<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Rana Arıbaş &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/ranaaribas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:55:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Umut Muydun İmkânsızlığım Mı?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/umut-muydun-imkansizligim-mi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/umut-muydun-imkansizligim-mi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 08 Jul 2017 10:32:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10084</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her yaranın bir sarılma anı, her geçmişin bir yüzleşme anı vardı. Bilirdim. Sonuçta insan iyisiyle, kötüsüyle, kendisini var eden o geçmişle, yaraları zaman içinde yaşamayı öğreniyordu. Kim ne derse desin, zamandan iyi öğretmenin olmadığını yaşam bana da diğerlerimize öğrettiği gibi, en umarsız biçimde öğretmişti. Zaman ile ilgili tüm kuramlara, umutla ilgili olumlu olumsuz tüm tümcelere [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/umut-muydun-imkansizligim-mi/">Umut Muydun İmkânsızlığım Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her yaranın bir sarılma anı, her geçmişin bir yüzleşme anı vardı. Bilirdim. Sonuçta insan iyisiyle, kötüsüyle, kendisini var eden o geçmişle, yaraları zaman içinde yaşamayı öğreniyordu. Kim ne derse desin, zamandan iyi öğretmenin olmadığını yaşam bana da diğerlerimize öğrettiği gibi, en umarsız biçimde öğretmişti.</p>
<p>Zaman ile ilgili tüm kuramlara, umutla ilgili olumlu olumsuz tüm tümcelere inat bir yerdeydin seni tanıdığımda.</p>
<p>Yılların bana da öngördüğü tüm yaşanmışlıklardan payıma düşeni almıştım. Geride benim de eminim bıraktığım yaralar var ama bana göre derin yaralarım, kendi içimde aymazlarım vardı. Hoş herkes biraz öyle sanmaz mı kendisini? Öyle sanmasa devam edebilir mi? İnsan bir an bile olsa ciddi anlamda ölümle yüzleşse sahiden bu kadar kötü, bu kadar acımasız izler bırakabilir mi bahar dallarına? Kim bilir!</p>
<p>Yılların bana da öngördüğü tüm yaşanmışlıklardan payıma düşeni almıştım. Geride bıraktığım ölümler, ayrılıklar belki de benim bu melankolik, kırılgan, naif hallerimi yaratmıştı ki, teşekkür mü etmeli idim yaşanmışlıklarıma.</p>
<p>Ama sonra, sonra Seni tanıdım. Kim kimi daha önce fark etti, ilk tümceyi söyledi anımsamıyorum. Öyle bir an geldi, Sen buradaydın, ne zaman Seni düşünsem geçmişimin yaraları sarsmıyordu beni. Yüzüme yayılan gülümsemenin ne olduğunu sorgulamaya bile cesaretim yoktu, bu büyü bozulsun istemiyordum. Buradaydın. Birbirimizden habersiz ya da yıldızların yardımıyla aynı yollarda yürüyorduk. Sahi biz seninle bu yola ilk ne zaman çıkmıştık? Onu bile anımsamıyordum. Ama önemi yoktu bunun da. Buradaydın. En masum, en tüm rollerinden, tüm sorumluluklarından uzak, kimsenin görmeye izin vermediğin arka bahçelerinde benimleydin. Bense tüm suskunlarımı Sen de çözümlemeye, en çok sende çözümlemeye hazır olduğumu görüyordum. Sen de içimdeki tüm saklı kalan balonlarım uçuyordu. Nefes alıyor, yaramaz, haylaz, uçarı bir çocuk oluyordum. Seni düşünürken ve Seni beklerken.</p>
<p>Bana bir şey olmasına asla izin vermeyeceğini, hep gölge gibi yanımda, yakınımda olacağını biliyordum.  Hiç gitmeyeceğini o gün anlamıştım. O gün işte, o gün. Anlardan oluşan küçük umutlarımıza büyük mucizeler sığdırıyorduk. Kimselerin bilemediği, duyamayacağı, deşifre edemeyeceğimiz kadar, kimseye göstermek için yaşamadığımız anlarımız vardı ve o anlar sadece bizimdi.</p>
<p>Umut imkânsızlıktı belki de. Sen Benim düne dair ne varsa temize çektiğim ama yarına dair hiçbir düş kuramadığım umudumdun.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/umut-muydun-imkansizligim-mi/">Umut Muydun İmkânsızlığım Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/umut-muydun-imkansizligim-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10084</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bu Dünyadan Bir Şahin Kaygun Geçti</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bu-dunyadan-bir-sahin-kaygun-gecti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bu-dunyadan-bir-sahin-kaygun-gecti/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 19 Oct 2016 05:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Uzak Fazla Yakın]]></category>
		<category><![CDATA[Dolunay filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Polaroid fotoğraflar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkan Derya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5559</guid>
				<description><![CDATA[<p>Belki de bu yazı hiç yazılmayacaktı eğer ben ısrar ve inatla Çok Uzak Fazla Yakın filmine gitmek istemeseydim. Eserlerindeki duruşuna hayran olduğum İkinci Bahar gibi muhteşem bir diziye imza atmış Türkan Derya’nın ilk sinema filmini görmeseydim. Merak ediyordum, çok merak ediyordum nasıl bir film olmuştu acaba. Çok büyük beklentilere girmeden sinemaya gittim ve o da [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bu-dunyadan-bir-sahin-kaygun-gecti/">Bu Dünyadan Bir Şahin Kaygun Geçti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Belki de bu yazı hiç yazılmayacaktı eğer ben ısrar ve inatla Çok Uzak Fazla Yakın filmine gitmek istemeseydim. Eserlerindeki duruşuna hayran olduğum İkinci Bahar gibi muhteşem bir diziye imza atmış Türkan Derya’nın ilk sinema filmini görmeseydim. Merak ediyordum, çok merak ediyordum nasıl bir film olmuştu acaba.</p>
<p>Çok büyük beklentilere girmeden sinemaya gittim ve o da ne? Filmin ithaf edildiği kişilerden birisi <strong>Şahin Kaygun</strong>. Merak ettim neden Şahin Kaygun’a  da adandığı ve film içinde bunu çözdüm ama hala filmi izlemediyseniz filmi deşifre etmemek için bunu açıklamayacağım. Ben burada <em>Şahin Kaygun</em>’dan bahsedeceğim.</p>
<h2>Şahin Kaygun</h2>
<p>Marjinal sözcüğü bizim topraklarda olması gereken anlamının dışında kullanılır biraz. Ötekileştirmenin diğer adı gibidir zira marjinal insanlar diğer insanlara çok da benzemez o yüzden de ayrıksı otu gibi dururlar ama aslında marjinal insanlar üretken, yaratıcı, kalıpları kıran ve dünyaya başka bir bakış açısı getirmeye çalışan insanlardır. Tıpkı <strong>Şahin Kaygun </strong>gibi.</p>
<p>Ama yeni nesil, belki de bu yazıyı okuyan kızlarımla yaşıt olan gençler Şahin Kaygun’u tanımıyorsunuz ya da bu filmle adını duydunuz.</p>
<h2>Fotoğraf ve Resim Sanatçısı</h2>
<p>Oysa O, Türk fotoğraf, resim sanatının en ustalıklı sanatçılarındandır. 1951 doğumlu Sanatçı 1992 yılında yani sadece 1992 yılında hayata gözlerini yumduğunda geriye benzersiz eserler bırakmıştır. Üniversite eş zamanlı fotoğraf okumuş biri olarak ise bendeki yeri bambaşkadır. Kolaj tekniğini en iyi uygulayan ustaların başında gelir.</p>
<p>Resimle fotoğrafı ustalıkla birleştirir. Polaroid fotoğraflar üzerindeki oynamaları bambaşka bir duygudur ve o eserlere bakmaktan kendini alamazsınız ama özellikle de siyah beyazda harikalar yarattığı apaçık ortadadır.</p>
<p>Fotoğraf yaptığını söyleyen sanatçı tüm eserlerinde gerçeğin peşindir ve anlam arayışları vardır. O yüzden kendine has teknikler kullanılmış ve döneminde çok tartışılmış.</p>
<p>Çekmiş olduğu <u>Dolunay</u> isimli film de diğer eserleri gibi farklıdır ve birçok ödül almış bir yapıttır. Özetle <strong>Şahin Kaygun</strong> çok özel bir ustadır ve mutlaka eserleri görülmelidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bu-dunyadan-bir-sahin-kaygun-gecti/">Bu Dünyadan Bir Şahin Kaygun Geçti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bu-dunyadan-bir-sahin-kaygun-gecti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5559</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Senden Sonra Ben</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/senden-sonra-ben/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/senden-sonra-ben/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 31 Aug 2016 05:20:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5013</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her şey bana TRT 3’den o caz parçasını açmanla başlamıştı ya. Hiç alışık değildim, kimse bana telefonun diğer ucundan bir şarkı dinletmemişti. Oysa sen, yaşına, gücüne, duruş noktana rağmen ev sevdiğim parçayı dinletiyordun. Şimdi düşünüyorum da yoksa o parçayı açan ben miydim, yanılsama mı yaşadım? Nerdesin? Yakında bir yıl olacak ayrılığın üzerinden koskoca 12 ay [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/senden-sonra-ben/">Senden Sonra Ben</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her şey bana TRT 3’den o caz parçasını açmanla başlamıştı ya. Hiç alışık değildim, kimse bana telefonun diğer ucundan bir şarkı dinletmemişti. Oysa sen, yaşına, gücüne, duruş noktana rağmen ev sevdiğim parçayı dinletiyordun.</p>
<p>Şimdi düşünüyorum da yoksa o parçayı açan ben miydim, yanılsama mı yaşadım? Nerdesin?</p>
<p>Yakında bir yıl olacak ayrılığın üzerinden koskoca 12 ay bitecek yakında. Oysa ben hala aynı ezgide uyanıyorum sabahları. Hala gece on ikiye doğru aramanı bekliyorum. Ama çalmıyor telefonum ve sızım kalıyorum aynı hüzünde 330 gecedir tam yoksun. Ne çok gereksinimim var sana görmüyor musun cidden?</p>
<p>Senden sonra işte tam da böyleyim. Sende kaldım. Sen oluyorum ama biz olamıyorum. Bir mucize istiyorum. Olmuyor aramıyorsun.</p>
<p>Ama tuhaftır ben de aramıyorum, arayamıyorum. En derin yerimden yaralamışsın beni. Seni affetsem kendimi affetmeyeceğim biliyorum. Neden bu kadar yaraladın beni? İçimdeki en derin yerdesin, çıkışın yok. Ve biliyorum hayatımızın en uzun sessizliği bu.</p>
<p>Bir gölge birbirimizin adımlarını takip ediyoruz ama görünmediğimizi sanıyoruz, ne kocaman bir yanılgı.</p>
<p>Büyüdüm ben, cidden büyüdüm. Cidden kendine çok güvenen bir kadın oldum. Öyle diyordun ya ben giderken. Masaldı oysa çok acizdim. Çok çaresiz. Çünkü kocaman bir aşktan geçtim. Senden geçtim. Seninle nefes aldım.</p>
<p>Bakışlarım daha derin, ifadelerim daha net. Artık hayatta kimse vazgeçilmez değil. Çünkü ben senin için tüm gemileri yakmışken, tek bir lafınla senden vazgeçtim.</p>
<p>Geride koskoca bir ben bıraktım, masumiyetimi, senden sonra ama senden aldım keskinliğimi, kararlılığımı. Kim yıkabilir ki ben, sen zerrelerime dek ayırmışken beni.</p>
<p>Özlüyorum seni, sonra özlemleri unutuyorum. Seni unutamıyorum. Çok kırgınım sana ama hala bir o kadar aşık. Kocaman bir aşktan geçtik biz. Yıkımı da çok büyük oldu ya, aksini düşünmek haksızlıktı belki de.</p>
<p>Peki, Benden sonra sen nasılsın? İyi ol, mutlu ol gerisi umurumda değil. Varsın biz olmasın ama sen ol. Biliyorum ki sende benim bir parçam var. Şiirim, masumiyetim, ürkek bakışlarım, vazgeçilmişliğim. Onlar sende kalsın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/senden-sonra-ben/">Senden Sonra Ben</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/senden-sonra-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5013</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ah Be Didem Madak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ah-be-didem-madak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ah-be-didem-madak/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 27 Jul 2016 09:08:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Ah'lar Ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[Grapon Kağıtları]]></category>
		<category><![CDATA[Pulbiber Mahallesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4609</guid>
				<description><![CDATA[<p>Didem Madak Sözleri Ben çekildiğim her fotoğrafta, defolu bir kelebek gibi çıkarım.&#8221; Şiirlerin içinden çıkıp gelen kadınlar vardır. Öpse şiir, saçını dağıtsa mısra, gülse kıta olur.” “Bir zamanlar kendimi, bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım&#8230;” Didem Madak Şiiri “Kaç metredir benim yokluğum? Benden daha çok var sanmıştım. Benim yokluğumdan dünyaya Bir elbise çıkar sanmıştım.&#8221; Bu dizeler Senin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ah-be-didem-madak/">Ah Be Didem Madak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Didem Madak Sözleri</h2>
<ul>
<li>Ben çekildiğim her fotoğrafta, defolu bir kelebek gibi çıkarım.&#8221;</li>
<li>Şiirlerin içinden çıkıp gelen kadınlar vardır. Öpse şiir, saçını dağıtsa mısra, gülse kıta olur.”</li>
<li>“Bir zamanlar kendimi, bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım&#8230;”</li>
</ul>
<h2>Didem Madak Şiiri</h2>
<p>“Kaç metredir benim yokluğum?<br />
Benden daha çok var sanmıştım.<br />
Benim yokluğumdan dünyaya<br />
Bir elbise çıkar sanmıştım.&#8221;</p>
<h3>Bu dizeler Senin Didem Mamak. Üstüne bir şeyler yazılır mı?</h3>
<p>Oysa bu yazı çok özel olsun istedim. Bu yazı bir biçimiyle sana gitsin istedim. O yüzden saatlerdir bilgisayara bakınıp, çırpınıp duruyorum. Yazı font biçimimi bile değiştirdim ama olmayacak biliyorum.</p>
<p>Nasıl anlatmalı Seni? Sana yakışan bir biçimde. Hani bazı insanlar vardır, tanışmamışsındır ama aynada kendini görmek gibidir ya Sen benim için tam öylesin.</p>
<p>Şiirlerin dizelerin ile bize acıyı, aşkı ve yaşamın kıyısında gezindiğimiz her duyguyu ne güzel anlatıyorsun <em>Didem Madak</em>.</p>
<figure id="attachment_4611" aria-describedby="caption-attachment-4611" style="width: 498px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/didem-madak-dizeleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4611 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/didem-madak-dizeleri.jpg?resize=498%2C498" alt="Didem Madak Grapon Kağıtları, Ah'lar Ağacı ve Pulbiber Mahallesi gibi kitapları ile tanınır." width="498" height="498" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/didem-madak-dizeleri.jpg?w=498&amp;ssl=1 498w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/didem-madak-dizeleri.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/didem-madak-dizeleri.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 498px) 100vw, 498px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4611" class="wp-caption-text">Didem Madak Grapon Kağıtları, Ah&#8217;lar Ağacı ve Pulbiber Mahallesi gibi kitapları ile tanınır.</figcaption></figure>
<p>Annem çok sevmelerin kadınıydı diyorsun ya, biliyorum ki çok sevmelerin kadınları hep sınırdadırlar. O yüzden belki de acıyı, ölümü ve aşkı böylesine anlatabilmen. Çok sevmelerin çok özel bir kadınısın. Hep bir ironi, hep bir tutku, hem bir başkaldırı. Coşkudan, dibe vurma hallerinde tutkunun ayak izleri.</p>
<p>Korkmadan söylemek istediklerini söyleme hali. Her şeye rağmen bir umut hali. Bizim kuşağın o en naif, en özel temsilcilerindensin. Hani şu bizler. Altmışlı yılların sonunda, yetmişli yılların başında doğan. Kırılgan, naif, çok sevmeler meyilli, kelebekler kadar özgür olmak, kafa tutma halindeyken bile düşme korkusunu yaşayanlar. Üzerimizden geçen bir önceki neslin ağırlığı altından sağ çıkmaya çalışan bizlere tercüman olmaya çalışan Sen.</p>
<p>Yazamıyorum olmuyor, Sen öylesine güzel anlatmışsın ki ben ne yazabilirim daha. Sen de Frida Kahlo gibi acının, ölümün, aşkın sanatçısın ya seviyorum Seni. Ve son sözü yine sana bırakıyorum.</p>
<p>Gidişinin 5. Yılında saygıyla ve özlemle.</p>
<p>“Sonra gittin. Birlikte kışlıkları naftalinleyecektik. Söz vermiştim, unutmayacaktım gözlerini.&#8221; <strong>Didem Madak</strong>.</p>
<p>Meraklısı için; 8 Nisan 1970 yılında İzmir&#8217;de doğan <em>Didem Madak</em>, 24 Temmuz 2011&#8217;de İstanbul dünyaya gözlerini yumdu. Didem Madak Grapon Kağıtları, Ah&#8217;lar Ağacı ve Pulbiber Mahallesi gibi kitapları ile tanınır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ah-be-didem-madak/">Ah Be Didem Madak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ah-be-didem-madak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4609</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zor Zamanlarda Sanatla Nefes Almak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zor-zamanlarda-sanatla-nefes-almak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zor-zamanlarda-sanatla-nefes-almak/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 23 Jul 2016 06:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4561</guid>
				<description><![CDATA[<p>Zor günlerden geçiyoruz. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Ülkemizde de sebebini belki de tam kavrayamadığımız günlerden geçiyoruz. Bombalar patlıyor, insanlar ölüyor, korkuyoruz, sinirlerimiz gergin, sanki her an kötü bir haber duyacak gibiyiz kimi zaman, saldırganlaşıyor belki de tuhaf davranışlar sergiliyoruz, kendimiz bile kendimizi anlamıyor, bu biz miyiz diyoruz? Aşırı sıcakları da unutmamalı tabi. O da [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zor-zamanlarda-sanatla-nefes-almak/">Zor Zamanlarda Sanatla Nefes Almak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Zor günlerden geçiyoruz. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Ülkemizde de sebebini belki de tam kavrayamadığımız günlerden geçiyoruz.</p>
<p>Bombalar patlıyor, insanlar ölüyor, korkuyoruz, sinirlerimiz gergin, sanki her an kötü bir haber duyacak gibiyiz kimi zaman, saldırganlaşıyor belki de tuhaf davranışlar sergiliyoruz, kendimiz bile kendimizi anlamıyor, bu biz miyiz diyoruz? Aşırı sıcakları da unutmamalı tabi. O da bambaşka bir sorun. Zira sıcaklar da dengemizi ciddi anlamda bozuyor.</p>
<p>Peki, şimdi ne yapmalı? Nasıl kafayı yemeden, kendi yaşamımıza sarılmalı? Nasıl içimizdeki kırılmaları, dağılmaları en aza indirgemeli?</p>
<p>Hayata tutunmanın, yola devam etmenin bir formülü var mı cidden? Kanaatimce var. Hem de yüzlerce yıl öncesinden gelen. Sanat.</p>
<p>Eski çağlarda özellikle ruh sağlığı sorunu yaşayanların müzikle tedavi edildiği biliniyor. Aspendos ise bunun en iyi örneği.</p>
<p>Benim tam da noktada bana da iyi gelen birkaç eserden söz etmem lazım.</p>
<p>Senden Önce Ben isimli film: Açıkçası kitabını okumamıştım. Bestseller listeleri ile hiç işim olmadı, hele de bu kirli bilgi çağında. Ama tam da bu nedenle yaşadığımız bu şartlar altında gittim ve bu filmi izledim. Bana çok iyi geldi. Her şeyi dozajında tutulmuş bir film bu. Hepimizin hayatından geçmiştir ya böyle birileri, sonu böyle olsun, olmasına ve sizi bir biçimiyle değiştirmiştir ya bu tam da öyle aslında. Bana kendi yaşadığım değişimi anımsattı. Yeniden düşünmemi sağladı ve elbette gülümsememi.</p>
<p>Gerçek Hesap Bu: Nejat İşler’e bayılmayan bizim yaş grubumuzda kadın sanırım çok azdır. Bir kitap çıkarmış, kitap o kadar gerçek ki, bir solukta okunuyor ve evet bu da çok iyi geliyor.</p>
<p>The Lobster: Gösterimden kalkmasına rağmen, Digitürk’de gösterime girdi. Kesinlikle izlerken filmden başka bir şey düşünemeyeceksiniz ve bu sizi rahatlatacak. Sıra dışı bir film.</p>
<p>Tarkan ve Sertap Erener Albümleri: Kafa dağıtmak için ideal albümler.</p>
<p>Benim öneri listem aslında uzar gider ama ilk anda önerebileceklerim bunlar. Ya sizin tavsiyeleriniz. Hadi siz de onları yazın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zor-zamanlarda-sanatla-nefes-almak/">Zor Zamanlarda Sanatla Nefes Almak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zor-zamanlarda-sanatla-nefes-almak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4561</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Jun 2016 13:30:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Poyrazoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Bora Gencer]]></category>
		<category><![CDATA[dışavurumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[fovist]]></category>
		<category><![CDATA[fovist akım]]></category>
		<category><![CDATA[fovist ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[fovist tarz]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm akımı]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Güngör]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Ran]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Bayülgen]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[Selen Görgüzel]]></category>
		<category><![CDATA[Semiha Berksoy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4201</guid>
				<description><![CDATA[<p>Üzerinde uzun yıllardır çalışılan ve ilk bölümü yıllar önce bitmesine rağmen kalanı yıllar sonra çekilen A Life Lost in Colours yani&#160; Türkçe’ye çevirirsek Renklerde Kaybolan Hayat yakında vizyona gösterime giriyor. Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı. Filmin hazırlanış süresi toplamda yedi yıl ve resmen tüm ünlü oyuncuları bir araya getiren bir yapıt. Filmin en [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/">Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Üzerinde uzun yıllardır çalışılan ve ilk bölümü yıllar önce bitmesine rağmen kalanı yıllar sonra çekilen <strong>A Life Lost in Colours</strong> yani&nbsp; Türkçe’ye çevirirsek <strong>Renklerde Kaybolan Hayat</strong> yakında vizyona gösterime giriyor.</p>
<figure id="attachment_4202" aria-describedby="caption-attachment-4202" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/A-Life-Lost-in-Colours.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4202 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/A-Life-Lost-in-Colours.jpg?resize=200%2C290" alt="Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı." width="200" height="290" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4202" class="wp-caption-text">Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı.</figcaption></figure>
<p>Yönetmeni <strong>Metin Güngör</strong> Fransa’da yaşayan bir sinemacı. Filmin hazırlanış süresi toplamda yedi yıl ve resmen tüm ünlü oyuncuları bir araya getiren bir yapıt.</p>
<p>Filmin en önemli özelliği ise bir <u>Türk Ressamı üzerine yapılan ilk film</u> olması ama onun yanında harika oyuncular karşımıza çıkıyor. Kimler mi?</p>
<p>Ali Poyrazoğlu, <em>Fikret Mualla</em>’yı;&nbsp;Okan Bayülgen&nbsp;ise dünyaca ünlü ressam Pablo Picasso’yu Nazım Hikmet rolünde Bora Gencer’i,&nbsp;Türkiye’nin ilk&nbsp;kadın&nbsp;opera&nbsp;sanatçısı Semiha Berksoy rolünde ise Selen Görgüzel’i izleyecek.&nbsp;Süper bir kadro değil mi?</p>
<figure id="attachment_4203" aria-describedby="caption-attachment-4203" style="width: 210px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4203 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-210x300.jpg?resize=210%2C300" alt="Fikret Mualla (1903 - 1967)" width="210" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg?w=420&amp;ssl=1 420w" sizes="(max-width: 210px) 100vw, 210px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4203" class="wp-caption-text">Fikret Mualla (1903 &#8211; 1967)</figcaption></figure>
<h1>Fikret Mualla</h1>
<p>Gelelim <strong>Fikret Mualla</strong>’ya ama önce tersten başlayarak eserlerini sıralayalım sonra ressama gelelim:</p>
<p><strong>Fikret Mualla Eserleri: (başlıca): Resim:</strong>&nbsp;Oturan Adamlar, 1937, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Sevişenler, 1952; Masada, 1953; Nature-Morte, 1954; Sokak, 1955; Sermayeler, 1955; Kafe, 1955, Bistro; Kanalda Bekleyen Taşıt Botları; Marsilya’da Fransız işçileri Bir Kahvede; Haliç ve Süleymaniye; Paris’te Bir Sokak; Amerikan Bar; Baloncu; Peyzaj; Balıkçı; Mor Zemin üstünde Figürler. Kitap Resmi: Nâzım Hikmet, Varan 3, 1930. Tiyatro Kostümü: Lüks Hayat; Deli Dolu; Saz Caz.</p>
<p>Türk sanatında böylesine yapıta imza atan bir sanatçı var mı tartışılır. Ama şahsıma soracaksanız benim başucu ressamımdır. Bu geç kalan yazının nedeni de biraz daha onun tanınmasını isteğimdir. Başta kendi çocuklarım olmak üzere tabi ki.</p>
<figure id="attachment_4204" aria-describedby="caption-attachment-4204" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4204 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?resize=640%2C480" alt="Fikret Mualla'nın bir resmi." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4204" class="wp-caption-text">Fikret Mualla&#8217;nın bir resmi.</figcaption></figure>
<p>Çünkü birçok sanatçının olduğu gibi onun yaşamı da travmalarla doludur ve 1967 yılında tek başına bir hastane odasında ölmüştür. Erken yaşta geçirilen sakatlık, annesinin ölümü, babasının yeniden evlenmesi derken hayatında travmalar hiç bitmez ve tüm bunlar onu çoşkulu, Dışavurumculuk’un (Ekspresyonizm) ve Fovizm izleri taşıyan bir ressama dönüştürür ve tüm çalışmaları sokaktandır. Gerçektir. Kendini hemen belli eden bir çok özel, çok güzel adamdır. <u>Fikret Mualla</u>’dır ve <strong>Renklerde Kaybolan Hayat</strong> Eylülde vizyonda.</p>
<p>Çok izlenmesi ve çok tanınması dileğiyle.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/">Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4201</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ahmet Arif ve Leylim Leylim</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ahmet-arif-ve-leylim-leylim/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ahmet-arif-ve-leylim-leylim/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 02 Jun 2016 09:29:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Arif’ten Leyla Erbil’e Mektuplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3875</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Sabah gözlerimi sana açarım. Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade başdönmesini bulurum. Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmez ki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş&#8230; hepsi. En çok da en ilk [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ahmet-arif-ve-leylim-leylim/">Ahmet Arif ve Leylim Leylim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Sabah gözlerimi sana açarım.</p>
<p>Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade başdönmesini bulurum.</p>
<p>Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmez ki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş&#8230; hepsi. En çok da en ilk de Leylâsın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum. Üşüyorum kapama gözlerini&#8230;&#8221;</p>
<h2><span style="background: white;">Ahmet Arif’ten Leyla Erbil’e Mektuplar</span></h2>
<p>Bu yazıya <strong>Leylim Leylim</strong> isimli kitabın tanıtım yazısından bir alıntı ile başladık. Türk Edebiyatına ve Türk şiirine tek kitabı ile ölümsüz bir eser bırakan <strong>Ozan Ahmet Arif</strong>’in yine Türk Edebiyatının saygı değer yazarlarından<strong> Leyla Erbil’e yazdığı mektuplar</strong>ın bulunduğu bir kitap bu.</p>
<p>2 Haziran 1991 yılında kaybettiğimiz şair Türk Edebiyatında apayrı bir yere sahiptir. Birçok dizesi zaten şarkı formuna dönüşmüş, çok sevilen eserlerdir lakin burada belki de şu soruyu sormak gerekir. <em>Kimdir Ahmet Arif</em>’e böylesine güzel aşk şiirleri yazdıran kişi?</p>
<figure id="attachment_3877" aria-describedby="caption-attachment-3877" style="width: 589px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/leyla-erbile-mektuplar.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3877 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/leyla-erbile-mektuplar.jpg?resize=589%2C285" alt="Ahmet Arif’ten Leyla Erbil’e Mektuplar" width="589" height="285" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/leyla-erbile-mektuplar.jpg?w=589&amp;ssl=1 589w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/leyla-erbile-mektuplar.jpg?resize=300%2C145&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 589px) 100vw, 589px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3877" class="wp-caption-text">Ahmet Arif’ten Leyla Erbil’e Mektuplar</figcaption></figure>
<p>Çünkü ozanın kalemi öylesine güçlüdür ki insanlar bir daha bir daha okumaktan kendini alamaz ama unutulmamalıdır ki şiir ve edebiyat çok yoğun duygu yoğunluğu gerektirir. Sıradan bir duygusallığın çok daha ötesinde ki yaşanmışlardan damıtılmış şiirleri ki vardır. Bunda da yaşadığı dönemin şartları, kendi mevcut gerçekliği ve elbette <em>Leylim Leylim</em> diye hitap ettiği <strong>Leyla Erbil</strong>’e duyduğu büyük aşk yatar.</p>
<p>Sürgün geçen yıllarında onu hayata bağlayan bir aşktır bu. İmkansızdır ama yıllarca yazışırlar. <em>Leyla Erbil</em>’in neler yazdığını bilemesek de (elimizde onun mektupları yok) ortada ki aşkı görmek için ille de diğer mektuplara gerek de yok. Çok güçlü bir aşk var ortada. Zaten bunu kitabı okuduğunuzda o mektuplardan anlamak mümkün.</p>
<p>Kitabı okurken insan şu soruyu sormadan edemiyor. <strong>Ahmet Arif Leylim Leylim</strong>’e böylesi güçlü bir aşk duymasaydı, biz böylesine şiirleri okuyabilir miydik?</p>
<p>Okuyun kararı siz verin ama unutmayın aşk yaşamdır. Anısı önünde saygıyla. Sözlerimi onun en sevdiğim dizeleri ile bitireceğim</p>
<p>“Terketmedi sevdan beni,</p>
<p>Aç kaldım, susuz kaldım,</p>
<p>Hayın, karanlıktı gece,</p>
<p>Can garip, can suskun,</p>
<p>Can paramparça&#8230;</p>
<p>Ve ellerim, kelepçede,</p>
<p>Tütünsüz uykusuz kaldım,</p>
<p>Terketmedi sevdan beni&#8230;“</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ahmet-arif-ve-leylim-leylim/">Ahmet Arif ve Leylim Leylim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ahmet-arif-ve-leylim-leylim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3875</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bu Yazı Onlara &#8220;Annelere&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bu-yazi-onlara-annelere/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bu-yazi-onlara-annelere/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 08 May 2016 06:00:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3508</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir anneler günü yazısı yazmalıyım dedim kendime. Ama nasıl, nereden başlamalıydı? Düşündüm biraz. Bu sıradan bir anneler günü yazısı olmamalıydı, klişelerin altında ezilmemeliydi. O yüzden ben bu yazıda onları anlatmaya karar verdim: Benim 3 annemi&#8230; Evet, evet yanlış duymadınız benim 3 annem var. Yoo, babam çok eşli falan değil. Hatta tam tersi annemden önce ölmeyi isteyecek [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bu-yazi-onlara-annelere/">Bu Yazı Onlara &#8220;Annelere&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir <strong>anneler günü</strong> yazısı yazmalıyım dedim kendime. Ama nasıl, nereden başlamalıydı? Düşündüm biraz. Bu sıradan bir anneler günü yazısı olmamalıydı, klişelerin altında ezilmemeliydi.</p>
<p>O yüzden ben bu yazıda onları anlatmaya karar verdim: Benim 3 annemi&#8230; Evet, evet yanlış duymadınız benim 3 annem var. Yoo, babam çok eşli falan değil. Hatta tam tersi annemden önce ölmeyi isteyecek kadar annemi çok sevmiş bir adamdır babam.</p>
<p>Ama benim 3 annem var. Ben, birbirinden farklı 3 muhteşem kadınla büyüdüm. İstedim ki bu yazıda insanlar biraz onları tanısın. Belki bir farkındalık yaratırım.</p>
<p>Size bahsedeceğim ilk kadın büyük yengem yani büyük abimin eşi. Öylesine büyük bir aşkla evlenmişler ki ne yengemin Kürt olması, ne de yengemin abimden büyük olması bu aşkı engellememiş. İnatla sahip çıktıkları aşk, öyle sahiciydi ki yengemi kaybettiğimiz 2014 yılının kasımında hala abimin ona yazdığı mektupların tamamını sakladığını gördük. 1970 yılında nikahlanan ve 2014 yılına kadar kesintisiz devam eden bir aşk&#8230; Bana göre tam bir mucize.</p>
<p>Yengem, çok güzel ve bakımlı bir kadındı ve ben bu kadınla çokça didişirdim. Makyaj yapmama sinir olurdu. Ne zaman ruj sürsem kendimi palyaçoya benzetir ve &#8220;Olmuyor yenge, ısrar etme.&#8221; der eklerdim: “Yenge niye erkekler makyaj yapmıyor?”  Ama yengem asla pes etmezdi. Etmedi de ama beceremedi de! Ondan asla pes etmemeyi, mertliği ve yürekli olmayı öğrendim. Teşekkür ederim.</p>
<p>Şimdi bahsedeceğim ikinci kadın yine bir yengem. Hayatım boyunca en sevdiğim erkek olan ve 1999 yılında ALS’den kaybettiğimiz abimin eşi. Bütün çingeneliklerimden nasibini almış ama susmuş, bütün çilelerimi çekmiş, ne zaman okuldan gelsem önüme o muhteşem salatalarını, kurabiyelerini koymuş, sabırlı, her dem pozitif bir kadın. Bugünlerde &#8220;Emekli olup gidiyorum bu ellerden.&#8221; derken &#8220;Hey küçük hanım, ben senin anneliğinden daha emekli oldum bak abin de gitti seni bir yerlere göndermem.” diyen kadın. Ondan sabrı, sevginin emek olduğunu, pozitif düşünmeyi öğrendim. Teşekkür ederim.</p>
<p>Ve Annem&#8230; Beni otuz sekiz yaşında inatla doğuran, doğururken ölümü göze alan bir Yörük kadını, <em>an</em><em>nem..</em>. İnsan 86 yaşında hâlâ bu kadar zeki, bu kadar güçlü, bu kadar dimdik olabilir mi? Hem de oğlunu, gelini ve eşini kaybetmiş bir kadın olarak? Olabiliyor işte! Annem kadar zeki olduğumu düşünmüyorum ama ben onun kızıyım, güçlüyüm ve bu güç genlerimde var. Teşekkür ederim.</p>
<p>Onlar benim Amazonlarım. Onlara hayatımın anlamını borçluyum ve biliyorum doğurmakla anne olunmuyor. Annelik biraz emek, biraz cesaret, çokça sevgi ve bir tutam aşk. Böylesi tüm annelerin <strong>anneler günü kutlu olsun</strong>.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bu-yazi-onlara-annelere/">Bu Yazı Onlara &#8220;Annelere&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bu-yazi-onlara-annelere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3508</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yitik Kuşlar Filmi: Tüm Son Sesini Duyamayacağımız Seslere</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yitik-kuslar-filmi-tum-son-sesini-duyamayacagimiz-seslere/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yitik-kuslar-filmi-tum-son-sesini-duyamayacagimiz-seslere/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 09 Apr 2016 06:55:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3070</guid>
				<description><![CDATA[<p>Aren Perdeci ve Ela Akyamaç  iki genç sinemacı. Sinemaya olan büyük sevdalarını ilk filmleri olan Yitik Kuşlar&#8216;a ilmek ilmek işlemişler. İlk filmler genelde hep şüphe uyandırır ama bu sıcacık bir film ki bu yazının ilk başında hemen bunu belirtmek gerekiyor. Ama bu filmin elbette bir diğer önemli olan konusu 1915 yılına dair göndermeler yapması. 1915 [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yitik-kuslar-filmi-tum-son-sesini-duyamayacagimiz-seslere/">Yitik Kuşlar Filmi: Tüm Son Sesini Duyamayacağımız Seslere</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aren Perdeci</strong> ve <strong>Ela Akyamaç</strong>  iki genç sinemacı. Sinemaya olan büyük sevdalarını ilk filmleri olan <strong>Yitik Kuşlar</strong>&#8216;a ilmek ilmek işlemişler.</p>
<p>İlk filmler genelde hep şüphe uyandırır ama bu sıcacık bir film ki bu yazının ilk başında hemen bunu belirtmek gerekiyor.</p>
<p>Ama bu filmin elbette bir diğer önemli olan konusu 1915 yılına dair göndermeler yapması. 1915 Ermeni Tehciri’ne dair öncesinde yapılan 2 film daha var. Bunlardan ilki Fatih Akın’ın kendi sinema diliyle çektiği Cut-Kesik ve hemen akabinde Özcan Alper’in çektiği Rüzgarın Hatıraları.</p>
<p>Bu iki film, 2 farklı yerden konuya bakarken Aren Perdeci Ermeni ve erkek bakış açısıyla, Ela Akyamaç kadın ve Türk bakış açısıyla filme bakmışlar ve ortaya harika bir iş çıkmış.</p>
<p>Bir ilk film bu kadar naif, bu kadar güzel, bu kadar samimi olabilir. İçten bir film. Söylemek istediklerini öyle güzel bir yerden söylüyor ki, insan empati yapmakta zorlanmıyor.</p>
<p>1915 yılında yaşananları siyasal söyleme dönüştürmeden ama en gerçekçi biçimde yansıyor ve de duygu sömürüsü yapmıyor.</p>
<p>Bu filmi izlemek için illa Ermeni olmanıza gerek yok çünkü bir sinema filmi ve sinema dili, müzikleri, Aksaray ve Kapadokya görüntüleri olağanüstü.</p>
<p>Lakin Sizin aileniz de göç etmek zorunda kalmışsa o dönemde, sizin de ailenizden birileri isim değiştirmek zorunda kalmışsa, sizin de tanıdıklarınız evlerini bırakıp göçmüş ve sonra döndüklerinde o evlerde yaşayan başkalarını bulmuşlar ve siz gözlerindeki o ifadeye denk gelmişseniz, filme bir yerlerden sızacaksınız.  Evet, belki babanızı, belki yarım kalan şarkının notalarını, belki elinizden alınan köklerin içinizde bıraktığı tozlarıyla karşılaşacaksınız ki işte o an, içinizdeki mumlar filmdeki gibi sönerken gözyaşlarınız sizi derin bir yüzleşmeye çağıracak. Sersemleyeceksiniz ama buna değecek.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yitik-kuslar-filmi-tum-son-sesini-duyamayacagimiz-seslere/">Yitik Kuşlar Filmi: Tüm Son Sesini Duyamayacağımız Seslere</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yitik-kuslar-filmi-tum-son-sesini-duyamayacagimiz-seslere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3070</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ben Bir Kadınım</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 06 Feb 2016 15:19:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[Brecht]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2112</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ben bir kadınım ve bu Senin eserin. Ben Bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim Evet, Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Senden önce aslında çok sevmediğimi Senden sonra aynaya baktığımda gördüm. Alnıma dokunun her bir çizgiydik biz. Gözümün altına sebepli, sebepsiz, gece gündüz fark etmeden sızan her damla biz. Ben bir kadınım ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/">Ben Bir Kadınım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ben bir kadınım ve bu Senin eserin.</p>
<p><strong>Ben Bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim</strong></p>
<p>Evet, Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Senden önce aslında çok sevmediğimi Senden sonra aynaya baktığımda gördüm. Alnıma dokunun her bir çizgiydik biz. Gözümün altına sebepli, sebepsiz, gece gündüz fark etmeden sızan her damla biz.</p>
<p>Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. İçindeki tüm siyahları bulmak için öncelikle çıktığım bu yolculukta, herkes sana böylesine hayranken, Ben Sende kendi karanlığımı keşfettim, kör noktalarımı ve sırf bunun için bile çok özelsin. Buradasın işte. Benim içimdeki en koyu karanlıksın Sen. Anlatamayacağım. Anlatamayacağın.</p>
<p>Hani diyor ya Bertol Brecht “Uzun Sustum. Ey Uzun Konuşanlar. Geçmedi Üşümem. Ben Bir Aşkın Kar Yağışından Geliyorum” Ben Senden sonra en çok susmayı öğrendim. Teşekkür ederim. İçimdeki tüm sesleri kapattım. Seni getirmesinler diye. Artık caz bile yapmıyorum. Belki bu halimi daha çok severdin. Gitmezdin.</p>
<p>Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Sen de sınırlarımı gördüm, İçimdeki gücü. Gücünün karşısında ezilmemek için direnirken kaybettiğim bize yenildim. Sevmek güçsüz olmakmış aslında biraz da gittiğinde anladım. Teşekkür ederim.</p>
<p>Bana ilk dinlettiğin ezgiyi açıyorum ara sıra. Biz oluyoruz. Sonra şarkı bitiyor aniden.</p>
<p>Seni bana getiren tüm o yollara bakıyorum bazen. Ya gelirsen diye. Ya Sen de beni çok sevmişsen diye. Biliyor musun Ben bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim sırf bu yüzden tüm o yollar Sen. Bitmeyen bir yolculuk olacaksın içimde. Daima.</p>
<p>Artık kırgın, kızgın değilim Sana da. Kendime de. Dünyanın bir yerinde bir biz vardı. Ha üç gün, ha bir ömür ve ben bu bizi çok sevdim. Şunu da biliyorum kimse, Sen bile bunu değiştiremez. Kalmaya gücün yetmese de anıları silecek bir ürün icat edilmedi daha.  O anlar bizim. O anlarda sana çok aşık, seni gücünden dolayı değil, sırf Sensin diye tüm defolarınla, coşkularınla, sadece benim keşfettiğim yönlerinle seven Çocuk hala orada.</p>
<p>Teşekkür ederim.</p>
<p>Ben artık bir Kadınım ve Bu Senin Eserin.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/">Ben Bir Kadınım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2112</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
