Kara Duygulu Şair, Ece Ayhan’ı Anmak

7
348
Kara Duygulu Şair, Ece Ayhan’ı Anmak

İlkokulda başladı Edebiyat sevdam. Elime ne geçtiyse okudum, değerlendirdim. Tüm edebi türler içerisinde, en sevdiğim hep şiir oldu. Bir sürü şair okudum, bir sürü şiir ezberledim. Hiçbirini birbirinden ayıramam tabii ki. Bütün şairlerin hissettikleri ve hissettirdikleri bambaşka. Ama içlerinden biri var ki; her şiirini ayrı ayrı dünya harikası sayabilirim.

Ece Ayhan

Baktığımızda İkinci Yeni şiir akımının tüm şairleri, akımın tüm eserleri belki de edebiyat tarihine damgasını vurmuş. O dönemlerde, “Soluk alıp verdiğini gerçekten duyduğum tek kent” diye nitelendirdiği İstanbul’da yaşayan huysuz, hırçın bir şair kalemine sımsıkı sarılmış. Ve bugünlere kadar gelen bir sürü güzel şiir bırakmış ardında. Aykırı, farklı ve dilin uçlarında gezinen şiirleriyle o dönemlerde dahi adından çok fazla bahsettirmiş. Kapalı anlatımlarıyla aslında söylemek istediğini bu denli gözler önünde tutup aynı zamanda saklayan şair olarak kazınmış akıllara. Entellektüelliğine nazaran sokak diline böyle hakim olması ve bu dili yeri geldiğinde şiirlerinde çok güzel harmanlaması onun ne kadar usta bir şair ve aynı zamanda halktan biri olduğunu gösterir biçimde. Alışılagelmiş sistemle sorunları olan ve bunları dile getirmekten çekinmeyen şairin, devletle barışması çok üzücüdür ki hastanelerde, sağlık problemleriyle uğraşması sonucu gerçekleşmiş. Bütün bu maddi ve sağlıkla ilgi problemlerle uğraşırken, Ece Ayhan hayata 12 Temmuz 2002’de gözlerini yummuş. Bugün bize bıraktığı bir sürü şiir ve “Kara duygulu şair” lakabıyla akıllarımızın bir köşesinde hep. Saygıyla anıyoruz.

Ece Ayhan "Mor Külhani"
Ece Ayhan “Mor Külhani”

Mor Külhani

  1. Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna

Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan

Taşınır mal helalarında kara kamunun

Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

 

  1. Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik’te Eski Şair Çıkmazı’nda oturur

Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür

Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta

Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

 

  1. Şiirimiz gül kurutur abiler

Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın

Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga’ya kaçan

Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu

Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

 

  1. Şiirimiz erkek emzirir abiler

İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister

Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun

Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla

Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir

Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

 

  1. Şiirimiz mor külhanidir abiler

Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz

Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde

Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle

Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.

Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler

 

  1. Şiirimiz kentten içeridir abiler

Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir

Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla

Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?

 

Ece Ayhan "Galata Kantosu"
Ece Ayhan “Galata Kantosu”

Galata Kantosu

Benim hiç Çin’de bir ablam olmadı

Hiç çiçekçi dükkânım İvan Milinski

Üç Galata gecesi Ceneviz kerhânesinde

Boyalı kunduralarıma büyük erkekliğime baktı kaldı

Dişleri kâmilen altın dövülmüş bir kadının yüzü

 

Peki bu Güzel Avratotu da kim yahu?

Oldum olası ayakta bira içiyor

Galiba yine yüz kişi ütülemiş kayıkta kızcağızı

Biliyorsun işte bira içerken vergi vermek gücüme gidiyor arkadaş

Hem ne demeye o Güllü Agop ukalâsı otobüs paramı çekecekmiş

Eve gitmek istemiyorum pazarlık ederiz hamamda yatarız

Ulan git şimdi milli gelirden söz açma bana defol bas git yıkıl

 

Mübeccel Mübeccel ben ben olayım da seni hiç anlamayayım ha

N’olur uzat bacaklarını Galata’dan denizlere uzat uzat da

Zırlamadan anlat on ikisi de deli olan kardeşlerini Mübeccel

Anlat kimlerin yüreğinde Kız Kulesi gibi grev çivileri var

Kimler boş sarnıçlara iğilmiş ha bağırır ha bağırır

Sen kahırlanma bana gözlerim Çin’de benim çiçek bahçelerine kaçmış

Benim hiç Çin’de bir ablam olmamış hiç çiçekçi dükkânım olmamış

 

Geceleri Galata’da gülerken bacaklarımız uzamış alıştık artık ölüme

Diyeceğim şu İvan Milinski: ölüm için ayırdık geceleri gülerken

Galata’da

Önceki İçerikNeden?
Sonraki İçerikNasıl Uyuyorsun Geceleri?
Aleyna Nisa Mülayim. 1997 yılının Aralık’ının 27’sinde doğdum. Eğitim hayatıma Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde devam etmekteyim. Ankara’da yaşıyorum.

7 YORUMLAR

  1. Güzel ve başarılı bir yazı. Ece Ayhan şiirleri ve 2. Yeni şiiri. Bu ikili birlikte bir harika. Tebrik ediyorum. Bu tarz yazıların Sanat DUvarı’nda daha çok yer almasını istiyorum. Değerlendirelim, yorumlayalım, analiz edelim. Türk şiirini ve eskisi ile yenisi ile tartışalım. Sanat Duvarı yazarlarının daha çok inceleme ve analiz makalesi kaleme almasını rica ediyorum. Saygılarımla…

  2. Çok güzel olmuş. Umarım bu ilgin devam eder ve bu çağımızın bütün edebiyata yatkın gençlerinin yapması gerektiği gibi kaleminin güzelliklerini bizimle daha çok paylaşırsın.

  3. Böylesine güzel şiirler ile bizi başbaşa bıraktığın için teşekkürler. Ece Ayhan şiirleri gerçekten bir harika. Yazılarının devamını bekliyoruz.

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.