Çarşamba, Aralık 7, 2016
Edebiyat

Edebiyat

Edebiyata dair paylaşımlar yer alır. Öykü, şiir, deneme gibi yaratıcı yazıların yanı sıra akademik ve bilimsel makaleler yayımlanır.

Güzel bir şeyler olsun bu sabah, Güzel bir müzik dinleyelim. Güzel bir şiir okuyalım, Gökyüzündeki güneşle ışıyalım, Konalım her bir çiçeğe birer birer, Kokularına karışalım. Serçenin ekmek kırıntısında can bulalım.   Sular...

Parmaklarım içinde yeni bir ruhun Bedenlere yansıyıp Nakışsız gövdelerden uzanarak Derine en derine işleyen Hayatın tecellisi   Mürekkep kokulu yaprağın Ardında bir dolu dünya Savrulup içinde kaybolduğumuz Notasız kademelerle taşradan Şehrin doruğunda aramak yüzleri Saplantısız...

Gece heybetli giysileriyle Işık saçıyor gündüze Tılsımlarını tabiattan kavrayarak Islak teninde, siyah cisimler Yükseliyor ağaçların kurumuş, seyrek   Düşmeyi bekleyip doğumun Süreğin izlerini gözlerden uzakta Bu ağaç kuru öbürü yaş Göze dokunan kuru...

Nihayet bir çorbacı bulmuştu koca bulvarda. Artık yeni hikâyesini yazabilecekti. En uygun yer olarak seçmişti çorbacıyı. Cazibeli bir yer değildi elbette ama tuhaf bir...

Durdum. Yaptığım işi bir an olsun bırakıp pencereye yöneldim. İnsanlara baktım. Hepsi hayatı yakalamaya çalışan birer oyuncak, hayat ise onlarla oynayan bir çocuk. Çocuk,...

Dökülen saçlarım bir deli şarkı çalıyordu Ne zaman, kimden duymuş bilinmez. Burnumun ucu sağlıklı bir itinki kadar ıslak Öyle oturup herhangi bir bankta silinmez. Ben sarhoştum hatırladığım kadarıyla Ağzımda...

Yara bere içindeki dizlerinden oluk oluk kanlar akıyordu. Fakat akan kanlara rağmen acı hissetmediğini fark etmişti. Minicik ayakkabılarına dolan kanlara aldırmadan ayağa kalkmıştı var...

Acı çektiğini görüyorum, Dokunsam ağlayacaksın, Buna dayanamıyorum, Seni üzeni görüyorum, Ne yazık ki çare bulamıyorum. Yüreğine dokunduğum an, Acını derinden hissediyorum, Sonra ben ağlıyorum. Bu nasıl his bilmiyorum. Gittiğin zaman görmeyince, Tarifsiz özlüyorum, Geldiğin zaman...

Ey benim çatalla yakalamaya çalıştığım zeytin tabağım! Ey benim karam, gecem, sonbaharım, aralığım… Bir miftah tut göğsümün sol üst kapakçığına ve bul mahzenimin en saklı köşesini....

Seni uyandırmak ne kadar zordu hatırlar mısın? Ben size geldiğimde öğleyi geçmiş olurdu. Sen başına kadar çektiğin yorganının altına daha bir saklanırdın, uyuyor numarası...