Manş Denizi Devini Dizginleyen Bir Denizkızı; Nesrin Olgun

0
50
Manş Denizi Devini Dizginleyen Bir Denizkızı; Nesrin Olgun

Başarının hikayesini yazmak istediğimde ilk işim internetten başarılı 100 Türk kadınını araştırırken rastladım ona. Adana’dan şahlanan bir kısrak. Nesrin Olgun Arslan 1957’de Adana‘da doğmuş. Karşılaştığı tüm zorluklara rağmen kuş uçuşu 33 kilometre olan bir denizi önüne çıkan tüm engelleri aşıp, 15 saat 47 dakika ‘da, yaklaşık 100.000 kulaç atarak geçmiş; hem Türkiye’nin hem de tüm kadınların gururu ve idolü olmayı başarmıştır. Kendisiyle ilgili yazıları okurken ona olan hayranlığım gittikçe arttı.

Adana‘da, sulama kanalında akıntıya karşı yüzüyormuş. Başarısını da buna bağlıyor. E kolay değil akıntıya kulaç atmak.

O yıllarda yüzme şimdilerde olduğu gibi her mevsimde değil yalnızca yaz mevsiminde yapılabildiğinden kış aylarında da masa tenisi oynuyormuş.

Spor hep hayatında Nesrin Olgun’un hem kısa mesafe yüzmede hem de masa tenisinde birçok ödülü var. Ayrıca Tramplen Atlama ‘da 1976 Türkiye birincisi.

Gazi Üniversitesi’nde öğrenci olduğu sırada sigara içtiğini öğrenen Beden Terbiyesi Bölge Müdürü Tuncay Şenyüz ona kızınca, henüz 22 yaşındayken bu maceraya atılmış. “Maşallah! Ne de güzel sigara içiyorsun! Sen böyle mi yüzücü olacaksın? Yok kızım yok. Sen yüzücü olamazsın. Tamam. Artık yarın havuza gelme!”

Bir insan bu sözü duyunca hırs yapıp “Öyle mi! Ben de Manş’ı geçeceğim” demiş  Nesrin Olgun. Üstelik sözünde de durmuş.

Nesrin Olgun, 1975 yılında Türkiye’nin Manş’ı yüzerek geçen ilk kadın sporcusu. Liseyi bitirdiği yıl kendisini havuz başında sigara içerken gören Adana Beden Terbiyesi Müdürü Tuncay Şenyüz’ün sözleri hayatını değiştirmiş.

Soluğu antrenör Kutsal Özülkü’nün yanında alıyor. “Ben Manş’ı geçeceğim, antrenörüm olur musunuz?” Cevap net “Yarın gel. 10 kilometre aralıksız yüzebilirsen çalıştırırım seni”.

Ertesi sabah havuzda açıyor gözlerini. 1,2,3… 5’inci kilometrede kolları ağrıyor, ayaklarına kramp giriyor. Antrenmansız. Zorla da olsa tamamlıyor 10 kilometreyi. Tam beş saatte. Kutsal Özülkü’yü hocalığa ikna ediyor.

Dört yıl boyunca çalışıyor. Her gün saatlerce antrenman, binlerce kulaç. Sonunda “Tamam” diyorlar, İngiltere’ye gitmeye karar veriyorlar. Ama para yok. Kendi harçlığı, annesinin emekli maaşı, Adana Demirspor Başkanı’ndan 500 dolar, Manş’ı geçen Erdal Acet’ten 100 dolar. 17 ülkeden gelen diğer yüzücülerin aksine otelde kalamıyorlar. Kendi yemeklerini yapmak zorundalar.

Adana‘nın 30 derecelik suyuna alışık olan Nesrin Olgun’un suya girmesiyle çıkması bir olmuş. Antrenörü durumun böyle olacağını bildiğinden onu kısa süreli antrenmanlarla yavaş yavaş suya alıştırmış. Manş’taki ilk antrenmanında ilk şoku yaşıyor genç Nesrin: Su buz gibi… Adana’nın sıcağına alışan bir sporcu için feci bir haber bu. 34 kilometre yüzecek. 27 Ağustos 1979 gecesi macera başlıyor. 10 saat sonra muazzam bir akıntı başlıyor. Hem de bitime 3-4 mil kalmışken. O mesafe tam altı saat sürüyor. Toplam 15 saat 47 dakika… Nesrin başarıyor. “Kıyıya çıkıp yaklaşık 10 metre yürüdükten sonra toprağa uzandım. O ıslak, o buz gibi toprağın bana ne denli sıcak geldiğini anlatamam. Bir devi yenmiştim…” Azmiyle adını Cumhuriyet tarihine yazdıran Nesrin Olgun bugün genç yüzücüler yetiştirmeye devam ediyor.

Suya atlıyor… “Karanlıklar içinde dalgalanan Manş’a dalmış düşünüyorum. Havanın soğukluğundan mı, heyecandan mı iliklerime kadar ürperiyorum. Sular dalgaların hışırtısı ile kulaklarım zonkluyor. Dalgalar köpüre köpüre karanlıklara doğru uzayıp gidiyor…”

Yoğun antrenmanlardan sonra maraton başlamış. Uzun süre yüzdükten sonra, bir ara kıyıya bakmış. İnsanları net bir şekilde seçebiliyormuş. Tahminen yarım saat daha yüzdüğünde kıyıya ulaşmış olacağını düşünüyormuş. Bir süre ara vermeden yüzmüş. Çıktığında ise kıyının ondan tamamen uzaklaştığını görmüş.

Teknedekilere bakınca onların da panik halinde olduğunu görmüş. . Medcezir’in hızı saatte hemen hemen 4 km iken Nesrin Olgun’un hızı yaklaşık 3 km imiş. Yani Nesrin olgun 1 saat uğraşsa da 1 km geriye düşmüş olacakmış.

Bilincini kaybetmemek için sürekli kulaçlarını saymış. Çünkü soğuk bir süre sonra baş edilemez hale geliyormuş. Yüzücülerden bir çoğu bu durumu yaşamış. Bir kısmı kendi etrafında yüzmeye başlamış, bir kısmı geri dönüp kaçmaya çalışmış, bir kısmı da tamamen bilincini kaybederek ne yaptıklarını sormaya başlamış. Fakat o bu talihsizliğin sonunda Türkiye’ye ‘Manş Denizi’ni Yüzerek Geçen İlk Türk Kadını’ olarak dönmüş. (onedio.com)

Başarısı beni o kadar etkiledi ki kendisiyle konuşmak istedim. Birçok konuda konuştuk ve başarıyı hakkıyla kazanan ve ülkemizi ve bir kadının başarısını dünyaya kanıtlamış olan Nesrin Olgun hanımefendi ile söyleşimiz bizi çok gururlandırdı.

-Biz araştırırken sizin başarılarınızı, Ülkemizi bir Türk kadını olarak nasıl onurlandırdığınızı biliyoruz ama okurlarımız için bize kendinizden ve bu büyük başarınızdan söz eder misiniz?

1957 yılında Adana’ da doğdum. Yüzmeye 7 yaşında başladım ve 17 yaşına kadar havuz yarışlarında 100 e yakın madalya kazandım. Tramplen atlamada ilk kadın olarak Türkiye şampiyonu oldum. Masa tenisinde Türkiye 2.Si  ve 3. Sü oldum. Maraton yüzmeye, 17 yaşında Tuncay Şenyüz hocamla tartışınca kendimi savunmak için bende Manş denizini yüzerek geçerim deyip başladım. 1979 29 Ağustos’ta 15 saat 47 dakika yüzerek Manş denizini yüzerek geçen ilk Türk Kadını oldum. Türkiye’de yapılan Mersin Maratonu(5 kez),Çanakkale boğazını ve Kıbrıs ta düzenlenen 15 km lik bir maratonu yüzdüm. 1979 yılında Beden Eğitimi Öğretmeni olarak çalışma hayatına başladım. 2018 Nisan ayı itibarı ile emeklilik yaşantıma başlayacağım. Bir kızım bir oğlum ve iki kız torunum var. 2015 yılında Manş Denizini yüzerek geçen ilk Türk Kadın takımında yer alarak 58 yaşında tekrar yarışmacı olarak denizlere döndüm.2016  9 Temmuz’da İtalya da Capri-Napoli (36 km) maratonunu Yüzen ilk Kadın takımı olduk ve en iyi takım kupasını aldık. 2017 31 Temmuzda ise Amerika ‘da Catalina Kanalını (36km) Yüzen ilk Türk takımında yer aldım. Takım 3 Erkek ve 3 Kadından oluşmuştu. 2017 28 Ekimde Dubai’de 3 km lik bir açık deniz yarışına katıldım.  3 yıldır Havuz ve deniz yarışlarında Türkiye de birçok madalya kazandım.

-Ailenizde sizden başka başarı hikayeleri olan kişiler var mı?

Babam Kore gazisiydi.

–Başarı günümüzün en önemli var olması gereken kişisel özelliklerden biri olarak kabul ediliyor. İnternette en başarılı kadınlar yazdığımızda sizi adınızı görüyoruz. Bu size neler hissettiriyor?

Müthiş bir duygu. İyi ki bu başarılar için çok yorulmuşum, çok üşümüşüm, çok üzülmüşüm.

– Manş Denizini yüzerek geçtiniz ve adınızı tarihe başarılı Türk kadını olarak yazdırdınız. Yıl kaçtı ve sizi rol model olarak alanlar oldu mu?

29 Haziran 1979 yılıydı. Türkiye nin zor günler geçirdiği yıllardı. Elbette oldu ve kadın olmanın başarmaya engel olamadığını anladılar.

– Hırslı bir yapınız var mı daha doğrusu şöyle sorayım; sizi başarıya iten duygular nelerdir?

Hırslı bir yapım yok. Sadece bir hedef koyduğumda mutlaka başaracağıma inanır ve çok çalışırım.

– Geri dönmeyi düşündünüz mü, rekordan önce? Vazgeçmeyi, eğer vazgeçseydiniz şimdiki hayatınız da neler olmazdı?

Bugüne kadar hiç bir kararımdan vazgeçmedim. Aklıma bile gelmedi yapamayacağım. Ama sonrasında düşündüm aynı ben olur muydum diye. Kesinlikle benim kişiliğim bir tek yarışla ölçülemez ben yine ben olurdum.

–Bu büyük başarı sizi nasıl etkiledi? Neler kazandırdı?

Tarihe geçmek çok gurur verici. Her yıl birkaç kez hatırlanıp aranırım. Konuşma daveti alırım. Bu da harika elbette. Mesleğimde pazarlık şansımı arttırdı ve hep yüksek maaşla çalıştım.

–Hayatınızda olmazsa olmazlarınız nelerdir?

Ailem

–Manş denizini geçip toprağa uzandığınızda aklınızdan neler geçiyordu?

Ağlamayı çok istedim ama ağlamaya bile gücüm yoktu. Başarmıştım ve bir devi yenmiştim. En güzeli de o günümün 6 saatini alan ızdırap dolu antrenmanlar sona ermişti. Daha ne olsun.

–Şu sıralar neler yapıyorsunuz, öğrencileriniz var, projeleriniz neler?

Son bir yıldır antrenörlük yapmıyorum. Sadece yıl içinde belirlediğim yarışlar için antrenman yapıyorum. Eşim de 2017 Temmuz ayında emekli oldu ve çok iyi bir antrenman arkadaşı oldu bana. Bundan sonra yüzme yarışlarına o da katılacak benimle ve dünyanın çeşitli yerlerinde yarışlara gideceğiz beraber.

–Nesrin Olgun gece başını yastığa koyduğunda ne düşünür?

Beynim hiç durmaz uzun süre . Günü düşünür ve yorumlarım. Çoğunlukla mutlu ve eğlenceli bir yaşantım olduğu için rahat bir uyku uyurum.

– Bizim bir rutinimiz var dergimiz adına ben bir kelime söyleyeceğim siz ilk düşündüreni;

Vatan………..Atatürk

Kadın…………İnsan

Başarı………..Çok Çalışmak

Ün…………….Sevilmek

Aile…………..Mutluluğum

Manş Denizi……….Bir dev

Evlat……………Canlarım

Aşk…………iyikim, eşim

PAYLAŞ
Önceki İçerikİDSO Çinli Müzikseverlerle Buluşuyor!..
Sonraki İçerikEtek Modelleri Seçiminde Tarzınızı Ortaya Çıkaracak Kombin Önerileri
Selda Önder
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı lisans eğitimi alan Selda Önder, yine aynı üniversitede pedagojik formasyon eğitimi aldıktan sonra İsatanbul Arel Üniversitesi Moda ve Tekstil Tasarımı ana bilim dalında yüksek lisans yaptı. Çeşitli kolejlerde, resim, el işleri, ebru, tezhip, hat, seramik, görsel sanatlar ve moda tasarım öğretmenliği yaptı. Halen Bahçeşehir Yelpaze Dergisi'nde sanat editörlüğü yapmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here