Aşkın O Sihirli Elini Hissetmek

0

St.Valentine’s day ne zaman bizim ülkemizde ‘sevgililer günü’ olarak anılmaya ve kutlanmaya başladı? Bileniniz varsa  bana tam tarihi bildirsin lütfen. Hafızam beni yanılmıyorsa eğer, 1990’lı yıllarda  tezgahlardaki yerini almaya başladı.Tezgahlarda diyorum, çünkü 60’lı yıllarda doğan kuşak olan bizler, gençliğimizin tam orta noktasında haberdar olduk böyle bir günün varlığından. Şatafatlı kutlamalardan, seni seviyorum yazan pandalardan (ayı demek istemedim), kırmızı kalpli pastalardan, lüks otellerde ayrılan odalardan, ünlü ‘restaurantların special’ menülerinden…

O güne kadar bihaber yaşayıp gidiyorduk ne güzel… “Aşkın o sihirli elini” şarkılarda hissediyorduk, yeşilçam filmleri yetiyordu bize, yetmezse damardan biraz arabesk alıp idare ediyorduk. Sevdiğimizi ispat etmek için daha fazlasına ihtiyaç duymuyorduk, kafamız bozuksa eğer iki tek alıp cesaretimizi topluyorduk o kadar. Yeteneği olanlar şiir yazardı renkli kağıtlara, sesi güzel olan türkü söylerdi olsa olsa en fazla. Kimsenin bir beklentisi yoktu. Sevmekten başka…

Şubat ayı ise 28 çekmesiyle ünlüydü, 29 Şubatta doğanların 4 yılda bir doğum günü kutlamak zorunda olmasıyla eğlenirdik. Sömestr tatilleri dışında başkaca bir anlamı yoktu Şubatın. Oysa şimdi öyle mi ya? Daha Şubat ayının başında insanların başkaca hiç bir işi gücü yokmuş gibi,  başlıyor hazırlıklar tezgahlarda. Konuşmalar renk değiştiriyor” Canım siz  Sevgililer günününde nerede olacaksınız?” la başlıyor mesela… ” Biz filanca otelde yerimizi ayırttık bile, akşam yemeğini orada yiyip, terasında içkilerimizi yudumlayacağız. Aaa… siz daha yerinizi ayırtmadınız mı? Vallahi yer bulunmuyor şekerim çok geç kalmışsınız. Açıkta kalırsınız… Bak söylemedi deme sonra ”

Ya da başka bir konuşma, ” Sevgilimmmmmm  nasıl bir sürpriz yapacaksın bana 14 Şubatta?  Biliyor musun, falancanın kocası bir gerdanlık siparişi vermiş şu mücevver mağazasına…” Böylece sürprizin adresi verilmiş oluyor ilgili makama…

Bütün çiçekçiler aralarında anlaşmışlar gibi bir adet gülün fiyatını üç basamaklı rakamlarla belirleyip, bir yıllık gelirlerini bir günde elde etmenin yolunu 14 Şubat’ta buluyor. Yılın geri kalanı ver istersen ucuza…

Bir telaştır sarıyor ortalığı, geçen yıllarda alınan hediyeler anımsanıyor. Öyle ya, tekrara düşmemek lazım. Ya da yakın arkadaşlarla pişti olmamalı değil mi ama? Her şey de öyle pahallı ki, neyse canım yılda bir defa ne de olsa… Kim daha gösterişli bir hediye alırsa, o kadar çok seviyor ya sevdiğini …

Bütçesine göre kutlayanlar da yok değil elbette sevgililer gününü… Ayağını yorganına göre uzatmak isteyenler için de seçenekler mevcut. Pek tabii kıdem önemli bir belirleyici olmalı seçilecek hediyede… Daha bir kaç haftalık sevgiliyseniz eğer ufak tefek armağanlarla kurtarabilirsiniz bu yılı, seneye uzarsa ilişkiniz misliyle karşılık vermek şartıyla… Ama yıllanmış ilişkilerde hediye de büyür, fiyatı da yükselir işte bu durumlar için aşağıya bakınız…. Veeeee

%50 Sevgililer Günü İndirimini Kaçırmayınız…


Küçük hediye demişken yaratıcı olanları da yok değil hani… Çeşit çeşit ne ararsanız var piyasa geniş… Sektör öyle gelişmiş ki size yaratıcılıkta sınır tanımıyor. Her birimiz adeta bir reklamcı edasıyla sıvıyoruz kolları hem işi ucuza getirmek hem de eldeki sevgiliden olmamak için itina ile çalışıyoruz. Malum hediye beğenilmezse eğer bir yıl boyunca bunun dırdırını çekmek de var serde…

 Eli kağıt kalem tutanlar, biraz beceriyle kurtarırlar belki de… Ya tutamayanlar için müracaat işin ehline…
 Hiç bir şey yapamıyorsanız eğer tutun elinden sevdiğinizi götürün çekin fotoğrafını bitsin bu işkence…

Hele bir de unutup atladıysanız bu günü vay halinize, nasıl alacaksınız gönlünü sevdiğinizin? Elbette tatlı dille veeeeee kocaman bir tatlı sepetiyle…Çikolata seviyorsa biraz pahallıya mal olsa da kurtardınız yine de aman dikkat seneye, sakın ola ki unutmayasınız !

Sevgililer günü, sevgili olmak için çok önemlidir. Bugünü bunalıma girmeden sevgilisiz geçirenler olabildiği gibi , sırf hediye masrafından kurtulmak için, 14 Şubattan önce ayrılanlar bile çıkabilmektedir.

Altı üstü bir gün demeyin, sevgililer günü bugün… Ya olmasaydı kutlanmasaydı ne yapardık o zaman? Ekonominin hızlanması, iç talebin artırılması bir yana

“Aşkın o sihirli elini ” nasıl hissederdik ruhlarımızda?

Turizm nasıl canlanırdı? Yurt dışı seyahatlerle nasıl turlar kazanırdı? Duygularımızı nasıl dile getirirdik? En pahallı, gösterişli armağanı almazsak nasıl kanıtlardık sevdiğimizi karşımızdakine değil mi ama?

İyi ki var sevgililer günü…

Ha… unutmadan Yıldız Tilbe’den gelsin günün şarkısı…

 

 

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Betül Çetinay

İstanbul’da yaşıyor, çocukluğunu Yedikule’de geçirdi. Yedikule Lisesi’ni bitirdikten sonra M.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Lisans ve İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ortaokul yıllarında yazmaya başladı ve yazmaktan hiç vazgeçmedi. Üniversite yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarını uzun yıllar amatör olarak devam ettirdi. Edebiyat ve sanat yaşamında hep var oldu. Müzik onun elinden tuttuğundan beri artık müzikle yazar, müzikle yaşar… Mızrabı vurup, kalemi tutar...

Cevap bırakın