<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Şirzad İshak Koyuncu &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/sirzadishak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Dec 2019 05:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Mustafa Uslu ve Dijital Sanatlar Üzerine</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mustafa-uslu-ve-dijital-sanatlar-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mustafa-uslu-ve-dijital-sanatlar-uzerine/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 06 Dec 2019 04:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19002</guid>
				<description><![CDATA[<p>Türk ve dünya tarihinin en başarılı sporcularından olan milli gururumuz Naim Süleymanoğlu’nun hayatını anlatan biyografik film NAİM, vizyonda beklediğini henüz alabilmiş görünmüyor. Yapımcılığını Mustafa Uslu (Dijital Sanatlar)’nun üstlendiği bu film izleyicinin beğenisine sunulmaya devam ededursun, aslında ben Mustafa Uslu sineması üzerine biraz konuşalım istedim. Aslında bu yazı NAİM filmi ile ilgili değil, hadi işin derinliklerine [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mustafa-uslu-ve-dijital-sanatlar-uzerine/">Mustafa Uslu ve Dijital Sanatlar Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk ve dünya tarihinin
en başarılı sporcularından olan milli gururumuz Naim Süleymanoğlu’nun hayatını
anlatan biyografik film NAİM, vizyonda beklediğini henüz alabilmiş görünmüyor. Yapımcılığını
Mustafa Uslu (Dijital Sanatlar)’nun üstlendiği bu film izleyicinin beğenisine
sunulmaya devam ededursun, aslında ben Mustafa Uslu sineması üzerine biraz
konuşalım istedim. </p>



<p>Aslında bu yazı NAİM
filmi ile ilgili değil, hadi işin derinliklerine inelim.</p>



<p>Mustafa uslu hayatımıza
2007 yılında vizyona giren Ayla filmi ile girdi. Daha önce gişe başarısı
göstermeyen birkaç yapım dışında pek ismi duyulmayan Mustafa Uslu, Ayla
filminde büyük bir başarı yakaladı ve 5 buçuk milyon izleyiciye ulaştı. Daha sonra
2018 yılında Müslüm filmi ile 6 buçuk milyon izleyiciye ulaşarak çıtayı daha
tepelere çıkardı. Türk sinemasında biyografi filmlerinin yetersiz kaldığı bir
dönemde bu yapımlar adeta ışık gibi parladı. 2019’da ise Çiçero ve Türk İşi Dondurma
filmlerini vizyona soktu ancak iki film de 1 milyonu bile bulamadı. Bu da bizi Mustafa
Uslu filmlerinin tartışılan noktasına getiriyor? Bu filmlerde anlatılan
hikayeler çok mu abartılı? </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/indir-1.jpg?resize=342%2C189&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19005" width="342" height="189" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/indir-1.jpg?w=302&amp;ssl=1 302w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/indir-1.jpg?resize=300%2C166&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 342px) 100vw, 342px" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Tamam biyografi film
bir belgesel değildir bire bir anlatması gerekmez. Ama tarihi tamamen
değiştirip yeni bir tarih yazmak işin içine girince işin rengi değişiyor.</p>



<p>Örnek vermek gerekirse,
Ayla filmini tipik propaganda filmi statüsüne koyabiliriz. Bu filmde
dikkatimizi çeken ise filmin senaristi Yiğit Güralp’in adeta bu filmin
künyesinden tamamen silinmesi. Güralp’in Mustafa Uslu ile yaşadığı bir tartışma
nedeni ile galalara bile davet edilmediği biliniyor. Mustafa Uslu’nun Ayla
filmi Oscar’a aday gösterilmeyince; “Biz Ayla&nbsp;filmiyle Oscar Ödülleri&#8217;nde
son dört saate&nbsp;kadar sekizinci sıradaydık. Benim bir konuşma&nbsp;yapmam
istendi. Eğer ben o konuşmayı&nbsp;yapsaydım, biz oscar&#8217;ı almıştık. Ama ben&nbsp;hayatım
boyunca, ne bayrağıma, ne vatanıma,&nbsp;ne milletime asla ihanet etmem,
kötü&nbsp;bir şey söylemem. Bunu yaparak bir yerlere&nbsp;gelmek hiç tarzım
değil.” Şekilde bir açıklama yapmış, senarist Yiğit Güralp ise Uslu için “filmde
Ayla’nın <strong>yere</strong> düşen Türk Bayrağı&#8217;nı kaldırdığı bir sahne var, akıl
hocaları bunu çıkar oscar alamazsın demişler bu da Amerikalılara yaranmak için
çıkardı” diye bir açıklama yapmıştı. Ne dersiniz? Acaba bu husumetin sebebi
yapımının senaryoyu yeniden yaratmak istemesi miydi?</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignright is-resized"><img src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/0x0-1538667398329.jpg?resize=217%2C307&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19006" width="217" height="307" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Müslüm filminde ise
öncelikle Timuçin Esen’in kusursuz oyunculuğunu bir övelim sonra devam edelim. Çok
büyük bir başarı yakalayan Müslüm filmi de yine gerçeklerin gereğinden fazla
çarpıtılarak olayın dramatiasyonunun çok yükseltildiği eleştirisini almıştı. Gerçek
şu ki Müslüm Gürses’in yaşadığı aile dramının fazla egzajere olduğu yadsınamaz.
</p>



<p>Buraya kadar olan
bölümü senaryonun vuruculuğu için şişirildiği gerçeğini kabul edebiliriz. Ancak
Dijital Sanatlar daha sonra dozu bir tık daha yükseltti. </p>



<p>2019 yılında vizyona
giren Çiçero filminde, Çiçero kod adlı İlyas Bazna’nın 2. Dünya savaşı
sırasında İngiltere’nin gizli dosyalarını Almanlara sızdırdığı gerçek hikaye
anlatılıyor. Ancak basit bir casusluk hikayesini filmde, aslında İlyas Bazna’nın
Atatürk tarafından Almanlar’a karşı önlem olarak seçilmiş özel bir ajan olması
gibi gereksiz bir bilgiyi sokuşturmaları filme olan etkinin kaybolmasına neden
oldu. Yani aslına İngiliz ve Almanlar arasındaki bir casusluk hikayesini bir Türk
ajanının zaferi gibi göstermek ucuz propagandanın ötesine geçiremedi filmi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><img src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2019/12/4613697.jpg?resize=242%2C346&#038;ssl=1" alt="" class="wp-image-19007" width="242" height="346" data-recalc-dims="1" /></figure></div>



<p>Ancak bu tarihi
değiştirerek önümüze sunma işinin zirvesi Türk İşi Dondurma filmi oldu. Kadrosunda
Ali Atay ve Erkan Koçak Köstendil gibi oyuncuları barındıran bu filmde, Mustafa
Uslu tarihi çarpıtmanın ve yeniden yazmanın kitabını yazmış diyebiliriz.</p>



<p>Türk İşi Dondurma filminin
konusu kısaca şöyleydi: Turkish&#8217;i Dondurma, Çanakkale
savaşı sırasında Avustralya’da yaşayan iki Türk’ün ülkeleri için verdikleri
mücadeleyi konu ediyor. Avustralya’da yaşayan iki Türk, geçimlerini devecilik
ve el arabası ile dondurma satarak sağlar. 1915 yılında memleketlerinde savaş
çıktığını öğrenen ikili, Çanakkale’ye cepheye gitmeye karar verir. Ancak,
yetkililer onların adadan çıkmalarına izin vermez. Bu sırada Avustralya’da Türkler
aleyhine propaganda yapılmaya başlanır. İngilizler’in Avustralya’da asker
devşirmek için broşür dağıttığını öğrenen iki Türk, ülkelerinde veremedikleri
mücadeleyi Avustralya’da vermeye karar verir.</p>



<p>Filmde
anlatılan bu epik durumu tamamen kafanızdan silin ve gerçekleri konuşalım.</p>



<p>Öncelikle
iki Türk değil iki Afgan diye düzeltelim. İsimleri de Muhammed Gül ve Molla Abdullah.
Filmde bizim iki Türk, kendilerine ve ailelerine yapılan zulüm ve katliam
nedeni ile Avustralya askeri taşıyan trene saldırıyorlar. Ancak olayın
gerçeğinde iki Afgan pikniğe giden kadın ve çocuk ağırlıklı bir trene
saldırıyorlar. Broken Hill olayı olarak anılan bu saldırı, filmde bir
kahramanlık hikayesi iken, gerçekte bu, Avustralya’nın ilk terör saldırısıdır. Hatta
bu “kahramanlık hikayesi” gerçekte halk tarafından çok desteklenmeyen savaşa
katılma konusunda bir propaganda etkisi yaratmış ve Müslüman karşıtı bu
atmosfer tüm ülkeye yayılmıştır.</p>



<p>Filmin
sonunda gösterilen ve kahramanlık nişanesi gibi önümüze atılan bu fotoğraf ise
aslında kadın-çocuk dinlemeden yapılan bir katliamın nişanesi.</p>



<p>Mustafa
Uslu iyi dekor iyi kostüm ve iyi oyuncular ile çevrili bir alternatif tarih
yaratıyor bizlere. Biraz milliyetçilik, biraz Atatürk, biraz Osmanlı derken harmanladığı
alternatif tarihi önümüze seriveriyor. Şimdi ise sırada NAİM var. Bu filmde de
bol aksiyonlu istihbarat işleri ve bol soslu onlar kötü Türkler iyi
propagandası izleyedik. Oysa zaten bu ülke kahramanlık hikayeleri ile dolu.
Kendi tarihimiz zaten içinden yüzlerce film çıkarabilir. Ancak tarihi kendinize
göre şekillendirmek daha mi iyi? Ne dersiniz?</p>



<p>Bakalım
fazla Amerikan dostu Ayla, acısı yetmezmiş gibi daha acılı Müslüm, daha
aksiyonlu ajan Çiçero ve daha kahraman dondurmacılardan sonra Bize göre çizilen
tarihi ve biyografik hikayeleri daha ne kadar popüler kalabilecek. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mustafa-uslu-ve-dijital-sanatlar-uzerine/">Mustafa Uslu ve Dijital Sanatlar Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mustafa-uslu-ve-dijital-sanatlar-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19002</post-id>	</item>
		<item>
		<title>BAŞYAPIT DEĞİL AMA ÇOK İYİ FİLM: DUNKİRK</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/basyapit-degil-ama-cok-iyi-film-dunkirk-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/basyapit-degil-ama-cok-iyi-film-dunkirk-2/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 01 Aug 2017 21:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10334</guid>
				<description><![CDATA[<p>Chiristopher Nolan’ın uzun zamandır merakla beklenen filmi Dunkirk nihayet vizyona girdi. İnception, İnterstellar ve Batman serisiyle izleyicisine aşırı doz sinema enjekte eden Nolan’ın bu filmi, diğer filmlerinin de üzerine koyarak bir başyapıt çıkacağı yönündeki beklentileri artırmıştı. II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından Dunkirk kıyılarına sıkıştırılan 400.000 kadar İngiliz ve Fransız askerinin tahliyesini anlatan Dunkirk, bilindik [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/basyapit-degil-ama-cok-iyi-film-dunkirk-2/">BAŞYAPIT DEĞİL AMA ÇOK İYİ FİLM: DUNKİRK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Chiristopher Nolan’ın uzun zamandır merakla beklenen filmi Dunkirk nihayet vizyona girdi. İnception, İnterstellar ve Batman serisiyle izleyicisine aşırı doz sinema enjekte eden Nolan’ın bu filmi, diğer filmlerinin de üzerine koyarak bir başyapıt çıkacağı yönündeki beklentileri artırmıştı.</p>
<p><figure id="attachment_10336" aria-describedby="caption-attachment-10336" style="width: 1200px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Christopher-Nolan-Filming-IMAX.jpg"><img class="size-full wp-image-10336" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Christopher-Nolan-Filming-IMAX.jpg?resize=640%2C320" alt="Christopher Nolans/Dunkirk" width="640" height="320" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Christopher-Nolan-Filming-IMAX.jpg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Christopher-Nolan-Filming-IMAX.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Christopher-Nolan-Filming-IMAX.jpg?resize=1024%2C512&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10336" class="wp-caption-text">Christopher Nolans/Dunkirk</figcaption></figure></p>
<p>II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından Dunkirk kıyılarına sıkıştırılan 400.000 kadar İngiliz ve Fransız askerinin tahliyesini anlatan Dunkirk, bilindik savaş filmleri çerçevesini tamamen kırıyor. Bu filme bir Er Ryan’ı Kurtarmak bir Hacksaw Ridge vb. filmlerin beklentisiyle izlersek yanılmış oluruz. Çünkü Nolan bize savaşı değil, savaşın içindeki bir hikayeyi anlatıyor. Yıllardır özellikle Hollywood sinemasının bize anlattığı “Savaş Çılgınlıktır” mottosundaki klişeler bu filmde yok. Filmde asla Alman askeri görmüyoruz. Sıcak çatışma görmüyoruz. Kopan kollar bacaklar görmüyoruz. Sağa sola fışkıran kan görmüyoruz. Savaşın atmosferiyle deliren, ağlayan, şoka giren askerler bu filmde yok. Peki, bunlar olmadan bir savaş filmi yapılabilinir mi? Evet, Nolan bize yapılabileceğini göstermiş durumda.</p>
<p>Nolan hikayesini 3&#215;3 şeklinde ayırmış. Hikaye kara, hava ve deniz olarak üçe ayrılmış durumda. Bunun yanında klasik olay-zaman örgüsünün dışına çıkarak üç farklı zaman dilimini paralel kurguyla birleştirmiş. Filmi izlerken bir süre zaman algısını çözemiyorsunuz. Film ilerledikçe kafanızda oturuyor. Bu durum başlarca yorucu gelse de filmin ortalarında ve sonlarında bu hikaye birleşiminden haz duyuyorsunuz.</p>
<p>Zaten hikaye aslında çok basit ve sade. Ancak Nolan karmaşık anlatımı seçerek bu sadeliği gerilimi yüksek bir hale büründürmüş.</p>
<p>Film başlarken de biterken de aynı tempoyu koruyor. Perdede film yansıdığı andan itibaren olaya dahil oluyorsunuz. Zaten Nolan filmde hikâyeye önem veriyor. Filmin baskın bir başrolü yok. Karakterler hikayenin bir parçası halinde. Tom Hardy hayranıyım ve onu izlemek istiyorum diye filmi izlemek isterseniz hayal kırıklığı yaşarsınız. Çünhü Hardy’nin oynadığı Pilot Farrier rolü sadece hikayenin bir parçası. Mark Rylance’nin Mr. Dawson rolü, Cillian Murphy’nin kurtarılan asker rolü de aynı kıvamda diyebiliriz.</p>
<p>Efekt kullanmayı sevmeyen ve gerçekçiliğe önem veren Nolan bu filmde de bu titizliğinden ödün vermemiş. Abartılı paylama, havaya uçma, yanma vb. efektler yerine gerçekçi aksiyon görüyoruz. Beklentiniz eğer bundan yüksekse aradığınızı bulamamanız yüksek ihtimal.</p>
<p><figure id="attachment_10337" aria-describedby="caption-attachment-10337" style="width: 447px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Dunkirk-film-still.jpg"><img class=" wp-image-10337" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Dunkirk-film-still.jpg?resize=447%2C268" alt="Dunkirk" width="447" height="268" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Dunkirk-film-still.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Dunkirk-film-still.jpg?resize=300%2C180&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/07/Dunkirk-film-still.jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w" sizes="(max-width: 447px) 100vw, 447px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10337" class="wp-caption-text">Dunkirk</figcaption></figure></p>
<p>70 mm çekilen Dunkirk muhteşem bir görüntü sunuyor bize. Nolan’ın daha önce İnterstellar’da beraber çalıştığı görüntü yönetmeni Hoyte Van Hoytema başarılı bir iş çıkarıyor. Bu ortak çalışma özellikle savaş uçaklarının uçuşu ve “dog fight” sahnelerinde sizi kokpite oturtuyor. Zaten Nolan gerçek “dog fight” çekimleri yaparak bilgisayar efektinin samimiyetsizliğini perdeden siliyor.</p>
<p>Filmin etkisini en çok yükseltense tabi ki Hans Zimmer’in müzikleri… Film boyunca sizi koltuğunuzda rahat oturtmayan bir gerilim yaratıyor Zimmer. “tik-tak” sesi ve tırnak yeme sesinin birleştirerek yarattığı temanın üzerine kurduğu müzik kompozisyonu sizi bu gerilimin ortasında bırakıyor. Karakterlerle beraber bu imkânsız tahliyenin tedirginliğini yaşıyordunuz.</p>
<p>Görüntüsü ve müzikleri bu kadar iyi olunca haliyle ses efektleri ve ses kurgusu da çok başarılı. Dibinizden geçen her kurşunda bu gerçekçilik irkilmenize neden oluyor.</p>
<p>Filme ilgili eleştiriler genel olarak senaryoya yönelik oluyor. Evet, kabul etmeliyim ki ben de en son İnterstellar’da yaşadığım film bitince koltuktan kalkamama, filmin etkisinden o gece çıkamama durumlarını yaşamadım. Hatta belki bu beklentiyle gittiğin için salonun ışıkları açıldığında bir tatminsizlik de yaşadım. Çünkü bu uzun süreli beklenti bene imdb listesinde ilk üçe girme potansiyeli olan bir film izleyeceğimi hissettirmişti. O kadar değilmiş. Ama şunu da kabul edelim, listeye katılıp katılmamak bir kenara, imdb top250 listesi şu an en prestijli izleyici listesi ve bu listenin ilk 50 sırasında son 10 yılda çekilen sekiz filmden beşi Christopher Nolan imzalı. Bu da aslında bu filmin çok iyi olmasında daha fazlasının beklenmesi durumunu doğurdu. Ancak bu beklentiyi karşılaması elimizde harika bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor.</p>
<p>Filmde mantıksız bulunan bazı bölümler de Nolan’dan değil tarihten kaynaklı. Örneğin Almanlar’ın o kadar yakınken neden saldırmadığıyla ilgili bir eleştiri çarptı gözüme. Ama bunu Nolan’a değil Hitler’e sormak lazım. Çünkü Dunkirk tahliyesine müdahale etmemesi Hitler’in en büyük hatalarından birisi olarak kabul ediliyor. Dunkirk tahliyesi tarihçiler arasında başarı mı başarısızlık mı diye tartışıladursun Nolan bize bu tarihi olayı epik ama abartıdan uzak bir dille anlatıyor. Tabi ki her savaş filminde olduğu gibi bir tutam milliyetçilik var işin içinde. Filmde kullanılan Başbakan Churchill’in şu konuşması bu milliyetçiliğin açıkça yapıldığı tek yer diyebiliriz:</p>
<p><em>&#8220;Sonuna kadar devam etmeliyiz. Fransa&#8217;da savaşmalıyız, denizlerde ve okyanuslarda savaşmalıyız, artan özgüvenimiz ve havacılıkta büyüyen gücümüzle savaşmalıyız, adamızı savunmalıyız, bedeli ne olursa olsun. Sahillerde savaşacağız, çıkarma bölgelerinde savaşacağız, arazide ve sokaklarda savaşacağız, tepelerde savaşacağız; asla teslim olmayacağız&#8230;&#8221;</em></p>
<p>Özetlememiz gerekirse Dunkirk Nolan’ın en iyi filmi değil. Dunkirk Nolan’ın en kötü filmi değil. Dunkirk Nolan’ın tüm filmleri gibi en iyisi. Sadece Nolan’ın “başyapıt” hakkını bir sonraki filmde kullanmasını bekleyeceğiz.</p>
<p>KÜNYE:</p>
<p>DUNKIRK (2017)</p>
<p>Yönetmen: Christopher Nolan</p>
<p>Senaryo: Christopher Nolan</p>
<p>Yapım: ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda</p>
<p>Oyuncular: Tom Hardy, Mark Rylance, Cillian Murphy, Harry Styles, Fionn Whitehead, Aneurin Barnard</p>
<p>İmdb Notu: 10/8.9 (Güncel)</p>
<p>Rotten Tomatoes Notu: 100/92 (Güncel)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/basyapit-degil-ama-cok-iyi-film-dunkirk-2/">BAŞYAPIT DEĞİL AMA ÇOK İYİ FİLM: DUNKİRK</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/basyapit-degil-ama-cok-iyi-film-dunkirk-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10334</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DAĞ 2: Pompalanmış Milliyetçilik Mi Referans Bir Aksiyon Film Mi?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dag-2-pompalanmis-milliyetcilik-mi-referans-bir-aksiyon-film-mi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dag-2-pompalanmis-milliyetcilik-mi-referans-bir-aksiyon-film-mi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 03 Jan 2017 14:24:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Ahu Türkpençe]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Çağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Atilla Gümüş]]></category>
		<category><![CDATA[Büşra filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Çağar Ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Serezli]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Arkın]]></category>
		<category><![CDATA[Panzehir filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Ufuk Bayraktar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6615</guid>
				<description><![CDATA[<p>Türk sinemasının genç ve yenilikçi yönetmeni Alper Çağlar’ın son filmi DAĞ 2, 2016’nın son döneminde vizyona girmesine rağmen 3 Milyona yakın gişesiyle yılın en çok izlenen yapımı oldu. Alper Çağlar Daha önce Büşra, Panzehir ve Dağ filmleriyle farklı bir anlatı yapısı oluşturan ve Türk sineması kalıplarını kırıp farklı çekim ve hikayeleri önümüze seren Alper Çağlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dag-2-pompalanmis-milliyetcilik-mi-referans-bir-aksiyon-film-mi/">DAĞ 2: Pompalanmış Milliyetçilik Mi Referans Bir Aksiyon Film Mi?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Türk sinemasının genç ve yenilikçi yönetmeni <strong>Alper Çağlar</strong>’ın son filmi <strong>DAĞ 2</strong>, 2016’nın son döneminde vizyona girmesine rağmen 3 Milyona yakın gişesiyle yılın en çok izlenen yapımı oldu.</p>
<h2>Alper Çağlar</h2>
<p>Daha önce Büşra, Panzehir ve Dağ filmleriyle farklı bir anlatı yapısı oluşturan ve Türk sineması kalıplarını kırıp farklı çekim ve hikayeleri önümüze seren <em>Alper Çağlar</em> <strong>Dağ 2</strong> ile “ispat” filmini çekmiş diyebiliriz.</p>
<p><figure id="attachment_6618" aria-describedby="caption-attachment-6618" style="width: 908px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag-2-filmi-elestirisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6618 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag-2-filmi-elestirisi.jpg?resize=640%2C195" alt="Alper Çağlar, Dağ 2 ile “ispat” filmini çekmiş diyebiliriz." width="640" height="195" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag-2-filmi-elestirisi.jpg?w=908&amp;ssl=1 908w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag-2-filmi-elestirisi.jpg?resize=300%2C91&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6618" class="wp-caption-text">Alper Çağlar, Dağ 2 ile “ispat” filmini çekmiş diyebiliriz.</figcaption></figure></p>
<p>Gişe de çok istenilen bir seviyeyi tutturamasa da internet ortamına yayılarak beğenilen <strong>DAĞ (2012)</strong> filmi Üniversiteli Kısa dönem asker Oğuz rolünde Çağlar Ertuğrul, hayatta tutunacak bir dalı bulunmayan uzun dönem asker Bekir rolünde Ufuk Bayraktar ve en çok da filmde anlattığı fıkrayla sosyal medyada filmin gizli reklamını yapan Yüzbaşı Yaşar rolünde Fırat Doğruloğlu’nun performansıyla Alper Çağlar’ın ikinci filmine referans oldular. Bunun yanında yönetmenin Panzehir(2014) filmi de yine gişe de başarılı olamasa da Çekimleri ve müziklerin kullanımıyla farklı bir tat yakaladı. <u>DAĞ 2</u> ise yönetmenin gişede sabırla beklediği patlamayı yaparak 2016’ya damga vurdu.</p>
<p><figure id="attachment_6619" aria-describedby="caption-attachment-6619" style="width: 1280px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2-hakkinda.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6619 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2-hakkinda.jpg?resize=640%2C360" alt="Dağ 2 Filmi" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2-hakkinda.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2-hakkinda.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2-hakkinda.jpg?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6619" class="wp-caption-text">Dağ 2 Filmi</figcaption></figure></p>
<h2>Dağ 2</h2>
<p><strong>DAĞ 2</strong>, ilk filmden tanıdığımız Oğuz ve Bekir’in hikayesinin devamı niteliğinde. Filmin olay örgüsü geçmişe atlamalı olarak ilerliyor (ilk filmde olduğu gibi). Bir yandan Oğuz ve Bekir’in Bordo Bereli olabilmek için geçirdiği yıllara ve ıstırap dolu eğitimlerine odaklanırken, ana hikaye olarak Irak’ta IŞİD tarafından kaçırılan gazeteci Ceyda’nın özel kuvvetler tarafından kurtarılmasına odaklanıyor. Oğuz ve Bekir’in Bordo Bereli olmasıyla artık yeni ekip arkadaşları da hikayeye dahil oluyor. Kurmay Yarbay Veyel rolünde Murat Serezli, Astsubay Kıdemli Üstçavuş Arif rolünde Murat Arkın ve Astsubay Kıdemli Başçavuş Mustafa rolünde Atılgan Gümüş dikkat çeken bir performans sergiliyorlar. Yine gazeteci Ceyda rolünde Ahu Türkpençe başarılı bir oyunculuk gösteriyor.</p>
<p>Aslında benim filmi değerlendirmek istediğim nokta çok farklı. Sonda söylemem gerekeni başta söylemem gerekirse, filmi izledim ve beğendim. <em>Yönetmen Alper Çağlar</em> “ispat” işinde kesinlikle başarılı olmuş. Üç yıl boyunca yazdığı senaryo, farklı çekim teknikleri denediği ve aksiyonu bölmeyen çekim teknikleri ve oyuncu yönetimi başarılıydı. Filmin sinematografisi de başarılıydı. Oyunculuklar da -her ne kadar epik hikayelerde abartı doğal olsa da – rahatsız etmeyecek düzeydeydi.</p>
<p><em>DAĞ 2</em> Türk Özel Kuvvetleri’nin hikayesi olduğu için Militarist bir bakış açısı olacağı algısı film başlamadan kendisini göstermişti. Ancak Alper Çağlar’ın böyle ucuz bir milliyetçiliğe kaçmayacağını tahmin ediyorum ki öyle de oldu. Dediğimiz gibi tabi ki milliyetçi bir bakış açısı muhakkak filmde olacaktı. Ancak bu milliyetçi bakış açısı bir devlet politikası propagandası değil, aksine askeri kuvvetlerin ideolojik referanslardan uzak, sadece görev bilinciyle hareket etmesini konu alıyor. Son yıllarda çekilen çok ucuz milliyetçilik üzerine kurulu ve iktidar propagandası kokan vasat yapımlardan sonra DAĞ 2 olaya sinematografik olarak bakmamızı sağlayan bir yapıda kurulu. Gazeteci Ceyda’nın anti-militarist tavrı ve askerlerin görev felsefesi çatışması taraf tutmadan mantıklı referanslarla anlatılmış. Milliyetçilik kavramı benim için Türkiye’de iki şekilde ele alınabilir. Birincisi kökeni Osmanlı’ya dayanan muhafazakâr milliyetçi tutum, diğeri ise kökenini Kuvay-ı Milliye’ye dayandıran Cumhuriyet milliyetçiliği. <u>DAĞ 2</u> filmini ikinci akıma dayanan bir hikaye olarak tanımlıyorum.</p>
<p>Kaldı ki filmin eleştirel yönlerini diyaloglarda görmek mümkün:</p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8212;Sürpriz bozan&#8212;</em></p>
<p><em>“Sen onu askerleri önce içeri atıp sonra kahraman diye çıkaran koyunlarına anlat.”</em></p>
<p><em>“Gerçekten Türklüğün değeri kaldı mı? Bir Türk gazetecinin boğazına bıçak dayayacaklar.”</em></p>
<p><em>“Yıllarca Irak Türk’ü dedik. Birden Iraklı Türkmenler demeye başladık.”</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8212;Sürpriz Bozan&#8212;</em></p>
<p><figure id="attachment_6616" aria-describedby="caption-attachment-6616" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6616 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2.jpg?resize=640%2C253" alt="DAĞ 2 Türk Özel Kuvvetleri’nin hikayesi olduğu için Militarist bir bakış açısı olacağı algısı film başlamadan kendisini göstermişti." width="640" height="253" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dag2.jpg?resize=300%2C118&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6616" class="wp-caption-text">DAĞ 2 Türk Özel Kuvvetleri’nin hikayesi olduğu için Militarist bir bakış açısı olacağı algısı film başlamadan kendisini göstermişti.</figcaption></figure></p>
<p>Filmin eleştirel yönü izleyiciyi rahatız etmeyecek kıvamda bırakıldı. Kaldı ki propaganda dolu Hollywood yapımlarını hayranlıkla izlerken DAĞ 2 filminde eleştirel bir yön aramak bir aşağılık kompleksinden öteye gitmiyor. Film zaten alıntılarını ayan beyan önümüze seriyor. Örneğin DAĞ 2’de özellikle Er Ryan’ı Kurtarmak (1998) filminden birçok alıntı görebiliyoruz. Yine hikaye olarak bize Kara Şahin Düştü (2001) filmini de anımsatıyor. Ancak bunları yaparken kötü kopyalar halinde değil, Türk Sinemasını da yücelten kalitede yapıyor. Bu kaliteli iş bana 2014 yapımı American Sniper filmini hatırlattı. Sırf milliyetçi bakış açısı nedeniyle (tamam belki Clint Eastwood’un da hakkını yememek gerekir) Oscar’a aday gösteriliyorsa; <strong>DAĞ 2</strong> o filmden daha tutarlı ve aksiyonu eksiksiz bir film olmuş.</p>
<p>Bu yazı yazılırken <em>DAĞ 2</em> filminin imdb notu 10/9.9’du. Tabi ki bu bizim çok güveneceğimiz bir ortalama değil ancak filmin reklamına büyük bir katkısı olduğu kesin. Ayrıca Metin Serezli ve Cüneyt Arkın gibi iki ustanın oğulları olan Metin Serezli ve Murat Arkın babalarını utandırmadılar. Murat Arkın’ın canlandırdığı Arif karakterinin (keskin nişancı) her atıştan önce Kahramanların Ölümü şiirinin bir mısrasını okuması çok karizmatik bir rol ortaya çıkarmış.</p>
<p><strong>Alper Çağlar</strong>’ı merakla takip etmeye devam edeceğim.&nbsp; <strong>DAĞ 2</strong>’yi izlemediyseniz –ön yargılarınızdan sıyrılarak- seyredin. Hele ki son günlerdeki ülke gündemini düşünürsek film daha da dramatik bir hal alıyor. Filmden bir diyalogla veda edelim:</p>
<p><em>Bekir: “Tankları var!”</em></p>
<p><em>Oğuz: “Bizim de Bekir’imiz var!”</em></p>
<h3>Dağ 2 Künyesi</h3>
<ul>
<li>DAĞ 2 (2016)</li>
<li>Yönetmen ve Senarist: Alper Çağlar</li>
</ul>
<h3>Dağ 2 Oyuncuları</h3>
<ul>
<li>Çağar Ertuğrul</li>
<li>Ufuk Bayraktar</li>
<li>Metin Serezli</li>
<li>Murat Arkın</li>
<li>Atilla Gümüş</li>
<li>Ahu Türkpençe</li>
</ul>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/bax_z2dhdfI?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dag-2-pompalanmis-milliyetcilik-mi-referans-bir-aksiyon-film-mi/">DAĞ 2: Pompalanmış Milliyetçilik Mi Referans Bir Aksiyon Film Mi?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dag-2-pompalanmis-milliyetcilik-mi-referans-bir-aksiyon-film-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6615</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bizim Başyapıtımız: Sevmek Zamanı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 11:12:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Erksan]]></category>
		<category><![CDATA[sinematografi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2843</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yağmur bardaktan boşanırcasına yağarken eve girdi Halil. Köşkün üst katına çıktı. Montunu çıkarıp perdeleri açtı. Aydınlanan evin duvarında bir fotoğraf belirdi. İri gözleri, küt saçlarıyla bir kadın Halil’e bakıyordu. Halil gramofona bir plak koydu, koltuğu fotoğrafın önüne çekti, bir sigara yaktı ve oturdu koltuğa. Âşık olduğu fotoğrafı izlemek için… Türk sinemasının belki de en ilginç [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/">Bizim Başyapıtımız: Sevmek Zamanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yağmur bardaktan boşanırcasına yağarken eve girdi Halil. Köşkün üst katına çıktı. Montunu çıkarıp perdeleri açtı. Aydınlanan evin duvarında bir fotoğraf belirdi. İri gözleri, küt saçlarıyla bir kadın Halil’e bakıyordu. Halil gramofona bir plak koydu, koltuğu fotoğrafın önüne çekti, bir sigara yaktı ve oturdu koltuğa. Âşık olduğu fotoğrafı izlemek için…</p>
<p><figure id="attachment_2844" aria-describedby="caption-attachment-2844" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png" rel="attachment wp-att-2844"><img class=" td-modal-image wp-image-2844 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1-1024x576.png?resize=640%2C360" alt="Metin Erksan &quot;Sevmek Zamanı&quot;" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png?resize=1024%2C576&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk1.png?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2844" class="wp-caption-text">Metin Erksan &#8220;Sevmek Zamanı&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Türk sinemasının belki de en ilginç senaryoya sahip filmi <strong>Sevmek Zamanı</strong> işte böyle başlıyordu. Bir doğu kültürü öğesi olan surete âşık olmanın hikayesidir filmin ana teması. Türk sinemasının en büyük yönetmeni <strong>Metin Erksan</strong> bu ana temayı; vurucu diyaloglar, sakin ve sade oyunculuklar, sinematografisi güçlü çekimlerle bezemiş, hem yazdığı hem de yönettiği bu filmle bir başyapıt ortaya koymuştur.</p>
<p><figure id="attachment_2846" aria-describedby="caption-attachment-2846" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg" rel="attachment wp-att-2846"><img class=" td-modal-image wp-image-2846 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg?resize=480%2C360" alt="Metin Erksan Türk sinemasının en büyük yönetmenlerinden biridir." width="480" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk3.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2846" class="wp-caption-text">Metin Erksan Türk sinemasının en büyük yönetmenlerinden biridir.</figcaption></figure></p>
<p>Halil bir boyacıdır ve iş için gittiği Büyükada’daki bir köşkün duvarında duran fotoğrafa âşık olmuştur. Fotoğrafın sahibi Meral’in ise Halil’den haberi daha yoktur. Öyle bir aşktır ki bu, Halil bir yıl boyunca her gün gider o köşke, her gün izler o fotoğraftaki siyah iri gözlü kadını. Meral ise ancak bir yıl sonra Halil’i fotoğrafını izlerken görünce tanır. Halil masumdur. Halil utangaç, Halil âşıktır. Meral o an âşık olur Halil’e. Fotoğrafına âşık olan adamın, aşkına âşık olur bir bakıma da. Oysa Halil Meral’e âşık değildir. O, fotoğrafa âşıktır. Ona hep seven gözlerle bakan, onu kırmayacak, üzmeyecek olan fotoğraftaki kadına âşıktır. Meral’se gerçektir. Etten kemiktendir. İnsanın zaafları, hataları vardır onda.</p>
<p><figure id="attachment_2847" aria-describedby="caption-attachment-2847" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg" rel="attachment wp-att-2847"><img class=" td-modal-image wp-image-2847 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg?resize=640%2C509" alt="Sevmek Zamanı" width="640" height="509" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk4.jpg?resize=300%2C239&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2847" class="wp-caption-text">Sevmek Zamanı</figcaption></figure></p>
<p>Bir zengin kızıdır Meral. Ancak Türk sinemasının bize sunduğu klişe zengin kızlarından değildir. Sakinidir, duyguludur, kırılgandır. Arkadaşlarıyla partiler veren bir kız değil, onlarla sonbaharda Büyükada’ya dinlenmeye giden bir kızdır. En önemlisi şiir okur Meral. Ovidius’un Sevişme Yolu kitabını okur. Üstat Erksan Bir kırılma yaratır filmde belki de. Meral’in doluluğu daha da sevdirir onu izleyiciye.</p>
<p><figure id="attachment_2848" aria-describedby="caption-attachment-2848" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg" rel="attachment wp-att-2848"><img class=" td-modal-image wp-image-2848 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?resize=400%2C266" alt="Metin Erksan'ın Sevmek Zamanı filmi hala kült film olmayı başarıyor." width="400" height="266" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk5.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2848" class="wp-caption-text">Metin Erksan&#8217;ın Sevmek Zamanı filmi hala kült film olmayı başarıyor.</figcaption></figure></p>
<p>Diyaloglarıyla kült olan filmin en çarpıcı sahnesi, en vurucu diyalogları Meral’in Halil’e gitmesidir. Halil ve Meral’in konuşmaları aşktan bahseder. Felsefeden bahseder. İnsandan bahseder. Ve tabi ki insanüstü bir sevgiden bahseder:</p>
<p><figure id="attachment_2849" aria-describedby="caption-attachment-2849" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6.jpg" rel="attachment wp-att-2849"><img class=" td-modal-image wp-image-2849 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6-300x209.jpg?resize=300%2C209" alt="Halil ve Meral’in konuşmaları aşktan bahseder. Felsefeden bahseder. İnsandan bahseder. Ve tabi ki insanüstü bir sevgiden bahseder." width="300" height="209" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6.jpg?resize=300%2C209&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk6.jpg?w=345&amp;ssl=1 345w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2849" class="wp-caption-text">Halil ve Meral’in konuşmaları aşktan bahseder. Felsefeden bahseder. İnsandan bahseder. Ve tabi ki insanüstü bir sevgiden bahseder.</figcaption></figure></p>
<p><em>—Aylardan beri gelip neden benim resmime bakıyorsun? Cevap vermeyecek misin bana? Yoksa gerçeği söylemekten korkuyor musun?<br />
— Öğrenmek istediğini Mustafa söylemiştir sana.<br />
— Ben senin söylemeni istiyorum. Herhalde bana ait olan bir şeyi öğrenmek hakkımdır.<br />
— Hayır! Sana ait bir mesele değil bu. Resminle benim aramdaki bir durum seni ilgilendirmez. Ben senin resmine aşığım.<br />
— İyi ama âşık olduğun resim benim resmim. İşte ben de buradayım, söyleyeceklerini dinlemeye geldim.<br />
— Resmin sen değilsin ki! Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın.<br />
— Bu davranışların bir korkudan ileri geliyor.<br />
— Evet, bir korkudan ileri geliyor. Bu korku sevdiğim şeye ebediyen sahip olabilmek için çekilen bir korku. Ben senin resmine değil de sana aşık olsaydım o zaman ne olacaktı? Belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme. Belki de alay edecektin sevgimle. Hâlbuki resmin bana dostça bakıyor. İyilikle bakıyor ve ebediyen bakacak.<br />
— Ben de sana bakmak istiyorum.<br />
— Hayır. Benimle resminin arasına girme, istemiyorum seni. Ben senin yalnız resmine aşığım&#8230; Resminle aramda ne kadar uzun zaman geçti. İlk karşılaşmamızı dün gibi hatırlarım. Birden bana iyilikle, sevgiyle bakan bir yüz gördüm. Elbiselerim eskiydi, kirliydim, sakallarım uzamıştı. İnanamadım. O insanca bakışı bir daha göremem diye bir daha resme bakmaktan korkuyordum. İkinci kere zorlukla baktım resmine. Gene iyilik gene sevgi vardı gözlerinde&#8230;<br />
— Resmimin yerine ben seveceğim seni. Artık ben varım.<br />
— Hayır hayır. İstemiyorum seni. Benim dünyama girmeye kalkma. Merhametsizce yıkarsın onu. Resmin benim kendimden bir parça. Bırak ben onu seveyim. Sen sevmek isteme beni senin ellerini tutmak istemiyorum. Sonra çekersin o ellerini benden. Ben resmine aşığım, ölünceye kadar da onu seveceğim.</em></p>
<p><figure id="attachment_2850" aria-describedby="caption-attachment-2850" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg" rel="attachment wp-att-2850"><img class=" td-modal-image wp-image-2850 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg?resize=400%2C300" alt="Senaryo bize bu aşkın büyüklüğünü anlatmak için bir referans noktası oluşturuyor." width="400" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk7.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2850" class="wp-caption-text">Senaryo bize bu aşkın büyüklüğünü anlatmak için bir referans noktası oluşturuyor.</figcaption></figure></p>
<p>Metin Erksan bizi burada mükemmel bir dillemaya sokuyor. Bizi, bu aşkın hakkını vermek isteyen Meral ile büyünün bozulmasından korkan Halil arasında bırakıyor. Öyle ya; insanoğlu ne büyük aşkları hüsranla bitirmiş, kırmış, kırılmıştır. Büyüyü kendi elleriyle bozmuş ve bunun hayal kırıklığını hep yaşamıştır. O yüzden bu korkuyu yaşayan Halil’i anlamamızdan daha doğal ne olabilir ki? Hele ki böyle bir aşkı bozmak?</p>
<p>Senaryo bize bu aşkın büyüklüğünü anlatmak için bir referans noktası oluşturuyor. O da Meral’in hayatında biri olduğu gerçeği. Ancak Meral aşk denen şeyin ne olduğunu Halil’le öğrenmiştir. Âşık olmadığını bildiği Başar artık onun için yoktur. Meral, Halil onu istemese de onu bekleyecektir. Şimdi izleyici de biliyor ki Meral’in aşkı da Halil’in aşkı kadar büyüktür.</p>
<p><figure id="attachment_2851" aria-describedby="caption-attachment-2851" style="width: 656px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg" rel="attachment wp-att-2851"><img class=" td-modal-image wp-image-2851 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg?resize=640%2C484" alt="Filmin finali ise izleyici için içinden çıkılmaz bir duygu durum değişikliğine dönüşüyor." width="640" height="484" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg?w=656&amp;ssl=1 656w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk8.jpg?resize=300%2C227&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2851" class="wp-caption-text">Filmin finali ise izleyici için içinden çıkılmaz bir duygu durum değişikliğine dönüşüyor.</figcaption></figure></p>
<p>Aslında tüm filmin bir okumasını yapmak istemiyorum sizlere. Çünkü film bizi birçok kez şaşırtıyor. Kırılma noktalarında bazen sevindiriyor bazen de üzüyor. Filmin finali ise izleyici için içinden çıkılmaz bir duygu durum değişikliğine dönüşüyor. O yüzden bu heyecanı yaşamanızı, filmi mutlaka izlemenizi istiyorum.</p>
<p>Metin Erksan bu filminde kamera hareketlerini gereksiz abartılardan kaçınarak çok iyi kullanmış. Siyah-beyaz olan film çoğunlukla gündüz ve dış mekân çekimlerinden oluştuğu için iyi bir ışık almış ve berrak bir görüntü oluşturmuş. Film sıklıkla müzikle beslenmiş. Yeşilçam’ın emektarı Metin Bükey imzası taşıyan müzikler başarılı bir kompozisyon oluşturmuş. Sinematografi Mengü Yeğin’e emanet edilmiş (Aynı zamanda Metin Erksan`ın yeğeni). Filmin çoğunluğunda yağan yağmur filmin dramatik kurgusuna iyi bir katkı sunmuş.</p>
<p><figure id="attachment_2852" aria-describedby="caption-attachment-2852" style="width: 525px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg" rel="attachment wp-att-2852"><img class=" td-modal-image wp-image-2852 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg?resize=525%2C280" alt="Metin Erksan bu filminde kamera hareketlerini gereksiz abartılardan kaçınarak çok iyi kullanmış." width="525" height="280" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg?w=525&amp;ssl=1 525w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/svmk9.jpg?resize=300%2C160&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 525px) 100vw, 525px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2852" class="wp-caption-text">Metin Erksan bu filminde kamera hareketlerini gereksiz abartılardan kaçınarak çok iyi kullanmış.</figcaption></figure></p>
<p>Oyunculuk açısından da Müşfik Kenter ve Sema Özcan işlerini iyi yapmış. Özellikle Sema Özcan güzelliği duruluğu ve sadeliğiyle izleyiciyi de (özellikle beni) kendisine hayran bırakıyor.</p>
<p>Sona bağlarsak, Türk Sineması belki bugün Avrupa ve ABD sinemasıyla yarışacak durumda pek değil ancak, gıptayla bakılacak bir filmi tam 51 yıl önce Metin Erksan çekti. Sevmek Zamanı, herkesin izlemesi gereken bir başyapıt olarak sinema tarihimize geçti.</p>
<p>Teşekkürler Metin Erksan.</p>
<p>Görüşmek üzere okur…</p>
<p><strong>KÜNYE:</strong></p>
<ul>
<li>SEVMEK ZAMANI(1965)</li>
<li>Yönetmen: Metin Erksan</li>
<li>Senaryo: Metin Erksan</li>
<li>Oyuncular: Müşfik Kenter, Sema Özcan, Süleyman Tekcan</li>
<li>İMDB Notu: 10/8,3</li>
<li>Rotten Tomatoes Notu: 100/93</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/">Bizim Başyapıtımız: Sevmek Zamanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bizim-basyapitimiz-sevmek-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2843</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İyi Senaryo, İyi Oyunculuklar, İyi Müzikler: Straight Outta Compton</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/iyi-senaryo-iyi-oyunculuklar-iyi-muzikler-straight-outta-compton/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/iyi-senaryo-iyi-oyunculuklar-iyi-muzikler-straight-outta-compton/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 12 Mar 2016 12:43:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Dre]]></category>
		<category><![CDATA[Easy-E]]></category>
		<category><![CDATA[Fuck The Police]]></category>
		<category><![CDATA[Gangsta Rap]]></category>
		<category><![CDATA[İce Cube]]></category>
		<category><![CDATA[Mc Ren]]></category>
		<category><![CDATA[Mc Yella]]></category>
		<category><![CDATA[N.W.A.]]></category>
		<category><![CDATA[N.W.A. grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Rap]]></category>
		<category><![CDATA[Rap Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Straight Outta Compton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2657</guid>
				<description><![CDATA[<p>Türkiye’de iş yapan dağıtımcı firmalar, salon sayılarının artması ve sektörün globalleşmesi sayesinde birçok iyi yabancı filmi ülkemizde vizyona sokuyor. Ancak kimi zaman gerek öngörüsüzlük gerekse de Türkiye’de gişe yapmayacağı ve dolayısıyla zarar ettireceği düşünülen bazı filmler gözden kaçıyor ve sinemaseverler ile buluşma şansını kaçırıyor. Tabi ki “internet çağı” diye adlandırılan günümüzde artık ulaşılamadık, izlenmedik sinema [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/iyi-senaryo-iyi-oyunculuklar-iyi-muzikler-straight-outta-compton/">İyi Senaryo, İyi Oyunculuklar, İyi Müzikler: Straight Outta Compton</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de iş yapan dağıtımcı firmalar, salon sayılarının artması ve sektörün globalleşmesi sayesinde birçok iyi yabancı filmi ülkemizde vizyona sokuyor. Ancak kimi zaman gerek öngörüsüzlük gerekse de Türkiye’de gişe yapmayacağı ve dolayısıyla zarar ettireceği düşünülen bazı filmler gözden kaçıyor ve sinemaseverler ile buluşma şansını kaçırıyor.</p>
<p>Tabi ki “internet çağı” diye adlandırılan günümüzde artık ulaşılamadık, izlenmedik sinema eserleri yok denecek kadar az. İşte tam da bu sayede çok iyi bir film şirketlerin gözünden kaçsa da sinemaseverlerin gözünden kaçmadı. O filmin adı <strong>Straight Outta Compton</strong>…</p>
<p><figure id="attachment_2663" aria-describedby="caption-attachment-2663" style="width: 560px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton.jpg" rel="attachment wp-att-2663"><img class=" td-modal-image wp-image-2663 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton.jpg?resize=560%2C887" alt="Straight Outta Compton" width="560" height="887" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton.jpg?w=560&amp;ssl=1 560w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton.jpg?resize=189%2C300&amp;ssl=1 189w" sizes="(max-width: 560px) 100vw, 560px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2663" class="wp-caption-text">Straight Outta Compton</figcaption></figure></p>
<p>Filmin konusunu özetlersek, 80’lerde Amerika’da “Gangsta Rap” ekolünü başlatan ve günümüzde de efsane statüsünde yer alan <strong>Dr. Dre, İce Cube, Easy-E, Mc Yella </strong>ve<strong> Mc Ren</strong>’in Los Angeles’in Compton şehrinde bir araya gelerek <em>N.W.A. grubu</em>nu kurması ve 90’ların ortalarına kadar süren hegomanyalarını anlatıyor. Grubun kuruluşu, yükselişi, toplumsal bir figür haline gelmeleri ve dağılışı ekseninde kurulan film, içinde bir çok yan hikâye de barındırıyor. Filmde görmemiz istenilen en sert mesajlar, Amerika’daki siyahîlere uygulanan baskı ve şiddet hadiseleri çerçevesinde gelişiyor. Zira o günlerde (hatta bu günlerde de diyebiliriz) yoksul şehirlerdeki siyahiler “Siyahsa torbacıdır”, “Siyahsa silahı vardır” gibi şimdi çok absürt gelebilecek bir haksızlığa maruz bırakılıyordu. Filmde de grup üyelerinin başının sık sık polisle derde girmesi de bu hikâyeyi destekliyor.</p>
<p><figure id="attachment_2661" aria-describedby="caption-attachment-2661" style="width: 853px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-N.W.A..jpg" rel="attachment wp-att-2661"><img class=" td-modal-image wp-image-2661 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-N.W.A..jpg?resize=640%2C360" alt="Straight Outta Compton - N.W.A." width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-N.W.A..jpg?w=853&amp;ssl=1 853w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-N.W.A..jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2661" class="wp-caption-text">Straight Outta Compton &#8211; N.W.A.</figcaption></figure></p>
<p><strong>N.W.A.</strong> gerçekten de siyahîlerin isyanının temsilcisi durumunda. Şarkı sözleri genel olarak uyuşturucu, şiddet, sex, kadınlar üzerine kurulu ofansif bir biçimde karşımıza çıkıyor. Herkes tarafından bilinen bir gerçek var ki bir çok ünlü siyahi rapçi aslında uyuşturucu satıcılığından ve çete üyeliğinden geliyor. 50 Cent’ten Soop Dogg’a, P-Diddy’den 2Pac-Shakuur’a kadar pek çok isim tam da şarkılarında anlattıkları şiddet ve zevk ortamından geliyor. Filmde grubun şarkılarını yazan İce Cube aslında çok da bu işlerin adamı değil. Ama şarkı sözleri zamanın siyahî gençlerini delicesine oynatacak ve heyecanlandıracak kadar sert. İce Cube’un yazdığı sözler Easy-E tarafından seslendiriliyor. E arkalarında da Dr. Dre’de olunca iş müzikal bir ziyafete dönüşüyor.</p>
<p><figure id="attachment_2658" aria-describedby="caption-attachment-2658" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/N.W.A.-grubu-konserinden-filmde-bir-sahne..jpg" rel="attachment wp-att-2658"><img class=" td-modal-image wp-image-2658 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/N.W.A.-grubu-konserinden-filmde-bir-sahne..jpg?resize=500%2C293" alt="N.W.A. grubu konserinden filmde bir sahne." width="500" height="293" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/N.W.A.-grubu-konserinden-filmde-bir-sahne..jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/N.W.A.-grubu-konserinden-filmde-bir-sahne..jpg?resize=300%2C176&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2658" class="wp-caption-text">N.W.A. grubu konserinden filmde bir sahne.</figcaption></figure></p>
<p>Filmde grubun efsaneleşen “<strong>Fuck The Police</strong>” şarkısının ortaya çıkış hikâyesi de anlatılıyor. Polisin baskıcı tutumuna karşı tüm siyahîlerin marşı haline geliyor adeta şarkı. Tabi başlarına açılan birçok bela da cabası. Gerçek olaylar olan FBI’den gelen tehdit mektubu ve meşhur Detroit konserindeki polis baskını filmde çok iyi işlenmiş.</p>
<p><em>(Burada bir not düşmek gerekirse, filmde yer verilen polis şiddeti, sokaklarda öldüresiye dövülen siyahiler ve bu olayların içindeki polislerin hiçbir ceza almadan işin içinden sıyrılmaları izlerken insanı gerçekten rahatsız ediyor. Ancak gösterilen görüntüler ve dava sonuçlarının gerçek olması daha da rahatsızlık veren bir durum. Tabi ki bu kararlar sonunda siyahilerin isyanları sırasında duvarlara bile yazılan “Fuck the Police”, bize ne kadar ikonik bir şarkı olduğunu tekrar kanıtlamış oluyor. Birbirine düşman olan çetelerin polise karşı bandanalarını birbirine bağlayarak durdukları sahne içimizdeki isyan ateşini yakmıyor değil)</em></p>
<p><figure id="attachment_2662" aria-describedby="caption-attachment-2662" style="width: 618px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-filminden-bir-sahne.jpg" rel="attachment wp-att-2662"><img class=" td-modal-image td-modal-image wp-image-2662 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-filminden-bir-sahne.jpg?resize=618%2C412" alt="Straight Outta Compton filminden bir sahne" width="618" height="412" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-filminden-bir-sahne.jpg?w=618&amp;ssl=1 618w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-filminden-bir-sahne.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Straight-Outta-Compton-filminden-bir-sahne.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 618px) 100vw, 618px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2662" class="wp-caption-text">Straight Outta Compton filminden bir sahne</figcaption></figure></p>
<p>Straight Outta Compton filminin bir diğer çatışma unsuru da grup içinde İce Cube ve Easy-E’nin menajer Jerry Heller yüzünden yaşadıkları gerilim ve İce Cube’nin gruptan ayrılması üzerine kurulu. İce Cube’un solo kariyerde büyük başarı yakalaması ve eski grubuyla yaşadığı “Diss” kapışmaları filme hem müzikal bir tat vermiş hem de senaryonun akıcılığını sağlamış.</p>
<p>Aslında biz filmde bu ikilinin gerilimine takılırken, filmin biraz Dr. Dre tarafından bakış açısı yaşadığını fark ediyoruz. Çünkü Dre, kimseyle küsmeyen hep orta yolu bulmaya çalışan ve tüm başarının gizli kahramanı olarak görünüyor. Ancak o da gerçek hikâyeye uygun bir şekilde bir noktadan sonra yollarını grup ile ayırıyor. Menajer değişikliğiyle Dre’nin yeni menajeri olan Suge Knight aslında tam bir çete lideri. İşlerini kaba kuvvetle çözen bu adam filmde Marcos Taylor tarafından çok iyi canlandırılmış. Ufak bir not düşersek Suga Knight’ın 2Pac- Shakuur’un ölüm emrini verdiği de iddia edilir. Amerikan hip-hop yıldızlarının arasındaki mücadele o dönem sadece müzikal anlamda değil bir çete savaşı şeklinde de devam ediyordu. (2003 yapımı TUPAC: RESURRECTİON ve 2009 yapımı NOTORİUS filmleri bu konuda tavsiye edilir)</p>
<p>Filmde ayrıca 2Pac ve Snop Dogg da gençlik hallerinin canlandırmasıyla küçük rollerde arz-ı endam ediyorlar.</p>
<p>Straight Outta Compton bir direniş, diriliş, yükseliş, rekabet filmi. Oyunculuklar şahane. Özellikle Paul Giamatti menajer Jerry Heller rolünde çok etkileyici bir oyunculuk ortaya koyuyor.  Dönemin yıldızlarını canlandıran genç oyuncular da yine çok başarılı. Hatta İce Cube’u filmde oğlu O’Shea Jackson Jr. canlandırıyor ve film boyunca benzerliklerine hayran kalıyorsunuz. Rap severleri için de müzikal bir şölen söz konusu.</p>
<p>Filmi Türkiye’de maalesef sinemada izleme imkânımız olmadı. Ama senaryosuyla En iyi Özgün Senaryo dalında adaylığı bulunan filmi muhakkak izlemenizi tavsiye ediyorum.</p>
<p>Görüşmek üzere okur…</p>
<p><strong>KÜNYE:</strong></p>
<ul>
<li>Straight Outta Compton (2015)</li>
<li>Yönetmen: F. Gary Gray</li>
<li>Senaryo: Jonathan Herman, Andrea Berloff</li>
<li>Oyuncular: Corey Hawkins, Jason Mitchel, O’Shea Jackson Jr. Paul Giametti, Neil Brown, Aldis Hodge</li>
<li>İMDB NOTU: 10/8,0</li>
<li>ROTTEN TOMATOES NOTU: 100/92</li>
</ul>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/rsbWEF1Sju0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/iyi-senaryo-iyi-oyunculuklar-iyi-muzikler-straight-outta-compton/">İyi Senaryo, İyi Oyunculuklar, İyi Müzikler: Straight Outta Compton</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/iyi-senaryo-iyi-oyunculuklar-iyi-muzikler-straight-outta-compton/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2657</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Oscar’ın Tınısı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/oscarin-tinisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/oscarin-tinisi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 02 Mar 2016 08:31:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[007 James Bond]]></category>
		<category><![CDATA[007 James Bond: Spectre]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[88. Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adele - Sam Smith]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Avuç Dolar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Birkaç Dolar İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Bugsy]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Django]]></category>
		<category><![CDATA[Dokunulmazlar]]></category>
		<category><![CDATA[En iyi Orijinal Film Müziği]]></category>
		<category><![CDATA[En iyi Orijinal Film Şarkısı]]></category>
		<category><![CDATA[Ennio Morricone]]></category>
		<category><![CDATA[Gri’nin 50 Tonu]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Kötü Çirkin]]></category>
		<category><![CDATA[Lady Gaga]]></category>
		<category><![CDATA[Leanardo DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Mad Max]]></category>
		<category><![CDATA[Malena]]></category>
		<category><![CDATA[Misyon]]></category>
		<category><![CDATA[Morgan Freeman]]></category>
		<category><![CDATA[Morricone]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Quentin Tarantino]]></category>
		<category><![CDATA[Sam Smith]]></category>
		<category><![CDATA[Skyfall]]></category>
		<category><![CDATA[soundtrack]]></category>
		<category><![CDATA[Soysuzlar Çetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Spectre]]></category>
		<category><![CDATA[Spotlight]]></category>
		<category><![CDATA[Tarantino]]></category>
		<category><![CDATA[The Hateful Eight]]></category>
		<category><![CDATA[The Revenant]]></category>
		<category><![CDATA[The Weeknd]]></category>
		<category><![CDATA[Til it Happens to You]]></category>
		<category><![CDATA[Western]]></category>
		<category><![CDATA[Western filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Writing On The Wall]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2491</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir Efsane: Ennio Morricone Geçtiğimiz Pazar gecesi dağıtılan 88. Oscar Ödülleri’nin ardından tören birçok açıdan kritik edildi. Leanardo DiCaprio’nun İnception rüyası olmadığını umduğumuz o ödüle uzandığı anlar, Mad Max’in tüm teknik ödülleri alarak adeta Sergen Yalçın’dan daha teknik olması, En iyi filme kendimizi The Revenant’a hazırlamışken Morgan Freeman’ın nispet yapar gibi bakışlarla “Spotlight” demesi ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oscarin-tinisi/">Oscar’ın Tınısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir Efsane: Ennio Morricone</strong></p>
<p>Geçtiğimiz Pazar gecesi dağıtılan 88. <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi">Oscar</a></strong> Ödülleri’nin ardından tören birçok açıdan kritik edildi. <em>Leanardo DiCaprio</em>’nun İnception rüyası olmadığını umduğumuz o ödüle uzandığı anlar, <em>Mad Max</em>’in tüm teknik ödülleri alarak adeta Sergen Yalçın’dan daha teknik olması, En iyi filme kendimizi <strong>The Revenant</strong>’a hazırlamışken <em>Morgan Freeman</em>’ın nispet yapar gibi bakışlarla “<strong>Spotlight</strong>” demesi ve tabiî ki sunucu <em>Cris Rock</em>’un “Oscar çok Beyaz” tartışmalarındaki hem nalına hem mıhına esprileri bu seneden akıllarda kalacaklar olacak.</p>
<p>Ben bu törenlere başka bir açıdan bakacağım: Müzik… Her sanatın birbirinin içinde illaki var olması, müziğin de sinemayla ilişkisini doğuruyor.</p>
<p><figure id="attachment_2493" aria-describedby="caption-attachment-2493" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/2016-oscar-odulleri-Ennio-Morricone.jpg" rel="attachment wp-att-2493"><img class=" td-modal-image wp-image-2493 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/2016-oscar-odulleri-Ennio-Morricone.jpg?resize=620%2C349" alt="Ennio Morricone Oscar Ödülü'nü alırken." width="620" height="349" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/2016-oscar-odulleri-Ennio-Morricone.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/2016-oscar-odulleri-Ennio-Morricone.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2493" class="wp-caption-text">Ennio Morricone Oscar Ödülü&#8217;nü alırken.</figcaption></figure></p>
<p>Şunu belirtmeliyim ki Leanardo’nun ödül almasına ne kadar sevindiysem bir o kadar da sevindiğim bir isim daha var; o da <strong>Ennio Morricone</strong>! Hayranlıkla izlediğimiz bir çok filmin en gerilimli, hareketli, heyecanlı sahnelerine eşlik eden müzikleri nihayet Akademi tarafından ödüllendirildi. Gerçi Morricone’ye 2007 yılında Onur Ödülü de verilmişti ama yarışma bölümünde rakiplerini geçerek bu ödüle uzanması daha da mutluluk vericiydi. Ayrıca Akademi’nin, sinema emekçilerinin sonbaharında verdiği bu Onur Ödülü’nü aldıktan tam 9 sene sonra 87 yaşında bu ödüle uzanması da gerçek sanatçıların asla emekli olmayacağını gösteriyor.</p>
<p><figure id="attachment_2494" aria-describedby="caption-attachment-2494" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ennio-Morricone.jpg" rel="attachment wp-att-2494"><img class=" td-modal-image wp-image-2494 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ennio-Morricone-300x226.jpg?resize=300%2C226" alt="Ennio Morricone, Quentin Tarantino’nun The Hateful Eight filmiyle En İyi Film Müziği Oscar'ına ulaştı." width="300" height="226" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ennio-Morricone.jpg?resize=300%2C226&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ennio-Morricone.jpg?resize=1024%2C771&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ennio-Morricone.jpg?w=1115&amp;ssl=1 1115w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2494" class="wp-caption-text">Ennio Morricone, Quentin Tarantino’nun The Hateful Eight filmiyle En İyi Film Müziği Oscar&#8217;ına ulaştı.</figcaption></figure></p>
<p>Daha önce <em>Dokunulmazlar</em>(1987), <em>Malena</em>(2000), <em>Cennet Günleri</em>(1978), <em>Bugsy</em>(1991) ve <em>Misyon</em>(1986) filmleriyle aday gösterilen Morricone ilk defa bu ödüle <strong>Quentin Tarantino</strong>’nun <strong>The Hateful Eight</strong> filmiyle ulaştı. O Quentin Tarantino ki çok küçükken izlediği ve hayranı olduğu <em>Bir Avuç Dolar İçin</em>(1964), <em>Birkaç Dolar İçin</em>(1965) ve <em>İyi Kötü Çirkin</em>(1966) <strong>Western</strong> üçlemesinin müziklerini yapan adama da hayran olmuştu. Bir Avuç Dolar için filmindeki müzikli saat ya da İyi Kötü Çirkin filminin finalindeki üç kişilik düello sahnesinin oyunculuk, yönetmenlik ve müzisyenlik şaheseri onun aklına kazınmıştı. Quentin Trantino o kadar şanslı ki tam üç filminde Morricone ile çalıştı. 2009 yapımı <em>Soysuzlar Çetesi</em>, 2012 yapımı <em>Django</em> ve son olarak 2015 yapımı The Hateful Eight filminde birlikte çalışan ikili özellikle Django ve The Hateful Eight filmleriyle yeni nesil Western filmlerine imza atmış oldular.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/fj4EORI3vUQ?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Tabi ki toplamda 500’e yakın filmin soundtrack, Düzenleme ve orkestra şefliğini yapan Morricone bu ödüle biraz gecikmeli ulaştı dersek yalan olmaz. Hem 60’larda hem 70’lerde hem 80’lerde hem 90’larda hem de günümüzde bu kadar çok başarılı iş çıkarabilmesi, daha da önemlisi müziklerini gündelik hayatın içine de sokabilmesi çok yönlü sanatçılığın bir simgesi tabi ki. Film müziklerinin tanınılırlığı bakımından tıpkı Hans Zimmer gibi bir ikon halinde karşımızda duruyor üstat.</p>
<p>87 yaşındaki ulu çınar ödül konuşmasını yapmak için kürsüye yürürken yılların yorgunluğu ve işini iyi yapmanın gururu omuzlarına biraz ağırlık yapmıştı. Kürsüye geldiğinde ise tıpkı 2007’de Onur Ödülü aldığı zamanki gibi bütün konuklar ayakta alkışlıyordu efsaneyi.</p>
<p>Ennio Morricone birçok ödül sahibi. Ve artık Oscar sahibi… Ama hepsinden önemlisi üstat gönüllerimizin sahibi…</p>
<p><strong>Kadife Seslerin Oscar İle Dansı</strong></p>
<p>Akademi gecesinin bir diğer müzikal yanı ise <em>En iyi Orijinal Film Şarkısı</em> Kategorisinde yaşandı. Sam Smith, The Weeknd ve Lady Gaga gibi güçlü isimlerin yarıştığı bu dalda ipi göğüsleyen <em>007 James Bond: Spectre</em> filminde seslendirdiği <strong>Writing On The Wall</strong> şarkısıyla <strong>Sam Smith</strong> kazandı. Ki Sam Smith gecede şarkıyı canlı okurken ne kadar büyük bir ses olduğunu bir kez daha gösterdi. Çıkılması ve inilmesi çok zor tonlarda bile Sam Smith’in yüzünde bir zorlanma okunmadı. Bir önceki James Bond filmi <em>Skyfall</em> da İngiliz şarkıcı Adele’e Oscar Ödülünü getirmişti. Film jeneriklerinde ünlü sanatçıların filme özel yazılan şarkılarının seslendirildiği James Bond serisi bu alanda iyi bir gelenek yaratmış durumda. Hatta James Bond filmlerini Oscar’a taşıma konusunda çok iyi bir reklam malzemesi haline de geliyor bu durum. Bakalım gelecek filmde hangi ünlü sesi hiç duymadığımız bir eserle dinleyeceğiz. (Yeri gelmişken; yeni Bond kim olacak acaba ya?)</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/8jzDnsjYv9A?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><em>The Weeknd</em> ise gecede <em>Gri’nin 50 Tonu</em> filmi için bestelenen Earned İt şarkısını seslendirdi. Hem şarkı hem ses hem de dans gösterisi geceye renk kattı.</p>
<p>Tabi bir de Lady Gaga var ki The Hunting Ground filminde seslendirdiği Til it Happens to You şarkısını solo ve piyano başında seslendirdi. Şarkı esnasında sahneye çıkan cinsel taciz ve tecavüz mağdurları da Gaga ya eşlik edince ortaya duygusal görüntüler çıktı.</p>
<p><figure id="attachment_2495" aria-describedby="caption-attachment-2495" style="width: 630px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sam-Smith.jpg" rel="attachment wp-att-2495"><img class=" td-modal-image wp-image-2495 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sam-Smith.jpg?resize=630%2C451" alt="Sam Smith, Writing On The Wall şarkısı ile 2016 OScar'ında En İyi Özgür Film Şarkısı Ödülünü aldı." width="630" height="451" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sam-Smith.jpg?w=630&amp;ssl=1 630w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sam-Smith.jpg?resize=300%2C215&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Sam-Smith.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2495" class="wp-caption-text">Sam Smith, Writing On The Wall şarkısı ile 2016 OScar&#8217;ında En İyi Özgür Film Şarkısı Ödülünü aldı.</figcaption></figure></p>
<p>Güçlü seslerin eşlik ettiği filmler çok güçlü olmasalar bile yine sanatın başka bir koluyla adından söz ettirebiliyorlar. Tıpkı bu sene olduğu gibi.</p>
<p>Birçok konuda eleştiri getirebiliriz ama şu bir gerçek ki Oscar tam bir görsel ve işitsel şölen…</p>
<p>Nice Oscar’lara canım okur…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oscarin-tinisi/">Oscar’ın Tınısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/oscarin-tinisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2491</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Oscar’ın Şifreleri! Siyahîler, Kadınlar ve Eşcinseller</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 18 Feb 2016 12:24:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Töreni]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada siyahiler]]></category>
		<category><![CDATA[Siyahi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2291</guid>
				<description><![CDATA[<p>BENİM DE SİYAHÎ ARKADAŞLARIM VAR!            28 Şubat’ta 88.si düzenlenecek Oscar Ödül Törenleri öncesi ayrımcılık ve ırkçılık tartışmaları neredeyse törenleri gölgede bırakacak. Bu yıl siyahî sinemacıların hiçbir adaylık alamaması ve erkek egemen organizasyon tartışmaları iyice açığa çıkmış durumda. Oscar ödülleri 6bin akademi jüri üyesinin seçimleri sonucu veriliyor. Bu 6bin kişilik dev jürinin büyük çoğunluğunun beyaz ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/">Oscar’ın Şifreleri! Siyahîler, Kadınlar ve Eşcinseller</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BENİM DE SİYAHÎ ARKADAŞLARIM VAR!            </strong></p>
<p>28 Şubat’ta 88.si düzenlenecek <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi">Oscar Ödül Törenleri</a></strong> öncesi ayrımcılık ve ırkçılık tartışmaları neredeyse törenleri gölgede bırakacak. Bu yıl siyahî sinemacıların hiçbir adaylık alamaması ve erkek egemen organizasyon tartışmaları iyice açığa çıkmış durumda.</p>
<p>Oscar ödülleri 6bin akademi jüri üyesinin seçimleri sonucu veriliyor. Bu 6bin kişilik dev jürinin büyük çoğunluğunun beyaz ve erkek oluşu 21. yüzyılda hala çözülemeyen ayrımcılık ve ırkçılık konusunun hep sıcak tutulmasına neden oluyor.</p>
<p>Bu durumun bu sene sert şekilde eleştirilmesi ve birbiri ardına gelen töreni boykot haberleri sonrası Akademi bir dizi yeniliğe gitti. Kadınların ve farklı ırkların daha çok temsil edileceği bir yapı kurarak üzerindeki algıyı atma çabasında bir başarıya ulaşır mı bilemeyiz ama konuyu incelemek farz oldu!</p>
<p>Hollywood’da siyahîlere bakış açısı aslında birçok alt metin barındırıyor. Bunların en başında Amerika’nın geçmişine özür mahiyetinde çektiği filmler ve “köle zenci” hikâyelerini bir kenara bırakmamız gerekiyor. Zira bu tarz filmler çok iyi olmasa bile “beyaz adamın özrü” kategorisinde gereğinden fazla ödüllendirilebiliyor.</p>
<p><figure id="attachment_2293" aria-describedby="caption-attachment-2293" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg" rel="attachment wp-att-2293"><img class=" td-modal-image wp-image-2293 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Hollywood’un siyahi oyunculara bakış açısındaki en büyük yanlış siyahi oyuncuların sinemadaki yerlerini belirlerken oluşuyor." width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2293" class="wp-caption-text">Hollywood’un siyahi oyunculara bakış açısındaki en büyük yanlış siyahi oyuncuların sinemadaki yerlerini belirlerken oluşuyor.</figcaption></figure></p>
<p>Hollywood’un siyahi oyunculara bakış açısındaki en büyük yanlış siyahi oyuncuların sinemadaki yerlerini belirlerken oluşuyor. Çok büyük bir ihtimalle siyahî oyuncular sadece siyahî bir adam veya kadını oynamaları gerektiğinde filmlerde boy gösteriyor (Samuel L. Jackson, Denzel Washington, Morgan Freeman gibi oyuncuları bir kenara bırakırsak). Ağırlıklı rol dağılımı beyaz adamın çevresinde gelişen aksiyon, aşk, dram üzerine kurgulanıyor. Siyahî oyuncular ise bu hikayelerde ya yoklar ya da yan rol olarak karşımıza çıkıyorlar.</p>
<p>Hollywood (Dolayısıyla ABD) siyahîleri hala sıradan hayat akışının bir parçası halinde görme konusunda sıkıntılar yaşıyor. Başkanına kadar siyah bir ABD bunu nasıl başarıyor derseniz, toplumsal kodlarında bu realiteyi hala tam olarak oturtamamış olmaları bu sıkıntıyı doğuruyor.</p>
<p>Bu seneki törenlerin özelinde değinirsek; adaylığı alması gereken siyahî bir oyuncu ya da yönetmen var mıydı sorusunun çok net bir cevabı yok. Açıkçası çok spekteküler bir oyunculuk ya da yönetmenlik performansı görebilmiş değiliz. Buna rağmen bu sene siyahîlere birkaç adaylık verilseydi yine aynı tartışmalar doğar mıydı ondan da pek emin değilim. Bu sene aslında siyahî isyanın bahanesi oldu da diyebiliriz. İyi de oldu. Eleştiri geliştirir.</p>
<p><strong>HEYKELCİK BİLE ERKEKKEN KADINLAR…</strong></p>
<p>Beyaz adamın topraklarında kadınlar için de aynı sıkıntı söz konusu. Ancak kadınların sıkıntısı adaylıklar konusunda değil, adaylıkları belirlemek konusunda…</p>
<p>Akademi jürisinin %87’sini erkekler oluşturuyor. Kalan %13’de kadınlara ayrılmış durumda. Bu orantıya bakarsak törenlerin gidişatında kadınların söz hakkı yok denecek kadar az. Belirleyici bir faktör olamayan kadınlar toplumsal dışlanmışlığı yıkma çabasındalar. Hem siyahî hem de kadın olanların dertlerini anlatmıyorum bile. Gerçi Oscar’lı siyahî kadın oyuncu Whoopi Goldberg’e göre herhangi bir sorun yok. O, “e ben ödül aldım işte sizde bi hırtlık var” kafasında yaşıyor.</p>
<p>Akademi jürisinde yapılacak değişiklikle kadınların daha fazla söz sahibi olması amaçlanıyor. Gerçi heykelcik bile erkek. Tasarlarken unisex bir şey yapalım diye düşünülmemiş bile. Ama değişiklik sözü var Akademi’nin.</p>
<p>Peki ya olmazsa? Unutmayın, kadının elinin değmediği her şey yıkılmaya mahkûmdur. (Beyaz adam kadınlara hak verdi!)</p>
<p><strong>OOO EŞCİNSEL Mİ? ALIRIM BİR ADAYLIK!</strong></p>
<p>Tabi ki tüm bu tartışmalar olup biterken en son yıkılması düşünülen tabu olan eşcinsellik ise çoktan iktidara gelmiş durumda. Hayır, burada kişilerin cinsel tercihlerinden bahsetmiyorum. Bu sinemanın tartışılacak bir konusu değildir. Anlatmaya çalıştığım perdedeki eşcinsel hâkimiyet.</p>
<p>Bu sene Oscar törenlerinde izleyeceğimiz iki film bu konuda dikkat çekiyor. 4 dalda aday olan Danish Girl ve 6 adaylığı bulunan Carol. Danish Girl gerçek bir hikâyeden esinlenerek Eddie Redmayne’ın oynadığı Einar Wegeren karakterinin cinsel kimliğini sorguladıktan sonra erkek bedeninden sıyrılarak Lili Elbe olmasının hikayesini anlatıyor. Lili’nin gözyaşları içindeki kişilik bunalımı ve karısı Gerda’nın iki arada bir derede yardım mı etsem tiksinsem mi ikilemleri ile gelişen bir film. Çok mu iyi bir film derseniz “eh işte” der sıyrılırım işin içinden. Filmi Oscar’da arz-ı endam ettiren şey ise eşcinsel bireyin hikâyesini acıyla harmanlayarak anlatması. Tabi bunda gerçek bir hikâye olmasının da payı var diyebiliriz. Bir diğer film Carol’da ise Cate Blanchett’in oynadığı Carol karakteri ile Rooney Mara’nın oynadığı Therese karakteri arasındaki aşk hikâyesini izliyoruz. İki kadın arasında gelişen imkansız aşk, toplumsal baskı ve tabi ki Cate Blanchett’in olması Oscar adaylığını rahatlıkla beraberinde getirdi. Ancak açık konuşmak gerekirse filmin iki kadın arasında geçen bir ilişki olamsı dışında pek bir farklı yanı yok. Daha da açık konuşmak gerekirse filmde Cate Blanchett ve Rooney Maara arasındaki uzun süren sevişme sahnesi abartı bir hale getirilerek adaylık peşinde koşulmuş. Son tahlilde başarıya da ulaşıldı ve iki isim de Oscar’a aday gösterildi.</p>
<p>Hollywood’da bir hayalet gibi dolaşan “Eşcinsel Lobisi”nin başarısı diyebiliriz aslında bu iki filme. Evet, kötü film asla diyemeyiz ancak bir torpil geçildiği de kesin gibi görünüyor. İmitation Game, Dallas Buyer Club gibi filmler de son yıllarda bu konuyu işleyen filmlerdi ancak senaryonun ve kurgunun mükemmelliği bu filmleri başlı başına bir “film” olarak görmemizi sağlamıştı.</p>
<p>İşte bu yüzden Akademi bu sene “Lobi”nin gönlünü hoş tutma eğiliminde. Kim bilir belki de bu tartışmalar sayesinde 89. Oscar törenlerinde daha çok siyahî göreceğiz.</p>
<p>Zafer direnenlerin, baskı kurmayı bilenlerin olacak…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/">Oscar’ın Şifreleri! Siyahîler, Kadınlar ve Eşcinseller</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2291</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
