<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Dilara Pınar Arıç &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/dilarapinararic/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Jan 2024 09:10:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>ENTELEKTÜEL OLMAK İÇİN BİRKAÇ GEREÇ</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/entelektuel-olmak-icin-birkac-gerec/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/entelektuel-olmak-icin-birkac-gerec/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 31 Jan 2024 09:10:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dilara pınar arıç]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[entelektüel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19979</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hayatta en önemli şey çalışmaktır. Başarmak için çalışmalıyız. İnsan için başarı yıllar gerektiren bir şeydir. Evde oturarak başarı elde edilmez. Çalışmak gereklidir. Ziya Paşa’nın söylemiyle “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” denir. İnsan hayatı önemlidir. Yazarlık ise beyin gücü gerektirir. Zeka gerektirir. Tüm yazarlar bir göz odada oturup hayal gücünün yardımıyla kalem oynatırlar. Edebiyat kurgudan ibarettir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/entelektuel-olmak-icin-birkac-gerec/">ENTELEKTÜEL OLMAK İÇİN BİRKAÇ GEREÇ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Hayatta en önemli şey çalışmaktır.</p>



<p>Başarmak için çalışmalıyız.</p>



<p>İnsan için başarı yıllar gerektiren bir şeydir.</p>



<p>Evde oturarak başarı elde edilmez.</p>



<p>Çalışmak gereklidir.</p>



<p>Ziya Paşa’nın söylemiyle “Ayinesi iştir kişinin lafa
bakılmaz.” denir.</p>



<p>İnsan hayatı önemlidir.</p>



<p>Yazarlık ise beyin gücü gerektirir.</p>



<p>Zeka gerektirir.</p>



<p>Tüm yazarlar bir göz odada oturup hayal gücünün yardımıyla
kalem oynatırlar.</p>



<p>Edebiyat kurgudan ibarettir.</p>



<p>Jane Austen hiç evlenmemiş olmasına rağmen 6 kitabı da
evlilikle sonuçlanır.</p>



<p>Jane Austen’ın Aşk ve Gurur romanı bize genç kızların
eğitimi hakkında bilgi verir.</p>



<p>Evlenecek olan genç kız, resimden, müzikten, tiyatrodan,
edebiyattan, el sanatlarından anlamak zorundadır.</p>



<p>Nezaket ve görgü kurallarını bilmek zorundadır.</p>



<p>Bu nedenle ben 15 yıldır çalışıyorum.</p>



<p>Benim sırrım çalışmaktır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </p>



<p>Resim, müzik, tiyatro, edebiyat ve el sanatları kurslarına
gittim.</p>



<p>Kendimi geliştirmek için çabaladım.</p>



<p>Edebiyatla ilgili olarak Necip Tosun’un Günümüz Öyküsü kitabından
liste çıkardım.</p>



<p>Listedeki tüm yazarların kitaplarını okudum.</p>



<p>Yazarlarla söyleşi yaptım.</p>



<p>Entelektüel birikim elde etmek için okumak şarttır.</p>



<p>Cemil Meriç, “Kitap zekayı kibarlaştırır” der.</p>



<p>Okumak, okumak, okumak.</p>



<p>Okumak aynı zamanda Kuran’ın ilk emridir.</p>



<p>“Oku!”</p>



<p>“O insanı kan pıhtısından yarattı.”</p>



<p>“O insana kalemle yazmayı öğretti.”</p>



<p>İlk inen ayet “Oku!”</p>



<p>Belagat bakımından kelam ve fasihi söz söylemek yetenek ve
çalışma gerektirir.</p>



<p>Eğer bir konuda başarı istiyorsanız çalışmak
zorundasınızdır.</p>



<p>Bu cümleyle sözlerime son vermek istiyorum:</p>



<p>Tüm kitaplar tek bir kitabı anlamak için yazılmıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/entelektuel-olmak-icin-birkac-gerec/">ENTELEKTÜEL OLMAK İÇİN BİRKAÇ GEREÇ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/entelektuel-olmak-icin-birkac-gerec/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19979</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şairlerin Portresinde Gizlenen Mazmun</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sairlerin-portresinde-gizlenen-mazmun/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sairlerin-portresinde-gizlenen-mazmun/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 10 Apr 2020 04:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19526</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sokaktayım, kimsesiz sokak ortasında… Üşüyorum. Her gün biraz daha ölüyorum yokluğunla. Kimse dokunmadı yalnızlığıma…. Çölde susuz… Sense su… Bir mısranın içinde saklıdır yalnızlığım. Sen çaysın bense şeker… Dalgaların arasında yüzüyorum. Oynuyorum en masum gözyaşımla. Bilmiyorsun. Yazdıklarımı okumuyorsun bile. Ben şiir sen bir şair… Bir mısrada gömülü kadere malik bir bedevi… Haydutlara düşerse yolun beni hatırla… [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sairlerin-portresinde-gizlenen-mazmun/">Şairlerin Portresinde Gizlenen Mazmun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Sokaktayım, kimsesiz sokak ortasında…</p>



<p>Üşüyorum.</p>



<p>Her gün biraz daha ölüyorum yokluğunla.</p>



<p>Kimse dokunmadı yalnızlığıma….</p>



<p>Çölde susuz…</p>



<p>Sense su…</p>



<p>Bir mısranın içinde saklıdır yalnızlığım.</p>



<p>Sen çaysın bense şeker…</p>



<p>Dalgaların arasında yüzüyorum.</p>



<p>Oynuyorum en masum gözyaşımla.</p>



<p>Bilmiyorsun.</p>



<p>Yazdıklarımı okumuyorsun bile.</p>



<p>Ben şiir sen bir şair…</p>



<p>Bir mısrada gömülü kadere malik bir bedevi…</p>



<p>Haydutlara düşerse yolun beni hatırla…</p>



<p>Sileceğim gökyüzünden adlarını…</p>



<p>Gezeceğim deryalarında katre katre…</p>



<p>Bil ki bir Şehrazat gibi anlatıyorum hayallerimi…</p>



<p>Sense biliyorsun günden güne…</p>



<p>Ben bir hiçim aslında…</p>



<p>Yazdıklarımı okumuyor kimse…</p>



<p>Bilirler ki zambaklar en ıssız yerlerde açar…</p>



<p>Vardır her çiçekte bir gurur…</p>



<p>Ben şairin portresinde gizlenen berceste….</p>



<p>Sense bir masum kedinin bakışlarındasın bu evde…</p>



<p>Akşam yine akşam yine akşam…</p>



<p>Ben de bu sahillerde bir kum olsam.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sairlerin-portresinde-gizlenen-mazmun/">Şairlerin Portresinde Gizlenen Mazmun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sairlerin-portresinde-gizlenen-mazmun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19526</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilinmez Satırların İzinden</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bilinmez-satirlarin-izinden/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bilinmez-satirlarin-izinden/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 02 Apr 2020 14:51:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19508</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir masalsı yalnızlığın girdabındayım. Uçsuz bucaksız çölün ortasındayım. Üşüyorum bu sıcakta… Titriyor dudaklarım. Sen bilmezsin. Gözler neyi anlatır sana? Neyi hatırlatır mısralarımda? Ufka bakar da söylemez. Sen bilinmezsin. Dünyalara bedel gözler ufuklarda İsmin bilinmez diyarlarda Layık mıdır sözlerim çınlayan kulaklarımda Anlatır mı sana derdini aklımda Rahat mıdır başın o yastıkta Artık bir sırdır ismin baş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bilinmez-satirlarin-izinden/">Bilinmez Satırların İzinden</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir masalsı yalnızlığın girdabındayım.</p>



<p>Uçsuz bucaksız çölün ortasındayım.</p>



<p>Üşüyorum bu sıcakta…</p>



<p>Titriyor dudaklarım.</p>



<p>Sen bilmezsin.</p>



<p>Gözler neyi anlatır sana?</p>



<p>Neyi hatırlatır mısralarımda?</p>



<p>Ufka bakar da söylemez.</p>



<p>Sen bilinmezsin.</p>



<p>Dünyalara bedel gözler ufuklarda</p>



<p>İsmin bilinmez diyarlarda</p>



<p>Layık mıdır sözlerim çınlayan kulaklarımda</p>



<p>Anlatır mı sana derdini aklımda</p>



<p>Rahat mıdır başın o yastıkta</p>



<p>Artık bir sırdır ismin baş harflerinde</p>



<p>Bir fısıltıdır ismin söyler misin bana?</p>



<p>Sayıklar mısın adımı duyar mıyım uzaklardan?</p>



<p>Yalnızlığın girdabında ölmekteyim sonsuz meltemin kıyısında?</p>



<p>Söyler de bilmezsin neler söyler sana gözlerim.</p>



<p>Her şeyi öğrenirsin bakarsan gözlerime yeniden.</p>



<p>Çünkü gizli bir sırdır neler söyler dinle kalbimi
uzaklardan.</p>



<p>Bir beyaz papatyanın gülümseyişidir sırrım sana bu masaldan.</p>



<p>Bir gözlerim bir de ellerim titrer sana anlatır bu
mısralardan.</p>



<p>Bir harfin içinde saklıdır ismin hala dudaklarımda.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bilinmez-satirlarin-izinden/">Bilinmez Satırların İzinden</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bilinmez-satirlarin-izinden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19508</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Yılan Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-yilan-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-yilan-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 21 Mar 2020 04:22:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19454</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir adam yürürken birden yılan gelmiş ve sormuş: “Adamım! Sen nereye gidiyorsun?” “Benim nerem doğru ki?” “O devenin sözü…” “Tabi ki, hayır! Doğru olan yoldur.” Adam üzülmüş: “Sen niye doğrulamıyorsun?” “Yalandan korkmazlar, yılandan korktukları kadar.” demiş.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-yilan-hikayesi/">Bir Yılan Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir adam yürürken birden yılan gelmiş ve sormuş:</p>



<p>“Adamım! Sen nereye gidiyorsun?”</p>



<p>“Benim nerem doğru ki?”</p>



<p>“O devenin sözü…”</p>



<p>“Tabi ki, hayır! Doğru olan yoldur.”</p>



<p>Adam üzülmüş: </p>



<p>“Sen niye doğrulamıyorsun?”</p>



<p>“Yalandan korkmazlar, yılandan korktukları kadar.” demiş. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-yilan-hikayesi/">Bir Yılan Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-yilan-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19454</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gökkuşağı Altında</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gokkusagi-altinda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gokkusagi-altinda/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 20 Mar 2020 04:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19451</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Somewhere over rainbow!” Mırıldanarak yürüyordu. Yoldan bir kedi geçti. Yürümeye devam etti. Ayakkabıları kirliydi. Çamura batmışlık hissinden kurtulamamıştı. Ayakkabı dükkanına gidebilirdi belki ancak gitmek istemiyordu. Ayakkabısının bağcıklarını düzeltiyordu. Kimse görmesin diye hafif eğilmiş vaziyette duruyordu. Düzelttikten sonra doğruldu. Bir caminin önüne geldi. Ellerini açıp dua etti. Yanından bir kağıt toplayıcısı geçti. Süleymaniye Camii’nin oradan geçerken [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gokkusagi-altinda/">Gökkuşağı Altında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>“Somewhere over rainbow!”</p>



<p>Mırıldanarak yürüyordu.</p>



<p>Yoldan bir kedi geçti.</p>



<p>Yürümeye devam etti.</p>



<p>Ayakkabıları kirliydi.</p>



<p>Çamura batmışlık hissinden kurtulamamıştı. </p>



<p>Ayakkabı dükkanına gidebilirdi belki ancak gitmek istemiyordu.</p>



<p>Ayakkabısının bağcıklarını düzeltiyordu.</p>



<p>Kimse görmesin diye hafif eğilmiş vaziyette duruyordu.</p>



<p>Düzelttikten sonra doğruldu.</p>



<p>Bir caminin önüne geldi.</p>



<p>Ellerini açıp dua etti.</p>



<p>Yanından bir kağıt toplayıcısı geçti.</p>



<p>Süleymaniye Camii’nin oradan geçerken bir kere
işportacıların o komik hallerini unutamıyordu.</p>



<p>Yıllar öncesinde yaşadığı bir hikaye geldi aklına.</p>



<p>İkinci el cep telefonları satan bir adam bir şişe su alıp
kaba koydu ve kediye uzattı.</p>



<p>Kedi hafif miyavlayarak sudan
biraz içti.</p>



<p>Kedi sarı renkli ve yeşil
gözlüydü.</p>



<p>Adamın ayakkabına değerek
yanından uzaklaştı.</p>



<p>Adam ayakkabısının bağcığını
düzeltti.</p>



<p>Daha sonra tezgahını kaldırıp
oradan uzaklaştı.</p>



<p>Adam da aynı şekilde yerde uzanan
bir kedi gördü. </p>



<p>Onu kucağına alıp sevdi. </p>



<p>Daha sonra yere bıraktı.</p>



<p>Yaşanan her şey aslında bir
anıydı.</p>



<p>Uzaklaştıkça uzaklaştı.</p>



<p>Evinin önüne yani kürkçü
dükkanına geldi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gokkusagi-altinda/">Gökkuşağı Altında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gokkusagi-altinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19451</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Kış Şarkısı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-kis-sarkisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-kis-sarkisi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 08 Mar 2020 04:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19413</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çiçeklerin solmaz güzelliğinde Denizlerin dalgalarında bir Bir orkidenin yapraklarında Masalsı bir sonbaharda Kaldırımlarda adımların Yürürken adım adım Güneşin ısıtmasıdır Belki o tatlı adın Bir damla gözyaşıdır Sandıktaki eskimiş Elbiselerden&#160; dökülen Yanıbaşımda ayakkabın Elimdeki ayna Yüzümdeki hüzün Gülümser sana Karşımda yüzün</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-kis-sarkisi/">Bir Kış Şarkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Çiçeklerin solmaz güzelliğinde </p>



<p>Denizlerin dalgalarında bir</p>



<p>Bir orkidenin yapraklarında</p>



<p>Masalsı bir sonbaharda</p>



<p>Kaldırımlarda adımların</p>



<p>Yürürken adım adım</p>



<p>Güneşin ısıtmasıdır </p>



<p>Belki o tatlı adın</p>



<p>Bir damla gözyaşıdır </p>



<p>Sandıktaki eskimiş </p>



<p>Elbiselerden&nbsp; dökülen</p>



<p>Yanıbaşımda ayakkabın</p>



<p>Elimdeki ayna</p>



<p>Yüzümdeki hüzün</p>



<p>Gülümser sana </p>



<p>Karşımda yüzün</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-kis-sarkisi/">Bir Kış Şarkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-kis-sarkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19413</post-id>	</item>
		<item>
		<title>QAŞ Kelimesi Üzerine</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/qas-kelimesi-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/qas-kelimesi-uzerine/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 05 Mar 2020 04:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19396</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bazı yer adları bulundukları bölgedeki yer şekillerinin adlarını alırlar. Hindistan’daki İndus nehri buna bir örnektir. Hindus kelimesi buradan gelmektedir. –h- düşme temayülü gösterir. İndus kelimesi gibi Türkçe yer adları da yer şekillerinden adını alabilmektedir. Yazımızda qaş kelimesi ele alınmıştır. Qaş, beyaz ya da siyah renkte olan saydamımsı bir taş (ya da taşı) Bunun beyaz olanı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/qas-kelimesi-uzerine/">QAŞ Kelimesi Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bazı yer adları bulundukları bölgedeki yer şekillerinin
adlarını alırlar. Hindistan’daki İndus nehri buna bir örnektir. Hindus kelimesi
buradan gelmektedir. –h- düşme temayülü gösterir. İndus kelimesi gibi Türkçe
yer adları da yer şekillerinden adını alabilmektedir. Yazımızda qaş kelimesi
ele alınmıştır.</p>



<p>Qaş, beyaz ya da siyah renkte olan saydamımsı bir taş (ya da taşı) Bunun beyaz olanı yıldırım düşmesine, susuzluğa ve şimşek çarpmasına karşı bir koruma sağladığı inancıyla yüzüğü takılır.</p>



<p>Divanü Lugat it Türk’te aynı zamanda qaş, herhangi bir şeyin
kıyısı ya da kenarı olarak geçer. </p>



<p>Qaş ögüz, Hoten kentinin iki yanında akan iki nehir.
Bunlardan birinin adı ürüng qaş ögüz’dür, nehrin içinde saydam beyaz taşlar
bulunur ve nehir adını bu taşlardan alır. Diğerinin adı qara qaş ögüz’dür ve
içinde saydam siyah taşlar bulunmaktadır. Bu taş, iki nehir dışında dünyanın
hiçbir yerinde bulunmaz.</p>



<p>Qaş ögüz kelime de diğer yer adları gibi yer şekillerinden
adını almaktadır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/qas-kelimesi-uzerine/">QAŞ Kelimesi Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/qas-kelimesi-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19396</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sihirli Elmalar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sihirli-elmalar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sihirli-elmalar/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 30 Jan 2020 13:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19281</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir zamanlar bir genç kız yaşarmış. Sevdiği şarkıyı dinler raks edermiş. Bir gün yine aynı şekilde raks ederken bir kurt yanına yaklaşmış. Kurt söylene söylene geliyormuş. “Merhaba genç kız!” “Sana bir tavsiyem var.” “Lütfen şu ağaca tırman ve elmlardan birini ye.”&#160; Demiş. Genç kız da ağaca tırmanmış ve elma yemeye başlamış. Ağacın kovuğuna otururken bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sihirli-elmalar/">Sihirli Elmalar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir zamanlar bir genç kız yaşarmış.</p>



<p>Sevdiği şarkıyı dinler raks edermiş.</p>



<p>Bir gün yine aynı şekilde raks ederken bir kurt yanına
yaklaşmış.</p>



<p>Kurt söylene söylene geliyormuş.</p>



<p>“Merhaba genç kız!”</p>



<p>“Sana bir tavsiyem var.”</p>



<p>“Lütfen şu ağaca tırman ve elmlardan birini ye.”&nbsp; Demiş.</p>



<p>Genç kız da ağaca tırmanmış ve elma yemeye başlamış.</p>



<p>Ağacın kovuğuna otururken bir yılan yaklaşmış. </p>



<p>Şöyle demiş: “Şu kıza bak. Hala elma yiyor.”</p>



<p>Kız aldırmamış yemeye devam etmiş.</p>



<p>İkinci kez bir elma koparmış ve yemeye çalışmış.</p>



<p>O sırada bir aslan gelmiş ve şöyle demiş:</p>



<p>“Sen hala mı elma yiyorsun? Bırak şu elmaları.” demiş.</p>



<p>Kız elma yemeye devam etmiş.</p>



<p>Aynı kurt tekrar gelmiş ve şöyle demiş:</p>



<p>“Artık yemeyebilirsin. Bana uyduğun için teşekkürler.” Demiş</p>



<p>Kız ağaçtan inmiş ve ormana doğru yürümüş. </p>



<p>Yanına periler gelmiş.</p>



<p>“Kurt elma yemeni söyledi değil mi? Doğru yapmışsın. O
elmalar sihirliydi. Sana sonsuz bir güzelliğin tadına varacaksın.” demişler.</p>



<p>“Al iç şu iksiri ve yoluna devam
et.”</p>



<p>“Tamam.” demiş ve içivermiş.</p>



<p>Birdenbire aynı kurt çıkagelmiş.</p>



<p>“Ne mutlu sana. Vazgeçme.” Demiş.</p>



<p>Birden yerdeki yapraklar rüzgarda
savrulmaya başlamış ve kız birden yürümeye başlamış.</p>



<p>Yanında elmalardan birkaç tane
varmış.</p>



<p>Bir ağacın dibinde oturup yemiş. </p>



<p>Sonra yoluna devam etmiş.</p>



<p>Çift katlı bir konağa gelmiş. </p>



<p>Burası annesinin eviymiş.</p>



<p>Kapıyı çalmış, annesi de kapıyı
açmış.</p>



<p>“Anne, sana bu elmalardan
getirdim.” Demiş.</p>



<p>Sepetindeki elmayı uzatmış.</p>



<p>Annesi de yemeye başlamış.</p>



<p>Elmalar sihirliymiş.</p>



<p>Ne kadar yerlerse yesinler
sepetteki elmalar bitmiyormuş.</p>



<p>Bir gün kurt kapıyı çalmış ve kız
da kapıyı açmış.</p>



<p>“Merhaba kurt amca! Hoş geldin demiş.”</p>



<p>“Müjde! Artık özgürsün.” Demiş.</p>



<p>Kız da sevinmiş. </p>



<p>“Elmalarını yanına al ve benimle gel.” Demiş.</p>



<p>Birlikte yürümüşler ve bir şatoya gelmişler.</p>



<p>“Buraya prensesler gelir ve saraya giderken konaklarlar. Biz
de bir gece konaklayalım demiş.”</p>



<p>Konaklamışlar.</p>



<p>Daha sonra saraya doğru yola çıkmışlar.</p>



<p>Meleklerle karşılaşmışlar.</p>



<p>Melekler ona “Bize bir masal anlatsana.” Demişler.</p>



<p>Genç kız onlara masal anlatmış.</p>



<p>Ertesi gün sabah olduğunda saraya varmışlar. </p>



<p>Sarayda bir prens varmış.</p>



<p>Bach eşliğinde raks etmişler.</p>



<p>Kurt onlara mutluluklar dilemiş.</p>



<p>Sarayda mutlu mesut yaşamışlar.</p>



<p>“Hayat ölüme ve cennete bir yolculuktur. Kim inanıyorsa
namaz kılsın. Ahirette onu karşılayacak olan odur.”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sihirli-elmalar/">Sihirli Elmalar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sihirli-elmalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19281</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Elmasa Çamur Bulaştırmak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/elmasa-camur-bulastirmak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/elmasa-camur-bulastirmak/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 11 Jan 2020 09:47:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19222</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Cevher çamura düşse, yine de değerlidir. Toz, gökyüzüne ulaşsa bile,&#160; yine de itibarsız bir tozdur.” der Şeyh Sadi-i Şirazi Hazretleri. Bir insan ruhunu kaybetmemişse, çamura düşse bile değerinden bir şey yitirmez. Aristo mantığı ile düşündüğümüzde elmas değerli bir taştır. İnsan ruhu da elmas gibi güzeldir. O halde insan değerlidir. İnsanın elmas gibi kalbi varsa o [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/elmasa-camur-bulastirmak/">Elmasa Çamur Bulaştırmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>“Cevher çamura düşse, yine de değerlidir. Toz, gökyüzüne
ulaşsa bile,&nbsp; yine de itibarsız bir
tozdur.” der Şeyh Sadi-i Şirazi Hazretleri.</p>



<p>Bir insan ruhunu kaybetmemişse, çamura düşse bile değerinden
bir şey yitirmez. </p>



<p>Aristo mantığı ile düşündüğümüzde elmas değerli bir taştır. </p>



<p>İnsan ruhu da elmas gibi güzeldir.</p>



<p>O halde insan değerlidir.</p>



<p>İnsanın elmas gibi kalbi varsa o insan çamura batsa dahi
değerinden bir şey kaybetmez.</p>



<p>Her şey kalp ile ilgilidir.</p>



<p>İman dolu bir kalbi olduktan sonra o insan çamura batırsalar
da o ruhunu yitirmez.</p>



<p>Asla kat’a bozulmaz.</p>



<p>İnsanın ruhu değişmez.</p>



<p>Çünkü kalp insanın en değerli varlığıdır.</p>



<p>Kalbi iman dolu olan bir insan elmas kadar değerlidir.</p>



<p>Ona ne kadar çamur atsanız da onu kirletemezsiniz.</p>



<p>Çünkü ruhu temizdir.</p>



<p>Laf söylenmekle bir insan kirlenmez.</p>



<p>Çünkü ruhu temizdir.</p>



<p>İman dolu kalbi olan insanın ruhu temizdir.</p>



<p>Siz söylerseniz söyleyin o temiz kalacaktır.</p>



<p>Ne kadar çamur atarsanız, adını ne kadar kirletseniz de o
iman dolu kalp temiz kalacaktır.</p>



<p>İnsanın ruhu değişmez çünkü. </p>



<p>İnsanın ruhu temizse siz ne kadar kirletseniz de adını o
insan temiz kalacaktır.</p>



<p>Çünkü nüvesi temizdir.</p>



<p>Kendime baktığımda ben beş vakit namaz kılıyorum,
akşamlarımı ibadetle geçiriyorum. </p>



<p>O halde başkasının ne dediğine bakmamalı ruhumu temiz
tutmalıyım.</p>



<p>Ruhu temizleyen şey ibadettir.</p>



<p>O halde söylenen sözlere takılmamalı, ruhum temiz kalmalı.</p>



<p>Beş vakit yıkanan insan nasıl temizse, beş vakit namaz kılan
insan da temizdir.</p>



<p>Ancak 7 kebairi işlememek şartıyla.</p>



<p>Birçok kaynağa göre namazını kılıp 7 kebairi işlemeyen
kurtulur, denir. </p>



<p>Günümüz insanının sorunu imansızlıktır.</p>



<p>İman sorunu yaşayan insanlar günaha meyillidir.</p>



<p>Ancak namaz kılıp 7 kebairi işlemiyorsa o kişinin imanı
bütün bir insan olduğunu söyleyebiliriz.</p>



<p>Ben şahsen namazımı kılıyorum, günahlardan da kaçınıyorum.</p>



<p>O zaman başkasının çamur atmasına neden takılayım ki.</p>



<p>O çamur atan kişi suizan günahına girmek istiyor demektir.</p>



<p>Ama eğer günahı yoksa o insan elmas gibidir, değerinden de
bir şey kaybetmez.</p>



<p>O halde ben değerliyim.</p>



<p>Çamur atılsa da değerliyim demelidir insan. </p>



<p></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/elmasa-camur-bulastirmak/">Elmasa Çamur Bulaştırmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/elmasa-camur-bulastirmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19222</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilimsel Düşünmek İnsanı Yüceltir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bilimsel-dusunmek-insani-yuceltir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bilimsel-dusunmek-insani-yuceltir/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 07 Jan 2020 04:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19193</guid>
				<description><![CDATA[<p>Nurettin Topçu, mantığı tarif ederken, “Mantık, ‘doğru düşünmenin kaidelerini ortaya koyan ilimdir.’ diye tarif edilir.” der. “Mantık normal zekanın psikolojisidir.” İfadesi doğrudur. Mantık doğru düşünmeyi ve doğru yorum yapabilmeyi sağlar. Mantıklı düşünmek, aklın gerektirdiği şekilde yoruma ulaşmayı sağlar. “Mantıklı” sözcüğü her bilimsel olarak düşünüldüğünde bir düşünme yöntemi olarak karşımıza çıkar. Mantık ilminin kıyas ve metodolojisini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bilimsel-dusunmek-insani-yuceltir/">Bilimsel Düşünmek İnsanı Yüceltir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Nurettin Topçu, mantığı tarif ederken, “Mantık, ‘doğru
düşünmenin kaidelerini ortaya koyan ilimdir.’ diye tarif edilir.” der. “Mantık
normal zekanın psikolojisidir.” İfadesi doğrudur.</p>



<p>Mantık doğru düşünmeyi ve doğru yorum yapabilmeyi sağlar.
Mantıklı düşünmek, aklın gerektirdiği şekilde yoruma ulaşmayı sağlar.
“Mantıklı” sözcüğü her bilimsel olarak düşünüldüğünde bir düşünme yöntemi
olarak karşımıza çıkar. Mantık ilminin kıyas ve metodolojisini kullanarak doğru
düşünme biçimine sahip olabiliriz. Mantık bilim dışında her alanda düşünmemize
yardımcı olan bir ilimdir. Doğru yorum yapabilme gücünü sağlar. Doğru yorum
yapabilen insan daha doğru sonuçlara ulaşabilir. Çünkü, doğru yorumlara ulaşabilmek
insana doğru zamanda doğru yöntemlerin kullanılmasını sağlar. Örneğin,
matematiğin problem çözme yöntemlerini kullanarak, daha doğru ve başarılı
sonuçlara ulaşabiliriz. İstatistik kullanarak sayısal verilerle daha başarılı
olma ihtimalimiz yüksektir. </p>



<p>Bilimsel düşünme gücü bilgiye daha kolay ve daha doğru
şekilde ulaşmamızı sağlar. “Merak, ilmin hocasıdır.” derler. Doğru, tabi ki,
ancak merak eden insanın doğru bilgiye ulaşması bilimsel düşünme yöntemleriyle
olur. Bilimin özellikleri; deneye dayanma, determinizm yani aynı sebeplerin
aynı sonuçlar vermesi, kemmileştirme yani sayılarla ölçülebilir olmasıdır.
Deneye dayanma, doğru bilgiye ulaştırırken, determinizm muhtemel sonuçların
öngörülebilir olmasını sağlar. Kemmileştirme ise başarıya ulaşılıp ulaşılmadığı
konusunda bize veriler sunar. Aynı zamanda, bilimsel düşünen insan; hür ve
tarafsızdır, tenkitçidir yani eleştirel gözle bakar, ilim insanı hakikati
araştırıcıdır yani sorgular.&nbsp; Bu
özelliklere sahip insanın başarılı olma ihtimali yüksektir.</p>



<p>Bilimsel metotlara bakıldığında, Bacon’un üç levhası
karşımıza çıkar: Var levhası yani sebebi araştırılan olayla birlikte gözüken
olayları kaydetmektir, yok levhası yani olayla birlikte ortadan kalkan olayları
kaydetmek, derece levhası yani olayla birlikte kemmiyet değiştiren olayları
kaydetmektir. Stuart Mill’in metotlarına bakıldığında uygunluk metodu yani
tekrarlanan deneyde her defasında tekrarlandığında olayla birlikte olması
olayın sebebinin bu olduğunun anlaşılmasını sağlar, ayrım metodu deneylerin tekrarında
aynı sonuçların yaşanmasına rağmen sebebin ortadan kalkmasıyla sonucun ortadan
kalkması metodudur, beraber değişme metodu yani açıklanması istenen olayla
kemmiyet değiştiren olay onun sebebidir, tortu metodu yani açıklanmak istenen
olayı karmaşığından ayrarak yalnız bırakmaktır. Claude Bernard ise zihnin üç
safhadan geçerek bilimsel sonuçlara ulaştığını belirtir. Bunlar, gözlem, hipotez
ve deneylemedir. Gözlem metotla yapılan, tam olması gereken, sade keyfiyet
değil kemmiyetini de ortaya koyan, doğru olması gereken bir çalışmadır. Hipotez
ise kabataslak diyebileceğimiz bilimsel düşünmeye yönelten düşüncedir.
Deneyleme ise olayların çalışmayı yapan kişi tarafından meydana getirilmesidir.
Bunlardan farklı olarak analoji ise bilinen benzeyişlerden yararlanarak
bilinmeyen benzeyişleri çıkarmaya yarayan akıl yürütmedir.&nbsp; Bu yöntemler kullanılarak bilimsel düşünce
sağlanabilir, daha doğru ve başarılı sonuçlara ulaşılabilir. 

Bilimsel düşünce, insanın daha sistemli çalışmasına ve
daha somut verilere ulaşabilmesine yarar. Daha doğru olan ve umduğu, olumlu
sonuçlara ulaşan insan, daha başarılı ve dolayısıyla daha mutlu ve huzurlu
hayatın kapısını aralar. Mantık ve bilimsel düşünce metotlarını okumak da bu
yüzden gençlere gelecekleri açısından çok faydalı olacaktır. Bu vesileyle
Nurettin Topçu’nun Mantık kitabını tavsiye etmiş olalım. Daha nice yazılarda
buluşmak dileğiyle



</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bilimsel-dusunmek-insani-yuceltir/">Bilimsel Düşünmek İnsanı Yüceltir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bilimsel-dusunmek-insani-yuceltir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19193</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Konuşmak Ve Yazmak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/konusmak-ve-yazmak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/konusmak-ve-yazmak/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 03 Jan 2020 05:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19178</guid>
				<description><![CDATA[<p>Diction (İspanyolca diccion) Türkçe Sözlük’te “1.Seslerin, sözlerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarını kurallarına uygun olarak söyleme biçimi. 2. Konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması. 3. Duru, açık vurgulama ve çıkaklara tam uyarak konuşma.” Olarak geçmektedir. Dictée (İngilizcesi dictation) İngilizce sözlük’te “uttering words to be taken down by someone else, to order someone around” Türkçe Sözlük’te ise [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/konusmak-ve-yazmak/">Konuşmak Ve Yazmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Diction (İspanyolca diccion)
Türkçe Sözlük’te “1.Seslerin, sözlerin, vurguların, anlam ve heyecan
duraklarını kurallarına uygun olarak söyleme biçimi. 2. Konuşulan dilin
incelenmesi ve kullanılması. 3. Duru, açık vurgulama ve çıkaklara tam uyarak
konuşma.” Olarak geçmektedir.</p>



<p>Dictée (İngilizcesi dictation)
İngilizce sözlük’te “uttering words to be taken down by someone else, to order
someone around” Türkçe Sözlük’te ise “Bir başkasına o anda söyleyerek yazdırma,
yazdırım. 2. Bir biçimde yazdırılan şey.” Olarak geçmektedir. Aynı kelime
İspanyolcada dictado olarak geçmektedir.</p>



<p>Dikte ederek yazdırma Hz.
Mevlana’nın Mesnevi’yi telif edilirken de görülektedir. Hz. Mevlana dikte
etmiş, Hüsameddin Çelebi ise yazmıştır. Aynı zamanda Hz. Peygamberde ümmiydi.
Hz. Muhammed’in belagat bilgisi olsaydı, Kur’an’a şiir diyeceklerdi. Nitekim,
Hz. Muhammed’i şairlikle suçlamışlardır.</p>



<p>Güzel konuşma, belAgatli söz
söylemek aslında kültürün de göstergesidir. Necip Fazıl en büyük hatiplerden
biriydi. Aynı zamanda uyak virtüözüydü. </p>



<p>İstanbul Türkçesiyle konuşmak için
çok okumak, kelime hazinesi elde etmek, Türkiye insanının bir kazanımı
olmalıdır.</p>



<p>Türkiye’de fonemlerin
çıkarılmasında farklılıklar vardır. Ancak İstanbul Ağzı esas alınır. Diksiyon
fonetik ilmiye alakalıdır. Bu ilimle uğraşanların daha düzgün konuştuğu
görülmektedir. Fonemlerin doğru çıkarılması için gırtlak, dil, dudaklar, çene
ve buruna kadar tüm aletlerini çeşitli alıştırmalarla eğitilmesi geekmektedir.</p>



<p>Yunus Emre’nin bir şiirinde şöyle
denmektedir:</p>



<p>“Söz olan kese savaşı</p>



<p>Söz olan kestire başı</p>



<p>Söz olan ağulu aşı</p>



<p>Bal ile yağ ede bir söz” der.</p>



<p>J. J. Rousseau ise “Sözlerinizi
dinletebilmek istiyorsanız, kendinizi konuştuğunuz kimselerin yerine koyunuz.”
Sözleriyle dışarıdan bir gözle bakmanın önemini gösterir. Ayna karşısında ya da
videolar oluşturarak konuşmak insanın kendisi&nbsp;
görmesine, tanımasına ve yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olur. </p>



<p>Levent Doğan’ın editörlüğünü
yaptığı Türk Dili kitabına göre diksiyonun faydaları arasında düşündüklerini
duygularını zorlanmadan muhatabına aktaracak ve kendisini daha rahat ve huzurlu
hissedecektir.</p>



<p>Böylece, diksiyon da, dikte etmek
de konuşmak ile ilgili kelimelerdir. Bir kimsenin İstanbul Ağzıyla konuşması
insanın kültür seviyesini gösterir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/konusmak-ve-yazmak/">Konuşmak Ve Yazmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/konusmak-ve-yazmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19178</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kariyer Ve İnsan</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kariyer-ve-insan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kariyer-ve-insan/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 Dec 2019 04:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19146</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kariyer herkesin idealidir. Her insan kariyer yapmak, yükselmek ister. Kariyer ile yaşam tarzı bir bütün halindedir. Ayrı yerlere konulamaz.&#160; Kariyer hayatın tamamı olmamalıdır ancak hayatın bir parçası tutkusu olması gerekir. Kariyer sahibi insanların vakitlerinin olmadığını görüyoruz. Ancak kendine zaman ayırmak da gereklidir. Hayatta küçük taşları doldurmadan kavanozu tam manasıyla dolduramayız. Ayrıntılar önemlidir. Ailemizle ilgilenmek, arkadaşlarımızla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kariyer-ve-insan/">Kariyer Ve İnsan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Kariyer herkesin idealidir. </p>



<p>Her insan kariyer yapmak, yükselmek ister. Kariyer ile yaşam
tarzı bir bütün halindedir. Ayrı yerlere konulamaz.&nbsp; Kariyer hayatın tamamı olmamalıdır ancak
hayatın bir parçası tutkusu olması gerekir. Kariyer sahibi insanların
vakitlerinin olmadığını görüyoruz. Ancak kendine zaman ayırmak da gereklidir.</p>



<p>Hayatta küçük taşları doldurmadan kavanozu tam manasıyla
dolduramayız. Ayrıntılar önemlidir. Ailemizle ilgilenmek, arkadaşlarımızla
buluşmak, eğlenmek, spor yapmak, müzik aleti çalmak, bir şeyler yazmak… Bunlar
hayatın en önemli parçasıdır. Hayat ayrıntılarda gizlidir. </p>



<p>Çocuğun gösterisini unutan bir baba çocuğuna ulaşamama ve
onu kaybetme durumuyla karşı karşıya gelebilir. Ya da annesine arada sarılmayan,
onu öpmeyen çocuğunun, onun için güven olan anneyi hiçe sayması demektir. Her
gün aile içinde az da olsa sohbet edilmeli. Bir iletişim ortamı olmalı. Mesela
yemekler beraber yenmeli. “Günün nasıl geçti diye sorulmalı.” </p>



<p>Bunlar küçük ayrıntılardır. Ancak önemlidir. İnsanın
özündeki sevgi ihtiyacını karşılaması gerekir. Kariyer kadar bu da önemlidir. </p>



<p>Kariyerden nerelere geldik değil mi? Kariyer sadece iş
hayatında olmaz. Aile ve sosyal hayatla ilişkilidir. Sosyal hayatı benimseyen
insan sağlıklıdır. Sağlıklı bir birey kariyerinde daha başarılı olur. </p>



<p>Hayat dengesi şarttır. İnsan hobiye, aileye, arkadaşlarına
zaman ayırmalı ve başarıyı ikiye katlamalıdır.</p>



<p>Her ne yaparsa yapsın, şarkının dediği gibi, aşkla yapmalı
insan. Başarı sevgiye seviye atmamış olur. </p>



<p>Küçük taşlara öncelik vermeli, üstünkörü davranmamalı.
Titizlikle insanlara yaklaşmalı. Bu titizlik, onu işini daha sağlıklı ve uyumlu
yapmasını sağlayacaktır. </p>



<p>Kariyer insan ilişkileriyle bağlantılıdır. Kariyerinde
ilerlemek isteyen insan ek uğraşlar da bulmalı. Yazmalı, gezmeli, çizmeli,
müzik aleti çalmalı, okumalı, konuşmalı, insanlara yardım etmeli…</p>



<p>Bunlar olursa hayatta gerçek mutluluk sağlanır. Çünkü iyilik
tohumu atan insan hayatta gerçek başarıyı yakalar. İyilik tohumlar bir gün
tohumluktan çıkar da birer çınar ağacına dönüşür, güçlenir. Güçlenir de kariyer
basamakları mutlulukla birleşir bir şaheser iş ortalığı oluşturur. </p>



<p>Kariyer hayatla ilişkilidir. Bu ilişki insan var oldukça
sürecektir. Bu bütünlüğü yakalamayan insan tam manasıyla hayatta başarıyı
yakalayamaz. Hep bir şeyler eksik kalıverir. Ancak bütünlüğü yakalamış insan
zirveyi yakalamış insandır. </p>



<p>Hayatta kariyer kadar bitkilerin suya ihtiyacı olduğu gibi
ek uğraşlara ihtiyaç vardır. Bütünlük esastır. Yetenekleri keşfedip de bunu kullanmak
insanın en önemli görevidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kariyer-ve-insan/">Kariyer Ve İnsan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kariyer-ve-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19146</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Küçük Kız</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kucuk-kiz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kucuk-kiz/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 04:04:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19112</guid>
				<description><![CDATA[<p>En son düğümle bağlayacak bir çocuğun ayakkabısını… Yeşil gözlerinde bir gülümseme ve babasının düğümlemesi… Babasının kucağında gezen bir kız çocuğunun hikayesi… Sarı saçlarını tararken annesinin rujunu gizlice sürerdi. Annesi patates kızartması yaparken balkonda sandalyenin üzerinde oynarken düştü. Başından kanlar akarken ablası onu kurtardı. Hastaneye götürülürken ağlıyordu. Ablası da öyle. Hastanede dikişler atıldı. Gözlerinden yaşlar dinmedi. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kucuk-kiz/">Küçük Kız</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>En son düğümle bağlayacak bir çocuğun ayakkabısını…</p>



<p>Yeşil gözlerinde bir gülümseme ve babasının düğümlemesi…</p>



<p>Babasının kucağında gezen bir kız çocuğunun hikayesi…</p>



<p>Sarı saçlarını tararken annesinin rujunu gizlice sürerdi.</p>



<p>Annesi patates kızartması yaparken balkonda sandalyenin
üzerinde oynarken düştü.</p>



<p>Başından kanlar akarken ablası onu kurtardı.</p>



<p>Hastaneye götürülürken ağlıyordu.</p>



<p>Ablası da öyle.</p>



<p>Hastanede dikişler atıldı.</p>



<p>Gözlerinden yaşlar dinmedi.</p>



<p>Bir hayvanat bahçesinde yaz günü….</p>



<p>Yılanlardan korkarken ablasına sarıldı.</p>



<p>Kardeşlik çok önemliydi.</p>



<p>Bir annenin kucağında iki çocuk…</p>



<p>Bir fotoğrafın hikayesiydi bunlar.</p>



<p>Tatilya’da eğlenirken masal ağacından korkup annesine
sarılırdı.</p>



<p>Aslan Kral izlerken ağladığından dolayı babasıyla dışarı
çıkardı.</p>



<p>Tuvaletin kapısında oturan adam mendil uzatıp “Ağlama!
Cennette kavuşurlar.” demişti.</p>



<p>Oyuncak Hikayesi 3’ü izlerken büyüyen çocuğa ağlamıştı.</p>



<p>Kanal D’nin Bak Şu Elma Şekerine programında “Bu Kız Beni
Görmeli” şarkısını söylemişti.</p>



<p>Utanıp ağzını silmişti.</p>



<p>Yurt Fm’de şöyle bir bilmece uydurmuştu. </p>



<p>“Adam bir gün duşa girmiş, sular kesilmiş. Neden?”</p>



<p>“Cevap: Ben de bilmiyorum yeni uydurdum.”</p>



<p>Epilepsi geçirdiğinde uyurken babası yanı başında durup
ağlıyordu.</p>



<p>Annesi iyileşmesi için dualar ediyordu.</p>



<p>Şimdi o kızı özlüyor muyum?</p>



<p>Ben hala aynı kızım.</p>



<p>Duygusal, masum ve küçük bir kızım.</p>



<p>30 yaşında olsam da.</p>



<p>Değişmedim ve değişmeyeceğim.</p>



<p>Babasına sarılıp ağlayan kız çocuğu olacağım.</p>



<p>Dostlarım yanımda olsa da olmasa da.</p>



<p>Dünya değişse de değişmeyeceğim.</p>



<p>Hep aynı kalacağım.</p>



<p>Kimse sevmese de.</p>



<p>Ben buyum.</p>



<p>Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kucuk-kiz/">Küçük Kız</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kucuk-kiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19112</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kimse Dokunmadı Yalnızlığıma</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kimse-dokunmadi-yalnizligima/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kimse-dokunmadi-yalnizligima/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 20 Dec 2019 04:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19056</guid>
				<description><![CDATA[<p>O duygunun adının ne olduğunu bir bilsem. Senden uzaklarda geçen o mısra aklıma gelirken. Bir tutkunun peşinden gider ya insan. Gözlerinden akan bir damla yaş… Ve ben ölüyorum uzaklarda… Sayıkladıklarım durur içimde. Sensiz bir hiçim der ya Azrail. Bense mısralarımda sakladığım bir sır… Bilinmez yelkenlerde nasıl yaşanır sensiz. Bir gölgeye bakar da benim o demez [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kimse-dokunmadi-yalnizligima/">Kimse Dokunmadı Yalnızlığıma</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>O duygunun adının ne olduğunu bir bilsem.</p>



<p>Senden uzaklarda geçen o mısra aklıma gelirken.</p>



<p>Bir tutkunun peşinden gider ya insan.</p>



<p>Gözlerinden akan bir damla yaş…</p>



<p>Ve ben ölüyorum uzaklarda…</p>



<p>Sayıkladıklarım durur içimde.</p>



<p>Sensiz bir hiçim der ya Azrail.</p>



<p>Bense mısralarımda sakladığım bir sır…</p>



<p>Bilinmez yelkenlerde nasıl yaşanır sensiz.</p>



<p>Bir gölgeye bakar da benim o demez hiç.</p>



<p>Tanrı’yı arar her gönülde lakin bulamaz.</p>



<p>Onu hissetmek ister kulaklarında.</p>



<p>Onu kim sayıklar dudaklarında?</p>



<p>Sen değil misin yoksa?</p>



<p>Neden yok hatıranda?</p>



<p>Bir inanç bir histir hafızamda.</p>



<p>Sen misin yalvaran dualarında?</p>



<p>Bir yaş düşer saçlarına?</p>



<p>Sakın ağlama.</p>



<p>Sırrımı söyleyemem.</p>



<p>Kimse dokunmadı yalnızlığıma.</p>



<p>Sen bile.</p>



<p>Senden bir kelime duyarsam öleceğim.</p>



<p>Bir duadır yalnızlığım aslında.</p>



<p>Kendime bir papatya dileyeceğim.</p>



<p>Hani koparırsan ölür ya!</p>



<p>Bırak beni gideyim.</p>



<p>Kimse dokunmasın yalnızlığıma.</p>



<p>Toprağa bir gül de ben ekeyim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kimse-dokunmadi-yalnizligima/">Kimse Dokunmadı Yalnızlığıma</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kimse-dokunmadi-yalnizligima/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19056</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Melekler Uyumaz</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/melekler-uyumaz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/melekler-uyumaz/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 17 Dec 2019 04:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19043</guid>
				<description><![CDATA[<p>Nisa uyandı. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Kahvesini içti ve yola koyuldu. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Bir labirentin içindeydi. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Azrail geldi canını aldı. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; O hiç bitmeyen bir…. Uykudaydı. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Kalemini aldı yazar. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Tüm duyguları silinmişti.&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Mikail bir rüzgar estirdi. Buğday tarlasını silip &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Süpürdü . &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Ev hanımıydı. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Çalışması lazımdı. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Bir ilana başvurdu. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Cebrail’i rüyasında gördü. Kocasından [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melekler-uyumaz/">Melekler Uyumaz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Nisa uyandı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kahvesini içti ve yola koyuldu.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bir labirentin içindeydi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Azrail geldi canını aldı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;                                                               O hiç bitmeyen bir….</p>



<p>Uykudaydı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kalemini aldı yazar. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tüm duyguları silinmişti.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Mikail bir rüzgar estirdi. </p>



<p>                                                                                        Buğday tarlasını silip  </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;                                                                                           </p>



<p>Süpürdü .</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ev hanımıydı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çalışması lazımdı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir ilana başvurdu.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cebrail’i rüyasında gördü.   </p>



<p>                                                                                          Kocasından  </p>



<p>Boşandı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yağmur dinmiyordu.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şemsiyesini açtı Halil.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İsrafil sura üfledi. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Gözlerinde hiç dinmeyen kıyametti.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melekler-uyumaz/">Melekler Uyumaz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/melekler-uyumaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19043</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Evrensel Olanı Yakalamak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/evrensel-olani-yakalamak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/evrensel-olani-yakalamak/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 12 Dec 2019 06:06:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19061</guid>
				<description><![CDATA[<p>Medeniyet evrensel olanı benimsemektir. Kültür milliyetçilikle beraber oluşmaya başlar. Milliyetçilik akımı bize Tanzimat Fermanı’yla beraber gelmeye başlamıştır. Türk kültürü ya da Arap kültürü diyebiliriz. Ancak Türk medeniyeti diyemeyiz. Peygamber Efendimiz, Arap’ın Arap’a üstünlüğü yoktur, der. Aynı şekilde, evrensel bir insan olma gayreti içerisinde olmamız gerekli. Dinin medeniyeti nasıl etkilediği ile alakalı olarak Endülüs kültürüne başvurabiliriz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/evrensel-olani-yakalamak/">Evrensel Olanı Yakalamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Medeniyet evrensel olanı benimsemektir.</p>



<p>Kültür milliyetçilikle beraber oluşmaya başlar.
Milliyetçilik akımı bize Tanzimat Fermanı’yla beraber gelmeye başlamıştır.</p>



<p>Türk kültürü ya da Arap kültürü diyebiliriz. Ancak Türk
medeniyeti diyemeyiz.</p>



<p>Peygamber Efendimiz, Arap’ın Arap’a üstünlüğü yoktur, der.</p>



<p>Aynı şekilde, evrensel bir insan olma gayreti içerisinde
olmamız gerekli.</p>



<p>Dinin medeniyeti nasıl etkilediği ile alakalı olarak Endülüs
kültürüne başvurabiliriz. </p>



<p>İspanya, İslam medeniyeti ile Batı medeniyetinin
birleşmesinden tezahür etmiştir.</p>



<p>İspanyolcaya baktığımızda Latin kökenli diller arasındadır
ancak Arapça kelimeler de geçmiştir.</p>



<p>Kültürüne baktığımızda, kaylule uykusu aynı zamanda
İspanya’da “siesta”dır. </p>



<p>Don Quijote de la Mancha’da Don Quijote Arap medeniyetinin
tasavvufi eserini okur.</p>



<p>Ojala kelimesi de yerleşmiştir İspanyolcaya, aynı zamanda bu
kelime “inşa-Allah” demektir.</p>



<p>La mezquita denilen, mescit demektir, camilerin kiliseye
çevrilmesi bile bozamamıştır bir bu medeniyetin imtizacını.</p>



<p>Velhasıl, evrensel olan yakalamak idealdir.</p>



<p>İnsanın evrrensel olması demek, hiçbir kültüre bağımlı
olmadan gerçek benliğini yakalamaktır.</p>



<p>Yani insan evrensel bir varlıktır.</p>



<p>Bir müziği dinlediğimizde, özellikle bilmediğimiz bir dil
olduğunda, beğenebiliriz.</p>



<p>Çünkü, müzik medeni yetin bir unsurudur.</p>



<p>İnsan, evrensel olanı benimsemeye yatkındır.</p>



<p>Örneğin, çocuklar her milletten çocukla oynayabilir.</p>



<p>Onların milliyetçilik anlayışı yoktur.</p>



<p>Ötekileştirmezler.</p>



<p>Özetle, insan özüne dönmeli ve evrensel olanı
benimsemelidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/evrensel-olani-yakalamak/">Evrensel Olanı Yakalamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/evrensel-olani-yakalamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19061</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Attar Dükkanından Üsküdar                              Manzaraları:Ahmet Yüksel Özemre</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-attar-dukkanindan-uskudar-manzaralariahmet-yuksel-ozemre/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-attar-dukkanindan-uskudar-manzaralariahmet-yuksel-ozemre/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 09 Dec 2019 04:00:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19026</guid>
				<description><![CDATA[<p>Üsküdar’ın kadim sokaklarında yürümüş asil Osmanlı insanını artık etrafta görememekteyiz. Şehrin tarihi yapısı muhafaza edilmekle beraber, Üsküdarlılar’daki o sıcaklık nezaket ve manevi derinlik, günümüz insanında pek görülmemektedir. Eski dönemlerde yaşanan İstanbul’a,Üsküdar’a has örf ve adetler de, zevkler de törpülenmiş, bir çağ küsufa uğramıştır. İstanbul’u, özellikle de Üsküdar’ı anlamak için ,bize artık onu doğru insanlardan dinlemek [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-attar-dukkanindan-uskudar-manzaralariahmet-yuksel-ozemre/">Bir Attar Dükkanından Üsküdar                              Manzaraları:Ahmet Yüksel Özemre</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Üsküdar’ın kadim sokaklarında yürümüş asil Osmanlı insanını artık etrafta görememekteyiz. Şehrin tarihi yapısı muhafaza edilmekle beraber, Üsküdarlılar’daki o sıcaklık nezaket ve manevi derinlik, günümüz insanında pek görülmemektedir. </p>



<p>Eski dönemlerde yaşanan İstanbul’a,Üsküdar’a has örf ve
adetler de, zevkler de törpülenmiş, bir çağ küsufa uğramıştır.</p>



<p>İstanbul’u, özellikle de Üsküdar’ı anlamak için ,bize artık onu doğru insanlardan dinlemek ve okumak düşmektedir. Özemre de, çocukluğunun ve gençliğinin İstanbul’unu, o güzel Türkçesi’yle kaleme alarak, kültür tarihimiz için önemli bir hizmette bulunmuştur.</p>



<p>Müdavimlerinden olduğu Aktar Hocalar’ın dükkanını anlattığı
ilk kitabı Üsküdar’da Bir Attar Dükkanı,bu büyük hizmetlerin başında
gelmektedir. Kitap,dikkatlice okunduğunda bir şehrin anatomisini vermektedir.</p>



<p>Zamanın Üsküdar’ında Aktar Hocalar’ın dükkanı, çeşitli
tedavi yöntemlerinin uygulanması dışında;ilim,irfan yuvası olarak da uğrak
yeridir. Birçok entelektüel ve alim,bu dükkanın müdavimleri arasındadır. Gelenler
arasında;dükkanda ebru,ney dersleri alanlar da vardır.</p>



<p>Kitabın takdim kısmında,müellif bu dükkan hakkında şu
sözleri söylemektedir:<em>”&#8230;Bu dükkân
sâdece ihtivâ ettiği envâ’ı çeşit met’â’ ve sâhiplerinin müstesnâ şahsiyetleri
bakımından değil,fakat pek çok ehl-i irfân ve ehl-i san’atin de bir toplantı ve
sohbet mahalli olması bakımından ilgi çekerdi.”</em></p>



<p>Dükkanın kendisi ve çevresi üzerindeki büyük etkisini ise
kitabın aynı kısmında şu sözlerle anlatır<em>:”&#8230;Bu
dükkan nice mânevî sohbetlerin,nice dostlukların,nice himmetlerin,nice hayırların,nice
tefekküre şâyân ibretlerin,nice râhmanî füyûzâtın,nice irşâdların sebebi ve
mihveri,benim de mânevî eğitimimin ve kültürümün en mühim kaynaklarından biri
olmuştur.”</em></p>



<p>Aktar dükkanından bahsederken,dönemin bozulmamış sessiz ve
derin Üsküdar yaşantısından da manzaralarla karşılaşmaktayız:</p>



<p><em>“Yarım asır öncesinin
Üsküdar’ı gürültüsüz,âsûde bir belde idi. Nüfûsu ancak kırk bin kişi
civarındaydı. Sabahları hemen her mahallede önce bülbüller şakır,akabinde de
horozlar öterdi&#8230;”</em></p>



<p>&nbsp;Üsküdar insanın
müşteri hakkına verdiği önem de,aktar dükkanında kendisini gösterir:</p>



<p><em>“Müşterinin hakkının
geçmemesi için,malın ambalajlandığı kağıdın aynısı terâzinin ağırlık kefesine
dara olarak konur ve daha da garantili olsun diye ayrıca,tartılan malın birkaç
gram daha ağır çekmesine özen gösterilirdi.”</em></p>



<p>Dükkanla ilgili diğer bir husus da,kokulu bir nesne alınması
halinde,kokularını dışarı vurmayacak şekilde ikinci kez bir kağıtla
ambalajlanması ve kokulu maddelerin bir arada,diğerlerini ayrı,sonra hepsini
beraberce paketlenmesidir.</p>



<p>Bir cenaze kaldırılacağı zaman da,aktar dükkanı bu
ihtiyaçlar için bir uğrak yeridir. Cenaze levazımı, kadın takımı ve erkek takımı
olmak üzere ikiye ayrılır: </p>



<p><em>“Takımın içinde kefene
ilâveten,bir şişe gülsuyu,150 gram pamuk,bir kalıp sabun,4 kâfuru tableti,10
adet çengelli iğne,buhur ve günlük karışımı tütsü veyâ öd ağacı,2 çift
takunya,2 maşrapa ve bir de tabut kapağını bağlamak ve tabutu kabire indirmek
için yeterince uzun bir ip bulunurdu. Kadın takımında ,bunlara ek olarak 2
tülbent ile 200 gram da kına vardı.”</em></p>



<p>Bazı sırlı oranlarla,Saim Efendi tarafından bizzat
hazırlanmış,dolma baharı,köfte baharı ve tarhana baharı terkibine giren
baharatı pek meşhurdur<em>:</em></p>



<p><em>”Bu oranlar öylesine
isâbetli ve İstanbulluların damak zevkine o kadar uygundu ki,Şile’den Fâtih’e kadar
İstanbul’un dört bir bucağından ahâli,sırf bunun için,Üsküdar’a Aktar Hocalar’a
akın ederdi.”</em></p>



<p>Müellifin 12 Eylül 1946’da yapılan sünnet düğünü de Eski
İstanbul sünnet düğünlerinin bir fotoğrafı gibidir. Düğün çorbası, baş
yemektir,ikram olarak da limonata,kaşarlı sandöviç,kuru pasta ve börek vardır.
Kur’an tilaveti,ilahiler ve Mevlid-i Şerif okunduktan sonra,fasıl heyetinin
konseri;akabinde Hokkabaz Portakaloğlu ve Karagöz oyunu sergilenmiştir.</p>



<p>Eski Üsküdar insanı için Aziz Mahmut Hüdayi Türbesi’nin &nbsp;de büyük önemi vardır. Özemre,buraya gelen
hanımların doğacak çocuklarının sıhhati için dua ettiğini anlatır<em>:</em></p>



<p><em>”Zîrâ bu
Hazret’in,türbesini ziyaret edip de bir Fâtiha okuyanların suda
boğulmamaları,ateşte yanmamaları ve ölümlerinin de kendilerine mâlûm olması
yolunda Cenâb-ı Hakk’a bir niyâzı vardı.”</em> diyerek bunun sebebini ortaya
koyar. Müellif,aynı uygulamanın kendi ailesi tarafından da yapıldığını
sözlerine ekler.</p>



<p>Dükkanın müdavimleri incelersek,eski Üsküdar insanları
hakkında daha çok ipucu bulabiliriz.</p>



<p>Müellifin ruh dünyasını oldukça etkileyen <strong>Eşref Efendi</strong>,mübarek zatlardan biridir.
İlm-i Nücum bilgisindeki derinliği şu örnekle ortaya koyar<em>:</em></p>



<p><em>”Cihân Harbi
sırasında,bir gün Şeyh Murad Buhârî Dergâhı’ndaki bir toplantıda Eşref Efendi
Amca’ya Mustafa Kemâl’in zâyiçesini çıkarıp âtîsini istihrâc etmesini ricâ
etmişler. O da bu ricâyı kırmamış ve hemen oracıkta yaptığı hesaplar sonunda şu
neticeye varmış:’Eğer bu zât gönlünü mânâ âlemine çevirirse: Velî;eğer dünyâya
çevirirse:Pâdişah makâmına sâhip olacaktır.’“</em></p>



<p>İskele Camii baş imamı <strong>Nafiz
Uncu Hoca</strong> da,dükkanın müdavimlerindendir. Ayasofya Camii’nde mukabele okuduğu
zamanlarda,güzel sesini dinlemek için akın edenler olduğu halde,benliğinin
kabarmasından rahatsızlık duyup Allah’a bu sesi alması hususunda Nasuhi Dergahı’nda
dua etmiş,”<em>sabah kalktığında o güzelim
sesinin gitmiş,yerine</em> <em>kısık ve çatlak
bir sesin ikâme edilmiş,olduğunu sevinçle görmüş</em>” bir zattır.</p>



<p>&nbsp;“<em>Dâr-ı dünyâ,ey birâder,köhne mihmânhânedir,</em></p>



<p><em>&nbsp; Dil veren vîrâneye,uslû değil
divânedir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </em></p>



<p><em>&nbsp;Bir mukîm kimse bulunmaz hâne-i eflâkde, </em></p>



<p><em>&nbsp;Cümle halk ehl-i sefer,âlem misâfirhânedir.”</em>diyerek
vefat eden Galata Mevlevihanesi son şeyhi Ahmed Celaleddin Dede Hazretleri de
bu dükkanın müdavimlerindendir.</p>



<p>Mortucu Salih,küfürbaz olmanın yanı sıra,Karacaahmed
mezarlığına ,cenaze olduğu günlerde, gelerek,cenaze sahibinden sadaka
koparmakla meşhur Üsküdar meczuplarındandır ve onun için de bu dükkan mutlak
uğrak yeridir.</p>



<p>Yazar,diğer bir müdavim Sükuti Dede’yle bizzat tanışmamış
ancak anlatılanlar,onun değerini anlamasına yetmiştir:</p>



<p><em>”Ahmed Celaleddin Dede bir gün Sükûtî Dede’yi:”Dede sen bilirsin;söyle bana zamânın Kutb’u kimdir?”diye sıkıştırmış. Dede:”Aman Sultânım,fakîr ne bilsin?”diye kıvırtacak olsa da Ahmed Celâleddin Dede bütün celâliyle Dede’nin üzerine gitmiş. En sonunda Sükûtî Dede:”Sultânım,siz de biliyorsunuz ya,zamânın Kutb’unun karşınızda durduğunu!”demiş.”</em> “Cinci Hoca” diye tanınan Arap Hoca da,dükkanda sık sık görünmüş renkli kişilerden biridir. </p>



<p>Müellifin çocukluğu ve gençliği bu insanlar arasında
böylesine renkli,böylesine güzel geçmiştir. Ancak,90’lı yıllara gelindiğinde
Üsküdar eskisi gibi değildir;bu dönemde Anadolu’dan pek çok göç olmuştur. Eski
Üsküdarlılar,parmakla gösterilebilecek kadar azalmış;Osmanlı’nın izini taşıyan
zarafet,üslup,iz’an,lisandaki incelik yavaş&nbsp;
yavaş tükenmeye yüz tutmuştur. Yetmiş küsur yıldır ilim,irfan ve sanat
yuvası olan aktar dükkanı da artık değişime uğramıştır. Dükkanı miras alan Ali
Haydar Düzgünman biraz da basında çıkan çeşitli haberler sebebiyle,aktar
dükkanını kiraya vermiştir. Üsküdar’ın ve tüm İstanbul’un kültür hayatında
önemli yeri olan bu dükkan kuyumcuya dönüşürken,Özemre’nin çocukluğunun
Üsküdar’ı artık kendini özletmeye başlamıştır.</p>



<p>Son olarak,şunu söyleyebiliriz ki Üsküdarlılık, tarihi okumak;başkasının
hakkını gözetmek;candan gülümsemek;terbiyeye,üsluba,namusa dikkat eden ve
inancını içten yaşayan bir insan olmaktır. Bize düşen,Osmanlı’dan kalan bu
mirası korumak ve yaşatmaktır.</p>



<p>Müellifin dediği gibi<em>,”Üsküdar’da
bugün yaşamak kolaydır,huzurludur,zevklidir,ilgi çekicidir ammâ Üsküdar’lı
olmak artık babayiğidin kârı değildir.”<a href="#_ftn1"><strong>[1]</strong></a></em></p>



<p>KAYNAKÇA</p>



<p>Çocukluğumun
Üsküdar’ını Özlüyorum,Ahmet Yüksel Özemre,Kültür Dergisi,Sayı:6,2007</p>



<p>Üsküdar’da Bir Attar Dükkanı,Ahmet Yüksel Özemre,Kubbealtı Neşriyatı,İstanbul,2010</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Özemre,Çocukluğumun
Üsküdar’ını Özlüyorum,Kültür Dergisi,Sayı:6,2007</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-attar-dukkanindan-uskudar-manzaralariahmet-yuksel-ozemre/">Bir Attar Dükkanından Üsküdar                              Manzaraları:Ahmet Yüksel Özemre</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-attar-dukkanindan-uskudar-manzaralariahmet-yuksel-ozemre/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19026</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde İstanbullu&#8217;un Su İle İlgili İnanışları Ve Söylenceler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/evliya-celebinin-istanbul-seyahatnamesinde-gore-su-ile-ilgili-inanislar-ve-soylenceler-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/evliya-celebinin-istanbul-seyahatnamesinde-gore-su-ile-ilgili-inanislar-ve-soylenceler-2/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 03 Dec 2019 04:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18980</guid>
				<description><![CDATA[<p>İstanbul’da su ile ilgili geçen yerleri tasnif edersek; denizler ve nehirler,şifalı sular ve anlatılar, selatin camilerindeki şadırvanlar,çeşmeler,hamamlar ve su ile alakalı meslekler olarak altı ayrı başlık altında toplamamız gerekir. Ancak, bu çalışmamızın alanını “İstanbul’da su” konusunun çok geniş olması hasebiyle,”İstanbul’daki deniz ve şifalı sular ile ilgili söylence ve anlatılar olmak üzere daralttık. İki başlık halinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/evliya-celebinin-istanbul-seyahatnamesinde-gore-su-ile-ilgili-inanislar-ve-soylenceler-2/">Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde İstanbullu&#8217;un Su İle İlgili İnanışları Ve Söylenceler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul’da su ile ilgili geçen yerleri tasnif edersek; denizler ve nehirler,şifalı sular ve anlatılar, selatin camilerindeki şadırvanlar,çeşmeler,hamamlar ve su ile alakalı meslekler olarak altı ayrı başlık altında toplamamız gerekir. Ancak, bu çalışmamızın alanını “İstanbul’da su” konusunun çok geniş olması hasebiyle,”İstanbul’daki deniz ve şifalı sular ile ilgili söylence ve anlatılar olmak üzere daralttık. İki başlık halinde bu çalışmamızı sunacağız.</p>



<p><strong>1)Deniz </strong></p>



<p>Evliya Çelebi, tarihi kaynak
olarak bizzat gördükleri, halkın söylenceleri, ve Yunanlı Yanevan gibi çeşitli
tarihçilerin anlatılarından yararlanmıştır. Nitekim, İstanbul ilk kurucuları
ile ilgili bilgileri aktarırken, bunu açıkça belirtir. </p>



<p>Tarihçilerden alıntıladığı
“Karadeniz, Nuh tufanı karanlık suyundan kalmış bir denizdir.” sözüyle, Karadeniz’in
Akdeniz’e akıtılması olayını anlatmaya başlar. Çelebi, Kırım’dan Hazar denizine
kadar olan yerin Karadeniz sularının altında olduğunu söyler. Nuh tufanının
Karadeniz’de olduğunu kanıtlamak için, Kırım dolaylarında sipahi iken yengeç, midye
gibi deniz canlılarıyla karşılaştığını, bu olaydan Heyhat vadisinin de bir
zamanlar Karadeniz suları altında olduğunu çıkardığını Bakara Suresi’nin,
“Şüphesiz ki, Allah her şeye kadirdir.” ayetiyle Allah’ın gücüne bağlar.</p>



<p>Evliya Çelebi, yeryüzünün şekillenmesi
için, Allah’ın İskender-i Zülkarneyn’i yarattığını belirtirken, Allah’ın bir
şeyin olmasını istediğinde önce sebeplerini hazırlaması şeklinde yorumlar.
Çünkü, kendisine itaat etmeyen ve kendisini mahkum eden Kaydefa Ana’dan
intikamını almak için, Karadeniz’in kesilmesine,Akdeniz’e akıtılmasına vesile
olacaktır. Hz.Hızır bu konuda ona yardım eden ve fikir veren kişidir.
Karadeniz’i Akdeniz’e karışmaya neden olarak, Hızır Aleyhisselam’ı gösterir. Hz
Hızır, ab-ı hayatın ona nasip olması dolayısıyla hayattadır ve denizde
görevlendirilmiştir. Binlerce delicinin gayreti üç sene sonra nihayet bulmuş. Karadeniz’in
Akdeniz’e akıtılmasıyla Kaydefa’nın mülkü,sular altında kalmış ve askerlerinin
hepsi suda boğulmuştur.</p>



<p>Evliya Çelebi, İstanbul’un üç
denizinin sınırlarını çizerken, gemiciler, denizciler ve ziyaretçilerden
duyduklarını aktarır:”&#8230;Azak’tan İstanbul Boğazı’na kadar Karadeniz ola. İstanbul’dan
Gelibolu Boğazı’na kadar o aralık Rum denizi ola. Kilidülbahreyn ki Fatih
Sultan Mehmet yapısı iki kaledir, boğazdan aşağısı Akdeniz ola.”(*)</p>



<p>Müellif, bu duyduklarını
aktardıktan sonra kendi gözlemleriyle bulduğu enteresan bir çizgiyi gemicilere
gösterir. Karadeniz’in “siyah” suyu ile Akdeniz’in “mavi-beyaz” suyu arasında
kırmızı bir hat çekilmiş gibidir. Çelebi, hayretinin derecesini, mucizevi
yönünü vurgulamak için “Acep Lem-Yezel işidir.” şeklinde bir tabir kullanır.</p>



<p>Lodos rüzgarının etkisiyle hattın
rengi ve arası değişir. Evliya Çelebi,onlara bu durumu gösterdiğinde,gemiciler
hayret ederler.</p>



<p>Hat, Karadeniz’le Akdeniz’i sadece
renk yönünden değil, tat yönünden de ayırmıştır. Akdeniz tarafı, Karadeniz
tarafından daha da acıdır. Bu olayı da Allah’ın bir hikmeti olarak görür.</p>



<p>Çelebi’ye göre, hiçbir denizin
balığı, Karadeniz’in balıkları kadar lezzetli değildir. İstanbul Boğazı’ndaki
balıkların lezzetini Musa sofrası olarak nitelendirir.</p>



<p>İstanbul Boğazı’nda iki deniz
birbirine karıştığı için, bazı tarihçilerden aktardığına göre, merece’l-bahreyn
dendiğini aktarır.</p>



<p>Denizlerle ilgili tılsımlarda ise,
İstanbul’u koruyucu olarak efsanevi unsurlar bulunur. <strong>Birinci tılsım</strong>, Çatladıkapı’da bulunan tunçtan bir dev suretidir. İstanbul’a
Akdeniz tarafından gelen düşman gemilerine ateş saçarak onları yakar. <strong>Dördüncü tılsım</strong> da buna benzer şekilde
Akdeniz, Karadeniz ve Üsküdar’dan gelen düşman gemilerine ateş saçıp onları
yakan üç başlı bir ejderdir. Bu tılsımlar, İstanbul’un düşmanlardan korunmasına
sebep gösterilmiştir. <strong>İkinci </strong>ve<strong> üçüncü tılsım, </strong>zemherir gecelerinde
sihirbazların nöbet tutup denizi korudukları bakır gemilerdir. Biri Akdeniz, diğeri
Karadeniz’i korumakla görevlidir. Bu tılsımlar, iki&nbsp; kutlu dini olay,İstanbul fethi ve Yezid’in
Galata’yı fethi nedeniyle ya ganimet olarak alınmış ya da parçalanmışlardır. Çelebi’nin
büyülü ve efsanevi tılsımların yıkılışını dini bir olayla sonuçlandırması, onun
inanca verdiği önemi gösterir. <strong>Beşinci</strong>
ve <strong>altıncı tılsımlar </strong>ise,balıklarla ilgilidir. Sarayburnu’nda
üç yüz altmış deniz yaratığının şekillerinden herhangi biri, bir ses verse, o
balık türündeki tüm balıklar kıyıya vurup, halkın balıklarla kış boyunca
geçinmesidir. Müellif, beşinci tılsıma örnek olarak hamsi balığını verir. Altıncı
tılsımda ise, tüm balıklar kıyıya vurur. Kış günlerindeki bu bolluk, anlatıya
göre,denizde dalga olmadan gerçekleşir. Bu tılsımlar yine dini bir olayla, Hz.Muhammed’in
doğum gecesindeki depremle yıkılırlar. Ancak, Çelebi tılsımın etkisini yok
etmez, tılsımların sadece suretleri yok olur.</p>



<p><strong>2)Şifalı Sular ve Anlatılar</strong></p>



<p>İstanbul’daki bazı sular, şifalı
kabul edilir ve halk arasında efsane olarak yerleşir. Bazı hastalıklara iyi
geldiğinin inanılması, halk hekimliğinin bir uzantısı görülebilir.</p>



<p>Kağıthane Mesiresi’nde bulunan <strong>Levend Çiftliği</strong> deresinde çamaşır
yıkanırken sabun kullanmaya bile gerek kalmadığını söylenmesi, derenin çamaşır
yıkamak için de kullanıldığını gösterir. Aynı nehir içinde bulunan eğir kökü, sindirim
rahatsızlıklarına iyi gelen bir bitkidir. Aynı bitki, <strong>Cendereci suyu</strong>nda da yetişmektedir.</p>



<p><strong>Can Kuyusu Mesiresi</strong>’ndeki
bir evde bulunan su kuyusunda ise, kuyu motifini görmekteyiz. Bir eşyası
kaybolan kişi, abdest alıp kuyunun kenarında iki rekat namaz kıldıktan sonra
,Fatiha’yı okuyup Hz.Yusuf’un ruhuna bağışlayarak,”Ey kuyu sahibi, Hz. Yusuf-ı
sıddık aşkına olsun,benim filan akrabam yahut filan evladım veya kaybolan eşyam
nice oldu?” diye bağırırsa,bir ses,sorulan kişi veya eşyaların yerini ve kimin
çaldığını söyler.(*)</p>



<p>Hz.Yusuf’un ruhuna dua
bağışlanması, kuyu motifinin bir göstergesidir. Dini bir anlatının, halkın
batıl inanışlarını da etkileyeceğinin göstergesidir.</p>



<p>Büyük İskender’i dahi öldüren bir
hastalık olan sıtmanın, o dönemde yaygın olması sebebiyle bu hastalığa iyi
geldiğine inanılan birçok su vardır. Toplumu etkileyen büyük bir probleme, halkın
efsanevi bir çare arayışı olarak yorumlanabilir. Eyüp Sultan Mesiresi’nde
bulunan <strong>ayazması </strong>da Çelebi’nin
anlattığına göre seher vakti üç kez içilirse sıtmaya iyi gelir.<strong>Merkez Efendi Ayazması</strong> da aynı hastalığa
iyi gelen bir şifalı sudur. Yerin altından gelen ses üzerine Merkez Efendi ile
müritlerinin yerin altını kazınca buldukları kırmızı bir sudur.</p>



<p>&nbsp;Ayasofya ‘da bulunan sıtmaya iyi gelen <strong>Terlerdirek </strong>de efsanevi bir unsurdur.
Direğin gece gündüz terleme nedeni ile ilgili türlü söylenceler vardır. Bir
söylentiye göre “Temelinde define vardır.”.Diğer bir söylentiye göre, kalede
yaşamasından dolayı İstanbul fethedilmesinin </p>



<p>gecikmesine neden olan ve Akşemsettin’in
o zatın vefatından sonra fethin gerçekleşeceğini söylediği Yavedüd Sultan’ın
ölümünün üzüntüsünden terlemektedir. Diğer bir söylentiye göre ise, Hz.Risalet’in
ağız suyuyla kireç karıştırıldığı için rutubet etkisiyle terler.(*)Evliya
Çelebi’nin aktardığına göre, Rahip Bahira’nın Hz.Muhammed ve amcasını Şam
yolundan geri döndürdüğü sıralarda rahipler, Ayasofya’nın bozulan kıble
tarafını tamir için, Hz.Risalet’in ağız suyuyla kireci,Mekke toprağıyla zemzemi
karıştırıp Terlerdirek’in olduğu yeri tamir etmişlerdir. Böyle bir uygulamayı
tavsiye eden Hz.Hızır’dır.</p>



<p>Peygamber motifiyle birleşmiş bir
başka şifa unsuru da <strong>Hz.İsa’nın doğduğunda
yıkandığı tekne</strong>dir. Çelebi, Ayasofya’da bulunan teknede sakat çocuklar
yıkanırsa sakatlığın iyileşeceğini söyler.</p>



<p>Su ile ilgili anlatılardan bir
başkası da,<strong>Şemun Pınarı</strong>dır. Hz.İsa’nın
havarilerinden olan Şemun’un vahşi hayvanlara su verebilmek için kazar. Fatih
ve daha sonraki padişahlar hep bu sudan içmişlerdir.</p>



<p>Halk arasında şifalı kabul edilen
sular, genelde dini motiflerle kaynaşarak seyahatnamede yer bulmuştur. Sular ya
bir tarihi anlatıyla ya da dini bir motifle beraber anlamlandırılmıştır.</p>



<p><strong>Sonuç olarak</strong>
söyleyebiliriz ki, Evliya Çelebi’nin seyahatnamesi, İstanbul kültür tarihi ile
ilgili önemli bilgiler içermekle beraber, dönemin insanına farklı bir bakış
sunmaktadır. Halkın yaşayışı ve inanışlarını aktaran önemli bir eserdir. </p>



<p>KAYNAKÇA</p>



<p>Günümüz
Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi:İstanbul,1.Cilt-1.Kitap,Seyit Ali
Kahraman-Yücel Dağlı,Yapı Kredi Yayınları,İstanbul,2003</p>



<p>Günümüz
Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi:İstanbul,1.Cilt-2.Kitap,Seyit Ali
Kahraman-Yücel Dağlı,Yapı Kredi Yayınları,İstanbul,2003</p>



<p>Kinin’in
Hikayesi,Kemal Hüsnü Can Başer</p>



<p>Evliya Çelebi’nin
Seyahatnamesi’nde İstanbul’un Tılsımlarının Hikaye Edilişi,Yeliz Özay,Milli
Folklor dergisi</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/evliya-celebinin-istanbul-seyahatnamesinde-gore-su-ile-ilgili-inanislar-ve-soylenceler-2/">Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde İstanbullu&#8217;un Su İle İlgili İnanışları Ve Söylenceler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/evliya-celebinin-istanbul-seyahatnamesinde-gore-su-ile-ilgili-inanislar-ve-soylenceler-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18980</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Portre 5. Bölüm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/portre-5-bolum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/portre-5-bolum/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 26 Nov 2019 04:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18933</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kafasında bir cihazla uyandı. Bembeyaz bir hastan odasındaydı. Aynaya baktı. Kafasında kablolar vardı. Ne olduğunu anlayamadı. Etrafına baktı. Gözlerini kapattı. Açtı. Evindeydi. Yatağına uzanmış uyuyordu. Kalktı. Üstünü giyindi. Bir iki insan görmek için dışarı çıktı. Biraz yürüdü. Etrafındaki insanlara baktı. Gelen geçen insanları gözlemledi. Herkes kendi halinde gelip geçmekteydi. Bir 5 dakika yürüdü. Bir kafeye [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/portre-5-bolum/">Portre 5. Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Kafasında bir cihazla uyandı. </p>



<p>Bembeyaz bir hastan odasındaydı.</p>



<p>Aynaya baktı. </p>



<p>Kafasında kablolar vardı.</p>



<p>Ne olduğunu anlayamadı.</p>



<p>Etrafına baktı.</p>



<p>Gözlerini kapattı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Evindeydi.</p>



<p>Yatağına uzanmış uyuyordu.</p>



<p>Kalktı.</p>



<p>Üstünü giyindi.</p>



<p>Bir iki insan görmek için dışarı çıktı.</p>



<p>Biraz yürüdü.</p>



<p>Etrafındaki insanlara baktı.</p>



<p>Gelen geçen insanları gözlemledi.</p>



<p>Herkes kendi halinde gelip geçmekteydi.</p>



<p>Bir 5 dakika yürüdü.</p>



<p>Bir kafeye gitti.</p>



<p>Sade Türk kahvesi söyledi.</p>



<p>Kahve geldi.</p>



<p>Yavaşça yudumladı.</p>



<p>Yudumladıktan sonra masaya 3 Lira bıraktı.</p>



<p>Biraz yürüdü sokakta.</p>



<p>Evine döndü.</p>



<p>Eline bir kitap aldı.</p>



<p>Kitabın adı Burun’du.</p>



<p>Biz hepimiz Gogol’un paltosundan çıkmıştık.</p>



<p>Başladı şöyle bir göz gezdirmeye.</p>



<p>Sonra bıraktı.</p>



<p>Hayat boyu öğrenmeyi kendine hedef belirleyen insanların
kaderinde hep bir terslik olurdu.</p>



<p>Her şey soluk bir resim gibiydi.</p>



<p>Kütüphaneye baktı.</p>



<p>Beş kütüphane dolusu kitap vardı.</p>



<p>Kitaplarına bir göz gezdirdi.</p>



<p>Spinoza’nın Tanrı fikri aklına geldi.</p>



<p>Tanrı fikrinin kendisi başlı başına var olma sebebiydi.</p>



<p>Gözüne 1984 kitabının çevirisi göründü.</p>



<p>Dil teorisine göre az kelime dağarcığı daha az düşünmeye
neden olurdu.</p>



<p>Eline bir kitap aldı.</p>



<p>NLP El Kitabı’ydı.</p>



<p>Harry Alder ne güzel yazmıştı.</p>



<p>Şu sıralarda dil ile psikoloji ilişkisine kafayı takmıştı.</p>



<p>Neuro Linguistik üzerine çalışıyordu.</p>



<p>Her dönem farklı bir bilime ilgi duyar, onun üzerinde
okumalar yapardı.</p>



<p>Ama tutunamamıştı.</p>



<p>Tutunmak için yaşamıyordu ki.</p>



<p>Tutunmak denilen şey ölü diller profesörü olmaktansa daha
doğru amaçlar edinmekti kendine.</p>



<p>Mesnevi’de bir hikaye vardı.</p>



<p>Bir kayıkçıyla bir gramer alimi bir kayıkta gidiyorlarmış.</p>



<p>Gramer alimi Sarf ve Nahiv kitabı okudun mu demiş.</p>



<p>O da okumadım deyince “Ömrünün yarısı boşa geçmiş.” demiş.</p>



<p>Bir süre sonra kayık batmaya başlamış.</p>



<p>Kayıkçı, “Yüzmeyi biliyor musun?” deyince, “Ömrünün tamamı
boşa geçmiş.” demiş.</p>



<p>Tutunamayanların sorunu tutunamamak değilken neden ölü
diller profesörü olsun ki.</p>



<p>Eline bir kalem aldı.</p>



<p>Anladığınız gibi yazmaya çalıştı.</p>



<p>Bir şeyler karaladı.</p>



<p>Sonra bıraktı elinden kalemi.</p>



<p>Tekrar eline aldı.</p>



<p>Tekrar karalamaya başladı.</p>



<p>Elinden kalemi bıraktı sonra.</p>



<p>Yine eline aldı.</p>



<p>Karalamaya başladı.</p>



<p>Yine kalemi elinden bıraktı.</p>



<p>Odada şöyle bir dolaştı.</p>



<p>Tekrar yazmaya başladı.</p>



<p>Olmuyordu.</p>



<p>Yazamıyordu.</p>



<p>&nbsp;Yatağına yattı.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Bir cangıldaydı.</p>



<p>Etrafta türlü türlü ağaçlar, goriller keçiler vardı.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Burnuna bir yanık kokusu geldi.</p>



<p>Muhtemelen yan komşunun patlamış mısır pişirmesinden dolayı
burnuna geldiğini düşündü.</p>



<p>Gözlerini açtı.</p>



<p>Odasındaydı.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Yeniden ormandaydı.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Odasındaydı.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Ormana dönmüştü.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Odasındaydı.</p>



<p>Yazma konusunda iyi olduğunu düşünüyordu.</p>



<p>Ancak, daha önce hiç kitap yayımlamamıştı.</p>



<p>Öyküleri dergilerde yayımlanıyordu.</p>



<p>Kitap için çalışmalara girişmişti.</p>



<p>Ancak onda da tutunamamıştı.</p>



<p>Yaptığı ne varsa silikti.</p>



<p>Solgun bir fotoğraf gibi görünüyordu etrafındaki insanlara
göre.</p>



<p>Bir yanık mısra gibiydi sözleri.</p>



<p>Her şey kötü değildi.</p>



<p>Ancak tutunamamışlık psikolojisine kendini iyice
kaptırmıştı.</p>



<p>Bunalan gönlü ile bunalan aklı arasında kalıyordu.</p>



<p>Her şey silikti ona göre.</p>



<p>Gözlerini kapadı açtı.</p>



<p>Bir hastane odasında, sedyede yatıyordu.</p>



<p>Kalktı.</p>



<p>Aynaya baktı.</p>



<p>Üstünde ameliyat için giydirilen kıyafet ve başında kablolar
vardı.</p>



<p>Tekrar yattı.</p>



<p>Ne olduğunu anlamaya çalıştı.</p>



<p>Bir süre bekledi sedyede.</p>



<p>Ayna aslında camdan bir bölmeydi.</p>



<p>Ardında iki doktor, deney için çalışıyorlardı.</p>



<p>Onun uyandığını gördüler.</p>



<p>Hemen yanına gidip uyuşturucu iğneyle uyuşturdular.</p>



<p>Hasta titredi bir an.</p>



<p>Sonra kendini bıraktı.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Masada oturmuş elinde kalemiyle duruyordu.</p>



<p>Bir şeyler karalamaya çalışıyordu.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Sedyede hareketsiz şekilde yatıyordu.</p>



<p>Hiçbir hareket edemiyordu.</p>



<p>Çabaladı hareket etmek için.</p>



<p>Olmadı.</p>



<p>Gözleri kanlanmıştı.</p>



<p>Hareket etmek için kendini zorladı.</p>



<p>Olmadı.</p>



<p>Çırpındı.</p>



<p>Denedi.</p>



<p>Olmadı.</p>



<p>Kalbi sıkışmaya başladı.</p>



<p>Ih’ladı.</p>



<p>Olmadı.</p>



<p>Hareketsiz öylece yatıyordu.</p>



<p>Doktorlar geldiler.</p>



<p>Tansiyonuna baktılar.</p>



<p>Yüksekti.</p>



<p>“Tamamdır.”</p>



<p>Ses, tamamen o duyduğu iç sesle aynıydı.</p>



<p>Hareket edemiyordu.</p>



<p>Zorladı.</p>



<p>Çırpındı.</p>



<p>Olmadı.</p>



<p>“Şimdi gözlerini kapat.”</p>



<p>Gözlerini kapattı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Odadaydı.</p>



<p>Yazmaya çalışıyordu.</p>



<p>Karaladı karaladı olmadı.</p>



<p>Üzerinden terler boşandı.</p>



<p>Elleri ter içindeydi.</p>



<p>Gözlerini tekrar kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Hastane odasına geri dönmüştü.</p>



<p>Ama hareket edemiyordu.</p>



<p>Gözlerini kapattı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Masada oturuyor, yazmakla uğraşıyor yazamıyordu.</p>



<p>Gözlerini kapattı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Hastane odasında sedyede yatıyordu.</p>



<p>Anladı.</p>



<p>Her şey birer beyninin kurgusuydu.</p>



<p>Konuştuğu ise doktordu.</p>



<p>Hareket etmeye çalıştı.</p>



<p>Olmadı.</p>



<p>Direndi.</p>



<p>Olmadı.</p>



<p>Derin bir iç çekti.</p>



<p>Buradan kurtulmalıydı.</p>



<p>Direndi.</p>



<p>Hareket edemedi.</p>



<p>Çırpındı.</p>



<p>Olmadı.</p>



<p>Doktorlar tekrar geldiler.</p>



<p>“İğne de işe yaramadı. Ne yapacağız?”</p>



<p>Bekleyelim.</p>



<p>Adam, çırpındı.</p>



<p>Direndi.</p>



<p>Ayağını bir hareket ettirdi.</p>



<p>Bir daha…</p>



<p>Bir daha…</p>



<p>Bekledi.</p>



<p>Doktorlardan biri –iç sesin sahibi- odaya tekrar geldiler
kontrol için.</p>



<p>Birden hareket etti.</p>



<p>Ayağa kalktı.</p>



<p>Doktorun elindeki iğneyi kaptığı gibi boynuna batırdı.</p>



<p>Doktor direndi.</p>



<p>Adam onu zorladı.</p>



<p>Doktor hareketsiz yatmaya başladı.</p>



<p>Kapıdan çıkarken önlüğü üzerine giydi.</p>



<p>Kimse böylelikle onu tanımamıştı.</p>



<p>Binadan ayrılırken gülümsüyordu.</p>



<p>Hiçbir sorun olmadığına inandırmıştı herkesi.</p>



<p>Çıkarken herkese selam verdi.</p>



<p>Gülümsedi.</p>



<p>Mutluydu.</p>



<p>Gözlerini kapattı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Hiçbir değişim yoktu.</p>



<p>Kendini çok mutlu hissetti.</p>



<p>Bir taksiye binip oradan uzaklaştı.</p>



<p>Taksiciye bir otele gitmesini söyledi.</p>



<p>Otelde indi.</p>



<p>Vakit, gece olmaktaydı.</p>



<p>Otelde indi.</p>



<p>Parayı taksiciye verdi.</p>



<p>Otele doğru yürüyordu.</p>



<p>Gülümsüyordu.</p>



<p>Bir oda kiraladı.</p>



<p>Odaya gitti.</p>



<p>Yattı.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Artık bir değişim yoktu.</p>



<p>Mutlu bir şekilde uykuya daldı.</p>



<p>Masalımız da burada devam etti.</p>



<p>Yazdıklarını postayla bir yayınevine gönderdi.</p>



<p></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/portre-5-bolum/">Portre 5. Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/portre-5-bolum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18933</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaprak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yaprak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yaprak/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 18 Nov 2019 04:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18878</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir sahilde yürürken… Bir rüzgar esti. Bir yaprak düştü önüme. Onu sürükledi rüzgar. Eşsiz bir sonbahar tınısıydı Vivaldi. Sen bir topraksın, bense güneş… Kalbimden düşen bir damla yaş yok… Hava güzel, sen güzelsin. Dünya gülücüklerini taşı kalbinde… Bir umut… Bir sensizlik müziği çalar ya uzaklardan… Hani etekleri zil çalar ya bir annenin… Bilinmez diyarlara yelken [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaprak/">Yaprak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir sahilde yürürken…</p>



<p>Bir rüzgar esti.</p>



<p>Bir yaprak düştü önüme.</p>



<p>Onu sürükledi rüzgar.</p>



<p>Eşsiz bir sonbahar tınısıydı Vivaldi.</p>



<p>Sen bir topraksın, bense güneş…</p>



<p>Kalbimden düşen bir damla yaş yok…</p>



<p>Hava güzel, sen güzelsin.</p>



<p>Dünya gülücüklerini taşı kalbinde…</p>



<p>Bir umut…</p>



<p>Bir sensizlik müziği çalar ya uzaklardan…</p>



<p>Hani etekleri zil çalar ya bir annenin…</p>



<p>Bilinmez diyarlara yelken açar ya bir gemi.</p>



<p>Bir küçük yaprağın öyküsünde gizli…</p>



<p>Senin özleminde olan bir masumun titreyişi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaprak/">Yaprak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yaprak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18878</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Esaret</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/esaret/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/esaret/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Nov 2019 04:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18752</guid>
				<description><![CDATA[<p>Pink Martini’nin La Soledad şarkısını koydu müzikçalarına. Aradığı ne varsa silinmişti. HİÇ’liğini YOK’ladı. Bu sözler dökülmüştü ağzından Gülümse Hayata’yı okurken. Müziğin kulağında tınlamasını dinlerken… HİÇ YOK’tu. Kendisi bir HİÇ’ti. Bir yazardı belki. Bir şair uçurumun kenarında… Ama HİÇ’ti. Yolun sonuna gelmişti. Kanatlarını açtı kuşlar. Özgürlüğünü hissetti. Sessizlik zamanında açar çiçekler. En kuytu yerlerde açar zambak. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/esaret/">Esaret</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Pink Martini’nin La Soledad şarkısını koydu müzikçalarına.</p>



<p>Aradığı ne varsa silinmişti.</p>



<p>HİÇ’liğini YOK’ladı.</p>



<p>Bu sözler dökülmüştü ağzından Gülümse Hayata’yı okurken.</p>



<p>Müziğin kulağında tınlamasını dinlerken…</p>



<p>HİÇ YOK’tu.</p>



<p>Kendisi bir HİÇ’ti.</p>



<p>Bir yazardı belki.</p>



<p>Bir şair uçurumun kenarında…</p>



<p>Ama HİÇ’ti.</p>



<p>Yolun sonuna gelmişti.</p>



<p>Kanatlarını açtı kuşlar.</p>



<p>Özgürlüğünü hissetti.</p>



<p>Sessizlik zamanında açar çiçekler.</p>



<p>En kuytu yerlerde açar zambak.</p>



<p>Sen bilmezsin ey toprak!</p>



<p>Karanlığın aydınlığında yanar bir mum…</p>



<p>En karanlık yerleri seçer özlemim.</p>



<p>Sensindir karanlığında izinde çağlan ırmak.</p>



<p>Sensindir duygulanım ateşinde yanan ocak.</p>



<p>Bir kalem gibidir sesim bu ormanda.</p>



<p>Bir taze gül yahut diken gibidir en dingin denizin
dalgalarında.</p>



<p>Bir yağmur tanesi düşer ya alnıma.</p>



<p>Bilmezsin ne ağlar ne söyler dudaklarım…</p>



<p>Allah’ın yarattığı her şeyi kabul eder gönül.</p>



<p>Rabb’imdir gücü yeter her karanlığa.</p>



<p>Bir kıvılcım gibidir yürekleri yakar ateş.</p>



<p>О ateşi söndürmeye yeter bir keşmekeş.</p>



<p>Benim arzumdur ey özgürlük sen duy sesimi!</p>



<p>Bir namaz vakti çöker bedenim yerlere.</p>



<p>Ağlar yanar yakılır kimse bilmez sebebi aşikar.</p>



<p>Uzattım ellerimi gel artık bu diyara!</p>



<p>Zindanlara giren bir yılan gibidir esaret…</p>



<p>Sevmez ama katlanır bu yürek.</p>



<p>Bir aşüfte gibidir bu diyarda esaret.</p>



<p>Mahbubuna özenir de kavuşmak diler özgürlüğe.</p>



<p>Gerçek özgürlük О(C.C.)’ya yalvarmakta gizli.</p>



<p>Yerim yurdum yok, bense bir HİÇ!</p>



<p>Sen özlediğim yegane Varlık Yaratan,</p>



<p>Bense bir HİÇ-ender-HİÇ!</p>



<p>Bir yolun başında bekler seni bu yürek.</p>



<p>Allah der, yoluna devam olsa da tek.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/esaret/">Esaret</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/esaret/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18752</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nurettin Topçu’ya Göre Ahlâk</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/nurettin-topcuya-gore-ahlak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/nurettin-topcuya-gore-ahlak/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 29 Oct 2019 04:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18760</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Rauch’un kurduğu ‘namuslu adam’ ahlakı da, bu sosyolojik ahlakın istikamette geliştirilmesinden ibarettir. ‘Namuslu adam’a göre vazifesini yapmak için gözlerini kapamak yeterli olacaktır.” Der, Nurettin Topçu. “Biz ise ahlak meselesinin kalbine sorumluluk kavramını koyuyoruz. Sorumluluk kendimizi korumaya yarayan kuvvettir. Bir hareket sebebi değildir. Bir sorumluluk anlayışının kaynağı şuurdadır. Yani insan kendi ahlaki sorumluluğunun bilincinde olmalıdır. Bizim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nurettin-topcuya-gore-ahlak/">Nurettin Topçu’ya Göre Ahlâk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>“Rauch’un kurduğu ‘namuslu adam’ ahlakı da, bu sosyolojik
ahlakın istikamette geliştirilmesinden ibarettir. ‘Namuslu adam’a göre
vazifesini yapmak için gözlerini kapamak yeterli olacaktır.” Der, Nurettin
Topçu.</p>



<p>“Biz ise ahlak meselesinin kalbine sorumluluk kavramını
koyuyoruz. Sorumluluk kendimizi korumaya yarayan kuvvettir. Bir hareket sebebi
değildir.</p>



<p>Bir sorumluluk anlayışının kaynağı şuurdadır. Yani insan
kendi ahlaki sorumluluğunun bilincinde olmalıdır. Bizim sorumluluğumuz evrensel
olmaya can atan şuurun tabiatından ayrılmaz. Bu evrensel sorumluluk ruhi
hayatımızı teşkil eden bir inanç hayatı içerisinde ortaya çıkmaktadır. </p>



<p>Sorumluluk düşünme faaliyetini doğurur ve insan düşündükçe
yapacağı hareket karşısında kendini daha sorumlu hisseder.&nbsp; Ancak şu da vardır, sorumluluğumuz nedir? Bunun
bilincinde ve şuurunda olmalı insan. Doğru ve yanlışı ayırt edebilmeli.
Sorumluluğunu doğru belirleyebilmeli. </p>



<p>О halde kaynağı itibariyle düşünce hayatı ahlaki hayattan
doğmuştur.</p>



<p>Ahlak; içgüdü, menfaat, sempati, saadet, iyilik ve vazifenin
de üstünde yer alır. Hayatın bütün kuvvetleri hareket edenin içinde ve
dışındaki bu çarpışmaya sarf edildiği ölçüde ahlaklıdır.</p>



<p>Nurettin Topçu, çarpışmanın sonunda insan kainatı dolduran
hayalleri küçümseme noktasına ulaşır ve kendisini kainattan daha büyük hisseder
der, İsyan Ahlakı kitabında. Kendisinin ve Sonsuz’a yani Allah’a uzanan
hareketinin dışında var olan her şey artık hayalden ibarettir. Benlik
böylelikle kemale erer. Birliğin yolu üzerine çıkan her engele karşı koyar.</p>



<p>Bu yazımda felsefi bir eser olan Nuretttin Topçu’nun İsyan
Ahlakı adlı kitabından özetleyerek yararlandım.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nurettin-topcuya-gore-ahlak/">Nurettin Topçu’ya Göre Ahlâk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/nurettin-topcuya-gore-ahlak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18760</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanat Dilini Öğrenmek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanat-dilini-ogrenmek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanat-dilini-ogrenmek/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 24 Oct 2019 04:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18710</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat evrensel bir dildir. Sanat, yapıtın duygulanım derecesini artıran ve zihin dünyamıza yön veren bir boyutta olması hasebiyle sanatçı, düşünce dünyamıza yön verir. Aynı zamanda sanat, estetik kaygıyla sunulmuş yani felsefeyle özdeşleşmiş kazanımdır. Sanata değer veren insanlar hayatın farklı manalarından yaklaşarak bizim zihin yapımızı etkiler ve ruh dünyamızı şekillendirirler. Sadece hayat yoktur sanatın içerisinde. Kurgu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-dilini-ogrenmek/">Sanat Dilini Öğrenmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Sanat evrensel bir dildir.</p>



<p>Sanat, yapıtın duygulanım derecesini artıran ve zihin
dünyamıza yön veren bir boyutta olması hasebiyle sanatçı, düşünce dünyamıza yön
verir.</p>



<p>Aynı zamanda sanat, estetik kaygıyla sunulmuş yani
felsefeyle özdeşleşmiş kazanımdır.</p>



<p>Sanata değer veren insanlar hayatın farklı manalarından
yaklaşarak bizim zihin yapımızı etkiler ve ruh dünyamızı şekillendirirler.</p>



<p>Sadece hayat yoktur sanatın içerisinde.</p>



<p>Kurgu olan her şeyi de içeriğinde barındırır ve bizi
etkiler.</p>



<p>Sanat, bir tablonun, şarkının, kitabın hatta bir tiyatro
oyununun bize kazandırdıkları arasında yaşanmışlık da mevcuttur.</p>



<p>Yani, bir sanat eserini izleyerek kazanımlar elde
edebiliriz.</p>



<p>Bir dili nasıl ki audiolinguistik metotla dinleyerek
öğrenebilirsek bir sanat eseri olan şarkıyı dinleyerek dil edinimi
sağlanabilir.</p>



<p>Bu insan beynini sürekli etkilemez.</p>



<p>Sadece öğrenilir.</p>



<p>Dil edinimi bir kazanımdır.</p>



<p>Yani beyin dediğimiz olayda şekillenen dil unutulmaz.</p>



<p>Ancak her kazanılan dil bizim zeka düzeyimizi geliştirir.</p>



<p>Kültür edinimi sağlanır.</p>



<p>Sanat bu dillerden biridir.</p>



<p>Sanat eseri olan edebiyat ürünleri aslında birer dil
yapıtıdır.</p>



<p>Dili kazanan insan kültür edinimi elde etmiş olur ve o
düşünceye sahip insanların düşünce dünyasını öğrenir.</p>



<p>Yani bir çeşit kültür edinimidir bu.</p>



<p>Önceden kazanılan dil de unutulmaz.</p>



<p>Dil için nankör derler ancak dil edinimi sağlandıktan sonra
dil unutulmaz.</p>



<p>&nbsp;Bir dili öğrenmek
için 1 yıl yeterli bir süredir.</p>



<p>Genellikle hazırlık sınıfları 1 yıl sürer.</p>



<p>Orada ezberlenen kelimeler beyinde yer eder ancak normal
konuşma şeklini bozmaz.</p>



<p>Hatta bilingual olanlar yani çift dilliler farklı ve daha
büyük pencereden bakabilirler hayata.</p>



<p>Aynı zamanda, beyin yapıları da farklıdır.</p>



<p>Farklı düşünce ve zihin yapılarını anlayabilirler.</p>



<p>Yani bir dil edinimi farklı frekanstan insanın duygu
dünyasını öğrenmemize neden olur ve onların duygu dünyasına inmemize yardımcı
olur.</p>



<p>Açıkça söylemek gerekirse, audio linguistik metotta bir dil
sürekli dinleyeren kazanılır ama gerektiğinde kullanılır. </p>



<p>Sanat dili de böyledir.</p>



<p>Dil edinimi kazanılır ve gerektiğinde kullanılır. </p>



<p>Yani, dil aynı zamanda sanat dili, beynin daha gelişmesini
sağlar ve faydalıdır. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-dilini-ogrenmek/">Sanat Dilini Öğrenmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanat-dilini-ogrenmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18710</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Codex Cumanicus’ta İlgi Ekinin Durumu Üzerine</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/codex-cumanicusta-ilgi-ekinin-durumu-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/codex-cumanicusta-ilgi-ekinin-durumu-uzerine/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 07 Oct 2019 04:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18540</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kıpçaklara, Bizans kaynaklarında Koman veya Kuman, İslam kaynaklarında Kıpçak ve Kıfçak, bölgelerine ise Deşt-i Kıpçak (=Kıpçak Bozkırı) denmiştir. Bunlar için Rus kaynaklarında Polovets terimi kullanılmıştır. (AKAR:2005) Bizans ve Latin kaynaklarında Kuman olarak adlandırılan bu topluluğu tarihi Rus kaynakları Polovets, Macarlar ise Kun olarak tanımlarlar. Bu adların ortak anlamı “sarı, sarımsı, solgun”dur. Kıpçaklar sarı saçlı olmaları [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/codex-cumanicusta-ilgi-ekinin-durumu-uzerine/">Codex Cumanicus’ta İlgi Ekinin Durumu Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Kıpçaklara,
Bizans kaynaklarında Koman veya Kuman, İslam kaynaklarında Kıpçak ve Kıfçak,
bölgelerine ise Deşt-i Kıpçak (=Kıpçak Bozkırı) denmiştir. Bunlar için Rus
kaynaklarında Polovets terimi kullanılmıştır. (AKAR:2005) Bizans ve Latin
kaynaklarında Kuman olarak adlandırılan bu topluluğu tarihi Rus kaynakları
Polovets, Macarlar ise Kun olarak tanımlarlar. Bu adların ortak anlamı “sarı,
sarımsı, solgun”dur. Kıpçaklar sarı saçlı olmaları sebebiyle bu ad verilmiştir.
Bu Türk topluluğu İslam dünyası, Güney Kafkasların Hristiyan halkları, Moğol ve
Çinlilerce (Kıpçak, Kıfçak) olarak kaydedilmiştir. Kıpçak kelimesinin
etimolojisiyle ilgili kesin bir sonuca varılamamıştır.</p>



<p>&nbsp;Müslümanlar tarafından “Kıpçak”, Avrupalılar tarafından “Kuman” diye adlandırılan kavimler birliği, sonradan birleşen iki ayrı Türk kavmidir. Türkçe yazılı kaynaklarda Kıpçak adına ilk defa 750 yılında Uygur İl İtmiş Bilge Kagan’ınŞine-Usu adlı kitabında görmekteyiz. Kumanlar 1017’de Karahıtayların zorlaması ile batıya doğru göç ederek 1050’de Doğu Avrupa’ya yerleşmiş bulunuyorlardı. Buradaki varlıklarını 1103 yılındaki Rus yenilgisine kadar sürdürdüler ve bu tarihten sonra yerlerini doğudan gelen Kıpçaklar’a terk ettiler. Böylece buraya gelen Türk boyları Kıpçak adı altında birleşti. Kuman ve Kıpçak adı da aynı halk için kullanılmaya başlandı. (ÖZKAN: 2009)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kıpçaklar, yaklaşık iki yüzyıl boyunca
büyük bir devlet kuramamalarına rağmen Kafkaslar, Bizans ve Karadeniz’in
kuzeyinde etkili olmuşlardır. Tıpkı Peçenekler gibi Rusların Karadeniz’e
inmelerine kesin olarak engel olmuşlar, Kıpçak bozkırlarını
Türkleştirmişlerdir.(AKAR:2005)</p>



<p> Ali Fehmi Karamanlıoğlu’na göre Oğuzların İran üzerinden batıya göçü gibi, Peçeneklerden sonra Kumanlar da Hazar ve Karadeniz’in kuzeyinden batıya göçe devam ettiler. Kumanları Kıpçakların takip ve takviye etmelerine rağmen, bir bakıma ana yurtla irtibat devam ettiği halde, kuzeyde İran ve Anadolu’dakilere benzer kalıcı Türk devletleri kurulamadı. Bunda büyük ölçüde coğrafya ve iklim şartlarının etkisi şartlarının etkisi olduğu söylenebilir. Anadolu, İran ve civarı nispeten derli toplu, şartları bakımından daha uygun ve en önemlisi daha önce de kurulmuş şehirleri ve yerleşik hayatı olan bir çevre idi. Bu bakımdan Oğuzların bu topraklara yerleşmesi daha kolay olmuştur. Buna mukabil sonradan “deşt-i kıpçak” (Kıpçak bozkırları) denilen çok geniş ve zor iklim şartlarına uyum sağlamaları kolay olmadı. Ukrayna, Macaristan, hatta Polonya içlerine yayılanlar Kumanya gibi yer isimleri kazandırdılar. Kıpçaklardan bugüne kalan toplama dil malzemesi Codex Cumanicus’ta Altın Orda devletinde yerleşik hayata geçildiği belirtilmektedir. (KARAMANLIOĞLU: 1994)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yerleşik bir devlet ve medeniyet kuramayan
Kıpçaklar’dan kalma tek eser, iki yabancı millete mensup şahıs tertip edilen ve
sonradan bir araya getirilen Codex Cumanicus’tur.(ÖZKAN:2009)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Altınordu sahasındaki eski mahalli
lehççeler arasında şüphesiz en mühim olanı Kıpçak-Kuman lehçesi, XIV. Yüzyılın
ilk senelerine ait “Codex Cumanicus: Kuman Mecmuası” adlı mühim eser sayesinde,
oldukça etraflı surette nlaşılabilmiştir. Daha Moğol istilasından evvel
Hrsitiyanlık te’sirlerine ma’ruz kalmış olan Kıpçak-Kumanlar arasında Moğol
istilasından sonra da “Fransisken” rahipleri tarafından Katolik propagandasına
tam bir faaliyetle devam edildiği, bu eserden çıkarılabilir. İbn Battuta’nın
Kırım’da ve Saray şehrinde gördüğünü bildirdiğini Hristiyan Kıpçaklar, bu
propagandanın canlı delilleridir. Kısmen Ceneveli ve Venedikli, kısmen de Alman
misyonerler tarafından tertip edilmiş olan bu eski mecmuanın, vaktiyle,
zannolunduğu gibi “Karadeniz İtalyan ticaret merkezlerindeki tacirlere
münasebette bulundukları halkın lisanını öğretmek” Mecmuanın büyük bir kısmını
teşkil eden “Latince-Farsça-Kumanca” mevzulara ait bulunuyor; 2500 kadar
kelimeyi ihtiva eden bu mühim lügatçeden sonra, Kuman diline ait bazı sarf ve
nahiv (gramer) bilgileri, İncil’den tercümeler, bazı Katolik ilahilerinin
Türkçe tercümeleri, şüphesiz Kumanlara ait birtakım darbımeseller ve bilmeceler
vardır. Latin harfleriyle tespit edilmiş olan bu lisani maddelerden “savtiyat:
fonetik” bakımından istifade çok münkül ise de “bünyeviyat: morfoloji” yani
gramer şekilleri ve “lügat” bakımından eser pek kıymetlidir. Meşhur “Petrarca:
Petrark” tarafından Venedik Cumhuriyetine hediye edilmiş kitaplar arasında
bulunan bu mecmua, bugün Venedik’te “St. Marcus” kütüphanesinde bulunmaktadır.
(KÖPRÜLÜ: 2004)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; XIII.-XVII. Yüzyıl Kıpçakçasının üç
diyalekti vardır: </p>



<ol><li>Kuman Kıpçakçası</li><li>Memluk Kıpçakçası</li><li>Ermeni Kıpçakçası </li></ol>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İlkin 1828’de müsteşrik Klaproth’un
dikkatini çekerek 1880’de Kont Geza Kuun tarafından neşrolunan tarafından
neşrolunan bu eser hakkında Teza, Blau, Zaleman ve bilhassa Radloff ve Bang
birçok tetkikte bulunmuştur. Radloff buradaki lehçenin yani Kıpçakça’nın batı
Türk lehçelerinden olduğunu iddia ettiği halde, Bang aksine onu doğu
lehçelerine bağlamak fikrinde fikrinde bulunuyor. Biz, yukarıda Kıpçak
lehçesinden bahsederken söylediğimiz gibi yalnız lisani değil tarihi ve
etnolojik sebeplerle de Radloff’un faraziyesini tercih etmekteyiz. XIII.
Yüzyılda Güney Rusya bozkırlarında yaşayan Kıpçaklar’ın lisanını ve halk
edebiyatını gözteren bu eserde, mücerred mefhumlara ait epey çok Arap ve Acem
kelimelerinden başka Hazarlar’dan alınmış ve Musevilik tesirerini gösteren az
rastlanan bazı kelimeler, hatta Ortodoks Rus şehirlilerinden alınma birtakım
isimler de vardır. Bu mecmuayı vücuda getiren misyonerler, Müslüman Türkler
arasında esasen mevcut ve yaygın olan Arap ve Acem kelimelerini aldıklarından,
burada onlara bol miktarda rastlanmaktadır. Rastlanmaktadır. Bu devre ait eski
batı kaynaklarına göree, kanlı cenkleri takip edilen takip eden akşamlarda Kıpçak
hanları ile “Batur: Bahadur”lar toplanırlar, şölen kurarlar, ozanlar ellerinde
kopuzlarıyla eski ve yeni cenk destanları terennüm ederlerdi. Bu bakımdan, daha
Moğol istilasından evvel zengin bir halk edebiyatına malik olduğunu bildiğimiz
Kıpçak, Kumanlar’dan bize ancak ancak “Codex”de zapt edilmiş bazı darbımeseller
ve bilmeceler kalmıştır. (KÖPRÜLÜ: 2004)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Codex Cumanicus bir taraftan Türk
bilinmeyen yabancılara Türkçe öğretmeye, diğer taraftan Kıpçaklar arasında
Hristiyanlığı yönelik olarak hazırlanmış bir el kitabı niteliği taşımaktadır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Codex Cumanicus’un dil özellikleri
şöyledir:</p>



<ol><li>/d/&gt;/y/ değişmesi: adır-
“ayırmak”, edgü “iyi”&gt;eygi, kadgu “kaygı”&gt;kaygı, küdegü “güvey”&gt;küyöv,
tıd- “engel olmak” &gt;tıy, yıd- “korkmak”&gt;yayı- vb.</li><li>{Г{ düşmesi: adıġ “ayı”&gt;ayu,
arıġ “temiz”&gt; arı, bodaġ “boya”&gt;boya, tatıġlıġ “tatlı”, çerig “asker,
ordu”&gt;çeri, ölüg “ölü&gt;ölü, tirig&gt;diri&gt;tiri vb.</li><li>/ıġ/&gt;ov,uv,u/,/ig/&gt;/öv,üv,ü/
deüişmesi: açıġ “acı , ıstırap” açuv, arıġ “temiz”&gt;arov, aruv, satıġ
“satış”&gt;satov, tatıġ “tad”&gt;tatov, bitig”yazı”&gt;bitü, tirig “hayat”
&gt;tiröv vb.</li><li>/agu/&gt;/av, ov, uv/ ve
/egü//öv, üv/ değişmesi: buzaġu “buzağı”&gt;buzav, buzov, yapıg
“örtü”&gt;yabov, küdegü “güvey”&gt;küyöv vb.</li><li>/ķ/&gt;/ħ/ değişmesi: ıdauk
eb&gt;yih öv “kilise”, yakşı ⋲yaħşı,
ak-⋲,
aħ-, ogşa-⋲oħşa-
“benzemek”</li><li>İlgi durumu –nıŋ/-niŋ,-nıg/-nig,
yükleme durumu –nı/-ni çıkma durumu durumu da –dan/-den eki ile kurulur.
(TEKİN: 2014)</li></ol>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Karadeniz’in kuzeyindeki Kıpçak (Kuman)
Türklerinden İtalyanlar ve Almanlar tarafından 14. Yüzyılda derlenmiş iki
bölümlük bir eserdir. Yazı dilini değil, О zamanki Kıpçakların konuşma dilini,
ağızlarını yansıtır. İtalyan bölümü 55 yapraktır (110 sahife) ve iki sözlük
lisetsinden oluşur. Sözlükler, Latince-Farsça,Kıpçakçadır. İlk liste alfabetik,
ikinci liste tematiktir (konulara göre). İtalyan bölümünde bazı gramer
kuralları da verilmiştir. Alman bölümü 27 yapraktır (54 sahife). İki karışık
sözlük listesi ve bazı metinlerden oluşur. Birinci liste Kıpçakça-Almanca,
ikinci liste Kıpçakça-Latince sözlüktür.&nbsp;
Metinler İncil’den parçalar, ilahiler, bilmece ve atasözlerinden oluşur.
Metinlerin Latince tercümeleri de verilmiştir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İtalyan ve Alman bölümlerinin imla
sistemleri birbirinden farklıdır. Alman bölümü Gotik Gotik harfleriyle
yazılmıştır ve kendi içinde imla tutarlılığı yoktur.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Codex Cumanicus’un dili Tatarçe, Tatar til
olarak geçer. Bu sebeplerle eski bir Tatar ağzı olarak değerlendirmek
yerindedir.</p>



<p>Codex
Cumanicus ilk olarak 1880’de Budapeşte’de Kont Geza Kuun tarafından yayımlandı.
1884’te Radloff, 1911-1919 arasında Bang, 1929 1929 T. Kowalski eserin dili
üzerinde durdular. Eserin üzerindeki en geniş çalışma Annemarie von Gabain’e
aittir: Fundamenta Ы’dedir ve Mehmet Akalın&nbsp;
Tarihi Türk Şiveleri olarak Türkçeye çevirmiştir. (ERCİLASUN:2011)</p>



<p>İlgi ekinin gelişimi şu
şekildedir:</p>



<p><strong>Etü. İlgi hali +nı</strong><strong>ŋ</strong><strong>, CC
nı</strong><strong>ŋ~+nıġ Tat. nıŋ~+nın</strong></p>



<p>Eski Türkçede ilgi hali
düz ünlülü ve ŋ’li keilleri kullanılırken Codex Cumanicus’ta düz ünlülü ŋ’li ve
ġ’li şekilleri karşımıza çıkarken,&nbsp; Kırım
Tatar Türkçesinde ise ŋ’li ve n’li şekilleri kullanılmaktadır. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu çalışmamızda, Codex Cumanicus’taki
parçalarda ilgi ekinin durumu değerlendirilecektir. İsim Tamlamaları tespit
edilerek incelenecektir. Daha sonra Kırım Tatar Türkçesinden örnekler
verilecektir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; İsim tamlamaları şu şekildedir:</p>



<p><strong>4 Vaaz Parçası 59a/8-12</strong></p>



<p>592/8-12</p>



<p>menim sözim</p>



<p>talaşman sözin</p>



<p>yékning tuzakına</p>



<p><strong>6 Bilmeceler 60a/1-60b/40</strong></p>



<p>2 köne suvun</p>



<p>5. sırma tonum</p>



<p>6 küymeŋ ağızı</p>



<p>8 kömiş bırgı</p>



<p>8altın bırgı</p>



<p>10altın başlı</p>



<p>12 kaçkar müzi</p>



<p>12 tege müzi</p>



<p>17 tav üstünde</p>



<p>18 taş araba</p>



<p>20 sıyır sırt</p>



<p>20 koy koŋaçı</p>



<p>24 bagır çanak</p>



<p>41 altın tovram</p>



<p>44 sete tübü</p>



<p><strong>9 Meleğin Çobana Mesih’i
Müjdelemesi 61b/1-11</strong></p>



<p>teŋerniŋ yarlıkı</p>



<p><strong>13 İsa Mesih ve azizlerden
alıntılarla Tanrı Sevgisi 61b/12-21</strong></p>



<p>kristusnuŋ tanıkı</p>



<p>anıŋ buyruħın</p>



<p>seniŋ köŋlüŋni</p>



<p>seniŋ köŋlüŋ</p>



<p>senin tirikiŋ</p>



<p>seninŋ</p>



<p>senin sagınçıŋ</p>



<p>teŋeri katı</p>



<p><strong>16 Azizlerden Günahları İtiraf ve Tövbe Çağrısı
62b/25-63a/25</strong></p>



<p>kensi ağızı</p>



<p>öz yazuħın</p>



<p>kénsi yazukın</p>



<p>teŋeri öŋünde</p>



<p>kénsi yazuhın</p>



<p>kénsi yazuħın</p>



<p>kénsi yazuhın</p>



<p>séniŋ canıŋa</p>



<p>sénin agrħın</p>



<p>séniŋ yazuħın</p>



<p><strong>17 Havari Paulus’un
Ekmek-Şarap Ayini ile İlgili Vaaz 63a/26-35</strong></p>



<p>kensi agızına</p>



<p><strong>18 Kutsal Cuma Günü Vaazı63a/36-63b/26</strong></p>



<p>kristusnuŋ kınların dağın
ölümün</p>



<p>dagı yaŋagına</p>



<p><strong>20 Melekten Meryem’</strong><strong>e</strong><strong> Sesleniş 63b/33-35</strong></p>



<p>séniŋ köksüŋde</p>



<p><strong>On Emir 66b/1-10</strong></p>



<p>teŋrinin atı</p>



<p><strong>26. Sözler </strong><strong>В</strong><strong> 66b/1-22</strong></p>



<p>öz özümden</p>



<p><strong>27 Ave Maria: Selam
cennetin kapısı 69a/1-72b/10</strong></p>



<p>1 tirilikniŋ agaçı</p>



<p>1 bagrımıznıŋ tımarı</p>



<p>8 kökni yérni yarattaçı</p>



<p>8 barçalarnı ékerksindeçi</p>



<p>9 ölümniŋ kabakından</p>



<p>11 kimniŋ sözlemeki</p>



<p>12 kümişniŋ avazı</p>



<p>12 kimniŋ tuvganı</p>



<p>12 közimizniŋ yarığı</p>



<p>14 kimniŋ termesinde </p>



<p>15 kimiŋ mireti</p>



<p>15 sövmekliginin tuzağı</p>



<p>16 kimniŋ tili</p>



<p>18 kimniŋ kertegi</p>



<p>19 kimniŋ kurbanını</p>



<p>20 ħanlık daşını</p>



<p>22 yesus kristusnıŋ boyını</p>



<p>26 cehannıŋ téŋizine</p>



<p>27 kimniŋ kovatı</p>



<p>28 üniŋ organanı</p>



<p>28 anıŋ anası</p>



<p>30 yüz yarkınında</p>



<p>31 anıŋ sözi</p>



<p>31 ten işisiz</p>



<p>35 aş tınnı</p>



<p>36 uruħlarŋ</p>



<p>36 tın aşını</p>



<p>39 kristus anasına</p>



<p>39 töreniŋ tügeli</p>



<p>40 öz öz aŋında</p>



<p>42 yarıħnıŋ anası</p>



<p>44 ħatunlarnıŋ&nbsp; daş</p>



<p>45 kérmen menü ħannıŋ</p>



<p>47 yarılgamaknıŋ anası</p>



<p>48 kimniŋ sözlegeni</p>



<p>48 gönüldeki sagınçı</p>



<p>50 kiminiŋ totakları</p>



<p>50 tın azıħı</p>



<p>50 teŋri sözi</p>



<p>51 ave er</p>



<p>51 zeytin ağaçga</p>



<p>53 öz bavursakın</p>



<p>55 könülük avalı</p>



<p>55 oguluŋ öçin</p>



<p>56 méŋi ħannıŋ ovlı</p>



<p>56 méni ısraelniŋ teŋrisi</p>



<p>57 kimniŋ ogulı</p>



<p>57 kimniŋ yarıħı</p>



<p>58 yéri arılarnıŋ</p>



<p>59 teŋri sözi</p>



<p>62 arılarnıŋ kovançı friştelerniŋ</p>



<p>64 hava sıgıtın</p>



<p>65 tavlarnıŋ tavı</p>



<p>65 taş tavga</p>



<p>66 öz öziŋ</p>



<p>70 kimniŋ oŋ kolını</p>



<p>71 kökniŋ körki</p>



<p>71 dünyeniŋ&nbsp;
tireki</p>



<p>71 ölümniŋ müzin</p>



<p>72 algış yeri</p>



<p>73 emiŋç yéri</p>



<p>73 é yüzüni</p>



<p>73 sion kögisiŋ</p>



<p>74 béy ténrini</p>



<p>74 méŋü yıllarnı</p>



<p>75 ave téŋrinin kaznası</p>



<p>76 ave yesusnıŋ anasına</p>



<p><strong>28 İlahi İsa Bizim Kurtarıcımız&nbsp; 72b/11-73a/5</strong></p>



<p>1 söyüşliħniŋ tutturukımız</p>



<p>3 tamu kabakını</p>



<p><strong>29 İlahi: İsa Bizim Kurtarıcımız 72b/11/73a/5</strong></p>



<p>2 öz özeninden</p>



<p>4 er yazuħı</p>



<p>6 dünya yazuħın</p>



<p><strong>30 Bir Cümle</strong></p>



<p>teŋrisi toprak</p>



<p><strong>31 İlahi: Azizlerin umudu</strong></p>



<p>arıħlarnıŋ küsençi</p>



<p>tuşman yékni</p>



<p><strong>32 İlahi: Kralın Nişanları Çıksın 74a:1-16</strong></p>



<p>hannıŋ alamları</p>



<p>ħannıŋ kanı çiçekleri</p>



<p>anıŋ yemişi</p>



<p>8 haç öze</p>



<p><strong>33 İznik-İstanbul İman Açıklaması&nbsp; 74b:1-19</strong></p>



<p>teŋrinin yalnuz tuvgan ovlı</p>



<p>hanlıħınıŋ uçu</p>



<p>yazıklarnıŋ boşatmagına</p>



<p>kopmaklıkın dagı</p>



<p><strong>34 Notalı İlahi: Hatırlasam Mübarek Kanını</strong></p>



<p>2 kök ħanı</p>



<p>11 kökniŋ nurı</p>



<p>11 öz yartımın</p>



<p>11 kértek éşikini</p>



<p><strong>37 İsa Mesih’in Tekrar Dirileceğine Dair Vaaz</strong></p>



<p>uçmaknıŋ tınçına</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sonuç
olarak, ilgi eki Kıpçak Türkçesinin bir özelliği olarak –nıŋ, -ıŋ şeklinde
kullanımlar mevcuttur. Eser üzerinde yapılacak daha detaylı çalışmalar, Kıpçak
Türkçesinin özelliklerini incelememizde bize büyük yarar sağlayacaktır. </p>



<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>



<p>ARGUNŞAH, Mustafa, GÜNER,
Galip, Codex Cumanicus, Kesit Yayınları, İstanbul, 2015</p>



<p>ÖZKAN, Mustafa, Türk
Dilinin Gelişme Alanları ve Eski Anadolu Türkçesi, Filiz Kitabevi, İstanbul,
2009</p>



<p>AKAR, Ali, Türk Dili
Tarihi, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2005</p>



<p>TEKİN, Talat, ÖLMEZ,
Mehmet, Türk Dilleri, Bilgesu Yayıncılık, Ankara, 2014</p>



<p>ERCİLASUN, Ahmet Bican,
Türk Dili Tarihi, Akçağ Yayınları, Ankara, 2011</p>



<p>AKALIN, Mehmet,&nbsp; Tarihi Türk Şiveleri, Atatürk Üniversitesi
Yayınları, Ankara, 1079</p>



<p>KÖPRÜLÜ, M. Fuat, Türk
Edebiyatı Tarihi, Akçağ Yayınları, Ankara, 2004</p>



<p>KARAMANLIOĞLU, Ali Fehmi,
Türk Dili Nereden Geliyor Nereye Gidiyor, Beşir Kitabevi, İstanbul, 2007</p>



<p>ECKMANN, Janos, Harezm,
Kıpçak ve Çağatay Türkçesi Üzerine araştırmalar, Türk Dil Kurumu Yayınları,
Ankara, 2011</p>



<p>KÖSOĞLU, Nevzat, Türk
Dünyası Tarihi ve Türk Medeniyeti Üzerine Düşünceler Tarihin Türk Asırları 2,
Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2012</p>



<p>KÖSOĞLU, Nevzat, Türk
Dünyası Tarihi ve Türk Medeniyeti Üzerine Düşünceler Kültür, Tarih ve Türk
Tarihi, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2012</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/codex-cumanicusta-ilgi-ekinin-durumu-uzerine/">Codex Cumanicus’ta İlgi Ekinin Durumu Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/codex-cumanicusta-ilgi-ekinin-durumu-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18540</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Portre 4</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/portre-4/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/portre-4/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 05 Oct 2019 04:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18584</guid>
				<description><![CDATA[<p>Beynindeki konuşmalardan bıkkın şekilde yataktan kalktı. Aradığı her şey bir anda silindi. Ne yapıyordu? Ne düşünüyordu? Ne yapacaktı? Aradığı her silikti. Bir anlık düşünceyle kendi zihninde bir mekan arıyordu. Artık evinde değildi. Adeta başka bir alemdeydi. Tüm görüntüler silindi. Her yer silikti. Bembeyaz bir evrendeydi. Etrafına baktı. Usulca iki elini de çenesine dayadı. Zaman-mekan kavramı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/portre-4/">Portre 4</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Beynindeki konuşmalardan bıkkın şekilde yataktan kalktı. </p>



<p>Aradığı her şey bir anda silindi.</p>



<p>Ne yapıyordu?</p>



<p>Ne düşünüyordu?</p>



<p>Ne yapacaktı?</p>



<p>Aradığı her silikti.</p>



<p>Bir anlık düşünceyle kendi zihninde bir mekan arıyordu.</p>



<p>Artık evinde değildi.</p>



<p>Adeta başka bir alemdeydi.</p>



<p>Tüm görüntüler silindi.</p>



<p>Her yer silikti.</p>



<p>Bembeyaz bir evrendeydi.</p>



<p>Etrafına baktı.</p>



<p>Usulca iki elini de çenesine dayadı.</p>



<p>Zaman-mekan kavramı silinmişti.</p>



<p>Nerdeydi?</p>



<p>Bir kara deliğinin beyazlığına kapılmıştı sanki.</p>



<p>Koşmak istedi.</p>



<p>Kaçmak istedi.</p>



<p>Yapamadı.</p>



<p>Neredeydi?</p>



<p>Bilmiyordu.</p>



<p>Beyazlığın körlüğüne kapılmıştı.</p>



<p>Her yer bembeyazdı.</p>



<p>Sadece kendi ellerini, gövdesini ve ayaklarını görüyodu.</p>



<p>Elini başının üstüne koydu.</p>



<p>Bir siliklik söz konusuydu.</p>



<p>&nbsp;“Olamaz.”</p>



<p>Olabilir.</p>



<p>“Neredeyim ben?”</p>



<p>Kendi zihnindesin.</p>



<p>“Ne yapıyorum?”</p>



<p>Ne mi yapıyorsun?</p>



<p>Yeni bir hayata başladın.</p>



<p>Bildiğin tüm bilgiler silindi.</p>



<p>“Ne yapmalıyım?”</p>



<p>Kendine bir yol çizmelisin.</p>



<p>Yepyeni bir yol.</p>



<p>“Dilimi nasıl anlıyorsun?”</p>



<p>Unutma, ben senin zihnindeyim.</p>



<p>“Sen kimsin?”</p>



<p>Senin nöronlarının bağlantısını kuran beynindeyim.</p>



<p>“Ne yapmak istiyorsun?”</p>



<p>Sana yol göstermek istiyorum.</p>



<p>Ellerine baktı.</p>



<p>Ayaklarına baktı.</p>



<p>Bir anlam bulmaya çalıştı.</p>



<p>Etrafına baktı.</p>



<p>Anlayamadı.</p>



<p>Gözlerini kapattı.</p>



<p>Bir anda gözlerini açtı.</p>



<p>Odada ayakta ve dik vaziyette duruyordu.</p>



<p>Ne olduğunu anlayamamıştı.</p>



<p>Kahvaltısını yapma üzere mutfağa girdi.</p>



<p>Bir adet mısır gevreği paketini aldı, kaseye doldurdu.</p>



<p>Üzerine süt döktü.</p>



<p>Kaşıklamaya başladı.</p>



<p>Aklı hala olduğuyla alakalı sorular sormaktaydı.</p>



<p>Ne olmuştu?</p>



<p>Aklında deli sorular vardı.</p>



<p>Neden olmuştu?</p>



<p>Mısır gevreğini yerken boşluğa dalmıştı gözleri.</p>



<p>Aklında deli sorular.</p>



<p>“Ne oldu bana?”</p>



<p>“Neden böyle oldu?”</p>



<p>Pencere açıktı. </p>



<p>Ara ara çarpıyor, onu hafif korkutuyordu.</p>



<p>Dışarıdan bir araba geçti.</p>



<p>Sesi kulağına geliyor, ancak hala ne olduğu konusunda ne
yapacağını bilemiyordu.</p>



<p>“Ne oldu bana?”</p>



<p>Sadece bir anlık oldu.</p>



<p>Düşüncelerinin içine girdin.</p>



<p>Sadece sen ve beynin…</p>



<p>“Neden oldu?”</p>



<p>Neden olduğunu çok iyi biliyorsun.</p>



<p>Sen ve düşüncelerin ayrılmaz ikili.</p>



<p>Beyninin nöronları seni zihnine sürükledi.</p>



<p>“Nasıl oluyor bu?”</p>



<p>Bu soruyu bana sorma.</p>



<p>Gözlerini kapattı.</p>



<p>Bir karanlık odadaydı.</p>



<p>Hiçbir şey gözükmüyordu.</p>



<p>Gözlerini açtı.</p>



<p>Her yer bembeyazdı.</p>



<p>Tekrar gözlerini kapattı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Mısır gevreği önünde duruyordu.</p>



<p>Tekrar gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Her yer bembeyazdı ve tek o vardı.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Mısır gevreği yine önündeydi.</p>



<p>Gevreği yemeye koyuldu.</p>



<p>Kaşıkladı kaşıkladı.</p>



<p>Yıkamak üzere lavaboya yöneldi.</p>



<p>Kaseyi ve kaşığı yıkadı.</p>



<p>Bulaşıklığa koydu.</p>



<p>Dışarı çıkmaya yeltendi.</p>



<p>Üzerini giyindi.</p>



<p>Bir kafeye doğru yürüdü.</p>



<p>Bir masaya oturdu.</p>



<p>“Bir çay lütfen.”</p>



<p>Çayı geldi.</p>



<p>İçti.</p>



<p>1 lirayı masaya koyup, oradan ayrıldı.</p>



<p>Bir minibüse bindi.</p>



<p>Kartını basıp minibüste bir koltuğa oturdu.</p>



<p>Son durağa kadar minibüste oturdu.</p>



<p>Sonra indi ve tekrar binmek üzere minibüsün kart bölümüne
kartını bastı.</p>



<p>Bir koltuğa oturdu.</p>



<p>Evinin durağında indi.</p>



<p>Evine doğru yürümeye başladı.</p>



<p>Karar değiştirip tekrar kafeye gitti.</p>



<p>“Bir çay lütfen.” dedi.</p>



<p>Çayını yavaşça yudumladı.</p>



<p>Bitirdikten sonra kaktı.</p>



<p>Evine doğru yürüdü.</p>



<p>Kapının kilidini açtı.</p>



<p>Faturaları için posta kutusuna baktı.</p>



<p>Boştu. </p>



<p>İçeri girdi.</p>



<p>Eline bir kağıt ve kalem aldı.</p>



<p>Yazmak için direndi.</p>



<p>Ancak yazamadı.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Her yer yine bembeyazdı.</p>



<p>Kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Önünde beyaz bir kağıt ve sempozyumdan hediye edilen bir
kalem vardı.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Her yer yine bembeyazdı.</p>



<p>“Bu neden oluyor?”</p>



<p>&nbsp;“Evet.”</p>



<p>Zihnin seni ele veriyor.</p>



<p>Düşünce mahkumusun sen.</p>



<p>“Mahkum mu?”</p>



<p>Düşünüyorsun. </p>



<p>Düşünmek ancak delilerde olur.</p>



<p>Yazarsan bu roman bitecek.</p>



<p>O halde yazma.</p>



<p>“Tamam.”</p>



<p>Televizyonu açtı.</p>



<p>Hafta sonu dolayısıyla magazin programları göze çarpıyordu.</p>



<p>Canı sıkıldı.</p>



<p>Televizyonu kapadı.</p>



<p>Jane Austen neden yazmayı seçti diye düşündü.</p>



<p>Yazmalıydı.</p>



<p>Bu onun kaderiydi.</p>



<p>Peki o neden yazamıyordu?</p>



<p>Entelektüel kimliğiyle insanlar arasında göz dolduruyordu.</p>



<p>Ancak, iki yıldır yazamıyordu.</p>



<p>Yazsaydı, kurtulacaktı belki de bu girdaptan.</p>



<p>Dışarıda apartman inşaatı işçilerinin sesi duyuluyordu.</p>



<p>Belki de o da çalışmalıydı.</p>



<p>Ölen babası için ödenen maaş geçiniyordu.</p>



<p>Yazdığı kitapların parası ona yetmiyordu.</p>



<p>Ancak umutluydu.</p>



<p>Yazacaktı.</p>



<p>Yazmalıydı.</p>



<p>Yazsa rahatlayacaktı.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Her yer bembeyazdı.</p>



<p>Yürümeye karar verdi.</p>



<p>Yürüdü.</p>



<p>Sol tarafında annesini gördü.</p>



<p>Annesi gözleme yapıyor, o ise altı yaşındaki haliyle oyun
oynuyordu.</p>



<p>Yürümeye devam etti.</p>



<p>Sol yanına baktı.</p>



<p>Babası onu omzuna almış gezdiriyordu.</p>



<p>Yürümeye devam etti.</p>



<p>İlk üniversiteye başladığı anı gördü.</p>



<p>Yürümeye devam etti.</p>



<p>Mezun olduğu günü gördü karşısında.</p>



<p>Yüzünde bir gülümseme belirdi.</p>



<p>Yürümeye devam etti.</p>



<p>Yüksek lisansı bitirdiği günü gördü.</p>



<p>Gülümsedi.</p>



<p>Yürümeye devam etti.</p>



<p>Babasının öldüğünü gördü.</p>



<p>Birden durdu.</p>



<p>Etrafında daireler dönüyordu.</p>



<p>Öyle hızlıydı ki, durduramıyordu.</p>



<p>Daire hep birden üzerine hücum etmeye başlamıştı.</p>



<p>Saldırıyordu adeta.</p>



<p>Gözlerini kapattı hemen.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Odasına dönmüştü.</p>



<p>Bitkin ama sakindi.</p>



<p>Pencereden bir rüzgar uğultusu geldi.</p>



<p>Başı dönüyordu.</p>



<p>Yorgun zihni dönüyordu.</p>



<p>Dönüyordu.</p>



<p>Dönüyordu.</p>



<p>Birden bayılıverdi.</p>



<p>Düştü.</p>



<p>Gözleri kapandı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Babasını gördü.</p>



<p>Kapattı.</p>



<p>Tekrar açtı.</p>



<p>Bir rüzgar esti öteden.</p>



<p>Odasındaydı.</p>



<p>Yürüdü.</p>



<p>Bir kitap aldı.</p>



<p>Koltuğa oturdu.</p>



<p>Aldığı kitap Palto-Burun’du.</p>



<p>Biz hepimiz Gogol’un paltosundan çıkmıştık değil mi?</p>



<p>Ben de burnundan düşmüş olmalıyım.</p>



<p>“Haklısın.”</p>



<p>“Ben de paltosunda üşüyorum.”</p>



<p>Mutfağa girdi.</p>



<p>Üç buçuk kaşık çay koydu çaydanlığa, ocağı yaktı.</p>



<p>Ocağa yerleştirdi.</p>



<p>Elindeki kitabı okumaya başladı.</p>



<p>Bir saat boyunca okudu.</p>



<p>Eline başa bir kitap –bu sefer şiir- aldı.</p>



<p>Okumaya başladı.</p>



<p>Bir taraftan okurken, bir taraftan çayını yudumluyordu.</p>



<p>“Benim gözlerim yeşildir, evet evet, onun gözleri kara;</p>



<p>Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara…”</p>



<p>Evet, Monna Rosa…</p>



<p>Çayını yudumlarken Monna Rosa’yı hayal etti.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Etraf, bembeyazdı.</p>



<p>Yürüdü.</p>



<p>Karşısında eski kız arkadaşını gördü.</p>



<p>Ona gülümsüyordu.</p>



<p>Ona doğru yöneldi.</p>



<p>Elini tuttu.</p>



<p>Gözlerine baktı.</p>



<p>Bir öpücük kondurdu yanağına.</p>



<p>Sonra gözlerini kapadı.</p>



<p>Açtı.</p>



<p>Odaya geri dönmüştü.</p>



<p>Bir anlık öfkeye mahkum ettik her şeyi.</p>



<p>Bir yemin etmişti ki, dönemezdi.</p>



<p>Bir an durdu.</p>



<p>Ben neyi yanlış yapıyorum?</p>



<p>“Neyi mi?”</p>



<p>Sen kendini tanımıyorsun.</p>



<p>Tanısan böyle yapmazsın.</p>



<p>Sen küçük bir alemsin.</p>



<p>Pencereden baktı.</p>



<p>Ağaç rüzgardan sallanıyordu.</p>



<p>Çayından bir yudum aldı.</p>



<p>İç çekti.</p>



<p>Mutfağa girdi.</p>



<p>Ağzına bir adet bisküvi attı.</p>



<p>Çayını yudumladı.</p>



<p>Bir şiir daha okudu.</p>



<p>“Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi</p>



<p>Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara…”</p>



<p>Ve Monna Rosa.</p>



<p>Şair olmak için aşık olmak gerekir.</p>



<p>Ve şair elbette yalandır.</p>



<p>Şair olmadığını şükretti.</p>



<p>Yoksa her yerde onu görecekti.</p>



<p>Gözlerini kapadı.</p>



<p>Elini ona uzattı.</p>



<p>Gülümsedi.</p>



<p>Sessizce açtı gözlerini.</p>



<p>“Teşekkür ederim.”</p>



<p>Ve, uyudu.</p>



<p>Rüyasında bir at koşuyordu.</p>



<p>Atın üstündeydi.</p>



<p>Bu bir yarış atıydı.</p>



<p>Sürekli koşuyor ama hedefe ulaşamıyordu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/portre-4/">Portre 4</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/portre-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18584</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Genç Bir Kız</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/genc-bir-kiz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/genc-bir-kiz/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 04:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18537</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gülümse hayat seni üzse dahi. Ihlamurlar altında bir adam elinde bir kitapla oturuyordu. Sarı saçlı, kahve gözleriyle ceketini iliklemiş, sade görünümüyle tatlı bir tebessüm içinde… Milena’ya Mektuplar yazan Kafka’nın aşkı bulduğu o tatlı bir resimdi belki gözlerinde gezdirdiği. Jane Austen’ın hayat hikayesi gibiydi belki de yaşadıkları… Yazmak ancak yaşamamak… Bir polar battaniyenin sardığı merhametli kedisine [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/genc-bir-kiz/">Genç Bir Kız</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Gülümse hayat seni üzse dahi.</p>



<p>Ihlamurlar altında bir adam elinde bir kitapla oturuyordu.</p>



<p>Sarı saçlı, kahve gözleriyle ceketini iliklemiş, sade
görünümüyle tatlı bir tebessüm içinde…</p>



<p>Milena’ya Mektuplar yazan Kafka’nın aşkı bulduğu o tatlı bir
resimdi belki gözlerinde gezdirdiği.</p>



<p>Jane Austen’ın hayat hikayesi gibiydi belki de yaşadıkları…</p>



<p>Yazmak ancak yaşamamak…</p>



<p>Bir polar battaniyenin sardığı merhametli kedisine sarılan
küçük bir kız çocuğuydu o gözyaşlarını döken.</p>



<p>Ayracı kitabın arasına iliştirip suskun bir sayhalar işitti.</p>



<p>Yerinden kalktı, sesin geldiği yöne doğru gitti.</p>



<p>Beyaz Geceler kitabına benzer bir vaziyetle karşı karşıya
kalacağını fark ederken bir kızı gördü.</p>



<p>Gogol’un burnunu kaybetmesi gibi, kız usulca kayboldu.</p>



<p>Birden evine döndü.</p>



<p>Ancak kafası karışıktı.</p>



<p>Sartre’ın kitabını eline aldı.</p>



<p>Okumaya başladı.</p>



<p>Genç kız hep aklındaydı.</p>



<p>Önemli bir kimse olmadığının farkına varması gerekliydi.</p>



<p>Sıradanlaşmamalı, salt düşünce kölesi olmamalıydı.</p>



<p>О kız aslında şunu öğretmeliydi ona:</p>



<p>Asla önyargılarla hareket etme!</p>



<p>Önyargılar seni köleleştirir, unutma!</p>



<p>Aslında О kızı tanıyordu.</p>



<p>Ancak düşüncelerimizin bilinmeyeceği gerçeğini
unutmamalıydı.</p>



<p>İnsan beyni mucizelerle doludur.</p>



<p>Bir zamanlar şöyle düşünürdü başkahramanımız:</p>



<p>Daima benim söylediğim ve düşündüğüm doğrudur.</p>



<p>Acaba öyle mi?</p>



<p>Hayır demek, bir özgürlüktür&#8230;</p>



<p>Ama evet demek.</p>



<p>İnsan her zaman aynı düşünmez.</p>



<p>15 gün önce sorun ettiğin davranış 15 gün sonra sorun
olmaktan çıkar ve bağışıklık sistemin güçlenir.</p>



<p>İnsanlara karşı koymayı öğrenmelisin.</p>



<p>Onlar sana emir vermemeli.</p>



<p>Tahakkümde bulunmakla gerçekler örtüşmeyebilir.</p>



<p>Birlikte yemek yemek, yaşamak, yolculuk etmek gerekir.</p>



<p>О kızı gerçekten tanıyor musun?</p>



<p>Hayır.</p>



<p>Konuşmalarını dinlemekle tanıyamazsın.</p>



<p>Yaşamak zorundasın.</p>



<p>О kız acaba seni tanıyor mu?</p>



<p>Hayır.</p>



<p>İnsanı yargılamadan önce karşına alıp konuşmalısın.</p>



<p>Göz göze gelip yemek yemelisin.</p>



<p>О kızı asla tanıyamayacaksın.</p>



<p>О artık başka yerde.</p>



<p>Senden uzakta…</p>



<p>Bir daha asla senin olduğun yerde olmayacak.</p>



<p>Bir daha asla görmeyeceksin.</p>



<p>Hayat böyledir.</p>



<p>О kız iyi olsa da sen onu tanıyamamışsın.</p>



<p>О kız kayboldu gözlerden.</p>



<p>Gizlendi.</p>



<p>Örtüsüne bürünüp kendini bir daha özgürlüğünden kısıtlanmış
halde gitti.</p>



<p>Şimdi söyle bana О kızı tanıyor musun?</p>



<p>Tanısan seversin.</p>



<p>Ama şansını kaybettin.</p>



<p>О kız artık yazılarında yaşıyor.</p>



<p>Kendini yazmıyor.</p>



<p>Ama kız çocuğu yazmakla ortaya çıkıyor.</p>



<p>Naif ruh ancak sanatla zuhur eder.</p>



<p>İnce bir ruh sadece sanatla teşekkül eder.</p>



<p>О halde…</p>



<p>Bir daha </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/genc-bir-kiz/">Genç Bir Kız</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/genc-bir-kiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18537</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sevgi Aynı Yöne Bakmaktır</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sevgi-ayni-yone-bakmaktir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sevgi-ayni-yone-bakmaktir/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 28 Sep 2019 04:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18542</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevgi, kişiyle aynı yöne bakmaktır. Sevgi duygusu her insana bahşedilen bir huydur. Güzellik duygusu&#160; her insanın aradığı bir özelliktir. Estetiğin konusu ise güzellik ve çirkinliktir. Bergson’a göre “hayatın menfaat perdesinden sıyrılarak olduğu gibi görünmesidir.” Sanat, Allah’ı aramaktır. Güzellik, öMür boyunca aranacak bir hediyedir. Sevgi de güzel olan bir varlığa duyulan beğenme hissidir. Herkes güzeli arar, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevgi-ayni-yone-bakmaktir/">Sevgi Aynı Yöne Bakmaktır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Sevgi, kişiyle aynı yöne bakmaktır.</p>



<p>Sevgi duygusu her insana bahşedilen bir huydur.</p>



<p>Güzellik duygusu&nbsp; her
insanın aradığı bir özelliktir.</p>



<p>Estetiğin konusu ise güzellik ve çirkinliktir.</p>



<p>Bergson’a göre “hayatın menfaat perdesinden sıyrılarak
olduğu gibi görünmesidir.”</p>



<p>Sanat, Allah’ı aramaktır.</p>



<p>Güzellik, öMür boyunca aranacak bir hediyedir.</p>



<p>Sevgi de güzel olan bir varlığa duyulan beğenme hissidir.</p>



<p>Herkes güzeli arar, bulduğunda ise onu sever.</p>



<p>Beş duyu organıyla algılanan güzellik, sanat eseri olarak
görülür.</p>



<p>Sanat eseri estetik açıdan güzel olandır.</p>



<p>Sevgi de güzele karşı duyulan hasrettir.</p>



<p>Seven insan güzel bulduğu kişinin dilediğini yapar.</p>



<p>Üzülmesini istemez.</p>



<p>Zıt düşmek ise güzelliği öldürmek demektir.</p>



<p>Kar kristalleri hakkındaki deneyde, kötü sözler
söylenenlerin şekli bozulduğu görülmüştür.</p>



<p>Güzel olana güzelliği söylenmelidir.</p>



<p>Ona çirkin demekle О güzel çirkinleşmez.</p>



<p>Elmas çamura batsa dahi mücevherdir.</p>



<p>Ancak, sadece koparılan bir papatya gibi solmasına neden
olur.</p>



<p>Güzel sözler söylemek, bir orkidenin çiçek açması gibidir.</p>



<p>Ay güzeldir.&nbsp; </p>



<p>Güzelliği güneştendir.</p>



<p>Allah’ın güzelliğinin bir yansımasıdır.</p>



<p>Güzelliğin ömrü aynı doğrultuda düşünmekten geçer.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevgi-ayni-yone-bakmaktir/">Sevgi Aynı Yöne Bakmaktır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sevgi-ayni-yone-bakmaktir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18542</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dil Tinsel Bir Olgudur</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dil-tinsel-bir-olgudur/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dil-tinsel-bir-olgudur/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 25 Sep 2019 04:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18461</guid>
				<description><![CDATA[<p>Humbolt’a göre “ÖZ etkinlik içinde sadece kendinden fışkıran ve tanrısal anlamda özgür bir oluşum olarak adlandırma “boş bir sözcük oyunu değildir.” Dil kendiliğinden insani etki gösterir, toplumsal olarak ilişkilenir, kurumlar yaratır, kendisine kurallar koyar.” Bir içsel gereksinme söz konusudur. Tinsel bir olgudur ve özgür bir biçimde ortaya çıkar. Konuşma ve şarkı ise Humbolt’un anlatımıyla spontone [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dil-tinsel-bir-olgudur/">Dil Tinsel Bir Olgudur</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Humbolt’a göre “ÖZ etkinlik içinde sadece kendinden fışkıran ve tanrısal anlamda özgür bir oluşum olarak adlandırma “boş bir sözcük oyunu değildir.”</p>



<p>Dil kendiliğinden insani etki gösterir, toplumsal olarak ilişkilenir,
kurumlar yaratır, kendisine kurallar koyar.”</p>



<p>Bir içsel gereksinme söz konusudur.</p>



<p>Tinsel bir olgudur ve özgür bir biçimde ortaya çıkar.</p>



<p>Konuşma ve şarkı ise Humbolt’un anlatımıyla spontone gelişir
ve coşkunun yani duygulanım ve tinsel güçlerin özgürlüğüne göre ortaya çıkar.</p>



<p>İnsanın tinsel gücünün işlenen bir etkinliğidir.</p>



<p>İçsel gücün dışsallaştırılması sonucukonuşma gerçekleşir.
Düşüncenin dış sese aktarılmasıdır. Bu hayvanlarda olmayan bir güç olan
konuşma, aslında insanın tinsel yani metafiziksel bir yönünü teşkil eder. </p>



<p>Tin dediğimiz insan ruhunun dışa yansımasıdır.</p>



<p>Tinsel etkinlik, düşünce ile sesi kaynaştıracak düzeyde
olmalıdır.</p>



<p>İnsanlıktaki dil oluşturucu güç durmaksızın devam eder.</p>



<p>Tinsel yani ruhsal gelişim halindeki insanın konuşması yani
dil oluşturucu gücü süreklilik arz eder ve kendiliğinden gelişir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dil-tinsel-bir-olgudur/">Dil Tinsel Bir Olgudur</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dil-tinsel-bir-olgudur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18461</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İspanyolca&#8217;nın Diğer Dillerle  İlişkisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ispanyolcanin-diger-dillerle-iliskisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ispanyolcanin-diger-dillerle-iliskisi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 21 Sep 2019 04:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18471</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dil bir milletin kültürel yapısını ortaya koyan bir unsurdur. Dildeki ortak kelimelere bakarak О milletin kültür yapısı hakkında bilgi edinebiliriz. Dilden alıntılama sayesinde dil zenginliğine kavuşmaktayız. Kültürler arası iletişim sayesinde çeşitli kelime alışverişleri olmaktadır. İspanyolca için de, Endülüs Emevilerinin etkisiyle Arapçadan çeşitli dil kazanımları söz konusudur. Türkçeyle karşılaştırıldığında fiillerin ek alımı şu şekildedir: Trabajar: çalışmak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ispanyolcanin-diger-dillerle-iliskisi/">İspanyolca&#8217;nın Diğer Dillerle  İlişkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Dil bir milletin kültürel yapısını ortaya koyan bir
unsurdur. Dildeki ortak kelimelere bakarak О milletin kültür yapısı hakkında
bilgi edinebiliriz. Dilden alıntılama sayesinde dil zenginliğine kavuşmaktayız.
Kültürler arası iletişim sayesinde çeşitli kelime alışverişleri olmaktadır.</p>



<p>İspanyolca için de, Endülüs Emevilerinin etkisiyle Arapçadan
çeşitli dil kazanımları söz konusudur. Türkçeyle karşılaştırıldığında fiillerin
ek alımı şu şekildedir:</p>



<p>Trabajar: çalışmak</p>



<p>Trabajo</p>



<p>Trabajas</p>



<p>Trabaja</p>



<p>Trabajamos</p>



<p>Trabajais</p>



<p>Trabajan</p>



<p>Aynı zamanda Arapçadan İspanyolca kültürüne akseden çeşitli
kelimeler vardır.</p>



<p>Ojala tan quidad!</p>



<p>İnşallah dikkatli olursun!</p>



<p>Arapça kültürel sebeplerle geçen kelimeler vardır. </p>



<p>Ayunar: oruç tutmak, acıkmak</p>



<p>Desayunar: orucu bozmak, kahvaltı yapmak</p>



<p>Aynı kullanım İngilizcede de mevcuttur.</p>



<p>To fast: oruç tutmak, acıkmak</p>



<p>Breakfast: orucu bozmak, kahvaltı yapmak</p>



<p>Oruç tutmak ,İslami kültürün yansıması olmakla beraber,
Hristiyanlıkta da geçerli olan bir ibadettir.</p>



<p>Tarık ibn Ziyad’ın Endülüs’e gelerek gemileri yaktırmasıyla
yüzyıllar boyunca süregelen bir Endülüs geleneği oluşmuştur. İslami kültürün
yerleşmesiyle beraber kültür mozaiği oluşmuştur. </p>



<p>Türklerle bağı ise Sefarad denilen Yahudi asıllı
İspanyolların Osmanlı Devleti’ne sığınmasıyla dil alışverişi sağlanmıştır. </p>



<p>Dil kültürler arası bağı sağlayan bir köprü olmaktadır. Bu
nedenle dil öğrenmek kültürün kazanımını sağlar. Dilimizin güneşin doğup
battığı her yere ulaşması dileğiyle.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ispanyolcanin-diger-dillerle-iliskisi/">İspanyolca&#8217;nın Diğer Dillerle  İlişkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ispanyolcanin-diger-dillerle-iliskisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18471</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kürek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kurek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kurek/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 17 Sep 2019 07:04:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18440</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir kayık kıyıya vurdu. Oltasını attı ve balıkların gelmesini bekledi. Basit bir Türkçeyle yazmak ona göre değildi. Ancak bana göreydi. Bir masalsı dalgalar vurdu kıyıya. Yazarlık ateşinden kalan yangın evini yaktı. Önce kitapları yandı, sonra kendisi… Hunharcasına dil-i şikestesine bir gül bıraktı. Parçalanmaz bir anın zihnini bulandırmasını hissetti. Bir dondurma yedi önce. Bir de kahve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kurek/">Kürek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir kayık kıyıya vurdu.</p>



<p>Oltasını attı ve balıkların gelmesini bekledi.</p>



<p>Basit bir Türkçeyle yazmak ona göre değildi.</p>



<p>Ancak bana göreydi.</p>



<p>Bir masalsı dalgalar vurdu kıyıya.</p>



<p>Yazarlık ateşinden kalan yangın evini yaktı.</p>



<p>Önce kitapları yandı, sonra kendisi…</p>



<p>Hunharcasına dil-i şikestesine bir gül bıraktı.</p>



<p>Parçalanmaz bir anın zihnini bulandırmasını hissetti.</p>



<p>Bir dondurma yedi önce.</p>



<p>Bir de kahve içti О en sevdiği deniz kenarından.</p>



<p>Kafka&nbsp; yazardı.</p>



<p>Bense yazmazdım.</p>



<p>Hikayeler anlatır dururdum.</p>



<p>Şiirsel öyküye girişimde bulunmam bu yüzdendi.</p>



<p>Beynin içini yer bir sinek firavunu yer gibi.</p>



<p>Burnu düşen adamın hikayesi Gogol’un hikayesi.</p>



<p>Biz hepimiz onun paltosundan çıktık.</p>



<p>Onu yaza yaza bitiremedim.</p>



<p>Basit düşünceye yer yok burada.</p>



<p>Girdaplara savaş açmak gerek.</p>



<p>İkinci yenicileri hatırlasana…</p>



<p>Üçüncü yeni dergisini ilk defa çıkaran arkadaşlarındı.</p>



<p>Bir kaplumbağa terbiyecisi konumundaydın belki de.</p>



<p>Frida Kahlo tablosunun verdiği duyguyu sana Dali vermemişti
belki de.</p>



<p>Kadın hassasiyetini&nbsp;
yaşamak dilerğindeydin.</p>



<p>İlgincim belki de.</p>



<p>Humbolt’un dil felsefesini okurken yaşadığın mutluluğu aşkı
yaşarken hissetmedin.</p>



<p>Kitapları yanan ben de seninle aynı duyguyu yaşıyorum.</p>



<p>platon ve &nbsp;aristoteles bana senin hissettirmedigin aºký
hissettirdi.</p>



<p>En
Kutlu’ya kul olabilmek, kutsala kul olabilmek…</p>



<p>Che
Guevara’yı söylerken Maher Zain’i dinlemektir asil olan…</p>



<p>Outlandish
grubu gibi…</p>



<p>Şapka
takarken namazını kılabilmektir. </p>



<p>Sanatta
görüş yoktur, der bazı insanlar…</p>



<p>Sanatta
her şey mübah olmasa da her tabloyu yaşamak ve beyninde kategoriye
yerleştirmektir.</p>



<p>Sanat
tarihi neden okumaz insanlar?</p>



<p>Sanat
tarihi her bireyin okuması gereken bir alandır.</p>



<p>Sanat
tarihi her okulda ders olarak okutulmalıydı belki de.</p>



<p>Resim
dersinden önce sanatsal ilgi uyandırılmalıydı.</p>



<p>Tabloya
baktığında ne algılıyorsun?</p>



<p>Hiç mi?</p>



<p>Mozart
gibi dinlediğini algılaman gerekir.</p>



<p>Bir
Т-shirt tasarladım belki de.</p>



<p>“Dont
say the other!”</p>



<p>Ötekileştirme.</p>



<p>Sanatta
öteki yoktur.</p>



<p>Her
görüşü okumak zorundasındır, bilmen gerekir.</p>



<p>Hindu,
Müslüman, Ateist, Deist, Budist, Hristiyan, Yahudi…</p>



<p>Herkes
okunmalıydı.</p>



<p>Kayıkta
oltayı geri aldı.</p>



<p>Eline
Sartre’ın kitabını aldı.</p>



<p>Edebiyatı
bilmek zorundaydı.</p>



<p>Okumak,
okumak, okumak…</p>



<p>Okumaktan
kim rezil olur?</p>



<p>Oku,
yaşa…</p>



<p>Yaşantılar
aslında okuduklarımızdır.</p>



<p>Anılar,
biriktirdiğimiz kitaplardır.</p>



<p>Her
kitap beyinde yer eder ve anılar yaşatır.</p>



<p>Aklına
bir şiir geldi:</p>



<p>“İlim
ilim demektir</p>



<p>İlim
kendin bilmektir</p>



<p>Sen
kendini bilmezsen</p>



<p>Ya nice
okumaktır”</p>



<p>Sorgulayan
insan, önce teorik bilgiyi alır, sonra zihninde yorumlar.</p>



<p>Neden
kütüphane yaptırmıyoruz her mahalleye.</p>



<p>Çocuklar
neden kütüphaneye gitmiyor?</p>



<p>Kayığıyla
evinin olduğu yere geldi.</p>



<p>İndi.</p>



<p>Bir çay
koydu.</p>



<p>Duvarda
şöyle bir yazı vardı:</p>



<p>“Baki
kalan bu kubbede hoş bir sada imiş.”</p>



<p>Altında
da:</p>



<p>“Yeniden
başlıyoruz.”</p>



<p>Hayat
devam ediyorsa umut var demektir.</p>



<p>Ay doğuyorsa
güneş var demektir.</p>



<p>Sakın
susma çünkü hayat sen bırakmadan ellerinden kayıp gitmez.</p>



<p>Hiçbir
kaybın yok.</p>



<p>Hayattaysan
ahiret var demektir.</p>



<p>İnancın
varsa, ibadetin varsa kaybın yok demektir.</p>



<p>Onu
kazanan neyi kaybeder, onu kaybeden neyi kazanır?</p>



<p>Hayat böyledir.</p>



<p>Her şeye
rağmen inancını kaybetme.</p>



<p>Sen değerlisin.</p>



<p>Karısının yanağından öptü.</p>



<p>Çayından bir yudum aldı.</p>



<p>Ennio Morricone albümünü açtı.</p>



<p>Albüm eşliğinde Sartre’ı okumaya başladı.</p>



<p>Şezlonga uzandı.</p>



<p>Güneş başına vurdu.</p>



<p>Bir gün daha bitti.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kurek/">Kürek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kurek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18440</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Behçet Necatigil’in 1935-1958 Yıllarında Yayımlanan Şiirlerinde Dört Unsur</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/behcet-necatigilin-1935-1958-yillarinda-yayimlanan-siirlerinde-dort-unsur-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/behcet-necatigilin-1935-1958-yillarinda-yayimlanan-siirlerinde-dort-unsur-2/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 04:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18423</guid>
				<description><![CDATA[<p>Behçet Necatigil, Türk edebiyatının en önemli şairlerindendir. Sevgilerde kitabında tüm şiirleri yer almakta, Türk dilinin zevkini tattırmaktadır. Behçet Necatigil’de , her şairde olduğu gibi, dört unsuru yoğun olarak imge olarak kullanmaktadır. Dört unsur doğal kaynaklarımız olduğundan yaşamın vazgeçilmezidir. Dört unsur olduğu sürece yaşam var olmaktadır. Behçet Necatigil’de dört unsur yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmamızda, Behçet [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/behcet-necatigilin-1935-1958-yillarinda-yayimlanan-siirlerinde-dort-unsur-2/">Behçet Necatigil’in 1935-1958 Yıllarında Yayımlanan Şiirlerinde Dört Unsur</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Behçet Necatigil, Türk edebiyatının en önemli
şairlerindendir. Sevgilerde kitabında tüm şiirleri yer almakta, Türk dilinin
zevkini tattırmaktadır. Behçet Necatigil’de , her şairde olduğu gibi, dört
unsuru yoğun olarak imge olarak kullanmaktadır. Dört unsur doğal kaynaklarımız
olduğundan yaşamın vazgeçilmezidir. Dört unsur olduğu sürece yaşam var
olmaktadır. Behçet Necatigil’de dört unsur yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu
çalışmamızda, Behçet Necatigil’in dört unsuru kullanım şekli &nbsp;ve bunların tasnif halinde değerlendirilmesi
sunulacaktır. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/09/images.jpg?resize=191%2C268&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18425" width="191" height="268" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/09/images.jpg?w=357&amp;ssl=1 357w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/09/images.jpg?resize=214%2C300&amp;ssl=1 214w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/09/images.jpg?resize=300%2C420&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 191px) 100vw, 191px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Behçet Necatigil Toplu Eserleri</figcaption></figure></div>



<p>Dört unsurun kullanıldığı şiirler incelendiğinde hava unsur
9, su 19, ateş 3, toprak ise 1 şiirde geçmektedir. Bunların kullanımı şu
şekildedir:</p>



<p>1.Hava</p>



<p>Bir şiirinde sevda rüzgar metaforuyla kullanılmıştır.</p>



<p>Niçin ölümden bahsediyorsun</p>



<p>Bu sevda nerden esti (Gençken)</p>



<p>Fırtına benzetme sanatıyla kullanılmıştır.</p>



<p>Kaderden esti fırtınalar gibi,</p>



<p>Ardı kesilmedi. (Evler)</p>



<p>Rüzgar, hava unsurunun dokunsal duyularla hissedilen
türevidir. Güç kavramı rüzgar ve fırtına ile özdeşleştirilmektedir.</p>



<p>Sert rüzgarlar önünde</p>



<p>Güz yaprakları gibi</p>



<p>Boşluklara savrulur. ( Evcik)</p>



<p>Rüzgar mumu söndüren bir güce sahiptir. İstifham sanatıyla
rüzgar imgesi kullanılmıştır. </p>



<p>Kalkıp yaktığım gibi</p>



<p>Rüzgar mı esiyor ne</p>



<p>Sönüyor. (Lamba)</p>



<p>Korku nerdeyse bir şey sorulacaktır. Korku yarayı acıtır.
Hava metafor olarak kullanılmaktadır.</p>



<p>Ürperen yaralara çıplak</p>



<p>Havaların değmesi</p>



<p>Esen geniş odalar,</p>



<p>Acır.(Saklı Su)</p>



<p>Havasız Soluklar şiirinde hava rüzgar olarak karşımıza
çıkmaktadır. </p>



<p>Esen geniş odalar,</p>



<p>Rüzgarlı dağ başları eşyasız. (Havasız Soluklar)</p>



<p>Aynı şiirde oda havasız kalmış, nefesi tüketmiştir.</p>



<p>Karanlığın içinde kıpırdıyordu açık.</p>



<p>Havasını tüketmiş, boğuluyordu oda.(Havasız Soluklar)</p>



<p>Astar şiirinde suyun üzerinde hava kabarcıkları oluşmuştur.</p>



<p>Bir hava kabarcığı alttan doğru yavaş</p>



<p>Taşır bazı şeyleri dipten yüze. (Astar)</p>



<p>Donmuş Dallarda Çiçek şiirinde hava yine rüzgar şeklinde
karşımıza çıkmaktadır. </p>



<p>Donmuş dallar esen ılık rüzgara</p>



<p>Çiçek açar çekingen. (Donmuş Dallarda Çiçek)</p>



<p>2. Su</p>



<p>Gece ve Yas şiirinde su, gözyaşı olarak geçmektedir.</p>



<p>Dalarken gözümde yaş</p>



<p>Ben böyle sonsuz gama</p>



<p>Artıyor yavaş yavaş</p>



<p>Damlardaki ağlama (Gece ve Yas)</p>



<p>Gemiler şiirinde su, deniz olarak tezahür etmektedir.</p>



<p>Kayıp denizde olsa</p>



<p>Kıyıya atar dalga</p>



<p>Hangi kervan acaba</p>



<p>Onu sürükler nerde? (Gemiler)</p>



<p>İntihar şiirinde sel bir metafor olarak kullanılmaktadır. </p>



<p>Aylardır hırçınlaşan</p>



<p>Sel yataktan ayrıldı</p>



<p>Sızınca bir parça kan</p>



<p>El şakaktan ayrıldı. (İntihar)</p>



<p>Gözyaşları şiirinde su, yağmur olarak gökyüzünden rahmet
olarak yağmaktadır. </p>



<p>Eli omzumda kaldı,</p>



<p>Nedir zoru akşamın?</p>



<p>Sebepsiz bir sıkıntı</p>



<p>Ya yağmuru akşamın! (Gözyaşları)</p>



<p>Hal Tercümesi şiirinde de yağmur olarak geçmektedir.</p>



<p>Yılların çarmıhında vücudumu günler</p>



<p>Taşa tuttu.</p>



<p>Çivilenip kaldı ufkumda</p>



<p>Mevsimler var, yağmur bulutu. (Hal Tercümesi)</p>



<p>Gözyaşları Ayrılıklar II şiirinde üzüntünün yoğun
ifadesidir. </p>



<p>Hasret ne vakte kadar?</p>



<p>Oğlan otel odasında</p>



<p>Oturur kalkar ağlar,</p>



<p>Kız anası yanında</p>



<p>Aynaya bakar ağlar,</p>



<p>Hasret ne vakte kadar? (Ayrılıklar II)</p>



<p>Deniz ve yağmur İlk Teşrin şiirinde büyük yer edinmektedir.</p>



<p>Şu beyaz köpüklü deniz </p>



<p>Hayra alamet değil</p>



<p>İskele gazinosu erkenden</p>



<p>Işıklarını söndürdü</p>



<p>İnsansız caddelerde</p>



<p>Yağmurlarda dolaşmak</p>



<p>Yorar bu zayıf vücudu</p>



<p>Allah yardımcın olsun!(İlk Teşrin)</p>



<p>Evler şiirinde de gözyaşları olarak su kullanılmaktadır. </p>



<p>Bunca çocuk, bunca erkek, bunca kadın</p>



<p>Gözyaşlarıyla beslendi. ( Evler)</p>



<p>Şayet Aşk şiirinde aşkın tohumunu besleyen bir can suyu
olarak kullanılmaktadır. </p>



<p>Şayet aşkın tohumu </p>



<p>Düşmüşse gönlüne</p>



<p>Suyunu esirgeme</p>



<p>Aşkın hakkını yeme</p>



<p>Pişman olursun ömrünce. ( Şayet Aşk)</p>



<p>Su ırmaklar halinde çağlamaktadır. </p>



<p>Derken kalkar perde;</p>



<p>Bu ırmaklar benimçin bir daha akar mı?</p>



<p>Özledim hani nerde</p>



<p>Yaşamak gibi var mı? ( Ölü Çizgi)</p>



<p>Su ve deniz, Engeller şiirinde estetik bir biçimde yer
edinmektedir. </p>



<p>Saldıran sularda silinen</p>



<p>Kumdan kuleler deniz kıyısında(Engeller)</p>



<p>Su alttaki şiirde su kelimesiyle yer edinmektedir.</p>



<p>Çıkar suya yukarı, döner bir zaman yavaş </p>



<p>Söner suyun üstünde (Astar)</p>



<p>Deniz bu şiirde insan gibi resmedilmiş, teşhis sanatı
kullanıştır. </p>



<p>Kaplar denizin yüzünü</p>



<p>Unutulmuş uykularda(Kaplar Denizin Yüzünü)</p>



<p>Kaplar Denizin Yüzünü şiirinde sonbahar yağmuru
büyüsündedir. </p>



<p>Neden ilk yağmurlarda sonbahar</p>



<p>İlk soğuklara doğru ürperti (Kaplar Denizin Yüzünü)Gür
bitkiler altında akıp durmaktadır. </p>



<p>Saklı bir ırmak gibidir akan su. </p>



<p>Su, gür bitkiler altında bir benim için akar</p>



<p>Alıngan, onurlu</p>



<p>İstemez görsünler saklı su. (Saklı Su)</p>



<p>Irmak ve su kelimeleri Çalar Saat şirini süslemiştir. </p>



<p>Geç kaldım.</p>



<p>Sonbahar yağmurları Sizin Hikayeniz şiirinde suyun en şirin
hali olarak resmedilmiştir. </p>



<p>Yarı karanlık ırmakta sular önce bulanık. (Çalar Saat)</p>



<p>Yaz yine öylesine biter</p>



<p>Daldan dala, sorumsuz.</p>



<p>Sonbahar yağmurları başlayınca</p>



<p>Yine kötümser olursunuz ( Sizin Hikayeniz)</p>



<p>Deniz metaforu bir serinlik getirmektedir inanlara.</p>



<p>Ey kız anası ihtiyarlar,</p>



<p>Ey denizlerden esen serinlik! (Barbaros Meydanı)</p>



<p>Islaklık olarak tezahür eden su emeğin alından akan
yitiğidir. </p>



<p>Sırtınız ıslak terden, gelirse</p>



<p>Zehir eder geceyi sağ kaşın üzerinde:</p>



<p>Ağrıdır. (Çalışmak)</p>



<p>3. Ateş</p>



<p>Ateş yakıcı yönüyle Çevre şiirinde yer almaktadır.</p>



<p>Çevre ateş içinde,</p>



<p>Daralmakta çember.</p>



<p>Biz yanarsak beraber yanarız</p>



<p>Seninle, beraber. (Çevre)</p>



<p>Alev bir yangına dönüşmüş, yangın yeri olmuştur.</p>



<p>Duvar dipleri, yangın yerleri halkı,</p>



<p>Külhanlarda, sarnıçlarda yatanlar! (Evler)</p>



<p>Sokak lambaları Şem ü Pervane’yi hatırlatır. </p>



<p>Yandı sokak lambaları mum alevi pervane</p>



<p>Şeytanca sırıtır fosforlu camlar (Dışarda)</p>



<p>4. Toprak</p>



<p>Toprak kum olarak deniz kıyısında silinip durmaktadır. </p>



<p>Saldıran sularda silinen</p>



<p>Kumdan kuleler deniz kıyısında(Engeller)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/behcet-necatigilin-1935-1958-yillarinda-yayimlanan-siirlerinde-dort-unsur-2/">Behçet Necatigil’in 1935-1958 Yıllarında Yayımlanan Şiirlerinde Dört Unsur</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/behcet-necatigilin-1935-1958-yillarinda-yayimlanan-siirlerinde-dort-unsur-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18423</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sorgulayan İnsan</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sorgulayan-insan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sorgulayan-insan/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 11 Sep 2019 04:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18348</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bütün kitaplarını büyük bir zevkle okuduğum Nurettin Topçu, eğitim sisteminin nasıl olması gerektiği konusunda yazılan felsefi eseri doğrultusunda yapılan eğitimin denetleyici unsurlardan olumlu bir şekilde geçerek idealist ve sorgulayan bir insan yetiştirmeye yönelik fikirlerine değinilmelidir. Düşünen, sorgulayan insan yetiştirilmelidir. Çocuklarımızı emanet edeceğimiz insanlar felsefe eğitiminden geçmelidir. Felsefe ve sorgulama yeteneği olmayan insan aklını kiraya vermiş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sorgulayan-insan/">Sorgulayan İnsan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bütün
kitaplarını büyük bir zevkle okuduğum Nurettin Topçu, eğitim sisteminin nasıl
olması gerektiği konusunda yazılan felsefi eseri doğrultusunda yapılan eğitimin
denetleyici unsurlardan olumlu bir şekilde geçerek idealist ve sorgulayan bir
insan yetiştirmeye yönelik fikirlerine değinilmelidir. Düşünen, sorgulayan
insan yetiştirilmelidir. Çocuklarımızı emanet edeceğimiz insanlar felsefe
eğitiminden geçmelidir. Felsefe ve sorgulama yeteneği olmayan insan aklını
kiraya vermiş olur ve robotlaşmış şekilde koşulsuz itaat eden insan haline
gelir.</p>



<p>Düşünme
eğitimi ilkokulda başlar. İlkokul eğitiminde başvuracağımız yol, öğrencilerle
tek tek ilgilenerek ahlak ve terbiye dersleri vererek örnek olarak, istikamet,
ferdiyetçi, ruhçu, spritualiste ve milliyetçi gidiştir. George Orwell’ın 1984
adlı kitabında küçüklükten itibaren az sayıda kelime öğretilerek düşünmesi
engellenmek istenmektedir. Bu dil teorisine göre dil hazinesi ne kadar az
olarak çocuklar yetiştirilirse düşünmeyen, sorgulamayan, okumayan, sadece
internetten kopya ödevlerle ya da tez yazım merkezlerinde tez yazdırarak
eğitimlerini tamamlarlar. </p>



<p>Dil
eğitimi küçüklükten kazanılır. Düşünme eğitimi de öyle… Küçüklükten beri
okuyanlar beyinlerini geliştirirler. Örneğin hesapladım üç senede okuduğum
kitapların sayısı 3000’e dayanıyor. Günde iki ya da üç kitap okudum ve
yorumlama gücü kazandım. Yazarlığımın tek yardımcısı da okuduğum kitaplar oldu.
Türkçe, İngilizce, İspanyolca kitapları okuyarak düşünce dünyamı
zenginleştirdim. Eğer küçüklükten beri okumuyorsa bir insan beyni küçülür ve
düşünme yeteneğini kaybeder. Ne söylersen inanırlar. Koşulsuz itaat söz konusu
olur. Yani gerçek düşünme eğitimi ilkokulda başlar. İlkokuldan beri süregelen
bir süreçtir. Sorgulayan insan yetiştirmek isteniyorsa küçüklükten itibaren düşünme
eğitimi verilmelidir. Felsefe eğitimi çocuk eğitiminde düşünme yetisi
kazandırılmalıdır. Mantık eğitimi verilmelidir. Düşüncede tutarlılık sağlanması
ancak mantık eğitimi verilmesiyle sağlanır. “İnsan düşünen bir hayvandır.”
Mantıksal olarak idrak edildiğinde “Düşünüyorsan insansın.” sonucuna ulaşılır.
Çünkü düşünmek insanları hayvandan ayırt etmemizi sağlayan tek mekanizmadır.
Hayvanlar düşünemez. Sadece Allah’ın yarattığı şekilde düşünmeden hareket
ederler. Düşünmek en büyük yetenektir insana ait olan. (Düşüncelerinden dolayı
kimse suçlanamaz.)</p>



<p>Bu
nedenle fikir insanlarına ihtiyacımız var. Mantıklı düşünceye sahip, düşünen ve
sorgulayan insanı ancak yıllarca okumak ve iyi bir eğitim vermekle
ulaşılabilir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sorgulayan-insan/">Sorgulayan İnsan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sorgulayan-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18348</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kalpleri Güzelleştirmek İçin Yıkmak İçin Değil</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kalpleri-guzellestirmek-icin-yikmak-icin-degil/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kalpleri-guzellestirmek-icin-yikmak-icin-degil/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 05 Sep 2019 04:02:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18346</guid>
				<description><![CDATA[<p>Güzel sözlerle hitap eden kişinin kalpleri güzelleştirdiği, yıkım yapmadığı bilinen bir durumdur. Bir kimseyi dikkate almayan insanlara dahi iyilikle muamele etmek gerekir. Çünkü, kişinin büyüklüğü davranışlarındadır. Bir kimsenin asaleti kendisine kötü davrananlara dahi iyilik ve güzellikle davranmasında saklıdır. Herkes kötülese bile sen iyilikle davran, Çünkü asil insan ne kadar yıkıma uğrasa dahi hüsn-i niyetle davranandır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kalpleri-guzellestirmek-icin-yikmak-icin-degil/">Kalpleri Güzelleştirmek İçin Yıkmak İçin Değil</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Güzel sözlerle hitap eden kişinin kalpleri güzelleştirdiği,
yıkım yapmadığı bilinen bir durumdur.</p>



<p>Bir kimseyi dikkate almayan insanlara dahi iyilikle muamele
etmek gerekir. Çünkü, kişinin büyüklüğü davranışlarındadır. Bir kimsenin
asaleti kendisine kötü davrananlara dahi iyilik ve güzellikle davranmasında
saklıdır. Herkes kötülese bile sen iyilikle davran, Çünkü asil insan ne kadar
yıkıma uğrasa dahi hüsn-i niyetle davranandır. </p>



<p>Niçin kötülendiğini bilmesen de davranışlara neden
uğradığını bilmezsen de sabret ve Allah’a dayan. Mucize gerçekleşmez, biz
peygamber değiliz, ancak sadece öbür dünyada sevap üstüne sevap kazanırız. (Ben
sözlerimle asla tersini kast etmiyorum. Ne yazdıysam ondan bahsediyorum. Zaten
zıttı düşünülemez.) </p>



<p>“Ya Ali, öğüt versen almaz, yasaklardan çekinmez,
konuştuğuna ve kendisine söylenene aldırış etmez kişiye de, iyilik ve
güzellikle muamele et.” ( Hadis-i Şerif)</p>



<p>Büyüklük ve asalet kişinin yumuşak davranışta bulunmakla,
zarafetle, şefkatle iştigaldir. Kötü davranışta bulunmakla muhabbet eşdeğer
değildir. İnsancıl, hümanist olan insanın sadece, yaratılanı sev yaradan ötürü
düsturu gibi, mahbup olarak görmek levazımatını öngörür.</p>



<p>Örneğin, Taha Suresinde Hazret-i Musa’ya hitaben şöyle
buyurmuştur: “Firavun’a gidin, çünkü О iyice azdı. Ona tatlı, yumuşak bir
tarzda hitap edin. Olur ki aklını başına alır yahut hiç değilse biraz çekinir.”</p>



<p>Çünkü menfi davranışta bulunanlara nazaran müspet olmak,
kişiyi mahcup eder, davranışlarını değiştirip güzelleştirmesini sağlar.</p>



<p>Kar kristalleri incelendiğinde kötü sözler söylenenlerin
şekli bozulmuş, güzel sözler söylenenlerin şekli düzgünleşmiştir. Kar
kristalleri de insan gibidir, yüzde 70’i sudur. İnsan özünde temizdir. Hiçbir kir
pasa bulanmamıştır. Çocuklar günahsızdır ve namaz kılan bir ailede büyüdüyse ve
Müslüman bir aileden geliyorsa, bir melektir. О meleğe kötü şeyler öğretirsen o
insanın her işlediği günahtan sen de günah kazanırsın. Çocukların günahı
yoktur. (Steril ortamda büyüdüm. Dış dünyayı bilmiyordum. İş hayatına
başlayınca öğreniyor hayatı insan. Kendi çıkarını düşünen insanlarla
karşılaşıyorsun. Çocukluğum saftı ki! Yapmadığı şeyden dolayı suçlanamaz.)</p>



<p>Velhasıl, kötülükle iyiliğe ulaşılmaz. İyiliğe iyilikle
ulaşılır.&nbsp; İnsan var olduğundan beri
güzelliğe ulaşan yol budur. Bu nedenle, insanın özü temizdir güzeldir, insanı
yıkıma uğratan kötü sözler ve davranışlardır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kalpleri-guzellestirmek-icin-yikmak-icin-degil/">Kalpleri Güzelleştirmek İçin Yıkmak İçin Değil</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kalpleri-guzellestirmek-icin-yikmak-icin-degil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18346</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kıpçak Türkleri Üzerine</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kipcak-turkleri-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kipcak-turkleri-uzerine/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 02 Sep 2019 04:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18343</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kıpçaklara, Bizans kaynaklarında Koman veya Kuman, İslam kaynaklarında Kıpçak ve Kıfçak, bölgelerine ise Deşt-i Kıpçak (=Kıpçak Bozkırı) denmiştir. Bunlar için Rus kaynaklarında Polovets terimi kullanılmıştır. (AKAR:2005) Bizans ve Latin kaynaklarında Kuman olarak adlandırılan bu topluluğu tarihi Rus kaynakları Polovets, Macarlar ise Kun olarak tanımlarlar. Bu adların ortak anlamı “sarı, sarımsı, solgun”dur. Kıpçaklar sarı saçlı olmaları [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kipcak-turkleri-uzerine/">Kıpçak Türkleri Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Kıpçaklara, Bizans kaynaklarında Koman veya Kuman, İslam
kaynaklarında Kıpçak ve Kıfçak, bölgelerine ise Deşt-i Kıpçak (=Kıpçak Bozkırı)
denmiştir. Bunlar için Rus kaynaklarında Polovets terimi kullanılmıştır. (AKAR:2005)
Bizans ve Latin kaynaklarında Kuman olarak adlandırılan bu topluluğu tarihi Rus
kaynakları Polovets, Macarlar ise Kun olarak tanımlarlar. Bu adların ortak
anlamı “sarı, sarımsı, solgun”dur. Kıpçaklar sarı saçlı olmaları sebebiyle bu
ad verilmiştir. Bu Türk topluluğu İslam dünyası, Güney Kafkasların Hristiyan
halkları, Moğol ve Çinlilerce (Kıpçak, Kıfçak) olarak kaydedilmiştir. Kıpçak
kelimesinin etimolojisiyle ilgili kesin bir sonuca varılamamıştır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Müslümanlar
tarafından “Kıpçak”, Avrupalılar tarafından “Kuman” diye adlandırılan kavimler
birliği, sonradan birleşen iki ayrı Türk kavmidir. Türkçe yazılı kaynaklarda
Kıpçak adına ilk defa 750 yılında Uygur İl İtmiş Bilge Kagan’ınŞine-Usu adlı
kitabında görmekteyiz. Kumanlar 1017’de Karahıtayların zorlaması ile batıya
doğru göç ederek 1050’de Doğu Avrupa’ya yerleşmiş bulunuyorlardı. Buradaki
varlıklarını 1103 yılındaki Rus yenilgisine kadar sürdürdüler ve bu tarihten
sonra yerlerini doğudan gelen Kıpçaklar’a terk ettiler. Böylece buraya gelen Türk
boyları Kıpçak adı altında birleşti. Kuman ve Kıpçak adı da aynı halk için
kullanılmaya başlandı. (ÖZKAN: 2009)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kıpçaklar,
yaklaşık iki yüzyıl boyunca büyük bir devlet kuramamalarına rağmen Kafkaslar,
Bizans ve Karadeniz’in kuzeyinde etkili olmuşlardır. Tıpkı Peçenekler gibi
Rusların Karadeniz’e inmelerine kesin olarak engel olmuşlar, Kıpçak
bozkırlarını Türkleştirmişlerdir.(AKAR:2005)</p>



<p>Melez olarak, Kıpçak Türkü, Selanik göçmeni, Arnavut ve
Yörük soyundan gelmekteyim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kipcak-turkleri-uzerine/">Kıpçak Türkleri Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kipcak-turkleri-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18343</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Edebiyat Nedir-2</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir-2/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 02 Aug 2019 04:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18203</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yazmaya çalışan ama yazamayan bir adamın hikayesi. Hayal gücüyle kurgulanmış bir roman. Bu kitabı yazmak için dört ay hazırlandım. Karakterimin yaşadıklarını zihnimde kurguladım. Kendi halinde bir yazar olan kahramanımız, ne kadar yazmak istese de yazamamaktadır. Günler böyle geçmektedir. Zihninde bazı diyaloglar geçmektedir. Ancak bir gün uyandığında bunun bir deney olduğunu fark eder. Konuşmalar da doktorlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir-2/">Edebiyat Nedir-2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Yazmaya çalışan ama yazamayan bir adamın hikayesi. Hayal
gücüyle kurgulanmış bir roman. Bu kitabı yazmak için dört ay hazırlandım.</p>



<p>Karakterimin yaşadıklarını zihnimde kurguladım.</p>



<p>Kendi halinde bir yazar olan kahramanımız, ne kadar yazmak
istese de yazamamaktadır.</p>



<p>Günler böyle geçmektedir.</p>



<p>Zihninde bazı diyaloglar geçmektedir.</p>



<p>Ancak bir gün uyandığında bunun bir deney olduğunu fark
eder.</p>



<p>Konuşmalar da doktorlar arasındaki diyaloglardır.</p>



<p>Yani dış sestir.</p>



<p>İnsan deneyi olmakla beraber kahramanımız kurtulmak için,
iğneyi doktora batırarak onu uyuşturur, kaçmak ister.</p>



<p>Kurtulduktan sonra uyanır ve her şeyin bir rüya olduğunu
fark eder.</p>



<p>Böyle özetleyeceğimiz kitabın hazırlanması benim dört aynımı
aldı.</p>



<p>Önce kurgulamam gerekliydi.</p>



<p>Sonra da yazmak…</p>



<p>Bu ise işin en zevkli kısmıydı.</p>



<p>Her yazarın kurgulaması için zihninde yaşaması gerekir.</p>



<p>Yazmak için yaşamak aslında tüm yazarların hayatıdır.</p>



<p>Aslında baktığınızda çok da ilgi uyandıran hayatları
olmadığını görürsünüz.</p>



<p>Ancak, okuduğunuzda yepyeni bir dünyayla karşılaşırsınız.</p>



<p>Hazırlık devresi için de yeni karakterleri yazmak için de
hayal gücüne ihtiyaç vardır.</p>



<p>Hayal gücüyle yaşanan hayatlar, aslında edebiyata
kazandırılan birer hikayedir.</p>



<p>Aslında yazarın gerçek hayatı bilimle ve okumakla doludur.</p>



<p>Ama anlattığı romanlar, trajedi ile ortaya çıkmıştır.</p>



<p>Yani yazarların hayatları asla anlattıkları gibi olmamıştır.</p>



<p>“Unutma ki şair sözü yalandır.” </p>



<p>Bu bir edebiyatçı atasözüdür.</p>



<p>Aslında hayat dediğimiz olgu romanlar ve anlatılan
öykülerden çok farklıdır.</p>



<p>Ben şahsen prenses gibi büyüdüm.</p>



<p>Ama yazdıklarım hep karamsardı, anlattıklarım da.</p>



<p>Yazdıklarımla yaşadığım arasında uçurum kadar fark oluştu.</p>



<p>Yani, hayat ve roman…</p>



<p>Hayallerle gerçeklerin örtüşmediği bir dünya…</p>



<p>Ama şu var:</p>



<p>Özendiğimiz roman hiç olmadı dünyada.</p>



<p>Roman dediğimiz olgu gerçek olmasa da farklı hayatları
yaşamamızı sağlar ve tecrübe kazandırır.</p>



<p>Yazmak için de aynı şeyleri söyleyebiliriz.</p>



<p>Bu nedenle, edebiyat demek farklı hayatlar demektir
vesselam.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir-2/">Edebiyat Nedir-2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18203</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ana Dili Ve Değerler Eğitiminde Müzik</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ana-dili-ve-degerler-egitiminde-muzik/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ana-dili-ve-degerler-egitiminde-muzik/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 30 Jul 2019 04:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18205</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Dil, insanlar arasında rabıta kurabilmeyi sağlayan bir iletişim aracıdır. Dilini iyi kullanabilmek ve koruyabilmek, kültür aktarımının devamlılığını sağlar. Müzik de, aktarım görevine yardımcı bir görev üstlenmektedir. Müzik, aktarım görevinin dışında ana dil öğretiminde de önemlidir. 3 yaşlarından orta yaşlılık dönemine kadar dilin gelişiminde etkili bir unsurdur. Çocuklar, müzik sayesinde bazı kelimeleri, deyimleri ve atasözlerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ana-dili-ve-degerler-egitiminde-muzik/">Ana Dili Ve Değerler Eğitiminde Müzik</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dil, insanlar arasında rabıta
kurabilmeyi sağlayan bir iletişim aracıdır. Dilini iyi kullanabilmek ve
koruyabilmek, kültür aktarımının devamlılığını sağlar. Müzik de, aktarım
görevine yardımcı bir görev üstlenmektedir. Müzik, aktarım görevinin dışında
ana dil öğretiminde de önemlidir. 3 yaşlarından orta yaşlılık dönemine kadar
dilin gelişiminde etkili bir unsurdur. Çocuklar, müzik sayesinde bazı
kelimeleri, deyimleri ve atasözlerini öğrenebilir. Bu durum da çocukların
eğitiminde müziğin ne kadar etkili olduğunu gösterir. Müzik parçalarının
sözleri, dil zenginliğiyle ilişkilidir. Zengin bir dile sahip olan milletin
müzik parçalarının sözleri de zengindir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Merriam müziğin
on büyük fonksiyonu olduğunu ifade eder:</p>



<ul><li>Fiziksel
Tepki</li><li>İletişim</li><li>Duygusal
İfade</li><li>Sembolik
Tanımlama</li><li>Sosyal
normlara uygunluğu güçlendirme</li><li>Dini
ayinler ve toplumsal geleneklerin geçerli kılınması </li><li>Kültürün
devamlılığının ve sağlamlılığının tesis edilmesi</li><li>Toplumsal
kaynaşmanın tesis edilmesi</li><li>Estetik
zevk</li><li>Eğlenme
(Akt. Çoban: 2005)</li></ul>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çalışmamızda,
müziğin çocuğun dil gelişimi evrelerine göre müzik parçalarından örnekler
verilecektir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Piaget, çocuk
gelişimini 4 döneme ayırır:</p>



<ul><li>Duyusal
ve Hareketsel Gelişim Dönemi (0-2 yaş)</li><li>Dil
ve Anlamlandırma Gelişim Dönemi (2-7 yaş)</li><li>Düşünce
Kabiliyetinin Gelişim Dönemi (7-11 yaş)</li><li>Soyut
Düşüncenin Gelişim Dönemi (11 yaş ergenlik arası) (Akt. Çoban: 2005)</li></ul>



<p>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Duyusal ve Hareketsel Gelişim Dönemi (0-2
yaş)</strong></p>



<p>&nbsp;
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bu dönemde çocuklar aktif
dinleyicilerdir. Bir sesi diğerinden ayırt edebilir ve sesin kaynağına
yönelebilirler. İşittikleri müziğe beden hareketleriyle karşılık
verebilirler.(Çoban: 2005) Ninnilere tepki verebilirler:</p>



<p><em>“Dandini dandini
dastana</em></p>



<p><em>&nbsp;Danalar girmiş bostana</em></p>



<p><em>&nbsp;Kov bostancı danayı</em></p>



<p><em>&nbsp;Yemesin lahanayı</em></p>



<p><em>&nbsp;Eee Eee eee eee</em></p>



<p><em>&nbsp;huu huu huu huu</em></p>



<p><em>&nbsp;Uyusun da büyüsün ninni</em></p>



<p><em>&nbsp;Tıpış tıpış yürüsün ninni</em></p>



<p><em>&nbsp;E bebeğim eee</em></p>



<p><em>&nbsp;E bebeğim eee”</em></p>



<p>•<strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dil ve Anlamlandırma Gelişim Dönemi
(2-7 yaş)</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çocuk bu dönem çevredeki nesneleri ve
olayları tarif etmede kullanabilir hale gelir.(Çoban: 2005) Bu dönemde çocuk
şarkılara aktif olarak katılabilir. Hareketli ve sık söylenen şarkılar, masal
şarkıları,&nbsp; hayvan taklitleri içeren
parçalar, hem iletişimde pratik bir kolaylık sağlamakta, hem de eğlendirici
yönleri sayesinde çocuğa zevk vermektedir.<em>
(</em>Çoban: 2005) Bu tür parçalara Barış Manço şarkıları örnek verilebilir:</p>



<p><em>“Kaç yıl oldu
saymadım köyden göçeli </em></p>



<p><em>&nbsp;Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli </em></p>



<p><em>&nbsp;Hiç haber göndermedin o günden beri </em></p>



<p><em>&nbsp;Yoksa bana küstün mü unuttun mu beni </em></p>



<p><em>Dün yine seni
andım gözlerim doldu </em></p>



<p><em>&nbsp;O tatlı günlerimiz bir anı oldu </em></p>



<p><em>&nbsp;Ayrılık geldi başa katlanmak gerek </em></p>



<p><em>&nbsp;Seni çok çok özledim arkadaşım eşek” </em>(Arkadaşım Eşek)</p>



<p>Bir şarkı da “Bugün Bayram”dır:</p>



<p><em>“Bugün bayram
erken kalkın çocuklar</em></p>



<p><em>&nbsp;Giyelim en güzel giysileri</em></p>



<p><em>&nbsp;Elimizde taze kır çiçekleri üzmeyelim bugün
annemizi”</em>(Bugün
Bayram)</p>



<p><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Düşünce Kabiliyetinin Gelişim
Dönemi (7-11 yaş)</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu dönemde
somut düşüncenin geliştiği bu dönemde, çocuk folklor danslarını yapmaya hazır
hale gelmiştir. Bu dönemde pop müziği çocuğun ana dili gelişiminde etkili
olacaktır:</p>



<p><em>“Bir anlık öfkeyle
karar verme ne olur</em></p>



<p><em>&nbsp; Hatasız kul olmaz bi hata ettim kabul</em></p>



<p><em>&nbsp; Sana imkansız bir şey vadettim mi söyle</em></p>



<p><em>&nbsp; Benim aşkım sensin inan artık ne olur”</em>(Bir Yanlış Kaç Doğru)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir diğer
şarkı:</p>



<p><em>“Bir deli rüzgar
savurdu beni böyle</em></p>



<p><em>&nbsp; Bu mutlu tutsak benim altın kafeste</em></p>



<p><em>&nbsp;İster güneş ol yak beni</em></p>



<p><em>&nbsp; Yağmurum ol ağlat beni</em></p>



<p><em>&nbsp; Zincirleri yüreğimin artık sende</em></p>



<p><em>&nbsp;İster güneş ol yak beni</em></p>



<p><em>&nbsp; Yağmurum ol ağlat beni</em></p>



<p><em>&nbsp; Zincirleri yüreğimin artık sende”</em>(Bir Zamanlar Deli Gönlüm)</p>



<p>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Soyut Düşüncenin Gelişim Dönemi (11 yaş
ergenlik arası)</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu dönemde dil
gelişimi rock ya da pop müzikle sağlanabilir:</p>



<p><em>&nbsp;“Onuncu ayın onuncu günü </em></p>



<p><em>&nbsp; Saat on buçukta yanmış mumum </em></p>



<p><em>&nbsp; Otuz beş yıl olmuş ihtiyar bir çocuktur güzel
ruhum </em></p>



<p><em>&nbsp; Okul asıp oyuna kaçar bıraksam hala </em></p>



<p><em>&nbsp; Ama çok düştü, incindi, yoruldu; </em></p>



<p><em>&nbsp; Dinlenmeli kalbim doğrusu </em></p>



<p><em>&nbsp; Sen doğum günü hediyem misin </em></p>



<p><em>&nbsp; Diyelim ki hoşgeldin </em></p>



<p><em>&nbsp; Peki beni çok sevecek misin </em></p>



<p><em>&nbsp; Yoksa sen de her düş gibi </em></p>



<p><em>&nbsp; Çabucak kırılıp dökülür müsün gözlerimden”</em>(F.D.)</p>



<p>Görüldüğü üzere, her dönemde
dinlenilen müzik farklı olabilmektedir. Bu sebeple, farklı türlerde yapılan
şarkıların kullanılan Türkçe açısından zengin olması gereklidir. Yoksa müzik
bir kültür aktarıcısı olmaktan çıkar ve dilimizi yozlaştırıcı bir unsur haline
gelir. Bu konuda öncelikle sanatçılarımıza, öğretmenlerimize, Milli Eğitim
Bakanlığına ve Türk Dil Kurumu’na büyük görevler düşmekte, gençlerimizin müzik
zevkinin geliştirilmesi sağlanmalıdır.</p>



<p>KAYNAKÇA</p>



<p>Çoban, Adnan (2005), Müzikterapi, İstanbul: Timaş Yayınları</p>



<p>Korkmaz, Zeynep (1997),” Günümüzde Dil Yozlaşması”, Türk
Dili, 542: 129-138 </p>



<p>Korkmaz, Zeynep (2004), “Karamanoğlu Mehmet Beyin Fermanından
Günümüz Televizyon Türkçesine”, Türk Dili, 634: 344-350 </p>



<p>Küçük, Salim, “Dil Kirliliğinin Türkçemize Yansımaları”,
Türk Dili, 669: 504 </p>



<p>Gülsevin Gürer ve Boz Erdoğan (2006), “Türkçenin Çağdaş
Sorunları”, Ankara: Kitabevi yayınları.</p>



<p>Yavuz, Hilmi (2010), “Okuma Biçimleri Varlığın ve Sanatın
Dili”, İstanbul: Timaş yayınları.</p>



<p>Aksan, Doğan (2007), “Her Yönüyle Dil”, Ankara: TDK
yayınları.</p>



<p>Atalay, Kemal (2011), “Seny Sevyyorum Türkçe”, İstanbul:
Babıali Kültür Yayıncılığı.</p>



<p>Ateş, Kemal (2010), “Dil Hurafeleri Türkçenin Güncel
Sorunları”, Ankara: İmge Kitabevi.</p>



<p>Develi, Hayati (2012), “Dil Doktoru”, İstanbul: Kesit
Yayınları.</p>



<p>Kaplan, Mehmet (2012), “Kültür ve Dil”, İstanbul: Dergah
Yayınları.</p>



<p>Tanrıkorur, Çinuçen (2009), Müzik Kültür Dil, İstanbul:
Dergah Yayınları.</p>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
http://www.sarki-sozleri.net
</div></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ana-dili-ve-degerler-egitiminde-muzik/">Ana Dili Ve Değerler Eğitiminde Müzik</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ana-dili-ve-degerler-egitiminde-muzik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18205</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hayati Develi, &#8220;Osmanlı’nın Dili&#8221; Kitabı Üzerine</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hayati-develi-osmanlinin-dili-kitap-tanitimi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hayati-develi-osmanlinin-dili-kitap-tanitimi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 26 Jul 2019 04:00:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18157</guid>
				<description><![CDATA[<p>(Prof Dr. Hayati Develi, Osmanlı’nın Dili, Kesit Yayınları, İstanbul, 2010, s. 88) Dil, toplumun aynasıdır. Toplumdan etkilenmeyen dil, dilden etkilenmeyen toplum düşünülemez. Aynı şekilde, Osmanlı toplumunun da izleri onun dilinde taşınır. Prof. Dr. Hayati Develi’nin 5. baskısını yayınladığı Osmanlı’nın Dili kitabında, Osmanlı toplumunun dili ve dil gelişimi, dil politikası, dil anlayışı,dil ile kimlik ilişkisi, Osmanlı’nın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayati-develi-osmanlinin-dili-kitap-tanitimi/">Hayati Develi, &#8220;Osmanlı’nın Dili&#8221; Kitabı Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>(Prof Dr. Hayati
Develi, Osmanlı’nın Dili, Kesit Yayınları, İstanbul, 2010, s. 88)</strong></p>



<p>Dil, toplumun aynasıdır.
Toplumdan etkilenmeyen dil, dilden etkilenmeyen toplum düşünülemez. Aynı
şekilde, Osmanlı toplumunun da izleri onun dilinde taşınır.</p>



<p>Prof. Dr. Hayati Develi’nin 5. baskısını yayınladığı
Osmanlı’nın Dili kitabında, Osmanlı toplumunun dili ve dil gelişimi, dil
politikası, dil anlayışı,dil ile kimlik ilişkisi, Osmanlı’nın dil coğrafyası
hakkında bilgiler verilmektedir.</p>



<p>Kesit yayınlarından çıkan kitabın
kapağı, Osmanlı aydını profilini yansıtmakla beraber, kapağın arka kısmında yer
alan önsözün son kısmı, ‘kitabın amacı’ nın yerleştirilmesi uygun görülmüştür: <em>“Tarihin kaydettiği muhteşem
imparatorlukların sonuncusu olan Osmanlı İmparatorluğu onca ülkede onlarca
halkı nasıl idare etmiş; farklı dilleri konuşan bu halklarla nasıl iletişim
kurmuştu? Osmanlı idaresi altındaki Balkanlarda Türkçenin rolü ne idi?
Osmanlıca nedir? Nasıl gelişmiştir? Bu dil, Türkçe, Arapça ve Farsçanın
karışmasından oluşmuş yapay bir dil miydi? Osmanlı aydını kendi dilini nasıl
görüyor ve adlandırıyordu? Bütün bu konuların genel bir resmini vermek bu
kitabın amacıdır.”</em></p>



<p>Yine, <strong>Önsöz</strong> kısmında, Türklerin ve Türk dilinin Osmanlı Türkçesine
kadarki serüveni kısaca ve şiirsel bir dille kaleme alınmıştır.</p>



<p>Kitabın <strong>Giriş</strong> kısmında, Prof. Dr. Develi ilk olarak, Osmanlı Türkçesi
teriminin tanımı üzerinde durmaktadır: <em>”Osmanlı
Türkçesi tabiri bilim çevrelerinde esas olarak Osmanlı Devleti’nin hakimiyet
sınırları içinde konuşulan ve 1928 yılına kadar Arap harfleri temelli bir
alfabe ile yazıya geçirilen Türkçeyi ifade etmekte kullanılmaktadır.”(a.e., 9)</em></p>



<p>Daha sonra resmi dil olan
Türkçenin kullanım alanlarına değinmektedir: <em>“Devletin çok farklı unsurlarının bir arada yaşadığı yörelerde ve
‘kamusal alan’ olarak tanımlayabileceğimiz devlet müdahalesi dışındaki her
alanda iletişimin ortak dili Türkçe idi.”</em></p>



<p>Develi, genel kanaatlerden farklı olarak eğitim dilinin
Arapça’dan çok Türkçe olduğunu, 15. yüzyıl şairi Devletoğlu Yusuf’un Vikaye Tercümesi’nden
aldığı şu beyti dipnotta kaynak olarak göstermektedir:&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; <em>“Türkîdür
ders-i müderrisler ahı</em></p>



<p><em>Hem muhaddisler müfessirler dahı”</em></p>



<p>Aynı zamanda, İtalyan sözlükçü
Molino’nun da ‘55 krallık ve beylik, 33 ulus tarafından’ Türkçenin&nbsp; günlük konuşmada kullanıldığı ifadesinden
hareketle bu görüşünü desteklemektedir. Giriş kısmının son paragrafında,
nüfusun çoğunluğunun&nbsp; Türklerin
oluşturduğu bir devlette hanedanın da bu kullanma zorunluluğu ifade edilmiştir.</p>



<p>Kitabın giriş ve önsöz kısmı
dışında diğer bölümleri şu şekilde sıralanmaktadır: </p>



<ul><li>Osmanlı Kimdir?</li><li>Osmanlının Dilleri</li><li>Osmanlı Türkçesi</li><li>Osmanlı’nın Türkçesi</li><li>Devletin Dili</li><li>Osmanlı Diplomatikası</li><li>Kaynakça</li><li><strong>Osmanlı
Kimdir?</strong></li></ul>



<p>Bu konuya öncelikle, Osmanlı
coğrafyasının sınırlarını çizerek başlayan Prof. Dr. Develi, Osmanlı kimliğinin
çözümlenmesinin dilinin anlaşılmasında etkili olduğunu belirterek, dil ile
kimlik ilişkisini şöyle ifade etmektedir: <em>“Bir
dil etrafında birleşen halklar ortak bir kimlik/aidiyet geliştirebildikleri
gibi, herhangi bir kimliğe/aidiyete atıfta bulunmak da o ortak dilin
paylaşımının gerektirmektedir.”</em></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Osmanlının Aidiyeti</strong></p>



<p>Bu kısımda, Cem Sultan’ın oğluna
Oğuz adının vermesi örnek gösterilerek Osmanlı hanedanının kendini Oğuzlar
boyuna ait görmesi meselesine değinilmektedir. </p>



<p>Osmanlının Avrupa’da tamamiyle Türk görülmesinin sebebi
olarak da, hanedanın Türk soylu olduğu gibi, hanedanın etrafındaki unsurların
da Türk oluşu gösterilmektedir.</p>



<p>Türkleşmenin hızlanmasında istimalet politikasının öneminden
bahsedilmekte, bu kısmın son paragrafında ise, dilin Türkçe oluşunun Osmanlı
aidiyetinin özü olduğu belirtilmektedir.</p>



<p><strong>Osmanlı Aidiyeti</strong></p>



<p>İnalcık’tan alıntı yapılarak
Balivet’in dediği gibi, Osmanlı ‘erime potası’ kabul edilse bile, tam bir
erimenin olmadığı, karışık bir yapının olduğu belirtilmiştir. Toplumu yönetmeyi
sağlayan öge Türkçe’dir.</p>



<p>Osmanlı aidiyeti dışında,, Rumi
aidiyeti söz konusu edilmiştir. ’Osmanlı’ hanedanı, mensubiyeti çağrıştırırken,
‘Rumi’ Osmanlı hanedanlığı tarafından idare edilen coğrafyayı ifade etmektedir.</p>



<p>Son paragrafta, kültürün taşıyıcısının Türkçe olduğu
belirtilerek, bölüm sona erdirilmiştir.</p>



<ul><li><strong>Osmanlı’nın
Dilleri</strong></li></ul>



<p>Bu kısımda yine Halil İnalcık’tan
alıntı ile desteklenerek, antik imparatorluk geleneğinin çok milliyetli, çok
dilli bir yapı oluşundan bahsedilmiştir. Merkez dil olarak Türkçe’nin bilinmesi
zorunluyken, bu durum çok dilli yapıya zarar vermemektedir.</p>



<p><strong>İkidillilik/Çokdillilik</strong></p>



<p>Bu bölümde, iki ve çok dilli
toplumlarda bulunan dil değişkesi kavramından söz edilmektedir. <em>“Üst değişke, idari işlerde, eğitimde ve
medyada kullanılmakta, alt değişke ise kişinin ailesiyle, arkadaşlarıyla,
alışverişte v.s. kullanılan dildir.”</em></p>



<p>Sonraki paragrafta ise, dil
topluluklarının tespitinin zorunluluğu ve bu konuda tek kaynağın Evliya Çelebi
Seyahatnamesi olduğu belirtilmekte, Türkçenin dil toplulukları içindeki yeri ve
lingua franka olup olmadığı konusunda Seyahatname bilgi verebileceği
savunulmaktadır.</p>



<p><strong>17. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunda Dilsel Dağılım</strong></p>



<p>!7. yüzyılın en önemli
metinlerinden olan Seyahatname, dil yönünden ayırıcı özellikleri gösteren
önemli bir kaynaktır.</p>



<p>Prof.&nbsp; Dr. Develi,
Seyahatnameden hareketle, “Osmanlı’nın dil atlasını biraz soluk da olsa çizmek
mümkündür.” demektedir. Evliya Çelebi, Türk Anadolu diyalekti ile ilgili
veriler sunmakla beraber, çok dilli bölgelerde de konuşulan dillerden söz
edilmektedir.</p>



<p><strong>19. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunda Dilsel Dağılım </strong></p>



<p>&nbsp;Bu kısımda, Voyage de
Walsh’ın 19. yüzyılda Avrupa’da en yaygın dilin Türkçe olduğunu söylediği,
ancak Boşnak, Sırp, ve Arnavutların pek de Türkofon olmadıkları
belirtilmektedir.</p>



<p>B. Lorry’ye göre, Balkanlarda dil dağılımını gösteren
yazısında, dil coğrafyasının 17. yüzyılla aynı olduğu, Balkanları Türkofoni
kapsamı içine alınması gerektiğini belirtilir.</p>



<ul><li><strong>Osmanlı
Türkçesi</strong></li></ul>



<p><strong>Türkiye Türkçesinin Oluşumu</strong></p>



<p>Tespit edilen en eski Türkiye Türkçesi metinleri 13. yüzyıla
ait olduğu belirtilirken, bazı sebeplerden ötürü Türkçenin konuşma dili
olmaktan öteye gidemediği söylenmektedir.</p>



<p>13. yüzyıl yazı dilinin gelişmemesinin sebepleri arasında,
göçebe yaşantı, Selçuklularda resmi dilin Arapça oluşu ve sözlü kültür
bunlardandır.</p>



<p>Daha sonraki kısımda, Anadolu’nun Türkleşmesi ve Türkçenin
yavaş yavaş üst değişken konumuna gelmesi anlatılmaktadır: “Oymak beyleri ve
yakın yardımcıları ise kentlere yerleştiler, ama kent dolaylarındaki
göçebelerle ilişkilerini kesmediler. Bu suretle, kentler etrafı göçebelerle
çevrili birer kaleyi andırır oldu. Bu yerleşme biçimi, Türkçenin Anadolu’da
konuşulan dilleri silmesine ve egemenliğini kurmasına etken oldu. Dil
bakımından Türkçeleşme çevreden merkeze doğru gelişti.”</p>



<p>Zeynep Korkmaz’ın makalesinden hareketle, dil tarihçileri
söz varlığındaki değişmeleri göz önünde tutarak Türkiye Türkçesi şu dönemlere
ayrılmaktadır:</p>



<p>I. Eski Türkiye Türkçesi (13.-15
yy.)</p>



<p>a) Selçuklu dönemi Türkçesi</p>



<p>b)Beylikler dönemi Türkçesi</p>



<p>c)Osmanlıcaya geçiş dönemi
Türkçesi</p>



<p>II.Osmanlı Türkçesi (16.-19.yy.)</p>



<p>III.Türkiye Türkçesi (20.yy.)</p>



<p>Faruk Kadri Timurtaş’ın tasnifi ise şu şekildedir:</p>



<ol><li>Tarihi Türkiye
Türkçesi (Osmanlı Türkçesi)</li></ol>



<p>a)Eski Osmanlı
Türkçesi (Eski Anadolu Türkçesi)</p>



<p>b)Klasik
Osmanlı Türkçesi</p>



<p>c)Yeni Osmanlı
Türkçesi</p>



<p>II.Yeni
Türkiye Türkçesi (Bugünkü dilimiz)</p>



<p>Develi’ye göre her iki tasnifte esas alınan kriterler dilin
bilhassa sözvarlığının geçirdiği değişmelerdir.</p>



<p>Enver Ziya Karal’ın dildeki alıntı unsurlarının niteliği
açısından,sınıflama denemesi şöyledir:</p>



<p>I. &nbsp;&nbsp;Türkçenin yabancı dil etkisine karşı direnişi
(1299-1453)</p>



<p>II.&nbsp; Türkçe üzerinde yabancı dil etkisinin artması
(1453-1517)</p>



<p>III. Türkçede Arapça ve Farsça
etkisinin üstünlüğü (1517-1718)</p>



<p>IV. Türkçenin önem kazanmaya
başlaması (1718-1839)</p>



<p>V. &nbsp;Türkçenin bağımsızlığı için çalışmalar
(1839-1918)</p>



<p>Prof. Dr. Develi, kitabında bu tasnif denemesiyle ilgili
şöyle bir yorum getirir: <em>“Tasnif denemesi
dilin iç gelişimini anlama noktasında bize katkı sağlamaz. Ancak, dille
bağlantılı kültürel olguları anlama açısından bu bu bakış açısının katkılar
sağlayacağı inkar edilemez.”</em></p>



<p>Prof. Dr. Hayati Develi’nin kendi tasnifi de şöyledir:</p>



<p>a) Eski Türkiye Türkçesi</p>



<p>b) Orta Türkiye Türkçesi</p>



<p>c) Yeni Türkiye Türkçesi</p>



<p><strong>Eski Türkiye Türkçesi</strong>: Bu dönemin en önemli özelliği, dudak
uyumunun bulunmayışıdır.</p>



<p><strong>Orta Türkiye Türkçesi: </strong>Dudak uyumu açısından geçiş dönemidir.</p>



<p><strong>Yeni Türkiye Türkçesi:</strong> 18. yüzyıldan itibaren dudak uyumu sistemi
tamamıyla yerleşmiştir.</p>



<p><strong>Türkiye Türkçesinde Standartların Oluşması</strong></p>



<p>Her dilin kendi içinde değişik
ağızlar bulunur. Bu ağızlardan biri ‘ortak ağız’ olarak kendini gösterir.
Standart dil ise, siyasi, iktisadi, kültürel merkez olma özelliklerine göre
belirlenir.</p>



<p>Önceleri 13.yy.-14.yy.
metinlerinde imla konusunda ayrılıklar görülürken, 16. yüzyıldan sonra eklerin
yazımında standartlaşma sağlanmış, harekeli metin azalmıştır.</p>



<p>Oluşumun sürecinin diğer
belirtileri, dudak uyumu meselesi ve Arapça, Farsça kökenli kelimelerin
kullanılmaya başlanmasıyla Türkçenin arkaizm durumuna düşmesidir.</p>



<ul><li><strong>Osmanlı’nın
Türkçesi</strong></li></ul>



<p>Burada, Osmanlı’nın aydın
kesiminin Türk yazı diline hakim olamayışı ve Arapça, Farsça’nın hakimiyeti söz
konusu edilmektedir. ‘Osmanlı’ kavramıyla aydın kesim söz edilmekte ve aydının
kullandığı dil kast edilmektedir.</p>



<p>İhsan Fazlıoğlu, 2003 yılında
Kutadgu Bilig’te çıkardığı makalesine göre, Osmanlı’da dil bir ‘alet’tir.Dilin
hangi dil olduğu değil, muhatabının o dili anlaması önemlidir.</p>



<p>Prof. Dr. Develi, bu görüşten
hareketle, Şeyhoğlu’nun beytinden örnek vererek dilden çok, anlayışın önemli
olduğunu dile getirmektedir. Ayrıca, ilk dönemde halkın anlayacağı dilde
yazılırken, ‘kavmimiz anlasın diye’, demografik durumun değişmesiyle üst dili
oluşturma çabasının başladığını ifade eder.</p>



<p>Giovanni Molino’nun
İtalyanca-Türkçe sözlüğünde bahsettiği gibi,Osmanlı’nın sınırları içinde Türkçe
konuşulmaktadır.</p>



<p><strong>Bir Üst Dil Oluşturma Çabası</strong></p>



<p>Yükselme döneminden itibaren
İstanbul’da bir saray kültürü oluşması ve sarayın dilinin Türkçe oluşuyla
beraber, ince ancak karmaşık bir dil olan İstanbul Türkçesi imparatorluk ortak
iletişim dili haline gelmiştir.</p>



<p>Bu konuyla alakalı olarak, İhsan
Fazlıoğlu’ndan şöyle bir alıntı yapar:</p>



<p>1-Osmanlı kültür hayatında câri
olan dil, Arapça, Farsça, Türkçe ve Çağatayca’dan mürekkeptir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2- Bu dil temiz, süslü ve tatlıdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 3- Bu dili konuşmak müstehaptır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 4- Türkî-i basît’in, yukarıdaki
özellikleri içeren Türkî-i fasîh konuşanlarınca engellenmesi vaciptir.</p>



<p><strong>Osmanlıca Nedir?</strong></p>



<p>Bu bölümde Prof. Dr. Hayati
Develi, A. Sırrı Levend, Suat Baydur ve Tahsin Yücel’in Osmanlıca ‘nın tanımına
ilişkin görüşlerini paylaşmış, bu görüşlerin ortak yanlarını maddeler halinde
sıralamaktadır:</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
“a)Osmanlıca yapay/düzmece bir dildir.</p>



<p>b)Üç dilin karışmasıyla buluşmuş
bir aşuredir.</p>



<p>c)Osmanlıca halktan kopuktur.</p>



<p>d)Osmanlı aydınlarının yapay dili
iken Türkçe halkın dilidir.”</p>



<p><strong>Dil Düzlemleri: Konuşma Dili ve Yazma Dili</strong></p>



<p>Prof. Dr. Develi, Engin Sezer’in
görüşünden yararlanarak, Osmanlıca’nın Türkçe’den ayrı bir dil olduğunu savunmanın
bilimsellikten uzak olduğunu ifade eder. Osmanlıca Türkçenin sözdizimi üzerine
kurulu, birçok kelime ve yapıyı içermektedir.</p>



<p>Prof. Dr. Develi, Osmanlıca ve
Türkçenin ayrı diller olmadığını ‘kod değiştirme’ kavramıyla açıklar. Bu
kavramı, “<em>Kişinin bu iki dilden ve ya
değişkeden birine geçmesi</em>” olarak tanımlar.</p>



<p>Yazı dili/ Üst değişke/ Osmanlıca</p>



<p>Konuşma dili/Alt değişke/Türkçe</p>



<p>Bu iki kavramı, hem Engin
Sezer’in alıntıladığı, <em>‘Şinasi’nin
annesine Paris’ten annesine yazdığı mektup’ </em>ve Tasvir-i Efkar gazetesinin
ilk sayısındaki giriş yazısından örneklerle; hem Selanikî Tarihi’nden alınan
örneklerle destekler.</p>



<ul><li><strong>Devletin
Dili</strong></li></ul>



<p>Mehmet Ali Ünal’ın Tarih El
Kitabı’nda yazdığı yazıya atıfta bulunarak, Develi Osmanlı’nın ilk dönemlerinde
Selçuklulardan etkilenerek, devlet dili olarak Farsça’yı kullandığını belirtir.
Selçukluların, merkezî devlet yapısının değiştirmeyi düşünmelerinin imkansız
olacağını,böylelikle divan dili, yazışma geleneğinin aynen korunduğunu söyler</p>



<p>Develi’ye göre, Osmanlılar, Batı
Anadolu’da Farsça etkisinden uzak oluşu ve yayılma politikalarının bizzat
batıya doğru oluşu nedeniyle, sarayda konuşulan dil olarak Türkçeyi tercih
etmiştir.</p>



<p>Bu durumla ilgili olarak,
Osmanlılarda bir dil politikası güttüğünün altını çizer.Osmanlı dil
çeşitliliğini sorun etmekten dil durumu, ‘toplumsal bir gerçekleşme’ olarak
kendiliğinden oluşmaktadır.</p>



<p>Saray dili yabancı dillerden
etkilense de Türkçe temizliğini korumuştur. I. Abdülhamit ve III.Selim’in
hattıhümayünü örnek gösterilerek konuşma dilinde kanıtlanmıştır.</p>



<ul><li><strong>Osmanlı
Diplomatikası</strong></li></ul>



<p>Tayyip
Gökbilgin’in Osmanlı PAleografya ve Diplomatik İlmi kitabından atıfla, Osmanlı
belgeleri, L. Fekete’den beri laik ve dini belgeler olarak ikiye ayrılmıştır.</p>



<p><strong>Dini karakterli belgeler</strong>, şer’iye
sicilleri, kadılar tarafından verilen hüküm ve ilamlar, vakıfnameler,fetvalar.</p>



<p><strong>Laik karakterli belgeler, </strong>padişah
tarafından verilmiş olan ferman, berat, ahidname, sulhname, name-i hümayun,
emirler ve hükümler, yüksek makamlardaki memurların takrirleri ve mektuplar
v.s.</p>



<p>Osmanlı resmi
belgeleri, genelde Türkçe olmakla beraber Latin, Kiril, alfabeli metinlerle,
Rumca, Arapça, Farsça, Grekçe, Slavca, Sırpça, Macarca, İtalyanca, Rusça, Lehçe
dillerinde yazılmıştır.</p>



<p>Belgeler dil
özellikleri bakımından incelendiğinde, padişahın bizzat ağzından olan belgeler
son derece sade iken, katiplerin kaleme aldığı belgeler ise, son derece
sadedir.</p>



<p>Bir sonraki
paragrafta, belgelerin rükünlerinden bahsedilmiştir.</p>



<p>Tanzimat’tan
sonra ‘standart imla, yazı dili ve ifadede sadelik ve hızlı iş çıkarmaya
yönelik telif usulü’ getirilmiştir.</p>



<p>Son olarak,
1876’da devletin resmi dilinin Türkçe ilan edildiğinden bahsedilerek, kitabın
metin kısmı sona erdirilmiştir.</p>



<p>Kitabın
kaynakçasında, Osmanlı hakkında çalışmalar yapan Ahmet Akagündüz, İhsan
Fazlıoğlu, Halil İnalcık, İlber Ortaylı gibi tarihçilerin yanında;
Aşıkpaşazade, Kaşgarlı Mahmut gibi eski dönem müellifleri ve haklarında yapılan
tezler yer almaktadır.</p>



<p>Ayrıca, hakkında
doktora tezini yaptığı Seyahatname yazarı Evliya Çelebi ilgili çalışmalar da,
kaynaklardandır.</p>



<p>Prof. Dr. Hayati
Develi’nin yapmış olduğu hacmi küçük kitabın, Osmanlı Türkçesi hakkında çalışma
yapmayı düşünen tüm araştırmacılara yararlı olacağını inanıyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayati-develi-osmanlinin-dili-kitap-tanitimi/">Hayati Develi, &#8220;Osmanlı’nın Dili&#8221; Kitabı Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hayati-develi-osmanlinin-dili-kitap-tanitimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18157</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aykut Ertuğrul Öyküsünde Mizah</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/aykut-ertugrul-oykusunde-mizah/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/aykut-ertugrul-oykusunde-mizah/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 23 Jul 2019 04:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyattan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18150</guid>
				<description><![CDATA[<p>Mizah güldürmece işini ifade eder. Hayatın içinde bir kavramdır. Öykü, hayatın gerçekleşmesi muhtemel kesitleri bize sunmakta, yaşamın insana bakan yönünü yansıtmaktadır. Kısacası öykü, hayatı okumaktır. Aykut Ertuğrul günümüzün önemli yazarlarından biridir. Onun öyküsü Kafka, Borges, Marquez’le doğu İslam eserlerini harmanlayarak yenilikçi ve deneyci tutum sergileyen bir öyküdür. Mizahi unsurları da eserlerinde yerli yerinde ve etkili [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aykut-ertugrul-oykusunde-mizah/">Aykut Ertuğrul Öyküsünde Mizah</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Mizah
güldürmece işini ifade eder. Hayatın içinde bir kavramdır. Öykü, hayatın
gerçekleşmesi muhtemel kesitleri bize sunmakta, yaşamın insana bakan yönünü
yansıtmaktadır. Kısacası öykü, hayatı okumaktır. Aykut Ertuğrul günümüzün
önemli yazarlarından biridir. Onun öyküsü Kafka, Borges, Marquez’le doğu İslam
eserlerini harmanlayarak yenilikçi ve deneyci tutum sergileyen bir öyküdür.
Mizahi unsurları da eserlerinde yerli yerinde ve etkili bir biçimde kullanır.
Çalışmamızda Mümkün Öykülerin En İyisi isimli öykü kitabını mizahi ve ironik
unsurlar açısından araştıracağız.</p>



<p>Mümkün
Öykülerin En İyisi kitabının Kuyudakiler öyküsünde trafik ışıklarını görerek
şöyle demektedir: “<em>Issız adaya düşersem
yanıma alacağım üç şey: Kırmızı, sarı, yeşil. Kırmızı… Sarı… Yeşil…</em>”</p>



<p>Kabil adlı
karakter kadının önüne geçerek <em>“Bi liran
yok mu abla?” </em>demektedir.</p>



<p>Kabil, ana oğul
uzaklaştıktan sonra elindeki pet şişeyi göstererek ‘Kafalar güzel mi abi? Sen
içer miydin ya?” demektedir. Güvenlikçi, Çağrı’nın koluna giriyor ‘Gene mi sen
lan?! Gelme bi’daha buraya demedik mi oğlum?” Çağrı sinirlenmiştir: <em>“Hep sarhoşum lan! Hep sarhoşum lan!”</em></p>



<p>Yusuf dedesiyle
çocukluğundaki bir diyaloğu hatırlamıştır. </p>



<p><em>“Tırnağın niye böyle dede?”</em></p>



<p><em>“At ezdi evlat.”</em></p>



<p><em>“Nee, at mı?</em></p>



<p>“Kardeşim
Çağrı” diye intihar mektupları olan Çağrı bir anısını hatırlamıştır:</p>



<p><em>“Abi bizi niye alıyorsun? Biz ne yaptık, kendi halimizdeyiz biz ,
kendi halimizdeyiz.”</em></p>



<p><em>“Yürü lan yürü, karakolda anlatırsın.”</em></p>



<p><em>“Abi gelemem karakola, bırak beni, bıraksana lan!”</em></p>



<p><em>“Lanlı lunlu konuşma şerefsiz… Ah!”</em></p>



<p><em>“Yusuf kaç olum kaç!”</em></p>



<p>Güneş
Yaralarımızı Yakıyor’da bir cümle dikkati çekmektedir: <em>“Sineklerden bir oldu ölülerimizin üzerine salınmış.”</em></p>



<p>Nefes
Kontrolü’nde komutan şöyle söylemektedir. <em>“Tut
nefesini, dilini damağına yapıştır.” </em>Daha sonra <em>“Tut nefesini örtüye bürün.”</em></p>



<p>Kimse selam
vermeyince yine <em>“Tut nefesini, ya sabır”</em>
diyor. Oda hepsine yine <em>“Tut nefesini
secde et.” </em>diyor. Mahkum elbisesi giyip seccadesini alınca yine <em>“Tut nefesini, Elhamdülillah.” </em>diyor.
Emekli olunca yine <em>“Tut nefesini, tut
nefesini, tut nefesini, tut, tut, tut…”</em> demektedir. </p>



<p>Yaşasın
Ritim’de yazar kısa, tombul, afili, Pelikan marka mürekkep şişesinden beş
liralık dolma kalemime mürekkep çekmeye çalışmakla meşguldür. Önünde peçeteler,
müsvedde bir kağıt, hepsinin altına iki kat serilmiş eski tarihli bir gazete <em>“Tam bir ritüeldir.” </em>Yazar, kalem
yazıyor mu diye kontrol eder. Sorun yoktur. Halifesiz Günler’den rastgele bir
sayfa açıp okumuştur. “Yaşasın ritim!” yazmaya koyulur öykünün ilk paragrafını
yazar.</p>



<p>Kahraman’ın
Sonsuz Yolculuğu’nda derkenarda Teşekkürler Google, Teşekkürler Vonnegut,
Kahrol Amerika!” denmektedir. Yer sarsıntısı yaşanmaktadır. Kahraman <em>“buna ne oluyor” </em>demekte, Yeryüzü
ağırlıklarını atmaktadır. ‘Panik dalgası’na odaklanmakta ama bir şey
görememektedir. Bunun nedenlerinden biri, merkezden uzaklaşan insanlar kaçmakla
bitmemektedir, diğeri, Merkezin çevresinde Münch’ün ünlü tablosundan fırlamış
en az iki saf insan vardır. Unutanlar ve bilmeyenler için tabloyu gösterir.
Üçüncü neden “yaklaşmaya cesareti yok”tur. Absürt bir macera yaşamaktan
korkarak kıyafetlerini, uzuvlarını, akbilini kontrol eder. Eli yüzü düzgün
birini durdurur: Hangi yıldayız diye sorar. Üçüncü sebebi düşünmemiş gibi
yapmalıdır: <em>“Cesaret, cesaret, cesaret.”</em>
Zihinsel gelişimi boyunca yüzlerce aksiyon filminin eşlik ettiği kendisiyle
ilgili olarak <em>“alem buysa, kahraman
benimdir.”</em> der. Son sözlerini düşünür. <em>“Astalavista
bebek”,</em> <em>“geri döneceğiz”</em>, <em>“freedom”</em>, <em>“Işık, biraz daha ışık.” </em>Elinden kurtulan figürandan daha uzun
yaşamak için son sözlerini düşünmeyi bırakıp kahramanlık kabul etmelidir. <em>“Etmeliyim, etmeliyim… Et-tim!”</em></p>



<p>Üzerindeki
siyah mont ve kotla kendini Jason Statham’a benzetir. Sonra Jason Statham’ın
resmini verir. Kendini Jason Statham’la karşılaştırır. Ancak yazarda <em>“bir maceranın tam ortasında olma bilinci”</em>
vardır. Kendisini günde en az iki kere 500T’den sağ çıkmış adam olarak niteler.
<em>“Orta boş beyler, ortaya ilerleyelim”</em>
edasıyla yoluna devam etmiştir. Otobüsü tasvir eder: <em>“Hamile kadınlar, bir ayağı çukurda ihtiyarlar, el ele tutuşmuş genç
sevgililer, militan kılıklı kirli sakallı gençler, iki gözü iki çeşme anne
babasını arayan minik çocuklar, kaçarken bile birilerine SMS atan, Facebook
duvarına ileti giren liseliler</em>” görmüştür. Korkmuş bir buzdolabı tasvir
edemeyeceğini belirtir. <em>“Bu konuda size
Google bile yardım edemez”</em> der. Trafik açılıyor. Yani, kalabalık azalıyor.
Gonder Vekilharcı’nın oğlu Boramir’in boru sesini andıran yaslı uğultuyla
uğraşmak zorunda kalır. Boyundamarlarını şişirerek 23 Nisan şiiri okuyan bir
öğrencinin velisi olmak gibidir.</p>



<p>İsrafil’e
seslenir: <em>“İsrafil Aleyhisselamcığım
buradaysan sakın bir işaret verme. Lütfen.</em>”</p>



<p>Uğultu
Yozgat’ta geçen çocukluğunu, sünnet oluşunu pilli robot, siyah önlük, ilkokul
aşkları”nı hatırlatır. <em>“Ortaokul, teklif
etmek, eşek şakaları, matematikçi bana taktı, anne ev hanımı, baba memur…” </em>Modern
olanlar lisede aşık olmaktadır: <em>“Sarımsak
umurlarında değil. Halbuki sarımsağın vitamini…</em>” Gerçeklik duygusunu
kaybetmemeye çalışır. İnsanlara dokunmadan geçmeye çalışır. Bunu yarasalar
ürküp vücutlara çarparak hep birden ileri atılmasına benzetir. Dairenin
merkezine on adım’da askerlik günlerini hatırlar. Dairenin merkezine yedi adım’da
savaş kapıdadır. Dairenin merkezine üç adım dağıtım izni, Dairenin merkezine
iki adım’da Üçüncü Dünya Savaşı, Dairenin merkezi’nde ölü insanlar görmektedir.
Tablodan kaçmak, figüranların arasına katılmak ister. Ejderha ölülerin üzerine
kükremekte, tepinmektedir. Öykünün sonunda ejderhayı tasvir eder. Tabloda bir
grup ölü vardır.</p>



<p>Büyük Dünya
Atlası’nda Atlas’ın kulağına fısıldar, adam oralı olmaz. <em>“Hep o artistik, sonsuz, sinir bozucu pozlar.”</em> Öfkesine hakim olup
Atlas’ın olanından uzay boşluğuna doğru düşen ter damlasını eliyle havada
yakalamıştır. Bir kara deliği daha engellemiş olmanın verdiği iç huzuruyla
‘Batsın bu dünya Atlas, bırak batsın!’ diye tekrar etmiştir. Atlas’ı kızdırmaya
çalışmıştır: <em>“Tek Tanrılı sisteme geçildi
ve bil bakalım o Tanrı kim değil?”</em> Atlas’ın tek başı havaya kalkar<em>. “Senin emeklerini umursamıyorlar, sana
değil, yerçekimi kuvvetine, Newton isimli bir fasülye ve daha onlarca bilimsel,
sıkıcı şeye inanıyorlar sana değil.”</em>Atlas düşmektedir. <em>“Tanrı’nın yıkılışını izlerken ‘Biliyordum’ dedim sırıtarak.” </em>“Bir
kere tereddüt edersen bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmaz.” Cebinden düdük
çıkarıp üfler. Atlas bayılır. Küre elleri arasından düşmüştür. Pos bıyıklı <em>“Tanrı öldü; onu biz öldürdük”</em> diye
ikisini işaret etmiştir. Cam küre paramparça olmuştur. Kıyamet kopmuştur, Atlas
bir daha görünmez.</p>



<p>Atiye’nin
Ölüleri’nde kahramanın uyanmasıyla ilgili olarak <em>“Hayır sevgili okur, kahramanın uyanmasıyla başlayan hikayelerden
sıkıldığını biliyorum.” </em>Kahraman henüz uyumamıştır. <em>“En yakın uykuyla aramda nereden baksan on iki saat vardı, ileriye ve
geriye doğru…”</em></p>



<p>Kapı
açılmamıştır. Üzerine doğru yürüyen bir canavar, adam, kuş, martı, sevgili,
başka bir hikayeye ait bir karakter de yoktur. Ne de buzdolabı, <em>“Okura bu hikayeden bahsederek şunu
söylemiştir:” </em>Bir oyunun peşinde hiç değilim Hayır, biliyorum bunlara
karnın tok. Öyküde Şehrazat, Raskolnikov, Drogo, Adem Selamsız’a değinmektedir.
Tek tek Atiye, annesi, Veznedar Nuri, Beyaz Eşyacı Selim, Halı Yıkamacı
Süleyman, Doktor Sedat, Tansel Yüzbaşı, Kenan Hoca, garson Münir, İsmail
Çevik’in ne yaptığını söylemektedir.</p>



<p>Urdn Medeniyeti
Hakkında Birkaç Mühim Belge’de hayali Urdn ülkesinin dilinden bahsetmekte, Sözlükten
silinen kelimeyi zihninden geçirmek bile yasak olduğu belirtilmektedir. Aynı
öyküde Yüzler Bayramı’ndan bahsedilmektedir. İsimler kurulu tarafından yüz
kelime seçilir. Devlet başkanı ve doksan dokuz kişilik kurul üyeleri çelik
tanrının başına geçer. Her biri Ndru’nun veri tabanından bir kelimeyi siler.
Ndru, tüm konuşulanları harfiyen duyan dev kulağın adıdır. Bilim adamı Kemal
Kalender’in yorumu yer almaktadır. Z.’nin nasıl öldüğü belli değildir.</p>



<p>Yok Kimse Yok’da kahraman The Marmara’ya girmekte,&nbsp; seyrettiği filmler 16000xff’yle güzünün önünden geçmektedir. Bir kestane tezgahından bir kestane alıyor. Hala sıcaktır. <em>“Fazla uzaklaşmış olamazlar.”</em> der. Kabukları sayarken rüya görüp görmediği aklından geçer. <em>“Rüyasında kestane gören bir adam mıyım ben? Rüyasında ‘kestane gören bir adam’ gören bir kestane mi?”</em> Ölü mü diri mi olduğu aklından geçer. Bilgisayarın başına geçer. Haber sitelerini dolaşır. Dayanamaz Google’a sorar: İnsanlar nereye kayboldu. Çıkan sonuçlar işine yaramaz. Online bir oyun sitesi, Adnan Oktar videosu, kedi canını hepsiburada.com’da bulur. Cebinden cep telefonunu çıkarır. Rüzgar bir kağıt parası getirir. Kağıttakiler İlahi Komedya’da cehennemin kapısında yazmaktadır. <em>“Bu nasıl bir hafıza lan, bu nasıl şiir, n’oluyo, n’oluyo, N’OLUYO!”</em> der. Önüne bir kağıt düşer. Kafasına çarpıp Felak, Nas, Ayetel Kürsi, üç İhlas ve bir Fatiha okur. Göğe bakar: Pamuk tarlası. Truman Show da yazabilirdi der. Rüyada pamuk görmeğe değinir. Mefisto’ya girer. Alarm yankılanır. Etrafına baka, kimse yoktur. Ses, sirene dönüşür. Bir kağıt daha, bir kağıt daha düşer, bilgisayar çıktısıdır. Ona bir kadın yaklaşır. Aklına birçok şey gelir. Adı Havva’dır. Avucunun içine bir kağıt koyar.  Kırmızı Pazartesi’de 6.30 vapurunda kalorifer yanı koltuk kapma yarışı vardır. <em>“Ben olsam kesin kapardım bir koltuk” </em>diye söylenerek ahşam sıranın ucuna oturmuştur. İskeledeki büfelerin camlarından dışarı uzanan kollar insanı ritimsiz,
çılgın halay izlenimi veriyordur. <em>“Para
içeri gazete dışarı, para içeri paket paket sigara dışarı, para içeri çikolata
dışarı, para içeri su dışarı, para içeri para dışarı…”</em></p>



<p>Son Anahtar ve
Başka İhtimaller öyküsünde dipnot sistemini kullanmıştır. Dipnot başlığı Son
Anahtar ve Başka İhtimaller İçin Okuma Önerileri’dir. Öyküdeki dipnotta yazarın
oyuna dahil olmayı seven oyunbaz olur için kurgulandığı belirtilmektedir. <em>“Düzgün düşünmemeye yol açabilir. Yan
etkilere rastlarsanız selam söyleyin.” </em>diye okurlarını uyarmaktadır. Söz
konusu öykü ironik üslubuyla önemli öykülerdendir. İhtimaller Serisinin Sonraki
Öyküsü için Notlar’da Anket öykü tabiri kullanılmaktadır. Final dört şıklıdır.
Yazarın tabiriyle okur bu test sayesinde nasıl kitaplardan hoşlandığını
anlayacaktır.</p>



<p>Mahir Ressam ya
da Babamı Nasıl Öldürdüm’le oyun başlamaktadır. Kahraman öykünün kötü kişisi
olduğunu belirtmekle beraber Kumarbaz’daki hilebaz ihtiyar kadar kumar
bildiğini, çok badireler atlattığını ancak Gregor Samsa gibi böcekleşmediğini
belirtmektedir. Olric olarak karşımıza çıkmaktadır. <em>“Kim olmak isterseniz.”</em></p>



<p><em>“Metinlerarasılığın sırası değil atayını da al git. Başüstüne…”</em> Kahraman
doğuştan kötü değildir. <em>“Anlayacağınız
Erol Taş kahkahasıyla değil…”</em> Okur, ihtimalle apartmanını hala terk
etmediyse bir üst kata çıkmak için yanıp tutuşmaktadır. Öyküde bir tüfek
patladıysa ceset oralarda bir yerdedir<em>
“Fazla uzaklaşmış olamaz! Namlu hala sıcak.”</em> Tutunamayanlar’a gönderme
yapmaktadır. <em>“Ah be Bruce artık kimse
kimseyi sonuna kadar dövmüyor dedi Özkan. Atayistler bunu açıklayabilir mi
bakalım.”</em> Olric’e yazar <em>“Zevzek. Bana
mı dediniz efendimiz?” </em>demektedir. Öyküde Fikret’in karnesi aşağıdaki
gibidir:</p>



<p><em>“Hayal gücü:5</em></p>



<p><em>Dayağa dayanma gücü: 5</em></p>



<p><em>Kızlarla konuşabilme: 0</em></p>



<p><em>Berk’e yumruk: 0</em></p>



<p><em>Kendini savunma: 0</em></p>



<p><em>Hamdi’yi öldürme: 0</em></p>



<p><em>Beceriksizlik: 5</em></p>



<p><em>Yazıya olan inanç: 0</em></p>



<p>Fikret, sevdiği
kızı başkasına kaptırdıktan sonra <em>“Ferhat
efendimiz sonunda meyhane köşelerinde o Sadri Alışık sonunda canına kı… O
üçüncü sayfa sonunda en yakın cepheye I Want You! Bazı şeyler yalnız Amerika’da
olur efendimiz…”</em> Aynı öyküde, Mesnevi’de geçen Rum ve Çin halkının daha
mahir ressam olduğuna dair hikayeye yer verilmektedir. <em>“Çaldıksa miri malı çaldık efendimiz.” </em>Olric diyaloglarıyla sona
ermektedir. <em>“Oysa biz daha yeni
başlıyoruz. Oyun bitti.”</em></p>



<p>Sonuç olarak,
diyebiliriz ki, Aykut Ertuğrul öyküsünde mizah ve ironi büyük bir önem arz
etmektedir. Kapsamlı olarak çalışmalar yapmak bizi yeni sonuçlara
ulaştıracaktır. </p>



<p>KAYNAKÇA</p>



<p>-ERTUĞRUL,
Aykut (2014), Mümkün Öykülerin En İyisi, Dedalus Yayınları, İstanbul.</p>



<p>-TOSUN, Necip
(2015) Günümüz Öyküsü, Dedalus Yayınları, İstanbul.</p>



<p>-ZARİÇ Mahfuz
(2012) Cahit Sıtkı Tarancı’nın Öykülerinde Mizah ve İmge Şahıslar, <a href="http://turkoloji.cu.edu.tr/pdf/mahfuz_zaric_cahit_sitki_taranci_oyku_mizah.pdf">http://turkoloji.cu.edu.tr/pdf/mahfuz_zaric_cahit_sitki_taranci_oyku_mizah.pdf</a></p>



<p>-APAYDIN,
Mustafa (2015), Türkiye Türkolojisinde Yapılan Mizah-Hiciv Çalışmaları Hakkında
Bazı Değerlendirmeler, <a href="http://turkoloji.cu.edu.tr/pdf/mustafa_apaydin_mizah_hiciv_calismalari.pdf">http://turkoloji.cu.edu.tr/pdf/mustafa_apaydin_mizah_hiciv_calismalari.pdf</a></p>



<p>-YUM,
Sebahattin (2013), Memduh Şevket Esendal’ın “Ayaşlı ve Kiracıları” Adlı
Romanında Mizah,</p>



<p> </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aykut-ertugrul-oykusunde-mizah/">Aykut Ertuğrul Öyküsünde Mizah</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/aykut-ertugrul-oykusunde-mizah/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18150</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sen Varsın Ocağımda</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sen-varsin-ocagimda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sen-varsin-ocagimda/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 21 Jul 2019 04:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18174</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir öykünün ışığında Bir yazının sancısında Ateşin sıcağında Sen varsın ocağımda Sevgimin tınılarında Aşkımın baharında Canımın sonbaharında Sen varsın ocağımda Balat’ın sokaklarında Bahçenin yollarında Kalbimin alyuvarlarında Sen varsın ocağımda</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sen-varsin-ocagimda/">Sen Varsın Ocağımda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir öykünün ışığında</p>



<p>Bir yazının sancısında</p>



<p>Ateşin sıcağında</p>



<p>Sen varsın ocağımda</p>



<p>Sevgimin tınılarında</p>



<p>Aşkımın baharında</p>



<p>Canımın sonbaharında</p>



<p>Sen varsın ocağımda</p>



<p>Balat’ın sokaklarında</p>



<p>Bahçenin yollarında</p>



<p>Kalbimin alyuvarlarında</p>



<p>Sen varsın ocağımda</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sen-varsin-ocagimda/">Sen Varsın Ocağımda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sen-varsin-ocagimda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18174</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Portre 3. Bölüm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/portre-3-bolum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/portre-3-bolum/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 04:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18201</guid>
				<description><![CDATA[<p>Eline kalem aldı. Bir kağıt çıkardı. Yazmak istedi. “Ben” yazdı. Yazının üstünü karaladı. “Bir” yazdı. Üstünü karaladı. “Hiç” yazdı. Üstünü çizdi. Bir masal yazmak istedi. Hayatı engel oldu. Yazarak yaşamayı değil, yazmak için yaşamayı halbuki. Ona engel teşkil eden ne varsa -zihninde- yıkıp yok etmeyi tercih etmişti. Ama sadece insanın kendi zihnindeki fikirler yok edilebilirdi. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/portre-3-bolum/">Portre 3. Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Eline kalem aldı.</p>



<p>Bir kağıt çıkardı.</p>



<p>Yazmak istedi.</p>



<p>“Ben” yazdı.</p>



<p>Yazının üstünü karaladı.</p>



<p>“Bir” yazdı.</p>



<p>Üstünü karaladı.</p>



<p>“Hiç” yazdı.</p>



<p>Üstünü çizdi.</p>



<p>Bir masal yazmak istedi.</p>



<p>Hayatı engel oldu.</p>



<p>Yazarak yaşamayı değil, yazmak için yaşamayı halbuki.</p>



<p>Ona engel teşkil eden ne varsa -zihninde- yıkıp yok etmeyi
tercih etmişti.</p>



<p>Ama sadece insanın kendi zihnindeki fikirler yok
edilebilirdi.</p>



<p>Yok olan başkalarının fikirleri olamazdı.</p>



<p>Değiştirmek ise en zoruydu.</p>



<p>Değişim ancak insanın kendi isteğiyle olabilirdi.</p>



<p>Kimseyi zorlayamazdı.</p>



<p>“Beğendiğimiz bedenlere kendi ruh dünyamızı giydiriyoruz.”</p>



<p>Shakespeare’in bir sözüne benzettim.</p>



<p>“Evet, öyle.”</p>



<p>Kahve almak için mutfağa tarafına girdi.</p>



<p>Evi bir oda bir salondu. Mutfak salonla birdi.</p>



<p>Dolaptan 2’si 1 arada kahve paketi aldı.</p>



<p>Kupa bardağa döktü, sıcak su koydu.</p>



<p>Yudumlamaya başladı.</p>



<p>Bir elinde sigara vardı.</p>



<p>Düşünen adam heykeli aklına geldi.</p>



<p>“Neden bu heykel akıl hastanesinde sadece?” diye düşündü.</p>



<p>Akıl ve düşünce bir nevi deliliğe kapı aralamaktır.</p>



<p>Düşünen insan eğer dâhiyse, deliliğe açık olmalıdır.</p>



<p>Çünkü her dahi içinde bir deli barındırır.</p>



<p>Kahvesinden bir yudum daha aldı.</p>



<p>Kahvesi damla sakızlıydı.</p>



<p>Damla sakızıyla ilgili çeşitli dergilerde araştırmalar
okumuştu.</p>



<p>“Türkiye’de en iyi potansiyel İzmir’deymiş.”</p>



<p>Sakız ağaçlarının görüntüsüne hayran olmuştu.</p>



<p>Yazabilseydi, onları da yazacaktı.</p>



<p>Ama yazamadı.</p>



<p>Bir fısıltıydı yazmak onun için.</p>



<p>İçinden geçenleri kağıda dökmekti bir nevi.</p>



<p>Üç tip zeka türünün hepsini kullanıyordu:</p>



<p>“Görsel, işitsel, dokunsal.”</p>



<p>Üç zeka tipinde de iyiydi.</p>



<p>Ancak sol beyin yazmakla ve konuşmakla daha çok gelişirdi.</p>



<p>Bu nedenle yaratıcılık gelişmişti.</p>



<p>Ancak şimdi yazamıyordu.</p>



<p>Yazsaydı kulağına gelen sesleri yazacaktı.</p>



<p>Düşündüklerini en güzel biçimde kağıda dökecekti.</p>



<p>“Sen dilcisin. Dili seversin. Bana bir yardım etsene.”</p>



<p>Tamam olur.</p>



<p>Dil ile zihnin ilişkisi ile ilgili yazabilirsin.</p>



<p>Dil zihinde gösteren ve gösterilen olarak yer eder.</p>



<p>Dilin her parçası göstergedir.</p>



<p>“Bu konuda mı yazayım?”</p>



<p>Bir dene bakalım.</p>



<p>Nasıl olacak?</p>



<p>“Dil ve zihin ilişkisi psiko-linguistik alanına mı giriyor?”</p>



<p>Evet.</p>



<p>Neuro linguistik dediğimiz alan dil ve zihin ilişkisiyle
alakalı.</p>



<p>“Bu konuda bir makale yazabilirim.”</p>



<p>Yazarsan bana da yolla.</p>



<p>“Olur.”</p>



<p>Yazmak benim işimdi aslında.</p>



<p>Benim alanımdı.</p>



<p>Ancak kendisini iyi hissetmesi için elimden geleni ardıma
koymamalıydım.</p>



<p>Bana ihtiyacı vardı çünkü.</p>



<p>Onu anlatmalıydım.</p>



<p>Yazdığı insana dönüşmenin en büyük göstergesi Bir Adam
Yaratmak’tı.</p>



<p>Yazdığı adama dönüşenlerden miydim?</p>



<p>Hayır.</p>



<p>Ancak yazdığım adamın bir nevi nöronuna sahip olabilirdim.</p>



<p>Milyarlarca nöronun birleşiminden oluşan bu adamı anlatmak
benim için bir vazifeydi.</p>



<p>Adamın saliselerle ve saniyelerle yarışı yoktu.</p>



<p>Adam, dedim ya onun bir nöronunu ruhuna sahip olmak değildi.</p>



<p>Ruhuna sahip olma için sadece sevmek gerekirdi.</p>



<p>Bense onun ruhuna değil, beyin hücresinden birine sahiptim.</p>



<p>Beyindeki dalgalanmalar onun bir göstergesi değildi.</p>



<p>Ruhuna sahip olsaydım.</p>



<p>Beni severdi.</p>



<p>Ancak aramızdaki bağ sadece bir iş ilişkisiydi.</p>



<p>Beynine sahip olsam dahi, düşüncelerini bilsem dahi, ruhuna
sahip olamazdım.</p>



<p>Bunun sevgi gerekirdi.</p>



<p>O ise beni sevmiyordu.</p>



<p>Sadece bir nevi yazı makinesiydim ona göre.</p>



<p>Onun romanını yazan bir acemi yazardan başkası değildim.</p>



<p>Romanını bitirdiğimde o da rahatlayacak ve yazacaktı.</p>



<p>Yazamamanın verdiği sıkıntıyı içinde çok net şekilde
hissetmişti.</p>



<p>Yazmak onun mesleğiydi.</p>



<p>Ancak yazabilseydi iyileşeceğini biliyordum.</p>



<p>Yazmanın onun için en önemli uğraş olduğunu çok iyi
anlamıştım.</p>



<p>Sigara ve kahve dışında kahve onun için en önemli nesnenin
kitap olduğunu onunla ilk tanışmamda anlamıştım.</p>



<p>Kitap, onun için düşünceyi geliştiren ve düşünen adam
imgesinin onun temsili olduğunu hissettiren bir olguydu.</p>



<p>Düşünen insan yalnızdı.</p>



<p>Düşünen insan mutsuzdu.</p>



<p>Düşünen insan çıkarsızdı.</p>



<p>Peygamberimizin bir sözünü hatırladı:</p>



<p>“Benim yerimde siz olsanız az güler çok ağlardınız.”</p>



<p>Düşünmek sözlükte anlamlandırma problemi olan
kelimelerdendi.</p>



<p>Soyut düşünce kavramları tanımlanmakta hep zorluk çekilen
kelimelerdi.</p>



<p>Soyut düşünme, altı yaş grubundan sonra yerleşirdi halbuki.</p>



<p>Bu tür kelimeleri anlamlandırmak için eş anlamlısını
kullanırız.</p>



<p>Çünkü o kavram yaşa göre zihinde yer eder ve kavramı sadece
ve sadece eş anlamlarıyla ifade edebiliriz.</p>



<p>Dildeki soyut kavram ifadesi sorunu bir türlü
çözülememiştir.</p>



<p>Bilişsel yaklaşımla beraber dil zihin ilişkisi oturmaya
başlayacaktır.</p>



<p>“Yine dilciliğini konuşturdun.”</p>



<p>Ne yapalım?</p>



<p>Bizim kaderimiz…</p>



<p>Dil olmasaydı ben de olmazdım.</p>



<p>Yazarlığımı dile borçluyum.</p>



<p>Dil insanın düşünce yapısına akseder.</p>



<p>İnsan kavramlarla düşünür.</p>



<p>“Dilci olmasan bir şey olamazdın zaten.”</p>



<p>“Sen dil ile varsın.”</p>



<p>Dilciliğimin üç yılını yüksek lisans tezimle doldurdum.</p>



<p>Üç yılım bir Osmanlı Türkçesi metniyle doldu taştı.</p>



<p>Dili seviyorum.</p>



<p>Çünkü insanlar dil anlaşır.</p>



<p>Dil ve zihin ilişkisi bağlamında çalışmalara devam edeceğim.</p>



<p>Bu benim kaderim.</p>



<p>“Kader dedin ya, şu romanı bitirsen ben de yazabilsem.”</p>



<p>Kalemi eline aldı.</p>



<p>Karalamaya başladı.</p>



<p>Bir adam yüzü çizdi, sakallı, hafif beyazımtırak saçlarıyla
durağan bakan bir adam…</p>



<p>O adama bir isim yazdı:</p>



<p>Talk.</p>



<p>Yani “Konuş.”</p>



<p>Yazamıyorsa konuşmalıydı.</p>



<p>Konuşması lazımdı ki derdini anlatabilsin.</p>



<p>Bir kelime daha yazdı:</p>



<p>“Think.”</p>



<p>Yani, “Düşün.”</p>



<p>İnsan düşünceyle vardı.</p>



<p>İnsanı insan yapan sadece ve sadece düşüncede saklıydı.</p>



<p>Düşünen insan vardı.</p>



<p>Yok olmanın sebebi ise düşünmemekti.</p>



<p>Düşünce var oldukça insan da varlığını hissedecekti.</p>



<p>Düşünmek bir eylemdir.</p>



<p>Bu eylemi yerine getiren harekette bulunmuş olur ve
varlığını hisseder.</p>



<p>Eline sigara paketi aldı ve sigara içti.</p>



<p>Elini çenesine dayadı.</p>



<p>Düşünen adam rolüne girdi.</p>



<p>Düşüncesindeyse çeşitli kuramlar vardı.</p>



<p>Bu kuramları dökmek istemediğimizden düşündüklerine
giremiyoruz.</p>



<p>Ancak bir ipucu Spinoza’nın “Tanrı’nın düşünülmesi var
olduğunu kanıtlar.” düşüncesi örnek gösterilebilir.</p>



<p>Çeşitli kuramları düşündükten sonra eline sigarayı içerek,
dumanı içine çekti.</p>



<p>Bu bir tür intihar sayılabilirdi.</p>



<p>Öksürmeye başladı.</p>



<p>Öksürdüğündeyse dışarıdan bir ses geldi:</p>



<p>“Hav hav.”</p>



<p>Bir kez daha sigarayı ağzına götürdü.</p>



<p>“Hav hav.”</p>



<p>Sokak köpeklerini beslemeyi çok severdi.</p>



<p>Daima kapısının önünde bir kap yemek ve su bulundururdu.</p>



<p>Kuşları beslemeyi de adet edinmişti.</p>



<p>Kuşlar her sabah penceresinin önüne gelir, onun yemleri
koymasını beklerdi.</p>



<p>Adeta kuşları besleme şirketinin müdürü gibiydi.</p>



<p>Kuşlar her sabah onu ziyaret ederdi.</p>



<p>O da kuşlar geldi diye gülümser, mısır tanelerini pencerenin
önüne koyardı.</p>



<p>Bir komşusu bu durumdan rahatsızlık duyardı.</p>



<p>Kapıcıya şikayet etmişti.</p>



<p>Şikayet, onun da kulağına gelmişti.</p>



<p>Ancak o, bunlara aldırmadan kuşları beslemeye devam
ediyordu.</p>



<p>Yazmak istedi yeniden.</p>



<p>Eline kalemi aldı.</p>



<p>Tavana baktı.</p>



<p>Derin bir iç çekti.</p>



<p>Yazamadı.</p>



<p>Sait Faik’i çok iyi anlıyordu.</p>



<p>Bir yazar için yazamama büyük bir işkenceydi.</p>



<p>Yazmak ise varlığının hissedilmesini sağlardı.</p>



<p>Susmak.</p>



<p>Susmak ve konuşamamak…</p>



<p>Hele kalemin susması…</p>



<p>Onun için en büyük zulümdü.</p>



<p>“Sen yazıyorsun. Ama ben yazamıyorum.”</p>



<p>“Bu hiç de adil değil.”</p>



<p>“Bana işkence ediyorsun.”</p>



<p>Tamam, anladım seni.</p>



<p>Yazman gerekli ancak bu romanın da yazılması gerekli.</p>



<p>“Çabuk yaz öyleyse.”</p>



<p>Sabret azıcık.</p>



<p>Daha yeni başladı roman.</p>



<p>Daha romanın adı bile belli değil.</p>



<p>Ne isim koysam acaba?</p>



<p>Bir Delinin Hatıra Defteri?</p>



<p>Bir Adam Yaratmak?</p>



<p>Portre?</p>



<p>Buldum Porte güzel bir isim.</p>



<p>Kitabımın ismi Portre olacak.</p>



<p>Nasıl buldun?</p>



<p>“Güzel ama Dorian Gray’in Portresi’nin hatırlatıyor.”</p>



<p>Ancak bu farklı bir portre.</p>



<p>“Haklısın. Ama benim portrem pek de ilgi çekici olmayacak.”</p>



<p>O yönden haklısın sen de.</p>



<p>Ama ilgi çekici haline getirip getirememe benim sorunum.</p>



<p>Dili kullanan ben değil miyim?</p>



<p>“Sensin.”</p>



<p>İlgi çekici olması için elimden geleni yapıyorum.</p>



<p>Ne yapayım?</p>



<p>Şapkadan tavşan mı çıkarayım?</p>



<p>“Tabi ki, onu demiyoruz.”</p>



<p>“Ancak, hayatım çok karmaşık.”</p>



<p>“Yatağını bile toplayamayan bir insanı neden okusun ki
insanlar.”</p>



<p>İşte, zeka budur.</p>



<p>“Ne zekası?”</p>



<p>Özeleştiri yapabilme yeteneğinden bahsediyorum.</p>



<p>“Evet, bu bir özeleştiri.”</p>



<p>“Yatağımı toplayamamam, benim en büyük problemim.”</p>



<p>“Ya da dağınık olmak.”</p>



<p>“Ya da tutunamamak.”</p>



<p>Tutunsaydın ne olurdun?</p>



<p>“Bir CEO.”</p>



<p>Dalga geçiyor olmalısın.</p>



<p>Böyle yaratıcı fikirleri olan dâhilerin daha iyi iş
yapmaları gerekir.</p>



<p>CEO olmak iyi bir meslek değil.</p>



<p>Bence benim akademisyen olmalısın.</p>



<p>Akademisyen nedir sorusuna artık cevap vermeyeceğim.</p>



<p>Makaleler yazmak hiçbir değerli olmuyor.</p>



<p>Akademisyenliğimde bunu gördüm.</p>



<p>İnsanlar sana memur sıfatıyla bakıyor.</p>



<p>Her zaman değerli statü yazarlık bence.</p>



<p>Yazmaya devam etmelisin.</p>



<p>Yazdıkça var olduğunu hissedeceksin.</p>



<p>Kelimeler seni eline alıp ufalayacak.</p>



<p>Rüzgarla savrulup dünyaya yayılacaksın.</p>



<p>Rüzgar dili seni alıp uçuracak.</p>



<p>Uçtukça şekil değiştirip insanların zihninde yer edeceksin.</p>



<p>Zihinlerde kafayı karıştırıp soru işareti oluşturacaksın.</p>



<p>Buldum.</p>



<p>Kitabımın ismi Soru İşareti olsun.</p>



<p>Düşünmek, düşünmek, düşünmek…</p>



<p>Yazmak, yazmak, yazmak…</p>



<p>İşte bütün meselem bu.</p>



<p>Yazdıkça düşün, düşündükçe yaz.</p>



<p>Hep var olduğun hissettir.</p>



<p>Zihinlere gir, sorgulama yeteneğini hisset.</p>



<p>Kişisel gelişim, evet, zihinsel gelişim daha önemli.</p>



<p>Zihninde kurduğun her şeyi, fikir süzgecinden geçir ve yaşa.</p>



<p>Taklitçi olma, taklit edilen ol.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/portre-3-bolum/">Portre 3. Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/portre-3-bolum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18201</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İlim Ve Hikmet Pınarından İçmek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ilim-ve-hikmet-pinarindan-icmek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ilim-ve-hikmet-pinarindan-icmek/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 16 Jul 2019 04:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18112</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her şey, kendi lisanınca Allah’ı zikreder. Leylekler, “Lebbeyk!”, köpekler “Hayy! diyerek, bitkiler çiçek açarak kendi dillerince zikrederler. Cansız eşyalar da, insanlar safından Allah yolunda kullanılarak yeryüzünde Allah’ı zikrederler. Harama, günaha girilmediği sürece, namaz kılan için yapılan her iş, ibadet hükmündedir. İlim öğrenmek de bir ibadettir. Allah, ilim öğrenmek isteyen insanın meleklerle kollarını gerer. Himayesi altına [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ilim-ve-hikmet-pinarindan-icmek/">İlim Ve Hikmet Pınarından İçmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Her şey, kendi lisanınca Allah’ı zikreder. Leylekler,
“Lebbeyk!”, köpekler “Hayy! diyerek, bitkiler çiçek açarak kendi dillerince
zikrederler.</p>



<p>Cansız eşyalar da, insanlar safından Allah yolunda
kullanılarak yeryüzünde Allah’ı zikrederler.</p>



<p>Harama, günaha girilmediği sürece, namaz kılan için yapılan
her iş, ibadet hükmündedir. İlim öğrenmek de bir ibadettir.</p>



<p>Allah, ilim öğrenmek isteyen insanın meleklerle kollarını
gerer. Himayesi altına alır.</p>



<p>Bu sayede, her anımızı başa geçirmemekle her günü yeni bir
şeyler öğrenerek geçirmeliyiz. </p>



<p>İlim, kadın erkek her mü’min için farzdır.</p>



<p>Evet, Peygamber Efendimiz, bir ümmi idi. Ancak, bunun tek
bir sebebi vardır. Cahiliye dönemi, sanıldığı gibi okuma yazma pek bilinen bir
zaman dilimi değildi. Ancak, o dönemde belagat, çok ileriydi.</p>



<p>Ayrıca, beğenilen şiirler, Kabe’nin duvarına asılırdı.
Fakat, o dönemde kız çocukları diri diri gömülür, çıplak Kabe tavaf edilir.
Helvadan putlara tapınılır, sonra da yenirdi. Bu sebeple, Cahiliye devri denmiştir.
Ki, asıl konuya dönersek; Peygamberimiz (S.A.V.) okuma bilseydi, O’nu şiir
yazmakla suçlayacaklardı. Nitekim, şiir de denmiştir. Ancak, ümmi oluşu
nedeniyle bu itham sonuçsuz kalmıştır.</p>



<p>Ümmilik, sadece Peygamberimiz’e nasip olmamıştır. Peygamber
varisçilerinden Mevlana Hazretleri ve Bediüzzaman Hazretleri de ümmidir. Bir
süre sonra artık yazmamaz olmuşlar, ilham yoluyla, Mevlana Hüsameddin
Çelebi’ye, Bediüzzaman talebelerine yazdırır olmuşlardır.</p>



<p>İlahi birer ilhamla, nefesle hikmet pınarından dökülmüştür
sözler.</p>



<p>Yunus Emre de, ümmi olduğunu söylemiştir. Ancak, Türkçesinin
duruluğu ve aruz ölçüsüyle de şiirlerinin oluşu, onun eğitim almış, tedrisattan
geçmiş bir şair olduğunu gösterir.</p>



<p>İlim, kadın erkek herkese farzdır dedik. Tabi ki, kadınlara
da farz. Bir nesli yetiştiren kadındır. Annedir. Bu din, anne şefkatiyle
ilerleyecektir.</p>



<p>Hz. Hatice anamız, Peygamberimiz’in hak davası uğruna tüm
varlıüını sarf etmiştir.</p>



<p>Hz. Aişe anamız, Peygamberimiz’le yaşadığı 24 saatini,
rivayet ederek, birçok hadisin bize intikal etmesini sağlamıştır.</p>



<p>Hz. Asiye, firavuna karşı gelerek mü’minlerin anası olmayı
hak etmiştir.</p>



<p>Hz. Meryem, tüm iftiralara göğüs gelerek, babasız şekilde
Hz. İsa (A.S.)doğurmuş, bebekken konuşarak tüm iftiraları yok etmiştir.</p>



<p>Hz. Hacer, Allah’ın emrine uyarak, Safa ve Merve arasında
tur atmış, O’nun inayetiyle Zemzem kuyusuna kavuşmuştur.</p>



<p>Daima niceleri var ki, Allah yolunda kendi canını koyabilen
kadın ve ya erkek fark etmez- hak yolda şehadeti tadabilecek onlar.</p>



<p>İlim yolunda şehadet şarabını içebilecek olanlar onlar.</p>



<p>Allah rızası için, her şeyinden fedakarlık edenler onlar.</p>



<p>Peygamberimiz’e soruluyor, süt, su ve şaraptan birini
seçmesi isteniyor Cebrail tarafından. Peygamberimiz, sütü seçiyor. O süt de
ilimdir.</p>



<p>İlim; Endülüs, Semerkand, Buhara vb. yerlerde zirveye
tırmandı. İstanbul’un fethiyle taçlandı. Ancak, Ancak, Lale devrinde lüks ve
safaya düşülmesiyle birlikte, sukuta uğradı. </p>



<p>Daha sonra, ilim batıya kaydı.</p>



<p>Her şeyimizi batıdan alır olduk.</p>



<p>Yani bu sebeple, güneş batıdan doğmaya başladı.</p>



<p>Allah’a ulaşmanın en iyi yolu, ilimdir, fendir.</p>



<p>Yunus Emre, ne güzel söylemiş:</p>



<p>“İlim ilim bilmektir,</p>



<p>&nbsp;İlim kendin
bilmektir.</p>



<p>&nbsp;Sen kendini bilmezsen</p>



<p>&nbsp;Ya nice okumaktır.”</p>



<p>İlim, bir şekilde insana ilahi kudreti gösterir.</p>



<p>Bu sebeple, batı şu haliyle İslam’a daha yakın.</p>



<p>Batı İslam’a gebe.</p>



<p>İslam da batıya.</p>



<p>Atatürk, “En hakiki mürşit, ilimdi, fendir” demiş.</p>



<p>Ne kadar doğru söylemiş.</p>



<p>İnsan bilmediğinden korkar.</p>



<p>Bilmediğini tehlikeli görür.</p>



<p>Bir insanın kalbine girmeden, onunla yolculuğa çıkmadan,
onunla kalmadan, onunla yemek yemeden tanıyamazsınız.</p>



<p>“Bekara karı boşamak kolaydır.” Derler ya, işte o hesap.</p>



<p>Açın Kuran’ı, Mesnevi’leri….Nefsinize alınarak okuyun. Bakın
ne diyor size?</p>



<p>Ürkmeyin.</p>



<p>Kuran ve tefsirleri, iyiyi, doğruyu, güzeli emrediyor.</p>



<p>Allah’a iman etmeyi, Hak rızası için sevmeyi, şükretmeyi,
okumayı, öğrenmeyi, bunları teşvik ediyor.</p>



<p>Sessizlik, en büyük eylemdir.</p>



<p>İçinde yangın olsa da susmak. Allah rızası için susmak ve
sadece dua etmek.</p>



<p>Değil mi, duamız olmasa ne önemimiz var?</p>



<p>En büyük silah o işte!</p>



<p>Dua!</p>



<p>Sonra, Hz. Eyyüb’ün duasını hatırlarız. “Rabb’im! Bu eziyet
bana çok dokundu. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin.”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ilim-ve-hikmet-pinarindan-icmek/">İlim Ve Hikmet Pınarından İçmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ilim-ve-hikmet-pinarindan-icmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18112</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eski Türklerde Öge Ünvanı Üzerine</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/eski-turklerde-oge-unvani-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/eski-turklerde-oge-unvani-uzerine/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 13 Jul 2019 04:00:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18155</guid>
				<description><![CDATA[<p>Türk dilinin ilk sözlüğü Divanü Lugat it-Türk olmakla beraber “öge” kelimesinin kullanıldığı anlamlandırmaya ulaşmamızı sağlayan bir eserdir. Divanü Lugat it-Türk’te öge kelimesi belirli bir insanı ifade eder. Halkın bir üyesidir. “öge: Akıllı, olgun ve görmüş geçirmiş, halkın bir adama verilen unvan. Tegin’den bir derece aşağıdadır. Bu adın kökeni şudur: Zülkayneyn, Çin’e dek ulaştığında, Türk hakanı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eski-turklerde-oge-unvani-uzerine/">Eski Türklerde Öge Ünvanı Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk dilinin ilk sözlüğü Divanü Lugat it-Türk olmakla
beraber “öge” kelimesinin kullanıldığı anlamlandırmaya ulaşmamızı sağlayan bir
eserdir.</p>



<p>Divanü Lugat it-Türk’te öge kelimesi belirli bir insanı
ifade eder. Halkın bir üyesidir. </p>



<p>“öge: Akıllı, olgun ve görmüş geçirmiş, halkın bir adama
verilen unvan. Tegin’den bir derece aşağıdadır. Bu adın kökeni şudur:
Zülkayneyn, Çin’e dek ulaştığında, Türk hakanı onunla savaşmak için tamamen
genç erkeklerden oluşan bir müfreze göndermiş. Bunun üzerine Hakanın veziri
“Sen onun üzerine gençleri yolladın, ancak onların yanında yaşı ilerlemiş,
savaş meydanında deneyin kazanmış olgun bir adam da olmalıydı demiş.” “Yani bir
öge mi?” demiş Hakan, “Evet” diye yanıtlamış vezir. Bunu üzerine Hakan olgun
bir adam yollamış. Müfreze , Zülkarneyn’in öncü birliklerine saldırmış ve
onları bozguna uğratmış. Türklerden biri, Zülkarneyn’in&nbsp; askerlerinden birine bir kılıç darbesi vurmuş
ve onun karnında bir yarık açmış. Öldürülen adam beline bir para kesesi
bağlamışmış ve darbeyle birlikte açılan keseden, karından akan kanla karışarak
paralar dökülmeye başlamış. Ertesi sabah Türk askerleri kana bulanmış bu
paraları görerek ne olduğunu merak etmişler. İçlerinden biri bu altun qan:
altın ve kan’dır demiş-ve oradaki ulu bir dağa bu ad verilmiş. Bu dağ Uygur
ülkesinin yakınlarındadır ve çevresinde göçebeler yaşar. Zülkarneyn bu baskın
üzerine Hakan’la barış yapmış. “</p>



<p>An Etymological Dictionary of Pre- Thirteenth-Century
Turkish sözlüğünde şöyle geçmektedir:</p>



<p>“öge: a high Turkish title, roughly equivalent to
‘Counsellor’, in the Moslem period displaced bu Arabic </p>



<p>l-w wazir. The transcription üge: advocated by F. W. K.
Müller in U II, is impossible for etymological reasons… Bağa: Tarkan Öge: this
name also occurs in the Mahrnamagtogether with many other names containing öge:
‘the title given to a commoner who is intelligent, elderly and experienced in
affairs, (next) in rank to tégin; its origin is as follows /a story about
Du’lqarnayn, in which öge: is translated kahl ‘mature’) öge: as a noun in –e
ö:di: ne:nenni : he understood the thing after he had thought about it’; hence
the title öge: is given to a man who is ‘intelligent, understanding, and elderly”</p>



<p>Türkçe Sözlük’te ise şöyle geçmektedir:</p>



<p>“1. Bir bütünü oluşturan, bütünden ayrıştırıldığında da
kendi başına anlam taşıyan parça,unsur. 2. Başka şeylerin kendisinden türediği
ilk madde, ilke, unsur. 3. Gerekçe, araç. 4. Birleşik bir şeyi oluşturan basit
şeylerden her biri, unsur, eleman. 5. Bir cümleyi oluşturan özne, yüklem,
tümleç vb. birimlerden her biri. 6. Bir sınıf veya bir topluluğun bireylerinden
her biri.”</p>



<p>“öge” kelimesi geçmişte belirli bir şahıs için
kullanılırken, günümüzde unsur manasında kullanılmaktadır. </p>



<p>Kelimenin daha derinlemesine araştırması bize daha fazla
ışık olacaktır. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eski-turklerde-oge-unvani-uzerine/">Eski Türklerde Öge Ünvanı Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/eski-turklerde-oge-unvani-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18155</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Medeniyetin İki Unsuru: Müzik Ve Dil</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/medeniyetin-iki-unsuru-muzik-ve-dil/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/medeniyetin-iki-unsuru-muzik-ve-dil/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 10 Jul 2019 04:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18121</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#160;Dil, bir milleti oluşturan en önemli ögelerden biridir. Müzik de dilin taşıyıcısı olarak büyük önem arz etmektedir. Bu iki önemli kavramın, gençlerin medeniyet telakkisini oluşturacak şartlardan oldukları görüşündeyiz. &#160; Müzik ve dilin, anlaşıldığı üzere medeniyetten izler taşıdığı göz ardı edilemez. Gençlerin eğitiminde de ön plana çıkan müzik, insanı bir neye benzeten medeniyetimizin nesilden nesle taşınmasında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/medeniyetin-iki-unsuru-muzik-ve-dil/">Medeniyetin İki Unsuru: Müzik Ve Dil</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>&nbsp;Dil, bir milleti oluşturan en önemli ögelerden
biridir. Müzik de dilin taşıyıcısı olarak büyük önem arz etmektedir. Bu iki
önemli kavramın, gençlerin medeniyet telakkisini oluşturacak şartlardan
oldukları görüşündeyiz.</p>



<p>&nbsp; Müzik ve dilin, anlaşıldığı üzere
medeniyetten izler taşıdığı göz ardı edilemez. Gençlerin eğitiminde de ön plana
çıkan müzik, insanı bir neye benzeten medeniyetimizin nesilden nesle
taşınmasında en büyük role sahip unsurdur. Dil de müzik sayesinde özellik
kazanmaktadır. Ancak, bu özellik olumsuz bir durum da beraberinde getirmekte,
dili aynı zamanda yozlaştırmaktadır. Dil ile müziğin ayrı düşünülemeyeceği bir
medeniyetten gelmekteyiz. Yunus Emre’lerin diyarı, gönül medeniyeti de diyebileceğimiz,
bir medeniyettir şarkılarda anlatılması gereken. </p>



<p>&nbsp; Ancak, son zamanlarda müzik, medeniyet
taşıyıcısı dile sahip olmaktan ziyade, bir “gürültüye” dönüşmeye başlamıştır.
Tıpkı, Milan Kundera’nın romanında dile getirdiği gibi: <em>“Mutlak çirkinlik, kendisini ilk olarak her yerde birden varolan
işitsel bir çirkinlik olarak hissettirmişti: Otomobiller, motosikletler,
elektronik gitarlar, matkaplar, hoparlörler, canavar düdükleri…”(Akt. Yavuz,
2010)</em></p>



<p>&nbsp; Ancak, müzik yüksek medeniyetin dilini
taşıdığı zaman yüksek seviyede bir sanata dönüşür, medeniyetin taşıyıcısı
rolünü hakkıyla yerine getirmiş olur. Günümüzde dünyaca bir üne sahip olan
Tarkan da bunun büyük bir örneğidir. TDK’den ödül de alan Tarkan deyim ve
atasözlerini eserlerinde kullanarak rolünü hakkıyla yerine getirenlerdendir:</p>



<p>&nbsp;<em>“Bile
bile kafa tutuyor aşka gözü kara </em></p>



<p><em>&nbsp;O yine bildiğini okuyor&#8230; </em></p>



<p><em>&nbsp;Bu gönül ona torpil geçiyor</em></p>



<p><em>&nbsp;Etrafında fır dönüyor </em></p>



<p><em>&nbsp;El bebek gül bebektir o&#8230; </em></p>



<p><em>&nbsp;Ne yapsa inadına hoş görüyor </em></p>



<p><em>&nbsp;Kara kara düşündürüyor” (Dudu)</em></p>



<p>&nbsp; Eserlerini hakkıyla verenlerden biri Barış
Manço’dur. Medeniyetimizin izlerini rock müziğine taşımayı bilmiştir:</p>



<p><em>“Sen gülünce güller açar Gülpembe</em></p>



<p><em>&nbsp;Bülbüller seni söyler biz dinlerdik Gülpembe</em></p>



<p><em>&nbsp;Sen gelince bahar gelir Gülpembe</em></p>



<p><em>&nbsp;Dereler seni çağlar sevinirdik Gülpembe</em></p>



<p><em>&nbsp;Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin
inanamadık Gülpembe</em></p>



<p><em>&nbsp;Bizim iller sessiz bizim iller sensiz olamadı
Gülpembe</em></p>



<p><em>&nbsp;Dudağımda son bir türkü Gülpembe</em></p>



<p><em>&nbsp;Hala hep seni söyler seni çağırır
Gülpembe”(Gülpembe)</em></p>



<p>&nbsp; Bir diğer sanatçımız da Cem Karaca’dır. Bugün
hala Cem Karaca’nın da “Islak Islak” şarkısı gençler arasında cover olarak
söylenmektedir:</p>



<p><em>“Gecenin nemi mi düşmüş gözlerine? </em></p>



<p><em>&nbsp;Ne olur ıslak ıslak bakma öyle </em></p>



<p><em>&nbsp;Saçını dök sineme derdini söyle </em></p>



<p><em>&nbsp;Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle” (Islak Islak)</em></p>



<p>&nbsp;Sanatçılarımızdan diğeri de İstanbul
hanımefendisi olarak gönlümüzde taht kurabilmiş olan Emel Sayın’dır:</p>



<p><em>“Duruşun andırır asil soyunu </em></p>



<p><em>&nbsp;Hisar, Kuruçeşme, sahil boylu mu? </em></p>



<p><em>&nbsp;Arnavutköylü mü Ortaköylü mü? </em></p>



<p><em>&nbsp;Kız sen İstanbul&#8217;un neresindensin? </em></p>



<p><em>&nbsp;Bilmem sözlü müsün, ya nişanlı mı? </em></p>



<p><em>&nbsp;Sevgilin yaşlı mı, delikanlı mı? </em></p>



<p><em>Emirgan, Bebekli, Aşiyanlı mı? </em></p>



<p><em>Kız sen İstanbul&#8217;un neresindensin?”(Kız
Sen İstanbul’un Neresindensin)</em></p>



<p>&nbsp;Mustafa Ceceli de, şiirsel bir Türkçeyle
karşımıza çıkmaktadır:</p>



<p><em>“Havalansa yeni zil çalan eteklerin</em></p>



<p><em>&nbsp;Gelip otursa gözlerime gözbebeklerin</em></p>



<p><em>&nbsp;Öperken içsem ağzının çiçek balını</em></p>



<p><em>&nbsp;Günahını boynuma seni koynuma alsam</em></p>



<p><em>&nbsp;
Ben görmedim böyle alımı çalımı” (Limon Çiçekleri)</em></p>



<p>&nbsp;Sanatçının “Aman” şarkısı da güzel Türkçesine
örnektir:</p>



<p><em>“Şimdi tam hakkıyla bir yas tutma
vakti </em></p>



<p><em>&nbsp;Zehir zemberek sözleri yutma vakti </em></p>



<p><em>&nbsp;İlla pişmanlıktır kederin dili susmazsa </em></p>



<p><em>&nbsp;Sığınıp uykulara umuda yatma vakti” (Aman)</em></p>



<p>Bir
diğer sanatçımız da, Ferhat Göçer’dir:</p>



<p><em>“Silinmedi izler hala dün gibi</em></p>



<p><em>&nbsp;Kadehim senle dolu aynı İstanbul rengi</em></p>



<p><em>&nbsp;Alıştım dediğim yokluğun buz gibi</em></p>



<p><em>&nbsp;İçimde hatıralar eski şarkılar gibi</em></p>



<p><em>&nbsp;Şimdi boğazın kayıp bir kenarında</em></p>



<p><em>&nbsp;Elimde bir kadeh ve içinde gençliğim”
(Mehtabın Rengi)</em></p>



<p>Bir
diğer şarkısı:</p>



<p><em>“Sana ait bütünüm senindir özüm</em></p>



<p><em>&nbsp;Kimseyi görmüyor inan ki gözüm </em></p>



<p><em>Asla vazgeçmedim yemin ederim </em></p>



<p><em>Arkasındayım hala verdiğim
sözün”(Üzüm)</em></p>



<p>Bir
sonraki sanatçımız Minik Serçe yani Sezen Aksu’dur:</p>



<p><em>“Unuttun mu beni, her şeyimi? </em></p>



<p><em>&nbsp;Sildin mi bütün izlerimi? </em></p>



<p><em>&nbsp;Hiç düşmedim mi aklına? </em></p>



<p><em>&nbsp;Hiç çalmadı mı o şarkı? </em></p>



<p><em>&nbsp;O sahil, o ev, o ada </em></p>



<p><em>&nbsp;O kırlangıç da mı küs bana?(Unuttun Mu Beni)</em></p>



<p><em>&nbsp;</em>Müzik, görüldüğü gibi
dilin taşıyıcısı olarak büyük bir öneme sahiptir. Bu önemin farkında olmak
müzikle gençlerin ve TDK’nin sorumluluğudur. Türkçeyi düzgün kullananlara
düzenli periyotlarla ödüller verilmeli, Türkçenin müzik aracılığıyla kazandığı
bu özellik okullarda küçük yaşlardaki çocuklara öğretilmeli, bu bilinç
kazandırılmalıdır. Bu konuda MEB’e ve TDK’ye büyük sorumluluk düşmektedir.
Konuşmamızı güftesi Nef’i’ye bestesi Buhurizade Mustafa Itri Efendi’ye ait olan
Segah Yürük Semai’nin sözleri ile sonlandıralım:</p>



<p><em>“Tûti-i mu’cize-gûyem ne desem lâf
değil,</em></p>



<p><em>&nbsp;Çerh ile söyleşemem âyinesi sâf değil,</em></p>



<p><em>&nbsp;Ehl-i dildir diyemem sinesi sâf olmayana,</em></p>



<p><em>&nbsp;Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil.”</em></p>



<p>KAYNAKÇA</p>



<p>Korkmaz,
Zeynep (1997),” Günümüzde Dil Yozlaşması”, Türk Dili, 542: 129-138 </p>



<p>Korkmaz,
Zeynep (2004), “Karamanoğlu Mehmet Beyin Fermanından Günümüz Televizyon
Türkçesine”, Türk Dili, 634: 344-350 </p>



<p>Koç,
Turan (2012), “Medeniyetin Dili”, Hece Dergisi, Medeniyet Özel Sayısı, 186/187/188</p>



<p>Küçük,
Salim, “Dil Kirliliğinin Türkçemize Yansımaları”, Türk Dili, 669: 504 </p>



<p>Gülsevin
Gürer ve Boz Erdoğan (2006), “Türkçenin Çağdaş Sorunları”, Ankara: Kitabevi
yayınları.</p>



<p>Yavuz,
Hilmi (2010), “Okuma Biçimleri Varlığın ve Sanatın Dili”, İstanbul: Timaş
yayınları.</p>



<p>Beyatlı,
Yahya Kemal (2009), “Kendi Gök Kubbemiz”, İstanbul: İstanbul Fetih Cemiyeti.</p>



<p>Ökten,
Sadettin (2008), “Yahya Kemal’in Rüzgarıyla Düşünceler ve Duyuşlar”, İstanbul:
Ötüken Neşriyat.</p>



<p>Başgil,
Ali Fuad (2010), “Türkçe Meselesi”, İstanbul: Yağmur yayınları.</p>



<p>Aksan,
Doğan (2007), “Her Yönüyle Dil”, Ankara: TDK yayınları.</p>



<p>Atalay,
Kemal (2011), “Seny Sevyyorum Türkçe”, İstanbul: Babıali Kültür Yayıncılığı.</p>



<p>Ateş,
Kemal (2010), “Dil Hurafeleri Türkçenin Güncel Sorunları”, Ankara: İmge
Kitabevi.</p>



<p>Develi,
Hayati (2012), “Dil Doktoru”, İstanbul: Kesit Yayınları.</p>



<p>Kaplan,
Mehmet (2012), “Kültür ve Dil”, İstanbul: Dergah Yayınları.</p>



<p>Tanrıkorur,
Çinuçen (2009), Müzik Kültür Dil, İstanbul: Dergah Yayınları.</p>



<p>Türkçe
Sözlük (2009), Ankara: TDK.</p>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
http://www.sarki-sozleri.net
</div></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/medeniyetin-iki-unsuru-muzik-ve-dil/">Medeniyetin İki Unsuru: Müzik Ve Dil</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/medeniyetin-iki-unsuru-muzik-ve-dil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18121</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Saf Saf</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/saf-saf/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/saf-saf/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 05 Jul 2019 04:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18115</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sabah kalktı. Kahvesini yudumlarken eline gazeteyi aldı ve okumaya başladı. Daha sonra kahverengi ceketini giyip dışarı çıktı. Sokaklarda dolaşıyordu. Elinde sigara, saçları düz siyah ve alnı hafif açık… Bankaya doğru yürüyordu. Bankamatiğin önünde cep telefonunu çıkardı. “Alo!” “Alo!” “Bizim kredi işini bir halledelim.” “Peki, abi.” “Gelirken iki dondurma da getireyim mi?” “Peki, abi.” Cep telefonunu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/saf-saf/">Saf Saf</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Sabah kalktı.</p>



<p>Kahvesini yudumlarken eline gazeteyi aldı ve okumaya
başladı.</p>



<p>Daha sonra kahverengi ceketini giyip dışarı çıktı.</p>



<p>Sokaklarda dolaşıyordu.</p>



<p>Elinde sigara, saçları düz siyah ve alnı hafif açık…</p>



<p>Bankaya doğru yürüyordu.</p>



<p>Bankamatiğin önünde cep telefonunu çıkardı.</p>



<p>“Alo!”</p>



<p>“Alo!”</p>



<p>“Bizim kredi işini bir halledelim.”</p>



<p>“Peki, abi.”</p>



<p>“Gelirken iki dondurma da getireyim mi?”</p>



<p>“Peki, abi.”</p>



<p>Cep telefonunu cebine koydu.</p>



<p>Yürümeye başladı.</p>



<p>Havalı havalı yürüyordu.</p>



<p>Bir kahveye girdi.</p>



<p>Türk kahvesi söyledi.</p>



<p>Bir kalem, bir de kağıt…</p>



<p>Yazmaya başladı.</p>



<p>Bir kadın portresi çizmişti adeta zihninde.</p>



<p>Saf bir kızdı.</p>



<p>Her gün elbiseler giyer, çantasını alır etrafı turlardı.</p>



<p>Bir masalsı şehrin bir mahallesinde oturur, küçük küçük
öyküler yazardı.</p>



<p>Bach en sevdiği besteciydi.</p>



<p>Her gün saçlarını kızıla boyar,&nbsp; tırnaklarına oje sürer, aşk romanları okurdu.</p>



<p>Ancak yaşantısında eksik olan tek şey aslında bir amaçtı.</p>



<p>Boş bir yaşamın kendine verdiği dayanılmaz yükünü
hissederken belki hayattaki en zoru başarabilmişti.</p>



<p>Kabullenmek…</p>



<p>Yaşamın boş olduğunu kabullenmek…</p>



<p>Hayatın çaresiz anılarını bir kenarı bırakıp spor
salonlarında ter döken birisi&nbsp; olarak bu
zoru başarmak zorundayım.</p>



<p>Hayatta en önemli şey aslında hayatında bir gaye sahibi
olmaktır diye bastıra bastıra söylüyorum ya.</p>



<p>Yüzükoyun uzanıp ayaklarını ileri geri sallarken aslında
gayelerin yaşamda yeri olmadığını mı düşünüyordu bilinmez hayat en zor
meslekti.</p>



<p>Adam elindeki kalemi bıraktı.</p>



<p>Kağıdı ışıkta bakmak için havaya kaldırdı.</p>



<p>Boş bir yaşam portresi çizmek…</p>



<p>Hiç kımıldamadan sadece gülümsemek…</p>



<p>İkinci kağıtta ise yatağa sırtüstü uzanmış, gözleri tavanda
bekler vaziyette dururken, ben de seni çizmekteyim ey kader.</p>



<p>Sonunu bekleyen yaşlı bir adamın çaresizliği…</p>



<p>Gözler saatte…</p>



<p>Ha geldi ha gelecek.</p>



<p>Kim peki?</p>



<p>Kötü bilinen melek mi sence?</p>



<p>Azrail de kötü mü bilinirmiş?</p>



<p>Sadece başka bir odaya geçmek gibiydi tüm yaşantı.</p>



<p>Zor nefes alıyor veriyordu.</p>



<p>Birden bir fısıltı duyuldu:</p>



<p>“La İlahe İllallah!”</p>



<p>Bir gülümseme ki eyvah!</p>



<p>Sigarasını eline alıp tablaya değdirerek söndürdü.</p>



<p>“Abi, asalım mı?”</p>



<p>“Asalım, abi.”</p>



<p>Dükkanın camekanlı bölmesine asarak güneşin ışığına
bırakıldı iki çizik resim.</p>



<p>İkisi de gülümsüyordu.</p>



<p>Anlatılması gereken bir hikayeydi belki de.</p>



<p>Yaşamla ölüm arasında.</p>



<p>Her nefis ölümü tadacak.</p>



<p>Ve ölüm en bilinmez dakikada olacak.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/saf-saf/">Saf Saf</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/saf-saf/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18115</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ömer SOLAK, Edebiyat Biliminde Kuram ve Yöntem Kitabı Üzerine</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/18057-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/18057-2/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 28 Jun 2019 05:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18057</guid>
				<description><![CDATA[<p>(Ömer SOLAK, Edebiyat Biliminde Kuram ve Yöntem, Nobel Kitap, Ankara, Haziran 2014) Ömer Solak’ın kitabının ön sözünde eserin metodolojisinden bahsedilmektedir: “edebiyat biliminin farklı çalışma alanları gruplandırılarak tanıtılmıştır.” &#160;&#160;&#160;&#160; Edebiyat Biliminin Kendi Alt Disiplinlerinde Kuram ve Metot başlığında, edebiyat biliminin alt disiplinlerini ikiye ayırmıştır: “Bizzat esere yönelmiş çalışmalar; bu alanın niteliğine, mahiyetine, kapsamına, diğer bilimlerle ilişkisine, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/18057-2/">Ömer SOLAK, Edebiyat Biliminde Kuram ve Yöntem Kitabı Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>(Ömer SOLAK, Edebiyat Biliminde Kuram ve Yöntem,
Nobel Kitap, Ankara, Haziran 2014)</p>



<p>Ömer Solak’ın kitabının ön sözünde eserin
metodolojisinden bahsedilmektedir: “edebiyat biliminin farklı çalışma alanları
gruplandırılarak tanıtılmıştır.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat
Biliminin Kendi Alt Disiplinlerinde Kuram ve Metot başlığında, edebiyat
biliminin alt disiplinlerini ikiye ayırmıştır: “Bizzat esere yönelmiş çalışmalar;
bu alanın niteliğine, mahiyetine, kapsamına, diğer bilimlerle ilişkisine,
terminolojisine kuramsal metodik çerçevesine yönelmiş çalışmalar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat
incelemeleri kuramsal, tarihsel, ve eleştirel olarak üçe ayrılmıştır. Kuramsal
incelemeler, edebiyat bilgi, teori ve metotları; tarihsel incelemeler, edebiyat
tarihi ve eleştirel incelemeler, edebi eleştiri olarak geçmektedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Wellek ve
Warren, alt olanları genel edebiyat, mukayeseli edebiyat, milli edebiyat
şeklinde; Rainer Basiner ve Maria Zen, edebiyat tarihi, edebiyat eleştirisi ve
edebiyat kuramı; M. P. Sinha incelemeleri, bibliyografik ve metinsel eleştiri,
biyografi, kuramsal ve yorumsal araştırmalar olarak ifade etmektedir. Not
kısmında Türk Edebi Akademisine Göre Edebiyat Biliminin Çalışma Alanları yer
almaktadır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Genel
Edebiyat Bilimi kısmında, Paul van Tieghem’in uluslar üstü edebi akım ve
modaları inceleyen bir disiplin olarak bahsettiğinden söz etmekte; sonuç olarak
edebiyat kuramları ve edebiyat metodolojisini içine alan bir disiplin
geçmektedir. İnceleyen-incelenen ilişkileri araştırıcı ile okuyucunun aynı kişi
olmasının getirdiği çözümleme güçlüklerini çözmek için bulunan iki yol vardır;
matematiksel, istatiksel ve pozitivist, ampirik metodoloji ve pozitivist
yorumlamacılık.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat
Teorisi başlığında, son nokta olarak “onun her türlü metni yorumlamayı da içine
alan genel bir ‘yorum bilimi’ olduğu belirtilmektedir. Not kısmında Türk Edebi
Akademisinde Kuram başlığı altında Türkiye’deki literatüre değinmekte edebiyat
kuramlarla ilgili çalışma olarak Berna Moran örnek verilmekte; Ali İ. Kolcu,
Sadık Tural, Mehmet Önal, İsmail Çetişli’nin değinilerine yer vermektedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Edebiyat Tarihi başlığı altında, edebiyat
tarihçiliğinin karşılaştığı sorunlar şöyle sıralanır: “Bir akım veya temayülün
zamansal sınırlarını saptamak, oluşmalarına etki edenleri bilmek; yayılma
sahalarını izlemek</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat
Tarihi metotlarının tarihsel gelişimi vererek, edebiyat tarihçiliğinin metot ve
yaklaşımlarını şöyle tarihçiliği, onu kuşatan tarihsel, sosyal, kültürel,
coğrafi ve ekonomik çevreye, psikolojik etkiye odaklanan bakıştır. Filolojik
metot, metin tashihi ya da kaynak eleştirisi 19. yüzyıl pozitivizmi ve
filolojisinin katkısıdır. “Baskıya gitmeden önce kitabın geçirdiği aşamaları
bütünsel olarak incelemektir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Yorumsamacı (Hermenötik) edebiyat tarihi, ruhun hayat gerçekliği
karşısında takındığı tavrı önemser.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Psikolojik-Fenomenoloji metodu, yazarın ruh halinin dikkate alır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Darwinist
edebiyat tarihçiliği, değişme ve evrilmeyi kabul eden görüştür.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Marksist
edebiyat tarhçiliği, “sanat tarihini başvurduğu dinleyici ve sınıfla ve
sanatçıların çıktığı sosyal katmanlarla münasebet kurarak izler.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tür
tarihçiliği yaklaşımı, tarihsel gelişimi, dönüşümü inceleyen görüştür.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eser
odaklı edebiyat tarihçiliği, aynı zamanda eleştiri tarihi olarak edebiyat
tarihi adıyla da geçmektedir. Bu görüşü şöyle eleştirmektedir: sanatı merkeze
alırken tarihselliği ihmal etmektir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat
tarihinde “devir ruhu” yaklaşımı her devrin kendine özgü ruhu olduğunu savunur,
edebiyat tarihinin bu ruhu ihya etmekten geçtiğini belirtir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Geçmişin
yeniden inşası, devir ruhu anlayışı ve tarihselcilik gibi tavırların tesiriyle
etkili olan yaklaşımdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dil
tarihi temelli edebiyat tarihi anlayışı, edebiyatın genel dil tarihin bir
parçası olduğunu savunan görüştür.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fikir
tarihçiliği yaklaşımı, edebiyat tarihine bir felsefe ve fikir tarihi olarak
bakar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Biyografik seçki olarak edebiyat tarihçiliği, bilimsellikten uzak,
heveskarların yazdığı bir türdür.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Siyaset
bilimsel edebiyat tarihçiliği, “bir bütün olarak milletin hayatında” arar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kültürel
çalışmalar geleneğinin edebiyat tarihçiliği üretim ve iletişim şartlarının
değişiminin genelde sanata özelde edebiyata etkileri şeklinde inceler.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat
tarihçiliğinde yeni tarihselci bakış, yoruma ve eleştiriye dayalı bir bakış
sunar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Karşılaştırmalı edebiyat tarihçiliği yaklaşımı, diğer sanat ve kültürel
alanlarda ilişkisini sanat ve bilim tarihine koşut olarak açıklar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dünya edebiyatı tarihi olarak edebiyat
tarihi, “karşılaştırmalı bakışın edebiyat tarihçiliğindeki bir başka etkisidir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sanat
tarihi olarak edebiyat tarihi, “sanatların karşılıklı aydınlatılması”
ilkesinden hareket eder. Edebi akım odaklı edebiyat tarihçiliğidir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İzlenimci
edebiyat tarihçiliği, neo-klasizm eser ve form odaklı normatif ölçütlerin
dağıtan “şahsibeğeni”i ölçütüdür.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Okur
odaklı edebiyat tarihi metodu, tarihselci ve biyografi temelli edebiyat
tarihçiliğinde tam bir sarsılmadır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Monografik edebiyat tarihçiliği, “bir şahsı veya edebi gruplaşmayı esas
alan edebiyat tarihçiliği anlayışıdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yöntem
olarak İdeolojik Eleştiri tanıtılmaktadır: “Bir retorik eleştirisi olarak edebi
eserlerdeki örtük veya açık ideolojiyi belirlemek ve her bir parçasında
“ideolojik izler”in peşine düşer Türkiye’de Edebiyat Tarihçiliği eserden kopuk
olamaz diye bir tartışma başlamıştır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat
Eleştirisi başlığında, edebi metni anlamaya çalışan okur ile eser ve yazar
arasında bir aracı işlevi de görür. “Uygulamalı edebiyat bilimi” olarak edebi
eleştiri, edebi metni çıkış noktası yaparak okuru sosyal bağlam, sanatçı ve
sanat eseri üçlüsünün herhangi bir boyutuna odaklanır. “Pek çok kuramcıya göre
edebi eleştiri metnin tespiti ve tashihini tanımlayan dış eleştiri ve tahlilini
tanımlayan iç eleştiriolarak iki katmanlıdır.” Not olarak Türkiye’de Edebiyat
Eleştirisi yazısında eleştirinin az sayıda kaynağa sahip olduğu
belirtilmektedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Kuramların “Edebi Metin”e Bakışı yazısında öncelik edebi metnin ne
olduğu üzerinde durmaktadır. “herhangi bir duygu, düşünce, hayal, intiba ve
olayın dil vasıtasıyla, ama edebilk değerine sahip bir biçimde ifadesinden
oluşan söz bütünüdür.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Yapısalcılık için metin bir dil sistemdir. Biçimcilik için edebi metin
bir sanat eseridir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Prag
Yapısalcı Okulu için dilin estetik kullanımı olarak geçmekte, Anglo-Amerikan
Yeni Eleştiri sanat ve estetik içinde kalan tanımı yapmaktadır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Yeni
Eleştiri kuramı ‘metnin’ edebi değerini “çok değinilik/çok anlamlılık” niteliğinde
aramıştır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Wellek,
yazılı her şeyi edebi sayması reddeder.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Psikanalitik Teori, metinden ziyade yazarı önemser ve onda yazarın izini
sürer. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Alımlama
Estetiği, “hiyeraşiyi okur-metin-yazar şeklinde kurar. “Metin evrensel değil,
okur grubunun alımlama ufkuyla kurulan bir yapıdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Postyapısalcılık, “biçim-içerik karşıtığını aşmaya ve bu karşıtlığın
yerini çoktan kurmaca-öyküleme-metinleştirme üçlüsüne terk ettiğini kanıtlamaya
çalışır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkinci
yöntem olarak yapısökümcü çözümlemeyi sunar. “Metni mit çözümlemesine tabi
tutmayı önerir.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Metinler
arasılık, “yaşanılan dünyanın hiper metni içinde birer alt metinler olarak
tanımlar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Feminist
teori, “cinsiyet kuramlar dış dünya, yazar, metin ve okur hiyerarşisi
gözetirler.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Post-kolonyal eleştiri, “doğrudan bireyi kuşatan dünyanın metindeki
aksine bakar.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kültürel
çalışmalar, “edebiyatı kültürle ilişkilendiren bir yaklaşım sergiler.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Tarihsel
pozitivizmin kurucu ismi ve neo-marksist eleştirmen Terry Eagleton ise edebi
olanın ideolojik olandan soyutlanamayacağı kanaatindedir.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebi
eleştirilerin edebi ve ahlaki boyutu konusu tartışmalıdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yeni
eleştiri, örtülü bir ahlaki, dini boyutla bakar, Marksist eleştiri, bu tür
yaklaşımları ideolojik bularak, eleştirmenden kendisi ile eser arasına yeterli
eleştirel mesafeyi koymayı bekler. Post-yapısalcı eleştiri ahlaki ve dini
boyuttan kaçınarak göndermelerin doğasına odaklanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Darwinist
edebi eleştirmen ise “dinin evrimsel psikolojisinden gelen iddiaları öne
çıkararak yaklaşır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yöntem
olarak yakın okuma belirtilmiştir. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebi
Metin İncelemeleri/Çözümlemeleri yazısında, çözümleme daha analitik bir
süreçtir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İçerik
inceleme, “metne yönelik bir iç yada derin yapı incelemesidir. Muhteva veya
manaya dair soyut sistemin düzenlenmesidir. İçerik incelemesi iki şekilde
yapılır: Metin dış verilerin çözümlenmesi, metinsel içerik incelemesi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Konu
incelemesi, eserin sosyal, tarihsel ve kültürel bağlamını ve yazan dolayımla
ilişkilendirerek incelemeye dayanır. İleti incelemesi, anlatı bilimsel
incelemedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tematik
inceleme, metnin birleşenlerine tesir eden temayı ele alır. Yöntem kısmında
tematik eleştiri başlığı yer alır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Biçim
inceleme, yüzey yapı yani kelimeden başlayıp metne uzanan sistemi yani bir
araya gelerek edebi eser denen estetik bütünlüğü oluşturan kelime kelime
grupları, cümle, mısra, beyit, nazım şeki, paragraf, bölüm, metin gibi
unsurları kapsar. Bir üslup araştırmacıdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Stilistik,
üslup özelliklerini inceler. Hitabetin (retorik) modern edebiyat
çalışmalarındaki devamıdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Klasik
dönemlerin üslup anlayışına damga vuran anlayış dönem üslubu yaklaşımdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Üsluba
yönelik bir başka anlayış üslup seviyeleri anlayışıdır. Edebi seviyeler üç
ayrılmıştır:</p>



<ul><li>Doğal, sade, kolayca söylenivermiş
izlenimi uyandıran</li><li>Edebi sanatlar ve ağdalı söyleyişlerden
yararlanan</li><li>Yüce duyguların coşkulu ve etkili bir
şekilde hatasız ve zarif bir dille ifadesidir.</li></ul>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Üsluba
yönelik klasik yaklaşımların biri de normatif üsluptur. Eserin üslubunda
açıklık, saflık, tabilik, vecizlik, soyluluk, ahenk, çeşitlilik, uygunluk
aranır. Bunları barındırmayan yapıt sorunlu sayılır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bireysel
bir olgu olarak üslup anlayışı, üslup bireysel dil karakteristikleri olarak
tanımlanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sistemik
üslup analizi, dilbilim temelli olarak üslubu matematiksel bir kesinlikle
betimlemek iddiası taşır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kitapta
üslup yaklaşımları edebiyat ve dilbilim temelli olarak iki grupta
incelenmiştir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Söylem
türlerine göre üslup analizi, Antik Yunan’dan beri uygulanagelen bir
yaklaşımdır. Övgü-yergi söylemi, yargılayıcı söylem, tartışmacı söylem, soylu
üslup, didaktik üslup.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Retorik
Figürlerine üslup analizi, retorik figürler yani söz sanatlarına odaklanan
yaklaşımdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebi
formlara göre üslup analizi, her metin türünün kendi gerekleri olduğu görüştür.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmaj,
istiare, motif, sembol, singe ve mit gibi estetik araçlara dayalı üslup
analizi, her formun kendine özgü mit, sembol, imajlar repertuarı olmuştur.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmge, benzerlikler ve çağrışımlar yoluyla
okuyuncaya özgün ve çarpıcı hayali görüntüler oluşturan estetik araçlardır.
İmge şöyle tasnif edilmiştir.</p>



<ul><li>Görsel olan veya olmayan imaj ayrımı</li><li>Duyulara dayalı olan ve olmayan imaj</li><li>Dinamik ve statik olmaları</li><li>Belli bir kas veya ses ile ortalama her
okurda aynı şekilde tetiklenen bağımlı imajlar ve serbest imajlar ayrımı</li><li>Doğrudan imge ve dolaylı imge</li></ul>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Motif, Alman edebi form eleştirmenleri,
Rus biçimcileri ve Finli halkbilimcilerden alınma bir tabirdir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sembol, gösteren ile gösterilen arasında
bir bağlamsal ilişkiye veya temsiliyete dayanan sanatlar üstü bir estetik
araçtır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mit, ontolojik anonim hikayelerdir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yöntem olarak Barthes’in Mit Çözümlemesi
Yöntemi verilmiştir. Ona göre, mitler, egemenlerin konumlarını sürdürmek için
inşa ettiği kapitalist kültür ikonlarıdır. “Anlatım teknikleri incelemesi, bir
üslup incelemesi olarak metnin derin yapısının çözümlenmesinde önemli bir aşamadır.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anlatım tutumu analzi, anlatıcının
anlattığı olaya karşı takındığı duygusal tavrın incelenmesine dayanan bir üslup
çözümlemesidir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yöntem kısmında Retorik Eleştiri başlığı
yer almıştır. Retorik eleştiri, yaptığı çözümlemelerle ilk bakışta retorik
stratejileri kavrayabilecek donanımdan yoksun olan ortalama alımlayıcıyı
eleştirel becerilerle donatmayı amaçlar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dilbilim Temelli Stilistik Yöntemler
başlıklı kısımda, “edebi dilbilim edebi metnin incelenmesine yönelik dilbilimin
katkısını tanımlar.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fonolinguistik üslupta sese dayalı bir
inceleme olarak yazılı metinlerde kafiye kullanımı, alterasyon, asonan gibi ses
sanatlarının çağrışım değerine; sözel metinlerde ise vurgu, tonlama gibi
araçlara odaklanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Leksikal stilistik yaklaşımında kelimeler
önce biçimsel olarak değerlendirilir. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Etimolojik stilistik, bir metnin kelime
kadrosunu etimoloji ve kültürel kökenini inceleyen bir üslup incelemesidir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Semantik stilistik, bir metnin kelime
kadrosunu etimolojik ve kültürel kökenini inceleyen bir üslup incelemesidir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Semantik stilistik, kelime, kelime grubu,
tümce (hatta metin) gibi dil birimlerinin hem kendi özgül anlamına hem de diğer
dil birimleriyle kurdukları bağlamsal ilişkilerle yakından ilişkilidir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmla ve yazıbilim stilistiği bir edebi
eserde yazı karakterini, noktalama ve imlayı bir üslup karakteristiği olarak
inceleyen bir analitik etkinliktir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ortografik çözümleme, bir yazılı metinde
imla ve noktalamaya dair hususların stilistik bir etki uyandırmak amacıyla
nasıl kullanıldığını ele alır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Metin stilistiği bir metinbilimsel üslup
analizi olarak cümle ötesi bir dil birimi olan metni inceler.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sosyolinguistik üslup analizi, dilbilimin
alt dalı olan sosyolinguistiğin verimleri ile üslubun bireysel bir olgu
olduğuna karşı çıkar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edimbilimsel yada pragmatik üslup analizi
bir metnin toplumsal işlevine ve konuşurun konumuna göre de üslubun
farklılaşabileceği varsayımından hareket eder.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Stilistik söylem analizi, yöntem olarak
gösterilmiştir. Söylem stilistiği ise edebi metnin söylem biçembilimsel
yapısını belirleyen örtük inançları ve değerleri de araştırırken aynı zamanda
metni etkileyen iletişim koşullarıyla ilişkili dilsel kodlamalara odaklanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sapma stilistiği edebiliği dilin sıradan
iletişimden ayrılan taraflarında bulan bir stilistik yaklaşımdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu bölümün son olarak Not olarak Alternatif
Bir Eleştiri Formu Olarak “Sanatsal Eleştiri” yer almaktadır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bölüm 2: Disiplinler arası kuram ve
metotları anlatmaktadır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat Sosyolojisi, sosyolojinin bir alt
dalı olan kültür sosyolojisinin sanat sonyolojisi şubesine ait bir alt alandır.
Daha sonra, edebiyat sosyolojisinin yönteminin geçmişinden bahsetmektedir.
Lucien Goldmann yöntemi, eserin “birey değil toplumun ifadesi olduğu savına
yaslanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat Sosyolojisinin Çalışma Alanları
yazısında, edebiyat sosyolojisinin ilgi alanları şunlardır: Eseri kuşatan
sosyal dünya, eserin sosyal temasları, eserin sosyal alımlaması.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yazar sosyolojisi, sosyal bir fert olarak
yazarı sadece edebi devrin tüm kaynaklarının tanıklığı ile sosyolojik bir vakıa
olarak alır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebi kurumlar sosyolojisi, edebiyatı
kitlesel bir medya olarak gören edebiyat sosyolojisinin analitik dikkatini
kitap piyasasına yani yazar, yayıncı, dağıtıcı okur ağının, toplumsal
trendlerle ilişkisine, kitabın toplumsal bir meta olarak sosyolojik ve ekonomik
boyutuna da yöneltmesinden doğmuştur.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Okur sosyolojisi, edebi eserin ortaya
çıkışını beğenileri ve entelektüel düzeyi ile belirleyen okura yönelir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Eser
sosyolojisi, eserin sosyal sınıf, statü, moda davranışları ele alışına
sosyolojik bir ilgiyle eğilir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tip sosyolojisi, sosyal köken, bir sınıfa
bağlılık ve sosyal ideoloji problemleriyle iç içe bir sosyolojik alandır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sosyolojik Edebiyat Eleştirisi yada
Edebiyatın Sosyolojisi “Edebiyatın sosyolojisi ise edebiyat biliminin
sosyolojiyi sanat eserine yaklaşım aracı olarak kullanmasıdır. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sosyolojik edebiyat çalışmaları dar
anlamda edebiyatın ekonomik ve toplumsal koşullarını, geniş anlamda edebiyatın
meydana gelirken maruz kaldığı şartları ve etkileşimleri edebiyat bilimi
sınırları içinde kalarak ele alır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Not, Türkiye’de Edebiyat Sosyolojisi
başlığındadır. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat Eğitimi başlığında, “Edebiyat
eğitimi ise kim, niçin, nasıl ve kimler tarafından eğitilecek; nasıl
örgütlenecek sorularına yanıt arar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eğitim Eğitimin Kuramsal, Metodolojik
Geçmişi başlığında eğitimin geçmişinden bahsedilmektedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yöntemde metafor analizi incelenir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat Eğitiminin Çalışma Alanları
yazısında edebiyat eğitimine faydası yaklaşımın kökleri sanatta da hayatta da
birtakım normlara uymayı önemseyen klasizme girer.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kültürleme aracı olarak edebiyat eğitimi
anlayışı, toplumdaki kültürel, etnik ve sınıfsal problemlerin üstesinden gelmek
için edebiyatı kullanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Terbiye aracı olarak edebiyat eğitimi, pek
çok ülkenin eebiyat programında başat rol oynar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dil eğitimi olarak edebiyat eğitimi, dil
temelli bir yaklaşım olarak hem edebi eserin dille inşa edilmesinden edebi
metinler üzerinden dil yapılarını öğretmeye veya edebi metinleri tamamen
stilistik amaçla dil yapıları ile estetize etmeye dayanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir sanat eğitimi olarak edebiyat eğitimi
anlayışında edebiyat eğitimi, öğrencide bir dizi sanatsal beceri ve donanım
kazandırmayı amaçlayan bir programa dönüşür.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebi metin çözümleme becerisi olarak
edebiyat eğitimi yaklaşımına göre metinden soyutlanmış bir edebiyat eğitimini
bir çeşit edebiyat tarihi, edebiyat sosyolojisi, edebi biyografi veya edebiyat
kuramı öğretiminden başka bir şey olmayacaktır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yaş gruplarına göre edebiyat eğitimi
anlayışı her yaş grubunun farklı dilsel ve bilişsel hazır bulunuşluk düzeyi
olduğu öngörüsünden hareketle farklı edebi seviyeleri de olacağı kabulüne dayanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat bilimi eğitimi olarak edebiyat
eğitimi, edebiyatın sanat tarafının mı yoksa bilim tarafının mı öğretilmesi
gerektiği tartışmasına dayanan bir çalışma alanıdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir okuma eğitimi olarak edebiyat eğitimi
ve edebi okuryazarlık edebi okuma süreçlerini bilgi okuryazarlığı, medya
okuryazarlığı gibi bir okuryazarlık alanı olarak tanımlar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebi form ve türleri tanıtma olarak
edebiyat eğitimi, edebiyatı sadece edebi türlerin mükemmel örneklerini verme
olarak gören neoklasik yaklaşımın bir sonucudur.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebi Antropoloji yazısında, antropoloji
önceleri doğa tarihinin bir şubesi olarak ilkellerin incelenmesi şeklinde
etnografik çalışmalarıyla ortaya çıkar. Fiziksel ve kültürel antropoloji diye
ikiye ayrılır: İkincisinin gelişiminde iki hakim görüş, yapısalcılık ve
yorumsamacılıktır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yapısalcı modern antrolopolojiye
Postmodern eleştiriler yönelten Clifford Geertz’in temel referansı Fransız
Yorumsamacı Paul Ricenur’un Fenomenolojik Hermenötik anlayıştır. Metinsel
antropoloji de birtakım hayvan işaretlerini totemci ve ütopyacı düşüncelerle
yorumlamaya dayanır. Edebiyat, etnoloji, halkbilimi, antropoloji ile
ilişkilidir. Edebi antropoloji, insana dair evrensel benzerlikleri tarihselliği
fazla önemsemeden simgesel yapılar olan edebi metinler üzerinden anlamaya
çalışır. Antropolojiik eleştiri, edebiyatın üretimi dağıtımı ve alımlanmasını
insan topluluklarının kültürel pratikleri ve ortak kabulleri içine
yerleştirirken, farklı kültürlerdeki gündelik hayatın folklor, adetler,
kutlamalar, gelenekler gibi farklı yönlerine odaklanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat Bilimi Çalışmalarının Uluslar
üstü Planda Ele Alınması yazısında, karşılaştırmalı edebiyat, pek çok akademik
gelenekte ulusal filolojilere rakip bir alan olarak görülür. Karşılaştırmalı
edebiyat araştırmaları üç grupta incelenmektedir: Karşılaştırmalı biçem
araştırması, karşılaştırmalı içerik araştırması, karşılaştırmalı eleştiri. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Karşılaştırmalı edebiyatın alt
disiplinleri olarak, karşılaştırmalı edebiyat kuramı, karşılaştırmalı edebiyat
tarihi ve karşılaştırmalı edebiyat eleştirisi sayılmaktadır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Karşılaştırmalı edebiyat biliminin
ilişkili olduğu bilimler imgebilim, çeviribilim, folklor karşılaştırmalı
edebiyat yöntemleri olarak pozitivist yöntemler, eser odaklı yöntemler,
alımlama araştırmaları yer alır. Not kısmında Türkiye’de karşılaştırmalı
edebiyat çalışmalarına değinir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebiyat Bilimi Çalışmalarının Ulusal
Planda Ele Alınması yazısında, dil temelinde ortaya çıkan fenomen olarak
geçmektedir. Ulus odaklı edebiyat tarihçiliği ulusal edebiyatın dünya
edebiyatının bir parçası olduğu ve çevresiyle etkileşerek geliştiği gerçeğini
genellikle ihmal eder. Notta Türkiye’de Edebiyat Biliminin Ulus Odaklı
Yapısından bahseder.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Halk Bilimi ve Halk Edebiyatı yazısında,
halk biliminin çalışma alanlar olarak halk edebiyatı, halk müziği, halk
oyunları, gelenekler, inançlar ve el sanatları gibi temel araştırma alanlarına
ek olarak kültürün geleneksel biçimleri ve bunların değişim süreçleri ile
aldığı yeni formları da araştırır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Alt disiplinleri ise teorik halkbilim ve
uygulamalı halkbilim, karşılaştırmalı halkbilim ve ulusal halkbilim olarak
sayılabilir. Halk bilimi kuramları, romantik-idealist ulusçu okullarıyla etki
altındadır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarihi Yeniden İhya Kuramı, tarihin yazılı
belge bulunmayan dönemlerini anlayabilmek için sözlü kültür mahsullerinden
yararlanma ve bu yolla tarihi ihya etmeye dayanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye’de Edebiyat Eğitimi notta
belirtilmiştir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;Edebiyat Bilimi ve Din Bilimleri yazısında,
dini edebiyat ve dini duyguyu ve tecrübeyi aktaran olarak bahsedilmektedir.
Daha sonra not kısmında Türkiye’de Din Edebiyat İlişkisi ve İslami Türk
Edebiyatı geçmektedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evrimsel kuram,, Darwin’in The Origin of
Species’inin yayımlanmasından sonra halkbiliminin ilkellere yönelmesini işaret
eder.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarihi-kültürel halkbilimi kuramı,
evrimsel değil, sosyal, maddi ve mitolojik elementlerin kompleks kültürel
ilişkisiyle açıklar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sovyet folklor kuramı, “folklora toplumcu
gerçekçilik akımının da tesiriyle devrimci fikirlerin yayılmasında bir işlev
yükler.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Göç ve karşı-göç kuramları, Hint-Avrupa
masallarının çok büyük bir kısmının doğudan batıya göçle yayıldığına dair
açıklamasına dayanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Psikanalitik halkbilimi kuramı,
halkbilimsel olgulara psikolojik açıklamalar getirir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 20. yüzyılda ise halk bilimi kuramları
metin, sözeldoku, bağlam merkezli kuramlar olarak tasnif edilmektedir. Diğer
bir tasnif de yapısal, işlevsel ve metinsel kuramlardır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yapısalcı yaklaşımlar, folklorik ögeleri
bir yapı olarak görür. Mit-ritüel halkbilimi kuramı “mitlerin aslında ‘ilkel
ayinler olan ritlerle ilişkili olarak ortaya çıkmış anlatılar olduğunu
açıklamasına dayanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yapısal-semantik metot, özellikle anonim
metni oluşturan unsurların birbiriyle ilişkilerini, metinsel fonksiyonlarını,
nasıl bedii değer kazandıklarını ve aralarındaki diyakronik ilişkiyi açığa
çıkarır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İşlevsel halkbilimi kuramları, “yapı
odaklı değil, bağlam odaklı incelerken, yaratıldıkları, anlatıldıkları ve
dinlendikleri bağlamlara özel bir önem verir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Antropolojik metot folkloru ‘insana özgü
düşünsel becerilerden, inanç ve törelerden oluşan’ işlevsel bir bütün olarak
yorumlar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir diğer işlevselci yaklaşım performans
teorisi, doku, metin ve bağlam önemli kavramlardır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sözlü kompozisyon teorisi de bir başka
işlevsel yaklaşım olarak ‘anlatıların ezberle mi yoksa öğrenmeyle mi
aktarıldıkları, hangi kısımların öğrenilip hangi kısımlarının ezberlendiğini,
icracıların onarı çıraklık döneminde öğrenip, ustalık döneminde nasıl aktardığını
önemser.’ </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gösterimci folklor da metnin icra
bağlamına önem verir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Metin merkezli halkbilimi kuramları metin
üzerinden çözümleme eğilimindeki kuramlardır. Tarihi-coğrafi Fin kuramı,
folklorik ürünlerin yayılmasının incelenmesinden geliştirilmiştir. Özkul
Çobanoğlu 30 civarında kuram sayar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yöntemde Propp’un yapısal masal
incelemesi, notta ise Türk üniversitelerinde Halk edebiyatına değinmektedir. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Klasik edebiyat çalışmaları başlığında
yöntem olarak ontolojik analiz verilmiştir. “Asıl kıymeti, edebi eserin
bütünlüğünü bozmadan anlamaya çalışmasıdır.” </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Not kısmında Türk üniversitelerinde Klasik
Edebiyat Çalışmalarına değinmektedir. Verilen yöntemler, metin tenkidi ve metin
şerhidir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarihsel-eleştirel yöntemler şunlardır:</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarih tenkidi, ‘metnin yazarı, zamanı,
mekanı ve üretilme koşullarının sahte mi gerçek mi olduğunu anlama aşaması olan
dış tenkit, metinsel içeriğinin döneminin tarihsel koşullarına uygunluğunu
soruşturma aşaması olan iç tenkitten oluşur.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gramatik/filolojik tenkit, metni restore
ederken gramatik özelliklerinden yararlanır. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Varyant tenkidi varyantlar arasında en
sağlıklı, orijinal veya ilk örneğe uygun olana ulaşmak şeklinde anlaşılır. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kronolojik tenkit, kitabın dış kapağında
yayın tarihi ve yerine dair yeterli bilgi bulunmaması durumunda devre ait
vezin, çağdaş olaylara telmihler gibi referanslardan hareketle bir belirleme
yapmayı içerir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rivayet tenkidi, daha çok folk metinler
için söz konusu olup bir metnin sözlü evresini, kim tarafından derlenip kayda
geçirildiğini araştırır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Radikal tenkit, metnin formunu tespit
ederek metni restore etmeye çalışır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Redaksiyon tenkidi, yazarın ve editörün
metni yayın ve okur beklentilerine uygun bir şekilde seçici ve düzenleyici
çabasının metin üzerindeki izlerine odaklanır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kaynak tenkidi, redaksiyon tenkidinin bir
bölümüdür ve yazarın veya editörünün netni oluştururken hangi kaynaklardan
yararlandığını inceler.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yöntemlerden metin şerhinde ‘geleneksel
yorum metodu, bir metin anlamayı bir şerh yani ‘açmak’ olarak görülmektedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Modern Edebiyat Çalışmalarında modern
kelimesinin Rönesans’a kadar götürülen periyotlar kast edilmiştir. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Notta Türk Üniversitelerinde Modern
Edebiyat Çalışmalarına yer verilmiştir. Önal’dan alıntıladığı üzere Yeni Türk
Edebiyatı çalışmalarında kullanılan ‘gözlem, deney, sentez, basılı kaynak
taraması, laboratuvar çalışması, görüşme, yazışma…’ genel metotları ve
‘fişleme, karteks çalışması, veri toplama, saklama, gruplama, sıralama,
sınıflandırma, eşleme, seçme’ gibi model ve teknikleri ‘onu metodik olarak
zenginleştirmiştir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tür problemi yazısında, tür çalışmaları,
metinsel karaterli kültürel yapıların belli başlı karakteristiklerini ortaya
çıkarmaya odaklanan bir alandır. Tür, hem edebiyat eleştirisi, hem de edebiyat
tarihini ilgilendiren karmaşık, somut, durumsal ve stilistik bir bileşen ve
geniş şümullü bir fenomendir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türe yönelik kuramsal yaklaşımlar, klasik
ve modern olarak ikiye ayrılır: Klasik yaklaşımlar, modern yaklaşımlar. Klasik
yaklaşımlar, normatif ve didaktiktir. Antik Yunan, Latin, Rönesans ve klasizm
gelenekleri türe dair tipoloji ortaya koymazlar. Thomas Hobbes üç temel şiir
türünü kahramanlık, mizahi ve pastoral şiir olarak, E. S. Dallas oyun, halk
hikayesi, şarkı olarak; John Erskim lirik, trajedi, destan olarak ayırmaktadır.
Ana formlar anlayışı 20. yüzyılda da sürdürülür. Şiir, destan, tiyatro gibi
geleneksel türler edebiyat sanatında merkezi bir yer işgal eder. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebi türler arasında hiyerarşi düşüncesi
klasik sanat öğretisinin devamıdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türe dair modern yaklaşımların temelinde
Romantizm vardır. Türler, ilkel türler ve yüksek edebiyat türleri olarak ikye
ayrılır. 20. yüzyılda tür eleştirisi üç farklı devre yaşar. Türü iletişimn
formal özelliği görmek, yinelenen sosyo-kültürel koşullarla ilişkilendiren
perspektif ve biçimci, sosyo-kültürel kavramları medya ve kültürel çalışmalara
uyguladığı evre olarak geçmektedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eserin formu ile ilgili bir başka husus
da farklı disiplinlerin konuya yaptığı katkıdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Psikolojiye göre belli bir türün seçimi,
okuru esere hazırlamak gibi amaçlar güder.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sosyolojiye göre, toplumsal roller, grup
amaçları ile belirlenen sosyolojik olgudur. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Metin dilbilimine göre, tür, aynı zamanda
bir dilbirimi olan metinle çoğu zaman aynı şeydir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edimbilime göre tür, belli iletişimsel
amaçlara uygun dil kullanımları ie şekillenen bir yapıdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yöntem olarak Tür Eleştirisi başlığı
verilmiştir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türlere Göre Edebiyat Çalışmaları
başlığında şiir çalışmaları yer almaktadır. Bir şiir çalışması genel olarak
şiiri içerik, biçim ve bunların birbirleriyle ilişkileri bakımından ele alır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebi Anlatı Çalışmaları, ‘anlatı
formundaki veya anlatı formunda olmadığı halde içinde anlatı bulunduran edebi
eserlere odaklanan çalışmaları tanımlar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anlatıbilim, genelde tüm anlatı
formlarında anlatısallığın karakteristiklerine ve kurgunun doğasına odaklanan
disiplindir. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Olay örgüsü, anlatı perspektifi, anlatın
teknikleri yada araçları, zaman, mekan ve kişi kavramlarına değinir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yöntemlerde Tip Çözümlemesi yer
almaktadır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebi Drama Çalışmaları yazısında, tiyatro
metni ve tarihi ile ilgili olarak edebi bir türdür.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurgusal Olmayan Metin Çalışmalarında,
mahkeme tutanakları, haber metinleri gibi formlar; deneme, makale, gezi yazısı,
mektup gibi edebi türleri kapsar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İspatlayıcı türler, kişisel hayat merkezli
türler, öğretici türler ve mektup türü. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Notta Türkiye’de Tür Çalışmaları yer
almaktadır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yaş, Cinsiyet ve Sosyokültürel Gruplara
Göre Edebiyat Bilimi Çalışmaları yazısında Çocuk Edebiyatına yer vermektedir. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İlk Gençlik Edebiyatı, edebiyatın 13-18
yaş arasını kapsadığı kabul edilse bile kapsamı konusunda bir konsensüs belli
değildir. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yetişkin edebiyatı ise, çocuk ve ilk
gençlik dışındaki edebi eserleri içine alır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Notta Türkiye’de Çocuk Edebiyatı başlığı
yer alır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cinsiyet Gruplarına Göre Kadın, Erkek ve
Eşcinsel Çalışmaları yazısında, bu çalışmaların ana gövdesini kadın çalışmaları
oluşturur. Maskülenizm ve eşcinsel teorilerden söz edilmektedir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Feminist edebi eleştiri, kadın edebiyatına
‘okur olarak kadın’ ve ‘yazar olarak kadın’ olmak üzere iki farklı açıdan
yaklaşır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yöntem olarak Feminist Biçem Analizi
başlığı yer alır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sosyokültürel Gruplara Göre Üst Edebiyat,
Folk Edebiyat ve Kitle Edebiyatı Çalışmaları kısmında kültür kavramından
başlayarak, kültür bilim bakış açısına göre edebiyatın üç temel katmanı
olduğundan bahseder: folk edebiyat, yüksek edebiyat, kitle edebiyatı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Popüler edebiyat, Leslie Fiedler
tarafından 2. Dünya Savaşından yayılan ucuz kitaplar, çizgi romanlar,
fanzinleri tanımlamak için kullanılır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Son yöntemde, Eleştirel Söylem Çözümlemesi
ve Zihniyet Çözümlemesi yer almaktadır.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Edebi kuramlar ve yöntemler hakkında
çalışma yapacak araştırmacılara büyük fayda sağla



</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/18057-2/">Ömer SOLAK, Edebiyat Biliminde Kuram ve Yöntem Kitabı Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/18057-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18057</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ateşe Atılmaktan Korkma</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/atese-atilmaktan-korkma/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/atese-atilmaktan-korkma/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 27 Jun 2019 04:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18075</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir insanın kıymeti, himmeti nisbetindedir. Hedefi neyse onun ölçüsünde hareket eder çünkü. Himmeti dünya ve ahiret buudlu olan insan, kainata meydan okuyabilir. Dilerse zincir vursunlar fark etmez. Zincirler onu asla tutamaz. Bir şey olacaksa olur. Allah dilerse o şeye, “Ol!” der ve o şey oluverir. Kün feyekün. Allah dilemedikçe size bir zarar gelmez. Çünkü bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/atese-atilmaktan-korkma/">Ateşe Atılmaktan Korkma</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir insanın kıymeti, himmeti nisbetindedir.</p>



<p>Hedefi neyse onun ölçüsünde hareket eder çünkü. Himmeti
dünya ve ahiret buudlu olan insan, kainata meydan okuyabilir. Dilerse zincir
vursunlar fark etmez. Zincirler onu asla tutamaz. </p>



<p>Bir şey olacaksa olur. Allah dilerse o şeye, “Ol!” der ve o
şey oluverir.</p>



<p>Kün feyekün. Allah dilemedikçe size bir zarar gelmez. Çünkü
bir yaprak bile Allah’tan habersiz düşmez.</p>



<p>Allah dilemedikten sonra, ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın,
bir sonuç elde edilmez.</p>



<p>Allah’ın gücüne kim meydan okuyabilir?</p>



<p>O, dilediyse bir hükümeti vardır deyip, dua&nbsp; etmeli. Bu eğer bir hatamdan dolayıysa, tövbe
ediyorum, affet.” diye dua “Eğer imtihansa sabır nasip eyle.” diye dua etmeli.
Allah yardım eder.</p>



<p>Hz. İbrahim gibi ateşe atılmalı. Korkmamalı. O ateş,
zulümden kaçmak için bahane olmamalı. Sabretmeli. O ateş, yakmaz olur ve seni
yakmaz olur.</p>



<p>Bir kuş sana küçücük gagasıyla su taşır belki.&nbsp; Yalnız hissetmezsin kendini. Kimse olmasa da,
Allah var. O, görüyor ve biliyor.</p>



<p>O halde, neden bu keder ve endişe?</p>



<p>Allah’a havale et ve kurtul şu karanlıklardan. O zindanlar,
medrese-yi Yusufiye olur belki. Sana on bir yıldız ve ayın secde etmesine veile
olur belki.</p>



<p>Belki demeye ne gerek var?</p>



<p>Allah dilediyse olur.</p>



<p>O yüzden, ateşe atılmaktan korkma.</p>



<p>Allah’tan yardım talep et ve bekle.</p>



<p>Her şey üstüne gelip de seni sıkmaya ve daraltmaya başladığı
an, üzülme. O senin kaderinin değişeceği andır.</p>



<p>Allah’a havale et ve bekle.</p>



<p>Görelim Mevla neyler? Neylerse güzel eyler.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/atese-atilmaktan-korkma/">Ateşe Atılmaktan Korkma</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/atese-atilmaktan-korkma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18075</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ordu İli’nde Bulunan Beyceli Köyü Ağzında Kullanılan Bazı Hayvan Adları Üzerine</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ordu-ilinde-bulunan-beyceli-koyu-agzinda-kullanilan-bazi-hayvan-adlari-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ordu-ilinde-bulunan-beyceli-koyu-agzinda-kullanilan-bazi-hayvan-adlari-uzerine/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 25 Jun 2019 04:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18053</guid>
				<description><![CDATA[<p>“UPON SOME ANIMAL NAMES THAT ARE USED IN DIALECT OF BEYCELI VILLAGE IN ORDU” Öz: &#160;Dil, toplumun yaşayışını yansıtır. Toplumu oluşturan en önemli ögelerden olan dil, toplumdan asla ayrı düşünülemez. Bir milleti ya da bir yöreye özgü insanları anlamak istiyorsak, o ülkenin ya da bölgenin dil özellikleri ve kullandığı kelimeler önemli ipuçları sunacaktır. Bu çalışmamızda, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ordu-ilinde-bulunan-beyceli-koyu-agzinda-kullanilan-bazi-hayvan-adlari-uzerine/">Ordu İli’nde Bulunan Beyceli Köyü Ağzında Kullanılan Bazı Hayvan Adları Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>“UPON SOME ANIMAL NAMES THAT ARE USED IN DIALECT OF BEYCELI VILLAGE IN ORDU”</p>



<p><strong>Öz:</strong></p>



<p>&nbsp;Dil, toplumun yaşayışını yansıtır.
Toplumu oluşturan en önemli ögelerden olan dil, toplumdan asla ayrı
düşünülemez. Bir milleti ya da bir yöreye özgü insanları anlamak istiyorsak, o
ülkenin ya da bölgenin dil özellikleri ve kullandığı kelimeler önemli ipuçları
sunacaktır. Bu çalışmamızda, Ordu ilinde bulunan Beyceli Köyü ağzında
kullanılan bazı hayvan adları üzerinde durulacak ve örnekler tasnif içerisinde
verilecektir.</p>



<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Ağız,
Ordu, Beyceli, Ad, Hayvan</p>



<p><strong>Abstract:</strong></p>



<p>Language
represents in society. Language that is one of subjects of society can never be
apart from society. If we want to understand a nation or people of an area,
their language gives us clue on that. Our article is on some animal names that
used in Beyceli Village in Ordu.</p>



<p><strong>Keywords:</strong>
Dialect, Ordu, Beyceli, Name, Animal</p>



<p>Dil,
toplumun yaşantısından izler taşır. Bir yerdeki halkın yaşantısını anlamak için
diline, dilini anlamak için de yaşantısına bakmak yeterli olacaktır. Bu durum,
Ordu ili için de geçerlidir. Ordu ilindeki insanları tanımak istiyorsak bu
yerle ilgili derlemeler bize gerekli bilgiyi sağlayacaktır.</p>



<p>Ordu
ilinde bulunan Beyceli köyünde de hayvancılık yapılmakta, halkın bir kısmı bu
işle geçimini sağlamaktadır. </p>



<p>Nitekim,
söz konusu köyde halen Yörükler yaşamaktadır. Köyde Hocagiller, Emetgiller,
Osmancagiller, Bahriler, Şevgiller, Soflar, Dikbasanlar, Mahmutlar, Şakirler,
Menefgiller gibi adlandırmalarla aynı soydan gelenler karşılanmaktadır.</p>



<p>Yazın
yaylaya gidilmekte ve kışın köyde yaşayanlar bulunmaktadır. Köyde kışın kalan
kalan genellikle yaşlı kesim olmakta ve genç kuşak ise yalnız yaz tatillerinde
köye gelmeyi tercih etmektedir.</p>



<p>Köyde
fındıkçılık ön plandadır. Fındık zamanı köyün nüfusu artmaktadır.</p>



<p>Hayvancılığın
oluşu da, burada yaşayan halkın ağzında hayvancılık ile ilgili kelimelerin de
yerleşmesine neden olmakta, hatta bazı hayvanların standart dilden farklı
isimlerle adlandırıldığını görmekteyiz.</p>



<p>Bu
isimlerden bazıları dönemsel olarak kullanılmakla beraber,&nbsp; bazıları da sadece ses değişimine uğramış
şekildedir. Bazı isimler ise, standart dilden tamamen farklı olarak karşımıza
çıkmaktadır. </p>



<p>Hayvanlarla
ilgili bu yöreye özgü, farklı kelimelerin kullanılması burada kırsal kesimde
hayvancılığın uzun bir dönem boyunca büyük önem arz ettiğini göstermektedir. </p>



<p>Bu
makalemizde de, Ordu ilinde bulunan Beyceli köyü ağzındaki hayvan adları
derlenerek, Derleme Sözlüğü ve Nuretin Demir’in Ordu İli ve Yöresi Ağızları
adlı çalışmalara katkı sağlamak amaçlanmıştır.</p>



<p>Kaynak
kişiler, köyün yaşlısı ve halen köyde yaşamakta olan kişilerdir. Derlemenin
kaynak kişileri Hocagiller denilen Sarıhan’lardan Fatma Sarıhan ve Nermin
Sarıhan’dır. Hocagiller adlandırması, burada yaşamış olan Müderris Hâmid
Hoca’dan gelmektedir.</p>



<p>Adı
geçen köyün ağzının incelenmesi, bize ağız araştırmalarında birçok konuda
yardımcı olacaktır. </p>



<p>Hayvancılık
da, Yörük yaşantısında önem arz etmektedir. Bu sebeple, hayvanların
adlandırılması bize köyün geçmişi konusunda da aydınlatacaktır.</p>



<p>Beyceli
köyü ağzından alınan bazı hayvan adları, tarafımızca şöyle tasnif edilmiştir:</p>



<ol><li>Dönemsel
Adlandırmalar</li><li>Ses
değişmesiyle Oluşturulan Adlar</li><li>Standart
dilden Tamamen Farklı Kullanımlar</li></ol>



<ol><li>&nbsp;<strong>Dönemsel Adlandırılmalar</strong></li></ol>



<p>Bazı
hayvan türlerinin dönemsel olarak adlarının değişmekte, geçirdiği evreyle
ilgili olarak isimlendirilmektedir. Bu tarz kullanımlar köylerde özellikle
hayvancılık yapılan yerlerde yaygındır, Ordu ilinde bulunan Beyceli köyünde de
bu şekilde kullanımlar karşımıza çıkmaktadır:</p>



<p>Gürk:
Tavuğun yumurtlama zamanındaki hali</p>



<p>Cücük:
Tavuğun yavrusu</p>



<p>Férik:
Tavuğun yumurtlamaya başlamadan önceki hali.</p>



<p>Örsemiş:
İneğin çiftleşme zamanındaki hali</p>



<p>Biçik:
Dananın yeni doğmuş hali.</p>



<p>Düve:
Dananın biraz daha büyümüş hali. Dişi.</p>



<p>Balak:
Kömüşün yavrusu</p>



<p>Filiz:
Horozun civciv evresinden sonraki hali.</p>



<p>Kéçig:
Köpek yavrusu</p>



<p>Kuduruk:
Hasta olmuş köpek.</p>



<p>Sıpa:
Eşeğin yavrusu</p>



<ul><li><strong>Ses
Değişmesiyle Oluşturulan Adlar</strong></li></ul>



<p>Bazı
adlandırılmalar da ses değişmeleri ile farklılaşmış isimler karşımıza çıkmaktadır:</p>



<p>Eşşek:
Eşek </p>



<p>Böcük:
Böcek</p>



<p>Ayu:
Ayı</p>



<ul><li><strong>Standart
Dilden Tamamen Farklı Kullanımlar</strong></li></ul>



<p>Bazı
hayvan isimlerinde ise standart dilden farklı kullanımlar karşımıza
çıkmaktadır. Beyceli köyünde yaşayan halk, bazen farklı adlandırmaları tercih
etmektedir. Bu sınıftaki isimler:</p>



<p>Pisik:
Kedi</p>



<p>Kuvan:
Arı</p>



<p>Sıçan:
Fare</p>



<p>Göden:
Kurbağa</p>



<p>Gelo:
Farenin büyüğü.</p>



<p>Sarı
kuvan: Eşek arısı</p>



<p>Sonuç
olarak söyleyebiliriz ki, eskiden beri hayvancılığın yapılıyor oluşu ile söz
konusu ağızdaki hayvan adlarının farklı kullanımlarının yer alması
bağlantılıdır. Bir bölgedeki geçmiş ve şu anki yaşantı hakkında bilgi almak
istiyorsak, o bölgenin ağzını incelemek bize yeterli bilgiyi verecektir.</p>



<p><strong>Kaynakça</strong></p>



<p>DOĞAN,
Levent (2012), <em>Türk Kültürünce Hayvanlar
ve Hayvan İsimleri</em>:</p>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
http://www.tdk.gov.tr/images/css/TAE/2001_12_2/2001_12_02_06_Dogan.pdf
</div></figure>



<p>DEMİR,
Nurettin (2001), <em>Ordu İli ve Yöresi
Ağızları</em>, TDK, Ankara</p>



<p>ÖZSOY,
Sumru v. d. (2000), <em>Türkçenin Ağızları
Çalıştay Bildirileri</em>, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, İstanbul</p>



<p><em>Türkiye Türkçesi Ağız Araştırmaları
Çalıştayı Bildirileri (</em>2009), TDK, Ankara</p>



<p>DEMİR,
Nurettin (1999), <em>Ağız Sözlükçülüğü</em>,
Kebikeç Dergisi, S.7-8 </p>



<p>AYDIN,
Mehmet (2008), <em>Ordu ve Yöresi Ağızlarında
Armut Adları</em>, Turkish Studies, 3/3, Spring</p>



<p>İLHAN,
Nadir (2009), <em>Sözlük Hazırlama İlkeleri,
Çeşitleri ve Özellikleri, </em>Turkish Studies, 4/4, Summer </p>



<p>BRENDEMOEN,
Bernt (1999), <em>Doğu Karadeniz Ağızlarının
Söz Varlığı, </em>Uluslar Arası Sözlük Bilimi Sempozyumu Bildirileri, Hacettepe
Yayıncılık &amp; Kitapçılık, Ankara</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ordu-ilinde-bulunan-beyceli-koyu-agzinda-kullanilan-bazi-hayvan-adlari-uzerine/">Ordu İli’nde Bulunan Beyceli Köyü Ağzında Kullanılan Bazı Hayvan Adları Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ordu-ilinde-bulunan-beyceli-koyu-agzinda-kullanilan-bazi-hayvan-adlari-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18053</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yazar Koçluğunda Kullanılabilecek Yöntemler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yazar-koclugunda-kullanibilecek-yontemler-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yazar-koclugunda-kullanibilecek-yontemler-uzerine/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 12 Jun 2019 04:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17979</guid>
				<description><![CDATA[<p>Koçluk, doğru soruları sorarak cevapları buldurma işidir. Yazar koçluğu, bir yazarın ya da yazar adayının kendini geliştirmesi için destek aracı hükmündedir. Bu çalışmamızda, yazarlık çalışmalarında kullanılabilecek yöntemler anlatılacaktır. Şiir Ölçülü ve serbest şiir yazımı çalışması olarak bir resim gösterilir ve bunun ona hissettirdiği duyguları kaleme alması istenir. Öykü Bu türde, bir kağıda bir giriş cümlesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yazar-koclugunda-kullanibilecek-yontemler-uzerine/">Yazar Koçluğunda Kullanılabilecek Yöntemler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Koçluk, doğru soruları sorarak cevapları buldurma işidir. Yazar
koçluğu, bir yazarın ya da yazar adayının kendini geliştirmesi için destek
aracı hükmündedir. Bu çalışmamızda, yazarlık çalışmalarında kullanılabilecek
yöntemler anlatılacaktır.</p>



<ol><li>Şiir</li></ol>



<p>Ölçülü ve serbest şiir yazımı
çalışması olarak bir resim gösterilir ve bunun ona hissettirdiği duyguları
kaleme alması istenir. </p>



<ul><li>Öykü </li></ul>



<p>Bu türde, bir kağıda bir giriş cümlesi
yazılır. Danışanın devam etmesi istenir. Bir cümle danışan, bir cümle koç
yazar. Birlikte öykü yazılmaya çalışılır.</p>



<ul><li>Makale</li></ul>



<p>Bu çalışmada, bir anket sorusu
hazırlanır. Onu beş kişiye sorması istenir. Daha sonra giriş, gelişme, sonuç
sırasına uygun şekilde makale yazması istenir.</p>



<p>4. Deneme</p>



<p>Bir tema verilir ve serbest
şekilde yazması istenir.</p>



<p>5. Eleştiri</p>



<p>İzlediği bir filmi önce olumlu
sonra olumsuz şekilde eleştirmesi istenir.</p>



<p>6. Gezi</p>



<p>Son yaptığı turistik gezi
hakkında bir yazı yazması istenir.</p>



<p>7. Günlük</p>



<p>Dün yaptıklarının yazılması
istenir.</p>



<p>8. Mektup</p>



<p>Hayali bir arkadaşına mektup
yazması istenir.</p>



<p>9. Otobiyografi</p>



<p>Kendi hayatını anlatması istenir.</p>



<p>10. Biyografi</p>



<p>En sevdiği sanatçının hayatını
anlatması istenir.</p>



<p>11. Senaryo</p>



<p>Bir kağıda, karakterler hakkında bilgi
yazılır. Daha sonra giriş cümlesi yazılır. Beraberce bir türde senaryo yazılır.
Belirli haftalarda bu senaryo tamamlanır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yazar-koclugunda-kullanibilecek-yontemler-uzerine/">Yazar Koçluğunda Kullanılabilecek Yöntemler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yazar-koclugunda-kullanibilecek-yontemler-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17979</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Journey Of A Musician</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/journey-of-a-musician/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/journey-of-a-musician/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 11 Jun 2019 04:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17977</guid>
				<description><![CDATA[<p>Believe me You the One of My dream Freedom is Your eyes Wings are Your arms Angels are Your kiss But your Heart is Your tears Please leave Me alone With my Loneliness Please leave Me alone With my broken Heart of the Way of love &#160;My soul In peace If im with You on [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/journey-of-a-musician/">Journey Of A Musician</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Believe me</p>



<p>You the</p>



<p>One of </p>



<p>My dream</p>



<p>Freedom is</p>



<p>Your eyes</p>



<p>Wings are</p>



<p>Your arms</p>



<p>Angels are</p>



<p>Your kiss</p>



<p>But your</p>



<p>Heart is</p>



<p>Your tears</p>



<p>Please leave</p>



<p>Me alone</p>



<p>With my</p>



<p>Loneliness</p>



<p>Please leave</p>



<p>Me alone</p>



<p>With my broken</p>



<p>Heart of the</p>



<p>Way of love</p>



<p>&nbsp;My soul </p>



<p>In peace</p>



<p>If im with</p>



<p>You on the</p>



<p>Way of journey</p>



<p>Of my life</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/journey-of-a-musician/">Journey Of A Musician</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/journey-of-a-musician/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17977</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çağla’nın Bavulu-1</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/caglanin-bavulu-1/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/caglanin-bavulu-1/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 27 May 2019 05:00:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17873</guid>
				<description><![CDATA[<p>Merdivenlerden inerken bir uğultu işitiverdi. Hemen koştu. Kapıyı açtı. En yakın arkadaşı Sinem’di. Sinem uzun kumral saçları, sade görünümüyle dikkat çekiciydi. Gözleri kahve, yanakları şeftali tonlarında allık sürülmüş gibiydi. “Bugün sinemaya gidelim mi?” “Tamam. Ama hangi filme?” “Özgürlük Yolunda.” “Süper. Hemen hazırlanıyorum.” Beş dakika sonra aşağıya hızla iniverdi. Arkadaşının koluna girdi. Yolda yürümeye başladı. Kolunda [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/caglanin-bavulu-1/">Çağla’nın Bavulu-1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Merdivenlerden inerken bir uğultu işitiverdi.</p>



<p>Hemen koştu.</p>



<p>Kapıyı açtı.</p>



<p>En yakın arkadaşı Sinem’di.</p>



<p>Sinem uzun kumral saçları, sade görünümüyle dikkat
çekiciydi.</p>



<p>Gözleri kahve, yanakları şeftali tonlarında allık sürülmüş
gibiydi.</p>



<p>“Bugün sinemaya gidelim mi?”</p>



<p>“Tamam. Ama hangi filme?”</p>



<p>“Özgürlük Yolunda.”</p>



<p>“Süper. Hemen hazırlanıyorum.”</p>



<p>Beş dakika sonra aşağıya hızla iniverdi.</p>



<p>Arkadaşının koluna girdi.</p>



<p>Yolda yürümeye başladı.</p>



<p>Kolunda saati, elinde çantası, boynunda fuları yolda salına
salına yürümekteydi.</p>



<p>Birden elinden çantası düştü.</p>



<p>“Aman.” dedi.</p>



<p>Eğilip aldı.</p>



<p>Doğruldu.</p>



<p>Bir taksi geldi ve bacaklarına çamur sıçrattı.</p>



<p>Adı Çağla’ydı.</p>



<p>Birden oracıkta yığılıverdi.</p>



<p>Arkadaşı eline bir mendil verip silmesini önerdi.</p>



<p>Mendili aldı, sildi.</p>



<p>Tüm mendiller bitene kadar o çamur yok olmamıştı.</p>



<p>Sonunda, silinmişti.</p>



<p>Ayağa kalktı.</p>



<p>Her şeye rağmen yürümeye devam etti.</p>



<p>Bir taksi çağırdılar.</p>



<p>Bindiler.</p>



<p>Uzaklaştılar.</p>



<p>Alışveriş merkezine geldiklerinde araç durdu.</p>



<p>İçeri girerken ayakkabısının topuğu birden kırıldı.</p>



<p>Ayakkabıları pembeydi.</p>



<p>Sendeleye sendeleye içeri girdi.</p>



<p>X-Ray cihazından içeri girdi.</p>



<p>Ayakkabı dükkanlarından birine yavaşça, kimseye çaktırmadan
yürüdü.</p>



<p>Gözleriyle pembe ayakkabıları araştırdı.</p>



<p>Bir ayakkabıya denk geldi.</p>



<p>Pembe olması gerekliydi.</p>



<p>Simli olması bir şeyi değiştirmezdi elbette ancak babet olsa
da yeterliydi.</p>



<p>37 numarasını istedi.</p>



<p>Satıcı babetleri getirdi.</p>



<p>Denedi.</p>



<p>Tam uymuştu.</p>



<p>Dışarıda bekleyen arkadaşına gösterdi.</p>



<p>“Süper.”</p>



<p>“Bence de.”</p>



<p>İçeri girdi.</p>



<p>Parasını ödediği gibi sinemaya koştular.</p>



<p>Koltuklara oturmadan önce mısır ve soda aldılar.</p>



<p>Koltuklarına oturdular.</p>



<p>Filmi seyretmeye başladılar.</p>



<p>Film üç saat kadar sürüyordu.</p>



<p>Bitince dışarı gülümseyerek çıktılar.</p>



<p>Mutlu sonlu filmleri seven insanlar aslında verdikleri
kayıplarla birlikte zafer elde edenlerdir.</p>



<p>Mutlu sonlar hep özel anlar değildir.</p>



<p>Aslında olayların dinginliğe ulaştığı anlardır.</p>



<p>Olaylar biter ve hayat kaldığı yerden devam eder.</p>



<p>Aslında hayat dediğimiz şey de budur.</p>



<p>Mutlu sonlar olmaz ancak mutlu anlar vardır.</p>



<p>Küçük mutluluk anları.</p>



<p>Hayal kırıklıklarıyla geçen bir hayatın aslında birer küçük
anısından ibarettir mutluluk.</p>



<p>İnsan her zaman gülemez.</p>



<p>Her zaman da ağlayamaz.</p>



<p>Ancak sevgi ile birleşirse hayatta mutluluk ortaya çıkar.</p>



<p>Zaferle noktalandığındaysa hayatta aslında dediğimiz şey budur.</p>



<p>“Özgürlük Yolunda çok şey öğretti bana.”</p>



<p>“Bence de.”</p>



<p>Daha sonra bir kafeye gittiler.</p>



<p>Birer espresso içtiler.</p>



<p>Yürüyerek eve doğru geldiler.</p>



<p>“Kendine iyi bak.”</p>



<p>“Sen de.”</p>



<p>Hızla evden içeriye girdi.</p>



<p>Bir gün daha bitti.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/caglanin-bavulu-1/">Çağla’nın Bavulu-1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/caglanin-bavulu-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17873</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hayat Dediğimiz Olguda Biz İnsanoğlu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hayat-dedigimiz-olguda-biz-insanoglu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hayat-dedigimiz-olguda-biz-insanoglu/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 17 May 2019 05:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17848</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sabah uyandı. Hayat dediğimiz olguda aslında bu da vardı. Bir zamanlar havada yüzen bulut kaybolmuştu. Birkaç mısra oluşturmuştu kafasında oradan geçen adam. Yıldızlar anlamını bulmuştu. Bir masum kediydi aslında yanından geçen. Bir fısıltıydı orada yankılanan gürültü. Dünya birkaç basit cümleden ibaretti belki de. Sen ve senin gibi olanlarla geçen hayatta bir olmak ne kadar da [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayat-dedigimiz-olguda-biz-insanoglu/">Hayat Dediğimiz Olguda Biz İnsanoğlu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Sabah uyandı.</p>



<p>Hayat dediğimiz olguda aslında bu da vardı.</p>



<p>Bir zamanlar havada yüzen bulut kaybolmuştu.</p>



<p>Birkaç mısra oluşturmuştu kafasında oradan geçen adam.</p>



<p>Yıldızlar anlamını bulmuştu.</p>



<p>Bir masum kediydi aslında yanından geçen.</p>



<p>Bir fısıltıydı orada yankılanan gürültü.</p>



<p>Dünya birkaç basit cümleden ibaretti belki de.</p>



<p>Sen ve senin gibi olanlarla geçen hayatta bir olmak ne kadar
da kolaydı.</p>



<p>Sen ve ben ayrımında geçen hayatta yorgunluk diz boyuydu.</p>



<p>Her şey silinmişti adeta.</p>



<p>Her şey bilinmişti kendince.</p>



<p>Senden kalan bir umut ile ben sırlanmış konumdayım.</p>



<p>Zerrelerim havaya karışıp kaybolurken ben aslında senden
ayrı kalan biçareyim.</p>



<p>Her şey siliniyor.</p>



<p>Tüm ağzımdan çıkan cümleler…</p>



<p>Sıfırlanıyorum.</p>



<p>Kayboluyorum günden güne.</p>



<p>Ve sen hayat, O’nun bana verdiği temiz olan tek varlığımsın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayat-dedigimiz-olguda-biz-insanoglu/">Hayat Dediğimiz Olguda Biz İnsanoğlu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hayat-dedigimiz-olguda-biz-insanoglu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17848</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Denize Mektup</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/denize-mektup/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/denize-mektup/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 29 Apr 2019 04:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17747</guid>
				<description><![CDATA[<p>Santo Morico adasında bir adam usulca denize doğru ilerledi. Kaldırımı aştı. Kayalıklara oturdu. Denizi izlemeye koyuldu. Elleri başının iki yanına almış, deniz analarının dolu olduğu bir saatte yosunlu kayalıklardan denize uzanan ayakları suyun tuzuna hafif alışkın bir edayla aşağı doğruydu. Soğuk bir dokunuşuyla hissettiği tuzlu suyun ayağını ıslattığı adam sakalını usulca okşadı. Ufukta bir güneş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/denize-mektup/">Denize Mektup</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Santo Morico adasında bir adam usulca denize doğru ilerledi.</p>



<p>Kaldırımı aştı.</p>



<p>Kayalıklara oturdu.</p>



<p>Denizi izlemeye koyuldu.</p>



<p>Elleri başının iki yanına almış, deniz analarının dolu
olduğu bir saatte yosunlu kayalıklardan denize uzanan ayakları suyun tuzuna
hafif alışkın bir edayla aşağı doğruydu.</p>



<p>Soğuk bir dokunuşuyla hissettiği tuzlu suyun ayağını
ıslattığı adam sakalını usulca okşadı.</p>



<p>Ufukta bir güneş ölüyor gibiydi.</p>



<p>Yarın yine doğacak, sonra yeniden karanlığa gömülecekti.</p>



<p>Dudaklarından çıkan iki sözün mantığını almamasıyla karışık
bir hal içindeydi.</p>



<p>Komik bir durumdu belki ama söyleyemedi.</p>



<p>Yaşamın tadı hafif acıdır ancak meyvesi tatlıdır kuramını da
oturtamamıştı kafasında.</p>



<p>Düşünce dediğimiz olgu da böyle bir şeydi aslında.</p>



<p>Klasik müzik korosunda da düzenlilik arz eden konuydu
aslında düşünce.</p>



<p>Her şey düşüncede başlar der ya.</p>



<p>Kafamızda Kafka, Zweig, Sartre yoktur ancak düşünce
dediğimiz olgu olmadan da yapamaz bir insan.</p>



<p>Biz robot değiliz dedi bir gün bir çocuk.</p>



<p>Robot olsaydık bunları yapamazdık.</p>



<p>Duygusuz insan denemezdi asla.</p>



<p>Öfke de bir duyguydu insanı öldürse de.</p>



<p>En azından hissedebiliyor olmanın verdiği dayanılmaz
mutluluğun çehresinde bir küçük sincap oturdu kalbime.</p>



<p>Her duygu kalpten gelir ya dedi şair.</p>



<p>Ben de aynı şeyi söylüyorum sana aslında deniz.</p>



<p>Bir dünyanın eşiğinden evrene bakmak ve benlik arasındaki
uçurumun izleri silinmedi asla.</p>



<p>Ben evrensel bir kızım demişti dünya ve ben ona bakmıştım ve
demiştim ki: “Sen pek de güzel değilsin.”</p>



<p>Aslında herkesten güzel bir kızdı dünya.</p>



<p>Belki e ben ona güzelce bakamadım.</p>



<p>Her neyse deniz, söyleyeceğim çok şey var da sana
söyleyemiyorum.</p>



<p>Denize atlamakla, dalmakla olacak şey mi seni sevmek; yoksa
izlemek de daha güzel?</p>



<p>Aslında ikisi de yetmiyordu dünyamı anlatmaya.</p>



<p>Bilinmez ufukların bir masal şehrinden bana o gülümseyen bir
güneş, bana veda edip ayrılışı aslında beni terk eden dünyayla eşdeğerdi.</p>



<p>Sendin gelen bana.</p>



<p>Giden de sen oldun aslında.</p>



<p>Dünyanın bana gülümsemesi aslında en çok özlediğim şeydi.</p>



<p>Gülümse dünya.</p>



<p>Durma.</p>



<p>Sen, sen ol.</p>



<p>Ben aslında sendim.</p>



<p>Bir insan dünyası kadar insandır.</p>



<p>Sense benim evrenim oldun deniz.</p>



<p>Aslında senin yokluğunu bile hissedemedim.</p>



<p>Kalbin içindeydin, zincirliydin ve tutsaktın.</p>



<p>“Masum denizin uzaklığında ben bekliyorum.”</p>



<p>“Bir denize bıraktım gidiyorum.”</p>



<p>Son sözlerin bu oldu deniz.</p>



<p>Artık gün, dün oldu.</p>



<p>Bir umut doğdu.</p>



<p>Ve artık yokum, deniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/denize-mektup/">Denize Mektup</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/denize-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17747</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Portre 2. Bölüm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/portre-2-bolum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/portre-2-bolum/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 19 Apr 2019 04:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17705</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sabah kalktı. Saatine baktı. Saat 10:11’i göstermekteydi. Yatağını dağınık bıraktı. Bir kahve hazırladı. Kahveyi içti. Sessizcesine açtığı kahve paketini çöpe attı. Sıkılmıştı. Duygusuz duygulu kavramını düşündü. Beş duyu organını etkin şekilde kullanmak için kişisel gelişim kitaplarından birini okumaya koyuldu. “Kendini dinle.” “Şunu tekrar et: Ben başarılıyım.” Tekrar ettin de ne oldu? “Evet, haklısın.” “Başarısızlığımızı kabullenmemek [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/portre-2-bolum/">Portre 2. Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Sabah kalktı. </p>



<p>Saatine baktı. </p>



<p>Saat 10:11’i göstermekteydi.</p>



<p>Yatağını dağınık bıraktı.</p>



<p>Bir kahve hazırladı.</p>



<p>Kahveyi içti. </p>



<p>Sessizcesine açtığı kahve paketini çöpe attı.</p>



<p>Sıkılmıştı.</p>



<p>Duygusuz duygulu kavramını düşündü.</p>



<p>Beş duyu organını etkin şekilde kullanmak için kişisel
gelişim kitaplarından birini okumaya koyuldu.</p>



<p>“Kendini dinle.”</p>



<p>“Şunu tekrar et: Ben başarılıyım.”</p>



<p>Tekrar ettin de ne oldu?</p>



<p>“Evet, haklısın.”</p>



<p>“Başarısızlığımızı kabullenmemek için kişisel gelişime
sarılıyoruz.”</p>



<p>Öyle. </p>



<p>Amacı olmayan kişisel gelişim kendini üstün görmekten başka
fayda sağlamıyor.</p>



<p>Ancak kişisel gelişimde önce amaç belirlenmeli.</p>



<p>Ne için kendimi geliştirmeliyim?</p>



<p>Bu soruyu kendi kendine sormalı.</p>



<p>“Ne güzel söyledin.”</p>



<p>Yaşam koçu olduğumdan dolayı olabilir.</p>



<p>“Evet. Bu meslek tam sana göre.”</p>



<p>“Yaz yazabildiğin kadar.”</p>



<p>Yazıyorum bunları. </p>



<p>Ancak okunacak mı bilmiyorum bile.</p>



<p>Fakat yazıyorum.</p>



<p>Yazdıklarım bir gün beni boğacak.</p>



<p>Sevgi boğuşu.</p>



<p>Sevgi nedir sence?</p>



<p>“Sevgi neydi? Sevgi emekti.”</p>



<p>Selvi Boylum sen ne güzelsin.</p>



<p>“Aferin. Hatırladın bak.”</p>



<p>Kahvaltı yapmayı sevmezdi.</p>



<p>Kahvaltısı bir adet yumurta ve birkaç dilim peynirdi.</p>



<p>Çayı ise çok içerdi.</p>



<p>“Kafeinmanım ben.”</p>



<p>Aferin. Öyle devam et.</p>



<p>Uykusuz gecelerin olsun.</p>



<p>“Uyuyabiliyorum. Artık etki etmiyor. Bünyem alıştı galiba.”</p>



<p>Haklısın.</p>



<p>Bir süre sonra bünye alışmaya başlıyor ve etkileşim olmuyor.</p>



<p>“Aradığım ne varsa hepsi kül oldu.”</p>



<p>Ne oldu?</p>



<p>“Kül.”</p>



<p>Sezer Ateş Ayvaz’ın Küllenmiş Bir Kuşu Yakalamak kitabı
aklıma geldi bir anda.</p>



<p>“Neden?”</p>



<p>&nbsp;Neden mi?</p>



<p>Kül dedin ya.</p>



<p>“Peki ya, Angela’nın Külleri?”</p>



<p>Oo, onu unutmuştum bak.</p>



<p>Aklıma getirdiğin için sağol.</p>



<p>Angela’nın Külleri beni çok etkilemişti.</p>



<p>“Biliyorum. Ondan söyledim zaten.”</p>



<p>Yazmak isteyen insan onu okumalı.</p>



<p>Bir yazarın ortaya çıkma mücadelesi de denilebilir.</p>



<p>Aradığın her şey kül olur bir süre sonra.</p>



<p>Her şey değişir.</p>



<p>Değişmeyen tek şey değişimdir.</p>



<p>“Bunu kim söylüyordu?”</p>



<p>Unuttum.</p>



<p>Bir Google amcaya soralım.</p>



<p>İnterneti açtı.</p>



<p>Bilgisayarının kapağını açtı. </p>



<p>Google’a yazdı.</p>



<p>“Heraktilos’un sözüymüş.”</p>



<p>Aferin. </p>



<p>İnternet olmasa ne yapardın sen?</p>



<p>Yazmak yazmak yazmak…</p>



<p>İşte bütün mesele bu.</p>



<p>Yazdığım her şey bir gün beni boğacak.</p>



<p>Kendime delilik atfediyorum bir nevi.</p>



<p>Bir Delinin Hatıra Defteri’nden yansımalar adeta.</p>



<p>Aynayla hiç barışamadım.</p>



<p>Aynalar yolumu kesti.</p>



<p>Hep ilerlemek istedim.</p>



<p>Aynalar yolumu kesti.</p>



<p>Hep koşmak istedim. Koşamadım.</p>



<p>Ancak yürüyebildim.</p>



<p>Adımlarım sert olmalıydı.</p>



<p>Hissettirmeden yavaşça ama sert.</p>



<p>Aynalar yolumu kesti.</p>



<p>Öz benliğimden kustum kafatasımı.</p>



<p>“Necip Fazıl ha?”</p>



<p>Evet.</p>



<p>“Ben de severim.”</p>



<p>Mezarını ziyaret ettiğimde toprağını yüzüme sürdüm onun gibi
olmak için.</p>



<p>Aynı gün doğmuşuz.</p>



<p>O yüzden ona farklı bir ihtimam gösteriyorum.</p>



<p>Kişiliğimiz de benziyor.</p>



<p>Düşünce mahkumuyuz biz.</p>



<p>Bizlerin düşünmekten başka çaresi yok.</p>



<p>“Kişisel gelişim diyordun.”</p>



<p>Evet, kişisel gelişim amaç iyi belirlenmedikten sonra,&nbsp; öldürücü bir zehre dönüşüyor.</p>



<p>“Haklısın, her şeyin bir zamanı ayrıca. Birden aklıma
geldi.”</p>



<p>Zaman nedir sence?</p>



<p>Algıladığımız gibi midir, herkes için aynı mıdır?</p>



<p>“Hayır. Aynı değil.”</p>



<p>“Zamanı biz uyduruyoruz.”</p>



<p>Eline sigara paketi aldı. </p>



<p>Sigarayı eline alıp yaktı.</p>



<p>“Entelektüel olmanın şartı sigara mıdır?”</p>



<p>Hayır, bu sadece bir alışkanlık ve rahatlatıcı bir hareket.</p>



<p>Sigarayı ben sevmem. Kullanmam da.</p>



<p>“Ben de alışkanlık olduğu için içiyorum.”</p>



<p>Sigarayı ağzına götürdü.</p>



<p>Usulca nefesini verdi.</p>



<p>Ağzından dumanlar yükseldi.</p>



<p>Aradığı her neyse, düşünceliydi.</p>



<p>Ne düşündüğünü soramadım.</p>



<p>Ancak, bekledim. Açıklama yapar diye.</p>



<p>Sigarayı tekrar ağzına götürdü.</p>



<p>Nefesini verdi.</p>



<p>Ağzından dumanlar yükseldi.</p>



<p>Düşüncesini sormaya karar verdim.</p>



<p>Ve sordum.</p>



<p>“Biz gerçekten de düşünce mahkumuyuz.”</p>



<p>“Aradığımız sadece doğruyu bulmak.”</p>



<p>“Bulamadığımız şeyse yol.”</p>



<p>“Yol yöntem bilmeden yola çıkıyoruz. Pişkin pişkin sırıtan
akıl hocalarından mıyız bilmem. Mentor olmadığım kesin.”</p>



<p>Koçluk daha iyi.</p>



<p>Neden?</p>



<p>Çünkü, bir amaca ulaşmanın tek değildir.</p>



<p>“Haklısın.”</p>



<p>İnsan sayısında yol ve yöntem vardır.</p>



<p>Elindeki sigarayı son kez ağzına götürdü.</p>



<p>Sonra kül tablasına götürerek söndürdü.</p>



<p>Odada şöyle bir dolaştı.</p>



<p>Eline bir kalem aldı.</p>



<p>Yazacak oldu.</p>



<p>Yazamadı.</p>



<p>Yazdıklarını kimse okumayacaktı.</p>



<p>Entelektüel olmanın dayanılmaz hafifliğini hissetti anında.</p>



<p>Aşk nedir diye sordu kendine.</p>



<p>Cevap alamadı.</p>



<p>Aşk, bana sorarsan eksik parçanı bulmaktır.</p>



<p>“Platon ha?”</p>



<p>Evet, Platon bana göre doğru söylemiş.</p>



<p>Eksik olduğumuz taraflarımızı dolduran kişilere bağlanırız.</p>



<p>Onlardan kopmak zor gelir.</p>



<p>Aradığımız o eksik tarafımızdır.</p>



<p>Eksik olan parçamızı bulduğumuzda o kişiye yönelir, tüm
benliğiyle birbirimize bağ kurar, aşık olduğumuzu kendimize itiraf ederiz.</p>



<p>Aşk eksikliğini başkasında bulmaktır.</p>



<p>“Doğru gibi göründü bana.”</p>



<p>“Eksik oldukça başlanıyoruz.”</p>



<p>Bazılarımızın hiç evlenmemesi bu eksiliği görmemeleri.</p>



<p>Tamamlanmamış puzzle gibi insan ruhu ve bedeni.</p>



<p>Eksiklikler tamamlandıkça kendini bulabilirsin.</p>



<p>Kendini tanıdıkça başkalarına da senin var olduğunu
hissettirebilirsin.</p>



<p>Aşk kavramı aslında, yok olmayla benzeşir.</p>



<p>Eksik yanlarını tamamlarken, o kişide yok olur,
bütünleşirsin.</p>



<p>Aşk, Allah’a verildiğinde, eksik yanların da en güzel
şekilde tamamlanır.</p>



<p>Bazı insanların evlenmeme durumu bu yüzdendir.</p>



<p>Allah aşkı ön plandaysa, başka sevgiye ihtiyaç duymaz.</p>



<p>“Çok doğru söyledin.”</p>



<p>“Peki, benim eksik parçam kimde?”</p>



<p>“Bu soruyu kendime her gün soruyorum.”</p>



<p>Kendini keşfettiğinde ve kendini tanıdığında bunu fark
edeceksin.</p>



<p>Benliğindeki eksik yanları doğru kanalize yoluyla doldurmaya
çalış.</p>



<p>Ve kendini tanı.</p>



<p>Pencereyi açtı.</p>



<p>Dışarıdaki güzel havayı içine çekti.</p>



<p>Havayla, suyla, toprakla ve ateşle insan iyileşirdi.</p>



<p>Çünkü, insanın dört unsurla bir bağı vardır.</p>



<p>Havayı içine çeker, suyla yıkanır, toprağa basar, ateşe
bakar.</p>



<p>Ve bunlar insanı iyileştirir.</p>



<p>“Doğru söyledin.”</p>



<p>“Hiç böyle düşünmemiştim.”</p>



<p>İnsan dört elementi içinde barındırır.</p>



<p>Dört elementten de yarar sağlaması bu yüzdendir.</p>



<p>“Keşke yazabilsem.”</p>



<p>“Bunalım doluyum.”</p>



<p>“Yazsam rahatlayacağım.”</p>



<p>Sait Faik aklıma geldi.</p>



<p>“Yazmasaydım çıldıracaktım.”</p>



<p>“Bir yazar yazmazsa çıldırır.”</p>



<p>“Bir spiker konuşmazsa çıldırır.”</p>



<p>“Her mesleğin bir yansımasıdır bu.”</p>



<p>Kalemlerimiz bizim hayatımız boyunca olmalıdır.</p>



<p>Kalem bize emanet.</p>



<p>Kullanmazsan senden kaçar gider.</p>



<p>“Ve insana kalemle yazmayı öğretti.”</p>



<p>Odada şöyle bir dolaştı.</p>



<p>Dışarı çıkmak istemiyordu.</p>



<p>Korkmuyordu.</p>



<p>Ancak dışarı çıkarsa kaybolacağını düşünüyordu.</p>



<p>Tutunamamak, onu mutlu kılıyordu.</p>



<p>Tutunsa dahi değişmeyeceğini biliyordu.</p>



<p>Tutunamamak onun kaderiydi.</p>



<p>“Özledim seni düştüm yollara.” şarkısını mırıldandı.</p>



<p>“Şarkılar senin için önemli.”</p>



<p>Evet, bu konuda birkaç makale yazdım.</p>



<p>Hatta makalem yayımlandı.</p>



<p>“Bu konuda uzmansın anlaşılan.”</p>



<p>Evet, kendimi daha da geliştirmeye gayret gösteriyorum.</p>



<p>Tutunmak için değil.</p>



<p>Tutunamamak için.</p>



<p>Tutunamamak benim kaderim.</p>



<p>Kafatasım bunun için var.</p>



<p>Beynimi kusacağım anı sabırla bekliyorum.</p>



<p>Düşünmek, düşünmek, düşünmek…</p>



<p>Yazmak, yazmak, yazmak…</p>



<p>Sürekli bir sirkülasyon söz konusu.</p>



<p>Düşünürken yazmak, yazarken düşünmek.</p>



<p>Aynı değil mi?</p>



<p>Düşündükçe yazar insan.</p>



<p>Yazar insan düşünür.</p>



<p>Düşünce yazmakla eş değerde.</p>



<p>Derin bir nefes aldı.</p>



<p>“Rahatladım bir an.”</p>



<p>Rahatlatır dememiş miydim?</p>



<p>“Evet, dedin.”</p>



<p>İnsan dört unsurla da rahatlar.</p>



<p>Ne olduğunu söyledik.</p>



<p>&nbsp;Birden eski kız
arkadaşı aklına geldi.</p>



<p>Özlediğini hissetti.</p>



<p>O çok kitap okuyan biriydi.</p>



<p>Entelektüel açıdan ileri seviyedeydi.</p>



<p>Onunla ne güzel tartışmalar yapardı.</p>



<p>Kafede içtiği çayların haddi hesabı yoktu.</p>



<p>Kız, koyu kahve, uzun saçları, badem rengi gözleri, hafif
buğday teniyle gözlerin çevrileceği kadar güzeldi.</p>



<p>Onu ilk gördüğü an, bir kitapçıda gerçekleşti.</p>



<p>Edebi dergilere bakarken, birden onu görmüştü.</p>



<p>Üzerinde siyah boğazlı bir kazak, altındaysa kırmızı kloş
etek, ayakkabı olarak ise siyah bot vardı.</p>



<p>Onunla geçen zamanları unutamadı.</p>



<p>Onu ilk öpüşü, hiç aklından çıkmamıştı.</p>



<p>Hele Kafka okumaları, tartışmaları onun hiç unutamadığı
anlardandı.</p>



<p>Şimdi bir fotoğrafta gizli kaldı aşkı.</p>



<p>Onun parçaları tamamlanmamıştı.</p>



<p>Yeni aşkı bekliyor ancak doğru kişiyi bulmaktan korkuyordu.</p>



<p>Çünkü hayatı, bir kahve çekirdeği ve sigara dumanında
saklıydı.</p>



<p>Tutunamayan insan, doğru insanı bulduğunda ne yapardı?</p>



<p>Kaçar mıydı?</p>



<p>Yoksa peşinden koşar mıydı?</p>



<p>Bunu hiçbir zaman bilemeyecekti.</p>



<p>Kitaplar arasında dolaşırken, birden gözüne Kafka’nın
Dönüşüm’ü gözüne takıldı.</p>



<p>Kafka onun için çok şey ifade ediyordu.</p>



<p>Halk içinde bir böcek kadar değeri yoktu.</p>



<p>Yazamıyordu.</p>



<p>Yazsaydı belki bir böcekten insana dönüşecekti.</p>



<p>Jane Austen’ın Emma kitabı gözüne çarptı.</p>



<p>Emma gururlu bir insandı ve doğru insanı bulmuştu.</p>



<p>Peki, onun için doğru insan kimdi?</p>



<p>Tamamlanmamış puzzle önünde bekliyordu.</p>



<p>Eski kız arkadaşını hatırlasa da, onun doğru insan
olmadığını düşünüyordu.</p>



<p>Emma doğru insanı bulmuştu.</p>



<p>Peki ya kendisi?</p>



<p>Daha dışarı bile çıkamıyordu.</p>



<p>Aşk onun için kahve ve sigaraydı.</p>



<p>Ve itaplar arasında geçen ömrü, onu bu bağımlılığa götürdü.</p>



<p>Kahve ve sigara boşluğunu doldurmuştu.</p>



<p>Herkesin bir bağımlılığı vardı.</p>



<p>Onun için kahve ve sigarayken, benim içinse yazmaktı.</p>



<p>“Beni çok güzel tanıttın. Teşekkür ederim.”</p>



<p>“Beni artık sigara bağımlısı olarak tanıyorlar.”</p>



<p>Gülümsedim.</p>



<p>Doğru değil mi?</p>



<p>“Doğru ama eksik.”</p>



<p>“Eskiden yazardım. Şimdi ise sadece okuyorum.”</p>



<p>Eline bir sigara daha aldı.</p>



<p>Yakmak için çakmağını kullandı.</p>



<p>Ağzına götürmeye başladı.</p>



<p>Pencereden bakarken telefonla konuşan bir kadın ve ardından
bir köpek geçti.</p>



<p>Konuşmalarına dikkat etmedi.</p>



<p>Ne söylediğine bakmaz, nasıl söylediğine bakardı.</p>



<p>Kişisel gelişim kitaplarına karşıydı.</p>



<p>Aslında gelişim denilen şey kişisel gelişim programlarıyla
değil, problem çözme ve iletişim yöntemleriyle çözülebilirdi.</p>



<p>Kahve ve sigara onun günün yarısını teşkil etmekteydi.</p>



<p>Diğer yarısı ise kitaplar ve uykuydu.</p>



<p>Günde yedi saat uyumayı adet haline getirirdi.</p>



<p>Daha sonraki beş saati okumakla geçerdi.</p>



<p>Daha sonra o kitaplardan not alıp bunları yazmak üzere
saklardı.</p>



<p>Ancak söylediğim gibi, yazamıyordu.</p>



<p>Belki tüm çılgınlığının sebebi buydu.</p>



<p>Gazetede yazdığı yazıları büyük bir özenle saklamıştı.</p>



<p>Şimdi yazabilseydi yazacaktı.</p>



<p>Aslında çok doluydu. </p>



<p>Anlatacak çok şeyi vardı.</p>



<p>Her şey eski arkadaşının resminde saklıydı.</p>



<p>Anlatabilse anlatacaktı.</p>



<p>Fakat yazamadı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/portre-2-bolum/">Portre 2. Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/portre-2-bolum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17705</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mutlu Olmak İçin Neden</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mutlu-olmak-icin-neden/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mutlu-olmak-icin-neden/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 12 Apr 2019 04:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17577</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ben hiçbir zaman ünlü biri olmayı istemeyecek biriyim. Hep sıradan bir yazar olmak istedim. Adı bilinmeyen, okunmayan… Sadece mutlu olmak istedim. Sonsuzluğa ulaşmak istedim. İyliklerle… Küçük iyiliklerle var olmak… Küçük taşları bir kaba koyup kabı dolduran bir insan… Adı bilinmeyen biri olmak istedim. Kimsenin bilmediği biri… İnsanlardan bir insan olmak her zaman daha iyi olur [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mutlu-olmak-icin-neden/">Mutlu Olmak İçin Neden</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Ben hiçbir zaman ünlü biri olmayı istemeyecek biriyim.</p>



<p>Hep sıradan bir yazar olmak istedim.</p>



<p>Adı bilinmeyen, okunmayan…</p>



<p>Sadece mutlu olmak istedim.</p>



<p>Sonsuzluğa ulaşmak istedim.</p>



<p>İyliklerle…</p>



<p>Küçük iyiliklerle var olmak…</p>



<p>Küçük taşları bir kaba koyup kabı dolduran bir insan…</p>



<p>Adı bilinmeyen biri olmak istedim.</p>



<p>Kimsenin bilmediği biri…</p>



<p>İnsanlardan bir insan olmak her zaman daha iyi olur diye
düşündüm.</p>



<p>Akademisyenlik de önemli olmak demekti.</p>



<p>Akademisyenlik benim için hep önemli oldu.</p>



<p>Çalışmalarım da…</p>



<p>Çalışmalarımı hep bilim için yapmak istedim.</p>



<p>Çalışmalarımla bilinmek istedim. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mutlu-olmak-icin-neden/">Mutlu Olmak İçin Neden</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mutlu-olmak-icin-neden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17577</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bu Öyküyle Ne Anlatmak İstedim 1: İnsomnia’nın Saati</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bu-oykuyle-ne-anlatmak-istedim-1-insomnianin-saati/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bu-oykuyle-ne-anlatmak-istedim-1-insomnianin-saati/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 17 Mar 2019 04:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyattan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17306</guid>
				<description><![CDATA[<p>00:27 Aslında bir adam vardır sokakta. Dolaşıp durmaktadır. Pencereden bakarken gördüğümüz yüz kendi yüzümüzdür. Aslında şu saatte her şey belirgindir. Yani, aslında ilk saatlerde her şey normaldir. Çünkü, varoluşu sorgulayan insanın sorgulamanın başlangıcında he şeyi normal olarak algılaması söz konusudur. Aslında her şey vardır. Varlığın farkındalık söz konusudur. Gecenin ilk saatleri de bunu göstermektedir. Varlık,&#160; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bu-oykuyle-ne-anlatmak-istedim-1-insomnianin-saati/">Bu Öyküyle Ne Anlatmak İstedim 1: İnsomnia’nın Saati</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>00:27</p>



<p>Aslında bir adam vardır sokakta. Dolaşıp durmaktadır.
Pencereden bakarken gördüğümüz yüz kendi yüzümüzdür. Aslında şu saatte her şey
belirgindir. Yani, aslında ilk saatlerde her şey normaldir. Çünkü, varoluşu
sorgulayan insanın sorgulamanın başlangıcında he şeyi normal olarak algılaması
söz konusudur. Aslında her şey vardır. Varlığın farkındalık söz konusudur.
Gecenin ilk saatleri de bunu göstermektedir. Varlık,&nbsp; başlangıçta kendi bedeninde var olmaktan
ibarettir. Maddesel bir varlıktır. </p>



<p>01:48</p>



<p>.Kahve ve mazoşist ruh birbiriyle korelasyon halinde
görülmektedir. Kahve içen bir insan uyumaz ve sorgulamaya başlar. Düşünmek
aslında uykusuzlukla ilintilidir. </p>



<p>Ganj nehri de aslında arınmanın bir ifadesidir. Arınmak için
yanmak gereklidir. Budist inanışına göre insan aslında necis bir varlıktır.
Kan, irin vs. gibi pis şeylerin olduğu bir bedenden söz ediyoruz. Arınmak
içinse yakılarak kül haline dönmek gereklidir. O küller de Ganj nehrinde
savrularak arınır. Dört unsurda arındırma özelliği vardır. Su, ateş, hava, toprak
temizleyici özellikte unsurlardır. Ateş de bunlardan biridir. Aslında cehennem
ateşi de arındırıcı bir özelliğe sahiptir. Günah işleyen bir insanın cehennemde
yanması demek aslında arınarak cennete girmesi demektir. Cennete ancak temiz
olanlar girer. Cennete girmek için de arınmak gereklidir. Hiç olmak demek
aslında arınarak gerçek benliğine kavuşmak demektir.</p>



<p>02:53</p>



<p>Kahveden geriye kalan tek şey özüdür. Bu aslında benlik
dediğimiz ruhun bedenden sıyrıldığımızda ortaya çıkacağını anlatmaktadır. Ruh
aslında suyla karışmış kahve gibi çamura batmıştır. Ancak bedenden
sıyrıldığımızda ruh kendi benliğine ve arınmışlığına kavuşur.</p>



<p>Bach şahsen en sevdiğim müzisyenlerden. Plağını pikaba
yerleştirerek dinlerken müzik hocasını hatırlaması aslında gerçek ile hayal
arasındaki ayrımın ne kadar net olduğunu göstermektedir. Müzik hocası gerçektir
ancak öykü dediğimiz şey kurgudur. Gerçekçi ögelerle buluşturulduğunda sanat
dediğimiz olgu ortaya çıkar.</p>



<p>03:33</p>



<p>Lisede iş yerinde beyaz gömlekler giymek aslında normal bir
şeydir. Ancak şahsen bunu deli gömleği giymekle eşdeğer buluyorum. Herkes aynı
olmak zorunda değildir. Farklılıklarımız bizi değerli kılar. Fabrikasyon olmak
aslında belli standartlar dahilinde yaşamamızı, aynı şeyi söylemek zorunda
kalmamızı ve özgürlük dediğimiz yaşam biçiminin sınırlandırılmışlığı içinde
kaybolmak ve tekdüze ve sıradan olmakla eşdeğerdir. Mantıksal olanla tekdüze
arasında bir fark vardır. Mantıksal olarak doğru olanla felsefi açıdan doğru
olmak arasında büyük bir fark vardır. Aslında aynı düşünmek zorunda değiliz.
Ancak saygı duymak zorundayız. Her gün aynı gömleği giymekle deli gömleği
giymek arasında bir fark yoktur. Çünkü aslında insan aklı şahsına münhasır
olduğunda yerindedir. Karakter dediğimiz olgu da budur. Değişim karakterde
olmaz ancak beyin değişebilen bir şeydir. Her gün aynı kıyafeti giyen birisi
için monotonluk aslında farklı düşünmemeye hayata at gözlüğü ile bakmaya
benzer. Aslında&nbsp; “İşte yaftalamak buna
derler!” Bu sözün öncesinde herkes tek bir ustadan çıkmış gömlek gibi olması
demek aslında Allah’ın yarattığı varlıklar olduğumuz anlamına geliyor. Standart
değiliz hiçbirimiz. Her birimizin bedeni ayrı ayrı. Parmak izimiz gibi. Herkesi
aynı görmek aslında yaftalamak demektir.</p>



<p>04:15</p>



<p>Uyku ilacı kullanması gerekmektedir. Saat 4’e gelmiş ancak
uyuyamamıştır.</p>



<p>05:05</p>



<p>“Hiçlik bir dipsiz kuyu gibidir, sonunu göremezsin!”</p>



<p>Aslında insan denilen varlık Tanrı karşısında hiç olduğunun
bilincinde olursa yeniden doğar. Hiçlik denizinde boğulmak demek aslında yok
olduğunun hiçbir şeyinin olmadığının ve aczinin bilincinde olduğunu
düşünebilmektir.</p>



<p>06:00</p>



<p>Artık uykusuzluktan zihni yorulan insan saçma sorular
sormaya başlar. Aslında absürdizmle bu durumu açıklayabiliriz. Varlığımızın
saçma olduğunu savunan bir görüştür. Saçma olan hayatın kendisidir. </p>



<p>06:30</p>



<p>Saatin durması ancak sabahın da gelmesiyle bilinçte uyanma
gerçekleşir. Aslında absürt olan şey saatin geç olmasıyla zihnin
bulanıklaşmasıdır. Vakit geç olmuştur ve insan bunun bilincine vardığında
uykusuzluktan saçmalamaya başlamıştır. Ancak hayatın kendisi saçmadır.
Varoluşçuların en sonunda ulaştığı nokta hayatın kendisinin saçma olduğudur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bu-oykuyle-ne-anlatmak-istedim-1-insomnianin-saati/">Bu Öyküyle Ne Anlatmak İstedim 1: İnsomnia’nın Saati</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bu-oykuyle-ne-anlatmak-istedim-1-insomnianin-saati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17306</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Portre 1. Bölüm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/portre-1-bolum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/portre-1-bolum/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 12 Mar 2019 05:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17242</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yataktan kalktı. Şeker haplarını almak şifonyere uzandı. Bir adet hap çıkarıp kutusundan, geri yerine bıraktı. Ağzına aldı. Bir bardak suyla beraber yuttu. Çeşitli işlere girip çıkmıştı. Hiçbir işinde tutunamamıştı.&#160; Ama yılmamıştı. “Ölene kadar devam.” Dedi. Ölmeyi çok istiyordu aslında. Ölüm onun için yeniden doğuş gibiydi. Yanağında bir leke vardı.&#160; Gözleri çekik, burnu kalkık, kulakları kepçeydi. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/portre-1-bolum/">Portre 1. Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Yataktan kalktı. Şeker haplarını almak şifonyere uzandı. Bir
adet hap çıkarıp kutusundan, geri yerine bıraktı. Ağzına aldı. Bir bardak suyla
beraber yuttu. </p>



<p>Çeşitli işlere girip çıkmıştı. Hiçbir işinde
tutunamamıştı.&nbsp; Ama yılmamıştı. </p>



<p>“Ölene kadar devam.” Dedi.</p>



<p>Ölmeyi çok istiyordu aslında. </p>



<p>Ölüm onun için yeniden doğuş gibiydi.</p>



<p>Yanağında bir leke vardı.&nbsp;
Gözleri çekik, burnu kalkık, kulakları kepçeydi.</p>



<p>Bir masaldı onun isteği.</p>



<p>Dünyaya “Ben küçük prensim aslında. “ mesajı vermek istedi.
Yapamadı.</p>



<p>Yapamazdı. </p>



<p>Çünkü değildi.</p>



<p>Tutunamayanlar’ı ilk okumaya başladığında kendisiyle
yüzleşiyordu aslında.</p>



<p>Turgut Özben kendisiydi.</p>



<p>Özbenliğinden kusmuştu zihnindeki soruları.</p>



<p>Çepeçevre saran duygusuz, tatminkar nefretleri.</p>



<p>Bir buluttu dünya aslında.</p>



<p>“Biz onun molekülleriyiz.” </p>



<p>Her bir molekül bozulduğunda birbirinden etkilenirdi.</p>



<p>O da, öyleydi.</p>



<p>Bozuk paranın değerini kaybettiği o anlamsız duygulara
sürüklendiği anda yaşantısını çözecekti.</p>



<p>Bozuk para, bozuktu. </p>



<p>Para kavramı bozuktu ona göre.</p>



<p>“Bir kağıt parçasından ne bekler ki insan!”</p>



<p>Soluksuz gezen anılarla oynaşan dalgaların tutkulu duygu
mahremiyetinden korkakçasına savuşturdu her şeyi.</p>



<p>Sayıkladı her cümleyi.</p>



<p>“Bozuk para.”</p>



<p>Paraya tapanların casusluğundan bıkmışçasına fırlattı attı
telefonunu.</p>



<p>Telefon kırıldı.</p>



<p>Paraya ölesiye bağlananların sapkın tavırlarından değildi
onunkisi.</p>



<p>Depresif miydi?</p>



<p>Değildi.</p>



<p>Hasta mıydı?</p>



<p>Değildi.</p>



<p>Ateşi var mıydı?</p>



<p>“Bu soruya çakmak ister misin diye cevap vereyim.”</p>



<p>Ateşi vardı.</p>



<p>Hem de çok.</p>



<p>Sokak köpeklerinin havlama sesi duyuldu dışarıdan.</p>



<p>“Hav hav.”</p>



<p>“Efendim?”</p>



<p>“Hav hav.”</p>



<p>Anladın mı?</p>



<p>Bir kahve içmek için odadan çıktı. </p>



<p>2’si 1 arada olan kahveden bir adet aldı.</p>



<p>Su ısıtıcıyı açtı. </p>



<p>Suyu kaynatıp kahvenin üzerine dökerek bir güzel karıştırdı.</p>



<p>Kahveyi çok severdi.</p>



<p>“Kahvesiz olur mu?”</p>



<p>Duydunuz zilin sesini.</p>



<p>Evet, kahveye bayılırdı.</p>



<p>Günde 2-3 bardak muhakkak içerdi.</p>



<p>Kahvesini yudumlarken kitabını eline aldı.</p>



<p>Okumaya başladı.</p>



<p>Malcolm X’in bir sözüne denk geldi:</p>



<p>“Bugünün hızlı dünyasında tefekküre ya da derin düşünceye
yer yok. Bir mahkumun iyiye kullanabileceği bol vakti oluyor. Bir insanın
düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, bana sorulursa,
üniversitelerden sonra, hapishanedir. İnsan, teşvik edilirse hapishanede
hayatını değiştirebilir.”</p>



<p>Çok doğru değil mi?</p>



<p>Biz, hepimiz düşünce mahkumuyuz aslında.</p>



<p>Düşünmemekten bu hale geliyoruz.</p>



<p>Dışarıdan bir müzik sesi geldi.</p>



<p>“Dikkatin mi dağıldı?”</p>



<p>Hayır, sen devam et.</p>



<p>Elinden kitabı usulca bıraktı. </p>



<p>Kahvesinden son yudumu aldı.</p>



<p>Radyoyu açmak istedi. </p>



<p>Yöneldi.</p>



<p>Ama vazgeçti.</p>



<p>Her gün yürümeyi adet haline getirmişti.</p>



<p>Koşu bandına yöneldi.</p>



<p>Yarım saat yürüdü.</p>



<p>Sonra eline tekrar kitabı aldı.</p>



<p>“Filoloji, gerçekten esaslı bir ilim, nerede karşısına
çıkarsa çıksın bir kelimenin nasıl tanınacağından söz ediyor.”</p>



<p>Ne güzel söylemiş Malcolm X.</p>



<p>“Dilcisin ya, ondan sana güzel geliyordur.”</p>



<p>Aynen öyle.</p>



<p>“Dil olmasa n’apardın?”</p>



<p>Ne mi yapardım?</p>



<p>Kendime başka bir uğraş bulurdum.</p>



<p>Ancak dilden de vazgeçemem.</p>



<p>Dil, benim bir tutkum.</p>



<p>“Seni bu dil tutkunla baş başa bırakayım mı?</p>



<p>Hayır, henüz değil.</p>



<p>Sana çok ihtiyacım var şu anda.</p>



<p>“Pekala.”</p>



<p>Üzerine bir t-shirt giyip dışarı çıktı.</p>



<p>“Şöyle bir yürüyeyim.”</p>



<p>Bence de, bir iki insan görürsün. Yabaniliğin gider.</p>



<p>“Sen de çok kabasın.”</p>



<p>Sen de.</p>



<p>Hadi birbirimizi itham edelim.</p>



<p>“Sen.”</p>



<p>Sen.</p>



<p>Sen dili böyle kullanılınca garip oluyor.</p>



<p>“Haklısın, ne o çocuk gibi.”</p>



<p>Yürümeye başladı.</p>



<p>Adımları korkak ve gergindi.</p>



<p>Uzun zamandır dışarı çıkmıyordu. </p>



<p>Birkaç adım attı. </p>



<p>“Yapamayacağım.” dedi ve içeri girdi.</p>



<p>“Aradığım her şey aslında evde.”</p>



<p>Çıkamıyorsun değil mi?</p>



<p>“Evet.”</p>



<p>Biz de nedenini araştırıyoruz zaten.</p>



<p>“Farkındayım.”</p>



<p>Eve girdi.</p>



<p>Eşyaları talan etti.</p>



<p>Günlüğünü arıyordu.</p>



<p>Ancak bulamadı.</p>



<p>Tüm çekmeceleri karıştırdı.</p>



<p>Her yere baktı.</p>



<p>Günlü ortada yoktu.</p>



<p>Sokakta bir çöp arabası geçti.</p>



<p>Aklına bir akıl hastasının yazdığı “Kör olası çöpçüler aşkımı
süpürmüşler” şarkısı geldi.</p>



<p>Akıl hastası tabi yerinde miydi acaba?</p>



<p>İnsanı böyle etkileyen şaheserleri yazanlara deli denir
miydi?</p>



<p>Biz hepimiz bir delinin paltosundan çıktık.</p>



<p>O deli de Petro değildi.</p>



<p>Bir masal yazmak istedi önce.</p>



<p>Sonra sildi.</p>



<p>Bir kahve daha mı isterdi acaba?</p>



<p>“Hayır, zaten iki tane içtim. Bir tane daha içersem
uyuyamam.”</p>



<p>Her şey iki dudağının arasında gizliydi.</p>



<p>Düşünceler gemisi kıyıya vardı. İnecek var.</p>



<p>“Ne oldu ki şimdi?”</p>



<p>Düşünceli gördüm seni.</p>



<p>“Teşekkür ederim.”</p>



<p>Bir aydına söylenilecek söz “Düşünceli gördüm seni.”dir.</p>



<p>Neden mi?</p>



<p>Onlar fikir işçileridir.</p>



<p>Yazmak da benim tutkum.</p>



<p>“Hemen de kendine pay çıkardın.”</p>



<p>Olsun o kadar. Senin hayatını yazıyorum şurada.</p>



<p>Günlüğünü aramıştı. </p>



<p>Ancak bulamamıştı.</p>



<p>Şimdi de aklına ne mi geldi?</p>



<p>Tabi ki, Türkçe Sözlük.</p>



<p>Lugata pehlivanlık sökmez.</p>



<p>“Bakıyorum hocalarından sözler çalıyorsun.”</p>



<p>Evet, olsun o kadar.</p>



<p>“Aynı sözler hep.”</p>



<p>N’apalım bizim de lugatımz böyle.</p>



<p>“Şimdi de kahve ağzıyla konuşmaya başladın.</p>



<p>Hükümet kurar, yıkarız.</p>



<p>Türk değil miyiz?</p>



<p>İki Türk bir araya gelse devlet kurar.</p>



<p>“Haklısın.”</p>



<p>Sözlükten birkaç kelimeye baktı.</p>



<p>Açımsama kelimesi dikkatini çekti.</p>



<p>Anlamı şerh yani açıklamak.</p>



<p>Sözcüğü beğendi ve kelime dağarcığına kattı.</p>



<p>Yukarıdan bir uçak geçti.</p>



<p>Onun sesiyle irkildi.</p>



<p>Havaalanına yakın bir yerde oturuyordu.</p>



<p>İşlek bir cadde gibiydi evi.</p>



<p>Gürültüler, araba sesleri, kornalar, geçen uçaklar…</p>



<p>Onlar arasında bir de ben.</p>



<p>“Evet, sen.”</p>



<p>Bliyorum, benden rahatsız oluyorsun ama ne yapalım?</p>



<p>Meslek icabı.</p>



<p>“Haklısın, ancak ne zaman emekli olacağını merak ediyorum.”</p>



<p>Emekli olmayacağım, yazmaya devam.</p>



<p>“Aferin öyleyse sana.”</p>



<p>Mutfağa girdi. </p>



<p>Buzdolabını açtı. </p>



<p>Bir iki lokma ağzına attı.</p>



<p>Sonra odaya döndü.</p>



<p>Gazeteyi eline aldı. </p>



<p>Okumadan başka bir yere koydu.</p>



<p>Oydu.</p>



<p>Aradığı her şey evindeydi.</p>



<p>Yalnızlık, dert, sıkıntı mı dersin, iş mi dersin.</p>



<p>Her şey aslından evindeydi.</p>



<p>Belalı bir aşık liseye dadanır ya. Bizimkisi o hesap.</p>



<p>“Kahve ağzına döndün yine.”</p>



<p>Olsun be güzelim.</p>



<p>Olsun.</p>



<p>Don Kişot’un yerinde olmayı çok isterdi.</p>



<p>Hayallere dalıp yel değirmenlerine saldırmayı.</p>



<p>Çok okuyup kendinden geçmeyi.</p>



<p>Okuyup okuyup hikayeler uydurmayı.</p>



<p>Ancak yazamazdı.</p>



<p>Eline kalemi aldı.</p>



<p>Yazmaya koyuldu.</p>



<p>Ancak yazamadı.</p>



<p>Yazsa rahatlayacaktı.</p>



<p>Yazsa her şey daha açımsanabilir olacaktı.</p>



<p>Yazmak önceleri onun için bir tutkuydu, benim gibi.</p>



<p>Ancak sonraları bıraktı azmayı.</p>



<p>Nefret etti ondan.</p>



<p>Kendini okumaya verdi.</p>



<p>Varoluşçuluk’tan kim varsa hepsini okuyup bitirmişti.</p>



<p>Artık uzman sayılabilirdi.</p>



<p>Açımsamayı düşündüğü ne varsa dökebilecekti.</p>



<p>Ancak yapamadı.</p>



<p>Yazamadı.</p>



<p>Yazdıkları onun kaybolacaktı.</p>



<p>Onu yok edecek, halkın diline pelesenk olmuş gibi duygusuz
öksürüklere kurban giden koyunlar gibi uluyan köpeklere sığınan sığıntı
psikolojisine girmiş bir hayvan gibi hissetti kendini.</p>



<p>Yazdıklarını unutmayı denedi bu sefer.</p>



<p>Yapamadı.</p>



<p>Her tarafı ağrıyordu.</p>



<p>Uyuyabilse uyuyacaktı.</p>



<p>Ancak yazmak istiyordu.</p>



<p>Anlatmak.</p>



<p>Tüm duygularını kağıda dökmek istiyordu.</p>



<p>Yapamadı.</p>



<p>Her şey silikti.</p>



<p>Duygular, eşyalar…</p>



<p>Uykusuzdu tıpkı Seatle’daki Uykusuz filmindeki gibi.</p>



<p>İzlemediysen tavsiye ederim.</p>



<p>“Sağolasın. Ama uygun bir halde değilim.</p>



<p>Uyumak istiyorum sadece uyumak.”</p>



<p>Haklısın. Seni çok yordum bu aralar.</p>



<p>“Haklı mıyım? </p>



<p>Ölüyorum yorgunluktan.”</p>



<p>Uyu öyleyse serbest bıraktım seni.</p>



<p>İyi geceler sana dostum.</p>



<p>“Sana da.”</p>



<p>Şeker gibi rüyalar.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/portre-1-bolum/">Portre 1. Bölüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/portre-1-bolum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17242</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Murathan Mungan’nın Divan-ı Harp Şiirleri Üzerine Bir Deneme</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/murathan-mungannin-divan-i-harp-siirleri-uzerine-bir-deneme/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/murathan-mungannin-divan-i-harp-siirleri-uzerine-bir-deneme/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 09 Mar 2019 05:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17238</guid>
				<description><![CDATA[<p>Murathan Mungan’ın şiirlerinde sürgün göze çarpmaktadır. Göç aslında zorunlu olarak gerçekleştirilen eylemdir. Ancak asıl vatan hep gönüllerde yer etmektedir. “Ey tarih! &#160;Ey zaman! &#160;Kim kimi kimin &#160;Toprağından &#160;Sürerken &#160;Kim kimi kimin &#160;Toprağına &#160;Kabul ediyor?” ( 10 Nisan 1991) Doğu ile batı arasındaki sınır aslında zaman tarafından yok edilebilir ve doğu ve batı aslında olgusal analizlerle [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/murathan-mungannin-divan-i-harp-siirleri-uzerine-bir-deneme/">Murathan Mungan’nın Divan-ı Harp Şiirleri Üzerine Bir Deneme</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Murathan Mungan’ın şiirlerinde sürgün göze çarpmaktadır. Göç
aslında zorunlu olarak gerçekleştirilen eylemdir. Ancak asıl vatan hep
gönüllerde yer etmektedir.</p>



<p>“Ey tarih!</p>



<p>&nbsp;Ey zaman!</p>



<p>&nbsp;Kim kimi kimin</p>



<p>&nbsp;Toprağından</p>



<p>&nbsp;Sürerken</p>



<p>&nbsp;Kim kimi kimin </p>



<p>&nbsp;Toprağına</p>



<p>&nbsp;Kabul ediyor?” ( 10
Nisan 1991)</p>



<p>Doğu ile batı arasındaki sınır aslında zaman tarafından yok
edilebilir ve doğu ve batı aslında olgusal analizlerle tespit edildiği üzere
farklı durumlar arz eder. Doğu ile batı arasındaki sosyolojik farkı zaman
kapatacaktır. Değişim aslında tarihsel süreç içerisinde gerçekleşen bir
olgudur. Toplumsal değişim sürekli olduğundan dolayı arasındaki farkı zaman
içerisinde kapatacaktır. Aristo mantığıyla çözümlediğimizde doğu ve batı daima
farklılık arz edecektir. Bu ince çizgi kültürel farklılık boyutuyla değil,
coğrafi farklılık dolayısıyla ölçümlenecektir.</p>



<p>“doğu doğudur</p>



<p>&nbsp;Batı da batı</p>



<p>&nbsp;Zaman kapatana dek
aradaki farkı” (2001)</p>



<p>İnsan aslında öldürdüklerinin hatırında kalmasıyla yaşar ve
ölür. Bu anıyla beraber zihinde ölüm gerçekleşir. Ancak zihin mucizelerle
doludur. Her ölüm aslında doğumdur. Zıtlıklar dünyasında yaşıyoruz. Ölüm
doğumla birlikte yer almaktadır. Örneğin bir dedenin ölümünün sabahında bir kız
çocuğunun dünyaya gelmesi gibi. Aslında şiirde anlatılan, bir insan öldürürse o
kişiyle birlikte ölür. Çünkü insan güzelliklerle dolu olduğunda insandır. Ancak
ölümle birlikte doğumun da olacağı aşikardır. Doğum için de yeniden doğmak
gereklidir. Unutmayalım ki, yeniden dirilmek için de ölmek gerekir.</p>



<p>“bir zamanlar öldürdüklerimizin</p>



<p>&nbsp;Hatırasıyla ölürüz</p>



<p>&nbsp;Onlarla birlikte
yeniden gömülürüz” (1999)</p>



<p>Doğuda yıldızlar daha belirgin olur. Işık yılı uzaklıktaki
yıldızların ışıması bizim doğuyu hatırlamamızdır. Cemil Meriç’e yoldaki bir
gencin doğuyu aşılaması üzerine Cemil Meriç’in doğuya dönme çabası gibidir.
Aslında güneş doğudan doğar, ancak batıdan da doğar, Ümit Meriç’in belirttiği
üzere. Aslında medeniyetin kaynağı coğrafyadır, şehirdir. Şehirleşme ve
yerleşme olmadan bir yerde medeniyet inşa edilemez. Medeniyet Medine’den yani
“şehir”den gelir. Şehrin göğünü yitirdiğinde yani mutluluğu kaybettiğinde bile
o şehrin büyüleyici güzelliğinde kaybolmaktadır şair. Doğu ve batı arasındaki
farkı ön plana getirmektedir. Doğu göğünü kaybettiğinde ancak güzelliği dikkati
celb eder. Çünkü doğu medeniyeti geçmişte en görkemli yıllarını yaşamış ve
tarihe değerli eserler bırakmıştır. Doğu medeniyeti artık gücünü yitirmiş,
güneş batı medeniyetinde doğmaya başlamıştır. Doğu her ne kadar ufkunu yitirse
de doğal ve tarihi yapıların güzelliğini koruduğu gözlemlenmektedir.
Yıldızların ışıması da doğunun güzelliğinin hatırlanması sonucu ortaya
çıkacaktır. Çünkü zaten güneş artık batıdan doğmaktadır.</p>



<p>“göğünü yitiren doğunun kefeninde yirmi bin yıldız</p>



<p>&nbsp;Işır ışık yıllarında
biz hatırladıkça”</p>



<p>Aslında gülümsemelerle dolu çocukluğun ardından geriye
baktığında içindeki çocuk birden gülümsemez olur. Üzüntülü bir yüze bürünür.
Şair o çocuğa sorar, “Sana ne oldu böyle?”</p>



<p>&nbsp;“Çocuk gülüşlerinden
ışık alan eski kartpostallardan tanıdığım çocuk,</p>



<p>Sana ne oldu böyle?”(2015)</p>



<p>Sonuç olarak, Murathan Mungan’ın Divan-ı Harp şiirlerinde
insan vatan korelasyonu incelendiğinde kültürel farklılık kombinasyonu
sağlanması için zaman mefhumu ön plana çıkar. Aynı zamanda çocuk coğrafi konum
itibariyle incelenmektedir. Doğum ölüm mefhumunda ise her doğumun ölümle ortaya
çıkması, yok ediciliğin de yok olmayla bağlantılı olduğu söz konusu olmakla
beraber, Murathan Mungan şiirleri hakkında detaylı çalışmaların yapılmasının
daha verimli sonuçlara ulaştıracağı kanaatindeyim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/murathan-mungannin-divan-i-harp-siirleri-uzerine-bir-deneme/">Murathan Mungan’nın Divan-ı Harp Şiirleri Üzerine Bir Deneme</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/murathan-mungannin-divan-i-harp-siirleri-uzerine-bir-deneme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17238</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eş’ar-ı Dil-ara</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/esar-i-dil-ara/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/esar-i-dil-ara/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 03 Mar 2019 05:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17169</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gül tohumları neşv ü neva Aşüfte bülbüller müptela İbtida olacak bu&#160; bahara Artık her şey nümayan Özgürdür aynımda eşk Musikidir kalbindeki meşk Derttir bir ademlik hayat Düşmektedir her an hayat Azizdir sanki hayatta ağlayan Ben değilim aslında çağlayan</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/esar-i-dil-ara/">Eş’ar-ı Dil-ara</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Gül tohumları neşv ü neva</p>



<p>Aşüfte bülbüller müptela</p>



<p>İbtida olacak bu&nbsp;
bahara</p>



<p>Artık her şey nümayan</p>



<p>Özgürdür aynımda eşk</p>



<p>Musikidir kalbindeki meşk</p>



<p>Derttir bir ademlik hayat</p>



<p>Düşmektedir her an hayat</p>



<p>Azizdir sanki hayatta ağlayan</p>



<p>Ben değilim aslında çağlayan</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/esar-i-dil-ara/">Eş’ar-ı Dil-ara</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/esar-i-dil-ara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17169</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Refik Halid Karay’ın &#8216;Kirpinin Dedikleri&#8217; Kitabında Alay</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/refik-halid-karayin-kirpinin-dedikleri-kitabinda-alay/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/refik-halid-karayin-kirpinin-dedikleri-kitabinda-alay/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 19 Feb 2019 05:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17001</guid>
				<description><![CDATA[<p>Alay, toplum ve ya bireyin aksaklığıyla dalga geçmektir. Refik Halid Karay Kirpi adıyla toplumdaki aksaklıklarla alay etmektedir. Kirpinin Dedikleri kitabı da mizah ve ironi kullanımıyla önemli bir kitabıdır. Bu çalışmamızda, Kirpinin Dedikleri alay içermesi açısından incelenecektir. “Bir zamanlar insanlar bir parçacık ironiyle servet kazanır, [1]aynı ironi kişinin diğer tüm zayıflıklarını kapatır ve dünyada onurlu bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/refik-halid-karayin-kirpinin-dedikleri-kitabinda-alay/">Refik Halid Karay’ın &#8216;Kirpinin Dedikleri&#8217; Kitabında Alay</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Alay, toplum ve ya bireyin aksaklığıyla dalga geçmektir.
Refik Halid Karay Kirpi adıyla toplumdaki aksaklıklarla alay etmektedir.
Kirpinin Dedikleri kitabı da mizah ve ironi kullanımıyla önemli bir kitabıdır.
Bu çalışmamızda, Kirpinin Dedikleri alay içermesi açısından incelenecektir.</p>



<p>“Bir zamanlar insanlar bir parçacık ironiyle servet kazanır,
<a href="#_ftn1">[1]</a>aynı
ironi kişinin diğer tüm zayıflıklarını kapatır ve dünyada onurlu bir kişi
olarak yaşamasını sağlardı.” </p>



<ol><li>Siyasilerle Alay</li></ol>



<p>Bilmece, Bildirmece yazısında Refik Halid, ve etrafındakiler
teker teker bilmeceler sorar, etrafındakiler hep bir ağızdan cevap verirler.
Sonra kime benzediklerini sorar. “Küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk”
bilmecesine Maliye Nazırına benzetirler. “Yer altında babam başı” bilmecesine
“Maarif!” diye cevap verirler. “Ağzı var, dili yok, nefesi var, canı yok;
derisi var, kanı yok!” bilmecesine “Sultan Abdülhamid!” diye cevap verir.
”Alçacık dal, yemesi bal!” bilmecesine “Ayan tahsisatı!” diye cevap verirler.
“Bir oğlum var, yüzü deriden, kulakları demirden, şunu bilir ve benzetirseniz
size aferin…” bilmecesine “Def!” diye cevap verirler. Daha sonra “Bunu
anlamayacak ne var? Kabineyi!” derler. </p>



<p>Birinci Nüshanın Meşhur Simaları yazısında “O gün ‘servet-i
Fünun’un alt katı kalabalıktan bir ada vauru güvertesine dönmüş; sigara
dumanından canlar köy kahvesi gibi işlenmiş, sıcaktan hokkalarda mürekkepler
kahve telvesi halinde kurumuştu. Pek erkenden yarıyı bulan paketlere ‘Mai
mukaddes’ çanakları gibi, temiz, kirli hayli eller uzanmış ve hasta, sağlam
birçok ciğerler, tüter sobalar gibi dumanlarla boğuştuktan sonra başka menfez
bulamayarak onları tekrar geriye fışkırmıştı. Şimdi havada, herkesin ta
içerlerine sokulan bulutlar birbirleriyle karışıp etrafta imtizaç hasıl ederken
davetliler eazımın vüruduna, nutukların suduruna intizaren ‘Vakfergiri
tahayyül’ olmuştu.” der. </p>



<p>“Ve kapının önünde duran arabadan biri indi: Yandan
bakarsanız Ahmet Mithat Efendi’nin zayıflığına, hani sopasıyla Babıali
yokuşunda ada dövdüğü zamana benzetirsiniz.”</p>



<p>“Simasının heyeti umumiyesi ise zifte sokulmuş en kaba
numara bir eski badana fırçasına benzer.”</p>



<p>“Derken ‘Susalım, susalım, nutuk var!’ diye bağrışmalar
oldu: önüne cismi beşere istihale etmiş bir yunus balığı kafası halkı dalga
gibi ayırarak meydana çıktı. ‘Bu kimdir, nedir!’ dedim. ‘Bir bedbahttır.’
dediler, ‘sabahları koca siyasi makaleler yazar da bir türlü ismini becerip
imlaya getiremez ve yazıları altında tamamını göremez’’ Dört köşe vücuduyla o
bir Mineva veya Asuriye kabinine benziyordu. Eline kadeh konyak aldı ve
anlaşılmayan şeyde bir letafet vardır: alkışlandı, alkışlandı…”</p>



<p>&#8220;Sigarasını daima atacağı sigarasından yakar ve dünyanın en şık centilmen hırsızı ‘Arsen Lüpen’e o kadar benzer ki aktör Burhanettin onu taklit eder, fakat sirkat ettiği şeyler ne mücevher, ne de seccade, halı vesairedir, yalnız kadın mektuplarıdır; onları daima istinsah eder ve gazetelere gönderir, çok muziptir. Altın, cebinden çok dişlerinde vardır.</p>



<p>“Kışlık redingotları içinde terleyen, terbiyeli durmaya
çalışarak kıpkırmızı olan, büfeye yaklaşmak için bin hileler düşünen elleri
mendilli, dizkapakları sarkık, kunduraları tozlu bir ekseriyeti azime o günkü
nüshayı açmışlar, resimli eserler üstünde kendilerinden geçmişlerdi. Baktım:
Bilaistisna hepsi de kendi resimlerini, kendi imzalarını seyrediyor ve sonra
başlarını yanındakilere çevirerek, mütebessim: ‘Fotoğrafınız ne iyi çıkmış,
eseriniz ne nefis!’ diyordu.”</p>



<p>Senede Binbir Vergi yazısında, “Ekserisi ayan ve mebusanın
ileri gelen vakur ve müşekkel azasıyla iri karınlı tüccarda olan bu zevat tabip
muayenehanesinde nöbet bekleyen hastalar kadar yorgun ve mecalsiz görünüyordu;
birbiriyle konuşmuyor ve kamaranın alacakaranlığı içinde bir sıraya dizilmiş,
dolgun vücutları şişkin tüylü paltolarıyla, kümeslerinde tünekleyen baba
hindiler gibi gözleri açık, adeta uyukluyordu.” demektedir.</p>



<p>Dertlerimizden Biri yazısında “Köprü&nbsp; ile birleşip&nbsp;
İstanbul ahalisinin cebinde bozuk para namına ne varsa alıp götüren bir
idare için bunlar masraf mı sanılır?” </p>



<p>Tahammülü Az Bir Adam yazısında, “Sonra büyük bir
müsavatsızlık: Meşihat Çoluğa çocuğa maaş da verilir mi hiç! Diyor, rüus
maaşlarını kaldırıyor, sallayanları birçok tahsisatla elektrik komiseri
yapıyor: Maarif, mekteplerinde üst dudakları daha tüylenmeye vakit
bulamayanları hoca yapıyor. Bu ham meyveler mide fesadına sebep olmaz mı hiç?”
demektedir.</p>



<p>“Şimdi Avrupa’da bana bir Frenk sorsa: ‘Çrağan
Kumbarahane’nin Babıali’nin yerine binalar yapıldı mı? Ben ne cevap vereyim?
Bina değil, tahta perde yapılmadı.”</p>



<p>“Ben de pasaportumu alıp bankanın çekini cebime koysam
ötesini dinlerdim!..”</p>



<p>Elli Bin Kişinin Mebusluğu’nda “Şimendiferler, vapurlar gibi
bir de şuna biet almadan binebilsek ne ala olurdu!”</p>



<p>Ricale, Mesnet ve Mansıba Dair… yazısında “İspanya abu
havasının, hususa ahu gözlü, ceylan bedenli nisvanının letafetiyle meşhur bir
kıta imiş…” der.</p>



<ul><li>Diğer İnsanlarla Alay</li></ul>



<p>Arabacının derdi makalesinde arabacı arabaya binmez,
yeminlidir. Nedeni yolculardır. Açıklama olarak şu cümleler geçmektedir:
“Yollar, tramvay demirinden havadaki telgraf telleri yığınına, kanun çalgısına
benzedi. Ot, ekmek pahasına çıktı; arpa, baklavadan pahalı; çeşmelerin suları
hastalık var diye tıkalı… Hayvanların nalları üç günde silik mecidiyelerinize
dönüyor! Sonra nizam, tarife! Laf olsun da… (Bağırarak) Hani bize bir örnek
elbise giydirecektiniz; arabaları yeni yaptıracaktınız, o da laf! Kıyafetimiz
korkuluktan beter! İskemleden atlarken elimle önüm mü arkamı mı örteyim
şaşırıyorum; yağmur altında tente gibi ıslanıyorum… Nah işte, bindiğin arabanın
süprüntü tenekesinden farkı ne? Dört tekerleği değil mi?”</p>



<p>“Maazallah, yanlışlıkla ağzında bir ‘Mektep’ veyahut
‘Maarif’ sözünü kaçırıverirsem, hiç şüphesiz, mahalle mektebinin hocasız
kaldığından başlayarak Maarif Nazırının arabasında fotinlerini unuttuğuna kadar
anlatacaktı.”</p>



<p>“Şurada Dürziler, burada Araplar, ötede Arnavutlar azmış,
sorarsan etraf sütliman. (Ot torbasını silker, sonra gider atların başından tutar, kamçılamaya başlar) Bağrım yanıyor be!”<br /></p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Kierkegaard, Soren, Çev: Sıla Okur, İroni Kavramı, İmge Kitabevi, Nisan 2009</p>



<p>Teşebbüsü Şahsi mi? Heyhat! yazısında,” Burada manın başına
yan geçip oturunca emir kolaydır, tüccar ol, arpa ek, Amerika’ya git. Yok,
yoğurt sat, at cambazhanesi aç! Nasihat dedin mi, bin tane… Sırtım pek, karnım
tok; cebim dolu olduktan sonra ben de söylerim; ben de yan geçer, sigaramı
tellendirir, altın kösteğimi elimde çevirerek, gözlüğümün arkasından şöyle bir
bakar, (Taklidimi yapar) ‘Teşebbüsü şahsi denilen bir şey vardır, her tarafa
başvurmalı, çalışmalı!’ derim.”</p>



<p>“Artık kendi kendime kanaatim vardı: ‘Hiç şüphesiz,’
diyordum; ‘çiftçilik beni geçindirir, şirketler açılır; ziraat terakki eder,
ben de zengin ve meşhur olurum!’ Fakat günün birinde kaba bir zarf gelir,
açarım iki martin kurşunu, kağıt üzerinde bir kanlı pençe! Hayret’ Acaba bu da
nedir? Ararım, sorarım… Derler ki Çakırcalı’nın vergisi… Durmaya gelmez; üç
dört bin lira göndermeli! Bari hükümet de vergi senetlerinin üzerine böyle bir
kanlı pençe, yahut bir darağacı resmi koysa da tesiri kati olsa… Geceleri
etrafta silah sesleri, arazim dahilinde hayvan hırsızlığı; bir günün içinde
ovada buğday tarlaları, köyde değirmen, dağda keçi ağılı cayır cayır yanmış!
Aman derim, zaman derim; çare yok! Bir hafta geçince bir kanlı pençe daha,
bunun boğazıma sarılması yakın; artık tabii durmaya gelmez; yürük bir atın
sırtına binince doğru kasabaya, oradan İzmir’e, İzmir’den İstanbul’a…”</p>



<p>“Neden sonra, o silahçılık, gazetecilik, çiftçilik ve
memuriyet hayatını tekrar yaşar gibi ellerini havalandırıp, omuzlarını oynatıp,
kesik kesik sesler çıkarttıktan sonra pek hafiften, dua eder gibi kırk elli
defa ‘Teşebbüsü şahsi! Teşebbüsü şahsi!” diye söylendi ve sonra </p>



<p>kafesteki kanaryamı ürküten bir can kopartıcı sada ile haykırdı:
Teşebbüsü şahsi mi? Heyhat!”</p>



<p>Vergiyi Nasıl Toplarlar? yazısında, bir arkadaşına&nbsp; “Öyleyse gel, mahkemeleri dinleyelim,
eğleniriz!” demektedir. </p>



<p>Acaba Deli Miydi? başlığında geçtiği gibi yazının son
cümlesi “Acaba deli miydi?”dir. </p>



<p>Akıllı Bu Muydu? yazısında Refik Halid, “Mesela köprü parası
vermemeliymiş… Neden? Sorarım size neden? Sanki kayığa binsen bedava mı
geçeceksin, yoksa kılıç balığı gibi yüzecek misin, martı gibi uçacak mısın? İyi
kötü, ayağımız erişmeden sallanmadan, akıntıya kapılmadan karadan karaya adım
atıyoruz… Niçin para vermeyelim, lokantada bedava mı karın doyuruyoruz,
tramvayda bilet almıyor muyuz? Bununla onun farkı ne?”</p>



<p>Kafilei Seyyahin yazısında, “Palto giymiş, hiç eşyası yok,
arkadaşını teşvie gelmiş bir sarraf çırağı kadar baston ve şemsiye kullanmamaya
alışmış bir yolcu boynundan sarkan, dürbün, fotoğraf, tuvalet takımı
kayışlarıyla, koşumunu koparmış başarı bir midilliye benzeyen gayet şık bir
gence sordu:</p>



<p>‘Kamaraya lüzum var mı? Akşama varacağız…’ “ der.</p>



<p>“Meğer bunlar domuz etinin karışabilmesi melhuz olan
taamlara el sürmemeye ahitli sebattkar zatlarmış; bütün seyahat nafakalarını,
hatta sularını bile beraber götürüyorlarmış.</p>



<p>İnce Eler, Sık Dokur Bir Adam yazısında “Asla, beyefendi,
asla, zehabınızı istirham ederim… Bir defa bugünkü tenezzühünden duyduğu zevk
yerine ruhunu acı bir melal kaplayacak, gözleri yaşla dolacak ve ilk hareketi
evine gidince validesine karşı isyan etmek olacak… İşte ikinci kabahatiniz: Bir
genç kızın validesine karşı asi olmasına sebebiyet vermek!”</p>



<p>“Peki ama ne diye isyan edecek?”</p>



<p>“Ne diye mi? Bunda anlayamayacak keşfedemeyecek ne var? Yeni
iskarpinlerim yok diye, almıyorsunuz diye…”</p>



<p>Aşçılık, Ağalık, Lalalık ve Meşrutiyet yazısında “Keskin
bakışlı, avcı gözlü zatlarsınız. Gözlüğe, dürbüne ne hacet, bir bakışta cihanı
temaşa etmek hassası size Allah vergisi” diye eskisi gibi tekapu etsin. Bu
gülünç manzarayı seyreder, köşemde kıs kıs gülerim.</p>



<p>Göz ile Görünmez, El ile Tutulmaz Bir Kumaş yazısında, Kral
çıplak olduğu halde herkesin ne kadar latif bir kumaş olduğunu söylediğini
anlatır. Bu bir Hint masalıdır. </p>



<p>Sonuç olarak diyebiliriz ki, Refik Halid Karay’ın
eserlerinde alay çok önemlidir. Bu konuda yapılacak çalışmalar bizi yeni
bilgilere ulaştıracaktır.</p>



<p>KAYNAKÇA</p>



<p>KARAY, Refik Halid, Kirpinin Dedikleri, İnkılap Kitabevi,
İstanbul, 2009</p>



<p>GÜÇBİLMEZ, Beliz, Absürd Tiyatroda İroni, Tiyatro
Araştırmaları Dergisi, S: 15, 2003, 96-137.</p>



<p>GÜÇBİLMEZ, Beliz, Antik Yunan Tiyatrosu’nda İroni, Tiyatro
Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölüm Dergisi, S: 2, 2003</p>



<p>BALCI, Yunus, Tragic Irny On Tanpinar’s Novelization, Yeni
Türk Edebiyatı Araştırmaları, Ocak-Haziran, 2017.</p>



<p>TEKDEMİR DÖKEROĞLU, Özlem, İroni ve Metafor Üzerinden
Sarsılan İmge Olarak Sanat Yapıtına Bakış, I. Uluslar arası Eğitim ve Sosyal
Bilimlerde Yeni Ufuklar Kongresi Bildiriler Kitabı, 9-11 Nisan 2018, İstanbul.</p>



<p>NARLI, Mehmet, Ömer Seyfettin’den Cemal Şakar’a Öykü ve
İroni, Gökkubbe, İstanbul 2007.</p>



<p>ARMAĞAN, Burak, Şairin İronik Tasavvuru: Şair Evlenmesi, Cur
Res Sci, S: 3, 2017</p>



<p>COŞKUN, Betül, Adalet Ağaoğlu’nun Hikayelerinde Bir Eleştiri
Vasıtası Olarak İroni, A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, D: 49,
2013</p>



<p>AKYÜZ, Yakup , Aristophanes’in Eserlerinde Siyasal İroni ve
Barış, Temaşa, Erciyes Üniversitesi Felsefe Bölümü Dergisi, 137-160</p>



<p>KIERKEGAARD, Soren, Çev: Sıla Okur, İroni Kavramı, İmge
Kitabevi, Nisan 2009</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/refik-halid-karayin-kirpinin-dedikleri-kitabinda-alay/">Refik Halid Karay’ın &#8216;Kirpinin Dedikleri&#8217; Kitabında Alay</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/refik-halid-karayin-kirpinin-dedikleri-kitabinda-alay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17001</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Farkındalık Ve Saygı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/farkindalik-ve-saygi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/farkindalik-ve-saygi/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 15 Feb 2019 05:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16991</guid>
				<description><![CDATA[<p>Aslında farklı kişi olduğumuz hakkında konuşmalar duyarız. Asıl olan kalptir. Kalbimiz bozulmadıysa ve temiz bir şekilde sevebiliyorsanız siz gerçek sizsiniz. Değişmeyen tek şey kalptir. Aslında sadece her şey birer önyargıdan ibarettir. Önyargıyla hareket etmek aslında herkesin şiarıdır. Beyninizde bir çizgi oluşturursunuz ve o çizgi sizin düşünce yapınızı sergiler. Beyin dediğimiz şey aslında sınırlıdır. Ancak önyargıları [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/farkindalik-ve-saygi/">Farkındalık Ve Saygı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Aslında farklı kişi olduğumuz hakkında konuşmalar duyarız.
Asıl olan kalptir. Kalbimiz bozulmadıysa ve temiz bir şekilde sevebiliyorsanız
siz gerçek sizsiniz. Değişmeyen tek şey kalptir. Aslında sadece her şey birer
önyargıdan ibarettir. Önyargıyla hareket etmek aslında herkesin şiarıdır.
Beyninizde bir çizgi oluşturursunuz ve o çizgi sizin düşünce yapınızı sergiler.
Beyin dediğimiz şey aslında sınırlıdır. Ancak önyargıları bir çırpıda
yıkabilirsiniz. Çapa çökertme tam da bu noktada çıkar. Aslında önyargılarınızla
insanı görürsünüz. Gördüğünüz varlık aslında önyargılarınızdır. Önyargılarla
yönetilen bir beyin aslında sizin kendiniz olmadığınızı gösterir. Çünkü
çocukların önyargısı yoktur. Çocuklar herkesle iyi anlaşır. Ancak selam
veremeyen bir insan için bu durum önyargılarla hareket eden bir insan
olduğunuzu gösterir. Önyargılarla dolu bir insan at gözlüğü takan bir insan
gibidir. At gözlüğü dediğimiz varlık da her insanda vardır. Algılarımız
düzeltilebilir. Algılar değişkenlik gösterir. Aslında bir gün kötü
algıladığımız iyi olarak algılanabilir. Aslında insan her zaman aynı algılarla
yaşamaz. Algıda seçicilik dediğimiz de böyledir. Aynı olan renklerden farklı
olanı seçmek gibidir. Tüm renkler aynı olursa dikkat cezbeden bir hal almaz ve
insanın gözleri alışır. Ancak farklı bir renk olduğunda insan fark edebilir.
Her günü üzgün olan bir insan bir gün mutlu olduğunda, bu onun için dünyanın en
mutlu günü gibidir. Vasat durumlar arasından olağanüstü durumları görmek de
böyledir. Vasat geçen bir hayatın olağanüstü bir hale dönüşmesi için çabalayan
bir insanın en az bir gününü farklı geçirmesi gerekir ki bu da her günü aynı
olan bir insan için mümkün değildir. Her gün aynı şarkıyı dinleyen bir insanın
bir gün sıkılıp farklı şarkı dinlemesi de bunu anlatır. Mesela bir parfüm
dükkanına girdiğinizde siz nefes bile alamayabilirsiniz. Ancak orada çalışanlar
için böyle değildir. Buna alışkanlık denir. Farkındalık dediğimiz olay da
burada zuhur eder. Fark etmemiz için farklı renklere maruz kalmamız gereklidir.
Mesela ben ders çalışırken her kağıdı farklı renkte kullanırım. Çünkü her
farklı renk kağıt aslında yeni bilgi demektir. Çünkü yeni bir renk algılayan
insan bilgiyi de rahatlıkla algılar. Her farklı renkli kağıdı kullanırsan
farkındalığın da yüksek olur. Böylelikle bilgiyi farkında olarak elde edersin.
İnsan da böyledir. Her gün aynı mevzuyla karşı karşıya kalan bir insan bir süre
sonra tepki vermemeye başlar. Her gün aynı renk gömlek giyen bir insanın bir
gün farklı bir renk giymesi dikkati cezbeder.&nbsp;
Vasatlık ve farklılık… Tüm renkler aynıysa pek de dikkati celb etmez.
Farklı tonları kullanırsanız da algılayamazsınız. Farklı bir renk olmak gerekir
ki dikkate şayan olabilesin. Her gün farklı renkler giymelisin ki farkındalık
yaratabilesin. Çünkü herkes aynı olsa sen farklı olsan senin değerin düşmez,
sadece farklı olduğunu hissedersin. Çünkü her insan kendi içinde tektir,
değerlidir. Herkes kendi içinde birey olarak değerlidir. Ancak değer bilmek
insanlara değil, Allah’a yaraşır. Sonuç olarak farklı da olsan, aynı da olsan
değer ancak Allah katında ne olduğundur. Değer, Allah katında ne olduğun
önemlidir. Gerçek özgürlüK farklı ya da aynı olsan dahi ona saygı
gösterebilmektir. Gerçek değer de, saygı duyulmasa bile Allah’ın katında sadece
kul olduğunu fark edebilmektir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/farkindalik-ve-saygi/">Farkındalık Ve Saygı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/farkindalik-ve-saygi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16991</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zaman Busesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zaman-busesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zaman-busesi/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 09 Feb 2019 05:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16878</guid>
				<description><![CDATA[<p>arasında kollarımın yakaladığım notalar derin bir âmâk içinde fısıldamakta parmaklarımın arasında tuttuğum tatlı musikî kulağımdan akan ruhuma gitarın,kemanın sünbül kokan tınısını duymadan ruhuma açılan kapımda derin bir âmâk içinde fısıldamakta bitmemiş bir beste bu çalan &#8220;loin des villes&#8221; ruhumdan yansımış ayna kırıkları musİkîy-i şikeste diyarında tırnağımın ucunda tellerinde kemanın bu çalan &#8220;loin des villes&#8221; samanyolunda [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zaman-busesi/">Zaman Busesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>arasında kollarımın </p>



<p>yakaladığım notalar </p>



<p>derin bir âmâk içinde </p>



<p>fısıldamakta </p>



<p>parmaklarımın arasında </p>



<p>tuttuğum tatlı musikî </p>



<p>kulağımdan akan ruhuma </p>



<p>gitarın,kemanın </p>



<p>sünbül kokan tınısını </p>



<p>duymadan ruhuma </p>



<p>açılan kapımda </p>



<p>derin bir âmâk içinde </p>



<p>fısıldamakta </p>



<p>bitmemiş bir beste </p>



<p>bu çalan </p>



<p>&#8220;loin des villes&#8221; </p>



<p>ruhumdan yansımış </p>



<p>ayna kırıkları </p>



<p>musİkîy-i şikeste </p>



<p>diyarında </p>



<p>tırnağımın ucunda </p>



<p>tellerinde </p>



<p>kemanın </p>



<p>bu çalan </p>



<p>&#8220;loin des villes&#8221; </p>



<p>samanyolunda iğne aramak </p>



<p>gibi tuhaf bu akşam </p>



<p>venüs,mars,jüpiter </p>



<p>ya da </p>



<p>ikizler,yengeç,aslan </p>



<p>burç burç dolaşıyor </p>



<p>zaman </p>



<p>samanyolunda iğne aramak </p>



<p>gibi tuhaf bu akşam </p>



<p>pastelle kavis çiziyor </p>



<p>teşnevari göğün </p>



<p>kemeri aksine </p>



<p>raks ediyor </p>



<p>musîkîye karşı </p>



<p>çakıl taşları üzerinde </p>



<p>ve, </p>



<p>büyülü </p>



<p>asasını indiriyor </p>



<p>orkestra şefi </p>



<p>bir zil sesi </p>



<p>şak </p>



<p>bir kez daha </p>



<p>şak </p>



<p>ve, </p>



<p>bitiyor bu </p>



<p>musikiy-i şikeste </p>



<p>busesi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zaman-busesi/">Zaman Busesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zaman-busesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16878</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Atatürk’e İthafen</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ataturke-ithafen/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ataturke-ithafen/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 05 Feb 2019 05:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16867</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sonsuzluğun işaretidir 1938 Bir kahramanlığın destanıdır kurtuluş Sen bilmezsin gençsin Ama varlığın timsalidir ilimin Kahramanlığın yaşatır dehanı Ölmedin ki Ölemezdin ki Tanrı bildirmesin unutmayı Bir şairin tutkusudur yazmak Senin gibi dehayı duymayı</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ataturke-ithafen/">Atatürk’e İthafen</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Sonsuzluğun işaretidir 1938</p>



<p>Bir kahramanlığın destanıdır kurtuluş</p>



<p>Sen bilmezsin gençsin </p>



<p>Ama varlığın timsalidir ilimin</p>



<p>Kahramanlığın yaşatır dehanı</p>



<p>Ölmedin ki</p>



<p>Ölemezdin ki</p>



<p>Tanrı bildirmesin unutmayı</p>



<p>Bir şairin tutkusudur yazmak</p>



<p>Senin gibi dehayı duymayı</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ataturke-ithafen/">Atatürk’e İthafen</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ataturke-ithafen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16867</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kurgusal Dünyada Yaşamanın Yolu: Kitap</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kurgusal-dunyada-yasamanin-yolu-kitap/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kurgusal-dunyada-yasamanin-yolu-kitap/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 01 Feb 2019 06:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16841</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Gerçek hayat nihayet keşfedilip açıklığa kavuşturulan hayat, dolayısıyla dolu dolu yaşanan tek hayat, edebiyattır. Bu hayat bir anlamda sanatçıda olduğu kadar her insanın içinde de her an mevcuttur. “ Edebiyat aslında hayatın bir parçasıdır ve kendisidir. Gerçek hayat dolu dolu yaşanamayacak kadar kısadır. Sınırlandırılmıştır. Ancak kurgusal dünyada hayalin sınırları yok denemez. Kurgusal dünya gerçek değildir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kurgusal-dunyada-yasamanin-yolu-kitap/">Kurgusal Dünyada Yaşamanın Yolu: Kitap</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>“Gerçek hayat nihayet keşfedilip açıklığa kavuşturulan hayat, dolayısıyla dolu dolu yaşanan tek hayat, edebiyattır. Bu hayat bir anlamda sanatçıda olduğu kadar her insanın içinde de her an mevcuttur. “ Edebiyat aslında hayatın bir parçasıdır ve kendisidir. Gerçek hayat dolu dolu yaşanamayacak kadar kısadır. Sınırlandırılmıştır. Ancak <strong>kurgusal dünya</strong>da hayalin sınırları yok denemez. Kurgusal dünya gerçek değildir. Ancak hayatın sınırlandırılmışlığı arasında edebiyat o sınırları ortadan kaldırır. Edebiyat aslında birden fazla hayatı yaşamak gibidir. Yüzlerce karakter arasında birini seçip onu yaşamak demektir. Her okunan kitap bir dünya demektir. Filmler de aynı şekildedir. Ancak film sınırlıdır. Kitapta hayal gücünün sınırı yoktur. Kitabı okurken gözlerinde canlanması da hayal gücünün sınırlandırılmamışlığını da gösterir. Hayal ürünü olan fantastik bilim kurgu ögeleri içeren kitaplarda özellikle bunu açıkça görmekteyiz. Ancak filmlere uyarlandığında bu hayal dünyasını sınırlandırmak olmaktadır. Bu yüzden de kitabı okumak filmini seyretmekten önce gelmekte bizi alıp götürmektedir. Önce kitabını okuyup filmini izlemek gerekmektedir. Hayal kırıklığı da buradan kaynaklanmaktadır. Hayal gücünün sınırlandırılmışlığında boğulan bir insan yapacağı tek şey kitap okumaktır. Aslında kitap okumak hayal dünyasından kurtulmaya da vesile olmaktadır. Çünkü roman aslında aynı zamanda tecrübe sahibi olmaya ve farklı farklı hayatları yaşamayı sağlamaktadır. Bir süre için o karaktere bürünüp o hayatı yaşayıp daha sonra kendi hayatına dönmek gibidir bir kitabı okumak. Hayal gücü özgürdür. Hayal gücüne sınır konulursa insan yaşamı bırakır. Çünkü kitap okunduğunda hayalinde canlanır ve karakterlere bürünür. Kitap okumak bu nedenle gereklidir. Bir film izlediğinde hayal gücünde sınırlandırma söz konusu olabilmektedir. Ancak fantastik bilim kurgu filmlerinde bu böyle değil. Yüzüklerin Efendisi aslında bir kitaptan uyarlama olduğu için bu kadar güzel bir film. Jane Austen’ın Aşk ve Gurur filmini izlediğinizde aynı tadı vermeyebilir. Aşk ve Gurur kitabını okumak aslında yaşamanın bir ifadesidir.</p>



<p>Don Kişot aslında kurgusal yaşamın içinde kalıp gerçek
dünyaya dönemeyen bir insanı anlatıyordu. Hayali karaktere bürünüp yel
değirmenlerine savaş açan komedi kahramanıydı. Ancak kitaplarından başka hiçbir
dostu olmayan bir asilzade olan Don Kişot aslında kitapların dünyasında yaşayan
bir kimseydi. Ancak onun yaşam biçimi aslında kurgusal dünyayı okumaktan çok
yaşamak istemesinden kaynaklanıyordu.&nbsp;
Kurgusal dünyanın içinden çıkıp gerçek hayata döndüğünde aslında her
şeyin hayal olduğunu kabullenmişti. Hayal dünyasının genişliğinin de
ifadesidir. </p>



<p>Aslında hayal gücünün sınırsızlığı yanında gerçek dünyayı da
ayırt edebilmek için bir sınıra ihtiyacın olması gerekmektedir. Hayalle gerçek
karıştığında dünya alt üst olur ve hastalık baş gösterir. Gerçek dünya ve hayal
dünyası arasında büyük bir fark vardır. Hayal dünyasıyla gerçek dünya ayırt
edilemediğinde hastalık baş gösterir. Tıpkı yel değirmenlerine savaş açan Don
Kişot olmak demektir. Hayale takılıp kalmak ahmaklıktır. O hayali yaşam biçimi
haline getirmiştir. Don Kişot hayali bir dünyada kendini kaybetmiş, hayatını
yaşamayı unutmuştur. Hayali bir dünyada zihni bir yaşayış insanın hayatını
kaybetmesine neden olur. </p>



<p>Daha önceki Don Kişot Olmak Gerek Bazen adlı yazımda
ütopyanın olduğundan bahsetmiştim. Aslında Don Kişot bilgili ve derin düşünen
birisidir. Ancak hayal dünyasında boğulan birisidir. Hayal dünyası aslında bir
yazar için gerekli olsa da fazlası zararlıdır diyebiliriz.</p>



<p>Elif Şafak da Mahrem kitabında hayali bir dünya çizmiştir.
Kurgusal dünyada bir masal anlatır. </p>



<p>Aslında hayali bir dünyada yaşamanın hiçbir faydası yoktur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kurgusal-dunyada-yasamanin-yolu-kitap/">Kurgusal Dünyada Yaşamanın Yolu: Kitap</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kurgusal-dunyada-yasamanin-yolu-kitap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16841</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yahya Kemal’in Gece Şiir Üzerine Bir Deneme</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yahya-kemalin-gece-siir-uzerine-bir-deneme/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yahya-kemalin-gece-siir-uzerine-bir-deneme/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 29 Jan 2019 05:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16839</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Kandilli yüzerken uykularda Mehtabı sürükledik sularda.” Kandilli uykudadır. Gece Kandilli’yi örtmüştür. Mehtap suya yansımış ve bir gemi gibi sürüklenmektedir. Suya yansıması Yahya Kemal’i etkilemiştir. “Bir yoldu parıldayan, gümüşten Gittik… Bahs açmadık dönüşten.” Sürüklenen ayın yansıması parlak ve gümüşten bir yol olmuştur. Öyle bir gitmektir ki dönüşten hiç bahsetmemektedir. “Hulya tepeler, hayal ağaçlar… Durgun suda dinlenen [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yahya-kemalin-gece-siir-uzerine-bir-deneme/">Yahya Kemal’in Gece Şiir Üzerine Bir Deneme</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>“Kandilli yüzerken uykularda</p>



<p>Mehtabı sürükledik sularda.”</p>



<p><em>Kandilli uykudadır. Gece Kandilli’yi örtmüştür. Mehtap suya yansımış ve bir gemi gibi sürüklenmektedir. Suya yansıması Yahya Kemal’i etkilemiştir.</em></p>



<p>“Bir yoldu parıldayan, gümüşten </p>



<p>Gittik… Bahs açmadık dönüşten.”</p>



<p><em>Sürüklenen ayın yansıması parlak ve gümüşten bir yol olmuştur. Öyle bir gitmektir ki dönüşten hiç bahsetmemektedir.</em></p>



<p>“Hulya tepeler, hayal ağaçlar…</p>



<p>Durgun suda dinlenen yamaçlar…”</p>



<p><em>Tepelerin ve ağaçların suya yansıması hayali bir görünüm sağlamaktadır. Durgun suda dinlenen yamaçların yansıması göze çarpmaktadır.</em></p>



<p>“Mevsim sonu öyle bir zaman ki</p>



<p>Gaip bir musikiydi sanki”</p>



<p>Mevsim sona erdiğinde gaybi bir musiki duyulmaktadır.</p>



<p>“Gitmiş kaybolmuşuz uzakta,</p>



<p>Rüya sona ermeden şafakta…”</p>



<p><em>Şiir açık ve net bir şiir olduğu için rüya sona ermeden mehtaba sürüklenip gitmiştir. Rüya şafak çıktığında sona erecektir.</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yahya-kemalin-gece-siir-uzerine-bir-deneme/">Yahya Kemal’in Gece Şiir Üzerine Bir Deneme</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yahya-kemalin-gece-siir-uzerine-bir-deneme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16839</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Esas Sözler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/esas-sozler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/esas-sozler/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 26 Jan 2019 06:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16822</guid>
				<description><![CDATA[<p>Zaman busesini yazmak isterdim hep Zaman hep seninle olsaydı eğer Bilmezsin aşk neydi Seninle var olsaydım eğer Özgürlüğün mısrasıdır yaşamak Aşkın varlığındadır meğer Mısır’ın piramitleri Babil kulesi Şehrazat’ın diyarında Bir masal bilmecesi Sonsuzluğun işareti gizli Özgürlüğün içinde sırlı Bir bilen olsa bile Kalbin sihirli diyarlarında Masallarında anlatılan Bir çocuğun mutluluğunda gizli Pamuk şekeri hatırlatır Masumluğun [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/esas-sozler/">Esas Sözler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Zaman busesini yazmak isterdim hep</p>



<p>Zaman hep seninle olsaydı eğer</p>



<p>Bilmezsin aşk neydi </p>



<p>Seninle var olsaydım eğer</p>



<p>Özgürlüğün mısrasıdır yaşamak</p>



<p>Aşkın varlığındadır meğer</p>



<p>Mısır’ın piramitleri</p>



<p>Babil kulesi</p>



<p>Şehrazat’ın diyarında </p>



<p>Bir masal bilmecesi</p>



<p>Sonsuzluğun işareti gizli</p>



<p>Özgürlüğün içinde sırlı</p>



<p>Bir bilen olsa bile</p>



<p>Kalbin sihirli diyarlarında</p>



<p>Masallarında anlatılan</p>



<p>Bir çocuğun mutluluğunda gizli</p>



<p>Pamuk şekeri hatırlatır</p>



<p>Masumluğun izleri</p>



<p>Gülümsemede çağlayan</p>



<p>Şiirlerinde gizli</p>



<p>Kalbindeki gerçek aşk</p>



<p>Sandıkta sırlanmış </p>



<p>Esas sözleri</p>



<p>Kalbi ortaya çıkaran şiir</p>



<p>Masum bir kalbin esas sözleri</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/esas-sozler/">Esas Sözler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/esas-sozler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16822</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Evliya Çelebi’nin İstanbul Seyahatnamesinde Göre Su İle İlgili İnanışlar Ve Söylenceler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/evliya-celebinin-istanbul-seyahatnamesinde-gore-su-ile-ilgili-inanislar-ve-soylenceler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/evliya-celebinin-istanbul-seyahatnamesinde-gore-su-ile-ilgili-inanislar-ve-soylenceler/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 16 Jan 2019 06:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16708</guid>
				<description><![CDATA[<p>İstanbul’da su ile ilgili geçen yerleri tasnif edersek; denizler ve nehirler,şifalı sular ve anlatılar,selatin camilerindeki şadırvanlar,çeşmeler,hamamlar ve su ile alakalı meslekler olarak altı ayrı başlık altında toplamamız gerekir. Ancak, bu çalışmamızın alanını “İstanbul’da su” konusunun çok geniş olması hasebiyle,”İstanbul’daki deniz ve şifalı sular ile ilgili söylence ve anlatılar olmak üzere daralttık. İki başlık halinde bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/evliya-celebinin-istanbul-seyahatnamesinde-gore-su-ile-ilgili-inanislar-ve-soylenceler/">Evliya Çelebi’nin İstanbul Seyahatnamesinde Göre Su İle İlgili İnanışlar Ve Söylenceler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul’da su ile ilgili geçen yerleri
tasnif edersek; denizler ve nehirler,şifalı sular ve anlatılar,selatin
camilerindeki şadırvanlar,çeşmeler,hamamlar ve su ile alakalı meslekler olarak
altı ayrı başlık altında toplamamız gerekir. Ancak, bu çalışmamızın alanını
“İstanbul’da su” konusunun çok geniş olması hasebiyle,”İstanbul’daki deniz ve şifalı
sular ile ilgili söylence ve anlatılar olmak üzere daralttık. İki başlık
halinde bu çalışmamızı sunacağız.</p>



<p><strong>1)Deniz </strong></p>



<p>Evliya Çelebi, tarihi kaynak
olarak bizzat gördükleri, halkın söylenceleri, ve Yunanlı Yanevan gibi çeşitli
tarihçilerin anlatılarından yararlanmıştır. Nitekim, İstanbul ilk kurucuları
ile ilgili bilgileri aktarırken, bunu açıkça belirtir. Tarihçilerden alıntıladığı
“Karadeniz, Nuh tufanı karanlık suyundan kalmış bir denizdir.” sözüyle, Karadeniz’in
Akdeniz’e akıtılması olayını anlatmaya başlar. Çelebi, Kırım’dan Hazar denizine
kadar olan yerin Karadeniz sularının altında olduğunu söyler. Nuh tufanının
Karadeniz’de olduğunu kanıtlamak için, Kırım dolaylarında sipahi iken yengeç, midye
gibi deniz canlılarıyla karşılaştığını, bu olaydan Heyhat vadisinin de bir
zamanlar Karadeniz suları altında olduğunu çıkardığını Bakara Suresi’nin,
“Şüphesiz ki, Allah her şeye kadirdir.” ayetiyle Allah’ın gücüne bağlar.</p>



<p>Evliya Çelebi, yeryüzünün şekillenmesi
için, Allah’ın İskender-i Zülkarneyn’i yarattığını belirtirken, Allah’ın bir
şeyin olmasını istediğinde önce sebeplerini hazırlaması şeklinde yorumlar.
Çünkü, kendisine itaat etmeyen ve kendisini mahkum eden Kaydefa Ana’dan
intikamını almak için, Karadeniz’in kesilmesine,Akdeniz’e akıtılmasına vesile
olacaktır. Hz.Hızır bu konuda ona yardım eden ve fikir veren kişidir.
Karadeniz’i Akdeniz’e karışmaya neden olarak, Hızır Aleyhisselam’ı gösterir. Hz
Hızır, ab-ı hayatın ona nasip olması dolayısıyla hayattadır ve denizde
görevlendirilmiştir. Binlerce delicinin gayreti üç sene sonra nihayet bulmuş. Karadeniz’in
Akdeniz’e akıtılmasıyla Kaydefa’nın mülkü,sular altında kalmış ve askerlerinin
hepsi suda boğulmuştur.</p>



<p>Evliya Çelebi, İstanbul’un üç
denizinin sınırlarını çizerken, gemiciler, denizciler ve ziyaretçilerden
duyduklarını aktarır:”&#8230;Azak’tan İstanbul Boğazı’na kadar Karadeniz ola. İstanbul’dan
Gelibolu Boğazı’na kadar o aralık Rum denizi ola. Kilidülbahreyn ki Fatih
Sultan Mehmet yapısı iki kaledir, boğazdan aşağısı Akdeniz ola.”(*)</p>



<p>Müellif, bu duyduklarını aktardıktan sonra kendi gözlemleriyle bulduğu enteresan bir çizgiyi gemicilere gösterir. Karadeniz’in “siyah” suyu ile Akdeniz’in “mavi-beyaz” suyu arasında kırmızı bir hat çekilmiş gibidir. Çelebi, hayretinin derecesini, mucizevi yönünü vurgulamak için “Acep Lem-Yezel işidir.” şeklinde bir tabir kullanır. Lodos rüzgarının etkisiyle hattın rengi ve arası değişir. Evliya Çelebi,onlara bu durumu gösterdiğinde, gemiciler hayret ederler. Hat, Karadeniz’le Akdeniz’i sadece renk yönünden değil, tat yönünden de ayırmıştır. Akdeniz tarafı, Karadeniz tarafından daha da acıdır. Bu olayı da Allah’ın bir hikmeti olarak görür.</p>



<p>Çelebi’ye göre, hiçbir denizin balığı, Karadeniz’in balıkları kadar lezzetli değildir. İstanbul Boğazı’ndaki balıkların lezzetini Musa sofrası olarak nitelendirir. İstanbul Boğazı’nda iki deniz birbirine karıştığı için, bazı tarihçilerden aktardığına göre, merece’l-bahreyn dendiğini aktarır.</p>



<p>Denizlerle ilgili tılsımlarda ise,
İstanbul’u koruyucu olarak efsanevi unsurlar bulunur. <strong>Birinci tılsım</strong>, Çatladıkapı’da bulunan tunçtan bir dev suretidir. İstanbul’a
Akdeniz tarafından gelen düşman gemilerine ateş saçarak onları yakar. <strong>Dördüncü tılsım</strong> da buna benzer şekilde
Akdeniz, Karadeniz ve Üsküdar’dan gelen düşman gemilerine ateş saçıp onları
yakan üç başlı bir ejderdir. Bu tılsımlar, İstanbul’un düşmanlardan korunmasına
sebep gösterilmiştir. <strong>İkinci </strong>ve<strong> üçüncü tılsım, </strong>zemherir gecelerinde
sihirbazların nöbet tutup denizi korudukları bakır gemilerdir. Biri Akdeniz, diğeri
Karadeniz’i korumakla görevlidir. Bu tılsımlar, iki&nbsp; kutlu dini olay,İstanbul fethi ve Yezid’in
Galata’yı fethi nedeniyle ya ganimet olarak alınmış ya da parçalanmışlardır. Çelebi’nin
büyülü ve efsanevi tılsımların yıkılışını dini bir olayla sonuçlandırması, onun
inanca verdiği önemi gösterir. <strong>Beşinci</strong>
ve <strong>altıncı tılsımlar </strong>ise,balıklarla ilgilidir. Sarayburnu’nda
üç yüz altmış deniz yaratığının şekillerinden herhangi biri, bir ses verse, o
balık türündeki tüm balıklar kıyıya vurup, halkın balıklarla kış boyunca
geçinmesidir. Müellif, beşinci tılsıma örnek olarak hamsi balığını verir. Altıncı
tılsımda ise, tüm balıklar kıyıya vurur. Kış günlerindeki bu bolluk, anlatıya
göre,denizde dalga olmadan gerçekleşir. Bu tılsımlar yine dini bir olayla, Hz.Muhammed’in
doğum gecesindeki depremle yıkılırlar. Ancak, Çelebi tılsımın etkisini yok
etmez, tılsımların sadece suretleri yok olur.</p>



<p><strong>2) Şifalı Sular ve Anlatılar</strong></p>



<p>İstanbul’daki bazı sular, şifalı
kabul edilir ve halk arasında efsane olarak yerleşir. Bazı hastalıklara iyi
geldiğinin inanılması, halk hekimliğinin bir uzantısı görülebilir.</p>



<p>Kağıthane Mesiresi’nde bulunan <strong>Levend Çiftliği</strong> deresinde çamaşır
yıkanırken sabun kullanmaya bile gerek kalmadığını söylenmesi, derenin çamaşır
yıkamak için de kullanıldığını gösterir. Aynı nehir içinde bulunan eğir kökü, sindirim
rahatsızlıklarına iyi gelen bir bitkidir. Aynı bitki, <strong>Cendereci suyu</strong>nda da yetişmektedir.</p>



<p><strong>Can Kuyusu Mesiresi</strong>’ndeki
bir evde bulunan su kuyusunda ise, kuyu motifini görmekteyiz. Bir eşyası
kaybolan kişi, abdest alıp kuyunun kenarında iki rekat namaz kıldıktan sonra
,Fatiha’yı okuyup Hz.Yusuf’un ruhuna bağışlayarak,”Ey kuyu sahibi, Hz. Yusuf-ı
sıddık aşkına olsun,benim filan akrabam yahut filan evladım veya kaybolan eşyam
nice oldu?” diye bağırırsa,bir ses,sorulan kişi veya eşyaların yerini ve kimin
çaldığını söyler.(*)</p>



<p>Hz.Yusuf’un ruhuna dua bağışlanması, kuyu motifinin bir göstergesidir. Dini bir anlatının, halkın batıl inanışlarını da etkileyeceğinin göstergesidir. Büyük İskender’i dahi öldüren bir hastalık olan sıtmanın, o dönemde yaygın olması sebebiyle bu hastalığa iyi geldiğine inanılan birçok su vardır. Toplumu etkileyen büyük bir probleme, halkın efsanevi bir çare arayışı olarak yorumlanabilir. Eyüp Sultan Mesiresi’nde bulunan <strong>ayazması </strong>da Çelebi’nin anlattığına göre seher vakti üç kez içilirse sıtmaya iyi gelir.<strong>Merkez Efendi Ayazması</strong> da aynı hastalığa iyi gelen bir şifalı sudur. Yerin altından gelen ses üzerine Merkez Efendi ile müritlerinin yerin altını kazınca buldukları kırmızı bir sudur.</p>



<p>&nbsp;Ayasofya ‘da bulunan sıtmaya iyi gelen <strong>Terlerdirek </strong>de efsanevi bir unsurdur.
Direğin gece gündüz terleme nedeni ile ilgili türlü söylenceler vardır. Bir
söylentiye göre “Temelinde define vardır.”.Diğer bir söylentiye göre, kalede
yaşamasından dolayı İstanbul fethedilmesinin </p>



<p>gecikmesine neden olan ve Akşemsettin’in
o zatın vefatından sonra fethin gerçekleşeceğini söylediği Yavedüd Sultan’ın
ölümünün üzüntüsünden terlemektedir. Diğer bir söylentiye göre ise, Hz.Risalet’in
ağız suyuyla kireç karıştırıldığı için rutubet etkisiyle terler.(*)Evliya
Çelebi’nin aktardığına göre, Rahip Bahira’nın Hz.Muhammed ve amcasını Şam
yolundan geri döndürdüğü sıralarda rahipler, Ayasofya’nın bozulan kıble
tarafını tamir için, Hz.Risalet’in ağız suyuyla kireci,Mekke toprağıyla zemzemi
karıştırıp Terlerdirek’in olduğu yeri tamir etmişlerdir. Böyle bir uygulamayı
tavsiye eden Hz.Hızır’dır.</p>



<p>Peygamber motifiyle birleşmiş bir başka şifa unsuru da <strong>Hz.İsa’nın doğduğunda yıkandığı tekne</strong>dir. Çelebi, Ayasofya’da bulunan teknede sakat çocuklar yıkanırsa sakatlığın iyileşeceğini söyler. Su ile ilgili anlatılardan bir başkası da, <strong>Şemun Pınarı</strong>dır. Hz.İsa’nın havarilerinden olan Şemun’un vahşi hayvanlara su verebilmek için kazar. Fatih ve daha sonraki padişahlar hep bu sudan içmişlerdir.</p>



<p>Halk arasında şifalı kabul edilen
sular, genelde dini motiflerle kaynaşarak seyahatnamede yer bulmuştur. Sular ya
bir tarihi anlatıyla ya da dini bir motifle beraber anlamlandırılmıştır.</p>



<p><strong>Sonuç olarak</strong>
söyleyebiliriz ki, Evliya Çelebi’nin seyahatnamesi, İstanbul kültür tarihi ile
ilgili önemli bilgiler içermekle beraber, dönemin insanına farklı bir bakış
sunmaktadır. Halkın yaşayışı ve inanışlarını aktaran önemli bir eserdir. </p>



<p>KAYNAKÇA</p>



<p>Günümüz
Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi:İstanbul,1.Cilt-1.Kitap,Seyit Ali
Kahraman-Yücel Dağlı,Yapı Kredi Yayınları,İstanbul,2003</p>



<p>Günümüz
Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi:İstanbul,1.Cilt-2.Kitap,Seyit Ali
Kahraman-Yücel Dağlı,Yapı Kredi Yayınları,İstanbul,2003</p>



<p>Kinin’in
Hikayesi,Kemal Hüsnü Can Başer</p>



<p>Evliya Çelebi’nin
Seyahatnamesi’nde İstanbul’un Tılsımlarının Hikaye Edilişi,Yeliz Özay,Milli
Folklor dergisi</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/evliya-celebinin-istanbul-seyahatnamesinde-gore-su-ile-ilgili-inanislar-ve-soylenceler/">Evliya Çelebi’nin İstanbul Seyahatnamesinde Göre Su İle İlgili İnanışlar Ve Söylenceler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/evliya-celebinin-istanbul-seyahatnamesinde-gore-su-ile-ilgili-inanislar-ve-soylenceler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16708</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mor ve Sarı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mor-ve-sari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mor-ve-sari/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 13 Jan 2019 05:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16651</guid>
				<description><![CDATA[<p>Aşk denizinden salınan altın bir kalp Sürüklenen bir fırtınayla gelen ben Seni sevdiğim günleri hatırlasam Özgürlüğün tadına varsam Sensizliğim sessizliğin Gözlerine bakıp dalışım Çiçek göndersen bana Koklasam doyasıya Hatırlasam tatlı nağmeyi Doğanın resmini izlemeyi Özgür olmak ister Bu salınan mor menekşe Sessiz dur yine Kalbini dinle Beni sevmediğini Söyle Kalbim sana hayran Canımdan sana kalan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mor-ve-sari/">Mor ve Sarı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Aşk denizinden salınan altın bir kalp</p>



<p>Sürüklenen bir fırtınayla gelen ben</p>



<p>Seni sevdiğim günleri hatırlasam</p>



<p>Özgürlüğün tadına varsam</p>



<p>Sensizliğim sessizliğin</p>



<p>Gözlerine bakıp dalışım</p>



<p>Çiçek göndersen bana</p>



<p>Koklasam doyasıya</p>



<p>Hatırlasam tatlı nağmeyi</p>



<p>Doğanın resmini izlemeyi</p>



<p>Özgür olmak ister </p>



<p>Bu salınan mor menekşe</p>



<p>Sessiz dur yine</p>



<p>Kalbini dinle</p>



<p>Beni sevmediğini</p>



<p>Söyle</p>



<p>Kalbim sana hayran</p>



<p>Canımdan sana kalan</p>



<p>Bir aşktır sanattan</p>



<p>Geriye kalan</p>



<p>Bana seni anlatan</p>



<p>Şiirler yazdıran</p>



<p>Bir özlemdir yüzünü görmek</p>



<p>Bana yaşamı hissettiren</p>



<p>Bir gülümseme ve sen</p>



<p>Huzurun gizli anıları</p>



<p>Kalbimi ziynetlendiren</p>



<p>Bir aşktır seni bana</p>



<p>Yandıran ağlatan</p>



<p>Hanımelleri getir bana</p>



<p>Sarı renkli laleleri</p>



<p>Papatyalar topla benim için</p>



<p>Beyaz renkli ve sade</p>



<p>Bir tatlı rüyanın gerçekleşmesi</p>



<p>Senin aşkınla mümkün</p>



<p>Bir masal anlat bana</p>



<p>Saçlarımı okşa usulca</p>



<p>Taç diye başıma tak</p>



<p>Alnımdan öpsen</p>



<p>Sevdiğini fısıldasan usulca</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mor-ve-sari/">Mor ve Sarı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mor-ve-sari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16651</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Karlı Senfoni</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/karli-senfoni/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/karli-senfoni/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 11 Jan 2019 05:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16648</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Ne güzeldi o kış bahçesinde Güllerin çok derinlerde çalışan uykusu Sana bir bahar hazırlamak için” Yaz günü geçince bütün ağaçlar beyaz pelerinini giyer sokaklarda dolaşır. Gökyüzünden karlar düşer, havayı bir matem sarar. Aralıktan ocağa geçerken kışın ısınma için sahlepler içilir, kahve eşliğinde sohbet edilir. Yaz ise geridedir. Yazın sandaletleri giyen bizler birden botlarımıza bürünürüz. Karların [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karli-senfoni/">Karlı Senfoni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>“Ne güzeldi o kış bahçesinde</p>



<p>Güllerin çok derinlerde çalışan uykusu</p>



<p>Sana bir bahar hazırlamak için”</p>



<p>Yaz günü geçince bütün ağaçlar beyaz pelerinini giyer
sokaklarda dolaşır.</p>



<p>Gökyüzünden karlar düşer, havayı bir matem sarar.</p>



<p>Aralıktan ocağa geçerken kışın ısınma için sahlepler içilir,
kahve eşliğinde sohbet edilir.</p>



<p>Yaz ise geridedir.</p>



<p>Yazın sandaletleri giyen bizler birden botlarımıza
bürünürüz.</p>



<p>Karların arasında “küt küt” sesler çıkararak yürürken
beyazlığın tadını çıkarırız.</p>



<p>Karın dinginliği bizi neşv ü neva bulur insan ruhunda.</p>



<p>Tezahür eden aydınlık ruhların yansımasıdır beyaz taş
yığınları.</p>



<p>Kar, her bir tanesi meleklerden düşen bir pamuk şeker gibi
yüzümü ıslatır.</p>



<p>Özgürlüğün tadını yaşatır karlar.</p>



<p>Elini uzatır da yakalar kar taneciklerini.</p>



<p>Masalın kıvılcım dolu beyazlığıdır karlar.</p>



<p>Tanpınar’dan sana bir şiir söyler:</p>



<p>“Bu sevinçle yüklüydü hava,</p>



<p>Geleceğin kapısında el ele vermiş</p>



<p>Gülümsüyordu her şey.”</p>



<p>Gülümse hayata.</p>



<p>Hayat seninle.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karli-senfoni/">Karlı Senfoni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/karli-senfoni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16648</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Günümüz Türkiye Türkçesinde Mum İle İlgili Atasözleri ve Deyimler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gunumuz-turkiye-turkcesinde-mum-ile-ilgili-atasozleri-ve-deyimler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gunumuz-turkiye-turkcesinde-mum-ile-ilgili-atasozleri-ve-deyimler/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 08 Jan 2019 05:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16642</guid>
				<description><![CDATA[<p>              Atasözü ve deyim, dilin zenginliğini gösteren iki önemli unsurdur. Atasözü, uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte sözdür. Eş anlamlıları deme, mesel, sav, darbımeseldir.[1] Atasözü dilimizi zenginleştiren en değerli hazinelerdendir. Nazım Hikmet atasözü için, “Her atasözü yerleşmiş bir itiyadın, bir âdetin, bir huyun söz biçimine girmesi, böylelikle [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gunumuz-turkiye-turkcesinde-mum-ile-ilgili-atasozleri-ve-deyimler/">Günümüz Türkiye Türkçesinde Mum İle İlgili Atasözleri ve Deyimler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>           </strong></p>



<p>  Atasözü ve deyim, dilin zenginliğini gösteren iki önemli unsurdur. Atasözü, uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte sözdür. Eş anlamlıları deme, mesel, sav, darbımeseldir.<a href="#_ftn1">[1]</a> Atasözü dilimizi zenginleştiren en değerli hazinelerdendir. Nazım Hikmet atasözü için, “Her atasözü yerleşmiş bir itiyadın, bir âdetin, bir huyun söz biçimine girmesi, böylelikle perçinlemesi demektir.” der.<a href="#_ftn2">[2]</a></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Deyim ise, genellikle gerçek
anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği,
tabirdir.<a href="#_ftn3">[3]</a>
Deyim de dilimizin geliştirerek, yükselten önemli bir olgudur. </p>



<p>Atasözleri
ve deyimleri, adeta anahtar görevi görerek, bize ait olduğu yerin dini, dili,
yaşantısı, yani kısaca kültürü hakkında ipucu verir. Eskiden beri aydınlatma
aracı olarak kullanılan mum da atasözleri ve deyimlerimizde yerini almıştır.
Deyimlerde mum durması, erimesi, aydınlatması, hissedilen duygunun çokluğunu
ifadesiyle yer edinirken, atasözlerinde, kader, davet, çabuk bitmesi, toplumsal
öğüt verme ile yer almaktadır.</p>



<p><strong>Atasözleri</strong></p>



<p>Allah
bal mumu yakana bal mumu, yağ mumu yakana yağ mumu verir.</p>



<p>Allah
çam isteyene çam, mum isteyene mum verir.</p>



<p>baba
mirası mum gibi çabuk söner.</p>



<p>baba
mirası yanan mum gibidir.</p>



<p>bir
mum al da derdine yan.</p>



<p>caminin
(mescidin) mumunu yiyen kedinin gözü kör olur.</p>



<p>dibi
kırmızı mumla (bal mumuyla) mı çağırdım.</p>



<p>gündüzün
mum yakan geceleyin bulamaz.</p>



<p>kadının
şamdanı altın olsa mumunu dikecek erkektir.</p>



<p>mum
dibine ışık vermez.</p>



<p>mum
yanmayınca pervane dönmez. (yanmaz.)</p>



<p>yalancının
mumu yatsıya kadar yanar.</p>



<p><strong>Deyimler</strong></p>



<p>&nbsp;(bir şey başka bir şeyi) mumla aratmak</p>



<p>(birine)
mum tutturmak</p>



<p>çerağ
dinlendirme</p>



<p>çerağ
uyandırma</p>



<p>kırmızı
dipli mumla davet etmek<br /></p>



<p>mum
alıp derdine yanmak</p>



<p>mum
direk olmak</p>



<p>mum
elli</p>



<p>mum
etmek</p>



<p>mum
gibi</p>



<p>mum
gibi erimek</p>



<p>mum
kesilmek</p>



<p>mum
olmak</p>



<p>mum
yakmak</p>



<p>mum
yapıştırmak</p>



<p>muma
döndürmek (çevirmek)</p>



<p>mumla
aramak</p>



<p>mumla
aranmak</p>



<p>mumla
okumak</p>



<p>ne
bal ne mum etmek</p>



<p><strong>Türkiye
Türkçesindeki Mum İle İlgili Atasözlerinin Anlamlarına Göre Tasnifi</strong></p>



<ol><li><strong>Toplumsal
Öğüt</strong></li></ol>



<p>caminin
(mescidin) mumunu yiyen kedinin gözü kör olur.</p>



<p>kadının
şamdanı altın olsa mumunu dikecek erkektir.</p>



<p>mum
dibine ışık vermez.</p>



<p>mum
yanmayınca pervane dönmez. (yanmaz.)</p>



<ul><li><strong>Çabuk
Bitmek</strong></li></ul>



<p>baba
mirası mum gibi çabuk söner.</p>



<p>baba
mirası yanan mum gibidir.</p>



<p>gündüzün
mum yakan geceleyin bulamaz.</p>



<p>yalancının
mumu yatsıya kadar yanar.</p>



<ul><li><strong>Davet</strong></li></ul>



<p>dibi
kırmızı mumla (bal mumuyla) mı çağırdım.</p>



<ul><li><strong>Dert</strong></li></ul>



<p>bir
mum al da derdine yan.</p>



<ul><li><strong>Kader</strong></li></ul>



<p>Allah
bal mumu yakana bal mumu, yağ mumu yakana yağ mumu verir.</p>



<p>Allah
çam isteyene çam, mum isteyene mum verir.</p>



<p> <strong> Sonuç  </strong></p>



<p>            Atasözleri ve deyimler dilimizi zenginleştiren ve kültürümüz nesilden nesile aktarılan genetik kodlarıdır.  Onları incelemek bizlere kültürümüz hakkında bilgi verecektir.</p>



<p></p>



<p>[1] Dilara Pınar Arıç, Fatih Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi, İstanbul dilarapinar5@gmail.com</p>



<p>[1]
Türkçe Sözlük, TDK Yayınları, Ankara, 2011</p>



<p>[1]
a. g. e.</p>



<p>[1]
a. g. e.</p>



<p><strong>Kaynaklar</strong></p>



<p>Ayaz,
Eyüp Sertaç, <em>Türkiye Türkçesinde Arı İle
İlgili Atasözleri ve Deyimler</em>, Acta Turcica Dergisi, Yıl III, Sayı 1/1,
Ocak 2011.</p>



<p><em>Bölge Ağızlarında Atasözleri ve
Deyimler I-II</em>, TDK Yayınları, Ankara 2009.</p>



<figure class="wp-block-embed"><div class="wp-block-embed__wrapper">
http://tdk.gov.tr/index.php?option=com_atasozleri&#038;view=atasozleri
</div></figure>



<p><em>Türkçe Sözlük, </em>TDK
Yayınları, Ankara, 2011</p>



<p>Çağbayır,
Yaşar, <em>Ötüken Türkçe Sözlük, </em>İstanbul,
2007</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gunumuz-turkiye-turkcesinde-mum-ile-ilgili-atasozleri-ve-deyimler/">Günümüz Türkiye Türkçesinde Mum İle İlgili Atasözleri ve Deyimler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gunumuz-turkiye-turkcesinde-mum-ile-ilgili-atasozleri-ve-deyimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16642</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Freedom</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/freedom/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/freedom/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 21 Dec 2018 07:08:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16476</guid>
				<description><![CDATA[<p>One day I will see your eyes Crying in the crowd But you don&#8217;t understand How much I care Of you Freedom is you My heart is you My love is you My cry is you But you are not My touch You are not Too much But you are Everything Of my life You, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/freedom/">Freedom</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>One day I will see your eyes</p>



<p>Crying in the crowd</p>



<p>But you don&#8217;t understand</p>



<p>How much I care</p>



<p>Of you </p>



<p>Freedom is you</p>



<p>My heart is you</p>



<p>My love is you</p>



<p>My cry is you</p>



<p>But you are not</p>



<p>My touch</p>



<p>You are not </p>



<p>Too much</p>



<p>But you are </p>



<p>Everything</p>



<p>Of my life</p>



<p>You, freedom</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/freedom/">Freedom</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/freedom/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16476</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tınılar / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tinilar-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tinilar-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 19 Dec 2018 04:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16460</guid>
				<description><![CDATA[<p>Özgürlüğün en tatlı mevsiminde Sevginin yaz mevsiminde On yedi mayısın güzelliğinde Sedirin üzerinde bir gitar ve ben Gözlerine bakan bir can Senin rüzgarına kapılıp giden Bir salkım saçak üzüm tanesinde Başaklardan gelen bir tını Müzikle gelen bir aşkın Esinti geliyor uzaklardan Belki duyarsın beni Bir tren ve yolcu Camdan bakan ben Uzaklara gitsem seninle Tatlı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tinilar-siir/">Tınılar / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Özgürlüğün en tatlı mevsiminde</p>



<p>Sevginin yaz mevsiminde</p>



<p>On yedi mayısın güzelliğinde</p>



<p>Sedirin üzerinde bir gitar ve ben</p>



<p>Gözlerine bakan bir can</p>



<p>Senin rüzgarına kapılıp giden </p>



<p>Bir salkım saçak üzüm tanesinde</p>



<p>Başaklardan gelen bir tını</p>



<p>Müzikle gelen bir aşkın</p>



<p>Esinti geliyor uzaklardan</p>



<p>Belki duyarsın beni</p>



<p>Bir tren ve yolcu</p>



<p>Camdan bakan ben</p>



<p>Uzaklara gitsem seninle </p>



<p>Tatlı bir kar tanesinin</p>



<p>Tenime değmesine tutunarak</p>



<p>Seni seviyorum dememesine</p>



<p>Alınarak senden uzaklığın</p>



<p>Verdiği acıya katlanarak</p>



<p>Ihlamur kasrında bir masal</p>



<p>Bir tını senden gelen</p>



<p>Şairlerin aşık olduğu kişi</p>



<p>Diye sordularsa sana</p>



<p>Söylesinler o gülümsemenin</p>



<p>Verdiği mutluluğu yaşamak</p>



<p>Özgürlüğün verdiği mutluluğu</p>



<p>Kimse bana vermedi</p>



<p>Seni sevdiğimi defalarca</p>



<p>Söylesem de olmadı</p>



<p>Notaları duyarak</p>



<p>Müziğin nağmelerinde </p>



<p>Seni seyran ederek</p>



<p>Anlattığım duyguları sana</p>



<p>Dökerek seni yaşadım</p>



<p>Aşkın verdiği acı</p>



<p>Aslında mutluluktu</p>



<p>Masum bir aşk</p>



<p>Müziğin notalarında gezinen</p>



<p>Salınan servinin bana</p>



<p>Hissettirdiğini kimse bilemez</p>



<p>Aşkın ateşinde yanan ben</p>



<p>Piyanonun sesinde duygulanan</p>



<p>Ben seni seviyorum</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tinilar-siir/">Tınılar / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tinilar-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16460</post-id>	</item>
		<item>
		<title>BEHÇET NECATİGİL’İN 1935-1958 Yıllarında Yayımlanan Şiirlerinde Dört Unsur</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/behcet-necatigilin-1935-1958-yillarinda-yayimlanan-siirlerinde-dort-unsur/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/behcet-necatigilin-1935-1958-yillarinda-yayimlanan-siirlerinde-dort-unsur/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 24 Nov 2018 05:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16029</guid>
				<description><![CDATA[<p>Behçet Necatigil, Türk edebiyatının en önemli şairlerindendir. Sevgilerde kitabında tüm şiirleri yer almakta, Türk dilinin zevkini tattırmaktadır. Behçet Necatigil’de , her şairde olduğu gibi, dört unsuru yoğun olarak imge olarak kullanmaktadır. Dört unsur doğal kaynaklarımız olduğundan yaşamın vazgeçilmezidir. Dört unsur olduğu sürece yaşam var olmaktadır. Behçet Necatigil’de dört unsur yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmamızda, Behçet [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/behcet-necatigilin-1935-1958-yillarinda-yayimlanan-siirlerinde-dort-unsur/">BEHÇET NECATİGİL’İN 1935-1958 Yıllarında Yayımlanan Şiirlerinde Dört Unsur</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Behçet Necatigil, Türk edebiyatının en önemli şairlerindendir. Sevgilerde kitabında tüm şiirleri yer almakta, Türk dilinin zevkini tattırmaktadır. Behçet Necatigil’de , her şairde olduğu gibi, dört unsuru yoğun olarak imge olarak kullanmaktadır. Dört unsur doğal kaynaklarımız olduğundan yaşamın vazgeçilmezidir. Dört unsur olduğu sürece yaşam var olmaktadır. Behçet Necatigil’de dört unsur yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmamızda, Behçet Necatigil’in dört unsuru kullanım şekli  ve bunların tasnif halinde değerlendirilmesi sunulacaktır.</p>
<p>Dört unsurun kullanıldığı şiirler incelendiğinde hava unsur 9, su 19, ateş 3, toprak ise 1 şiirde geçmektedir. Bunların kullanımı şu şekildedir:</p>
<p>1.Hava</p>
<p>Bir şiirinde sevda rüzgar metaforuyla kullanılmıştır.</p>
<p>Niçin ölümden bahsediyorsun</p>
<p>Bu sevda nerden esti (Gençken)</p>
<p>Fırtına benzetme sanatıyla kullanılmıştır.</p>
<p>Kaderden esti fırtınalar gibi,</p>
<p>Ardı kesilmedi. (Evler)</p>
<p>Rüzgar, hava unsurunun dokunsal duyularla hissedilen türevidir. Güç kavramı rüzgar ve fırtına ile özdeşleştirilmektedir.</p>
<p>Sert rüzgarlar önünde</p>
<p>Güz yaprakları gibi</p>
<p>Boşluklara savrulur. ( Evcik)</p>
<p>Rüzgar mumu söndüren bir güce sahiptir. İstifham sanatıyla rüzgar imgesi kullanılmıştır.</p>
<p>Kalkıp yaktığım gibi</p>
<p>Rüzgar mı esiyor ne</p>
<p>Sönüyor. (Lamba)</p>
<p>Korku nerdeyse bir şey sorulacaktır. Korku yarayı acıtır. Hava metafor olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Ürperen yaralara çıplak</p>
<p>Havaların değmesi</p>
<p>Esen geniş odalar,</p>
<p>Acır.(Saklı Su)</p>
<p>Havasız Soluklar şiirinde hava rüzgar olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Esen geniş odalar,</p>
<p>Rüzgarlı dağ başları eşyasız. (Havasız Soluklar)</p>
<p>Aynı şiirde oda havasız kalmış, nefesi tüketmiştir.</p>
<p>Karanlığın içinde kıpırdıyordu açık.</p>
<p>Havasını tüketmiş, boğuluyordu oda.(Havasız Soluklar)</p>
<p>Astar şiirinde suyun üzerinde hava kabarcıkları oluşmuştur.</p>
<p>Bir hava kabarcığı alttan doğru yavaş</p>
<p>Taşır bazı şeyleri dipten yüze. (Astar)</p>
<p>Donmuş Dallarda Çiçek şiirinde hava yine rüzgar şeklinde karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Donmuş dallar esen ılık rüzgara</p>
<p>Çiçek açar çekingen. (Donmuş Dallarda Çiçek)</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="2">
<li>Su</li>
</ol>
<p>Gece ve Yas şiirinde su, gözyaşı olarak geçmektedir.</p>
<p>Dalarken gözümde yaş</p>
<p>Ben böyle sonsuz gama</p>
<p>Artıyor yavaş yavaş</p>
<p>Damlardaki ağlama (Gece ve Yas)</p>
<p>Gemiler şiirinde su, deniz olarak tezahür etmektedir.</p>
<p>Kayıp denizde olsa</p>
<p>Kıyıya atar dalga</p>
<p>Hangi kervan acaba</p>
<p>Onu sürükler nerde? (Gemiler)</p>
<p>İntihar şiirinde sel bir metafor olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Aylardır hırçınlaşan</p>
<p>Sel yataktan ayrıldı</p>
<p>Sızınca bir parça kan</p>
<p>El şakaktan ayrıldı. (İntihar)</p>
<p>Gözyaşları şiirinde su, yağmur olarak gökyüzünden rahmet olarak yağmaktadır.</p>
<p>Eli omzumda kaldı,</p>
<p>Nedir zoru akşamın?</p>
<p>Sebepsiz bir sıkıntı</p>
<p>Ya yağmuru akşamın! (Gözyaşları)</p>
<p>Hal Tercümesi şiirinde de yağmur olarak geçmektedir.</p>
<p>Yılların çarmıhında vücudumu günler</p>
<p>Taşa tuttu.</p>
<p>Çivilenip kaldı ufkumda</p>
<p>Mevsimler var, yağmur bulutu. (Hal Tercümesi)</p>
<p>Gözyaşları Ayrılıklar II şiirinde üzüntünün yoğun ifadesidir.</p>
<p>Hasret ne vakte kadar?</p>
<p>Oğlan otel odasında</p>
<p>Oturur kalkar ağlar,</p>
<p>Kız anası yanında</p>
<p>Aynaya bakar ağlar,</p>
<p>Hasret ne vakte kadar? (Ayrılıklar II)</p>
<p>Deniz ve yağmur İlk Teşrin şiirinde büyük yer edinmektedir.</p>
<p>Şu beyaz köpüklü deniz</p>
<p>Hayra alamet değil</p>
<p>İskele gazinosu erkenden</p>
<p>Işıklarını söndürdü</p>
<p>İnsansız caddelerde</p>
<p>Yağmurlarda dolaşmak</p>
<p>Yorar bu zayıf vücudu</p>
<p>Allah yardımcın olsun!(İlk Teşrin)</p>
<p>Evler şiirinde de gözyaşları olarak su kullanılmaktadır.</p>
<p>Bunca çocuk, bunca erkek, bunca kadın</p>
<p>Gözyaşlarıyla beslendi. ( Evler)</p>
<p>Şayet Aşk şiirinde aşkın tohumunu besleyen bir can suyu olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Şayet aşkın tohumu</p>
<p>Düşmüşse gönlüne</p>
<p>Suyunu esirgeme</p>
<p>Aşkın hakkını yeme</p>
<p>Pişman olursun ömrünce. ( Şayet Aşk)</p>
<p>Su ırmaklar halinde çağlamaktadır.</p>
<p>Derken kalkar perde;</p>
<p>Bu ırmaklar benimçin bir daha akar mı?</p>
<p>Özledim hani nerde</p>
<p>Yaşamak gibi var mı? ( Ölü Çizgi)</p>
<p>Su ve deniz, Engeller şiirinde estetik bir biçimde yer edinmektedir.</p>
<p>Saldıran sularda silinen</p>
<p>Kumdan kuleler deniz kıyısında(Engeller)</p>
<p>Su alttaki şiirde su kelimesiyle yer edinmektedir.</p>
<p>Çıkar suya yukarı, döner bir zaman yavaş</p>
<p>Söner suyun üstünde (Astar)</p>
<p>Deniz bu şiirde insan gibi resmedilmiş, teşhis sanatı kullanıştır.</p>
<p>Kaplar denizin yüzünü</p>
<p>Unutulmuş uykularda(Kaplar Denizin Yüzünü)</p>
<p>Kaplar Denizin Yüzünü şiirinde sonbahar yağmuru büyüsündedir.</p>
<p>Neden ilk yağmurlarda sonbahar</p>
<p>İlk soğuklara doğru ürperti (Kaplar Denizin Yüzünü)Gür bitkiler altında akıp durmaktadır.</p>
<p>Saklı bir ırmak gibidir akan su.</p>
<p>Su, gür bitkiler altında bir benim için akar</p>
<p>Alıngan, onurlu</p>
<p>İstemez görsünler saklı su. (Saklı Su)</p>
<p>Irmak ve su kelimeleri Çalar Saat şirini süslemiştir.</p>
<p>Geç kaldım.</p>
<p>Sonbahar yağmurları Sizin Hikayeniz şiirinde suyun en şirin hali olarak resmedilmiştir.</p>
<p>Yarı karanlık ırmakta sular önce bulanık. (Çalar Saat)</p>
<p>Yaz yine öylesine biter</p>
<p>Daldan dala, sorumsuz.</p>
<p>Sonbahar yağmurları başlayınca</p>
<p>Yine kötümser olursunuz ( Sizin Hikayeniz)</p>
<p>Deniz metaforu bir serinlik getirmektedir inanlara.</p>
<p>Ey kız anası ihtiyarlar,</p>
<p>Ey denizlerden esen serinlik! (Barbaros Meydanı)</p>
<p>Islaklık olarak tezahür eden su emeğin alından akan yitiğidir.</p>
<p>Sırtınız ıslak terden, gelirse</p>
<p>Zehir eder geceyi sağ kaşın üzerinde:</p>
<p>Ağrıdır. (Çalışmak)</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="3">
<li>Ateş</li>
</ol>
<p>Ateş yakıcı yönüyle Çevre şiirinde yer almaktadır.</p>
<p>Çevre ateş içinde,</p>
<p>Daralmakta çember.</p>
<p>Biz yanarsak beraber yanarız</p>
<p>Seninle, beraber. (Çevre)</p>
<p>Alev bir yangına dönüşmüş, yangın yeri olmuştur.</p>
<p>Duvar dipleri, yangın yerleri halkı,</p>
<p>Külhanlarda, sarnıçlarda yatanlar! (Evler)</p>
<p>Sokak lambaları Şem ü Pervane’yi hatırlatır.</p>
<p>Yandı sokak lambaları mum alevi pervane</p>
<p>Şeytanca sırıtır fosforlu camlar (Dışarda)</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="4">
<li>Toprak</li>
</ol>
<p>Toprak kum olarak deniz kıyısında silinip durmaktadır.</p>
<p>Saldıran sularda silinen</p>
<p>Kumdan kuleler deniz kıyısında(Engeller)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/behcet-necatigilin-1935-1958-yillarinda-yayimlanan-siirlerinde-dort-unsur/">BEHÇET NECATİGİL’İN 1935-1958 Yıllarında Yayımlanan Şiirlerinde Dört Unsur</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/behcet-necatigilin-1935-1958-yillarinda-yayimlanan-siirlerinde-dort-unsur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16029</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ihlamur / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ihlamur-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ihlamur-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 16 Nov 2018 05:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15969</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sana sevgim göklerden uzak Aşkın ateşinde yerde dibinde saklı Mirim sensin seninle yandı gönlüm Bir dilin aradığı aşk Bir kalbin de duyduğu meşk Bir sen varsın bir ben Başka kimsem yok Özgürlüğün bahçesinde duydum Salınan ıhlamur ağaçlarının kokusunda Bir sen varsın bir ben Aşkın en tatlı meyvesi bir harfin Ömürlük aşkların ısıttığı bir kalbin Meyvesinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ihlamur-siir/">Ihlamur / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sana sevgim göklerden uzak</p>
<p>Aşkın ateşinde yerde dibinde saklı</p>
<p>Mirim sensin seninle yandı gönlüm</p>
<p>Bir dilin aradığı aşk</p>
<p>Bir kalbin de duyduğu meşk</p>
<p>Bir sen varsın bir ben</p>
<p>Başka kimsem yok</p>
<p>Özgürlüğün bahçesinde duydum</p>
<p>Salınan ıhlamur ağaçlarının kokusunda</p>
<p>Bir sen varsın bir ben</p>
<p>Aşkın en tatlı meyvesi bir harfin</p>
<p>Ömürlük aşkların ısıttığı bir kalbin</p>
<p>Meyvesinde gizli tohumun kıvılcımı</p>
<p>Eşkin bir damlası sensin aslında</p>
<p>Kalbimde nihan nazende sevgilim</p>
<p>Hayal olsa da sevgin</p>
<p>Hayal olsa maşukluğun</p>
<p>Bir gönle girdin ama bırakmaz beni</p>
<p>Aklımda hep sen hep sen</p>
<p>Yerim yurdum sen</p>
<p>Sevdiğim sen</p>
<p>Aşk aşk yine aşk</p>
<p>Seni sevmek aşkların en güzeli</p>
<p>Seni duymak özlemim</p>
<p>Seni bilmek kaderim</p>
<p>Sonsuz Aşkın bana hissettirdiği duygu</p>
<p>Aslı kalbindeyken iyiliğin</p>
<p>Melisa çayının verdiği huzurla</p>
<p>Sen benim sessiz çığlığım</p>
<p>Sen benim dileğim</p>
<p>Sen benim susuzluğum</p>
<p>Sen benim açlığım</p>
<p>Senin aşkınla ben ölümsüzleşeceğim</p>
<p>Bir prensin sevgisini</p>
<p>Ömür boyu taşıyacağım</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ihlamur-siir/">Ihlamur / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ihlamur-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15969</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Melissa Şarkısı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/melissa-sarkisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/melissa-sarkisi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 13 Nov 2018 05:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15928</guid>
				<description><![CDATA[<p>Masal                                Kitap Masa                                    Şiir Mas                                      His Ma                                        Ad M                                            O AMOR A                                               S Aş                                          Do Aşk                                        Gül Aşkı                                      İsim Aşkın                                  Sevgi Sevginin ulaşamadığı yerse hayat Vazgeçme, o seni bulur. Bir dilekse hayalin, Seni arar durur. Bir aşkın tohumu elindeyse O seni yakalar. Bir lalenin isteğiyse yaşamak, Ona kim engel olur? Unutma sevgi her yerde, Merak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melissa-sarkisi/">Melissa Şarkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Masal                                Kitap</p>
<p style="text-align: center;">Masa                                    Şiir</p>
<p style="text-align: center;">Mas                                      His</p>
<p style="text-align: center;">Ma                                        Ad</p>
<p style="text-align: center;">M                                            O</p>
<p style="text-align: center;">AMOR</p>
<p style="text-align: center;">A                                               S</p>
<p style="text-align: center;">Aş                                          Do</p>
<p style="text-align: center;">Aşk                                        Gül</p>
<p style="text-align: center;">Aşkı                                      İsim</p>
<p style="text-align: center;">Aşkın                                  Sevgi</p>
<p style="text-align: center;">Sevginin ulaşamadığı yerse hayat</p>
<p style="text-align: center;">Vazgeçme, o seni bulur.</p>
<p style="text-align: center;">Bir dilekse hayalin,</p>
<p style="text-align: center;">Seni arar durur.</p>
<p style="text-align: center;">Bir aşkın tohumu elindeyse</p>
<p style="text-align: center;">O seni yakalar.</p>
<p style="text-align: center;">Bir lalenin isteğiyse yaşamak,</p>
<p style="text-align: center;">Ona kim engel olur?</p>
<p style="text-align: center;">Unutma sevgi her yerde,</p>
<p style="text-align: center;">Merak etme o seni bulur.</p>
<p style="text-align: center;">Öz benliğimden güneşe.</p>
<p style="text-align: center;">Salınan meleğin gülümsemesi</p>
<p style="text-align: center;">Dileğimdeki en tatlı arzu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melissa-sarkisi/">Melissa Şarkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/melissa-sarkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15928</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Prenses</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/prenses/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/prenses/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 27 Oct 2018 05:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15834</guid>
				<description><![CDATA[<p>bir ormandayım yürüyorum kaçıyorum uzaklara uzaklara uzaklara bir arkamda bir bulutsu umutsuzluğun son durağında mantıksız duvarın ışığında sen varsın uzakta ben hiçbir zaman olamadım zaten yanında bir küçük elma yiyen bir prenses bayılır düşer karanlığa başı düşer ayılır bir bir karanlığa sen varsın uzağımda güzel çocuk günler geçer saatler biter bitmez ömrümün solan ateşi suyun [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/prenses/">Prenses</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>bir ormandayım yürüyorum kaçıyorum uzaklara uzaklara uzaklara</p>
<p>bir arkamda</p>
<p>bir bulutsu umutsuzluğun son durağında</p>
<p>mantıksız duvarın ışığında</p>
<p>sen varsın uzakta</p>
<p>ben hiçbir zaman olamadım zaten yanında</p>
<p>bir küçük elma</p>
<p>yiyen bir prenses</p>
<p>bayılır düşer karanlığa</p>
<p>başı düşer</p>
<p>ayılır bir bir karanlığa</p>
<p>sen varsın uzağımda</p>
<p>güzel çocuk</p>
<p>günler geçer</p>
<p>saatler biter</p>
<p>bitmez ömrümün solan ateşi</p>
<p>suyun içinde saklıdır</p>
<p>saçlarımın dökülen telleri</p>
<p>dünyamsın ay</p>
<p>dünyamsın ateş</p>
<p>köklerden açan çiçek</p>
<p>bağ arıları içinde bir çiçek</p>
<p>bensiz bir dünyan var dünya</p>
<p>bensiz bir duvarın içine hapsolmuş bir hayat</p>
<p>güneşin hep açtığı kalplerdeki serinlik</p>
<p>parmaklarımın arasından akan kum taneleridir hayat</p>
<p>ben bir halhalın nazar boncuğuyum aslında</p>
<p>gözlerinden sakınamam</p>
<p>bir yel değirmenidir hayat</p>
<p>yakalayamazdın zaten</p>
<p>bir masal diyarından damlayan göl molekülleri</p>
<p>kör bir insandan gelen aydınlık hayaller</p>
<p>bir duman oldu gitti</p>
<p>dokunduğum altın olsaydı bile</p>
<p>dokunamazdım sana</p>
<p>bulamazsın beni</p>
<p>şişenin içinde tıkalı bir mantardır</p>
<p>bizi uzaklaştıran yollar</p>
<p>gelemem sana dünyama</p>
<p>ana karaya uzak bir mesafedeyim</p>
<p>unutulmaz diyarlardan gelen bir nağme</p>
<p>uzaklardan gelen bir esinti gibidir</p>
<p>kar tanesinde saklı hatıran</p>
<p>bir masal evrenidir sözlerim</p>
<p>benim çocuksu hayallerim</p>
<p>bir pamuk şekeri</p>
<p>bir de sen</p>
<p>ey dünyam</p>
<p>güzel misafirim ol</p>
<p>dünyamdan beni ayırma</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/prenses/">Prenses</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/prenses/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15834</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eylül De Eylül</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/eylul-de-eylul/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/eylul-de-eylul/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 15 Oct 2018 05:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15737</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sarımsaklasak da saklasak. Sarımsaklamasak da saklasak. Sarımsaklı’dan bir deli horoz. Üfürükçünün üfürüğü yetmedi. Her şey değişiverdi. Ayol patates mi aldın sen. Gördün mü bak ne dedi sana Ayşe Şasa. Bir Delinin Hatıra Defteri’ni okudunsa. Kitaplar boğmuştur seni yasa. Yasaklasak da mı saklasak. Derdimiz budur ancak pasaklasak. Absürdizmin derdidir yazmak da yazmak. Şimşek Mcqueen arabasında vardır [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eylul-de-eylul/">Eylül De Eylül</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sarımsaklasak da saklasak.</p>
<p>Sarımsaklamasak da saklasak.</p>
<p>Sarımsaklı’dan bir deli horoz.</p>
<p>Üfürükçünün üfürüğü yetmedi.</p>
<p>Her şey değişiverdi.</p>
<p>Ayol patates mi aldın sen.</p>
<p>Gördün mü bak ne dedi sana Ayşe Şasa.</p>
<p>Bir Delinin Hatıra Defteri’ni okudunsa.</p>
<p>Kitaplar boğmuştur seni yasa.</p>
<p>Yasaklasak da mı saklasak.</p>
<p>Derdimiz budur ancak pasaklasak.</p>
<p>Absürdizmin derdidir yazmak da yazmak.</p>
<p>Şimşek Mcqueen arabasında vardır bir kuzen.</p>
<p>Bir mevsimin adıdır eylül.</p>
<p>Bense bilmem ne şar ne türkü ne de bülbül.</p>
<p>Sen seversin çiçek ile tasmayı.</p>
<p>Bitir gitsin asmayı da asmayı.</p>
<p>Aşk budur iç iç kudur.</p>
<p>Kuduruktur bıçkın delikanlı budur.</p>
<p>Bilmezsin seversen şarkılı türkülü mekan.</p>
<p>Ne yazık ki dinlesen anlamazdın ne anlatan ne bakan.</p>
<p>Şu ayın bereketinden istifade etmeli her genç.</p>
<p>Ne mübarek aydır bu dalganı geçersen geç.</p>
<p>Duygusuz yüzlerce mesajdır hediyem.</p>
<p>Ne bilirsin değmezsin de ki dostum ben bir kediyem.</p>
<p>Hiç çıkmaz nefesim kursağımda astım.</p>
<p>Bilmezsin neler çektin bir adam astım.</p>
<p>Ne dilersen gelir başına ey dilenci.</p>
<p>Gelmezse de değmezsin param yok kel dilenci.</p>
<p>Dersinden kalırsan olursun doktoradan.</p>
<p>Kalmazsın olursun bir doktor adam.</p>
<p>Tel dileğim oldu keman.</p>
<p>Sensin dilek of aman aman</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eylul-de-eylul/">Eylül De Eylül</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/eylul-de-eylul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15737</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sonbahara Övgü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sonbahara-ovgu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sonbahara-ovgu/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 18 Sep 2018 05:30:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15680</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir masalsı diyarın son avcısı gibi giden duygusal sessiz sakin acısız br şekilde öldüren bir yakut gibi incirli durağında bekleyen bir nefeslik ay parçası suskun denizin sonbahar çağıltısında ateşsiz bir çiçek korkusuz bir arslan yavrusu tabiat annenin kucağında bekleyen bir bebek gibi sadece kalpsiz bir köpek Sözler arasında sarılan bir çift kuğu. Arasında kalan bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonbahara-ovgu/">Sonbahara Övgü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir masalsı diyarın son avcısı gibi giden duygusal sessiz sakin acısız br şekilde öldüren bir yakut gibi incirli durağında bekleyen bir nefeslik ay parçası suskun denizin sonbahar çağıltısında ateşsiz bir çiçek korkusuz bir arslan yavrusu tabiat annenin kucağında bekleyen bir bebek gibi sadece kalpsiz bir köpek</p>
<p>Sözler arasında sarılan bir çift kuğu.</p>
<p>Arasında kalan bir piyano.</p>
<p>Piyano tuşlarından çıkan sese yansıyan keder.</p>
<p>Kemanın kulağın pasını silmesini duydum dün gece.</p>
<p>Sen vardın ömrümde.</p>
<p>Ben yoktum seninle.</p>
<p>Neden diye sordum rüzgara.</p>
<p>Seni anlattı yıldızlara.</p>
<p>Bir ateşin düştüğü yangın yeriydi toprağım.</p>
<p>Dediler ki sensizmişim.</p>
<p>Yalnızmışım.</p>
<p>Sessizce dolandım kalbimin diyarlarında.</p>
<p>Bir nefeslik ömrümde bir sessiz kızın suskunluğu…</p>
<p>Suyun en tatlı parıltısına yansıyan bir yüz….</p>
<p>Bu ben miyim desene ay ve yıldıza.</p>
<p>Güneşin ışığındaki bir duygu treni geçiyor parmaklarımın arasından.</p>
<p>Bir tutam çiçek tozu versin sana o peri.</p>
<p>Başından aşağı döksün.</p>
<p>Hayallerin peşinde bir kız.</p>
<p>Sarsın seni matemli ay.</p>
<p>Suskunsuz herhalde sonbahar.</p>
<p>Eylülün sarı saçlarındaki altın renkli yapraklar.</p>
<p>Bir tutkun denizin hırçın sesiyim ey sonbahar.</p>
<p>Sen misin beni terk eden ey bahar?</p>
<p>Yazın kollarındaki bir duygu seliyim.</p>
<p>Sen misin beni terk eden ey sonbahar.</p>
<p>Gönlüm gönlüne değdiğinde gözlerim ağlar.</p>
<p>Ben yapamam bu sonbaharda.</p>
<p>Gidemem karanlıklara…</p>
<p>Ya da aydınlıklara.</p>
<p>Şarkılar seni söyler ey sonbahar.</p>
<p>Dudaklar seni anlatır.</p>
<p>Nocturne.</p>
<p>Sesimin yankılandığı duvarlar arasında.</p>
<p>Sonsuzluğa açılan kapılan bu sonbahar.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonbahara-ovgu/">Sonbahara Övgü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sonbahara-ovgu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15680</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ya Da Ben</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ya-da-ben/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ya-da-ben/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 10 Sep 2018 06:34:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15637</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sessiz duvarların yankısında Ateş pahası aynasında Absürdizm dalgasında Bir masal edasıyla Topraktaki kökün ucunda Telefon rehberinin sayfasında Havayı güzel soluduğumda Bir güzellik arayışında Kitabın en iyi baskısında Bir nefeslik ruhumda En sesli notlarında Tahtanın en farklı arafında Sadece nefes alırken bedenim Sen varsın dudaklarımda</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ya-da-ben/">Ya Da Ben</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sessiz duvarların yankısında</p>
<p>Ateş pahası aynasında</p>
<p>Absürdizm dalgasında</p>
<p>Bir masal edasıyla</p>
<p>Topraktaki kökün ucunda</p>
<p>Telefon rehberinin sayfasında</p>
<p>Havayı güzel soluduğumda</p>
<p>Bir güzellik arayışında</p>
<p>Kitabın en iyi baskısında</p>
<p>Bir nefeslik ruhumda</p>
<p>En sesli notlarında</p>
<p>Tahtanın en farklı arafında</p>
<p>Sadece nefes alırken bedenim</p>
<p>Sen varsın dudaklarımda</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ya-da-ben/">Ya Da Ben</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ya-da-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15637</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Masallar Diyarında</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/masallar-diyarinda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/masallar-diyarinda/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 03 Aug 2018 05:00:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15466</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gözlerini açtı. Hayaller dünyasında bir gemiydi içinde bulunan. O gemi uçmuştu uçmuştu. Kanatları vardı. Bir masalsı şiir gibiydi sözleri. Sarıldığını hissetmek istedi. Hayaller güzeldi. Her şey güzeldi. Ay gibiydi yüzü. Seviyordu. Sevmek güzeldi. Sevgi her şeydi. Her şey değişmişti. Elleri… Parmakları… Elleri… Ah o güzel gözler. Sözler… Bir gün gibi ortadaydı. Bir gün. Bir gün [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/masallar-diyarinda/">Masallar Diyarında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gözlerini açtı.</p>
<p>Hayaller dünyasında bir gemiydi içinde bulunan.</p>
<p>O gemi uçmuştu uçmuştu.</p>
<p>Kanatları vardı.</p>
<p>Bir masalsı şiir gibiydi sözleri.</p>
<p>Sarıldığını hissetmek istedi.</p>
<p>Hayaller güzeldi.</p>
<p>Her şey güzeldi.</p>
<p>Ay gibiydi yüzü.</p>
<p>Seviyordu.</p>
<p>Sevmek güzeldi.</p>
<p>Sevgi her şeydi.</p>
<p>Her şey değişmişti.</p>
<p>Elleri…</p>
<p>Parmakları…</p>
<p>Elleri…</p>
<p>Ah o güzel gözler.</p>
<p>Sözler…</p>
<p>Bir gün gibi ortadaydı.</p>
<p>Bir gün.</p>
<p>Bir gün her şey tersine döner.</p>
<p>Her şey…</p>
<p>Çirkinlikler örtülür, güzellikler ortaya çıkar.</p>
<p>Bir hazine gibidir akıl.</p>
<p>Yaşta aranmaz, baştadır.</p>
<p>Balık baştan kokar.</p>
<p>Burcu burcu dökülür dualar.</p>
<p>Sensin.</p>
<p>Bilmezsin.</p>
<p>Her yazar aşıktır aslında.</p>
<p>Her yazar yalnızdır.</p>
<p>Mektuplar yazılır gönlümüze.</p>
<p>Satırlar ki anlatır en tatlı hikayeyi.</p>
<p>Bir yaş olur düşer gözlerimden.</p>
<p>Bir ateş olur yakar geceleri.</p>
<p>Aşk şarabından içenler yazar.</p>
<p>Ateşten geçenler anlatır.</p>
<p>Her aşk bir öyküdür, şiirdir.</p>
<p>Her masal, her şarkı…</p>
<p>Kavuşmaz ama hisseder.</p>
<p>Kalpten gelen bir duygudur.</p>
<p>Sözler anlatır.</p>
<p>Mısralarda fısıldar durur.</p>
<p>Her şey onu anlatır.</p>
<p>Onu hisseder.</p>
<p>Sanatın özüdür aşk.</p>
<p>Gönülde başlar dile doğru akan bir akarsudur.</p>
<p>Bir bayram sabahı gibidir sabahlar.</p>
<p>Kavuşma ateşiyle yanar, ama kavuşmaz.</p>
<p>Cebelitarık boğazı gibidir.</p>
<p>Su gibi azizdir.</p>
<p>Gibisi fazla…</p>
<p>En yüce histir.</p>
<p>Gönülden hisseder.</p>
<p>Anlatır.</p>
<p>Anlatır.</p>
<p>Yaşar.</p>
<p>Aşk bu ya!</p>
<p>Yaşamın özüdür aşk.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/masallar-diyarinda/">Masallar Diyarında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/masallar-diyarinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15466</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Rüya / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ruya-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ruya-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 07 Jul 2018 05:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15249</guid>
				<description><![CDATA[<p>Göz önüne geldi. Göz zıplıyordu. Bir gözü düşmüştü. Elini göz yerine koydu. Bir şey yoktu. Gözü aldı yerine koydu. Kolu çıktı. Yere düştü. Kolu aldı onunla sırtını kaşıdı. Yerine taktı. Beynini çıkardı. Bir suya koydu. Aynaya baktı. Gözlerini kapadı. Uyudu. … Uyandı. Gözlerini açtı. Kalktı. Beynini kafasına koydu. Boyalarla resim çizdi. Kendini garip hissediyordu. Babasını [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ruya-siir/">Rüya / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Göz önüne geldi.</p>
<p>Göz zıplıyordu.</p>
<p>Bir gözü düşmüştü.</p>
<p>Elini göz yerine koydu.</p>
<p>Bir şey yoktu.</p>
<p>Gözü aldı yerine koydu.</p>
<p>Kolu çıktı.</p>
<p>Yere düştü.</p>
<p>Kolu aldı onunla sırtını kaşıdı.</p>
<p>Yerine taktı.</p>
<p>Beynini çıkardı.</p>
<p>Bir suya koydu.</p>
<p>Aynaya baktı.</p>
<p>Gözlerini kapadı.</p>
<p>Uyudu.</p>
<p>…</p>
<p>Uyandı.</p>
<p>Gözlerini açtı.</p>
<p>Kalktı.</p>
<p>Beynini kafasına koydu.</p>
<p>Boyalarla resim çizdi.</p>
<p>Kendini garip hissediyordu.</p>
<p>Babasını özlemişti.</p>
<p>Cuma günü çok güzeldi.</p>
<p>Birbirinden bağımsız sözler.</p>
<p>Aramak ve bulmak…</p>
<p>Bir güzelin peşindeydi.</p>
<p>Çok güzel bir cumaydı.</p>
<p>Aramıştı.</p>
<p>Bulmuştu.</p>
<p>Kafasını bir tarakla taradı.</p>
<p>Boynuna bir kolye taktı.</p>
<p>Kafa testisi.</p>
<p>Fikir sancısı.</p>
<p>Zorluk.</p>
<p>Özlem.</p>
<p>Meleklerin ruhunda bir apartman dairesi.</p>
<p>Dışarısı karanlık.</p>
<p>Uyumalıyım.</p>
<p>Uyku.</p>
<p>Ruh.</p>
<p>İstila.</p>
<p>Kaderden kaçamaz bedenimdeki işgalci ruh.</p>
<p>Saldığı gibi.</p>
<p>Özlem.</p>
<p>Özgürlük, bir duvar gibi yaslandığım.</p>
<p>Mevsimin kıyılarında.</p>
<p>Bir yaz günü sıcağında.</p>
<p>Bir bahçeli evde bıraktığım.</p>
<p>En kuytu yerlerinde bir gitar.</p>
<p>Bir duvarın resminde ıssız adam.</p>
<p>Sen aklımdasın hep.</p>
<p>Cumanın yetim incisi. İnciler hep yetimdir ya.</p>
<p>Bir yağmurun çamura dönüşmesidir ruhum.</p>
<p>Temizlendi gözlerim yaşlarla.</p>
<p>Sen bir ateş gibi yüreğimi yakan.</p>
<p>Bir özgürlük kadar yakıcı.</p>
<p>Sen hep yanımdasın aslında</p>
<p>Sözler kadar yakın.</p>
<p>Özgürlük kadar içimde.</p>
<p>Bir şarkısın aslında.</p>
<p>Kimsenin dilinden düşürmediği.</p>
<p>Bir kalemsin aslında.</p>
<p>Sözlerimi güzelleştiren bir nağme gibi.</p>
<p>Uyandı.</p>
<p>Her şey yerli yerinde ve normaldi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ruya-siir/">Rüya / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ruya-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15249</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Edebiyat Nedir-1</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir-1/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir-1/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 07 Jun 2018 05:01:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14841</guid>
				<description><![CDATA[<p>Edebiyat insanın hallerini anlatır. Sanatın en önemli dallarından biridir. Edebiyatla insan, coşar, ağlar, sevinir. Sanatın her dalında olduğu gibi duyguları ifade etme şeklidir kimsenin göremediği şeyleri fark etmektir.  Fark edebilen insan yazıya, resme, müziğe dökebilir. Farkındalık herkesin harcı değildir. Sanatçının algıları değişktir. Herkesten farklı algılar. Hatta bu algıları değiştirebilme özelliğine sahiptir. Edebiyatı örnek verelim. Dilin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir-1/">Edebiyat Nedir-1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Edebiyat insanın hallerini anlatır. Sanatın en önemli dallarından biridir.</p>
<p>Edebiyatla insan, coşar, ağlar, sevinir. Sanatın her dalında olduğu gibi duyguları ifade etme şeklidir kimsenin göremediği şeyleri fark etmektir.  Fark edebilen insan yazıya, resme, müziğe dökebilir. Farkındalık herkesin harcı değildir. Sanatçının algıları değişktir. Herkesten farklı algılar. Hatta bu algıları değiştirebilme özelliğine sahiptir. Edebiyatı örnek verelim. Dilin gücüyle insanların algılarını değiştirebilirsiniz.</p>
<p>Kur’an’ın mucize olma özelliği, belagattır. Son din olduğu için, belagat ilmi yüzyıllar boyunca önem kazanacaktır. Edebiyatçılar, çağın okurudur. Bu çağı yansıtır, eleştirir, yeni fikirler ortaya koyar.</p>
<p>Edebiyat, insanı anlatan önemli araçtır. Birçok snatla ilişkisi vardır. Sinema metni hazırlamada metin önemlidir. Müzik, kelimelerle düşünülen fikirlerin notalara yansımasıdır. Resim de , edebiyatın tasvir gücünden yararlanır.</p>
<p>Yani, Kur’an mucizesi de gösteriyor ki, edebiyat yüzyıllarca önemli olacaktır. Çünkü fikirler edebiyatla ortaya konulur. Edebiyat, çayın yudumlanışından suyun sesine kadar her şeyden etkilenir.</p>
<p>İnsan kelimelerle düşünür. Kelimeler edebiyatla ilişkilidir. Kelimelerle uğraşmaktır. Kelimeler olmasa insan düşünemez. Bu nedenle kelime dğarcığı yüksek olanın düşünme kapasitesi de artar. Kavramlar, düşüncenin yansımasıdır. Yüz kelimeyle anlatabileceğiniz bir konuyu bir kelimeyle anlatabilirsiniz.</p>
<p>Müzik notalar arasındaki sessizliktir. Edebiyat da kelimeler arasında kalan gizil düşüncelerdir. Edebiyatı her şeyi açıklamak olarak tanımlayamayız. Edebiyat kişiye özeldir. Bir kitabın anlamı her okurun düşüncesine göre değişebilir. Biri, olumlu der, diğeri olumsuz der. Zaten edebiyat bunun için vardır. Her insan, kendi fikrine göre bir şey anlar.</p>
<p>Benim hayat felsefem de bu. Sen bir şey ortaya koyarsın. Herkes anlamak istediğini anlar. Mozart’a sorarlar. “Bu parçada ne anlatmak istedin?” Mozart tekrar çalar ve işte bunu, der. Yani anlattığınız şey karşınızdakinin anladığı kadardır. Ancak esas mana insan gönlünde ve beyninde saklıdır. Kimse bunu bilemez. Sadece yorumlar getirir.</p>
<p>Yeni edebiyat bilim dalı da yorum ilmidir. Çeşitli teorilere göre eserlere yorumlar getirir. Ancak hiçbiri yazarın söylediğini karşılamaz. Çünkü, yorum insan sayışıncadır. Post modern dönemde şu şunu anlatmıştır, bu bunu anlatmıştır diyemez kimse. Ancak bunun şöyle bir olumlu tarafı vardır. Bir eserden alınan ders, okur sayısıncadır. Herkes kendince bir şeyler alır.</p>
<p>Benim görüşüme göre edebiyat bireyseldir. Yani sen yazarsın, herkes farklı algılar ve sinerji oluşur. Oğuz Atay’ı hala kimsenin anlamamasına şaşmamalı. Herkes Tutunamayanlar’ı okur. Ancak yazarın asıl anlatmak istediğini bilemez.</p>
<p>Edebiyat söz sanatı olma dışında düşündürücüdür de. Herkes kendince bir şey anlar. Kimse doğrusu anladım diyemez. Post modern dönemdeyiz Bilgi insan sayısınca. İnsan sayısınca yorum vardır. Çünkü kimse aynı düşünemez. Aynı fikirde olanlar bile ayrı noktalarda bulunurlar.</p>
<p>Meşveret dediğimiz danışmanın gerekliliği de buradan geliyor. Peygamber Efendimiz, meşveret insanıydı. Peygamber olmasına rağmen danışır, sorardı. Eşleriyle bile istişare ederdi. Çünkü her gelen yorum insanın kendini tanımasını sağlar.</p>
<p>Mesnevi’de bir hikaye geçer. Herkesin bahsettiği üzümdür ancak farklı dilde söyledikleri için anlaşamazlar. Empati dediğimİz olay burada ortaya çıkıyor. Ancak empati tümüyle mümkün değildir. Çünkü herkesin tecrübesi farklıdır. Fikir dünyası farklıdır. Eşler arasında bile fikir farklılığı vardır. İnsanlar sadece varsayımlarla hareket edebilirler. Bu fikirler edebiyatın gelişmesini sağlamocuğun farkııştır. Her farklı görüş, insana yeni bakış açısı kazandırır. Bu nedenle okurların, tek kaynaktan beslenmemesi gerekmektedir.</p>
<p>Tek taraflı okuma insan fanatik düzeyine çıkarır. Farklılık, insanı insan haline getirir. Çünkü, her insan farklı düşünebilmelidir. Yoksa robot gibi dolaşır durur. Pink Floyd, Another  Brick On The Wall şarkısının klibinde bunu anlatmaya çalışmıştı. Hocası çocuğun yazdığı şiirle alay ediyordu. Teere Zameen Par filminde ise çocuğun resim yapmasını destekliyordu. Hocasının çocuğun resmini yapması ise koçluk yöntemiydi. Başarıyı desteklemek amacıydı. Hocanın  kendisi de ressamdı. Çocuğun farklı düşündüğünü keşfetmişti.</p>
<p>Herkesin yeteneği vardı, doğru. Ancak insan kendini keşfedebildiği zaman mutlu olabilir. Yeteneklerini kullanan insan mutludur. Kimi güzel yemek yapar, kimi sporda yeteneklidir, kimi konuşmakta sunum yapmakta yeteneklidir. Yeteneksiz insan yoktur. Herkesin yapabileceği bir şey vardır.  Bunu keşfetmek koçluk becerisiyle mümkündür.</p>
<p>Edebiyat da koçluk yöntemidir. Her okuduğun şeyden bir bilgi kaparsın. Tecrübe kazanırsın. Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı derler ya; ikisi de gerekli. Kitaplardan aldığı tecrübelerle uygulama yapmak esas olandır. Yoksa bu konu tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı çıkar meselesine döner. Cemil Meriç, kitap beyinleri kibarlaştırır, der. Kitap okuyan insan her halinden belli olur. Her hareketinde bir bilgi gizlidir.</p>
<p>Okumak önemli evet, ancak bildikleriyle amel edenler alim olurlar. Yani okumak kadar aktarmak ve yaşamak da önemlidir.</p>
<p>İnsan hayatı boyunca anlam arayışı içindedir. Kitaplar hayata anlam kazandırır. Anlamlı hayatta da kimse sizi yolunuzdan çeviremez. Çünkü hayatın anlamını bilen insan her hareketinde hikmet barındırır. Ama bunu anlayan anlar, anlamayan uydurur. Einstein “Beni birkaç kişi anladı, onlar da yanlış anladı.” der. Yanlış anlamak insanın doğasında vardır. Onu sormak gereklidir. Poetikalar bunun için yazılır. Necip Fazıl, poetikasında “Şiir, Allah’ı aramaktır.” der. Ancak Çile şiirine baktığınızda fikir çilesini görürsünüz. Necip Fazıl gibi fikir çilesi çekmek, düşünmek, sorgulamak herkesin harcı değildir. Her yazar anlaşılmadığından yakınır. Anlaşıldığını düşünenler de çok satanlar listesinde yerini almıştır. Elif Şafak, Aşk romanını yazarken anlaşılmayı hedefliyordu. Nitekim yabancı kaynaklardan yararlandığına bakılırsa, Mevlana’yı tam olarak anlatmak amacı değil, popüler olmak amacıydı. Yazarlık bu değildir. Yazar çok satma amacı gütmemeli. Tabi, her yazar okunmak için yazar ama çok satmak için yazmaz. Gerçek yazar, ortaya yeni bir felsefe atandır.</p>
<p>Yazarlar, tuhaf insanlardır. Franz Kafka da bunlardan biridir.  Max Brody, ondan kitaplarını yakmasını istediği halde yakmamış, yayımlamıştır. İyi ki, yakmamış. Fikir ve edebiyat dünyasını etkilemiştir. Nietzche de nihilizmin öncüsü halde hayatının son demlerini akıl hastanesinde geçirmiş. Ahmet Haşim de estet olduğu halde yüzünün çirkinliğinden nefret ediyordu. Yahya Kemal, Nazım Hikmet’in annesine aşık olduğu halde, Nazım Hikmet hocam olarak geldiğin bu eve babam olarak gelemezsin dediği, için aşkından vazgeçmişti. Tanpınar ise Bursa’da Zaman şiirinde İslam medeniyetinin en güzel şiirlerinden birini yazdığı halde caminin kapısında bekleyip, ona soranlara içeri giremiyorum diye cevap vermiştir. Beyaz hanım meselesini de duymayan yoktur.</p>
<p>Yani, sanat insanı farklıdır. Diğer insanların göremedikleri şeyleri görürler. Yetenek dediğimiz olay budur. Yoksa sekreterde yazar. Yazar yeni şeyler ortaya katar. Hayal gücü dediğimiz –edebiyatçıların  ifadesiyle- şizofren yazar için en önemli kaynaktır. Hayal gücü, betimleme, dili kullanma gücü, karakter ortaya becerisi yazarın yeteneğini oluşturur. Nazım Hikmet yetenek için %1 yetenek gerisi çalışmaktır, der. Ben öyle düşünmüyorum. Yazarlık yetenek isteyen bir iştir. Kurslar sadece seni yazmaya atölye çalışması yapmaya yani yeteneğini ortaya çıkarmaya yarar. Esas olan yetenektir. Bu insana farklılık özelliği kazandırır.</p>
<p>Mesela, pencereye bir kuş konsa diğer insanlar sadece kuş olarak bakar. Edebiyatçı ona selam verdi, der. Kar yağsa, Tanrı beni duydu, der. Her kar tanesini bir melek düşürürmüş çünkü. Bir damla su birikintisine düşse suyun sesini dinler. Deniz karşısında otursa denizle konuşur.</p>
<p>Edebiyat insanı farklıdır. Farklı gözlere sahiptir. Farklı kulaklara sahiptir. Tat alma duyusu bile farklıdır. Bunu herkes göremez. Çoğunlukla anormal kabul edilirler. Sanatçılar zaten anormaldir. Anormal olmasalardı sanat eseri meydana getiremezlerdi. Onların ayrı dünyaları vardır. Kimse bilemez. Sadece küçük bir değinisi eserlere yansır. Oysa edebiyat kurgudur. Kimse kendini .olduğu gibi yazmaz. O zaman edebiyat değil otobiyografi olur.</p>
<p>Yazarlık herkesin harcı değildir Sanata önem vermeyen insan da, sadece para kazanmaya endeksli hayat felsefesi olmadan boş bir sürer. Fikir etmekten uzaktır. Farkı düşünemez her önüne gelen fikri sorgulamadan alır, hayatınız boş bir çerçevede yaşar durur.</p>
<p>Sanatçı ise genelde öldükten sonra anlaşılır. Çünkü diğer insanlar onu farklı değerlendirir. Aynı zamanda yazarlar yalnızdır da. En büyük dostu edebiyattır. Birçok edebiyatçı –Selim İleri, Szai Karakoç vb.- evlenmemiştir. Çünkü anlayacak kimseyi bulamamışlardır Yalnızlık edebiyatçının kaderidir. Evlense bile yalnızdır. Çünkü edebiyat anlaşılmaz, anlaşılmak için yazılmaz. Bana göre bir kitabın başarısı, ne kadar çok farklı yorum varsa o kadar başarılıdır. Ben  de öyle yazmaya çalışıyorum. Bir eser ortaya atarsın, herkes kendi bilinç altı değerleri, tecrübesi, bakış gözlüğüne göre bir şeyler anlar. Ama yanlış, ama doğru  Edebiyat anlatmaktır, anlaşılmak değil. Yoksa konuşarak da insan bir şeyler anlatabilir. Konferans neden sanat eseri değil?  Açıklama yapmak için var.</p>
<p>Edebiyatta ise okur sayısınca yorum var.  Fikrini beğenen olur, beğenmeyen olur. Önemli olan okumak. Çünkü her kitaptan insan bir şeyler alır. Beğenmek şart değildir. Hiçbir yazar beğenilmek için yazmaz. Gerçek yazarlar için söylüyorum. Beğenilme kaygısıyla yazıyorsa ticari yazardır.</p>
<p>Edebiyat herkesin harcı değildir. Farklı olmak sanatçıların kaderinde var.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir-1/">Edebiyat Nedir-1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14841</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Selam Sana Ey Özgürlük!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/selam-sana-ey-ozgurluk/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/selam-sana-ey-ozgurluk/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 29 May 2018 04:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14586</guid>
				<description><![CDATA[<p>Selam sana ey özgürlük! Salıncakta sallandığında. Belki sen beni sevmedin. Ama ben seni hep sevdim. Hem de tanıdığım günden beri. Sen farklıydın. Benim için özeldin. Ama bilmezdim başkasına sözün olduğunu. Hala seviyorum. Ama artık bırakmak zorundayım. Başkasını seviyorsun. Hatam sadece seni sevmek. Aşkın ne olduğunu seninle anladım. Son aşkımsın. Başkasını sevemem. S…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/selam-sana-ey-ozgurluk/">Selam Sana Ey Özgürlük!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Selam sana ey özgürlük!</p>
<p>Salıncakta sallandığında.</p>
<p>Belki sen beni sevmedin.</p>
<p>Ama ben seni hep sevdim.</p>
<p>Hem de tanıdığım günden beri.</p>
<p>Sen farklıydın.</p>
<p>Benim için özeldin.</p>
<p>Ama bilmezdim başkasına sözün olduğunu.</p>
<p>Hala seviyorum.</p>
<p>Ama artık bırakmak zorundayım.</p>
<p>Başkasını seviyorsun.</p>
<p>Hatam sadece seni sevmek.</p>
<p>Aşkın ne olduğunu seninle anladım.</p>
<p>Son aşkımsın.</p>
<p>Başkasını sevemem.</p>
<p>S…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/selam-sana-ey-ozgurluk/">Selam Sana Ey Özgürlük!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/selam-sana-ey-ozgurluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14586</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nur Artıran İle Röportaj</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tasavvuf-ve-mesnevi-uzerine-sohbet/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tasavvuf-ve-mesnevi-uzerine-sohbet/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 23 May 2018 04:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14578</guid>
				<description><![CDATA[<p>Efendim, öncelikle tasavvufta ‘İnsan’ kavramı nedir? Mesnevi’nin insana bakışı nasıldır? Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; Hz. Mevlânâ, gerek Mesnevi-i Şerif’inde gerekse diğer eserlerinde, ‘İnsan’ denen eşref-i mahlûkatı tüm hakikatiyle ifade ederek, insana dair tüm sırları herkesin anlayabileceği bir ölçüde ortaya koymuştur. Bu hususta birkaç örnek vermek isteriz: “Ve’t-Tîn sûresindeki; ‘Biz insanı en güzel şekilde yarattık.’ [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tasavvuf-ve-mesnevi-uzerine-sohbet/">Nur Artıran İle Röportaj</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Efendim, öncelikle tasavvufta ‘İnsan’ kavramı nedir? Mesnevi’nin insana bakışı nasıldır?</em></strong></p>
<p>Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; Hz. Mevlânâ, gerek Mesnevi-i Şerif’inde gerekse diğer eserlerinde, ‘İnsan’ denen eşref-i mahlûkatı tüm hakikatiyle ifade ederek, insana dair tüm sırları herkesin anlayabileceği bir ölçüde ortaya koymuştur. Bu hususta birkaç örnek vermek isteriz: “<em>Ve’t-Tîn</em> sûresindeki; ‘Biz insanı en güzel şekilde yarattık.’ âyetini oku. Ey dost şunu iyi bil ki, en değerli inci candır.” “İnsan değer bakımında arştan bile üstündür. İnsan hayâle, düşünceye sığmayacak kadar büyüktür. Ben insanı kıyamete kadar anlatsam, gene de bitiremem. İnsanın gerçek değerini söylersem ben de yanarım bütün dünya da yanar.” “ ‘Âdem’e secde ediniz.’ diye ses gelip duruyor. Bir an için kendi hakikatinizi görün, siz insan değil misiniz? ” “Âdem’e baktığın zaman onun hakikatini gör, (onu) iblis gibi su ve topraktan ibaret görme. Başında; ‘Biz insanoğullarını şereflendirdik.’ tâcı var. Boynunda; ‘Biz sana Kevser ırmağını verdik.’ gerdanlığı asılı. Ey insan sana hizmet etmek bütün varlıklara, bütün mahlûkata farzdır. Akıl da,  fikir de sana kul köle edilmiştir. İş böyle olduğu halde sen kendini neden böylesine ucuza satarsın?” “İnsan, sûreti, dış yüzü ve yaratılışı ile dünyanın çok küçük bir parçasıdır. Eti, kemiği ile diğer varlıklar gibidir. Fakat sıfat ve meziyet bakımından onu dünyanın aslı bil. Dünya, cihanın gizli hükümlerini ihtiva eden kitap gibidir, İnsan da o kitabın başyazısı. Ne dediğimi düşün de bu meseleyi iyi anla!”</p>
<p>Yine, Hz. Ali Efendimiz de, insanın hakikatini ve ondaki yüksek potansiyeli şu cümleyle ifade etmiştir: “Sen kendini küçük bir varlık zannediyorsun. Hâlbuki sende koca bir âlem gizlidir.” Bütün bu sözlerin temeli,  Cenâb-ı Allah’ın, bir Hadis-i Kutsi’sinde; “Ben insanın sırrıyım, insan da Benim sırrım.” diye buyurmasına dayalıdır.</p>
<p>Hz. Mevlânâ’nın ve Hz. Ali Efendimiz’in de sözünü ettiği insandaki bu yücelik nedeniyle, son yüzyılımızın tasavvuf büyüklerinden İkbal;  “Allah’ı inkâr edene hoca ‘kâfir’ der. Bana göre ise kendini, kendindeki İlâhî gücü inkâr eden ‘kâfirin de kâfiri’dir.” demiştir. Bütün mesele, kendimizi ve içimizdeki doğuştan var olan çok büyük İlâhî gücü tanımak ve onu harekete geçirmektir. Fakat bu İlâhî gücü harekete geçirmek, salt zahiri bilgilerle mümkün değildir. Bunun için, maddeyle mânâyı eşit seviyede takip etmek, ikisi arasında bir denge kurmak gerekir. İnsan’da, yaratılışındaki bu yücelikle birlikte, ikilik de vardır. Yani, kutsal ruh ile süfli arzuları ifade eden nefsin sürekli çekişme hali… Bundan dolayıdır ki, Hz. Mevlânâ bir rubaisinde; “Bazen melekler bizim iyiliğimizi, güzelliğimizi kıskanırken; bazen de şeytanlar bile bizim kötülüğümüzden korkup kaçar.” demiştir. Elbette beşeri gözle bakıldığında, herkes sureta insan… Onları birbirinden ayırmak için baş gözü değil, gönül gözümüzü açmak gerekiyor. Mesnevi-i Şerif’te; “Eğer insan şekli, sureti, görünüşü ile insan olabilseydi; Hz. Ahmed Efendimiz ile Ebu Cehil bir olur, aralarında hiçbir fark olmazdı. Görünüşte her ikisi de insandı. Cenâb-ı Allah, hayvanî ruhta kalanların kötü huylarını değiştirmesi, nefsi ile savaşarak içindeki insanî kişiliğini ön plana çıkarması için kişiye bir istidat, bir kâbiliyet vermiştir. Fakat insanın sürekli nefsâni istek ve arzularına uymasından dolayı, o kabiliyet ve istidâdı kaybolup gitmiştir.” diye buyrulmuştur.</p>
<p><strong><em>Peki Efendim, ‘Melâmiilik’ kavramı nedir? Melâmi meşreplik gerekli midir? Bu kavramın, menkıbelerdeki yeri nedir?</em></strong></p>
<p>Efendim, bir şeyin mânevî olarak mutlak gerekli olması için, o işin Kur’ân-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimizin sünnetinde bir yerinin olması gerekir. Melamet, Arapça LVM kökünden türemiştir. ‘Melâmet’ veya ‘melâmetiye’; ‘zemmetmek, kötülemek, azarlamak, serzenişte bulunmak, takbîh etmek’ mânâlarına gelmektedir. ‘Takbîh’, ‘çirkin görme, beğenmeme’ demektir. Yani kendi nefsini çirkin görme, beğenmeme. Tasavvufi olarak yaygın tarifi ise şöyledir: ‘Yaptığı iyilikleri (gösteriş olur endişesiyle) gizlemek, yaptığı kötülükleri ve işlediği günahları (nefsiyle mücahede etmek için) açığa vurmaktır.’ Kınayanın kınamasından korkmamak esası üzerinde kurulu olan Melâmetiye’nin kaynağı şu iki âyete dayandırılmaktadır: ‘Ey Mü­minler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah yakında öyle bir topluluk getirecek ki; O onları sever, onlar da O&#8217;nu severler. Mü­minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihat ederler. Kınayanın kınamasından korkmazlar.’ (Mâide 5/54). ‘Kendini kınayan nefse yemin ederim.’ (Kıyamet 75/2). Yine, Kur’ân-ı Kerim&#8217;de aynı mânâyı ifade eden başka ayetler de bulunmaktadır.</p>
<p>Melâmetin temelinde; mânevî halini, iyilik ve güzelliğini dışarıya vurmamak; gösterişten, şan şöhretten, özellikle övülmekten kaçmak düşüncesi vardır. Onlar için övülme değil yerilme ön planda olup eleştiriye açıklardır. Zaten övülme ile yerilmeyi bir bilmeyenden, Allah dostu olmaz, olamaz! Bu konunun hakikatine dair yüzlerce örnek verilebilir. Ne yazık ki herkes övülme, takdir, teşekkür peşindedir. Tasavvufî yaşamda mânevî hallerin gizli kalması; gösterişe kaçmamak; hatta ibadet hayatını, mânevî yönünü hiç hissettirmemek; iyilikleri, ibadet ve taatı gizli yapmak; riyadan kaçıp ihlasa sarılmak temel esastır. Melametin en belirgin özelliklerinden biri de; bu hasletleri samimiyetle yaşamak için mânevî merasimlerde kullanılan destar, sikke, taç, hırka gibi tören giysilerine önem vermemek; onların sembolik tarafını putlaştırmak yerine, hakikatine, özüne, o destarın veya hırkanın sırr-ı hikmetine yönelmektir. O nedenle melamet, şekil ve suretsizliktir. Hz. Mevlânâ bir beytinde; “Sen şekil ve surette kaldığın müddetçe, ‘Allah şekilsiz, suretsiz’ demenin sana bir faydası yok.” der. Elbette bu sadece destar, hırka meselesi değil; her türlü şekilcilikten ve gösterişten kurtulma meselesidir. Günümüze kadar ulaşan bir menkıbe, bu konuyu daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır.</p>
<p>Hacı Bayram Veli&#8217;nin meşhur müridi Ak Şemseddin ile Dede Ömer Sikkînî arasında meşrep farklılığı ortaya çıkar. Şekle dayanan zikir meclislerine ve kıyafete karşı olan Sikkînî Hazretleri, Akşemseddin&#8217;in yönettiği zikirlere katılmaz, kendisi gibi düşünenlerle mescidin bir kenarına çekilip sohbet eder. Bu durumu tasvip etmeyen Akşemseddin, onun da kendileri gibi davranmasını ister; aksi halde Bayramî tâcını ve hırkasını geri alacağını söyler. Şeyhlerin ikisi de Göynük&#8217;de yaşamaktadır. Menkıbeye göre Sikkînî taç ve hırkayı cuma günü teslim edeceğine dair haber gönderir. O gün dergâhın bahçesine odun yığdırır ve büyük bir ateş yakar. ‘Buyurun ateşe girelim. Keramet taç ve hırkada ise, biz yanarız onlar kalır; değilse onlar yanar biz kalırız.’ der. Alev alev yanan ateşe girer ve aşk ile semâ etmeye baş­lar. Hırka ve taç yanar kül olur, ama kendisine hiçbir şey olmaz. Bu olaydan sonra Bayramî melâmîleri taç ve hırkaya kesinlikle ilgi duymaz, bu tören kıyafetlerine değer vermezler. Çünkü aslolan ölümlü bedeni süsleyen destar, hırka değil; gönüldeki aşk u muhabbettir, ilimdir, irfandır. Allah’a gösterişsiz kul olmak, O’nun kullarına da gösterişsiz, samimi bir şekilde hizmet etmektir. Adına destar veya taç denilen tarikat giysilerinin hakikat âleminde hiçbir kadri kıymeti olmadığı için, Yunus Emre; “Dervişlik olaydı taç ile hırka/ Biz de alır idik otuza kırka.” derken, Cüneyd-i Bağdaki Hazretleri; “Eğer başa takılan sarığın, giyilen hırkanın mânevî olarak insana bir faydası olacağına inansam; bunları ateşten yapar, giyerdim.” demiş, Hacı Bektaş-ı Veli de; “Hararet nardadır, sacda değildir; keramet baştadır, taçta değildir.” diyerek aslolanın taç u hırka olmadığını açıkça beyan etmişlerdir. Hz. Mevlâna&#8217;nın da hiçbir eserinde, hiçbir beytinde taç u hırkaya değer verdiğini görmek kesinlikle mümkün değildir. Onun için önemli olan aşktır, irfandır, arif bir kişi olmaktır. Başa takılan destarın, giyilen hırkanın hiçbir değeri olmadığını şu beyitleriyle ifade eder: “Şekle surete takılmak, mânâyı arayanlara engel olur. Sen işin dış görünüşüne takılıp kalıyorsan, puta tapıyorsun demektir. İşin şekline suretine bağlanmayı bırak, özüne mânâsına bak.” “Destarıma, cübbeme, başıma bu üçüne birden kıymet biçtiler. Üçüne bir kuruştan daha az para verdiler. Sen dünyada benim adımı hiç duymadın mı?  Ben bir hiçim ben bir hiçim! Hz. Mevlânâ, uyanık gönüllü insanlar için, ‘destar ve cübbe benim yanımda bir kuruştan daha değersizdir’ diyor; ama ne yazıktır ki, çoğu tarik ehli giydikleri mânevî tören elbiselerine öyle sıkı sıkıya bağlanıyorlar ki; bu onların gittikleri yolun hakikatine, aslına, özüne perde olurken birçoğunun mânevî hedefi de, bir an önce bir hırka, destar veya sarığa kavuşmak oluyor. Bazıları da Cenâb-ı Allah’a kulluk etmek, topluma faydalı, insana yakışır bir şekilde yaşamak için mutlaka kendilerinden şekil suret belgesi alınmasını şart koşacak kadar cehalet içinde yaşıyor. O nedenle; ‘İşin sırr-ı hakikatine eremeyenler; dini merasimleri, taç u hırkayı kendilerine din edinirler.’ denmiştir.</p>
<p>Sonuç itibariyle, Melamet, başkalarında ayıp kusur görmek yerine kendi kusurlarıyla ilgilenip kendini kınamak; destar, hırka, sarık gibi şeylere kıymet vermemek; bu gibi sembollere takılıp kalmak yerine bunların özüne, hakikatine yönelmek; gösterişsiz, şekilsiz, suretsiz bir şekilde Rabbine kul, Peygamberine ümmet olmaktır. İrfandan nasipsiz bir şekilde bayram çocuğu gibi taç u hırka ile süslenmenin kimseye faydası yok! İrfan sahibi insanların da taç u hırkaya ihtiyacı yok! Bu çerçeveden bakıldığı takdirde; ‘Melamet meşrep olmak gerekli midir, yoksa gereksiz midir?’ bunun cevabını bulmak çok daha kolay olacaktır.</p>
<p><strong><em>Peki, namazın Mesnevi’deki karşılığı nedir?</em></strong></p>
<p>‘Namaz, aslında niyazdır.’ Yani yokluktur, hiçliktir, yüce yaratıcıya muhtaçlıktır. O’nun kudret ve kuvveti önünde kendi acziyetini bilmek ve samimiyetle o kudret önünde baş kesmektir. Kur’ân’ı Kerim’de; ‘Allah’ın nimetlerini saymakla bitiremezsiniz.’ denir. Bu nimetlere yapılacak en önemli şükür de, namazdır.</p>
<p>Mesnevi-i Şerif’te çok önemli bazı ledünni sırlar, ‘Dekuki’nin Namazı’ isimli menkıbe ile dile getirilir. Burada özellikle namaz ve namazın hakikati üzerinde hassasiyetle durularak şöyle denir: “Ey imam, namaza başlarken ‘Allahu ekber’ demenin mânâsı şudur: Allah’ım biz senin huzurunda kurban olduk. Yani nefsimizi ve nefsani tüm istek ve arzularımızı senin huzurunda kurban ettik. Hani kurban keserken ‘Allahu ekber’ dersin. İşte yok edilmeye, öldürülmeye layık olan nefsini de Cenâb-ı Hakk önünde kurban ederken bu söz söylenir. O esnada beden İsmail, can ise Halil İbrahim gibidir. Can, bu bedenin heva ve hevesini kesmek için tekbir getirince; beden, şehvetlerden, hırstan kurtulur. Namazda ‘Bismillahirrahim’ demekle kurban olur gider. Namaz kılanlar kıyamette olduğu gibi Allah’ın huzurunda saflar halinde dururlar; sorguya, hesap vermeye, yalvarmaya koyulurlar. Namazda gözyaşı içinde ayakta kıyamda durmak, kıyamet günü dirilerek kabirlerinden kalkıp mahşer yerinde Allah’ın huzurunda durmaya benzer. Cenâb-ı Hakk, sana ‘dünyada verdiğim bunca ömür içinde ne yaptın, huzuruma ne ile geldin?’ diye sual edecek! ‘Sana verdiğim rızkı, gözünü kulağını iradeni nerelerde kullandın, Arş’a ait olanları satıp bu dünyada neyi satın aldın?  Sana kazma gibi el, ayak verdim. Bunları sana ben bağışladım. Onlar ile dünya da ne yaptın?’ gibi buna benzer yüzbinlerce şeyden hesap soracak. Kula kıyamda iken sorulan bu sorulardan kul çok utanır, verecek cevabı yoktur. Utancından iki büklüm olur, ayakta duracak gücü kalmaz ve rükûa varır. Bu utanç içinde ‘Sübhane rabbiye-l azim’ diyerek yüce Allah’ın noksan sıfatlardan beri olduğunu söyler. Kula tekrar sert bir ferman gelir, ‘başını kaldır da sana sorulan sorulara cevap ver!’ O günahkâr kul utana utana başını rükûdan kaldırır, fakat utancından fazla dayanamaz ve yüz üstü yere kapanır. Ona tekrar hitap gelir ‘secdeden başını kaldır ve dünyada yaptıklarına dair sana sorulan sorulara cevap ver!’ O bir kere daha secdeden başını kaldırır, ama dayanamaz utancından yılan gibi tekrar yüz üstü yere kapanır. Cenâb-ı Hakk tekrar ‘başını kaldır ve söyle, yaptıklarını kıldan kıla inceden inceye birer birer senden soracağım’ diye buyurur. Allah’ın bu heybetli hitabının ağırlığı yüzünden ka’deye varır, dizlerinin üzerine çöker. Cenâb-ı Hakk ise tekrar ‘söyle, anlat’ diye buyurur!  ‘Sana nimet verdim, nasıl şükrettin?’ Sana nice sermaye vermiştim, onunla ne kar elde ettin bunları göster!’ Kulun yapacak hiçbir şeyi, söyleyecek hiçbir sözü yoktur. Utana utana başını sağ taraf çevirir; peygamberlere, ruhlara, meleklere selam verir. Onlara ‘ey mânâ padişahları, bana yardım edin’ diye yalvarır. Onlar ise, ‘çare ve yardım günü geçti, biz dünyada iken söylenecek her şeyi söyledik ve seni uyardık; sen ise kendi aklına uydun, istediğin gibi yaşadın, bizi ciddiye almadın, derdine çare dünyada olabilirdi. Sen zamansız öten horoz gibisin, sus’ derler. Kul çaresizlik ve utanç içinde başını sol tarafa akrabalarına çevirir, onlardan yardım ister. Onlar da ‘sus, biz kimiz ki sana yardım edelim, kendi günahımız bize yeter’ derler. Hiçbir yerden yardım bulamayan kulun gönlü yüz bin parça olur. Günahkâr kul, herkesten ümidini kesince iki elini açar ve Rabbine duaya başlar. Sen günde beş vakit kıldığın namazdaki bu işaretleri gör de kesin olarak bu işin böyle olduğunu bil, ona göre hareket et. Yem toplayan tavuk gibi secdeye başını koyup kaldırma!” Çok açık bir şekilde anlaşılıyor ki; namaz, sadece eğilip doğrulma veya bilinçsizce yapılan bir mânevî sorumluluk meselesi değil, İlâhî huzurdaki hesap gününü günde beş kere hatırlamadır. Kur’ân’ı Kerim’de ‘namaz seni her türlü kötülüklerden alıkor’ denilir. Kim ibadetlerinin karşılığı olarak nefsinin şerrinden halas oluyorsa, namaz da kılıyor demektir. Gerisi ancak hikâyedir.</p>
<p><strong><em>Efendim, Nasuh tövbesinin ne olduğunu bizlere anlatır mısınız?</em></strong></p>
<p>Nasuh tövbesi, Mesnevi-i Şerif’te Hz. Mevlânâ tarafından çok uzun bir hikâye ile en açık bir şekilde anlatılmıştır. Söz konusu olayda, Nasuh isimli bir kişinin yaşadıklarıyla alakalı olarak gönül yangını ve pişmanlık içinde yaptığı tövbeden bahsedilir. Her insan hata yapabilir. Bu gayet tabiidir. Asıl hata, hata yapmak değil, yaptığı yanlışta ısrarlı olmaktır! Aynı hatayı tekrar edip durmaktır. Yaptığı yanlışlardan ders almamaktır! Hz. Mevlânâ; geçmişe bakıp ders almayan insanları, tek gözlü şeytana benzetir. Yani durum bu kadar vahimdir. Çünkü Kur’ân-ı Kerim bizlere devamlı olarak geçmiş ümmetlerin hallerinden bahseder. Bu hikâyelerden asıl maksat ise; onların düştükleri hataları ve yanlışları görüp aynı hataya bizlerin de düşmemesidir. Sürekli aynı hatada ısrarlı olan kişiler, Kur’ân-ı Kerim’i ve Rabbini anlamıyor demektir. Tövbe etmek, dil ile ‘estağfirullah’ demek değil, sözünü ettiği ‘estağfirullah’ ın haline bürünmektir. Çoğu sufi günde yüzlerce kez ‘estağfirullah’ der; ama bunlar sadece seste, sözde kalır. Cenâb-ı Allah, laf istemez, hal ister. Tıpkı dünyada bile insanların söze değil, yapılan işe önem verdikleri gibi… Nasuh tövbesinin hakikati, özü; hata ve kusurlarımızı ciddiyetle idrak etmek, çok samimi bir pişmanlıkla kesinlikle aynı hataya düşmemektir! Hz. Mevlânâ bu meyanda şöyle der: “Eşek bile düştüğü çukura bir daha düşmez, sen eşekten aşağı mısın?</p>
<p><strong><em>Mesnevi-i Şerif’te anlatılan ‘nahivci ve gemici’ hikâyesi dikkate alındığında; gramer kitabı mı, yüzme bilmek mi daha önemlidir? Yoksa her ikisi de mi? Yani, Mesnevi’de bilgi nasıl değerlendirilir?</em></strong></p>
<p>Bu sorunun cevabını tam olarak anlatabilmek için, Mesnevi-i Şerif’te sözü edilen hikâyeden kısaca bahsetmek gerekir. Hikâyeye göre, bir nahiv -dilbilgisi- âlimi gemiye biner. Bu bilgisiyle mağrur bir şekilde, gemiciye; ‘Sen hiç hayatında nahiv okudun mu?’ diye sorar. Gemici ‘hayır’ deyince, nahivci ‘senin ömrünün yarısı boşa gitmiş, yazık’ der. Gemici bu sözden çok kırılır, üzülür; ama belli etmez, susar. Bir müddet sonra şiddetli bir rüzgâr çıkar, gemiyi bir girdaba sürükler. Gemi çalkantılar içindeyken, gemici yüksek bir sesle nahivciye seslenir: ‘Ey nahiv hocası, söyle bakalım sen yüzme bilir misin?’ Nahivci; ‘Ey hoş gemici, ben yüzme bilmem’ der. Gemici; ‘Ey nahivci’ der. ‘Senin bütün ömrün hiçe gitti, çünkü gemi bu girdapta batacaktır! Şunu iyi bil ki gemide mahvolmayı bilmek gerek, nahiv bilmek bir işe yaramaz. Ey bilgisiyle övünen kişi, şimdi sen de bilgisiz, cahil bir kişi durumuna düştün.’</p>
<p>Bu hikâyeden şunu anlamak gerekir: Dünya bir deniz, gemi insan-ı kâmil, kaptan ise o yüce insanın ilmi, irfanı, aşk u muhabbetidir. Bazı insanlar dünyevi veya şer’i ilimleriyle gurur ve benliğe kapılarak; gönül ehli Hakk âşıklarının ledünni, irfanî bilgilerini hiçe sayarlar. Asıl ilim, insana son nefesinde şefaat edecek olandır. O nedenle ‘gemi batıyor, bu durumda nahiv bilgisi değil, mahvolmayı bilmek gerek’ denmiştir. Yani ‘ölmezden evvel ölmeyi bilmek’ gerekiyor. Bunun en açık anlatımı Hz. Yunus tarafından söylenmiştir: ‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır? Okumaktan mânâ ne, kişi Hakk’ı bilmektir, çün okudun bilmedin, ha bu kuru emektir.’ İşin hakikati ve mânevî boyutu; okumaktan, bilmekten asıl maksat, insanın kendini dolayısıyla da Rabbini bilmesidir. Kendini dolayısıyla da Rabbini bilen kişi, her şeyi biliyor demektir. Bu ilimden mahrum olanlar ise, ne bilirlerse bilsinler, gemi batarken boğulmaya mahkûm olurlar. Anlaşıldığı üzere, gemiden maksat, insanın ölümlü vücududur. Şekli ibadetler, zahiri ilimler çeşitli işaretler gibidir; insanı ancak deniz kenarına kadar getirirler. Hâlbuki denize girenin ayak izi olmaz! Çünkü orası nişansızlık, şekilsizlik, suretsizliktir! Asıl gâye deniz kenarına gelmek değil de denizin dibine dalmak, oradan inci mercan çıkarmak ise; zahiri bilgilerin, şekil ve suretlerin ötesinde başka türlü bir ilimle hemhâl olmak gerekir. Bu hikâyenin sonucunda Hz. Mevlânâ şöyle der: “Ey aziz dost! Fıkhın fıkhını, nahvin nahvini ve sıfatın sıfatını ancak yoklukta, yok olmakta, izi nişanı olmayan bir dünyada bulabilirsin!”</p>
<p><strong><em>Bilindiği üzere, tasavvufta hakiki aşk, Allah’a karşı duyulan aşktır. Peki, mecâzî aşktan İlâhî aşka geçişte yaşanan süreçler nelerdir ve İlâhî aşka nasıl ulaşılabilir?</em></strong></p>
<p>Evet, asıl maksat yüce yaratıcıya olan aşktır; fakat o İlâhî aşka ulaşmak da, hemen öyle kolay değildir. İnsan ayan beyan görmediği, her haline hayran olmadığı bir şeye tutku ile bağlanıp derin bir aşk hissedemez. Hz. Mevlânâ aşkı tarif ederken şöyle der: “Aşk dileği, isteği, yapıp yapmama arzusunu, iradeyi terk etmektir.” Aşk irademizi tümüyle terk etmek ise; o halde böyle bir tutkuya sahip olmak için, mutlak bir tecelliye ihtiyaç vardır. Bizler yaratılmış olarak, yüce Rabbimizi ancak onun sıfatları ve çeşitli tecellileriyle ayan beyan görür, bilir ve hayran oluruz. Bu İlâhî tecelliler de en açık bir şekilde insandan zuhur eder. Yüce Rabbimizin Kur’ân-ı Kerim’de ‘kıssaların en güzeli’ dediği Yusuf ile Züleyha aşkında; Züleyha, önce Yusuf’a ölesiye âşık olur. Ayrılık derdiyle nice acı, ıstırap ve çile çektikten sonra aşk-ı İlâhîye kavuşur. Öyle ki o aşk acısı ile ıstıraplar içinde ölür; İlâhî vuslat zevki ile de tekrar dirilir, gençleşir, güzelleşir. Buna ‘ölmezden evvel ölme’ de diyebiliriz. Bu örnek, Kur’ânî bir örnek olup tüm insanlık âlemi için geçerlidir. İnsan birine ciddiyetle âşık olduğu zaman, sadece sevdiğine yoğunlaşır ve diğer dertler, arzu ve istekler sevgilinin aşkı yanında küçülür, bir hiç olur. Mecâzî aşktan İlâhî aşka geçişteki hikmet de burada sırlıdır. Peygamber Efendimiz, bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Cümle dertlerini tek bir dert yapanın diğer dertlerini, Allah lütfu ile giderir, onu başka dertlerinden kurtarır.” Yani aşk ateşi ile diğer dertler yanar, yakılır, yok olur. Sevgilinin güzelliği karşısında hiçbir şeyin önemi kalmaz. Tüm sevgilerin özünde Rabbani bir aşk vardır. Bilen bilir, bilmeyen de fani bir kulu sevdiğini sanır. Hz. Mevlânâ Mesnevi-i Şerif’te; ‘Aşk ister nefsani olsun, ister ruhani olsun; sonunda bizi ötelere götürecek bir rehber ve kılavuzdur.’ der. Mecazi aşklar, gelip geçici zevkler, duygu ve düşünceler ile kirletilmez de temiz kalırsa, İlâhî aşka köprü olur. Bu köprüye ‘sırat köprüsü’ de diyebiliriz. Fakat adı ‘sırat köprüsü’ de olsa, ‘aşk’ da olsa sonuçta köprüdür; asıl hedef, karşı taraftaki sevgilidir. Züleyha’nın çektikleri, acı ve ıstırapları satır satır, âyet âyet anlatılmıştır. Elbette bir aşkta yok olmak kolay değildir; ama maşuk ile vuslat tecelli edince tüm acı ve ıstıraplar eşsiz bir zevk u safaya dönüşür. Bu, çok ciddi sabır ve mücadele gerektiren bir haldir. Hz. İbrahim’in ateşler içinde kalmasıdır. Fakat o ateş, bir tek söz ile güllük gülistanlık olmuştur. Eğer bizler de aynı samimiyetle “Hasbünallahü ve ni’mel vekîl” diyebilirsek, gönlümüze düşen bu ateş, Rabbani bir vuslat ile güllük gülistanlık olacaktır. Sürekli ifade ettiğimiz gibi, bu da bir sözü tekrar etmek değil, haline bürünmek meselesidir. Hz. İbrahim, sadakat ve teslimiyetin sembolüdür. Bu İlâhî teslimiyete de, söz ile kelam ile değil; ancak bu sözün hakikatinin ifade ettiği gerçek mânâ yaşanarak ulaşılır.</p>
<p><strong><em>Peki Efendim, dağda bir derviş olmak mı, halk içinde Hakk ile beraber olmak mı daha değerlidir? </em></strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz; <em>“İnsanların arasına karışıp onların ezâlarına katlanan Müslüman, onlardan uzak durup ezâlarına katlanmayandan daha hayırlıdır.” ve “İ</em>nsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” diye buyurmuştur. Ayrıca bildiğiniz gibi, İslamiyet’le birlikte ruhbanlık kaldırılmıştır. Bu da, dağda veya herhangi bir yerde tek başına yaşamaktansa, insanlar arasında bir derde derman olmanın çok daha hayırlı olduğunun işaretidir. O nedenle özellikle de tekâmül etmiş kâmil insanların, mutlaka halkın içinde olup onların tüm isyanına, eza ve cefasına katlanıp uyarıcı ve yol gösterici olması gerekir. Peygamber Efendimiz, bu ulvi görevi yerine getirirken çekmiş olduğu sıkıntıları şöyle dile getirir: “Ben nice katırlardan ne tekmeler yedim, ne tekmeler!” Şeyh Sadi de; “Tarikat; sufi elbisesi giymek, namaz, tespih, sofuluk değildir! Tarikat; insanlara hizmet etmek, onlara faydalı olmaktır.” derken, Feridüddîn-i Attâr Hazretleri de şöyle buyurmuştur: <em>“Hakk dostları ile bir an sohbet etmek, uzun müddet inzivâda yaşamaktan daha iyidir.” Sonuç itibariyle, t</em>asavvufta esas olan; kesrette vahdeti yaşamak, halk içinde Hakk ile birlikte olmaktır. Çoklukta tekliği yaşayamayan bir insanın, gerçek mânâda tekâmül etmesi beklenemez. Çünkü ikilikten kurtulup tekliğe ulaşmanın en belirgin özelliği, halk içinde Hakk ile birlikte olmaktır. O nedenle ‘el işte, gönül yarda olmalı’ denmiştir!</p>
<p><strong><em>Peki, İmam Gazali örneğinden hareketle, Mesnevi’nin bilgiye bakışını bizlere anlatabilir misiniz?</em></strong></p>
<p>Peygamber varisi olan büyük veliler, her zaman ve her konuda çok derin düşünmüşlerdir. Olayların, seslerin, sözlerin, kelimelerin dış kabuğunda kalmamışlardır. Böyle olunca onların ilme, bilgiye bakışları da bir başka olmuştur. “Dilin okuması kıraat, kalbin okuması hayat” “Kur’ân’a gözünle bakarsan yazıyı görürsün, aklın ile bakarsan ilmi görürsün, kalbin ile bakarsan aşkı görürüsün, ruhun ile bakarsan Allah’ı görürsün” diyecek kadar açık ve net bir şekilde uyarıcı olmuşlardır. İslâmiyet’in özü, esası budur. Bu sözlerin temeli, Peygamber Efendimizin kutsi bir hadis-i şerifine dayanmaktadır. Hadis-i şerif şöyledir:  “Kur’ân-ı Kerim’in bir zâhirî mânâsı var, bir bâtinî mânâsı var. Bâtınının da yedinci bâtınına kadar başka bir mânâsı var.”  Hz. Mevlânâ, Mesnevi-i Şerif’te bu hadis-i şerifi çok geniş olarak açıklamıştır. Özetle arz edecek olursak; “Ey oğul sen sadece Kur’ân’ın görünen, bilinen zâhir mânâsına, dış yüzüne bakma. Şeytan da Hz. Âdem’in dış yüzüne baktı, onun çamurdan yaratılmış olduğunu gördü. Ondaki iç yüzü, hakikati göremedi. Kur’ân’ın dış yüzü tıpkı insana benzer. İnsanın dış görünüşü açıktadır, görünür, bilinir; ama ruhu gizlidir, görünmez.” Daha evvel de arz edildi. Hz. Mevlânâ; ‘Herhangi bir şeyin dış görünüşünde, şekil ve suretinde kalıyorsan, puta tapıyorsun demektir; dış görünüşe takılma, özüne, hakikatine yönel.’ diye buyurmuştu. Bu şekil, suret meselesi her şey için geçerlidir. Özellikle mânevî ilimlerin bâtinî yönü de mutlaka araştırılmalı, bilinmeli ve yaşanmalıdır. Bu durum abdest, namaz, oruç, hac, zekât dâhil her şey için geçerlidir. Herkes de kabul eder ki; abdest su ile temizlenme değil, namaz eğilme doğrulma değil, oruç aç kalma değil, zekât sadece mangırla olmaz, sarık başa sarılan birkaç metre bez değil… Tüm bunların bir hakikat boyutu var. Şekline bürünürken hakikat âleminde bir başka mânâsı olduğunu unutmamak gerekir. Mezara bizimle girecek olan o işin şekli, sureti değil; hakikati, özü, ruhudur. Ruhsuz, özden hakikatten kopuk yapılan her şey; şekilcilik, suretçilik dolayısıyla da putperestliktir. Fuzuli Hazretleri: “Gerçi suretperest taklit ile kendini âlim bilir/ Gerçekler âleminde biz onu cahil biliriz.” der. Hz. Mevlânâ, her Müslüman’a farz olan imanı, Mesnevi’de şöyle tarif eder: “İman, dikkatle bakmak ve mânâsını anlamaya çalışmaktır.” Demek oluyor ki; bir şeyin suretinde kalmamak, özüne hakikatine yönelmek imanın farzıdır. İslâmiyet’in ve tarikatların şekline, dış görünüşüne sıkı sıkı sarıldığımız kadar; özüne, ruhuna aynı ölçüde sıkı sıkı sarılmadığımız için yeryüzünde cahilliği temsil eder olduk. Muhammed ümmeti olmak cehalet midir; yoksa ilm-i irfan mıdır? Bizler gerçekten dinimize, peygamberimize yakışır bir ümmet olsaydık; yeryüzündeki halimiz bu kadar perişan olmazdı. Çoğu Müslüman, İslâm’ın dolayısıyla imanın bir hakikat boyutunun olduğunun farkında bile değil… Yetmiş bin kelime-i tevhidi çeken çok. Fakat adı üstünde tevhidin kelimesi!  ‘Acaba bu tevhidin kelimesi değil de kendisi ne’ diyen, hakikatine yönelen kaç kişi var?  Hâlbuki Peygamber Efendimiz; “İbadet, sadece tevhid etmekten ibarettir.” buyurmuştur. Bu denli önemli olan tevhid, sadece kelime ile olur mu?</p>
<p><strong><em>Son olarak, hakiki bir yaşam koçu olarak nitelendirilebilecek Mesnevi eserini okuyanlara tavsiyeniz var mıdır? Ayrıca, Mesnevi okurken nelere dikkat edilmelidir?</em></strong></p>
<p>Hz. Mevlânâ, kendi Mesnevisi için şöyle buyurmuştur: “Mesnevi, yüce Peygamberimizin incilerle, hakikatlerle, sırlarla, bilgilerle dolu mânâ denizinin bir adası gibidir. Irmak suyunu tamamiyle içmenin imkânı yok, yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkânı yok. Fakat sen Mesnevi’yi sadece okumak yahut yalnız dinlemekle istifâde edebileceğini mi sanıyorsun? Ondan feyz almak için; önce iman sahibi olmak, sonra onun ettiği tavsiyeleri tutmak ve Mesnevi’yi yaşamak gerekmektedir. Yahut yüksek hakikatler, İlâhî hikmetler, gizli sırlar kolayca kulağına girer, ağzına, aklına geliverir mi sanıyorsun? Bu hikmetleri, bu hakikatleri duysan bile bunlar sana masal gibi gelir, kabuk görünür. Tanelerin lezzetli içlerini göremez, hep dışında, kabukta kalırsın.” Açıkça anlaşıldığı üzere Mesnevi-i Şerif’ten faydalanmak için önce güçlü bir iman sahibi olmak, sonra okuduklarımızı veya dinlediklerimizi mutlaka hayata geçirmek ve yaşamak gerekiyor. Aksi takdirde, sıradan herhangi bir kitap gibi okuruz, geçer gideriz. Bazı insanlar, kelimelerin ve hikâyelerin özüne, sırrına vakıf olamadıkları için; böylesine çok ciddi bir mânevî eseri, kendi çirkin nefisleri, şeytani duygu ve düşünceleri ile eş değerde görmüşlerdir. İşte bu nedenle özellikle tasavvufi eserlerde kelimelerin ötesine geçmek, satırlara bağlanıp kalmamak gerekir.</p>
<p>Doksan dokuz yıllık hayırlı ve mübarek ömrünü Hz. Mevlânâ ve Mesnevi’ye adayan Mesnevihan Şefik Can Dedemiz de bu konuda şöyle buyurmuştu: “Mesnevi-i Şerif’i roman okur gibi okumayın, temiz bir düşünce ile ibadet ruhuyla okuyun. Sayfaları arka arkaya çevirip çok okumak yerine, az okuyun fakat çok tefekkür edin. Anladığınız bir yer olursa, onu hemen sizi ve o beyitleri anlayabilecek biriyle paylaşın, göreceksiniz o zaman daha çok zevkine varacaksınız. Eğer anlamadığınız bir yer olursa da, kendi kendinize yorumlar yapmayın. Okumaya devam edin, göreceksiniz birkaç sayfa veya birkaç gün sonra anlamadığınız o yer size açılacaktır!” Bütün mesele iman ve hüsn-i zan ile ibadet ruhuyla okumak, kelimelerin özellikle hikâyelerin şekline, suretine takılıp kalmadan mânâsını anlamaya çalışmaktır. Zaten iman da dikkatle bakmak ve mânâsını, özünü anlamaya çalışmak değil miydi?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tasavvuf-ve-mesnevi-uzerine-sohbet/">Nur Artıran İle Röportaj</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tasavvuf-ve-mesnevi-uzerine-sohbet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14578</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Denizin Tuzu / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/denizin-tuzu-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/denizin-tuzu-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 19 May 2018 07:05:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14583</guid>
				<description><![CDATA[<p>Stresliyim. Arıyorum benliğimi. Zorlasam çıkar mı kuyudan Yusuf? Söylesem duyar mısın en gizli sırlarımı? Söyle bana duygularını. Anlat. Durma. Öyle bakma. Aradım seni hep. Buldum sonra. Kayıpsın. Yoksun yanımda. Buluşsak mı yıldızlarla? Yıldız tozu gibidir aşkın en tatlı nağmeleri… Elimden dağılır gider kum tanesi gibi. Zamanın akıcılığına inat duyarım ben de sesini. Kalbimden duyarım en [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/denizin-tuzu-siir/">Denizin Tuzu / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Stresliyim.</p>
<p>Arıyorum benliğimi.</p>
<p>Zorlasam çıkar mı kuyudan Yusuf?</p>
<p>Söylesem duyar mısın en gizli sırlarımı?</p>
<p>Söyle bana duygularını.</p>
<p>Anlat.</p>
<p>Durma.</p>
<p>Öyle bakma.</p>
<p>Aradım seni hep.</p>
<p>Buldum sonra.</p>
<p>Kayıpsın.</p>
<p>Yoksun yanımda.</p>
<p>Buluşsak mı yıldızlarla?</p>
<p>Yıldız tozu gibidir aşkın en tatlı nağmeleri…</p>
<p>Elimden dağılır gider kum tanesi gibi.</p>
<p>Zamanın akıcılığına inat duyarım ben de sesini.</p>
<p>Kalbimden duyarım en gizli aşklarını.</p>
<p>Bilmesem de gözlerinde gördüğüm acıyı.</p>
<p>Anlatırım defalarca sendeki ışığı.</p>
<p>Yeteneklisin.</p>
<p>Sessiz çığlıklarımın duygusuzluğuna karşılık ne verebilirdin bana?</p>
<p>Bendeniz…</p>
<p>Denizin kıyısında açıldım en değersiz hediyemle.</p>
<p>Sen bilmezdin.</p>
<p>Belki ağlardım en geniş gövdesiyle ağacın en titrek dalına dokunarak.</p>
<p>Gördüğüm muameleden kalan…</p>
<p>Güneşin ateşinden uzaklaşarak…</p>
<p>Senden ayrı kalarak…</p>
<p>Yaşadığım acıyı anlatarak…</p>
<p>Sensizim.</p>
<p>Acım büyük.</p>
<p>Bilmediği o kadar çok şey var ki içimden geçen.</p>
<p>Sana söyleyemediğim sözlerden bir mısra…</p>
<p>Seni seviyorum.</p>
<p>Bir masaldı belki yaşananlar.</p>
<p>Sen görmedin.</p>
<p>Tek başımaydım bu çöl sıcağında.</p>
<p>Sensiz titredim bu soğuk kum dağında.</p>
<p>Artık sensizim.</p>
<p>Yoluma devam etmeliyim.</p>
<p>Hayat denen çizgide…</p>
<p>Mısramın orta yerinden gelen nağmeleri söyleyerek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/denizin-tuzu-siir/">Denizin Tuzu / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/denizin-tuzu-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14583</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cümle</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cumle-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cumle-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 12 May 2018 04:00:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14412</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sessizlik istediğim şey… Sessiz yaşam… Sessiz… Aradığım şeylerden kalan bu eski plaktı. İstediğim her şey gerçekleşti. Ev, araba, kış, yaz… Okulu bitirmenin verdiği hazzı unutamam. Her şey yolundaydı. O gelene kadar… Kapı çaldı içeri girdi. Oturdu karşıma konuşmaya başladık. Ona kendimi çok yakın hissettim. Kendimden biriydi sanki. Ondan alacağım çok şey vardı. Ona görür görmez [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cumle-siir/">Cümle</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sessizlik istediğim şey…</p>
<p>Sessiz yaşam…</p>
<p>Sessiz…</p>
<p>Aradığım şeylerden kalan bu eski plaktı.</p>
<p>İstediğim her şey gerçekleşti.</p>
<p>Ev, araba, kış, yaz…</p>
<p>Okulu bitirmenin verdiği hazzı unutamam.</p>
<p>Her şey yolundaydı.</p>
<p>O gelene kadar…</p>
<p>Kapı çaldı içeri girdi.</p>
<p>Oturdu karşıma konuşmaya başladık.</p>
<p>Ona kendimi çok yakın hissettim.</p>
<p>Kendimden biriydi sanki.</p>
<p>Ondan alacağım çok şey vardı.</p>
<p>Ona görür görmez aşık olmuştum.</p>
<p>Aradığım kişi oydu.</p>
<p>Hissettiğim her şey gerçekti.</p>
<p>Saatlerce konuştuk.</p>
<p>Konuşmalarımız zihnimde kayıt altındaydı.</p>
<p>Her şeyi dün gibi hatırlıyorum.</p>
<p>Hatırladığım şarkılardan kalan o kelimeyi ağzımdan çıkarmak bana öyle dokundu ki.</p>
<p>Her şarkı başka bir dertti.</p>
<p>Bir başka…</p>
<p>Buluştuğumuz her gün ayrı bir güzellikti.</p>
<p>Güzellikleri paylaşmak beni oldukça mutlu ediyordu.</p>
<p>Dertlerinden sakınmak korkusu beni bunaltmıştı.</p>
<p>Hırsımdan geriye kalan sadece aşktı.</p>
<p>Her şey silinmişti sanki.</p>
<p>Her şey…</p>
<p>Ben ona, o bana yani birbirimize aşıktık.</p>
<p>Bunu hissediyordum ama söyleyemiyordum.</p>
<p>Düşüncelerimi saklayamazdım.</p>
<p>Saklarsam kaybolurdu.</p>
<p>Hatıramda kalan o parçayı söylerken eğlendim.</p>
<p>Seni dans ederken gördüğümde hissettiğim gibi.</p>
<p>Çok güzel dans ediyordu.</p>
<p>Onu izlemek beni mutlu ediyordu.</p>
<p>Gözlerine bakmak.</p>
<p>O benim için bir taneydi.</p>
<p>Adını kimse bilmiyordu.</p>
<p>Adı bende saklıydı.</p>
<p>Onun hakkında her şeyi öğrenmek istiyordum.</p>
<p>Sürekli onu anlatmak istiyordum.</p>
<p>Her sözüm o olmalıydı.</p>
<p>Her sayıklayışım o.</p>
<p>Onsuz bir yaşam düşünemiyordum.</p>
<p>O bir hayaldi, ben de o hayalin peşindeydim.</p>
<p>Benim için önemini kimse kavrayamazdı.</p>
<p>O hayalimdeki aşktı.</p>
<p>Depresif bir çılgının yazdığı satırlardı bunlar.</p>
<p>Ona yakın olmak istiyordum.</p>
<p>Onunla yaşamak, onu yaşamak istiyordum.</p>
<p>Onun canını acıtmak bana acı veriyordu.</p>
<p>Onu sevmek, onu hissetmek istiyordum.</p>
<p>O sevgilerin en güzelini hak ediyordu.</p>
<p>Sevgi gösterilmeyi bekliyordu.</p>
<p>Gözlerine baktığımda bunu anladım.</p>
<p>Sevilmek hissedilmek istiyordu.</p>
<p>Bunu ona ben veremezdim.</p>
<p>Ben ona sadece acı verdim.</p>
<p>Sanki sabır ilacını enjekte eder gibiydi yaşadıklarımız.</p>
<p>Seni sabretmeye zorladım.</p>
<p>Gözleri öyle güzeldi ki.</p>
<p>O sevgiye açtı.</p>
<p>Ama sadece acı görmüştü.</p>
<p>Acılarından kurtarmak istedim.</p>
<p>Olmadı.</p>
<p>Onun konuşmaya sevgiye ihtiyacı vardı.</p>
<p>Ona herkese söylediğim sözcüklerden birkaçını söyledim.</p>
<p>Bu SEVGİydi.</p>
<p>Onun aradığı şey oydu.</p>
<p>Bunu ona kimse verememişti.</p>
<p>Onun ihtiyacı buydu.</p>
<p>İlacı da.</p>
<p>Sadece gülümsedim.</p>
<p>Bu da onu mutlu etmeye yetti.</p>
<p>Kimse ona sevdiğini söylememişti.</p>
<p>Onun anlaşılmaya ihtiyacı vardı.</p>
<p>Ona ben bunu sağlayamadım.</p>
<p>Keşke yapsaydım.</p>
<p>Onun gözlerinden akan yaşları durdurabilseydim.</p>
<p>Onu son gördüğümde gözlerini hiç ayırmıyordu.</p>
<p>Keşke tekrar görüşebilseydim.</p>
<p>Onunla bu odada vakit geçirmek mutlu ediyordu.</p>
<p>Ancak onu daha fazla tutamadım.</p>
<p>Çünkü istediği sevgiyi veremedim.</p>
<p>Aradığı ben miydim bilemedim.</p>
<p>Ortamdan sanmıştım.</p>
<p>Oysa ki onun aradığı şey aşkmış.</p>
<p>Keşke bunu daha önce anlasaydım.</p>
<p>Bir “Seni seviyorum.” cümlesini esirgedim ondan.</p>
<p>Keşke söyleseydim.</p>
<p>Niye sakladım ondan?</p>
<p>Keşke gözlerindeki yaşı silebilseydim.</p>
<p>Ona sarılabilseydim.</p>
<p>Ona hak ettiği sevgiyi verebilseydim.</p>
<p>Onun aradığı tek şey buydu: AŞK….</p>
<p>Ve ben kaybettim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cumle-siir/">Cümle</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cumle-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14412</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Omikron / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/omikron/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/omikron/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 02 May 2018 04:00:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14326</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir güzel gündü bizimkisi. Bir tatlı anı… Bitmez denmişti bitti. Aradım seni yıllarca gelirsin diye. Gelmedin. Gelseydin… Dreamcatcher… Delta İpsilon Lampa Alfa Ro Alfa Hayallerini yakala. Libertad… Dokunulmazlığım dokundu bana. Aylar geçti. Tazeydi her şey ama bitti. Gözlerindeki ışıktı beni çeken. O gülümseme. Ama bitti her şey gibi. Sen mutlu ol diye. Şakaydı senin için. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/omikron/">Omikron / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir güzel gündü bizimkisi.</p>
<p>Bir tatlı anı…</p>
<p>Bitmez denmişti bitti.</p>
<p>Aradım seni yıllarca gelirsin diye.</p>
<p>Gelmedin.</p>
<p>Gelseydin…</p>
<p>Dreamcatcher…</p>
<p>Delta</p>
<p>İpsilon</p>
<p>Lampa</p>
<p>Alfa</p>
<p>Ro</p>
<p>Alfa</p>
<p>Hayallerini yakala.</p>
<p>Libertad…</p>
<p>Dokunulmazlığım dokundu bana.</p>
<p>Aylar geçti.</p>
<p>Tazeydi her şey ama bitti.</p>
<p>Gözlerindeki ışıktı beni çeken.</p>
<p>O gülümseme.</p>
<p>Ama bitti her şey gibi.</p>
<p>Sen mutlu ol diye.</p>
<p>Şakaydı senin için.</p>
<p>Bitmeliydi zaten.</p>
<p>Bir gözyaşı olurdun akardın gözlerimden.</p>
<p>Bir ışık olup akardın gönlüme.</p>
<p>Ama olmadı.</p>
<p>Bitti.</p>
<p>…</p>
<p>Kalp atışlarımdaki hasret bitti.</p>
<p>Sen mutlu ol diye.</p>
<p>Şimdi kendi mutluluğumu arıyorum.</p>
<p>Gülümsüyorum herkese.</p>
<p>Gönlümden düşen sen oluyorsun.</p>
<p>Üzülüyorum.</p>
<p>Kaybettin.</p>
<p>Beni kaybettin.</p>
<p>Biliyorum güzel kızlar vardır belki.</p>
<p>Ama benim gibi seveni bulamazdın.</p>
<p>O değeri kaybettin.</p>
<p>Kimi makam, kimi mevki…</p>
<p>Kimi para…</p>
<p>Ben seni sen olduğun için sevdim.</p>
<p>Ama sen bittin.</p>
<p>Anlamazsın.</p>
<p>Anlayamazsın.</p>
<p>Anlamazdın zaten.</p>
<p>Anlamanı beklemezdim.</p>
<p>Gidiyorum.</p>
<p>Sen mutlu ol diye.</p>
<p>Bitti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/omikron/">Omikron / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/omikron/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14326</post-id>	</item>
		<item>
		<title>GÖLGELER 1</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/golgeler-1/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/golgeler-1/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 22 Apr 2018 10:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14292</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sonsuza uçmak nedir söyle. Duygularını saklamak nedir söyle. Söyle söyleyebildiğin kadar. Saklama asla. Saklama kendini gerçeklerden. Bir masalsı dükkandan içeri girdi. Kitaplar arasında dolaşırken onu gördü. Eline bir kağıt verdi. İstediği kitapları getirmesini söyledi. Kız gülümsedi. O da… Ancak arada muhabbet yoktu. Bakıştılar. Adam oradan ayrıldı. Bir günün sonunda kitaplar geldi. Adam teşekkür ederek aldı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/golgeler-1/">GÖLGELER 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sonsuza uçmak nedir söyle.</p>
<p>Duygularını saklamak nedir söyle.</p>
<p>Söyle söyleyebildiğin kadar.</p>
<p>Saklama asla.</p>
<p>Saklama kendini gerçeklerden.</p>
<p>Bir masalsı dükkandan içeri girdi.</p>
<p>Kitaplar arasında dolaşırken onu gördü.</p>
<p>Eline bir kağıt verdi.</p>
<p>İstediği kitapları getirmesini söyledi.</p>
<p>Kız gülümsedi.</p>
<p>O da…</p>
<p>Ancak arada muhabbet yoktu.</p>
<p>Bakıştılar.</p>
<p>Adam oradan ayrıldı.</p>
<p>Bir günün sonunda kitaplar geldi.</p>
<p>Adam teşekkür ederek aldı.</p>
<p>Evine gitti.</p>
<p>Brahms’ın plağını koydu pikaba.</p>
<p>Dinlerken eline bir kitap aldı okumaya başladı.</p>
<p>Moliere’in Kibarlık Budalası…</p>
<p>Tiyatroyu oldu olası çok severdi.</p>
<p>Tiyatro onun vazgeçilmeziydi.</p>
<p>Komedi…</p>
<p>Bir saatte bitirdi kitabı.</p>
<p>Yorulmuştu.</p>
<p>Lavaboya gitti.</p>
<p>Yüzünü yıkadı.</p>
<p>Elini yüzünü havluya sildi.</p>
<p>Üzerinde günlük evde giydiği elbiseler vardı.</p>
<p>Kahve hazırlamak için mutfağa geçti.</p>
<p>Granülü bardağa koydu, sıcak suyla destekledi.</p>
<p>Pencereden karı seyrederken kahvesini içmeye başladı.</p>
<p>“Biz neydik?”</p>
<p>“Ne olacağız?”</p>
<p>“Neden ben?” gibi sorular beynini delmeye başladı.</p>
<p>Kahvesini içti.</p>
<p>Kanepeye uzandı.</p>
<p>Yıldızları izler gibiydi.</p>
<p>Yoğunsuz bir günün ardından yorgunsu bir kılıfa büründü.</p>
<p>Aklına bazı isimler geldi.</p>
<p>Çoğunlukla yabancıydı.</p>
<p>O aslında bir yabancıydı.</p>
<p>Eski Fransız balkonundan aşağı süzülen kar taneleri ilgisini çekmeye devam ediyordu.</p>
<p>Kalktı.</p>
<p>Kitaplarını inceledi.</p>
<p>Okumadığım bir şey var mı?</p>
<p>Aslında YOK’tu.</p>
<p>Kitaplar sadece okumak için değil izlemek için de vardı.</p>
<p>Kitap kokusunun kahve kokusuna karıştığı o an vazgeçilmez bir karaktere büründüren acımasız kovboylar gibi karanlığa gömülmüş Don Kişot cesaretinden uzaklaşan benliğe kavuşan bir kanarya gibi uçmaya hazırlanıyordu.</p>
<p>Kafasını kaldırdı.</p>
<p>Gerindi.</p>
<p>Evin içinde dolaşmaya başladı.</p>
<p>Bir süre volta attı.</p>
<p>Hapishane kaçkınlığına hazırlanan mahkumlar gibi oradan oraya gidip geliyordu.</p>
<p>Elinde bir kol saati…</p>
<p>Babadan hatıra…</p>
<p>Brahms tekrar tekrar çalmaya devam ediyordu.</p>
<p>Karlar gökyüzünden aşağı yuvarlak sicimler halinde kadınların ellerinde eriyordu.</p>
<p>Bir an durdu.</p>
<p>Dışarı çıkmaya karar verdi.</p>
<p>Bir arabaya bindi.</p>
<p>Biletini uzattı.</p>
<p>Otobüs ilerlemeye başladı.</p>
<p>Önündeki çocuk pencere gülen yüz yapıyordu.</p>
<p>Önce hohladı.</p>
<p>Sonra ismini yazdı.</p>
<p>Yanındaki kadın hamileydi.</p>
<p>İçindeki küçük canavar tekmelemiş olmalı ki karnını okşadı.</p>
<p>Çarpazındaki güzel kız kulaklıkla müzik dinliyordu.</p>
<p>Kulağına Türkçe pop şarkısı sesi geldi.</p>
<p>Otobüs ilerlemeye devam etti.</p>
<p>Bir yaşlı adam içeri girdi.</p>
<p>Dizlerini ovuyordu.</p>
<p>Kalktı.</p>
<p>Ona yer verdi.</p>
<p>Gülümsediler.</p>
<p>Ayakta etrafındakileri inceliyordu.</p>
<p>Gülümsedi.</p>
<p>Yarım saat kadar yolda vakit geçirdi.</p>
<p>İneceği durağa gelince otobüs durdu.</p>
<p>Dışarı çıktı.</p>
<p>Mecidiyeköy kalabalıktı.</p>
<p>Yürüdü.</p>
<p>Yürüdü.</p>
<p>Bir kedi gördü.</p>
<p>Başını güzelce okşadı.</p>
<p>İlerledi.</p>
<p>Çalıştığı yere gelince durdu.</p>
<p>Bir nefes aldı.</p>
<p>İçeri girdi.</p>
<p>Herkes işinde gücündeydi.</p>
<p>Herkese selam verdi.</p>
<p>Masasına oturdu.</p>
<p>Bilgisayarını açtı.</p>
<p>Kendisiyle annesinin resmi vardı.</p>
<p>Kalemlikten bir kalem aldı.</p>
<p>Maaş bordrolarını hazırlamaya çalıştı.</p>
<p>On iki saat çalıştı.</p>
<p>Sonra evine geri döndü.</p>
<p>Her zamanki gibi sıkılmıştı.</p>
<p>Bir koltuğa oturdu.</p>
<p>Televizyonu açtı.</p>
<p>Kanalları değiştirdi.</p>
<p>Programlarını hiçbirini izlemek istemedi.</p>
<p>Kapattı.</p>
<p>Kendine bir yemek hazırladı.</p>
<p>Makarna…</p>
<p>Bekar yemeğiydi.</p>
<p>Pek fazla yemek yapmayı sevmezdi.</p>
<p>Yemeğini yedikten sonra kitaplarına döndü.</p>
<p>Kitaplarından Gogol’un Burun öyküsünü eline aldı.</p>
<p>Okumaya başladı.</p>
<p>Düşen burunla beraber kayboldu.</p>
<p>Absürt evrende kayboldu.</p>
<p>Her şey saçmaydı ona göre.</p>
<p>Saçmalığın içinde boğuluyordu.</p>
<p>Saçmalamak bir sanattı.</p>
<p>Soren Kierkegard doğru söylüyodu.</p>
<p>Bu saçmalıklar arasında eğlenecek o kadar şey vardı ki!</p>
<p>Varoluş sorgulamayı gerektiren ne varsa saçmaydı.</p>
<p>Varoluş nedenini araştırmalıydı.</p>
<p>Düşüncelerimizi saklayabilirdik.</p>
<p>Düşüncelerimizle hareketlerimiz aynı olmak zorunda değildi.</p>
<p>İnsan bu saçmalıklar içinde boğuluyordu.</p>
<p>Herkes aynı olmak zorunda değildi.</p>
<p>İnsanlar farklı davrandıkça ve düşündükçe dünya güzeldi.</p>
<p>Herkes aynı olursa şehir, şehir olmaktan çıkan köy olurdu.</p>
<p>Köy de insan doğasına aykırıydı.</p>
<p>Şehir de öyle…</p>
<p>Medine yani şehir kavramı ortaya atıldıkça şehir medeniyete kapı aralayamıyordu.</p>
<p>Medeniyet insanlık içindi.</p>
<p>Medeniyet insan doğasının bir yansımasıydı.</p>
<p>İnsan ruhunun yüceliğinin…</p>
<p>İnce çizgilerle yansıyan minyatür birer eşek misaliydi etraftaki dev binalar.</p>
<p>Şehir benlikten uzakta bir rezidans memleketi oluvermişti.</p>
<p>Birbirimizin açığını yakalar olmuştuk.</p>
<p>O eski tahta evlerin yerini hiçbir şey alamıyordu.</p>
<p>Kalabalık nüfuslu şehirler medeniyetin merkezi olmaktan uzaklaşıyor, makineleşmek ihtiyacını hissettiriyordu.</p>
<p>Medeniyet bir şehrin kültürel başkent olmasını sağlayacak bir merkez hükmündeydi.</p>
<p>Medeniyet dediğimiz tek dişi kalmış canavar gibi şehrin binalarında insanlıktan uzak uykusuz bir mekan oluvermişti adeta.</p>
<p>Duyduğumuz sesler artık kuş sesleri değildi.</p>
<p>Otomobil seslerinin arasında kaybolmuştuk.</p>
<p>Gürültü her yerdeydi.</p>
<p>Duyduğumuz güzel sesler değil, insanın içini sıkan benlikten uzak, kendiliğini başkalaştıran insan ırkının ihtiyacı olan seslerden uzak bir kavramdı.</p>
<p>Şehir artık bütünlüğünü kaybetmişti.</p>
<p>O da öyle düşünüyordu.</p>
<p>İkimiz de aynıydık aslında.</p>
<p>Ama aramızda bir karmaşa çıkmış, mücadeleden kendimizi kaybetmiştik.</p>
<p>Kayıp bir romandı bizimkisi.</p>
<p>Her şey kendi gibi kayıptı.</p>
<p>Kendini arayan bir derviş misali çölden çöle dolanan mecnun gibi her şey bomboştu.</p>
<p>Yaşamda her şey saçmalamayı gerektiriyordu.</p>
<p>Şehre uyum sağlamak saçmalamakla mümkündü.</p>
<p>Uyum aslında aynı olmak değil, farklılıklar içinde kendine yer bulabilmekti.</p>
<p>Uyumu yakalamak ise herkesin harcı değildi.</p>
<p>Tutunamayanların şehri aslında uyumsuzluktan ileri geliyordu.</p>
<p>Uyumsuz yani aynı olmaktan kaçınmak aslını korumak gerekliydi.</p>
<p>Kendini kaybeden insanların şehriydi artık İstanbul.</p>
<p>Yolu YOK’tu.</p>
<p>Uyumsuz olmaya dayanamazdı insan.</p>
<p>Bir yolunu bulup değişmeli, değiştirmeliydi.</p>
<p>Yoksa uyumsuz insan şehir içine alır yutardı.</p>
<p>Nasıl ki şeker çayın içinde erir, insan da şehrin gölgesinde kaybolur giderdi.</p>
<p>Aslını korumak oynamakla mümkündü.</p>
<p>Rolünü güzel oynarsan şehrin seni yutmasına izin veremezdin.</p>
<p>Şehir bir kayboluştu, gölgeydi.</p>
<p>Asla haritanın kendisi değildi.</p>
<p>Gölgeler şehrin içinde birer nesilden nesle aktarılan bilgilerdi.</p>
<p>Onları değiştirmek ise ustanın elinden çıkan sanat eseriydi.</p>
<p>İroni aslında olması gerekendi.</p>
<p>İroni olmadan da, insan aslını koruyamazdı.</p>
<p>Gözlerini açtı.</p>
<p>Kanepede uyuyakalmıştı.</p>
<p>Düşünceler arasında boğulurken elindeki kitabı yanında duran sehpaya koydu.</p>
<p>Bir bardak su içmek için mutfağa girdi.</p>
<p>Suyunu içip işe gitmek için hazırlandı.</p>
<p>Otobüse binip işine doğru yola çıktı.</p>
<p>İş yerinde bir arkadaşı yanına geldi.</p>
<p>“Nasılsın kardeşim?</p>
<p>“İyiyim, sen?”</p>
<p>“Ne olsun, aynı terane.”</p>
<p>Eline kupa bardakta kahve alıp yanında gitti.</p>
<p>Bir süre konuştular.</p>
<p>Zaman öylece geçti.</p>
<p>Mesai bitiminde evine döndü.</p>
<p>Günün yorgunluğunda yemek yiyip yatağına yattı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/golgeler-1/">GÖLGELER 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/golgeler-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14292</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aşk Kapını Ben Geldim Kitabının Yazarı AYDIN HIZ’la Bir Söyleşi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ask-kapini-ben-geldim-kitabinin-yazari-aydin-hizla-bir-soylesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ask-kapini-ben-geldim-kitabinin-yazari-aydin-hizla-bir-soylesi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 17 Apr 2018 04:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14112</guid>
				<description><![CDATA[<p>D.P. Arıç :Öncelikle yazarlık hayatına nasıl başladınız? Sizi bu serüvene sürükleyen ne oldu? Anlatır mısınız? Aydın Hız: Yazarlık serüvenimi iki sebebe bağlıyorum. Birincisi kişilik yapımdan kaynaklandığını düşünüyorum. Çocukluğumdan itibaren hayaller kuran biriyim. Her insan çocukluğunun ilk yıllarında hayal kurar. İnsan bu bakımdan hayli yeteneklidir üstelik. Sonra zamanla hayatın gerçekleri onu törpüler, kendine benzetir bir anlamda. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-kapini-ben-geldim-kitabinin-yazari-aydin-hizla-bir-soylesi/">Aşk Kapını Ben Geldim Kitabının Yazarı AYDIN HIZ’la Bir Söyleşi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>D.P. Arıç :Öncelikle yazarlık hayatına nasıl başladınız? Sizi bu serüvene sürükleyen ne oldu? Anlatır mısınız?</strong></p>
<p><em><strong>Aydın Hız</strong></em>: Yazarlık serüvenimi iki sebebe bağlıyorum.</p>
<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/indir-1.jpg"><img class="size-full wp-image-14172 alignleft" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/indir-1.jpg?resize=245%2C205" alt="" width="245" height="205" data-recalc-dims="1" /></a>Birincisi kişilik yapımdan kaynaklandığını düşünüyorum. Çocukluğumdan itibaren hayaller kuran biriyim. Her insan çocukluğunun ilk yıllarında hayal kurar. İnsan bu bakımdan hayli yeteneklidir üstelik. Sonra zamanla hayatın gerçekleri onu törpüler, kendine benzetir bir anlamda. İnsanın büyümesi hayal balonunun patlamasına, yere düşmesine sebep olur bu bakımdan. Ben o balonu hiç patlatmadım sanırım. Hayatın sıradanlığına, tekdüzeliğine karşı hayal dünyasına kaçtım, orada ev kurdum kendime. Bir gün gerçekleştirmek için değil, hep orada yaşamak için yaptım üstelik. Herkesle de paylaşamazdım o dünyamı. İçe kapanık bir yapım vardı. Dışlanmaktan ve anlaşılamamaktan korkardım sanırım.</p>
<p>İkinci sebep ise okumaya başlamamdı. Kitapların dünyasında aradığımı bulduğumu farkettim. Geniş hayal dünyama orada bir karşılık buldum. Zamanı ve mekanı genişletebileceğimi, şimdiki anın dışına taşabileceğimi anladım. Okudukça ben de yazmaya başladım. Ortaokul yıllarımda sayfalar dolusu yazdım. Kimseye göstermedim, kimseyle paylaşmadım fakat yazdıkça kendimle tanıştım, kendimi tanıdım, kendimle konuştum. Bu böyle uzun süre devam etti. Bir taraftan okuyor, diğer taraftan kendimi ifade edebilmek için yazıyordum. Edebi bir karşılığı elbette yoktu bunların. Üniversiteye gittiğimde yazılarımı ulusal dergilere göndermeye başladım. İlk yayınlanan yazım, &#8220;Tolstoy Okumak&#8221; adını taşııyordu. O benim için özel bir şeydi. Adımı büyük bir dergide görmek, oldukça heyecanlı, bir o kadar da motive ediciydi. Ondan sonra edebiyat dergilerine çeşitli ürünler göndermeye başladım. Ortaokul yıllarında bir kaç kez roman yazmayı denemiştim. Lisede başlayıp bitiremediğim romanlarım oldu. Elbette bunlar sonraki çalışmalarıma öncülük etti. Edebiyat adına önemli değildi, fakat yazarlık yolculuğumda değerlidir. Kurmacayı öğrendikçe, dilde kendi yetkinliğime güvendikçe (elbette hala iyi edebiyatın öğrencisiyim), roman yazarlığına daha çok çalışmaya başladım.<strong> </strong></p>
<p><strong>D.P. Arıç: </strong><strong>Aşk Kapını Ben Geldim kitabınızın yazılış serüvenini anlatır mısınız?  </strong></p>
<p><em><strong>Aydın Hız: </strong></em>Okuduğum kitaplardan zihnimde dolanıp duran kahramanlar ve olaylar vardır hep. Hallac-ı Mansur&#8217;u ilk nereden ve nasıl okuduğumu tam hatırlamıyorum, muhtemelen lise yıllarımda ilk tasavvufi kitaplar okuduğum zamanlarda karşılaşmış olabilirim onunla. Aradan geçen zamanla ona dair bilgilerim arttıkça, ilgim ve hayranlığım da o oranda çoğaldı. 2010 yıllarında sanırım, ilk cümlelerimi yazmaya başladım; bir taraftan dönem okumaları yapıyordum, diğer taraftan ona dair duyuşlarımı ve hislerimi yansıtacak bir dil kurmaya gayret ediyordum. Zor ama zevkli bir süreçte, dört yıl gibi bir sürede tamamladım. Sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;nın edebiyat eserlerini teşvik projesine uygun bulundu ve 2015 yılında yayınlandı.</p>
<p><strong>D.P. Arıç: &#8220;Yalnızlık insanı çoğaltabilir miydi?&#8221; Bu söz kitabınızdaki en sevdiğim cümlelerden. Yalnızlık edebiyatçının bir sığınağı mıdır? </strong></p>
<p><em><strong>Aydın Hız : </strong></em>Yalnızlık insanın sığınağıdır, sadece edebiyatçıların değil. Hayat bizi o kadar yoruyor, eziyor ve kendimizden koparıyor ki, bazen geri çekilmeye hepimizin ihtiyacı var. Durmak, yavaşlamak, kendimizle başbaşa kalmak ve kendimizle konuşmak; bunlar önemli şeyler. Bir gürültüyle ve acele yaşıyoruz hayatı. Güzellikleri fark edemiyoruz maalesef. Gülten Akın, bir şiirinde diyor ya; &#8220;Ah kimselerin vakti yok/ durup ince şeyleri anlamaya&#8230;&#8221; Kalbimizi incelten, ruhumuzu besleyen şeylerin başında geliyor yalnızlık. Kendi içimizden başlayarak doğayı, ağaçları, çiçekleri, bulutları, kuşları dinlemeliyiz. İşte o zaman insan çoğalır. Ve bu anlamlı bir çoğalmadır. Bütün evrenle bir olma, ilahi neşideyi duyumsama imkanı da verir bize. Onun için bazen yalnız kalmayı önemsiyorum. Bunun için de fırsat oluşturuyorum kendime.</p>
<p><strong> </strong><strong>D.P. Arıç: &#8220;Asi olmak Allah&#8217;tan gayrısına boyun eğmemektir.&#8221; Hallac&#8217;ın ağzından duyduğumuz söz bu. Asi olmak sizce neden gerekli?</strong></p>
<p><em><strong>Aydın Hız : </strong></em>Bu söz kelime-i tevhit&#8217;in bir açılımı aslında. Arapça ifade üzerinden konuşursak, önce &#8220;lâ ilahe&#8221; diyoruz, yani &#8220;hiçbir ilah yoktur&#8221;. Bu bir başkaldırıdır aslında. Bizi kendisine kul, köle kılan her şeye karşı asi olmaktır. Bunun da adına &#8220;ilah&#8221; dediğimiz bir şey olması da gerekmez. Yaşarken kendisine boğun eğdiğimiz her şey, menfaat beklediğimiz her makam ve konum da aslında özümüzde var olan derin insanı yaralıyor. Dolayısıyla asi olmak, Allah&#8217;tan gayrısına boyun eğmemektir.</p>
<p><strong>D.P. Arıç: &#8220;Aşk kainatın varlık sebebi, ateşin ışığının kaynağıdır. Dışarı yangın olarak yansıyanın özüdür aşk.&#8221; sözlerinden ilahi aşkla ilgilendiğiniz anlaşılıyor. İlahi aşkı birkaç cümleyle özetlemek istediğinizde hangi cümleleri kullanırsınız?</strong></p>
<p><em><strong>Aydın Hız : </strong></em>İlahi aşkı tanımlamak çok zor gerçekten. Ancak biz yaşayanların bizimle paylaştığı kadarıyla bilebiliyoruz. Hallac-ı Mansur&#8217;u önemsememin nedeni de biraz bu. Anlatılamayanı anlatma gayreti içinde hep. Şöyle söyleyebilirim. Allah, sonsuz bir varlık, sınırsız; kullandığımız dilimizin ise bir sonu var, sınırlı bir imkanı var. Sonlu ve sınırlı bir varlık olan dil ile, sonsuz ve sınırsız olan Allah&#8217;ı anlatmak imkansız. Dolayısıyla  ilahi aşkı duyumsayan gönül erleri manevi tecrübelerini pek paylaşmamışlardır. Paylaşamamışlardır yani. Yaşadıkları hisleri anlatamayacaklarını bilirler. Hallac-ı Mansur, yaşadığı manevi tecrübeyi ve ilahi duyuşlarını en fazla paylaşan sufilerden biridir. Onun için tasavvuf tarihinde onun şehadetini, öldürülmesini, &#8220;sırrı faş etti&#8221; diyerek açıklayanlar olmuştur.</p>
<p><strong>D.P. Arıç: Kitabınızın son bölümünde &#8220;Ey Rabbim, içimde taşıyamadığım bir kor var, yak beni alevinle!&#8221; şeklinde başlayan bir dua var. İlahi aşktan kaçmamak, ilahi aşka sığınmak&#8230;Bunları nasıl açıklarsınız?</strong></p>
<p><em><strong>Aydın Hız : </strong></em>Yaşadığımız hayat bir gölge; yanılsamalar dünyasında yaşıyoruz hepimiz. Ölüm insanın hakikate açılan kapısı. İşte bu gerçeği duyumsayan ve derinliğine fark eden bir mutasavvıf olarak Hallac-ı Mansur, böyle dua ediyor: &#8220;Ey Rabbim, içimde taşıyamadığım bir kor var, yak beni alevinle! Varlığında erit, öyle var kıl beni! Günahlarımla kapındayım şimdi! İnsan bir gönülse, Rabbim, sen bir aşksın! Ey aşk, ben geldim. Aşk kapını ben geldim!&#8221;</p>
<p>Tasavvufta bir ilahi aşkı anlatmak için bir benzetme kullanılır. Ateşin etrafında dönen pervane. Onun etrafında döndükçe, ateşten kendi kanatlarına kıvılcımlar düşer, hem canı yanar ve daha bir istekle ona daha yakın döner etrafında. İlahi aşk da böyledir; hem canın yanar, ama yandıkça şevkin de artar.</p>
<p><strong> D.P. Arıç: </strong><strong>Yeni romanınızın konusu nedir? Kısaca açıklar mısınız?</strong></p>
<p><em><strong>Aydın Hız : </strong></em>Bir İbn Arabi romanı yazıyorum; bu açıdan Aşk Kapını Ben Geldim romanına da benziyor. Sadece biyografik değil, aynı zamanda bir dönem romanı. O dönem İslam dünyası bir daralmayı yaşıyordu. Batıdan Haçlılar, doğudan Moğollar. Bu sıkışmışlığa ve daralmaya karşı Endülüs&#8217;te gördüğü bir rüyanın ardına düşerek Fas, İskenderiye, Fustat, Mekke, Şam, Bağdat, Musul, Malatya ve Konya&#8217;ya gelen İbn Arabi&#8217;nin ve tarihi bir haritanın hikayesi. Harita çok önemli bir sembol aynı zamanda. Romanda bu güne dair göndermeler de var. El-İdrisi&#8217;nin çizdiği harita sürekli el değiştirerek İbn Arabi ile yer yer yolları birleşen, kaybolan ve İbn Arabi&#8217;den sonra Kayı boyuna, oradan İstanbul&#8217;a, ardından Şam&#8217;a, Suriye iç savaşında Işid&#8217;in eline geçen, Gaziantep&#8217;te tarihi eser kaçakçılarının elinden bir operasyonla alınmaya çalışılan bir harita. Tarihi boyutu olmakla birlikte kurmaca tarafları da var. Kurgunun bugüne bakan tarafında bir tarihçi kahramanımız da var. Çok zevkli ama dolambaçlı bir kurguya sahip. Tarihin ve tasavvufun iç içe geçtiği, çok katmanlı bir roman oldu.</p>
<p><strong>D.P. Arıç: Son olarak, okurlarınıza ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p><em><strong>Aydın Hız : </strong></em>Kitaplar hayatın anlamını çoğaltan en güzel öznedir; onlara bu özneyle daima konuşmalarını tavsiye ediyorum.</p>
<p><strong>   </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-kapini-ben-geldim-kitabinin-yazari-aydin-hizla-bir-soylesi/">Aşk Kapını Ben Geldim Kitabının Yazarı AYDIN HIZ’la Bir Söyleşi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ask-kapini-ben-geldim-kitabinin-yazari-aydin-hizla-bir-soylesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14112</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Seçimlerimiz Hayatımızı Belirler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/secimlerimiz-hayatimizi-belirler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/secimlerimiz-hayatimizi-belirler/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 11 Apr 2018 04:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14071</guid>
				<description><![CDATA[<p>NLP’de bir ilke vardır: Herkes kendi kendini değiştirebilir. Değişmeyen tek şey, değişimdir. Değişim insanın hatta varlığın olduğu her şekilde kendini gösterir. Tasavvufta bitki, hayvana nefsin mertebeleri vardır. İnsan o mertebeler arasında değişir. Toplumsal evrim vardır. Toplum sürekli değişir. Değişim iyi de olabilir kötü de. İyi değişim olması gereken şeydir, hedeflenmesi gerekendir. Kötü değişim ise bazı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/secimlerimiz-hayatimizi-belirler/">Seçimlerimiz Hayatımızı Belirler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>NLP’de bir ilke vardır: Herkes kendi kendini değiştirebilir.</p>
<p>Değişmeyen tek şey, değişimdir. Değişim insanın hatta varlığın olduğu her şekilde kendini gösterir. Tasavvufta bitki, hayvana nefsin mertebeleri vardır. İnsan o mertebeler arasında değişir. Toplumsal evrim vardır. Toplum sürekli değişir.</p>
<p>Değişim iyi de olabilir kötü de. İyi değişim olması gereken şeydir, hedeflenmesi gerekendir. Kötü değişim ise bazı seçimlerin getirdiği kaçınılmaz sonuçlardır.</p>
<p>Seçimimiz bizi belirler, bir noktaya getirir. Ancak o anda yaptığımız seçim en doğru seçim olabilir de olmayabilir de. Seçimlerimiz kaderimizi de belirler.</p>
<p>Cüz’i irade dediğimiz olay da budur. Külli irade kader ancak cüz’i irade de seçimlerimizdir.</p>
<p>İnsan iyiyi mi seçmeli, kötüyü mü? Bu soru insan zihninde yer etmelidir. İki seçenek arasında kalsanız neyi seçerdiniz?</p>
<p>İyilik ve kötülük.</p>
<p>Doğru.  Karma inancında iyiliğin içinde kötülük de vardır. Ancak İslam inancında da ince bir çizgi vardır: Niyet. Niyetiniz iyiyse seçiminiz iyidir, niyetiniz kötüyse seçiminiz kötüdür.</p>
<p>Seçtiklerimiz hayatımızı belirler. Her zaman doğruyu seçmek dileğiyle.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/secimlerimiz-hayatimizi-belirler/">Seçimlerimiz Hayatımızı Belirler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/secimlerimiz-hayatimizi-belirler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14071</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kelimeler Denizinde Boğulmak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kelimeler-denizinde-bogulmak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kelimeler-denizinde-bogulmak/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 26 Mar 2018 10:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13943</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yazarın yapı taşları kelimelerdir. Nasıl ki duvar ustası tuğlaları yerleştirirse yazar da kelimeleri öyle dizer ve bir sanat eseri ortaya koyar. Belki denizden ilham alır, belki esen rüzgardan. Belki de çalan müzikten. Ancak kelimeler onun en değerli varlığıdır. Müzisyen nasıl ki notaları doğru noktalara koyduğunda harmoni oluşur. Yazıda da kelimeler doğru yere konduğunda sanat eseri [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kelimeler-denizinde-bogulmak/">Kelimeler Denizinde Boğulmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yazarın yapı taşları kelimelerdir. Nasıl ki duvar ustası tuğlaları yerleştirirse yazar da kelimeleri öyle dizer ve bir sanat eseri ortaya koyar.</p>
<p>Belki denizden ilham alır, belki esen rüzgardan. Belki de çalan müzikten. Ancak kelimeler onun en değerli varlığıdır. Müzisyen nasıl ki notaları doğru noktalara koyduğunda harmoni oluşur. Yazıda da kelimeler doğru yere konduğunda sanat eseri oluşur.</p>
<p>Kelimeler nasıl ki insanın derisi ve iç organlarıysa düşünce de kemikleridir. Bir yazarın ayakta kalabilmesi için düşünceye ihtiyacı vardır. Düşünceye dayanmayan yazılar sadece ticari olarak satılan biblolara benzer. Düşünceye dayanan yazılar ise heykel gibi sanat eseri oluştururlar.</p>
<p>Kelimeler yazarın hazinesidir. Kelimeler birleştiğinde nasıl bir öykü ve ya şiir oluşturuyorsa sanat eseri oluşuyorsa insan da öyledir. Bir sanat eseridir. İnsanı anlatan her şey de sanat eseridir. Evrensel insan yazarın esas kahramanı olmalıdır. İnsan karakterinin tabi ki yerli tarafı olacaktır. Ancak evrensel insanı anlatan yazarlar gerçekten büyük yazar olurlar.</p>
<p>Evrensel insan sokakta gördüğümüz herhangi bir insan olabilir. İnsanı anlatmak ise zordur. Denizler nasıl dalgalanırken gemiler yalpalarsa insan da kendini yani evrensel insanı anlatırken zorlanır. Bu iş herkesin harcı değildir. İnsanı okuyabilen insanlar gerçekten yazar olabilirler.</p>
<p>Yazmak insanı okumaktır. İnsanı tanımaktır. İnsan sanat eserlerinde vardır. Kendindeki potansiyeli sanatla ilgilenen insan anlar. Yazarlık da sanatkarlıktır. İSKİ’ye verdiğiniz bir dilekçeyle Kafka’nın Dönüşüm romanı nasıl farklıysa sanat eseriyle ticari bir meta’ın o kadar farkı vardır. Sanatta para kazanma amacı güdülmez. İnsan sadece okunmak ister. Anlatmak ister. İçi doludur çünkü.</p>
<p>Çok satanlar raflarında bulamazsınız gerçek sanat eserlerini. Değerleri sonradan hatta yazarı ölünce ortaya çıkar. Kafka öldükten sonra Kafka oldu. Oğuz Atay hiçbir zaman anlaşılamadı.</p>
<p>Kelimelerle oynayanlar bilir ancak yazmanın tadını. Kelimeler aşık olanlar. Dile aşina olanlar.</p>
<p>Dil öyle bir şeydir ki, bazen zehirler, bazen şeker tadı verir insana. Kelimeler dilin aracıdır. Kelimeler…</p>
<p>Cümle oluşturduğunda ise sanat eseri ortaya çıkar. Kafiye virtüözü Necip Fazıl da öyledir. Kelimelerle oynamış, yepyeni sanat eserleri ortaya koymuştur.</p>
<p>Yazarın işi kelimelerledir. Derdi kelimelerdir. Bana yeni bir söz yaratma kudreti ver, der şair. Yazar da kelimelerle sanat eseri ortaya koyma işi yapan kişidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kelimeler-denizinde-bogulmak/">Kelimeler Denizinde Boğulmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kelimeler-denizinde-bogulmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13943</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İki Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/iki-oyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/iki-oyku/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 21 Mar 2018 05:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13829</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gözlerini açtı. Suyun sesine kulak verdi. Sessizlik benliğini sarmıştı. İçi dışı sessizdi. Dili yoktu. Silik bir zamanından izlerinden kopan yalnızlık esintisiydi onunkisi. Parası vardı evet. Mutluydu. Birden fazla işi vardı. İyilik satan sokak müzisyenlerinden farkı yoktu. Her şey paraydı onun için. Aşk YOK. Taş YOK. Yaş YOK. YOKluk içinde yüzüyordu aslında. Mutluluk onun için kazanmanın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/iki-oyku/">İki Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gözlerini açtı.</p>
<p>Suyun sesine kulak verdi.</p>
<p>Sessizlik benliğini sarmıştı.</p>
<p>İçi dışı sessizdi.</p>
<p>Dili yoktu.</p>
<p>Silik bir zamanından izlerinden kopan yalnızlık esintisiydi onunkisi.</p>
<p>Parası vardı evet.</p>
<p>Mutluydu.</p>
<p>Birden fazla işi vardı.</p>
<p>İyilik satan sokak müzisyenlerinden farkı yoktu.</p>
<p>Her şey paraydı onun için.</p>
<p>Aşk YOK.</p>
<p>Taş YOK.</p>
<p>Yaş YOK.</p>
<p>YOKluk içinde yüzüyordu aslında.</p>
<p>Mutluluk onun için kazanmanın daniskasıydı.</p>
<p>Hep bir bahane vardı aklında: Onun gibi olmak!</p>
<p>Kendini kaybetti oysaki.</p>
<p>Kendi kötü müydü?</p>
<p>Ya da kötü olmak seçeneği miydi?</p>
<p>Bir kız vardı oysaki.</p>
<p>Mutluydu.</p>
<p>Kendi halindeydi.</p>
<p>Ama tek bir sorunu vardı: Sevilmemek!</p>
<p>Yalnız yaşamaya alışmıştı.</p>
<p>Tüm her şeyi yalnız yapardı.</p>
<p>Yalnızlık onun adıydı.</p>
<p>Güçlüydü.</p>
<p>Ama 7 ay boyunca gizledi bunu.</p>
<p>Sevdiği adam kazansın diye.</p>
<p>Adam ünlüydü.</p>
<p>Mutluydu.</p>
<p>Kız mutluluğunu bir hiç uğruna satmıştı.</p>
<p>Sonra bir karar verdi.</p>
<p>Vazgeçecekti.</p>
<p>Gerçek aşkı bulana kadar vazgeçecekti.</p>
<p>Kimseye bakmayacak.</p>
<p>O adam onu o sihirli kuleden kurtaracaktı.</p>
<p>Bir sihirli söz yetecekti buna.</p>
<p>Seni seviyorum.</p>
<p>Ama yıllar geçse bile kız umudunu kesip kulede hapsolacaktı.</p>
<p>Hayat bu, kim bilir?</p>
<p>Güçlü bir kızın hikayesi böyle son bulmayabilir.</p>
<p>Yalan dolan hikayelere inanmadığı sürece.</p>
<p>Gerçekleri bilen herkes, ben ise anlatıcı.</p>
<p>Siz anlayın durumu.</p>
<p>Kim haklı, kim haksız.</p>
<p>3 aylık bir rüya mı, ömürlük bir gerçek mi?</p>
<p>Bence beklemeye değer…</p>
<p>Türkiye’de o kadar çok insan var ki.</p>
<p>Her bitiş aslında bir başlangıçtır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/iki-oyku/">İki Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/iki-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13829</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanat Duygusuna Erişebilmek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanat-duygusuna-erisebilmek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanat-duygusuna-erisebilmek/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 20 Mar 2018 08:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13455</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat, insanın en değerli varlıklarındandır. Şiir okumak, bir müzik parçası dinlemek, resim yapmak duygusal zekanın bir ürünüdür. Duygu yoğunluğu olan kişiler sanatla uğraşır. Sanat, insanın en masum yönünü sergiler. İnsan sanatla yoğrulur, sanatla kendine yol bulur. Sanatçı insanın kaprisi vardır, evet, ancak sanat kırılganlığı naifliği temsil eder. Sanatla kalbin buluşması sağlanır. Sanat kalpten gelir. Sanatçı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-duygusuna-erisebilmek/">Sanat Duygusuna Erişebilmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanat, insanın en değerli varlıklarındandır.</p>
<p>Şiir okumak, bir müzik parçası dinlemek, resim yapmak duygusal zekanın bir ürünüdür. Duygu yoğunluğu olan kişiler sanatla uğraşır. Sanat, insanın en masum yönünü sergiler. İnsan sanatla yoğrulur, sanatla kendine yol bulur. Sanatçı insanın kaprisi vardır, evet, ancak sanat kırılganlığı naifliği temsil eder. Sanatla kalbin buluşması sağlanır. Sanat kalpten gelir.</p>
<p>Sanatçı kişilik sessizliği de içeriğinde barındırır. Sessizce anlatmak sanatın olgularından biridir. Sanat insanın sanata karşı çapkınlığı vardır. Sanat ile ilgili bir şey gördüğü zaman gözleri parlar. Sanat insanı yalnızdır da. Toplum içinde tek başınalığın verdiği anlatma ihtiyacı onu sanata yönlendirir. Sanat, gerek ticari gerek ruhu beslemek için olsun sanatçı insanın kalbi hep kırıktır. Sanat kalbin ölen duygularını canlandırır.</p>
<p>Kalpte duygular var olduğu sürece insan yaşar. Bu yüzden sanata ekmek kadar su kadar ihtiyaç vardır. Çünkü topluma medeniyet diyebilmek için sanata ihtiyaç vardır. Sanat insanı için medeniyet ve kişisellik iki önemli yoldur. Bu iki yol, sanat eserinin ortaya çıkmasında en önemli etkendir.</p>
<p>Sanat, aşktan da beslenir. Aşk insanı değiştirir ve gerçek bir sanatçı yapar. Aşkla duyguyla yoğrulan sanat, gerçekten sanattır. Sanat duygudan yoksun olamaz. Duygu var oldukça sanat var olacaktır. Duygu insanı aynı zamanda sanatçıdır. Sanat ışığında değerlendirecek olursak, sanat ruh halleri gibi değişkendir. Hiçbir eser diğerine benzememektedir. Duygular değiştikçe sanat da değişecektir. Zaman olgusu da, sanat için önemli bir kavramdır. Her şey zamanına göre değerlendirilir. Zaman değiştikçe insan değişecek, sanat da kendini değiştirecektir. Bu nedenle, zamanın gereklerini getiren sanat, evresele ulaşacak, büyük bir kesime ulaşacaktır.</p>
<p>Kitap, müzik, sinema, resim; her ne tür olursa olsun; sanatın parametreleridir. Her çeşit sanat kendi içinde aşktan beslenir, zamanın ışığında toplum tarafından kabul görür. Sanat,  duyguyla birlikte var olur. Duygusuz sanat, asla sanat eseri olarak kabul edilemez. Sadece ticari bir meta olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-duygusuna-erisebilmek/">Sanat Duygusuna Erişebilmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanat-duygusuna-erisebilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13455</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bitmişlik Çehresi / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bitmislik-cehresi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bitmislik-cehresi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 15 Mar 2018 05:00:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13405</guid>
				<description><![CDATA[<p>Merhaba, İçimde bir sıkıntı var. Sensiz yaşayamıyorum. Senden cevap alamamak öldürüyor beni. Sessizlikten yoruldum. Artık haykırmak istiyorum. Cumayı beklemek zor geliyor. Sana söyleyeceklerimi önceden planlamadım. Okuyacaksın. Sözlerim sana ışık tutacak, beni anlayacaksın. Uzun zaman düşünecek olsan bunlar seni yakacak. Belki ağlayacaksın. Belki anlayacaksın. Sesim duyulacak uzaktan. Seni seviyorum diyecek belki de. Ama sen reddedeceksin, biliyorum. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bitmislik-cehresi/">Bitmişlik Çehresi / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>İçimde bir sıkıntı var.</p>
<p>Sensiz yaşayamıyorum.</p>
<p>Senden cevap alamamak öldürüyor beni.</p>
<p>Sessizlikten yoruldum.</p>
<p>Artık haykırmak istiyorum.</p>
<p>Cumayı beklemek zor geliyor.</p>
<p>Sana söyleyeceklerimi önceden planlamadım.</p>
<p>Okuyacaksın.</p>
<p>Sözlerim sana ışık tutacak, beni anlayacaksın.</p>
<p>Uzun zaman düşünecek olsan bunlar seni yakacak.</p>
<p>Belki ağlayacaksın.</p>
<p>Belki anlayacaksın.</p>
<p>Sesim duyulacak uzaktan.</p>
<p>Seni seviyorum diyecek belki de.</p>
<p>Ama sen reddedeceksin, biliyorum.</p>
<p>Fısıltılarım zorlayacak seni.</p>
<p>Sesim diyecek, beraber yürüyelim olur mu.</p>
<p>Sen ise reddedeceksin biliyorum.</p>
<p>Gözlerimden bir yaş düşecek.</p>
<p>Mısralarım bitecek.</p>
<p>Ve diyeceksin sadece üç ay.</p>
<p>Üç ay bitince her şey bitecek.</p>
<p>Ben de.</p>
<p>Sen de.</p>
<p>Sözlerim sana fısıldanır belki.</p>
<p>Duyarsın sen de.</p>
<p>Seni seviyorum.</p>
<p>Sevdikçe özlüyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bitmislik-cehresi/">Bitmişlik Çehresi / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bitmislik-cehresi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13405</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kırlangıç Ülkesine Son Yolculuk / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kirlangic-ulkesine-son-yolculuk/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kirlangic-ulkesine-son-yolculuk/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 10 Mar 2018 05:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13417</guid>
				<description><![CDATA[<p>Merhaba, Sana uzun zamandır söylüyorum. Sen dinlemiyorsun bile. Satırlarım seni ağlatıyor mu bilmem. Kesin, ağlatmıyordur. Sevmiyorsun, biliyorum. Sana hep söylüyorum ama inanmıyorsun. Satırlarım sana yabancı değil. Gözlerim sensiz çehrelere aşina değil. Dileğim yanında olmak… Seni sevmek doyasıya. Ama sen istemiyorsun bile. Kalbim sıkıştı yine sessizce. Sense ağlamamı istiyorsun. Seni seviyorum. Senden bunu duymak istiyorum. Ama [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kirlangic-ulkesine-son-yolculuk/">Kırlangıç Ülkesine Son Yolculuk / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>Sana uzun zamandır söylüyorum.</p>
<p>Sen dinlemiyorsun bile.</p>
<p>Satırlarım seni ağlatıyor mu bilmem.</p>
<p>Kesin, ağlatmıyordur.</p>
<p>Sevmiyorsun, biliyorum.</p>
<p>Sana hep söylüyorum ama inanmıyorsun.</p>
<p>Satırlarım sana yabancı değil.</p>
<p>Gözlerim sensiz çehrelere aşina değil.</p>
<p>Dileğim yanında olmak…</p>
<p>Seni sevmek doyasıya.</p>
<p>Ama sen istemiyorsun bile.</p>
<p>Kalbim sıkıştı yine sessizce.</p>
<p>Sense ağlamamı istiyorsun.</p>
<p>Seni seviyorum.</p>
<p>Senden bunu duymak istiyorum.</p>
<p>Ama sen söylemiyorsun bile.</p>
<p>Aylarca bekledim.</p>
<p>Sen ise yanına çağırmadın.</p>
<p>Sadece arkadaştık.</p>
<p>Sadece arkadaş…</p>
<p>Kedim olmasaydı üzülürdüm ben de.</p>
<p>Onunla uyuyorum.</p>
<p>Ona sarılıyorum.</p>
<p>Sana sarılmak hayalim olsa da.</p>
<p>Gözümden bir yaş düşüyor.</p>
<p>Sen bunu bilmiyorsun bile.</p>
<p>Anlamıyorsun.</p>
<p>Senden duymak istediğim iki sözcük.</p>
<p>Sen ise dünyaları vermek istiyorsun.</p>
<p>Hepsi senin olsun.</p>
<p>Benim duymak isteğim bir cümlede saklı.</p>
<p>Gözler anlatır belki.</p>
<p>Ama bazen anlatamaz.</p>
<p>Sen söyle ben dinleyeyim.</p>
<p>Şairin söylediği gibi, beraber yürüyelim olur mu?</p>
<p>Ya da Monna Rosa…</p>
<p>Benim gözlerim yeşildir, onun gözleri kara,</p>
<p>Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara.</p>
<p>Cumayı beklemek gibi her şey…</p>
<p>Her şey bir saatin içinde saklı.</p>
<p>Ama sonra…</p>
<p>Ya sonra?</p>
<p>Bu sefer anlat.</p>
<p>Bu sefer sen…</p>
<p>Ben dinleyeyim olur mu?</p>
<p>Lütfen sen anlat olur mu?</p>
<p>Cevabın iki dudağın arasında…</p>
<p>Benim cevabım gözlerimde gizli.</p>
<p>Sen söyle ben dinleyeyim.</p>
<p>Bana sen de şöyle fısılda:</p>
<p>Seni seviyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kirlangic-ulkesine-son-yolculuk/">Kırlangıç Ülkesine Son Yolculuk / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kirlangic-ulkesine-son-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13417</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Multidisipliner Olan Sanat</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/multidisipliner-olan-sanat/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/multidisipliner-olan-sanat/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 05 Mar 2018 05:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13365</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat için yaşamak, çok erdem isteyen bir iştir. Sanatçı toplumdan farklı olmakla beraber toplumla benzer bir ilişki gösterir. Toplumun acı yanlarını bilir, eserine yansıtır. Bazen de kendini anlatır. Bazen müzikle, bazen şiirle, bazen resimle dolu hayallerini anlatır. Müzik, dinletir; şiir, ağlatır; resim de gösterir. Müzikle dolu, şiirle sanatla dolu bir hayat multidisipliner sanat ışığında kendini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/multidisipliner-olan-sanat/">Multidisipliner Olan Sanat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanat için yaşamak, çok erdem isteyen bir iştir.</p>
<p>Sanatçı toplumdan farklı olmakla beraber toplumla benzer bir ilişki gösterir. Toplumun acı yanlarını bilir, eserine yansıtır. Bazen de kendini anlatır. Bazen müzikle, bazen şiirle, bazen resimle dolu hayallerini anlatır. Müzik, dinletir; şiir, ağlatır; resim de gösterir. Müzikle dolu, şiirle sanatla dolu bir hayat multidisipliner sanat ışığında kendini açıkça halka gösterir. Bazen resim olur, anlatır derdi; bazen sinema olur gözyaşı olup akar karanlıkta.</p>
<p>Tüm sanatlar birbiriyle ilişkilidir. Bir sanat diğerini çağırır. Tüm sanatlar birlikte güzeldir. Birlikte özeldir. Özellikle, şiir ve müzik birbiriyle ilişkisini hep göstermiştir. Şarkı sözleri aslında hem şiirdir hem de şiir değildir. Çünkü, şiir şarkı sözlerinden kendini ayırır bambaşka bir türe girer. Aynı zamanda şiirdir, sözdür, edebiyattır.</p>
<p>Resim de diğer sanatlarla ilişkilidir. Resimle sinema yani görsellik bu ilişki içerisindedir. Resim karelerinin birleşmesinden sinema meydana gelir. Anime dediğimiz sanat da bunlardandır. Yani görsellik her iki sanatın içerisinde de vardır.</p>
<p>Sanat heykel de şiirin görselliğe yansımış şeklidir. Aslında her sanat biraz şiirdir. Sanat incelik ve zarafeti beraberinde getirir. Cemil Meriç, kitabın aklı kibarlaştırdığını söyler. Kitap edebiyat sanatının bir parçasıdır. Edebiyat söz sanatı yani belagattır. Söz sanatı diğer sanatlarla ilişkilidir.</p>
<p>Sanatın olduğu yerde edebiyat kendini açıkça belli eder. Sanatla doğan insanların ilişkisi kaçınılmaz olur. Sanat, insanı yeniden hayata katar, hayatı sevdirir. Sanat, insanı insana katan özel bir çalgı gibidir.</p>
<p>Sanat insanı diğer sanatlara da ilgi duyar, onlardan ilham alır. Tüm sanatlar birbiriyle ilişkilidir. Hem kulak hem göze hitap eden sanatlar yani tiyatro gibi sanatlar edebiyat ve müzikten yani söz ve sesten ilham alır.</p>
<p>Sanat ilişkisel iletişimin bütünüdür. Her sanat bir diğer sanata çağrıdır. Sanat labirentinde kaybolmak demek, diğer insanlardan farklı olmaya hazırlıktır. Sanat insanı diğer insanlardan farklı olmakla beraber aynıdır. Fark ve aynılık, ikisi birer bütündür. Toplum ve sanat içinlik, ikisi de sanatın özelliğidir.</p>
<p>Sanat bir bütün olmakla birlikte bir parçadır. Yani, hepimiz yapbozun parçalarıyız ve sanat da bunu birleştiren bir insan gibidir. Sanatsız insan yapbozun parçalarını dağıtır, atar. Sanat ise birleştiren bir köprüdür. İnsanları buluşturur, beyinleri birbirine mezç eder.</p>
<p>Sanat, insanları buluşturduğu gibi sanatı önemseyen toplum da kendini yeni bir toplum olarak hazırlar. Sanat, insanı yeniler. Daima iyiliğe doğru sürükler.</p>
<p>Her sanat birbiriyle ilişkilidir. Bir sanat, diğerine çağrıdır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/multidisipliner-olan-sanat/">Multidisipliner Olan Sanat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/multidisipliner-olan-sanat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13365</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanatın Ufku</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanatin-ufku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanatin-ufku/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 01 Mar 2018 05:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13363</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat, bir insanın güzelliğinin açığa çıkmasıdır. Sanatla yoğrulan ruhlar, güzelliklere duçar olur. Sanat bir insanın içindeki parıltılarının dışavurumudur. Resimden heykele, tiyatrodan edebiyata bütün eserleri insan ruhundan beslenir.  İnsanın melek yanı ortaya çıkar. Meleklik insanla güzelleşir. Sanat, insanın duygularını düşüncelerini yansıtırken bir başka boyuta ulaşılır. Sanar insanın derbeder yanını da, mutlu yanını da yansıtır. Sanatsız insan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatin-ufku/">Sanatın Ufku</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanat, bir insanın güzelliğinin açığa çıkmasıdır.</p>
<p>Sanatla yoğrulan ruhlar, güzelliklere duçar olur. Sanat bir insanın içindeki parıltılarının dışavurumudur. Resimden heykele, tiyatrodan edebiyata bütün eserleri insan ruhundan beslenir.  İnsanın melek yanı ortaya çıkar. Meleklik insanla güzelleşir. Sanat, insanın duygularını düşüncelerini yansıtırken bir başka boyuta ulaşılır. Sanar insanın derbeder yanını da, mutlu yanını da yansıtır.</p>
<p>Sanatsız insan karanlığa mahkumdur. Sanatla uğraşan insan ise aydın bir derya denizdir. Sanatla uğraşan insanın ufku geniş olur. Sanat, insanı bambaşka diyarlara götürür. Sanat aynı zamanda rahatlama sağlar. Her insanın şehrin meşakkatinden uzak tutan bir sanatla uğraşması gereklidir.</p>
<p>Ancak, herkesin uğraşacağı sanat dalı farklı farklıdır. Kimi müzik, kimi heykel, kimi de edebiyatla uğraşır. Fakat, şu var ki, sanat dallarının hepsi insan ruhundan beslenir. İnsan ruhu oldukça sanat da var olacaktır.</p>
<p>Sanat aynı zamanda, dışavurum olduğundan insanın içindeki güzellikleri yansıtan bir anahtar olur. O anahtarla nice ufuk açan hazinelere ulaşılır.</p>
<p>Sanatçı aynı zamanda özgürdür. Sanatla uğraşan herkes özgürlüğe ulaşan bir mecradadır. Sanat oldukça insan da var olacaktır. Çünkü insan ürettikçe hayvandan farklılaşır. Üretmeyen insanın hayvandan farkı yoktur.</p>
<p>Bir yemek yaparken bile insan özenir, süsler. Ancak hayvanlar sadece tüketir. İnsan ise ürettikçe var olur. Ürettikçe mutlu olur.  Sanatın en büyük özelliği budur. İnsanı insan yapar.</p>
<p>İnsan yaşadıkça sanat olacaktır, sanat da insanı yaşatacaktır. Sanatsız insan kördür. Üretemez. Düşünemez. Ufku kapalıdır.</p>
<p>Ancak sanatla uğraşanların ufku geni yani derya denizdir. Sanat insanın ufkunu açar.</p>
<p>Sanat, insanı insan yapan yegane varlıktır. Sahip çıkalım.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatin-ufku/">Sanatın Ufku</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanatin-ufku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13363</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yanımda Kal</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yanimda-kal/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yanimda-kal/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 26 Feb 2018 05:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13356</guid>
				<description><![CDATA[<p>Merhaba, Nasılsın bilmiyorum. Umarım iyisindir. Saatlerdir deniyorum sana ulaşmak için ama olmuyor. Bir yolunu bulup ulaşsam diyorum. Sen neredesin, ben nerede? Buluştuk ama sen yoksun. Karanlıktan çıkıp gelsen diyorum. Yanıma otursan. Tek isteğim bu belki. Hep yanımda olsan. Gözlerine baksam ve anlasam. Beni ne kadar sevdiğini… Gülümsesem sana, sen de bana gülümsesen. Oyun olmasa aramızda. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yanimda-kal/">Yanımda Kal</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>Nasılsın bilmiyorum.</p>
<p>Umarım iyisindir.</p>
<p>Saatlerdir deniyorum sana ulaşmak için ama olmuyor.</p>
<p>Bir yolunu bulup ulaşsam diyorum.</p>
<p>Sen neredesin, ben nerede?</p>
<p>Buluştuk ama sen yoksun.</p>
<p>Karanlıktan çıkıp gelsen diyorum.</p>
<p>Yanıma otursan.</p>
<p>Tek isteğim bu belki.</p>
<p>Hep yanımda olsan.</p>
<p>Gözlerine baksam ve anlasam.</p>
<p>Beni ne kadar sevdiğini…</p>
<p>Gülümsesem sana, sen de bana gülümsesen.</p>
<p>Oyun olmasa aramızda.</p>
<p>Sadece bağlansak doyasıya.</p>
<p>Sorsam sana ne yaptığını.</p>
<p>Sen de cevap versen bana.</p>
<p>Konuşsak yıllarca.</p>
<p>Gözlerine baksam daima.</p>
<p>Gülsek kahkahalarla…</p>
<p>Esprilerim kötü belki ama gülümsesen benimle.</p>
<p>Yanımda olsan keşke.</p>
<p>Duysam seni, sevsem delice.</p>
<p>Bilmesem korku nedir, kaybetmek nedir.</p>
<p>Bırakmasam sarılsam, kalbim sana esir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yanimda-kal/">Yanımda Kal</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yanimda-kal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13356</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cansın / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cansin-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cansin-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 21 Feb 2018 05:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13175</guid>
				<description><![CDATA[<p>Merhaba, Nasılsın? İyi misin? Sana duygularım candan… İçten… Sana söylemek istediklerimi söylemeye cesaretim yok. Seni seviyorum. Telefonun olsa keşke… … Arasam, konuşsak. Özledim, hem de çok. Gözlerinin içine baksam doyasıya. Sen benim özgürlüğümsün. Canımsın. Benimsin. Bensin. Ben… Sen bensin. Çığlığım sana ulaştı mı? Beni duydun mu? Yoksa bilmiyor musun bildiğimi? Sevmediğini&#8230; Sevsen keşke… Sevmedin belli. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cansin-siir/">Cansın / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>Nasılsın?</p>
<p>İyi misin?</p>
<p>Sana duygularım candan…</p>
<p>İçten…</p>
<p>Sana söylemek istediklerimi söylemeye cesaretim yok.</p>
<p>Seni seviyorum.</p>
<p>Telefonun olsa keşke…</p>
<p>…</p>
<p>Arasam, konuşsak.</p>
<p>Özledim, hem de çok.</p>
<p>Gözlerinin içine baksam doyasıya.</p>
<p>Sen benim özgürlüğümsün.</p>
<p>Canımsın.</p>
<p>Benimsin.</p>
<p>Bensin.</p>
<p>Ben…</p>
<p>Sen bensin.</p>
<p>Çığlığım sana ulaştı mı?</p>
<p>Beni duydun mu?</p>
<p>Yoksa bilmiyor musun bildiğimi?</p>
<p>Sevmediğini&#8230;</p>
<p>Sevsen keşke…</p>
<p>Sevmedin belli.</p>
<p>Getirdiğin duygularda kaybolduğum belli mi?</p>
<p>Gözlerimden belli değil mi sevdiğim?</p>
<p>Canımdan bir parça olduğun belli değil mi?</p>
<p>Cansın.</p>
<p>Can…</p>
<p>Canımdan bir parçasın.</p>
<p>Ama farkında değilsin.</p>
<p>Seni seviyorum.</p>
<p>Ama bilmiyorsun.</p>
<p>Duygularım seninle coşuyor, seni seviyorum.</p>
<p>Sensin, benim ışığım.</p>
<p>Sensin, benim hayatım.</p>
<p>Tu hi mere zindagi…</p>
<p>Tu hi mere jaan…</p>
<p>Sen yarınsın.</p>
<p>Sen cansın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cansin-siir/">Cansın / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cansin-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13175</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sevgi Yolunda Bir Kırlangıç</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sevgi-yolunda-bir-kirlangic/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sevgi-yolunda-bir-kirlangic/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 12 Feb 2018 05:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13116</guid>
				<description><![CDATA[<p>Merhaba, Senden beklediğim tek şey vardı: Sevgi… Sen istemedin. Uyudum uyandım. Uyandım uyudum. Hep yanımda sen vardın. Seni hayal edip durdum. Seninle uyuduğumun farkına bile varamadın. Ama ben uyudum senin gözlerinde. Bir rüya oldun, aktın gözlerimden. Yaş oldun. Güzeldim belki. Sen de özeldin. Güzellik bulutundan yağan kar gibiydin benim için. Gök gürültüsü ve sağanak… Delilik [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevgi-yolunda-bir-kirlangic/">Sevgi Yolunda Bir Kırlangıç</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>Senden beklediğim tek şey vardı: Sevgi…</p>
<p>Sen istemedin.</p>
<p>Uyudum uyandım.</p>
<p>Uyandım uyudum.</p>
<p>Hep yanımda sen vardın.</p>
<p>Seni hayal edip durdum.</p>
<p>Seninle uyuduğumun farkına bile varamadın.</p>
<p>Ama ben uyudum senin gözlerinde.</p>
<p>Bir rüya oldun, aktın gözlerimden.</p>
<p>Yaş oldun.</p>
<p>Güzeldim belki.</p>
<p>Sen de özeldin.</p>
<p>Güzellik bulutundan yağan kar gibiydin benim için.</p>
<p>Gök gürültüsü ve sağanak…</p>
<p>Delilik şişesini denize bıraktım.</p>
<p>Sen oku diye…</p>
<p>Bir mektup var senin için.</p>
<p>Belki okursun gülümsersin en içten.</p>
<p>Belki ağlarsın en içten.</p>
<p>Bir kedim var.</p>
<p>Çok tatlı.</p>
<p>Senin gibi.</p>
<p>Özel bir dağarcık yarışması gibisin hayatımda.</p>
<p>Mevsimlik penceremden akan bir damla kan oldun, yaktın.</p>
<p>Belki anlarsın diye bekledim.</p>
<p>Anlarsın.</p>
<p>Bilemedin.</p>
<p>Bekledim.</p>
<p>Daima bekledim.</p>
<p>Sen gelmedin.</p>
<p>Hiçbir şey beklediğim gibi olmadı.</p>
<p>Seni bekledim.</p>
<p>Seni defalarca sordum.</p>
<p>Cevap vermedin.</p>
<p>Delilik denizinde kaybolmamı bekledin.</p>
<p>Bir kedim var demiştim.</p>
<p>Senin gibi tatlı.</p>
<p>Onunla yatıyorum.</p>
<p>Rüyalarımı süslüyor akşamlar.</p>
<p>Bir kahve kurusu gibi yalnız taneciklerin içindesin.</p>
<p>Duymuyorsun.</p>
<p>Duysan keşke.</p>
<p>Gözyaşım olup aksan ellerime.</p>
<p>Dua olup delsen yüreğimi.</p>
<p>Fısıltılarımı, gözyaşlarımı görsen keşke.</p>
<p>Sussak keşke.</p>
<p>Bakışsak doyasıya.</p>
<p>Gözlerimiz birleşse keşke.</p>
<p>Hiç ayrılmasa.</p>
<p>Elimden tutsan.</p>
<p>Hiç bırakmasan.</p>
<p>Ayrılmasa gözlerimiz, hiç başka yere dönmese.</p>
<p>Uzak kalan hayallerin peşinde ölmesem.</p>
<p>Bir ses olsan kulağımda çınlayan.</p>
<p>Adım gibi elinde kalem bir yazı olsan kağıda taşan.</p>
<p>Ben yanında dolaşsam, hep seni sayıklasam.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevgi-yolunda-bir-kirlangic/">Sevgi Yolunda Bir Kırlangıç</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sevgi-yolunda-bir-kirlangic/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13116</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Özgürlük Kapısından İçeri Girmek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ozgurluk-kapisindan-iceri-girmek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ozgurluk-kapisindan-iceri-girmek/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 04 Feb 2018 05:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12821</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevgili Dost, Anla artık çağrımı. Sen kendini uçsuz bucaksız bir deryada bulacaksın. Anla sözümü. Fark ettiğinde çok geç olacak belki. Ama sen özleyeceksin sözlerimi. Seni gerçekten sevdim. Gerçekten… Ama sen bunun farkına bile varamadın. Geceler oldu, günler oldu. Sesler oldu, sözler oldu. Hiç fark etmedin. Keşke sevseydin. Sadece dalga geçtin. Umrunda bile olmadı sözlerim. Sesim, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ozgurluk-kapisindan-iceri-girmek/">Özgürlük Kapısından İçeri Girmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Dost,</p>
<p>Anla artık çağrımı. Sen kendini uçsuz bucaksız bir deryada bulacaksın. Anla sözümü. Fark ettiğinde çok geç olacak belki. Ama sen özleyeceksin sözlerimi.</p>
<p>Seni gerçekten sevdim. Gerçekten… Ama sen bunun farkına bile varamadın.</p>
<p>Geceler oldu, günler oldu.</p>
<p>Sesler oldu, sözler oldu.</p>
<p>Hiç fark etmedin.</p>
<p>Keşke sevseydin.</p>
<p>Sadece dalga geçtin.</p>
<p>Umrunda bile olmadı sözlerim.</p>
<p>Sesim, sözüm sendin.</p>
<p>Işığım sendin.</p>
<p>Gözyaşım oldun aktın gözlerimden.</p>
<p>Yaşamım oldun.</p>
<p>Ama sen hiç sevmedin.</p>
<p>Hiç sevmedin.</p>
<p>Titredim.</p>
<p>Üşüdüm yokluğnda.</p>
<p>Ağladım bu kış da.</p>
<p>Sen duymadın sözlerimi.</p>
<p>Dinlemedin bile.</p>
<p>Saçmalamak istedim.</p>
<p>Çünkü seni sevdim.</p>
<p>Dalga geçtin.</p>
<p>Dalga geçmene yardım ettim.</p>
<p>Ama hiç sevmedin.</p>
<p>Bekledim 4 ay boyunca.</p>
<p>Sesini duymak istedim.</p>
<p>Gülümsemeni görmek…</p>
<p>Huzur veren bakışlarını…</p>
<p>Ama buna izin vermedin.</p>
<p>Sensiz yaşamım zehir oldu.</p>
<p>Duymadın bile sesimi.</p>
<p>Yaşlarım sel oldu aktı denize.</p>
<p>Her şeye rağmen gülümsedim.</p>
<p>Ama bitti.</p>
<p>Oyun bitti.</p>
<p>Sen bir oyuncuydun.</p>
<p>Ben de oynamak zorunda kaldım.</p>
<p>Dalga geçtin.</p>
<p>Sana yardım ettim.</p>
<p>Ama sen fısıltılarımı duysaydın, sayıklamalarımı…</p>
<p>Bu oyun böyle bitmezdi.</p>
<p>Gerçekten sevdim.</p>
<p>Gerçekten…</p>
<p>Eşim olarak görmek istedim.</p>
<p>Huzur veren bakışlarını görmek istedim.</p>
<p>İzin vermedin.</p>
<p>Sayıkladım.</p>
<p>Ağlamak istedim.</p>
<p>Ama sakladım gerçek duygularımı senden.</p>
<p>Sen bilmedin bile.</p>
<p>Fark edemedin bile.</p>
<p>Küfrettim defalarca sen sev diye.</p>
<p>Ama sen sadece dalga geçtin.</p>
<p>Ölümüm seninle olsun istedim.</p>
<p>Sen dalga geçtin.</p>
<p>Bir kere çağırsaydın…</p>
<p>Bir kere olsun…</p>
<p>Gelirdim.</p>
<p>Gözlerinden akan yaş olur seni beklerdim.</p>
<p>Ama sen kaçtın.</p>
<p>Kaçmayı seçtin.</p>
<p>Bekledim günlerce belki ararsın diye.</p>
<p>Ama aramadın bile.</p>
<p>Seven arar dedim.</p>
<p>Bulur dedim.</p>
<p>Bekler dedim.</p>
<p>Ama olmadı.</p>
<p>Çağırmadın bile.</p>
<p>Bir sözün yeterdi beni sevindirmeye.</p>
<p>Sevmeye…</p>
<p>Bir söz yeterdi.</p>
<p>Ama yapmadın.</p>
<p>Sakladın.</p>
<p>Sadece dalga geçtin.</p>
<p>Ve, oyun bitti en güzelinden.</p>
<p>İmdi anladın mı seni ne kadar sevdiğimi.</p>
<p>O taş gibi gördüğün kalbin ne kadar ürkek ve kırılgan olduğunu…</p>
<p>Bitti.</p>
<p>Kedim yanımda.</p>
<p>Ona sarılıp ağlıyorum şimdi.</p>
<p>Bitti.</p>
<p>Bu seven kalbi sonsuza kadar kaybettin.</p>
<p>Kaybettin.</p>
<p>Bitti.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ozgurluk-kapisindan-iceri-girmek/">Özgürlük Kapısından İçeri Girmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ozgurluk-kapisindan-iceri-girmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12821</post-id>	</item>
		<item>
		<title>EL CONCIERTO</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/el-concierto/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/el-concierto/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 02 Feb 2018 08:42:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13112</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sabah uyandı. Özlediği bir şey vardı: Özgürlük… Sabahlar anlamsızdı onsuz. Sabahları sevmezdi. Dünya küçüldü bir kutu oldu onun için. Kedisi yoktu. Kedisiz yaşam nasıl sürdürülebilirdi? Bir kedim bile yok, derdi. Piyanonun tuşlarına dokunan bir yalnızdı kendisi. Yalnız yaşam nasıl gereksizse, dün gibi aklındaydı. Bir doğa için çaldı, bir de kendisi için. Konuşmaları unutamadı. Yalnızlık tutkusundan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/el-concierto/">EL CONCIERTO</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah uyandı.</p>
<p>Özlediği bir şey vardı: Özgürlük…</p>
<p>Sabahlar anlamsızdı onsuz.</p>
<p>Sabahları sevmezdi.</p>
<p>Dünya küçüldü bir kutu oldu onun için.</p>
<p>Kedisi yoktu.</p>
<p>Kedisiz yaşam nasıl sürdürülebilirdi?</p>
<p>Bir kedim bile yok, derdi.</p>
<p>Piyanonun tuşlarına dokunan bir yalnızdı kendisi.</p>
<p>Yalnız yaşam nasıl gereksizse, dün gibi aklındaydı.</p>
<p>Bir doğa için çaldı, bir de kendisi için.</p>
<p>Konuşmaları unutamadı.</p>
<p>Yalnızlık tutkusundan vazgeçemiyordu.</p>
<p>Doğru dürüst uyuyamıyordu bile.</p>
<p>Alkış seslerinden korkar hale gelmişti.</p>
<p>Müziiğin dalından kopan bir ritim onu yaşatıyordu.</p>
<p>Özgürlüğün sesinde kaybolmuştu.</p>
<p>Özgürlük yegane varlıktı onun için.</p>
<p>Bırakamazdı.</p>
<p>Çocuk sesine hasret bir yaşam sürdü.</p>
<p>Aşamadığı ne varsa ceylan karnından misk kokusu çıkarıyordu.</p>
<p>Ancak müzikti onu sevdiren.</p>
<p>Mzüiğn sesine takılmıştı.</p>
<p>Müzik onu kendine çekmişti.</p>
<p>Vois Sur Ton Chemin…</p>
<p>Çocuk sesi kapladı her yeri.</p>
<p>Özgürce yaşam isterdi hep.</p>
<p>Ayaklarını hareket ettirerek dans etmeye başladı.</p>
<p>Kedi gibi kuyruğunu kovaladı.</p>
<p>Döne döne ağladı.</p>
<p>Sevdiği vardı.</p>
<p>Sevgilisi yoktu.</p>
<p>Haftada bir mektup…</p>
<p>Yazı yazamazdı.</p>
<p>Müziğin ateş çemberinden geçmiş bir halde buldu kendini.</p>
<p>Sessizlik, özlemdi.</p>
<p>Duygusuz yaşam nasıl olamazsa aşksız yaşam da olamazdı.</p>
<p>Duygusuz…</p>
<p>Kahvenin içinde saklı bir hayat nasıl olamazsa, müziksiz yaşam da olamazdı.</p>
<p>“Nargilenin dumanına benzer hayallerim, sadece beni zehirler ve uçup gider.”</p>
<p>Rap…</p>
<p>Pachelbel’s Canon…</p>
<p>Bir Kedim Bile Yok…</p>
<p>I Found my Love In Portofino.</p>
<p>Brahms…</p>
<p>Müziğin içinde kaybolmuştu.</p>
<p>Satranç tahtasının üzerindeki bir piyon gibi hissetti kendini.</p>
<p>Başı bir an döndü.</p>
<p>Kaleyle karşılaştı.</p>
<p>Sonra, şah mat…</p>
<p>Durdu.</p>
<p>Özgürlüğünü seyretti bir an.</p>
<p>Müzik içinde kendi eksik parçasını buldu.</p>
<p>Yaşamasının anlamı buydu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/el-concierto/">EL CONCIERTO</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/el-concierto/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13112</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Masal</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-masal/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-masal/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 26 Jan 2018 05:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12712</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir kız varmış. Ailesiyle sıkıntılı olsa da bir hayatı varmış. Bir gün bir prensle tanışmış. Onu çok sevmiş. Ama prensin biraz şüpheleri varmış. Bir gün uzaklaşmak zorunda kalmış prensten. 2 ay geçmiş. Bir haber gelmemiş kızdan. Prens kızın perisini aramış, bulmuş. İki defa sormuş. Kız iki ayın sonunda dönmeye karar vermiş. Ancak kız dört ay [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-masal/">Bir Masal</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kız varmış.</p>
<p>Ailesiyle sıkıntılı olsa da bir hayatı varmış.</p>
<p>Bir gün bir prensle tanışmış.</p>
<p>Onu çok sevmiş.</p>
<p>Ama prensin biraz şüpheleri varmış.</p>
<p>Bir gün uzaklaşmak zorunda kalmış prensten.</p>
<p>2 ay geçmiş.</p>
<p>Bir haber gelmemiş kızdan.</p>
<p>Prens kızın perisini aramış, bulmuş.</p>
<p>İki defa sormuş.</p>
<p>Kız iki ayın sonunda dönmeye karar vermiş.</p>
<p>Ancak kız dört ay boyunca beklemiş.</p>
<p>Ne mektup ne de bir haber gelmiş.</p>
<p>Aklına türlü türlü şüpheler gelmiş.</p>
<p>Onlarla savaşmak zorunda kalmış.</p>
<p>Ejderhalarla savaşmak zorunda kalmış.</p>
<p>Aylar öylece sürüp gitmiş.</p>
<p>Bir prense hediye göndermiş.</p>
<p>Prens almamış.</p>
<p>Kız prensi öyle özlemiş ki, resmine bakıp durmuş.</p>
<p>Bir gün kız prensin yanına gelmiş.</p>
<p>Yanağına bir öpücük kondurmuş.</p>
<p>Sarılmışlar doyasıya.</p>
<p>Ancak, kız yine uzaklaşmak istemiş yanından.</p>
<p>Ama bu sefer prens bırakmamış.</p>
<p>Prens kızı elinde tutmak için her şeyi yapmış.</p>
<p>Sonunda evlenmişler.</p>
<p>Kırk gün kırk gece düğün olmuş.</p>
<p>Yıllarca prensle prenses mutlu mesut yaşamışlar.</p>
<p>Bir kızları olmuş.</p>
<p>Adı Çiçek’miş.</p>
<p>Saçlarını çiçek suyuyla yıkayıp taramışlar.</p>
<p>O da büyümş serpilmiş.</p>
<p>Güzel bir genç kız olmuş.</p>
<p>Saçları sarıymış.</p>
<p>Annesine benziyormuş.</p>
<p>Bir prens atına atlayıp gelmiş.</p>
<p>Onunda müzik dinleyip dans etmişler.</p>
<p>Müzik kesilince evlenme teklif etmiş kıza.</p>
<p>Kız kabul etmiş.</p>
<p>Prensle prenses sonsuza kadar mutlu yaşamışlar.</p>
<p>Onların da kızları olmuş.</p>
<p>Bu masal böylece sürüp gitmiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-masal/">Bir Masal</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-masal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12712</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hayal Gücünden Yoksun Kalmamak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hayal-gucunden-yoksun-kalmamak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hayal-gucunden-yoksun-kalmamak/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 18 Jan 2018 08:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12662</guid>
				<description><![CDATA[<p>Öykü, edebiyat sanatının bir ürünüdür. Edebiyat, yani yazın insanın özgür duygularla yazdığı bir dışa vurum tekniğidir. İnsanın özgürlüğü, öyküleme tekniğiyle dışa yansır. Öykücü, olayları ve durumları en güzel şekilde yazına yansıtmaya çalışır. Öykü, insanla eş değer niteliktedir. Öykü yazan insan, insanlığını sanat eserine yansıtır. Öykücü olayları ve durumları gerçeğe yakın şekilde yazar. İçe bakış da [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayal-gucunden-yoksun-kalmamak/">Hayal Gücünden Yoksun Kalmamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Öykü, edebiyat sanatının bir ürünüdür.</p>
<p>Edebiyat, yani yazın insanın özgür duygularla yazdığı bir dışa vurum tekniğidir. İnsanın özgürlüğü, öyküleme tekniğiyle dışa yansır. Öykücü, olayları ve durumları en güzel şekilde yazına yansıtmaya çalışır. Öykü, insanla eş değer niteliktedir. Öykü yazan insan, insanlığını sanat eserine yansıtır. Öykücü olayları ve durumları gerçeğe yakın şekilde yazar. İçe bakış da denilebilir buna.</p>
<p>Öykü tümüyle insandır. İnsan kendi durumunu öyküye yansıtabilir. Yahut kendi hayatı dışında hayatları anlatabilir. Bu tamamıyla kurgudur. Kurgu, bir şeyin gerçeğe yakınmış gibi anlatılmasıdır. Anlatılan olay ya kurgu ya da gerçek, öykünün özüdür.</p>
<p>Öykü insanın başından geçen ya da geçmeyen olayların edebi açıdan anlatılmasıdır. Öykü yazan insan hayal gücünden yararlanır. Yazarın hayal gücü geniştir. Hayal gücü geniş olan insan yazılarında da bunu yansıtır. Hayal gücünden yoksun bir yazar düşünülemez.</p>
<p>Öykü yazarı, sağ beynini en iyi şekilde kullanır. Sağ beyin sanatçı yöndür. Sağ beynini kullanan insan sanatta başarılı olur. Sanatçı yönü hayal gücünden yoksun olamaz. Hayal gücünü kullanan insan, sanatta da başarılı olur. Çünkü sanat hayal gücünden beslenir.</p>
<p>Resim, heykel, müzik nasıl hayal gücünden beslenirse, yazarlık mesleğinde de insan hayal gücünden öyle beslenir. Hayal gücü için yazarlar şizofreni derler. Ahmet Altan bir röportajında şizofreni dediğimiz hastalık, yazarlık hastalığıdır. Her yazar biraz şizofrenidir. Yazarlık mesleğinde olan için hayal gücü harika bir yetenektir.</p>
<p>Hayal gücünü kullanan insanın yazarlık mesleğinden ala cağı büyük dersler vardır. Yazarlık ve hayal gücü iki büyük yetenektir. Yazarlık mesleğinde olan için hayal gücü vazgeçilmezdir. Hayal ürünü olan edebiyat, yazarlıkla uğraşanlar için harika bir alan olmuştur.</p>
<p>Hayal gücü insanın çocuksu yönüdür. Ölmeyen çocukluğu yazarın en büyük özelliğidir. Çocuk yanını öldürmeyen yazar, başarılı olur. Çünkü sadece çocuklar hayal kurar. Çocuklara saygım vardır bu yüzden. Dünyayı çocukların elinde daha güzel bir hal alır çünkü.</p>
<p>Hayal gücü ve yazabilmek, iki önemli yetenek edebiyat mesleğinde olanlar için Hayal gücünden yoksun olmamak dileğiyle. Edebiyat dolu günler dilerim efendim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayal-gucunden-yoksun-kalmamak/">Hayal Gücünden Yoksun Kalmamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hayal-gucunden-yoksun-kalmamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12662</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İNSOMNİA’NIN SAATİ</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/insomnianin-saati/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/insomnianin-saati/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 16 Jan 2018 05:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12490</guid>
				<description><![CDATA[<p>Balanur Mahmutoğlu&#8217;nun Kitabım üzerine yazdığı yazıdır. Dilara Pınar Arıç’ın İnsomnia’nın Saati kitabı felsefi tarz taşıyor. Az önce bitirdim öykü kitabını, birçok bölüm yalnızlıktan şikayet mi ediyor yoksa yalnızlık artık karakterlerin ‘anahtar kelimesi’ mi olmuş  pek anlayamadım. Karakterlerin yalnızlık hoşuna mı gidiyor yoksa yalnız olmaktan şikayet etmek mi hoşlarına gidiyor? Bir bölümde kartlarla oynayan bir kadın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/insomnianin-saati/">İNSOMNİA’NIN SAATİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Balanur Mahmutoğlu&#8217;nun Kitabım üzerine yazdığı yazıdır.</strong></p>
<p>Dilara Pınar Arıç’ın İnsomnia’nın Saati kitabı felsefi tarz taşıyor.</p>
<p>Az önce bitirdim öykü kitabını, birçok bölüm yalnızlıktan şikayet mi ediyor yoksa yalnızlık artık karakterlerin ‘anahtar kelimesi’ mi olmuş  pek anlayamadım. Karakterlerin yalnızlık hoşuna mı gidiyor yoksa yalnız olmaktan şikayet etmek mi hoşlarına gidiyor?</p>
<p>Bir bölümde kartlarla oynayan bir kadın var, kendini üçgen bir kutudaki fare olarak tahayyül ediyor. O kadına ben de aynı o hayal ettiği fare gibi, cam bir kutunun içindeymiş gibi bakabildim. Çünkü şikayet etmesine rağmen dünya ile iletişime geçmiyor. İnsanların arasına karışmadan insanları eleştiriyor, istersen bir milyon insan tanı, hepsi kötü olsun, yorum yapamazsın,  gelecek olanlar ve gitmiş olanlar var. Bu sebeple karakter biraz korkak, hem şikayetçi hem korkak. Kabuğundan çıksa kargaşadan üzüldüğünü de hissetmeyecek belki de. Ama tecrübe de edinecek.<br />
Sayfa 30’da babasına benzemek karakteri mutlu etmiyor ama babanın resmi duvarında? Nefretini her gün kendine hatırlatmayı mı  seviyor?</p>
<p>Sayfa 43 de ‘aşkı zaten kimliksizliğimden kaçış olarak görüyordum. Bir nevi kendini tanıma isteği’ cümlesini birkaç kez okudum ve tepkim ‘ evet ya bu gerçekten böyle, ben de, sen de, herkes de ‘ demek oldu. Yeni biriyle tanıştığında kendi kendinin dikkatini çekersin, birine aşık olduğunda kendini keşfedersin, bu maceracı ruhu sadece aşk mı ateşliyor diye düşünüyorum şu an. Başka barutlar da var ama biz cahiliz bilmiyoruz bence.</p>
<p>Biçim olarak söyleyebileceğim uzun tamlamalar beni yordu okurken, kurgusal bir durum da olmayınca betimlemeler sıktı beni, girişlerde sıkıldım gelişmelerde evet iyi gidiyor dedim sonuca gelince de bu niye böyle bitti şimdi dedim.</p>
<p>Güzel bir deneyimdi, öykü kitabı tercih ettiğim bir tür değildi.</p>
<p>Dilara Pınar Arıç’ın ilk öykü kitabı okunabilir tarzda.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/insomnianin-saati/">İNSOMNİA’NIN SAATİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/insomnianin-saati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12490</post-id>	</item>
		<item>
		<title>LES CHORISTES</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/les-choristes/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/les-choristes/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 03 Jan 2018 08:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12487</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kız merdivenlerden iniyordu. Yanında çocuklar var. Kızın saçları sarıydı. Başında bir taç vardı. Çiçekli midi boy eteği ve kırmızı kazağıyla güzel görünüyordu. İniyordu. Müzik çalıyordu. Bir adım… Bir adım daha… Bir daha… Bir daha… Tek adımla her şey biterdi. Raksla döndüler. Bir adım… Tek  adım… Bir adım… İnmeye devam ettiler. Merdivenler uzuyordu yürüdükçe. Yürüdüler. Yürüdüler. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/les-choristes/">LES CHORISTES</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kız merdivenlerden iniyordu.</p>
<p>Yanında çocuklar var.</p>
<p>Kızın saçları sarıydı.</p>
<p>Başında bir taç vardı.</p>
<p>Çiçekli midi boy eteği ve kırmızı kazağıyla güzel görünüyordu.</p>
<p>İniyordu.</p>
<p>Müzik çalıyordu.</p>
<p>Bir adım…</p>
<p>Bir adım daha…</p>
<p>Bir daha…</p>
<p>Bir daha…</p>
<p>Tek adımla her şey biterdi.</p>
<p>Raksla döndüler.</p>
<p>Bir adım…</p>
<p>Tek  adım…</p>
<p>Bir adım…</p>
<p>İnmeye devam ettiler.</p>
<p>Merdivenler uzuyordu yürüdükçe.</p>
<p>Yürüdüler.</p>
<p>Yürüdüler.</p>
<p>Merdivenler uzadı.</p>
<p>Biraz durdular.</p>
<p>Bir nefeslendiler.</p>
<p>Yavaşladı.</p>
<p>Merdivenler de…</p>
<p>Adımlar.</p>
<p>Adımlar</p>
<p>Adımlar.</p>
<p>Dans etmeye başladılar.</p>
<p>Ellerini usulca aşağı indirdi.</p>
<p>Birden hızlandılar.</p>
<p>Koştular.</p>
<p>Durdular</p>
<p>Merdivenler uzadı , onlar da yürüdüler</p>
<p>Koştular koştular.</p>
<p>Yorulmadılar.</p>
<p>Koştular.</p>
<p>Koştular.</p>
<p>Koştular.</p>
<p>Bir kez döndüler raksla.</p>
<p>Müzik birden durdu.</p>
<p>Dans ettiler.</p>
<p>Sağ ayağını usulca geri çekti.</p>
<p>Şarkı söyleyerek ilerlediler.</p>
<p>Müziksiz…</p>
<p>İlerlediler.</p>
<p>İlerlediler.</p>
<p>Merdivenler uzadı.</p>
<p>Birden kız gözlerini kapadı.</p>
<p>Başını sağa eğdi.</p>
<p>Birkaç dakika şarkıyı dinledi.</p>
<p>İlerledi.</p>
<p>İlerledi.</p>
<p>İlerledi.</p>
<p>Birden kemanlar sustu.</p>
<p>Kız kapıyı çaldı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/les-choristes/">LES CHORISTES</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/les-choristes/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12487</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanatta İroni</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanatta-ironi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanatta-ironi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 18 Dec 2017 05:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12169</guid>
				<description><![CDATA[<p>İroni, gülünç bulunan bir durumla alay etmedir. Gülünç bulunan durum halkla ilgili olmalıdır. Gülünçlük, halkın herhangi bir durumu olabilir. Bunun bir benzeri yergi de olabilmekle beraber, çeşitli sorular sorarak bazı insanların gülünç durumunu ortaya çıkarmaktır. Sokrates de sorular sorarak insanların zekasıyla dalga geçiyordu. Zeka göstergesi olan alay yani ironi zeki birçok insanın kullandığı yöntemlerden biridir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatta-ironi/">Sanatta İroni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İroni, gülünç bulunan bir durumla alay etmedir.</p>
<p>Gülünç bulunan durum halkla ilgili olmalıdır. Gülünçlük, halkın herhangi bir durumu olabilir. Bunun bir benzeri yergi de olabilmekle beraber, çeşitli sorular sorarak bazı insanların gülünç durumunu ortaya çıkarmaktır. Sokrates de sorular sorarak insanların zekasıyla dalga geçiyordu. Zeka göstergesi olan alay yani ironi zeki birçok insanın kullandığı yöntemlerden biridir. İroni kavramı, birçok yazarda kendini gösteren bir şeydir. Görünüşte alayı karşıdaki insan yapar. Ancak kendini düşüren o karşıdaki insanın kendisidir.</p>
<p>Alay, birçok yazarda kendini gösterir. Soren Kierkegard’ın Sokrates’i merkeze alarak alay kavramını ortaya atar. Çeşitli sorular yönelterek onların zekasıyla alay etmektir. Sanki bilmiyormuş gibi yapıp onların zekasını ortaya çıkarmaktır. Bunun farkına varan insan daha da aptallaşır. Saçmalamaya başlar.</p>
<p>Aslında ironi, bir kişilik özelliğindir. İroni ile buluştuğunda renkli bir ruh ortaya çıkar.  İroni, zekanın bir göstergesidir. Zeka doğru şekilde kullanıldığında, toplumu yönlendirebilme şeklinde ortaya çıkar. Jane Austen, ironi kavramını en iyi şekilde yansıtan bir kişilikti. Zengin, orta halli ve fakir kesimin durumunu en iyi şekilde alaylı bir şekilde yansıtabiliyordu. Austen, alay ile etrafında bulunan insanları en iyi şekilde romanlarında yansıtmaktadır.</p>
<p>İroni aslında bazı insanlar üzerindeki çarpıklıkları en iyi şekilde yansıtmaktadır. Bunu diğer insanlar anlarlar. Özelikle kendini üstün gören insanlar için ironi korkulu rüya gibidir. Çünkü, onların zekasını küçük düşüren tek şey ironidir. İroni doğru yerde kullanıldığından karşıdaki insanı düşünmeye sevk eder.</p>
<p>Özellikle, kendini çok zeki zanneden insanlar arasında ironi tek başına mücadele kaynağıdır. İroni karşısındaki insanı kendini küçük düşürme yöntemiyle dalga geçmektir. Ancak, birçok insan tarafından tam olarak anlaşılamamaktadır. Ancak, zeka seviyesi yüksek insanlarda ironi önemli bir yer eder. Dalga geçtiğini sanan insanlara ağzının payını vermek de denilebilir.</p>
<p>İroniyle karşı karşıya kalan insan kendini öyle düşürür ki, gittikçe aptallaşır. Aptallaşan insan saçmalaya başlar. Aptallaştırarak düşündürme yöntemi de denilebilir. Düşünmeyi sağlamak, bu yöntemin önemli bir yoludur. Esas olan, düşünmeyi sağlamaktır. Özelikle, kendini komik zanneden insanları da yola getirmeyi sağlar.</p>
<p>İroni, doğru kullanıldığında karşısındaki insanın bilgisini artırmasını sağlar. Küçük düştüğünü düşünen insan, kendini değiştirmeye çalışır. Kendini değiştiren insan, ironiyi kullanan insanın amacına ulaştığını gösterir.</p>
<p>İroni yani alay, halkın olması gereken şeyleri alay yöntemiyle göstermektir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatta-ironi/">Sanatta İroni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanatta-ironi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12169</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kuğunun Dansı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kugunun-dansi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kugunun-dansi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Dec 2017 06:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12089</guid>
				<description><![CDATA[<p>Söz uzar, ben çekileyim, beyim. Çay suyunu koydu. Çay tanelerini çaydanlığı boşalttı. Çaydanlığı ocağa koydu. 40 yaşlarındaydı. Karısı öldükten sonra yalnız yaşamaya başladı. Yalnızlığın tadını çıkaramazdı. Yalnızdı. Çünkü No me quitta pas şarkısını söylüyordu. Fransızcası iyiydi. Parasını çeviri yaparak kazanıyordu. Fransızca şarkıları severdi. Dalida sevdiği şarkıcıydı. Oturdu. Pencereden baktı. Her şey yalnızlık kokuyordu. Kırmızı kazaklı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kugunun-dansi/">Kuğunun Dansı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Söz uzar, ben çekileyim, beyim. Çay suyunu koydu. Çay tanelerini çaydanlığı boşalttı. Çaydanlığı ocağa koydu. 40 yaşlarındaydı. Karısı öldükten sonra yalnız yaşamaya başladı. Yalnızlığın tadını çıkaramazdı. Yalnızdı. Çünkü No me quitta pas şarkısını söylüyordu. Fransızcası iyiydi. Parasını çeviri yaparak kazanıyordu. Fransızca şarkıları severdi. Dalida sevdiği şarkıcıydı. Oturdu. Pencereden baktı. Her şey yalnızlık kokuyordu. Kırmızı kazaklı adam, gözlerini ayıramadı. Adam sarışındı.</p>
<p>Gözleri kahverengiydi. Çay olmuştu. Çay bardağına köydeki iki şeker karıştırdı. Pencereye oturdu. Pencerede karısının hayalini gördü. Ruhu ona yaklaştı yanağına bir öpücük kondurdu. Uzaklaştı. Televizyonu yoktu. Telefon kullandı yazmayı severdi Sait Faik gibi yazmasaydım çıldıracaktım. Kaç gündür okuyan yazmamıştı. 40 gündür evden çıkmamıştı. Uzun zamandır yıkanmıyor. Saçlarını kaşımaya başladı. Her şair, yalancıydı. Tüm büyüler yasaklanmıştı. Ancak şair sözü müstesna.</p>
<p>Şizofrenik sancıların kıyısındayım,</p>
<p>Üzgünüm hastayım,</p>
<p>Sensiz yalnızım,</p>
<p>Notaların arasında boğuşmaktayım. Kağıdı bilgisayara geçirdi. Bilgisayarı kapattı ve saatini yatağın kenarındaki komidinin üzerine hocanın yanına koydu. Bir öyküyü hatırladı. Bir dergide okumuştu. Pek tanınmayan yazarın öyküsüydü. La Soledad, Yalnızlık&#8230; Onu okurken uykusu geldi.</p>
<p>Gözlerini yere indirdi. Rüyasında karısı pencereden gelen en güzel elbisesi ile karşısındaydı. Müzik başladı: Çaykovski, Swan lake&#8230; Elinden tuttu, dans etmeye başladılar. Dönerek dans ediyorlardı. Müziğin doruklarındaydılar. Notalar arasındaki ayak sesleri, odayı doldurdu, oda rengarenk ışıklı ve güzeldi. Yalnız ikisi vardı. Sonradan uyandı. Elinden kalemi aldı, öptü. Yazmaya başladı. Sen ki yalnızlığını öğreten</p>
<p>dans ederek yorularak</p>
<p>müziğin doruklarına vararak</p>
<p>sen ki kağıtla dost</p>
<p>sen ki korkulu rüyalarımın ürküten.</p>
<p>Elindeki kalem birden düştü. Başı masanın üzerindeydi</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kugunun-dansi/">Kuğunun Dansı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kugunun-dansi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12089</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Genç Kız İle Prensin Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/genc-kiz-ile-prensin-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/genc-kiz-ile-prensin-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 01 Dec 2017 05:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11738</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir kız varmış. Bir hayali varmış. Büyük bir yazar olmak… Sürekli öyküler yazarmış. Hep daha iyi bir yazar olmak istemiş. Bir gün yolu bir cadıya düşmüş, cadı ona büyü yapmış. Delirecek noktaya gelmiş kız. Oradan ayrılmış hemen. Yıllarca bir kulede esir kalmış. Hiçbir yerde gidememiş. Bir gün saçları yanmış, kapılar açılmış yılanlı kuleden kurtulmuş. Aslında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/genc-kiz-ile-prensin-hikayesi/">Genç Kız İle Prensin Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kız varmış. Bir hayali varmış. Büyük bir yazar olmak… Sürekli öyküler yazarmış. Hep daha iyi bir yazar olmak istemiş. Bir gün yolu bir cadıya düşmüş, cadı ona büyü yapmış. Delirecek noktaya gelmiş kız. Oradan ayrılmış hemen. Yıllarca bir kulede esir kalmış. Hiçbir yerde gidememiş. Bir gün saçları yanmış, kapılar açılmış yılanlı kuleden kurtulmuş. Aslında yılanların saldırısından kaçmış. Camdan bir yatak, güller içinde yaşarken yasemin kokulu bir peri gelmiş. Her gün onunla konuşmuşlar. Bir gün bir prens , çok yakışıklı olmasa da, elinde gitarıyla gelmiş. Ona müzikler çalmış, onu mutlu etmiş. Bir gün kızın içine şüphe düşmüş ayrılmış prensin yanından. İki ay boyunca onu görmemiş. Ancak, gittikçe içinde artan bir özlem varmış. Çaldıkları müzikleri hatırlayıp mutlu olmuş. Ama o süre zarfında bir canavar ona saldırmaya çalışmış, kız bundan çok bitkin düşmüş. Tanrı’ya dua etmiş, o prensi hatırlamış. Tanrı ona bir anahtar vermiş. O anahtar göklerin kapısının anahtarıymış. O anahtar yıllardır elindeymiş ancak ilk defa Tanrı’ya bu anahtarı kötüye kullanmayacağına söz vermiş. Sırrını kimseye söyleyememiş. Ancak diğer insanlar fark etmişler.</p>
<p>Birgün kız, prense mektup yazmış. Onu sevdiğini söylemiş, ama prens cevap vermemiş. Kız onu sevmeye devam etmiş. Bir engel varmış aralarında. Prenslerin arkadaşları olamıyormuş. Sonra kız düşünmüş hep onu hayal etmiş.</p>
<p>Yasemin kokulu periyle konuşmuşlar. Kız, karlı dağları, denizleri aşıp prensin yanında gitmeye karar vermiş.</p>
<p>Yanında  anahtarı ve perinin verdiği sihirli bir kolyesi varmış. İkisi onu koruyacakmış. Aylarca, günlerce yürümüş. Hep onu düşünmüş. Hayalinde onu sevdiğini söylemiş.</p>
<p>En sonunda prensin yaşadığı saraya gelmiş. Muhafızları aşıp içeri girmiş. Prensle göz göze gelmişler.</p>
<p>Ancak, kızın beklediği gibi olmamış. Prens engeli aşamamış.</p>
<p>Kız elini kalbine koyup son kez prensin gözlerine bakıp gitmiş oradan.</p>
<p>Evine geri dönmüş. Yasemin kokulu periyle konuşmaya  ve prense o okumasa da yazmaya devam etmiş. Yaşananlar genç kızın gözlerinde bir anı olarak kalmış. Hatırladığında yüzünü bir gülümseme sarmış. Genç kız gerçek bir yazar olmuş.  Bu masal böylece sürüp gitmiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/genc-kiz-ile-prensin-hikayesi/">Genç Kız İle Prensin Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/genc-kiz-ile-prensin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11738</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ahşap Yakma Sanatı Üzerine</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ahsap-yakma-sanati-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ahsap-yakma-sanati-uzerine/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 22 Nov 2017 05:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11650</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ahşap, doğal bir ürün olup sanatın inceliğini yansıtan güzel bir malzemedir. Ahşap yakma, yani piragravür, havya ile resimleme sanatıdır. Ahşap yakma makinesiyle yapılan desen ve resimler, göze doğal olan görünümüyle göze en güzel şekilde hitap etmektedir. Tüm çizgiler, özenle tahtanın üzerine işlenerek ortaya güzel bir sanat eseri çıkarmaktadır. Çizgiler, sanat aşkının birer ifadesidir. Çok sabır [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ahsap-yakma-sanati-uzerine/">Ahşap Yakma Sanatı Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ahşap, doğal bir ürün olup sanatın inceliğini yansıtan güzel bir malzemedir.</p>
<p>Ahşap yakma, yani piragravür, havya ile resimleme sanatıdır. Ahşap yakma makinesiyle yapılan desen ve resimler, göze doğal olan görünümüyle göze en güzel şekilde hitap etmektedir. Tüm çizgiler, özenle tahtanın üzerine işlenerek ortaya güzel bir sanat eseri çıkarmaktadır. Çizgiler, sanat aşkının birer ifadesidir.</p>
<p>Çok sabır ister. Ateşle oynamak, meydana çıkan sanat eseriyle yeni bir şeyler söylemek, yaratıcılığın bir göstergesidir. Yaratmak dediysek yanlış anlaşılmasın. Eski Türkçe, yaramak yani uymak fiilinden türemiştir.  Sanatçı, ustaca ellerini kullanarak en ince ayrıntısına tahtaya işler. Ya bir hat yazısı, ya manzara resmi, ya da portre olarak tahtaya yansır. Isıyı ayarlayarak, en uygun sıcaklığı kullanarak tahtaya ince bir sanat eseri ortaya koyar.</p>
<p>Ahşap yakma sanatı geleneksel bir sanat ülkemizde yaşatılmaya çalışılan bir sanattır.  Erkekler ve ya kadınların ortak olarak icra edebildiği bir sanattır. Kurslar sayesinde bu sanatı icra eden sayısı artmaktadır.</p>
<p>Ahşap yakma gibi geleneksel el sanatları, ruhun ince tarafını yansıtmaktadır. Dikkat ve sabır isteyen sanatlardandır. Işık ve gölge bu sanatta, en önemli unsurdur.  Karakalem çalışması gibi kontür çekerek, gölgelendirmelerle insanın ruhunun yansıması hissedilir. Ateşin tahtaya değdiği an, sanatın çizgilerle birleşen yanını açıkça gösterir.</p>
<p>Sanat, en güzel uğraşılardan biridir. Ahşap yakma da insanın ince ruhuna hitap eden en değerli sanat dallarından.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ahsap-yakma-sanati-uzerine/">Ahşap Yakma Sanatı Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ahsap-yakma-sanati-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11650</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SONSUZLUĞU ARAMAK</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sonsuzlugu-aramak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sonsuzlugu-aramak/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 26 Oct 2017 21:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11380</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat, kendini bulma arayışıdır. Sanat eseri yaratırken insan kendini yeniden inşa eder. Eksik yapıtaşları sanatla yoğurulur, human dediğimiz insan kendini baş gösterir. İnsan tamamıyla sanatın ürünüdür, dolayısıyla sanata duyarlıdır ama bazı insanlar sanatın estetiğine duyarlılık taşınmazlar, taşımak da istemezler. Sanat kendi içinde kollara ayrılır. Her sanat türü insanın bir insanın bir dışa vurumu, evrensel olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonsuzlugu-aramak/">SONSUZLUĞU ARAMAK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanat, kendini bulma arayışıdır. Sanat eseri yaratırken insan kendini yeniden inşa eder. Eksik yapıtaşları sanatla yoğurulur, human dediğimiz insan kendini baş gösterir. İnsan tamamıyla sanatın ürünüdür, dolayısıyla sanata duyarlıdır ama bazı insanlar sanatın estetiğine duyarlılık taşınmazlar, taşımak da istemezler.<br />
Sanat kendi içinde kollara ayrılır. Her sanat türü insanın bir insanın bir dışa vurumu, evrensel olarak insanı yansıtan eserler bütünüdür.  Resimden müziğe, edebiyattan sinemaya kadar her şey insanla ilgilidir. Öz benliğini sanata kusan Necip Fazıl sanat için &#8220;Allah&#8217;ı aramaktır.&#8221; demiştir. her yaratı aslında sonsuzluk peşindedir. Sonsuzluğu diler onun izini bulmaya çalışır.</p>
<p>Existansiyalizm için sanat varoluşu bulmaktır. Sanatçı ancak sanatını icra ederek var olduğunu hisseder.<br />
Resmin çizgilerinde insan vardır. Vavın gölgesi insandır. İnsan oldukça sanat olacaktır. Çünkü beyninin lobları bazı insanlarda farklı düşünür farklı görürler ve farklı hissederler. O hissettikleri duyguları veya sözcüklerle, ya notalarla, ya çizgilerle ifade ederler. Onlar diğer insanlardan farklıdır. Normal insanlar kendi kelime dağarcıkları kadar meramlarını anlatırken sanatçı ruhlu insanlar onu sanat eserine dönüştürerek diğer insanları şaşırtırlar, heyecanlandırırlar.<br />
Her sanat eseri içinde bir öykü barındırır, bu sanatçının içindedir. Ancak sanat ruhundan anlayan insanlar bunu çözebilir. Tıpkı Mozart&#8217;a ne anlattığı sorulduğunda yeniden çalarak &#8220;İşte bunu.&#8221; demesi gibi.<br />
Lir Yunanlılarla duyguları ifade eden bir müzik aletidir. Buradan edebiyata geçen lirik şiir sanatın  duygulu dalgalarını hissettirir.<br />
Hikemi şiirler Hakem isminin tecellisiyle hikmet pınarının damlasını ağzımızda ıslaklık oluşturacak şekilde sunar ki, daha fazla gerçeğin peşinde koşalım diye.<br />
Sanatçı güneşi, ayı, yıldızı, deniz ve ağaçları farklı görür. Onu bir şeyler fısıldar. Hepsi bu farklılığı da ortaya koyar. Ses, kelime, çizgi hepsi sanatın küçük noktalarıdır. Birleşince sanat eseri olur ve bizi şaşırtırlar. insan gibidir onun için. Bana bir şeyler fısıldar sanatçı bu farklılığı ortaya koyar. Siz, kelime, çizgi hepsi sanatın küçük noktalardır. Çünkü bize daha önce düşünmediğimiz bir şey anlatırlar.<br />
Siz, insanın aynasıdır. Brahms&#8217;ın Hungarian Dance eserlerinde nasıl heyecanlanıyorsak Bach&#8217;ın Pachelbel&#8217;s Canon&#8217;unda  sakladın paçavrası nasıl dalgalarla dans ediyorsak Franz Kafka&#8217;nın Dönüşüm&#8217;ünde öyle yalnızlaşıyoruz.<br />
Sanat, her toplumda hatta ilkel toplumlarda bile yer bulurken, sanatı önemsiz görmek dünyaya gözünü kapatıp körüm demek gibidir.<br />
Ki, sanat beş duyu organından fazla altıncı hissi de harekete geçirir, ki bu insanın en çok ihtiyacı olan şeydir ki sadece sanatçı ve sanatla ilgilenen insanlar da var olan şeydir. Sezgi, sadece sanatçı ve sanatla ilgilenen insanlar da var olan bir şeydir ve her insanda farklıdır. Sanat eserine bakan, onu dinleyen, okuyan her insan farklı algılar. Çünkü sanat bireyseldir aslında. Hiçbir zaman toplum için olamaz. Ama toplumu yansıtır. Çünkü sanatçı toplumun içinden çıkar ancak evrensele ulaşır. Yansıttığı şey de insanın kendisi olacaktır. Çünkü sanat bir aynadır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonsuzlugu-aramak/">SONSUZLUĞU ARAMAK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sonsuzlugu-aramak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11380</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SANATÇI RUH VE ANLAŞILMAK</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanatci-ruh-anlasilmak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanatci-ruh-anlasilmak/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 04 Oct 2017 21:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11043</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat, kişinin ruh dünyasını yansıtırken bir şekilde içeriğinde hikmet barındırır. Sanat, herkese hitap eder. Herkes kendinden bir şeyler bulur. Bulamayan kimse yoktur. Ancak bilgi ile insan doğru anlamlar çıkarır. İlim ve hikmet sanatında kendisinde vardır. Bazen sembolik olarak, bazen de açıktan bir şekilde içeriğinde bir şeyler barındırır. Herkes bunu anlayamaz. Anlayanlar ancak bilenlerdir. Sanatın insanı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatci-ruh-anlasilmak/">SANATÇI RUH VE ANLAŞILMAK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanat, kişinin ruh dünyasını yansıtırken bir şekilde içeriğinde hikmet barındırır.</p>
<p>Sanat, herkese hitap eder. Herkes kendinden bir şeyler bulur. Bulamayan kimse yoktur. Ancak bilgi ile insan doğru anlamlar çıkarır. İlim ve hikmet sanatında kendisinde vardır. Bazen sembolik olarak, bazen de açıktan bir şekilde içeriğinde bir şeyler barındırır. Herkes bunu anlayamaz. Anlayanlar ancak bilenlerdir.</p>
<p>Sanatın insanı özgürleştiren dışavurumunu sağlayan bir yanı vardır. Müzikte, heykelde, resimde, edebiyatta yılların birikimi, dışavurumla birlikte eser olarak yansır yapıtlara. Ancak düşünüldüğü gibi gerçek manasıyla tam olarak ruh dünyasını yansıtmaz. Yazdıklarından bir insanın marazi ruhlu olduğunu anlayamazsınız. Ancak, sanatçılar ilginç insanlardır. Bu gerçekten kabul edilebilir bir şeydir. Sanatçı ruh, farklılıkla beraber deha barındırır.</p>
<p>Herkes sanatçı olamaz. Sanat eseri için yetenekle beraber birikim gereklidir. Birikimle zenginleşen ruh bambaşka bir yapıt olarak karşımıza çıkar. Yetenekler birikimle ortaya çıkar. Çok okumayan bir insanın olgun bir eser vermesi düşünülemez. Kelime hazinesi gereklidir. Teknik bilgi ile zenginleşen resim bir şaheser olarak karşımıza çıkar.</p>
<p>Sanatçı yaratıcı bir ruha sahiptir. Kimsede olmayan şeyleri görür ve hisseder. Hayal gücü geniştir ve herkes tarafından çoğu zaman anlaşılamaz. Birçok dehanın çevresi tarafından anlaşılmadığı ve yıllar sonra anılageldiğini biliyoruz. Sanatla uğraşmak demek dünyaya farklı gözle bakmak demektir. Dünyaya dışarıdan bir gözle bakar ve gözlemlerler. Kimsenin fark edemediği şeyleri görürler.</p>
<p>Sanatçılık için birikim de gereklidir. Ancak içgüdüsel bir yetenek şarttır. Herkes çalışarak sanatçı olamaz. Sadece teknik bilgiye sahip olur. Yeni bir şey üretmeli ve bambaşka bir şey ortaya koymalıdır.</p>
<p>Ayrıca sanatçı, kimsenin bilmediği bazı bilgilere de sahiptir. Çünkü sanat içgüdüsel bir yetenektir ve anlaşılmak ister. Ancak yeni bir şey söyleyen insanlar çoğu zaman anlaşılamamıştır.  Ancak yılar sonra değerleri bilinir fakat hala herkes tam olarak anlayamaz. Bilimsel dehaların bile çoğu zaman çevresi tarafından yanlış algılandıklarını biliyoruz. Einstein çevresi tarafından çoğu zaman deli olarak algılanmıştır. Ancak sanatla da yani keman çalmakla uğraşması onun dehasının bir kanıtıdır.</p>
<p>Sanat için gerçek bir zeka gereklidir, evet, ama zeka çoğu zaman zorlayıcı olabilir. Ancak zekalarıyla öyle sanat eserleri meydana getirirler ki diğer insanlardan farkları anlaşılır. Teere Zameen Par filminde de bunu anlatır. Okul başarısı düşük olan bir öğrencinin sanatsal anlamda ne büyük bir hayal gücüne ve yeteneğe sahip olduğunu ancak öğretmeni anlar. Ancak yeteneğin keşfedilememesi büyük sıkıntılara yol açar.  Yetenekler geliştirildikçe ancak insan dünyaya anlamlı bir gözle bakar.</p>
<p>Sanatçı ruh, belki herkes tarafından anlaşılamaz ama vardır ve hissedilir.  Çoğu zaman yanlış anlaşılsa da, farklı yorumlansa da gerçek bir zeka ve yetenek yıllar sonra kendini diğer insanları şaşırtacak şekilde eserleri diğerleri tarafından görülmeye başlanır.</p>
<p>Sanatçılık, insanı sıkıntılarından dertlerinden uzaklaştıran da bir şeydir. Sanatçı ruhlu insan dertlidir. Ancak dünya onu anlayamaz. Eserleri çok sonraları hatta öldükten sonra okunur, izlenir ve defalarca yorumlanmaya çalışılır.</p>
<p>Franz Kafka da, insanlar tarafından anlaşılamamaktaydı. Ancak, Max Brod onun eserlerini vasiyetini dinlemeyerek ortaya çıkarmasıyla fark edildi. Hatta birçok yerde okunmuş, yorumlanmaya, anlaşılmaya çalışılmış, ciddi bir zekanın ürünü olduğu ortaya çıkmıştır. Bugün bile hala hakkında makaleler yazılmaktadır. Kafka’nın memleketinden çok uzaklarda Türkiye’de Kafkaokur diye bir dergi çıkarılmaya başlanmış, onun tarzında öyküler yazılmaya çalışılmıştır.</p>
<p>Velhasıl, sanatçı ruhlu insan farklıdır, anlaşılamaz, ancak ve ancak kendisi için sanatını ortaya koyar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatci-ruh-anlasilmak/">SANATÇI RUH VE ANLAŞILMAK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanatci-ruh-anlasilmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11043</post-id>	</item>
		<item>
		<title>KURBAN BAYRAMI ÜZERİNE</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kurban-bayrami-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kurban-bayrami-uzerine/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 30 Aug 2017 21:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10712</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kurban, Hz. İsmail’in kurban edilmesi hadisesiyle başlar. Hz. İbrahim, oğlu İsmail’i sırf Allah emrettiği için kurban etmeye kalkışmıştır. Ancak orada ince bir çizgi vardır. Kurban ettiği, İsmail değil nefsiydi. O nedenle, bu bir cinayet yeltenmesi değil, bir arınmaydı. Çünkü, İsmail’e yıllar sonra kavuşmuş, evlat özlemini gidermişti. Onu canından çok seviyordu. Sevdiğin şeylerden vazgeçersen, o zaman [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kurban-bayrami-uzerine/">KURBAN BAYRAMI ÜZERİNE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban, Hz. İsmail’in kurban edilmesi hadisesiyle başlar.</p>
<p>Hz. İbrahim, oğlu İsmail’i sırf Allah emrettiği için kurban etmeye kalkışmıştır. Ancak orada ince bir çizgi vardır. Kurban ettiği, İsmail değil nefsiydi. O nedenle, bu bir cinayet yeltenmesi değil, bir arınmaydı. Çünkü, İsmail’e yıllar sonra kavuşmuş, evlat özlemini gidermişti. Onu canından çok seviyordu. Sevdiğin şeylerden vazgeçersen, o zaman sadece Allah’a ulaşırsın. Bu, bir arınmadır. Kurban Bayramı da, bunu temsil eder. İnsanın orada kestiği hayvan değil, nefsidir. Ondan dolayı akıtılan kan kutsaldır.</p>
<p>Kurbanlık hayvanlar da ölmeye seve seve giderler. Kutsal bir görevi yerine getirerek ahirette yer edinmek isterler çünkü.</p>
<p>Nefis, hep kötülüğü emreder. Kurban da bir arınmadır. Temizlenmedir. İnsan kanla negatif enerjiyi atar. Hacamat dediğimiz olay da böyle bir tedavidir. Kurbanlık hayvanlar da nefsi temsil eder. Hayvanın kanını akıtarak kedi nefsini temizler. Kan nefistir. Nefis de can… Canını veren insan nefsini de öldürmüş olur. Ölmeden önce ölmenin yoludur kurban ibadeti.</p>
<p>Bu nedenle, bayram olmuştur. Nefsinden arınan insan daha temiz ve pak olur. Bayram, kutlanası bir şeydir. Arınmak, temizlenmek neden kutlanılmasın ki? İnsan daha huzurlu hisseder kendini. Ağır yükünden kurtulur.</p>
<p>Her kültürde bayramlar, mutlu olunan günlerdir. Türk kültüründe de bayramlar, şen ve huzurlu geçer. Ziyaretler yapılır, gezilir, tozulur. Tatlılar yenir. Çocuklara harçlık verilir. Çocuklar için en mutlu anılardandır bayramlar bu yüzden.</p>
<p>Kurban bayramı da, kahvaltıda kavurma yemekle başlar ve huzurlu bir hava estirir. Nefsinden arınan insan, bayramla birlikte neşe dolar ve etrafına neşe saçar.</p>
<p>Bayramla birlikte insan çocukluğuna döner ve çocuk gibi sevinir. Heyecana kapılır, yüzü gülümser hale bürünür.</p>
<p>Herkes gibi, fakir aileler de sevinir bayramda. Kendilerine dağıtılan etlerle karınlarını doyururlar bir güzel.</p>
<p>Kısacası, bayram hele Kurban Bayramı mutluluk günleridir herkes için. Hızır ve İlyas’ın buluşması gibi etraf yeşillenir ve güzelliklerle dolar. Kurban Bayramınızı tebrik ederim, efendim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kurban-bayrami-uzerine/">KURBAN BAYRAMI ÜZERİNE</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kurban-bayrami-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10712</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kısaca Anne</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kisaca-anne/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kisaca-anne/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 20 Aug 2017 21:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10469</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir çocuk için dünyanın en önemli varlığıdır, anne. Dünyaya gelmek için ilk adım anne karnında atılır. Çocuk annenin karnına sığınır, gelişir ve büyür. Yeterli olgunluğa geldikten sonra, dünyayı keşfetme ihtiyacı hisseder ve anne rahminden dünyaya gelir. Annenin yanında ilk nefesini alır. Aldığı ilk besin, anne sütüdür. Kokladığı ilk ten annedir. Anne kucağında gözlerini açar. İlk [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kisaca-anne/">Kısaca Anne</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir çocuk için dünyanın en önemli varlığıdır, anne.</p>
<p>Dünyaya gelmek için ilk adım anne karnında atılır. Çocuk annenin karnına sığınır, gelişir ve büyür. Yeterli olgunluğa geldikten sonra, dünyayı keşfetme ihtiyacı hisseder ve anne rahminden dünyaya gelir. Annenin yanında ilk nefesini alır. Aldığı ilk besin, anne sütüdür. Kokladığı ilk ten annedir. Anne kucağında gözlerini açar. İlk öğrendiği sözcük, “anne”dir. Anneden öğrendikleriyle dünyayı tanımaya başlar. Anneyi taklit ederek oyunlarını kurar. Anne kucağı en çok aradığı yerdir. Uyandığı zaman ilk anneye seslenir. Anneyle büyür, anneyle ilk bilgilerini alır. Sıkıldığı zaman sorunlarını anneye anlatır. Annesinin kızması dünyanın en kötü olayıdır. Anneyle sıkıntılarını atar, anneye sarıldıkça mutlu olur. Bu dünyanın süsü çocuk için anne bir sığınak yeridir.</p>
<p>Anne’siz bir insan için hayat daha zordur. Hep annenin özlemiyle yanar tutuşur. Geceleri rüyasında anne diye sayıklar. Anne’sizlik, hep bir özlemdir çocuk için. Bir kayıptır. Hep aklının bir köşesinde anne ihtiyacı belirir ve onu kaplar. Anne’sizlik çok zordur bir çocuk için.</p>
<p>Bir çocuk için anneyle geçirdiği anlar en güzel anılardır belki de. Anne’siz ise, zorlu kış gecelerine benzer. Bir çocuk için anne neyse diğer varlıklar için de öyledir. Kuşlar, ilk uçmayı anneden öğrenirler. Kanguru, annenin kesesine sığınır. Aslanlar, avlanmayı annelerinden öğrenirler. İnsanoğlu için öğrenilen ilk sözcük de “anne”dir. Çocuk, birçok ilk defa anneden alır, ondan öğrenir. Onu gözlemler. Onu gözleyerek dünyayı öğrenir.</p>
<p>Anne bu nedenle çok önemlidir eğitim için. Çocuk, ilk eğitimini anneden alır. Anne, onun için ilk öğretmendir. Dilini, dinini, kültürünü, konuşmasını, oturmasını kalkmasını hep anneden öğrenir. Daha öğretmenler dünyasına girer çocuğun. Yeni yeni bilgiler edinmeye başlar, yeni yeni gözlemler edinir. Ama bilgileri ilk öğrendiği mecra annedir. Düşünce, anne ile oluşur. Anne ile fikirler ilk meyvesini oluşturmaya başlar. Anne, önemli bir unsurdur insanoğlu için. Anne, bir çocuk için dünyaya ilk adımların atılmasını sağlayan bir oluşum merkezidir. Biyolojik olarak ilk defa anne karnında gelişirken, düşünce ve yaşantı olarak anne yanında gelişir.</p>
<p>Anne bu nedenle çok önemlidir. Bir insanın oluşumunu tamamlaması için anne önemli bir yer tutar. Annelerin yetiştirilmesi bundan dolayı çok önemlidir. Çünkü bu dünyayı anneler kuracak.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kisaca-anne/">Kısaca Anne</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kisaca-anne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10469</post-id>	</item>
		<item>
		<title>GEMİ DERGİ YAYIN HAYATINA BAŞLADI.</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gemi-dergi-yayin-hayatina-basladi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gemi-dergi-yayin-hayatina-basladi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 14 Aug 2017 17:40:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyattan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10508</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çocuk ve gençlik dergisi Gemi, yayın hayatına başladı. 7-17 yaş arasına hitap edecek dergi, blog halinde yayın yapacak. Atölye dergi niteliği taşıyan dergi, çoğunlukla gençlerin yazılarının yayınlanacağı bir dergi olmakla beraber, yetişkinlerin de çalışmalarını yayımlayacak. Derginin genel yayın yönetmeni Dilara Pınar ARIÇ, “Dergi, 7-17 yaş arası ve yetişkinlerin çalışmalarını yayımlayacak. İleride basılı olarak yayın yapabiliriz” [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gemi-dergi-yayin-hayatina-basladi/">GEMİ DERGİ YAYIN HAYATINA BAŞLADI.</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk ve gençlik dergisi Gemi, yayın hayatına başladı.</p>
<p>7-17 yaş arasına hitap edecek dergi, blog halinde yayın yapacak. Atölye dergi niteliği taşıyan dergi, çoğunlukla gençlerin yazılarının yayınlanacağı bir dergi olmakla beraber, yetişkinlerin de çalışmalarını yayımlayacak. Derginin genel yayın yönetmeni Dilara Pınar ARIÇ, “Dergi, 7-17 yaş arası ve yetişkinlerin çalışmalarını yayımlayacak. İleride basılı olarak yayın yapabiliriz” şeklinde konuştu. Dergi, yayıncılıkta iyi bir yerde olmayı hedefliyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gemi-dergi-yayin-hayatina-basladi/">GEMİ DERGİ YAYIN HAYATINA BAŞLADI.</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gemi-dergi-yayin-hayatina-basladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10508</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnsanı Anlatmak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/insani-anlatmak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/insani-anlatmak/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 10 Aug 2017 21:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10391</guid>
				<description><![CDATA[<p>Şarkılar aşkı, insanı güzelleştirir. Şarkılar olmasa ruh yorulur çalışmaktan. Sanatla insan dinlenir, yeni bir yol çizer kendine. Bu yollar düş olur, aşk olur, girer gönüllere. Gönlün bir ihtiyacıdır sanat. Ruhun var olması gereken ateşidir. Şarkılar da sanatın bir dalıdır. İnsan müzikle ruhunu dinlendirir. Müzik, aşktır, yoldur. Yollar sabır ister., ruh ister. Müzikle ruh esas dünyasına [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/insani-anlatmak/">İnsanı Anlatmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Şarkılar aşkı, insanı güzelleştirir.</p>
<p>Şarkılar olmasa ruh yorulur çalışmaktan. Sanatla insan dinlenir, yeni bir yol çizer kendine. Bu yollar düş olur, aşk olur, girer gönüllere. Gönlün bir ihtiyacıdır sanat. Ruhun var olması gereken ateşidir. Şarkılar da sanatın bir dalıdır. İnsan müzikle ruhunu dinlendirir. Müzik, aşktır, yoldur. Yollar sabır ister., ruh ister. Müzikle ruh esas dünyasına kavuşur. Müzik herkese hitap eder. Sanatta herkes kendinden bir şeyler bulur. Sanat aşktır. Aşk ise sanatın kendi bulunan bir özelliğidir.</p>
<p>Gönülden gönle kalp vardır. Sanat bunu başarır. Buluşturur insan kalplerini. Aynı sanat dalıyla uğraşan kişiler arasında gönül bağı oluşur. Kalpler huzur bulur. Sanat her zaman faydalıdır. Sanatla ilgilenen insan kendine ışık bulur. Sanatsız toplum can damarların kaybeder. Sanatla toplum aydınlanır. Kendinde ışık bulur. Sanatla çizilir yollar. Sanatla güler gönüller.</p>
<p>Acıyı, sancıyı anlatan sanat da insanı yeniler. Sanatın kendisi insan yenileyen bir varlıktır. Sanatla kendine yol bulur insan. Sanat herkesin içindeki aşkı bulup çıkarır meydana. Aşk ruha özgüdür. Ruhla var olur. Yaşama aşkı da insanın içindeki aşk figürünün parçasıdır. Aşk ile kendine yol gönüller. Kalpler birleşir güzel birer duygu olur, yansır sanatın dallarına tutunur.</p>
<p>Sanat öyle bir şeydir ki, insanı güzelleştirir. Bambaşka bir insana dönüştürür. Kalbi anlatan en güzel şey sanattır. Sanatla ortaya çıkar gönüller. Sanat bir insanı insan kılar, ona yol gösterir.</p>
<p>Sanatsız toplumda insan yalnız ve kör, sağır, dilsiz kalır. Sanatla insan kendini anlatır. Sanat bir insanı insan kılan en güzel varlıktır. İnsan, insan olduğunun farkında olduğunda kendini yansıtır. İnsan olmak insanı mutlu eden bir şeydir. İnsan olmak kendi içindeki ışığı fark etmek demektir. Sanat da insana insan olduğunu öğretir.</p>
<p>Müzik de öyle. İnsanın aşkını, acılarını, sevinçlerini anlatan sanat dalı olarak insanı en güzel şekilde yansıtır. Müzikle ilgilenmek insanı tamir eder, hayata daha farklı gözle bakılmasını sağlar. Müzik insanı iyileştirir. Bambaşka yapar. Sanatın her dalı böyledir. İnsanı, insan olduğu için sevmektir sanat.  Sanat insanı anlatmaktır. Bu nedenle sanat insan oldukça var olacaktır.</p>
<p>Sanatın her dalında insan kendine yer bulur. İnsan oldukça var olacak ve sanat eserleri insanı insan olarak anlatacaktır. Sanatsız toplum can damarlarını yitirir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/insani-anlatmak/">İnsanı Anlatmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/insani-anlatmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10391</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Edebi Eserde Tecrübe</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/edebi-eserde-tecrube/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/edebi-eserde-tecrube/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 19 Jul 2017 21:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10122</guid>
				<description><![CDATA[<p>Edebiyat bir düşünce aktarma biçimidir. Önce zihinde başlar. Edebi eserler meydana getirmek için öncelikle zihinde bilgi depolaması yapılır. Zihin sürekli kaydeder. Yaşantılar, sevdiklerimiz, özlem duyduklarımız ve hayallerimiz depolanır. Depolandıktan sonra zihinde işlenir. İşlenen bilgiler depolandığı yerden çıkarak öyküde, romanda, şiirde yer edinir. Başkalaşmış şekilde karşımıza bir edebi eser olarak çıkar. İşlenmiş şekilde karşımıza çıkar ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebi-eserde-tecrube/">Edebi Eserde Tecrübe</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Edebiyat bir düşünce aktarma biçimidir. Önce zihinde başlar.</p>
<p>Edebi eserler meydana getirmek için öncelikle zihinde bilgi depolaması yapılır. Zihin sürekli kaydeder. Yaşantılar, sevdiklerimiz, özlem duyduklarımız ve hayallerimiz depolanır. Depolandıktan sonra zihinde işlenir. İşlenen bilgiler depolandığı yerden çıkarak öyküde, romanda, şiirde yer edinir. Başkalaşmış şekilde karşımıza bir edebi eser olarak çıkar. İşlenmiş şekilde karşımıza çıkar ve bizi şaşırtır.</p>
<p>Her eserde yaşantılardan, sevdiklerimizden, özlem duyduklarımız ve hayallerimizden izler vardır. Bu izler silinmemiş ve eserlerde yer kazanmıştır. Yazarın hayatı eser incelemesinde önemli bir yer tutar. Yazarın kaleminden çıktığı için olsa gerek, bize yazarı anlamada yol gösterir.</p>
<p>Yazarın hayatı da edebi eser kadar değerlidir. Eserleri anlamak için yazarın hayatına bakmak önemli bir yer tutar. Yazarın hayatı, bize eseri anlamada ışık tutar ve yazarın edebi ikliminde dolaştırır.</p>
<p>Yazarın hayatı olmazsa olmaz değildir ancak eserin daha iyi anlaşılması için bize rehberlik eder ve yazarlık mağarasında kaybolmaktan bizleri alıkoyar.</p>
<p>Yaşantılar eserlerde yer edinir. Her yazarın bir eseri yaşantısından bir iz taşır. Yazarın ikliminde dolaşanlar için bu vazgeçilmez bir fırsattır. Yazarı anlamada bize yol gösterir.</p>
<p>Yazarlık sevdasıyla yanıp tutuşanlar için de yaşantılar önemli bir yer edinir. Tecrübe ile eserler daha olgunlaşır ve güzelleşir. Tecrübe olmazsa eserler kalıcılığın sürdüremez ve kendini tekrar eder durur. Tecrübenin bu nedenle önemli bir yeri vardır.</p>
<p>Tecrübe sayesinde eserler kalıcılığını sürdürür. Bizlere daha iyi eserler yaratmada yardımcı olur. Tecrübe olmazsa eserler olgunlaşamaz.</p>
<p>Yıllar eseri değerlendirir. Tıpkı şarap gibidir. Eserler yıllar geçtikçe varlığını sürdürüyorsa o eserler kalıcıdır. Tecrübeyle eserler daha çok zenginleşir ve kalıcılığını sürdürür.</p>
<p>Özlem duyduklarımız, acılarımız, hayallerimiz de yer edinir eserlerde. Yazarın sadece bu izleri yansıtmaktan uzaktır elbette. Öykü, roman kurgudur. Sadece bunları yansıtmaktan uzaktır. Ancak bunlar da o eseri güzelleştirir. Zenginleştirir. Eserler bunlardan ayrı düşünmemekle beraber tamamıyla bunlarla ilişkili düşünmekten uzak durulmalıdır.</p>
<p>Eserler yazarın kaleminden çıkan eser, yaşantılardan iz taşımakla beraber tecrübe ile zenginleşir. Eseri kalıcı yapan da bu değerlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebi-eserde-tecrube/">Edebi Eserde Tecrübe</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/edebi-eserde-tecrube/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10122</post-id>	</item>
		<item>
		<title>AŞK NEDİR?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ask-nedir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ask-nedir/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 10 Jul 2017 05:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9993</guid>
				<description><![CDATA[<p>Aşk bir insana doyasıya bağlanmak demektir. Platon’un dediğine göre eksik parçanı bulmaktır aşk. Eksik olan yanımız, aşık olunca tamamlanır. Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Bu sebeple birbirini tamamlayan bir özellik gösterir. Her şey zıttıyla kaimdir. Her yaratılmış şeyin bir eşi vardır. İnsan eşini bulduğunda tamamlanır. Eşler, birbirini tamamlayıcı özellik gösterirler. Birinin yapamadığını diğeri tamamlar. Aşk [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-nedir/">AŞK NEDİR?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk bir insana doyasıya bağlanmak demektir.</p>
<p>Platon’un dediğine göre eksik parçanı bulmaktır aşk. Eksik olan yanımız, aşık olunca tamamlanır. Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Bu sebeple birbirini tamamlayan bir özellik gösterir. Her şey zıttıyla kaimdir. Her yaratılmış şeyin bir eşi vardır. İnsan eşini bulduğunda tamamlanır. Eşler, birbirini tamamlayıcı özellik gösterirler. Birinin yapamadığını diğeri tamamlar. Aşk böyledir. Aşık insan tamamlanmıştır. Bir yapbozda eksik parçanın bulunması gibidir.</p>
<p>Aşk, anlatılamaz bir varlıktır. Aşkı yaşamak, onu anlatılamaz kılmaktadır. Gerçekten aşık insan söylemekten utanır, çekinir. Ancak söylenmezse de anlaşılamaz. O nedenle, sevdiğimiz insana bunu sıkça söylemeli, gereğini yerine getirmeliyiz.</p>
<p>Sevgi, söyledikçe çoğalır, aşk ise söylenmedikçe can yakar. Aşkı kolay kolay söyleyemez insan. Söylediğinde de yüreği yandıkça yanar. Söylenmeyen aşk, canı yakar, kül eder.</p>
<p>Aşk, mecazi olduğunda can yakar, ancak ilahi olduğunda ise huzur verir. Aşk, en büyük sahibine verilmelidir. Ona karşı hissedilen aşk, insanı yücelttikçe yüceltir.  İnsanı geliştirdikçe geliştirir, olgun bir hale büründürür.</p>
<p>Aşk, mecazi olana değil de Allah’a olursa Hz. İbrahim ateşe atıldığında ateşin onu yakmaması gibi, insanı serin hale getirir. Aşk, Allah’a olduğunda insana güç verir. Aşk, bir güçtür. Bu manevi güç, maddi olandan daha da kuvvetlidir.</p>
<p>Aşk, Allah’la bütünleşirse, insanın önünde hiçbir şey engel olamaz. İlahi aşk ona öyle kuvvet verir ki, önünde dağlar dursa yine de engel olamaz.</p>
<p>Aşk, bir mertliktir. Aşık olan insan merttir, dürüsttür. Hissettiği gibi yaşayan insan yalan söylemez. Aşık insan mutludur da. İçi yanar, yine de mutludur. Aşk en büyük ilaçtır ona.</p>
<p>Aşıklık alameti, gözlerdedir. Gözlere değen güzellik, aşktır. Aşık insan gözlerini ayıramaz. Allah’a aşık insanın en büyük yükü gözyaşlarıdır. Allah korkusundan dolayı dökülen yaşlar birer inci gibidir.</p>
<p>Aşk, kalpleri birleştiren bir nur, bir düğüm gibidir. Ayrılmak istesen ayrılamazsın. Büyük bir büyüdür bu. Aşk, kalpleri birbirine bağlayan birer büyü gibidir.</p>
<p>Aşk, insanı olgunlaştırır. İnsana ulviyet kazandırır. İnsan aşkla büyür. Bitkilerin nasıl büyümek için suya ihtiyacı varsa, insanın da aşka ihtiyacı vardır.</p>
<p>Aşk, eksik parçayı bulmak gibidir. Arayan ancak bulanlardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-nedir/">AŞK NEDİR?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ask-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9993</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SİMİT / Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/simit-oyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/simit-oyku/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 20 Jun 2017 06:44:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9629</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her gün yüzümü gizleyerek simit satıyorum. Her günüm çocuklarımla geçiyor. Benim bir sürü çocuğum var. Sırrımı bilen… Oğullarımın okuduğu okula yakınım. Onlar beni bilmiyor. Ama ben simit satıyorum sokakta çocuklara. Çocuklarım beni biliyor, ben onları biliyorum. Ama oğullarım bunu bilmiyor. Her günüm böyle geçiyor. Ben Sen’i sayıklayarak oğullarımı okutmaya çalışıyorum. Simit satıyorum çocuklara. Bazılarını eve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/simit-oyku/">SİMİT / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her gün yüzümü gizleyerek simit satıyorum.</p>
<p>Her günüm çocuklarımla geçiyor.</p>
<p>Benim bir sürü çocuğum var.</p>
<p>Sırrımı bilen…</p>
<p>Oğullarımın okuduğu okula yakınım.</p>
<p>Onlar beni bilmiyor.</p>
<p>Ama ben simit satıyorum sokakta çocuklara.</p>
<p>Çocuklarım beni biliyor, ben onları biliyorum.</p>
<p>Ama oğullarım bunu bilmiyor.</p>
<p>Her günüm böyle geçiyor.</p>
<p>Ben Sen’i sayıklayarak oğullarımı okutmaya çalışıyorum.</p>
<p>Simit satıyorum çocuklara.</p>
<p>Bazılarını eve götürüyorum oğullarım yesinler diye.</p>
<p>Ama ben hep durgunum hayatta.</p>
<p>Başka işim yok.</p>
<p>Kazandığım üç beş kuruşla oğullarım okutuyorum.</p>
<p>Her silik şu anda.</p>
<p>Ben de.</p>
<p>Bir masalsı yorgunluk içindeyim.</p>
<p>Sokakta yalnız bir göçebeyim.</p>
<p>Ben bir ANNEyim.</p>
<p>Bir ANNE.</p>
<p>Ne işim var bu sokakta?</p>
<p>Oğullarıma bakmak için.</p>
<p>Yorgunum ama umutluyum.</p>
<p>Çünkü ben bir anneyim.</p>
<p>YOKSUL denizin kıyısındadır evim.</p>
<p>Ben bir anneyim.</p>
<p>Elinde simit satmaya çalışan…</p>
<p>Ama gizli ama gerçek…</p>
<p>Ben bir anneyim okulun bahçesinde gezen çocuklara gebeyim.</p>
<p>Ben bir ANNEyim.</p>
<p>Dilenci değilim, hayır.</p>
<p>Ben bir ANNEyim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/simit-oyku/">SİMİT / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/simit-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9629</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şimdi İyilik Zamanı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/simdi-iyilik-zamani/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/simdi-iyilik-zamani/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 16 Jun 2017 07:20:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9626</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünyada yapılacak çok iş var. İyilik herkesin harcı değil. Gün gelir, öykü olur yazdıklarımız, gün olur gölge olur, kayboluverir. Ama ışık içinde hep var olmalı insanın. Güzellikler hep var olmalı. İyiliği yayalım. Güzellikler olsun cümlelerimiz. Fısıltılarımız neşe saçsın, güller etrafında dolaşalım. İçimiz hep iyilik dolsun. Olumluluk, içimizi doldursun. Allah, güzeldir, güzeli sever. Güzel, edebi cümleler [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/simdi-iyilik-zamani/">Şimdi İyilik Zamanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada yapılacak çok iş var. İyilik herkesin harcı değil.</p>
<p>Gün gelir, öykü olur yazdıklarımız, gün olur gölge olur, kayboluverir.</p>
<p>Ama ışık içinde hep var olmalı insanın. Güzellikler hep var olmalı.</p>
<p>İyiliği yayalım.</p>
<p>Güzellikler olsun cümlelerimiz.</p>
<p>Fısıltılarımız neşe saçsın, güller etrafında dolaşalım.</p>
<p>İçimiz hep iyilik dolsun.</p>
<p>Olumluluk, içimizi doldursun.</p>
<p>Allah, güzeldir, güzeli sever.</p>
<p>Güzel, edebi cümleler olsun içimiz.</p>
<p>Güzellikleri yaşatalım.</p>
<p>İkramda bulunalım.</p>
<p>Gülümseyelim mesela.</p>
<p>Hep gülelim.</p>
<p>Dünya yeterince kötülük dolu.</p>
<p>Bari içimiz iyi kalsın.</p>
<p>Gülelim, oynayalım.</p>
<p>Huzur içinde namaz kılalım.</p>
<p>Huzuru hayat tarzı haline getirelim.</p>
<p>Huzuru hissettirelim.</p>
<p>İçimizi mutluluk kaplasın.</p>
<p>Ruhumuz O’na dönük olsun.</p>
<p>O’nu hissetsin.</p>
<p>İçimizde O’nu yaşayalım.</p>
<p>O’na dönelim.</p>
<p>Her şey O’nu hissettikçe güzel.</p>
<p>O’nu andıkça güzel.</p>
<p>Herkes terk etse bile O terk etmez.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/simdi-iyilik-zamani/">Şimdi İyilik Zamanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/simdi-iyilik-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9626</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ABSÜRT / Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/absurt-oyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/absurt-oyku/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 06 Jun 2017 08:11:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9431</guid>
				<description><![CDATA[<p>Akşam olmuştu. Ne yazacağını bilemedi yazar. Ne olsundu? Düşündü taşındı. Karakteri hakkında bir şey yazamadı. Kahvesinden bir yudum aldı. Denedi. Çabaladı. Olmadı. Arkadaşlarına sordu. Ne yazabilirim diye. Cevap vermediler. Sadece düşündüler. Karakter uykudan yeni uyandı. Elini yüzünü yıkadı. Kahvaltıya geçti. Bir güzel karnını doyurdu. Çayını içti. Adam hala düşünmekteydi. “Ne yazsam acaba?” Düşündü. Taşındı. Karar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/absurt-oyku/">ABSÜRT / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Akşam olmuştu.</p>
<p>Ne yazacağını bilemedi yazar.</p>
<p>Ne olsundu?</p>
<p>Düşündü taşındı.</p>
<p>Karakteri hakkında bir şey yazamadı.</p>
<p>Kahvesinden bir yudum aldı.</p>
<p>Denedi.</p>
<p>Çabaladı.</p>
<p>Olmadı.</p>
<p>Arkadaşlarına sordu.</p>
<p>Ne yazabilirim diye.</p>
<p>Cevap vermediler.</p>
<p>Sadece düşündüler.</p>
<p>Karakter uykudan yeni uyandı.</p>
<p>Elini yüzünü yıkadı.</p>
<p>Kahvaltıya geçti.</p>
<p>Bir güzel karnını doyurdu.</p>
<p>Çayını içti.</p>
<p>Adam hala düşünmekteydi.</p>
<p>“Ne yazsam acaba?”</p>
<p>Düşündü.</p>
<p>Taşındı.</p>
<p>Karar veremedi.</p>
<p>Bir yudum daha aldı kahvesinden.</p>
<p>Karakter çamaşırlarını makineye koydu.</p>
<p>Makineyi çalıştırdı.</p>
<p>Çamaşırlar yıkanıyordu.</p>
<p>Adam bir yudum daha aldı kahvesinden.</p>
<p>Hala düşünüyordu.</p>
<p>Karakter oturmuş, yoga yapmaya başlamıştı.</p>
<p>Theta dalgaları çalışıyordu.</p>
<p>Adam kahvesinden bir yudum daha aldı.</p>
<p>Karakter hala yogadaydı.</p>
<p>Yoga ile rahatlamaya çalışıyordu.</p>
<p>Bir şeye odaklanmıştı.</p>
<p>Neye odaklandığını bilmiyoruz ama odaklanmıştı.</p>
<p>Adam kahvesinden bir yudum daha aldı.</p>
<p>Düşündü.</p>
<p>Birkaç saat boyunca düşündü.</p>
<p>Karakter yoga yani trans halinden çıktı.</p>
<p>Mutfağa geçti.</p>
<p>Mutfakta yemek yapmaya başladı.</p>
<p>Öğle olmuştu.</p>
<p>Acıkmış olmalıydı.</p>
<p>İtalyan yemeklerini çok severdi.</p>
<p>Makarna suyu koydu ocağa.</p>
<p>Kaynamasını bekledi.</p>
<p>Yarım saat geçince su kaynadı.</p>
<p>Tuz ve yağ koydu.</p>
<p>Sonra makarnayı koydu.</p>
<p>Şöyle bir karıştırdı.</p>
<p>Adam hala düşünmekteydi.</p>
<p>Kahvesinden birkaç yudum daha aldı.</p>
<p>Karakter makarnayı tabağına koymuş, yiyordu.</p>
<p>Güzelce karnını doyurdu.</p>
<p>Çok acıkmış olmalıydı.</p>
<p>Doyduktan sonra sofradan kalktı.</p>
<p>Bulaşıkları yıkadı.</p>
<p>Bulaşıklığa kuruması için koydu.</p>
<p>Adam hala düşünüyordu.</p>
<p>O sırada kapı çaldı.</p>
<p>Karakter kapıya doğru yöneldi.</p>
<p>Kapıyı açtı.</p>
<p>Annesiydi.</p>
<p>“Selamun Aleykum!”</p>
<p>“Aleyküm selam!”</p>
<p>İçeri girdi.</p>
<p>Birer kahve içtiler.</p>
<p>Saatlerce sohbet ettiler.</p>
<p>“Havalar 14 derece olacakmış.”</p>
<p>“Evet, düşecek diyorlar.”</p>
<p>Adam kahvesinden son yudumları aldı.</p>
<p>Saatler 19’u göstermekteydi.</p>
<p>Saatlerce düşünmüş konu bulamamıştı.</p>
<p>Karakter uyumak için yatağına gitmişti.</p>
<p>Adam bilgisayarı elinden bıraktı.</p>
<p>Uyumak için yatağında gitti.</p>
<p>Ben de bıraktım.</p>
<p>Bir şeyler yazamadan kalemi elimden bıraktım.</p>
<p>Uzaklığa düştüm.</p>
<p>Yoruldum.</p>
<p>Ne için?</p>
<p>Bir hiç uğruna…</p>
<p>Yazar BEN’i yazamadan…</p>
<p>“Bunları yazan çocuk kör oldu!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/absurt-oyku/">ABSÜRT / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/absurt-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9431</post-id>	</item>
		<item>
		<title>KATRE / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/katre/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/katre/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 05 Jun 2017 10:33:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9427</guid>
				<description><![CDATA[<p>Elindeki çayı bıraktı denizi izlerken. Dalgaların süzülmesini izledi. Kıvrım kıvrım oluşunu. Taşlara vurup vurup kaçışını. Kayaların arasından geçişini. O’nu çok özlemişti. Adını sayıklıyordu. Ayakları sızlıyordu. Elleriyle ovdu bacaklarını. Deniz dalgalıydı tıpkı Karadeniz gibi. Masmavi suyun beyaz köpüklerini izledi. Sabunlanmış gibiydi. Deniz dışındaki yerler yeşildi. Yemyeşil… Dağlar aradan gülümsüyordu. Dalgalar, taşlara çarpıp çarpıp kaçıyorlardı. Tıpkı şaka [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/katre/">KATRE / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Elindeki çayı bıraktı denizi izlerken.</p>
<p>Dalgaların süzülmesini izledi.</p>
<p>Kıvrım kıvrım oluşunu.</p>
<p>Taşlara vurup vurup kaçışını.</p>
<p>Kayaların arasından geçişini.</p>
<p>O’nu çok özlemişti.</p>
<p>Adını sayıklıyordu.</p>
<p>Ayakları sızlıyordu.</p>
<p>Elleriyle ovdu bacaklarını.</p>
<p>Deniz dalgalıydı tıpkı Karadeniz gibi.</p>
<p>Masmavi suyun beyaz köpüklerini izledi.</p>
<p>Sabunlanmış gibiydi.</p>
<p>Deniz dışındaki yerler yeşildi.</p>
<p>Yemyeşil…</p>
<p>Dağlar aradan gülümsüyordu.</p>
<p>Dalgalar, taşlara çarpıp çarpıp kaçıyorlardı.</p>
<p>Tıpkı şaka yapar gibi.</p>
<p>“Merhaba.”</p>
<p>“Merhaba.”</p>
<p>Sessizlik bozuldu bir an.</p>
<p>Çayından birkaç yudum aldı.</p>
<p>Denizi izlemeye devam etti.</p>
<p>Kahvede birkaç kişi vardı.</p>
<p>Denizin kokusunu içine çekti.</p>
<p>Deniz çarşaf gibi süzülüyordu.</p>
<p>Derin bir nefes aldı.</p>
<p>Suyun sesini dinledi.</p>
<p>Su kendine doğru çekiyordu.</p>
<p>Kendini denize bıraktı.</p>
<p>Gözlerini kapadı.</p>
<p>Gözlerini açtı.</p>
<p>Denizi izlemeye devam etti.</p>
<p>İçi deniz gibi olmuştu.</p>
<p>Beyin dalgaları coşkundu.</p>
<p>Suyla beraberdi.</p>
<p>Dilini çayla ıslattı.</p>
<p>Denizi içine çekti.</p>
<p>Deniz kendini fark ettirdi ona.</p>
<p>O (C.C.) her şeydi.</p>
<p>Başka her şey YOK’tu.</p>
<p>Aradığı ne varsa silinmişti.</p>
<p>HİÇ’liğini YOK’ladı.</p>
<p>Etrafta konuşanların sesleri geldi.</p>
<p>Dikkati dağıldı.</p>
<p>Gözleri hala denizdeydi.</p>
<p>“Neredeyse yangın çıkıyordu…”</p>
<p>Gözleri denizdeydi.</p>
<p>Dalgalar yana yatmış D şeklindeydi.</p>
<p>Güneş ışığının yansıması denizdeydi.</p>
<p>Parlıyordu.</p>
<p>“Birkaç ay beklemesi lazım.”</p>
<p>Işık denizde süzülüyordu.</p>
<p>Bir yudum aldı çayından.</p>
<p>Deniz çok güzeldi.</p>
<p>Gözlerini ayıramadı.</p>
<p>Deniz onu içine çekti.</p>
<p>Denizde bir damla oluverdi.</p>
<p>Dalgalara karışıp bir katre haline geldi.</p>
<p>Gözlerini kapadı.</p>
<p>Denizle sürüklendi.</p>
<p>Bir nokta olup güzelleşti.</p>
<p>Denize bağlı bir ölüm meleği oluverdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/katre/">KATRE / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/katre/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9427</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yetenekler Boş Değildir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yetenekler-bos-degildir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yetenekler-bos-degildir/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 15 May 2017 06:53:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9304</guid>
				<description><![CDATA[<p>Herkesin çeşitli yetenekleri vardır. Yetenekler kişisine göre değişir. Herkesin yetenekleri farklıdır. Konuşma, yazma, çizme, hayal etme diye örneklendirilebilir. Bu yetenekler doğru yere kanalize edildiğinde değer kazanır. Kötüye kullanıldığında ise, insanı hasta eder. Yetenekler Allah vergisidir. Allah rızası için kullanılsın diye verilmiştir. Harama meyledilirse, yetene rahatsız etmeye başlar. İnsan da kaybolur gider. Gönül de Allah aşkı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yetenekler-bos-degildir/">Yetenekler Boş Değildir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Herkesin çeşitli yetenekleri vardır.</p>
<p>Yetenekler kişisine göre değişir. Herkesin yetenekleri farklıdır. Konuşma, yazma, çizme, hayal etme diye örneklendirilebilir. Bu yetenekler doğru yere kanalize edildiğinde değer kazanır. Kötüye kullanıldığında ise, insanı hasta eder.</p>
<p>Yetenekler Allah vergisidir. Allah rızası için kullanılsın diye verilmiştir. Harama meyledilirse, yetene rahatsız etmeye başlar. İnsan da kaybolur gider. Gönül de Allah aşkı için verilmiştir. Gönül Allah rızası için atmaz da, nefis için atarsa, insanın hayatı kararmaya başlar.</p>
<p>Yetenekler, Allah rızası yolunda kullanılmalıdır. Duygular da, Allah rızası için kullanılmalıdır. Mesela, öfke Allah rızası için kullanılmalıdır. Allah yolunda kullanılmayan duygular insanın daha da nefsine yönelmesine neden olur.</p>
<p>Sevgi de böyledir. Allah’ı daha çok sevmek için verilmiştir. Sevgi duygusu, Allah rızası yolunda kullanılmadığında insan kaybolur gider.  Yetenekler Allah rızası yolunda kullanıldığında doğru şekilde kullanılmış olur.</p>
<p>Allah rızası ekseninde yorumlanmayan hareketler boşa gider. Ameller boşa gider. Allah rızası olursa ameller de anlam kazanır. Örneğin, tahtaya birkaç sıfır çizelim. Bunlar, yaptığımız iyi şeyler olsun. 0’lar değerli olmayacaktır. En başa 1 yazalım. O zaman değer kazanacaktır. O 1 de imandır. Yapılan şeyler iman ile değer kazanır. İman olmadığında yapılan işler ne kadar iyi olursa olsun. Değersiz olacaktır.</p>
<p>Aşk duygusu da böyledir. Aşk, Allah’a doğru olunca değerlidir. Nefis için olan sevgiler gayr-i meşrudur. Allah rızası olunca her şey kendiliğinden değer kazanır. Allah için olmayan sevgiler boştur. Allah her şeye değer kazandırır. Her amelin başındaki 1 sayısı gibidir.</p>
<p>Sonuç olarak diyebiliriz, Allah yolunda her şey kat be kat değer kazanır. Allah rızası olmayan ameller değersizdir. Onlara değer kazandıran şey Allah’a olan inançtır. Allah varsa her şey vardır, O yoksa her şey anlamsızdır.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yetenekler-bos-degildir/">Yetenekler Boş Değildir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yetenekler-bos-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9304</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kış Uykusu / Şiirsel Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kis-uykusu-siirsel-oyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kis-uykusu-siirsel-oyku/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 11 May 2017 18:52:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9279</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sürekli uyudukça uyuyası geliyordu. Uyku onun için bir kaçamak olmuştu. Uykusu onu adeta cezbediyordu. Uykusuzluğu özlemişti. Akşam bir ara uyandı. Uyandığında her şey silinmişti. Akli dengesini yitirdiğini sanıyordu. Ama iyiydi. Birçok kişiden daha iyiydi. İnsanlardan kaçmak kurtulmak istiyordu. Yalnızlığı seçmişti bu yüzden. Gözleri doldu. Elindeki kahveyi yudumladı. Tshirtünü giyindi. Balkona çıktı elindeki kahveyle. Her şey [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kis-uykusu-siirsel-oyku/">Kış Uykusu / Şiirsel Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sürekli uyudukça uyuyası geliyordu.</p>
<p>Uyku onun için bir kaçamak olmuştu.</p>
<p>Uykusu onu adeta cezbediyordu.</p>
<p>Uykusuzluğu özlemişti.</p>
<p>Akşam bir ara uyandı.</p>
<p>Uyandığında her şey silinmişti.</p>
<p>Akli dengesini yitirdiğini sanıyordu.</p>
<p>Ama iyiydi.</p>
<p>Birçok kişiden daha iyiydi.</p>
<p>İnsanlardan kaçmak kurtulmak istiyordu.</p>
<p>Yalnızlığı seçmişti bu yüzden.</p>
<p>Gözleri doldu.</p>
<p>Elindeki kahveyi yudumladı.</p>
<p>Tshirtünü giyindi.</p>
<p>Balkona çıktı elindeki kahveyle.</p>
<p>Her şey ama her şey silinmişti.</p>
<p>Aklındaki tüm sorular önemini yitirmişti.</p>
<p>Yapılan işkenceleri içine çekti.</p>
<p>İç çekti.</p>
<p>Şaka zannedenlere bir küfretti.</p>
<p>Elindeki kahveyi yudumladı.</p>
<p>İçeri geçti.</p>
<p>İyiydi aslında.</p>
<p>İyiydi.</p>
<p>Ama deli olmaya zorlanmıştı.</p>
<p>Deli gömleğini giydirmeye çalıştılar.</p>
<p>Ama giydiremediler.</p>
<p>Daha da uğraştılar.</p>
<p>Ama olmadı.</p>
<p>Delirmedi.</p>
<p>Çok iyiydi.</p>
<p>İyi bir insandı.</p>
<p>Her zaman kedilere ve köpeklere yemek ve su bırakırdı.</p>
<p>İyiydi.</p>
<p>Ağlatmak isteyenlere inat güldü.</p>
<p>Gülünce gökyüzünün mavisi göründü.</p>
<p>Güldü.</p>
<p>Elindeki kahveyi yudumladı.</p>
<p>Sonra tekrar uyudu.</p>
<p>Uyudukça iyi olduğunu düşündü.</p>
<p>Uyku önemliydi nasıl olsa.</p>
<p>Onu delirtmek isteyenlere inat güldü.</p>
<p>Uykusunda güldü.</p>
<p>Sanki bir kış uykusuydu onun için.</p>
<p>Dinlendirmeye aldı kendini.</p>
<p>Kaşar dinlendirme demişlerdi.</p>
<p>Kaşar neydi?</p>
<p>Söyleyenlerin kendisi.</p>
<p>O bir kaşar adam değildi.</p>
<p>Kendinden emindi.</p>
<p>Gözleri doldu.</p>
<p>Gözyaşını eliyle sildi.</p>
<p>Her şey yeniden inşa edilmekteydi.</p>
<p>Ruhu da.</p>
<p>Gözyaşlarını sildi.</p>
<p>Uzun bir uykudaydı.</p>
<p>Kış uykusu…</p>
<p>Saatler sonra tekrar uyandı.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kis-uykusu-siirsel-oyku/">Kış Uykusu / Şiirsel Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kis-uykusu-siirsel-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9279</post-id>	</item>
		<item>
		<title>AŞK / Şiirsel Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ask-siirsel-oyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ask-siirsel-oyku/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 05 May 2017 11:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9151</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gözlerinden yaşlar boşandı. Ağlıyordu. Kalbi kırıktı. Dünya etrafında dönse fark etmezdi. Ağlıyordu. Gözleri kapalıydı. Yaşlar düşüyordu gözlerinden. Bir fısıltı gibiydi ses kulaklarında. Duymuyordu. Hiçbir şey duymuyordu. Gözlerini açtı. Gözleri kızarmıştı. Sevgilisinden ayrılmanın verdiği hüznü taşıyordu içinde. Onu bırakmıştı. Bir hayalin peşindeydi zaten. Bir hayal… Ona yazdığı mektuplar yerine ulaşıyor muydu bilinmez, sadece yazıyordu. O sevgilisiydi, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-siirsel-oyku/">AŞK / Şiirsel Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gözlerinden yaşlar boşandı.<br />
Ağlıyordu.<br />
Kalbi kırıktı.<br />
Dünya etrafında dönse fark etmezdi.<br />
Ağlıyordu.<br />
Gözleri kapalıydı.<br />
Yaşlar düşüyordu gözlerinden.<br />
Bir fısıltı gibiydi ses kulaklarında.<br />
Duymuyordu.<br />
Hiçbir şey duymuyordu.<br />
Gözlerini açtı.<br />
Gözleri kızarmıştı.<br />
Sevgilisinden ayrılmanın verdiği hüznü taşıyordu içinde.<br />
Onu bırakmıştı.<br />
Bir hayalin peşindeydi zaten.<br />
Bir hayal…<br />
Ona yazdığı mektuplar yerine ulaşıyor muydu bilinmez, sadece yazıyordu.<br />
O sevgilisiydi, sevgilisi de oydu.<br />
Aşık maşuktan nasıl ayrılır?<br />
Ayrılsa bile gönlü o olur, o gönlü olur.<br />
Bir fısıltı gibiydi sesler…<br />
Bir fısıltı…<br />
Duygusuzluğun bedelini özlemişti ikisi de.<br />
Aşktın tadamadığı duyguları barındırmıştı içinde.<br />
Bir öfke vardı ya içinde, tüm bedenini kaplamıştı.<br />
Onu sevmeyen bir adama aşıktı.<br />
Adı desem neydi?<br />
Duygusuz sevimsiz.<br />
Aşk. Bir<br />
Tat. duygu<br />
Tok. sevgi.<br />
Açtı sevgilere….</p>
<p>Bir masal<br />
Bir tutku<br />
Bir hayat<br />
Bir masal</p>
<p>Aşk<br />
Yal-<br />
-nız-<br />
-lık-<br />
-tı belki de öyleydi.</p>
<p>Aşk<br />
Neydi Neydi<br />
Oydu Oydu<br />
Bir masaldı yaşadıkları<br />
Aşk Aşk</p>
<p>Love Amor Amor<br />
Pyaar<br />
İshq<br />
Aşk<br />
Neydi Neydi<br />
Oydu Oydu<br />
Bir masaldı yaşadıkları<br />
Aşk Aşk<br />
Aşk kendisiydi aslında.<br />
Bir ayna tutmuştu kendine.<br />
Onda kendini bulmuştu.<br />
Kendinde onu.<br />
İlk tanışmalarını hatırladı.<br />
Acilde ona bakmıştı.<br />
Bir doktordu.<br />
Öyle hastaydı ki!<br />
O doktor ona güzelce bakmıştı.<br />
Sonra her şey kayboldu.<br />
Onu kaybetti.<br />
Her şey bir anda silinmişti.<br />
Silik bir defterdi onunkisi.<br />
Onu özledi, onu duydu içinde.<br />
Onu aradı.<br />
YOK’tu.<br />
Aşk belki de çöpçülerin temizlediği bir şeydi.<br />
Onu temizlemişler de, kaybolmuştu.<br />
Onu hatırladı, gözleri doldu.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-siirsel-oyku/">AŞK / Şiirsel Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ask-siirsel-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9151</post-id>	</item>
		<item>
		<title>KAZA &#8211; Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kaza-oyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kaza-oyku/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 30 Apr 2017 22:43:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9083</guid>
				<description><![CDATA[<p>Zihninde ne varsa hepsi silinmişti. Sabah uyandı. Gözlerini açtı. Tavana baktı. Yaratıcı düşünce yeteneğini kullanarak hayaller görmeye başladı. Nefret ettiği insanları komik duruma düşürdü. Uyandı. Zıplayarak ayağa kalktı. Üzerini giyindi. İşe gitmek için yola çıktı. Saatine baktı. 07:41’di. Mesai saat 9’da başlıyordu. Arabasına bindi. Kontağı çevirdi. Müziği açtı. Radyodaki sabah programlarından nefret ederdi. Konuşma olmayan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kaza-oyku/">KAZA &#8211; Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Zihninde ne varsa hepsi silinmişti.</p>
<p>Sabah uyandı.</p>
<p>Gözlerini açtı.</p>
<p>Tavana baktı.</p>
<p>Yaratıcı düşünce yeteneğini kullanarak hayaller görmeye başladı.</p>
<p>Nefret ettiği insanları komik duruma düşürdü.</p>
<p>Uyandı.</p>
<p>Zıplayarak ayağa kalktı.</p>
<p>Üzerini giyindi.</p>
<p>İşe gitmek için yola çıktı.</p>
<p>Saatine baktı.</p>
<p>07:41’di.</p>
<p>Mesai saat 9’da başlıyordu.</p>
<p>Arabasına bindi.</p>
<p>Kontağı çevirdi.</p>
<p>Müziği açtı.</p>
<p>Radyodaki sabah programlarından nefret ederdi.</p>
<p>Konuşma olmayan bir radyo istasyonu açtı.</p>
<p>1. Balvin çalıyordu.</p>
<p>Tranquila şarkısını çok seviyordu.</p>
<p>Eşlik etti.</p>
<p>Üniversite okurken İspanyolca görmüştü.</p>
<p>Ondan bilgisi vardı.</p>
<p>Eşlik etti tranquila…”</p>
<p>Giderken bir çocuk ona çarptı.</p>
<p>Bir anda durdu.</p>
<p>Hayal mi gerçek mi fark edemedi.</p>
<p>Devam etti.</p>
<p>İşe geldi, çalışmaya başladı.</p>
<p>Ertesi gün oldu.</p>
<p>Uyandı.</p>
<p>Üzerini giyindi.</p>
<p>İşe gitmek için arabasına bindi.</p>
<p>İşe doğru yola çıktı.</p>
<p>Aynı çocuk geldi.</p>
<p>Arabaya çarptı.</p>
<p>Hayal mi gerçek mi bilemedi.</p>
<p>Tekrar işe gitti.</p>
<p>Çalışmaya başladı.</p>
<p>Ertesi gün oldu.</p>
<p>Uyandı, üzerini giyindi.</p>
<p>İşe doğru yola çıktı.</p>
<p>Aynı çocuk geldi.</p>
<p>Arabaya çarptı.</p>
<p>Hayal mi gerçek mi bilemedi.</p>
<p>Devam etti.</p>
<p>Ertesi gün oldu.</p>
<p>Uyandı.</p>
<p>Yine üzerini giyindi.</p>
<p>Arabasına bindi.</p>
<p>Aynı çocuk geldi.</p>
<p>Arabaya çarptı.</p>
<p>Bu sefer durdu.</p>
<p>Her şey bir anda silindi.</p>
<p>Her yer bembeyaz olmuştu.</p>
<p>Sadece çocuk ve adam vardı.</p>
<p>Enerji onlar etrafında döndü birkaç saniye.</p>
<p>Enerjisi döngüsü oluştu.</p>
<p>Bir irkilmeyle gözlerini açtı.</p>
<p>Arkadan korna sesleri geliyordum.</p>
<p>Çocuk camın önünde bekliyordu.</p>
<p>Onu arabasına aldı.</p>
<p>Bir lokantaya götürdü.</p>
<p>Bir kahvaltı söyledi.</p>
<p>Çocuk yedi.</p>
<p>Dakikalarca konuştular.</p>
<p>Çocuğun annesi hastaydı ve babası birkaç sene ölmüştü.</p>
<p>Çocuğu arabasına aldı.</p>
<p>Evine gitmeden önce bir markete uğradılar.</p>
<p>Erzak ihtiyacını karşılamak için ürünler seçtiler.</p>
<p>Üç poşet dolusu erzakla çocuğun evine doğru gittiler.</p>
<p>Çocuk gülümsüyordu.</p>
<p>Poşetten eline bir gofret almış yiyordu.</p>
<p>Eve geldiler.</p>
<p>Annesi hasta yatıyordu.</p>
<p>“Merhaba.”</p>
<p>“Merhaba, hoş geldiniz. Kusura bakmayın kalkamıyorum.”</p>
<p>Erzakları mutfağa koydu.</p>
<p>Bir telefon açtı işten izin aldı.</p>
<p>Kadını doktora götürdü.</p>
<p>Muayenede iyileşmesiyle ilgili olarak ameliyat için para istediler.</p>
<p>Ne kadar ihtiyaç varsa ödedi.</p>
<p>Adın birkaç gün sonra ameliyat olmak için hastaneye kaldırıldı.</p>
<p>Çocuğu aldı bir parka götürdü.</p>
<p>Gezdiler dolaştılar.</p>
<p>Çocuk geldi adamın yanağına bir öpücük kondurdu.</p>
<p>Bir anda her şey bembeyaz oldu.</p>
<p>Enerji çocukla adam arasında döngü oluşturdu.</p>
<p>Sarıldılar.</p>
<p>İkisi de mutluydu.</p>
<p>Bu belki de eni bir dostluğun başlangıcıydı.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kaza-oyku/">KAZA &#8211; Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kaza-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9083</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kitap Okumak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kitap-okumak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kitap-okumak/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 26 Apr 2017 14:56:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9029</guid>
				<description><![CDATA[<p>En güzel kokulardan biridir kitap kokusu. Benim gibi kitap kurtlarının vazgeçilmez arzusu. Okudukça hayat daha da güzelleşir. Okudukça zihin daha da berraklaşır. Günde en az 100 sayfa okumak Alzheimer’ı geciktirirmiş. Bunun gibi mesela bir kitap okuyan insanın hayatı değişir. Hayata daha anlamlı bakar. Okumayan insan için ise hayat anlamsız bir haldedir. Sözcüklerin sihrine kapıldıkça gelişir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kitap-okumak/">Kitap Okumak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>En güzel kokulardan biridir kitap kokusu.</p>
<p>Benim gibi kitap kurtlarının vazgeçilmez arzusu. Okudukça hayat daha da güzelleşir. Okudukça zihin daha da berraklaşır. Günde en az 100 sayfa okumak Alzheimer’ı geciktirirmiş. Bunun gibi mesela bir kitap okuyan insanın hayatı değişir. Hayata daha anlamlı bakar.</p>
<p>Okumayan insan için ise hayat anlamsız bir haldedir. Sözcüklerin sihrine kapıldıkça gelişir zihinler. Sözcüklerin gücünün farkında olunca güzelleşir akıl evleri.  Sözcüklere değdikçe değerlenir gözler.</p>
<p>Akıl ile ilgili ne yapmak gerektiğini sorsanız, “kitap okuyun” der bilge insanlar.  Kitap okudukça zihin daha da güzel görür ve hayattan lezzet olur. Okumayan insan için hayat karanlıktır. Okudukça gelişir hayal gücü. Sanat da okudukça hayal gücünden beslenir.</p>
<p>Bir aşktır okumak. Okurlar için bir kütüphane cennet gibidir. Okudukça zenginleşir zihinler. Okudukça dokunur bilgiye eller. Okuyan insan mesuttur. Okumayansa bedbaht. Okumak insanı bay kılar. Okumamaksa cahil. Bu sözü kullanmak bana zor gelse de durum öyledir.</p>
<p>Okumak insanın bakış açısını genişletir, okumamaksa darlaştırır. Okumak büyük bir eylemdir okur için. En değerli hazinedir adeta. Okuyan insan farkındalık sahibi olur. Okumayansa görebilme yeteneğini geliştiremez. Okumak insanı zengin kılar.</p>
<p>Soğuk kış havasında sıcacık evinde battaniyenin altında okumak ne zevklidir. Dostlar kazanır insan okudukça. Daimi dostlar…</p>
<p>Ya da yazın deniz kenarında okumak ne de özeldir. Sessiz ve sakin deniz kıyısında.</p>
<p>Okumak güzeldir. Güzellikler buyur eder misafir gibi gönül ve zihin evlerine o çok harika kahramanları. Onlara çay sunar gibi gülümse sana o kahramanlar. Dostun olur kimsesiz sokak ortasında.</p>
<p>Okumak güzeldir ve özeldir. Sayfaları çevirmek ve her sayfada yeni bir şey öğrenmek. Yeni yeni insanlar tanımak. Onlarla dost olmak.</p>
<p>Okumak en güzel eylemdir, iştir. Okudukça özel hisseder insan. Yeni yeni kaderlere kapı aralar. Kendi yolunu çizer okudukça insan.</p>
<p>Okumak hakkında ne yazsak, kelimeler yetmez.</p>
<p>Okumak, Kur’an’ın ilk emridir. Ne söylense azdır onun için.</p>
<p>Okumak en güzel eylemdir okuyan için.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kitap-okumak/">Kitap Okumak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kitap-okumak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9029</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mezar &#8211; Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mezar-oyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mezar-oyku/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 24 Apr 2017 05:52:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8981</guid>
				<description><![CDATA[<p>Günaydın. Sana her gün yazacağımı söylemiştim. Bu sabah da yazıyorum. Senden öğrendiğim çok şey var. Her sabah senin gönderdiğin kahveden içiyorum. Boşnak kahvesi… Çok güzel. Bayramda gönderdiğin kartpostalı aldım. Çok güzel. Bu mektubu sana karşılık olsun diye yazıyorum. Sen benim için çok değerlisin. Sabah kalkınca ilk işim elimi yüzümü yıkamak ve seni düşünmek oluyor. Geceleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mezar-oyku/">Mezar &#8211; Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Günaydın.</p>
<p>Sana her gün yazacağımı söylemiştim.</p>
<p>Bu sabah da yazıyorum.</p>
<p>Senden öğrendiğim çok şey var.</p>
<p>Her sabah senin gönderdiğin kahveden içiyorum.</p>
<p>Boşnak kahvesi…</p>
<p>Çok güzel.</p>
<p>Bayramda gönderdiğin kartpostalı aldım.</p>
<p>Çok güzel.</p>
<p>Bu mektubu sana karşılık olsun diye yazıyorum.</p>
<p>Sen benim için çok değerlisin.</p>
<p>Sabah kalkınca ilk işim elimi yüzümü yıkamak ve seni düşünmek oluyor.</p>
<p>Geceleri uyuyamıyorum sensiz.</p>
<p>Umarım annen iyidir.</p>
<p>Hasta olduğunu söylemiştin ya.</p>
<p>Ona bakıyor olmak zor olmalı.</p>
<p>Seni çok özledim.</p>
<p>Bir sesini duymak için neler vermezdim.</p>
<p>Sen benim için çok şey ifade ediyorsun.</p>
<p>Seni düşünmek beni mutlu ediyor.</p>
<p>Senden ayrı kaldığım her günüm acı.</p>
<p>Evdeki sessizlik sen oldun.</p>
<p>Her duyduğum ses sen.</p>
<p>Yalandan bir dünyanın pençesindeyim.</p>
<p>Sensiz üşüyorum.</p>
<p>Her halim, her dokunuşum, her konuşmam sen.</p>
<p>Her duygum senden ibaret.</p>
<p>Gecelerim seninle geçiyor.</p>
<p>Gündüzlerim de.</p>
<p>Gözlerimden sen akıyorsun gece gündüz.</p>
<p>Seni özledim.</p>
<p>Burnumda senin kokun.</p>
<p>Senden ayrıldığım her anım seninle dolu.</p>
<p>Ama YOK’sun.</p>
<p>Gelmiyorsun.</p>
<p>Bir kez sesini duymak için neler vermezdim.</p>
<p>Kulaklarımda senin sesin.</p>
<p>Her an seni dinliyorum.</p>
<p>Her an seni duyuyorum.</p>
<p>Aşk sensin.</p>
<p>Hayat sen.</p>
<p>Evli olduğumuz yıllar boyunca seni aradım.</p>
<p>Yüzün hiç gülmedi.</p>
<p>Şu an gülüyorsun ya, o gülümsemeni görmek için neler vermezdim.</p>
<p>Sen benim için aşksın.</p>
<p>Sen ve aşk…</p>
<p>İki güzel kelime…</p>
<p>Çocuklarıma iyi bakmanı dilerim.</p>
<p>Seni ve çocuklarımı yeniden hissedebilmek için hayatımı feda ederdim.</p>
<p>Ama sen gittin.</p>
<p>Seni her zaman özlüyorum.</p>
<p>İçimde sen ve senin yazdıkların…</p>
<p>Bir pişmanlık duygusu…</p>
<p>Keşke gitmeseydin.</p>
<p>İçimde her zaman sen.</p>
<p>Ve sen gerçek AŞK’sın.</p>
<p>Seni her an aramak istiyorum.</p>
<p>Sesini duymak istiyorum.</p>
<p>Açmıyorsun.</p>
<p>Neyse ki mektuplarıma cevap veriyorsun.</p>
<p>Sana öyle aşığım ki.</p>
<p>Her halim sen.</p>
<p>Her duygum sen.</p>
<p>Karım olarak kalsaydın keşke.</p>
<p>Hiç ayrılmasaydık.</p>
<p>Hata bende.</p>
<p>Duygularımı sana gösteremedim.</p>
<p>İyi bir koca olamadım.</p>
<p>Bir şans daha versen keşke.</p>
<p>Bir şans…</p>
<p>Her halini öyle özledim ki.</p>
<p>İçim seninle dopdolu.</p>
<p>Kalbimde özlemin…</p>
<p>Ve ben hala seninle yaşıyorum.</p>
<p>Seninle kalkıyorum, seninle yatıyorum.</p>
<p>Her anım sensin.</p>
<p>Sen…</p>
<p>Sana aşkım öyle büyük ki.</p>
<p>Keşke gitmene izin vermeseydim.</p>
<p>Sana tek bir sözüm varda onu da söyledim.</p>
<p>Sevdiğim…</p>
<p>Geceleri adını sayıklıyorum.</p>
<p>Her halin, gülüşün, saçların…</p>
<p>Gözümün önünden gitmiyor.</p>
<p>Aynaya her dokunduğumda seni hissediyorum.</p>
<p>Adını sayıklıyorum.</p>
<p>Sen ben oluyorsun.</p>
<p>Ben de sen…</p>
<p>O çılgın hallerini özlüyorum.</p>
<p>Yeniden birleşsek ya?</p>
<p>Yeniden mutlu olsak.</p>
<p>Sen evet desen mesela.</p>
<p>Adlarımızı yan yana yazsak cama.</p>
<p>Durmadan öpsem yanaklarından.</p>
<p>Sevsem, okşasam saçlarını.</p>
<p>Yeniden BİR olsak.</p>
<p>BİR…</p>
<p>Dön bana sevgilim.</p>
<p>Sevdiğim…</p>
<p>Seni özledim.</p>
<p>Dön bana.</p>
<p>Sensiz her anım ölü.</p>
<p>Sensizlik zor.</p>
<p>Can yakıyor.</p>
<p>Sensiz bu mezar can yakıyor.</p>
<p>Sevdiğim…</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mezar-oyku/">Mezar &#8211; Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mezar-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8981</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DOMİNO TAŞI</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/domino-tasi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/domino-tasi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 18 Apr 2017 05:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8944</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gözlerini kapadı. Sırayla dizilmiş domino taşları arasında bir taştı. Bir “tak” sesi duyuldu. Sırayla tüm taşlar eğilmeye başladı. Sırayla… Taşlardan “tak tak tak tak…” sesleri geliyordu. Taşlar teker teker eğiliyordu. O da eğildi. Bir adam geldi onu eline aldı, cebine koydu. Uzaklaştı taşların yanından. Demlenmek üzere bir çay koydu ocağa. Çaydanlıktan buhar burnuna çay kokusu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/domino-tasi/">DOMİNO TAŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gözlerini kapadı.</p>
<p>Sırayla dizilmiş domino taşları arasında bir taştı.</p>
<p>Bir “tak” sesi duyuldu.</p>
<p>Sırayla tüm taşlar eğilmeye başladı.</p>
<p>Sırayla…</p>
<p>Taşlardan “tak tak tak tak…” sesleri geliyordu.</p>
<p>Taşlar teker teker eğiliyordu.</p>
<p>O da eğildi.</p>
<p>Bir adam geldi onu eline aldı, cebine koydu.</p>
<p>Uzaklaştı taşların yanından.</p>
<p>Demlenmek üzere bir çay koydu ocağa.</p>
<p>Çaydanlıktan buhar burnuna çay kokusu getirdi.</p>
<p>İnce belli bardağa bir çay koydu, içmeye koyuldu.</p>
<p>Yudumladı.</p>
<p>Yudumladı.</p>
<p>Yudumladı.</p>
<p>Yudumladı.</p>
<p>Cebindeki taşı eliyle çıkardı.</p>
<p>Taşa baktı.</p>
<p>“Biz hepimiz bir taşız aslında.”</p>
<p>Yudumladı.</p>
<p>Elindeki taşı götürdü, diğer taşların arasına koydu.</p>
<p>Ortalardaydı.</p>
<p>Tüm taşlar eğilerek bir sarmal oluşturuyordu.</p>
<p>Tak tak tak tak tak…</p>
<p>Sırasıyla tüm taşlar eğildi.</p>
<p>O da…</p>
<p>Taşlardan “tak tak” sesleri geliyordu.</p>
<p>Sarmal tamamlandı.</p>
<p>O da eğilmişti.</p>
<p>Adam bir öksürdü.</p>
<p>Boğuluyordu.</p>
<p>Taşlar öylece eğilmiş bekliyordu.</p>
<p>Nihayet öksürmesi bitti.</p>
<p>Domino taşlarına baktı.</p>
<p>Taşlar gibi eğildi.</p>
<p>Taşlara baktı.</p>
<p>“İnsan da böyle, hırs karşısında eğiliyor.”</p>
<p>Düşündüklerini yazmak istedi.</p>
<p>Taş hala eğilmekteydi.</p>
<p>Eline bir kağıt aldı.</p>
<p>Tükenmez kalemle bir şeyler karalamaya başladı.</p>
<p>Öksürdü.</p>
<p>Bir portre çıktı ortaya.</p>
<p>Kendisini gördü karşısında.</p>
<p>Elini sakallarına götürdü.</p>
<p>Kafasını kaşıdı.</p>
<p>Taşlara baktı.</p>
<p>Yeniden düzenledi domino taşlarını.</p>
<p>Kare şekline getirdi.</p>
<p>Yine en uçtaki domino taşını yavaşça itti.</p>
<p>Sesler gelmeye başladı.</p>
<p>“Tak tak tak tak tak…”</p>
<p>Kare tamamlandı.</p>
<p>Taş yine eğildi.</p>
<p>Gözlerini açtı.</p>
<p>Yatakta kıvrılmış halde sağa dönük yatmaktaydı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/domino-tasi/">DOMİNO TAŞI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/domino-tasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8944</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Her Güzel Şeyin Bedeli Vardır</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/her-guzel-seyin-bedeli-vardir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/her-guzel-seyin-bedeli-vardir/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 14 Apr 2017 08:30:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8895</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her güzel şeyin bir bedeli vardır. Güzellikler maddeyle ölçülmez. Ancak güzelliğin bir bedeli olduğu açıktır. Mesela, sevgi emek ister. Sevgi, güzelliktir, neşedir. Bu nedenle, bedeli de yüce olacaktır. Aşk, muhabbet, bunlar güzelliklerdir. Bedelsiz güzellik yoktur. Her güzel şeyin bir bedeli vardır ödenmesi gereken. Güzelliğin bedeli deyince, maddi olarak ödenmesi anlaşılmasın. Manevi bir değeri vardır her [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/her-guzel-seyin-bedeli-vardir/">Her Güzel Şeyin Bedeli Vardır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her güzel şeyin bir bedeli vardır.</p>
<p>Güzellikler maddeyle ölçülmez. Ancak güzelliğin bir bedeli olduğu açıktır. Mesela, sevgi emek ister. Sevgi, güzelliktir, neşedir. Bu nedenle, bedeli de yüce olacaktır. Aşk, muhabbet, bunlar güzelliklerdir.</p>
<p>Bedelsiz güzellik yoktur. Her güzel şeyin bir bedeli vardır ödenmesi gereken. Güzelliğin bedeli deyince, maddi olarak ödenmesi anlaşılmasın. Manevi bir değeri vardır her şeyin.</p>
<p>İnsanoğlu da bunu fark etmiş olmalı ki, bu şarkı sözlerine de yansımıştır. Firuze şarkısında “Her şeyin bedeli var, Güzelliğinin de.” sözleriyle kulaklarımızın pasını silmektedir Sezen Aksu şarkısı. İnsanoğlu için de durum böyledir. Eğer güzelliğe kavuşmak istersen sancı çekmek zorundasın. Şems-i Tebrizi’nin bir sözü vardır: “Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni taptaze bir &#8220;sen&#8221; zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.”</p>
<p>Evet, kendi benliğine sahip olmak kolay değildir. Dedik ya, her güzel şeyin bir bedeli vardır. İnsandan daha iyi ve daha yüce bir benlik zuhur etmesi için sancılara sabretmek gerekir. Ancak, o şekilde daha iyi ve daha güzel bir benliğe sahip olunabilir.</p>
<p>Sanat da böyledir. Güzel bir sanat eseri kolayca çıkmaz. Sıkıntılara sabredilmesi lazımdır ki, o eser meydana çıksın, görünür kılınsın. Sanat eserleri için ne söylense yetmez. Sanat, bir milletin ışığı olduğu için sabır onun anahtarı haline gelir ve güzellikleri gerçekleştirir. Allah güzeldir, güzeli sever. Sanat da güzeldir. O halde sanat, Allah’a kavuşmanın yoludur. Mahlukat sayısınca Allah’a giden yol vardır. Sanat da bu yollardan biridir. Sanat şu haliyle O’na ulaşmanın bir metodu ve bir yöntemidir.</p>
<p>Sanatsız toplum, damarlarındaki kanı kaybeden bir insana benzer. Sanat, dünyaya bakış açısı kazandırır. Geliştirir. O halde sanat, toplum için en gerekli ve en önemli varlıklardan biridir.</p>
<p>Sanatı korumak, bir milletin görevidir. Sanat sayesinde insanlar bakış kazanır. Sanat, milletin göz organı gibidir. Sanat sayesinde etrafını görür, güzelliklere ulaşır.</p>
<p><strong>Her güzel şeyin bir bedeli vardır.</strong> Sanatın da. Ödenen bedel de çalışmaktır. Emek olmadan güzelliklere ulaşılmaz.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/her-guzel-seyin-bedeli-vardir/">Her Güzel Şeyin Bedeli Vardır</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/her-guzel-seyin-bedeli-vardir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8895</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ben Yoruldum Hayat</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ben-yoruldum-hayat/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ben-yoruldum-hayat/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 10 Apr 2017 05:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8797</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Ben yoruldum hayat, Gelme üstüme.” türkünün sözleriydi. Bazen olur da bıkarsın hayattan. Bazen olur sıkılırsın. Kaçmak istersin. İşte o anlarda en iyi yapılacak şey, devam etmektir. Mevlana der ki; “her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme, işte orası kaderinin değişeceği yerdir.” Her şey üstüne üstüne geliyorsa korkma. Savaş. Diren. Sen bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-yoruldum-hayat/">Ben Yoruldum Hayat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“Ben yoruldum hayat,</p>
<p>Gelme üstüme.” türkünün sözleriydi.</p>
<p>Bazen olur da bıkarsın hayattan.</p>
<p>Bazen olur sıkılırsın.</p>
<p>Kaçmak istersin.</p>
<p>İşte o anlarda en iyi yapılacak şey, devam etmektir.</p>
<p>Mevlana der ki; “her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme, işte orası kaderinin değişeceği yerdir.”</p>
<p>Her şey üstüne üstüne geliyorsa korkma.</p>
<p>Savaş.</p>
<p>Diren.</p>
<p>Sen bir zübde-i alemsin.</p>
<p>Kainat sende matvidir.</p>
<p>Sen insan olarak eşref-i mahlukatsın.</p>
<p>Böyle şerefliyken niçin korkarsın?</p>
<p>Neden vazgeçersin?</p>
<p>Vazgeçme.</p>
<p>O nokta, kaderinin değişeceği, senden yeni bir sen zuhur edecek olan yerdir.</p>
<p>O yüzden sıkıntılara, acılara sabretmen gerekir.</p>
<p>Böylelikle senden daha iyi bir sen ortaya çıkacak.</p>
<p>O halde üzülme, vazgeçme.</p>
<p>Orası kaderinin değişeceği yerdir.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-yoruldum-hayat/">Ben Yoruldum Hayat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ben-yoruldum-hayat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8797</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Her Şey Onunla Güzel</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/her-sey-onunla-guzel/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/her-sey-onunla-guzel/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 06 Apr 2017 19:33:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8793</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yazmak çok şey ister. Yağan yağmur bile çok şey anlatır. Duygulanımların en güzel anlarını satın almasını istediği tutkunun gözlere yansımasını hisseden ben yalnızlığımda saklıyım şimdi. Evleneli 2 yıl oldu karnımdaki çocukla kocamı kaybettim. Duygularımı yansıtan en güzel kareydi oğlum. Gözümdeki yaşın bir romanıydı belki de. Yanlış bir kederin beynimdeki seratonini etkileyen gülümsemesiydi belki de. Onun [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/her-sey-onunla-guzel/">Her Şey Onunla Güzel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yazmak çok şey ister.</p>
<p>Yağan yağmur bile çok şey anlatır.</p>
<p>Duygulanımların en güzel anlarını satın almasını istediği tutkunun gözlere yansımasını hisseden ben yalnızlığımda saklıyım şimdi.</p>
<p>Evleneli 2 yıl oldu karnımdaki çocukla kocamı kaybettim.</p>
<p>Duygularımı yansıtan en güzel kareydi oğlum.</p>
<p>Gözümdeki yaşın bir romanıydı belki de.</p>
<p>Yanlış bir kederin beynimdeki seratonini etkileyen gülümsemesiydi belki de.</p>
<p>Onun gülüşü her şeye bedeldi.</p>
<p>Fısıltısı belki de kelebek yüklü bir çiçekti benim için.</p>
<p>Çok şey ifade ederdi.</p>
<p>2 yılda çok şey değişti.</p>
<p>Ben değiştim.</p>
<p>Büyüdüm.</p>
<p>Kadın oldum.</p>
<p>Anne oldum.</p>
<p>Anne’lik bana çok şey kattı.</p>
<p>Ama çocuğuma ‘baba’ kelimesini öğretemedim.</p>
<p>Bu duygularımı etkiledi mi?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Belki de etamin işleyen ben kazandığım üç beş kuruşla çocuğumu okutacaktım.</p>
<p>Dikiş dikerek kazandığım parayla askere gönderecek.</p>
<p>Kapının önündeki tavuktan gelen yumurtayla üniversiteye göndereceğim.</p>
<p>Televizyonda oynanan skeçlerdeki konuşan kadın gibi ben de gülmek istedim hep.</p>
<p>Aradığım ne varsa elimden silindi.</p>
<p>Yağan yağmurun gülümsememe etkisi yoktu.</p>
<p>Dışarda fırtına başladı.</p>
<p>Denizde dalgalanmalar başladı.</p>
<p>Oyundan atılmış çocuk gibiydim bu dünyada.</p>
<p>Elimi nereye atsam o şey hemen yok oluverirdi.</p>
<p>Duygusuzluğumun yansımasından bir ayna olup karşıma çıksaydı eğer çok şey anlatırdı.</p>
<p>Yalnız mıydım?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Oğlum bana arkadaştı.</p>
<p>Yalnızlığımı gideren en önemli yoldaştı.</p>
<p>Bense suskun ve hayalci dünyamda ekmek parasıyla kıt kanaat geçinen bir anneydim sonuçta.</p>
<p>Annelik benim en güzel payemdi.</p>
<p>Bir fotoğrafa sıkışmış aşk dünyamda ben, anı kırıntılarıyla yaşıyordum.</p>
<p>Bir masaldı o hikaye.</p>
<p>Ben baş kahramanı…</p>
<p>Oğlumun 1 yaşında oluşu, ilk dişinin çıkması ve ilk ‘anne’ deyişi…</p>
<p>Hepsi benim göz ağrılarımdı.</p>
<p>Okuma yazmayı biliyordum.</p>
<p>Hatta çok kitap okurdum küçükken.</p>
<p>Ama üniversiteye gidemedim.</p>
<p>Gitmeyi çok istemiştim göndermediler.</p>
<p>Bu denize yakın tek katlı eve gelin geldim.</p>
<p>Kocamı, o doğuda askerlik yaparken kaybettim.</p>
<p>Bir şehit eşiyim yani.</p>
<p>Böyle kutsal bir görevi ben genç yaşımda aldım.</p>
<p>Anneannem çok anlatırdı, kocası zabitken peçesi açılmış, görmüş aşık olmuş.</p>
<p>Benim hikayem nasıldı?</p>
<p>Masalsı bir düğünün altıncı ayında ben yalnız kaldım.</p>
<p>Anlatsam olurdu aslında.</p>
<p>Yazsam olurdu.</p>
<p>Lise mezunu olsam dahi ben en güzel kelimeleri bulur muydum acaba?</p>
<p>Yazsam olurdu.</p>
<p>Her sabah tek katlı evimin denize yakın bahçesinde ben, kıt kanaat, tavuktan aldığım yumurtalarla, inekten sağdığım sütle, diktiğim elbiseleri satarak geçiniyordum.</p>
<p>Okutsalar okurdum belki.</p>
<p>Ama kitap okuyordum.</p>
<p>Küçükken okuma yazmayı öğrendiğim günden beri okuyordum.</p>
<p>Okutsalar liseden sonra okurdum belki.</p>
<p>İskender Pala’nın birçok romanını okumuştum.</p>
<p>Lise mezunu olmak benim okumamı etkilememişti.</p>
<p>Her hafta ikinci el kitapçıdan aldığım kitaplarla kendimi geliştiriyordum.</p>
<p>Edebiyatı seviyordum.</p>
<p>Kendi romanımı yazmalıydım belki de.</p>
<p>Çok şey katmıştı bana okumak.</p>
<p>Yalnızlığımda arkadaş olmuştu kitaplarım.</p>
<p>Okumayı seviyordum.</p>
<p>Okumak, benim için çok şey ifade ediyordu.</p>
<p>Okuduğumda dünyayı farklı anlıyordum.</p>
<p>Lise mezunuydum, ancak iyi bir okurdum.</p>
<p>Çocuğuma da iyi bir okur olmayı öğretecektim belki de.</p>
<p>Kitapları sevecekti.</p>
<p>Hayal dünyasında büyüyecekti.</p>
<p>Masallar okuyacaktım ona Binbir Gece Masalları’ndan.</p>
<p>Çocuğum büyüyecekti belki de.</p>
<p>Belki de beni hiç bırakmayacaktı oğlum.</p>
<p>Hep yardım edecekti.</p>
<p>Henüz 1 yaşında olan oğlumun hayatından kesitleri ezberleyecek olan ben tüm gücümle onu yetiştireceğim.</p>
<p>Tüm annelik duygularımla ona sarılacağım.</p>
<p>Hayatım oğlum olacak.</p>
<p>Ve ben, ona ninniler fısıldayacağım, masallar okuyacağım.</p>
<p>Ömrümün baharında anne’likle taçlanacağım.</p>
<p>Cennetin ayaklarımın altında hissedebiliyorum.</p>
<p>Aşkı, oğlumda buluyorum.</p>
<p>Tüm annelik duygularımda ben ona her gece dua ediyorum.</p>
<p>Öldüğümde miras olarak Kur’an’ı bırakacağım.</p>
<p>Onu okuyacak.</p>
<p>Her gülümsememde onu anlatacağım.</p>
<p>Onu yetiştirecek, büyüteceğim.</p>
<p>O, benim her şeyim.</p>
<p>Her şey onunla güzel olacak.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/her-sey-onunla-guzel/">Her Şey Onunla Güzel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/her-sey-onunla-guzel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8793</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hayat Sürprizlerle Doludur</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hayat-surprizlerle-doludur/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hayat-surprizlerle-doludur/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 31 Mar 2017 20:31:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Pınar Arıç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8704</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hayat sürprizlerle doludur. Bir bakarsınız yükselirken, bir bakarsınız alçalırsınız. Her olan şeyin bir anlamı vardır. Sizi üzen şey gün gelir, sevindiren bir hale kavuşur. Örneğin, bir işte çalışıyorsunuzdur, ayrılmanız gerekebilir. Ancak oradan aldığınız tecrübeyle harikalar yaratabilirsiniz. Bu haliyle o tecrübeniz, size basamak olur ve daha da yükselirsiniz. Hayat sürprizlerle doludur ki siz de fark etmişsinizdir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayat-surprizlerle-doludur/">Hayat Sürprizlerle Doludur</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat sürprizlerle doludur. Bir bakarsınız yükselirken, bir bakarsınız alçalırsınız. Her olan şeyin bir anlamı vardır. Sizi üzen şey gün gelir, sevindiren bir hale kavuşur. Örneğin, bir işte çalışıyorsunuzdur, ayrılmanız gerekebilir. Ancak oradan aldığınız tecrübeyle harikalar yaratabilirsiniz. Bu haliyle o tecrübeniz, size basamak olur ve daha da yükselirsiniz.</p>
<p>Hayat sürprizlerle doludur ki siz de fark etmişsinizdir. O sürprizlere açık olmak gereklidir. Hayatın ne getireceği belli olmaz. İstanbul’da bir resim sergisi açmak gibidir sanatını sergilemek. Siz sergilerseniz, ama kabul edilir ama edilmez. Ama siz yine de harikalar yaratmaya çalışırsınız. Balık bilmez belki ama Halık bilir. Siz gerçekleştirdikçe mutlu olursunuz. Hatta o mutluluk kat be kat artar. Siz harikalar yarattıkça benliğinizi korur, yeniliklere açık hale gelirsiniz. Yorumladıkça hayat daha da güzelleşir. Siz bir sanatçı olarak benliğinize güzellikleri katmaya, daha da gelişmeye açık hale gelirsiniz. Öyle ki, sanat insana daha başka bakış açıları kazandırır. Empati kurabilmeyi sağlar bir kere. Sanat sayesinde diller gelişir, anlatabilme gücünüz artar. Sanat öyle bir şeydir ki, bize insan olmayı öğretir. Yalnızlaşmayı değil, birliği, varlığı ve doymayı öğretir. Doymak demişken, manevi bir tat verir sanat insana. Doyarken tat almanın yoludur sanatla uğraşmak. Bir nevi size sunulan şerbeti yudumlamaktır, sanat. Sanatla uğraşanın can sıkıntısı gider, adeta mutluluk tablosuna dönüşür insanoğlu. Aynı zamanda anlayışın da adıdır sanat. Yaşarken yaşatmanın, diğer hayatları anlatmanın anlamanın yoludur sanat. Sanat olmasa barbar bir hale dönüşür hayat. Başka hayatları tanıma olmazsa hayat günden güne körelir ve yaşanmaz hale gelir. Bir sanat doyumluluğu gereklidir insan için.</p>
<p>Sanat öyle bir şeydir ki, yaşarken yaşatan, manevi doyumluluğu sağlayan bir zevk aracıdır. Herkesin sanata ilgisi olmalıdır. Sanatla uğraşmak demek, benliğini doyurmak demektir.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayat-surprizlerle-doludur/">Hayat Sürprizlerle Doludur</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hayat-surprizlerle-doludur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8704</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
