<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Veysel Taner Uçar &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/veyseltanerucar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Apr 2018 05:56:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Akıl / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/14189-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/14189-2/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 21 Apr 2018 10:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14189</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yaşadıklarım anılarımı yaşatır. Ah bu aklım kaçın kurası ! O da öldürmeye uğraşır. Ey benlik yılma , sonu esenlik. Anılar son nefesini vermeli artık Hadi…(!) Ve duası sana yakışır. Yaşanmışlıklara ağır gelmez elbet oda alışır. Nede olsa akıl,temelinde fikre danışır. Korkma! Bilirsin geçmişin günahlıdır. ki ondandır. Tereddütsüz olmalı bu tavır, Nede olsa mizanda sevaptan yazılır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/14189-2/">Akıl / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşadıklarım anılarımı yaşatır.</p>
<p>Ah bu aklım kaçın kurası !</p>
<p>O da öldürmeye uğraşır.</p>
<p>Ey benlik yılma , sonu esenlik.</p>
<p>Anılar son nefesini vermeli artık</p>
<p>Hadi…(!)</p>
<p>Ve duası sana yakışır.</p>
<p>Yaşanmışlıklara ağır gelmez elbet oda alışır.</p>
<p>Nede olsa akıl,temelinde fikre danışır.</p>
<p>Korkma!</p>
<p>Bilirsin geçmişin günahlıdır.</p>
<ul>
<li>ki ondandır.</li>
</ul>
<p>Tereddütsüz olmalı bu tavır,</p>
<p>Nede olsa mizanda sevaptan yazılır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/14189-2/">Akıl / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/14189-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14189</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Anlatasım Var / ŞİİR</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/anlatasim-var-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/anlatasim-var-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 Oct 2017 21:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11389</guid>
				<description><![CDATA[<p>Benim konuşmaya ihtiyacım var Ve ben susuyorum. Sustukça yoruluyor,yoruldukça kırılıyorum. Kuru dal gibi&#8230; Damarlarımdaki kan çekiliyor sanki. Susuyorum&#8230; Benim konuşmaya ihtiyacım var. Hayır öyle herkesle değil. Sana anlatasım var sana, Başkaları umrumda değil. Evet gitti o eski ben , Umarsızlaştım. Kalan iki–üç tel dağınık saçımla, yorgun ve bitkin, bu soğuk bankta oturmaktayım. Beni görmeni en [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/anlatasim-var-siir/">Anlatasım Var / ŞİİR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<div dir="auto">Benim konuşmaya ihtiyacım var</div>
<div dir="auto">Ve ben susuyorum.</div>
<div dir="auto">Sustukça yoruluyor,yoruldukça kırılıyorum.</div>
<div dir="auto">Kuru dal gibi&#8230;</div>
<div dir="auto">Damarlarımdaki kan çekiliyor sanki.</div>
<div dir="auto">Susuyorum&#8230;</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Benim konuşmaya ihtiyacım var.</div>
<div dir="auto">Hayır öyle herkesle değil.</div>
<div dir="auto">Sana anlatasım var sana,</div>
<div dir="auto">Başkaları umrumda değil.</div>
<div dir="auto">Evet gitti o eski ben ,</div>
<div dir="auto">Umarsızlaştım.</div>
<div dir="auto">Kalan iki–üç tel dağınık saçımla, yorgun ve bitkin, bu soğuk bankta oturmaktayım.</div>
<div dir="auto">Beni görmeni en istemediğim halde</div>
<div dir="auto">Paspal ve bakımsız..</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kimseyi beklemiyorum.</div>
<div dir="auto">Ummuyorum hiçbirşey hatta</div>
<div dir="auto">Belki biraz hayata biraz sana kırgın&#8230;</div>
<div dir="auto">Anlatasım var. Anlatasım</div>
<div dir="auto">Ama sadece sana.</div>
<div dir="auto">Arasana be kadın.</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/anlatasim-var-siir/">Anlatasım Var / ŞİİR</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/anlatasim-var-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11389</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Şizofrenin Günlüğü / Yalnızlık Şizofreni II</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-sizofrenin-gunlugu-yalnizlik-sizofreni-ii/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-sizofrenin-gunlugu-yalnizlik-sizofreni-ii/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 23 Jun 2017 06:54:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9811</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dün sana çiçek yollamak için çiçekçiye gittim. Doğum günün diye bugün. İhtiyar adam bana bir çiçek hazırladı, güzel bir demet. Kâğıdı aldı, kalemi aldı. Ne yazalım evlat dedi.   İyi ki doğdun dedim. Yazdı.  Kim diyelim dedi. Bilemedim. Evet bilemedim. Senin hayatındaki yerim neydi. Dost mu, arkadaş mı, bilemedim. Her zaman ki gibi yine senin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-sizofrenin-gunlugu-yalnizlik-sizofreni-ii/">Bir Şizofrenin Günlüğü / Yalnızlık Şizofreni II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dün sana çiçek yollamak için çiçekçiye gittim. Doğum günün diye bugün. İhtiyar adam bana bir çiçek hazırladı, güzel bir demet. Kâğıdı aldı, kalemi aldı.</p>
<ul>
<li>Ne yazalım evlat dedi.</li>
<li>  İyi ki doğdun dedim. Yazdı.</li>
<li> Kim diyelim dedi.</li>
</ul>
<p>Bilemedim. Evet bilemedim. Senin hayatındaki yerim neydi. Dost mu, arkadaş mı, bilemedim. Her zaman ki gibi yine senin hayatında bir yerim olmadığını fark ettim. Çıktım çiçekçiden.</p>
<p>Bağırdı ihtiyar arkamdan;</p>
<ul>
<li> Heeyy Evlat. Parasını geri alsaydın bari.Başımı önüme eğip çıktım. Birkaç adım atıp, kimsin ki lan sen dedim yine kendi kendime. Sen kimsin. Başkalarının hayatına zorla girmek isteyen biri mi? Kimsin?</li>
</ul>
<p>İçine girdiğim psikolojiden çıkmak için tren garına yürüdüm sonra. Doktorum bunu tavsiye ediyor. Yürümek seni rahatlatıyorsa yürü dedi. Koşmaksa koş… Ama rahatla…</p>
<p>Burayı da artık eskisi gibi sevmiyorum. Ama yine de geliyorum. Biliyor musun, Ankara tren garında seni beklediğim peronları yıktılar. Yenilik varmış. Yeni modern yerler yapılacakmış. Eskimiş. Evet, yanlış duymadın eskimiş. Koca bir tarih eski diye yıkıldı. Aslında sadece eski bir garın eski peronları değildi yıkılan, yıkılan aynı zamanda çocukluğumdu. Anılarım, çocukça sevmelerim ve gençliğim. Gelecek nasıl olsa diye seni beklediğim o 9 Eylül mavi trenini beklerken ki ümitlerim. Tren garında seni beklediğim peronları yıktılar. Biliyor musun Ciriş çocukluğumu yıktılar. Acaba bu sefer peynir getirirler mi diye, akraba ziyaretinden dönen ailemi beklediğim O doğu ekspresinin girdiği peronlar.. Evet işte onları yıktılar. Bu ilk yıkılışı değildi hal bu ki çocukluğumun. Saat sekizde gelmesi gereken doğu ekspresinin saat dokuz buçuğa rötar yapmasına sinirlenen anneme, “Hoş geldiniz” den önce “Peynir getirdiniz mi” diye sorduğumda, çocuk musun lan dediği zamanda yıkılmıştı çocukluğum.</p>
<p>Bak görüyor musun? “Kimsin ki lan sen” diye söylene söylene geldiğim bu garda anılarıma dönerek kimliğimi arıyorum belki de.</p>
<p>Eskimiş Ankara Garı. Ve peronlarını yıkmışlar. Hayır Ciriş hayır, çocukluğumu yıktılar. Dedim ya aslında ilk değildi bu yıkılışlarım. O, senden sonra sırf sana benziyor diye çıkmaya başladığım kız arkadaşımla ilk buluşmada da yıkılmıştım. O bana sorduğu saçma soruya yerden yassı bir taş alıp, bi tarafına tükürüp, ıslak mı kurumu diye sorduğum zaman bana “çocuk musun” dediğinde de yıkılmıştı çocukluğum. Arkasını dönüp bir daha dönmemek üzere gitti. Üzülmedim.  Çünkü ıslak geldi ve ben haklıydım. Ayrıca bu ilk terk edilişim değildi.</p>
<p>Ankara Garında kepçelerin arasında gidişinden yıllar sonra sana çiçek almakla değil de çocukluğumla vakit kaybediyor olmam beni yoruyor. Hoş gitmiş birine niye çiçek alır ki bi adam. Yıkıntıların arasında kimsin lan sen sorusunun cevabını arıyorum. Bulabileceğimi sanmıyorum. Senin hayatındaki Guli kimdi ve neredeydi bilmiyorum.</p>
<p>O telefonu o adamın ismiyle açtığın günden beri ben kimim ve neyim ve hatta senin gözünde kimdim ve neydim bilmiyorum. Neden Ankara Garı gibi eskimiyorsun ve yıkamıyorum ben seni.</p>
<p>Üstüm biraz toz. Otobüste berduş zannedecekler yine beni. Gitmem gerek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-sizofrenin-gunlugu-yalnizlik-sizofreni-ii/">Bir Şizofrenin Günlüğü / Yalnızlık Şizofreni II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-sizofrenin-gunlugu-yalnizlik-sizofreni-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9811</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Şizofrenin Günlüğü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-sizofrenin-gunlugu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-sizofrenin-gunlugu/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 06 Apr 2017 08:30:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8747</guid>
				<description><![CDATA[<p>Alelacele kalktı Bekir yine o sabah yatağından. Yastığının ıslaklığına uyandığı günlerden biriydi. Gece yatarken sürekli terliyor ve bu O’nu bazı geceleri çekilmez derecede rahatsız ediyordu. Sürekli doktora gitmesi gerektiğini söylüyordu  küçük kız kardeşi. Ama O buna ayıracak pek vakit olmadığını düşünüyordu. Henüz 15 yaşındaydı Bekir. Kardeşi ilk okula gidiyordu. Ve bu yıl akşamcıydı ufak kız. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-sizofrenin-gunlugu/">Bir Şizofrenin Günlüğü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Alelacele kalktı Bekir yine o sabah yatağından. Yastığının ıslaklığına uyandığı günlerden biriydi. Gece yatarken sürekli terliyor ve bu O’nu bazı geceleri çekilmez derecede rahatsız ediyordu. Sürekli doktora gitmesi gerektiğini söylüyordu  küçük kız kardeşi. Ama O buna ayıracak pek vakit olmadığını düşünüyordu. Henüz 15 yaşındaydı Bekir. Kardeşi ilk okula gidiyordu. Ve bu yıl akşamcıydı ufak kız. Onu uyandırmamalıydı. O yüzden olabildiğince sessiz ve aceleyle çıkmalıydı evden. Parmaklarının uçlarında koşarken o koridordaki tek kapılı , üst komşunun bile sesini duyup rahatsız olduğu buzdolabına çarpmamak için kapı pervazına tutunarak dönüyordu kapıya doğru. Hemen buzdolabının koridora sunduğu mecburi aralıktan banyoya yöneliyor ve yüzüne iki su çarpıp , aynı ustalık ve sessizlikle odaya dönüyor ve ne bulursa üstüne geçiriyordu Bekir. Zaten bulacağı şeylerde belliydi. Çok bi alternatifi yoktu nede olsa. Sokak kapısından çıkmasıyla , saate bakması bir olurdu Beki&#8217;in. Yine; geç kalacam korkusuyla 3 er 5 er çıkmaya başladı merdivenleri. Apartmanın kapıcı dairelerinin güne merdiven çıkmayla başlatan zorluğu. Apartmandan hızlıca çıkıp her zamanki gibi , apartmanın dışarı merdiveninin dibinde yatan, o pek sevmediği yahut alışamadığı , şarap kokan adamın üstünden atlayarak koşmaya başladı. Yokuş aşağı koşarken soldan 2. dönemeçten savrulmadan dönüp, yine sol tarafta kalan 3. bina Begonya Apartmanının altında kalan, yılların esnafı Rıza amcadan suyunu aldı. Ahh Rıza amca. Ne çok çekiyordu Bekir in nazını. Bekir her gün suyunu buradan alır,para ödemez,ay sonunda da para ödemek için gittiğinde 3_5 su parası alırdı Rıza amca. Hep aynı kavga.</p>
<ul>
<li>Verdin ya, hatırlamıyor musun evladım. Fazla para aldırıp ahretimi yakma benim der durur Rıza amca.<br />
Bekir bakıyor olmuyor sonra ne yapsın, Rıza amcanın küçük torununu İsmail’ i internete götürüyor du hep bu kavganın sonunda. Küçük İsmail de bu duruma hem mutlu hem de korkarak razı oluyor, Bekir’ i de “Ama abi sakın dedeme söyleme,biliyorsun çok kızar” diye tembihliyordu.</li>
</ul>
<p>Normalde 30-35 dakikalık bir maraton mesafesiydi Bekir’in evi ile işi arası. Her gün böyle koşmazdı tabi, ama dün akşam hasta annesi yine ağlama krizine girmiş onu teskinle uğraşmıştı. O yüzden sabaha karşı oturmak zorunda kalmış en sonunda yorgun düşen annesinin uykuya dalmasını fırsat bilip o da küçük kız kardeşiyle paylaştığı odasına geçebilmiş, yatar yatmazda uykuya dalması bir olmuştu.</p>
<p>Hızlı koşmalar yerini ara ara hızlı yürümelere bırakıyor, arada cebinden babasından kalma mendili çıkartıp yüzündeki teri siliyordu Bekir. Babası mahallelinin çok sevdiği Hakkı abiydi. Hakkı genç yaşta Bekir’in annesiyle severek, hatta O’nu kaçırarak evlenmiş, yük gemilerinde çalışan mert bir adamdı. Bekir babasını çok severdi. O’nun için hiç kötü düşünmedi. Onlarca şey söylenmesine rağmen. Evet onlarca şey söyleniyordu Hakkı için . Yine bir gün iş icabı yük gemisiyle gittiği ülkede başka bir kadın bulup başka bir hayat kurduğundan falan bahsediyorlardı. Hakkı hep uzun soluklu giderdi. 8 ay 13-14 ay gelmediği olurdu Hakkı’nın. Hatta bir keresinde 2.5 yıl hiç görmemişti babasını Bekir. Ama hep dönerdi. Hediyelerle geri gelir uzun bir süre işe gitmez sonra yine giderdi. Babasıyla O işe gitmediği zamanlarda ki geçirdiği vakitler Bekir için her şeye değerdi.  Ama bu sefer gelmedi. Tam 5 yıl oldu ama hala gelmedi. Yinede Bekir bir gün gelecek ümidini hiç yitirmedi.</p>
<p>Mendili geri cebine sokup koşmaya devam etti. İş yeri uzaktan görünmeye başlayınca saatine baktı ve yavaşladı. Yetişeceğini anladı. Saat 7:05. 7:30 a daha çok vardı. Fazla hızlı koşmuş olmalıydı. Atatürk Spor salonunu geçince hemen 19 Mayıs stadının yanında ki duvarda biraz oturup dinlendi. Rıza amcadan aldığı suyu çıkarttı ve biraz yudumladı. Ayağa kalktı ve Gar ın yolunu tuttu.</p>
<p>Ankara Tren Garı’nda ki o eski büfenin önünde ayakkabı boyuyordu Bekir. Mesai saati başlamadan hep işte olur, akşamda saat sekiz gibi sandığını büfedeki Asım amcaya teslim eder eve dönerdi.</p>
<p>&#8211;          Selamunaleyküm Asım amca.</p>
<p>&#8211;          Aleykümselam Bekir. Hoş geldin. Lan şu işi bide bizim çırağa öğret. Her gün aynı saatte nasıl gelinir işe bi öğretemedim zibidiye. Şuna bak saat kaç oldu, daha gelecek velet.</p>
<p>&#8211;          Sabah sabah yine söylendiğine göre iyisin demek Asım amca, maşallah.</p>
<p>&#8211;          Zevzeklik etme, al sandığını hadi işine bak.</p>
<p>&#8211;          Tamam tamam kızma, …. Bismillah ….</p>
<p>Yoğun bir gün oluyordu. Bereketliydi. Öğlen  saati yaklaştıkça Bekir’in gözü o gizemli adamı arıyordu. İşin açıkçası ne zaman gelir diye pek endişelenmiyordu. Çünkü bu adam hep aynı saatte 2. Perona gelip, sol taraftaki merdivenlerin karşısındaki  sıraya oturuyordu. Gelir gelmez bir not defteri çıkartır, bir şeyler yazar, sonra biraz gazete okur,saatine bakar dururdu sürekli.  Hah işte geldi. Tam saatinde.</p>
<p>&#8211;          Asım amca! Geldi bizimki!</p>
<p>&#8211;          Hah.Senden bana fayda yok. Olmadı bizim çırağı bu adamın yanına yollayacağım nasıl tam saatinde gelinir diye.</p>
<p>&#8211;          Aman be Asım amca.</p>
<p>Peronda bekleyen adam yazmaya başlamıştı bile…</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Ve yine geldim. Bekliyorum. Söz verdiğim gibi. Ama az daha gelemiyordum. O saçma Ankara trafiği yüzünden hep. Bir yol kapanınca her yol kapanır mı bir şehirde. Neyse geldim işte. Hava biraz soğuk yine Ankara’ da. Üşümek de demeyelim de biraz serinceyim. Gerçi sana kalsa donarsın. E tabi sen sıcak iklim seversin. Bilmez miyim. Ama soğuk iyidir. Beni dinç kılıyor. Biliyorsun seviyorum soğuğu. Kafam ve vücudum dinç kalıyor ya iyi ki bu soğuk var diyorum. Şuna bak kat kat giyinmişler . Ne kadar komik geliyor bazen bu bana. Herkes robot gibi. Sence de öyle değil mi. Gerçi pardon sen sıcağı seversin. Evet sen sıcağı seversin. Beklide o yüzden gelmeyişlerin. Beklide benden daha çok seversin. Şuan trenin İzmir den Eskişehir e kadar gelmiş hatta oradan da çoktan çıkmış olmalı. Uyanmışsındır artık. Trenin vagon aralarında gezip sigara için akşamdan beri kim bilir kaç tur atmışsındır. Ve kim bilir kaçıncı sigarandır. Bense yine akşam biraz geç uyudum. Televizyona baktım biraz. Sonra kitap okudum. Biliyor musun sana ne hikayeler biriktirdim. Yok yok merak etme anlatmadım kimseye , anlatma dedin ya o yüzden kimseye anlatmıyor,hepsini sana biriktiriyorum.  Bazılarına çok kızacak sonunda hiç ummadığın bir hikaye duyacaksın. Hele bir gel de. Üşüdüm oturunca üşüyor adam. Biraz gazete okumalıyım sanırım. Haberlere kızıp ısınırım belki ha ne dersin.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Bekir bu gizemli adamı babasına benzetiyordu. Onun gibi biraz uzunca temiz giyimli ve parlak ayakkabılıydı. Yapılı olmayan ama kalıplı bir vücudu vardı. Tabi şimdi mevsim kıştı ama yıllardır bu adam buraya gelir İzmir Mavi Tenini bekler, tren geldikten birkaç dakika sonra giderdi. Birini bekliyor ama kimi. Buraların bekleyenleri bitmez. Vuslatları bitmez. Her kavuşmalar , iki adım yanında ki ayrılıklara şahitlik eder. Ve her ayrılmalar bir bekleyişlere gebe diye düşünürken Asım amca seslendi Bekir’e;</p>
<p>&#8211;          Bekir ! Öğle yemeğini getirdin mi.</p>
<p>&#8211;          Yok Asım amca, acele çıktım evden.</p>
<p>&#8211;          Köftehor! Gene benim menemene güvendin demi.</p>
<p>&#8211;          Büyüksün amcaların kralı.</p>
<p>&#8211;          Tamam tamam! “ Oğlum yumurtayı fazla at bugün. Bekir de yiyecek.”</p>
<p>Bu adamla ortak bir yanı vardı Bekir’in. Bekleyişler. Evet, beklemesini seviyordu adamın. Sadakatini, ümidini. Kendini ve annesini görüyordu beklide bu adamda. Onlarda hep babalarını beklemişlerdi. Ve hala bekliyorlardı. Ah o ufak kız kardeşi. Doğru dürüst görmemişti bile babasını. Ama o bile bekliyordu. Tıpkı bu adam gibi.</p>
<p>Ve peronda bekleyen adam gazeteyi okumayı bitirmişti o sırada…</p>
<p style="text-align: center;">****</p>
<p>Her şey aynı yine haberlerde. Herkes birbirini yiyor. Ve Beşiktaşımız sanırım yine şampiyon. Seninle aynı takımlı olmak güzel. Sanırım gelmek üzeresindir. Saat 11:00 e geliyor. Hala üşüyorum. Düşünüyorum da; ya yine gelmezsen. Daha ne kadar bekleyeceğim konusunda beni deniyorsan yanılacaksın. Ben hep bekleyeceğim. Zaten de hep bekledim. Yıllar öncede bekledim, şimdide. Benim kaderim bu olabilir mi, nasıl olur da hep böyle aynı olur, “Allah’ım bu nasıl sınav, hep birilerini mi bekleyeceğim ben!” diye kafayı yediğim geceleri hatırlıyorum da çok zordu. Aslında hala zor. Dur bir saniye susadım su içmeliyim. Rıza amcanın suyunun tadı yok artık sularda biliyor musun.  Neyse….Evet tren göründü. Umarım valizlerin ağır değildir.</p>
<p style="text-align: center;">****</p>
<p>       &#8211;  Hah trende geliyor zaten Asım amca bekle adam gitsin de öyle yiyelim.</p>
<p>&#8211; Yahu sıkılmadın mı şu adamı takip etmekten Bekir. Hadi gel oğlum soğutma.</p>
<p>&#8211; Geliyorum bekleyin beni.</p>
<p>Acaba bu sefer gelecek mi ! Diye düşünürken adam Bekir de merakla adamı gözden kaybetmemeye çalışıyordu. Adam ayağa kalkmıştı. Perona giren treni elleri pardesüsünün cebinde dikkatlice izliyordu. Tren durdu. İçinden inenler, kucaklaşanlar, büyüklerinin ellerinden öpüp hemen valize atılanlar. Kimileri de yalnız , aceleci. Adam bi o tarafa bi bu tarafa, kalabalıktan uzak ama kalabalığa hakim bir edayla yürüyüp duruyordu. Arıyordu ve bulamıyordu.</p>
<p>Bekir üzgün bir tavırla adama gidip sarılmak, kendinin de ne denli beklediğini ağlayarak anlatmak istiyordu. Her gün. Hasta annesini. Babasızlığı. Kardeşine ve annesine bakmak zorunda olmanın babasını beklemesinin önüne geçmesini.  O etrafın laflarını. Bu laflardan uzaklaşmak için annesini alıp Ankaralara gelişini. 15 yaşında 35 yaşındaymış gibi olmanın zorunluluğunu. Ve her şeye rağmen beklemeyi ve ümidi. Neyse dedi. Ellerini beze sildi. Tam esnada Asım amca seslendi.</p>
<p>&#8211;  Bekir hadi lan. Bu velet bitirecek yoksa.</p>
<p>Ankara Tren Garı’nda, 2. Peronda ; Kalem soğuk, defter soğuk , ve hava hüzünlü bir hava&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">****</p>
<p>Evet yine yoksun. Yine gelmedin. Sözünde bir gün daha durmadın. Hava soğuk. Serinlik yerini soğuğa bıraktı bende. Üşüyorum. Daha çok üşüyorum. Karşımda, Hemen iki peron önümde duran büfeyi izliyorum şimdi. O büfenin yanındaki ayakkabı sandığımı, rahmetli Asım amcamı hatırlıyorum. Heyt be Asım amca. Hani bir gün beraber gelip de menemenini yemiştik, şu sürekli şikayet ettiği vefakar çırağının elinden hatırlıyor musun. Ne beğenmiştin. Seni de o menemeni de özledim. Ama yine gelmedin. Yıllarca o sandıkta insanların ayakkabılarını boyarken aslında babamı beklediğimi biliyordum. Ondanda ümidimi kesmemiştim.  Hatırlıyor musun seninle Kızılay da otururken babannem aramıştı da baban geldi demişti. İlk trenle İstanbul’a yolcu etmiştin buradan beni. Yıllar sonra benim seni yolladığım gibi. İstanbul da babamın cenazesiyle karşılaşacağımı bilsem inan hiç gitmezdim. Beklemeye devam ederdim. Çünkü beklemeler güzel. Beni ben yapıyor. Hayata tutunuyorum. Her ne kadar doktorum bu hayata tutunuşlarımın ilaçların faydalı etkisi olduğunu söylese de ben öyle düşünmüyorum.  O küçük Bekir in terk edilişleri belki de bugünkü Bekir i ayakta tutan şey. Belki de ümittir beni yaşatan. Belki de o şehre okumaya gidip bir daha gelmemen hep bundan. Geleceğim diyip gelmeyişlerin. Ve yine gelmedin. Kim bilir belki yarın gelirsin. Gitmem gerek. Gitmem gerek.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-sizofrenin-gunlugu/">Bir Şizofrenin Günlüğü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-sizofrenin-gunlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8747</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık Şizofreni</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yalnizlik-sizofreni/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yalnizlik-sizofreni/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 15:43:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8348</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanki o gece daha bir uzundu yollar. Sokak sokağa açılıyor yol bitmiyordu. Aklında ki tek şey biran evvel Aydın abisinin yanına gitmekti Guli’nin. Asıl ismi Mahir’di. Babası mahir bir adam olsun diye koymuştu O’na bu adı. Yaşam maharet işiydi nede olsa. Mahir olmalıydı. O uğruna canını verecek kadar çok sevdiği sevgilisinin gürcü ev arkadaşı kız [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yalnizlik-sizofreni/">Yalnızlık Şizofreni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanki o gece daha bir uzundu yollar. Sokak sokağa açılıyor yol bitmiyordu. Aklında ki tek şey biran evvel Aydın abisinin yanına gitmekti Guli’nin. Asıl ismi Mahir’di. Babası mahir bir adam olsun diye koymuştu O’na bu adı. Yaşam maharet işiydi nede olsa. Mahir olmalıydı. O uğruna canını verecek kadar çok sevdiği sevgilisinin gürcü ev arkadaşı kız koymuştu O’na Guli lakabını. Guli gürcüce de yürek demekti. Ve sevgilisi o ev arkadaşına her Mahir den bahsedişinde Koca Yüreklim diye başlardı söze. O anlatmadığı zamanda Mahir için senin Guli ne yapıyor diye soran arkadaşı alıştırmıştı bu isme herkesi. Guli şöyle Guli böyle.</p>
<p>Sanki bu gece daha bi uzun du yollar. Cep telefonu aramaya kapanmış olduğu için ankesörlüden aradı o gece şehir dışındaki sevgilisini. Her zamanki saatinde. Sevgilisi onu aylar önce olmayacak bu iş diye terk etmesine rağmen bırakmamıştı aramayı Guli. Ve mektubu da kesmemişti. Mektup mu kaldı canım diyenlere inat yazdı. Hep yazdı. Kız artık sıkılmış yazmayı bırakmış mektuplar cevapsız kalmıştı. Ama kısada olsa telefon görüşmelerini bırakmadı Guli. Geçiştirmede olsa telefonu açtığı sürece aramalıydı. Ama artık emin değildi.</p>
<p>Aydın abiyi bulmalıydı. “Nerede bu herif!”<br />
Dilinde o şarkı. “Haydi söyle, onu nasıl sevdiğimi…” ve bu şarkıda her bu nakarata geldiğinde söyleyemedim, soramadım diye kendine kızıyor nefesi sıklaşıyordu. Sokak sokak daha ne kadar arayabilirim diye düşünürken Aydın abiye giden o tanıdık sokağa girdi. Daha vardı. Adımlar hızlandı. Aklından atamıyordu o son sözü. “Özür dilerim” . Ne demekti şimdi bu. İçi içini yiyor kafası iyice karışıyordu. Zaten çok sağlammış gibi.</p>
<p>Bir ara ellerini yana açtı ve öylece bağırdı. Gecenin bu geç saatinde çok da normal olmayan bu sese uyananlar olacak ki karanlık binalardan birkaç ışık yandı. Korktu ve koştu Guli.</p>
<p>35 dakikadır yürüyordu. Ve nihayet, işte Aydın abi oradaydı. Yanına gitti ve sessizce oturdu. Havada ki sert rüzgarın sesine Aydın abinin mırıldanışları karışıyor söylediklerinden bir şey anlaşılmıyordu. Guli öylece aydın abiyi dinledi,dinledi. Bir süre sonra sustu Aydın abi. Ve uzun bir sessizlik oldu.</p>
<p>&#8211;          Hayırdır ! dedi Aydın abi daha sonra. Düşünceli halden sıyrılmış gibiydi. Selam yok mu? Dedi.</p>
<p>&#8211;          Elleme bana abi .</p>
<p>&#8211;          Gözlerin yine şiş uyumadın gene demi kaç gündür.</p>
<p>&#8211;          …</p>
<p>&#8211;          …<br />
Ahhh Gulim Ah. Bitmeyecek sendeki bu duman. Yine aradın ve yine olmadı demi.</p>
<p>&#8211;          Abi bişey oldu.</p>
<p>&#8211;          Ne oldu?</p>
<p>&#8211;          Aradım yine. Her zamanki saatimde aradım abi.</p>
<p>&#8211;          Eee</p>
<p>&#8211;          Telefonu açtı. Merhaba dedim. Özgür? dedi.</p>
<p>&#8211;          Ne dedi?</p>
<p>&#8211;          Özgür dedi abi. Özgür.</p>
<p>&#8211;          Peh! Kadın işte. Bulmuş kendine yeni birini. Sen ne dedin peki.</p>
<p>&#8211;          “Ben Guli” dedim. Sonra “Özür dilerim” dedi. Bir şey söyleyemedim abi. Kaldım öylece. O da ses etmedi. “Ben…” dedim,  konuşamadım. Kapattım.</p>
<p>&#8211;          Geri döndü mü? Aradı mı tekrar seni.</p>
<p>&#8211;          Hayır . Aramadı. Bu saate kadar oradaki bankta aramasını bekledim. Delirecem abi. Delirecem. Neden , neden? Ben onun için onca şey yapmışken. Ona sonsuz güvenirken nasıl olur abi.  Kafam almıyor. Herkes bize imrenirken , hiçbir sorun yokken. Böyle nedensiz, bi çırpıda “Olmayacak” demek ne demek. Neden diyorum ne oldu diyorum söylemiyor. Ve sonra telefonu “Özgür” diye açıyor. Nasıl bir şey ki bu sevgi 6 ayda değişiyor. Basit mi bu kadar. Ha deyince sevdim ha deyince vazgeçtimle olurmu bu işler. Özgür kim ya. Nereden çıktı bu lavuk. Benim vermediğim ne verdi. Ne vaad etti. Hayır O buna nasıl kandı.</p>
<p>&#8211;          Beklide sevmiştir.</p>
<p>&#8211;          …</p>
<p>&#8211;          Bu kötü bişey değil.</p>
<p>&#8211;          Ne demek kötü bir şey değil. Hayatında ben varken nasıl başkasını sever.</p>
<p>&#8211;          Bak Guli sevgi insanın ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç ihtiras doğurur. Fazlasını aldığında eksiği gözden çıkartır insan.</p>
<p>&#8211;          Ne demek bu ?</p>
<p>&#8211;          Vaz geç artık demek. Kimsenin hayatında zorla olamazsın.</p>
<p>&#8211;          Hayır önceki söylediğin. İhtiraslar nasıl eksiği gözden çıkartır.</p>
<p>&#8211;          Doğa Guli doğa.</p>
<p>&#8211;          Hayır bana söylemeliydi.</p>
<p>&#8211;          Söyleyemezdi.</p>
<p>&#8211;          Söylemeliydi.</p>
<p>&#8211;          Söyleyemezdi.</p>
<p>&#8211;          Kes sesini. O lavuk benim vermediğim ne vermiş olabilir. Sen biliyorsun ki. Ben onun için neler yaptım. Ailemi bile karşıma aldım. Şimdi kalkmış eksiklikten bahsediyorsun.</p>
<p>&#8211;          Bak Guli. İnsanların çoğu heva ve hevesleri uğruna yaşar. Bunu farkındalık içinde yapmazlar her zaman. O yüzdendir ki bir taraftan sadık olurken başka yerden sadakatsiz olurlar. Değerleri yaşamlarını etkiler bilirsin işte. Eğer tek amacı mutlu olmaksa en fazla kimle ve neredeyse onu seçer. Sen sevgiye sadıksın. Sadakate ve değerlere sadıksın. O ise mutluluğuna. Bazıları böyledir. Mutluluğu sever, sevmek değil mutluluk önemlidir. Sen mutlu olmasan da sevdiğini bırakmazsın. Ama bazıları mutluysa sever.</p>
<p>&#8211;          O benle mutluydu.</p>
<p>&#8211;          Demek ki daha fazla mutlu olduğu birini buldu.</p>
<p>&#8211;          Kes sesini.</p>
<p>O sırada oradan geçen arabada ki gençler Guli’yi izliyordu. Arabayı kenara çekmiş içerde Guli için tahminlerde bulunuyorlardı. Kimisi polise haber vermek gerek derken kimisi de eğleniyordu.  Gençlerden biri bağırdı</p>
<p>&#8211;          Hey manyak ne bağırıp çağırıyorsun.</p>
<p>Sesi duyan Guli</p>
<p>&#8211;          Kenarda bulduğu koca bir taşı arabaya doğru atıp aracı kovaladı.</p>
<p>Öfkene hakim ol dedi Aydın. Olmaz böyle.</p>
<p>&#8211;          Sigara dedi Guli, sigara içmem lazım. Sigara var mı?</p>
<p>&#8211;          Hayır dedi aydın abisi.</p>
<p>Montunun cebini aradı, arka cebi yokladı derken yerde yarım bi izmarit bulup yaktı. Bir nefes çekti ve aydının yanına oturdu.</p>
<p>&#8211;          Rahatladın mı dedi aydın</p>
<p>&#8211;          Hayır nedenini öğrenene kadar rahatlamayacağım.</p>
<p>&#8211;          Öğrenince de rahatlamayacaksın. Sevdikleri tarafından aldatılanlar böyledir. Kendine ve sevdiğine bu sonucu yakıştıramaz.</p>
<p>&#8211;          Neden susmuyorsun?</p>
<p>&#8211;          Neden susayım. Madem susmamı istiyorsun neden geldin.</p>
<p>&#8211;          Şu sigara bitsin beynini patlatacağım senin pis kaçık. Aldatılmışmış. Hah .</p>
<p>&#8211;          Evet Guli. İnsanlar hep aldatır. Ya kötüyü iyilikle ya da iyiliği kötülükle aldatırsın. Kimin ve neyin ne hak ettiği önemlidir. Sen bunu hak etmemiş olabilirsin. Ama tercih hakkı onundu. Ve bu tercihi yapan bir insan doğru bir insan değildir. Ama tercihlerinde herkes özgürdür.</p>
<p>&#8211;          Bana Özgür deme!</p>
<p>&#8211;          …<br />
komik olma. Önüne bak. Bu yaşananlar seni olgunlaştırır elbet. Kalk uzatma evine git. Unutma affetmek en büyük intikamdır.</p>
<p>&#8211;          Sigaram bitmek üzere.</p>
<p>&#8211;          Ne yapacaksın. Serseri bir sarhoş gibi bira şişesiyle beynimi mi patlatacaksın.</p>
<p>&#8211;          Neden olmasın.</p>
<p>&#8211;          Hadi yap o zaman. Elimi dahi kaldırmam.</p>
<p>Guli bağırarak ayağa kalkmıştı. Kendine hakim olamıyor, Aydın abisini tekmeliyordu. “Aşağılık herif o kız bunu yapmak istemezdi tamamı, suç onun değil. Sen hiçbir şey bilmiyorsun. Bildiğim en pislik adamsın. Sana anlatanda kabahat. Sadece sokağı aydınlatan saçma bir lambasın. Kes sesini artık.”</p>
<p>O sırada Guli’nin kovaladığı araçtakiler Guli’yle eğlenmek için tekrar gelmişti. Onun bağırarak sokak lambasını yumruklayıp tekmelediğini ve taşladığını görünce aşağı inip onu tartaklayarak , daha önce onlara attığı taşın da hırsıyla onu yumruklamaya başladılar.<br />
…..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Telefonunun sesine uyandı Guli o sabah. Uyanmasıyla sert bir plastik kokusu ve yanık kokusu geldi burnuna. Yarım yamalak hatırlıyordu akşamı. Telefon sustu. Akşam yediği dayağı hatırladı. Üstü kandı. Yutkunmakta zorlanıyordu. Her nasıl olduysa kendini bu banka atmış ve donmamak için birkaç plastik ve çöp yakmıştı.</p>
<p>Telefon terar çaldı. Kolunu kaldıramadı önce Guli. Zorlada olsa ulaştı telefona . “Oğlum” diyen ses endişeliydi. Ses etmedi önce. Gözü karşıdaki elektrik direğine takılmıştı. Hani şu üzerinde Ciriş ve Guli yazan. Lambası patlamış ve yumruklamaktan olsa gerek birkaç yerinde kan izleri oluşmuş sokak lambası. Aydın abisi… Zorla yutkundu ve telefondaki sese</p>
<p>&#8211;          İyiyim , birazdan gelirim diye cevap verip telefonu kapattı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yalnizlik-sizofreni/">Yalnızlık Şizofreni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yalnizlik-sizofreni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8348</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dostluk</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dostluk/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dostluk/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 21 Feb 2017 05:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8201</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çocuk olmanın verdiği saflık ve doğruluk. İhtiyacımız olan şey belki de budur hayatta. Hep çocuk kalabilmek. Geçen hafta oğlumla girdiğim bir diyalog bana bazı kavramlara bu yönde bakmam gerektiğini hatırlattı tekrar. İşte o yüzden yazıya çocuk kalabilmenin önemi diye başladım. Geçenlerde bizim oğlan okulda arkadaşıyla kavga etmiş. Duyunca çok şaşırdım. Pek kavgacı bir ruhu yoktur [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dostluk/">Dostluk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk olmanın verdiği saflık ve doğruluk. İhtiyacımız olan şey belki de budur hayatta. Hep çocuk kalabilmek. Geçen hafta oğlumla girdiğim bir diyalog bana bazı kavramlara bu yönde bakmam gerektiğini hatırlattı tekrar. İşte o yüzden yazıya çocuk kalabilmenin önemi diye başladım. Geçenlerde bizim oğlan okulda arkadaşıyla kavga etmiş. Duyunca çok şaşırdım. Pek kavgacı bir ruhu yoktur oysa. “Onu buna sürükleyen bir şey olmalı” diye düşündüm. Düzeltiyorum “Onu buna sürükleyen çok çok önemli bir şey olmalı” diye düşündüm. Çünkü başkasının canını yakmanın günahını iyi bilirdi oğlum. “Ne oldu?” diye sordum. “Baba o çocuk kankamın  canını yaktı, bende onun canını yaktım”. “Oğlum” dedim “Canını yakanı affedecektin hani, öyle konuşmuştuk”. “Baba” dedi “Anlamıyor musun kankamın canını yaktı. Ve biz haklıydık. Ben onu koruyorum oda beni koruyor”. “Hmm! Tam anlayamadım” dedim “bu kanka nedir?. Arkadaş gibi bir şey mi acaba?”. “Evet” dedi, “Ama daha samimisi”. “Kardeş mi?” “Olabilir”. Baktım kelimeyi hatırlayamadı, “Ha sen dosttan bahsediyorsun” dedim. “Evet” dedi. “Tamamdır iyi yapmışsın çok hırpalamasaydın” dedim. “Yok! Ben sadece kankamı korudum, aldım çocuğu yere attım onunda canı yanmış” dedi. “Kızdın mı” dedi, “Hayır dedim oğlum tam tersine haklısın aferim  hep böyle yap”.</p>
<p>Kızmıştım ama oğluma değil. Bize! Ve toplumun aklının dağınık odalarında bir kavram daha düzene girmeli diye düşündüm. Kendi aklım gibi. Dostluk! Bu kavramlar da diğer kavramlar gibi çocukken saf halini koruyor ve büyüdükçe üstü ihanetler, ihtiraslar, çıkarlar, menfaatler yani kısaca olumlu olumsuz tecrübelerle kaplanıyor. Yosun tutmuş elmas gibi. Keşke tecrübelerimizi bu kavramların önüne geçirmeden yaşayabilsek. Ne ala. Ama çok zor.</p>
<p>Hani geçen gün vefa üzerine hasbihal ettiğimiz kişi vardı hatırlayan olursa. Ne demişti? “Vefa tek taraflı olursa insanı yorar kardeşim. Ama yorulsak da, biz vefamızı yani insanlığımızı kaybetmeyip yolumuza devam etmeliyiz”. Ve bunu söylerken hiçte gocunur bir tarafı yoktu.  “Bana bunu nasıl yapar” lar la şişmiş bir benlik kazanıp, ama bir yandan da kaybettiğimiz insanlar. İşte dostluk; yalnızlığı göze alıp koca yürekli olabilmektir çoğu zaman. Çünkü vefa göstererek yaptığınız dostluklar beklediğimiz oranda geribildirim göstermeyebilir. İşte o yüzden ancak koca yürekli insanlar gerçek dost olabilirler. Çünkü onlar sadece kendileri için değil, ülkesi ve başkaları için yaşamayı becerebilenlerdir. Gerçek dostlar dostunu düşünendir. İyi gününde kötü gününde varlığını hissettirendir.</p>
<p>İnsan kardeşini, ailesini, akrabalarını seçemez. Ancak dostunu seçebilir. İşte bundandır ki hepimiz kendimiz gibi olan, kendimize yakın gördüğümüz kişileri dost ediniriz. Yine bundandır ki; başkalarının dostluğu üzerinde konuşurken kendi dostluğumuzu yani yüreğimizin büyüklüğünü de teraziye koymalı, bizim oğlan gibi dostunun canı yandığında neleri alıp yere çarptığının muhasebesini de hakkaniyetli bir şekilde yapmalıyız.</p>
<p>Üzeri yosun tutmuş, manadan kopmuş bu değer de diğer ahlaki değerlerimiz gibi kafamızın içinde dağınık bir oda misali. Hayatımızda ki yerinin tecrübelerimizin kötü örnekleri ile refere edildiği ve manasının kaybolup sadece lafızının zikredildiği bu değerlere sahip çıkmamız ve sürekli “Nerede o eskiler” diyerek yakınmak yerine, kendi yaşantımızda değer atfetmemiz ümidiyle.</p>
<p>Dostunuz bol olsun.</p>
<p>Selametle</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dostluk/">Dostluk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dostluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8201</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ay Gözlüm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ay-gozlum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ay-gozlum/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 13 Feb 2017 11:30:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7313</guid>
				<description><![CDATA[<p>Düşünceler ayaza çöküyor, Ayaz geceye Bir ateş yakıp oturuyorum yüreğimin dağında Dağa kamer düşüyor, beynime gözler Ateş yanıyor, Ay gözlüm dağı aydınlatıyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ay-gozlum/">Ay Gözlüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Düşünceler ayaza çöküyor,<br />
Ayaz geceye<br />
Bir ateş yakıp oturuyorum yüreğimin dağında<br />
Dağa kamer düşüyor, beynime gözler<br />
Ateş yanıyor,<br />
Ay gözlüm dağı aydınlatıyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ay-gozlum/">Ay Gözlüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ay-gozlum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7313</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kim Bilir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kim-bilir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kim-bilir/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 06 Feb 2017 05:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7222</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kim bilir; Belki riyakar bir namazda son nefesini verirken ben ,                münafıklığımı muştalayacak münkir. Kim bilir; Belki desinler diye gittiğim hacda Azrail canımı alır da , bu riyanın hesabıyla uğraşırken kabirde ben ,               Allah dünyadakilere benim için şehit dedirtir. Kim bilir; Belki hayır dır hasenattır diyerek reklamla yetimi doyururken ben  ,              mizanda [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kim-bilir/">Kim Bilir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kim bilir;<br />
Belki riyakar bir namazda son nefesini verirken ben ,<br />
<wbr></wbr>               münafıklığımı muştalayacak münkir.<u></u><u></u></p>
<p>Kim bilir;<br />
Belki desinler diye gittiğim hacda Azrail canımı alır da , bu riyanın hesabıyla uğraşırken kabirde ben ,<br />
<wbr></wbr>              Allah dünyadakilere benim için şehit dedirtir.<u></u><u></u></p>
<p>Kim bilir;<br />
Belki hayır dır hasenattır diyerek reklamla yetimi doyururken ben  ,<br />
<wbr></wbr>             mizanda o yetim açlığının alacağını benden isteyiverir.<u></u><u></u></p>
<p>Kim bilir;<br />
Belki tuttuğum fasık oruçlarla tekbaşima hunharca yediğim yemekler kıyaslanınca<br />
<wbr></wbr>            güvendiğim oruçlarım hiç edilir.<u></u><u></u></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kim-bilir/">Kim Bilir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kim-bilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7222</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Düş</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dus/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dus/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 31 Jan 2017 05:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7164</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kalk dost geceyle sohbet et sabaha inat Gecenin uçurumuna düşlerini bırak Yuvarlan! Yuvarlan ki göresin. Her çarptığında ölesi acı çektiğin Kaya değil sensin. At düşlerini Kayaya çarpar gibi benliğini çarp kendine Ve de yukarıdan izle Akıl hastası gerçekliğinde At düşlerini hayalinde Gecenin siyahında Alacakaranlık arifesin de Söyletme , hadi! Kendini bırak gecenin uçurumuna Her çarpmada [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dus/">Düş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kalk dost geceyle sohbet et sabaha inat<br />
Gecenin uçurumuna düşlerini bırak<br />
Yuvarlan! Yuvarlan ki göresin.<br />
Her çarptığında ölesi acı çektiğin<br />
Kaya değil sensin.</p>
<p>At düşlerini<br />
Kayaya çarpar gibi benliğini çarp kendine<br />
Ve de yukarıdan izle<br />
Akıl hastası gerçekliğinde<br />
At düşlerini hayalinde<br />
Gecenin siyahında<br />
Alacakaranlık arifesin de</p>
<p>Söyletme , hadi!<br />
Kendini bırak gecenin uçurumuna<br />
Her çarpmada ayrı acını hatırla<br />
İhanetler , gitmeler , sahte sebepler gelsin aklına<br />
Ve kussun içindekileri o kör hafıza</p>
<p>Korkma Atla ; Hadi Düş hadi!<br />
Düşünce hepsi geçecek nasıl olsa.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dus/">Düş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7164</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Vefa</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/vefa/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/vefa/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 29 Dec 2016 05:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6475</guid>
				<description><![CDATA[<p>Söyle o babana &#8220;biz satmayız koskoca sarımsak tarlasını öyle iki tokada” diye biten bir dostluk hikayesi var bilir misiniz. Bilmeyenlere okumalarınız tavsiye ederim. Bu eski hikaye de bence asıl dostluğun temeli olan vefa işlenir. Evet vefa… Hani şu bugün anlamını yitiren; kiminin “Hadi canım, vefa karın mı doyurur. Geçin bunları eskide kaldı bunlar” dediği vefa. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/vefa/">Vefa</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Söyle o babana &#8220;biz satmayız koskoca sarımsak tarlasını öyle iki tokada” diye biten bir dostluk hikayesi var bilir misiniz. Bilmeyenlere okumalarınız tavsiye ederim. Bu eski hikaye de bence asıl dostluğun temeli olan vefa işlenir. Evet vefa…</p>
<p>Hani şu bugün anlamını yitiren; kiminin “Hadi canım, vefa karın mı doyurur. Geçin bunları eskide kaldı bunlar” dediği vefa. Hep herkesin vefasızlığından şikayetlenip de, biraz dürüst olsak kendimizde de bulamayacağımız vefa. Haklısın ama işim çok bahanelerinin altına sığınıp, eş-dost-akrabalarımızı ihmal ettiğimiz, ama hep de ihmal edilmekten şikayet ettiğimiz. Araf 172-173 ile bildiğimiz Elest bezmin de ki sözümüz, yani imanın temeli  olan vefa. Sevgideki sadakat, yumuşak kalpliliğin füruzatı. İnsan olmanın ve insan kalmanın mihenk taşı vefa.</p>
<p>Kimine göre zordur vefa. Nitekim bir yazar “Vefa cefadır” der. Cefadır elbet. Kolay mıdır kısa yoldan para kazanmak varken Rabbine vefasından helali ve zoru tercih etmesi. Kolay mıdır ahir zamanın yoğunluğunda Sıla-i Rahim i gerçekleştirmesi. Hasta ziyaretlerini telefonla geçiştirmek varken, neden vakit harcayıp ziyarete gidilsin ki zaten(!).</p>
<p>Vefa cefadır doğru. Unutmuyorum bir tanıdığım bir anısını anlatmıştı. İşlerinin ters gittiği bir dönem. Borç harç, icralar kapıda. Eş dost akraba, kimi aradıysa bulamamış para. Düze çıkmış sonra. Tabi gerginlik ve buhranın verdiği psikolojik yorgunlukla şehir dışındaki abisini ihmal ettiğini hatırlamış. Abisini aramış sesini duyup biraz dertleşmek için. Abisinin olaylardan haberi yok tabi. Ancak birilerinden duymuş olacak ki telefonu “Bende para yok para için aradıysan” diye açmış. O zaman için henüz yeni sayılacak derecede tanıdığım bu kişi gözleri dola dola bana bunu anlatırken şunları ekledi. “ Ben ağabeyimi dara düşmeden önce sürekli arardım. Duygusaldır diye de durumumdan hiç haberdar etmedim. Dara düşünce onu ihmal ettiğim için de, rahatlayınca arama gereği duydum. Ve  duyduğum o söz benim hayatımı değiştirdi. Vefanın önemini o zaman anladım. Vefa tek taraflı olursa insanı yorar kardeşim. Ama yorulsak da, biz vefamızı yani insanlığımızı kaybetmeyip yolumuza devam etmeliyiz. Ben hala ağabeyimi ararım. Durumu çok iyi. Aradan yıllar geçti ve hala bana o dönemi nasıl atlattın diye bile sormadı. Ama önemi yok.” dedi.</p>
<p>Bunun gibi ne örnekler var değimli hayatta. Tıpkı yukarıda ki dostluk hikayesi gibi. Sadakatsizliğimiz nankörlüğümüzden değimlidir. Başımıza bir iş gelse kerametini aramak yerine Allah’ a hesap sorarmışcasına neden ben diyerek  Elest bezmin de ki o sözümüz unutuşumuzun nedeni de yine bu nankörlüğümüz değimlidir. Bir kahvenin 40 yıllık hatırları nerede kaldı. Nerededir bu. Bizi yetiştiren bu insanlarla beraber bu kavramda mı gitti. Daha 2 tokat dahi yemeden birbirimize sırtımızı dönmemizin nedeni nedir. Sarımsak tarlasına gerek duymadan, yani elimizde çuval dahi yokken yüzümüze kapıların kapanmasının nedeni yalnızca ahir zamanın koşturmacası olabilir mi?</p>
<p>Bilemiyorum. Ama sebebi her neyse. Allah bizi biran evvel bu dünyanın çilesi olan vefasızlıktan kurtarır umarım. Vefa sadece asil ruhlu insanlarda bulunan bir özelliktir demiş şair. Asaletinizi kaybetmemeniz ümidiyle.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/vefa/">Vefa</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/vefa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6475</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dikkat Faşizm!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dikkat-fasizm/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dikkat-fasizm/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 22 Nov 2016 05:26:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Aristo]]></category>
		<category><![CDATA[Roland Barthes]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6089</guid>
				<description><![CDATA[<p>Faşizm konuşma yasağı değil, söyleme mecburiyetidir demiş Roland Barthes. O yüzden ben bugün ki faşizm algısının bahsedilenden çok farklı olduğunu ve el değiştirip sosyalist ideolojilere sızarak burada da kabuklaştığını düşünüyorum. Demokrasiden bahsedip de antidemokrat olanlar bunun delili değil midir? Tabi demokrasi kavramı da ayrı olarak irdelenmeli. Keza daha önce Platon&#8217;un tüm yönetim sistemlerinin zamanla bozulacağını, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dikkat-fasizm/">Dikkat Faşizm!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Faşizm konuşma yasağı değil, söyleme mecburiyetidir demiş Roland Barthes. O yüzden ben bugün ki faşizm algısının bahsedilenden çok farklı olduğunu ve el değiştirip sosyalist ideolojilere sızarak burada da kabuklaştığını düşünüyorum. Demokrasiden bahsedip de antidemokrat olanlar bunun delili değil midir? Tabi demokrasi kavramı da ayrı olarak irdelenmeli. Keza daha önce Platon&#8217;un tüm yönetim sistemlerinin zamanla bozulacağını, demokrasinin de yozlaşarak despotizme dönüşeceğini belirttiğini söylemiştim. Hatta bunun üzerine demokrasi obsesiflerinin &#8220;Peki demokrasi bile çözüm değilse çözüm ne? &#8221; diye düşünürken Aristo&#8217;nun;</p>
<p>“<em>Demokrasi dejenere bir siyasettir. İktidardaki güç sahiplerinin kendilerini sınırlamaları gerekiyor. Aksi halde, gücü elinde bulunduranlar yetkilerini kötüye kullanabilirler. Toplum iyilik ve felsefe (ki buna bazı kitleler felsefe diyor, biz başka bir tanım kullanıyoruz) ile yaşamadıkça demokrasi sakıncalıdır. Çünkü çok az insan bile bencil olsa, iyi insanları kandırabilir. En çok bağıran, en çok yalan söyleyen başa geçebilir.&#8221;</em> sözüyle cevabın çıkmaz sokak olduğunu gördüklerinden bahsetmiştik.</p>
<p>Bundandır ki bugün sanat ve kültürel faaliyetlerin birilerinin tekelinde olduğunu söylersek yanılmayız. Son yaşadığımız Altın Kelebek Ödülleri&#8217;nde Diriliş Dizisi&#8217;ne yapılanlar haksızlık bunun örneği değil midir? Görmezden gelemedik ama beğenmiyoruz da yaklaşımındaki bu tavrın ne izahı var. Birilerinin Beyaz Türkler dediği, kendini aydın gören bazı kesimlerin kendi ellerindeki tekelin başka eksene kaymaması adına yaptığı davranışlardan sadece biriydi bu. İşte o yüzden faşizm algısı yıllar önce el değiştirip sosyalist ideolojilere sızdı ve tekelleşti diyorum. Ve kabuklaştı. Maalesef bu kabuğu kırmak en dogma din ritüellerinin bile ötesinde.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dikkat-fasizm/">Dikkat Faşizm!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dikkat-fasizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6089</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ey Nefsim!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ey-nefsim/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ey-nefsim/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 10 Oct 2016 08:30:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5415</guid>
				<description><![CDATA[<p>İki kat olmuş vücudun yerde, Bense başını tekmelemekteyim. Ağzın burnun kan revan içinde, Cinnet-i nefsin derinliklerindeyim. &#160; Alnımdan boşalırken katran gibi ter, Bütün şehvetler gözümün önünden geçer, Yeter yaptıkların çürüttün beni yeter Ömür dediğin bir çırbıda geçer Az kaldı derken beynini dağıtmaya, Yine yetişti Şeytan feryadına, ALLAH&#8217; ım yapma ne olur beni bırakma Bu hain [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ey-nefsim/">Ey Nefsim!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İki kat olmuş vücudun yerde,</p>
<p>Bense başını tekmelemekteyim.</p>
<p>Ağzın burnun kan revan içinde,</p>
<p>Cinnet-i nefsin derinliklerindeyim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Alnımdan boşalırken katran gibi ter,</p>
<p>Bütün şehvetler gözümün önünden geçer,</p>
<p>Yeter yaptıkların çürüttün beni yeter</p>
<p>Ömür dediğin bir çırbıda geçer</p>
<p>Az kaldı derken beynini dağıtmaya,</p>
<p>Yine yetişti Şeytan feryadına,</p>
<p>ALLAH&#8217; ım yapma ne olur beni bırakma</p>
<p>Bu hain nefse yenilmemeliyim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ey-nefsim/">Ey Nefsim!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ey-nefsim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5415</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Özel &#8211; Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ozel-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ozel-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 01 Oct 2016 06:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Emre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5300</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kast etse de kalem Hakkı yazma niyetine, Avam verdi göz dağı Dedi “Yorma bizi git işine”. &#160; Fikir serzenişte, Kalem oldu berduş diye. Aradı bunda onca hikmet, Berduşluğun sonu nere. &#160; Akılda başlar fikir endişesi. Bir ışık olur kalbinin sesi. “Yahu” der &#8220;Bu neyin vesvesesi&#8221;? Amelde görme vaktidir ilmi. &#160; Ve ilim konuşmaya başladı&#8230; Dedi; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ozel-siir/">Özel &#8211; Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kast etse de kalem</p>
<p>Hakkı yazma niyetine,</p>
<p>Avam verdi göz dağı</p>
<p>Dedi “Yorma bizi git işine”.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fikir serzenişte,</p>
<p>Kalem oldu berduş diye.</p>
<p>Aradı bunda onca hikmet,</p>
<p>Berduşluğun sonu nere.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Akılda başlar fikir endişesi.</p>
<p>Bir ışık olur kalbinin sesi.</p>
<p>“Yahu” der &#8220;Bu neyin vesvesesi&#8221;?</p>
<p>Amelde görme vaktidir ilmi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ve ilim konuşmaya başladı&#8230;<br />
Dedi;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hakkı yazmak sana mı kaldı?</p>
<p>Kalsa ilmin ne kadardı?<br />
Ne demiş Yunus;</p>
<p>İlim haddini bilmek demek.</p>
<p>İlim kendini bilmek demek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne oldu şimdi o kadar amel?</p>
<p>Süpürdü adı cehalet olan yel.</p>
<p>İlim haddini bilmek demek.</p>
<p>İlim kendini bilmek demek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kim bilir karşılığı bilmem ne bedel?</p>
<p>Belki payın bu;nefsine özel.<br />
Ne demiş Yunus;</p>
<p>İlim haddini bilmek demek.</p>
<p>İlim kendini bilmek demek.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ozel-siir/">Özel &#8211; Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ozel-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5300</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yabancı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yabanci/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yabanci/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 29 Sep 2016 09:02:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5266</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kendimize o kadar yabancıyız ki sosyal medyada sıkça dalga geçilen sorulardan &#8220;Oruçluyken bizim yeğen ağzıma osurdu acaba orucum bozulmuş mudur?&#8221;, &#8220;hocam survivor kızlar erkekler seyretmek orucu bozar mı?&#8221; safsatalarıyla vakit harcayıp, yüzyıllardır inandığımız şeyin gerekliliklerini yapmayacağımız halde tartışıyoruz. Onlar ise bunlarla uğraşmıyor. Son 100 yılda 104 yahudi nobel alıyor. Çocukları daha evlenmeden Tevratı ezbere biliyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yabanci/">Yabancı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kendimize o kadar yabancıyız ki sosyal medyada sıkça dalga geçilen sorulardan &#8220;Oruçluyken bizim yeğen ağzıma osurdu acaba orucum bozulmuş mudur?&#8221;, &#8220;hocam survivor kızlar erkekler seyretmek orucu bozar mı?&#8221; safsatalarıyla vakit harcayıp, yüzyıllardır inandığımız şeyin gerekliliklerini yapmayacağımız halde tartışıyoruz. Onlar ise bunlarla uğraşmıyor. Son 100 yılda 104 yahudi nobel alıyor. Çocukları daha evlenmeden Tevratı ezbere biliyor. Hristiyan astronot uzay aracına binerken haçını öpüyor ve yüce İsa adına diyerek tanrısına teşekkür ediyor.</p>
<p>Bu arada biz ise boş durmuyoruz tabi. Hristiyan filmlerinden öğreniyoruz yemeklerden önce dua etmeyi. İşte o yüzden yemekten önce hristiyan gibi dua ediyor ama, yemekten sonra müslüman gibi şükretmeyi unutuyoruz.</p>
<p>O kadar kötü değiliz. Boş durmuyoruz biz de. Aydın ve düşünen beyinlerimiz var ya(!) tartışıyoruz. Oruçluyken denize girdim kıçıma su girse niyetim bozulur mu diye. Ertesi günü tutmayacağımız oruç ya da kılmayacağımız namaz için fetvalar arıyoruz. Ayrıca bu devirde alim mi kaldı diye de de 100 yıldır biyerimize(mabat-netice v.s)(!) göre de imam bulamadık. O da aşka bir dert.</p>
<p>Nobele üzülüyoruz bir yandan, karısı onu matematikçiyle aldattığı için. Kıskançlığı yüzünden de nobele matematik ödülü koymamasını eleştiriyoruz. Magazince eleştiriyoruz zalim adamı(!). Ama ne matematik de ilerledik ne fizikte. Unutuyoruz. Bu arada onlar daha önce yaptıkları gibi okların üzerine yerleştirilmiş Kuran yapraklarıyla bizden olanlarla vuruyorlar bizi. Biad mı edeceğiz yoksa savaşacak mıyız anlamayalım diye. Tam bir nobel alacağız dedik baktık ki kendimize sövmekle oluyor. Olmadı, yok ısınamıyoruz.</p>
<p>Arabalara Türkçe isimler koyuyoruz. Ama onların arabalarına. Bir yandan da isimlerini ezberletiyoruz sınavlarda Mark Zuckerberg ve Bill Gates in. Hatta yarışma programlarında büyük ödül sorusu yapıyoruz bu isimleri. Biz mezar taşlarımızdaki isimleri dahi okuyamıyorken. Yüksek kürsülü taşlardan mezarlar yapıp kuşlara su yerleri ayırıyoruz. Sevabıyla yırtarız diye umut ediyoruz. Krediyle gittiğim hacdan arta kalan günahlardan.</p>
<p>Ve kadınlar. Hepimiz seviyoruz onların kadınlarını. Zaten kültürümüzde harem de var(!). Osmanlı dan geriye kalan başka bir şey olmadığı için(!) çok seviyoruz haremi. Ve onların kadınlarını. O yüzden kadınlarımız onlara benzemeye çalışıyor, erkeklerimizde teşvik ediyor. Hiç Hz. Ayşelerimiz olmadı ya bizim(!). Kendimize o kadar yabancıyız ki; hiç Karacaoğlan anası yetiştireyim kaygımız olmadı kızlarımız için . Zengin birine varsın yeterdi. Sürünmesin.</p>
<p>Boş durmadık elbette geçen onca sürelerde. Laikliği öğrendik, ahlak, kültür ve maneviyatı kaybettiysek de. Devlet dairelerinde gerek yok tu Allah a mesela. Muhasır medeniyetler kendileri öperken hacı ve okullarında ezberletirken Tevratı, bize siz yapmayın laik olun diyordu. Anlayamadık bu laiklik ve demokrasi neymiş. Zor ve cazibeliydi, kesinlikle bizim olmalıydı bu kavramlar. O yüzden adına demokratik islam falan koyduk. Yok o da olmadı. Doku uyuşmazlığı nüksetti.</p>
<p>Anlayın ve kabul edin bizi uyuttular. Ama kendileri uyumadılar. Şimdi de sevdik uykuyu . Bu daha da kötü. Kendimize o kadar yabancıyız ki unuttuk fazla uykunun haramlığını. Unuttuk suyun uyuyup düşmanın uyumadığını. Onların ürettiğini ,kurguladığını ve bize sattığını. O kadar yabancıyız ki çocuklarımızın isimleri bile yabancılaştı. Off of&#8230; Neyse geçer elbet. Yahudi Mark Zuckerberg yaptığı Facebookta yahudi Bill Gates in iletişim sistemini kullanarak bunların hepsini başımıza musallat eden yahudileri kınarız ve kötüleriz olur biter(!).</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yabanci/">Yabancı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yabanci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5266</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bahar Kışa Direnir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bahar-kisa-direnir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bahar-kisa-direnir/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 10 Sep 2016 06:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5072</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8230;ve kışın bahara olan kıskançlığı gösterir yüzünü&#8230; olan aylara olur&#8230; &#160; ne kışa yar olunur ne bahara&#8230; çuhalar sevmiyor diye baharı zambak tohumları kara mı küser&#8230; inanmayın sakın hepsi palavra&#8230; &#160; olan aylara olur&#8230; sahipsizliğin ortasında sahip olmaya çalışır varlığına&#8230; &#160; akşamına sis çöker şehrin&#8230; bir sarhoşun şişesi ile kırılmış sokak lambasında arar kendini dolunay&#8230; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bahar-kisa-direnir/">Bahar Kışa Direnir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230;ve kışın bahara olan kıskançlığı gösterir yüzünü&#8230;</p>
<p>olan aylara olur&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ne kışa yar olunur ne bahara&#8230;</p>
<p>çuhalar sevmiyor diye baharı zambak tohumları kara mı küser&#8230;</p>
<p>inanmayın sakın hepsi palavra&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>olan aylara olur&#8230;</p>
<p>sahipsizliğin ortasında sahip olmaya çalışır varlığına&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>akşamına sis çöker şehrin&#8230;</p>
<p>bir sarhoşun şişesi ile kırılmış sokak lambasında arar kendini dolunay&#8230;</p>
<p>sislerin arasında&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>bütün bunlar olurken&#8230;</p>
<p>bahar kışa direnir&#8230;</p>
<p>herkes uyur&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ve olan aylara olur&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bahar-kisa-direnir/">Bahar Kışa Direnir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bahar-kisa-direnir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5072</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hangisi Daha Saçma?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hangisi-daha-sacma/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hangisi-daha-sacma/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 08 Sep 2016 11:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5069</guid>
				<description><![CDATA[<p>Düşünceler vardır beynindeki parmaklıklar arkasında, Duyguların vardır yüreğine hançerlediğin, Sen idealarla boğuşurken,karmaşalarda Saçma gelir bu bazı insanlara. Bence asıl saçma olan budur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hangisi-daha-sacma/">Hangisi Daha Saçma?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Düşünceler vardır beynindeki parmaklıklar arkasında,<br />
Duyguların vardır yüreğine hançerlediğin,<br />
Sen idealarla boğuşurken,karmaşalarda<br />
Saçma gelir bu bazı insanlara.<br />
Bence asıl saçma olan budur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hangisi-daha-sacma/">Hangisi Daha Saçma?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hangisi-daha-sacma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5069</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Depresif Aynalar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/depresif-aynalar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/depresif-aynalar/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 06 Sep 2016 14:50:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5066</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dikine kesti bileklerini aynalar, Yılların ihanetini sezince. Kan kaybetmenin verdiği soğukluğu, En iyi zaman anlar. Ve aynaların arkasından bakmayı başaranlar, Evet işte onlar , On parmaklı çizik bir surat yaparlar İhaneti kendilerinde görünce. Kan damlar , Damlar, Damlar… Ve anlatır zaman, Nede olsa on parmak izinin her biri Depresif birer hikaye.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/depresif-aynalar/">Depresif Aynalar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dikine kesti bileklerini aynalar,<br />
Yılların ihanetini sezince.<br />
Kan kaybetmenin verdiği soğukluğu,</p>
<p>En iyi zaman anlar.<br />
Ve aynaların arkasından bakmayı başaranlar,<br />
Evet işte onlar ,<br />
On parmaklı çizik bir surat yaparlar</p>
<p>İhaneti kendilerinde görünce.<br />
Kan damlar ,</p>
<p>Damlar,</p>
<p>Damlar…<br />
Ve anlatır zaman,<br />
Nede olsa on parmak izinin her biri</p>
<p>Depresif birer hikaye.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/depresif-aynalar/">Depresif Aynalar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/depresif-aynalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5066</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Rehber</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/rehber/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/rehber/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 28 Aug 2016 08:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4997</guid>
				<description><![CDATA[<p>İnanmadığı değerleri savunmaya çalışıp, Savunmasında acziyetini ortaya koyan, Gizlemeye çalışsa da Firavunlaşmış yaltakçılığıyla, nefsinden ve acziyetinden utanmayan, İş söze gelince en iyi müslüman, “Gizlisidir makbulü” diye Yapmadığı ibadeti yapıyormuş gibi saklayan, Her ne hikmetse sonradan da yaptığını(!) milletin gözüne sokan, Kıblesi şaşmış, Nefsi palazlanmış, Sorsan dünyanın en iyi insanıymış(!) Vay be!… Meğer bu dünyada bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/rehber/">Rehber</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İnanmadığı değerleri savunmaya çalışıp,</p>
<p>Savunmasında acziyetini ortaya koyan,</p>
<p>Gizlemeye çalışsa da</p>
<p>Firavunlaşmış yaltakçılığıyla, nefsinden ve acziyetinden utanmayan,</p>
<p>İş söze gelince en iyi müslüman,</p>
<p>“Gizlisidir makbulü” diye</p>
<p>Yapmadığı ibadeti yapıyormuş gibi saklayan,</p>
<p>Her ne hikmetse sonradan da yaptığını(!) milletin gözüne sokan,</p>
<p>Kıblesi şaşmış,</p>
<p>Nefsi palazlanmış,</p>
<p>Sorsan dünyanın en iyi insanıymış(!)</p>
<p>Vay be!…</p>
<p>Meğer bu dünyada bir kafir benmişim ulan (!)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anlaman için akıl, akıl içinde zeka gerek</p>
<p>Sorgu suale ne hacet; bize gayba iman gerek</p>
<p>Yiğit işidir bu, kızcaları sevmez pek,</p>
<p>Sana bizim yolumuzdan mürşid-i kamil bir rehber gerek.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/rehber/">Rehber</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/rehber/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4997</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Obsesif Dışavurum</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/obsesif-disavurum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/obsesif-disavurum/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 25 Aug 2016 11:30:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4970</guid>
				<description><![CDATA[<p>Uyandım mı? Uykuda mıyım? Ne o uyumadım mı? Yoksa yine mi! Bilirim bu Şeytanın bana bir oyunu, Belki de Anılarımın kabusu. Nefsimin mantığımı ikna kurgusu, Bilinç altımın obsesif dışavurumu. Sonuçta akıl sağlığım ve iştahımdı kaçan. Belki &#8220;Tahminimden kolay oldu&#8221; diyor şeytan. Kaçarı yok aynanın karşısında on parmaklı bir surattan, Şişmiş göz kapakları, kan oturan gözler [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/obsesif-disavurum/">Obsesif Dışavurum</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Uyandım mı?<br />
Uykuda mıyım?<br />
Ne o uyumadım mı?<br />
Yoksa yine mi!</p>
<p>Bilirim bu Şeytanın bana bir oyunu,<br />
Belki de Anılarımın kabusu.<br />
Nefsimin mantığımı ikna kurgusu,<br />
Bilinç altımın obsesif dışavurumu.</p>
<p>Sonuçta akıl sağlığım ve iştahımdı kaçan.<br />
Belki &#8220;Tahminimden kolay oldu&#8221; diyor şeytan.<br />
Kaçarı yok aynanın karşısında on parmaklı bir surattan,<br />
Şişmiş göz kapakları, kan oturan gözler ve morarmış dudaktan.</p>
<p>Bu anlarda Öldürürüm Veysel&#8217;i , Taner olur hemen bana.<br />
Onu da alt ederim, Azap çıkar karşıma.<br />
Nasıl bir mahlassa uğraşamam onunla.<br />
Şeytan düşmandır, kendine meşbu Azap&#8217;a.</p>
<p>Bu gecede kurtuldum yarına Allah kerim.<br />
Bilmem ne zaman biter bu gece nöbetlerim.<br />
Yok yok bileğimi kesmem, daha var ümitlerim.<br />
Gerekirse imkansızlığın mahrumiyetini beklerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/obsesif-disavurum/">Obsesif Dışavurum</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/obsesif-disavurum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4970</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Delirmeye Gör</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/delirmeye-gor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/delirmeye-gor/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 24 Aug 2016 15:05:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4973</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bazen acılar delirtir. Ve maalesef insanlar çoğu zaman Acılarınızla değil, Deliliğinizle ilgilenir. Kızmıyorum, Nede olsa; Hasarlı cümleler içerisinde Doğru kelimeleri bulup nasiplenmek Bir yetenektir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/delirmeye-gor/">Delirmeye Gör</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen acılar delirtir.</p>
<p>Ve maalesef insanlar çoğu zaman</p>
<p>Acılarınızla değil,</p>
<p>Deliliğinizle ilgilenir.</p>
<p>Kızmıyorum,</p>
<p>Nede olsa;</p>
<p>Hasarlı cümleler içerisinde</p>
<p>Doğru kelimeleri bulup nasiplenmek</p>
<p>Bir yetenektir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/delirmeye-gor/">Delirmeye Gör</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/delirmeye-gor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4973</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ve O</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ve-o/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ve-o/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 18 Aug 2016 08:35:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4823</guid>
				<description><![CDATA[<p>Öyle bir bakış ki yakar yüreğini. Hiçbir zaman senin olamayacak, ama seninmişcesine bakacak. Anlatırken dil tutulacak. Anlamayacak kimse ne anlattığını. O dil ki; Kimine göre hep saçmalayacak. Halbuki hep O&#8217;nu anlatacak. Akıl duracak. Nefes daralacak. Ses kısılacak. Her yerde “Acaba” lar olacak. Dağılacak dikkat, Planlar atılacak, Her şeyin sonu “O” olacak. Ümit Yaşar, Ayten diyecek [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ve-o/">Ve O</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Öyle bir bakış ki yakar yüreğini.</p>
<p>Hiçbir zaman senin olamayacak, ama seninmişcesine bakacak.</p>
<p>Anlatırken dil tutulacak.</p>
<p>Anlamayacak kimse ne anlattığını.</p>
<p>O dil ki;</p>
<p>Kimine göre hep saçmalayacak.</p>
<p>Halbuki hep O&#8217;nu anlatacak.</p>
<p>Akıl duracak.</p>
<p>Nefes daralacak.</p>
<p>Ses kısılacak.</p>
<p>Her yerde “Acaba” lar olacak.</p>
<p>Dağılacak dikkat,</p>
<p>Planlar atılacak,</p>
<p>Her şeyin sonu “O” olacak.</p>
<p>Ümit Yaşar, Ayten diyecek “O” na,</p>
<p>Radyo da Orhan dan ,Ayşem diye dinleyeceksin.</p>
<p>Seninki sende kalacak.</p>
<p>Bir mahalle delikanlısı edasıyla her o ismi duyduğunda</p>
<p>İlk defa duyuyormuş gibi davranacak nefsin.</p>
<p>Kimse anlamayacak.</p>
<p>Kazınacak kalbe o bakışlar.</p>
<p>Bu sana yetecek.</p>
<p>Ve O,</p>
<p>Hiçbir zaman senin olmayacak</p>
<p>Ama seninmiş gibi bakacak.</p>
<p>Başkasına ait, bize yakışmaz diyeceksin,</p>
<p>Başını önüne eğeceksin.</p>
<p>Gerekirse çekip gideceksin&#8230;</p>
<p>O bile anlamayacak.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ve-o/">Ve O</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ve-o/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4823</post-id>	</item>
		<item>
		<title>AYAZ</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ayaz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ayaz/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 15 Aug 2016 08:45:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4820</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gece gördüğün dağdır yüreğim üzerine kar yağmış Gözden yere düşen damla ayaz sessizliği yarmış Yalnızlık kıskanmış ortalığı yakmış, Erimiş kar yüreğime çağlamış.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayaz/">AYAZ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gece gördüğün dağdır yüreğim üzerine kar yağmış</p>
<p>Gözden yere düşen damla ayaz sessizliği yarmış</p>
<p>Yalnızlık kıskanmış ortalığı yakmış,</p>
<p>Erimiş kar yüreğime çağlamış.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayaz/">AYAZ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ayaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4820</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnat</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/inat/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/inat/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 13 Aug 2016 11:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4817</guid>
				<description><![CDATA[<p>Üstadın dediği gibi Zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurum Ümidin “ Kimse Yok mu? “ sun da ki sessizlikte “Ben varım işte buradayım” diye haykırıyorum Sabret geliyorum Cebimde silahtan daha tehlikeli fikir ve kalbimde özlemiyle sırat Cinsi hoş, Kalbi loş, İçi boş beyinlere inat.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/inat/">İnat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Üstadın dediği gibi</p>
<p>Zaman bendedir ve mekan bana emanettir şuurum</p>
<p>Ümidin “ Kimse Yok mu? “ sun da ki sessizlikte</p>
<p>“Ben varım işte buradayım” diye haykırıyorum</p>
<p>Sabret geliyorum</p>
<p>Cebimde silahtan daha tehlikeli fikir ve kalbimde özlemiyle sırat</p>
<p>Cinsi hoş,</p>
<p>Kalbi loş,</p>
<p>İçi boş beyinlere inat.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/inat/">İnat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/inat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4817</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gardiyan</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gardiyan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gardiyan/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 10 Aug 2016 08:50:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4814</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geceler zindan düşünceler gardiyan hep bana Şairin dediği gibi herkes uyudu ama Ahh bu düşünceler yine iştimada Hücremdeyim yüreğimde kan Ve ben mendil niyetine Sabır basıyorum kanayan yarama &#160; Mendilimde düşler. Ne yalan söyleyeyim ama bazen Yeter diyorum  , artık yeter Şşşşt gardiyan Açsana kapıyı lan.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gardiyan/">Gardiyan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geceler zindan düşünceler gardiyan hep bana</p>
<p>Şairin dediği gibi herkes uyudu ama</p>
<p>Ahh bu düşünceler yine iştimada</p>
<p>Hücremdeyim yüreğimde kan</p>
<p>Ve ben mendil niyetine</p>
<p>Sabır basıyorum kanayan yarama</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mendilimde düşler.</p>
<p>Ne yalan söyleyeyim ama bazen</p>
<p>Yeter diyorum  , artık yeter</p>
<p>Şşşşt gardiyan</p>
<p>Açsana kapıyı lan.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gardiyan/">Gardiyan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gardiyan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4814</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eylemsel Düşünce (Yönetim &#8211; Muhalefet)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/eylemsel-dusunce/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/eylemsel-dusunce/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 07 Aug 2016 07:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Selimiye]]></category>
		<category><![CDATA[Selimiye Camii]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4651</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yönetim İslam alimlerimiz derki &#8220;Kendi nefsini yönetemeyen başkalarını yönetemez&#8221;. İşte bu ıslamın yoneticilere koydugu ilk desturdur.Yaptim oldu tarzındaki yönetim sekilleri hiçbir zaman devamlı olamamıştır ve kendisi de hayır ile yad olmamıştır. Yönetim şeklinin ismi her ne olursa olsun bu böyledir. Yonetim halk icin vardır. Kibriyadan sıyrılmış bir benlikle bütün kurum ve kuruluşlarıyla halka hizmet eder. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eylemsel-dusunce/">Eylemsel Düşünce (Yönetim &#8211; Muhalefet)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Yönetim</h2>
<p>İslam alimlerimiz derki &#8220;Kendi nefsini yönetemeyen başkalarını yönetemez&#8221;. İşte bu ıslamın yoneticilere koydugu ilk desturdur.Yaptim oldu tarzındaki yönetim sekilleri hiçbir zaman devamlı olamamıştır ve kendisi de hayır ile yad olmamıştır. Yönetim şeklinin ismi her ne olursa olsun bu böyledir.</p>
<p>Yonetim halk icin vardır. Kibriyadan sıyrılmış bir benlikle bütün kurum ve kuruluşlarıyla halka hizmet eder. Bütün bu kurum ve kuruluslar da da kibriya ya da diger nefs hastalıklarının bulunmaması gerekir. Çünkü devlet insan, devlete bağlı olan diğer herşey ise organlardır ve bir organdaki hastalik diger organlarida etkiler.</p>
<p>Halkın emrine sunulan bir yapı halkın rızası olmadan yapilabilir mi? Burada mesele halkın pek tabiî olarak çoğunluğu dur. Bu çoğunluğa yapılan hizmet diğer kesimi rahatsız ediyorsa toplum olma bilincinde bir sıkıntı var demektir. Devlet yonetiminin kibirinden bahsederken fertler kendi kibriyalarinida yapıcı elestirmelidir. Yoksa toplum toplum olmaktan çıkar. Bakınız Ulu Cami ortasındaki havuzun yapım hikayelerinden biri kısaca şöyledir.</p>
<p>Cami arazisi alınır ancak bir vatandaş satmak istemez. Konu sultana kadar gider ve sonunda vatandaş orada namaz kilinmamasi şartıyla araziyi verebileceğini söyler. Tabi burada vatandastan orayı alabilmek icin devlet her yolu denemistir. Peki sonuç; hala mimarların yapımına kafa yorarak üzerinde tartıştığı muhtesem bir yapi. Ve yonetimsel olarak dahiyane bir fikirle topluma fert fert dokunma güruhu. Orada namaz kılınmaz ama abdest alınır.</p>
<p>Ayrıca birde su hikayeye bakiniz; Selimiye Cami&#8217;nin yapiminin bittigi sabah Mimar Sinan, butun ustalarini, iscilerini, irgatlarini avluda topladi. Hepsi de elbirligiyle gerçeklestirdikleri yapiyi ovuncle seyre koyuldular. O sirada, oradan, mahallenin cocuklarindan biri geciyordu. Bircok adamin merakli merakli</p>
<p>Camiye baktığını görünce, o da onlar gibi ellerini arkasina baglayip durdu. Ayni yerde bakmaya basladi. Cocugu goren Sinan, yanina yaklasti.</p>
<p>E, sen ne dersin bakalim kucuk, diye sordu.</p>
<p>Camimizi nasil buldun, guzel olmus mu?</p>
<p>Cocuk, gozlerini kisarak baktigi minareyi parmagi ile gosterdi</p>
<p>Bak, o minare egri olmus dede, dedi Sinan’a.</p>
<p>O ana kadar sesi cikmayan butun ustalarla isciler, Nasil olur, parmak kadar cocuk nereden bilirmis, diye homurdanmaya basladilar. Sinan, elini kaldirarak, konusanlari susturdu.</p>
<p>Ustalar, cocuk dogru soyledi, dedi.</p>
<p>Hepsi Sinan’in yuzune saskinlikla bakiyordu.</p>
<p>Sinan aldirmadi. Kalfalardan birini yanina cagirdi. Kalfaya, palanganin kalin ipi alip cocugun gosterdigi minareye cikmasini soyledi. İpi, ucuncu serefenin ustunden minareye sikica baglatti. Ucunun asagi sarkitmasini istedi. İpin ucu asagi ulasinca adamlarina tutturdu.</p>
<p>Simdi var gucunuzle ipe asilin, dedi.</p>
<p>Adamlar, bir anlam veremedikleri bu isi Sinan’in buyrugu ile yaptilar. Sinan, adamlari ipe asilirken kucuk cocugun saclarini oksayarak sordu:</p>
<p>Nasil kucuk minarenin egriligi duzeldi mi dersin?</p>
<p>Cocuk, dikkatle minareye bakiyordu. Adamlar, var gucleriyle ipe asiliyordu. Neden sonra cocuk,</p>
<p>Tamam, simdi duzeldi, dedi.</p>
<p>Sinan, adamlarina ipi birakmalarini soyledi. Cocuk minarenin duzeldiginden emin olarak yanlarindan</p>
<p>uzaklasti. Cocuk gider gitmez kalfalarla ustalar Sinan’in cevresini aldilar. Yasli mimara biraz da kizmislardi.</p>
<p>Bu nasil istir? diye sordular.</p>
<p>Minarenin dumduz oldugunu bizim kadar siz de biliyorsunuz. Kendi elinizle olcup bictiginiz minareyi ne diye iple cektirdiniz bize? Boyle gulunc bir sey gormedik simdiye dek. Ak sakalli koskoca bir mimar bir cocugun sozune uyar mi hic?</p>
<p>Sinan, gulumseyerek, bakti yuzlerine.</p>
<p>Minarenin dogru oldugundan ben de eminim. iple cekilerek duzeltilemeyecegini ben de biliyorum. Ama bir cocugun gozunde bile, Selimeye’nin ozurlu sanilmasini istemem. Onun icin yaptim bunu. Bundan boyle hic kimse Selimiye’nin herhangi bir ozru oldugunu soyleyemeyecektir. Yuzyillar boyunca eksiksiz bir yapi olarak anilacaktir.</p>
<p>Ustalar o zaman, Sinan’a hak verdiler. Bu bilgece davranisini yasadiklari surece, unutmayacaklarini soyleyerek saygiyla elini opup kucaklastilar. Ve hep birlikte oradan uzaklastilar.</p>
<p>O nasıl bir sabir ve guven duygusudur. Gelin bir düşünün.Ve bunun sonunda Hangi devirde olursa olsun Bu denli ferde dokunabilme kaygisi olan bir yönetimin ıçerde ya da disarda olan vatandaşlarının haklari icin ne denli çalıştığını düşünün.</p>
<p>İşte hangi adı bilmem ne olan demokrasilere bile söz soyletemeyecek, en çocukça ve en cahilce muhalefetlere bile dokunup zekice yonetebilecek bir yonetim anlayışı imkansız değildir. Daha önce yaptık, yine yapabiliriz.</p>
<h2>Muhalefet</h2>
<p>Bir yazar diyor ki “Bu ülkenin muhalefeti hükümeti düşürmek uğruna ülkeyi bölmeyi göze alır.” Aslında bunu iki açıdan değerlendirmek gerekir. Evet bugüne kadar gelen muhalefetler bazen eleştiride ve hak istemede dozu aşmış ve yıkıcı çalışmıştır . Ancak ne olursa olsun bir ülkenin kurulması da yıkılması da kolay değildir. Ağır bedeller gerektirir. Mesela bizim  de çok ağır bedeller ödediğimiz kurtuluş savaşı tecrübemiz vardır. Bundan dolayıda bizim ülkemiz de de bu denli çalışan muhalefet öyle yıkmanın kolay olmadığını iyi bilir. Tecrübelidir… Mesela ittihat ve terakki zihniyeti padişahın odasına tekmeler atarak girerken yanında İngilizler yok muydu. Söylemlerinin başında da padişahın vatanı ingilizlere satmasının olması ne kadar trajı komik değimli. Bakınız dönemin muhalefeti bir ülkeyi böyle yıkıma hazırladı ve sonra “Baş edemedik lütfen geri dön” nidalariyla sürgündeki padişahı geri çağırdı. Allah’tan, beğenmedikleri düzen bir Mustafa Kemal yetiştirmişti de vatan kurtuldu. İşte bu akıl erdirene düşünesi bir tecrübe…</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki ” Eee Paşa da ittihatçı değil miydi?” Atatürk ittihatçı mıydı, değil miydi tartışmalarına tarihin verdiği en güzel cevap, mason locaları da dahil olmak üzere paşanın bir dönem neredeyse tüm oluşumlara destek vermiş olduğudur. Bunun  tabi olarak farklı nedenleri vardır . Dahiyane zekasıyla dahilerin yetiştirmiş olduğu bir siyasetçi örneğidir. O yüzden halkı iyi tanır ve tabiri caizse halkın nabız müdessiridir. Başlayan büyük halk hareketi ve Halife buyruğudur diyerek kurtuluş savaşının temelleri. Ve savaş…</p>
<p>Kim savaştı?</p>
<p>Alevisi, Kürdü,Türkü vs. Tüm halk ile birlikte Muhalefet yıkmanın kolay yapmanın zorluğunu tecrübe etmiş oldu.</p>
<p>Bu denli zaferler büyük liderlerin sayesinde olur diyerek, yaptığı her şeyi günümüze taşıyarak, ta o günden ; o günün koşullarıyla yapılmış olan tüm yasaları 100 yıl daha uygularız demek gericiliğin ve bağnazcılığın ta kendisi olmaz mı. Kendisi olsa böylemi yapardı? İlke ve inklaplar da dahil. Örneğin  Yasada bulunan şapka inkılabı bugün ne kadar uygulanabilir. Kaldı ki yasalar toplumun ihtiyacına göre belirlenir. Bu gayet tabi ve demokratik dir. Demokrasinin faydaları ve zararları gibi zaaflari da olacaktır elbet. Şöyle ki anayasa daki tüm bu yasalar halka fert fert dokunamayabilir. Doğaldır… İşte bunu dengelemek için demokratik düzende muhalefet vardır ve olmalıdır.</p>
<p>Şimdi bu muhalefet olmanın verdiği ve hatta muhalefet olsun olmasın demokratik hak olan  eylem yapma hakkında konuşalım. Bu eylemleri yapan kim?</p>
<p>Dini, dili fark etmeksizin mevcut düzene muhalif, kaygıları olan halk. İşte bu halk, anayasal hakkını kullanarak eylemlerini yapıyor. Burada biraz karmaşa başlıyor.</p>
<p>Bu demokrasi ne kadar garip bir şeydir ki, demokratik bir hakkı kullanmak için diğerini görmezden gelmeniz ve belki de çiğnemeniz gerekebiliyor. Şöyle ki; eylem yapabilme özgürlüğünüzü devletin izin verdiği yerlerde değil de istediğiniz yerlerde kullanma hakkının talebi başlayabiliyor. İnsan düşünmüyor değil; bu demokrasi sınırsız mıdır, sınırlı mıdır ya da sınırlandırıla bilir mi? İstediğim yerde istediğim eylemi yapabilmem ve bunun süresi için yasaları da tanımamam ne kadar doğru olabilir. Bunu Mustafa Kemal Atatürk’ ün koyduğu yasayla ya da 80 yasasıyla nasıl yapabilirdim. Demek ki revizyon lazım.</p>
<p>Hepimizin bildiği gibi bir hak istenirken başkalarının hakkını çiğnemek demokrasiye antipati kazandırır. Bunun için de memnun olmasanız da mevcut yasaları uygulamanız gerekir. Evet, eğer böyle olursa süreç doğaldır. Belki sancılı olur ancak en demokratik yolu budur.</p>
<p>Doğal ve demokratik olmayan diğer yollar anarşi doğurur. Anarşi ortamlarından o ülkenin halkından başka herkez faydalanır. Bu anarşi devam etsin diye ajanlar çoğalır ve yerli, cahil provakatörler doğar. Bu ajan ve provokatörler birbirlerine sarılır. Bu anarşiden en fazla halk zarar görür ve halkı besleyen kardeşlik suyu çekiliverip kitlesel çatlamalar baslar. Bu çatlamanın sonunda is yıkıma kadar gider. İşte bu sonuçta da üzücü hiç düşünmek istemediğimiz farklı konular ortaya çıkıyor. Türkiye de de ismi değiştirilerek gerçekleştirilmek istenen Arap baharında gelen gidenden daha mı iyi ve demokratiktir olacaktır tartışılır. Burada düşünülmesi gereken bir diğer şey; sistemi düzenlememiz mi yoksa mevcut sistemdeki kişileri değiştirmemiz mi… Ve bu milletİN muhalefeti şunu da bir düşünsün;</p>
<p>Demokrasi elbisesini her halkın bedenine göre dikmek gerekir. İşte bu konuda millet olarak ya terzi siz olursunuz yada birileri size bu kıyafeti diker. Bu nedenlerle başından beri söylediğimiz ve istediğimiz, yıkıcı olmayan, tarihten ve dünyadan ders alan muhalefetlerin özlemi içerisindeyiz. Kendi milletin değerlerine sırtını dönmüş, muhalefetliği bile batıdan öğrenen ve onların istediği kadar muhalif olan muhalefetlerin değil…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eylemsel-dusunce/">Eylemsel Düşünce (Yönetim &#8211; Muhalefet)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/eylemsel-dusunce/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4651</post-id>	</item>
		<item>
		<title>3. Şahsın Tekil Şiiri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/3-sahsin-tekil-siiri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/3-sahsin-tekil-siiri/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 04 Aug 2016 08:54:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4648</guid>
				<description><![CDATA[<p>Şu buhranlı hayatta Üçüncü şahsın tekiliyim O birincil ve ikincil şahısların sahte çoğulluklarından, Riyakar kalabalıklarından bunalmış, Birincil şahıslıkta hiç gözü olmayan &#8220;Ben&#8221; 9. Akıllılar Köyünün delisi Huylu huyundan vaz geçer mi? Ah bu doğrucu deli 10. Köye göçe gebe Seyyah misali. Bu adamın herkesin hayatında ki yeri &#8220;O&#8221; Kıymeti faydasına munasır. Yani; Okumak ümidi ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/3-sahsin-tekil-siiri/">3. Şahsın Tekil Şiiri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center">Şu buhranlı hayatta</p>
<p style="text-align: center">Üçüncü şahsın tekiliyim</p>
<p style="text-align: center">O birincil ve ikincil şahısların sahte çoğulluklarından,</p>
<p style="text-align: center">Riyakar kalabalıklarından bunalmış,</p>
<p style="text-align: center">Birincil şahıslıkta hiç gözü olmayan &#8220;Ben&#8221;</p>
<p style="text-align: center">9. Akıllılar Köyünün delisi</p>
<p style="text-align: center">Huylu huyundan vaz geçer mi?</p>
<p style="text-align: center">Ah bu doğrucu deli</p>
<p style="text-align: center">10. Köye göçe gebe</p>
<p style="text-align: center">Seyyah misali.</p>
<p style="text-align: center">
<p style="text-align: center">Bu adamın herkesin hayatında ki yeri</p>
<p style="text-align: center">&#8220;O&#8221;</p>
<p style="text-align: center">Kıymeti faydasına munasır.</p>
<p style="text-align: center">Yani;</p>
<p style="text-align: center">Okumak ümidi ile aldığın ama hiç başlamadığın kitaplar gibi.</p>
<p style="text-align: center">Belkide birgün gitme hayali ile özlemini duyduğun yerler deki bunalmış ahali.</p>
<p style="text-align: center">Yada ne bileyim ,</p>
<p style="text-align: center">Tablolarda gördüğün yada şiirlerde okuduğun o gelincik tarlasının zihnindeki kokusu.</p>
<p style="text-align: center">Evet Evet.</p>
<p style="text-align: center">Tam manasıyla bu sanki.</p>
<p style="text-align: center">Yani 3. şahsın tekili.</p>
<p style="text-align: center">Ve bu şiir de 3. şahsın tekil şiiri.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/3-sahsin-tekil-siiri/">3. Şahsın Tekil Şiiri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/3-sahsin-tekil-siiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4648</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dü Ab-ı Paranoya</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/du-ab-i-paranoya/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/du-ab-i-paranoya/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 31 Jul 2016 07:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4644</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kalbim Fırtınalı denizlerin bilinmeyen en derin dibi İçimdeki karanlığa inat Sancılı gecelerin pembe gülüşleridir sevgili Ve bazende sevgi, Tramvadayken kurşunlamak bir denizi Akıl hastası misali Dü abı birbirinden kopartmak ister gibi Mümkün mü? Değil tabi. Sende bilirsin. Çünkü; Yaşam kargaşasının cehennem sıcaklığı hayata serpilmiş Hepmi böyleymiş Sen söyle ben bilmem demek ki öyleymiş Buradamısın yoksa [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/du-ab-i-paranoya/">Dü Ab-ı Paranoya</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Kalbim<br />
Fırtınalı denizlerin bilinmeyen en derin dibi</p>
<p style="text-align: center;">İçimdeki karanlığa inat<br />
Sancılı gecelerin pembe gülüşleridir sevgili</p>
<p style="text-align: center;">Ve bazende sevgi,<br />
Tramvadayken kurşunlamak bir denizi<br />
Akıl hastası misali</p>
<p style="text-align: center;">Dü abı birbirinden kopartmak ister gibi</p>
<p style="text-align: center;">Mümkün mü? Değil tabi.</p>
<p style="text-align: center;">Sende bilirsin.</p>
<p style="text-align: center;">Çünkü;</p>
<p style="text-align: center;">Yaşam kargaşasının cehennem sıcaklığı hayata serpilmiş<br />
Hepmi böyleymiş<br />
Sen söyle ben bilmem demek ki öyleymiş<br />
Buradamısın yoksa karşımdaki hayalin mi<br />
Bilmiyorum&#8230;<br />
Bilmiyorum&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Ama şundan eminim</p>
<p style="text-align: center;">Ölüm serinmiş güze değmiş</p>
<p style="text-align: center;">Sevmek yaşamdan gelmiş.</p>
<p style="text-align: center;">Ayrılık vermiş.</p>
<p style="text-align: center;">Doğrumu? Pek tabi.</p>
<p style="text-align: center;">Ölüm acısı gibi bazı ayrılıklar&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/du-ab-i-paranoya/">Dü Ab-ı Paranoya</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/du-ab-i-paranoya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4644</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sana Geldim</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sana-geldim/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sana-geldim/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 28 Jul 2016 10:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4619</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gözlerinin kahvesinden 40 yıl hatır almaya geldim Gönderme beni be kadın Gitmeye değil, kalmaya geldim. &#160; Ağırlığıyla sevdamın Kader tartısını kırmaya geldim Yılların yorduğu bekleyişlerden. Gitmeye değil, kalmaya geldim. &#160; Hangi gurur ki ayak altı Sevdamın gururuyla geldim Benden geçip de vefasız sana Gitmeye değil, kalmaya geldim &#160; Sığınacağım adaları yakıp Bütün gemileri batırıp geldim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sana-geldim/">Sana Geldim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gözlerinin kahvesinden</p>
<p>40 yıl hatır almaya geldim</p>
<p>Gönderme beni be kadın</p>
<p>Gitmeye değil, kalmaya geldim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ağırlığıyla sevdamın</p>
<p>Kader tartısını kırmaya geldim</p>
<p>Yılların yorduğu bekleyişlerden.</p>
<p>Gitmeye değil, kalmaya geldim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hangi gurur ki ayak altı</p>
<p>Sevdamın gururuyla geldim</p>
<p>Benden geçip de vefasız sana</p>
<p>Gitmeye değil, kalmaya geldim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sığınacağım adaları yakıp</p>
<p>Bütün gemileri batırıp geldim</p>
<p>Hasret kokulu limanlardan</p>
<p>Gitmeye değil, kalmaya geldim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bulutun kaderi ayrılmak yağmurdan</p>
<p>Yağmur olup vuslata geldim.</p>
<p>Bulut toprağı kıskansın</p>
<p>Gitmeye değil, kalmaya geldim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yaprak gibi düşmeye değil</p>
<p>Tomurcuk olup açmaya geldim</p>
<p>Toprağa aşıktır ağaç</p>
<p>Sende kök salmaya geldim</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sana-geldim/">Sana Geldim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sana-geldim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4619</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ULAK</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ulak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ulak/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 16 Jul 2016 06:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4431</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sordum ulağa, dedim nedir bu sessizliğinde ki mana. Ulak dediğin anlatır, gerekirse haykıra haykıra. Dedi; atımın izindeki gürültü de saklıdır. &#8230; Peki nasıl duyarım onu. Dedi; bakmasını bilenler duyanlardır. Dedim nasıl bakılır Güldü, dedi; kör olman gerek. Dedim neye kör olalım. Dedi fani dünyaya İyi ama dünya ahiretin tarlası degilmi? Niye kör olsun bu garibin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ulak/">ULAK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sordum ulağa, dedim nedir bu sessizliğinde ki mana.</p>
<p>Ulak dediğin anlatır, gerekirse haykıra haykıra.</p>
<p>Dedi; atımın izindeki gürültü de saklıdır.</p>
<p style="text-align: left;">&#8230;</p>
<p>Peki nasıl duyarım onu.</p>
<p>Dedi; bakmasını bilenler duyanlardır.</p>
<p>Dedim nasıl bakılır</p>
<p>Güldü, dedi; kör olman gerek.</p>
<p>Dedim neye kör olalım.</p>
<p>Dedi fani dünyaya</p>
<p>İyi ama dünya ahiretin tarlası degilmi? Niye kör olsun bu garibin gozleri?</p>
<p>Dedi kömür karanlıkta elmas,tohum toprakta ağaç olur. Bu dünyada meyve vermeyenin ahireti kaybolur.</p>
<p>Tamam o zaman hadi, dedim dağla gözlerimi.</p>
<p>Olmaz dedi aşık mısın ki sanki.</p>
<p>Evet dedim amelim var. Olmasaydı olurmuydu.</p>
<p>Dedi unutma; Ameline güvenen cahil, umitsiz olan da kusurluydu.</p>
<p>Dedim ulak ne çok konuştun, hadi aşık et beni. Yada Dağla gözlerimi.</p>
<p>Yan dedi kalbime kapansın gözleri.</p>
<p>Kalbim yandı, karşımda bir at şahlandı.</p>
<p>Toz duman her taraf, her taraf nal izi.</p>
<p>O an anladım ben deki aşk yalandı.</p>
<p>Dedim ulak nerde mana, her taraf toz duman duyamadım hâlâ.</p>
<p>Uzaklaştı atıyla,</p>
<p>Ölüm var</p>
<p>Ölüm var</p>
<p>Ölüm var diye bağıra bağıra.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ulak/">ULAK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ulak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4431</post-id>	</item>
		<item>
		<title>317</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/317-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/317-2/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 13 Jul 2016 13:30:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4427</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hafta sonuna yaklaşmanın verdiği yorgunluk insanların suratında yine bu sabah. Hoş, hafta başında da &#8220;Yine iş&#8221; mutsuzluğu. Yani insanların suratı hep böyle. Bir tek şoför dinç görünüyor 317 otobüste. Bir pilot edasında, kulağında kulaklık, cam kenarına koyduğu telefonun navisgasyonuyla hemhal, öndeki otobüse yetişme gayesinde. Haliyle otobüste uçak kıvamında,insanlar ise pestil. Birbirlerine yapışmış olan semttaşlarımın ölmeden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/317-2/">317</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hafta sonuna yaklaşmanın verdiği yorgunluk insanların suratında yine bu sabah.</p>
<p>Hoş, hafta başında da &#8220;Yine iş&#8221; mutsuzluğu. Yani insanların suratı hep böyle. Bir tek şoför dinç görünüyor 317 otobüste.</p>
<p>Bir pilot edasında, kulağında kulaklık, cam kenarına koyduğu telefonun navisgasyonuyla hemhal, öndeki otobüse yetişme gayesinde.</p>
<p>Haliyle otobüste uçak kıvamında,insanlar ise pestil.</p>
<p>Birbirlerine yapışmış olan semttaşlarımın ölmeden ve düşmeden işe yetişir miyim telaşı, yorgun suratlarına ufak bir hareket katıyor ara ara saatlerine baktıkça.</p>
<p>Kardeşler Fırın kağıtlarına sarılı ekseri peynirli olan poğaça kokusu ve ağız kokusunu bastıran hunharca sıkılmış parfüm kokuları.</p>
<p>Otobüsün sessizliğiyle uykunun azizliğine uğrayan,sabah erken saatlerde kalkılıp özenle hazırlanmış olan o jöleli saçlar, artık otobüsün camında.</p>
<p>Çizilmiş bir karizma kıvamında.</p>
<p>Kimileri karizmayı koruyor sabahın köründe okunan kitaplarla.</p>
<p>Bazılarıysa ne karizma ne kitap,olduğu gibi, candy crush onun tek derdi.</p>
<p>İtfaiye meydanına doğru bilmem kaç mil hızla uçarken yapılan ani fren otobüsteki sessizliği bozuyor. Bir kaç cık cıklama sonrasında eski sessizliğe kavuşuyoruz.</p>
<p>Neyse ki her şey yolunda.</p>
<p>O kalabalıkta birde yandaki eşyalar.</p>
<p>Çantalar,hırkalar,poşet ve şemsiyeler.</p>
<p>Nazlı kız misali yağar mı yağmaz mı diye düşündüren Ekim.</p>
<p>Ve sessizliği bozan beklenen ses;</p>
<p>&#8220;Lütfen arkaya ilerleyelim&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/317-2/">317</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/317-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4427</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tinnitus Şizofreni</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tinnitus-sizofreni/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tinnitus-sizofreni/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 09 Jul 2016 06:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4280</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir melodi kulağımda, tınısını hiç duymadım. Islık misali bir ses, sanırım bu benim şeytanım. Hâlâ selim mi aklım, nasıl bir sihir bu anlamadım. Fısıltılar fısıltılar, Bu şeytan nefsimle oynar ne olur yardım et ALLAH’ım. Beni ona bırakma; o olmaktan korkarım. Onda yalanın biri bin para, oysa kıymetlidir doğrularım. Nefsim beni ona sakin satma, yemin ederim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tinnitus-sizofreni/">Tinnitus Şizofreni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir melodi kulağımda, tınısını hiç duymadım.<br />
Islık misali bir ses, sanırım bu benim şeytanım.<br />
Hâlâ selim mi aklım, nasıl bir sihir bu anlamadım.<br />
Fısıltılar fısıltılar,<br />
Bu şeytan nefsimle oynar ne olur yardım et ALLAH’ım.<br />
Beni ona bırakma; o olmaktan korkarım.<br />
Onda yalanın biri bin para, oysa kıymetlidir doğrularım.<br />
Nefsim beni ona sakin satma, yemin ederim seni yakarım.<br />
Duyduğum sese kulak asma, onlar benim kabuslarım.<br />
Nafile…<br />
Dedim ya bu kabus şeytanın ta kendisi,<br />
İşte başladı şeytan ile nefsimin söyleşisi…<br />
DEDİM Kİ: Ey şeytan! Nasıl bir şeysin sen?<br />
DEDİ Kİ: Aynaya bak beni merak edersen.<br />
DEDİM Kİ: Aynada bir acziyet. Ey nefs! Nedir bu rezalet. Nerede unutuldu mahremiyet, hani kutsal emanet?<br />
DEDİ Kİ: Bana sorma, git de o çok bilen aklına sor. Bu devirde iman işi ateş topundan da kor.<br />
DEDİM Kİ: Ey akıl! Bu muymuş senin ilmin. Nerede bugün güvendiklerin, nerede mübarek bildiklerin.<br />
DEDİ Kİ: Neler oluyor bana, nerede hata yaptım. Kim koydu bu aynayı? Bu aynada neye baktım.<br />
DEDİM Kİ: Ey şeytan! Gördün mü bak! Bana neler yaptın?<br />
DEDİ Kİ : Masumum ben ey insan! Ne yaptınsa kendin yaptın…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tinnitus-sizofreni/">Tinnitus Şizofreni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tinnitus-sizofreni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4280</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Merhaba Doktor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/merhaba-doktor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/merhaba-doktor/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 27 Jun 2016 11:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4228</guid>
				<description><![CDATA[<p>Merhaba doktor! Hayır hayır!Otur lütfen ve panik yapma. Sadece ufak bir kaç sıyrık bu gördüğün yara. Asıl yara kalbimde yardım et bana Ve akıl sağlığım da yerinde değil galiba. Doktor derindeymis yara bilemedim Bu kadar acıyacağınıda tahmin etmedim Hayır doktor!O ilaçlar bana göre değildi O&#8217;nun bana bunlari yaşatmayacağına çünkü çok emindim. Evet doktor! O gelemedi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/merhaba-doktor/">Merhaba Doktor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba doktor!<br />
Hayır hayır!Otur lütfen ve panik yapma.<br />
Sadece ufak bir kaç sıyrık bu gördüğün yara.<br />
Asıl yara kalbimde yardım et bana<br />
Ve akıl sağlığım da yerinde değil galiba.</p>
<p>Doktor derindeymis yara bilemedim<br />
Bu kadar acıyacağınıda tahmin etmedim<br />
Hayır doktor!O ilaçlar bana göre değildi<br />
O&#8217;nun bana bunlari yaşatmayacağına çünkü çok emindim.</p>
<p>Evet doktor! O gelemedi evde yerde yatıyor.<br />
Hayır sessizdim o başlattı bilirsin hep iftira atiyor<br />
Sevsem böyle olmazmış -mışlar falan filan,<br />
Kendi sığlığını benim derinliğimle kıyaslıyor.</p>
<p>Doktor anla beni , korkma ve bakma bana öyle.<br />
Bu gidiş nereye kadardı , bu acı çekilirmiydi söyle?<br />
Dedim ya o ilaçlar bana göre değildi.<br />
Duygularım fısıldadı kulağıma<br />
;dedi : O bunu haketti.</p>
<p>Beynim yaniyor doktor, karıncalar dolaşıyor.<br />
O sahne ve sözler aklımdan gitmiyor.<br />
Gözbebeklerimi arkadan böcekler yesin<br />
O&#8217;nun suratındaki o son ifade beynimden gitsin.</p>
<p>İyi adamsın doktor benden sana zarar gelmez.<br />
&#8230;<br />
Genede unutma Hiçbir şizofren arkasında not bırakıp gitmez.<br />
&#8230;<br />
Doktor.<br />
Doktor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/merhaba-doktor/">Merhaba Doktor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/merhaba-doktor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4228</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bizim Henry</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bizim-henry/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bizim-henry/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Jun 2016 07:30:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Veysel Taner Uçar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4182</guid>
				<description><![CDATA[<p>1822 de Yunanistan&#8217;ın bağımsızlık mücadelesine İngilizler ve Fransızlar da destek vererek yüksek rütbeli subaylar gönderirler. Yunanistan&#8217;daki son kale  olan Korint şehrini Osmanlı subayı Salih ağa savunmaktadır. Salih ağa savunmayı kaybedip Yunanlılar tarafından boğularak öldürülür. Eşinin de sarayda kucağında çocukla o oda bu oda kaçtığı söylenir. En sonunda Yunanlı askerler kadını bir odada sıkıştırır. Kadın cama [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bizim-henry/">Bizim Henry</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>1822 de Yunanistan&#8217;ın bağımsızlık mücadelesine İngilizler ve Fransızlar da destek vererek yüksek rütbeli subaylar gönderirler. Yunanistan&#8217;daki son kale  olan Korint şehrini Osmanlı subayı Salih ağa savunmaktadır. Salih ağa savunmayı kaybedip Yunanlılar tarafından boğularak öldürülür. Eşinin de sarayda kucağında çocukla o oda bu oda kaçtığı söylenir. En sonunda Yunanlı askerler kadını bir odada sıkıştırır. Kadın cama doğru giderek belki kurtulur ümidiyle kucağındaki henüz beş yaşlarında olan oğlunu aşağı atar. Aşağıda bir Fransız subayı olaya şahit olur. Çocuğu yakalar ve kucağındaki çocukla kadının katledilişine tanıklık eder. Durumdan çok etkilenir ve tıpkı kuzey Irak a giden ve vatanlarına bir muhalif olarak geri dönen bazı Amerikan ordu mensupları gibi Yunan düşmanı olur çıkar.</p>
<p>Salih ağanın oğlu küçük Salih&#8217;le Fransa&#8217;ya döner. Çocuğu nüfusuna alır. Saraya yakınlığıyla bilinen bir aileye geçici bakıcılık için verir. Bu esnada bu aile çocuğu kral ve kraliçe ye vaftiz ettirir ve ona Theophile Louis Henry ismini verirler.</p>
<p>Çok uzatmayalım. Ailenin zenginliği ve birazda saray desteği çocuğun işlerini kolaylaştırır ve donanmada subay olur. Bizim Henry bir görev için Yunanistan&#8217;a gönderilir. Orada daha önce yarım yamalak bildiği gerçekleri nihayete erdirir. Babasının mezarını ziyaret eder ve Fransa&#8217;ya döndüğünde Salih ismini almak istediğini krala bildirir. Kral başarılı bu subayın isteğini kırmaz. Ancak hala var mı bilmiyorum ama daha yakın günümüze kadar Almanya da dahi var olan o dilde orijinal isim koyma geleneği gereği ve Salih isminin Fransızca da yeri olmamasından ötürü ismini Saly olarak koyabileceği söylenir. Kaderin şu cilvesine bakın ki O günden sonra ismi Theophile Saly olan bizim küçük Salih; Kırım meselesinden dolayı Osmanlı-Rusya arasında çıkan savaşta, Osmanlı&#8217;nın müttefiki olan Fransa&#8217;nın donanma subayı olarak Karadeniz&#8217;e gönderilir.</p>
<p>Bugün Kırım elimizden çıkmıştır belki ama Salih&#8217;in komutasında ki cephe başarı kaydetmiş,Fransa da terfi ve onur madalyasına layık görülmüştür. Çocukları ve torunlarıyla ilgilide bilgiler var. Mezar taşına soyu Türklüğünü ve islamlığını unutmasın diye çocuklarının hilal ve gemi yaptırdığı gibi.</p>
<p>Ama ben bu hayat hikayesinden çıkacak onlarca dersten sadece birine değinmek istiyorum. Hani Fravun&#8217;un kucağında Hz. Musa&#8217;yı büyüten Rabbim in insanlığa vermek istediği mesaj gibi. Hani 13. yy da islama savaş için gelen haçlı ordusundaki 90 bin kılıç ve ok dahi kullanamayan kimi tarihçiye göre 12 yaş altı çocuğun 45 bininin Alp dağlarında telef olup geri kalan 40 binininde İslam ordusuna esir düşerek, müslümanlaşarak ilerleyen zamanlarda haçlılara karşı savaşması gibi. İşte böyle bir ders. Salih ağanın oğlu Saly kim bilir nelere daha  vesile oldu.</p>
<p>Siyah ve beyazın , haklıyla haksızın girift bir şekilde flulaştığı şu dönemde bu hikayelerden ders almamız ve Allah&#8217; a teslimiyet noktasında kendimizi sınamamız gerekmez mi? Çalışıp işimizi hakkıyla yaptıktan sonra Allah&#8217;ın bizi neye ve kimlere hizmet ettireceği konusunda ne kadar değiştirebiliriz kaderimizi.</p>
<p>Bu noktada bize düşen sanırım teslimiyet. Neredesin hırs zindanına hapsedilmiş tevekkül.<br />
Selametle</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bizim-henry/">Bizim Henry</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bizim-henry/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4182</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
