<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Can Yasa &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/canyasa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 23:35:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Yalçın Tosun: Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yalcin-tosun-anne-baba-ve-diger-olumcul-seyler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yalcin-tosun-anne-baba-ve-diger-olumcul-seyler/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 15 Oct 2016 07:00:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Nedene Sunuldum]]></category>
		<category><![CDATA[Dokunma Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Peruk Gibi Hüzünlü]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Kredi Yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5476</guid>
				<description><![CDATA[<p> “Geçen gün spor salonunda olanlar var ya, ben… Mecburdum, anla işte.” “Ufak bir kırılma anı. Sanki uzun süredir bunları söylemeyi tasarlıyordu da, bir anda söyleyip rahatlamıştı. Ne hissettiğini, bunu söylemenin onun için ne ifade ettiğini çözmeye çalıştım. Hem neyi anlayacaktım ki… Aslına bakarsanız o da öteki oğlanlar gibi bağırıp eğlenmişti karşımda, donum elden ele gezerken. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yalcin-tosun-anne-baba-ve-diger-olumcul-seyler/">Yalçın Tosun: Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em> “Geçen gün spor salonunda olanlar var ya, ben… Mecburdum, anla işte.”</em></p>
<p><em>“Ufak bir kırılma anı. Sanki uzun süredir bunları söylemeyi tasarlıyordu da, bir anda söyleyip rahatlamıştı. Ne hissettiğini, bunu söylemenin onun için ne ifade ettiğini çözmeye çalıştım. Hem neyi anlayacaktım ki… Aslına bakarsanız o da öteki oğlanlar gibi bağırıp eğlenmişti karşımda, donum elden ele gezerken. “Bakın arkadaşlar, ibne donu böyle bir şey oluyormuş demek ki!” deyip gülenlerin içinde değil miydi sanki. Bunların hiçbiri umurumda değil diyorum içimden, hiç biri. “Mecburdum,” diyor bana, hem de yüzü yere eğik. “Anla işte” diyor. Bir günahın bahanesiymiş gibi gelmiyor, inanıyorum. Sonsuz bir kabullenişle adamak istiyorum kendimi. Acıma ya da üzüntü bile olsa, onda bir şeyler yarattım diye seviniyorum.”</em></p>
<h2>Yalçın Tosun</h2>
<p><em>Yalçın Tosun</em> 1977 Ankara doğumlu. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, Bilgi Üniversitesinde öğretim üyesi. Adam Öykü, Notos, Kitap-lık, Roll ve Radikal Kitap gibi dergilerde çeşitli öyküleri yayınlandı.  “<strong>Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler</strong>“ adlı öykü kitabı yazarın ilk eseri. Aynı zamanda bu eser 2011 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü sahibi. “Peruk Gibi Hüzünlü”, “Dokunma Dersleri”, “Bir Nedene Sunuldum” yazarın diğer öykü kitapları.</p>
<p>Kimi zaman açık ve gerçekçi, başladığı keskinlikle biten kimi zaman da duygunun içinde ağır adım götüren, sonuna vardığınızda bittiğini dahi anlamadığınız hikayeler bunlar. Ben çoğunlukla böyle hissediyorum Yalçın Tosun okurken. Gece yarısı hikayeleri gibi, yalnızca gece yarısı okuyorum <strong>Yalçın Tosun</strong>’u.</p>
<p>Artjurnal’e vermiş olduğu video röportajında öykülerinde en çok, vermek istediği duyguya dikkat ettiğini belirtiyor. Öykülerinin üzerinde yazdıktan sonra da uğraştığını, öyküm bitti demenin zor olduğunu söylüyor. Öykülerinde en çok üzerinde durduğu noktaların öykülerinin bitişleri ve isimleri olduğunu da röportajına ekliyor.</p>
<figure id="attachment_5477" aria-describedby="caption-attachment-5477" style="width: 193px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/anne-baba-ve-diger-iyi-seyler.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5477 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/anne-baba-ve-diger-iyi-seyler-193x300.jpg?resize=193%2C300" alt="Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler" width="193" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/anne-baba-ve-diger-iyi-seyler.jpg?resize=193%2C300&amp;ssl=1 193w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/anne-baba-ve-diger-iyi-seyler.jpg?w=257&amp;ssl=1 257w" sizes="(max-width: 193px) 100vw, 193px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5477" class="wp-caption-text">Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler</figcaption></figure>
<h3>Yalçın Tosun’un Farkı</h3>
<p>Pek çok yazarın öykülerinde, romanlarında bahsetmekten kaçındığı insanları işliyor; özellikle lgbti bireyleri.  Bu da edebiyatımızda çok aşina olmadığımız bir hadise, sırf bu özelliği dahi farklı kılıyor <u>Yalçın Tosun</u>’u.  Bir okur olarak <strong>Yalçın Tosun</strong>’u diğer öykücülerden ayıran en dikkat çekici özellik nedir diye sorsanız, öykülerindeki lgbti kahramanların ve renklerin çokluğu derdim kuşkusuz. Lgbti bireyleri ele alış biçimi, hikaye içerisinde onları yerleştirdiği zaman ve mekan; doğrusu hepsini muazzam buluyorum. Bir de çocukluk günlerinin açmazlarını, hislerini bence çok doğru bir gözlemle ifade eden bir yazar Yalçın Tosun.</p>
<p><em>“Aşağıdan gelen uğultu çoğalıyor sanki yavaş yavaş. Ben yaklaşıyorum biraz daha yanına. Erguvan yerlere eğilsin, tüm çiçek ve yapraklarıyla örtsün bizi istiyorum. Kıpırtılı bir yorgan olsun serilsin üstümüze, koparsın bizi bu dünyadan. Birden dünyanın en doğal şeyiymiş gibi, elimi elinin üstüne koyuyorum. Hiç kıpırdaman öylece duruyor. Yüzüne bakıyorum bu kez doğrudan. Nasıl ölmek istiyorum, sevincimi ancak böyle anlatırım gibi geliyor. Birden gözlerim yaşarıyor, utanıyorum. Bir şey söylemek ister gibi tam ağzını aralamışken, bir düdük sesiyle ikimiz de irkiliyoruz. Öğretmenin sıaktan gevşemiş yarı otoriter sesi çınlıyor kulaklarımızda. O da sözünü bitiremeden hemen kaçar gibi fırlıyor, ben arkasından fısıldayarak “Anlıyorum” diyorum. Rüzgarı yüzüme vuruyor, gömleğinin –ve bağrının- kokusu içinde.” </em></p>
<p>Eserleri Yapı Kredi Yayınları tarafından basılıyor, bunu da belirtmekte fayda var. <strong>Yalçın Tosun</strong>’a zaman ayırın derim, derin manalar ve öteki duygular, renkler için.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yalcin-tosun-anne-baba-ve-diger-olumcul-seyler/">Yalçın Tosun: Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yalcin-tosun-anne-baba-ve-diger-olumcul-seyler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5476</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Viktor E. Frankl: İnsanın Anlam Arayışı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/viktor-e-frankl-insanin-anlam-arayisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/viktor-e-frankl-insanin-anlam-arayisi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 24 Jul 2016 06:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4565</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her yaz kendime karma bir kitap seçkisi hazırlıyorum. Seçtiğim kitapları yaz boyunca liste dışına çıkmadan okumaya çalışıyorum. Uzun süredir kaliteli mecralarda ve edebiyat, psikoloji çevrelerinde tavsiye edilen kitaplar listesinde gördüğüm bir kitaptı &#8220;İnsanın Anlam Arayışı.” Bir öğretmenim ve mümkün mertebe kişisel gelişim kitaplarından uzak, kaliteli eserleri okumaya ve öğrendiklerimi çalıştığım eğitim kurumunda öğrencilerimle olan ilişkilerimde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/viktor-e-frankl-insanin-anlam-arayisi/">Viktor E. Frankl: İnsanın Anlam Arayışı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her yaz kendime karma bir kitap seçkisi hazırlıyorum. Seçtiğim kitapları yaz boyunca liste dışına çıkmadan okumaya çalışıyorum. Uzun süredir kaliteli mecralarda ve edebiyat, psikoloji çevrelerinde tavsiye edilen kitaplar listesinde gördüğüm bir kitaptı &#8220;İnsanın Anlam Arayışı.” Bir öğretmenim ve mümkün mertebe kişisel gelişim kitaplarından uzak, kaliteli eserleri okumaya ve öğrendiklerimi çalıştığım eğitim kurumunda öğrencilerimle olan ilişkilerimde uygulamaya gayret ediyorum.</p>
<h2>İnsanın Anlam Arayışı</h2>
<p><strong>Frankl</strong>, 20. yy&#8217;ın mühim varoluşçu psikiyatrlarından biri. Aynı zamanda Üçüncü Viyana Okulu&#8217;nun ve Logoterapinin kurucusu. Frankl&#8217;ı önemli kılan özelliklerinden bir tanesi de Nazi toplama kamplarından biri olan &#8220;Auschwitz&#8221;de uzun süre tutuklu olarak bulunması.</p>
<p><em>Frankl</em>, &#8220;İnsanın Anlam Arayışı&#8221; adlı kitabının ilk bölümünde kamp esnasında yaşadığı çarpıcı olayları oldukça açık bir şekilde dile getiriyor. İtiraf etmeliyim ki Frankl&#8217;ın kişisel öyküsünden fazlası ile etkilendim. Toplama kampları ile ilgili uygulamaları, Hitler Dönemini ve Nazi soykırımının vahşetini herhangi bir kaynaktan da okuyabiliyor ve derslerde öğrencilerimize anlatabiliyoruz. Lakin Frankl&#8217;ın yaşadıklarını bizzat okumak üstelik bir psikiyatristin, bir doktorun kamp zamanlarına şahit olmak insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor.</p>
<p>Eserin ikinci bölümünde <em>Frankl</em> logoterapiden bahsediyor. Kısa başlıklar halinde, bazen çevresindeki örneklerden bazen de kendi örneklerinden yola çıkarak, psikoloji ile ilgilenmeyen insanların da rahatlıkla anlayabileceği bir dilde açıklamalarda bulunuyor. Logoterapiyi ilk kez işittim ve oldukça ilgi çekici buldum. Frank&#8217;ın kamp anılarından yola çıkarak acı üzerine yazmış olduğu bölümler de epey güzel.</p>
<h2>Frankl</h2>
<p><u>Frankl</u>, toplama kampı sırasında arkadaşına bir vasiyette bulunma gereği duyuyor ve şöyle diyor:</p>
<p>&#8220;Dinle Otto. Evime, karıma bir daha kavuşamazsam ve sen onu tekrar görecek olursan, ona her gün, her saat onu konuştuğumu söyle. Unutma. İkincisi, onu başka her şeyden çok sevdim. Üçüncüsü, onunla evli olduğum o kısacık zaman, başka her şeyden, hatta burada yaşadığımız onca şeyden çok daha önemli. &#8221;</p>
<p>&#8220;Otto şimdi neredesin? Hayatta mısın? Birlikte olduğumuz o son saatten sonra başına neler geldi? Karını tekrar bulabildin mi? Ve gözlerindeki çocuksu yaşlara karşın, yürekten sana verdiğim vasiyetimi -kelimesi kelimesine- anımsıyor musun?&#8221;</p>
<p><strong>Frankl</strong>’in eşi toplama kampında hayatını kaybediyor…</p>
<p>Ve daha sonraki bölümlerden birinde şöyle diyor Frankl:</p>
<figure id="attachment_4567" aria-describedby="caption-attachment-4567" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/insanin-anlam-arayisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4567 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/insanin-anlam-arayisi.jpg?resize=200%2C288" alt="İnsanın Anlam Arayışı" width="200" height="288" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4567" class="wp-caption-text">İnsanın Anlam Arayışı</figcaption></figure>
<p>&#8220;Sevgi, sevilen insanın fiziksel varlığının çok çok ötesine geçer. Sevgi, en derin anlamını, kişinin tinsel varlığında, iç benliğinde bulur. Sevilen kişinin gerçekte orada olup olmaması, bir anlamda önemli olmaktan çıkıyor.&#8221;</p>
<p>Tam da burada Gündüz Vassaf&#8217;ın İletişim Yayınlarından çıkan &#8220;Cehenneme Övgü: Gündelik Hayatta Totalitarizm&#8221; isimli kitabının &#8220;Ah Minel Aşk!&#8221; adlı bölümünde yazmış olduğu şu kısım aklıma geliyor:</p>
<p>&#8220;Oysa aşkın, kendi içinde, kendinden gelen özellikleri vardır. Aşk sona erdikten ve kişi o deneyimden çıktıktan sonra da aşk bir bütün, bir toplam, bir gestalt olarak baki kalır. Yitirilen, aşk değildir. Yitirilen, o belirli sevme şeklinden vazgeçen kişidir. Ama, kişilerin arasındaki aşk, bir zamanlar var olmuş olan aşk yok olmuş değildir. O her zaman mevcuttur.&#8221;</p>
<p>Görülen o ki <strong>Frankl</strong>&#8216;ın sevgi olarak bahsettiği durum Gündüz Vassaf tarafından aşk olarak anlamlandırılıyor. Ve aslında ortak noktada; aşkın, sevginin kişilerden bağımsız olarak devam ettiğini, kişiler sevmekten, aşktan vazgeçseler dahi aşkın ve sevginin baki kalmaya devam ettiğini belirtiyorlar.</p>
<p><u>Frankl</u>&#8216;ın &#8220;İnsanın Anlam Arayışı&#8221; adlı eserini bu yaz okunacak kitaplar listenize alabilirsiniz. Hatta yanında Gündüz Vassaf&#8217;ın &#8220;Cehenneme Övgü; Gündelik Hayatta Totalitarizm&#8221; adlı kitabını alıp eş zamanlı bir okuma dahi yapabilirsiniz. Her iki kitap da benim başucu kitaplarım arasındaki yerlerini aldılar.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/viktor-e-frankl-insanin-anlam-arayisi/">Viktor E. Frankl: İnsanın Anlam Arayışı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/viktor-e-frankl-insanin-anlam-arayisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4565</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hayatımızdan Geçen &#8220;Yedi Numara&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hayatimizdan-gecen-yedi-numara/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hayatimizdan-gecen-yedi-numara/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 06 Jun 2016 05:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[TRT televizyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3909</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yedi Numara’yı hatırlarsınız. 2000-2003 yılları arasında TRT’de ekrana gelen ve evlerimize konuk olmasını sabırsızlıkla beklediğimiz bir yapımdı. Henüz 9 yaşındayım. Yedi Numara başlamadan önce hazırlıklar başlardı bizim evimizde. Annem çay demlerdi, bir de yanına mısır patlatırdı. Herkes evin en rahat yerine kurulur, Yedi Numara’nın eğlenceli jenerik müziğinin biran evvel başlamasını beklerdi. Müziği duyar duymaz keyiflenmeye [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayatimizdan-gecen-yedi-numara/">Hayatımızdan Geçen &#8220;Yedi Numara&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yedi Numara</strong>’yı hatırlarsınız. 2000-2003 yılları arasında TRT’de ekrana gelen ve evlerimize konuk olmasını sabırsızlıkla beklediğimiz bir yapımdı.</p>
<p>Henüz 9 yaşındayım. Yedi Numara başlamadan önce hazırlıklar başlardı bizim evimizde. Annem çay demlerdi, bir de yanına mısır patlatırdı. Herkes evin en rahat yerine kurulur, Yedi Numara’nın eğlenceli jenerik müziğinin biran evvel başlamasını beklerdi. Müziği duyar duymaz keyiflenmeye başlardım. Aradan yıllar geçti lakin Yedi Numara’yı asla unutmadım. Hayatımdan bir sürü insan geldi geçti, bir sürü dizi yayınlandı bitti. Benim aklımda yalnızca Yedi Numara kaldı. Bir tek <u>Yedi Numara</u> defalarca izlendi.</p>
<h2>Yedi Numara ve Zeliha Yenge</h2>
<p>Bazen tahayyül ediyorum, mutlu oluyorum. Sanki bir kış günü dışarıdan eve üşümüş bir vaziyette gelmişim. Ortalık perişan, her yerde kar var. Kapıdan içeri bir giriyorum ki, Zeliha Yenge yünden bir hırka bitirivermiş bana. Ocakta demlenmekte olan çayın kokusu yayılmış odaya.</p>
<figure id="attachment_3910" aria-describedby="caption-attachment-3910" style="width: 384px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/trt-yedi-numara-dizi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3910 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/trt-yedi-numara-dizi.jpg?resize=384%2C288" alt="Yedi Numara ve &quot;Armağan – Rüya - Cansu - Ayten&quot;" width="384" height="288" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/trt-yedi-numara-dizi.jpg?w=384&amp;ssl=1 384w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/trt-yedi-numara-dizi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 384px) 100vw, 384px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3910" class="wp-caption-text">Yedi Numara ve &#8220;Armağan – Rüya &#8211; Ayten &#8211; Cansu&#8221;</figcaption></figure>
<h2>Yedi Numara ve &#8220;Armağan – Rüya &#8211; Ayten &#8211; Cansu&#8221;</h2>
<p>Armağan çıkıyor odanın birinden. Halimi hatırımı soruyor bana. Bir abla, bir anne şefkatiyle yaklaşıyor. Her derdimi dinliyor ve hepsine akılcı çözümler buluyor. Ardından Rüya görünüyor. Yeni bir şiir yazmış, bunalımdan henüz çıktığı için şiiri pek acıklı. Tıpkı siyah beyaz Yeşilçam filmlerindeki karakterler gibi. Okuyuveriyor bir anda şiirini. O sırada Cansu çıkıveriyor ortaya. Ağlayacağı yerde gülüyor bu hüzünlü şiir karşısında. Hepimize muzip bakışlar atıyor, anlaşılan yeni bir şakaya hazırlanıyor. Ayten ise takmış takıştırmış, süslenip püslenmiş türlü hayaller peşinde.</p>
<h2>Yedi Numara ve &#8220;Recep &#8211; Haydar&#8221;</h2>
<p>Üst kattan Recep ile Haydar iniyor o sırada. Recep Ayten’e laf atıyor, Ayten tahammül edemiyor tabii ki. Herkesin yardım istediği ortak kişi ise Armağan. Haydar ise çok büyük bir deha, dünyanın en temiz kalbine sahip. En sevdiği yiyecek ise dehasını artıran soğan.</p>
<h2>Yedi Numara ve Vahit Emmi</h2>
<p>Ve evin en heybetli en afili horozu, Vahit Emmi… Kelimeler yetmez Vahit Emmi’yi anlatmaya. Evdeki tüm koçlara ve piliçlere kol kanat germiş, baba olmuş. Hayat ona bir çocuk vermemiş lakin o bir anda en güzel çocuklara sahip oluvermiş.</p>
<figure id="attachment_3912" aria-describedby="caption-attachment-3912" style="width: 531px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/yedi-numara-dizisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3912 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/yedi-numara-dizisi.jpg?resize=531%2C276" alt="Bizden bir dizi: Yedi Numara dizisi." width="531" height="276" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/yedi-numara-dizisi.jpg?w=531&amp;ssl=1 531w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/yedi-numara-dizisi.jpg?resize=300%2C156&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 531px) 100vw, 531px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3912" class="wp-caption-text">Bizden bir dizi: Yedi Numara dizisi.</figcaption></figure>
<h3>Yedi Numara Dizisi</h3>
<p>Bizden bir diziydi <strong>Yedi Numara dizisi</strong>. Benim tek ailemdi. Hala öyledir. Günümüzdeki dizilerden çok farklıydı. Zengin yalılarda, zengin sofralarda, zengin mekanlarda ve zengin rüyalarda yüzen insanların dizisi değildi Yedi Numara. Yedi Numara’da hayaller bizdendi, rüyalar bizdendi, umutlar bizdendi. Oyuncuların hüzünlerine ortak olur, neşeleri ile mutlu oluverir öyle içten gülerdik ki. Uzun süredir hiçbir yapıma içten gülümseyemiyorum. Ne o sıcaklığı hissedebiliyorum ne de o samimiyeti.</p>
<p>İnsanın bir diziyi, oyuncularını aileden kabul ettiği yılları çoktan geçtik. Kendimi şanslı hissediyorum. Hayatımdan bir <em>Yedi Numara</em> geçti ve iyi ki geçti. İyi ki ailem oldunuz Yedi Numaralılar.</p>
<p>Sevgi ve saygılarımla.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hayatimizdan-gecen-yedi-numara/">Hayatımızdan Geçen &#8220;Yedi Numara&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hayatimizdan-gecen-yedi-numara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3909</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Radyo Tiyatrosu: Ahmet Hamdi Tanpınar’dan “Yaz Yağmuru”</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-radyo-tiyatrosu-ahmet-hamdi-tanpinardan-yaz-yagmuru/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-radyo-tiyatrosu-ahmet-hamdi-tanpinardan-yaz-yagmuru/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 23 May 2016 05:30:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Hamdi Tanpınar]]></category>
		<category><![CDATA[radyo tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[radyo tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Zihni Küçümen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3750</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Yaz Yağmuru” Ahmet Hamdi Tanpınar’ın öykülerinden biri. Öyküyü, radyo tiyatrosu için uygulayan ve yöneten Zihni Küçümen. Efekt ise Korkmaz Çakar’a ait. Oynayan sanatçılar; Toron Karacaoğlu, Tijen Par, Hale Akınlı, Tanju Tuncel, Argun Kınal, Sükan Kahraman, Celza Şipal, Cemil Şahman. Yaz Yağmuru – Ahmet Hamdi Tanpınar “Boğazın karşı yakasında bir yalıda otururum, mesleğim yazarlık. Yıl 1944. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-radyo-tiyatrosu-ahmet-hamdi-tanpinardan-yaz-yagmuru/">Bir Radyo Tiyatrosu: Ahmet Hamdi Tanpınar’dan “Yaz Yağmuru”</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“<strong>Yaz Yağmuru</strong>” <strong>Ahmet Hamdi Tanpınar</strong>’ın öykülerinden biri. Öyküyü, <strong>radyo tiyatrosu</strong> için uygulayan ve yöneten <strong>Zihni Küçümen</strong>. Efekt ise Korkmaz Çakar’a ait. Oynayan sanatçılar; Toron Karacaoğlu, Tijen Par, Hale Akınlı, Tanju Tuncel, Argun Kınal, Sükan Kahraman, Celza Şipal, Cemil Şahman.</p>
<figure id="attachment_3752" aria-describedby="caption-attachment-3752" style="width: 201px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/ahmet-hamdi-tanpinar-yaz-yagmuru.jpg"><img class="wp-image-3752 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/ahmet-hamdi-tanpinar-yaz-yagmuru.jpg?resize=201%2C281" alt="“Yaz Yağmuru” Ahmet Hamdi Tanpınar’ın öykülerinden biri." width="201" height="281" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3752" class="wp-caption-text">“Yaz Yağmuru” Ahmet Hamdi Tanpınar’ın öykülerinden biri.</figcaption></figure>
<h2>Yaz Yağmuru – Ahmet Hamdi Tanpınar</h2>
<p>“Boğazın karşı yakasında bir yalıda otururum, mesleğim yazarlık. Yıl 1944. Savaş hala olanca gücüyle sürüyor. Bu yaz yalıda hizmetçi kadın Ayşe ile birlikte yalnızım. Karım ve çocuklarım… Neyse, onu sonra anlatırım.”</p>
<p>“Yağmurlu bir yaz sabahı yalıya dönüyorum. Kapıdan girince bahçede yabancı bir kadın gördüm ve şaşırdım. Şaşırdım çünkü bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altında, kurumuş palmiyenin gövdesine dayalı, yüzünde her şeyden habersiz çok mutlu bir gülümseme vardı.”</p>
<p><u>Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Yaz Yağmuru öyküsü</u>, yukarıdaki sözlerle başlıyor. Yağmurun altında yalının bahçesine sığınan genç bir kadın. Yazar ve genç kadının karşılaması ile birlikte hikayeler sandıklarından birer birer çıkıyor. İçinde; kimi küçük tatlı yalanlar, geçmişin silinmeyen izleri, yeni duygular ve çocuksu mutluluklar…</p>
<figure id="attachment_3753" aria-describedby="caption-attachment-3753" style="width: 280px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/radyo-tiyatrosu-yaz-yagmuru.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3753 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/radyo-tiyatrosu-yaz-yagmuru.jpg?resize=280%2C158" alt="Radyo Tiyatrosu: Yaz Yağmuru" width="280" height="158" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3753" class="wp-caption-text">Radyo Tiyatrosu: Yaz Yağmuru</figcaption></figure>
<h2>Radyo Tiyatrosu: Yaz Yağmuru</h2>
<p>“Birden içim burkuldu. Hayır, daha önce kuru palmiyenin çevresine bir süs sarmalıyım. Gerçekten iradem yok, hayatıma bütün gayretimle karışmak isteyişim kendi kendimi göz hapsine almaktan ileri gitmiyor. Bu yalıda artık hep onu arayacağım. Bulabilecek miyim acaba?”</p>
<p><em>Yaz Yağmuru radyo tiyatrosu oyunu</em>, yazarın bu sözleriyle bitiyor. Kuru palmiyenin altında başlayan bu dokunaklı öykü, genç kadının vapurla ayrılışından sonra, bu sefer yazarın zihnindeki kuru palmiyenin altında noktalanıyor. Belki de noktalanmayacak, kuru palmiye yeşerene dek sürecek.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-radyo-tiyatrosu-ahmet-hamdi-tanpinardan-yaz-yagmuru/">Bir Radyo Tiyatrosu: Ahmet Hamdi Tanpınar’dan “Yaz Yağmuru”</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-radyo-tiyatrosu-ahmet-hamdi-tanpinardan-yaz-yagmuru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3750</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Beni Osman Öldürdü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/beni-osman-oldurdu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/beni-osman-oldurdu/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 21 Apr 2016 10:18:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam filmleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3257</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Beni Osman Öldürdü”, 1963 yapımı siyah beyaz Yeşilçam klasiklerimizden bir tanesi. Filmin yapımcılığını ve yönetmenliği üstlenen isim Osman F. Seden. Komedi ve polisiye tadında seyreden filmin oyuncu kadrosunda: Türkan Şoray, Hulusi Kentmen, Öztürk Serengil, Vahi Öz, İzzet Günay, Muhterem Nur, Efkan Efekan ve Hüseyin Baradan yer alıyor. Filmimiz, zengin bir iş adamı olan Vahap Çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beni-osman-oldurdu/">Beni Osman Öldürdü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“<strong>Beni Osman Öldürdü</strong>”, 1963 yapımı siyah beyaz <em>Yeşilçam</em> klasiklerimizden bir tanesi. Filmin yapımcılığını ve yönetmenliği üstlenen isim Osman F. Seden. Komedi ve polisiye tadında seyreden filmin oyuncu kadrosunda: Türkan Şoray, Hulusi Kentmen, Öztürk Serengil, Vahi Öz, <em>İzzet Günay</em>, Muhterem Nur, Efkan Efekan ve Hüseyin Baradan yer alıyor.</p>
<p>Filmimiz, zengin bir iş adamı olan Vahap Çok Bey’in balık tutmaya gidiyorum diye evden çıkıp bir daha geri dönmemesi ile başlıyor. Babalarının öldüğüne inanan evlatlar, hemen miras işlemlerine başlıyor. Ardından tüm yakın ve uzak akrabalar Vahap Çok Bey’in evine toplaşıyor. Ne yazık ki vasiyetnamenin okunması ile hepsi hayal kırıklığına uğruyor. Zira Vahap Çok Bey, mirasından ne oğullarına ne de akrabalarına zırnık koklatmıyor. Elinde avucunda olan her şeyi, yıllar önce gayrimeşru bir birliktelikten doğan ve kimsenin bilmediği oğlu Filinta Osman’a bırakıyor.</p>
<figure id="attachment_3260" aria-describedby="caption-attachment-3260" style="width: 296px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/izzetgunay-beniosmanoldurdu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3260 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/izzetgunay-beniosmanoldurdu-296x300.jpg?resize=296%2C300" alt="“Beni Osman Öldürdü”, 1963 yapımı siyah beyaz Yeşilçam klasiklerimizden bir tanesi. " width="296" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/izzetgunay-beniosmanoldurdu.jpg?resize=296%2C300&amp;ssl=1 296w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/izzetgunay-beniosmanoldurdu.jpg?w=493&amp;ssl=1 493w" sizes="(max-width: 296px) 100vw, 296px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3260" class="wp-caption-text">“Beni Osman Öldürdü”, 1963 yapımı siyah beyaz Yeşilçam klasiklerimizden bir tanesi.</figcaption></figure>
<p>Hal böyle olunca Filinta Osman mirasa konuyor ve bir anda kendini Vahap Çok Bey’in evinde buluyor. Olaylar bu kısımdan sonra sarpa sarıyor. Vahap Çok Bey’in oğulları ve akrabaları mirasa konabilmek için türlü planlar hazırlıyor.</p>
<p>Bu sırada vasiyetname işlemlerini takip eden asistan Türkan ve Filinta Osman arasında epey ilginç bir aşk yaşanıyor. Zira önceleri Türkan, her gördüğü yerde “tavukları yemleyen”, çapkın mı çapkın Filinta Osman’ı epey şiddetli ve değişik şekillerde tokatlıyor. Osman, film boyunca tokatlanmaktan usanmadığı gibi, Türkan’ın peşinde koşmaktan da usanmıyor.</p>
<p>“Tavukları yemlemek” demişken, sanırım filmin çıkış noktası tavuklar ve horozlar. Osman’ın yapmış olduğu tüm çapkınlıklar, “tavukları yemlemek” repliği ile ifade edilmiş. Bu da yetmezmiş gibi filmin ortalarında Türkan ve Osman arasındaki şu diyaloğa, anlam vermek için epey kafa yormak gerekiyor:</p>
<p>-Öyle diyen ne tavuklar yemledik!</p>
<p>-Ben senin bildiğin tavuklardan değilim! Eşek seni, domuz, pis horoz!</p>
<p>Bu diyaloglardaki manayı anlamak için sarf ettiğim çaba hususunda sayfalar dolusu bilumum makale, deneme ve köşe yazısı yazabilirdim lakin ne mana olduğunu kavramak için sarf edeceğim çaba yerine yazıya devam etmek istiyorum. Tavuk ve horoz olayları burada bitmiyor efendim.</p>
<figure id="attachment_3258" aria-describedby="caption-attachment-3258" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/beni-osman-oldurdu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3258 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/beni-osman-oldurdu.jpg?resize=480%2C360" alt="Beni Osman Öldürdü filminin yapımcılığını ve yönetmenliği üstlenen isim Osman F. Seden'dir" width="480" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/beni-osman-oldurdu.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/beni-osman-oldurdu.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3258" class="wp-caption-text">Beni Osman Öldürdü filminin yapımcılığını ve yönetmenliği üstlenen isim Osman F. Seden&#8217;dir</figcaption></figure>
<p>Filmin sonunda anlıyoruz ki Vahap Çok Bey ölmemiş (bunu filmin başında anlamak da zor olmasa gerek). Oğullarının aklını başına getirmek için, onlara amansız bir oyun oynamış. Meğer, oğullarını ve akrabalarını korkutmak için yardım aldığı maskeli kişi de Türkan imiş. Türkan, onun gayrı meşru ilişkisinden doğan kızı oluyor. Osman ise para karşılığı bu oyun için tutulmuş. Filmin polisiye özelliklerini burada hafızalara kazıyoruz.</p>
<p>Filmin sonunda Osman ile Türkan arasındaki tavuk ve horoz muhabbeti tekrar açılıyor:</p>
<p>-Önüne gelen tavuğa yem verecek misin bundan sonra?</p>
<p>-Bundan sonra yalnız güzel karımı yemlerim, ne dersin?</p>
<p>-Ben de gıt gıt gıdak derim.</p>
<p>Şimdi, buradan çıkarımda bulunacak olursak diyebilirim ki; <strong>Türkan Şoray</strong>’ın son repliğinde “gıt gıt gıdak” demesi, onun mutlu olduğunu ifade ediyor. “Önüne gelen tavuğa yem vermek” ifadesi de Osman’ın çapkınlığına bir gönderme anlaşıldığı üzere. İlginç olan bu mesajların tavuk ve horoz ilişkisi üzerinden verilmiş olması.</p>
<p>Yine anlaşılmazlıklar ile güzelliklerin bir arada olduğu, renklilik dozajı yüksek, hayli marjinal bir o kadar da orijinal bir <em>Yeşilçam klasiği</em> ile yazımı noktalıyorum efendim. Bir bilen, belki de feminist açıdan filmin eleştirisini çok daha doyurucu bir şekilde yapabilir. Tavuk ve horoz benzetmeleri söz konusu olduğunda ortaya çok çeşitli sosyolojik ve psikolojik tahlillerin çıkabileceğini düşünüyorum. Belki sırf bu film üzerinden ya da Yeşilçam’daki kadın ve erkek ilişkilerinin tasvirleri üzerinden bir yüksek lisans tezi bile çıkabilir. Neden olmasın?</p>
<p><strong>Beni Osman Öldürdü</strong> filmini sadece bakan bir göz, dışarıdan bir ses ve evrenden bir nefes olarak yorumladım. Çözümlenmeye hala açık bir film nihayetinde. İyi seyirler, bol düşünceler dilerim.</p>
<p>Bir merak uyandırabildiysem buyrun filmi buradan izleyin <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/J-d4oaYnRzk?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beni-osman-oldurdu/">Beni Osman Öldürdü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/beni-osman-oldurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3257</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sadık Hidayet: Vejetaryenliğin Yararları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sadik-hidayet-vejetaryenligin-yararlari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sadik-hidayet-vejetaryenligin-yararlari/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 16 Apr 2016 06:49:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3185</guid>
				<description><![CDATA[<p>17 Şubat 1903 Tahran doğumlu Sadık Hidayet; öykü, roman, inceleme-araştırma ve derleme dallarında İran edebiyatının en mühim yazarlarından biri olarak tanınmaktadır. Aynı zamanda Bozorg Alevi ve Sadık-ı Çubek ile birlikte, İran edebiyatında modern öykünün kurucuları arasında yer almaktadır. Sadık Hidayet’in Mart 2016 tarihindeki son baskısı ile raflardaki yerini alan “Vejetaryenliğin Yararları” isimli kitabı, inceleme türündeki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sadik-hidayet-vejetaryenligin-yararlari/">Sadık Hidayet: Vejetaryenliğin Yararları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>17 Şubat 1903 Tahran doğumlu <strong>Sadık Hidayet</strong>; öykü, roman, inceleme-araştırma ve derleme dallarında <em>İran edebiyatı</em>nın en mühim yazarlarından biri olarak tanınmaktadır. Aynı zamanda Bozorg Alevi ve Sadık-ı Çubek ile birlikte, İran edebiyatında modern öykünün kurucuları arasında yer almaktadır.</p>
<p><em>Sadık Hidayet</em>’in Mart 2016 tarihindeki son baskısı ile raflardaki yerini alan “<strong>Vejetaryenliğin Yararları</strong>” isimli kitabı, inceleme türündeki önemli eserlerinden biri. Mehmet Kara tarafından Farsça aslından dilimize çevrilen eserin baskısı ise Yapı Kredi Yayınlarına ait.</p>
<p>“<em>Modern İran edebiyatı</em>nın büyük ustası Sadık Hidayet’in Yoga’dan etkilenerek kaleme aldığı <em>Vejetaryenliğin Yararları</em>, vejetaryenliği kişisel bir seçim olmaktan öte, bir dünya görüşü olarak ele alıyor.”</p>
<figure id="attachment_3186" aria-describedby="caption-attachment-3186" style="width: 192px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Sadık-Hidayet-Vejetaryenliğin-Yararları.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3186 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Sadık-Hidayet-Vejetaryenliğin-Yararları-192x300.jpg?resize=192%2C300" alt="17 Şubat 1903 Tahran doğumlu Sadık Hidayet; öykü, roman, inceleme-araştırma ve derleme dallarında İran edebiyatının en mühim yazarlarından biri olarak tanınmaktadır." width="192" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Sadık-Hidayet-Vejetaryenliğin-Yararları.jpg?resize=192%2C300&amp;ssl=1 192w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Sadık-Hidayet-Vejetaryenliğin-Yararları.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w" sizes="(max-width: 192px) 100vw, 192px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3186" class="wp-caption-text">17 Şubat 1903 Tahran doğumlu Sadık Hidayet; öykü, roman, inceleme-araştırma ve derleme dallarında İran edebiyatının en mühim yazarlarından biri olarak tanınmaktadır.</figcaption></figure>
<p>Sadık Hidayet eserinde, insanoğlunun beslenme biçimlerinin değişimini, değişimin sonuçlarını isimlerini tek tek belirtmiş olduğu doktorların, uzmanların ve bilginlerin görüşleri doğrultusunda açıklıyor, yer yer de kendi görüşleri doğrultusunda beslenmenin ehemmiyeti hakkında fikirler beyan ediyor.</p>
<p>Şöyle sesleniyor <strong>Sadık Hidayet</strong>:</p>
<p>“İnsan kan döküyor, zulüm tohumu ekiyor. O halde sonuçta savaş, acı, yıkım ve toplu kıyım biçecek. İnsanlık ilerlemeyecek, huzur bulmayacak; mutluluk, özgürlük ve barış yüzü görmeyecek etobur olduğu sürece.”</p>
<p>Özellikle vejetaryen olanların, beslenme biçimleri hakkındaki bilgilerini artırabilecekleri ve bunu çeşitli argümanlarla destekleyebilecekleri kısa ama öz bir kaynak kitap niteliğinde “<strong>Vejetaryenliğin Yararları</strong>” Her vejetaryenin ve bu konu ile ilgilenen herkesin kitaplığında yer alması gereken, başvuru niteliğinde bir eser olduğunu düşünüyorum. İyi okumalar dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sadik-hidayet-vejetaryenligin-yararlari/">Sadık Hidayet: Vejetaryenliğin Yararları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sadik-hidayet-vejetaryenligin-yararlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3185</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kış Kuşu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kis-kusu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kis-kusu/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Apr 2016 11:08:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3043</guid>
				<description><![CDATA[<p>Şimdi hangi bahçenin ardından bakıyorsun dünyaya, hangi rüzgarın ardından savruluyorsun? Doğu, Batı, Güney, Kuzey. Hangi ülke aldı seni kucağına, hangi coğrafyaların gizemli yer şekilleri ardındasın? Bir Batı kuşu mu olmalıyım seni bulmak için? Yoksa Doğu’da bir yerlerde misin? Bir kış kuşu mu olmalıyım; cesur ve kanatları hacmince uçan. Karlar altı hüznünü durmadan yüzüne çalan, üşümüş, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kis-kusu/">Kış Kuşu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi hangi bahçenin ardından bakıyorsun dünyaya, hangi rüzgarın ardından savruluyorsun? Doğu, Batı, Güney, Kuzey. Hangi ülke aldı seni kucağına, hangi coğrafyaların gizemli yer şekilleri ardındasın?</p>
<p>Bir Batı kuşu mu olmalıyım seni bulmak için? Yoksa Doğu’da bir yerlerde misin? Bir kış kuşu mu olmalıyım; cesur ve kanatları hacmince uçan. Karlar altı hüznünü durmadan yüzüne çalan, üşümüş, donmuş ve sıcaklık nedir bilmeyen. Uzak diyarların kış kuşu mu olmalıyım özgürce sana uçabilmek için? Önüm, arkam ve her bir yanımla sana uçabilmek için ne yapmalıyım, neler gelir elimden?</p>
<p>Bir kış kuşu olduğumu farz et. Bembeyaz buzların ardından ulaşmaya çalışıyorum sana. İnsan değilim hayır, konuşamıyorum sizin dilinizce. Konuşabiliyorum aslında, yalnız kendi dilimce. Yalnız kendi dilimce konuştuğumda kaç kişi, kaç kış kuşu anlayabilir beni? Kaçıncı dağın ardından bağırmam lazım sana ulaşabilmek için, kaçıncı kışın ardından bağırmalıyım dağların tepesine?</p>
<p>Yalnızca gözleri ile konuşabilir bir kış kuşu. Anlatmak istediklerimize sebep, bir dile ne hacet sanki diye düşünürken ben, o eşsiz karlar altında ulaşabilmeye çabalarken sana. Hükmünü, mukadderatını, düşüncelerini, zihin akışını, hırslarını, savaşlarını bir kenara bırakmanı isteyeceğim sana ulaştığımda. Tüm benliğim bir kuşun, kış kuşunun kanatları üzerinde varmak istiyorum yanına, dibine, dağların ardından selam getirmek istiyorum sana, donmuş kanatlarımın üzerinde getirdiğim saflığı, kırıntıları ile birlikte kabul edebilirsin diye umuyorum. Düşüm, gerçeğim, ucum, içim, kıyım, derinim, yakınlığım ve uzaklığım aynı ruhta birleşebilir mi dersin, bence birleşebilir. Daha bile fazlasını yapabiliriz birlikte.</p>
<p>Güneşe ihtiyacımız olmayacak, yalnızca kara ve buza ihtiyacımız olacak. Kış kuşuyum ben. Ya sen? Kışın hangi yakasından tutacaksın, hangi kışta vücut bulacaksın?</p>
<p>Korkmadan soluyacağım seni. Ruhum, kuşun ruhu ile tenim kuşun ruhu ile ve sesim kışın rengi ile birleşince her şey umut verici olacak ve dipsizleşeceğiz kara olmayan deliklerde.</p>
<p>Seni sevmem için bir varlık, bir insan, bir hüzün, bir yarım, bir diğer yarım olmana gerek yok. Bütünleşeceğiz ben sana uçunca. Kış kuşu masal olacak, sense gerçek. Bizse gerçek üstü. Sevgimiz ise gerçekten yok olacak. Buzlar kırılacak, tüm buzlar bin bir ötesi parçaya ayrılacak.</p>
<p>Tüm kış kuşları üzerimizde uçacak. Peki, kabul ediyorsun öyle değil mi? Bir kış kuşu olarak beni bekleyecek misin? Tüm kış kuşlarının üzerimizde uçmasına izin verecek misin?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kis-kusu/">Kış Kuşu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kis-kusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3043</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Pitoresk İstanbul 2016</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/pitoresk-istanbul-2016/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/pitoresk-istanbul-2016/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 06 Apr 2016 08:30:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Allom]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvazovski]]></category>
		<category><![CDATA[Bartlett]]></category>
		<category><![CDATA[dijital resim sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Deniz Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Lewis]]></category>
		<category><![CDATA[Melling]]></category>
		<category><![CDATA[resim sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Schranz]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2997</guid>
				<description><![CDATA[<p>İstanbul bugünlerde oldukça güzel bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. 19. Yüzyılda İstanbul’a gelen yetenekli ressamların ve seyyahların eserlerinden oluşan Pitoresk İstanbul 2016 dev bir dijital resim sergisi. Sergiyi eserleri ile taçlandıran ressamlar; Melling, Schranz, Allom, Bartlett, Lewis ve Ayvazovski. Ressamların en ünlü eserlerinin bir araya geldiği sergi klasik bir resim sergisi değil. Ressamların hayatları hakkında oldukça [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pitoresk-istanbul-2016/">Pitoresk İstanbul 2016</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul bugünlerde oldukça güzel bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. 19. Yüzyılda İstanbul’a gelen yetenekli ressamların ve seyyahların eserlerinden oluşan <strong>Pitoresk İstanbul 2016</strong> dev bir <strong>dijital resim sergisi</strong>. Sergiyi eserleri ile taçlandıran ressamlar; <em>Melling, Schranz, Allom, Bartlett, Lewis ve Ayvazovski.</em></p>
<p>Ressamların en ünlü eserlerinin bir araya geldiği sergi klasik bir resim sergisi değil. Ressamların hayatları hakkında oldukça geniş bilgiler edinebileceğiniz aynı zamanda eserlerini dijital olarak bir sinema filmi seyreder gibi büyülenerek izleyebileceğiniz bir sergi. Sergiyi, pek çok resim sergisinden ayıran en büyük özellik de dijital olması.</p>
<p>35 dakika süren dijital gösteride, 19. yüzyılın tüm detaylarını, ressamların eserleri ile birlikte izlemeniz mümkün. Eşsiz bir tat bırakıyor her biri, özellikle resim sanatına ilgi duyan herkesin gezip görmesini tavsiye ederim. Eserleri gezerken Osmanlı sultanlarının ve çeşitli bestekarların parçalarını dinliyor olmak da ayrı bir ahenk katıyor. Serginin hafta sonu gösterimlerinde <em>Anjelika Akbar</em>’ın canlı performansına da şahit olmanız mümkün.</p>
<p>Biletleri gişeden alabileceğiniz gibi, <em>Atlas Tarih</em> dergisinin yeni sayısını edinerek ücretsiz bilet sahibi olmanız da mümkün. Dergi, yeni çıkan Nisan-Mayıs sayısında sergi için bilet hediye ediyor.</p>
<p><em>İstanbul Deniz Müzesi</em>’nin ev sahipliği yaptığı sergiyi, 22 Mayıs tarihine kadar ziyaret etmeniz mümkün. Ayrıca sergi çıkışında yer alan şahane kitaplara da muhakkak göz atın derim. Özellikle Sosyal Bilgiler ve Tarih Öğretmenleri için hem sergi, hem de sergi çıkışı sunulan kitaplar muhteşem birer kaynak niteliğinde. Derslerinizde ve etkinliklerinizde işinize yarayacağını düşünüyorum.</p>
<p>Sanat dolu, bol keyifli günler dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pitoresk-istanbul-2016/">Pitoresk İstanbul 2016</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/pitoresk-istanbul-2016/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2997</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Fonda Gaye Su Akyol Çalıyor, Pink Floyd Duvara Bir Tuğla Daha Koyuyor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/fonda-gaye-su-akyol-caliyor-pink-floyd-duvara-bir-tugla-daha-koyuyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/fonda-gaye-su-akyol-caliyor-pink-floyd-duvara-bir-tugla-daha-koyuyor/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 04 Apr 2016 06:33:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Pink Floyd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2958</guid>
				<description><![CDATA[<p>Fonda Gaye Su Akyol çalıyor. Pink Floyd’un dediği gibi. O sırada Pink Floyd’un dediklerine aldırmayan Virginia Woolf, kitaplığımdan esrarlı ve de aynı mühim derecede hüzünlü bir bakış fırlatıyor odanın orta yerine. Orta yerinde bir cümbüş başlıyor bu sefer, odanın. Kendine ait bir odası olmayan ben, tüm hüzünlerini ciğerlerine çeken bir süpürge makinesi gibi tütmeye başlıyorum. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fonda-gaye-su-akyol-caliyor-pink-floyd-duvara-bir-tugla-daha-koyuyor/">Fonda Gaye Su Akyol Çalıyor, Pink Floyd Duvara Bir Tuğla Daha Koyuyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Fonda Gaye Su Akyol çalıyor. Pink Floyd’un dediği gibi. O sırada Pink Floyd’un dediklerine aldırmayan Virginia Woolf, kitaplığımdan esrarlı ve de aynı mühim derecede hüzünlü bir bakış fırlatıyor odanın orta yerine. Orta yerinde bir cümbüş başlıyor bu sefer, odanın. Kendine ait bir odası olmayan ben, tüm hüzünlerini ciğerlerine çeken bir süpürge makinesi gibi tütmeye başlıyorum. Pervasız ve de aynı mühim derecede kişisel. Mayası tutmamış bir yoğurt gibi, kapağını sevmeyen bir tencere gibi, fezaya füze fırlatırcasına fırlatıyorum tüm hıncımı odanın tavanına. Odanın tavanından fırlayan tüm hınçlar, halının orta yerinde dans etmeye başlıyor bu sefer. Huysuz bakışlarla süzüyorum onları, kimonosuz kalmış bir Japon, etsiz yemek yiyemeyen bir Roman misali dağıtıyorum onları ortalıktan; iki bel hareketi, iki haşin bakış.</p>
<p>Buzdolabına yönelip bir içki alasım geliyor ama içki içmediğimi hatırlıyorum. Alt raflara doğru bir süt kutusu ilişiyor gözüme, durmaksızın içiyorum. Hayata ve cümle aleme karşı inatla süt içiyorum. Sütün beyazlığı ve saflığı yayılsın istiyorum ilmime, ruhuma, tek kaşıma ve saçlarıma. Biraz daha ileri gidip süt banyosu yapmak istediğimi hissediyorum, bir arınma, bir yeniden diriliş farikası olarak.</p>
<p>Uzun kirpiklerimin gazabı çok sürmüyor. Yeniden koltuğa dönüyor ve uzun bir uykuyu düşlüyorum. Bu aralar yalnızca düşleyebiliyorum zaten uykuyu. Devamı gelmiyor, devamı bir ufo misali bir görünüp bir kayboluyor. Odamın içinde garip şeyler oluyor, fezada garip hadiseler yaşanıyor. Pink Floyd, bir başka tuğla daha koyuyor duvara. Neden duvar örüyor gecenin bu saatinde? Niçin ben duvarları seviyorum hayata ve insanlara karşı? Bilmiyorum. Fonda yine Gaye Su Akyol çalıyor. O biliyor, biliyorum diyor şarkıda. Bense hiçbir haltı bilmiyorum. O rakıyı onsuz içemiyor, sevdiğine güzelliyor tüm rakıları. Bense süt içiyorum, sütü güzelliyorum kendime. Güzelleşiyoruz bu gece birlikte, yalnızca sesler ve tınılar ile. O bir şişe daha içiyor köprüyü geçmek için, bense çoktan köprüden dönmüşüm. Gidenlere el sallıyor, yeniden doğuşun köküne turp suyu sıkıyorum.</p>
<p>Böyle bir cümbüşle bitiyor bir gece daha. Gece, Melek ve Bizim Çocuklar geliyor aklıma. Hiç aklımdan çıkmıyor. Melekler, gece ve bizim çocuklar, bizim çocuklar, melek ve gece. Hepsi zihnimin bir parçasında uyuyakalıyor. Bense kalamıyorum, uyuya kalamıyorum. Kuyulara saklanasım geliyor. Kuyularda oynaşasım geliyor. Böyle bir cümbüşle bitiyor gece, göz kapaklarım oynaşıyor ve gün ışıyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fonda-gaye-su-akyol-caliyor-pink-floyd-duvara-bir-tugla-daha-koyuyor/">Fonda Gaye Su Akyol Çalıyor, Pink Floyd Duvara Bir Tuğla Daha Koyuyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/fonda-gaye-su-akyol-caliyor-pink-floyd-duvara-bir-tugla-daha-koyuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2958</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mandalina Rengi Bir Kedi ve Geçen Her Ayrı Gün</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mandalina-rengi-bir-kedi-ve-gecen-her-ayri-gun/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mandalina-rengi-bir-kedi-ve-gecen-her-ayri-gun/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 29 Mar 2016 13:38:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2869</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her günün ardından eve dönüş, ciddi anlamda huzur bulduğum tek hadise. Yorgun ve uykusuz iş dönüşü, çocuk gürültüsü yok. Huzurla ortanca anahtarı çevirip açtığım evimin kapısını bile seviyorum. Kapıyı açıp iki dakika aralık tutuyorum çünkü sitede beslediğim kediler geliyor kapıya, kendini sevdirmeye. &#8220;Bütün gün kapıdalar. Sen gelince canhıraş sevinç çığlıkları yükseliyor küçücük bedenlerinden. Düpedüz heyecanlanıyorlar, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mandalina-rengi-bir-kedi-ve-gecen-her-ayri-gun/">Mandalina Rengi Bir Kedi ve Geçen Her Ayrı Gün</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her günün ardından eve dönüş, ciddi anlamda huzur bulduğum tek hadise. Yorgun ve uykusuz iş dönüşü, çocuk gürültüsü yok. Huzurla ortanca anahtarı çevirip açtığım evimin kapısını bile seviyorum. Kapıyı açıp iki dakika aralık tutuyorum çünkü sitede beslediğim kediler geliyor kapıya, kendini sevdirmeye. &#8220;Bütün gün kapıdalar. Sen gelince canhıraş sevinç çığlıkları yükseliyor küçücük bedenlerinden. Düpedüz heyecanlanıyorlar, seni çok özlüyorlar. Aşık bunlar sana bak, bak demedi deme. Kedi ile insanın aşık olduğu görülmüş mü ayol, ilahi neler geveliyorum ben de&#8221; diyor annem.</p>
<p>Eve girer girmez bir kahve yapıyorum kendime, yeni aldım daha, ucuz bir şey. Kapsüllü. Kredi kartıma hediye gelen puanlardan. Aldığım yerde çok ilgileniyor bir adam benimle. Küçük boylu, yüzü yorgun ama gözleri gülüyor. Usanmadan yarım saat bana kahve makinesini anlatıyor, sonra da üç çeşit kahve yapıyor. Üç çeşit, üç özellik, üç duygu, üç adımda kasaya varıyorum. Önlüğünün altından uzattığı karttan ismini gösteriyor. Hani abi diyor, gidince eve yeni makinende kahveni içerken mis gibi, bizim firmanın sitesine girip benim hakkımda güzel şeyler yazar mısın? Karşımızdaki insandan bir şeyler isterken utanıp sıkılırız ya, hemen yüzü değişiyor, mahcup. Elbette diyorum, eve gelince kahve makinesini açmadan önce birkaç bir şey yazıyorum adam hakkında. Çalıştığı dükkanda daha iyi yerlere geldiğini düşünüp seviniyorum.</p>
<p>Gün içinde tanımadığım insanlarla kurduğum diyaloglar beni çok etkiliyor. Oturup, onların hayatları hakkında düşünüyorum. Market insanları mesela… Bazen hiç umursamıyorum onları, tek amacım kasadan geçirdiğim ürünleri alıp eve gitmek. Her seferinde ihtiyacından daha fazla alan insanlar, her seferinde gerekenden daha fazla zaman harcayan insanlar. Bazen de yüzlerine uzun uzun bakıyorum. Kasa insanları mesela… Nasıl bir his acaba? Saatlerce kasa başında durup bir sürü yüze, mimiğe, saça, tene, tırnağa, kıla, tüye bakmak. Acaba onlar ne düşünüyor bizim hakkımızda? Mesela bizim evin üstündeki market, marketteki kasiyer kız. Her gün eşarbını değiştiriyor. Her seferinde bana abi diye hitap ediyor. Oysa aynı yaştayız.</p>
<p>&#8220;Abi 20 lira tuttu bunlar.&#8221;</p>
<p>&#8220;Abi iki lira on beş kuruşun var mı?&#8221;</p>
<p>&#8220;Bizde o dediğinden yok abi ama patrona sorarız yine de.&#8221;</p>
<p>Neden karşısında gördüğü ve hiç tanımadığı gençten bir erkeğe abi diyor? Toplum bunu mu istiyor? Bana ismimi sorsa, bana ismimle hitap etse ya da sadece beyefendi dese daha eşit konumda olmuyor muyuz o zaman? Abi demek onu geri plana itmiyor mu? Toplumdaki kadın erkek eşitsizliğinin altında aslında bu nüans yatmıyor mu? Ne çok abimiz var öyle değil mi?</p>
<p>O gün market çıkışında mandalina renginde, kabarmış diş etli, yaşlıca, tombul bir kedi görüyorum. Hemen markete dönüp bir paket balıklı kedi maması alıyorum. Ayaklarıma sırnaşıyor. Oturup onun mamayı bitirmesini izliyorum. Bu bana zevk veriyor. Neden başkaları yemek yerken izleme ihtiyacı duyarız? Bu bize ismini koyamadığımız bir çeşit tatmin mi sağlar? Anneler de çocukları yemek yerken bundan zevk alırlar ya, içimizde bir tutam anne kırıntısı mı var acaba? Keşke öyle olsa.</p>
<p>İnsanlar akın akın markete geliyor, bense çıkıyorum dışarı. Elimdeki kedi mamasını gelişigüzel serpiştirerek. Hansel ve Gratel gibi. Yorgun ve argın ilerliyorum sokakta. Mandalina rengi bir kedi için… Yaşama sevincim birden mandalina rengi kedi oluveriyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mandalina-rengi-bir-kedi-ve-gecen-her-ayri-gun/">Mandalina Rengi Bir Kedi ve Geçen Her Ayrı Gün</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mandalina-rengi-bir-kedi-ve-gecen-her-ayri-gun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2869</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mine Söğüt: Deli Kadın Hikayeleri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mine-sogut-deli-kadin-hikayeleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mine-sogut-deli-kadin-hikayeleri/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 16 Mar 2016 07:30:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Söğüt]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Kredi Yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2706</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir keresinde yerkürenin çekirdeğinde yanan  ateşe tutulmuştum. Saçlarımdan tutuşmuştum. Bir keresinde bir jilete aşık olmuştum. Ne kadar ince damarım varsa hepsini tek tek kesmiştim. Akan kanda geleceğimi içmiştim. Annesinin kocaman parlak gözleri vardı. Saçları, oksijenle açılmış, kalın kızıl sarı halatlar gibi omzundan beline akardı. Kocaman kalçaları, kocaman elleri ve kocaman ayaklarıyla etrafına her daim asabiyet [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mine-sogut-deli-kadin-hikayeleri/">Mine Söğüt: Deli Kadın Hikayeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>Bir keresinde</em><br />
<em> yerkürenin çekirdeğinde yanan </em><br />
<em> ateşe tutulmuştum.</em><br />
<em> Saçlarımdan tutuşmuştum.</em><br />
<em> Bir keresinde bir jilete aşık olmuştum.</em><br />
<em> Ne kadar ince damarım varsa hepsini tek tek kesmiştim.</em><br />
<em> Akan kanda geleceğimi içmiştim.</em></p>
<p style="text-align: left;">Annesinin kocaman parlak gözleri vardı. Saçları, oksijenle açılmış, kalın kızıl sarı halatlar gibi omzundan beline akardı. Kocaman kalçaları, kocaman elleri ve kocaman ayaklarıyla etrafına her daim asabiyet saçardı. Henüz annesinin onu dolunaylı bir gecede, kasabanın garındaki hurda vagonlardan birinde, bir başına, çığlıklarını demir gürültüsüne kata kata doğurduğunu bilmiyordu. Dünyayı pis bir döşek, bitmesin diye az, çok az yakılan ve üstünde yoksul çorbalar kaynayan küçük mavi bir tüp, bir de içi paçavra dolu tahta bir valizden ibaret sanıyordu&#8230; Annesi onu gün boyu uyumaya zorluyordu. Yaşama anca geceleri izin vardı. Gündüzleri demiryolunda deli bir anne kızıyla saklambaç oynuyordu.</p>
<p style="text-align: center;"><em>Birki üçdört beşaltı yedisekizdokuz on&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>önümarkamsağımsolum sobe saklanmayan ebe.</em></p>
<p><strong>Mine Söğüt</strong>, ilk baskısı 2011 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından yapılan “<strong>Deli Kadın Hikayeleri</strong>” adlı kitabında bir sürü ama bir sürü kadını anlatıyor. Deli kadınlar, zırdeli kadınlar, kadınadamlar, hayatın yükünü sırtlanan, geleceğini pamuk ipliğine bağlayan kimi zaman da pamuk ipliğinden kendine bir gelecek yaratmaya çalışan kadınları anlatıyor. Hepsinin küçük küçük, dünyadan büyük, kendine has hikayeleri var bu kadınların. Küçük dünyaları, büyük yaşanmışlıkları, sarsan gerçekleri var.</p>
<p>“Delirerek ölenlere…” diye başlıyor Mine Söğüt kitabına. Deli kadınların hepsi bizim kadınlarımız, Mine Söğüt’ün kaleminden fırlayan belki de günlük hayatta sürekli es geçtiğimiz kadınlar. Mine Söğüt’ün deli kadınlarına kulak verin derim. Onların anlatacak bir dolu öyküsü, bir yudum hayatı ve canhıraş soluklanmaları var.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mine-sogut-deli-kadin-hikayeleri/">Mine Söğüt: Deli Kadın Hikayeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mine-sogut-deli-kadin-hikayeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2706</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Masal Tiyatrosu: Son(suz) Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/masal-tiyatrosu-sonsuz-oyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/masal-tiyatrosu-sonsuz-oyku/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 20 Jan 2016 07:47:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Arif Akkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşegül İşsever]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Esen Özman]]></category>
		<category><![CDATA[F. Reşat Nuri Sahnesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziosmanpaşa Sahnesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Şehir Tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Sanchis Sinisterra]]></category>
		<category><![CDATA[Jülide Kural]]></category>
		<category><![CDATA[masal tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Reşat Nuri Sahnesi]]></category>
		<category><![CDATA[şehir tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[Sinisterra]]></category>
		<category><![CDATA[Sonsuz Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1828</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Aslan payını almak için bıçağı büyük tutmak gerek.” Bertolt Brecht Son(suz) Öykü, 1940 Valencia doğumlu ünlü oyun yazarı Jose Sanchis Sinisterra’nın eseri. Çeviren Esen Özman yöneten ise Arif Akkaya. “20 yıldır kapalı olan Masal Tiyatrosu… İki kadın yıllardır kayıp bir metni aramakta… Dünü, bugünü ve geleceği sorgulamakta. Ve provalar sırasında ölen Nestor’un gizemli ölümünü…” İki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/masal-tiyatrosu-sonsuz-oyku/">Masal Tiyatrosu: Son(suz) Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Aslan payını almak için bıçağı büyük tutmak gerek.” </em><strong>Bertolt Brecht</strong></p>
<p><strong>Son(suz) Öykü</strong>, 1940 Valencia doğumlu ünlü oyun yazarı Jose Sanchis Sinisterra’nın eseri.</p>
<p>Çeviren <strong>Esen Özman</strong> yöneten ise <strong>Arif Akkaya</strong>.</p>
<p><em>“20 yıldır kapalı olan Masal Tiyatrosu… İki kadın yıllardır kayıp bir metni aramakta… Dünü, bugünü ve geleceği sorgulamakta. Ve provalar sırasında ölen Nestor’un gizemli ölümünü…”</em></p>
<figure id="attachment_1829" aria-describedby="caption-attachment-1829" style="width: 289px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/masal-tiyatrosu.jpg" rel="attachment wp-att-1829"><img class=" td-modal-image wp-image-1829 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/masal-tiyatrosu-289x300.jpg?resize=289%2C300" alt="Masal Tiyatrosu: Son(suz) Öykü" width="289" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/masal-tiyatrosu.jpg?resize=289%2C300&amp;ssl=1 289w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/masal-tiyatrosu.jpg?w=660&amp;ssl=1 660w" sizes="(max-width: 289px) 100vw, 289px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1829" class="wp-caption-text">Masal Tiyatrosu: Son(suz) Öykü</figcaption></figure>
<p>İki kişilik bir oyun Son(suz) Öykü. Priscila ve Natalia… Yıllarca Masal Tiyatrosuna emek vermiş, tüm duygularını sahneye akıtmış ve sahnede yaşamış iki kadın. Masal Tiyatrosundan geriye kalanlar yalnızca onlar… Priscila hayata ve olaylara gerçekçi bakan, dışarıdan bakıldığından oldukça güçlü görünen lakin hüznünü içinde yaşayan bir kadın. Priscila’yı <strong>Ayşegül İşsever</strong> canlandırıyor. Natalia ise hayatın her anını büyük bir mutluluk, aşk ve heyecan ile yaşamayı seven; renkli bir kişiliğe sahip olmakla birlikte, kimi zaafları ve kırgınlıkları olan bir kadın. Natalia’yı ise <strong>Jülide Kural</strong> canlandırıyor.</p>
<p>Son(suz) Öykü; hüzünlü anlatısı ve yer yer güldüren replikleri ve aynı zamanda derin manalar içeren alt metinleri ile izlemeye değer bir oyun. Ocak ayı içerisinde, İstanbul Şehir Tiyatroları Sahnelerinde gösterime devam eden Son(suz) Öykü’yü kaçırmamanızı tavsiye eder, iyi seyirler dilerim.</p>
<p><strong>İstanbul Şehir Tiyatroları</strong>’nda oynanacak oyun farklı gün ve saatlerde tiyatroseverlerle buluşacak.</p>
<p>Masal Tiyatrosu Son(suz) Öykü’nün sahneleneceği gün ve saatler şu şekildedir:</p>
<ul>
<li>21 – 23 Ocak, Gaziosmanpaşa Sahnesi, 20.30.</li>
<li>23 Ocak, Gaziosmanpaşa Sahnesi, 15.00.</li>
<li>27 – 30 Ocak, F. Reşat Nuri Sahnesi, 15.00.</li>
<li>27 – 28 – 30 Ocak, F. Reşat Nuri Sahnesi, 20.30.</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/masal-tiyatrosu-sonsuz-oyku/">Masal Tiyatrosu: Son(suz) Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/masal-tiyatrosu-sonsuz-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1828</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Dönem Oyunu: Ocak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-donem-oyunu-ocak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-donem-oyunu-ocak/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 01 Jan 2016 20:30:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı İçözü]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Tangör]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Sever]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Güner]]></category>
		<category><![CDATA[Mahperi Mertoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Mana Alkoy]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Soner Dinç]]></category>
		<category><![CDATA[Musahipzade Celal Sahnesi]]></category>
		<category><![CDATA[Musahipzade Sahnesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[Ocak oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[şehir tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Özakman]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Tiyatro Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Tiyatro Dergisi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Fikret Urağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1510</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ocak; Turgut Özakman’ın kaleme aldığı, Yıldırım Fikret Urağ’ın yönettiği bir dönem oyunu. İlk açılışını 13 Mart 2013 tarihinde Musahipzade Celal Sahnesi’nde yapmış bir Şehir Tiyatrosu oyunu. Eserde, 1960’lı yılların Türkiye’si resmediliyor. &#160;Dönemin siyasi ve ekonomik koşullarının etkisi ile yaşamına devam etmeye çalışan bir aile. Oyuncu kadrosunda; Aslı İçözü, Hakan Güner, Mahperi Mertoğlu, Cengiz Tangör, Erkan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-donem-oyunu-ocak/">Bir Dönem Oyunu: Ocak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ocak; <strong>Turgut Özakman</strong>’ın kaleme aldığı, <strong>Yıldırım Fikret Urağ</strong>’ın yönettiği bir dönem oyunu. İlk açılışını 13 Mart 2013 tarihinde <em>Musahipzade Celal Sahnesi</em>’nde yapmış bir <strong>Şehir Tiyatrosu</strong> oyunu.</p>
<p>Eserde, 1960’lı yılların Türkiye’si resmediliyor. &nbsp;Dönemin siyasi ve ekonomik koşullarının etkisi ile yaşamına devam etmeye çalışan bir aile. Oyuncu kadrosunda; Aslı İçözü, Hakan Güner, Mahperi Mertoğlu, Cengiz Tangör, Erkan Sever, Mana Alkoy ve Mehmet Soner Dinç yer alıyor. Aynı zamanda Erkan Sever, oyundaki performansı ile <em>Yeni Tiyatro Dergisi Ödülleri</em> 2013 Yılın Erkek Oyuncusu Ödülünün sahibi.</p>
<figure id="attachment_1511" aria-describedby="caption-attachment-1511" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/ocak-tiyatro.jpg" rel="attachment wp-att-1511"><img class=" td-modal-image wp-image-1511 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/ocak-tiyatro-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="&quot;Ocak&quot; oyunu bir dönemi en iyi şekilde tiyatro sahnesine taşıyor." width="300" height="200" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/ocak-tiyatro.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/ocak-tiyatro.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/ocak-tiyatro.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1511" class="wp-caption-text">&#8220;Ocak&#8221; oyunu bir dönemi en iyi şekilde tiyatro sahnesine taşıyor.</figcaption></figure>
<p>Safiye ile Tarık birbirlerine oldukça düşkün, sevgi dolu bir çift. Tarık, çocuk ruhlu bir adam. Hayallerinin içinde yaşayan, yalnızca gerektiği zamanlarda hayal perdesini aralayıp gerçek dünyaya adım atmayı tercih eden bir karakter. Safiye evin annesi, çok olgun bir kadın. Evi çekip çeviren, çocuklarını idare eden ve ailenin bir arada kalmasını sağlayan çok güçlü bir karakter. Büyükanne ise evin neşesi; yer yer gidip gelen aklı ile ortamı bir anda ısıtabilen bir karakter. Nihat ise evin en büyük oğlu. Aile darboğazda iken bile girdiği işlerden peşi sıra ayrılan, özgürlük düşkünü ve hiçbir şeyi kafasına takmayan bir adam. Fazıl, ailenin geçimini sağlayan evlat. Kimi zaman ailenin yükünü taşımaktan yorulan, bunu dile getiren fakat bir türlü ailesinden kopamayan fedakar oğul. Sevda ise evin tek kızı. Ailede içinde en çok sevilen ve değer verilen kardeş. Bir gün aniden sevdiği çocukla kaçışı aileye büyük bir şok yaşatıyor. Özcan ise evin en küçük çocuğu aynı zamanda bir öğrenci. Ailenin sürekli değişen dengelerinden etkilenen ve kendisini korumaya çalışırken ne yapacağını bilemeyen, henüz bir erişkin olmamanın verdiği deli dolu halleri ve hayalleri ile kendi dünyasında yaşayan bir karakter.</p>
<p>Ocak; 1960’lı yıllar Türkiye’sinden izler bulacağınız, döneme dair her bir ayrıntıyı kusursuz bir oyunculuk ve sahne performansı eşliğinde seyredebileceğiniz bir oyun. İki perdeden oluşan ve yaklaşık 2 saat 15 dakikalık süresi ile kaçırılmaması gereken bir eser.</p>
<p><strong>&#8220;Ocak&#8221; oyunu 2 Ocak 2016 Cumartesi günü Musahipzade Sahnesi&#8217;nde saat 15.00&#8217;da izleyicilerle buluşacak</strong></p>
<p>Keyifli seyirler dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-donem-oyunu-ocak/">Bir Dönem Oyunu: Ocak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-donem-oyunu-ocak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1510</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Melis Danişmend: Bugünler Parlak?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/melis-danismend-bugunler-parlak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/melis-danismend-bugunler-parlak/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 29 Dec 2015 08:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikten Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Bugünler Parlak]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[Melis Danişmend]]></category>
		<category><![CDATA[single]]></category>
		<category><![CDATA[Ve Ev’in]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1445</guid>
				<description><![CDATA[<p>Melis Danişmend, üçüncü albümü “Ve Ev’in” tanıtım konserini geçtiğimiz günlerde Salon İKSV’de gerçekleştirdi. Yeni albümden yayınlanan ilk single “Bugünler Parlak?” oldu. Şarkıyı iTunes, Spotify ve Deezer aracılığı ile dinlemeniz ve edinmeniz mümkün. Ayrıca şarkı official audio olarak Youtube’ta da yayında. Bugün eski defterleri kapattım ve attım Bugün bardağıma birazcık damlalar kattım Bugün yapraklardan süzülen yaş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melis-danismend-bugunler-parlak/">Melis Danişmend: Bugünler Parlak?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Melis Danişmend, üçüncü albümü “<em>Ve Ev’in</em>” tanıtım konserini geçtiğimiz günlerde Salon İKSV’de gerçekleştirdi. Yeni albümden yayınlanan ilk single “<em>Bugünler Parlak?</em>” oldu. Şarkıyı iTunes, Spotify ve Deezer aracılığı ile dinlemeniz ve edinmeniz mümkün. Ayrıca şarkı official audio olarak Youtube’ta da yayında.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/7x9QuMGXIdw?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><em>Bugün eski defterleri kapattım ve attım</em></p>
<p><em>Bugün bardağıma birazcık damlalar kattım</em></p>
<p><em>Bugün yapraklardan süzülen yaş değil yağmur</em></p>
<p><em>Bugün benim günüm</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Bugün patronum çift kişilikli değil renkli</em></p>
<p><em>Bugün sırama kaynayan öküz değil gözüm bozuk</em></p>
<p><em>Bugün meydanlardan bağıran kalpsiz değil bin pişman</em></p>
<p><em>Bugün benim günüm</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Sakin sakin atlat, bugünler pek parlak</em></p>
<p><em>Sakin sakin atlat, bugünler pek parlak</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Bugün dili tutulasıcalar çok hoşsohbet</em></p>
<p><em>Bugün lalalalalalalalaylalaylaylay</em></p>
<p><em>Bugün seni sevdim ama hepsi içkidendi</em></p>
<p><em>Diyenler bile iyi kalpli</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>Sakin sakin atlat bugünler pek parlak</em></p>
<p><em>Sakin sakin atlat bugünler pek parlak değil.</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melis-danismend-bugunler-parlak/">Melis Danişmend: Bugünler Parlak?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/melis-danismend-bugunler-parlak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1445</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Üç Tutku: Kitap, Kahve ve Çikolata Festivali</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/uc-tutku-kitap-kahve-ve-cikolata-festivali/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/uc-tutku-kitap-kahve-ve-cikolata-festivali/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 23 Dec 2015 19:58:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyattan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Coffee Festival]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[Harbiye Askeri Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Kahve ve Çikolata Festivali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1377</guid>
				<description><![CDATA[<p>Harbiye Askeri Müzesi yepyeni bir etkinliğe imza attı. Kitabın, kahvenin ve çikolatanın bir arada olduğu bir festival gerçekleştiriliyor bugünlerde. Çoklu giriş ve tek giriş seçenekleri ile de bilet alma şansınız var. Festival güzel adı ve uygun bilet fiyatları ile ilgi çekiyor lakin gidecek olanlara naçizane tavsiyem beklentinizi üst düzeyde tutmamanız yönünde. Organizasyonun çok profesyonel olduğunu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uc-tutku-kitap-kahve-ve-cikolata-festivali/">Üç Tutku: Kitap, Kahve ve Çikolata Festivali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Harbiye Askeri Müzesi yepyeni bir etkinliğe imza attı. Kitabın, kahvenin ve çikolatanın bir arada olduğu bir festival gerçekleştiriliyor bugünlerde. Çoklu giriş ve tek giriş seçenekleri ile de bilet alma şansınız var.</p>
<p>Festival güzel adı ve uygun bilet fiyatları ile ilgi çekiyor lakin gidecek olanlara naçizane tavsiyem beklentinizi üst düzeyde tutmamanız yönünde. Organizasyonun çok profesyonel olduğunu söyleyemeyeceğim. Yayınevi, kahve ve çikolata markalarının çeşitliliği konusunda sıkıntılar vardı. Coffee Festival ile karşılaştırma yaptığımda ne yazık ki yetersiz bir festival olduğunu söylemek durumundayım. Pek çok okulun gezi amaçlı öğrencilerini getirmiş olduğunu gözlemledim. Bu da ortamı ister istemez daha karmaşık hale getiriyor.</p>
<p>Lakin yine de çeşitli yayınevlerinin indirimli kitaplarını ve setlerini bulabileceğiniz, bir yudum kahve içip dostlarınızla güzel vakit geçirebileceğiniz bir organizasyondu. İlk kez gerçekleştirildiği için beklentileri tam olarak karşılayamamış olması muhtemel. İlerleyen senelerde festivalin çok daha iyi olacağını düşünüyorum.</p>
<p>18 Aralık’ta başlayan festivalin son ziyaret tarihi ise 27 Aralık. Gidecek olanlar için keyifli zamanlar dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uc-tutku-kitap-kahve-ve-cikolata-festivali/">Üç Tutku: Kitap, Kahve ve Çikolata Festivali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/uc-tutku-kitap-kahve-ve-cikolata-festivali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1377</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sırça Hayvan Koleksiyonu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sirca-hayvan-koleksiyonu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sirca-hayvan-koleksiyonu/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 18 Dec 2015 07:46:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşecan Tatari]]></category>
		<category><![CDATA[Edip Tepeli]]></category>
		<category><![CDATA[oyun yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Özgün Özsoy]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[Sevil Akı]]></category>
		<category><![CDATA[Sevinç Erbulak]]></category>
		<category><![CDATA[Sırça Hayvan Koleksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Tanju Girişken]]></category>
		<category><![CDATA[Tennessee Williams]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldırım Fikret Urağ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1227</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sırça Hayvan Koleksiyonu, ABD’li oyun yazarı Tennessee Williams’ın en önemli eserlerinden bir tanesi. Oyunun şehir tiyatrolarında ilk sahnelenişi 24 Aralık 2014 tarihine tekabül ediyor. Yönetmen ise Yıldırım Fikret Urağ. Oyun bizi 1930’lı yıllara, Güney Amerika’ya götürüyor. Ekonomik buhranın yaralarını sarmaya çalışan kocaman bir kıta ve güneyin ruhunu yansıtan küçük bir aile. Amanda, evin annesi. Oldukça [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sirca-hayvan-koleksiyonu/">Sırça Hayvan Koleksiyonu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sırça Hayvan Koleksiyonu, ABD’li oyun yazarı Tennessee Williams’ın en önemli eserlerinden bir tanesi. Oyunun şehir tiyatrolarında ilk sahnelenişi 24 Aralık 2014 tarihine tekabül ediyor. Yönetmen ise Yıldırım Fikret Urağ.</p>
<p>Oyun bizi 1930’lı yıllara, Güney Amerika’ya götürüyor. Ekonomik buhranın yaralarını sarmaya çalışan kocaman bir kıta ve güneyin ruhunu yansıtan küçük bir aile. Amanda, evin annesi. Oldukça otoriter bir kadın. Eşinin bir gün aniden kaçıp gitmesi ile sarsılmış ama asla vakur edasından ödün vermemiş bir kadın. Kendi yöntemlerince çocuklarını korumaya çalışan, dirayeti elden bırakmayan bir karakter. Laura henüz liseyi bitirmiş, hayata karşı korumasız ve kendi yarattığı dünyasında mutlu ve oldukça hassas bir karakter. Bütün hayatı ev ve sırça hayvan koleksiyonu. Tom ise asi bir çocuk. Hayallerinin peşinden koşmak isteyen genç bir kan lakin ailesinin geçimi için üstüne binen yükle yaşamaya çalışan, annesinin otoriter tavırlarının altında eziliyor olmaktan bezmiş bir karakter. Ve Jim… Laura’da büyük bir hayal kırıklığı yaratan, deli dolu ve hayatı seven genç bir çocuk. Tom’un arkadaşı.</p>
<figure id="attachment_1228" aria-describedby="caption-attachment-1228" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/sircahayvankoleksiyonu.jpg" rel="attachment wp-att-1228"><img class=" td-modal-image wp-image-1228 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/sircahayvankoleksiyonu-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Sırça Hayvan Koleksiyonu" width="200" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/sircahayvankoleksiyonu.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/sircahayvankoleksiyonu.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1228" class="wp-caption-text">Sırça Hayvan Koleksiyonu</figcaption></figure>
<p>İki perde olan ve yaklaşık iki saati aşkın bir zaman dilimine yayılan oyunu büyülenerek seyrettim. Kostümler ve sahne dekorasyonu o kadar iyiydi ki, kendimi gerçekten 1930’lu yılların Güney Amerikası’nda hissettim. Oyunculuklar için muhteşem olduğundan öte söyleyebilecek başka bir sözüm yok. Amanda karakterini Sevil Akı, Tom karakterini Edip Tepeli, Laura’yı Ayşecan Tatari ve Tom’u da Tanju Girişken canlandırıyor. Oyunun içerisinde yer alan ve oyuna büyük bir dinamizm katan dökümanter filmler ve kurgu ise Özgün Özsoy’a ait. Yönetmen yardımcıları içerisinde çok sevdiğim Sevinç Erbulak’ı görmek de ayrı mutlu etti beni.</p>
<p>Sırça Hayvan Koleksiyonu, içerisinde barındırdığı camlar gibi şeffaf ve bir o kadar da kırılgan, narin bir oyun. Oyuncular, karakterlerinin ruhunu ve duygusunu seyirciye yansıtmak hususunda gerçekten usta bir iş çıkarmışlar. Ekibi yürekten tebrik ediyor ve izlemenizi tavsiye ediyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sirca-hayvan-koleksiyonu/">Sırça Hayvan Koleksiyonu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sirca-hayvan-koleksiyonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1227</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Radyo Tiyatrosu: Karagöz’ün Yalnızlığı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-radyo-tiyatrosu-karagozun-yalnizligi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-radyo-tiyatrosu-karagozun-yalnizligi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 10 Dec 2015 22:16:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Önel]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Radyosu]]></category>
		<category><![CDATA[Karagöz’ün Yalnızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[radyo]]></category>
		<category><![CDATA[radyo dinlemek]]></category>
		<category><![CDATA[radyo tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[radyo tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Rüştü Asyalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1104</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Bilirsin işte insanın içini ısıtan, sıcacık eden bir şeyler vardır. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak biliyorum. Yine de kabul etmesi kolay olmuyor. Özlemini çektiğim şey bu olmalı; yanım sıra koşuşturan iki çocuk, akşamın kızıllığına karışan keyifli çığlıklar… Of of zaman acımasız evlat, bütün diyeceğim bu.” Annem sürekli anlatır. Televizyonun henüz mahalle aralarına yayılmadığı, soğuk kış [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-radyo-tiyatrosu-karagozun-yalnizligi/">Bir Radyo Tiyatrosu: Karagöz’ün Yalnızlığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“Bilirsin işte insanın içini ısıtan, sıcacık eden bir şeyler vardır. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak biliyorum. Yine de kabul etmesi kolay olmuyor. Özlemini çektiğim şey bu olmalı; yanım sıra koşuşturan iki çocuk, akşamın kızıllığına karışan keyifli çığlıklar… Of of zaman acımasız evlat, bütün diyeceğim bu.”</p>
<p>Annem sürekli anlatır. Televizyonun henüz mahalle aralarına yayılmadığı, soğuk kış gecelerinin komşu evlerindeki sohbetler eşliğinde geçirildiği zamanlarda, ülkemizde bir radyo geleneği vardı. Arkası yarın programlarının heyecanla beklendiği, aile fertlerinin bir araya toplandığı, bilhassa haberlerin çıt çıkarılmadan dinlendiği güzel zamanlar. Eski radyolar dekoratif amaçlarla süslüyor şimdilerde evlerimizi. Pek kalmadı o kadim radyo geleneği. Televizyon evlerimizin her bir köşesine bir kral bir kraliçe edası ile yerleşti. Radyo sunucularının, sanatçılarının kaliteli telaffuzundan, nağmeli seslerinden eser yok artık evlerimizde.</p>
<figure id="attachment_1107" aria-describedby="caption-attachment-1107" style="width: 460px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrosu-dinleyen-cocuk.jpg" rel="attachment wp-att-1107"><img class=" td-modal-image wp-image-1107 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrosu-dinleyen-cocuk.jpg?resize=460%2C276" alt="Radyo tiyatrosu dinleyen çocuk." width="460" height="276" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrosu-dinleyen-cocuk.jpg?w=460&amp;ssl=1 460w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrosu-dinleyen-cocuk.jpg?resize=300%2C180&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 460px) 100vw, 460px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1107" class="wp-caption-text">Radyo tiyatrosu dinleyen çocuk.</figcaption></figure>
<p>Radyo geleneğine dair hafızamı en canlı tutan anılardan biri radyo tiyatrosudur. Henüz ilkokula yeni başladığım dönemlerde annem bazı geceler, mutfak masamızda bir mum yakardı. Mumun hemen yanında minik radyomuz dururdu. Bir sürü ama bir sürü kanalı çeken, benim gözümde kahraman olan radyomuz. Kendine çay demler bana da süt ısıtırdı. Ve beklerdik radyo tiyatrosunun başlamasını. Bu gelenek ile büyüdüğüm için kendimi çok şanslı hissediyorum. Aslında radyo tiyatrolarında yönetmen sizsiniz. Sahne dekoru ve kostümler tamamen size ait. Tek yapmanız gereken biraz hayal gücünüzü çalıştırmak.</p>
<p>Radyo tiyatrosu geleneğini devam ettirmek adına annem ile her hafta sonu bir gecemizi mum ışığına ve sanata teslim ediyoruz. Bu haftanın tiyatrosu: Karagöz’ün Yalnızlığı. Bir Ankara Radyosu yapımı. Yazan Ahmet Önel, yöneten ise Rüştü Asyalı.</p>
<figure id="attachment_1108" aria-describedby="caption-attachment-1108" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrolari.png" rel="attachment wp-att-1108"><img class=" td-modal-image wp-image-1108 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrolari.png?resize=300%2C300" alt="Radyo tiyatroları" width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrolari.png?w=300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrolari.png?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1108" class="wp-caption-text">Radyo tiyatroları</figcaption></figure>
<p>Karagöz’ün Yalnızlığı yer yer gülümseten özünde ise hüzün dolu bir oyun. Aynı çatı altında yaşayan dede, torun, anne ve babanın hikayesi. Dedenin Karagöz sanatına olan ilgisi, yılların bilgi birikimi. Bir türlü yurt dışından gelmeyen oğluna özlemi, oğlunun vefatından bihaber oluşu ve devamında şekillenen olay örgüsü…</p>
<p>Radyo tiyatrosu geleneğini devam ettirmeyi insan ilişkilerini kuvvetlendirmesi ve sanata ayırdığımız vakti artırması bakımından önemli buluyorum. Ayda bir gece olsa bile, bu kadim geleneğe kulak kabartmak, eskiyi yad etmek ve soğuk kış gecelerini sıcacık hale getirmek için bir radyo edinin ve kendinizi radyo tiyatrolarının naifliğine bırakın derim. Size çok iyi geldiğini hissedeceksiniz.</p>
<figure id="attachment_1106" aria-describedby="caption-attachment-1106" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrosu-dinlerken.jpg" rel="attachment wp-att-1106"><img class=" td-modal-image wp-image-1106 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrosu-dinlerken-1024x683.jpg?resize=640%2C427" alt="Radyodan tiyatro oyunu dinlemek çok büyük bir keyiftir." width="640" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrosu-dinlerken.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrosu-dinlerken.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrosu-dinlerken.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrosu-dinlerken.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/radyo-tiyatrosu-dinlerken.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1106" class="wp-caption-text">Radyodan tiyatro oyunu dinlemek çok büyük bir keyiftir.</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-radyo-tiyatrosu-karagozun-yalnizligi/">Bir Radyo Tiyatrosu: Karagöz’ün Yalnızlığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-radyo-tiyatrosu-karagozun-yalnizligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1104</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Reşat Ekrem Koçu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/resat-ekrem-kocu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/resat-ekrem-kocu/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 05 Dec 2015 20:12:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dört Hüzünlü Yalnız Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Kızlar]]></category>
		<category><![CDATA[Eski İstanbul’da Meyhaneler ve Köçekler]]></category>
		<category><![CDATA[Forsa Halil]]></category>
		<category><![CDATA[Haşmetli Yosmalar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul - Hatıralar ve Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Ansiklopedisi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Kösem Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Pamuk]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[Patrona Halil]]></category>
		<category><![CDATA[Reşat Ekrem]]></category>
		<category><![CDATA[Reşat Ekrem Koçu]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi roman]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1048</guid>
				<description><![CDATA[<p>Orhan Pamuk’un &#8220;Dört Hüzünlü Yalnız Adam&#8221; diye andığı İstanbul yazarlarından biri: Reşat Ekrem Koçu Reşat Ekrem Koçu 1905 yılında İstanbul’da doğdu. Bursa Erkek Lisesi’ni tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tarih bölümüne girdi ve bu bölümden mezun oldu. Reşat Ekrem’i yalnızca bir tarih bilimci ve bir tarih öğretmeni olarak anlatmak mümkün değildir. Kendisi aynı zamanda epey ünlü [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/resat-ekrem-kocu/">Reşat Ekrem Koçu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Orhan Pamuk’un &#8220;Dört Hüzünlü Yalnız Adam&#8221; diye andığı İstanbul yazarlarından biri: Reşat Ekrem Koçu</strong></p>
<p>Reşat Ekrem Koçu 1905 yılında İstanbul’da doğdu. Bursa Erkek Lisesi’ni tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tarih bölümüne girdi ve bu bölümden mezun oldu. Reşat Ekrem’i yalnızca bir tarih bilimci ve bir tarih öğretmeni olarak anlatmak mümkün değildir. Kendisi aynı zamanda epey ünlü bir tarihsel romancıdır<em>. Forsa Halil, Patrona Halil, Erkek Kızlar, Haşmetli Yosmalar, Osmanlı Padişahları, Eski İstanbul’da Meyhaneler ve Köçekler, Kösem Sultan, Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş</em> gibi eserleri ile tarihsel romancılık alanında adından söz ettirmeyi daima başarmıştır. Tüm bu eserleri dışında onu daha da ünlü kılan ve uzun yılların emeği olan, tamamlayamadan hayatını kaybettiği <em>İstanbul Ansiklopedisi</em> şüphesiz ki ülkemiz için de çok kıymetli bir kaynaktır.</p>
<figure id="attachment_1049" aria-describedby="caption-attachment-1049" style="width: 193px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/orhan-pamuk-istanbul.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1049 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/orhan-pamuk-istanbul-193x300.jpg?resize=193%2C300" alt="Orhan Pamuk &quot;İstanbul - Hatıralar ve Şehir&quot;" width="193" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/orhan-pamuk-istanbul.jpg?resize=193%2C300&amp;ssl=1 193w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/orhan-pamuk-istanbul.jpg?w=270&amp;ssl=1 270w" sizes="(max-width: 193px) 100vw, 193px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1049" class="wp-caption-text">Orhan Pamuk &#8220;İstanbul &#8211; Hatıralar ve Şehir&#8221;</figcaption></figure>
<p>Orhan Pamuk; <em>İstanbul &#8211; Hatıralar ve Şehi</em>r adlı kitabının 18. bölümünde “Reşat Ekrem Koçu’nun Bilgi ve Tuhaflık Koleksiyonu” başlıklı yazısında; Koçu’nun kaleme almış olduğu <em>İstanbul Ansiklopedisi</em> için şöyle der: “Bakmaya doyamadığım elle çizilmiş siyah-beyaz resimlerinin yanında kitabı o kadar hoş yapan şey Osmanlı tarihini, ders kitaplarının yaptığı gibi mağrur ve milliyetçi bir dille anlatan birtakım savaşların, zaferlerin, yenilgilerin ve anlaşmaların toplamı olarak değil, bir dizi tuhaflıkların, acayip olay ve kişiliklerin, çarpıcı, ürpertici, korkutucu, hatta tiksindirici bir resmi geçidi olarak görmesiydi.”</p>
<p>Orhan Pamuk’un, dört hüzünlü yalnız adam diye andığı İstanbul yazarlarından bir tanesi Reşat Ekrem Koçu’dur. Orhan Pamuk; <em>İstanbul Hatıralar ve Şehir </em>adlı kitabında Reşat Ekrem Koçu’nun yalnızlığı ve cesaretine dair şunları söyler: “…Ama yoksullaşan bir ülkede, okur ilgisinin azlığı ve İstanbul’un kendisinden başka Reşat Ekrem Koçu’nun hüzünlü olmak için başka bir kuvvetli nedeni daha vardı: Yirminci yüzyılın ilk yarısında İstanbul’da bir eşcinsel olmak.  Popüler romanlarının konularına bakmak, şiddet ve cinsellik yüklü renkli havalarını solumak ve daha çok <em>da İstanbul Ansiklopedisi</em>’ni gelişigüzel karıştırarak okumak Reşat Ekrem Koçu’nun ta 1950’lerde kendi sıra dışı cinsel tutkularını, zevklerini ve takıntılarını dile getirmekte benzeri ve çağdaşı bütün İstanbul yazarlarından çok daha cesur davrandığını gösterir.”</p>
<p>Doğan Kitap,  Reşat Ekrem Koçu’nun pek çok eserini 2015 baskıları ile yayınladı. Popüler tarihsel romanlara karşı bir ilginiz varsa ya da tarihe karşı biraz ilgi duyuyor ve tarihsel romanlar aracılığı ile farklı bir dünyaya adım atmak istiyorsanız, Reşat Ekrem Koçu sizin için doğru adres. Keyifli okumalar dilerim.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p>Pamuk, Orhan. (2013). <em>İstanbul Hatıralar ve Şehir</em>. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/resat-ekrem-kocu/">Reşat Ekrem Koçu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/resat-ekrem-kocu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1048</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çocukluk Kahramanımız Harry Potter Yeni Baskıları İle Raflarda</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cocukluk-kahramanimiz-harry-potter-yeni-baskilari-ile-raflarda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cocukluk-kahramanimiz-harry-potter-yeni-baskilari-ile-raflarda/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 28 Nov 2015 21:44:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyattan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[1990'lı yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[90'lar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[fasntastik edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Potter]]></category>
		<category><![CDATA[Jim Kay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Kredi Yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=962</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çocukluğun, başlı başına efsanevi bir serüven olduğunu düşünüyorum. Kendi büyülü dünyalarını yaratmak konusunda çocuklar, yetişkinlere oranla çok daha başarılılar. Çocukluk yıllarımda ben de kendime ait büyülü bir dünya kurmuştum. Bu dünyanın gerçek olanını ise pek önemsediğim söylenemezdi. Bir silgi tozu adamım vardı, kalem kutumun içinde sakladığım. İsmi de Ruhi idi. Her gün silgimle, Ruhi’yi daha [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cocukluk-kahramanimiz-harry-potter-yeni-baskilari-ile-raflarda/">Çocukluk Kahramanımız Harry Potter Yeni Baskıları İle Raflarda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluğun, başlı başına efsanevi bir serüven olduğunu düşünüyorum. Kendi büyülü dünyalarını yaratmak konusunda çocuklar, yetişkinlere oranla çok daha başarılılar. Çocukluk yıllarımda ben de kendime ait büyülü bir dünya kurmuştum. Bu dünyanın gerçek olanını ise pek önemsediğim söylenemezdi. Bir silgi tozu adamım vardı, kalem kutumun içinde sakladığım. İsmi de Ruhi idi. Her gün silgimle, Ruhi’yi daha fazla büyütmeye çalışırdım. En yakın sırdaşımdı. Onun özel yeteneklerinin olduğuna inanırdım. Bir gün benimle konuşacağını ya da esrarengiz herhangi bir şey yapacağını düşlerdim. Kısaca, çocukluk kahramanım kendi yarattığım Ruhi idi. Ama bir kahramanım daha vardı ki o çok daha başka biriydi. Üstelik onu kendim yaratmamıştım. Her haliyle beni büyülemeyi başarıyordu. Alnındaki yara izinden ve kocaman yuvarlak çerçeveli gözlüklerinin içinden ışıl ışıl bakan gözleri ile tanıdığımız Harry Potter.</p>
<p>Bugün, özellikle benim gibi 1990’ların başında doğan çocukların “tek geçerim” dediği süper kahraman yüksek oranda <strong>Harry Potter</strong>’dır. Annesini ve babasını doğduktan hemen sonra kaybeden, kendisine kötü davranan eniştesi, teyzesi ve kuzeni ile uzun yıllar aynı çatı altında yaşamak zorunda olan lakin hiç beklemediği bir anda talihi dönen, bir büyücü olduğunu öğrenen Harry Potter. İyiler ve iyilikler için mücadele eden, arkadaşlık ilişkileri kuvvetli, paylaşmayı seven ve bunun yanında başı hiç mi hiç beladan kurtulamayan minik bir karakter.</p>
<figure id="attachment_963" aria-describedby="caption-attachment-963" style="width: 655px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/harrypotter.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-963 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/harrypotter.jpg?resize=640%2C342" alt="Harry Potter roman serisi yeni baskılarıyla raflardaki yerini aldı." width="640" height="342" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/harrypotter.jpg?w=655&amp;ssl=1 655w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/harrypotter.jpg?resize=300%2C160&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-963" class="wp-caption-text">Harry Potter roman serisi yeni baskılarıyla raflardaki yerini aldı.</figcaption></figure>
<p><strong>Yapı Kredi Yayınları</strong>, Harry Potter serisini 2015 baskıları ile tazeledi ve kitapseverler ile buluşturdu. Ben de yeni baskılar çıkmışken seriye tekrar başlama kararı aldım. Harry Potter’ı bir yetişkin olarak tekrar okumak, bu büyülü dünyanın içine dalmak bana da çok iyi geldi. Yapı Kredi Yayınları bir sürpriz yaparak serinin ilk kitabı olan <strong>Felsefe Taşı</strong>’nın bir de resimli özel baskısını hazırladı. İçerisinde <strong>Jim Kay</strong>’in yüzden fazla enfes resmi bulunmakta. Harry Potter hayranlarına, bu resimli özel baskıya kitaplıklarında özel bir yer açmalarını tavsiye ediyorum. Harry Potter’in çocuk yüreği, ışıltılı gözleri ve şirin gülümseyişi üzerinizdeneksik olmasın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cocukluk-kahramanimiz-harry-potter-yeni-baskilari-ile-raflarda/">Çocukluk Kahramanımız Harry Potter Yeni Baskıları İle Raflarda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cocukluk-kahramanimiz-harry-potter-yeni-baskilari-ile-raflarda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">962</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Melis Danişmend’in Yeni Albümü Yolda!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/melis-danismendin-yeni-albumu-yolda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/melis-danismendin-yeni-albumu-yolda/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 26 Nov 2015 08:01:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikten Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Bin Doz Öfke]]></category>
		<category><![CDATA[Daha Az Renk WePlay]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Her Şey Normal]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[Kettle]]></category>
		<category><![CDATA[Melis Danişmend]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>
		<category><![CDATA[rock müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Sabaha Karşı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Rock müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Üçnoktabir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=904</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Aslında içinde bir yerde makul bir insan var Ama duruyor öyle kim bilir neye yarar Bir kere geldin bir kere hayata Elimi tutmaya çekindin daima…” Müziğin insanoğlunun ruhunu şekillendiren şeker şerbet kıvamlı bir iksir olduğunu düşünmüşümdür hep. İster içinde bir ayrılıktan bahsetsin ister tatlı bir yaz akşamı kulağınıza çalınsın, neşesi ile gecenizi şenlendirsin. Benim için [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melis-danismendin-yeni-albumu-yolda/">Melis Danişmend’in Yeni Albümü Yolda!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Aslında içinde bir yerde makul bir insan var</em></p>
<p><em>Ama duruyor öyle kim bilir neye yarar</em></p>
<p><em>Bir kere geldin bir kere hayata</em></p>
<p><em>Elimi tutmaya çekindin daima…”</em></p>
<p>Müziğin insanoğlunun ruhunu şekillendiren şeker şerbet kıvamlı bir iksir olduğunu düşünmüşümdür hep. İster içinde bir ayrılıktan bahsetsin ister tatlı bir yaz akşamı kulağınıza çalınsın, neşesi ile gecenizi şenlendirsin. Benim için bir isim var ki, yaptığı müzik hem şeker şerbet kıvamında hem de yalnız gecelerimin hüznü, minik siyah kedi uysallığında.</p>
<p>Melis Danişmend ile lise yıllarımda tanıştım. Türk Rock müziğine olan ilgim, bir gün bir müzik kanalında <em>Üçnoktabir</em>’i keşfetmem ile başladı. Melis’in naif sesini Rock müziğe çok yakıştırmıştım. <em>Sabaha Karşı</em> adlı ilk albümlerini evirip çevirip dinlediğimi hatırlıyorum. <em>Bahçe</em> isimli şarkıları ise hala favorimdir. Üçnoktabir ilk albümlerinden sonra dağılma kararı aldığında epey üzülmüştüm. Lakin içten içe bunun bir yenilenme evresi olduğunu da biliyordum. Aynı zamanda gazeteci olan Melis Danişmend’in yazılarını büyük bir keyif ile okurken beklenen sürpriz geldi. Melis Danişmend’in ilk albümü <em>Daha Az Renk</em> WePlay etiketi ile Kasım 2010’da yayımlandı. Akustik gitar ve piyanonun baskın olduğu bu albümde, Melis’in naif sesini daha net duyabildik. Albümden; <em>Bin Doz Öfke</em>, <em>Her Şey Normal</em> ve <em>Kettle</em> adlı şarkılar kliplendirildi.</p>
<p>Arayı açmayan Melis Ocak 2013’te ikinci albümü <em>Biraz Gülmek İstiyordum</em>’u yine WePlay etiketi ile yayımladı. Bu albümden kliplendirilen şarkıları ise; <em>Masa</em>, Gölgemde <em>Dinlemeye Gel</em> ve <em>Ufak Tefek Notlar</em> oldu. Gölgemde Dinlenmeye Gel adlı şarkının benim için önemi büyüktür. Şarkısını, Gezi Direnişi’nin baş gösterdiği sırada kliplendiren Melis, Gezi Direnişi’ne vermiş olduğu destek ile gönlümü bir kez daha fethetmişti o dönem.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_905" aria-describedby="caption-attachment-905" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/melis-danismend.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-905 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/melis-danismend.jpg?resize=400%2C400" alt="Melis Danişmend'in yeni albümü yakında müzikseverlerle buluşacak." width="400" height="400" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/melis-danismend.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/melis-danismend.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/melis-danismend.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-905" class="wp-caption-text">Melis Danişmend&#8217;in yeni albümü yakında müzikseverlerle buluşacak.</figcaption></figure>
<p><em>“Bir ağaç gibi duruyorum sapasağlam</em></p>
<p><em>Köklerim sıkı sıkı gövdem katı</em></p>
<p><em>Hiçbir güç hele ki sen</em></p>
<p><em>Sökemez sökemezsin yerimden</em></p>
<p><em>Gölgemde dinlenmeye gel</em></p>
<p><em>Gölgemde dinlenmeye gel</em></p>
<p><em>Birer birer yağacak kanlı yapraklar </em></p>
<p><em>Başına, akılsız başına…”</em></p>
<p>Ve yazıyı beklenen, mutlu haber ile sonlandırmak istiyorum. Yeni albümün ilk konseri 18 Aralık Cuma günü saat 22:00’da Salon İKSV’de gerçekleştirilecek. Üçüncü albümü merakla bekliyor ve Melis Danişmend’in naif, içten müziği ile tekrar buluşacağım için heyecan duyuyorum. Bol Melisli ve müzikli zamanlar dilerim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melis-danismendin-yeni-albumu-yolda/">Melis Danişmend’in Yeni Albümü Yolda!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/melis-danismendin-yeni-albumu-yolda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">904</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
