<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Mimari &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/mimari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Apr 2020 09:41:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Pera’da İki Komşu “Apartıman” Ve Mimar Caracach Kardeşler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/perada-iki-komsu-apartman-ve-mimar-caracach-kardesler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/perada-iki-komsu-apartman-ve-mimar-caracach-kardesler/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 14 Apr 2020 04:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tolga Değerlier]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19511</guid>
				<description><![CDATA[<p>19.yy’da Pera, Osmanlı başkenti İstanbul’un Avrupalı yüzünü temsil etmekteydi. Sanayi Devrimi’nin etkisi Osmanlı’ya Batı’dakinden çok daha geç ulaşmış ve özellikle Hicaz’a kadar ulaşan demiryolları vasıtasıyla Osmanlı devleti Batı dünyasına entegre olmaya başlamıştı. Bu dönemde “modernleşme” kavramının Osmanlı’daki karşılığı yaygın biçimde “batılılaşma” olarak algılanmıştır, hatta öyledir ki Osmanlı modernleşmesi, batılılaşma kavramıyla birebir örtüşür. Pera; Galata’daki tünel [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/perada-iki-komsu-apartman-ve-mimar-caracach-kardesler/">Pera’da İki Komşu “Apartıman” Ve Mimar Caracach Kardeşler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>19.yy’da Pera, Osmanlı başkenti İstanbul’un Avrupalı yüzünü temsil etmekteydi.  Sanayi Devrimi’nin etkisi Osmanlı’ya Batı’dakinden çok daha geç ulaşmış ve özellikle Hicaz’a kadar ulaşan demiryolları vasıtasıyla Osmanlı devleti Batı dünyasına entegre olmaya<br /> başlamıştı. Bu dönemde “modernleşme” kavramının Osmanlı’daki karşılığı yaygın biçimde “batılılaşma” olarak algılanmıştır, hatta öyledir ki Osmanlı modernleşmesi, batılılaşma<br /> kavramıyla birebir örtüşür. Pera; Galata’daki tünel hattıyla, Cadde-i Kebir’deki (İstiklal Caddesi’nin eski adı) “lüküs” mağazalarıyla, dönemin alışveriş merkezleri sayılabilecek pasajları, taratorları (tiyatroları), sefirlikleri (elçilikleri), otelleri, café ve batılı eğitim<br /> kurumlarıyla hareketli bir sosyal yaşantıya sahipti.<br /> Bugün İstiklal Caddesi’nde yürürken tarihi binaların oluşturduğu estetik doku ve caddenin kaotik ruhu aslında bizlere bir hikâye anlatmaya çalışır. Zaman zaman kimi binalar bizlerle konuşur, üzerlerinde yüz yıl önce yaşamış kıymetli mimarların isimleri gözümüze ilişir bazen. Çoğu zaman bu isimler bizlere yabancı gelir, Beyoğlu’nun bize bu kadar tanıdık geliyor olmasına rağmen. Oysa onlar bu şehri inşa edenlerdir, birçoğumuzdan daha buralıdırlar. Onların adları bu şehrin binalarına kazınmıştır çoğu zaman. Aslında binaları dinleyebilirsek onları da tanımaya başlayabiliriz. Aşklarını, hüzünlerini, başarıları sonrasında duydukları mutluluklarını, arkadaşlıklarını veya kıskançlıklarını tanırız belki de… Eğer<br /> sadece bakarsak eskinin can çekişen asaletini görebiliriz binalarda. Ama şehri duymaya başlarsak bize anlatacağı çok şey olabilir.<br /> Pera’daki iki apartmana, Aram ve Isac Caracach kardeşlerin isimleri kazınmıştır. Bu iki Ermeni mimar, 1903-1912 yılları arasında birlikte en güzel işlerini çıkarmışlardır. 1 Art Nouveau stilinde inşa ettikleri binaları bugün hala tüm zarafetleriyle ayakta durmaktadırlar.<br /> Art Nouveau akımı endüstrileşmenin getirdiği “bayağı” zevke karşı çıkar ve mimarlar bezemeci anlayışlarıyla klasik üsluplara öykünürler. Bitkisel motifler ve organik formların<br /> kullanımı, Art Nouveu mimarinin en belirgin özelliğidir. Aslında bir bakıma klasik mimariden tamamen kopamayıp, modern mimariye geçme arzusu duymaktır. Bu açıdan Art Nouveau<br /> mimariyi bir geçiş dönemi akımı olarak da düşünebiliriz. Bununla birlikte dünya üzerinde çok farklı coğrafyalarda bu sanat akımının izlerini görmek mümkündür. Art Nouveau mimari<br /> batılılaşan İstanbul’un da adeta modası haline gelir. Caracachlar da bu akımın temsilcileri olmuşlar ve inşa ettikleri binalarda Art Nouveau stilini tercih etmişlerdir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ragıp-Paşa-Apartmanı_5_İmza.jpg?resize=407%2C229&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19540" width="407" height="229" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ragıp-Paşa-Apartmanı_5_İmza.jpg?w=533&amp;ssl=1 533w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ragıp-Paşa-Apartmanı_5_İmza.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 407px) 100vw, 407px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Caracachların 1900’lü yılların başında birlikte inşa ettikleri iki apartmandan birisi Ragıp Paşa Apartmanı’dır. Mabeyinci Ragıp Paşa tarafından yaptırılan apartman, Cadde-i Kebir üzerinde, 40 numarada yer alan bir köşe binasıdır. Zemin katı mağaza, üst katları ise konut olmak üzere toplam beş katlı olarak tasarlanmıştır. Yapı malzemesi tuğla üzeri taş kaplamadır. Binanın tüm cephelerinde bulunan açıklıkların etraflarında Art Nouveau akımının organik formları ve stilize bitkisel motifleri göze çarpar. Ne yazık ki yapıya sonradan inşa edilen eklenti ve yapılan müdahaleler, tabelalar, ilanlar ve asılı ürünler; yapının zarif ve şık görüntüsünü bozmaktadırlar. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ragıp-Paşa-Apartmanı_3.jpg?resize=227%2C402&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19544" width="227" height="402" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ragıp-Paşa-Apartmanı_3.jpg?resize=577%2C1024&amp;ssl=1 577w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ragıp-Paşa-Apartmanı_3.jpg?resize=169%2C300&amp;ssl=1 169w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ragıp-Paşa-Apartmanı_3.jpg?resize=237%2C420&amp;ssl=1 237w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ragıp-Paşa-Apartmanı_3.jpg?w=634&amp;ssl=1 634w" sizes="(max-width: 227px) 100vw, 227px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Ragıp Paşa Apartmanı <br /></figcaption></figure></div>



<p>Aram ve Isac Caracah’ın tahminen aynı tarihlerde inşa ettikleri diğer önemli eser, Kurabiye Sokak, 24 numarada yer alan Ferah Apartmanı’dır. Charles E. Goad tarafından 1904-1906 yılları arasında üç ciltte yayımlanan &#8220;Plan d&#8217;Assurance de Constantinople&#8221;de, binanın bulunduğu yerde Martin Apartmanı (eski ismi olabilir) ve Sırbistan Elçiliği olduğu anlaşılmaktadır.<a href="#_ftn1">[1]</a> Tıpkı Ragıp Paşa Apartmanı gibi, bir köşe binasıdır. Yapının tüm cepheleri oldukça gösterişlidir. Her cephede, stilize bitkisel motifler ve Art Nouveau akımının organik formları göze çarpar. Tarlabaşı Bulvarı’yla, Kurabiye Sokak’ın kot farkından yararlanılarak, Mis Sokak’a bakan cephenin en alt katı dükkân sırası olarak değerlendirilmiştir. Dükkân sırasının bulunduğu katla birlikte bina yedi katlıdır. Binanın cephelerini hareketlendiren diğer önemli unsurlar, yatay ve dikey silmelerdir. Dikey silmeler ve bitkisel motifler adeta birer pilastr ve pilastr başlığı izlenimi verir. Yani bir açıdan  da Neo-Klasik mimariye göz kırpar. Ancak unutulmamalıdır ki bu plastik öğelerin tümü Art Nouveu mimari özellikleri göstermektedir.<br /></p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ragıp-Paşa-Apartmanı.jpg?resize=255%2C452&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19550" width="255" height="452" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/FERAH-APARTMANI_2.jpg?resize=246%2C437&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19549" width="246" height="437" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p></p>



<p>Binadaki fransız balkonların korkuluklarındaki metal işçiliği dönemi içerisinde oldukça popülerdir. Korkuluklarda bulunan Art Nouveau stilindeki çiçek kabartmaları oldukça hasar görmüş durumdadır. Metal oldukları için, muhtemelen doğal koşullara bağlı olarak tahribata uğramış ve bazıları da tamamen düşmüştür.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ferah-Apartmanı_5_fransız_balkon_korkulukları.jpg?resize=444%2C249&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19554" width="444" height="249" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ferah-Apartmanı_5_fransız_balkon_korkulukları.jpg?w=534&amp;ssl=1 534w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ferah-Apartmanı_5_fransız_balkon_korkulukları.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 444px) 100vw, 444px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>Ferah Apartmanı&#8217;ndan bir fransız balkon</figcaption></figure></div>



<p>Sanayi Devrimi sonrası söz konusu korkuluklarda olduğu gibi, binalarda demirin kullanımı oldukça yaygınlaşmış ve Art Nouveau akımı içerisinde de sıkça kendisine yer bulmuştur. Bununla birlikte Osmanlı’da Sanayi Devrimi’nin etkileri oldukça kısıtlı alanlarda yaşanmış, İngiltere’deki kadar büyük bir sanayi işçisi sınıf oluşmamıştır. İstanbul, imparatorluğun en kalabalık şehri olması sebebiyle, şehrin çevresindeki sayfiye yerleri zamanla önem kazanmış ve halk da sıkça şehrin kargaşasından doğaya kaçmaya başlamıştır. Art Nouveau akımı da İstanbul için bu “doğaya kaçış”  kavramının mimarideki göstergelerinden birisi olabilir. Bununla birlikte 19. yy İstanbul’unun, Londra kadar kirli ve konforsuz bir atmosferi olmadığını da belirtmek gerekir. Zira Londra, ağır sanayileşmenin getirdiği dezavantajlarla boğuşan bir şehirdir fakat aynı durum İstanbul için söz konusu değildir. İstanbul’un karmaşası daha çok hareketli ticaret hayatından kaynaklanmaktadır. Sanayi üretimi, ticaretten daha geri plandadır. Art Nouveau akımı bu açıdan “doğaya kaçış” kavramıyla ilişkilendirilebileceği gibi, dönemin mimari modası olmasıyla da değerlendirilebilir. Caracach kardeşlerin inşa ettikleri Art Nouveau binalar bizlere bir 19. yy kentinin hikâyesini anlatırlar. Ancak şu soruyu da mutlaka sormamız gerekir; 19. yy’da İstanbulluların sosyal hayatları ve mimarideki üslup arayışı arasında gerçekten bir bağ var mıdır? Yoksa bu üslup seçimi bizlere yalnızca geçici bir heves ve modaya uyma kaygısını mı gösterir? Her iki koşulda da binalara sadece bakmak yetmez! Onlar bir 19. yy kentinin somut delilleridirler. Bu delilleri incelemek, çıkarımlarda bulunmak ve gerekiyorsa gerçekten de kulağımızı duvarlarına dayayıp dinlemek bizleri “İstanbul” isimli bir hikâyenin derinliklerine sürükleyecektir&#8230;</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ferah-Apartmanı_4.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19557" data-recalc-dims="1"/><figcaption>Ferah Apartmanı.</figcaption></figure></div>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2020/04/Ferah-Apartmanı_6_kapı.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19560" data-recalc-dims="1"/><figcaption>Ferah Apartmanı’nın kapısı.<br /><br /><br /><br /></figcaption></figure></div>



<p class="has-small-font-size"><strong>Dipnotlar:</strong></p>



<h6>1) Barillari, D., Godoli,
E., (1996). <em>Istanbul 1900</em>, Rizzoli
International Publications, New York.</h6>



<h6>2) Charles E. Goad, “Plan d&#8217;Assurance de Constantinople”, vol
2., 1905.</h6>



<h6>Tüm fotoğraflar 2018 yılında tarafımca
(Tolga Değerlier) çekilmiştir.</h6>



<p></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/perada-iki-komsu-apartman-ve-mimar-caracach-kardesler/">Pera’da İki Komşu “Apartıman” Ve Mimar Caracach Kardeşler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/perada-iki-komsu-apartman-ve-mimar-caracach-kardesler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19511</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Proje501 &#8211; Mimarlık ve Sanat Dergisi İnternet Yayınında</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/proje501-mimarlik-ve-sanat-dergisi-internet-yayininda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/proje501-mimarlik-ve-sanat-dergisi-internet-yayininda/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 18 Feb 2020 04:01:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19315</guid>
				<description><![CDATA[<p>Merhaba, Biz mimarlık öğrencileri olarak “proje501” isimli mimarlık ve sanat temalı bir dergi hazırladık. Dergi içeriğinde mimari projeler, eskiz çalışmaları, çizgi roman, makaleler, mimar ve sanatçılarla yaptığımız röportajlar, mekân deneyimleri yer alıyor. Ayrıca ilk sayımızda TEAMFORES Mimarlığın kurucusu Mim. Serter Karataban ve Klasik Türk Müziği Sanatçısı Dilek Türkan ile yaptığımız röportajlar yer alıyor. Sitenizde bize [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/proje501-mimarlik-ve-sanat-dergisi-internet-yayininda/">Proje501 &#8211; Mimarlık ve Sanat Dergisi İnternet Yayınında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Merhaba,</p>



<p>Biz mimarlık öğrencileri olarak “proje501” isimli mimarlık ve sanat temalı bir dergi hazırladık. Dergi içeriğinde mimari projeler, eskiz çalışmaları, çizgi roman, makaleler, mimar ve sanatçılarla yaptığımız röportajlar, mekân deneyimleri yer alıyor. Ayrıca ilk sayımızda TEAMFORES Mimarlığın kurucusu Mim. Serter Karataban ve Klasik Türk Müziği Sanatçısı Dilek Türkan ile yaptığımız röportajlar yer alıyor. Sitenizde bize yer verebilir misiniz?</p>



<p>Proje501; mimarlık adına anlatmak istediğimiz hususlara, özgürce değinebileceğimiz bir ortam olarak biz beş arkadaşı buluşturdu. Mimarlığı, sanatın her bir dalına sımsıkı tutunan ve ondan güç alan bir disiplin olarak ele alıp siz değerli okurlarımıza sunmayı hedefledik. Mimarlığı tek başına algılamanın yetersiz olduğu düşüncesi ile hareket edip; müzik, resim, edebiyat ve benzeri pek çok sanat ile entegre edip bu bilinci sağlamayı görev edindik. İçeriğimizde mimari proje, röportaj, makale, karikatür ve okulumuz öğrencilerinden eserler yer alıyor. Bizi bu yolda yalnız bırakmayan değerli hocalarımız ve arkadaşlarımıza minnettarız; iyi okumalar dileği ile.&nbsp;</p>



<p>17 Şubat 2020 tarihinde ilk sayımızı ücretsiz olarak internet üzerinden yayınlamış bulunuyoruz.<br /></p>



<p><strong>Kurucu ekibimiz</strong></p>



<p>Genel Yayın Yönetmeni: Elif Başlı</p>



<p>Editör &amp; Görsel Yönetmen: Kerimcan Ayaz</p>



<p>Makale Sorumlusu: Elif Dağtekin</p>



<p>Sosyal Medya Sorumlusu: Damla Karabay</p>



<p>İletişim Sorumlusu: Emrullah Çakmaz</p>



<p><strong>Reklam ve İletişim için</strong></p>



<p>0537 650 34 08</p>



<p><a href="mailto:proje501@outlook.com" target="_blank" rel="noreferrer noopener">proje501@outlook.com</a></p>



<p><strong>İnternet Sayfası</strong></p>



<p><a href="http://proje501.blogspot.com/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>p</strong>roje501.blogspot.com</a><br />Teşekkürler,Proje501 ekibi.

</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/proje501-mimarlik-ve-sanat-dergisi-internet-yayininda/">Proje501 &#8211; Mimarlık ve Sanat Dergisi İnternet Yayınında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/proje501-mimarlik-ve-sanat-dergisi-internet-yayininda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19315</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Odunpazarı Modern Müze Haziran’da Eskişehir’de Açılıyor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dinamik-ozgun-ve-cok-sesli-yeni-bir-platform-odunpazari-modern-muze-haziranda-eskisehirde-aciliyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dinamik-ozgun-ve-cok-sesli-yeni-bir-platform-odunpazari-modern-muze-haziranda-eskisehirde-aciliyor/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 07 Apr 2019 04:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17383</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dinamik, Özgün Ve Çok Sesli Yeni Bir Platform: Odunpazarı Modern Müze Haziran’da Eskişehir’de Açılıyor. Türkiye ve dünyadan sanatçıların modern ve çağdaş eserlerinden oluşan dinamik sergi programı, kültürler ve disiplinler arası diyaloğu desteklemeye yönelik iş birlikleri ve dünyaca ünlü Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates’ın (KKAA) imzasını taşıyan etkileyici tasarımı ile sadece Eskişehir’in değil, aynı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dinamik-ozgun-ve-cok-sesli-yeni-bir-platform-odunpazari-modern-muze-haziranda-eskisehirde-aciliyor/">Odunpazarı Modern Müze Haziran’da Eskişehir’de Açılıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Dinamik, Özgün Ve Çok Sesli Yeni Bir Platform: Odunpazarı Modern Müze Haziran’da Eskişehir’de Açılıyor.</p>



<p>Türkiye ve dünyadan sanatçıların modern ve çağdaş eserlerinden oluşan dinamik sergi programı, kültürler ve disiplinler arası diyaloğu desteklemeye yönelik iş birlikleri ve dünyaca ünlü Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates’ın (KKAA) imzasını taşıyan etkileyici tasarımı ile sadece Eskişehir’in değil, aynı zamanda Türkiye’nin kültürel dokusuna yeni bir soluk getirmeyi amaçlayan Odunpazarı Modern Müze (OMM), Haldun Dostoğlu küratörlüğünde gerçekleşecek ilk sergisi ile kapılarını Haziran 2019’da açıyor.<br /> Polimeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve koleksiyoner Erol Tabanca ’nın kurucusu olduğu OMM’un açılış sergisinde, 1950’lerden günümüze çağdaş Türk sanatının önemli temsilcilerinin eserlerinden oluşan Erol Tabanca Koleksiyonu ’ndan özel bir seçki sunulacak. 60’ın üzerinde sanatçının yaklaşık 200 eserinin görülebileceği sergide yer alacak sanatçılar arasında Bedri Rahmi Eyüboğlu , Canan Tolon , Erol Akyavaş , İlhan<br /> Koman , Ramazan Bayrakoğlu , Sinan Demirtaş ve Tayfun Erdoğmuş bulunuyor.</p>



<p>Küratör Haldun Dostoğlu sergiyle ilgili olarak “OMM’un ilk sergisi için çalışırken üç kavuşma sahnesinden ilham aldım. Bunlardan biri Eskişehir ilk kez bir özel modern sanat müzesine sahip oluyor; Erol Tabanca uzun yıllardır büyük emek ve özveri ile bir araya getirdiği sanat eserlerini müzede sergileyerek, koleksiyonunu sanatseverlerle buluşturma hayalini gerçekleştiriyor ve son olarak satın alındıkları andan itibaren depolarda saklı kalan, ya da sadece sınırlı sayıda izleyiciye ulaşan eserler ilk defa halka açılıyor. Bu üç kavuşma sahnesi açılış sergimizin içeriğini oluşturmamıza yön verdi.” şeklinde konuştu.<br /> Müzenin açılışında ayrıca bambuyu adeta dantel gibi işleyerek oluşturduğu büyük ölçekli enstalasyonlarıyla tanınan, dünyaca ünlü Japon sanatçı Tanabe Chikuunsai IV tarafından OMM’un dokusuna uygun olarak üretilecek yerleştirme özel bir performans ile tamamlanacak. Müze mimarisi ile iç içe geçen bu özel enstalasyonda örme bambu  tekniği kullanılacak.<br /> Kengo Kuma and Associates’in ilham veren tasarımı Eskişehir’de:<br /> OMM’a gelen ziyaretçileri, tüm dünyanın tasarımlarını ilgiyle takip ettiği ünlü Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates ’ın (KKAA) imzasını taşıyan, Odunpazarı sivil mimarisi, Osmanlı kubbe mimarisi ve geleneksel Japon mimarisindeki öğelerden aldığı referanslarla tasarladığı 4500 m2’lik çağdaş bir sanat alanı bekliyor. Farklı büyüklüklerdeki sergileme alanlarının yanı sıra kafe, müze dükkanı ve atölye alanları da<br /> müzenin dinamik yapısını yansıtıyor. Odunpazarı’nın tarihi dokusuna gönderme yapan ahşap yapı sistemi ve etkileyici mimarisi ile gündüz olduğu kadar gece de semte hayat verecek müze binasının bu bölgenin odak noktası, sembolü ve aynı zamanda kamusal bir toplanma merkezi olması öngörülüyor.<br /> Gün ışığını içeri alarak üç kata yayılan sergi ve ziyaretçilerin kullanımına açık ortak alanları ile ilham veren bir müze deneyimi yaşatmayı amaçlayan OMM, geniş giriş katıyla bölgenin tarihi dokusunu yansıtırken üst katlara doğru daralan tasarımıyla sanatseverleri aynı zamanda mimari bir yolculuğa çıkarmayı hedefliyor.<br /> Kengo Kuma and Associates kurucusu Kengo Kuma ve ortaklarından Yuki Ikeguchi müze mimarisi ile ilgili yorumlarını şu şekilde paylaştı: “İnsan ve sanat arasında bağ kurmak projenin kalbini oluşturdu. Bölgenin tarihini ve belleğini taşıyan, insanlarını ve mimari dokusunu yansıtan bir yapı oluşturmak istedik ve bu başlı başına bizim için çok özel bir deneyim oldu. Müzenin ziyaretçileri ile buluşmasını heyecanla bekliyoruz.”</p>



<p>OMM ile Eskişehir’e ve Müzecilik Anlayışına Yeni Bir Soluk OMM’da koleksiyon sergilerinin yanı sıra, farklı disiplinlerden çağdaş sanatın<br />uluslararası isimleri evrensel bir bakışla süreli sergi programında yerini alacak. Müzenin, sanatın merak uyandıran ve bir araya getiren gücü ile insanları birleştirmesi, şehre ve müzecilik anlayışına farklı bakış açıları getirmesi planlanıyor. Herkesin keyifle vakit geçirebileceği yeni bir nefes alanı yaratarak müzelerin durağan yapısının dışına çıkmayı<br /> hedefleyen OMM, sanatsal bir buluşma noktası olmaya hazırlanıyor.<br /> Sahip olduğu koleksiyonu koruma ve genişletme misyonu ile ilk adımını atan OMM, eğitim programları, seminerler, sanatçı buluşmaları, atölye çalışmaları, yayınları ve dinamik sergi programı ile kültürel gelişimin artırılmasını ve gençlerin sanatsal birikiminin güçlenmesini hedefliyor.<br /> Erol Tabanca’nın 15 yılı aşkın bir süredir, 1950’lerden günümüze Türkiye ve dünyadan modern ve çağdaş sanat tarihinin iz bırakan isimlerini bir araya getirdiği koleksiyonunda 1000’in üzerinde eser bulunuyor. Aynı zamanda genç sanatçılar üzerinde yoğunlaşarak sanatın sürdürülebilirliğini sağlama misyonunu da üstlenen koleksiyonda yer alan<br /> sanatçılar arasında Türkiye’den Burhan Doğançay, Canan Tolon, Azade Köker, Nejad Melih Devrim, Erol Akyavaş, Haluk Akakçe, Taner Ceylan, İnci Eviner, Gülsün Karamustafa ve Erdağ Aksel yer alırken, yurt dışından Peter Zimmerman, Jaume Plensa, Marc Quinn, Robert Longo, Aron Demetz, Julian Opie, Sarah Morris, Stephan Kaluza, Hans Op De Beeck, Massimo Giannoni, Seon Ghi Bahk ve Alfred Haberpointner dahil olmak üzere birçok isim bulunuyor.<br /> “Müzeyi Haziran ayında halkımız ile buluşturacak olmanın mutluluğunu yaşıyorum” diyen OMM kurucusu Erol Tabanca sözlerine şu şekilde devam etti: “Bugüne kadar oluşturduğum koleksiyonu ve müzeyi ziyaretçileri ile buluşturmaktan şeref duyuyorum.<br />OMM’un Eskişehir’i tarihiyle bütünleştirerek bir sembole dönüşmesini ve sadece kentin değil Anadolu’nun kültürel gelişimine katkı sağlamasını umuyorum.”</p>



<p>AÇIKLAMA:</p>



<p><strong>Erol Tabanca</strong><br /> Erol Tabanca, Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Mimarlık Bölümü’nden mezun olmuştur. Polimeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tabanca, mimar ve müteahhit olarak 35 yılı aşkın birikimi ile<br /> üst düzey yönetim faaliyetlerinin yanı sıra kavramsal tasarım içerikli projelerde şirketin baş mimarı olarak görev yapmaktadır. Türkiye ve dünyada birbirinden önemli 134 projeye imza atan Polimeks Holding;<br /> inşaat, gayrimenkul, turizm ve enerji alanlarındaki yatırımları ile Türkiye’nin önde gelen değerlerindendir.<br /> Aynı zamanda bir sanat tutkunu olan Tabanca, koleksiyoncu kimliği ile sanatın sürdürülebilirliğine destek verirken 2019 yılında Eskişehir’de açılması planlanan OMM &#8211; Odunpazarı Modern Müze projesini hayata<br /> geçirerek koleksiyonunu sanatseverler ile buluşturmaya hazırlanmaktadır.</p>



<p><br /><strong>Odunpazarı Modern Müze (OMM)</strong><br /> Odunpazarı Modern Müze (OMM) Polimeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve koleksiyoner Erol Tabanca tarafından Eskişehir’de kuruldu. Kengo Kuma and Associates mimarlık ofisi tarafından<br /> tasarlanan müze, kalıcı ve süreli sergileri ve farklı disiplinlerde düzenleyeceği paralel etkinlik programıyla dinamik bir müze deneyimi sunuyor. Müzenin kalıcı koleksiyon sergisinde, Erol Tabanca<br /> koleksiyonundan, 1950’li yıllardan günümüze Türkiye’den ve dünyadan modern ve çağdaş sanatçıların yer aldığı binin üzerinde eser farklı küratörlerin yorumlarıyla sergilenecek.</p>



<p> <strong>Kengo Kuma and Associates</strong><br /> 1990 yılında Japonya’da kurulan Tokyo ve Paris’te ofisleri bulunan Kengo Kuma and Associates mimarlık ofisi ürün ve mobilya tasarımından şehir planlamasına kadar geniş bir alanda hizmet vermektedir.<br /> Gerçekleştirdikleri dünyaca ünlü projelerden bazıları: İskoçya’da yer alan Victoria and Albert Müzesi Dundee, İsviçre’deki EPFL Artlab, Danimarka’da açılmak üzere olan Hans Christian Andersen Müzesi ve<br /> Sydney’nin Darling Limanında yer alan hükümet binası: The Darling Exchange. Tanabe Chikuunsai IV 1973 Sakai, Osaka doğumlu Tanabe Chikuunsai IV Japonya’nın dünyaca ünlü bambu zanaatkar ailesi<br /> içinde yetişmiştir. Babası Tanabe Chikuunsai III’in ölümünün ardından aile geleneğini sürdüren Tanabe kendi döneminin en yetenekli bambu sanatçılarından biri olarak kabul edilir. Tokyo Güzel Sanatlar<br /> Üniversitesi’nde heykeltraş bölümünü tamamlayan sanatçı bambu sanatı ve tasarımı üzerine Beppu’da yer alan meslek okulunda eğitimine devam eder. Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, Yeni Zelanda,<br /> İsviçre, Fransa ve İngiltere’de aktif olarak bambu işleri üretmektedir. Sanatçının işleri Boston Güzel Sanatlar Müzesi, Philadelphia Sanat Müzesi, British Museum, Guimet Museum, Quai Branly Museum ve<br /> Victoria and Albert Museum’da sergilenmektedir.</p>



<p> <strong>Odunpazarı ve Eskişehir</strong><br /> Anadolu’nun zengin kültürel yapısını günümüze taşıyabilmiş, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ne alınan Odunpazarı, Eskişehir’in ilk yerleşim yeri olma özelliğini taşıyor. Çok sayıda müzenin yer aldığı, butik otelleri ve el sanatları dükkanlarını barındıran Odunpazarı bölgenin topografik yapısına uygun olarak konumlandırılmış Osmanlı sivil mimari anlayışı ile tasarlanmış evleri ile de turistik bir çekim merkezi.<br /> Türkiye&#8217;nin İç Anadolu Bölgesinde yer alan Eskişehir, içerisinde Anadolu, Eskişehir ve Osmangazi Üniversitelerinin bulunması nedeniyle bir öğrenci kenti görünümündedir. Eskişehir, tarihin her döneminde, önemli bir ticari, ekonomik ve stratejik noktada olmuştur. Günümüzde ise müzeleri, parkları, kültürel etkinlikleri, festivalleri ve öğrenci popülasyonu ile Türkiye’nin dinamik şehirlerinin başında gelir. Sahip olduğu kültürel miras ile Anadolu’nun kültür merkezlerinden biri olarak sayılan Eskişehir 2013 yılında Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilmiştir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dinamik-ozgun-ve-cok-sesli-yeni-bir-platform-odunpazari-modern-muze-haziranda-eskisehirde-aciliyor/">Odunpazarı Modern Müze Haziran’da Eskişehir’de Açılıyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dinamik-ozgun-ve-cok-sesli-yeni-bir-platform-odunpazari-modern-muze-haziranda-eskisehirde-aciliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17383</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaşayan Duvarlar, Dikey Bahçeler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yasayan-duvarlar-dikey-bahceler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yasayan-duvarlar-dikey-bahceler/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 23 Nov 2017 08:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Özge Çavdar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11664</guid>
				<description><![CDATA[<p>İzmir-Karşıyaka Bilim alanındaki gelişmeler, insanların daha uzun süre hayatlarını sürdürmesine bu da kentsel yapılaşmanın giderek artmasına neden oldu. İnsanlar ormanları tahrip edip, bina yığınları arasında kaybolunca Patrick Blanc, ‘vertical garden’ yani dikey bahçeleri ortaya çıkardı. Kentleşmeden doğan, beton yığınlarına modern bir görünüm katmakla kalmayıp, “ekosanat” olarak görülen bu bahçelerle bizi tanıştırdı. Blanc, Malezya’daki yağmur ormanlarında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yasayan-duvarlar-dikey-bahceler/">Yaşayan Duvarlar, Dikey Bahçeler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir-Karşıyaka</p>
<p>Bilim alanındaki gelişmeler, insanların daha uzun süre hayatlarını sürdürmesine bu da kentsel yapılaşmanın giderek artmasına neden oldu. İnsanlar ormanları tahrip edip, bina yığınları arasında kaybolunca <u>Patrick Blanc</u>, ‘vertical garden’ yani dikey bahçeleri ortaya çıkardı. Kentleşmeden doğan, beton yığınlarına modern bir görünüm katmakla kalmayıp, “ekosanat” olarak görülen bu bahçelerle bizi tanıştırdı.</p>
<p><figure id="attachment_11666" aria-describedby="caption-attachment-11666" style="width: 352px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/7.jpg"><img class=" wp-image-11666" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/7.jpg?resize=352%2C234" alt="" width="352" height="234" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/7.jpg?w=700&amp;ssl=1 700w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/7.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/7.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 352px) 100vw, 352px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11666" class="wp-caption-text">Patrick Blanc</figcaption></figure></p>
<p>Blanc, Malezya’daki yağmur ormanlarında yaptığı araştırmalarda 8 bin bitki türünden 2 bin 500’ünün topraksız ve az ışıklı ortamda, ağaçlarla kayaların üzerinde, yalnızca nemden beslenerek yetişmesinden ilham alarak bu toprak kullanılmadan yapılan dikey bahçeleri meydana getirdi. Çalışmalarını 1982’den bu yana Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nde (CNRS) sürdüren Patrick “Yaşayan Duvarlar” adını verdiği uygulamayı ilk kez 1994’te Chaumont Bahçe Festivali’nde görücüye çıkarmış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><figure id="attachment_11668" aria-describedby="caption-attachment-11668" style="width: 506px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/6.jpg"><img class=" wp-image-11668" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/6.jpg?resize=506%2C326" alt="Şelale Park" width="506" height="326" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/6.jpg?w=1500&amp;ssl=1 1500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/6.jpg?resize=300%2C193&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/6.jpg?resize=1024%2C659&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/6.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 506px) 100vw, 506px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11668" class="wp-caption-text">Şelale Park</figcaption></figure></p>
<p>Dikey bahçeler, bina cepheleri, oteller, parklar, istinat duvarları, köprüler, avm’ler vs. gibi her türlü iç veya dış mekanlarda kullanılabilmektedir.</p>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/4.jpg"><img class="wp-image-11671 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/4.jpg?resize=555%2C370" alt="" width="555" height="370" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/4.jpg?w=1500&amp;ssl=1 1500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/4.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/4.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/4.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/4.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 555px) 100vw, 555px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><figure id="attachment_11672" aria-describedby="caption-attachment-11672" style="width: 551px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/5.jpg"><img class=" wp-image-11672" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/5.jpg?resize=551%2C367" alt="" width="551" height="367" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/5.jpg?w=1500&amp;ssl=1 1500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/5.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/5.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/5.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/5.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 551px) 100vw, 551px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11672" class="wp-caption-text">2016 Antalya Expo</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_11674" aria-describedby="caption-attachment-11674" style="width: 255px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/1.jpg"><img class="wp-image-11674 " src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/1.jpg?resize=255%2C382" alt="Art House-İstanbul" width="255" height="382" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/1.jpg?w=401&amp;ssl=1 401w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/1.jpg?resize=201%2C300&amp;ssl=1 201w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11674" class="wp-caption-text">Art House-İstanbul</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_11675" aria-describedby="caption-attachment-11675" style="width: 429px" class="wp-caption alignright"><a style="font-size: 14px;" href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/2.jpg"><img class="wp-image-11675" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/2.jpg?resize=429%2C322" alt=" Quai Branly Müzesi-Paris" width="429" height="322" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/2.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/2.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 429px) 100vw, 429px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11675" class="wp-caption-text">Quai Branly Müzesi-Paris</figcaption></figure></p>
<p>Bakımı kullanılan bitki türü ve konumuna göre değişim gösterir. Dikey bahçeler güneybatı cephesinde konumlandırmak gerekir.  Genellikle sarılıcı, yayılıcı türler, ufak boylu çalı türleri kullanılmaktadır. Mevsimlik bitkileri kullanmak, sonrasında yenileriyle değiştirmek de mümkündür.</p>
<p>Peki bu dikey bahçeler nasıl oluşmakta derseniz, bitkileri taşıyacak olan PVC panellerin, ahşap latalar ile taşıyıcı bir duvara sabitlenmesinden sonra yaşam ortamını oluşturacak olan iki kat keçenin bu paneller üzerine gerdirilmesi ile kurulur. Üst katmandaki keçenin, bitkinin sığabileceği kadar genişlikte, enine kesilmesi ile cepler oluşturulur ve fazla topraklarından arındırılan çıplak bitki kökleri, iki keçe arasında kalacak şekilde bu ceplere yerleştirilir. Düzeneğin üstünde, duvar boyunca devam edecek şekilde yerleştirilen delikli su borusu, gerekil olan su ve besin karışımının yukarıdan aşağıya doğru akmasını sağlar. Böylece keçe nemlenir ve bitki kökleri iki keçe arasında sürer ve gelişir. Bu sistemle yapılan bir yeşil duvarın 1m²’si 14-20 kg’lık bir ağırlığa sahip olur.</p>
<p><figure id="attachment_11677" aria-describedby="caption-attachment-11677" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/3.jpg"><img class="wp-image-11677 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/3.jpg?resize=600%2C450" alt="Changi Havaalanı-Singapur" width="600" height="450" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/3.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/3.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11677" class="wp-caption-text">Changi Havaalanı-Singapur</figcaption></figure></p>
<p>Yararlarına gelecek olursak, İnsan bedenine ve ruhuna canlandırıcı etki yaratarak stresinin azaltılmasına yardımcı olur. Yeşil ortamlarda çalışan insanların daha sakin, daha huzurlu ve mutlu oldukları kabul görmüştür. Çevresel yararları ise sıvı haldeki suyu kullanarak su buharına dönüştürüp havayı serinletir. Trafik gürültüsünü, kentsel ısı adacıklarını, ani sıcaklık değişimlerini azaltmaya yardımcı olur. Yerden tasarruf sağlar. En dar alanlarda dahi yüzlerce bitkiyle bir orman etkisi yaratılabilir. İç mekân uygulamalarında küçük çaplı metrajlarda dahi metrekare başına 20-30 bitki kullanıldığı için yüzlerce bitkinin ürettiği oksijen, bulunduğu kapalı ortamın hava kalitesinin arttırılmasında ciddi bir etkisi vardır. Ayrıca gayrimenkullerin değerini de artırır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yasayan-duvarlar-dikey-bahceler/">Yaşayan Duvarlar, Dikey Bahçeler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yasayan-duvarlar-dikey-bahceler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11664</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ayvalık’ta Tarihi Miras</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ayvalikta-tarihi-miras/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ayvalikta-tarihi-miras/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 30 Jan 2017 08:33:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tolga Değerlier]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvalık evleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvalık kiliseleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvalık tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Cunda adası]]></category>
		<category><![CDATA[Kilise mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Rum mimarisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7130</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ayvalık’ta en görkemli iki mimari eser hiç şüphesiz ki Çınarlı Cami ve Saatli Cami’dir. Bugün hala cami olarak kullanılan yapılar, 19. yy’ın ikinci yarısında birer kilise olarak inşa edilmiştir. 20. yy’ın ilk yarısında ise bölgenin Rum nüfusunun gitmesiyle birer camiye dönüştürülmüştür. Bölgenin tipik mimari malzemesi sarımsak taşından inşa edilmişlerdir. Dış cepheler; pilastırlar, bordürler, sütunçeler, alçak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayvalikta-tarihi-miras/">Ayvalık’ta Tarihi Miras</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ayvalık’ta en görkemli iki mimari eser hiç şüphesiz ki Çınarlı Cami ve Saatli Cami’dir. Bugün hala cami olarak kullanılan yapılar, 19. yy’ın ikinci yarısında birer kilise olarak inşa edilmiştir. 20. yy’ın ilk yarısında ise bölgenin Rum nüfusunun gitmesiyle birer camiye dönüştürülmüştür. Bölgenin tipik mimari malzemesi sarımsak taşından inşa edilmişlerdir. Dış cepheler; pilastırlar, bordürler, sütunçeler, alçak reliefler, iyon ve korint nizam sütun başlıkları ile süslenmiştir. Çınarlı Cami’nin (Agios Yorgios) iç mekanında ikonastasisi hala ayaktadır. Saatli Cami’nin (Agios Yannis) ise dışında hala çan kulesi ayaktadır. Çan kulesindeki saatten adını alır. Çınarlı Cami inşa edildikten sonra bir daha bu boyutta bir mimari eser üretilmemiştir. Camiye çevrildikten sonra ikonlar atılmış, ikonaların üzeri boyayla kapatılmıştır. Buna rağmen bu mimari eserler Ayvalık’taki diğer mimari eserlere göre çok daha iyi durumdadır. Çünkü hala kullanıma açıklardır.</p>
<p><figure id="attachment_7143" aria-describedby="caption-attachment-7143" style="width: 793px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çınarlı-Cami-ve-Saatli-Cami-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7143 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çınarlı-Cami-ve-Saatli-Cami-1.jpg?resize=640%2C492" alt="Çınarlı Camii (Agios Yorgios) ve Saatli Camii (Agios Yannis), Ayvalık." width="640" height="492" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çınarlı-Cami-ve-Saatli-Cami-1.jpg?w=793&amp;ssl=1 793w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çınarlı-Cami-ve-Saatli-Cami-1.jpg?resize=300%2C230&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çınarlı-Cami-ve-Saatli-Cami-1.jpg?resize=600%2C460&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7143" class="wp-caption-text">Çınarlı Camii (Agios Yorgios) ve Saatli Camii (Agios Yannis), Ayvalık.</figcaption></figure></p>
<p>Yazıma bölgenin en tanınan bu iki mimari eseriyle başlamak istedim. Çünkü Ayvalık’a gelen ziyaretçiler, tarihi kent dokusu yerine genellikle Sarımsaklı Plajı, Şeytan Sofrası gibi doğa harikalarına ilgi gösteriyor veya Cunda’nın hareketli gece hayatına akın ediyor. Bunda ziyaretçileri suçlamak çok da doğru olmaz. Çünkü Ayvalık’ın turizm tanıtımlarında Saatli Cami veya Çınarlı Cami’den söz edilmez. Tarihi kent dokusunu böylesine korumuş olan bir şehrin mimari yapılarının bu kadar ihmal edilmesi de aşırı üzücü. Kaldı ki Türkiye, turizm, restorasyon gibi kavramları da yan yana koyduğumuzda artık gerçekten korkar olduk. Ancak bunlarla birlikte kültürel mirasımızın yok olup gitmesine de izin veremeyiz. Restorasyonu gerekli mimari yapılar, aslına uygun restore edilmeli, şehrin modern gereksinimleri de en göze batmayacak şekilde karşılanmalıdır. Özellikle sahil şeridindeki kent dokusuyla uyumsuz yapılar yıkılmalı, sahil şeridi gece gündüz yaşayan bir yer haline getirilmelidir.</p>
<p><figure id="attachment_7144" aria-describedby="caption-attachment-7144" style="width: 340px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çınarlı-Cami-Ikonastasisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7144 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çınarlı-Cami-Ikonastasisi.jpg?resize=340%2C257" alt="Agios Yorgios Kilisesi’nin ikonastasisi." width="340" height="257" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çınarlı-Cami-Ikonastasisi.jpg?w=340&amp;ssl=1 340w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çınarlı-Cami-Ikonastasisi.jpg?resize=300%2C227&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 340px) 100vw, 340px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7144" class="wp-caption-text">Agios Yorgios Kilisesi’nin ikonastasisi.</figcaption></figure></p>
<h2>AYVALIK’TA ÖRNEK TARİHİ BİNA KULLANIMI</h2>
<p>Ayvalık’ta 20. yy’ın başlarında; 22 zeytinyağı fabrikası, 30 sabunhane, 80’e yakın değirmen, 11 kilise, 6 okul, 6 eczane, 11 mahallede 4607 konut ve 4 ayrı çarşıda 1.000 civarında dükkan bulunuyordu. Bu yapıların elbet de bir bölümü günümüze ulaşamadı. Kent görkemli mimari dokusunu 18. yy’da Osmanlı’dan aldığı özerklik sayesinde oluşturabilmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_7146" aria-describedby="caption-attachment-7146" style="width: 453px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kütüphane.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7146 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kütüphane.jpg?resize=453%2C338" alt="Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı, Cunda Adası." width="453" height="338" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kütüphane.jpg?w=453&amp;ssl=1 453w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kütüphane.jpg?resize=300%2C224&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 453px) 100vw, 453px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7146" class="wp-caption-text">Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı, Cunda Adası.</figcaption></figure></p>
<p>Ayvalık’ın tarihi mirasına yeteri kadar dikkat edilmemesine karşın, oldukça güzel işlevlendirilmiş tarihi binalar da var. Birkaç örnek verecek olursak, <strong>Sanat Fabrikası</strong> tarihi bir zeytinyağı fabrikasına kurulmuş. Bugün Ayvalık Sanat Derneği tarafından tiyatro çalışmaları ve diğer sahne sanatları için kullanılıyor. <strong>Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı</strong>, Agios Yannis Kilisesi’nin şapelinin restorasyonu ve yanındaki değirmenin rekonstrüksiyonuyla oluşturulmuştur. 2007 tarihinde hizmete girmiştir. 19. yy’da, Cunda’da inşa edilen Taksiyarhis Kilisesi oldukça kötü durumdaydı. 2014 yılında <strong>Ayvalık Rahmi M. Koç Müzesi</strong> olarak ziyarete açılmıştır. Ayvalık’ın bilinen ilk kilisesi olan diğer Taksiyarhis Kilisesi 20. yy’da uzun süre tekel deposu olarak kullanılmıştır. 2013 yılında <strong>Taksiyarhis Anıt Müzesi</strong> olarak hizmete açılmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_7131" aria-describedby="caption-attachment-7131" style="width: 612px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Triada-Kilisesi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7131 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Triada-Kilisesi.jpg?resize=612%2C459" alt="Agia Triada Kilisesi, Ayvalık." width="612" height="459" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Triada-Kilisesi.jpg?w=612&amp;ssl=1 612w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Triada-Kilisesi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 612px) 100vw, 612px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7131" class="wp-caption-text">Agia Triada Kilisesi, Ayvalık.</figcaption></figure></p>
<h2>AYVALIK’TA İHMAL EDİLEN TARİHİ BİNALAR</h2>
<p><strong>Agia Triada Kilisesi</strong>, 18-19. yy’larda inşa edilmiş olmalıdır. Mahalli bir kilisedir. Kilise, mübadeleden sonra boş kalmış, uzun süre Tütün Deposu olarak kullanılmış ve Bursa Koruma Kurulu tarafından Ayvalık Belediyesine devredilerek 2012 yılında kazı çalışmalarına başlanması için Balıkesir Müze Müdürlüğü tarafından görevlendirilen Tarkan Özel ve Uygur Akın kazı çalışmalarına başlamıştır. Ayvalık Belediyesinden Ali Akdamar kontrollüğünde yapılan kazılarda kilisenin ön tarafından kazılar yapılmıştır. Kilise Koruma Kurulu kararıyla 1989 yılında 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak tescillenmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_7132" aria-describedby="caption-attachment-7132" style="width: 614px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Varvara-Şapeli.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7132 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Varvara-Şapeli.jpg?resize=614%2C527" alt="Agia Varvara Kır Şapeli, Ayvalık yakınları." width="614" height="527" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Varvara-Şapeli.jpg?w=614&amp;ssl=1 614w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Varvara-Şapeli.jpg?resize=300%2C257&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 614px) 100vw, 614px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7132" class="wp-caption-text">Agia Varvara Kır Şapeli, Ayvalık yakınları.</figcaption></figure></p>
<p>İzmir yolunda, mezarlık yanındaki <strong>Agia Varvara Şapeli</strong> bugün özel mülkiyetin içerisinde kalmıştır. Kent merkezinden uzakta bulunan bir kilisedir. Genellikle kilise diye anılır ama boyutları bakımından şapel olarak nitelendirmek daha doğrudur. Kır Şapeli olarak da anılmaktadır. Ne yazık ki atıl durumda, öylece onarılmayı beklemektedir.</p>
<p><figure id="attachment_7134" aria-describedby="caption-attachment-7134" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ayvalık-Evleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7134 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ayvalık-Evleri.jpg?resize=600%2C473" alt="13 Nisan Caddesi’nde bulunan tarihi evler." width="600" height="473" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ayvalık-Evleri.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ayvalık-Evleri.jpg?resize=300%2C237&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7134" class="wp-caption-text">13 Nisan Caddesi’nde bulunan tarihi evler.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Ayvalık’ın tarihi konut repertuarı</strong>, oldukça gösterişli dış cepheleri olan taş evlerden, ahşap-kerpiç karışımı klasik cumbalı Osmanlı evlerinden ve boyutları ve malzemesi değişebilen daha basit köy evlerinden oluşur. Genellikle evler bir ya da iki katlıdır. Bir de kot altı veya 3 katlı düzenleme görülebilir. Kıyıdan yukarılara çıktığınızda, günümüz çarşısının sınırlarından çıktığınız zaman bile sizi tüm ihtişamıyla tarihi Ayvalık evleri karşılıyor. Yukarıdaki görselde bulunan taş evin iki katlı cephe süslemelerine şöyle bir bakarsak; sütunçeler, bordürler, çerçeveler içerisinde geometrik motifler, iyon sütun başlıkları, köşedeki dikdörtgen blok dizilimi gibi çok sayıda elemanın bir arada, yoğun olarak kullanıldığını görüyoruz. Evlerin kapılarının da oldukça süslü olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca bazı evlerin kapılarının üst kısımlarında tarihler yazmakta. Bir dönem korunmak için pencerelere üçgen prizma şeklinde demirler takılmış. Bu demirlere Ayvalık’ta, 1976 yılında çekilen, <strong>Tuzak</strong> isimli filmde de rastlıyoruz. Günümüze az sayıda örneği kalmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_7135" aria-describedby="caption-attachment-7135" style="width: 713px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ayvalık-Evleri2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7135 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ayvalık-Evleri2.jpg?resize=640%2C413" alt="13 Nisan Caddesi’nde bulunan tarihi evler." width="640" height="413" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ayvalık-Evleri2.jpg?w=713&amp;ssl=1 713w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Ayvalık-Evleri2.jpg?resize=300%2C194&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7135" class="wp-caption-text">13 Nisan Caddesi’nde bulunan tarihi evler.</figcaption></figure></p>
<h2>ÇEVRE ADALARDA İHMAL EDİLEN TARİHİ BİNALAR</h2>
<p>Ayvalık’ın çevresinde irili ufaklı bir çok adacık bulunuyor. Özellikle küçük adacıklara kilise ve manastırlar inşa edilmiş olduğunu görüyoruz. Bu kısımda birkaç yok olmaya yüz tutmuş ada mimari eserinden bahsedeceğim.</p>
<p><figure id="attachment_7139" aria-describedby="caption-attachment-7139" style="width: 604px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Despot-Evi-Cunda.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7139 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Despot-Evi-Cunda.jpg?resize=604%2C398" alt="Despot Evi, Cunda Adası." width="604" height="398" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Despot-Evi-Cunda.jpg?w=604&amp;ssl=1 604w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Despot-Evi-Cunda.jpg?resize=300%2C198&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Despot-Evi-Cunda.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Despot-Evi-Cunda.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 604px) 100vw, 604px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7139" class="wp-caption-text">Despot Evi, Cunda Adası.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Despot Evi</strong> Cunda’nın en önemli mimari eserlerinden biridir. Yunanistan’dan Cunda’ya gelen despot tarafından 1862 yılında inşa edilen tarihi bina, 1877’de despotun hırsızlar tarafından öldürülmesinin ardından Osmanlı Devleti’nce satın alındı. Bir süre hükümet binası olarak kullanılan Despot’un Evi, 1921 yılında çocuk yurdu (o dönemki adıyla öksüz yurdu) olarak kullanıldı. 1980 yılında çocuk yurdunun yeni binasına taşınmasıyla Despot’un Evi kaderine terk edildi ve bugüne kadar boş kaldı. Zaman içerisinde bakımsızlık nedeniyle çatısı çöken ve harabeye dönen tarihi bina bugünlerde restore edilmeyi bekliyor.</p>
<p><figure id="attachment_7140" aria-describedby="caption-attachment-7140" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Panaya-Meryem-Ana-Kilisesi-Cunda.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7140 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Panaya-Meryem-Ana-Kilisesi-Cunda.jpg?resize=640%2C480" alt="Panaya (Meryem Ana) Kilisesi, Cunda Adası." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Panaya-Meryem-Ana-Kilisesi-Cunda.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Panaya-Meryem-Ana-Kilisesi-Cunda.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7140" class="wp-caption-text">Panaya (Meryem Ana) Kilisesi, Cunda Adası.</figcaption></figure></p>
<p>1858 yılında inşa edilmiş olan <strong>Panaya kilisesi</strong>, adada inşa edilen ilk kilisedir. 1922 yılına kadar ibadete açık olan kilise, mübadeleden sonra kendi kaderine terk edilmiştir. İbadete açık olduğu dönemde, içerisinde birçok ikon bulunan Panaya kilisesi, zamanla ilgisizliğin de etkisiyle yıkılmıştır. Günümüzde mevcut olmayan çan kulesi ise kiliseden sonra inşa edilmiş olup çok yüksek değildi. Üç duvarı ayakta olan kilisenin iç süslemeleri tamamen tahrip olmuş durumdadır.</p>
<p><figure id="attachment_7147" aria-describedby="caption-attachment-7147" style="width: 660px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Tarihi-Cunda-Evleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7147 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Tarihi-Cunda-Evleri.jpg?resize=640%2C478" alt="Tarihi Cunda Evleri." width="640" height="478" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Tarihi-Cunda-Evleri.jpg?w=660&amp;ssl=1 660w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Tarihi-Cunda-Evleri.jpg?resize=300%2C224&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7147" class="wp-caption-text">Tarihi Cunda Evleri.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Tarihi Cunda evleri</strong> de, tarihi Ayvalık evleri gibi oldukça ihmale uğramıştır. Mimarileri bölgenin genel konut mimarisiyle aynıdır. Yukarıdaki fotoğrafta Ayvalık’taki evden daha yalın süslemeye sahip olan, üçgen alınlıklı bir Cunda evi görüyoruz.</p>
<p><figure id="attachment_7137" aria-describedby="caption-attachment-7137" style="width: 520px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çamlı-Manastırı-Cunda.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7137 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çamlı-Manastırı-Cunda.jpg?resize=520%2C390" alt="Çamlı Manastırı, Cunda Adası." width="520" height="390" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çamlı-Manastırı-Cunda.jpg?w=520&amp;ssl=1 520w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Çamlı-Manastırı-Cunda.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7137" class="wp-caption-text">Çamlı Manastırı, Cunda Adası.</figcaption></figure></p>
<p>Cunda’da bulunan <strong>Çamlı Manastırı</strong>, 18. yy’da inşa edilmiştir. Manastır avlusuna bitişik olarak bir ahır, fırın ve su ihtiyacı için dört kuyusu ve ayrıca bir sarnıcı bulunmaktadır. Avlu içinde ise bir kilise bulunmaktadır. Manastır 1944 yılındaki depremle ağır tahribat görmüş ve yıkıntı halini almıştır. Kilisenin duvarları ise demir destekleri alınmasına rağmen duvarları ayakta kalmayı başarmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_7141" aria-describedby="caption-attachment-7141" style="width: 666px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Taşlı-Manastır-Tımarhane-Adası.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7141 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Taşlı-Manastır-Tımarhane-Adası.jpg?resize=640%2C480" alt="Taşlı Manastır, Tmarhane Adası." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Taşlı-Manastır-Tımarhane-Adası.jpg?w=666&amp;ssl=1 666w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Taşlı-Manastır-Tımarhane-Adası.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7141" class="wp-caption-text">Taşlı Manastır, Tmarhane Adası.</figcaption></figure></p>
<p>Tımarhane Adası’ndaki <strong>Taşlı Manastır</strong> olarak anılan Agia Paraskevi Manastır Şapeli’nin, eskiden akıl hastalarını iyileştirici gücü olduğuna inanılırmış. Bugün ne yazık ki oldukça korumasız halde. Kilise adını hemen dibindeki büyük kayadan alır.</p>
<p><figure id="attachment_7142" aria-describedby="caption-attachment-7142" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Tavuk-Adası-Manastırı.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7142 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Tavuk-Adası-Manastırı.jpg?resize=640%2C480" alt="Vaftizci Yahya Manastır Kilisesi, Tavuk Adası." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Tavuk-Adası-Manastırı.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Tavuk-Adası-Manastırı.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7142" class="wp-caption-text">Vaftizci Yahya Manastır Kilisesi, Tavuk Adası.</figcaption></figure></p>
<p>Tavuk Adası üzerinde <strong>Vaftizci Yahya’ya adanmış büyük bir manastır</strong> bulunuyor. Manastırda görev yapan ilk rahip, Neofitos’tur. Bu neden önemlidir diye soracak olursanız, onun görev süresini biliyor oluşumuz bize manastırın 17 yy. veya öncesinde inşa edildiğini gösteriyor. 1948 yılında manastır kim olduğu bilinmeyen birileri tarafından dinamitlenerek ağır tahribata uğratılmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_7133" aria-describedby="caption-attachment-7133" style="width: 870px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Yorgi-Manastırı-Güvercin-Adası.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7133 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Yorgi-Manastırı-Güvercin-Adası.jpg?resize=640%2C427" alt="Vaftizci Yahya Manastır Kilisesi, Tavuk Adası." width="640" height="427" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Yorgi-Manastırı-Güvercin-Adası.jpg?w=870&amp;ssl=1 870w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Yorgi-Manastırı-Güvercin-Adası.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Aya-Yorgi-Manastırı-Güvercin-Adası.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7133" class="wp-caption-text">Vaftizci Yahya Manastır Kilisesi, Tavuk Adası.</figcaption></figure></p>
<p>Güvercin Adası’ndaki <strong>Aya Yorgi Manastırı</strong> eskiden korsanların kaçakçılığı bırakınca günah çıkarmak ve yaşamak için sığındığı bir manastırdı. Günümüze kalıntıları diğerlerine nazaran daha sağlam ulaşmıştır. Vahşi güvercinlerin yaşamak için seçtiği ada bu yüzden güvercin adası olarak anılır. Kalıntıları bu kadar sağlam günümüze ulaşmış olan ada ne yazık ki bugün hala ihmal edilmektedir.</p>
<h3>SONUÇ</h3>
<p>Ayvalık’ta çok büyük bir Rum mirası bulunuyor. Gerek konut mimarisi açısından, gerek dini mimari açısından çok önemli ve gösterişli mimari eserlere sahip. Bunun yanı sıra zeytinlikleri, plajları, adaları, boğazı, limanı, ormanları ve tepeleriyle de oldukça zengin bir coğrafya. İstanbul’un silueti minareleri ve camileriyle ünlenmiştir. Ayvalık’ın da kiliseleri ve zeytinyağı fabrikalarının bacaları da aynı derecede önemli bir kimlik oluşturur. Ayrıca bu yazımda bahsetmediğim birçok mimari eser bulunuyor. Ayvalık’ı gezerseniz; sokaklarında çeşmeleri, Ayazma Kilisesi (Faneromeni Kilisesi, içinde olduğuna inanılan kutsal sudan ismini alır.), Hayrettin Paşa Camii (19. yy kilisesidir. Yanında Hıristiyan okulları vardır.), Hamidiye Camii (bölgedeki ilk orijinal cami yapısı.), Portaitissa Kilisesi, Panaya Manastırı (restore edildi.), Ay Işığı Manastırı (bugün harap halde.) gibi pek çok önemli mimari eserle karşılaşmanız mümkün olabilir. Ayvalık, Altınova, Küçükköy ve Midilli’yi içine alan bölgede benzer kent dokuları karşımıza çıkıyor. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz son iki yüz yılda kentlerimizin dokularını oldukça bozduk. Ayvalık ve civarındaki dokuysa tıpkı Safranbolu’da olduğu gibi günümüze ulaşabildi. Bu nedenle yok olmaya yüz tutmuş onlarca mimari eserin restorasyonu, Safranbolu’da olduğu gibi turizmimize de büyük katkı sağlayacaktır. Ancak restorasyon facialarından korktuğumuz bu günlerde, restorasyonun uzman kişilerce, doğru bir biçimde yapılması da hayli önemlidir.</p>
<h4>KAYNAKÇA</h4>
<ul>
<li>AKA, D., Ayvalık İktisadi Coğrafyası. İstanbul, Ülkü Matbaası, 1944.</li>
<li>AYVALIK’TA ŞEHİRCİLİK ARAŞTIRMALARI. İTÜ Şehircilik Kürsüsü Yayınları, Fakülteler Matbaası. s.116, İstanbul, 1962-63.</li>
<li>BAYRAKTAR, B., Osmanlı’dan Cumhuriyete Ayvalık Tarihi. AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi, s.108, Ankara, 1998.</li>
<li>ERİM, H., Ayvalık Tarihi. Güney Matbaacılık Ve Gazetecilik T.A.O. s.12, Ankara; 1948.</li>
<li>UÇAR,H.,GÜNEY,Y., Ayvalık’ta 19.Yüzyıl Ahşap Konstrüksiyonlu Rum Ortodoks Kiliseleri. Balıkesir Üniversitesi. BAÜP Destekli Bilimsel Araştırma Projesi. s.13, Balıkesir 2007.</li>
<li>AKIN, B. (2001) Kentli Ayvalık, Küçükköy Belediye Başkanlığı Kültür Yayınları, İzmir</li>
<li>İPEK, G. (2003) Ayvalık Tarihi Kent Merkezindeki Kiliselerin İncelenmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir.</li>
<li>Akın, Berrin. (2009, 17 Ekim). Ayvalık Kent Mimarisi. Erişim Tarihi: 24 Ocak 2017, ayvalik-place.com/ayvalik</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayvalikta-tarihi-miras/">Ayvalık’ta Tarihi Miras</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ayvalikta-tarihi-miras/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7130</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mimarlık Okumanın Perde Arkası</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mimarlik-okumanin-perde-arkasi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mimarlik-okumanin-perde-arkasi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 26 Jan 2017 17:21:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Günsel Erkoç]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7031</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dışarıdan yağlı ballı ekmek gibi gözüken her şey gibi mimarlık da insanlara dışarıdan okuması kolay, parası bol, ooooh muhteşem bir iş gibi geliyor. Ama gelgelim ki mesele böyle değil. Mimarlığı genetik olarak annemden babamdan kan yoluyla aldığıma inandığım süreç Mimar Sinan&#8217;ın kapısından girer girmez bitti. Mimarlık öyle okunması kolay bir bölüm değil. Bir kitabı yok [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mimarlik-okumanin-perde-arkasi/">Mimarlık Okumanın Perde Arkası</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dışarıdan yağlı ballı ekmek gibi gözüken her şey gibi mimarlık da insanlara dışarıdan okuması kolay, parası bol, ooooh muhteşem bir iş gibi geliyor. Ama gelgelim ki mesele böyle değil. Mimarlığı genetik olarak annemden babamdan kan yoluyla aldığıma inandığım süreç Mimar Sinan&#8217;ın kapısından girer girmez bitti. Mimarlık öyle okunması kolay bir bölüm değil. Bir kitabı yok açıp okuyasın, bir melodisi yok dinleyip ezberleyesin.</p>
<p><figure id="attachment_7033" aria-describedby="caption-attachment-7033" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/siena-italya-2016.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7033 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/siena-italya-2016.jpg?resize=200%2C150" alt="Siena, İtalya - 2016" width="200" height="150" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7033" class="wp-caption-text">Siena, İtalya &#8211; 2016</figcaption></figure></p>
<p><strong>Mimarlık</strong> asla çözülemeyen denklemler bütünü bence. Ne kadar okursan oku, ne kadar gezersen gez ne yaparsan yap mimarlık uçsuz bucaksız bir alan bence.</p>
<p>İlk sınıfta tasarım becerilerini geliştiren, mimarlığa alıştıran dersler alıyorsun önce. Koltuk boyutu ne kadar? Tek bir kişi yemek yerken masada elleri arası uzaklık kaç cm olur? Gibi tonlarcasını yazabileceğim sorulara yanıt arıyorsun. Sonra &#8216;hah&#8217; diyorsun &#8216;alıştım galiba ben bu mimarlık olayına!&#8217; Yooook yooook sakin ol ve o özgüveni yavaşça yerine koy çünkü daha mimarlığın hiçbir şeyine alışmış değilsin. Proje dersi geliyor önüne tak diye. Arsa bul, fikir bul, çizim yap falan filan. Her şey zor yine.</p>
<p>Özel hayatında bir ölçüde törpüleniyor. Arkadaş buluşmalarına, sosyal hayata bir süre veda etmek zorunda kalıyorsun. Zaten belki de bir süre sonra seni çağırmıyorlar. Ama bu durum 3. ve 4. sınıfta biraz olsun değişiyor. Çünkü sen de duruma alışıyorsun ve geceleri uyumamaya çalışmaya gündüzleri de gelen teklifleri değerlendirmeye başlıyorsun.</p>
<p>Yani diyeceğim o ki mimarlık okuması zor ama muhteşem bir bölüm. Mezun olduğunda aşırı şanslı ve çalışkan değilsen bence öyle inanılmaz paralar da kazanamıyorsun. Ama ben umutluyum. Sevdiğim mesleği yapmak için çok heyecanlıyım ve bu heyecanımı kaybetmemeyi umuyorum. <strong>Mimarlık okumak</strong> istiyorsanız da bence okuyun. Zor da olsa günün sonunda yaptığınız şeye bakıp mutlu oluyorsunuz. (tabii severek yaptıysanız)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mimarlik-okumanin-perde-arkasi/">Mimarlık Okumanın Perde Arkası</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mimarlik-okumanin-perde-arkasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7031</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Selçuklu ve Osmanlı’dan Cumhuriyet Dönemi Eserlerimizin Analizi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/selcuklu-ve-osmanlidan-cumhuriyet-donemi-eserlerimizin-analizi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/selcuklu-ve-osmanlidan-cumhuriyet-donemi-eserlerimizin-analizi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 23 Jan 2017 14:30:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Eseryel]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Ebru]]></category>
		<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Minyatür]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6903</guid>
				<description><![CDATA[<p>Biz M.Ö. 8000&#8217;den bugününe değin var olan toplumları bıraktığı eserler ve bu eserlerin üzerinde ki savaşların etkileriyle yorumlarız. Bu noktadan kabile yahut toplum içerisin de ki bireyi tüm alt kültürel gelişimi olgunlaştırır. Bireyin toplum içerisin de ki konumundan kişisel gelişimine değin tüm süreçler binlerce yıl önceki kültürel bağlarının nicelden-nitele birikimleriyle var olur. Bir Yunan bireyinin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/selcuklu-ve-osmanlidan-cumhuriyet-donemi-eserlerimizin-analizi/">Selçuklu ve Osmanlı’dan Cumhuriyet Dönemi Eserlerimizin Analizi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Biz M.Ö. 8000&#8217;den bugününe değin var olan toplumları bıraktığı eserler ve bu eserlerin üzerinde ki savaşların etkileriyle yorumlarız. Bu noktadan kabile yahut toplum içerisin de ki bireyi tüm alt kültürel gelişimi olgunlaştırır. Bireyin toplum içerisin de ki konumundan kişisel gelişimine değin tüm süreçler binlerce yıl önceki kültürel bağlarının nicelden-nitele birikimleriyle var olur. Bir Yunan bireyinin daha sonrası Romalı bireye daha sonraları Sakson, Germen, Slav, Frank bireylere devşirerek bugünümüzün İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan Avrupalı toplumları oluşturması gibi. Toplum yahut onun en nicel hali birey ne derece alt kültürel gelişimiyle bağlılık içerisindeyse o noktada toplumsal davranışlarında bütünleyici, bireysel davranışlarında da yapıcı ve ilerici olacaktır.</p>
<p>Çin&#8217;in 6000, Hindistan&#8217;ın 5000, İran&#8217;ın 8000, Avrupan&#8217;ın 3000 yıllık kültürlerine olan bağlılığı göz önüne alınır ise toplumun gelişimin de ki vermiş olduğu teknolojik yahut sanatsal, felsefik, edebi eserlerin sebebi daha iyi anlaşılır. Bireyin öz kültürü, inancı ve tarihi ile ilgili toplumsal yahut bireysel çelişkileri onları sosyal hayatların da çelişki ve çarpışmalarla gerilemekten öte başka bir etkisi olmaz. Bu yüzdendir ki kendi özbenlik kültürlerinden uzaklaşarak başka devletlerin kültürel etkileri altında kalmış toplumlar bugün 3. dünya toplumları statüsündedir.</p>
<p>Biz Türkiyeli Anadolulular, Asyalı Türklerle Mezopotanyalı Arap ve Pers-Sasani kabileleriyle birleşerek <strong>Selçuklu kültürü</strong>nü ve daha sonrasında <strong>Osmanlı kültürü</strong> olgunluğuna ulaşmıştık. Cumhuriyet dönemi ise tüm bu alt kültür gelişimlerini yok sayarak Batı etkisinde politikalarla yeni bir Anadolu toplumu inşaa etmeyi tercih etti. Bugünümüz modern Türk Cumhuriyeti toplumunun çok kültürlülüğü içinde birleştirici olamayışından, bireysel davranışlarımıza yahut teknolojik, edebi, sanatsal ilerleyememişliğimizi daha iyi görebiliriz. Modern 21. yy bireyi şarklı <strong>Anadolu kültürü</strong> ile batılı kültür arasın da ki çelişkilerin bunalımıdır.</p>
<p>Elbette kültürler kültürlerle karışarak yeni bir kültür olgunluğuna erişerek kendini revize eder. Ancak biz aşağıda ki fotoğraflarda da göreceğimiz gibi Selçuklu ve Osmanlı&#8217;da bunların 100 yıllık doğrusal sosyolojik evrimsel süreçte izlerken, Cumhuriyet dönemin de 20 yıllık kısa bir süreçte etkilerini göreceğiz.</p>
<h2>SELÇUKLU DÖNEMİ 10.-13. YY</h2>
<p>Asya&#8217;dan Mezopotanya&#8217;ya ve Anadolu topraklarına gelen Türk kabileleri, Mezopotanya’nın geometrik işleme sanatıyla birlikte Çin ve Hint süsleme sanatlarını da birlikte getirmişlerdir. Maniheist ve Budist inançlı olmaları sebebiyle geldikleri toplumların din, inanç ve kültürlerine saygılarından ötürü kaynaşma süreçleri de hızlı olmuştur. Mimari alanda büyük cami ve medreselerini görürüz. Edebi alanda da Ömer Hayyamı&#8217;ın rubailerini göstermek en doğrusu olacaktır. Seramik üzerine çizilen geometrik süslemelerin sırlama tekniği uzun süreler korunması Mezopotanya bölgesinde daha öncede bilinmekte ve uygulanmaktaydı. Ancak ilk mimari anlamda gösterişli dış cephe ve iç mekan çini süslemeleri Selçuklular döneminde ortaya çıkmıştır. İran bölgesin de taş işçiliği Ermeni halklar tarafından da çok iyi işlendiği için Selçuklu hükümdarlar gene mimaride devasa taş bloklu saraylar, kaleler, camiler ve medreseler yaptırmıştır. Yani kırsal bölge halkları ve Budist inançlı barışçıl halklar olması sebebiyle Türkler geldikleri bölge halklarıyla iyi uyum sağlamış ve eğitim, sanat, teknoloji alanında da onları iyi yönlendirmiştir diyebiliriz.</p>
<p><figure id="attachment_6905" aria-describedby="caption-attachment-6905" style="width: 760px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6905 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat1.jpg?resize=640%2C427" alt="Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri" width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat1.jpg?w=760&amp;ssl=1 760w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat1.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6905" class="wp-caption-text">Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6906" aria-describedby="caption-attachment-6906" style="width: 662px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6906 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat2.jpg?resize=640%2C425" alt="Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri" width="640" height="425" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat2.jpg?w=662&amp;ssl=1 662w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat2.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6906" class="wp-caption-text">Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6907" aria-describedby="caption-attachment-6907" style="width: 598px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6907 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat3.jpg?resize=598%2C272" alt="Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri" width="598" height="272" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat3.jpg?w=598&amp;ssl=1 598w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat3.jpg?resize=300%2C136&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 598px) 100vw, 598px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6907" class="wp-caption-text">Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6908" aria-describedby="caption-attachment-6908" style="width: 614px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat4.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6908 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat4.jpg?resize=614%2C461" alt="Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri" width="614" height="461" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat4.jpg?w=614&amp;ssl=1 614w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat4.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 614px) 100vw, 614px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6908" class="wp-caption-text">Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6909" aria-describedby="caption-attachment-6909" style="width: 628px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat5.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6909 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat5.jpg?resize=628%2C304" alt="Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri" width="628" height="304" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat5.jpg?w=628&amp;ssl=1 628w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat5.jpg?resize=300%2C145&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 628px) 100vw, 628px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6909" class="wp-caption-text">Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6910" aria-describedby="caption-attachment-6910" style="width: 540px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat6.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6910 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat6.jpg?resize=540%2C405" alt="Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri" width="540" height="405" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat6.jpg?w=540&amp;ssl=1 540w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat6.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6910" class="wp-caption-text">Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6911" aria-describedby="caption-attachment-6911" style="width: 854px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat8.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6911 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat8.jpg?resize=640%2C596" alt="Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri" width="640" height="596" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat8.jpg?w=854&amp;ssl=1 854w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat8.jpg?resize=300%2C279&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6911" class="wp-caption-text">Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6912" aria-describedby="caption-attachment-6912" style="width: 606px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat9.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6912 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat9.jpg?resize=606%2C380" alt="Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri" width="606" height="380" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat9.jpg?w=606&amp;ssl=1 606w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat9.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat9.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat9.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat9.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 606px) 100vw, 606px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6912" class="wp-caption-text">Selçuklu Dönemi Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<h2>OSMANLI İLK DÖNEMLERİ 14. &#8211; 15. YY</h2>
<p>Selçuklular dönemin de Malazgirt 1071 savaşıyla Anadolu’ya giren Türkler, daha sonrasın da Moğolların İran istilalarıyla daha hızlı bir şekilde Bizans toprakları İznik, Bursa ve İstanbul&#8217;un fethine kadar ilerleme sağlamışlardır. Türkler&#8217;i gene burada da barışçıl politikalarıyla yöre halklarının kültürlerini çok hızlı bir şekilde benimsediğini görüyor ve Bizans fresklerinden, mimarisinden etkilendiğini 14.-15. yy&#8217;larda vermiş olduğu eserlerle analiz edebiliyoruz. Osmanlı Devletinin bu ilk dönemlerin de ağırlıklı Bizans etkileri görüyoruz. Selçuklu mimamarisin de ki çini etkileri azalıyor. Ayasofya Kilisesi etkilerini camilerinde görürken, kendi öz olgun eserlerini de Süleymaniye ve Selimiye camilerin de gördüğümüz l şeklin de ki son cemaat yeriyle de ayırt edebiliriz.</p>
<p><figure id="attachment_6913" aria-describedby="caption-attachment-6913" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat10.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6913 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat10.jpg?resize=640%2C425" alt="Osmanlı 1. - 15. YY Kültür Sanat Eserleri" width="640" height="425" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat10.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat10.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat10.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6913" class="wp-caption-text">Osmanlı 1. &#8211; 15. YY Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6914" aria-describedby="caption-attachment-6914" style="width: 870px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat11.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6914 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat11.jpg?resize=640%2C480" alt="Osmanlı 1. - 15. YY Kültür Sanat Eserleri" width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat11.jpg?w=870&amp;ssl=1 870w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat11.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6914" class="wp-caption-text">Osmanlı 1. &#8211; 15. YY Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6915" aria-describedby="caption-attachment-6915" style="width: 690px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat13.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6915 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat13.jpg?resize=640%2C430" alt="Osmanlı 1. - 15. YY Kültür Sanat Eserleri" width="640" height="430" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat13.jpg?w=690&amp;ssl=1 690w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat13.jpg?resize=300%2C202&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat13.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6915" class="wp-caption-text">Osmanlı 1. &#8211; 15. YY Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6916" aria-describedby="caption-attachment-6916" style="width: 446px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat14.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6916 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat14.jpg?resize=446%2C465" alt="Osmanlı 1. - 15. YY Kültür Sanat Eserleri" width="446" height="465" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat14.jpg?w=446&amp;ssl=1 446w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat14.jpg?resize=288%2C300&amp;ssl=1 288w" sizes="(max-width: 446px) 100vw, 446px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6916" class="wp-caption-text">Osmanlı 1. &#8211; 15. YY Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6917" aria-describedby="caption-attachment-6917" style="width: 464px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat18.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6917 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat18.jpg?resize=464%2C655" alt="Osmanlı 1. - 15. YY Kültür Sanat Eserleri" width="464" height="655" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat18.jpg?w=464&amp;ssl=1 464w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat18.jpg?resize=213%2C300&amp;ssl=1 213w" sizes="(max-width: 464px) 100vw, 464px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6917" class="wp-caption-text">Osmanlı 1. &#8211; 15. YY Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<h2>OSMANLI DÖNEMLERİ 16. YY</h2>
<p>15.yy Osmanlı Devletinin Avrupa da ki başarılı ilerleyişi ve Ortadoğu’da ki büyümeleri de göz önüne alınır ise Avrupa sanatını, teknolojisini küçük gördüğü ve bunun neticesinde kültürel hiç bir etkileşimin olmadığı, devletin tamamiyle kemikleştiği dönem diyebiliriz. Avrupa da ki Rönesans’ın resim de ki perspektif etkileri, Osmanlı minyatür resimlerini hiçbir şekilde etkilememiş ve perspektifsiz resim yapımına devam edilmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_6918" aria-describedby="caption-attachment-6918" style="width: 358px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat19.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6918 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat19.jpg?resize=358%2C532" alt="Osmanlı 16. YY Kültür Sanat Eserleri" width="358" height="532" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat19.jpg?w=358&amp;ssl=1 358w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat19.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w" sizes="(max-width: 358px) 100vw, 358px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6918" class="wp-caption-text">Osmanlı 16. YY Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6919" aria-describedby="caption-attachment-6919" style="width: 298px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat20.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6919 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat20.jpg?resize=298%2C446" alt="Osmanlı 16. YY Kültür Sanat Eserleri" width="298" height="446" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat20.jpg?w=298&amp;ssl=1 298w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat20.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 298px) 100vw, 298px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6919" class="wp-caption-text">Osmanlı 16. YY Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6920" aria-describedby="caption-attachment-6920" style="width: 520px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat21.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6920 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat21.jpg?resize=520%2C458" alt="Osmanlı 16. YY Kültür Sanat Eserleri" width="520" height="458" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat21.jpg?w=520&amp;ssl=1 520w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat21.jpg?resize=300%2C264&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6920" class="wp-caption-text">Osmanlı 16. YY Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<h2>OSMANLI LALE DEVRİ 17. YY</h2>
<ol>
<li>Viyana kuşatmasının kazanımsızlığıyla askeri anlam da batı savaş teknolojisini tanımak sebebiyle Lale Devri’nde Paris, Londra ve Viyana gibi Avrupa başkentlerine geçici elçilik heyetleri yollanmış, böylelikle Avrupa&#8217;yı daha yakından tanıma imkânı sağlanmıştır. Mimari yapıların dış cephelerin de ki abartılı mukarnas ve kalem işi süslemelerle Avrupa&#8217;nın Barok sitilinden etkilenilmiş. Resim de natüralist Yıldız Sarayı çalışması, Levni’nin perspektif dolgunluklarla 2 boyutlu kadın çalışmalarıyla Batı etkisi yavaştan görülmektedir. – <a href="http://www.sanatduvari.com/levni-minyaturlerinde-kadin-modasi/">Levni kadın minyatürleri</a> için ilgili makalemizi inceleyebilirsiniz. &#8211; <strong>Anadolu sanatı</strong>n dan da uzaklaşmayarak düzeysel bir evrimsel geçiş görünmekte ve toplumun bir anda kültürel çarpışmasına olanak verilmemektedir. Daha önceki tek boyutlu minyatür resim çalışmalarından, batı etkisi 2 boyutlu perspektif resim çalışmalarına geçilmektedir.</li>
</ol>
<p><figure id="attachment_6921" aria-describedby="caption-attachment-6921" style="width: 615px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat22.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6921 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat22.jpg?resize=615%2C430" alt="Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri" width="615" height="430" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat22.jpg?w=615&amp;ssl=1 615w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat22.jpg?resize=300%2C210&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 615px) 100vw, 615px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6921" class="wp-caption-text">Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6922" aria-describedby="caption-attachment-6922" style="width: 196px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat23.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6922 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat23.jpg?resize=196%2C258" alt="Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri" width="196" height="258" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6922" class="wp-caption-text">Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6923" aria-describedby="caption-attachment-6923" style="width: 347px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat24.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6923 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat24.jpg?resize=347%2C569" alt="Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri" width="347" height="569" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat24.jpg?w=347&amp;ssl=1 347w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat24.jpg?resize=183%2C300&amp;ssl=1 183w" sizes="(max-width: 347px) 100vw, 347px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6923" class="wp-caption-text">Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6924" aria-describedby="caption-attachment-6924" style="width: 246px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat25.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6924 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat25.jpg?resize=246%2C205" alt="Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri" width="246" height="205" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6924" class="wp-caption-text">Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6925" aria-describedby="caption-attachment-6925" style="width: 690px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat26.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6925 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat26.jpg?resize=640%2C459" alt="Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri" width="640" height="459" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat26.jpg?w=690&amp;ssl=1 690w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat26.jpg?resize=300%2C215&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat26.jpg?resize=536%2C386&amp;ssl=1 536w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat26.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6925" class="wp-caption-text">Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6926" aria-describedby="caption-attachment-6926" style="width: 563px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat28.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6926 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat28.jpg?resize=563%2C427" alt="Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri" width="563" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat28.jpg?w=563&amp;ssl=1 563w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat28.jpg?resize=300%2C228&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 563px) 100vw, 563px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6926" class="wp-caption-text">Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6927" aria-describedby="caption-attachment-6927" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat29.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6927 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat29.jpg?resize=400%2C346" alt="Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri" width="400" height="346" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat29.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat29.jpg?resize=300%2C260&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6927" class="wp-caption-text">Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6928" aria-describedby="caption-attachment-6928" style="width: 447px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat30.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6928 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat30.jpg?resize=447%2C690" alt="Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri" width="447" height="690" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat30.jpg?w=447&amp;ssl=1 447w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat30.jpg?resize=194%2C300&amp;ssl=1 194w" sizes="(max-width: 447px) 100vw, 447px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6928" class="wp-caption-text">Osmanlı lale Devri (17. YY) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<h2>OSMANLI TANZİMAT DÖNEMİ 18. YY</h2>
<p>Batı ile ilişkilerin arttığı, batı anayasal demokrasisinin ve özel mülkiyetin önünün açıldığı, Rusya ile Kırım savaşı vesilesi ile Osmanlı Devletinin müttefikleri Fransa ve İngiltere&#8217;ye borçlanmasıyla müttefiklerin Protestan, Katolik, Ermeni, Rum halkları üzerin de ki tebaalarının artması ve Avrupa’nın ulusal milliyetçi akımlarının Anadolu ve orta doğuya girmesiyle Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı ile parçalanıp paylaşıldığı dönemleri görüyoruz. Yıldız Sarayı ve Dolmabahçe sarayın da ki Barok, Rokoko etkilerini abartılı bir şekilde görsek de, Osmanlı minyatür resim, kalem işi süslemeleri ve mimarilerin dış cephelerin de ki mukarnas oymalarda öz benliğini hala korumakta. Diğer dönemlerde de gördüğümüz gibi Tanzimat döneminde de farklı kültürlerin teknik, teknolojik gelişimlerini bilinçli bir şekilde kendi mimari ve sanatsal çalışmalarında kullanılmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_6929" aria-describedby="caption-attachment-6929" style="width: 266px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat31.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6929 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat31.jpg?resize=266%2C190" width="266" height="190" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6929" class="wp-caption-text">Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6930" aria-describedby="caption-attachment-6930" style="width: 287px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat32.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6930 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat32.jpg?resize=287%2C176" alt="Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri" width="287" height="176" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6930" class="wp-caption-text">Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6931" aria-describedby="caption-attachment-6931" style="width: 165px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat33.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6931 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat33.jpg?resize=165%2C306" alt="Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri" width="165" height="306" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat33.jpg?w=165&amp;ssl=1 165w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat33.jpg?resize=162%2C300&amp;ssl=1 162w" sizes="(max-width: 165px) 100vw, 165px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6931" class="wp-caption-text">Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6932" aria-describedby="caption-attachment-6932" style="width: 224px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat34.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6932 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat34.jpg?resize=224%2C225" alt="Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri" width="224" height="225" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat34.jpg?w=224&amp;ssl=1 224w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat34.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 224px) 100vw, 224px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6932" class="wp-caption-text">Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6933" aria-describedby="caption-attachment-6933" style="width: 196px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat35.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6933 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat35.jpg?resize=196%2C257" alt="Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri" width="196" height="257" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6933" class="wp-caption-text">Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6934" aria-describedby="caption-attachment-6934" style="width: 188px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat36.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6934 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat36.jpg?resize=188%2C269" alt="Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri" width="188" height="269" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6934" class="wp-caption-text">Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6935" aria-describedby="caption-attachment-6935" style="width: 268px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat37.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6935 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat37.jpg?resize=268%2C188" alt="Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri" width="268" height="188" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6935" class="wp-caption-text">Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6936" aria-describedby="caption-attachment-6936" style="width: 249px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat38.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6936 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat38.jpg?resize=249%2C202" alt="Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri" width="249" height="202" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat38.jpg?w=249&amp;ssl=1 249w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat38.jpg?resize=168%2C137&amp;ssl=1 168w" sizes="(max-width: 249px) 100vw, 249px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6936" class="wp-caption-text">Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6937" aria-describedby="caption-attachment-6937" style="width: 275px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat39.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6937 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat39.jpg?resize=275%2C183" alt="Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri" width="275" height="183" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat39.jpg?w=275&amp;ssl=1 275w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat39.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 275px) 100vw, 275px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6937" class="wp-caption-text">Osmanlı Tanzimat Dönemi (18. YY) Kültür Sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<h2>1. CUMHURIYET DÖNEMİ KİMLİK ARAYIŞI 1920 &#8211; 1930</h2>
<p>1920-1930 1. kimlik arayışı dönemi Tanzimat döneminin batı ve Osmanlı etkili mimari, sanatsal gelişiminin son geldiği nokta olarak da belirtebiliriz. Ahşap işlemeli batı rokoko tarzı mimari yapılar yapılırken, batı barok tarzı dış cephelerde mukarnas işleme oymalarda görülmekte, iç yapıda kalem işleri devam etmektedir. Hafiften de olsa Selçuklu mimari etkilerini de sezinleyebilir, sebepte barok üslubun erken dönemi diye <strong>Selçuklu mimarisi</strong>ni görürüz. Resim sanatında minyatür sanatından, 2 boyutlu resim sanatına geçiş süreci tamamiyle olgunlaşmış ama gene de minyatür sanatını perspektifle birleştiren Turgut Zaim gibi sanatçılar çalışmalar yapmaktadır. Aynı zaman da Avrupalı <a href="http://www.sanatduvari.com/empresyonizm-icinde-realizm-realizm-icinde-empresyonizm/">empresyonizm</a>, ekspresyonizm, kübizm gibi yeni sanat akımları da resim çalışmalarında etkilerini göstermeye başlamıştır.</p>
<p><figure id="attachment_6938" aria-describedby="caption-attachment-6938" style="width: 273px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat40.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6938 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat40.jpg?resize=273%2C184" alt="Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri" width="273" height="184" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat40.jpg?w=273&amp;ssl=1 273w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat40.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 273px) 100vw, 273px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6938" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6939" aria-describedby="caption-attachment-6939" style="width: 292px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat42.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6939 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat42.jpg?resize=292%2C172" alt="Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri" width="292" height="172" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6939" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6940" aria-describedby="caption-attachment-6940" style="width: 286px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat43.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6940 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat43.jpg?resize=286%2C176" alt="Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri" width="286" height="176" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6940" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6941" aria-describedby="caption-attachment-6941" style="width: 236px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat44.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6941 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat44.jpg?resize=236%2C320" alt="Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri" width="236" height="320" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat44.jpg?w=236&amp;ssl=1 236w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat44.jpg?resize=221%2C300&amp;ssl=1 221w" sizes="(max-width: 236px) 100vw, 236px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6941" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6942" aria-describedby="caption-attachment-6942" style="width: 204px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat45.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6942 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat45.jpg?resize=204%2C247" alt="Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri" width="204" height="247" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6942" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6943" aria-describedby="caption-attachment-6943" style="width: 259px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat46.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6943 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat46.jpg?resize=259%2C195" alt="Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri" width="259" height="195" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6943" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6944" aria-describedby="caption-attachment-6944" style="width: 194px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat47.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6944 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat47.jpg?resize=194%2C259" alt="Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri" width="194" height="259" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6944" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6945" aria-describedby="caption-attachment-6945" style="width: 207px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat48.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6945 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat48.jpg?resize=207%2C244" alt="Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri" width="207" height="244" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6945" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1920-1930) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<h2>2. CUMHURIYET DÖNEMİ KİMLİK ARAYIŞI 1930 &#8211; 1945</h2>
<p>Bu dönem Alman Hitler etkileri ari ırkı bilinciyle, Türk ulusalcı bilincinin oluşturulmaya çalışıldığı dönemdir. Türkiye&#8217;nin Alman Hitler ve İtalya Mussolini ilişkilerinin sonucu Mustafa Kemalin Türkler&#8217;in M.Ö 2000-1100 Çorum / Hattuşya’da yaşayan Hititler geldiğini savunan Türk tezi çalışmasında görüyoruz. Türklüğü yücelten Çanakkale zafer anıtı, Yunan demokrasisinin temsili Parthenon tapınağı tarzında Anıtkabir ve Alman soğuk mimarisinin en önemli örneği İstanbul Fen Edebiyat Fakültesi binası.</p>
<p>Bu dönem Osmanlı ve Mezopotanya-Arap kültürüyle kesin kopuşların yaşandığı ve hatta onların bizim kültürümüz olmadığının inkar edildiği tepeden inme jakoben devrimlerdir. Şark Anadolu kültürlü, İslam örf-adetleri, kadın-erkek mahremiyetinin gözetildiği bir toplumdan batı kültürünün böylesi kısa bir süreçte topluma enjekte edilmesi elbette daha sonraki dönemlerde göreceğimiz, Osmanlı döneminde hiçbir zaman olmamış ırk, etnik, din ayrımcılığına götürecektir.</p>
<p>Daha öncede söylediğim gibi değişim kaçınılmazdır ve elbette ki Anadolu toplumunun da anayasal demokrasiyle cumhuriyete ihtiyacı olacaktır. Ancak bunun tepeden değil de, toplumsal tabandan sosyolojik evrimsel bir süreçle beklenmesi daha doğrudur. Fransa, İngiltere, İtalya, Çin, İran buna örnek devletler olduğu gibi kültürel bağlılıklarında inkar etmeyerek toplumsal çelişkiye de mahal vermemiş devlet yapılarıdır. Bu devletlerin ekonomik ve siyasal anlamda bugünümüzde dünya liderleri olmaları da bu temelde aranmalıdır.</p>
<p><figure id="attachment_6946" aria-describedby="caption-attachment-6946" style="width: 490px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat49.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6946 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat49.jpg?resize=490%2C347" alt="Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri" width="490" height="347" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat49.jpg?w=490&amp;ssl=1 490w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat49.jpg?resize=300%2C212&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 490px) 100vw, 490px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6946" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6947" aria-describedby="caption-attachment-6947" style="width: 311px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat50.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6947 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat50.jpg?resize=311%2C162" alt="Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri" width="311" height="162" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat50.jpg?w=311&amp;ssl=1 311w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat50.jpg?resize=300%2C156&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 311px) 100vw, 311px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6947" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6948" aria-describedby="caption-attachment-6948" style="width: 133px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat51.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6948 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat51.jpg?resize=133%2C100" alt="Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri" width="133" height="100" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6948" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6949" aria-describedby="caption-attachment-6949" style="width: 255px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat52.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6949 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat52.jpg?resize=255%2C197" alt="Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri" width="255" height="197" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6949" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6950" aria-describedby="caption-attachment-6950" style="width: 225px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat53.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6950 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat53.jpg?resize=225%2C225" alt="Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri" width="225" height="225" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat53.jpg?w=225&amp;ssl=1 225w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat53.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6950" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6951" aria-describedby="caption-attachment-6951" style="width: 182px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat54.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6951 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat54.jpg?resize=182%2C277" alt="Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri" width="182" height="277" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6951" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1930-1945) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<h2>3. CUMHURIYET DÖNEMİ KİMLİK ARAYIŞI 1950 &#8211; 1990</h2>
<p>1.Dünya Savaşı’nın bittiği, Hitler tehlikesinin ortadan kalktığı ve ABD-Rusya arasın da ki soğuk savaş dönemine giriyoruz. ABD Türkiye&#8217;ye Marshall yardımlarıyla askeri destek veriyor, Türkiye NATO’ya girerek ABD-Avrupa yanın da olarak Rusya&#8217;ya karşı net tavrını alıyor. Amerika&#8217;da ki pop art ve kavramsal sanat akımlarının Türkiye&#8217;de ki yansımalarının ilk örnekleri olarak Ankara Atatürk Kültür Merkezi, Ankara Türk Tarih Kurumu binaları ve resim sanatında çok net bir şekilde görüyoruz.</p>
<p>En başta da belirtildiği gibi toplumun en küçük yapı taşı bireyi biz, 1000 yıllık atalarından aldığı kültürlerle değerlendirir ve gene o birey kendisi oluncaya değin üstü üstüne kurulan taşların bir bütünü neticesin de kimliğini oluşturur. Kültürler kültürleri etkileyerek revize olur ve yeni bir kültürü oluşturur. Elbette bu Cumhuriyet dönemi tepeden inme batı kültürü etkisi gibi sosyolojik evrimsel süreçlerin dışında olur ise sert kutuplaşmalara mahal verir. Toplum bu noktada kendi kültürüyle savaşırken aynı zaman da o kültürü aile içerisinde yaşayarak çelişir. Evde şarklı, sokakta modern olmak ve bunun akabinde olamamak olguları ile abesle iştigal bir görünümle karşılaşılır. Bu da ne olduğunu arama sorgusu içerisin de teknolojik, sanatsal ilerlemenin gerisinde kalmasına sebep olur. Bireyin etnik, dini, cinsel sorunlarını çözmediği sürece teknolojik yahut sanatsal anlamda ilerlemesi beklenemez. Batı bugünkü gelişim sürecini 3000 yılda tamamlamış, biz Türkiyeli bireyden ise 90 yılda tamamlamamız beklenmiştir. Elbette Hindistan, Çin, İran gibi köklü diğer kültürlere de bakınca neden Osmanlılı bir köklü kültürün hala devamı olmayalım&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_6952" aria-describedby="caption-attachment-6952" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat55.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6952 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat55.jpg?resize=600%2C349" alt="Cumhuriyet Dönemi (1950-1990) Kültür sanat Eserleri" width="600" height="349" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat55.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat55.jpg?resize=300%2C175&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6952" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1950-1990) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6953" aria-describedby="caption-attachment-6953" style="width: 274px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat56.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6953 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat56.jpg?resize=274%2C184" alt="Cumhuriyet Dönemi (1950-1990) Kültür sanat Eserleri" width="274" height="184" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat56.jpg?w=274&amp;ssl=1 274w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat56.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 274px) 100vw, 274px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6953" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1950-1990) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6954" aria-describedby="caption-attachment-6954" style="width: 525px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat57.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6954 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat57.jpg?resize=525%2C345" alt="Cumhuriyet Dönemi (1950-1990) Kültür sanat Eserleri" width="525" height="345" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat57.jpg?w=525&amp;ssl=1 525w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat57.jpg?resize=300%2C197&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat57.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/selçuklu-osmanli-cumhuriyet-dönemi-sanat57.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 525px) 100vw, 525px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6954" class="wp-caption-text">Cumhuriyet Dönemi (1950-1990) Kültür sanat Eserleri</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/selcuklu-ve-osmanlidan-cumhuriyet-donemi-eserlerimizin-analizi/">Selçuklu ve Osmanlı’dan Cumhuriyet Dönemi Eserlerimizin Analizi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/selcuklu-ve-osmanlidan-cumhuriyet-donemi-eserlerimizin-analizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6903</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs’ta Gotik Miras</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kibrista-gotik-miras/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kibrista-gotik-miras/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 13 Jan 2017 14:11:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tolga Değerlier]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[gotik]]></category>
		<category><![CDATA[gotik mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[luzinyan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6768</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kıbrıs Adası, Gotik mimari eserler bakımından oldukça zengindir. Bunun sebebi 1191-1489 yılları arasında adaya; İngilizlerin, Luzinyanların, Tapınak Şövalyelerinin, Cenevizlilerin ve Venediklilerin yönetmesidir. Bu tarihler arası adadaki yönetime Kıbrıs Krallığı ismi verilmektedir. Kıbrıs Krallığı bir Haçlı devletidir. III. Haçlı Seferi sırasında Aslan Yürekli Richard tarafından ele geçirilmiş, daha sonra ise Guy de Lusignan’a verilmiştir. Kıbrıs Krallığı’nda, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kibrista-gotik-miras/">Kıbrıs’ta Gotik Miras</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs Adası, Gotik mimari eserler bakımından oldukça zengindir. Bunun sebebi 1191-1489 yılları arasında adaya; İngilizlerin, Luzinyanların, Tapınak Şövalyelerinin, Cenevizlilerin ve Venediklilerin yönetmesidir. Bu tarihler arası adadaki yönetime Kıbrıs Krallığı ismi verilmektedir. Kıbrıs Krallığı bir Haçlı devletidir. III. Haçlı Seferi sırasında Aslan Yürekli Richard tarafından ele geçirilmiş, daha sonra ise Guy de Lusignan’a verilmiştir. Kıbrıs Krallığı’nda, Avrupa’da görülen Gotik mimari, İtalyan Rönesansı’nın etkileri ve geçmişten gelen Bizans-Arap etkileri bir arada görülmekteydi. Görkemli Gotik kilise ve katedraller inşa ettiler. Bunların yanı sıra özellikle Beşparmak Dağları’na heybetli, Gotik kaleler yaptılar. Halkının çoğu Rum Ortodoks olan Katolik bir yönetim, adada 300 yıla yakın hüküm sürdü. 1489’da adanın son kraliçe Caterina Cornaro tarafından Venediklilere satılmasıyla krallık biter. Ancak 1571’de, ada Osmanlı egemenliğine girecektir. Yani 82 yıl daha Latin hâkimiyeti sürer.</p>
<p><figure id="attachment_6771" aria-describedby="caption-attachment-6771" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Gentile-Bellininin-yaptığı-Catherine-Cornaro-Portresi..jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6771 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Gentile-Bellininin-yaptığı-Catherine-Cornaro-Portresi..jpg?resize=600%2C775" alt="Catherine Cornaro’nun Portresi, Gentile Bellini" width="600" height="775" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Gentile-Bellininin-yaptığı-Catherine-Cornaro-Portresi..jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Gentile-Bellininin-yaptığı-Catherine-Cornaro-Portresi..jpg?resize=232%2C300&amp;ssl=1 232w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Gentile-Bellininin-yaptığı-Catherine-Cornaro-Portresi..jpg?resize=233%2C300&amp;ssl=1 233w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6771" class="wp-caption-text">Catherine Cornaro’nun Portresi, Gentile Bellini</figcaption></figure></p>
<p>Biz bu süreçte artık Gotik mimari eserlerin yapıldığını görmüyoruz. Artık bu dönemde adada İtalyan Rönesans mimarisi, Gotik mimarinin tamamen yerini almıştır. Lefkoşa, Rönesans’ın etkisiyle ideal şehir planlamasına göre tekrar düzenlenir. Yıldız şeklindeki sur sistemiyle kusursuz bir şekilde çevrelenir. Binalarda sivri kemerlerin yerini yuvarlak kemerler alır. Venedik Kıbrısı’nın belki de en önemli özelliği savaşa hazırlanıyor olmasıdır. Osmanlı bu dönemde Venedik Kıbrısı için büyük tehlike oluşturur. Bu yüzden Venedikliler imar faaliyetleri konusunda ağırlığı Lefkoşa Surlarının yeniden inşasına vermiştir.</p>
<p><figure id="attachment_6772" aria-describedby="caption-attachment-6772" style="width: 695px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Giacomo-Franconun-hazırladığı-Nicosia-Haritası..jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6772 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Giacomo-Franconun-hazırladığı-Nicosia-Haritası..jpg?resize=640%2C369" alt="1597’de hazırlanmış, Venedik Surları’yla çevrili Lefkoşa’nın haritası. (Giacomo Franco)" width="640" height="369" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Giacomo-Franconun-hazırladığı-Nicosia-Haritası..jpg?w=695&amp;ssl=1 695w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Giacomo-Franconun-hazırladığı-Nicosia-Haritası..jpg?resize=300%2C173&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6772" class="wp-caption-text">1597’de hazırlanmış, Venedik Surları’yla çevrili Lefkoşa’nın haritası. (Giacomo Franco)</figcaption></figure></p>
<h2>12-15. YÜZYILLAR ARASI İNŞA EDİLEN GOTİK BİNALAR</h2>
<p>Adadaki anıtsal yapılarda hâkim olan inşaat malzemesi genellikle kesme kumtaşıdır. Bu nedenle adadaki şehirlerin, o dönemde genel olarak sarımtırak bir görüntüde olduğunu düşünmek yanlış olmaz. “Kıbrıs Gotik Mimarisi” incelenirken; Fransız, İngiliz ve İtalyan Gotik Mimarileri de incelenmelidir. Ayrıca önceden gelen Bizans Mimarisi ve İslam Mimarisi de göz önünde bulundurulmalıdır. “Kıbrıs Gotik Mimarisi”, Avrupa’daki örneklerine bakıldığında gerek etkili olduğu coğrafya, gerekse mimari özellikleri bakımından daha insanı ezmeyen, kasvetli olmayan bir mimari üsluptur. İngiltere ve Fransa’nın kasvetli Gotik şehirlerine pek de benzemeyen bir şehir ortamı vardır. Daha çok Sicilya, Güney İtalya ve Venedik’teki Gotik şehirlerle benzeşirler. Sarımtırak kumtaşı, Kıbrıs Adası’nda; güneşin altında parlayarak, etrafa ışık saçan, göz alıcı şehirlerin inşasına olanak vermiştir. Bu şehirler adeta cennetin şehirleri gibidirler. Kıbrıs Adası’na bu nedenle de “cennet ada” yakıştırmasını yapmak yanlış olmaz. Ben adada ki Gotik mimariyi anlatırken; “Kıbrıs Gotik Mimarisi” demeyi tercih ettim. Ancak “Kıbrıs Krallığı Gotik Mimarisi” veya “12-15. Yüzyıl Kıbrıs Gotik Mimarisi” çok daha uygun birer tanımlama olacaktır. “Kıbrıs Krallığı Mimarisi” veya “Luzinyan Mimarisi” ise yetersiz bir tanımlama olacaktır çünkü Kıbrıs Krallığı’nda sadece Gotik mimari eserler inşa edilmemiştir.</p>
<p><figure id="attachment_6774" aria-describedby="caption-attachment-6774" style="width: 451px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/St.-Nicholas-Katedrali-Lala-Mustafa-Paşa-Camii-Gazimağusa.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6774 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/St.-Nicholas-Katedrali-Lala-Mustafa-Paşa-Camii-Gazimağusa.jpg?resize=451%2C526" alt="St. Nicholas Katedrali (Lala Mustafa Paşa Camii), Gazimağusa-Sağda (1298-c.1400)" width="451" height="526" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/St.-Nicholas-Katedrali-Lala-Mustafa-Paşa-Camii-Gazimağusa.jpg?w=451&amp;ssl=1 451w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/St.-Nicholas-Katedrali-Lala-Mustafa-Paşa-Camii-Gazimağusa.jpg?resize=257%2C300&amp;ssl=1 257w" sizes="(max-width: 451px) 100vw, 451px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6774" class="wp-caption-text">St. Nicholas Katedrali (Lala Mustafa Paşa Camii), Gazimağusa-Sağda (1298-c.1400)</figcaption></figure></p>
<h2>COĞRAFYA</h2>
<p>Kırbrıs’ta mimari deyince coğrafyayı düşünmemek olmaz. Ada, Doğu Akdeniz’in tam ortasında bulunur. Doğal olarak Afrika, Avrupa ve Asya ile sürekli etkileşim halindedir. Adanın kuzeyinde Beşparmak Dağları, güneyinde ise Trodos Dağları bulunur. Bu iki dağ grubunun arasında geniş bir düzlük olan Mesarya Ovası bulunur. Kaynağını Trodos Dağları’ndan alan Kanlıdere ve Çakıllıdere, adanın iki önemli su kaynağıdır.</p>
<p><figure id="attachment_6770" aria-describedby="caption-attachment-6770" style="width: 537px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Bellapais-Manastırı-Girne.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6770 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Bellapais-Manastırı-Girne.jpg?resize=537%2C356" alt="Bellapais Manastırı, Girne-Solda (1198-1359)" width="537" height="356" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Bellapais-Manastırı-Girne.jpg?w=537&amp;ssl=1 537w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Bellapais-Manastırı-Girne.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Bellapais-Manastırı-Girne.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Bellapais-Manastırı-Girne.jpg?resize=536%2C356&amp;ssl=1 536w" sizes="(max-width: 537px) 100vw, 537px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6770" class="wp-caption-text">Bellapais Manastırı, Girne-Solda (1198-1359)</figcaption></figure></p>
<h2>GOTİK TARZDA YAPILAN BİNALARA ÖRNEKLER</h2>
<p>Kıbrıs Adası üzerinde bugün benim tespit edebildiğim 40 Gotik mimari eser bulunuyor. Bunların 9 tanesi Güney Kıbrıs’ta yer alırken, 31 tanesi Kuzey Kıbrıs’ta yer almakta. Bir çoğu oldukça tahrip olmuşken, bir çoğu da oldukça sağlam bir şekilde günümüze ulaşmıştır.</p>
<p>Yukarıdaki örnekler birçok önemli Gotik mimari eserden sadece bir kaçıdır. Dönemin mimari plastik elemanlarını, Lefkoşa’daki Gotik bir binada, İngilizler tarafından kurulmuş olan, Taş Eserler Müzesi’nde görebilirsiniz.</p>
<p><figure id="attachment_6773" aria-describedby="caption-attachment-6773" style="width: 666px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/St.-Hilarion-Kalesi-Girne.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6773 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/St.-Hilarion-Kalesi-Girne.jpg?resize=640%2C306" alt="St. Hilarion Kalesi, Girne-Sağda (10.-11. yy.)" width="640" height="306" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/St.-Hilarion-Kalesi-Girne.jpg?w=666&amp;ssl=1 666w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/St.-Hilarion-Kalesi-Girne.jpg?resize=300%2C143&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6773" class="wp-caption-text">St. Hilarion Kalesi, Girne-Sağda (10.-11. yy.)</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kibrista-gotik-miras/">Kıbrıs’ta Gotik Miras</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kibrista-gotik-miras/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6768</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Saklı Sanat Adası, PENANG</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sakli-sanat-adasi-penang/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sakli-sanat-adasi-penang/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 02 Jan 2017 05:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yağmur Arat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak Sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Banksy]]></category>
		<category><![CDATA[Çin mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ernest Zacharevic]]></category>
		<category><![CDATA[graffiti]]></category>
		<category><![CDATA[grafiti]]></category>
		<category><![CDATA[grafiti sanatçısı]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO Dünya Tarih Mirası Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[vizesiz gidilecek ülkeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6535</guid>
				<description><![CDATA[<p>Malezya, Güney Asya’da doğu ve batı olmak üzere iki kara parçası halinde olup, toplam 13 eyaleti bulunan bir ülkedir. Bu 13 eyaletlerinden birisi olan Penang Eyaleti; aynı zamanda ada olup, Malezya’ya köprü ile bağlanmaktadır. Penang Eyaleti’nin başkenti ise, eyaletin orta kısmında bulunan; George Town’dur. Bu eyaleti diğer eyaletlerden ayıran özellik; sanatla iç içe olmasıdır. Çinlilerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sakli-sanat-adasi-penang/">Saklı Sanat Adası, PENANG</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Malezya</strong>, Güney Asya’da doğu ve batı olmak üzere iki kara parçası halinde olup, toplam 13 eyaleti bulunan bir ülkedir. Bu 13 eyaletlerinden birisi olan <strong>Penang Eyaleti</strong>; aynı zamanda ada olup, Malezya’ya köprü ile bağlanmaktadır. Penang Eyaleti’nin başkenti ise, eyaletin orta kısmında bulunan; <strong>George Town</strong>’dur. Bu eyaleti diğer eyaletlerden ayıran özellik; sanatla iç içe olmasıdır. Çinlilerin buraya gelmesiyle birlikte sanatsal aktivitelerde artış göstermiştir. Ayrıca Asya’nın yaşam kalitesi en yüksek 10. şehridir.</p>
<p><figure id="attachment_6537" aria-describedby="caption-attachment-6537" style="width: 734px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Ernest-Zacharevic-sokak-sanati.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6537 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Ernest-Zacharevic-sokak-sanati.jpg?resize=640%2C427" width="640" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Ernest-Zacharevic-sokak-sanati.jpg?w=734&amp;ssl=1 734w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Ernest-Zacharevic-sokak-sanati.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Ernest-Zacharevic-sokak-sanati.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6537" class="wp-caption-text">Malezya, Güney Asya’da doğu ve batı olmak üzere iki kara parçası halinde olup, toplam 13 eyaleti bulunan bir ülkedir. Bu 13 eyaletlerinden birisi olan Penang Eyaleti; aynı zamanda ada olup, Malezya’ya köprü ile bağlanmaktadır.</figcaption></figure></p>
<h2>Penang</h2>
<p>Ülke ile ilgili kısa bir bilgilendirmeden sonra, bu eyaletin özelliğine gelecek olursa; <strong>Penang</strong> eyaleti Malezya’nın diğer eyaleti olan Malacca ile birlikte 2008’de <u>UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi</u>ne alınmıştır. Alınma kriterleri ise, devlet binaları, kiliseleri, meydanları kısacası <strong>Çin mimarisi</strong>nin korunması oldukça etkilidir.</p>
<p>Penang’ı Malacca’dan ayıran asıl özellik ise; sokak sanatının oldukça gelişmiş olmasıdır. 2012 yılında Penang Belediyesi Litvanyalı sanatçı <strong>Ernest Zacharevic</strong> ile sokak sanatıyla ilgili çalışmalar yürütmüş ve Penang sokakları bu sayede renklenmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_6541" aria-describedby="caption-attachment-6541" style="width: 579px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sakli-sanat-adasi-penang.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6541 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sakli-sanat-adasi-penang.jpg?resize=579%2C580" width="579" height="580" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sakli-sanat-adasi-penang.jpg?w=579&amp;ssl=1 579w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sakli-sanat-adasi-penang.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sakli-sanat-adasi-penang.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 579px) 100vw, 579px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6541" class="wp-caption-text">Ülke ile ilgili kısa bir bilgilendirmeden sonra, bu eyaletin özelliğine gelecek olursa; Penang eyaleti Malezya’nın diğer eyaleti olan Malacca ile birlikte 2008’de UNESCO Dünya Kültür Miras Listesine alınmıştır.</figcaption></figure></p>
<h2>Ernest Zacharevic</h2>
<p><em>Ernest Zacharevic</em>, 1986 yılında doğmuş; Malezya dışında, Dubai, Litvanya, NewYork, İzlanda, Norveç, Lizbon, Polonya, Atlanta, Barselona gibi birçok ülkede çalışmalar yapmış toplum sanatçısıdır. BBC, sanatçıyı <strong>Malezya’nın Bansky’si</strong> olarak isimlendirmektedir. Genelde yağlı boya ve sprey olarak çalışan Zacharevic, ülkelerin özelliklerine göre eserlerini üretmektedir. Penang’da yaptığı en popüler iki eser ise, <em>Bisikletli Çocuklar</em> ve <em>Motordaki Çocuk</em>’tur.</p>
<p><figure id="attachment_6538" aria-describedby="caption-attachment-6538" style="width: 610px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Malezyanin-Banskysi-graffitileri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6538 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Malezyanin-Banskysi-graffitileri.jpg?resize=610%2C406" width="610" height="406" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Malezyanin-Banskysi-graffitileri.jpg?w=610&amp;ssl=1 610w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Malezyanin-Banskysi-graffitileri.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Malezyanin-Banskysi-graffitileri.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 610px) 100vw, 610px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6538" class="wp-caption-text">Yaptığı graffitilerden dolayı Ernest Zacharevic Malezya&#8217;nın Banksy&#8217;si olarak tanınmaktadır.</figcaption></figure></p>
<h2>Penang Sokak Sanatı</h2>
<p><strong>Penang</strong>, sokak sanatından dolayı turist akınına uğramaktadır Hatta öyle ki, fotoğraf çektirmek için uzun süre kuyruk bekleyebilirsiniz. Sokak sanatçıları eşliğinde, dar sokakların içinde kaybolmak öyle hoşunuza gidecek ki, kentte en az 3 gün geçirmek isteyeceksiniz.</p>
<p>Kentteki bütün eserleri nasıl bulacağınızı merak ediyorsanız, Penang Belediyesi, sokak eserlerini kolayca bulmanız için, ücretsiz ve çok anlaşılır bir harita yapmış, turist bilgilendirme merkezlerinden bu haritaları edinebilirsiniz.  Ayrıca harita, diğer haritalara göre oldukça geniş içerikli, UNESCO Dünya Tarih Mirası Listesindeki binalarından, lokal yemek yerlerine, tapınaklara kadar her şeyi gösteriyor.</p>
<p><strong>Peki şimdi vizesiz ülkelerden biri olan Malezya’ya gitmenin zamanı gelmedi mi hala?</strong></p>
<p><figure id="attachment_6539" aria-describedby="caption-attachment-6539" style="width: 734px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/motordaki-cocuk.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6539 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/motordaki-cocuk.jpg?resize=640%2C427" width="640" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/motordaki-cocuk.jpg?w=734&amp;ssl=1 734w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/motordaki-cocuk.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/motordaki-cocuk.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6539" class="wp-caption-text">Ernest Zacharevic &#8220;Motordaki Çocuk&#8221;</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_6540" aria-describedby="caption-attachment-6540" style="width: 734px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/prnsng-sokaklari.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6540 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/prnsng-sokaklari.jpg?resize=640%2C427" alt="Penang, sokak sanatından dolayı turist akınına uğramaktadır Hatta öyle ki, fotoğraf çektirmek için uzun süre kuyruk bekleyebilirsiniz." width="640" height="427" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/prnsng-sokaklari.jpg?w=734&amp;ssl=1 734w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/prnsng-sokaklari.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/prnsng-sokaklari.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6540" class="wp-caption-text">Penang, sokak sanatından dolayı turist akınına uğramaktadır Hatta öyle ki, fotoğraf çektirmek için uzun süre kuyruk bekleyebilirsiniz.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sakli-sanat-adasi-penang/">Saklı Sanat Adası, PENANG</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sakli-sanat-adasi-penang/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6535</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Fransız Fakirhanesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/fransiz-fakirhanesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/fransiz-fakirhanesi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 15 Dec 2016 09:40:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tolga Değerlier]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Bomonti Huzurevi]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Jeanne Jugan]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tubini Ailesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulların Küçük Kız Kardeşleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6360</guid>
				<description><![CDATA[<p>17 Ocak 1892’de, İstanbul Latin Başepiskoposu Mgr. Bonnetti, İstanbul’da kimsesiz, fakir yaşlıların durumunu gözeterek 1839’da Fransa’da Jeanne Jugan tarafından kurulan Petites Soeurs des Pauvres (Yoksulların Küçük Kız Kardeşleri) Cemaati’nin merkezine bir mektup yazıp, İstanbul’a rahibe göndermelerini istedi. Rahibeler Marsilya’dan yola çıkarak 1 Kasım 1892’de İstanbul’a vardılar. Hayırsever biri olan Bay Yani fakir yaşlılar için, o [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fransiz-fakirhanesi/">Fransız Fakirhanesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>17 Ocak 1892’de, İstanbul Latin Başepiskoposu Mgr. Bonnetti, İstanbul’da kimsesiz, fakir yaşlıların durumunu gözeterek 1839’da Fransa’da <strong>Jeanne Jugan</strong> tarafından kurulan Petites Soeurs des Pauvres (Yoksulların Küçük Kız Kardeşleri) Cemaati’nin merkezine bir mektup yazıp, İstanbul’a rahibe göndermelerini istedi. Rahibeler Marsilya’dan yola çıkarak 1 Kasım 1892’de İstanbul’a vardılar.</p>
<p><figure id="attachment_6363" aria-describedby="caption-attachment-6363" style="width: 222px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Jeanne-Jugan.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6363 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Jeanne-Jugan-222x300.jpg?resize=222%2C300" width="222" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Jeanne-Jugan.jpg?resize=222%2C300&amp;ssl=1 222w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/Jeanne-Jugan.jpg?w=467&amp;ssl=1 467w" sizes="(max-width: 222px) 100vw, 222px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6363" class="wp-caption-text">Jeanne Jugan</figcaption></figure></p>
<p>Hayırsever biri olan Bay Yani fakir yaşlılar için, o dönemler şehir merkezinden uzakta bulunan Feriköy’deki bahçe içindeki evini bağışladı. Rahibeler bu eve yerleştiler. Hayırsever Bay Yani onlara yardım etti ve evde kalan ilk yaşlı oldu. Rahibeler eve erzak taşımak için bir eşek aldılar. Zamanla bir at ve bir at arabası edinebildiler. İstanbul’un önemli Hıristiyan aileleri onlara yardım ediyorlardı. 1893’te çok soğuk bir kış geçirdiler. Ev mangallarla ısıtılıyordu. Evde 19 yaşlı (11 erkek, 8 kadın), 5 tane de rahibe vardı. Bir hayırsever <strong>Fakirhane</strong>’ye sobalar bağışladı.</p>
<p>1893 yılının sonunda yaşlı sayısı 23’e yükseldiğinden yeni bir yer bulma ihtiyacı doğdu. Nisan ayında eskiden tarla olan bugün ki yer bulundu. Satış işlemleri 12 Ekim 1894’te tamamlandı. 15 Temmuz 1895’te ilk temel taşı konuldu. 21 Kasım 1896’da, 54 yaşlı yeni yapılan binaya yerleşti. Yeni rahibeler de gelmişti. Yaşlı sayısı 1898’de, 100’e yükseldi. 1902’de çamaşırhane ve samanlık kısımları yapıldı.</p>
<p><strong>Tubini Ailesi’</strong>nin (O dönemlerde Moda’da yaşayan, varlıklı bir Fransız kökenli aile) yardımları ile bina genişletildi. Bina o zamanlar sobalarla ısıtılıyordu. 1908 yılında hayırseverlerin gayreti ile merkezi ısıtma çalışmalarına başlandı ve 1909 yılında bine merkezi ısıtmaya kavuştu.</p>
<p><figure id="attachment_6362" aria-describedby="caption-attachment-6362" style="width: 639px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/fransiz-fakirhanesi-tadilati.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6362 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/fransiz-fakirhanesi-tadilati.jpg?resize=639%2C426" alt="Bugün, Fransız Fakirhanesi binası, Bomonti Huzurevi olarak hizmet veriyor. Bina, İstanbul’daki 19. YY Fransız mirasının önemli anıtlarından birisidir. Hala Yoksulların Küçük Kız Kardeşleri Cemaati tarafından yönetilmektedir." width="639" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/fransiz-fakirhanesi-tadilati.jpg?w=639&amp;ssl=1 639w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/fransiz-fakirhanesi-tadilati.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/fransiz-fakirhanesi-tadilati.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6362" class="wp-caption-text">Bugün, Fransız Fakirhanesi binası, Bomonti Huzurevi olarak hizmet veriyor. Bina, İstanbul’daki 19. YY Fransız mirasının önemli anıtlarından birisidir. Hala Yoksulların Küçük Kız Kardeşleri Cemaati tarafından yönetilmektedir.</figcaption></figure></p>
<p>Arsa, Melanie Bernard adına kayıtlıydı. 1 Eylül 1913’te arsa ve bina Rahibeler Birliği’nin adına Huzur Evi olarak kayıt edildi.</p>
<p>2012 yılında binanın çatısı ve iç mekanları çağın ihtiyaçlarına da uygun olarak restore edildi.</p>
<p>Bugün, <strong>Fransız Fakirhanesi</strong> binası, <strong>Bomonti Huzurevi</strong> olarak hizmet veriyor. Bina, İstanbul’daki 19. YY Fransız mirasının önemli anıtlarından birisidir. Hala <u>Yoksulların Küçük Kız Kardeşleri Cemaati</u> tarafından yönetilmektedir. Zaman zaman fakirhane yararına kermesler ve yemekler düzenlenmektedir. Bugün Tarihi Bomonti Bira Fabrikası ve MSGSÜ Fen Edebiyat Fakültesi’nin yanında yer almaktadır.</p>
<p>&#8211;<strong>Fransız Fakirhanesi</strong><em> yetkililerine teşekkürler-</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fransiz-fakirhanesi/">Fransız Fakirhanesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/fransiz-fakirhanesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6360</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Eyfel Serüveni</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-eyfel-seruveni/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-eyfel-seruveni/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 25 Nov 2016 13:45:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Champ De Mars Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[EXPO 1889 Paris Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Gustave Eiffel]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Sanatlar Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Muse Orangerie]]></category>
		<category><![CDATA[Paris gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sacrecour Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Seine nehri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6145</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her şehrin bir sembolü vardır. Bu sembolleri de genellikle mimari yapılar oluşturur. Yurdumuzdan örnek vermeye başlarsak, yedi tepeye oturan şehrimiz, İstanbulʼun Galata Kulesi ve Kız Kulesi, Egeʼnin incisi diye anılan İzmirʼin Saat Kulesi başta gelmektedir. Dünyadaki en bilindik örnekler ise, İtalyaʼda Pisa Kulesi, Newyorkʼun Özgürlük Heykeli ve Londraʼnın da Saat Kulesidir. Ülkemizde çok fazla ziyaret [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-eyfel-seruveni/">Bir Eyfel Serüveni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her şehrin bir sembolü vardır. Bu sembolleri de genellikle mimari yapılar oluşturur. Yurdumuzdan örnek vermeye başlarsak, yedi tepeye oturan şehrimiz, İstanbulʼun Galata Kulesi ve Kız Kulesi, Egeʼnin incisi diye anılan İzmirʼin Saat Kulesi başta gelmektedir. Dünyadaki en bilindik örnekler ise, İtalyaʼda Pisa Kulesi, Newyorkʼun Özgürlük Heykeli ve Londraʼnın da Saat Kulesidir. Ülkemizde çok fazla ziyaret edilesi ülke ve tarihi, mimari güzellik olduğu için bu örnekler sadece birkaçını oluşturmaktadır elbette… Bir de Fransaʼnın başkenti olan Paris şehrinin tam göbeğinde, şehrin hemen hemen neresine gitseniz görebileceğiniz, fotoğrafını çekebileceğiniz, her yıl ziyaretçi rekoru kıran, kimileri tarafından demir yığını diye anılan <strong>Eyfel Kulesi</strong> dikilmektedir. Öyleyse, öncelikle <em>Eyfel Kulesi</em>’nin tarihinden kısaca bahsedip, sonrasında da kuleyi gezme serüvenimi anlatayım&#8230;</p>
<h2>Eyfel Kulesi</h2>
<p>Parisʼin 7.bölgesinde dikilen Eyfel Kulesi, 1887 ile 1889 yılları arasında <strong>Gustave Eiffel</strong>ʼin firması tarafından, <strong>Fransız Devrimi</strong>ʼnin kutlamaları çerçevesinde <strong>EXPO 1889 Paris Fuarı</strong>ʼnın giriş kapısı olarak inşa edilmiştir. Kulenin yerden yüksekliği tam olarak 300 m.’dir ve zirve kısmına yerleşmiş vericilerle beraber 3027 metredir. Yapımında 18.038 parça demir kullanılmıştır. Her tarafı demirden inşa edilmiş ve özel teknikler sayesinde günümüze kadar varlığını sürdürmektedir. 1665 basamağı olmasının yanında, 200.000 mʼlik bir alan üzerinde bulunmaktadır.</p>
<h2>Paris Gezisi ve Eyfel Kulesi</h2>
<p>Geçtiğimiz yıllarda, Paris gezim sırasında en çok gitmek istediğim yerlerden biriydi <u>Eyfel Kulesi</u>. Çünkü çoğu kişi gibi küçüklüğümden beri benimde aklıma Paris denince ilk gelen şey Eyfel Kulesi olurdu. İnternette, Google da ne zaman Paris yazsam hep Eyfel Kulesi’nin çeşitli açılardan çekilmiş görsellerine rastlardım ya da sosyal medya üzerinde Parisʼe giden arkadaşlarımın kule içinde ya da kuleyi arkalarına alıp çektirdikleri ve rekor beğeni alan fotoğraflarını görürdüm. Acaba ben ne zaman gideceğim, resimlerden değil de yakından göreceğim diye düşünmeden edemezdim. Evet, sonunda ben de o fotoğrafları çeken turistler arasına girmeyi başardım diyebilirim. Parisʼe ilk gittiğim gün çıkmadım kuleye ancak çıktığım güne kadar hemen hemen nereye gittiysem kuleyi yakından, uzakta görme şansına eriştim. Her gördüğümde de fotoğrafını çekmeden duramadım. Genellikle, empresyonist ressamların eserlerinin sergilendiği Muse Orangerieʼnin bahçesinden, uzaktan küçücük gözüküyordu mesela. Sonra, genellikle sanatçı kesimin bulunduğu Montmarteʼın tepesindeki, Sacrecour Kilisesinin önünden de Paris manzarası gözüktüğü için <em>Eyfel Kulesi</em> adeta Parisʼi en yüksek noktası gibi bir görünüm sergiliyordu. Ancak kule, en güzel Seine nehrinin kenarından görünüm veriyordu. Nehirle, nehirden geçen teknelerle ve de köprülerle birleştiğinde adeta ressamlar için yağlıboyalı bir resim tablosu malzemesi oluşturuyor insanın gözünde. Seine nehrinin kenarından, Parisʼte kaldığım 15 gün süre zarfında sadece iki gün Eyfel Kulesini görme şansına erişebildim. O iki günde de şansıma hava yağmurlu ve kapalıydı ve bu günlerden ikincisi sonunda kuleye çıktığım gündü. Evet, şimdi de <strong>Eyfel Kulesi</strong>ʼne çıkma serüvenime geçeyim&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_6148" aria-describedby="caption-attachment-6148" style="width: 540px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6148 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesi.jpg?resize=540%2C720" alt="Eyfel Kulesi" width="540" height="720" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesi.jpg?w=540&amp;ssl=1 540w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesi.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6148" class="wp-caption-text">Eyfel Kulesi</figcaption></figure></p>
<h2>Eyfel Kulesi’ne Tırmanış</h2>
<p>Oldukça soğuk ve yağmurlu bir havaydı Parisʼte. <strong>Modern Sanatlar Müzesi</strong>ʼni gezmiştim aynı gün Eyfel Kulesiʼnden önce. Yağmurlu hava yüzünden Eyfelʼe çıkma işini ertesi güne atmak istemiştim bir an ama Modern Müzeʼye çok yakın bir lokasyonda olduğunu öğrendikten sonra vazgeçtim. Müzeʼyi gezdikten sonra arka taraftaki bir kapısından Seine nehrinin olduğu yola indik. Eyfel Kulesi bütünüyle o lokasyondan oldukça yakın gözüküyordu ve ben nehirden geçen teknelerle birlikte kulenin bir iki tane fotoğrafını çektim. Havanın güneşli olmasını tercih ederdim elbette, çünkü yaz mevsimiydi ve fotoğraflar bu soğuk hava nedeniyle kış mevsiminde çekilmiş gibi bir görünüm yarattı ister istemez. Ama gene de hoş fotoğraflar oldu. Sonrasında, nehrin üzerinden doğrudan Eyfel Kulesiʼne bağlanan Dʼlena köprüsüne geçtim ve orada da Eyfelʼi arkama alan bir fotoğraf çektirmeden duramadım. Köprü üstünde, Eyfel Kulesinin anahtarlıklarını, biblolarını satan pek çok satıcıya rastlamak da mümkün oldu. Kulenin önüne geldiğimdeyse epeyi uzun bir kuyrukla karşılaştım. Kuleye çıkmak için sıraya giren ziyaretçilerin ve turistlerin oluşturduğu asansör kuyruğuydu bu. Başta sıkıcı gelse de çıkmayı çok istediğimden kuyruğa girdim ve yaklaşık 1 saat kadar kuyrukta bekledim. Sıra ilerledikçe kulenin altında buldum kendimi ve o demir yığınına alttan üste doğru yakından bakma şansına eriştim ve yakından Eyfel Kulesinin altının fotoğraflarını çektim.</p>
<p><figure id="attachment_6147" aria-describedby="caption-attachment-6147" style="width: 570px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfe-kulesine-yakindan-bakis.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6147 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfe-kulesine-yakindan-bakis.jpg?resize=570%2C698" alt="Eyfel Kulesi’ne Yakından Bakış" width="570" height="698" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfe-kulesine-yakindan-bakis.jpg?w=570&amp;ssl=1 570w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfe-kulesine-yakindan-bakis.jpg?resize=245%2C300&amp;ssl=1 245w" sizes="(max-width: 570px) 100vw, 570px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6147" class="wp-caption-text">Eyfel Kulesi’ne Yakından Bakış</figcaption></figure></p>
<h3>Eyfel Kulesi’ne Yakından Bakış</h3>
<p>Gerçekten yakından baktığınızda kulenin yapımında demir kullanımına ne kadar çok emek ve de işçilik verildiğini anlıyorsunuz. Bazı turistler kuleye asansörle çıkmak yerine merdiven kullanmayı tercih etmişlerdi. Sırada beklerken bir taraftan onları izlemiştim ve biraz da korkmuştum. İçimden iyi cesaret diye geçirmeden edemedim. Çünkü insanlar merdivenle her yükseldiğinde o demir aralıklarından aşağı ile mesafede yükseliyordu ve bu düşme korkusu da oluşturabilirdi bir yerde. Uzun bir bekleyişin ardından bilet alma sırası nihayet bana gelmişti ve asansör biletimi alıp bu sefer de bir 10 dakika kadar asansörün önünde beklemiştim. Bekleyişin sonunda yaklaşık 50 kişilik kapasiteli bir asansör geldi ve içinden insanlar çıktıktan sonra ben de kalabalık bir grupla asansöre bindim. Önce birinci kata çıktı ancak ben birinci katta inmeyi tercih etmedim. Duyduğuma göre, orada Eyfel Kulesini anlatan bir sergi, film gösterimi ve de restaurant varmış. İkinci katta indim. İkinci katta da bir cafeterya ve hediyelik eşyalar satan küçük bir dükkan bulunuyor.</p>
<p><figure id="attachment_6150" aria-describedby="caption-attachment-6150" style="width: 672px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/seine-nehri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6150 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/seine-nehri.jpg?resize=640%2C480" alt="Eyfel kulesi'nden Seine Nehri manzarası" width="640" height="480" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/seine-nehri.jpg?w=672&amp;ssl=1 672w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/seine-nehri.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6150" class="wp-caption-text">Eyfel kulesi&#8217;nden Seine Nehri manzarası</figcaption></figure></p>
<p>İkinci kattan balkona çıktığınızda, Parisʼi ayaklarınızın altında hissediyorsunuz. Baştan sona Seine nehri ve üstündeki köprüler, binalar küçücük kalıyor resmen. Ama cennet gibi bir manzara ile bütünleşiyorsunuz adeta. Nasıl Galata Kulesiʼne çıktığınızda İstanbulʼun cennetiyle karşılaşıyorsanız, <strong>Eyfel Kulesi</strong>ʼde Paris için size aynı görünümü veriyor. Gerçekten Parisʼteki en güzel manzara fotoğrafları Eyfel Kulesiʼnden çekiliyormuş. Seine nehri her ne kadar bir deniz görünümü veremese de, Paris manzarasıyla fotoğraflarla birleştiğinde, o enfes köprüleriyle ve tekneleriyle insanda Parisʼe gitme isteğini daha da uyandıran bir ilham veriyor.</p>
<p><figure id="attachment_6149" aria-describedby="caption-attachment-6149" style="width: 767px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesinden-paris-manzarasi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6149 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesinden-paris-manzarasi.jpg?resize=640%2C481" alt="Eyfel Kulesi’nden Paris Manzarası" width="640" height="481" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesinden-paris-manzarasi.jpg?w=767&amp;ssl=1 767w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesinden-paris-manzarasi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6149" class="wp-caption-text">Eyfel Kulesi’nden Paris Manzarası</figcaption></figure></p>
<h3>Eyfel Kulesi’nden Paris Manzarası</h3>
<p>Bundan başka Parisʼin eşsiz mimari binalarını da ayaklarınızın altına almış oluyor, onlara da tepeden bakma fırsatına erişiyorsunuz.</p>
<p>Bundan başka, <u>Eyfel Kulesi</u>ʼnin diğer tarafında yer alan <strong>Champ De Mars Parkı</strong> da o yemyeşil görüntüsüyle, kulenin üstünden doğal bir güzellik hissi yaratıyor. Kulenin en üst katına çıkmak isterseniz de ayrı bir asansör kullanıyorsunuz.</p>
<p>Sonuç olarak <em>Eyfel Kulesi Parisʼte kesinlikle görülmesi gereken yerlerin başında geliyor</em>. Kuleye çıkmanın dışında, kuleyi Parisʼin birçok yerinden, değişik açılardan görmek en sonunda da yakından görüp o demir yığınına büyük bir emek harcandığına şahit olmak yaşanılması gereken bir deneyim&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-eyfel-seruveni/">Bir Eyfel Serüveni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-eyfel-seruveni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6145</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Anadolu’daki En Nadide Değerlerimizden Biri: Taç Kapılar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/anadoludaki-en-nadide-degerlerimizden-biri-tac-kapilar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/anadoludaki-en-nadide-degerlerimizden-biri-tac-kapilar/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 14 Nov 2016 14:27:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Çiğdem Kanlıoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sanatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5958</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat tarihçi ruhumla bu alanda en ilgi duyduğum, beni cezbeden değerlerden biri de taç kapılar olmuştur. Kolay değil Anadolu Selçukluları gibi güçlü ve şanlı bir devlete yine bu şana yakışır şekilde medreselere, hanlara, camilere efsanevi boyutlarda taç kapılar yapılması gerekirdi. Onlar da öyle yaptılar. Dönem ustaları o taşlara dantel işler gibi, resim yapar gibi hayranlık [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/anadoludaki-en-nadide-degerlerimizden-biri-tac-kapilar/">Anadolu’daki En Nadide Değerlerimizden Biri: Taç Kapılar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanat tarihçi ruhumla bu alanda en ilgi duyduğum, beni cezbeden değerlerden biri de <strong>taç kapılar</strong> olmuştur. Kolay değil Anadolu Selçukluları gibi güçlü ve şanlı bir devlete yine bu şana yakışır şekilde medreselere, hanlara, camilere efsanevi boyutlarda <u>taç kapılar</u> yapılması gerekirdi. Onlar da öyle yaptılar. Dönem ustaları o taşlara dantel işler gibi, resim yapar gibi hayranlık duyulurcasına kendilerinden yüzyıllarca söz ettirecek motifleri işlediler. O motiflerin her biri dile gelecek şekilde manalar taşıdı. Bir Divriği Ulu Cami desem… Neresinden başlanır ki bu abidevi eserin Anadolu Elhamrası&#8217;nın&#8230; Boşuna dememiş Evliya Çelebi &#8221;Methinde diller kısır, kalem kırıktır&#8221; diye… Aynen de öyle. O yüzeyden taşmış üç boyutlu süslemeler o çift başlı kartal ikonografisi, o güneş ışığının geliş açısına göre tasarlanan silüetler… Yapan usta nur olsun yerinde dinlensin. Nasıl bir yetenek nasıl bir beceridir o hala düşündükçe, o motiflere baktıkça şaşarım. Sanki bir resme bir heykele bakıyormuş izlenimi veriyor insana. Hiç kusur tek bir hata olmadan taşa o şekli vermek tabi ki de her yiğidin harcı değildir. Hele ki sadece teknolojinin esiri olarak yaşadığımız şu yüzyılda gençlerimizin estetiklikten ve sanatsal zekadan uzak olması, hatta duvara çivi bile çakamaması, 13. yüzyılın taş ustalarıyla mukayese edilmeyecek durumda olduğumuzun acı gerçekleri arasındadır.</p>
<p><figure id="attachment_5960" aria-describedby="caption-attachment-5960" style="width: 475px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/ince-minareli-medrese1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5960 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/ince-minareli-medrese1.jpg?resize=475%2C356" alt="İnce Minareli Medrese taç kapısı" width="475" height="356" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/ince-minareli-medrese1.jpg?w=475&amp;ssl=1 475w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/ince-minareli-medrese1.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 475px) 100vw, 475px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5960" class="wp-caption-text">İnce Minareli Medrese taç kapısı</figcaption></figure></p>
<h2>Taç Kapılar</h2>
<p>Demem o ki ben ne kadar anlatsam da görmek yaşamak gerekir o güzellikleri, iyisi mi yolunuz düşerse bir Divriği Ulu Camiye, bir Konya İnce Minareli Medresesi&#8217;ne, Erzurum Çifte Minareli Medrese&#8217;ye uğrayın derim. Tabi bu sadece Anadolu Selçuklu Devleti&#8217;ne özgü olmayıp Osmanlı sanatında da sürüp giden bir gelenek olmuştur. Lakin en çok adından söz ettiren dönem Selçuklular olmuştur. Sözün özü sanata estetiğe nasıl değer verildiği, bir devletin kendinden nasıl asırlarca söz ettirdiği o motiflerde saklıdır.</p>
<p><figure id="attachment_5961" aria-describedby="caption-attachment-5961" style="width: 540px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/niğde-aleaddin-cami-taçkapısı.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5961 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/niğde-aleaddin-cami-taçkapısı.jpg?resize=540%2C359" alt="Niğde Alaeddin Cami taç kapısı" width="540" height="359" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/niğde-aleaddin-cami-taçkapısı.jpg?w=540&amp;ssl=1 540w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/niğde-aleaddin-cami-taçkapısı.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/niğde-aleaddin-cami-taçkapısı.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5961" class="wp-caption-text">Niğde Alaeddin Cami taç kapısı</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/anadoludaki-en-nadide-degerlerimizden-biri-tac-kapilar/">Anadolu’daki En Nadide Değerlerimizden Biri: Taç Kapılar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/anadoludaki-en-nadide-degerlerimizden-biri-tac-kapilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5958</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yok Olan Hebdomon!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yok-olan-hebdomon/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yok-olan-hebdomon/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 31 Oct 2016 14:31:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tolga Değerlier]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Turgay Tuna]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5745</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bakırköy, kültürel mirasları ne yazık ki her geçen gün yok olan ilçelerimizden birisi. İstanbul&#8217;un pek çok ilçesi de ne yazık ki Bakırköy&#8217;le aynı durumda. Taş Mektep üzerinden (Tarık Akan&#8217;ın okulu ile karıştırılmamalı), Bakırköy&#8217;ün yok olan kültür mirasından bir söz etmek istedim. Taş Mektep Taş Mektep, 1864 yılında, Paris&#8217;ten gelen; Fransız asıllı Levanten, ünlü şehircilik uzmanı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yok-olan-hebdomon/">Yok Olan Hebdomon!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bakırköy</strong>, kültürel mirasları ne yazık ki her geçen gün yok olan ilçelerimizden birisi. İstanbul&#8217;un pek çok ilçesi de ne yazık ki Bakırköy&#8217;le aynı durumda. <strong>Taş Mektep</strong> üzerinden (Tarık Akan&#8217;ın okulu ile karıştırılmamalı), Bakırköy&#8217;ün yok olan kültür mirasından bir söz etmek istedim.</p>
<h2>Taş Mektep</h2>
<p><strong>Taş Mektep</strong>, 1864 yılında, Paris&#8217;ten gelen; Fransız asıllı Levanten, ünlü şehircilik uzmanı ve banker Kont Alléon tarafından, yazlık konut olarak inşa ettirilmiştir. Oturduğu ev Beyoğlu&#8217;ndadır ve Bakırköy o dönemde bir sayfiye yeri olduğu için kendisi şehrin gürültüsünden kaçmak için buraya bir köşk yaptırır. Hemen yanı başında bulunan tren yolunun üzerine de, köşke ulaşımı sağlamak için yuvarlak kemerli bir köprü yaptırır. Köşk ve köprünün kiremit ve tuğlalarını Marsilya&#8217;dan gemiyle getirtir.</p>
<p><figure id="attachment_5750" aria-describedby="caption-attachment-5750" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Tas-Mektep.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5750 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Tas-Mektep.jpg?resize=480%2C268" alt="Taş Mektep" width="480" height="268" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Tas-Mektep.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Tas-Mektep.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5750" class="wp-caption-text">Taş Mektep</figcaption></figure></p>
<p>Genel inşaat süreci 1865 yılında başlamış, 1874 yılında bitmiştir. Kont Alléon, bu binayı 1894 İstanbul Depremi&#8217;ne kadar kullanmıştır. 1898 yılında Kont Alléon binayı Ali Rıza Paşa&#8217;ya satar. Ali Rıza Paşa ölünce bina oğlu Alaaddin Bey&#8217;e miras kalır. Maarif Nezareti tarafından 4200 altın liraya satın alınır. 1900 yılında bina okula dönüştürülür. Bu tarihten sonra binaya Taş Mektep, köprüye de Tak Köprü denir. Yapı cumhuriyet döneminde de okul olarak kullanılmıştır. 2004-2005 yıllarında yapı tadilata alınır ve okul binadan taşınmak zorunda kalır. Yapı 2009 yılında büyük bir yangın geçirir ve iyice kullanılamaz hale gelir. 2013 yılında yapı restore edilmiş ve atıl görünümünden kurtulmuştur. Ancak ne yazık ki Kont Alléon&#8217;un yaptırdığı köprünün akıbeti, köşk kadar şanslı olamamıştır. 1984-1989 yılları arasında bir zamanda, dönemin belediye başkanının talimatıyla, büyük araçların geçişine uygun olmadığı gerekçesiyle yıktırılmıştır. Yerine bugün ki beton köprü inşa edilmiştir. Eski köprünün ayakları, beton köprünün altında durmaktadır ve görülebilir. Yazar <strong>Turgay Tuna</strong> bu yapı kompleksini en geniş araştıran kişilerden birisidir. O, Bakırköy hakkında araştırmalar yapmış ve &#8220;Bir Zamanlar Bakırköy&#8221;, &#8220;Minyatür ve Fotoğraflarla Makri Hori’den Bakırköy’e&#8221;, &#8220;Ayastefanos’tan Yeşilköy’e&#8221;,  &#8220;Bakırköy Rehberi&#8221; isimli kitapları kaleme almıştır. Malikhane hakkında ki bilgilerin çoğunu &#8220;Bir Zamanlar Bakırköy&#8221; isimli eserinden ediniyoruz.</p>
<p><figure id="attachment_5748" aria-describedby="caption-attachment-5748" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/yok-edilen-kopru-bakirkoy.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5748 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/yok-edilen-kopru-bakirkoy-300x239.jpg?resize=300%2C239" alt="Bakırköy’ün Yok Edilen Kültürel Mirasları" width="300" height="239" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/yok-edilen-kopru-bakirkoy.jpg?resize=300%2C239&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/yok-edilen-kopru-bakirkoy.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5748" class="wp-caption-text">Bakırköy’ün Yok Edilen Kültürel Mirasları</figcaption></figure></p>
<h3>Bakırköy’ün Yok Edilen Kültürel Mirasları</h3>
<p>Bakırköy, ne yazık ki, kültür miraslarının böyle trajik bir şekilde yok oluşlarına çokça şahit olmuştur. Sakızağacı, Yenimahalle ve Kartaltepe&#8217;de ki tarihi, ahşap Bakırköy evlerinin çok az bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Özellikle bir dönem eski evleri yıkmak ve yerine beton apartmanlar dikmek oldukça moda olmuştur. Bugün yıkılması beklenen Kadın Doğum Hastanesi, ilk yapıldığında, orada Vaftizci Yahya&#8217;ya adanmış bir kilise bulunuyordu. Bir başka önemli ve simgesel yapı olan Resneli Köşkü, yani namı değer Perili Köşk te, bugun ne yazık ki atıl duruma gelmiş vaziyette. Kent tarihi için önemli olan Çarşı Camii de ne yazık ki binaya yapılan müdehalelerle çirkin bir görünüş almış durumda. Aslında Bakırköy, Türkiye&#8217;de ki pek çok trajik örnekten birisini oluşturuyor. Ancak bu güzide ilçeyi diğer yerlerden ayıran çok temel bir özellik, Türk kültür hayatına çok önemli isimler kazandırmış olmasıdır. Bunlar arasında geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Tarık Akan, Ayşen Gruda, Cem Karaca gibi isimler bulunur. Ayrıca çok dinli ve çok kültürlü bir nüfusa sahip olan ilçede Türkler, Ermeniler, Süryaniler, Rumlar, Yahudiler ve diğer etnik ve kültürel gruplar bir arada yaşarlar, birbirlerinin bayramlarını kutlarlar ve birbirleri arasında komşuculuk yaparlar. Farklı cinsel yönelimlerden insanlar, farklı inanç mensupları, farklı etnik kökenden gelen insanlar aynı dili konuşur bu ilçede. Bakırköy tüm ötekileri kabul eden ve onları ötekileştirmeyen bir ilçedir. Belki de bu yüzden Bakırköy Ruh ve Sinir Hatalıkları Hastanesi buradadır. Bu sebeple Bakırköy büyük bir kültür potansiyeline sahiptir. Kültürel mirasların yok olması da bu yüzden kaygı vericidir. Bizim sorgulamamız gereken şey bu kültürel mirasları bundan sonra nasıl koruyabiliriz olmalı diye düşünüyorum. Zira Bakırköy sadece bir örnek. Bugün sadece ilçelerimizi, köylerimizi kaybetmiyoruz. Biz şehirlerimizin ve de ülkemizin kültürel mirasını da yitiriyoruz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yok-olan-hebdomon/">Yok Olan Hebdomon!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yok-olan-hebdomon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5745</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Alice’in Mimarisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/alicein-mimarisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/alicein-mimarisi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 15 Jun 2016 04:59:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kubilay Bıyıklı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Alice’in Dünyası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4039</guid>
				<description><![CDATA[<p>Siz Alice’in harikalar diyarında hiç gezdiniz mi? Gezmediyseniz birazdan harikalar diyarının mimarlığı nasıl yapılır? Öğreneceksiniz, öğreneceğiz… Alice’in öncelikle nasıl bir kişi olduğunun profili için facebook’a girip neler paylaştığına, instagram da nasıl paylaşımlar yaptığına, twitter üzerinden nasıl bir karakter olduğuna karar verdikten sonra nelerden hoşlanır acaba bu kız? Deyiveriyor insan. Eee sonuçta mimarlık yapacaksanız eğer biraz [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/alicein-mimarisi/">Alice’in Mimarisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Siz <strong>Alice</strong>’in harikalar diyarında hiç gezdiniz mi? Gezmediyseniz birazdan harikalar diyarının mimarlığı nasıl yapılır? Öğreneceksiniz, öğreneceğiz…</p>
<p>Alice’in öncelikle nasıl bir kişi olduğunun profili için facebook’a girip neler paylaştığına, instagram da nasıl paylaşımlar yaptığına, twitter üzerinden nasıl bir karakter olduğuna karar verdikten sonra nelerden hoşlanır acaba bu kız? Deyiveriyor insan.</p>
<p>Eee sonuçta mimarlık yapacaksanız eğer biraz merak, biraz internet araştırması, biraz da sosyalleş(e-me)mek size iyi gelecektir. Yapılan paylaşımlar üzerinde durmak ya da duramamak bir mimarın görevi olmalı bence. Alice’i eleştirirken kendinize farklı bir pencereden baktığınızın farkında olacaksınız bir yandan. Ego’nun ortaya çılgın bir kız gibi çıktığı günümüzde onu seveceksiniz, ona aşık olacaksınız, ona tutulup sırılsıklam olduktan sonra anı-sızın onu bıracaksınız ya da bırakmayacaksınız. Bu size bağlı. Sonra keşke dememek için Alice’in Harikalar Diyarına sığınacaksınız. Bakacaksınız size bir iksir sunacaklar, onu içtikten sonra bi bakmışsınız dev olmuş, sonra tekrar tekrar içmeye çalışıp ters etki yaptığını göreceksiniz. O kadar çok küçüleceksiniz ki bir karınca yuvasına dalıp oranın mimarlığı ile uğraşacaksınız.Sizi çalıştıracaklar diğer karıncalar gibi. Ama onların çok güzel bir özelliği var bizim gibi ayrı ayrı çalışıp birbirlerini yemiyorlar, birlik olup birbirlerine yardım ediyorlar.Biz bu galaksileri düzenlemek için mi gönderildik? Bırakın adamlar işini yapsın ne işimiz var kozmik sırların çiziminde. Ama bir yandan tabi çok önemli çünkü yıldızları biz tasarlıyoruz. Elimiz her yere burnumuz her yere girmeli neden? Çünkü biz <strong>MİMAR</strong>’ız. Ya da kimilerinin de dediği gibi “Uzaylıyız,uzaydan geldik” demeliyiz pişkinlikle ya da gururla.</p>
<p>Bir başka yazımızda ise artık kim kiminle dum dumunla neler yapacak merak edin selametle…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/alicein-mimarisi/">Alice’in Mimarisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/alicein-mimarisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4039</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Peyzaj Mimarı Bir Bahçıvan Değildir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/peyzaj-mimari-bir-bahcivan-degildir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/peyzaj-mimari-bir-bahcivan-degildir/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 07 Jun 2016 05:43:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Selin Aktaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Peyzaj Mimarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3923</guid>
				<description><![CDATA[<p>Peyzaj mimarı bir bahçıvan değildir aslında. İnsanlar bilmedikleri meslekler hakkında her zaman yaptıkları gibi atıp tutuyorlar. Oysa ki bir peyzaj mimarı; sanatla doğayı birleştirip huzur dolu yaşam mekânları yaratan bir sanatçıdır. Eğer bir peyzaj mimarı veya adayı isen unutma ki çok şanslısın. Canlı ögeler kullanarak tasarımlar yapıyorsun. İnsanlara doğal ortamlar yaratıp, aradıkları huzuru sağlıyorsun. Bitkiler [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/peyzaj-mimari-bir-bahcivan-degildir/">Peyzaj Mimarı Bir Bahçıvan Değildir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Peyzaj mimarı bir bahçıvan değildir aslında. İnsanlar bilmedikleri meslekler hakkında her zaman yaptıkları gibi atıp tutuyorlar. Oysa ki bir peyzaj mimarı; sanatla doğayı birleştirip huzur dolu yaşam mekânları yaratan bir sanatçıdır. Eğer bir peyzaj mimarı veya adayı isen unutma ki çok şanslısın. Canlı ögeler kullanarak tasarımlar yapıyorsun. İnsanlara doğal ortamlar yaratıp, aradıkları huzuru sağlıyorsun.</p>
<p><figure id="attachment_3924" aria-describedby="caption-attachment-3924" style="width: 432px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/bahce-duzenleme.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3924 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/bahce-duzenleme.jpg?resize=432%2C324" alt="Bitkiler hayatın olmazsa olmazıdır." width="432" height="324" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/bahce-duzenleme.jpg?w=432&amp;ssl=1 432w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/bahce-duzenleme.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 432px) 100vw, 432px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3924" class="wp-caption-text">Bitkiler hayatın olmazsa olmazıdır.</figcaption></figure></p>
<p>Bitkiler hayatın olmazsa olmazıdır. Bazen  sakinleştirir bazen ilaç olur; bitkileri yok etmeden onları kullanarak doğayı ayağına sunan hangi meslek vardır acaba. Gitgide yapılaşan Dünyamızda nefes alacak ortamlar ararız. Biz peyzaj mimarları sizlere bunları sunuyoruz. Sizi doğaya çağırıyoruz.</p>
<p><figure id="attachment_3927" aria-describedby="caption-attachment-3927" style="width: 693px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/peyzaj.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3927 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/peyzaj.jpg?resize=640%2C360" alt="Peyzaj mimarı olman için ilk olarak doğayı sevmelisin." width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/peyzaj.jpg?w=693&amp;ssl=1 693w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/peyzaj.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3927" class="wp-caption-text">Peyzaj mimarı olman için ilk olarak doğayı sevmelisin.</figcaption></figure></p>
<p>Peyzaj mimarı olman için ilk olarak doğayı sevmelisin. Doğayı sevdiğin zaman yaptığın tasarımların da mükemmel olur. Doğadan daha iyi bir ilham kaynağı yoktur değil mi? Renklerin birbiri ile olan uyumu, ahengi ve ritmi senin sanatını konuşturmana yardım eder.</p>
<p><figure id="attachment_3926" aria-describedby="caption-attachment-3926" style="width: 554px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/doga-duzenleme.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3926 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/doga-duzenleme.jpg?resize=554%2C312" alt="İyi bir peyzaj mimarı olmak istiyorum diyorsan önce hayal et." width="554" height="312" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/doga-duzenleme.jpg?w=554&amp;ssl=1 554w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/doga-duzenleme.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 554px) 100vw, 554px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3926" class="wp-caption-text">İyi bir peyzaj mimarı olmak istiyorum diyorsan önce hayal et.</figcaption></figure></p>
<p>İyi bir peyzaj mimarı olmak istiyorum diyorsan önce hayal et, yaşamak istediğin ortamı düşün mümkünse bunu doğada düşün kendini onun huzuruna teslim edip öylece düşün. Daha sonra al eline eskiz kalemini sadece karala ,çizgilerine bak. İstediklerini not et ve çizmeye başla. Emin ol doğanın verdiği ilhamla çıkarttığın tasarıma sen bile inanmayacaksın. Bu kadar yapılaşmaya meyilli Dünyada sen tekrar doğayı yarat ve insanlara huzur sağla. Yaptığın tasarımla, mutlu olan insanlarla sende mutlu olursun.</p>
<p><figure id="attachment_3925" aria-describedby="caption-attachment-3925" style="width: 485px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/cevre-duzenleme.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3925 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/cevre-duzenleme.jpg?resize=485%2C273" alt="Tasarımını yaparken &quot;ne olsaydı mutlu olurdum” onu düşün ve öyle çiz." width="485" height="273" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/cevre-duzenleme.jpg?w=485&amp;ssl=1 485w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/cevre-duzenleme.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 485px) 100vw, 485px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3925" class="wp-caption-text">Tasarımını yaparken &#8220;ne olsaydı mutlu olurdum” onu düşün ve öyle çiz.</figcaption></figure></p>
<p>Tasarımını yaparken &#8220;ne olsaydı mutlu olurdum” onu düşün ve öyle çiz. Mükemmel güzellikte tasarımlar, yaşanılacak ortamlar yarat. Biliyorum yapabilirsin. Çünkü sen doğanın sanatçısısın. Unutma çevrendekiler seni küçümseyecek yeri geldiğinde aldırış etme onları tasarımların ile sustur. Hep doğayla kal, huzurlu ol.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/peyzaj-mimari-bir-bahcivan-degildir/">Peyzaj Mimarı Bir Bahçıvan Değildir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/peyzaj-mimari-bir-bahcivan-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3923</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İlkel Bir Toplum Mu Yoksa Uygar Bir Toplum Mu?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ilkel-bir-toplum-mu-yoksa-uygar-bir-toplum-mu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ilkel-bir-toplum-mu-yoksa-uygar-bir-toplum-mu/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 29 Apr 2016 13:43:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Çıbık]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3418</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her saniyede eskiyen bedenimiz ve zihnimiz neden hep eskileri arıyor? Eskileri arıyor olmamızın sebebi mutsuzluğumuz olabilir mi? Bu sorularla kendimi insanlığın doğası üzerine düşünürken bulduğumda. Farkettiğim şu oldu; insanlık doğası gereği mutluluğu arıyor, daha sonra ait olma hissi hırçınlaştırıyor. Arayışta olan bu hırçınlığın çalacağı tek kapının samimiyetsizlik olduğunu sosyal medyaya bakarak açık şekilde görebilir olduk. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ilkel-bir-toplum-mu-yoksa-uygar-bir-toplum-mu/">İlkel Bir Toplum Mu Yoksa Uygar Bir Toplum Mu?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her saniyede eskiyen bedenimiz ve zihnimiz neden hep eskileri arıyor? Eskileri arıyor olmamızın sebebi mutsuzluğumuz olabilir mi? Bu sorularla kendimi insanlığın doğası üzerine düşünürken bulduğumda. Farkettiğim şu oldu; insanlık doğası gereği mutluluğu arıyor, daha sonra ait olma hissi hırçınlaştırıyor. Arayışta olan bu hırçınlığın çalacağı tek kapının samimiyetsizlik olduğunu sosyal medyaya bakarak açık şekilde görebilir olduk. Hayatında tamamiyle samimi davrandığın bir canlı varsa bu yazım sana göre değil; zaman kaybetmemelisin ve hemen üremeye başlamalısın.</p>
<p>Şimdi sizi <em>ilkel toplumdan günümüz toplumuna doğru</em> bir yolculuğa çıkaracağım. İlk durağımız ise <strong>“ samimiyetsizlik “</strong> oluyor. Yolculuğumuzda samimiyete ilk olarak rastladığımız yer ilkel toplumlar oluyor. Samimiyetin getirdiği; netlik insanın doğasındaki aitlik hissini tapışlamaya başlıyor. Tapışladıkça alışkanlığa dönüşen eylemler çatışmalara yol açıyor ve toplum ister istemez</p>
<p>İkinci Durağımız olan <strong>“yalan”</strong>la tanışıyor. İlk durakta beğenmediği şeyi direk tüm samimiyetiyle ifade eden toplum; 2. duraktaki çatışmayı engellemek için yavaş yavaş samimiyetle vedalaşmaya başlıyor. Ve hoşgeldin beyaz yalan diyoruz daha sonra; 2. duraktaki çatışmada var olmaya çalışan samimi insanlar törpülenerek, 3.durağımız olan <strong>“tek düzelik”</strong>e hazırlıyor. Tek düzeliğin getirdiği standartlar hislerimizi elimizden alıyor. Bundan dolayı defalarca seyredip hiç sıkılmadan güldüğümüz filmler ya da defalarca dinlememize rağmen hala ilk dinlediğimiz heyecanla dinlediğimiz müzikleri ararken buluyoruz kendimizi. Neden artık öyle filmler ya da müzikler yapılamıyor? 3. durağımız olan tek düzeliğin getirdiği standartlar hislerimizi elimizden almakla yetinmiyor; üretemez, düşünemez, sevemez bir toplum olmamıza yol açıyor.</p>
<p>Her şeyin belirlendiği bir toplumda 4. Durağa yani <strong>“robotlaşma “</strong> ya uğramamak imkansız kılıyor. Robotlaşmakla ilgili kelimeler boğazımda düğümlendiği için bu durakta sadece sosyal medyaya, teknolojiye, özellikle arabalara ve ilişkilere bakmanızı önereceğim sadece. 4. durağımız olan robotlaşma sıradanlığı getirdiği için; insanlar kendini özel hissedemez oldu.</p>
<p>Aslında her insan mükemmel, özel ve eşsizken&#8230; Sıradanlığın taşıdığı son durak ise <strong>“mutsuzluk”. </strong>Mutsuz musun? Neden? İnsanlık doğası gereği mutluluğu ararken aslında uygarlaştı ve samimiyetini, saflığını, mutluluğunu kaybetti. Yani aslında uygarlık samimiyetsizlikle gelişti. Şimdi soruyorum sana ilkel bir toplumda mı yaşamak istersin uygar bir toplumda mı? Senin ütopyanda ne var?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ilkel-bir-toplum-mu-yoksa-uygar-bir-toplum-mu/">İlkel Bir Toplum Mu Yoksa Uygar Bir Toplum Mu?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ilkel-bir-toplum-mu-yoksa-uygar-bir-toplum-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3418</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Galata Kulesi&#8217;nden İstanbul</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 17 Mar 2016 15:30:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Kule]]></category>
		<category><![CDATA[Galata]]></category>
		<category><![CDATA[Galata Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç]]></category>
		<category><![CDATA[Hezarfen]]></category>
		<category><![CDATA[Hezarfen Ahmet Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul manzarası]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul panoraması]]></category>
		<category><![CDATA[Karaköy]]></category>
		<category><![CDATA[mimari eser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2722</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yıl, çalıştığım kurum ile birlikte İstanbul’un tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’ni ziyaret etme fırsatı buldum.  Kurumumuzca gönüllü olarak,  İstanbul’un semtlerinden birindeki ilköğretim öğrencilerini tur rehberimiz eşliğinde Galata Kulesi’ne götürdük. Öncelikle, kule hakkında genel bilgiler vermek istiyorum&#8230; İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/">Galata Kulesi&#8217;nden İstanbul</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yıl, çalıştığım kurum ile birlikte İstanbul’un tarihi güzelliklerinden biri olan <strong>Galata Kulesi</strong>’ni ziyaret etme fırsatı buldum.  Kurumumuzca gönüllü olarak,  İstanbul’un semtlerinden birindeki ilköğretim öğrencilerini tur rehberimiz eşliğinde Galata Kulesi’ne götürdük. Öncelikle, kule hakkında genel bilgiler vermek istiyorum&#8230;</p>
<p>İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla beraber imparator lustianos zamanında 507 yılında inşa edildiği bilinmektedir. Ayrıca Galata Kulesi’ni, Cenevizliler “İsa Kulesi”, Bizanslılar ise “Büyük Kule” olarak anmalarıyla birlikte kuleye günümüzdeki yakın şeklini Cenevizliler vermiştir. Kule, 1509 depreminde büyük zarar görmüş ve Osmanlı mimarı Hayrettin tarafından onarılmıştır. Türklerin eline geçtikten sonra hemen hemen her yüzyıl yenilenmiş ve tamir edilmiştir. Buna ek olarak Galata Kulesi, 16.yüzyılda Kanuni döneminde, Kasımpaşa tershanelerinde çalıştırılan Hristiyan savaş esirleri için hapishane olarak kullanılmıştır. 16.yüzyılın sonlarında ise, Müneccimbaşı Takuyyeddin Efendi tarafından kulenim tepesine bir rasathane kurulmuş ancak sonradan 3. Murat bu hapishaneyi kapatmış ve kule yeniden hapishaneye dönüştürülmüştür.  17.yüzyıla gelindiğinde artan yangınlar nedeniyle,  yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_2724" aria-describedby="caption-attachment-2724" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg" rel="attachment wp-att-2724"><img class=" td-modal-image wp-image-2724 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg?resize=640%2C854" alt="İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla beraber imparator lustianos zamanında 507 yılında inşa edildiği bilinmektedir." width="640" height="854" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2724" class="wp-caption-text">İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla beraber imparator lustianos zamanında 507 yılında inşa edildiği bilinmektedir.</figcaption></figure></p>
<p>17. yüzyılın ilk yarısında 4. Murat döneminde 1628 yılında; Hezarfen Ahmet Çelebi, tahtadan yaptırdığı kanatlarıyla Galata Kulesi’nden Üsküdar’da benim de ilkokulu okuduğum adını bu uçuştan alan,  Hezarfen Ahmet Çelebi İlkokulu&#8217;nun olduğu, Doğancılar bölgesine uçuşunu gerçekleştirmiştir. Üçüncü Selim zamanında; Galata Kulesi onartıldıktan sonra, Kule’nin üst katına bir cumba eklenmiştir ve 1831’de kule bir yangın daha geçirdiği için, 2. Mahmut;  Kule’nin üzerine iki kat daha çıkar ve külah biçiminde olan ünlü dam örtüsüyle Kule’nin tepesini kapattırır. Üstelik, onarımla alakalı olarak, Pertev Paşa’nın bir de yazıtı Kule’ye yerleştirilmiştir. 1875 yılında ise kuvvetli bir fırtınadan sonra, Kule’nin tepesindeki çatı uçar ve daha sonra 1960 yılında tekrardan onartılmıştır. Bunlara ek olarak, kulenin dış çapı 16.45 metre, iç çapı ise 8.95 metredir. Duvar kalınlığı da 3.75 metre civarındadır.</p>
<p><figure id="attachment_2726" aria-describedby="caption-attachment-2726" style="width: 896px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg" rel="attachment wp-att-2726"><img class=" td-modal-image wp-image-2726 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg?resize=640%2C480" alt="17. yüzyılın ilk yarısında 4. Murat döneminde 1628 yılında; Hezarfen Ahmet Çelebi, tahtadan yaptırdığı kanatlarıyla Galata Kulesi’nden Üsküdar’da Doğancılar bölgesine uçuşunu gerçekleştirmiştir." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg?w=896&amp;ssl=1 896w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2726" class="wp-caption-text">17. yüzyılın ilk yarısında 4. Murat döneminde 1628 yılında; Hezarfen Ahmet Çelebi, tahtadan yaptırdığı kanatlarıyla Galata Kulesi’nden Üsküdar’da Doğancılar bölgesine uçuşunu gerçekleştirmiştir.</figcaption></figure></p>
<p>Bu bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla, Galata Kulesi’nin yüzyıllara yayılan geniş bir tarihi dönemlik geçmişi olduğunu ve peş peşe,  pek çok amaçla kullanıldığını, doğal afetlerde zarar gördüğünü ancak sürekli onarılarak şimdiki görünümüyle günümüze dek, geldiğini görüyoruz. Şimdi de, İstanbul’un en merkezi bölgelerinden birinde yer edinen mimari güzelliğimiz olan Galata Kulesi’ni gezme serüvenimi anlatmaya başlayayım&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_2727" aria-describedby="caption-attachment-2727" style="width: 725px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg" rel="attachment wp-att-2727"><img class=" td-modal-image wp-image-2727 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg?resize=640%2C480" alt="Galata Kulesi, İstanbul’un en merkezi bölgelerinden birinde yer edinen mimari güzelliğimizdir." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg?w=725&amp;ssl=1 725w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2727" class="wp-caption-text">Galata Kulesi, İstanbul’un en merkezi bölgelerinden birinde yer edinen mimari güzelliğimizdir.</figcaption></figure></p>
<p>Galata Kulesi’nin girişinde asansöre binmek  için  özellikle  de  haftasonu  gittiyseniz  sıra  beklemeniz  kaçınılmazdır&#8230; Kule 66.90 metre yüksekliğinde olduğu için çıkışta merdiven kullanımı pek tercih edilmemektedir.  Sıramız geldikten sonra asansöre bindik ve 7. kata çıktık. Bu katın duvarlarında kulenin geçmişine ve tarihine dair anlatımlar ve Hezarfen Ahmet Çelebi’nin resmini görüyorsunuz.  Son iki kata asansörle çıkılamadığı için,  kulenin merdivenlerinden İstanbul Boğazı’nı ve tarihi yarımadayı, köprüleri ve pek çok mimari yapıyı, manzarasından büyük keyif alarak göreceğiniz balkona,  kuleyi ziyaret edenlerin oturup bir şeyler içmesi için kullanılan cafeteryanın içinden çıkıyorsunuz.</p>
<p>Kulenin tam karşısında yangın kulesi olan Beyazıt Kulesi’ni görüyorsunuz.</p>
<p>Aynı hizadan baktığınızda insanların balık tuttuğu, altındaki balıkçı restaurantlarının şenlendirdiği ve Eminönü ile Karaköy’ü birbirine bağlayan Galata köprüsünün, Haliç köprüsünün yanı sıra bu açıdan karşıya baktığınızda altı minaresiyle dikkat çeken Sultanahmet Camii ve dört minareye sahip Süleymaniye Camii’ni görürsünüz.</p>
<p>Üstelik, tarihi yarımadanın önemli yapıları olan Topkapı Sarayı’nı, Sarayburnu’nu ve Ayasofya Camii’de Galata Kulesi’nden çok net bir şekilde görülmektedir. Balkonun bu açısından sağa doğru yürüdüğünüzde Haliç manzarası Karaköy’ün içi, ara sokaklarda kendine yer edinmiş, Hristiyanlara özgü mimariye sahip Eski İngiliz Hastanesi gözükmektedir. Sola doğru devam ettiğinizde İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında yer alan Üsküdar Salacak Sahil’ini görüyorsunuz. Sol taraftan devam ettiğiniz de Tophane Karaköy içinde yer alan İstanbul Modern’i, Kılıç Ali Paşa Camii’ni, Tophane Meydanı’nı, iki kıtayı birbirine bağlayan Boğaziçi Köprüsü’ gözüküyor. Aynı açıdan biraz daha ilerlediğiniz de, İstanbul Boğazı’nın ortasında yer edinen Kız Kulesi’ni az da olsa görme imkanına sahip oluyorsunuz.</p>
<p>Kuleden aşağıya inerken asansör değil merdivenleri tercih ettik. Merdivenler, duvar ve tavanın arası oldukça dar bir mesafede olmasına rağmen merdivenlerden inerken kendinizi Osmanlı dönemlerindeki tarihlerde yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz.</p>
<p><figure id="attachment_2725" aria-describedby="caption-attachment-2725" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg" rel="attachment wp-att-2725"><img class=" td-modal-image wp-image-2725 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg?resize=640%2C480" alt="Eminönü ile Karaköy’ü birbirine bağlayan Galata köprüsünün, Haliç köprüsünün yanı sıra bu açıdan karşıya baktığınızda altı minaresiyle dikkat çeken Sultanahmet Camii ve dört minareye sahip Süleymaniye Camii’ni görürsünüz." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg?w=768&amp;ssl=1 768w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2725" class="wp-caption-text">Eminönü ile Karaköy’ü birbirine bağlayan Galata köprüsünün, Haliç köprüsünün yanı sıra bu açıdan karşıya baktığınızda altı minaresiyle dikkat çeken Sultanahmet Camii ve dört minareye sahip Süleymaniye Camii’ni görürsünüz.</figcaption></figure></p>
<p>Galata Kulesi’nin yüksekliğinden dolayı, güzel ve detaylı olarak İstanbul manzaralarının  fotoğraflarını  çekmek  mümkündür..Galata  köprüsünü  üstten  denizle  bütünleşmiş  halini  fotoğraflayabiliyorsunuz  ya  da  Süleymaniye  ve Sultanahmet camilerinin olduğu bölgeyi aynı kare içinde birleştirerek fotoğraf alabiliyorsunuz. Kulenin balkonundaki demirlere martılar konduğunda arkadaki İstanbul Boğazı manzarası ile bütünleşerek hoş bir fotoğraf malzemesi oluşturuyor. Bunun dışında denizin üstünde bir yakadan diğer yakaya geçmekte olan vapurlar, motorlar yukarıdan insan üstünde harika bir manzara izlenimi uyandırmaktadır.</p>
<p>Son olarak, eğer hala gitmediyseniz tüm İstanbul’a tepeden bakarak, kendinizi göklerin üstünde hissetmek adına önemli  bir  mimari  yapımız  olan  Galata  Kulesi’ni  ziyaret  etmenizi,  oradan  İstanbul’un  tarihi  yapılarını,  köprüleri, balıkçıları,  İstanbul  Boğazı’nı  fotoğraflayarak  odanızın  duvarına  asmanızı  tavsiye  ederim.</p>
<p>Sanatla kalın&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/">Galata Kulesi&#8217;nden İstanbul</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2722</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bach ve Mimar Sinan Arasındaki Benzerlik</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bach-ve-mimar-sinan-arasindaki-benzerlik/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bach-ve-mimar-sinan-arasindaki-benzerlik/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 04 Mar 2016 10:30:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[akustik]]></category>
		<category><![CDATA[Art of Fugue]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Camisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bach]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mirası Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fügüe Sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Johann Sebastian Bach]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Selimiye]]></category>
		<category><![CDATA[Selimiye Camii]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2520</guid>
				<description><![CDATA[<p>Selimiye Camii, Edirne&#8217;de bulunan, Osmanlı padişahı II. Selim&#8217;in Mimar Sinan&#8217;a yaptırdığı camidir. Sinan&#8217;ın 90 (bazı kitaplarda 80 olarak geçer) yaşında yaptığı ve &#8220;ustalık eserim&#8221; dediği 1568’de yapımına başladığı Selimiye Camii gerek Mimar Sinan&#8217;ın gerek Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından biridir. 28 Haziran 2011 Salı Günü, Paris’te yapılan UNESCO Dünya Mirası Komitesi toplantısında Edirne Selimiye Cami [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bach-ve-mimar-sinan-arasindaki-benzerlik/">Bach ve Mimar Sinan Arasındaki Benzerlik</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Selimiye Camii</em>, Edirne&#8217;de bulunan, Osmanlı padişahı II. Selim&#8217;in Mimar Sinan&#8217;a yaptırdığı camidir. Sinan&#8217;ın 90 (bazı kitaplarda 80 olarak geçer) yaşında yaptığı ve &#8220;ustalık eserim&#8221; dediği 1568’de yapımına başladığı Selimiye Camii gerek Mimar Sinan&#8217;ın gerek Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından biridir.</p>
<p>28 Haziran 2011 Salı Günü, Paris’te yapılan UNESCO Dünya Mirası Komitesi toplantısında Edirne Selimiye Cami ve Külliyesi’nin Dünya Mirası Listesi’ne adaylığını değerlendirmiş ve komite oybirliğiyle Selimiye Camii ve Külliyesi&#8217;nin Dünya Mirası Listesi&#8217;ne girmesine karar vermiştir.</p>
<p><figure id="attachment_2522" aria-describedby="caption-attachment-2522" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Camideki-akustik..jpg" rel="attachment wp-att-2522"><img class=" td-modal-image wp-image-2522 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Camideki-akustik.-300x179.jpg?resize=300%2C179" alt="Camideki akustik." width="300" height="179" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Camideki-akustik..jpg?resize=300%2C179&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Camideki-akustik..jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Camideki-akustik..jpg?w=500&amp;ssl=1 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2522" class="wp-caption-text">Camideki akustik.</figcaption></figure></p>
<p>Mimar Sinan Selimiye Camisinin kubbesini yaparken 32 m. çapındaki, 43 m. yüksekliğindeki kubbeyi destekleyen sekiz sütundan faydalanmıştır. Selimiye Camisinde, Ayasofya Camisinin(kilisesinin) aksine karanlık olan veya gizli yerler kalmamış, orada her yeri her şeyi aydınlatmak için kubbenin altında duvarlara ve tambur üzerinde çok sayıda pencereler karşılıklı olarak konulmuş böylece ışıklar altında kalan kişi ibadet ederken kendini bir evren tarafından sarılmış gibi hissetmesi sağlanmıştır. Dolayısıyla bu ışık altında Tanrı’nın gözünde ona yakaran herkes adeta eşit olmuştur.</p>
<p><figure id="attachment_2523" aria-describedby="caption-attachment-2523" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kilisedeki-akustik..jpg" rel="attachment wp-att-2523"><img class=" td-modal-image wp-image-2523 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kilisedeki-akustik.-300x181.jpg?resize=300%2C181" alt="Kilisedeki akustik." width="300" height="181" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kilisedeki-akustik..jpg?resize=300%2C181&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kilisedeki-akustik..jpg?w=500&amp;ssl=1 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2523" class="wp-caption-text">Kilisedeki akustik.</figcaption></figure></p>
<p>Tabii iç mekandaki sekiz sütun ortamı adeta homojen yapmış uyumlu hale getirmiştir.</p>
<p><strong>Ayasofya Camisi </strong>-kilise- ile Mimar Sinan’ın Selimiye camisinin planları ve kesitleri arasında benzerlikler vardır. Ayasofya kilisesinin akustiği diğer kiliselerden farklıdır; daha uzundur.</p>
<p><figure id="attachment_2524" aria-describedby="caption-attachment-2524" style="width: 236px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Selimiye-Camisinin-planı..jpg" rel="attachment wp-att-2524"><img class=" td-modal-image wp-image-2524 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Selimiye-Camisinin-planı.-236x300.jpg?resize=236%2C300" alt="Selimiye Camisinin planı." width="236" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Selimiye-Camisinin-planı..jpg?resize=236%2C300&amp;ssl=1 236w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Selimiye-Camisinin-planı..jpg?w=275&amp;ssl=1 275w" sizes="(max-width: 236px) 100vw, 236px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2524" class="wp-caption-text">Selimiye Camisinin planı.</figcaption></figure></p>
<p>Mimar Sinan diğer camilerden farklı olarak Selimiye camisini inşa ettirirken akustik için su testileri kullanmıştır. Bu da sesin diğer yapılara göre daha uzun süreli ve doğru bir akustiğe sahip olmasını sağlamıştır.</p>
<p><em>Mimar Sinan</em>’ın yaratıcı faaliyeti müzik alanındaki <em>Bach</em>’ın yaratıcı faaliyeti gibidir. Bach, “<strong>Fügüe Sanatı</strong>” (Art of Fugue) ile evrendeki kozmik düzeni notalarıyla sağlamış gibidir.</p>
<p>Bu anlamda Osmanlı İmparatorluğu Mimar Sinan’ın Edirne’deki &#8220;Selimiye Camii&#8221;si ile mimarlıkta İslamiyet’teki &#8220;<em>Tanrı Her Yerdedir</em>&#8221; inancını adeta göstermiştir.</p>
<p><figure id="attachment_2521" aria-describedby="caption-attachment-2521" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Başka-bir-açıyla-Selimiye-Camisinin-planı..jpg" rel="attachment wp-att-2521"><img class=" td-modal-image wp-image-2521 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Başka-bir-açıyla-Selimiye-Camisinin-planı..jpg?resize=500%2C295" alt="Başka bir açıyla Selimiye Camisinin planı." width="500" height="295" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Başka-bir-açıyla-Selimiye-Camisinin-planı..jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Başka-bir-açıyla-Selimiye-Camisinin-planı..jpg?resize=300%2C177&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2521" class="wp-caption-text">Başka bir açıyla Selimiye Camisinin planı.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bach-ve-mimar-sinan-arasindaki-benzerlik/">Bach ve Mimar Sinan Arasındaki Benzerlik</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bach-ve-mimar-sinan-arasindaki-benzerlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2520</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Aşk Destanı; Mihrimah Sultan Camii ve Edirnekapı Camii</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-ask-destani-mihrimah-sultan-camii-ve-edirnekapi-camii/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-ask-destani-mihrimah-sultan-camii-ve-edirnekapi-camii/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 20 Feb 2016 15:45:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Semiha Ejder]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[Edirnekapı Camii]]></category>
		<category><![CDATA[külliye]]></category>
		<category><![CDATA[Mihrimah Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Mihrimah Sultan Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[St.Georges Kilisesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2319</guid>
				<description><![CDATA[<p>Mihrimah Sultan Camii, 1546/1547-1548 yılları arasında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Cami, medrese, sübyan mektebi, imaret, hamam, kervansaray, ambar, muvakkithane, çeşme ve türbe yapılarından oluşan külliye Klasik Osmanlı mimarisini hazırlayan yapıtlardandır. Bunlardan cami, iki türbe, medrese, sübyan mektebi, çeşme, hamam sağlamdır. Cami külliyenin merkezidir. Kanuni ve Haseki Hürrem Sultan’ın çok sevdikleri kızlarının ölümü üzerine 1558 de yapılmıştır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-ask-destani-mihrimah-sultan-camii-ve-edirnekapi-camii/">Bir Aşk Destanı; Mihrimah Sultan Camii ve Edirnekapı Camii</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mihrimah Sultan Camii</strong>, 1546/1547-1548 yılları arasında <strong>Mimar Sinan</strong>’a yaptırılmıştır. Cami, medrese, sübyan mektebi, imaret, hamam, kervansaray, ambar, muvakkithane, çeşme ve türbe yapılarından oluşan külliye Klasik Osmanlı mimarisini hazırlayan yapıtlardandır. Bunlardan cami, iki türbe, medrese, sübyan mektebi, çeşme, hamam sağlamdır.</p>
<p>Cami külliyenin merkezidir.</p>
<p>Kanuni ve Haseki Hürrem Sultan’ın çok sevdikleri kızlarının ölümü üzerine 1558 de yapılmıştır.</p>
<p>Mimar Sinan&#8217;ın erken dönem eserlerindendir. Kubbesi üç yanından yarım kubbelerle desteklenmiştir, ama ön cephede yarım kubbe yoktur.</p>
<p>Mihr-î Mah Güneş ve Ay manasına gelmektedir.</p>
<p>Kökü 9. yüzyıla inen St.Georges Kilisesi temelleri  üzerine inşa edilen bu tek kubbeli camide Sinan’ın yeni bir araştırması görülür.</p>
<p>19 m. Çapındaki kubbenin dört paye üzerine oturduğu kare mekan, yanlara doğru üçer kubbeyle genişletilmiştir. Mimar Sinan çift revaklı son cemaat yerini ilk kez bu yapıda kullanmıştır. İç revak yüksek ve 5 kubbelidir. Ak mermerden şadırvan 21 köşelidir. Caminin ana mekânı dikdörtgen planlıdır; büyük kubbe yanlarda ve mihrap yönünde yarım kubbelerle desteklenmiştir. Mihrap duvarı köşelerinde, küçük kubbeli bölümler bulunmaktadır. Yapı, Geç dönem kalem işleri ve vitraylarla süslüdür. Ayrıca, ahşap, mermer, fildişi, sedef kakma bezemeler özgündür.</p>
<p>1769/1770’te caminin batı duvarına yapılan güneş saati, ilginç bir süs öğesidir. Bugün sağlık merkezi olarak kullanılan medrese tümüyle küfeki taşından, Klasik Osmanlı medreseleri planında bir yapıdır. Caminin güneyindeki sübyan mektebi, kubbeyle örtülü iki kare mekânlıdır. Kuzey girişin önündeki çeşme taş, al ve renkli mermerdir. Ayna taşı rumî kıvrık dal bezelidir. Çifte hamam, üç eyvanlı, köşe hücreli, Klasik Osmanlı hamamları planındadır. Türbeler yapıya sonradan eklenmiştir. Biri kare planlı olup 8 köşeli kasnağa oturan kubbeyle örtülüdür. Diğeri 4 mermer sütunlu, kubbeli bir yapıdır. Kubbedeki yazı ve süsleme özgündür</p>
<p>Sulu kule caddesi ve Vaiz sokakla Ali kuşçu sokaklarının köşesinde, medrese, türbe, arasta ve iki hamamıyla bir külliye olarak inşa edilen eser geçirdiği iki depremden oldukça hasar görmüş, restore edilen hamam ve iç süslemeler  orijinal hallerini oldukça kaybetmişlerdir.</p>
<p><figure id="attachment_2320" aria-describedby="caption-attachment-2320" style="width: 177px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Mihr-î-Mah.jpg" rel="attachment wp-att-2320"><img class=" td-modal-image wp-image-2320 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Mihr-î-Mah.jpg?resize=177%2C240" alt="Mihrimah Sultan" width="177" height="240" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2320" class="wp-caption-text">Mihrimah Sultan</figcaption></figure></p>
<p>Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı <strong>Mihrimah Sultan</strong> on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah sultanla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.</p>
<p>Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.</p>
<p>Mimar Sinan evlidir, elli yaşındadır ve Mihrimah Sultan’a aşıktır! Sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.</p>
<p>Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle, Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir. Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.</p>
<p>İlk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, Mihrimah Sultan’a ikinci bir eser yapmaya başlar.</p>
<p>Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse 161 pencere, caminin iç güzelliğini aydınlatır. İçerideki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır.</p>
<p>21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bir yer seçip seyrettiğimizde Edirnekapı Camii&#8217;nin tek minaresi ardından güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğduğunu görebiliriz. Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay. 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-ask-destani-mihrimah-sultan-camii-ve-edirnekapi-camii/">Bir Aşk Destanı; Mihrimah Sultan Camii ve Edirnekapı Camii</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-ask-destani-mihrimah-sultan-camii-ve-edirnekapi-camii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2319</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Büyülü Çember: Bilinmeyen Yönleriyle Mandala</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/buyulu-cember-bilinmeyen-yonleriyle-mandala/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/buyulu-cember-bilinmeyen-yonleriyle-mandala/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 02 Feb 2016 19:12:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hesna Mıllık]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Grafik]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[boyama]]></category>
		<category><![CDATA[boyama kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[boyama sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Budizm]]></category>
		<category><![CDATA[büyükler için boyama kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[büyülü çember]]></category>
		<category><![CDATA[çini]]></category>
		<category><![CDATA[çini sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[çinicilik]]></category>
		<category><![CDATA[Çinili Köşk]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[duvar süslemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[el sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hinduizm]]></category>
		<category><![CDATA[kabartma]]></category>
		<category><![CDATA[Karahanlı mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an süslemesi]]></category>
		<category><![CDATA[mandala]]></category>
		<category><![CDATA[mandala desenleri]]></category>
		<category><![CDATA[meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[oymacılık]]></category>
		<category><![CDATA[oymacılık sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[süsleme]]></category>
		<category><![CDATA[süsleme sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[tezhip]]></category>
		<category><![CDATA[tezhip sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[tezhip süslemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Topkapı Sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Ulu Cami]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2043</guid>
				<description><![CDATA[<p>Büyükler için boyama kitabı ile Mandala hayatımıza gireli çok uzun zaman olmadı; fakat bizler de uyandırdığı ilgi azımsanamayacak kadar çok. Peki, nedir bu mandala? Mandala, Hindistan kökenli olup büyülü çember olarak biliniyor Ayrıca dini bir semboldür. Fakat günümüzde meditasyon ve dini bir sembol olarak görülse de geçmişte ve günümüzde farklı ulusların mimarisin de görmekteyiz. Mimaride [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/buyulu-cember-bilinmeyen-yonleriyle-mandala/">Büyülü Çember: Bilinmeyen Yönleriyle Mandala</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükler için boyama kitabı ile Mandala hayatımıza gireli çok uzun zaman olmadı; fakat bizler de uyandırdığı ilgi azımsanamayacak kadar çok.</p>
<p><figure id="attachment_2046" aria-describedby="caption-attachment-2046" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mandala.png" rel="attachment wp-att-2046"><img class=" td-modal-image wp-image-2046 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mandala-300x225.png?resize=300%2C225" alt="Mandala, büyülü çember olarak da adlandırılıyor." width="300" height="225" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2046" class="wp-caption-text">Mandala, büyülü çember olarak da adlandırılıyor.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Peki, nedir bu mandala?</strong></p>
<p>Mandala, Hindistan kökenli olup büyülü çember olarak biliniyor Ayrıca dini bir semboldür. Fakat günümüzde meditasyon ve dini bir sembol olarak görülse de geçmişte ve günümüzde farklı ulusların mimarisin de görmekteyiz. Mimaride kullanımı aslında çok uzun yıllara dayanmaktadır. İlk Müslüman Türk devleti olan Karahanlı Devleti ile Türk sanatın da kullanılmaya ve yayılmaya başlayan <strong>çinicilik</strong> mandala süslemeleri dikkat çekmektedir. İznik ve sonrasın da talebi karşılamak üzere Kütahya’da da yapımı başlayan çini sanatı günümüzde İznik’te yapımı azalsa da Kütahya bu konuda öne çıkan şehirlerden.</p>
<p><figure id="attachment_2045" aria-describedby="caption-attachment-2045" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/iznik-cini-tabak-tavus-kusu-motifi.jpg" rel="attachment wp-att-2045"><img class=" td-modal-image wp-image-2045 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/iznik-cini-tabak-tavus-kusu-motifi-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="İznik Cinisi, Tavus kuşu motifi" width="300" height="200" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/iznik-cini-tabak-tavus-kusu-motifi.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/iznik-cini-tabak-tavus-kusu-motifi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/iznik-cini-tabak-tavus-kusu-motifi.jpg?w=900&amp;ssl=1 900w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2045" class="wp-caption-text">İznik Cinisi, Tavus kuşu motifi</figcaption></figure></p>
<p>Çini sanatı dikkatlice incelediğinde karşımıza sürpriz şekilde mandala desenleri çıkmaktadır. Uzun yılladır sarayları ve konakları süsleyen çinilerin mandala ile uyumu insanı adeta şaşkınlık içeresinde bırakmakta olup pek çok Doğu mimarisinde mandalayı görmekteyiz.  Karahanlılardan sonra 10. Yüzyılda kurulan Büyük Selçuklu Devleti’nin duvar süslemelerinde ve kabartmalarında  da mandalayı  görmek mümkündür. Bu dönemde çini sanatı devam ederken farklı bir yöntem olan <strong>oymacılık</strong> sanatının en güzel örnekleri ise, UNESCO tarafından koruma altına alınmış, Taç Kapı ve Avlulu tipik Selçuklu mimarisinden olan Ulu Cami bunlar arasında sayabilir.</p>
<p><figure id="attachment_2050" aria-describedby="caption-attachment-2050" style="width: 199px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/oyma-sanati-tac-kapi.jpg" rel="attachment wp-att-2050"><img class=" td-modal-image wp-image-2050 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/oyma-sanati-tac-kapi-199x300.jpg?resize=199%2C300" alt="Oymacılık ile mandalanın yakından ilişkisi vardır." width="199" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/oyma-sanati-tac-kapi.jpg?resize=199%2C300&amp;ssl=1 199w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/oyma-sanati-tac-kapi.jpg?resize=680%2C1024&amp;ssl=1 680w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/oyma-sanati-tac-kapi.jpg?w=712&amp;ssl=1 712w" sizes="(max-width: 199px) 100vw, 199px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2050" class="wp-caption-text">Oymacılık ile mandalanın yakından ilişkisi vardır.</figcaption></figure></p>
<p>12. Yüzyıla gelindiğinde ise Osmanlı Devleti’nin Topkapı Sarayı’nda ve konaklarında zirve dönemini yaşayan çinicilik mandala desenleri ile adeta bütünleşerek görsel şölen sunmaktadır. Çinili Köşk buna verilebilecek en güzel örneklerden sayılır. Bunun dışında pek çok mimari eserde kullanılan çiniciliğin günümüzde de kullanımı devam etmekte olup mandala ile iç içe girmiş birçok örneği bulunan çinicilik tıpkı mandala gibi merkezden başlayıp dışa doğru ilerlemektedir.</p>
<p>Sadece Doğu mimarisin de değil dinleri ile de paralellik gösteren mandala Hinduizm ve Budizm gibi dinlerde kullanılsa da bunların dışında birçok dinde de mandala sembollerini görmekte olup bunlar arasında İslam, Hristiyanlık, Museviliği sayabiliriz. İslam dinini ele aldığımızda ise hayatımıza Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Savaşı ile sanatımıza dahil olan ve Kanuni dönenimde en parlak dönemini yaşayan <strong>Kur’an süslemesi</strong> olarak benimsediğimiz, altın ile süsleme anlamına gelen <strong>tezhip</strong> sanatında da karşımıza çıkmaktadır. Tezhip sanatı da tıpkı mandala gibi kare ve yuvarlak şekilde yapılarak bizlere mandalanın İslam dinin de kullanımını en güzel şekilde göstermektedir.</p>
<p><figure id="attachment_2052" aria-describedby="caption-attachment-2052" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tezhib-3.jpg" rel="attachment wp-att-2052"><img class=" td-modal-image wp-image-2052 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tezhib-3-300x292.jpg?resize=300%2C292" alt="Kur'an süsleme sanatı tezhip ile mandala arasındaki benzerlik çok kuvvetlidir." width="300" height="292" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tezhib-3.jpg?resize=300%2C292&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tezhib-3.jpg?w=909&amp;ssl=1 909w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2052" class="wp-caption-text">Kur&#8217;an süsleme sanatı tezhip ile mandala arasındaki benzerlik çok kuvvetlidir.</figcaption></figure></p>
<p>Gündeme yeni oturmuş gibi olsa da çok uzun çağladır yanı başımız da bulunan mandalanın serüveni burada kalacağı pek benzemiyor.</p>
<p>Günümüzde eğitim ve iş alanında pek çok yerde kendine yer edinen mandala, sanat yönüyle birçok insanı kendine hayran bırakmaya devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p><figure id="attachment_2049" aria-describedby="caption-attachment-2049" style="width: 228px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mandala-4.jpg" rel="attachment wp-att-2049"><img class=" td-modal-image wp-image-2049 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mandala-4.jpg?resize=228%2C221" alt="Güzel bir mandala örneği." width="228" height="221" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2049" class="wp-caption-text">Güzel bir mandala örneği.</figcaption></figure></p>
<p>Günümüzde bu kadar popüler olmadan aslında yanı başımızda bulunmaktaydı. Uzun zaman önce kültürümüzde yer edinen mandala ilk olarak tezhip ve çini sanatı ile sürpriz şekilde karşımıza çıkmaktadır. 10. ve 12. yüzyıllara geldiğimiz de ise, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde de kullanılmakta olup bu mimari eserler UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_2048" aria-describedby="caption-attachment-2048" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mandala-2.jpg" rel="attachment wp-att-2048"><img class=" td-modal-image wp-image-2048 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mandala-2.jpg?resize=500%2C500" alt="Bir mandala süslemesi." width="500" height="500" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mandala-2.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mandala-2.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mandala-2.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2048" class="wp-caption-text">Bir mandala süslemesi.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/buyulu-cember-bilinmeyen-yonleriyle-mandala/">Büyülü Çember: Bilinmeyen Yönleriyle Mandala</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/buyulu-cember-bilinmeyen-yonleriyle-mandala/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2043</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Antik Tapınak Sütunları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/antik-tapinak-sutunlari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/antik-tapinak-sutunlari/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 28 Jan 2016 07:32:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İlknur Öztürk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dor]]></category>
		<category><![CDATA[Dor düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Yunan çağları]]></category>
		<category><![CDATA[İon]]></category>
		<category><![CDATA[İon düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[İon sütunları]]></category>
		<category><![CDATA[Korinth]]></category>
		<category><![CDATA[Korinth düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[sütun]]></category>
		<category><![CDATA[tapınak]]></category>
		<category><![CDATA[tapınak sütunları]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1927</guid>
				<description><![CDATA[<p>Erken Yunan çağlarındaki mimari yapılar henüz taş işlemeciliği gelişmediği için ahşaptan yapılmaktaydı. Daha sonra Yunan dünyası Mısır’dan taş işlemeyi öğrendi ve tapınaklarını taştan yapmaya başladı. Bu gelişme ile yapılar daha dayanıklı ancak daha ağır olmaya başladı ve yapıların taşınması için sağlam sütunlara ihtiyaç duyuldu. İlk taş yapılarda acemi işçilik ve yetersiz bilgi sebebiyle ağır çatı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-tapinak-sutunlari/">Antik Tapınak Sütunları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Erken Yunan çağlarındaki mimari yapılar henüz taş işlemeciliği gelişmediği için ahşaptan yapılmaktaydı. Daha sonra Yunan dünyası Mısır’dan taş işlemeyi öğrendi ve tapınaklarını taştan yapmaya başladı. Bu gelişme ile yapılar daha dayanıklı ancak daha ağır olmaya başladı ve yapıların taşınması için sağlam sütunlara ihtiyaç duyuldu.</p>
<p>İlk taş yapılarda acemi işçilik ve yetersiz bilgi sebebiyle ağır çatı yapısının taşınabilmesi için “Dor Düzeni” olarak adlandırılan sütunlar kullanıldı. Bu sütun yapıları ileri dönemdeki sütunlara göre kaba ve işlevseldi. Yalnızca sütun çapının 2-3 katı uzunluk sağlanabiliyordu. Direkt olarak “stylobate” adı verilen tapınağın zeminine oturtuluyorlardı ve alt kısımları geniş, üste gidildikçe daralan bir yapıya sahiplerdi.</p>
<p><figure id="attachment_1930" aria-describedby="caption-attachment-1930" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun-duzenleri.jpg" rel="attachment wp-att-1930"><img class=" td-modal-image wp-image-1930 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun-duzenleri.jpg?resize=640%2C250" alt="Sütun Düzenleri" width="640" height="250" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun-duzenleri.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun-duzenleri.jpg?resize=300%2C117&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1930" class="wp-caption-text">Sütun Düzenleri</figcaption></figure></p>
<p>Taş işçiliğinin ve mekanik bilginin gelişmesiyle işlevin yanında estetiğe de önem verilmeye başlandı ve böylece “İon Düzeni” ortaya çıktı. İon sütunları Dor düzenine göre daha ince, sütun çapının 8 katına kadar uzun yapılabilen ve daha estetik yapılı idi. Sütun stylobate’a oturmuyor bir sütun kaidesiyle süslenip volütlü bir sütun başlığı ile estetik görünüm tamamlanıyordu.</p>
<p><figure id="attachment_1928" aria-describedby="caption-attachment-1928" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/antik-tapinak-sutunlari.jpg" rel="attachment wp-att-1928"><img class=" td-modal-image wp-image-1928 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/antik-tapinak-sutunlari-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Antik dönemlere ait tapınak sütunları" width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/antik-tapinak-sutunlari.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/antik-tapinak-sutunlari.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/antik-tapinak-sutunlari.jpg?w=1024&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1928" class="wp-caption-text">Antik dönemlere ait tapınak sütunları</figcaption></figure></p>
<p>Bu 2 düzende bazı yerlerde aynı anda kullanılırken zamanla İon düzeni daha fazla tercih edilmeye başlandı. İon sütunları daha estetik olmasına rağmen daha az ağırlık taşıyabildikleri için 2 katlı yapıların alt katlarında Dor, üst katlarında İon düzeni kullanılmış örnekler görmemiz mümkündür. Dor düzeninin kabalığı eril olanı temsil ederken İon sütunlarının estetiği ve yiv kıvrımlarının dişil olandan ilham aldığı düşünülmektedir.</p>
<p>Roma döneminde ise çatı yükü gibi mekanik sorunlar tamamen çözüldüğü için “Korinth Düzeni” adı verilen yeni, daha görkemli ve daha karmaşık bir düzen benimsendi. Bu düzenin ana elemanı sütun başlığında tasvir edilen akanthus yapraklarıydı. Akanthus yaprağı betimlemeleri dışında korinth düzeninin diğer elemanları İon sütunlarındaki yapıların bir kopyasıdır.</p>
<p><figure id="attachment_1929" aria-describedby="caption-attachment-1929" style="width: 534px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun.jpg" rel="attachment wp-att-1929"><img class=" td-modal-image wp-image-1929 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun.jpg?resize=534%2C541" alt="Bir sütun örneği" width="534" height="541" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun.jpg?w=534&amp;ssl=1 534w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun.jpg?resize=296%2C300&amp;ssl=1 296w" sizes="(max-width: 534px) 100vw, 534px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1929" class="wp-caption-text">Bir sütun örneği</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-tapinak-sutunlari/">Antik Tapınak Sütunları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/antik-tapinak-sutunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1927</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yılan ve Stilize Yılan Figürünün Uzak Geçmişi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yilan-ve-stilize-yilan-figurunun-uzak-gecmisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yilan-ve-stilize-yilan-figurunun-uzak-gecmisi/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 21 Dec 2015 14:02:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gonca Tutuk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Ana Tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Apollo]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Artemis]]></category>
		<category><![CDATA[Asur]]></category>
		<category><![CDATA[Babil]]></category>
		<category><![CDATA[Çatalhöyük]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçeron]]></category>
		<category><![CDATA[eski çağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Fırtına Tanrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Frig kabartmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Frig uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gılgamış]]></category>
		<category><![CDATA[Gılgamış destanı]]></category>
		<category><![CDATA[Göbekli Tepe]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Hellenistik]]></category>
		<category><![CDATA[Hellenistik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Hermopolis]]></category>
		<category><![CDATA[İlluyanka]]></category>
		<category><![CDATA[Kbyele]]></category>
		<category><![CDATA[Kleopatra]]></category>
		<category><![CDATA[Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[Minos]]></category>
		<category><![CDATA[mitos]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Neolitik]]></category>
		<category><![CDATA[Neolitik Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Nevali Çöri]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüler Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[ritüel]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[stilize yılan]]></category>
		<category><![CDATA[Sümer]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[yılan]]></category>
		<category><![CDATA[yılan figürü]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan mitolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1292</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu çalışmada yılanın sembol olarak kullanılmaya başladığı ve çeşitli anlamlar yüklenerek günümüze değin evrilerek çeşitli boyutlar kazanması anlatılmaktadır. Neolitik dönemden itibaren başlayıp günümüzde halen çok kullanılan bir semboldür yılan. Neolitik Dönem başta olmak üzere Mezopotamya, Mısır, Minos, Yunan ve Roma uygarlıklarının yılana yükledikleri çeşitli anlamlar arkeolojik kanıtlar ışığında incelenmiştir. Yılanın uygarlıklar bazında aldığı anlamalar irdelenmiştir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yilan-ve-stilize-yilan-figurunun-uzak-gecmisi/">Yılan ve Stilize Yılan Figürünün Uzak Geçmişi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu çalışmada yılanın sembol olarak kullanılmaya başladığı ve çeşitli anlamlar yüklenerek günümüze değin evrilerek çeşitli boyutlar kazanması anlatılmaktadır. Neolitik dönemden itibaren başlayıp günümüzde halen çok kullanılan bir semboldür yılan.</p>
<p>Neolitik Dönem başta olmak üzere Mezopotamya, Mısır, Minos, Yunan ve Roma uygarlıklarının yılana yükledikleri çeşitli anlamlar arkeolojik kanıtlar ışığında incelenmiştir. Yılanın uygarlıklar bazında aldığı anlamalar irdelenmiştir.</p>
<p><strong>Abstract</strong></p>
<p>In the study, to express when started is used symbol of serpent, which load variety mean until present time in the evolution. Since Neolithic term, the serpent is began that was still using symbol.</p>
<p>As a first Neolithic term, mezopatamya, Egypt, Minos, Grek and Roma civilation in the light of archeological results what study load variety means. On the basis of civilations means of snake is examined.</p>
<p><strong>Yılan ve Stilize Yılan Figürünün Uzak Geçmişi</strong></p>
<p>Yılanlar ve stilize şekilleri ilk çağlardan günümüze kadar çeşitli anlamlar yüklenerek kullanılmıştır ve halen günümüzde sembolize şekilde karşımıza çıkar. Günümüzde yılan sembolü; tıp, diş hekimliği, farmakoloji, toksikoloji gibi bilim dallarının sembolleri olarak ve ayrıca birçok ilaç firmasının da amblemi olmuştur.</p>
<p>Sembol olarak yılan güneş ışınlarını, ateşi çağrıştırmaktadır, toprak ve suya yakınlığı ile bilenmektedir. Renginden dolayı bilgelik, güç, devamlılık ve cinsel sembol olarak kullanılmıştır. Mitlerde kozmik bir anlam taşımaktadır. Suyun içinde tahayyül edilir ve tüm hayatın bun sudan çıktığı düşünülür, bazen de yer altında yaşadığı için yer altı hazinelerinin koruyucu olarak düşünülür. Deri değiştirmesi sağlık ve gençliği aynı zamanda hayata vurgu yapar<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p><figure id="attachment_1294" aria-describedby="caption-attachment-1294" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-2-Göbekli-Tepe-yılan-kabartması.jpg" rel="attachment wp-att-1294"><img class=" td-modal-image wp-image-1294 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-2-Göbekli-Tepe-yılan-kabartması-300x199.jpg?resize=300%2C199" alt="Resim 2: Göbekli Tepe yılan kabartması" width="300" height="199" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-2-Göbekli-Tepe-yılan-kabartması.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-2-Göbekli-Tepe-yılan-kabartması.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-2-Göbekli-Tepe-yılan-kabartması.jpg?w=444&amp;ssl=1 444w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1294" class="wp-caption-text">Resim 2: Göbekli Tepe yılan kabartması</figcaption></figure></p>
<p>Mısır, Sümer, Babil, Asur, Anadolu, Yunan ve Roma uygarlıklarında yılan sıkça karşımıza çıkar ve anlamları yer yer uyum gösterse bile farklılıkları da mevcuttur. Eski çağlardan günümüze değin birçok anlam yüklenen yılan; sağlık, uğur, sadakat, bereket, gençlik, ölümsüzlük, sonsuzluk, devinimi sembolize etmiştir. Bu anlamların yanı sıra erkeklik ve doğurganlıkla bağlantılı bir sembol olarak da ele alınmıştır<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>. Bunun dışında yılan, kendisinden başka her şeye benzetildiği için bir metafor olarak, dünyanın en esrarengiz yaratıklarındandır. Yılan ve onun havali tasviri olan ejderha betimi mitolojilerde anlatılıp, arkeolojik verilerle desteklenmektedir.</p>
<p>İlk olarak Neolitik Dönem göz önünde bulundurulduğunda ilk akla gelen yer olan Göbekli Tepe bize yılan kültü ile ilgili ip uçları vermektedir. T şeklinde payelerin oluşturduğu yuvarlak mimarinin (resim 1) bir inanç sisteminin parçası olduğu arkeoloji dünyasında kabul görmektedir. Buradaki T payeler üzerinde çok sayıda hayvan betimlemesi yapılmıştır ve bunların içinde çeşitli yılan motifleri de kabartmalı olarak işlenmiştir (resim2). Yılanla birlikte, boğa, tilki, yaban domuzu, yaban ördeği, turna gibi hayvanlarda kabartmalı bir şekilde gösterilmiştir. Buranın bir açık hava tapınağı olduğu düşünüldüğünde yılan ve diğer hayvanların taş üstüne işlenmesi tesadüfi olmayıp, korkulan, saygı duyulan ya da tapılan nesneler olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca buranın mimari şeklinin yuvarlık yapıda olması da şaşırtıcıdır. Bu da bize yılanın en erken dönemlerden itibaren itibar gördüğünün en somut göstergesidir.</p>
<p><figure id="attachment_1295" aria-describedby="caption-attachment-1295" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-3-Çatalhöyük-ana-tanrıça.jpg" rel="attachment wp-att-1295"><img class=" td-modal-image wp-image-1295 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-3-Çatalhöyük-ana-tanrıça-300x205.jpg?resize=300%2C205" alt="Resim 3: Çatalhöyük, ana tanrıça" width="300" height="205" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-3-Çatalhöyük-ana-tanrıça.jpg?resize=300%2C205&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-3-Çatalhöyük-ana-tanrıça.jpg?w=466&amp;ssl=1 466w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1295" class="wp-caption-text">Resim 3: Çatalhöyük, ana tanrıça</figcaption></figure></p>
<p>Ayrıca Neolitik Dönem kültürlerinde yılana başka anlamlar yükleyenlerde olmuştur. Neolitik dönemin başından itibaren kadınların akbaba, yılan, aslan ve leopar gibi hayvanlarla birlikte temsil edildiği ve bunun bir gelenek haline geldiği daha sonraki dönemlerde Kbyele ve Artemis gibi Ana Tanrıça tasvirlerinde de bunun devam ettiği görülmektedir. Ana Tanrıça Kybele’nin yırtıcı hayvanlarla tasviri onun kudretli imajını güçlendirirken aynı zamanda onun insanlığa yararlı bir şahsiyet olduğunu da gösterilmek istenmiştir<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>. Neolitik dönemlerde görülen tanrıca ve kadın Formlarının üzerinde sıkça rastladığımız bu yılanımsı şekiller ve spiraller, doğum –üreme olgusunun birer göstergesidir. M.Ö 6000’lerde Çatalhöyük’te karşımıza çıkan spiral tanrıçanın göbeğinde görülür (resim 3). Spiral ile özdeşleşen yılan figürü, doğum ve üremenin bir sembolü olmanın yanı sıra dünyanın birçok yerinde olumlu, koruyucu ve uğurlu sayılan bir hayvandır. Aynı zamanda yeniden doğmanın da bir sembolüdür yılan<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a>. Nevali Çöri kazılarında bulunun ve insan başı olduğu düşünülen buluntunun detayı ilgi çekicidir. Kabartmalı şekilde yılan işlenmiştir (resim 4).</p>
<p><figure id="attachment_1296" aria-describedby="caption-attachment-1296" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-4-Nevali-Çöri-yılan-betimi.jpg" rel="attachment wp-att-1296"><img class=" td-modal-image wp-image-1296 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-4-Nevali-Çöri-yılan-betimi-300x228.jpg?resize=300%2C228" alt="Resim 4: Nevali Çöri yılan betimi" width="300" height="228" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-4-Nevali-Çöri-yılan-betimi.jpg?resize=300%2C228&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-4-Nevali-Çöri-yılan-betimi.jpg?w=396&amp;ssl=1 396w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1296" class="wp-caption-text">Resim 4: Nevali Çöri yılan betimi</figcaption></figure></p>
<p>Mısır kültürüne baktığımızda “tıp” kelimesinin orijinini aldığı TEB (Thebai) şehrinin totemi yılandır<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a>. Burası Mısır’ın en önemli tıp merkezidir (resim 5). Mısır’da yılan ilahi bir varlık sayılmaktaydı. Kudretli ve kararlılık göstergesiydi bu yüzden hükümdarlar başlarında kobra ile tasvir edilmiş (resim 6) ve bazı tapınakların girişlerinde yine kobra tasvirleri kullanmışlardır (resim7). Yılanda doğurganlık özelliği olduğuna inanılırdı.</p>
<p>Mısır yaratılış mitosunda ise yılanların temeli oluşturduğu görülmekte Hermopolis’te tapınılan sekizli tanrılar meclisinin hayvan şekilli görüntülerinin çoğu yılan ve kurbağa şeklinde resmedilmektedir. Dört çift olarak ayrılmışlar ve erkekler “kurbağa” dişiler de yılan ile ilişkilendirilmişlerdir. Mısırlılar, dünyanın biçimlendirilmesinden önce, yönsüz bir kaos içinde yoğun sulardan oluşan bir karanlığın olduğuna inanırlardı. Bu kaos içinde Khumnu’nun (Hermepolis’in) inanışlarında Sekizli Tanrılar Meclisinin dördünün kurbağa ve dördünün de yılan tanrıçalar olarak yaşadıklarına inanırlardı.(Sonsuzluk dengesi)<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a>.</p>
<p><figure id="attachment_1297" aria-describedby="caption-attachment-1297" style="width: 126px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-5-Teb-şehrinin-sembolü.jpg" rel="attachment wp-att-1297"><img class=" td-modal-image wp-image-1297 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-5-Teb-şehrinin-sembolü-126x300.jpg?resize=126%2C300" alt="Resim 5: Teb şehrinin sembolü" width="126" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-5-Teb-şehrinin-sembolü.jpg?resize=126%2C300&amp;ssl=1 126w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-5-Teb-şehrinin-sembolü.jpg?w=162&amp;ssl=1 162w" sizes="(max-width: 126px) 100vw, 126px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1297" class="wp-caption-text">Resim 5: Teb şehrinin sembolü</figcaption></figure></p>
<p>Yine başka bir Mısır mitosunda yılan Apofis’in öldürülüşü anlatılmış.<br />
Apep-Apepi –GrkApophis=Orta krallık döneminden itibaren varlığına&nbsp;&nbsp;inanılmaya başlanılan Maat’ın (Düzen-Gerçek) ışığının varlığına karşın kaos ve karanlığın sembolü olarak kötü tanrı olarak tanrılaştırıldı. Atum gibi Ra’nın yaratılıştaki sekizlik ve dokuzluk tanrı düzenlerinin bir sonucu olarak karmaşık kozmik sistemin parçası olarak yaratıldı. Atum Ra daha sonra basitçe güneş tanrısı, ışığın getiricisi RA olarak adlandırıldı ve bu yüzden de MAAT yükseltildi. Apep de en büyük düşmanı ilan edildi ve RA’NIN DÜŞMANI” adı verildi. Orta krallık döneminde özenle hazırlanan Ra ile Apep’in savaş sahnesini gösteren detaylı bir resimde Apep siyah-beyaz M harfini andıracak şekilde başı yerde, RA da kanguruyu andıran kulak ve arka ayakları üzerinde dikilmiş, sol elinde saldırmaya benzer bir kesici aleti yılana doğru kaldırmış duruşu ile resmedilmiştir. Bu saldırı, masal anlatıcılara göre, yer altında güneşin battığı yerde batıda Baku adlı bir dağda bekleyen Apep’in, gecenin onuncu kademesinde şafağa doğru gerçekleşiyordu. Mitlere göre Apep, kötülüğü temsil ettiği için RA tarafından bir darbe ile tuzağa düşürülerek devrilmişti. Bu savaşlarda Apep, sihirli bakışlarıyla Ra’yı yer altındaki dağların eğrilikleri-büğrülükleri arasında nehir kenarlarında dolaşırken hipnotize eden, onu yiyip bitiren olarak düşünülmektedir. Bir başka mitte RA’nın kedi kızı Best, Apep’i geceleyin gören gözleriyle avlamış, yiyip bitirmiştir<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a>(resim 8)</p>
<p>Antik Mısır dininde Edjo adındaki tanrı yılan ile temsil edilirdi. Delta&#8217;nın yılan tanrıçası, Aşağı Mısır&#8217;ın sembolü ve koruyucusu, Yukarı Mısır&#8217;ın tanrıçası Nekhbet&#8217;in tamamlayıcısıdır. Kralın tacının bir parçası olarak giyilirdi. Ayrıca Güney Mısır tanrılarından Buto-Uto&#8217;nun simgeleri, yılan ve onun baş düşmanı gelincikti.</p>
<p>Mısırlılar’ın Ölüler Kitabı’nda ayrıntılı olarak anlatıldığı gibi, ölülerin geçmesi gereken yol, gecenin 12 saatine tekamül eden on iki odaya bölünmüştü. Güneş kayığı önce yılanların bulunduğu kumsal alanlardan geçmekte; kısa sürede kendisi d yılana dönüşmekteydi. Yedinci saatin sonunda yeni bir yılan sureti ortaya çıkmaktaydı<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a>. Ayrıca yılanların yer altı dünyasında koruyucu olduğu da bilinirdi.</p>
<p>Son olarak Mısır’da yaygın kullanıma sahip olan yılan figürlerinden biride, kuyruğunu ısırarak halka şekli oluşturan yılan yani Uroborustur. Bu sembol sonsuzluğu işaret etmektedir.</p>
<p>Özetlemek gerekirse antik Mısır mitolojisinde ve tasvirli sanatında yılan figürün sıkça yer bulduğunu söyleyebiliriz. Kimi zaman güç, kudret, ölümsüzlük gibi anlamlar yüklenirken, şeytan, ihanet, kötülük sembolü de olmuştur. Kleopatra’nın kobranın sokması sonucu ölmesi çarpıcıdır. Bu hususta kayda değer bir Mısır inancı da böyle kutsal bir yılanın sokması sonucu ölen bir kimsenin, aslında ölümsüzlüğe kavuşması şeklindedir<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a>.</p>
<p><figure id="attachment_1298" aria-describedby="caption-attachment-1298" style="width: 216px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-6-Tutankamon.jpg" rel="attachment wp-att-1298"><img class=" td-modal-image wp-image-1298 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-6-Tutankamon-216x300.jpg?resize=216%2C300" alt="Resim 6: Tutankamon" width="216" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-6-Tutankamon.jpg?resize=216%2C300&amp;ssl=1 216w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-6-Tutankamon.jpg?w=257&amp;ssl=1 257w" sizes="(max-width: 216px) 100vw, 216px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1298" class="wp-caption-text">Resim 6: Tutankamon</figcaption></figure></p>
<p>Mezopotamya’da yılan betimlemelerine bakacak olursak; Mısır’da da olduğu yaygın bir kullanıma sahiptir. Yılanın tıp sembolü olarak ilk defa Sümerliler tarafından kullanıldığı yaygın görüştür. Bu görüşü destekleyen arkeolojik kanıtlar ise; Lagaş kazıları sırasında bulunan bir vazodur. Bulunan bu vazo hekimliğin sembolünün Grek’ler den değil, Sümerler’den geldiğini gösteren bir buluntudur. M.Ö. 2600 yıl önce kral Gudea devrinde yapılmış bu vazo üzerinde iki cin kabartması arasında bir ağaca sarılmış iki yılan görülmektedir (resim 10).</p>
<p>Yılan Sümer panteonunda Ningişzida adlı ilahında sembolüydü. Yeraltı tanrılarından biri olarak tanrılar dünyasında yer almıştır.”İyi ağacın efendisi” anlamında kullanılmıştır<a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a>. Babil büyüleri Ningişzida’yı yeraltı dünyasında ifitleri koruyan olarak tanımlar. Gudea Ningişzeda’yı kendi koruyucu tanrısı olarak ilan etmiştir. Boynuzlu yılan ya da başmu ejderi simgesi ve kutsal hayvanıdır (resim 11).</p>
<p>Nirah adlı tanrı Sümer’de uzun ömürlü bir tapınım görmüştür. Vücudunun alt kısmı yılan şeklinde betimlenmiştir (resim 12). Kendisinin Fırat nehrinin sembolü olduğunu düşünen bilim adamları da vardır.</p>
<p>Yılan Mezopotamya’da kutsallık kazandığı gibi koruyucu anlamlarda yüklenmiştir. Özellikle yılan ejder; Akad döneminden Hellenistik döneme kadar çeşitli tanrıların sembolü olmuştur. Özellikle koruyucu, büyülü bir melez hayvan olarak temsil edilmiştir<a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a>. En güzel örnek İştar kapısını süsleyen yılan ejder Muşhuşşu’dur (resim 13).</p>
<p>Bazen de tanrının yenmesi gereken bir canavar olarak karşımıza çıkar yılan ve yılan türevi canavarlar. Bunları Mezopotamya tasvirli sanat eserlerinin üzerindeki detaylardan anlayabiliriz. Tanrı Ningirsu yedi başlı yılan canavar Muşmahhu’yu öldürme sahnesi EHD eserlerinde gösterilmiştir (resim 14). Tanrıların bir yılan ejderha ile mücadelesini anlatan başka bir mühür deseni A. Jeremias’ın Handbuch der altorientalischen Geisteskultur’undan alınmıştır<a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a> (resim 15).</p>
<p><figure id="attachment_1299" aria-describedby="caption-attachment-1299" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-7-Mısır’dan-bir-tapınak-alınlığı.jpg" rel="attachment wp-att-1299"><img class=" td-modal-image wp-image-1299 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-7-Mısır’dan-bir-tapınak-alınlığı-300x199.jpg?resize=300%2C199" alt="Resim 7: Mısır’dan bir tapınak alınlığı" width="300" height="199" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-7-Mısır’dan-bir-tapınak-alınlığı.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-7-Mısır’dan-bir-tapınak-alınlığı.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-7-Mısır’dan-bir-tapınak-alınlığı.jpg?w=448&amp;ssl=1 448w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1299" class="wp-caption-text">Resim 7: Mısır’dan bir tapınak alınlığı</figcaption></figure></p>
<p>Yazılı eserlere baktığımızda, “kartal ile yılan” halk öyküsü karşımıza çıkar. Öyküye göre kartal ve yılan dostluk andı içerler. Birbirlerinin yavrularını kollamaya ve onlara yiyecek sağlamaya söz verirler. Kartal bu anlaşmaya uymaz, yılan uzakta avlanırken onun yavrularını yutar. Yılan bu olay karşısında andbozucu kartaldan intikam almak için tanrı Şamaş’a yalvarır. Şamaş yılana, kartalı nasıl tuzağa düşüreceğini, kanatlarını kırıp nasıl çukura düşüreceğini anlatır. Yılan dediklerinin hepsini yapar ve kartalı çukura atar. Kartal o çukurda acınası bir halde Şamaş’a yalvarmaya başlar. Ve Şamaş onu o çukurdan kurtarır ve minnet borcu olarak doğum otunu bulacağına söz verir<a href="#_ftn13" name="_ftnref13">[13]</a>. Bu mitos birçok mitosla bağlantılıdır fakat konumuz yılan olduğu için onlardan bahsetmeyeceğim. Burada öğretici bir hikayenin kahramanı olan yılan mühürlerde ya da tasvirli sanatlarda yer alamsa da metin olarak elimize ulaşmıştır.</p>
<p>Ayrıca yılan Gılgamış destanında da büyük bir rol oynamaktadır. Gılgamış Mitosu; Asurbanipal kütüphanesinde bulunmuştur. 12 tablettir. Bu versiyon Gılgamış&#8217;ın sahip olduğu kahramansı özelliklerin anlatılması ile başlar. Tanrılar Gılgamış&#8217;ı insanüstü irilikte yaratmıştır. Fakat Erek soyluları, halkının çobanı olması gereken Gılgamış’ın zorbalık yaptığını söyleyerek tanrılara şikayet etmişlerdir. Tanrılardan Gılgamış’a benzer bir varlık yaratmasını isterler. Sebebi ise Gılgamış gününü o yaratığın üzerinde denemesi ve halkı rahat bıraksın diyedir. &nbsp;Ve böylece tanrılar Enkidiyu yaratırlar.</p>
<p>Enkidu olağanüstü biri olup, yabanıl bozkırın insan biçimini alır. Otlanarak beslenir, yabanıl hayvanlarla arkadaşlık eder, avcıların tuzaklarını parçalar, tuzaklardaki yabanıl hayvanları salıverir. Bu adamı Gılgamış öğrenir ve avcılara emir verir. Bir tapınak fahişesi yollar. Fahişe onu dişiliği ile kandırıp Gılgamış&#8217;a getirecektir.</p>
<p><figure id="attachment_1300" aria-describedby="caption-attachment-1300" style="width: 292px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-8-Apofis’in-öldürülüşü.jpg" rel="attachment wp-att-1300"><img class=" td-modal-image wp-image-1300 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-8-Apofis’in-öldürülüşü-292x300.jpg?resize=292%2C300" alt="Resim 8: Apofis’in öldürülüşü" width="292" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-8-Apofis’in-öldürülüşü.jpg?resize=292%2C300&amp;ssl=1 292w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-8-Apofis’in-öldürülüşü.jpg?w=447&amp;ssl=1 447w" sizes="(max-width: 292px) 100vw, 292px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1300" class="wp-caption-text">Resim 8: Apofis’in öldürülüşü</figcaption></figure></p>
<p>Böylece Gılgamış ve Enkidu karşı karşıya gelerek güçlerini birbirlerine karşı sınarlar. Bu kapışma sıkı bir dostluk yemini ile sonuçlanır. İkisi de birbirine sonsuza dek yoldaş olacaklarına ant içerler. Bundan sonraki bölümde Gılgamış ve Enkidu’nun Huvava’yı öldürme macerası ile devam eder. Huvava’nın sedir ormanları İnnana kültü ile ilişkilidir. Gılgamış seferden zaferle dönerken İnnana onun güzelliğine kapılır. Gılgamışı aşığı yapmak ister, fakat Gılgamış bunu kabul etmez. İnanna buna çok sinirlenir.</p>
<p>İnanna Anu’dan göğün boğasını yaratıp, Gılgamış’ın ülkesine gönderilmesini ve halkını mahvetmesini ister. Boğa yeryüzüne indirilir ve Erek halkı çok kayıp verir. Ve bu boğa Enkidu tarafından öldürülür. Boğa öldükten sonra Tanrılar toplanıp Enkudu’nun ölmesine karar verirler.</p>
<p>Bunun üzerine Enkidu bir rüya görür. Kendisinin yer altı dünyasına götürüldüğünü ve Nergal tarafından hayalete dönüştürüldüğünü görür. Ve bunun üzerine Enkidu ölür. Gılgamış’ın yası çok çarpıcı şekilde anlatılmıştır. Öyle ki Akhilleus’un Patroklos için yaptığı yas törenlerinden birine benzetilir.</p>
<p>Gılgamış destanın bu bölümünde ölümün acı yüzü ile yüzleşir. Gılgamış sonunun Enkidu gibi olacağın düşünüp paniğe kapılır. Ölümsüzlüğü aramak için yollara düşer. &nbsp;Gılgamış ölümsüzlüğü kazanan tek ölümlünün atası Utnapiştim olduğunu bilmektedir. Bu yüzden onu bulmak için yola koyulur. Gezinin başında Manşu dağının eteklerinde, dağın akrep-adam ve karısının bekçiliğini yaptığı kapıya gelirler. Akrep adam hiçbir ölümlünün o dağı aşamadığını söyler. Fakat gılgamış gezisinin amacını söyleyince akrep adam geçmesine izin verir ve Gılgamış yoluna devam eder. Ve Utu’ya ulaşır. Utu onu bu yolculuğun tehlikesi hakkında uyarır. Fakat Gılgamış yolundan vazgeçmez. Ve denizin kıyısına ölüm sularına ulaşır. Burada bir başka bekçi olan biracı-karı tanrıça Sudiri ile karşılaşır. Oda Gılgamış&#8217;ı caydırmaya çalışır ve Şamaş dışında kimsenin o yolu aşamayacağını söyler. Gılgamış ise ona “yaşamdan haz alabildiği sürece eğlenmeye bakmasını” söyler.</p>
<p><figure id="attachment_1301" aria-describedby="caption-attachment-1301" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-9-Uroboros.jpg" rel="attachment wp-att-1301"><img class=" td-modal-image wp-image-1301 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-9-Uroboros-300x267.jpg?resize=300%2C267" alt="Resim 9: Uroboros" width="300" height="267" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-9-Uroboros.jpg?resize=300%2C267&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-9-Uroboros.jpg?w=339&amp;ssl=1 339w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1301" class="wp-caption-text">Resim 9: Uroboros</figcaption></figure></p>
<p>Ve yoluna devam eder. Kıyıda Utnapiştim’in kayığının dümenciliğini yapmış olan Urnaşabi’yi görür. Kendisini ölüm sularından karşıya geçirmesini buyurur. Kayıkçı ondan ormana gidip 120 direk kesmesini ister ölüm suyundan etkilenmemek için. Gılmamış dediğini yapar. Sonunda Utnapiştimin yanına gelir.&nbsp; Gelir gelmezde peşine düştüğü ölümsüzlüğü elde etmek için ne yapması gerektiğini sorar. Ve Utnapiştim ona tufanı anlatır. Ve akrep adamın, Şamaş’ın, Suduri’nin dediği gibi tanrıların ölümsüzlüğü kendilerine ayırıp, ölümü insanlar verdiğini anlatır.</p>
<p>Gılgamış hayal kırıklığı ile oradan ayrılırken Utnapiştim ona yaşlıyı yeniden gençleştirme özelliği olan bir bitkiden bahseder. Ancak onu elde etmesi için denizin dibine dalmasını söyler. Gılgamış denizin dibine dalar ve harikalar yaratan bitkiyi çıkarır. Erek’e dönüş yolunda yıkanmak ve giysi değiştirmek üzere bir su birikintisi yanında mola verir. Yıkanıp giysilerini değişirken bir yılan bitkiyi kaçırır. Giderken de derisini değişerek geride bırakır. Mitosun son sahnesi ise Gılgamışın su dibinde şanssızlığına ağladığı sahnedir <a href="#_ftn14" name="_ftnref14">[14]</a>. Yılanın ölümsüzlük otunu yemesi ile yılana sonsuzluk, ölümsüzlük, gençlik anlamları da yüklenmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_1302" aria-describedby="caption-attachment-1302" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-10-Lagaş’tan-ele-geçmiş-vazo-kabartması.jpg" rel="attachment wp-att-1302"><img class=" td-modal-image wp-image-1302 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-10-Lagaş’tan-ele-geçmiş-vazo-kabartması-300x268.jpg?resize=300%2C268" alt="Resim 10: Lagaş’tan ele geçmiş vazo kabartması" width="300" height="268" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-10-Lagaş’tan-ele-geçmiş-vazo-kabartması.jpg?resize=300%2C268&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-10-Lagaş’tan-ele-geçmiş-vazo-kabartması.jpg?w=342&amp;ssl=1 342w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1302" class="wp-caption-text">Resim 10: Lagaş’tan ele geçmiş vazo kabartması</figcaption></figure></p>
<p>Anadolu’ya baktığımızda Hititler’de yılan mus adı ile de anılır ve kutsal bir hayvandır. Hititlerin kutsal kabul ettiği ve kartallarla mücadele ettiğine inandıkları İlluyankas isimli dev bir yılan ilahlarının olduğu bilinmektedir<a href="#_ftn15" name="_ftnref15">[15]</a>.</p>
<p>Hatti kökenli en önemli mitoslardan biri de Fırtına tanrısı ile yılan arasındaki savaştır. Hikayenin özünü, kötülüğün güçlerini simgeleyen bir düşmanla, ilahi güçlere sahip bir kahraman arasındaki ritüeli andıran bir mücadeleyi içermektedir. İki farklı versiyonu bulunan öykünün, Fırtına Tanrısı’ ile ölümcül bir savaşa tutuşmak için yerin altından sürünerek çıkan yılan illuyanka (ismi yılan anlamına geliyor) ile başladığı belirtilmektedir. Başlangıçta yılanın, dışarıdan hem ilahi (önceki versiyon) hem insani (her iki versiyonda) yardım istemek zorunda kalan tanrıya acı bir yenilgi tattırarak üstünlüğü ele geçirdiği ifade edilmektedir.</p>
<p>Yenilgi üzerine, Fırtına Tanrısı’nın bütün tanrıları yardıma çağırdığı ve Tanrıça İnara’ın bir entrika düzenlemesini istediği, İnara’nın da her türlü içkinin fıçılar halinde bol miktarda bulunduğu büyük bir ziyafet hazırladığı, ardından Huppasiya isimli bir adamı kendisine hizmet etmesi için çağırdığı, Huppasiya’ın ise, İnara ile bir gece beraber olabilme şartı üzerine hizmet edebileceğini söylediği, bunun üzerine tanrıçanın teklifi kabul ederek ölümlü ile yattığı dile getirilmektedir.<a href="#_ftn16" name="_ftnref16">[16]</a></p>
<p><figure id="attachment_1303" aria-describedby="caption-attachment-1303" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-11-Ningişzada-Neo-Sümer-silindir-mühür-detayı.jpg" rel="attachment wp-att-1303"><img class=" td-modal-image wp-image-1303 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-11-Ningişzada-Neo-Sümer-silindir-mühür-detayı-300x239.jpg?resize=300%2C239" alt="Resim 11: Ningişzada, Neo-Sümer silindir mühür detayı" width="300" height="239" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-11-Ningişzada-Neo-Sümer-silindir-mühür-detayı.jpg?resize=300%2C239&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-11-Ningişzada-Neo-Sümer-silindir-mühür-detayı.jpg?w=421&amp;ssl=1 421w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1303" class="wp-caption-text">Resim 11: Ningişzada, Neo-Sümer silindir mühür detayı</figcaption></figure></p>
<p><em>“</em>i<em>nara, Hupa</em>s<em>iya’yı uza</em>g<em>a götürüp sakladı. Süslendi ve bir </em>ş<em>ölene</em></p>
<p><em>hazırlanıyorum, gel ye ve iç (diyerek) yılanı deli</em>ğ<em>inden çıkmaya davet etti. Böylece</em></p>
<p><em>yılan ve çocukları çıktı, yiyip içtiler. Bütün kapları bo</em>ş<em>alttılar ve sarho</em>ş <em>oldular.</em></p>
<p>S<em>imdi tekrar deliklerine dönmek istemediler. Hupa</em>s<em>iya geldi ve yılanı halatla ba</em>ğ<em>ladı.</em></p>
<p><em>Sonra, Fırtına Tanrısı ve beraberindeki tanrılar geldi ve yılanı öldürdü.”</em></p>
<p>Bu efsanenin ele geçen bir ikinci versiyonunda yine, illuyanka&#8217;nın Fırtına Tanrısını yendiği, ancak bu kez illuyanka’nın, Fırtına Tanrısının kalbini ve gözlerini de alarak onu aciz durumda bıraktığı, bunun üzerine Fırtına Tanrısının bir hileye başvurduğu görülmektedir. Fırtına Tanrısı, ölümlü, yoksul bir adamın kızından bir oğul sahibi olduğu, bu oğlun büyüyünce, illuyanka’nın kızıyla evlendiği ve kayınbabasının ailesinin bir üyesi olduğu belirtilmektedir. Fırtına Tanrısı’nın artık planını uygulamak istediği ve oğluna “Gidip karının evinde yasadığın zaman onlardan (başlık olarak) gözlerimi ve kalbimi iste.” dediği, oğlun yeni ailesinin ise hiç şüphelenmeden istediklerini gönüllü olarak verdikleri anlatılmaktadır<a href="#_ftn17" name="_ftnref17">[17]</a></p>
<p><figure id="attachment_1304" aria-describedby="caption-attachment-1304" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-12-yılan-tanrı.jpg" rel="attachment wp-att-1304"><img class=" td-modal-image wp-image-1304 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-12-yılan-tanrı-300x264.jpg?resize=300%2C264" alt="Resim 12: yılan tanrı" width="300" height="264" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-12-yılan-tanrı.jpg?resize=300%2C264&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-12-yılan-tanrı.jpg?w=433&amp;ssl=1 433w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1304" class="wp-caption-text">Resim 12: yılan tanrı</figcaption></figure></p>
<p>Bu iki versiyonda da yılan tanrıların korktuğu ve yenmek istediği bir varlık olarak gösterilmektedir. Belki de 2. dereceden bir tanrısallık simgesidir. Ayrıca bu mitos örneği ile Hitit toplumunun sosyal yapısı hakkında bilgi edinmekteyiz. Bu mitos çok sevilmiş olacak ki Malatya’da bir alçak kabartma örneğinde tasvir edilmiştir (resim 16-17).</p>
<p>Ayrıca İlluyanka efsanesi mevsimlerle ilgilidir. Hititlerde yılan ejderha, ilkbaharda taştığı zaman kendinden korkulan nehirlerin sembolüdür. Puruli adını verdikleri festivalde geçen yılanın öldürülmesi ayini her sene tekrarlandığı zaman nehirlerin taşmayacağına inanılır<a href="#_ftn18" name="_ftnref18">[18]</a>.</p>
<p>Mitosların dışında Hititler’de bir de yılan falı bulunmaktaydı. Bu falları yaşlı falcı kadınlar yorumlamaktaydı. Kehanet soruşturmalarını yorumlayan bu “Yaslı kadınlar-falcılar”ın, soruşturmayı yılan ile bağlantı içinde yürüttükleri de belirtilmektedir. Bu örnek durumda, özellik bir göstergeyle işaretlenmiş bölümlere ayrılan bir kabın (‘hayat’ı ‘günah’, ‘tapınak’, ‘ev’, ‘hapis’) suyla doldurulduğu ve içine bir su yılanının salıverildiği ifade edilmektedir. Sürüngenin bölümler arasındaki hareketinin, ‘Yaslı kadınların kutsal iradeye ilişkin yorumuna temel sağladığı kaydedilmektedir<a href="#_ftn19" name="_ftnref19">[19]</a>.</p>
<p><figure id="attachment_1305" aria-describedby="caption-attachment-1305" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-13-iştar-Kapısı-Mardukun-kutsal-hayvanı-ejder-Muşuşunun-kabartması.jpg" rel="attachment wp-att-1305"><img class=" td-modal-image wp-image-1305 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-13-iştar-Kapısı-Mardukun-kutsal-hayvanı-ejder-Muşuşunun-kabartması-300x174.jpg?resize=300%2C174" alt="Resim 13: iştar Kapısı Marduk'un kutsal hayvanı ejder 'Muşuşu'nun kabartması" width="300" height="174" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-13-iştar-Kapısı-Mardukun-kutsal-hayvanı-ejder-Muşuşunun-kabartması.jpg?resize=300%2C174&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-13-iştar-Kapısı-Mardukun-kutsal-hayvanı-ejder-Muşuşunun-kabartması.jpg?w=502&amp;ssl=1 502w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1305" class="wp-caption-text">Resim 13: iştar Kapısı Marduk&#8217;un kutsal hayvanı ejder &#8216;Muşuşu&#8217;nun kabartması</figcaption></figure></p>
<p>Anadolu’da ki bir diğer önemli uygarlık frigler’dir. Ana Tanrıça, Frig uygarlığında Kybele adıyla anılır. Friglerin en eski ve en kendine özgü kültü, Ana Tanrıça kültüdür; bu tanrıça Frigler tarafından Agdistis olarak da tanımlanırdı. Frig kabartmalarında Kybele’nin başında kuleye benzer yüksek bir taç vardır; bu taç onun, kentlerin ve tarımsal ürünlerin tek egemeni sayıldığının simgesidir. Bu nedenle ona “mater turrigera” (kule taşıyan ana) da denirdi. Bu kuleler sayılarına göre tanrıçanın koruyuculuğu altında bulunan kenti, ya da kentleri temsil ederdi. Kafasında bir kule ile canlandırılan tanrıçanın elinde sürekli bir anahtarı vardı.</p>
<p>Yılan figürü Kybele’nin doğuşunu anlatan mitosta da karşımıza çıkmaktadır. Mitosa göre: &#8220;Bir zamanlar gökler, denizler ve kayalar, birbirlerinden ayırt edilemeyecek halde imişler. Fakat birdenbire ortada bir musiki tınlamış, gökler ve denizler gene bir kâinat teşkil etmekle beraber birbirinden ayrılmışlar. O esrarengiz musiki, Ürinom&#8217;un (yani Kybele’nin) doğduğunu ilân ediyormuş. Onun sembolü de ay imiş. Bütün Kâinatın yüce tanrıçası ıssız dünyada, boş sular, çıplak topraklar ve gökte dönen yıldızlar arasında yapayalnız kalmış. Avuçlarını sürüştürmüş ve avuçlarının arasından büyük yılan Ofiyon kayıp çıkmış. Kybele, merak dolayısıyla onunla âşıkdaşlık etmiş. Bu sevgi ve kavuşmanın yuvarlanış sarsıntılarıyla, topraklar devrilip dağlar olmuş, sular fışkırıp nehirler akmış, göller toplanmış, birçok sürüngen mahlûklar peyda olmuş. Ettiğine utanan ve pişman olan Kybele, yılanı öldürüp gölgesini –yani ruhunu– yeraltına göndermiş. Kybele, kendi nefsine karşı da âdil davranarak, Hekat adıyla kendi bir kısmını da yeraltına göndermiş. Ölü yılanın ortalığa savrulan dişlerinden çoban ve sığırtmaç gibi insanlar peyda olmuş. Bunlar toprağı sürmesini biliyorlarmış. Ceviz, incir ve üzüm gibi ağaç yemişleri ile geçiniyorlarmış. Madenleri tanımıyorlarmış. İşte bu, taş devriymiş. Kybele gökte, denizde ve karada yaşamaya devam etmiş. Karada adı Rhea olmuş. Soluğu taze çalı ve çiçek kokuyormuş. Gözleri elâ (glaukopis) imiş. Rhea olarak Girit&#8217;i ziyaret etmiş. Yalnızlığı dolayısıyla güneş ve buhardan, sevgili olarak, Kronos&#8217;u yaratmış. Analık duygusunu ve özleyişini doyurmak üzere, her yıl İda dağının Dikte mağarasında, bir güneş oğlu doğururmuş. Kronos, çocukları kıskandığı için, onları öldürüyormuş. Kybele, bu işe öfkelenmiş, Kronos&#8217;un sol elini istemiş, beş parmağını keserek onlardan Daktiller yani beş parmak tanrısı yaratmış. Kybele, altıncı olarak doğurduğu tanrıya Zagreus adını vermiş&#8221;<a href="#_ftn20" name="_ftnref20">[20]</a>.</p>
<p><figure id="attachment_1306" aria-describedby="caption-attachment-1306" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-14-yedi-başlı-yılan-ejder.jpg" rel="attachment wp-att-1306"><img class=" td-modal-image wp-image-1306 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-14-yedi-başlı-yılan-ejder-300x171.jpg?resize=300%2C171" alt="Resim 14: yedi başlı yılan ejder" width="300" height="171" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-14-yedi-başlı-yılan-ejder.jpg?resize=300%2C171&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-14-yedi-başlı-yılan-ejder.jpg?w=441&amp;ssl=1 441w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1306" class="wp-caption-text">Resim 14: yedi başlı yılan ejder</figcaption></figure></p>
<p>Tüm bunların yanı sıra yılan eski ahitte kendine yer bulmuştur. Eski ahitte Tekvin 3-4 Bap 3’te anlatılan; Ve Allah’ın yaptığı bütün kır hayvanlarının en hilekarı yılandı. Ve kadına dedi: Gerçek, Allah: bahçenin hiçbir ağacından yemeyeceksiniz dedi mi? Ve kadın yılana dedi; bahçenin ağaçlarının meyvasından yiyebiliriz; fakat bahçenin ortasında olan ağacın meyvası hakkında Allah: ondan yemeyin, ona dokunmayın ki ölmeyesiniz dedi. Çünkü Allah bilir ki ondan yedinizi gün, o vakit gözleriniz açılacak, iyiyi ve kötüyü bilerek Allah gibi olacaksınız. Ve kadın gördü ki ağaç yemek için iyi, ve gözlere hoş, ve anlayışlı kılmak için arzu olunur bir ağaçtı, ve onun meyvasından aldı, ve yedi, ve kendisiyle berarber kocasına da verdi, o da yedi. İkisinin de gözleri açıldı, ve kendilerinin çıplak olduklarını bildiler; ve incir yapraklarını dikip kendisine önlük yaptılar. Ve günün serinliğinde bahçede gezmekte olan RAB Allahın sesini işittiler; ve adamla karısı RAB Allahın yüzünden bahçenin ağaçları arasına gizlendiler. Ve RAB A llah adama seslenip dedi ki; neredesin? Ve o dedi ki; senin sesini bahçede işittim ve korktum, çünkü ben çıplaktım, gizlendim. Ve dedi: çıplak olduğunu sana kim bildirdi? Ondan yeme diye sana emrettiğim ağaçtan yedin mi? Ve adam dedi ki: yanıma verdiğin o ağaçtan bana verdi ve yedim. Ve RAB Allah kadına dedi ki: bu yaptığın nedir? Ve kadın dedi: yılan beni aldattı ve yedim. Ve Rab Allah yılana dedi: bunu yaptığın için bütün sığırlardan ve bütün kır hayvanlarından daha lanetlisin; karnının üzerinde yürüyeceksin ve ömür boyu bütün günlerinde toprak yiyeceksin ve seninle kadın arasına ve senin zürriyetinle onun zürriyeti arasına düşmanlık koyacağım; o senin başına saldıracak; sen onun topuğuna saldıracaksın. Kadına dedi; zahmetini ve gebeliğini ziyadesiyle çoğaltacağım; ağrı ile evlat doğuracaksın; ve arzun kocana olacak, o da sana hakim olacaktır. Ve Âdem’e dedi: karının sözünü dinlediğin ve ondan yemeyeceksin, diye sana emrettiğim ağaçtan yediğin için, toprak senin yüzünden lanetli oldu; ömrünün bütün günlerinde zahmetle ondan yiyeceksin ve sana diken ve çalı bitirecek; ve kır oyunu yiyeceksin; toprağa dönünceye kadar, alnının teri ile ekmek yiyeceksin; çünkü ondan alındın; çünkü topraksın, ve toprağa döneceksin (resim 18 )<a href="#_ftn21" name="_ftnref21">[21]</a>.</p>
<p>Yunan ve Roma kültürlerine baktığımızda çeşitli şekillerde yılan sembollerini görebiliriz. İlk olarak Girit’in yılan tanrıçasını örnek vermek mümkündür. Bu tanrıça heykelciği M.Ö. 1400’lere ait olup Girit’e bulunmuştur (resim 19). Girit’te yılanlara “ocağın dokunabilir ruhlarının bedenleşmiş şekilleri” gözüyle bakarlar ve onlara taparlar<a href="#_ftn22" name="_ftnref22">[22]</a>. Ayrıca burada vurgulanan güçlü göğüslü tanrıça ellerinde ki vahşi yılanlarla bir mesaj vermektedir. Belki tehdit içermektedir.</p>
<p><figure id="attachment_1307" aria-describedby="caption-attachment-1307" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-15-yılan-ejder-ile-mücadel.jpg" rel="attachment wp-att-1307"><img class=" td-modal-image wp-image-1307 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-15-yılan-ejder-ile-mücadel-300x94.jpg?resize=300%2C94" alt="Resim 15: yılan ejder ile mücadel" width="300" height="94" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-15-yılan-ejder-ile-mücadel.jpg?resize=300%2C94&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-15-yılan-ejder-ile-mücadel.jpg?w=491&amp;ssl=1 491w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1307" class="wp-caption-text">Resim 15: yılan ejder ile mücadel</figcaption></figure></p>
<p>Yunan ve Roma kültürlerinde yılanın saygın bir yeri ve kullanımı mevcuttur. Yıla karşı beslenen kötü imgesel yorumlara ilk Romalı Çiçeron ile gözlemlenmektedir. Çiçeron yılan hakkındaki olumsuz duygularını “ her şeyi insanların faydası için yaratan tanrı, u bir sürü yılanlara acaba neden lüzum gördü? Diyerek dile getirmiştir<a href="#_ftn23" name="_ftnref23">[23]</a>.</p>
<p>Romalı yazar Aelian (ölümü M.S. 222) “Hayvanlar Tabiatı Üzerine” isimli eserinde tanrı Apollon’a ait olduğu söylenen Epir bölgesindeki bir yılan mabedinden bahseder. “epir halkı her yıl yılın belli zamanlarında Apollo’ya kurbanlar sunar. Tanrıya adanmış, içinde tanrının oyuncakları- yılanlar bulunan daire biçiminde sarılmış bir orman vardır. Yılanlara yalnızca bakire rahibeler yaklaşabilir. Rahibe çıplaktır, yılanlara yemekleri o getirir. Epir halkı bu yılanların Delfi’deki Piton’dan geldiğine inanır. Rahibe yılanlara yaklaştığında yılanlar yumuşak başlı görünüp, yemeklerini yerlerse verimli ve hastalıktan uazak bir yıl olacağı söylenir. Eğer rahibeyi korkutur ve sunduğu balı almazlarsa tersini düşünürler”.</p>
<p><figure id="attachment_1308" aria-describedby="caption-attachment-1308" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-16-Malatya-kabartma-örneği.jpg" rel="attachment wp-att-1308"><img class=" td-modal-image wp-image-1308 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-16-Malatya-kabartma-örneği-300x128.jpg?resize=300%2C128" alt="Resim 16 Malatya kabartma örneği" width="300" height="128" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-16-Malatya-kabartma-örneği.jpg?resize=300%2C128&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-16-Malatya-kabartma-örneği.jpg?w=592&amp;ssl=1 592w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1308" class="wp-caption-text">Resim 16: Malatya kabartma örneği</figcaption></figure></p>
<p>Antik çağda diğer bir önemli yılan sembolü Asklepios ve onun adına kurulan kült merkezleridir. “Doktor tanrı” ve “doktorluk tanrısı” olan Asklepios’un adına kurulan sağlık tapınakları olan “asklepionlar” Antik Batı Anadolu tıbbının en önemli yapılarıdır.&nbsp; Anadolu’nun batısında, Ege adalarında ve Yunanistan’da 200′den çok asklepion bulunduğu tahmin ediliyor.</p>
<p>Asklepios Yunan mitolojisinde hekimlik sanatının ustası olan tanrı olarak geçer. Bu sanatı o kadar ileri götürmüştür ki ölümler son bulmuş hatta ölüleri bile diriltmeye başlamıştır. Bunun üzerine Zeus tarafından doğal düzeni bozduğu gerekçesiyle cezalandırılır. Asklepios doğadaki dengeyi koruyan iyileştirici gücü temsil etmektedir. Güçlü sağlıklı elinde yılan sarılı asası bir erkek heykeli ile temsil edilir (resim 20). Döneminin sağlık merkezi olarak çalışan Asklepion’da birbirinden çok farklı ve geçerli tedavi yöntemleri kullanılmaktaydı.</p>
<p><figure id="attachment_1309" aria-describedby="caption-attachment-1309" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-17-kabartma-örneği.jpg" rel="attachment wp-att-1309"><img class=" td-modal-image wp-image-1309 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-17-kabartma-örneği-300x179.jpg?resize=300%2C179" alt="Resim 17: kabartma örneği" width="300" height="179" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-17-kabartma-örneği.jpg?resize=300%2C179&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-17-kabartma-örneği.jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-17-kabartma-örneği.jpg?w=596&amp;ssl=1 596w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1309" class="wp-caption-text">Resim 17: kabartma örneği</figcaption></figure></p>
<p>MS 2. yüzyıl ortalarında günümüzde Kastamonu’nun İnebolu ilçesi antik dönem Abonuteikhos’da yılan değişik bir form almıştır. Roma dünyasını ayağa kaldıran sahte peygamberli pagan bir din ortaya çıkmıştır. Dinin kurucusu Abonuteikhoslu Aleksandros’tur. Aleksandros, Makedonia’daki Pella kentinden aldığı büyük yılanla başlattığı kurmaca dini, Apollon’un oğlu Asklepios’un reankarne olması inanışı temeline dayandırıyordu. Aleksandros ve onun kurduğu Glykon Kültü antik hiciv yazarlarından Samosatalı (Samsat) Lukianos tarafından günümüze aktarılmıştır<a href="#_ftn24" name="_ftnref24">[24]</a>.</p>
<p>Aleksandros ve Kokkonas, bilicilik merkezinin Abonuteikhos’da kurulmasına karar verdikten sonra tasarladıkları bir plan dâhilinde Kalkhedon’a gelerek buradaki en eski tapınak olan Apollon Tapınağı’na bir tunç tablet gömmüşlerdir. Tablet üzerinde Asklepios&#8217;un, babası Apollon ile birlikte pek yakında Pontus&#8217;a gideceği ve Abonuteikhos&#8217;da yerleşeceği, Sinope’nin yamaçlarında Abonuteikhos’da bir yalvaç çıkacağı yazılıydı. Daha sonra Aleksandros kendilerinin gömmüş olduğu bu tabletin bulunmasını bir şekilde sağlamıştı. Ve aynı zamanda hiç vakit geçirmeksizin burada yazılı olan bilgilerin Bithynia ve Paphlagonia’ya yayılmasını da sağlamış ve ardından memleketine doğru yola çıkmıştı. Aleksandros memleketine saçlarını uzatmış, omuzlarından aşağı salıvermiş, yarısı beyaz yarısı erguvan renkli bir giysi üzerine de beyaz pelerin atmış olarak gelmişti. Elinde Perseus gibi bir yelkovan kuşu da tutmaktadır ki soyunun buraya dayandığı intibası vermeye çalışmaktadır<a href="#_ftn25" name="_ftnref25">[25]</a>.</p>
<p><figure id="attachment_1310" aria-describedby="caption-attachment-1310" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-18-yılan-Adem-ve-Havva.jpg" rel="attachment wp-att-1310"><img class=" td-modal-image wp-image-1310 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-18-yılan-Adem-ve-Havva-300x225.jpg?resize=300%2C225" alt="Resim 18: yılan, Adem ve Havva" width="300" height="225" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-18-yılan-Adem-ve-Havva.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-18-yılan-Adem-ve-Havva.jpg?w=393&amp;ssl=1 393w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1310" class="wp-caption-text">Resim 18: yılan, Adem ve Havva</figcaption></figure></p>
<p>Aleksandros birkaç gün sessizlik içerisinde bekleyip yeterli koşulların oluşmasını bekledikten sonra, bir gece temelleri kazılmakta olan&nbsp; Asklepios tapınağına kadar gidip içine daha önceden yavru bir yılan yerleştirdiği kaz yumurtasını toprağa gömmüştü. Aynı günün sabahı olduğunda Aleksandros, kendini çıldırmış bir şekilde sokağa atmış, tapınak temelleri yakınındaki bir sunak taşı üzerinden halka seslenmiş ve onlara birazdan tanrıyı göreceklerini müjdelemişti. Aleksandros bu konuşmayı yaparken de içinde tanrı Apollon ve Asklepios’un çok sık geçtiği ancak halkın anlamadığı Fenikece cümleler de kurmuştu. Sonra yumurtayı daha önce gömdüğü yerden alan Aleksandros, yumurtayı işaret ederek halka ellerinde Asklepios’u tuttuğunu söylemişti. Aleksandros, halkın şaşkın bakışları altında yumurtayı kırmış ve o anda yumurtanın içinden çıkan yavru bir yılan ellerinde dolaşmaya başlamıştı. Halk işte o anda Asklepios’un yeniden doğumuna şahit olmuş ve hep birlikte dua etmeye başlamışlardı.</p>
<p><figure id="attachment_1311" aria-describedby="caption-attachment-1311" style="width: 195px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-19-Girit-yılanlı-tanrıça.jpg" rel="attachment wp-att-1311"><img class=" td-modal-image wp-image-1311 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-19-Girit-yılanlı-tanrıça-195x300.jpg?resize=195%2C300" alt="Resim 19: Girit yılanlı tanrıça" width="195" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-19-Girit-yılanlı-tanrıça.jpg?resize=195%2C300&amp;ssl=1 195w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-19-Girit-yılanlı-tanrıça.jpg?w=259&amp;ssl=1 259w" sizes="(max-width: 195px) 100vw, 195px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1311" class="wp-caption-text">Resim 19: Girit yılanlı tanrıça</figcaption></figure></p>
<p>Birkaç gün evine kapanan Lukianos ortaya çıkan tanrının ve bu durumun haberinin Paphlagonia’ya yayılmasını ve binlerce insanın Abonuteikhos’a akın etmesini beklemişti. Daha sonra evinde loş ışıklı bir oda düzenleyerek bir sedir üzerine oturmuş, burada da Pella’dan aldığı büyük yılanı kendi vücuduna dolamıştı. Yılanın başını koltuğunun arkasına saklayan Aleksandros daha önce çuval ve kaz teleğinden yapılmış olan sahte yılanbaşını (Keten bezinden bir yılanbaşı da yapıp ayarlamıştı. Bu baş insanı çok andırıyordu, kaş-göz, herşey çizilmişti, canlı gibiydi. At kılıyla ağız açılıp kapanıyor, gene at kılıyla yılanınki gibi kara çatal bir dil dışarı uzanıp çekiliyordu<a href="#_ftn26" name="_ftnref26">[26]</a>) sakalının altından çıkartmıştı. Daha sonra kente doluşmuş binlerce insan sıra halinde bu odaya girerek yeni tanrıyı görme imkânına kavuşmuştu. Odanın iki kapısı bulunmaktaydı ve insanlar bir kapından giriyor alelacele de diğer kapıdan çıkartılıyorlardı. Şaşkınlık içinde olan insanların birkaç gün önce yaşadıkları mucizeye bir yenisi daha eklenmişti.</p>
<p>Çünkü birkaç gün önce dünyaya gelen ve bir elin parmaklarında dolaşan yılan şimdi karşılarında sevecen, insan yüzlü ve ancak bir ejder büyüklüğünde çıkmıştı<a href="#_ftn27" name="_ftnref27">[27]</a>.</p>
<p><figure id="attachment_1312" aria-describedby="caption-attachment-1312" style="width: 164px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-20-Asklepion.jpg" rel="attachment wp-att-1312"><img class=" td-modal-image wp-image-1312 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-20-Asklepion-164x300.jpg?resize=164%2C300" alt="Resim 20: Asklepion" width="164" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-20-Asklepion.jpg?resize=164%2C300&amp;ssl=1 164w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-20-Asklepion.jpg?w=208&amp;ssl=1 208w" sizes="(max-width: 164px) 100vw, 164px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1312" class="wp-caption-text">Resim 20: Asklepion</figcaption></figure></p>
<p>Asklepios’un yeniden dünyaya gelmiş hali, yine bir kehanetle yeni Asklepios olan Glykon, bir yılan imajı olarak dayandığı Asklepios kültünde her zaman var olmuş çok önemli bir dinsel imgeydi. Ancak burada Glykon, bir yılan tanrı olarak Asklepios’un aynı zamanda kendisiydi de. Bunun yanında insan yüzü, uzun saçları, kulakları ve konuşuyor olması da kendine has olan önemli ayırt edici özellikleriydi. Bu kültürden bize kalan birçok sikke, heykel ve kült eşyası vardır (resim 21,22,23).</p>
<p>Modern dünyada yılana yüklenen anlam genelde kötülük, şeytani simge ya da soğukluk olsa bile halen bu sembol yaygınlığından hiç bir şey kaybetmemiştir. Tıp fakülteleri başta olmak üzere, birçok ilaç firması ve üniversite halen yılanı sembol olarak kullanmıştır. Günümüzde efsunlu anlamı çok dikkat çekmese de günlük eşyalarda özellikle aksesuarlarda sıkça kullanılmaktadır. (resim 24-25).</p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p>Yılan, en eski çağlardan beri insanı etkileyen ve hakkında birçok söylencenin üretildiği hayvanlardandır.</p>
<p><figure id="attachment_1313" aria-describedby="caption-attachment-1313" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-21-Glykon-kültü-sikke-örneği.jpg" rel="attachment wp-att-1313"><img class=" td-modal-image wp-image-1313 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-21-Glykon-kültü-sikke-örneği-300x117.jpg?resize=300%2C117" alt="Resim 21: Glykon kültü sikke örneği" width="300" height="117" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-21-Glykon-kültü-sikke-örneği.jpg?resize=300%2C117&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-21-Glykon-kültü-sikke-örneği.jpg?resize=600%2C235&amp;ssl=1 600w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-21-Glykon-kültü-sikke-örneği.jpg?w=602&amp;ssl=1 602w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1313" class="wp-caption-text">Resim 21: Glykon kültü sikke örneği</figcaption></figure></p>
<p>En erken kültür toplumlarından en geçine kadar yılana farklı anlamlar yüklenilmiş, farklı yorumlamalar yapılmıştır. Yılan kendine her toplumda yer bulmuş, popüler bir sembol haline gelmiştir. Elbette ki bu sembolleri tek seferde anlamak olanaksızdır. Yüklenen anlamı anlayabilmek için o kültürün dini inanışına, sosyal hayatına, yaşam felsefesine hakim olmak gerekir.</p>
<p><figure id="attachment_1314" aria-describedby="caption-attachment-1314" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-22-glykon-kültürü-kült-objesi.jpg" rel="attachment wp-att-1314"><img class=" td-modal-image wp-image-1314 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-22-glykon-kültürü-kült-objesi-300x286.jpg?resize=300%2C286" alt="Resim 22: glykon kültürü; kült objesi" width="300" height="286" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-22-glykon-kültürü-kült-objesi.jpg?resize=300%2C286&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-22-glykon-kültürü-kült-objesi.jpg?w=385&amp;ssl=1 385w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1314" class="wp-caption-text">Resim 22: glykon kültürü; kült objesi</figcaption></figure></p>
<p>Mısır’da hem bir tanrı hem bir şeytan olmuştur. Mezopotamya’da yine kutsal görülmüş tanrı sembolü olmuştur. Hititler’de tanrının yenmesi gereken bir kahraman, Yunan ve Roma uygarlıklarında şifacı ve kutsal sayılmıştır.</p>
<p>Bu doğrultuda yılan içinde birçok gizime, efsun, kehanet barındırır. İçindeki zıt anlamlar bunun en güzel örneğidir. Ölüm ve yaşam, iyilik ve kötülük, bilgelik ve sinsilik, sonsuzluk ve hiçlik bunlardan bazılarıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> &nbsp;Lexikon-6., 246</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Ersoy 1990, 329</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Roller 2004, 120</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Eyüpoğlu 1990, 77</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Yöndemli 2006, 23</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Hooke 1991, 73</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Hooke1991,76</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Yöndemli 2006, 25</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> Yöndemli 2006, 26</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> Green 2003, 158</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> Green 2003, 237</p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> Kramer 2001, 147</p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> Hooke 1991, 62</p>
<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14">[14]</a> Hooke 1991,</p>
<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15">[15]</a> Yöndemli 2006, 37</p>
<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16">[16]</a> Karauğuz 2001, 70</p>
<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17">[17]</a> Karauğuz 2001, 73</p>
<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18">[18]</a> Yöndemli 2006, 38</p>
<p><a href="#_ftnref19" name="_ftn19">[19]</a> Bryce 2002, 165</p>
<p><a href="#_ftnref20" name="_ftn20">[20]</a> Eyüboğlu 1990,&nbsp; 78</p>
<p><a href="#_ftnref21" name="_ftn21">[21]</a> Eski ahit</p>
<p><a href="#_ftnref22" name="_ftn22">[22]</a> Yöndemli 2006, 82</p>
<p><a href="#_ftnref23" name="_ftn23">[23]</a> Yöndemli 2006, 85</p>
<p><a href="#_ftnref24" name="_ftn24">[24]</a> Karasalihoğlu 2011, 12</p>
<p><a href="#_ftnref25" name="_ftn25">[25]</a> Karasalihoğlu 2011,&nbsp; 16</p>
<p><a href="#_ftnref26" name="_ftn26">[26]</a> Lukian &nbsp;1925, 12</p>
<p><a href="#_ftnref27" name="_ftn27">[27]</a> Karasalihoğlu 2011, 17</p>
<p><figure id="attachment_1315" aria-describedby="caption-attachment-1315" style="width: 207px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-23-Aleksandros.jpg" rel="attachment wp-att-1315"><img class=" td-modal-image wp-image-1315 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-23-Aleksandros-207x300.jpg?resize=207%2C300" alt="Resim 23: Aleksandros" width="207" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-23-Aleksandros.jpg?resize=207%2C300&amp;ssl=1 207w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-23-Aleksandros.jpg?w=280&amp;ssl=1 280w" sizes="(max-width: 207px) 100vw, 207px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1315" class="wp-caption-text">Resim 23: Aleksandros</figcaption></figure></p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>Bryce 2002,&nbsp;Bryce, T., Hitit Dünyasında Yasam ve Toplum (Ankara 2002). Dost Kitapevi</p>
<p>Lexikon-6, Olbrich H.- Gerhard S.,&nbsp; Lexikon der Kunst/6 (Almanya 1996). DTV</p>
<p>Eski ahit,&nbsp;Eski Ahit, Tekvin 3,4, Bap 3 (İstanbul 2002). Kitabı Mukaddes Şirketi</p>
<p>Karauguz 2001,&nbsp;Karauguz, G., Hitit Mitolojisi (Konya 2001). Çizgi Kitabevi</p>
<p>Hooke 1991,&nbsp;Hooke S. H.,&nbsp; Ortadoğu Mitolojisi Ankara 1991). İmge Yayınevi</p>
<p>Yöndemli 2006,&nbsp;Yöndemli, Fuat,&nbsp; Hayat Ağcı Ejder Yılan ( İstanbul2006 ) Nüve Kültür Merkezi</p>
<p>Lukian Alexander,&nbsp;Lukian A. L.,&nbsp; <em>Alexander. Alexander the false prophet </em>(1925). <em>&nbsp;</em>(Trans. A.M. Harmon) Loeb Classical Library.</p>
<p>Roller 2004,&nbsp;Roller, L.E., Ana Tanrıçanın izinde, Anadolu Kybele Kültü (İstanbul 2004). Çev:B. Avunç, Alfa Yayıncılık</p>
<p>Eyüpoğlu 1990,&nbsp;Eyüpoğlu İ. Z., Tanrı Yaratan Toprak – Anadolu (İstanbul 1990). Der Yayınları</p>
<p>Green 2003,&nbsp;Green A., Mezopotamya Mitolojisi Sözlüğü (İatanbul 2003). Aram Yayıncılık</p>
<p>Karasalihoğlu 2001,&nbsp;Karasalihoğlu M., Antik Çağdan Bugüne Glykon Kültü, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) (Eskişehir 2011)</p>
<p>Korkmaz 1990,&nbsp;Korkmaz N., Semboller Ve Yorumlarla Görünenden Görünmeyene (İstanbul 1990). Sena Ofset Matbaası</p>
<p>Kramer 1999,&nbsp;Kramer S.N., Sümer Mitolojisi ( İstanbul 1999). Kabalcı Yayınevi</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yilan-ve-stilize-yilan-figurunun-uzak-gecmisi/">Yılan ve Stilize Yılan Figürünün Uzak Geçmişi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yilan-ve-stilize-yilan-figurunun-uzak-gecmisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1292</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Michelangelo</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/michelangelo/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/michelangelo/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 19 Dec 2015 15:47:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Galerisi]]></category>
		<category><![CDATA[Caesars Palace]]></category>
		<category><![CDATA[contrapposto]]></category>
		<category><![CDATA[David]]></category>
		<category><![CDATA[disegno]]></category>
		<category><![CDATA[klasik sanat]]></category>
		<category><![CDATA[klasik sanat teknikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kral Davud’un heykel]]></category>
		<category><![CDATA[maniyerist]]></category>
		<category><![CDATA[maniyerizm]]></category>
		<category><![CDATA[Michelangelo]]></category>
		<category><![CDATA[Piazza Signoria]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[Surfers Paradise]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü mimar]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü mimarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Victoria ve Albert Müzesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1275</guid>
				<description><![CDATA[<p>Michelangelo, Rönesans döneminin önemli bir mimar, heykeltıraş ve şairidir (6 Mart 1475-18 Şubat 1564). Tam adı Michelangelo di Lodovico Buonarroti olan ünlü İtalyan sanatçının heykeltıraş olarak yaptığı ilk ve en ünlü eseri çocuk kral Davud’un heykelidir. &#160;Heykeli yaptığında henüz 26 yaşındadır ve eserini inşaa ederken çoğu zaman heykelinin yanına yaptığı ufak bir barakada yaşamış ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/michelangelo/">Michelangelo</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Michelangelo, Rönesans döneminin önemli bir mimar, heykeltıraş ve şairidir (6 Mart 1475-18 Şubat 1564). Tam adı Michelangelo di Lodovico Buonarroti olan ünlü İtalyan sanatçının heykeltıraş olarak yaptığı ilk ve en ünlü eseri çocuk kral Davud’un heykelidir. &nbsp;Heykeli yaptığında henüz 26 yaşındadır ve eserini inşaa ederken çoğu zaman heykelinin yanına yaptığı ufak bir barakada yaşamış ve kimseden yardım almadan “David” i yaratmıştır.</p>
<p>Michelangelo, insan formunda gerçeklik boyutunu yakalamaya çalışmıştır. Bu nedenle klasik sanat tekniklerini öğrenmenin yanı sıra insan kadavraları üzerinde de çalışmalar yapmıştır. Davut heykelini yapmaya 1501 yılında başlamış ve 1504 yılında tamamlamıştır. Heykel, Davut’un Golyat’a saldırmaya karar verdiği anı temsil etmektedir. Erkek formu temel alınarak inşa edilen heykelin omzunun üzerinde bir sapan figürü vardır ve insan formu mükemmele en yakın şekilde tasvir edilmiştir. &nbsp;Eserde, “contrapposto” stili ve “disegno” sanatsal disiplini görülmektedir. Söz konusu disipline göre “heykel sanatı”, &nbsp;ilâhi yaratılışı taklit etmesinden kaynaklandığına inanıldığı için en iyi sanat şeklidir. Michelangelo da adeta çalıştığı mermer kütlenin içerisinde zaten Davut varmış ve kendisi de yalnızca onu dışarıya çıkarmakla görevliymiş inancı ile çalışmış ve bu şekilde söz konusu disipline bağlılığını göstermiştir. Kimilerine göre de heykel, ideal görüntü yerine sanatsal nitelik araştırılarak özgün bir tarza yönelimi içinde barındıran “maniyerist” stile dayandırılarak yapılmıştır. Çünkü heykeldeki insan formu gerçeğe oranla daha farklıdır. Baş ve üst vücut, alt vücuta oranla daha büyüktür. Yani ideal görüntü yerine sanatsal bir görüntüye yönelinmiştir. Ancak heykelin yapılış amacına bakıldığında büyüklüğünden dolayı, bir kilise cephesine veya yüksek bir kaidenin üzerine yerleştirilme amacı ile yapıldığından bu oranlar tabii ki gerçekte olduğundan farklıdır ve bir açıdan bakıldığında oranlar zaten doğru şekilde görülecektir. Maniyerizm de 1520-1580 tarihleri arasında ortaya çıkan bir sanat üslubudur. En önemli temsilcisi ve akımın başlatıcısı olarak da yine Michelangelo olarak kabul edilir.</p>
<p><figure id="attachment_1277" aria-describedby="caption-attachment-1277" style="width: 157px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/michelangelo-david.jpg" rel="attachment wp-att-1277"><img class=" td-modal-image wp-image-1277 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/michelangelo-david-157x300.jpg?resize=157%2C300" alt="Michelangelo &quot;David&quot;" width="157" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/michelangelo-david.jpg?resize=157%2C300&amp;ssl=1 157w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/michelangelo-david.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w" sizes="(max-width: 157px) 100vw, 157px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1277" class="wp-caption-text">Michelangelo &#8220;David&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>5,17 metre yüksekliğinde bir mermer kütleden yapılmış olan bu heykel, Floransa’nın bir sembolü niteliğindedir. İlk olarak “Piazza Signoria” ya yerleştirilmiştir. Sonra da 1873’te Floransa’daki Akademi Galeri’sine götürülmüştür. Tamamı 8 Eylül 1504 tarihinde ortaya çıkarılan bu heykel, halen Floransa’nın Akademi Galerisi’nde sergilenmektedir. Ancak eserin bir kopyası da 1910 yılında Piazza Signoria’ya yerleştirilmiştir. Davut’un Kudüs’ü fethinin 3000. yılına ilişkin heykelin bir kopyası da Floransa tarafından Kudüs’e armağan olarak gönderilmiştir. Fakat bu heykelin çıplak olması ve bu sebeple de “pornografi” içerdiği inancı şehre hakim olmuş ve heykelin varlığı dinsel çatışmalara sebep olmuştur. Daha sonra da Davut yerine bir başka heykelin tamamen giyinik bir kopyasının armağan edilmesine karar verilmiştir. Bu kopyalar dışında ayrıca Londra’da “Victoria ve Albert Müzesi”nde alçıdan bir kopyası, Avustralya’da “Surfers Paradise” alışveriş merkezinde bir kopyası, Las Vegas’ta “Caesars Palace’da Appian Way Shops ve Los Angeles Kaliforniya’da bir malikanenin üzeri ve çevresi heykelin küçültülmüş 23 çevrelenmiş kopyası mevcuttur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/michelangelo/">Michelangelo</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/michelangelo/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1275</post-id>	</item>
		<item>
		<title>14. İstanbul Bienali 1 Kasım&#8217;a Kadar Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/14-istanbul-bienali-1-kasima-kadar-devam-ediyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/14-istanbul-bienali-1-kasima-kadar-devam-ediyor/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 28 Sep 2015 16:13:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel]]></category>
		<category><![CDATA[Grafik]]></category>
		<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[14. istanbul bienali]]></category>
		<category><![CDATA[Anna Boghiguian]]></category>
		<category><![CDATA[Arlette Quynh-Anh Tran]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Çavuşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Bakargiev]]></category>
		<category><![CDATA[bienal]]></category>
		<category><![CDATA[Carolyn Christov]]></category>
		<category><![CDATA[Cevdet Erek]]></category>
		<category><![CDATA[Chus Martínez]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori]]></category>
		<category><![CDATA[Elvan Zabunyan]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Özsoy]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Hüner]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun Onur]]></category>
		<category><![CDATA[Griselda Pollock]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul bienali]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul kültür sanat vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Marcos Lutyens]]></category>
		<category><![CDATA[Pierre Huyghe]]></category>
		<category><![CDATA[sanat festivali]]></category>
		<category><![CDATA[sanat sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Vilayanur Subramanian Ramachandran]]></category>
		<category><![CDATA[William Kentridge]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=665</guid>
				<description><![CDATA[<p>İstanbul Bienali devam ediyor. 5 Eylül 2015&#8217;ten itibaren Carolyn Christov-Bakargiev tarafından TUZLU SU: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori başlığıyla bir dizi işbirliği içerisinde şekillenmeye devam eden 14. İstanbul Bienali 1 Kasım 2015&#8217;e kadar görülebilir. Ücretsiz olarak gezilebilen 14. İstanbul Bienali, 30’un üzerinde noktada düşüncenin alabildiği sayısız farklı formun özel bir yelpazesiyle izleyicilere sunuluyor. Bienalde, 60’ın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/14-istanbul-bienali-1-kasima-kadar-devam-ediyor/">14. İstanbul Bienali 1 Kasım&#8217;a Kadar Devam Ediyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<ol>
<li>İstanbul Bienali devam ediyor. 5 Eylül 2015&#8217;ten itibaren Carolyn Christov-Bakargiev tarafından <em>TUZLU SU: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori </em>başlığıyla bir dizi işbirliği içerisinde şekillenmeye devam eden 14. İstanbul Bienali 1 Kasım 2015&#8217;e kadar görülebilir.</li>
</ol>
<p>Ücretsiz olarak gezilebilen 14. İstanbul Bienali, 30’un üzerinde noktada düşüncenin alabildiği sayısız farklı formun özel bir yelpazesiyle izleyicilere sunuluyor. Bienalde, 60’ın üzerinde sanatçının yanı sıra aralarında denizbilimci, hikâye anlatıcısı, matematikçi ve nörobilimcilerin de bulunduğu diğer katılımcılar, kolektif ve zamansız bir ortak düşünme deneyinde buluşuyor. Bienalde, düşüncenin alabileceği formlar matematikle, fenle, bitkilerle ve sanatla içiçe araştırılıyor. Bienal kapsamında aynı zamanda paneller ve okuma günleri gibi etkinliklerin olduğu kamusal program ile film programı da düzenlenmekte.</p>
<p><em><strong><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-tuzlusu.jpg"><img class="td-modal-image wp-image-671 size-full aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-tuzlusu.jpg?resize=600%2C315" alt="bienal-tuzlusu" width="600" height="315" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-tuzlusu.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-tuzlusu.jpg?resize=300%2C158&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-tuzlusu.jpg?resize=351%2C185&amp;ssl=1 351w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a>TUZLU SU: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori</strong></em></p>
<p>Carolyn Christov-Bakargiev, <em>TUZLU SU: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori</em> başlığıyla 14. İstanbul Bienali’nde, <em>“sanatta araştırma ile diğer bilgi türlerini birbirine bağlayan, doğrusal olmayan ve organik formlar vasıtasıyla, çizginin nerede çekileceğini, nerede geri çekilmek gerektiğini ve nelerden faydalanılabileceğini arıyor. Bunu açık bir denizde, yüzey düzken parmak uçlarıyla olduğu kadar sualtının derinliklerinde, katlanmış kodlama katları açılmadan da yapıyor.”</em></p>
<p><em>Bir dalga, nihayetinde düğüm haline gelmeye çalışan bir çizgi olabilir mi ve eğer öyleyse düğüm ne zaman çözülebilir?’ </em>sorusunu fizikçi ve aynı zamanda filozof dostlarına yönelten Carolyn Christov-Bakargiev<em> ‘en sonunda ve belki de bilhassa – sanatçılara soruyor ve yanıtı onlardan bekliyor.’</em></p>
<p>Bienalde, <em>“birçok çizim, resim, yerleştirme, film, obje, kitap, işbirliği ve araştırma bazlı etkinlik; radyo dalgaları ve ışık dahil farklı uzunluk ve frekanslarda elektromanyetik dalgalara, ses dalgalarından su dalgalarına,&nbsp; beyin dalgalarından bir patlama ertesindeki şok dalgalarına düşünce biçimleri –tekrarlayan ya da farklılaşan çizgilerden oluşan, enerji aktarımının her biçimini yapılandırıp katlayan dalgalar ya da salınan örüntüler– olarak izlenebilecek.”</em></p>
<p>Carolyn Christov-Bakargiev’in bienali işbirliği içerisinde şekillendirdiği isimler arasında <strong>Anna Boghiguian, Arlette Quynh-Anh Tran, Aslı Çavuşoğlu, Cevdet Erek, Chus Martínez, Elvan Zabunyan, Emin Özsoy, Emre Hüner, Füsun Onur, Griselda Pollock, Marcos Lutyens, Pierre Huyghe, Vilayanur Subramanian Ramachandran, William Kentridge </strong>yer alıyor.</p>
<p><em><strong>Bienal tüm şehirde</strong></em></p>
<p>Bienaldeki sanat yapıtları ve projeler, 5 Eylül’den itibaren Boğaz hattı boyunca, Karadeniz’den Marmara Denizi’ne ve şehrin iki yakasında 30’un üzerinde farklı mekânda gezilebilecek. Neredeyse İstanbul’un tüm noktalarına yayılacak olan bienal sergilerinin yer alacağı mekânlar arasında Büyükada’daki Splendid Palas ve Troçki Evi’nin, Şişli’deki yeni Hrant Dink Vakfı binasının yanı sıra ARTER, İstanbul Modern, Masumiyet Müzesi, SALT Galata ve Depo gibi sanata ayrılmış alanlar yer alıyor.</p>
<p><em><strong><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-orhanpamuk.jpeg"><img class="td-modal-image wp-image-669 size-medium alignleft" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-orhanpamuk-300x161.jpeg?resize=300%2C161" alt="bienal-orhanpamuk" width="300" height="161" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-orhanpamuk.jpeg?resize=300%2C161&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-orhanpamuk.jpeg?w=620&amp;ssl=1 620w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a>14. İstanbul Bienali Uluslararası Dostları ve Hamileri Programı Onursal Başkanlığı’nı&nbsp;Orhan Pamuk üstleniyor</strong></em></p>
<ol>
<li>İstanbul Bienali’nde yer alacak sanatçıların bienal için üretecekleri yeni prodüksiyonlarına kaynak yaratmak amacıyla Uluslararası Dostları ve Hamileri başlıklı bir destek programı başlatıldı. 14. İstanbul Bienali Uluslararası Dostları ve Hamileri programı, geçtiğimiz günlerde açılan Venedik Bienali 56. Uluslararası Sanat Sergisi’nde bienal “hamileri”nden Nicoletta Fiorucci’nin 14. İstanbul Bienali onuruna düzenlediği ve pek çok sanatçı, küratör ve sanat destekçisinin yanı sıra programın onursal başkanlığını üstlenen Orhan Pamuk’un da katıldığı bir davette tanıtıldı. Orhan Pamuk, yaptığı konuşmasında <em>“Bu bienal kesinlikle biricik olacak, özel olacak. Taşıdığı gizemlerin gün ışığına çıkarılması adına sürprizli bir bienal ve İstanbul bizi beklemekte,”</em>sözleriyle davetlilere İstanbul Bienali’ne gelin çağrısında bulundu.&nbsp; Orhan Pamuk, sanatçı kimliğiyle de İstanbul Bienali katılımcıları arasında yer alacak.</li>
</ol>
<p>Sanatseverlerin en az üç günde gezebileceği 14. İstanbul Bienali’nde, İstanbul Modern, ARTER, Özel İtalyan Lisesi ve Galata Özel Rum İlköğretim Okulu gibi mekânlar karma sergiye ev sahipliği yaparken, diğer tüm mekânlarda tek sanatçı ya da sanatçı topluluklarının işleri görülebilecek.</p>
<p><em><strong><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-galata.png"><img class=" td-modal-image alignleft wp-image-667 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-galata.png?resize=460%2C460" alt="bienal-galata" width="460" height="460" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-galata.png?w=460&amp;ssl=1 460w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-galata.png?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-galata.png?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 460px) 100vw, 460px" data-recalc-dims="1" /></a>Galata-Tophane-Beyoğlu Bölgesindeki Mekânları&nbsp;Yürüyerek Keşfedin</strong></em></p>
<p>Bienal gezisine, Bankalar Caddesi üzerinde, 19. yüzyılda, Osmanlı Bankası’nın merkez binası olarak Fransız asıllı Levanten mimar Alexandre Vallauri tarafından tasarlanan ve 2011 yılında restore edilerek yeniden açılan SALT Galata ile İstanbul doğumlu İtalyan mimar Antoine Tedeschi tarafından 1863 yılında Neo-Rönesans stilinde inşa edilen tarihi Sümerbank binası ve yakın zamanda yeniden açılan Vault Karaköy The House Hotel’den başlanabilir.</p>
<p><em><strong><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-kabatas.png"><img class=" td-modal-image alignleft wp-image-668 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-kabatas.png?resize=500%2C375" alt="bienal-kabatas" width="500" height="375" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-kabatas.png?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-kabatas.png?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a>Kabataş-Kadıköy-Büyükada Rotası</strong></em></p>
<p>Kadıköy ve Büyükada’da da farklı mekânlar 14. İstanbul Bienali projelerine ev sahipliği yapacak. Kadıköy Yeldeğirmeni’nde yer alan bir sanatçı atölyesi de mekânlardan biri olacak.</p>
<p><em><strong><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-rumelifeneri.png"><img class="size-full wp-image-670 alignright" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-rumelifeneri.png?resize=500%2C204" alt="bienal-rumelifeneri" width="500" height="204" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-rumelifeneri.png?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/09/bienal-rumelifeneri.png?resize=300%2C122&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a>Bienal Şişli’den Tarihi Yarımada ve Rumelifeneri’ne Uzanacak</strong></em></p>
<ol>
<li>İstanbul Bienali’nin Şişli bölgesinde iki sergi mekânı olacak: 1903-2004 yılları arasında Anarad Hığutyun Okulu olarak hizmet verdikten sonra yeniden inşa edilerek 2015 yılında açılan Hrant Dink Vakfı ve Agos’un yeni binası ile Agos’un Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in Ocak 2007’de önünde öldürüldüğü, Pangaltı’daki vakfın ve gazetenin eski merkezi Hrant Dink Vakfı ve Agos &#8211; Parrhesia Alanı.</li>
</ol>
<p><em><strong>Bienalin geçici mekânı Kastellorizo (Meis)</strong></em></p>
<p>Son olarak, bienalin geçici mekânlarından biri de Türkiye kıyılarından iki kilometre uzaklıkta olan Yunanistan adası Kastellorizo (Meis). Adada&nbsp;7-13 Eylül 2015 tarihleri arasında Fiorucci Art Trust işbirliğiyle bir proje gerçekleştirilecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/14-istanbul-bienali-1-kasima-kadar-devam-ediyor/">14. İstanbul Bienali 1 Kasım&#8217;a Kadar Devam Ediyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/14-istanbul-bienali-1-kasima-kadar-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">665</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
