<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>ressam &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/ressam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 23:18:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Mimar Ressam Ebru Kalgay’dan Renklerin Dansı Resim Sergisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mimar-ressam-ebru-kalgaydan-renklerin-dansi-resim-sergisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mimar-ressam-ebru-kalgaydan-renklerin-dansi-resim-sergisi/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 18 May 2017 18:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Nişantaşı Niş Art Sanat Galerisi]]></category>
		<category><![CDATA[resim sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[sanat sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9352</guid>
				<description><![CDATA[<p>Mimarlık alanındaki çalışmaları ile bilinen sosyete mimarı Ebru Kalgay, Nişantaşı Niş Art Sanat Galerisi’nde resim sergisi açtı. Sanatçı sergisinde aralarında suluboya, yağlıboya, akrilik, kara kalem, pastel boya, çini mürekkebi ve kolaj olmak üzere 70 resim ile 20 Ebru çalışmasını 26 Mayıs tarihine kadar sergiliyor. Ebru Kalgay Kimdir? Ebru Kalgay İstanbul doğumlu. Resim sanatına küçük yaşlarda [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mimar-ressam-ebru-kalgaydan-renklerin-dansi-resim-sergisi/">Mimar Ressam Ebru Kalgay’dan Renklerin Dansı Resim Sergisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Mimarlık alanındaki çalışmaları ile bilinen sosyete mimarı <strong>Ebru Kalgay</strong>, <strong>Nişantaşı Niş Art Sanat Galerisi</strong>’nde resim sergisi açtı. Sanatçı sergisinde aralarında suluboya, yağlıboya, akrilik, kara kalem, pastel boya, çini mürekkebi ve kolaj olmak üzere 70 resim ile 20 Ebru çalışmasını <strong>26 Mayıs</strong> tarihine kadar sergiliyor.</p>
<figure id="attachment_9356" aria-describedby="caption-attachment-9356" style="width: 605px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-KaLgay4.jpg"><img class="size-full wp-image-9356" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-KaLgay4.jpg?resize=605%2C907" alt="Ebru Kalgay Resim Sergisi" width="605" height="907" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-KaLgay4.jpg?w=605&amp;ssl=1 605w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-KaLgay4.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9356" class="wp-caption-text">Ebru Kalgay Resim Sergisi</figcaption></figure>
<h2>Ebru Kalgay Kimdir?</h2>
<p><strong>Ebru Kalgay</strong> İstanbul doğumlu. Resim sanatına küçük yaşlarda kara kalem ile başladı. Ardından sulu boya ve pastelle devam ettirdi. Nişantaşı Kız Lisesi’nde okurken yağlı boyaya yöneldi. İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra yüksek lisansını da aynı fakültenin Yapı Kürsüsünde yaptı. Mimarlık yaparken sanatın pek çok dalıyla ilgilendi, İTÜ’de Şadan Bezeyiş,  Bakraç Sanat Galerisi’nde Alp Bartu ve Ali Candaş, Atölye Biz’de Burhan Özer gibi değerli ressamlardan eğitim aldı. Sait Günel, Hikmet Çetinkaya ve Orhan Gürel’in Workshop’larına katıldı. Füsun Arıkan’ın Ebru atölyesinde çalıştı. İTÜ Mimarlık Fakültesi Taşkışla, Bakraç Sanat Galerisi, Beşiktaş Deniz Müzesi, Füsun Arıkan Atölyesi, Akatlar Kültür Merkezi’nde sergiler açtı. Çeşitli yarışmalardan mesleki ödüller alırken, ilk olarak Mimarlar Odası İstanbul Şubesinin öğrenci yarışmasında “Sinan Ödülü 80’i kazandı. Halen kendisine ait mimarlık bürosunda mimari ve dekorasyon projelerinin yanı sıra resim çalışmalarını da yürütüyor.</p>
<figure id="attachment_9355" aria-describedby="caption-attachment-9355" style="width: 605px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-Kalgay3.jpg"><img class="size-full wp-image-9355" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-Kalgay3.jpg?resize=605%2C907" alt="Ebru Kalgay Resim Sergisi Nişantaşı Niş Art Sanat Galerisi'nde." width="605" height="907" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-Kalgay3.jpg?w=605&amp;ssl=1 605w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-Kalgay3.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9355" class="wp-caption-text">Ebru Kalgay Resim Sergisi Nişantaşı Niş Art Sanat Galerisi&#8217;nde.</figcaption></figure>
<h2>Nişantaşı Niş Art Sanat Galerisi</h2>
<p>Sergi adresi: Niş Art Hüsrev Gerede Caddesi No: 84 Teşvikiye – İSTANBUL</p>
<figure id="attachment_9353" aria-describedby="caption-attachment-9353" style="width: 605px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-KAlgay5.jpg"><img class="size-full wp-image-9353" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-KAlgay5.jpg?resize=605%2C907" alt="Ebru Kalgay" width="605" height="907" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-KAlgay5.jpg?w=605&amp;ssl=1 605w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/mimar-ressam-Ebru-KAlgay5.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9353" class="wp-caption-text">Ebru Kalgay</figcaption></figure>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mimar-ressam-ebru-kalgaydan-renklerin-dansi-resim-sergisi/">Mimar Ressam Ebru Kalgay’dan Renklerin Dansı Resim Sergisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mimar-ressam-ebru-kalgaydan-renklerin-dansi-resim-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9352</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ressam Serap Başol&#8221;un Resim Sergisi Açılıyor!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ressam-serap-basolun-resim-sergisi-aciliyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ressam-serap-basolun-resim-sergisi-aciliyor/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 01 Feb 2017 15:06:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Nişantaşı ART 212 Sanat Galerisi]]></category>
		<category><![CDATA[resim sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[sanat sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7188</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ressam Serap Başol’un Nişantaşı ART 212 Sanat Galerisi’nde 2 Şubat’ta başlayıp 15 Şubat 2017’ye kadar sürecek resim sergisi sanatseverlerin ilgisini beklemektedir. Tarih Öncesinde “BİRLİKTE Sanat“ Sanat günümüzden ne kadar eskilere gider? Zamanın içinden çıkıp gelen resimler bize neler fısıldar? Sanatın birleştiren etkisi üzerimizde nasıl bir iz bırakır? Benzeri sorularla insanın tarih içinde doğa, kutsallık ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ressam-serap-basolun-resim-sergisi-aciliyor/">Ressam Serap Başol&#8221;un Resim Sergisi Açılıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ressam Serap Başol</strong>’un Nişantaşı ART 212 Sanat Galerisi’nde 2 Şubat’ta başlayıp 15 Şubat 2017’ye kadar sürecek resim sergisi sanatseverlerin ilgisini beklemektedir.</p>
<h2>Tarih Öncesinde “BİRLİKTE Sanat“</h2>
<p>Sanat günümüzden ne kadar eskilere gider? Zamanın içinden çıkıp gelen resimler bize neler fısıldar? Sanatın birleştiren etkisi üzerimizde nasıl bir iz bırakır? Benzeri sorularla insanın tarih içinde doğa, kutsallık ve sanatla ilişkisi üzerine araştırmalarını sürdüren ressam <strong>Serap Başol</strong>, sanatseverleri son sergisinde gizemli bir yolculuğa çıkartıyor.</p>
<figure id="attachment_7189" aria-describedby="caption-attachment-7189" style="width: 621px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ressam-serap-basol.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7189 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ressam-serap-basol.jpg?resize=621%2C459" alt="Tarih Öncesinde “BİRLİKTE Sanat“ Resim Sergisi" width="621" height="459" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ressam-serap-basol.jpg?w=621&amp;ssl=1 621w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ressam-serap-basol.jpg?resize=300%2C222&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 621px) 100vw, 621px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7189" class="wp-caption-text">Tarih Öncesinde “BİRLİKTE Sanat“ Resim Sergisi</figcaption></figure>
<p>Sergide Orta Asya içlerinden başlayan Tibet, Mısır, Anadolu üzerinden Avrupa’ya uzanan sanatın bu yolculuğu çizimler, boyalı resimler, simge ve semboller ile anlatılıyor. <strong>Serap Başol</strong>’un 37 eserinin yer aldığı sergi Nişantaşı ART 212 Sanat Galerisi’nde 02-15 Şubat tarihleri arasında izlenebilir. Geçmişteki yaratım sürecini örnek alan sergi boyunca izleyiciler de sanatın birleştirici duygularını tatmak ve kendi izlerini bırakmak üzere interaktif bir ortamda birlikte resim çalışabilecekler.</p>
<h3>Nişantaşı ART 212 Sanat Galerisi</h3>
<ul>
<li>ART 212 Kadırgalar Cad. 8-B, Nişantaşı, İstanbul</li>
<li>Tel: 212-240 2282</li>
</ul>
<figure id="attachment_7192" aria-describedby="caption-attachment-7192" style="width: 603px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/tarihin-oncesinde-birlikte-sergisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7192 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/tarihin-oncesinde-birlikte-sergisi.jpg?resize=603%2C616" alt="Tarih Öncesinde “BİRLİKTE Sanat“ Resim Sergisi Nişantaşı ART 212 Sanat Galerisi'nde" width="603" height="616" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/tarihin-oncesinde-birlikte-sergisi.jpg?w=603&amp;ssl=1 603w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/tarihin-oncesinde-birlikte-sergisi.jpg?resize=294%2C300&amp;ssl=1 294w" sizes="(max-width: 603px) 100vw, 603px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7192" class="wp-caption-text">Tarih Öncesinde “BİRLİKTE Sanat“ Resim Sergisi Nişantaşı ART 212 Sanat Galerisi&#8217;nde</figcaption></figure>
<figure id="attachment_7191" aria-describedby="caption-attachment-7191" style="width: 445px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/serap-basol-resmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7191 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/serap-basol-resmi.jpg?resize=445%2C606" alt="Ressam Serap Başol’un Nişantaşı ART 212 Sanat Galerisi’nde 2 Şubat’ta başlayıp 15 Şubat 2017’ye kadar sürecek resim sergisi sanatseverlerin ilgisini beklemektedir." width="445" height="606" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/serap-basol-resmi.jpg?w=445&amp;ssl=1 445w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/serap-basol-resmi.jpg?resize=220%2C300&amp;ssl=1 220w" sizes="(max-width: 445px) 100vw, 445px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7191" class="wp-caption-text">Ressam Serap Başol’un Nişantaşı ART 212 Sanat Galerisi’nde 2 Şubat’ta başlayıp 15 Şubat 2017’ye kadar sürecek resim sergisi sanatseverlerin ilgisini beklemektedir.</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ressam-serap-basolun-resim-sergisi-aciliyor/">Ressam Serap Başol&#8221;un Resim Sergisi Açılıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ressam-serap-basolun-resim-sergisi-aciliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7188</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çağdaş Türk Resminde Soyut Resim</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 31 Jan 2017 08:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Maide Kasapoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Abidin Dino]]></category>
		<category><![CDATA[Bedri Rahmi Eyüboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Braque]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Ferruh Başağa]]></category>
		<category><![CDATA[Hamit Görele]]></category>
		<category><![CDATA[Kandinsky]]></category>
		<category><![CDATA[kübizm]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut dışavurumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Faik Üzer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7168</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünyada soyut sanat örnekleri ilk kez 1910 da Kandinsky’nin yapmış olduğu suluboya çalışmasıyla başlamıştır. 1910larda başlayan bu stil gerçekte bir ekol olmayıp bir anlayışı dile getirmekteydi. Soyut sanatın en büyük özelliği artık sanatçıların doğaya bakmadan beyinleriyle çalışmalarıydı. Türkiye’de ilk soyut girişimler geometrik non – figüratif çerçeve içinde olmuştur. Renk soyutlaması mantığı ise ilk defa müstakiller [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/">Çağdaş Türk Resminde Soyut Resim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada soyut sanat örnekleri ilk kez 1910 da Kandinsky’nin yapmış olduğu suluboya çalışmasıyla başlamıştır. 1910larda başlayan bu stil gerçekte bir ekol olmayıp bir anlayışı dile getirmekteydi. Soyut sanatın en büyük özelliği artık sanatçıların doğaya bakmadan beyinleriyle çalışmalarıydı.</p>
<p>Türkiye’de ilk soyut girişimler geometrik non – figüratif çerçeve içinde olmuştur. Renk soyutlaması mantığı ise ilk defa müstakiller ve D grubunda görülmeye başlamıştı. Ancak bir fov, Die Brücke, Der Blaue Reiter gibi renk soyutlamasına dayanan dışa vurumcu anlayışlar bizde pek yankı yapmamıştır. Renk soyutlamasına geçişteki gecikmenin, lirik – non – figüratif anlayışının geç kalmasına neden olduğu kabul edilebilir.</p>
<h2>Soyutlamanın Gelişimi</h2>
<p>Türk resmi, 1900lerin ilk çeyreğinden itibaren Avrupa resmindeki yenilikçi akımların paralelinde bir oluşum sürecine girmiştir ve kendine özgü sentezini oluşturmaya çalışmıştır. Ancak batı ile olan bu etkileşim Türk resmiyle aynı zamanda değil de, 1950ler de kendini gösterebilmiştir. Çünkü 1950li yıllar, özgürlükçü demokrasi, ülkenin sanat yaşamına batıdaki sanatsal akım ve yenilikleri takip eden bir zihniyet ve çok yönlü eğilimler görürüz.</p>
<figure id="attachment_7169" aria-describedby="caption-attachment-7169" style="width: 750px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7169 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg?resize=640%2C188" alt="Bedri Rahmi &quot;Hayat Ağacı&quot;, 1957" width="640" height="188" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg?w=750&amp;ssl=1 750w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg?resize=300%2C88&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7169" class="wp-caption-text">Bedri Rahmi &#8220;Hayat Ağacı&#8221;, 1957</figcaption></figure>
<p>Bizde resimsel anlatımlar yerel bir gelişime bağlı olamadan biçimleme anlayışları dışarıdan hep hazır olarak alındı. Bunun nedeni sanatçı ve düşünürlerimizin sanatsal üslup ve akımlar üzerine fazla eğilmemeleri ve bunların oluş nedenlerini ve zeminlerini araştırıp incelememeleri idi. Salt soyut çalışma Kandinsky’nin 1910‟larda yaptığı lirik non – figüratif resimle ortaya çıkmıştır. Ancak biz bu gelişimin ne olduğunu 1955’lerde anlamaya başladık. Bizde ilk soyut çalışmalar geometrik – non – figüratif bir biçimleme sınırı içinde kalmıştı.</p>
<p>1950li yıllar, özgürlükçü demokrasi, ülkenin sanat yaşamına batıdaki sanatsal akım ve yenilikleri takip eden bir zihniyet ve çok yönlü eğilimler görürüz. Türkiye’de resim ve</p>
<p>heykel sanatı bu dönemde hızla soyut akımların içine girmiştir. Batıdaki dezenformasyon ilkesine daha önceden uyulmaya başlansa bile bu dezenformasyonu kendi tarzlarına uygulamaları 50lere dayanır.</p>
<figure id="attachment_7170" aria-describedby="caption-attachment-7170" style="width: 191px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/devrim-erbil-ritmik-deniz-yorumu-1999.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7170 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/devrim-erbil-ritmik-deniz-yorumu-1999.jpg?resize=191%2C264" alt="Devrim Erbil &quot;Ritmik Deniz Yorumu&quot;, 1999" width="191" height="264" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7170" class="wp-caption-text">Devrim Erbil &#8220;Ritmik Deniz Yorumu&#8221;, 1999</figcaption></figure>
<p>Türk sanatçıların soyutlamaya ilgi duymaları Türk resminde önemli bir gelişmeydi lakin büyük bir sorunu vardı, o da halka soyut resmi benimsetebilmekti. 1953 yılında Adnan Çoker’le Lütfü Günay, “Sergi Öncesi” adını verdikleri ilk soyut sanat sergilerinden birini açtılar. Bir yıl sonra yine beraber Helikon Sanat Galerisi’nde bir soyut sanat sergisi daha açtılar. Helikon’da kısa bir süre sonra Cemal Bingöl tümüyle non figüratif yapıtlarından oluşan bir sergi açtı.</p>
<p>Resimsel anlayışımız alt yapısı oluşmadan batıdan alınıyordu. Türk sanatçılar, soyut sanat arayışlarını düşünce gelenekleri Türkiye’den farklı olan batı felsefesi üzerine temellendirmeye çalıştı ama bu olanaksızdı. Bundan dolayı bizdeki soyut resmin oluşumu birbiri ile ilişkisiz değerlendirmelerle ilgilidir. Soyuta ilişkin tüm bu girişimler sonunda batı sanatının sorunlarının etraflıca anlaşılmasını sağlamıştır. Dolayısıyla soyut resmin sınırsız bir anlatım alanı olduğunu anlamıştık. Hatta soyut anlayışı geleneksel halk sanatıyla ilişkilendiren sanatçılarımız oldu. Kimi yapıtlarda yöresel ve folklorik motiflerin soyut düzenini değerlendirme çabasındadır.</p>
<p>1959 – 1960larda soyut anlayışı benimsemiş aktif olarak çalışan ressamlar Zeki Faik İzer, Sabri Berkel, Halil Dikmen, Şemsi Arel, Ercüment Kalmık, Ferruh Başağa, Nuri İyem, Adnan Çoker, Cemal Bingöl, Adnan Turani, Lütfü Günay ve Cemil Eren’dir. Ressamlar soyutun çeşitli anlayışlarını temsil ediyorlardı. 1960tan sonra Devlet Resim ve Heykel Sergilerinde, müstakiller ve D grubu sonrası kuşağının desteği ile soyuta karşı ilgi artar. Bu yeni kuşağın akademideki hocalarının da desteği ile soyut anlayış büyük bir etkinlik ve yayılma gücü gösterebilmiştir. Buna paralel olarak bu alandaki yayınlar da artmıştır. Ancak yazıları genelde ressamlar ele almıştır.</p>
<figure id="attachment_7171" aria-describedby="caption-attachment-7171" style="width: 679px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7171 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg?resize=640%2C245" alt="Fahrelnisa Zeid &quot;Cehennemim&quot;, 1951" width="640" height="245" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg?w=679&amp;ssl=1 679w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg?resize=300%2C115&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7171" class="wp-caption-text">Fahrelnisa Zeid &#8220;Cehennemim&#8221;, 1951</figcaption></figure>
<h2>Türk Sanatında Soyut Resmin Sınıflandırılması</h2>
<p>Bizdeki soyut resim sınıflaması şu biçimde özetlenebilir;</p>
<ul>
<li>Geometrik soyutlamacılar</li>
<li>Lirik soyutlamacılar</li>
<li>Geometrik non – figüratif</li>
<li>Lirik non – figüratif</li>
</ul>
<h2>Geometrik Soyutlamacılar</h2>
<p>Türk resim sanatında figürü, geometrik bir özetleme ile soyutlayan geometrik soyutlamacılarımız, ilk soyut yapıtımızı verenler olmamışlardır. Örneğin Ferruh Başağa 1947‟deki “Aşk” adlı yapıtında, modle’yi resminde bırakmasına karşın, figürü resminin ana konusu olarak muhafaza ediyordu. Hamit Görele de büyük, düz yüzeyler haline getirdiği sembolik nesne biçimlerini tuval yüzeyine dağıtarak bir çeşit düzenleme yapıyordu. Yazdığı yazılarda da rengin önemine işaret etmekle birlikte, resimlerinde geometrik olarak soyutlanmış biçim renkten ağır basıyordu. Onun çalışmalarında nesne renkleri dikkate alınmıyor, yalnız salt renklerle kesin sınırlı geometrik biçimlerin içi dolduruluyordu. Ayrıca, tuval yüzeyinde görülen biçimler çalışma sırasında belirmiş değil, daha çok araştırılmadan benimsenmiş biçimler olarak ele alınıyordu.</p>
<ul>
<li>Refik Epikman: (İstanbul, 1908 &#8211; İstanbul, 1974)</li>
</ul>
<figure id="attachment_7173" aria-describedby="caption-attachment-7173" style="width: 336px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7173 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?resize=336%2C431" alt="Nejat Devrim &quot;Gardens of Plants”, 1948" width="336" height="431" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?w=336&amp;ssl=1 336w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?resize=234%2C300&amp;ssl=1 234w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?resize=233%2C300&amp;ssl=1 233w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7173" class="wp-caption-text">Nejat Devrim &#8220;Gardens of Plants”, 1948</figcaption></figure>
<h2>Lirik Soyutlamacılar</h2>
<p>Resimsel lirizm, sanatçının iç dünyasındaki fırtınaların bir dışa vuruşudur. İfadenin malzemesi de boya ve fırçalardır. Lirizmin önemi şudur; sanatçı çerçevesindeki görüntüleri değil, kendi iç dünyasındaki konseri vermektedir. Bu konser bir iç savaştır. Bu savaşın görüntülerinin nasıl başladığı ve nasıl bittiği sanatçının kendisi tarafından bile bilinmemektedir. Fakat çalışma bittiğinde sanatçının bile şaşırdığı, daha önce aklına bile gelmeyen bir motif çıkmaktadır karşısına. Lirik soyutlamada doğasal bir motiften hareket edildiğini gözlemlemekteyiz. Bu çocuk, bir kadın, bir doğa görüntüsü, renkli nesneler ya da hareketli bir figür biçiminin etkisi, sanatçı için bir çıkış noktası olabilmektedir.</p>
<ul>
<li>Zeki Faik Üzer (İstanbul, 15 Nisan 1905- İstanbul, 12 Aralık 1988)</li>
<li>Abidin Dino; (İstanbul, 23 Mart 1913 &#8211; Paris, 7 Aralık 1993)</li>
<li>Arif Bedii Kaptan, (1906-1979)</li>
<li>Devrim Erbil, (1937 Uşak)</li>
<li>Ömer Uluç, (1931 İstanbul)</li>
<li>Mustafa Ayaz, (1938, Çaykara &#8211; Trabzon)</li>
<li>Zafer Gençaydın, (1941, Ankara)</li>
</ul>
<h3>Geometrik Non-Figüratifler</h3>
<p>Bizde geometrik non-figüratifin içine getirildiği zemin, Batıdakinden farklı olduğu gibi; gösterdiği gelişimde, alınıp getirildiği yerden farklıdır. Batıda, Picasso-Braque kübizminin yolundan soyuta varmıştır. Dolaylı olarak, kübizmde nesne, biçim olarak zorlanıp parçalanmasına rağmen, resimde, görüntüye dayanan konu terk edilmemiştir. Bu nedenle, kübizmi yaratanlar arasında, geometrik non-figüratif tek bir yapıt verene bile rastlanmamıştır. Batıdaki salt soyut anlatıma, nesnenin renk yolu ile parçalanarak varıldığına daha önce değinmişti. Ayrıca bizde, bu yoldaki bir oluşumun olmadığı da belirtilmişti. İlginç olan, Ankara ve İstanbul’da bu anlayışın bir moda etkisi içinde, 1953lerde aniden Batıdaki yaygınlığına paralel olarak benimsenip ithal edildiğidir. Örneklerin çözümlenmesi, bu yargıyı doğrulamaktadır. Bu nedenle rengin, non-figüratif anlayışın oluşumunda yarattığı ilginç olaylar yaşanmadan, aniden soyut çalışmalar yaptık. Hem de yazısal lirik bir figüratifle değil, Batıda çok sonra oluşan geometrik non-figüratifle.</p>
<ul>
<li>Cemal Bingöl, (Erzurum, 1912-Ankara, 1993)</li>
<li>Halil Akdeniz</li>
</ul>
<figure id="attachment_7174" aria-describedby="caption-attachment-7174" style="width: 410px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7174 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg?resize=410%2C625" alt="Ömer Uluç &quot;İkon&quot;, 1970" width="410" height="625" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg?w=410&amp;ssl=1 410w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg?resize=197%2C300&amp;ssl=1 197w" sizes="(max-width: 410px) 100vw, 410px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7174" class="wp-caption-text">Ömer Uluç &#8220;İkon&#8221;, 1970</figcaption></figure>
<h3>Lirik Non-Figüratifler</h3>
<p>Lirik soyut anlatım, yazısal özellikler taşıyan boyasal bir savaştır. Fransızların motifsel lekeciliği ile Amerikalıların motifsiz, rastlantısal lekeciliği de gene bu anlayış içinde sınıflanır. Bizde lirik non-figüratif resim yapanlarda bu iki değerlendirme de görülür. Daha önce denildiği gibi bizde 1953lerde Ankara ve İstanbul’da yapılan non-figüratif çalışmalar, geometrik bir kuruluşu yansıtmakta idi ve soyuta da böyle girilmişti. Ülkemizin dışında bu anlayışa yani non-figüratife giren ressamımız ise, Batıdaki gelişime uygun olarak lirik bir soyutlamadan ulaşmışlardı. Bu oluşum yolu, doğal, zorlamasız ve rengin nesneleri parçalayan yazısal notları ile bunların bağlantılarının yarattığı resimsel dokuya dayanmaktadır. Bu nedenle burada soyutlamadan soyuta geçiş, doğal bir oluşum olmaktadır.</p>
<p>1945lerde, Paris’e yerleşmiş ressamlarımızdan Nejat Devrim ve Selim Turan, soyut resme yönelmişlerdi. Fahrünnisa Zeit ise, 1948de ilk soyut resmini yapıyordu. Bu ressamlarımızdan ilk ikisinin Paris’te Muee d Art Modernc’de yer aldıkları bilinmektedir. Nejat Devrim’in Knaraus Lexikon’da yer alan açıklaması ilgi çekicidir. Nejat parçalama işlemine, ilk girişimden hiç bir şey kalmayıncaya değin devam edilmesi görüşündedir. Hatta bu parçalama işlemine “çılgınlığa varıncaya değin” devam edilmesini gerekli görmektedir ve resimlerinde de bu görüşün uygulandığı saptanabilmektedir. Tuval yüzeyinde bir çeşit savaşçı durumunda görünen o, boyasal öğelerin, durulup motifsel bir görüntü almasına değin çalışmasını sürdürmektedir. Kısacası onun lirik anlatımı, bir çeşit didinmeye, tahribe, parçalanmaya dayanmaktadır. Eğer bu çalışmalarının daha 1945lerde başladığı dikkate alınırsa, onun ve Selim Turan’ın, bizdeki ilk lirik non-figüratifler oldukları ortaya çıkar. Nejat’ın çalışmalarında bir ön fikrin, akılcı, taslakçı bir anlayışın ya da bir dış etkinin önemi olmayacağı, daha doğrusu yer alamayacağı açıktır. Nejat, bu görünüşün paralelinde gravürler de yapmıştır.</p>
<ul>
<li>Nejad Devrim, (1923-1995)</li>
<li>Fahrelnıssa Zeıd, (1901-1991)</li>
<li>Adnan Turanî, (1925)</li>
<li>Selim Turan, (1915 &#8211; 1994)</li>
<li>Eren Eyüboğlu</li>
<li>Bedri Rahmi Eyüboğlu, (1911, Görele, Giresun &#8211; 1975, İstanbul)</li>
<li>Adnan Çoker, (İstanbul, 1928)</li>
</ul>
<h4>KAYNAKÇA</h4>
<ul>
<li>Acar, Mehmet. “Çağdaş Türk Resminde Soyut Ve Portre Soyutlamaları”. Sanatta Yeterlilik Tezi. Marmara ÜniversitesiGüzel Sanatlar Enstitüsü, 2013.</li>
<li>Atatürk Kültür Merkezi. <strong>Türk Resminde Soyut Eğilimler</strong>. İstanbul, 1998.</li>
<li>Berk, Nurullah, Adnan Turani. <strong>Başlangıcından Bugüne Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi. </strong>İstanbul:Tiglat Yayınları, 1981.</li>
<li>Genç, Adem. “Batı Sanatına Yönelik Türk Resminde Soyut ve Soyutlama Kavramları” <strong>DYO Haberleri</strong>, Sayı: 185, Temmuz 1988”.</li>
<li>Keser, Nimet. <strong>Sanat Sözlüğü,</strong> Bs. İstanbul: Ütopya Yayınevi, Ekim 2009.</li>
<li>Kurt, Efe Korkut. <strong>“Çağdaş Türk Sanatında Soyut Resim”</strong></li>
<li>com/turkce/wp-content/uploads/2010/08/7b.pdf. Haziran, 2008 [06.12.2016].</li>
<li>Tansuğ, Sezer. <strong>Çağdaş Türk Sanatı.</strong> İstanbul:Remzi Kitabevi, 1999.</li>
<li><strong>Türk Resminde Yeni Dönem</strong>. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1998.</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/">Çağdaş Türk Resminde Soyut Resim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7168</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Claude Monet’nin Eserleri Bize Ne Gösterir?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/claude-monetnin-eserleri-bize-ne-gosterir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/claude-monetnin-eserleri-bize-ne-gosterir/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 Jan 2017 10:30:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yonca Topal]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Cladue Monet]]></category>
		<category><![CDATA[Monet]]></category>
		<category><![CDATA[Orangerie Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7088</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevilen sanat eserleri, takip edilen sanatçılar; kişiliğimizin, hayat tarzımızın, tutkularımızın ayak izlerini taşırlar. Claude Monet, İzlenimcilik akımını öncülük edenlerden olmuş ve resimlerindeki renkli noktalarla sanat hayatına farklı bir bakış açısı getirmiştir. Claude Monet Monet bir çağa, klasik ve koyu renkli resimlerdense; ışığın doğa üzerinde yarattığı oyunları ve renk yelpazesinin ne kadar geniş olabileceğini göstermiştir. Fırçanın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/claude-monetnin-eserleri-bize-ne-gosterir/">Claude Monet’nin Eserleri Bize Ne Gösterir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sevilen sanat eserleri, takip edilen sanatçılar; kişiliğimizin, hayat tarzımızın, tutkularımızın ayak izlerini taşırlar. <strong>Claude Monet</strong>, İzlenimcilik akımını öncülük edenlerden olmuş ve resimlerindeki renkli noktalarla sanat hayatına farklı bir bakış açısı getirmiştir.</p>
<h2>Claude Monet</h2>
<p><strong>Monet</strong> bir çağa, klasik ve koyu renkli resimlerdense; ışığın doğa üzerinde yarattığı oyunları ve renk yelpazesinin ne kadar geniş olabileceğini göstermiştir. Fırçanın tabloya dokunduruluş şekli adeta resimleri hareketli hale getirmiştir. Bakan kişi tablodaki anı yaşamakta ve kendini bu tablonun içinde bir yerde görebilmektedir. <strong>Monet</strong>, hayatın yansımalarını gösterir. Sanatı insana yakınlaştırır, onu üçüncü şahıs olarak geride veya dışarıda bırakmaz. Orangerie Müzesi’nde duvardan duvara kaplı olan nilüfer resmi bu ortak olmayı kanıtlar niteliktedir adeta.</p>
<p>Eğer ki renkler, ışık olduğu sürece var olabiliyorlarsa, ışığın çeşitlerini yansıtmak doğaya duyulan tutkunun ve hayat coşkusunun dile getirilmesi değil midir? Ya da insanın kendine yarattığı küçük renkli dünyanın bir ifadesi değil midir? Hayatın siyah ve tatsız renkleri uğramaz bu eserlere. Gerçeklik hissini kaybetmeden renklerle duygu dünyalarında gezinmek belki de <strong>Monet</strong>’yi bu kadar özel kılıyor. <u>Monet</u>, eserlerine ruhun depresif ve karanlık tarafını yansıtmaktansa, kırılganlığı ve hassaslığı yansıtır. Bir <em>Monet</em> tablosuna bakarken hafiften bir müzik başlar, o müzik ince ince akar ve beynin derinlerine iner. Sanki birazdan hafif bir yağmur yağacak ve tüm doğa sevinç çığlıkları atacaktır. Doğaya duyulan aşk vardır her darbede. Duygu dünyasında yalnız olduğu için mi yoksa tamamlanmışlık hissini fazlasıyla yaşadığı için mi bunca güzel kareye imzanı atmış bilinmez ama <strong>Monet</strong>’nin gözü ayrıntıyı sever. Değişen mevsimler ve ışığın türlü halleri bu ayrıntıyla bakan gözün en sevdiği noktalardır. Bu yüzdendir ki, İzlenimcilik akımının en önemli ayırt edici noktaları küçük ama gözle görülebilir fırça darbeleridir.</p>
<p><em>Monet</em>, dışarda ve görünür olanı süzgeçten geçirerek verir. İniş çıkışlardan yorulan bir ruh için ne de güzeldir o eserlerde kaybolmak, kaybolabilmek. Mutlu tablolardır, <em>Monet</em>’nin mutlu tabloları.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/claude-monetnin-eserleri-bize-ne-gosterir/">Claude Monet’nin Eserleri Bize Ne Gösterir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/claude-monetnin-eserleri-bize-ne-gosterir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7088</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ressam Elif Ajdarkosh’tan “KAYIP aranmıyor” Sergisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ressam-elif-ajdarkoshtan-kayip-aranmiyor-sergisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ressam-elif-ajdarkoshtan-kayip-aranmiyor-sergisi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 23 Jan 2017 12:12:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Etiler Key Art Project]]></category>
		<category><![CDATA[resim sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[sanat sergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6957</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ressam Elif Ajdarkosh, Alzheimer hastalığına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla yaptığı 20 tablosu ile yeni sergini açtı. Bugüne kadar 4’ü İtalya’da toplam 15 sergi açan sanatçının son sergisi, Etiler Key Art Project’te 31 Ocak tarihine kadar açık kalacak. Bu Sergide “Kayıp aranmıyor” Elif Ajdarkosh, “KAYIP aranmıyor” adını verdiği sergisi için; “Hastalardan yaptığım gözlemlerden yola çıkarak, resimler [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ressam-elif-ajdarkoshtan-kayip-aranmiyor-sergisi/">Ressam Elif Ajdarkosh’tan “KAYIP aranmıyor” Sergisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ressam Elif Ajdarkosh</strong>, Alzheimer hastalığına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla yaptığı 20 tablosu ile yeni sergini açtı. Bugüne kadar 4’ü İtalya’da toplam 15 sergi açan sanatçının son sergisi, <strong>Etiler Key Art Project</strong>’te 31 Ocak tarihine kadar açık kalacak.</p>
<figure id="attachment_6958" aria-describedby="caption-attachment-6958" style="width: 787px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Elif-Ajdarkosh-kayip-aranmiyor.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6958 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Elif-Ajdarkosh-kayip-aranmiyor.jpg?resize=640%2C302" alt="Bu Sergide “Kayıp aranmıyor" width="640" height="302" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Elif-Ajdarkosh-kayip-aranmiyor.jpg?w=787&amp;ssl=1 787w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Elif-Ajdarkosh-kayip-aranmiyor.jpg?resize=300%2C141&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6958" class="wp-caption-text">Bu Sergide “Kayıp aranmıyor</figcaption></figure>
<h2>Bu Sergide “Kayıp aranmıyor”</h2>
<p><strong>Elif Ajdarkosh</strong>, “<strong>KAYIP aranmıyor</strong>” adını verdiği sergisi için; “Hastalardan yaptığım gözlemlerden yola çıkarak, resimler yaptım. Alzheimer hastası olanlar yaşadıkları halde tüm anılarını, bilgi birikimlerini, tecrübelerini kaybetmiş kişilerdir. Hiç bir yakınını tanıyamazlar. Aramızda yaşıyorlar ancak yaşlı olmalarından dolayı onları kayıp olarak düşünmemeliyiz. Bu nedenle onların çöküntüye uğramış ve dramatik hallerini, anlaşılmaz bebeksi davranışlarını küçük bir çocuğa dönüşümlerini resimlerimde anlatmak istedim. Çünkü bedenleri duruyor. Ama melekelerini kaybetmişler. Onların duygularını resimlerimde aktarmaya çalıştım” diyor.</p>
<figure id="attachment_6959" aria-describedby="caption-attachment-6959" style="width: 643px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ressam-Elif-Ajdarkosh.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6959 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ressam-Elif-Ajdarkosh.jpg?resize=640%2C425" alt="Ressam Elif Ajdarkosh" width="640" height="425" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ressam-Elif-Ajdarkosh.jpg?w=643&amp;ssl=1 643w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ressam-Elif-Ajdarkosh.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ressam-Elif-Ajdarkosh.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6959" class="wp-caption-text">Ressam Elif Ajdarkosh</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ressam-elif-ajdarkoshtan-kayip-aranmiyor-sergisi/">Ressam Elif Ajdarkosh’tan “KAYIP aranmıyor” Sergisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ressam-elif-ajdarkoshtan-kayip-aranmiyor-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6957</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sonsuzluğa Açılan Kapı; Yolun Sonu, Neşet Günal ve Esaretin Bedeli</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sonsuzluga-acilan-kapi-yolun-sonu-neset-gunal-ve-esaretin-bedeli/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sonsuzluga-acilan-kapi-yolun-sonu-neset-gunal-ve-esaretin-bedeli/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 19 Jan 2017 05:01:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Doğu Özgün]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[gotik]]></category>
		<category><![CDATA[Gotik Dönem resmi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6825</guid>
				<description><![CDATA[<p>1950 sonrası, Türk sanatı ülkenin sosyal gerçeklerinin biçimsel niteliklerde yansıtıldığı bir dönemin başlangıcıdır. Halkın aidiyetsiz konumu, Neşet Günal’ın kompozisyonlarında çarpıcı bir öğe olarak yansır. Yüzeyin dokusuyla oluşan kendiliğinden espas, Günal’ın çizgisel yöntemiyle derinlik kazanır. Atmosferi kurak, sussuz bir nitelikte, içsel derinliği imleyen yalnız figürlerinden arda kalan boşlukta belirir. Resme ait ne varsa, öznel bir dönüşümden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonsuzluga-acilan-kapi-yolun-sonu-neset-gunal-ve-esaretin-bedeli/">Sonsuzluğa Açılan Kapı; Yolun Sonu, Neşet Günal ve Esaretin Bedeli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>1950 sonrası, Türk sanatı ülkenin sosyal gerçeklerinin biçimsel niteliklerde yansıtıldığı bir dönemin başlangıcıdır. Halkın aidiyetsiz konumu, <strong>Neşet Günal</strong>’ın kompozisyonlarında çarpıcı bir öğe olarak yansır. Yüzeyin dokusuyla oluşan kendiliğinden espas, Günal’ın çizgisel yöntemiyle derinlik kazanır. Atmosferi kurak, sussuz bir nitelikte, içsel derinliği imleyen yalnız figürlerinden arda kalan boşlukta belirir. Resme ait ne varsa, öznel bir dönüşümden geçmiştir. Aynı hamurdan olan figür ve mekan içerisinde, çizgi üstün bir değer olarak figürün biçimini oluşturur. Figürlerin biçimlerindeki deformasyondan dolayı, kapalı alanlar figür nesne ilişkisini önler. Bu sebeple içerik bağlamında göçe zorlanan halk, biçim ilişkisinde dış mekana hapistir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>Dış mekana hapis olan figürler, bende öyle bir çağrışım oluşturdu ki, arkası bir birini kovalayan fikirlerle, sezgisel bir heyecana kapıldım. Bu çalışmamda <em>Neşet Günal</em>’ın resimlerini farklı bir okumayla, <em>Frank Darabont</em> yönetmenliğinde çekilen <strong>Esaretin Bedeli (1994)</strong> filmi ile ilişkilendirerek Günal’ın doğaya hapis figürlerini veya aidiyet, özgürlük ve sonsuzluk kavramlarını resim sanatı bağlamında çözümlemeye çalıştım.</p>
<figure id="attachment_6827" aria-describedby="caption-attachment-6827" style="width: 774px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Resim1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6827 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Resim1.jpg?resize=640%2C413" alt="Resim 1: Sol üst: Neşet Günal, Duvar Dibi IV. tuval/yağlıboya, 139x210cm." width="640" height="413" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Resim1.jpg?w=774&amp;ssl=1 774w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Resim1.jpg?resize=300%2C193&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6827" class="wp-caption-text">Resim 1: Sol üst: Neşet Günal, Duvar Dibi IV. tuval/yağlıboya, 139x210cm.</figcaption></figure>
<figure id="attachment_6828" aria-describedby="caption-attachment-6828" style="width: 894px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6828 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim2.jpg?resize=640%2C409" alt="Resim 2: Sağ üst: Esaretin Bedeli (1994), Andy’nin hapishaneye giriş sahnesi." width="640" height="409" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim2.jpg?w=894&amp;ssl=1 894w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim2.jpg?resize=300%2C192&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim2.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6828" class="wp-caption-text">Resim 2: Sağ üst: Esaretin Bedeli (1994), Andy’nin hapishaneye giriş sahnesi.</figcaption></figure>
<p><strong>‘‘Değişken olana karşı oldum; dural kalmanı</strong><strong>n imk</strong><strong>ansız olduğunu bildiğim için. Gereksemesiz her atılım olumsuz bir değişkenliği sonuç</strong><strong>luyor</strong><strong>.(…) Değişkenlik yenilenmek değildir; oluşum önemli.(…) Bugün, mutlak bir yaratı özgürlüğünün</strong><strong> rahatl</strong><strong>ığında kendini gerçekten özgür sanan ressamın açmazı ile karşı karşıyayız.(…) Resim benim için bir oyun</strong> değil, azaplı bir süreçtir’’<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><strong><sup>[2]</sup></strong></a></p>
<figure id="attachment_6829" aria-describedby="caption-attachment-6829" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6829 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim3.jpg?resize=500%2C302" alt="Resim 3: Andy mahkumlara okuma yazma öğretiyor." width="500" height="302" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim3.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim3.jpg?resize=300%2C181&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6829" class="wp-caption-text">Resim 3: Andy mahkumlara okuma yazma öğretiyor.</figcaption></figure>
<p><em>Neşet Günal</em>’ın kendini konumlandırdığı alan sancılı bir süreci kapsıyor, özgürlüğü elde etmek için o resmi yapmıyor, hala hapis kalmak için, hala o dünyada olmak için uğraşıyor. Resmini üslubunun sınırlarında hapis tutuyor. Üslubunun sınırlarını zorlayan rengi minimuma indiriliyor. Kendini kendine hapsettiği gibi figürü de yüzeye hapsediyor.</p>
<p>“Bugün, mutlak bir yaratı özgürlüğünün rahatlığında kendini gerçekten özgür sanan ressamın açmazı ile karşı karşıyayız.”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><strong><sup>[3]</sup></strong></a> Bu ifadesiyle Günal,&nbsp; Özgür olma edinimini ters köşe yapıyor. Özgür bir ortamda potansiyel yetilerin kolektif olarak yitirildiğini, özgürlüğün ve aidiyetin tembelleştiren sahasına vurgu yapıyor.</p>
<figure id="attachment_6830" aria-describedby="caption-attachment-6830" style="width: 792px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim4.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6830 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim4.jpg?resize=640%2C787" alt="Resim 4: Alkatraz Kusçusu (1962)" width="640" height="787" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim4.jpg?w=792&amp;ssl=1 792w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim4.jpg?resize=244%2C300&amp;ssl=1 244w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6830" class="wp-caption-text">Resim 4: Alkatraz Kusçusu (1962)</figcaption></figure>
<p>Özgürlüğün sınırsız doğası, insanın sonlu algısına ters düşüyor. Algı, içinde bulunduğu mekansal alana bağlıdır, sonsuzluk kavramını tanıyamaz, yani deneyimleyemez.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> Tıpkı sonsuz olarak tanımlanan evrenin bizim bilincimizde hiç birşey ifade etmemesi gibi. Tadını tam olarak fark edemediğimiz sonsuz özgürlük ancak kaybedildiğinde, sınırlandığında insanın doğasında bir nitelik kazanabiliyor. Böyle bir okumayla düşünsel yetilerin ve duyusal kabiliyetlerin, sınırlandırılmış bir mekan algısıyla üstün seviyelere çıkabileceğine de varabiliriz. Alkatraz Kuşcusu (1962) Filmi aklıma geliyor, “Burt Lancester’in canlandırdığı Robert Stroud karakteri, son derece korunalık bir hapishane olan Alcatraz’a gönderilmiştir. Hücresindeki cama yaralanarak gelen kuşlarla ilgilenen Stroud, zamanla kuşlar ve onların hastalıkları hakkında bir uzmana dönüşecektir.</p>
<p>Bu bağlamda Günal’ı daha iyi tanımak için müebbet hapis cezasında olan insanların, özgürlüğü tanımlamalarından yola çıkabiliriz. Müebbet hapisteki mahkumların yitirilen özgürlüğünden arda kalan boşluğu (sonsuz özgürlük) nasıl değerlendirdikleri akla gelebilir. Bu bağlamda Esaretin Bedeli filminin okuması çalışmamın konusunu iyice ortaya koyacaktır.</p>
<p>Filmde üç ana karakter var. Tim Robbins’in canlandırdığı Andy Dufresne, Morgan Freeman’ın canlandırdığı Red ve James Whitmore’un canlandırdığı Brooks Hatlen. Andy masum bir mahkumdur. Aralarındaki en genç olanıdır. <em>“Umut iyi bir şeydir”</em> ifadesiyle özleştirilen Andy, umut etmekten asla vazgeçmez, hapis hayatını bir fırsata dönüştürebilecek masalsı bir iç gücü vardır. Hapishanedeki mahkumlardan farkı, masum olmasıdır. Bilinç düzeyinde Andy, adaletin yani maddi bir gerçekliğin (bilinen bir gerçeğin) peşini kovalarken diğer mahkumlar içsel bir suçluluk psikolojisiyle tinsel bir uzamda yer alır. Bu sebepten dolayı Andy finans gibi bir dalda profesyonelleşmiş bir karakter olarak betimlenir, hapishanedeki güvencesini, gardiyanların ve hapishane müdürünün hesap defterlerinin düzenlenmesi ve legalize etmesiyle sağlar.</p>
<p>Red, değişimden yana değildir. Her on yılda bir girdiği af mülakatında aynı ifadeleri kasıtlı olarak kullanarak değişimi küçümser. Andy otoriteyi tanıyan ve onunla baş etmesini bilen bir karakterken, Red kendi olarak kalmakla meşguldür. Kendini suçlayan bir mahkum olduğu, film boyunca verilmez ama filimin sonlarında kendisiyle yüzleşme sahnesinde farkederiz ki, Red içsel bir hesaplaşmadadır. O sahneden sonra Red özgür bırakılacaktır. (O sahneye daha sonra değineceğim.)</p>
<p>Brooks ise, hapis süresi dolmuş yaşlı bir mahkumdur. İçeriye öyle alışmıştır ki, mekan algısı deformasyona uğramıştır. Duvarların dışına aidiyet hissetmez. Özgürlüğü onun için mapustur ve dışarı çıktığında intihar eder.</p>
<figure id="attachment_6831" aria-describedby="caption-attachment-6831" style="width: 577px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim5.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6831 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim5.jpg?resize=577%2C579" alt="Resim 5: Neşet Günal, Çocuklar, tuval/yağlıboya, 27x27cm" width="577" height="579" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim5.jpg?w=577&amp;ssl=1 577w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim5.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim5.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 577px) 100vw, 577px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6831" class="wp-caption-text">Resim 5: Neşet Günal, Çocuklar, tuval/yağlıboya, 27x27cm</figcaption></figure>
<p>Andy, Red ve Brooks arasında ontolojik bir birlik var. Brooks ve Andy Red’in karakterinin iki aşırı ucu gibi, aslında Red karakterinin çözümlesinde yardımcı rollerde olduğunu düşünüyorum. Bu üç temel karakter ile Günal resmini tekrar izliyorum. Andy, tıpkı Günal resimlerindeki çocuklar gibi, o mekana git gide adapte oldu ama umudunu, temel güdüsünü hiç bir zaman yitirmedi. Günal resimlerimdeki duvar diplerinde yeşeren çocuklar, bir umut ifadesiydi belliki. O kurak, gri atmosferde, çocuklar henüz orada dönen oyuna yabancıdır. Her daim Günal resimlerinde beliren çocuk, bir düzene ait olma ihtiyacında görünür. Olan düzen ise, çocukluğa yer olmayan bir yasalar sistemidir.&nbsp; Çocukların bir an önce yetişkinler dünyasına dahil olması gerekliliği ilk bakışta gözümüze çarpar. Çocuklar (Resim 5) resiminde çocukların mekan içersinde başıboşlukları, ait hissedebilecekleri bir gerekçe arayışları o kadar aşikardır ki. Andy’nin umudu film boyunca çocuksu bir heves ve cocukça bir direnme olarak bizlere gösterilir. Kaçmak için yaptığı planlar filmin sonunda izleyiciyle paylaşıldığında bu çabanın bir kahramanlık öyküsüne dönüşeceği zemin, film boyunca hazırlanır.</p>
<p>“Değişkenlik yenilenmek değildir”<a href="#_ftn5" name="_ftnref5"><strong><sup>[5]</sup></strong></a> ifadesi, özgürlüğü veya aidiyeti deneyimlemek için değişik yöntemler arayan insan için bir nasihat gibidir. Değişme gayreti, sadece farklı bir formda aynı yolu yeniden gitmek anlamına da gelebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Memur</strong>:“<em>Dosyanız müebbet hapis cezanızın otuz yılını geçirdiğinizi yazıyor? Değiştiğinizi hissediyor musunuz?”</em></li>
<li><strong>Red</strong>: <em>“Dürüstçe söyleyebilirim ki ben değiştim. Artık topluma zararlı değilim. Bu tanrının gerçeği.”</em></li>
</ul>
<p>(Aynı soruyu otuz yılda üç kere duyan Red, yine bir önceki ifadesiyle aynı cevabı verir. Red’in tahliyesi reddedilir.)</p>
<p>Red ile Günal arasında hem resim dili olarak hem de karakter birliği olarak benzerlikler olduğunu düşünüyorum. Film boyunca Red af mülakatına on yılda bir dört kere girer. Her ifadesi bir diğeriyle aynıdır. Kendi düzenini değiştirmek için olan çabayı hor görür. Tıpkı umut etmeyi çocuksu bulduğu gibi, otoritenin aşırı güvenini de alaycı bulmaktadır. Oradan kurtulmak için bir çare aramaz. Bu durum Red’in kendi kedini cezalandırdığı bir kısır döngüye varmamıza sebep olur.</p>
<p><em>“Umut tehlikelidir. Umut bir insanı deli edebilir. Bu iyi değildir” der Red.</em></p>
<p>Red’in bu karamsar ifadesi, Andy’nin <em>“Unutma Red, umut iyi bir şeydir, belki de en iyisi. Ve iyi şeyler asla ölmez. Korktukça tutsak, umut ettikçe özgürsün”</em> ifadesi izleyicide karamsarlıktan kurtuluş için yüksek bir umut yeşermesine sebep olur.</p>
<p>Red, Andy’nin dediği gibi korktuğu gerçekleri belki de bilinç altında küçümseyerek onların zihinsel baskısından kurtulmakta bulmuştur çareyi. <strong>Neşet Günal</strong> da yaptığı her resimle belki kendini çocukluğuna hapis ederek, yaşanılan anın veya özgürlüğün önsezilemeyen doğasından korkuyordu. Değişimi ve değişmek için çabayı belki de bu yüzden hor görüyordu. Belki&nbsp; geçmişiyle ilgili kendini suçluyor, kendini çocukluğuyla bir hesaplaşmaya mahkum bırakıyordu.&nbsp; Belki de içinde yaşadığı toplumun o zamanki hal ve durumu içerisinde bir çare olamamaktan ya da bir çözüm üretememekten dolayı bir vicdan azabı, yaşanan açlık ve sefalet veya dayatılan baskıcı düzen adına, tüm insanlık adına kendini suçluyor, herkesin adına vicdanıyla hesaplaşıyordu.</p>
<figure id="attachment_6832" aria-describedby="caption-attachment-6832" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim6.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-6832 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim6.jpeg?resize=300%2C168" alt="Resim 6: Esaretin Bedeli (1994) Brooks tahliye edilmiş, dışarıdaki ilk dakikaları kendini aidiyetsiz hissetmekte." width="300" height="168" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6832" class="wp-caption-text">Resim 6: Esaretin Bedeli (1994) Brooks tahliye edilmiş, dışarıdaki ilk dakikaları kendini aidiyetsiz hissetmekte.</figcaption></figure>
<h2>BROOKS WAS HERE&nbsp; (Brooks buradaydı)</h2>
<p>Filmde yaşlı mahkumun (Brooks) hapis süresi dolmuş, tahliyesi gerçekleşmiştir. Gitmek istemeyen yaşlı adam ömrünün neredeyse tamamını hapiste geçirmiştir. Red’in bu duruma&nbsp; ifadeleri şu şekildedir;</p>
<p><em>“Bu duvarlar tuhaftır. </em><em>Ö</em><em>nce onlardan nefret edersin. Sonra alışırsın. Yeteri kadar zaman geçtikten sonra tek güvencen olurlar. İşte ‘Kurumsallaşmak</em><em>’</em><em> budur.”</em></p>
<p>Aidiyet duygusunun güvenililir hissi, ormanda doğup büyüyen çocuğun kente adaptasyon problemi gibidir. Orman tehlikeli ve zorlu olsa da aidiyet hissi onu güvenli kılacaktır. Kurumsallaşmak ile ifade edilmek istenen o mekana adapte olmaktır. Bir öyküyle açıklık getireyim; <em>“bilim adamı dünyanın bir tosbağa üzerinde durduğuna inanan yaşlı bir kadına sorar, -Peki tosbağa nerede duruyor. -Kadın cevap verir, çok zekisin genç adam, ama her tosbağa bir diğerinin üzerine duruyor.”</em><a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><em><sup><strong>[6]</strong></sup></em></a></p>
<p>Aidiyet duygumuzu kaybetmemek için bazen kendimizi sınırlandırırız. Gerçek ispatlanmış olsa dahi bizi aidiyetsiz kılacaksa, ilk refleksimiz ve hatta travmamız olabilir, kulaklarımızı tıkayabiliriz. Lakin filmde&nbsp; de Brooks özgürülüğün tatlı doğasının keyfini çıkaramayıp intihar ediyor.</p>
<p>Sanatsal üretimini sonsuz özgürlük olarak değil, sınırlandırmalar ve disiplin olarak tanımlıyor Günal,&nbsp; resimlerinde biçimsel anlamda son derece öznel bir ifade ile insan figürünü mekana kurumsallaştırıyor. Aynı hamurdan olan mekan ve figür birbirinin neredeyse yerine geçebilecek tözsel bir senteze ulaşıyor. Dönemin yöresel, evrensel tartışmalarına girmeden, salt çocukluğuyla doğup büyüdüğü Nevşehir, Özyayla köyünden çocuk Günal ile izah edeceğim durumu: Resimlerindeki figür ve mekanlar onun çocukluğunun sahneleri. Bazen insanın kendini ait hissettiği yer, bulunduğu yer değildir.&nbsp; Neşet Günal İstanbul’ da bulunuyordu ama aidiyetleri Nevşehir’de olabilir miydi? Çiftçi anne babanın çocuğu olan Günal doğaya mahkum toprak insanların evladı. Aidiyet ve güven duygusunu deneyimlediği atmosfer, resimlerindeki mekanlardan farksız değildi.</p>
<p>Kurumsallaşmak burada önem kazanıyor, nasıl Brooks hapisten çıkmak istemedi, Neşet Günal da kendini kendine hapis etti. Günal kendisine -çocukluğuna- kurumusallaştı.</p>
<p>Bu durum göstermektedir ki, özgürlük aidiyet duyulan alan içerisinde zihinsel bir kök salma durumudur.</p>
<figure id="attachment_6833" aria-describedby="caption-attachment-6833" style="width: 585px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim7.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6833 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim7.jpg?resize=585%2C464" alt="Resim 7: Neşet Günal, Bunalım,tuval yağlıboya, 145x178cm" width="585" height="464" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim7.jpg?w=585&amp;ssl=1 585w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim7.jpg?resize=300%2C238&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 585px) 100vw, 585px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6833" class="wp-caption-text">Resim 7: Neşet Günal, Bunalım,tuval yağlıboya, 145x178cm</figcaption></figure>
<figure id="attachment_6834" aria-describedby="caption-attachment-6834" style="width: 672px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim8.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6834 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim8.jpg?resize=640%2C359" alt="Resim 8: Esaretin Bedeli (1994), Andy ve Red." width="640" height="359" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim8.jpg?w=672&amp;ssl=1 672w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim8.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6834" class="wp-caption-text">Resim 8: Esaretin Bedeli (1994), Andy ve Red.</figcaption></figure>
<figure id="attachment_6835" aria-describedby="caption-attachment-6835" style="width: 471px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim9.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6835 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim9.jpg?resize=471%2C833" alt="Resim 9:Mehmet'in Oğlu, 1983,tuval/ yağlıboya, 138x83cm" width="471" height="833" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim9.jpg?w=471&amp;ssl=1 471w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim9.jpg?resize=170%2C300&amp;ssl=1 170w" sizes="(max-width: 471px) 100vw, 471px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6835" class="wp-caption-text">Resim 9:Mehmet&#8217;in Oğlu, 1983,tuval/ yağlıboya, 138x83cm</figcaption></figure>
<p><strong>Neşet Günal</strong> bir yetişkin olarak içinde bulunduğu ortamı özgür olarak tanımlamıyor, ama resimlerinde ait olduğu topraklarda veya çocukluğunda zihinsel anlamda gün geçtikçe daha da özgürleşiyor. “Resim benim için bir oyun değil, azaplı bir süreçtir…’’<a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> ifadesindeki örneklemede çocukça bir eylem olan “oyun” kelimesinin karşısına “azaplı bir süreç” ifadesini kullanılması, eş değer bir tezatlık kurabilmesi, bilinç altındaki kurumsallaşmaya işaret eden nitelikte bir ifadedir.</p>
<p>On yıl sonra Red yeniden mülakata girer…(dördüncü girişi)</p>
<ul>
<li><strong>Memur</strong>: <em>“Dosyanız mü</em><em>ebbet hapis cezan</em><em>ızın kırk</em><em> y</em><em>ılını geçirdiğinizi yazıyor? Düzeldiğinizi hissediyor musunuz?</em></li>
<li><strong>Red</strong>:”<em>Düzelmek mi? Bir düşüneyim. Bunun ne olduğu konusunda bir fikrim yok.”</em></li>
<li><strong>Memur</strong><em>: “Yani topluma katılmaya hazır.”</em></li>
<li><strong>Red</strong>:<em> “Bunun ne demek olduğunu biliyorum evlat. Bu benim için sadece uydurulmuş bir kelime. Politik bir kelime. Sizin gibi, iş sahibi, takım elbise&nbsp; ve kıravatlı gençlerin bilmek istediği nedir? Yaptığım şey için pişman olmamı mı istiyorsunuz?”</em></li>
<li><strong>Memur</strong>:<em> “Pişman mısınız?”</em></li>
<li><strong>Red</strong><em>: “Pişman olmadığım tek bir gün bile yok. Burada olduğum ya da olmam gerektiğini düşündüğünüz için değilim. O zamanları hatırladığımda küçük aptal bir çocuğun işlediği korkunç suçu hatırlıyorum. Onunla konuşmak istiyorum. Denemek ve onunla konuşmak. Ama bunu yapamam. O çocuk geçmişte kaldı. Bu yaşlı adam onun artığı. Bununla yaşamak zorundayım. Düzelmek mi bu saçma bir söz. Gidip formlarınızı damgalayın evlat, vaktimi boşa harcamayın. Çünkü doğruyu söylemem gerekirse, umrumda bile değil.”</em></li>
</ul>
<p>Ve tahliyesi onaylanır. Red artık özgürdür. Red’in adalet sisteminde cezası belki çoktan bitmiştir fakat kendisiyle yüzleşmesi ve affetmesi kırk yılını almıştır. Red gibi Günal da değişimi yenilenmek olarak görmez. Değişimi, düzeltme edinimi gibi politik ve sıradan bir baskı unsuru olduğu için bağnaz, sığ bir kavram olarak görür. Red kendi içerisinde bir çözüme ulaşmıştır, tinsel düzeyde onu tutan içsel sıkıntısı, sonuçlanmış içindeki çocuk özgür kalmıştır. Tinsel anlamda özgürlüğe kavuşan Red, maddi gerçeklikte hapis kalmaya devam etmesi umrunda bile olmayacaktır. Red’de tıpkı Andy gibi artık sadece maddi bir gerçekliktedir.</p>
<p>Günal’ın iç sıkıntısı, insanlaydı. Çıkış noktası kendisi veya çocukluğu olsa dahi, sadece kendisiyle ilgili bir söylem yeterli olmayacaktır. Onun için her başlangıç bir şekilde insan -toplum- duyarlılığı ile sonuçlanıyordu. Andy veya Red gibi savaşması gereken sadece kendisi veya sadece adeletin bir kereliğine yerini bulması değildi. Onun kendine ördüğü duvarlar, yaşanan bağnazlık ve baskılar arttıkça, insanların acı feryatları duyuldukça yükseliyordu.</p>
<p><em>“Ben, uzun yıllar yeteneğimi, kiş</em><em>ilig</em><em>̆imi sorguladığımda gördüm ki, akılcı yanım, yapıcı yanım daha güçlü. Renkç</em><em>i cos</em><em>̧kulara açı</em><em>k deg</em><em>̆ilim. En renkçi olmak istediğim zaman bile rengin kendiliğinden yapının arkasına itildiğini görüyordum. Bu nedenle desen</em><em>’</em><em>i yapıcı öğe, renk</em><em>’</em><em>i de yardımcı öğe olarak benimsedim.”</em><a href="#_ftn8" name="_ftnref8"><em><sup><strong>[8]</strong></sup></em></a></p>
<p>Çizgi, bir çok sanat düşünürüne göre zihinsel bir süreci imler. Günal’ın çizgi temelinde oluşturduğu kompozisyonları onun zihinsel sürecini okumamız için bir alan açar. Yukarıda bahsettiğim kurumsallaşma gibi, Günal’ın Nevşehir’e aidiyeti, oradaki çocukluğu ve bildiği düzen, bu resim dilinin oluşumunu sağlar. Günal’ın özgürlük tanımı tıpkı Brooks’un dört duvara sığdırdığı özgürlük gibidir, Günal özgürlüğünü kendini ait hissettiği alanda genişletmiştir. Ayrıca, Avrupa sanatından Gotik Dönem ile Rönesans resminin kıyaslanmasıyla çizginin zihinsel süreci ile neyin kast edildiğini daha iyi anlaşılacağını düşünerek, Günal’ın resminin okumasında daha net bir anlayışa ulaşacağımızı sanıyorum.</p>
<figure id="attachment_6836" aria-describedby="caption-attachment-6836" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim10.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6836 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim10.jpg?resize=500%2C281" alt="Resim10: Esaretin Bedeli (1994), Andy hücresinde." width="500" height="281" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim10.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim10.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6836" class="wp-caption-text">Resim10: Esaretin Bedeli (1994), Andy hücresinde.</figcaption></figure>
<p>Gotik sanat tanrıya ulaşma gayretiyle sanatsal üretimlerde Rönesans (özellikle Güney) resmine ’e göre içe dönüktür. Rönesans’ın tanrıyı dünyaya indirme gayreti ise Gotik Döneme’e göre daha saldırgandır. Gotik Dönem kendini dünyevi olan gerçeklikte sınırlarken(seçici ve eleyici), Rönesans’ın iştahlı bir çocuk gibi dünyevi, maddesel uzama hayranlığı veya görme odaklı ton zenginliği, Gotik Dönem’in bilme odaklı çizgisel biçimciliği&nbsp; iki temel ontolojik farkı farketmemizi ve bu iki dünya görüşünün resim yüzeyinde nasıl şekil aldığına gözlem şansı verir.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9"><sup>[9]</sup></a>&nbsp; Gotik Dönem resmi çevresine karşı kendini sınırlandıran (seçici veye eleyici) bir duyarlılıkla Günal&#8217;ın resimlerine ufuk olmuştur. Neşet Günal’ın resim disiplinini bu bağlamda Kuzey Rönesans veya Gotik Dönem ressamlarıyla ilişkilendirmek, bizim onun resimlerindeki düşünsel dünyayı daha iyi anlamızı sağlayacaktır. Özgürlüğü tüketmek mi, yoksa elde etmek mi? sorunsalı bu devrede ortaya çıkacaktır. Başka bir söylemle, eklemlenebileceği bir kültür ve coğrafyaya ayak uydurmak mı yoksa aidiyetlerin sorumluluğunda güvence ve özgürlük için çabalamak mı? Florenski’nin ifadesiyle, <em>“tüm mesele ortaçağ özgü gecelerin mi, yoksa aydınlamaya özgü gündüzlerin mi seçileceğidir.” </em><a href="#_ftn10" name="_ftnref10"><em><sup><strong>[10]</strong></sup></em></a></p>
<figure id="attachment_6837" aria-describedby="caption-attachment-6837" style="width: 454px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim11.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6837 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim11.jpg?resize=454%2C605" alt="Resim 11:Kapı Önü (detay)1978, tuval/yağlıboya, 164x97cm " width="454" height="605" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim11.jpg?w=454&amp;ssl=1 454w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim11.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 454px) 100vw, 454px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6837" class="wp-caption-text">Resim 11:Kapı Önü (detay)1978, tuval/yağlıboya, 164x97cm</figcaption></figure>
<figure id="attachment_6838" aria-describedby="caption-attachment-6838" style="width: 454px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim12.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6838 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim12.jpg?resize=454%2C605" alt="Resim 12: Neşet Günal, Bunalım(ayrıntı), tuval yağlıboya, 145x178cm" width="454" height="605" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim12.jpg?w=454&amp;ssl=1 454w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim12.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 454px) 100vw, 454px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6838" class="wp-caption-text">Resim 12: Neşet Günal, Bunalım(ayrıntı), tuval yağlıboya, 145x178cm</figcaption></figure>
<h2>Film ve resimlerin içerik ile olan ilişikisi</h2>
<p>Günal’ın resimlerinde dönemin koşullarındaki insanların göçebe yaşamları ya da aidiyetsiz konumlanmalarına rastlanır. Fiziksel olarak hareket halinde ki göçebeler, zihinsel olarak konumlanamazlar. Bir kapı girişinin ya da bir yapının dış duvarının önünde olan emekçi insanlar, zorunlu iç mekanın yedeğini imler. Yuva kavramından yoksun insanlar açık havada hapistir, doğa karşısında çaresizdir. Filmde de aynı şekilde mahkumlar aidiyetsizdirler, sabit durdukları halde sürekli zihinsel bir göçe maruz kalırlar. Demir parmakların arkasında, beton duvarların önünde bir çok sahne vurgulanmıştır. Hapishanenin zindanları iç mekan olsa dahi, dış mekanın soğukluğunu imler. Hapishanenin dış mekanı etrafı duvar ile örülü olmasından dolayı, tıpkı Günal resimleri gibi zorunlu bir iç mekanın muadilidir.</p>
<figure id="attachment_6839" aria-describedby="caption-attachment-6839" style="width: 378px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim13.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6839 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim13.jpg?resize=378%2C504" alt="Resim 12: Neşet Günal, Bunalım(ayrıntı), tuval yağlıboya, 145x178cm" width="378" height="504" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim13.jpg?w=378&amp;ssl=1 378w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim13.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 378px) 100vw, 378px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6839" class="wp-caption-text">Resim 12: Neşet Günal, Bunalım(ayrıntı), tuval yağlıboya, 145x178cm</figcaption></figure>
<h2>Doğaya hapis toprak insanlar &#8211; Duvarlara hapis beton mahkumlar</h2>
<p>Bitki örtüsü de aynı şekilde sınırlıdır Günal’da. Su ve suyla ilgili ne varsa Günal’ın resimlerine yabancıdır. Su doğaya karşı verilen mücadelede, bir kolaylık imgesidir, Günal’ın resimlerinde mücadele çetin olmalıdır. Esaretin Bedeli filmininde de tıpkı Günal resimleri gibi mekanın fizyolojik yapısını gözlemlemek mümkündür. Filmde beton yığının içinde, soğuk mekan algısı, Günal resimlerinde toprağın kuru ve zorlu şartlarını çağrıştırır. Resimlerdeki her şey tözsel bir şekilde toprağa dönüşür. Filmde ise görülen ana madde toprak değil betondur ama tözsel yöntem aynıdır.</p>
<figure id="attachment_6840" aria-describedby="caption-attachment-6840" style="width: 979px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim14.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6840 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim14.jpg?resize=640%2C370" alt="Resim 14: Esaretin Bedeli (1994), Andy hapishaneden kaçtığı ve nehirde yağmur suyuyla yıkandığı sahne." width="640" height="370" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim14.jpg?w=979&amp;ssl=1 979w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim14.jpg?resize=300%2C173&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6840" class="wp-caption-text">Resim 14: Esaretin Bedeli (1994), Andy hapishaneden kaçtığı ve nehirde yağmur suyuyla yıkandığı sahne.</figcaption></figure>
<p>Andy’nin hapishaneden çıktığı ve yağmur suyuyla temizlendiği sahne ise Neşet Günal’ın farklı bir&nbsp; dönemine, Korkuluk serisine çağrışım yapıyor. Günal’ın korkuluk serisinde, <em>“korkunun değil, bağnazlığın vurgusu ön plandadır. Başkası korkuluktan o, korkuluk takıntısından etkilenir.”</em><a href="#_ftn11" name="_ftnref11"><em><sup><strong>[11]</strong></sup></em></a> Bu seride gökyüzü ve yer yüzü birbirinden ayrılır, dokunsal öğenin her yeri bir yapan gücü, bu seride alanların kendi kimliğinin özgürce ifadesi gözlenir. Gökyüzü artık tüm ihtişamıyla mavidir ve yeryüzü kurak kalmaya devam edebilir.</p>
<figure id="attachment_6841" aria-describedby="caption-attachment-6841" style="width: 519px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim15.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6841 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim15.jpg?resize=519%2C795" alt="Resim 15: Korkuluk XI, 1989,Tuval/ yağlıboya, 164x114cm" width="519" height="795" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim15.jpg?w=519&amp;ssl=1 519w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim15.jpg?resize=196%2C300&amp;ssl=1 196w" sizes="(max-width: 519px) 100vw, 519px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6841" class="wp-caption-text">Resim 15: Korkuluk XI, 1989,Tuval/ yağlıboya, 164x114cm</figcaption></figure>
<figure id="attachment_6842" aria-describedby="caption-attachment-6842" style="width: 305px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim16.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6842 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim16.jpg?resize=305%2C659" alt="Resim 16: Korkuluk VII,(1988), tuval/ yağlıboya, 165x78cm" width="305" height="659" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim16.jpg?w=305&amp;ssl=1 305w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim16.jpg?resize=139%2C300&amp;ssl=1 139w" sizes="(max-width: 305px) 100vw, 305px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6842" class="wp-caption-text">Resim 16: Korkuluk VII,(1988), tuval/ yağlıboya, 165x78cm</figcaption></figure>
<p>Resimde tüm bağnazlıklar sabit kalan bir korkuluğa sığdırılmış,&nbsp; mekan ve boşluk özgürlüğe kavuşmuştur. Filmde ise Andy İncil sayfalarını oyarak, kaçış tünelini kazdığı çekici içine yerleştirmiş, muhafızlardan saklamayı başarmıştır. Andy, sığ düşünceleri ve sorgulanmayan gerçekleri kendisinin kaçış planının kamuflajı yapmıştır. Çekici İncil’in içine saklarken, duvardaki tünel girişini Rita Hayworth ilk olmak üzere Marilyn Monroe ve Raquel Welch ile kamufle eder. Sadece erkeklerin olduğu hapishanede kadın dikkat çekici bir kamuflaj olmasına rağmen İncil gibi neden orada sorgulanmayacak bir imgedir. Hatta ilgiyi yüksek tutmak için otuz yıl içerisinde güncelliğini yitiren kadın ünlü, duvarı yerine geçen diğer ünlü kadına bırakacaktır. O posterin orada olmasından herkesin memnun olması gerekmektedir.</p>
<p>Hapishane müdürünü sıklıkla İncil’den alıntılar yaparken izleriz. Oldukça pis ve ahlaksız bir adamdır. Etik dışı çıkarlarını dinsel bir inanışın maskesinde halletmesi, filmin de tıpkı Günal gibi bağnaz düşünceler ve sığ kimliklerle mücadelesini tekrar tekrar ortaya koyar.</p>
<p>Film ile Günal arasında iki derin fark mevcuttur. Günal’da tözsel element toprakken, Esaretin Bedeli’nde metal ve betondur. Mavi skalasının film boyunca baskın olması, <em>“umut iyi bir şeydir”</em> söylemi ile paralellik&nbsp; kazandırılmıştır. Günal resimlerinde ise toprak renklerinin hakimiyeti mevcuttur ve Günal’ın figürlerinin ayakları bu renk skalası içinde, oldukça yere sağlam basar. Her bir figür ufukta umudun gözükmediğinin farkındadır. Film boyunca, umut kavramı Andy’nin dayanma gücüne bağlıdır, Günal resimlerinde ise umut, çaresiz çocuklar ile yüzleştiğimizde yitirilen bir kavram olarak yüzeye yansır.</p>
<p>Filmin engin deniz manzarasıyla bitmesi, benim kafamı oldukça karıştırır. Film boyunca sınırlı bir mekansal algı yaratan yönetmen, neden son sahneyi bu kadar eklektik bir şekilde ele almıştır?&nbsp; Sınırlı bir mekan algısıyla kendini gerçekleştiren mahkum, bu sefer engin deniz manzarasında ne yapacaktır? Neşet Günal’ın ifadesiyle “Bugün, mutlak bir yaratı özgürlüğünün rahatlığında kendini gerçekten özgür sanan ressamın açmazı ile karşı karşıyayız”<a href="#_ftn12" name="_ftnref12"><strong><sup>[12]</sup></strong></a></p>
<p>Bu bağlamda (Resim 18)’e baktığımızda uzaklara doğru uzanan kurak manzarada insanların çaresiz ifadeleri rahatça okunur. Tıpkı mutlak bir yaratı özgürlüğünün rahatlığında kendini gerçekten özgür sanan ressamın açmazı gibi, mekanın uçsuz bucaksız uzanışı, -sınırsızlığı- karşısında resimdeki figürler oldukları yerde dona kalmıştırlar.</p>
<figure id="attachment_6843" aria-describedby="caption-attachment-6843" style="width: 672px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim17.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6843 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim17.jpg?resize=640%2C360" alt="Resim 17: Esaretin Bedeli (1994), Son Sahne" width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim17.jpg?w=672&amp;ssl=1 672w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim17.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6843" class="wp-caption-text">Resim 17: Esaretin Bedeli (1994), Son Sahne</figcaption></figure>
<figure id="attachment_6844" aria-describedby="caption-attachment-6844" style="width: 794px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6844 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg?resize=640%2C420" alt="Resim 18: Mola (1962), tuval/yağlıboya, 139x210cm" width="640" height="420" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg?w=794&amp;ssl=1 794w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg?resize=300%2C197&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/resim18.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6844" class="wp-caption-text">Resim 18: Mola (1962), tuval/yağlıboya, 139x210cm</figcaption></figure>
<p>Tüm bunların doğrultusunda varmaktayım ki, sınırsız mekan algısına sebep olan ve görme ezberimiz haline gelen merkezi perspektif kuralları veya fotografın müdahalesi, insanı doğa karşında gören ama senteze&nbsp; ulaşamayan pasif bir gözlemci hale getirmiştir.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13"><sup>[13]</sup></a> Bu yüzden Günal&#8217;ın resimlerinde mekan yüzeyin dokunsal öğesi üzerinde çizilen figürlerden arta kalan boşluktur. Mekanla figürü birbirinden ayıran sadece bir kontürdür. Günal bu yüzden resimlerinde espası -mesafeyi- bir ilizyon niteliğinde kullanmaz. Resimlerindeki figürü yüzeye hapseder ama izleyicisine aktif bir gözlem sahası açar. Esaretin Bedeli filminin yönetmeni Frank Darbont da aynı şekilde oyuncularına sınırlı bir mekan algısı içerisinde kurguyu canlandırmalarını ister. Filmin sonunda&nbsp; hapishaneden çıkıp&nbsp; sonsuz ufuk manzarası karşında affalayan izleyici, tıpkı Andy gibi daha fazla gidemeden orada kalır.</p>
<p><strong>Sonsuzluğa açılan kapı; yolun sonu. </strong></p>
<h3>Kaynakça</h3>
<ul>
<li>Erwin Panofsky, Perspektif Simgesel Bir Biçim, 2013, Metis Yayınları,İstanbul</li>
<li>Mehmet Ergüven, Neşet Günal, Bilim Sanat&nbsp; Galerisi, 1996</li>
<li>Micheal Ann Holly, Panofsky ve Sanat Tarihinin Kökleri, 2012, Dedalus Kitap, İstanbul</li>
<li>Pavel Florenski, Tersten Perspektif, 2011, Metis Yayınları, İstanbul</li>
<li>Refik Doğuhan Özgün(2016), Modern Türk Resminde Mekan Espas İlişkisi,&nbsp; yayımlanmamış yüksek lisans tezi, MSÜ, Güzel Sanatlar Enstitüsü</li>
<li>Umberto Eco, Efsanevi Yerlerin Tarihi, Doğan</li>
<li>Kitap Yayıncılık, 1.baskı, 2015</li>
<li>The Shawshank Redemption<em> (</em>Esaretin Bedeli) (1994), Yönetmen: Frank Darabont Yazar: Stephen King (&#8220;Rita Hayworth and Shawshank Redemption&#8221;),</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> Mehmet ERGÜVEN, Neşet Günal, s.44</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2"><sup>[2]</sup></a> Mehmet ERGÜVEN, Neşet Günal, s.5</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3"><sup>[3]</sup></a> bkz. (3).ERGÜVEN, 5</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4"><sup>[4]</sup></a> Erwin PANOFSKY, Perspektif Simgesel Bir Biçim, s.12</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5"><sup>[5]</sup></a> <sup>[5]</sup> bkz. (3).ERGÜVEN, 5</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6"><sup>[6]</sup></a> Umberto ECO, Efsanevi Yerlerin Tarihi, s.27</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7"><sup>[7]</sup></a> bkz. (3).ERGÜVEN, 5</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8"><sup>[8]</sup></a> Mehmet ERGÜVEN, Neşet Günal, s.22</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9"><sup>[9]</sup></a> Pavel FLORESNKI, Tersten Perspektif, s.76</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10"><sup>[10]</sup></a> Pavel FLORESNKI, Tersten Perspektif, s.76</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11"><sup>[11]</sup></a> Mehmet ERGÜVEN, Neşet Günal, s.147</p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12"><sup>[12]</sup></a> Mehmet ERGÜVEN, Neşet Günal, s.5</p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13"><sup>[13]</sup></a> Micheal Ann Holly, Panosfsky ve Sanat Tarihinin Kökleri, s.92</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonsuzluga-acilan-kapi-yolun-sonu-neset-gunal-ve-esaretin-bedeli/">Sonsuzluğa Açılan Kapı; Yolun Sonu, Neşet Günal ve Esaretin Bedeli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sonsuzluga-acilan-kapi-yolun-sonu-neset-gunal-ve-esaretin-bedeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6825</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Jackson Pollock CIA Ajanı Mı?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 21 Nov 2016 06:11:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[action painting]]></category>
		<category><![CDATA[Alfaro Siqueiros]]></category>
		<category><![CDATA[Carl Junk]]></category>
		<category><![CDATA[CIA ve Kültürel Soğuk Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Clement Greenberg]]></category>
		<category><![CDATA[damlatma boya]]></category>
		<category><![CDATA[ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Frances Stonor Saunders]]></category>
		<category><![CDATA[Guggenheim]]></category>
		<category><![CDATA[Life dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Marcel Duchamp]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut dışavurumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Hart Benton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6072</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yazar Frances Stonor Saunders’ın, “CIA ve Kültürel Soğuk Savaş” adlı kitabında, Amerikan gizli servisinin Pollock’un ve diğer soyut resim çalışan ressamların eserlerinin dünya çapında sergilenmesini sağladığından bahseder. Yazar üç yıllık bir araştırma sonucu yazdığı bu kitap 2000 yılında Gladstone Tarih Ödülü’nü kazanmıştır. Jackson Pollock hakkındaki iddialar daha önce başlamıştı. İddiaların temelinde Pollock’ın 1938-1942 yılları arasında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/">Jackson Pollock CIA Ajanı Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yazar Frances Stonor Saunders’ın, “<em>CIA ve Kültürel Soğuk Savaş</em>” adlı kitabında, Amerikan gizli servisinin <strong>Pollock</strong>’un ve diğer soyut resim çalışan ressamların eserlerinin dünya çapında sergilenmesini sağladığından bahseder. Yazar üç yıllık bir araştırma sonucu yazdığı bu kitap 2000 yılında Gladstone Tarih Ödülü’nü kazanmıştır.</p>
<figure id="attachment_6074" aria-describedby="caption-attachment-6074" style="width: 196px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6074 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia-196x300.jpg?resize=196%2C300" alt="Frances Stonor Saunders &quot;CIA ve Kültürel Soğuk Savaş&quot;" width="196" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia.jpg?resize=196%2C300&amp;ssl=1 196w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia.jpg?w=326&amp;ssl=1 326w" sizes="(max-width: 196px) 100vw, 196px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6074" class="wp-caption-text">Frances Stonor Saunders &#8220;CIA ve Kültürel Soğuk Savaş&#8221;</figcaption></figure>
<p><strong>Jackson Pollock</strong> hakkındaki iddialar daha önce başlamıştı. İddiaların temelinde Pollock’ın 1938-1942 yılları arasında giderleri devlet tarafından karşılanan WPA Federal Sanat Projesi kapsamında çalışması da gösterilmişti. Bazı eleştirmenlere göre Pollock ismi Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne karşı kültürel üstünlüğü ispatlamak için büyütülmüştü.</p>
<p>Çünkü yıllardan beri “Amerikan sanatı” gerçeği oluşturulamamıştı. Amerika’daki sanat öncüleri de Avrupa’dan devşirilmiş isimlerdi. Ancak bu isimler ne Picasso, ne Matisse, ne de Braque seviyesini yakalayabilmişlerdi.</p>
<h2>ABD’li Ressam Jackson Pollock</h2>
<p>ABD topraklarında doğup büyümüş ressam görmek zorlaşıyordu. Guggenheim’in çabalarıyla ABD hükümeti, <em>Pollock</em>’a sahip çıktı ve burslar, ödenekler , özel eğitim programlarıyla onu destekledi. CIA tarafından finanse edilmesi, sanatçı hakkında sonu gelmeyen tartışmalar başlatmaya zemin hazırladı.</p>
<p>Saunders’in kitabında bahsettiği gibi, Amerikan gizli servisinin Pollock ve diğer soyut ressamların eserlerinin dünya çapında sergilenmesi işe yaradı. Sovyet sanatı Batı’da gülüp geçilen bir şaka haline gelirken, sanatın yeni başkenti New York oldu.</p>
<p>Ancak <strong>Pollock</strong>’ı tüm bu gelişmelerin dışında tutmak gerekir. Bir ajan olamayacak kadar bunalımda olan biriydi. Ayrıca alkolün esiriydi. Çevresinde dönen tüm dolaplardan habersiz kendi dramını yaşayan bir sanatçıydı.</p>
<p>1930 yılında Thomas Hart Benton’un öğrencisi oldu.</p>
<figure id="attachment_6073" aria-describedby="caption-attachment-6073" style="width: 567px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6073 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?resize=567%2C461" alt="Thomas Hart Benton" width="567" height="461" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?w=567&amp;ssl=1 567w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?resize=300%2C244&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?resize=168%2C137&amp;ssl=1 168w" sizes="(max-width: 567px) 100vw, 567px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6073" class="wp-caption-text">Thomas Hart Benton</figcaption></figure>
<p><strong>Pollock</strong> sanat hayatına başladığında hocasını taklit etmeye çalıştı, sonra tam zıt yöne soyut resme yöneldi.</p>
<p>Bu arada büyük alkolizm sorunuyla başa çıkmaya çalışıyordu. İçine düştüğü depresyonla mücadele etmek için psikoterapist yardımı almaya karar verdi. Psikanalist C. Junk’un arketip teorisiyle tanıştı. Yıllar içinde bu bilimsel teoriyi sanatına taşımayı başardı.</p>
<p>1936 yılında Meksikalı ressam D. Alfaro Siqueiros deneysel atöylesinde sıvı boyanın kullanımını tanıttı. Sıvı boya kullanımından ilham alan Pollock ilerde yapacağı resimlerde damlatma tekniğini kullanacaktı.</p>
<p><u>Pollock</u>’un olgunluk döneminin başlangıç eserlerinde arketip göndermesi yapılan Kızılderili motifleri göze çarpar. Arketipler her insanın kafasında yerleşiktir ve zihinde bilinçsizce görüntüler yaratır. Bu görüntüler, tüm insanların hayallerinde ve her insanlık kültürünün mitlerinde görülür. Felsefede özel örnekleme, sembolik anlatım gibi karşılıkları bulunur. Kızılderili sanat tekniklerinden esinlenerek, adım adım kişisel bir resim dili yaratma dönemine girdi. Kızılderililerin kumlama tekniğinden esinlenerek, yere koyduğu büyük tuvallerin etrafında dönerek çalışıyordu. Batının klasik şövale ve fırça kullanma geleneğine meydan okudu. Resim yaparken sertleşmiş fırçalar, sopalar, büyük şırıngalar ve en farklı olarak da vücudunu kullanıyordu.</p>
<p>1943 yılında Guggenheim evinin duvarı için Pollack’a resim siparişi verdi. Resmin eni altı, boyu iki buçuk metre olacaktı. Guggenheim’in danışmanı ve arkadaşı Marcel Duchamp’ın önerisiyle duvarın kendisi değil tuval boyandı. Sanat eleştirmeni C. Greenberg resme ilk göz attığında “İşte büyük sanat ve Pollock bu ülkenin yetiştirdiği büyük ressam” diye düşüncelerini ifade etti.</p>
<figure id="attachment_6077" aria-describedby="caption-attachment-6077" style="width: 802px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6077 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg?resize=640%2C270" alt="Mural -  Guggenheim’ın Pollock’a sipariş ettiği resim." width="640" height="270" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg?w=802&amp;ssl=1 802w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg?resize=300%2C126&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6077" class="wp-caption-text">Mural &#8211; Guggenheim’ın Pollock’a sipariş ettiği resim.</figcaption></figure>
<p>1943 yılında Guggenheim galerisi ile sözleşme imzaladı ve ilk sergisini açtı. Böylece hamisi ve menejeri Guggenheim, onun eserlerini seçkin zümrelere tanıttı.</p>
<p>1945 yılından itibaren en verimli çalışmalarını gerçekleştireceği Long Island yakınlarındaki köy evine taşındı. Siqueiros atölyesinde yaptığı sıvı boyanın spontane kullanımı denemelerini burada gerçek teknik haline getirdi. Boya dökme ve damlatma tekniğini uygularken resmin içinde olduğunu ve değişiklik yapmak, imajı yok etmek gibi korkularının olmadığını, kendisinin de resmin bir parçası olduğunu söylüyordu.</p>
<figure id="attachment_6075" aria-describedby="caption-attachment-6075" style="width: 701px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6075 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg?resize=640%2C256" alt="Lucifer- Pollock’un damlatma tekniğiyle yaptığı eseri" width="640" height="256" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg?w=701&amp;ssl=1 701w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg?resize=300%2C120&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6075" class="wp-caption-text">Lucifer- Pollock’un damlatma tekniğiyle yaptığı eseri</figcaption></figure>
<p>Bir anda büyük üne kavuşan Pollock birçok kişisel sergiye imza attı. 1949 yılındı Life dergisi <strong>Jackson Pollock</strong>’un “kendi çağdaşları içinde en önde geleni” olduğunu ilan ederek ününü pekiştirdi.</p>
<p>Eserlerinin yoruma açık oluşu, onların sürekli eleştirilmesine neden oldu. Fakat sürekli değişen zevk anlayışına karşın Pollock’un resimleri güncelliğini korumaya devam etti.</p>
<p>1955 yılında resim yapmayı bıraktı ve 11 Ağustos’ta kullandığı aracıyla kaza yaparak hayatını kaybetti.</p>
<p>Geride bir çok tartışmayı bırakarak bu dünyadan ayrıldı. Tuvalin etrafında gezinerek vücudunu da kullanarak uyguladığı boyama teknikleri hem çağdaşlarını hem de sonraki kuşaklar için esin kaynağı oldu. Soyut ekpresyonizmin en önemli temsilcisi olarak sanat tarihindeki yerini aldı.</p>
<p>Yukarıdaki resim yazısı resim meraklılarının ilgisini çekecek başlık ve giriş paragrafıyla devam eder. Resimle uğraşanların ilgisini çekecek bölüm Pollock resimlerinin çıkış noktasını anlatan  arketip bölümdür. Daha sonraki tarihlerin verildiği bölümler genel gazete ve dergi okuyucusunun okuyacağı tarzda genel bilgi niteliği taşımaktadır.</p>
<p>Merak eden okuyucular, diledikleri bölüm için internetten daha detaylı olarak arama yapabilirler. Bu yazı ilgilisi için bir kapı açmak için yazıldı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/">Jackson Pollock CIA Ajanı Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6072</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sedef Yavuzalp “Tarihte Mozaik Yolcuğu” Resim Sergisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sedef-yavuzalp-tarihte-mozaik-yolcugu-resim-sergisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sedef-yavuzalp-tarihte-mozaik-yolcugu-resim-sergisi/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 17 Nov 2016 12:59:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[akrilik boya]]></category>
		<category><![CDATA[akrilik tasvir]]></category>
		<category><![CDATA[KEV (Köksal Eğitim Vakfı)]]></category>
		<category><![CDATA[KEV (Köksal Eğitim Vakfı) Sanat Galerisi]]></category>
		<category><![CDATA[Pet Holding Kültür Sanat Etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6031</guid>
				<description><![CDATA[<p>H.E. Sedef Yavuzalp tarafından düzenlenen “Tarihte Mozaik Yolcuğu” resim sergisi 30 Kasım-10 Aralık 2016 tarihleri arasında KEV (Köksal Eğitim Vakfı) Sanat Galerisi’nde resim severlerle buluşacak. Sergi hafta içi 10:00-18:00, Cumartesi günleri ise 10:00-14:00 saatleri arasında ziyaretçilerini bekleyecek. H.E. Sedef Yavuzalp Türkiye Cumhuriyeti Kampala Büyükelçisi H.E. Sedef Yavuzalp “Tarihte Mozaik Yolcuğu” adlı kişisel sergisini Pet Holding [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sedef-yavuzalp-tarihte-mozaik-yolcugu-resim-sergisi/">Sedef Yavuzalp “Tarihte Mozaik Yolcuğu” Resim Sergisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>H.E. Sedef Yavuzalp </strong>tarafından düzenlenen “<strong>Tarihte Mozaik Yolcuğu</strong>” resim sergisi 30 Kasım-10 Aralık 2016 tarihleri arasında <strong>KEV (Köksal Eğitim Vakfı) Sanat Galerisi</strong>’nde resim severlerle buluşacak.</p>
<p>Sergi hafta içi 10:00-18:00, Cumartesi günleri ise 10:00-14:00 saatleri arasında ziyaretçilerini bekleyecek.</p>
<figure id="attachment_6035" aria-describedby="caption-attachment-6035" style="width: 685px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tarihte-mozaik-yolculugu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6035 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tarihte-mozaik-yolculugu.jpg?resize=640%2C452" alt="H.E. Sedef Yavuzalp &quot;Tarihte Mozaik Yolculuğu&quot;" width="640" height="452" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tarihte-mozaik-yolculugu.jpg?w=685&amp;ssl=1 685w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tarihte-mozaik-yolculugu.jpg?resize=300%2C212&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6035" class="wp-caption-text">H.E. Sedef Yavuzalp &#8220;Tarihte Mozaik Yolculuğu&#8221;</figcaption></figure>
<h2>H.E. Sedef Yavuzalp</h2>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Kampala Büyükelçisi H.E. Sedef Yavuzalp “Tarihte Mozaik Yolcuğu” adlı kişisel sergisini <em>Pet Holding Kültür Sanat Etkinlikleri</em> kapsamında <em>KEV (Köksal Eğitim Vakfı)</em> Sanat Galerisi’nde açıyor. Üniversite öğrencileri yararına düzenlenecek sergi 29 Kasım &#8211; 10 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerin ilgisine sunulacak.</p>
<figure id="attachment_6033" aria-describedby="caption-attachment-6033" style="width: 599px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sedef-yavuzalp-resmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6033 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sedef-yavuzalp-resmi.jpg?resize=599%2C876" alt="Türkiye Cumhuriyeti Kampala Büyükelçisi H.E. Sedef Yavuzalp “Tarihte Mozaik Yolcuğu” adlı kişisel sergisini Pet Holding Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında KEV (Köksal Eğitim Vakfı) Sanat Galerisi’nde açıyor." width="599" height="876" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sedef-yavuzalp-resmi.jpg?w=599&amp;ssl=1 599w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sedef-yavuzalp-resmi.jpg?resize=205%2C300&amp;ssl=1 205w" sizes="(max-width: 599px) 100vw, 599px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6033" class="wp-caption-text">Türkiye Cumhuriyeti Kampala Büyükelçisi H.E. Sedef Yavuzalp “Tarihte Mozaik Yolcuğu” adlı kişisel sergisini Pet Holding Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında KEV (Köksal Eğitim Vakfı) Sanat Galerisi’nde açıyor.</figcaption></figure>
<p>Resimlerinde dünya medeniyetine ait olan ve müzelerimizde yer alan bazı antik mozaik eserleri yorumlayan Yavuzalp, Anadolu topraklarında yaşamış olan bazı medeniyetleri konu alan akrilik tasvirleri yansıtıyor. Yavuzalp öte yandan mozaik esintisi veren tekniğiyle bazı Doğu Afrika temalarına ve 15. yüzyıl Uganda’sına ait bazı efsanelere de hayat veriyor.</p>
<figure id="attachment_6036" aria-describedby="caption-attachment-6036" style="width: 892px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tarihte-mozaik-yolculugu-resim-sergisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6036 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tarihte-mozaik-yolculugu-resim-sergisi.jpg?resize=640%2C512" alt="Sedef Yavuzalp, resimlerin bazı antik mozaik eserleri yorumlamaktadır." width="640" height="512" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tarihte-mozaik-yolculugu-resim-sergisi.jpg?w=892&amp;ssl=1 892w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/tarihte-mozaik-yolculugu-resim-sergisi.jpg?resize=300%2C240&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6036" class="wp-caption-text">Sedef Yavuzalp, resimlerin bazı antik mozaik eserleri yorumlamaktadır.</figcaption></figure>
<h2>Tarihte Mozaik Yolcuğu</h2>
<p><strong>H.E. Sedef Yavuzalp</strong>’in <strong>KEV Sanat Galerisi</strong>’nde açacağı sergide 25 eser sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Bazıları kişisel olmak üzere, bugüne kadar Türkiye’de ve Uganda’da, toplamda dört sergide yer alan Yavuzalp<strong>,</strong> bu sergisi ile Afrika ve Anadolu toprakları arasında kültürel bir köprü kuruyor.</p>
<figure id="attachment_6032" aria-describedby="caption-attachment-6032" style="width: 763px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sedef-yavuzalp.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6032 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sedef-yavuzalp.jpg?resize=640%2C637" alt="H.E. Sedef Yavuzalp’in KEV Sanat Galerisi’nde açacağı sergide 25 eser sanatseverlerin beğenisine sunulacak." width="640" height="637" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sedef-yavuzalp.jpg?w=763&amp;ssl=1 763w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sedef-yavuzalp.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sedef-yavuzalp.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6032" class="wp-caption-text">H.E. Sedef Yavuzalp’in KEV Sanat Galerisi’nde açacağı sergide 25 eser sanatseverlerin beğenisine sunulacak.</figcaption></figure>
<h3>Pet Holding Binası, KEV Sanat Galerisi</h3>
<p>Filistin Caddesi No:16, GOP / Ankara</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sedef-yavuzalp-tarihte-mozaik-yolcugu-resim-sergisi/">Sedef Yavuzalp “Tarihte Mozaik Yolcuğu” Resim Sergisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sedef-yavuzalp-tarihte-mozaik-yolcugu-resim-sergisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6031</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ünlü Ressamları Konu Alan En İyi 5 Biyografik Film</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Jul 2016 06:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[biyografik film]]></category>
		<category><![CDATA[Frida]]></category>
		<category><![CDATA[Frida Kahlo]]></category>
		<category><![CDATA[Gustav Klimt]]></category>
		<category><![CDATA[Klimt]]></category>
		<category><![CDATA[Modigliani]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Van Gogh]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Van Gogh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4318</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü ressamların yaşamlarını konu alan filmleri araştırıp ünlü ressamları konu alan en iyi 5 biyografik filmi sizin için bir araya getirdik. Van Gogh, Pablo Picasso, Klimt, Modigliani ve Frida Kahlo’nun hayatlarını konu alan bu filmler hem ressamların eşsiz resimleri hem de filmlerin sinemasal görüntü gücü ile mükemmel bir görsellik sunuyor. Daha fazla uzatmadan gelin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/">Ünlü Ressamları Konu Alan En İyi 5 Biyografik Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü ressamların yaşamlarını konu alan filmleri araştırıp <strong>ünlü ressamları konu alan en iyi 5 biyografik film</strong>i sizin için bir araya getirdik.</p>
<p><strong>Van Gogh, Pablo Picasso, Klimt, Modigliani</strong> ve <strong>Frida Kahlo</strong>’nun hayatlarını konu alan bu filmler hem ressamların eşsiz resimleri hem de filmlerin sinemasal görüntü gücü ile mükemmel bir görsellik sunuyor.</p>
<p>Daha fazla uzatmadan gelin <u>ünlü ressamların hayatlarını konu alan en iyi 5 biyografik film</u>in hangileri olduğuna bakalım:</p>
<figure id="attachment_4324" aria-describedby="caption-attachment-4324" style="width: 546px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4324 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg?resize=546%2C419" alt="Van Gogh; &quot;The Langlois Bridge at Arles, 1888&quot;" width="546" height="419" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg?w=546&amp;ssl=1 546w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg?resize=300%2C230&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 546px) 100vw, 546px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4324" class="wp-caption-text">Van Gogh; &#8220;The Langlois Bridge at Arles, 1888&#8221;</figcaption></figure>
<h2>5. Lust For Life (Ölmeyen İnsanlar) &#8211; Van Gogh</h2>
<p><strong>Van Gogh</strong>’un (1853-1890) bir din adamından, tutkulu bir ressama dönüşme sürecini oldukça başarılı işleyen film, renkleri ve çerçeveleriyle de Van Gogh’un dünyasına girmeyi başarıyor. Yoksulluk ve yalnızlık içinde geçen bir ömür ve gittikçe artan nöbetlerin esaretinde hayata resimle anlam kazandıran bir dehanın hikayesi.</p>
<p>Van Gogh’un bir din adamından, tutkulu bir ressama dönüşme sürecini oldukça başarılı işleyen film, renkleri ve çerçeveleriyle de Van Gogh’un dünyasına girmeyi başarıyor. Yoksulluk ve yalnızlık içinde geçen bir ömür ve gittikçe artan nöbetlerin esaretinde hayata resimle anlam kazandıran bir dehanın hikayesi…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/WRjKDxdmdU0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Vincente Minnelli, George Cukor</li>
<li>Oyuncular: Kirk Douglas, Anthony Quinn, James Donald</li>
</ul>
<p>Van Gogh’u başarıyla canlandıran Kirk Douglas’a, yakın arkadaşı Gauguin rolünde Anthony Quinn ve kardeşi Teo olarak James Donald eşlik ediyor…</p>
<figure id="attachment_4322" aria-describedby="caption-attachment-4322" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4322 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg?resize=640%2C858" alt="Picasso; &quot;The Dream, 1932&quot;" width="640" height="858" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg?w=650&amp;ssl=1 650w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg?resize=224%2C300&amp;ssl=1 224w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4322" class="wp-caption-text">Picasso; &#8220;The Dream, 1932&#8221;</figcaption></figure>
<h2>4. Surviving Picasso (Picasso’yla Yaşamak)</h2>
<p>Senaryo, <strong>Picasso</strong>’yu terketmeyi başarabilmiş olan tek kadın Françoise Gilot’un anılarından derlenmiş. Françoise Gilot bir sanat öğrencisi iken, ünlü ressam Pablo Picasso’nun (1881-1973) hayatına girer ve birçok resmi için ona esin kaynağı olur. Sanat tarihinin gerçek bir olayından yola çıkan film, geniş kitlelerin beğenisini kazandı.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/DL1-FNcQZW8?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: James Ivory</li>
<li>Oyuncular: Anthony Hopkins, Julianne Moore, Natascha McElhone, Peter Eyre</li>
</ul>
<p>Arianna Huffington&#8217;un kitabından uyarlanmış olan film, Picassonun en büyük esin kaynağı olan kadınlarla ilişkilerini onlardan biri olan Françoise Gilotun dilinden aktarıyor. Filmde, kadınlara karşı acımasız ve bencil bir Picasso izliyoruz. Yine de,resim yaparken onu izlemek, kendini tanrılaştırmakta pek de haksız olmadığı hissini yaratıyor. Picassoyu canlandıran Antony Hopkins, her zamanki gibi seyirciyi memnun edecek bir bir performans sergiliyor.</p>
<figure id="attachment_4320" aria-describedby="caption-attachment-4320" style="width: 546px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4320 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg?resize=546%2C560" alt="Klimt; &quot;The Kiss, 1907-1908&quot;" width="546" height="560" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg?w=546&amp;ssl=1 546w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg?resize=293%2C300&amp;ssl=1 293w" sizes="(max-width: 546px) 100vw, 546px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4320" class="wp-caption-text">Klimt; &#8220;The Kiss, 1907-1908&#8221;</figcaption></figure>
<h2>3. Klimt</h2>
<p>Şilili yönetmen Raoul Ruiz, Klimt’te Avusturyalı ressam <strong>Gustav Klimt</strong>’in (1862-1918) hayatını anlatıyor. Gustav Klimt, aslında ilk olarak süslemecilik sanatı aracılığıyla resimle tanışıyor. Gençliğinde kardeşi ve bir arkadaşıyla beraber kurdukları grup Viyana’da pek çok önemli yerin süslemesini yapıyor ve Klimt bu sayede ülkede ün yapıyor. Film, bu kısımlara hiç değinmiyor ve Klimt’i 1900’lerin başında Paris’te açmış olduğu fuar vasıtasıyla izleyicilere tanıtıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/_hPdN2QBTeY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Raoul Ruiz,</li>
<li>Oyuncular: John Malkovich, Veronica Ferres, Saffron Burrows</li>
</ul>
<p>Yönetmenliğini Raoúl Ruiz&#8217;in yapmış olduğu 2006 sinema yapımında ressam Klimt&#8217;in hayatını konu almaktadır.Oldukça başarılı bir yapıma imza atan filmin başrol oyuncuları John Malkovich, Stephen Dillane ve Veronica Ferres yer almaktadır.</p>
<figure id="attachment_4321" aria-describedby="caption-attachment-4321" style="width: 514px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4321 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg?resize=514%2C819" alt="Modigliani; &quot;Jeanne Hébuterne, 1918&quot;" width="514" height="819" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg?w=514&amp;ssl=1 514w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg?resize=188%2C300&amp;ssl=1 188w" sizes="(max-width: 514px) 100vw, 514px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4321" class="wp-caption-text">Modigliani; &#8220;Jeanne Hébuterne, 1918&#8221;</figcaption></figure>
<h2>2. Modigliani</h2>
<p>Cemal Süreya’nın Aslan Heykelleri şiirine konu olan İtalyan ressam <strong>Amedeo Clemente Modigliani</strong>’nin (1884-1920) yoksulluğu, giyimi, kadın sevgisi, yarattığı eserler, aşkları, hatta sanatını gölgeleyebilecek trajik yaşam öyküsü anlatılıyor filmde. Filmde ışığın ve hüznün ressamı Modigliani’ye tutkuyla aşık karısı Jeanne’e ve birbirlerine düşman ama bir o kadar da birbirlerine hayran Picasso’yla ilişkileri çok etkileyici sahnelerle anlatılıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/GCN-p5_HT_M?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Mick Davis</li>
<li>Oyuncular: Andy Garcia, Elsa Zylberstein, Omid Djalili</li>
</ul>
<ol>
<li>yüzyılda yaşamış olan, üretmiş olduğu eserler ve sahip olduğu düşünce tarzı ile aydınlanma çağının gizli kahramanlarındandır. Bu ressamın en büyük özelliği ise populer olmaya özenmemesi ve gergin sosyeteyi ise her fırsatta yerden yere vurmasıdır. Çağdaşlarına göre hayatını sefalet içerisinde geçirmiş olmasına rağmen büyük saygı duyulan bu usta ressamın hayatı sizlere sunuluyor.Filmde güzel gözleri olan Jeanne&#8217;nin portresini yapacak olan usta ressam genç yaş sayılabilecek bir yaşta 39 yaşında ölmüştür&nbsp;fakat geride bıraktığı eşsiz eserler hala günümüzde bir çok kişiye ilham kaynağı olmaktadır.</li>
</ol>
<figure id="attachment_4319" aria-describedby="caption-attachment-4319" style="width: 565px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4319 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg?resize=565%2C750" alt="Frida Kahlo; &quot;Self Portrait, 1930&quot;" width="565" height="750" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg?w=565&amp;ssl=1 565w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg?resize=226%2C300&amp;ssl=1 226w" sizes="(max-width: 565px) 100vw, 565px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4319" class="wp-caption-text">Frida Kahlo; &#8220;Self Portrait, 1930&#8221;</figcaption></figure>
<h2>1. Frida</h2>
<p>Yapımcı Nancy Hardin, 1983’te Hayden Herrera’nın araştırmaya dayalı Frida kitabı ilk çıktığında konuyu beğenip tüm stüdyoları gezmiş. Yıllar sonra Frida’nın 1990’ların başında popülerlik kazanmasıyla beraber, bu konu Hollywood’da ilgi çekici bir hal almaya başlamış ve filmin çekilmesine karar verilmiş. Bu dönem içinde bir Frida hayranı olan Salma Hayek de işin yapım aşamasında devreye girmiş. Film Meksikalı ressam <strong>Frida Kahlo</strong>’nun (1907-1954) genç yaşta geçirdiği, dehşet dolu trafik kazasıyla açılıyor. Filmde kocası Diego Rivera ile arasındaki karmaşık ilişki, ünlü komünist teorisyen Troçki’yle arasındaki yasak ve tartışmaya yol açan olaylar, kadınlarla arasındaki romantik ve provokatif karmaşa içinde Frida Kahlo anlatılıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/-CTM7FcY1LE?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Julie Taymor</li>
<li>Oyuncular: Salma Hayek, Alfred Molina, Ashley Judd</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/">Ünlü Ressamları Konu Alan En İyi 5 Biyografik Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4318</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Pitoresk İstanbul 2016</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/pitoresk-istanbul-2016/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/pitoresk-istanbul-2016/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 06 Apr 2016 08:30:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Allom]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvazovski]]></category>
		<category><![CDATA[Bartlett]]></category>
		<category><![CDATA[dijital resim sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Deniz Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Lewis]]></category>
		<category><![CDATA[Melling]]></category>
		<category><![CDATA[resim sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Schranz]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2997</guid>
				<description><![CDATA[<p>İstanbul bugünlerde oldukça güzel bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. 19. Yüzyılda İstanbul’a gelen yetenekli ressamların ve seyyahların eserlerinden oluşan Pitoresk İstanbul 2016 dev bir dijital resim sergisi. Sergiyi eserleri ile taçlandıran ressamlar; Melling, Schranz, Allom, Bartlett, Lewis ve Ayvazovski. Ressamların en ünlü eserlerinin bir araya geldiği sergi klasik bir resim sergisi değil. Ressamların hayatları hakkında oldukça [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pitoresk-istanbul-2016/">Pitoresk İstanbul 2016</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul bugünlerde oldukça güzel bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. 19. Yüzyılda İstanbul’a gelen yetenekli ressamların ve seyyahların eserlerinden oluşan <strong>Pitoresk İstanbul 2016</strong> dev bir <strong>dijital resim sergisi</strong>. Sergiyi eserleri ile taçlandıran ressamlar; <em>Melling, Schranz, Allom, Bartlett, Lewis ve Ayvazovski.</em></p>
<p>Ressamların en ünlü eserlerinin bir araya geldiği sergi klasik bir resim sergisi değil. Ressamların hayatları hakkında oldukça geniş bilgiler edinebileceğiniz aynı zamanda eserlerini dijital olarak bir sinema filmi seyreder gibi büyülenerek izleyebileceğiniz bir sergi. Sergiyi, pek çok resim sergisinden ayıran en büyük özellik de dijital olması.</p>
<p>35 dakika süren dijital gösteride, 19. yüzyılın tüm detaylarını, ressamların eserleri ile birlikte izlemeniz mümkün. Eşsiz bir tat bırakıyor her biri, özellikle resim sanatına ilgi duyan herkesin gezip görmesini tavsiye ederim. Eserleri gezerken Osmanlı sultanlarının ve çeşitli bestekarların parçalarını dinliyor olmak da ayrı bir ahenk katıyor. Serginin hafta sonu gösterimlerinde <em>Anjelika Akbar</em>’ın canlı performansına da şahit olmanız mümkün.</p>
<p>Biletleri gişeden alabileceğiniz gibi, <em>Atlas Tarih</em> dergisinin yeni sayısını edinerek ücretsiz bilet sahibi olmanız da mümkün. Dergi, yeni çıkan Nisan-Mayıs sayısında sergi için bilet hediye ediyor.</p>
<p><em>İstanbul Deniz Müzesi</em>’nin ev sahipliği yaptığı sergiyi, 22 Mayıs tarihine kadar ziyaret etmeniz mümkün. Ayrıca sergi çıkışında yer alan şahane kitaplara da muhakkak göz atın derim. Özellikle Sosyal Bilgiler ve Tarih Öğretmenleri için hem sergi, hem de sergi çıkışı sunulan kitaplar muhteşem birer kaynak niteliğinde. Derslerinizde ve etkinliklerinizde işinize yarayacağını düşünüyorum.</p>
<p>Sanat dolu, bol keyifli günler dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pitoresk-istanbul-2016/">Pitoresk İstanbul 2016</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/pitoresk-istanbul-2016/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2997</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çığlık Tablosu; Günümüz Yorumu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ciglik-tablosu-gunumuz-yorumu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ciglik-tablosu-gunumuz-yorumu/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 29 Mar 2016 07:06:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yasemin Demirağ]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Edvard Munch]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[tablo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2876</guid>
				<description><![CDATA[<p>Edvard Munch, Norveçli ekspresyonist ressamdır. 1863/1944 yılları arasında yaşamıştır. Ruhsal ve duygusal konuları işlemesi ile tanınmıştır. Alman dışavurumculuğunun gelişmesinde önemli rol oynamıştır. En bilinen tablosudur Çığlık. 1893 yılında yapmıştır ve ilk adı Umutsuzluk’tur. Edvard Munch, Çığlık adlı eserini yaptığı dönemde hastadır, belki de o yüzden ilk adı Umutsuzluk… Ama Çığlık ne kadar da günümüzü anlatıyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ciglik-tablosu-gunumuz-yorumu/">Çığlık Tablosu; Günümüz Yorumu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Edvard Munch, Norveçli ekspresyonist ressamdır. 1863/1944 yılları arasında yaşamıştır. Ruhsal ve duygusal konuları işlemesi ile tanınmıştır. Alman dışavurumculuğunun gelişmesinde önemli rol oynamıştır. En bilinen tablosudur <strong>Çığlık</strong>. 1893 yılında yapmıştır ve ilk adı <em>Umutsuzluk</em>’tur. Edvard Munch, Çığlık adlı eserini yaptığı dönemde hastadır, belki de o yüzden ilk adı Umutsuzluk…</p>
<figure id="attachment_2877" aria-describedby="caption-attachment-2877" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/ciglik-resmi.jpg" rel="attachment wp-att-2877"><img class=" td-modal-image wp-image-2877 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/ciglik-resmi-809x1024.jpg?resize=640%2C810" alt="Edward Munch, Çığlık resmini 1893 yılında yapmıştır ve ilk adı Umutsuzluk’tur." width="640" height="810" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/ciglik-resmi.jpg?resize=809%2C1024&amp;ssl=1 809w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/ciglik-resmi.jpg?resize=237%2C300&amp;ssl=1 237w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/ciglik-resmi.jpg?w=948&amp;ssl=1 948w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2877" class="wp-caption-text">Edward Munch, Çığlık resmini 1893 yılında yapmıştır ve ilk adı Umutsuzluk’tur.</figcaption></figure>
<p>Ama Çığlık ne kadar da günümüzü anlatıyor değil mi? Biraz tabloya bakalım. Doğa mı çığlık atıyor, insan mı belli değil. Anlaşılan ikisi de birbirinden şikayetçi. Günümüz kalabalığından, binalarından, koşuştur–masından, insanların vurdumduymazlığından, doğanın yavaş yavaş yok olmasından, yeşile olan özlemin artmasından ve bunu böyle uzatabiliriz… Tabii bunun farkına varmak da herkese nasip olmaz. Kimisi de farkında olup umursamaz. Elimize bir kitap, bir kahve alacak vaktimiz olursa değmeyin keyfimize. Bu sorun büyük şehirlerde yaşayanları daha da bunaltır. Bir nefes alamayacak duruma geldiğimiz olur tam da o zaman kendi iç sesimizle çığlık atar ve çaresizliğimizi görürüz. Nasıl da makineleşmiş insanlar olduk değil mi? der susarız. Elimizden başka bir şey gelmiyor, böyle görmüşüz, böyle yaşıyoruz. Ama bu zamana kadar böyle miydi, bizde bir eksiklik mi vardı? İşte biz kalabalığın içinde de yalnız yaşıyoruz, bu sonradan kazanılan bir şeydi. Kalabalığın içinde yalnız yaşamak da kolay olmuyor, işte yine çığlık atıyoruz ve yine duyulmuyor. Aslında Munch, Çığlık adlı tabloyu yaparken hastalık psikolojisiyle yapmıştı ama ne kadar da günümüzü anlatmıştı…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ciglik-tablosu-gunumuz-yorumu/">Çığlık Tablosu; Günümüz Yorumu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ciglik-tablosu-gunumuz-yorumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2876</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Takayoshi Sakabe</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/takayoshi-sakabe/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/takayoshi-sakabe/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 21 Mar 2016 10:04:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ümit Yiğit]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[portre]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[tablo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2776</guid>
				<description><![CDATA[<p>‘’Özgün sanatçı taklit etmeyendir.’’ minvalinde bir söz var mıdır bilmiyorum. Bir yaratma uğraşı olan sanat, sanatçının arayışıdır hep. Kesin bir menzil, kesin bir netice yoktur onda. Beşikten mezaradır. Özgünlüğünü yakalayabilen, ‘’kendine’’ yönelen sanatçılar, koşularda birinci olurlar. Edebiyatta, resimde, müzikte, sinemada ve dahi diğer sanat dallarında emsal olmuş, ses olmuş bütün sanatçıların yapıtlarında tarif edilemeyen bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/takayoshi-sakabe/">Takayoshi Sakabe</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>‘’Özgün sanatçı taklit etmeyendir.’’ minvalinde bir söz var mıdır bilmiyorum. Bir yaratma uğraşı olan sanat, sanatçının arayışıdır hep. Kesin bir menzil, kesin bir netice yoktur onda. Beşikten mezaradır. Özgünlüğünü yakalayabilen, ‘’kendine’’ yönelen sanatçılar, koşularda birinci olurlar. Edebiyatta, resimde, müzikte, sinemada ve dahi diğer sanat dallarında emsal olmuş, ses olmuş bütün sanatçıların yapıtlarında tarif edilemeyen bir ruh vardır. Yaratıcısından bağımsız olmayan bu ruh, bu sebeple de yaratıcısına mahsustur ve onda gizlidir.</p>
<p>Takayoshi Sakabe, resim ve dans sanatında yaptıklarıyla görenleri ve izleyenleri heyecanlandıran bir beynelmilel sanatçı.  Japonya’da doğup büyüyen Sakabe, Japon Sanat Üniversitesi’ni bitirince içinde depreşmeye başlayan yeni diyarlara açılma isteğini gerçekleştirmek için Fransa’ya gider. Daha doğrusu bunu bir ‘’kaçış’’ olarak ifade eder. Kendi ruhunu ve sesini bulmak için girişilen bir kaçış.. Fransa’ya gidince Güzel Sanatlar Akademi’sinde 4 sene daha okuyan Sakabe, ardından 30 yıl boyunca yaşayacağı Paris’te de sanatının tohumlarını atmaya başlar. Fransa’nın en büyük sanat fuarında açtığı sergide bütün tabloları satılınca birden tanınan bir sanatçı hâline gelen Takayoshi Sakabe, bu popülerliği kaldıramaz. Bir röportajında ‘’O fuardan sonra 10 yıl tablo yapamadım. İnsanlar biraz basit olmalı. Basit yaşamadıktan sonra hiçbir şey yapamaz’’ diyen Takayoshi Sakabe kendi sanatının kilit cümlesini de söylüyordu böylece.</p>
<p>Sakabe’nin insanlık, basit ve sade yaşama arayışı onu İstanbul’a sürükler. Çünkü sanatını bununla besler O. Sakabe’nin tabloları gerek kendinden öncekilerden gerekse çağdaşlarından oldukça farklı. Renk seçimi olsun, ışık olsun bakılınca bu fark direkt sezilir. Kum ve toprağa su katılıp çamurla yoğurmuş gibi yapıldığı sanılan tabloların, daha ayrıntılı bakılınca aslında bir renkler armonisi olduğu anlaşılacaktır.</p>
<figure id="attachment_2777" aria-describedby="caption-attachment-2777" style="width: 554px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sakabe-tabşosu.jpg" rel="attachment wp-att-2777"><img class=" td-modal-image wp-image-2777 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sakabe-tabşosu.jpg?resize=554%2C312" alt="Kum ve toprağa su katılıp çamurla yoğurmuş gibi yapıldığı sanılan tabloların, daha ayrıntılı bakılınca aslında bir renkler armonisi olduğu anlaşılacaktır." width="554" height="312" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sakabe-tabşosu.jpg?w=554&amp;ssl=1 554w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sakabe-tabşosu.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 554px) 100vw, 554px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2777" class="wp-caption-text">Kum ve toprağa su katılıp çamurla yoğurmuş gibi yapıldığı sanılan tabloların, daha ayrıntılı bakılınca aslında bir renkler armonisi olduğu anlaşılacaktır.</figcaption></figure>
<p>Tablolarında görülen anlamdan ziyade, daha derin bir estetik kaygıdır. İzleyende yaratılan bu estetik onu kendi anlamını yaratmaya zorlar. Tablolarında seçtiği renk, tablonun konusu ne olursa olsun. izleyende kıpırdama yaratır. Algıyı direkt olarak tablonun özüne yoğunlaştıran bir kıpırdamadır bu.</p>
<figure id="attachment_2778" aria-describedby="caption-attachment-2778" style="width: 593px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-Şeytan.jpg" rel="attachment wp-att-2778"><img class=" td-modal-image wp-image-2778 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-Şeytan.jpg?resize=593%2C591" alt="Takayoshi Sakabe - Şeytan" width="593" height="591" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-Şeytan.jpg?w=593&amp;ssl=1 593w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-Şeytan.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-Şeytan.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 593px) 100vw, 593px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2778" class="wp-caption-text">Takayoshi Sakabe &#8211; Şeytan</figcaption></figure>
<p>Sakabe’nin farklı tatlarda fakat özünü koruyarak yaptığı tablolarından en meşhuru Japon mistisizminden ilham alarak yarattığı <em>‘’Şeytan’’ </em>temalı tablosudur. Bu temada şeytan kızgın bir suratla, şeytanlıkta kendisini geçen insanlara karşı hiddetini gösterir. Bu,  Sakabe’nin getirdiği eleştirinin de derinliğini gösterir.</p>
<figure id="attachment_2783" aria-describedby="caption-attachment-2783" style="width: 635px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Yemeğe-doymayan-kuş.-Patlayacak-kadar-yiyor.-Kapitalizm-eleştirisinin-Takayoshi-Sakabe-özeti.jpg" rel="attachment wp-att-2783"><img class=" td-modal-image wp-image-2783 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Yemeğe-doymayan-kuş.-Patlayacak-kadar-yiyor.-Kapitalizm-eleştirisinin-Takayoshi-Sakabe-özeti.jpg?resize=635%2C540" alt="Yemeğe doymayan kuş. Patlayacak kadar yiyor. Kapitalizm eleştirisinin Takayoshi Sakabe özeti" width="635" height="540" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Yemeğe-doymayan-kuş.-Patlayacak-kadar-yiyor.-Kapitalizm-eleştirisinin-Takayoshi-Sakabe-özeti.jpg?w=635&amp;ssl=1 635w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Yemeğe-doymayan-kuş.-Patlayacak-kadar-yiyor.-Kapitalizm-eleştirisinin-Takayoshi-Sakabe-özeti.jpg?resize=300%2C255&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2783" class="wp-caption-text">Yemeğe doymayan kuş. Patlayacak kadar yiyor. Kapitalizm eleştirisinin Takayoshi Sakabe özeti</figcaption></figure>
<p>Gerek portre tablolarında gerekse nü tablolarında da algıları yanıltan bir hava ağır basar. Grimsi, kum renginde portreler duvarlara asılmış ölü büyükleri anımsatır. Solgun ve durgun… Gözlerde yorgunluk sezilir. Bu karamsar hava, nü tablolarda daha derin ve ayrıksı bir havaya girer. Gören kişinin hissettiği şehvet değil, bedenin sıradanlığı/aciziyetidir. Renk ve ışıkla bedeni kutsayan, bir haz abidesine dönüştüren ressamlara karşın, Sakabe olanı serer gözlerimizin önüne.</p>
<figure id="attachment_2781" aria-describedby="caption-attachment-2781" style="width: 533px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-tablosu.jpg" rel="attachment wp-att-2781"><img class=" td-modal-image wp-image-2781 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-tablosu.jpg?resize=533%2C534" alt="Takayoshi Sakabe tablosu" width="533" height="534" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-tablosu.jpg?w=533&amp;ssl=1 533w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-tablosu.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-tablosu.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 533px) 100vw, 533px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2781" class="wp-caption-text">Takayoshi Sakabe tablosu</figcaption></figure>
<p>Takayoshi Sakabe’nin sanatçı kişiliğinin başka bir yanı da Japon ulusal dansı Butoh dansını yapması. Butoh dansının hüzünlü bir geçmişi var. 2. Dünya Savaşı’nda Amerika’nın Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı atom bombasıyla ölen yüzbinlerce insanın tahribatını anlatır Butoh. Radyasyondan etkilenen insanların çırpınışlarını, devinimlerini ağır bir hareketle anlatan Butoh, izleyende savaşın çirkinliğini hat safhalara çıkarır. Kireç gibi beyaz bir yüz ve ağır-aksak hareketler, dekor ve müzikle birleşince izleyenleri adeta Hiroşima ve Nagazaki’ye götürüyor. Sakabe’nin hüzünlü yüzü, Butoh dansının figürleriyle harmanlanınca, etki daha da artıyor.</p>
<figure id="attachment_2780" aria-describedby="caption-attachment-2780" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-portresi.jpg" rel="attachment wp-att-2780"><img class=" td-modal-image wp-image-2780 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-portresi.jpg?resize=480%2C480" alt="Takayoshi Sakabe portresi" width="480" height="480" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-portresi.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-portresi.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-portresi.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2780" class="wp-caption-text">Takayoshi Sakabe portresi</figcaption></figure>
<p>1 yıl kaldığı Batman’da kurslarda, açık alanlarda sanatını öğretmekten de geri kalmayan Takayoshi Sakabe, Türkçe’yi bütün meramını anlatacak kadar biliyor. Şuan eserlerini, tablolarını İstanbul’da yapan Sakabe, ‘’Burada insanlar anlam istiyor, estetiğe değer vermiyor.’’ diyerek ülkesi Japonya’da galerilerde buluşturuyor tablolarını. Ressamımızın Fransa’da, Beyrut’ta, Japonya ve İstanbul’da açtığı sergilerle tabloları nice duvarlara renk katıyor.</p>
<figure id="attachment_2779" aria-describedby="caption-attachment-2779" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-1-yıl-batmanda-kaldı..jpg" rel="attachment wp-att-2779"><img class=" td-modal-image wp-image-2779 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-1-yıl-batmanda-kaldı..jpg?resize=640%2C360" alt="Takayoshi Sakabe 1 yıl batman'da kaldı." width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-1-yıl-batmanda-kaldı..jpg?w=768&amp;ssl=1 768w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Takayoshi-Sakabe-1-yıl-batmanda-kaldı..jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2779" class="wp-caption-text">Takayoshi Sakabe 1 yıl batman&#8217;da kaldı.</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/takayoshi-sakabe/">Takayoshi Sakabe</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/takayoshi-sakabe/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2776</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Monet’in Cenneti</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 23 Feb 2016 17:13:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Cladue Monet]]></category>
		<category><![CDATA[emresyonist]]></category>
		<category><![CDATA[emresyonist resim]]></category>
		<category><![CDATA[emresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[kültür turu]]></category>
		<category><![CDATA[manzara resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Monet]]></category>
		<category><![CDATA[Monet'in evi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[sanat gezisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2370</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yaz, Paris&#8217;te on beş gün süren bir sanat yolculuğu yaptım. Monet&#8216;in Giverny bölgesinde yer edinen, yeşillikler içindeki evi de bu yolculuğun bir parçası oldu. Giverny&#8217;e, Paris&#8217;teki Saint Lazare garından trenle yaklaşık kırk dakikada ulaştım. Trenden indikten sonra adeta kendinizi huzur veren bir köyde hissedeceğiniz, etrafı yeşilliklerle ve mütevazi görünümlü köy evleriyle örülü uzunca yolda, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/">Monet’in Cenneti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yaz, Paris&#8217;te on beş gün süren bir sanat yolculuğu yaptım. <strong>Monet</strong>&#8216;in Giverny bölgesinde yer edinen, yeşillikler içindeki evi de bu yolculuğun bir parçası oldu. Giverny&#8217;e, Paris&#8217;teki Saint Lazare garından trenle yaklaşık kırk dakikada ulaştım. Trenden indikten sonra adeta kendinizi huzur veren bir köyde hissedeceğiniz, etrafı yeşilliklerle ve mütevazi görünümlü köy evleriyle örülü uzunca yolda, bir saat kadar yürüdükten sonra Monet&#8217;in evine girdim. Şimdi sizlere Monet&#8217;in cennetini anlatalım&#8230;</p>
<p>Herkesin bildiği gibi <strong>Cladue Monet</strong> manzara resimleriyle tanınmış <em>emresyonist bir ressam</em>. Böyle olmasının nedeni ise pek çok çiçeğin, yeşilliğin yer bulabildiği , insanda üstü açık bir sera izlenimi uyandıran bir evde yaşamış olmasıdır. Sadece ev de değil, evin içinde yer edindiği kasabanın da yürürken, bisikletle gezerken, insana huzur veren bir köye benzemesinin de ressamın manzara ve doğa resimleriyle bilinmesindeki etkisi göz ardı edilmemelidir.</p>
<figure id="attachment_2372" aria-describedby="caption-attachment-2372" style="width: 288px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/monetin-cenneti.jpg" rel="attachment wp-att-2372"><img class=" td-modal-image wp-image-2372 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/monetin-cenneti.jpg?resize=288%2C216" alt="Monet'in evi" width="288" height="216" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2372" class="wp-caption-text">Monet&#8217;in evi</figcaption></figure>
<p><em>Monet&#8217;in evi</em>nin girişinden geçtiğinizde, karşınızda evin planını anlatan bir kroki görüyorsunuz.. O kroki haritasının hemen yanından merdivenlerden iniyorsunuz ve Monet&#8217;in muhteşem bahçesinde kendinizi buluyorsunuz. Bahçenin girişinin sol aşağı kısmında tavukların ve civcivlerin yaşadığı bir kümes bulunuyor. Sağ kısmında düz ilerlediğinizde ise Monet&#8217;in evinin verandasına çıkıyorsunuz. Kapıdaki güvenlik kontrolünden geçip, eve girdiğinizde sol tarafta duvarda Monet&#8217;in çeşitli tablolarıyla dolu bir odaya giriyorsunuz. Odadan çıkıp üst kata geçtiğinizde, evin penceresinden bahçe bütünüyle insanın içini ferahlatacak şekilde gözükmekte olup, buradan bahçe manzarası fotoğrafı alabilmekte mümkündür. Koridordan düz ilerlediğinizde, Monet&#8217;in yatak odasını görüyorsunuz ve odanın hemen yanındaki merdivenlerden aşağı inip mutfak kapısından tekrar bahçeye çıkıyorsunuz.</p>
<p>Yeşilliklerin ve çiçeklerin içinden geçip, onları fotoğrafladıktan sonra bahçenin arka tarafındaki kapıdan küçük bir tünelden, Monet&#8217;in meşhur nilüferlerinin sırrına ulaşıyorsunuz. Üstündeki köprüler aracılığı ile tüm göletin çevresini gezebilme ve fotoğraf çekebilme imkanına sahip oluyorsunuz&#8230; Ayrıca, göletin etrafını yemyeşil ağaçlar çevrelemiş ve bu ağaçların görünümü göletteki nilüferler ile birleştiğinde, adeta kendinizi cennette hissediyorsunuz. Monet’in evi değil de sanki cennetini görmeye gelmiş gibi oluyorsunuz&#8230;</p>
<figure id="attachment_2371" aria-describedby="caption-attachment-2371" style="width: 336px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg" rel="attachment wp-att-2371"><img class=" td-modal-image wp-image-2371 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg?resize=336%2C252" alt="Yeşilliklerin ve çiçeklerin içinde Monet'in cennetini bulacaksınız." width="336" height="252" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg?w=336&amp;ssl=1 336w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2371" class="wp-caption-text">Yeşilliklerin ve çiçeklerin içinde Monet&#8217;in cennetini bulacaksınız.</figcaption></figure>
<p>Üniversitede, “<em>Sanat Yönetimi</em>” eğitimi alırken de Monet, beğendiğim ressamlar arasında yer almaktaydı. Bunda, manzara resimlerine ilgi duymamın ve okuduğum bölümün de etkisi de göz ardı edilemez tabi ama ben empresyonist sanata ilgi duyan, sanatı kendine meslek edinmiş ya da hayatının anlamı yerine koyan herkesin, “Monet’in Cenneti’ni” görmesi gerektiği düşüncesindeyim. Saint Lazare garından bir trenle ulaşmak mümkün. Sanatla kalın&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/">Monet’in Cenneti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2370</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kathe Kollwitz’in Takdire Şayan Sanatçılığı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kathe-kollwitzin-takdire-sayan-sanatciligi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kathe-kollwitzin-takdire-sayan-sanatciligi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 08 Feb 2016 19:25:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hazel Güney]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Dokumacıların İsyanı]]></category>
		<category><![CDATA[Goya]]></category>
		<category><![CDATA[Hauptmann]]></category>
		<category><![CDATA[heykeltraş]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[Kathe Kollwitz]]></category>
		<category><![CDATA[Kollwitz]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[oto portre]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[sembolizm]]></category>
		<category><![CDATA[toplumcu gerçekçi sanatçılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2127</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kollwitz Doğu Prusya’da dünyaya geldi. Ailesi Hıristiyan olmasına rağmen, sosyalist bir dünya görüşünü benimseyen bir ailede yetişti. 19. yy sonunda işçilerin ve halkın içinde bulunduğu durumlardan çok fazla etkilenmekteydi. Bu nedenle Alman dışavurumcu ressam, heykeltıraş, gravür sanatçısı Kollwitz; yoksulların, ezilenlerin ve işçilerin yanında olması ile tanınır. O eserlerinde toplumsal gerçekçilik ile duygularını harmanlamıştır. Ibsen, Tolstoy, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kathe-kollwitzin-takdire-sayan-sanatciligi/">Kathe Kollwitz’in Takdire Şayan Sanatçılığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kollwitz Doğu Prusya’da dünyaya geldi. Ailesi Hıristiyan olmasına rağmen, sosyalist bir dünya görüşünü benimseyen bir ailede yetişti. 19. yy sonunda işçilerin ve halkın içinde bulunduğu durumlardan çok fazla etkilenmekteydi. Bu nedenle Alman dışavurumcu ressam, heykeltıraş, gravür sanatçısı Kollwitz; yoksulların, ezilenlerin ve işçilerin yanında olması ile tanınır. O eserlerinde toplumsal gerçekçilik ile duygularını harmanlamıştır. Ibsen, Tolstoy, Zola gibi yazarları okuması da bunda etki etmiştir. Toplumun içinde bulunduğu hastalıklı ruhu ortaya çıkarmıştır ve bu toplumun çelişkileri içinde yaşamaya çabalayan bireyin durumunu gözler önüne sermiştir.</p>
<figure id="attachment_2128" aria-describedby="caption-attachment-2128" style="width: 450px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/BA-258.jpg" rel="attachment wp-att-2128"><img class=" td-modal-image wp-image-2128 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/BA-258.jpg?resize=450%2C353" alt="“Dokumacıların İsyanı” adlı oymabaskısı konusunu, Silezyalı dokumacıların 1844’teki isyanlarının gaddarca bastırılmasından alır. " width="450" height="353" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/BA-258.jpg?w=450&amp;ssl=1 450w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/BA-258.jpg?resize=300%2C235&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2128" class="wp-caption-text">“Dokumacıların İsyanı” adlı oymabaskısı konusunu, Silezyalı dokumacıların 1844’teki isyanlarının gaddarca bastırılmasından alır.</figcaption></figure>
<p>Sanatçı eserlerinde daha çok; adaletsizlik, insanlığın kendini yok edişi gibi evrensel konuları işlemiş; dönemin ahlaki ve siyasi sorunları ile yakından ilgilenmiştir. İşçi sınıfının yaşadığı zorluklar, savaşlar, yoksulluğun artışı, direnişler, ölümler onun başlıca ilgilendiği konulardır. Sanat hayatına baskı resimleriyle başlamış ve Goya’dan etkilenmiştir. “Dokumacıların İsyanı” adlı oymabaskısı konusunu, Silezyalı dokumacıların 1844’teki isyanlarının gaddarca bastırılmasından alır. Bunu ünlü Alman oyun yazarı Gerard Hauptmann’ın “Dokumacıların İsyanı” adlı oyunundan esinlenerek yapar.</p>
<figure id="attachment_2131" aria-describedby="caption-attachment-2131" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PicMonkey-Collage.jpg" rel="attachment wp-att-2131"><img class=" td-modal-image wp-image-2131 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PicMonkey-Collage-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Kollwitz aynı zamanda bronz ve taş malzemeleriyle çalışan bir heykeltıraştır." width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PicMonkey-Collage.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PicMonkey-Collage.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PicMonkey-Collage.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2131" class="wp-caption-text">Kollwitz aynı zamanda bronz ve taş malzemeleriyle çalışan bir heykeltıraştır.</figcaption></figure>
<p>Kollwitz aynı zamanda bronz ve taş malzemeleriyle çalışan bir heykeltıraştır da. 1910’da başladığı heykel çalışmalarında da, resimlerinde işlediği konuları ele almıştır. Kollwitz, çocuklarını kaybetmekten de çok korkar ve sanatçının eserlerinde bu korkusunun etkilerini de görürüz. Anne ve çocuk temasını çokça işlemiştir. Özellikle savaşta 18 yaşındaki oğlunu kaybetmesinden sonra, resimlerinde daha çok ölü çocuk teması, çocuklarına sarılmış anne figürleri yapmaya başlar. Bu şekilde anneler çocuklarını tüm kötülüklerden korusun istemiştir. Oğlunun ve oğlu gibi yüzbinlerce gencin acısını yıllarca üzerinde çalıştığı yaslı anne ve baba heykellerinde dile getirmiştir. Bu iki heykel şu an&nbsp;Belçika&#8217;da,&nbsp;Flandre&#8217;daki meçhul asker mezarlığının kapısındadır.</p>
<p>Hitler’in başa gelmesiyle çalıştığı akademiden de ayrılmak zorunda kalan sanatçı, 1934-35 yılları arasında son büyük baskı resim çalışmasını “ölüm” teması içinde yapmıştır. Sanatçı yaşadığı döneme baskı resimler yaparak sembolik göndermeler de bulunmuştur. Ayrıca sanatçının iç dünyasında kendisiyle yüzleştiği oto portreleri de önemli bir yer tutmaktadır.</p>
<figure id="attachment_2130" aria-describedby="caption-attachment-2130" style="width: 518px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kollwitz-poverty-1893.jpg" rel="attachment wp-att-2130"><img class=" td-modal-image wp-image-2130 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kollwitz-poverty-1893.jpg?resize=518%2C516" alt="Sanatçının iç dünyasında kendisiyle yüzleştiği oto portreleri de önemlidir." width="518" height="516" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kollwitz-poverty-1893.jpg?w=518&amp;ssl=1 518w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kollwitz-poverty-1893.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kollwitz-poverty-1893.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 518px) 100vw, 518px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2130" class="wp-caption-text">Sanatçının iç dünyasında kendisiyle yüzleştiği oto portreleri de önemlidir.</figcaption></figure>
<p>Kollwitz, art arda ürettiği isyan, savaş ve ölüm konulu eserleriyle döneminin toplumcu gerçekçi bir sanatçısıdır. Eserlerinde yaratmayı başardığı duygusal gerilimler, çizgi anlayışı ve kurgularıyla dışavurumcudur. The End adlı eserinde sanatçı, dokumacıların yaşadığı ezilme duygusunun ve mücadelelerinin dramatik sonuna gönderme yapar. Sanatçı sembolik anlatımıyla kişiyi o ana götürür. Onun eserlerine bakanlar, o anların izleyicisi konumundadırlar. Çünkü oradaki kişilerin ruh hallerini yansıtmaktadır. Bunu o kadar güçlü bir aktarımla yapar ki bu nedenle biz sanki o anı yaşıyormuşuz izlenimine kapılırız. Yaşananların sonunda kalan o hareketsiz bedenler sonu –ölümü sembolize eder.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kathe-kollwitzin-takdire-sayan-sanatciligi/">Kathe Kollwitz’in Takdire Şayan Sanatçılığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kathe-kollwitzin-takdire-sayan-sanatciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2127</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Modern Resim Sanatının Temsilcisi: Matisse</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 07 Feb 2016 19:22:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Ambrogio Lorenzetti]]></category>
		<category><![CDATA[Bonheur de Vivre]]></category>
		<category><![CDATA[figür]]></category>
		<category><![CDATA[fovist]]></category>
		<category><![CDATA[fovist dönem]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm akımı]]></category>
		<category><![CDATA[Henri Matisse]]></category>
		<category><![CDATA[Jacques Louis David]]></category>
		<category><![CDATA[Joy of Life]]></category>
		<category><![CDATA[Kandinsky]]></category>
		<category><![CDATA[Matisse]]></category>
		<category><![CDATA[modern sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2116</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Dans 1” ve “Dans 2” Henri Matisse, 1869 yılının son gününde kuzey Fransa’da dünyaya geldi. 1887 &#8211; 1888’de Paris’te hukuk eğitimi alan Matisse, hukuk stajyeri iken çalışmaktan sıkılan Henri Matisse penceresinin önünden geçenlere bezelye fırlatma çubuğu ile çiğneyip top haline getirilmiş kağıtları fırlatıyordu. 20. yy’da yaşamış olan en önemli ressamlardan birisi olarak gösterilen Matisse, Picasso [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/">Modern Resim Sanatının Temsilcisi: Matisse</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Dans 1” ve “Dans 2”</strong></p>
<p><strong>Henri Matisse</strong>, 1869 yılının son gününde kuzey Fransa’da dünyaya geldi. 1887 &#8211; 1888’de Paris’te hukuk eğitimi alan Matisse, hukuk stajyeri iken çalışmaktan sıkılan Henri Matisse penceresinin önünden geçenlere bezelye fırlatma çubuğu ile çiğneyip top haline getirilmiş kağıtları fırlatıyordu.</p>
<p>20. yy’da yaşamış olan en önemli ressamlardan birisi olarak gösterilen Matisse, Picasso ve Kandinsky’le birlikte modern sanatın önemli temsilcilerinden birisi olarak gösterilir.</p>
<p>1909 yılında, Moskovalı bir iş adamı olan ve Matisse’in resimlerini toplayan Shchukin ona resim sipariş eder. Matisse’in Rus koleksiyoner için yaptığı Dans ve Müzik adlı büyük boyutlu çalışmalar; saf renk kullanımı, belirgin dış çizgilerle sınırlanmış figürleri ve yaşama sevincini yansıtan temalarıyla Matisse’in başyapıtları arasında yer aldılar.</p>
<figure id="attachment_2121" aria-describedby="caption-attachment-2121" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg" rel="attachment wp-att-2121"><img class=" td-modal-image wp-image-2121 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico-300x203.jpg?resize=300%2C203" alt="Ambrogio Lorenzetti &quot;Siena’da Palazzo Pubblico&quot;" width="300" height="203" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg?resize=300%2C203&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg?w=457&amp;ssl=1 457w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2121" class="wp-caption-text">Ambrogio Lorenzetti &#8220;Siena’da Palazzo Pubblico&#8221;</figcaption></figure>
<p>Matisse, Dans 1’i yapmadan önce muhtemelen Ambrogio Lorenzetti’nin Siena’da Palazzo Pubblico’nun eserindeki dansçılardan etkilenmiştir.</p>
<p>Henri Matisse, önce <em>Bonheur de Vivre (Joy of Life)</em> resmini yapmıştır. Ancak ‘Dans’da, ‘Joy of Life’daki dansçıların yüzü bize dönük olanlardan birini yapmamıştır. Böylece karşımıza beş dansçı çıkmıştır.</p>
<figure id="attachment_2117" aria-describedby="caption-attachment-2117" style="width: 450px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg" rel="attachment wp-att-2117"><img class=" td-modal-image wp-image-2117 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg?resize=450%2C324" alt="Henri Matisse &quot;Bonheur de Vivre&quot;" width="450" height="324" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg?w=450&amp;ssl=1 450w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg?resize=300%2C216&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2117" class="wp-caption-text">Henri Matisse &#8220;Bonheur de Vivre&#8221;</figcaption></figure>
<p>Dans 1, fovist dönemin ve fovizm akımının erken habercisidir. Figürler hemencecik çizilmiş gibidir ama neşeli ve bez bebek görünümündedir. Figürleri aynı zamanda da Jacques Louise David’in eserlerindeki figürler gibi donmuş gibidirler de.</p>
<figure id="attachment_2120" aria-describedby="caption-attachment-2120" style="width: 248px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii.jpg" rel="attachment wp-att-2120"><img class=" td-modal-image wp-image-2120 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii-248x300.jpg?resize=248%2C300" alt="Jacques Louise David &quot;Oath of the Horatii&quot;" width="248" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii.jpg?resize=248%2C300&amp;ssl=1 248w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii.jpg?w=365&amp;ssl=1 365w" sizes="(max-width: 248px) 100vw, 248px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2120" class="wp-caption-text">Jacques Louise David &#8220;Oath of the Horatii&#8221;</figcaption></figure>
<p>Peki, eserde neşe, sevinç duygusu verilebilmiş midir? Bez bebek görünümündeki figürlerin çevresi çizimle sanki çocuksu biçimde belirginleştirilmiş dans eder gibidir.</p>
<p>Tabii ki Dans’taki renkler de özellikle mavi ve yeşilin uyandırdığı duygular ve tepkiler de farklı farklıdır. Mavi sanki dağların tepesinden fırlamış gibi görünür. Ama başkasına da farklı görünebilir. Yeşil çayır gibidir. Peki, size nasıl görünüyor?</p>
<p>Dans’ta mekansal belirsizlik, derinlik yanılsamasını görüyor muyuz? Sanırım bunlar tuvalde çatışma halinde. Resimdeki süreklilik öndeki iki dansçının ellerini bırakması ile kesilmektedir. Matisse, bunu kasıtlı mı yapmış, bilemiyorum. Ancak bu kesik tam anlamıyla değil çünkü eller karşıdaki dansçının bacağındadır. Bu da daireyi bütün göstermektedir. Demek ki sürekliliği bilinçli olarak hissetmemizi istiyor diye düşünüyorum.</p>
<p>Resme bakınca bir tören yapıldığını düşünebiliriz. Sanki bir davul var da onun vuruşlarıyla gizli bir ayin yapıyor gibi de görünüyorlar. Tedirginlik bile hissedebiliriz.</p>
<figure id="attachment_2119" aria-describedby="caption-attachment-2119" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg" rel="attachment wp-att-2119"><img class=" td-modal-image wp-image-2119 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=640%2C421" alt="Henri Matisse &quot;Dans 2&quot;" width="640" height="421" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=300%2C197&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2119" class="wp-caption-text">Henri Matisse &#8220;Dans 2&#8221;</figcaption></figure>
<p>Peki neden? Renklerden mi, mekanın belirsizliğinden mi, hareketten mi? Belki de soldaki figürün duruşundandır; bu figürün sırtı, bedenindeki kavisin dairenin &#8211; dansçıların hareketini yaratması da olabilir.</p>
<p>Arkadan görünen iki figür sanki yere dokunuyor gibidir. Dans 1909’da yapılırken figürlerin ayakları yeşile dokunuyor gibidir. Ancak 1910’da yaptığı Dans’ta ise, figürlerin ayakları yeşili sanki ayaklarında sıkıştırıyor gibidir. Bunu özellikle iki figürün ayaklarında bariz şekilde görürüz. Tabii her iki resimdeki bu değişiklik bizde ağırlık duygusunda da değişiklikle yaratır.</p>
<p>Bütün bu çocuksu çizimlerde, boyamalarda Matisse, kesinlikle ne yaptığını bildiğine dikkat etmemiz önemlidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/">Modern Resim Sanatının Temsilcisi: Matisse</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2116</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gerçeküstücülük: Kadın-Aşk-Acı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gercekustuculuk-kadin-ask-aci/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gercekustuculuk-kadin-ask-aci/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 28 Jan 2016 16:44:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Figen Güntürk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Andre Breton]]></category>
		<category><![CDATA[Antonin Arnaud]]></category>
		<category><![CDATA[Arthur Cravan]]></category>
		<category><![CDATA[dadaist]]></category>
		<category><![CDATA[Dadaizm]]></category>
		<category><![CDATA[Diego Rivera]]></category>
		<category><![CDATA[Federico Garcia Lorca]]></category>
		<category><![CDATA[Freud]]></category>
		<category><![CDATA[Frida]]></category>
		<category><![CDATA[Frida Kahlo]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[Louis Aragon]]></category>
		<category><![CDATA[P. J. Jouve]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Eluard]]></category>
		<category><![CDATA[Philippe Soupault]]></category>
		<category><![CDATA[Pierre Reverdy]]></category>
		<category><![CDATA[Raymond Quenneau]]></category>
		<category><![CDATA[Rene Char]]></category>
		<category><![CDATA[Rene Magritte]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Desnos]]></category>
		<category><![CDATA[Salvador Dali]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud]]></category>
		<category><![CDATA[sürrealist]]></category>
		<category><![CDATA[sürrealizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1978</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gerçeküstücülük ya da sürrealizm Avrupa&#8217;da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir. Temelini akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaistlerin eserlerinden alır. Sigmund Freud&#8217;un teorilerinden etkilenen Andre Breton için bilinçdışılık düş gücünün temel kaynağı deha ise bu bilinçdışı dünyasına girebilme yeteneğiydi. Gerçeküstücülük yöntemli bir araştırma ile deneyi ön planda tutuyor insanın kendi kendisini irdeleyip [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gercekustuculuk-kadin-ask-aci/">Gerçeküstücülük: Kadın-Aşk-Acı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gerçeküstücülük</strong> ya da <strong>sürrealizm</strong> Avrupa&#8217;da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir. Temelini akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaistlerin eserlerinden alır. Sigmund Freud&#8217;un teorilerinden etkilenen Andre Breton için bilinçdışılık düş gücünün temel kaynağı deha ise bu bilinçdışı dünyasına girebilme yeteneğiydi. Gerçeküstücülük yöntemli bir araştırma ile deneyi ön planda tutuyor insanın kendi kendisini irdeleyip çözümlemesinde sanatın yol gösterici bir araç olduğunu vurguluyordu. Gerçeküstücülük akımı gerçek dışı anlamında değil aksine gerçeğin insandaki iz düşümü şeklinde bir yaklaşımdır. 1925&#8217;ten sonra gerçeküstücüler dağılmaya başka akımlara yönelmeye başladı. <strong>Andre Breton</strong>&#8216;un yanı sıra <em>P. J. Jouve, Pierre Reverdy, Robert Desnos, Louis Aragon, Paul Eluard, Antonin Arnaud, Raymond Quenneau, Philippe Soupault, Arthur Cravan, Rene Char,Federico Garcia Lorca, Salvador Dali, Rene Magritte</em> gerçeküstücülük akımının önemli isimlerindendir.</p>
<figure id="attachment_1980" aria-describedby="caption-attachment-1980" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/surrealizm.png" rel="attachment wp-att-1980"><img class=" td-modal-image wp-image-1980 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/surrealizm-300x194.png?resize=300%2C194" alt="Sürrealizm denilince - her ne kadar kendisi kabul etmese de -akla gelen ve sanatında sürrealizm kokusu aldığımız bir kişi daha var: Frida Kahlo." width="300" height="194" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/surrealizm.png?resize=300%2C194&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/surrealizm.png?w=376&amp;ssl=1 376w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1980" class="wp-caption-text">Sürrealizm denilince &#8211; her ne kadar kendisi kabul etmese de -akla gelen ve sanatında sürrealizm kokusu aldığımız bir kişi daha var: Frida Kahlo.</figcaption></figure>
<p><strong>Sürrealizm</strong> denilince &#8211; her ne kadar kendisi kabul etmese de -akla gelen ve sanatında sürrealizm kokusu aldığımız bir kişi daha var: <strong>Frida Kahlo</strong>.</p>
<p>Frida Kahlo, Meksikalı ressamdır. 6 yaşında geçirdiği çocuk felci ve 18 yaşında okul dönüşü yaşadığı talihsiz kaza ile hayatı değişmiştir. Kazadan 1 ay sonra hastaneden çıkan Kahlo ailesinin teşviki ile resim yapmaya başlamıştır. Frida&#8217;nın 143 resmi vardır. 55 tanesi oto-portredir. Yaşamının büyük bölümünü yatakta başının üstünde duran &#8220;gündüzlerinin ve gecelerinin celladı&#8221; olarak tanımladığı bir aynaya bakarak geçirdiği için sürekli oto-portre çizmiştir.</p>
<p>Frida&#8217;nın hayatında yer edinen olaylardan bir tanesi kendisi gibi ressam olan Diego Rivera&#8217;ya olan aşkıydı. Frida&#8217;nın portrelerinde bedensel acılarının yanında Diego&#8217;ya olan aşkının iz düşümlerini her fırça darbesinde görmekteyiz. Frida&#8217;nın aşkı o kadar büyüktü ki evliliğine karşı çıkan ve kocasına çirkin diyen annesinden nefret etmesine neden olmuştur. Frida&#8217;nın aşkını anlatmakta olan sanatının yanında mektuplarda var tabi&#8230;</p>
<p>Diego &#8216;ya “Seni sevmeye başlayalı çok uzun zaman oldu. Küçük bir kız çocuğu idim seni sevmeye başladığımda. Şimdi ise bedeni çürümeye başlayan yaşlı bir kadınım. Bütün bedenler çürüyor aslında Diego&#8217;m. Eskiyor bütün bedenler. Ama acı çeken yüreği var ise bir bedenin daha hızlı çürüyor o beden. Benim acı çeken bir yüreğim var Diego. Seni sevmeye başladığım o günden beri acı çeken bir yüreğim var. Beni anlamadın demeyeceğim. Beni anladın. Zaten en dayanılmaz acı buydu. Sen beni anladın. Anladığın halde canımı yaktın Diego&#8230;”</p>
<p>Frida&#8217;nın beden acılarının yanında aşk acısının iz düşümleri etkileyici duruyor.</p>
<p>Aşk, aşk acısı ve tablolarında yakalayıp hissettiğimiz Frida&#8217;nın aşkı da gerçeküstü(cü)lük değil miydi?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gercekustuculuk-kadin-ask-aci/">Gerçeküstücülük: Kadın-Aşk-Acı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gercekustuculuk-kadin-ask-aci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1978</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Courbet ve Burjuvazi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/courbet-ve-burjuvazi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/courbet-ve-burjuvazi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 20 Jan 2016 22:50:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[bohem]]></category>
		<category><![CDATA[burjuva]]></category>
		<category><![CDATA[burjuvazi]]></category>
		<category><![CDATA[Courbet]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci resim]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci ressam]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci sanat]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Komünü]]></category>
		<category><![CDATA[Gautier]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gustave Courbet]]></category>
		<category><![CDATA[komün]]></category>
		<category><![CDATA[Montaigne Caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[Ornans’da Cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[Proudon]]></category>
		<category><![CDATA[Quartier Latin]]></category>
		<category><![CDATA[realizm]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[romantizm]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Taş Kırıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[Theophile Gautier]]></category>
		<category><![CDATA[Vendome]]></category>
		<category><![CDATA[Vendome sütunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1840</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Burjuva ve bohem” 19. yy’da bu iki kavram karşıt gibi görünür. Bu geç 18. yüzyıl romantizmin bir suçu ve sadece para için çalışan burjuva ve onun yoksullaşmış sanatçı mitidir. Sanat aşkına sanat şampiyonu, Theophile Gautier, 1855’te bir notunda şöyle yazmıştır: “Burjuva isteyerek etkili bir sanatçı olmak demektir.” İşte bohem sanatçılarından biri de Gustave Courbet’tir ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/courbet-ve-burjuvazi/">Courbet ve Burjuvazi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“<em>Burjuva ve bohem</em>” 19. yy’da bu iki kavram karşıt gibi görünür. Bu geç 18. yüzyıl romantizmin bir suçu ve sadece para için çalışan burjuva ve onun yoksullaşmış sanatçı mitidir.</p>
<p>Sanat aşkına sanat şampiyonu, Theophile Gautier, 1855’te bir notunda şöyle yazmıştır: “<em>Burjuva isteyerek etkili bir sanatçı olmak demektir.</em>”</p>
<p>İşte bohem sanatçılarından biri de <strong>Gustave Courbet</strong>’tir ve bu ikincil seçilmiş hayat onda  daha açıktır, kendini daha iyi gösterir&#8230; Sanatçının rüyası, meydanlardaki burjuvalar ve onlardan etkilenmiş hizmetkarları… Yani Courbet  zengin bir ailenin çocuğu iken bohem hayatı seçmiş, burjuva kimliğini gizlemek için bir dizi maske takmıştır. Köylü rolü oynamıştır. Çünkü bu dönemde köyden kente olan göçler, sendika,  işçi hakları ve yoksulluk gibi tüm toplumsal sorunlar Romantizm’i düşler aleminden çıkararak gerçeği görebilmeyi ihtiyaç haline getirmiş ve bu dönemi yeni bir sürecin başlangıcı olan Realizm’in (Gerçekçilik) babası olmuştur.</p>
<figure id="attachment_1842" aria-describedby="caption-attachment-1842" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Ornans’da-Cenaze.jpg" rel="attachment wp-att-1842"><img class=" td-modal-image wp-image-1842 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Ornans’da-Cenaze.jpg?resize=640%2C302" alt="Ornans’da Cenaze" width="640" height="302" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Ornans’da-Cenaze.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Ornans’da-Cenaze.jpg?resize=300%2C142&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1842" class="wp-caption-text">Ornans’da Cenaze</figcaption></figure>
<p>Gustave Courbet  de içinde bulunduğu bu dönemde  sosyal düzene karşıdır bunu da doğduğu yer olan Ornans’da adını verdiği eserinde resmetmiştir; “<strong>Ornans’da Cenaze</strong>”. Bu eserinde Fransız devriminde aktif rol oynadığını hissedebiliriz. Eserinde proleterya sınıfının günlük hayatlarını burjuvalara göstermiş, ’an’ı  anlatmıştır.</p>
<p>Ornans’da Cenaze adlı eseri ruhban sınıfına karşı gelen hayran olduğu büyükbabasının cenazesini resmetmiştir. Cenazedeki kişiler köydeki gerçek kişilerdir. Onların derin yasını gören otoriteler bu gerçekliğin karşısında şok olmuşlardır. Çünkü o dönemde yapılan resimler ütopik, dini, kusursuz güzeli gösteren resimlerdi.</p>
<figure id="attachment_1844" aria-describedby="caption-attachment-1844" style="width: 689px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Taş-Kırıcılar.png" rel="attachment wp-att-1844"><img class=" td-modal-image wp-image-1844 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Taş-Kırıcılar.png?resize=640%2C426" alt="Taş Kırıcılar" width="640" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Taş-Kırıcılar.png?w=689&amp;ssl=1 689w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Taş-Kırıcılar.png?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Taş-Kırıcılar.png?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1844" class="wp-caption-text">Taş Kırıcılar</figcaption></figure>
<p>Eserlerini devasa boyutta yapmıştır. Bu da burjuvaziye bir tehdit gibidir adeta. Aslında otoriteler politik tehdit konusunda haklıydılar. “<strong>Taş Kırıcılar</strong>” adlı eser de insanı en ağır, en sevimsiz görevlerden ve yoksulluğu bir kader olmaktan kurtaramayan endüstrileşmiş çağa karşı yöneltilmiş bir ironiye sahiptir.</p>
<p>Ancak bu iki eserinin Uluslar arası sergide seçilmemiş olması onu sinirlendirir ve yan caddede (Montaigne Caddesi) kendi yaptığı derme çatma barakalarda eserlerini sergiler. Eserlerini sergileyememiş tüm sanatçıların eserlerini de sergiye alır. Bu şok edicidir.</p>
<p>Bu Fransız sanatında Gerçekçilik akımını başlatır.</p>
<figure id="attachment_1843" aria-describedby="caption-attachment-1843" style="width: 587px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Proudon-resmi.jpg" rel="attachment wp-att-1843"><img class=" td-modal-image wp-image-1843 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Proudon-resmi.jpg?resize=587%2C440" alt="Anarşist Proudon'un da resmini çizer." width="587" height="440" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Proudon-resmi.jpg?w=587&amp;ssl=1 587w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Proudon-resmi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 587px) 100vw, 587px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1843" class="wp-caption-text">Anarşist Proudon&#8217;un da resmini çizer.</figcaption></figure>
<p>1848’lerde tanıştıklarının arasında Anaşist Proudon’un düşüncelerinden de etkilenir. Ve onun bir resmini yapar.</p>
<p>1861 yılında, bir atölye açılmış ve Realizm kuramını ve pratiğini anlatması için Courbet’ye bir istek mektubu gönderilmiştir&#8230; Kendisi akademik öğretimi hep reddetmiş olması nedeniyle başta kabul etmemiştir. Sonradan (1870), öğrenciler ve öğretmenleri arasında karşılıklı yardımlaşma ve eşitlik atmosferinin hüküm süreceği, model olarak yalnızca bilindik nülerin değil, aynı zamanda bir öküz, at ve geyiğin de kullanılacağı, alışılmışın dışında, demokratik bir atölye açmaya karar verir. Ancak sadece birkaç hafta açık kalabilen bu atölye sayesinde yine de sanat öğretimi ve akademik kuruluşlar hakkındaki düşüncelerini söyleme fırsatını da yakalamış olur.</p>
<figure id="attachment_1845" aria-describedby="caption-attachment-1845" style="width: 399px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Vendome-Sütunu.jpg" rel="attachment wp-att-1845"><img class=" td-modal-image wp-image-1845 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Vendome-Sütunu.jpg?resize=399%2C267" alt="Courbet, Napolyon adına dikilen Vendome Sütunu'nun yıkılışana da katılır." width="399" height="267" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Vendome-Sütunu.jpg?w=399&amp;ssl=1 399w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Vendome-Sütunu.jpg?resize=300%2C201&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Vendome-Sütunu.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 399px) 100vw, 399px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1845" class="wp-caption-text">Courbet, Napolyon adına dikilen Vendome Sütunu&#8217;nun yıkılışana da katılır.</figcaption></figure>
<p><strong>Courbet</strong>,  1871’de Komününe katılmıştır. Paris’te ayaklanmaların örgütlendiği <em>Quartier Latin </em>çevresindeki mekânlarda bulunmuş, eserleriyle topluma yön vermiştir. Komün sırasında kültür bakanlığının yetkisini devralan Sanat Birliği başkanlığını üstlenir. Önemli birtakım koleksiyonları yağmalanmaktan korurken, Napolyon’un zaferleri onuruna dikilmiş olan <strong>Vendome</strong> sütununun yerle bir edilmesine katılır. Ve daha sonra, Komünün yenilgiye uğramasının ardından, açılan mahkemelerde yargılanır, suçlanır ve İsviçre’ye kaçar.</p>
<p>Courbet, Romantik Burjuvanın beklentilerinin tersine, insan öğesinin her katmanına önem vermekteydi. Bu nedenle kendisi ve çevresi tarafından gerçek bir proletarya sanatçısı olarak kabul gördüğü belirtilebilir.</p>
<p>Courbet, vatanından uzakta 31 Aralık 1877 yılında hayata veda eder. Geride bıraktığı tek gerçek değişen toplum düzenine isyankâr bir şekilde yön verebileceğini düşünecek kadar cesur bir sanatçı oluşudur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/courbet-ve-burjuvazi/">Courbet ve Burjuvazi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/courbet-ve-burjuvazi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1840</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Farklı Olan Heykeltraş ve Ressam: Giacometti</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/farkli-olan-heykeltras-ve-ressam-giacometti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/farkli-olan-heykeltras-ve-ressam-giacometti/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 19 Jan 2016 21:44:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yasemin Demirağ]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Alberto Giocometti]]></category>
		<category><![CDATA[empresyonist]]></category>
		<category><![CDATA[empresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[figür]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeküstü]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeküstücü]]></category>
		<category><![CDATA[Giocometti]]></category>
		<category><![CDATA[heykeltraş]]></category>
		<category><![CDATA[insan figürü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Pera Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[izlenimci]]></category>
		<category><![CDATA[izlenimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın heykeli]]></category>
		<category><![CDATA[kübist]]></category>
		<category><![CDATA[kübizm]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Ekolü]]></category>
		<category><![CDATA[Pera Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[post-kübist]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[sürrealist]]></category>
		<category><![CDATA[sürrealizm]]></category>
		<category><![CDATA[yeni-izlenimci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1820</guid>
				<description><![CDATA[<p>yüzyıl sanatının önde gelen isimlerinden heykeltraş ve ressam Alberto Giocometti&#8230; Başlarda yeni-izlenimci akımdan etkilendi, ilerleyen dönemlerde post-kübist ve gerçeküstücü eserlere yöneldi. Paris Ekolü’nün içerisinde yer aldı. Bir dönem içinde yer aldığı gerçeküstü hareketten insan formunun gerçekliğini aramaya koyuldu. Ve birçok eseri yeniden ve yeniden yaptı. İnsan figürüyle baş başa bir serüvene girişti. Sıradan bir adama [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/farkli-olan-heykeltras-ve-ressam-giacometti/">Farklı Olan Heykeltraş ve Ressam: Giacometti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<ol>
<li>yüzyıl sanatının önde gelen isimlerinden heykeltraş ve ressam <strong>Alberto Giocometti</strong>&#8230;</li>
</ol>
<p>Başlarda yeni-izlenimci akımdan etkilendi, ilerleyen dönemlerde post-kübist ve gerçeküstücü eserlere yöneldi. Paris Ekolü’nün içerisinde yer aldı. Bir dönem içinde yer aldığı gerçeküstü hareketten insan formunun gerçekliğini aramaya koyuldu. Ve birçok eseri yeniden ve yeniden yaptı. İnsan figürüyle baş başa bir serüvene girişti. Sıradan bir adama taşa yontmak istemişti, öteki diyordu. Ve onları boyutlandırmıştı, öyle ki bazıları kibrit kutusu kadardı dokunsa kırılacaktı. Saatlerce atölyesinde çalışmış bir sanatçı ve her zaman takım elbiseliydi. Üzerindeki o tozlar silinmeden bir Kafeye giderdi, onun da bohemliği buydu işte. 2015&#8217;te <em>İstanbul Pera Müzesi</em>’nde eserlerinin bir kısmı sergilendi.</p>
<figure id="attachment_1822" aria-describedby="caption-attachment-1822" style="width: 225px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kadin-heykeli.jpg" rel="attachment wp-att-1822"><img class=" td-modal-image wp-image-1822 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kadin-heykeli-225x300.jpg?resize=225%2C300" alt="Alberto Giacometti Paris Ekolü'ne dahil olan İsviçre asıllı heykeltıraş, ressam, resim çizimcisi ve estamp hazırlayıcısı." width="225" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kadin-heykeli.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kadin-heykeli.jpg?w=450&amp;ssl=1 450w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1822" class="wp-caption-text">Alberto Giacometti Paris Ekolü&#8217;ne dahil olan İsviçre asıllı heykeltıraş, ressam, resim çizimcisi ve estamp hazırlayıcısı.</figcaption></figure>
<p><strong>Ve bir kadın heykeli</strong>; Ürkmüş, zayıf düşmüş, çaresiz ama ayakta dimdik, sıradan bir insan, sıradan bir kadın… Ama ne kadın tümüyle istenilen arzulanan işte tam da o kadın bu halde. Belki bir doktor karşısında, belki hasta vücudun çökmesi, zayıflığı, korkusu ile baş başa&#8230; Bir yangının kararmış kurbanının trajik korkusu, aşağı doğru sarkmış bir vücut. İşte Giacometti bunu yapıyordu, ekleme &#8211; çıkarma, boşluğu ekleyip çıkartıyordu, boşluğu işleyebilen bir heykeltraş karşımızda. İnsan figürünü yontmayı başarmıştı. O figürü öyle bir ayarlamıştı ki uzaklaşsanız da yakınlaşsanız da aynı mesafedesinizdir. Yani, ressamların tualle yaptığını başarmıştı. Heykele yaklaştıkça onun büyüyeceğini, değişeceğini sanmayın. Aksine ona dokunuyor gibi olacaksınız. Malzeme ve doku çok iyi hissettirilmiştir onun heykellerinde. Malzeme, bronz olmaktan çıkmış gibidir. O heybetli heykeller hareketsizlik içinde ama ne hareketsizlik..! Bu kadının bölünen parçaları yoktur, bir bütün halinde anlamlandırabilirsiniz. O yüzden figürlerin uzadığını görürüz, bu çığlığı tek seferde bütün halinde görelim diye&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/farkli-olan-heykeltras-ve-ressam-giacometti/">Farklı Olan Heykeltraş ve Ressam: Giacometti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/farkli-olan-heykeltras-ve-ressam-giacometti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1820</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Resim ve Şiire Konu Olan Mistik Akım: Sembolizm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/resim-ve-siire-konu-olan-mistik-akim-sembolizm/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/resim-ve-siire-konu-olan-mistik-akim-sembolizm/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 18 Jan 2016 20:58:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hazel Güney]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Alan Poe]]></category>
		<category><![CDATA[imge]]></category>
		<category><![CDATA[imgelem]]></category>
		<category><![CDATA[Mallerme]]></category>
		<category><![CDATA[mistik]]></category>
		<category><![CDATA[mistik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[mistizm]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[natüralizm]]></category>
		<category><![CDATA[Poe]]></category>
		<category><![CDATA[pozitivizm]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Rilke]]></category>
		<category><![CDATA[Rimboud]]></category>
		<category><![CDATA[romantizm]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[sembol]]></category>
		<category><![CDATA[sembolik resim]]></category>
		<category><![CDATA[sembolik şiir]]></category>
		<category><![CDATA[sembolist]]></category>
		<category><![CDATA[sembolist ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[sembolist şairler]]></category>
		<category><![CDATA[sembolizm]]></category>
		<category><![CDATA[simgecilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1808</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sembolizm, nesnenin karşısına düşen ifade değildir. Kafa yorarak, sezdirerek, düşündürerek belirsizlik taşıyan ve çözmeye çalışarak; daha içeriye erişme çabasıyla ilişki kurar. Gerçekçilik akımına tepki olarak doğmuştur. Romantizmin devamıdır da diyebileceğimiz gibi, dışavurumculuğun gerçekçi yaklaşımına, pozitivizme ve materyalizme tepki olarak doğmuştur. Somut varlıklar sembolistlere göre, dış dünya ile insanın iç dünyası arasında bir köprü niteliği taşır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/resim-ve-siire-konu-olan-mistik-akim-sembolizm/">Resim ve Şiire Konu Olan Mistik Akım: Sembolizm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sembolizm, nesnenin karşısına düşen ifade değildir. Kafa yorarak, sezdirerek, düşündürerek belirsizlik taşıyan ve çözmeye çalışarak; daha içeriye erişme çabasıyla ilişki kurar. Gerçekçilik akımına tepki olarak doğmuştur. Romantizmin devamıdır da diyebileceğimiz gibi, dışavurumculuğun gerçekçi yaklaşımına, pozitivizme ve materyalizme tepki olarak doğmuştur.</p>
<p>Somut varlıklar sembolistlere göre, dış dünya ile insanın iç dünyası arasında bir köprü niteliği taşır. İnsan dış dünyayı nasıl algılıyorsa, öyle değerlendirir. Örneğin natüralizmde bilimsel bir yaklaşım vardı, felsefesi pozitivizmdi. Neden sonuç hareket yasalarıyla ele alınırdı. Sembolizmde ise, düşler ve imgeler dünyasında bir şeyler vardır. Bilimsel bir tutumdan söz edilmez. Kişiye özeldir ve metafiziktir. Aslında biz buna görünen dünyanın, görünmeyen yüzü de diyebiliriz.</p>
<figure id="attachment_1811" aria-describedby="caption-attachment-1811" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolizm.jpg" rel="attachment wp-att-1811"><img class=" td-modal-image wp-image-1811 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolizm.jpg?resize=500%2C370" alt=" William Blake, &quot;Adem ile Havva, Habil’in Cesedini Buluyor&quot;, 1825." width="500" height="370" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolizm.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolizm.jpg?resize=300%2C222&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1811" class="wp-caption-text">William Blake, &#8220;Adem ile Havva, Habil’in Cesedini Buluyor&#8221;, 1825.</figcaption></figure>
<p>19. YY’dan sonra bu akımın çıkmasına ön ayak olmuş şair ve ressamlar keşfetmekteyiz. Rilke, Rimboud, Edgar Alan Poe, Mallerme bu şairlerden bazılarıdır. Daha sonra özellikle resim sanatında etkileri çok fazla görülmeye başlanmıştır. 1880’lerden sonra Fransa’da ortaya çıkmıştır ve buradan diğer ülkelere yayılmıştır. Sembolistler bireyin yaşadığı duyguları doğrudan anlatmaya karşıydılar. Onlar “gerçek bana görünen değil, ben de hissettirdiğidir.” derler.</p>
<figure id="attachment_1810" aria-describedby="caption-attachment-1810" style="width: 234px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolist-resim.jpg" rel="attachment wp-att-1810"><img class=" td-modal-image wp-image-1810 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolist-resim-234x300.jpg?resize=234%2C300" alt="Sembolizmin önemli bir ayağını resim oluşturur." width="234" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolist-resim.jpg?resize=234%2C300&amp;ssl=1 234w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolist-resim.jpg?resize=233%2C300&amp;ssl=1 233w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolist-resim.jpg?w=336&amp;ssl=1 336w" sizes="(max-width: 234px) 100vw, 234px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1810" class="wp-caption-text">Sembolizmin önemli bir ayağını resim oluşturur.</figcaption></figure>
<p>Sembolik resimde ise en önemli özellik tinsellik ve melankolidir. Sembolizmde iç dünya, düşler, hayaller, yalnızlık, düşünce, gerçek dışı, uyku ve ölüm de yer bulur. Ressamlar yaşadıklarını, gördüklerini edebiyattan ve mitolojiden aldıklarını imgelem yoluyla tuale yansıtırlar. Doğa, deniz ve antik figürler düşsel ögelerle harmanlanır ve duygulara yönelerek daha güçlü bir anlatım yakalanmaya çalışılır.</p>
<p>Sembolist ressamlar mitolojiden ve İncil’den etkilendikleri için, garip renkler ve ürpertici ışıklar yardımıyla mistik düşüncelerini, çarpıcı ve tedirgin edici görsel ögelere dönüştürmüşlerdir. Aslında sembolistler için; bilinmeyeni arayan, beş duyunun seslenemeyeceği şeylere seslenen, görüneni silikleştiren ve aydınlığa varan anlamlardan kaçıp, bunları sembollerle gösterenler diyebiliriz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/resim-ve-siire-konu-olan-mistik-akim-sembolizm/">Resim ve Şiire Konu Olan Mistik Akım: Sembolizm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/resim-ve-siire-konu-olan-mistik-akim-sembolizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1808</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Resim ve Sürrealizm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/resim-ve-surrealizm/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/resim-ve-surrealizm/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 30 Dec 2015 12:39:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dilay Köngeç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Antonin Arnaud]]></category>
		<category><![CDATA[Arthur Cravan]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[Louis Aragon]]></category>
		<category><![CDATA[P. J. Jouve]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Eluard]]></category>
		<category><![CDATA[Philippe Soupault]]></category>
		<category><![CDATA[Pierre Reverdy]]></category>
		<category><![CDATA[Raymond Queneau]]></category>
		<category><![CDATA[Rene Char]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Desnos]]></category>
		<category><![CDATA[Salvador Dali]]></category>
		<category><![CDATA[sürrealizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1464</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sürrealizme göre eserde kişinin sevapları kadar günahlarını yansıtması gerekir. Akıma aşık olma nedenimin başında bu yargı geliyor zaten. Bu yüzden duygularımı aktarma biçimim olan bu akımla başladım makalelerime. Akımın iyi kadar kötüyü de ele alıyor alması gerçekten insanı büyülüyor. İnsanların sürrealizmi gerçekleşmeyecek olan olgular olarak sınıflandırması yanılgısı var bir de. Başlığı ve konuyu seçmemde ki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/resim-ve-surrealizm/">Resim ve Sürrealizm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sürrealizme göre eserde kişinin sevapları kadar günahlarını yansıtması gerekir. Akıma aşık olma nedenimin başında bu yargı geliyor zaten. Bu yüzden duygularımı aktarma biçimim olan bu akımla başladım makalelerime.</p>
<p>Akımın iyi kadar kötüyü de ele alıyor alması gerçekten insanı büyülüyor. İnsanların sürrealizmi gerçekleşmeyecek olan olgular olarak sınıflandırması yanılgısı var bir de. Başlığı ve konuyu seçmemde ki diğer etkenlerden bir tanesi de bu olsa gerek. Breton&#8217;un harika bir tanımı var bu konu hakkında: &#8220;Gerçeküstücülük, gerçek dışı olguları değil aksine gerçeğin insan üzerindeki iz düşümünü aktarır.&#8221; Bu cümleden de yola çıkılacağı gibi aslında sürrealizm tamamen gerçekle bağlantılıdır. Hatta biraz daha ince düşünürsek sürrealizm bir devrimdir. Belki biraz da laiklik… Zaten sürrealistler yaşam üzerindeki monoton olguları biraz hayal güçleri biraz da fırçalarıyla dışlarlar.</p>
<figure id="attachment_1466" aria-describedby="caption-attachment-1466" style="width: 195px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/sürrealist-resim.jpg" rel="attachment wp-att-1466"><img class=" td-modal-image wp-image-1466 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/sürrealist-resim.jpg?resize=195%2C258" alt="Sürrealist Resim" width="195" height="258" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1466" class="wp-caption-text">Sürrealist Resim</figcaption></figure>
<p>Akım adına oluşturulmuş eserleri inceleyip yapılış amacıyla bağlantılar kurmak isteyenlere küçük bir uyarı vereyim, ciddi bir sonuç elde etmek istiyorsanız incelemeyi bırakın. Bir tabloyu yorumlamak yerine onu hissetmeyi deneyin. Hatta yapabiliyorsanız fırça darbelerine odaklanın. O boş tuvalin bir fırça darbesinden binlerce fırça darbesine dönüşünü hayal edin. Eh tabi birde yapılış dönemi, sevgili ressamımızın ne kadar deli olduğu, diğer eserlerinden kalıntılar olup olmadığı hakkında belirli başlıklar elde ettikten sonra o fırça darbesini hangi somutsal veya soyutsallığa attığı konusunda ufak bir fikriniz olabilir. Ya da evet, gerçekten mükemmel bir dahiymiş diyerek de üşengeçliğinizi sürrealist bir algıya dönüştürebilirsiniz.</p>
<p>Akımın resim açısından önde geleni tartışmasız Salvador Dali diyebiliriz. Benim listemde yer alan diğer sürrealistler ise P. J. Jouve, Pierre Reverdy, Robert Desnos, Louis Aragon, Paul Eluard, Antonin Arnaud, Raymond Queneau, Philippe Soupault, Arthur Cravan, Rene Char.</p>
<p>Saydığım ressamların eserlerini inceleyerek akım hakkındaki dağarcığınızı biraz daha genişletebilirsiniz.</p>
<p>Bir sonraki makalede görüşmek dileğiyle…</p>
<p>Resimle kalın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/resim-ve-surrealizm/">Resim ve Sürrealizm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/resim-ve-surrealizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1464</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnci Küpeli Kız’ın Kulakları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/inci-kupeli-kizin-kulaklari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/inci-kupeli-kizin-kulaklari/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 23 Dec 2015 11:00:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ümit Yiğit]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[İnci Küpeli Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Johannes Vermeer]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzeyin Mona Lisası]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Vermeer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1365</guid>
				<description><![CDATA[<p>‘’Tarihin asıl kahramanları, hiç bilinmeyenlerdir.’’  der Dostoyevski, binlerce yıllık bir özet geçercesine.  Hükümdarların ihtiraslarına kurban gitmiş nice künyesiz askerler, dereyi geçenlerin kaymaması için iri taşları çıkaranlar, ya da dereden rahat geçsinler deyü o taşları oraya bırakanlar, ve hatta sanatçılarına ‘’konu mankeni’’ olmuş nice kadınlar, erkekler.. Kimilerinin rehberi niyetti, kimilerinin şöhret, kimilerinin felaket… İnci Küpeli Kız… [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/inci-kupeli-kizin-kulaklari/">İnci Küpeli Kız’ın Kulakları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>‘’Tarihin asıl kahramanları, hiç bilinmeyenlerdir.’’  </em>der Dostoyevski, binlerce yıllık bir özet geçercesine.  Hükümdarların ihtiraslarına kurban gitmiş nice künyesiz askerler, dereyi geçenlerin kaymaması için iri taşları çıkaranlar, ya da dereden rahat geçsinler deyü o taşları oraya bırakanlar, ve hatta sanatçılarına ‘’konu mankeni’’ olmuş nice kadınlar, erkekler.. Kimilerinin rehberi niyetti, kimilerinin şöhret, kimilerinin felaket…</p>
<p>İnci Küpeli Kız… Nam-ı diğer, yine İnci Küpeli Kız. Hep ama hep İnci Küpeli kız. Zira isimsizler hep ‘şey’lerle, ‘eşya’larla ve teşbihlerle anılır. Ne <em>Mona Lisa</em> gibi bir adı, ne de efsanevî  <em>Jan Dark</em> gibi şanı vardı. Döneminin çoğu resimlerine zıt bir yönde, erotikten yoksun, bir manastır talebesini andıran kız. <em>Venüs</em>’ün anadan üryan hâlinden, Mona Lisa’nın bir tepeyi andıran gerdanından,  Jan Dark’ın elbiseyi yırtarcasına dışarı salınan göğüslerinden eser yoktur onda. Yalnız çocuksuluğunu andıran bir kırmızı boya dudaklarında, ve küpenin bir kanca misali tutunduğu kulak memesi.</p>
<figure id="attachment_1367" aria-describedby="caption-attachment-1367" style="width: 229px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/image002.jpg" rel="attachment wp-att-1367"><img class=" td-modal-image wp-image-1367 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/image002-229x300.jpg?resize=229%2C300" alt="Johannes Vermeer" width="229" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/image002.jpg?resize=229%2C300&amp;ssl=1 229w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/image002.jpg?w=236&amp;ssl=1 236w" sizes="(max-width: 229px) 100vw, 229px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1367" class="wp-caption-text">Johannes Vermeer</figcaption></figure>
<p>Yüzyıllar sonra &#8220;<em>Kuzeyin Mona Lisa</em>sı&#8221; olarak tanıtıldı sonra. Hollandalı Mona Lisa. İsimsizlerin kaderidir bu. Hep gölgelerin altında hayat bulurlar, fakat bilinen gölgelerin kendisi olur.</p>
<p>Yaratıcısı, ressam <em>Johannes Vermeer</em> çoğu tablosuna olduğu gibi, ona da bir tarih vermedi. İnci Küpeli Kız’ın bir yaşı bile yok. Sadece şunu biliyoruz; tablonun kendisi bir dönem bakımsızlıktan deforme olmuş. Hafif çatlamalar, kabarmalar&#8230; Bu bile soldurmamış İnci Küpeli Kız’ın gül cemâlini.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/inci-kupeli-kizin-kulaklari/">İnci Küpeli Kız’ın Kulakları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/inci-kupeli-kizin-kulaklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1365</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
