<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Nazım Hikmet &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/nazim-hikmet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:55:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Mavi Rüya Öyküleri -5- Yaşamak Şakaya Gelmez Mi Nazım Usta?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 13 Jun 2018 05:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Çırak Aranıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamak Şakaya Gelmez]]></category>
		<category><![CDATA[Zülfü Livaneli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14821</guid>
				<description><![CDATA[<p>Karne almaya ramak kaldığı günlerdendi, benden iki yaş küçük erkek kardeşimle okuldan eve dönerken, annemin sabahleyin bize hazırladığı kumanyayı yemek için, evimizin yolunun üstündeki çocuk parkında oturduk, beyaz peynirli, domatesli ekmeklerimizi yemeğe koyulduk. Parkın hemen yakınındaki inşaattan gelen matkap gürültülerine parkta oynayan çocukların neşesi karışıyordu. Ta ki o çığlık duyulana dek. “Düştü, adam düştü” diye [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/">Mavi Rüya Öyküleri -5- Yaşamak Şakaya Gelmez Mi Nazım Usta?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Karne almaya ramak kaldığı günlerdendi, benden iki yaş küçük erkek kardeşimle okuldan eve dönerken, annemin sabahleyin bize hazırladığı kumanyayı yemek için, evimizin yolunun üstündeki çocuk parkında oturduk, beyaz peynirli, domatesli ekmeklerimizi yemeğe koyulduk. Parkın hemen yakınındaki inşaattan gelen matkap gürültülerine parkta oynayan çocukların neşesi karışıyordu. Ta ki o çığlık duyulana dek. “Düştü, adam düştü” diye bağırıyordu biri hararetle. Matkap sesi sustu ilk önce, çocuklar sustu sonra, balkonunda halı döven teyzenin sopası sustu. İşçiler koşturmaya başladılar, kardeşim endişeli baktı bana. Ben ona baktım şaşkınca, korkudan gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Yarısı yenmiş ekmeği elinde duruyordu hala&#8230;</p>
<ul>
<li>Sen burada otur ben gidip bir bakayım, dedim.</li>
<li>Abla gitme ne olur, dedi.</li>
<li>Belki bir faydam olur Emre, ben hemen bakıp geleceğim, dedim.</li>
<li>Ablaaaaa! diye bağırdığını işitirken arkamdan, koşarak inşaata girmek istedim. Ustabaşı,</li>
<li>Nereye çocuk, dur bakalım! Deyip durdurdu beni, tuttu kolumdan usulca&#8230;</li>
<li>Ben ilk yardım dersi aldım amca, dedim ivecenlikle. Bir faydam olur belki diye geldim&#8230;</li>
</ul>
<p>Şaşkın bakışlarından kaçıp, sol tarafı kanlar içinde sedyede yatan işçiye doğru koştum. Sol kolundaki yarası derindi, çok kan kaybediyordu ve hemen durdurulması gerekiyordu. Ambulans gelene kadar bir şeyler yapmalıydım. Hemen temiz bir bez istedim, yarayı sıkıca sardım ve düğüm attım. Sonra da üzerine küçük bir sopayla bastırıp yeniden sardım. Kanama durdu kısa bir süreliğine. Tıpkı öğretmenimden öğrendiğim gibi, üstüne tekrar bir bez sardım. Saati sordum ve sağ elinin avucuna bu saati kalemle yazdım. O kadar hızlı olmuştu ki her şey ben bile şaşkın bakakalmıştım kendi halime. Üstüm başım, her yerim kan içindeydi. Ustabaşı yanıma geldi, alnımdan öptü beni.</p>
<ul>
<li>Hızır gibi yetiştin be çocuk, dedi.</li>
</ul>
<p>Ambulans geldi, beyaz önlüklü hemşireler indiler. Yaralının halini gören baş hemşire,</p>
<ul>
<li>Bu turnikeyi kim uyguladı? Dedi. Ustabaşı beni gösterdi.</li>
<li>Aferin sana, ne güzel yapmışsın turnikeyi, okulda mı öğrendin? Dedi. Ben de başımı sallayarak,</li>
<li>Evet. Öğretmenimiz ilk yardım dersinde öğretti, dedim.</li>
<li>Sen büyüyünce hemşire olmalısın, dedi. Bana göz kırptı, saçımı okşadı…</li>
</ul>
<p>İşte o gün, o anda karar vermiştim, büyüyünce hemşire olacaktım. Zaten öğretmenim de elimin çok yatkın olduğunu söylemişti, ilk yardım derslerinde yaptığım uygulamaları görünce&#8230;</p>
<p>İnsanın hayatı bazen tek bir olayla değişiverir, kader tek bir anla seni yol ayrımına getirip bırakıverir. O gün eve döndüğümde kan içindeki mavi okul önlüğümü anneme göstermeden kendim yıkamıştım. Annem ve babam dokuma fabrikasında işçi olarak çalışıyorlardı. Tek amaçları kardeşimi ve beni okutmak, kendi mavi önlüklerinden bizleri uzak tutmaktı. Şaka yapardı bazen babam, “bak bizde okula gidiyoruz” derdi kendi işçi önlüğünü göstererek. Oysaki hiç şikâyet etmediği halde okuyamamış olmaktan gizli gizli üzüntü duyduğunu bilirdim. Hemşire olursam beyaz önlük giyerim dedim kendi kendime. Beyaz kep takarım, ben annem ve babam gibi işçi olmayacağım…</p>
<figure id="attachment_14945" aria-describedby="caption-attachment-14945" style="width: 816px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/maaslarini-alamayan-tekstil-iscilerinin-isten-cikarilmasi.jpg"><img class="wp-image-14945 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/maaslarini-alamayan-tekstil-iscilerinin-isten-cikarilmasi.jpg?resize=640%2C325" alt="" width="640" height="325" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/maaslarini-alamayan-tekstil-iscilerinin-isten-cikarilmasi.jpg?w=816&amp;ssl=1 816w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/maaslarini-alamayan-tekstil-iscilerinin-isten-cikarilmasi.jpg?resize=300%2C153&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/06/maaslarini-alamayan-tekstil-iscilerinin-isten-cikarilmasi.jpg?resize=474%2C240&amp;ssl=1 474w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14945" class="wp-caption-text">Tekstil Fabrikası İşçileri</figcaption></figure>
<p>Fabrikanın çalışma koşulları çok ağırdı. Üç vardiya çalışıyorlardı. Annem ve babam iplik bölümündeydiler. İşi öğrenip dokuma tezgâhlarına geçmek istiyorlardı. Orada çalışanlar biraz daha iyi maaş alıyorlardı. “ Dokumacılık iplikçilikten evladır “ derdi babam. Dokumacı olamadan daha fabrikada grev patlak verdi bir gün. Yaz tatili gelmişti. Evdeydik kardeşimle biz. İki ay maaş alamadan öylece bekledi babam. Annemi işten çıkarttı patron. Çünkü ne sigortası ne de sendikası vardı. Evlere temizliğe gitmeye başlamıştı. Karnımızı zor doyuruyorduk aldığı üç beş kuruşla. Fabrikada giydiği mavi önlüğünü, zengin evlerinde temizlik yaparken giyiyordu annem artık&#8230;</p>
<p>Annemin işde olduğu bir gün babama yemek götürmeye gittik kardeşimle. Sefer tasındaki kuru fasulyeyi dökmeden götüreyim diye, yol boyunca sağ kolumu hiç sallamamıştım. Sol elimle kardeşimi sıkı sıkıya kavramıştım. Babamın  mavi işçi gömleği yoktu nedense üzerinde. “Grev Gözcüsü” yazan bir başka mavi gömlek vardı. Bu sefer başında mavi bir kasket, “ Bu İş Yerinde Grev Vardır” yazan mavi bir pankart  ellerinde…</p>
<p><em>Yaşamak şakaya gelmez,</em><br />
<em>büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın</em><br />
<em>bir sincap gibi mesela,</em><br />
<em>yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,</em><br />
<em>yani bütün işin gücün yaşamak olacak.</em></p>
<p>Bir sebze sandığının üzerinde bu şiiri okuyordu babam. Benim babam, ilkokulu zor bitirmiş gazete bile okumayan babam… Ezberinden şiir okuyordu… Beni gördü, elimdeki sefer tasını ve kardeşimin elini nasıl sıkı sıkı tuttuğumu gördü. Gözleri doldu. Sesi çatladı. İndi sandıktan. Yanıma geldi. İki koluyla sarıldı bize…</p>
<p>Bir alkış koptu, neye uğradığımızı bilemedik. Bütün işçiler bize gülen gözlerle bakıyorlardı. Sefer tasını aldı elimden babam. Bir kâğıt tutuşturdu elime, sonra demin indiği sandığa çıkarttı beni. “ Oku” dedi bana. İşçiler bana bakıyordu, babam bana bakıyordu.</p>
<ul>
<li>Hadi oku kızım, dedi gururla… Okudum ilk defa hayatımda, Nazım Hikmet’in şiirini…</li>
</ul>
<p><em>Yaşamayı ciddiye alacaksın,<br />
yani o derecede, öylesine ki,<br />
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,<br />
yahut kocaman gözlüklerin,<br />
beyaz gömleğinle bir laboratuarda<br />
insanlar için ölebileceksin,<br />
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,<br />
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,<br />
hem de en güzel en gerçek şeyin<br />
yaşamak olduğunu bildiğin halde.</em></p>
<p><em>Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,<br />
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,<br />
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,<br />
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,<br />
yaşamak yani ağır bastığından.</em></p>
<p>Fonda kaset çalıyordu, uzaktan geliyordu müziğin sesi…</p>
<p><em>Elim sanata düşer usta yürek acıya,</em></p>
<p><em>Ölüm hep bana bana mı, bana mı düşer usta,</em></p>
<p><em>Ölüm hep bana bana mı, bana mı düşer usta…</em></p>
<p><strong>Otuz altı yaşındayım artık, mavi hayallerimden çok uzakta bir hastanede gece nöbetindeyim. Silah sesleri geliyor. Sınıra çok yakın bir yerdeyiz. Savaşın ortasındayız, patlayan bombalardan kopan çocuk kollarını yerlerine dikmeye çalışmaktayız. Hemşire oldum, babama söz verdiğim gibi. Oku demişti, okudum. İşçi olmadım onlar gibi…</strong></p>
<p><strong>Ama giyemedim beyaz önlüğü, beyaz kep takamadım maalesef. Kaldırmışlar ben okurken üniversitede ne yazık ki…</strong></p>
<p><strong>Mavi hemşire önlüğü giyiyorum şimdi. İki tane verdiler, biri kanlanınca yıkayıp öbürünü giyebileyim diye&#8230;</strong></p>
<p><strong>İşçi olmadım annem babam gibi… Ama şerefli bir mavi önlük giyiyorum, tıpkı alın teri ve emeğiyle çalışan milyonlarca insan gibi…</strong></p>
<p><strong>Yaşamak Şakaya Gelmez Değil Mi Nazım Usta? Sen öğrettin bunu bana, yaşamanın ne demek olduğunu bilmeden daha&#8230;</strong></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/ZHJJVZfnHzU?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/">http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/">http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/">Mavi Rüya Öyküleri -5- Yaşamak Şakaya Gelmez Mi Nazım Usta?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-5-yasamak-sakaya-gelmez-mi-nazim-usta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14821</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Penceremdeki Kuşlar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-penceremdeki-kuslar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-penceremdeki-kuslar/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 19 Nov 2017 05:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[David Bowie]]></category>
		<category><![CDATA[kurt cobain]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[nirvana]]></category>
		<category><![CDATA[Prometheus]]></category>
		<category><![CDATA[the man who sold the world]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11695</guid>
				<description><![CDATA[<p>İlk bakışta değil, Son bakıştadır aşk. Yani ayrılırken, sana nasıl bakıyorsa, O kadar sevmiştir seni&#8230; Nazım Hikmet Ran Ne zaman ki yolum o köşe başından parka doğru inen yokuşa varsa, adımı taşıyan sokak levhasını görüp gülümserim her defasında. İçim bir hoş olur, istisnasız kalbim hızla çarpar, gözlerini görmeyi, ilk karşılaştığımız duvarın dibindeki o ana geri [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-penceremdeki-kuslar/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Penceremdeki Kuşlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>İlk bakışta değil,<br />
Son bakıştadır aşk.<br />
Yani ayrılırken, sana nasıl bakıyorsa,<br />
O kadar sevmiştir seni&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em>Nazım Hikmet Ran</em></strong></p>
<p>Ne zaman ki yolum o köşe başından parka doğru inen yokuşa varsa, adımı taşıyan sokak levhasını görüp gülümserim her defasında. İçim bir hoş olur, istisnasız kalbim hızla çarpar, gözlerini görmeyi, ilk karşılaştığımız duvarın dibindeki o ana geri dönmeyi isterim umutsuzca… Beni fark etmemiş olmana aldırmam, ciddi adımlarla yürüdüğün halin gelir gözlerimin önüne. Seni kaybetmemek için koşturuşumu görürüm ardından… İyi ki takılmışım derim peşine, yoksa hayatımın akışını değiştirecek o üç günü yaşayamadan göçüp gidecekmişim bir başıma…</p>
<p>Sırtındaki kamburu daha o gün, ilk bakışta fark etmiştim. Bunu sana söylemedim. Hiç fark etmediğimi söylediğim yalanını da bunca yılın sonrasında itiraf ediyorum işte&#8230; Seni kusursuz görmek istemişim olmalıyım… Oysa sağ kürek kemiğinin üzerinde küçük bir tepecik yapan kamburun, haki asker kabanının altına saklanmış, sol omzunda taşıdığın gitarın onu daha da öne çıkartmıştı… Başın önünde yürürken hızlı hızlı sallanan sağ kolun yana kaykılıyordu, arada sırada sendeliyordun, bozuk yolun çukurlarından kaçmak için zıplayarak yürüyordun.</p>
<p>Kabanınla uyumlu haki renkli berenin altından sarkan kıvırcık kumral saçların, aslan yelesi gibi savruluyordu, sırtını gördüğüm bu görüntünün yüzünü görmek isteğime engel olamadan takıldım peşine. Aynı konseri izlemeye gidiyor oluşumuzu düşledim nedense&#8230; Yıllardır beklediğim beyaz atlı prensim sendin belki de&#8230; Perçemlerin öyle uzundu ki yüzünü görmem mümkün değildi. Kulaklık takıyordun, kulaklıktan ses dışarıya çıkıyordu ama sen kendi sesinden başka hiçbir şeyi duymuyor, boyuna şarkıyı mırıldanıyordun…</p>
<p>Vapur iskelesine geldiğimizde seni kaybetmemek için adımlarımı hızlandırdım. Lülelerinin altındaki gözlerini görmek istiyordum, çok istiyordum, neden bilmiyordum. Sonbaharın en güzel günlerinden biriydi pastırma yazından kalma… Hava serindi. Güneşin sıcaklığını hissedeceğimiz birkaç kısa günden birini kaçırmadan, yüzümü güneşe verip bir kertenkele gibi ısınmak ne güzel olur diye içimden geçirmiştim ki, güvertede buldum kendimi&#8230;Senin tam karşında…</p>
<p>Balıkçıl yaka siyah bir kazak giymiştin, uzun kumral saçlarının altındaki yeşil gözlerini işte tam da o an fark ettim… Sanki biliyormuşum gibi ‘evet!’ dedim içimden… Zaten başka türlüsü olmazdı ki… Beni görmen için bir şeyler yapmalıydım. Kendi iç dünyana öyle kapanmıştın, dış dünyaya öyle yabancıydın ki, seni koparıp almak ve kendi içime saklamak arzusuna engel olamadım. Yüzün hep yere bakıyordu, sanki güzelliğinden utanıyordun. Kirli sakallarının altındaki teninin beyazlığını görebiliyordum. Başka hiçbir kız bakmazdı belki yüzüne, annem olsa ‘ ne bu böyle saç sakal karışmış birbirine’ derdi, ‘kız mı oğlan mı belli değil’… Benim içinse sen, dünyaya başka gözlerle bakan gizemli biriydin. Bulmaca çözmek gibi heyecan verici, şaşırtıcı ve çok çekiciydin&#8230;</p>
<p>Karşında oturduğumu fark etmedin, beni adeta görmezden geldin. Ben de kaset çalarımı çıkarıp çantamdan senin az önce dinlediğin şarkıyı açtım, kulaklıklarımı takıp dinlemeye başladım. Senin gibi davranacaktım, hiç görmemişim gibi yapacak, hatta kitabımı çıkarıp göz ucuyla sana bakmaya devam ederken okumaya başlayacaktım. Kaldırıp başını denize bakman uzun sürmedi, döndün yüzünü, rüzgâra verdin saçlarını, güneşin altında altın renginde parlıyorlardı&#8230; Ben de kaldırdım başımı, bir heykel gibi duruyordun işte tam karşımda…</p>
<p>‘Prometheus!’ dedim aniden… Biraz yüksek sesle söylemiş olmalıydım ki dönüp bana baktın… Kızardı yanaklarım, gözlerini gözlerime dikip gülümsedin, içimden ılık ılık akıp geçtin… Zeus’tan ateşi çalan, insanlığın bekasını sağlayan ilk devrimci Prometheus  gibiydin… Tanrılara karşı gelen bir kahraman&#8230; Zeus&#8217;un çarmığa gerip her gün bir kartala yenilenen karaciğerini yedirttiği işkenceye uğramış Prometheus&#8217;tun artık, benim kahramanımdın&#8230; Gülümseyişine, gülümsememle cevap verdim. Kulaklığını çıkarttın, bana da çıkartmam için elle işaret yaptın. Çıkarttım hemen kulaklığımı…</p>
<ul>
<li>&#8221; Bu kadar yüksek sesle müzik dinleme&#8221; dedin samimi sıcacık sesinle…</li>
<li>&#8221; İşitme kaybına neden olur ilerde.&#8221;</li>
</ul>
<p>İşte kahramanım beni korumaya başlamıştı bile&#8230; Daha ilk cümlenle beni kendine hayran bırakmıştın. Sanki tanışıyorduk kadim zamanlardan, Olympos dağında eksik kalmış bir aşkı yaşıyorduk? Rüya gibiydi her şey, kalbimin çarpıntısına aldırış etmeyip kaptırıp kendimi gözlerinin ışıltısına&#8230;</p>
<ul>
<li>&#8221; Klasik gitar mı çalıyorsun&#8221; diye sordum sana…</li>
<li>&#8221; Hayır! Akustik gitar&#8221; dedin. İşte o anda sana âşık oluvermiştim…</li>
</ul>
<p>Vapurdan inene kadar neler konuştuğumuzu hatırlamıyorum bile, her şey o kadar güzeldi ki kanatlanmış bir güvercin gibi uçuyordum mutluluktan. İlk görüşte aşk bu olsa gerekti… Sana neler anlattım neler kim bilir? Az konuşuyordun ama sen de gözlerini benden alamıyordun. Vapur Karaköy iskelesine yanaştı, en son biz indik vapurdan. Ve Galata’ya doğru yürümeye başladık… İkimiz de aynı konsere gidiyorduk, bu inanılmazdı! Mucize böyle bir şey olmalıydı&#8230;</p>
<p>Filmlerde izlesem saçma bulurdum, senaryoyu yazanların abarttıklarını düşünürdüm. Ama işte gerçekti, karşımda duruyordu ve bu mutluluğu yaşayan bizzat bendim…</p>
<p>Galata Kulesi Sokak Şenlikleri vardı, üç gün üç gece süren… Yerli ve yabancı birçok grup müzisyenin konserlerine gelen gençler, kule dibinin kahvelerinde oturacak yer bırakmamışlar, kaldırımlara, hatta sokağa taşmışlardı.</p>
<p>İkimiz de daha önce çıkmamıştık Galata Kulesine. Konserin başlamasına epeyce zamanımız vardı. İstanbul’a seninle Galata Kulesinden bakmak müthiş bir fikirdi… Manzara mı büyülemişti beni sen mi bilemiyorum? Ayaklarım yerden kesilmişti. Bir sanat tarihi öğrencisi olarak kule hakkında bildiklerimi anlattım sana. Hezarfen Çelebi gibi uçmak üzereydim, bir kanatlarım eksikti&#8230; Çevremizdeki turistlerin fotoğraf çekiyorlardı durmadan, el ele göz göze hallerinden, birbirlerine sarılıp öpüşmelerinden, bizi de sevgili sanmalarına gülüştük… Sonra birden elimi tuttun ve beni oracıkta öptün…</p>
<p>Sevgilim oldun, kaşla göz arasında, böyle bir anda&#8230;Seni bırakmak istemiyordum korkuyordum yitirmekten. Sıkı sıkı tuttum elini&#8230; Kaybolacakmış gibiydin&#8230;Birbirimize hiçbir söz vermedik, hiçbir beklenti içinde olmadık… Hiç soru sormadık&#8230; ‘Zaman çok kısa’ demiştin, ‘Bırak da yaşayalım…’</p>
<p>Üç gün üç gece konserleri izledik seninle, cebimizdeki paramız bitince gitarını kılıfından çıkarıp çalmaya başlıyordun istiklal caddesinde… Kurt Cobain intihar edeli bir kaç ay olmuştu şunun şurasında. Nirvana&#8217;nın şarkılarını ezbere çalıyordun… Başımızda durup bizi dinleyenlerle sohbet ediyordun&#8230;Müzik hakkında ne çok bilmediğim şey varmış meğerse&#8230; Bambaşka bir dünyanın ortasında bulmuştum kendimi. Bambaşka insanlar tanıyıp, başka serüvenlere doğru yol almıştım&#8230; Senin sevgilin olduğum için çok şanslıydım…</p>
<p>Üçüncü günün akşamında son konser bittiğinde, Galata’nın sokağında bana özel konser verdin. Bir şey anlatmaya çalışıyordun sanki… Ağlıyordun bir yandan, sözler çok zor çıkıyordu ağzından… En sevdiğim şarkıyı söyledin bana… Sonra kulağıma eğilip ‘Seni Seviyorum’ dedin…</p>
<p>Bunun veda olduğunu anlamıştım… Hiçbir şey sormadım, öyle anlaşmıştık çünkü… Bana simitle beslediğimiz kumruları göstererek ‘ Kumrular tek eşlidir’ demiştin… Onu hatırlattın,</p>
<ul>
<li>&#8221; Unutma, kumrular tek eşlidir &#8220;dedin bir kez daha</li>
</ul>
<p>Ne zaman penceremde yuva yapan kumruları izlesem, David Bowie&#8217;nin &#8216;The Man Who Sold The World&#8217; şarkısını mırıldanır dururum… Nirvana&#8217;nın yorumuyla, kulaklarımda notaları dönerim tekrar anılarıma&#8230;</p>
<p>Biliyorum ki kumrular tek eşlidir nasılsa !</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/fregObNcHC8?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-penceremdeki-kuslar/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Penceremdeki Kuşlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-penceremdeki-kuslar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11695</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çınaraltı Öyküleri -3 / Yaşama İnat Yaşamak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-yasama-inat-yasamak-3/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-yasama-inat-yasamak-3/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 25 Aug 2016 05:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Beyazıt Devlet Kütüphanesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Ran]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamaya Dair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4959</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yaşamaya Dair “Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın  bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,  yani bütün işin gücün yaşamak olacak. “ Konuş ! diye bağırıyordu. Buradan sağ çıkacağını mı sanıyorsun? Anlat, bütün bildiklerini anlat ! Diğeri devam ediyordu. Seninle kim temasa geçiyordu, emirleri kim veriyordu? Okulunuzda kaş kişiydiniz? [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-yasama-inat-yasamak-3/">Çınaraltı Öyküleri -3 / Yaşama İnat Yaşamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Yaşamaya Dair</h2>
<p><em>“Yaşamak şakaya gelmez, </em></p>
<p><em>büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın </em></p>
<p><em> bir sincap gibi mesela, </em></p>
<p><em>yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, </em></p>
<p><em> yani bütün işin gücün yaşamak olacak. “</em></p>
<ul>
<li>Konuş ! diye bağırıyordu. Buradan sağ çıkacağını mı sanıyorsun? Anlat, bütün bildiklerini anlat ! Diğeri devam ediyordu.</li>
<li>Seninle kim temasa geçiyordu, emirleri kim veriyordu? Okulunuzda kaş kişiydiniz? Senin görevlerin nelerdi?Hepsini anlat. Konuşamadan daha, daha ağzını bile açmamışken&#8230;</li>
<li>Hangi eylemlere katıldın?  Üzerinden çıkan kitapları kim verdi sana?Hadi konuşsan ! Bir tokat, bir tane daha, ardından tekmeler özellikle karnına yağıyordu…</li>
</ul>
<p>17 yaşım, ah benim garip başım… Öğrenciyim ben liseliyim, seneye okulu bitireceğim, üniversiteye gideceğim daha. Kaymakam olarak döneceğim doğup büyüdüğüm kasabaya…</p>
<p>Babam biliyor mu olanı biteni acaba? Ya annem, hele yaşlı haminnem… Eyvahlar olsun biliyorlarsa, nasıl bakarım yüzlerine bir daha?</p>
<p>Okumaya gelmiştim ben, sadece okumaya… Kaymakam olacaktım daha&#8230;</p>
<p>Okumaya gelmişti, çok methetmişlerdi bu liseyi yatılı diye, iyi eğitim alır diye, erkek lisesi diye… Varını yoğunu vermişti ailesi büyük oğullarına, ilk göz ağrıları okuyacak ve diğer 4 kardeşine de yâr olacaktı. Olmadı ama. Askerler koğuşa girdiği anda öylece kalakaldı çocuklar, çünkü çocuktular&#8230; Okul yeni açılmış, dersler yeni başlamıştı. Yaz tatilinin üzerinden birkaç hafta geçmişti, üniversite sınavlarına gireceklerdi, son sınıftılar… Umutları Kaf dağının ardındaydı&#8230; Hatırlıyordu, ranzada kitap okuyordu, korkuyla kitabını düşürüyordu sonra… Ağır ağır kalkıyordu tozlar havaya kalkıyordu… Sonra!</p>
<p>Sonra! Göğsüne aldığı darbeler, nefesini kesiyordu ilkin, sonra dayanamıyordu ince zayıf vücuduyla uykuya dalıyordu acıdan, açlıktan, pişmanlıktan, en çok da korkudan&#8230;</p>
<p><em>Yazamıyorum sonrasını, doktorum “iyi gelir yazarsan geçmişini, kâbuslarından kurtulursun “demişti ama… İçim acıyor, gözaltında kaldığım onca zamanı, yaşadığım onca eziyeti hatırlamak bile istemiyorum artık. Unutmak istiyorum ne yaşadıysam, yaşamadıysam, neyim varsa yoksa da, sadece unutmak istiyorum&#8230;</em></p>
<h2>Yaşamak istiyorum artık!</h2>
<p><em>Geceleri bağırarak uyanıyorum hala… Birisi bana küfrediyor sürekli uykularımda, yüzünü göremediğim birisi, başımdan aşağıya soğuk sular boşaltıyor, titriyorum karanlıkta…</em></p>
<p><em>Yaşamayı ciddiye alacaksın, </em></p>
<p><em>yani o derecede, öylesine ki, </em></p>
<p><em>mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, </em></p>
<p><em>yahut kocaman gözlüklerin, </em></p>
<p><em>beyaz gömleğinle bir laboratuvarda </em></p>
<p><em> insanlar için ölebileceksin, </em></p>
<p><em> hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, </em></p>
<p><em> hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, </em></p>
<p><em>hem de en güzel en gerçek şeyin </em></p>
<p><em>yaşamak olduğunu bildiğin halde. </em></p>
<p><em>Ben halk kahramanı değilim ki! Öğrenciyim ben, Kaymakam olma hayaliyle  İstanbul’a okumaya gelmiş bir taşralı çocuğum. Hiçbir eyleme katılmamışım. Hiçbir siyasi platformda yer almamışım. Yatakhanede yakalanmışım diğer arkadaşlarım gibi. Kitaplıkta buldukları yayınlar yüzünden onca zaman gözaltında tuttular bizi. Aylarca göremedik ailemizi. Sırf kitap okuyoruz diye, başkalarının kabahatini biz çektik bile bile&#8230; Anlatamadık kimseye derdimizi. Tanımadığımızı kimseyi, siyasi olmadığımızı, hiçbir şeye karışmadığımızı… Öğrenciyiz diye yalvardık, dinlemediler, sınav dedik, daha çok dövdüler. Oysa yalnızca bir senemiz kalmıştı… Mezun olacaktık 1981 yılında…</em></p>
<p><em>Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, </em></p>
<p><em>Yetmişin de bile, mesela, zeytin dikeceksin, </em></p>
<p><em>Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, </em></p>
<p><em>ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, </em></p>
<p><em>yaşamak yani ağır bastığından. </em></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Nazım Hikmet</strong></p>
<p><em>Doktora söylemeliyim, ne ‘ben’ formunda ne de ‘o’ formunda anlatamıyorum hissettiklerimi. Aradan geçen üç yıla rağmen iyileşemiyorum bir türlü, bana “iyi şeyler düşün” diyor doktorum… Düşünmeye gayret ediyorum… Çok şükür ki yaşıyorum, dayanamayan bir arkadaşımız vardı koğuşta… Kendini astı bulduğu bir asker potin bağıyla… Gözümün önünden gitmiyor yüzü bir türlü, esmer teninin sarılığı, gözlerinin kara kara bakışı…</em></p>
<p><em>Yaşamak için uğraşıyorum, ölümden korkuyorum, çok korkuyorum! Ama bu kütüphane kapandığında akşam saatinde eve gitmek için kendimde güç bulamıyorum… Kitapların içinde huzur buluyorum yalnızca. Bu yüzden vazgeçtim kaymakam olmaktan. O vahşet günlerinden çıkıp serbest kalınca zar zor bitirip liseyi, edebiyat fakültesine girdim… Kitaplara yakın olayım diye, kütüphaneci olacağım şimdi…</em></p>
<p><em>Bu kütüphanede, Beyazıt Devlet Kütüphanesinde memur olacağım, yaşamak başlasın diye tekrar kitapların arasında gerisin geri…</em></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-gun-icinde-baska-gun-1/">Çınaraltı Öyküleri – Gün İçinde Başka Gün &#8211; 1</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-gun-icinde-baska-gun-2/">Çınaraltı Öyküleri – Gün İçinde Başka Gün &#8211; 2</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-dostum-kucuk-kara-balik-4/">Çınaraltı Öyküleri &#8211; Dostum Küçük Kara Balık &#8211; 4</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-samed-behrenginin-isigi-5/">Çınaraltı Öyküleri &#8211; Samed Behrengi’nin Işığı &#8211; 5</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-salyangozun-izi-6/">Çınaraltı Öyküleri – Salyangoz’un İzi – 6</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-cocuk-palyaco-7/">Çınaraltı Öyküleri – Çocuk Palyaço – 7</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-bir-mektubun-var-8/">Çınaraltı Öyküleri – Bir Mektubun Var – 8</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-bir-dalda-iki-ask-9/">Çınaraltı Öyküleri – Bir Dalda İki Aşk – 9</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-asfalttaki-papatyalar-10/">Çınaraltı Öyküleri – Asfalttaki Papatyalar &#8211; 10</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-bir-mektubun-agzindan-11/">Çınaraltı Öyküleri – 11 / Bir Mektubun Ağzından</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-12-kir-ciceginin-ruyasi-kelebegin-dunyasi/">Çınaraltı Öyküleri &#8211; 12 / Kır Çiçeğinin Rüyası; Kelebeğin Dünyası</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-13-omrum-seni-sevmekle-nihayet-bulacaktir/">Çınaraltı Öyküleri &#8211; 13 / Ömrüm Seni Sevmekle Nihayet Bulacaktır</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-yasama-inat-yasamak-3/">Çınaraltı Öyküleri -3 / Yaşama İnat Yaşamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-yasama-inat-yasamak-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4959</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Jun 2016 13:30:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Poyrazoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Bora Gencer]]></category>
		<category><![CDATA[dışavurumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[fovist]]></category>
		<category><![CDATA[fovist akım]]></category>
		<category><![CDATA[fovist ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[fovist tarz]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm akımı]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Güngör]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Ran]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Bayülgen]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[Selen Görgüzel]]></category>
		<category><![CDATA[Semiha Berksoy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4201</guid>
				<description><![CDATA[<p>Üzerinde uzun yıllardır çalışılan ve ilk bölümü yıllar önce bitmesine rağmen kalanı yıllar sonra çekilen A Life Lost in Colours yani&#160; Türkçe’ye çevirirsek Renklerde Kaybolan Hayat yakında vizyona gösterime giriyor. Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı. Filmin hazırlanış süresi toplamda yedi yıl ve resmen tüm ünlü oyuncuları bir araya getiren bir yapıt. Filmin en [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/">Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Üzerinde uzun yıllardır çalışılan ve ilk bölümü yıllar önce bitmesine rağmen kalanı yıllar sonra çekilen <strong>A Life Lost in Colours</strong> yani&nbsp; Türkçe’ye çevirirsek <strong>Renklerde Kaybolan Hayat</strong> yakında vizyona gösterime giriyor.</p>
<figure id="attachment_4202" aria-describedby="caption-attachment-4202" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/A-Life-Lost-in-Colours.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4202 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/A-Life-Lost-in-Colours.jpg?resize=200%2C290" alt="Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı." width="200" height="290" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4202" class="wp-caption-text">Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı.</figcaption></figure>
<p>Yönetmeni <strong>Metin Güngör</strong> Fransa’da yaşayan bir sinemacı. Filmin hazırlanış süresi toplamda yedi yıl ve resmen tüm ünlü oyuncuları bir araya getiren bir yapıt.</p>
<p>Filmin en önemli özelliği ise bir <u>Türk Ressamı üzerine yapılan ilk film</u> olması ama onun yanında harika oyuncular karşımıza çıkıyor. Kimler mi?</p>
<p>Ali Poyrazoğlu, <em>Fikret Mualla</em>’yı;&nbsp;Okan Bayülgen&nbsp;ise dünyaca ünlü ressam Pablo Picasso’yu Nazım Hikmet rolünde Bora Gencer’i,&nbsp;Türkiye’nin ilk&nbsp;kadın&nbsp;opera&nbsp;sanatçısı Semiha Berksoy rolünde ise Selen Görgüzel’i izleyecek.&nbsp;Süper bir kadro değil mi?</p>
<figure id="attachment_4203" aria-describedby="caption-attachment-4203" style="width: 210px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4203 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-210x300.jpg?resize=210%2C300" alt="Fikret Mualla (1903 - 1967)" width="210" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg?w=420&amp;ssl=1 420w" sizes="(max-width: 210px) 100vw, 210px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4203" class="wp-caption-text">Fikret Mualla (1903 &#8211; 1967)</figcaption></figure>
<h1>Fikret Mualla</h1>
<p>Gelelim <strong>Fikret Mualla</strong>’ya ama önce tersten başlayarak eserlerini sıralayalım sonra ressama gelelim:</p>
<p><strong>Fikret Mualla Eserleri: (başlıca): Resim:</strong>&nbsp;Oturan Adamlar, 1937, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Sevişenler, 1952; Masada, 1953; Nature-Morte, 1954; Sokak, 1955; Sermayeler, 1955; Kafe, 1955, Bistro; Kanalda Bekleyen Taşıt Botları; Marsilya’da Fransız işçileri Bir Kahvede; Haliç ve Süleymaniye; Paris’te Bir Sokak; Amerikan Bar; Baloncu; Peyzaj; Balıkçı; Mor Zemin üstünde Figürler. Kitap Resmi: Nâzım Hikmet, Varan 3, 1930. Tiyatro Kostümü: Lüks Hayat; Deli Dolu; Saz Caz.</p>
<p>Türk sanatında böylesine yapıta imza atan bir sanatçı var mı tartışılır. Ama şahsıma soracaksanız benim başucu ressamımdır. Bu geç kalan yazının nedeni de biraz daha onun tanınmasını isteğimdir. Başta kendi çocuklarım olmak üzere tabi ki.</p>
<figure id="attachment_4204" aria-describedby="caption-attachment-4204" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4204 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?resize=640%2C480" alt="Fikret Mualla'nın bir resmi." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4204" class="wp-caption-text">Fikret Mualla&#8217;nın bir resmi.</figcaption></figure>
<p>Çünkü birçok sanatçının olduğu gibi onun yaşamı da travmalarla doludur ve 1967 yılında tek başına bir hastane odasında ölmüştür. Erken yaşta geçirilen sakatlık, annesinin ölümü, babasının yeniden evlenmesi derken hayatında travmalar hiç bitmez ve tüm bunlar onu çoşkulu, Dışavurumculuk’un (Ekspresyonizm) ve Fovizm izleri taşıyan bir ressama dönüştürür ve tüm çalışmaları sokaktandır. Gerçektir. Kendini hemen belli eden bir çok özel, çok güzel adamdır. <u>Fikret Mualla</u>’dır ve <strong>Renklerde Kaybolan Hayat</strong> Eylülde vizyonda.</p>
<p>Çok izlenmesi ve çok tanınması dileğiyle.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/">Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4201</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nazım Hikmet&#8217;i &#8220;Yaşama Dair&#8221; Şiiriyle Anıyoruz!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/nazim-hikmeti-yasama-dair-siiriyle-aniyoruz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/nazim-hikmeti-yasama-dair-siiriyle-aniyoruz/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 03 Jun 2016 11:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Ran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3896</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ünlü şair ve Türk edebiyatının usta ismi Nazım Hikmet&#8216;in 53. ölüm yıldönümü anısına Yaşama Dair şiirini paylaşıyoruz. Yaşamın şakaya gelmeyeceğini ustalıkla anlatan şair ömrünü halkı için mücadele ederek hapiste ve sürgünde geçirmiştir. 3 Haziran 1963&#8217;te öldüğünde hala memleket aşkıyla yanıp tutuşmaktadır. Yaşama Dair 1 Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nazim-hikmeti-yasama-dair-siiriyle-aniyoruz/">Nazım Hikmet&#8217;i &#8220;Yaşama Dair&#8221; Şiiriyle Anıyoruz!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü şair ve Türk edebiyatının usta ismi <strong>Nazım Hikmet</strong>&#8216;in 53. ölüm yıldönümü anısına <strong>Yaşama Dair</strong> şiirini paylaşıyoruz.</p>
<p>Yaşamın şakaya gelmeyeceğini ustalıkla anlatan şair ömrünü halkı için mücadele ederek hapiste ve sürgünde geçirmiştir. 3 Haziran 1963&#8217;te öldüğünde hala memleket aşkıyla yanıp tutuşmaktadır.</p>
<h2>Yaşama Dair</h2>
<h3>1</h3>
<p>Yaşamak şakaya gelmez,</p>
<p>büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın</p>
<p>bir sincap gibi mesela,</p>
<p>yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,</p>
<p>yani bütün işin gücün yaşamak olacak.</p>
<p>Yaşamayı ciddiye alacaksın,</p>
<p>yani o derecede, öylesine ki,</p>
<p>mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,</p>
<p>yahut kocaman gözlüklerin,</p>
<p>beyaz gömleğinle bir laboratuvarda</p>
<p>insanlar için ölebileceksin,</p>
<p>hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,</p>
<p>hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,</p>
<p>hem de en güzel en gerçek şeyin</p>
<p>yaşamak olduğunu bildiğin halde.</p>
<p>Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,</p>
<p>yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,</p>
<p>hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,</p>
<p>ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,</p>
<p>yaşamak yanı ağır bastığından.</p>
<p>1947</p>
<h3>2</h3>
<p>Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,</p>
<p>yani, beyaz masadan,</p>
<p>bir daha kalkmamak ihtimali de var.</p>
<p>Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini</p>
<p>biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,</p>
<p>hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,</p>
<p>yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz</p>
<p>en son ajans haberlerini.</p>
<p>Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,</p>
<p>diyelim ki, cephedeyiz.</p>
<p>Daha orda ilk hücumda, daha o gün</p>
<p>yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.</p>
<p>Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,</p>
<p>fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz</p>
<p>belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.</p>
<p>Diyelim ki hapisteyiz,</p>
<p>yaşımız da elliye yakın,</p>
<p>daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.</p>
<p>Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,</p>
<p>insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla</p>
<p>yani, duvarın ardındaki dışarıyla.</p>
<p>Yani, nasıl ve nerede olursak olalım</p>
<p>hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak&#8230;</p>
<p>1948</p>
<h3>3</h3>
<p>Bu dünya soğuyacak,</p>
<p>yıldızların arasında bir yıldız,</p>
<p>hem de en ufacıklarından,</p>
<p>mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,</p>
<p>yani bu koskocaman dünyamız.</p>
<p>Bu dünya soğuyacak günün birinde,</p>
<p>hatta bir buz yığını</p>
<p>yahut ölü bir bulut gibi de değil,</p>
<p>boş bir ceviz gibi yuvarlanacak</p>
<p>zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.</p>
<p>Şimdiden çekilecek acısı bunun,</p>
<p>duyulacak mahzunluğu şimdiden.</p>
<p>Böylesine sevilecek bu dünya</p>
<p>&#8220;Yaşadım&#8221; diyebilmen için&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nazim-hikmeti-yasama-dair-siiriyle-aniyoruz/">Nazım Hikmet&#8217;i &#8220;Yaşama Dair&#8221; Şiiriyle Anıyoruz!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/nazim-hikmeti-yasama-dair-siiriyle-aniyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3896</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nazım Hikmet 114 Yaşında</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/nazim-hikmet-114-yasinda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/nazim-hikmet-114-yasinda/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 15 Jan 2016 20:34:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyattan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Gül]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşegül Alpak]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa Cezaevi]]></category>
		<category><![CDATA[Caddebostan Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Sanatlar Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Cansu Fırıncı]]></category>
		<category><![CDATA[Cezmi Baskın]]></category>
		<category><![CDATA[Didem Balık]]></category>
		<category><![CDATA[Ender Yiğit]]></category>
		<category><![CDATA[Eylem Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Fazıl Say]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Ergülen]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kocatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Özdilek]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Ülgen]]></category>
		<category><![CDATA[Mehtap Meral]]></category>
		<category><![CDATA[Memleketimden İnsan Manzaraları]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Çoşkun]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Dostları]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Korosu]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Ran]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Kültür Evi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[NHKM]]></category>
		<category><![CDATA[Okuma Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Güner]]></category>
		<category><![CDATA[Rutkay Aziz]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[SES Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Sinem Balık]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Akan]]></category>
		<category><![CDATA[Timur Selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncer Necmioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Vera]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksel Aymaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1781</guid>
				<description><![CDATA[<p>Türk şiirinin büyük üstadı Nazım Hikmet, 15 Ocak 2016 itibariyle 114. doğum günü etkinlikleriyle yurdun pek çok yerinde anılıyor. Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ve Nazım Dostlarından Şiirli Kutlama Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı başkanı Rutkay Aziz ve vakıf üyeleri, Nâzım Hikmet’in eşi Vera’nın kızı, damadı ve torunu, oyuncu Tarık Akan, Nâzım Hikmeti’in [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nazim-hikmet-114-yasinda/">Nazım Hikmet 114 Yaşında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Türk şiirinin büyük üstadı Nazım Hikmet, 15 Ocak 2016 itibariyle 114. doğum günü etkinlikleriyle yurdun pek çok yerinde anılıyor.</p>
<p><strong>Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ve Nazım Dostlarından Şiirli Kutlama</strong></p>
<p>Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı başkanı Rutkay Aziz ve vakıf üyeleri, Nâzım Hikmet’in eşi Vera’nın kızı, damadı ve torunu, oyuncu Tarık Akan, Nâzım Hikmeti’in Bursa Cezaevi’nden arkadaşı Morris Gabay ve de pek Nazım dostu Tarabya’da bir araya geldi.</p>
<p>“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / Ve bir orman gibi kardeşçesine” sloganıyla şiirler okuyup denize karanfiller bırakan Nazım dostlarına Sarıyer Belediyesi ve Fazıl Say öncülüğünde Nâzım Hikmet Korosu da destek verdi.</p>
<figure id="attachment_1063" aria-describedby="caption-attachment-1063" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/nazima-siginmak.jpg" rel="attachment wp-att-1063"><img class=" td-modal-image wp-image-1063 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/nazima-siginmak-300x208.jpg?resize=300%2C208" alt="Çağdaş Türk edebiyatının büyük şairi Nazım Hikmet Ran." width="300" height="208" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/nazima-siginmak.jpg?resize=300%2C208&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/nazima-siginmak.jpg?w=881&amp;ssl=1 881w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1063" class="wp-caption-text">Çağdaş Türk edebiyatının büyük şairi Nazım Hikmet Ran.</figcaption></figure>
<p><strong>Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi Açıldı</strong></p>
<p>Şişli Belediyesi&#8217;nin 2013&#8217;te yapımına başladığı Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi&#8217;nin açılışı, şairin 114. doğum gününde gerçekleştirildi.</p>
<p>Piyanist ve besteci Timur Selçuk&#8217;un küçük bir konser verdi.</p>
<p>Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi, “Halide Edip Adıvar Mah. Darülaceze Cad. No:2 Şişli” adresinde hizmet verecek. Kültür evi tüm Nazım dostlarını ve meraklılarını ağırlamaya hazırlanıyor.</p>
<p><strong>Kadıköy Belediyesi Nazım Hikmet’in Doğum Gününü Kutladı</strong></p>
<p>Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezinde anma töreni gerçekleştirdi. Kemal Kocatürk, şairin şiirleriyle etkinlikte yer aldı. Didem Balık ve Sinem Balık ise Nazım’ın bestelenmiş şiirlerini seslendirdi. Ayrıca gecede Nazım’ın hayatından kesitlerin yer aldığı bir sinevizyon gösterimi yer aldı.</p>
<figure id="attachment_1782" aria-describedby="caption-attachment-1782" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/memleketimden-insan-manzaralari.jpg" rel="attachment wp-att-1782"><img class=" td-modal-image wp-image-1782 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/memleketimden-insan-manzaralari.jpg?resize=600%2C300" alt="Nazım Hikmet Kültür Merkezi öncülüğünde Nazım Oyuncuları'ndan oluşan Okuma Tiyatrosu &quot;Memleketimden İnsan Manzaraları&quot;nı yurdun birçok yerinde sahneleyecek." width="600" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/memleketimden-insan-manzaralari.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/memleketimden-insan-manzaralari.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1782" class="wp-caption-text">Nazım Hikmet Kültür Merkezi öncülüğünde Nazım Oyuncuları&#8217;ndan oluşan Okuma Tiyatrosu &#8220;Memleketimden İnsan Manzaraları&#8221;nı yurdun birçok yerinde sahneleyecek.</figcaption></figure>
<p><strong>NHKM, Nazım Oyuncuları ve Okuma Tiyatrosu’ndan “Memleketimden İnsan Manzaraları”</strong></p>
<p>Nâzım Hikmet Kültür Merkezi, Nâzım Hikmet&#8217;in 114. yaşını &#8220;Memleketimden İnsan Manzaraları&#8221;yla Anadolu&#8217;nun her köşesine taşıyacak. Kültür merkezinden yapılan açıklama şu şekilde:</p>
<p><em>“114. yaşını selamladığımız Nâzım’ın; umuduna, aşklarına, sevinçlerine, hüznüne, eşitlik ve özgürlük tutkusuna yeniden el sürüyor, ilk yola çıkışımızda sahneye taşıdığımız Memleketimden İnsan Manzaraları’nı bu kez, Nâzım oyuncularının ve Kültür Merkezimizin bir parçası olan Tuncer Necmioğlu’nun oyunlaştırdığı haliyle sunuyoruz.”</em></p>
<p>14 Ocak saat 20.00’de SES Tiyatrosu’nda Nazım Oyuncuları tarafından ilk gösterim gerçekleştirildi.</p>
<p>15 Ocak’ta Ankara ve İzmir’de ve Anadolu’nun birçok yerinde oyun sahnelenecek.</p>
<p>Memleketimden İnsan Manzaraları’nın kadrosuysa şu isimlerden oluşuyor.</p>
<ul>
<li>Yazan: Nâzım Hikmet</li>
<li>Oyunlaştıran: Tuncer Necmioğlu</li>
<li>Yönetmenler: Metin Coşkun, Orhan Aydın</li>
<li>Yönetmen Yardımcısı: Eylem Aydın</li>
<li>Işık Tasarımı: Yüksel Aymaz</li>
<li>Oyuncular: Cezmi Baskın, Metin Coşkun, Levent Özdilek, Orhan Güner, Levent Ülgen, Cansu Fırıncı, Ender Yiğit, Ayşegül Alpak, Ali Gül, Orhan Aydın.</li>
</ul>
<p><strong>Çankaya Belediyesi Nazım’ın Doğum Gününü Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Kutladı</strong></p>
<p>Çankaya Belediyesi, ünlü ozan Nazım Hikmet’in 114. yaşını Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde kutladı. Etkinliğe, Müzisyen Mehtap Meral “Nazım Şarkıları”nı seslendirdi. şair Haydar Ergülen de yaşamı ve yapıtlarını doğrudan etkileyen Nazım Hikmet’in yaşamı ve şiirlerinin anlatacak.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/eBuPef4bJhc?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nazim-hikmet-114-yasinda/">Nazım Hikmet 114 Yaşında</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/nazim-hikmet-114-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1781</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Beterin Beterinden Nazım&#8217;a Sığınmak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/beterin-beterinden-nazima-siginmak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/beterin-beterinden-nazima-siginmak/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 07 Dec 2015 21:12:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Başak Alara Karademir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Süreya]]></category>
		<category><![CDATA[Edip Cansever]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Günler Göreceğiz]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Ran]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Uyar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1062</guid>
				<description><![CDATA[<p>Güzel insanlar, canım ülkemin içinde bulunduğu durum malumunuz. Bunca kargaşa, bunca kin-nefret, içimizdeki sıkıntılar, özel hayatlarımızdaki sorunlar, kafa karışıklıklarımız ve böylece uzatıp devam ettirebileceğimiz onlarca problem varken, hayattan bir an olsun uzaklaşıp nefes almak için ne yapabiliriz diye düşünürken sanki biri beni duymuş, hissetmiş gibi bir anda kitaplığımın şiir kitaplarını barındıran bölümünün en sevdiğim üyelerinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beterin-beterinden-nazima-siginmak/">Beterin Beterinden Nazım&#8217;a Sığınmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Güzel insanlar, canım ülkemin içinde bulunduğu durum malumunuz. Bunca kargaşa, bunca kin-nefret, içimizdeki sıkıntılar, özel hayatlarımızdaki sorunlar, kafa karışıklıklarımız ve böylece uzatıp devam ettirebileceğimiz onlarca problem varken, hayattan bir an olsun uzaklaşıp nefes almak için ne yapabiliriz diye düşünürken sanki biri beni duymuş, hissetmiş gibi bir anda kitaplığımın şiir kitaplarını barındıran bölümünün en sevdiğim üyelerinden “Henüz Vakit Varken Gülüm” kendini hatırlatmak ister gibi pat diye yere ters ve açık bir şekilde düşüverdi. Hayattaki her şeyin bir işaret olduğuna inanan benliğimle açık durduğu sayfayı karıştırmamaya dikkat ederek kitabı elime aldım, ilk  dörtlüğe gözüm ilişir ilişmez tanıdık dizelere bakıp gülümsedim, mesaj için teşekkür ettim içimden. Siz deyin yaratıcıya, ben diyeyim evrene. Hiç fark etmez;</p>
<p dir="ltr">“Yaşamak şakaya gelmez</p>
<p dir="ltr">Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın</p>
<p dir="ltr">Bir sincap gibi mesela</p>
<p dir="ltr">Yani bütün işin gücün yaşamak olacak”</p>
<p dir="ltr">Sahi, hangimiz gerçekten yaşıyoruz? En son ne zaman göğün sonsuz maviliğinin tadını çıkardık mesela? Bir çocuğun gülümsemesine en son ne zaman uzun uzun baktık? Veya bir şiirin dizesinde kaybolup gittik? Şiir demişken, “Sanki bir dize daha söylesek her şey düzelecek” demiş Süreya. Bir gece olsun odamıza kapansak, telefonlardan televizyonlardan kurtarsak kendimizi, dize denen o  peri tozlarıyla kaplansak.. Belki düzelir her şey?  Belki bir an olsun Nazım’a kanar, “Güzel günler göreceğiz” deriz. Ya da en sevdiğimizi hatırlayıp iç geçirirken “Ne güzel şey hatırlamak seni” diye geçiririz içimizden. Ya da Edip Cansever olup Mavi’yi huy belleriz belki? Göğe bakarız Turgut Uyar gibi&#8230;  Belki öfkemiz dizelerle çıkar gün yüzüne, usulca söyleriz:</p>
<p dir="ltr">“Artık biz seninle düşman bile değiliz”</p>
<p dir="ltr">Fazla uzatmak istemiyorum. Demem o ki barışa hasret güzel ülkemin sevgiye aç güzel insanları: ölüm, bomba, ayrılık, terör, şehit, deprem, bela, lanet… Bunlar dünya üzerinden tarih boyu hiç yok olmamış gerçekler. Öyle ki, “cehennem bu dünyanın ta kendisi” derdi eski bir tanıdığım.  Ama siz, güzel olan her şeye hasretseniz benim gibi, bir dize fazladan okuyun bu gece.</p>
<p dir="ltr">Göreceksiniz:</p>
<p dir="ltr">“GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beterin-beterinden-nazima-siginmak/">Beterin Beterinden Nazım&#8217;a Sığınmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/beterin-beterinden-nazima-siginmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1062</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
