Antik Yunan’da Kadın Kıyafetleri

0

Ataerkil bir toplum olan Grek toplumunda, kadınlar için uygun görülen kıyafet her zaman için sade olmalıydı. Bunun yanı sıra, kadınlar için kıyafet, zarafeti simgelediğinden hem renk hem de şekil bakımından abartıdan uzak olmalıydı. Grek kadınının vazgeçilmez kıyafeti “khiton” idi (Resim 1). Ancak, bu kıyafeti Grek erkeği de kullanabilirdi. Tunik biçiminde olan khiton, büyük dikdörtgen kesilmiş bir kumaşın sol kolu örtecek, sağ kolu açıkta bırakacak şekilde vücuda sarılmasından ortaya çıkan bir tasarımdır. Khiton ile birlikte şal ve pelerin de kullanabilirdi. Tuniğin boyu, giyen kişinin sosyal statüsüne bağlı olup dizinden bileğe kadar çeşitli boylarda yapılırdı. Örneğin, bir işçinin giydiği tunik aristokratların giydiğinden daha kısadır.

Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 1)

Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 1)

Daha lüks bir görünüm için khiton, boyanır ve geometrik şekillerle süslenir idi. Grek dünyasında khitonun iki çeşidi vardı: Yünden yapılan “Dorik Khiton” ve ketenden yapılan “Ionik Khtiton“dur. Grek kadınlarının “Ionik Khiton” giymeleri Pers savaşları sırasında zorunlu kılınmıştır. Herodotos’un Pers-Yunan Savaşları adlı eserinde bu değişim şu şekilde verilmektedir; “Pers savaşında tüm Yunan ordusu bozguna uğramış ve yalnızca bir kişi sağ kalabilmiştir. Savaş esnasında ise, Atinalı kadınlar savaşa giden erkeklerini beklemektedir. Sağ kurtulan tek asker kente geldiğinde, kadınlar etrafını çevrelemiş ve kocalarının nerede olduklarını sormuşlardır. Fakat, askerin verdiği kötü haberi duyan kadınlar, khitonlarının omuz kısmını tutturdukları uzun, sivri uçlu ve hançer biçimli broşlarla askere, kocalarımızı nerede bıraktın diye sorarken bir yandan da askeri hançerlemişlerdir”. Bu olay dolayısıyla, giyilmesi zorunlu kılınan ve broş gerektirmeyen keten kumaştan yapılan Ionik Khitonlar kadınlar tarafından giyilmeye başlanmıştır. Aynı zamanda bu olaydan sonra, Ionik Khitonlar, broş dışında düğme benzeri kapatma elemanları ile bağlanmıştır. Keten günümüzdeki gibi, yün kumaşa göre daha esnek bir kumaş olduğu için katlanması daha kolay idi. Bu yüzden, ketenden yapılan khitonların boyları daha uzun tutulmaktaydı.

Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 2)

Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 2)

Grek kadınlarının giydikleri diğer bir giysi, “khimation” dur. Khimation vücudu tamamen saran geniş dikdörtgen biçimli kumaştan oluşmaktadır. Arkaik Dönemde “klania” olarak kullanılırdı. Bu kıyafetin kullanımının çok eski metodları bazı Grek sanatçılar tarafından betimlenmiştir. Kadınlar, khimationu khitonun üzerine giyiyorlardı (Resim 2). Ancak, tanrılar ve filozoflar khiton olmadan sadece khimation giymiş şekilde de betimlenmektedirler.

Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 3)

Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 3)

Dyplaks” ise, Grek kadınlarının kullanmış oldukları Ionik Khitonun üzerine giyilen ufak dikdörtgen kumaştır. “Khlamydon” ise, dyplakstan daha karışık bir formda olan kıyafettir. Kumaşın kuşağın içine doğru pilelenmesinden oluşmaktadır. “Klamys” deri veya yünden yapılmış dikdörtgen kumaşın sol omuz üzerinden iğnelenmesi ile oluşturulan özellikle soğuk havalarda kullanılan bir tür pelerindir.

Grek kadınları sivri uçlu, dar kenarlıklı veya kenarlıklı olmayan tacı olan “pylos” isimli şapkalar takarlardı.

Kadınların temel giysisi olarak bilinen “peplos”, tuniği andıran görünümüyle Grek akımının sadeliğini gösteren diğer bir giysi türü olmaktadır (Resim 3). Peplos, genellikle kişiye özel olarak yünden ya da unvanına göre keten veya ipekten dokunurdu. Peplos, dikdörtgen biçiminde, 2-3 m. genişliğinde ve genellikle giyen kişinin boyundan 50-60 cm. daha uzun olurdu. İlk olarak kumaş, tepeden ikiye katlanır ve yaklaşık 45 cm.’lik bir kumaş aşağı sarkıtılırdı. Tokalarla veya ilikli iğneye benzer çıtçıtlarla elbise omuzlarda sabitlenir ve bir çeşit pelerin veya üst bluz benzeri bir giysi oluşturulurdu.

Paylaş

Yazar Hakkında

Öznur Tanrıver

İsmim Öznur Tanrıver. Aslen Çanakkaleliyim. 2012 yılı Akdeniz Üniversitesi, Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri lisans mezunuyum. 2016 yılı Süleyman Demirel Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü yüksek lisans mezunuyum. Günümüz şartları yüzünden maalesef halen daha kadro alamamakta olup elimden geldiğince kültürel kimlik ve monogram konuları ile ilgili olarak makaleler yazmaktayım. Doktoraya ise, 2017 yılı sömestrında başlayarak bu yolda yılmayacağımı ifade etmek isterim. Bunların haricinde, araştırmayı seven, özellikle eskiçağ tarihi üzerine yeni bilgiler edinmekten oldukça hoşlanırım. Hayatı tarih ile anlamlandırarak sevdikçe tutunmaya çalışan gülümseyen kişiliğe sahibim.

Cevap bırakın