ilgaz 1970</li>
<li>1976 <strong>Ağrı Dağı Efsanesi </strong>Memduh Ün Yasar Kemal 1970</li>
<li>1976 <strong>Hababam Taburu </strong>Hulki Saner Rıfat Ilgaz 1970</li>
<li>1976 <strong>Kara Çarşaflı Gelin </strong>Süreyya Duru Bekir Yıldız 1912</li>
<li>1976 <strong>Süt Kardeşler </strong>E r t em Eğilmez Hüseyin R. Gürpınar (Gulyabani) 1912</li>
<li>1976 <strong>Kaynanalar </strong>Zeki Ökten T ekin Akmansoy 1975</li>
<li>1977 <strong>Dila Hanım </strong>Orhan Aksoy Necati Cumalı (Makedonya 1900) 1976</li>
<li>1977 <strong>Fıratın Cinleri </strong>Korhan Yurtsever Osman Şahin (Kırmızı Yel) 1971</li>
<li>1978 <strong>Köseyi Dönen Adam </strong>Atıf Yılmaz Müjdat Gezen (Eşeğin Karnındaki Elmas Öykü) 1981</li>
<li>1979 <strong>Bereketli Topraklar Üzerinde </strong>Erden Kıral Orhan Kemal 1954</li>
<li>1979 <strong>Derya Gülü </strong>Süreyya Duru Necati Cumalı 1963</li>
<li>1979 <strong>Gelin Kayası </strong>Yunus Yılmaz Mehmet Birol 1979</li>
<li>1979 <strong>Hazal </strong>Ali Özgentürk Necati Haksun (Kutsal Ceza) 1975</li>
</ul>
<h3><strong><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/aziz-nesin-zubuk.jpg"><img class=" td-modal-image alignleft wp-image-536 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/aziz-nesin-zubuk-202x300.jpg?resize=202%2C300" alt="aziz-nesin-zubuk" width="202" height="300" data-recalc-dims="1" /></a>Türk Sinemasında Darbe Dönemi (1980 – 1990)</strong></h3>
<p>1980’li yıllarda Yeşilçam sinemasının etkinliği ortadan kalkmaya başlar. Bu bir anlamda sinemamızın üzerinden Kerime Nadir ve benzeri romancıların gölgesinin kalkması demektir. Edebiyatta uyarlama sayısındaki azalma ile birlikte nitelikli edebiyatçılar tercih edilir. 1980’li yılların edebiyatında klasik kalıpların, akımların, ideolojik birlikteliğin çözüldüğü büyük ölçüde değişime uğradığı görülür. Edebiyatta ve sinemada şahsi üsluplar, “auteur” yani “yaratıcı” sanatçılar dönemi başlar. 1980’ler, dünyada birçok şeyin aynı anda yapıldığı, her şeyin çok çabuk tüketildiği yıllardır. Siyasal alanda liberal-sağ partiler iktidara gelirken ve yeni insanı yaratamayan reel sosyalizm çözülme sinyalleri verirken, kültürel anlamda her şey gündelikleşmeye başlamıştır. 1980 sonrası süreçte, sorunlara toplumsal açıdan bakmayı bırakan yönetmenler bireye odaklanan filmler çekmiştir. Bireyin dramını ele alan filmler, topluma aykırı kişileri anlatmayı yeğlemişlerdir Roman toplumsal sorunlardan, gerçeklerden uzaklaşmıştır.</p>
<p>1980 darbesi sosyal hayatı dolayısıyla da sinemayı en fazla etkileyen darbedir.</p>
<p>Neredeyse her on yılda bir gelen darbeler-yönetim değişikliklerinin hiçbiri sesleri susturmak konusunda 1980 darbesi kadar etkili olamamıştır. Araştırmacı-yazar Murat Belge Türkiye darbelerini karşılaştırırken 1980 darbesini söyle anlatmaktadır: “1950’de iktidarın odağı, çoğu dışsal bazı gereklere uymak için, iktidar tekelini gevşetmiş ve çok-partili hayata kapı aralamışı. Kapı fazlasıyla açıldı, iktidar elden gitti ve on yıl sonra ilk darbe geldi. Bu bir tepkiydi ve verileni geri alıyordu, ama beceriksizce yapıyordu bunu, çünkü yeni haklar dağıtıyordu. Bir on yıl sonra da bu yanlışın tepkisi geldi. Ama asıl tepki 1980’de gerçekleşti ve her şey geri alındı.”<a href="#_edn4" name="_ednref4">[4]</a> Bu yüzden sinema 1980 sonrası büyük bir çöküş yasamış ve ideolojik olarak kendini ifade edememe, topluma yüzünü dönememe durumlarını ancak 1990’ların ortalarından itibaren yaptığı az sayıda filmle geride bırakmıştır.</p>
<h3><strong>1980 – 1989 Yılları Arası Türk Sinemasında Edebiyat Uyarlamaları</strong></h3>
<ul>
<li>1980 <strong>Devlet Kuşu </strong>Memduh Ün Orhan Kemal 1958</li>
<li>1980 <strong>Gol Kralı </strong>Kartal Tibet Aziz Nesin 1957</li>
<li>1980 <strong>Zübük </strong>Kartal Tibet Aziz Nesin 1961</li>
<li>1981 <strong>Ah Güzel İstanbul </strong>Ömer Kavur Füruzan (öykü) 1971</li>
<li>1981 <strong>Deli Kan </strong>Atıf Yılmaz Zeyyat Selimoğlu (Deprem) 1976</li>
<li>1981 <strong>Yılanı Öldürseler </strong>Türkan Şoray Yasar Kemal 1976</li>
<li>1982 <strong>Hakkari’de Bir Mevsim </strong>Erden Kıral Ferit Edgü (O) 1977</li>
<li>1982 <strong>Kaçak</strong>-2 Memduh Ün Orhan Kemal 1970</li>
<li>1982 <strong>Son Akın </strong>Yılmaz Atadeniz Bekir Büyükarkın 1963</li>
<li>1982 <strong>Tomruk </strong>Şerif Gören Osman Şahin (öykü) 1980</li>
<li>1983 <strong>Çoban Yıldızı </strong>Yunus Yılmaz Mahmut Yesari 1925</li>
<li>1983 <strong>Derman </strong>Şerif Gören Osman Şahin (öykü) 1982</li>
<li>1984 <strong>Ayna </strong>Erden Kıral Osman Şahin (Beyaz Öküz- öykü) 1983</li>
<li>1984 <strong>Bekçi </strong>Ali Özgentürk Orhan Kemal (Murtaza ) 1952</li>
<li>1984 <strong>Firar </strong>Şerif Gören Osman Şahin 1984</li>
<li>1984 <strong>Ömrümün Tek Gecesi </strong>Osman Seden E sat M. Karakurt 1950</li>
<li>1984 <strong>Tutku </strong>Fevzi Tuna Necati Cumalı (Öç- öykü) 1959</li>
<li>1984 <strong>Sokaktan Gelen Kadın </strong>Orhan Aksoy E sat M. Karakurt 1945</li>
<li>1985 <strong>Adı Vasfiye </strong>Atıf Yılmaz Necati Cumalı ( “Vasfiye”, “İğneci”,“Çizme Deli Sayılmaz” öykülerinden)</li>
<li>1985 <strong>Gülüşan </strong>Bilge Olgaç Osman Şahin (Kör Gülüşan-öykü) 1983</li>
<li>1985 <strong>Ka</strong><strong>n</strong> Şerif Gören Osman Şahin (Kanın Masalı-öykü) 1983</li>
<li>1985 <strong>Kurbağalar </strong>Şerif Gören Osman Şahin (öykü) 1985</li>
<li>1985 <strong>Kursun Ata Ata Biter </strong>Ümit Elçi Tarık Dursun K. 1983</li>
<li>1985 <strong>Kuyucaklı Yusuf </strong>Fevzi T una Sabahattin Ali 1937</li>
<li>1985 <strong>14 Numara </strong>Fevzi T una Sabahattin Ali 1937</li>
<li>1985 <strong>Yılanların Öcü</strong>-2 Şerif Gören Fakir Baykurt 1959</li>
<li>1986 <strong>Anayurt Oteli </strong>Ömer Kavur Yusuf Atılgan 1973</li>
<li>1986 <strong>Asılacak Kadın </strong>Basar Sabuncu Pınar Kür 1979</li>
<li>1986 <strong>Değirmen </strong>Atıf Yılmaz Reşat N. Güntekin (öykü) 1 944</li>
<li>1986 <strong>Dilan </strong>Erden Kıral Ömer Polat 1976</li>
<li>1986 <strong>Güneşe Köprü </strong>Erdoğan Tokatlı Kemal Tahir (Göl İnsanları) 1955</li>
<li>1986 <strong>Halkalı Köle </strong>Ümit Efekan Bekir Yıldız (öykü) 1980</li>
<li>1986 <strong>Suçumuz İnsan Olmak </strong>Erdoğan Tokatlı Oktay Akbal 1957</li>
<li>1986 <strong>Üç Halka </strong>25 Bilge Olgaç Muzaffer İzgü 1984</li>
<li>1986 <strong>Uzun Bir Gece </strong>Süreyya Duru Necati Cumalı 1971</li>
<li>1987 <strong>Bir Avuç Gökyüzü </strong>Ümit Elçi Çetin Altan 1974</li>
<li>1987 <strong>Dolunay </strong>Şahin Kaygun Günseli İnal 1988</li>
<li>1987 <strong>Fikrimin İnce Gülü </strong>Tunç Okan Adalet Ağaoğlu 1976</li>
<li>1987 <strong>Gramafon Avrat </strong>Yusuf Kurçenli Sabahattin Ali (öykü) 1935</li>
<li>1987 <strong>İpekçe </strong>Bilge Olgaç Osman Şahin (öykü) 1987</li>
<li>1987 <strong>Kadının Adı Yok </strong>Atıf Yılmaz Duygu Asena 1987</li>
<li>1987 <strong>Katırcılar </strong>Şerif Gören Fuat Çelik (öykü) 1975</li>
<li>1987 <strong>Yarın Yarın </strong>Sami Güçlü Pınar Kür 1976</li>
<li>1987 <strong>Yer Demir Gök Bakır </strong>Zülfü Livâneli Yasar Kemal 1963</li>
<li>1987 <strong>72. Koğuş </strong>Erdoğan Tokatlı Orhan Kemal 1954</li>
<li>1988 <strong>Ada </strong>Süreyya Duru Peride Celal (Öykü) 1981</li>
<li>1988 <strong>Dilekçe </strong>Aydemir Akbaş Fakir Baykurt (Allaha Dilekçe-öykü) 1979</li>
<li>1988 <strong>Dönüş </strong>Faruk Turgut Osman Şahin (öykü) 1988</li>
<li>1988 <strong>Gömlek </strong>Bilge Olgaç Osman Şahin (öykü) 1980</li>
<li>1989 <strong>Bütün Kapılar Kapalıydı </strong>Memduh Ün Süheyla Acar Kalyoncu (öykü)</li>
<li>1989 <strong>Karılar Koğuşu </strong>Halit Refiğ Kemal Tahir 1974</li>
<li>1989 <strong>Minyeli Abdullah </strong>Yücel Çakmaklı Hekimoğlu İsmail 1967</li>
<li>1989 <strong>Ölü Bir Deniz </strong>Atıf Yılmaz Erhan Bener 1983</li>
<li>1989 <strong>Uçurtmayı Vurmasınlar </strong>Tunç Başaran Feride Çiçekoğlu 1986</li>
</ul>
<h3><strong><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/metin-kacan-agir-roman.jpg"><img class=" td-modal-image alignleft wp-image-537 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/metin-kacan-agir-roman.jpg?resize=260%2C372" alt="metin-kacan-agir-roman" width="260" height="372" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/metin-kacan-agir-roman.jpg?w=260&amp;ssl=1 260w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/metin-kacan-agir-roman.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w" sizes="(max-width: 260px) 100vw, 260px" data-recalc-dims="1" /></a>Türk Sinemasında Edebiyat Uyarlamalarında Son Dönem (1990 &#8211; …)</strong></h3>
<p>1990′lı yıllarda sinema, inişli çıkışlı dönemlerin ardından daha az sayıda ama daha nitelikli filmlerin çevrildiği bir döneme girmiştir. Üniversitelerin sinema eğitimi vermeye başlaması, bilinçli yönetmen ve oyuncuların yetişmesi, devletin sinema sanatını desteklemesi bu gelişimin nedenleri arasındadır. 1960′ların sonundan itibaren giderek televizyona ya da yabancı filmlere yönelen sinema seyircisi, 90′ların ikinci yarısından itibaren yeniden beyazperdeye ilgi göstermeye başlamıştır.</p>
<p>Son dönem olarak ele alınan 1990’lar ve 2000’li yılların başlangıcı, SSCB’nin çözülüşüyle birlikte, tek kutuplu hale gelen dünyada ABD emperyalizminin baskın olduğu, sosyal devlet anlayışının iflas ettiği, 1980’ler ideolojisinin oturduğu yıllardır. Kültürel alanda da bunun karşılığı görülmektedir. Pop müzik sektörü her gün yeni bir yüzü piyasaya sürer olmuş, televizyon kanalları hızla artmış, reklamcılık bir sektör olarak güçlü ve önemli hale gelmiştir. Dolayısıyla 1980’lerin “bireyselleşme” soku atlatılmış hatta meşruluk kazanmıştır.</p>
<p>Yine bu dönem ele alınırken göz önünde bulundurulması gereken en önemli şeylerden biri seksenlerden itibaren neden sinemada seyirci kaybedildiğidir. Bu yıllarda yapılan filmler genelde bireye odaklıdır ve geleneksel sinemadan farklı olarak karakterler “tip” değildir. Yani sinemada modernizmin gereği birey ele alınırken, geleneksel olarak cemaat kültürüne dayalı toplumumuzda bu anlaşılamamış, dolayısıyla da filmler sadece entelektüel kesime hitap etmiştir.</p>
<p>Türk sineması Hollywood’un sinemamızdaki hakimiyetine karsı ne yapabilirim tartışmalarıyla girdiği 1990’lara, bu soruna çözüm olarak, teknolojiyi sonuna kadar kullanmayı ve Hollywood sinemasına benzemeyi bulmuştur. Filmlerin içeriğinden, yönetmenin ne anlatmak istediğinden, niye bu filmi yaptığından ziyade filmin bütçesinin büyüklüğü konuşulmaya başlanmıştır. Yönetmenler birbirleriyle bütçe üzerinden söz düellosuna girmişlerdir.</p>
<p>Bu dönemin öne çıkan filmleri ise şöyledir; Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ından sinemaya uyarlanan <em>Gizli Yüz (1990) “Ömer Kavur”</em>, Attila İlhan’ın aynı adlı kitabından uyarlama <em>Sokaktaki Adam (1995) “Biket İlhan”</em>, Emine Ceylan’ın Mısır Tarlası öyküsünden <em>Kasaba (1996) “Nuri Bilge Ceylan</em>”, Metin Kaçan’ın aynı adlı eserinden<em> Ağır Roman (1997) “Mustafa Altıoklar”.</em></p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/demirkubuz-yazgi.jpg"><img class=" td-modal-image alignleft wp-image-538 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/demirkubuz-yazgi.jpg?resize=190%2C266" alt="demirkubuz-yazgi" width="190" height="266" data-recalc-dims="1" /></a>Sinemamızın bu son dönemine ait uyarlamalara değinmişken <strong>Zeki Demirkubuz</strong>’dan bahsetmemiz gerekir elbette. Farklı bir sinema tarzına sahip olan Demirkubuz kendine has bu sinema anlayışıyla son dönem sinema tartışmalarında önemlice yer tutmaktadır. Demirkubuz’un en önemli özelliği sinemayı aşırı kişiselleştirmesidir. Demirkubuz’un sinemasında bireyin en gizli duygularına ulaşabilir, çoğu kez kendimizde de keşfettiğimiz ancak kendimize bile itiraf edemediğimiz hislerimizi Demirkubuz beyazperdeye aktarmıştır. Konumuza dönecek olursak, Demirkubuz’un tam olarak uyarlama diyemeyeceğimiz ama sonuç itibariyle romandan esinlenerek (yola çıkarak) yazıp yönettiği filmler var. Bunlardan ilgi olan <em>Yazgı (2002)</em>’nın üzerinde duralım şimdi. Bu film Albert Camus’nun “Yabancı” adlı romanından uyarlanmıştır. Yazgı’ya doğrudan uyarlama diyemememizin sebebi; 2000’ler Türkiye’sine adapte edilmesi, yerlileştirilmesidir. Roman II. Dünya Savası sırasında Fransız kökenli, Cezayir’de yasayan bir karakterin kendi ölümüne bile kayıtsız kalmasını anlatır. Demirkubuz bu karakteri günümüze, bizim ülkemize uyarlamaya çalışmıştır. Ancak genel kanı Demirkubuz başarısız olduğu yönündedir. Camus’nun kitabı temel olarak bireyin “yabancılaşma”sını işlemektedir. Yabancılaşma kavramı Karl Marks’ın “1844 Elyazmaları” kitabında tarif edilmiş<a href="#_edn5" name="_ednref5">[5]</a> ve XX. Yüzyılda fordist üretimin isçinin emeğini tek bir ise kanalize etmesinden sonra kullanılan bir kavramdır. Yabancılaşma kavramı ilk kullanıldığı zamanlar isçinin üretim sürecinden kopmasını, kendi isine yabancılaşmasına işaret etse de günümüzde anlamı epeyce değişmiş; daha doğrusu daha fazla anlam içermeye başlamıştır. Genelde, insanın kayıtsızlaşmasını tarif etmek için kullanılan bir kavramdır. Zeki Demirkubuz da Yazgı filminde yabancılaşmayı böyle anlamış ve anladığı biçimde yansıtmıştır. Zeki Demirkubuz’un son filmi ise yine bir uyarlama / esinlenme olan <em>Yeraltı (2012)</em>’dır. Yeraltı, Dosteyevski’nin “Yeraltından Notlar” adlı eserinden uyarlanmıştır. Demirkubuz bireyleşme, yabancılaşma gibi kavramları filmlerinde ele alıp kendine has bir bakış açısı geliştirmektedir. Dosteyevski’nin eserini de yine Türkiye toplumuna göre uyarlamış ve bir insanın içinde yaşadığı birçok çatışmayı beyazperdeye yansıtmıştır.</p>
<h4><strong>1990&#8217;dan Günümüze Türk Sinemasında Edebiyat Uyarlamaları;</strong></h4>
<ul>
<li>1990 <strong>Piano Piano Bacaksız </strong>Tunç Başaran Kemal Demirel (Evimizin İnsanları &#8211; anı)</li>
<li>1990 <strong>Askın Kesişme Noktası </strong>Bilge Olgaç Osman Şahin 1973</li>
<li>1990 <strong>Bekle Dedim Gölgeye </strong>Atıf Yılmaz Ümit Kıvanç 1989</li>
<li>1990 <strong>Benim Sinemalarım </strong>Füruzan &#8211; Gülsün Karamustafa Fürüzan 1973</li>
<li>1990 <strong>Berdel </strong>Atıf Yılmaz Esma Ocak (Öykü) 1981</li>
<li>1990 <strong>Devlerin Ölümü </strong>İrfan Tözüm Sabahattin Ali (Hanende Melek/Yeni Dünya/ Çilli)</li>
<li>1990 <strong>Eskici ve Oğulları </strong>Şahin Gök Orhan Kemal 1962</li>
<li>1990 <strong>Gizli Yüz </strong>Ömer Kavur Orhan Pamuk (Kara Kitap) 1990</li>
<li>1990 <strong>Hasan Boğuldu </strong>Orhan Aksoy Sabahattin Ali 1942</li>
<li>1990 <strong>Karartma Geceleri </strong>Yusuf Kurçenli Rıfat Ilgaz 1974</li>
<li>1990 <strong>Minyeli Abdullah</strong>-2 Yücel Çakmaklı Hekimoğlu İsmail 1967</li>
<li>1990 <strong>Sözde Kızlar </strong>Orhan Elmas Peyami Safa 1928</li>
<li>1990 <strong>Tatar Ramazan </strong>Melih Gülgen Kerim Korcan 1969</li>
<li>1990 <strong>Yalnız Değilsiniz </strong>Mesut Uçakan Üstün İnanç 1987</li>
<li>1991 <strong>Seni Seviyorum Rosa </strong>Işıl Özgentürk Sevgi Soysal (Tante Rosa) 1968</li>
<li>1991 <strong>Kurt Kanunu </strong>Ersin Pertan Kemal Tahir 1969</li>
<li>1992 <strong>Yağmuru Beklerken </strong>Tunca Yönder Tarık Buğra 1981</li>
<li>1992 <strong>Zıkkımın Kökü </strong>Memduh Ün Muzaffer İzgü 1988</li>
<li>1992 <strong>Ağrıya Dönüş </strong>Tunca Yönder Haluk Şahin 1990</li>
<li>1992 <strong>Tersine Dünya </strong>Ersin Pertan Orhan Kemal 1986</li>
<li>1994 <strong>Bize Nasıl Kıydınız </strong>Metin Çamurcu Emine Şenlikoğlu 1985</li>
<li>1994 <strong>Böcek </strong>Ümit Elçi Erhan Bener 1982</li>
<li>1994 <strong>Buluşma </strong>Artun Yeres İnci Aral (öykü) 1984</li>
<li>1994 <strong>Ziller </strong>Eser Zorlu Osman Şahin 1994</li>
<li>1995 <strong>Düş Gerçek Bir de Sinema </strong>Tülay Eratalay Reşat N. Güntekin (Bahçeli Lokanta)</li>
<li>1995 <strong>80. Adım </strong>Tomris Giritlioğlu Mehmet Eroğlu (Yarım Kalan Yürüyüş) 1986</li>
<li>1995 <strong>Sen de Gitme </strong>Tunç Başaran Ayla Kutlu (Sen de Gitme Triyaondafilis) 1990</li>
<li>1995 <strong>Sokaktaki Adam </strong>Biket İlhan Atilla İlhan 1953</li>
<li>1995 <strong>Solgun Bir Sarı Gül </strong>Canan Evcimen Içöz Ayla Kutlu 1992</li>
<li>1995 <strong>Yaban </strong>Nihat Durak Yakup Kadri Karaosmanoğlu 1932</li>
<li>1996 <strong>Kasaba </strong>Nuri B. Ceylan Emine Ceylan (Mısır Tarlası) öyküsünden 1996</li>
<li>1997 <strong>Ağır Roman </strong>Mustafa Altıoklar Metin Kaçan 1990</li>
<li>1997 <strong>Nihavend Mucize </strong>Atıf Yılmaz İpek Çalışlar 1997</li>
<li>1997 <strong>Usta Beni Öldürsene </strong>Barış Pirhasan Bilge Karasu 1980</li>
<li>2003 <strong>Abdülhamid Düşerken </strong>Ziya Öztan Nahid Sıtkı Örik 1946</li>
<li>2004 <strong>Hababam Sınıfı Merhaba </strong>Kartal Tibet Rıfat Ilgaz 1957</li>
<li>2005 <strong>Hababam Sınıfı Askerde </strong>Ferdi Eğilmez Rıfat Ilgaz 1957</li>
<li>2005 <strong>Eğreti Gelin </strong>Atıf Yılmaz Şükran Kozalı 2004</li>
</ul>
<h5><strong>Türk Sinemasında Edebiyat Uyarlamaları Mevzusunu Özetlersek;</strong></h5>
<p>Sinemamız kültürel, ekonomik ve siyasi yapının değişimlerinden etkilenerek dönemsel olarak farklı anlayışlar göstermiştir. Farklılıklar da her dönem yapılan filmleri etkilemiştir. Bunun nedeni iktidarın ideolojisinin o dönem sanatını da bu ideolojik çerçeve içine almaya çalışmasıdır. Sanatçılar ya bu ideolojiye uyarlar ve bunu destekleyen ürünler verirler ya da bu ideolojiyi reddederek bunun karsısında ürünler verir; sisteme muhalif olurlar. Bu, yapılan ürünlerin de -iktidarın ideolojisini desteklesin ya da ona karsı dursun- bu dönemden etkilendiğini ya da dönemin sosyokültürel yapısıyla ilişki içinde olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu ilişki en çok aynı filmin farklı zamanlarda yapılmış uyarlamalarına bakıldığında görülür. Türk sineması 1950 öncesi yeni kurulan Cumhuriyetin sanattaki anlayışına yakın eserler vererek yaptığı uyarlamalar için daha çok Cumhuriyet dönemi edebiyatından yararlanmıştır. 1948 vergi indirimiyle sinema bir sektör haline gelirken seyirci sayısının artmasıyla beraber popüler edebiyat örneklerinden de fazlasıyla yaralanmıştır. 1950’li yıllarda seyircinin sinemaya olan ilgisi yapımcıların para kazanmasına ve bu nedenle piyasa romanlarına yönelişi getirmiştir. Dönemin iktidarı olan DP’nin politikaları da bu yönde olduğu için iktidarla uyumlu bir sanat anlayışına sahiptirler. 1960 sonrası sinema toplumsal olana da yüzünü dönmüş ve köy romanlarından uyarlamalar yapmaya başlamıştır. Çünkü bu dönem sinemada sansür hafiflemiş ve 1968 kuşağını oluşturan koşulların etkisiyle ülkemizde politik olanla daha fazla ilgilenilmiştir. 1970’lere gelindiğinde ise köy romanlarından ziyade artan göçle beraber şehre gelen; gecekondularda yasayan insanların romanları yazılmaya bu yüzden de bu romanların uyarlamaları sinemada yer bulmaya başlamıştır. Ayrıca bu romanlar isçi sınıfını anlatan nitelikli filmlerin üretilmesine zemin hazırlamıştır. 1980 sonrası feminist hareketin etkisinin artması ve toplumun değişmeye başlayan düşünce yapısıyla beraber cinselliğin daha kolay tartışılmasının meşruiyeti kadın üzerinden kadın cinselliğini öne çıkaran kitaplar ve filmlerin yapılmasını sağlamıştır. Bu da kadın konulu kitaplardan uyarlamaları artırmıştır. Günümüzde ise uyarlamalar daha çok öykülerden ve tarihi romanlardandır.</p>
<p>Öykünün hem edebiyatta hem sinemada etkin olmasının nedeni sanatın toplumsallaştırma gücünün azalmış olmasıdır. Ayrıca öykü romana göre daha içe dönüktür. Bu da sinemanın bireysel olana meyletmesinin zeminini oluşturur. Yine bu dönem tarihi filmlerin ve tarihi roman uyarlamalarının artmasının nedeni, sinemanın bu tarihselliği aktarabilme teknolojisine ulaşmasında ve Hollywood sinemasıyla yarışmaya çalışan sinema için büyük bütçeli filmlerle kendini gösterme isteğinde aranmalıdır.</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1"><em><strong>[1]</strong></em></a> <em>Semir Aslanyürek (2007). </em><em>Senaryo Kuramı</em><em>, </em><em>İ</em><em>stanbul: Pan Yayınları.</em></p>
<p><a href="#_ednref2" name="_edn2"><em><strong>[2]</strong></em></a> <em>Giovanni Scognamillo (1973). “Türk Sinemasında Yabancı Uyarlamalar”, </em><em>7. Sanat</em><em>, S. 9, s. 69.</em></p>
<p><a href="#_ednref3" name="_edn3"><em><strong>[3]</strong></em></a> <em>Nijat Özön, </em><em>Türk Sineması Kronolojisi</em><em>, Bilgi Yayınevi. 1968, Ankara, s.38.</em></p>
<p><a href="#_ednref4" name="_edn4"><em><strong>[4]</strong></em></a> <em>Murat BELGE, </em><em>Yeni Bir Cumhuriyet </em><em>i</em><em>çin Yeni Bir Anayasa</em><em>, Birikim.</em></p>
<p><a href="#_ednref5" name="_edn5"><em><strong>[5]</strong></em></a> <em>“</em><em>İs</em><em>çi ne kadar emek harcarsa, kendisinin yarattı</em><em>ğ</em><em>ı, onun üstünde ve ona kar</em><em>s</em><em>ı duran nesnelerin yabancı dünyası ne kadar güç kazanırsa, kendisi -iç dünyası- o kadar yoksulla</em><em>ş</em><em>ır, kendisine ait olan </em><em>ş</em><em>eyler o kadar azalır. </em><em>İs</em><em>çinin kendi ürünlerine yabancıla</em><em>ş</em><em>ma, yalnızca eme</em><em>ğ</em><em>inin bir nesne, dı</em><em>ş</em><em>sal bir varlık haline gelmesi de</em><em>ğ</em><em>il, aynı zamanda eme</em><em>ğ</em><em>inin kendisinin dı</em><em>ş</em><em>ında, ondan ba</em><em>ğ</em><em>ımsız, ona yabancı bir </em><em>ş</em><em>ey olarak var olması ve kendisinin kar</em><em>s</em><em>ısında ba</em><em>ş</em><em>lı ba</em><em>ş</em><em>lına bir güç haline gelmesi anlamını ta</em><em>ş</em><em>ır.</em></p>
<p><em>İs</em><em>çinin kendi ürünlerine yabancıla</em><em>ş</em><em>ması, onun bu nesnelere verdi</em><em>ğ</em><em>i ya</em><em>s</em><em>amın, onun kar</em><em>ş</em><em>ısına dü</em><em>ş</em><em>manca ve yabancı bir </em><em>ş</em><em>ey olarak çıkmasıdır”</em></p>
<p><strong>NOT 1:</strong><em> Film listelerindeki sıralama şu şekildedir: Filmin tarihi, ismi, yönetmeni, romanın yazarı, romanın tarihi.</em></p>
<p><strong>NOT 2:</strong> Uyarlama Filmlerin Listesi;<em> “SAYIN, Aylin (2005), Türk Sinemasında Edebiyat Uyarlamaları ve Bu Uyarlamaların Toplumsal Yapıyla Etkileşimi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yüksek Lisans Tezi)”</em>nden alınmıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turk-sinemasinda-edebiyat-uyarlamalari/">Türk Sinemasında Edebiyat Uyarlamaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/turk-sinemasinda-edebiyat-uyarlamalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">530</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Batı Sinemasında Göçmen Sorunu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bati-sinemasinda-gocmen-sorunu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bati-sinemasinda-gocmen-sorunu/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 24 Aug 2015 19:18:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[ağlayan çayır]]></category>
		<category><![CDATA[charlie chaplin]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[işte özgür dünya]]></category>
		<category><![CDATA[it's a free]]></category>
		<category><![CDATA[ken loach]]></category>
		<category><![CDATA[şarlo]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada göç]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[theo angelepoulos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=520</guid>
				<description><![CDATA[<p>Chaplin’in Dilinden Sinemanın Göçmen Meselesine Verdiği Cevap – “Göçmen” Chaplin’in “Göçmen” filmini üç başlıkta ele alabiliriz: 1. Göçmenlerin ABD’ye yolculuğu: Göçmenlerin durumunu daha yolculuk sırasında gözlemleyebiliyoruz: Sefillik ve çaresizlik… Ülkeye ayak bastıklarında da gemideki durumdan farklı bir şeyle karşılaşıp, karşılaşmayacaklarını tahmin edememektedirler. Balık istifi edilmiş bir gemide, hiç bilmedikleri bir ülkeye, meçhule doğru yol almaktadırlar. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bati-sinemasinda-gocmen-sorunu/">Batı Sinemasında Göçmen Sorunu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Chaplin’in Dilinden Sinemanın Göçmen Meselesine Verdiği Cevap – “Göçmen”</strong></h2>
<p>Chaplin’in “Göçmen” filmini üç başlıkta ele alabiliriz:</p>
<p><strong>1. Göçmenlerin ABD’ye yolculuğu:</strong></p>
<p>Göçmenlerin durumunu daha yolculuk sırasında gözlemleyebiliyoruz: Sefillik ve çaresizlik… Ülkeye ayak bastıklarında da gemideki durumdan farklı bir şeyle karşılaşıp, karşılaşmayacaklarını tahmin edememektedirler. Balık istifi edilmiş bir gemide, hiç bilmedikleri bir ülkeye, meçhule doğru yol almaktadırlar. Bu yolculuk sırasında kimi yolcular birbirlerini düşman olarak görürken, kimileri ise yeni başlayacak dostlukların temellerini atmakla meşguldürler. Nihayet ABD ufukta görülür. Hayallerini süsleyen ülke ve onun dünyaca ünlü “Özgürlük Heykeli!” ilk göze çarpandır.</p>
<p><strong>2. &nbsp;Göçmenlerin ABD’de buldukları / göçmenleri bekleyenler:</strong></p>
<p>Tüm zorluklardan sonra umutların ülkesi ABD’ye ayak basan göçmen işçiler orada da aradıklarını bulamazlar. Göçmen filmindeki karakterimiz Şarlo da bunlardan birisidir. Sokaklarda aç olarak dolaşmaktadır.</p>
<p><strong>3. &nbsp;ABD toplumunun göçmenlere bakışı:</strong></p>
<p>ABD toplumundan bir manzara sunan lokanta sahnesinde, karakterin uyumsuz pozisyonu ve garsonun kendisini toplumsal ahlak kurallarına göre düzeltmeye çalışması bize ABD toplumunun bakış açısını sunar. Belli kurallar vardır ve bu kuralların dışına çıkmak toplumun dışında kalmakla eşdeğerdir.</p>
<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/the-immigrant-gocmen.jpg"><img class=" td-modal-image alignleft wp-image-521 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/the-immigrant-gocmen.jpg?resize=420%2C200" alt="the-immigrant-gocmen" width="420" height="200" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/the-immigrant-gocmen.jpg?w=420&amp;ssl=1 420w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/the-immigrant-gocmen.jpg?resize=300%2C143&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 420px) 100vw, 420px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<h2><strong>Ağlayan Çayır – Theo Angelepoulos</strong></h2>
<p>Angelepoulos’un “Ağlayan Çayır” adlı filmi uzun yıllara yayılan bir dönemi Yunanistan ölçeğinden yola çıkarak tüm insanlığa anlatıyor. Filmin daha başında, Ukrayna’nın Odessa şehrinden 1919’da toplu halde Yunanistan’a göçmek zorunda kalan Yunan mültecilerle karşılaşırız. Mültecilerin içinde bulunan bir ailenin başından geçen trajik öykü, bize bizi 2. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar bir Yunanistan panaromasını verir. Türlü türlü ailevi ve toplumsal zorluklarla bir araya gelmiş genç bir çiftin işsizlik ve Yunanistan’da artan kargaşa ortamından kurtulmak için ABD’ye göç etme hayali sadece genç adamın gidebilmesi ile sonuçlanır. Genç adam gittikten sonra belgeleri ayarlayıp karısını ve iki çocuğunu da ABD’ye alacaktır. Ancak bu hiç mümkün olamayacaktır. Hatta en son bunun için 2. Dünya Savaşı’nda ABD ordusuna yazılacaktır; ancak bu savaş onun için son yolculuk olacaktır.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/LwQbqjzfvwg?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<h2><strong>İşte Özgür Dünya – Ken Loach</strong></h2>
<p>Özgür bir ülke olan İngiltere’de geçen film, Ken Loach’ın gözünden Avrupa’nın özgürlük kavramını tartışmaya açıyor. “Kimler özgür olabilir?” sorusu filmin en önemli sorularından bir tanesidir. Aynı zamanda İngiliz işçi sınıfı için değişen koşulları da göstermektedir bu film. İngiltere’ye kaçak olarak getirilen işçilere nasıl muamele yapıldığı ve bazı kişilerin onların sırtından nasıl paralar kazandığını çok iyi görebiliyoruz İşte Özgür Dünya filminde. Filmi tamamen izleyip bitirdikten sonra, “Bu nasıl özgürlük?” diye sormamak elde değil. Adeta hayvan gibi davranılan göçmen işçiler borç içinde yüzdükleri ülkelerine dönmemek için ellerinden geleni yapmaya çalışmaktadırlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/RhsOi9KDEVc?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<h2><strong>Sonuç</strong></h2>
<p>“Göç yolculuğunun, sorgulamaksızın hattan bir klişeye dönüşür biçimde umuda yolculuk olarak görüldüğünü, yolculuğun bu isimle anılır olduğunu biliyoruz. 1960’larda yaşanan Avrupa’ya göçün ekonomik nedenlerin, 2. Dünya Savaşı sonrası emek ihtiyacını karşılamak için ‘misafir işçi ağırlayan’ koşulların bugün için de geçerli olduğunu söyleyemeyiz. Bu göç yolculuğu daha iyi yaşam koşullarına kavuşacağını düşünen ya da geri döndüğünde böylesi koşulları oluşturacağını düşünen insanlar için ‘umuda yolculuk’ olarak düşünülebilir. Avrupa’ya hâkim sosyal devlet anlayışı henüz yaşamaktadır o dönemde çünkü. Oysa, bugün böylesi bir çerçeveden bakıldığında göç eden insanların beklentilerinin ‘umuda yolculuk’tan farklılaştığını, beklentisizliğe; bir belirsizlikten bir başka belirsizliğe gözleri kapalı, önü görülmeyen ve sonu da olmayan bir yolculuğa dönüştüğünü söylemek mümkün. Göç süresinin yanı sıra göç nedenleri de farklılaşmakta: Bir neden göçe zorlanmaları, yersiz yurtsuz bırakılmaları, bir başka neden yaşadıkları ülkelerde savaş koşullarının hüküm sürmesi. Dolayısıyla daha iyi yaşam koşullarına kavuşma beklentisi tek başına durumu açıklamıyor, bundan öte temel yaşamsal nedenler daha belirleyici oluyor. Bu yolculuğun “yasal” bir yolculuk olduğu da söylenemez. Yasal olmak kapıdan girebilmek demektir. Avrupa kim, ne için bir umut sorusu bir yana, Avrupa’nın kapıları kapalı. Sahillerinde yabancı göçmen çıkarmasıyla karşılaşan ülkeler birbirlerine senin sahilinde vurdu diye insan iade etmeye dahi çalışıyorlar. Sınırlardan gizlice, bir başka ülkede satmak üzere “mal” getirip götürenlere verilen isim “kaçakçılar”, şimdi “insan ticareti” yapanlara da deniyor.” (Elif Genco, Mayıs 2004, YENİ FİLM)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bati-sinemasinda-gocmen-sorunu/">Batı Sinemasında Göçmen Sorunu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bati-sinemasinda-gocmen-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">520</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
