Mavi Rüya Öyküleri -Son- ‘ Aşk Olsun’

2
3
Mavi Rüya Öyküleri -Son- ‘ Aşk Olsun’

Seferiyim ben; yolunu kaybetmeden giden.

Oysa siz engel sanırsınız başınızda, günahlarınızın tozluklarında…

Ebeden kaçan çocuklar gibiyim rüzgârın önünde, bulamayın diye, kaldırım taşlarınızın derzlerine saklanırım. Bulmayın sakın! Yoksa mızıkçılık yaparım.

Sefil bir hayatım var, boşuna kıskanırsınız gökkuşağından beni. Seviyorum işte gökyüzünüzü. Siz de çevirip bakın bir kez yüzünüzü, görürsünüz belki kendi özünüzü…

Aldırmayın böyle konuşuyorum diye, takılmayın söylediklerime, serseriyim size göre… Parayla pulla işim olmaz. Bana ne!

Rızkımı aramam sizin ceplerinizde. Sefilim dedim ya, çok şükür zenginlik bulaşmadı asla suratıma. Alnım açık yüzüm pak, el etek öpmedim, yağlı ballı sofralara hiç tünemedim. Aç kargalar gibi üşüşmedim kırıntıların üzerlerine. Size bırakıyorum kalanları, doldurun doymak bilmeyen gözlerinize…

Bana uymaz sizin kurallarınız… Hepiniz öyle hırslısınız, öyle saplantılısınız ki, eninde sonunda nasıl olsa yine siz kazanacaksınız. Çıkarın artık beni oyununuzdan! Uyumsuzum ben, görmüyor musunuz? Atın beni, oynayamazsınız artık hayallerimin ucundan.

Vicdan kanının pıhtısından çatlamış ar damarınız, saplanmış yüreklerinizin tam ortasına haset oklarınız. Lütfen arkamdan lanet okumayınız. Döner gelir sizi bulur biliyorsunuz beddualarınız.

Kalıcıyım sandınız da korktunuz değil mi gözlerimin neşesinden? Evirip çevirdiniz sözcükleri, kendinize sakladınız gerçekleri… Kandırırım sandınız da kandığınız yalanlarınızla boğmağa kalktınız beni; kendi kötülüğünüzde boğdunuz kendi kendinizi… Gülünç zaferlerinizle avunup, sahte sahnelere kuruldunuz, kibrinizden ağzı salyalı köpekler gibi kudurdunuz…

Söküklerinizi dikmiştim oysa sektirmeden iliklemiştim mintanlarınızın her bir düğmesini. Kravatlarınızı bağlamıştım o kalın enseli boynunuza. Öğrenememiştiniz bir türlü bağlamayı, hiç yakışmıyordu ipek kravatlarınız ucuz parfüm kokunuza… Çiğdiniz, sakil bir sıradanlıkla duruyordu redingotlarınız. Taşralılığınız sarkıyordu eteklerinizden. Şoson ayakkabılarınızın ruganlarını parlatmıştım, farkında bile değildiniz. Görgüsüzce saçılıyordu ağzınızın kenarından konuşurken tükürükleriniz. Şapırdattığınız lokmalarınız fırlıyordu beyaz masa örtüsüne, işlemeli mendilimle ben temizlemiştim pisliklerinizi. Bu yüzden adam sanmışlardı sizi…

Siz de adam sandınız kendinizi, az kalsın ezecektiniz kibrinizin altında beni. Canımı zor kurtarmıştım elinizden…

Yalnızdınız. Bir elma kurdu kadar bencildiniz.  Yediğiniz elma mezarınızdı sizin, çürümüştünüz çoktan. Hiçtiniz en az benim kadar, bir nokta idiniz siz de boşlukta sallanan…

Oynamıyorum oyununuzda artık! Sahne sizin, rol sizin, replikler sizin, buyurun oyunu siz yönetin. Senaryosu zaten yazılmış sizin tarafınızdan…

Seferiydim ben, bilemediniz siz. Lütfen yolumdan çekiliniz…

  •  “Maviye âşığım“ diye haykırdı deniz kenarında duran.
  •  “Mavi benim, görmüyor musun? Dedi gökyüzünden bakan.
  •  “Mavi bensiz olamaz ki” Dedi şarkıları bilen,
  •  “Ben maviyle varım, fedadır maviye canım” Dedi martı…
  • “ Gözlerimi serdim yoluna, gel de beni benden sakla “ Dedi mavi bakışlı âşık.

Haklıydı elbete hepsi de. Kendi maviliklerini bulana kadar kaybolacaklardı mavide. Mavi onlara hasret, onlar ise mavide mahkûmdular.

Oysa mavi her daim karşılarında, hemen yanı başlarında, hatta hep arkalarında, çoğu kez başlarının üzerinden onlara bakmaktaydı. Sabrı kuşanmış gönüllerde, farkındalık yaratmaktaydı.

Onlar kendi maviliklerinin tutsaklığında gizli beklerken, hakikatin uzağında, maviye âşık, yalnız ve suskundular…

Aşkı aşk ile tarif ederken bile korkarım aşksız kalmaktan. Son nefesimde ‘aşk olsun’ diyememekten.

AŞK OLSUN !

Sey-i sülük da artık sukûn zamanıydı. Nun vakti gelip çoktan çatmıştı…

Nun Vakti

TEILEN
Önceki İçerikMAVİ YEŞİL Dergisi 114. Sayısında
Sonraki İçerikMelissa Şarkısı
İstanbul’da yaşıyor, çocukluğunu Yedikule’de geçirdi. Yedikule Lisesi’ni bitirdikten sonra M.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Lisans ve İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ortaokul yıllarında yazmaya başladı ve yazmaktan hiç vazgeçmedi. Üniversite yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarını uzun yıllar amatör olarak devam ettirdi. Edebiyat ve sanat yaşamında hep var oldu. Müzik onun elinden tuttuğundan beri artık müzikle yazar, müzikle yaşar… Mızrabı vurup, kalemi tutar...

2 YORUMLAR

  1. Yazınız harika olmuş, çok çok beğendim Betül hanım;
    ‘Kalıcıyım sandınız da korktunuz değil mi gözlerimin neşesinden? Evirip çevirdiniz sözcükleri, kendinize sakladınız gerçekleri… Kandırırım sandınız da kandığınız yalanlarınızla boğmağa kalktınız beni; kendi kötülüğünüzde boğdunuz kendi kendinizi… Gülünç zaferlerinizle avunup, sahte sahnelere kuruldunuz, kibrinizden ağzı salyalı köpekler gibi kudurdunuz…’ günümüz insanlarını çok güzel anlatmışsınız. Kalbiniz temiz olduğu için bu kadar güzel yazmış olduğunuzu düşünüyorum.. Emeğinize sağlık..

    • Çok teşekkür ediyorum Sümeyye Gülseven. Kanmamaya çalışırken, dik durmaya çabalayan tüm insanların sesi olabildiyse yazdıklarım ne mutlu bana. Kimsesiz değil kandırılamayanlar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here