<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>İncesaz &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/incesaz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:15:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Mavi Rüya Öyküleri-3- Mavi Yağmurdan Kalan; Sen Farkında Bile Olmadan</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 10 May 2018 04:30:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[aşk-ı memnu]]></category>
		<category><![CDATA[İncesaz]]></category>
		<category><![CDATA[kürdilihicazkar]]></category>
		<category><![CDATA[sazsemai]]></category>
		<category><![CDATA[Yalçın Tura]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14049</guid>
				<description><![CDATA[<p>Mavi bir sabaha uyandım. Mavi günlerden kalmayım. Kahvaltımın yarısı bana bakıyor tabağımın kıyısında. El ediyorum ona, sonra kenara  itip iyice, sana bakıyorum gizlice&#8230; Senin boş düşlerle doldurulmuş kuru fasulye tanesi mavi hayallerinin içine balıklama dalıyorum. Islak pamuğunda filizlenmiş öylece beni bekliyor. Yemek tabağında çimlenip, güneşin doğuşunu izliyor&#8230; Başında kavak yelleri, serseri mayın gibi  bir o yana [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/">Mavi Rüya Öyküleri-3- Mavi Yağmurdan Kalan; Sen Farkında Bile Olmadan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir.jpg"><img class="wp-image-14338 alignright" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir.jpg?resize=212%2C208" alt="" width="212" height="208" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir.jpg?w=1000&amp;ssl=1 1000w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/indir.jpg?resize=300%2C295&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 212px) 100vw, 212px" data-recalc-dims="1" /></a>Mavi bir sabaha uyandım. Mavi günlerden kalmayım. Kahvaltımın yarısı bana bakıyor tabağımın kıyısında. El ediyorum ona, sonra kenara  itip iyice, sana bakıyorum gizlice&#8230; Senin boş düşlerle doldurulmuş kuru fasulye tanesi mavi hayallerinin içine balıklama dalıyorum. Islak pamuğunda filizlenmiş öylece beni bekliyor. Yemek tabağında çimlenip, güneşin doğuşunu izliyor&#8230; Başında kavak yelleri, serseri mayın gibi  bir o yana bir bu yana gidip geliyor. İştahsız bu günlerde&#8230; Porselen tabağında, Japon balıkçı teknesinin tam altında, çatalın yanı başında, yarısı yenmiş bir omlet olarak susuyor&#8230; İki küçük zeytin- tuzsuz ve buruşuk- teknenin içinde keyif çatıyor. Gülümsüyorum onlara, sonra birini gözüme kestiriyorum ve çatalımı batırıyorum zıpkın gibi, atıyorum ağzıma&#8230; Tadı yok hiç dilimin, damağımın&#8230; Zor yutuyorum lokmaları&#8230; Boğazımda bir düğüm var sanki inmiyor aşağıya&#8230; Soğumuş çayımla zorla itiyorum, yoksa kusacağım. Zeytin zeytin olalı böylesi yutulmamıştı&#8230;</p>
<p>Bütün olan biteni unutmak için gözlerimi kapıyorum, bir an evvel bu korkunç sahnenin bitmesini bekliyorum. Bir masa altı olsa, saklansam çocukluğumdaki gibi, ben görmesem geçip gidecek sanıyorum. Yanılıyorum  oysa, mavi yağmur damlaları süzülüyor kirpiklerimden yanaklarıma&#8230; Dilimle yalıyorum tuzlu göz yaşlarımı&#8230; Sesim çıkmıyor ağlarken, sadece sicim gibi dökülürlerken ıslatıyorlar masanın örtüsünü. Damla damla, bir tane daha&#8230; Durmuyor, aniden bastıran sağanak gibi yağıyor&#8230; Göl oluyor mavi tabağım, masanın üstünde mavi damlalarım&#8230;</p>
<p>Yürüyorduk seninle hani, her zaman ki gibi&#8230; Bir gün bile sormadığın günlerdendi, &#8216;neden geliyor benimle&#8217; diye, kendi kendine. &#8216;Bu kadar yolu yürüyor hiç ses etmeden, sonra aynı yolu tekrar dönüyor gerisin geriye&#8217;&#8230; Bir kere olsun &#8216;gelme&#8217; demediğin günlerdendi&#8230; Sorgusuz sualsiz yürüdüğümüz günlerden&#8230;</p>
<ul>
<li>&#8216;Yağmur yağacak&#8217; demiştim sana. Sen dikip bakışlarını bakışlarıma,</li>
<li>&#8216;Yağsın&#8217; demiştin. Ve yürümeye devam etmiştin. İnşaat halindeki yolda, yürümüştüm peşin sıra. İlk damla düşünce başımıza,</li>
<li>&#8216;Islanacağız&#8217; demiştim sana, arkanı dönüp bana,</li>
<li>&#8216;Islanalım&#8217; demiştin.</li>
<li>&#8216;Peki ıslanalım&#8217; demiştim ben de.</li>
</ul>
<p>Seni yarı yolda tek başına bırakmaktansa, ıslanalım. Sen yeter ki güven, ben seninle yağmurda çamurda hep yürürüm demiştim içimden bana&#8230; Adımlarını hızlandırmıştın aniden. Ben de hızlanmıştım senin peşinden. Yetişmek için sana, koşturuyordum çamurda. Pantolonum ağırlaşmıştı, çoraplarımın içinde yüzüyordu ayaklarım. Yağmur bizim peşimizden daha da hızlanmıştı. Öyle hızlanmıştı ki biz yavaşlayıp koşturmayı bırakmıştık. Teslim olmuştuk yağmura&#8230; Sırılsıklam, kaçacak hiç bir yer aramadan, iliklerimize kadar yağmur olup akmıştık&#8230; Yaz yağmurudur bu nasılsa gelip geçer sanmıştık&#8230;</p>
<p>Niye diye sormadın? Bir kere bile&#8230; Hiç bir bahanem yoktu uyduracak. Hiç bir yalanım yoktu sana söyleyecek&#8230; Yürüyorduk öylesine, yürüyordum seninle hayallerinde&#8230; Sorsan ne derdim bilmiyorum, bir gün gelmesem diye hiç düşünmeden takılmıştım peşine. Sahi ne düşünürdün, ne hissederdin gelmesem, ya da o gün o mavi yağmurun altında dönsem evime ıslanmadan, hiç bilmiyorum, hiç bilemeyeceğim bundan böyle&#8230;</p>
<p>Çivit mavisine takılıyor gözlerim öyle güzel ki, yiyecekleri başka bir tabağa taşıyıp elime alıyorum porseleni&#8230; Antika bir tablo gibi tabağı izliyorum. Kahvaltı umurumda değil artık, insan aç karnını her zaman doyurabilir. Ama gördüğü bir güzelliği bir daha göremeyebilir. Bir daha yaşanmayacak anlardan nasıl olur da kaçabilir? Günahı sevabı düşünmeden, yüzmenin yasak olduğu göle dalabilir&#8230; Ucunda ölüm olduğunu bile bile serin sulara kendini bırakabilir.</p>
<figure id="attachment_14340" aria-describedby="caption-attachment-14340" style="width: 301px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/786289309_tp.jpg"><img class="wp-image-14340 " src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/786289309_tp.jpg?resize=301%2C205" alt="" width="301" height="205" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/786289309_tp.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/786289309_tp.jpg?resize=300%2C204&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 301px) 100vw, 301px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14340" class="wp-caption-text">Mavi Çay Fincanı</figcaption></figure>
<p>Mavi tabağın gölgesindeki mavi fincandaki çayım bitmişti&#8230; Boş bir dudağa götürülen boş bir dokunuşla anlıyorum şimdi, çayımı tazelemem gerektiğini. Dilimin acısına iyi gelecek yeni bir çay demlemek&#8230; Yüreğimin acısına kim bilebilir ki&#8230;</p>
<p>Mavi demliği alıyorum elime, porselenine dokunuyorum,  parmakların gibi, hissiz, soğuk&#8230; Tedirgin yalnızlığın, saf kumdan yapılmış senin gibi duru beyazlığın. Ayaklarına takılıyorum, &#8216;hiç bu kadar beyazını görmedim&#8217; diyorum. Mavi-Beyaz güzelliğini elimde tutuyorum. Yeniden hayallere dalıyorum&#8230;</p>
<figure id="attachment_14339" aria-describedby="caption-attachment-14339" style="width: 302px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/028.jpg"><img class="wp-image-14339" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/028.jpg?resize=302%2C233" alt="" width="302" height="233" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/028.jpg?w=701&amp;ssl=1 701w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/028.jpg?resize=300%2C232&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/028.jpg?resize=600%2C460&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 302px) 100vw, 302px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14339" class="wp-caption-text">Mavi-Beyaz Porselen Demlik</figcaption></figure>
<p>Midem ağrıyor, günlerdir bir şey yememekten, sadece çay içip düşünmekten. Kalbime hançer saplanıyor. Yanıtını bulamayacağım sorular arıyorum, seni aramıyorum. Aramayacağım hiç bir zaman. Bir daha karşına çıkmayacağım. Sorularımla birlikte seni de okyanusa fırlatacağım. Belki bir gün deniz kumu olup, kahvaltı tabağından, yiyemediğin krepinin tam ortasından, mavi bir inci tanesi olarak fırlayacağım&#8230;</p>
<figure id="attachment_14440" aria-describedby="caption-attachment-14440" style="width: 348px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/0758cc843d34de71edcba551433e8ef1.jpg"><img class="wp-image-14440" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/0758cc843d34de71edcba551433e8ef1.jpg?resize=348%2C278" alt="" width="348" height="278" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/0758cc843d34de71edcba551433e8ef1.jpg?w=900&amp;ssl=1 900w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/0758cc843d34de71edcba551433e8ef1.jpg?resize=300%2C240&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 348px) 100vw, 348px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14440" class="wp-caption-text">Mavi Mine &#8211; Unutma Beni Çiçeği &#8211;</figcaption></figure>
<p>Belki mavi bulutlu bir gökyüzünden yükseleceğim hiç beklemediğin bir anda&#8230; Mavi yağmur damlalarından süzülüp, mavi gök kuşağından kayacağım toprağa. Senin toprağına&#8230; Nerede olduğunu bilemediğim mavi minelerinin içinden sızacağım canına, ta içine doğru ılık ılık akacağım, gireceğim kanına&#8230;</p>
<p>Unutma, bitmez bu hikaye burada&#8230;</p>
<p>O zamana kadar eyvAllah&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İlham kaynağım Yalçın Tura; Kürdilihicazkar Saz Semai; Aşk-ı Memnu ve bu muhteşem yorumu için incesaz&#8217;a binlerce kez teşekkürlerimle&#8230;</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/1HILYobr5W0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/">http://www.sanatduvari.com/yelkenli-sevgili/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/">http://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-1-suretteki-siret/</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/">http://www.sanatduvari.com/maviruyaoykulerizamansizzamandanelaman/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/">Mavi Rüya Öyküleri-3- Mavi Yağmurdan Kalan; Sen Farkında Bile Olmadan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-2-mavi-yagmurdan-kalan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14049</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DÖNEMEÇ &#8211; 1</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 19 Aug 2016 05:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Aşık Veysel - Uzun İnce Bir Yoldayım]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Onural]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[İncesaz]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[Tanbur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4845</guid>
				<description><![CDATA[<p>İncesaz &#8211; “Bilge”nin Işığındaki Arayış… “Uzun&#160;İnce&#160;Bir&#160;Yoldayım Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece Bilmiyorum&#160;Ne&#160;Haldeyim Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece Dünyaya&#160;Geldiğim&#160;Anda Yürüdüm&#160;Aynı&#160;Zamanda İki&#160;Kapılı&#160;Bir&#160;Handa Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece.” Diyen Âşık Veysel’e selam ve sevgi ile başlayalım söze… Bu büyük ozanın gönül gözüyle görüp, aşkla coşan dili “uzun ince bir yol” benzetmesiyle bir insanın ömrünü anlatmaktadır bize…“ Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda” ve “ iki kapılı han” sözleriyle ise, doğumla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/donemec-1/">DÖNEMEÇ &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h1>İncesaz &#8211; “Bilge”nin Işığındaki Arayış…</h1>
<p>“Uzun&nbsp;İnce&nbsp;Bir&nbsp;Yoldayım<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece<br />
Bilmiyorum&nbsp;Ne&nbsp;Haldeyim<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece</p>
<p>Dünyaya&nbsp;Geldiğim&nbsp;Anda<br />
Yürüdüm&nbsp;Aynı&nbsp;Zamanda<br />
İki&nbsp;Kapılı&nbsp;Bir&nbsp;Handa<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece.”</p>
<p>Diyen <strong>Âşık Veysel</strong>’e selam ve sevgi ile başlayalım söze…</p>
<p>Bu büyük ozanın gönül gözüyle görüp, aşkla coşan dili “uzun ince bir yol” benzetmesiyle bir insanın ömrünü anlatmaktadır bize…“ Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda” ve “ iki kapılı han” sözleriyle ise, doğumla başlamış ve ölümle bitecek olan bu yoldaki konumumuzu, yani yolcu olduğumuzu bildirmek istemiştir&#8230;“ Bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece” dizesi “an”da, yani dönülmez zamanda, bilinmez geleceğe gidişi özetler erenlerin “bilgece” deyişiyle…</p>
<p>Üzerinde yaşadığımız bereketli toprakların yetiştirdiği halk ozanlarından biri olan Âşık Veysel’i çocuk yaşımda, siyah beyaz televizyonda izlemiş şanslı kişilerden biriyim. Onun Âli halini, âmâ yüreklerin anlaması ne kadar zor elbette bilirim. Ancak o bizlere, mütevazı tavrı ve duruşuyla mahlûkata duyduğu engin sevgisini aktarmayı başarmıştır. Bu büyük ozanın ehli dilliliğine tanıklık ederken başlamıştır, benim “uzun ince yolum” da bu farkındalıkla…</p>
<p>Daha 9-10 yaşlarında iken, insan denen mucizenin gücüne inanmış ve her insanın bu dünyaya bir görevle geldiği hissine kapılmıştım. Böylece kendi görevimi aramak için uzun ve çetrefil bir yola koyulacaktım…</p>
<p>İnsan hayatının ilk otuz yılı çok hızlı bir koşuşturmacayla geçiyor. Hedefine kitlenmiş füzeler gibi, şuursuz yol alıyoruz. Durmak, dinlenmek, kendine gelmek, nefeslenmek zaman kaybı sayılıyor… Tam güç tırmanılıyor doruklara… Otuz yaş geçmeye ilk yorgunluk hissedilmeye başlandığında, bir nefes alımlık durup bakıyoruz yukarılara, ancak zirve görülmez oluyor. İşte ilk farkındalık böyle başlıyor. O bir nefes alımlık An’da; “Yaşamak nedir?” sorusu takılıyor akıllara…</p>
<p><strong>Varlığını sorgulamaya başlıyor kişi. Neden yaşıyorum, ne için, kim için? Nereye gidiyorum, niye gidiyorum, ne zamana kadar gideceğim?</strong></p>
<p>Sorular diziliyor ardı ardına… Her bir soru bir durak, her durak bir nefes oluyor; önce beyne sonra kalbe dolan&#8230; Nefes en iyi öğretmendir nefse… Beyne dolan oksijenle açılan damarlar, farkına varmayı muştular… Çakraları açılan insan anlar niye geldiğini bu dünyaya… Artık, kendi dere yatağına su pompalamak, kendi ürününü üretmek ister uçsuz bucaksız tarlalarda&#8230; Hele bir de cesareti varsa, ilk dönemece geldiğinde makas değiştirerek, gittiği yolun yönünü çevirecek hayati kararları alır korkusuzca…</p>
<p><strong><em>Otuzlu yaşlarımda, ilk dönemecimin hemen başında tanıdım ben de, uzun ince müzikli yolumun yeni yol arkadaşını; İncesaz’ı…</em></strong></p>
<p>Bir süre sistem dışı kalan ruhum, Rock müziğinin keskin, itaatsiz, başkaldıran seslerinde kurtuluşunu aramaya başlamıştı… Tedavi yöntemini ise elektrogitarın çığlıklarında, baterinin isyankâr ritimlerinde bulmuştu. Bireyin kayboluşuna, hiçe sayılışına dayanamayan biri olarak özgürleşmeye çabalamak, sorunları salt absürd ve nihilist sularda dolaşmakla çözülebileceği zannına sürükleyebiliyordu insanı…</p>
<p>Bir gün yemek yerken bir lokantada, önce kulağıma gelip oradan yüreğime inen nağmelerinde tanıdım incesazı… Sesler o kadar bildik ama bir o kadar da yeniydi… Sevdiğim İstanbul’umun samimi sokaklarında dolaşırken buldum kendimi. İncesaz, evine gelen konuğu özenle ağırlayan nazik ev sahibesi gibi başköşeye buyur etmişti beni… Çeyiz sandığından çıkarttığı antika çeşnileri, kendi elleriyle ördüğü, kullanmaya kıyamadığı dantel ezgilerine katmış, kırk yılın hatırına orta şekerli köpüklü şarkılarını, gümüş tepside sunmuştu adeta bana…</p>
<p>Türk müziğinin vazgeçilmez enstrumanları ud ve klasik kemençeye, çok sevdiğim ve hatta bir ara çalmayı denediğim klasik gitar da eşlik edince, uzaklarda bıraktığım kendimi gördüm, aralanan kapının ucundan… Yabancı sularda gezinen kaptan misali, konakladığım limanlarda çektiğim sıla hasretiyle sızladı burnumun direği… “<strong>Bilge</strong>” tam da böyle bir “An”da gelip bulmuştu beni…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/JzV6TAm8L28?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Gitarın ritmiyle giriyoruz serüvene, udun yumuşak dokunuşları ilk müzik cümlesinin sorusunu sorarken, ezberletiyor ezgiyi bizlere… Klasik kemençenin eşliğinde cevap geliyor… Sonrasında, hiç bilmediğim, ilk kez duyduğum derinlerden gelen bir ses, bir tını… Tanburdur bu tınının adı… Aynı soruyu farklı bir dil ile soruyor, başka bir perdeden ve düet başlıyor… Ardından kendi cevabını veriyor tanbur, yankılanan içsesindeki o eşsiz çarpmaları, o eşsiz motifleriyle yürekten…</p>
<p>Hani insan bir ömür boyu ruh ikizini arar, onu ilk gördüğünde tanır ve “İşte aradığım bu!” der ya… Ben de aradığım tınıyı ilk duyuşla bulmuştum… Tanburun ezelden gelen incesesi, naifliği, zarafeti kulağımda değil suskunluğumda, gönlümün tam orta yerindeydi sanki… Her şeyin bir sonu olduğunu bildirir gibi, nokta gibi, noktayı koyuyordu hayatıma… Yeni bir cümleye başlamak için… Nokta tanburdu… Tanburda ise Murat Aydemir!</p>
<p><strong><em>Tanbur sazı, daha ilk duyduğumda kendisine beni meftun eden yol arkadaşım olacaktı hayatımın geri kalanında…</em></strong></p>
<p>İncesazın 1999 yılında çıkan ilk albümüdür bir/<strong>ESKİ NİSAN</strong>. <em>Cengiz Onural</em> bestesidir “<strong>Bilge</strong>”. Bu eser ve ona tanburuyla can veren <em>Murat Aydemir</em>, hiç tanımadıkları beni dönemecimde bulup yakalamış, kolumdan tutup ait olduğum güvenli limana doğru çekmişlerdi duygusal anlamda… Böylelikle önce Türk müziğiyle, giderek kendimle yeniden buluşmuş ve barışmış olacaktım…</p>
<p>Bir kış günü, elimde fotoğraf makinam, çocuk ruhumu aramak için yıllarımı geçirdiğim Yedikule’ye gidecektim. “<em>Bilge</em>”nin ezgisinin ışığında, sesler kasetçalar ile kulağımda saklı, duyduğum nağmelerin fotoğrafını çekmek niyetiyle düşecektim yollara… Sokak sokak dolaşarak gördüğüm her çocukta kendi anılarımı arayacaktım, tüten her soba dumanında kestane kokusu alacaktım…</p>
<p>İlk duyduğumda beni, eski evleriyle bezenmiş bu dar sokaklara götürmüştü “<strong>Bilge</strong>”… Komşu teyzelerin pazar torbalarını taşıdığım zamanlara… Tüp kuyruklarında beklediğim kış soğuğuna, koşar adım eve gelip okul yoluna koyulduğum bostan aralıklarına… Sabah ezanında uyanıp, ilk dersi karanlıkta işlediğimiz uykulu okul yıllarına… Neşeye götürmüştü aynı zamanda, gülecek bir şeyler bulduğumuz sevince ölesiye doyduğumuz çocuk coşkusuna… Aşka sonra, yanan ilk yüreğin ilk kıvılcımlarına… Görmek için yüzünü çekilen onca ıstıraplara…</p>
<p>Müzik öyle evrensel bir dil ki, bir an’da duyduğunuz melodiyle, bir anlık fotoğraf karesini yakalayabilirsiniz… <strong><em>İşte bu yüzden her çektiğim fotoğraf karesi, bir müziğin tınısıdır benim için yalnızca…</em></strong></p>
<figure id="attachment_4847" aria-describedby="caption-attachment-4847" style="width: 837px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4847 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=640%2C408" alt="Müziğin Tınısı - 1" width="640" height="408" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?w=837&amp;ssl=1 837w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=300%2C191&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4847" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 1</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4848" aria-describedby="caption-attachment-4848" style="width: 436px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4848 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?resize=436%2C653" alt="Müziğin Tınısı - 2" width="436" height="653" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?w=436&amp;ssl=1 436w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 436px) 100vw, 436px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4848" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 2</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4849" aria-describedby="caption-attachment-4849" style="width: 799px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4849 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?resize=640%2C480" alt="Müziğin Tınısı - 3" width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?w=799&amp;ssl=1 799w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4849" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 3</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4850" aria-describedby="caption-attachment-4850" style="width: 675px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4850 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?resize=640%2C562" alt="Müziğin Tınısı - 4" width="640" height="562" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?w=675&amp;ssl=1 675w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?resize=300%2C264&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4850" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 4</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/donemec-1/">DÖNEMEÇ &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4845</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
