<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Ziya Keyif &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/ziyakeyif/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jan 2020 06:55:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Sensiz Sedasız Bekleyiş</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sensiz-sedasiz-bekleyis/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sensiz-sedasiz-bekleyis/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 06 Jan 2020 06:55:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19190</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yabancıyız birbirimize Kahpe zaman kadar yabancı. Bir anımız, her ânımıza yabancı. Daha karşılaşmadık değil mi? Biliyorum, orada bir yerdesin. Benim kadar sevecek, Senin kadar sevilesi, Bir aşk için bekliyoruz. Geleceksin değil mi, Kalbimin diğer paresi? Bahar kadar şaşalı, Kış kadar hüzünlü, Anlatılır mı güzelim, bu aşkın hikâyesi. Günbatımında nerdedir bilinmez, Güzelliğin çehresi. Sen! Masum kırılgan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sensiz-sedasiz-bekleyis/">Sensiz Sedasız Bekleyiş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Yabancıyız
birbirimize</strong></p>



<p><strong>Kahpe zaman kadar
yabancı.</strong></p>



<p><strong>Bir anımız, her
ânımıza yabancı.</strong></p>



<p><strong>Daha karşılaşmadık
değil mi?</strong></p>



<p><strong>Biliyorum, orada bir
yerdesin.</strong></p>



<p><strong>Benim kadar sevecek,</strong></p>



<p><strong>Senin kadar sevilesi,</strong></p>



<p><strong>Bir aşk için
bekliyoruz.</strong></p>



<p><strong>Geleceksin değil mi,</strong></p>



<p><strong>Kalbimin diğer
paresi?</strong></p>



<p><strong>Bahar kadar şaşalı,</strong></p>



<p><strong>Kış kadar hüzünlü,</strong></p>



<p><strong>Anlatılır mı güzelim,
bu aşkın hikâyesi.</strong></p>



<p><strong>Günbatımında nerdedir
bilinmez,</strong></p>



<p><strong>Güzelliğin çehresi.</strong></p>



<p><strong>Sen! Masum kırılgan
çiçek</strong></p>



<p><strong>Beyaz ufuklara doğmuş
güneşe küs.</strong></p>



<p><strong>O sahranın içinden
sıyrıl,</strong></p>



<p><strong>Ben seni göreyim,
adım aydınlığın olsun!</strong></p>



<p><strong>Biz birlikte
büyüyelim kardelen çiçeğim.</strong></p>



<p><strong>Fırtına okşuyor sahil
duvarlarını,</strong></p>



<p><strong>Öfkeli bir sevda
onların büyüttüğü.</strong></p>



<p><strong>Dokunmak belki de
ellerinden öteye,</strong></p>



<p><strong>Gözlerine,
gözyaşlarına tutunmak,</strong></p>



<p><strong>Bir daha hiç
dönmemecesine.</strong></p>



<p><strong>Ne güzeldir değil mi
üveyik kuşları…</strong></p>



<p><strong>Senin kadar alımlı,
tenin kadar yumuşak</strong></p>



<p><strong>Dokunmak, ellerine
tutunmak</strong></p>



<p><strong>Gözlerinde boğulmak,
bir rüya gibi…</strong></p>



<p><strong>Biliyorum suretinle
kavuşacağım güzelliğine,</strong></p>



<p><strong>Dünya denen illetin.</strong></p>



<p><strong>Biliyorum sana
kavuştuğumda değişecek,</strong></p>



<p><strong>Şu cahil aklımın feraseti.</strong></p>



<p><strong>Bilmelisin!</strong></p>



<p><strong>Gönlüm hiç tanımadığı
sana sevdalı.</strong></p>



<p><strong>Peki! Sen neredesin?</strong></p>



<p><strong>Vazgeçer mi
sevdiğinden üveyik kuşları.</strong></p>



<p><strong>Uykudan önceki âna
tutundum;</strong></p>



<p><strong>Soğuk bir sabah
yorganıma,</strong></p>



<p><strong>Ağlarken mendilime,</strong></p>



<p><strong>Yazarken kalemime,</strong></p>



<p><strong>Anlatırken
kelimelere.</strong></p>



<p><strong>Sonra;</strong></p>



<p><strong>Bir gece son otobüse
binerken,</strong></p>



<p><strong>Açken ilk lokmamı
aldığımda,</strong></p>



<p><strong>Zifiri karanlıkta şu
mumu yakarken,</strong></p>



<p><strong>Susuzken bir musluğun
başında,</strong></p>



<p><strong>Yaralı yüreğime bakıp
durdum.</strong></p>



<p><strong>Sordum:</strong></p>



<p><strong>Uykusuz bir gecenin
sabahında,</strong></p>



<p><strong>Yazdıklarımı
anlatırken.</strong></p>



<p><strong>Gece kaçırdığım son
otobüsle,</strong></p>



<p><strong>Aç bilaç yürüdüğüm</strong></p>



<p><strong>Zifiri karanlığında
şehrin,</strong></p>



<p><strong>Susuzluğunu sordum
yaralı yüreğime…</strong></p>



<p><strong>Dedi ille de sen…</strong></p>



<p><strong>Neredesin… Nasılsın…
Kimsin… </strong></p>



<p><strong>Seni bir bulabilsem…</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sensiz-sedasiz-bekleyis/">Sensiz Sedasız Bekleyiş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sensiz-sedasiz-bekleyis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19190</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Büyük Sevda</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/buyuk-sevda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/buyuk-sevda/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 28 Dec 2019 04:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19149</guid>
				<description><![CDATA[<p>O Hiç kimse o olmayacak Ya da hiç kimse bir başkası Herkesin kendince bir parçası kalacak Tüme vararak kavuşacağız kudretine. Tanımı olmadı hiç Tanımlayamadı insanoğlu Sahipsizdi. Evet! Öyle sıradandı, öyle basit Öyle bayağı bazen Serkeşçe yaşadı değer bilmez Anlayamadı Çok değerliydi Sahip olması mucize Dünyanın bin bir çeşit rengi var dediler Mutlu olmanın birçok yolu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/buyuk-sevda/">Büyük Sevda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>O</strong></p>



<p><strong>Hiç kimse o olmayacak</strong></p>



<p><strong>Ya da hiç kimse bir
başkası</strong></p>



<p><strong>Herkesin kendince bir
parçası kalacak</strong></p>



<p><strong>Tüme vararak
kavuşacağız kudretine.</strong></p>



<p><strong>Tanımı olmadı hiç</strong></p>



<p><strong>Tanımlayamadı
insanoğlu</strong></p>



<p><strong>Sahipsizdi. </strong></p>



<p><strong>Evet! </strong></p>



<p><strong>Öyle sıradandı, öyle
basit</strong></p>



<p><strong>Öyle bayağı bazen</strong></p>



<p><strong>Serkeşçe yaşadı değer
bilmez</strong></p>



<p><strong>Anlayamadı</strong></p>



<p><strong>Çok değerliydi</strong></p>



<p><strong>Sahip olması mucize</strong></p>



<p><strong>Dünyanın bin bir
çeşit rengi var dediler</strong></p>



<p><strong>Mutlu olmanın birçok
yolu</strong></p>



<p><strong>Gülebilmek için
milyonlarca sebep</strong></p>



<p><strong>Sahilde dalgaların
dövdüğü duvarlarda büyüyen müzik</strong></p>



<p><strong>Kollarının arasında dans
eden güzellik</strong></p>



<p><strong>O sessizlik, o ruhta
huzur, o günün anlamı</strong></p>



<p><strong>O her mevsim baharın
ta kendisi.</strong></p>



<p><strong>O, benim büyük
sevdam.</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/buyuk-sevda/">Büyük Sevda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/buyuk-sevda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19149</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Karanlık Islak Acı Dolu / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/karanlik-islak-aci-dolu-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/karanlik-islak-aci-dolu-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 04 Dec 2018 06:41:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16131</guid>
				<description><![CDATA[<p>Artık duyabiliyor musun canım? Hayır! Sustu şehir gidişinle. Kaybına mı ağlıyor gökyüzü bilmem. Ya bu insan kalabalığı! Onlar mı? Sensizliğin telaşesinde. Yokluğunla boşluğa düşmüşüz Âlem, bir arayış içinde. Görüyorsun ya! Eksildik. Yarın kaldı… Evet! İçimde yarım kaldı yarın. Sıcacık ellerin, yazdan kalma anılarım. Yazdığım her kelime Söyleyemediğim adının gizemi. Gözlerin! O gözlerin yok mu senin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karanlik-islak-aci-dolu-siir/">Karanlık Islak Acı Dolu / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Artık duyabiliyor musun canım?</p>
<p>Hayır!</p>
<p>Sustu şehir gidişinle.</p>
<p>Kaybına mı ağlıyor gökyüzü bilmem.</p>
<p>Ya bu insan kalabalığı!</p>
<p>Onlar mı?</p>
<p>Sensizliğin telaşesinde.</p>
<p>Yokluğunla boşluğa düşmüşüz</p>
<p>Âlem, bir arayış içinde.</p>
<p>Görüyorsun ya! Eksildik.</p>
<p>Yarın kaldı…</p>
<p>Evet! İçimde yarım kaldı yarın.</p>
<p>Sıcacık ellerin, yazdan kalma anılarım.</p>
<p>Yazdığım her kelime</p>
<p>Söyleyemediğim adının gizemi.</p>
<p>Gözlerin! O gözlerin yok mu senin</p>
<p>Uzun uzun seyre daldığım.</p>
<p>Gecenin koynuna,</p>
<p>Her ışıkla bir hayat ve bir hayal doğurduğum</p>
<p>Uykusuz gecelerimin demi…</p>
<p>Canım!</p>
<p>Ben o kahverengi gözlerinle</p>
<p>Sonsuzluğu düşledim.</p>
<p>Vapurda martılara simit atmadım mesela</p>
<p>Kâğıt helva yemedim</p>
<p>Adalara gitmedim</p>
<p>Güzel olan ne varsa bu şehirde</p>
<p>İçinde hep sen ol istedim.</p>
<p>Soğuk ve solgun caddelerinde</p>
<p>Kaçamak saatlerce beklerken</p>
<p>Seyrettim koca tarihi</p>
<p>Manzarasına aldanıp inandım kalbimin</p>
<p>Seni işledim her yanına böylece.</p>
<p>Biliyor musun?</p>
<p>Ben bu şehri hiç sevmedim.</p>
<p>Zaman askıda kaldı suretinin hayaliyle</p>
<p>Ne yazdıysam ne söylediysem</p>
<p>Sabırsızlığım bundandı işte.</p>
<p>Çocuksu hayallerle incitme ruhunu.</p>
<p>Özlemek! Tanıdın mı hiç onu.</p>
<p>Sevmek! Hissettin mi ben gibi.</p>
<p>Ya kıskanmak!</p>
<p>Kendi içinde parça parça</p>
<p>Yoksunluğunla</p>
<p>Bin bir çeşit ıstıraba râm olmak</p>
<p>Bildin mi onu!</p>
<p>Sen de benim gibi sevme olur mu?</p>
<p>Düşme içine bu kuyunun</p>
<p>Karanlık, ıslak, acı dolu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karanlik-islak-aci-dolu-siir/">Karanlık Islak Acı Dolu / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/karanlik-islak-aci-dolu-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16131</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Seyr-ü Sefer</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/seyrusefer/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/seyrusefer/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 20 Oct 2018 05:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15779</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sarı yapraklar ardına saklanmış iki damla gözyaşıyla veda ederken sana, bir sonraki bahara yolculuğumda başladı. Dönüş hayallerinin, kavuşma arzusunun karşı konulmaz çekiciliğiyle o günleri beklemeye başladım… Otobüs değişmiş yüzüne götürürken beni bir zamanlar unutmaya çalıştığım eski bir kimliğin. &#160; İlkbahar, İlk aşk, ilk yalan, ilk kırıklar. İsimler hep değişti, Dolaptaki raflarından inmeyi bekledi giysiler. Yavaş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/seyrusefer/">Seyr-ü Sefer</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sarı yapraklar ardına saklanmış iki damla gözyaşıyla veda ederken sana, bir sonraki bahara yolculuğumda başladı. Dönüş hayallerinin, kavuşma arzusunun karşı konulmaz çekiciliğiyle o günleri beklemeye başladım… Otobüs değişmiş yüzüne götürürken beni bir zamanlar unutmaya çalıştığım eski bir kimliğin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İlkbahar, İlk aşk, ilk yalan, ilk kırıklar. İsimler hep değişti, Dolaptaki raflarından inmeyi bekledi giysiler. Yavaş yavaş eskidi. Eskimek; ötekilerce kıymetsiz ve diğerleri önemli… Çünkü anlamak değildi gaye, kurtulmaktı sorunlardan ve bir süre sonra unutmaktı sadece. Eski bir anıdan başka ne olabilirdi ki onlar.</p>
<p>Eski kıymetli! İnsan eskiden acı duymaz. Eski! Bir özlem, Eski! Hatıralar, Eski! Kötüde olsa anlaşılmış doğrular.</p>
<p>Biz şu anda boğulduk. Anda görmeyi fark edemedik. Ana yenildik ve ne kadar sığ bir liman olduğunu bilemeyip ana saplanıp kaldık.</p>
<p>Eskiyle yoğrulduk eskiyle doğrulduk. Ve bir zamanlar diyerek hep geçmişle avunduk. O karşı konulmaz, o vazgeçilmez o şaşalı günlerden cesaret bulduk…</p>
<p>Hüsran!</p>
<p>Yeter artık…</p>
<p>Ben seninle başlamak istiyorum. Yeni eskiler oluşturmak, onlara boğmak bir ömrü ve bir gün veda edeceksem… Bu! Dünya ya olmalı. Eskilerim senli, seninle dolmalı en güzel yanlarım bu güzelliklerle huzuru bulmalı.</p>
<p>Diğer eskileri kirlettiler… Çünkü değiştirdiler.</p>
<p>Lakin kaybettikçe döndüler</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/seyrusefer/">Seyr-ü Sefer</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/seyrusefer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15779</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zamanını Bekleyen Kelimeler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zamanini-bekleyen-kelimeler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zamanini-bekleyen-kelimeler/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 19 Sep 2018 05:30:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15686</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bekliyorum, Derin, anlatılmaz bir ruh haliyle, Usul usul gözlerinin içinde, Şimdiden bir sonraki karşılaşmamızı. Neden mi? Bir tebessüm ve o gözlerle yeniden buluşabilmek. Olmadığında, Mekânın anlamı yok. Ne aldıklarımın, Ne de alacaklarımın bir değeri. O yemyeşil vahayla açılıyor kapıları, Aklımın Gönlüme giden yollarında. Sorguluyor ne birikti diye fütursuzca bekçiler. Affet! Her karşılaşmada bir şeyler çalmak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zamanini-bekleyen-kelimeler/">Zamanını Bekleyen Kelimeler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Bekliyorum,</p>
<p style="text-align: center;">Derin, anlatılmaz bir ruh haliyle,</p>
<p style="text-align: center;">Usul usul gözlerinin içinde,</p>
<p style="text-align: center;">Şimdiden bir sonraki karşılaşmamızı.</p>
<p style="text-align: center;">Neden mi?</p>
<p style="text-align: center;">Bir tebessüm ve o gözlerle yeniden buluşabilmek.</p>
<p style="text-align: center;">Olmadığında,</p>
<p style="text-align: center;">Mekânın anlamı yok.</p>
<p style="text-align: center;">Ne aldıklarımın,</p>
<p style="text-align: center;">Ne de alacaklarımın bir değeri.</p>
<p style="text-align: center;">O yemyeşil vahayla açılıyor kapıları,</p>
<p style="text-align: center;">Aklımın</p>
<p style="text-align: center;">Gönlüme giden yollarında.</p>
<p style="text-align: center;">Sorguluyor ne birikti diye fütursuzca bekçiler.</p>
<p style="text-align: center;">Affet!</p>
<p style="text-align: center;">Her karşılaşmada bir şeyler çalmak zorundayım senden,</p>
<p style="text-align: center;">İlkin gözlerini,</p>
<p style="text-align: center;">Sonra o sensiz günlerimin aydınlığı suretini,</p>
<p style="text-align: center;">Ve nihayet yeniden doğuşun müjdecisi, gülüşünü,</p>
<p style="text-align: center;">Yine sana ulaşabilmek için,</p>
<p style="text-align: center;">Biçare aklımla.</p>
<p style="text-align: center;">Bir sesin kaldı geriye,</p>
<p style="text-align: center;">Birde adin</p>
<p style="text-align: center;">Cozumsuz denklemi, kimsesiz satirlarin.</p>
<p style="text-align: center;">Bes harf, iki hece</p>
<p style="text-align: center;">Dort islem degil, tuhaf bir bilmece.</p>
<p style="text-align: center;">Sana ulasmak, yollarda bulmak seni</p>
<p style="text-align: center;">Haykirmak burdayim diye,</p>
<p style="text-align: center;">Cesaret pamuk ipligine asili sevgili</p>
<p style="text-align: center;">Zamani bekliyor gelecek diye.</p>
<p style="text-align: center;">Vakitsiz her vakitten korkuyorum.</p>
<p style="text-align: center;">Duymayacağın!</p>
<p style="text-align: center;">Anlatamayacağım!</p>
<p style="text-align: center;">Kaçıyorum</p>
<p style="text-align: center;">Bir gün son bulmayı dileyerek,</p>
<p style="text-align: center;">Bende sana, sende bana dair.</p>
<p style="text-align: center;">Sana ulaşmak</p>
<p style="text-align: center;">Kelimenin diliyle?</p>
<p style="text-align: center;">Bir cümle değil, tüm lügatin yüküyle</p>
<p style="text-align: center;">Mumkun olsa, yapardim.</p>
<p style="text-align: center;">Sayfalara islenmis bir arayis benimkisi</p>
<p style="text-align: center;">Tanimadan anlatmak</p>
<p style="text-align: center;">On hazirlik belkide.</p>
<p style="text-align: center;">Mevsimler gecip gidene ozlemle son bulur,</p>
<p style="text-align: center;">Insan!</p>
<p style="text-align: center;">Yeni gelene alisir, sever, unutur</p>
<p style="text-align: center;">Her mevsim, kendince bir cicege kavusur.</p>
<p style="text-align: center;">Sen! Onbir ay cicegim</p>
<p style="text-align: center;">Dortmevsimde, seninle bir bahar bulunur.</p>
<p style="text-align: center;">Uc tanecikle isinir koca beden</p>
<p style="text-align: center;">Ikisiyle tanisti,</p>
<p style="text-align: center;">Gulumsedi!</p>
<p style="text-align: center;">Cikardi kiyafetleri kutudan yavas yavas</p>
<p style="text-align: center;">Her biri rengârenk, bin bir çeşit kokudan.</p>
<p style="text-align: center;">O seni!</p>
<p style="text-align: center;">Asiklar onu bekler, kavusmadan.</p>
<p style="text-align: center;">Papatyanin yapragi,</p>
<p style="text-align: center;">Yildizin kuyrugunda</p>
<p style="text-align: center;">İskambil, tarot</p>
<p style="text-align: center;">Kahve fincaninda</p>
<p style="text-align: center;">Bir avcun ici</p>
<p style="text-align: center;">Sakizlar</p>
<p style="text-align: center;">Burc yorumlarinda</p>
<p style="text-align: center;">Masumdur bekleyis</p>
<p style="text-align: center;">Umudun biçare fallarında.</p>
<p style="text-align: center;">Milyonlar onlarin ahenginde</p>
<p style="text-align: center;">O yegânenin pesinde</p>
<p style="text-align: center;">Donup durur</p>
<p style="text-align: center;">Koskoca zaman icinde.</p>
<p style="text-align: center;">Bir dogunca sevildiler</p>
<p style="text-align: center;">Birde giderken</p>
<p style="text-align: center;">Dokunmak bir yana dursun</p>
<p style="text-align: center;">Kimi zaman gormediler.</p>
<p style="text-align: center;">Tık tık tık</p>
<p style="text-align: center;">Kaldirimdaki ayak sesi</p>
<p style="text-align: center;">Birisi ayrı söyler, öteki hep bu sesi</p>
<p style="text-align: center;">Ayni sokagin esnafi ikisi</p>
<p style="text-align: center;">Birinin yanindadir tilkisi</p>
<p style="text-align: center;">Digerinin masumiyettir tesellisi.</p>
<p style="text-align: center;">Tık tık tık</p>
<p style="text-align: center;">Kaldirimdaki ayak sesi</p>
<p style="text-align: center;">İkisininde var tek temennisi</p>
<p style="text-align: center;">Bu ses onun sesi.</p>
<p style="text-align: center;">Kapanır kapıları dünyaya pencerenin.</p>
<p style="text-align: center;">Oyun baslamistir, karanliginda gecenin.</p>
<p style="text-align: center;">Sahne zifir, fonda ağrılı bir ses.</p>
<p style="text-align: center;">Oyuncu yok,</p>
<p style="text-align: center;">Bir resim var sadece hayalimde beliren,</p>
<p style="text-align: center;">Sen!</p>
<p style="text-align: center;">Gönüller sultani ecem.</p>
<p style="text-align: center;">Gunaydin sabahin en guzel</p>
<p style="text-align: center;">Gunesin en sicak ve en sade yuzu</p>
<p style="text-align: center;">Dalgalarin sahil duvarlarina</p>
<p style="text-align: center;">Gel gel diye cagirdigi</p>
<p style="text-align: center;">Ozlemle uguldayan ruzgarin</p>
<p style="text-align: center;">Tekneler ve vapurlarla atistigi</p>
<p style="text-align: center;">Neredesin ?</p>
<p style="text-align: center;">Gönlümün bütün mesafelerde ulaşmaya çalıştığı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>                                                                         </strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zamanini-bekleyen-kelimeler/">Zamanını Bekleyen Kelimeler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zamanini-bekleyen-kelimeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15686</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İki Kuşun Kanadında Bir Yolculuk</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/iki-kusun-kanadinda-bir-yolculuk/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/iki-kusun-kanadinda-bir-yolculuk/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 07 Sep 2018 05:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15629</guid>
				<description><![CDATA[<p>Buzlu camlara çizdim gördüklerimi. Anlatamazdım, karşılığı yoktu kelimelerce. Birkaç şekil ve bu şehir, İnsan bir yalancı lafzın peşinde, Ve herkes inanmış Silinmiş eski bir güzelliğin izinde. Tarih yer ile yeksan. İnsan kaybolmuş bir benliğin içinde. Mahlûkat helak edilmiş. Yalnız iki beyefendi kaldı şehirde Biri beyazlar içinde Bir diğeri karalara bürünmüş Lakin ikisi de o gömleğin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/iki-kusun-kanadinda-bir-yolculuk/">İki Kuşun Kanadında Bir Yolculuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Buzlu camlara çizdim gördüklerimi.</p>
<p>Anlatamazdım, karşılığı yoktu kelimelerce.</p>
<p>Birkaç şekil ve bu şehir,</p>
<p>İnsan bir yalancı lafzın peşinde,</p>
<p>Ve herkes inanmış</p>
<p>Silinmiş eski bir güzelliğin izinde.</p>
<p>Tarih yer ile yeksan.</p>
<p>İnsan kaybolmuş bir benliğin içinde.</p>
<p>Mahlûkat helak edilmiş.</p>
<p>Yalnız iki beyefendi kaldı şehirde</p>
<p>Biri beyazlar içinde</p>
<p>Bir diğeri karalara bürünmüş</p>
<p>Lakin ikisi de o gömleğin içinde</p>
<p>Gömlek,</p>
<p>Örtüsü çıplaklığın</p>
<p>Ve karanlığın olduğu kadar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sesler</p>
<p>Haykırış mı? Hayır!</p>
<p>İnilti mi? Sanmıyorum!</p>
<p>Çirkin, nahoş, gürültücü</p>
<p>Ötesi yok,</p>
<p>Kaosun içinde</p>
<p>Ben varım diyen sadece iki ses</p>
<p>Duyabileceğin varlığın belirtisi</p>
<p>Onlar iki beyefendi</p>
<p>Biri beyazlar içinde</p>
<p>Bir diğeri karalara bürünmüş</p>
<p>Lakin ikisi de o gömleğin içinde</p>
<p>Gömlek,</p>
<p>Örtüsü çıplaklığın</p>
<p>Ve karanlığın olduğu kadar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gece</p>
<p>Tüm o sessizliğin içinde</p>
<p>Sade bir gizem taşır</p>
<p>Sabah güzelliğin peşinde</p>
<p>Karanlığa yanaşır</p>
<p>Yalnız iki ses</p>
<p>Bütün vakitleri taşır</p>
<p>Biri beyazlar içinde</p>
<p>Bir diğeri karalara bürünmüş</p>
<p>Lakin ikisi de o gömleğin içinde</p>
<p>Gömlek,</p>
<p>Örtüsü çıplaklığın</p>
<p>Ve karanlığın olduğu kadar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kargaşada uyum var,</p>
<p>Alışılmış bir düzen.</p>
<p>Yıldızlarda kaybolmuş,</p>
<p>Yükseklerdi o güzel.</p>
<p>Yankılanan çığlıkları dinle gör</p>
<p>Haykırır zarafeti</p>
<p>Gece gündüz demeden</p>
<p>O yitik azameti</p>
<p>Biri beyazlar içinde</p>
<p>Bir diğeri karalara bürünmüş</p>
<p>Lakin ikisi de o gömleğin içinde</p>
<p>Gömlek,</p>
<p>Örtüsü çıplaklığın</p>
<p>Ve karanlığın olduğu kadar</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/iki-kusun-kanadinda-bir-yolculuk/">İki Kuşun Kanadında Bir Yolculuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/iki-kusun-kanadinda-bir-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15629</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kelimelerle Buluşma Serüveni</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kelimelerle-bulusma-seruveni/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kelimelerle-bulusma-seruveni/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 16 Aug 2018 05:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15537</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gözleri sensizliğe alıştı. Akıllarda gelgitleri var isminin. Yollar yokluğunda yalnızlığımla sessizleşti. Bir ben kaldım geriye senden arta… Bana baktıkça seni hatırlayabilirler mi? Ne dersin! Yıllar sonra bir gün o tozların içinden sıyırıp bedenimi, büyütebilir miyiz bir kişinin daha düşlerinde haykırdığın gerçekleri. Oysa ne çok sevmiştik o şehri, adımlarıyla karış karış işlemiştik sayfalara. Şehir o olmuştu, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kelimelerle-bulusma-seruveni/">Kelimelerle Buluşma Serüveni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gözleri sensizliğe alıştı. Akıllarda gelgitleri var isminin. Yollar yokluğunda yalnızlığımla sessizleşti. Bir ben kaldım geriye senden arta… Bana baktıkça seni hatırlayabilirler mi? Ne dersin! Yıllar sonra bir gün o tozların içinden sıyırıp bedenimi, büyütebilir miyiz bir kişinin daha düşlerinde haykırdığın gerçekleri.</p>
<p>Oysa ne çok sevmiştik o şehri, adımlarıyla karış karış işlemiştik sayfalara. Şehir o olmuştu, onlu bir şehri tanımıştı belki benimle dünya. Kaleminin kudretince kavuşturmuşken bizi, kim anlatacak şimdi yitirdiklerimi, yitirdiklerimizi…</p>
<p>Büyüttün…</p>
<p>Anlattım! Anlayana tabii&#8230;</p>
<p>Bir duygunun izahı basitlikten ötedir. Basit bir dünyada kelimeye ruh vermek sanıyorum onu yazmakla değil, bu hissizliğin içinde yaşayabilmektedir. Seninle tadabildiyse niceleri ne mutlu, hep o rüyanın eşiğinde, bir patlamanın arifesinde, kavuşmayla sonuçlanabilecek hareketin habercisiyiz. Çünkü her şey düşüncesiyle mündemiçtir.</p>
<p>Sayfalar dolusu insanlar büyüttün bağrımda. Yalnızca bir isim ve başkalarıyla şekillenen hayaller bıraktın ardında. Bende seni değil, bende kendini kaybetti ve aslını buldu insanoğlu, lakin bu öykünün içinde kaybolmadıkça…</p>
<p>Aşk değil miydi her şeyin başlangıcı ve bu satırlar aşk için yazılmadı mı? Ne ile başladınsa boşluğu doldurmaya onunla yanmadın mı? Sanat, tarih, siyaset, coğrafya senin kaybolduğun boşluk neresi? İşte beni orada bulacaksın. Evet sende o güzel söz gibi “hamdım piştim yandım” diyerek bana koşacaksın. Ya kalemin elinde, ya âlimin dilinde, ya sayfanın birinde benim ile hem dem olacaksın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kelimelerle-bulusma-seruveni/">Kelimelerle Buluşma Serüveni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kelimelerle-bulusma-seruveni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15537</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Beklenmeyen Misafir / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/beklenmeyen-misafir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/beklenmeyen-misafir/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 21 Jul 2018 05:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15208</guid>
				<description><![CDATA[<p>En zor anlarında hayatın Sığınacak bir liman ararken şu kirli dalgaları içinde Alabora olmuş bir tekneden kurtulan tek yolcu Hoş geldin! Nefes almaktı seni tanımak, Bu köhne yıpranmış kıyışehrinde. Sokakları boş evlerinde ışık yok. Görülmeye değecek bir sen varsın zaten, Bu şehrin aydınlanmaya yüzü yok. Birçok tekne yanaştı kimileriyse bakıp geçti sadece. Hep bir umut [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beklenmeyen-misafir/">Beklenmeyen Misafir / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>En zor anlarında hayatın</p>
<p>Sığınacak bir liman ararken şu kirli dalgaları içinde</p>
<p>Alabora olmuş bir tekneden kurtulan tek yolcu</p>
<p>Hoş geldin!</p>
<p>Nefes almaktı seni tanımak,</p>
<p>Bu köhne yıpranmış kıyışehrinde.</p>
<p>Sokakları boş evlerinde ışık yok.</p>
<p>Görülmeye değecek bir sen varsın zaten,</p>
<p>Bu şehrin aydınlanmaya yüzü yok.</p>
<p>Birçok tekne yanaştı kimileriyse bakıp geçti sadece.</p>
<p>Hep bir umut var diye bekledi şehir,</p>
<p>İşte bu o insan diye.</p>
<p>Buradasın adımların okşuyor ağır ağır tenimi.</p>
<p>Kırılan parçalarını topluyor kalbimin dudakların,</p>
<p>Her bir sözcüğüyle.</p>
<p>Sen gecemin aydınlığı Sitare.</p>
<p>Sen kuruyan toprakları ıslatan yağmur.</p>
<p>Sen baharı getiren döngü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hep bir ilk oldu, bir yeni, bir başlangıç fikri</p>
<p>Ve hiç istemeden bir son yaşanılması beklenilmiş</p>
<p>O yıldız kayması gibi ışıltıyla başlayıp bir anda yitmiş.</p>
<p>Yolcu sen bu şehre bitirmeye geldin</p>
<p>Bu şehir seninle başlamaya</p>
<p>Mevsimler gibiydik aslında ilkbaharda bir başlangıç fikri</p>
<p>Sonbaharla veda</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu şehirde aradığın yalnızlığın tesellisi</p>
<p>Bu şehirde bulacağın mutluluğun temennisi</p>
<p>İşte gidiyorsun, gitmelisin de</p>
<p>Sen yolcu, içinde büyüttüğün sevgiliye ait değilsin</p>
<p>İçinde büyüttüğün sevgilide sana layık olmayacak</p>
<p>Git</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beklenmeyen-misafir/">Beklenmeyen Misafir / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/beklenmeyen-misafir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15208</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeni Dünyanın Rüyası / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yeni-dunyanin-ruyasi-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yeni-dunyanin-ruyasi-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 14 Jul 2018 05:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15202</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her başlangıç seninle, her veda sana. Gidiyorsun, bakmadan kimler kalmış arkada. Özlemek hasretle beklemek kalanların hülyası Uzak şehirlerde mi yeni dünyanın rüyası. &#160; Bir mekân biçtim hayal şehir kumaşından Bir zaman seçtim ân içinde bu dünyaya uymayan. Sonsuzlukmuş büyüyen o kahve gözlerinde Fark etmedim kaybolmadan bu benliğin içinde. &#160; Uzaksın, öteler kadar uzak ve büyük [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeni-dunyanin-ruyasi-siir/">Yeni Dünyanın Rüyası / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her başlangıç seninle, her veda sana.</p>
<p>Gidiyorsun, bakmadan kimler kalmış arkada.</p>
<p>Özlemek hasretle beklemek kalanların hülyası</p>
<p>Uzak şehirlerde mi yeni dünyanın rüyası.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir mekân biçtim hayal şehir kumaşından</p>
<p>Bir zaman seçtim ân içinde bu dünyaya uymayan.</p>
<p>Sonsuzlukmuş büyüyen o kahve gözlerinde</p>
<p>Fark etmedim kaybolmadan bu benliğin içinde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uzaksın, öteler kadar uzak ve büyük</p>
<p>Gönlümde büyüttüğüm acılar, anladım küçük.</p>
<p>Tenini okşayan rüzgâr gibi hayalim, dokun</p>
<p>Beyazlar içimde, güzeller güzeli ey sevgili kadın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşlenmiş ruhuna, ipeksidir duygular</p>
<p>Bir sevda büyüt, öyle büyük, incitmesin korkular.</p>
<p>Nefes gibi çek içine o tutkuyu mesafelerde</p>
<p>Ötelerde var olsun, yeni hayatın içinde</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeni-dunyanin-ruyasi-siir/">Yeni Dünyanın Rüyası / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yeni-dunyanin-ruyasi-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15202</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yürüyoruz</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yuruyoruz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yuruyoruz/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 04 Jul 2018 05:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15204</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yürüyoruz; Nasıl başladık yürümeye? Aklımızda hep o bilindik tablo ve klişeleşmiş sözler. Büyümek neydi hadi hatırlayalım. Bir fotoğraf karesi, emekleme üzerine üst derecede bir yetenek gösterdikten sonra yatak kenarlarına, o kadın, o adam veya herhangi bir büyüğün dizlerine tutunarak ayaklanışımız. İlk cesurca ilerleyiş, gel gel sesleri arasında ayaklarımız üzerindeki o hızlı hareketler. Yüzde, dünyada hiçbir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yuruyoruz/">Yürüyoruz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Nasıl başladık yürümeye? Aklımızda hep o bilindik tablo ve klişeleşmiş sözler. Büyümek neydi hadi hatırlayalım. Bir fotoğraf karesi, emekleme üzerine üst derecede bir yetenek gösterdikten sonra yatak kenarlarına, o kadın, o adam veya herhangi bir büyüğün dizlerine tutunarak ayaklanışımız. İlk cesurca ilerleyiş, gel gel sesleri arasında ayaklarımız üzerindeki o hızlı hareketler. Yüzde, dünyada hiçbir sözcükle anlatılamayacak gülücük. Gülücüktür o çünkü tebessüm, gülümseme ve kahkaha büyüklerin kirli dünyalarına ait parçalar. Sonra herhangi iki elin işaret parmaklarına tutunarak doğruluş. Ayakta sağa sola yalpalayarak duran bir kar tanesi, onun kadar saf onun kadar duru ve onun kadar bakir, kirlenmemiş. Bakın ileride birileri çırpınıyor. Avuçları bir açılıp bir kapanıyor. Anlamsız fakat dikkat çekici, merakla ona doğru gidiyor, gitmek istiyoruz. Çünkü o tanıdık, bildik yüz ifadesi. Fakat oda ne, o işaret parmakları bizi sımsıkı kavrıyor, o küçük pofuduk ayaklar taşımıyor bizi ve iniyoruz ağır ağır yeryüzüne.</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Dimdik ve mağrur, belki kelimeler düşmüyor dudaklarımızdan ama dinleniyor daha çok seviliyoruz. Birçok bilinmedik garip nesne var çevremizde daha önce görüp ulaşamadığımız. Şimdiyse bütün güç bizim elimizde. Kimisi gürültüyle parçalanıyor, kimisi yırtılıyor, kimisiyle dehamızı konuşturuyoruz evin bomboş duvarları üstünde. Modern sanat yeni bir anlam buluyor o küçük ellerimizde. O kadın, her şeyim. Bütün göz açışlarımda gördüğüm varlık, sıcaklık. Bilmeden sevdiğim, anlamsız bulduğum lakin hep yokluğunu hissettiğim. Vakitli vakitsiz ağladığımda hep başımda hep karşımda, o adamla birlikte kalbime ezberlettiğim.</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Dile dolanmış iki kelime. Söyledikçe seviliyor, sevildikçe susuyoruz. Bilinmez, değer yargımız yok hala ama o kadın ve o adam gibi bir şey olmalılar belki de. Ara ara gördüğüm bir yer var. Dışarı diyorlar o kadın ve o adam. Çok büyük, göz alıcı, sonu olmasa gerek. Lakin biz hep o ev denen yerde, bir yere hapsolmuş insanlar görüyoruz. Sanki bizde oraya hapsolmuş gibi o evde körleşiyoruz.</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Kalabalık bir yer. O kadın ve o adam burasının bir okul olduğunu söylüyorlar. Birçok arkadaşım varmış ve birçoklarına da böyle söylenmiş olmalı ki tanımadan sahipleniyoruz birbirimizi. Okul! Ne garip bir yer. Birçok arkadaşım ve ben birlikte ağlıyoruz ilk birkaç gün. Onlarda benim gibi olmalılar diye düşünüyorum. Alıştığımızın aksine burada sözümüz geçmiyor. Zamanla anlıyor ve ocaktaki aşçıya bırakıyoruz kendimizi.</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Onca sabah git gel ve gelgitlerle geçtikten, sınıfın en çalışkanına duyulan o en saf hallerinde sevdayı tükettikten ve büyüme aşkıyla sekiz yılı da bitirdikten sonra, yenidünyanın kapısı önünde o sekiz yılda biriktirdiklerimizle dimdik, mağrur giriyoruz içeri yanımızda o kadın veya o adamla birlikte. Her şeyde bir anlam arayıp, her şeye bir anlam yüklediğimiz süreci yaşıyoruz. Kimisi yalnız ve derinden yaşarken bu süreci, kimisi farkındalıklarından uzak hayatın akışında kayboluyor. Birde ortada kalanlar var tabii en zor ve en kolayı yaşıyorlar bu değişkenliğin içinde. Mazlum zalim arasındaki yegâne köprü, biricik denge unsuru olanlar.</p>
<p>O adamın fikirleriyle şekillenen dünyamız, zamanla benliğimizde kolay kolay değiştiremeyeceğimiz bir yapı meydana getiriyor. Lakin o adamla şekillenen dünyamız yine o adama karşı saygıyla tezahür etmiyor. Çatışmalarla yoğrulduğumuz dönem başlıyor böylelikle. Duygular daha ağır, düşünceler daha keskin. Göğüs göğüse bütün çatışmaların içinde. Dişe diş bütün tartışmalarda kararlı, mağlubiyete genellikle tahammülü olmayan.</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Onca yılın terazisi bir sınav var önümüzde. Anlam neticede gizli belki ama o anlamı karşılayacak kelimeler yok bizde. Tesadüf bir dengenin eşiğinde yer buluyoruz. Anlamlar aynı fakat kelimeler farklı bu kezde. Ayrılık, bir tarafta kurtuluş ve özgürlüğün anahtarı diğer tarafta gurur ve buruk sevinçlerin. Veda vakti geldi&#8230; Güle güle</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Pencere camından bol şeritli yolları, ışıl ışıl şehirleri seyrederken, yenidünyanın eşiğinde, maddi olarak bağımlı, fikren yalanlarla dolacak özgürlüğe doğru. İlk adımları küçük ve korkak atıyor, sığınacak bir liman arıyoruz. İşte yine o ilk durak. Telefonun öte yanında bir ses, sıcacık. O kadın bu! Ve öteden bir ses geliyor kalın ve tok, güvenin adı. Buda o adam olsa gerek&#8230;</p>
<p>İnsana ait hatta yaşayan bütün varlıkların ortak noktası. Zamanın içinde, zamanla kaybolan her şey gibi alışkanlık huyumuzun da yardımıyla bütün duygularımızı zamana teslim ediyoruz. İşte öyle bir çağda öyle bir zamanı yaşıyoruz ki, cesareti olmayan, varlıklarını ateşin içindeki elleriyle cisimlerine dokundurmadan, sözleriyle, o kadın ve o adamın yaşama sebebi üzerinden sürdüren asalakların oluşturduğu engellerle mücadele ederek belki de en zor sınavını veriyoruz hayatın. Gelecek onca yıl hesabını vereceğimiz.</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Doğru ve doğru olduğuna inandığımız bir kalıba giriyoruz. Yeni dünyanın yeni insan tiplerinden biri oluyor, birkaç benle hayata işliyoruz. Şu ana kadar biriktirdiğimiz keşkelerle birlikte iki yüzü olan bir tablo karşısında seçimlerimize göre oluşacak bir resme, geçmişte yaptıklarımızla yüzleştiğimiz, gelecek adınaysa hızlı fırça darbeleriyle şekillenecek bir hayat çiziyoruz.</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Mevsimsiz bir çiçek açıyor olmadık yerinde hayatın. Eşsiz! Her şey bir şey olmuşta, bir şey olmayınca her şeyden vazgeçer olmuşuz biranda. İlk derin anlamını tatmışız dünyanın ve ilk kez vazgeçebilmişiz kendimizden. Bembeyaz nurdan bir hayalin önünde. Bir insan için güzellik adına kullanılabilecek tek kelime. Ait ve sahip olabilmenin son noktası. Tüm şu yaşam içerisinde adına mücadele etmeye değecek yegâne varlık. En zorlu koşu, en bitmeyesi yol, en tatlı acı, en katlanılası meşakkat, sebepsiz gülüşlerin özü, dönmeyen dili bülbül, yazmayan eli şair eden. Doğru sözü bulana kadar üzeri çizilmiş satırlar, günler, geceler, aylar. Bir hayatı bin umudu taşıyan son kelamla kavuşmak. Sevgilim, canım, hayatım, eşim… merhaba!</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Saat sabahın 2’si bir ses duyuluyor gecenin sonsuz karanlığı içinden. Önce ışıklar sonra ağır ağır perde aralanıyor. Yorgun gözlerinizde endişe, merak, biraz da yakarış. Günün bütün yorgunluğuna rağmen bir küçük gülücükle kabulleniş. Karşınızda bir ömür beklediğiniz hakikat, mutluluğun meyvesi. Küçücük elleri, pofuduk ayaklarıyla bembeyaz bir kar tanesi, o kadın ve o adamın en değerli mucizesi…</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Ağır ağır fark ediyoruz o kelimelerin hayatımızdan çıkışını. Bir daha dönmemecesine gidiyorlar. Kullanmayı özleyecek ve o kelimeleri yükleneceğiz gözyaşları arasında. Bir gülüşüne, sıcacık bir bakışa, şu kocamış halimize rağmen dizleri üzerinde geçecek, bütün kirli düşüncelerden uzak, çocukluk günlerimizden kalma o âna. İşte gittin koca adam, öylece yenildin sende zamana. Bilmiyordum, o gidince anladım. Sen, sen gitme ben gitmeden kal yanımda be ana.</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Ne garip! Anbean değişen ruh halleri içinde bakıyoruz geçmişe, lakin hep özleyerek. Ne bugünün tadındayız, ne yarının merakında, bir geçmiş tutturmuşuz, bütün neşeyi, mutluluğu, güzelliği o kalıba koymuşuz. Geçmiş, kime göre, ne için, hangi zaman diliminde… Dün farkında olmadan kaybettiğimiz kıymetler mi, yoksa bugün farkına varıp anlayamadıklarımızla mı geçmiş?</p>
<p>Ne biriktirdik bugüne kadar ve ne bırakabiliyoruz kendimize dair, bizi hatırlatacak. Nereye doğru gidiyor? Ne kadar düşünüyoruz? Öyle sıradan, öyle basit, duraklarda gördüğümüz reklamlar kadar değişken. Güzel sözleri seviyoruz. Ben diye başlıyor, söz icabı biz diye biten cümleler kuruyoruz. Dün bugünü, bugün dünü, yarını hiç olmayacak bir yolculuğa çıkıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Elinde yarım ekmek bir somun, arasına her ne koyduysanız artık; yağlı, şekerli, salçalı o ekmeği, oyuna yetişebilmek için koca lokmalarla tüketen çocuk gibi tükettik dünyamızı. Biz o ekmeği kaybettik; Aliyi, Veliyi, Osman’ı, Hüseyin’i, Ahmet’i, Mehmet’i; Ayşe’yi, Fatma’yı, Emine’yi; Bakkal Hasan Amcayı, Şalgamcı Murat Abiyi, dostlarımızı, komşularımızı, mahallemizi, bayramlarımızı, annemizi babamızı kaybettik. Biz tüm bunlardan önce üç kelimeyi kaybettik; güveni, saygıyı ve hoşgörüyü.</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Hayallerimiz var; ilk kelime para, sonra para, yine para… Devam ediyoruz düşünmeye; gözümüz yolda, aklımızda heyulalar; faturalar var para, pazara gidilecek para, ev kirası var para, çocuğun masrafları para… Mutluluk veren güzel anlarımız var değil mi? Sayısalı tutturursam, millî piyango bana çıktımı, iddia bir tutarsa, ganyan kuponum sağlam… Yolda yürürken şöyle başınızı kaldırıp bakıyorsunuz, köşe başlarından birinde muhakkak bir tanesi var.</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Herkes gergin, herkesin yüzünde endişe, zorlama tebessümlerimiz var hayatın içinde ve birbirimize karşı. Konuşmaktan çok yazıyoruz. Edebi zenginliğimizden değil tabi alıntı kelimelerle bir dünya kurduğumuzdan. Kahvehane köşelerinde büyüklerimizin yaptığı gibi; gazete sayfalarından, televizyonlardan alıntı kelimelerle derleme siyasetler yapıp birbirimize olan anlamsız kinimizi perçinliyoruz.</p>
<p>Yürüyoruz;</p>
<p>Teknolojiyle büyüyen bir gençliğin elinde sonramız. Eskiden çekirdek aile kavramımız vardı. Şimdi bilgisayar ve cep telefonlarımız. Evet, bilgide sınırımız yok. Kendimizden öte bir yaşayışımızda. Toplumun ve bizim olmazsa olmaz gereksinimlerimizi karşıladıktan sonra, hafifçe başımızı kaldırıp; hayatı bir televizyon ekranındaymış gibi izleyerek. Bütün yargılardan ve yargılamalardan uzak, senaryonun buraya kadar ki kısmını kabullenerek, geçmişi taşımak değil de yarını değiştirebilmek adına geçmişe dönmek. O, bir kısmımızın unuttuğu değerleri, teknolojiye rağmen teknolojiyle birlikte hayata ve insanımıza benimsetmek. Tıpkı çocukluğumuzda kaybettiğimizde, sokaklarda bulacağımız gazoz kapaklarını, kibrit kutularını arayıp bulmak gibi şimdilerde kaybettiğimiz o çocukluğu aramak.</p>
<p>Dün, yitirdiklerimizle güzeldi. Bugün, biz çocukken güzel, Yarın, biz çocukken güzel olacak…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yuruyoruz/">Yürüyoruz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yuruyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15204</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Vicdan / Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/vicdan-oyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/vicdan-oyku/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 25 Mar 2018 06:03:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13939</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevmek sana dayanmakla başladı, seni unutmak başka bir şeye. Bir neden arıyoruz, sevmek için, mutluluk için, acı için bir neden. Adım atarken ulaşmak, okurken anlatmak, sustuğunda dinlemek, dokunduğunda hissetmek için. Yaşamın başlangıcı ve sonrasını da kapsayan bu kavram, biz neyi yitirdikte bu denli kirli bir manayı yüklendi. Her kararın öncesinde bir mahkeme kuruluyor. Savcı o, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/vicdan-oyku/">Vicdan / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sevmek sana dayanmakla başladı, seni unutmak başka bir şeye. Bir neden arıyoruz, sevmek için, mutluluk için, acı için bir neden. Adım atarken ulaşmak, okurken anlatmak, sustuğunda dinlemek, dokunduğunda hissetmek için. Yaşamın başlangıcı ve sonrasını da kapsayan bu kavram, biz neyi yitirdikte bu denli kirli bir manayı yüklendi.</p>
<p>Her kararın öncesinde bir mahkeme kuruluyor. Savcı o, sanık kişi, hakim insanın kendisi. Ben diye başlayan bir cümleyle savcılık makamı iddiasını sunuyor. Sanık, biz diyor ve anlatıyor geçmişi, bugünü, birlikte geçirdiğiniz o güzel günleri. Hakim soruyor: benliğin bu durumda ki yeri? Çağrılıyor tanığı iddia makamının… Mübaşirin sesi duyuluyor gür ve duygusuzca… Tanık yerini alarak başlıyor anlatmaya…</p>
<p>Beraber büyüdük onunla, iyi olanı, güzeli tanıdık; kötüyü, çirkini gördük ve bildik birlikte… Öğrendik, hayatın zorluğunu; yaşamanın, dürüstlüğün sıratın öte yanında durduğunu. Kazanmak için ezdiler, kaybedince, tanımadan geçtiler. Anladık, zaman güç olmadan vermeyecekti bize bütün o gerçek, şimdilerde dilde inanılanları. O zaman yollarımız ayrıldı onunla, oysa siz hep birlikte bildiniz bizi. Eğer ben bugün buradaysam, anlatabiliyorsam yitirdiklerimi,demek ki sizde buradasınız, anlayabiliyor lakin kavrayamıyorsunuz eksikliğini… Evet, suçlu o, en kıymetlisini çaldı aslımın, en paha biçilmezini…</p>
<p>Sanık ağır ağır doğruldu yerinde, söz sırası tekrar ona gelmişti.Her şeye razıydı zaten,bu yüzden tek kelam etmemişti onca saat. Durdu,bunlar son sözleri olacak, belki de bir daha konuşamayacaktı. Biliyordu,bu son ne bir ölüm, ne de uzun bir bekleyişin başlangıcı olacaktı.</p>
<p>Önce katilleri tek tek süzdü. Sonra uzun uzun tanığa baktı. Hepsini taşımak bir yana, en zoru onunla olmayandı. Gözleri parlamaya başladı. Bir damla gözyaşı kirpiklerini aşarak süzüldü yanaklarından, ağır ağır ıslanıyordu teni. Sanki içinden atıyordu o akışla, kirletilenleri. Damlalar en son dudaklarına geldiğinde, bir kelime zar zor işitilebildi tüm o sessizliğin içinde. Vicdan diyebildi sadece,  vicdan hakim son kararı verdiğinde…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/vicdan-oyku/">Vicdan / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/vicdan-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13939</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kalp Us Bahçesi / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kalp-us-bahcesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kalp-us-bahcesi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 21 Mar 2018 08:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13735</guid>
				<description><![CDATA[<p>İşte bir sayfa daha kapanıyor Bir defa daha veda ediyoruz geçmişe Her şey tarihe karışıyor ve herkes kayboluyor bu hiçlikte Ben bir hiçim, sende öyle. Bulacaklar bir gün bizi Belki bir arkeolog, belki bir öğrencinin ellerinde, Yeni bir anlamla var olabiliriz, sıradan bir insanın hayallerinde. &#160; Ne sen bana uyabildin, ne de ben sence bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kalp-us-bahcesi/">Kalp Us Bahçesi / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İşte bir sayfa daha kapanıyor</p>
<p>Bir defa daha veda ediyoruz geçmişe</p>
<p>Her şey tarihe karışıyor ve herkes kayboluyor bu hiçlikte</p>
<p>Ben bir hiçim, sende öyle.</p>
<p>Bulacaklar bir gün bizi</p>
<p>Belki bir arkeolog, belki bir öğrencinin ellerinde,</p>
<p>Yeni bir anlamla var olabiliriz, sıradan bir insanın hayallerinde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne sen bana uyabildin, ne de ben sence bir şekle.</p>
<p>İnançlarımda köreldin, inandıklarınla körleştim.</p>
<p>Kelimeleri harmanlayıp anlattık meramını</p>
<p>Bence bir manaydı bu, sence derin hadise</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Doğru yol budur diye koştum peşinden</p>
<p>Yalnız kaldım, görmez oldular beni.</p>
<p>Varlık mücadelesiydi verdiğim savaş</p>
<p>Hep buna inandım, böyle var olduk hepimiz.</p>
<p>Delice bir tutkuydu öyle kör olduk</p>
<p>Önce inandık sonra yoğurulduk.</p>
<p>Bir veda vakti yola düşünce,</p>
<p>Ne sen kaldın geride ne de ben bu şehirde</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne sen bana uyabildin, ne de ben sence bir şekle.</p>
<p>İnançlarımda köreldin, inandıklarınla körleştim.</p>
<p>Kelimeleri harmanlayıp anlattık meramını</p>
<p>Bence bir manaydı bu, sence derin hadise</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kalp-us-bahcesi/">Kalp Us Bahçesi / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kalp-us-bahcesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13735</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Umudum / Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/umudum-oyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/umudum-oyku/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 25 Feb 2018 05:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13255</guid>
				<description><![CDATA[<p>Küçük bir otel odası… Duvarda kaçıncı kopyası olduğu meçhul, ağlayan bir çocuğun portresi var. Uzun zamandır beni izliyor. Bazen onu öyle içselleştiriyorum ki halime acıdığını düşünüyorum. Netice de bir tablo ve bende dilediğine, dilediği anlamı yükleyen bir insanım, yani diğer insanlardan pek farkım yok. Yatağımın başucunda küçük bir komidinim var ve üzerinde de boş bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/umudum-oyku/">Umudum / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük bir otel odası… Duvarda kaçıncı kopyası olduğu meçhul, ağlayan bir çocuğun portresi var. Uzun zamandır beni izliyor. Bazen onu öyle içselleştiriyorum ki halime acıdığını düşünüyorum. Netice de bir tablo ve bende dilediğine, dilediği anlamı yükleyen bir insanım, yani diğer insanlardan pek farkım yok. Yatağımın başucunda küçük bir komidinim var ve üzerinde de boş bir çerçevem, hayata başlarken ki gibi boş. Nasıl dolduracağımı düşünüyorum uzun zamandır… O boşluktan kaç hayat geldi geçti? Kim bilir?</p>
<p>Çerçeveler, zamana hapsettiğimiz o eski anıların zindanı. Mutluyuzdur o karenin içinde ya da zoraki bir tebessüm asılı kalmıştır, ağzımızdan kulaklarımıza doğru uzanan yapmacık çizgiler. Bu yüzden pek sevmiyorum fotoğraf çektirmeyi…</p>
<p>Sonra o küçük pencerem var birde, onun hemen yanında pek rahatsız sandalyem. O küçücük pencerenin önünde oturup hayatı seyretmek istiyorum bazı bazı. Belki de hayatla aramdaki tek beklentisiz bağım olduğu için. Hesap vermeden, olmayacak suallere maruz kalmadan en doğal halleriyle insanları seyretmek, sokağı seyretmek, canlıları ve çaprazda iki bina arasında kalmış o küçük deniz manzaramı… Sırf bu manzara için odaya ekstra ücret bile ödüyorum. Oysa denizi pek sevmem, geceleri şehrin ışıkları altındaki hayat kadar anlamlı bulmadığımdan olsa gerek. Işıklar, her biri bir gizemi aydınlatır. Mum alevi; insanın içinde saklı aşkı sahneler, Sigaramın ucundaki alev, efkârıma eş aydınlanır mesela, ben dertlendikçe derin derin, daha da harlı alev alır tütün. Lambalar, sokaktaki için sıcak bir yuvayı aydınlatır. Evde sevdiklerimin yüzünü… Oysa içimde hep aydınlıktır onlar.</p>
<p>Şimdi bu şehir de tanımadığım insanların içinde iş yerim ve otel odam arasında mekik dokuyorum. Bu odaya ilkin zoraki sonradan bile isteye fazladan ücret ödüyorum. Geldiğimin ikinci günüydü sanırım, karşıdaki binada bir ses duydum. İşte o gün bu gündür o çocuk; halime ağlıyor, çerçevem; kim bilir kaçıncı kez kurduğum bir hayalde, o sesin sahibiyle mutluluğumu hapsediyor.</p>
<p>Mutluluk, her daim esaret altında, neden? Acılarımız kadar çok değil ve onlar gibi büyütemediğimizdendir belki. Her gün olduğu gibi bugün de pencerem açık. Mevsim kış hava buz gibi lakin ben de hastalığa dair tek bir emare bile yok.</p>
<p>O sesi duyalı yaklaşık üç hafta oldu. Düşler eskir mi? Tıpkı acılar ve mutluluk gibi onlar da eskiyor. Tek eskimeyen şey umudum. O billur sesi üç hafta büyütebiliyor insan içinde, bir yüzü, bir tebessümü bir ömre sığdırabilir öyleyse.</p>
<p>İşte yine geldik o durağa ve benim kendimle olan buluşmam her zaman olduğu gibi bir son buldu. Bu dar sokaklar, şu esnaf lokantası, hınca hınç dolu kafeler ve kafelerin eteklerine uzanmış kaldırımda bir adam, az ilerde bir çocuk el açmış bir şeyler bekliyor gelip geçenden. Her zaman böyle miydi? Bu kadar muhtaç var mıydı önceden ya da hepsi… Hayır! Hayır! Silmeliyim o düşünceyi… Ölmemeli vicdanım, uymamalıyım bu şehre. Ben bu toprağın çocuğuyum netice de… İnsan hangi ruh halinde olursa olsun yolda yürürken bile bin bir çeşit hale bürünebiliyor bu şehirde.</p>
<p>Ev yemekleri satan bir dükkân var otelin üç bina ilerisinde, neredeyse her akşam oraya gidiyorum. Giderken o kısa mesafede sokaktaki eski binaları seyrediyorum, onların o eşsiz güzelliğine dalıyorum. Yapıldığı yıllarda bazısına kuş yuvası bile konmuş. Acaba ev sahipleri kira alıyor mu onlardan&#8230; Aylık üç yumurta misalinden, netice de bu şehirde her şey para. Geçen gün bir işportacıdan duymuştum eğer ticaretten biraz anlıyorsan soluduğun havayı bile satabilirsin demişti.</p>
<p>Ah şu musakka, bak görüyor musun yine düştü aklıma o kadın. Annem! Bence anlatılan onca gurbetin adı o. Hadi onsuz bir örnek verin. Onun bildiği, tattığı, gördüğü, yaşadığı, dokunduğu ne varsa ilk benzetme unsuru değil midir ya da en güzeli. Şu boynumdaki siyah atkı, sıcacık yeleğim. Yediğim en güzel yemek bu önümdeki değil. Bir gözün nuru olmak, başını okşayan o şefkatli ellerde yoğrulmak değil mi özlediği gurbet kuşlarının.</p>
<p>Ağır ağır merdivenleri çıkıyorum. Bu daracık ve kıvrımlı merdivenlerde acaba nasıl yürürdük el ele diye hayal ediyorum bazen. Az değil üç kat tırmanıyoruz birlikte. Bazen de öyle düşler kuruyorum ki onunla, mekân hep bir muamma, yanında olmanın verdiği hazla kayboluyoruz akreple yelkovan arasında bir zamanın koynunda.</p>
<p>Saçları bazen simsiyah, yeniden doğuyor insan o saçlara dokunan ışığın ritmiyle, rüzgâra karşı süzülen kuşlar gibiyiz. Tüm dünyanın aksine inatla sarılıyoruz birbirimize. Kimi zamanda o saçlar sapsarı, güneş gibi, ilkin göğsümü saran bir yangın büyüyor içimde, kavruluyor bedenim, ruhum ama yine o buğulu sesiyle bir yaz günü kavrulan bedenimi yıldızlar gibi okşuyor, serin bir dokunuş oluyor sesi.</p>
<p>Ah sizler! Penceremin eteğinde salınan samanyolunun sakinleri… Bugün bütün varlığınızı saran en büyük dünya hangisi, hani o suretlerinize astıklarınızdan ötede olan, hani diğerlerinin bilmediği size açılan. Hani umudunuzun saklandığı köşe; o izbe, karanlık, bilinmez diyar nerede. İşte ben o seste o gözlere kavuştum. Bir dünya buldum aydınlık, umut dolu.</p>
<p>Onca zaman sonra, bugün duyabilecek miyim onu diyerek oturmuşum sandalyeme. Soruyorum:</p>
<p>Bugün ziyaret edecek mi hayallerini, bugün yine o dünyaya kabul edilecek misin? Ne zaman daimi mutluluğa erecek ruhun derken, karşı pencereden onun sesini duyuyorum. O! Güneşim, yıldızım eksikliğini hissettiğim ne varsa dünyamda omuzlarına yüklediğim varım. Huzura erip mutluluğuna ulaştığım anda bir çığlıkla dönüyorum bir başka dünyaya. Bağrışmalar, ağıza alınmayacak hakaretler yükseliyor karşı pencereden ve sonra bir silah sesi duyuluyor.</p>
<p>Öylece kalıyorum. Onun sesi çıkmıyor bir süre… Gözlerim doluyor… Korkuyla merdivenlere doğru ilerliyorum. O daracık merdivenleri uçar gibi bir hızla inerek karşı binaya koşuyorum, çevredekilere, polisi arayın, o sesin sahibini, bir dünyayı yıktılar diyerek bağırıyorum. Ve birkaç defa zili çaldıktan sonra ahşap kapıyı bir omuz darbesiyle kırıyorum. Hızla yukarıya çıkarken odanın önünde üç beş kişi görünüyor. Gitti diyorum içimden, gitti. Sonra o ses, o sesin sahibine ne olduğunu öğrenmek isteyenlerdir diyerek içeri giriyorum. Ne yaptınız ona, ne yaptın ona diyerek.</p>
<p>Ben gözyaşları içinde kıvranırken, insanların yüzlerinde anlam veremediğim bir tebessüm vardı.</p>
<p>Sonra o sesi duyuyorum. Bu şehirde yalnızlığımı paylaşan, düşlerimde büyüttüğüm o suretlerin sahibini.</p>
<ul>
<li>Buyurun beyefendi ne oldu diyor.</li>
</ul>
<p>Seni! Seni vurdular duydum.</p>
<p>O çocuğun gözyaşları…</p>
<p>Benim kalbim…</p>
<p>O küçücük çerçevem boş kalacak diye sana koştum…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/umudum-oyku/">Umudum / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/umudum-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13255</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Biz Olsak Ya! / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/biz-olsak-ya-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/biz-olsak-ya-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 10 Feb 2018 08:25:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13260</guid>
				<description><![CDATA[<p>Neden sen ve beniz Biz olsak ya! Senden bahsedildiğinde ben Benden bahsedildiğinde sen Diyebilsek ya korkmadan. Sana adanıp, Seninle kapansa tüm kapılarım mesela… Açmadan gördüğüm Günyüzü olsan. Olur ya pencereyi açmaya kalksam O açışla gözlerine dalsam, Zaman dursa ve ben kahverengi gözlerinle boğulsam. Suret-i hayalinle büyüttüğüm mutluluk, Varlığınla kutlansa küçük dünyamda, Sevinsek, sonu belirsiz zamanlarca. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/biz-olsak-ya-siir/">Biz Olsak Ya! / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Neden sen ve beniz</p>
<p>Biz olsak ya!</p>
<p>Senden bahsedildiğinde ben</p>
<p>Benden bahsedildiğinde sen</p>
<p>Diyebilsek ya korkmadan.</p>
<p>Sana adanıp,</p>
<p>Seninle kapansa tüm kapılarım mesela…</p>
<p>Açmadan gördüğüm Günyüzü olsan.</p>
<p>Olur ya pencereyi açmaya kalksam</p>
<p>O açışla gözlerine dalsam,</p>
<p>Zaman dursa ve ben kahverengi gözlerinle boğulsam.</p>
<p>Suret-i hayalinle büyüttüğüm mutluluk,</p>
<p>Varlığınla kutlansa küçük dünyamda,</p>
<p>Sevinsek, sonu belirsiz zamanlarca.</p>
<p>Biz olsak ya!</p>
<p>Bitirilmemiş aşkların sonu</p>
<p>Bahsi geçen görülmemiş mutluluğun adı.</p>
<p>Güzele nitelik, aşka anlam,</p>
<p>Zamanda sonlanmış sevdaya,</p>
<p>Aciz düşmüş aşıklar için tek tanık.</p>
<p>Zavallı kelimeleri yormadan,</p>
<p>Acze düşürmeden sözleri,</p>
<p>Bir fotoğraf karesi gibi</p>
<p>Hem gerçeği, hem hayali,</p>
<p>Hem geçmişi, hem geleceği</p>
<p>Tebessümlerle kutsayan.</p>
<p>Biz olsak ya!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/biz-olsak-ya-siir/">Biz Olsak Ya! / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/biz-olsak-ya-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13260</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bana Hayır Deme</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bana-hayir-deme/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bana-hayir-deme/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 31 Jan 2018 05:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12694</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bana hayır deme Kirlenmesin dudakların Ellerini çek ellerimden ve git öylece Mevsimlik âşıklardan olalım bizde &#160; Bana hayır deme Sen ki! O küçük aydınlığında düştün ateş böceğinin, yüreğime Öldür, kıyabilirsen ve git öylece &#160; Bana hayır deme Bir kelebek misali, Ölüm bizi ayırana dek miydi kavlimiz Öyleyse, bu sona razı ol ve git öylece &#160; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bana-hayir-deme/">Bana Hayır Deme</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bana hayır deme</p>
<p>Kirlenmesin dudakların</p>
<p>Ellerini çek ellerimden ve git öylece</p>
<p>Mevsimlik âşıklardan olalım bizde</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bana hayır deme</p>
<p>Sen ki!</p>
<p>O küçük aydınlığında düştün ateş böceğinin, yüreğime</p>
<p>Öldür, kıyabilirsen ve git öylece</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bana hayır deme</p>
<p>Bir kelebek misali,</p>
<p>Ölüm bizi ayırana dek miydi kavlimiz</p>
<p>Öyleyse, bu sona razı ol ve git öylece</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bana hayır deme</p>
<p>Işıksız sokaklarla, isimsiz caddelerde kayboldu içim</p>
<p>Lisan-ı halime bir adın yetecek</p>
<p>Yalnız o kalsın ve git öylece</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bana hayır deme</p>
<p>Bi ters bi düz, bi ters bi düz</p>
<p>İşlemiş kalbime o yeşil gözler</p>
<p>Bırak bende kalsınlar ve git öylece</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bana hayır deme</p>
<p>Demedin ki hiçbir zaman</p>
<p>Sen olmadın girmedin ki dünyama</p>
<p>Habersizce yaşadım ben seni senden</p>
<p>Her günümün bir anında</p>
<p>Beni o anlarda bırak ve git öylece.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bana hayır deme</p>
<p>Sus!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bana-hayir-deme/">Bana Hayır Deme</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bana-hayir-deme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12694</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şu Aciz İstanbul’da</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/su-aciz-istanbulda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/su-aciz-istanbulda/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 22 Jan 2018 05:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12703</guid>
				<description><![CDATA[<p>Buğulu gözlerinle daldığım masum düşlerim var benim, Satırlarıma saklı sözcüklerim birazda. Yani seni tanıyan herkes gibi Seni yaşıyorum her günün bir anında. Ya sözcüklerle seni yazıyorum bir satıra Ya da bu şehirde benim için güzel ne varsa, ona dalıyorum, Parça parça sen oluyor şu aciz İstanbul’da. &#160; Kanlıca da, Pierre Loti’de, Kimi zaman anlatıldığı manasından [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/su-aciz-istanbulda/">Şu Aciz İstanbul’da</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Buğulu gözlerinle daldığım masum düşlerim var benim,</p>
<p>Satırlarıma saklı sözcüklerim birazda.</p>
<p>Yani seni tanıyan herkes gibi</p>
<p>Seni yaşıyorum her günün bir anında.</p>
<p>Ya sözcüklerle seni yazıyorum bir satıra</p>
<p>Ya da bu şehirde benim için güzel ne varsa, ona dalıyorum,</p>
<p>Parça parça sen oluyor şu aciz İstanbul’da.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kanlıca da, Pierre Loti’de,</p>
<p>Kimi zaman anlatıldığı manasından uzak,</p>
<p>Betonlara gark olmuş Üsküdar da.</p>
<p>Bu şehrin bin bir yüzüne bakan neresi varsa,</p>
<p>Ya da hangi yüzünde sevdiysen bu şehri,</p>
<p>İşte orada burcuna varıyorum,</p>
<p>İçime doluyorsun şu aciz İstanbul’da.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zaman duruyor, bir ağırlık çöküyor ruhuma.</p>
<p>Sahilde dalgaları seyrediyorum,</p>
<p>Dans ediyor sandallar ve vapurlar,</p>
<p>Martı seslerinin o nahoş tınısıyla.</p>
<p>Anadolu’mun türküsünü haykırıyor insan yüzleri</p>
<p>Ben onları görüyor,</p>
<p>Seni düşlüyorum şu aciz İstanbul’da.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gurbet dedikleri şeye yabancıydım bir zamanlar…</p>
<p>Bir mekâna hapsolmak, ruhen ona tabii,</p>
<p>Onunla özdeşleşen her şeyle haldaş olmak.</p>
<p>Ne demek? Ellerine düştüğümde anladım.</p>
<p>Senin hayalinle bu şehri arşınladım,</p>
<p>Sayıkladım çayımı yudumlarken,</p>
<p>Kapalıçarşı’da gezerken</p>
<p>Ya da Mahmutpaşa’da esnaf çığırtılarını duyduğumda,</p>
<p>Alışverişe çıkmış bir kadın gibi</p>
<p>Kalbimde ruhunu duyumsadım şu aciz İstanbul’da.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/su-aciz-istanbulda/">Şu Aciz İstanbul’da</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/su-aciz-istanbulda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12703</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ölü Şehrin Gözyaşları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/olu-sehrin-gozyaslari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/olu-sehrin-gozyaslari/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 12 Jan 2018 07:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12698</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sessizlik! Bu kelimeyle başlasın bütün cümleler. Güneşi doğmamış yağmuru dinmemiş hanelerde dolduruldu kanlı nehirler. Acıya güvenilir arkadaş, bu binalar bu caddeler mutlulukla doğmadı. Onlar, bir beklentinin bir umudun yetim çocukları. Yükseliyor sesler, bazen bir anda bazen teker teker. Bu duyduğun ne kapı gıcırtısı, ne pencere… Bu gördüğün sokakların sessizce ağlayışı… Zamana yüklediler beyaz atını hikâyenin, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/olu-sehrin-gozyaslari/">Ölü Şehrin Gözyaşları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sessizlik!</p>
<p>Bu kelimeyle başlasın bütün cümleler. Güneşi doğmamış yağmuru dinmemiş hanelerde dolduruldu kanlı nehirler. Acıya güvenilir arkadaş, bu binalar bu caddeler mutlulukla doğmadı. Onlar, bir beklentinin bir umudun yetim çocukları.</p>
<p>Yükseliyor sesler, bazen bir anda bazen teker teker. Bu duyduğun ne kapı gıcırtısı, ne pencere… Bu gördüğün sokakların sessizce ağlayışı…</p>
<p>Zamana yüklediler beyaz atını hikâyenin, geldi zaman gitti zaman. Altta bir dünya kuruldu üstte bir dünya. Aynı ülke, aynı şehir, aynı ilçe, üst üste dizilmiş onca mahalle. Hiyerarşik bir düzenle yükselmedi insanlar. Bir anda var oldu, üstün elit “düşünce”.</p>
<p>Kutulara dolduruldu insan denen varlığın ispatı. Sanma öyle birden yok oldu. Ruh, bedenden öte… Aklında büyüttüğün fitneler ve çıkarlarınla, şu gördüğün binalarda gam oldu.</p>
<p>Tüketilen bedeninin acısını, bir mum gibi ağır ağır, gözyaşlarıyla kendi vücuduna akıtan, insan ve binalar içinde kaybolan heybetli koca şehir. Arıyoruz adım adım eskilerin söylediği güzellikleri. Şimdilerde ne çok değişmiş caddeler ve külhanbeyleri. Nerede eski Marmara kahvesi, nerede eskilerin sohbet ettikleri uzun İstanbul geceleri.</p>
<p>Her şey bir değişime mahkûm ve her şey bu değişim içinde eksilmeye.</p>
<p>Madde eksildikçe ruh gelişir diye bir varsayımda bulunsak. İstanbul’u da terazi sayıp bir yanına insanı bir yanına da tarihi, eski İstanbul’u, Boğazı, Halici koysak, İçerisinde büyüttükleri ağır gelecektir lakin insan, her şeyi tüketen mahlûk, düşünen namert, yine her zaman olduğu gibi tüketecek varlığıyla bir neslin ilmek ilmek dirilttiğini.</p>
<p>Ruh yok oldu. Maddede ehemmiyet. “İstanbul varmış bir zamanlar” diye başlayacağım o İstanbul’a belki hasret, şimdikine melanet diyorum. Bana o İstanbul’u verin. Taşı toprağı altın, kıyıda köşede kalmış küçük güzellikleri, kendimizi avutacak sözleri değil o İstanbul olsun ki; Türk filmi tadında isyanlarımız olmasın. Bu taşıdığımız beden, bu ruh… İstanbul’la birlikte, olabiliyorsa şayet yeniden var olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/olu-sehrin-gozyaslari/">Ölü Şehrin Gözyaşları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/olu-sehrin-gozyaslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12698</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Esaskız &#038; Künyesiz Piyade</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/esaskiz-kunyesiz-piyade/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/esaskiz-kunyesiz-piyade/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 02 Jan 2018 05:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12284</guid>
				<description><![CDATA[<p>Akrep yelkovanla ana düşünce, akılda kurulur hayal sahnesi… Ve perde!  Bir ruh bir bedende ölür mü? Sual bu olsa gerek, Esaskız, ilk sahnede görülse… Başlamaksa bitirmenin yarısı, devam ediyor işte hikâye… Bir tebessüm ve bir merhabayla değişti dünya. Yazıldı, yazılmak istendi en güzel sözcükleri kelamın. Parçalar kelimelerinle birleşince yaşamak neymiş anladı, o künyesiz piyade… Bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/esaskiz-kunyesiz-piyade/">Esaskız &#038; Künyesiz Piyade</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Akrep yelkovanla ana düşünce, akılda kurulur hayal sahnesi… Ve perde!  Bir ruh bir bedende ölür mü? Sual bu olsa gerek, Esaskız, ilk sahnede görülse…</p>
<p>Başlamaksa bitirmenin yarısı, devam ediyor işte hikâye… Bir tebessüm ve bir merhabayla değişti dünya. Yazıldı, yazılmak istendi en güzel sözcükleri kelamın. Parçalar kelimelerinle birleşince yaşamak neymiş anladı, o künyesiz piyade… Bir şiir döküldü dudaklarından az zaman sonra, beklenmeyen misafire.</p>
<p>Ben öldüm! Şimdi kalan yok. Yaşamaksa sessizlik konuşuyorum o zaman. Kaç cümle varlığımı sarıyor, kaç solukta kayboluyor şu zaman. Dünyada işim bitmedi… Ahiret mi? Zor, yaman. Ben dünyalık âdem! Ne yasak meyvesini yedim geldim. Ne de aşkıyla kavruldum. Bu zillet içinde o Havva’ya tutundum.</p>
<p>Şimdi her şey güzeldi, kelimeler özel. Telefonun öte yanında sesi duyuldu sonra… Düğümlendi boğaz, kayboldu cesaret, satırlar sustu, dudaklar acz içinde. Sana bir hâl anlatmak gerek Esaskız dedi. Bu sessizlik bozulmalı. Belki sevgi sözleri değil ilk cümlelerde… Basit, günümüz kadar, günümüz insanları kadar sığ olmalı biraz belki de. Neden zorlamalı inceliklerle, neden süslemeli, birkaç dörtlük değil mi neticede. Bugün olmasınlar, bugün sussunlar. Çünkü akıl düşleriyle mahpus, künyesiz piyade sol yanıyla.</p>
<p>Ne kadar büyüleyiciydi oysa öyle sanmıştı künyesiz piyade. Garibim! Nerden bilebilirdi. Bir gün ortasında hiç başlanmamış bir öykünün bitebileceğini. Göğsüne sığmayan bir vurgunla oturduğu sandalyede öylece dona kaldı. Anlam veremiyor, aklı sancıyan yüreği ile cevabı olmayan bir duvar arasında gidip gelirken, yanaklarını ıslatıyordu o acı yüklü yeşil gözleri. Kalbi sığmıyordu bedenine, ağrısız acıyı tadıyor. İlk defa böyle derinden anlayarak kaybediyordu içinde bir şeyleri. Bir bakışla büyütüp, tek kelamla gidişini düşünürken…</p>
<p>Gel zaman git zaman sonra… Onuda bir parçasında hazmettiği kalbi tamda rahatladı diye düşünürken… Bir daha karşısındaydı, satırların ucunda. Sonu olmayan karmaşık düşüncelerinde boğulduğunu söyleyen, kendine kendiyle çözüm üreten Esaskız. Ucu açık cümlelerle, yarım yamalak onardığı bir kalbi avutmaya çalışıyordu fikrince. Künyesiz piyade kimdi ki, duygu hamalı, kaybedilmiş aşklar kervanındaki herhangi bir yolcu mu? Sustu! Bir süre konuşmadı. Neden diyemedi. Çünkü kendince bir cevap bulmuştu Esaskız. Böylece bir süre konuşmadan görüştüler. Künyesiz piyade Esas kızı bekliyor, ara sıra satırlarda buluşuyor. Ara sıra da iki kelam edip köşesinde özlüyordu. Ta ki Esaskız yine kendi hayal gücüyle kurduğu bir dünya da kaybolup sessizce çekip gidinceye değin…</p>
<p>En zoru nedir siz bilirsiniz dedi künyesiz piyade dostlarına. Cevapsız, konuşma olmadan, duymadan son bir kez. Sadece susarak onu; ona; onsuz anlatmak, kendi satırlarınızla ulaşma sevdası belki, anlamsızca sürekli giden birisine.</p>
<p>“Sonrası olmayacak Esaskız güle güle” dedi ve çekildi künyesiz piyade…</p>
<p>Seçilmiş aciz sözcükleriyle devam etti sonra, tüm garip âşıklar gibi acziyetini dillendirmeye… Anlık gelgitleriyle ruhunun… Bazen ismini arıyor, bazen boşluğu doldurma çabasında. Görüp ulaşamadığı, tam oraya uygun varlığa.</p>
<p>Kendi dünyasında bir hayat onunkisi. Kim mi o; Esaskız diye bir niteliğe kavuşuyor künyesiz piyadeyle… Bir vedanın ardından anlatmaya devam ediyor sonra… Yalnız, biçare hayatın. Odasında otururken her gün, her günün içinde her saat, her an olduğu gibi aklında canlanıyor, karşısındaymış gibi… Alıyor kalemi kâğıdı eline, yazmaya başlıyor. Esaskız! Kaçak sevdam diye…</p>
<p>Gidişinin boşluğunda kalışı var acının. Güzel olan ne varsa niteliğini kaybediyor bu gidişle… Ara sıra tebessümler sığdırıp anlara, merhem deniyor merhemler içinde, yokluğunla büyüttüğün yalnızlığına.</p>
<p>Alkolik olsa şişelerinde kaybolur. Bağımlı olsa dumanında boğulurdu hayatın. Alışmaya çalışıyor künyesiz kalmış varlığına ruhunun. Bir fırtınada kalmış takanın akıbeti neyse içten dışa bir hükmediş serkeş bedeninde.</p>
<p>Koskoca İstanbul’da kaybolmuş bir beden ve oradan oraya taşıdığı bir hiçlik. Neden diyor yine neden, her zaman olduğu gibi kendisine… Nedene bir sende tanım yok. Çünkü sen ne bir neden ne de bir sonuç. Evet! Sen bir oluş, varoluşta bir vücut buluş… Bir ruhla ebediyette kaybolan değil, nadir varlıklar gibi hayatta anlam buluş…</p>
<p>Künyesiz piyade, bilinmeyen bir zamanın olmadık bir anında, Esaskız’ın sözcükleriyle bütün ağırlığından kurtuluyor ruhunun. Lakin şimdi anlamak, anlatmak derdinde… Bitmiyor içinde büyüttüğü hikâye… Yeni bir kelimeye daha… Anlamında kavuşmuş cümleler büyütmek istiyor, Esaskız’ın varlığıyla.</p>
<p>Biraz sonra sessizliği bozuyor Esaskız&#8230; En derin en sade en anlamlı kelimelerle&#8230; Künyesiz piyadeyse başka âlemde; özlediği, aradığı… Beklediği o anlamla olmasa da, kalbinde büyüttüğü bir dünyanın seyrinde.</p>
<p>Sormuştu işte, neden diye neden ben diye. Öylece kaldı şuuru. İnsandı neticede, İki dünyası vardı; kalp ve akıl; hangisindeydi o cevap onu öğrenebilseydi, nasıl? Kalbiyle söylese kelimeler manasız, aklıyla söylese ruhuyla tutarsız. Kayboldu! Bir yol gösterilmeli yoksa Esaskız’a ulaşması imkânsız.</p>
<p>Usulünce cevaplanması ne mümkün, öylece düşmüştü kalbine… Cevap vermeliydi, saçmaladı ilk cümlelerinde… Doğru düşünmek bir yana dursun, doğru sözcük var mıydı? Damdan düşercesine bir anda olmuştu her şey ve o bir anın hesabıyla geçirilmişti bunca zaman.</p>
<p>O kıymetli zaman bitiyor ve gidiyordu, yüzünde o güzel tebessümüyle. Bekledi, bekledi, bekledi künyesiz piyade. O anlıkta olsa ne zordu ayrılık… Gitme, kal biraz daha diyemedi.</p>
<p>Yolculuk başladı. Yüreği hafif, aklı sallantıda, ah şu garip! Ayakları nereye götürse oraya gidecek. Beklenti içinde lakin beklentiye cevap verecek bir kalp yok. İçinde büyüttüğü onun varlığı dışında.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>     </strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/esaskiz-kunyesiz-piyade/">Esaskız &#038; Künyesiz Piyade</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/esaskiz-kunyesiz-piyade/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12284</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aşk, Beş Duyu İle Toprak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ask-bes-duyu-ile-toprak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ask-bes-duyu-ile-toprak/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 13 Dec 2017 05:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11913</guid>
				<description><![CDATA[<p>İşte beni bekliyorlar&#8230; Tam karşıda. Sanılanın aksine, ne bavulumda hediyeler, ne de içimde anlatacak özel bir yer var. Ne içindi bu sabırsız bekleyiş. Görmek ve duymak yetmiyor mu? Dokunmanın sihri ne? Beni sevdam yüceltti, tutkularım ve inançlarımla bu haldeyim. İllaki dokunmak istiyorsanız tenime&#8230; Bilmiyorum! İnanın! Hala temiz bir yer olmalı. İlk benimle başladınız tanımaya… Hissettiniz [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-bes-duyu-ile-toprak/">Aşk, Beş Duyu İle Toprak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İşte beni bekliyorlar&#8230; Tam karşıda. Sanılanın aksine, ne bavulumda hediyeler, ne de içimde anlatacak özel bir yer var.</p>
<p>Ne içindi bu sabırsız bekleyiş. Görmek ve duymak yetmiyor mu? Dokunmanın sihri ne?</p>
<p>Beni sevdam yüceltti, tutkularım ve inançlarımla bu haldeyim. İllaki dokunmak istiyorsanız tenime&#8230; Bilmiyorum! İnanın! Hala temiz bir yer olmalı.</p>
<p>İlk benimle başladınız tanımaya… Hissettiniz sıcaklığını hayatın… Tuttunuz, muhtaç ellerinizle bir sürecin içinde gayesi olduğunuz varlıkları. Bazen hayata, bazen de hayatı yüklediğiniz varlığa dokundunuz ve yumuşacık tenlerinizle bir amaç için yoğruldunuz.</p>
<p>İnsan belki her şeyi unutur lakin hatırlamak istediğinde tek bir şey kalmıştır geride. Bu ne resimler ne bir düş ne de mekânlar olacaktır, hatırlamak istediğinizde ki o sizin için kimse, çekmelisiniz derince içinize… Çünkü geriye hissedilebilir tek gerçek ben kalacağım sizinle.</p>
<p>Vazgeçemezsiniz! Bir benden ayrılamazsınız belki de. Benimle tanımıştır her şeyi, anlam yüklemeyi akılla, o anlamı aramayı benimle sağlamıştır. Her ne ise değeri, benimle fark etmiştir. Benim üzerimedir anlamlı dörtlükler. Renkler benimle kavuşmuştur bir ahenge. Denizde mehtap, gökyüzündeki sonsuzluk benim. Öylece! Düşünmeden bir bakın göreceksiniz.</p>
<p>Varlık adına ne varsa adının olmadığı, cisimlerle boğulmuş bir dünya düşleyin. Notaların enstrümanlarla buluşmadığı, o aletlerin üzerinde tınısını yitirmiş hareketleri, sevda sözlerinden bi haber insanları düşünün, her şeyin satırlarda kaybolduğunu düşleyin, o zaman beni arayacaksınız.</p>
<p>Gelin ve kaynananın ilk kavgası benimle, düzenden önce… İlk sorgu sual ilk karşılaştırmanın adı benim, o zavallı adam bu sahneye girince… Alışkanlıkların adı benim. Değişmeyen tutkunun, ucunu kaçırdınız mı sonunuzu getiren utkunun adı benim. Elinize sağlık der ve bu dünyadan göçerim.</p>
<p>Bir zamanlar ne güzeldik oysa birlikte&#8230; Size açıktı her daim kalbim. Niceleriniz mekân tuttu bağrımda, niceleriniz kayboldular ruhlarıyla. Ben! Hepinizin ahretlik uğrak yeri…</p>
<p>Veriliyor salası birinin daha. Geliyor kirlettiği, körelttiği, kararttığı bencileyin garip varlığa&#8230; Yok demek elimde mi Rabbimin yarattığı şu kudretli varlığa&#8230;</p>
<p>İnsan! Kıymetini bilmediği kıymetlere boğulmuş mahlûk.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-bes-duyu-ile-toprak/">Aşk, Beş Duyu İle Toprak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ask-bes-duyu-ile-toprak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11913</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yol Yorgunu / Şiir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yol-yorgunu-siir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yol-yorgunu-siir/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 20 Sep 2017 21:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10900</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kimsesiz kelimelere yükleyip haykırmalı ki ödenmesin hesapları. Sehpa hazır! Yaftalar çalışılmış pankartlar üzerinde. Bir boşluğa haykırmalı ve anlayacak birkaç insan bulmalı sözcükleri. Riyakâr ressamların süslediği tablolarda aramalı, Boyası kalkmış sıvası dökülmüş duvarları. Kalemimi kırdım kendi elimle, Biliyorum insan böyle aramalı hakikati ötelerde. Kahve köşelerinde, gazete kupürlerinde, Onlarca insanın kirli kalemleriyle susmalı. Kendi lisanınca konuşmalı, yalnızca [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yol-yorgunu-siir/">Yol Yorgunu / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kimsesiz kelimelere yükleyip haykırmalı ki ödenmesin hesapları.</p>
<p>Sehpa hazır!</p>
<p>Yaftalar çalışılmış pankartlar üzerinde.</p>
<p>Bir boşluğa haykırmalı ve anlayacak birkaç insan bulmalı sözcükleri.</p>
<p>Riyakâr ressamların süslediği tablolarda aramalı,</p>
<p>Boyası kalkmış sıvası dökülmüş duvarları.</p>
<p>Kalemimi kırdım kendi elimle,</p>
<p>Biliyorum insan böyle aramalı hakikati ötelerde.</p>
<p>Kahve köşelerinde, gazete kupürlerinde,</p>
<p>Onlarca insanın kirli kalemleriyle susmalı.</p>
<p>Kendi lisanınca konuşmalı, yalnızca o doğruyu haykırmalı.</p>
<p>Doğru yalnız! Ona yoldaş olmalı.</p>
<p>Korkmak gerçek! Bildiğim, hissettiğin en acınası karanlık.</p>
<p>Bir gün bize de dokunur ümidiyle beklediğin o anne eli</p>
<p>Hep ötekileştirildi, diğerlerine ait oldu bildiğiniz dünya da.</p>
<p>Saklayın kalemleri kitapları</p>
<p>Duymasın kulakları o canlı tınıyı bir daha</p>
<p>Bir ekran, bir koltuk işte yıkıldı kulen!</p>
<p>Bir tek ışığa mahkûm birçok aydınlığa inat.</p>
<p>Camların ötesinde gördüğün en çirkin surat bizim ki olmalı çocuk</p>
<p>Günün bu vaktinde sokaklara düşen karanlık</p>
<p>Ve senin pencere önündeki yalnızlığın</p>
<p>Bizim ki olmalı yıllar önce.</p>
<p>Hep bir öteye ve evvele mahkûm andan uzak</p>
<p>Hayallerin olmalı geçmişte işleyip gelecekte olgunlaşacak</p>
<p>Böylece ütopya kurulmalı</p>
<p>Tozpembe hayallerle süslü sayfalar doldurmalı</p>
<p>Yıllar sonra uyanıp bu uykudan anlamalısın</p>
<p>Doğru yalnız! Ona yoldaş olmalı.</p>
<p>Korkmak gerçek! Bildiğim, hissettiğin en acınası karanlık.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yol-yorgunu-siir/">Yol Yorgunu / Şiir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yol-yorgunu-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10900</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sonsuzluk Özlemi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sonsuzluk-ozlemi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sonsuzluk-ozlemi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 26 Mar 2017 04:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8581</guid>
				<description><![CDATA[<p>Zor zamanlardı. Konuşmaktan çok yazıyordu herkes. Kelimeler hürdü lakin satırlarda, isimsiz ve yetim. Mimlenmişti adamlar ve kadınlar, geceden farksız riyakâr bir sessizlik… Huzur mu? Evet. Tehlike mi? Daniskası. Korkunun eşiğinde söylenmişti&#8230; Kimseler duymadan bütün âleme anlatılmıştı isyanın ilk sözcükleri. Küçük bir dünya da daha nasıl olabilirdi. Şu kırılgan satırlara gizlenmiş, baktıkça derinlerde gördüğümüz o titrek [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonsuzluk-ozlemi/">Sonsuzluk Özlemi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Zor zamanlardı. Konuşmaktan çok yazıyordu herkes. Kelimeler hürdü lakin satırlarda, isimsiz ve yetim. Mimlenmişti adamlar ve kadınlar, geceden farksız riyakâr bir sessizlik… Huzur mu? Evet. Tehlike mi? Daniskası.</p>
<p>Korkunun eşiğinde söylenmişti&#8230; Kimseler duymadan bütün âleme anlatılmıştı isyanın ilk sözcükleri. Küçük bir dünya da daha nasıl olabilirdi. Şu kırılgan satırlara gizlenmiş, baktıkça derinlerde gördüğümüz o titrek dalgaları, yeşil ve eladan bozma denizlerin. Kaybedilmiş son şehir, adın düşmeyecek dudaklardan, en şanlı direniş, en hazin son.</p>
<p>Sokak lambasının aciz ışığından mahrum, kendi karanlığında boğduğun o bankta, gölgenin nezaretinde bekliyorsun sabahı. Kırışmış yüzünde biriken çatlakları sayan bir çocuk soruyor:</p>
<ul>
<li>Amca, nasıl eskidin böyle?</li>
<li>Seni sevebilir miyim, Babamın antikası kıymetinde.</li>
</ul>
<p>Ruhundaki sonsuzluk yüklenmiş esareti, tenindeki sona doğru taşıyor. Sen! Kendi dünyasına mahkûm aciz adam. Ne olacak son sözcüklerin?</p>
<ul>
<li>Varlık tükenir, sözcükler baki, sonsuzluk, özlemin nihayeti.</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sonsuzluk-ozlemi/">Sonsuzluk Özlemi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sonsuzluk-ozlemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8581</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Serde Sevda Sancısı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/serde-sevda-sancisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/serde-sevda-sancisi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 23 Mar 2017 05:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8578</guid>
				<description><![CDATA[<p>Öyle uzak durma sevdiğim, öyle mahzun, öyle hüzünlü susma dedi Cafer, aydınlanırken cemresi gül cemalinin. Mesafelerde büyüttüğü aşk tohumlarını ekerken memleketinin buz tutmuş bağrına&#8230; Bu, giderken son sözleri olmuştu, mevsimlik bir vedanın ardına. Cemre! Gözü yaşlı Cemre… Alıştığı bir şehirde, alışmadığı bir yalnızlığa mahkûm, otobüsün hareketiyle sarıldı telefona… Hapsedilmiş kelimelerin izinde, yazıyor ha yazıyor onca [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/serde-sevda-sancisi/">Serde Sevda Sancısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Öyle uzak durma sevdiğim, öyle mahzun, öyle hüzünlü susma dedi Cafer, aydınlanırken cemresi gül cemalinin. Mesafelerde büyüttüğü aşk tohumlarını ekerken memleketinin buz tutmuş bağrına&#8230; Bu, giderken son sözleri olmuştu, mevsimlik bir vedanın ardına.</p>
<p>Cemre! Gözü yaşlı Cemre… Alıştığı bir şehirde, alışmadığı bir yalnızlığa mahkûm, otobüsün hareketiyle sarıldı telefona… Hapsedilmiş kelimelerin izinde, yazıyor ha yazıyor onca zaman görmeyeceği sevdiğine…</p>
<p>Bir pazartesi sabahıydı, kan ter içinde uyandı Cafer…  Geceden kalma, yüzünü örten kitabı bir kenara savurup başladı düşünmeye, yıllar önce sinesine sığındığı o büyük aşkı yeniden yaşamıştı sanki bir tuhaf rüyanın içinde… Cemre, o gün ki gibi karşısında duruyor.   Cafer yıllar sonra ne için ve neden olduğunu bilmeden dizlerinin üstünde durmuş Cemreye haykırıyor…  Şehir suskun, sokaklar sessiz dalda sonbahar yaprakları ânın geçmesini bekliyor. Zamansa bu sahnede asılı… Geçmiyor… Bir anlık sessizlik, en büyük haykırış oluyor o küçük odanın içinde. Sağda bir kitaplık, karşısında kanepe ve o adam, eski bir mutluluğun seyri içinde… Soluksuz semaya dalıyor ve o küçük pencerenin ardında gökyüzü, Cemreyle yeni bir bahara uyanıyor.</p>
<p>Sokaklarda bir telaş, her biri bir yere ulaşmanın peşinde, her vardığı yer yeni bir sevdanın. Gitmiyor düşüncesi Cemreyle başlayan rüyanın. Cafer için sarı ışık yanıyor. Düşüncesinin miladı, onu bilmediği bir sona taşıyor.  Yürürken ağır aksak, sürekli değişen bölük pörçük, parça parça kaldırımları, ilerlemeyen sıkışık trafikte izlerken insanları, dinlerken korna seslerini, şehir çılgınca haykırırken yalnızlığıyla, bir düşünce sivriliyor Cafer’in hatırında. Cemre! Adıyla müsemma kadın, ağır ağır beliriyor.  Bir küçük zerre değil, bir ateş peyda oluyor bu bedende, Cafer, usul usul yanıyor…</p>
<p>Birkaç gün sonra yine bir akşam vakti koca günün yorgunluğu uğruyor gözkapaklarına, ağır ağır ayrılıyor düşüncesi şehrin hengâmesinden ve dalıyor derin bir uykuya. O gece hiç bitmeyesi, lafızlara sığmayan görüntüleri anlatmak ne mümkün, aşkın badesini tatmış Cafer o dünyanın içinde… Günün ilk ışıklarıyla aydınlanırken sokaklar, kapının eşiğinden merhaba diyor yeni doğan güne, hiç alışık olmadığı bir şekilde, yüzüne dünyayı ısıtacak bir tebessüm uğruyor.</p>
<p>Masada bilgisayar, bir kafede oturmuş çayını yudumlarken boğaza nazır, manzaranın eşsizliğiyle yitik geçmişe ulaşacak kelimeleri tuşluyor klavyenin üstünde (Cemre), aklında binlerce soruyla birlikte. Ya o eller başka bir ele değmişse, bir başkası düşmüşse yangın yerine, uğramışsa o aciz yüreğe bir uslanmaz kalp ağrısı diye geçirirken içinden, sureti beliriyor gözlerinin önünde; manasızlaşıyor görüngüler; çay, tadını; boğaz, o derin manayı yitiriyor. Hareketler durmanın eşiğinde, yalnız bir şeyin raksı var tüm bu keşmekeş içinde oda kalbi, varlığından baskın bir haykırışla zorluyor varmak için ötelere… Yalnız o yeşil gözlerde buluyor ve yanaklarında peydah oluyor birkaç damla yaş, öylece taşıyor mutluluk göğüs kafesinden. Cafer, derin bir iç çekişle ilk suali soruyor nasılsın diye. Bir karşılığı var mı bilmiyor yıllar önce yitirdiği sevgilide.</p>
<p>Akşamla gelen kızılca kıyametten kurtuluyor caddeler ve geceye bir tenhalık çöküyor. Sokak lambalarının altında bir gölge, yolculuk uzun lakin adımlar kısa, sanki hiç gitmek istemiyor gibi. Sırtında bir çanta, elinde; bir kibrit aleviyle tutuşmuş sıkıntılar. Derince bir nefes… Sanki her nefeste dünyadan sıyrılıyor. İlerideki durağı fark ediyor sonra, durakta bir genç son otobüsü bekliyor. Dertli, gideceği yer uzak olmalı, başka kim bilir kaç tane soru, her şey dünyalık, hepsi zamana asılı. Durdu, çocuğa baktı. Daha tanımadığın belli dedi. Genç oralı olmadı. Yüzündeki ifade anlatıyordu gerçeği bu adam meczup olmalı ya da bir dilenci. Yanılmıyordu genç, cemresi düşmüştü bağrına Cafer’in. Bu, ya bir ömürlük kışın başlangıç nöbeti ya da bir ömürlük baharın habercisi.</p>
<p>Ve nihayet Bir merhabayla devam ediyor sıradan seyrine hayat. Cafer bir hülyanın peşinde Cemre o ilk rüyayı dinliyor. Kelimeler taşıyor yatağından, susmak bilmiyor düşünceler. Aşk bu ya işte fark ettirmeden zamandan ayrılıyor. Geçiyor geçiyor geçiyor&#8230; Koskoca bir defter, sevdayla evirilmiş bütün sözcükler o defterde bir vücuda, Cemrenin avuçlarında bir çağrıyı kucaklıyor, doğa sıyrılıyor örtülerinden Cafer o yaşlarla her gün bir bahara uyanıyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/serde-sevda-sancisi/">Serde Sevda Sancısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/serde-sevda-sancisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8578</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnsanlık</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/insanlik/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/insanlik/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 21 Mar 2017 06:06:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ziya Keyif]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8575</guid>
				<description><![CDATA[<p>Acelemiz var yolculuğa çıkıyoruz. Son yolcuda bindi artık her şey tamam. Hareket vakti, gözler kör, akıllar ziyan içinde. Haydi! Bas gaza şoför… Kaçalım kendimizden olabildiğince. Ne zamandır yoldayız? Adem, haydi ilk söz sende, Bir şeyler eksik sanki… Son yüzyıl da durduk mu? Hayır! Ee o zaman o nerede? Kim? O işte. O? Şoför bey otobüsü [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/insanlik/">İnsanlık</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Acelemiz var yolculuğa çıkıyoruz.</p>
<p>Son yolcuda bindi artık her şey tamam.</p>
<p>Hareket vakti, gözler kör, akıllar ziyan içinde.</p>
<p>Haydi! Bas gaza şoför…</p>
<p>Kaçalım kendimizden olabildiğince.</p>
<p>Ne zamandır yoldayız?</p>
<p>Adem, haydi ilk söz sende,</p>
<p>Bir şeyler eksik sanki…</p>
<p>Son yüzyıl da durduk mu?</p>
<p>Hayır!</p>
<p>Ee o zaman o nerede?</p>
<p>Kim?</p>
<p>O işte.</p>
<p>O?</p>
<p>Şoför bey otobüsü geri döndürün.</p>
<p>Neden?</p>
<p>İnsanlık nerede?</p>
<p>Yazık!</p>
<p>O sadece bir benzetme…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/insanlik/">İnsanlık</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/insanlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8575</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
