<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>yönetmen &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/yonetmen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:40:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Bizim Başyapıtımız: Sevmek Zamanı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 11:12:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Erksan]]></category>
		<category><![CDATA[sinematografi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2843</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yağmur bardaktan boşanırcasına yağarken eve girdi Halil. Köşkün üst katına çıktı. Montunu çıkarıp perdeleri açtı. Aydınlanan evin duvarında bir fotoğraf belirdi. İri gözleri, küt saçlarıyla bir kadın Halil’e bakıyordu. Halil gramofona bir plak koydu, koltuğu fotoğrafın önüne çekti, bir sigara yaktı ve oturdu koltuğa. Âşık olduğu fotoğrafı izlemek için… Türk sinemasının belki de en ilginç [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/">Bizim Başyapıtımız: Sevmek Zamanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yağmur bardaktan boşanırcasına yağarken eve girdi Halil. Köşkün üst katına çıktı. Montunu çıkarıp perdeleri açtı. Aydınlanan evin duvarında bir fotoğraf belirdi. İri gözleri, küt saçlarıyla bir kadın Halil’e bakıyordu. Halil gramofona bir plak koydu, koltuğu fotoğrafın önüne çekti, bir sigara yaktı ve oturdu koltuğa. Âşık olduğu fotoğrafı izlemek için…</p>
<figure id="attachment_2844" aria-describedby="caption-attachment-2844" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png" rel="attachment wp-att-2844"><img class=" td-modal-image wp-image-2844 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1-1024x576.png?resize=640%2C360" alt="Metin Erksan &quot;Sevmek Zamanı&quot;" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2844" class="wp-caption-text">Metin Erksan &#8220;Sevmek Zamanı&#8221;</figcaption></figure>
<p>Türk sinemasının belki de en ilginç senaryoya sahip filmi <strong>Sevmek Zamanı</strong> işte böyle başlıyordu. Bir doğu kültürü öğesi olan surete âşık olmanın hikayesidir filmin ana teması. Türk sinemasının en büyük yönetmeni <strong>Metin Erksan</strong> bu ana temayı; vurucu diyaloglar, sakin ve sade oyunculuklar, sinematografisi güçlü çekimlerle bezemiş, hem yazdığı hem de yönettiği bu filmle bir başyapıt ortaya koymuştur.</p>
<figure id="attachment_2846" aria-describedby="caption-attachment-2846" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg" rel="attachment wp-att-2846"><img class=" td-modal-image wp-image-2846 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg?resize=480%2C360" alt="Metin Erksan Türk sinemasının en büyük yönetmenlerinden biridir." width="480" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2846" class="wp-caption-text">Metin Erksan Türk sinemasının en büyük yönetmenlerinden biridir.</figcaption></figure>
<p>Halil bir boyacıdır ve iş için gittiği Büyükada’daki bir köşkün duvarında duran fotoğrafa âşık olmuştur. Fotoğrafın sahibi Meral’in ise Halil’den haberi daha yoktur. Öyle bir aşktır ki bu, Halil bir yıl boyunca her gün gider o köşke, her gün izler o fotoğraftaki siyah iri gözlü kadını. Meral ise ancak bir yıl sonra Halil’i fotoğrafını izlerken görünce tanır. Halil masumdur. Halil utangaç, Halil âşıktır. Meral o an âşık olur Halil’e. Fotoğrafına âşık olan adamın, aşkına âşık olur bir bakıma da. Oysa Halil Meral’e âşık değildir. O, fotoğrafa âşıktır. Ona hep seven gözlerle bakan, onu kırmayacak, üzmeyecek olan fotoğraftaki kadına âşıktır. Meral’se gerçektir. Etten kemiktendir. İnsanın zaafları, hataları vardır onda.</p>
<figure id="attachment_2847" aria-describedby="caption-attachment-2847" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg" rel="attachment wp-att-2847"><img class=" td-modal-image wp-image-2847 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg?resize=640%2C509" alt="Sevmek Zamanı" width="640" height="509" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg?resize=300%2C239&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2847" class="wp-caption-text">Sevmek Zamanı</figcaption></figure>
<p>Bir zengin kızıdır Meral. Ancak Türk sinemasının bize sunduğu klişe zengin kızlarından değildir. Sakinidir, duyguludur, kırılgandır. Arkadaşlarıyla partiler veren bir kız değil, onlarla sonbaharda Büyükada’ya dinlenmeye giden bir kızdır. En önemlisi şiir okur Meral. Ovidius’un Sevişme Yolu kitabını okur. Üstat Erksan Bir kırılma yaratır filmde belki de. Meral’in doluluğu daha da sevdirir onu izleyiciye.</p>
<figure id="attachment_2848" aria-describedby="caption-attachment-2848" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg" rel="attachment wp-att-2848"><img class=" td-modal-image wp-image-2848 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?resize=400%2C266" alt="Metin Erksan'ın Sevmek Zamanı filmi hala kült film olmayı başarıyor." width="400" height="266" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2848" class="wp-caption-text">Metin Erksan&#8217;ın Sevmek Zamanı filmi hala kült film olmayı başarıyor.</figcaption></figure>
<p>Diyaloglarıyla kült olan filmin en çarpıcı sahnesi, en vurucu diyalogları Meral’in Halil’e gitmesidir. Halil ve Meral’in konuşmaları aşktan bahseder. Felsefeden bahseder. İnsandan bahseder. Ve tabi ki insanüstü bir sevgiden bahseder:</p>
<figure id="attachment_2849" aria-describedby="caption-attachment-2849" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6.jpg" rel="attachment wp-att-2849"><img class=" td-modal-image wp-image-2849 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6-300x209.jpg?resize=300%2C209" alt="Halil ve Meral’in konuşmaları aşktan bahseder. Felsefeden bahseder. İnsandan bahseder. Ve tabi ki insanüstü bir sevgiden bahseder." width="300" height="209" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6.jpg?resize=300%2C209&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6.jpg?w=345&amp;ssl=1 345w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2849" class="wp-caption-text">Halil ve Meral’in konuşmaları aşktan bahseder. Felsefeden bahseder. İnsandan bahseder. Ve tabi ki insanüstü bir sevgiden bahseder.</figcaption></figure>
<p><em>—Aylardan beri gelip neden benim resmime bakıyorsun? Cevap vermeyecek misin bana? Yoksa gerçeği söylemekten korkuyor musun?<br />
— Öğrenmek istediğini Mustafa söylemiştir sana.<br />
— Ben senin söylemeni istiyorum. Herhalde bana ait olan bir şeyi öğrenmek hakkımdır.<br />
— Hayır! Sana ait bir mesele değil bu. Resminle benim aramdaki bir durum seni ilgilendirmez. Ben senin resmine aşığım.<br />
— İyi ama âşık olduğun resim benim resmim. İşte ben de buradayım, söyleyeceklerini dinlemeye geldim.<br />
— Resmin sen değilsin ki! Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın.<br />
— Bu davranışların bir korkudan ileri geliyor.<br />
— Evet, bir korkudan ileri geliyor. Bu korku sevdiğim şeye ebediyen sahip olabilmek için çekilen bir korku. Ben senin resmine değil de sana aşık olsaydım o zaman ne olacaktı? Belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme. Belki de alay edecektin sevgimle. Hâlbuki resmin bana dostça bakıyor. İyilikle bakıyor ve ebediyen bakacak.<br />
— Ben de sana bakmak istiyorum.<br />
— Hayır. Benimle resminin arasına girme, istemiyorum seni. Ben senin yalnız resmine aşığım&#8230; Resminle aramda ne kadar uzun zaman geçti. İlk karşılaşmamızı dün gibi hatırlarım. Birden bana iyilikle, sevgiyle bakan bir yüz gördüm. Elbiselerim eskiydi, kirliydim, sakallarım uzamıştı. İnanamadım. O insanca bakışı bir daha göremem diye bir daha resme bakmaktan korkuyordum. İkinci kere zorlukla baktım resmine. Gene iyilik gene sevgi vardı gözlerinde&#8230;<br />
— Resmimin yerine ben seveceğim seni. Artık ben varım.<br />
— Hayır hayır. İstemiyorum seni. Benim dünyama girmeye kalkma. Merhametsizce yıkarsın onu. Resmin benim kendimden bir parça. Bırak ben onu seveyim. Sen sevmek isteme beni senin ellerini tutmak istemiyorum. Sonra çekersin o ellerini benden. Ben resmine aşığım, ölünceye kadar da onu seveceğim.</em></p>
<figure id="attachment_2850" aria-describedby="caption-attachment-2850" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg" rel="attachment wp-att-2850"><img class=" td-modal-image wp-image-2850 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg?resize=400%2C300" alt="Senaryo bize bu aşkın büyüklüğünü anlatmak için bir referans noktası oluşturuyor." width="400" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2850" class="wp-caption-text">Senaryo bize bu aşkın büyüklüğünü anlatmak için bir referans noktası oluşturuyor.</figcaption></figure>
<p>Metin Erksan bizi burada mükemmel bir dillemaya sokuyor. Bizi, bu aşkın hakkını vermek isteyen Meral ile büyünün bozulmasından korkan Halil arasında bırakıyor. Öyle ya; insanoğlu ne büyük aşkları hüsranla bitirmiş, kırmış, kırılmıştır. Büyüyü kendi elleriyle bozmuş ve bunun hayal kırıklığını hep yaşamıştır. O yüzden bu korkuyu yaşayan Halil’i anlamamızdan daha doğal ne olabilir ki? Hele ki böyle bir aşkı bozmak?</p>
<p>Senaryo bize bu aşkın büyüklüğünü anlatmak için bir referans noktası oluşturuyor. O da Meral’in hayatında biri olduğu gerçeği. Ancak Meral aşk denen şeyin ne olduğunu Halil’le öğrenmiştir. Âşık olmadığını bildiği Başar artık onun için yoktur. Meral, Halil onu istemese de onu bekleyecektir. Şimdi izleyici de biliyor ki Meral’in aşkı da Halil’in aşkı kadar büyüktür.</p>
<figure id="attachment_2851" aria-describedby="caption-attachment-2851" style="width: 656px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg" rel="attachment wp-att-2851"><img class=" td-modal-image wp-image-2851 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg?resize=640%2C484" alt="Filmin finali ise izleyici için içinden çıkılmaz bir duygu durum değişikliğine dönüşüyor." width="640" height="484" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg?w=656&amp;ssl=1 656w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg?resize=300%2C227&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2851" class="wp-caption-text">Filmin finali ise izleyici için içinden çıkılmaz bir duygu durum değişikliğine dönüşüyor.</figcaption></figure>
<p>Aslında tüm filmin bir okumasını yapmak istemiyorum sizlere. Çünkü film bizi birçok kez şaşırtıyor. Kırılma noktalarında bazen sevindiriyor bazen de üzüyor. Filmin finali ise izleyici için içinden çıkılmaz bir duygu durum değişikliğine dönüşüyor. O yüzden bu heyecanı yaşamanızı, filmi mutlaka izlemenizi istiyorum.</p>
<p>Metin Erksan bu filminde kamera hareketlerini gereksiz abartılardan kaçınarak çok iyi kullanmış. Siyah-beyaz olan film çoğunlukla gündüz ve dış mekân çekimlerinden oluştuğu için iyi bir ışık almış ve berrak bir görüntü oluşturmuş. Film sıklıkla müzikle beslenmiş. Yeşilçam’ın emektarı Metin Bükey imzası taşıyan müzikler başarılı bir kompozisyon oluşturmuş. Sinematografi Mengü Yeğin’e emanet edilmiş (Aynı zamanda Metin Erksan`ın yeğeni). Filmin çoğunluğunda yağan yağmur filmin dramatik kurgusuna iyi bir katkı sunmuş.</p>
<figure id="attachment_2852" aria-describedby="caption-attachment-2852" style="width: 525px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg" rel="attachment wp-att-2852"><img class=" td-modal-image wp-image-2852 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg?resize=525%2C280" alt="Metin Erksan bu filminde kamera hareketlerini gereksiz abartılardan kaçınarak çok iyi kullanmış." width="525" height="280" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg?w=525&amp;ssl=1 525w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg?resize=300%2C160&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 525px) 100vw, 525px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2852" class="wp-caption-text">Metin Erksan bu filminde kamera hareketlerini gereksiz abartılardan kaçınarak çok iyi kullanmış.</figcaption></figure>
<p>Oyunculuk açısından da Müşfik Kenter ve Sema Özcan işlerini iyi yapmış. Özellikle Sema Özcan güzelliği duruluğu ve sadeliğiyle izleyiciyi de (özellikle beni) kendisine hayran bırakıyor.</p>
<p>Sona bağlarsak, Türk Sineması belki bugün Avrupa ve ABD sinemasıyla yarışacak durumda pek değil ancak, gıptayla bakılacak bir filmi tam 51 yıl önce Metin Erksan çekti. Sevmek Zamanı, herkesin izlemesi gereken bir başyapıt olarak sinema tarihimize geçti.</p>
<p>Teşekkürler Metin Erksan.</p>
<p>Görüşmek üzere okur…</p>
<p><strong>KÜNYE:</strong></p>
<ul>
<li>SEVMEK ZAMANI(1965)</li>
<li>Yönetmen: Metin Erksan</li>
<li>Senaryo: Metin Erksan</li>
<li>Oyuncular: Müşfik Kenter, Sema Özcan, Süleyman Tekcan</li>
<li>İMDB Notu: 10/8,3</li>
<li>Rotten Tomatoes Notu: 100/93</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/">Bizim Başyapıtımız: Sevmek Zamanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2843</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İntikamdan Doğan Bir Hareket: Diriliş (The Revenant)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 22 Feb 2016 07:51:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hazel Güney]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alejandro Gonzalez Innarıtu]]></category>
		<category><![CDATA[DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Innarıtu]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Lubezki]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Punke]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[sanat filmi]]></category>
		<category><![CDATA[şiirsel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[The Revenant]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Hardy]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2324</guid>
				<description><![CDATA[<p>İntikam soğuk yenen bir yemek, bazen de Tanrının inisiyatifine kalmış bir durum haline gelebilir. İnsanın insan üzerindeki sonsuz baskısı ve ezme içgüdüsü, sahip olduğumuz doğayı katlettiği gibi; sahip olduklarımızı da bizden çalabilir. İşte bu çalma dürtüsünün gerçekleştiği ilk andan itibaren, insan var olduğu kişiliğinden soyunup, yeni bir benlik kazanır. Tabii bu kazanılan benliğin altında toplumun [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/">İntikamdan Doğan Bir Hareket: Diriliş (The Revenant)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İntikam soğuk yenen bir yemek, bazen de Tanrının inisiyatifine kalmış bir durum haline gelebilir. İnsanın insan üzerindeki sonsuz baskısı ve ezme içgüdüsü, sahip olduğumuz doğayı katlettiği gibi; sahip olduklarımızı da bizden çalabilir. İşte bu çalma dürtüsünün gerçekleştiği ilk andan itibaren, insan var olduğu kişiliğinden soyunup, yeni bir benlik kazanır. Tabii bu kazanılan benliğin altında toplumun her kesimini etkileyecek ideolojik aygıtların da olduğunu ve bu her bir aygıtın, normun ve kavramın bir insandan çıkıp; milyonlarca insanı ve milyonlarca insanın geleceğini etkilediğini de unutmamız gerekir. İşte <strong>Alejandro Gonzalez Innarıtu</strong>’nun çektiği ve başrolünde <strong>Leonardo DiCaprio</strong>’nun olduğu <strong>The Revenant</strong> bizlere bu durumları sorgulatıyor.</p>
<figure id="attachment_2332" aria-describedby="caption-attachment-2332" style="width: 337px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg" rel="attachment wp-att-2332"><img class=" td-modal-image wp-image-2332 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?resize=337%2C209" alt="Leonardo DiCaprio, filmde muhteşem bir performans sergiliyor." width="337" height="209" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?w=337&amp;ssl=1 337w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?resize=300%2C186&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 337px) 100vw, 337px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2332" class="wp-caption-text">Leonardo DiCaprio, filmde muhteşem bir performans sergiliyor.</figcaption></figure>
<p>Alejandro Gonzalez Inarritu’nun <strong>Michael Punke</strong>’ın romanından yola çıkarak çektiği filmin konusu; Hugh Glass’ın  ayı yavrusunu avladığı sırada, anne ayının bunu fark etmesi ve Glass’ı ölümcül darbelerle yaraladıktan sonra; arkadaşlarının onu ölüme terk etmesi üzerine verdiği yaşam savaşını anlatıyor. Bu savaşı verirken aklındaki tek şey ise intikam duygusu oluyor.  Peki bu intikam duygusu doğa ile savaşan insanın mücadelesi esnasında ne kadar bize geçiyor?</p>
<p>Inarritu  filmi her zaman aşina olduğumuz macera filmlerinden ayrı bir yerde tutuyor. Glass oğlunun intikamını almak için aylarca doğa ile savaşmak, yaralarını iyileştirmek ve içindeki ateşi körüklemek için bir savaş veriyor. Karlarla kaplı dağlarda yürüyor, soğuk sularda yüzüyor, çiğ çiğ hayvanları yiyor.</p>
<figure id="attachment_2333" aria-describedby="caption-attachment-2333" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png" rel="attachment wp-att-2333"><img class=" td-modal-image wp-image-2333 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png?resize=480%2C268" alt="Diriliş, her ne kadar bir intikam temasıyla başlasa da asıl temayı filmin tamamına baktığımızda anlayabiliriz." width="480" height="268" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2333" class="wp-caption-text">Diriliş, her ne kadar bir intikam temasıyla başlasa da asıl temayı filmin tamamına baktığımızda anlayabiliriz.</figcaption></figure>
<p>Glass, yaşamak için ne gerekiyorsa yapıyor. Soğuktan donmamak için bir atın içinde uyumayı bile göze alıyor. Biz film boyunca pür dikkat kesiliyoruz ve ayrıca gerilim yaşıyoruz. Bunun etkisinde muhteşem çekimlerin ve doğa manzarasının etkisi de büyük. Fakat filmin başındaki ayı ile olan mücadele bizlere her ne kadar doğa ve insanın savaşını bir metafor olarak sunsa ve bunu Glass’ın intikamıyla bağdaştırsa da,  o intikam olayı bir yan anlam olarak kalıyor. Bir zaman sonra biz artık Glass’ın intikamına değil; Glass’ın yaşam mücadelesine tanık oluyoruz. Bu da ister istemez filmin “<em>intikam</em>” üzerine olan mottosunun kırılmasına neden oluyor.</p>
<figure id="attachment_2334" aria-describedby="caption-attachment-2334" style="width: 385px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg" rel="attachment wp-att-2334"><img class=" td-modal-image wp-image-2334 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg?resize=385%2C271" alt="Hayatta kalma mücadelesinde doğayla insanın acımasız savaşına tanık oluruz." width="385" height="271" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg?w=385&amp;ssl=1 385w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg?resize=300%2C211&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 385px) 100vw, 385px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2334" class="wp-caption-text">Hayatta kalma mücadelesinde doğayla insanın acımasız savaşına tanık oluruz.</figcaption></figure>
<p>İntikam olayına tekrar dönersek; Glass’ın ben zaten öldüm diyerek aslında psikolojik olarak da iç dünyasını yansıttığını ve onu yaşatan şeyin zaten oğlunu öldüren kişiden alacağı intikamı olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında her ne kadar beyaz olsa da, Glass’ın ölen oğlu aslında bir Kızılderili. Çünkü Glass bir pawnee kadınıyla evliydi. Buradan baktığımızda bu cümleler bizi; hem beyaz bir insanın dışlanan bir insanla evlenmiş olması ve her iki ötekiyi de kaybetmesi durumuyla,  hem de kendisinin karısı ve çocuğunun soyunu kurutanlarla çalışması ve hayvanları katletmesi durumlarındaki ikilemi yansıtmasıyla bizleri taraf olmaktan daha çok; dünyanın acımasızlığını sorgulamamıza neden oluyor Yani şu andan itibaren salt bireysel bir intikamdan bahsedebilir miyiz? Aslında konum ve sosyolojik normlar açısından da bir intikam söz konusu. Fakat bu noktada bu durumlar filmde bir eyleme değil, eylemsizliğe dönüşüyor. Bu da filmin sonlarına doğru bir tempo düşüklüğüne neden oluyor.</p>
<figure id="attachment_1690" aria-describedby="caption-attachment-1690" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg" rel="attachment wp-att-1690"><img class=" td-modal-image wp-image-1690 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=640%2C460" alt="Leonarda Dicaprio &quot;Diriliş&quot;" width="640" height="460" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=300%2C216&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=536%2C386&amp;ssl=1 536w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1690" class="wp-caption-text">Leonarda Dicaprio &#8220;Diriliş&#8221;</figcaption></figure>
<p>Diriliş için bir <em>sanat filmi</em> adlandırması da yapabiliriz. Bunun kesinlikle böyle bir kategoride incelenmesi gerekir diyemem. Fakat görüntü yönetmeni <strong>Lubezki</strong>’nin muhteşem doğa çekimleri, Inarritu’nun kamera açılarıyla birleşmesi; üzerine filmin çoğu zaman diyalogsuz olması ister istemez bu etkiyi yaratıyor.</p>
<p>Leonardo DiCaprio’nun performansı filmin başarısında önemli kilit  noktalarından biri. Çünkü gerek mimik, gerekse doğayla girdiği çetin mücadelede verdiği oyunculuk performansı bizi Glass’ın yaşam evrenine sokuyor. Aynı şekilde <strong>Tom Hardy</strong>’nin (Fizgerald) oyunculuğu da Leonardo DiCaprio kadar muazzam. Ekip olarak bir animasyon stüdyosunda çekmeyip, doğal ortamlarda gerçeklik içinde her şeyin çekilmiş olması da, filmin görsel olarak bizi tatmin etmesinin ötesinde, gerçekliğin tüm acımasızlığı ve doğallığını iyi bir diyalektik üzerinden verdiği için ayrı bir tatla bizi içine alıyor.</p>
<p>Beyazların gelişi ile Kızılderelilerin katledilmesi, onların doğasına müdahale edilmesi, modern dediğimiz insanların bunu yaparken kendilerinde hak görmesi ve hayvanların acımasızca öldürülmesi durumları filmin alt metinlerini tamamlıyor. Ama sonunda bir eksiklik hissiyati de uyanmıyor değil.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/">İntikamdan Doğan Bir Hareket: Diriliş (The Revenant)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2324</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri Yayınlandı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dunya-yonetmenlerinden-sinema-dersleri-yayinlandi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dunya-yonetmenlerinden-sinema-dersleri-yayinlandi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 18 Feb 2016 07:49:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[dünya yönetmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Oylum]]></category>
		<category><![CDATA[sinema dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinematografi]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2286</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri&#8216;nde sinema dünyalarının kapısını aralayan 21 yönetmen bir araya getirildi. Rıza Oylum’un hazırladığı kitapta; Almanya, Arjantin, Çin, Filistin, Fransa, İtalya, İngiltere, İran, İsveç, Japonya, Kore, Polonya, Rusya, Mısır ve Yunanistan&#8216;dan yönetmenler var. Akira Kurosawa, Ingmar Bergman, Yusuf Şahin, Andrzej Wajda, Theodoros Angelopoulos, Andrey Tarkovski, François Truffaut, Fernando Solanas, Ken Loach, Bernardo Bertolucci, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunya-yonetmenlerinden-sinema-dersleri-yayinlandi/">Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri</em></strong><strong>&#8216;</strong>nde sinema dünyalarının kapısını aralayan 21 yönetmen bir araya getirildi. Rıza Oylum’un hazırladığı kitapta; <strong>Almanya, Arjantin, Çin, Filistin, Fransa, İtalya, İngiltere, İran, İsveç, Japonya, Kore, Polonya, Rusya, Mısır</strong> ve <strong>Yunanistan</strong>&#8216;dan yönetmenler var.</p>
<p><strong>Akira Kurosawa, Ingmar Bergman, Yusuf Şahin, Andrzej Wajda, Theodoros Angelopoulos, Andrey Tarkovski, François Truffaut, Fernando Solanas, Ken Loach, Bernardo Bertolucci, Krzysztof Kieslowski, Werner Herzog, Michael Haneke, Rainer Werner Fassbinder, Aleksandr Sokurov, Michel Khleifi, Zhang Yimou, Kim Ki-Duk, Wong Kar Wai, Cafer Penahi,</strong> ve <strong>Chan- Wook Park</strong>’ın sinema üstüne görüşleri ve önerileri bu kitapta okuyucuyu bekliyor.</p>
<figure id="attachment_2288" aria-describedby="caption-attachment-2288" style="width: 290px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/sinema-dersleri2.jpg" rel="attachment wp-att-2288"><img class=" td-modal-image wp-image-2288 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/sinema-dersleri2-290x300.jpg?resize=290%2C300" alt="Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri, Rıza Oylum, Seyyah Kitap" width="290" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/sinema-dersleri2.jpg?resize=290%2C300&amp;ssl=1 290w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/sinema-dersleri2.jpg?w=354&amp;ssl=1 354w" sizes="(max-width: 290px) 100vw, 290px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2288" class="wp-caption-text">Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri, Rıza Oylum, Seyyah Kitap</figcaption></figure>
<p><strong>Kim Ki Duk, Ken Loach, Rainer Werner Fassbinder, Werner Herzog, Michael Haneke, Cafer Penahi, Wong Kar Wai</strong> ve <strong>Zhang Yimou</strong>’nun kitaptaki ifadeleri Türkçeye ilk kez çevrildi. <strong>Zhang Yimou</strong>’nun kamera alma hikâyesi ise kitaptaki çarpıcı bölümlerden biri:</p>
<p>“<em>O zamanlar pek param yoktu, her ay sadece 5 yen kenara koyabiliyordum. Fakat bir kamera 188 yendi ve bu benim için çok paraydı. Bir kamera almak için en az 2-3 yıl çalışmalıydım. Bir yıl para biriktirdim ama olacak gibi gözükmüyordu. O sıralar para karşılığında kan bağışında bulunabiliyordunuz ve ben de öyle yaptım. 1974 yılının kasım ya da aralık ayıydı, hâlâ hatırlarım. Kanımı satıp yeni bir kamera aldım. Çekim yapmaya böyle başladım. Bu durumun sinema endüstrisiyle kurduğum ilk ilişki olduğunu söyleyebilirim.</em>”</p>
<p><strong>Zhang Yimou; “<em>Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri</em></strong>, sinemayı sadece film izlemek olarak görmeyenler için keyifle okunacak bir başvuru kaynağı olma iddiası taşıyor.”</p>
<ul>
<li><em>Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri, Rıza Oylum, Seyyah Kitap</em></li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunya-yonetmenlerinden-sinema-dersleri-yayinlandi/">Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri Yayınlandı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dunya-yonetmenlerinden-sinema-dersleri-yayinlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2286</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yedinci Kıta ve Haneke Sineması</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yedinci-kita-ve-haneke-sinemasi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yedinci-kita-ve-haneke-sinemasi/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 11 Feb 2016 16:17:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belce Örü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Haneke]]></category>
		<category><![CDATA[Haneke sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Haneke]]></category>
		<category><![CDATA[modern insanın yalnızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tektipleşme]]></category>
		<category><![CDATA[The Seventh Continent]]></category>
		<category><![CDATA[yabancılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız insan]]></category>
		<category><![CDATA[Yedinci Kıta]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2175</guid>
				<description><![CDATA[<p>Haneke, filmlerinde modern insanın bunalımlarını ve sorunlarını gerçeklik arayışı içinde işler. Michael Haneke politik filmler yapmadığını söylese de kendisinin izleyiciyi rahatsız etme ve filmlerinde konu edindiği olaylar üzerinde onları düşündürme amacının politik bir düzlemde gerçekleştiğini söylersek hata etmiş olmayız. Seyircilere filmlerini huzursuz seyirler dileyerek sunan yönetmen işlediği konuları daha çok teorik bir çerçevede ele alıp [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yedinci-kita-ve-haneke-sinemasi/">Yedinci Kıta ve Haneke Sineması</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Haneke, filmlerinde modern insanın bunalımlarını ve sorunlarını gerçeklik arayışı içinde işler. <strong>Michael Haneke</strong> politik filmler yapmadığını söylese de kendisinin izleyiciyi rahatsız etme ve filmlerinde konu edindiği olaylar üzerinde onları düşündürme amacının politik bir düzlemde gerçekleştiğini söylersek hata etmiş olmayız. Seyircilere filmlerini huzursuz seyirler dileyerek sunan yönetmen işlediği konuları daha çok teorik bir çerçevede ele alıp filmlerinde her zaman izleyiciyle kamerası arasına bir duvar örmeyi tercih etmiştir. Bu bağlamda izleyicinin kendisini filmdeki karakterlerin yerine koyması ve onları içselleştirmesi zordur.</p>
<p>Yönetmen izleyiciyi duygusal anlamda sarsarken anlattıklarının ajitasyona kaymamasını ve gerçekliğin soğuk duş etkisiyle senaryonun çarpıcılığının etkisinin artmasını istemektedir. Yönetmen bireyin kendi kendisine yabancılaşmasını, duygularından ve içsel motivasyon dinamiklerinden uzaklaştırılma sürecini daha çok orta sınıf üzerinden işlemeyi tercih eder. Küreselleşme ve kapitalizmin etkilerini en iyi orta sınıf üzerinde gözlemleyebileceğimiz için yönetmenin tercihini bu yönde yaptığını düşünmekteyim. Bireysel varoluş sürecini tamamlayamadan sisteme entegre olmak için ırk, grup, aile, inanç gibi normlara tutunan modern insan sanayi toplumunun bir parçası haline gelmiştir. Geçiş sürecinin izleri ise orta sınıf üzerinde daha keskin şekilde yer etmiştir.</p>
<figure id="attachment_2176" aria-describedby="caption-attachment-2176" style="width: 276px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/haneke-sinemasi.jpg" rel="attachment wp-att-2176"><img class=" td-modal-image wp-image-2176 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/haneke-sinemasi.jpg?resize=276%2C182" alt="Michael Haneke: Yedinci Kıta (The Seventh Continent)" width="276" height="182" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/haneke-sinemasi.jpg?w=276&amp;ssl=1 276w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/haneke-sinemasi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/haneke-sinemasi.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 276px) 100vw, 276px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2176" class="wp-caption-text">Michael Haneke: Yedinci Kıta (The Seventh Continent)</figcaption></figure>
<p>Yönetmenin orta sınıf Avustralyalı bir ailenin parçalanmasını konu alan filmi <strong>Yedinci Kıta (The Seventh Continent)</strong>&#8216;yı Haneke’nin sinemadaki tavrının anlamlandırılması açısından çok önemli buluyorum. Yönetmenin en başarılı filmlerinden biri olduğunu düşündüğüm yedinci kıtanın Haneke’nin ilk sinema filmi olması manidar. 1970 yılından beri, hem sinema, hem televizyon için yönetmen ve senarist olarak çalışan Haneke 1989 yılında “Der Siebente Kontinent / Yedinci Kıta“ ile&nbsp;Locarno Uluslararası Film Festivali’nde Ernest Artaria Ödülü’ne layık görülmesinin ardından, çeşitli festivallerde yine yönetmen ve senarist olarak ödüller aldı. İlk sinema filminin ardından adından hayli söz ettiren ve eleştirmenlerden övgüler alan yönetmen &nbsp;“Duygusal Buzlaşma” adını verdiği üçlemesinin ilk filmi&nbsp;” Der Siebente Kontinent / Yedinci Kıta”&nbsp;ile&nbsp;1989′da başlamıştır. Üçleme 1992 yapımı&nbsp;“Benny’s Video / Benny’nin Videosu“&nbsp;ve Haneke’nin iki yıl sonra çektiği&nbsp;“71 Fragmente einer Chronologie des Zufalls / Bir Şans Kronolojisinin 71 Parçası“&nbsp;ile tamamlandı.</p>
<p>Yedinci Kıta&#8217;da izlediğimiz aile hayatın anlamsızlığı karşısında konformizme sırtını dayamış bu nedenle de otomotikleşmiş, yalnızlaşmış ve duygusal anlamda yozlaşmaya uğramıştır. Hayatla tüm bağları kopmuş yaşama enerjisi, motivasyonu kalmamış bir ailenin topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmek için sabah 6 da kalkıp işe giderken taktıkları maske üzerlerine yapışmıştır. Düşünsel edilgenlik içine girmiş herkes gibi toplumun kendilerine yüklediği sorumlulukları sorgusuzca yerine getirmektedirler. Evi ise daha küçük bir çocuktur ve insan doğasına aykırı bir şekilde sıraya hapsolarak tüm gün ders dinlemesi onu rahatsız etmektedir. Kişisel özgürlüğünden feragat etmek için yeterince büyümemiş, toplum tarafından tektipleştirilen kuralları tanıyan onları uygulayan birey haline dönüşmemiştir. Dolayısıyla hocasının uyarılarına rağmen içsel rahatsızlığı fiziksel hale bürünür ve derste nedensizce kaşınmaya başlar. Yönetmenin sistemden duyduğu rahatsızlık böylece Evi’nin kaşıntı krizlerinde kendisini gösterir.</p>
<p>Filmin başlarında sıklıkla eşyalara yakın çekim uygulanması hatta diyaloglar devam ederken bile kameranın aynı çekime devam etmesi insanların mekanikleşmesine sıradan bir eşya haline gelmesine yönelik bir tepki içerir.&nbsp; Buradaki bir önemli detay daha insanların yaptıkları iş her neyse bunu sadece yapmış olmak için ya da ödev olduğu için yapmaları ve yaptıkları edimden haz almamalarıdır. Filmin ilk sahnelerinde ailenin sabah kahvaltısına yine yakın çekim eşliğinde tanıklık ederiz. Çeşit çeşit yiyeceğin çatal bıçakla kurallar silsilesi etrafında büyük bir resmiyet içerisinde yenmesi filmin sonlarına doğru belli bir bilinç seviyesine ulaşılmasıyla ailenin evde kalan az miktarda yiyeceği büyük bir iştahla kuralsızca hazla yemesine dönüşecektir. Filmle ilgili değinmek istediğim bir diğer önemli nokta modern insanın içine düştüğü yalnızlık, kendisine yabancılaşması ve yönetmenin ifade ettiği şekliyle kent insanın duygusal buzlaşma sürecine girmesidir. Filmde bu duruma verilecek en açık iki örnekten birincisi Evi’nin annesinden daha fazla sevgi talep ettiği bu uğurda kör taklidi yaptığı sahnelerdir. Annesinin kendisiyle daha çok ilgilenmesini isteyen Evi göz doktoru olan annesine kör olduğu yalanını söyler ve annesine yalan söylediğini itiraf etmesiyle annesi tarafından tokatlanır. Evi’nin kendisine olan güvensizliği toplumun en küçük faşizan kurumu olan aile tarafından böylece perçinlenmiş olur. Yine de çocuğun yalnızlığı ve sevgisizliği birçok filmde olduğu gibi yedinci kıtada da büyük bir yanılgı içerisinde sadece anne- çocuk ilişkisi üzerinden resmedilir. İkinci örnekte ise tüm aile yemek masasında toplanmış gündelik hayatlarıyla ilgili yüzeysel bir sohbetin içindeyken Evi’nin dayısı birdenbire ağlamaya başlar ve kafasını Anna’nın göğsüne dayar. Tüm aile buna bir anlam veremese de onu yatıştırmaya çalışırlar.</p>
<p>Son olarak yönetmenin seyirciyi sık sık ekranı karartarak filmden uzak tutma çabaları George ve Anna çiftinin trafik kazasında ölen başka bir aileyi görmesiyle son bulur. O andan itibaren yönetmen seyircinin sıkılgan ve tepkisiz ruh halinden sıyrılıp duygusal olarak sarsılmasını ister. Araba yıkama sahnesinde çiftin hayatlarının anlamsızlığını fark ederek ağlamaya başladıkları sahneden itibaren evdeki tüm eşyaları kırıp dökmelerine kadar geçen sürede yönetmen filmdeki potansiyel enerjiyi yükseltir ve seyircinin aynı şekilde içinde biriktirdiği öfkenin dozunu arttırmasını ister. İzleyicinin kafasında oluşan acaba intihardan başka bir çözüm yolu bulunamaz mıydı ya da intihar bir kurtuluş mudur sorularını ve karakterlerle aynı anda içselleştiremedikleri intihar kararını yönetmen 3. Kişilerin aileyi sürekli rahatsız etmesi ve mahremiyetlerini ihlal etmeleri sayesinde meşru kılmaya çalışır. Ev telefonunun hiç susmaması, evin kapısına dayanan görevlilerin aileyi telefonlarını açık tutmaları konusunda uyarmaları insanların kendi hayatlarıyla ilgili aldıkları en temel kararlarda bile kamu düzenini gözetmeleri gerektiği düşüncesinin dayatılmasından duyduğu rahatsızlığı yönetmenin ifade ediş şeklidir. Ve bu örnekler film içinde beklide göreceli olarak ani gelişen ve inandırıcılığı tartışılır olan intihar kararının bile seyirci tarafından onaylanmasının sağlamıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yedinci-kita-ve-haneke-sinemasi/">Yedinci Kıta ve Haneke Sineması</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yedinci-kita-ve-haneke-sinemasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2175</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Hitchcock Klasiği: Öldüren Hatıralar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 09 Feb 2016 13:02:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Figen Güntürk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[determinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Freud]]></category>
		<category><![CDATA[Gregory Peck]]></category>
		<category><![CDATA[Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[Ingrid Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[kült film]]></category>
		<category><![CDATA[North By Northwest]]></category>
		<category><![CDATA[Öldüren Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[psikanalitik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Psycho]]></category>
		<category><![CDATA[Rear Window]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud]]></category>
		<category><![CDATA[The Birds]]></category>
		<category><![CDATA[Vertigo]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2151</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gerilim janrının zihinsel olarak izleyicisini en zorlayan alt türü olarak psikolojik gerilimi gösterebiliriz. Genelde stabil olmayan duygusal durumlara sahip ana karakterlerin yer aldığı ve gizemli hikayelerin anlatıldığı psikolojik gerilim filmleri bu açıdan izleyiciyi korku öğelerine çok girmeden anlatısı ile diken üstünde bırakır. Hiç şüphesiz gerilim film yönetmenleri arasında sayacağımız usta yönetmen Alfred Hitchcock’tur. Alfred Hitchcock; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/">Bir Hitchcock Klasiği: Öldüren Hatıralar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gerilim janrının zihinsel olarak izleyicisini en zorlayan alt türü olarak psikolojik gerilimi gösterebiliriz. Genelde stabil olmayan duygusal durumlara sahip ana karakterlerin yer aldığı ve gizemli hikayelerin anlatıldığı psikolojik gerilim filmleri bu açıdan izleyiciyi korku öğelerine çok girmeden anlatısı ile diken üstünde bırakır.</p>
<figure id="attachment_2152" aria-describedby="caption-attachment-2152" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Alfred-Hitchcock.png" rel="attachment wp-att-2152"><img class=" td-modal-image wp-image-2152 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Alfred-Hitchcock-300x252.png?resize=300%2C252" alt="Psikolojik gerilim film türünün usta yönetmeni Alfred Hitchcock." width="300" height="252" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2152" class="wp-caption-text">Psikolojik gerilim film türünün usta yönetmeni Alfred Hitchcock.</figcaption></figure>
<p>Hiç şüphesiz gerilim film yönetmenleri arasında sayacağımız usta yönetmen <strong>Alfred Hitchcock</strong>’tur. Alfred Hitchcock; Psycho, North By Northwest, Vertigo, Rear Window, The Birds gibi kült filmleriyle tanınır. 70&#8217;e yakın filmi mevcuttur. Yönettiği filmlerden 37 tanesinde çok kısa rollerde şöyle bir göründü. Cameo roller de denen bu roller nerede ise Hitchcock&#8217;un bir imzası haline gelmişti. Bunların ortalama süresi birkaç saniyeyi geçmiyordu. Cameo bir film oyun gibi gösteri sanatlarında insanlar tarafından çok bilinen birinin kısa süre ile görülmesine denir.</p>
<p>Alfred Hitchcock&#8217;un bana göre ilk 5&#8217;e giren filmlerinin arasında Öldüren Hatıralar yerini alır. <strong>Öldüren Hatıralar</strong> başrollerini <strong>Ingrid Bergman</strong> ve <strong>Gregory Peck</strong>&#8216;in paylaştığı 1945 yapımı psikolojik gerilim filmdir. 1950 yılında Türkiye&#8217;de sinemalarda gösterilmiştir.</p>
<p>Filmin konusu psikiyatri ve psikanaliz üzerine kuruludur. Alfred Hitchcock Öldüren Hatıralarda Sigmund Freud&#8217;un psikanaliz teorileriyle bir cinayet çözümlemesi yapıyor. Hitchcock&#8217;un düş sekansları için ressam Salvador Dali ile çalıştığı bu film göreve yeni atanan müdürünü bekleyen bir akıl hastanesinde başlıyor. Hitchcock bu filmde cameosunu Ingrid Bergman&#8217;ın gittiği otelin lobisinde asansörden puro içerek çıkan adam olarak yapar.</p>
<p>Filmin öyküsü psikanalizin iki temel ilkesini destekler görünmektedir. Bunlardan ilki olan nedensellik ya da psişik determinizme göre insanın hiçbir davranışı nedensiz ya da rastgele degildir.</p>
<figure id="attachment_2154" aria-describedby="caption-attachment-2154" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Öldüren-Hatıralar.png" rel="attachment wp-att-2154"><img class=" td-modal-image wp-image-2154 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Öldüren-Hatıralar.png?resize=300%2C226" alt="Alfred Hitchcock &quot;Öldüren Hatıralar&quot;" width="300" height="226" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2154" class="wp-caption-text">Alfred Hitchcock &#8220;Öldüren Hatıralar&#8221;</figcaption></figure>
<p>Yapılan her davranışın söylenen her sözün bir nedeni vardır ve bu neden insanın çevresiyle ilgili olmaktan çok iç dünyasıyla ilgilidir. Bu iç dünya bilinç dışı sistemlerdir ve bilinçdışının varlığı da psikanalitik kuramın ikinci temel ilkesidir. Toplum tarafından kabul edilmeyen düşünceler, arzular ve istekler travmatik deneyimler ve acı veren duyguların psikolojik bastırma yoluyla bilinçdışında depolandığını söyleyen Freud&#8217;a göre bilinçdışının varlığı rüyalar, hipnoz, serbest çağrışım, dil sürçmeleri, unutkanlıklar gibi zihin kontrolünün ortadan kalktığı anlarda kanıtlanabilir. Nevrozların kaynağında bilinçdışı çatışmalar bulunmaktadır. Kişinin davranışlarının yaşadığı travmaların daha eski deneyimleriyle ve hatta çocukluğuyla ilgili olması filmde John&#8217;un geçmişiyle her şeyi bilinçdışına atmasında kendini gösterir. Constance ve hocası bu bilinçdışı çatışmaları çözmek için John&#8217;un rüyalarına başvururlar. &#8211; psikanalizde büyük rol alan rüya analizleri psikanalizin babası olarak adlandırdığımız Sigmund Freud ve öğrencisi Carl Gustav Jung&#8217;un hastalarının tedavisinde sıklıkla kullandığını hepimiz biliriz &#8211; Constance&#8217;n hocası rüyalar için tam olarak şu cümleyi kurmuştur &#8220;rüyalar saklamaya çalıştığın şeyi söylerler ama bunu bulmacanın parçaları gibi karışmış bir halde sunarlar&#8221;. John&#8217;un rüya sahneleri hikayedeki gizemi ortaya çıkarmasında olduğu kadar sürrealist ressam Salvador Dali tarafından tasarlanmış olması bakımından da oldukça ilgi çekicidir. Filmin sonunda John&#8217;un rüyası Constance ve asıl katil olan Dr. Murchison tarafından analiz edilir. Rüyadaki pek çok sembol John&#8217;un travmasıyla ilgili göndermeler taşımaktadır. Örneğin; kumarhanedeki gözlerle süslü perde klinikteki doktorlar ve peşlerindeki polisleri, çatıdaki maskeli adam katili, elindeki tekerlek silahı ve John yokuş aşağı koşarken peşinden gelen kuş ise Cebrail&#8217;i temsil etmektedir. Film birçok dalda aday gösterilmiştir.</p>
<ul>
<li>En iyi müzik</li>
<li>En iyi yardımcı erkek oyuncu</li>
<li>En iyi sinematografi</li>
<li>En iyi siyah beyaz film</li>
<li>En iyi film</li>
<li>En iyi özel efekt</li>
<li>En iyi kadın oyuncu</li>
</ul>
<p>Her ne kadar bireyin hayatında hatıralar öldürücü darbeleri yapsa da Tanrı&#8217;nın içimizde var oluşu kadar gereklidir.</p>
<p>Yaşamın basamaklarında hatıralar ve sanatla her daim adım atmak umudu ile&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/">Bir Hitchcock Klasiği: Öldüren Hatıralar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2151</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aydınların Gözünden Türkiye Sinemasının En İyi 10 Filmi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/aydinlarin-gozunden-turkiye-sinemasinin-en-iyi-10-filmi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/aydinlarin-gozunden-turkiye-sinemasinin-en-iyi-10-filmi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 03 Feb 2016 15:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Anayurt Oteli]]></category>
		<category><![CDATA[Atıf Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Zamanlar Anadolu’da]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi 10 film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi film]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi Türk filmi]]></category>
		<category><![CDATA[masumiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Erksan]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Notos]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Kavur]]></category>
		<category><![CDATA[Selvi Boylum Al Yazmalım]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Gören]]></category>
		<category><![CDATA[Sevmek Zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sürü]]></category>
		<category><![CDATA[Susuz Yaz]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Turgul]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Güney]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Demirkubuz]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Ökten]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2061</guid>
				<description><![CDATA[<p>Notos edebiyat dergisinin, sinema ve edebiyat dünyasından 383 aydına Türkiye sinemasının en iyi 40 filmini sorduğu araştırmasında, Yılmaz Güney’in “Yol” filmi birinci oldu. Ayrıca ilk 10 film içerisinden üç tanesinde Yılmaz Güney damgası var. Toplam 287 filmden, en yüksek oyu alan ilk 40 filmin belirlendiği araştırmada, Yılmaz Güney’in yazıp Şerif Gören’in yönettiği ve 1982 Cannes [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aydinlarin-gozunden-turkiye-sinemasinin-en-iyi-10-filmi/">Aydınların Gözünden Türkiye Sinemasının En İyi 10 Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Notos edebiyat dergisinin, sinema ve edebiyat dünyasından 383 aydına Türkiye sinemasının en iyi 40 filmini sorduğu araştırmasında, <strong>Yılmaz Güney</strong>’in “<strong>Yol</strong>” filmi birinci oldu. Ayrıca ilk 10 film içerisinden üç tanesinde Yılmaz Güney damgası var.</p>
<figure id="attachment_2064" aria-describedby="caption-attachment-2064" style="width: 740px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/yol-filmi.jpg" rel="attachment wp-att-2064"><img class=" td-modal-image wp-image-2064 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/yol-filmi.jpg?resize=640%2C360" alt="Yılmaz Güney’in yazıp Şerif Gören’in yönettiği &quot;Yol&quot; filmi aydınların gözünde en iyi film olarak belirlendi." width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/yol-filmi.jpg?w=740&amp;ssl=1 740w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/yol-filmi.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2064" class="wp-caption-text">Yılmaz Güney’in yazıp Şerif Gören’in yönettiği &#8220;Yol&#8221; filmi aydınların gözünde en iyi film olarak belirlendi.</figcaption></figure>
<p>Toplam 287 filmden, en yüksek oyu alan ilk 40 filmin belirlendiği araştırmada, Yılmaz Güney’in yazıp Şerif Gören’in yönettiği ve 1982 Cannes Film Festival’inde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazanan ‘Yol’ filmi birinci olurken onu <strong>Nuri Bilge Ceylan</strong>’ın “<strong>Bir Zamanlar Anadolu’da</strong>”sı izledi.</p>
<figure id="attachment_2062" aria-describedby="caption-attachment-2062" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/bir-zamanlar-anadoluda.jpg" rel="attachment wp-att-2062"><img class=" td-modal-image wp-image-2062 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/bir-zamanlar-anadoluda.jpg?resize=600%2C255" alt="Nuri Bilge Ceylan'ın &quot;Bir Zamanlar Anadolu'da&quot; filmi en iyi 2. film oldu." width="600" height="255" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/bir-zamanlar-anadoluda.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/bir-zamanlar-anadoluda.jpg?resize=300%2C128&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2062" class="wp-caption-text">Nuri Bilge Ceylan&#8217;ın &#8220;Bir Zamanlar Anadolu&#8217;da&#8221; filmi en iyi 2. film oldu.</figcaption></figure>
<p>Listenin üçüncü sırasında ise “<strong>Umut</strong>” filmiyle Yılmaz Güney bulunuyor.</p>
<p>Aydınların seçmiş olduğu ilk 10 film şu şekilde:</p>
<ol>
<li>Yol (Şerif Gören, 1982)</li>
<li>Bir Zamanlar Anadolu’da (Nuri Bilge Ceylan, 2011)</li>
<li>Umut (Yılmaz Güney, 1970)</li>
<li><a href="http://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/">Sevmek Zamanı</a> (Metin Erksan, 1965)</li>
<li>Muhsin Bey (Yavuz Turgul, 1987)</li>
<li>Masumiyet (Zeki Demirkubuz, 1997)</li>
<li>Anayurt Oteli (Ömer Kavur, 1987)</li>
<li>Selvi Boylum Al Yazmalım (Atıf Yılmaz, 1977)</li>
<li>Susuz Yaz (Metin Erksan, 1963)</li>
<li>Sürü (Zeki Ökten, 1978)</li>
</ol>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aydinlarin-gozunden-turkiye-sinemasinin-en-iyi-10-filmi/">Aydınların Gözünden Türkiye Sinemasının En İyi 10 Filmi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/aydinlarin-gozunden-turkiye-sinemasinin-en-iyi-10-filmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2061</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Doha Film Enstitüsü, Nuri Bilge Ceylan’ı Qumra Ustası İlan Etti</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/doha-film-enstitusu-nuri-bilge-ceylani-qumra-ustasi-ilan-etti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/doha-film-enstitusu-nuri-bilge-ceylani-qumra-ustasi-ilan-etti/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 27 Jan 2016 20:20:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Aleksandr Sokurov]]></category>
		<category><![CDATA[Doha Film Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Film Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Lucrecia Martel]]></category>
		<category><![CDATA[Naomi Kawase]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra Master Classes]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra ustaları]]></category>
		<category><![CDATA[Qumra ustası]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1968</guid>
				<description><![CDATA[<p>Doha Film Enstitüsü, 2016 Mart ayında düzenlenecek olan etkinlikte Nuri Bilge Ceylan’ın yanı sıra Aleksandr Sokurov&#8216;u Qumra ustaları olarak onurlandıracağını etkinliğe kısa bir süre kala duyurdu. Herhangi bir kar amacı olmayan ve bağımsız bir kuruluş olarak 2010 yılında kuruluşunu açıklayan Doha Film Enstitüsü, kuruluşundan beri başta Katar ve çevre ülkeler olmak üzere dünyada film endüstrisinin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/doha-film-enstitusu-nuri-bilge-ceylani-qumra-ustasi-ilan-etti/">Doha Film Enstitüsü, Nuri Bilge Ceylan’ı Qumra Ustası İlan Etti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doha Film Enstitüsü</strong>, 2016 Mart ayında düzenlenecek olan etkinlikte <strong>Nuri Bilge Ceylan</strong>’ın yanı sıra <strong>Aleksandr Sokurov</strong>&#8216;u Qumra ustaları olarak onurlandıracağını etkinliğe kısa bir süre kala duyurdu.</p>
<figure id="attachment_1969" aria-describedby="caption-attachment-1969" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/doha-film-enstitusu.jpg" rel="attachment wp-att-1969"><img class=" td-modal-image wp-image-1969 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/doha-film-enstitusu-300x157.jpg?resize=300%2C157" alt="Doha Film Enstitüsü" width="300" height="157" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/doha-film-enstitusu.jpg?resize=300%2C157&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/doha-film-enstitusu.jpg?resize=351%2C185&amp;ssl=1 351w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/doha-film-enstitusu.jpg?w=860&amp;ssl=1 860w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1969" class="wp-caption-text">Doha Film Enstitüsü</figcaption></figure>
<p>Herhangi bir kar amacı olmayan ve bağımsız bir kuruluş olarak 2010 yılında kuruluşunu açıklayan Doha Film Enstitüsü, kuruluşundan beri başta Katar ve çevre ülkeler olmak üzere dünyada film endüstrisinin gelişimine ve ilerlemesine katkıda bulunuyor. Bu amaç doğrultusunda sinema filmlerini yapımcı olarak destekleyen, sinemacılara eğitimsel programlar ve çeşitli festivaller düzenleyen kuruluş; bu sene <strong>4 &#8211; 9 Mart 2016</strong> tarihleri arasında düzenlenecek Qumra etkinliğinde Nuri Bilge Ceylan ve Aleksandr Sokurov&#8217;un Qumra ustaları olarak yer alacaklarını duyurdu.</p>
<p>Doha Film Enstitüsü tarafından daha önce <strong>Naomi Kawase</strong> ve <strong>Lucrecia Martel</strong>&#8216;in <em>Qumra ustası</em> olarak duyurulduğu <strong>Qumra 2016</strong>&#8216;da bu iki sinemacının yanı sıra Aleksandr Sokurov ve Nuri Bilge Ceylan, Katar ve etrafındaki ülkelerle birlikte dünyanın her tarafından gelecek olan genç sinemacı ve yönetmenlere <strong>Qumra Master Classes</strong> etkinliği çerçevesinde çeşitli konularda tavsiye niteliğinde dersler verecekler.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/doha-film-enstitusu-nuri-bilge-ceylani-qumra-ustasi-ilan-etti/">Doha Film Enstitüsü, Nuri Bilge Ceylan’ı Qumra Ustası İlan Etti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/doha-film-enstitusu-nuri-bilge-ceylani-qumra-ustasi-ilan-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1968</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sevilesi Bir Derviş: Bill Plympton</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sevilesi-bir-dervis-bill-plympton/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sevilesi-bir-dervis-bill-plympton/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 30 Dec 2015 08:20:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Görsel]]></category>
		<category><![CDATA[Grafik]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[absürd]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[animatör]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Plympton]]></category>
		<category><![CDATA[Cheatin]]></category>
		<category><![CDATA[felsefik]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[grafiker]]></category>
		<category><![CDATA[Hair High]]></category>
		<category><![CDATA[Heard’Em Say]]></category>
		<category><![CDATA[I Married a Strange Person]]></category>
		<category><![CDATA[İdiots and Angels]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[karikatür]]></category>
		<category><![CDATA[karikatürist]]></category>
		<category><![CDATA[Plympton]]></category>
		<category><![CDATA[Revengeance]]></category>
		<category><![CDATA[The Tune]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1457</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hazlar ve arzular… İnsanı insan yapan olgular… En azından yönetmen, yazar, karikatürist, animatör ve grafiker Bill Plympton’a göre öyle. 30 Nisan 1946 doğumlu olan Plympton 90’lı yılların başından beri uzun ve kısa metrajlı animasyon filmlere imza atmış ve yaptığı kısa metrajlı animasyonlarıyla kendinden söz ettirmiştir. Çoğunlukla gündelik hayattan basit olayları mizahi, felsefik ve absürd bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevilesi-bir-dervis-bill-plympton/">Sevilesi Bir Derviş: Bill Plympton</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hazlar ve arzular…<br />
İnsanı insan yapan olgular…<br />
En azından yönetmen, yazar, karikatürist, animatör ve grafiker Bill Plympton’a göre öyle.</p>
<p>30 Nisan 1946 doğumlu olan Plympton 90’lı yılların başından beri uzun ve kısa metrajlı animasyon filmlere imza atmış ve yaptığı kısa metrajlı animasyonlarıyla kendinden söz ettirmiştir. Çoğunlukla gündelik hayattan basit olayları mizahi, felsefik ve absürd bir şekilde kendi tarzıyla yorumlamakta ve bunu yaparken de gerçekten başarılı çalışmalar ortaya koymaktadır.</p>
<figure id="attachment_1460" aria-describedby="caption-attachment-1460" style="width: 207px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Hair-High-2004.jpg" rel="attachment wp-att-1460"><img class=" td-modal-image wp-image-1460 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Hair-High-2004-207x300.jpg?resize=207%2C300" alt="Hair High (2004)" width="207" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Hair-High-2004.jpg?resize=207%2C300&amp;ssl=1 207w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Hair-High-2004.jpg?resize=708%2C1024&amp;ssl=1 708w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Hair-High-2004.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 207px) 100vw, 207px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1460" class="wp-caption-text">Hair High (2004)</figcaption></figure>
<p>Sanatı ve çalışmaları ile ilk tanışmam 27. İstanbul Film Festivali ile gerçekleşmişti. 2004 yapımı “Hair High“ ve 2008 yılında Türkiye’deki ilk gösterimi gerçekleşen “Idiots and Angels“ isimli animasyonu yönetmenin en sevilen çalışmalarıdır. “Idiots and Angels“da, her gece yerel çevredeki bir barda takılan ahlaki bakımdan çökmüş, takıntılı, bencil Angel isimli bir adamın yaşadığı doğaüstü ilginç olay karşısında kendisiyle ve düzen ile ilgili mücadelesi eğlenceli ama bir o kadarda düşündürücü bir şeklide işlenmiştir.</p>
<p>Plympton, animasyonun yanı sıra birçok müzik videosuna da imza atmıştır. Amerika’nın ünlü komedyenlerinden Weird Al takma isimli Al Yankoviç’in müzik videolarından bazıları ve Kanye West’in “Heard’Em Say” isimli animasyon klibi yönetmenin çalışmaları arasında bulunmaktadır.</p>
<figure id="attachment_1459" aria-describedby="caption-attachment-1459" style="width: 203px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Cheatin-2013.jpg" rel="attachment wp-att-1459"><img class=" td-modal-image wp-image-1459 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Cheatin-2013-203x300.jpg?resize=203%2C300" alt="Cheatin (2013)" width="203" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Cheatin-2013.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Cheatin-2013.jpg?resize=691%2C1024&amp;ssl=1 691w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Cheatin-2013.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1459" class="wp-caption-text">Cheatin (2013)</figcaption></figure>
<p>Son filmi olan “Cheatin“de, yine insan duygularının temeline inmiş ve hepimizin hayatlarımızın herhangi bir noktasında karşılaşabileceğimiz aldatma olgusu üzerine odaklanmıştır. Kaderin kendilerini bir fuarda çarpışan araba oyununda bir araya getirmesiyle hayatları değişen Jake ve Ella birbirlerine olan bağlılıkları, birbirlerinden ve hayattan beklentileri, inançları ve en önemlisi birbirlerine olan tutkulu aşklarıyla sınanmaktadırlar. Diyaloga ihtiyaç duymadan gerek kendine has olan çizim tarzıyla gerek konusunun işleniş biçimiyle olsun her anlamda sizi içine çeken yapıya sahip bir animasyon. Yaşadığımız anlık hislerin bizleri nerelere nasıl sürüklediğini ve yaşamlarımıza nasıl yön verdiğini, bizi tanımlayan bu hislerin bizlere neler yaptırabileceğini naif ve açık bir şekilde gösterilmektedir.</p>
<p>Plympton için animasyonlarında kullandığı renkler filmin ruhunu yansıtmalıdır.  “Cheattin (2013)”de pastel renklerle duygusallık, “Hair High (2004)”la 60’ların toy ve havai genç ruhu, “I Married a Strange Person! (1997)“da evlilikte yaşanan karmaşaları, “The Tune (1992)“da ve “İdiots and Angels (2008)”da da anlatılmak istenen felsefenin derin ve soğuk atmosferini hissetmekteyiz.</p>
<figure id="attachment_1461" aria-describedby="caption-attachment-1461" style="width: 203px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/I-Married-a-Strange-Person-1997.jpg" rel="attachment wp-att-1461"><img class=" td-modal-image wp-image-1461 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/I-Married-a-Strange-Person-1997-203x300.jpg?resize=203%2C300" alt="I Married a Strange Person! (1997)" width="203" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/I-Married-a-Strange-Person-1997.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/I-Married-a-Strange-Person-1997.jpg?w=539&amp;ssl=1 539w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1461" class="wp-caption-text">I Married a Strange Person! (1997)</figcaption></figure>
<p>Bill Plympton daha fazla geç kalınmadan tanışılması ve çalışmaları kaçırılmaması gereken yaratıcı ve mütevazı karaktere sahip nadir sanatçılardan birisi ve 2017’de gösterime sunulması beklenen “Revengeance“ filmi de yine heyecanla beklenmekte.</p>
<p>Bu müthiş sanatçıyı tanımanız dileğiyle&#8230;</p>
<p>Herkese iyi seyirler ve güzel günler dilerim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevilesi-bir-dervis-bill-plympton/">Sevilesi Bir Derviş: Bill Plympton</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sevilesi-bir-dervis-bill-plympton/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1457</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yasesin! Yaratıcı Endüstrinin Yeni Sanat Platformu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yasesin-yaratici-endustrinin-yeni-sanat-platformu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yasesin-yaratici-endustrinin-yeni-sanat-platformu/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 25 Nov 2015 19:28:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yücel Sarıçiçek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[dekorcu]]></category>
		<category><![CDATA[ışıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[makyöz]]></category>
		<category><![CDATA[öykü yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[senarist]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[set ekibi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema bloğu]]></category>
		<category><![CDATA[sinema endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema forumu]]></category>
		<category><![CDATA[sinema platformu]]></category>
		<category><![CDATA[sinema yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[yapımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı yazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[yasesin]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=890</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yaratıcı yazarlık, senaryo, sinema sanatının buluşma noktası www.yasesin.com bu alanlara ilgi duyanların bilgi ve deneyim paylaşımında bulunduğu, işbirliği imkânları geliştirdiği bir sanat platformudur. Türkiye senin senaryolarınla ağlayıp gülecek Türk sineması altın çağını yaşıyor. Hitchcock’un dediği gibi “iyi bir film çekmek için 3 şey lazımdır: Senaryo, senaryo ve de senaryo”. Peki, iyi bir senaryo yazmak istiyorsunuz, ancak aklınızda [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yasesin-yaratici-endustrinin-yeni-sanat-platformu/">Yasesin! Yaratıcı Endüstrinin Yeni Sanat Platformu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaratıcı yazarlık, senaryo, sinema sanatının buluşma noktası www.yasesin.com bu alanlara ilgi duyanların bilgi ve deneyim paylaşımında bulunduğu, işbirliği imkânları geliştirdiği bir sanat platformudur.</strong></p>
<p><strong>Türkiye senin senaryolarınla ağlayıp gülecek</strong></p>
<p>Türk sineması altın çağını yaşıyor. Hitchcock’un dediği gibi “iyi bir film çekmek için 3 şey lazımdır: Senaryo, senaryo ve de senaryo”. Peki, iyi bir senaryo yazmak istiyorsunuz, ancak aklınızda birçok soru. Kime, neyi, nasıl soracaksınız?</p>
<figure id="attachment_893" aria-describedby="caption-attachment-893" style="width: 256px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/yasesin-com.png"><img class=" td-modal-image wp-image-893 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/yasesin-com.png?resize=256%2C256" alt="Yasesin'de &quot;Yazarlık, Senaryo ve Sinema&quot; alanında aradığınız her şeyi bulabilirsiniz." width="256" height="256" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/yasesin-com.png?w=256&amp;ssl=1 256w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/yasesin-com.png?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-893" class="wp-caption-text">Yasesin&#8217;de &#8220;Yazarlık, Senaryo ve Sinema&#8221; alanında aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.</figcaption></figure>
<p><strong>Yazdın yazdın kuyruğuna geldin ama metin ilerlemiyor</strong></p>
<p>Belki bir Kafka değilsiniz ama içinizde ki yazma dürtüsüne engel olamıyorsunuz. Nereden başlamalı? Nasıl ilerlemeli? Olay, dil, diyaloğu nasıl ayarlamalısınız? Bir öyküye başladınız; metnin bir yerinde takılıp kaldınız; metin ilerlemiyor. Kime danışacaksınız?</p>
<p><strong>Altın ayı, uçan süpürge seni bekliyor</strong></p>
<p>“Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” fikri size de cazip geldi. Alternatif bir sinemacı olma hedefiniz var. Yalnız değilsiniz! Dünya sinemasındaki örnekleri biliyor musunuz? Türk sinemasındaki yeni soluk siz olmalısınız. İçinizi kime dökeceksiniz?</p>
<p><strong>Yönetmen amorsa geçti sen kala kaldın!</strong></p>
<p>Oyunculuk eğitim aldınız. Biraz sahne tozu yutmuşluğunuz da var. İçinizdeki oyuncuyu ortaya çıkarmanın tam zamanı. Devlerin Aşkı çekiliyor, yönetmen “Amorsa geçtik” diyor, siz çok heyecanlandınız. Acil yardıma ihtiyacınız var. Yönetmen ne demek istemiş olabilir? Işıkçısınız, diziniz yayından kaldırıldı. Hangi sette kime ihtiyaç var?</p>
<figure id="attachment_892" aria-describedby="caption-attachment-892" style="width: 288px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ya-se-sin.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-892 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ya-se-sin.jpg?resize=288%2C115" alt="Yasesin! &quot;Sinema ve Yazarlık konularına özgü Sosyal Ağ Platformu&quot;" width="288" height="115" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-892" class="wp-caption-text">Yasesin! &#8220;Sinema ve Yazarlık konularına özgü Sosyal Ağ Platformu&#8221;</figcaption></figure>
<p>Yasesin, tüm bu sorulara cevap verebilmek amacıyla kurulmuş bir sanat eğitimi ve deneyimi portalıdır. Yaratıcı yazarlık, senaryo yazarlığı ve sinema alanıyla ilgilenenler bir araya geliyor, birlikte üretmenin, bilgiyi ve deneyimi paylaşmanın keyfini yaşıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yasesin.com networküyle kişisel gelişimine katkı sağla</strong></p>
<p>Siz de bu sanat alanlarından birine ilgi duyuyorsanız www.yasesin.com’u takip edebilir, ilgilendiğiniz alanda başka insanlarla iletişim kurabilir, kafanıza takılan soruları grup üyelerine sorarak, onların deneyim ve becerilerinden faydalanabilirsiniz.</p>
<p><strong>Deneyim ve bilgi paylaşımını seni bekliyor</strong></p>
<p>Yasesin.com üyeleri ve okurlarına, yazarlık, senaryo ve sinema yaratım süreçleriyle ilgili her türlü deneyim ve bilgi paylaşımını sunarak, katılımcılarının kişisel gelişimlerine katkı sağlamayı hedefliyor. Nereden başlayacağım? Engelleri nasıl aşacağım? Yaratma sürecindeki şu problemi nasıl aşacağım? Sektörde neler yaşanıyor? Tüm bu soruların cevabı www.yasesin.com sanat platformunda bulabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yasesin-yaratici-endustrinin-yeni-sanat-platformu/">Yasesin! Yaratıcı Endüstrinin Yeni Sanat Platformu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yasesin-yaratici-endustrinin-yeni-sanat-platformu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">890</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
