<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Ayşe Aycan Arıcan &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/ayseaycanarican/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:19:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Leonardo Da Vinci’nin Sanatında Yolculuk</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/leonardo-da-vincinin-sanatinda-yolculuk/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/leonardo-da-vincinin-sanatinda-yolculuk/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 10 Mar 2018 07:20:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13471</guid>
				<description><![CDATA[<p>Uniq İstanbul bünyesinde yer alan Uniq Müze’de,  Rönesans döneminde Mona Lisa tablosuyla ün yapmış ressam Leonardo da Vinci’nin “Dahi İstanbul’da” sergisi ziyaretçilerini bekliyor. Sergi, Belçikalı ve Lüksemburglu mühendis, tarihçi, grafik sanatçıları ve zanaatkarlardan oluşan 22 kişilik bir ekibin, 10 yıllık çalışmasının ürünü olarak sunuluyor.  Ayrıca, teknik direktör Vincent Damseaux ve küratör Jean-Christophe Hubert öncülüğünde tasarlanmış [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/leonardo-da-vincinin-sanatinda-yolculuk/">Leonardo Da Vinci’nin Sanatında Yolculuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Uniq İstanbul bünyesinde yer alan Uniq Müze’de,  Rönesans döneminde Mona Lisa tablosuyla ün yapmış ressam Leonardo da Vinci’nin “Dahi İstanbul’da” sergisi ziyaretçilerini bekliyor. Sergi, Belçikalı ve Lüksemburglu mühendis, tarihçi, grafik sanatçıları ve zanaatkarlardan oluşan 22 kişilik bir ekibin, 10 yıllık çalışmasının ürünü olarak sunuluyor.  Ayrıca, teknik direktör Vincent Damseaux ve küratör Jean-Christophe Hubert öncülüğünde tasarlanmış olarak sergileniyor.</p>
<p><strong>İKİ YÜZE YAKIN ESER SİZLERİ BEKLİYOR..</strong></p>
<p>Prömiyerini Belçika’nın Brugge kentinde yapan serginin ikinci durağı İstanbul oluyor. Koleksiyon 1600 m2’lik bir alanda yayılırken Rönesans’ın dâhisi olan Leonardo da Vinci’nin fikirlerini anlayabilmenize olanak sağlıyor. Ressamın orijinal eskizlerinden yola çıkılarak oluşturulan 100 replikasıyla beraber, mimari çalışmaları ve tablolarının da dahil olduğu 200 e yakın eser ile dünyanın en kapsamlı Leonardo da Vinci sergisi ile ziyaretçilerin huzuruna çıkıyor.</p>
<p><strong>EN ÜNLÜ ESERLERİ MONA LİSA VE SALVATOR MUNDİ..</strong></p>
<p>Salona girmeden önce bir sinema odasında Leonardo da Vinci’nin hayatını anlatan sekiz dakikalık kısa film gösteriliyor.  Bu filmde, ressamın İtalya’da ki sanat hayatı şehrin görsel ve mimarileriyle bütünleştirilerek seyirciye sunuluyor. Sergi salonuna geldiğinizde, ziyaretçilere ithafen koleksiyonun içeriğini anlatan arkası sarı temalı bir yazı görüyorsunuz. Devam ettiğinizde Leonardo da Vinci’nin eskiz, harita çalışmaları ve üç tane farklı tonlarda yapılmış Mona Lisa tabloları sizleri karşılıyor. Tabloların yanında, Mona Lisa’nın yapıldığı dönemleri ve tablonun tarihçesini anlatan detaylı anlatımlı yazı yer alıyor. Aynı bölümde Mona Lisa’nın bir duvar arkasında, ressamın dünya çapında müzayede de satılmış en pahalı eseri Salvator Mundi ( Dünyanın Kurtarıcısı) tablosu yer alıyor.<a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi-2.jpg"><img class="wp-image-13508 alignnone" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi-2.jpg?resize=358%2C477" alt="" width="358" height="477" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi-2.jpg?w=1536&amp;ssl=1 1536w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi-2.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi-2.jpg?resize=768%2C1024&amp;ssl=1 768w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi-2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 358px) 100vw, 358px" data-recalc-dims="1" /></a><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi3.jpg"><img class="wp-image-13509 alignright" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi3.jpg?resize=385%2C513" alt="" width="385" height="513" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi3.jpg?w=1536&amp;ssl=1 1536w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi3.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi3.jpg?resize=768%2C1024&amp;ssl=1 768w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi3.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 385px) 100vw, 385px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><strong>ZIT KULLANICILAR BİRBİRLERİYLE KARŞILAŞMIYOR..</strong></p>
<p>Koleksiyonun girişindeki orta kısımda, en dikkat çeken eserlerden biri, sanatçının çizip tasarladığı çift köprü mimari çalışması gözüküyor. Sanatçının çizdiği eserde, altta ve üstte olmak üzere çift sirkülasyonlu köprü tasarladığını anlıyorsunuz. Bu sistem farklı kullanıcıların veya araçların aynı anda birbirleriyle karşılaşmamasına ifade ediyor.</p>
<p><strong><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergis4.jpg"><img class="wp-image-13510 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergis4.jpg?resize=571%2C429" alt="" width="571" height="429" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergis4.jpg?w=2048&amp;ssl=1 2048w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergis4.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergis4.jpg?resize=1024%2C768&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergis4.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergis4.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 571px) 100vw, 571px" data-recalc-dims="1" /></a>YAĞLI BOYA ESERLERİ.</strong></p>
<p>Salonun sol tarafında Leonardo da Vinci’nin yağlı boya çalışmaları bulunuyor. Resim sanatının geçmişinde kısa bir yolculuk yapıyorsunuz. Yağlı boya tekniğinin, kullanılışı ve ilk görüldüğü zamanlarla ilgili detaylı bilgiler yer alıyor. Ressamın sıra halinde dizilen yağlı boya eserleri sizi Orta Çağ dönemlerine götürüyor. Resim tekniklerinin içerisinde bir sanat serüveni yaşıyorsunuz. Bu bölüm içim kullanılan teknik açısından koleksiyonun en parlayan tarafı diyebiliriz.</p>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi4.jpg"><img class="wp-image-13511 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi4.jpg?resize=623%2C468" alt="" width="623" height="468" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi4.jpg?w=2048&amp;ssl=1 2048w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi4.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi4.jpg?resize=1024%2C768&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi4.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi4.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 623px) 100vw, 623px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><strong>SAVAŞ SANATINA İLGİ</strong></p>
<p>Sergiden içeri doğru devam ettiğinizde mekanik çalışmalarla karşılaşıyorsunuz. Sanatçının savaş sanatı alanındaki eserleri oldukça ilgi görüyor. Çizimlerinin üçte birinin savaş sanatıyla ilgili olduğu biliniyor. Leonardo’nun bu alandaki faaliyetleri Milano’da geçirdiği ilk yıllarda ve bir süre sonra Floransa’ya döndüğünde yoğunlaştığı söyleniyor. Savaş sanatına olan tutkusunu 15.yüzyıl sonu ve 16.yüzyıl İtalya’sının başını düşünmek gerekiyor. Rönesans döneminde savaşın, sanat alanlarının en önemlileri arasında yer aldığına ve en yetenekli sanatçılara hitap ettiğine ifade ediliyor. Da Vinci’nin dehasını büyük oranda, o dönemlerdeki kuşatmalar sırasında ortaya çıkan sorunlara verdiği anlaşılıyor. Kişileri ve savaş aletlerini tehlikeden koruyacak dahice sistemler ürettiği görülüyor.</p>
<p>Savaş gemilerinin bulunduğu bölümün arka planında gene bir Mona Lisa resmi bulunuyor. Mona Lisa’nın sanatçının her çalışmasıyla bütünleştirilmeye çalışıldığını anlıyorsunuz. Ayrıca o döneme ait yazılar da gemilerin arkasını süslüyor. Serginin arka tarafına geçtiğinizde, olduğu gibi mekanik çalışmalar ziyaretçileri karşılıyor. Savaş çalışmalarının yanı sıra, takım tezgahlarının de oldukça fazla olduğu söylenebilir. Buna ek olarak, bu aletlerin yapılış aşamalarıyla ilgili videolar da ekranlarda dönüyor. Aralarında en dikkat çekenin, kendinden hareketli at arabası olduğu biliniyor.</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi5.jpg"><img class="alignnone wp-image-13512" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi5.jpg?resize=559%2C420" alt="" width="559" height="420" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi5.jpg?w=2048&amp;ssl=1 2048w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi5.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi5.jpg?resize=1024%2C768&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi5.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi5.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 559px) 100vw, 559px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><strong>HALİÇ KÖPRÜSÜ</strong></p>
<p>Koleksiyonun sonunda herkesin hoşuna gidecek çok önemli bir ayrıntı sanatseverleri bekliyor. Sanatçının İstanbul’u Galata’ya bağlayan Haliç köprüsü çalışması arkada Haliç deniz manzarasıyla bütünleşerek ziyaretçilere sunuluyor.</p>
<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi6.jpg"><img class="alignnone wp-image-13513" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi6.jpg?resize=587%2C441" alt="" width="587" height="441" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi6.jpg?w=2048&amp;ssl=1 2048w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi6.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi6.jpg?resize=1024%2C768&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi6.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/leonardo-da-vinci-sergisi6.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 587px) 100vw, 587px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><strong>MUTLAKA GÖRÜLMELİ</strong></p>
<p>Sonuç olarak Rönesans dönemine ilgi duyanların bu sergiyi ziyaret etmesi gerektiğini söyleyebilirim. Mona Lisa’nın tarihçesi ve gizemi, yağlı boya tekniğinin sırrı ve o dönemdeki savaş sanatıyla bütünleşiyorsunuz. Leonardo da Vinci sadece resim değil, her alandaki çalışmalarıyla öne çıkmayı başardığına şahit oluyorsunuz. Sergiyi Nisan a kadar Uniq İstanbul’da ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/leonardo-da-vincinin-sanatinda-yolculuk/">Leonardo Da Vinci’nin Sanatında Yolculuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/leonardo-da-vincinin-sanatinda-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13471</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Yunan Tragetyası Elektra…</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-yunan-tragedyasi-elektra/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-yunan-tragedyasi-elektra/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 02 Mar 2018 06:30:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13457</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yunan tragedyasının bir eseri olan  “Elektra” Devlet tiyatroları sahnelerinde seyircilerini bekliyor. Yunan drama yazarı Sophokles’in kaleme alıp, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği oyunda, annelerinden babalarının intikamını almak isteyen çocuklar ön plana çıkıyor. Hikaye Yunanistan’ın Atina kentinde geçiyor. Troya savaşından zaferle dönen Büyük Yunan Komutanı Agamennon’un karısı Klytaimnestra, sarayı aşığıyla beraber yönetmektedir. Babasının intikamı için yanıp tutuşan Elektra [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-yunan-tragedyasi-elektra/">Bir Yunan Tragetyası Elektra…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yunan tragedyasının bir eseri olan  “Elektra” Devlet tiyatroları sahnelerinde seyircilerini bekliyor. Yunan drama yazarı Sophokles’in kaleme alıp, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği oyunda, annelerinden babalarının intikamını almak isteyen çocuklar ön plana çıkıyor.</p>
<p>Hikaye Yunanistan’ın Atina kentinde geçiyor. Troya savaşından zaferle dönen Büyük Yunan Komutanı Agamennon’un karısı Klytaimnestra, sarayı aşığıyla beraber yönetmektedir. Babasının intikamı için yanıp tutuşan Elektra ise esaret altında bir yaşam sürüyordur. Erkek kardeşi Orestes’in yurda dönüp annelerini öldüreceği umuduyla yaşıyordur.</p>
<p><strong>İNTİKAM İÇİN YAŞAMAK…</strong></p>
<figure id="attachment_13461" aria-describedby="caption-attachment-13461" style="width: 586px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/elektra2.jpg"><img class="wp-image-13461" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/elektra2.jpg?resize=586%2C390" alt="" width="586" height="390" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/elektra2.jpg?w=635&amp;ssl=1 635w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/elektra2.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/elektra2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 586px) 100vw, 586px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13461" class="wp-caption-text">Bir Yunan Tragetyası Elektra…</figcaption></figure>
<p>Konunun odak noktası olarak, başından sonuna Elektra karakteri üzerinde yoğunlaşıldığını söyleyebiliriz. Babasına duyduğu özlem, sevgi ve bağlılığı iki saat boyunca hissedebiliyorsunuz. Sarayda annesi ve aşığının baskısı altında yaşamasına rağmen, sabah akşam korkmadan, babası için feryat ettiğine şahit oluyorsunuz. Bunun yanında, küçük kız kardeşinin de Elektra’dan çok zıt bir karakterde olduğunu anlıyorsunuz. Elektra isyan ederken, intikamı için yaşarken, en küçük kız kardeşleri annesi ve aşığının emirlerine boyun eğerek yaşamayı seçiyor. Bu durum, günümüzde de sık rastladığımız düşüncelerini dile getirmeye korkan kişileri temsil ediyor. Ancak  kız,  asıl duygularını Elektra kadar dışa vurmasa da, ablasından farklı düşünmediği oyun ilerledikçe anlaşılıyor. Kurgu, dönemin şartları gereği bazı şeylere boyun eğilmesi gerektiğine ifade ediyor.</p>
<p><strong>KIZLARA DEĞER VERİLMİYOR..</strong></p>
<p>Elektra, genel hatlarıyla başkaldırışı, mücadeleyi, haksızlıklara boyun eğmemeyi simgeliyor. Oyun aslında, pek çok açıdan sosyal mesajları içinde barındırıyor. Erkek egemen bir topluma atıfta bulunuluyor. İntikam için Elektra ve kız kardeşi yerine, küçük olan erkek kardeş Orestes’e muhtaç gösterilmeleri bunu doğruluyor. Kızlara ve onların yapacakları eylemlere değer verilmediği anlaşılıyor. Oyunun ortalarında Orestes’le ilgili şok edici bir olay gerçekleşiyor. Bunun üzerine Elektra, babasının intikamı için yaşattığı tüm umutları kaybetme noktasına geliyor. Bir şeylerin düzelmesi, düzenin değişmesi için tek çözüm küçük erkek kardeşmiş gibi gösteriliyor. Çünkü o erkek. Annesinin ve aşığının da babayı öldürüp, ülkedeki hâkimiyetlerine devam etmeleri o dönem ki adalet sistemini gözler önüne seriyor. Adalet sisteminin sadece cinayetle sağlanabildiğini anlıyorsunuz. Bu uğurda çocukların annelerini, annelerin de çocuklarını gözden çıkarabildiği seyirciye gösteriliyor.</p>
<p><strong>AKICI BİR KURGU</strong></p>
<p>Oyun sahne dekorları ve kostümleriyle seyirciyi Yunan mitolojisine götürüyor. Beyaz bir sahne tasarımı ve karakterlerin üzerindeki bembeyaz kostümler eski Yunan tarihinde izleyiciyi yolculuğua çıkarıyor. Kurgu boyunca, Elektra karakterinin arka fonunda yer bulan Yunan tanrıçaları sahneyi süslüyor. Zaman zaman aynı repliklere yer verilse de, konudaki akıcılık bir sonraki sahneyi merak etmenize neden oluyor. Bazı yerlerde kafanızsa soru işaretleri de oluşabiliyor. Oyunu mart boyunca cevahir sahnesinde izleyebilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-yunan-tragedyasi-elektra/">Bir Yunan Tragetyası Elektra…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-yunan-tragedyasi-elektra/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13457</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ANITKABİR’DE ATA’NIN Yaşamında Tarihi Bir Serüven</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/anitkabirde-atanin-yasaminda-tarihi-bir-seruven/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/anitkabirde-atanin-yasaminda-tarihi-bir-seruven/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 24 Feb 2018 05:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13068</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz aylarda yurdumuzun kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün Ankara Anıttepe’de yer alan Anıtkabir’deki kabrini ziyaret etme şansına eriştim. Hem Anıtkabir’de, hem de içinde yer alan Kurtuluş Savaşı Müzesi’nde Cumhuriyet Tarihimize bir yolculuk yapmış oldum… ASLANLI YOLDAN GEÇİŞ Öncelikle, Tandoğan kapısındaki güvenlik kontrolünden geçtim. Sonrasında kabrin geniş bahçesinde ziyaretçileri gezdiren araçlara bindim. Barış Parkı içerisinde Aslanlı yola [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/anitkabirde-atanin-yasaminda-tarihi-bir-seruven/">ANITKABİR’DE ATA’NIN Yaşamında Tarihi Bir Serüven</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz aylarda yurdumuzun kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün Ankara Anıttepe’de yer alan Anıtkabir’deki kabrini ziyaret etme şansına eriştim. Hem Anıtkabir’de, hem de içinde yer alan Kurtuluş Savaşı Müzesi’nde Cumhuriyet Tarihimize bir yolculuk yapmış oldum…</p>
<p><strong>ASLANLI YOLDAN GEÇİŞ</strong></p>
<p>Öncelikle, Tandoğan kapısındaki güvenlik kontrolünden geçtim. Sonrasında kabrin geniş bahçesinde ziyaretçileri gezdiren araçlara bindim. Barış Parkı içerisinde Aslanlı yola çıkan 26 basamaklı merdivene ulaştım. Merdivenlerden çıkarak, karşılıklı 24 aslan heykelinin bulunduğu, 262 metre uzunluğundaki yola çıktım.  Bu sayı aynı zamanda 24 Oğuz Boyu’nu temsil ediyor. Aslanlı yolunda Anıtkabir’le bütünleşen bir hikayesi bulunuyor. Anadolu’nun eski uygarlıklarında ve Hititler’de kudreti simgeleyen aslanlar, Türk milletinin birliği ve bütünlüğü adına çift yapılmışlardır. Traverten taşlı döşenmiş yolda taşların arasındaki boşlukların geniş olması nedeniyle, ziyaretçiler önlerine bakarak bir yolu geçiyorlar. Böylece Ata’nın önüne başları eğik çıkıp, Ata’ya saygı sağlanmış oluyor.</p>
<p><strong>ANITKABİR’DE GEZİNTİ</strong></p>
<p>Aslanlı yoldan geçtikten sonra karşı tarafımda, Kurtuluş Savaşı Müzesi belirdi. Sağımda, Atatürk’ün arabalarının sergilendiği kısım ve onun silah arkadaşı olan İsmet İnönü’nün kabri, solumda da Ata’ya saygı duruşunun yapıldığı Anıtkabir görünüyordu. Pek çok ziyaretçi Anıtkabir’i arkasına alarak hatıra fotoğrafı ya da selfie çektiriyordu. Ben de hatıra fotoğrafımı çektirdikten sonra, uzun merdivenlerden çıkarak dokuz girişi olan Anıtkabir’e ayak bastım. İçeri girdiğimde düz devam ettiğimde Ata’ya saygı için çelenk konulan büste ulaştım. Fotoğraf makinem yanımdaydı ve küçüklüğümden beri resmi bayramlarda,10 Kasımlarda, televizyonda görüp çok merak ettiğim bu bölümü kadrajıma almaya başladım. Kendimi ulusumuzun kurucusu olan Atatürk’e çok yakın ve  huzurunda hissediyordum. Bu bölümde de gene Atatürk’ün büstüyle bütünleşerek hatıra fotoğrafı çektiren kişileri görmeniz mümkündür.</p>
<figure id="attachment_13073" aria-describedby="caption-attachment-13073" style="width: 590px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A1.jpg"><img class=" wp-image-13073" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A1.jpg?resize=590%2C393" alt="" width="590" height="393" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A1.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A1.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A1.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A1.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A1.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13073" class="wp-caption-text">Ulu Önder Atatürk’e saygı duruşunda bulunulan çelenk koyma yeri ve büstü.</figcaption></figure>
<p><strong>FOTOĞRAFÇILAR İÇİN İYİ BİR MALZEME<em>                                                                                      </em></strong></p>
<p>Anitkabir’den çıktıktan sonra etrafında dolaşmaya başladım. Arka taraflarına geçtim ve mimari fotoğraf çekimleri gerçekleştirdim. Anıtkabir’in, fotoğrafçılar özellikle de mimari çekimlere ilgi duyanlar için iyi bir malzeme olduğunu söyleyebilirim.</p>
<figure id="attachment_13074" aria-describedby="caption-attachment-13074" style="width: 567px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A2.jpg"><img class="wp-image-13074" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A2.jpg?resize=567%2C378" alt="Durduğum noktada perspektifi ayarlamaya çalıştım ve üçgen bir görünüm elde ettim." width="567" height="378" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A2.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A2.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A2.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A2.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 567px) 100vw, 567px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13074" class="wp-caption-text">Durduğum noktada perspektifi ayarlamaya çalıştım ve üçgen bir görünüm elde ettim.</figcaption></figure>
<figure id="attachment_13070" aria-describedby="caption-attachment-13070" style="width: 569px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A3.jpg"><img class="wp-image-13070 " src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A3.jpg?resize=569%2C379" alt="Anıtkabir’i yan taraftaki ağaçla ve alt kısımdaki yeşilliklerle bütünleştirerek bir çeşit çerçeve oluşturmayı denedim." width="569" height="379" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A3.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A3.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A3.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A3.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A3.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A3.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 569px) 100vw, 569px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13070" class="wp-caption-text">Anıtkabir’i yan taraftaki ağaçla ve alt kısımdaki yeşilliklerle bütünleştirerek bir çeşit çerçeve oluşturmayı denedim.</figcaption></figure>
<p><strong>KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ’NDE TARİHİ BİR GEZİNTİ</strong></p>
<p>Fotoğraf çekimini bitirdikten sonra bahçedeki merdivenlerden yukarı çıkarak gezmekten en çok keyif aldığım yer olan Kurtuluş Savaşı Müzesi’ne girdim. Müze 3 ayrı bölümden oluşuyor. Birinci bölümde, Atatürk’ün özel şahsi eşyalarını görüyorsunuz. Yabancı devlet adamlarının Ata’ya gönderdiği hediyeler dikkat çeken unsurlar arasında yerini buluyor. Ayrıca, manevi evlatları Afet İnan, Sabiha Gökçen ve Rukiye İnan’ın müzeye bağışladığı eserler sergileniyor.</p>
<p>İkinci bölümde ise, beni en çok etkileyen kısım olan Çanakkale, Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz Savaşlarının renkli maketlerle ve top tüfek sesleriyle canlandırıldığı yerdi. Kendimi bir an o dönemde savaşın ortasındaymışım gibi hissettim. Üstelik insan, o maketlerde canlanan bu ülke için savaşan askerlerin yerine ister istemez kendini koyuyor.  Top tüfek taşıyan kadınlar, şehit düşen askerleri gördüğümde bu ülkenin ne kadar zor şartlar altında kurulmuş olduğunu bir kez daha anladım. Atatürk gibi bir liderimiz olduğu için de şanslı olduğumuzu düşündüm. Çocukluğumdan beri tarih kitaplarından okuduğum bilgilerin içindeymişim gibi hissettim.</p>
<figure id="attachment_13075" aria-describedby="caption-attachment-13075" style="width: 576px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A4.jpg"><img class="wp-image-13075" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A4.jpg?resize=576%2C384" alt="Maketlerle Canlandırılan Kurtuluş Savaşı" width="576" height="384" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A4.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A4.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A4.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A4.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A4.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A4.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13075" class="wp-caption-text">Maketlerle Canlandırılan Kurtuluş Savaşı</figcaption></figure>
<p><span style="font-size: 14px;">Bu bölümde bir de savaş dönemine ait tabloları bir sergi gibi gezme fırsatınız oluyor. Kurtuluş Savaşı zamanında çekilmiş fotoğraflar geniş çerçevelerle müzenin duvarlarındaki yerini buluyor. Kendinizi bir Cumhuriyet sergisindeymiş gibi hissediyorsunuz. Ülkemizin ne zorluklarla bu günlere geldiğine canlı olarak şahit oluyorsunuz…</span></p>
<p>Müzenin devamı olan 3.bölüm ise bir sergi mekanı havasında sürüyor. 1919 ve 1938 yılları arasında gerçekleşen önemli olaylar, Atatürk ilke ve inkılaplarına ait görsellerle karşılaşıyorsunuz. Erzurum, Sivas Kongreleri ve Amasya Genelgelerine ait fotoğraflar, Kurtuluş Savaşı’nda kullanılan gemiler görebileceğiniz tarihi dokümanlardan birkaçıdır.</p>
<figure id="attachment_13077" aria-describedby="caption-attachment-13077" style="width: 582px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A5.jpg"><img class="wp-image-13077" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A5.jpg?resize=582%2C388" alt="4 savaş gemimizin sergilendiği bölümden" width="582" height="388" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A5.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A5.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A5.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A5.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A5.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A5.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 582px) 100vw, 582px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13077" class="wp-caption-text">4 savaş gemimizin sergilendiği bölümden</figcaption></figure>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A6.jpg"><img class="wp-image-13078 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A6.jpg?resize=566%2C377" alt="" width="566" height="377" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A6.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A6.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A6.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A6.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A6.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A6.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 566px) 100vw, 566px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><strong style="font-size: 14px;">EN GİZEMLİ BÖLGE ATA’NIN MEZAR ODASI</strong></p>
<p>Buranın en etkileyici yeri ise  şüphesiz Atatürk’ün mezar odası bölümü.  İçeri girmek yasak olduğu için önündeki görüntülü ekrandan mezar odasını canlı olarak izleyebiliyorsunuz. Ayrıca yan tarafında Atatürk’ün 1953 yılında Etnografya Müzesi’nden Anıtkabir’e defnedildiği günlerden fotoğraflar yer alıyor. Burası kendinizi Ata’ya en yakın mesafede hissedeceğiniz yer oluyor. Mezar odasının tam karşısı da Atatürk’ün vasiyetinde olduğu gibi Türk Bayrağı  ile birlikte Ankara Kalesi’ni görüyor.</p>
<p>Ata’nın kabri 40 tonluk yekpare mermerden yapılan, törenlerde çelenk konulup, saygı duruşunda bulunulan, sembolik lahtin yaklaşık 7 metre altına denk getirilecek şekilde yapılmış. Bronz kapının ardından pirinç kapı açıldığında üç adet Türk bayrağıyla beraber Selçuklu ve Osmanlı türbe mimarisi tarzında sekizgen planlı inşa edilmiş mezar odasına ulaşılıyor. Odanın tam ortasında kırmızı mermerden sanduka bulunduğu söyleniyor. Bu sandukanın etrafındaki pirinç vazolarda, Türkiye’nin 81 ilinden, KKTC, Azerbaycan ve pek çok ülkeden getirilen topraklar bulunuyor…</p>
<p><strong>SON BÖLÜM ATATÜRK KÜTÜPHANESİ….</strong></p>
<p>Son bölümde ziyaretçileri Atatürk’e ait binlerce kitap karşılıyor. Kitaplar, Türkçe, Romence, Fransızca, İngilizce ve Latince olmak üzere tarih, dil ve edebiyat içeriyor. Atatürk’ün ne kadar çok okuduğunu, kendini geliştirdiğini ve Türk milletini yetiştirmek  için de nasıl çabaladığını anlayabiliyorsunuz. Bu bölümde bir de Atatürk’ün arkasında yer alan kütüphanesiyle bütünleşmiş, çalışırken ki balmumu heykeli bulunuyor. Ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken eserler arasında yerini buluyor.</p>
<figure id="attachment_13079" aria-describedby="caption-attachment-13079" style="width: 441px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A8.jpg"><img class="wp-image-13079" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A8.jpg?resize=441%2C294" alt="Ata'nın Balmumundan Yapılmış Heykeli" width="441" height="294" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A8.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A8.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A8.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A8.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A8.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A8.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 441px) 100vw, 441px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13079" class="wp-caption-text">Ata&#8217;nın Balmumundan Yapılmış Heykeli</figcaption></figure>
<figure id="attachment_13080" aria-describedby="caption-attachment-13080" style="width: 477px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A9.jpg"><img class=" wp-image-13080" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A9.jpg?resize=477%2C318" alt="" width="477" height="318" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A9.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A9.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A9.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A9.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A9.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/A9.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 477px) 100vw, 477px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13080" class="wp-caption-text">Dikkat çeken objelerden bir tanesi de Atatürk’ün dondurulmuş köpeği.</figcaption></figure>
<p>Anıtkabir’i ziyaret edecekseniz mutlaka tek gitmenizi tavsiye edebilirim. Çünkü yalnız gittiğinizde gezintinize ve eserlere daha iyi odaklanabiliyor, verim alabiliyorsunuz. En az iki üç saatinizi feda etmeniz gerekiyor ama inanın buna değiyor. Atatürk’ün yaşamında kısa bir yolculuk yaparak, onun bu ülke için yaptıklarına canlı olarak girme şansı elde ediyorsunuz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/anitkabirde-atanin-yasaminda-tarihi-bir-seruven/">ANITKABİR’DE ATA’NIN Yaşamında Tarihi Bir Serüven</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/anitkabirde-atanin-yasaminda-tarihi-bir-seruven/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13068</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir İtalyan Uyarlaması Cebimdeki Yabancı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-italyan-uyarlamasi-cebimdeki-yabanci/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-italyan-uyarlamasi-cebimdeki-yabanci/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 22 Feb 2018 08:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13349</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde vizyona giren, Ferzan Özpetek’in yapımcılığını, Serra Yılmaz’ın da yönetmenliğini üstlendiği Cebimdeki Yabancı filmini izledim.  Film adından da anlaşılacağı gibi, her şeyimizi gizli tuttuğumuzu düşündüğümüz, cep telefonlarına göndermede bulunuyor… TRAJİKOMİK SAHNELERE TANIK OLUYORSUNUZ… Filmi izlerken sıkılmanız neredeyse imkansız gibi gözüküyor. İki saat sadece bir masanın etrafında dönen olayları anlatıyor. Ancak o kadar akıcı gidiyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-italyan-uyarlamasi-cebimdeki-yabanci/">Bir İtalyan Uyarlaması Cebimdeki Yabancı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde vizyona giren, Ferzan Özpetek’in yapımcılığını, Serra Yılmaz’ın da yönetmenliğini üstlendiği Cebimdeki Yabancı filmini izledim.  Film adından da anlaşılacağı gibi, her şeyimizi gizli tuttuğumuzu düşündüğümüz, cep telefonlarına göndermede bulunuyor…</p>
<p><strong>TRAJİKOMİK SAHNELERE TANIK OLUYORSUNUZ…</strong></p>
<p>Filmi izlerken sıkılmanız neredeyse imkansız gibi gözüküyor. İki saat sadece bir masanın etrafında dönen olayları anlatıyor. Ancak o kadar akıcı gidiyor ki, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Yedi arkadaşın hayatını ve birbirleriyle ilişkisini konu alıyor. Bu dostluk göründüğü kadar samimi ve doğal mı? İşte bu soruya ceplerinde taşıdıkları yabancı yanıt veriyor. Ev sahibi Banu, bir oyun oynamayı teklif ediyor. Yemek boyunca herkes cep telefonlarını masaya koyacak ve gelen her mesaj sesli bir şekilde okunacak. Gizleyecek bir şeyleri yoksa, korkmaları içinde bir neden gözükmüyor. Oyunun başında her şey yolunda gidiyor. Yemek yiyip, sohbet ediyorlar. Aralarında, oyunun komik olduğunu, gizleyecek bir şeyleri olmadığını savunanlar da oluyor.  Fakat ceplerinde taşıdıkları o küçük alet, bir süre sonra, tüm geceyi hepsine zehir etmeyi de başarıyor. Maskeler düşüyor, bilinmeyen sırlar ortaya dökülüyor. Gizleyecek sırları  olanlar kendi çaplarında saklamaya çalışsalar da, ortalık daha da karışıyor. Trajikomik bir hale geliyor. İzlerken gülmekten kendinizi alamadığınız sahnelere tanık oluyorsunuz. “Bu kadarı da olur mu” diyorsunuz. Devamını merak ediyorsunuz….</p>
<p><strong>ÇEVREMİZDEKİLERE YABANCILAŞMIŞIZ…</strong></p>
<p>Film, cebimizdeki telefonun aslında bizi etrafımızdakilere ne kadar yabancılaştırdığına ifade ediyor. “Biz  çevremizdekilere göründüğümüz gibi miyiz, yoksa maskeyle mi dolaşıyoruz” diye kendimize sorduruyor. Gün içinde o kadar çok cep telefonuyla meşgul oluyoruz ki etrafımızdakileri unutuyoruz. Kendimizi bile ihmal ettiğimiz oluyor. En yakın arkadaşımızın özünde, cebimizde taşıdığımız o küçük alet olduğunu anlıyoruz. Haliyle herkesten sakladığımız sırlarımız da o aletin içinde gizleniyor. Gerçek dostlukların aslında sahte, o sanal dostluğun ise gerçek olduğunu görüyorsunuz. Ağlanacak hallere de gülecek hale geliyorsunuz. Çünkü akıcı olduğu kadar, mizahi dillerde filmde ihmal edilmiyor. Gerilim filmi olduğu kadar güldürüyor da. Ayrıca, sosyal medyada yapılan “Oradayım, çay keyfi, kahve keyfi” gibi paylaşımlara da göndermede bulunmayı es geçmiyor. Paylaşılan mutluluk gösterilerinin sahte olduğunu, içimizde ne kadar yalnızlaştığımızı bize hatırlatıyor. Teknolojinin bizi esir almasına, ne çok izin verdiğimizi gözler önüne seriyor.</p>
<p>Vizyondan kalkmadan filmi izlemenizi tavsiye ederim. Kesinlikle sıkılmayacak, pişman olmayacaksınız. Bazı sahnelerde yok artık diyecek,kimi sahnelerde duygulanacak, biraz da güleceksiniz. Hepsinden önemlisi cebinizde taşıdığınız o aletle birlikte kendinizi sorgulayacaksınız….</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-italyan-uyarlamasi-cebimdeki-yabanci/">Bir İtalyan Uyarlaması Cebimdeki Yabancı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-italyan-uyarlamasi-cebimdeki-yabanci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13349</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Elimizdeki Hazinelerden Küçük Mustafa Paşa Hamamı’na Yolculuk</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/elimizdeki-hazinelerden-kucuk-mustafa-pasa-hamamina-yolculuk/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/elimizdeki-hazinelerden-kucuk-mustafa-pasa-hamamina-yolculuk/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 19 Feb 2018 05:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12840</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde fotoğraf ekibimle birlikte Fatih’in Cibali semtinde yer alan, şimdilerde kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan Küçük Mustafa Paşa Hamamı’nı ziyaret ettik. Hamamın tavanındaki dekorlardan, duvarlarına ,camlarından süzülen ışık yansımalarından içindeki tarihi yapılara ve sergilenen eserlere kadar her bir ayrıntıyı kadrajıma almaya çalıştım. Öncelikle hamamın tarihsel geçmişi hakkında bilgi verip, sonrasında içinde ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/elimizdeki-hazinelerden-kucuk-mustafa-pasa-hamamina-yolculuk/">Elimizdeki Hazinelerden Küçük Mustafa Paşa Hamamı’na Yolculuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde fotoğraf ekibimle birlikte Fatih’in Cibali semtinde yer alan, şimdilerde kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan Küçük Mustafa Paşa Hamamı’nı ziyaret ettik. Hamamın tavanındaki dekorlardan, duvarlarına ,camlarından süzülen ışık yansımalarından içindeki tarihi yapılara ve sergilenen eserlere kadar her bir ayrıntıyı kadrajıma almaya çalıştım. Öncelikle hamamın tarihsel geçmişi hakkında bilgi verip, sonrasında içinde ve dışında gerçekleştirdiğim fotoğraf çekimlerim üzerinden devam edelim..</p>
<p><strong>Hamamın Tarihsel İzleri</strong></p>
<p>Küçük Mustafa Paşa Hamamı, İstanbul’un Fatih bölgesinde, 2000’li yıllarda sanatsal etkinliklerin çoğaldığı, Haliç kıyısına yakın Cibali semtinde konumlanmakta ve  tarihi 15.yy’a uzanmaktadır.  Lokasyon olarak, Ayakapı semti, Küçük Mustafa Paşa Mahallesi, Müstantik Sokağı ile Kara Sarıklı Sokağı’nın kavşağında yer almaktadır. İstanbul’u fethetmesiyle ünlü olan Fatih Sultan Mehmet döneminde, Kara Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış ve vakfiyesi 1477 yılında düzenlenmiştir. Çifte hamam olarak, hem erkek, hem de kadınlara hizmet vermek üzere tasarlanmış, yaklaşık 1900 m2’lik alana yayılmaktadır. İki bölümde de soğukluk, soyunmalık, camekan-ılıklık-sıcaklık, halvet bölümleri birbirini takip etmektedir. Tarihsel yapı içerisinde, Türk hamamlarının geleneksel yerleşim düzeni ve mekân çözümlemeleri uygulanmıştır.</p>
<p>Küçük Mustafa Paşa Hamamı, 1920’li yıllarda Vakıflar İdaresi’nden çıkarılmış ve özel mülkiyet himayesinde kendine yer bulmuştur. Buna ek olarak, 20 Nisan 1974 tarihinde alınan 7773 no’lu kararla, T.C Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafından tescil edilmiştir. Hamam 1996 yılından beri Mermeriş Ticaret Türk Anonim Şirketi mülkiyetinde yer almaktadır.</p>
<p><strong> TARİHSEL BİR GEZİNTİ</strong></p>
<p>Hamamdan içeriye girdiğinizde kendinizi tarihsel bir yolculuğun içinde buluyorsunuz. Tavandaki küçük yuvarlak noktalardan içeriye sızan ışık yansımaları, yapının her bir köşesinde geçmişten günümüze gelmiş dokular Osmanlı zamanlarına dönmüşsünüz gibi oluyorsunuz .Gezinti, ilkte hamam değil de bir müze ya da eski çağlardan kalma bir mağaraya gelmişsiniz gibi bir his verebiliyor. Mekana girip düz bir şekilde devam ettiğinizde karşınızda eski bir giriş sizi karşılıyor. O eşikten geçtiğinizde hamamda olduğunuzu anlıyorsunuz. Çünkü, her bir köşede geçen yüzyılların da etkisiyle biraz hoyratlaşmış, kırılmış taş parçaların da yer bulduğu, yıkanma yerlerini görüyorsunuz. Eşikten sol tarafa devam ettiğinizde, mekan artık kültür ve sanat kurumu olarak da kullanıldığından güncel olarak sergilenen eserlerle karşılaşma şansınız yüksek oluyor. Benim gittiğim zamanda İstanbul Bienali’nin bir parçasıyla Küçük Mustafa Paşa Hamamı’nda karşılaşma şansım oldu. Yıkanma yerlerinin ağırlıkta olduğu bu bölümde bienalden bazı eserler sergilenmekteydi. Fotoğraf ekibimle orada bulunduğum için kadrajlarımda hamamla birlikte bu eserleri de birleştirme fırsatım oldu. Şimdi fotoğraf çekim serüvenimi anlatayım….</p>
<p><strong> </strong><strong>HAMAMDA FOTOĞRAF SERÜVENİ</strong></p>
<p><strong>Yansımalar Karanlıktan Aydınlığa Çıkarıyor….</strong></p>
<p>Hamamın verdiği en iyi malzemenin çoğu açıdan, ışık yansımaları olduğunu söyleyebiliriz. Kapıdan içeriye girdiğinizde loş bir karanlığın hakimiyetini sürdürdüğünü görüyorsunuz. Ancak, hamamın kubbesinden aşağıya doğru yansıyan ışıklar gözünüze çarpan ilk ayrıntılar oluyor.  Hamamın her bir köşesinden içeri yansımakta olan ışıklar sizi biraz olsun karanlıktan aydınlığa da çıkarıyor.  Üstelik  bu ayrıntılar,  fotoğraf makinelerini de süslemeyi ihmal etmiyor. Işık ve yansımalar üzerine çalışma yapmak için Küçük Mustafa Paşa Hamamı en doğru mekanlardan biri olma özelliğini koruyor.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1.jpg"><img class="wp-image-12860 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1.jpg?resize=588%2C392" alt="" width="588" height="392" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 588px) 100vw, 588px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Severek çektiğim fotoğraflardan bir tanesi… Tavandaki dokularla, kubbenin tepesinde bulunan, birazda tarihi devirlerden kalma aynaları anımsatan camdaki yansımanın birbiriyle uyumunu, ışığı odak noktası seçerek kadrajıma aldım. Ortaya çıkan görüntü bir ışık yansımasından çok duvara asılan eski antika ayna, ya da bir çeşit tarihi objeyi andırır gibi oldu.<a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2-1.jpg"><img class="wp-image-12862 aligncenter" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2-1.jpg?resize=578%2C385" alt="" width="578" height="385" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2-1.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2-1.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2-1.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2-1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2-1.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2-1.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 578px) 100vw, 578px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Yukarıda gördüğünüz fotoğraf ilk bakışta sizde bir cami kubbesinin içinden yansıyan ışıkların izlenimi uyandırabilir. ilkinden farklı olarak kadrajıma, kubbenin tepesindeki eski ayna görünümlü küçük pencereye, aşağıya doğru inen iki pencereyi ekledim. Üç ışık yansımasını birleştirmeye çalıştım. Makine değerlerini iç mekana uygun bir şekilde ayarladım. Fotoğrafta, hamamın içindeki loş karanlığı kubbenin küçük pencerelerinden yansıyan ışığın hamamın tavanından içine dek yarattığı aydınlığı vermeyi denedim..</p>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/s-e1516644186892.jpg"><img class="wp-image-12864 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/s-e1516644186892.jpg?resize=248%2C372" alt="" width="248" height="372" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/s-e1516644186892.jpg?w=593&amp;ssl=1 593w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/s-e1516644186892.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 248px) 100vw, 248px" data-recalc-dims="1" /></a>Bu fotoğraf keyif alarak çektiğim karelerden biri olma özelliğini koruyor.  Hamamın buharlı penceresinden içeri dolan ışık yansıması, karanlık olan iç mekanı aydınlatarak etrafındaki silüetlerle hoş bir kompozisyon oluşturuyor…</p>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/4.jpg"><img class="wp-image-12866 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/4.jpg?resize=515%2C343" alt="" width="515" height="343" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/4.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/4.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/4.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/4.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/4.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/4.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 515px) 100vw, 515px" data-recalc-dims="1" /></a>Hamamın dışında çıktığınızda kubbe size bir cami görünümü verebiliyor. Bu tarz bir kare çıkarmak için ya kubbenin yakınına gitmek ya da objektifinizle iyice yakınlaşmak gerekiyor. İki kubbeyi odak noktası alıp makine değerlerini dış mekanın ışık miktarına uygun olarak verdim. Fotoğraflarda, kubbenin üstündeki tarihi dokular hala yeni gibi duruyor ve oldukça dikkat çekiyor….<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5.jpg"><img class="wp-image-12867 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5.jpg?resize=522%2C348" alt="" width="522" height="348" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5.jpg?w=5184&amp;ssl=1 5184w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/5.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 522px) 100vw, 522px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Bienalin bir parçası olan ve hamamda en çok ilgi gören eserlerden bir tanesi. Fotoğrafçılar için de nadir bulunan malzemelerden biri olma özelliğine sahip. Yakın plan çekimle odak noktalarını ayarlayarak eserin üzerindeki ayrıntılar ve dokular gün yüzüne çıkıyor….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/elimizdeki-hazinelerden-kucuk-mustafa-pasa-hamamina-yolculuk/">Elimizdeki Hazinelerden Küçük Mustafa Paşa Hamamı’na Yolculuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/elimizdeki-hazinelerden-kucuk-mustafa-pasa-hamamina-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12840</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mültecileri Konu Edinen Avrupa Oyununa Bakış….</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/multecileri-konu-edinen-avrupa-oyununa-bakis/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/multecileri-konu-edinen-avrupa-oyununa-bakis/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 15 Feb 2018 05:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13060</guid>
				<description><![CDATA[<p>Devlet tiyatrolarında sahnelenen David Greig’in yazıp, Mehmet Birkiye’nin yönettiği Avrupa oyununu izleme şansına eriştim.. Toplumsal ve ekonomik anlamda çürümek üzere olan bir sınır kasabasına, tren seferlerinin iptal edildiği gün gelen iki kaçak mültecinin başından geçenler eserin genel konusunu oluşturuyor. HERKES KENDİNDEN BİR ŞEYLER BULABİLİYOR.. Eser kendi içinde pek çok içeriği barındırıyor. İzleyicilerin kendinden ya da [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/multecileri-konu-edinen-avrupa-oyununa-bakis/">Mültecileri Konu Edinen Avrupa Oyununa Bakış….</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Devlet tiyatrolarında sahnelenen David Greig’in yazıp, Mehmet Birkiye’nin yönettiği Avrupa oyununu izleme şansına eriştim.. Toplumsal ve ekonomik anlamda çürümek üzere olan bir sınır kasabasına, tren seferlerinin iptal edildiği gün gelen iki kaçak mültecinin başından geçenler eserin genel konusunu oluşturuyor.</p>
<p><strong>HERKES KENDİNDEN BİR ŞEYLER BULABİLİYOR..</strong></p>
<p>Eser kendi içinde pek çok içeriği barındırıyor. İzleyicilerin kendinden ya da yaşadığı toplumdan bir şeyler bulması mümkün gözüküyor. Oyun; Irkçılık, tecavüz, şiddet, işsizlik, ekonomik sorunlar, mültecilik, farklılık ve daha pek çok gerçeği tüm hatlarıyla seyirciye yansıtıyor. Bu konular bizim ülkemize çok yabancı olmadığı için de, izlerken gönderilen mesajları hemen fark edebiliyorsunuz. O kadar akıcı bir şekilde işleniyor ve sahne geçişleriyle süsleniyor ki oyun bitene kadar zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.</p>
<figure id="attachment_13063" aria-describedby="caption-attachment-13063" style="width: 365px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1-1.jpg"><img class=" wp-image-13063" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1-1.jpg?resize=365%2C523" alt="" width="365" height="523" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1-1.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1-1.jpg?resize=209%2C300&amp;ssl=1 209w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/1-1.jpg?resize=714%2C1024&amp;ssl=1 714w" sizes="(max-width: 365px) 100vw, 365px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13063" class="wp-caption-text">Avrupa</figcaption></figure>
<p><strong>İŞSİZLİĞE GÖNDERMELER, İKİLİ İLİŞKİLERDEKİ FARKLI BEKLENTİLER…</strong></p>
<p>Oyun, seferlerin durdurulduğu bir tren istasyonunda başlayıp bitiş durağı da yine o tren istasyonu oluyor. İki mültecinin istasyona gelip günlerce oturması, istasyon şefinin onları başta yolcu sanması, şef asistanı Adele’nin uzaktan geçen trenleri izlemesi, kocasıyla arasındaki sorunlar ve farklılıklar ile  oyun başlıyor. İlk sahnede göze en çok çarpan mültecilerden çok, istasyonun tepesinde uzak noktalardan geçen trenleri izlemek için oturan Adele ve işten çıkarılan kocası Berlin’in diyalogları oluyorGünümüzde ülkemizde de çok yaygın olan işsizlik durumu bu sahnede derinlemesine işleniyor. Berlin işten çıkarıldığı için isyan ediyor ve yönetim sistemine, diktatörlüğe göndermelerde bulunuluyor. Hem bu sahnede, hem de oyunun ilerleyen sahnelerinde, Adele ve Berlin’in karı koca olarak hayattaki beklentilerinin farklarına da değiniliyor. Aslında işlenen bir konununda, ikili ilişkilerde yaşanan sorunlar olduğunu görüyoruz. . Onlar kendi sorunlarını konuşup tartışırken, hemen alttaki bankta da iki mülteci bavullarıyla oturmuş bekliyor.  İstasyon şefi onları yolcu sanıyor, seferlerin durdurulduğunu anlatmaya çalışıyor ama bu boşa bir çaba olduğuyla kalıyor….</p>
<p><strong>IRKÇILIKTAN MESAJLAR VERİLİYOR…</strong></p>
<p>İkinci  sahneye geçildiğinde tren istasyonu yerini bara bırakıyor. Berlin ve arkadaşlarını kasabanın barında içki içerek geldikleri durumla alay ederken görüyorsunuz. Ülkelerinin yönetimiyle, diktatörlükle kendi çaplarında dalga geçiyorlar. Birbirlerine de, eğer ülkeyi sen yönetseydin ne yapardın gibi sorular soruyorlar. Konu yeniden Berlin’in işsizliğine geliyor. Ancak bu durumdan yönetimle beraber ülkelerine dışarıdan gelen göçmenler ve mültecileri de bir yerde sorumlu tutuyorlar. Toplumlarında dışarıdan gelenlere öncelik verildiğini ve kendilerinin ilk fırsatta kolayca harcandığını ifade ediyorlar. Özellikle ırkçılık ayrımına bu sahnede oldukça dikkat çekiliyor. Berlin’in bir repliği öne çıkıyor. “Her şey siyahlar yüzünden”. Aslında toplumlarında yaşanan bu sorun tam anlamıyla dalga geçtikleri diktatörlüğün ve yönetimin bir sonucu olmaktan başka bir şey değil.  Yönetim çok daha adil bir şekilde işlese, işsizlik ve benzeri sorunlar olmasa, bireyler insancıl bir şekilde yaşayabilse bu ırkçılık ayrımlarının olmayacağını görebiliyorsunuz. Fakat bu oyun, ülke şartlarının farklı toplumlardaki kişilerin birbirlerine düşman olmasını çok derin bir şekilde gözler önüne seriyor…</p>
<p><strong>İSTASYONDA BEKLEYEN MÜLTECİLER…</strong></p>
<p>Katia ve Sava ülkelerinden kaçıp, bu küçük kasabadaki tren istasyonunda kendilerini bulan baba kız mülteciyi canlandırıyor. İstasyona daha uzak yerlere gideceklerini düşünerek gelirler. Fakat tren seferlerinin süresiz olarak durdurulduğunu öğrendiklerinde de, kalkıp gitmek yerine beklemeye devam ederler. Katia maceraperest bir kişiliğe sahiptir. İstasyon şefinin asistanı Adele’de bundan etkilenip onunla yeni maceralara sürüklenmek istiyor. Çünkü yıllarca o küçük kasabada kendini sıkıştığını hissetmiş ve yeni ülkeler görmeyi arzu etmektedir.. Bu yüzden istasyonun tepesine çıkarak, uzaktan geçen trenleri izlemeyi neden sevdiğini ve kendini o trenlerin içinde dünyayı keşfederken hayal ettiğini anlıyorsunuz. Eğer bir tren geçecekse Adele’nin hemen haberi oluyor ve tepedeki izleme alanında yerini alıyor.. Katia, başta Adele’ye güvenmese de sonrasında iyi arkadaş oluyorlar ve aralarında güçlü bir bağ kuruluyor. Kocası Berlin’le aralarındaki uzaklık gittikçe artıyor ve ipler çok hassas bir yerden kopuyor…</p>
<figure id="attachment_13065" aria-describedby="caption-attachment-13065" style="width: 680px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2.jpg"><img class="size-full wp-image-13065" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2.jpg?resize=640%2C426" alt="" width="640" height="426" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2.jpg?w=680&amp;ssl=1 680w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13065" class="wp-caption-text">Avrupa</figcaption></figure>
<p><strong>PROTESTO EDİYORLAR…</strong></p>
<p>İstasyon şefi Fret ve mültecilerden Sava bir süre sonra dost oluyorlar. Eskiden çok canlı olan bu istasyonda, tren seferlerinin durdurulmasından feryat eden Fret’e, Sava çok eskiden bir demiryolcu olduğunu anlatır. Her günleri sohbet ederek, birbirlerine yaşadıkları şeyleri anlatarak geçmeye başlar. İstasyonu kapatma kararı çıktığında da, pankartlarla protesto edip, istasyon için bir çeşit direnişe geçiyorlar. Bu protestodan sonra da hiçbir şey eskisi gibi olmuyor…..</p>
<p><strong>SONUÇ OLARAK…</strong></p>
<p>Genel olarak oldukça başarılı bir iş olduğunu söyleyebilirim. Mültecilerden sonra kasaba bir değişim geçiriyor ve bu konu çok sürükleyici bir şekilde işleniyor. Yazının başında da belittiğim gibi ırkçılık, mülteciler, tecavüz, şiddet, işsizlik gibi pek çok gündem konusunu içinde besliyor. Sahne dekorları ve tren istasyonuna formatina uygun bir şekilde planlanan sahne geçişleri de konuyla çok güzel bütünleşiyor. Hemen hemen her geçişte arka fonda tren sesi duyuyorsunuz. Bu biraz da istasyonda durdurulan seferlere gönderme gibi algılanabiliyor….</p>
<p>Avrupa oyununu şubat boyunca Devlet Tiyatroları Cevahir Sahnesi salon 2’de izleyebilirsiniz….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/multecileri-konu-edinen-avrupa-oyununa-bakis/">Mültecileri Konu Edinen Avrupa Oyununa Bakış….</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/multecileri-konu-edinen-avrupa-oyununa-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13060</post-id>	</item>
		<item>
		<title>AYIN FİLMİ ARİF 216</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216-2/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 09 Feb 2018 05:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13193</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ve oldukça ses getiren Cem Yılmaz’ın yazıp oynayıp ve yönettiği, Arif v 216 filmini izleme şansına eriştim.  Filmle ilgili pek çok olumlu yorum yapılsa da  bunun yanında eleştiriler de yerini buldu. Ben de üzerine bir şeyler yazmak istedim. İNSAN OLMAK İSTERKEN KENDİNİ ZAMANDA YOLCULUK YAPARKEN BULAN ROBOTUN HİKAYESİ… Arif v 216’nın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216-2/">AYIN FİLMİ ARİF 216</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ve oldukça ses getiren Cem Yılmaz’ın yazıp oynayıp ve yönettiği, Arif v 216 filmini izleme şansına eriştim.  Filmle ilgili pek çok olumlu yorum yapılsa da  bunun yanında eleştiriler de yerini buldu. Ben de üzerine bir şeyler yazmak istedim.</p>
<p><strong>İNSAN OLMAK İSTERKEN KENDİNİ ZAMANDA YOLCULUK YAPARKEN BULAN ROBOTUN HİKAYESİ…</strong></p>
<p>Arif v 216’nın her şeyden önce güldürü amaçlı yazılıp kurgulanarak ve beyazperdeye aktarılan oldukça zahmetli aşamaların ürünü olduğunu söyleyebiliriz. Filmdeki görsel efektler,kurgulamalardaki kostümler, çekilen mekanların çeşitliliği, geçmiş ve gelecek zamandaki dekorlar   ve  canlandırmalar ciddi bir emek harcandığını seyirciye gösteriyor. Zaman makinesiyle geçmişe yolculuk günümüzde pek çok kişinin yapmak istediği ama henüz mümkün olmayan ihtimaller arasında yerini buluyor. Bu tür fantastik filmlerde yaşamda imkânsız gibi görünen öğeler gerçekleşebiliyor. Ozan Güven tarafından canlandırılan 216, insan olmak için uzaydan dünyaya gelen ve yanlışlıkla kendini en yakın dostu Arif’le birlikte 1969’da bulan bir robotun maceralarına ışık tutuyor. Aynı zamanda insan olmayı düşünürken, 1960’lı yıllarda yaşayan oyuncak fabrikasına sahip bir iş adamının da kötü emellerine alet olurken kendini buluyor. Bunun üzerine robot bir de o döneme ait kör bir kıza aşık oluyor. Her şeyin yanında bi, robot ve 1960’larda yaşayan bir kızın aşkına ışık tutuluyor. Tüm bunlar beyazperdeye komik ve mizahi bir dille aktarılırken, 1960’lara gidildiğinde de o dönemin modası, dekoru, tasarımları ve konuşma dilleri kullanılmış. Ancak yapım, komedinin perde arkasında yatan ve seyirciye verilmek istenen ciddi mesajları da içinde barındırıyor. Şimdi bu mesajlara değinelim…</p>
<p><strong>FARKLI OLANI DIŞLAMA İÇGÜDÜSÜNE GÖNDERMELER..</strong></p>
<p>216 insan olmak isterken dünyaya geldiğinde diğer insanların tepkileriyle ve dışlamalarıyla karşılaşıyor. Buradan günümüzde çevremizde de sık sık görebileceğimiz dil din ırk ayrımına göndermelerde bulunuluyor. Aslında, önemli olanın insan olmak değilde, iyi olmanın üzerinde duruluyor. Ancak toplumumuzda ne yazık ki hala, bu durumun farkında olmadan, ön yargıyla kendimizden farklı görünene karşı bir antipati ve dışlama içgüdüsüyle yaklaşan kişiler bulunuyor. Filmde robotun dünyada karşılaştığı yaratık, farklı, canavar gibi tepkiler bir yerde, gerçek yaşantımızdaki beyazların zencilere, Müslümanların Hristiyanlara, ya da Hristiyanların Müslümanlara karşı gerçekleştirdiği dışlamalara benziyor. Filmin özetle, bizden farklı olanı red etme ve dışlama iç güdüsüne çok iyi bir şekilde ışık tuttuğunu görmek mümkün olabiliyor. Bir çoğumuza da herkesi olduğu gibi kabul etmemiz ve farklılıklara saygı duyulması gerektiği konusunda yaratıcı ve süslü sahneleriyle ders veriyor….</p>
<p><strong>HERKES KENDİNDEN BİR ŞEYLER BULUYOR…</strong></p>
<p>Arif ve 216’nın bu kadar ilgi görmesinin bir nedeni de herkesin kendinden bir şeyler bulabilmesi olarak yorumlanabilir. Zamanda yolculuk, bir yerde aslında pek çok nesile hitap eden kurgu olarak ifade ediliyor. 2017’deki teknoloji nasıl günümüzdeki gençliğin ve çocukluğun bilgisayara, telefona hapsolup a sosyalleşmesine gönderme yapıyorsa, 1960’lı yıllarda o dönemde yaşayan kişilerin anılarını tazelemesine neden olabiliyor. “Bizim zamanımız ne güzelmiş. Herkes nezaket doluymuş, yardımsevermiş” gibi cümleler duyabiliyorsunuz. Bütün bunları süsleyen unsurları da es geçmemek gerekiyor. Eski sanatçıların o dönemlerle beraber yeniden hayat bulması da, filmi ilgili çekici kılan etkenler arasında yerini buluyor. Ajda Pekkan, Ayhan Işık, Sadri Alışık, Filiz Akın gibi sanatçıları günümüz oyuncuları ellerinden geldiğince canlandırmaya çalışmış. Bu konuda, pek çok eleştiri olmasına rağmen, filmin kurgusundaki düşüncenin oldukça iyi olduğu gerçeği es geçilmemeli. Film daha vizyona girmeden, tanıtımlarında gördüğümüz Ajda Pekkan, Ayhan Işık gibi afişler,  bir çoğumuzda filmi hemen izleme isteği uyandıran unsurlar arasında olduğuna ifade ediyor…</p>
<p><strong>GENEL HATLARIYLA BAŞARILI BİR İŞ..</strong></p>
<p>Elbette her yapımda olduğu gibi bu filmde de eksik görülen taraflar olabilir. Gerek görsel açıdan olsun, gerek kurguda olsun olumlu karşılıklar alındığı gibi eleştiriler de olacaktır. Ancak, film genel hatlarıyla verdiği mesajlar doğrultusunda oldukça başarılı bir iş çıkarmış ve başarılı tarafları eksik yönlerinin önüne geçmeyi de ihmal etmemiş. Umarım bu mesajlar pek çok kişiye ders olabilmiştir…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216-2/">AYIN FİLMİ ARİF 216</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13193</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Van Gogh’un Tablolarını Canlandıran &#8220;LOVİNG VİNCENT&#8221; Filmine Bakış…</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/van-goghun-tablolarini-canlandiran-loving-vincent-filmine-bakis/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/van-goghun-tablolarini-canlandiran-loving-vincent-filmine-bakis/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 29 Jan 2018 08:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12943</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren, bir kulağının kesik olmasıyla ün yapmış empresyonist ressam Van Gogh’un hayatından kesitler sunan &#8220;Loving Vincent&#8221; filmini izleme şansına eriştim. Her şeyden önce film 10 yıllık bir emeğin ürünü olarak izleyiciye sunuluyor. 125 ressamın Van Gogh’un tablolarını yeniden resmetmesiyle birlikte filmde, bu tabloların animasyonlar aracılığıyla canlandığına şahit oluyorsunuz… MASALSI GÖRSEL BİR ANLATIM… Van [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/van-goghun-tablolarini-canlandiran-loving-vincent-filmine-bakis/">Van Gogh’un Tablolarını Canlandıran &#8220;LOVİNG VİNCENT&#8221; Filmine Bakış…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren, bir kulağının kesik olmasıyla ün yapmış empresyonist ressam Van Gogh’un hayatından kesitler sunan &#8220;Loving Vincent&#8221; filmini izleme şansına eriştim. Her şeyden önce film 10 yıllık bir emeğin ürünü olarak izleyiciye sunuluyor. 125 ressamın Van Gogh’un tablolarını yeniden resmetmesiyle birlikte filmde, bu tabloların animasyonlar aracılığıyla canlandığına şahit oluyorsunuz…</p>
<figure id="attachment_12946" aria-describedby="caption-attachment-12946" style="width: 358px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/2-1.jpg"><img class=" wp-image-12946" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/2-1.jpg?resize=358%2C538" alt="" width="358" height="538" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/2-1.jpg?w=582&amp;ssl=1 582w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/2-1.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 358px) 100vw, 358px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12946" class="wp-caption-text">Filmde canlanan tablolardan Teras Cafe</figcaption></figure>
<p><strong>MASALSI GÖRSEL BİR ANLATIM…</strong></p>
<p>Van Gogh’un eserlerinin animasyonlarla canlanması filmi farklı kılan etkenlerin başında geliyor. Her sahne geçişinde farklı bir Van Gogh tablosuyla karşılaşıyorsunuz. Eğer ressamla ilgili bilgilere sahipseniz bu “Teras Cafe” tablosu diye anımsayabiliyorsunuz. Ayrıca, teras cafe tablosunda yer alan cafede oturan kişilerin oturup sohbet etmesine ya da önünden geçen kişilerin yürüyüşlerine şahit oluyorsunuz.  En etkileyici sahnelerden bir tanesinin de yıldızlı gece tablosunun geçiş sahnesi olduğunu söyleyebilirim. Gece olurken birden yıldızlar ekrana geliyor ve akabinde o yıldızların, yıldızlı gece tablosunu oynattığını görüyorsunuz. O tablolardaki hayatın hareketlenmesi de sizi de ister istemez o yüzyıllara götürüyor. Ressamın hemen hemen tüm yapıtları insanın yüreğini ısıtan bahçelerle, manzaralarla dolu olması nedeniyle, kişide filmin içine girme isteği uyanabiliyor. Van Gogh’un hayatında önemli rol oynayan kişileri o döneme ait kostümlerle ressamın tablolarında canlı bir şekilde görüyorsunuz. Konuşuyorlar, geziyorlar, oturuyorlar, çay kahve içiyorlar. Tablolar adeta karşınızda canlı bir şekilde tüm renk ve detaylarıyla hareketleniyor. Loving Vincent’in bu yönüyle görsel açıdan biraz masalsı ancak konu bakımından oldukça etkileyici ve de kafa karıştırıcı olduğunu söyleyebilirim…</p>
<figure id="attachment_12948" aria-describedby="caption-attachment-12948" style="width: 585px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg"><img class=" wp-image-12948" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=585%2C366" alt="" width="585" height="366" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=1024%2C640&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/01/3.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 585px) 100vw, 585px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12948" class="wp-caption-text">Yıldızlı Gece Tablosu</figcaption></figure>
<p><strong>KAFANIZDA SORU İŞARETLERİ OLUŞUYOR…</strong></p>
<p>Filmin konusuna geldiğimizde, Van Gogh’un ölümünden bir yıl sonrasına gidiyorsunuz. Van Gogh ile yakın arkadaş olan bir postacı taziye mektubunu oğlu Armand Roulin ile birlikte ressamın kardeşi Theo’ya göndermesi yapıtın ana konusunu oluşturuyor. Ancak ressamdan kısa bir süre sonra kardeşinin de öldüğünü öğrenen Armand bu süreçte kendini bambaşka bir maceranın ortasında buluyor. Mektubu verebileceği başka bir yakın akraba ya da arkadaş ararken ister istemez Van Gogh’un hayatının içine giriyor. Ressamın yaşamında yer almış kişilerle konuşuyor. Geçmişini, resme başlama serüvenini, çocukluk travmalarını ve intihara kadar geçen zaman zarfında yaşadıklarını öğreniyor. Ressamın intiharı ve yatakta geçen son günleri üzerinde oldukça fazla duruluyor. İzlerken sizinde kafanızda bildiklerinize dair bir takım soru işaretleri oluşabiliyor. Van Gogh gerçekten intihar mı etti yoksa öldürüldü mü diye düşünüyorsunuz….</p>
<p><strong>SÜRÜKLEYİCİ BİR YAPIT…</strong></p>
<p>&#8220;Loving Vincent&#8221; görsel anlatımıyla da kurgusuyla da oldukça akıcı bir yapıt olarak sergileniyor. Filmi izlerken sıkılma ihtimaliniz oldukça az gözüküyor. Çünkü o tabloların canlanması, tablolarda insanların hareketlenmesi, konuşması filmi farklı kılıyor. İzleyiciyi de içine çekiyor. Filmi izlerken de her bir sahnede devamını merak ediyorsunuz. Sanatsal bir yapıt olmasına rağmen, sürükleyiciliğinden hiçbir şey kaybetmediğini gösteriyor…İzlemenizi tavsiye ederim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/van-goghun-tablolarini-canlandiran-loving-vincent-filmine-bakis/">Van Gogh’un Tablolarını Canlandıran &#8220;LOVİNG VİNCENT&#8221; Filmine Bakış…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/van-goghun-tablolarini-canlandiran-loving-vincent-filmine-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12943</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ayın Filmi Arif 216</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 09 Jan 2018 05:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12956</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ve oldukça ses getiren Cem Yılmaz’ın yazıp oynayıp ve yönettiği, Arif v 216 filmini izleme şansına eriştim.  Filmle ilgili pek çok olumlu yorum yapılsa da  bunun yanında eleştiriler de yerini buldu. Ben de üzerine bir şeyler yazmak istedim. İNSAN OLMAK İSTERKEN KENDİNİ ZAMANDA YOLCULUK YAPARKEN BULAN ROBOTUN HİKAYESİ… Arif v 216’nın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216/">Ayın Filmi Arif 216</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ve oldukça ses getiren Cem Yılmaz’ın yazıp oynayıp ve yönettiği, Arif v 216 filmini izleme şansına eriştim.  Filmle ilgili pek çok olumlu yorum yapılsa da  bunun yanında eleştiriler de yerini buldu. Ben de üzerine bir şeyler yazmak istedim.</p>
<p><strong>İNSAN OLMAK İSTERKEN KENDİNİ ZAMANDA YOLCULUK YAPARKEN BULAN ROBOTUN HİKAYESİ…</strong></p>
<p>Arif v 216’nın her şeyden önce güldürü amaçlı yazılıp kurgulanarak ve beyazperdeye aktarılan oldukça zahmetli aşamaların ürünü olduğunu söyleyebiliriz. Filmdeki görsel efektler,kurgulamalardaki kostümler, çekilen mekanların çeşitliliği, geçmiş ve gelecek zamandaki dekorlar   ve  canlandırmalar ciddi bir emek harcandığını seyirciye gösteriyor. Zaman makinesiyle geçmişe yolculuk günümüzde pek çok kişinin yapmak istediği ama henüz mümkün olmayan ihtimaller arasında yerini buluyor. Bu tür fantastik filmlerde yaşamda imkânsız gibi görünen öğeler gerçekleşebiliyor. Ozan Güven tarafından canlandırılan 216, insan olmak için uzaydan dünyaya gelen ve yanlışlıkla kendini en yakın dostu Arif’le birlikte 1969’da bulan bir robotun maceralarına ışık tutuyor. Aynı zamanda insan olmayı düşünürken, 1960’lı yıllarda yaşayan oyuncak fabrikasına sahip bir iş adamının da kötü emellerine alet olurken kendini buluyor. Bunun üzerine robot bir de o döneme ait kör bir kıza aşık oluyor. Her şeyin yanında bi, robot ve 1960’larda yaşayan bir kızın aşkına ışık tutuluyor. Tüm bunlar beyazperdeye komik ve mizahi bir dille aktarılırken, 1960’lara gidildiğinde de o dönemin modası, dekoru, tasarımları ve konuşma dilleri kullanılmış. Ancak yapım, komedinin perde arkasında yatan ve seyirciye verilmek istenen ciddi mesajları da içinde barındırıyor. Şimdi bu mesajlara değinelim…</p>
<p><strong>FARKLI OLANI DIŞLAMA İÇGÜDÜSÜNE GÖNDERMELER..</strong></p>
<p>216 insan olmak isterken dünyaya geldiğinde diğer insanların tepkileriyle ve dışlamalarıyla karşılaşıyor. Buradan günümüzde çevremizde de sık sık görebileceğimiz dil din ırk ayrımına göndermelerde bulunuluyor. Aslında, önemli olanın insan olmak değilde, iyi olmanın üzerinde duruluyor. Ancak toplumumuzda ne yazık ki hala, bu durumun farkında olmadan, ön yargıyla kendimizden farklı görünene karşı bir antipati ve dışlama içgüdüsüyle yaklaşan kişiler bulunuyor. Filmde robotun dünyada karşılaştığı yaratık, farklı, canavar gibi tepkiler bir yerde, gerçek yaşantımızdaki beyazların zencilere, Müslümanların Hristiyanlara, ya da Hristiyanların Müslümanlara karşı gerçekleştirdiği dışlamalara benziyor. Filmin özetle, bizden farklı olanı red etme ve dışlama iç güdüsüne çok iyi bir şekilde ışık tuttuğunu görmek mümkün olabiliyor. Bir çoğumuza da herkesi olduğu gibi kabul etmemiz ve farklılıklara saygı duyulması gerektiği konusunda yaratıcı ve süslü sahneleriyle ders veriyor….</p>
<p><strong>HERKES KENDİNDEN BİR ŞEYLER BULUYOR…</strong></p>
<p>Arif ve 216’nın bu kadar ilgi görmesinin bir nedeni de herkesin kendinden bir şeyler bulabilmesi olarak yorumlanabilir. Zamanda yolculuk, bir yerde aslında pek çok nesile hitap eden kurgu olarak ifade ediliyor. 2017’deki teknoloji nasıl günümüzdeki gençliğin ve çocukluğun bilgisayara, telefona hapsolup a sosyalleşmesine gönderme yapıyorsa, 1960’lı yıllarda o dönemde yaşayan kişilerin anılarını tazelemesine neden olabiliyor. “Bizim zamanımız ne güzelmiş. Herkes nezaket doluymuş, yardımsevermiş” gibi cümleler duyabiliyorsunuz. Bütün bunları süsleyen unsurları da es geçmemek gerekiyor. Eski sanatçıların o dönemlerle beraber yeniden hayat bulması da, filmi ilgili çekici kılan etkenler arasında yerini buluyor. Ajda Pekkan, Ayhan Işık, Sadri Alışık, Filiz Akın gibi sanatçıları günümüz oyuncuları ellerinden geldiğince canlandırmaya çalışmış. Bu konuda, pek çok eleştiri olmasına rağmen, filmin kurgusundaki düşüncenin oldukça iyi olduğu gerçeği es geçilmemeli. Film daha vizyona girmeden, tanıtımlarında gördüğümüz Ajda Pekkan, Ayhan Işık gibi afişler,  bir çoğumuzda filmi hemen izleme isteği uyandıran unsurlar arasında olduğuna ifade ediyor…</p>
<p><strong>GENEL HATLARIYLA BAŞARILI BİR İŞ..</strong></p>
<p>Elbette her yapımda olduğu gibi bu filmde de eksik görülen taraflar olabilir. Gerek görsel açıdan olsun, gerek kurguda olsun olumlu karşılıklar alındığı gibi eleştiriler de olacaktır. Ancak, film genel hatlarıyla verdiği mesajlar doğrultusunda oldukça başarılı bir iş çıkarmış ve başarılı tarafları eksik yönlerinin önüne geçmeyi de ihmal etmemiş. Umarım bu mesajlar pek çok kişiye ders olabilmiştir…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216/">Ayın Filmi Arif 216</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ayin-filmi-arif-216/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12956</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Shirley Valentine’in Renkli Hikayesi&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/shirley-valentinein-renkli-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/shirley-valentinein-renkli-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 17 Dec 2017 05:00:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12132</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde Trump Gösteri Merkezi’nde, Sumru Yavrucuk’un sahnelediği, yönetmenliğini de üstlendiği “Shirley” oyununu izleme fırsatına eriştim. Shirley, 1980’li yıllarda İngiliz yazar Willy Russell’in “Shirley Valentine”  adıyla kaleme aldığı eserinden, günümüze uyarlanmış ve tek kişilik sergilenip, iki perdeden oluşan, ağırlıklı komedi barındıran bir tiyatro oyunudur. Öncelikle konunun içeriğinden biraz bahsedelim… SOSYAL HAYATTAN SOYUTLANMIŞ BİR KADININ PSİKOLOJİSİ…. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/shirley-valentinein-renkli-hikayesi/">Shirley Valentine’in Renkli Hikayesi&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde Trump Gösteri Merkezi’nde, Sumru Yavrucuk’un sahnelediği, yönetmenliğini de üstlendiği “Shirley” oyununu izleme fırsatına eriştim. Shirley, 1980’li yıllarda İngiliz yazar Willy Russell’in “Shirley Valentine”  adıyla kaleme aldığı eserinden, günümüze uyarlanmış ve tek kişilik sergilenip, iki perdeden oluşan, ağırlıklı komedi barındıran bir tiyatro oyunudur. Öncelikle konunun içeriğinden biraz bahsedelim…</p>
<figure id="attachment_12134" aria-describedby="caption-attachment-12134" style="width: 376px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/SHİRLEY-OYUN-YAZISI.jpg"><img class="wp-image-12134" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/SHİRLEY-OYUN-YAZISI.jpg?resize=376%2C526" alt="Shirley Oyun / Sumru Yavrucuk" width="376" height="526" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/SHİRLEY-OYUN-YAZISI.jpg?w=540&amp;ssl=1 540w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/12/SHİRLEY-OYUN-YAZISI.jpg?resize=214%2C300&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 376px) 100vw, 376px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-12134" class="wp-caption-text">Shirley Oyun / Sumru Yavrucuk</figcaption></figure>
<p><strong>SOSYAL HAYATTAN SOYUTLANMIŞ BİR KADININ PSİKOLOJİSİ….</strong></p>
<p>Sumru Yavrucuk bu oyunda başta Shirley Valentine olmak üzere, hikâyenin içinde adı geçen tüm karakterlere kendisi hayat veriyor.  40’lı yaşlarında bir kadının kocasıyla yabancılaşmış, günlük hayatının sıkıcılığından kurtulmak isteme yolculuğunu mizahi ve akıcı bir dille izleyiciye sunuyor. Oyunun sahne geçişlerinde çalan müzikler de adeta konuyla bütünleşiyor, kendinizi bir seyirciden ziyade kurgunun içinde hissedebiliyorsunuz. Konu genel hatlarıyla duygulu sahneler içermese de, özellikle bir kadın seyirciyseniz, karakterin repliklerinden, mimiklerine kadar dikkatli izlediğinizde içinde yaşadığı psikolojiyi anlamanız ve empati kurmanız kolay olacaktır. Yıllarca kendini sadece evine, kocasına ve çocuklarına bağlayan, bunun için de sadece onlarla olan diyaloglarıyla konuşan bir kadının öyküsüne şahit oluyorsunuz. Aynı zamanda,  rutin giden yaşamından bunaldığı için eline geçen bir uçak biletiyle yeni maceralara koşarken kendini buluyor. O bilet eline geçene dek, rengârenk dekorlarla süslenmiş mutfağında şarap içerken, yaşına ve enerjisine göre, hayatındaki kişilerin ne kadar az olduğunu ses verdiği karakterlerden anlayabiliyorsunuz. Eline bavulunu alıp tatile çıkmaya hazırlanırken, sinirlenip mutfak masasını anlık bir hızla dağıttığı dakikalar , oyunun en etkileyici sahneleri arasında yerini buluyor. Aslında, o an Shirley’in içinde yıllardır hapsolan birikmişliği nasıl dışa vurduğuna ifade ediyor. Bunca zaman kendini arkadaşlarından, sosyal hayatından soyutladığı için belki de kendine kızdığını vurguluyor. Bir kadın olarak, kocasının sözünden çıkmayan, özgürlüğünün kısıtlanmasına uzun yıllar izin verdiği için kendini piyon gibi hissediyor.  Masayı dağıttığı dakikalar, kimine göre ailesine patladığı an olarak nitelendirilse de, özünde Shirley’in sorunu kendiyleydi. Her izleyicinin görüşü farklıdır ama ben böyle yorumladım…</p>
<p><strong>Oyunun İzleyiciye Görsel Olarak Yansıtılışı ve İkinci Perde..</strong></p>
<p>Sahne, oda tiyatrosuna kıyasla geniş bir oyun salonu içerisinde yer aldığı için, görsel konusunda sınırlaması da yoktu. Renkli mutfak dolapları, buzdolabının üstünde yer alan aksesuarlar, Shirley’in çocuklarının fotoğrafları, tezgahların üstündeki şarap şişesi oyunu estetik açıdan izleyiciye sıcak sunan unsurlar arasında yer alıyor. İkinci perdeye geçildiğinde, sahnedeki dekorlarda değişiyor.  Shirley, Türkiye’de Bodrum’a geldiği için bir tekne, şezlong, loş tatil ışıkları ve arka planda Bodrum’un simgesi olan beyaz ev görselleri birbiriyle bütünleşiyor. Bu perde de ilk bölümden çok farklı bir Shirley izlemeye hazır olun diyebilirim. Çünkü dört duvar arasından kendini kurtarmış, yeni kişilerle tanışmış ve özgürlüğünün tadını çıkaran bir kadın figürü izleyeceksiniz…..</p>
<p>Sonuç olarak Shirley, herkesin özellikle de kadın seyircilerin mutlaka izlemesi gereken eserler arasında yerini buluyor. Aralık sonuna kadar Trump Gösteri ve Sanat Merkezi’nde seyredebilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/shirley-valentinein-renkli-hikayesi/">Shirley Valentine’in Renkli Hikayesi&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/shirley-valentinein-renkli-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12132</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Toplumda Eski Türk Dizilerine Duyulan Özlem Ve Günümüzdeki Yapımların Geçmiştekiler Kadar İlgi Görmemesine Bakış…</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/toplumda-eski-turk-dizilerine-duyulan-ozlem-gunumuzdeki-yapimlarin-gecmistekiler-kadar-ilgi-gormemesine-bakis/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/toplumda-eski-turk-dizilerine-duyulan-ozlem-gunumuzdeki-yapimlarin-gecmistekiler-kadar-ilgi-gormemesine-bakis/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 31 Aug 2017 21:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10661</guid>
				<description><![CDATA[<p>Günümüzde, yeni dizilerin izlenme oranı eski dizilerimize oranla oldukça düşük bir rakam içeriyor. Her dönem aynı anda pek çok dizi ekranlardaki yerini alıyor. Ancak sadece birkaçı uzun soluklu olma şansına erişebiliyor. Peki, neden artık Türk dizileri 90 lı yıllardaki kadar ilgi görmüyor ve pek çok kişi yabancı dizilere yöneliyor? Eski Türk dizilerine olan özlem neden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/toplumda-eski-turk-dizilerine-duyulan-ozlem-gunumuzdeki-yapimlarin-gecmistekiler-kadar-ilgi-gormemesine-bakis/">Toplumda Eski Türk Dizilerine Duyulan Özlem Ve Günümüzdeki Yapımların Geçmiştekiler Kadar İlgi Görmemesine Bakış…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde, yeni dizilerin izlenme oranı eski dizilerimize oranla oldukça düşük bir rakam içeriyor. Her dönem aynı anda pek çok dizi ekranlardaki yerini alıyor. Ancak sadece birkaçı uzun soluklu olma şansına erişebiliyor. Peki, neden artık Türk dizileri 90 lı yıllardaki kadar ilgi görmüyor ve pek çok kişi yabancı dizilere yöneliyor? Eski Türk dizilerine olan özlem neden bu kadar arttı? Şimdi bu sorulara yanıt arayalım….</p>
<p><strong>UZUN DİZİ SÜRELERİ VE KLİŞE İŞLENEN KONULAR…</strong></p>
<p>Dizi sürelerinin geçmişe göre uzun olması, eskisi kadar ilgi almamasının bir nedeni olarak gösterilebilir. 90 lı yıllarda ve 2000’li yılların başında, bir dizinin gösterim süresi 45 dakika olup 1 saati geçmiyordu. Şimdi televizyonu açıp bir diziye başladığımızda, reklamlarla birlikte 2 saatten az sürmüyor. Pek çok dizinin yeni bölümlerden önce, özetinin verilmesini de göz önünde bulundurursak, süre 3 saate kadar uzayabiliyor. Bu durum da izleyiciyi doğal olarak sıkıyor. Üstelik o kadar uzun süre ekrana bakmak, beyin anlamında da, göz anlamında da yorucu oluyor. Konu ve içerik bakımından da, Türk dizilerinde eskisi kadar yaratıcılık ve izleyiciyi ekrana kilitleyen unsurların yeterli olmaması da, göz ardı edilmemelidir. Örneğin, yaz dönemine geldiğimizde hemen hemen her kanalda aynı tip diziler görüyoruz. Yazlık mekânda tanışan çift kış zamanı İstanbul’a geliyor. Klişe konu olarak da onları ayırmaya çalışan aile ya da arkadaşlar seçiliyor. Böyle dizilerin çoğu yazın belli bir kitle tutturuyor. Ama ne yazık ki kışın aynı başarıyı hepsi sürdüremiyor. Bir analiz yaptığımızda, içinde, komedi unsurunun ağırlıkta olduğu diziler daha uzun soluklu olma şansına erişebiliyor. Çünkü seyrederken izleyici, “Acaba o nasıl bir kötülük yapacak. Bu sefer söyleyebilecek mi.” Diye gerilmiyor. İşin içine entrikanın karıştığı diziler artık eskisi kadar ilgi görmüyor. Dizi sürelerinin uzun olmasının yanında, konularında sakız gibi uzatılması ve başka yerlere çekilmesi izleyiciyi sıkan unsurlar arasında yer alıyor. Yaratıcılık eksikliğinin acı bir şekilde gözler önüne serildiğine işaret ediyor. Son dönemlerde televizyondaki çoğu yapımın kendi üretimimiz değil de, başka ülkelerden uyarlama olması da, bu durumun en iyi kanıtıdır. İzleyiciler artık yabancı dizilere kaydığı için, Türk senaristler oralardan uyarlama yapmak zorunda kalıyor. Ancak uyarlanan yapımlar, bir zaman sonra maalesef klişe Türk senaryolarının kurbanı olmaktan da kurtulamıyor. Yabancı diziler, hem süre bakımından daha kısa ve konu işleyiş tarzları bizden çok farklı olduğu için son yıllarda çok tercih ediliyor. İnternette yabancı dizilerin yüklü olduğu herhangi bir web sitesini açtığınızda, milyonlarca izlenme oranı görebiliyorsunuz. Ayrıca, Türk izleyiciler tarafından gayet olumlu yorumlar da bulmanız mümkün oluyor… Bu dizilerin sosyal medya sayfalarında da Türk izleyicilerin yoğunluğu göz ardı edilemez unsurlar arasında yer alıyor.</p>
<p>Şimdiki televizyon dizileriyle, geçmişi özellikle de 90’lı yılları karşılaştırdığımızda aralarında her yönden bir sürü fark bulmak mümkün oluyor. Günümüzde bir akşamı özet artı yeni bölümle birlikte bir diziyle kapatırken, eskiden bir akşam da iki ayrı dizi izleyebiliyorduk. Saat sekizde dizilerin ilki başlayıp dokuzda biterken, arkasından ikincisi yayına girerdi. Gece saat on buçuğu bulduğunda iki dizininde gösterimi bitmiş olurdu. Süreler kısa olduğu için <strong>izleyicilerin</strong> algıları da o kadar yorulmaz, ikinci diziyi tercihlerine göre izlemeyebilirlerdi.</p>
<p><strong>ESKİ DİZİLERDE AİLE KAVRAMININ BASKINLIĞI İZLEYİCİLERİN GEÇMİŞE ÖZLEM DUYMASININ NEDENLERİNDEN BİRİ…</strong></p>
<p>90’lı yılların yapımlarına dönüp baktığımızda, konu açısından da daha yaratıcı eserler bıraktığımızı anlayabiliyoruz. Aile , dostluk birlik ve beraberlik kavramının daha ön planda olduğu yapımlara imza atıyorduk. Ayrıca dram içeren dizilerde bile bir komedi unsuru vardı. Konular şimdiki gibi uzatılmaz, reyting için diziler şekil değiştirmez ve tadında bırakmak için zamanında bitirilirdi. Sadece konusu ağırlıklı komedi ya da sitcom olan diziler yıllarca sürüyordu. Her bölüm farklı ve güncel konular işlendiği için uzun sürmesi izleyicinin hoşuna gidiyordu. Bu durum günümüzde de değişmedi. Sitcom içerikli diziler hala devamlılığını sürdürüyor. Örnek verirsek, Çocuklar Duymasın yıllar sonra kaç kere yeniden başladı ve her defasında da reyting rekorları kırmaya devam ediyor. Çünkü içinde entrika yok, gerilim yok günümüzdeki popüler konuları mizahi bir dille işliyor.</p>
<p><strong>Sosyal Medyada Eski Dizilere İlgi Artması…</strong></p>
<p>Youtube da eski diziler yüklendiğinde altında binlerce yorum yazılıyor. “Şimdi böyle diziler kalmadı”. Keşke yeniden çekilse.  Çocukluğuma gittim”. Gibi yorumlar buna örnektir. Sosyal medyada eski dizilere ait sayfalar son dönemde oldukça ilgi görmektedir. Herhangi eski dizinin bir bölümü eklendiğinde izleyici hemen devamını istiyor. Tıklanma ve paylaşım rekorları kırıyor. Senarist ve yapımcılar da bu durumun farkında ki farklı isim ve kadrolarla eski dizileri yeniden çekme gibi düşünceleri oluşuyor. İnternette o dizi yeniden başlıyormuş, bu dizi yeniden başlıyormuş gibi haberler bulabiliyoruz. Şimdi eski dizilerden örnekler verelim…</p>
<p><strong>Geçmişten İz Bırakan Örnekler..</strong></p>
<p>90’lı yıllarda en çok iz bırakan dizilerin başında şüphesiz Süper Baba geliyor. Bir babanın tek başına üç çocuğuna sahip çıkması, hem anne hem de baba olması izleyiciyi ekrana çeken unsurlar arasında yer alıyor. İzleyen birçok kişi de “Keşke benim babam da böyle olsa ya da aynı benim babam”. Gibi etkiler bırakıyordu. Ayrıca, o dizideki mahalle esnafı arasındaki birlik ve beraberlik de oldukça seviliyordu. Dizi istense bir iki sene daha belki uzayabilecek nitelikteydi. Fakat tadında bitirilmesi hafızalarda bu kadar güzel yer etmesinin nedenlerinden biridir. O yıllardan benzer örnekler verirsek Mahallenin Muhtarları vardı. Şimdilerde yeniden çekilecek haberleri çıkmaya başladı. Dizi 10 sene sürme başarısını gösterdi. İçinde dram unsuru yok denecek kadar az olmakla beraber, sadece komediden ibaretti. Bıraksalardı 20 belki 30 sene bile devam edebilirdi. Süper babadan farklı olarak, güldürü unsuru fazlaydı. Ancak mahalle, komşuluk, dayanışma, aile kavramlarına ışık tutuyordu. Şimdilerde kimse komşusuyla selamlaşmazken o dizide komşular arkadaşlığın yanında aileden biri gibi gösteriliyordu. Herkes bu dizilerde kendinden bir şeyler buluyordu. Bundan başka, İkinci Bahar, Yılan Hikâyesi, Baba Evi, Hayat Bilgisi gibi verilebilecek pek çok örnek var…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/toplumda-eski-turk-dizilerine-duyulan-ozlem-gunumuzdeki-yapimlarin-gecmistekiler-kadar-ilgi-gormemesine-bakis/">Toplumda Eski Türk Dizilerine Duyulan Özlem Ve Günümüzdeki Yapımların Geçmiştekiler Kadar İlgi Görmemesine Bakış…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/toplumda-eski-turk-dizilerine-duyulan-ozlem-gunumuzdeki-yapimlarin-gecmistekiler-kadar-ilgi-gormemesine-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10661</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ADA TEMALI FOTOĞRAF ÇEKİMLERİ</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ada-temali-fotograf-cekimleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ada-temali-fotograf-cekimleri/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 21 Aug 2017 21:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10520</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bahar mevsimi geldiği zaman Adalardaki turizm şüphesiz artışa geçer. Günübirlik geziler, bisiklet ve fayton turları, piknik ya da mangal yakmak için adalar tercih edilir. Bu zamanlarda sosyal medya profillerinde çok fazla Ada manzaralı fotoğraf paylaşımları aktif olur. Paylaşımlar daha çok amatör çekimler olsa da, fotoğrafçıları da  profesyonel makineleriyle Ada’da ahşap ev, sokak, çiçek, deniz gibi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ada-temali-fotograf-cekimleri/">ADA TEMALI FOTOĞRAF ÇEKİMLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar mevsimi geldiği zaman Adalardaki turizm şüphesiz artışa geçer. Günübirlik geziler, bisiklet ve fayton turları, piknik ya da mangal yakmak için adalar tercih edilir. Bu zamanlarda sosyal medya profillerinde çok fazla Ada manzaralı fotoğraf paylaşımları aktif olur. Paylaşımlar daha çok amatör çekimler olsa da, fotoğrafçıları da  profesyonel makineleriyle Ada’da ahşap ev, sokak, çiçek, deniz gibi detaylı çekimler yaparken görmek mümkündür…</p>
<p>Bahar zamanı, Adalar’da ağaçlar rengarenk çiçekler açar. Sokaklar ve sokakların iki tarafına dizilmiş bahçeli, eski ve ahşap evler daha çok pembe ve mor renkteki çiçeklerle süslenir. Yeşilliklerin de eklenmesiyle cennet gibi bir görünüm verir. Doğal olarak fotoğrafçılara da harika malzemeler çıkar. Yapraklarla ahşap evleri aynı kareye getirip kompozisyon yapılır. Ahşap bir evin çatısıyla ağacın yaprakları gökyüzüyle birleştirilerek çerçeveler oluşturulur. Kadrajlar iyi ayarlandığı takdirde, yapılan fotoğraf kompozisyonları sayesinde çekimin ada değil de başka bir yerde yapıldığını sananlar bile olabilir…Öyleyse şimdi Adalar’da kendi yaptığım fotoğraf çekimlerinden açıklamalı örnekler vereyim.</p>
<p><strong>HEYBELİADA ÇEKİMLERİM</strong></p>
<p>Heybeliada’da çok fazla ahşap ve eski ev bulunuyor. Bir o kadar da yeşillik ve ağaçlar da yerini koruyor. Fotoğrafçılara da doğanın ve eskinin ağırlıkta olduğu  malzemeler çıkıyor&#8230;</p>
<figure id="attachment_10521" aria-describedby="caption-attachment-10521" style="width: 441px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-1.jpg"><img class="wp-image-10521" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-1.jpg?resize=441%2C294" alt="Heybeliada’da çekmiş olduğum bu karede biraz uzak mesafeden evi iki ağacın arasında kadrajladım. Ev siyah bir ahşap ev olduğu içinde ağaçlarla birleşince Karadeniz evi görüntüsü verdi." width="441" height="294" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-1.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-1.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 441px) 100vw, 441px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10521" class="wp-caption-text">Heybeliada’da çekmiş olduğum bu karede biraz uzak mesafeden evi iki ağacın arasında kadrajladım. Ev siyah bir ahşap ev olduğu içinde ağaçlarla birleşince Karadeniz evi görüntüsü verdi.</figcaption></figure>
<figure id="attachment_10522" aria-describedby="caption-attachment-10522" style="width: 356px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-2.jpg"><img class=" wp-image-10522" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-2.jpg?resize=356%2C534" alt="Yaprakları ön plana çıkarıp evi ve ağaçları arka fondan manzaraya dahil ederek bir tema oluşturdum. Ev, en öndeki yapraklar ve onları tamamlayan ağaçların oluşturduğu bir çerçevenin içine yerleşerek, daha doğayla iç içe bir görünüm vermiş oldu. " width="356" height="534" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-2.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-2.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 356px) 100vw, 356px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10522" class="wp-caption-text">Yaprakları ön plana çıkarıp evi ve ağaçları arka fondan manzaraya dahil ederek bir tema oluşturdum. Ev, en öndeki yapraklar ve onları tamamlayan ağaçların oluşturduğu bir çerçevenin içine yerleşerek, daha doğayla iç içe bir görünüm vermiş oldu.</figcaption></figure>
<figure id="attachment_10523" aria-describedby="caption-attachment-10523" style="width: 318px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-3.jpg"><img class=" wp-image-10523" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-3.jpg?resize=318%2C477" alt="Kapısında ve penceresinin önünde rengârenk saksılarla süslenmiş ada evini, gene ağaç yapraklarını odak noktası alarak, birleştirme yaptım. Ağaç yaprakları kapıdaki çiçeklerden dolayı sanki evin bir parçasıymış gibi izlenim uyandırdı…" width="318" height="477" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-3.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-3.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 318px) 100vw, 318px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10523" class="wp-caption-text">Kapısında ve penceresinin önünde rengârenk saksılarla süslenmiş ada evini, gene ağaç yapraklarını odak noktası alarak, birleştirme yaptım. Ağaç yaprakları kapıdaki çiçeklerden dolayı sanki evin bir parçasıymış gibi izlenim uyandırdı…</figcaption></figure>
<p><strong>BURGAZADA ÇEKİMLERİM</strong></p>
<p>Burgazada, Heybeli Ada’ya göre daha küçük bir coğrafyaya sahip. Oraya gittiğim gün Heybeliada’daki kadar ahşap eve denk gelmedim. Ancak yazının başında da bahsettiğim o mor ve pembe rengin ağırlıkta olduğu çiçekler açmış sokakları ve evleri süslemişti. Burgazada’da sıcak mevsimlerde, evlerden çok dar ama şiir gibi sokakları ön plana çıkıyor. Fotoğraf çekmek isteyenlere de harika malzemeler sunuyor…</p>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-4.jpg"><img class="aligncenter wp-image-10526" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-4.jpg?resize=512%2C313" alt="Vapurdan indikten sonra bir cafede oturup çektiğim karelerden biriydi. Önce tekneyi denizle çekmeyi denedim. Sonra bu çiçekleri bulup, teknenin etrafına estetik veren bir çerçeve yaratmayı tercih ettim. Çiçekler ve tekne konulu bir kompozisyon oluştu…" width="512" height="313" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-4.jpg?w=3483&amp;ssl=1 3483w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-4.jpg?resize=300%2C184&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-4.jpg?resize=1024%2C627&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-4.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-4.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Vapurdan indikten sonra bir cafede oturup çektiğim karelerden biriydi. Önce tekneyi denizle çekmeyi denedim. Sonra bu çiçekleri bulup, teknenin etrafına estetik veren bir çerçeve yaratmayı tercih ettim. Çiçekler ve tekne konulu bir kompozisyon oluştu…</p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada-4.jpg"> </a></p>
<figure id="attachment_10528" aria-describedby="caption-attachment-10528" style="width: 356px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada5.jpg"><img class=" wp-image-10528" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada5.jpg?resize=356%2C534" alt="Mor çiçeklerin tema oluşturduğu karelerimden bir tanesi….Ağaçlardan sarkan çiçeklerle arka plandaki evleri birleştirdim. Çiçekler olmasaydı sokak sade bir görünüm verecekti. Yukarıdan dökülmeleri fotoğrafı hem süsledi hem de sanatsal bir duygu yarattı… " width="356" height="534" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada5.jpg?w=2336&amp;ssl=1 2336w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada5.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada5.jpg?resize=683%2C1024&amp;ssl=1 683w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada5.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada5.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 356px) 100vw, 356px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10528" class="wp-caption-text">Mor çiçeklerin tema oluşturduğu karelerimden bir tanesi….Ağaçlardan sarkan çiçeklerle arka plandaki evleri birleştirdim. Çiçekler olmasaydı sokak sade bir görünüm verecekti. Yukarıdan dökülmeleri fotoğrafı hem süsledi hem de sanatsal bir duygu yarattı…</figcaption></figure>
<figure id="attachment_10530" aria-describedby="caption-attachment-10530" style="width: 572px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada6.jpg"><img class=" wp-image-10530" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada6.jpg?resize=572%2C381" alt="Tekneler ve arkalarında yer alan Heybeliada, fotoğrafın da bir adada çekildiğini ele veriyor. Mor çiçekleri flu yapıp, arka plandaki deniz ve tekneler manzarasını netleştirdim. Fotoğraf, insanda adaya gitme isteği canlandıran bir duygu yaratabilir… " width="572" height="381" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada6.jpg?w=3504&amp;ssl=1 3504w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada6.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada6.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada6.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada6.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada6.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 572px) 100vw, 572px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10530" class="wp-caption-text">Tekneler ve arkalarında yer alan Heybeliada, fotoğrafın da bir adada çekildiğini ele veriyor. Mor çiçekleri flu yapıp, arka plandaki deniz ve tekneler manzarasını netleştirdim. Fotoğraf, insanda adaya gitme isteği canlandıran bir duygu yaratabilir…</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rengarenk çiçekler Burgazada’nın can damarı diyebiliriz. Sıcak mevsimlerde, çiçeksiz bir sokak bile bulmanız neredeyse imkansız görünüyor. Fotoğraf çekmek isteyenlere de en iyi malzemeyi bu çiçekler çıkarıyor. Beyaz evlerle normal bir sokak gibi dururken, mor çiçekler iki ayrı yerden çerçeve ve manzara yaratıyor. Arka plandaki yeşillikleri de es geçemeyiz. Onlar da fotoğrafı sadelikten arındırmaya yardımcı oluyor…..</p>
<p>Sonuç olarak, iki ayrı adada profesyonel fotoğraf çekimleri gerçekleştirdim. Birinde eski ahşap evler ön plandayken, diğerinde sokaklar, iskele, evleri ve sokakları süsleyen çiçekler ön plandaydı. Elimdeki malzemeleri birleştirdiğimde, ortaya çıkan görüntülerde Adalara gitme isteğim arttı diyebilirim.  Çeşitli kompozisyonlar yaratarak, daha sanatsal çekimler ortaya koymanın, başka insanlarında Adalar’a olan gitme isteğinin artacağı düşüncesindeyim…..</p>
<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada7.jpg"><img class=" wp-image-10532 alignleft" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada7.jpg?resize=316%2C474" alt="" width="316" height="474" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada7.jpg?w=2336&amp;ssl=1 2336w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada7.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada7.jpg?resize=683%2C1024&amp;ssl=1 683w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada7.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/Ada7.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 316px) 100vw, 316px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Rengarenk çiçekler Burgazada’nın can damarı diyebiliriz. Sıcak mevsimlerde, çiçeksiz bir sokak bile bulmanız neredeyse imkansız görünüyor. Fotoğraf çekmek isteyenlere de en iyi malzemeyi bu çiçekler çıkarıyor. Beyaz evlerle normal bir sokak gibi dururken, mor çiçekler iki ayrı yerden çerçeve ve manzara yaratıyor. Arka plandaki yeşillikleri de es geçemeyiz. Onlar da fotoğrafı sadelikten arındırmaya yardımcı oluyor…..</p>
<p>Sonuç olarak, iki ayrı adada profesyonel fotoğraf çekimleri gerçekleştirdim. Birinde eski ahşap evler ön plandayken, diğerinde sokaklar, iskele, evleri ve sokakları süsleyen çiçekler ön plandaydı. Elimdeki malzemeleri birleştirdiğimde, ortaya çıkan görüntülerde Adalara gitme isteğim arttı diyebilirim.  Çeşitli kompozisyonlar yaratarak, daha sanatsal çekimler ortaya koymanın, başka insanlarında Adalar’a olan gitme isteğinin artacağı düşüncesindeyim…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ada-temali-fotograf-cekimleri/">ADA TEMALI FOTOĞRAF ÇEKİMLERİ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ada-temali-fotograf-cekimleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10520</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Çekilen Töre Konulu Yapımlara Bakış ve Gösterilmeyen Özellikler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/guney-dogu-anadolu-bolgesinde-cekilen-tore-konulu-yapimlara-bakis-gosterilmeyen-ozellikler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/guney-dogu-anadolu-bolgesinde-cekilen-tore-konulu-yapimlara-bakis-gosterilmeyen-ozellikler/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 06 Jun 2017 08:13:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9446</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#160; TÖRE NEDİR? Öncelikle, film ve dizilerde sık olarak reyting malzemesi olarak kullanılan,her seferinde de kan davası merkezli işlenen “töre” kelimesinin anlamına bakmamız gerekir. Töre; bir toplumdaki gelenek (örf), görenek (adet) ve ahlak kurallarının tümüne verilen isimdir. Başka bir deyişle, toplumun ortak bir şekilde kabul ettiği, benimsediği gelenek göreneklerin, alışkanlıkların ve ahlak kurallarının hepsini ifade etmektedir. Aslında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/guney-dogu-anadolu-bolgesinde-cekilen-tore-konulu-yapimlara-bakis-gosterilmeyen-ozellikler/">Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Çekilen Töre Konulu Yapımlara Bakış ve Gösterilmeyen Özellikler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h2>TÖRE NEDİR?</h2>
<p>Öncelikle, film ve dizilerde sık olarak reyting malzemesi olarak kullanılan,her seferinde de kan davası merkezli işlenen “<strong>töre</strong>” kelimesinin anlamına bakmamız gerekir. <em>Töre</em>; bir toplumdaki gelenek (örf), görenek (adet) ve ahlak kurallarının tümüne verilen isimdir. Başka bir deyişle, toplumun ortak bir şekilde kabul ettiği, benimsediği gelenek göreneklerin, alışkanlıkların ve ahlak kurallarının hepsini ifade etmektedir. Aslında açıp araştırdığınızda töreyle ilgili o kadar çok tanım ve açıklama buluyorsunuz ki,bize yansıtılandan farklı olduğunu anlıyorsunuz. Başka bir kaynak da, törenin sosyal bütünleşmenin bir kaynağı olduğunu vurguluyor. Normatif bütünleşmenin temel kaidelerini törenin sunduğunu ifade ediyor. Yani, geleneği temsil etmesinden törenin etkilerinin doğduğu görülüyor. Türklerde ise törenin, sosyal yaşamı düzenleyen kaideler bütünü olduğunu söyleyebiliriz. Kişiler ve zümreler arası münasebetleri düzenleyen ve idarecilerle idare edenler arasındaki işleri, hak ve vazifeleri belirten usulleri ifade etmektedir. Ancak töre hükümleri değişmez kalıplardan oluşmamaktadır. Bir sosyal hukuk-i normlar toplamı olarak töre, çevre ve imkanlara uygun yaşayabilmenin gerekli gördüğü yeniliklere açıktır. Üstelik, töre kavramı yalnızca geçmişteki yaşanmışlıklardan da ibaret değildir. Farklı boyut ve unsurlarıyla bugün de yaşandığını görmekteyiz. Çünkü töre devleti ayakta tutan ve güçlü yapan bir yapı olarak ifade edilmektedir. Fakat ne yazık ki, günümüzde töreyle ilgili gözler önüne serilen yapımlar gerçekleri yansıtmaktan oldukça uzaktır. O halde şimdi törenin kişilere ve topluma yansıtılma şekline geçebiliriz&#8230;</p>
<figure id="attachment_9458" aria-describedby="caption-attachment-9458" style="width: 244px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/töre-1.png"><img class="wp-image-9458 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/töre-1-244x300.png?resize=244%2C300" alt="TÖRE TOPLUMA NASIL YANSITILIYOR?" width="244" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/töre-1.png?resize=244%2C300&amp;ssl=1 244w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/töre-1.png?w=347&amp;ssl=1 347w" sizes="(max-width: 244px) 100vw, 244px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9458" class="wp-caption-text">TÖRE TOPLUMA NASIL YANSITILIYOR?</figcaption></figure>
<h2>TÖRE TOPLUMA NASIL YANSITILIYOR?</h2>
<p>Günümüz dizi ve filmlerinde hala görmekteyiz ki, <strong>töre</strong> genellikle kan davasından ibaretmiş gibi topluma gösteriliyor. Kan davası yüzünden iki ailenin birbirine düşman olması ve öldürmesi ya da “töre” kalıbı altında ailenin kızın istemediği bir aşiret ağasıyla evliliğe zorlanması doğu dizilerinin ana konusu haline gelmiş durumdadır. Özellikle Mardin, Urfa, Gaziantep çevresinde çekilen dizilerin tümünde töreden başka bir imge bulmak neredeyse imkansız oluyor. <strong>Törenin Türk dizi ve filmlerinde yanlış lanse edilmesi, kadına şiddeti, haksız yere işlenen cinayetleri halka teşvik ediyor.</strong> Dolayısıyla toplumdaki şiddet ve katliam olayları artıyor. Bunun yanı sıra insanlar töreyi yanlış öğrendikleriyle kalıyor. Bir konuşma esnasında töre lafı geçtiğinde akla ilk doğudaki diziler, zorla evlendirmeler, evlenmemek için memleketinden başka yerlere göç eden kızlar, kan davaları geliyor. Bu ilkel geleneklerin aslında kendilerine töre ismini koyduğunu söyleyebiliriz. Çünkü tarihe baktığımızda, töre kavramının anlamına, ayrıntılarına ve geçmişini incelediğimizde doğuda bize lanse edilen görüntülerle alakası olmadığını görebiliyoruz. “Töre yeniliklere açıktır” eklentisiyle birlikte törenin günümüzde bize yansıtılan haline bakmak bunu anlamak için bir örnektir. Çünkü hiçbir dizide törenin yeniliklere açık olduğunu söyleyemeyiz. Aksine aynı yanlış ve ilkel kalıplar içerisinde sınırlı kaldığı konusunda pek çok kişinin aynı fikirde olma ihtimali yüksektir. Bu tür yapımlar, töreyi halka yanlış göstermekle kalmayıp, ülkemizin en nadide bölgelerinden olan, Doğu yöresine karşı da insanda bir ön yargı oluşturuyor. Çünkü ne zaman o bölgelerde çekilen bir dizi görsek, konusu hiç değişmiyor. <em>Töre cinayetleri</em> ya da <em>zorla evlendirme</em>lere şahit oluyoruz. Dolayısıyla kişilerde, Doğuʼda töreden, cinayetten ve aşiret ağalarından başka bir şey yok mu düşüncesi oluşuyor. O halde şimdi de o bölgelerin kişilere gösterilmeyen taraflarına değinelim&#8230;<strong> Güney Doğuʼnun Medyaʼda Yansıtılmayan Güzellikleri&#8230;</strong> Güney Doğu yöremiz tarihimizde önemli kalıntı ve güzelliklere sahiptir. Turizm açısından Akdeniz ve Egeʼden çok bir farkı yoktur. Ancak ülkemizde reyting her şeyden önce geldiği için ne yazık ki oralarda çekilen dizi ve filmlerde bu çok köklü tarihi güzellikler es geçiliyor. Ülkemizde töre odaklı dizi ve filmler daha çok Mardin Urfa ve Gaziantep yöresinde çekiliyor. Ancak bu yörelerin halka gösterilmeyen taraflarına baktığımızda hem sağlam temelli bir tarihi geçmiş ve pek çok doğal güzellik görmekteyiz. Şanlıurfa, Mezopotamyaʼnın en eski yerleşim birimlerinden olmasının yanında, efsaneleriyle öne çıkan şehir olma özelliğine de sahiptir. Aynı zamanda peygamberler kenti olarak da bilinir. Hz. İbrahim Mağarası, Balıklı Göl gibi efsanevi mekanlara ev sahipliği yapması buna etkendir. Ayrıca, başka bir tarihi kalıntısı olan Urfa Kalesiʼnin merdivenlerinden şehir tepeden görünebilme özelliğine sahiptir. Buna ek olarak, Şanlıurfa dünya tarihinin şimdiye dek keşfedilmiş en eski tapınağı olan Göbeklitepeʼyi coğrafyasında taşıyor.</p>
<figure id="attachment_9461" aria-describedby="caption-attachment-9461" style="width: 632px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/antep.png"><img class="size-full wp-image-9461" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/antep.png?resize=632%2C340" alt="Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Çekilen Töre Konulu Yapımlara Bakış ve Gösterilmeyen Özellikler" width="632" height="340" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/antep.png?w=632&amp;ssl=1 632w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/06/antep.png?resize=300%2C161&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 632px) 100vw, 632px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9461" class="wp-caption-text">Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Çekilen Töre Konulu Yapımlara Bakış ve Gösterilmeyen Özellikler</figcaption></figure>
<p>Gaziantepʼe geldiğimizde, 1700 metrekare genişliğindeki mozaik alanıyla dünyanın en büyük müzesi olan Zeugma Mozaik Müzesi akla gelen ilk tarihi güzellikler arasında yerini koruyor. Üstelik, büyüleyici avlusuyla tarihi Beyaz Han, Antep işi el işlerinin görülebileceği Zümrüt Han, Zincirli Bedesten ve Bakırcılar Çarşısı görülmesi gereken yerler arasında bulunuyor. Gelelim dizi ve filmlerde belki de en çok çekim alanı olarak kullanılan Mardinʼe. Mardin ülkemizde en çok töre malzemesi şehri olarak kullanılan yer olma özelliğini koruyor. Bu yüzden de geçmişi ve güzellikleri es geçilebiliyor. Mardin Güney Doğu Anadoluʼnun Dicle bölümünde yer almasıyla beraber, bölgenin tarihi açısından en eskiye dayanan şehirlerinden biridir. Kendine özel mimari yapısı, kayalıklarla birleşmiş büyüleyici görünümüyle geleneksek Mardin evleri insanı etkileyen bir yapıya sahiptir. Ayrıca, televizyonda lanse edilenden zıt olarak, değişik kültürdeki insanların bir arada uyumla yaşamasının ortaya çıkardığı çeşitlilik de şehre güzellik katan unsurların başında gelmektedir. Şehir pek çok tarihi güzelliğe ev sahipliği yapmaktadır. Darülzefaran Manastırı, Zinciriye ve Kasimiye Medreseleri görülmesi gereken tarihi yerlerden sadece birkaçıdır. Üstelik, Mezopotamyaʼda yaşamış eski medeniyetlerin izlerini ziyaret etmek için şehrin dışında kalan Dara Harabeleriʼde “Mardin” denince es geçilmemesi gereken yerler arasında bulunuyor&#8230;. Gördüğünüz gibi Güney Doğu Bölgesi turizm ve tarihi güzellik açısından, Parisʼten, Romaʼdan, Antalyaʼdan, çok farklı gözükmüyor. Üzerine gidilip iyice derine inilse bu saydığım şehirleri sollayacak şeyler de bulunabilir. Ama töre kavramı kalıplaşmış bir şekilde Doğuʼya öyle bir bütünleşmişki, ne yazık ki insanların aklına bu güzellikler gelemeyebiliyor. Ülkemizde törenin yanlış lanse edilmesi kadına şiddeti ve cinayetleri artırdığı gibi, televizyonda gördüğümüz kan davaları, cinayetler ve tecavüzler yüzünden de oraları gidip görme isteği de ister istemez soğuyabiliyor. &#8220;Doğu&#8217;da töreden başka bir şey yok mu&#8221; ? sorusunu kendimize sorabiliyoruz. Şiddet unsuru çok fazla prim yaptığı için de senarist ve yapımcıların aklına başka bir şey gelmiyor. Sırf reyting artsın diye en alakasız yapımlarda bile ucundan töreyi ve Doğu bölgelerini görebiliyoruz. Bu bölgeleri görme isteği uyandırıcı yapımlara da imza atılabilir. Töreyi es geçip sadece oraların turizmini ve gerçek tarihini öne çıkaran sanatsal yapımlar olabilir. Dram yerine komedi unsuruyla beslenen yapımlar da çekilebilir. Ancak şiddet, cinayet, tecavüz, zorla evlendirme kadar ilgi görmeyip belki 3 bölümde yayından kaldırılacağı için kimse risk almak istemiyor. Bu durum da ülkemizin şiddetten, çocuk gelinlerden ve <strong>törenin yanlış lanse edilmesi</strong>nden ne kadar çok beslendiğini acı bir şekilde gözler önüne sermiş oluyor&#8230;.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/guney-dogu-anadolu-bolgesinde-cekilen-tore-konulu-yapimlara-bakis-gosterilmeyen-ozellikler/">Güney Doğu Anadolu Bölgesinde Çekilen Töre Konulu Yapımlara Bakış ve Gösterilmeyen Özellikler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/guney-dogu-anadolu-bolgesinde-cekilen-tore-konulu-yapimlara-bakis-gosterilmeyen-ozellikler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9446</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanal Gerçekler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanal-gercekler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanal-gercekler/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 14 Mar 2017 05:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Bakırköy Bizim Sahne]]></category>
		<category><![CDATA[Ebru Sarıtaş]]></category>
		<category><![CDATA[İstasyon Sahne]]></category>
		<category><![CDATA[oda tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[romantik komedi]]></category>
		<category><![CDATA[romantik komedi tiyatro türü]]></category>
		<category><![CDATA[Sezer Soykök]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8519</guid>
				<description><![CDATA[<p>Romantik komedi konulu yapımlar her zaman ilgimi çekmiştir. Bu kategoride daha çok film izlemeyi tercih ederdim. Ancak, geçtiğimiz günlerde tiyatroda canlı olarak izleme fırsatı elde ettim. Kadıköy İstasyon Sahneʼde, Sanal Gerçekler adında bir oyuna gittim. Adından da anlaşılabileceği gibi oyun, sosyal medya üzerinde  tanışıp, evlenen  bir  çiftin gündelik  yaşamını ve birbirleriyle  olan  ilişkilerini  komik bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanal-gercekler/">Sanal Gerçekler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Romantik komedi</strong> konulu yapımlar her zaman ilgimi çekmiştir. Bu kategoride daha çok film izlemeyi tercih ederdim. Ancak, geçtiğimiz günlerde tiyatroda canlı olarak izleme fırsatı elde ettim. Kadıköy İstasyon Sahneʼde, <strong>Sanal Gerçekler</strong> adında bir oyuna gittim. Adından da anlaşılabileceği gibi oyun, sosyal medya üzerinde  tanışıp, evlenen  bir  çiftin gündelik  yaşamını ve birbirleriyle  olan  ilişkilerini  komik bir dille yansıtıyordu. Her evde, birçok çiftin yaşayabileceği diyalogları, tartışmaları ve sorunları sahneye taşıyordu. Öyleyse şimdi oyunun biraz içeriğinden bahsedelim ve kafanızda oluşabilecek “Niçin izlemeliyim?”, sorusuna yanıt   arayalım.</p>
<figure id="attachment_8521" aria-describedby="caption-attachment-8521" style="width: 519px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/istasyon-sahne-sanal-gercekler.jpg"><img class="wp-image-8521 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/istasyon-sahne-sanal-gercekler.jpg?resize=519%2C692" alt="Sanal Gerçekler iki kişilik ve iki perdelik oyundan oluşuyor." width="519" height="692" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/istasyon-sahne-sanal-gercekler.jpg?w=519&amp;ssl=1 519w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/istasyon-sahne-sanal-gercekler.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 519px) 100vw, 519px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8521" class="wp-caption-text">Sanal Gerçekler iki kişilik ve iki perdelik oyundan oluşuyor.</figcaption></figure>
<p><strong>Sanal Gerçekler</strong> iki kişilik ve iki perdelik oyundan oluşuyor. Özlem ve Tarık sosyal medyada tanışıp evlenmiş bir çifttir.  Tarıkʼın sakin mizaçlı gibi görünmesine rağmen yer yer beklenmedik çıkışlar yapabilen, Özlemʼin ise tam tersi oldukça dominant  ama  zamanı  geldiğinde duygusallığını derin etkilerle gün yüzüne çıkaran bir karakteri var. Romantik  komedi  tarzı yapımlar kimilerine  basit gelir.  Ancak sinemadan farklı olarak tiyatroda karakterler, her bir özelliklerini, sahnede daha  belirgin  hissettirerek  ve yaşayarak  oynuyor. Ayrıca, çoğu sahnede o kadar çok gülüyorsunuz ki iki saatin nasıl geçtiğini bile anlamıyorsunuz. Bu durum, oyunun konusu kadar, karakterleri yaşatan oyuncularında başarısını es geçmemeyi gerektiriyor. Oyunun içeriğine geldiğimizde, herkesin kendi hayatından bir şeyler bulma ihtimalinin yüksek olduğunu söyleyebilirim. İnternette tanışan bir çiftin ilişkisinin  derinliklerini  anlatıyor  ama  güldürdüğü kadar duygulandırdığı sahnelerde yerini koruyor. Her şeyden önce ben bu oyunu izlerken, eğlendirici tartışma sahnelerinde de, kavga sahnelerinde de, duygusal yerlerde de Özlem ve Tarıkʼın birbirini gerçekten sevdiğine inandım diyebilirim. Öyle anlar geliyor ki, karakterlerle ilgili şüpheye düşebiliyorsunuz. “Bunlar neden evlenmiş” diye sorgulayabiliyorsunuz. Fakat şunu söylemeliyim ki oyunu izlemeye giderseniz, süslenmiş müzik geçişlerinin de etkisiyle, sürükleyici ve gizemli bir film izler gibi devamını merak edeceksiniz. Hem eğlenecek hem de hüzünleneceksiniz. Özellikle oyunun sonlarına doğru bir sahne varki, her iki oyuncu da iliklerine kadar yaşayarak oynamış&#8230;..</p>
<figure id="attachment_8523" aria-describedby="caption-attachment-8523" style="width: 816px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/sanal-gercekler-oyunu.jpg"><img class="size-full wp-image-8523" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/sanal-gercekler-oyunu.jpg?resize=640%2C480" alt="Eğer evliyseniz, belki de tam da bizim hayatımızı yansıtıyor diye düşüneceksiniz. Çünkü oyun insanın günlük hayatından çok fazla parça işliyor. " width="640" height="480" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/sanal-gercekler-oyunu.jpg?w=816&amp;ssl=1 816w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/sanal-gercekler-oyunu.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8523" class="wp-caption-text">Eğer evliyseniz, belki de tam da bizim hayatımızı yansıtıyor diye düşüneceksiniz. Çünkü oyun insanın günlük hayatından çok fazla parça işliyor.</figcaption></figure>
<p>Eğer evliyseniz, belki de tam da bizim hayatımızı yansıtıyor diye düşüneceksiniz. Çünkü oyun insanın günlük hayatından çok fazla parça işliyor. Kadının alışverişe düşkünlüğü olsun, erkeğin bu konuda kadınları eleştirmesi olsun, kadının erkeğin ilgisizliğinden   şikayet     etmesi olsun daha aklınıza gelebilecek bir sürü örnek var. Sosyal medyada tanışıp evlenmek birçok kişiye saçma hatta komik bile   gelebilir. Birbirlerinin profil fotoğrafını beğenerek ekleme talebinde bulunup, sonra sohbet aşamasına, ardından görüşüp,  bir süre sonra   da evlendiklerini düşünüyor olabilirsiniz. Ben de gitmeden önce öyle olduğuna inanmıştım. Ancak izleyince hem biraz şaşırdım hem de    bu konuyla ilgili diyaloglarda oldukça eğlendim. Oyun bir çiftin sosyal medyada tanışıp evlenmesinden ziyade kadın erkek ilişkilerini, her iki cinsinde birbirlerinden beklentilerini, isteklerini komik bir dille ele alıyor. Kadınlar ne ister erkekler ne anlar ya da erkekler ne ister  kadınlar ne anlar gibi sorulara yanıtlar bulabileceğinizi  söyleyebilirim&#8230;</p>
<figure id="attachment_8520" aria-describedby="caption-attachment-8520" style="width: 734px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/bizim-sahne-sanal-gercekler.jpg"><img class="wp-image-8520 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/bizim-sahne-sanal-gercekler.jpg?resize=640%2C854" alt="Sanal Gerçekler oyununda Özlem karakterini Ebru Sarıtaş, Tarık karakterini Sezer Soykök canlandırıyor." width="640" height="854" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/bizim-sahne-sanal-gercekler.jpg?w=734&amp;ssl=1 734w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/bizim-sahne-sanal-gercekler.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8520" class="wp-caption-text">Sanal Gerçekler oyununda Özlem karakterini Ebru Sarıtaş, Tarık karakterini Sezer Soykök canlandırıyor.</figcaption></figure>
<p><strong>İstasyon Sahne</strong>, oda tiyatrosu kapasitesinde olduğu  için sahnedeki dekorlar ve görseller sınırlı gözüküyor. Ancak her sahne  geçişi kulağa hoş gelen, insanı dinlendiren müzikallerle süsleniyor. Oyun konu itibariyle kişilerin günlük hayatından izler taşıdığından bu izleri sahnede somutlaştırmayı da ihmal etmemiş. Örnek verecek olursak, oyunun ikinci sahnesi otobüs durağı olarak izleyiciye sunuluyor. Üstelik bu kısmı gerçekçi göstermek adına oyuncuların durak diye oturdukları sandalyelerin yanında gündelik yaşamımızda hep karşılaştığımız, metrobüs ve semtleri gösteren okların bulunduğu bir tabela yer alıyor. Hem somutlaştırmalar hem de oyuncuların sahnelerde rollerini yaşayarak oynamasıyla kendinizi o sergilenen oyunun içindeymiş gibi   hissediyorsunuz&#8230;..</p>
<p><strong>Sanal Gerçekler oyunu</strong>nda Özlem karakterini <em>Ebru Sarıtaş</em>, Tarık karakterini <em>Sezer Soykök</em> canlandırıyor. Üstelik Sezer  Soykök  bu oyunun yazarlığını da yapıyor. Oyunu <em>Kadıköy İstasyon Sahne</em> ya da <em>Bakırköy Bizim Sahne&#8217;</em>de izleme şansı elde edebilirsiniz&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanal-gercekler/">Sanal Gerçekler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanal-gercekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8519</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Kadın Olmak, Kadına Değer Vermek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-kadina-deger-vermek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-kadina-deger-vermek/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 23 Jan 2017 06:54:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ayrımcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet mağduru kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6886</guid>
				<description><![CDATA[<p>Son yıllarda “Kadın Olmak” ile ilgili çok fazla haberler çıktı. Özellikle, ülkemizdeki taciz, tecavüz ve kadın cinayetleri bir hayli artışa geçti. Bu olaylarda da ne yazık ki suçlu görülenler, mağdur ve kurban olmalarına rağmen kadınlar oldu ve onların hayatlarında asla geçmeyecek yaralar bırakan asıl suçlular bir şekilde aklanmayı başardı. Peki neden bu ülkede kadın olmak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-kadina-deger-vermek/">Türkiye’de Kadın Olmak, Kadına Değer Vermek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda “Kadın Olmak” ile ilgili çok fazla haberler çıktı. Özellikle, ülkemizdeki taciz, tecavüz ve kadın cinayetleri bir hayli artışa geçti. Bu olaylarda da ne yazık ki suçlu görülenler, mağdur ve kurban olmalarına rağmen kadınlar oldu ve onların hayatlarında asla geçmeyecek yaralar bırakan asıl suçlular bir şekilde aklanmayı başardı. Peki neden bu ülkede kadın olmak bu kadar zor? Neden mağdur olmalarına rağmen hep suçlu duruma düşenler gene kadınlar? Kadınlarımızın tarihteki yeri ne? Erkek çocuk yetiştirmede kadınların rolü ne kadar önemli? Şimdi bu soruların yanıtlarını arayalım…</p>
<p>Kadın olmak da, erkek olmak da aslında çocukluktan başlar. Dikkat ettiyseniz toplumumuzda genellikle, erkek çocuklarına daha fazla değer verilir. Ülkemizin gelişmemiş ya da az gelişmiş kesimlerinde, eğer bir kadın 5 tane erkek üst üste dünyaya getirdiyse, onu da yüceltmeyi ihmal etmezler. “5 tane aslan gibi erkek doğurdu. “Erkek adamın erkek oğlu olur” gibi kalıplaşmış eski kafa cümleleri hala duyarız pek çok bölgemizde. Bunun örneklerini, pek çok Türk filminde ya da dizilerde de görmek mümkündür. Eğ er bir ailenin hem erkek, hem de kız çocukları olmuşsa erkek yüceltilir, şımartılarak büyütülür. Her bir şeyi yapmasına izin verilir. Ama kız çocuğa aynı değer verilmez. Okumak ister ama aile müsaade etmez çünkü kızdır. Kapıdan dışarı adım atsa babasından ya da annesinden şiddet görür çoğu zaman. Bir erkekle arkadaşça bir sohbeti dahi olsa, aile bunu anlamaz namussuzlukla suçlar. Onlara göre bir erkek ve bir kız asla arkadaş olamaz. Kızın görevi belli bir yaşa geldikten sonra evlenmek ve kocasına kadınlık yapmak, soyunun da devam etmesi için erkek çocuk dünyaya getirmektir. Çünkü, o çocukların annesi de bu şekilde yetiştirilmiştir ve kız evlatlardan birisi düzeni bozmadıkça aynı şekilde gittiği yere kadar gider bu durum. Bu tür aileler tüm yatırımları erkek evlatları üzerine yaparlar. Onlara diledikleri her şeyi eyleme geçirme özgürlüğünü tanırlar. Bir gün evlendirdiklerinde karısı istediği gibi çıkmadı mı, ona hizmette kusur mu ediyor, boşa gitsin derler ya da o şekilde yetiştirildiği için karısını dövdüğüne şahit oluruz çoğu zaman. Daha sonraları, bu durum ileri boyutlara da ulaşabilir ve karısı istemediği halde onunla zorla cinsel temasa geçer. Kızın dünyasını başına yıkmıştır belki ama umru değildir, neticede kocasıdır her bir ş eye hakkı vardır ve büyük ihtimalle kızın ailesi de “O senin kocan” der. Üstelik bir de kocasına erkek evlat veremiyorsa vay o kadının haline. Ne komiktir ki, çocuğun cinsiyetini belirleyen kromozomlar erkekte olmasına rağmen gene kadın günah keçisi ilan edilir. Koca bu kez onun üstüne kuma getirmeyi kendinde hak görür. Erkeğin annesi de sanki oğ lu çok marifetli bir şey yapıyormuş gibi onunla övünür. Kendisinin üstüne de bir zamanlar kuma getirilmiş olma ihtimali yüksektir. Zaten kendisi böyle görüp yetiştirildiği için yanlış olduğu halde aynı muameleyi kendi evlatlarına da yapmıştır&#8230;</p>
<p>Çok nadir bir durumdur ancak, ülkemizin kültürel olarak gelişmemiş ya da az gelişmiş kırsal bölgelerinde, bu zincirleme giden düzeni bozmayı başaran, isyankar kız çocuklarına rastlamak az da olsa mümkündür. Evden okumak için kaçıp dediğini yapan ve iyi bir meslek sahibi olup, sonrasında çocuklarını erkek ya da kız olsun en iyi şekilde yetiştirmeye çalışırlar bu kendini kurtarmayı baş aran kızlar. Çünkü, kendilerinin yaşadıkları zorlukları ve eşitsizliği onlara yaşatmak istemezler. Bu verdiğim örnekler genellikle ülkemizin az gelişmiş kesimlerinden oldu. Ancak gelişmiş kesimlerinde de, erkek çocuklarının daha çok yüceltildiği göz ardı edilmemelidir. Çünkü, kültürel anlamda gelişmiş, gelişmemiş ya da az gelişmiş bölgesi de olsa, erkeklere daha fazla değer verilip yüceltilmesinin nedeni bir yerde tarihseldir. Ataerkil bir toplum olarak yetişmemiz, erkeklerin kadınlar üzerinde fiziksel güçlerini eyleme geçirmesinin ve her şeye hakkı olduklarını düşünmelerinin en belirgin nedenidir. Şimdi konuyu birazda tarihsel ele alalım&#8230;</p>
<p>Tarihi geçmişimizi incelediğimizde, en belirgin dönem İslami dönem ve yayınlanan dizilerinde etkisiyle, Osmanlı dönemi olmaktadır. Türk toplumu İslamiyetin, daha doğrusu İslamiyetin yanlış lanse edilmesinin, etkisi altına girdikten sonra kadınların görevi, aynı yukarıda yazdığım örneklerdeki gibi, sadece evde oturup erkek çocuk doğurmak ve hizmetçilik yapmak olmuş tur. Osmanlı Devletiʼnde de padişahların haremleri ve birden fazla cariyeden çocuk sahibi olmuş ve erkek doğuran cariyelere de gözde olarak bakıldığını günümüzde bile görmekteyiz. Cariyelerin kendi ülkelerinden istekleri dışında zorla saraya getirildiği de bilinen bir gerçektir. Fakat Türk tarihinde kadının yeri ve görevi sadece erkek çocuk doğurmaktan ya da erkeğin zevk unsuru olarak kullanılmasından ibaret değildir. Bunu anlamak için daha da geçmişe gitmek gerekir.</p>
<p>Tarihe şöyle bir göz gezdirdiğimizde, İslamiyetten önceki Türk devletlerinde kadının temel nitelikleri annelik ve kahramanlık olarak lanse edilmekte ve kadın bilinenin aksine savaşabilme, at binme ve silah kullanma güçlerine de sahip olmuştur. Günümüzde bile çok eşlilik gibi ilkel bir kavram gündemdeyken, tarihte Türk ailesinin vazgeçilmez özelliği “Tek eşlilik” olmuştur. Kadınlara, şimdiye nazaran o dönemde nasıl değer verildiğini şu örneklerle açıklayabiliriz. İskitler de kadınlar da savaşçı olarak yetiştirilmiş ve erkeğin yanında savaşa gönderilmiş, Hunlar döneminden itibaren kadın-erkek ayrımcılığı ortadan kalkmış ve kadın erkeğin tamamlayıcısı olarak belirtilmiştir. Selçuklular döneminde, Anadolu Selçuklu Sultanı 2.Kılıç Arslan, kızını Artuklu Hükümdarı Kara Aslanʼın oğlu Nureddin Muhammedʼe vermiş, sonrasında Muhammedʼin başka bir kadınla ilişkisi ortaya çıkmış ve kıza kötü davranmasıyla da, 2.Kılıç Arslan Muhammedʼin topraklarını istila edip çeyiz olarak verdiği kaleleri geri almıştır. Böyle bir olay şimdi az gelişmiş bölgelerimizde olduğunda, ne yazık ki çoğu babanın dediği şey “Erkektir elinin kiri sen artık onun helalisin sever de döver de ” tarzı kalıplaşmış cümleler oluyor ne yazık ki. Bunun nedeni de, tarihte İslamiyetin etkisine girmemizle beraber, kadınlara tanınan hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, İslamiyetin yanlış bir şekilde lanse edilmesi, insanların açıp okumaması, araştırma yapmaması, kendilerini geliştirmemesi, olarak açıklanabilir. Başka bir deyişle, buna inanmak istediklerine inanmak da diyebiliriz aslında. Günümüzde yaşanan tecavüz olaylarında kadınların açık giyindi diye suçlu görülmesi, suçluların ya da bu kafadaki erkeklerin elini kolunu sallayarak gezmesi, kadınları kendine zevk vermek zorunda bir meta olarak görmesi durumu da aynı nedenlere bağlıdır. Halbuki biz kadınlara ilk seçme ve seçilme hakkının verildiği bir ülkeyiz ,ama toplumumuz o eski gelişmemiş kalıplara öyle bir yapışmış ki kadınlarımız hala mağdur olmaktan kurtulamıyor ve gündemdeki, tecavüz ve kadın cinayeti haberleri de azalmak bir yana, her geçen gün artışa geçiyor..Bu tür olayların büyümesinin nedenleri arasında bir de medya ve televizyon dizilerinin etkisinden söz edebiliriz…</p>
<p>Televizyon dizilerine baktığımızda, kadın dayanışması ya da eğ itici nitelik taşıyan diziler çoğunlukla bir şekilde yayından kaldırılıyor. Ancak, iki eşli aşiret ağalarının olduğu, tecavüz ve taciz olaylarının belirgin olduğu diziler nasıl oluyorsa, yayında kalmayı başarıyor. Bu tür dizilerde de hep “erkek elinin kiri” kalıbı belirgin oluyor. Tecavüzlerin işlendiği dizilerde çoğunlukla mağdur ona bu vahşeti yaşatan erkekle evlendirilerek cezalandırılıyor. Çünkü ailenin namusunun bu şekilde temizlenmesi gerektiği mesajı veriliyor. Tecavüzcünün cezalandırıldığı yapımlar da olmuyor değil ama sayıları azi. Ülkemizin değişmez gerçeklerinden biri kadın tecavüzü ve cinayeti ne yazık ki. Bu olayların azalması için televizyonlarda iki kadınlı aşiret ağalarının ya da tecavüz olaylarının iğrenç bir şekilde işlendiği yapımlar yerine, daha halkı eğitici, kadınlarımızı ezdirmeyen ve haklarına ışık tutan yapımlar süreklilik gösterse toplumumuza ışık tutacaktır. Çünkü, tecavüz olaylarının ve kadınların bu olaylarda ezilmekte olduğu yapımlar yayınlandığı sürece topluma kötü örnek olmaktan başka hiçbir işlev taşımaz. Şimdi tecavüz, taciz ve kadın şiddeti olaylarına biraz da, çocukluk ve ergenlik döneminden bakarak ve erkek çocuk yetiştirmede aileye düşen, özellikle de annenin görevinden bahsedelim&#8230;</p>
<p>Çocukluk ve ergenlik döneminde de kızların işi her zaman erkeklerden daha zor olmuştur. Çünkü, kızlar erkeklere nazaran, daha utangaç gözükürler. Ama erkekler daha ergenlik döneminde her bir şeyi açıkça herkesin içinde konuşmaktan çekinmezler. Kendilerini keşfetmeye başlarlar. Kızların bacaklarını ellemeye, eteklerini açmaya çalışıp, bunu yaparken de gayet eğlenirler. Kendilerinde hak görürler. Kızların ne kadar üzüldüğü, kendilerini nasıl hissettiği umurlarında bile olmaz, onlar eğleniyorlardır ya gerisinin bir önemi yoktur. Burada kız mağdur olmasına rağmen kimse erkeklere bir şey demez, kendi hemcinsleri de dahil herkes kızı o duruma düştüğü için suçlar kimi zaman. O derece komik bir hale gelmişizdir. Kızlar ergenliğe ilk girişlerini bile söylemeye utanırlar, çantalarında taşıdıkları pedleri en gizli yerlere koymaya çalışırlar. Aslında utanacak hiçbir şeyleri yoktur. Aksine kendileriyle gurur duymaları gerekir, çünkü çocukluktan genç kızlığa geçiş yapmışlardır. Ama utanmayı tercih ederler, erkeklerin her bir şeyi kendilerinde hak görmesi yüzünden. Bundan başka, o yaşlarda erkekler gibi kızlarda kendilerini keşfetmeye bir şeyleri merak etmeye başlarlar. Sadece, bu konuları erkekler gibi açıkça konuşamazlar. Çünkü, konuştukları zaman alay konusu olacaklarını bilirler. Hele bir de uygunsuz bir şekilde yakalandılar mı, her şey onlar için bitmiştir o zaman. Erkekler, kızlarda dahildir buna, aklınıza gelebilecek her türlü yaftayı yapıştırırlar o kız çocuğuna ve yalnız bırakırlar. Ama erkekler yakalansa onlara gene bir şey olmaz çünkü erkeklerdir, her bir şeye hakları vardır. Erkeklerin daha baskın oldu ğu o eski kalıba öyle bir yapışmışızdır ki bu durum kendini daha o yaşlarda göstermiştir.Aslında es geçilen bir detay vardır. Erkeklerin kendini keşfetme hakkı olduğu gibi kızlarında vardır ve kızların daha zor durumlara düşmesinin nedeni, erkeklerin kendilerinin çekinmeden konuştukları ve eyleme geçirdikleri şeyleri, kızların da yapıyor olmasını kıskanmalarından ve hazmedememelerinden kaynaklanır bir yerde. İşte bu noktaya geldiğimizde erkek anne babalarına özellikle de annelerine çok fazla görev düşüyor.</p>
<p>Anneler erkek çocuk yetiştirirken, karşı cinse değer verilmesi gerektiğini anlatacak ana kişidir. Çünkü erkeği dünyaya getirme yetisine sahip olan cins de bir kadındır ve bunu daha iyi anlatabilecek biri yoktur. Annelerin, erkek çocuklarına kadını ezmeye hakkı ve onun kendinin zevk ve eğlence unsuru olmadığını, erkeklerin olduğu gibi kadınların da kendini keşfetme hakkına sahip olduğu, kadınların erkeklerin kölesi olarak yaratılmadığı, aksine, anne olma yetisine sahip oldukları için bu dünyada kutsal kabul edildikleri, erkeklerin kadınlardan hiçbir şekilde üstün olmadıklarını uygun biçimlerde yetiştirme aşamasında çocuklara aşılaması gerekir. Bu aşılama daha o yaşlarda yapıldığında ülkemizdeki taciz, tecavüz, kadına şiddet ve kadın cinayetleri haberleri de biraz olsun azalmaya başlayacaktır&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-kadina-deger-vermek/">Türkiye’de Kadın Olmak, Kadına Değer Vermek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-kadina-deger-vermek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6886</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Babasız Büyümek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/babasiz-buyumek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/babasiz-buyumek/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 08:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6519</guid>
				<description><![CDATA[<p>Babasız kalmak, zordur kaç yaşında olursak olalım. Hele küçükken ilk kelimelerimizi söylemeye başladığımız zamanlarda eğer bir aile içinde dünyaya gözlerimizi açtıysak, söylediğimiz ilk kelime baba olur. Çünkü söylemesi kolaydır. Sonra baba diye hep peşinden koşar dururuz yıllarca ve bir gün gelir ki  onu sonsuza dek kaybettiğimizi anlarız. Artık yanımızda yoktur. Hayatımızın geri kalanı hep yarım [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/babasiz-buyumek/">Babasız Büyümek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Babasız kalmak, zordur kaç yaşında olursak olalım. Hele küçükken ilk kelimelerimizi söylemeye başladığımız zamanlarda eğer bir aile içinde dünyaya gözlerimizi açtıysak, söylediğimiz ilk kelime baba olur. Çünkü söylemesi kolaydır. Sonra baba diye hep peşinden koşar dururuz yıllarca ve bir gün gelir ki  onu sonsuza dek kaybettiğimizi anlarız. Artık yanımızda yoktur. Hayatımızın geri kalanı hep yarım geçecektir.Bir nevi ikiye bölünmüştür hayatımız. Bazı çocuklar ise, babalarını tanıma fırsatını bile elde edemezler. Ya doğmadan ölmüştür, ya da terk edip gitmiştir bir ihtimal. Ama değişmeyen bir şey vardır ki acı hepsinde aynı acı,boşluk hepsinde aynı boşluktur..</p>
<p>Babasını çok küçük yaşta kaybeden bir çocuğun hisleri başkadır, ergenlik ve  gençlik döneminde kaybedenin başka, yetişkin ya da yaşlıyken kaybedenin başka.. Çünkü bu bahsettiğim kayıpları verenlerin, hepsi birbiriyle kıyaslandığında, babalarını tanıma ya da hatırlama fırsatı bulamayan da var, babalarıyla çok şeyi yaşamaktan mahrum kalanda , yaşamak istediği her şeyi yaşadıktan sonra o kaybı verende var. Hissedilen eksikliğin ve yaşanan acının diğerleriyle kıyaslaması yapılamaz. Tamam babanı kaybettin ama hayat devam ediyor, bu dünyada hem babasız hem annesiz büyüyen kimsesiz bir sürü çocuk var. Bu cümleyi bir avutma</p>
<p>ya da haline şükretmelisin, der gibi söyler çoğu insan. Ama babasızlığın da annesizliğin de haline şükredilecek bir tarafı yoktur. Evet, senin yaşadığından çok daha fena kayıplar veren milyonlarca insan var bu coğrafyada. Onları düşündüğünde, yaşadığın acı ya da hissettiğin boşluk için, belki de sahip olduklarınla haline şükretmediğin için kendini kötü hissedebilirsin gerçekten, ya da “İnsanların sanki tek babasız büyüyen sensin” sözlerini duymak da kendini kötü hissetmene bir neden olabilir. Ama kendinle kaldığında, geçmişteki ve  şimdi  çekilen fotoğraflara baktığın zaman o eksiklik her zaman kendini gösterir işte, ne hissedersen hisset bu böyledir. Bir lokantaya gittiğinde ya da annen evde babanın sevdiği bir yemeği yapıp önüne koyduğunda “Babam bu yemeği çok severdi”  derken bulursun kendini. O lokmaları ağzına her attığında, babanın nasıl iştahla yediğini hatırlarsın. Bundan başka, radyoda babanın sevdiği bir sanatçının şarkıları çıktığında, sen o şarkıları sevmesen bile kanalı değiştirmezsin. Çünkü babanı yanında hissedersin o şarkılarla. Sonra rüyana baban girdiğinde, gerçek gibi gelir, rüyadayken de belki rüya olduğunun farkındasındır ama uyanmak istemezsin işte. Çünkü uyandığında gidecektir..Artık onu tek görebileceğin, sarılabileceğin yer düşlerindir ve umutsuzca her gece düşlerine gelmesini   beklersin..</p>
<p>Çevrendeki insanların, babalarıyla çekildiği resimleri, yaşamaya devam  ettiği  anıları görürsün için gider. Babalar günü geldiğinde hediye alacak, ya da boynuna sarılıp “Babalar günün kutlu olsun iyi ki benim babamsın” diyecek birini bulamamak ve gene çevrendekilerin babalarına sarıldığını görmek yaşadığın boşluğu hatırlatır. Annen yanındaysa, babandan kalan boşluğu o devralmıştır ve sana hem anne hem de baba olmuştur. Gidip onun boynuna sarılırsın. “İyi ki sen varsın anneciğim” dersin. Mezuniyet törenlerinde, başta annen olmak üzere, tüm ailen ve dostların yanındadır, senin başarını ve sevincini paylaşmak için. Onlarla başarını paylaşmaktan mutlu da hissedersin kendini. Mutsuz hissetmek için bir nedeninde yoktur zaten,hem başarmışsındır, hem de yalnız değilsindir. Ama dönüp etrafına baktığında, babalarına sarılan insanları gördüğünde içindeki burukluk yine gün yüzüne çıkar. Benim babam da bir yerlerden beni görüyor, mutlu oluyor diye düşünür avutursun kendini. Sonra akrabalarının, yakınlarının ya da arkadaşlarının nişan ve düğünlerine gittiğinde, bir yanında annesi diğer yanında babası olduğunu gördüğünde bir kıskançlık hissi kaplar içini ister istemez. Çünkü sen zamanı gelip de evlenmeye karar verirsen, seni evden çıkaracak,o gün yüzüne bakıp  sana  sarılıp “Yıllar ne çabuk geçti, büyüdün evleniyorsun ama benim gözümde hala bebeksin” diyecek bir baban yoktur. Hele bir de babanın, çocukları çok sevdiğini biliyorsan ileride bir gün seninde çocuğun olduğunda, dedesini sadece fotoğraflardan bilecek olması içine dokunur. Hep çocuğunla babanı bir arada hayal edersin. Dedesinin onu parka götürdüğünü, oyuncaklar aldığını, oyunlar oynadığını gözünün önüne getirirsin ve gene kaderine isyan ederken bulursun kendini. Keşke babam hayatta olsaydı, torununu sevseydi, onunla zaman geçirseydi dersin.</p>
<p>Evet babasız kalmak da, babasız büyümek de çok zor..Babalarını tanımayan, babaları tarafından terk edildiği için onlara öfke kusan insanlarda var bu dünyada biliyorum.Ama  eğer  babanız  yanınızdaysa  ve  sizi  seviyorsa,  tek  söylenebilecek</p>
<p>şey, ona sıkıca sarılın ve yaşamak istediğiniz her şeyi doyasıya yaşamaya bakın. Çünkü hayat gerçekten çok kısa ve ölüm denen şey de zamansız bu  dünyada&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/babasiz-buyumek/">Babasız Büyümek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/babasiz-buyumek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6519</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Eyfel Serüveni</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-eyfel-seruveni/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-eyfel-seruveni/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 25 Nov 2016 13:45:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Champ De Mars Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[EXPO 1889 Paris Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Gustave Eiffel]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Sanatlar Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Muse Orangerie]]></category>
		<category><![CDATA[Paris gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sacrecour Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Seine nehri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6145</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her şehrin bir sembolü vardır. Bu sembolleri de genellikle mimari yapılar oluşturur. Yurdumuzdan örnek vermeye başlarsak, yedi tepeye oturan şehrimiz, İstanbulʼun Galata Kulesi ve Kız Kulesi, Egeʼnin incisi diye anılan İzmirʼin Saat Kulesi başta gelmektedir. Dünyadaki en bilindik örnekler ise, İtalyaʼda Pisa Kulesi, Newyorkʼun Özgürlük Heykeli ve Londraʼnın da Saat Kulesidir. Ülkemizde çok fazla ziyaret [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-eyfel-seruveni/">Bir Eyfel Serüveni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her şehrin bir sembolü vardır. Bu sembolleri de genellikle mimari yapılar oluşturur. Yurdumuzdan örnek vermeye başlarsak, yedi tepeye oturan şehrimiz, İstanbulʼun Galata Kulesi ve Kız Kulesi, Egeʼnin incisi diye anılan İzmirʼin Saat Kulesi başta gelmektedir. Dünyadaki en bilindik örnekler ise, İtalyaʼda Pisa Kulesi, Newyorkʼun Özgürlük Heykeli ve Londraʼnın da Saat Kulesidir. Ülkemizde çok fazla ziyaret edilesi ülke ve tarihi, mimari güzellik olduğu için bu örnekler sadece birkaçını oluşturmaktadır elbette… Bir de Fransaʼnın başkenti olan Paris şehrinin tam göbeğinde, şehrin hemen hemen neresine gitseniz görebileceğiniz, fotoğrafını çekebileceğiniz, her yıl ziyaretçi rekoru kıran, kimileri tarafından demir yığını diye anılan <strong>Eyfel Kulesi</strong> dikilmektedir. Öyleyse, öncelikle <em>Eyfel Kulesi</em>’nin tarihinden kısaca bahsedip, sonrasında da kuleyi gezme serüvenimi anlatayım&#8230;</p>
<h2>Eyfel Kulesi</h2>
<p>Parisʼin 7.bölgesinde dikilen Eyfel Kulesi, 1887 ile 1889 yılları arasında <strong>Gustave Eiffel</strong>ʼin firması tarafından, <strong>Fransız Devrimi</strong>ʼnin kutlamaları çerçevesinde <strong>EXPO 1889 Paris Fuarı</strong>ʼnın giriş kapısı olarak inşa edilmiştir. Kulenin yerden yüksekliği tam olarak 300 m.’dir ve zirve kısmına yerleşmiş vericilerle beraber 3027 metredir. Yapımında 18.038 parça demir kullanılmıştır. Her tarafı demirden inşa edilmiş ve özel teknikler sayesinde günümüze kadar varlığını sürdürmektedir. 1665 basamağı olmasının yanında, 200.000 mʼlik bir alan üzerinde bulunmaktadır.</p>
<h2>Paris Gezisi ve Eyfel Kulesi</h2>
<p>Geçtiğimiz yıllarda, Paris gezim sırasında en çok gitmek istediğim yerlerden biriydi <u>Eyfel Kulesi</u>. Çünkü çoğu kişi gibi küçüklüğümden beri benimde aklıma Paris denince ilk gelen şey Eyfel Kulesi olurdu. İnternette, Google da ne zaman Paris yazsam hep Eyfel Kulesi’nin çeşitli açılardan çekilmiş görsellerine rastlardım ya da sosyal medya üzerinde Parisʼe giden arkadaşlarımın kule içinde ya da kuleyi arkalarına alıp çektirdikleri ve rekor beğeni alan fotoğraflarını görürdüm. Acaba ben ne zaman gideceğim, resimlerden değil de yakından göreceğim diye düşünmeden edemezdim. Evet, sonunda ben de o fotoğrafları çeken turistler arasına girmeyi başardım diyebilirim. Parisʼe ilk gittiğim gün çıkmadım kuleye ancak çıktığım güne kadar hemen hemen nereye gittiysem kuleyi yakından, uzakta görme şansına eriştim. Her gördüğümde de fotoğrafını çekmeden duramadım. Genellikle, empresyonist ressamların eserlerinin sergilendiği Muse Orangerieʼnin bahçesinden, uzaktan küçücük gözüküyordu mesela. Sonra, genellikle sanatçı kesimin bulunduğu Montmarteʼın tepesindeki, Sacrecour Kilisesinin önünden de Paris manzarası gözüktüğü için <em>Eyfel Kulesi</em> adeta Parisʼi en yüksek noktası gibi bir görünüm sergiliyordu. Ancak kule, en güzel Seine nehrinin kenarından görünüm veriyordu. Nehirle, nehirden geçen teknelerle ve de köprülerle birleştiğinde adeta ressamlar için yağlıboyalı bir resim tablosu malzemesi oluşturuyor insanın gözünde. Seine nehrinin kenarından, Parisʼte kaldığım 15 gün süre zarfında sadece iki gün Eyfel Kulesini görme şansına erişebildim. O iki günde de şansıma hava yağmurlu ve kapalıydı ve bu günlerden ikincisi sonunda kuleye çıktığım gündü. Evet, şimdi de <strong>Eyfel Kulesi</strong>ʼne çıkma serüvenime geçeyim&#8230;</p>
<figure id="attachment_6148" aria-describedby="caption-attachment-6148" style="width: 540px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6148 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesi.jpg?resize=540%2C720" alt="Eyfel Kulesi" width="540" height="720" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesi.jpg?w=540&amp;ssl=1 540w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesi.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6148" class="wp-caption-text">Eyfel Kulesi</figcaption></figure>
<h2>Eyfel Kulesi’ne Tırmanış</h2>
<p>Oldukça soğuk ve yağmurlu bir havaydı Parisʼte. <strong>Modern Sanatlar Müzesi</strong>ʼni gezmiştim aynı gün Eyfel Kulesiʼnden önce. Yağmurlu hava yüzünden Eyfelʼe çıkma işini ertesi güne atmak istemiştim bir an ama Modern Müzeʼye çok yakın bir lokasyonda olduğunu öğrendikten sonra vazgeçtim. Müzeʼyi gezdikten sonra arka taraftaki bir kapısından Seine nehrinin olduğu yola indik. Eyfel Kulesi bütünüyle o lokasyondan oldukça yakın gözüküyordu ve ben nehirden geçen teknelerle birlikte kulenin bir iki tane fotoğrafını çektim. Havanın güneşli olmasını tercih ederdim elbette, çünkü yaz mevsimiydi ve fotoğraflar bu soğuk hava nedeniyle kış mevsiminde çekilmiş gibi bir görünüm yarattı ister istemez. Ama gene de hoş fotoğraflar oldu. Sonrasında, nehrin üzerinden doğrudan Eyfel Kulesiʼne bağlanan Dʼlena köprüsüne geçtim ve orada da Eyfelʼi arkama alan bir fotoğraf çektirmeden duramadım. Köprü üstünde, Eyfel Kulesinin anahtarlıklarını, biblolarını satan pek çok satıcıya rastlamak da mümkün oldu. Kulenin önüne geldiğimdeyse epeyi uzun bir kuyrukla karşılaştım. Kuleye çıkmak için sıraya giren ziyaretçilerin ve turistlerin oluşturduğu asansör kuyruğuydu bu. Başta sıkıcı gelse de çıkmayı çok istediğimden kuyruğa girdim ve yaklaşık 1 saat kadar kuyrukta bekledim. Sıra ilerledikçe kulenin altında buldum kendimi ve o demir yığınına alttan üste doğru yakından bakma şansına eriştim ve yakından Eyfel Kulesinin altının fotoğraflarını çektim.</p>
<figure id="attachment_6147" aria-describedby="caption-attachment-6147" style="width: 570px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfe-kulesine-yakindan-bakis.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6147 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfe-kulesine-yakindan-bakis.jpg?resize=570%2C698" alt="Eyfel Kulesi’ne Yakından Bakış" width="570" height="698" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfe-kulesine-yakindan-bakis.jpg?w=570&amp;ssl=1 570w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfe-kulesine-yakindan-bakis.jpg?resize=245%2C300&amp;ssl=1 245w" sizes="(max-width: 570px) 100vw, 570px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6147" class="wp-caption-text">Eyfel Kulesi’ne Yakından Bakış</figcaption></figure>
<h3>Eyfel Kulesi’ne Yakından Bakış</h3>
<p>Gerçekten yakından baktığınızda kulenin yapımında demir kullanımına ne kadar çok emek ve de işçilik verildiğini anlıyorsunuz. Bazı turistler kuleye asansörle çıkmak yerine merdiven kullanmayı tercih etmişlerdi. Sırada beklerken bir taraftan onları izlemiştim ve biraz da korkmuştum. İçimden iyi cesaret diye geçirmeden edemedim. Çünkü insanlar merdivenle her yükseldiğinde o demir aralıklarından aşağı ile mesafede yükseliyordu ve bu düşme korkusu da oluşturabilirdi bir yerde. Uzun bir bekleyişin ardından bilet alma sırası nihayet bana gelmişti ve asansör biletimi alıp bu sefer de bir 10 dakika kadar asansörün önünde beklemiştim. Bekleyişin sonunda yaklaşık 50 kişilik kapasiteli bir asansör geldi ve içinden insanlar çıktıktan sonra ben de kalabalık bir grupla asansöre bindim. Önce birinci kata çıktı ancak ben birinci katta inmeyi tercih etmedim. Duyduğuma göre, orada Eyfel Kulesini anlatan bir sergi, film gösterimi ve de restaurant varmış. İkinci katta indim. İkinci katta da bir cafeterya ve hediyelik eşyalar satan küçük bir dükkan bulunuyor.</p>
<figure id="attachment_6150" aria-describedby="caption-attachment-6150" style="width: 672px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/seine-nehri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6150 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/seine-nehri.jpg?resize=640%2C480" alt="Eyfel kulesi'nden Seine Nehri manzarası" width="640" height="480" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/seine-nehri.jpg?w=672&amp;ssl=1 672w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/seine-nehri.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6150" class="wp-caption-text">Eyfel kulesi&#8217;nden Seine Nehri manzarası</figcaption></figure>
<p>İkinci kattan balkona çıktığınızda, Parisʼi ayaklarınızın altında hissediyorsunuz. Baştan sona Seine nehri ve üstündeki köprüler, binalar küçücük kalıyor resmen. Ama cennet gibi bir manzara ile bütünleşiyorsunuz adeta. Nasıl Galata Kulesiʼne çıktığınızda İstanbulʼun cennetiyle karşılaşıyorsanız, <strong>Eyfel Kulesi</strong>ʼde Paris için size aynı görünümü veriyor. Gerçekten Parisʼteki en güzel manzara fotoğrafları Eyfel Kulesiʼnden çekiliyormuş. Seine nehri her ne kadar bir deniz görünümü veremese de, Paris manzarasıyla fotoğraflarla birleştiğinde, o enfes köprüleriyle ve tekneleriyle insanda Parisʼe gitme isteğini daha da uyandıran bir ilham veriyor.</p>
<figure id="attachment_6149" aria-describedby="caption-attachment-6149" style="width: 767px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesinden-paris-manzarasi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6149 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesinden-paris-manzarasi.jpg?resize=640%2C481" alt="Eyfel Kulesi’nden Paris Manzarası" width="640" height="481" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesinden-paris-manzarasi.jpg?w=767&amp;ssl=1 767w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/eyfel-kulesinden-paris-manzarasi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6149" class="wp-caption-text">Eyfel Kulesi’nden Paris Manzarası</figcaption></figure>
<h3>Eyfel Kulesi’nden Paris Manzarası</h3>
<p>Bundan başka Parisʼin eşsiz mimari binalarını da ayaklarınızın altına almış oluyor, onlara da tepeden bakma fırsatına erişiyorsunuz.</p>
<p>Bundan başka, <u>Eyfel Kulesi</u>ʼnin diğer tarafında yer alan <strong>Champ De Mars Parkı</strong> da o yemyeşil görüntüsüyle, kulenin üstünden doğal bir güzellik hissi yaratıyor. Kulenin en üst katına çıkmak isterseniz de ayrı bir asansör kullanıyorsunuz.</p>
<p>Sonuç olarak <em>Eyfel Kulesi Parisʼte kesinlikle görülmesi gereken yerlerin başında geliyor</em>. Kuleye çıkmanın dışında, kuleyi Parisʼin birçok yerinden, değişik açılardan görmek en sonunda da yakından görüp o demir yığınına büyük bir emek harcandığına şahit olmak yaşanılması gereken bir deneyim&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-eyfel-seruveni/">Bir Eyfel Serüveni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-eyfel-seruveni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6145</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Fantastik Filmlerin İnsanlar İçin Önemi ve İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 07 Nov 2016 05:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu ve fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[Edward Scissorhands (Makas Eller)]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik bilim - kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Potter]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman Yolcusunun Karısı]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanda Aşk (About Time)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5835</guid>
				<description><![CDATA[<p>Fantastik dedik mi genellikle, “Gerçekte var olmayan, hayal ürünü ve gerçekte yaşanması pek mümkün olmayan olayları konu edinen sanat eserleridir”. gibi tanımları yapılır. Büyü, sihir, ölümsüzlük, geçmiş e ve geleceğe yolculuk ve buna benzer konulu üzerine yapılan filmler ve diziler fantastik yapımlara örnektir. Öyleyse “Neden fantastik yapımlar ilgi çeker? Fantastik yapımlar insan üzerinde nasıl etki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/">Fantastik Filmlerin İnsanlar İçin Önemi ve İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fantastik</strong> dedik mi genellikle, “Gerçekte var olmayan, hayal ürünü ve gerçekte yaşanması pek mümkün olmayan olayları konu edinen sanat eserleridir”. gibi tanımları yapılır. Büyü, sihir, ölümsüzlük, geçmiş e ve geleceğe yolculuk ve buna benzer konulu üzerine yapılan filmler ve diziler fantastik yapımlara örnektir. Öyleyse “Neden fantastik yapımlar ilgi çeker? Fantastik yapımlar insan üzerinde nasıl etki oluşturur? Fantastik yapımlar sadece çocuklara yönelik midir? Fantastik yapımları izlemek sadece hayallerde yaşamaktan mı ibarettir yoksa bu hayalleri gerçekleştirmenin yolları var mıdır?” sorularının yanıtlarını arayalım&#8230;</p>
<h2>Fantastik Filmler</h2>
<p><strong>Fantastik filmler</strong>in ilgi çekmesinin en bilindik nedeni, doğa üstü güçler, başka dünyaları görebilme, ışınlanma, ölümden sonraki yaşam ya da ölümsüzlük, ruhlar ve periler alemini ilgi çekici ve hoş görünen görsel efektlerle verilmesi olarak tanımlanabilir. Ayrıca, birçok filminde zamanda yolculuk konu temaslı olması fantastik filmlerin izlenmesindeki önemli etkilerden biridir. Çünkü gerçek hayatta geçmişe dönüp şimdi pişman olduğumuz şeyleri yapmama gibi bir şansımız olmuyor ya da bazı durumlarda, “Geçmişte şöyle yapsaydım da, şimdi daha iyi yerlerde olurdum.” gibi cümleler kurarken buluyoruz kendimizi. Bu tarz filmleri izleyerek, gerçekte de fantastik güçlerimiz imkanlarımız olmasını istiyoruz bir yerde. Keşke ışınlanabilsem, keşke sihirli gücüm olsa da bir şıklatmakla çok paraya sahip olsam dediğimiz oluyor. Bundan başka, eğer bir yakınımız öldüyse bu fantastik öğeler sayesinde onların ruhunu, ya da ölümden sonraki yaşamını görebileceğimizi, başka dünyalarla iletiş im kurabileceğimizi umuyoruz. Dahası <strong>fantastik filmler</strong>i izlediğimizde normal, gündelik yaşamın durağan halinden biraz olsun sıyrılıp bambaşka renkli dünyalara da yolculuk etmiş oluyoruz. Aslında hem ilgi çekme de, hem de üzerimizde yarattığı etkilerde birazda filmlerde kullanılan görsel efektlerin ne kadar yaratıcı ve can alıcı olmasıyla da ilgisi es geçilmemelidir. Bu örneklemlerden yola çıktığımızda, hem fantastik yapımların ilgi çekmesinin nedeninden tutup, insanlar üzerinde oluşturduğu etkileri de anlamış olduk&#8230;</p>
<figure id="attachment_5839" aria-describedby="caption-attachment-5839" style="width: 776px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5839 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg?resize=640%2C360" alt="Bir fantastik film olan Harry Potterʼın her filminde, yeni yeni öğeler, efektler eklenmiştir." width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg?w=776&amp;ssl=1 776w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5839" class="wp-caption-text">Bir fantastik film olan Harry Potterʼın her filminde, yeni yeni öğeler, efektler eklenmiştir.</figcaption></figure>
<h2>Çocuklar ve Büyükler İçin Fantastik Filmler</h2>
<p>Bazı insanlar, fantastik filmlerin sihir, büyü ve doğaüstü güçlerle sınırlı olup sadece çocuklara yönelik olduğunu düşünürler. Hatta saçma ve komik bulanlar bile olabilir aralarında. Geçmişte ve günümüzde televizyonlarda yayınlanmış sihir içeren komedi yapımları böyle düşünenlerin temel nedeni olarak başta geliyor. Bu tür yapımları da genellikle çocuklar izlemeyi tercih ediyor. Ancak, fantastik çalışmalar sadece televizyonda yayınlanan ve çocuklara hitap eden dizilerden ibaret değildir. Bizim toplumumuz daha çok bu yapımları çocuklara yönelik düşünerek daha hafif ve komedi tarzda yapıp izleyiciye sunmayı tercih ediyor ve daha çok çocuk oyuncularla çalışıyor. Fakat <strong>fantastik</strong> dediğimiz hayal ürünü eserler bilim kurgu ve dramla karıştığı zaman o kadar da çocuklara yönelik ve komik olmadığını görüyoruz. Örneğin, Harry Potter serisi başta çocuklara yönelik gibi gözükmesine rağmen, kitaplarını okuyup filmlerini izlediğinizde aslında anlaşılması güç fantastik öğeler barındırdığını ve anlamak için belki, birkaç defa daha izlemek gerektiğini görebilirsiniz.</p>
<figure id="attachment_5840" aria-describedby="caption-attachment-5840" style="width: 208px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5840 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller-208x300.jpg?resize=208%2C300" alt="Edward Scissorhands (Makas Eller)" width="208" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller.jpg?resize=208%2C300&amp;ssl=1 208w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller.jpg?w=441&amp;ssl=1 441w" sizes="(max-width: 208px) 100vw, 208px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5840" class="wp-caption-text">Edward Scissorhands (Makas Eller)</figcaption></figure>
<p><strong>Harry Potter</strong>ʼın her filminde, yeni yeni öğeler, efektler eklenmiştir. Dolayısıyla konu ve kurguda fantastik efektlerle birbirine kemikten bağlıdır. Her bir filmi an az 2 buçuk saat sürmektedir ve izleyenin daha rahat anlayabilmesi için öncesinde kitabının okunması herkes tarafından önerilmektedir. Harry Potter serisi, ülkemize geldiği günden beri “sihir ve büyü kitabı” kelimelerini barındırdığından öncelikle çocukların ilgisini çekmeyi başardı. Fakat sonradan bu sayı çocuklardan gençlere, hatta yetişkinlere kadar yükseldi. Bundan başka, “The Notebook” filmiyle tanıdığımız Rachel Mcdamsʼın başrolünde oynadığı, <strong>Zaman Yolcusunun Karısı</strong> ve <strong>Zamanda Aşk (About Time)</strong> filmleri fantastik öğelerle dramı ve bilim kurguyu karıştırmış üzerine düşünülmesi ve kafa yorulması gereken, yüklüce emek harcanmış filmler arasında yerini almaktadır. Sonrasında Johnny Deppʼin başrolünde oynadığı, 1990 yapımı <strong>Edward Scissorhands (Makas Eller) </strong>filmi eski bir film olmasına rağmen, o dönemin şartlarında gayet iyi makyaj ve görsel efektlerle derlenmiş ve de izleyici üzerinde oldukça duygusal etkiler bırakan filmler arasında yerini bulmaktadır. Daha benzer pek çok film örneği verilebilir ve buradan da anlıyoruz ki, her fantastik öğe çocuklara yönelik değil ya da basit geçilebilecek türden değil&#8230;</p>
<figure id="attachment_5837" aria-describedby="caption-attachment-5837" style="width: 577px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5837 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg?resize=577%2C371" alt="Zaman Yolcusunun Karısı" width="577" height="371" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg?w=577&amp;ssl=1 577w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg?resize=300%2C193&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 577px) 100vw, 577px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5837" class="wp-caption-text">Zaman Yolcusunun Karısı</figcaption></figure>
<h2>Fantazilerimiz ve Fantastik Filmler</h2>
<p>Fantastik yapımları izlemek hayallerde yaşamak değildir aslında. Çünkü bu tür filmler dikkatli izlediğinizde hayallerinizi gerçekleştirme ya da yaptıklarınız ve yapmadıklarınız için pişman olma konusunda, size ders verir kimi zaman. Başka bir deyişle, hayatımızla ilgili karar alırken, insanlarla ilişki kurarken ya da biriyle tartışırken, hatta kavga ederken bile hayatımızın akışında değişiklikler yapabiliyoruz günlük yaşantımızda. Kimi <strong>fantastik filmler</strong>de, geçmişe dönüp bu hatalarımızı telafi etme, ya da hatalarımız ve davranışlarımız sonucu başımıza gelenleri görme imkanı buluyor ve bunları yaşamamak için şimdiki ana dönüp o hataları hiç yapmıyoruz. Buna benzer kimi filmlerde de bir hata sonucu beden değiştirme işleniyor. Birbirini sevmeyen iki kişinin ruhu birbirlerinin bedenlerinde buluyor kendini. İzlerken, gülüyoruz, eğleniyoruz ama unutulan bir şey var ki, bu filmler bize karşımızdaki kişiyle empati kurmayı ve onu anlamayı öğretiyor. Aslında ilişkilerimiz ve hayatımızın akışı konusunda yön veriyorlar bize bir yerde. Bazı filmlerde de, öbür dünyayla iletişim kurabilen figürlere şahit oluyoruz… Bu bize çok hayal ürünü, belki de saçma geliyor. Kendimize göre öyle belki, ama öbür dünyayı kimse bilmediği için, herkes kendi kafasında bir şey kurguluyor ve hayal ediyor. <em>Fantastik filmler</em>, sadece bu hayalleri görsel efektlerle görünür ve somut bir hale getiriyor. Belki de, gerçekten kaybettiğimiz sevdiklerimizle konuştuğumuzda ya da onlar için üzüldüğümüzde bizi görüyorlar ve o filmlerdeki gibi bize cevap veriyorlar&#8230; Filmlerden farkı da, sadece biz somut olarak algılamıyoruz. Sonuçta çoğumuz küçüklüğümüzden beri buna inandık. Aslında hayal desek de, gerçekliğine inandığımız şeyin somutlaştırılarak gözlerimizin önüne serildiğine şahit oluruz. Bazı filmlerin sonunda ise izlediğimiz o fantastik öğelerle, tamamen filmin başrolündeki ana karakterin kendine istediği hayalindeki gibi bir dünya kurduğunu görürüz. Aslında birçok şeyin gerçek olmadığının o ana karakterde farkındadır… Hayal kurmuştur sadece… Geçmişe gitmiştir. Geçmiş teki figürlerle iletişim kurmuştur. Kendini mutlu etmiştir. Kişinin hayaliyle fantastik öğeler öylesine güzel kurgulanıp harmanlanmıştır ki, filmin nasıl bittiğini anlamazsınız bile. Bunu gerçek yaşamda çoğu zaman bizde yaparız. Rönesans döneminde hissederiz ve sürekli o döneme ait kitaplar okurken, filmler izlerken, birden Leonardo Da Vinci ile konuşurken buluruz kendimiz. Biz de aslında bir çeşit fantazi kurarak gerçek hayatın monoton halinden biraz olsun sıyrılma imkanına sahip oluruz&#8230;</p>
<figure id="attachment_5836" aria-describedby="caption-attachment-5836" style="width: 1229px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5836 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?resize=640%2C226" alt="İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler" width="640" height="226" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?w=1229&amp;ssl=1 1229w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?resize=300%2C106&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?resize=1024%2C362&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5836" class="wp-caption-text">İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</figcaption></figure>
<h2>İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</h2>
<p>Son olarak;</p>
<ul>
<li>The Lovely Bones (Cennetimden Bakarken),</li>
<li>Age of Adaline (Adelineʼin Yaşı),</li>
<li>The Odd Life Of Timothy Green (Timothy Greenʼin Sıradışı Yaşamı),</li>
<li>The Secret Life of Walter Mitty (Walter Mittyʼnin Gizli Yaşamı),</li>
<li>Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü)</li>
</ul>
<p>izlemenizi önereceğim en güzel 5 fantastik film arasında geliyor&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/">Fantastik Filmlerin İnsanlar İçin Önemi ve İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5835</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Popüler Kültürün Türk Müziğine Etkisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/populer-kulturun-turk-muzigine-etkisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/populer-kulturun-turk-muzigine-etkisi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 13 Oct 2016 05:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[1970’ler]]></category>
		<category><![CDATA[1990'lı yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[70’ler]]></category>
		<category><![CDATA[70’li yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[80'ler]]></category>
		<category><![CDATA[80'li yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[90'lar]]></category>
		<category><![CDATA[90'lı yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[90’larda müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Ajda Pekkan]]></category>
		<category><![CDATA[Alpay]]></category>
		<category><![CDATA[Bana Bir Masal Anlat Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Ortaçgil]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Karaca]]></category>
		<category><![CDATA[Erkin Koray]]></category>
		<category><![CDATA[Mazhar Fuat Özkan]]></category>
		<category><![CDATA[Oya Bora]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[popüler müzik]]></category>
		<category><![CDATA[rock müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Şebnem Ferah]]></category>
		<category><![CDATA[Sezen Aksu]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Teoman]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türkü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5451</guid>
				<description><![CDATA[<p>Günümüzde Türk müziğinde pek çok çeşit görmekteyiz. Pop, rock, sanat müziği, rap müziği, halk müziği ve jazz olarak çeşitli bölümlere ayrılmaktadır müzik. Ancak zaman geçtikçe, müziğin ve bestelenen şarkılarında çağımızın vazgeçilmezi olan popüler kültürden nasibini aldığı&#160; bir&#160; gerçeklik kazanıyor. O halde, geçmiş yıllardan yola çıkarak Türk müziğinin üretimini ve popüler kültürün etkisini tartışalım. Türk Müziğine [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/populer-kulturun-turk-muzigine-etkisi/">Popüler Kültürün Türk Müziğine Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde Türk müziği</strong>nde pek çok çeşit görmekteyiz. Pop, rock, sanat müziği, rap müziği, halk müziği ve jazz olarak çeşitli bölümlere ayrılmaktadır müzik. Ancak zaman geçtikçe, müziğin ve bestelenen şarkılarında çağımızın vazgeçilmezi olan <em>popüler kültür</em>den nasibini aldığı&nbsp; bir&nbsp; gerçeklik kazanıyor. O halde, geçmiş yıllardan yola çıkarak Türk müziğinin üretimini ve popüler kültürün etkisini tartışalım.</p>
<h2><span lang="EN-US">Türk Müziğine Popüler Kültürün Etkisi</span></h2>
<p>1970ʻler, 80ʻler ve 90ʻlar döneminde yer edinmiş pek çok sanatçının şarkıları hala hatırlanmakta&nbsp; ve belli bir kesim bu müzikleri dinlemekten oldukça keyif almaktadır. Özellikle, Türk müziğinde 90ʼlı yılların oldukça önemli bir etkisi vardır. Günümüzde sürekli 80ʻler 90ʼlar partileri düzenlenip o yıllara damga vurmuş şarkılar eşliğinde insanların eğlenmesi bunun bir&nbsp; kanıtıdır. Geçmişe dönüp baktığımızda, üretilen şarkıların insanlarda ne kadar kalıcı hatıralar bıraktığı ve yıllar geçmesine rağmen eskimeyen şarkılar adı altında hala dinlendiği aşikardır.</p>
<figure id="attachment_5452" aria-describedby="caption-attachment-5452" style="width: 230px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/erkinkoray-barismanco.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5452 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/erkinkoray-barismanco.jpg?resize=230%2C250" alt="Türk Müziğine Popüler Kültürün Etkisi" width="230" height="250" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5452" class="wp-caption-text">Türk Müziğine Popüler Kültürün Etkisi</figcaption></figure>
<p>70&#8217;li yıllardan örnek vermeye başlarsak, rock müziğinde en eski <strong>Cem Karaca</strong> ve <strong>Erkin Koray</strong>&nbsp;olmak üzere, sonrasında 90&#8217;lardan başlayarak günümüze ulaşan <strong>Şebnem Ferah</strong>, <strong>Teoman</strong> gibi birçok örnek vardır. Pop müziğinde ise, 70ʻli ve 80ʻli yıllardan başlayarak <em>Alpay, Barış Manço, Mazhar Fuat Özkan, Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Bülent Ortaçgil</em> gibi pek çok sanatçı günümüze dek ulaşan eserler üretmiştir. Peki neden günümüzde Türk müziği eskisi kadar ilgi görmüyor? Son yıllarda Türk müziğine ilgi oldukça azaldı.Toplumumuzdaki belli bir kesim, yabancı müzik, klasik müzik ya da caz dinlemeyi, Türkçe şarkı dinlemeye tercih eder oldu. Günümüzde üretilen Türkçe şarkıları da sadece belli bir yaş kesimi dinler oldu. Seneler geçtikçe Türkiyeʼde müzik, insanların duygularına değil de piyasaya hitap eder bir hal aldı. Bu nedenle de toplumumuzun başka toplumların kültürlerindeki müziği dinlemek istemesi kaçınılmaz bir durum oldu. Örnek&nbsp; verdiğimizde geçmişte çok güzel anılar bırakmışız aslında. Barış Mançoʼnun her bir şarkısının insanlarda özellikle çocuklarda hatırası vardır. Sonra toplumumuz Sezen Aksu, Sertab Erener ve Levent Yükselʼin şarkılarıyla büyüyen bir nesil yetiştirmiştir. Popüler kültür,Türk müziğini öylesine köreltmiştir ki artık konser deyince herkesin aklına jazz, klasik müzik ya da yabancı sanatçıların ülkemizde verdiği konserler geliyor. Yolda, otobüslerde, minibüslerde pek çok genci kulaklıklarıyla yabancı müzik dinlerken görüyoruz. Üstelik insanlarla sohbet ettiğimizde “Ne tür müziklerden hoşlanırsın”&nbsp; gibi bir soru sorduğumuzda çoğundan “Ben Türkçe müzik dinlemiyorum sadece bir iki tane gibi“ yanıtlar alıyoruz. Sanki Türkçe müzik çok küçümsenecek derecede değersizmiş gibi bir intiba yaratıyor bu yanıtlar bir yerde. Öyle ki bu, ülkemizde&nbsp; gerçekten de Türk müziği adına oldukça kötü bir durum. Ancak bu durumu düzeltmek gene toplumumuzun elinde. Şarkılar eskisi gibi duyguya hitap ederek yazılsa ya da dönüp bir müzik tarihimize bakılsa eski yıllardan günümüze ulaşan sanatçılarımız neler üretmiş, bize nasıl eserler bırakmış şimdiki nesil bunları bir araştırsa, açıp dinlese <strong>Türk müziğinin aslında hiç de yabana atılmayacak derecede zengin olduğu ortaya çıkacak&#8230;</strong></p>
<figure id="attachment_5454" aria-describedby="caption-attachment-5454" style="width: 592px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/populer-muzik.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5454 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/populer-muzik.jpg?resize=592%2C269" alt="80ʻler ve 90ʻlarda Türkçe Şarkılar" width="592" height="269" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/populer-muzik.jpg?w=592&amp;ssl=1 592w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/populer-muzik.jpg?resize=300%2C136&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 592px) 100vw, 592px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5454" class="wp-caption-text">80ʻler ve 90ʻlarda Türkçe Şarkılar</figcaption></figure>
<h2><span lang="EN-US">80ʻler ve 90ʻlarda Türkçe Şarkılar</span></h2>
<p>Yabancı müzik dinlemek, jazz dinlemek de kültürümüzü geliştirmek adına önemli adımlardır. Tabiki sadece kendi müzik kültürümüzle sınırlı kalmayacağız. Başka tatlar deneyeceğiz.&nbsp; Ancak&nbsp; bu kendi müzik kültürümüzü unutacağımız, yok sayacağımız anlamına gelecek boyutta olmamalıdır. 80ʻler ve 90ʻlar Türkçe şarkıları diye girdiğinizde internette o kadar çok eser çıkar ki karşınıza; açar youtube da playistlerden birini dinlersiniz. Devamını merak edersiniz&#8230; Şarkıların duygularınıza nasıl hitap ettiğini&nbsp; hissedersiniz.</p>
<p>Sezen Aksuʼnun her bir şarkısı farklı duygular uyandırır insanın içinde . “Gidiyorum” da hüzünlenir, efkarlanır, “Seni Yerler” de içiniz dışınız neşe dolar. Sonra 90ʻlar da çalan <em>Oya Bora</em> diye bir grup vardı. Şimdiki nesil bilmez. “Ara beni” şarkıları ve klipleri unutulmazlar arasındadır mesela. O dönemde çok fazla ün salmışlardır. <strong>Yeni Türkü</strong> grubu denince akla direk “Süper Baba” dizisi gelir. Pek çok çocuk “<em>Bana Bir Masal Anlat Baba</em>” şarkısıyla babalarına sarılarak uyumuştur. Bunun dışında Yeni Türküʼnün her şarkısında, melodisinde dinlendiğinizi hissedersiniz. Yağmurun elleri şarkısını yağmur çiselediğinde pencere kenarında dinleyip, hayallere kapılabilirsiniz. “Aşk Yeniden” şarkısında kendinizi yaz mevsiminde aşık olurken hayal ederken&nbsp; bulabilirsiniz&#8230;</p>
<p>Türk Müziğinde o kadar çok emek, eser ve verilecek örnek var ki bunları sıralamakla bitmez.</p>
<figure id="attachment_5455" aria-describedby="caption-attachment-5455" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sezen-aksu.png"><img class=" td-modal-image wp-image-5455 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sezen-aksu.png?resize=500%2C437" alt="Türk Müziğinde o kadar çok emek, eser ve verilecek örnek var ki bunları sıralamakla bitmez." width="500" height="437" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sezen-aksu.png?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sezen-aksu.png?resize=300%2C262&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5455" class="wp-caption-text">Türk Müziğinde o kadar çok emek, eser ve verilecek örnek var ki bunları sıralamakla bitmez.</figcaption></figure>
<h2><span lang="EN-US">Günümüzdeki Türkçe Söyleyen Şarkıcılar</span></h2>
<p>Günümüzde şarkıcılar duyguya değil, piyasaya göre iş yapmayı tercih ediyor. Bu duruma onları çağımızın vazgeçilmezi popüler kültür mecbur ediyor. Duyguya hitap eden şarkılar, sanatçılar da var hala ama sayıları eski yıllara göre çok az ve popüler şarkıların arasında ne yazık ki kayboluyorlar. Bu durum da toplumumuzun yabancı müziğe, başka kültürlere daha&nbsp; çok&nbsp; kaymasına ve kendini o kültürlerde hissetmesine neden oluyor ne yazık ki. Öyle bir hale geliyor ki, kendi insanımız kendi müziğini, kültürünü küçümser oluyor. Aslında biz cenaze&nbsp; törenine binlerin akın ettiği Cem Karaca ve Barış Manço gibi sanatçıların eserler bıraktığı bir müzik kültürüne sahibiz&#8230; Toplumumuz, kültürünün müzik geçmişine bakmadıkça, değerinin farkına varmadıkça, bunları öne çıkarmak için çabalamadıkça günümüzde piyasaya yönelik&nbsp; <strong>popüler müzik</strong> yapımı bitmeyecek. Çünkü sanat dediğimiz şey halkın ihtiyaç ve taleplerine göre ilerleyen bir iştir bir yerde…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/populer-kulturun-turk-muzigine-etkisi/">Popüler Kültürün Türk Müziğine Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/populer-kulturun-turk-muzigine-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5451</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Empresyonizm İçinde Realizm, Realizm İçinde Empresyonizm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/empresyonizm-icinde-realizm-realizm-icinde-empresyonizm/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/empresyonizm-icinde-realizm-realizm-icinde-empresyonizm/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 01 Sep 2016 05:53:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Camille Pisaro]]></category>
		<category><![CDATA[Cladue Monet]]></category>
		<category><![CDATA[empresyonist]]></category>
		<category><![CDATA[empresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gustave Courbet]]></category>
		<category><![CDATA[izlenimci]]></category>
		<category><![CDATA[izlenimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Monet]]></category>
		<category><![CDATA[neo-klasizim]]></category>
		<category><![CDATA[post empresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[realizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5022</guid>
				<description><![CDATA[<p>Resim sanatı kendi bünyesinde, barok dönem, klasisizm, neo-klasizim, realizm, empresyonizm, post empresyonizm gibi  pek  çok sanat akımını barındırır. Bu akımlar içerisinde, empresyonizm ve realizm birbirleri ile hem benzerlik hem de farklılıklar içermektedir. Şimdi bu iki akımı ayrı ayrı ele alıp sonra da benzer ve farklı noktalarına değinelim. Empresyonizm ve Realizm Empresyonizm diğer adı ile izlenimcilik, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/empresyonizm-icinde-realizm-realizm-icinde-empresyonizm/">Empresyonizm İçinde Realizm, Realizm İçinde Empresyonizm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Resim sanatı kendi bünyesinde, barok dönem, klasisizm, neo-klasizim, realizm, empresyonizm, post empresyonizm gibi  pek  çok sanat akımını barındırır. Bu akımlar içerisinde, empresyonizm ve realizm birbirleri ile hem benzerlik hem de farklılıklar içermektedir. Şimdi bu iki akımı ayrı ayrı ele alıp sonra da benzer ve farklı noktalarına değinelim.</p>
<figure id="attachment_5024" aria-describedby="caption-attachment-5024" style="width: 576px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Cladue-Monet-Şemsiyeli-Kadın.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5024 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Cladue-Monet-Şemsiyeli-Kadın.jpg?resize=576%2C877" alt="Cladue Monet-Şemsiyeli Kadın(1886)" width="576" height="877" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Cladue-Monet-Şemsiyeli-Kadın.jpg?w=576&amp;ssl=1 576w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Cladue-Monet-Şemsiyeli-Kadın.jpg?resize=197%2C300&amp;ssl=1 197w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5024" class="wp-caption-text">Cladue Monet-Şemsiyeli Kadın(1886)</figcaption></figure>
<h2><span lang="EN-US">Empresyonizm ve Realizm</span></h2>
<p><strong>Empresyonizm</strong> diğer adı ile <strong>izlenimcilik</strong>, doğadaki unsurların kişinin içinde oluşturduğu  duygusal  etkileri yansıtmayı hedefler. Başka bir deyişle <em>izlenimci</em> sanatçılara göre, kişi gördüklerini doğrudan doğruya değil, gördüğü objenin kendi içinde uyandırdığı duygu ve düşünceleri   ele alarak resme yansıtmalıdır. Nesnellik ve gerçekçilik ikinci planda, öznellik ve kişisel yorumlar ve sanatçının hayal dünyası ön plana çıkmalıdır. Bu akımın öncüleri <strong>Cladue Monet</strong> ve <strong>Camille Pisaro</strong>ʼdur. <strong>Realizm</strong> yani gerçekçilikte ise, sanatçı nesnelliği ön planda tutarak çevresinde gözlemlediği figürleri ya da objeleri gördüğü gibi resme aktarır. Hayal dünyasını ve duygusallığı ikinci plana atarlar. Bu akımın resimdeki öncüsü ise <strong>Gustave Courbet</strong>ʼtir. Realizmde konu olarak köy, köy hayatı, işçiler ve benzeri konular  işlenir.</p>
<figure id="attachment_5025" aria-describedby="caption-attachment-5025" style="width: 719px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Gustave-Courbet-Jonun-Portresi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5025 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Gustave-Courbet-Jonun-Portresi.jpg?resize=640%2C542" alt="Gustave Courbet- Jo'nun Portresi" width="640" height="542" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Gustave-Courbet-Jonun-Portresi.jpg?w=719&amp;ssl=1 719w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Gustave-Courbet-Jonun-Portresi.jpg?resize=300%2C254&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5025" class="wp-caption-text">Gustave Courbet- Jo&#8217;nun Portresi</figcaption></figure>
<h2><span lang="EN-US">Realizmden Empresyonizme</span></h2>
<p><em>Empresyonizm</em>in içinde aslında biraz da <em>realizm</em> gizlidir. Çünkü kişi izlenimlerini resme aktarırken ne kadar hayal dünyasını ve duygularını kullansa da, izlenimi, yani gördüğü obje ya da subje ile gerçek hayattan bir parça koparır. Üstelik resmi yaparken kendi içinde uyanan duyguların gerçek hayat ile alakalı olup olmadığını kimse bilemez. Ama bunun üzerine örnekler verip tartışabiliriz. Mesela, bir manzara resmi yaparken etraf yeşillik, çiçekli ve de güneşliyse, bunu olduğu gibi aktarmak yerine duygu haline göre havayı yağmurlu olarak  değiştirmek ne kadar realizme aykırı gibi gözükse de, bu durum kişiye göre gerçekçiliği bozmayabilir. Çünkü yağmurlu hava gerçek hayattan alıntı bir unsurdur. Aşırı derece de hayal gücüne kaçılmamıştır. Fakat karlı bir havayı resmederken, çiçek açan ağaçları da eklemek tamamen sanatçının hayal dünyasının ürünü olarak görülebilir. Çünkü gerçekte karlı hava ve çiçekli ağaçlar bir arada düşünülemez. <em>Empresyonizm</em>in içindeki realizm tamamen sanatçının hayal dünyasının boyutları ve ölçüsü ile anlaşılabilir. Fakat realizmin içinde biraz empresyonizm barınsa da, bu empresyonizmin içindeki realizm kadar güçlü ve belirgin değildir. <em>Realizm</em> sadece gerçekçidir. İnsanların hayatını olduğu gibi resme aktaran bir akımdır. Bu nedenle realist bir resme ressam gördüğü obje ya da subjenin kendi içinde uyandırdığı betimlemeleri aşırıya kaçarak aktaramaz. Örnek verirsek, köy hayatından bir kesit, cenaze töreni ya da portre, figür çizerken o tabloya gördüğü ve bildiği  gerçekliğin dışında bir eklenti yapamaz. Mutsuz ağlayan bir figür resmediyorsa, ona tebessüm ekleyemez ya da bir ressamın, yazarın hayatından bir kesit resmediyorsa kendi içinde yarattığı izlenime kapılarak o resme kişinin hayatı ile çok alakasız bir obje koyamaz. Çünkü böyle yaparsa realizmden çıkmış empresyonizme kapılmış olur.</p>
<figure id="attachment_5026" aria-describedby="caption-attachment-5026" style="width: 832px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Gustave-Courbet-Ornansta-Cenaze.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5026 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Gustave-Courbet-Ornansta-Cenaze.jpg?resize=640%2C294" alt="Gustave Courbet-Ornans'ta Cenaze (1849-1850)" width="640" height="294" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Gustave-Courbet-Ornansta-Cenaze.jpg?w=832&amp;ssl=1 832w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/Gustave-Courbet-Ornansta-Cenaze.jpg?resize=300%2C138&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5026" class="wp-caption-text">Gustave Courbet-Ornans&#8217;ta Cenaze (1849-1850)</figcaption></figure>
<h2><span lang="EN-US">Empresyonizm ve Realizmin Bağı</span></h2>
<p>Gerçekçiliği, gerçek yaşanmış hayatları resme aktarırken ressamda bir izlenimcilik, kendini resmettiği objelerin yerine koyabileceğini düşünürsek realizmin içindeki gizli empresyonizmi de görmüş oluruz. Pek çok izlenimci ressamın önceden realizmden  etkilenmesi  ve sonradan empresyonizme kayması da bu durumun kanıtı olarak gösterilebilir. <strong>Empresyonizm ve realizm</strong> birbirine inceden bir iple bağlıdır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/empresyonizm-icinde-realizm-realizm-icinde-empresyonizm/">Empresyonizm İçinde Realizm, Realizm İçinde Empresyonizm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/empresyonizm-icinde-realizm-realizm-icinde-empresyonizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5022</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Galata Kulesi&#8217;nden İstanbul</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 17 Mar 2016 15:30:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Kule]]></category>
		<category><![CDATA[Galata]]></category>
		<category><![CDATA[Galata Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç]]></category>
		<category><![CDATA[Hezarfen]]></category>
		<category><![CDATA[Hezarfen Ahmet Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul manzarası]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul panoraması]]></category>
		<category><![CDATA[Karaköy]]></category>
		<category><![CDATA[mimari eser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2722</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yıl, çalıştığım kurum ile birlikte İstanbul’un tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’ni ziyaret etme fırsatı buldum.  Kurumumuzca gönüllü olarak,  İstanbul’un semtlerinden birindeki ilköğretim öğrencilerini tur rehberimiz eşliğinde Galata Kulesi’ne götürdük. Öncelikle, kule hakkında genel bilgiler vermek istiyorum&#8230; İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/">Galata Kulesi&#8217;nden İstanbul</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yıl, çalıştığım kurum ile birlikte İstanbul’un tarihi güzelliklerinden biri olan <strong>Galata Kulesi</strong>’ni ziyaret etme fırsatı buldum.  Kurumumuzca gönüllü olarak,  İstanbul’un semtlerinden birindeki ilköğretim öğrencilerini tur rehberimiz eşliğinde Galata Kulesi’ne götürdük. Öncelikle, kule hakkında genel bilgiler vermek istiyorum&#8230;</p>
<p>İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla beraber imparator lustianos zamanında 507 yılında inşa edildiği bilinmektedir. Ayrıca Galata Kulesi’ni, Cenevizliler “İsa Kulesi”, Bizanslılar ise “Büyük Kule” olarak anmalarıyla birlikte kuleye günümüzdeki yakın şeklini Cenevizliler vermiştir. Kule, 1509 depreminde büyük zarar görmüş ve Osmanlı mimarı Hayrettin tarafından onarılmıştır. Türklerin eline geçtikten sonra hemen hemen her yüzyıl yenilenmiş ve tamir edilmiştir. Buna ek olarak Galata Kulesi, 16.yüzyılda Kanuni döneminde, Kasımpaşa tershanelerinde çalıştırılan Hristiyan savaş esirleri için hapishane olarak kullanılmıştır. 16.yüzyılın sonlarında ise, Müneccimbaşı Takuyyeddin Efendi tarafından kulenim tepesine bir rasathane kurulmuş ancak sonradan 3. Murat bu hapishaneyi kapatmış ve kule yeniden hapishaneye dönüştürülmüştür.  17.yüzyıla gelindiğinde artan yangınlar nedeniyle,  yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır.</p>
<figure id="attachment_2724" aria-describedby="caption-attachment-2724" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg" rel="attachment wp-att-2724"><img class=" td-modal-image wp-image-2724 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg?resize=640%2C854" alt="İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla beraber imparator lustianos zamanında 507 yılında inşa edildiği bilinmektedir." width="640" height="854" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2724" class="wp-caption-text">İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla beraber imparator lustianos zamanında 507 yılında inşa edildiği bilinmektedir.</figcaption></figure>
<p>17. yüzyılın ilk yarısında 4. Murat döneminde 1628 yılında; Hezarfen Ahmet Çelebi, tahtadan yaptırdığı kanatlarıyla Galata Kulesi’nden Üsküdar’da benim de ilkokulu okuduğum adını bu uçuştan alan,  Hezarfen Ahmet Çelebi İlkokulu&#8217;nun olduğu, Doğancılar bölgesine uçuşunu gerçekleştirmiştir. Üçüncü Selim zamanında; Galata Kulesi onartıldıktan sonra, Kule’nin üst katına bir cumba eklenmiştir ve 1831’de kule bir yangın daha geçirdiği için, 2. Mahmut;  Kule’nin üzerine iki kat daha çıkar ve külah biçiminde olan ünlü dam örtüsüyle Kule’nin tepesini kapattırır. Üstelik, onarımla alakalı olarak, Pertev Paşa’nın bir de yazıtı Kule’ye yerleştirilmiştir. 1875 yılında ise kuvvetli bir fırtınadan sonra, Kule’nin tepesindeki çatı uçar ve daha sonra 1960 yılında tekrardan onartılmıştır. Bunlara ek olarak, kulenin dış çapı 16.45 metre, iç çapı ise 8.95 metredir. Duvar kalınlığı da 3.75 metre civarındadır.</p>
<figure id="attachment_2726" aria-describedby="caption-attachment-2726" style="width: 896px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg" rel="attachment wp-att-2726"><img class=" td-modal-image wp-image-2726 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg?resize=640%2C480" alt="17. yüzyılın ilk yarısında 4. Murat döneminde 1628 yılında; Hezarfen Ahmet Çelebi, tahtadan yaptırdığı kanatlarıyla Galata Kulesi’nden Üsküdar’da Doğancılar bölgesine uçuşunu gerçekleştirmiştir." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg?w=896&amp;ssl=1 896w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2726" class="wp-caption-text">17. yüzyılın ilk yarısında 4. Murat döneminde 1628 yılında; Hezarfen Ahmet Çelebi, tahtadan yaptırdığı kanatlarıyla Galata Kulesi’nden Üsküdar’da Doğancılar bölgesine uçuşunu gerçekleştirmiştir.</figcaption></figure>
<p>Bu bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla, Galata Kulesi’nin yüzyıllara yayılan geniş bir tarihi dönemlik geçmişi olduğunu ve peş peşe,  pek çok amaçla kullanıldığını, doğal afetlerde zarar gördüğünü ancak sürekli onarılarak şimdiki görünümüyle günümüze dek, geldiğini görüyoruz. Şimdi de, İstanbul’un en merkezi bölgelerinden birinde yer edinen mimari güzelliğimiz olan Galata Kulesi’ni gezme serüvenimi anlatmaya başlayayım&#8230;</p>
<figure id="attachment_2727" aria-describedby="caption-attachment-2727" style="width: 725px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg" rel="attachment wp-att-2727"><img class=" td-modal-image wp-image-2727 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg?resize=640%2C480" alt="Galata Kulesi, İstanbul’un en merkezi bölgelerinden birinde yer edinen mimari güzelliğimizdir." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg?w=725&amp;ssl=1 725w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2727" class="wp-caption-text">Galata Kulesi, İstanbul’un en merkezi bölgelerinden birinde yer edinen mimari güzelliğimizdir.</figcaption></figure>
<p>Galata Kulesi’nin girişinde asansöre binmek  için  özellikle  de  haftasonu  gittiyseniz  sıra  beklemeniz  kaçınılmazdır&#8230; Kule 66.90 metre yüksekliğinde olduğu için çıkışta merdiven kullanımı pek tercih edilmemektedir.  Sıramız geldikten sonra asansöre bindik ve 7. kata çıktık. Bu katın duvarlarında kulenin geçmişine ve tarihine dair anlatımlar ve Hezarfen Ahmet Çelebi’nin resmini görüyorsunuz.  Son iki kata asansörle çıkılamadığı için,  kulenin merdivenlerinden İstanbul Boğazı’nı ve tarihi yarımadayı, köprüleri ve pek çok mimari yapıyı, manzarasından büyük keyif alarak göreceğiniz balkona,  kuleyi ziyaret edenlerin oturup bir şeyler içmesi için kullanılan cafeteryanın içinden çıkıyorsunuz.</p>
<p>Kulenin tam karşısında yangın kulesi olan Beyazıt Kulesi’ni görüyorsunuz.</p>
<p>Aynı hizadan baktığınızda insanların balık tuttuğu, altındaki balıkçı restaurantlarının şenlendirdiği ve Eminönü ile Karaköy’ü birbirine bağlayan Galata köprüsünün, Haliç köprüsünün yanı sıra bu açıdan karşıya baktığınızda altı minaresiyle dikkat çeken Sultanahmet Camii ve dört minareye sahip Süleymaniye Camii’ni görürsünüz.</p>
<p>Üstelik, tarihi yarımadanın önemli yapıları olan Topkapı Sarayı’nı, Sarayburnu’nu ve Ayasofya Camii’de Galata Kulesi’nden çok net bir şekilde görülmektedir. Balkonun bu açısından sağa doğru yürüdüğünüzde Haliç manzarası Karaköy’ün içi, ara sokaklarda kendine yer edinmiş, Hristiyanlara özgü mimariye sahip Eski İngiliz Hastanesi gözükmektedir. Sola doğru devam ettiğinizde İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında yer alan Üsküdar Salacak Sahil’ini görüyorsunuz. Sol taraftan devam ettiğiniz de Tophane Karaköy içinde yer alan İstanbul Modern’i, Kılıç Ali Paşa Camii’ni, Tophane Meydanı’nı, iki kıtayı birbirine bağlayan Boğaziçi Köprüsü’ gözüküyor. Aynı açıdan biraz daha ilerlediğiniz de, İstanbul Boğazı’nın ortasında yer edinen Kız Kulesi’ni az da olsa görme imkanına sahip oluyorsunuz.</p>
<p>Kuleden aşağıya inerken asansör değil merdivenleri tercih ettik. Merdivenler, duvar ve tavanın arası oldukça dar bir mesafede olmasına rağmen merdivenlerden inerken kendinizi Osmanlı dönemlerindeki tarihlerde yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz.</p>
<figure id="attachment_2725" aria-describedby="caption-attachment-2725" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg" rel="attachment wp-att-2725"><img class=" td-modal-image wp-image-2725 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg?resize=640%2C480" alt="Eminönü ile Karaköy’ü birbirine bağlayan Galata köprüsünün, Haliç köprüsünün yanı sıra bu açıdan karşıya baktığınızda altı minaresiyle dikkat çeken Sultanahmet Camii ve dört minareye sahip Süleymaniye Camii’ni görürsünüz." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg?w=768&amp;ssl=1 768w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2725" class="wp-caption-text">Eminönü ile Karaköy’ü birbirine bağlayan Galata köprüsünün, Haliç köprüsünün yanı sıra bu açıdan karşıya baktığınızda altı minaresiyle dikkat çeken Sultanahmet Camii ve dört minareye sahip Süleymaniye Camii’ni görürsünüz.</figcaption></figure>
<p>Galata Kulesi’nin yüksekliğinden dolayı, güzel ve detaylı olarak İstanbul manzaralarının  fotoğraflarını  çekmek  mümkündür..Galata  köprüsünü  üstten  denizle  bütünleşmiş  halini  fotoğraflayabiliyorsunuz  ya  da  Süleymaniye  ve Sultanahmet camilerinin olduğu bölgeyi aynı kare içinde birleştirerek fotoğraf alabiliyorsunuz. Kulenin balkonundaki demirlere martılar konduğunda arkadaki İstanbul Boğazı manzarası ile bütünleşerek hoş bir fotoğraf malzemesi oluşturuyor. Bunun dışında denizin üstünde bir yakadan diğer yakaya geçmekte olan vapurlar, motorlar yukarıdan insan üstünde harika bir manzara izlenimi uyandırmaktadır.</p>
<p>Son olarak, eğer hala gitmediyseniz tüm İstanbul’a tepeden bakarak, kendinizi göklerin üstünde hissetmek adına önemli  bir  mimari  yapımız  olan  Galata  Kulesi’ni  ziyaret  etmenizi,  oradan  İstanbul’un  tarihi  yapılarını,  köprüleri, balıkçıları,  İstanbul  Boğazı’nı  fotoğraflayarak  odanızın  duvarına  asmanızı  tavsiye  ederim.</p>
<p>Sanatla kalın&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/">Galata Kulesi&#8217;nden İstanbul</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2722</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Monet’in Cenneti</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 23 Feb 2016 17:13:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Cladue Monet]]></category>
		<category><![CDATA[emresyonist]]></category>
		<category><![CDATA[emresyonist resim]]></category>
		<category><![CDATA[emresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[kültür turu]]></category>
		<category><![CDATA[manzara resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Monet]]></category>
		<category><![CDATA[Monet'in evi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[sanat gezisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2370</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yaz, Paris&#8217;te on beş gün süren bir sanat yolculuğu yaptım. Monet&#8216;in Giverny bölgesinde yer edinen, yeşillikler içindeki evi de bu yolculuğun bir parçası oldu. Giverny&#8217;e, Paris&#8217;teki Saint Lazare garından trenle yaklaşık kırk dakikada ulaştım. Trenden indikten sonra adeta kendinizi huzur veren bir köyde hissedeceğiniz, etrafı yeşilliklerle ve mütevazi görünümlü köy evleriyle örülü uzunca yolda, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/">Monet’in Cenneti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yaz, Paris&#8217;te on beş gün süren bir sanat yolculuğu yaptım. <strong>Monet</strong>&#8216;in Giverny bölgesinde yer edinen, yeşillikler içindeki evi de bu yolculuğun bir parçası oldu. Giverny&#8217;e, Paris&#8217;teki Saint Lazare garından trenle yaklaşık kırk dakikada ulaştım. Trenden indikten sonra adeta kendinizi huzur veren bir köyde hissedeceğiniz, etrafı yeşilliklerle ve mütevazi görünümlü köy evleriyle örülü uzunca yolda, bir saat kadar yürüdükten sonra Monet&#8217;in evine girdim. Şimdi sizlere Monet&#8217;in cennetini anlatalım&#8230;</p>
<p>Herkesin bildiği gibi <strong>Cladue Monet</strong> manzara resimleriyle tanınmış <em>emresyonist bir ressam</em>. Böyle olmasının nedeni ise pek çok çiçeğin, yeşilliğin yer bulabildiği , insanda üstü açık bir sera izlenimi uyandıran bir evde yaşamış olmasıdır. Sadece ev de değil, evin içinde yer edindiği kasabanın da yürürken, bisikletle gezerken, insana huzur veren bir köye benzemesinin de ressamın manzara ve doğa resimleriyle bilinmesindeki etkisi göz ardı edilmemelidir.</p>
<figure id="attachment_2372" aria-describedby="caption-attachment-2372" style="width: 288px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/monetin-cenneti.jpg" rel="attachment wp-att-2372"><img class=" td-modal-image wp-image-2372 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/monetin-cenneti.jpg?resize=288%2C216" alt="Monet'in evi" width="288" height="216" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2372" class="wp-caption-text">Monet&#8217;in evi</figcaption></figure>
<p><em>Monet&#8217;in evi</em>nin girişinden geçtiğinizde, karşınızda evin planını anlatan bir kroki görüyorsunuz.. O kroki haritasının hemen yanından merdivenlerden iniyorsunuz ve Monet&#8217;in muhteşem bahçesinde kendinizi buluyorsunuz. Bahçenin girişinin sol aşağı kısmında tavukların ve civcivlerin yaşadığı bir kümes bulunuyor. Sağ kısmında düz ilerlediğinizde ise Monet&#8217;in evinin verandasına çıkıyorsunuz. Kapıdaki güvenlik kontrolünden geçip, eve girdiğinizde sol tarafta duvarda Monet&#8217;in çeşitli tablolarıyla dolu bir odaya giriyorsunuz. Odadan çıkıp üst kata geçtiğinizde, evin penceresinden bahçe bütünüyle insanın içini ferahlatacak şekilde gözükmekte olup, buradan bahçe manzarası fotoğrafı alabilmekte mümkündür. Koridordan düz ilerlediğinizde, Monet&#8217;in yatak odasını görüyorsunuz ve odanın hemen yanındaki merdivenlerden aşağı inip mutfak kapısından tekrar bahçeye çıkıyorsunuz.</p>
<p>Yeşilliklerin ve çiçeklerin içinden geçip, onları fotoğrafladıktan sonra bahçenin arka tarafındaki kapıdan küçük bir tünelden, Monet&#8217;in meşhur nilüferlerinin sırrına ulaşıyorsunuz. Üstündeki köprüler aracılığı ile tüm göletin çevresini gezebilme ve fotoğraf çekebilme imkanına sahip oluyorsunuz&#8230; Ayrıca, göletin etrafını yemyeşil ağaçlar çevrelemiş ve bu ağaçların görünümü göletteki nilüferler ile birleştiğinde, adeta kendinizi cennette hissediyorsunuz. Monet’in evi değil de sanki cennetini görmeye gelmiş gibi oluyorsunuz&#8230;</p>
<figure id="attachment_2371" aria-describedby="caption-attachment-2371" style="width: 336px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg" rel="attachment wp-att-2371"><img class=" td-modal-image wp-image-2371 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg?resize=336%2C252" alt="Yeşilliklerin ve çiçeklerin içinde Monet'in cennetini bulacaksınız." width="336" height="252" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg?w=336&amp;ssl=1 336w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2371" class="wp-caption-text">Yeşilliklerin ve çiçeklerin içinde Monet&#8217;in cennetini bulacaksınız.</figcaption></figure>
<p>Üniversitede, “<em>Sanat Yönetimi</em>” eğitimi alırken de Monet, beğendiğim ressamlar arasında yer almaktaydı. Bunda, manzara resimlerine ilgi duymamın ve okuduğum bölümün de etkisi de göz ardı edilemez tabi ama ben empresyonist sanata ilgi duyan, sanatı kendine meslek edinmiş ya da hayatının anlamı yerine koyan herkesin, “Monet’in Cenneti’ni” görmesi gerektiği düşüncesindeyim. Saint Lazare garından bir trenle ulaşmak mümkün. Sanatla kalın&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/">Monet’in Cenneti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2370</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
