Beyazıt Mimar Sinan Çarşısı

0

İstanbul’ un kadim sokaklarından birindeyim…

Beyazıt’ta bulunan Bakırcılar Çarşısı, el yapımı bakır ürünlerin satıldığı  otantik yapısıyla bambaşka bir kültüre kapı aralıyor…

El yapımı bakır ürünlerin satıldığı Bakırcılar Çarşısı, Beyazıt’ta İstanbul Üniversitesi Merkez Yerleşkesini çevreleyen duvarların altında yer almaktadır.

Unutulmaya yüz tutmuş el sanatımızı,  yarım asırdan fazla süredir devam ettiren “İhsan Usta” ile sanat, insanlık ve evrene dair sohbet ediyoruz.

  • “Sanat Duvarı” okuyucularına kendinizden bahseder misiniz?

Yöresel olan bu mesleğe, 50 sene önce Erzurum’ da aile büyüklerimin yanında çırak olarak başladım. İnsan sabır ile hayat yolunda yol alır. İnsanı büyüten azimdir. O küçücük dediğin çiçek motifini işlerken, emeğini ve göz nurunu sabırla bakıra katarsın. İlk bakır sanatına başladığım zamanlarda da şimdi ki gibi gelir getiren bir meslek değildi.

Sanat ve motif olduktan sonra benim için ömürlüktü ama para yoktu… Yine de bıkmadan sıkılmadan yapmaya devam ettim başka işler yaparak daha fazla gelir elde edebilirdim ama ben askerlikte bile bu sanatı icra ettim. Eski motiflerin tümünün anlamı vardı. Lale başka, gül başka ve gonca başka duyguları anlatır… Zaten eski motiflerin hepsinin yaşanmışlıkları vardır.

  •  Sizce sanat nedir?

Sanat gözü ve kalbi yücelten her şeydir. Gönlü güzel insan dışardan da güzeldir…

Elimle ince ince emek verip yaptığım şu küpelere, bileziklere bak mesela hepsi insanı güzelleştirmek için değil mi? Aksesuar insana neden takılır ki? Bana sorarsan, insanı büyüten şey sevgidir. Bakır el sanatı beni büyüttü, ben de onu… Severek yaptığın her şey mutlu eder, yüceltir. Bir düşün çırak bile yetişmiyor artık bakır sanatı yok olmak üzere. Geçim sıkıntısı sebebiyle şimdi ki gençler rağbet etmiyor. Dediğim gibi sevmeden bu motifleri çizemez yaşamına bu meslek ile devam edemezsin. Sevgin varsa mesleğin seni büyütür, sen de mesleğini büyütürsün…

  •  Bakır sanatının daimi olması için söyleyecekleriniz nelerdir?

Ustalık

Çıraklık

 İnsanlar ahilik ocaklarını araştırsınlar. Ahilik ocaklarında esnaf olmak başlı başına kural ve incelik gerektirirdi. En büyük beklenti sanatçı, esnaf kimse için asla para olmamalı… Dilerim ki, beni mutlu eden bu meslek bizden sonra ki kuşaklarda da devam etsin. Avrupa ülkelerinin çoğunda duyduğum kadarıyla devlet unutulmaya yüz tutmuş mesleklere teşvik ve destek veriyormuş. Bizim ülkemizde de daha makbul ilerlese işler güzel olurdu çünkü el sanatları farklıdır, her ürün kendine münhasır ve özel olandır. Seri üretimin yeri de başka ama kimi el yapımı ürünler bizleri kendimize yansıtmak için vardır.

Paylaş

Yazar Hakkında

Tülay Çağlar Kadı

İletisim Sanatlari fakultesi mezunudur. Akademik öğrenimine, İstanbul Ünversitesi Tarih öğrencisi olarak devam etmektedir. Arkeoloji, sanat ve tarih ve sosyoloji ilimleri kişisel ilgi alanlari olan yazarimiz, 2004 senesi itibari ile Sabah gazetesi başta olmak üzere birçok medya yapısında görev almıştır. Şimdilerde ise çalışmalarına, özel öğrenim kurumlarının yayınlarına bireysel olarak destekleyerek devam etmektedir. Sanat ve sanat severlerin yaşama dair bakış açılarını ve deneyimlerini röportaj sonrası desteklediği yazılar ile Sanat Duvarı takipçilerine, 2015 senesi itibariyle ulaştırmaktadır. Değerli yorum ve önerileriniz ile buluşmak üzere.

Cevap bırakın