O’na

0

Çok iyi tanıdığımı sanmıştım oysaki seni. Yanılmışım hiç tanıyamamışım. Tanıyamadım belki ama güzel sevdim; acıtmadan, incitmeden, kırmadan. Sevdiğim kadar güzel de bıraktım seni. Gitmek istedin, git dedim. Hani diyorum madem sevemeyecektin benim kadar masum, eyvallah, ama bari benim gibi acıtmadan, kırmadan, yıkmadan gitseydin. Ben gitmene istemeye istemeye razı gelmişken, sen benim daha da yaralanmamı istedin. İşte o anda beni asıl yaralayanın senin gitmen olmadığını anladım. Beni, sen beni yaralayınca, bana zarar verince aldığın hazzı göre göre duygularıma söz geçirememem yaralamıştı. Yine kendi kendimi yaralamıştım anlayacağın. Beni sevdin mi yoksa sevmedin mi gerçekten bilmiyorum, artık pek de umurumda değil doğrusu. Şu an sevgisini umursadığım tek kişi kendimim.  Kendimi hep yaptığım hatalardan ders çıkartmayan biri sanırdım, değilmişim. Sana karşı asla nefret gibi bir duygu beslemedim, aslına bakarsan kimseyi sevmedim nefret edecek kadar. Hani bana demiştin ya o gece “senden nefret ediyorum” diye. Hayır nefret değildir o nefret olsa duramazsın.

Sana sormuştum ya “beni hiç sevdin mi” diye, galiba bizim sevgi anlayışımız farklıydı. Olsun… Ben kendi rolümü fazlasıyla üstlendim. Onun için ilerleyebildim zaten, onun için gitmene hiç ses çıkartmadım. Benim elimden gelen bu kadardı. Ben en çok bu kadar sevebilirdim bir insanı, en fazla bu kadar değer verebilirdim, en fazla bu kadar saygı duyup sahiplenebilirdim ve bu sana yetmiyorsa gitmekte özgürdün. Ne istediğinden hiçbir zaman emin olamadığın gibi gitmekten de emin olamadın. Şu an da emin değilsindir zaten.

Biliyorum belki çocukça ama sana verdiğim gülü asla kurutmadın, kitabın arasına bile yerleştirmedin. Duygularımdan asla utanmadım sadece ifade etmekte zorluk çektim diyelim. Benim sana karşı duygularım da değişmedi hala aynılar ve ben hala kendimden bu nedenle tiksiniyorum. Hani demiştim ya ne istediğini  bilmiyorsun diye, ben de bilmiyorum. Zaten her şeyi bilemeyiz, bırak bilmeyelim de.

Keşke lafını kullanmayı hiç sevmem mesela, gerçi bilir misin bilmem. Ama keşkeyle başlayacak bir cümle kuracak olsaydım “Keşke duygular bu kadar yarımken bitmeseydi, ne diyebilirim ki?” derdim.  Yoo keşke hayatıma hiç girmeseydin demezdim mesela, çünkü ben böyle büyüyorum, doğrularım ve yanlışlarımla, kaç yaşında olursam olayım. Çünkü biz böyle büyüyoruz yaralarımızı bazen yaralarla kapatmaya çalışarak.

 

 

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Selin Eylül Bilen

1998 yılında Mersinde doğdum. 9 yaşıma kadar Adanada yaşadıktan sonra Çanakkale’ye taşındık. Lise hayatımı orada sonlandırdım ve üniversite için İstanbul’a yerleştim. Şu anda İstanbul Teknik Üniversitesi’nde eş zamanlı olarak da Binghamton University’de bilişim sistemleri mühendisliği bölümünde okuyorum.

Cevap bırakın