Bizim Henry

1822 de Yunanistan’ın bağımsızlık mücadelesine İngilizler ve Fransızlar da destek vererek yüksek rütbeli subaylar gönderirler. Yunanistan’daki son kale  olan Korint şehrini Osmanlı subayı Salih ağa savunmaktadır. Salih ağa savunmayı kaybedip Yunanlılar tarafından boğularak öldürülür. Eşinin de sarayda kucağında çocukla o oda bu oda kaçtığı söylenir. En sonunda Yunanlı askerler kadını bir odada sıkıştırır. Kadın cama doğru giderek belki kurtulur ümidiyle kucağındaki henüz beş yaşlarında olan oğlunu aşağı atar. Aşağıda bir Fransız subayı olaya şahit olur. Çocuğu yakalar ve kucağındaki çocukla kadının katledilişine tanıklık eder. Durumdan çok etkilenir ve tıpkı kuzey Irak a giden ve vatanlarına bir muhalif olarak geri dönen bazı Amerikan ordu mensupları gibi Yunan düşmanı olur çıkar.

Salih ağanın oğlu küçük Salih’le Fransa’ya döner. Çocuğu nüfusuna alır. Saraya yakınlığıyla bilinen bir aileye geçici bakıcılık için verir. Bu esnada bu aile çocuğu kral ve kraliçe ye vaftiz ettirir ve ona Theophile Louis Henry ismini verirler.

Çok uzatmayalım. Ailenin zenginliği ve birazda saray desteği çocuğun işlerini kolaylaştırır ve donanmada subay olur. Bizim Henry bir görev için Yunanistan’a gönderilir. Orada daha önce yarım yamalak bildiği gerçekleri nihayete erdirir. Babasının mezarını ziyaret eder ve Fransa’ya döndüğünde Salih ismini almak istediğini krala bildirir. Kral başarılı bu subayın isteğini kırmaz. Ancak hala var mı bilmiyorum ama daha yakın günümüze kadar Almanya da dahi var olan o dilde orijinal isim koyma geleneği gereği ve Salih isminin Fransızca da yeri olmamasından ötürü ismini Saly olarak koyabileceği söylenir. Kaderin şu cilvesine bakın ki O günden sonra ismi Theophile Saly olan bizim küçük Salih; Kırım meselesinden dolayı Osmanlı-Rusya arasında çıkan savaşta, Osmanlı’nın müttefiki olan Fransa’nın donanma subayı olarak Karadeniz’e gönderilir.

Bugün Kırım elimizden çıkmıştır belki ama Salih’in komutasında ki cephe başarı kaydetmiş,Fransa da terfi ve onur madalyasına layık görülmüştür. Çocukları ve torunlarıyla ilgilide bilgiler var. Mezar taşına soyu Türklüğünü ve islamlığını unutmasın diye çocuklarının hilal ve gemi yaptırdığı gibi.

Ama ben bu hayat hikayesinden çıkacak onlarca dersten sadece birine değinmek istiyorum. Hani Fravun’un kucağında Hz. Musa’yı büyüten Rabbim in insanlığa vermek istediği mesaj gibi. Hani 13. yy da islama savaş için gelen haçlı ordusundaki 90 bin kılıç ve ok dahi kullanamayan kimi tarihçiye göre 12 yaş altı çocuğun 45 bininin Alp dağlarında telef olup geri kalan 40 binininde İslam ordusuna esir düşerek, müslümanlaşarak ilerleyen zamanlarda haçlılara karşı savaşması gibi. İşte böyle bir ders. Salih ağanın oğlu Saly kim bilir nelere daha  vesile oldu.

Siyah ve beyazın , haklıyla haksızın girift bir şekilde flulaştığı şu dönemde bu hikayelerden ders almamız ve Allah’ a teslimiyet noktasında kendimizi sınamamız gerekmez mi? Çalışıp işimizi hakkıyla yaptıktan sonra Allah’ın bizi neye ve kimlere hizmet ettireceği konusunda ne kadar değiştirebiliriz kaderimizi.

Bu noktada bize düşen sanırım teslimiyet. Neredesin hırs zindanına hapsedilmiş tevekkül.
Selametle

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.