Şubat’ın 29’u

0
14
Şubat’ın 29’u

Dört yılda bir rastladığımız ele avuca gelmez bir gündür. Tutabilene aşk olsun. Öyle yaramaz öyle hareketlidir ki… Mesela en son 2016 yılındaki Şubat takvimde gülümsemiştir bize, bir daha 2020’ye aradıysan bul Şubat’ın 29’zunu…

Çocukluğumda 29 Şubat’ta doğan bir arkadaşım vardı. ‘Artık yılda’ doğduğu için alay edenler olurdu onunla. Ben üzülürdüm gizliden gizliye ama bir şey demezdim kimseye. Kim onun yerinde olmak ister ki, nerden bilsin başına gelecekleri, bilseydi bir gün sonra ya da bir gün önce doğardı herhalde değil mi? Bir gün, safça merak edip sormuştum “ Sen doğum günlerini 4 yılda bir mi kutluyorsun diye.” Çocukluk işte, sanki 4 yılda bir yaşlanıyormuş gibi geliyordu bana, hoşuma gidiyordu böyle oluşu. Bir keresinde hesap etmiştim, 29 Şubat’ta doğan biri 90 yıl yaşasa, sadece 22,5 yıl esas doğum gününde kutlayabilecekti doğum gününü. Bu bana çok zavallı bir durum gibi görünmüştü. ‘Keşke yaş alması da 4 yılda bir olsa doğum günleri’ diye geçirmiştim içimden. Düşünsenize 4 yılda bir 1 yaş alıyorsunuz. Yani 90 yaşınıza geldiğinizde aslında 22,5 yaşında oluyorsunuz. Bedeniniz de buna eşlik ettiğinde ömrünüz 4 kat uzamış oluyor. 360 yıllık bir ömür… Nasıl olurdu hayal etmek bile güç.

Tabi bir de 29 Şubat’ta evlenenlerin durumu var. Evlilik yıl dönümlerini 4 yılda bir kutlamak isteyen beyler için kaçırılmaz enfes bir gün bence. Böylece ‘evlilik yıl dönümünü’ unutma bahanesi de ortadan kalkacağına göre, bu avantajı yakalamak isteyenler evlenmek için 2020’i beklemek zorunda kalacaklar ne yazık ki… Eminim nikâh günleri 29 Şubat 2020 tarihinde şimdiden dolmuştur bile. Birazda işin olumlu tarafından bakalım.  Birbirlerini büyük bir aşkla sevenler, 30 yıllık evli kalmak yerine daha tazece 7,5 yıl evli kalmış gibi zannedebilirler böylece kendilerini… Nasıl iyi bir düşünce değil mi?

Hayatın doğum ve evlilik dışında başka bir gerçeği daha var. Hatta belki de tek gerçeği, o da ismini anmak istemesek de ölüm elbette.

29 Şubat’ta ölen birini unutmak daha mı kolay olurdu acaba? Sanki gerçekten kaybolup gitmiş gibi…

Facebook gibi bize her sabah, bilmem kaç yıl önce yaptığımız paylaşımları hatırlatan hafızalar olmasa, hepimiz salak olacağız ya, balık hafızalarımıza inat gözümüze sokuluyor ya anılarımızı; 29 Şubat’ta yaptığımız paylaşımlarımızı da 4 yıl sonra hatırlatacak bir düşünsenize… Olimpiyatlar gibi… 4 yıl ortadan kaybolup tekrar ortaya çıkacak…

2020’yi bekliyorum şimdi…

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikMetehan V Sevde #SON– Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi
Sonraki İçerikÇetin Emeç’i Anma Konseri 02 Mart Cuma Akşamı Caddebostan Kültür Merkezi’nde
Betül Çetinay
İstanbul’da yaşıyor, çocukluğunu Yedikule’de geçirdi. Yedikule Lisesi’ni bitirdikten sonra M.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Lisans ve İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ortaokul yıllarında yazmaya başladı ve yazmaktan hiç vazgeçmedi. Üniversite yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarını uzun yıllar amatör olarak devam ettirdi. Edebiyat ve sanat yaşamında hep var oldu. Müzik onun elinden tuttuğundan beri artık müzikle yazar, müzikle yaşar… Mızrabı vurup, kalemi tutar...

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here