<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Yasemin Tok &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/yasemin-tok/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 06:42:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Bir ‘MÜHENDİSE’ Kolay Yetişmiyor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-muhendise-kolay-yetismiyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-muhendise-kolay-yetismiyor/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 26 Apr 2016 15:47:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yasemin Tok]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3382</guid>
				<description><![CDATA[<p>Mühendise; çoğu zaman mahalle baskısı gören, genellikle bölümünde zorlanan, neden bu bölümü seçtiğini bile bilmeyen ama yavaş yavaş alışmaya başlayacak olan ya da artık alışan, ne olursa olsun bakımından ödün vermeyen, yarı mühendis yarı kadın olan tatliş bir varlıktır. Farklı bir tanım yaptıktan sonra devam edelim evet, bu bir ayrıcalıktır. Bir mühendise kolay yetişmiyor. Ne [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-muhendise-kolay-yetismiyor/">Bir ‘MÜHENDİSE’ Kolay Yetişmiyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mühendise</strong>; çoğu zaman mahalle baskısı gören, genellikle bölümünde zorlanan, neden bu bölümü seçtiğini bile bilmeyen ama yavaş yavaş alışmaya başlayacak olan ya da artık alışan, ne olursa olsun bakımından ödün vermeyen, yarı mühendis yarı kadın olan tatliş bir varlıktır. Farklı bir tanım yaptıktan sonra devam edelim evet, bu bir ayrıcalıktır. Bir mühendise kolay yetişmiyor. Ne zorluklar ile bu günlere geldik sen bilmezsin, tabi ben de sendenim diyorsan zaten beni anlamışsındır sana çok açıklamama yapmama gerek yok. Gelelim bilmeyenlere; ben bilgisayarcıyım benim bölümüm diğerlerine oranla daha kadınımsı ama ben ve dostlarım bile zorlanıyoruz bide diğerlerini düşünsene makineci, inşaatçı, çevreci, ziraatçı, elektrikçi, mekatronikçi, uzaycı liste uzar gider. Kimisi koca koca aletleri taşır, kimisi kaynak yapar, kimi bağ bahçe gezer, kimi devrelerle boğuşur. Tamam, bunu erkeklerde yapıyor onlara da zor. Benim amacım yetişirken yaşanan zorluklardan bahsetmek, herkes senin gibi düşünmüyor olabilir bir de böyle düşün.</p>
<p>Kadınlar yaratılışları gereği nazik ve zarif canlılardır ee şimdi sen bu nazik ve zarif canlıyı tutup da mühendise yaparsan ilk başta bi tutunamaz, anlayamaz, neredeyim ben deyip gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi kalır. Sonra tabi ki yine yaratılış gereği inatçı bir canlı olduğu için tutunur ve sağlam adımlarla ilerler. Zor olanı başarır neden başarmasın? En iyisini başarır hem de, yeter ki istesin ve sevsin.</p>
<p>Başarı olayına harika bir örnek verecek olursam çok değerli meslektaşım ilk kadın bilgisayar mühendislerinden biri 2 ay önce olan bir konuşmasında “işimizle ilgili bir kuruluşta tek kadın bendim ve başkan yardımcılığı için aday oldum ama kadınım diye beni seçmediler ‘evde kadın dırdırı çekiyoruz bir de burada çekemeyiz’ e getirdiler lafı” demişti. Ben bile kırıldım yalan yok. O değerli mühendise ise “arkadaşlar ben de buraya sizin gibi iş yapmaya geliyorum” demiş. Haklı hep beraber iş yapmaya çalışıyorlar tek fark ise onun kadın olması. Adalet nerede diye sorarım ben. Demiştim yaratılış gereği inatçıdır kadınlar hele de erkeklerin egemen olduğu bir iş alanında iki kat daha çok çalışmalıdır ki tutunabilsin. Meslektaşıma geri dönecek olursam ilk adaylığında kazanamamış inat etmiş ikincisinde 1 oy farkla kazanmış başkan yardımcısı olmuş, şu an ise o kuruluşun bizzat başkanı ve dünya çapında bir şirket sahibi üstüne bir de evli ve çocuğu var. İsim vermiyorum sonuçta hepimiz mühendiseyiz. Kendisi ise benim en bi sevdiğim mühendisedir. Başarından öperim seni.</p>
<p>Mühendiseciğim tavsiye olarak; sakın pes etme, inat et, tutun, başar ve kim olduğunu göster herkese ben sana inanıyorum.</p>
<p>Sevgili okuyucu, iyi çalışmalar ve mutlu bir hayat dilerim efenim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-muhendise-kolay-yetismiyor/">Bir ‘MÜHENDİSE’ Kolay Yetişmiyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-muhendise-kolay-yetismiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3382</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sabahattin Ali: “İnsan Yalnız da Mutsuz Olabilir Çünkü”</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sabahattin-ali-insan-yalniz-da-mutsuz-olabilir-cunku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sabahattin-ali-insan-yalniz-da-mutsuz-olabilir-cunku/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 15 Apr 2016 09:23:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yasemin Tok]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[İçimizdeki Şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[Kürk Mantolu Madonna]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyucaklı Yusuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3174</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Neden?” Her kitabını okuduktan sonra bunu kendime soruyorum. Neden? Sabahattinciğim Ali Neden? Bu caaanım kitapların suçu ne? Mutlu son ya da son zamanların favori repliği “mutlu sonsuz” varken sen neden inatla mutsuz son da hatta inatla acı son da ısrar ettin acaba? Etraftan, oradan buradan duyduğumuz ya da dizilerde, filmlerde gördüğümüz kadarıyla herkeste bir “Sabahattin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sabahattin-ali-insan-yalniz-da-mutsuz-olabilir-cunku/">Sabahattin Ali: “İnsan Yalnız da Mutsuz Olabilir Çünkü”</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“Neden?” Her kitabını okuduktan sonra bunu kendime soruyorum. Neden? Sabahattinciğim Ali Neden? Bu caaanım kitapların suçu ne? Mutlu son ya da son zamanların favori repliği “mutlu sonsuz” varken sen neden inatla mutsuz son da hatta inatla acı son da ısrar ettin acaba?</p>
<p>Etraftan, oradan buradan duyduğumuz ya da dizilerde, filmlerde gördüğümüz kadarıyla herkeste bir “<strong>Sabahattin Ali</strong>” fırtınası almış başını gitmiş. Bende böyle başladım aslında gördüm – duydum – okudum – daha önce neredeydin sen deyip pişman oldum.. Evet hep mutsuz son, hep acı son ama sona gelmeden önce ortada kocaman bir duygu, yazı, emek ve birikimin eseri var. O aşk dolu cümleler nasıl sıcacık bir görsen. Cümlelerinden öperim seni Sabahattin Ali. En azından bir parçasını okudun mu? Ben okudum hatta ilk okuduğumda neden mutsuz son dedim, sıkıldım, bırakmak istedim, tabi çok merak edip bir de mahalle baskısı görünce devam ettim bırakmadım. Hiç te pişman değilim.</p>
<p>Mutlu sonları herkes sever. Sevenler kavuşsun, küsler barışsın, dünya çok güzel bir yer olsun, masumlar ölmesin, silahlar patlamasın.. Belki de ona göre kolaydır bunları yazmak ya da belki tahmin edilemez olmak istemiştir, bir kitabı eline aldığında sonunun mutlu olacağını bilirsin, üzerine konuşmazsın ama bilirsin işte. Seni şaşırtmak istemiştir belki de.. Ya da içimi acıtan bir tahmin olarak hep mutsuz sonlar yaşamıştır, hayatın böyle olduğuna, böyle de olacağına inanmıştır ve sonuç olarak bunu yazılarına aktarmıştır.</p>
<p>Düşüncelerimin hepsi sadece birer tahmin keşke onunla oturup konuşmak gibi bir fırsatım olsaydı da sorsaydım “neden sevenler kavuşmuyor? Neden acı sonlara mahkûm bıraktınız o güzelim kitapları?” diyebilseydim ya da bambaşka bir düşünce olarak Sabahattin Ali’yi kalıcı kılan, yıllar sonra bile fırtınalar estiren, üzerine bu kadar konuşturan hatta bu yazıyı yazmamı sağlayan bu mutsuz sonlar değil mi?</p>
<p>Ben ne kadar anlatsam da boş bir <strong>Sabahattin Ali</strong> anlatılmaz yaşanır, sen de yaşa, adam ne güzel yazmış, ne güzel kurmuş o cümleleri gözlerin bayram etsin, tüm kalbinle oku ama sakın çok sıkıcı deyip bırakma en önemlisi sonu zaten. Evet mutsuz son ama sen o mutsuz sona gelene kadar her defasında “ya bu adamın gerçekten cümlelerinden öpmek lazım” diyeceksin ve o kadar çok hayata dokunmuş olacaksın ki sonunu söylediğimi bile hatırlamayacaksın..</p>
<p>İyi okumalar sevgili okuyucu ve mutlu bir hayat dilerim efenim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sabahattin-ali-insan-yalniz-da-mutsuz-olabilir-cunku/">Sabahattin Ali: “İnsan Yalnız da Mutsuz Olabilir Çünkü”</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sabahattin-ali-insan-yalniz-da-mutsuz-olabilir-cunku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3174</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Kadının Son Notu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 07 Apr 2016 10:30:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yasemin Tok]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3026</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gidelim buralardan&#8230; Ne bileyim işte kimsenin bizi bulamayacağı yerlere gidelim mesela, ya da atların yüzebildiği yerlere gidelim ama gerçekten yüzebildiği denizlerin derinliklerine kadar inebilen atlar olmalı gittiğimiz yerde yoksa o atlar neye yarar. Çocukların hiç büyümedikleri yerlere gidelim mesela, hiç büyümesin çocuklar hep çocuk kalsınlar, şimdi meraklı gibi soracaksın “iyi de çocuk dediğin nasıl büyümez? [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/">Bir Kadının Son Notu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gidelim buralardan&#8230; Ne bileyim işte kimsenin bizi bulamayacağı yerlere gidelim mesela, ya da atların yüzebildiği yerlere gidelim ama gerçekten yüzebildiği denizlerin derinliklerine kadar inebilen atlar olmalı gittiğimiz yerde yoksa o atlar neye yarar. Çocukların hiç büyümedikleri yerlere gidelim mesela, hiç büyümesin çocuklar hep çocuk kalsınlar, şimdi meraklı gibi soracaksın “iyi de çocuk dediğin nasıl büyümez? yani çocuk kaç yaşında büyümüş olur ki?” ben de hemen soracağını önceden biliyormuş gibi cevap vereceğim, içi büyümesin çocukların temiz kalsınlar, küçük şeylerden mutlu olsunlar, büyükler bir zamanlar çocuk olduklarını unuttukları zaman büyümüş olurlar işte. Paraya önem vermesin çocuklar ya da bir dakika paraya önem verilmeyen yerlere gidelim biz ama sadece ikimiz başkaları gelmesin sen seversin kalabalık olmayı, sıra sıra gezmeyi ama ben seni severim. Senle olmayı baş başa kalmayı daha çok severim. Sana bakmayı, seni izlemeyi, yemek yiyişini, kahve içişini, bakışlarını, duruşunu, çikolata gözlerini… Neyse, ne diyordum gidelim buralardan baş başa olduğumuz yerlere gidelim mesela, ya da balıkların uçabildiği yerlere gidelim ama gökyüzünün sonlarına kadar uçabilsinler. Ne var canım uçsun işte balıklar ne olmuş. En güzeli insanların sustuğu yerlere gidelim biz. Gerçekten en güzeli bu, düşünsene kimse konuşmuyor sadece hayvanların sesleri, yaprak hışırtıları, dalga vuruşları, belki bir piyano sesi ama insan sesi yok, konuşma sesleri, gülme sesleri, bağırma sesleri, kavga sesleri hiç biri yok. Araba sesleri de olmasın. İnsanlar yürüsün yürüyün canım ne olacak eskiden araba mı varmış hem doğa da kirlenmez o iğrenç egzoz gazlarınızdan kurtuluruz. Araba dediysem sadece araba değil taşıtların hiç biri olmasın arabalar, motosikletler, vapurlar, uçaklar hiç biri olmasın hayat daha güzel olur belki.. Savaşların olmadığı yerlere gidelim, kimsenin kimseyi öldürmediği ya da öldürmek zorunda kalmadığı yerlere gidelim, bombaların patlamadığı, en önemlisi de masumların ölmediği yerlere gidelim. Ne çok gidelim dedim bence biz gerçekten gidelim. Peki, yanımıza ne alalım. Bir koli çikolata olsun ya da iki mi olsa? Senin için de kitap alalım birden fazla sayıda ama benim okumam için, sen benim sana kitap okumamı daha çok seversin bilirim. Okurum ben sana kitap, en çokta ben okurken dizime uzanıp saçlarımla oynamanı severdim bende. Bunu sana hiç söylemedim ne bileyim söylemedim işte. Kaç kitap alsak acaba sen kitap almaya bayılırsın seversin kokularını, kapaklarını, yazılarını, düşüncelerini bende en çok okumayı severim. O özenle düzenlediğin kitaplığında yüzlerce kitap vardı her zaman tozlarını alıp düzenleyip tekrar koyardın raflarına ben de sana öyle olur mu hiç diye çıkışmıştım, kitap bu okunmadan olur mu? Kitaplığına dünya sığdırmışsın okumadan olmaz düzenleme kitaplarını bırak kendi yerlerini kendileri seçsinler, bırak tozlansınlar tozlu raflardan al oku kitaplarını her kitap yeni bir dünya aç yeni dünyaların kapılarını demiştim. Bir şey dememiştin gülmüştün sadece zaten hep gülerdin benim sözlerime ne güzel de gülerdin içim giderdi bazen sırf yeniden gül diye saçma sapan konuşurdum yeniden gül de içim gitsin yeniden gül de içim ısınsın günüm güzel geçsin diye, o günden sonra karışmadın kitaplığına. Hep ben dokundum o kitaplığına. Sen kitaplar aldın ben de sana okudum o kitapları.</p>
<p>Kitapların nasıl? Benden başkası dokunmaz onlara dokundurtmazsın bilirim. Hadi gel eskiye dönelim yemek yapalım yine seninle. Sen benim zorumla salata yap yine, ben de o sevdiğin tavuklu yemekten yapayım. Sonra beraber sosunu hazırlayalım tavuğun. Ben bütün işlerimi konuşa konuşa yapayım sen de sadece bana gül, zaten dedim ya sırf sen bir kere daha gül diye ben saçmalarım. Sonra sofrayı hazırlayalım sen o sevdiğin yeşil mavi çizgili cam bardağını al ben de öylesine sıradan bir bardak, önemli değildi benim ne de ne içtiğim ne de ne yediğim önemli olan sendin senin varlığını kendi varlığımla azaltamazdım ben yapamazdım bunu. Sonra oturalım karşılıklı sarı ve mor çiçekli masamızda, senin sevdiğin yemeği yiyelim. Sadece senin sevdiğin şeyleri yapalım istiyorum ben. Eve geç geldiğinde yemek hazır olsun masada ya da sabah uyandığında şekersiz kahven beyaz bardağında hazır olsun. Bütün yemekler sadece senin sevdiklerin olsun, bütün çiçekler sadece senin kokladıkların olsun, bütün kahveler şekersiz ve beyaz bardakta içilsin ya da bunların hepsinin böyle olmasından vazgeçip hepsinin sadece sana özel kalmasını mı sağlasam? Evet evet hepsi sana özel kalmalı kimse senin yaptıklarını yapmamalı kimse senin gibi olmamalı kimse kahvesini şekersiz ve beyaz bardakta içmemeli bunlar sana ait başkasının olmamalı sevgilim.</p>
<p><strong>Son Not:</strong> Bir dizi de duymuştum adını hatırlamıyorum bilirsin unutkanlık biz de aile geleneği. Dizi de adam kadına “bir inanışa göre söylediğimiz her cümle, her kelime yani ağzımızdan çıkan her harf sonsuza kadar yankılanırmış yani ben sana Seni Seviyorum dersem bu sonsuza kadar yankılanır ve ben sana sonsuza kadar Seni Seviyorum demiş olurum” demişti. Şimdi ben de sana söylüyorum “<em>Seni Seviyorum.</em>”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/">Bir Kadının Son Notu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3026</post-id>	</item>
		<item>
		<title>BAŞLANGIÇ “Ama Neden?”cilerden Misiniz?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/baslangic-ama-nedencilerden-misiniz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/baslangic-ama-nedencilerden-misiniz/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 06 Apr 2016 10:50:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yasemin Tok]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Christopher Nolan]]></category>
		<category><![CDATA[DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[İnception]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Marion Cotillard]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[rüya gezgini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3003</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevgili okuyucu, tekrar tekrar bıkmadan usanmadan izlediğim bir filmi seninle paylaşmak istiyorum. Kesinlikle bana katılmalısın hatta bir ara beraber izlemeliyiz çünkü sen de tekrar tekrar izleyeceksin. Başrol kim biliyor musun? Leonardo DiCaprio. Şu dadadadan sesini duyar gibi oldum. Tamam tamam çok konuştum bazen gerçekten birilerinin beni durdurması gerek. Bir filmin başrolü Leo olur da film [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/baslangic-ama-nedencilerden-misiniz/">BAŞLANGIÇ “Ama Neden?”cilerden Misiniz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili okuyucu, tekrar tekrar bıkmadan usanmadan izlediğim bir filmi seninle paylaşmak istiyorum. Kesinlikle bana katılmalısın hatta bir ara beraber izlemeliyiz çünkü sen de tekrar tekrar izleyeceksin. Başrol kim biliyor musun? <strong>Leonardo DiCaprio</strong>. Şu dadadadan sesini duyar gibi oldum. Tamam tamam çok konuştum bazen gerçekten birilerinin beni durdurması gerek. Bir filmin başrolü Leo olur da film nasıl güzel olmaz deyip gitme bir de benden dinle. Filmimizin adı “<strong>Başlangıç (İnception)</strong>” sakın bana izledim deme çünkü izlemek farklı özümsemek farklı tekrar tekrar izleyip her defasında filmin sonunda “ama neden?” demek farklı ben “ama neden”cilerdenim. Peki, ya sen? Gel beraber “ama neden”ci olalım.  Varsan hadi başlayalım.</p>
<p>Başlangıç, 2010 yılında gösterime girdi.  Son 25 yılın en iyi filmleri arasında bence hala öyle. Christopher Nolan tarafından yazıldı ve yönetildi. Filmimiz aslında filmim demeliyim sahiplenmek istiyorum, bilim-kurgu türündedir. Başrolümüz Leo yani filmimde Cobb bir rüya gezgini, çok havalı dimi? ve bir karısı var itiraf ediyorum kıskandım gerçek karısı bu hanımefendi olmamasına rağmen kıskandım. Hanımefendi güzeller güzeli Mal(Marion Cotillard). Cobb’un karısını bu kadar sevmesine benden alkış bağlılığı inanılmaz. Oralara da geleceğiz diyecem ama bende ki bu çeneyle zor ama halledeceğim merak etme  çabalıyorum inan bana.</p>
<p>Evet, başlıyorum demiştim Cobb rüya gezgini, rüya gezgini nasıl bir şey onu açıklamak istiyorum. Rüya gezgini, filmde ki bir cihaz aracılığıyla rüyalara giriş yapıyorlar. İlk önce ev sahibi yani rüyasına girilecek kişi bağlanıyor. Sonra diğerleri onun rüyasına girebilmek için cihaza bağlanıyorlar.  Ve sonunda birden fazla kişi bir kişinin rüyasına girmiş oluyorlar. Cobb ve ekibi rüyalara girerek para kazanmaktadırlar yani insanların rüyalarına girip milyon dolarlık kasa şifrelerini öğrenebiliyorlar ya da birini öldürmelerini sağlayabiliyorlar çok büyük bir güç ellerinde var. . Kural şu ki önemli olan bir mimara sahip olmak çünkü şifreyi öğrenirken ya da birini öldürtürken ev sahibi kişisini buna inandırmak lazım ev sahibi inanmalı gerçek sanmalı ve size güvenip şifresini vermelidir. Hayal etmesi bile inanılmaz Christopher Nolan’a ayakta alkışlar sunuyorum. Gelelim filme, başlamak zor olacak demiştim. Cobb ve ekibi rüyalara girip para kazanırlar ama ev sahibi hiçbir zaman Cobb olmaz çünkü karısı ölmüştür ve artık Cobb rüya değil kâbus görmektedir. (Bu ölümle rüyaların kâbus olmasının ne alakası var deme filmi izle sır vermiyorum ) Ev sahibi bütün planları bilen kişidir yani Cobb ev sahibi olursa Mal gelip planları bozup rüyayı kâbus yapmaktadır. O yüzden Cobb ev sahibi olamaz Mal onun karabasanıdır.</p>
<p>Cobb ve ekibi kaçaklardır devlet tarafından devlet sınırları içine alınmaları yasaklanmıştır Cobb çocuklarını görememektedir. Çocuklarını görmek istiyorsa işi kabul etmeli ve işi başarmalıdır ne yazık ki iş o kadar da kolay değildir. İş ise birinin rüyasına girip hiç olmayan bir fikri ona aşılamaktır ve bu rüya âleminde yapılması en zor iştir yani Cobb ve ekibin işi çok zor hele de Cobb’un Mal gibi bir karabasanı varken.  Ve bilmen gereken en önemli şey ekip fikri aşılayamadan ev sahibi uyanırsa iş biter ve rüyada hapsolurlar. Ve sevgili okuyucu rüyalar katman katmandır her katman için bir ev sahibi gerekir en baştaki ev sahibinin uyandığını düşünsene. Daha fazla sır vermiyorum. Bilim-kurgu deyip geçme son 25 yılın en iyi filmlerinden biri diyorum sana. Kavgalar, patlayan silahlar, aşk, tutku, bilim ve kurgu, karabasanlar ve son olarak rüyalar ve gezginleri. Gel takıl bana ama neden de. “ama neden?”ci olmak büyük bir ayrıcalıktır tekrar tekrar izleyip “ama neden” demektir.</p>
<p>Filmimi izle eminim sende sahipleneceksin, birilerine önereceksin sır vermiyorum sadece merak et istedim. Ben eminim pişman olmayacaksın.</p>
<p>Sevgili okuyucu, iyi seyirler ve mutlu bir hayat dilerim efenim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/baslangic-ama-nedencilerden-misiniz/">BAŞLANGIÇ “Ama Neden?”cilerden Misiniz?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/baslangic-ama-nedencilerden-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3003</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaratılış Ağacının İlk Meyvesi: Steve Jobs ve Apple</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yaratilis-agacinin-ilk-meyvesi-steve-jobs-ve-apple/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yaratilis-agacinin-ilk-meyvesi-steve-jobs-ve-apple/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 31 Mar 2016 06:58:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yasemin Tok]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Jobs filmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2891</guid>
				<description><![CDATA[<p>Başarmanın yarısı inanmaktır. Peki, sormazlar mı adama diğer yarısı ne diye. Sorarlar, ben sorarım sen de sor sevgili okuyucu. Merak et mesela, kurcala didik didik et. Anlatacağım film işte şu başarmanın, başarının ya da ne diyorlarsa onun diğer yarısını anlatıyor. Sordum öğrendim diğer yarısı “çalışmak”mış şu başarının. Film de bu var, başrol harika bir adam [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaratilis-agacinin-ilk-meyvesi-steve-jobs-ve-apple/">Yaratılış Ağacının İlk Meyvesi: Steve Jobs ve Apple</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Başarmanın yarısı inanmaktır. Peki, sormazlar mı adama diğer yarısı ne diye. Sorarlar, ben sorarım sen de sor sevgili okuyucu. Merak et mesela, kurcala didik didik et. Anlatacağım film işte şu başarmanın, başarının ya da ne diyorlarsa onun diğer yarısını anlatıyor. Sordum öğrendim diğer yarısı “çalışmak”mış şu başarının. Film de bu var, başrol harika bir adam değil. Hatta bencil, umursamaz, kindar, asla taviz vermeyen, katı, neredeyse duygusuz kısacası berbat bir adam, tabi ki bu adamın iyi yanları da var onlara da geleceğiz ama kim bu adam, bu kadar farklı olan. Bu adam gelmiş geçmiş en iyi zekâya sahip yaratıklardan biridir. <strong>Apple</strong> markasının yaratıcısı ve kurucusu evet evet ta kendisi!!! Bilmeyenler için söylüyorum <strong>Steve Jobs</strong> karşınızda. Filme geçmeden önce ilk olarak Steve Jobs beyefendisini biraz tanıtmak istiyorum. Kendisine hayran olmak ile birlikte benim alanıma da hitap ettiği için ayrı bir ilgim ve bilgim var kendisi hakkında.</p>
<p>Steve Jobs bilinen ünvanı ile Apple markasının yaratıcısı ve kurucusudur, dedim ya bu bilinen bir şey. Şu ana kadar kendisi hakkında filmler ve belgeseller izletildi, yazılar yayımlandı, belki de daha birçok şey ama Steve Jobs’u “Steve Jobs” yapan onun tabi ki zekâsıdır. Zekândan öperim seni Steve, saygılar. Bir anlık bile olsa düşünün kullanılan Apple marka telefonları, tabletleri, laptopları vs. bunların hepsini o yaptı tabi ki arkada adını çok sık duymadığımız muhteşem görünmez kahramanlar vardı ama fikir ona aitti ve o sadece inanarak bir fikrin peşinden gitti şu anda ise bu fikir tüm dünyayı kasıp kavuran bir teknoloji markası haline geldi. İnanılmaz, diyecek bir şey bulmakta zorlanıyorum, ki bu çok sık olmaz.</p>
<p>Filmlere gelecek olursam sevgili okuyucu,  filmler belgesel tadında olmakla birlikte Steve adlı dehanın hayatını birkaç şekilde anlatmışlar. Anlatıldığı kadarıyla her şey Steve kişisinin üvey anne ve babasının eski, pek kullanılmayan garajında başlar Steve en yakın arkadaşı ve sonradan Apple markasının kurucularından olan Woz ile bu işe başlar ve ta bu günlere kadar getirirler. Filmi sana anlatmayacağım sevgili okuyucu kendin izlemelisin hatta o sıkıntıları yaşamalısın, acıları yaşamalısın ve görmelisin başarının diğer yarısının ne olduğunu, Steve adlı dehanın neler yaptığını. En başta demiştim ya bu adam bencil, umursamaz, kindar vs. bu adamın iyi yanları da var bu iyi yanları sen kendin gör, ha bu arada izlemeden önce düşün neden “<strong>Apple</strong>”?</p>
<p><strong>Son Not:</strong> “<em>Steve Jobs</em>” için aslında biyografik dram olarak birden fazla film var.. Hangisini izlemek istersen onu seç ben hepsini izledim pişman olmadım. Bu filmlerde ana konu başarmak ve başarmak için neler yapmak gerektiği pes etmeden vazgeçmeden çalışmak ve inanmak. Steve Jobs böyle bir adam ve yaptığı şeyler inanılmaz. O öldüğünde günlerce insanlar ağladı, mumlar yakıldı ve bunlar dünyanın her bir köşesinden yapıldı çünkü Steve Jobs sadece fikirleriyle insanları kendine âşık edebilen bir adam. İyi seyirler.</p>
<p>Sevgili okuyucu, iyi seyirler ve mutlu bir hayat dilerim efenim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaratilis-agacinin-ilk-meyvesi-steve-jobs-ve-apple/">Yaratılış Ağacının İlk Meyvesi: Steve Jobs ve Apple</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yaratilis-agacinin-ilk-meyvesi-steve-jobs-ve-apple/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2891</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
