Poğaça Kokulu Hayaller

5
967

Kendimi Butimar kuşu gibi hissediyorum şu sıralar. Öyle çaresiz öylesine umut halinde… Sonumun Metanpontumlu Hippasus gibi olmasından korkmuyor da değilim aslında. Korkum boğulmaktan değil, sende boğulurken tutamamandan korkuyorum. Sevmemenden korkuyorum. Bazen gelip bana: “Peki neden seviyorsun o halde?” diye soruyorlar. Bilmiyorlar. Anlamıyorlar. Sen güldüğün zaman bende frezya bahçelerinin oluştuğunu nasıl bilebilirler ki? Balzac tasvir yeteneğini geliştirmek için üç bin gün boyunca penceresinden bakarak üç bin farklı manzarayı tasvir etmiştir. Ben ise seni gördüğüm günden beri yüzlerce veya binlerce farklı şekilde sevmenin yolunu arar dururum. İnan ki bu durumu bilmiyorlar. Gerçi ben de anlatamıyorum bendeki yerini. Yazı yazmaktan başka bir şey bilmiyorum ki… Sadece seviyorum! Severken de çok fazla konuşamıyorum çünkü harfler birer birer dökülüyor gönül kalemimden. O yüzden sen ben sevgimi kelimeler ile anlatmayı tercih ediyorum ama sen benim seni sevdiğimi gözlerimden anla. Gözler demişken, gözlerini tasvir edemiyorum kâğıtlarımda. Helenistik dönemde savaş zamanları erkekler savaşa gidermiş ve kadınlar da onlar dönene kadar gözyaşlarını “Unguentarium” adındaki gözyaşı şişesinde saklarlarmış. Ben de sen gözlerinle güldüğün zaman, gözlerinden dökülen mutluluk parçacıklarını bir bir gönül şişeme ekliyorum… O gönül şişemi açıp bir gün erguvanlar gibi saçılacağım etrafa. Belki o gün sen de beni seversin olmaz mı? Kavuşmamızın mahşere kalmasını istemiyorum. Kavuşmayı istiyorum tıpkı güldüğün zaman yanaklarının gözlerinin altına kavuştuğu gibi… Bir de poğaça kokularıyla beni karşılamanı istiyorum. Gerçi poğaça yanakların da benim için kâfi ama olsun. Uzun lafın kısası, sevilmek istiyorum. Sevdiğim gibi sevilmek hem de. Ben her sabah sana uyanmaktan bıkmadım ama ben artık birazcık da kendime uyanmak istiyorum. Sahi, bir gün gelecek misin? Yanlış anlama kendim için değil, gönül şişem için istiyorum. Gözlerinin kilidi olmadan kapanmayacak bu şişe onu da biliyorum. Hayatımın çiçekleri dökülüp geriye sadece dikenleri kalmadan gel…

PAYLAŞ
Önceki İçerikZaman Busesi
Sonraki İçerikSanatçı İfadesiyle – Ressam Rami Alhajali
Bayram Şafak Arslan
09 Şubat 1996 tarihinde Düzce’de doğdum. Muğla Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde 4.sınıf öğrencisiyim. Lise yıllarımdan beri amatör olarak edebiyat ile ilgilenmekteyim. Kalabalıkların içinde yalnızlığı yaşamayı tercih eden bir insanım.

5 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here