Pazar, Aralık 4, 2016
Etiketler Etiketler: "fantastik öykü"

fantastik öykü

Kaplumbağa kabuğu çalan adam; her gün aynı sokakta, hep aynı saatlerde birbirinden çok farklı ritimlerle vuruyordu bağdaş kurduğu bacaklarının üzerindeki itina ile parlaklığını koruduğu kaplumbağa evine. Müziğinin dinleyicileri de her geçen gün azalmak bilmiyordu....

Söylemediğim bir şey var; der gibi duruyordu balıkçıllar. Beyaz ve mağrur boyunlarının bükülüşünde bir sır gizliydi. Bu yüzdendi hep, gözden uzak oluşları. Bir sazlığın dibinde, bir dere kenarında, ansızın belirip kaybolan hayallerden ibarettiler anılarda....

Ağır ateşte pişen kahve gibi takırdıyor dişlerim. Soğuğun bu kadar soğuyabileceğini hayal bile edemezdim. Eldivenlerimi bile hissedemiyorum, avuçlarım çıplak sanki. Hava, burnumu tırmalayarak giriyor içeri, ciğerlerime dek taşıyor keskinliğini. Bu donuk zamanda; son baharın...

Göçebe bir hayat yaşıyor, pek çok kişiyle tanışıyordu. Arkadaş canlısı davranışları, bu hayat tarzını sürdürürken, ihtiyaçlarını karşılamasını ve yardım bulmasını kolaylaştıran vazgeçilmezlerdi. Aslında, kimseyle gerçekten arkadaş olmuyordu. Çünkü fazla yakınlık kurmanın, istediği zaman çekip...

Bu diyarda, doğum günlerinde herkes susar, önceki yıllarının hatıralarına bu şekilde saygıda bulunur ve karşılarına dikilen yeni yıllarını sükûnetle karşılarlardı. Doğum gününün, kişinin yalnız kendisine ait olduğuna inanılır ve doğum günleri, benliğin bütünlüğünün simgesi...

Gün gibi aydınlık bir yüzü varmış. Yüzündeki tek karanlık nokta olan burnu, yıldızlara gün ışığı biriktirirmiş. Bu yüzden, hava nasıl olursa olsun gündüz dört duvar arasında tutmamak gerekliymiş. Eğer tek bir gün bile güneşi...