<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Video Klip &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/muzik/video-klip/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Dec 2019 04:20:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Görmek İçin Yaklaşmalısın</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gormek-icin-yaklasmalisin/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gormek-icin-yaklasmalisin/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 24 Dec 2019 04:17:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19117</guid>
				<description><![CDATA[<p>Erhan Karaca (Müzisyen, yönetmen), yaşadığı Kadıköy’ün sokaklarını, ruhunu ve insanların yaşamını yansıttığı video çalışması yayınlandı. Çekimlerine Temmuz ayında başlanan ve Kasım ayında kurgusu tamamlanan video ayrıca Kadıköy Belediyesi ile yapılan ortak çalışma sonrasında belediyenin sosyal platformlarında da paylaşıldı. Video’da Kadıköy’ün önemli noktaları ve sokak çekimlerinin yanı sıra Can Temiz(Müzisyen), Murat Akkoyunlu (Oyuncu), Ayşe Erbulak Özgürdal [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gormek-icin-yaklasmalisin/">Görmek İçin Yaklaşmalısın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?resize=427%2C240&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19119" width="427" height="240" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?w=889&amp;ssl=1 889w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?resize=768%2C432&amp;ssl=1 768w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?resize=696%2C391&amp;ssl=1 696w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/7.jpg?resize=747%2C420&amp;ssl=1 747w" sizes="(max-width: 427px) 100vw, 427px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Erhan Karaca (Müzisyen, yönetmen), yaşadığı Kadıköy’ün sokaklarını, ruhunu ve insanların yaşamını yansıttığı video çalışması yayınlandı. Çekimlerine Temmuz ayında başlanan ve Kasım ayında kurgusu tamamlanan video ayrıca Kadıköy Belediyesi ile yapılan ortak çalışma sonrasında belediyenin sosyal platformlarında da paylaşıldı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/5.jpg?resize=404%2C227&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19120" width="404" height="227" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/5.jpg?w=533&amp;ssl=1 533w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/5.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 404px) 100vw, 404px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Video’da Kadıköy’ün önemli noktaları ve sokak çekimlerinin yanı sıra Can Temiz(Müzisyen), Murat Akkoyunlu (Oyuncu), Ayşe Erbulak Özgürdal (Oyuncu-Yazar), Cenk Ünnü (Müzisyen) gibi ünlü isimler de yer alıyor.</p>



<p>Yönetmen ve Kurgu: Erhan Karaca</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/DSCF7559.jpg?resize=192%2C192&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19121" width="192" height="192" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/DSCF7559.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/DSCF7559.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 192px) 100vw, 192px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Müzik: Ludovico Einaudi – Choros</p>



<p>Youtube:</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/F0Inj0QHT-s?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe>
</div></figure>



<p>Instagram:</p>



<p><a href="http://www.instagram.com/erhankaracadrum">http://www.instagram.com/erhankaracadrum</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gormek-icin-yaklasmalisin/">Görmek İçin Yaklaşmalısın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gormek-icin-yaklasmalisin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19117</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sessiz Dostların Sesi -3-  Firuze / Turkuaz</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sessiz-dostlarin-sesi-3-turkuaz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sessiz-dostlarin-sesi-3-turkuaz/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 24 Jun 2019 04:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Firuze]]></category>
		<category><![CDATA[Sezen Aksu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18024</guid>
				<description><![CDATA[<p>Turkuaz nam-ı diğer Firuze taşı bu ayın konusu olan taş. Firuze taşının tanıtımı üzerine bilgiler vermeden önce benim kişisel tarihimdeki Firuze adının ve bu adı taşıyan albümün sahibi Sezen Aksu’nun şarkısından bahsederek girmek istiyorum konuya. Bilindiği gibi Firuze bir kadın ismidir. Benim indimde gösterişli, alımlı, güzel bir kadın figürünü canlandırır. Can yakan, canlara can katan, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sessiz-dostlarin-sesi-3-turkuaz/">Sessiz Dostların Sesi -3-  Firuze / Turkuaz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Turkuaz
nam-ı diğer Firuze taşı bu ayın konusu olan taş. </p>



<p>Firuze
taşının tanıtımı üzerine bilgiler vermeden önce benim kişisel tarihimdeki
Firuze adının ve bu adı taşıyan albümün sahibi Sezen Aksu’nun şarkısından bahsederek
girmek istiyorum konuya. </p>



<p>Bilindiği
gibi Firuze bir kadın ismidir. Benim indimde gösterişli, alımlı, güzel bir
kadın figürünü canlandırır. Can yakan, canlara can katan, aşığına vurgun bir
kadın ismi, neden mi? Kim bilir belki de sözlerini Aysel Gürel’in yazdığı ve
Atilla Özdemiroğlu’nun beste ve düzenlemesini yaptığı bu unutulmaz şarkı
yüzünden. Hani 1982 yılında albüme de adını vererek çıkan ünlü Firuze şarkısı…
Dinlememiş olan varsa diye…</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/3vNtVJ7dGxg?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe>
</div></figure>



<p>Gençliğin
zirvesi bir yaşta anlamları anlamlandırmaktan çok uzakta, aşkın kokusu bile
tuzakken bizlere daha, yüreğimde bir yerlerde bir ateş yanmaya başlamıştı.
Gerek Sezen Aksu’nun yorumu, gerekse şarkının arabeske kaçan melankolisi içinde
kaybolup gitme korkusu, ilk dinlediğimde gözlerimi yaşla doldurmuştu. Bilmediğim
bir kadının bilmediğim hikâyesine duyulan üzüntüden ziyade, kendi olmayan
hikâyeme duyduğum özlemdi, kanıma giren bu eşsiz, hüzünlü, melodik seyirlik… </p>



<p>İnsan on sekiz yaşında, bütün duyguları birbirine karıştırır. On sekiz yaş, delikanlılığın deliliğinde çağlayan bir pınar gibi, aşılmaz dağlara doğru Ferhat gibi yaşanır.</p>



<p>1982 yılında, Yedikule’de bir çay bahçesinde kulağıma ilk kez çalınan
bu ezgilerle, &nbsp;yaşadığımız dönemin ağır
sarsıntılarında ezilmiş çocuk gülümsemelerimize umut olmuştu. &nbsp;</p>



<p><em>Bir gün dönüp bakınca düşler<br />
İçmiş olursa yudum yudum yudum yıllarını<br />
Ağla, ağla Firuze ağla<br />
Anlat bir zaman ne dayanılmaz güzellikte olduğunu</em></p>



<p><em>Kıskanır rengini baharda yeşiller<br />
Sevda büyüsü gibisin sen Firuze<br />
Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu<br />
Üzüm buğusu gibisin sen Firuze</em></p>



<p><em>Kıskanır rengini baharda yeşiller<br />
Sevda büyüsü gibisin sen Firuze<br />
Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu<br />
Üzüm buğusu gibisin sen Firuze</em></p>



<p><em>Duru bir su gibi, bazen bir volkan gibi<br />
Bazen bir deli rüzgar gibi<br />
Gözlerinde telaş, yıllar sence yavaş<br />
Acelen ne bekle Firuze…</em></p>



<p><em>Bir gün dönüp bakınca düşler<br />
İçmiş olursa yudum yudum yudum yıllarını<br />
Ağla, ağla Firuze ağla<br />
Anlat bir zaman ne dayanılmaz güzellikte olduğunu</em></p>



<p><em>Acılı bir bakıs yerleşirse eğer<br />
Kirpiğinin ucundan…</em></p>



<p>Bu
umutta görmüştük mavi gözlerini Nazım’ın, İstanbul’un geçen vapurlarına boğazda
el sallarken. Bile bile sızlayan burunlarımızın direği, sevincimizi kursağımıza
hapsedenleri, asla unutmayacaktı… Unutmadık umutlarımızı çalanları, Firuze bir bahar
sabahının serin esen mavi rüzgârıydı…</p>



<p>Firuze
adının bir kadına yakışmasının ötesinde bir değerli taş olması sebebiyle, şimdiden
baktığımda geriye, anlamını pekiştiren ne kadar doğru bir isim olduğunu
hissettiriyor bana. Hani yıllar geçtiğinde okunan romanlar, şiirler ve dinlenen
şarkılar nasıl değişirse insanın indinde, öyle değişiyor anlamı Firuze’nin.
Mavi rengin yeşile çalan gökkuşağındaki bu 3. rengin…</p>



<p>Firuze
nam-ı diğer Turkuaz… Şiirlerin, şarkıların rengi… Belli ki bir yaşam biçimi,
bir taşa adını verecek kadar değerli. </p>



<p>Turkuaz
taşı, hakkında ilk söylenenler “iyileştirici olup ruha ve bedene esenlik ve
içtenlik kazandıran kadim bir taş” olduğu yönünde. Koruyuculuğu en belirgin
özelliği, hatta öyle ki ihaneti renk değiştirerek haber verdiğine bile
inanılmış. Sezgileri geliştiren, boğaz çakrasını açan, ruhun kendini ifade
etmesine imkân sağlayan, negatif enerjileri dağıtan bir taş olduğu için, nazarlık
olarak da kullanılmış.</p>



<p>“Doğal taşlar arasında özel bir yeri olan Firuze (Turkuaz) taşının kadın ve erkeklerde çeşitli süslemelerde ve aksesuarda kullanıldığı bilinmektedir.” Günümüzde oldukça popüler olan doğal taş yüzükler, doğal taş kolye ve teşbihlerin yapımında en çok tercih edilen taşlardan biri de firuze taşıdır. Firuze taşı diğer adıyla turkuaz taşı olarak bilinen bu taşın kişiye pek çok faydası vardır. Türk taşı olarak da bilinen Firuze taşı gökyüzünün mavisi yeryüzünün yeşili birleşimini temsil ettiği için denge taşı olarak bilinir.” Bu nedenle adını bir renge vermiştir, Türkuaz Türklerin milli rengi olarak bilinmektedir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/06/kırık-gerdanlık.jpg?resize=275%2C275&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18081" width="275" height="275" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/06/kırık-gerdanlık.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/06/kırık-gerdanlık.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 275px) 100vw, 275px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Kırık gerdanlık</figcaption></figure></div>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/06/firuze-dogal-tasli-modern-erkek-yuzuk-tal-erkek-yzkleri-19516-57-O.jpg?resize=245%2C245&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18082" width="245" height="245" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/06/firuze-dogal-tasli-modern-erkek-yuzuk-tal-erkek-yzkleri-19516-57-O.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/06/firuze-dogal-tasli-modern-erkek-yuzuk-tal-erkek-yzkleri-19516-57-O.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/06/firuze-dogal-tasli-modern-erkek-yuzuk-tal-erkek-yzkleri-19516-57-O.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 245px) 100vw, 245px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Erkek yüzüğü</figcaption></figure>



<p></p>



<p></p>



<p></p>



<p>“Turkuaz taşlı aksesuarlar arasında en çok tercih edilen firuze taşlı tesbihlerdir. Özellikle gün içinde elle en çok temas etmenizi sağlayan tesbihler doğrudan kişinin ruh sağlığına müdahale gibidir. Firuze taşlı yüzük ve bileklikler de özellikle kadınlar tarafından yaz aylarında sıklıkla kullanılır. Rengi dolayısıyla kişiye mutluluk ve heyecan veren turkuaz taşının özellikle teninize teması önemlidir. Bileklik olarak kullanıldığında sol ele takılması önerilir. Kalbe ve damarlara doğrudan iyi geleceğine inanılmaktadır.” *</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/06/images.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18086" data-recalc-dims="1"/></figure></div>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/06/kure-kesim-uclu-puskullu-firuze-turkuaz-tesbih-firuze-turkuaz-tesbihler-tesbihane-21294-11-K.jpg?resize=281%2C147&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18087" width="281" height="147" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/06/kure-kesim-uclu-puskullu-firuze-turkuaz-tesbih-firuze-turkuaz-tesbihler-tesbihane-21294-11-K.jpg?w=310&amp;ssl=1 310w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/06/kure-kesim-uclu-puskullu-firuze-turkuaz-tesbih-firuze-turkuaz-tesbihler-tesbihane-21294-11-K.jpg?resize=300%2C157&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 281px) 100vw, 281px" data-recalc-dims="1" /></figure>



<p style="text-align:right"></p>



<p>“ Psikolojik olarak Turkuaz güçlendirici bir taştır. Kendine
işkence etmeyi kendini sabote etmeyi engeller. Fiziksel olarak yorgunluk,
depresyon veya panik ataklar için mükemmel bir taştır.”</p>



<p>Mavinin en güzel tonuna adını vermiş olan turkuaz benim kişisel
hayatımda en sevdiğim renklerin başında gelir. Bu taştan olan bilekliğimi
mümkün oldukça sık kullanmaya gayret ederim.</p>



<p>Her şeyden önemlisi ne yaşarsak yaşayalım umudun bizi terk
etmesine asla izin vermemeye çalışalım…</p>



<p>Turkuaz tadında günlere&#8230;</p>



<p>*Değerli Taşlar Kitabı; Judy Hall, Alfa yayınları, 2013</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sessiz-dostlarin-sesi-3-turkuaz/">Sessiz Dostların Sesi -3-  Firuze / Turkuaz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sessiz-dostlarin-sesi-3-turkuaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18024</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çanakkale İçin KAL</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/canakkale-icin-kal/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/canakkale-icin-kal/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 19 Mar 2019 05:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikten Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale türküsü]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[videoklip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17405</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kadıköy Anadolu Lisesi ( KAL) prodüksiyon ve Müzik Teknolojileri Kulübü olarak 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferin&#8217;nin 104. yıl dönümü dolayısıyla hazırladığınız ve YouTube kanalında yayınladığınız video hakkında sizinle bir görüşme yapmak istedim. ProKAL adı altında yayınlanan video Çanakkale İçin KAL- Çanakkale Türküsü adını taşıyor.17 Mart 2019 da yayınlanan bu video bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/canakkale-icin-kal/">Çanakkale İçin KAL</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p> Kadıköy Anadolu Lisesi ( KAL) prodüksiyon ve Müzik Teknolojileri Kulübü olarak 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferin&#8217;nin 104. yıl dönümü dolayısıyla hazırladığınız ve YouTube kanalında yayınladığınız video hakkında sizinle bir görüşme yapmak istedim. ProKAL adı altında yayınlanan video Çanakkale İçin KAL- Çanakkale Türküsü adını taşıyor.17 Mart 2019 da yayınlanan bu video bir gün içinde 1300&#8217;ün üzerinde beğeni aldı ve yaklaşık 18.000 civarında görüntülendi. <br />Öncelikle Prodüksiyon ve ses düzenlemelerini yaptığın için sana bir kaç sorum olacak Mert Mıcık. </p>



<ul><li>Bu proje nasıl doğdu kısaca anlatır mısın? </li></ul>



<p>Mert Mıcık &#8211;  <em>Merhabalar, öncelikle projemize gösterdiğiniz ilgi için kendim ve tüm arkadaşlarım adına çok teşekkür ediyorum. Emeğimizin karşılığını almış olmak ve ulaştığımız insanlarda güzel duygular uyandırmak hepimizi çok mutlu etti. </em> <br /><em>Projenin doğuşunda kulübümüzün fikir babası Özgür Haznedar&#8217;ın çok büyük emeği var. Yaklaşık 1 ay önce dışarıdan yardım almadan tamamen kendi isteğimiz ve emeğimiz ile kurduğumuz kulüp odasına ilk girdiğimiz anda aklımızda tek bir düşünce vardı: İlk yapacağımız iş gençlerin farkını ve farkındalığını ortaya koyacak, gören/dinleyen insanların yüreğine dokunacak bir proje olmalıydı. Bu doğrultuda Çanakkale Türküsü&#8217;nü seçtik çünkü 18 Mart da yaklaşıyorken herkesin bildiği ve sahiplendiği bu parçadan daha iyi bir başlangıç noktası olamazdı. Sonrasında zaten uzun süren çalışma süreci başlamış oldu. </em></p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0039.jpg?resize=301%2C401&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17414" width="301" height="401" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0039.jpg?w=563&amp;ssl=1 563w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0039.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0039.jpg?resize=315%2C420&amp;ssl=1 315w" sizes="(max-width: 301px) 100vw, 301px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<ul><li>İstanbul&#8217;un değişik yerlerinde çekim yapmışsınız, teknik zorlukları oldu elbette, lise öğrencileri olarak bunları nasıl aştınız? </li></ul>



<p> Mert Mıcık &#8211;  <em>Hepimiz lise öğrencisi olmamıza rağmen ekibimiz içindeki insanlar gelişmeye açık ve kabiliyetleri yaşının çok üstünde bireyler olduğundan dolayı klip çekimi sürecinde istikrarlı, belli bir standardın altına düşmeyecek bir çalışma akışı gerçekleştirmemiz mümkün oldu. Bu süreçte emeği geçen başta yakın arkadaşlarım Berkay Eken ve Sedat Can Tuncalı olmak üzere tüm video ekibine teşekkür ediyorum. </em></p>



<ul><li> Müzikal kalitesi çok yüksek bir klip olmuş, katılan bütün arkadaşlar çok başarılı. Öğretmenlerinizden ya da daha yetkili büyüklerinizden yardım aldınız mı? </li></ul>



<p>Mert Mıcık &#8211;  <em>Kompozisyon ve aranjman olarak aslında parça öğrencilerin elinde pişti denebilir. Özellikle aranjman kısmında saatlerce masa başında arkadaşlarımla oturup nerede neyi farklı yapabiliriz diye düşündüğümüz günler oldu. Amatör duyulma riskine rağmen öğrencinin ön planda olduğu bir iş olmasını istediğimizden, yalnızca son noktalarda müzik öğretmenlerimizden yardım aldık diyebilirim. Parçada vokal yapan arkadaşlarımızın bir kısmının kayıtları almasında Hidayet Can Özcan hocamızın da desteklerini es geçmemek gerekir. </em></p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0030.jpg?fit=640%2C480&amp;ssl=1" alt="" class="wp-image-17415" width="491" height="368" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0030.jpg?w=1024&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0030.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0030.jpg?resize=768%2C576&amp;ssl=1 768w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0030.jpg?resize=80%2C60&amp;ssl=1 80w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0030.jpg?resize=265%2C198&amp;ssl=1 265w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0030.jpg?resize=696%2C522&amp;ssl=1 696w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190318-WA0030.jpg?resize=560%2C420&amp;ssl=1 560w" sizes="(max-width: 491px) 100vw, 491px" /></figure></div>



<ul><li> &nbsp;Üzerinizdeki polarlardan anlaşılıyor ki bazılarınız 12. sınıf öğrencisi. Bu da ayrı bir zorluk demek. Malum, mezun olmak ve üniversite sınavına hazırlanmak gibi yükümlülükleriniz var. Zor olmadı mı? <br />Ortaya çıkan bu güzel yapıt sizde nasıl bir duygu yarattı? Mesela bir meslek olarak düşünecek misiniz, yani bu bir başlangıç olacak mı?  <br /></li></ul>



<p>Mert Mıcık &#8211; <em>Ben de dahil olmak üzere projede yer almış toplam 6 kişi şu an üniversite sınavına hazırlanıyor. Aslında bu iş hepimizin motivasyonunu arttırdı ve sınav kaygısından uzaklaştırdı desem yanlış olmaz. Ben de müzik teknolojileri okumak istediğimden projeye harcadığım emek benim için staj gibi bir şey oldu esasında. Her şey bittikten sonra oturup videoyu izleyişimiz ve birbirimize bakıp minnet duygusuyla doluşumuz bence tüm sınavlardan, denemelerden ve derslerden daha değerliydi. </em></p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0010.jpg?resize=516%2C387&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17416" width="516" height="387" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0010.jpg?w=750&amp;ssl=1 750w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0010.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0010.jpg?resize=80%2C60&amp;ssl=1 80w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0010.jpg?resize=265%2C198&amp;ssl=1 265w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0010.jpg?resize=696%2C522&amp;ssl=1 696w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0010.jpg?resize=560%2C420&amp;ssl=1 560w" sizes="(max-width: 516px) 100vw, 516px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<ul><li> Son olarak şunu merak ediyorum,  böyle bir ilgiyi bekliyor muydunuz? En başta, yani işin başında? </li></ul>



<p>Mert Mıcık &#8211;  <em>Aslında biz sadece ilk projemizin hakkını verme amacıyla yola çıkmıştık, bu kadar ilgi görmesi bizi mutlu etti ve daha da heveslendirdi. Emeği geçen her insan gerekli çaba sonucunda insanların sessiz kalmayacağını görmüş oldu. Sonraki çalışmalarımızda bunun etkisi de yoğun şekilde hissedilir zaten diye düşünüyorum. </em></p>



<p>Mert, çok teşekkür ediyorum sana Sanat Duvarı adına, ve aslında bizlere umut olduğunuz için bütün emeği geçen arkadaşlarına. </p>



<p>Müzik öğretmenleriniz Feryal Sadıkoğlu ve Murat Kaya başta olmak üzere,</p>



<p>Öğrenciler: Almila Köksal, Alp Eren Barutçu, Alper Ayaz, Altay Bayraktar, Ayşegül Bozoğlu, Başar Özkan, Berkay Eken, Doğa Dirikan, Ece Öner, Efe Arda Deniz, Elif Özsüle, Gökalp Özer, Gülce Uysal, İlke Öncü, Kaan Kale, Kutay Düzel, Kutay Kutaş, Mert Çorumlu, Mert Mıcık, Özgür Haznedar, Rüzgarer Engin Aydın, Sedat Can Tuncalı, Tuana Demir, Yalım Barlas, Zeynep Akat, Zeynep Savaş.</p>



<p>Çok teşekkürler, daha nice çalışmalarda görüşmek dileğiyle yolunuz açık olsun gençler&#8230;</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0016.jpg?resize=477%2C358&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17417" width="477" height="358" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0016.jpg?w=750&amp;ssl=1 750w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0016.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0016.jpg?resize=80%2C60&amp;ssl=1 80w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0016.jpg?resize=265%2C198&amp;ssl=1 265w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0016.jpg?resize=696%2C522&amp;ssl=1 696w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190314-WA0016.jpg?resize=560%2C420&amp;ssl=1 560w" sizes="(max-width: 477px) 100vw, 477px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Videoyu izlemek için linkte tıklayınız lütfen&#8230;</p>



<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=8X09owx2Ylk">https://www.youtube.com/watch?v=8X09owx2Ylk</a></p>



<p></p>



<p></p>



<p></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/canakkale-icin-kal/">Çanakkale İçin KAL</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/canakkale-icin-kal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17405</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sığırcık Masalı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sigircik-masali/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sigircik-masali/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 30 Nov 2018 08:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16111</guid>
				<description><![CDATA[<p>Aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış, Küçük yerin büyük adamı, dünya hâkimi olurmuş düşünde. Sepetteki balık göz dikermiş nehirde yüzen eşine. Ağacın tepesindeki sığırcık büyüklenirmiş böceğin önünde. Güçlü kartalın pençesini yiyince ensesine, Tek lokmalık yemcikmiş meğer avcı olanın midesinde… &#160; Not:&#160;Sığırcıkgiller,&#160;Omurgalı hayvanlardan Kuşlar sınıfının ötücükuşlar üst familyasına giren bir familyasıdır. Dünyanın hemen hemen her yanında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sigircik-masali/">Sığırcık Masalı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış,<br />
Küçük yerin büyük adamı, dünya hâkimi olurmuş düşünde.</p>
<p style="text-align: center;">Sepetteki balık göz dikermiş nehirde yüzen eşine.<br />
Ağacın tepesindeki sığırcık büyüklenirmiş böceğin önünde.</p>
<p style="text-align: center;">Güçlü kartalın pençesini yiyince ensesine,<span class="text_exposed_show"><br />
Tek lokmalık yemcikmiş meğer avcı olanın midesinde…</span></p>
<p><figure id="attachment_16113" aria-describedby="caption-attachment-16113" style="width: 343px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/kartal.jpg?ssl=1"><img class="wp-image-16113" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/kartal.jpg?resize=343%2C350&#038;ssl=1" alt="" width="343" height="350" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/kartal.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/kartal.jpg?resize=294%2C300&amp;ssl=1 294w" sizes="(max-width: 343px) 100vw, 343px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-16113" class="wp-caption-text">Avcı Kartal</figcaption></figure></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Not</strong>:&nbsp;<strong>Sığırcıkgiller,</strong>&nbsp;Omurgalı hayvanlardan Kuşlar sınıfının ötücükuşlar üst familyasına giren bir familyasıdır. Dünyanın hemen hemen her yanında sürü halinde yaşarlar, kış mevsiminde sıcak bölgelere göç ederler. Sesleri çok güzeldir, lekeli renkli dişiler ötücüdür. Gagaları düz ya da hafifçe aşağıya doğru kıvrıktır. Tüyleri yumuşak ve parlaktır. İnsana sokulgan kuşlardır. Böcek, kurkçük, solucan ve meyvelerle beslenirler. 32 cins ve 125 kadar türü vardır.</p>
<p class="selectionShareable"><strong>SIĞIRCIK KUŞLARI NEDEN TOPLU UÇAR?</strong></p>
<p class="selectionShareable">Sığırcık kuşlarının bir anda yön değiştirerek çarpışmadan gerçekleştirdiği toplu uçuşlarının sebebi henüz bilinmiyor. Bu konuda yapılan yorumların en başında, akrobatik gösterileri andıran uçuşlarının yağmur ve fırtına öncesi gerçekleştiği yönündedir. Bir diğer yoruma göre atmaca, şahin, doğan gibi yırtıcı kuşlardan korunmak amacıyla kalabalık uçuşlar yaptıkları şeklindedir.</p>
<p>İşte sığırcıkların akşam üstü yaptıkları iddia edilen dansı. Neden yaptıklarını tam olarak bilemesek de, hayatta kalmak için olduğunu düşünmek gayet de mantıklı&#8230;</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=qha6nUvgZoU">https://www.youtube.com/watch?v=qha6nUvgZoU</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sigircik-masali/">Sığırcık Masalı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sigircik-masali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16111</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mavi Rüya Öyküleri -Son- ‘ Aşk Olsun’</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-son-ask-olsun/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-son-ask-olsun/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 12 Nov 2018 06:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[Sertap Erener]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15946</guid>
				<description><![CDATA[<p>Seferiyim ben; yolunu kaybetmeden giden. Oysa siz engel sanırsınız başınızda, günahlarınızın tozluklarında… Ebeden kaçan çocuklar gibiyim rüzgârın önünde, bulamayın diye, kaldırım taşlarınızın derzlerine saklanırım. Bulmayın sakın! Yoksa mızıkçılık yaparım. Sefil bir hayatım var, boşuna kıskanırsınız gökkuşağından beni. Seviyorum işte gökyüzünüzü. Siz de çevirip bakın bir kez yüzünüzü, görürsünüz belki kendi özünüzü… Aldırmayın böyle konuşuyorum diye, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-son-ask-olsun/">Mavi Rüya Öyküleri -Son- ‘ Aşk Olsun’</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Seferiyim ben; yolunu kaybetmeden giden.</em></p>
<p>Oysa siz engel sanırsınız başınızda, günahlarınızın tozluklarında…</p>
<p>Ebeden kaçan çocuklar gibiyim rüzgârın önünde, bulamayın diye, kaldırım taşlarınızın derzlerine saklanırım. Bulmayın sakın! Yoksa mızıkçılık yaparım.</p>
<p>Sefil bir hayatım var, boşuna kıskanırsınız gökkuşağından beni. Seviyorum işte gökyüzünüzü. Siz de çevirip bakın bir kez yüzünüzü, görürsünüz belki kendi özünüzü…</p>
<p>Aldırmayın böyle konuşuyorum diye, takılmayın söylediklerime, serseriyim size göre… Parayla pulla işim olmaz. Bana ne!</p>
<p>Rızkımı aramam sizin ceplerinizde. Sefilim dedim ya, çok şükür zenginlik bulaşmadı asla suratıma. Alnım açık yüzüm pak, el etek öpmedim, yağlı ballı sofralara hiç tünemedim. Aç kargalar gibi üşüşmedim kırıntıların üzerlerine. Size bırakıyorum kalanları, doldurun doymak bilmeyen gözlerinize…</p>
<p>Bana uymaz sizin kurallarınız… Hepiniz öyle hırslısınız, öyle saplantılısınız ki, eninde sonunda nasıl olsa yine siz kazanacaksınız. Çıkarın artık beni oyununuzdan! Uyumsuzum ben, görmüyor musunuz? Atın beni, oynayamazsınız artık hayallerimin ucundan.</p>
<p>Vicdan kanının pıhtısından çatlamış ar damarınız, saplanmış yüreklerinizin tam ortasına haset oklarınız. Lütfen arkamdan lanet okumayınız. Döner gelir sizi bulur biliyorsunuz beddualarınız.</p>
<p>Kalıcıyım sandınız da korktunuz değil mi gözlerimin neşesinden? Evirip çevirdiniz sözcükleri, kendinize sakladınız gerçekleri… Kandırırım sandınız da kandığınız yalanlarınızla boğmağa kalktınız beni; kendi kötülüğünüzde boğdunuz kendi kendinizi… Gülünç zaferlerinizle avunup, sahte sahnelere kuruldunuz, kibrinizden ağzı salyalı köpekler gibi kudurdunuz…</p>
<p>Söküklerinizi dikmiştim oysa sektirmeden iliklemiştim mintanlarınızın her bir düğmesini. Kravatlarınızı bağlamıştım o kalın enseli boynunuza. Öğrenememiştiniz bir türlü bağlamayı, hiç yakışmıyordu ipek kravatlarınız ucuz parfüm kokunuza… Çiğdiniz, sakil bir sıradanlıkla duruyordu redingotlarınız. Taşralılığınız sarkıyordu eteklerinizden. Şoson ayakkabılarınızın ruganlarını parlatmıştım, farkında bile değildiniz. Görgüsüzce saçılıyordu ağzınızın kenarından konuşurken tükürükleriniz. Şapırdattığınız lokmalarınız fırlıyordu beyaz masa örtüsüne, işlemeli mendilimle ben temizlemiştim pisliklerinizi. Bu yüzden adam sanmışlardı sizi…</p>
<p>Siz de adam sandınız kendinizi, az kalsın ezecektiniz kibrinizin altında beni. Canımı zor kurtarmıştım elinizden…</p>
<p>Yalnızdınız. Bir elma kurdu kadar bencildiniz.  Yediğiniz elma mezarınızdı sizin, çürümüştünüz çoktan. Hiçtiniz en az benim kadar, bir nokta idiniz siz de boşlukta sallanan…</p>
<p>Oynamıyorum oyununuzda artık! Sahne sizin, rol sizin, replikler sizin, buyurun oyunu siz yönetin. Senaryosu zaten yazılmış sizin tarafınızdan…</p>
<p><em>Seferiydim ben, bilemediniz siz. Lütfen yolumdan çekiliniz…</em></p>
<p><span id="more-15946"></span></p>
<ul>
<li> “Maviye âşığım“ diye haykırdı deniz kenarında duran.</li>
<li> “Mavi benim, görmüyor musun? Dedi gökyüzünden bakan.</li>
<li> “Mavi bensiz olamaz ki” Dedi şarkıları bilen,</li>
<li> “Ben maviyle varım, fedadır maviye canım” Dedi martı…</li>
<li>“ Gözlerimi serdim yoluna, gel de beni benden sakla “ Dedi mavi bakışlı âşık.</li>
</ul>
<p>Haklıydı elbete hepsi de. Kendi maviliklerini bulana kadar kaybolacaklardı mavide. Mavi onlara hasret, onlar ise mavide mahkûmdular.</p>
<p>Oysa mavi her daim karşılarında, hemen yanı başlarında, hatta hep arkalarında, çoğu kez başlarının üzerinden onlara bakmaktaydı. Sabrı kuşanmış gönüllerde, farkındalık yaratmaktaydı.</p>
<p>Onlar kendi maviliklerinin tutsaklığında gizli beklerken, hakikatin uzağında, maviye âşık, yalnız ve suskundular&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><em>Aşkı aşk ile tarif ederken bile korkarım aşksız kalmaktan. Son nefesimde ‘aşk olsun’ diyememekten.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>AŞK OLSUN !</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Sey-i sülük da artık sukûn zamanıydı. Nun vakti gelip çoktan çatmıştı…</strong></p>
<p><figure id="attachment_15965" aria-describedby="caption-attachment-15965" style="width: 250px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/nun.jpg?ssl=1"><img class="size-full wp-image-15965" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/11/nun.jpg?resize=250%2C228&#038;ssl=1" alt="" width="250" height="228" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-15965" class="wp-caption-text">Nun Vakti</figcaption></figure></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/Io_EkN-X4lM?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-son-ask-olsun/">Mavi Rüya Öyküleri -Son- ‘ Aşk Olsun’</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-son-ask-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15946</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mavi Rüya Öyküleri-8- Kırlangıç’ın Düşü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-8-kirlangicin-dusu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-8-kirlangicin-dusu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 06 Aug 2018 05:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15327</guid>
				<description><![CDATA[<p>Güneşin yüzünü gösterdiği o ilkbahar günlerinde, Mart kapıdan baktırmadan daha, ahşap sundurmanın altında dış kapı pervazının hemen yanında, tıkırtıların gelirdi ilkin kulağıma. Gaganın çıkarttığı sesleri duyduğumda ürkütmemek için seni, mutfakta bulaşık yıkamayı bırakır, arka odalardaki acil olmayan günlük işlerle uğraşmaya başlardım. Bilirdim yuvanı tamire geldiğini, peşin sıra eşini de birlikte getirdiğini. Gaganızla topladığınız çamurlarla yapardınız [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-8-kirlangicin-dusu/">Mavi Rüya Öyküleri-8- Kırlangıç’ın Düşü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Güneşin yüzünü gösterdiği o ilkbahar günlerinde, Mart kapıdan baktırmadan daha, ahşap sundurmanın altında dış kapı pervazının hemen yanında, tıkırtıların gelirdi ilkin kulağıma. Gaganın çıkarttığı sesleri duyduğumda ürkütmemek için seni, mutfakta bulaşık yıkamayı bırakır, arka odalardaki acil olmayan günlük işlerle uğraşmaya başlardım. Bilirdim yuvanı tamire geldiğini, peşin sıra eşini de birlikte getirdiğini. Gaganızla topladığınız çamurlarla yapardınız evinizi. Yeni yavrularınızı beklerdim merakla. Kışın uzun, soğuk yalnızlığı biterdi benim için. Sessiz baharın sımsıcak neşesi gelip konardı avuçlarıma. Yorgun gözlerimin açık kalmış penceresine doğardı sevincim. Sonbahara kadar dinen yalnızlığıma umut olurdu bu kısacık yaşama ümidim…</p>
<p>Beş yıl önceydi ilk kez evime gelişin, yuvama kendi yuvam değişin. Hiç unutmadığım bir gündü. Mart’ın 11 idi. Sevdiceğim, evimin direği, gönlümün sultanı o gün bırakıp gitmişti beni. Çeyrek asırlık eşini, kendi elleriyle kurduğu evini, köyünü bırakıp, tek bir kelime dahi etmeden sır olup sırra bürümüştü kendini. Alıp başını, birkaç parça eşyasını, bir de yıllarca biriktirdiği parasını, kimselere görünmeden yolunu ummana vurmuştu. O günden sonra kimse ağzını açmaz olmuştu. Ne bir haber gelmişti, ne gören vardı ne de yerini bilen. Konu komşu çırpınmalarıma aldırış etmeden, derin bir yalnızlığa terk etmişlerdi beni. Sanki bir şeyler biliyorlardı da benden gizliyorlardı. Herkesin bildiği sır olur muydu hiç. Doğup büyüdüğüm bu köyde kimsesiz kalakalmıştım öylece. Bana acıyanlar vardı içlerinde, yüzüme bakamayanlar, selamıma bile selam ile karşılık vermeyenler. Yüzlerini bir dönseler, bakışlarından anlayacağımı, ne olup bittiğini okuyacağımı bilenler sırt çevirmişlerdi bana. Yapayalnızdım, sen çıkıp gelene, yuvanı benim yuvamda kurana kadar güzel kırlangıçım…</p>
<p>Bir kırlangıçtım ben de, bir yuva istemiştim bu hayattan sadece. Beni seven eşim olsun, evimde çocuklarımın cıvıltısı duyulsun istemiştim. Gözümün içine bakan, beni sevip kollayan eşimi çok seveceğimi biliyordum ta en baştan… Çok sevmiştim biricik eşimi, tıpkı evimdeki misafir kırlangıçlarım gibi…</p>
<p>Ne olmuştu da bir gece böylece koyup beni bırakıp gitmişti, bir elvedayı çok görüp izini kayıp ettirmişti.</p>
<p>Bir başkasını sevdiğini düşündüm yıllarca, onun ilk aşkı geldi aklıma… Adını duyunca hala içinin sızladığını bildiğim bir yavuklusu vardı. Ona koştuğunu düşündüm, nereye gidecekti başka? Oysa ihanet etmişti ona, yıllar önce nişanı atıp başkasına gitmişti. Ama aşktı bu, söz geçer miydi akla? Önünde durulur muydu aşkın yeli kasıp kavurduğunda? Pekâlâ affetmiş olamaz mıydı onu? Senaryo yazdım kafamda, kaçıp gittiği kocası ölmüştü belki de kadının, arayıp bulmuştu benim kocamı. Benden kopartmıştı. Yuvamı dağıtıp beni elemlerde bırakmıştı. Ne de olsa bir çocuk verememiştim kocama. Ne çok istediğim halde olmamıştı işte. Kısır oluşumu bir kere olsun vurmamıştı yüzüme. Sessizce kabullenmişti öylece. Kaderine razı olmuştu, sevmişti beni biliyordum. Yüreği el vermezdi üzülmeme, el üstünde tutardı beni…  Peki  öyle ise neydi kopartan ondan beni?</p>
<p>Bir kere bile kavga etmemiştik, hiç sinirlenmezdi. Sesimizi birbirimize hiç yükseltmemiştik bile.. Yavrusuz kırlangıçlar gibiydik. Ellerimizle yapmıştık evimizi. Her bir eşyada alnımızın teri vardı. Gözümüzün nuru saklıydı perdelerimizde. Hayallerimiz, umutlarımız gizlenmişti her birinin gizli yerlerine. Çocuğumuzun olmasını ne çok istemiştik ama vermemişti işte tanrı. Sessizce kabullenmiştik olanı. Sormamıştık bir günden bir güne kusur kimde diye? Ne önemi vardı ki, olmayınca olmuyordu insanın istediği. Ne çok canı besledik bu evde birlikte. Kedilerimiz, köpeğimiz bir tane ineğimiz ve sayısız kuşlarımız olmuştu. Bahçemizdeki meyve ağaçlarına dadanan haşaratı hiç saymıyorum bile. Onları öldürmezdi kocam. Ağaçlara zarar vermelerini engeller ‘bizim rızkımıza bırak ortak olsunlar’ derdi.  Ah ne çok özledim seni. Nasıl yandı ciğerim, nasıl kala kaldım bu dünyanın ortasında sensiz bir başıma, Ah benim gözleri deniz bakan biricik sevdiceğim…</p>
<p>Aklım almıyor bir türlü, bunca sene geçti bir yastıkta kocadığım kocamın anlayamadım gidişini… Bilmez mi onu nasıl merak ederim, nasıl özlerim, nasıl severim canımla bir… Gelse şimdi çıkıp sormam bir tek soru bile, bakarım o derin mavi gözlerine, sarılırım sıkıca bırakmam bir daha gitmesin diye…</p>
<p>Kapı çalıyor! Geldi! Yıllardır çalmayan kapım çalıyor duyuyorum, geldi sevdiceğim en sonunda duydu hıçkıran sesimi…</p>
<ul>
<li>İyi günler size iadeli taahhütlü bir mektup var.</li>
<li>Mektup mu?</li>
<li>Evet, şuraya bir imza alayım.</li>
<li>Nerden, kimden geliyor?</li>
<li>Onu ben bilmem hanım, açınca öğrenirsiniz nasılsa? Hadi iyi günler…</li>
</ul>
<p>Kaldım kapıda postacının ardında, elimde mektup. Uzak bir ilden gönderilmiş. Bilmediğim bir isim var zarfın gönderen kısmında. Oturdum verandaya, açtım zarfı korkuyla… İçime bir sıkıntı girdi, kısa bir mektup ile başka bir zarftı içindeki…</p>
<p>Kısa mektubu yazan bir doktordu ve şöyle diyordu. “Eşinizin beş yıldır doktoruyum, size bu mektubu postalamamı rica etti, onun ricası üzerine ben de size gönderiyorum. “</p>
<p>Zarf elimden düştü, başım döndü, karardı yüreğimin aynası… Döküldü gözlerimden kanlı gözyaşları…</p>
<p>Ah sevdiğim yapmıştı bana yapacağını…</p>
<p>Açtım ikinci zarfı;</p>
<p>Sevdiğime, Gözümün Nur’una yazıyordu zarfın üstünde…</p>
<p>İnci gibiydi el yazısı, öptüm kokladım zarfı sinmiştir belki kokusu diye.</p>
<p>Sevdiğim biricik aşkıma,</p>
<p>Kırgınsın, kızgınsın bana biliyorum. Ne desen haklısın. Ama beni hala sevdiğini, beklediğini, bir an olsun benden ümit kesmediğini,  yapayalnız kaldığın için duyduğun öfkeni , okuyorum kilometrelerin ötelerinde bile olsam bir tanem, her şeyini, her duygunu biliyorum.</p>
<p>Benim yaptığım affedilmez, sen yapsan affeder miydim inan bilmiyorum. Kalan ömrümü senin yanında geçirmekten başkaca bir isteğim yoktu. Böyle bitsin istememiştim aşkımız. Ama kader beni çok zamansız ve dahi amansız bir hastalıkla yakaladı. Her gün gözünün önünde çürümektense, bir kere kaybolmayı tercih ettim. Seni her gün öldürmeğe gönlüm razı olmadı. Söylesem sana izin vermezdin biliyorum. Benimle gelmeye kalkardın Ankara’ya…</p>
<p>Tedavi olursam, geçerse belki dönerdim tekrar sana geriye. Ama olmadı işte. Artık tükendi takatim son günlerimde hep senin iyiliğin için dua ettim, buna inanmanı istiyorum.</p>
<p>Bağışla beni, affet bir tanem. Ömrümce yalnız seni sevdim. Aklının bir köşesinden neler geçtiğini tahmin etmem hiç güç değil. Günahımı alsan da inan bana hiç mühim değil. Seni severek göçeceğim öbür tarafa, seni yalnızca ben seveceğim…</p>
<p>Elveda gül kokulu sonsuz aşkıma</p>
<p>Senin olan talihsiz sevdiceğin</p>
<p>Birden bir şey düştü sundurmaya…  Tahta pervazın hemen altında, mavi bir kırlangıç yatıyordu taşın üstünde boylu boyunca…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/FQRCrKmN-dA?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-8-kirlangicin-dusu/">Mavi Rüya Öyküleri-8- Kırlangıç’ın Düşü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-8-kirlangicin-dusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15327</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mavi Rüya Öyküleri -7- Mavidir Alevi Aşkın</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-7-askin-mavi-alevi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-7-askin-mavi-alevi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 13 Jul 2018 05:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Cavit Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Safi]]></category>
		<category><![CDATA[dinlen bir nefes al koynumda]]></category>
		<category><![CDATA[Divan-ı Kebir]]></category>
		<category><![CDATA[Jehan Barbur]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana Celaleddin Rumi]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Hece Aşk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15179</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8221; Ben âşık doğdum, Biraz da sarhoş&#8230; Hiç bir zaman az sevmeyi bilmedim. Hiçbir zaman da düzenli kontrollü olamadım. Ruhumda bir çılgınlık vardı. Özgürlük vardı. Hataları yargılamadım. Çünkü her an bende aynı hatayı yapabilirim diye düşündüm. Ben sevmeye aşığım sevdikçe çoğalıyorum&#8230;&#8221; Cavit ÇAĞ  “ Beni sevmeyin, beni yaratan Allah’ı sevin “demiştiniz. “ Ben bir aynayım, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-7-askin-mavi-alevi/">Mavi Rüya Öyküleri -7- Mavidir Alevi Aşkın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&#8221; Ben âşık doğdum,<br />
Biraz da sarhoş&#8230;<br />
Hiç bir zaman az sevmeyi bilmedim.<br />
Hiçbir zaman da düzenli kontrollü olamadım.<br />
Ruhumda bir çılgınlık vardı.<br />
Özgürlük vardı.<br />
Hataları yargılamadım.<br />
Çünkü her an bende aynı hatayı yapabilirim diye düşündüm.<br />
Ben sevmeye aşığım sevdikçe çoğalıyorum&#8230;&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>Cavit ÇAĞ</em></strong></p>
<p><em> “ Beni sevmeyin, beni yaratan Allah’ı sevin “demiştiniz. “ Ben bir aynayım, bana bakan kendini görür yalnızca.”</em></p>
<p><em>Hiç beklenmedik bir anda, birdenbire, öylesine doğal dilinizden dökülüveren bu kelimelerle, gözlerimi dikip gözlerinize, nasıl bir anlam vereceğimi bilemeden, yapışmıştım oturduğum sandalyeye…</em></p>
<p><em>Bir insanın benliğinden bu derece vazgeçişine duyduğum şaşkınlıkla, hayran bakakalmıştım karşınızda… Suspus olmuş, durulmuş, kurulu bir saat gibi uymuştum sizin gizemli, dingin dünyanıza, bir parçanız olmuştum adeta, bundan böyle yaşanacak olan bütün anılarımızla sağ yanınızda… </em></p>
<p><em>Doğum günümdü o gün, bilmiyordunuz. Muzip bir şekilde fısıldamıştım size. “ Bugün benim doğum günüm biliyor musunuz?“ </em></p>
<p><em>Yüzünüzde zeki bir gülümseme ile aniden ayağa kalkmıştınız. &#8220;En sevdiğim şiirlerden biridir” diyerek ivedilikle bana bir kağıt uzatmıştınız. </em><em>“Duymuş muydunuz?” diye de eklemiştiniz.</em></p>
<p><em>Hayır, duymamıştım ne şiiri, ne de şairin ismini. ‘Tek Hece’ idi adı şiirin… Cemal Safi’nin bilmecesiydi… Bilenlere sözü yoktu şairin ama bilmeyenlerin hali baştan başa haraptı, öyle anlatıyordu aşkı, ondan sonrası ab-ı hayattı…</em></p>
<p><em>Doğum günü hediyesi almayacaktım bir daha sizden, ilk ve son olacaktı bu… Sonu ta öncesinden bilinen…</em></p>
<p>Soluk benizli çocuklar gibi açlıktan ölüyordum sizi tanıdığımda. Sevgisizlik denizinin orta yerinde, ejderhaların önündeki yem kutusunun içinde, bir kurt kapanında sıkışıp kalmıştım. Kıyıya çıkma umudumu yitirmeden, hiç durmadan yüzüyordum nereye gittiğimi bilmeden. Özümü gören olmamıştı, yüreğimi bilen çıkmamıştı. Varlığımın siluetine tırmananlar duymamıştı iç sesimi. Perdelerin kıvrımlarında saklıyordum içimdekileri. Kelimelerin gücüne dayanamadan daha, sessiz köşe başlarında, yitirdiklerimin ardından yaktığım ağıtlarla, topukluyordum kaldırımları&#8230; En çok da erişemediğim kendim için sızlanıp duruyordum bir kenarda. Çocuk yüreğime vurulan ketlere, ezilen sevincime, hayatın acımasızlığı karşısındaki çaresizliğime ağlamaklı gözlerle bakıyordum&#8230; Yüzüme vuruyordu çıplak gerçeklerini hayat, indiriyordu en ağır darbelerini hiç durmadan. Kendimden kaçamadan, yakalıyordu bir çırpıda beni. Yüklüyordu cılız omuzlarıma taşıyamadığım yüklerini…  Acz ile altında kalıyordum, hamalıydım kendi günahlarımın… Acıyordum kendime, öğrenilmiş çaresizliğimle kapıp koy vermiştim işte, ne olacaksa olsundu bir an önce…</p>
<p>Oysa sevmek için gelmiştim dünyaya, daha yolun en başında… Her şeyin çok güzel olacağına duyduğum o güçlü inançla geçmiştim bütün yolları. “Bir insanı sevmekle başlayacaktı her şey” . Yaşama sevincimi katık edip ekmeğime,  sol yanımdaki sevgi dolu heybem ile, umutla atıyordum adımlarımı&#8230; Kalemim ve kitaplarımla, kulağımda çınlayan adlarını bilmediğim notalarımla, hiç de yalnız değildim bu yolda. Bolluk ve bereket yüklüydü heybem, isteyene vermeden geçmezdim gülümsememi, diz boyu hırçın sularda ara sıra kaybolsam da, hüznümün tınısıyla çıkardı sadrımdan neşem&#8230;</p>
<p>Ama artık yorgundum, şu koca, şu yalan dünya kadar pisliğin içinde boğulmuştum. İçi boşalmış ceviz tanesi gibi onu yiyen kurduna âşık, kurumuş bir kabuktum…</p>
<p>Hiç umudumun kalmadığı bir anda;</p>
<p><em> “ Sevmek mi daha güzel yoksa sevilmek mi?” demiştiniz olanca çocuksu coşkunuzla bana… Yılların sevgi açlığıyla bir çırpıda cevap vermiştim. “ sevilmek güzel” . Siz ise bütün nezaketinizle düzeltmiştiniz beni“ Sevilmek güzel elbet” gözlerinizi dikip gözlerime “ Ama sevmek daha güzel&#8221; demiştiniz…</em></p>
<p><em>“ <strong>Bir insanı sevmekle başlayacak mıydı her şey?”</strong></em></p>
<p><em>“Cennet burası gibi bir yer olmalı” demiştiniz başka bir gün. Ve eklemiştiniz “ İnsanın sevdikleri nerede ise cennet de orası olmalı…”</em></p>
<p>Cennet ve ben, mümkün müydü gerçekten? Korkmuştum hem de çok, cennetinizdeymişim gibi hissetmekten. İşte o anda anlamıştım gerçek cennetin bu olmadığını. Kulağıma fısıldamıştı biri; cennet bu dünyada bulacağımız bir yer değildi ki&#8230; Hele de bu kadar kolay elde edilecek bir şey hiç değildi. Biliyorum kursağımda kalacaktı sevincim. Ömrümce beklediğim vaha karşımdaydı, susuzluktan öleceğimi bilsem de uzatamazdım elimi&#8230; Bu sahranın ortasındaki bir seraptı, gözlerimi açtığımda kaybolacaktı…</p>
<p>Sevginizin yumuşaklığında acılarım dinlenmiş, tuz bastığım yaralarım iyileşmişti. Korunmasız çocuk ruhum, tomurcuk vermeye meyilli dallarımla, sizden aldığım gün ışığıyla, dikildiğim toprağımı çok sevmişti. Gençtim artık, hiç olmadığım kadar. Bir fidandım ikinci bir hayatı hak eden.  Sulanmaya muhtaç sürgünlerim, gözlerinizden damla damla köklerime inen sevginizle büyüyorlardı…  Değil yedi veren ormanlarını, bütün kâinatı aşkla kucaklıyorlardı…</p>
<p><strong>Aşkın ateşi, mavisinde saklıydı. İlk kıvılcım anının masumiyetine gizlenmiş, itiraf edilemez bir sırdı o. Dile geldiğinde sönen, yerin yedi kat dibinden yükselen, yarin yangın yeri gönlüne sığmayacak bir volkandı. Aşıka şerefle sunulmuş alevden bir toptu, avucunda tuttuğun müddetçe senindi. Seninle başlayıp, seninle bitendi&#8230;</strong></p>
<p><em>Leyla’ya sormuşlar, “Sen mi daha çok sevdin yoksa Mecnun mu?” diye. Hiç tereddütsüz cevap vermiş Leyla, “ Tabi ki ben “demiş. “ Ama nasıl olur?” demişler , “ Mecnun senin için adından, aklından vazgeçti, benliğini bırakıp çöllere düştü, varlığından oldu ” </em></p>
<p><em>Leyla, mütebessim bir hal ile cevap vermiş onlara “ Olsun!&#8221; demiş.&#8221; O aşkımızı ifşa etti, kurda, kuşa, taşa, toprağa, suya, çöle söyledi… Ben ise sır olarak gönlümde sakladım. Bu yüzden ben daha çok sevdim.” </em></p>
<p><em>Bir gün, bu hikayeyi anlattığımda, her zaman yaptığınız gibi başınızı önünüze eğip suskun kalmıştınız. Ne demek istediğimi çok iyi anlamıştınız.</em></p>
<p><figure id="attachment_15318" aria-describedby="caption-attachment-15318" style="width: 575px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/tumblr_mxj6d6QytD1s0nbuqo1_1280.jpg"><img class="wp-image-15318 " src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/tumblr_mxj6d6QytD1s0nbuqo1_1280.jpg?resize=575%2C383" alt="Aşka aşık kardelen" width="575" height="383" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/tumblr_mxj6d6QytD1s0nbuqo1_1280.jpg?w=900&amp;ssl=1 900w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/tumblr_mxj6d6QytD1s0nbuqo1_1280.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/tumblr_mxj6d6QytD1s0nbuqo1_1280.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 575px) 100vw, 575px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-15318" class="wp-caption-text">Aşka aşık kardelen</figcaption></figure></p>
<p><strong>Aşka aşık kardelen</strong></p>
<p><em>Güneşe aşık bir kardelen varmış. Kışın soğuğunda, toprağın altında, hep içinden dua edermiş, hiç görmediği ama aşık olduğu gün ışığını bir kez olsun görebilmek için. Melekler dayanamamışlar kardelenin yalvarmasına ve anlatmışlar isteğini tanrısına. Tanrı kabul etmiş kardelenin duasını. Baharın ilk günü için izin vermiş kardelenin topraktan çıkmasına. Melekler haber vermişler müjdeyi kardelene. Sabırla bekleyen kardelen, karlar erimeye başladığında topraktan uzatmış mavi bakışlarını. Güneşi gördüğü ilk anda kör olmuş nazik yaprakları, solmuş maşuğunun ışığında, vermiş son nefesini gün ışığının altında&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Aşık, yok <span style="font-size: 14px;">olunca aşk yolunda aşkı uğruna, başlarmış yaşamaya maşuk&#8217;unda&#8230;</span></strong></p>
<p><figure id="attachment_15286" aria-describedby="caption-attachment-15286" style="width: 588px" class="wp-caption aligncenter"><a style="font-size: 14px;" href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/b30e3825b8a986f97b8178b9f0920933.jpeg"><img class="wp-image-15286" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/b30e3825b8a986f97b8178b9f0920933.jpeg?resize=588%2C259" alt="" width="588" height="259" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/b30e3825b8a986f97b8178b9f0920933.jpeg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/b30e3825b8a986f97b8178b9f0920933.jpeg?resize=300%2C132&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/07/b30e3825b8a986f97b8178b9f0920933.jpeg?resize=1024%2C451&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 588px) 100vw, 588px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-15286" class="wp-caption-text">Mavidir Ateşi Aşkın</figcaption></figure></p>
<p><strong>Mavi Lavların Sırrıdır Aşk&#8230;</strong></p>
<p>Yeryüzündeki volkanik dağlar gizli aşıklardır. Kimse bilmez bu gerçeği. Ses etmezler, yüzlerce yıldır susarlar, kendi ateşlerinde boyuna yanar dururlar.  Yer üstünde yaşayanlar bastıkları toprağın altındaki olan biteni umursamazlar. Tırmanırlar üzerine, seyre dalarlar manzaranın güzelliğine ama ne çektiğini bilmezler dağların. Taş zannederler  onları,  toprağın altındaki canları, göremez vicdanları&#8230;</p>
<p>Oysa ki dağlar, Ferhat&#8217;ın deldiği aşk ile çağlar. Bağrından akan pırıl pırıl sular, aşkın safiyetindendir&#8230; Duyduğunuz yankılar aşkın türküsüdür, yediğiniz yemişler aşıkın kanıyla sulanmıştır, işte bu yüzden çok tatlıdır. İçtiğiniz billur su, durudur, arıdır, diridir, ölüyü diriltir&#8230;</p>
<p>&#8220;Aşk yoluna düşenlerin diri olmaları gerek. Ölü aşık olabilir mi? Diri olan kimdir biliyor musun? Aşktan doğan kişi. Aşıklar ölmez.&#8221; (1) demiştir Aşkın Piri&#8230;</p>
<p>Volkan patladığında ateş kusar ağzından, suskunluğunu bozar, püskürttükçe lavları boşaltır içindekileri&#8230; Yakar önüne geleni, yeryüzü olur mahşer yeri&#8230; Sonra diner öfkesi, bakar etrafına kalmamış tek bir canlı izi&#8230; Yalnızlığında döner onun da çilesi&#8230;</p>
<p><em>Artık mavi lavlarından geriye kalan, kararmış bir volkanın iniltilerinde son bulmuş simsiyah bir sahildir. Mavi okyanus boylu boyunca uzanmış yanında onu seyretmektedir. Sevdiceğine uzaktan bakanların aşkı ile kumları dalgalarıyla dövmektedir&#8230;</em></p>
<p><em>Basıyorum artık o siyah kumlara, üzerinde yürüyorum çıplak ayaklarımla… Öyle ürkütücü, öyle ıssız ki serinliği bile kalmamış avuçlarımda. Simsiyah kumlarından yaptığım kumdan kalemde yaşıyorum, Rapunzel gibi uzun saçlarımı sarkıtıyorum, bir masal kahramanını oynuyorum kendi hayal dünyamda. Biliyorum ki kimse giremeyecek bir daha, sırça camdan yapılmış gönlümün sırlarına&#8230; Çeviriyorum gözlerimi masmavi okyanusa&#8230;</em></p>
<p><strong>Bağışlamak, bize bağışlanan hayatın can damarıdır. Kusur,  kusuru görenlerin gözlerinden nazar ederek senin baktığındır.  Günahlar, utandığın kendini af ettiğinde özgürce uçup gittiğin kendi kanatlarındır…</strong></p>
<p>(1) &#8220;Mevlana Celaletin-i Rumi / Divan-ı Kebir</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/nTGdwyumGJs?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/">http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/">http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-6-bir-kahvenin-hatirina/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-6-bir-kahvenin-hatirina/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-7-askin-mavi-alevi/">Mavi Rüya Öyküleri -7- Mavidir Alevi Aşkın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-7-askin-mavi-alevi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15179</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mavi Rüya Öyküleri -6- Bir Kahvenin Hatırı Sahi Kaç Yıldı?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-6-bir-kahvenin-hatirina/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-6-bir-kahvenin-hatirina/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 23 Jun 2018 06:40:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[aykız]]></category>
		<category><![CDATA[DenizTürkali]]></category>
		<category><![CDATA[ezginingünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[IşılÖzgentürk]]></category>
		<category><![CDATA[Küçüksevinçlerbulmalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[yazko]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15090</guid>
				<description><![CDATA[<p>Seninle tanıştığımız gün dün gibi aklımda. Üniversite sıralarında oturduğumuz ilk yıldı daha. Kimsenin kimseyi tanımadığı, selam vermeyi bile akıl etmediği çömez yıllardı… Biraz endişeli, çokça umutlu ama hep bir mahzundu arkadaşlıklar. Büyük bir sınavdı sözde kazandığımız, öyle ya kaç kişi girmeyi başarmıştı bizim liseden, ya seninkinden? Bizden yaşça büyüklerin “ya üniversiteye gidersin ya Enver Usta’ya” [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-6-bir-kahvenin-hatirina/">Mavi Rüya Öyküleri -6- Bir Kahvenin Hatırı Sahi Kaç Yıldı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Seninle tanıştığımız gün dün gibi aklımda. Üniversite sıralarında oturduğumuz ilk yıldı daha. Kimsenin kimseyi tanımadığı, selam vermeyi bile akıl etmediği çömez yıllardı… Biraz endişeli, çokça umutlu ama hep bir mahzundu arkadaşlıklar. Büyük bir sınavdı sözde kazandığımız, öyle ya kaç kişi girmeyi başarmıştı bizim liseden, ya seninkinden? Bizden yaşça büyüklerin “ya üniversiteye gidersin ya Enver Usta’ya” diye gözümüzü korkutmalarından kurtulmuştuk kurtulmasına ama keşke her şey kolay olsaydı bundan sonra…</p>
<p>Gönlümdeki o koca üniversite kapısından girememiştim içeriye, hevesim kursağımda kalsa da, olsundu&#8230; O şanlı meydanda, üzerinde 1453 yazan bina bizden uzak olsa da, bir otobüslük mesafedeydi sonuçta. Ara sıra yemek hanesinde kaçamak yediğimiz öğle yemekleri bile keyifliydi nasılsa… Belki de bu yüzden, her ders çıkışında alırdık soluğu Beyazıt’ta… Çınar altının serinliğinde, kurardık mavi hayallerimizi bir simit ve bir bardak çayla. Meteliksizlik bükmezdi boynumuzu asla… Öğrenmiştik aklımızı kullanmayı… Sırası gelen tek bir çay isterdi çaycıdan her uğradığında. Sırayla içerdik çayı belki ama simidi bölüşerek yerdik. Bilirdi de ses etmezdi çaycı, gülümserdi boyuna… Mutluyduk çok, simidimizi paylaştığımız güvercinler kadar… Peri masallarında gezinen gülüşmelerimizi başımızda esen gençlik yeli serinletirdi… Sevgimize katık ederdik umudumuzu bolca… Yüreğimizin bir yanında ışıldayan sevinçlerimizle sarılırdık, hüzün bulutları ne zaman gelip çökse çocuk omuzlarımıza…“ Küçük küçük sevinçler” bulurduk parlak fikirlerimizle, neşe katardık toy hayatımıza, izlediğimiz tiyatro oyununun replikleri arasında…</p>
<p><strong><em>“Bir zamanlar yüreğim</em></strong></p>
<p><strong><em>Sonsuz bir sevinçle çarparken</em></strong></p>
<p><strong><em>Deli gibi…</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne hayaller kurardım</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne hayaller kurardım</em></strong></p>
<p><strong><em>Dolaşırdım bulutlarla birlikte</em></strong></p>
<p><strong><em>Konuşurdum dünyanın gözleriyle</em></strong></p>
<p><strong><em>Bitmez tükenmez sanırdım sevgilerim!</em></strong></p>
<p><strong><em>Avuçlarımdaydı dünya!</em></strong></p>
<p><strong><em>Avuçlarımdaydı dünya! *</em></strong></p>
<p>Işıl Özgentürk’ün yazdığı Küçük Sevinçler Bulmalıyım Oyununa gittikten sonra, ‘ avuçlarımızın arasındaydı artık bizim olan dünya’…</p>
<p>Karlı, fırtınalı bir Şubat ayıydı 1983’tü yılı&#8230; Tiyatro oyunun biletleri o gün bende saklıydı. Zar zor edinebilmiştik zaten biletleri. Kardan göz gözü görmez bir İstanbul haliydi. Kocasinan’dan Cağaloğlu’na gitmem kuvvetle gerekliydi. Arkadaşlarla buluşacaktım. Oradan Taksime, İstiklal caddesine geçecektik, Dostlar Tiyatrosuna… Evden izin almam ne mümkündü! Ben gideceğim diye ayak diretince, annem dayanamayıp inadıma, benimle gelmişti Cağaloğlu’na; hiçbir arkadaşımın gelmeyeceğine duyduğu derin inançla… Yazko’nun kafesinde buluşacaktık. Zorlu yolculuğun sonunda kafeye vardığımızda bir sen eksiktin. Üzülmüştüm göremeyince seni. En çok sen istiyordun oyunu seyretmeyi… Gebze’den gelen arkadaşıma şaşırıp kalmışken annem, üstün başın bembeyaz içeriye girdin… Küçükbakkalköy’den yetişmiştin, sabahın erken saatlerinde yola çıkan sen… Susmuştu annem. Arkadaşlığımızdan çok etkilenmişti, karışmadı bir daha da zaten…</p>
<p><strong><em>“Yürek usulca pas tutar / Gelip geçerken günler / Sevgi uçup gider / Güneş ısıtmaz</em></strong></p>
<p><strong><em>Yürek usulca pas tutar / Terlemez avuçların / Düşsüz uykular başlar / Şaşmayı unutursun</em></strong></p>
<p><strong><em>Yürek usulca pas tutar / Fark etmez geçmiş gelecek / Fark etmez akla kara / Fark etmez doğru yanlış</em></strong></p>
<p><strong><em>Yürek usulca pas tutar”</em></strong></p>
<p>Deniz Türkali bu şarkıyla girmişti sahneye… Sonrasında hepimizi alıp götüren müthiş bir serüvene… Tek başına bir kabareydi oynadığı, salon adeta onunla bir bütün olmaya başlamıştı… Canlandırdığı karakterlerle genç ruhumuzu eline almış,  yaşayacaklarımızı bilir gibi, önceden haber verir gibi, bir anne şefkatiyle sarsmıştı bizi…</p>
<p>Oyun çıkışı konuşmadık hiç. Herkes kendi payına düşeni kapmış, kendi derinliğine dalmıştı… Okulda görüşmek üzere ayrıldık… Ama ‘küçük sevinçleri ‘ ruhumuza kazıdık…</p>
<p>Üniversite hayatımız boyunca bir ritüel olmuştu sanki, hemen her gün ders çıkışı önce Beyazıt Çınar Altı, sonrası işte…</p>
<p>Sonrası, Beyazıt üzerinden yürüyerek inilen Cağaloğlu&#8230;Çoğu kere uğranılan yol üstündeki Çorlu’lu Ali Medresesi… Nargile içenlere takılmadan, bir tanıdık var mı diye bakılıp etrafa, varsa yoksa Divan Yolundan sapardık Bab-ı Ali yokuşuna… Kitapçıları dolanırdık sırayla, almak maksadıyla değil a, nerde bizde her daim o para… Cem, Yazko ve Say’dan dosdoğru aşağıya, istikamet köprü altına…</p>
<p><strong><em>“Gördüm!</em></strong></p>
<p><strong><em>Kaçıverdi avuçlarımdan dünya</em></strong></p>
<p><strong><em>Sevgilerim çolak çöllerde kayboldu</em></strong></p>
<p><strong><em>Gözyaşları ve acınası bir yüz kaldı</em></strong></p>
<p><strong><em>Bana…</em></strong></p>
<p><strong><em>Şimdi küçük sevinçler bulmalıyım…”</em></strong></p>
<p>Sanırlar ki bira içilir köprü altında yalnızca, biz kahve içmeye giderdik seninle, dostça… Dört senede müdavimi olmuştuk kahvehanenin, tiryakilik haddinde severdik kahveyi ve köprü altını… Yaşlı balıkçılar birkaç gün uğramadık mı merak ederlerdi bizi. Anlatırdık inceden, vizeler, finaller, gelemedik falan… Sonra bir gün gerçekten Final dediler… Mezun oldunuz dediler. Bitti bütün bu işkenceler…</p>
<p>Anlayamamışız meğer, gerçek işkencenin ne olduğunu o vakitler… Sahi seninle görüşmeyeli kaç sene oldu?</p>
<p>Birkaç kere aradık birbirimizi telefonla, yüz yüze bir iki sohbet ya sonrasında…</p>
<p>Dostluk ölünceye kadar demiştik, birbirimize doğduğumuz aynı günde hediyeler vermiştik… Köprü altı yok artık, izi bile kalmadı, resmini bulmak hiç kolay olmadı. Senden bir fotoğraf var elimde, köprü altında çekilmiş olan… Bir de kaset hani bana aldığın doğum günümüzde… Bir de söylediğin şarkı kulağımda kalan… &#8220;Beni yaktın aykız aykız ataşe&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>“Biliyorum dostluklar yorgun,<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/indir.jpg"><img class="size-full wp-image-15133 alignleft" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/indir.jpg?resize=225%2C225" alt="" width="225" height="225" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/indir.jpg?w=225&amp;ssl=1 225w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/indir.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" data-recalc-dims="1" /></a></em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Çok yakın savaş tehlikesi,</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Biliyorum gülmüyor çocuklar,</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Ancak yine de bulunabilir,</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Bir cümle</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Bir İnsan</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Bir dost sıcaklığı</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Bir çocuk gülümsemesi gibi</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong><em>Küçük sevinçler bulmalıyım…”</em></strong></p>
<p><figure id="attachment_15137" aria-describedby="caption-attachment-15137" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/262810539_0.jpg"><img class=" wp-image-15137" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/262810539_0.jpg?resize=300%2C400" alt="" width="300" height="400" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/262810539_0.jpg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/262810539_0.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/262810539_0.jpg?resize=768%2C1024&amp;ssl=1 768w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-15137" class="wp-caption-text">*KÜÇÜK SEVİNÇLER BULMALIYIM &#8211; IŞIL ÖZGENTÜRK</figcaption></figure></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/Y6vbfX0i5Hw?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/">http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/">http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-6-bir-kahvenin-hatirina/">Mavi Rüya Öyküleri -6- Bir Kahvenin Hatırı Sahi Kaç Yıldı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-6-bir-kahvenin-hatirina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15090</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaparsa Travis Yapardı: Dağlar Dağlar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yaparsa-travis-yapardi-daglar-daglar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yaparsa-travis-yapardi-daglar-daglar/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 18 Jun 2018 07:55:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15057</guid>
				<description><![CDATA[<p>8 Haziran 2018 tarihinde Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında Zorlu Center’da sahne alan brit-rock grubuTravis konseri öncesinde, grubun hiç bir İstanbul konserini kaçırmamaya çalışan biri olarak özellikle eski albümlerini çalacakları için bir parça hayal krıklığı vardı.  Çünkü konserlerde yeni şarkılar keşfetmeyi ya da sürpriz cover’larla ve farklı melodilerle şaşırmayı seviyorum; böylece bir dahaki sefer yeni [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaparsa-travis-yapardi-daglar-daglar/">Yaparsa Travis Yapardı: Dağlar Dağlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>8 Haziran 2018 tarihinde Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında Zorlu Center’da sahne alan brit-rock grubuTravis konseri öncesinde, grubun hiç bir İstanbul konserini kaçırmamaya çalışan biri olarak özellikle eski albümlerini çalacakları için bir parça hayal krıklığı vardı.  Çünkü konserlerde yeni şarkılar keşfetmeyi ya da sürpriz cover’larla ve farklı melodilerle şaşırmayı seviyorum; böylece bir dahaki sefer yeni albümlerini çalacakları umuduyla beklentiyi düşürmüştüm, ancak Travis konserde öyle bir cover yaptı ki sürpriz olmak bir yana işte bu ancak Travis’ten beklenirdi dedirtti.</p>
<p>Öncelikle grubun solisti Fran Healy’nin sahneye İskoç kilti ile çıkmasına bayıldım. Bir yandan süslü püslü sahne hazırlıklarına tam bir meydan okuma gibi görünürken diğer yandan grubun İskoç kökenlerini de vurgulayan bir tavırdı. Zaten Travis’e dair hemen her şey kimliklerimizin özüne yönelik bir hatırlatma hissi uyandırıyor.</p>
<p>Özümüze yönelmekten kasıt, sadece doğup büyüdüğümüz topraklarla ilgili bir mesele de değil aslında; aramızda bağ bulunan ve öz benliğimizi oluşturan her şey buna dahil olabiliyor. Kısaca insani olan ve tüm insanlarda ortak bulunan bir öz’den, yalnızca ama yalnızca kendin gibi olabilme şartını taşıyan bir öz’den bahsediyorum. Ama her nasılsa ait olduğumuz bağlarımızdan ve öz’ümüzden uzaklaşmak mevzusu günümüz şartlarında çok kaygan bir tabakanın üzerinde direniyor ve bizler maalesef çok unutkanız. Bilhassa medyanın dayattığı keskinlik; neyi, ne zaman, nasıl ve nerede kısacası “hangi uygunlukta” yapacağımızın önceden belirlenmiş sınırlarını çizerken ve bu sanal ortamda bir can’ı olanın “gerçek varlığı” hiçe sayılıyorken, birileri çıkıp “hala gerçek bir şeyler mümkün” diyebildiği zaman o sese doğru koşmaktan başka çaremiz kalmıyor. Biz onların işaret ettiği gerçeği çoktan ölü sanıyorken, bir de bakıyoruz ki o hala hayatta ve onu yaşatmak mümkün. Seviniyoruz. Unuttuğumuza üzülerek…</p>
<p>Hayranlarıyla konuştuğum zaman anlıyorum ki bunlar hemen herkes için Travis’in ifade ettiği şeyler. Hiç beklenmedik bir anda İstanbul’a hediye olarak Türkçe bir şarkı performansı sergileyen bu grubun seçtiği türkünün “dağlar dağlar” olması da başlı başına özümüze davet değil mi?</p>
<p>Fran’in solo performansının ardından:<em>&#8220;Bu şarkıyı ilk duyduğumda tüylerim diken diken oldu ve ona tarif edemediğim bir şekilde bağlandım. Artık dünyada</em><em> böyle şarkılar duyamıyorsunuz”</em> sözleriyle göstermiş olduğu, incelik, anlayış, kavrayış ve müziğe yaklaşımı çok etkileyiciyidi. Hele ki solistin, Türkçe bir şarkıyı olası bir Teoman cover’ından daha da az İngiliz aksanıyla söylemesi üzerine yapılan yorumlar oldukça eğlenceliydi, grup üyeleri bu kısmı pek anlamadı tabi sadece biz güldük.  <a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/travis.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-15060" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/travis.jpg?resize=620%2C258" alt="" width="620" height="258" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/travis.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/travis.jpg?resize=300%2C125&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Çoğumuzun çocukluk ya da ilk gençlik yıllarının tatlı anılarından olan “The Man Who” albümünün tamamını çaldığı bu özel konser için; kimisi 30 yaş hediyem demiş, kimisi ise yılın en anlamlı günü…Bana göre ise Travis ve benzeri müzisyenler ve sanatçılar &#8211; <em>tıpkı değerli Barış Manço’nun da bir zamanlar yaptığı gibi</em>&#8211; robot düzenin içindeki can’larımıza ve öz’ümüze ayar çekmeye geliyorlar. Başkasının kullandığı sözcüklere, varoluş tarzına, kişisel anlayışına değil de kendimizinkine yakından bakmayı yeniden ve yeniden öğretmeye… Ve başarıyorlar da… Çünkü zaten başka seçeneğimiz yok ve zaten tam da bu yüzden kayboluyoruz. Gidecek başka bir yerimiz yok. Travis bize ait olduğumuz yeri ne güzel hatırlatıyor. Konserlerine gitsem de gidemesem de; kendilerinden gelen en ufak bir video, audio, haber ve hatta görünümlerinden aldığım ilham bana her zaman inandığımız şeylerden vazgeçmemiz için hiçbir neden olmadığını; her birimizin önce “kendimize ait olduğunu” ve dünyaya “olduğumuz gibi” etki edebileceğimizi hatırlatıyor.</p>
<p>Her zaman konserlerinde az tanınırlıklarından bahseden Healy’nin bu sefer de kendilerinden pek haz etmemiş olan bir gazeteciden söz etmesine gülerken, yakında haklarında bir belgesel yapılacağını bildirmesi ise dolaylı olarak bize “herkesi memnun etmek zorunda olmayıp” yine de birilerini gerçekten <em>etkileyebileceğimizi</em> ve bunun çok şey ifade edebileceğini hatırlatmanın bir başka yoluydu.</p>
<p>Bugün müzik 70’lerde olduğu gibi dünyayı değiştiremiyor gibi görünebilir ve bu durum medyanın çoklu araçları arasında ses’in ya da performans’ın kaybolmasından kaynaklanıyor olabilir; çok daha fazla görsellik ve stilde çeşitlilik arasında müziğin ya sesi çok kısık çıkıyor ya da boğuluyor gibi görünmekte. Oysa ki grubun bas gitarı Dougie Payne’nin daha önce de söylediği gibi “dünyayı değiştiren müzik değil insanlardır”. Müziğin değdiği yerde ve ruhlarda bir etki olmamasından söz edilemez. Travis konserine katılanların, konser sonrasında aldıkları etkiyi çevrelerine saçmaya devam etmesi bu zincirin halkasına bir katkı değil midir?</p>
<p>Keşke böyle insanlar hep daha fazla üretseler, hep daha fazla var olmaya ve ilham olmaya devam etseler…</p>
<p>Çok teşekkürler Travis!</p>
<p>İyi ki varsınız…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/dn9Ol4ndHC0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaparsa-travis-yapardi-daglar-daglar/">Yaparsa Travis Yapardı: Dağlar Dağlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yaparsa-travis-yapardi-daglar-daglar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15057</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mavi Rüya Öyküleri -5- Yaşamak Şakaya Gelmez Mi Nazım Usta?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 13 Jun 2018 05:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Çırak Aranıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamak Şakaya Gelmez]]></category>
		<category><![CDATA[Zülfü Livaneli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14821</guid>
				<description><![CDATA[<p>Karne almaya ramak kaldığı günlerdendi, benden iki yaş küçük erkek kardeşimle okuldan eve dönerken, annemin sabahleyin bize hazırladığı kumanyayı yemek için, evimizin yolunun üstündeki çocuk parkında oturduk, beyaz peynirli, domatesli ekmeklerimizi yemeğe koyulduk. Parkın hemen yakınındaki inşaattan gelen matkap gürültülerine parkta oynayan çocukların neşesi karışıyordu. Ta ki o çığlık duyulana dek. “Düştü, adam düştü” diye [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/">Mavi Rüya Öyküleri -5- Yaşamak Şakaya Gelmez Mi Nazım Usta?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Karne almaya ramak kaldığı günlerdendi, benden iki yaş küçük erkek kardeşimle okuldan eve dönerken, annemin sabahleyin bize hazırladığı kumanyayı yemek için, evimizin yolunun üstündeki çocuk parkında oturduk, beyaz peynirli, domatesli ekmeklerimizi yemeğe koyulduk. Parkın hemen yakınındaki inşaattan gelen matkap gürültülerine parkta oynayan çocukların neşesi karışıyordu. Ta ki o çığlık duyulana dek. “Düştü, adam düştü” diye bağırıyordu biri hararetle. Matkap sesi sustu ilk önce, çocuklar sustu sonra, balkonunda halı döven teyzenin sopası sustu. İşçiler koşturmaya başladılar, kardeşim endişeli baktı bana. Ben ona baktım şaşkınca, korkudan gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Yarısı yenmiş ekmeği elinde duruyordu hala&#8230;</p>
<ul>
<li>Sen burada otur ben gidip bir bakayım, dedim.</li>
<li>Abla gitme ne olur, dedi.</li>
<li>Belki bir faydam olur Emre, ben hemen bakıp geleceğim, dedim.</li>
<li>Ablaaaaa! diye bağırdığını işitirken arkamdan, koşarak inşaata girmek istedim. Ustabaşı,</li>
<li>Nereye çocuk, dur bakalım! Deyip durdurdu beni, tuttu kolumdan usulca&#8230;</li>
<li>Ben ilk yardım dersi aldım amca, dedim ivecenlikle. Bir faydam olur belki diye geldim&#8230;</li>
</ul>
<p>Şaşkın bakışlarından kaçıp, sol tarafı kanlar içinde sedyede yatan işçiye doğru koştum. Sol kolundaki yarası derindi, çok kan kaybediyordu ve hemen durdurulması gerekiyordu. Ambulans gelene kadar bir şeyler yapmalıydım. Hemen temiz bir bez istedim, yarayı sıkıca sardım ve düğüm attım. Sonra da üzerine küçük bir sopayla bastırıp yeniden sardım. Kanama durdu kısa bir süreliğine. Tıpkı öğretmenimden öğrendiğim gibi, üstüne tekrar bir bez sardım. Saati sordum ve sağ elinin avucuna bu saati kalemle yazdım. O kadar hızlı olmuştu ki her şey ben bile şaşkın bakakalmıştım kendi halime. Üstüm başım, her yerim kan içindeydi. Ustabaşı yanıma geldi, alnımdan öptü beni.</p>
<ul>
<li>Hızır gibi yetiştin be çocuk, dedi.</li>
</ul>
<p>Ambulans geldi, beyaz önlüklü hemşireler indiler. Yaralının halini gören baş hemşire,</p>
<ul>
<li>Bu turnikeyi kim uyguladı? Dedi. Ustabaşı beni gösterdi.</li>
<li>Aferin sana, ne güzel yapmışsın turnikeyi, okulda mı öğrendin? Dedi. Ben de başımı sallayarak,</li>
<li>Evet. Öğretmenimiz ilk yardım dersinde öğretti, dedim.</li>
<li>Sen büyüyünce hemşire olmalısın, dedi. Bana göz kırptı, saçımı okşadı…</li>
</ul>
<p>İşte o gün, o anda karar vermiştim, büyüyünce hemşire olacaktım. Zaten öğretmenim de elimin çok yatkın olduğunu söylemişti, ilk yardım derslerinde yaptığım uygulamaları görünce&#8230;</p>
<p>İnsanın hayatı bazen tek bir olayla değişiverir, kader tek bir anla seni yol ayrımına getirip bırakıverir. O gün eve döndüğümde kan içindeki mavi okul önlüğümü anneme göstermeden kendim yıkamıştım. Annem ve babam dokuma fabrikasında işçi olarak çalışıyorlardı. Tek amaçları kardeşimi ve beni okutmak, kendi mavi önlüklerinden bizleri uzak tutmaktı. Şaka yapardı bazen babam, “bak bizde okula gidiyoruz” derdi kendi işçi önlüğünü göstererek. Oysaki hiç şikâyet etmediği halde okuyamamış olmaktan gizli gizli üzüntü duyduğunu bilirdim. Hemşire olursam beyaz önlük giyerim dedim kendi kendime. Beyaz kep takarım, ben annem ve babam gibi işçi olmayacağım…</p>
<p><figure id="attachment_14945" aria-describedby="caption-attachment-14945" style="width: 816px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/maaslarini-alamayan-tekstil-iscilerinin-isten-cikarilmasi.jpg"><img class="wp-image-14945 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/maaslarini-alamayan-tekstil-iscilerinin-isten-cikarilmasi.jpg?resize=640%2C325" alt="" width="640" height="325" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/maaslarini-alamayan-tekstil-iscilerinin-isten-cikarilmasi.jpg?w=816&amp;ssl=1 816w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/maaslarini-alamayan-tekstil-iscilerinin-isten-cikarilmasi.jpg?resize=300%2C153&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/maaslarini-alamayan-tekstil-iscilerinin-isten-cikarilmasi.jpg?resize=474%2C240&amp;ssl=1 474w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14945" class="wp-caption-text">Tekstil Fabrikası İşçileri</figcaption></figure></p>
<p>Fabrikanın çalışma koşulları çok ağırdı. Üç vardiya çalışıyorlardı. Annem ve babam iplik bölümündeydiler. İşi öğrenip dokuma tezgâhlarına geçmek istiyorlardı. Orada çalışanlar biraz daha iyi maaş alıyorlardı. “ Dokumacılık iplikçilikten evladır “ derdi babam. Dokumacı olamadan daha fabrikada grev patlak verdi bir gün. Yaz tatili gelmişti. Evdeydik kardeşimle biz. İki ay maaş alamadan öylece bekledi babam. Annemi işten çıkarttı patron. Çünkü ne sigortası ne de sendikası vardı. Evlere temizliğe gitmeye başlamıştı. Karnımızı zor doyuruyorduk aldığı üç beş kuruşla. Fabrikada giydiği mavi önlüğünü, zengin evlerinde temizlik yaparken giyiyordu annem artık&#8230;</p>
<p>Annemin işde olduğu bir gün babama yemek götürmeye gittik kardeşimle. Sefer tasındaki kuru fasulyeyi dökmeden götüreyim diye, yol boyunca sağ kolumu hiç sallamamıştım. Sol elimle kardeşimi sıkı sıkıya kavramıştım. Babamın  mavi işçi gömleği yoktu nedense üzerinde. “Grev Gözcüsü” yazan bir başka mavi gömlek vardı. Bu sefer başında mavi bir kasket, “ Bu İş Yerinde Grev Vardır” yazan mavi bir pankart  ellerinde…</p>
<p><em>Yaşamak şakaya gelmez,</em><br />
<em>büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın</em><br />
<em>bir sincap gibi mesela,</em><br />
<em>yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,</em><br />
<em>yani bütün işin gücün yaşamak olacak.</em></p>
<p>Bir sebze sandığının üzerinde bu şiiri okuyordu babam. Benim babam, ilkokulu zor bitirmiş gazete bile okumayan babam… Ezberinden şiir okuyordu… Beni gördü, elimdeki sefer tasını ve kardeşimin elini nasıl sıkı sıkı tuttuğumu gördü. Gözleri doldu. Sesi çatladı. İndi sandıktan. Yanıma geldi. İki koluyla sarıldı bize…</p>
<p>Bir alkış koptu, neye uğradığımızı bilemedik. Bütün işçiler bize gülen gözlerle bakıyorlardı. Sefer tasını aldı elimden babam. Bir kâğıt tutuşturdu elime, sonra demin indiği sandığa çıkarttı beni. “ Oku” dedi bana. İşçiler bana bakıyordu, babam bana bakıyordu.</p>
<ul>
<li>Hadi oku kızım, dedi gururla… Okudum ilk defa hayatımda, Nazım Hikmet’in şiirini…</li>
</ul>
<p><em>Yaşamayı ciddiye alacaksın,<br />
yani o derecede, öylesine ki,<br />
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,<br />
yahut kocaman gözlüklerin,<br />
beyaz gömleğinle bir laboratuarda<br />
insanlar için ölebileceksin,<br />
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,<br />
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,<br />
hem de en güzel en gerçek şeyin<br />
yaşamak olduğunu bildiğin halde.</em></p>
<p><em>Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,<br />
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,<br />
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,<br />
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,<br />
yaşamak yani ağır bastığından.</em></p>
<p>Fonda kaset çalıyordu, uzaktan geliyordu müziğin sesi…</p>
<p><em>Elim sanata düşer usta yürek acıya,</em></p>
<p><em>Ölüm hep bana bana mı, bana mı düşer usta,</em></p>
<p><em>Ölüm hep bana bana mı, bana mı düşer usta…</em></p>
<p><strong>Otuz altı yaşındayım artık, mavi hayallerimden çok uzakta bir hastanede gece nöbetindeyim. Silah sesleri geliyor. Sınıra çok yakın bir yerdeyiz. Savaşın ortasındayız, patlayan bombalardan kopan çocuk kollarını yerlerine dikmeye çalışmaktayız. Hemşire oldum, babama söz verdiğim gibi. Oku demişti, okudum. İşçi olmadım onlar gibi…</strong></p>
<p><strong>Ama giyemedim beyaz önlüğü, beyaz kep takamadım maalesef. Kaldırmışlar ben okurken üniversitede ne yazık ki…</strong></p>
<p><strong>Mavi hemşire önlüğü giyiyorum şimdi. İki tane verdiler, biri kanlanınca yıkayıp öbürünü giyebileyim diye&#8230;</strong></p>
<p><strong>İşçi olmadım annem babam gibi… Ama şerefli bir mavi önlük giyiyorum, tıpkı alın teri ve emeğiyle çalışan milyonlarca insan gibi…</strong></p>
<p><strong>Yaşamak Şakaya Gelmez Değil Mi Nazım Usta? Sen öğrettin bunu bana, yaşamanın ne demek olduğunu bilmeden daha&#8230;</strong></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/ZHJJVZfnHzU?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/">http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/">http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/">Mavi Rüya Öyküleri -5- Yaşamak Şakaya Gelmez Mi Nazım Usta?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14821</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mavi Rüya Öyküleri &#8211; 4 &#8211; Mavi Sümbül &#038; Pembe Lale</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 30 May 2018 06:30:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Çığlık]]></category>
		<category><![CDATA[Comfortably Numb]]></category>
		<category><![CDATA[Edvard Munch]]></category>
		<category><![CDATA[Pink Floyd]]></category>
		<category><![CDATA[The Wall]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14623</guid>
				<description><![CDATA[<p>“ Hiç kimse benim gibi değildi ve ben de hiç kimse gibi değildim. Ben tek başınaydım onlarsa herkes” Dostoyevski  Yürüyordun, hatırlıyor musun? Bir gece vaktiydi, vakit 00.00 olmadan hemen önceydi. Yeni bir güne dönmeden gece daha, daha sıfırlamadan gelip geçeni &#8211; artık neyi sıfırlıyorsa &#8211; bitirmeden uykunun gölgesinde görülen rüyaları, zaman herkes için hızla akıyorken [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/">Mavi Rüya Öyküleri &#8211; 4 &#8211; Mavi Sümbül &#038; Pembe Lale</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“ </strong><strong>Hiç kimse benim gibi değildi ve ben de hiç kimse gibi değildim. Ben tek başınaydım onlarsa herkes” Dostoyevski </strong></p>
<p>Yürüyordun, hatırlıyor musun? Bir gece vaktiydi, vakit 00.00 olmadan hemen önceydi. Yeni bir güne dönmeden gece daha, daha sıfırlamadan gelip geçeni &#8211; artık neyi sıfırlıyorsa &#8211; bitirmeden uykunun gölgesinde görülen rüyaları, zaman herkes için hızla akıyorken karanlığın koynunda, sen, hızlı adımlarla yürüyordun bilmediğin yollarda… Korkun, yüreğinin bir köşesinde sinmiş bekliyordu ağzından çıkmayı ve delicesine geceye haykırmayı… Oysa sen, korkuna yenik düşmeden, usulca ağlıyordun neye ağladığını bile bilmeden… Değil haykırmak, tek kelime bile geçmiyordu kafandan, geçmiyordu zaman, geçmiyordu damarlarının içinde akan kan, sinende yanan kor alevleniyordu durmadan…</p>
<p><figure id="attachment_14790" aria-describedby="caption-attachment-14790" style="width: 513px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/10.jpg"><img class=" wp-image-14790" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/10.jpg?resize=513%2C289" alt="" width="513" height="289" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/10.jpg?w=852&amp;ssl=1 852w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/10.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 513px) 100vw, 513px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14790" class="wp-caption-text">Gece Yarısı Sokakta Yürüyen</figcaption></figure></p>
<p>Soğuktan morarmış parmaklarına bakmadan, çisileyen yağmura aldırmadan, adımlarını hızlandırıyordun an be an&#8230; Kızgın kumların üzerinde yürüyordun sanki&#8230;Telefon ettiğinde “hemen gel” demişti sana karşındaki… Kimdi? Neyin nesiydi? Daha kaç günlük bir tanışıklıktı sizinkisi, hakkında ne düşünürdü bilmiyordun. Bilme lüksün yoktu, sabaha kadar kalacak bir yere ihtiyacın vardı, o kadardı, yapacak başka bir şey yoktu, gece bir türlü bitmek bilmiyordu…</p>
<p>Otobüse bindin, şoförün bakışlarını umursamadan en arka koltuğa gidip oturdun, yaşlı bir adam ve sen… Kimse yoktu koskoca otobüste… Evsizdi yaşlı adam büyük bir ihtimalle. Son seferden önce sıcak bir yatak bulmanın keyfiyle, horluyordu. Beton zemindeki yatağıyla buluşmadan önce, beyaz sakallarının arasında kaybolmuş dudaklarıyla, gülümsüyordu. Otobüs gecenin ıssızlığında hızla ilerliyordu. Son seferini yapan şoförün, bu münasebetsiz yolcuları bir an evvel yerlerine ulaştırmayı istemek dışında bir niyeti yoktu. Uzun günün ardından evine varacak, yumuşak yastığına başını gömecek ve derin bir uykuya dalacaktı. Neyse ki senin yolun yakındı. Bir kaç durak kalmıştı inmene, otobüs durağında karşılayacaktı bekleyen seni&#8230; Bekleyen o muydu gerçekten, yoksa bilinmezliğe seni götüren kaderin miydi? Birazcık ısınmıştı ellerin, hızla savrulan otobüsün içinde ne kadar da biçareydin. Durağa yaklaşınca ayağa kalktın ve düğmeye bastın. Oracıkta indin, kimse yoktu otobüs durağında. Şaşırdın ilkin&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_14794" aria-describedby="caption-attachment-14794" style="width: 543px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/BELGAIMAGE-114263165-e1517993354491-960x640.jpg"><img class=" wp-image-14794" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/BELGAIMAGE-114263165-e1517993354491-960x640.jpg?resize=543%2C362" alt="" width="543" height="362" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/BELGAIMAGE-114263165-e1517993354491-960x640.jpg?resize=960%2C640&amp;ssl=1 960w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/BELGAIMAGE-114263165-e1517993354491-960x640.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/BELGAIMAGE-114263165-e1517993354491-960x640.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 543px) 100vw, 543px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14794" class="wp-caption-text">Gecenin İçinde Hızla Savrulan Otobüs</figcaption></figure></p>
<p>Gecenin bir yarısında, bilmediğin bir semtte doğru düzgün tanımadığın biri seni ekmişti. Oysa telefonda ne kadar da müşfik geliyordu sesi. Nasıl da heyecanlanmıştı sesini duyunca, hiç tereddüt etmeden buyur etmişti kendi evine, güven vermişti sana sesi… Oysa şimdi, kalakalmıştın işte bir başına, otobüs durağında. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladın, öfke, kızgınlık ve çaresizlikle birlikte baş başa kalmıştın. Duraktaki banka oturdun. Sabaha kadar burada otururum dedin içinden. Üstü kapalıydı en azından, yağmur yağsa gece, ıslanmazdın hiç değilse. Sonra  durağın adına bakmak geldi aklına birden. Yanlış bir durakta mı inmiştin acaba? Sevindin, tabi ya yanlış durakta inmiştin. Bir durak daha vardı, silip gözyaşlarını hızlı adımlarla yürüdün bomboş caddede boylu boyunca. Ya beklemezse beni diye korkuya kapıldın. Koşar adım yürüyordun artık. Peşinden gelen gölgeyi fark etmemiştin daha. Sen hızlanınca gölge de hızlandı ve arkadan koşmaya başladı. Bütün cesaretini toplayıp döndün arkana bir hışımla&#8230; Bir de ne göresin, ufacık bir yavru köpekti  peşinden gelen senin…</p>
<p>Durdun caddenin ortasında ayaklarının dibinde seni kokluyordu, fır dönüyordu etrafında. O da senin gibi yapayalnız kalmıştı bu koskoca dünyada. Eğilip kucağına aldın onu, sıcaklığını sevdi, yaladı senin boynunu. Birlikte yürümeye başladınız. Sanki geceden seni koruyacak bir melek göndermişti tanrı. Korkularından arındıracaktı seni ve sevilecektin yeniden, bu bir işaretti güzele yönelen&#8230;</p>
<p>Az kalmıştı otobüs durağına, bir karaltı mı vardı orada?</p>
<p>Seni bekliyordu. Üşümüştü, telaşlıydı. O halinle görünce seni bir oh çekti ve elini uzattı hemen sana… İçin ısındı bir anda ona… Hızlıca anlattın olan biteni, neden geciktiğini&#8230; O, sen ve minik köpek yavrusu yürüyordunuz gecenin içinde, yeni bir yola doğru… Gülümseyen su yeşili gözleriyle, uzun kıvırcık saçlarını başıyla geri atıp elini omzuna koyduğunda “ hallederiz&#8221; dedi sana…</p>
<p>Bodrum kattaki kiralık dairede kimseler yoktu. Finaller yüzünden yurtta kalıyordu arkadaşları. Gelip gitmek zor oluyordu okuldan eve, tesadüf uğramıştı o da bugün zaten kendi evine…</p>
<p><figure id="attachment_14804" aria-describedby="caption-attachment-14804" style="width: 484px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/fft16_mf2242777.jpeg"><img class=" wp-image-14804" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/fft16_mf2242777.jpeg?resize=484%2C595" alt="" width="484" height="595" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/fft16_mf2242777.jpeg?w=250&amp;ssl=1 250w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/fft16_mf2242777.jpeg?resize=244%2C300&amp;ssl=1 244w" sizes="(max-width: 484px) 100vw, 484px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14804" class="wp-caption-text">Edvard Munch’un Çığlık Tablosu</figcaption></figure></p>
<p>“ Aç mısın” dedi sana. Açtın ama farkında değildin neye aç olduğunun, midendeki yangın açlıktan mı öfkeden mi bilemeyecek haldeydin. “ Bir şeyler yerim “dedin.</p>
<p>Bir şeyler yediniz, mutfakta yumurta pişirdiniz ve sıcak çayın etkisiyle rahatlayınca “ hadi anlat bakalım” dedi sana…</p>
<p>Nerden başlayacağını bilemedin. Gözlerin duvardaki resme takılı kaldı. Sanki seni anlatıyordu. Bütün yaşadıklarının özetiydi adeta ve senin için resmedilmişti öyle geldi o zaman sana&#8230; Söyleyecek ne kadar da çok sözün vardı aslında. Çocukluğundan beri tüm yaşadıkların dudaklarından değil, gözlerinden dökülmeye başlamıştı. Hiç tanımadığın bir evde, tanımadığın birinin omzunda katıla katıla ağlıyordun. Ağzından tek bir kelime bile çıkmadan, gözyaşlarınla konuşuyordun. Gece çok uzun olacağa benziyordu. Bir şarap açtı, bir kaset koydu teybe, bardaklara boşalan lal gibiydi dudakların… İlk kez duyduğun müziğin tınısında kendini buldun…</p>
<p>” Is there anybody out there… “ dışarda birileri var mı?&#8221; diye hıçkıran sendin, duvardaki Edvard Munch’un Çığlık tablosundaki sen… Elektro gitarın ağıtları senin içindi. Sen çınlıyordun kulaklarda. İlk kez sesini duymuştu birileri ve sana bakıyordu tüm içtenliğiyle, insanca&#8230; Yumdun gözlerini, müziğe bıraktın kendini… Gözlerinin önünde alabildiğince uçsuz bucaksız mavi bir sümbül tarlası uzanıyordu. Küçük bir kız çocuğu koşturuyordu içinde, birden pembe elbisesiyle sen oluyordun o kız çocuğu… Pembe bir lale olarak kalıyordun mavi sümbüllerin içinde…</p>
<p style="text-align: center;">İşte bütün olan biteni açıklıyordu bu…</p>
<p><figure id="attachment_14635" aria-describedby="caption-attachment-14635" style="width: 332px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images-1-1.jpg"><img class="wp-image-14635 " src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images-1-1.jpg?resize=332%2C221" alt="" width="332" height="221" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images-1-1.jpg?w=275&amp;ssl=1 275w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images-1-1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 332px) 100vw, 332px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14635" class="wp-caption-text">Mavi Sümbüller İçindeki Pembe Lale</figcaption></figure></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/vPTb-5ofBX8?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/">Mavi Rüya Öyküleri &#8211; 4 &#8211; Mavi Sümbül &#038; Pembe Lale</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14623</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mavi Rüya Öyküleri-3- Mavi Yağmurdan Kalan; Sen Farkında Bile Olmadan</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 10 May 2018 04:30:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[aşk-ı memnu]]></category>
		<category><![CDATA[İncesaz]]></category>
		<category><![CDATA[kürdilihicazkar]]></category>
		<category><![CDATA[sazsemai]]></category>
		<category><![CDATA[Yalçın Tura]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14049</guid>
				<description><![CDATA[<p>Mavi bir sabaha uyandım. Mavi günlerden kalmayım. Kahvaltımın yarısı bana bakıyor tabağımın kıyısında. El ediyorum ona, sonra kenara  itip iyice, sana bakıyorum gizlice&#8230; Senin boş düşlerle doldurulmuş kuru fasulye tanesi mavi hayallerinin içine balıklama dalıyorum. Islak pamuğunda filizlenmiş öylece beni bekliyor. Yemek tabağında çimlenip, güneşin doğuşunu izliyor&#8230; Başında kavak yelleri, serseri mayın gibi  bir o yana [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/">Mavi Rüya Öyküleri-3- Mavi Yağmurdan Kalan; Sen Farkında Bile Olmadan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir.jpg"><img class="wp-image-14338 alignright" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir.jpg?resize=212%2C208" alt="" width="212" height="208" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir.jpg?w=1000&amp;ssl=1 1000w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir.jpg?resize=300%2C295&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 212px) 100vw, 212px" data-recalc-dims="1" /></a>Mavi bir sabaha uyandım. Mavi günlerden kalmayım. Kahvaltımın yarısı bana bakıyor tabağımın kıyısında. El ediyorum ona, sonra kenara  itip iyice, sana bakıyorum gizlice&#8230; Senin boş düşlerle doldurulmuş kuru fasulye tanesi mavi hayallerinin içine balıklama dalıyorum. Islak pamuğunda filizlenmiş öylece beni bekliyor. Yemek tabağında çimlenip, güneşin doğuşunu izliyor&#8230; Başında kavak yelleri, serseri mayın gibi  bir o yana bir bu yana gidip geliyor. İştahsız bu günlerde&#8230; Porselen tabağında, Japon balıkçı teknesinin tam altında, çatalın yanı başında, yarısı yenmiş bir omlet olarak susuyor&#8230; İki küçük zeytin- tuzsuz ve buruşuk- teknenin içinde keyif çatıyor. Gülümsüyorum onlara, sonra birini gözüme kestiriyorum ve çatalımı batırıyorum zıpkın gibi, atıyorum ağzıma&#8230; Tadı yok hiç dilimin, damağımın&#8230; Zor yutuyorum lokmaları&#8230; Boğazımda bir düğüm var sanki inmiyor aşağıya&#8230; Soğumuş çayımla zorla itiyorum, yoksa kusacağım. Zeytin zeytin olalı böylesi yutulmamıştı&#8230;</p>
<p>Bütün olan biteni unutmak için gözlerimi kapıyorum, bir an evvel bu korkunç sahnenin bitmesini bekliyorum. Bir masa altı olsa, saklansam çocukluğumdaki gibi, ben görmesem geçip gidecek sanıyorum. Yanılıyorum  oysa, mavi yağmur damlaları süzülüyor kirpiklerimden yanaklarıma&#8230; Dilimle yalıyorum tuzlu göz yaşlarımı&#8230; Sesim çıkmıyor ağlarken, sadece sicim gibi dökülürlerken ıslatıyorlar masanın örtüsünü. Damla damla, bir tane daha&#8230; Durmuyor, aniden bastıran sağanak gibi yağıyor&#8230; Göl oluyor mavi tabağım, masanın üstünde mavi damlalarım&#8230;</p>
<p>Yürüyorduk seninle hani, her zaman ki gibi&#8230; Bir gün bile sormadığın günlerdendi, &#8216;neden geliyor benimle&#8217; diye, kendi kendine. &#8216;Bu kadar yolu yürüyor hiç ses etmeden, sonra aynı yolu tekrar dönüyor gerisin geriye&#8217;&#8230; Bir kere olsun &#8216;gelme&#8217; demediğin günlerdendi&#8230; Sorgusuz sualsiz yürüdüğümüz günlerden&#8230;</p>
<ul>
<li>&#8216;Yağmur yağacak&#8217; demiştim sana. Sen dikip bakışlarını bakışlarıma,</li>
<li>&#8216;Yağsın&#8217; demiştin. Ve yürümeye devam etmiştin. İnşaat halindeki yolda, yürümüştüm peşin sıra. İlk damla düşünce başımıza,</li>
<li>&#8216;Islanacağız&#8217; demiştim sana, arkanı dönüp bana,</li>
<li>&#8216;Islanalım&#8217; demiştin.</li>
<li>&#8216;Peki ıslanalım&#8217; demiştim ben de.</li>
</ul>
<p>Seni yarı yolda tek başına bırakmaktansa, ıslanalım. Sen yeter ki güven, ben seninle yağmurda çamurda hep yürürüm demiştim içimden bana&#8230; Adımlarını hızlandırmıştın aniden. Ben de hızlanmıştım senin peşinden. Yetişmek için sana, koşturuyordum çamurda. Pantolonum ağırlaşmıştı, çoraplarımın içinde yüzüyordu ayaklarım. Yağmur bizim peşimizden daha da hızlanmıştı. Öyle hızlanmıştı ki biz yavaşlayıp koşturmayı bırakmıştık. Teslim olmuştuk yağmura&#8230; Sırılsıklam, kaçacak hiç bir yer aramadan, iliklerimize kadar yağmur olup akmıştık&#8230; Yaz yağmurudur bu nasılsa gelip geçer sanmıştık&#8230;</p>
<p>Niye diye sormadın? Bir kere bile&#8230; Hiç bir bahanem yoktu uyduracak. Hiç bir yalanım yoktu sana söyleyecek&#8230; Yürüyorduk öylesine, yürüyordum seninle hayallerinde&#8230; Sorsan ne derdim bilmiyorum, bir gün gelmesem diye hiç düşünmeden takılmıştım peşine. Sahi ne düşünürdün, ne hissederdin gelmesem, ya da o gün o mavi yağmurun altında dönsem evime ıslanmadan, hiç bilmiyorum, hiç bilemeyeceğim bundan böyle&#8230;</p>
<p>Çivit mavisine takılıyor gözlerim öyle güzel ki, yiyecekleri başka bir tabağa taşıyıp elime alıyorum porseleni&#8230; Antika bir tablo gibi tabağı izliyorum. Kahvaltı umurumda değil artık, insan aç karnını her zaman doyurabilir. Ama gördüğü bir güzelliği bir daha göremeyebilir. Bir daha yaşanmayacak anlardan nasıl olur da kaçabilir? Günahı sevabı düşünmeden, yüzmenin yasak olduğu göle dalabilir&#8230; Ucunda ölüm olduğunu bile bile serin sulara kendini bırakabilir.</p>
<p><figure id="attachment_14340" aria-describedby="caption-attachment-14340" style="width: 301px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/786289309_tp.jpg"><img class="wp-image-14340 " src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/786289309_tp.jpg?resize=301%2C205" alt="" width="301" height="205" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/786289309_tp.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/786289309_tp.jpg?resize=300%2C204&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 301px) 100vw, 301px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14340" class="wp-caption-text">Mavi Çay Fincanı</figcaption></figure></p>
<p>Mavi tabağın gölgesindeki mavi fincandaki çayım bitmişti&#8230; Boş bir dudağa götürülen boş bir dokunuşla anlıyorum şimdi, çayımı tazelemem gerektiğini. Dilimin acısına iyi gelecek yeni bir çay demlemek&#8230; Yüreğimin acısına kim bilebilir ki&#8230;</p>
<p>Mavi demliği alıyorum elime, porselenine dokunuyorum,  parmakların gibi, hissiz, soğuk&#8230; Tedirgin yalnızlığın, saf kumdan yapılmış senin gibi duru beyazlığın. Ayaklarına takılıyorum, &#8216;hiç bu kadar beyazını görmedim&#8217; diyorum. Mavi-Beyaz güzelliğini elimde tutuyorum. Yeniden hayallere dalıyorum&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_14339" aria-describedby="caption-attachment-14339" style="width: 302px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/028.jpg"><img class="wp-image-14339" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/028.jpg?resize=302%2C233" alt="" width="302" height="233" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/028.jpg?w=701&amp;ssl=1 701w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/028.jpg?resize=300%2C232&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/028.jpg?resize=600%2C460&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 302px) 100vw, 302px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14339" class="wp-caption-text">Mavi-Beyaz Porselen Demlik</figcaption></figure></p>
<p>Midem ağrıyor, günlerdir bir şey yememekten, sadece çay içip düşünmekten. Kalbime hançer saplanıyor. Yanıtını bulamayacağım sorular arıyorum, seni aramıyorum. Aramayacağım hiç bir zaman. Bir daha karşına çıkmayacağım. Sorularımla birlikte seni de okyanusa fırlatacağım. Belki bir gün deniz kumu olup, kahvaltı tabağından, yiyemediğin krepinin tam ortasından, mavi bir inci tanesi olarak fırlayacağım&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_14440" aria-describedby="caption-attachment-14440" style="width: 348px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/0758cc843d34de71edcba551433e8ef1.jpg"><img class="wp-image-14440" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/0758cc843d34de71edcba551433e8ef1.jpg?resize=348%2C278" alt="" width="348" height="278" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/0758cc843d34de71edcba551433e8ef1.jpg?w=900&amp;ssl=1 900w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/0758cc843d34de71edcba551433e8ef1.jpg?resize=300%2C240&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 348px) 100vw, 348px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14440" class="wp-caption-text">Mavi Mine &#8211; Unutma Beni Çiçeği &#8211;</figcaption></figure></p>
<p>Belki mavi bulutlu bir gökyüzünden yükseleceğim hiç beklemediğin bir anda&#8230; Mavi yağmur damlalarından süzülüp, mavi gök kuşağından kayacağım toprağa. Senin toprağına&#8230; Nerede olduğunu bilemediğim mavi minelerinin içinden sızacağım canına, ta içine doğru ılık ılık akacağım, gireceğim kanına&#8230;</p>
<p>Unutma, bitmez bu hikaye burada&#8230;</p>
<p>O zamana kadar eyvAllah&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İlham kaynağım Yalçın Tura; Kürdilihicazkar Saz Semai; Aşk-ı Memnu ve bu muhteşem yorumu için incesaz&#8217;a binlerce kez teşekkürlerimle&#8230;</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/1HILYobr5W0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/">http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/">http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/">Mavi Rüya Öyküleri-3- Mavi Yağmurdan Kalan; Sen Farkında Bile Olmadan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14049</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çanakkale İçinde&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/canakkale-icinde/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/canakkale-icinde/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 18 Mar 2018 05:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhi Su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13777</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çanakkale&#8217;ye yolunuz düşerse eğer ister kara yoluyla isterse deniz yoluyla uğramadan geçemeyeceğiniz bir alandır şehitlik tepesi ve abide&#8230; Gelibolu yarımadasının her bir karış toprağında, üzerine basarken içinizin titrediği, koca yürekli gencecik fidanların kanı, sizi sarar içine çeker, onları selamlamadan geçemezsiniz. Kemiklerinin sızısını yüreklerinizde hissedersiniz&#8230; Vatanına canını veren tıbbiyeli, mekteb-i sultaniyeli talebelerin, Beşiktaşlı, Fenerbahçeli futbolcuların ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/canakkale-icinde/">Çanakkale İçinde&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale&#8217;ye yolunuz düşerse eğer ister kara yoluyla isterse deniz yoluyla uğramadan geçemeyeceğiniz bir alandır şehitlik tepesi ve abide&#8230; Gelibolu yarımadasının her bir karış toprağında, üzerine basarken içinizin titrediği, koca yürekli gencecik fidanların kanı, sizi sarar içine çeker, onları selamlamadan geçemezsiniz. Kemiklerinin sızısını yüreklerinizde hissedersiniz&#8230; Vatanına canını veren tıbbiyeli, mekteb-i sultaniyeli talebelerin, Beşiktaşlı, Fenerbahçeli futbolcuların ve Anadolu&#8217;dan gelmiş onca pırıl pırıl genç evladın ateşi söndürür içinizdeki tatil isteğini&#8230;<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bayrak.jpg"><img class="wp-image-13781 alignleft" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bayrak.jpg?resize=286%2C428" alt="" width="286" height="428" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bayrak.jpg?w=2592&amp;ssl=1 2592w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bayrak.jpg?resize=201%2C300&amp;ssl=1 201w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bayrak.jpg?resize=685%2C1024&amp;ssl=1 685w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bayrak.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bayrak.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 286px) 100vw, 286px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>&#8220;Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.&#8221; diyebilen bir millet Çanakkale&#8217;de destanlar yazmıştır.</p>
<p>Çekip gidemezsiniz öyle sıradan bir yol gibi, &#8216;Geçilmeyen Çanakkale&#8217;den&#8230; Tatil kokunuza ara verirsiniz niyetiniz yoksa bile, bütün planlarınızı değiştirirsiniz. Giremezsiniz denizine şehitliği ziyaret etmeden önce&#8230; Atamazsınız mavi sularında kulaçlarınızı uğramadan Anzer koyuna, Anafartalara ve yüz binlerin yattığı bu topraklara&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_13831" aria-describedby="caption-attachment-13831" style="width: 256px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/abide1.jpg"><img class=" wp-image-13831" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/abide1.jpg?resize=256%2C383" alt="" width="256" height="383" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/abide1.jpg?w=2592&amp;ssl=1 2592w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/abide1.jpg?resize=201%2C300&amp;ssl=1 201w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/abide1.jpg?resize=685%2C1024&amp;ssl=1 685w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/abide1.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/abide1.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13831" class="wp-caption-text">Abide</figcaption></figure></p>
<p>Alfabetik sırada yazılmıştır yurdun dört bucağından gelmiş şehitlerimizin illeri&#8230; Her bir ilden kaç şehit verildiği&#8230; Adları sanları kalmıştır bir tek, ama onlar birer isimden ibaret değildirler&#8230; Oluk gibi akan kana canlarını seve seve feda eden, gençliğinin baharında kardelen gibi direnen vatanseverlerdir&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_13833" aria-describedby="caption-attachment-13833" style="width: 357px" class="wp-caption alignnone"><a style="font-size: 14px;" href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik1.jpg"><img class="wp-image-13833" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik1.jpg?resize=357%2C251" alt="" width="357" height="251" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik1.jpg?w=3627&amp;ssl=1 3627w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik1.jpg?resize=300%2C211&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik1.jpg?resize=1024%2C721&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik1.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik1.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 357px) 100vw, 357px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13833" class="wp-caption-text">Şehitlik</figcaption></figure></p>
<p>Şehitliğe son yıllarda yapılan bir anıt eşlik etmektedir.<a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik2.jpg"><img class="wp-image-13835 alignright" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik2.jpg?resize=304%2C453" alt="" width="304" height="453" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik2.jpg?w=2620&amp;ssl=1 2620w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik2.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik2.jpg?resize=688%2C1024&amp;ssl=1 688w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/şehitlik2.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 304px) 100vw, 304px" data-recalc-dims="1" /></a> Ağaçların altında serinlikte, gölgede onlar ebedi istirahatlerindeyken, ziyaretçiler kendi illerinden verdikleri şehitlerin adlarını okurlar&#8230; Birer birer ecdadlarını anarlar. Orada yatar dedeleri, dedelerinin dedeleri bu vatan için bir destan yazmışlardır çünkü&#8230; Sessizce okunur Fatihalar, gözlerde damla damla yaşlar, saygı ile yad başlar&#8230;</p>
<p>Gelibolu yarım adasının tamamı bir mezarlıktır, adeta doğal bir müze alanıdır. Milli Parktır. Bütün köyleri, al bayrakla donanmıştır. Köylüler birer rehber gibi sizinle sohbete başlar ve dilden dile aktarılır hikayeler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/kapak.jpg"><br />
<img class=" wp-image-13837 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/kapak.jpg?resize=610%2C359" alt="" width="610" height="359" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/kapak.jpg?w=3859&amp;ssl=1 3859w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/kapak.jpg?resize=300%2C176&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/kapak.jpg?resize=1024%2C602&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/kapak.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/kapak.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 610px) 100vw, 610px" data-recalc-dims="1" /><br />
</a></p>
<p><figure id="attachment_13840" aria-describedby="caption-attachment-13840" style="width: 490px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga1.jpg"><img class="wp-image-13840" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga1.jpg?resize=490%2C328" alt="" width="490" height="328" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga1.jpg?w=3872&amp;ssl=1 3872w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga1.jpg?resize=300%2C201&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga1.jpg?resize=1024%2C685&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga1.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga1.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 490px) 100vw, 490px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13840" class="wp-caption-text">Bigalı Köyü</figcaption></figure></p>
<p>Bigalı köyü Atamızın kaldığı evin bulunduğu köydür. Harekatı buradan yönetmiştir Atamız&#8230; Atalarından kalan eşyaları, anılarını korumuşlardır, büyük bir minnetle&#8230; Küçüçük bir müzeleri bile vardır. Mermi kovanlarından, çanak çömleğe, asker kıyafetlerine, paralara, çeşit çeşit silahlara rastlamak olasıdır bu müzede. Otantikliğini korumuş, çok şirin, insanları canı yakın bir köydür Bigalı&#8230; Her evde bayrak asıldır. Nineler sokaklarında yöresel malzemeler satarlar&#8230; Oturup sizinle sohbete dalarlar.<a href="http://www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga1.jpg"><br />
</a></p>
<p>Atamızın kaldığı ev müze haline getirilmiştir. Onun kullandığı eşyalar, yattığı yatak, giysileri hep saklanmıştır. Savaşın ne koşullarda kazanıldığına dair önemli ip uçları verir bu ayrıntılar&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_13841" aria-describedby="caption-attachment-13841" style="width: 532px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga2.jpg"><img class="wp-image-13841" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga2.jpg?resize=532%2C356" alt="" width="532" height="356" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga2.jpg?w=3872&amp;ssl=1 3872w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga2.jpg?resize=300%2C201&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga2.jpg?resize=1024%2C685&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/biga2.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 532px) 100vw, 532px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13841" class="wp-caption-text">Atatürk&#8217;ün kaldığı ev</figcaption></figure></p>
<p>Askerin kuru bir lokma ekmek ile, üzüm hoşafı içtiği kap kaçağı gördüğümüzde yüreklerimizin bir kez daha dağlandığını hissederiz. Komutanlarıyla stratejik kararları aldığı bu küçücük evde, atamızın yattığı yatağa bakıp, içtiği su testisine dokunup ağlamak isteriz.</p>
<p><figure id="attachment_13843" aria-describedby="caption-attachment-13843" style="width: 551px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bigalı3.jpg"><img class="wp-image-13843" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bigalı3.jpg?resize=551%2C369" alt="" width="551" height="369" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bigalı3.jpg?w=3872&amp;ssl=1 3872w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bigalı3.jpg?resize=300%2C201&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bigalı3.jpg?resize=1024%2C685&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bigalı3.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bigalı3.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/bigalı3.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 551px) 100vw, 551px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13843" class="wp-caption-text">Sofra</figcaption></figure></p>
<p>O koca koca mermileri taşıyan kollar şuncacık tayınla mı doydular diye geçiririz içimizden. Mucizenin gücüne inanır, bir kez daha utanırız halimizden&#8230; 215 kg olduğu söylenen mermiyi taşıyan Seyit Onbaşının heykeli karşında dura kalır. Selam veririz bu koca yiğide, bütün yiğitlerimize. Boşuna verilmez doğan erkek çocuklarına bu isim. Türk milleti, kadını erkeği genci yaşlısıyla yiğittir çünkü&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_13844" aria-describedby="caption-attachment-13844" style="width: 270px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/seyit2.jpg"><img class=" wp-image-13844" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/seyit2.jpg?resize=270%2C403" alt="" width="270" height="403" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/seyit2.jpg?w=2592&amp;ssl=1 2592w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/seyit2.jpg?resize=201%2C300&amp;ssl=1 201w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/seyit2.jpg?resize=685%2C1024&amp;ssl=1 685w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/seyit2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/seyit2.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13844" class="wp-caption-text">Seyit Onbaşı Heykeli</figcaption></figure></p>
<p>&#8220;Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i. Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?  &#8216; Gömelim gel seni tarihe&#8217; desem sığmazsın&#8221;</p>
<p>diyen Mehmet Akif&#8217;in mısraları çınlar kulaklarımızda&#8230; Çanakkale Şehitlerine yazdığı bu destansı şiiri yaşarız bu toprakları adımlarken adeta&#8230;</p>
<p>Ruhları şad olsun !</p>
<p><figure id="attachment_13845" aria-describedby="caption-attachment-13845" style="width: 532px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/lapseki.jpg"><img class="wp-image-13845" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/lapseki.jpg?resize=532%2C356" alt="" width="532" height="356" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/lapseki.jpg?w=3872&amp;ssl=1 3872w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/lapseki.jpg?resize=300%2C201&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/lapseki.jpg?resize=1024%2C685&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/lapseki.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/lapseki.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/lapseki.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 532px) 100vw, 532px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13845" class="wp-caption-text">&#8220;Dur Yolcu Bilmeden Bastığın Bu Toprak Bir Devrin Battığı Yerdir.&#8221;</figcaption></figure></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/ZeIhgrhtTz8?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/canakkale-icinde/">Çanakkale İçinde&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/canakkale-icinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13777</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Hasret</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-hasret/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-hasret/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 29 Dec 2017 05:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[hasret]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Tekbilek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12063</guid>
				<description><![CDATA[<p>Zamana, sevgiliye, güzelin vuslat kokusuna nasıl hasret kalınırsa, öyledir aşk içinde aşktan ölmek… Sabah ezanında okula gittiğim günlerden kalmayım, saba makamında içli içli ağlamaktayım… Annemin şefkatli elleriyle saçımı okşadığı, alnıma kondurduğu sıcacık buseyle gözümü açtığım hatıralarımdayım. Ne kadar yaş aldığımı unutacak kadar uzun yaşadım kendimce… Ha bir gün eksik ha bir gün fazla dert edecek [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-hasret/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Hasret</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Zamana, sevgiliye, güzelin vuslat kokusuna nasıl hasret kalınırsa, öyledir aşk içinde aşktan ölmek…</strong></em></p>
<p>Sabah ezanında okula gittiğim günlerden kalmayım, saba makamında içli içli ağlamaktayım… Annemin şefkatli elleriyle saçımı okşadığı, alnıma kondurduğu sıcacık buseyle gözümü açtığım hatıralarımdayım. Ne kadar yaş aldığımı unutacak kadar uzun yaşadım kendimce… Ha bir gün eksik ha bir gün fazla dert edecek değilim bunca zaman sonra. Yaşadım yaşayacağım kadar, ölüm gelse şimdi alıp götürse beni neden diye sormam bile… Bir gün, uykumdan uyanmadan şuracıkta gözümü açamazsam kimse bulamayacak cesedimi günlerce… Her sabah kapımı tırmalayan kedilerin miyavlamalarından  bıkan konu komşu akıl ederse, işte belki o vakit bir omuz atıp bizim emektar ahşap kapıya girerler içeriye. Bulurlar beni bir köşede&#8230;</p>
<p>Dedemden kalma bu evden başka hiçbir yerde yaşamadım ben. Bilmem başka evlerin tuvaletlerini, banyolarını. Kendimi bildim bileli bu mutfakta yemek pişer. Bu duvarlara sinmiştir yemek kokuları. Anamın sarmaları, nenemin külbastıları… Bayramların has tatlısı kalburabastı… Başka evlerde el açma baklava pişerdi ama bizde illa kalburabastı. Dedem şerbetli tatlılardan bir tek onu severdi rahmetli. Vişne likörünü günler öncesinden hazır ederdi nenem, kristal minik kadehlerde ikram ederdi annem kendi elceğizleriyle ördüğü dantelli gümüş tepside, gül lokumunu da hiç eksik etmezdi yanında. Kalburabastıları likörden sonra sunardı misafirlere, ince kalem topuklu ayakkabılarıyla şu gördüğün ahşap merdivenlerde annemin ayak sesleri yankılanırdı…</p>
<p>Evin tek torunu olduğum için bayramlarda bayram yapardım harbiden ha… Gıcır gıcır rugan ayakkabılarımla, içi yelekli ceket pantolon takım elbisemle, gömleğe uygun papyon takardık mutlaka. Yalnızca ben değil ha, babam, dedem, amcalarım… Onların ellerinde ince bir baston şemsiye olurdu.  Yürüyemediklerinden değil, o zamanın şıklığından. Vaktin modası işte… Eski fotoğrafları gösterirdim sana ah bir bulabilseydim nerede olduklarını…</p>
<p>Sen şimdi röportaj istiyordun benden değil mi? Soru soracaksın ben cevaplayacağım ha… Bir kahve yapaydım sana, istemez miydin? Bu eve misafir gelmeyeli öyle uzun zaman oldu ki, heyecanlandım bak, elim ayağıma dolandı. Hasretim ben insan sesine. Şu duvarlarla konuşurum, hayalleri canlanır koşar gelir gözümün önüne. Gevezelik edersem sustur beni emi. Konuşmayı unuttum, bazen kelimeleri bile hatırlamıyorum, bilir misin bu ne demektir?</p>
<p>Sesimi kayda alıyorsun ha… İyi ediyorsun, ben göçüp gittiğim vakit bir seda kalsın bari benden geriye. Kahveleri içerken bir cigara tüttürsem rahatsız eder miyim seni? Benim de tek keyfim bu işte… Hadi sen sor sorularını…</p>
<p>Ha… Kimden duydun o hikâyeyi, köşedeki bakkal mı söyledi? Kızardı yanakların. Olsun söylesin. Adım meczuba çıktı doğup büyüdüğüm bu mahallede. Aldırmıyorum artık, umurumda değil kim ne diyorsa desin. Kahveye de çıkmıyorum, dinazor diyorlarmış bana. Yüzüme söyleyemiyorlar ama arkamdan alay ediyorlarmış. Neymiş bir kıza âşık olmuşum da hiç evlenmemişim falan? Kime ne? Bu mu yani beni dinazor eden?</p>
<p>Sen yazardın değil mi hanım kızım? Bunları aynen yaz böyle. Ne olur benim için. 70’i çoktan geçtim. Sustum bunca yıldır hiç kimseye bir şeycik demedim. Efendilik bende kalsın diye. Ama artık canıma tak etti yeter!</p>
<p>Adını hiç söylemedim sevdiceğimin. Kâğıtlara yazardım ilk zamanları, sonra bir gören olur diye yaktım onları bizim teneke sobada. Ona yazdığım bütün şiirlerle birlikte kül olup gittiler. Ben de çok istemiştim yazar olmayı. Ama bizimkiler illa devlet kapısı dediler, memur yaptılar beni. İyi ki öyle yapmışlar, muhtaçtım yoksa şimdi bir lokma ekmeğe…</p>
<p>Bir kez bile peşinden gidip yanına ona “seni seviyorum “demedim. Ama o biliyordu, o da beni seviyordu biliyorum bunu. Adımın Nusret olduğunu bildiğim gibi… Böyle şeyler söylenmez, ama şu yürek var ya o hisseder. Âşıklar arasında gizli bir köprü, bir yol vardır. Gönülden gönüle bir muhabbet hasıl olur ki bunu Cenab-ı Hak’tan gayrısı bilmez. Bir sevda dile gelirse çabuk biter. Bak bunu iyi belle. Sevgi de, aşk da, muhabbet de gizlidir. Dökülmez öyle orta yere çingene bohçası gibi. Bu yüzden dinazor diyorlar işte bana… Meczup, deli, divane… Desinler, öyleyim. Onlar akıllı olsunlar ben deli olayım. Razıyım. Hadi sen sor şimdi ben söyleyeyim.</p>
<p>Çocuktum daha, 17’sinde ha var ha yoktum. Bu mahalleden değildi benimki. Ama teyzesigillere sık gelip giderdi. Adını söylemem, isteme benden. Hala yaşıyor biliyorum, hissediyorum bunu. O yüzden çıkmadım hiç bu evden. Gitmedim başka bir yere. Beni aramaya geleceği günü bekliyorum hala özlemle…</p>
<p>Gözlerin yaşlandı. Mendil vereyim ister misin? Bak, elleriyle işlemişti bu mendili. Gördün mü? Bana kendi verdi. Hiç ayırmadım koynumdan. Mendil ayrılık derlerdi eskiler, doğrudur. Biliyordu kavuşamayacağımızı. Beşik kertmesi vardı, başı bağlıydı kundaktan. Siyah saçlarının örüklerine gizleyip ela gözlerini, elime tutuşturmuştu alelacele bu mendili… Hiç ayırmadım yanımdan. Yarenlik ederim bunca yıldır, konuşurum mendille arada sırada. Baş harflerimizi bir kalbin içine işlemiş bak… Kırık, yarım bir kalbin içine… O kalp kırık kaldı gizliden gizliye bunca sene…</p>
<p>Kahveni soğutma, şimdi bir lokum olsa yanında iyi giderdi dimi. Nerdeeee bir resmi olsa bende başka ne isterdim Allah’tan. Kendisi İstanbul’da doğmuştu ama ailesi dışarlıklıydı. Aşiretti senin anlayacağın. Bu bir evin bir kızı, tam yedi tane abisi vardı. Güzelliği dillere destan… Mahcup gözleri hep ağlamaklıydı, kaderine boyun eğmiş bir kurbandı zavallı… Bendeki de ne şans değil mi? Öyle demişti gözü yaşlı anneciğim. Elime mesleğimi alıp, vatan hizmetim bitince kız bakmıştı bizimkiler uzun bir süre. Hiç birini istemedim. Annem bir sabah yatak ucuma gelip, “bir sevdiğin mi var” demişti. Yalan söyleyemedim anneciğime, anlattım bir bir… İşte o vakit, “ne şans varmış bizde de” demişti. Hiç ses etmemişti. Ama içinde bir umut belki bir gün seveceğim bir kız bulurum diye hep beklemişti. Annemin başka çocuğu olmamış. Bu yüzden çok düşkündü bana. Rahmet olsun, yıllarca hep bana o baktı. Hiç büyümemişim gibi, kahvaltımı önüme getirdi her sabah… Gözünden sakınırdı beni. Öyle içki, kumar kötü kadınlar hiç girmedi hayatıma. Dairede birkaç hanım arkadaşım olmadı değil. Ama onların hiç birini yakıştıramadı bana annem. Ben de hiç üstelemedim. Onun sevmediği bir kıza yan gözle bile bakmadım. Bir dediğini iki etmedim, anneciğimin. Şu camın önündeki pencereden dışarıyı seyrederken 90 yaşında kuş olup uçtu melek anneciğim…</p>
<p>Alışamadım onun yokluğuna, burda öyle hatıralarla yaşayıp giderim.</p>
<p>Ne mi oldu, ha o mu? Evlendi tabi beşik kertmesiyle, teyzesinden aldık haberleri. Teyzesi annemle yakın görüşürdü. Bir oğlu vardı benden birkaç yaş büyük. Mahallede top falan oynardık. Bizim buralarda meyhane çok ya pek salmazdı annem beni dışarıya. Serseri takımına bulaşmayayım diye. Ama top oynamaya çıkardım arada sırada. İşte bu Muzaffer abi de gizliden âşıkmış bizimkine. Evet! Şaşırma kuzeni tabi ne olacak ki. Aşiret diyorum sana, bizde de pek olmaz gerçi kuzenler kardeş gibi büyürler. Ama onlarda öyle değil. Neyse sözü uzatmayalım. Muzaffer abi de istemiş evlensin. Kabul etmemiş babası, neden sözlü diye beşik kertmesiyle…</p>
<p>Ya işte böyle… Kaç sene mi oldu? 60 sene olmuştur herhalde. Kimse kalmadı benden başka eskilerden bu mahallede. Bir sürü ıvır zıvır insan doldu. Onun için hiç çıkmıyorum artık evden dışarıya. Bakkala haber salıyorum, çırağıyla gönderiyor bana ne istersem. Hepsiyle kavgalıyım bütün konu komşuyla. Ne edep biliyorlar ne erkân. Görgü, terbiye sıfır… Hele o çocuklar, hiç sorma hiç… Kavga, gürültü bir yandan, pislik başka bir yandan… Çöpleri sokağa bırakıyorlar, belediye koymuş oraya ne güzel konteyner dimi. Yok bunlar illa sokağa bırakacaklar çöplerini. Kedi köpek eşeliyor torbaları, yazın cam açamıyorum sivrisinekten…</p>
<p>Hiç görmedim mi kimi, bizimkini senin aklında onda kaldı ha… Benden betersin. İyi ki hanımsın yani. Ne bileyim ben öyle. Ha sen aşk hikâyesi yazıyorsun da ondan öyle mi? Deminden beri söylesene ne konuşturuyorsun beni boş boş.</p>
<p>Gördüm evlendikten sonra geldi buraya. Bakırköy’de bir yerde oturuyormuş. Şu köşe başında karşılaştık. Yüzü solgundu. Anladım ki mutsuzdu. Ela gözlerini kaldırıp bir bakışı vardı bana, işte o bakış beni hem yaşattı bunca yıl, hem öldürdü o anda…</p>
<p>Çıkıp gelecek diye bekliyorum hala, bu pencerenin kenarında. Taşınamadım işte bu yüzden mahalleden… Bir gün gelir de beni bulamaz burada diye. Ölüm beni alıp götürmeden önce bir kerecik daha yüzünü göreyim isterim, üflesin  nefesini boynuma&#8230;</p>
<p>Anladın mı şimdi hikâyeyi. İyi o vakit hadi git yaz şimdi…</p>
<p>İlham Kaynağı : Ömer Faruk Tekbilek ve Hasret</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/-7z4TC2sD98?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-hasret/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Hasret</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-hasret/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12063</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE/ Katre</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-katre/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-katre/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 19 Dec 2017 07:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Farid Farjad]]></category>
		<category><![CDATA[Robabeh Jan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12060</guid>
				<description><![CDATA[<p>Irakta bıraktım yarımı. Yaramdan yar sızar, Yar sızım, Yarın sızı. Yar yuvasız kanadına tutunduğum. Serçe parmağı kırık sırça kuşumun, Tükendi yüreğimin kırıntıları. Kıyısındayım benden kalan son umudumun. &#160; Bırakın damlasın kanım, Kandığım zamanlar kadar sızım. Sızıyorum canına an be an&#8230; Ansızın bir damla sıçrıyor kanımdan, Büyüyorum içre halka halka anılarından, Issızlığım çınlıyor kulaklarımdan… Yarsızım, Yarınsızı, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-katre/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE/ Katre</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Irakta bıraktım yarımı.</p>
<p>Yaramdan yar sızar,</p>
<p>Yar sızım,</p>
<p>Yarın sızı.</p>
<p>Yar yuvasız kanadına tutunduğum.</p>
<p>Serçe parmağı kırık sırça kuşumun,</p>
<p>Tükendi yüreğimin kırıntıları.</p>
<p>Kıyısındayım benden kalan son umudumun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bırakın damlasın kanım,</p>
<p>Kandığım zamanlar kadar sızım.</p>
<p>Sızıyorum canına an be an&#8230;</p>
<p>Ansızın bir damla sıçrıyor kanımdan,</p>
<p>Büyüyorum içre halka halka anılarından,</p>
<p>Issızlığım çınlıyor kulaklarımdan…</p>
<p>Yarsızım,</p>
<p>Yarınsızı,</p>
<p>Yarım yardan aşağıya kaydı…</p>
<p>Yürüyordun. Yürümeye doyamıyordun. Aşınmazdı yollar yürüdükçe, biliyordun. Sen ki daha çok aşınıyordun yollardan. Attığın adımlarla parçalanıyordun zamandan. Atmadıklarını sırtına yüklüyordun. İnatla, yüklerinle yürümeye devam ediyordun. İncinmiş anılarını ayıklıyordun belleğinden. Bir yandan, yana açılmış kanatlarını yolan bir kartal gibi arınıyordun eskiyen kusurlarından. Yaşın 40’ a gelmişti. Küllerinden doğan Anka kuşu misali ikinci bir hayatı bahşeden Yaradan’a şükrediyordun. Ya şimdi ya hiçbir zaman diyerek gaganı taşlara vura vura parçalıyordun kimsesiz dağların zirvesinde. Bekliyordun sabrın kuşağını bağlayarak yaralarına, aç bil aç tek başına… Yeni gagan çıkmaya başlayınca, eskimiş pençelerini söküyordun yerlerinden… Çektiğin acılar dayanılmazdı. Sen dayandın, hiç kimseye sırtını dayamadan. Seni öldürmeyen acı güçlü kılardı. Gücün inancındaydı. Gönlünün kanatlarının altındaydı yolunu ışıtan. Yoldun işe yaramaz, eskimiş ne var ne yoksa elinde olanları… Bekledin çıksın diye tertemiz başkaları…</p>
<p>Yürüyordun. Yürümeye doyamıyordun. Aşınmazdı yollar yürüdükçe, biliyordun. Kulağındaki melodi seni nereye götürürse o yöne doğru yürüyordun. Dağ yollarına sapıyordun istemsizce. Hiç kimsenin girmeye cesaret edemediği yarlara doğru ilerliyordun.  Düşmek, bir daha ayağa kalkamamak vardı serde, sen yürüyordun inanarak işittiğin içindeki o sese…</p>
<p>Bir gün sarp kayalığa rastladın. Aldırmadan yükseklik korkuna çıkmak istedin zirvesine. Başındaki bulutlar cezbediyordu seni mavi gökyüzünün üzerinde. Gel dercesine elini uzatıyordu… Haleli doruklarından büyülenmiş bir halde sana göz kırpıyordu. Kim bilir manzara nasıl da güzel görünüyordu oradan. Yavaşça tırmanmaya başladın, dikkatliydin hiç olmadığın kadar.  Canını yakmamaya kararlıydın. Sanki seni beklemiş gibiydi sarp kayalıklar. Kolayca tırmandın, ortasına gelince soluklanmak için mola verdin kendine. Manzaraya bir göz atmak istiyordun, ölesiye merak ediyordun. Bunca zahmetin ceremesini almak istiyordun bir an önce… Sırtını kayalıklara dayadın, ilk kez yaslandın birine. Hayatında hiç bu kadar yükseğe tırmanmamıştın. Şaşırdın cesaretine, övündün yapabildiklerinle. Yüzünü döndün manzaraya büyük bir iştiyakla. Bir de ne göresin! Sıradan, alabildiğine soluk, düzlükte kalmış kurak bir yayladan başkası yoktu karşında&#8230; Sen hiç bilmediğin bir diyarı düşlemiştin oysa. Denizi görmeyi umuyordun uzaktan bile olsa, çağlayanları, yemyeşil ovaları, ovalarda otlayan kuzuları, bin bir renkli kır çiçeklerini… Beklediğin cennet bu değildi.</p>
<p>Çektiğin bunca zahmete değecek bir güzellik yoktu, kandırmıştın kendi kendini… Daha yükseğe tırmanmak faydasızdı artık. Zirvesine çıksan ne yazardı, orada en tepede yaşayamazdın, kanatların yoktu uçamazdın. Kendini kartal sanmaktan vazgeçme zamanıydı artık&#8230; Gerçeklerle yüzleşmenin acını hissettin, sızladı için… Kızdın kendine ölesiye. Şimdi aşağıya inmek daha da zor olacaktı. Yorulmuştun, açtın, susuzdun, gücünü kaybediyordun, inancını yitiriyordun. Zirveye çıkmak kolaydır her zaman inmekten, biliyordun. Bir anda gözün karardı, yükseklik korkun seni çepeçevre sarmalamıştı. Tutunduğun, sırtını dayadığın, güvendiğin kayalık ufalanmaya başladı. Başına taşlar düşüyordu tepeden, ayağının altındaki toprak kayıyordu…</p>
<p>Gözünü açtığında yerde yatıyordun, başını kaldıramıyordun ağrıdan. Üstün başın kan içindeydi. Diken tarlasındaydın. Ayağa kalkmak için ellerini kullandın, kanadı bütün parmakların. Tırmandığın sarp kayalıklar, güvendiğin dağlar seni aşağıya atmıştı. Hem de koskoca bir diken tarlasının üzerine. Öfken acını geçmişti. Vücudunun her zerresi kan içindeydi, dikenler ayaklarına batıyordu sen yürümek istedikçe. Biri görse bu halde seni, bir kirpiye benzetirdi. Yaşamak arzusu acını yendi, kendini kurtardın diken tarlasından. Temizlemeye başladın vücudundaki dikenleri. Bağıramıyordun bile, kendine kızıyordun delicesine. Kendi düşen ağlamazdı, ama sen ağlıyordun acıdan, öfkeden, hırsından, utancından… En çok da utancından ağlıyordun… Kendini düşürdüğün durumdan, zedelenmiş gururundan, kaybolan hayallerinden, yitip giden onca zamandan…</p>
<p>Her şeyin bir şifası vardı oysa. Bu can bu tende durdukça şifa sana gelecekti hiç beklemediğin bir anda&#8230; Yeter ki sen bil kendini, nefsinin oyunlarından kurtul. Övünme tavus kuşu gibi, arada bir ayaklarının çirkinliğini gör de, böbürlenme kanatlarının güzelliğiyle…</p>
<p>Bir su sesi duydun uzaktan, kanayan ayaklarınla son gayret yüzünü çevirdin sesin geldiği yöne. Bir çağlayandı bu kendi kendine akan, ırmak olup taşan… Seni çağırıyordu, belli ki denize doğru gidiyordu. Canının acısıyla, susamışlığınla koştun kalan son gücünle ırmağa. Kana kana içtin billur sudan, kanayan yaralarına sürdün şifalı sudan. Yanan bağrına merhem oldu, soğuttu yüreğinin yangınını. Atıverdin kendini suya, bıraktın suyun akışına… Su her damlasıyla yaralarına şifa oluyordu. Alıp götürüyordu seni gittiği yere. Güneşin ateşinden, toprağından dikeninden koruyordu seni… Sadece akıyordu… Kendini akışa bırakanları deryaya taşıyordu.</p>
<p>Katre olanlar bilmezler ateşi, külü, dumanı. Acıyı, derdi, gamı, tasayı… Varsa yoksa ummana varmaktır emelleri. Ummanda yok olup ummana karışmaktır. Katre, dokunduğu yere şifa olandır. Katre bilmez bile katre olduğunu, ummanın içinde umman olmaktır katrenin sonu…</p>
<p>Esin kaynağı; içteki melodi Farid Farjad / Robabeh Jan</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/ISnf0jda6zQ?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-katre/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE/ Katre</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-katre/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12060</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mektup</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mektup/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mektup/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 16 Dec 2017 05:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İlkyaz Besnili]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11946</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hadi yoluna eyvallah Mutlu ol gülüm inşallah Sen biten günün ardında Bir başına kalma inşallah&#8230; &#160; Selam vermek istiyorum sana, haykıra haykıra söylediğim şarkıyla. Nasıl bir güne uyandın? Yüreğim gibi hüzünlü bir güne uyandım ben. Canavar bulutların hararetle üzerime saldığı saf yağmur tanecikleriyle&#8230; &#160; Güneyden esen güzel meltemlerle sana gülen bir sıcaklıkla uyandın. Sıcak kahveni [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mektup/">Mektup</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hadi yoluna eyvallah</p>
<p>Mutlu ol gülüm inşallah</p>
<p>Sen biten günün ardında</p>
<p>Bir başına kalma inşallah&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Selam vermek istiyorum sana, haykıra haykıra söylediğim şarkıyla.</p>
<p>Nasıl bir güne uyandın?</p>
<p>Yüreğim gibi hüzünlü bir güne uyandım ben.</p>
<p>Canavar bulutların hararetle üzerime saldığı saf yağmur tanecikleriyle&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güneyden esen güzel meltemlerle sana gülen bir sıcaklıkla uyandın.</p>
<p>Sıcak kahveni yapmak için söylene söylene yatağından ayrıldın.</p>
<p>Bir yumurta, bir dilim tost ekmeği, bir avokado ve yarısı içilmiş kahve&#8230;</p>
<p>Ardından bir duş al, apar topar evini topla.</p>
<p>Geniş ama az eşyalı evinin kapısını kesinlikle üç kez kilitleyip git&#8230;</p>
<p>İnşaat alanına git ama sakın çamura basma&#8230;</p>
<p>Ustaya her zaman sıcak davran ve oradan da sıcak, temiz ofise geç.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşin bittiği zaman sana benzeyen bir iki adamla kahve için şık mekan seç&#8230;</p>
<p>İki gülüş, bir iki basketbol muhabbeti sonra iş için destekleyici bir iki söz&#8230;</p>
<p>Gece belki en kıskandığım an!</p>
<p>Güzel bir kadınla yemek, hem de mum ışığında.</p>
<p>Evine almayacağın ama yemekte iltifat edip gülen gözlerle bakacağın kadın/kadınlar</p>
<p>Geç saatte eve dönüp işin tekrar başına geç.</p>
<p>Günün muhasebesini iyice yap.</p>
<p>Uzun zamandır elinde bulunan bitirmemek için az okuduğun gerilim romanını oku.</p>
<p>Uyuyabilirsin, iyi geceler.</p>
<p>Ben ne yaptım?</p>
<p>Parasızlığın güzelliğini tekrar yaşadım.</p>
<p>Simidin ne kadar güzel olduğunu anladım.</p>
<p>Part-time çalıştığım işin parası yatmış, Pandora için mama aldım.</p>
<p>Senin sevdiğin, benimse düşen yapraklar için üzüldüğüm mevsimde uzun uzun koştum.</p>
<p>Kulaklığımın bir tarafı bozuk ama bu şarkıyı içimde bağıra bağıra dinledim.</p>
<p>Dinledim, koştum, bağırdım, yoruldum&#8230;</p>
<p>Seni sevmekten de yoruldum zaten artık.</p>
<p>Eve geldim, duş almaya çok üşendim, madem terliyim Pandora ile oynayayım, dedim.</p>
<p>Balkona ne kadar turuncu yaprak düşmüşse eve taşımış.</p>
<p>İğneyi elime batıra batıra diktiğim fareyle baya baya oynadık.</p>
<p>Kollarımı sıvayıp kutu evi bir güzel temizledim.</p>
<p>İkinci el kitapları seve seve yerleştirdim.</p>
<p>Zorla kendime gaz vere vere de duş almaya girdim.</p>
<p>Bu sefer de çıkamadım.</p>
<p>Uzun saçlarımı kurulayıp iki örgü yaptım.</p>
<p>Senden kalan gri kazağı giyip, bu sefer dans edebileceğim bir şarkı açtım.</p>
<p>Defterimden kolay bir poğaça seçip yapmaya başladım.</p>
<p>Yanına çayımı aldım, Pandora&#8217;ya da mamasını verdim.</p>
<p>Önce evimin muhasebesini kira ve fatura giderlerine bakındım.</p>
<p>Bu ayı da kurtarmışım, yuppi!</p>
<p>Sonra, milyonlarca kez okuduğum Attila İlhan şiirlerini açtım.</p>
<p>Kendi ellerimle bir aya yakın zamanda anca yazım kütüphaneden aldığım kitapla.</p>
<p>Bir iki mum yakıp, kucağımda Pandora ile huzur dolu anların tadını çıkarıyorum.</p>
<p>Bu günde sona erdiğine göre, uyuyabilirim. İyi geceler</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/ZaGhbXX0grI?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mektup/">Mektup</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11946</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Yalnız Ağaç</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-yalniz-agac/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-yalniz-agac/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 09 Dec 2017 08:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Edip Baksı]]></category>
		<category><![CDATA[makam buselik]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar kırdı dalımı]]></category>
		<category><![CDATA[Selâhattin Erköse]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12019</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hristo! Bugün geç kaldın mezeleri hazır etmekte! Benim gibi oldun sen de be barba! İçiyorsun ya işte, daha ne istiyorsun bre. Rakın önünde, peynirin, kavunun… Patladın mı? Öldün mü açlıktan? Ben senin karın mıyım da bağırıp duruyorsun bana bre… Ah… Angela ah! Şimdi yanımda olsan da, kokunu çeksem içime, ağlasam doya doya göğsünde… Zehir ettin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-yalniz-agac/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Yalnız Ağaç</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li style="list-style-type: none;">
<ul>
<li style="list-style-type: none;">
<ul>
<li>Hristo! Bugün geç kaldın mezeleri hazır etmekte! Benim gibi oldun sen de be barba!</li>
<li>İçiyorsun ya işte, daha ne istiyorsun bre. Rakın önünde, peynirin, kavunun… Patladın mı? Öldün mü açlıktan? Ben senin karın mıyım da bağırıp duruyorsun bana bre…</li>
<li>Ah… Angela ah! Şimdi yanımda olsan da, kokunu çeksem içime, ağlasam doya doya göğsünde…</li>
<li>Zehir ettin kadına hayatı bre, utanmadan bir de ağlasam diyor… Git bul karını da ben de kurtulayım senden, böyle her akşam her akşam… Yettin be Artin! Yettin bre…</li>
</ul>
</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p>“Meyhaneler kendini yitirmişlerin evidir” derdi, büyük büyükbabam… Doksanına geldiğinde bile hâlâ haminnemin özlemiyle ağlar, bağırırdı babama ‘ Beni meyhaneye götürün ‘ diye… Oysa haminnem onu bu sevdasından vazgeçiremediği için terk etmiş, iki oğlunu küçücük yaşlarında geride bırakıp kaçmıştı zengin bir tüccarın evine. Sonrasını kimse bilmiyordu…</p>
<p>İçmekten hiç vazgeçmeyen bu inatçı ihtiyara, dedem ve büyük amcam bakmışlar, evin sorumluluğunu küçük yaşlarına rağmen onlar üstlenmişler “Hiç baba bilmedik” derdi dedem. Kırım harbinden kaçmayı başaranlar, hayatta kalanlarla evlendirilmiş o zamanlar, dışarıya kız vermek istemezmiş tatarlar. Büyük büyükbabam 17’inde haminnem 15’inde falanmış evlendiklerinde. İki küçük çocuk, evcilik oynar gibi evlenmişler. Birlikte büyümüşler… Hafif çekik gözlüydü büyük büyükbabam, ilerlemiş yaşına rağmen dinçti, ayaktaydı. Kapılara sığmayan koca bir adamdı. Bir kere bile hastalandığını görmemiş hiç kimse. Başında kalpağıyla gezerdi kışları. Gözleri derin, uzak, bilinmedik bakardı. Öldüğünde elinde sigarası vardı. Annem fark etmese bütün evi yakacaktı. Çocuktum 8 yaşlarında falan. Uyuyor sanmıştık koltukta, ama o çoktan göçmüştü öteki tarafa… Pikapta şarkısı çalıyordu. Evin içi çınlıyordu… Müzeyyen Senar’ın sesinden…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/zK9IkNIbtUk?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Kaç gecedir bu meyhaneye dadanır oldum. Bu koca adamı yâd etmeden duramıyorum nedense. Kanımda mı var yoksa git gide yaşlanıyor muyum? Büyük dedem gibi mi olacak benim de sonum. Çekiyor bir şeyler beni buraya? Dedem hiç içmezdi oysa. Babasına bakmaktan öyle çok çekmişti ki, rakının kokusu bile tutardı dedemi. Rahmetli ne rakı sofrasını ne de rakı sofrasında yapılan sarhoş muhabbetini hiç sevmezdi. Onu küçücük yaşında anasız-babasız koyan bu illetten adeta nefret ederdi. Çocuklarına da yasak koymuştu. Ne babam ne de amcam değil babalarının yanında, ondan ayrı bile içki içemezlerdi. Büyük büyük dedemin aksine, dedem uzun yaşamadı. Elli beşini göremeden göçüp gitti bu dünyadan. Küçükken geçirdiği zatürre peşini hiç bırakmamış, bedeni güçsüz kalmıştı. Babasının tam aksine büyüyememiş, ufacık tefecik, zayıf bir adamdı. “Tekne kazıntısıyım” derdi ama hiç şikâyet etmezdi kaderinden. Mütebessim yüzüyle kasap dükkânını tek başına çekip çevirirdi. Koca koca etleri o narin vücuduyla kaldırıp nasıl çengele astığına şaşardı müşterileri… “ Biz de tatar kuvveti var. “ derdi. “Güçlüklere alışkınız, yıkamaz bizi kolay kolay kahpe felek”. Bir gece ansızın gelen öksürükle çekip gitti sessiz sedasız bu olan bitene boyun eğen içe kapanık melek. Dilinde hep bu şarkı vardı…</p>
<p><strong><em>“Rüzgâr kırdı dalımı, ellerin günahı ne? Ben yitirdim yolumu yolların günahı ne? “</em></strong></p>
<p>Belki de hiç etmediği şikâyeti bu şarkıyla dile getiriyor, ama kimseler onun sesini duymuyordu. Hayatında bir kere bile ‘öf’, dememiş olan bu adam, kendini böyle avutuyordu… Kim bilir ailemizin kaderi belki de bu şarkıyla yazılıyordu.</p>
<p>Kafayı buldum herhalde… Kendi kendime sayıklayıp duruyorum. Oysa hala meyhaneci Hristoyla bir punduna getirip konuşamadım. Bu akşam konuyu açmaya kararlıyım, şu Artin’den bir kurtulabilsek, ortalıkda kimse yokken…</p>
<ul>
<li>Başka bir şey ister misin beyciğim?</li>
<li>Yok, ustam ellerine sağlık hiç bu kadar lezzetli Levrek yememiştim.</li>
<li>Afiyet olsun be, şu baş belası Artin olmasa ben sana daha ne güzel yemekler hazırlardım ama…</li>
<li>Olsun Bay Hristo, sen bak o deli adama, müşteri veli nimettir sonuçta…</li>
<li>Ne kadar Beyzadeymişsin bre, kalmadı senin gibiler bu muhitte… Buradan mısın yabancı mısın pek kestiremedim de?</li>
<li>Gözün ısırmadı mı bir yerden? Şöyle bir bak bakalım endamıma, belki tanırsın?</li>
<li>Yok bre çıkaramadım valla, eskisi gibi de görmüyor gözlerim zaten.</li>
<li>Ben Sancaktar’ın torununun çocuğuyum…</li>
<li>Hangi Sancaktar?</li>
<li>Anlatması uzun sürer bir fotoğraf göstersem sana? Şu kucağında çocuk olan adamı gördün mü? İşte o Sancaktar, kucağındaki de benim…</li>
<li>Vay… Tanıdım! Hiç tanımaz mıyım? San-cak-tar! Çok yıl oldu göçüp gideli be ya… Ah! Sen onun torunusun öyle mi?</li>
<li>Torununun çocuğu!</li>
<li>Bak şu Mevla’nın işine, bana uzun bir ömür verdi de bugünleri gördüm emi? Çok sevindim bre. Deden, yani büyük deden mert adamdı kim ne derse desin. İçerdi, doğru çook içerdi. Ama yürekliydi be yav… Bu meyhane bana babamdan kaldı. Sancaktar ki koca adam, kapıdan zor sığardı. Delikanlıydım o vakitler. Beni çok severdi rahmetli. “Babanı geçeceksin sen” derdi bana. İnsan sarrafıydı. Bir baktı mı adamın gözünün içine şıp diye çözerdi yüreğindekini. Ah! Sancaktar ağa. Öyle derdik biz ona. Ağa falan değildi ha. Onun ağalığı bir tek meyhanede sökerdi. Senin haminnen onu bırakıp gittiğinde yıkıldı koskoca adam, sanki ufaldı, cebine al götür… Okka yani. Çok sevmiş demek ki… Neyse girmeyelim böyle şeylere…</li>
<li>Girelim Hristo efendi. Eğer siz müsaitseniz girelim olmaz mı?</li>
<li>Anladım be çocuk ben seni… Şu Artin’in mezelerini hazır edip hemen geleyim. Dırdırlanmasın daha fazla.</li>
<li>Hadi sen bak işine ustam.</li>
</ul>
<p>Bu fotoğrafın çekildiği günü hayal meyal hatırlıyorum. Çok ağlamıştım çekilirken, korkmuştum herhalde. Bir adamın kapkara bir örtünün altına girip, bize boğuk sesiyle “gülümseyin” diye bağırdığını duyuyorum hâlâ. Üzerimize çevrilmiş ışıklar altında kan ter içinde kaldığımızı, çocukluğumdan kalan bu ilk fotoğrafı, aile fotoğrafımızı hiç unutmadım. Beni bağlayan bir şeyler var bu fotoğrafta. Babamın dik duruşu altına saklanmış annemin yüzündeki hüzün… Dedem sağ tarafta babamın hemen yanında onun babası değil de, oğluymuş gibi duruyor. Tebessümü hiç eksik olmayan yüzüne yapışmış adeta. Gözlerinin içi bile gülüyor. Büyük dedem azametli oturuşuna aldırmadan beni kucaklamış öylece duruyor. Övündüğü tek şey ben mişim gibi, benim için yaşamış onca yaşı sanki. Ben şaşkın, mahcup, bakıyorum mavi gözlerimle açılan bilmediğim dünyaya…</p>
<p>İçim sızlıyor nedensiz, balık burcu erkeğine özgü bir yangı gelip oturuyor yüreğimin tam ortasına. Yüreğim ağlıyor. “ Ne kadar sulu gözmüşsün sen de” demişti bana. “ Aşk maşk bunların hepsi palavra, yedik, içtik, gezdik, seviştik daha ne istiyorsun benden. Tapulu malın mıyım ben senin. Hadi herkes kendi yoluna.” Yolun başına varmadan daha köşe başında beni terk edip gitmişti. Tek bir kelime çıkmamıştı ağzımdan, öylece bakakalıp gidişini seyretmiştim. “Dur nereye”? Bile diyememiştim ardından…</p>
<ul>
<li>Geldim işte bre. Sonunda kalamarını pişirdim koydum önüne, beyin salatasını da yaptım, artık bir şey istemez herhalde. Tek başıma yetişemiyorum bre, bu da başımın etini yer her gece. Karısı Eftalya çekti gitti, dayanamadı kadın bunun eziyetlerine. Pek titizdir. Yemeği, ütüsü, evin içi derken kadın bir de her akşam burdan toplar götürürdü eve. Yazık taşımazdı sarhoşu, biz girerdik koluna, sonunda bastı tekmeyi çekti gitti…</li>
<li>Haminnem gibi öyle mi?</li>
<li>Haminnen çok güzel bir kadındı, Sancaktar Ağa gibi boylu poslu, sarışın mavi gözlü bir fidandı. O da öyle sırtlayıp götürürdü koca adamı. Bazı kere birlikte içerlerdi, haminnenin sesi bir güzeldi ki sorma. Bakma sen, o da âşıktı Sancaktar ağaya… Öfkeli adamdı deden. Öfkesinin önünde kimse duramazdı, bir boğanın önünde nasıl durulmaz, dedenin de önünde durulmazdı… İşte aynen öyle…</li>
<li>Haminnem de duramadı öyle mi?</li>
<li>Duramadı. Kim olsa duramazdı. Yoksa iki yavrusunu, canı kadar sevdiği kocasını ardında bırakır da gider miydi? Nerdedir, kimledir hiç bilinmedi… Bakma sen o çıkan dedikodulara, yok zengin bir herife kaçmış falan… Yalan! Uydurma! Paraya pula bakacak kadın değildi o. Her şeyi, kendini terk etti gitti. Sana bir sır vereyim mi? Ben âşıktım gizliden haminnene, ilk kez birine söyledim ha! Onca yıl sonra… Hiç evlenmedim. Evlenemedim. Bende bir resmi var bilir misin? Göstereyim ister misin? Ağlama bre, dur ağlama getireyim hemencik…</li>
</ul>
<p>Bu nasıl bir hikâye böyle! Haminnemin resmini göreceğim!</p>
<ul>
<li>İşte bak! Sen fotoğraf sandın be… Ha, değil! Ben çizdim onu hem kâğıda karakalemle, hem kalbime canımla bir… Mühürlüdür o günden beridir bu can bu tende bre… Demek bunca zaman beklediğim senmişsin çocuk… Böyle dediğimi kızma ha! Kendi torunum gibi gördüm seni… Değil mi ki Canfidanın torunusun, benim de torunumsun…</li>
<li>Canfidan mı? Cavidan değil miydi haminnemin adı?</li>
<li>Değil! O nüfustaki adı. Kırım harbinden sonra onca yolu yürüyerek gelmişler bu vatana. Onca çile… Burası hepimizin vatanı çocuk… Sen, ben, biz, hepimiz, biriz… Neyse konuşturma şimdi beni… Asıl adı Canfidan, burada olmuş Cavidan…</li>
<li>O biliyor muydu âşık olduğunuzu?</li>
<li>Biliyordu bence, ama hiç gelmedi dile… Zaten ben çocuktum o koca evli barklı, çocuklu kadındı… Hem de Sancaktar Ağa’nın kadını… Bizim ne haddimize… Bizimkisi öyle uzaktan, Mecnunun Leyla’yı sevdiği gibi…</li>
<li>Peki ya dedem o biliyor muydu?</li>
<li>Yok, kimse bilmedi bazen ben bile unuttum onu sevdiğimi. Bak şu camdan kapının dışında bir ağaç var gördün mü? Ben oyum işte… Yalnız Çınar! Benim kendime taktığım ad… Bazı adamlar öyledir, bilirsin… Yalnızdırlar, etraflarına baksan peh! Bissürü insan, ama onlar yalnız yaşar, yalnız ölüler… Bir başlarına taşırlar koskoca dünyayı da, hiiiiç ses etmezler. Sanırsın umursamaz, bencil, öfkelidirler… Ama aslında sadece yalnızdırlar… Yapayalnız&#8230; Dur şu babadan kalma tozlanmış gramafonu çalıştırayım, gerisini sana o anlatsın…</li>
</ul>
<p style="text-align: center;">Rûzgâr kırdı dalımı<br />
Ellerin günâhı ne<br />
Ben yitirdim yolumu<br />
Yolların günâhı ne</p>
<p style="text-align: center;">Hep yâr peşinden koştum<br />
Ben küstüm ben barıştım<br />
Kendim dillere düştüm<br />
Dillerin günâhı ne</p>
<p style="text-align: center;">Ne kış dedim ne bahâr<br />
İçtim sabâha kadar<br />
Erken ağardı saçlar<br />
Yılların günâhı ne.</p>
<p style="text-align: center;">Beste: Selâhattin Erköse<br />
Güfte: Fuat Edip Baksı</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-yalniz-agac/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Yalnız Ağaç</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-yalniz-agac/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12019</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Karanfil Kokulu Nergis</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-karanfil-kokulu-nergis/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-karanfil-kokulu-nergis/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 29 Nov 2017 05:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[is there anybody out there]]></category>
		<category><![CDATA[Pink Floyd]]></category>
		<category><![CDATA[The Wall]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11894</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kaybolmak yaşarken daha, Güpegündüz silinmek hafızalardan, Sil baştan başlamak hayata! Mümkün olsa… Bırakıp gidemeyeceğimi bile bile çaresizliğimle dolaşıyorum hiç bilmediğim sokaklarında bu kentin… Kimsesizler gibi parklarında yatıyorum üç gündür bir çatının sıcaklığından uzakta… Kayboldum sevdiğim ve sevmediğim bütün yüzlerin kırışıklığında. Kulaklarımda sesleri çınlıyor hâlâ… Gözümü kapattığımda yuvarlanıyorum sonu olmayan bir çukurdan tepetaklak aşağıya… El ediyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-karanfil-kokulu-nergis/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Karanfil Kokulu Nergis</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kaybolmak yaşarken daha,</p>
<p>Güpegündüz silinmek hafızalardan,</p>
<p>Sil baştan başlamak hayata!</p>
<p>Mümkün olsa…</p>
<p>Bırakıp gidemeyeceğimi bile bile çaresizliğimle dolaşıyorum hiç bilmediğim sokaklarında bu kentin… Kimsesizler gibi parklarında yatıyorum üç gündür bir çatının sıcaklığından uzakta… Kayboldum sevdiğim ve sevmediğim bütün yüzlerin kırışıklığında. Kulaklarımda sesleri çınlıyor hâlâ… Gözümü kapattığımda yuvarlanıyorum sonu olmayan bir çukurdan tepetaklak aşağıya… El ediyor birisi, çıkmak için uzatıyorum elimi tekrar itiyor beni, kahkahalarında boğuluyorum… Sarı bir ışık yanıyor cılız, o tarafa yürüyorum…</p>
<p>Güneş battı, evler ışıklarıyla aydınlandı… Akşamın serinliği yaladı geçti yanaklarımı, çocukluğumdaki okul dönüşleri gibi sevinç kapladı her yanımı&#8230; Bir yuvanın sıcaklığındaydı anılarım, babamın sesi annemin ıslak nefesi geldi oturdu boğazıma, düğümlendi boğazım&#8230;</p>
<p>Ayağıma takıldı minicik bir sokak kedisi… Kucağıma aldım, üşümüş. Yok ki benim sana verecek sütüm. Anneni mi kaybettin benim iki gözüm? Yoksa sevgisizlikleriyle seni de mi sokağa attılar?  Yok mu senin de kardeşin? Benim sana verecek sevgimden başka neyim var? Isındın mı göğsümün üstünde? Yüreğimin yarasını duydun, acısını hissettin değil mi sen de? Şuncağızı bile sevmekten uzak bir güruh yaşıyor şu koca kentte… Varsa yoksa korunaklı şatolarındaki dere beyliklerini sürdürme telaşı… Aman düzenleri bozulmasın, eksilmesin cüzdanlarındaki para sakın! Bir lokma ekmek için sürdürülen onca tantana…</p>
<p>Saçma!</p>
<p>Her şey bir oyundan ibaret kim çıkarsa bu oyunun dışına fırlat at sokağa…</p>
<p>Soru sorma! Sorgulama! Soysuzluğa ey başını, sakın ha titanların hükümranlıklarından ayrılma! Kendini yarı tanrı sayanların uygarlığı bu işte… Hapsoldukları rollerinde prangalarla bağlılar köleliklerine…</p>
<p>Ziyandalar!</p>
<p>Bilmiyorlar!</p>
<p>Göz alabildiğince geniş bahçelerinde içkilerini yudumlarken servis ediliyor her gün beyinlerinden kalplerine kokuşmuş sahte hezeyanlar… Kim sahici? Onlar mı biz mi? Kim yabancı bu evrene? Onlar mı biz mi daha yakınız insanlığın özüne? Çoktan ayaklar altına aldınız onurunuzu, her an damlamakta toprağa kanınız, ağlıyor bir köşede utancından insanlığınız&#8230;</p>
<p>Beş paraya sattınız vicdanlarınızı. Hırsınızdan hırsızlığa doğru durmadan yol aldınız. Kimse durduramadı sizi, önünüze ne çıktıysa savurup bir kenara attınız… Bakalım daha kaç gün kaç gece sallanacak veballerimiz üzerlerinizde… Uyuyamayacaksınız gözlerinizi ne kadar da yumsanız. Kâbusunuz olup çörekleneceğiz başınıza. Usulcacık kaçacak dilinizin ucundan sakladığınız yalanlarınız… Saklanacak bir yer bulamayacaksınız, fare delikleri bile kabul etmeyecek sizi. Kendi karanlığınızla boğulacaksınız yüzdüğünüz sığ sularda… Biz aç olduğumuz için siz toksunuz o duvarların ardında…</p>
<p>Öf be kedicik, açlık başıma vurdu benim, söylettin beni kötü kötü akşam akşam… Oysa şimdi sıcacık bir mercimek çorbası ne iyi giderdi değil mi? Sıktın mıydı limonu içine kaşık kaşık içersin, mis gibi karabiberi de üstüne dökersin… Hele fırından çıkmış taze pideyle, yumul yumulabildiğince… Zil çalıyor karnım… Üç gündür bir lokma geçmedi kursağımdan…</p>
<p>Mutfaklardan kokular sızıyor dışarıya, hangi evde ne yemek piştiğini söylüyorlar bana… Biz dışardayız, onlar içerde&#8230; Ve hiç bir zaman içerde olamayacağımızı vuruyorlar yüzümüze&#8230; Alıyor musun sen de kokuyu? Hamsi kızartıyorlar işte şu evde. Bak! Pencereyi açmışlar kokusu sinmesin diye evlerine… Oysa balık kokusu çıkmaz öyle kolay kolay, hele kızartırsan tavada, sirkeli su kaynatsan da çıkmaz çoğu kere… Akşam yemeği çıktı sana kedicik, şanslısın gene… Hadi koş açık duran pencereye, insaflıysa ev sahibi, bu akşamlık açlıktan kurtuldun bile…</p>
<p>Rahmetli dedem sirkeli su hazırlattırırdı haminneme, tuttuğu balıklarla ne zaman eve gelse, haminnem romatizmalı bacaklarını sürüye sürüye kaynatırdı suyu… Balığa çıktığı günler sokağın başında beklerdim dedemi. Bilirdi köşe başını tuttuğumu, sözde saklanırdım ben de oyun olsun diye… Yakalandığımda saçımdan öper, elime tutuştururdu helva kabını… Ceplerime çok sevdiğim kuşlokumlarını gizlice koyar ‘hadi bir an evvel varalım eve’ diye koştururdu beni. Eve varınca da doğru tavan arasına çıkardım. Renklerine göre seçerek yerdim lokumlarımı basma minderlerimin üzerinde… Önce yeşilleri, sonra turuncuları, kırmızıları, en son limonlu sarıları yerdim… Sarıyı ne çok severdim… Belki de bu yüzden kapımızın önünde açardı baharda nergis soğanları…</p>
<p>Sarı Sarı açarlardı… Kokusuyla bütün mahalleyi sararlardı… Sokağa girenler soluğu bizim kapının önünde alırlardı… Keskin ıtırlı kokusunu sevmezdim nedense, ama renklerine bayılırdım. Yeşil kılıç yapraklarının arasındaki dimdik duruşlarına, uzun boylarına ve kendini beğenmiş havalarına adeta âşık olmuşçasına hayran baka kalırdım… Çok kısa ömürlü olmalarına bir türlü alışamamıştım. Ne zaman yapraklarını döküp ölseler, hıçkıra hıçkıra ağlardım. Bir sonraki baharı beklemek zulüm gelirdi bana. Bir hikâye uydurmuştum avutmak için kendimi…</p>
<p>Karanfillerin kokusu mest ederdi beni. Öyle mütevazıydı ki duruşları, incecik saplarında eğik boyunlarıyla dik duramazlardı ya bir türlü üzülürdüm onlar için, ama uzun yaşarlardı… Üstelik yeniden yeniden açarlardı…</p>
<p>Karanfil kokan nergis bahçelerim olsun isterdim… Alabildiğince büyük olan bahçemde sarı renklerinin içinde kaybolup gideceğimi, kalın saplarının altına saklanıp hiç bitmeyecek yiyeceklerle orda öylece yaşayacağımı düşlerdim. Karanfil kokan nergislerim hiç ölmeyecekler, beni bırakıp hiç gitmeyeceklerdi… Karanfiller gibi yeniden yeniden açacaklar, o dik duruşlarıyla beni hep kendilerine hayran bırakacaklardı…</p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kaybolmak yaşarken daha,</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Güpegündüz silinmek hafızalardan,</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Sil baştan başlamak hayata!</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Mümkün olsa…</em></strong></p>
<p><figure id="attachment_11989" aria-describedby="caption-attachment-11989" style="width: 416px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/9549762002994.jpg"><img class="wp-image-11989" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/9549762002994.jpg?resize=416%2C416" alt="Nergis Olamayan Karanfiller" width="416" height="416" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/9549762002994.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/9549762002994.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/9549762002994.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 416px) 100vw, 416px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11989" class="wp-caption-text">Nergis Olamayan Karanfiller</figcaption></figure></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/aHN6AViJAvI?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-karanfil-kokulu-nergis/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Karanfil Kokulu Nergis</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-karanfil-kokulu-nergis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11894</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Penceremdeki Kuşlar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-penceremdeki-kuslar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-penceremdeki-kuslar/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 19 Nov 2017 05:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[David Bowie]]></category>
		<category><![CDATA[kurt cobain]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[nirvana]]></category>
		<category><![CDATA[Prometheus]]></category>
		<category><![CDATA[the man who sold the world]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11695</guid>
				<description><![CDATA[<p>İlk bakışta değil, Son bakıştadır aşk. Yani ayrılırken, sana nasıl bakıyorsa, O kadar sevmiştir seni&#8230; Nazım Hikmet Ran Ne zaman ki yolum o köşe başından parka doğru inen yokuşa varsa, adımı taşıyan sokak levhasını görüp gülümserim her defasında. İçim bir hoş olur, istisnasız kalbim hızla çarpar, gözlerini görmeyi, ilk karşılaştığımız duvarın dibindeki o ana geri [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-penceremdeki-kuslar/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Penceremdeki Kuşlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>İlk bakışta değil,<br />
Son bakıştadır aşk.<br />
Yani ayrılırken, sana nasıl bakıyorsa,<br />
O kadar sevmiştir seni&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em>Nazım Hikmet Ran</em></strong></p>
<p>Ne zaman ki yolum o köşe başından parka doğru inen yokuşa varsa, adımı taşıyan sokak levhasını görüp gülümserim her defasında. İçim bir hoş olur, istisnasız kalbim hızla çarpar, gözlerini görmeyi, ilk karşılaştığımız duvarın dibindeki o ana geri dönmeyi isterim umutsuzca… Beni fark etmemiş olmana aldırmam, ciddi adımlarla yürüdüğün halin gelir gözlerimin önüne. Seni kaybetmemek için koşturuşumu görürüm ardından… İyi ki takılmışım derim peşine, yoksa hayatımın akışını değiştirecek o üç günü yaşayamadan göçüp gidecekmişim bir başıma…</p>
<p>Sırtındaki kamburu daha o gün, ilk bakışta fark etmiştim. Bunu sana söylemedim. Hiç fark etmediğimi söylediğim yalanını da bunca yılın sonrasında itiraf ediyorum işte&#8230; Seni kusursuz görmek istemişim olmalıyım… Oysa sağ kürek kemiğinin üzerinde küçük bir tepecik yapan kamburun, haki asker kabanının altına saklanmış, sol omzunda taşıdığın gitarın onu daha da öne çıkartmıştı… Başın önünde yürürken hızlı hızlı sallanan sağ kolun yana kaykılıyordu, arada sırada sendeliyordun, bozuk yolun çukurlarından kaçmak için zıplayarak yürüyordun.</p>
<p>Kabanınla uyumlu haki renkli berenin altından sarkan kıvırcık kumral saçların, aslan yelesi gibi savruluyordu, sırtını gördüğüm bu görüntünün yüzünü görmek isteğime engel olamadan takıldım peşine. Aynı konseri izlemeye gidiyor oluşumuzu düşledim nedense&#8230; Yıllardır beklediğim beyaz atlı prensim sendin belki de&#8230; Perçemlerin öyle uzundu ki yüzünü görmem mümkün değildi. Kulaklık takıyordun, kulaklıktan ses dışarıya çıkıyordu ama sen kendi sesinden başka hiçbir şeyi duymuyor, boyuna şarkıyı mırıldanıyordun…</p>
<p>Vapur iskelesine geldiğimizde seni kaybetmemek için adımlarımı hızlandırdım. Lülelerinin altındaki gözlerini görmek istiyordum, çok istiyordum, neden bilmiyordum. Sonbaharın en güzel günlerinden biriydi pastırma yazından kalma… Hava serindi. Güneşin sıcaklığını hissedeceğimiz birkaç kısa günden birini kaçırmadan, yüzümü güneşe verip bir kertenkele gibi ısınmak ne güzel olur diye içimden geçirmiştim ki, güvertede buldum kendimi&#8230;Senin tam karşında…</p>
<p>Balıkçıl yaka siyah bir kazak giymiştin, uzun kumral saçlarının altındaki yeşil gözlerini işte tam da o an fark ettim… Sanki biliyormuşum gibi ‘evet!’ dedim içimden… Zaten başka türlüsü olmazdı ki… Beni görmen için bir şeyler yapmalıydım. Kendi iç dünyana öyle kapanmıştın, dış dünyaya öyle yabancıydın ki, seni koparıp almak ve kendi içime saklamak arzusuna engel olamadım. Yüzün hep yere bakıyordu, sanki güzelliğinden utanıyordun. Kirli sakallarının altındaki teninin beyazlığını görebiliyordum. Başka hiçbir kız bakmazdı belki yüzüne, annem olsa ‘ ne bu böyle saç sakal karışmış birbirine’ derdi, ‘kız mı oğlan mı belli değil’… Benim içinse sen, dünyaya başka gözlerle bakan gizemli biriydin. Bulmaca çözmek gibi heyecan verici, şaşırtıcı ve çok çekiciydin&#8230;</p>
<p>Karşında oturduğumu fark etmedin, beni adeta görmezden geldin. Ben de kaset çalarımı çıkarıp çantamdan senin az önce dinlediğin şarkıyı açtım, kulaklıklarımı takıp dinlemeye başladım. Senin gibi davranacaktım, hiç görmemişim gibi yapacak, hatta kitabımı çıkarıp göz ucuyla sana bakmaya devam ederken okumaya başlayacaktım. Kaldırıp başını denize bakman uzun sürmedi, döndün yüzünü, rüzgâra verdin saçlarını, güneşin altında altın renginde parlıyorlardı&#8230; Ben de kaldırdım başımı, bir heykel gibi duruyordun işte tam karşımda…</p>
<p>‘Prometheus!’ dedim aniden… Biraz yüksek sesle söylemiş olmalıydım ki dönüp bana baktın… Kızardı yanaklarım, gözlerini gözlerime dikip gülümsedin, içimden ılık ılık akıp geçtin… Zeus’tan ateşi çalan, insanlığın bekasını sağlayan ilk devrimci Prometheus  gibiydin… Tanrılara karşı gelen bir kahraman&#8230; Zeus&#8217;un çarmığa gerip her gün bir kartala yenilenen karaciğerini yedirttiği işkenceye uğramış Prometheus&#8217;tun artık, benim kahramanımdın&#8230; Gülümseyişine, gülümsememle cevap verdim. Kulaklığını çıkarttın, bana da çıkartmam için elle işaret yaptın. Çıkarttım hemen kulaklığımı…</p>
<ul>
<li>&#8221; Bu kadar yüksek sesle müzik dinleme&#8221; dedin samimi sıcacık sesinle…</li>
<li>&#8221; İşitme kaybına neden olur ilerde.&#8221;</li>
</ul>
<p>İşte kahramanım beni korumaya başlamıştı bile&#8230; Daha ilk cümlenle beni kendine hayran bırakmıştın. Sanki tanışıyorduk kadim zamanlardan, Olympos dağında eksik kalmış bir aşkı yaşıyorduk? Rüya gibiydi her şey, kalbimin çarpıntısına aldırış etmeyip kaptırıp kendimi gözlerinin ışıltısına&#8230;</p>
<ul>
<li>&#8221; Klasik gitar mı çalıyorsun&#8221; diye sordum sana…</li>
<li>&#8221; Hayır! Akustik gitar&#8221; dedin. İşte o anda sana âşık oluvermiştim…</li>
</ul>
<p>Vapurdan inene kadar neler konuştuğumuzu hatırlamıyorum bile, her şey o kadar güzeldi ki kanatlanmış bir güvercin gibi uçuyordum mutluluktan. İlk görüşte aşk bu olsa gerekti… Sana neler anlattım neler kim bilir? Az konuşuyordun ama sen de gözlerini benden alamıyordun. Vapur Karaköy iskelesine yanaştı, en son biz indik vapurdan. Ve Galata’ya doğru yürümeye başladık… İkimiz de aynı konsere gidiyorduk, bu inanılmazdı! Mucize böyle bir şey olmalıydı&#8230;</p>
<p>Filmlerde izlesem saçma bulurdum, senaryoyu yazanların abarttıklarını düşünürdüm. Ama işte gerçekti, karşımda duruyordu ve bu mutluluğu yaşayan bizzat bendim…</p>
<p>Galata Kulesi Sokak Şenlikleri vardı, üç gün üç gece süren… Yerli ve yabancı birçok grup müzisyenin konserlerine gelen gençler, kule dibinin kahvelerinde oturacak yer bırakmamışlar, kaldırımlara, hatta sokağa taşmışlardı.</p>
<p>İkimiz de daha önce çıkmamıştık Galata Kulesine. Konserin başlamasına epeyce zamanımız vardı. İstanbul’a seninle Galata Kulesinden bakmak müthiş bir fikirdi… Manzara mı büyülemişti beni sen mi bilemiyorum? Ayaklarım yerden kesilmişti. Bir sanat tarihi öğrencisi olarak kule hakkında bildiklerimi anlattım sana. Hezarfen Çelebi gibi uçmak üzereydim, bir kanatlarım eksikti&#8230; Çevremizdeki turistlerin fotoğraf çekiyorlardı durmadan, el ele göz göze hallerinden, birbirlerine sarılıp öpüşmelerinden, bizi de sevgili sanmalarına gülüştük… Sonra birden elimi tuttun ve beni oracıkta öptün…</p>
<p>Sevgilim oldun, kaşla göz arasında, böyle bir anda&#8230;Seni bırakmak istemiyordum korkuyordum yitirmekten. Sıkı sıkı tuttum elini&#8230; Kaybolacakmış gibiydin&#8230;Birbirimize hiçbir söz vermedik, hiçbir beklenti içinde olmadık… Hiç soru sormadık&#8230; ‘Zaman çok kısa’ demiştin, ‘Bırak da yaşayalım…’</p>
<p>Üç gün üç gece konserleri izledik seninle, cebimizdeki paramız bitince gitarını kılıfından çıkarıp çalmaya başlıyordun istiklal caddesinde… Kurt Cobain intihar edeli bir kaç ay olmuştu şunun şurasında. Nirvana&#8217;nın şarkılarını ezbere çalıyordun… Başımızda durup bizi dinleyenlerle sohbet ediyordun&#8230;Müzik hakkında ne çok bilmediğim şey varmış meğerse&#8230; Bambaşka bir dünyanın ortasında bulmuştum kendimi. Bambaşka insanlar tanıyıp, başka serüvenlere doğru yol almıştım&#8230; Senin sevgilin olduğum için çok şanslıydım…</p>
<p>Üçüncü günün akşamında son konser bittiğinde, Galata’nın sokağında bana özel konser verdin. Bir şey anlatmaya çalışıyordun sanki… Ağlıyordun bir yandan, sözler çok zor çıkıyordu ağzından… En sevdiğim şarkıyı söyledin bana… Sonra kulağıma eğilip ‘Seni Seviyorum’ dedin…</p>
<p>Bunun veda olduğunu anlamıştım… Hiçbir şey sormadım, öyle anlaşmıştık çünkü… Bana simitle beslediğimiz kumruları göstererek ‘ Kumrular tek eşlidir’ demiştin… Onu hatırlattın,</p>
<ul>
<li>&#8221; Unutma, kumrular tek eşlidir &#8220;dedin bir kez daha</li>
</ul>
<p>Ne zaman penceremde yuva yapan kumruları izlesem, David Bowie&#8217;nin &#8216;The Man Who Sold The World&#8217; şarkısını mırıldanır dururum… Nirvana&#8217;nın yorumuyla, kulaklarımda notaları dönerim tekrar anılarıma&#8230;</p>
<p>Biliyorum ki kumrular tek eşlidir nasılsa !</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/fregObNcHC8?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-penceremdeki-kuslar/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Penceremdeki Kuşlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-penceremdeki-kuslar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11695</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Tavan ile Kapı Arasında/ Metallica&#8217;dan Unforgiven II&#8217;nun eşliğinde</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-tavan-ile-kapi-arasinda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-tavan-ile-kapi-arasinda/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 08 Oct 2017 21:00:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Metallica]]></category>
		<category><![CDATA[Photo/ Matt Rourke-04.28.15 Baltimore]]></category>
		<category><![CDATA[Sarı Çizginin Ötesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Unforgiven II]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11202</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Gelecek diye bir şey yok. Gelmeyecek olan ne varsa, onu sevdik biz.&#8221; SERKAN ÖZEL  ‘Geliyorum bağırıp durma, bıktım her sabah senin tavana çarpıp, camları titreten haykırışlarını duymaktan… Bir gün de güzel bir şeyler söyle be kadın…’ Demek istedim, öyle çok istedim ki… Bitmek tükenmek bilmeyen o sabahları gerisin geriye sarıp, bir filmi yeniden oynatır gibi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-tavan-ile-kapi-arasinda/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Tavan ile Kapı Arasında/ Metallica&#8217;dan Unforgiven II&#8217;nun eşliğinde</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&#8220;Gelecek diye bir şey yok.<br />
Gelmeyecek olan ne varsa, onu sevdik biz.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>SERKAN ÖZEL</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong>‘Geliyorum bağırıp durma, bıktım her sabah senin tavana çarpıp, camları titreten haykırışlarını duymaktan… Bir gün de güzel bir şeyler söyle be kadın…’</p>
<p>Demek istedim, öyle çok istedim ki… Bitmek tükenmek bilmeyen o sabahları gerisin geriye sarıp, bir filmi yeniden oynatır gibi ne var ne yoksa her şeyi en baştan yaşamak istedim. Uyandığımda aldığım derin, taze bir nefes ile ahşap merdivenleri koşarak inmek, alelacele muslukta yıkayıp yüzümü, mutfakta dırdırlanan suratına, içimden geçenleri olduğu gibi söylemek istedim. Karşına dikilip, &#8216;yeter artık ! &#8216; demeyi ölesiye istedim…</p>
<p>Her sabah istedim bunu. O susmadığın sabahlar hep istedim. Hiç susmadığın, o çekilmez sabahlar&#8230; Bugün gibi, &#8216;YETER !&#8217; diye haykıramadığım sabahlar&#8230;</p>
<p>Bildiğim bilmediğim ne kadar kelime varsa hepsini ardı ardına sıraladın yine. Ağza alınmayacak küfürleri ekleyip soluksuz sövüp durdun. Ne seni bir gece yarısı terk edip giden kocan kaldı, ne de hapse düşen hayırsız oğlun… Torunların bile aramadılar seni altı aydır, sövdün onlara&#8230; O gelinin olacak aşüfte gelmedi evine, kim bilir kimin yatağında boynuzluyordu oğlunu… Ona da sövdün. Aptal oğlun sana rağmen almıştı ya o para düşkünü o&#8230;.yu.  Hiç sevmemiştin, kaç kere söylemiştin oğluna hayır gelmez bundan diye, dinleyen var mıydı? Olan olmuştu işte, sonunda çalıştığı şirketi dolandırmıştı, hapiste çürüyordu şimdi… Kızıp duruyordun boyuna, sövdün ona da&#8230; Önüne gelen kim varsa sövüyordun, bir ağız dolusu ileniyordun, bahçedeki tekir kediye bile sayıp döküyordun… Hırsızlığından, uğursuzluğundan soyundan sopundan başlayıp… Her sabah… Hiç susmadan bozuk plak gibi, anlatıp duruyordun. Herkesin gözü senin parandaydı. Bir tek para istemek için uğruyorlardı sana. Para vermezsen göstermiyordu o aşağılık kadın torunlarını sana. Emekli maaşına göz dikmişti bir kere. Oysa sen yıllarca sabahın köründen akşamın bir vaktine kadar fabrikalarda çalışıp hak kazanmıştın o emekli aylığına. Yedirtmezdin kimseye, hele babandan kalma bu evi yakardın da yine de vermezsin onların eline… Söylen söylenebildiğince bir dinleyen buldun nasılsa&#8230;</p>
<p>Her güne ümit yerine bu dırdırla başlamak nasıl bir işkence tanrım? Anlatılır gibi değil, unutup unutup yeniden başlıyorsun, ya da unutmuş gibi yapıyorsun. Her günümü kabusa çeviriyorsun. Bunak olduğunu ilk günden anlamıştım ama hiç önemsememiştim o zaman. Nasılsa kiracıyım diye hiç dert etmemiştim. Bana yatacak bir yer, akşamları da önüme konacak bir kap yemek yeterdi. Gerisinden bana neydi…</p>
<p>Öyle olmadı ama beni kiracı olarak değil kendi evladın gibi gördün zamanla, oğlunun yerine koydun. Yalnızlığımdan faydalanıp yalnızlığına bir köprü kurdun. Yorgun argın gecenin bir yarısı eve döndüğümde seni kapının girişinde bekler bulurdum. Sıcak bir tas çorbayı koyup önüme giderdin, sonra benimle oturmaya başladın mutfaktaki tahta iskemlenin üzerinde, ekmek iliştirdin yanına, bir de sohbeti katık ettik uzun bir süre sonra… Acıdım sana, yalnızlığına, çektiklerine üzüldüm… Kimsesizliğin kimsesizliğim oldu paylaştık acılarımızı, kardık sevgi yumağını birbirimize, destek olduk kötü günlerimizde…</p>
<p>Ne zaman ki işsiz kaldım, iş aramaktan patlamış ayaklarımla beş parasız eve daldım işte o zaman başladı her şey… Senin gözünde bir serseri olup çıktım… Beş aydır ödemiyorum kiranı, biliyorum sanki ben bundan üzüntü duymuyorum. Beni sevdiğin için verdin tek göz odalık tavan arasını&#8230; Çocukluğunun anıları arasına aldın beni. Orası senin odandı, annenin bez bebekler diktiği, babanın ahşaptan beşik yaptığı en sevdiğin odayı verdin bana. Kıyıp kimselere veremediğin odayı… Onu da biliyorum. Ama ben ne yaptım, ihanet ettim sana. Gül gibi işimden ayrılıp düştüm sokak aralarına… Hem kendime ettim hem sana. Bir iş bulmazsam koyacaksın beni kapının önüne, atacaksın eşyalarımı sundurmanın altına… Orda yatıp orda kalayım da bir müddet adam olayım öyle değil mi? Böyle düşünüyorsun. Beni gerçek oğlun sanıyorsun. Ama değilim ve duymak istemiyorum artık… Sana duyduğum minnetin içine ettin, hürmetimi ayaklarının dibine serdin… Bir iş bulsam bir dakika durmam valla burda… Ne halin varsa görürsün işte o zaman. Çok ararsın beni, benim gibi efendi birini. Yaşlısın diye saygı gösterip tek bir kelime söylemedim yüzüne. Hastadır, sıkıntılıdır, tek başınadır diye evlatlık ettim sana ama artık dayanacak halim kalmadı. Ne yaparsan yap umurumda bile değil…</p>
<p>Bir gün çıkıp gideceğim bu evden, dönmeyeceğim ardıma bakıp… Bu yazdıkları mı da okutmayacağım sana. Kaç tane oldu saymadım bile… Her güne bir mektup yazdırdın bana nerdeyse… Bu sonuncusu olsun artık…</p>
<p>Yüzünü bile görmeden çıkıp gideceğim bu kapıdan…</p>
<p><em>Ahşap merdivenleri inip çıkıp gitti o kapıdan… Yaşlı kadın söylenmeye devam etti. Çıktığı sokağın köşesinde yüzleri mendille kaplı adamları gördü, ellerinde ağzı fitilli şişeler vardı… Aldırmadı, yürüdü… İş bulmalıydı bir an önce, yoksa zıvanadan çıkacaktı… Bütün gün dolandı durdu orda burda, akşama az vakit kala evin yolunu tuttu… Sabah çıktığı sokağın başında polis arabaları duruyordu. İtfaiyeyi gördü uzaktan. Ellerinde sedye ile çıkan itfaiyeciler ambulansa doğru gidiyordu. O anda fark etti, yanan kendi eviydi. Ya sedyedeki? Polisleri yarıp koştu ambulansa doğru… Ama artık çok geçti…</em></p>
<p><em>İşte şimdi gerçekten kalakalmıştı sokağın ortasında, yıkılmış tavanın kirişlerine baktı… Ahşap bina kapkaraydı. Kapısı hala açıktı, merdivenler çökmüş, mutfak kül olmuştu… Yıkıldı kapının girişinde, kaldırıma oturup dikti gözlerini tavanın kirişine, ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu&#8230; Polisle çatışmaya giren göstericilerden birinin elinden fırlayan molotof kül etmişti yaşlı kadının evini&#8230; Öyle hızla yayılmıştı ki yangın, kaçamamıştı, kapının girişinde bulmuşlardı cesedini&#8230;</em></p>
<p><em>Cep telefonu çaldı, bilmediği bir numaradan bir kadın sesi, öykü kitabı için aradığını söylüyordu. Sesi sanki çok uzaktan geliyordu. Beyninin uğultusundan işitmiyordu hiç bir şeyi. Ne öyküsü, ne kitabı hiçbir şey hissetmiyordu ki, anlayabilsin olan biteni… Yaşlı bir kadının bu sabah getirdiği mektuplardan bahsediyordu telefondaki kadın. Yayın yönetmeninin kendisiyle tanışmak istediğini söylüyordu. Öykülerini basmak için ertesi gününe randevu veriyordu…</em></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/vWFSNbzRlIk?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-tavan-ile-kapi-arasinda/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Tavan ile Kapı Arasında/ Metallica&#8217;dan Unforgiven II&#8217;nun eşliğinde</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-tavan-ile-kapi-arasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11202</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Sağanak Altında</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-saganak-altinda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-saganak-altinda/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 28 Sep 2017 21:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Göksel Baktagir]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmurla Gelen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11077</guid>
				<description><![CDATA[<p>Suyun toprağın altına sızıyordu, hatırlıyor musun o geceyi? Gündüzü geceye çevirdiğin mahşeri kıyameti… Mazgalları tıkalı şehrin caddelerinde sığınacak saçak altı bulamayan bizleri az ötede birkaç ağaç bekliyordu&#8230; Çakan şimşeklerinden öyle korkuyorduk ki gidemiyorduk ağaç altlarına bile&#8230; Biçare ıslanıyorduk senin altında, sağanağında; sığınağımız gözyaşlarımız sel olup yine sana karışıyordu… Gök kubbe yarılmış üstümüze akıyordu. Nereye kaçsak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-saganak-altinda/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Sağanak Altında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Suyun toprağın altına sızıyordu, hatırlıyor musun o geceyi? Gündüzü geceye çevirdiğin mahşeri kıyameti… Mazgalları tıkalı şehrin caddelerinde sığınacak saçak altı bulamayan bizleri az ötede birkaç ağaç bekliyordu&#8230; Çakan şimşeklerinden öyle korkuyorduk ki gidemiyorduk ağaç altlarına bile&#8230; Biçare ıslanıyorduk senin altında, sağanağında; sığınağımız gözyaşlarımız sel olup yine sana karışıyordu… Gök kubbe yarılmış üstümüze akıyordu. Nereye kaçsak bütün şiddetinle aczimizi yüzümüze vuruyor, sonra da caddelerin ortasında kalakalan biz sefilleri sırılsıklam bir sevgiyle sarmaşık dalları gibi usulca sarıyordun…Islak bedenlerimize yapışmış giysilerimizi serinliğinle okşuyordun. Saçlarımızın arasında dolanıyordu damlaların, özür diliyorlardı süzülürken aşağıya&#8230;</p>
<p>Fırtınanda savrulan ağaçlar üzerimize geliyordu, yaprak yaprak dal dal saçılıyordu her biri bir tarafa… Saklandığımız duvar altlarında savunmasız öylece seyrediyorduk olan biteni… Kurşuna dizilmeyi bekler gibi… Bekliyorduk sessizce senin dinmeni, bizi eski halimize geri göndermeni…</p>
<p>Sabırla yağıyordun, bardaktan değil kazanla boşalırcasına üzerimize yığıyordun bütün kudretini. Sabrımız sınanıyordu, sınandıkça daha çok ıslanıyorduk sağanak altında. Beklemeyi öğreniyorduk&#8230;</p>
<p>Kimse konuşmuyordu, kimsenin söyleyecek tek bir sözü bile yoktu. Sözün bittiği yerde, öz başlarmış söylemeye&#8230; Özümüz seninle konuşuyordu&#8230;</p>
<p>Sahi kaç yağmur yağdı üzerimize şimdiye dek? Kaç yağmurunda ıslandık iliklerimizle? Kim bilir kaç kez yakalandık habersizce suçlu bir çocuk gibi sağanağının altında? Gözlerimizi dikip havaya, kaçmaktan vazgeçtik, teslim olduk da bıraktık kendimizi senin öfke dolu dolu yağan damlalarına? Yıldırımların şiddetinden korkup kaç kez yaşadık ölümü yüreğimizde doyasıya? Kıyısına geldiğimiz sarı çizgiden gerisin geri kaç kez döndük tekrar hayata? Sahi kaç kez?</p>
<p>Hayat; doğumla ölüm arasındaki sayılı nefes! Değeri ederinden daha önemli olup kaybedilmeden anlaşılmayan şaşırtıcı heves…</p>
<p>Ölüyorum, bitiyorum dediğimiz her sonun başlangıcında yeniden yaşamaya dönmek; ta ki sayılı nefesi verip bir daha alamayıncaya dek…</p>
<p>Sağanağında eriyorum ey yağmur!</p>
<p>Utancımla ve bugüne dek işlediğim bütün günahlarımla tuzlu gözyaşlarımın ucunda eriyorum…</p>
<p>İnsanlığımın kadim esaretinden kurtulmak istiyorum artık, bu yükü daha fazla taşıyamıyorum&#8230; Kendimi senin damlalarına bırakıyorum. ‘Beni yıka‘ diye üzerime yazılmış yazıların altında kaldım biliyorum. Milyonların masum kanını insan kalışımın üzerinden temizliyorum… Akıtmadığım onca oluk oluk kanın vebalini taşıyorum. Sırf sessiz kaldığım için, susmaktan buruşmuş dilimle, döndüğünce anlatmaya çalışıyorum. Okumaktan yorgun gözlerimin bakışlarında utancımdan ölüyorum…</p>
<p>Yıka beni ey yağmur, sağanak sağanak sığınayım sana. Sımsıcak kollarınla yıka beni, kurtar bu sel sefil halimden, bir kerecik sevineyim ne olur!  Yeniden başlamak için döndür beni insan olduğum an&#8217;lara&#8230; Böyle dayanabilirim  bundan sonra ancak hayata… !</p>
<p>Esin Kaynağım; Yağmurla Gelen /  Bu eşsiz eser için Göksel Baktagir&#8217; e sonsuz teşekkürlerimle&#8230;</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/qYuOeihYXpk?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-saganak-altinda/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Sağanak Altında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-saganak-altinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11077</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Sahibinden Satılık Sonbahar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-sahibinden-satilik-sonbahar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-sahibinden-satilik-sonbahar/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Sep 2017 21:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Ahsen Kürdilihicazkar saz semaii]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Kılınç]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Kaplanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Furkan Resuloğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10815</guid>
				<description><![CDATA[<p>Damla damla akıyorum duyuyor musun sesimi? Yağmur olup sızıyorum toprağına gece gündüz. Nasıl geçerse damlaların nazı yaprağa ilk dokunduğunda? Öfkesi nasıl dinerse yıldırımların şimşekler çaktığında? Öyle dolaşıyorum incecik bir sızı gibi her nefesinde damarlarında&#8230; Rengi kızıl değil artık kanının bilmiyorsun sen, turkuaz akıyor içtiğin su, billur ırmaklardan gelen. Gürül gürül çağıldıyorum sana doğru&#8230; Salkım söğütler [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-sahibinden-satilik-sonbahar/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Sahibinden Satılık Sonbahar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Damla damla akıyorum duyuyor musun sesimi? Yağmur olup sızıyorum toprağına gece gündüz. Nasıl geçerse damlaların nazı yaprağa ilk dokunduğunda? Öfkesi nasıl dinerse yıldırımların şimşekler çaktığında? Öyle dolaşıyorum incecik bir sızı gibi her nefesinde damarlarında&#8230; Rengi kızıl değil artık kanının bilmiyorsun sen, turkuaz akıyor içtiğin su, billur ırmaklardan gelen. Gürül gürül çağıldıyorum sana doğru&#8230; Salkım söğütler bitiyor eteğimde, diniyor yağmur, fırtına saklanıyor kaf dağının ötesine&#8230; Rüzgâr olup teninde gezdiriyorum serinliğimi, benden kaçırdığın bakışlarını bile okşuyorum… Kırgın kirpiklerinden öpüyorum ilkin, sonra her birini tek tek seviyorum, hissetmiyorsun sen. Perçemlerini sarıyorum parmak uçlarımla, uyuyor hiç açılmayacak göz kapakların sonsuzluğun kollarında…</p>
<p>Bile bile çağırıyorum seni. Gönlümdeki mızraba saplı günlerimiz gelsin diye bir an evvel geri. Hani Eylül’ün muştusuyla sarılıp bana öptüğün bedenim var ya, bak hala bekliyor seni yağan yağmurun altında, mahzun beni bıraktığın o köşe başında… Geçtiğin yerler bile hasret sana, özlemini serdim serçelerin kanatlarına, ekmek kırıntılarını serpiştirdim gelirsin diye belki dönüş yoluna.</p>
<p>Sırlarının arasına gizlediğin şarkılar ‘söyleme bilmesinler’ diyor işitiyor musun? Hüzzamın hüznünde ağlamaklı bakıyorsun işte yüzüme, ‘sakın gitme’ diye yalvaran gözlerle. Hiç bırakıp gider miyim seni ben bu sahillerde, bekliyorum her gün dönmesen de geriye…</p>
<p>‘ Gel gitme kalmasın gözüm yollarda’ diyemeden sana Segâha geçiyoruz perde perde&#8230; Sema ediyoruz tanbur’un tellerinde, başımızda bizi aşkla saran harelerle… Dönüyor artık şevk ile nağmeler ‘ olmaz ilaç sine-i sad pareme, çare bulunmaz bilirim yâreme’… Ardından eşlik ediyor, ‘ Ayrılık yaman kelime, benzetmek azdır ölüme, kim uğrarsa bu zulüme aman…’</p>
<p>&#8216;Aman aman halim ne yaman&#8217;, ‘ Bir ateşim yanarım, külüm yok dumanım yok’. Hicaz’a erişmenin derdi ne kadar da çok. Yüzümüzü süremeden kapısına, geldik makamı hicazın huzuruna. Cennet bahçelerinin kokusunda, seyr-i devran ediyoruz şimdi bir elimiz yere, diğeri göğe bakmakta&#8230; Sen kürdi olup vurdun kendini tozlu yollara, ben bir başıma kalakaldım hicazkarda…’ Ömrümce o saf aşkını kalbimde yaşatsam’ diyerek verdik kararımızı, buluşturduk notaları kürdilihicazkarda… Eylül damlaları gibi birden boşalan seslerde yankılandı duygularımız, es verince sessiz kaldı nisyan oldu şarkımız…</p>
<p>Güneş açıverse ya hadi! Gizlendiği bulutların arasından sıyrılıp göz kırpıverse ya bir daha, sımsıcak sarsa ya bizi&#8230; Sağanak sağanak, sırılsıklam bekliyorum seni, ebemkuşağının çıktığı tıpkı o günkü gibi&#8230; Hazan oldu gönlüm, sarardı kuru bir yaprak misali.. Beni bir başıma bırakıp gittiğin o günden beri…<br />
Ağustos sıcağında bunalırken güz günlerini seçtin gitmek için. En sevdiğin ay Eylül’dü, söylemiştin. ‘Yenilenmedir Eylül, başlangıçtır yeni umutlara’ demiştin… Uzun sürecek zemheri kışına hazırlanamam artık sensiz, toprak kokan saçlarını öpemem, serin açan sabahlarıyla üşüyen ellerini ısıtamam. Eylül’ün ellerini, senin ellerini tutamam. Ne zaman dokunsam buz olurdu yüreğim, ürperirdim, sen bilmezdin…</p>
<p>Ah sen! Sen yok musun sen… Ölmeyi beceremeyen ben, seninle girdim sararmış yaprakların arasına bir sarmaşık gibi sarıldım çürüyen gözyaşlarına&#8230; Kurtçuk olup, kemirdim senden kalanları ne de olsa borçlusun bana. Kul hakkını ödemeden gittin. Bir vefayı çok görüp veda bile etmedin. Sana uzanan elimi geri çevirdin, boşlukta sallandı elim çaresiz. Oysa nasıl hazırdım sımsıkı tutmaya, hiç bırakmamacasına…</p>
<p>Hala umudum var, gelirsin belki diye&#8230; Karşıma çıkıp aniden ‘şakaydı hepsi dersin’ kim bilir? Bak yoksa satıyorum sahibinden bu sonbahar günlerini… Hadi gel artık şimdi…</p>
<p>Dualarımla gelmiştim sana. Sen kendin dua iken daha bana. Bayramım olmuştu menekşelerim verdiğin saksıda. Tuttuğun fallardaki niyetlerine niyetlenmiştim, iyi günde kötü günde diye sana sözler vermiştim.<br />
Öldüğün gün sebebim oldu sevgim senden kalanlara…<br />
Sonbaharla gelmiştin sonbaharda gittin. Toprağın altı üstünden daha sıcaktır diye, sırf bu nedenle işte gidemiyorum mezarının başından başka yerlere. Bekçisiyim senden kalan bu son, sonbahar anılarının. Haykırıyorken içim, dayanamıyor susmaktan artık yüreğim…</p>
<p><em><strong>Söylüyorum işte!</strong></em><br />
<em><strong> Sahibinden Satılık Sonbahar Var!</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Esin Kaynağı; Furkan Resuloğlu&#8217;nun AHSEN Adlı Kürdilihiacazkar makamındaki saz semaiidir. Bu muhteşem eser için kendilerine teşekkürlerimizi sunarız. İcra; Kanuni Betül Kaplanoğlu; tanburi Ayşe Kılınç.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/j3LjvJN6Sug?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-sahibinden-satilik-sonbahar/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Sahibinden Satılık Sonbahar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-sahibinden-satilik-sonbahar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10815</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Öz&#8217;ün İfadesi &#8211; Kendi Sesinden Şiirler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ozun-ifadesi-kendi-sesinden-siirler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ozun-ifadesi-kendi-sesinden-siirler/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 07 Jul 2017 05:00:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Öz'ün İfadesi]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10004</guid>
				<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ozun-ifadesi-kendi-sesinden-siirler/">Öz&#8217;ün İfadesi &#8211; Kendi Sesinden Şiirler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/pCu1_iptnTE?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/pYYolPXfC_Y?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ozun-ifadesi-kendi-sesinden-siirler/">Öz&#8217;ün İfadesi &#8211; Kendi Sesinden Şiirler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ozun-ifadesi-kendi-sesinden-siirler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10004</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mutsuzlar Ülkesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mutsuzlar-ulkesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mutsuzlar-ulkesi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 27 Feb 2017 05:55:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Bernard Shaw]]></category>
		<category><![CDATA[Sezen Aksu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8316</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Birini eleştirmek istiyorsanız, en uygun yer aynanızın karşısıdır.&#8221; Bernard Shaw Her sabah uyandığında işe gitmeden önce mutfakta alelacele atıştırılan birkaç lokma yiyeceğe, biraz da sabah haberlerini eklemek istiyorsan elinde akıllı telefonunla, güne ne kadar kötü bir başlangıç yaptığının farkına varamadan düşersin karanlıkta yollara… Büyük kentlerin sokaklarında yürürken bir türlü ağaramayan güneşe, günü yarıladığın halde aydınlanamayan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mutsuzlar-ulkesi/">Mutsuzlar Ülkesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>&#8220;Birini eleştirmek istiyorsanız, en uygun yer aynanızın karşısıdır.&#8221;</em></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Bernard Shaw</strong></p>
<p>Her sabah uyandığında işe gitmeden önce mutfakta alelacele atıştırılan birkaç lokma yiyeceğe, biraz da sabah haberlerini eklemek istiyorsan elinde akıllı telefonunla, güne ne kadar kötü bir başlangıç yaptığının farkına varamadan düşersin karanlıkta yollara…</p>
<p>Büyük kentlerin sokaklarında yürürken bir türlü ağaramayan güneşe, günü yarıladığın halde aydınlanamayan gökyüzüne, kışın soğuğuna, çilesine kızar durursun. Söylenirsin kendi kendine… Lahana yaprakları gibi üst üste giyilen giysilerin altında, nasıl üst üste yaşadığını duyumsarsın, emekli olup kaçıp gitmeyi düşlersin olabildiğince küçük bir yere… Nereye baksan insanlar vardır, uykulu, asık suratlı, bezgin kim bilir hangi sorunun, hangi açmazın durağında inmeyi bekleyen…</p>
<p><em>Metro’da otobüste kim kime dumduma iç içe üşürsün, üzülürsün çocuk saflığına,  yalnızlığını yakalarsın ansızın bir sokak köpeğinin bakışında&#8230; </em></p>
<p>Her gün yeni bir umutla başlar oysa. Yanında ayakta duran kadın/erkek yüzleri, biçimleri değişse de onlar bir görüntüdür sadece. O ve ya başka biri olmasının hiçbir önemi yoktur. Yanında ayakta duran, düşmemek için tutunan ellere bir baksan belki farkına varırsın insan olduğunun ama gereksiz ayrıntıdır eller o anda. Yetişilecek işyeri, yapılacak işler, kazanılacak paralar ve sonrasında ödenecek faturalar vardır.</p>
<p><strong>Her yeni gün bir başka bezginlik içinde geçilen aslı aynı zamandır.</strong></p>
<p>Çözümsüzlükle baş edemez insan, bir tek çözümsüzlükle baş edememiştir yüz yıllar boyunca.  Sorun da çözüm de kendindedir aslında, bakar ama göremez. Düşünmekten bu gününü içindeki ışığı sezemez. Devinim esir almıştır tüm zamanını hızla akıp gider, sabah ile akşam arasında kaybolur düşler. Durup aynanın karşısında kendi gözlerinin içine bakamaz insan, değil ki karşısındakine…</p>
<p>Oysa düşüncelerimiz yalnızca yaşadığımız anı değil geçmişimizi ve dahi geleceğimizi de şekillendirir. Nasıl düşünürsek öyle yaşarız. Doymak bilmeyen bir açlıkla başkasının önündeki yiyeceğe gözünü diken kurt gibi olursak, önümüzde duran yemeği nasıl yiyebiliriz?</p>
<p>‘İnsan en yakınındakine kördür’ diye bir söz vardır, bu genellikle en sevdiklerimiz için söylenilmiştir. <em>Oysa insanın en yakını yine kendisidir ve ne yazık ki insan, kendi kendini en az işitendir</em>…</p>
<p>Nasıl yaşarsak yetiştirdiğimiz çocuklarımız da öyle yaşayacaklar. Onların sesini duymak için önce kendi kendimizle başa çıkmak zorundayız. Şikâyet etmeye hakkımız yok. Geçmişi yâd etmeye, özlemeye de. Bir kişinin gülümsemesi bile yetecektir unuttuğumuz nezaket ve sevgi tohumunun yeşermesine…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/INbuiZCfsxc?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mutsuzlar-ulkesi/">Mutsuzlar Ülkesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mutsuzlar-ulkesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8316</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dünyada Bir İlk: Çanakkale Senfonisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dunyada-bir-ilk-canakkale-senfonisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dunyada-bir-ilk-canakkale-senfonisi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 22 Feb 2017 05:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikten Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Bilkent Senfoni Orkestrası]]></category>
		<category><![CDATA[klasik müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Naxos]]></category>
		<category><![CDATA[plak]]></category>
		<category><![CDATA[senfoni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8227</guid>
				<description><![CDATA[<p>Besteci Can Atilla’dan dünyaya takdim! Dünya’nın ilk Çanakkale senfonisi: Senfoni No:2 “57. Alay – Gelibolu” senfonisi, uluslararası klasik müzik yapımcısı Naxos tarafından cd formatında 3 Şubat 2017 tarihinde tüm dünyada satışa sunuldu. 57. Alay Senfonisi Besteci Can Atilla’nın “başyapıtı” , 2. Senfonisi olan bu eseri Şef Burak Tüzün yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası seslendirdi. Senfonide solist [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunyada-bir-ilk-canakkale-senfonisi/">Dünyada Bir İlk: Çanakkale Senfonisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Besteci Can Atilla’dan dünyaya takdim!</h2>
<p><strong>Dünya’nın ilk Çanakkale senfonisi</strong>: Senfoni No:2 “<strong>57. Alay – Gelibolu</strong>” senfonisi, uluslararası klasik müzik yapımcısı <strong>Naxos</strong> tarafından cd formatında 3 Şubat 2017 tarihinde tüm dünyada satışa sunuldu.</p>
<h2>57. Alay Senfonisi</h2>
<p>Besteci <strong>Can Atilla</strong>’nın “başyapıtı” , 2. Senfonisi olan bu eseri Şef Burak Tüzün yönetimindeki <em>Bilkent Senfoni Orkestrası</em> seslendirdi. Senfonide solist olarak soprano Angela Ahıskal ve Çelist Onur Şenler yer aldı. Eser, <strong>dünyanın ilk Çanakkale senfonisi</strong> olarak tanımlanıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/wKQrd9xUhD0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>4 bölümden oluşan ve 55 dakika uzunluğundaki bu ağıtsal senfoninin Naxos firması tarafından yayımlanan cd’sinin haricinde, Fransız baskı 180 gram plak formatı ve Bilkent Senfoni Orkestrası salonunda çekilmiş konser kaydından oluşan DVD’si de Mart 2017 tarihinde Türkiye’de satışa sunulacak.</p>
<h2>Çanakkale Senfonisi</h2>
<p>CD ve DVD prodüksiyonu Fransız Sesama Production tarafından gerçekleştirilen senfoninin 3. bölümünde Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını kaybetmiş Anzak askerlerin ailelerine yazmış olduğu emsalsiz sözleri solosoprano tarafından seslendiriliyor:</p>
<p><em>“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanının toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarımızı dindiriniz! Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır”</em></p>
<p><strong>Çanakkale Senfonisi</strong>, 2015 yılında ki ilk seslendirilişinde İstanbul’da düzenlenen Barış Zirvesi’nde dünyanın 30 Cumhurbaşkanına takdim edilmiş ve büyük beğeni kazanmıştı.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/yM5Otjngbm4?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>57. Alay’ın tüm kahramanlarına ve Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybetmiş tüm şehitlere adanan ve besteci <strong>Can Atilla</strong>’nın başyapıtı olan senfoni, dünya klasik müzik tarihinde <strong>NAXOS</strong> etiketi ile yer alıyor.</p>
<p><figure id="attachment_8229" aria-describedby="caption-attachment-8229" style="width: 777px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/can-atilla-57-alay-senfonisi.jpg"><img class="size-full wp-image-8229" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/can-atilla-57-alay-senfonisi.jpg?resize=640%2C602" alt="Can Atilla Kimdir?" width="640" height="602" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/can-atilla-57-alay-senfonisi.jpg?w=777&amp;ssl=1 777w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/can-atilla-57-alay-senfonisi.jpg?resize=300%2C282&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8229" class="wp-caption-text">Can Atilla Kimdir?</figcaption></figure></p>
<h3>Can Atilla Kimdir?</h3>
<p><strong>&#8211; 1969, </strong>            Ankara&#8217;da doğdu.</p>
<p><strong>&#8211; 1980,</strong>            Ankara Devlet Konservatuarı’na girdi.</p>
<p><strong>&#8211; 1988 &#8211; 90,</strong>     Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası keman üyeliği.</p>
<p><strong>&#8211; 1990,</strong>            Keman Bölümünden lisans mezuniyeti aldı.</p>
<p><strong>&#8211; 1992,</strong>            &#8220;Bilinçaltı&#8221; adlı ilk albümü yayınlandı.</p>
<p><strong>&#8211; 1996,</strong>            POeM Studio’yu kurdu.</p>
<p><strong>&#8211; 1997,</strong>            &#8220;Kuvaiye Milli Destanı&#8221; Avni Dilligil Yılın En İyi Sahne Müziği Ödülü’nü aldı.</p>
<p><strong>&#8211; 2002,</strong>            St.Florian Senfonik Poem CSO, Dünya Prömiyeri.</p>
<p><strong>&#8211; 2002,</strong>            &#8220;Getto&#8221; Sanat Kurumu Yılın Sanatçısı Ödülü.</p>
<p><strong>&#8211; 2003,</strong>            &#8220;Gayrı Resmi Hürrem&#8221; Afife Jale Yılın En İyi Sahne Müziği Ödülü.</p>
<p><strong>&#8211; 2003,</strong>             &#8220;Gayrı Resmi Hürrem&#8221; Tiyatro &#8211; Tiyatro Dergisi Yılın En İyi Sahne Müziği Ödülü.</p>
<p><strong>&#8211; 2004,</strong>             &#8220;Omni&#8221; Albümü Schwingungen Elections – Almanya, Yılın Sanatçısı İkincilik Ödülü.</p>
<p><strong>&#8211; 2005,</strong>            Üçlemenin İlk Albümü &#8220;Cariyeler ve Geceler&#8221; albümü yayınlandı.</p>
<p><strong>&#8211; 2006,</strong>            Üçlemenin İkinci Albümü &#8220;1453 &#8211; Sultanlar Aşkına&#8221; albümü yayınlandı.</p>
<p><strong>&#8211; 2007,</strong>            Üçlemenin Son Albümü &#8220;Aşk-ı Hürrem&#8221; albümü yayınlandı.</p>
<p><strong>&#8211; 2007,</strong>            7 Nisan Mevlana 800.Yıl Oratoryosu İDOP Aya İrini Dünya Prömiyeri.</p>
<p><strong>&#8211; 2007,</strong>            &#8220;Dünyanın Ortasında Bir Yer&#8221; (Ayşenil Şamlıoğlu) Lions En iyi Sahne Müziği Ödülü.</p>
<p><strong>&#8211; 2007,</strong>            Mevlana Orotoryosu Aspendos Uluslar Arası Opera Festivali.</p>
<p><strong>&#8211; 2008,</strong>            Çağrı Balesi Dünya Prömiyeri.</p>
<p><strong>&#8211; 2008,</strong>            Kral Tv Yılın En Başarılı Klibi Ödülü.</p>
<p><strong>&#8211; 2008,</strong>            İngiltere Kraliçesi İkinci Elizabeth ve Altes Edinburg Dükü için konser ve tanışma.</p>
<p><strong>&#8211; 2009,</strong>            &#8220;Rumeli Hisarı’nın Yapılışı&#8221; UEFA Cup Final Lansman Müziği Seçildi.</p>
<p><strong>&#8211; 2009,</strong>           TBMM 90.Yıl Resmi Müziğini Besteledi. Suna Kan&#8217;ın solist olarak yer aldığı bu eseri, kendi yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve Devlet Operası Korosu, Devlet Bakanlığı Çoksesli Korosu ve TRT Çoksesli Korosu tarafından seslendirildi.</p>
<p><strong>&#8211; 2009,</strong>           Ukrayna &#8220;XII Berdyansk Uluslararası Film Festivali&#8221; Jan-Jan Filmi En İyi Film Müziği.</p>
<p><strong>&#8211; 2009,</strong>           Polonya 2. Miesto (City) Uluslararası Festivali &#8220;Aşk-ı Hürrem&#8221; sahne performansı.</p>
<p><strong>&#8211; 2009,</strong>            Ulus Rotary Klübü Meslek Hizmetleri Ödülü.</p>
<p><strong>&#8211; 2010, </strong>            &#8220;Aşk-ı Hürrem&#8221;, 2. Miesto Uluslararası Festival’de sahne aldı.</p>
<p><strong>&#8211; 2014,</strong>            &#8220;Mevlana Balesi&#8221; Çin’de sahne aldı.</p>
<p><strong>&#8211; 2014,</strong>            &#8220;Hüzn-ü Diyar Kerbela Savaşı&#8221;nı besteledi.</p>
<p><strong>&#8211; 2015, </strong>            57. Alay Senfonisi’ni besteledi.</p>
<p><strong>&#8211; 2016,</strong>            &#8220;Can-ı Yunus&#8221; albümünü yayınladı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunyada-bir-ilk-canakkale-senfonisi/">Dünyada Bir İlk: Çanakkale Senfonisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dunyada-bir-ilk-canakkale-senfonisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8227</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sevtap Ünal&#8217;dan İkinci Albüm / Bu Kavga Çok Hüzünlü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sevtap-unaldan-ikinci-album-bu-kavga-cok-huzunlu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sevtap-unaldan-ikinci-album-bu-kavga-cok-huzunlu/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 Jan 2017 19:02:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzikten Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7110</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevtap Ünal / Bu Kavga Çok Hüzünlü İlk albümü “İnsanlar Arabalar ve Rüzgar Geçti Aramızdan”ı 2011 yılında yayınlayan Sevtap Ünal, bu albümünde bir şarkı dışında tamamında aynı zamanda söz yazarıydı, besteciydi. Albümde yer alan ve aynı zamanda ilk klibi çekilen “Bu Yüzden” isimli şarkı bir sene sonra Gülbahar Kültür’ün hazırladığı Lola’s World seçkisi “Made in [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevtap-unaldan-ikinci-album-bu-kavga-cok-huzunlu/">Sevtap Ünal&#8217;dan İkinci Albüm / Bu Kavga Çok Hüzünlü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<div class="gmail_quote" dir="ltr">
<h2 class="m_5758008640957615006m_-2200198628167809816m_-7344938877435980200m_3501422605847020593m_7500671737302445683m_-5443621910568260956m_-6420384430824188749m_1600747738862785649m_-5756159602034946791m_1621155808826321393gmail-m_-1409331894131892456gmail-p1"><span class="m_5758008640957615006m_-2200198628167809816m_-7344938877435980200m_3501422605847020593m_7500671737302445683m_-5443621910568260956m_-6420384430824188749m_1600747738862785649m_-5756159602034946791m_1621155808826321393gmail-m_-1409331894131892456gmail-s1"><span style="font-size: large;">Sevtap Ünal / Bu Kavga Çok Hüzünlü</span></span></h2>
<p class="m_5758008640957615006m_-2200198628167809816m_-7344938877435980200m_3501422605847020593m_7500671737302445683m_-5443621910568260956m_-6420384430824188749m_1600747738862785649m_-5756159602034946791m_1621155808826321393gmail-m_-1409331894131892456gmail-p1">İlk albümü “İnsanlar Arabalar ve Rüzgar Geçti Aramızdan”ı 2011 yılında yayınlayan <strong>Sevtap Ünal</strong>, bu albümünde bir şarkı dışında tamamında aynı zamanda söz yazarıydı, besteciydi. Albümde yer alan ve aynı zamanda ilk klibi çekilen “Bu Yüzden” isimli şarkı bir sene sonra Gülbahar Kültür’ün hazırladığı Lola’s World seçkisi “Made in Turkey 6” isimli compilation albümde de yer aldı. Aynı yıl yayınlanan “Akustik Şiirler” isimli proje kitaba bir şiiri ile dahil oldu.</p>
</div>
<p><figure id="attachment_7111" aria-describedby="caption-attachment-7111" style="width: 967px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bu-kavga-cok-huzunlu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7111 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bu-kavga-cok-huzunlu.jpg?resize=640%2C551" alt="Sevtap Ünal / Bu Kavga Çok Hüzünlü" width="640" height="551" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bu-kavga-cok-huzunlu.jpg?w=967&amp;ssl=1 967w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bu-kavga-cok-huzunlu.jpg?resize=300%2C258&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7111" class="wp-caption-text">Sevtap Ünal / Bu Kavga Çok Hüzünlü</figcaption></figure></p>
<p class="gmail_quote" dir="ltr"><span style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">Aynı zamanda bir diğer mesleği olan moda tasarım dünyası ile de erken yaşlarda tanışan müzisyen, Ümit Ünal moda markasının da kurucu ortaklarından. Ve bu ekiple markanın dünya üzerinde birçok ülkede yakaladığı başarılarda hak sahibi. Moda ile müziği de buluşturduğu bir de “White Birds” isimli bir proje gerçekleştirdi ki İstanbul, Berlin, Düsseldorf gibi şehirlerde gerçekleşen performansları ile dikkatleri üzerine çekti.</span></p>
<p class="gmail_quote" dir="ltr"><span style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">2013 yılında “O Benim” isimli single / klip çalışmasını yayınladı. Aynı yıl şarkı “Made in Turkey 7” isimli compilation albümde de yerini aldı.</span></p>
<p class="gmail_quote" dir="ltr"><span style="font-family: Calibri;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #000000;">Ve üç sene sonra yeni albümün hazırlıkları tamamlandı: &nbsp;<strong>Bu Kavga Çok Hüzünlü</strong>. 2017 /OCAK</span></span></span></p>
<p><figure id="attachment_7112" aria-describedby="caption-attachment-7112" style="width: 585px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/SevtapUnal.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7112 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/SevtapUnal.jpg?resize=585%2C390" alt="Ve üç sene sonra yeni albümün hazırlıkları tamamlandı: Bu Kavga Çok Hüzünlü. 2017 /OCAK" width="585" height="390" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/SevtapUnal.jpg?w=585&amp;ssl=1 585w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/SevtapUnal.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/SevtapUnal.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 585px) 100vw, 585px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7112" class="wp-caption-text">Ve üç sene sonra yeni albümün hazırlıkları tamamlandı: Bu Kavga Çok Hüzünlü. 2017 /OCAK</figcaption></figure></p>
<p class="gmail_quote" dir="ltr"><span style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">On Air Media Reflex Müzik etiketi ile yayınlanan, kendi sözleri ve bestelerinden oluşan ikinci albümünün aranjörlüğünü ise yine ilk albümünün de aranjörlüğünü üstelenen Evren Arkman gerçekleştirdi. Albümün çıkış şarkısı olan ‘Zamanın Birinde’ şarkısına çekilen klip, ilk albümün video çalışmalarında olduğu gibi, &nbsp;yine Volkan Ergen imzasını &nbsp;taşıyor.</span></p>
<p class="gmail_quote" dir="ltr"><span style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">İlk albümü içindeki çocuğa verdiği bir sözdü, albümün adı aynı zamanda bir şarkısının adıydı ki onunla karşılaşmamız için bu albümü bekleyecektik. “İnsanlar Arabalar ve Rüzgar Geçti Aramızdan” dizeleri ile buluşacağımız “Yol Boyunca” isimli şarkısı iki farklı düzenleme ile yerini aldı. İlk albümünde bir Cem Karaca şarkısına yer &nbsp;veren müzisyen bu albümde cover olarak sözü ve müziği kendisine ait olan “Ama Bazen” isimli şarkısını seçti. Şarkı daha önce Zerrin Özer tarafından yorumlanmıştı.</span></p>
<p><figure id="attachment_7113" aria-describedby="caption-attachment-7113" style="width: 630px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/sevtap-unal.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7113 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/sevtap-unal.jpg?resize=630%2C419" alt="Bu Kavga Çok Hüzünlü" width="630" height="419" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/sevtap-unal.jpg?w=630&amp;ssl=1 630w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/sevtap-unal.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/sevtap-unal.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7113" class="wp-caption-text">Bu Kavga Çok Hüzünlü</figcaption></figure></p>
<p class="gmail_quote" dir="ltr"><span style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">Müzik ve kreatif yönetmenliğini Kadri Karahan’ın, stil ve kreatif danışmanlığını Ümit Ünal’ın yaptığı albümün müzisyen kadrosunda Evren Arkman, Selim Aydın, Eray Polat, Efe Demiryoğuran, Cihangir Aslan, Can Güngör, Gökhan Tümkaya, Erkal Öztürk, Melih Babalı, Kenan Dalgıç, Saygın Akbudak, Mert Günel, Hüseyin Cebişçi, Kadri Karahan ve Aida Nadeem yer aldı.</span></p>
<p class="gmail_quote" dir="ltr"><span style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">Nadeem’in vokali ile konuk olduğu albümün final şarkısı “Alayına İsyan” bugüne kadar dinlenilen Sevtap Ünal şarkılarından farklı sözleri, müziği ve düzenlemesi ile de ayrı bir yerde duruyor ve ruh hallerinin isyan noktasına notalarla dokunuyor.</span></p>
<div class="gmail_quote" dir="ltr"><span style="color: #000000; font-family: Calibri; font-size: medium;">Kayıtları Çekirdek ve Harem’s Studio’da tamamlanan albümün mixleri Arzu Alsan, masteringi Emre Kıral, Ümit Ünal imzalı kostümlerin kullanıldığı fotoğraf çekimleri Kadri Karahan, albümün grafik tasarımı ise Mertkan Tekin tarafından gerçekleştirildi.</span></div>
<h2 class="gmail_quote" dir="ltr">Zamanın Birinde</h2>
<p>Yönetmen: Volkan Ergen</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/u2aPURxIqts?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li class="m_5758008640957615006m_-2200198628167809816m_-7344938877435980200m_3501422605847020593m_7500671737302445683m_-5443621910568260956m_-6420384430824188749m_1600747738862785649m_-5756159602034946791m_1621155808826321393gmail-m_-1409331894131892456gmail-p1">facebook/sevtapunalpage</li>
<li class="m_5758008640957615006m_-2200198628167809816m_-7344938877435980200m_3501422605847020593m_7500671737302445683m_-5443621910568260956m_-6420384430824188749m_1600747738862785649m_-5756159602034946791m_1621155808826321393gmail-m_-1409331894131892456gmail-p1">twitter/sevtapunal_love</li>
<li class="m_5758008640957615006m_-2200198628167809816m_-7344938877435980200m_3501422605847020593m_7500671737302445683m_-5443621910568260956m_-6420384430824188749m_1600747738862785649m_-5756159602034946791m_1621155808826321393gmail-m_-1409331894131892456gmail-p1">instagram/sevtapunalofficial</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_7115" aria-describedby="caption-attachment-7115" style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/sevtap-unal-yeni-album.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7115 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/sevtap-unal-yeni-album.jpg?resize=640%2C426" alt="İlk albümü “İnsanlar Arabalar ve Rüzgar Geçti Aramızdan”ı 2011 yılında yayınlayan Sevtap Ünal, bu albümünde bir şarkı dışında tamamında aynı zamanda söz yazarıydı, besteciydi. " width="640" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/sevtap-unal-yeni-album.jpg?w=720&amp;ssl=1 720w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/sevtap-unal-yeni-album.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/sevtap-unal-yeni-album.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7115" class="wp-caption-text">İlk albümü “İnsanlar Arabalar ve Rüzgar Geçti Aramızdan”ı 2011 yılında yayınlayan Sevtap Ünal, bu albümünde bir şarkı dışında tamamında aynı zamanda söz yazarıydı, besteciydi.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevtap-unaldan-ikinci-album-bu-kavga-cok-huzunlu/">Sevtap Ünal&#8217;dan İkinci Albüm / Bu Kavga Çok Hüzünlü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sevtap-unaldan-ikinci-album-bu-kavga-cok-huzunlu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7110</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şehir Günlüğü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sehir-gunlugu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sehir-gunlugu/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 20 Jan 2017 13:59:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Bensu Buket Osmanoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Ayazma]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni folk müziği]]></category>
		<category><![CDATA[folk]]></category>
		<category><![CDATA[halk kültürü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6864</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8216;Yeniden doğuş için eski ve yıkıntı yerlere gittik. Rüzgarla bütün ölü ruhların dansı başladı. Bütün eski evlerin kapısı çürüdü ve bir ezgi yankılandı kilitlerde. Sen sadece kapıyı biliyorsun, peki arkası?&#8217; Korkunun vücut almış şekliydim bu sözler beynimde dönüp dururken. Bu ses nerden geldi? Kendi iç sesim miydi? Kelimeler… Kelimeler… Karlı bir kış gününde, Doğu&#8217;nun en [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sehir-gunlugu/">Şehir Günlüğü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Yeniden doğuş için eski ve yıkıntı yerlere gittik. Rüzgarla bütün ölü ruhların dansı başladı. Bütün eski evlerin kapısı çürüdü ve bir ezgi yankılandı kilitlerde. Sen sadece kapıyı biliyorsun, peki arkası?&#8217;</p>
<p>Korkunun vücut almış şekliydim bu sözler beynimde dönüp dururken. Bu ses nerden geldi? Kendi iç sesim miydi? Kelimeler… Kelimeler…</p>
<p>Karlı bir kış gününde, Doğu&#8217;nun en doğusu Kars&#8217;taydım. Gözlerimi açtığım şehir, bir zamanların karma kültür merkeziydi. Şimdi eski karma kültür izleri olmasa da o izlerin yansımaları duruyordu sokaklarda, kaldırımlarda…</p>
<p><figure id="attachment_6866" aria-describedby="caption-attachment-6866" style="width: 563px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/karsta-kisin-bir-sokak.png"><img class=" td-modal-image wp-image-6866 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/karsta-kisin-bir-sokak.png?resize=563%2C422" alt="Karlı bir kış gününde, Doğu'nun en doğusu Kars'taydım. Gözlerimi açtığım şehir, bir zamanların karma kültür merkeziydi." width="563" height="422" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/karsta-kisin-bir-sokak.png?w=563&amp;ssl=1 563w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/karsta-kisin-bir-sokak.png?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 563px) 100vw, 563px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6866" class="wp-caption-text">Karlı bir kış gününde, Doğu&#8217;nun en doğusu Kars&#8217;taydım. Gözlerimi açtığım şehir, bir zamanların karma kültür merkeziydi.</figcaption></figure></p>
<p>&#8216;Güneş&#8217; şehrin yıkık döküklerini aydınlatıyordu. Şehri yeni keşfe çıkar gibi adım adım yolları ölçüyor, resmediyor ve hafızama kazıyordum. Beni sokaklara çağıran neydi? Resimleştirmemin sebebi neydi? Ve o sokaklarda yankılanan ezgiler neydi?</p>
<p>Şehrin ya coğrafyasından ya da o özgün kültüründen midir bilinmez ama kargalar bu şehrin sahipleri gibidir. Gökyüzünde süzülürler, sokak lambalarının üzerinde konumlanırlar. O gün, onlara ilk rastladığımda toplu bir &#8216;cenaze tören&#8217;leri vardı. Öyle kalabalıktılar ki sanki bütün toprağa serilmişlerdi. Ve zararsızlardı. Böylesi bir karga topluluğuna ilk kez tanık olmuştum. Mezarlık çıkışının önündeki boş tarladaydılar. &#8216;Hayvan&#8217; bir anda bütün özelliklerini terk edip insanlaşmıştı. Ne garip…</p>
<p>Kargalarla bir sonraki buluşmamız ya da rastlaşmamız ise evden şehre doğru yol alırken olmuştu. Bu seferse bir &#8216;ekmek töreni&#8217; vardı. Ve garip bir şekilde birbirleriyle yerdeki kırıntıları paylaşıyorlardı. İki ayrı rastlantı birçok soruyu düşündürüyordu bana. Ama sormak için henüz erkendi. Üçüncü hamleyi bekliyordum.</p>
<p><figure id="attachment_6867" aria-describedby="caption-attachment-6867" style="width: 619px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kars-ve-kargalar.png"><img class=" td-modal-image wp-image-6867 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kars-ve-kargalar.png?resize=619%2C245" alt="Kargalarla bir sonraki buluşmamız ya da rastlaşmamız ise evden şehre doğru yol alırken olmuştu." width="619" height="245" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kars-ve-kargalar.png?w=619&amp;ssl=1 619w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kars-ve-kargalar.png?resize=300%2C119&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 619px) 100vw, 619px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6867" class="wp-caption-text">Kargalarla bir sonraki buluşmamız ya da rastlaşmamız ise evden şehre doğru yol alırken olmuştu.</figcaption></figure></p>
<p>O karlı kış gününde eski ve yıkık dökük evleri inceliyordum. Uzaktan bir gözle süzüyor, mimarisini tanımlamaya çabalıyordum. Zor bir işti. Çünkü sahipleri artık çok uzaktaydı, belki birer ölüydüler. Ölülerin evinden geçiyordum sanki. Ölü sokakların ruhsuz, yıkık evleri…</p>
<p><strong>Ermeni yapımı bir ev</strong>e rastladım. Uzun zamandır çekim yapıp her bir evi araştırıyordum ama kendini bu kadar belli eden bir yapı daha görmemiştim. Üstelik uzak bir açıdan görünüşü o evi yeniden diriltiyordu. Bu ev çok farklı hissettiriyordu. Çok farklı, özgün, özel&#8230; Bu özgünlüğü fotoğrafladım. O sırada yakın denilecek bir mesafede karga uçtu tam üzerimden. O an başımın üzerinden ne geçtiğini anlayamadım. Başımı kaldırdığımda karganın yavaşça uçtuğunu gördüm. Kanatlarını süzerek sanki gök onunmuş gibi uçuşunu. Karganın bu sahiplenici tavrı beni peşinden sürüklemeye yetti. Köşe başından dönüp eski evlerle dolu yol boyunca yürüdüm. Karga hala tepemdeydi ve hala süzülüyordu. Yürüdükçe bu eski yapıları hissetme isteği belirdi içimde. Parmak uçlarımı evlerin pencerelerinde gezdirdim. Yürüdükçe parmaklarımda taş binaların üzerinde yürüyordu sanki. Gözlerimi kapatıp bu sürüklenişe devam ettim. İnanılmaz bir his kapladı içimi. Kar rüzgarı esti o an. Bir &#8216;ayazma&#8217; gibi. Bu ayazma ile bütün ölü ruhlar dansa başladı. Güneş kirpiklerime vuruyordu. Parmaklarımın değdiği her yer bana yeni bir his veriyordu. Yüzyıl önce farklı milletlerin olduğu mahalleler, sokaklarında top oynayan çocuklar&#8230; Kendi folk kültürlerinin ezgileriyle kapı önlerini renklendiren yaşlılar. Bir &#8216;karnaval&#8217; gibi. Hayalin ötesinde bir duyguydu ve karga hala başımın hizasında kanat çırpıyordu, bunu hissedebiliyordum. Bu hisle birlikte kelimeler kulaklarımda çınladı, kargada ötmeye başladı. Karganın son ötüşüyle gözlerimi açtım. Ve o an tek bir kelime kulağımda asılı kaldı &#8216;Aren&#8217;.</p>
<p><figure id="attachment_6865" aria-describedby="caption-attachment-6865" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kars-mimarisi-ermeni-yapıti.png"><img class=" td-modal-image wp-image-6865 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kars-mimarisi-ermeni-yapıti.png?resize=600%2C450" alt="Ermeni yapımı bir eve rastladım. Uzun zamandır çekim yapıp her bir evi araştırıyordum ama kendini bu kadar belli eden bir yapı daha görmemiştim." width="600" height="450" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kars-mimarisi-ermeni-yapıti.png?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kars-mimarisi-ermeni-yapıti.png?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6865" class="wp-caption-text">Ermeni yapımı bir eve rastladım. Uzun zamandır çekim yapıp her bir evi araştırıyordum ama kendini bu kadar belli eden bir yapı daha görmemiştim.</figcaption></figure></p>
<p>Gözlerimi göğe diktim. Karga hızlıca yol aldı. Bense hissettiğim duygunun gerçekle çarpışmasını yaşıyordum. Etraf bomboştu. Yokuş yukarı yolu çıkmaya başladım. Bir yandan müzik dinliyor bir yandan kargayı düşünüyordum.100-200 yıl kadar yaşamış bir kargaydı belki de. Binlerce suret görmüştü. Ölümler, savaşlar… Çocuklar görmüştü.. Beni bu karnavala o sürüklemişti. Ne garip… Onun görebildiklerini görmek isterdim. Farklı mezhepten, farklı ırktan insanların bir arada olduğu o gerçekliği…</p>
<p>Aklımda kalan <strong>&#8216;Aren&#8217;</strong> kelimesinin anlamına baktım. Aren, <em>Ermenice</em> kum tanesi demekmiş ve bir ağaç cinsini temsil ediyormuş. O an gerçek bir hissin esiri olduğumu anladım. Yüzüme çarpan kum tanesinden de küçük laçinlerdi&#8230; Kulaklığımı kulağıma takıp yürümeye devam ettim. Şarkının başlangıcı &#8216;<strong>Kanchum Em Ari</strong>&#8216;… Bir <u>Ermeni folk müziği</u>. O müzikle hissettiğim karnavalın esaretiydim. Kargalar topluca uçmaya, Aren yüzüme vurmaya ve bir ayazmada ölüler dansa devam etti…</p>
<h2>Ermeni Folk Ezgisi &#8216;Kanchum Em Ari&#8217;</h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/IRdQoV8JrwE?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>Not:</strong> Çekilen resimler bizzat şahsıma aittir. Albümüm için çektiğim fotoğraflardır. İzinsiz kullanılmamasını rica ederim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sehir-gunlugu/">Şehir Günlüğü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sehir-gunlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6864</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eylem</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/eylem/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/eylem/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 24 Dec 2016 07:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Bensu Buket Osmanoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6437</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir dal sigara içsem, bir yudum kahve, biraz da gökyüzüne baksam. İyi gelir mi? Ya da, Bir paket sigara içsem, bir şişede bira, biraz da sokak lambalarına baksam. İyi gelir mi? Aralık&#8217;ın soğuk kış günleri, saat 04:00.Yapabilecek hiçbir şey yok, düşünmekten başka. Gecenin bu saatleri siyah bir örtü gibi sarar dört yanımı. Bu saatler 24 [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eylem/">Eylem</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir dal sigara içsem, bir yudum kahve, biraz da gökyüzüne baksam. İyi gelir mi?</p>
<p>Ya da,</p>
<p>Bir paket sigara içsem, bir şişede bira, biraz da sokak lambalarına baksam. İyi gelir mi?</p>
<p>Aralık&#8217;ın soğuk kış günleri, saat 04:00.Yapabilecek hiçbir şey yok, düşünmekten başka. Gecenin bu saatleri siyah bir örtü gibi sarar dört yanımı. Bu saatler 24 saate bedel ödetir. Öyle hissettirir. Siyah ve beyazdır. Beyaz siyaha bu saatlerde yeniktir.</p>
<p>Saat 05:00.Bir saattir pencerenin önündeyim. Pencere önünde çiçek. Siyah beyaza yenilmeye başlarken yeşerir çiçek. Yerde kar, karda iz bırakan kedi.</p>
<p>Saat 06:00.Tam teslimiyet. Güneş çıkar, çatılar parlar. Çatıların gökyüzüyle birleştiği yer, işte o yer, masmavidir, masmavi…</p>
<p>Saat 07:00.Bir dal sigara, bir yudum kahve alıp evden çıktım. Gazete elimde. Üçüncü sayfa haberlerini aratmadı manşetler. Okudum, okudum, okudum. Botumun karda çıkardığı sesle, yüzüme yakan ayazla yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm…</p>
<p>Şehrin kalabalığı arttı. Sesler çoğaldı, kelimeler birbirine karıştı. Kaldırımları işgal etti arabalar ve şehir büyüdü. Etrafı izledim. Anıları taze tutabilmek adına gözlerimi diktim kaldırımlara, binalara. Ayağımın götürdüğü yere yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm…</p>
<p>Galata Kulesi&#8217;nin önündeki masalardan birine oturmuş beni bekliyordu. Masaya doğru ilerledim. İki demli çay istedi. Tütününü sardı. Gülümseyerek fotoğrafları sordu. Tek tek gösterdim. Yüzünün çizgilerinde bir tebessüm vardı. Sanki gülmek tek başına eylemdeydi yüzünde. Bu hali beni sinirlendirmeye başlamıştı bile. Böyle bir günde &#8216;gülme eylemi&#8217;de ne?</p>
<p>İfadelerim çok belirgin olmalıydı ki dayanamayıp sordu:</p>
<p>&#8221;Neyin var?&#8221;</p>
<p>Bu soru öfkemi dilime sürükledi. Sanki bütün yaşananlar onun yüzünden yaşanmış gibi. &#8216;Yargı eylemi&#8217;ne başlamıştım bile.</p>
<p>&#8221;Böyle bir günde bu soruyu nasıl sorabilirsin? Sen gazeteye falanda mı bakmıyorsun?&#8221;. Yüzüme baktı. Yine aynı eylemle &#8221;Bakıyorum.&#8221; dedi. Bende &#8216;yargı eylemi&#8217; yerini &#8216;nefret eylemi&#8217;ne bırakmıştı bile.</p>
<p><figure id="attachment_6438" aria-describedby="caption-attachment-6438" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/elin-elime-degse.png"><img class=" td-modal-image wp-image-6438 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/elin-elime-degse.png?resize=600%2C487" alt="''Ellerinde sessiz çığlıklar duyuyorum.''" width="600" height="487" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/elin-elime-degse.png?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/elin-elime-degse.png?resize=300%2C244&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/elin-elime-degse.png?resize=168%2C137&amp;ssl=1 168w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6438" class="wp-caption-text">&#8221;Ellerinde sessiz çığlıklar duyuyorum.&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>&#8221;Bencilsin. Nasıl bu kadar duygusuz olabilirsin? İnsanlar ölüyor!&#8221; dedim. Yüzünde aynı ifadeyle &#8221;Haykırarak, yargılayarak suçlayacak birini mi bulmaya çalışıyorsun yoksa omzundaki yükten kurtulmaya mı?&#8221; Yüzündeki ifade, kelimeleri tokat gibi çarptı yüzüme. Ne diyeceğimi bilemedim. Sustum. Sigarasını bitirmiş, çayın son damlasını yudumlamıştı. &#8221;Umudun var mı?&#8221; diye sordu o anda. Afalladım. &#8221;Bilmiyorum&#8221; diyebildim.&#8221; Peki. Şimdi seninle bir eylem yapacağız.&#8221; dedi. Eylem tehlikeli bir kelime. &#8221;Ne eylemi?&#8221; dedim. Aniden kalktı masadan, elimi tuttu. Ve peşinden sürüklemeye başladı. Eli elime değdi, eylem başladı. &#8221;Şimdi bir cümle söyleyeceğim, susacağım. Sen cümleden bir kelime seçip söyleyeceksin susacaksın. En basit hale gelene dek sürecek.&#8221; Eylem bu muydu yani? Başımla onayladım. Bir yandan el ele hızlı adımlarla kalabalığa karıştık, bir yandan bağırarak sesli eyleme başladık. Eylemin büyüsüne kapılmıştık. Birçok kez tekrarladık. Son tekrar onun cümlesiyle başladı:</p>
<p>&#8221;Ellerinde sessiz çığlıklar duyuyorum.&#8221;</p>
<p>&#8221;Sessiz&#8221;</p>
<p>&#8221;Ses-siz&#8221;</p>
<p>&#8221;Ses&#8221;</p>
<p>&#8221;S-e-s&#8221;</p>
<p>Artık daha basite indirgenemezdi cümle. O an durduk. Durduğumuz sokakta bir yerden müzik sesi geliyordu kulağıma, &#8216;Elin elime değse de, sevsem seni&#8217;. Yüzüme baktı. Uzun uzun yüzüme baktı. &#8216;Gülme eylemi&#8217; bitmişti. Gözlerinde bulutlar, yangınlar, yağmurlar vardı… Gözlerinde katliamlar, ölüler vardı. Gözlerinin karanlığı gözlerime öyle işledi ki; o an kelimelerle anlatılamayacak kadar derin hissettim. Cümleler, kelimeler, heceler, harfler sustu. Bütün sesli eylemler bitti. Gözlerimiz konuştu, umut etti, inandı. Gözlerimiz güneşli günlere inandı…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/MoBB1cZA1gY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Anlamadılar, anlamayacaklar, anlayamayacaklar…</p>
<p>Ve saat 16:00. Bir paket sigara, bir şişe birayla ellerimiz kilitli, gözlerimiz henüz yanmamış sokak lambasında asılı. Beyaz siyaha hüküm sürmeye, bizse &#8216;sessiz eylem&#8217;e devam ediyoruz…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eylem/">Eylem</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/eylem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6437</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sonattan Sızı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sonattan-sizi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sonattan-sizi/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 27 Oct 2016 05:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Bensu Buket Osmanoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Ay Işığı Sonatı]]></category>
		<category><![CDATA[Beethoven]]></category>
		<category><![CDATA[Hinech Yafa]]></category>
		<category><![CDATA[Light İn Babylon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5662</guid>
				<description><![CDATA[<p>Uzayıp giden cadde boyunca yürüyorum. Saatten haberim yok,tarihten de.Yaşamdan bir haber sadece yürüyorum. Üzerimde bütün sesler sessizliğe dönüşmüş. Sokak boyunca ilerliyorum. Sokağın az ilerisinde bir köşeye kurulmuş üç kişi dikkatimi çekiyor. Enstrümanlarını hazırlıyorlar. Oraya doğru yürüyorum. Grubun bir üyesi santurla başlıyor müziğe. Yanındaki kadın elindeki darbukayla hazırda bekliyor. Darbukaya vurmaya başlıyor. Darbukaya vuruşu sıklaştığı anda [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonattan-sizi/">Sonattan Sızı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Uzayıp giden cadde boyunca yürüyorum. Saatten haberim yok,tarihten de.Yaşamdan bir haber sadece yürüyorum.</p>
<p>Üzerimde bütün sesler sessizliğe dönüşmüş. Sokak boyunca ilerliyorum. Sokağın az ilerisinde bir köşeye kurulmuş üç kişi dikkatimi çekiyor. Enstrümanlarını hazırlıyorlar. Oraya doğru yürüyorum.</p>
<p>Grubun bir üyesi santurla başlıyor müziğe. Yanındaki kadın elindeki darbukayla hazırda bekliyor. Darbukaya vurmaya başlıyor. Darbukaya vuruşu sıklaştığı anda müziğe tamamen dahil oluyor. Bu dahil olma anı vücudunun bütünüyle müziğe ait oluşuydu. Ben böylesine bütünlük görmemiştim. Müziğin kendinden vazgeçiş olduğunu ilk kez bu kadar derin hissettim. Yüzündeki ifade, ellerinin darbukaya vuruşu, saçlarının savruluşu&#8230;</p>
<p>Sonra bu müzikle bütünleşme haline sesi de eklendi. Kadın bütün çıplaklığıyla müzikti. Bu inanılmaz bir şeydi, hayal edilemez bir şey. Sokak bu müziğin sesiydi. Kadın nota oldu, nota müzik&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_5663" aria-describedby="caption-attachment-5663" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/ay-isigi-sonati.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5663 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/ay-isigi-sonati.jpg?resize=500%2C381" alt="Beethoven'ın Ay Işığı Sonatı" width="500" height="381" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/ay-isigi-sonati.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/ay-isigi-sonati.jpg?resize=300%2C229&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5663" class="wp-caption-text">Beethoven&#8217;ın Ay Işığı Sonatı</figcaption></figure></p>
<h2>Beethoven&#8217;ın Ay Işığı Sonatı</h2>
<p>Eve doğru yürüyordum. Yağmur çiselemeye başladı. Sokak lambaları da yanmaya. Etraf kararıyordu. Eve girdim. Olanca hızımla odama ilerledim. Piyanonun başına geçtim. O kadın gibi müziğe ait olmak notaları bedenselleştirmek istedim. O an sadece bunu arzuladım. Camı açtım. Yağmur şiddetlenmiş. Cama vuran damlaların sesi, odanın içine savrulup düşen yağmur taneleri, gök gürültüleri hepsi birbirini takip etti. Gözlerimi kapattım. Ellerimi piyanonun tuşları üzerinde dolaştırmaya başladım. Parmak uçlarım hafifçe dokunuyordu notalara. Aklımdan geçenleri seslendirmeye başlayıp notalara daha sert dokundum.</p>
<p>&#8216;Parmak uçlarıma hapsettim. Her birinin birbirinden kaçışıyla yükselen çığlıkları!</p>
<p>Devirler geçtim, her yanım vuruldu, susturdular!</p>
<p>Soğuk bedenler çöktü, dudağımda kalan izler silindi, elimdeki bütün çizgiler kesildi!&#8217;</p>
<p>Notalarla kelimelerim,parmak uçlarım, bedenim bütünleşti. Kendimi notalara bıraktım. Bir süre devam ettim. Ter kan içinde kaldı vücudum. Son notayla birlikte;</p>
<p>&#8216;Yağmur bütün devirlere selam duracak!&#8217;.</p>
<p><strong>Beethoven</strong>&#8216;ın <strong>Ay Işığı Sonatı</strong>&#8216;nı ışıksız bir gecede deliliğe doğru çalmıştım. Müzik deliliğin ışığıymış meğer&#8230;</p>
<h2>Light İn Babylon &#8211; Hinech Yafa</h2>
<p>Bahsi geçen kadının dahil olduğu grup ve parça <strong>Light İn Babylon-Hinech Yafa</strong>.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/aKJvbTEnp0I?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonattan-sizi/">Sonattan Sızı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sonattan-sizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5662</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Etnik Müziğin Temsilcisi Can Atilla’nın Yeni Albümü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/etnik-muzigin-temsilcisi-can-atillanin-yeni-albumu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/etnik-muzigin-temsilcisi-can-atillanin-yeni-albumu/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 19 Aug 2016 13:56:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikten Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4929</guid>
				<description><![CDATA[<p>Can-ı Yunus Albümünün Double Long Play’i Dinleyicileriyle Buluşuyor! Türkiye’de elektronik etnik müziğin uluslararası alandaki tek temsilcisi Can Atilla’nın yeni albümü Can-ı Yunus,&#160; Poem &#38; Pera Müzik işbirliğinde, Radyo Voyage basın sponsorluğunda, Yunus Emre Enstitüsü katkılarıyla nisan ayında müzik marketlerde yerini almıştı. Albümün ikili Long Play’ı ağustos ayında müzik marketlerde satışa sunuldu. &#160;Long play, yepyeni kapak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/etnik-muzigin-temsilcisi-can-atillanin-yeni-albumu/">Etnik Müziğin Temsilcisi Can Atilla’nın Yeni Albümü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Can-ı Yunus Albümünün Double Long Play’i Dinleyicileriyle Buluşuyor!</h2>
<p>Türkiye’de elektronik etnik müziğin uluslararası alandaki tek temsilcisi <strong>Can Atilla’nın yeni albümü </strong></p>
<p><strong>Can-ı Yunus</strong>,&nbsp; Poem &amp; Pera Müzik işbirliğinde, Radyo Voyage basın sponsorluğunda, Yunus Emre Enstitüsü katkılarıyla nisan ayında müzik marketlerde yerini almıştı.</p>
<p>Albümün ikili Long Play’ı ağustos ayında müzik marketlerde satışa sunuldu. &nbsp;Long play, yepyeni kapak tasarımı ve albümde yer almayan 25 dakikalık 6 eser ile birlikte yayımlanıyor. &nbsp;<u>Can Atilla</u>’nın aynı zamanda ilk Long play’i olarak da literatüre geçen, Fransa&#8217;da basılan bu versiyonu benzersiz ses kalitesiyle plak arşivcileriyle de buluşuyor.</p>
<h2>Can Atilla’nın Yeni Albümü “Can-ı Yunus”</h2>
<p>2005 yılından bu yana ülkemizde çıkardığı albümler ile 150.000’in üzerinde satış başarısı elde eden besteci Can Atilla, bu kez Anadolu Erenlerinden Yunus Emre’nin sıra dışı hayat öyküsünü benzersiz müziği ile anlatıyor.</p>
<p>2015’de yayınladığı, bir önceki albümü Hüzn-ü Diyar Kerbela ile de dinleyicilerin “kalbine dokunan” <strong>Can Atilla</strong>, Türkiye’deki ve Avrupa’daki albümleri dâhilinde 21. albümü <em>Can-ı Yunus</em> ile bizi “manevi” ve bir o kadar da “büyülü” bir yolculuğa çıkarıyor.</p>
<p><figure id="attachment_4931" aria-describedby="caption-attachment-4931" style="width: 626px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/can-i-yunus-albumu-acan-atilla.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4931 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/can-i-yunus-albumu-acan-atilla.jpg?resize=626%2C626" alt="Can Atilla’nın Yeni Albümü “Can-ı Yunus”" width="626" height="626" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/can-i-yunus-albumu-acan-atilla.jpg?w=626&amp;ssl=1 626w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/can-i-yunus-albumu-acan-atilla.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/can-i-yunus-albumu-acan-atilla.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 626px) 100vw, 626px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4931" class="wp-caption-text">Can Atilla’nın Yeni Albümü “Can-ı Yunus”</figcaption></figure></p>
<p><strong>Can-ı Yunus</strong>’u, romanıyla kendisine ilham verdiğini belirttiği yazar Nezihe Araz’a ithaf eden sanatçı, yeni albümünü şöyle ifade ediyor:</p>
<p>“<u>Can-ı Yunus</u> albümü Selçuklu dönemi tasavvuf dünyasına ait üçleme albüm serisinin ilk eseridir. Albüm, Yunus Emre’nin sıra dışı hayatındaki önemli olaylar ve onun kendini bulmasını sağlayan tasavvuf erenleri ile birlikteliğini&nbsp; konu alan kompozisyonlar;&nbsp; müzik olarak etnik, elektronik ve yer yer rock unsurlarını içerir niteliğiyle, 73 dakika, 13 eserden oluşuyor. <em>Can-ı Yunus</em>, Yunus Emre’nin Divan’ında yer alan en önemli şiirlerden biri ile başlıyor. Bu şarkı aslında albüme aynı zamanda adını veren eser ve albüm yine bu şarkının enstrumantal versiyonu ile kapanıyor.&nbsp; Albümde lirizm ve natural duygusallık egemen, aynı zamanda,&nbsp; her eser bir kişiyi, bir olayı ve bir sonucu sembolizma olarak betimliyor. Albümdeki eserlerin içerik olarak daha iyi anlaşılabilmesi için kitapçığa, bir “albüm dinleme kılavuzu” ekledim. Bu sayede tüm eserler ve anlattığı sembolizmalar dinleyici tarafından daha kolay anlaşılır bir hale gelecek.&nbsp; Albüm bu niteliğiyle de müzik sektöründe bir “ilk” niteliği taşıyor.”</p>
<h2>Türkiye’de bir ilk! “3D Klip”</h2>
<p>Albümün bir de <strong>Can-ı Yunus</strong> şarkısına 3D olarak hazırlanılan bir de klibi bulunuyor. Yunus Emre’nin ziyaret ettiği Hacı Bektaş, Mevlana ve Ahmet Yesevi Türbeleri, dünyada ilk kez aslına bire bir uygun şekilde modellenmiş olarak aynı klipte yer alıyor. Bilinen tüm yaklaşımların ötesinde fütüristtik bir üslupta, şarkı sözlerinin anlamlarını güçlü bir şekilde yansıttığına dair bir inanışın eseri olan klip Nisan 2016’da gösterime girdi. Klip içinde felsefe barındıran animasyon niteliğiyle kendi alanında Türkiye’de&nbsp; bir ilk niteliği taşıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/m946NRSDpps?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/etnik-muzigin-temsilcisi-can-atillanin-yeni-albumu/">Etnik Müziğin Temsilcisi Can Atilla’nın Yeni Albümü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/etnik-muzigin-temsilcisi-can-atillanin-yeni-albumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4929</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DÖNEMEÇ &#8211; 1</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 19 Aug 2016 05:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Aşık Veysel - Uzun İnce Bir Yoldayım]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Onural]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[İncesaz]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[Tanbur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4845</guid>
				<description><![CDATA[<p>İncesaz &#8211; “Bilge”nin Işığındaki Arayış… “Uzun&#160;İnce&#160;Bir&#160;Yoldayım Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece Bilmiyorum&#160;Ne&#160;Haldeyim Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece Dünyaya&#160;Geldiğim&#160;Anda Yürüdüm&#160;Aynı&#160;Zamanda İki&#160;Kapılı&#160;Bir&#160;Handa Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece.” Diyen Âşık Veysel’e selam ve sevgi ile başlayalım söze… Bu büyük ozanın gönül gözüyle görüp, aşkla coşan dili “uzun ince bir yol” benzetmesiyle bir insanın ömrünü anlatmaktadır bize…“ Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda” ve “ iki kapılı han” sözleriyle ise, doğumla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/donemec-1/">DÖNEMEÇ &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h1>İncesaz &#8211; “Bilge”nin Işığındaki Arayış…</h1>
<p>“Uzun&nbsp;İnce&nbsp;Bir&nbsp;Yoldayım<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece<br />
Bilmiyorum&nbsp;Ne&nbsp;Haldeyim<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece</p>
<p>Dünyaya&nbsp;Geldiğim&nbsp;Anda<br />
Yürüdüm&nbsp;Aynı&nbsp;Zamanda<br />
İki&nbsp;Kapılı&nbsp;Bir&nbsp;Handa<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece.”</p>
<p>Diyen <strong>Âşık Veysel</strong>’e selam ve sevgi ile başlayalım söze…</p>
<p>Bu büyük ozanın gönül gözüyle görüp, aşkla coşan dili “uzun ince bir yol” benzetmesiyle bir insanın ömrünü anlatmaktadır bize…“ Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda” ve “ iki kapılı han” sözleriyle ise, doğumla başlamış ve ölümle bitecek olan bu yoldaki konumumuzu, yani yolcu olduğumuzu bildirmek istemiştir&#8230;“ Bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece” dizesi “an”da, yani dönülmez zamanda, bilinmez geleceğe gidişi özetler erenlerin “bilgece” deyişiyle…</p>
<p>Üzerinde yaşadığımız bereketli toprakların yetiştirdiği halk ozanlarından biri olan Âşık Veysel’i çocuk yaşımda, siyah beyaz televizyonda izlemiş şanslı kişilerden biriyim. Onun Âli halini, âmâ yüreklerin anlaması ne kadar zor elbette bilirim. Ancak o bizlere, mütevazı tavrı ve duruşuyla mahlûkata duyduğu engin sevgisini aktarmayı başarmıştır. Bu büyük ozanın ehli dilliliğine tanıklık ederken başlamıştır, benim “uzun ince yolum” da bu farkındalıkla…</p>
<p>Daha 9-10 yaşlarında iken, insan denen mucizenin gücüne inanmış ve her insanın bu dünyaya bir görevle geldiği hissine kapılmıştım. Böylece kendi görevimi aramak için uzun ve çetrefil bir yola koyulacaktım…</p>
<p>İnsan hayatının ilk otuz yılı çok hızlı bir koşuşturmacayla geçiyor. Hedefine kitlenmiş füzeler gibi, şuursuz yol alıyoruz. Durmak, dinlenmek, kendine gelmek, nefeslenmek zaman kaybı sayılıyor… Tam güç tırmanılıyor doruklara… Otuz yaş geçmeye ilk yorgunluk hissedilmeye başlandığında, bir nefes alımlık durup bakıyoruz yukarılara, ancak zirve görülmez oluyor. İşte ilk farkındalık böyle başlıyor. O bir nefes alımlık An’da; “Yaşamak nedir?” sorusu takılıyor akıllara…</p>
<p><strong>Varlığını sorgulamaya başlıyor kişi. Neden yaşıyorum, ne için, kim için? Nereye gidiyorum, niye gidiyorum, ne zamana kadar gideceğim?</strong></p>
<p>Sorular diziliyor ardı ardına… Her bir soru bir durak, her durak bir nefes oluyor; önce beyne sonra kalbe dolan&#8230; Nefes en iyi öğretmendir nefse… Beyne dolan oksijenle açılan damarlar, farkına varmayı muştular… Çakraları açılan insan anlar niye geldiğini bu dünyaya… Artık, kendi dere yatağına su pompalamak, kendi ürününü üretmek ister uçsuz bucaksız tarlalarda&#8230; Hele bir de cesareti varsa, ilk dönemece geldiğinde makas değiştirerek, gittiği yolun yönünü çevirecek hayati kararları alır korkusuzca…</p>
<p><strong><em>Otuzlu yaşlarımda, ilk dönemecimin hemen başında tanıdım ben de, uzun ince müzikli yolumun yeni yol arkadaşını; İncesaz’ı…</em></strong></p>
<p>Bir süre sistem dışı kalan ruhum, Rock müziğinin keskin, itaatsiz, başkaldıran seslerinde kurtuluşunu aramaya başlamıştı… Tedavi yöntemini ise elektrogitarın çığlıklarında, baterinin isyankâr ritimlerinde bulmuştu. Bireyin kayboluşuna, hiçe sayılışına dayanamayan biri olarak özgürleşmeye çabalamak, sorunları salt absürd ve nihilist sularda dolaşmakla çözülebileceği zannına sürükleyebiliyordu insanı…</p>
<p>Bir gün yemek yerken bir lokantada, önce kulağıma gelip oradan yüreğime inen nağmelerinde tanıdım incesazı… Sesler o kadar bildik ama bir o kadar da yeniydi… Sevdiğim İstanbul’umun samimi sokaklarında dolaşırken buldum kendimi. İncesaz, evine gelen konuğu özenle ağırlayan nazik ev sahibesi gibi başköşeye buyur etmişti beni… Çeyiz sandığından çıkarttığı antika çeşnileri, kendi elleriyle ördüğü, kullanmaya kıyamadığı dantel ezgilerine katmış, kırk yılın hatırına orta şekerli köpüklü şarkılarını, gümüş tepside sunmuştu adeta bana…</p>
<p>Türk müziğinin vazgeçilmez enstrumanları ud ve klasik kemençeye, çok sevdiğim ve hatta bir ara çalmayı denediğim klasik gitar da eşlik edince, uzaklarda bıraktığım kendimi gördüm, aralanan kapının ucundan… Yabancı sularda gezinen kaptan misali, konakladığım limanlarda çektiğim sıla hasretiyle sızladı burnumun direği… “<strong>Bilge</strong>” tam da böyle bir “An”da gelip bulmuştu beni…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/JzV6TAm8L28?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Gitarın ritmiyle giriyoruz serüvene, udun yumuşak dokunuşları ilk müzik cümlesinin sorusunu sorarken, ezberletiyor ezgiyi bizlere… Klasik kemençenin eşliğinde cevap geliyor… Sonrasında, hiç bilmediğim, ilk kez duyduğum derinlerden gelen bir ses, bir tını… Tanburdur bu tınının adı… Aynı soruyu farklı bir dil ile soruyor, başka bir perdeden ve düet başlıyor… Ardından kendi cevabını veriyor tanbur, yankılanan içsesindeki o eşsiz çarpmaları, o eşsiz motifleriyle yürekten…</p>
<p>Hani insan bir ömür boyu ruh ikizini arar, onu ilk gördüğünde tanır ve “İşte aradığım bu!” der ya… Ben de aradığım tınıyı ilk duyuşla bulmuştum… Tanburun ezelden gelen incesesi, naifliği, zarafeti kulağımda değil suskunluğumda, gönlümün tam orta yerindeydi sanki… Her şeyin bir sonu olduğunu bildirir gibi, nokta gibi, noktayı koyuyordu hayatıma… Yeni bir cümleye başlamak için… Nokta tanburdu… Tanburda ise Murat Aydemir!</p>
<p><strong><em>Tanbur sazı, daha ilk duyduğumda kendisine beni meftun eden yol arkadaşım olacaktı hayatımın geri kalanında…</em></strong></p>
<p>İncesazın 1999 yılında çıkan ilk albümüdür bir/<strong>ESKİ NİSAN</strong>. <em>Cengiz Onural</em> bestesidir “<strong>Bilge</strong>”. Bu eser ve ona tanburuyla can veren <em>Murat Aydemir</em>, hiç tanımadıkları beni dönemecimde bulup yakalamış, kolumdan tutup ait olduğum güvenli limana doğru çekmişlerdi duygusal anlamda… Böylelikle önce Türk müziğiyle, giderek kendimle yeniden buluşmuş ve barışmış olacaktım…</p>
<p>Bir kış günü, elimde fotoğraf makinam, çocuk ruhumu aramak için yıllarımı geçirdiğim Yedikule’ye gidecektim. “<em>Bilge</em>”nin ezgisinin ışığında, sesler kasetçalar ile kulağımda saklı, duyduğum nağmelerin fotoğrafını çekmek niyetiyle düşecektim yollara… Sokak sokak dolaşarak gördüğüm her çocukta kendi anılarımı arayacaktım, tüten her soba dumanında kestane kokusu alacaktım…</p>
<p>İlk duyduğumda beni, eski evleriyle bezenmiş bu dar sokaklara götürmüştü “<strong>Bilge</strong>”… Komşu teyzelerin pazar torbalarını taşıdığım zamanlara… Tüp kuyruklarında beklediğim kış soğuğuna, koşar adım eve gelip okul yoluna koyulduğum bostan aralıklarına… Sabah ezanında uyanıp, ilk dersi karanlıkta işlediğimiz uykulu okul yıllarına… Neşeye götürmüştü aynı zamanda, gülecek bir şeyler bulduğumuz sevince ölesiye doyduğumuz çocuk coşkusuna… Aşka sonra, yanan ilk yüreğin ilk kıvılcımlarına… Görmek için yüzünü çekilen onca ıstıraplara…</p>
<p>Müzik öyle evrensel bir dil ki, bir an’da duyduğunuz melodiyle, bir anlık fotoğraf karesini yakalayabilirsiniz… <strong><em>İşte bu yüzden her çektiğim fotoğraf karesi, bir müziğin tınısıdır benim için yalnızca…</em></strong></p>
<p><figure id="attachment_4847" aria-describedby="caption-attachment-4847" style="width: 837px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4847 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=640%2C408" alt="Müziğin Tınısı - 1" width="640" height="408" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?w=837&amp;ssl=1 837w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=300%2C191&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4847" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 1</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_4848" aria-describedby="caption-attachment-4848" style="width: 436px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4848 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?resize=436%2C653" alt="Müziğin Tınısı - 2" width="436" height="653" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?w=436&amp;ssl=1 436w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 436px) 100vw, 436px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4848" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 2</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_4849" aria-describedby="caption-attachment-4849" style="width: 799px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4849 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?resize=640%2C480" alt="Müziğin Tınısı - 3" width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?w=799&amp;ssl=1 799w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4849" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 3</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_4850" aria-describedby="caption-attachment-4850" style="width: 675px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4850 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?resize=640%2C562" alt="Müziğin Tınısı - 4" width="640" height="562" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?w=675&amp;ssl=1 675w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?resize=300%2C264&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4850" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 4</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/donemec-1/">DÖNEMEÇ &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4845</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sevgi Üzerine Çeşitlemeler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sevgi-uzerine-cesitlemeler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sevgi-uzerine-cesitlemeler/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 13 Aug 2016 06:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[aşk şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bedri Rahmi Eyüpoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Bertolt Brecht]]></category>
		<category><![CDATA[Brecht]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun Sabah]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun Sabah - Hatıram Olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana Celaleddin Rumi]]></category>
		<category><![CDATA[müzikli hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4839</guid>
				<description><![CDATA[<p>Coşkun Sabah’tan Hatıram Olsun! Aşk bu işte! Duyduğun tek bir şarkı ile dünyan bir anda harap olabiliyor… Hele bir de güne rüyayla başlamışsan… Sevdiğini görmüşsen uzun bir aradan sonra sabah uykusunda… Özlem dayanılmaz olmuşsa bunca aradan, bunca acıdan, uzaklıktan, kırgınlıktan sonra… Yerle yeksan olmuş yüreğin hala çarpıyorsa yalnız onun için, ne kadar ret etsen unuttum [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevgi-uzerine-cesitlemeler/">Sevgi Üzerine Çeşitlemeler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Coşkun Sabah’tan Hatıram Olsun!</h2>
<p>Aşk bu işte! Duyduğun tek bir şarkı ile dünyan bir anda harap olabiliyor… Hele bir de güne rüyayla başlamışsan… Sevdiğini görmüşsen uzun bir aradan sonra sabah uykusunda… Özlem dayanılmaz olmuşsa bunca aradan, bunca acıdan, uzaklıktan, kırgınlıktan sonra… Yerle yeksan olmuş yüreğin hala çarpıyorsa yalnız onun için, ne kadar ret etsen unuttum desen de, tek bir anda duyduğun tek bir şarkıyla geri geliverir unuttum dediğin ne varsa ne yoksa…</p>
<p>Vuslatı olmayan aşklar yakıcıdır. Kara sevdadır, dermanı yoktur… Yerine başka hiçbir şeyi koyamazsın dünyalık… Allah aşkından başka… Böyle der tasavvuf ilmi… Anlarsın Kays’ın neden adını bile yitirip Mecnun olduğunu… Çöllerin derdine deva olamayışını, onu bir çöl rüzgârına katıp oradan oraya sürükleyip duruşunu… Tarifi yoktur aşkın, ondan daha güçlü bir duygu var mıdır? Sanmam. Olmayan ne bilsin, ama aşkı hayatında bir kez olsun adam akıllı yaşamış bir kimse için, başkaca ne var diye sorsanız HİÇ diyecektir size… Sadece HİÇ!</p>
<p>Hiç olmak sevginin okyanusunda bir damla olmak demektir. Sevgi tek bir maddi varlığa yüklenen mana olamaz, olmamıştır da zaten doğası gereği… Maşuk aşığının derdiyle dertlenir, aşkının nefesiyle nefeslenir kanı canı aşk kokar… Öyle bir hal gelir oturur ki önünden ekmeğini alsanız ses çıkarmaz, sevdiğinin adını anan biri olsa yanında, sarılıp boynuna öpesi gelir…</p>
<p><strong>Mevlana</strong>’ya bir gün bir adam gelir ve Şems’den haber getirdim der… Mevlana üstünde başında ne varsa çıkarıp adama verir.</p>
<p>Derler ki adam doğru haber getirmedi size, yalan söylüyordu…</p>
<p>Mevlana, evet der biliyorum, zaten haber doğru olaydı canımı verirdim…</p>
<p>Doğu mistisizmi aşkı DNA’larına kodlanmış şifreleriyle yaşar… Bir tek sözcükle anlatamadığı için hissettiklerini, aşk der adına, sevgi der yetmez, sevda der, hatta o da yetmez kara sevda diye vurgulamaya çalışır anlaşılmak adına… Halk sanatının her alanına bir simge koyar… Türkülerine, folkloruna işler oya gibi sevdasını…</p>
<p>Batı kültüründe ise aşkın derin duygularına kendini kaptırıp koy vermeye pek sıcak bakılmaz… Yanmak, yakılmak, aşkından verem olmak, çöllere düşmek kabul gören bir durum değildir… Romeo ve Juliet tipi aşklara içten içe bir hayranlık duyulsa da, pek inandırıcı gelmez batı insanına… Ama böylesi aşkları yaşamak için de zemin arar bir anlamda…</p>
<p>Bertolt Brecht Sevgi Üstüne adlı yazısında şöyle der; “Sevenler tarihsel bir şeyler katarlar bu sevgiye, sanki bir gün tarihi yazılacakmış gibi. Onlar için kusursuzlukla tek bir kusur arasındaki fark korkunçtur. Oysa dünya bu farkı rahatça göz ardı edebilir. Sevgilerini olağandışı bir şey kılarlarsa, bunu yalnızca kendilerine borçlu olurlar; başaramazlarsa kendilerini sevdiklerinin kusurlarıyla pek de mazur gösteremezler, tıpkı halk önderlerinin kendilerini halkın kusurlarıyla mazur gösteremeyecekleri gibi&#8230;”</p>
<p>Epik tiyatronun kurucusu büyük usta bile sevgi adına yazmadan duramamıştır. Sevginin doğasına dokunmayıp yabancılaştırma efektini siyasi platforma taşımıştır… İki insan arasındaki ilişkiyi bir üretim haline dönüştürüp, sevginin bireyleşmesini fabrika dişlilerine katarak toplumsal bir olgu haline getirmeye çabalamıştır.</p>
<p>Son sözü bir başka ustaya bırakalım öyleyse;</p>
<p>“Bütün kitapları yakmalı<br />
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır<br />
Kitaplara göre insan<br />
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş<br />
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır<br />
Aptaldır, hastadır, kahramandır<br />
Bütün kitapları yakmalı<br />
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.<br />
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler<br />
Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar<br />
Bir tek meyve veren dalı keserler<br />
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı<br />
Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli<br />
Bir tek meyve veren dalı kesmeli<br />
İnsan dediğin derya misali<br />
Üstünde milyonlarca dalga<br />
İçinde kıyametler kopmalı<br />
İnsan dediğin derya misali</p>
<p>Uçsuz bucaksız olmalı. “</p>
<p><strong>Bedri Rahmi Eyüpoğlu</strong></p>
<p>Kim haklı karar vermeden önce bir de <strong>Coşkun Sabah</strong>’a kulak verin… Bakalım yüreğiniz hangisine eğilim gösterecek…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/C4CDxKK1ucM?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevgi-uzerine-cesitlemeler/">Sevgi Üzerine Çeşitlemeler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sevgi-uzerine-cesitlemeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4839</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeni Türkü’nün Gölgesinde Soluklanan Gençliğim &#8211; 4</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-4/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-4/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 09 Aug 2016 05:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Bennu Yıldırımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Jülide Kural]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Sınav]]></category>
		<category><![CDATA[Oya Küçümen]]></category>
		<category><![CDATA[Sevinç Erbulak]]></category>
		<category><![CDATA[Şevket Altuğ]]></category>
		<category><![CDATA[Şevval Sam]]></category>
		<category><![CDATA[Sulhi Dölek]]></category>
		<category><![CDATA[Sümer Tilmaç]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Baba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4764</guid>
				<description><![CDATA[<p>Türk televizyon tarihinin efsane dizisi olarak adlandırılmıştır Süper Baba. Başrollerinde&#160;Şevket Altuğ,&#160;Sümer Tilmaç,&#160;Jülide Kural,&#160;Şevval Sam&#160;ve&#160;Bennu Yıldırımlar&#8217;ın yer aldığı ekranların en beğenilen ve uzun soluklu dizilerinden olup, atv kanalında 1993-1997 yılları arasında yayınlanmıştır. Aynı dizide Sevinç Erbulak (Zeynep), Eray Demirkol (Alim), Seray Gözler (Şule), İsmet Ay (Sermet), İhsan Devrim (Yakup dede), Aytaç Yörükaslan (Baba- Yusuf Kaptan), Serpil [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-4/">Yeni Türkü’nün Gölgesinde Soluklanan Gençliğim &#8211; 4</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Türk televizyon tarihinin efsane dizisi olarak adlandırılmıştır Süper Baba. Başrollerinde&nbsp;Şevket Altuğ,&nbsp;Sümer Tilmaç,&nbsp;Jülide Kural,&nbsp;Şevval Sam&nbsp;ve&nbsp;Bennu Yıldırımlar&#8217;ın yer aldığı ekranların en beğenilen ve uzun soluklu dizilerinden olup, atv kanalında 1993-1997 yılları arasında yayınlanmıştır. Aynı dizide Sevinç Erbulak (Zeynep), Eray Demirkol (Alim), Seray Gözler (Şule), İsmet Ay (Sermet), İhsan Devrim (Yakup dede), Aytaç Yörükaslan (Baba- Yusuf Kaptan), Serpil Tamur (Sabire), Abdullah Yüce (Rasim Baba) rolleriyle karşımıza çıkarken Suna Pekuysal, Kenan Işık, Mücap Ofluoğlu, Mehmet Çekmez, Bülent Emin Yarar gibi daha pek çok Türk Tiyatrosunun ünlü isimleri de bu kadroda yer almıştır.</p>
<p>Dört yıl gibi uzun bir ömrü olan bu dizinin ilk yönetmeni ünlü oyuncu Kartal Tibet’tir. Fakat daha sonraları Funda Aras, Fevzi Tuna, Tunca Yönder yönetmen koltuğuna oturmuştur. Osman Sınav ve Orhan Oğuz ise dizinin son iki yönetmenidir. Senaryo ise çok ünlü ve yetkin bir isim tarafından yazılmıştır; Sulhi Dölek…</p>
<p><figure id="attachment_4765" aria-describedby="caption-attachment-4765" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/ihsan-devrim-yakup-dede.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4765 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/ihsan-devrim-yakup-dede.jpg?resize=480%2C360" alt="İhsan Devrim (Yakup Dede)" width="480" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/ihsan-devrim-yakup-dede.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/ihsan-devrim-yakup-dede.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4765" class="wp-caption-text">İhsan Devrim (Yakup Dede)</figcaption></figure></p>
<p>Dizi esas itibariyle eşinden boşanmış üç çocuklu bir babanın, çocuklarına hem analık hem babalık etmesini konu alır. İstanbul’un kentsel keşmekeşinden uzak güzel beldesi Çengelköy’ün eski ahşap evlerinde, daracık Arnavut kaldırımlı sokaklarında, boğaz manzaralı mezarlıklarında geçen hikâyeleriyle, kendini bulan ve kendi gibi olan insanların sıcaklığını taşır seyircisine. Dostluk ve arkadaşlığın ön planda tutulduğu bir izlekle geçer hemen hemen bütün bölümler. Doğal insan öykülerinin aynı doğal oyunculuk, aynı doğal senaryo ile işlenmiş olması, Fiko’yu kapı komşumuz yapar. Fiko (Fikret- Şevket Altuğ) hepimizin arkadaşı, dostudur. Onun yaşadıkları izleyici tarafından öyle içselleştirilir ki, Cuma akşamları başka hiçbir program yapılmaz, hiçbir yere gidilmez. Eve misafir gelse, Fiko’yu izlemek zorundadır… Onun yaşadıkları bizim yaşadıklarımızdır çünkü… Kimi zaman beraber ağlar kimi zaman birlikte sinirlenir, çoğu zaman da birlikte güleriz olan bitene…</p>
<p><figure id="attachment_4769" aria-describedby="caption-attachment-4769" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sumer-tilmac-sevket-altug.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4769 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sumer-tilmac-sevket-altug-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="Sümer Tilmaç (Nihat); Şevket Altuğ (Fiko)" width="300" height="200" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sumer-tilmac-sevket-altug.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sumer-tilmac-sevket-altug.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sumer-tilmac-sevket-altug.jpg?w=330&amp;ssl=1 330w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4769" class="wp-caption-text">Sümer Tilmaç (Nihat); Şevket Altuğ (Fiko)</figcaption></figure></p>
<p>Nihat (Sümer Tilmaç), Fiko’nun kan kardeşidir. Kankasıdır şimdiki yaygın söylemle… Ama öyle laf olsun diye değil, gerçek dosttur onlar. Yedikleri içtikleri ayrı gitmez, tartışmaları hiç bitmez, küserler birbirlerine çocuk gibi, sonra barışırlar. Nazları sırf birbirlerine geçer. Can dostudurlar yani…</p>
<p>Senaryo, geçim sıkıntısı çeken ve çocuklarını okutmaya çalışan bir babanın öyküsü üzerine inşa edilmiştir. Ama koca mahalle bu, yardımsever ve cana yakın Fiko’nun mahalleli ile ilişkisi, abisi, anne- babası, ele avuca sığmayan Yakup dedesi… Çocukları ve psikolojik sorunlu eski eşi etrafında döner hikâyeler kimi zaman… Hele ki Nihat’ın kız kardeşi ve Fiko’nun ilk aşkı eczacı İpek (Jülide Kural) gittiği Amerika’dan dönünce… İşler iyice karışır…</p>
<p>Dört yıl sürmüş bu dizinin senaryosunu burada anlatacak değilim elbette. Fakat her bir bölümü film tadında olan 3-5 diziden biridir Süper Baba… Sulhi Dölek imzası zaten yeterlidir senaryoyu anlatmaya…</p>
<p>Tahta masa ve sandalyeleriyle Çengelköy çınar altı kahvesini İstanbul halkıyla tanıştırmıştır yıllar sonra&#8230; Kadim balıkçı kahvesi “Süper Baba” kahvesine dönmüştür. Artık bilmeyen yoktur, çok ünlü olmuştur bu kahve diziden sonra…</p>
<p>Oyuncu kadrosu Türk tiyatrosunun usta isimlerinden, yönetmenleri usta kişilerden oluşunca ortaya çıkan bu tablo elbette kimseyi şaşırtmamıştır. <strong><em>Maddi kaygıların, reyting beklentilerinin henüz sanatın önüne geçmediği zamanlardan kalmadır çünkü… İnsanların bizzat yaşadıkları sahici mekânlarda, sahici kadroyla çekilmiştir. Başka yaşamlara özenilmeyen, sanal âlemlerde yaşanılmayan gerçek bir yaşam kesitidir Süper Baba…</em></strong></p>
<p><figure id="attachment_4770" aria-describedby="caption-attachment-4770" style="width: 395px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/super-baba-yeni-turku.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4770 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/super-baba-yeni-turku.jpg?resize=395%2C395" alt="Yeni Türkü; &quot;Bana bir masal anlat baba…&quot;" width="395" height="395" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/super-baba-yeni-turku.jpg?w=395&amp;ssl=1 395w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/super-baba-yeni-turku.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/super-baba-yeni-turku.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 395px) 100vw, 395px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4770" class="wp-caption-text">Yeni Türkü; &#8220;Bana bir masal anlat baba…&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Bütün bu başarısının yanında aynı zamanda müzikleriyle de tarihe geçmiştir. Yeni Türkü, Film müziklerini bir araya topladığı albümünün dışında, başlı başına Süper Baba adlı bir albüm çıkartmıştır. Olayların duygu değişimlerine göre bestelenmiş eserleriyle, senaryonun tamamlayıcısı olmuştur bütün müzikler… Ezgiyi duyduğunuzda olacakları hissedersiniz adeta, sözsüz sahnelerin yerine geçer müzikler… Hemen her sahnenin kendine has bir ritmi, bir duygusu, bir tınısı vardır. Replik olmuş, müziğe dönmüş, gelip izleyicinin algısına konmuştur…</p>
<p><figure id="attachment_4766" aria-describedby="caption-attachment-4766" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/julide-kural-ipek.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4766 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/julide-kural-ipek.jpg?resize=620%2C514" alt="Jülide Kural (İpek)" width="620" height="514" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/julide-kural-ipek.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/julide-kural-ipek.jpg?resize=300%2C249&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4766" class="wp-caption-text">Jülide Kural (İpek)</figcaption></figure></p>
<p>Oyuncuları, senaryosu, çekimleri ve müzikleriyle gönlümüze girmiş, evlerimizde baş tacımız olmuştur Süper Baba. Bunca yılın ardından, bir izleyici teşekkürüdür bu yazı yalnızca&#8230; Aramızdan ayrılıp ebediyete intikal etmiş bütün kadrosuna rahmet diliyorum. Şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p><figure id="attachment_4767" aria-describedby="caption-attachment-4767" style="width: 476px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sevinc-erbulak-zeynep.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4767 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sevinc-erbulak-zeynep.jpg?resize=476%2C315" alt="Sevinç Erbulak (Zeynep)" width="476" height="315" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sevinc-erbulak-zeynep.jpg?w=476&amp;ssl=1 476w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sevinc-erbulak-zeynep.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/sevinc-erbulak-zeynep.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 476px) 100vw, 476px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4767" class="wp-caption-text">Sevinç Erbulak (Zeynep)</figcaption></figure></p>
<p>Oya Küçümen’in sesiyle özdeşleşmiş, hangi kuşaktan olursa olsun bilinen, tanınan ve yüreği titreten eşsiz Yeni Türkü eseri…</p>
<p><strong>Bana bir masal anlat baba…</strong></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/otNpOv0Pn8k?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Bitti… (Yeni Türkü&#8217;nün Gölgesinden Soluklanan Gençliğim yazı dizisinin bu son yazısıdır.)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-4/">Yeni Türkü’nün Gölgesinde Soluklanan Gençliğim &#8211; 4</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4764</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sade Bir İrlandalı: Damien Rice</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sade-bir-irlandali-damien-rice/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sade-bir-irlandali-damien-rice/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 03 Aug 2016 05:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Gyda Valtysdot]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Zorlu Performans Sanatları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Zorlu Performans Sanatları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Zorlu Performans Sanatları Merkezi Ana Sahne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4722</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçen yıl Uluslararası Medya eğitim programı derslerinde ‘’Transnational Media’’  (ulusaşırı medya) konusunu işlemiştik. Burada farklı ulusların birbirlerinin yerel kültürlerini desteklemesinden bahsediliyordu. Söz konusu esas kaygının temelde ulus kimliği ve global medya üzerindeki etkilerine yönelik olmaktan öte; yerel ve öze ait olanın korunmasıyla ilgili olabileceğine inanıyorum. Çünkü yöreye özgü/yerel olan bizzat doğanın kendisiyle ilgili bir oluşum [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sade-bir-irlandali-damien-rice/">Sade Bir İrlandalı: Damien Rice</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yıl Uluslararası Medya eğitim programı derslerinde ‘’Transnational Media’’  (ulusaşırı medya) konusunu işlemiştik. Burada farklı ulusların birbirlerinin yerel kültürlerini desteklemesinden bahsediliyordu. Söz konusu esas kaygının temelde ulus kimliği ve global medya üzerindeki etkilerine yönelik olmaktan öte; yerel ve öze ait olanın korunmasıyla ilgili olabileceğine inanıyorum. Çünkü yöreye özgü/yerel olan bizzat doğanın kendisiyle ilgili bir oluşum olup; renk, görüp geçirmişlikler ve toplulukların harmonisi olan saflığın tabiatı bu çağrıyı doğuruyor. Böylesi tatlar bizde aynı zamanda bulunduğumuz yerden ve olduğumuz gibi özgürce dünyaya seslenebileceğimiz  hissine yol açarken yerel ve kendine has olanı desteklemek kaçınılmaz bir hal alıyor.</p>
<p>İstanbul’da 29 Temmuz’da konser veren İrlandalı şarkıcı <strong>Damien Rice</strong>’in Zorlu PSM’nin en büyük salonu olan Ana Tiyatro’da verdiği konser biletlerinin bir ay öncesinden tükenmesi buna en iyi kanıtlardan biri olabilir. Sahneyi kendisinden önce alan İzlandalı vokalist/çellist <em>Gyda Valtysdot (Gyða Valtýsdót)</em> 1 saat boyunca yalın ayak halde çaldığı çellosuyla bizi uzak diyarlara götürürken de hissedilen buydu.</p>
<p><figure id="attachment_4723" aria-describedby="caption-attachment-4723" style="width: 522px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/damien-rice.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4723 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/damien-rice.jpg?resize=522%2C352" alt="İrlandalı şarkıcı Damien Rice’in Zorlu PSM’nin en büyük salonu olan Ana Tiyatro’da verdiği konser biletleri bir ay öncesinden tükendi." width="522" height="352" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/damien-rice.jpg?w=522&amp;ssl=1 522w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/damien-rice.jpg?resize=300%2C202&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/damien-rice.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 522px) 100vw, 522px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4723" class="wp-caption-text">İrlandalı şarkıcı Damien Rice’in Zorlu PSM’nin en büyük salonu olan Ana Tiyatro’da verdiği konser biletleri bir ay öncesinden tükendi.</figcaption></figure></p>
<p>Kızılımsı saçları ve şairane şarkı sözleriyle kendini hemen fark ettiren şarkıcı/söz yazarı Damien Rice İrlanda’nın yerel tınısını; bölgenin temel enstrumanlarından kopmayarak kendi özgün müziğine yansıtabilmiştir. Folk temelli şairane ve samimi şarkıların yer aldığı 9 Crimes albümünün ardından, 8 yıl aradan sonra My Favourite Faded Fantasy&#8217;le geri dönen şarkıcının solo kariyeri ve işbirliği geçmişi hakkından tanıyanlar zaten fikir sahibidir ancak tanımayanlar için  el yapımı müzik seviyorsanız bir kulak verin demek yeterli olacaktır.</p>
<p>Zorlu Center normalde şaşaalı gösterilerin düzenlendiği etkinlikler konusunda zirvede olmasına rağmen bu konserde daha çok küçük bir kasabanın tiyatro salonunda gibi hissettik.  Bunu sahnede tek bir gitarla dev bir performans sergilemeyi başaran <strong>Damien Rice</strong>’in sadeliğine borçluyuz. Öyle ki konserin ortasında &#8220;Back to Her Man&#8221; şarkısına vokallik etmesi için seyircileri sahneye alarak hepten interaktif bir ortam yaratmasıyla sahne kendiliğinden herkesin aynı anda ışıklandırdığı görkemli bir şölene dönüştü.</p>
<p>Konser sonunda 15 Temmuz&#8217;da yaşanan darbe girişimi sonrası Türkiye&#8217;ye gelme konusunda önce kararsız kaldığını belirterek, &#8220;Havaalanları kapatıldığında gelip gelmemek arasında kaldık. Sonra gelmemizin ve bu akşamı gerçekleştirmemizin daha iyi olacağına karar verdik’’ diyen Damien Rice bir sonraki İstanbul deneyimi için şimdiden sabırsızlandığını da ekledi. Bir yandan ülkenin sıradışı gündemi, bir yandan sıcak yaz günlerinin telaşına kapılan ve günümüz piyasasının da etkisiyle kendimi dünyanın bilmem neresine atsam diye düşünen bizlere geldiği yerlerden esintilerle şöyle rahat bir soluk aldırdı İrlandalı müzisyen. Umarım konsere katılan arkadaşlar da buna hemfikir olmuşlardır.</p>
<p>Katılamayanlar içinse benzeri pek çok deneyimler için Zorlu Center’in şaşırtıcı derecede süprizlerle dolu etkinlikler rehberini takip etmeleri tavsiye olunur. &#8211; www.zorlupsm.com &#8211;</p>
<p style="text-align: center;">….</p>
<p>Özetlersek; İrlandalı şarkıcı/söz yazarı/müzisyen Damien Rice geçtiğimiz Cuma -29 Temmuz 2016’da- Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde solo performanstan oluşan bir konser düzenledi. Biletleri 1 ay öncesinden tükenen konser 2016 yazına unutulmaz bir anlam kattı. Aynı anda hem duru hem de güçlü, eşsiz sesiyle sahnede tek başına dev bir orkestra hissi yaratan Damien Rice müziğine İrlanda’nın kendine özgü tınılarını da ekleyerek bizleri bir tür yolculuğa çıkarıyor. Konserin ilk saatine eşlik eden İzlandalı müzisyen Gyda Valtysdot ise çellosuyla kulaklarda ve ruhlarda ayrı bir tat bıraktı.</p>
<h2>Damien Rice Konser Videoları</h2>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/O90wJyl41oQ?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/lhw48bk1NDE?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/z45wXTrtJaI?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sade-bir-irlandali-damien-rice/">Sade Bir İrlandalı: Damien Rice</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sade-bir-irlandali-damien-rice/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4722</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeni Türkü’nün Gölgesinde Soluklanan Gençliğim – 2</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-2/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 07 Jul 2016 06:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Köroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyanın Kapıları]]></category>
		<category><![CDATA[Günebakan]]></category>
		<category><![CDATA[Halis Bütünley]]></category>
		<category><![CDATA[Harbiye Açıkhava Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Meral Özbek]]></category>
		<category><![CDATA[müzikli hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilmişik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4327</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Hepimizin hayatında bir Yeni Türkü şarkısı vardır” Derya Köroğlu İnsan hafızası unutmamak üzere programlanmıştır. Belleğimiz, topladığı bilgilerin kullanılmayacağını anlayınca, kütüphanenin raflarına kaldırarak tertibi ve düzeni sağlayan titiz bir ev hanımı gibidir. Bilgiler bu sayede her zaman yerli yerlerinde dururken, biz onları tekrar kullanılıncaya kadar sıralarının gelmesini beklerler yalnızca… Anılar da böyle oluşur. Bir ses, bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-2/">Yeni Türkü’nün Gölgesinde Soluklanan Gençliğim – 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“Hepimizin hayatında bir <em>Yeni Türkü şarkısı</em> vardır” <strong>Derya Köroğlu</strong></p>
<p>İnsan hafızası unutmamak üzere programlanmıştır. Belleğimiz, topladığı bilgilerin kullanılmayacağını anlayınca, kütüphanenin raflarına kaldırarak tertibi ve düzeni sağlayan titiz bir ev hanımı gibidir. Bilgiler bu sayede her zaman yerli yerlerinde dururken, biz onları tekrar kullanılıncaya kadar sıralarının gelmesini beklerler yalnızca… Anılar da böyle oluşur. Bir ses, bir koku, küçük bir görüntü bazen de bir şarkı alır bizi zaman tünelinden geçirerek o an’a geri götürür.</p>
<h2>Yeni Türkü &#8211; Günebakan</h2>
<p>Yıl 1986’ydı; Büyümek gelmiş başımıza dikilmişti. Üniversite yıllarının hercai günleri tam da bitmek üzereyken, ben dâhil birçok kişi bitmesin diye bir yıl daha uzatmaları oynamak istemiştik… Ertelen dersler ve sınavlar değil, erişkinliğin sorumluklarıydı laf aramızda… Başımıza gelecekleri iyi biliyorduk. İçinde olmak istemeyeceğimiz bir sistemin dişlileri arasında öğütülürken, çiğnenip tükürülecek birer lokma olmayı geciktirmeyi umuyorduk. Yenilgilerimizle yüzleşmekten kaçıyorduk. İşte “<strong>Günebakan</strong>” albümü tam da böyle bir zamanlamayla girmişti hayatımıza…</p>
<p>“Çocuklardık parlak yıldızlardık o zaman. / Artık dönemesek de geriye / Ardından koştuğumuz o bahardır.”</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/tVbLl6iJ1cM?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Söz: Meral Özbek</li>
<li>Müzik: Derya Köroğlu</li>
</ul>
<p>Bu ikilinin üretimleri (ki o zaman evliler) uzun bir süre bizlere yol arkadaşlığı yapacaktı, korktuğumuz ve yutulmak istemediğimiz o iş dünyasında… Kendimiz olarak kalabilmek için onların arkadaşlıklarına sığınacaktık. Bir taraftan birey olma mücadelesi verirken, diğer taraftan da insan kalarak çalışabilmek için uğraşıyorduk. Sosyolojik anlamda beyaz yakalıların sessiz direnişiydi bir bakıma ve biz bu gücü yenilenen müziğimizde buluyorduk. Ardı ardına birçok müzik grupları ortaya çıkmaya başlamıştı. Sanki Yeni Türkü’nün öncü olmasını bekliyorlarmış gibi… Değişen şartlara ayak uydurmak zorunluluğunu biliyorduk fakat bu durumu yumuşak dokunuşlarla kabullenirken, bir taraftan da betonlaşmış patron zihniyetlerini kırmak ve dönüştürmek için de yeni yöntemler geliştirmenin yollarını arıyorduk. Bir çağ kapanıyordu, eski yaşam tarzı ve iş anlayışı değişiyordu, her türlü dayatmaya karşı sessiz ama köklü bir direnç geliştirmiştik aslında… Kapitalizm yenileniyordu… Ve bu değişimin tek tanıkları bizlerdik… Yeni Türkü’nün ardı ardına gelen albümleri bunun kanıtıydı bir anlamda…</p>
<p>Bahardan hiç vazgeçmeyecektik… İster ilkbahar olsun, ister sonbahar fark etmezdi… İlle de BAHAR inatla BAHAR!!!</p>
<h2>Yeni Türkü – Yaprak Dökümü</h2>
<p>“Mevsim dönüp de yeniden yeşermeye başlayınca rüzgâr / Çıplağında o atın yine onlar koşacaklar / O çocuklar, o yapraklar, o şarabi eşkıyalar. / Onlar da olmasalar, Benim gayri kimim var…”</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/OHm8OZIyxL8?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Söz: Can Yücel</li>
<li>Müzik: Derya Köroğlu</li>
</ul>
<p>1987 yılında “<strong>Dünyanın Kapıları</strong>”; 1988’de “<strong>Yeşilmişik</strong>” albümleri yayınlandı… Bir coşku ve önüne geçilemeyen bir” <strong>Fırtına</strong>” esmeye başlamıştı adı “<em>YENİ TÜRKÜ</em>’ydü”… Üç yıl üst üste üç albüm çıkmıştı… Baskılara yenik düşmeyen genç kuşak “<strong>Yeni Türkü</strong>” ile adeta yeniden canlanmıştı…</p>
<p><em>Yeni Türkü</em>’nün 06.06.1990’da Harbiye Açıkhava Tiyatrosu&#8217;ndaki konseri hınca hınç doluydu… Benim gibi birçok kişinin gittiği ilk konserdi… Saatler öncesinde gittik… Beton sıraların üzerine oturup heyecanla beklemeye başladık… Provayı seyircili yaptılar, önce provayı izledik sonra konseri… Canlı dinlemenin keyfi başkaydı elbette… Zaten o zamanların teknolojisiyle evlerimizde teyplerden ne kadar anlayabilirdik müziğin gerçek kalitesini…</p>
<h2>Yeni Türkü – Göç Yolları</h2>
<p>“En büyük silah umut etmek yadigâr kalsın bize/ Göç yolları göründü bize, görünür elbet/ Göç yolları bir gün gelir döner tersine, dönülür elbet./ Dağılsak da göç yollarında yarın bizim bütün dünya.”</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/m58efgtSg8s?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Söz: Murathan Mungan</li>
<li>Müzik: Derya Köroğlu</li>
<li>Gitar ve vokal: Derya Köroğlu</li>
<li>Klavye: Selim Atakan</li>
<li>Gitar; Klasik kemençe: Cengiz Onural</li>
<li>Bas ve vokal: Tuğrul Bayraktar</li>
</ul>
<p>Halis Bütünley: Batari’de tiyatroyu adeta inletiyorlardı. Elbette batılı anlamda görsel ve işitsel gösteriye dönüşen bir anlayış değildi…Şimdinin konserleriyle boy ölçüşmesi mümkün değil, ama biz izleyicilerin beklediği de zaten bu değildi…</p>
<p>Devam edecek…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-2/">Yeni Türkü’nün Gölgesinde Soluklanan Gençliğim – 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4327</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeni Türkü’nün Gölgesinde Soluklanan Gençliğim – 1</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-1/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-1/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 01 Jul 2016 11:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Mitarinin Gelini]]></category>
		<category><![CDATA[Murathan Mungan]]></category>
		<category><![CDATA[müzikli hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Atakan]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Peşrev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4284</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yaşı şimdilerde elliye yakın olanların mutlaka bir anısı vardır, Yeni Türkü’nün o sıcacık şarkılarıyla büyümüşlerse eğer… Benim o kadar çok ki hangisinden başlasam diğeri eksik kalacak biliyorum… O yüzden ilk tanışmamızdan başlamak istiyorum… Yıl 1983, üniversite yılları… İlk senenin heyecanı ve tutkusuyla derslere giriyorduk henüz… Aşk kapıda gözükmüş ama içeriye girmeyi başaramamıştı daha… Dünya her [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-1/">Yeni Türkü’nün Gölgesinde Soluklanan Gençliğim – 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşı şimdilerde elliye yakın olanların mutlaka bir anısı vardır, <strong>Yeni Türkü</strong>’nün o sıcacık şarkılarıyla büyümüşlerse eğer…</p>
<p>Benim o kadar çok ki hangisinden başlasam diğeri eksik kalacak biliyorum… O yüzden ilk tanışmamızdan başlamak istiyorum…</p>
<p>Yıl 1983, üniversite yılları… İlk senenin heyecanı ve tutkusuyla derslere giriyorduk henüz… Aşk kapıda gözükmüş ama içeriye girmeyi başaramamıştı daha… Dünya her zaman ki gibi güzeldi, ama o yıl sanki başkaca güzeldi… Çocuktuk ve çocukluktan hiç kurtulamayacağımızı iyi biliyorduk… Neşemize diyecek yoktu, olana bitene içimiz ne kadar kan ağlasa da… Umut hep fakirin ekmeğiydi, biz öğrencilerin ise katığıydı bir bardak demli çaya… Okulun kapısındaki jandarmalarla ahbap olmuştuk nasılsa… Derslere girerken aranan çantalarımızda buldukları Gırgır dergisini çıkışta bize vermek üzere, alıkoyarlardı… Okurlar mıydı bilmem, ama okumasalar da en azından göz gezdirdiklerini derginin kırışmış bir şekilde teslim edilmesinden anlardım, beraber gülerdik yapılan bu saçma uygulamalara…</p>
<p>Kantine indiğimiz bir gün, nasılsa oturacak masa bulmuşluğuma sevinirken sesi güzel bir arkadaşın söylediği şarkıya diktim kulaklarımı… İnce ince mırıldanıyordu… “Telli telli telli şu telli turna/ Sanma ki yaralı uçmaz bir daha / Takılmış kanadı göçmen buluta/ Anlatır eski beni şimdiki bana/ Sakın çıkma patika yollara/ O dağlara kırlara o karlı ovaya / Yenik düşüyor her şey zamana / Biz büyüdük ve kirlendi dünya…</p>
<p>Hayır! Büyümemiştim ve hiç büyümeyecektim… 18 yaş büyümek için yeterli değildi, büyümeyecek ve bu dünyanın kirlenmesine seyirci kalmayacaktım…</p>
<p>Murathan Mungan’ın şiiri olduğunu çok zaman geçince, ancak bir teyp ve kaset sahibi olabildikten sonra öğrenecektim…</p>
<p>Şairlerimizin şiirlerini <em>Yeni Türkü</em>’yle belleyecek ve şiir tutkuma bu şarkıları da ekleyecektim…</p>
<h2>Yeni Türkü Yeni Umutlar Demekti</h2>
<p><u>Yeni Türkü</u> yeni umutlar demekti ve uzun yıllar benimle birlikte hep peşimden yürüyecekti…</p>
<p>İlk Albümleri Buğdayın Türküsüne yetişememiştim ama Akdeniz Akdeniz’deki, <em>Selim Atakan</em> besteleri özellikle “<em>Yılmaz Peşrev</em>” ve “<em>Mitarinin Gelini</em>” enstürumantel tarzıyda beni büyülemişti…</p>
<p>Ne de olsa Moğallar ve Cahit Berkay ile çocukluğumuz geçmişti…</p>
<p>Yaşamak isteyip de yaşayamadıklarımızı, yapmak isteyip de yapamadıklarımızı kulaklarımıza fısıldıyor ve ardından çocukluğumuzun masumiyetinde tekrar elimizden tutup başımızı sıvazlıyordu… 1983- 1986 yılları arasında her bir şarkı, kırılan kalplerimizi sessizce onaran bir yara bandı gibi acil yardım hizmeti görmüştü… Bütün baskı ve zorluklara rağmen ayakta kalmamız için çıkarılmış bir kasetti adeta…</p>
<p>Tıpkı aynı zaman diliminde çıkan; Zülfü Livaneli’nin “ Ada” sı ve Metin Özülkü’nün</p>
<p>“ Şarkılarla A.Kadir” i gibi… Onların adlarını anıp anılarını daha sonra yad etmeli…</p>
<p>Yaralı yüreklerimizi “ İstersen hiç başlamasın” ile sarıp, “ Sorma bana” ile büyümeye direnirken yenilgilerimizle yüzleşmeyi öğrendik… “ Gurbete hiç kaçamadık” ama “ Maskeli Balo” ve</p>
<p>“ Çember” ile dışarda bizi nelerin beklediğini ezberlemiştik…</p>
<p>“Yılmaz Peşrev“ ile mezuniyete erişecektik…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/y4iBbYO5o9w?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Devam Edecek…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-1/">Yeni Türkü’nün Gölgesinde Soluklanan Gençliğim – 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yeni-turkunun-golgesinde-soluklanan-gencligim-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4284</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Itri ve Bach Konserinin Ardından Bir Dinleyicinin Notları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/itri-ve-bach-konserinin-ardindan-bir-dinleyicinin-notlari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/itri-ve-bach-konserinin-ardindan-bir-dinleyicinin-notlari/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 13 Jun 2016 14:45:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Akasya Park]]></category>
		<category><![CDATA[Bach]]></category>
		<category><![CDATA[Çağ Erçağ]]></category>
		<category><![CDATA[Ertan Tekin]]></category>
		<category><![CDATA[Johann Sebastian Bach]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[Salih Kartal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4026</guid>
				<description><![CDATA[<p>Acıbadem Akasya Park’ta 11 Haziran 2016 Cumartesi akşamı bir konser verildi. Öyle büyük reklamları olmadan kendi doğallığı içinde mütevazı ama ihtişamı içinde bir konser… Buhurizade Mustafa Itri ve Johann Sebastian Bach gibi iki büyük müzisyen bir arada, bir yaz gecesi iftar sonrasında… “Itri ve Bach aynı yüzyılda yaşamış ancak farklı zamanlarda ve mekânlarda sanatlarında zirve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/itri-ve-bach-konserinin-ardindan-bir-dinleyicinin-notlari/">Itri ve Bach Konserinin Ardından Bir Dinleyicinin Notları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Acıbadem Akasya Park’ta 11 Haziran 2016 Cumartesi akşamı bir konser verildi. Öyle büyük reklamları olmadan kendi doğallığı içinde mütevazı ama ihtişamı içinde bir konser…</strong></p>
<p><strong>Buhurizade Mustafa Itri ve Johann Sebastian Bach gibi iki büyük müzisyen bir arada, bir yaz gecesi iftar sonrasında…</strong></p>
<p><em>“Itri ve Bach aynı yüzyılda yaşamış ancak farklı zamanlarda ve mekânlarda sanatlarında zirve yapmış iki büyük müzik adamı. Biri Klasik Batı müziğinde diğeri Klasik Türk müziğinde mihenk taşı olmuş iki büyük besteci. Bach’ın hayatı ne kadar detaylı biliniyorsa, Itrî’nin hayatı bir o kadar gizemli. Bach’ın günümüze ulaşan eseri ne kadar çoksa, Itrî’nin bir o kadar az.</em></p>
<p><figure id="attachment_4029" aria-describedby="caption-attachment-4029" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/itri-bach.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4029 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/itri-bach-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="2012 yılının Unesco tarafından Itrî yılı ilan edilmesi neticesinde çıkmış bir albüm Itrî &amp; Bach…" width="300" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/itri-bach.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/itri-bach.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/itri-bach.jpg?w=420&amp;ssl=1 420w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4029" class="wp-caption-text">2012 yılının Unesco tarafından Itrî yılı ilan edilmesi neticesinde çıkmış bir albüm Itrî &amp; Bach…</figcaption></figure></p>
<p><em>Bütün bu farklılıkları bir yana bırakacak olursak hiç şüphesiz “ Müzik” Bach ile Itrî arasındaki en kuvvetli bağ. Bizi de bir araya getiren aynı kuvvet, müzik sadece müzik…”&nbsp; </em></p>
<p><em>Murat Aydemir</em></p>
<p><strong>2012 yılının Unesco tarafından Itrî yılı ilan edilmesi neticesinde çıkmış bir albüm Itrî &amp; Bach…</strong></p>
<p>Albümü defalarca kez mp4 çalarımdan dinlemiş olsam da, canlı dinlemenin keyfi bambaşka. Ay ışığı altında, ramazanın getirdiği huzur içinde bir duduk sesiyle başlıyor konser. Itrî’nin tüm dünyaya mührünü vuran Segah Bayram Tekbiri ile… Ardından tanbur ve duduk taksimi ve nefesimi tuttuğum an; Bach’ın muhteşem eseri…</p>
<p>Air on G String from Orchestral Suite No.3 in D majör, BWV 1068…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/IlUv-8R-5EY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong><em>Gecenin, içinde 2 çello bir duduk ve bir tanbur… Müziğin evrenselliği üzerine ne kadar yazılsa, çizilse ne kadar konuşulsa işte şu an kadar sahici ve samimi olamaz diye geçiyorum içimden. </em></strong></p>
<p>Bu fani dünyada yaşayıp giderken birbirinden haberleri bile olmayan bu iki büyük usta, şu acıbadem akşamında bir araya gelebiliyorlar. Sanki aynı duyguyla birleşmişler gibi kendi lisanlarınca anlatıyorlar olanı biteni, karşılıklı düet yapıyorlar ve bizler bu muhteşem buluşmanın tanıkları oluyoruz.</p>
<p>İnsanlık dersi veriyorlar günümüz insanlığına. Birbirimizden farklı olmadığımızı, aynı gök kubbe altında yaşadığımızı ve düşmanlık tohumlarının ekilmediği bu topraklarda, tüm güzellikleri ellerimizle pek ala yeşertebileceğimizi muştuluyorlar. Sevgi ağacını dimdik diktiğimiz dünyamızda, müzikle, sanatla daha da büyüyebileceğimizi haykırıyorlar yüzyıllar ötesinden adeta…</p>
<p><figure id="attachment_4028" aria-describedby="caption-attachment-4028" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/ertantekin-murataydemir-cagercag.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4028 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/ertantekin-murataydemir-cagercag.jpg?resize=480%2C320" alt="Ertan Tekin dudukla, Murat Aydemir tanburla biz “Bir’İz “diyorlar… Kim ne derse desin, kim ayrıştırmaya çalışırsa çalışsın insanız, müzisyeniz ve derdimiz ortak. Çello’da Çağ Erçağ ve Salih Kartal batı’yı temsil ediyor. " width="480" height="320" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/ertantekin-murataydemir-cagercag.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/ertantekin-murataydemir-cagercag.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/ertantekin-murataydemir-cagercag.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4028" class="wp-caption-text">Ertan Tekin dudukla, Murat Aydemir tanburla biz “Bir’İz “diyorlar… Kim ne derse desin, kim ayrıştırmaya çalışırsa çalışsın insanız, müzisyeniz ve derdimiz ortak. Çello’da Çağ Erçağ ve Salih Kartal batı’yı temsil ediyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong><em>Duduk isyanla nefes veriyor; Ermeni ulusal çalgısıdır… Tanbur, karşılık veriyor; Türk ulusal çalgısıdır.</em></strong></p>
<p>Ertan Tekin dudukla, Murat Aydemir tanburla biz “<strong><em>Bir’İz</em></strong> “diyorlar… Kim ne derse desin, kim ayrıştırmaya çalışırsa çalışsın insanız, müzisyeniz ve derdimiz ortak. Çello’da Çağ Erçağ ve Salih Kartal batı’yı temsil ediyor. Hani hiçbir siyasetçinin yapamadığı birleştirme var ya, işte müzik olmuş tam karşımda duruyor… Deyim yerindeyse huşu içinde gözlerimi kapatıp onları dinliyorum…</p>
<p><strong><em>Ben bu akşam onlarla kendimi Bir’liyorum…</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/itri-ve-bach-konserinin-ardindan-bir-dinleyicinin-notlari/">Itri ve Bach Konserinin Ardından Bir Dinleyicinin Notları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/itri-ve-bach-konserinin-ardindan-bir-dinleyicinin-notlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4026</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Pikapları Hazırlayın: Plaklar Geri Dönüyor!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/pikaplari-hazirlayin-plaklar-geri-donuyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/pikaplari-hazirlayin-plaklar-geri-donuyor/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 02 Jun 2016 05:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[analog müzik]]></category>
		<category><![CDATA[dijital müzik]]></category>
		<category><![CDATA[gramofon]]></category>
		<category><![CDATA[pikap]]></category>
		<category><![CDATA[plak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3855</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hep söyledim! Yine söylüyorum: Çözüm geriye dönmekte. 40’lı yaşlardakilerin ve üzerindekilerin hatırladığını, 30’lu yaşlarda olanların ucundan kıyısından yakaladığını düşündüğüm bir teknolojiden bahsetmek istiyorum: Plaklar. Müzik piyasasının sürüncemede kaldığı zamanlardayız. Herhalde teknolojinin müziğe dahil olduğu hiçbir evre bu kadar muğlak geçmemiştir. Günümüzde birkaç parmak hareketi ile çok çeşitli tarzlarda müziğe ulaşabiliyoruz. Çok bilinen eserlerden tutun da, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pikaplari-hazirlayin-plaklar-geri-donuyor/">Pikapları Hazırlayın: Plaklar Geri Dönüyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hep söyledim! Yine söylüyorum: Çözüm geriye dönmekte. 40’lı yaşlardakilerin ve üzerindekilerin hatırladığını, 30’lu yaşlarda olanların ucundan kıyısından yakaladığını düşündüğüm bir teknolojiden bahsetmek istiyorum: <strong>Plaklar</strong>.</p>
<p><figure id="attachment_3856" aria-describedby="caption-attachment-3856" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3856 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-1.jpg?resize=620%2C349" alt="Günümüzde birkaç parmak hareketi ile çok çeşitli tarzlarda müziğe ulaşabiliyoruz." width="620" height="349" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-1.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-1.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3856" class="wp-caption-text">Günümüzde birkaç parmak hareketi ile çok çeşitli tarzlarda müziğe ulaşabiliyoruz.</figcaption></figure></p>
<p>Müzik piyasasının sürüncemede kaldığı zamanlardayız. Herhalde teknolojinin müziğe dahil olduğu hiçbir evre bu kadar muğlak geçmemiştir. Günümüzde birkaç parmak hareketi ile çok çeşitli tarzlarda müziğe ulaşabiliyoruz. Çok bilinen eserlerden tutun da, küçük bir kesimin bildiği yerel sanatçılara ulaşmak son derece kolay.</p>
<p><figure id="attachment_3866" aria-describedby="caption-attachment-3866" style="width: 552px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3866 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak.jpg?resize=552%2C410" alt="Soruyorum: ‘CD’leri nerelerden alıyorsunuz?’ Ağır hakaret etmişim gibi ters ters bakıyorlar: ‘Biz plak dinliyoruz.’" width="552" height="410" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak.jpg?w=552&amp;ssl=1 552w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak.jpg?resize=300%2C223&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 552px) 100vw, 552px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3866" class="wp-caption-text">Soruyorum: ‘CD’leri nerelerden alıyorsunuz?’ Ağır hakaret etmişim gibi ters ters bakıyorlar: ‘Biz plak dinliyoruz.’</figcaption></figure></p>
<p>Henüz kaset ve kalem arasındaki o ‘gizli ilişkiyi’ bilmeyen delikanlı çağında olan arkadaşlar MP3 gibi çeşitli formatlarda Müzik dinlemekteler. İnternetten indirme yapılırken, CD’lerin pek az satın alındığı bilinen bir gerçek.</p>
<p><figure id="attachment_3861" aria-describedby="caption-attachment-3861" style="width: 201px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-6.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3861 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-6-201x300.jpg?resize=201%2C300" alt="Henüz kaset ve kalem arasındaki o ‘gizli ilişkiyi’ bilmeyen delikanlı çağında olan arkadaşlar MP3 gibi çeşitli formatlarda Müzik dinlemekteler." width="201" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-6.jpg?resize=201%2C300&amp;ssl=1 201w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-6.jpg?w=385&amp;ssl=1 385w" sizes="(max-width: 201px) 100vw, 201px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3861" class="wp-caption-text">Henüz kaset ve kalem arasındaki o ‘gizli ilişkiyi’ bilmeyen delikanlı çağında olan arkadaşlar MP3 gibi çeşitli formatlarda Müzik dinlemekteler.</figcaption></figure></p>
<p>Ancak diğer yandan itiraf etmeliyim ki – kaliteli şarkılar dinleyen genç azımsanmayacak kadar çok. Pink Floyd, Deep Purple, Led Zeppelin, Queen &nbsp;ve niceleri… Soruyorum: ‘CD’leri nerelerden alıyorsunuz?’ Ağır hakaret etmişim gibi ters ters bakıyorlar: ‘<u>Biz plak dinliyoruz.</u>’</p>
<p>Şaşkınlığımı gizleyemiyorum…</p>
<h2>Bit pazarına nur mu yağıyor?</h2>
<p><em>Plaklar</em> tozlu raflardan çıkmaya ve üzerindeki tozları çırpmaya başladılar bile. <strong>Plaklar</strong>, Kaset ve CD’lere çelme takıp ön sıralara geçiyorlar bir bir. Önlenemez bir yükseliş ufukta belirmeye başladı.</p>
<p><figure id="attachment_3862" aria-describedby="caption-attachment-3862" style="width: 222px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-7.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3862 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-7-222x300.jpg?resize=222%2C300" alt="Plaklar tozlu raflardan çıkmaya ve üzerindeki tozları çırpmaya başladılar bile." width="222" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-7.jpg?resize=222%2C300&amp;ssl=1 222w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-7.jpg?w=369&amp;ssl=1 369w" sizes="(max-width: 222px) 100vw, 222px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3862" class="wp-caption-text">Plaklar tozlu raflardan çıkmaya ve üzerindeki tozları çırpmaya başladılar bile.</figcaption></figure></p>
<p>Bu durumdan dinleyiciler olduğu kadar müzisyenler de memnun&#8230; Özellikle de Türkiye’de telif haklarının uygulamaya konulmasıyla bilinçlenme başladı.</p>
<p>Dinleyici, sevdiği sanatçının albümünü alıyor. Albüm CD formatındaysa, bunu almakla kalmayıp Plak formatını da alıyor.</p>
<h2>“Plakla kaliteli Müzik algınız artacak”</h2>
<p>Bir Müzik marketine gittiğinizde burada plakların bulunduğu reyona bakın. Bu bölümde bulunan insanları inceleyin. Tavırlarıyla, duruşlarıyla, konuşmalarıyla… ve Müziğe bakış açılarıyla ne kadar farklı olduklarını göreceksiniz. Soru sormaktan çekinmeyin. Danışın onlara. Size tavsiye edecekleri albümler olacaktır, belki de Müzik ufkunuzu daha da genişleteceklerdir. Sizi daha önceden es geçtiğiniz yada adını önceden duymadığınız müthiş Müzisyenlerle ve Müzik gruplarıyla tanıştıracaklardır… Ya da tam tersi – siz beğenilerinizi paylaşacaksınız. Çekinmeyin. Sormadan bilemezsiniz.</p>
<p><figure id="attachment_3860" aria-describedby="caption-attachment-3860" style="width: 195px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-5.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3860 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-5-195x300.jpg?resize=195%2C300" alt="Plakla kaliteli Müzik algınız artacak" width="195" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-5.jpg?resize=195%2C300&amp;ssl=1 195w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-5.jpg?w=289&amp;ssl=1 289w" sizes="(max-width: 195px) 100vw, 195px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3860" class="wp-caption-text">Plakla kaliteli Müzik algınız artacak</figcaption></figure></p>
<h3>“Müziği neden Plaktan dinleyelim?”</h3>
<p>Çok basit: <strong>Plaktan çıkan müzik çok daha kaliteli.</strong></p>
<p>Vokalin sıcak sesiyle şarkısını söylerken aldığı nefesi,&nbsp; yaylıların çıkardığı&nbsp; pürüzsüz ezgileri, akustik gitar çalan birinin perdeler arası geçişindeki o tatlı cızırtıyı ve aklınızın alamayacağı sesler bütününü ancak Plaklardan net dinleyebilirsiniz.</p>
<p>MP3 ve diğer formatlarda dinlediğimiz Müzik eserlerinde yer kaygısından şarkılar sıkıştırılmakta (Audio Press) ve bu sayede çeşitli dijital mecralarda yayınlanabilmektedir.</p>
<p>Aşağıdaki linke tıkladığınızda CD ve Plak arasındaki kalite farkını bariz olarak duyacaksınız. Bu, bir bakıma <strong>Analog Müziğin ve Dijital Müziğin kıyaslanması</strong>dır.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/EScPiP2QjXM?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<h3>“Yatırım aracı olarak Plak”</h3>
<p>iTunes’da satın aldığınız albümler sadece dijital platformda kalacaktır. Elle tutulur bir şey yok.</p>
<p><figure id="attachment_3857" aria-describedby="caption-attachment-3857" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3857 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-2.jpg?resize=640%2C360" alt="Plaktan çıkan müzik çok daha kaliteli." width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-2.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-2.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3857" class="wp-caption-text">Plaktan çıkan müzik çok daha kaliteli.</figcaption></figure></p>
<p>Ancak <strong>Plaklar</strong> öyle mi? İyi korunduğu sürece Plaklar ileriye dönük olarak yatırım aracına bile dönüşebilir. Düşünsenize elinizde yüzlerce plağın olduğunu… Ama kim bunları satmaya kıyabilir ki?</p>
<p><figure id="attachment_3865" aria-describedby="caption-attachment-3865" style="width: 564px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-10.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3865 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-10.jpg?resize=564%2C611" alt="İyi korunduğu sürece Plaklar ileriye dönük olarak yatırım aracına bile dönüşebilir." width="564" height="611" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-10.jpg?w=564&amp;ssl=1 564w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-10.jpg?resize=277%2C300&amp;ssl=1 277w" sizes="(max-width: 564px) 100vw, 564px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3865" class="wp-caption-text">İyi korunduğu sürece Plaklar ileriye dönük olarak yatırım aracına bile dönüşebilir.</figcaption></figure></p>
<p>Nasıl ki dışardayken karnımız acıktığında düzensiz beslendiğimizde, karnımız ağrıyor ve gece vakti kıvranıyorsak, Müziğin de kalitelisini dinlemeli ve Plaklara yönelmeliyiz.</p>
<p><figure id="attachment_3863" aria-describedby="caption-attachment-3863" style="width: 395px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-8.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3863 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-8.jpg?resize=395%2C529" alt="iTunes’da satın aldığınız albümler sadece dijital platformda kalacaktır. Elle tutulur bir şey yok." width="395" height="529" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-8.jpg?w=395&amp;ssl=1 395w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-8.jpg?resize=224%2C300&amp;ssl=1 224w" sizes="(max-width: 395px) 100vw, 395px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3863" class="wp-caption-text">iTunes’da satın aldığınız albümler sadece dijital platformda kalacaktır. Elle tutulur bir şey yok.</figcaption></figure></p>
<p>Albüm satın alalım!</p>
<p>Müzik keyiftir – Keyifli dinlemeler…</p>
<p><figure id="attachment_3858" aria-describedby="caption-attachment-3858" style="width: 492px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3858 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-3.jpg?resize=492%2C632" alt="Müziğin kalitelisini dinlemeli ve Plaklara yönelmeliyiz." width="492" height="632" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-3.jpg?w=492&amp;ssl=1 492w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-3.jpg?resize=234%2C300&amp;ssl=1 234w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-3.jpg?resize=233%2C300&amp;ssl=1 233w" sizes="(max-width: 492px) 100vw, 492px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3858" class="wp-caption-text">Müziğin kalitelisini dinlemeli ve Plaklara yönelmeliyiz.</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_3864" aria-describedby="caption-attachment-3864" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-9.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3864 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-9.jpg?resize=400%2C510" alt="MP3 ve diğer formatlarda dinlediğimiz Müzik eserlerinde yer kaygısından şarkılar sıkıştırılmakta (Audio Press) ve bu sayede çeşitli dijital mecralarda yayınlanabilmektedir." width="400" height="510" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-9.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-9.jpg?resize=235%2C300&amp;ssl=1 235w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3864" class="wp-caption-text">MP3 ve diğer formatlarda dinlediğimiz Müzik eserlerinde yer kaygısından şarkılar sıkıştırılmakta (Audio Press) ve bu sayede çeşitli dijital mecralarda yayınlanabilmektedir.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pikaplari-hazirlayin-plaklar-geri-donuyor/">Pikapları Hazırlayın: Plaklar Geri Dönüyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/pikaplari-hazirlayin-plaklar-geri-donuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3855</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Adalardan Çıktım Yayan (Boş Beşik)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/adalardan-ciktim-yayan-bos-besik/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/adalardan-ciktim-yayan-bos-besik/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 18 Mar 2016 07:15:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Boş beşik]]></category>
		<category><![CDATA[Gediz Depremi]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Akgün]]></category>
		<category><![CDATA[müzikli hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2730</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle &#8211; 9 Geceydi; koyu kapkaranlık bir gece… Zifiriydi gözlerimiz, seslerimiz, ellerimiz bile… Korku yenilmez böyle zamanlarda, hayatta kalmaktır öncelik ama! Nefesini tutup beklersin ölümün avucunda… Kanaryam kafestedir, ne yapsam ötmez. Candır o da nasılsa… Bekler biz gibi sığındığı köşesinde kâbusun geçmesini… Gördüğümüz eğer kâbussa… Çabuk uyanalım ne olur diye yumar gözlerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adalardan-ciktim-yayan-bos-besik/">Adalardan Çıktım Yayan (Boş Beşik)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle &#8211; 9</strong></p>
<p><em>Geceydi; koyu kapkaranlık bir gece… Zifiriydi gözlerimiz, seslerimiz, ellerimiz bile… Korku yenilmez böyle zamanlarda, hayatta kalmaktır öncelik ama! Nefesini tutup beklersin ölümün avucunda… Kanaryam kafestedir, ne yapsam ötmez. Candır o da nasılsa… Bekler biz gibi sığındığı köşesinde kâbusun geçmesini… Gördüğümüz eğer kâbussa… Çabuk uyanalım ne olur diye yumar gözlerini o da sımsıkı umutsuzca…</em></p>
<p>Geceydi. Çocuklar için geçti. Ama geçmedi o üç-beş dakika… Bitmek bilmedi bir türlü, sallandı sallandı, dinmedi uğultusu. Sarıldık mı birbirimize? Korku muydu titreten bizi soğuk mu bilemedik? Çocuktuk, nerden bilecektik? Sabahına pasta yiyecektik… Doğum günü pastası, sürpriz yapacaktık abime, ne çok eğlenecektik… 14 yaşı bitiyordu, 15’inden gün alıyordu… Elinde bir fenerle çıkış yolu arıyordu karanlıkta, düşüp yere takılıyordu…</p>
<p><em>“Telefon edelim anneme” dedim. Hatırlıyorum, sesim nasıl çıktı, başka ne dedim bilemiyorum.</em></p>
<p><em>Yan odaya geçtik, telefona uzandık, kurtuluşumuz bir ahize uzağımızdaydı… Az önce konuşmuştum ya… İyi geceler, iyi uykular, tatlı rüyalar dilemiştim ucunda… Neden çalışmıyordu peki şimdi? Duvarda neden sessiz duruyordu, eriştirmiyordu bize annemizi?</em></p>
<p><figure id="attachment_2733" aria-describedby="caption-attachment-2733" style="width: 217px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kurtuluşumuz-bir-ahize-uzağımızdaydı….jpg" rel="attachment wp-att-2733"><img class=" td-modal-image wp-image-2733 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kurtuluşumuz-bir-ahize-uzağımızdaydı….jpg?resize=217%2C232" alt="Kurtuluşumuz bir ahize uzağımızdaydı…" width="217" height="232" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2733" class="wp-caption-text">Kurtuluşumuz bir ahize uzağımızdaydı…</figcaption></figure></p>
<p>Elektrikler kesik çalışmaz ki dedi teyzem…</p>
<p>Dışarı çıkalım dedi abim…</p>
<p>Sarhoşlar var çıkmayalım dedi teyzem…</p>
<p><strong><em>Bir şey demedim ben.</em></strong></p>
<p>Ne deseydim. Annem ‘iş’te babam şehirde, biz yalnızız evde işte… Dışarısı soğuk, evimiz soğuk, ellerimiz buz kesmiş, üşümüş yüreklerimiz… Karanlık… Soğuk… Kırık bir umut… Neden sonra buldu abim gaz lambasını, yakmak için kibrit ararken bir ses geldi ünleyen! Kapıyı açtık bir de baktık ki annem…</p>
<p>Telaşla sarıldık birbirimize, vuslat hiç bu kadar güzel olmamıştı. Ama çıkmak gerekti evden, bir battaniyeye sarıp beni, kucakladı annem.</p>
<p><em>Soğuktu, olabildiğince soğuk… Dişlerim birbirine vuruyordu. Karanlıkta yürüyorduk, nereye hiç bilmiyorduk. Sesler geliyordu, duymaya çalışıyorduk… El fenerleri bir yanıp bir sönüyordu. Işık vurunca görebiliyorduk yolu. “Hamam yıkılmış” dedi biri. “Meydana gidelim orası açıklık” dedi başka biri… Nereye bastığımızı bilmiyorduk, arada bir takılıp düşüyorduk… Sıkıca sarılmıştım boynuna… “Dua et kızım” dedi annem kulağıma, “dua et”. Dua etmeye başladım. Ezberlediğim iki sure vardı… Beşindeydim daha… Başladım onları okumaya… Kevser ile İhlas… </em></p>
<p>Kalabalıktı, bağıranlar, feryat edenler… Çığlık attı biri…” Eyvah yangın çıktı”…</p>
<p>”İtfaiye “  dedi başka biri… Çıkaralım dediler… Ama çoktan yıkılmıştı itfaiye, <strong>bir tek</strong> aracı vardı Gediz’in oda enkaz altındaydı…</p>
<p>Meydandaydık artık, kurtulanlar toplanmıştı. Sarsıntı sırasında devrilen sobalardan çıkmıştı yangın. Kerpiç ve yığma evlerden kim kurtulabildiyse oradaydı, ya geride kalanlar? Ya yangın?</p>
<p>“Bari yağmur yağsa” dedi biri. Yangını söndürmenin başkaca yolu yoktu anlaşılan.</p>
<p><em>Allah’ım ne olur yağmur yağdır, dedim içimden, dua ettim. Ne olur Allah’ım yağmur yağsın. Başka bütün cümleler bitmişti… Hep aynı şeyi tekrarladım… Allah’ım ne olur yağmur yağsın… Allah’ım ne olur… Allah’ım yağmur!</em></p>
<p>Yangın artan rüzgârın etkisiyle hızla ilerliyor, postaneye doğru geliyordu… “Kuranportörü kurtaralım” dedi annem… Birkaç kişi atıldı hemen, postaneye koştular… Dış dünya ile tek iletişimimizi kurtarmak için atıldılar. Kadınlar ve çocuklar bekliyordu. Yangının sıcaklığı yüzlerimize vuruyordu, elimiz kolumuz bağlı izliyorduk uzaktan… Alevlerin aydınlığında görebiliyorduk birbirimizi, olanı biteni ancak anlayabilmişti ahali… Herkes tanıdıklarını soruyordu, komşusunu, akrabasını… Eş dost kim varsa haber almaya çalışıyordu… Enkaz altında kimlerin kaldığı, bulunmaya çalışılıyordu…</p>
<p><em>Arkadaşlarımı düşündüm bende, aklıma gelenleri, kurtuldular mı acaba diye? Ama soramadım sesim çıkmıyordu. Kurduğum tek cümle vardı, <strong>“Allah’ım ne olur yağmur yağsın”.</strong> Yoksa bütün Gediz yanacaktı&#8230;<strong> “Allah’ım ne olur yağmur”…</strong></em></p>
<p>Kuranportör kurtarıldı, meydana taşındı. Yangın postaneye ulaştı. Ve yağmur yağmaya başladı… İnsanlar sevinç çığlıkları attılar… Saçak altına sığındı kalanlar… Postaneye ulaşan yangın kesti hızını, adeta durdu ve kaldığı yerde devam etti, için için…</p>
<p>Sabaha kadar beklemek gerekiyordu yardım için. Beklenecek bir yer yoktu. “Ortaokulun bahçesine gidelim” dediler… İlçenin dışındaydı epey… Bir grup kadın ve çocuk başladık yürümeye…</p>
<p>Geceleri uykuya varmadan önce mutlaka dinlediğim iki plak vardı… Her gece birini dinlediğim… Bu gece yatmadan evvel de bunu dinlemiştim…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/o0bNO23Ssnw?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Adalardan çıktım yayan<br />
Digel bu dertlere dayan</p>
<p>Bebeğim uykudan uyan<br />
Nenni nenni nenni nenni nen ni<br />
Nenni nenni nenni bebek ey<br />
Bebeğin beşiği çamdan<br />
Yuvarlandı düştü damdan<br />
Bey babası gelir Şam&#8217;dan<br />
Nenni nenni nenni nenni nen ni<br />
Nenni nenni nenni bebek ey<br />
Bebeğin beşiği bakır<br />
Yerinden kalkmıyor ağır<br />
Ben sallarım tıkır tıkır<br />
Nenni nenni nenni nenni nen ni<br />
Nenni nenni nenni bebek ey</p>
<p><figure id="attachment_2732" aria-describedby="caption-attachment-2732" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/bos-besik.jpg" rel="attachment wp-att-2732"><img class=" td-modal-image wp-image-2732 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/bos-besik-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="Boş Beşik" width="300" height="200" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/bos-besik.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/bos-besik.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/bos-besik.jpg?w=440&amp;ssl=1 440w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2732" class="wp-caption-text">Boş Beşik</figcaption></figure></p>
<p><strong><em>Uykuma kaldığım yerden devam edebilir miyim artık? Beş yaşındayım? Uykum var? Çok uykum var…Uykum… çok …</em></strong></p>
<p>Muzaffer Akgün’ün o yanık sesi kulağımdaydı… Uşşak makamındaki türküsü, Mart ayının zemheri soğuğunda sıcak bir çorba gibi ısıtıyordu ruhumu…</p>
<p>Adalardan çıktım yayan<br />
Digel bu dertlere dayan</p>
<p>Bebeğim uykudan uyan<br />
Nenni nenni nenni nenni nen ni<br />
Nenni nenni nenni bebek ey…</p>
<p><strong><em>Kaç beşik boş kaldı bu gece? Kaç anne söyleyecek artık bu türküyü bundan böyle?</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adalardan-ciktim-yayan-bos-besik/">Adalardan Çıktım Yayan (Boş Beşik)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/adalardan-ciktim-yayan-bos-besik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2730</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hasretinle Yandı Gönlüm &#8211; Seha Okuş / Türkan Şoray – Dönüş Filmi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hasretinle-yandi-gonlum-seha-okus-turkan-soray-donus-filmi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hasretinle-yandi-gonlum-seha-okus-turkan-soray-donus-filmi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 13 Mar 2016 10:13:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2649</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği-Filmi, Çocuk Gözüyle &#8211; 8 Uzadıkça uzar yaz geceleri… Ilık ılık eserken meltemin yeli, hanımeli kokularını çiğdemlere taşır… Çiğdemlerden alır leylaklara, leylaklarınkini mor salkımlara uzatır… Sarar sevdiceğinin boynunu sarmaşıklar gibi dolana dolana. Sevda yârin düşüne gebedir ama, her yar ‘yâr’ mıdır yârene acaba? Düşlerine giriverir de en ince anında, bir de bakmışsın usulcacık pembe [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hasretinle-yandi-gonlum-seha-okus-turkan-soray-donus-filmi/">Hasretinle Yandı Gönlüm &#8211; Seha Okuş / Türkan Şoray – Dönüş Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikâyelerimizin Müziği-Filmi, Çocuk Gözüyle &#8211; 8</strong></p>
<p>Uzadıkça uzar yaz geceleri… Ilık ılık eserken meltemin yeli, hanımeli kokularını çiğdemlere taşır… Çiğdemlerden alır leylaklara, leylaklarınkini mor salkımlara uzatır… Sarar sevdiceğinin boynunu sarmaşıklar gibi dolana dolana. Sevda yârin düşüne gebedir ama, her yar ‘yâr’ mıdır yârene acaba? Düşlerine giriverir de en ince anında, bir de bakmışsın usulcacık pembe tozlar bırakıvermiş sabahına…</p>
<p>Gündüz yangın yeri gibidir hava, kavurur atar. Nefes alınamaz, ortalığa çıkılamaz. Ama güneş batmaya yüz tuttu mu bir serinlik iner, ferahlar ortalık birazcık… Gölgelikler kaldırılır, balkonlar, sahanlıklar yıkanır, bahçelere minderler atılır. Mahalleli sokağa doluşur. Çoluk çocuk yaşamaya başlar adeta. Alış verişe anca çıkılır. Artık top oynamak ip atlamak zamanıdır. Mutfaklardan kızartma kokusu yayılır etrafa… Ekmek arası yapılıp, tutuşturulur küçüklerin ellerine… Ayranlar çalkalanır bir taraftan, buzlu buzlu doldurulur bardaklara… Pide kuyruğunda bekleyenler koşarak gelirler elleri yana yana… Eve girmeden daha hemen oracıkta yarılarlar pideyi ve beklerler ezan sesini.  Bekler bütün ahali…  Ne zaman ki Hacı Hamza Camisinin müezzini, “Allahu Ekber” dedi miydi? Hep beraber başlar iftar vakti…</p>
<p>Hemen hemen yoktur tutmayan orucu Ramazanda. Yaş bir kere yediyi geçti miydi kim var kim yoksa alır nasibini oruçtan yana… Kimse bizi çocuktan saymadığı için bilfiil otuz Ramazan tutarız orucumuzu. Zaman kısadır ya iftarla sahur arası, yatmadan bekleyip sahurdan sonra uykuya dalarız… İftar edilip üzerine az şekerli kahveler içildiğinde erkekler teravih namazına giderler… Koca Sinan’dan kalma olduğu söylenen Hacı Hamza Camisi, erkekleri bekler… Kadınlar namazlarını evde eda ederler.</p>
<p><figure id="attachment_2651" aria-describedby="caption-attachment-2651" style="width: 633px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Hacı-Hamza-Camii.jpg" rel="attachment wp-att-2651"><img class=" td-modal-image wp-image-2651 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Hacı-Hamza-Camii.jpg?resize=633%2C424" alt="Hacı Hamza Camii" width="633" height="424" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Hacı-Hamza-Camii.jpg?w=633&amp;ssl=1 633w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Hacı-Hamza-Camii.jpg?resize=300%2C201&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Hacı-Hamza-Camii.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 633px) 100vw, 633px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2651" class="wp-caption-text">Hacı Hamza Camii</figcaption></figure></p>
<p>Sahur vaktine kadar mahalleli ayaktadır… Kimileri komşuluk ederler birbirleriyle, kimileri çoluk çombalak uzanır sahile… Samatya’ya kadar gidilip gelene yürüye yürüye, ancak hazmeder yemekler. Sahura kadar açılsın diye midede yerler… En sevdiğimiz eğlence dondurma yemektir sahilde.   Gündüzün yanan içimize ferahlık verecek diye dört gözle beklediğimiz andır… Tutulan uzun orucun mükâfatıdır…</p>
<p>Gece gezmesi yapılmayacak ise evde oturulup televizyon izlenir. Malum ya siyah beyaz tek kanalımızda, ne varsa şansımıza. Renkli çekilmiş zamane filmlerini, artık düşlerimiz renklendirir…</p>
<p><figure id="attachment_2650" aria-describedby="caption-attachment-2650" style="width: 220px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Dömüş-Türkan-Şoray.jpg" rel="attachment wp-att-2650"><img class=" td-modal-image wp-image-2650 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Dömüş-Türkan-Şoray.jpg?resize=220%2C298" alt="Dömüş-Türkan Şoray" width="220" height="298" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2650" class="wp-caption-text">Dömüş-Türkan Şoray</figcaption></figure></p>
<p><strong><em>İşte böyle bir akşamda izlenmiştir Türkan Şoray- Kadir İnanır’ın filmi… Dönüş…</em></strong></p>
<p><em>Gülcan,(Türkan Şoray) kendisi gibi bir köylü olan İbrahim ( Kadir İnanır) ile evlenmiştir. Borç harç bir tarla alınmıştır ama, köyün ağası (Bilal İnci) göz koyduğu Gülcan’la izin vermez mutlu olmalarına. İbrahim Almanya’ya çalışmaya gider. Gülcan bebesiyle kalır bir başına. İbrahim’inden gelen mektupları okutur artık kimi bulursa. Köylü şikâyet edince de, gider köy öğretmeninden okuma yazma öğrenir. Köy ağası boş durur mu? Kendine yüz vermeyen Gülcan’ı rahat bırakır mı? Öğretmenle – Gülcan’a iftira atar… Köylüler Gülcan’ı dövüp evine hapseder. Bununla da kalmayıp dereden geçen Gülcan’a saldırırlar bebek dereye düşer ve oracıkta boğulur. Ama çocuğu gömmek istemez Gülcan, babası gelsin diye bekler. İbrahim ise artık Almanyalı olmuştur, kendine başka bir hayat kurmuştur. Ne aklında Gülcan vardır ne de oğlu. Bir Alman kadınla yaşamaya başlamıştır. Üstelik bir de çocukları olmuştur. Gülcan yolunu gözler İbrahim’inin… Kendini korumak uğruna, umutla, sabırla, hasretle bekler sevdiceğini… Ne bilsin olanı biteni…</em></p>
<p><em>Öğretmen gitmek zorunda kalır köyden. Giderken de bebeği gömmesi gerektiğine ikna eder Gülcan’ı. Ağa bu bırakır mı peşini garip Gülcan’ın. Kendine evet demezse, devam edeceğini söyler işkencelerine… Bunun üzerine Gülcan pusu kurar öldürür Ağayı. Ve…</em></p>
<p><iframe frameborder="0" width="640" height="480" src="https://www.dailymotion.com/embed/video/x11lk3o" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Sevdasının, çilesinin, bebesinin yasını bile tutamayan Gülcan, merhametini kucağında taşır…</p>
<p><em>Uzadıkça uzayan vefasız bir ‘yâr’ dır yaz geceleri…</em> <em>Samyelinin yakıcı eli</em> <em>sorgusuz sualsiz yardan yuvarladı mı seni, ne olduğunu anlamadan kala kalırsın dibinde ‘yârsız’, YAR’ın! </em></p>
<p><figure id="attachment_2653" aria-describedby="caption-attachment-2653" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kucakta-taşınan-merhamet-Türkan-Şoray.jpg" rel="attachment wp-att-2653"><img class=" td-modal-image wp-image-2653 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kucakta-taşınan-merhamet-Türkan-Şoray.jpg?resize=480%2C360" alt="Kucakta taşınan merhamet -Türkan Şoray" width="480" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kucakta-taşınan-merhamet-Türkan-Şoray.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kucakta-taşınan-merhamet-Türkan-Şoray.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2653" class="wp-caption-text">Kucakta taşınan merhamet -Türkan Şoray</figcaption></figure></p>
<p><em>Yaralayan ‘yâr’dır , göğsünde açılan koca bir yarayla yaralanan ise ‘yâran’dır…</em> <em>Bilirsin ihanetin tuzlu tadını basarsın yarana, kızarsın kendine seversin hâlâ diye? Ama kâr eder mi söz dinlemez gönlüne?</em> <em>Nereye baksan onu görürsün artık, neye elini atsan tuttuğundur… Bırakırsın yüreğini merhametin seline… Sevginin yanan meşalesidir elinde. Ateşin kor olsa da dilinde çeken sensin, seven sen, uğruna ölünecek aşkın senindir kime ne?</em></p>
<p><em>Bulursan kaynağını sevginin, akar oluk oluk buz gibi pınar… Ne dert kalır ne acılar… Serinletir her daldığında biraz daha, biraz daha… Sen daldıkça soğutur seni, sen soğudukça su olursun… Sudan akarsın damla damla,  varıp dönersin geldiğin pınarın kaynağına…</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hasretinle-yandi-gonlum-seha-okus-turkan-soray-donus-filmi/">Hasretinle Yandı Gönlüm &#8211; Seha Okuş / Türkan Şoray – Dönüş Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hasretinle-yandi-gonlum-seha-okus-turkan-soray-donus-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2649</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Flea &#8211; Michael Peter Balzary</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/flea-michael-peter-balzary/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/flea-michael-peter-balzary/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 12 Mar 2016 07:54:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Onat Uralortaç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Kiedis]]></category>
		<category><![CDATA[Balzary]]></category>
		<category><![CDATA[Benim Güzel Idɑho'm]]></category>
		<category><![CDATA[Fear]]></category>
		<category><![CDATA[Feɑr ɑnd Loɑthing in Lɑs Vegɑs]]></category>
		<category><![CDATA[Flea]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğe Dönüş 2]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğe Dönüş 3]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Peter Balzary]]></category>
		<category><![CDATA[Red Hot Chili Peppers]]></category>
		<category><![CDATA[Rhcp]]></category>
		<category><![CDATA[Sɑpık]]></category>
		<category><![CDATA[The Big Lebowski]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2629</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her Hafta Bir Müzisyen &#8211; 1 Haftalık yayınımızın ilk müzisyeni Michael Peter Balzary yani namı değer Flea, Red Hot Chili Peppers grubunun bas gitaristidir. Müzik otoretileri tarafından çılgınlığı, enerjisi ve müthiş müzisyenliği ile bilinir. Aynı zamanda aktördür. İlk olarak aktörlüğe 1984 tarihli Suburbia adlı film ile başlamıştır. Bunun devamında Benim Güzel Idɑho&#8217;m, The Big Lebowski, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/flea-michael-peter-balzary/">Flea &#8211; Michael Peter Balzary</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her Hafta Bir Müzisyen &#8211; 1</strong></p>
<p>Haftalık yayınımızın ilk müzisyeni <strong>Michael Peter Balzary</strong> yani namı değer <strong>Flea</strong>, Red Hot Chili Peppers grubunun bas gitaristidir. Müzik otoretileri tarafından çılgınlığı, enerjisi ve müthiş müzisyenliği ile bilinir. Aynı zamanda aktördür. İlk olarak aktörlüğe 1984 tarihli Suburbia adlı film ile başlamıştır. Bunun devamında Benim Güzel Idɑho&#8217;m, The Big Lebowski, Feɑr ɑnd Loɑthing in Lɑs Vegɑs, Sɑpık, Geleceğe Dönüş 2 ve Geleceğe Dönüş 3 gibi filmlerde rol almıştır. Balzary yani namı değer Flea&nbsp;1962 yılında Avustralya’da doğdu. Annesi ile babasının ayrılığından sonra annesi çocukları ile Avustralya’dan Los Angeles’a taşındı.</p>
<p><figure id="attachment_2630" aria-describedby="caption-attachment-2630" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/flea.jpg" rel="attachment wp-att-2630"><img class=" td-modal-image wp-image-2630 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/flea-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Michael Peter Balzary yani namı değer Flea." width="200" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/flea.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/flea.jpg?w=433&amp;ssl=1 433w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2630" class="wp-caption-text">Michael Peter Balzary yani namı değer Flea.</figcaption></figure></p>
<p>Los Angeles’a taşındıkları tarihlerde Balzary müzikle ilgilenmeye başladı. Kısa bir süre davul çaldıktan sonra 9 yaşında trompete başladı. Bu sırada annesi bir caz müzisyeni ile evlendi. Balzary üvey babasının caz grubundan çok etkilenmişti ve Balzary üvey babasının doğrultusunda büyüyünce bir caz müzisyeni olmaya karar verdi.1976’da Fairfax Lisesi’ne başladı. Müzikle ilgili yetenekleri orada da keşfedilmişti.</p>
<p>Bir gün bir arkadaşı ile müzik yaparlarken Anthony Kiedis (Red Hot Chili Peppers grubunun kurucusu ve solisti)&nbsp; ile tanıştı. Tanışmaları müzik ile ilgili küçük bir anlaşmazlıkla başlasa da kısa zamanda arkadaşlıkları çok güçlü bir hale geldi. Balzary oɾkestɾalaɾda çalaɾken Kiedis de onun müzikal yeteneğine hayɾan kalmıştı.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/Z0AXjUy1_gY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Balzary aynı dönemleɾde Hillel Slovak (Red Hot Chili Peppers grubunun kurucularından ve eski gitaristi) ile de aɾkadaşlığını ileɾletti. Slovak ona ɾock&#8217;n ɾoll&#8217;u tanıştıɾmıştı. 1978 yılında Slovak&#8217;tan bas deɾsleɾi almaya başladı. 1980&#8217;de Slovak&#8217;ın gɾubunun bas gitaɾisti ayɾılınca yeɾine Balzaɾy geçti. Bu aɾada Anthony Kiedis ona bugüne kadaɾ kullanacağı lakabı olan &#8220;Flea&#8221;yı taktı.</p>
<p><figure id="attachment_2632" aria-describedby="caption-attachment-2632" style="width: 819px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Musicians-Flea-and-Anthon.jpg" rel="attachment wp-att-2632"><img class=" td-modal-image wp-image-2632 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Musicians-Flea-and-Anthon.jpg?resize=640%2C480" alt="Anthony Kiedis ona bugüne kadaɾ kullanacağı lakabı olan &quot;Flea&quot;yı taktı." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Musicians-Flea-and-Anthon.jpg?w=819&amp;ssl=1 819w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Musicians-Flea-and-Anthon.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2632" class="wp-caption-text">Anthony Kiedis ona bugüne kadaɾ kullanacağı lakabı olan &#8220;Flea&#8221;yı taktı.</figcaption></figure></p>
<p>1982&#8217;de ünlenmeye başlayan biɾ ɾock gɾubu olan Feaɾ ile biɾ süɾe çaldı.&nbsp;1983&#8217;te Kiedis, Slovɑk ve jack Irons (Red hot Chili Peppers grubunun eski davulcusu) &nbsp;ile berɑber &#8220;Red Hot Chili Peppers&#8221; grubunu kurdu. Yeni grubuna daha çok zaman ayırabilmek için Fear grubundan ayrıldı. Red Hot Chili Peppers grubunun üyeleri sık sık uyuşturucu sorunu yaşasa da Balzary bu olaylara katılmayarak grubunda parlamaya başladı.</p>
<p><figure id="attachment_2633" aria-describedby="caption-attachment-2633" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Red-Hot-Chili-Peppers-vs-Foo-Fighters.jpg" rel="attachment wp-att-2633"><img class=" td-modal-image wp-image-2633 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Red-Hot-Chili-Peppers-vs-Foo-Fighters.jpg?resize=640%2C360" alt="1982'de ünlenmeye başlayan biɾ ɾock gɾubu olan Feaɾ ile biɾ süɾe çaldı." width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Red-Hot-Chili-Peppers-vs-Foo-Fighters.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Red-Hot-Chili-Peppers-vs-Foo-Fighters.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2633" class="wp-caption-text">1982&#8217;de ünlenmeye başlayan biɾ ɾock gɾubu olan Feaɾ ile biɾ süɾe çaldı.</figcaption></figure></p>
<p>Kendine özgü oluşturduğu jazz-rock metoduyla ve birçok bas gitaristin aksine sahnedeki hareketliliği ile grubunun iyi yerlere gelmesinde büyük rol oynadı. Grubu en zor zamanlarında bile bir arada tutmayı başardı. Michael Peter Balzary hala Red Hot Chili Peppers grubunda çalmakta ve sevenlerinin karşısına çıkmaktadır.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/_OqUYgiQmnY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/flea-michael-peter-balzary/">Flea &#8211; Michael Peter Balzary</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/flea-michael-peter-balzary/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2629</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Göreceksin Kendini</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/goreceksin-kendini/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/goreceksin-kendini/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 03 Mar 2016 07:41:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç kapmaca]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Eros]]></category>
		<category><![CDATA[müzikli hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Narkissos]]></category>
		<category><![CDATA[Nergis]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[nostalji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2505</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle &#8211; 7 Ağaçlara dokundunuz mu hiç? Elinizi kabuklarında gezdirdiniz mi bir kerecik olsun? O sert dokularına sürdünüz mü yüzünüzü? Anlamak için onların sessiz dostluğunu, dokunun yeter… Deneyin, önce kapatın gözlerinizi ve sarılın bir ağaca, sıkı sıkıya… Korkmayın sarılın, insanoğlu gibi vurmazlar sizi arkanızdan… Merak etmeyin hisseder bir ağaç sevildiğini ve sessizce [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/goreceksin-kendini/">Göreceksin Kendini</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle &#8211; 7</strong></p>
<p>Ağaçlara dokundunuz mu hiç? Elinizi kabuklarında gezdirdiniz mi bir kerecik olsun? O sert dokularına sürdünüz mü yüzünüzü? Anlamak için onların sessiz dostluğunu, dokunun yeter… Deneyin, önce kapatın gözlerinizi ve sarılın bir ağaca, sıkı sıkıya… Korkmayın sarılın, insanoğlu gibi vurmazlar sizi arkanızdan… Merak etmeyin hisseder bir ağaç sevildiğini ve sessizce teşekkür eder yapraklarının arasından, dinleyin… Sonra tanımaya çalışın onu, hangi ağaç olduğunu bulmaya çalışın… Kokusundan, dokusundan… Yapraklarından belki ona ulaşmaya, köklerinden inmeye çalışın toprağına… Pişman olmayacaksınız…</p>
<p>Okulumuzun küçük bir bahçesi vardı içinde ağaçları olan… Teneffüslerde soluğu doğruca bahçede alırdık, beton zeminden kurtarıp kendimizi, atardık ağaçların kucağına, toprağa… Zil çaldı mı yayından fırlayan oklar gibi adeta… Kapmak için ağaçları…</p>
<p>İlkokul üçüncü sınıftayım… Büyük- küçük bütün çocukların tek neşesi bu ağaçlar ve oyunumuz “ ağaç kapmaca”… Kızlı erkekli; kim tutarsa ilk, onundur ağaç sanki… Sona kalan ebe olur! Teneffüsün sonuna kadar kapamazsa bir ağaç, diğer teneffüs yine ebe; o olur…</p>
<p>Duvarın dibindeki ağaca göz dikerdim genellikle… Pek kimse istemezdi meşe palamudunu… En uzak o diye diğerlerine…</p>
<p><em>O gün yine kapayım derken, birde baktım <strong>O</strong> da kapmış benim palamudu… İkimiz aynı anda sardık gövdesini ağacın, ellerimiz değdi birbirine… Gözlerimiz gözlerimize… Su yeşili bu nasıl bir şey böyle! Sarı saçları uzuncaydı hafif… Beyaz teni parlak, gözlerimin içine bakarak </em></p>
<p><em>“Tamam ebe ben olayım” dedi ve gitti… Yüreğimi de alıp, sarıldığım ağaca sımsıkı beni bağlayıp…</em></p>
<p>Okulumuza ve sınıfımıza yeni gelmişti. Babası hava subayı olduğu için başka bir ilden tayin olmuşlardı… Annesi Türkçe öğretmeniydi… O yüzden mi nedir Türkçesi çok iyiydi, hikâyeleri hep ona okuturdu öğretmenimiz… Ses tonundaki yumuşaklıkla onu sonsuza kadar dinleyebileceğimi düşünürdüm… Kelimeler ağzından tek tek çıkar, virgül ve noktalarda nefeslenir ve tekrar okumaya başlardı…</p>
<p><em>Türkçe derslerini ne çok sevmiştim artık… Sadece Türkçe derslerini mi acaba?</em></p>
<p>Kızlar teneffüslerde kol kola gezerken bahçede, kendi aralarında fısıldaşıp konuşurlardı, ama değilsen gruplarından seni aralarına almazlardı…</p>
<p>Gruplarından değildim, bana göre değildi… Tek bir arkadaşım vardı o kadar. Annelerimizin birbirimize gitmesine izin verdiği… Eve dönüş yolunda ordan burdan konuştuğumuz, beraber ödev yaptığımız. Bir gün dayanamadık ve açıldık birbirimize… Böylece <strong><em>O</em></strong>nun nerde oturduğunu öğrendim, bir kız kardeşi olduğunu… Futbol oynamayı çok sevdiğini… Ve daha başka şeyleri… Çocuklukta aşk başkadır… Bir oyuncayı paylaşır gibi paylaşırsın sevdiğini, kıskanmak aklının ucuna gelmez, bilirsin senin olmadığını; bilirsin kimsenin olmadığını…</p>
<p><strong>Olabildiğince özgürdür AŞK çocuklukta, büyüdüğünde HİÇ olamayacağı kadar… </strong></p>
<p>Hayalinde senindir çünkü. Elini tutamaz, gidip dokunamaz, konuşamazsın bile ama… Adını söylersin içinden. Defterine kenar süsü yaparsın baş harflerinden… Kimse anlamasın diye rumuzlu… Boyarsın her harfini gökkuşağı renginde… Ağaçlar bilir bir tek sevdanı, sır saklayan  o ağaçlar… Bilgece gülümserler sana, otururken gölgesinde… Gözlerin gökyüzünde, hayallerinin izinde…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/xvvZxV2uGUg?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p style="text-align: center;">Çocukluk rüyanda</p>
<p style="text-align: center;">Elele okul yolunda</p>
<p style="text-align: center;">Aniden başlayan</p>
<p style="text-align: center;">İlk gönül macerasında</p>
<p style="text-align: center;">Aşkına inanmayıp</p>
<p style="text-align: center;">Akan gözyaşımda</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Görecek göreceksin kendini</p>
<p style="text-align: center;">O kırılan aynada</p>
<p style="text-align: center;">Beni ve ölümsüz sevgimi</p>
<p style="text-align: center;">Mutluluk arayan</p>
<p style="text-align: center;">Her genç kızın hülyasında</p>
<p style="text-align: center;">Sevgiyi inkar eden</p>
<p style="text-align: center;">Bu bencil ve nankör dünyada</p>
<p style="text-align: center;">Köşesine büzülmüş</p>
<p style="text-align: center;">Hayattan korkanlarda</p>
<p><figure id="attachment_2507" aria-describedby="caption-attachment-2507" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/nilufer-goreceksin-kendini.jpg" rel="attachment wp-att-2507"><img class=" td-modal-image wp-image-2507 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/nilufer-goreceksin-kendini.jpg?resize=600%2C581" alt="Nilüfer &quot;Göreceksin Kendini&quot;" width="600" height="581" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/nilufer-goreceksin-kendini.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/nilufer-goreceksin-kendini.jpg?resize=300%2C291&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2507" class="wp-caption-text">Nilüfer &#8220;Göreceksin Kendini&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Nilüfer ve Göreceksin Kendini…  O yıl çıkmıştı plağı ve evlerimizde halen misafir muamelesi gören siyah- beyaz televizyonlarımızda çokça çalınır olmuştu. Sözlerini ezberlemiştik. Hayatımızı uydurmuştuk bu sözlere… Küçüçük yüreklerimize kocaman sevdalar sığdırmıştık bu sayede…</p>
<p><strong>Nergis çiçeklerinin gölgesinde…</strong></p>
<p>Narkissos’un hikayesini okuduk bir gün Türkçe dersinde, <strong>O okumuştu, o yumuşak güzel sesiyle…</strong></p>
<p>“ <em>Efsaneye göre dünyanın en güzel, yakışıklı erkeği Narkissos, Karaburun’da yaşar. Bu güzel ve yakışıklı erkeğe civarda yaşayan tüm kızlar, hatta periler bile aşıktır.</em></p>
<p><em>Narkissos’tan yüz bulamayan perilerden biri Tanrı Zeus’a yalvararak Narkissos’un cezalandırılmasını ister. Tanrı perinin bu isteğini kabul eder ve</em></p>
<p>“<em><strong>Başkalarını sevmeyen kendisini sevsin</strong></em>”der.</p>
<p>Erkek güzeli Narkissos bir gün su içmek için göle eğildiğinde suda kendini görür ve kendi kendine aşık olur; kendine bakmaya doyamaz,  aşkına karşı koyamaz ve yine kendine bakarken bir gün düştüğü gölde boğulup ölür.</p>
<p>Narkissos’a aşık periler sevdikleri yakışıklı adamı sudan çıkarıp gömmeyi düşünürlerken, sudan hiç bilmedikleri, görmedikleri bir çiçek çıkmaya başlar. Periler rengiyle, kokusuyla çok beğendikleri çiçeğe Narkissos adını verirler. Nergis adı da buradan gelir.”</p>
<p><em>Bizim kıyıda köşede kalmış okulumuzun en yakışıklı erkeğine de, bu hikâyeden hareketle Narkissos adını verdi kızlar. İki  “S” den ilkine vurgu yaparak… Tatmak için aşkın tadını, nasibimiz ölçüsünde sahiplendik bizde bu ortak aşı… Eros’un kepçesinden artık ne düşerse kısmetimize… Farklı düşler, farklı hasletlerde…  FAKAT! Aynı aşkın ümitsiz hasretinde…</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/goreceksin-kendini/">Göreceksin Kendini</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/goreceksin-kendini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2505</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgârına</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kapildim-gidiyorum-bahtimin-ruzgarina/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kapildim-gidiyorum-bahtimin-ruzgarina/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 24 Feb 2016 08:03:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[Don Kişot]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[Hicaz]]></category>
		<category><![CDATA[Hicaz Makamı]]></category>
		<category><![CDATA[makara teyp]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[Süpermen]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Müren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2379</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği Çocuk Gözüyle &#8211; 6 Çocuğum ben; oyun oynamaktır işim, Sormayın oyuncağın nedir diye? Ne bulursam odur derim, çünkü her şey benim… Bir kumaş bulurum kırmızı! İşte pelerinim … İster uçarım artık; Süpermenim… İster küçük prenses; Beyaz atlıyı beklerim… Bir sopa mı budum? Kılıçtır kuşanılmış… Seç! İster Don Kişot ol, ister Malkoçoğlu… Artık neresindeysen [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kapildim-gidiyorum-bahtimin-ruzgarina/">Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgârına</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Hikâyelerimizin Müziği Çocuk Gözüyle &#8211; 6</strong></p>
<p style="text-align: center;">Çocuğum ben; oyun oynamaktır işim,</p>
<p style="text-align: center;">Sormayın oyuncağın nedir diye?</p>
<p style="text-align: center;">Ne bulursam odur derim, çünkü her şey benim…</p>
<p style="text-align: center;">Bir kumaş bulurum kırmızı!</p>
<p style="text-align: center;">İşte pelerinim …</p>
<p style="text-align: center;">İster uçarım artık;</p>
<p style="text-align: center;">Süpermenim…</p>
<p style="text-align: center;">İster küçük prenses;</p>
<p style="text-align: center;">Beyaz atlıyı beklerim…</p>
<p style="text-align: center;">Bir sopa mı budum? Kılıçtır kuşanılmış…</p>
<p style="text-align: center;">Seç!</p>
<p style="text-align: center;">İster Don Kişot ol, ister Malkoçoğlu…</p>
<p style="text-align: center;">Artık neresindeysen dünyanın…</p>
<p style="text-align: center;">Bir yastık ise kucağımdaki; odur bebeğim,</p>
<p style="text-align: center;">Masa altlarına kuruludur evim.</p>
<p style="text-align: center;">Çamurlardan yemek yaparım,</p>
<p style="text-align: center;">Gazoz kapaklarından tabak,</p>
<p style="text-align: center;">Sunarım hayalimde misafirlere…</p>
<p style="text-align: center;">Kimse bilmez düşümde</p>
<p style="text-align: center;">Nerelerdeyim kiminle gezerim…</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Betül Çetinay</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>&#8230;</strong></p>
<ul>
<li>Günaydın! Erkencisin yine?</li>
<li>Otobüsün sesini duydum… Gitti mi yoksa?</li>
<li>Dur koşma… Gitmedi daha burda!</li>
</ul>
<p>Pencereden aşağıya bakıyorum, henüz hareket etmemiş… Oh çok iyi, kaçırmadım demek ki… Motoru ısıtıyor daha, bir yandan da koltukların arasını süpürüyor. Beni görecek mi acaba? El sallayabilecek miyim? Ah! bir yukarı baksa… Niye bu kadar yüksek ki evimiz… Oysa ikinci kattayız yalnızca… Üstümüzde bir de teras var, koskoca… Hadi bir bakıver, başını kaldırıp bir kez olsun, ne olur el sallayayım sana…</p>
<ul>
<li>Ne yapıyor o orada?</li>
<li>Şu muavin yok mu? Ona el sallamak için kalkıyor bu saatte…</li>
<li>Hay Allah yatsana be çocuk… Çok ararsın bu zamanları…</li>
<li>Hiç sorma, bayramdan beri böyle, sabah akşam camda…</li>
</ul>
<p><em>Doğruydu, bayramdan beri böyleydim. “Şehirden gelirken senin için almış” demişti ya abim <strong>mavi balonu</strong>… Fakat o sabah uyandığımda patlamıştı ya <strong>mavi balonum</strong>… Ne ağlamıştım bütün gün için için… Susturamamışlardı, hiçbir şey kâr etmemişti… Ne şekerler, ne çikolatalar… Bayram zehir olmuştu bana. Sonra dediler ki; “<strong>Şehre inen tek otobüsümüz Magirus ”</strong> artık evimizin önüne park edecek… İşte o zaman sustum. Nasıl sevindim, dindi bütün kederim… O gün bugündür sabahları çıkmadan sefere onu camda gözlerim. Yakalayıp, el sallarım ve sonra akşama tekrar dönüşünü beklerim… </em></p>
<p><figure id="attachment_2382" aria-describedby="caption-attachment-2382" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Şehre-inen-tek-otobüsümüz-Magirus-sabah-akşam-camda-beklenen….jpg" rel="attachment wp-att-2382"><img class=" td-modal-image wp-image-2382 size-thumbnail" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Şehre-inen-tek-otobüsümüz-Magirus-sabah-akşam-camda-beklenen…-150x150.jpg?resize=150%2C150" alt="Şehre inen tek otobüsümüz Magirus; sabah akşam camda beklenen…" width="150" height="150" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2382" class="wp-caption-text">Şehre inen tek otobüsümüz Magirus; sabah akşam camda beklenen…</figcaption></figure></p>
<p>Beş yaşındayım, ev halkının yapacak bir sürü işi var. Her gün kimi işinde, kimi okulda, kimi evde… Ama benimle oyun oynayacak kimse yok.  Sabahtan akşama kadar radyo açık yalnızca… Oyuncak mı? Ne bulursak artık, ne rast gelirse o günün kısmetine…</p>
<p>Evimizde biri camın önünde diğeri duvar dibinde olmak üzere iki divan vardı. Ben duvar dibindekini severdim. Ucuna oturdum mu bir kez, artık kendimi otobüs şoförü olarak hayal ederdim. Evdeki erkek terliklerinden üç tanesini ters çevirip, fren, gaz ve debriyaj pedalı yapmıştım. Bulduğum küçük bakır tepsi ise, otobüsün kocaman direksiyonuydu. Bütün gün hayal arkadaşım  (muavin)  ile gezer dururdum dünyayı.  İnsanları kurtarırdım kötülerden. Toprak altında yaşardım köstebekler gibi. Kimse bulamazdı beni. Saklanırdım, bilemezdi kimse yerimi… Bana ihtiyaç olmazsa hiç dışarı çıkmazdım. Çünkü ben gizli bir kahramandım<strong>…</strong></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/77Cg-LXqXXY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Bugün annem izinli… Bana gelip ses yapmamamı söyledi. Çünkü arka odada sesini alacakmış teybe…  Bu hafta sonu abimin doğum günü, ona sürpriz yapacakmış…</p>
<p>Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına<br />
Ey ufuklar diyorum yolculuk var yarına<br />
Ayrılık görünmüşken yar tutmuyor elimden<br />
Misafirim bugün ben gurbet akşamlarına.</p>
<p><figure id="attachment_2385" aria-describedby="caption-attachment-2385" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Makara-teyp.jpg" rel="attachment wp-att-2385"><img class=" td-modal-image wp-image-2385 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Makara-teyp-300x168.jpg?resize=300%2C168" alt="Makara teyp" width="300" height="168" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Makara-teyp.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Makara-teyp.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2385" class="wp-caption-text">Makara teyp</figcaption></figure></p>
<p><strong>Annemin bu hicaz makamımdaki şarkıyı söyleyişini dinliyorum, nefesimi tutarak… Aşktan yanmış, ayrılığı tatmış kalbimle, içimden usulcacık mırıldanarak…</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kapildim-gidiyorum-bahtimin-ruzgarina/">Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgârına</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kapildim-gidiyorum-bahtimin-ruzgarina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2379</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dağlar Dağlar – Barış Manço</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/daglar-daglar-baris-manco/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/daglar-daglar-baris-manco/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 13 Feb 2016 08:12:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Aytmatov]]></category>
		<category><![CDATA[Dağlar Dağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Diren Kasımpatı]]></category>
		<category><![CDATA[klasik kemençe]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Prens]]></category>
		<category><![CDATA[müzikli hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Selvi Boylum Al Yazmalım]]></category>
		<category><![CDATA[uşşak makamı]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2214</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği Çocuk Gözüyle &#8211; 5 “Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti!”  Cengiz Aytmatov- Selvi Boylum Al Yazmalım. Kasımpatıları vardı sonbahar renklerinde… Boğum boğum bağlanıp birbirlerine, demet demet özenle yerleştirilmiş Atatürk büstüne… Onlarcası, üst- üste, alt- alta, yan- yana dizilmiş&#8230; Hepsi bir arada, bütünle birleşmiş… Ezmeden biri diğerini, kırmadan, incitmeden, el ele, gönül gönüle [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/daglar-daglar-baris-manco/">Dağlar Dağlar – Barış Manço</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikâyelerimizin Müziği Çocuk Gözüyle &#8211; 5</strong></p>
<p><em>“</em><em>Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti!”  </em><strong>Cengiz Aytmatov- Selvi Boylum Al Yazmalım.</strong></p>
<p>Kasımpatıları vardı sonbahar renklerinde… Boğum boğum bağlanıp birbirlerine, demet demet özenle yerleştirilmiş Atatürk büstüne… Onlarcası, üst- üste, alt- alta, yan- yana dizilmiş&#8230; Hepsi bir arada, bütünle birleşmiş… Ezmeden biri diğerini, kırmadan, incitmeden, el ele, gönül gönüle aynı aşkta buluşmuş; Kasımpatıları…</p>
<p>Saygısı, duruşlarında; sevgisi, tohumlarında gizli… Yapraklarındaki sır, çiçeklerindeki lâl, dilsiz. Cins cins, renk renk Kasımpatıları… Hüznü öğrenmenin bilgeliğiyle, acıyı da sevinci de kokularına sindirmiş… Kasımpatıları…</p>
<p><figure id="attachment_2217" aria-describedby="caption-attachment-2217" style="width: 492px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saygısı-duruşlarında-sevgisi-tohumlarında-gizli-Kasımpatıları….jpg" rel="attachment wp-att-2217"><img class=" td-modal-image wp-image-2217 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saygısı-duruşlarında-sevgisi-tohumlarında-gizli-Kasımpatıları….jpg?resize=492%2C492" alt="Saygısı, duruşlarında; sevgisi, tohumlarında gizli Kasımpatıları…" width="492" height="492" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saygısı-duruşlarında-sevgisi-tohumlarında-gizli-Kasımpatıları….jpg?w=492&amp;ssl=1 492w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saygısı-duruşlarında-sevgisi-tohumlarında-gizli-Kasımpatıları….jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saygısı-duruşlarında-sevgisi-tohumlarında-gizli-Kasımpatıları….jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 492px) 100vw, 492px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2217" class="wp-caption-text">Saygısı, duruşlarında; sevgisi, tohumlarında gizli Kasımpatıları…</figcaption></figure></p>
<p>Sonbahar geçit törenindeydi sanki saat dokuzu beş geçe… Yaprak yaprak, ağaç ağaç, insan insan akan… Dokusu kanla örülmüş, ilmekleri ölümle bezenmiş bayrak, yarıya indirilmişti… Siren sesleriyle yürek atışları <em>An</em> ’da durmuş, bütün nefesler tutulmuştu… Sevgi bu muydu? Saygı, hürmet… Vefa? Aşk bu muydu?</p>
<p>İlkokuldayım birinci sınıfta. Siyah önlüklerimiz ve beyaz yakalarımızla aynı sırada, aynı sınıftayız. Kimimizin ayakkabıları siyah rugan parlak, kimimizin ki siyah mes-lastik, kimimizin ki renkli naylon… Kimimiz okuma-yazma biliyor, aritmetiği eksik. Kimimizin harflerden haberi bile yok… Ben, yaşça onlardan küçük, hevesle okumayı – yazmayı öğrenmeye çalışıyorum.</p>
<p><em>Nefesim tutulmuş ağlıyorum… Bir dakika boyunca… Saygı duruşu bitiyor… İstiklal marşı okunuyor… Ardından tören başlıyor…</em></p>
<p><em>Saat dokuzu beş geçe</em></p>
<p><em>Atam dolma bahçede </em></p>
<p><em>Gözlerini kapadı</em></p>
<p><em>Bütün dünya ağladı.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Doktor doktor kalksana</em></p>
<p><em>Lambaları yaksana </em></p>
<p><em>Atam elden gidiyor </em></p>
<p><em>Çaresine baksana.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Uzun uzun</strong><em> kavaklar</em></p>
<p><em>Dökülüyor yapraklar</em></p>
<p><em>Ben Atama doymadım</em></p>
<p><em>Doysun kara topraklar.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Müze müzeye bakar</em></p>
<p><em>Müzede Atam yatar</em></p>
<p><em>Atamın çocukları</em></p>
<p><em>Atama çelenk taka</em></p>
<p>Nasıl okuduğumu hatırlayamadığım şiirim bittiğinde büyük bir alkış koptu. Öğretmenim bana sarıldı. Ağlıyordu. Ağlıyordum.</p>
<p><em>Sol yanımda bir sızı, boğazımda düğüm, gözlerimden süzülen sicim tanelerine engel olamıyorum. Konuşamıyor, söyleyeceklerimi o düğümden çıkartamadan yutuyorum. Elimde kasımpatıları kürsüden inerken, dönüp öğretmenime bakıyorum bir kez. Gülümsüyor. Çiçekler için teşekkür bile edemiyorum. Ama o anlıyor hislerimi, hüzünle sevincin birliğinden doğan halimi… </em></p>
<p>Elimde çiçeklerle geldim eve. Annem olanları anlata anlata bitiremedi. Ben rüyada gibi çiçekleri hiçbir yere koyamadan öylece bekledim bir süre.</p>
<p>Sonra bir vazo çıkartıldı vitrinden, içine su kondu, çiçekler alındı elimden, vazoya kondu…</p>
<p><em>İçim cızz etti… Ama! Diyecek oldum… “Suya koymazsak ölür “dediler… “ Ölmesinler” dedim… “Ölmesinler… Ne olur” !</em></p>
<p>İki gün sonra:</p>
<p>Akşam okuldan eve döndüğümde, kasımpatılarımın dalga dalga yayılmış baygın kokusundan farklı bir kokunun izini sürmek istiyor, açıkmış midem. Küçük köpek yavrusu gibi koklayarak havayı, koşup mutfağa girmek üzereyken ben, girilemez levhası gibi duran abimle kapının köşesinde karşılaşıyorum. Öylece şaşkın, bakakalıyorum…</p>
<p>Sofadaki demir döküm kömür sobasının tek başına bütün evi ısıttığı, 3 odalı evimizde, yabancı gibi; kalakalıyorum. Oysa hiç unutmuş değilim, benden uzun devasa bu sobaya ellerimi iki kere yapıştırmak suretiyle, <em>aşkın ateşiyle</em> ilk kez karşılaştığımı…</p>
<ul>
<li>Ev sahipleri akşam bize geliyor, dedi abim.</li>
<li>Ben mutfağa niye giremiyorum?</li>
</ul>
<p>Göz kırptı, bıyık altından güldü.</p>
<ul>
<li>Anlarsın bekle!</li>
</ul>
<p>Memur ailesinin iki çocuğundan biri olan ben, doğum günü kutlamasıyla henüz hiç tanışmamıştım. Altı yaşım bitiyordu. Pasta üflemenin ne demek olduğunu öğrenecektim, az sonra; ev yapımı pastayla…</p>
<p><strong>(Bir doğum günü kutlaması daha olacaktı sanki hatırlıyorum geçen yıl Mart ayında amma… Neyse onu sonra anlatmalı… Sırası değil şimdi burada…)</strong></p>
<p>Ev sahipleri geldiler. Yaşça benden çok büyük bir abla vardı; ev sahiplerimizin kızları, adını bile hatırlayamadığım şimdi. Uzun siyah saçlı, uzun yelekler giyip, uzun uzun kolyeler takan. Annemin bir keresinde adına“ Hippi” dediği… Hippi Abla…</p>
<p>Elinde bir hediye ile bana doğru eğilen bu kız, yanaklarımdan öptü önce. Sonra elindekini uzattı bana…</p>
<ul>
<li>Doğum günün kutlu olsun!</li>
</ul>
<p><em>Doğum günüm mü? Benim mi? Bana bir hediye mi? Nasıl yani? Bütün bunlar benim için mi? İlk kez kutlanacak doğum günümde aldığım, ilk hediyem mi? Ya ne peki?</em></p>
<ul>
<li>Açsana, bakalım beğenecek misin?</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_2215" aria-describedby="caption-attachment-2215" style="width: 220px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/baris-manco.jpg" rel="attachment wp-att-2215"><img class=" td-modal-image wp-image-2215 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/baris-manco.jpg?resize=220%2C220" alt="Barış Manço" width="220" height="220" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/baris-manco.jpg?w=220&amp;ssl=1 220w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/baris-manco.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 220px) 100vw, 220px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2215" class="wp-caption-text">Barış Manço</figcaption></figure></p>
<p>“Çok teşekkür ederim.” Demişimdir sanırım. Bilemiyorum. Öyle şaşkındım ki… Susmuş da olabilirim. Yüzüne bakıp kalmış, hediyeyi elinden bir süre alamamış da olabilirim. Hatırlamıyorum. Sanırım paketi açmayı beceremediğimden olsa gerek, birisi aldı ve açtı… Kimdi hiç bilmiyorum? İçinden…</p>
<p>Barış Manço Dağlar Dağlar çıktı…</p>
<p><strong>Hemen evimizdeki pikap’a kondu plak ve başladı bir sürgünün anıları… Kokusunda Kasımpatı, ölümün gölgesinde bundan gayrı<em>… </em></strong></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/3vvt8hAhNuM?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Ellerimle büyüttüğüm solarken dirilttiğim<br />
Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin<br />
Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin.</p>
<p>Dağlar dağlar<br />
Kurban olam yol ver geçem<br />
sevdiğimi son bir olsun yakından görem.<br />
Kuşlar ötmez güller soldu yüce dağlar duman oldu<br />
Belli ki gittiğin yerden kara haber var<br />
Belli ki gittiğin yerden kara haber var.</p>
<p>Dağlar dağlar<br />
Kurban olam yol ver geçem<br />
sevdiğimi son bir olsun yakından görem.</p>
<p>Klasik kemençeyle <em>ilk </em>tanışma, Uşşak makamında taksim… İşte Aşk!<em> İşte ilk</em> vurgun… Henüz gitar girmemişken melodiye…  Dağlardan inen kayalar gibi,  uçuruma yuvarlanan o yâr gibi, o nasıl bir özlem, o nasıl bir hasret, o nasıl bir yangın diplere vuran… Sanki bütün yaşanacakları, sanki sonrasını hayatın bilir gibi; sanki ezelden ebede gelip de, usulca kulağa fısıldayan ilahi bir nefes gibi, <em>ilk</em> ezgi…</p>
<p>Gitar girebilir artık, gitarın girişiyle zahir açığa çıkabilir… Zuhur âlemindeki düş başlayabilir… Ölümüne savaşılacak yüce bir amaç bulunabilir… Bir anı değildir bu,  bir An’dır ve sonrası bir yaşamdır gayrı… <em>İlk</em> felsefesidir hayatın, <em>ilk </em>kalp kırıklığıdır, aşk ateşinin düştüğü <em>ilk</em> An’dır…</p>
<p>Barış Manço’nun eşsiz sesiyle bütünleşmiş hayali bir sevgili, hayali bir özlem, hayali bir aşktır… <em>Uzun</em> koskoca bir bedel ile ödenecek, peşinden sürgünden sürgüne yapayalnız gidilecek bir ömrün <em>ilk</em> durağı… <em>İlk</em> yarasıdır artık…</p>
<p>Yıllar, yıllar sonra; “ Küçük Prens” kitabının içinde kuruyup kalmış, sayfalara yapışmış bir kasımpatı bulunur… <em>İlk</em> çiçek… <em>İlk</em> yadigâr…<em> İlk</em> öğretmene duyulan sevgiden geriye kalan&#8230; Artık çoktan geçerliliğini yitirmiş vefa sözcüğüne örnek olan… Kokusu silinmiş bir kuru kasımpatı…</p>
<p>Ellerimle büyüttüğüm solarken dirilttiğim<br />
Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin.</p>
<p><strong>Dememek için</strong><strong>… Diren Kasımpatı…</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/daglar-daglar-baris-manco/">Dağlar Dağlar – Barış Manço</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/daglar-daglar-baris-manco/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2214</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Folk Metalin Önemli Grubu TYR İstanbul&#8217;da Sahne Alacak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/folk-metalin-onemli-grubu-tyr-istanbulda-sahne-alacak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/folk-metalin-onemli-grubu-tyr-istanbulda-sahne-alacak/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 27 Jan 2016 16:23:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikten Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Biletix]]></category>
		<category><![CDATA[By the Light of the Northern Star]]></category>
		<category><![CDATA[Eric the Red]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[folk metal]]></category>
		<category><![CDATA[folk metal müzik]]></category>
		<category><![CDATA[folk müzik]]></category>
		<category><![CDATA[folk rock]]></category>
		<category><![CDATA[Gunnar H. Thomsen]]></category>
		<category><![CDATA[Hail to the Hammer]]></category>
		<category><![CDATA[Heavy Metal]]></category>
		<category><![CDATA[Heri Joensen]]></category>
		<category><![CDATA[Hold the Heathen Hammer High]]></category>
		<category><![CDATA[James Hetfield]]></category>
		<category><![CDATA[Kári Streymoy]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[Land]]></category>
		<category><![CDATA[metal]]></category>
		<category><![CDATA[metal müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Metallica]]></category>
		<category><![CDATA[Paganfest]]></category>
		<category><![CDATA[Pól Arni Holm]]></category>
		<category><![CDATA[progresif]]></category>
		<category><![CDATA[Ragnarok]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>
		<category><![CDATA[rock metal]]></category>
		<category><![CDATA[rock müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Roxy]]></category>
		<category><![CDATA[Roxy Club]]></category>
		<category><![CDATA[Roxy İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Terji Skibenæs]]></category>
		<category><![CDATA[The Lay of Thrym]]></category>
		<category><![CDATA[Valkyrja]]></category>
		<category><![CDATA[Viking metal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1964</guid>
				<description><![CDATA[<p>1998 yılında kurulan ve ilk albümünü 2002 yılında çıkaran TYR, yayınladığı yedi albümle folk metal sahnesinde kendine sağlam bir yer edinmeyi başardı. Heavy metalin tüm güzelliklerini ülkelerinin kültürüyle bir araya getiren TYR Faroe Adaları&#8217;ndan çıkıp folk metalin en önemli grupları arasında yer alan Tyr, 29 Ocak2016&#8217;da ilk kez Türkiye&#8217;ye gelerek İstanbul&#8217;un gözde mekanlarından Roxy&#8216;de sahne [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/folk-metalin-onemli-grubu-tyr-istanbulda-sahne-alacak/">Folk Metalin Önemli Grubu TYR İstanbul&#8217;da Sahne Alacak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>1998 yılında kurulan ve ilk albümünü 2002 yılında çıkaran <strong>TYR</strong>, yayınladığı yedi albümle folk metal sahnesinde kendine sağlam bir yer edinmeyi başardı. Heavy metalin tüm güzelliklerini ülkelerinin kültürüyle bir araya getiren TYR Faroe Adaları&#8217;ndan çıkıp <strong>folk metal</strong>in en önemli grupları arasında yer alan <strong>Tyr</strong>, 29 Ocak2016&#8217;da ilk kez Türkiye&#8217;ye gelerek İstanbul&#8217;un gözde mekanlarından <strong>Roxy</strong>&#8216;de sahne alacak.</p>
<p>Folk metal severler tarafından başyapıt olarak görülen &#8220;<strong>Eric the Red</strong>&#8220;, &#8220;<strong>Ragnarok</strong>&#8221; ve &#8220;<strong>Land</strong>&#8221; albümleriyle folk metal dünyasına sağlam bir yer edinen Tyr, katıldığı büyük festivaller ve adını en çok duyurmasını sağlayan <em>Paganfest </em>turneleri ile türün demirbaşlarından biri haline geldi.</p>
<p>2009 çıkışlı &#8220;<strong>By the Light of the Northern Star</strong>&#8221; albümüyle folk müziğin ve kendi çıtasını iyice yükselten Tyr, 2011&#8217;de &#8220;<strong>The Lay of Thrym</strong>&#8221; ve son olarak da 2013 yılındaki &#8220;<strong>Valkyrja</strong>&#8221; albümleriyle Kuzey rüzgarlarını bir kez daha estirmeyi başardı.</p>
<p>Folk metali çok karakteristik bir tını ve progresif bir anlayışla yansıtan Tyr, şarkılarının çok eşlik edilebilir yapıda olmasıyla da öne çıkıyor ve bu sayede grubun konserleri büyük bir coşkuya sahne oluyor.</p>
<p>2013 yılında Metallica&#8217;nın solisti James Hetfield, Instagram hesabı üzerinden grubun albümünü paylaşınca kısa sürede bilinen bir grup haline geldiler.</p>
<p>Tyr grubunun üyeleri şu isimlerden oluşuyor: <em>Heri Joensen, Gunnar H. Thomsen, Terji Skibenæs, Kári Streymoy, Pól Arni Holm</em></p>
<p>Tyr konserinin biletleri Biletix’ten satın alınabilir. 29 Ocak Cuma gecesi <strong>Roxy İstanbul</strong>’da saat 21.30’da folk metal sevenleri unutulmayacak bir konser bekliyor. TYR, &#8220;<strong>Hail to the Hammer</strong>&#8221; ve &#8220;<strong>Hold the Heathen Hammer High</strong>&#8221; gibi muhteşem şarkıları ile sevenlerini mutlu edeceğe benziyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/8wTjIVMnraY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/folk-metalin-onemli-grubu-tyr-istanbulda-sahne-alacak/">Folk Metalin Önemli Grubu TYR İstanbul&#8217;da Sahne Alacak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/folk-metalin-onemli-grubu-tyr-istanbulda-sahne-alacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1964</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ABBA – Chiquitita (Küçük Kız)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/abba-chiquitita-kucuk-kiz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/abba-chiquitita-kucuk-kiz/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 23 Jan 2016 17:32:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[1 Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[ABBA]]></category>
		<category><![CDATA[Chiquitita]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Kıvanç]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kar yağışı]]></category>
		<category><![CDATA[Kibritçi Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Kibritçi Kız masalı]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Kız]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[siyah - beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[TRT televizyonu]]></category>
		<category><![CDATA[TV]]></category>
		<category><![CDATA[Ünol Büyükgönenç]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yışbaşı gecesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1871</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikayelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle 3 1978 Yılbaşı gecesi… Siyah Beyaz dünyayı renkli balonlarla süslemek hasletiyle geçer yalnızlık hayalleri… “Dışarda kar yağıyor”… Kibritçi kız masalının vebali sanki boynumuzda asılı duran… Cılız alevlerle hayatta kalma direnci bir düş yolcusunun… İncecik masum parmaklarının arasından sıyrılıp kayan yıldız misali… Düşü büyük, kendi küçük bir kızın öyküsü… Ayaza durmuş bedeni [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/abba-chiquitita-kucuk-kiz/">ABBA – Chiquitita (Küçük Kız)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikayelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle 3</strong></p>
<p><em>1978 Yılbaşı gecesi… Siyah Beyaz dünyayı renkli balonlarla süslemek hasletiyle </em><em>geçer yalnızlık hayalleri…</em></p>
<h2><strong>“Dışarda kar yağıyor”…</strong></h2>
<h2>Kibritçi kız masalının vebali sanki boynumuzda asılı duran… Cılız alevlerle hayatta kalma direnci bir düş yolcusunun… İncecik masum parmaklarının arasından sıyrılıp kayan yıldız misali… Düşü büyük, kendi küçük bir kızın öyküsü… Ayaza durmuş bedeni buz keserken dışarda, bizden ırak yalnızlığında, bizim içerde yüreklerimiz donuyor… Dönüp gelip avuçlarımıza konuyor fırtına, hep birlikte aynı şarkıyı mırıldanıyor…</h2>
<p><figure id="attachment_1873" aria-describedby="caption-attachment-1873" style="width: 241px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kucuk-kiz.jpg" rel="attachment wp-att-1873"><img class=" td-modal-image wp-image-1873 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kucuk-kiz.jpg?resize=241%2C249" alt="Kibritçi Kız" width="241" height="249" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1873" class="wp-caption-text">Kibritçi Kız</figcaption></figure></p>
<h2><strong>“Dışarda kar yağıyor”…</strong></h2>
<p>Burnumu iyice dayadım cama, göz gözü görmüyor dışarda… Camın buğusunu hissediyorum yanaklarımda, soğuğu çekip içime, elindeki kibritleri yakarak ısınmaya çalışan o acıklı masaldaki kızı düşünüyorum… Benim işte, birden bire…</p>
<p><em>Üzerimde ince bir elbise, ayaklarım çıplak, eve para götürmek zorundayım&#8230; Bu yılbaşı akşamı yiyecek yemeğim, gidecek bir yerim olmadan,&nbsp; elimde satamadığım kibritlerle kala kalmış, köşe başındaki zavallı bir kibritçi kızım</em>…</p>
<p>Yok olmuyor, ne yapsam olmuyor, onun gibi hissedemiyorum, onun yerine koyamıyorum kendimi bir türlü… Her okuyuşumda ağladığım bu masalda, kendime yer bulamıyorum… Evimdeyim, sobamız yanıyor, üstelik yiyecek yemeğimiz de var… Üşümüyorum, aç değilim… Ama mutsuzum… Ama içim acıyor… Ama sessiz, ağlıyorum… Kimse bilmiyor, gözyaşlarım hep içime akıyor…</p>
<p><strong>Dışarda kar yağıyor.<em> “</em>Ünol Büyükgönenç’in şarkısı buna sebep…</strong></p>
<p>Hayatı öğrendiğimiz yegâne penceremiz TRT televizyonu, ‘<em>siyah- beyaz’</em> ; tek eğlencemiz… Buradan bakıyoruz biz, neşemiz-kederimiz hep ‘<em>siyah- beyaz’ </em>saatini sabırsızlıkla beklediğimiz… 19.00’dan önce açıyoruz akşamları. Test yayınını izliyoruz, eşlik eden müziği dinliyoruz, görüntü sabit ‘<em>siyah-beyaz’</em>… Olsun, biz dinliyoruz. İstiklal Marşı ile bitiriyoruz… Anıt Kabir’in gönderine bayrak çekilişine bakıyoruz, her gece…</p>
<p><figure id="attachment_1874" aria-describedby="caption-attachment-1874" style="width: 228px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt.jpg" rel="attachment wp-att-1874"><img class=" td-modal-image wp-image-1874 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt.jpg?resize=228%2C142" alt="Bir zamanlar hayatı öğrendiğimiz yegâne penceremiz siyah - beyaz TRT televizyonuydu." width="228" height="142" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt.jpg?w=228&amp;ssl=1 228w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 228px) 100vw, 228px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1874" class="wp-caption-text">Bir zamanlar hayatı öğrendiğimiz yegâne penceremiz siyah &#8211; beyaz TRT televizyonuydu.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Televizyonunuzu kapatmayı unutmayınız…</strong></p>
<p>Şarkıdaki <em>“minicik elleriyle üşümüş ayaklarını ovuşturan çocuk”</em>&nbsp; ben değilim. <em>“Gidecek bir yeri olmayan, üşümüş, açıkmış sıcacık bir çörek gibi güneşi düşleyen… Sevilmemiş, bilinmemiş unutulmuş</em>” değilim… Ama ağlıyorum bu yılbaşı akşamı… Bütün çocuklar için… Ve şarkı söylüyorum gizliden…</p>
<p>“ <em>Yıl 1979 onun bundan haberi yok</em>”… &nbsp;Öyle ya bu yıl çocuk yılı, benim yılım… Bizim yılımız… “çocuklar ölmesin” diye,&nbsp;&nbsp; ”şeker de yiyebilsinler” diye… Bombalar patlamasın, mayınlara basmasınlar diye, evsiz kalmasınlar, aç yatmasınlar diye… Kibrit alevinde sönmesin umutları diye, Unisef çocuk yılı ilan etmiş 1979 senesini…&nbsp; Öyleyse bu yıl insanlar ölmeyecek sokaklarda kurşunlardan, okullar kapanmayacak, eğitim- öğretime ara verilmeyecek, geceleri sokağa çıkılacak eskisi gibi korkusuzca… Mahallede top oynayabilecek çocuklar geç vakte kadar… Okul kapılarında polisler nöbet tutmayacak… Bundan böyle çantalarımız aranmayacak girişte… Çünkü ortaokuldayız biz… Her şeyin tam ortasında yani…</p>
<p>Saat ilerliyor, 1979’un gelmesine az bir zaman kaldı… Halit Kıvanç anons ediyor, “şimdi dünya televizyonlarına bağlanıyoruz, birazdan ABBA bizlerle olacak”… Camdan kalkıyorum… En sevdiğim grup… Spiker anons ederken bu yılın çocuk yılı olması nedeniyle, grubun bir tek plak (single) yaptığını ve gelirini de Unisef’e bağışladıklarını söylüyor İngilizce… Ben yapılan tercümeden anlıyorum. Seviniyorum. İçimdeki hüzün yerini umuda bırakıyor. Güzel şeyler olacak yeni yılda, artık inanıyorum buna, filmlerdeki gibi iyiler kazanacak bu yıl da…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/p4QqMKe3rwY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<h2><strong>Chiquitita</strong></h2>
<p><strong>Chiquitita, tell me what&#8217;s wrong?<br />
You&#8217;re enchained by your own sorrow.<br />
In your eyes there is no hope for tomorrow<br />
How I hate to see you like this.<br />
There is no way you can deny it,<br />
I can see that you&#8217;re, oh, so sad, so quiet&#8230;</strong></p>
<p><strong>Chiquitita, tell me the truth!<br />
I&#8217;m a shoulder you can cry on&#8230;<br />
Your best friend, I&#8217;m the one you must rely on,<br />
You were always sure of yourself.<br />
Now I see you&#8217;ve broken a feather,<br />
I hope we can patch it up together&#8230;</strong></p>
<p><strong>Chiquitita, you and I know&#8230;<br />
How the heartaches come and they go,<br />
And the scars they&#8217;re leaving.<br />
You&#8217;ll be dancing once again and the pain will end,<br />
You will have no time for grieving&#8230;</strong></p>
<p><strong>Chiquitita, you and I cry,<br />
And the sun is still in the sky and shining </strong></p>
<p><strong>above you.<br />
Let me hear you sing once more like you did before!<br />
Sing a new song, Chiquitita!<br />
Try once more like you did before,<br />
Sing a new song, Chiquitita&#8230;</strong></p>
<p><strong>So the walls came tumbling down&#8230;<br />
And your love&#8217;s a blown out candle.&nbsp; </strong></p>
<p><strong>All is gone and it seems too hard to handle!<br />
Chiquitita, tell me the truth!<br />
There is no way you can deny it,<br />
I see that you&#8217;re, oh, so sad, so quiet&#8230;</strong></p>
<p><strong>Chiquitita, you and I know&#8230;<br />
How the heartaches come and they go.<br />
And the scars they&#8217;re leaving,<br />
You&#8217;ll be dancing once again and the pain will end,<br />
You will have no time for grieving.</strong></p>
<p><strong>Chiquitita, you and I cry&#8230;<br />
And the sun is still in the sky and shining </strong></p>
<p><strong>above you.<br />
Let me hear you sing once more like you did before&#8230;<br />
Sing a new song, Chiquitita!<br />
Try once more like you did before&#8230;<br />
Sing a new song, Chiquitita&#8230;</strong></p>
<p><strong>Try once more like you did before&#8230;<br />
Sing a new song, Chiquitita&#8230;</strong></p>
<h2><strong>Küçük Kız</strong></h2>
<p><strong>Küçük kız, söyle bana sorun ne?<br />
Kendi üzüntünün esiri olmuşsun<br />
Yarın için hiç umut yok gözlerinde<br />
Seni böyle görmekten nefret ediyorum.<br />
Bunu inkâr edemezsin<br />
Çok üzgün, çok mutsuz olduğunu anlayabiliyorum</strong></p>
<p><strong>Küçük kız, bana doğruyu söyle!<br />
Üzerinde ağlayabileceğin omuz benim&#8230;<br />
En iyi arkadaşın, güvenmen gereken kişiyim.</strong> <strong><br />
Sen hep kendinden emindin,<br />
Şimdi kolun kanadın kırık<br />
Birlikte üstesinden gelebiliriz, umarım.</strong></p>
<p><strong>Küçük kız, sen ve ben biliyoruz&#8230;<br />
Kalp ağrılarının nasıl gelip gittiğini,<br />
Ve bıraktıkları izleri.<br />
Tekrar dans edeceksin, acın dinecek<br />
Kederlenmek için hiç vaktin olmayacak</strong></p>
<p><strong>Küçük kız, sen ve ben ağlıyoruz<br />
Ancak güneş hala gökyüzünde ve senin üstünde ışıldıyor<br />
Tekrar şarkı söylediğini duyayım, önceleri, yaptığın gibi<br />
Yeni bir şarkı söyle küçük kız<br />
Daha önce yaptığın gibi dene<br />
Yeni bir şarkı söyle küçük kız</strong></p>
<p><strong>Duvarlar yıkılıyor<br />
Sevgin sönmüş bir mum<br />
Her şey bitti ve bununla baş etmek zor görünüyor<br />
Küçük kız bana doğruyu söyle<br />
Bunu inkâr edemezsin<br />
Çok üzgün, çok mutsuz olduğunu anlayabiliyorum</strong></p>
<p><strong>Küçük kız, sen ve ben biliyoruz&#8230;<br />
Kalp ağrılarının nasıl gelip gittiğini,<br />
Ve bıraktıkları izleri.<br />
Tekrar dans edeceksin, acın dinecek<br />
Kederlenmek için hiç vaktin olmayacak</strong></p>
<p><strong>Küçük kız sen ve ben ağlıyoruz<br />
Ancak güneş halen gökyüzünde ve senin üstünde ışıldıyor?<br />
Tekrar şarkı söylediğini duyayım, önceleri yaptığın gibi<br />
Yeni bir şarkı söyle, Küçük kız<br />
Daha önce yaptığın gibi dene<br />
Yeni bir şarkı söyle küçük kız</strong></p>
<p><strong>Daha önce yaptığın gibi dene<br />
Yeni bir şarkı söyle küçük kız</strong></p>
<p>Hiç kuşkusuz iyi değil İngilizcem söylenenleri anlayacak kadar… Ama müzik öyle umut dolu, öyle kararlı, öyle coşkulu ki, gerek bile duymuyorum anlamaya sözlerini….Yeni yılda yenilenecek bir dünya kuruyorum şimdi, silip gözyaşlarımı uzaklara dalıyorum… İçimin en derin yerinden gülümsüyorum…</p>
<p><strong><em>Otuz sekiz yıl aradan sonra bir başka yılbaşı gecesi, döne döne yağan kara bakarken… Bir kız çocuğu beliriyor gecenin ortasında… Burnunu iyice cama dayamış olan, gülümsüyor… Seviniyorum…</em></strong></p>
<p><strong>*Chiquitita:&nbsp;</strong>İspanyolca’ da Küçük Kız anlamına gelmektedir…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/abba-chiquitita-kucuk-kiz/">ABBA – Chiquitita (Küçük Kız)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/abba-chiquitita-kucuk-kiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1871</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eagles Kurucusu Glenn Frey Öldü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/eagles-kurucusu-glenn-frey-oldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/eagles-kurucusu-glenn-frey-oldu/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 19 Jan 2016 08:54:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzikten Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Already Gone]]></category>
		<category><![CDATA[Bernie Leadon]]></category>
		<category><![CDATA[Don Felder]]></category>
		<category><![CDATA[Don Henley]]></category>
		<category><![CDATA[Eagles]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[Frey]]></category>
		<category><![CDATA[gitarist]]></category>
		<category><![CDATA[Glenn Frey]]></category>
		<category><![CDATA[Hotel California]]></category>
		<category><![CDATA[Joe Walsh]]></category>
		<category><![CDATA[müzik grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Randy Meisner]]></category>
		<category><![CDATA[Rolling Strone]]></category>
		<category><![CDATA[solist]]></category>
		<category><![CDATA[Take It Easy]]></category>
		<category><![CDATA[Timothy B. Schmit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1813</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ünlü müzik grubu Eagles&#8217;ın kurucu üyesi Glenn Frey, 67 yaşında yaşama gözlerini yumdu. Grubun web sitesinden yapılan açıklamada, Frey&#8217;in, ABD&#8217;nin New York kentinde pazartesi günü hayatını kaybettiği bildirildi. Frey, Kennedy Center&#8217;daki ödül törenine gidememişti. Glenn Frey&#8217;in solistlik ve gitaristlik yaptığı Eagles grubunun, &#8220;Take It Easy&#8221;, “Already Gone” ve “Hotel California” parçaları hit olurken, dünya genelinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eagles-kurucusu-glenn-frey-oldu/">Eagles Kurucusu Glenn Frey Öldü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü müzik grubu Eagles&#8217;ın kurucu üyesi Glenn Frey, 67 yaşında yaşama gözlerini yumdu.</p>
<p>Grubun web sitesinden yapılan açıklamada, Frey&#8217;in, ABD&#8217;nin New York kentinde pazartesi günü hayatını kaybettiği bildirildi.</p>
<p>Frey, Kennedy Center&#8217;daki ödül törenine gidememişti.</p>
<p>Glenn Frey&#8217;in solistlik ve gitaristlik yaptığı Eagles grubunun, &#8220;Take It Easy&#8221;, “Already Gone” ve “Hotel California” parçaları hit olurken, dünya genelinde 45 milyonu aşan bir satışa ulaşmıştı. &#8220;Hotel California&#8221; şarkısı, ABD&#8217;de yayımlanan Rolling Strone dergisinin &#8220;Tüm Zamanların En İyi 500 Şarkısı&#8221; listesinde 37. sırada yer almıştı.</p>
<p>ABD&#8217;nin California eyaletinde 1972&#8217;de kurulan ve 1970’lerin en başarılı gruplarından biri olan Eagles&#8217;ın Frey dışındaki kurucu üyeleri Bernie Leadon, Don Henley, Randy Meisner ve Don Felder idi. Grubun bugünkü üyeleri ise Don Henley, Joe Walsh ve Timothy B. Schmit.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/p-WmXLb00Xc?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eagles-kurucusu-glenn-frey-oldu/">Eagles Kurucusu Glenn Frey Öldü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/eagles-kurucusu-glenn-frey-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1813</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnleyen Nağmeler Ruhumu Sardı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/inleyen-nagmeler-ruhumu-sardi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/inleyen-nagmeler-ruhumu-sardi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 13 Jan 2016 09:46:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[İnleyen Nağmeler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[nihavent]]></category>
		<category><![CDATA[pikap]]></category>
		<category><![CDATA[uçurum]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Müren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1722</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle 2 Yalnızca koca bir boşluk, dipsiz bir karanlık… Uçurum bu mu? Ya ayrılık? Uçurum buysa ya ölüm? Yardan aşağı yârin gölünden yuvarlanmak mı tepetaklak, neresinden gelirse nereye inerse artık? Koşmayın çocuklar, düşeceksiniz alimallah uçurumdan aşağıya… Hem orası karanlık gelin bu tarafta oynayın… Hey! Duyuyor musunuz size söylüyorum? İyi de ben çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/inleyen-nagmeler-ruhumu-sardi/">İnleyen Nağmeler Ruhumu Sardı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle 2 </strong></p>
<p><em>Yalnızca koca bir boşluk, dipsiz bir karanlık… Uçurum bu mu? Ya ayrılık? Uçurum buysa ya ölüm? Yardan aşağı yârin gölünden yuvarlanmak mı tepetaklak, neresinden gelirse nereye inerse artık?</em></p>
<ul>
<li>Koşmayın çocuklar, düşeceksiniz alimallah uçurumdan aşağıya… Hem orası karanlık gelin bu tarafta oynayın… Hey! Duyuyor musunuz size söylüyorum?</li>
</ul>
<p>İyi de ben çok korkuyorum, oynamak istemiyorum ki, buraya gelmek de istememiştim zaten. Evde otursaydık keşke, çekirdek çitlerdik terasta<strong><em>&#8211; </em></strong><em>ben çitleyemiyorum ama olsun yine de<strong>&#8211;</strong></em> radyo dinlerdik, polis radyosunu seviyorum en çok ben, bide meteorolojiyi… Kısa dalgadan başka bir kanal çekmiyor bizim evden. Bütün gün şarkı çalıyor. Camın önüne oturtuyor teyzem beni, sokaktan geçenlere bakıyorum… Hava güzel olunca küçük balkona bile çıkartıyor… Keşke evde olsaydık şimdi…</p>
<ul>
<li>Acıkmadınız mı siz hadi gelin bir şeyler yiyin… Yavaş olun yavaş, masayı devireceksiniz.</li>
<li>Koşturmaktan başka bir şey bilmiyor bu zamaneler…</li>
<li>Ay sorma bacım, bütün gün evdeler ya başım çatlıyor bunların bağırtısından. Akşam olunca iyi ki Erenler tepesine çıkıyoruz, nefes alıyorum biraz. Geçmez bu yaz geceleri başka türlü…</li>
</ul>
<p>Ben yemek yemek de istemiyorum. Acıkmadım ki, yemeyeceğim işte, eve dönmek istiyorum ben. Karanlıktan korkuyorum. Bu çocuklardan da korkuyorum. Geçen gün koşarken çelme takmıştı şuradaki bana. Yüzükoyun kapaklandım yere, dizlerim kanadı. Çok kızdı annem, pantolonum yırtıldı diye…</p>
<ul>
<li>Hadi gel kör ebe oynayacağız, sen ebe olacaksın tamam mı? En küçüğümüz sensin.</li>
<li>Iıgıh…</li>
<li>Hadi gelsene, sen gelmezsen kim ebe olacak başka.</li>
</ul>
<p>Oyun oynamak istemiyorum ben. Hele körebe oynamak hiç… Ebe olmayı hiç mi hiç istemiyorum. Kapatmayacağım işte gözlerimi, sizin o çirkin kokan mendilinizle… Çevremde koşup, gülüyorsunuz alaylı bana. Bir dokunup bir kaçıyorsunuz… Göremiyorum sizi, tutup kollarınızdan yakalayamıyorum. Hep kaçıyorsunuz… Bu oğlan düşürür zaten yine beni, bu sefer döver annem… En iyisi hiç kalkmayayım ben buradan…</p>
<ul>
<li>Gelmiyor değil mi? Korkak o korkak… Karanlıktan korkar o. Gelmezse gelmesin biz oynarız.</li>
<li>Tamam tamam burda otur sen, bibaşına, uçurumun kenarında…</li>
</ul>
<p><em>Uçurum mu? Uçurum bu mu? Uçurumdan uçururlar mı beni? Uçurtmam uçurumdan uçar mı peki? Ben nasıl uçmadan buradan kalkacağım şimdi?</em></p>
<p><em>Akşamdan geceye dönerken gün, ay ışığını bekler yeryüzü, görmek için kendi iç yüzünü… Pikaba bir plak konulur, çıtırtısı duyulur,  iğnenin boşluktaki bir iki atlaması ardından nihayet, nihavent makamında ki şarkı… Zeki Müren’in sesinden… Aşkın o en ince sevincinden… </em></p>
<p><figure id="attachment_1725" aria-describedby="caption-attachment-1725" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/inleyen-nagmeler.jpg" rel="attachment wp-att-1725"><img class=" td-modal-image wp-image-1725 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/inleyen-nagmeler-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Plaktan &quot;İnleyen Nağmeler&quot;i dinlemek ayrı bir keyiftir." width="300" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/inleyen-nagmeler.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/inleyen-nagmeler.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/inleyen-nagmeler.jpg?w=381&amp;ssl=1 381w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1725" class="wp-caption-text">Plaktan &#8220;İnleyen Nağmeler&#8221;i dinlemek ayrı bir keyiftir.</figcaption></figure></p>
<p><strong>İnleyen nağmeler ruhumu sardı</strong><strong><br />
Bir rûyâ ki orda hep şarkılar vardı<br />
Uçan kuşlar, martılar<br />
Yeşil, tatlı bir bahâr<br />
Gülen, şen sevdâlılar vardı</strong></p>
<p><strong>Arzular orada, zevk oradaydı</strong><strong><br />
Bir deniz ki aşk dolu dalgalar vardı<br />
Uçan kuşlar, martılar<br />
Yeşil, tatlı bir bahâr<br />
Gülen, şen sevdâlılar vardı</strong></p>
<p><iframe frameborder="0" width="640" height="474" src="https://www.dailymotion.com/embed/video/xd4eft" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong><em>Çay bahçesinin ampulleri yandı… </em></strong><strong><em>Renk renk kırmızı, yeşil, mavi, sarı…</em></strong></p>
<p><figure id="attachment_1728" aria-describedby="caption-attachment-1728" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbulda-gece.jpg" rel="attachment wp-att-1728"><img class=" td-modal-image wp-image-1728 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbulda-gece-300x225.jpg?resize=300%2C225" alt="İstanbul'da çay bahçeleri" width="300" height="225" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbulda-gece.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbulda-gece.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1728" class="wp-caption-text">İstanbul&#8217;da çay bahçeleri</figcaption></figure></p>
<p><strong>İnleyen nağmeler ruhumu sardı</strong><em>… Beni alıp rüyalara attı, renkli sinemaskop, eğlenceli… Tıpkı yazlık sinemasındaki gibi… Bizim burada olmayan martılar, yalnızca deniz de mi yaşarlar? Denizin resmini göstermişti bir kez abim. Coğrafya ödevi için kesmişti gazeteden. Renkliydi üstelik… Onun için alınmıştı gazete zaten… </em></p>
<p><em>Masmavi kocaman bir suydu, ortasında bir kule İstanbul ‘un… Orada yaşamalı demişti abim. Anlatmıştı bize uzun uzun… Her şey varmış orada. Bizim buradaki gibi bir tane pastanesi yokmuş. Bir tane okulu, bir tane bakkalı, bir tane hamamı… Orada her şeyler çokmuş. Denizin üstünde giden araçları varmış adına vapur denilen…</em></p>
<p><figure id="attachment_1727" aria-describedby="caption-attachment-1727" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul.jpg" rel="attachment wp-att-1727"><img class=" td-modal-image wp-image-1727 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-300x184.jpg?resize=300%2C184" alt="İstanbul'da deniz ve martılar..." width="300" height="184" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul.jpg?resize=300%2C184&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul.jpg?w=548&amp;ssl=1 548w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1727" class="wp-caption-text">İstanbul&#8217;da deniz ve martılar&#8230;</figcaption></figure></p>
<p><em>Elektrikle çalışan otobüsleri varmış… Bir varmış bir yokmuş…</em></p>
<p><em> </em>Bizde bir tane otobüs var, şehre giden…</p>
<p><figure id="attachment_1723" aria-describedby="caption-attachment-1723" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/eski-istanbul.jpg" rel="attachment wp-att-1723"><img class=" td-modal-image wp-image-1723 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/eski-istanbul-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="Elektrikle çalışan otobüsler." width="300" height="200" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/eski-istanbul.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/eski-istanbul.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/eski-istanbul.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1723" class="wp-caption-text">Elektrikle çalışan otobüsler.</figcaption></figure></p>
<p><strong>“İnleyen nağme”</strong> ne demek bilemedim ama bu şarkıyı çok sevdim. Hiç görmediğim İstanbul gibi, martılar gibi, deniz gibi sevdim. Sevindirdi beni, korkmuyorum artık karanlıktan, uçurumdan… Hatta bu çocuklardan… İşte çıkıyor ay yerinden, yükseliyor yavaş yavaş… İçim aydınlanıyor, seviniyorum birden… Gözlerim kapanıyor…</p>
<p><figure id="attachment_1724" aria-describedby="caption-attachment-1724" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg" rel="attachment wp-att-1724"><img class=" td-modal-image wp-image-1724 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece-300x188.jpg?resize=300%2C188" alt="Huzurlu bir uyku için berrak bir gece..." width="300" height="188" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1724" class="wp-caption-text">Huzurlu bir uyku için berrak bir gece&#8230;</figcaption></figure></p>
<p><strong>Uçan kuşlar, martılar</strong><strong><br />
Yeşil, tatlı bir bahâr<br />
Gülen, şen sevdâlılar vardı…</strong></p>
<p><strong>Huzurlu bir uykuya daldı…</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/inleyen-nagmeler-ruhumu-sardi/">İnleyen Nağmeler Ruhumu Sardı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/inleyen-nagmeler-ruhumu-sardi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1722</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Heavy Metalin Efsanesi Lemmy Kilmister Öldü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/heavy-metalin-efsanesi-lemmy-kilmister-oldu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/heavy-metalin-efsanesi-lemmy-kilmister-oldu/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 12 Jan 2016 14:36:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Dilara Şatır]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikten Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Born to Lose]]></category>
		<category><![CDATA[Born to Lose Live to Win]]></category>
		<category><![CDATA[Heavy Metal]]></category>
		<category><![CDATA[Ian Lemmy Kilmister]]></category>
		<category><![CDATA[Kilmister]]></category>
		<category><![CDATA[Lemmy Kilmister]]></category>
		<category><![CDATA[Lemmy the Movie]]></category>
		<category><![CDATA[Motörhead]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>
		<category><![CDATA[rock müzik]]></category>
		<category><![CDATA[rock'n roll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1701</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Kazanmak İçin Doğ Kaybetmek İçin Yaşa” 2015 yılı hepimiz için acı – tatlı anıların bol olduğu bir yıl oldu&#8230; Sosyal medyada ardı ardına ölüm haberleri paylaşılıyor, herkesin dilinde tek bir cümle beliriyordu: “Bitsin artık bu uğursuz yıl. 2015 ölüm yılı oldu!” Müzik dünyası birçok önemli ismini 2015 yılında yitirdi. Bu isimlerden birisi de Lemmy Kilmister&#8230; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/heavy-metalin-efsanesi-lemmy-kilmister-oldu/">Heavy Metalin Efsanesi Lemmy Kilmister Öldü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“<em>Kazanmak İçin Doğ Kaybetmek İçin Yaşa</em>”</p>
<p>2015 yılı hepimiz için acı – tatlı anıların bol olduğu bir yıl oldu&#8230; Sosyal medyada ardı ardına ölüm haberleri paylaşılıyor, herkesin dilinde tek bir cümle beliriyordu: “Bitsin artık bu uğursuz yıl. 2015 ölüm yılı oldu!”</p>
<p><figure id="attachment_1703" aria-describedby="caption-attachment-1703" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/motorhead.jpg" rel="attachment wp-att-1703"><img class=" td-modal-image wp-image-1703 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/motorhead-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Motör Head" width="300" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/motorhead.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/motorhead.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/motorhead.jpg?resize=1024%2C1024&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/motorhead.jpg?w=1141&amp;ssl=1 1141w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1703" class="wp-caption-text">Motör Head</figcaption></figure></p>
<p>Müzik dünyası birçok önemli ismini 2015 yılında yitirdi. Bu isimlerden birisi de <strong>Lemmy Kilmister</strong>&#8230; <em>Motörhead grubunun kurucusu ve söz yazarı olan</em> Lemmy Kilmister, 70 yaşında <em>Heavy Metal</em> dünyasına veda etti.&nbsp; Ölümünden 4 gün önce doğum günü kutlanan Lemmy&#8217;nin, kısa bir sürenin ardından acı haberinin duyulması şok etkisi yarattı. Bir süredir kanser tedavisi gören Kilmister, tedavisini gördüğü hastanede 28 Aralığı 29 Aralığa bağlayan gece elindeki gitarı bir daha almamak üzere bıraktı.</p>
<p><figure id="attachment_1704" aria-describedby="caption-attachment-1704" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/motorhead-kilmister.jpg" rel="attachment wp-att-1704"><img class=" td-modal-image wp-image-1704 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/motorhead-kilmister-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Rock müziğinin efsane ismi Kilmister hayata veda etti." width="200" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/motorhead-kilmister.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/motorhead-kilmister.jpg?resize=682%2C1024&amp;ssl=1 682w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/motorhead-kilmister.jpg?w=1035&amp;ssl=1 1035w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1704" class="wp-caption-text">Rock müziğinin efsane ismi Kilmister hayata veda etti.</figcaption></figure></p>
<p>Grubun facebook sayfasında ölüm haberi duyurulurken Lemmy&#8217;e ait anıların anlatılması istendi.&nbsp; Motörhead tarihindeki felsefik söylem ve aynı zamanda albüm ismi olan, &#8216;Born to lose, live to win&#8217; hayranları tarafından dört bir ağızdan söylendi. Müzik dünyasının önemli isimleri de sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarla üzüntülerini dile getirdiler.</p>
<p>Rock müziğin mareşali olarak görülen Kilmister&#8217;ın, 2010 yılında gösterilmiş olan “Lemmy the Movie” adlı filminde hikayesi anlatılıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/YZrntE3vNe8?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/heavy-metalin-efsanesi-lemmy-kilmister-oldu/">Heavy Metalin Efsanesi Lemmy Kilmister Öldü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/heavy-metalin-efsanesi-lemmy-kilmister-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1701</post-id>	</item>
		<item>
		<title>GUNS N’ROSES Efsanesi Geri Mi Dönüyor?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/guns-nroses-efsanesi-geri-mi-donuyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/guns-nroses-efsanesi-geri-mi-donuyor/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 05 Jan 2016 08:02:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Erçetin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikten Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Axel Rose]]></category>
		<category><![CDATA[Blues]]></category>
		<category><![CDATA[blues müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Coachella Müzik Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Duff McKagan]]></category>
		<category><![CDATA[efsane kadro]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[Guns N’Roses]]></category>
		<category><![CDATA[Izzy Stradlin]]></category>
		<category><![CDATA[Knockin’ On Heaven’s Door]]></category>
		<category><![CDATA[November Rain]]></category>
		<category><![CDATA[Paradise City]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>
		<category><![CDATA[rock blues]]></category>
		<category><![CDATA[rock müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Slash]]></category>
		<category><![CDATA[Steven Adler]]></category>
		<category><![CDATA[Sweet Child O' Mine]]></category>
		<category><![CDATA[Welcome the Jungle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1592</guid>
				<description><![CDATA[<p>80’li yıllarda hard rock/blues grubu GUNS N’ ROSES grubu efsane kadrosu ile geri mi dönüyor. “November Rain, Sweet Child O&#8217; Mine, Paradise City, Knockin’ On Heaven’s Door&#160; ve Welcome the Jungle” gibi hit olmuş efsane parçalara imza atan Guns N’Roses son günlerde adı yeniden dillerden düşmüyor.80’li yılların efsane gruplarından biri olan GUNS N’ ROSES son [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/guns-nroses-efsanesi-geri-mi-donuyor/">GUNS N’ROSES Efsanesi Geri Mi Dönüyor?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>80’li yıllarda hard rock/blues grubu <strong>GUNS N’ ROSES</strong> grubu efsane kadrosu ile geri mi dönüyor.</p>
<p><strong>“November Rain, Sweet Child </strong><strong><em>O&#8217; Mine, Paradise City,</em> Knockin’ On Heaven’s Door&nbsp; ve Welcome the Jungle”</strong> gibi hit olmuş efsane parçalara imza atan <strong>Guns N’Roses</strong> son günlerde adı yeniden dillerden düşmüyor.80’li yılların efsane gruplarından biri olan GUNS N’ ROSES son zamanlarda yeniden gündeme geldi.</p>
<p><figure id="attachment_1593" aria-describedby="caption-attachment-1593" style="width: 287px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/guns-n-roses.png" rel="attachment wp-att-1593"><img class=" td-modal-image wp-image-1593 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/guns-n-roses-287x300.png?resize=287%2C300" alt="Guns N'Roses grubunun yeniden bir araya geleceği pek çok müzikseveri heyecanlandırmaya yetti bile." width="287" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/guns-n-roses.png?resize=287%2C300&amp;ssl=1 287w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/guns-n-roses.png?w=379&amp;ssl=1 379w" sizes="(max-width: 287px) 100vw, 287px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1593" class="wp-caption-text">Guns N&#8217;Roses grubunun yeniden bir araya geleceği pek çok müzikseveri heyecanlandırmaya yetti bile.</figcaption></figure></p>
<p>Grubun her sene yeniden bir araya gelecek dedikoduları bu sene gerçekleşecek gibi görünüyor. Grubun resmi web sitesinde efsane kadroya ait eski logoya dönüş yapılması ve grubun eski üyelerinin tekrar gruba geri döneceğinin en büyük sinyallerinden bir tanesi de Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde gerçekleşecek &nbsp;“<strong>Coachella Müzik Festivali”</strong> kapsamında efsane kadrosu ile 21 yıl aradan sonra tekrar bir araya geleceklerini duyurdu.</p>
<p>Bazı sinema salonlarında filmlerden önce gruba ait bir teaser yayınlandığı ve grubun resmi facebook sayfalarında siyah &#8211; beyaz konser fotoğraflarını da yayınlayarak bu duruma ayrı bir sinyal yaktığı görülüyor.</p>
<p>Grubun bu festivalin yanı sıra 30 Stadyum konseri de gerçekleştirileceği gelen bilgiler arasında yer alıyor. Grup tarafından resmi açıklamanın 5 Ocak 2016 tarihinde yapılması düşünülüyor.</p>
<p>Grup üyeleri en son 1993 yılında aynı sahneyi paylaşmışlardı.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/QopDUuxq3D4?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Grubun efsane kadrosu;</p>
<ul>
<li><strong>Axel Rose &#8211; Vokal,</strong></li>
<li><strong>Slash-Solo Gitarist,</strong></li>
<li><strong>Izzy Stradlin – Ritim Gitarist,</strong></li>
<li><strong>Duff McKagan – Bass Gitarist</strong></li>
<li><strong>Steven Adler – Baterist</strong></li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/guns-nroses-efsanesi-geri-mi-donuyor/">GUNS N’ROSES Efsanesi Geri Mi Dönüyor?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/guns-nroses-efsanesi-geri-mi-donuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1592</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sabahın Seherinde Ötüyor Kuşlar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sabahin-seherinde-otuyor-kuslar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sabahin-seherinde-otuyor-kuslar/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 03 Jan 2016 20:57:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bağlama]]></category>
		<category><![CDATA[eviç makamı]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[karlı sabah]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kış sabahı]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[saba makamı]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[seher vakti]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[TRT yurttan sesler korosu]]></category>
		<category><![CDATA[türkü]]></category>
		<category><![CDATA[yurttan sesler korosu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1570</guid>
				<description><![CDATA[<p>-Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle 1- Bir türkü duyuluyor karanlık gecenin aydınlık seherinde… Eviç makamında, yücelerdeki gönüllerin yanık nağmeleriyle nereden geldiği bilinmeyen, ıssızlığın ta içinden… Bağlamanın mütevazı bildik mızraplarına eşlik eden, onunla adeta hemhal olmuş klasik kemençenin hüzünlü ezgisine açıyorum gözlerimi. Rüyamın neresindeyim bilemiyorum, ama karakışın yüzümü yalayan soğuğuna inat, yorganı yüzüme kapatıp gördüğüm rüyayı unutuyorum. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sabahin-seherinde-otuyor-kuslar/">Sabahın Seherinde Ötüyor Kuşlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>-Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle 1-</strong></p>
<p><strong><em>Bir türkü duyuluyor karanlık gecenin aydınlık seherinde… Eviç makamında, yücelerdeki gönüllerin yanık nağmeleriyle nereden geldiği bilinmeyen, ıssızlığın ta içinden…</em></strong></p>
<p>Bağlamanın mütevazı bildik mızraplarına eşlik eden, onunla adeta hemhal olmuş klasik kemençenin hüzünlü ezgisine açıyorum gözlerimi. Rüyamın neresindeyim bilemiyorum, ama karakışın yüzümü yalayan soğuğuna inat, yorganı yüzüme kapatıp gördüğüm rüyayı unutuyorum. Yenisini kurabilirim nasılsa… &nbsp;Güzel bir köyü hayal edebilirim mesela… Benim gibi sabahın bu vaktinde uyanmış, hiç bilmediğim ve belki de hiçbir zaman bilemeyeceğim bir hayatı süren bir başka çocuğu düşleyebilirim. Onun annesinin de benim ki gibi, radyoyu uyandırma alarmı olarak seçtiğini düşünebilirim pekâlâ… Ve işte şu anda aynı türküyü dinlediğimizi… Onun da sıcacık yataktan kalkmamak, okula gitmemek için benim gibi düşler kurduğunu, uykuya yenik düştüğünü…</p>
<p><figure id="attachment_1575" aria-describedby="caption-attachment-1575" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt-radyo-dinlemek.jpg" rel="attachment wp-att-1575"><img class=" td-modal-image wp-image-1575 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt-radyo-dinlemek-300x225.jpg?resize=300%2C225" alt="TRT yurttan sesler korosu" width="300" height="225" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt-radyo-dinlemek.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt-radyo-dinlemek.jpg?w=421&amp;ssl=1 421w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1575" class="wp-caption-text">TRT yurttan sesler korosu</figcaption></figure></p>
<p>TRT yurttan sesler korosunun sesi geliyor hafiften…</p>
<p><strong>Sabahın seherinde ötüyor kuşlar<br />
Balınan yuğrulmuş o sırma saçlar<br />
Kudretten çekilmiş karadır kaşlar<br />
İşte bu gönlümün cananı geldi</strong></p>
<p><strong>Seher vakti keklik çıkar kabana<br />
Sallandıkça püskül değer tabana<br />
Korkarım sevdiğim vara yabana<br />
İşte bu gönlümün cananı geldi</strong></p>
<p><em>Düşüm değişiyor aniden… Bir kız giriyor sahneye esmer güzeli, kaşları kara… Ardından genç, yağız yiğit bir delikanlı tıpkı filmlerdeki gibi… Uzaktan birbirlerine bakışlarında aşk kıvılcımları… Bir mendil düşüyor çağıl akan ırmağa… Delikanlı aldırmadan soğuğa, atlıyor suya, dalıp çıkarıyor mendili, bir çırpıda geliyor güzel kızın yanına, uzatıyor mendili. Kız mahcup, kız yüreği serçe yavrusu gibi pır pır, bir göz atıp gözlerine delikanlının koşarak uzaklaşıyor, yarlardan düşercesine tutkun… Kalakalıyor kızın ardından delikanlı, elinde mendil, gönlüne vurulmuş aşk okuyla, artık sevdalı</em>…</p>
<p><figure id="attachment_1572" aria-describedby="caption-attachment-1572" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kis-sabahi.jpg" rel="attachment wp-att-1572"><img class=" td-modal-image wp-image-1572 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kis-sabahi-300x225.jpg?resize=300%2C225" alt="Bir kış sabahının hissettirdikleri" width="300" height="225" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kis-sabahi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kis-sabahi.jpg?resize=1024%2C768&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kis-sabahi.jpg?w=1029&amp;ssl=1 1029w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1572" class="wp-caption-text">Bir kış sabahının hissettirdikleri</figcaption></figure></p>
<p>Annemin sesi, kesiyor hevesimi…</p>
<ul>
<li>Hadi daha kalkmadın mı sen? Geç kalacaksın…</li>
</ul>
<p>Duymazdan geliyorum onu, merak ediyorum ama ben bu masalın sonunu…</p>
<p><em>Bir diğer sahne açılıyor… Kız elinde tepsi, içinde kahve fincanları, köy evinde, misafir ağırlıyor…</em></p>
<p><em>Babası, annesi, tanımadığı kişiler ve bambaşka bir genç… Fincanları bırakıp gidiyor kız, ağlamaklı… Çaresiz yumup gözlerini kendi düşünü kuruyor ve ırmağa atlayan delikanlıyı hayal ediyor. Sadece bir kez görebildiği bu gözlere bırakıyor kendini… Tekrar ırmağa koşup varmak, onu bir kez daha görmek, keklik olup uçmak, yanına gitmek istiyor</em>…</p>
<p><figure id="attachment_1574" aria-describedby="caption-attachment-1574" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi.jpg" rel="attachment wp-att-1574"><img class=" td-modal-image wp-image-1574 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi-300x198.jpg?resize=300%2C198" alt="İşte bu gönlünün cananı geldi" width="300" height="198" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi.jpg?resize=300%2C198&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1574" class="wp-caption-text">İşte bu gönlünün cananı geldi</figcaption></figure></p>
<p><strong>“İşte bu gönlünün cananı geldi” </strong><em>diyebilmek için…</em></p>
<ul>
<li>Sen hala kalkmadın mı?</li>
</ul>
<p>Bu sefer sertleşen sesle irkiliyorum… Ama diyorum ki kendi kendime, ya kavuşamazlarsa, ya ayrılırlarsa. Ya kızı sevmediği kişiyle evlendirirlerse, içim içime sığmıyor. Ama annem kararlı, başımda beliriyor… Düşüm yarım, kaybolan sevdalar gibi, umutlarım yarım… Türkünün son notaları kulağımda, isteksizce kalkıyorum yataktan.</p>
<p><strong>“İşte bu gönlümün cananı geldi”.</strong></p>
<p><strong><em>&nbsp;Annemin yaktığı soba kadar, üzerinde kaynayan ıhlamur kadar sıcak bir hüzünle uyanıyorum bu sabaha… Kızarmış ekmek kokusundan yanık, ardından okunan sabâ makamındaki içli sabah ezanına…</em></strong></p>
<p>Devamı gelecek&#8230;</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/YFRzRZcO-_c?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sabahin-seherinde-otuyor-kuslar/">Sabahın Seherinde Ötüyor Kuşlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sabahin-seherinde-otuyor-kuslar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1570</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şifa Niyetine Müzik Dinle</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sifa-niyetine-muzik-dinle/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sifa-niyetine-muzik-dinle/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Jan 2016 11:44:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Meleklerin Tarzı Farklı]]></category>
		<category><![CDATA[müziğin iyileştirme gücü]]></category>
		<category><![CDATA[müziğin rehabilite gücü]]></category>
		<category><![CDATA[müzikten gelen şifa]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı müzik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1498</guid>
				<description><![CDATA[<p>Eski zaman insanları haksız olamazlar. Müziğin iyileştirici gücüne inanmış olacaklar ki &#8211; “Müzik ruhun gıdasıdır.” vecizesi bugünlere kadar ağızdan ağıza gelmiş&#8230; Doğru söze ne hacet! Hatırlıyorum da ergenlik döneminde bunaldığımda yada bir sıkıntının üstesinden gelemediğimde yardımıma müzik koşardı. Ne zamanki başucumda duran, anneciğimin bana verdiği, dijital saatimin radyosunu açsam neşe dolardı içim. Ergen bedenimde ne [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sifa-niyetine-muzik-dinle/">Şifa Niyetine Müzik Dinle</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Eski zaman insanları haksız olamazlar. Müziğin iyileştirici gücüne inanmış olacaklar ki &#8211; “Müzik ruhun gıdasıdır.” vecizesi bugünlere kadar ağızdan ağıza gelmiş&#8230; Doğru söze ne hacet!</p>
<p>Hatırlıyorum da ergenlik döneminde bunaldığımda yada bir sıkıntının üstesinden gelemediğimde yardımıma müzik koşardı. Ne zamanki başucumda duran, anneciğimin bana verdiği, dijital saatimin radyosunu açsam neşe dolardı içim. Ergen bedenimde ne dert kalırdı, ne de aşk acısının zerre kırıntısı…</p>
<p>Bilim, müziğin bize şifa verdiğini ispat etmektedir. Bu yönde yapılan birçok araştırma bunu kanıtlamaktadır. Dilerseniz bu araştırmaların sonuçlarına bir göz atalım:</p>
<p><figure id="attachment_1500" aria-describedby="caption-attachment-1500" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-2.jpg" rel="attachment wp-att-1500"><img class=" td-modal-image wp-image-1500 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-2-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="Müzik sözlü ve görsel becerimizi geliştirir!" width="300" height="200" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-2.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-2.jpg?w=507&amp;ssl=1 507w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1500" class="wp-caption-text">Müzik sözlü ve görsel becerimizi geliştirir!</figcaption></figure></p>
<p><strong>“Müzik sözlü ve görsel becerimizi geliştirir!”</strong></p>
<p>Birçok araştırma, erken yaşlarda görülen müzik eğitiminin bireyde sözlü beceriyi ve görsel beceriyi ilerlettiğini ispat etmiştir.</p>
<p>4-6 yaş aralığında bir ay müzik eğitimi almış çocuklarda ritim, melodi ve basit ezgi cümleleri kurdukları, kelimeleri ve anlamlarını bildikleri gözlemlenmiştir.</p>
<p>8-11 yaş aralığındaki müzik eğitimi gören çocukların IQ ve görsel zekalarının müzik eğitimi görmeyen çocuklara oranla çok daha yukarılarda olduğu görülmüştür.</p>
<p>1 yaş ve altındaki bebeklerde ebeveynleriyle katıldıkları müzik derslerinin iletişimlerinin daha kuvvetli olduğu, daha sık gülümsedikleri ve müziğe daha sofistike cevaplar verdikleri görülmektedir.</p>
<p><figure id="attachment_1502" aria-describedby="caption-attachment-1502" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-3.jpg" rel="attachment wp-att-1502"><img class=" td-modal-image wp-image-1502 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-3-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="Müzik yaşlanan beynimizi canlı tutar!" width="300" height="200" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-3.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-3.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1502" class="wp-caption-text">Müzik yaşlanan beynimizi canlı tutar!</figcaption></figure></p>
<p><strong>“Müzik yaşlanan beynimizi canlı tutar!”</strong></p>
<p>Müzik yapmanın ve müzik dinlemenin yaşlanmakta olan beynimizin dinç kalmasını sağladığı bir başka araştırmada kanıtlanmıştır. Beyninde hasar meydana gelmiş insanlarda bile müziğin iyileştirici gücü kendini göstermiştir. Müzik dinleyen bu kişilerde hatıraların canlandığı, müziğin ritminin ve armonisinin kişiyi hatırlamaya sevk ettiği gözlemlenmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_1503" aria-describedby="caption-attachment-1503" style="width: 234px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-4.png" rel="attachment wp-att-1503"><img class=" td-modal-image wp-image-1503 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-4.png?resize=234%2C242" alt="Müzik kalbimize, nabzımızın düzgün atmasına ve kan basıncımıza iyi gelir!" width="234" height="242" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-4.png?w=234&amp;ssl=1 234w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-4.png?resize=233%2C242&amp;ssl=1 233w" sizes="(max-width: 234px) 100vw, 234px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1503" class="wp-caption-text">Müzik kalbimize, nabzımızın düzgün atmasına ve kan basıncımıza iyi gelir!</figcaption></figure></p>
<p><strong>“Müzik kalbimize, nabzımızın düzgün atmasına ve kan basıncımıza iyi gelir!”</strong></p>
<p>Bir başka araştırmada, kalp rahatsızlığı olan hastalarda müziğin nabzın düzgün atmasını sağladığı ve iyileşme sürecinin hızlandığı görülmüştür. Müziğin türüne bağlı olarak beyin endorfin salgılamakta, bu da vasküler sisteminin (damar yollarının) iyileşmesini sağlamaktadır. Kalp ameliyatı geçirmiş ve dinlenirken müzik dinleyen hastalar, sessizlikte dinlenen hastalara göre daha az anksiyeteye (kaygı) kapıldıkları ve daha az ağrı hissettikleri görülmüştür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><figure id="attachment_1504" aria-describedby="caption-attachment-1504" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-5.png" rel="attachment wp-att-1504"><img class=" td-modal-image wp-image-1504 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-5-300x134.png?resize=300%2C134" alt="Müzik kaliteli uyku uyumamızı sağlar!" width="300" height="134" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-5.png?resize=300%2C134&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-5.png?w=713&amp;ssl=1 713w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1504" class="wp-caption-text">Müzik kaliteli uyku uyumamızı sağlar!</figcaption></figure></p>
<p><strong>“Müzik kaliteli uyku uyumamızı sağlar!”</strong></p>
<p>Uyku sorunu yaşayan insanlarda müzik dinlemenin olumlu dönütleri olmuştur. Buna göre uyku uyumakta zorlanan hastalar belli saatlerde dinlemiş oldukları müziğin ardından kaygı ve stresin yok olduğu gözlemlenmiştir. Bazı vakalarda uykusuzluk hastalığını yok etmek için müzik terapisi uygulanmaktadır.</p>
<p><figure id="attachment_1505" aria-describedby="caption-attachment-1505" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-6.jpg" rel="attachment wp-att-1505"><img class=" td-modal-image wp-image-1505 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-6-300x188.jpg?resize=300%2C188" alt="Müzik bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirir ve acıyı azaltır!" width="300" height="188" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-6.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-6.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-6.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-6.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-6.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1505" class="wp-caption-text">Müzik bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirir ve acıyı azaltır!</figcaption></figure></p>
<p><strong>“Müzik bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirir ve acıyı azaltır!”</strong></p>
<p>Cortisol; bağışıklık sistemini yavaşlatan, kalp hastalıkları riskini yükselten, kemik yoğunluğunu düşüren, kan basıncını etkileyen ve birçok olumsuzluğu beraberinde getiren bir stres hormonudur. Yapılan araştırmaya göre sadece 50 dakika müzik dinleme ile vücudumuz eski sağlığına kavuşmakta ve bu gibi olumsuzluklardan sıyrılmaktadır. Müzik türüne gelecek olursak – size keyif veren müziği dinlemeniz çok önemli!</p>
<p><figure id="attachment_1506" aria-describedby="caption-attachment-1506" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-7.jpg" rel="attachment wp-att-1506"><img class=" td-modal-image wp-image-1506 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-7-300x140.jpg?resize=300%2C140" alt="Müzik depresyon ve korkularımızı yenmemizi sağlar!" width="300" height="140" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-7.jpg?resize=300%2C140&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/GÖRSEL-7.jpg?w=700&amp;ssl=1 700w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1506" class="wp-caption-text">Müzik depresyon ve korkularımızı yenmemizi sağlar!</figcaption></figure></p>
<p><strong>“Müzik depresyon ve korkularımızı yenmemizi sağlar!”</strong></p>
<p>Drexel Üniversitesi’nde kanser hastalarıyla yapılan araştırmaya göre müzik dinleyen yada bir müzik terapistiyle çalışan hastaların kan basıncı düzeyleri müzik dinlemeyen diğer hastalara göre daha iyi olduğu görülmüş ve morallerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Müziğin psikolojiye, acıya ve kaliteli hayata olumlu etkisi olduğu yadsınamaz bir gerçektir.</p>
<p><figure id="attachment_1507" aria-describedby="caption-attachment-1507" style="width: 278px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-8.jpg" rel="attachment wp-att-1507"><img class=" td-modal-image wp-image-1507 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-8.jpg?resize=278%2C225" alt="Müzik bizi mutlu eder!" width="278" height="225" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-8.jpg?w=278&amp;ssl=1 278w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/görsel-8.jpg?resize=168%2C137&amp;ssl=1 168w" sizes="(max-width: 278px) 100vw, 278px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1507" class="wp-caption-text">Müzik bizi mutlu eder!</figcaption></figure></p>
<p><strong>“Müzik bizi mutlu eder!”</strong></p>
<p>Müziğin o kadar çok iyileştirici yanı var ki saymakla bitmez. Müzik dinlerken beynimizden dopamin salınıverir ve bu kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.</p>
<p>İnsanı mutlu eden, hüzünlendiren, heyecanlandıran, belki de umut veren ah o şarkılar…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><figure id="attachment_1508" aria-describedby="caption-attachment-1508" style="width: 170px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Meleklerin-Tarzı-Farklı-Albüm-kapağı.jpeg" rel="attachment wp-att-1508"><img class=" td-modal-image wp-image-1508 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Meleklerin-Tarzı-Farklı-Albüm-kapağı.jpeg?resize=170%2C170" alt="Erhan Demir &quot;Meleklerin Tarzı Farklı&quot;" width="170" height="170" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Meleklerin-Tarzı-Farklı-Albüm-kapağı.jpeg?w=170&amp;ssl=1 170w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Meleklerin-Tarzı-Farklı-Albüm-kapağı.jpeg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 170px) 100vw, 170px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1508" class="wp-caption-text">Erhan Demir &#8220;Meleklerin Tarzı Farklı&#8221;</figcaption></figure></p>
<p><strong>Bu kadar bilgiden sonra</strong></p>
<p>Şimdi de sözü ve müziği bana ait olan “Meleklerin Tarzı Farklı” adlı şarkımı bir fincan çay ya da kahve eşliğinde dinlemeye ne dersiniz?</p>
<p>Yeni yıl hepimize kutlu olsun! &nbsp;2016&#8217;nın hepimize sağlık, mutluluk ve sanat dolu yılları beraberinde getirmesini dilerim!</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/VU7aZY9jPw0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sifa-niyetine-muzik-dinle/">Şifa Niyetine Müzik Dinle</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sifa-niyetine-muzik-dinle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1498</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yasmin Levy: &#8220;Adio Querida&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yasmin-levy-adio-querida/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yasmin-levy-adio-querida/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 01 Jan 2016 20:32:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Merve Yaşar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Adio Kerida]]></category>
		<category><![CDATA[Adio Querida]]></category>
		<category><![CDATA[hoşça kal sevgilim]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[Yasmin Levy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1490</guid>
				<description><![CDATA[<p>Adio Querida, telaffuzuyla Adio Kerida yani “hoşça kal sevgilim”&#8230; İspanyolca bildiğimden yahut anladığımdan değil ama ses nükteleri aksanının verdiği buğulu, puslu, düşünceli ve anlamlı gelen tınısıyla ruhumdan bazen bir şeyler alıp götüren bazense tamamlanmamış bir cümleye nokta koyan şarkı. İlk dinlediğimde henüz bir sevgilim bile olmamasına rağmen belki hüzne yatkın ruhuma hapsolan Yasmin LEVY&#8216;nin seslendirdiği [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yasmin-levy-adio-querida/">Yasmin Levy: &#8220;Adio Querida&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Adio Querida</strong>, telaffuzuyla <strong>Adio Kerida</strong> yani “<strong>hoşça kal sevgilim</strong>”&#8230; İspanyolca bildiğimden yahut anladığımdan değil ama ses nükteleri aksanının verdiği buğulu, puslu, düşünceli ve anlamlı gelen tınısıyla ruhumdan bazen bir şeyler alıp götüren bazense tamamlanmamış bir cümleye nokta koyan şarkı.</p>
<p>İlk dinlediğimde henüz bir sevgilim bile olmamasına rağmen belki hüzne yatkın ruhuma hapsolan <strong>Yasmin LEVY</strong>&#8216;nin seslendirdiği Adio Kerida ruhumun tınısı haline geldi. Zamanla ruhuma hapsettiğim bu tınıyı anlamlandırmak çok zor olmadı. Hayat öyle şeyler getiriyor ki bazen insanoğluna çocukken aşık olduğun anlamsız şarkı hayatınla vücut bulup karşına dikiliyor. İlk sevgilim aynı zamanda ilk ayrılığım olan insana borçluyum bu vücut buluşu. Kendini gösterdiğinde 19 yaşındaydım ilk kez sevmiş, ilk kez hoşça kal demiştim sevdiğime&#8230; Şimdilerdeyse ruhuma işleyişi bambaşka birçok kez hoşça kal dediğin sevdiğin yanında ve artık ikiniz için bir “hoşça kal”dan ziyade ömür vadeden bir anı Yasmin LEVY&#8217;nin Adio Kerida’sı&#8230;</p>
<p>Bazen bir hoşça kal binlerce hoşgeldin senatosu yaşatır sevdiğine&#8230;</p>
<p>Her dinlediğimde ağlatan o şarkı şimdilerde ufak bir tebessümle hayatın bana kattıklarını seriyor önüme gülümseterek. Demem o ki seversin, sevilirsin ve bazen kaybedersin. O hoşça kal dediğin insan eğer kaderinse ne geçen zaman ne de yaşamın alıp götürdükleri bir kez daha BEN GELDİM diyerek elini tutmasına engel olamaz&#8230;</p>
<p>Herkes hoşça kal der sevdiğine&#8230; Kimi vazgeçtiği için, kimi yanlış olduğunu düşündüğü için, kimi bilmem ne için der bunu. HOŞÇA KAL demek değil mevzu sevdiğine, vazgeçebilmek hoşça kal dedikten sonra. Herkes bilir, herkes yaşar bu vazgeçişi yahut vazgeçme ümidini&#8230; Ama asıl mevzu o “hoşça kal”la beraber kalbinden uğurlayabilmektir sevdiğini. Ben defalarca denedim. Bazen vazgeçtim sandım, bazense vazgeçmeyi umdum. Ama her uğurlayışım yeni bir karşılama buldu. Siz, siz olun kalbinizden uğurlayamadığınıza hoşça kal demeyin&#8230;</p>
<p>Bienvenido querida… Hoşgeldin sevgilim&#8230; Hep hoş gel ve hiç hoşça kal-ma&#8230;</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/DdcusOXh_f8?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yasmin-levy-adio-querida/">Yasmin Levy: &#8220;Adio Querida&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yasmin-levy-adio-querida/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1490</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Melis Danişmend: Bugünler Parlak?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/melis-danismend-bugunler-parlak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/melis-danismend-bugunler-parlak/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 29 Dec 2015 08:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikten Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Bugünler Parlak]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[Melis Danişmend]]></category>
		<category><![CDATA[single]]></category>
		<category><![CDATA[Ve Ev’in]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1445</guid>
				<description><![CDATA[<p>Melis Danişmend, üçüncü albümü “Ve Ev’in” tanıtım konserini geçtiğimiz günlerde Salon İKSV’de gerçekleştirdi. Yeni albümden yayınlanan ilk single “Bugünler Parlak?” oldu. Şarkıyı iTunes, Spotify ve Deezer aracılığı ile dinlemeniz ve edinmeniz mümkün. Ayrıca şarkı official audio olarak Youtube’ta da yayında. Bugün eski defterleri kapattım ve attım Bugün bardağıma birazcık damlalar kattım Bugün yapraklardan süzülen yaş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melis-danismend-bugunler-parlak/">Melis Danişmend: Bugünler Parlak?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Melis Danişmend, üçüncü albümü “<em>Ve Ev’in</em>” tanıtım konserini geçtiğimiz günlerde Salon İKSV’de gerçekleştirdi. Yeni albümden yayınlanan ilk single “<em>Bugünler Parlak?</em>” oldu. Şarkıyı iTunes, Spotify ve Deezer aracılığı ile dinlemeniz ve edinmeniz mümkün. Ayrıca şarkı official audio olarak Youtube’ta da yayında.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/7x9QuMGXIdw?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><em>Bugün eski defterleri kapattım ve attım</em></p>
<p><em>Bugün bardağıma birazcık damlalar kattım</em></p>
<p><em>Bugün yapraklardan süzülen yaş değil yağmur</em></p>
<p><em>Bugün benim günüm</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Bugün patronum çift kişilikli değil renkli</em></p>
<p><em>Bugün sırama kaynayan öküz değil gözüm bozuk</em></p>
<p><em>Bugün meydanlardan bağıran kalpsiz değil bin pişman</em></p>
<p><em>Bugün benim günüm</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Sakin sakin atlat, bugünler pek parlak</em></p>
<p><em>Sakin sakin atlat, bugünler pek parlak</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Bugün dili tutulasıcalar çok hoşsohbet</em></p>
<p><em>Bugün lalalalalalalalaylalaylaylay</em></p>
<p><em>Bugün seni sevdim ama hepsi içkidendi</em></p>
<p><em>Diyenler bile iyi kalpli</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Sakin sakin atlat bugünler pek parlak</em></p>
<p><em>Sakin sakin atlat bugünler pek parlak değil.</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melis-danismend-bugunler-parlak/">Melis Danişmend: Bugünler Parlak?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/melis-danismend-bugunler-parlak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1445</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Etnik Müzik ve Flamenko Kaşiflerine Şiddetli Bir Tavsiye: MOR KARBASİ</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/etnik-muzik-ve-flamenko-kasiflerine-siddetli-bir-tavsiye-mor-karbasi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/etnik-muzik-ve-flamenko-kasiflerine-siddetli-bir-tavsiye-mor-karbasi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 Nov 2015 20:32:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Amalia Rodrigues]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Ladino dili]]></category>
		<category><![CDATA[etnik müzik]]></category>
		<category><![CDATA[fado]]></category>
		<category><![CDATA[fado sanatçısı]]></category>
		<category><![CDATA[Fadonun Kraliçesi]]></category>
		<category><![CDATA[flamenko]]></category>
		<category><![CDATA[folk]]></category>
		<category><![CDATA[folk müzik]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Judezmo]]></category>
		<category><![CDATA[Judia]]></category>
		<category><![CDATA[La galana i la mar]]></category>
		<category><![CDATA[Ladino]]></category>
		<category><![CDATA[Ladino müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Mariza]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Karbasi]]></category>
		<category><![CDATA[Puncha Puncha]]></category>
		<category><![CDATA[Queen of Fado]]></category>
		<category><![CDATA[Rainha do Fado]]></category>
		<category><![CDATA[Roza]]></category>
		<category><![CDATA[Sefarad]]></category>
		<category><![CDATA[Sefarad öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sephardic]]></category>
		<category><![CDATA[Shecharhoret]]></category>
		<category><![CDATA[Shlomo Bar]]></category>
		<category><![CDATA[Spanyolit]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudi müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Yasmin Levy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=937</guid>
				<description><![CDATA[<p>Mor Karbasi, İsrail asıllı bir şarkıcıdır. Müzik çalışmalarının genelini İspanya’dan sürgün edilen Yahudilere ait Judezmo, Spanyolit veya Sephardic olarak da bilinen “Antik Ladino dili” ve “Ladino” müziği üzerinedir ve 15.yy İspanya’sının Sefarad öykülerini müziğinde işler. Bunun yanı sıra müziğinde Fas ve İran esintileri de görülür.&#160;Geçmiş kültürel değerlerine bağlıdır ve müziğinde gelenekselliğin varlığı izlenmektedir. Kudüs doğumlu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/etnik-muzik-ve-flamenko-kasiflerine-siddetli-bir-tavsiye-mor-karbasi/">Etnik Müzik ve Flamenko Kaşiflerine Şiddetli Bir Tavsiye: MOR KARBASİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Mor Karbasi, İsrail asıllı bir şarkıcıdır. Müzik çalışmalarının genelini İspanya’dan sürgün edilen Yahudilere ait Judezmo, Spanyolit veya Sephardic olarak da bilinen “Antik Ladino dili” ve “Ladino” müziği üzerinedir ve 15.yy İspanya’sının Sefarad öykülerini müziğinde işler. Bunun yanı sıra müziğinde Fas ve İran esintileri de görülür.&nbsp;Geçmiş kültürel değerlerine bağlıdır ve müziğinde gelenekselliğin varlığı izlenmektedir.</p>
<p><figure id="attachment_939" aria-describedby="caption-attachment-939" style="width: 199px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mor-karbasi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-939 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mor-karbasi-199x300.jpg?resize=199%2C300" alt="Mor Karbasi, etnik müzik ve flamengonun en iyi örneklerinden birisidir." width="199" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mor-karbasi.jpg?resize=199%2C300&amp;ssl=1 199w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mor-karbasi.jpg?w=680&amp;ssl=1 680w" sizes="(max-width: 199px) 100vw, 199px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-939" class="wp-caption-text">Mor Karbasi, etnik müzik ve flamengonun en iyi örneklerinden birisidir.</figcaption></figure></p>
<p>Kudüs doğumlu olan İsrailli sanatçı yine İsrail’de bir üniversiteden mezun olduktan sonra askere gitmiş ve 18 ve 20 yaş arasını İsrail ordusunda müzik yaparak geçirmiştir. Sonrasında sevgilisinin peşinden Londra’ya gitmiş ve müzik hayatındaki ilk ciddi çıkışını burada yapmıştır.</p>
<p>Tarz olarak Mariza ve Yasmin Levy ile yakın gibi görülse de dinleyicileri çok iyi bilir ki kendine has bir farklılığı vardır. Bu benzerlik kendisine sorulduğunda ise, bu benzerliği folk müziğin birçok ortak noktaya sahip olması sebebine bağlıyor ve kendisinin ne Mariza’ya ne de Yasmin Levy’ye aslında benzemediğini ifade ediyor.</p>
<p>Bunun yanında Portekizli ünlü fado sanatçısı olan ve “Rainha do Fado / Queen of Fado” (Fadonun Kraliçesi) olarak da bilinen&nbsp; Amalia Rodrigues’in hayranıdır. Bu nedenle kimi parçalarında fado etkisi de görülür. &nbsp;Ayrıca kendisi İsrailli etnik müzik sanatçısı olan “Shlomo Bar” hayranı olduğunu da söylemektedir.</p>
<p>“Shecharhoret”, “Judia” (Judia yahudi anlamına gelir ve şarkı Yahudi kaderinden bahseden metaforik bir parçadır), “Roza”, “La galana i la mar “ve özellikle de “Puncha Puncha” benim dinlemekten inanılmaz keyif aldığım parçalarıdır.</p>
<p><figure id="attachment_940" aria-describedby="caption-attachment-940" style="width: 512px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mor-karbasi-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-940 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mor-karbasi-1.jpg?resize=512%2C288" alt="İsrailli sanatçı, birçok şarkısıyla müzikseverlerin beğenisini topladı." width="512" height="288" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mor-karbasi-1.jpg?w=512&amp;ssl=1 512w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/mor-karbasi-1.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-940" class="wp-caption-text">İsrailli sanatçı, birçok şarkısıyla müzikseverlerin beğenisini topladı.</figcaption></figure></p>
<p>Karbasi’nin müziklerini etnik müzik severlerine ve flamenko sevenlere şiddetle tavsiye edebilirim. Hele ki “Roza” ve “Puncha Puncha” benim için her açıdan çok etkileyici olan parçalarıdır ve söylemeliyim ki Mor Karbasi keşfe değer çok özel bir müzisyen/sanatçıdır.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/M64phKDUecI?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/etnik-muzik-ve-flamenko-kasiflerine-siddetli-bir-tavsiye-mor-karbasi/">Etnik Müzik ve Flamenko Kaşiflerine Şiddetli Bir Tavsiye: MOR KARBASİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/etnik-muzik-ve-flamenko-kasiflerine-siddetli-bir-tavsiye-mor-karbasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">937</post-id>	</item>
		<item>
		<title>John Lennon Belgeseli: &#8220;LennoNYC&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 17 Oct 2015 22:37:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[beatles]]></category>
		<category><![CDATA[beatles grubu]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel film ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[john lennon]]></category>
		<category><![CDATA[john lennon belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[lennon]]></category>
		<category><![CDATA[lennon belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[lennonnyc]]></category>
		<category><![CDATA[LennoNYC]]></category>
		<category><![CDATA[mark david chapman]]></category>
		<category><![CDATA[michael epstein]]></category>
		<category><![CDATA[müzik ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[peapody]]></category>
		<category><![CDATA[peapody ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>
		<category><![CDATA[rock müzik]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[the beatles]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=712</guid>
				<description><![CDATA[<p>John Lennon&#8217;un hayatının belirli bir bölümüne odaklanan &#8220;LennoNYC&#8221; adlı belegeseli siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz. Belgesel, Lennon&#8217;un Beatles grubundan ayrıldk sonra ABD&#8217;nin New York şehrindeki yaşamına odaklanıyor. 2010 yılıyapımı LennoNYC ödüllü bir belegesel olma özelliğini taşıyor. John Lennon sadece bir ünlü müzisyen olmanın çok ötesine geçmiş bir şahsiyettir. Kurucusu olduğu İgiliz müzisyen grubu The Beatles&#8217;in dünyaca [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/">John Lennon Belgeseli: &#8220;LennoNYC&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>John Lennon&#8217;un hayatının belirli bir bölümüne odaklanan &#8220;LennoNYC&#8221; adlı belegeseli siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz.</p>
<p>Belgesel, Lennon&#8217;un Beatles grubundan ayrıldk sonra ABD&#8217;nin New York şehrindeki yaşamına odaklanıyor. 2010 yılıyapımı LennoNYC ödüllü bir belegesel olma özelliğini taşıyor.</p>
<p><figure id="attachment_715" aria-describedby="caption-attachment-715" style="width: 354px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-715 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg?resize=354%2C500" alt="John Lennon'un hayatının son 20 yılının anlayan &quot;LenonNYC&quot; belgesei." width="354" height="500" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg?w=354&amp;ssl=1 354w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg?resize=212%2C300&amp;ssl=1 212w" sizes="(max-width: 354px) 100vw, 354px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-715" class="wp-caption-text">John Lennon&#8217;un hayatının son 20 yılının anlayan &#8220;LenonNYC&#8221; belgesei.</figcaption></figure></p>
<p>John Lennon sadece bir ünlü müzisyen olmanın çok ötesine geçmiş bir şahsiyettir. Kurucusu olduğu İgiliz müzisyen grubu The Beatles&#8217;in dünyaca ünü bilinir. Bunun yanı sıra Lennon&#8217;un barış aktivistliği de dünyaya mal olmuştur. Beatles&#8217;tan 1969&#8217;da ayrılan John Lennon daha sonra Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ne taşınarak New York City&#8217;de yaşamaya başlar. Yine New York&#8217;ta yaşamını sürdüğü otelin önünde Mark David Chapman tarafından öldürülür. Yaşamının bu son yıllarını ele alan LennonNYC belgeseli Michael Epstein tarafından senaryolaşyırılıp yönetildi. Belgesel, Lennon&#8217;un son 20 yılını ele alır.</p>
<p>Belgesel film, ilk kez John Lennon 70. doğum günü olan 9 Ekim 2010&#8217;da gösterildi. LennoNYC, Peapody Ödülü&#8217;nü almaya hak kazanmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_713" aria-describedby="caption-attachment-713" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-713 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon.jpg?resize=300%2C168" alt="John Lennon" width="300" height="168" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-713" class="wp-caption-text">John Lennon</figcaption></figure></p>
<p>Bu yıl Lennon 75. doğum günü olması vesilesiyle belgesel film internet ortamında ücretsiz bir şekilde yayınlandı ve Lennon hayranlarının beğenisine açılmış oldu. Belgeselde birçok arşiv görüntüsü ve pek çok ünlü ile yapılan röportajlar da mevcut.</p>
<p>John Lennon gibi dünya müzik tarihine damga vurmuş bir müzisyenin hayatını konu alan bu muhteşem belgeseli buradan izleyebilirsiniz.</p>
<p>İyi seyirler.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/5xwvsp6t1CA?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/">John Lennon Belgeseli: &#8220;LennoNYC&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">712</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
