<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Sinem Nazlı Demir &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/sinemnazlidemir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 06 Jul 2017 07:52:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>ALIŞKANLIK OLMUŞ</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/aliskanlik-olmus/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/aliskanlik-olmus/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 14 Jul 2017 05:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sinem Nazlı Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10048</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hepimizin bu küçük dünyada kendimize has özelliklerimiz vardır. Sevilen ya da sevilmeyen huylarımız, bırakamadığımız ve bizi biz yaptığını sandığımız alışkanlıklarımız&#8230;Tabi bunu hemen sigara alkol gibi algılamayın.İnsanın en çok alıştığı başka bir insandır en nihayetinde&#8230;En başta karşımızdakinin alışkanlığa dönüştüğünü anlamayız&#8230;Ama birden en güzel ses onun gülüşü, en güzel his ona sarılma hissi ve en güzel koku onun [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aliskanlik-olmus/">ALIŞKANLIK OLMUŞ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hepimizin bu küçük dünyada kendimize has özelliklerimiz vardır. Sevilen ya da sevilmeyen huylarımız, bırakamadığımız ve bizi biz yaptığını sandığımız alışkanlıklarımız&#8230;Tabi bunu hemen sigara alkol gibi algılamayın.İnsanın en çok alıştığı başka bir insandır en nihayetinde&#8230;En başta karşımızdakinin alışkanlığa dönüştüğünü anlamayız&#8230;Ama birden en güzel ses onun gülüşü, en güzel his ona sarılma hissi ve en güzel koku onun kokusu oluvermiştir hayatımızda.</p>
<p>Daha sonra o kişiye duyduğumuz alışkanlık arkasında daha nicelerini getirmiştir. Ama en önemlisi hayatımız kendi kişiliğimizle bir olmaktan çıkmıştır ve bağlılığımız gitgide bizi bir başkasına dönüştürmüştür.Çünkü artık doğal hareketlerimiz yerini onun hoşlanacağı tavırlara bırakmıştır.Peki bu çok sevmekten mi? Yoksa güçsüzlüğümüzden mi? Buna kesin bir yanıt vermek zor fakat tek o kişiyle de kalmaz her gün tutunduklarımız: Akşam yemeğinden sonra içilen sigara kadar değerlisi yoktur. O her üzüldüğümüzde en yakınımız olur biz fark etmeden. Boş zamanımızı değerlendirmek için önümüzde ne varsa içeriz de içeriz bazen&#8230;Ama o an dışarıda hayat tüm güzelliğiyle devam ediyordur ve kimse sizin varlığınızdan haberdar değildir.Daha göstermeye cesaret edememişizdir çünkü kendimizi&#8230;Küçük bir çocuk gibi çekingen davranırız tüm olup bitenlere.Ya da bitiremediğimiz bilgisayar oyunları, önünden ayrılamadığımız televizyon, susmak bilmeyen &#8216;whatsapp&#8217; gruplarımızı daha elimizden atamamışızdır. Düşünmeyiz bazı soruları,eleştirilmek hoşumuza da gitmez.Peki bugün yaptığımız hangi alışkanlığımız bizi bir tık daha ileriye taşıdı ? Yoksa yerinde saymak artık bizim için bir sorun olmaktan çıktı mı? Kontrol sende, bizde. Hepsini hayatımıza sokan da biziz, geri çıkartacak olan da..</p>
<p>Olsun tabi ! Daha güzelleri olsun ! En büyük alışkanlığımız mutlu yaşamak olsun ! En sevdiğimiz huyumuz hayal etmek olsun, düşünmek olsun, okumak olsun,ön yargısız bakış açımız olsun. Hayaller beklemede kalmadan amaca dönüşsün.Başkasının cesaretlendirmesini beklemeden bizi harekete geçiren, alışkanlıkların üstünde koca bir yüreğimiz olsun !</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aliskanlik-olmus/">ALIŞKANLIK OLMUŞ</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/aliskanlik-olmus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10048</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ZAMAN RÜZGARI</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zaman-ruzgari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zaman-ruzgari/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 07 Jul 2017 07:02:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sinem Nazlı Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9882</guid>
				<description><![CDATA[<p>Nereye gidiyoruz durmadan? Akıp giden zaman hiç mi soluklanmaz? Var oluşundan beri hiç durmadan nasıl geçiyor bunca asır, şaşırıp kalıyorum. Maddiyattan maneviyata tüm kavramlar değişip duruyor, insanlar ise sadece ayak uyduruyor. Her zaman kendi aleminde koşuşturarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor.Bazıları yaşamak için yaşıyor, bazıları yaşamak için çalışıyor. Bunu okuyan kişi hangi taraftan bilemiyorum. Zorla koca bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zaman-ruzgari/">ZAMAN RÜZGARI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Nereye gidiyoruz durmadan? Akıp giden zaman hiç mi soluklanmaz? Var oluşundan beri hiç durmadan nasıl geçiyor bunca asır, şaşırıp kalıyorum. Maddiyattan maneviyata tüm kavramlar değişip duruyor, insanlar ise sadece ayak uyduruyor. Her zaman kendi aleminde koşuşturarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor.Bazıları yaşamak için yaşıyor, bazıları yaşamak için çalışıyor. Bunu okuyan kişi hangi taraftan bilemiyorum.</p>
<p>Zorla koca bir kürenin içine atılmış gibi hissediyorum bu yüzden. Çünkü ben yaşamak için çalışan taraftanım. Bir evrene gönderildim, bana bir aile verildi ve ileride yaşam standartlarıma uygun bir iş bulmam gerek. Daha sonra doğacak çocuğuma da ve torunuma da aynı seçenekler verilecek. Belki de yıllarca bize önceden hiç sorulmamış ve bizim seçmediğimiz bir hayatı sırf bize verildi diye yaşayacağız. Sayısal loto gibi. Bir ömür bir şans oyunu. Hepimiz için bir ülke seçiliyor;kardeşler, arkadaşlar belirleniyor ve daha nice özellikler&#8230;Ama bir dakika, bazen bir kesimden farklı insan doğuyor. Şansıma bu hayat şartları çıktı demek yerine kurallarını belirleyen insanlar. Ne azimlilerdir ki onlar, başka insanların da hayatlarını değiştirirler. Sevgiyle hatırlanmak isterler. Her yaşadıkları anı hak etmişlerdir çünkü.</p>
<p>Bir de diğerleri var; hayatın akışına kapılıp kaybolanlar. Karşısındaki sonsuz zamanı gözünde büyütüp, yaşama devrelerini kapatanlar. Hayat fonksiyonları ölmüştür, kader rüzgarı onları savurur da savurur. Rüzgarın şiddetinden ölene kadar kurtulamazlar.Diğer insanlar için ne zehirlidirler ne de yaralı&#8230;Olsalar da olur, olmasalar da.</p>
<p>Farkında değilsiniz hala tüm bu yazdıklarımın. Bir de biz varız(!) Sabahtan beri insanları bölümlere ayıran ve hiçbir kalıba sığmayan bizler. Doğduğumuz anı bilmediğimiz gibi sonumuzu da kestiremeyen bizler. Ah be. Bir bilsem neler olacağını, şimdiden müdahale elimi uzatırdım. Ne kadar garip! Bir hafta sonrasının bile hava durumunu tahmin edebilirken on saniye sonra ne olacağını bilememek,karışamayacağımızı kabullenmek. Şu an etrafımızda gördüğümüz her şeye müdahale eden biz, zamanın tek salisesine bile dokunamayacağız. O halde karara varıp siz düşünün; en kıymetli zaman son geçirdiğiniz zaman ise, şu an yazımı okurken yaşamınızın son demini benimle harcıyorsunuz.Teşekkür ederim&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zaman-ruzgari/">ZAMAN RÜZGARI</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zaman-ruzgari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9882</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Terk Edilmesi Muhtemel</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/terk-edilmesi-muhtemel/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/terk-edilmesi-muhtemel/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 03 Jul 2017 07:43:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sinem Nazlı Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9888</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir insan,  her canlı gibi evrende var olur, gözlerini hiç tanımadığı bir insanın kollarında açar, sesini çıkartmaya ve vücudunu olabildiğince hareket ettirmeye başlar. Artık var olmuştur. O vardır, kendisidir ve gelecekte bilmediği bir zamanda yok olacaktır. Ömrünün bu en önemli iki olayı ondan bihaber olup bitecektir. Başlangıçtaki tanıma evresi zaman ilerledikçe alışma ve bıkma evrelerine [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/terk-edilmesi-muhtemel/">Terk Edilmesi Muhtemel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir insan,  her canlı gibi evrende var olur, gözlerini hiç tanımadığı bir insanın kollarında açar, sesini çıkartmaya ve vücudunu olabildiğince hareket ettirmeye başlar. Artık var olmuştur. O vardır, kendisidir ve gelecekte bilmediği bir zamanda yok olacaktır. Ömrünün bu en önemli iki olayı ondan bihaber olup bitecektir. Başlangıçtaki tanıma evresi zaman ilerledikçe alışma ve bıkma evrelerine dönüşecektir. En son, her şey elinden kayıp gittiğinde ilk baştaki tanıma heyecanının yerini özlemin ve değer bilmenin kalan son kırıntıları alacaktır. İşte genellikle son zamanlarında insan hayatımda ne yaptım diye düşünmeye başlıyor. Kimlere ulaştım ve kimlerin hayatına renk kattım? Hiç mi? Yoksa çok az mı? Hep düşünme sırasına en başa kendimi mi koydum; yoksa başkalarını mı? Bizlere her ne açıklaması olursa olsun verilen bu yaşam diliminde ne yapmak düşüyor? Yaşamayı kendimiz seçmediğimiz için hiçbir şey mi; yoksa bir hiç olmadığımızı bilmenin farkındalığıyla evreni doğamız için en başındaki gibi yaşanılabilir kılmak mı? Ben ikincisini tercih ediyorum. Her birinin bir amaç uğruna icat edildiğini bildiğim geçici eşyalara kafamı gömüp keşfedilmeyi bekleyen koca evrenden kendimi uzaklaştırmak istememem beni tüm bu yazdıklarıma iten nedendir. Ah, o kadar kaptırmışız ki kendimizi bu zamana, bu alışkanlıklara ve sınırları olan hayallere. Neyin nasıl ve neden başladığını göremeyecek şekle sokmuşuz beynimizi.Tek bakılan: sonuç. Ne olmuş, ne bitmiş, kimmiş, ne zamanmış? Sorduğumuz amaçsız soruları ve hemen duymayı istediğimiz cevapları dünyayla ilgileniyormuşuz gibi yaptığımız araçlar haline getirmişiz. Bilgiye aslında daha kolay ve hızlı ulaştığımızı sandığımız zamanın tek hedefinin aslında hepimizin aynı düşünmesini sağlayan teknolojiyle birlikte bizi yetiştirdiğini göremeyecek kadar kör olmuşuz. Cihazlarımızın akıllı olmasının bizi daha farkında bir birey yaptığını düşünecek kadar akılsız bakar olmuşuz dünyaya.Ve en önemlisi her dünya dediğimde her birinizin kafasında aynı ülkelerin ve olayların oluşmasını sağlayacak kadar dar bakar olmuşuz ‘’dünyaya’’. Nedir bu kafalarımızı farklı yapan şey? O ilk gözlerimizi açtığımız an. O an. Neyin ne olduğunu anlamaya çalıştığımız, en saf ve masum insan doğasını yaşadığımız an. Dıştan hiçbir etkinin olmadığı ve hepimizin başka başka gözlerle düşündüğümüz saniyeler.</p>
<div>Dıştan bir etki dedim evet.Dünyada kalmaya başladığımız andan itibaren dışarıdan gelen etki artıyor ve yetişkin olduğumuzu düşünmeye başladığımız saniyeden itibaren de dışarıya verdiğimiz etkiler ve dokunduğumuz kişi sayısı artıyor. İlk yürüyerek bir yerlere kendi başımıza ulaşabileceğimiz duygusunu hissediyoruz, sonra elimizden tutuyorlar sanki bıraksalar dünyanın diğer ucuna gidebilecekmişiz gibi. Pes etmiyoruz konuşmayı öğreniyoruz, sonra çok soru sormamamız gerektiğini ve nerede nasıl konuşmamız gerektiğini öğretiyorlar. Fazla soru duyduklarında sıkılıyorlar ve kafalarına hangi cevap gelirse direkt yapıştırıveriyorlar. Nasıl bir etki bıraktıklarını bilmeden. Sonra okumayı ve yazmayı öğretiyorlar bize. Fakat neyi okuyup neyi okumayacağımıza karar verdikten sonra. İşte o zaman tüm dünyamız şekilleniyor. İşte bu farkındalık kesintisi burada tam da burada başlıyor.Okumak ve yazmak. Başka birinin kafasından geçenleri okuyabilmek, anlayabilmek. En azından anlamaya çalışmak.Kendi kafamızdaki karşımızdakinin anlayabileceği gibi yazmaya başlamak. Beynimizin içindekileri somutlaştırmak bizi bu dünyada var etmek.Ben de varım demek.Arkamızda bize dair kalıntılar bırakmak.</div>
<div>Aslına inildiğinde küçük bir amaçla icat edilmiş fakat şimdi koskoca dünyanın seyrini değiştiren bir varlık.Medeniyetlerin kendilerinden yüzyıllar sonraki nesilleri düşünerek bıraktığı koca bir miras o beyaz kağıtların üstünde.Bulunan tüm icatlar,keşfedilmiş tüm yerler ve aktarılmak istenilen tüm her şey tek bir icadın arasında.Ve biz de onu kullanıyoruz. Ne yazıktır ki genelde zorunda olduğumuz için kullanıyoruz.</div>
<div>Sahiden her gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz sadece bulutlar mı yoksa bu dünyanın gerçekten de çözülmeyi bekleyen milyonlarca malzemeden oluştuğu mu? Eğer ikincisiyse almayı istediğimizi bilgileri hazır mı almak daha mantıklı geliyor yoksa kendi çabamızla öğrenmek mi? Yani bir gerçek aktarılabiliyorsa bir fikir de aktarılabilir mi  Evet ,tabii ki evet. Doğrusunu bile bilmediğimiz yanlışları dinlediğimizi anca dünyadan haberimiz olduğunda fark edebileceğiz. Gelişmenin tek taraflı bir şey olmadığını görecek gözlerimiz.Çünkü biz gelişiyorsak, bir başkası da ilerliyor olacak. İşte bu yüzden toz zerresi olduğumuz bu yerde görmek istediklerimizin de önüne geçmemiz lazım.Bu bizim doğamız ve bu doğayı terk etmeye devam ettiğimiz her dakika kendimizden eksileceğiz. Ben eksileceğim, sen eksileceksin, dünya eksilecek ve nesiller böylece kendilerini tanımadan göçüp gidecekler onlara verilen bu küçük ömürde.Gömüldükleri teknolojide kaybolup azalacaklar.İşte o gün tek suçlu biz olacağız.Yaşamlarımızın ve kendi düşüncelerimizin tek doğru olduklarını düşündüğümüz an yanlış yaptığımızı anlayamayacak kadar sahteliğe batmış durumda olacağız. Her neye şahit olursak olalım düşünmeli ve tartmalı insan.Unutmayın; her insan okuyabilir ve konuşabilir fakat çok azı gördüğünü sorgular..(George Carlin)</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/terk-edilmesi-muhtemel/">Terk Edilmesi Muhtemel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/terk-edilmesi-muhtemel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9888</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İçimizdeki Kötü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/icimizdeki-kotu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/icimizdeki-kotu/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 29 Jun 2017 06:23:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sinem Nazlı Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9876</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sizce insan kötü doğabilir mi ? Tabi ki hayır. Bebekken hepimiz masumuzdur, yaşanılan tecrübeler ve getirdikleri hayatımızı şekillendirir sadece. Doğduktan sonra iki yol vardır önümüzde: Biri büyüyüp çocuk kalbimizle hareket etmek, diğeri de yaş ilerledikçe kötüye yönelmek. Peki bir toplum kötüyü dışlarsa o kişi iyiliği seçebilir mi? Hepimiz hayır seçmez diyoruz içimizden, biz ona iyi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icimizdeki-kotu/">İçimizdeki Kötü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sizce insan kötü doğabilir mi ? Tabi ki hayır. Bebekken hepimiz masumuzdur, yaşanılan tecrübeler ve getirdikleri hayatımızı şekillendirir sadece. Doğduktan sonra iki yol vardır önümüzde: Biri büyüyüp çocuk kalbimizle hareket etmek, diğeri de yaş ilerledikçe kötüye yönelmek. Peki bir toplum kötüyü dışlarsa o kişi iyiliği seçebilir mi? Hepimiz hayır seçmez diyoruz içimizden, biz ona iyi davranmalıyız ki o da geri kazanılsın diye.Ya ben başkasını taciz etmiş ya da katil birini geri kazanmak istemiyorsam? Kendimizden başkasına güvenmeyen biz nasıl korkmadan kötülere iyilik dağıtabileceğiz?</p>
<p>Çoğu katilin normal bir aileden gelmediğini biliyoruz, asıl suçlu onlar değil aslında.Onları doğurup insan gibi davranmayan aileleri&#8230;Peki onlar dediğimiz insanların öldürdüğü kişiler? Kabul mü etmeliyiz en başından beri aramızda kötülerin olduğunu? Konuşurken yüksek bir sandalyeye çıkıp yukarıdan seyrederiz tüm olup bitenleri,sonra aşağıya iner gördüklerimize bine bin katar anlatırız. Peki içimizdeki kötü? Yazının en başından beri başka insanları düşündük durduk&#8230;En yakın kötülüğün kendi içimizde olduğunu fark etmedik. Evet şu an bizimle ve bazen ağır basıyor, bazen basmıyor.Bazen kendi elimizde,bazen değil..Ah insanoğlu..Birkaç yıl önce asla yapmam dediği tüm şeyleri yapan insanoğlu&#8230;Kötülüğü yaptıktan sonra şeytan vesvese verdi diyen biz. Şeytan değildi ki o. Kendi kendimize düşünüp kendimizce bir karar alırız ve başkasına yüklemeye çalışırız, kötülük yapanları cezalandırırız sonra da tasarruf için genel af ilan ederiz. Kapalı kapılardan çıktığında biter mi ki zorlu yolculuk? Aslında en başından başlıyordur tüm imtihanlar,yeni doğmuş bir çocuk gibi. Karanlıktan aydınlığa geçiş yolunda elinden tutmak istemediğimiz insanlar kaybolup gidecektir biz yüksek sandalyelerimizde otururken.Yetişemeyeceğiz bize uzatılan ellere, çünkü inmek istemeyeceğiz o yüksek göklerden, mesafe uzayacak ve kaybedeceğiz birbirimizi&#8230;Kendimiz, <wbr></wbr>bencilliğimiz ve kötü yanımız olacak sadece. Güzelim büyük sandalye&#8230;Ne de güzel hissettiriyor kendini daha iyi bir konumda görmek. Başkalarının yanlışlarını eleştirip, en büyük hatayı kendimizin yaptığını fark etmemek&#8230;</p>
<p>Devasa yerlerimiz sarsılmasın diye ayrılmadığımız o konumlar bir gün çok sessiz gelecek ve son zamanlarında kaybettiğine ağlayacak insan. İki kalp atıyor içimizde. Biri beyaz, biri siyah. Çocukken siyah kalp hiç atmaz, beyazı da susmaz. Sonra büyürüz ve kiminin içinde siyah kiminin içinde de beyaz olan hüküm sürer&#8230;Belki de çoktan yazılmıştır kaderlerimiz. Eğer öyleyse tekrardan en başa, sizce insan kötü doğabilir mi?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icimizdeki-kotu/">İçimizdeki Kötü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/icimizdeki-kotu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9876</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
