Sanat Ve İnsan

0

Sanat, bir milletin medeniyet alanında ilerlemesini sağlayan en temel kudrettir. İnsanın yaratma, güzelden zevk alma ve ifade etme gibi yüksek kabiliyetlerini içeren bir faaliyettir.

İster bir sanat yaratıcısı, ister bundan zevk almaya çalışan bir ilgili olsun. Hayatında sanat kavramı bulundurabilen kişi gerçek anlamıyla yaşamayı seçmiş demektir.

Her alanda olduğu gibi sanatı özümsemek, psikolojik derinliğini çözebilmek için de belirli bir birikim ve eğitim gereklidir. Bunun en iyi yollarından biri özellikle küçük yaşlarda okullarda verilecek eğitim ile istenilen bilinç düzeyini oluşturmak olabilir. Her ne kadar çocukluk, gençlik, yaşlılık farketmeksizin sanat, hayatın her evresinde bulundurulabilir olsa da, toplumun en büyük mirasçılarının çocuklar ve gençler olduğunu göz önünde bulundurursak, özellikle okul eğitimi döneminde konuya önem vererek, daha ciddiyetle ele alınmasını sağlayabiliriz. Ne yazık ki bugün baktığımızda insan kavramını, birey olmayı, fiziksel ve psikolojik sağlığı olumlu etkilemede büyük öneme sahip olan sanat konusu hak ettiği değer görememektedir. Korkutucu şekilde ”sanat gereksizdir” ya da kalıplaşmış olarak ”yetenek işidir” anlayışı ile sanat eğitimi geri olana itilmiştir. Sanat dar anlamda yetenek işi olabilir, ancak sanat eğitiminin amacı özellikle çocuk ve gençte ilgi uyandırmak, sevdirmek, daha sonra insanları iyiye ve güzele ulaşma çabası içine sokarak belli düzeye getirmektir. Her insan değişik sürelerle de olsa hemen herşeyi öğrenebilir. Ancak bir insanın salt ve katı bilgilerle aydın düzeye ulaşması mümkün değildir. Sanatı benimsemeyen kişi insanlığa ve topluma kapalı, önyargılı, insancıl sıcaklıktan yoksundur. Kişiliğinde ister istemez eksiklikler taşır. İlgi, davranış ve becerileri kısıtlıdır.  Oysa ki ortaya konulan bir sanat, gelişmiş ifadenin ve farklılaşmanın etkilerini yansıtır. Kişiyi egodan arındırıp toplumu ve insanlığı da düşünen bir birey olmaya teşvik eder. Aynı zamanda felsefi olarak sanat, gerçekliğin bilimle, teknolojiyle sınırlı boyutlarının ötesine de gitmektedir. Yıldızların, gezegenlerin nice değişik yüzleri vardır. Sanat, gerçek anlamıyla yaşatıldığında bu değişik yüzleri anlatacak bize, insan bütün boyutları ile kendini görecek, duygusal arınma yaşayıp içselleşecek ve zenginleşecektir. Atatürk döneminde sanata yön veren kuruluşların temellerini atan Türk toplumu olarak, günümüze kadar sanatı ve sanatçılarımızı destekleyerek daha fazla başarı hedeflemeliyiz.

Son olarak sanatın önemini topluma kazandırma çabasında bulunan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerine kulak verelim:

”Bir ulusu yaşatmak için birtakım temeller gerekmektedir ve bilirsiniz ki, bu temellerin en önemlilerinden biri sanattır. Bir ulus, sanattan, sanatçıdan yoksunsa tam bir yaşam süremez. Böyle bir ulus, bir ayağı topal, bir kolu çolak sakat ve illetli bir kimse gibidir. Hatta değindiğimiz anlamı bu söz de anlatmaya yeterli değildir. Sanatsız kalan bir ulusun hayat damarlarından biri kopmuş demektir. ”

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Selinay Duman

Dokuz Eylül Devlet Konservatuarı Opera-Şan Ana sanat dalı öğrencisiyim. 20 yaşındayım. Müziğin yanısıra edebiyatla da ilgiliyim. Elimden geldiğince yazıyorum ve bu alanda da kendimi geliştirmeyi hedefliyorum.

Cevap bırakın