Göründüğü Gibi Değil

0
  • Bu resim gibi yüzlerce sözcüğü size ifade eden bazı görüntüler vardır. Bu görüntülerde aslında tam tersi zannedilse de daha çok; ifade edemediğiniz şeyleri değil, ‘en çok ifade edilenleri’ görürsünüz.
    Tasvirdeki imgedir size şaşırtıcı ve büyüleyici gelen; Fark ettiğiniz derin ‘anlatılan’ değil, anlatımda kullanılan ‘benzetimdir..’ Her zaman soluduğunuz ve içinde yer aldığınız oksijenin tasvir edildiği bir tablonun oldukça büyüleyici ve sanatsal görünmesi gibi karşısında ‘nefesiniz kesilir..’
    Daha dikkatli bakmak gerekir.
    Sonra bir daha ve düşünmek. Düşünmek, kişiye kendiliğinden gelir.Kimse kolay kolay üzerinde düşünülmesi gereken şeyi düşünemez, o düşünme hali olağan bir düzende kendiliğinden ortaya çıkar. Ve kişi, fark ediş yaşar ya da farkındalığında olarak. Bu kendiliğinden gelen farkında oluştan yani ‘düşünmekten’ muzdarip birey ve toplumları ise diğer tarafta eleştiren ve ‘düşünmüyor’ olmalarına sitem eden başka bir kitle yer alır.
  • Düşünmeyen birey ve toplumlara sitem eden ve eleştiren birey ve kitlelerde ise onlarla benzer bir ‘düşüncesizlik’ vardır.Çünkü diğer tarafın ‘düşüncesizliği’ sahip oldukları başka ‘düşünmeler’ ve sahip olmadıkları ‘kendiliğinden fark edişler’ sonucu meydana gelir. Kimse dolaylı ya da bilinçli bir şekilde ‘düşüncesiz’ olmayı seçmemiştir, tam tersinde yer alan ‘yüksek akıl’, ‘aydın’ ya da ‘deha’ sahibi insanlar da öyle..
  • Burada asıl üzerinde durulması gereken ve ‘gözden kaçan’ acıklı olarak; iki zıt veya anlaşırlıkta olmayan tarafların kendi perspektiflerinde yer alan görüş, fikir, idea, inanç, farkındalık ya da ifadesindeki ‘imgelemin’ birbirinden ayrılmadığı yani aynı perspektifte oldukları konu,durum,olay genel anlamındaki nesnel ve olgusal süreçlere karşın birbirinden habersiz veya birbirlerine karşı etkisiz ya da tam anlamıyla ‘farkındasız’ ve ‘gözden kaçıyor’ halinde kalmalarıdır.
  • Yeni nesil’, ‘Çağımız’, ‘Zamanımız’, ‘Günümüz teknolojisi’ gibi.. atıflarla yer verilen ve bir parçada kendi eleştirel yaklaşımında ortadaki olanı izah eden tanıt , ifade, örnek ve açıklamalarda; özellikle ‘internet’ ve kapsamında ‘sosyal medya’ yer verimleri ile özleştirilen ‘dönemimizin insanları’ artık ‘yeni nesil’ veya ‘gelecek nesil’ gibi soyut bir kavranmaz ve netleştirilemez süreçteki kimseler değil, bayağı ‘eski nesil’ olmak üzere olan herkesin tanıklık ettiği, içerisinde ve dışarısında yer aldığı ‘tüketen ve tükenen nesildir.’
    Kaba bir söylemle ‘ eski ve tükenmiş nesil.’
  • Şimdi resme bir daha bakın.
    Gözden kaçan bir nokta;
    Toplumda şikayetçi olduğumuz ve istemediğiniz şeylerin olmasının en büyük nedeni; istediğimiz ve şikayetçi olmadığımız başka şeylerin olmasıdır. Tıpkı ‘düşüncesiz’ bir bireyin kendinde ‘düşüncesizlik’ bulmayacak kadar düşünce ile aslında ‘düşünceli’ biri olması gibi.

At gözlüğü ile dünyaya ve hayata bakan insanlar diye bahsedilen, genelde eleştirilen, ‘düşünemeyen’ cahil veya yozlaşık kesimlerde diye nitelenen kimselere karşın, bunları niteleyen ve ‘fark eden’ ise tam tersinde bir konuma kendini hayali olarak oturtmaya eğilimlidir, elbette bu kişi aynı zamanda kendi eksikliklerinin farkındalığında ve kendi kendine şüphe ile yaklaşacak iç görüdeki kimsedir, ama kaçınılmaz olan ‘üstün körü’ ve bir o kadar ‘düşüncesiz’ bakıştan kendini alıkoymayacaktır.Çünkü bunun nedeni de yine aynı ‘kendiliğinden fark edişi’ yaşatan ‘doğal görüdür’. Kesimlerin daha ‘sanatsal’, kültürel ve bohem taraflar ve aydın yakışımlardaki daha çokça ‘entellektüalist’ yerleri olarak iç ve dış sınıflar diye yargı bulan konum ve yaşam biçimde olan kimseler arasında sıkça görülmektedir. Üzücüdür. Bir o kadar ‘sanatsal olmayarak düşündürücüdür..’

Resimde; küresel olarak, kaçınılmaz bir şekilde at gözlüğü takan insanın iki gözü etrafındaki, ‘dönemimiz insanlarının maruz kaldığı’ teknoloji, internet-sosyal medya ve cep telefonu  ve bunlarla sahip olduğu nitelemelerin tasviri yer alıyor.
Ancak daha acı tarafı ise,- belki fark edilmedi- aslında cep telefonunun ‘kamerasının’ tam gözünün yerini almasıdır. Bu ise daha çok; ortadaki bu durumun ‘farkındalığında’ olan kısmın ‘gözden kaçırdığı’ noktada oluyor. Durum, zannedilenden daha öte, derin ve değişmezliğe sahip.. Öyle ki, fark edecek ‘gözün’ kendisi olmakta.

Peki bu resimde ‘gözden’ kaçanı fark ediyor musunuz? Hissin doyumunda bilincin anlayışına sahip olabilirsiniz veya sezginin yeterliliğinde farkında olabilirsiniz ama dökülen yaprakların çıtırtısı,
ressamın dahi ‘gözden kaçırdığı’ bir şey olabilir..

Paylaş

Yazar Hakkında

Sedat Hasoğlu

İ.Ü. Felsefe. Philosopher - Yazar-

Cevap bırakın