<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Esra Gençler &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/esragencler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 25 Dec 2017 05:29:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Eğitim Sistemine Güncel Bir Bakış Açısı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/egitim-sistemine-guncel-bir-bakis-acisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/egitim-sistemine-guncel-bir-bakis-acisi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 25 Dec 2017 05:00:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Esra Gençler]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12259</guid>
				<description><![CDATA[<p>Eğitim kavramının yaşatılmaya çalışıldığı,insan psikolojisi üzerinde hayati etkilerinin bulunduğu gerçeğinin varolduğu toplumumuzda en çok hata ve eksikliklerin de bu alanda yapıldığının farkında mıyız acaba? İnsanları sadece fiziki olarak yetiştirmeye;zihinsel anlamda kitaplardan,öğrenme sürecinden uzak tutmaya çalışan bir ideolojinin ilk adımlarını görmek mi istemiyoruz? Eğitimi en çok önemseyen milletlerden biriyiz ancak şu ince detayı atlıyoruz; öğretim sürecinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/egitim-sistemine-guncel-bir-bakis-acisi/">Eğitim Sistemine Güncel Bir Bakış Açısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim kavramının yaşatılmaya çalışıldığı,insan psikolojisi üzerinde hayati etkilerinin bulunduğu gerçeğinin varolduğu toplumumuzda en çok hata ve eksikliklerin de bu alanda yapıldığının farkında mıyız acaba? İnsanları sadece fiziki olarak yetiştirmeye;zihinsel anlamda kitaplardan,öğrenme sürecinden uzak tutmaya çalışan bir ideolojinin ilk adımlarını görmek mi istemiyoruz? Eğitimi en çok önemseyen milletlerden biriyiz ancak şu ince detayı atlıyoruz; öğretim sürecinde &#8220;İnsan&#8221; yetiştirme potansiyelini kaybediyoruz. Eğitim sürecini üniversite kategorisini bitirmiş çoğu insanımız,sınavlarla geçen,teoriden ibaret kalan,yaşamsal anlamda bir faaliyet gösteremeyen onca bilgi yığının altında iş bulma çabasında geçiriyorlar. Halbuki üniversite ve lise bir medeniyet eğitimidir.Ibni Haldunlar,Gazaliler, ibni Sinalar,Farabiler,J.J Rousseler ve daha nice uygarlığa büyük katkıları olmuş ilim insanları öğrenilmeden,tanınmadan bir nesil nasıl yeşerebilir? Kanaatimce teoriler ve ezberler zorunluluğun getirdiği öteden beri varolagelen öğretim sürecinde en az bulunması gereken stratejilerdir. Ama her nedense bizim eğitim sistemimizin temelini oluşturmuş durumdalar. Sistemin bir üniversite öğrencisi olarak bu olumsuz hale eleştiri yapmaktan başka çare bulamıyorum. Düşünceye farklı ve yeni fikirlere açık bir millet olmadığımız da apaçık belli&#8230; Osmanlı medeniyeti nden sonraki Türkiye Cumhuriyeti bu anlamda bir çok devrim niteliğinde yenilikler gerçekleştirdi. Her toplum da olduğu gibi baskın olan bir ideolojik düşünce sistemi vardı ve diğerlerini yok etmek için yıllarca gayret sarfetmişti. Bunun eylem olarak gerçekliğini ise 1960,1980 ve son olarak 15 Temmuz başarısız darbe girişimlerini örnek gösterebiliriz.Her ne kadar 1960 ve 1980 darbeleri başarılı gibi gözükse de 15 Temmuz da toplumumuz da yerleşen İslam anlayışı ve kültürü ile vatan sevgisi ve insana saygı anlayışı oluşturulmaya çalışılan batıl zihniyetleri yendi.Bundan dolayı düşünce sistemimiz de farklı fikirleri ifade edebilme olgusu söz konusu olunca &#8220;söylesem yanlış mı,insanlar ne der?&#8221;gibi topluma,sisteme dair korkular;inanca olan saygıdan dolayı da ortaya çıkan bi &#8216;günah&#8217;kavramı oluyor.İnsanımıza düşünme,yeni fikirlerle kendilerini ifade edebilme yetisini veremiyoruz çünkü. Her insanın kendi kendisine yetebileceğini düşünüyoruz. Örnek vermek gerekirse,bir çocukta daha ilkokula başlarken kitap fobisi geliştiriliyor. Bilinçsizce yapılan bu davranış ilerde lise ya da üniversite çağına ulaştığı vakit;roman kitaplarını,dünyaca kalemi şaheser olan düşünce yazarlarını sıkıcı ders kitapları ve  tabii en önemlisi de öğretmenleriyle özdeşleştirip okumadan yazmadan edebiyattan düşünceden  kopuk bir yaşam sürmesine neden oluyor. Fikirlerle,ilimle yetişmemiş bir zihniyetin güzel ahlak çerçevesindeki etkinliği yok denecek kadar azdır. Bu bağlamda &#8216;ilim olmadan da ahlak olamaz mı?&#8217;sorusu akıllara gelebilir. Elbette olabilir.Ancak ilim olmadan,kütüphane medeniyeti,İslam ahlak anlayışı ile donatılmamış bir nesil güzel ahlaktan faydalansa bile topluma bir yararı olmaz .Hatta bazen iyi bildiklerini bilmemezliği nedeniyle  çevresine hata olarak yansıtır. Etrafımızdaki okuyamamış, eğitime önem vermeyenlerin de varolan batıl inanışlar,gelenekleri olması gereken inançlardan üstün ve kutsal sayan zihniyetten bahsediyorum. Uzak değil;bu söylediklerim içinde yaşadığımız toplumun bir gerçekliği&#8230; Bu anlamda özelikle akademik alanda gözlemlediğim olumsuz durumlardan birini de ifade etmek istiyorum. Üniversiteye yerleşen gençliğin bunu yeterli görüp sistemin hatalarını,kararsız adımlar ve sınava yönelik çalışmalarla bitirme çabalarını üzülerek izliyorum. Koşullar,sıkıntılar,bahaneler öğrenmemek için söylenen ve eyleme dökülmeye çalışılan sorunlardır. Bu da unutulmamalıdır ki kendini güzelce yetiştirebilmiş bir gençlik,toplumun zihniyetini medeniyetler seviyesine ulaştırabilen tek çözümdür.Elbette bu manada kusuru sadece gençlerde aramamak gerekiyor.Sürekli sınav olgusuyla,ezber teorisiyle,fikirlerini geliştirebilme ve yeteneklerini sergilemelerine engel olan eğitim sürecinin de temel hataları vardır.Kendi fakültem için demiyorum ama genel anlamda Prof.Doçent. ünvanını almış çoğu ilim insanının yaşadığı topluma ve akademik çevresindeki öğrencilerle aralarına ördüğü duvarda dikkat çekici bir izah gerektiriyor.Tuhaftır ki çok bilmek ya da &#8216;unvan&#8217; sahibi olmak insanı insanlardan ve insanlıktan uzaklaştırıyor. Bunun yaşayan örnekleri de en çok akademik anlamda oluyor. Topluma dair başta Doğu ve Güneydoğu olmak üzere çoğu bölge de olgu haline gelen yanlış İslam anlayışını tartışan,yazan,çizen ilahiyatçılarımız ne kadar da az&#8230;Güncel sorunlara ,insanı anlamaya yönelik çözümler olmayınca üniversite arkadaş,bilgi yığını ve &#8216;sınav&#8217; adı altındaki zorunlu öğretim aşamasından öteye geçemiyor. Bu zorunlu ve sıkıcı öğrenim aşamasını öncelikle öğrenciler olarak bol bol hatta İlber Ortaylı&#8217;nın &#8220;Gençlere önerimdir; Gittiğiniz okullar size yetmeyecek,yetiştirmeyecek. Öyle kurgulandılar.deliler gibi kitap okuyun.&#8221;sözüyle yapılması gerekeni özetliyorum. Özellikle de üniversite öğrenimini yeterli gören,farklı zihniyetleri tekfir etme eğilimindeki nicelerine yaşarken yaşatılması gereken önemli bir söz. Tabii unvanı yaşam merkezi haline getiren,severek öğretmek yerine öğrenenlerin çabalarını yok sayarak,toplumla aralarına set çeken,bilgiyle &#8216;insanlığa&#8217; ulaşmaya çalışılanları da unutmamak gerekiyor. İnsanlığa ulaşabilmenin ve uygarlıkta insan kalabilmenin iki yolu vardır. İlki yapılan her şeyi sevgiyle yapmak. Misal selam vermek,gülümsemek&#8230; Karşıdaki kim olursa olsun; hoş görebilmek. Farklı inançlara saygılı olmak temelde insanlığın özelde Müslümanlığın bir gereğidir çünkü. İyiliğin her daim kuralsızlığa,inançsızlığa ve kalpleri taştan daha beter halde katılaşmış yürekleri yumuşatacağı inancı akılların bir köşesinde bulundurulmalıdır.</p>
<p>İkinci yolu ise ÖĞRENMEYİ SEVEREK ÖĞRETEBİLMEKTEN GEÇER. Merakı,öğrenmeyi,bilgiyi sevdiremezsek eğer Pablo Picasso nun şaheser tabloları gibi zihinlere zorlukla yerleşen ezber modeli ve ahlak-görgü kurallarını toplumun bir gerekliliği olduğu için görünüşte mükemmel ama yüreği boş tablolar oluşturabiliriz. Lakin amacımız bu zorlu eğitim sürecinden &#8216;insanı&#8217; en az hatayla ve iletilebilen bilgi süreciyle uygarlığın yaşamasını sağlayabilmek olmalıdır. Bu yolda en büyük sorumluluk öğretmenlik mesleğini yapan veya ilerde yapacak olanlara düşmektedir. Ancak öğretmenlerin yetiştirdiği gençlik olması gereken kültürün ve ifade özgürlüğünün eserleri olabileceklerdir. Belkide toplum olarak üniversite gençliğinin  de dile getirmekte zorluk çektiği,ifade edebilme imkanı verilmeyen eğitim sistemimizin varolan hatalarını &#8216;sevgiyle ve hoşgörüyle &#8216; öğrenci öğretmen arasındaki iletişimsizliği, karşılıklı anlayış ve bilginin süzgecinden geçirerek yenebilirsek eğer Osmanlı&#8217;nın Selçuklu&#8217;nun ve daha sayamadığım bu topraklarda &#8216;medeniyet&#8217;uğruna mücadele eden tarihi devletlerimizin geldiği kültürleşme sürecine ulaşabiliriz. &#8220;Gelemedik mi?&#8221;  sorularını duyar gibiyim. Malesef bu soruya net bir cevap veremiyorum. Ferdi olarak gelebilsek de toplumsal anlamda medeniyetimizi Osmanlı&#8217;nın Viyana dan çekilmek zorunda kaldığı gibi yitiriyoruz. Eserler,camiler,arkeolojik kazılar,kütüphaneler kaldı geriye&#8230;.. Mehmet Akif , Necip Fazıl ve Peyami Safa gibi eşi bulunamayan değerli yazarlarımızın okunmamaya yüz tutmuş eserlerinin raflarda eskidiği bir medeniyette; yitirdiğimiz Avrupa&#8217;ya uygarlık alanında Rönesans ve reform yaptıran,Rusya&#8217;nın,Orta Asya&#8217;nın gelişmesinde katkısı önem arz eden o muhteşem ilmimizi, sanatımızı,edebiyatımızı arıyoruz.&#8217; Gelebildik mi?&#8217;değil de &#8216;Elimizden siyasi ve tarihi hatalarla kayıp giden medeniyetimizi bulabildik mi?&#8217;sorusunu sormak gerekiyor. Buna bir yanıt veremiyorum. Ama İslam dünyasındaki mezhep savaşlarını,ülkemizin günümüze değin verdiği uygarlık mücadelesini,toplumdaki kitap fobisini,gençliğin eğitimden-öğrenim aşamasından-uzaklaştığı bilinçsizce oluşturulan bir sistemi analiz etmenizi önerebilirim. Düşünceler kağıda aktarıldığı vakit dere yatağında akan hiç tükenmeyecekmiş gibi bir izlenim bırakan akarsu gibidir.Bu su  hiç bitmez,azalmaz dedirtir ademoğluna.Fikirler de böyledir;kalemle bir araya geldi mi,su gibi akıp gider.Kelimeler,soyutlaşmış cümleler,umuda dair ideolojiler bu yatağın akıp gitmesini sağlayan temel etkenlerdir. Nasıl ki su hayatın ve insanın fiziksel anlamda yaşamasını sağlayan ana elementi ise fikirlerde insanlığın oluşmasını, gelişmesini ve &#8216;medeniyet&#8217;kavramı adı altında yaşayıp iz bırakmasına katkı sağlayan temel yapı taşıdır. Elbette düşüncelerin,ifade özgürlüğünün yaşatılabildiği yuvaların diğer adıdır &#8216;okul&#8217;lar ve bunun sistemleştiği, kalıplaştığı mana da &#8216;eğitim&#8217; diyoruz.İnsanın öncelikle kendisini sonrasında ise toplumunu ve diğer toplumları tanıyıp anlayabilmesi için eğitim süreci zorunlu ve aynı zamanda &#8216;istendik&#8217;yönde yapılması gereken toplumsal davranış türüdür. Bu bağlamda yazımda öğrenim süreciyle ilgili yurdumuzda,çevremizde yapılan çok önemli hataları ve eksiklikleri dile getirmek istedim ve gözlemlerim doğrultusunda çözüm önerileri sundum. Eleştirinin hoş karşılanmadığı günümüz toplumu ve ideoloji çevresinde eğitim sürecinin bir ferdi olarak dikkat çekilmesi ve üzerinde durulması gereken &#8216;öğretirken sevme; öğrenirken yaşama ve yaşatabilme&#8217;fikrinin eğitim sisteminde yer almasının şart olduğu ancak son zamanlarda zorunlu teori eğitimi,sınav psikolojisi,gündelik yaşamda yer almayan bilgi yığınları gibi problemlerin ön plana çıkması ve bunlara dair bir çözümün olmaması nedeniyle &#8216;severek eğitmek yerine öğretirken nefret ettirdiğimiz bir nesille karşı karşıyayız. Eğitimi sevdirerek,öğretimi ise saygı çerçevesinde gerçekleştirebildiğimiz vakit istenilen ve beklenen kültürlü,medeniyet taşlarını yerine oturtmuş bir nesil yetişebilecektir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/egitim-sistemine-guncel-bir-bakis-acisi/">Eğitim Sistemine Güncel Bir Bakış Açısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/egitim-sistemine-guncel-bir-bakis-acisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12259</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Merhaba Hüznüm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/merhaba-huznum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/merhaba-huznum/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 02 Jan 2017 14:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Esra Gençler]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6532</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Hüznüm&#8221; diyorum sana&#8230; Çünkü tebessümümün ardında saklı hüznümsün, gözlerimdeki anlam verilemeyen kaderimsin. Gönlüme hapsettigim, oradan hiç çıkmayan kara sevdamsın. Yaşamımın anlamı oldun. Her davranışım da senden bir iz taşıyormuşum meğersem! Sonradan farkettim&#8230; Kızıyor musun bana&#8230;.?!! Bunları sana söyleyememe. Kendime bile anlatamazken sana nasıl dile getireydim ki,bu yüzden kızma cancağızım&#8230; Neden sustuğumu bende bilmiyorum. Belki imkansızlığından [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/merhaba-huznum/">Merhaba Hüznüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Hüznüm&#8221; diyorum sana&#8230; Çünkü tebessümümün ardında saklı hüznümsün, gözlerimdeki anlam verilemeyen kaderimsin. Gönlüme hapsettigim, oradan hiç çıkmayan kara sevdamsın. Yaşamımın anlamı oldun. Her davranışım da senden bir iz taşıyormuşum meğersem! Sonradan farkettim&#8230; Kızıyor musun bana&#8230;.?!! Bunları sana söyleyememe. Kendime bile anlatamazken sana nasıl dile getireydim ki,bu yüzden kızma cancağızım&#8230; Neden sustuğumu bende bilmiyorum. Belki imkansızlığından belki de yüreğinde &#8216;ben&#8217; olmayışından&#8230;</p>
<p>Kırgın mıyım sana, yoo değilim aslında. &#8216;Nasip&#8217; diye bir şey vardır, hep buna inandım. Nasibim değilsindir, Allah in takdiri! ama  olmanı isteyecek kadar da umutluyum. Kim bilir belki bir gün&#8230;</p>
<p>Yazarken bile gözlerim doluyor, bendeki seni sana anlatmak ne zor şeymiş, öyle! Keşke sevmeseydim diyorum bazen&#8230; Ama sevmek akıl kari değil ki yürek dilinin zahmetidir. Onu anca yüreğiyle konuşanlar anlar ve  onun dili de sükutmus, sana olan sevgimin dilimi kilitlemesinden anlıyorum,şimdi&#8230;</p>
<p>Susarken sevdim ben seni çünkü. Senin bilmeni istemeyecek kadar da çok sevdim. Kaybetmekten korktum,şunu bil ki yalnızlığımı paylaşamıyorum belki senle  ama umudunu yüreğimde taşımak bile güzel&#8230; Yorgun gönlüme bir ilaç! Senden yorulmuşken gene sana tutunmak acayip bir his! Ardıma bile bakmadan, bilmediğim yerlere gidesim var.  O kara gözlerini görmeyeceğim, aşık olduğum yüreğini yüreğimde hissetmeyecegim&#8230; Anlayacağın olmadığın, olamayacağın yerlere&#8230; Ya da bilmiyorum işte, hatırlamak bile acı veriyor! Ne tuhafız biz insanoğlu&#8230;</p>
<p>Her gün omuzlarımızda ki ağır bir yük gibi olan bu acılarımızı seviyoruz. Evet bende kendi sızıma aşığım! Beni olgunlaştıran, susturan ve gözlerimdeki hüznün nedeni o çünkü. Diğer bir deyişimle, SENSİN! Zaman zaman kanayan yarama bilmeden de olsa merhemimsin, ama bekleyen her şey gibi artık gereği kalmayan acıma sürülsen de iyilestiremeyecek yaramsın.</p>
<p>Nasil ifade edeyim ki kelimeler yetersiz, duygular yorgun ve hissizleşmişken&#8230; Umarım bir gün beni anlarsın -hic umudum kalmamış olsa bile- İçimdeki kabuk bağlayan sızım sözcükleri özledikçe yazacağım lakin kime ve neden yazdığımı bilmeden&#8230; Ne de olsa hayat hiçbir zaman amaçlara götürmeyen bir yoldan ibarettir. Amaçlara götürmez dedim, çünkü sadece o yollardan geçirir. Mesela bütün hayallerini gerçekleştirebilen tek bir insan dahi bulamazsın. Velhasıl burası dünya&#8230; Elbet yarım kalacak, tamamlanırsa &#8216;imtihan&#8217; degil; zevk olur. Zevkler yaşatmaz; ruhları diri diri toprağa gömer. Belki de acılarımızın nedeni de budur! Onlar ruhlarımızı besleyen, ayakta tutan hislerdir.</p>
<p>Her neyse cancağızım, Uzun zaman sonra gene başını şişirecegim. Hos diğer yazılarımı da sen göremeden, yaktım ya&#8230; Ne yapayım, Asabiyet im değiyor işte ruhuma. Aklımı es geçebiliyorum bazen. Kimi vakitte gönlüme ve kaderime zıt gidebilecek kadar da inatçı olabiliyorum! &#8216;Küçükken de böyleydin &#8216; deyişini gulumseyisini hissedebiliyorum. Ara verince yazmaya kalemim suskun kalıyor. Gözlerinin içine bakıp da söyleyemediklerimi inşallah kağıtlara dökeceğim. Mazur gör beni! Sevgimi ifade edemeyecek kadar aciz değilim ama yüreğime hapsedecek kadar da yaralıyım. Kimine göre cesaretsiz kimine göre de çaresizim! Sana göre neyim bilmiyorum ama bilmek de isterdim doğrusu..:)</p>
<p>Umarim bir gün bu merakımı da giderirsin. Ne olursa olsun şunu da unutma ki her zaman gönlümdeki  dinmeyen sızım ve gözlerime yansıyan &#8216;kederim&#8217; olarak da kalacaksın. Şimdilik HOŞ ÇAKAL&#8230;</p>
<p>Seni en emin yar olan Allahi ma emanet ediyorum. Dualarim da her daim yaşaman dileğiyle Huzurla kal!</p>
<p>(Şimdilik son mektup.)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/merhaba-huznum/">Merhaba Hüznüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/merhaba-huznum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6532</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yalnızlığımın Tecellisi Olan Sevdama</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yalnizligimin-tecellisi-olan-sevdama/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yalnizligimin-tecellisi-olan-sevdama/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 28 Dec 2016 11:49:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Esra Gençler]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6468</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu mektup &#8220;Yitik Gönlümün Huzurunda&#8221; adlı mektubun devamı niteliğindedir. &#8220;Dokunulmasa da görülmese de kalpte yer verilir bazısına, nedensiz&#8230;.&#8221; diyor Üstat Cemal Süreya. Sevmek için illa görmek şart mı? Öyle ise gönüller neden aşık olur, hüzünlü gözlere mi tutulur; yoksa tatlı dillere mi? Galiba hiçbir zaman anlayamayacağım bu çelişkiyi! Şimdilerde &#8220;aşk&#8221; basit bir sevgi gibi yaşanıyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yalnizligimin-tecellisi-olan-sevdama/">Yalnızlığımın Tecellisi Olan Sevdama</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu mektup &#8220;<a href="http://www.sanatduvari.com/yitik-gonlumun-huzurunda/">Yitik Gönlümün Huzurunda</a>&#8221; adlı mektubun devamı niteliğindedir.</p>
<p>&#8220;Dokunulmasa da görülmese de kalpte yer verilir bazısına, nedensiz&#8230;.&#8221; diyor Üstat Cemal Süreya. Sevmek için illa görmek şart mı? Öyle ise gönüller neden aşık olur, hüzünlü gözlere mi tutulur; yoksa tatlı dillere mi? Galiba hiçbir zaman anlayamayacağım bu çelişkiyi! Şimdilerde &#8220;aşk&#8221; basit bir sevgi gibi yaşanıyor. Halbuki onu anlatmak bile imkansızdı bir zamanlar&#8230; Yaşanırken öğrenilirdi,&#8221;seni seviyorum&#8221;denilmezdi,utangaç bakışların yere bakmasıydı bu iki sözcüğün izahı! Ne ara bu kadar basitleştirdik;şiirler anlatırdı sevdaları&#8230;Bir yerlerde ifade ederdi işte;her insan kendince çözerdi,şiirlerde ki sevda düğümünü&#8230;Bir ömürdü sevdalar,zamanlara sigdirilabilecek kadar sığ bir duygu değildi. Etrafimda böyle sevgiler gördükçe yalnızlığıma aşık oluyorum. Gönlüm sızlıyor ama susuyorum. Icim yana yana sana olan sevdamı -bir nedeni de bu korkumdan dolayı- içime hapsediyorum. Bir umutla yaşıyorum işte! İnsanlara karşı umursamaz; hayatla olan yaşama mücadeleme devam ediyorum. Zor evet ama alıştım,bir yerden sonra sevmeye bile başladım. Kimi insanlar umursamaya bile değmiyor çünkü! Mücadele ederken,gönlüm avaz avaz seni haykırırken;dilim sükut ediyor inadına&#8230; Bu inadım zıtlıgim beni güçlü kılıyor</p>
<div>Arkadaşlarımdan beni örnek alanlar bile oluyor! Ne kadar doğru veya yanlış bilmiyorum. Sorgulayacak durumda da değilim. Çünkü doğruluk veya yanlışlık olgusunu kabul etmez gönül. &#8230; Ateş gibi yakar içini,bir onu bilirim ben! Aklın işidir sorgu sual&#8230;.Yürek bi sevdayı bilir,bir de tutulan dili! Zaten onu da anlatamaz &#8230;.Yaşayan tecrübeyi ne de olsa! Anlatsam anlar mısın cidden yoksa güler geçer miydinn,bilemiyorum&#8230;.<wbr></wbr>Kendimden ben bile bir şey anlayamıyorum ki sana da açıklayayım&#8230;gene içim dolmuş sana, sitemlerim doldurdum kağıdımı! Ne yapayım dil susunca gönülde feryadını böyle dile getirebiliyor anca&#8230; Mazeretim yeterli bulamassin belki ama öyle gerekiyor işte bunlar bil yeter bana&#8230;. Kalemim bugünlük de tükendi cancagzimm&#8230; Bir daha ki hüzün dolu kırgın sözcüklerimle seni anlatıncaya kadar Hoşça kal&#8230;</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yalnizligimin-tecellisi-olan-sevdama/">Yalnızlığımın Tecellisi Olan Sevdama</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yalnizligimin-tecellisi-olan-sevdama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6468</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yitik Gönlümün Huzurunda</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yitik-gonlumun-huzurunda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yitik-gonlumun-huzurunda/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 15 Dec 2016 06:20:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Esra Gençler]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6357</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevmek, neden bu kadar zor bir duygu! Hiçbir zaman anlayamayacak miyim, ama doğru bana bir kez bile anlatma lütfunda bulunmayan senden ne bekleyebilirim ki; Tabii sen de haklısın, yıllardır sana &#8216;aşığım&#8217; diyemeyen bir de ben vakası var&#8230; Kendime umutsuz vaka diyorum&#8230; Öyle değil miyim? Kaderden bir şans, umutla dolu bir yaşam beklemiyorum zaten, o beni [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yitik-gonlumun-huzurunda/">Yitik Gönlümün Huzurunda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sevmek, neden bu kadar zor bir duygu! Hiçbir zaman anlayamayacak miyim, ama doğru bana bir kez bile anlatma lütfunda bulunmayan senden ne bekleyebilirim ki; Tabii sen de haklısın, yıllardır sana &#8216;aşığım&#8217; diyemeyen bir de ben vakası var&#8230; Kendime umutsuz vaka diyorum&#8230; Öyle değil miyim? Kaderden bir şans, umutla dolu bir yaşam beklemiyorum zaten, o beni aşar. Malum her hayalimiz yıkıldı, hayatlarımız yarım yamalak&#8230; İstediğimiz gibi değil; toplumun bizi yönlendirdiği şekilde yaşadık her şeyi! Hayat, kesin kurallardan ve cehennemden kurtaracak kimi emirlerden ibaretti. Oysa sevginin ne olduğunu, özgürlüğün insanın emellerine hizmet eden kanunlarla sinirlandiralamayacagini öğrenemedik. Doya doya gülümsemeyi velhasıl iyi bir kalp sahibi olmayı unuttuk. Bu yüzdendir ki hayatlar artık anlamsız, şiirler kifayetsiz, diller suskun kaldı. Şayet ben de şimdiye değin sustuysam ve hala susuyorsam bir nevi bundan&#8230; Çünkü insanlara ne dersen de sadece sesini işitirler; kafalarında ki ise kendi düşünceleridir. Bunu tecrübelerle öğrendiğim günden beri insanlarla iletişimimi kestim. İçinde yaşadığım toplumda duygularım, yaşamadan parçalanıp gidiyor. Susmaktan da yoruldum. Sana inat oluşan yorgun suskunluğumdan bitkin düştüm. Anlamani bekledikçe her geçen zamanda yitirdim; kelimeleri, umut dolu kahkahaları, hayata olan algımi&#8230; Elimde bir tek yıllardır biriktirdiğim yitik gönlümün huzuru olan sana  dair sevdam kaldı! Onunla nefes alıyorum. Her moralim bozulduğunda senin bendeki o saf, masum sevgini hatırlıyorum. Gonlum sızlasa da moralim düzeliyor. Bu nasıl bir çelişkidir bilmiyorum! Boşuna &#8216;aşk muammalardan ibarettir&#8217; dememişler. Onun izahı yok işte&#8230; Gönlüm sana çarparken, bir gülüşüne içim sizlarken; kelimeleri boğazımda düğümlemek öyle bir duygudur ki ifade edemiyorum. Ben ki kelimelerle her türlü oyunu oynayan yazarlık sevdasıyla büyümüşüm. Ama sende tutuklu kalıyor kalemim&#8230; Titriyor kelimeler, kalbim gene yorgun ve paramparça! Sebep olduğun eserinim&#8230; Kabul etsen de etmesen de&#8230; Yaşayan bir ölü gibiyim. Amacimi unutmuyorum ama duygularım kayıp! Onları bana verebilecek kadar cesur olabilir misin? Sanmam, kırılma cancagzimm! Bunu zamanında yapman gerekmez miydi? Vaktinden geç gelen gülümsemeler, neşeler ve mutluluklar hep yarım dır çünkü&#8230; Geç gelen baharlar gibi&#8230; Bir anlamı kalmaz, kış mevsiminin soğukluğu sarmıştır ruhları&#8230; Geç gelen bahar bu soğukluğu ruhlardan tamamen silip atamaz. Belki hiçbir zaman kavusamayacagiz. Kalbimde biriken  aşkımı senle paylaşamayacağım, umutlu da değilim zaten. Ama bu karaladiklarimi günü gelir de okumanı ne çok isterdim! kim bilir belki bir gün&#8230; Yaşayamadım bu kara sevdamı ama onunla ölmeye razıyım! Farketmez, ölüm bir kurtuluştur ne de olsa! Sorumluluklardan, insanların pervasizliklarindan, hayattan..<wbr></wbr>. Ama bir tek senden beni ayıramıyor. Kara sevdaların son duragidir, ölüm! Bizim kaderimizde böyle midir? Yaşayıp göreceğiz demiyorum. Kendi kaderimi kendim yazarım çünkü! Yanlışiyla doğrusuyla özgürce yazar ve yaşarım. Kaderime bile zıt gidebilecek bir inadım var. İnsanların beni anlayamadıkları ve hiçbir zaman da anlayamayacaklari ideal tarzım&#8230; Anlaşılmaya ihtiyacım yok ki, kilitli dudaklarım anlaşılmadiği için değil, anlatamadığı, sözcüklerim sende tıkalı kaldığı için suskun&#8230; Yoksa bir tek senin beni anlayabileceğinin farkındayım. Kızıyorsun! Belki de geç kalan, söylemediğim için yaşamamız mümkünken yaşayamadığımız mutlulukları solduran benim! Ne icap eder ki sonuç ta hüzün dolu bir sevda daha yaşanamadan kederleriyle boğuluyor işte! Anca kitaplara konu olabilecek,cesaretin ve azmin yokluğunun adıyiz artık! Bazen bir yaprak bazen ufak bir çisenti bazen de uzaklara dalışımın sebebi oldun ve öylece kaldın! Her &#8220;aşk&#8221; sözcüğü seni bana hatırlattı;acımasızca&#8230; Olsun be cancagzim! yüreğimdeki sızıma, dilimdeki mecburi suskunluğuma rağmen; her daim senin o güzel sevdanı yüreğimde taşımaya razıyım. Sitemim o ki, aramızdaki belirsizlik çizgisini keşke sevdamıza katip yok edebilseydik.Kendini  suçlama! Yaşandikça öğreniliyor işte çaresizliğin devasının olmadığı, gözyaşının çoğu zaman huzur kaynağı olduğu&#8230; Sen benim bitmesini hiç istemediğim aynı zamanda her bir damlanla da yüreğimi sızlatan gözyaşimsin. İçim baya dolmuş kolay bir gün değildi, Birgün anlatırım belki. Uzatmiyacagim daha fazla. Yorgunum, tek tesellim sen kaldın. Bedenen olmasan da ruhen yanımda kal. Elin elime değmese bile, ruhuna dokunan kalbimdeki sevgimle hep yaşa. Hoşça kal&#8230;</p>
<p>Bu aşk mektubunun devamını okumak isterseniz &#8220;<a href="http://www.sanatduvari.com/yalnizligimin-tecellisi-olan-sevdama/">Yalnızlığımın Tecellisi Olan Sevdama</a>&#8221; adlı mektuba göz atabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yitik-gonlumun-huzurunda/">Yitik Gönlümün Huzurunda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yitik-gonlumun-huzurunda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6357</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Din Olgusu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/din-olgusu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/din-olgusu/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 04 Mar 2016 07:49:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Esra Gençler]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[teoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2516</guid>
				<description><![CDATA[<p>Din, insanlık tarihi boyunca varolan ve insanı olumsuzluklara rağmen ayakta tutan, umut ile yaşatan bir olgudur diyebiliriz. İnsanlığı yaşattı ama ne kadar veya nasıl anlaşıldı? Bu soruya cevap verebilmek zor!&#8230;. Çünkü tarih boyunca insanlar-hiç farketmez- Allah ın gönderdiği her dini kendilerince tasvir ettiler. Hz Ömer&#8217;inde dediği gibi &#8220;inandığımız gibi yaşamak yerine yaşadığımız gibi inandık.&#8221; Aslında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/din-olgusu/">Din Olgusu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Din, insanlık tarihi boyunca varolan ve insanı olumsuzluklara rağmen ayakta tutan, umut ile yaşatan bir olgudur diyebiliriz. İnsanlığı yaşattı ama ne kadar veya nasıl anlaşıldı? Bu soruya cevap verebilmek zor!&#8230;. Çünkü tarih boyunca insanlar-hiç farketmez- Allah ın gönderdiği her dini kendilerince tasvir ettiler. Hz Ömer&#8217;inde dediği gibi &#8220;inandığımız gibi yaşamak yerine yaşadığımız gibi inandık.&#8221; Aslında Âdemoğlu yeryüzünde varolduğundan beri din, kendimizce yaşadıklarımızdı. Hz Muhammed döneminde bu yanlış her ne kadar düzeltildiyse bile, ondan sonraki dönemlerden de anlaşılacağı gibi, yanlışlara meyilli olan insan; yaşanan tecrübeler, yani müslümanlar arasındaki mezhep kavgaları, Kerbela gibi olayların ortaya çıkması bunun ispatıdır. Günümüzde yaşanan bu bilgi çağında bile din adı altında yapılan hatalar, doğrularmış gibi sürmektedir. Örnek vermek gerekirse; hurafeler, gizemli görünen ama -aslında- gereksiz bilgiler iman ve inanç gibi algılanmaktadır. Bu bağlamda yaşanan kaosların, savaşların ve mücadelenin temel gerekçesi de yaşayan ama yanlış öğretilerle sürdürülen &#8220;din&#8221; dir. Buna &#8220;İslam&#8221; dini de dahil&#8230; Bahsettiğim Allah&#8217;ın gönderdiği ve Hz Muhammed&#8217;in bir dönemde olsa yaşatılmasını sağladığı İslam dini değil. Arayışımız bu din olmalıdır elbet. Hakikatlere götüren, insanı umuda ve dolayısıyla hayata bağlayan, ölümü değil, Allah&#8217;ı sevdiren, cenneti Allah rızası için arayan gönüllerde yeşeren &#8220;gerçek&#8221; İslam dininden söz ediyorum. İslam coğrafyasındaki karışıklıkların bir sebebi de budur. Ya İslam &#8216;ı hayatımızın küçücük bir parçasında yaşatmaya çalışıyoruz ya da bütün bir hayatımıza &#8220;İslam&#8221; derken dünya ve ahiret dengesini bozuyoruz. Yani barışın, kardeşliğin, dostluğun ve sevginin diğer adı olması gereken İslam; korkunun, ölümün ve dehşetin yaşandığı gönüllerde yeşeren kırgın ve kızgın umutsuzluklara dönüşüyor. Tabii bu umutsuzluklar, birçok olumsuzluğu da beraberinde getiriyor. Müslüman ülkelerinde yaşanan savaşlar, insanlar arası yanlış muameleler, özellikle kadına yönelmiş bulunan-sözde- İslam&#8217;ın emirleri olan yasaklar ve kurallar bütünü bu olumsuzlukların yalnızca küçük bir kısmıdır. Lakin bu durumları değiştirmek de yine insanoğlunun gayretiyle olabilecektir. Elbette zihinlerde oluşan olguyu ve üstelik yaşanan tecrübelerle sabit kılınmış yanlışları silmek kolay olmayacak, ancak ne iman ne de doğruları bulma çabası hiçbir zaman kolaylık ile elde edilmedi. Bu da unutulmamalıdır ki her dönemde, her çağda umutla aranılıyor olması da zorluğuna ve bu zorluklarla getirdiği huzurun dinine delildir. Gayemiz bu delile ulaşmak olmalıdır. Yoksa İslam dininin de diğer dinlerden bir farkı olmayacaktır. Çünkü insanlar yaşanmayan, kelimelerde asılı kalan öğretileri anlayamazlar ve doğal olarak da yaşayamazlar. Bu yüzdendir ki yaşayabildiklerine din kılıfını uydururlar, haklı olarak&#8230; Doğruluğu tartışılır elbet. Fakat bu durumdaki insanları eleştirmek yerine, gerçek inançları yaşatmamız ve aynı zamanda yeşertmemiz gerekir. Belki o zaman eleştirilecek, yanlışlanabilecek ve ispata ihtiyaç duymayan iman ile büyüyen bir dinin oluşabileceğini görebiliriz. Ve bu dine ancak o vakit &#8220;İslam&#8221; adını verebiliriz.</p>
<p>Son olarak, yüzyıllar boyunca insanoğlu kendi zayıflıklarını örtmek için kendince oluşturduğu ve yaşattığı inançlara sarılmıştır. Doğru veya yanlış önemli olan bu değil, asıl mesele bu olgunun günümüzde de &#8220;din&#8221; olarak algılanmasıdır. Din elbette zayıflıklarını insanın zayıflıklarını örter ancak kendi uydurduğu inançlarla değil, onu şah damarına varıncaya dek, ondan daha iyi tanıyan Rahman olan Allah&#8217;ın takdir ettiği, Hz Adem&#8217;den Hz Muhammed&#8217;e kadar her peygamberin anlatageldiği &#8220;İslam&#8221; inancıyla örter ve iman ile gönüllere sükunet verir. Kısacası inanmak fıtratımızda olan bir durumdur zaten&#8230; Ama yanlış olguları, din diye getirilen olumsuz öğretileri tercih etmemekte iradenin bir tesiridir. Ve her akıl sahibinin, imana ve inanca sahip her insanında anlayabileceği en doğru aynı zamanda tek din özlenen huzurun, beklenen kardeşliğin ve yaşatılması gereken sevginin habercisi olan &#8220;İslam&#8221;dır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/din-olgusu/">Din Olgusu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/din-olgusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2516</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
