<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Türkan Güngör &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/turkangungor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Jul 2019 17:45:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Fight Club</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-fight-club/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-fight-club/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 18 Jul 2019 04:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18194</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kağıt Sokakta Cevap Aramak ve Özgürlük 1999 yapımı Palahniuk romanından uyarlama filmin yönetmen koltuğunda David Fincher oturmakta. Film bir modern dünya eleştirisi yaparken, tüketim toplumunun yarattığı birey iççatışmaları ve sonuçta bireylerin yarattıkları bu dünyanın değerlerini yerle bir etmelerini konu alıyor. Film sıfır noktasında başlıyor, gerçeklik algısı sorgulanıyor ve ardından geri dönüşle anlatıcının altı ay narkolepsi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-fight-club/">Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Fight Club</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>Kağıt Sokakta Cevap
Aramak ve Özgürlük</em></strong></p>



<p>1999
yapımı Palahniuk romanından uyarlama filmin yönetmen koltuğunda David Fincher
oturmakta. Film bir modern dünya eleştirisi yaparken, tüketim toplumunun
yarattığı birey iççatışmaları ve sonuçta bireylerin yarattıkları bu dünyanın
değerlerini yerle bir etmelerini konu alıyor. </p>



<p>Film
sıfır noktasında başlıyor, gerçeklik algısı sorgulanıyor ve ardından geri
dönüşle anlatıcının altı ay narkolepsi rahatsızlığı çektiğini öğrenirken, özgürlüğünün
para kazanması olduğunu düşündüğünü görüyoruz. Oysa anlatıcı o yeşil koltuğun,
kişiliğini yansıtacağı fikrindeki yemek setinin, falanca katalogtaki abajurun,
yanı başındaki kahve bardağının kölesidir. Anlatıcının dünyasında mutluluk
satın alabilmek için para kazanmak gerekir ve tutkuyla bahsettiği bu eşyaların,
evlerin, işlerin nedeni aynı zamanda bu yaratılan dünyada bir statü sahibi
olmaktır. Bu nedenledir ki Jack’in ve Marla’nın evleri, görünüşleri, hayatları
gerçek dünyalarını yansıtır yani, anlatıcının yüzleşmesi gerekenleri ve asıl
ihtiyacı olanları. Bunu anlaması için de öfkesini fark etmesi gerekir. Öfke
kaynağı Jack’e göre önce Tanrı sonrada baba figürüdür. Aslında otoritenin tam
da kendisi. Marla ise her ne kadar salaş ve itici görünse de hem dişiliğiyle
hem de bir anne figürü olarak karşımıza çıkar. Çünkü hem Jack hem de Marla
illüzyon dünyasından bağımsızdır. Anlatıcı tam da bu gerçekliğe ihtiyaç
duymaktadır. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/07/replik_1486743880.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-18196" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/07/replik_1486743880.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/07/replik_1486743880.jpg?resize=300%2C128&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p><strong><em>Bob’un Göğüsleri</em></strong></p>



<p>Anlatıcının
terapi gruplarında rastladığı Bob aslında vücut gelişme sporcusudur. Daha önce
ait olduğu dünyanın yıldızlarındandır, iki çocuğu ve mutlu bir ailesi vardır.
Fakat kullandığı dopingler, ilaçlar onda hormon dengesizliklerine yol açmış ve
göğüsleri çıkmış daha sonra da kanserle tanışmıştır. Anlatıcı, Bob ona
sarıldığında bir yabancılık hissiyle yaklaşmış hatta direnmiş sarılmalarının
ardından da uzun zaman sonra duyguları olduğunu hissederek ağlamıştır. Nitekim
anlatıcı altı aydan sonra ilk defa o gece uyuyacaktır. Bob anlatıcının
kendisiyle yüzleşmesinin ilk adımı olur ve anlatıcı özgür olmadığını fark eder.
İlişkiler dahil her şeyin tek porsiyonluk olmasını eleştirir.</p>



<p>Ardından
yine benzer terapi gruplarında Marla Singer ile tanışır ve onun da kendisi gibi
hasta numarasıyla gruplara geldiğini fark eder. Marla onun için bir çeşit
kendini sorgulama nedenidir. Bu sebeple onunla karşılaşmak istemez ama öte
yandan da bu kırpık saçlı, tuhaf giyinen hiçbir ışıltısı yoktur, tamamıyla
gerçektir bu nedenle de onu beğenir. Meditasyon yaparken güç aldığı şeyin bu kadın
olduğunu fark eder. Bu sarmal içinde Marla birlikte olanın, illegal şeyler
yapmaya meyilli olanın, daha cesur ve daha zeki olanın Jack olması
açıklanabilir. </p>



<p>Anlatıcı
kendisine de Jack’e yabancıdır. Jack anlatıcının görünmek istediği görüntü ve
yapmak istediği şeylerin tetikleyicisi olan fikirleridir. Jack’in yaptığı iş
bile anlatıcı için modern dünyanın tartışılmaz ölçüsü olarak gördüğü sabunu
yine onlara sattıkları müşterilerin yağlarından elde etmesi yok edilmek istenen
bu dünyayla hoş bir alaydır. Yalnızca düşünceleridir ki sonunda özgür
kaldığında ondan kurtulabilsin. Tyler’ın kıyamet projesi dediği bu saldırıları
yaparken de final finans merkezleri ve şehrin önemli noktaları bombalarla yok
edilerek ve filmin ana fikri taçlandırılarak yapılıyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-fight-club/">Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Fight Club</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-fight-club/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18194</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Başrolde Ben Mi Varım? &#8211; Truman Show</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-basrolde-ben-mi-varim-truman-show/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-basrolde-ben-mi-varim-truman-show/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 31 Mar 2019 04:00:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17495</guid>
				<description><![CDATA[<p>Truman’a bir varoluş sorusu sordurarak, aşkın hayatta gerçek izdüşümü nasıl olabiliri ve gerçek maceranın bu yolla nasılda anlamlandığını anlatan film, 1998 yapımı olarak yaratıcı senaryosuyla sizlerin de unutulmaz filmler listenizde yer almaya hak kazanmış filmler arasındadır mutlaka. Bir yapım şirketince bebekken evlatlık alınan Truman Burbank’in hayatı yine aynı şirket tarafından oluşturulmuş yapay bir adada başlıyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-basrolde-ben-mi-varim-truman-show/">Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Başrolde Ben Mi Varım? &#8211; Truman Show</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Truman’a bir varoluş sorusu sordurarak, aşkın hayatta gerçek
izdüşümü nasıl olabiliri ve gerçek maceranın bu yolla nasılda anlamlandığını
anlatan film, 1998 yapımı olarak yaratıcı senaryosuyla sizlerin de unutulmaz
filmler listenizde yer almaya hak kazanmış filmler arasındadır mutlaka. </p>



<p>Bir yapım şirketince bebekken evlatlık alınan Truman
Burbank’in hayatı yine aynı şirket tarafından oluşturulmuş yapay bir adada
başlıyor ve çevresindeki herkesin oyuncu olduğu bu plato içinde geçiyor. </p>



<p>Her şeyden habersiz Truman’ın bu küçük dünyasındaki
yapaylık, kurmaca, iki yüzlülük ve yalanlar yani bu şov onun gerçeklikle bir
aradayken kendine, çevresine, inandıklarına yabancılaşması bir kurban olarak
sonunda özgürlüğüne kavuşmasını bir eleştiri olarak sunuyor.</p>



<p>Film yapımcının dizilerde, tv şovlarında, hatta yaşamda her
şeyin yapay olduğunu Truman Show’da ise gerçekliğin ta kendisi olduğunu
söylemesiyle başlıyor. Filmin ilk repliği ise Truman’ın&nbsp; “Yapamayacağım, bensiz yapmak zorundasın”
diyerek meydan okuması, daha sonra Truman’ın deniz fobisinin nasıl oluştuğu ve
Fiji’ye gitme isteğinin nedeni öğreniliyor. Tüm bu karmaşa içinde Truman
sonunda paranoya olarak düşündüğü ip uçlarıyla adanın sınırlarını buluyor. Bunu
yaparken yaşadığı dünyayı değiştirememek ancak bu dünyaya bakış açısını
değiştiriyor Truman. Bu noktada gerçek sadece&nbsp;
bizim algımızdan ibaret dersek yanlış olmayacaktır. Film Yapımcının ağzından bize bunu doğrudan da veriyor aslında:
“Bizler dünyanın gerçeklerini, bize sunulduğu kadarıyla kabulleniriz. Olay
aslında bundan ibaret.”</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/51oV9iQ4IL._SY445_.jpg?resize=201%2C287&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-17499" width="201" height="287" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/51oV9iQ4IL._SY445_.jpg?w=312&amp;ssl=1 312w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/51oV9iQ4IL._SY445_.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/03/51oV9iQ4IL._SY445_.jpg?resize=294%2C420&amp;ssl=1 294w" sizes="(max-width: 201px) 100vw, 201px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>1999 da en iyi erkek oyuncu olarak Altın küreyi alan jim
carrey bu filmin yönetmeni için bana komik bir yüzden fazlası olduğumu gösterme
fırsatı verdi diyor. Dönemine göre sorgulayıcılığı sistem eleştirisi
barındırması ve bireyin iç dünyasını çaresizliğini önemini ve önemsizliğini
aktarmasındaki dili oldukça başarılıdır. </p>



<p>Son olarak; “Olur ya
belki sizi göremem; iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler!”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-basrolde-ben-mi-varim-truman-show/">Unutulmaz Filmler Serisi &#8211; Başrolde Ben Mi Varım? &#8211; Truman Show</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/unutulmaz-filmler-serisi-basrolde-ben-mi-varim-truman-show/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17495</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Politika ve Macera Harmanı: War Dogs</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/politika-ve-macera-harmani-war-dogs/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/politika-ve-macera-harmani-war-dogs/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 28 Dec 2018 06:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16551</guid>
				<description><![CDATA[<p>19 Ağustos 2016 yapımı film gerçek bir hikayeden uyarlanarak Todd Phillips tarafından çekilmiştir. Filmde Miles Tiller, Ana de Armas, Jonah Hill, Bradley Cooper, Kevin Pollak, Brenda Koo Ashli Haynes ve Shaun Toub gibi isimler yer almış, Bradley Cooper aynı zamanda filmin yapımcılığını üstlenmiştir. 7,6 İMDB puanıyla 1 saat 50 dakika süren filmin farklı ülkelerde çekilmiş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/politika-ve-macera-harmani-war-dogs/">Politika ve Macera Harmanı: War Dogs</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>19 Ağustos 2016 yapımı film gerçek bir hikayeden uyarlanarak
Todd Phillips tarafından çekilmiştir. Filmde Miles Tiller, Ana de Armas, Jonah
Hill, Bradley Cooper, Kevin Pollak, Brenda Koo Ashli Haynes ve Shaun Toub gibi
isimler yer almış, Bradley Cooper aynı zamanda filmin yapımcılığını
üstlenmiştir. 7,6 İMDB puanıyla 1 saat 50 dakika süren filmin farklı ülkelerde
çekilmiş olmasıyla prodüksiyon maliyeti açısından hatırı sayılır. </p>



<p>Konusuna bakacak olursak ; David Packouz isimli silah
tüccarının tartaklanması ile başlayan film; savaş politikaları, silah sanayi
illegal işler üzerine iki genç arkadaşın öyküsünü anlatıyor. David üniversiteyi
bırakıyor ailesiyle arası açılıyor ve masöz olarak Miami’de çalışıyor ve bir gün
huzurevlerine battaniye satmaya karar veriyor fakat batıyor. Sıradan bir hayatı
olan David katıldığı bir cenaze töreninde eski bir arkadaşıyla karşılaşıyor.
Görüşmedikleri yıllar içinde silah kaçakçısı olan Efraim yasa dışı işlerle
zengin olurken David zar zor geçiniyor. David’in battaniye işinde batmasının
ardından, kız arkadaşı İz’in hamile kaldığını öğreniyor ve sorumluluklarının
artışı ona Efraim’in iş teklifini kabul ettiriyor. Efraim sözde kuru
temizlemeci olan Ralph ile Yahudiliğini kullanarak bağlantılar kuruyor ve işini
genişletiyor.</p>



<p>ABD ile beratta anlaşması yapılıyor ve ambargo olmayan
ülkelerden silah getirilmeye çalışılıyor. Ürdün’de sorun çıkınca Efraim ve
David Ürdün’e gidiyor. Filmin ikinci kısmı diyebileceğimiz bölümde Bradley
Cooper bir terörist olarak karşımıza çıkıyor ve devreye Arnavutluk ordusu
giriyor işler büyüdükçe&nbsp; Efraim ve David
zenginliklerini katlıyorlar, araları açılıyor ve son işleri New York Times
tarafından öğreniliyor. Film politik göndermelerinin yanında, paranın neleri
nasıl değiştirdiği de yansıtılıyor. Çok fazla mekanda çekilmiş olması açısından
zorlu bir film olan War Dogs akıcı macera sahneleriyle, uyarlaması ve başarılı
oyunculuklarıyla hafızalarda yerini almıştır.</p>



<figure class="wp-block-image"><img src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?w=640&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-16556" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?w=1000&amp;ssl=1 1000w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?resize=768%2C432&amp;ssl=1 768w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?resize=696%2C392&amp;ssl=1 696w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/12/war_dogs_premiere_h_2016.jpg?resize=746%2C420&amp;ssl=1 746w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /><figcaption>HOLLYWOOD, CA &#8211; AUGUST 15:  (L-R) Producer/actor Bradley Cooper, actor Miles Teller, actor Jonah Hill and writer/director/producer Todd Phillips attend the premiere of Warner Bros. Pictures&#8217; &#8216;War Dogs&#8217; at TCL Chinese Theatre on August 15, 2016 in Hollywood, California.  (Photo by Barry King/Getty Images)</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/politika-ve-macera-harmani-war-dogs/">Politika ve Macera Harmanı: War Dogs</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/politika-ve-macera-harmani-war-dogs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16551</post-id>	</item>
		<item>
		<title>60&#8217;lar Sineması&#8217;nda Sadri Alışık</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/60lar-sinemasinda-sadri-alisik/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/60lar-sinemasinda-sadri-alisik/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 28 Apr 2018 04:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14314</guid>
				<description><![CDATA[<p>Paşabahçe&#8217;de 5 Nisan 1925&#8217;te dünyaya gelen Mehmet Sadrettin Alışık küçük yaşta izlediği Naşid Özcan Tiyatrosuyla adeta büyülenir. Daha ilkokul üçüncü sınıfta tiyatro sahnesine ilk adımını atar. İstanbul Erkek Lisesi&#8217;ne devam ederken Cağaloğlu Halk Evi&#8217;ne de katılarak tiyatroya iyice bağlanır. Ancak bir süre sonra devam zorunluluğu olmayan Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümüne kayıt olur. Daha sonra [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/60lar-sinemasinda-sadri-alisik/">60&#8217;lar Sineması&#8217;nda Sadri Alışık</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Paşabahçe&#8217;de 5 Nisan 1925&#8217;te dünyaya gelen Mehmet Sadrettin Alışık küçük yaşta izlediği Naşid Özcan Tiyatrosuyla adeta büyülenir. Daha ilkokul üçüncü sınıfta tiyatro sahnesine ilk adımını atar. İstanbul Erkek Lisesi&#8217;ne devam ederken Cağaloğlu Halk Evi&#8217;ne de katılarak tiyatroya iyice bağlanır. Ancak bir süre sonra devam zorunluluğu olmayan Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümüne kayıt olur. Daha sonra Küçük Sahne&#8217;de yer alır. Sinema yaşamına 1945&#8217;te &#8220;Günahsızlar&#8221; ile başlayan Alışık hızla yıldızı parlarken Yeşilçam&#8217;a onlarca tip ve karakter katar.</p>
<p><figure id="attachment_14315" aria-describedby="caption-attachment-14315" style="width: 307px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadrialisik.jpg"><img class="size-full wp-image-14315" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadrialisik.jpg?resize=307%2C320" alt="" width="307" height="320" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadrialisik.jpg?w=307&amp;ssl=1 307w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadrialisik.jpg?resize=288%2C300&amp;ssl=1 288w" sizes="(max-width: 307px) 100vw, 307px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14315" class="wp-caption-text">60&#8217;lar Sineması&#8217;nda Sadri Alışık</figcaption></figure></p>
<p>Bir ressam, şair, yönetmen, yapımcı, senarist, muazzam bir sese sahip bir jön, 60&#8217;ların İstanbul beyefendisi rollerinin de salaş bir meyhanede; kaybetmiş derbeder serseri rollerinin de üstesinden gelen kendine has komedisiyle sevilen, özel selamıyla tanınan, filmlerinde sadece bakışlarıyla bile kederini, yorgunluğunu, kaybedişini hissettiren bir oyuncu, gülerken ağlayabilen tek aktör olarak bilinen Mehmet Sadrettin Alışık tanıdığımız ismiyle Sadri Alışık namı diğer Ofsayt Osman, Turist Ömer, Vites Kazım, Balıkçı Osman, Hüsnü, Gülüm Osman, Ringo Kazım, Haşmet İbriktaroğlu, Gönlübol Arif. 200 den fazla filmde onlarca karakter ve tipe hayat veren aktör 1958&#8217;de Yalnızlar Rıhtımı&#8217;nda birlikte rol aldığı Çolpan İlhan&#8217;a aşık olur ve çift aynı yıl evlenerek 38 yıl evli kalır. Yine bir sinema projesiyle Ayhan Işık&#8217;ın vefatına dek devam edecek bir dostluk kazanır ve daha sonra Işık&#8217;la pek çok filmde yer alır.1966&#8217;da çekilen bir arayış öyküsü olan Ah Güzel İstanbul filmi Sanremo &#8216;Bodrig Hera&#8217; Güldürü Filmleri Şenliğinde, Gümüş Ağaç Plakası Özel Ödülüne layık görülür.1971 yılında Afacan Küçük Serseri filmi ile 8. Antalya Film Şenliği&#8217;nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Ben Sana Mecburum filmi ile 1. İstanbul Film Festivali&#8217;nde (1976) En İyi Erkek Oyuncu ve Yengeç Sepeti filmi ile 31. Antalya Film Şenliği&#8217;nde (1994) En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kaldırır.18 Mart 1995 tarihinde İstanbul&#8217;da yaşama veda eder.</p>
<p><figure id="attachment_14317" aria-describedby="caption-attachment-14317" style="width: 237px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadri-alisik-turst-omer-foto.jpg"><img class=" wp-image-14317" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadri-alisik-turst-omer-foto.jpg?resize=237%2C365" alt="" width="237" height="365" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadri-alisik-turst-omer-foto.jpg?w=415&amp;ssl=1 415w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/sadri-alisik-turst-omer-foto.jpg?resize=195%2C300&amp;ssl=1 195w" sizes="(max-width: 237px) 100vw, 237px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14317" class="wp-caption-text">60&#8217;lar Sineması&#8217;nda Sadri Alışık</figcaption></figure></p>
<p>Sinemamız 60&#8217;lı yıllarda genel olarak dönemin değişen ekonomik ve sosyal koşullarını gerçekçi bir gözle perdeye yansıtır. Elbette bolca tesadüf yadırganan oyunculuklar, abartılı romantizmde vardır bu Tanzimat&#8217;tan beri süregelen öykü alışkanlığımızda. Sonrasında ticari kaygılarla film yapıldığı görülür bu nedenle de risksiz diyebileceğimiz iki alan üzerinde durulur; güldürü ve melodram. İşte bu ortamda Alışık filmlerinde yerelliği hep ön planda tutarak mekan ve zamanla hikayeyi harmanlayarak babası Rafet Bey&#8217;in: &#8220;Sana bir nasihatim, aynı zamanda da vasiyetim olsun. Artık yeni bir hayata atılıyorsun. Bundan sonra ki yaşamında, işini elinle değil, canınla yap!&#8221; sözünü hiç unutmaz ve hep bu doğrultuda yaşar.</p>
<p>Oynadığı bütün bu karakterler zıtlıklar barındırsa da hepsi içtendir, olduğu gibidir sadelik perdeye yansımalıdır çünkü seyirci abartıyı hemen hisseder. Açık sözlüdür, lafını sakınmaz. O bize, Müjganı düşündürür, İstanbul&#8217;u düşündürür, aşık olup yitirmeyi düşündürür, yoksulluğu düşündürür, kendiyle barışık olmayı düşündürür, muzipliğin ona nasıl da yakıştığını düşündürür. Bir nevi yerli Şarlodur, antikahramandır. Özensiz salaş haliyle, yer yer argoya kayan konuşmasıyla, hiç çıkarmadığı şapkasıyla mizahi yanıyla benzetebileceğimiz tiptir Turist Ömer. Seyirci onu çok sever filmleri geleceğe ulaşabilen nadir oyunculardan olan Alışık tiplemeleri dejenere olmaya yüz tutmuş İstanbul&#8217;un içinde naifliğin, beyefendiliğin, gururun, içimizde öldürülen duyguların beyaz perdedeki yansımasıydı, isyanı bizimdi sanki öyle bir sahiplenme hissiyle izlerdik Al-ışık&#8217;ı,  Sigarasından derin bir nefes çekince sizi de efkarlandırırdı çünkü ,seyirci kendini onun yerine koyar yakınlık duyar. Kıymetsiz değerlerimizi tiye alır, fukaralığını kafaya takmaz, İspanya Arabistan, Almanya hatta uzay yolunda bile yabancılık çekmez, babacan, muzip hazır cevaptır.  Çünkü her şeye rağmen güler, sizi de güldürür. Aylaklık en çok ona yakışır çünkü. Ne zaman tv de bir filmine rastlasak değiştiremeyiz çünkü. Çünkü Sadri Alışık samimiyettir, hayatın ta kendisinin yansımadır, dostluktur ki; Ayhan Işık denildiğinde gözleri dolacak kadar ve serseri ve efendi ve hüzünlü ve komik ve gönlü zengin ve cebi delik ve karmakarışık.. Çokça Sadri Alışık..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/60lar-sinemasinda-sadri-alisik/">60&#8217;lar Sineması&#8217;nda Sadri Alışık</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/60lar-sinemasinda-sadri-alisik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14314</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sinema Tarihinde Şarlo ve Melon Şapkadan Çıkan Nasreddin Hoca</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sinema-tarihinde-sarlo-melon-sapkadan-cikan-nasreddin-hoca/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sinema-tarihinde-sarlo-melon-sapkadan-cikan-nasreddin-hoca/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 12 Apr 2018 04:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14064</guid>
				<description><![CDATA[<p>Londra&#8217;da 16 Nisan 1889&#8217;da dünyaya gelen Chaplin, müzikhol oyuncusu olan anne ve babasının etkisiyle sahne ile 5 yaşında tanışır. Filmlerinde sıkça konu aldığı yoksulluğu yakından tecrübe eder. 12 yaşına geldiğinde babasını kaybeder ardından ses sanatçısı olan annesinin sesini yitirmesinden sonra akıl hastanesine gitmesiyle Chaplin&#8217;in çocukluğu yatılı okullar ve yetimhanelerde geçer. 1910&#8217;da Karno Pandomim Topluluğu ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sinema-tarihinde-sarlo-melon-sapkadan-cikan-nasreddin-hoca/">Sinema Tarihinde Şarlo ve Melon Şapkadan Çıkan Nasreddin Hoca</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Londra&#8217;da 16 Nisan 1889&#8217;da dünyaya gelen Chaplin, müzikhol oyuncusu olan anne ve babasının etkisiyle sahne ile 5 yaşında tanışır. Filmlerinde sıkça konu aldığı yoksulluğu yakından tecrübe eder. 12 yaşına geldiğinde babasını kaybeder ardından ses sanatçısı olan annesinin sesini yitirmesinden sonra akıl hastanesine gitmesiyle Chaplin&#8217;in çocukluğu yatılı okullar ve yetimhanelerde geçer. 1910&#8217;da Karno Pandomim Topluluğu ile turneye çıkar. Bundan dört yıl sonra &#8220;Yaşıyor Gibi Yapmak&#8221; ile kamera karşına geçer. Ardından oynadığı &#8220;Çocuk Oto Yarışları Venedik&#8221; filminde kendi deyimiyle; bir şair, hayalperest, maceracı, serseri ve bir centilmen olan Şarlo karakterini yaratır. 1917&#8217;de İdam Mahkumu filmi&#8217;ni İzmir&#8217;de iki kez ard arda izleyen hayranlarından biri de Atatürk olmuştur. 1918&#8217;de yapımcılığa el atar kendi film şirketini kurar, 1921&#8217;de oynadığı &#8220;Yumurcak&#8221; ta ise kendi hayatından kesitler verir. 1925&#8217;te oynadığı &#8220;Altına Hücum&#8221; da senarist yönetmen yapımcı olmuş aynı zamanda film müziklerini bestelemiştir. Bu filmin ardından komünizm propagandası suçlamasıyla Amerika&#8217;ya girişi yasaklanır. Hakkında karalama kampanyası başlatılır. Filmleri sansürlenir ve yalnız bırakılır. Şarlo karakterini son sessiz filmi olarak son kez 1936&#8217;da &#8220;Modern Zamanlar&#8221; da ekonomik buhranı yansıtırken görürüz. Film serüveninin son alt yazısı ise şöyle karşımıza çıkar: &#8220;Gülümse umudunu kaybetme başaracağız&#8230;&#8221; 1913&#8217;te 45 dolarla geldiği Amerika&#8217;dan bir film yıldızı olarak 1952&#8217;de ayrılır ve İsviçre&#8217;ye yerleşir.<a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg"><img class="wp-image-14066 alignleft" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?resize=394%2C248" alt="" width="394" height="248" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?w=592&amp;ssl=1 592w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?resize=300%2C189&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/Charlie-charlie-chaplin-6.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 394px) 100vw, 394px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>&#8220;Sinemanın şiiri öldü&#8221; diyerek İlk sesli filmini 1940&#8217;ta sinemada politik hicvin ilk birkaç filmi arasında sıralayacağımız &#8220;Diktatör&#8221; ü çeker. 1957&#8217;de &#8221; New York&#8217;ta Bir Kral&#8221; ile 50&#8217;lerin fotoğrafı yansıtılır ve film en iyi müzik Oscarını alır geç gelen bir ödül olsa da yine bu yıl içinde kendisine Sir ünvanı verilir. Şehir Işıkları ile iade-i itibar yapılmaya çalışır ve onur ödülü alır. 1972&#8217;de ikinci onur ödülünü alır. 1977&#8217;de 88 yaşında iken İsviçre&#8217;de yaşama veda eder. 1981&#8217;de ismi bir asteroide verilir.</p>
<p>Sinemanın henüz olgunlaşmadığı süreçte Chaplin sadece güldürmek için değil yermek için de sinemaya adım atar. Büyük bir yaratıcılıkla ve zekayla sinemaya yeni bir yol açar ve yarattığı karakter kendinin önüne geçer. Dram, melodram, politik ve toplumsal hiciv güldürü ile bir arada eritir.  Şarlo  karakterine bakacak olursak yoksul, kılık kıyafeti kendine birkaç beden büyük, yamalı ve yırtık, yine bir ayakkabılarıyla bir palyaçovari, sakar ancak nazik, serseri fakat vicdanlı insancıl, sevimli ve antikahraman bir tip görürüz. Aynı sahne içinde sefaleti ve çaresizliği gören seyirciyi güldürmeyi bilir kendiyle de otoriteyle de alay eder.  İnsan olmanın erdemlerini gösterir. Sessiz film yapmaktan yana olması ya da sesi minimumda kullanmasının sebebi izleyen herkesin kendisini anlamasını istemesiydi. Sınıf farklarını, toplumun geçirdiği ekonomik buhranı, işsizliği, zengin olma hırsıyla başlayan altın arayışını, sanayileşme ile insanın makine halini almasını (özellikle çarkların arasında ezilme sahnesiyle), aktör olmanın bilinmeyenlerini, emperyalizmin sokağa yansıyan yüzünü perdeye yansıtır.  Hatta Hitler&#8217;in henüz alkışlandığı 40&#8217;lı yılların başında unutulmaz filmi Büyük Diktatör ile deyim yerindeyse faşizmi madara eder. Özellikle stalker film tarzıyla büyük bir sevgi ve şöhret kazanmış olan Chaplin 79 filme imza atar 500 kadar film bestesi yapar. Yarattığı tarz bugün dahi başkalarınca taklitten öteye gitmeyerek kendisine has kalmıştır. Yalnızca sessiz film tarihini değil tüm sinema tarihini etkilemiştir. Bunda büyük kabiliyetinin, zekasının, toplumla olan bağının, duyarlılığının, emeğinin, ne yaptığını bilmenin ve kendine inancının payı büyüktür.<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/chaplin-4.jpg"><img class="wp-image-14067 alignright" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/chaplin-4.jpg?resize=282%2C439" alt="" width="282" height="439" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/chaplin-4.jpg?w=580&amp;ssl=1 580w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/04/chaplin-4.jpg?resize=193%2C300&amp;ssl=1 193w" sizes="(max-width: 282px) 100vw, 282px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>7 Aralık 1942&#8217;de BBC Radyo&#8217;ya konuk olduğu yayın çevrilerek Türkiye&#8217;den de dinlenilir Türkiye&#8217;de kendisini o an dinleyenlere söyleyecek bir şeyi olup olmadığı sorulduğunda bir Nasreddin Hoca fıkrası anlatarak yine unutulmayacak bir mesaj iletir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sinema-tarihinde-sarlo-melon-sapkadan-cikan-nasreddin-hoca/">Sinema Tarihinde Şarlo ve Melon Şapkadan Çıkan Nasreddin Hoca</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sinema-tarihinde-sarlo-melon-sapkadan-cikan-nasreddin-hoca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14064</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Derviş Zaim Sinemasında Zenginleştirici Öge Olarak Geleneksel Sanatlar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dervis-zaim-sinemasinda-zenginlestirici-oge-olarak-geleneksel-sanatlar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dervis-zaim-sinemasinda-zenginlestirici-oge-olarak-geleneksel-sanatlar/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 21 Feb 2018 08:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Türkan Güngör]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13341</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Farklı bir sinema yapmak mümkün mü?&#8221; sorusuyla uzun metraj yolculuğuna 1997&#8217;de Tabutta Rövaşata ile başlayan Derviş Zaim aslında bu filmle kendi sinemasının da ilk adımını atmıştır. Üçleme olarak ele aldığı beşinci, altıncı ve yedinci filmleri Cenneti Beklerken, Nokta, Gölgeler ve Suretler ile de geleneksel sanatları sinemasında nasıl zenginleştirici bir unsur olarak gördüğünü aktarmıştır. 2006&#8217;da vizyona [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dervis-zaim-sinemasinda-zenginlestirici-oge-olarak-geleneksel-sanatlar/">Derviş Zaim Sinemasında Zenginleştirici Öge Olarak Geleneksel Sanatlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Farklı bir sinema yapmak mümkün mü?&#8221; sorusuyla uzun metraj yolculuğuna 1997&#8217;de Tabutta Rövaşata ile başlayan Derviş Zaim aslında bu filmle kendi sinemasının da ilk adımını atmıştır.</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/platonalegorisi.jpg"><img class="alignleft wp-image-13344 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/platonalegorisi.jpg?resize=320%2C280" alt="" width="320" height="280" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/platonalegorisi.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/platonalegorisi.jpg?resize=300%2C263&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><figure id="attachment_13346" aria-describedby="caption-attachment-13346" style="width: 341px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/nokta.jpg"><img class="wp-image-13346" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/nokta.jpg?resize=341%2C492" alt="" width="341" height="492" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/nokta.jpg?w=833&amp;ssl=1 833w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/nokta.jpg?resize=208%2C300&amp;ssl=1 208w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/02/nokta.jpg?resize=711%2C1024&amp;ssl=1 711w" sizes="(max-width: 341px) 100vw, 341px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-13346" class="wp-caption-text">Nokta Filminin Afişi</figcaption></figure></p>
<p>Üçleme olarak ele aldığı beşinci, altıncı ve yedinci filmleri Cenneti Beklerken, Nokta, Gölgeler ve Suretler ile de geleneksel sanatları sinemasında nasıl zenginleştirici bir unsur olarak gördüğünü aktarmıştır. 2006&#8217;da vizyona giren Cenneti Beklerken&#8217;de 13. yüzyılda yaşayan Nakkaş Eflatun Efendi&#8217;nin ölen eşinin ve oğlunun resmini yapması ve bir nevi ceza olarak aldığı görev üzerine Şehzade Danyal&#8217;ın suretini resmetmek için çıktığı yolculuk anlatılıyor. Zaim minyatürün esnek (değişken) zaman ve mekan halini filme sahne geçişleri, aynalardan farklı mekan yansımaları ile aktarıyor. Hatta öyle ki merkezde duran bir minyatürün çevresine yeniden daha geniş bir resim yapıyor hissi veriyor. Diğer iki filmde de göreceğimiz kahramanın bir hatası ve bunun diyetini ödemesi de bir alt metin olarak okunuyor.</p>
<p>Ikinci film Nokta (2008) ise bir hatt sanatçısı olan Ahmet &#8216;in eski bir Kur&#8217;an satışı için aracı olması sonucu, hiç istemediği şeyler yapması ve pişmanlığı ,bu azapla da gözlerinin rahatsızlanması vicdani olarak rahatlamak için hatasını telafi etme çabası anlatılıyor. Farklı anlatım tarzlarına her zaman yer veren yönetmen bu filmde de sembolik unsurlara yer vererek beyaz bir mekan seçiyor ve olaylar Tuz Gölü&#8217;nde geçiyor. Böylece bu mekanda sonsuzluk hissi zaman kavramını anlamsızlaştırıyor. Eli hiç kaldırmadan yazılmış &#8220;af allahü anh&#8221; ın bir bakıma Ahmet&#8217;in azabını yansıttığını söyleyebiliriz. Teknik bakımdan  da tıpkı bu hatt yazısı gibi tek planda çekilen film vicdani hesaplaşmanın yine bir suç ve ceza alt metniyle ilerliyor.</p>
<p>Gölgeler ve Suretler (2011) ise üçlemenin son filmi olarak bir başka geleneksel sanat olan gölge oyunu ve 1963 Kıbrıs olayları ile şekilleniyor. Derviş Zaim gölgeleri ve suretleri anlamlandırması bakımından Platon&#8217;un mağara metaforuyla yola çıktığını söylüyor ve bize gölgenin insanın karanlık yanı, suretinse rasyonel yanı olduğunu belirtiyor. Film için gölge oyununun seçilmiş olması hem Kıbrıs hem de Türkler için önemli bir unsur olması. Bu bakımdan yönetmen üç geleneksel sanat ve üç farklı öyküyü harmanlayarak hem Derviş Zaim sinemasının gelişerek, olgunlaşarak ilerlemesini sağlıyor hem de Türk sinemasını başka bir bakış açısı ve anlatımla zenginleştiriyor. Bu ilerlemedeki esas, yönetmenin kendi sanatını yaparken başka sanatları işin içine katarak bunu yaparkende özden başlayarak sanatın çoğaltıcı ve zenginleştirici olacağına inanması.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dervis-zaim-sinemasinda-zenginlestirici-oge-olarak-geleneksel-sanatlar/">Derviş Zaim Sinemasında Zenginleştirici Öge Olarak Geleneksel Sanatlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dervis-zaim-sinemasinda-zenginlestirici-oge-olarak-geleneksel-sanatlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13341</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
