Turkuaz nam-ı diğer Firuze taşı bu ayın konusu olan taş.

Firuze taşının tanıtımı üzerine bilgiler vermeden önce benim kişisel tarihimdeki Firuze adının ve bu adı taşıyan albümün sahibi Sezen Aksu’nun şarkısından bahsederek girmek istiyorum konuya.

Bilindiği gibi Firuze bir kadın ismidir. Benim indimde gösterişli, alımlı, güzel bir kadın figürünü canlandırır. Can yakan, canlara can katan, aşığına vurgun bir kadın ismi, neden mi? Kim bilir belki de sözlerini Aysel Gürel’in yazdığı ve Atilla Özdemiroğlu’nun beste ve düzenlemesini yaptığı bu unutulmaz şarkı yüzünden. Hani 1982 yılında albüme de adını vererek çıkan ünlü Firuze şarkısı… Dinlememiş olan varsa diye…

Gençliğin zirvesi bir yaşta anlamları anlamlandırmaktan çok uzakta, aşkın kokusu bile tuzakken bizlere daha, yüreğimde bir yerlerde bir ateş yanmaya başlamıştı. Gerek Sezen Aksu’nun yorumu, gerekse şarkının arabeske kaçan melankolisi içinde kaybolup gitme korkusu, ilk dinlediğimde gözlerimi yaşla doldurmuştu. Bilmediğim bir kadının bilmediğim hikâyesine duyulan üzüntüden ziyade, kendi olmayan hikâyeme duyduğum özlemdi, kanıma giren bu eşsiz, hüzünlü, melodik seyirlik…

İnsan on sekiz yaşında, bütün duyguları birbirine karıştırır. On sekiz yaş, delikanlılığın deliliğinde çağlayan bir pınar gibi, aşılmaz dağlara doğru Ferhat gibi yaşanır.

1982 yılında, Yedikule’de bir çay bahçesinde kulağıma ilk kez çalınan bu ezgilerle,  yaşadığımız dönemin ağır sarsıntılarında ezilmiş çocuk gülümsemelerimize umut olmuştu.  

Bir gün dönüp bakınca düşler
İçmiş olursa yudum yudum yudum yıllarını
Ağla, ağla Firuze ağla
Anlat bir zaman ne dayanılmaz güzellikte olduğunu

Kıskanır rengini baharda yeşiller
Sevda büyüsü gibisin sen Firuze
Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu
Üzüm buğusu gibisin sen Firuze

Kıskanır rengini baharda yeşiller
Sevda büyüsü gibisin sen Firuze
Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu
Üzüm buğusu gibisin sen Firuze

Duru bir su gibi, bazen bir volkan gibi
Bazen bir deli rüzgar gibi
Gözlerinde telaş, yıllar sence yavaş
Acelen ne bekle Firuze…

Bir gün dönüp bakınca düşler
İçmiş olursa yudum yudum yudum yıllarını
Ağla, ağla Firuze ağla
Anlat bir zaman ne dayanılmaz güzellikte olduğunu

Acılı bir bakıs yerleşirse eğer
Kirpiğinin ucundan…

Bu umutta görmüştük mavi gözlerini Nazım’ın, İstanbul’un geçen vapurlarına boğazda el sallarken. Bile bile sızlayan burunlarımızın direği, sevincimizi kursağımıza hapsedenleri, asla unutmayacaktı… Unutmadık umutlarımızı çalanları, Firuze bir bahar sabahının serin esen mavi rüzgârıydı…

Firuze adının bir kadına yakışmasının ötesinde bir değerli taş olması sebebiyle, şimdiden baktığımda geriye, anlamını pekiştiren ne kadar doğru bir isim olduğunu hissettiriyor bana. Hani yıllar geçtiğinde okunan romanlar, şiirler ve dinlenen şarkılar nasıl değişirse insanın indinde, öyle değişiyor anlamı Firuze’nin. Mavi rengin yeşile çalan gökkuşağındaki bu 3. rengin…

Firuze nam-ı diğer Turkuaz… Şiirlerin, şarkıların rengi… Belli ki bir yaşam biçimi, bir taşa adını verecek kadar değerli.

Turkuaz taşı, hakkında ilk söylenenler “iyileştirici olup ruha ve bedene esenlik ve içtenlik kazandıran kadim bir taş” olduğu yönünde. Koruyuculuğu en belirgin özelliği, hatta öyle ki ihaneti renk değiştirerek haber verdiğine bile inanılmış. Sezgileri geliştiren, boğaz çakrasını açan, ruhun kendini ifade etmesine imkân sağlayan, negatif enerjileri dağıtan bir taş olduğu için, nazarlık olarak da kullanılmış.

“Doğal taşlar arasında özel bir yeri olan Firuze (Turkuaz) taşının kadın ve erkeklerde çeşitli süslemelerde ve aksesuarda kullanıldığı bilinmektedir.” Günümüzde oldukça popüler olan doğal taş yüzükler, doğal taş kolye ve teşbihlerin yapımında en çok tercih edilen taşlardan biri de firuze taşıdır. Firuze taşı diğer adıyla turkuaz taşı olarak bilinen bu taşın kişiye pek çok faydası vardır. Türk taşı olarak da bilinen Firuze taşı gökyüzünün mavisi yeryüzünün yeşili birleşimini temsil ettiği için denge taşı olarak bilinir.” Bu nedenle adını bir renge vermiştir, Türkuaz Türklerin milli rengi olarak bilinmektedir.

Kırık gerdanlık
Erkek yüzüğü

“Turkuaz taşlı aksesuarlar arasında en çok tercih edilen firuze taşlı tesbihlerdir. Özellikle gün içinde elle en çok temas etmenizi sağlayan tesbihler doğrudan kişinin ruh sağlığına müdahale gibidir. Firuze taşlı yüzük ve bileklikler de özellikle kadınlar tarafından yaz aylarında sıklıkla kullanılır. Rengi dolayısıyla kişiye mutluluk ve heyecan veren turkuaz taşının özellikle teninize teması önemlidir. Bileklik olarak kullanıldığında sol ele takılması önerilir. Kalbe ve damarlara doğrudan iyi geleceğine inanılmaktadır.” *

“ Psikolojik olarak Turkuaz güçlendirici bir taştır. Kendine işkence etmeyi kendini sabote etmeyi engeller. Fiziksel olarak yorgunluk, depresyon veya panik ataklar için mükemmel bir taştır.”

Mavinin en güzel tonuna adını vermiş olan turkuaz benim kişisel hayatımda en sevdiğim renklerin başında gelir. Bu taştan olan bilekliğimi mümkün oldukça sık kullanmaya gayret ederim.

Her şeyden önemlisi ne yaşarsak yaşayalım umudun bizi terk etmesine asla izin vermemeye çalışalım…

Turkuaz tadında günlere…

*Değerli Taşlar Kitabı; Judy Hall, Alfa yayınları, 2013

PAYLAŞ
Önceki İçerikGörününenin Ötesinde Osman Hamdi Bey Gelen Kutusu
Sonraki İçerikOrdu İli’nde Bulunan Beyceli Köyü Ağzında Kullanılan Bazı Hayvan Adları Üzerine
Betül Çetinay
İstanbul’da yaşıyor, çocukluğunu Yedikule’de geçirdi. Yedikule Lisesi’ni bitirdikten sonra M.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Lisans ve İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ortaokul yıllarında yazmaya başladı ve yazmaktan hiç vazgeçmedi. Üniversite yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarını uzun yıllar amatör olarak devam ettirdi. Edebiyat ve sanat yaşamında hep var oldu. Müzik onun elinden tuttuğundan beri artık müzikle yazar, müzikle yaşar… Mızrabı vurup, kalemi tutar...

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here