<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Muhammed Murat &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/muhammedmurat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Feb 2018 12:11:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>“Ben Hiç Değişmedim” Demişti Cem Karaca Beyefendi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ben-hic-degismedim-demisti-cem-karaca-beyefendi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ben-hic-degismedim-demisti-cem-karaca-beyefendi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 08 Feb 2018 12:11:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13205</guid>
				<description><![CDATA[<p>Zordur sanatçı olmak bazı dönemlerde. Cem Karaca hemen hemen tüm hayatı boyunca zorluklarla ve paralel olarak başarılarla hayatını sürdürmüş ender sanatçılar arasındadır. 5 Nisan 1945 yılında hayata gözlerini açtığında annesi ve babası Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından tanınan resmi bir evlilik belgesine sahip değildi. Tiyatronun önemli isimlerinden Toto Karaca ve Mehmet Karaca’nın çocuğu olması Cem Karaca’nın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-hic-degismedim-demisti-cem-karaca-beyefendi/">“Ben Hiç Değişmedim” Demişti Cem Karaca Beyefendi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Zordur sanatçı olmak bazı dönemlerde. Cem Karaca hemen hemen tüm hayatı boyunca zorluklarla ve paralel olarak başarılarla hayatını sürdürmüş ender sanatçılar arasındadır. 5 Nisan 1945 yılında hayata gözlerini açtığında annesi ve babası Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından tanınan resmi bir evlilik belgesine sahip değildi. Tiyatronun önemli isimlerinden Toto Karaca ve Mehmet Karaca’nın çocuğu olması Cem Karaca’nın üstünde etkili olsa da her zaman için farklı düşüncelere sahipti. Ermeni Kökenli olan annesinin asıl adı İrma Felekyan olarak bilinse de İran asıllı olmasından ötürü bazı ayırt edici durumlardan bulunmaktaydı. Babası Mehmet Karaca ise Azeri Türklerindendi.</p>
<p><strong>6-7 Eylül Olaylarında Cem Karaca</strong></p>
<p>Daha on yaşında bir çocukken yaşadığı 6-7 Eylül olayları Cem Karaca için bir başlangıçtı. Her seferinde mühendis olma hayallerinden bahseden Karaca’nın evleri bir albay tarafından yağmalanmaktan kurtarıldı. Kentin tamamında yabancılara ait evlerde büyük yıkımlar yapılırken emekli Albay Emrullah Sümer komşularına destek olmuş ve yağmaya izin vermemişti. Bakırköy azınlıklarını kılıcıyla korumasından ötürü hala saygı ve sevgiyle anılan Emrullah Sümer olayından sonra Cem Karaca hayallerinden vazgeçmeye başlamıştı. Her ne kadar hem annesi hem de babası tiyatrocu olsa da baba Mehmet Karaca tarafından hariciyeci olması istendi. Cem Karaca ise bir hayli isteksizdi.</p>
<p><strong>Elvis Presley Etkisi</strong></p>
<p>Gençlik yıllarında dinlemeye başladığı Batı Müziği Cem Karaca için sonun başlangıcı oldu. Elvis ve çeşitli gruplar sayesinde Rockn Roll hayranı olurken üniversite yıllarında devamlı olarak müzikle ilgilenmeye başladı. Babasının tüm engellemelerine rağmen müzikle olan ilişkisini bitirmeyen Cem Karaca, askerliğini yaptığı Hatay’da duyduğu saz sesiyle farklı diyarlara gitti. Batı ile Anadolu müziğini harmanlama fikri de bu sırada gelmişti Cem’in aklına. Altın Mikrofon gibi çeşitli yarışmalara katılarak iki müziğin karışımını duyurdu insanlara.</p>
<figure id="attachment_13206" aria-describedby="caption-attachment-13206" style="width: 600px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/cemözal.jpg"><img class="size-full wp-image-13206" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/cemözal.jpg?resize=600%2C239" alt="" width="600" height="239" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/cemözal.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/cemözal.jpg?resize=300%2C120&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13206" class="wp-caption-text">Gazete Haberi</figcaption></figure>
<p><strong>Darbeler Zamanı </strong></p>
<p>1970’li yıllarda başlayan Almanya konserleri devam ediyordu. Birçok farklı yerde konserler oluyor ve Cem Karaca tüm hayatını müziğe adamış bir kişi olarak sahneden sahneye koşuyordu. 12 Mart Darbesi sırasında Almanya’da bulunuyordu. Birkaç hafta beklemesinden sonra hakkında hiçbir soruşturma olmadığını anlayınca ülkesine geri döndü. Ancak 12 Eylül 1980 için aynı şey geçerli değildi. 1978 yılında çıkardığı 1 Mayıs Plağı içerisinde bulunan şarkılarda “Komünizm Propagandası” olduğu gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatıldı. Arananlar listesinde olmasından dolayı bu kez Almanya’dan dönmedi Cem Karaca. Gıyabında yargılaması yapılsa da Almanya’da yaşamaya karar vermişti artık. Berlin’de 1 Mayıs gösterilerine katılması ise vatan haini ilan edilmesine sebeplerden sadece biriydi. “Cem Karaca gizli hesaplar peşinde” haberlerinin devamlı olarak basında yansıması ise zamanın şartlarını ortaya koyuyordu. Ancak çok daha zorlu bir sürecin başlaması, vatan hasreti çekmesi durumları değiştirmişti. 1985 yılında Münih’te Turgut Özal ile görüşme gerçekleştirildi. Özal ve Cem Karaca baş başa konuyu konuşurken durumlar netlik kazanıyordu. Başbakan Turgut Özal’ın girişimleri sonuç verdi ve 1987 yılında İstanbul’a dönüş yaptı. 8 yıl sonra vatanına kavuşmanın heyecanını göz yaşlarıyla kutlayan Cem Karaca, sadece ruhuyla değil, vücuduyla da vatanında olmayı istediğini ifade etti. Sert, baskıcı ve bir o kadar da acımasız yönetimle müzakere olması ise hala tartışılan konular arasında yer alıyor. Bazı çevreler tarafından “dönek” olarak adlandırılan Cem Karaca, kısa bir zaman içinde Cahit Berkay ve Uğur Dikmen ile albüm çıkartarak adeta cevap veriyordu. Kendisine yapılan seviyesiz eleştirilere karşı hala fikirlerinde sabit olduğunu ortaya koyan Cem Karaca, “Ben Hiç Değişmedim,” diyerek anlatıyordu hikayesini sevenlerine. Aradan yıllar geçse de Cem Karaca hiç değişmemişti ve işçiye, özgürlüğü merhem olmaya devam ediyordu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-hic-degismedim-demisti-cem-karaca-beyefendi/">“Ben Hiç Değişmedim” Demişti Cem Karaca Beyefendi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ben-hic-degismedim-demisti-cem-karaca-beyefendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13205</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yanına Geleceğim Günü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yanina-gelecegim-gunu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yanina-gelecegim-gunu/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 06 Feb 2018 05:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12828</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sahip olduğumuz hayallerle yaşayabildiğimi yeni fark ettim. Sen gittikten sonra kirpiklerime kadar indi kırışıklarım. Göz altı torbaları denilen şeyler oluştu yüzümde. Senin çocuğunu doğuracağım dediğin günden beri hiç görmediğim şeyler indi saçlarımın üstüne. Ak saçlı olduğumu aynaya bakınca değil, sen gidince anladım. Yere serili bir ölü gördüğümde değil, sen yok olunca bıraktım göz yaşlarımı ayakkabımın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yanina-gelecegim-gunu/">Yanına Geleceğim Günü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sahip olduğumuz hayallerle yaşayabildiğimi yeni fark ettim.</p>
<p>Sen gittikten sonra kirpiklerime kadar indi kırışıklarım.</p>
<p>Göz altı torbaları denilen şeyler oluştu yüzümde.</p>
<p>Senin çocuğunu doğuracağım dediğin günden beri hiç görmediğim şeyler indi saçlarımın üstüne.</p>
<p>Ak saçlı olduğumu aynaya bakınca değil, sen gidince anladım.</p>
<p>Yere serili bir ölü gördüğümde değil, sen yok olunca bıraktım göz yaşlarımı ayakkabımın tam ucuna.</p>
<p>Gazete parçalarıyla ayak uçları örtülen ölünün yanında bile aklımda sen, kalbimde sen varsın.</p>
<p>Toprak altında üşüyüp üşemediğini merak ediyorum.</p>
<p>Mahalleden arkadaşlar, “Üşümez, merak etme,” diye geçiştirdiler beni dün gece.</p>
<p>“Nereden biliyorsun?” diye sorunca da yüzleri asıldı yine. Hiç gelmediler ki senin yanına sevgilim. Orasının soğuk olup olmadığını nereden biliyorlar? Kim bilebilir ki soğukluğun gerçek yüzünü? Sensiz olmanın acısını da benden iyi kim bilebilir ki?</p>
<p>Toprağındaki çiçeklerin açması için her gün su taşımayı da bıraktım bu arada. Haberin olsun diye söylüyorum sadece. Yoksa bir beklentim yok yani. Zaten üstünde çiçeklerin açmasının sana ne faydası var ki? Çok daha mı güzel yatmış olacaksın orada?</p>
<p>Ama üşümem diyorsan o başka. Hemen gidip akşama kadar su dökerim mezarının üstüne. Çiçekler çıkana kadar da beklerim yanında. Aynı ilk geceki gibi olur yani. Seni gelmeni beklemiştim ya hani. Herkes gittikten sonra gelirsin diye beklediğimi de fısıldadım toprakların arasından. Duydun mu acaba? Duysaydın cevap verir miydin? Ben seni duydum. O kadar güzel sessizlik vardı ki gecenin tam ortasında. Her şeyinle duydum seni. Duymadım ama hissettim. İliklerine kadar seni hissettim. Az kaldı sevgilim. Çok az bir zaman sonra bende geleceğim yanına. Hem de tam yanına. Doktorla konuştuk işte. Söylediği ilaçları kullanmaya biraz daha devam edersem yanındayım. Ondan sonrada hiç ayrılık yok artık. Elini hiç bırakmayacağım günleri düşleyerek uyuyabiliyorum zaten. O günlerin gelmesi için biraz daha sabır göster sevgilim. Az daha kaldı. Azcık bir şey. Bekle geliyorum işte. Bitiyorum senin aşkından gecenin bir yarısı evimin tam ortasındaki halının üstünde. Geliyorum. Biterek geliyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yanina-gelecegim-gunu/">Yanına Geleceğim Günü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yanina-gelecegim-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12828</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Var Olmak İçin Yaşamak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/var-olmak-icin-yasamak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/var-olmak-icin-yasamak/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 12:40:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8344</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hava kararmadan evine gitmek istedi. Hemen arabasındaki şişeleri düzeltti. Hızlı bir şekilde hareket ettirerek İstanbul’un dar sokaklarında ilerliyordu. “Bozacı” diye hiç durmadan bağıran adama doğru baktı. Karşı binanın en üst camından sallanan eli gördü. “Kaç tane beyim?” diye sordu her zamanki sorusunu. “2 tane getir ya da üç olsun. Sen en iyisi 4 yap onu.” [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/var-olmak-icin-yasamak/">Var Olmak İçin Yaşamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hava kararmadan evine gitmek istedi. Hemen arabasındaki şişeleri düzeltti. Hızlı bir şekilde hareket ettirerek İstanbul’un dar sokaklarında ilerliyordu. “Bozacı” diye hiç durmadan bağıran adama doğru baktı. Karşı binanın en üst camından sallanan eli gördü. “Kaç tane beyim?” diye sordu her zamanki sorusunu. “2 tane getir ya da üç olsun. Sen en iyisi 4 yap onu.” Tutarsız tavırlarına aldırmadan bozaları alıp girdi binaya. Tarihi bir bina olmasından dolayı her tarafının yıkık olmasının dışında asansörde yoktu. Yavaş yavaş başladı çıkmaya en tepeye. “Çoğu gitti azı kaldı” diye diye vardı sekizinci katın basamağına. İyi de ter atmıştı bu yaşında. Hasta olursam diye düşündü bir an. Korktu.</p>
<p>Tak, tak…  Tak, tak… Çok geç açıldı kapı. Yaşlı bir adamın buyur etmesiyle yöneldi salona doğru. Masaya bıraktı bozaları. Kasketli, sakallı, göbekli… “Oturabilirsiniz genç adam” dedi bozacıya. Oturdular, bakıştılar. Bir süre sessizlik oldu. İlk boza şişesinden birkaç yudum aldıktan sonra nefeslendi. “ Ne için yaşıyorsun bu hayatta genç adam?” Bozacı şaşkın şaşkın bakmaya devam etti. Anlamadı soruyu belki de.  Ne demekti ki ne için yaşıyorsun? İnsan ne için yaşardı? Gülümsemeye başladıktan sonra bir başka soru daha… “Neden yaşıyorsun?” bozacıdan yine ses yok. “Kimsin, kimlerdensin?” sorusundan sonra hareketlendi. Bunun cevabını bildiğinden memnun bir şekilde başladı konuşmaya. “Erzincanlıyım beyim. İstanbul’a geleli 10 yıl oldu. 10 yıldır boza satıyorum arabamla. Çok şükür, kazancımda gayet iyi.” Boza şişesini göbek hizasında tutan yaşlı adamın soruları bitmeyecekti belli ki. Bir yandan camdan dışarı süzerken devam ediyordu meselesine. “Çocuğun da var mı bari?” “İki tane kızım var. Dilruba ile Pakize koyduk isimlerini. İkiz oldukları için biraz zorlandık önce…” Bozacının lafını bitirmesine izin vermedi bu sefer. Ayağa kalkıp arkasını döndü ihtiyar. Bozadan bir yudum daha aldı. Giderek kararan havanın etkisiyle odanın içini kaplıyordu gece ışığı. Birkaç kez kalkmak istedi bozacı yerinden ama nafile. “İnsan aslında kendini yaratamadan ölüyor, biliyor musun bozacı? Yaşadığı toplumun içine sıkışarak geçiriyor ömrünü. Sormuyor kimseye hiçbir şey. Sadece istenileni yapmakla yetiniyor. Şundan eminim ki eğer toplumumuzda esnemek ayıp olsaydı herkes utanırdı bundan. Sen esner misin?” Dinliyor gibi görünmekten yorulmuştu bozacı. Gözlerini sıklıkla kapatıp açıyordu. “Pekâlâ, bende esnerim beyim.” Kısa cevabı şaşırtmıştı yaşlıyı. Umursamadan devam etti anlatacaklarına. “ sizler, onlar, dışardakiler, ben… Hepimiz hayatta kalmak için yaşıyoruz bozacı. Bu yüzden asla var olamayacağız. Kendimizi bulup ortaya çıkaramayacağız. Yapılanları tekrarlamaktan ileri gidemeyeceğiz. Niye biliyor musun?” Çok kısık bir sesle duyuldu bozacının “Niye?” sorusu. “Çünkü kendi yolumuzu yaratmak yerine aynı yolları kullanarak geçiriyoruz ömrümüzü. Özgürlüğümüzün farkında bile değiliz. Sahip olabileceklerimizi bilemiyoruz.” Sorular düşmeye başladı bozacının aklına. Yaşlı adamın söyledikleri garip şeyleri düşünmeye başladı. Nedenini bilmeden sorguladı kendini. Yaşlının dört şişe bozayı bitirmesi bile dikkatini çekmedi. Karanlığın çökmesine de hiç aldırış etmedi. Sormaya başladı bozacı kendisine. Hiçbir şey söylemeden çıktı evden. Duymuyordu insanları, görmüyordu taşları. Boza arabasını almak bile gelmemişti aklına. Yürüyordu sadece. Karanlığın içine doğru giriyordu tüm benliği ile. Kimsenin girmediği sokakları arıyordu içinde.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/var-olmak-icin-yasamak/">Var Olmak İçin Yaşamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/var-olmak-icin-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8344</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dosta Mektup &#8211; 2</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup-2/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 02 Feb 2017 14:50:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7203</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevgili Dostum, Geçen yazdığım mektupta sana biraz fazla yüklendiğimi fark ettim. Düşündükçe olanları yine sinirlendim sanırım. Sen bana bakma. Dükkâna yine ağlayarak geldi o çocuk. Senden aldığı cesaretten eser yoktu. Kürt olduğu için aşağıladıkları yetmiyormuş gibi bir de evliliğini bahane ediyorlar. Aypare ile evliliğini sana daha öncede anlatmıştım. İzin verirsin diye hesap ettim. Kızdın mı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup-2/">Dosta Mektup &#8211; 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sevgili Dostum,</strong></p>
<p>Geçen yazdığım mektupta sana biraz fazla yüklendiğimi fark ettim. Düşündükçe olanları yine sinirlendim sanırım. Sen bana bakma. Dükkâna yine ağlayarak geldi o çocuk. Senden aldığı cesaretten eser yoktu. Kürt olduğu için aşağıladıkları yetmiyormuş gibi bir de evliliğini bahane ediyorlar. Aypare ile evliliğini sana daha öncede anlatmıştım. İzin verirsin diye hesap ettim. Kızdın mı yoksa? Ne yapsaydı kız? Gencecik yaşta bırakıp gittin. Ölene kadar seni mi bekleseydi? Defalarca gelip sordu bana çocuk. Evlenmemde sakınca varsa vazgeçerim diye de ekledi her seferinde. Aypare’nin mutlu olmasını istediğim için destekledim bu evliliği. Merak etme, seni hala unutamadı. Beni her gördüğünde heyecanlandığını anlıyorum. Ellerini birbirine yapıştırıp seninle ilgili bir şeyler sormak için cesareti toplamaya çalışıyor. Sonrasında olmuyor ne hikmetse. Yıllardır tek bir kelime etmede senin hakkında. Gözlerinden belli ediyor gerçek hislerini. Bende anlatmıyorum seni. Yusuf ile evliliği de zaten iyi gidiyor Aypare’nin. Ne diye karıştırayım milletin aklını değil mi?</p>
<p>Bizim dükkânda işe aldım Yusuf’u. Neden diye hiç sorma. Milletin söyledikleri de umurum da değil. Kahveci Remzi bile sana ihanet ettiğimi söyledi geçen gün yüzüme. Gülmeye başladım sonrasında. Düşünebiliyor musun? Sana, ihanet, ben… Üç kelimeyi aynı cümlede kullanmaya başladı bu mahalleli. Bunlara çok yüz verdiğini sana da söylemiştim. Hiçbir şey de anlatmadım hakkında. Senin bir daha geri gelmeyeceğini bile bile bunları söylediler bana. Sakın yanlış anlama. Kimseyi şikâyet etmiyorum. Bir cevap ver diye de yazmıyorum bunları. Sadece bilmeni istedim. Neler yaptığımı anlatmak iyi geliyor bana. Bak görüyor musun dostum? Yine kendimi düşündüğümden yazıyormuşum meğerse. Kendini bu kadar düşünme dediğin günler geldi aklıma. Yaptığımız çılgınlıklar geldi. Şimdiki aklım olsaydı yapmazdım ama. Güzeldi o günler. Her şeye rağmen sen vardın yanımda. Yanlış anlama beni. Yine varsın. Hayatta olmasan da hayatımdasın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup-2/">Dosta Mektup &#8211; 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7203</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dosta Mektup</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 Jan 2017 11:30:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7039</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevgili Dostum, Cevap vermeyeceğini bilmeme rağmen yine sana yazıyorum bu mektubu. İçinden geçenleri tahmin etmeme rağmen yazıyorum. Bıkmadan, usanmadan devam edeceğim yazmaya. Geçen gün yine karşılaştım onunla. Sokak arasında gördü beni. Yaklaştı yanıma hızlı adımlarla. Önce cesaret edemedi yüzüme bakmaya. Hafifçe kaldırdı başını. Hala eskisi gibiydi. Ay gibi parlıyordu yüzü. Hiç konuşmadan seni sordu bana. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/">Dosta Mektup</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Dostum,</p>
<p>Cevap vermeyeceğini bilmeme rağmen yine sana yazıyorum bu mektubu. İçinden geçenleri tahmin etmeme rağmen yazıyorum. Bıkmadan, usanmadan devam edeceğim yazmaya. Geçen gün yine karşılaştım onunla. Sokak arasında gördü beni. Yaklaştı yanıma hızlı adımlarla. Önce cesaret edemedi yüzüme bakmaya. Hafifçe kaldırdı başını. Hala eskisi gibiydi. Ay gibi parlıyordu yüzü. Hiç konuşmadan seni sordu bana. Halinden anladım belki de. Seni hala çok sevdiğini belli etmeye çalıştı bana. Cevap vermedim yine de. Sana mektup yazdığımı bilmesini istemedim. Senin bana cevap vermediğini öğrenir diye de korktum aslında. Parmağındaki yüzüğü de tanıdım. Hani, karanlık bir gecede deniz kenarında afili sözler ile hediye ettiğin yüzük. Çıkarmamış geçen yıllara rağmen. Yaptığın onca kötülüğe rağmen seviyor seni.</p>
<p>Hatırlıyor musun peşinden koşturduğun günleri. Her seferinde rezil olmayı göze alarak yaptığın tuhaflıkları. “Aşk” diyordun sadece. “Aşkımdan yapıyorum bunları”. Sonunda kavuştun işte aşkına. Sokak başındaki çöp tenekesinin arkasında soğuktan titreyerek kurduğun hayaline kavuştun. Bana her anlattığında gözlerinin nasıl parladığını bir görseydin keşke. O zamanlarda daha iyi anlıyordum seni. Fark ediyordum böyle bir iş yapacağını aslında. Her defasında demiyor muydum “dikkatli ol, akıllı davran” diye. Uyarmamışım gibi gittin işte. Çok mu zordu biraz daha yaşayabilmek bizimle.</p>
<p>Öldüğünü ilk haber verdiklerinde inanmamıştım, biliyor musun? Bize oyun yaptığını sanmıştım. Cenazende bile gülüyordu yüzüm. “Çok iyi şaka” diyordum herkese. Bu konularda başarılı olduğunu zaten herkes bilirdi. Seni o kara toprağa gömdükten sonra bile bekledim. Günlerce bekledim. “Kesin bir yerlerden çıkıp gelecek” ümidiyle bekledim. Gelmedin ama. Gelemedin. Belki de gelmek istemedin. 6 yıl, 2 ay, 12 gün, 3 saattir yoksun yanımda dostum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/">Dosta Mektup</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7039</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nurettin İle Çok Konulu Mizahi sohbet – 2</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/nurettin-ile-cok-konulu-mizahi-sohbet-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/nurettin-ile-cok-konulu-mizahi-sohbet-2/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 31 Dec 2016 16:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6525</guid>
				<description><![CDATA[<p>Uzaylılar tarafından kaçırılsan ne yaparsın diye soran iş arkadaşıma tip tip baktım önce. BU kadar insan arasında beni kaçırdıkları için teşekkür ederim tabi. Hemen bir iş bulup üssün kirasına ortak olurum. Yıllarca gül gibi yaşarız üssümüzde. İş yerindeki bekâr arkadaşlarım sürekli toplanıp dışarı çıkıyor. Her günde yaptıklarını gelip anlatıyorlar. Artık yeter. Ya siz de benim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nurettin-ile-cok-konulu-mizahi-sohbet-2/">Nurettin İle Çok Konulu Mizahi sohbet – 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Uzaylılar tarafından kaçırılsan ne yaparsın diye soran iş arkadaşıma tip tip baktım önce. BU kadar insan arasında beni kaçırdıkları için teşekkür ederim tabi. Hemen bir iş bulup üssün kirasına ortak olurum. Yıllarca gül gibi yaşarız üssümüzde.</p>
<p>İş yerindeki bekâr arkadaşlarım sürekli toplanıp dışarı çıkıyor. Her günde yaptıklarını gelip anlatıyorlar. Artık yeter. Ya siz de benim gibi ev hapsi cezasını alın ya da anlatmayın kardeşim. Anlamıyor musunuz ben evliyim.</p>
<p>Gece yarısı yolda giderken önüne gitar kutusu koyup gitar çalan kişileri gördüm. İşleri bitmiş toplanıyorlardı. Bir baktım ki kutunun içinde bir servet var. Her gün böyle kazanıyorlarsa bunlar benden zengin. Bende her geçtiğimde acıyıp para veriyordum bunlara. Artık yok.</p>
<p>2016 yılı içerisinde ülkeciğimin yaşadığı tek olumlu olay ne diye merak ettim. Aleyna Tilki’nin Edebiyattan 100 alması çıktı. Çok moralim bozuk çok.</p>
<p>Geçen hafta banka hesabından 300 TL çeken arkadaşım endişe ile sordu: Ya benim yüzümden koca banka iflas ederse? Biraz daha az mı çekeyim acaba?</p>
<p>Uyurken modemlerin kapalı olması gerektiğini söylemiş bilim insanları. Peki, uyandığımızda internete girmek için kaybedeceğimiz dakikaları geri verebilecekler mi bize? Öyle, işkembeden sallamak ile olmuyor. Uyanır uyanmaz lazım bize o internet beyler.</p>
<p>Düğünümde beni ve eşimi her fırsatta eleştiren yaşlı teyzelere sesleniyorum. Nikâh şekerlerimizi avuçlayarak alıp çantalara doldurduğunuz kamera kaydı elimde. Artık intikam vakti teyzem.</p>
<p>Otobüste varlığını hissettirmek için çukurlara giren otobüs şoförüne sesleniyorum: Duraklarda açmayı unuttuğun kapı sayesinde fark edilmeye çalışma.</p>
<p>İşe geç kalınca tehditler savuran müdürüme sesleniyorum: Otobüste havada durarak geliyorum her gün. Lütfen. Biraz saygı.</p>
<p>Yılbaşı kutlamalarını protesto etmek için başta çekirdek olmak üzere kuruyemiş satmayan bakkalımı alkışlıyorum. Sayesinde hala 2016 yazıyor takvimde.</p>
<p>Marketlerde çok kalabalık olan kasaları görüp bir tane daha açtıran müdüre selam olsun. Sayende bu çile erken bitecek başkan.</p>
<p>Sinema için ekrandan koltuk seçmemizi bekleyen çalışana sesleniyorum. Bu zor kararı bize bırakmayın.</p>
<p>Evlilik de aradığı bulamayan kişilerin başka biriyle evlenmesi garip değil mi? Belki olmuyor işte. Ne diye zorluyorsun?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nurettin-ile-cok-konulu-mizahi-sohbet-2/">Nurettin İle Çok Konulu Mizahi sohbet – 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/nurettin-ile-cok-konulu-mizahi-sohbet-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6525</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nurettin İle Çok Konulu Mizahi Sohbet &#8211; 1</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/nurettin-ile-cok-konulu-mizahi-sohbet-1/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/nurettin-ile-cok-konulu-mizahi-sohbet-1/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 29 Dec 2016 08:30:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6484</guid>
				<description><![CDATA[<p>İnsanlara buradan sesleniyorum. Ben Nurettin. Zengin insanların mutsuz olduklarına dair söylenen bütün cümleler, evet hepsi, züğürt tesellisidir arkadaşlar. Bizde istemez misin kahvaltıda olan portakal suyundan bir yudum alıp evden çıkmak. Üstü açık spor arabayla İstanbul trafiğinde zaman geçirmek ya da villamızın tapusunun çıkması için birçok yola başvurmayı bizde isteriz. Üç yaşımdaki oğluma bakıp da aynı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nurettin-ile-cok-konulu-mizahi-sohbet-1/">Nurettin İle Çok Konulu Mizahi Sohbet &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlara buradan sesleniyorum. <strong>Ben Nurettin.</strong> Zengin insanların mutsuz olduklarına dair söylenen bütün cümleler, evet hepsi, züğürt tesellisidir arkadaşlar. Bizde istemez misin kahvaltıda olan portakal suyundan bir yudum alıp evden çıkmak. Üstü açık spor arabayla İstanbul trafiğinde zaman geçirmek ya da villamızın tapusunun çıkması için birçok yola başvurmayı bizde isteriz.</p>
<p>Üç yaşımdaki oğluma bakıp da <strong>aynı babası</strong> diyerek gülümsenmesinden de nefret ediyorum. Ne demek aynı babası? Ya kime benzeyecekti? Karımla aramı bozmaya mı çalışıyorsunuz koca elli insanlar.</p>
<p>Alkollüyken telefon kullanımın yasaklandığı haberini alsak çok mutlu olurduk herhalde. Düşünsenize o şekilde yazdıklarınızı.</p>
<p>Evlenmeden önce yüz defa düşünseydim çok daha iyi olacaktı sanırım. Belki kararım değişmezdi ama en azından daha geç evlenirdim.</p>
<p>Eğer ailenizle sinemaya gitmek isterseniz bir daha düşünün. En azından benim için. Kararınız değişmez ise o zaman sakın erken gitmeyin. Filmin başlamasına 2 dakika kala girmeniz çok daha uygun olacaktır. Sinema gişelerinin yanında olup çok şirin gözüken yerlerde satılan ürünlerin fiyatlarını bilmek dahi istemezsiniz. Emin olun!</p>
<p>LYS sınavında bazı sorular açık uçlu olacakmış. Bu haberi duyar duymaz. Üç yaşımdaki oğluma baktım. Daha çok küçük diye bağırmak geldi içimden. Neden yapıyorlar bunu bize? Neden?</p>
<p>Bir arkadaşım Beylikdüzü’ne taşındı geçen ay. Neden diye sorduğumda hanım ile aramız kötü dedi. Eşinin yüzünü görmemek için bu yolu tercih etmiş. İşten eve gidene kadar çoktan uyuyormuş eşi.</p>
<p>Özellikle yaz aylarında şirket tarafından gönderildiğim tatiller bazı kişileri kıskandırmış anlaşılan. Herkes İngilizce kursuna başladı şirkette. Yaza kadar bizde öğreneceğiz diyorlar. Çok azimliler bu konuda.</p>
<p>Komşunun evden kaçan kızı bulundu nihayet. Metrobüste uyuyakaldığı için Avcılar denilen bir yere kadar gitmiş. Sora sora anca bulmuş evini. Günler sonra kızlarına kavuşan komşumda kestiği adaktan bize de getirdi. Çok lezzetliymiş keçi eti.</p>
<p>Uzun süren kırmızı ışıklarda aracından inerek büfeden su almaya giden otobüs şoförlerine sesleniyorum: Bize de iki tane çay.</p>
<p>Metrobüste yüksek ses ile müzik dinleyen kıza da sesleniyorum: Artık istek şarkı almaya başlasan diyoruz. Yabancı müzikten bıktık anlasana.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nurettin-ile-cok-konulu-mizahi-sohbet-1/">Nurettin İle Çok Konulu Mizahi Sohbet &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/nurettin-ile-cok-konulu-mizahi-sohbet-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6484</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Görünmez Mi Olmuştum Yoksa</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gorunmez-mi-olmustum-yoksa/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gorunmez-mi-olmustum-yoksa/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 14 Dec 2016 14:02:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6353</guid>
				<description><![CDATA[<p>Peşimden gelen olmadığından emindim artık. Duvardan atlayarak etrafa bakındım. Kimsecikler yoktu civarda. Yine saati gelmişti işte. Biraz sonra elinde siyah çantası ile çıkacaktı dışarıya. Her zamanki gibi ilk sağ ayağını atacaktı basamağa. Sonra etrafını süzdükten sonra yürüyecekti yolda. Karşıya geçerken önce arkasına bakmayı ihmal etmeyecekti. Yüzüme doğru inen uzun saçlarımla uğraşırken çıkmıştı kapıdan. Bu sefer [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gorunmez-mi-olmustum-yoksa/">Görünmez Mi Olmuştum Yoksa</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Peşimden gelen olmadığından emindim artık. Duvardan atlayarak etrafa bakındım. Kimsecikler yoktu civarda. Yine saati gelmişti işte. Biraz sonra elinde siyah çantası ile çıkacaktı dışarıya. Her zamanki gibi ilk sağ ayağını atacaktı basamağa. Sonra etrafını süzdükten sonra yürüyecekti yolda. Karşıya geçerken önce arkasına bakmayı ihmal etmeyecekti.</p>
<figure id="attachment_6355" aria-describedby="caption-attachment-6355" style="width: 280px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/gorunmez-olmak.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6355 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/gorunmez-olmak.jpg?resize=280%2C280" alt="Peşimden gelen olmadığından emindim artık. Duvardan atlayarak etrafa bakındım. Kimsecikler yoktu civarda." width="280" height="280" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/gorunmez-olmak.jpg?w=280&amp;ssl=1 280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/gorunmez-olmak.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 280px) 100vw, 280px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6355" class="wp-caption-text">Peşimden gelen olmadığından emindim artık. Duvardan atlayarak etrafa bakındım. Kimsecikler yoktu civarda.</figcaption></figure>
<p>Yüzüme doğru inen uzun saçlarımla uğraşırken çıkmıştı kapıdan. Bu sefer uzun etek giymişti simsiyah. Kolunda asılı duran çantası beyazdı. Yeni almıştı galiba. Hala atmamıştı adımını sokağa. Birisini bekliyordu sanki kapıda. Yanına gitmeyi istedi ayaklarım. Hala güzeldi yüzü. Hiç değişmemişti sanki. Yıllara inat yaşlanmamıştı. Sözünü tutmuştu. Asla yaşlanma demiştim ya günün birinde. Öyle de yapmış. Arkasından gelen çocuk koşarak atladı kucağına. “Anne” diye seslendi küçük kız çocuğu. İşte bütün hayallerimi yıkan ses buydu. Artık mutlu olamayacağımı anlatan ses. Eskisi gibi yaşamayacağımı bana bildiren ses.  “Anne” kelimesi çınlıyordu kulaklarımda. Bakamaz olmuştum artık yüzüne. Düşünemez olmuştu geleceğimi. Bitmişti sanki her şey. Durmuştu her şey. Dönmüyordu artık bu koca küre benim için. Nefes almakta dahi zorlanmaya başladığımı hissettim. Diz çöktüm. Duvara dayadım sırtımı. Nefes almaya çalışıyordum derin derin. Alıp da verememekten de korkuyordum. Kulaklarımı kapattım ellerimle. Nereden geliyordu bu ses hala. Gittiler mi diye bir daha göz attım duvarın ucundan. Yanlarında bir adam vardı. Yürüyorlardı salına salına sokağın başına doğru. Bana verdiği sözler gelmişti aklıma. Hiç değişmeyeceğiz diye sözleşmiştik oysaki. Neden böyle bir işe kalkışmıştı. Evliydi galiba o adamla. Belli ki bir de çocukları olmuş. Bana ihanet etmişti. Durmamıştı sözünde. Bu kadar basit olmamalıydı. Ayağa kalkarak takibe başladım. Konuşmam lazımdı ay yüzlümle. Bir açıklaması olacaktır elbette bunun. Döndü köşe başında. Ayrıldı onlardan. Adımlarımı hızlandırmıştım bende. Yıllar sonra beni görünce nasıl bir tepki verecekti acaba? İlerledim, ilerledim. Etrafına bakarken gördü yüzümü. Saf saf gülümsemeye başladım. Başka tarafa çevirdi yüzünü. Korktuğum başıma gelmişti işte. Kafamdan aşağıya kaynar sular döküldü. Deli olacağıma inandım bir an. Ellerimi başıma götürüp sakin olmaya çalışıyordum. Nasıl olmuştu bu? Nasıl tanımamıştı sevdiğini? Gerçekten unutmuş muydu beni? Elimle yüzüme dokundum. Görünmez mi olmuştum yoksa? Tek kelime konuşamadan çekip gitti yanımdan.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gorunmez-mi-olmustum-yoksa/">Görünmez Mi Olmuştum Yoksa</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gorunmez-mi-olmustum-yoksa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6353</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sadece Yazmak İster Bir Yazar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sadece-yazmak-ister-bir-yazar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sadece-yazmak-ister-bir-yazar/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 24 Nov 2016 14:23:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6125</guid>
				<description><![CDATA[<p>Nihayet bir çorbacı bulmuştu koca bulvarda. Artık yeni hikâyesini yazabilecekti. En uygun yer olarak seçmişti çorbacıyı. Cazibeli bir yer değildi elbette ama tuhaf bir hikâye çıkabilirdi burada. Uzun zamandır merak ediyordu çorbacılarda olup biten her şeyi.  Önce biraz uzaktan izledi mekânı. Sallanarak içeriye girmeye çalışan insanları gördü. Anlamaya çalışıyordu sallantının sebebini.  Biraz sonra yürümeye başladı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sadece-yazmak-ister-bir-yazar/">Sadece Yazmak İster Bir Yazar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Nihayet bir çorbacı bulmuştu koca bulvarda. Artık yeni hikâyesini yazabilecekti. En uygun yer olarak seçmişti çorbacıyı. Cazibeli bir yer değildi elbette ama tuhaf bir hikâye çıkabilirdi burada. Uzun zamandır merak ediyordu çorbacılarda olup biten her şeyi.  Önce biraz uzaktan izledi mekânı. Sallanarak içeriye girmeye çalışan insanları gördü. Anlamaya çalışıyordu sallantının sebebini.  Biraz sonra yürümeye başladı yavaş adımlarla. Elindeki çantasını arkasında tutarak girdi içeri. Köşedeki masaya doğru ilerledi etrafı izleyerek. Garip bir dil ile konuşanlar, çorbasını yudumlayanlar, masaya yumruk vurduktan sonra acıyan elini ısıranlar, limonun dibini yemeye çalışanlar… Masasından izliyordu her birini. Çıkardığı defterine de başlamıştı bir şeyler yazmaya. Sandalyesinin kırılmasıyla yere kapaklanan adama bakarak gülmeye başladı çorbacının misafirleri. Herkes neşelenmişti bir an için. Tuhaf atışmalarda yaşandı. Doğrulan adam ise bu durumdan memnun değildi sanki. Belinden çıkardığı çakısını ilk gördüğü kişiye soktu. Bir an sessizlik yaşandı taş duvarlı çorbacıda. Herkes birbirine bakıyordu. Çakısını çıkardığı gibi koşmaya başladı. O sırada bir silah patladı arkadan. Adamı topuğundan vurdu biri. Çorbacının kendisi ise bağırarak pimini çektiği el bombasını fırlattı. Çorbacının kapısından çıkan bomba patladı yolun orta yerinde. Bir hikâye için gelmişti buraya sadece. Savaşın ortasında kalmıştı anlaşılan. Gördüklerini ne defterine yazabildi ne de kafasına. Bombanın patlamasıyla masaların altına giren insanları izliyordu sadece. Olayın nasıl buralara geldiğini sorgulama işine ise hiç girmedi. Polislerinde bu kadar hızlı gelmesi şaşırtmıştı yine. Oysaki hep geç kalırdı ya bunlar. Şimdi ne olmuştu da yetişmişlerdi? Herkesin uysal bir şekilde bindiği minibüs tarzı araç ile gittiler karakola. Çantasını da unutmuştu çorbacıda üstelik. O kadar mülayim bakıyordu ki polislere. “Silahı çeken kişiyi tanıyor musun” sorusuyla başladı sorgu. “Hayır” dedi kısık sesiyle. “El bombasını hangi manyak attı?” “Çorbacı sanırım.” “Şehrin en belalı çorbacısında ne işin vardı.” “Ben yazarım. Hikâye yazmak için gitmiştim.” Gülmeye başladı polisler. Saygısızca gülüyordu yazarın yüzüne doğru. Giderek kahkaha atmaya bile başladılar. “Çorbacıya hikâye yazmak için gideni de ilk defa duyuyorum. Bu ifade ile 30 yıl çıkamazsın.” Polisin son sözleri böyleydi. Haklıda çıktı aslında. Tutukladılar bizim yazarı. Koğuşuna bile alıştı. Şimdi koğuş hikâyesini yazmanın derdinde. Neye niye, neye kısmet. “Rüzgârlı gecede yağan yağmurlar, çatlak camdan damlıyordu yatağıma. Ne uyutuyordu sesleri ne de rahatlatıyordu sessizliği bu yerin” diye başladı hikâyesine.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sadece-yazmak-ister-bir-yazar/">Sadece Yazmak İster Bir Yazar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sadece-yazmak-ister-bir-yazar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6125</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 9 &#8220;Final&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-9-final/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-9-final/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 13 Nov 2016 08:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5902</guid>
				<description><![CDATA[<p>Saatler ilerlemiş olsa da siniri geçmedi. Karşımda oturup kızı ile hasret giderirken bile gözleriyle beni tehdit eder gibiydi. “Babanı bulamazsam seni öldürürüm” diyordu gözleriyle. Bende bir köşeye sinmiş durumda otururken annem çıktı odadan. Sağ elinde doldurduğu bavulumuz ile yanaştı bana. İşaretiyle kalktım. Belli ki gidecektik artık. Sorunların nedeni biz miydik ki? Tek kelime konuşmadan giydim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-9-final/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 9 &#8220;Final&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Saatler ilerlemiş olsa da siniri geçmedi. Karşımda oturup kızı ile hasret giderirken bile gözleriyle beni tehdit eder gibiydi. “Babanı bulamazsam seni öldürürüm” diyordu gözleriyle. Bende bir köşeye sinmiş durumda otururken annem çıktı odadan. Sağ elinde doldurduğu bavulumuz ile yanaştı bana. İşaretiyle kalktım. Belli ki gidecektik artık. Sorunların nedeni biz miydik ki? Tek kelime konuşmadan giydim ayakkabımı. Bağcıkları yine zamanı almıştı. Annemin elinden tutup çıktık dışarı. Soğuk çarpıyordu yüzümüze tokat gibi. Karanlığın ortasında ilerliyorduk. Tek hissettiğim annemin eliydi vücudumda. Yağmur ile çamur olan yolda ilerledik. Arkamıza bir kere bile bakmadık. Sude’yi son bir kez dahi görememiştim. Annem ile hala konuşmuyorduk. Çok sinirli olduğu belliydi. Birkaç kere ortaya söz atmama rağmen cevap vermemesi korkutuyordu insanı. Hiç bu kadar sessiz kalmamıştı. Arabaların farlarının dışında ışık görmüyordum. Hala yürüyorduk çamurun içinde. Nereye gittiğimizi sormak için hamleler yapmış olsam da cesaretimi toplayamadım. Sinirini, tuttuğu elimden çıkarıyordu anlaşılan. Çok acıyordu elim. Hala yürüyorduk caddelerde. Gece yarısı olmuştur herhalde. Ayakkabımın içine giren yağmur suyunu hissediyordum. Çorabımın ne hale geldiğini tahmin etmeye çalışıyordum. Annemden çıkan seslerin yükseldiğini fark ettim. Ağlıyordu galiba. Kısık sesli bir şekilde… Durup yüzüne baktım. Çömeldi. Dökülüyordu gözyaşları ellerime. Biraz bekledikten sonra dayanamadım. “Babam nerede” diye sorunca nefesini tuttu. “Artık baban yok” gibi garip bir laf döküldü dudaklarından. Anlamadım önce. “ Ne demek bu şimdi?” diye bir soru daha yönelttim. “Baban olacak ahlaksız, Sude’nin annesiyle birlikte kaçtılar. Her şey yalanmış. Yangın bile düzmeceymiş. Artık bitti. Seni asla vermeyeceğim. Alama…” Sarılarak söyleniyordu annem. Çok dolmuştu belli ki. Konuşmadan buraya kadar gelmiştik ama dayanamadı. Hala konuşuyordu ağlayarak. Söylediklerinin çoğunu anlamıyordum bile. Babamın böyle bir iş yaptığına inanmadım. Gerçek miydi bunlar? Bu yaşadıklarım gerçek miydi? Annemin anlattıklarına göre babam uzun yıllardır görüşüyordu Sude’nin annesiyle. Yangını da mı ayarlamıştı? Birlikte olmak için olabilir miydi bunlar? Devamlı soru geliyordu aklıma. Hiçbirisinin cevabı da yoktu bende. Anneme moral vermek bana düşmüştü. İkimizde ağlıyorduk sokak ortasında. Gece karanlığında birbirimizi görmeden ağlıyorduk. Yürümeye devam ettik sonra. Hala ilerliyoruz karanlıkta. Gidecek yerimiz var mı? Sanırım hayır. Yürüyoruz, kaybolana kadar gideceğiz galiba. Her şeyi unutana kadar yürüyeceğiz.</p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 1</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 2</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 3</a></strong></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 4</strong></a></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 5</a></strong></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 6</strong></a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 7</strong></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-9-final/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 9 &#8220;Final&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-9-final/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5902</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 8</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 10 Nov 2016 08:30:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5900</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hiçbirimiz bir şey anlamadık olanlardan. Sude’nin babasını neden götürmüştü polisler? Annesi niye hiçbir tepki vermedi? Babam neden olayı anlayışla karşılayıp yanında gitti? Sanırım olanları bilmeyen tek biz vardık. Bana sarılmasıyla birlikte ağlamaya başlayan Sude, hala gözyaşlarını bitirememişti. Saatler ilerliyor, Gece koyulaşıyordu. Ne bir haber vardı babamdan ne de bir gelen. Sabaha kadar oturduk salonda. Ne [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 8</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hiçbirimiz bir şey anlamadık olanlardan. Sude’nin babasını neden götürmüştü polisler? Annesi niye hiçbir tepki vermedi? Babam neden olayı anlayışla karşılayıp yanında gitti? Sanırım olanları bilmeyen tek biz vardık. Bana sarılmasıyla birlikte ağlamaya başlayan Sude, hala gözyaşlarını bitirememişti. Saatler ilerliyor, Gece koyulaşıyordu. Ne bir haber vardı babamdan ne de bir gelen. Sabaha kadar oturduk salonda. Ne benim gözüme uyku girdi ne de Sude’nin gözyaşı dindi. Hiç unutamayacağım bir geceyi yaşamış oluyordum. Aklıma hiç gelmedi sorular sormak. Korkuyordum çünkü. Ya çok kötü cevaplar alırsam diye korkuyordum.</p>
<p>Kapı zilinin çalmasıyla irkildim. Tam hafiften uykuya giriş yapacaktım ki olmadı. Uyumuş olan Sude’yi yavaşça yatırıp kapıya yöneldim. Sabah olmuş, kuşlar ötüyordu. İlk defa bu kadar yorgun görüyordum babamı. Bitkin bir halde girdi eve. Salonda herkesin uyukladığını görünce biraz sevinir gibi oldu. Yavaşça odaya yönelirken Sude’nin annesinin gözleri açıldı. Hemen fırlayıp “ İhsan nerede?” diye ilk sorusunu sormuş oldu. Devamı da gelecekti belli ki. Babam hiç zorlamadan içeriye davet etti. Girdikleri odada konuşacaklardı. Durum vahim gibi geldi gözüme. Sanki saniyeler geçmiyordu. Hareketsiz bekliyordum salonun ortasında. Nefes almak bile gelmiyordu içimden. Karşımda Sude’nin güzel yüzü… Yanında tuhaf bir şekilde uyuyakalmış annem. Ne yapmalıydım bu can sıkıcı ortamda. Odanın kapısı hafif aralandı. Sude’nin annesini kucağına almış bir şekilde çıktı babam. “Onur, dış kapıyı aç” diye fısıldadı sadece. Açtığım kapıdan çıktılar. Baygın bir haldeydi sanırım. Babamın anlattıklarına dayanamadı galiba kadıncağız. Hastaneye gittikleri son anda söylemişti babam zaten. Kapıyı kapattıktan sonra arkamı dönmem ile birlikte Sude ile göz göze geldik. “Anneme ne oldu? Babam nerede?” diye başladı sorulara. Cevabını bilmediğim sorulardı bunlar. Konuşamadım. Yapamadım. Yine olmadı gibi. Yaklaşıp sarıldım sadece. Yanında olduğumu bilmesini istemiştim. Uyanan anneme de gördüklerimi anlattım. Hiç beklemediğim tepkileri veriyordu. Bu kadar soğukkanlı olması beni hem şaşırtmış hem de korkutmuştu. Kapıya gelen Akop ile Mert’i de geri gönderdim. Kimseyi görmek gelmiyordu içimden. Konuşmak da istemedim. Sadece beklemek zormuş. Neyi beklediğini bilmemek ise daha zor. Annemin hazırladıklarından birkaç lokma yedik Sude ile. Sonra geçtik cam kenarına. Babasını bekliyordu galiba. Belki de annesini. Hangisinin daha önce gelmesini isterdi acaba? Saatler geçti, hava karardı. Rüzgâr savuruyordu çaresiz ağaçların çiçekli yapraklarını. Bir de etrafa koşuşturan insanlar vardı gördüğümüz. Yağmurun yağacağını anlamışlardı. Pencerenin camı ıslanmaya da başladı. Artık göremiyorduk dışarıyı. Yine canı sıkılmıştı anlaşılan. “of” diye dile getirdi içinde çektiği sıkıntıları. Perde ile kapattım ıslanmış olan camı. Yardım etmek istiyordum ama ne çare.</p>
<p>“Tak tak” sesleriyle inledik bir an. Birisi kapıyı çalıyordu. Bu çalmak değil yumruklamak bence. Öldüresiye vuruyordu kapıya. Anneme telaşlı gözlerle bakarken Sude, koşarak kapıyı açtı. Sırılsıklam olmuş bir şekilde içeri girdi adam. Babasını tanımış olacak ki hemen atladı kucağına. Sude’nin babası İhsan, adım adım bana doğru yaklaşıp “ Alçak baban nerede” diye bağırdı. Sorusunun cevapsız kalmasına rağmen birkaç kere daha tekrarladı. Ne demekti ki bu? Anlamadım. Anlamıyordum artık. Anlamak da istemedim.</p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 1</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 2</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 3</a></strong></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 4</strong></a></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 5</a></strong></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 6</strong></a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 7</strong></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 8</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5900</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 7</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 05 Nov 2016 13:56:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5824</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sabah uyandığımda Akop ile Mert’i gördüm karşımda. Yorgun yatınca öğlene kadar uyumuşum. Meraklandıkları için eve kadar gelmişler. Hemen hazırlanıp çıktık evden. İlyas’ın çalıştığı berberden tabure getirip koymuşlar. Masada çok küçük gibi geldi gözüme. Oturunca iyice küçük kaldım. Koca mahallenin kahramanı burada mı imza dağıtacak. Koltuk filan yok mu diye de geçirdim içimden. Beklemeye başladık insanları. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 7</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah uyandığımda Akop ile Mert’i gördüm karşımda. Yorgun yatınca öğlene kadar uyumuşum. Meraklandıkları için eve kadar gelmişler. Hemen hazırlanıp çıktık evden. İlyas’ın çalıştığı berberden tabure getirip koymuşlar. Masada çok küçük gibi geldi gözüme. Oturunca iyice küçük kaldım. Koca mahallenin kahramanı burada mı imza dağıtacak. Koltuk filan yok mu diye de geçirdim içimden. Beklemeye başladık insanları. 5 TL karşılığında imza mı alacak olmaları hoşlarına gitmiştir herhalde. Zaten tanıtım amaçlı indirimli bir fiyattı bu. Daha sonra yükseltecektik fiyatı. Ben taburede otururken Mert ile Akop’ta yanımda duruyordu. İnsanların akın etmesini bekliyorduk. Evden getirdiği onlarca tükenmez kalem, masanın üzerine dağılmıştı. Biraz sonra ayağa kalkıp yürüdüm. Uyuşmuştu bacaklarım. Biraz daha bekledikten sonra kimsenin gelmeyeceğini anladım. Üyelerime hiçbir şey söylemeden eve doğru gittim. Köşeyi döndükten sonra kalabalığın içine daldım. Bugün pazar mı vardı burada? Biraz daha ilerledim. Sude’nin evine doğru daha da artıyordu insan sayısı. Ne olmuştu ki burada? Çok zor ilerliyordum artık. Evin önüne geldiğimde kapı kapalıydı. İnsanlar, beni görünce alkışa başlamıştı. İmza için gelen insanlardı bunlar. Hemen kapının önünde başlamıştım imzalara. Elim yorulana kadar imzaladım kâğıtları. Yeni öğrendiğim imzamı atmaya çalışırken verilen paralar da cebimi doldurmuştu. Annem, pencereden dayak atacağını çeşitli hareketler ile anlatmaya çalışsa da ben işime konsantre olmuştum. İmzalar bitince evin zilini çaldım. Kapıyı açan annemin elindeki terlik, birçok anımın canlanmasına vesile oldu. Koşarak içeri girdim. Cebimdeki paraları çıkarıp arkamdan gelen anneme uzattım. Her zamanki gibi parayı görünce biraz yumuşadı, sarıldı. Bozuk olanları bana vereceğini söyleyip kâğıtları, cüzdanına koydu. Oradan alamayacağımı zannediyordu. Sonuçta artık para kazanan bir oğlu vardı. Gururlanmasına engel olmadım. Keyfini çıkartmasına izin verdim. Akşam gelince babama da durumu anlattı. Biraz kızsa da daha sonra parayı görünce mutlu oldu. Durumu Sude’nin ailesine de bahsettiler. Biraz daha yükselmiştim Sude’nin gözünde. Her şey güzel gidiyordu. Sude’nin anlatılanlardan sonra bana bakarak gülümsemesi hoşuma gidiyordu. Aramızda bir şeyler mi canlanıyordu acaba? Yemekler keyifli bir şekilde yine yenmişti. Artık iyice alışmıştık birbirimize. Daha evlenmeden iç güveysi mi olmuştum dayım gibi. Çok da iyi bir şey değil galiba bu. Hep kızıyorlardı dayıma çünkü. Çaylar içildikten sonra çalınan zilin sebebi anlaşılamadı. Saat çok geçti. Babamlar kapıyı açınca karşılarında polisleri gördük. Babam bana bakıp “seninle mi ilgili” diye sordu göz işaretleriyle. “yok, babacığım” diye gözümle soruyu cevapladıktan sonra polis amcalara doğru döndü suratlarımız. Elindeki kâğıdı okumaya başladı. Çok uzun olduğu için bir türlü bitmiyordu okunanlar. Sorun büyüktü anlaşılan.</p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 1</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 2</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 3</a></strong></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 4</strong></a></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 5</a></strong></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 6</strong></a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 8</strong></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 7</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5824</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 6</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 26 Oct 2016 11:30:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5649</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hazırladıkları odaya geçtik ailece. Yer yatağım hazırdı benim. Hemen girdim içine. Bir tek kelime bile konuşamadım kızla. Bütün gece izledim. Bir de ismini sayıkladım tabi. Acaba bu ismi kim koymuştu? Nereden bulmuşlar böyle güzel isim? Yatağın içinde sayıklamaya devam ettim. Ne başımıza gelen felaket yangın aklıma geldi ne de yaptığım kahramanlık. Tek bir kelime “Sude” [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 6</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hazırladıkları odaya geçtik ailece. Yer yatağım hazırdı benim. Hemen girdim içine. Bir tek kelime bile konuşamadım kızla. Bütün gece izledim. Bir de ismini sayıkladım tabi. Acaba bu ismi kim koymuştu? Nereden bulmuşlar böyle güzel isim? Yatağın içinde sayıklamaya devam ettim. Ne başımıza gelen felaket yangın aklıma geldi ne de yaptığım kahramanlık. Tek bir kelime “Sude” diyerek uyumuştum.</p>
<p>Sabah kalktığımda annem, karşıya oturmuş beni izliyordu. “Kahramanım” diyerek üzerime atladı. Sanırım telefon ile arayan komşular, övgüler dizmişti bana. Bizim ailede önemliydi “el âlemin söyledikleri”. Annemin çantasında bulduğum birkaç parça giysimden güzel olanları giydim hemen. Sude’nin karşısına böyle çıkamazdım. Parfüm bile sıktım üstüme. Odanın kapısı birkaç kere tıklatıldıktan sonra açıldı. Kafasını uzatan Sude “Onur, birlikte dışarıya çıkalım mı?” dedi. Ben yine heyecanlandım. Cevap veremedim. Kafamı sallamam ile sevinip kapattı kapıyı. Yine konuşamamıştım. Hafifçe tokatladım kendimi. Salonda hazırlanmış bir vaziyette olan kahvaltıdan ikimizde birkaç lokma alıp dışarı çıktık. Yan yana yürüyorduk sokakta. Tanıyanlara selam vermeyi de unutmuyordum. Mahallenin kahramanı olmanın zor tarafları da vardı elbette. Sude ile birlikte arkadaşlarının yanına gittik. Önce tebrikleri aldım her birinden. Olayın nasıl geliştiğini kısaca anlattım. Etkilendiklerini gördükçe ufak eklemelerde yaptım üstüne. Daha da güzelleşti hikâyem. Sude, sorulan bir soruya “uzun zamandır arkadaşız Onur’la. Bu aralar çok görüşemedik ama eski dostumdur” demesi çok şaşırtmıştı beni. Oysa daha yeniydi ilişkimiz. Biraz sonra neden böyle yaptığını anladım. Sanırım sayemde havasını atmıştı arkadaşlarına. Yaptığı tavırlara bakılırsa iyice yükselmişti bulutların üstüne. Hiç de inmeye niyeti yoktu oradan.  Dalgalı saçlarını sallayarak anlattıklarıyla kıskandırıyordu herkesi. Biraz tuhafıma gitse de sonradan umursamadım. Gururlandırdı bu durum beni. Birkaç saat sonra beraber döndük evlerine. Evin önünde Mert ile Akop’u görünce koştum. Onların gözünde de kahraman olduğumu hissettim. Sarıldık, gülüşmeye başladık. Kulağıma yaklaşıp “güzel bir fikir geldi aklımıza. Konuşalım mı?” diyen Mert ile biraz uzaklaştık insanlardan. Sude’nin umursamaz tavırlarla evine girmesini izledikten sonra Akop, ağzındaki baklayı çıkarıp “Herkesin gözünde bir kahramansın. Bunu kullanabiliriz” dedi. Şaşkın bakışlarımdan bir şey anlamadığımı anlamışlardı sanırım. Bir kez daha aynı cümleyi kullandı. Ardından yine tekrarladı cümleyi. “Senin için imza günü ayarladık. Bir masa, sandalye lazım. Oturduğun yerde imzanı atıp parayı kazanacağız.” Deyince Mert, şimşekler çakmıştı bende. Hiç fena fikir gibi gelmedi aslında. Neden olmasın ki?   En uygun yer olarak da bizim evin karşısını belirledik. Hem daha ilgi çekici olurdu. Akop ile Mert giderek herkese yaydı haberi. Yarın büyük gündü. Kahramanlık yaptığım yerde hayranlarıma imzamı verecektim. Gururlu bir şekilde girdim eve. Annem, yine ne yapıp edip sokmuştu beni banyoya ama yıkamadığına emindim. Başka bir şey yapıyordu çünkü. Çok daha acımasız oluyordu banyoda. Sudan mı kaynaklanıyordu bilmiyorum. Sude’nin bağırışlarımı duymadığını ümit ederek çıktım banyodan. Yatakların hazırlanmış olduğu odaya gidip yer yatağıma girmiştim. Annem ile babam geleceğimize dair durumları mutfakta sessizce konuşurken ben uyumuştum.</p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 1</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 2</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 3</a></strong></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 4</strong></a></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 5</a></strong></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 7</strong></a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 8</strong></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 6</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5649</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 5</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 18 Oct 2016 05:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5541</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yükselen dumanlardan bina görünmez olmuştu. Kapı basamağında beklemem devam ediyordu. Ne yapacağımı şaşırdım. Öksürmeye başladım. Bu sırada bir siren sesi duyuluyordu uzaktan. Apartmanın kapısından içeri girip merdivenlere doğru yöneldim. Üstüme üstüme koşarak gelen komşularımızı fark etmeden birinci kata gelmiştim. Kucaklarındaki çocuklarıyla birlikte deli gibi zıplayan annelerin peşinden bende geri dönmeye karar verdim. O sırada kapısı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 5</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yükselen dumanlardan bina görünmez olmuştu. Kapı basamağında beklemem devam ediyordu. Ne yapacağımı şaşırdım. Öksürmeye başladım. Bu sırada bir siren sesi duyuluyordu uzaktan. Apartmanın kapısından içeri girip merdivenlere doğru yöneldim. Üstüme üstüme koşarak gelen komşularımızı fark etmeden birinci kata gelmiştim. Kucaklarındaki çocuklarıyla birlikte deli gibi zıplayan annelerin peşinden bende geri dönmeye karar verdim. O sırada kapısı açık olan komşumuzu fark ettim. Kafamı içeri doğru uzattığımda tekerlekli sandalyede oturan adamı gördüm. Bir şeyler yapmaya çalışıyor gibi geldi bana. Sinirliydi belli ki. İçeri girmem gerektiğini hissettim bir an için. Yaklaştım yanına yavaşça. Beni görünce “Şunu arkamdan ittirmen lazım Onur. Balkona çıkmamız lazım” dedi birkaç kere. Hemen bunu bir görev kabul edip ağır bir pazar poşeti gibi olan tekerlekli sandalyeyi itmeye başladım. Balkonun eşiğinden geçirip çıkardım adamı. O sırada itfaiye ekipleri balkona yükselip ikimizi de aldılar. Ne yaptığımı anlamadan iniyordum halkın arasına. Herkesin beni alkış yağmuruna tutmasıyla kabarmıştı göğsüm. Hemşire teyzeler, hemen beni alıp durumuma bakacaklardı. Aralıksız bir şekilde öksürmeme bakmadan yüzüme oksijen tüpünü geçirdiler. Aracın içinde biraz uzandım. Kahramanlık yapmak yormuştu beni. Dinlenmek hakkım gibi geldi. Annem ile babamın geldiğini bağrışlarından anladım. Her fırsatta ağlamayı kendisine vazife edinmiş annemin gözleri yine çeşme gibiydi. Babam ise “kalk ekmek al” der gibi bakıyordu.</p>
<p>Birkaç saat sonra sağlam raporu aldığımız hastaneden çıktık. Annem bile ikna olmuştu sağlam olduğuma. Oturduğumuz apartmanın büyük bir kısmında hasar oluştuğu için mühürlediler evimizi. Annem, bunun için bir kez daha ağlamaya başladı. Babamın aradığı yakın arkadaşının olumlu cevabıyla akşamı geçirecek bir yer bulmuştuk. Bir tarafımda annem diğer yanımda babam ile birlikte oraya gittik. Güzel bahçesinden geçtikten sonra evin zilini çaldık. Ailece kapıyı açtılar. Önce babam girdi selam vererek. Ayakkabımı çözdükten sonra karşımda O’nu gördüm. Dalgalı saçlarından tanımıştım. Bir daha dönüp baktım. Evet, O kızdı. O sırada içeriye ayakkabılarımla girdiğimi annemin bağırmasından anladım. Özür dileyerek ayakkabımı çıkarıp dışarıya doğru fırlattım. Bir daha baktım. Evet, O kızdı. Annemin arkadan ittirmesiyle salona kadar yürüdüm. Yemek masası son derece güzel bir şekilde donatılmış. Her türlü yemek çeşidi vardı. Benim aklımda ise tek bir şey vardı; O kız. Hep birlikte oturuldu sofraya. Sohbetin biri bitmeden diğeri başlıyordu. Hüzünlü olan annem bile sohbetlere katılarak gülüyordu. Karşımda oturan O kız “ekmek alabilir miyim kahraman” diye seslendi bana. Nefesim kesildi. Bir an sessizlik oldu. Sanırım kimse nefes alamadı bir süre. Olanları biliyordu demek ki. Bu iyi olmuştu gerçekten. “Kahraman” kelimesi içimi okşamıştı. Hala cevap bekliyordu galiba. Gözleriyle bir şeyler anlatmaya çalışıyor gibiydi. Eliyle “hadi” işareti yaptı. Ben niye oynatamıyorum bu elimi? Aslında çalışıyordu bu. Babası uzattı ekmeği. Yetmezmiş gibi bir de ismini söyledi kızın. Ne güzel bir isim. Bir an unuturum diye de çok korktum. İçimden dakikalarca tekrarladım ismi.</p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 1</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 2</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 3</a></strong></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 4</strong></a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 6</strong></a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 7</strong></a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 8</strong></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 5</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5541</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 4</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 10 Oct 2016 05:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5407</guid>
				<description><![CDATA[<p>Babam başlamıştı azarlama işine. Hiç durmadan konuşuyordu. Demek ki her şeyi öğrenip kafasında kurgulamıştı söyleyeceklerini. Ben ise halının üzerindeki desenlerin nasıl oluştuğunu anlamaya çalışıyordum. Biraz sonra sinirlenip odadan çıkınca ben de yavaş yavaş odama geçtim. Hiç umursamamıştım olanları. Yatağa uzanıp çetem ile ne yapabileceğimi hayal ediyordum. Kendimi ispatlarsam benimle gurur duyacaklardı. Sabah olunca siyah hırkamı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 4</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Babam başlamıştı azarlama işine. Hiç durmadan konuşuyordu. Demek ki her şeyi öğrenip kafasında kurgulamıştı söyleyeceklerini. Ben ise halının üzerindeki desenlerin nasıl oluştuğunu anlamaya çalışıyordum. Biraz sonra sinirlenip odadan çıkınca ben de yavaş yavaş odama geçtim. Hiç umursamamıştım olanları. Yatağa uzanıp çetem ile ne yapabileceğimi hayal ediyordum. Kendimi ispatlarsam benimle gurur duyacaklardı. Sabah olunca siyah hırkamı giyip saçımı arkaya doğru taradım. Ayakkabılarımı bile parlattım. Ne de olsa çetemin üyeleri ile yapacağım ilk toplantıydı bu. Sözleştiğimiz yere doğru gittim. Artık öyle eskisi gibi de koşmuyordum. Ağır ağır yürüdüm. Çete reisi olduğumu herkes anlamalıydı. Mekana girdiğimde etrafa bakındım. Ne Mert vardı içerde ne de Akop. İlyas’ı saymıyorum bile. Neredeydi bunlar diye düşünürken O’nu görmüştüm. Gülümsüyordu konuşurken. Bana doğru bakmadığı belliydi tabi. Uzun saçlarının okulumun bahçesindeki bayrak gibi dalgalanması dikkatimi çekti. Uzunca bir süre izledim o dalgayı. Acaba anlamış mıdır diye de meraklanmıştım. Elindeki içeceği içtikten sonra bir ara etrafa göz gezdirdi. Tam o sırada parmak uçlarıma basarak biraz daha yükseldim. Bunu neden yaptığımı bende anlamadım. O sırada arkamdan gelen Mert’i bile fark etmemişim. Bir masaya geçip oturduk. Mert galiba konuşuyordu ama dinlemedim. Gözlerimi O’ndan alamadım hala. Biraz sonra Akop’ta katıldı aramıza. Benim dalgınlığımdan yararlanan Mert, bir sürü siparişte bulunmuş anlaşılan. Gelenler bitmeden yenisi geliyordu masaya. Neyse ki yanımda annemin cüzdanından aldığım yeşillikler vardı. Yanındaki arkadaşlarıyla birlikte salına salına çıktılar mekândan. O’nun arkasından bir süre baktıktan sonra kendimi toparlamayı başarmıştım. Bende reis olmanın verdiği sorumluluk bilinci ile hesabı ödedim. Mekândan birlikte çıktık. Çete olduğumuz için artık önümüze gelene sataşıp nam salmamız gerekiyormuş. Bu yüzden dolaşmaya başladık. Bizim mahallenin uzak kısımlarına doğru gittik tanıyan çıkmasın diye. Bu işlerden anlayan Mert’in hediye ettiği tespihi sallaya sallaya yürürken bisikletinin zincirini tamir eden bir çocuk çıktı karşımıza. Biraz göğüs kabartıp ayağım ile bisikletin ön tekerleğine bastırıp:</p>
<p>“Bir sorun mu var ufaklık” diye söze daldım. Eli yüzü pas olan çocuğun durumu içler acısıydı. “ Bisikletimin zinciri atmış, yapamıyorum. Bir yardım eder misiniz abiler” deyince bütün yağlarım erimişti. Tespihi Akop’a uzatıp Mert ile birlikte başladık tamire. Önce zinciri taktık. Epey paslanmış bir haldeydi. Biraz yağladık tabi. Tekerleklerini de düzelttik. Lastikleri iyiydi ama yine de baktık. Bisikleti eskisinden daha iyi olan çocuk, sevinerek gitti yanımızdan. Biz ise yüzümüz, gözümüz pas içinde evlere dağıldık. Bu sefer ne söyleyecektim anneme? Hemen bir şeyler bulmalıydım. Çete reisi olamadığıma mı yanayım yoksa annemden yine azar işiteceğime mi? Nam salmak için yürürken yardımsever çocuklar olmuştuk. Bu iş, hiç hoşuma gitmedi. Aslında sabahtan beri aklımda O vardı. O’nun yüzünden böyle olmuştu. Acaba kimdi bu kız? Sonuçta istemek için nereye gideceğimizi soracaktı annemler. Ne diyecektim onlara? Gerçi daha adını bile bilmiyordum. Muhakkak ismi de yüzü gibi güzeldir. Evin zilini çalıyordum iki saattir. Niye açmadı annem? Nerede bu kadın? Bu duman da neyin nesi?</p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat &#8211; 1</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 2</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 3</a></strong></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 5</strong></a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 6</strong></a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 7</strong></a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 8</strong></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 4</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5407</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Çocuğun Gözünden Hayat &#8211; 3</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 30 Sep 2016 13:20:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5292</guid>
				<description><![CDATA[<p>Plan içinde plan düşünerek yine yattığım yerde uyuyakalmışım. Annemin bağırışlarıyla uyandım. Kahvaltı hazır olunca böyle bağırması adet olmuştu evde. Bir çete reisiydim ben. Böyle bağırmamalıydı artık. Neyse, yakında anlayacaktı nasıl olsa. Bir şeyler atıştırdıktan sonra giyinip sokağa çıktım. İlk önce en yakın arkadaşım olan Mert’i bulmalıydım. Nerede olduğunu tahmin etmek çok da zor değildi. Ya [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat &#8211; 3</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Plan içinde plan düşünerek yine yattığım yerde uyuyakalmışım. Annemin bağırışlarıyla uyandım. Kahvaltı hazır olunca böyle bağırması adet olmuştu evde. Bir çete reisiydim ben. Böyle bağırmamalıydı artık. Neyse, yakında anlayacaktı nasıl olsa. Bir şeyler atıştırdıktan sonra giyinip sokağa çıktım. İlk önce en yakın arkadaşım olan Mert’i bulmalıydım. Nerede olduğunu tahmin etmek çok da zor değildi. Ya arkadaşlarıyla misket oynuyordur ya da bilgisayarında oyun. Misket oynanan yere vardığımda küçük bir çocuğun yakasından tutup çekiştirdiğini gördüm. Tam hayalimdeki adamdı işte. Uzaktan biraz izledim. İntikam almak için seçilmiş bir arkadaştı. Sağ kolum için en büyük adaydı. Bir işaretim ile istediğim kişiyi dövecekti böyle. Yanına yaklaşıp:</p>
<ul>
<li>Mert, nasılsın kanka?</li>
<li>İyi, Onur.</li>
<li>Seninle işimiz var. Gel birlikte bir yere gideceğiz.</li>
</ul>
<p>Genç olmanın verdiği avantaj ile hızlı bir şekilde koşarak oradan ayrıldık. Yaşadıklarımı bütün ayrıntıları ile anlattım. Artık çetemi anlatmanın da zamanı gelmişti:</p>
<ul>
<li>Öyle bir çete kuracağız ki herkes önümüzde saygı ile eğilecek. İstediğimiz zaman bakkala girip çikolata, kola, cips alabileceğiz. Herkes hediyeler gönderecek. Aynı GTA’da olduğu gibi.</li>
</ul>
<p>Anlattıklarım galiba Mert’in de hoşuna gitmişti. Saf saf gülümsüyordu. Tepki vermedi ama sanırım onayladı. Şimdi sırada Akop vardı. Ermeni kökenli bir arkadaşım olan Akop’un da çeteye çok büyük katkıları olacaktı. Bu nedenle mutlaka ikna etmeliydim. Çetem sadece bu mahalle ile sınırlı kalmamalıydı. Mert ile birlikte Akop’un evine gittik. Bizim annelerimize göre oldukça nazik olan Akop’un annesinin hazırladığı yemeklerden atıştırırken Akop’a da çetemi anlattım. Derslerinde oldukça başarılı olduğu için bizimle pek takılmazdı ama iyi bir dosttu. Düşünmek için biraz zaman istedi. Biz arkamıza baka baka ayrıldık evinden. Mert’in yaptığı yersiz şakalar biraz canımı sıkmış olsa da ümitliydim. Sırada tek bir isim kalmıştı. Çetemin en zayıf halkası olsa da fazlalıktan sorun olmazdı. Mahallede “Laz İlyas” olarak ünlenmiş ve namından dolayı faydasını görebileceğim kişiydi. Çıraklık yaptığı berbere gittik. Bir yandan televizyondan gelen seslere uyumlu olarak dans ederken bir yandan da temizlik yapıyordu. Beni görünce yaklaşıp:</p>
<ul>
<li>Saçların uzamış. Hemen oturup bekle. Ben ustamı çağırayım.</li>
</ul>
<p>Konu başka bir yere doğru kaymadan müdahale etmeliydim. Elindeki süpürgeyi alıp:</p>
<ul>
<li>İlyas, hemen izin alıp gidelim. Seninle önemli bir konu hakkında konuşacağız.</li>
<li>Ne konusu?</li>
<li>Bir teklifimiz olacak.</li>
<li>Ne teklifi?</li>
</ul>
<p>İlyas, her zamanki gibi sorular ile beni boğmaya başlamıştı. Hemen zorla da olsa dükkândan çıkartıp götürdük. Kuytu bir yerde çetemi anlattım. Garip sorular sorsa da hepsini gayet sabırlı bir şekilde cevapladım. Umarım hepsini anlamıştır. Bu arada çoktan akşam ezanı okunmuştu. Çete üyelerime veda edip evimin yolunu tuttum. Zili çaldığımda kapıyı açan kişi annem değil babamdı. Belli ki yarattığım sorun, tahmin ettiğimden çok daha büyüktü.</p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat &#8211; 1</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 2</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 4</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 5</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 6</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 7</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 8</strong></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat &#8211; 3</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5292</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Çocuğun Gözünden Hayat &#8211; 2</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 23 Sep 2016 08:46:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5203</guid>
				<description><![CDATA[<p>Küçük yatağın altında büyük bir kutu olmalıydı. Nerede bu? Önce korktum. Sonra sakinleşmeye çalıştım. Bir işadamı korkmazdı çünkü. Elimi yüzümü yıkamadan mutfağa gittim. Anne, dün elimde gördüğün kutuyu sen mi aldın? Evet, Onur. Çöpe attım. İçindekileri de mi? Onları odanda ki çekmecene koydum. Annem bilmeden de olsa kurtarmıştı oğlunun şirketini. Hemen çekmeceden şirketimin ürünlerini alıp [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat &#8211; 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük yatağın altında büyük bir kutu olmalıydı. Nerede bu? Önce korktum. Sonra sakinleşmeye çalıştım. Bir işadamı korkmazdı çünkü. Elimi yüzümü yıkamadan mutfağa gittim.</p>
<ul>
<li>Anne, dün elimde gördüğün kutuyu sen mi aldın?</li>
<li>Evet, Onur. Çöpe attım.</li>
<li>İçindekileri de mi?</li>
<li>Onları odanda ki çekmecene koydum.</li>
</ul>
<p>Annem bilmeden de olsa kurtarmıştı oğlunun şirketini. Hemen çekmeceden şirketimin ürünlerini alıp cebimdeki paranın da büyük bir kısmını bıraktım. Dün malzemelerimi aldığım dükkâna tekrar gittim. Artık burası benim toptancım olmuştu. Dün sattığım tesbih ve takkelerden alıp parasını ödedim. Bu sefer pek pazarlık yapmadım. Nasıl olsa artık param çoktu. Caminin bahçesinde bulunan Kur’an kursuna geldim. Dün çok iyi bir başlangıç yaptığım ticaretimi daha da büyüttüğümü göstermek için tezgâhımı kutudan değil tahtadan yaptım. Üstüne de örtü serdikten sonra tesbih ve takkeleri dizmeye başladım. Ellerinde tesbih sallayan iki kişiyi fark ettim bu sırada. Pek önemsemedim. Bana doğru yaklaştılar.</p>
<ul>
<li>Burada ne yapıyorsun ufaklık?</li>
<li>Tespih, takke filan satıyorum.</li>
</ul>
<p>Rengârenk taşlara sahip olan bir tesbihi eline alıp incelemeye başladı. Sanırım yaşı 15 filandı. Sert yapamazdım zaten. İkisi birlikte döverdi beni. Hem yanımda mallarım vardı. Sakin olmalıydım. Kaşlarını çatarak tekrar konuşmaya başladı.</p>
<ul>
<li>Bu tespihlerin hepsini alıyorum.</li>
<li>Tanesi 3 TL.</li>
<li>Sana verecek paramız yok ufaklık. Tezgâhı bırakıp kaybol.</li>
</ul>
<p>Anlaşılan malıma çökeceklerdi. Buna izin veremezdim. Bu mallar benimdi. “Ya parasını verip alın ya da buradan gidin” diyecektim ki lafım bitmeden bir karaltı hissettim. İlk yumruğumu bir sokak çetesinden yemiştim anlaşılan. Hiç direnmenin anlamı yoktu. Tezgâhı bırakıp koşmaya başladım. Nefes nefese eve geldim. Canımı kurtarmıştım ama artık bir şirketim yoktu. Büyük emekler vererek kurduğum işimi elimden alanlara karşı bir şeyler yapmalıydım. Aklıma türlü türlü intikam planları geliyordu. Zili çaldım. Annem kapıyı açıp şişmiş gözümü görünce bir feryat kopardı. Hemen içeri koşup buz getirdi. Sanırım intikam planından önce annemi sakinleştirmem lazımdı. Bir de bir yalan bulmam gerekiyordu tabi. Sokak çeteleriyle kavga ettim diyemezdim. Bir bahane ile odama çekildim. Babam gelmeden uyumalıydım. Yoksa türlü türlü sorular sorar. Yine fırçasını çekerdi. Yatağıma uzandım. Gözlerimi kapattım. Aksilik bu ya, uykumda gelmiyordu işte. İntikam planları düşünmeye devam ediyordum. Ya yine gelirlerse başıma. Yine mi dayak yiyeceğiz? Bir şeyler yapmalıydım.</p>
<p>Kararımı vermiştim ama. Bende ekibimi toplayıp çete reisi olacaktım. Zaten mahallede epey arkadaşım vardı. Onlara gününü göstermenin zamanı yaklaşıyordu.</p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat &#8211; 1</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 3</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 4</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 5</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 6</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 7</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 8</strong></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat &#8211; 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5203</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Çocuğun Gözünden Hayat</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 16 Sep 2016 08:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5108</guid>
				<description><![CDATA[<p>Belki de tek istediğim buydu. Artık kendi ayaklarımın üzerinde durmalıydım. Zaten babam ile de kavgayı bu sebepten yapmıştım. “Ya adam gibi okursun ya da çalışırsın” diye resti çekmişti geçen gece. On yaşıma gireli de epey oldu. Kararımı verdim de ne iş yapsam diye düşünüyordum. En mantıklısı bir şeyler satmaktı. Evimizin arkasında bulunan caminin Kur’an kursu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Belki de tek istediğim buydu. Artık kendi ayaklarımın üzerinde durmalıydım. Zaten babam ile de kavgayı bu sebepten yapmıştım. “Ya adam gibi okursun ya da çalışırsın” diye resti çekmişti geçen gece. On yaşıma gireli de epey oldu. Kararımı verdim de ne iş yapsam diye düşünüyordum. En mantıklısı bir şeyler satmaktı. Evimizin arkasında bulunan caminin Kur’an kursu vardı. Oradaki çocuklara satış yapabilirdim. Ne bileyim? En mantıklısı buydu galiba. Anneme görünmeden evden çıktım. Annemin cüzdanından aldığım paranın olduğu cebimi yokladım. Evet, para buradaydı. İzinsiz almıştım ama zengin olunca geri öderim diye düşündüm. Her şeyi satan bir dükkâna girdim. Hani şu kapısının önünde garip şeylerin satıldığı yer. Hemen tesbih, takke gibi şeylerin bulunduğu reyona gittim. Sonuçta Kur’an kursu öğrencileriydi müşterim. Acaba cebimdeki para ile kaç tane alabilirdim? Matematiğim iyi değildi ama ben zaten okumayacaktım. Hesaplamadan birkaç tane tesbih, takke aldım. Siyah poşetin içine koyarken tebessüm eden amcaya uzattım bütün paramı. Başımı okşayarak alıp saydı. Konuşmadan çıktım. Hemen caminin kursuna gittim. Yandaki bakkaldan rica ederek aldığım karton kutunun üstüne takke ve tesbihleri dizdim. Kimsecikler yoktu ortada. Biraz bekledim. Kazanacağım parayla neler alacağımı düşündüm. Birazı ile bisküvi, çikolata alırdım. Sermaye içinde bir miktarı ayırmayı unutmamalıydım. Acaba eleman da almalı mıydım şirketime. İlerleyen zamanlarda o da olurdu. Ben bu hayalleri kurarken kursun öğrencileri dışarı çıktı. Hiçbir şey söylememe gerek kalmadan etrafıma dizildiler. Büyük boylu olanı biraz havalı bir tavırla :</p>
<ul>
<li>Bunları sen mi satıyorsun ufaklık?</li>
</ul>
<p>Hayalimde kurguladığım soru bu olmasa da pek önemsemedim.</p>
<ul>
<li>Tesbihler 3 TL, takkeler 5 TL.</li>
<li>Bu yaşta okula gitmen gerekmiyor mu?</li>
<li>Artık çalışma vaktimin geldiğini düşündüm. Alacaksan al yoksa tezgâhın önünü kapatma.</li>
</ul>
<p>Yersiz sorular ile bir süre beni meşgul ettikten sora gitti. Bende satışlara başladım. Renkli tesbihlerin neredeyse hepsini satmayı başardım. Ezan okunmadan kalanları poşete koydum. Büyükler beni görmeden gitmeliydim. Şirketim olarak gördüğüm kutunun içine poşeti koyup eve doğru yürümeye başladım. İlk defa cebimde bu kadar çok para taşıyordum. İlk defa aklıma hırsızlar geldi. Hani insanların cebindeki parayı alıp kaçanlar var ya. Onlar işte. Taşımakta zorlansam da eve getirmiştim kutuyu. Kapının önündeki küçük çocuklar, kutunun içinde ne olduğunu sorsa da cevap vermedim. Sonuçta ben artık bir işadamıydım. Onlarla konuşamazdım. Zengin olursam birer dondurma filan ısmarlardım sadece. Hepsi o kadar. Gözüme ilk defa bu kadar küçük göründüler. Annem kapıyı açtığında kutuyu görünce anladım. Yine sinirlendi.</p>
<ul>
<li>Bu ne Onur? Yine neler karıştırdın?</li>
</ul>
<p>Düşünmeme vakit olmadığı için aklıma gelen ilk yalanını söyleyiverdim.</p>
<ul>
<li>Kur’an kursunun hocası, tesbih ile takke hediye etti. Onları getirdim anne ya diye söylenerek odama geçtim. Böylece bir tehlikeyi daha başarıyla aştım. Acaba anneme gerçeği söyleyip ortaklık mı teklif etsem? Yok be. Hemen babama söylerdi. Kutuyu yatağımın altına koyup sere serpe yattım. Sonuçta işten geliyordum. Yorulmuştum. Yattığım yerde uyumuşum. Kalktığımda hemen fırladım yataktan. Elimi yatağın altına daldırdım. Kutum yoktu yerinde.</li>
</ul>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-2/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 2</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-3/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 3</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-4/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 4</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-5/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 5</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-6/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 6</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-7/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 7</strong></a></p>
<p class="entry-title"><a href="http://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat-8/"><strong>Bir Çocuğun Gözünden Hayat – 8</strong></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/">Bir Çocuğun Gözünden Hayat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-cocugun-gozunden-hayat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5108</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Devrim, İnsan İle Başlar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/devrim-insan-ile-baslar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/devrim-insan-ile-baslar/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 07 Sep 2016 10:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5058</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gülümseyerek uzattığı ellerindeki kelepçeleri çözüverdiler. Kızarmış görünen bileklerini ovuşturdu. Üstüne kapanan demir kapıya sırtını dönerek yürümeye başladı. Soğuktu. Hâlbuki ilk defa gelmiyordu bu eskimiş zindana. Belki de daha bir soğuktu ya da öyle geliyordu bu sefer. Bir daha çıkamayacağını bildiği içinde olabilirdi. Boyundan biraz uzun olan yatağa uzanıverdi. Çıkardığı gıcırtılardan da anladığı gibi rahat etmeyecekti [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/devrim-insan-ile-baslar/">Devrim, İnsan İle Başlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gülümseyerek uzattığı ellerindeki kelepçeleri çözüverdiler. Kızarmış görünen bileklerini ovuşturdu. Üstüne kapanan demir kapıya sırtını dönerek yürümeye başladı. Soğuktu. Hâlbuki ilk defa gelmiyordu bu eskimiş zindana. Belki de daha bir soğuktu ya da öyle geliyordu bu sefer. Bir daha çıkamayacağını bildiği içinde olabilirdi. Boyundan biraz uzun olan yatağa uzanıverdi. Çıkardığı gıcırtılardan da anladığı gibi rahat etmeyecekti bunun üzerinde. Zaten rahat etmek içinde gelmemişti ya buraya. Duvara baktı gözünü hiç kırpmadan. O kadar çok kişiyi öldürmüştü ki gözünü kırpmadan. Aynı o şekilde bakıyordu duvara. Belki bir düşmandı onun için bu çatlamış duvar. Gökyüzü ile arasına giren bir düşman.  Gözlerinin önüne sahneler geliyordu bu sırada. Acımadan öldürdüğü kişilerin yüzleri. Bazılarını çoktan unutmuştu bile. Silik tiplerin yüzleri hatırlanmazdı bu hayatta. Ayak seslerini duyar duymaz irkildi. Yataktan kalkarak toparlandı. Anlaşılan biri geliyordu. İçeri giren güneş ışığının içinden biri yaklaştı. Elini uzattı boşluğa. Bir süre bekledikten sonra yorulan elini geri çekmek zorunda kaldı. Gardiyanın peşinden getirdiği sandalyeye oturarak:</p>
<ul>
<li>Yaptığın hizmetler için sana minnettarız.</li>
</ul>
<p>&#8211;  Minnettar olduğunuz hizmetleriniz yüzünden yarın idam edileceğim.</p>
<p>&#8211;  Böyle olacağını biliyordun.</p>
<p>&#8211;  Bilmez miyim hiç?</p>
<p>&#8211;  Bir isteğin varsa yerine getirmeye çalışırım.</p>
<p>&#8211;  En azından kurşuna dizilerek idam edilmek benim hakkım. İp ile asılma ihtimalim ağrıma gidiyor.</p>
<p>Kafasını sallayarak ayağa kalktı. Yavaş adımlar ile çıktı zindandan. Bu kadar saygı gösterdiği kişinin kurşuna dizileceği anı izlemek için birkaç saati vardı. Usulünce uzandı yine yatağına. Yıllardır dilinde dolaşan kelimeler yine dökülüyordu sessizce. Biraz zaman sonra tekrar güneş aydınlattı zindanı. Bu sefer hızlı olamadığı için uzanırken yakalandı gardiyanlara. Üstündeki üniformanın renginden üst rütbeli olduğu anlaşılan gardiyan, yanaşarak:</p>
<ul>
<li>Efendim, vakit geldi. Gitmemiz gerekiyor.</li>
</ul>
<p>Doğrulması ile kalkması bir oldu. Ellerini uzattı. Kelepçeli bir şekilde dışarı çıkarılması daha uygundu belli ki. Hapishanenin kapılarından geçerek yine dilinden döküldü o sözler. Kapıda bulunan araçlardan birine bindi askerler ile birlikte. Uzun yıllar görev yaptığı askeri karargâha gidildi. Kapısını açan askerin alnını öptükten sonra atış alanına doğru ilerledi. Kendi ölümüne bu kadar rahat giden bir kişiyi daha önce görmeyen askerler ise daha ağırdı. Ayakları geriye gidiyordu. Komutan yaklaşarak:</p>
<ul>
<li>Efendim, bunu yapmak zorunda değilsiniz. İsterseniz…</li>
</ul>
<p>Lafını bitirmesine izin vermeden araya girdi:</p>
<ul>
<li>Sana emredilen görevi yerine getir komutanım.</li>
</ul>
<p>Devam etti yürümeye. Adımlarını hızlandırdı. Hemen olup bitsin istiyordu belki de. İşlerini çok uzatmayı sevmezdi zaten. Nişan almış durumda olan askerlerin karşısına geçti. Artık tek bir emir ile hayatı son bulacaktı. Dilinden yine aynı sözler döküldü. Bu sefer bir cümle olarak hem de yüksek bir ses ile:</p>
<ul>
<li>Kendi hayatlarında devrim yapamayanlar asla gerçek bir devrimci olamayacaktır.</li>
</ul>
<p>Komutanın verdiği emir ile atış başladı ve bir devrim daha gerçekleştirilmiş oldu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/devrim-insan-ile-baslar/">Devrim, İnsan İle Başlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/devrim-insan-ile-baslar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5058</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Başkanın Öldürüldüğü Gün &#8211; Necip Mahfuz</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/baskanin-olduruldugu-gun-necip-mahfuz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/baskanin-olduruldugu-gun-necip-mahfuz/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 05 Sep 2016 12:34:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[infitah]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Nobel Edebiyat Ödülü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5055</guid>
				<description><![CDATA[<p>Başkanın Öldürüldüğü Gün adlı eserde Enver Sedat döneminde yaşanılan bir aşk hikâyesi merkezdedir. Bu hikâyenin ekseninde Mısır’ın toplumsal, siyasal, ekonomik ve psikolojik durumu başarılı bir şekilde anlatılmıştır. Mısır’ın özlemle anılan Lideri Cemal Abdülnasır ile günün lideri Enver Sedat’ın zaman zaman kıyaslandığını da görmekteyiz. Eseri daha iyi anlayabilmek için yazar Necip Mahfuz hakkında kısa bir bilgi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/baskanin-olduruldugu-gun-necip-mahfuz/">Başkanın Öldürüldüğü Gün &#8211; Necip Mahfuz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Başkanın Öldürüldüğü Gün</strong> adlı eserde Enver Sedat döneminde yaşanılan bir aşk hikâyesi merkezdedir. Bu hikâyenin ekseninde Mısır’ın toplumsal, siyasal, ekonomik ve psikolojik durumu başarılı bir şekilde anlatılmıştır. Mısır’ın özlemle anılan Lideri Cemal Abdülnasır ile günün lideri Enver Sedat’ın zaman zaman kıyaslandığını da görmekteyiz. Eseri daha iyi anlayabilmek için yazar <strong>Necip Mahfuz</strong> hakkında kısa bir bilgi vermenin daha sağlıklı olacağını düşünmekteyiz. Necip Mahfuz, yazı hayatına, 1928&#8217;de Selame Musa&#8217;nın çıkardığı el-Mecelle el-Cedide dergisinde yayımladığı yazıları ve öykülerle başlamıştır. Değişik kurumlarda çalışan Mahfuz, en son Kültür Bakanlığında müsteşar olarak görev yapmıştır. 1971&#8217;de söz konusu görevinden emekli olmasından sonra, el-Ahram gazetesinde yazar olarak çalışmıştır. Enver Sedat’ın İsrail ile yaptığı barış antlaşmasında verdiği açık destekten dolayı inanılmaz bir tepki almıştır. Arap ülkelerinde kitapları yasaklanmıştır. Ancak buna rağmen 1988 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü almayı başarmıştır.  1989 yılında Mısırlı köktendinci Ömer Abdülrahman tarafından hakkında ölüm fetvası çıkartılan Mahfuz, 1994 yılında Kahire&#8217;deki evinin önünde bıçaklı saldırıya uğramıştır. 2006 yılında vefat etmiştir.</p>
<p><strong>Başkanın Öldürüldüğü Gün</strong> hikâyesini kısaca özetlemek gerekirse; Randa isimli bir kız ile Elvan isimli gencin yaşadığı bir aşk hikâyesidir. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik darboğaz nedeniyle evlenemeyen bu genç çift, toplumsal baskılara dayanamayıp ayrılık kararı alır. Bu ayrılık kararında Elvan’ın zayıflığının etkisinin yanında toplumun doğru kabul ettiği değerlerinde şüphesiz etkisi vardır. Aşkını unutup gerçekçi bir bakış açısıyla davranmaya başlayan Randa, zengin olan Enver ile evlenir ancak kısa sürede boşanır. Çünkü Enver, evlilikten sonra toplumun istediği bir adam haline gelmiştir. Maddiyatçı ve çıkarcı olan Enver için Randa sadece bir “ortak” olmuştur. Randa’dan sadece eve gelen misafirleri ağırlamasını ister. Burada yazar, toplumun duygusuz ve sadece maddiyata önem veren bir hale gelmesini sert bir şekilde eleştirmektedir. Diğer tarafta aşkından vazgeçen Elvan, para için kendisini yaşlı bir dul olan Gülistan’a satmaktan son anda vazgeçmiştir. Eserin iki ölümle bitmesi toplumun sabrının son noktaya geldiğini de belirten bir ayrıntıdır.</p>
<p><em>Başkanın Öldürüldüğü Gün</em>’de 1929 yılından başlayarak Enver Sedat dönemine kadar olan toplumsal değişim anlatılmıştır. Eser Elvan, Randa ve Elvan’ın dedesinin yer aldığı bölümlerden oluşmaktadır. Elvan ve Randa’nın bölümlerinde olayın geçtiği zaman(Enver Sedat Dönemi) anlatılırken Elvan’ın dedesi Muhteşim Seyid’in bölümlerinde geriye dönüş tekniğinin kullanıldığını görmekteyiz. Bu bölümlerde hem siyasi olaylar anlatılmış hem de toplumun olayları algılayış ve yorumlayış biçimleri anlatılmıştır.</p>
<p>Hikâyenin geçtiği zamandaki toplum yapısı “infitah” kavramıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Hemen her olay bu kavram üzerinden açıklanmıştır. Bizde toplumu incelemek için “infitah öncesi” ve “infitah sonrası” olarak ikiye ayırmada yarar görüyoruz.</p>
<h2>İnfitah Öncesi Toplum</h2>
<p>Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bu zamana ait olaylar Muhteşim Seyid’in hatıralarında bulunmaktadır. Kronolojik olarak gidersek ilk hatıra gelen kişi Mısır’ın önemli devlet adamı Said Zaglül Paşa’dır. Mısır’ın bağımsızlık mücadelesi verdiği yılları adeta destan olarak anlatılmıştır. Birkaç yerde özlemle anılan Paşa’nın İngilizlere karşı başlattığı isyanın önemli olduğu vurgulanmıştır. 1919 isyanının başarısız olarak okulda anlatılması çok sert bir şekilde eleştirilmiştir.</p>
<p>Daha sonra “Devrim” olarak bahsedilen olaya toplumun nasıl baktığı anlatılmaktadır. Cemal Abdülnasır’ın önderliğinde “Hür Subaylar Hareketi’nin yaptığı Mısır Devrimi’nin toplum tarafından desteklendiği görülmektedir. Milliyetçi subayların İngilizlere karşı vermiş olduğu bağımsızlık mücadelesi olarak görülmüştür. Hikâyenin kahramanı Elvan’ın babasının devrimi alkışladığı ayrıntısının verilmesi toplumun temsilcisi olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Kral’ın tahtan indirilmesi ve Cumhuriyet’in gelmesiyle büyük bir umutlanmanın başladığı anlatılmıştır.</p>
<p>Anlatılan ve belki de üzerinde en çok durulan olay ise 1967 Haziran’ı olarak ifade edilmiştir. Arap ülkeleriyle İsrail arasındaki altı gün savaşları Mısır için büyük bir yıkım olmuştur. İsrail, Mısır’ın bütün savaş uçaklarını üç saat gibi kısa bir sürede imha etmiştir. Bu olayın Mısır toplumu nezdinde çok etkili ve yıkıcı olduğu yazarın başarılı anlatımıyla aşikâr bir duruma gelmiştir. Mısır halkının çok sevdiği lider Cemal Abdülnasır’ın bütün imajı bu olay ile yıkılmıştır. Bunun ötesinde toplumun kendisine olan güveni sarsılmış ve büyük bir çöküntüye girmiştir. Elvan, bütün her şeyden kuşku duymasının nedeni olarak bu olayı göstermiştir. Burada Elvan’ı bir temsilci olarak kabul edersek bütün toplumun kuşkucu olmasına neden olan bir olaydan bahsedebiliriz. Ancak şunu da ifade etmek gerekir ki bu kadar ağır bir yenilginin sorumlusu olan Cemal Abdülnasır, toplum tarafından hala sevilmeye devam etmiştir. Ölümünden sonra da özlem ile anılan bir lider olmuştur. Hatta Elvan, Abdülnasır hakkında “taptığım” lider olarak bahsetmiştir. Abdülnasır’ın kuşkusuz bu kadar sevilmesi mücadeleci, milliyetçi kişiliği ile ilgili olsa gerek.</p>
<h2>İnfitah Sonrası Toplum</h2>
<p>Abdülnasır’ın ölümünden sonra başa geçen kişi Enver Sedat olmuştur. Enver Sedat’ın uygulamaya koyduğu  “infitah” politikası eserin başından sonuna kadar kendisini göstermektedir. Esere geçmeden önce infitah politikası hakkında kısa bir bilgi vermenin doğru olacağını düşünmekteyiz. Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ın 1970’li yıllarda uygulamaya başladığı bir dizi reform arasında ekonomide devlet sektörünün ağırlığını kaldırıp özel sektöre ve serbest piyasa ekonomisine kapı açan politikasıdır. Bu uygulama ile Batı, Mısır piyasasına hâkim olunca 1977 yılında milyonlarca Mısırlı sokaklara dökülüp protesto gösterilerine başlamıştır. Bunun sonucunda devlet, temel gıda maddelerindeki devlet sübvansiyonunu geri çektiğini açıklamıştır.</p>
<p>Bu politikaların topluma çok büyük zararı olduğunun anlatılmasının yanında yazarında çok sert eleştirileri vardır. Zaten hikâyenin kahramanlarının evlenmesindeki en önemli etken bu politikadır. “infitah” sebebiyle halk fakirleşmiş ve üretim durmuştur. “infitah canavarı” ifadesinden de anlaşılacağı gibi adeta ülkeyi sömürge toplumun sadece ekonomik açıdan etkilenmemesine neden olur. Toplumun ekonomik açının yanından psikolojik açıdan da perişan hale düştüğü vurgulanır.</p>
<p>Yazar <strong>Necip Mahfuz</strong>, infitah dönemindeki toplumun durumunu anlatırken hemen hemen hiç olumlu sıfat kullanmamıştır. Ümitsiz, umutsuz, perişan, fakir, bitkin bir toplumdan bahsetmiştir. “Göçmen” olmak için bile uygun olmayan bir kalabalık mevcuttur. Bu kararsız, isteksiz, özgüvensiz kalabalığın ne yapacağı bilinmemektedir. Yazara göre birileri cebini doldururken toplum sadece sabır göstermektedir. Orta sınıf ailelerin çocukları olan Elvan ve Randa’da durumun düzelmesini bekleyenlerden sadece ikisidir. Onlarda başlık parası, düğün, çeyiz ve yaşayacakları ev için ülke ekonomisinin düzelmesini beklemektedirler. Yani toplumun yaptığı tek eylem olarak yazar “bekleme”yi göstermiştir.</p>
<p>Siyasi olayların toplumu etkilemesi dışında toplumların yarattığı unsurlarında hikâyeyi etkilediği görülmektedir. Elvan ile Randa’nın ekonomik nedenler ile bir türlü evlenememesi aileler için büyük sıkıntıya dönüşür.  Randa’nın annesi Zeynep’in baskılarıyla bir anda aşıklar ayrılmak zorunda kalır. Ancak bu ayrılığın altında daha önemli bir neden vardır. Randa’nın “evde kalacak olması”. Mısır toplumu için bir kızın evde kalması çok kötü bir durum olarak algılanmaktadır. İyi-kötü bir evlilik yapması daha doğru olarak kabul edilir. Bu sebeple Randa, hızlı bir şekilde zengin bir koca ile evlendirilmeye çalışılır. Enver ile yaptığı mutsuz evlilik çok uzun sürmez. Bu <a href="https://idilsuaydin.av.tr/aile-hukuku-bosanma-davalari">boşanma</a> ile yazar, toplumda kabul edilen bu inancın yanlış olduğunu anlatmıştır. Diğer taraftan Randa’nın ayrılık süresince yaptığı toplumsal tespitin de önemli olduğunu düşünmekteyim. Randa’ya göre insanların ayrılmalarını istemesinin nedeni kendilerinin mutsuz olmasıdır. Mutsuz insanlar herkesin mutsuz olmasını ister. O yüzden bu aşka bütün toplum karşıdır. Bir çiftin mutluluğu herkes için bir tehdit olarak algılanacaktı. Burada randa üzerinden yazarın yaptığı toplumsal eleştirinin hem psikolojik yönden hem de sosyolojik yönden haklılık payı vardır. Mutsuz olan bir toplum için bir kişinin bile mutlu olması dikkat çeker ve düşman olarak algılanır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/baskanin-olduruldugu-gun-necip-mahfuz/">Başkanın Öldürüldüğü Gün &#8211; Necip Mahfuz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/baskanin-olduruldugu-gun-necip-mahfuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5055</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
