Hoşça Bak Zâtına!

0

Kâinattaki konumu ve sahip olduğu donanımı itibariyle insan, istisna bir varlıktır.

O, en mükemmel şekilde yaratılmıştır.

“İncire, zeytine… Sîna dağına… Ve şu emin beldeye yemin ederim ki… Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (1)

***

İnsan, küçük bir kâinattır.

“O Allah ki; seni yarattı. Seni düzgün ve dengeli kıldı. Sana ölçülü bir biçim verdi.” (2)

***

Kâinat, büyük bir insandır.

“Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, onun sorumluluğundan korktular.” (3)

“Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek parça parça olmuş görürdün.” (4)

***

Peki, insan ve kâinat arasındaki bu sırrı kimler görebilir?

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.” (5)

“Bu inceliği ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.” (6)

***

Aklıselim sahipleri ne yapar?

“Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken… Her vakit Allah’ı anarlar.

Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler.” (7)

Ve şöyle derler:

“Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru.” (8)

***

Ne güzel söyler Şeyh Galip.

“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen.

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.”

Kendine saygıyla bak, âlemin özü sensin.

Sen kâinatın gözbebeği olan insansın.

***

Aynı hakikati Akif bir başka güzellikte şiirleştirir.

“Avalim sende pinhandır, cihanlar sende matvîdir.”

Âlemler sende gizlidir, cihanlar sende dürülmüştür.

***

İşte bu esrarın farkında olan insan, yeryüzünde Allah’ın halifesidir.

Allah, kendi adına kâinatta tasarrufta bulunma yetkisini sadece insana vermiştir.

Yetki, sorumluluk ister.

Sorumluluk ise ödül ya da cezayı netice verir.

***

Son söz…

“Ey insan! İhsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?” (9)

_______________

  • Tin Suresi, 1-2-3-4. ayet
  • İnfitar Suresi, 7. Ayet
  • Ahzâb Suresi, 72. ayet
  • Haşr Suresi, 21. ayet
  • Âl-i İmran Suresi, 190. ayet
  • Âl-i İmran Suresi, 7. ayet
  • Âl-i İmran Suresi, 191. ayet
  • Âl-i İmran Suresi, 191. ayet
  • İnfitar Suresi, 6. ayet

(Türkiye Diyanet Vakfı tarafından hazırlanan Kur’an-ı Kerim Mealinden yararlanılmıştır.)

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Osman Çetinkaya

Okumayı, yazmayı, sohbet etmeyi ve sükûneti seven bir eğitimciyim. Edebiyata, babamın üç bin nüfuslu küçük kasabamızda ayda bir yayınlamaya çalıştığı yerel gazete vesilesiyle ilgi duydum. Babamın ve dostlarının bu mütevazı gazetede çıkan yazılarını okuyup anlamaya çalıştığımda ilkokuldaydım. Takvimler seksenli yılları gösteriyordu. Gazetenin kâğıt ve mürekkep kokusunu halâ hatırlıyorum. Ortaokul ve lise yıllarımda duvar gazeteleri hazırladım. Otuz yıl önce başlayan tutkum devam ediyor. Özellikle roman, hikâye, biyografi ve hatıra türünde eserleri altını çizerek ve not alarak okuyorum. Eğitim, insan, aile ve toplum içerikli yazılar yazmaya çalışıyorum.

Cevap bırakın