<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Ömer Okatali &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/omerokatali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jun 2017 12:03:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Necla&#8217;nın Paltosu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/neclanin-paltosu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/neclanin-paltosu/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 12 Apr 2017 11:30:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8871</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sardunyaların güzelliği sarıyordu tüm sokağı. Elleri çamaşır ipinin bıraktığı izler ile sallanıyordu pencereden sarkmış kadınların. Konuşulacak ne varsa dökülüyordu ağızlarından ve fırfırlı eteklerinden. Arnavut kaldırımlarının arasındaki toz değiyordu burnuma; bir bebenin neşeli çığlıkları ikinci bebeye&#8230; Cikletçi eski arabasını sürüyordu sakince. Etrafına çocuklar doluyordu; heyecanlandım. Bende gittim yanına. Yüzüne tebessüm ettim hafifçe. Kırışmış suratı ve ellerindeki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/neclanin-paltosu/">Necla&#8217;nın Paltosu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sardunyaların güzelliği sarıyordu tüm sokağı. Elleri çamaşır ipinin bıraktığı izler ile sallanıyordu pencereden sarkmış kadınların. Konuşulacak ne varsa dökülüyordu ağızlarından ve fırfırlı eteklerinden. Arnavut kaldırımlarının arasındaki toz değiyordu burnuma; bir bebenin neşeli çığlıkları ikinci bebeye&#8230; Cikletçi eski arabasını sürüyordu sakince. Etrafına çocuklar doluyordu; heyecanlandım. Bende gittim yanına. Yüzüne tebessüm ettim hafifçe. Kırışmış suratı ve ellerindeki damarlar yok sayıyordu beni; ciklet vermedi. Küçüklüğümün tüm utangaçlığı nüfuz etmişti yanaklarıma. Attım üzerimden ebelemece kızarıklığını. Büyüdüm bende, adam oldum. Şimdi bir ağırlık vardı; yürümeme engel olmaya başlamıştı. Fiyakalı ceketim sırtımda yük oluyordu mahalle kıraathanesinin önünden geçerken. Kırık iskemlelerden bir ordu vardı ahşap girişinin yanında. Bıyıkları sararmış adamlar oturuyordu orayı sahiplenmiş şekilde; masalarına dokunmak istemiyordum. Yukarı bakıyorum bende. Bir ağaç tüm ihtişamıyla; mahalleyi saran dallarında kuş yuvaları&#8230; Güven dolduruyor vücudumun her noktasına. Ayağım döneceği yolu bilmeden atıyor kendini. Ulaşmak istediğim bir ev; bu evde bir çatı&#8230; Çatısı burma bileziklerden; kapısı çürük tahta&#8230; İçinde kocakarılar yok; bıyıkları sararmış adamlar yok. Güzellik var. Nefes kesici güzellikler var. Sonra kapısını kırdılar bu evin, çatısını söktüler kollarına. Kocakarılar dadandı içeriye başlarında ter kokusu, ağızlarında bir çuval boş laf ile. Mutfakta bir tencere kaynadı başımdan aşağı dökülebilmek için. Bardaklar birbirine vurdu çizgilerine kir dolmuş parmaklar dokunmasın diye. Geniş holden yürüdüm ve yukarı çıktım. Köşede bir vazo duruyordu el işlemeleriyle. Belinin inceliği beni davet ediyordu kibarlığa, nazik davranmalara. İçinde çiçek yoktu ve pek hüzünlüydü orada durmaktan. İçinde çiçek olsa pencere mermerine koyarlardı vazonun gün ışığına ihtiyacı yokmuş gibi. Tuttum alt tarafından; kaldırdım kollarımın gücünü zorlayarak. Güneşe bıraktım onu. Yürümeye devam ettim tahta döşemeler üzerinde. Yağmur suyu yüzünden rutubet yapmış duvara değen bir dolap vardı. Kenarları, eski oluşunun cabası ile dökülmüştü. İçinde bir kutu naftalin öylece; kıyafet yoktu. Kimse giyinmek için yanaşmamıştı ona. Ceketimi, pantolonumu ve gömleğimi çıkardım. Teneke askılarına astım. Yalnızlığa düşkünlüğüm boy gösteriyordu arsızca. Bir kapı önünde durdum. Üzerinde çentikler vardı. Uzun zamandır zorlanmamıştı kirişleri. Kaplaması soyulmuş kapı kulpunu çevirdim vazonun üzerime yüklediği zerafet ile. Çıplaklığımın tüm masumiyetiyle attım ilk adımımı. Oldukça boş bir odaydı. Tavandaki avizenin gevşek vidaları gıcırdıyordu sert esen rüzgarın duvara dokunmasıyla. Odanın tam ortasında bir yatak vardı; başka bir şey yoktu. Yorganı araladım büyük bir istekle; beni bekliyordu. Uzandım.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<figure id="attachment_8873" aria-describedby="caption-attachment-8873" style="width: 450px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/nejlanin-paltosu-oyku.png"><img class="size-full wp-image-8873" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/nejlanin-paltosu-oyku.png?resize=450%2C800" alt="Necla'nın Paltosu / Öykü" width="450" height="800" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/nejlanin-paltosu-oyku.png?w=450&amp;ssl=1 450w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/nejlanin-paltosu-oyku.png?resize=169%2C300&amp;ssl=1 169w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8873" class="wp-caption-text">Necla&#8217;nın Paltosu / Öykü</figcaption></figure>
<p>Gözlerimi açtım; bir sersemlik vardı üzerimde. Ne olduğu belirsiz bir havaydı gün. Odam küf, yatağım karanfil kokuyordu. Yastığımın ıslak tarafına döndüm yüzümü ve yüzmek istedim yumuşaklığında. Bacaklarımda ince bir ağrı vardı. Üzerimdeki yorganı kaldırdım hafifçe; özgürlüğe kavuştular. Sanki hiç uyumamıştık, sanki hiç sarılmamıştık geceler boyu. O kadar kahveydi saç telleri; emin adımlarla dökülmüşlerdi yorgana. Dudaklarım kuruydu. Hiç ıslanmamışlar gibiydi. Parmaklarımı oynattım birde. Parmaklarım dokunmak istiyordu yüzüne; dokundukça ezberleyecektim her tanesini. O tüm bunlardan habersiz bilmem kaçıncı perdeyi açıyordu zaten. Rüyalarına dahil olabilmek geçti içimden. O sahnedeydi tüm cilvesiyle, ben kulisini temizliyordum arkada; ben buydum. Yosma pek bir nazlıydı. Öyle bir savuruşu vardı ki eteğini tüm yorgunluğunu atıyordu hayallerimin. Dudaklarına şarap döküyordum kendi kendime. Avuçlarına hapsoluyordum. O sahnedeydi tüm güzelliğiyle; ben ona bakıyordum bir başıma seyirci koltuğunda. Necla olmak da kolay değildi elbet. Necla olmak zordu. Hayranlıktan sarhoş olmuş bir çift göz ile uğraşıyordu tüm sıkıntıları yetmezmiş gibi. Ah, pek çekti yazığım, pek çekti güzelim. Huzur bulduğu uykuyu ayıramadım ondan; kıyamadım. Bende ayaklarımı bastım yere, doğruldum şöyle keşmekeşliğimden. Merdivenleri indim basamak basamak. Tencereler soğumuştu. Bardakların kenarları çatlaktı, sorun değildi. Onca güzel kahvaltı sofrasından sonra bir dilim bayat ekmek kur yapıyordu sepetinden. Hatrını sayıp geçtim yanından. Bir dilim bayat ekmek taze kokular saçıyordu koca cüssesiyle şimdi. Bende dilimledim dudaklarının şekline göre. Çay koydum sonra. Sana açık, bana zifir doldu. Nedeni bilinmez. Reçel sürdüm, bal karıştırdım kaymağa açılsın diye gözlerin. Zeytine ihtiyacımız kalmayacaktı böylece. Bir gürültü koptu aniden. Bir gürültü, bir yaygara ki sorma. Fakat Necla paltosunu giyindi usulca. Benim için bu hareketin önemi büyüktü. Oysa Necla pek bir umursamazdı; sırtına paçavra atılmış ve bundan rahatsız olmuş gibiydi. Dudakları aşağıya bakıyordu istemsizce. Göz altlarında siyahlıklar vardı ve yanakları yalnızlığı kucaklamak istiyordu, biliyordum. Gücünü fark etmeliydi tüm dünya ve içindeki insanlar. O çok güçlü bir kadındı. Bu basit uzaklaşmaların acısı yalnızca güzel bir masaldan ibaret olabilirdi onun için. Tüm bunlar oldukça önemliydi; o bunu bilmiyordu. Çünkü Necla bir daha benim yanımda soyunmayacaktı. Ellerim dokunamayacaktı vücudunun en beyaz noktalarına. Saçının masum gibi görünen örüğü büyük bir sevişme arzusu uyandırıyordu içimde en sakin çarşafların üzerindeyken bile. Çarpık bacaklarım yakışmazdı belki ter dolmuş kasıklarına ama kimse de bizim kadar güzel sarılamazdı. Boyun kılcallarını öperdim sadece. Kokusunu alabilmek için daha bir açardım burnumu. Nefes alışlarının düzensizliği heyecanlandırırdı bedenimi. Bir kadeh aşk kondururdum dudaklarına ve sakinleşirdi omuzlarıma sarılırken. Kollarında bronzluk vardı sıcaklığımla kavrulmuş. Saçlarımı kavrayan parmakları kendine güveniyordu. Sıkıca tutmuşlardı her telinden. Derin bir mutluluk verirdi tırnakları sırtımın parçalı haline. Sarı tüylü göğüslerinin uçları yavaşça temas ederdi avuçlarıma ve o bunu bilirdi. Oysa öyle bir giderdi ki Necla, köprücük kemikleri bile birleştiremezdi bizi. Emindim; Necla son kez giyiniyordu paltosunu bir daha çıkarmamak üzere. Dönmek için fazla kalkıktı yakaları. Bir kadın ki gidebilir kendi ayaklarından habersiz. Tüm yatakların gölgesinde tadar gün ışığını. Elmacık hatlarına hapseder hüznünü; öyle gider gideceği var ise. Yine de umurunda değildi bunlar; sadece paltosunu giyindi Necla. Ağzından tek kelime dökülmedi çaresizliğime. Ayaklarımın dokunduğu tüm zeminler kayganlaşmıştı inadına. Düşmemek için tutunacak tek bir kapı kulpu yahut merdiven korkuluğu görünmüyordu yakınlarımda. Sadece zemin kalmıştı öylece. Bir kum saatinde saklanabilirdim pekâlâ. Başım aşağıya bakar; ayaklarım yukarıya. Sade sade aşk damlar damarlarımdan ince kumların arasına. Yanaklarında suskunluk ve saçlarının sarsılmayan havası… Usulca yüzüme baktı Necla. Samimi bir gülümseme kapladı ay parçası yüzünü. Öylece durdu. Çerçevesi işlemeli portre asılı kaldı duvarda. Paslı bir çiviye dolanmış ipi gergindi. Fırça darbeleri yüzyıllık sanat birikimiyle değmişti tuvale. Kapıya yürüdüm bitkin bir halde. Kulpunun soğukluğu dokunulmamışlığı gösteriyordu. Çevirdim, çıktım odadan dışarıya. Kapaklarını açtım eski dolabın, kıyafetlerimi alabilmek için. Kıyafetlerim yoktu. Orman yeşili bir palto duruyordu. Teneke askılara büyük bir tutkuyla asılıydı. Bozmadım kendine has duruşunu. Kapadım kapaklarını. Bir güzellik vardı merdivenin hemen yanındaki pencerede. Mermerinde dün gördüğüm vazo duruyordu. İçinde hayatımda görebileceğim en güzel çiçekler sıralanmıştı. Güneş bugün onlar için doğmuştu, anladım. Bir daha indim merdivenleri basamak basamak. Oysa inmiştim önceden. Bu sefer ki nedendi ? Çürük kapıya ilişti gözlerim; olması gereken yerdeydi. Sonra kapısını kırdım bu evin. Eski hatıralarla çıktım sokağa. Elleri çamaşır ipinin bıraktığı izler ile sallanıyordu pencereden sarkmış kadınların.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p><em>&#8220;Ertesi günler dünde kalmıştır aslında. Ulaşmak istediğin her şeyde öyle. Neyi kavramaya yeltenirsen belinden, ellerinin gücü yetmez olur dokunmaya. Bağ bahçe hayal edersin her gece uyumadan önce. Renksiz binaların varlığını değiştiremezsin oysa. Sakin kalışlar sana göre değildir bu vakitler. Heyecanını içinde hapsedemezsin. Yürümek kalır hızlı adımlarla. Yürümek bu boş güruhlardan, adımlamak yalnızlığı ! İstemediğin şeyler bol miktardadır, bilirsin. Kaçamazsın. Söylemek için üç sene beklediğin sözcüklerin güzelliği kadar kötüsünü üç saniyede duyarsın. Hislerine güvenmek mi yoksa tüm sorunların çözümü ? Gözyaşlarına hakim olmaktan mı geçer insanlara duyduğun yakınlık ? Yok, hayır. Öyle değil işte o işler, öyle değil anam babam. Bazen istediklerinden de uzaklaşırsın. Hayallerinden, gözün henüz kapanmamışken gördüğün rüyalardan&#8230; Sadece uzaklaşırsın cesaret bulduğun ilk an. Öyle olmuyormuş değil mi o işler? Lanet edersin; nasıl olması gerekiyorsa öyle olsun dersin. Berrak suları terk eder bataklıklara koşarsın. Aynı o hesap işte. Bizde insanız icabında. Eyvallah.&#8221;</em></p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/neclanin-paltosu/">Necla&#8217;nın Paltosu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/neclanin-paltosu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8871</post-id>	</item>
		<item>
		<title>YARATIK / Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yaratik-oyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yaratik-oyku/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 06 Apr 2017 14:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8752</guid>
				<description><![CDATA[<p>Duvarlarını soğuk ve parlak taşların kapladığı bir yer hapsediyor vücudumu. Yalnızca bir dürtü var içimde beni yönlendiren. Parçalamak istiyorum gökyüzünü; parçalamak ve içinde yer edinmek istiyorum! Ayrılmak istiyorum bu bedenden, ruhuma yüklediği sıkıntılardan. Adına öfke diyorsunuz. Oysa ben bilirim; bir kurtuluş tüm söylediklerim. Rahat yataklara uzanmak istiyorum yeniden. Ancak hepsi korkuyla bakan gözleri oyduğum zaman [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaratik-oyku/">YARATIK / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Duvarlarını soğuk ve parlak taşların kapladığı bir yer hapsediyor vücudumu. Yalnızca bir dürtü var içimde beni yönlendiren. Parçalamak istiyorum gökyüzünü; parçalamak ve içinde yer edinmek istiyorum! Ayrılmak istiyorum bu bedenden, ruhuma yüklediği sıkıntılardan. Adına öfke diyorsunuz. Oysa ben bilirim; bir kurtuluş tüm söylediklerim. Rahat yataklara uzanmak istiyorum yeniden. Ancak hepsi korkuyla bakan gözleri oyduğum zaman gerçekleşir! Usulca yüzebilirim o zaman yarattığım kan gölünün en derin yerlerinde! Büyük bir öfke hiçbir şeye! Çok büyük bir öfke sonsuzluğa&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p>Güneşin doğuşunun ve batışının bir olduğu diyarlarda; okyanusların daha geniş olduğu zamanlarda&#8230; Bir akarsuyun kenarından yürürsünüz. Tatlı su balıkları çırpınır heyecanla ve bir şey fırlattığınızda ortaya yeşil kurbağalar çıkar. Çayırı çimeni bol&#8230; Kadınlar ellerinde sepet, koşar adımlarla elma toplamaya çıkar gündüz vakti. Karanlık çökmeden dönmek zorundalardır. Tehlikeli olur oraların gecesi. Boz ayılar cirit atar ormanlarda. Yiyecek bulma ümidi ile köye inen kurt sürüleri de cabası. Fakat gündüzleri güzeldir işte. Kış uğradığında bile bahar kokusu duyulur havasından. Ancak… Büyük bir sıkıntısı vardır bu insanların. Çatısı samanla kaplı evler ve şenlik yaratan çocuk sesleri arasından bulutları delen taş yığını belirir ansızın. Asaletini topraktan almış ve buna güvenirmiş gibidir duruşu. Tüm halkın içini huzursuzlukla kaplayan taş yığını&#8230; Yakınından geçmelerini pek istemez çocukları olan anneler. Tarlalar bu verimsiz topraklardan uzaktadır mümkün olduğunca. Akarsuyun ve tüm güzelliklerin öteki tarafında; şimdiye dek zirvesi görülmemiş bir dağın eteklerindedir ışık görmez girişi.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p><em>Zaman geçiyor. Geçtikçe tükeniyorum. Dudaklarımı kımıldatmak istemiyorum; istemediğim için konuşmuyorum. Korkuyorum. Konuştuğumda ağzımdan kelimeler yerine boğuk bir hırıltı çıkar diye korkuyorum. Kalın derim yaralarla kaplı ve buna sebep olan benim öfkem. Yaralarımın kenarları kaşınıyor. Kabukları kalkar diye kaşımaktan çekiniyorum. Belki de her şey için bahanemdir korku ve isteksizlik. Yorgunumdur sadece; uyumak istiyorumdur. Mağaranın zemininde ince bir su birikintisi var. Kendi yansımamı görebiliyorum. Korkunç görünüyor siyaha bürünmüş göz altlarım, dökülmüş saçlarım. Sakinim. Kollarım birbiri ile aynı anda hareket etmiyor sadece. Kollarım hiç hareket etmiyor.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8230;</em></p>
<figure id="attachment_8754" aria-describedby="caption-attachment-8754" style="width: 806px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/yaratik-oyku.jpg"><img class="size-full wp-image-8754" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/yaratik-oyku.jpg?resize=640%2C480" alt="&quot;Güzelliğe dair ne varsa buradaydı; hissediyordum.&quot; " width="640" height="480" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/yaratik-oyku.jpg?w=806&amp;ssl=1 806w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/yaratik-oyku.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8754" class="wp-caption-text">&#8220;Güzelliğe dair ne varsa buradaydı; hissediyordum.&#8221;</figcaption></figure>
<p>İlk cesaret eden ben olmuştum her konuda, her zaman olduğu gibi. Yürümeye ilk başladığım yollar çakıl taşları ve solmuş çiçeklerle kaplıydı. Toprak görünmüyordu etrafta. Oysa solmuş çiçekler vardı. Nedeni bilinmez bir gerçeklik. Ayaklarım durmamı isteyene kadar yürümeye devam ettim. Uzaklaşmıştım tatlı su balıklarından ve yeşil başlı kurbağalardan. Bir sessizlik, bir duygusuzluk sarıyordu vücudumu. Kollarımın ince ve sarı tüylerini okşadım kendimi teselli edercesine. Uzun zamandır hissediyordum yürümenin güzelliğini. Fakat bu farklıydı. Sanki ayaklarım beni hiçliğe sürüklüyor gibiydi. Başıma buyrukluğum ve umursamazlığım sebebi ile tartışırdım yakınımdaki insanlarla. Mükemmel olduğum söylenemezdi. Fakat bu farklıydı. Kalbim, ellerimden tutup çekiyordu beni hiçliğe. Olmamam gereken bir yere gidiyordum. Düşüncelerle dolu kafam, sıyrıklarla kaplı ayaklarım ve ben gelmiştik geleceğimize. Burası için &#8220;akarsuyun öteki tarafı&#8221; diyordu o köyün halkı. Burası akarsuyun öteki tarafı falan değildi. Sazlıkların arasına gizlenmiş bataklıklar vardı beni derinlerine çekmeyi isteyen. Aldırmadım. Gökyüzünde tek bir kuş görünmüyordu. Yeniden aldırmadım. Burnuma gelen çürük kokular geri dönmem gerektiğini söylüyordu. Dinlemedim. Güzelliğe dair ne varsa geride kalmıştı ve bunun için yapabileceğim bir şey yoktu. Ufak bir korku kapladı içimi. Yanaklarıma sıcak doldu; hissediyordum. Ellerimde güç bulana kadar bekledim ve tırmanmaya başladım karanlık taşların arasındaki boşluğa doğru. Kötülüğe dair ne varsa buradaydı; hissediyordum.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p><em>Kollarımın kalın ve siyah tüylerini okşuyordum kendimi teselli edercesine. Son bir kez yüz hatlarımı inceliyordum. Üzerimde ağır bir şey vardı beni yerin en derinine göndermek isteyen. Üzerimden atamıyordum. İğrenç bir sıvıyla kaplıydı ağzımın her köşesi. Dişlerimin sivriliği dudaklarımı acıtıyordu. Yere dökülen kan damlalarına bakıyordum; öylece bakıyordum. Yeniden rüya görebilme ümidiydi bu. Hüzünle karışık sevgi kırıntılarıydı. Kuyruğumun ucu düştü yere. Yüksek bir ses çıktı. Kollarım sardı bedenimi sıkıca. Göz kapaklarım değdi birbirine. Yüksek bir ses çıktı. Kalbim, ellerimden tutup çekiyordu beni hiçliğe.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8230;</em></p>
<p>Ayaklarım düz bir zemine basıyordu tekrar. Yapabileceğimi biliyordum. Bir süre bekledim. Yüzüme soğuk bir esinti çarptı karanlık girişten. Ellerimi hissetmiyordum. Beklediğim süre zarfında korkuyla çarpışıyordu cesaretim. Kafamın içinde bir savaş vardı. Bu yüzden kalbimde topladım; kalbimde topladım her şeyimi. Başımı uzattım ilk önce. Sonra ayaklarım girdi, sonra vücudum&#8230; Duvarlarını soğuk ve parlak taşların kapladığı bir yer hapsediyordu vücudumu. Titreme sardı dört yanımı. Yürümeye çekiniyordu ayaklarım. Bir adım attım; cesaret geldi ayaklarıma. İki adım attım; rengi geldi yüzümün. Gözlerim etrafı yokluyordu kontrolüm olmadan. Taşların çatlaklarından yağmur suları sızıyordu. Mağaranın zemininde ince bir su birikintisi vardı. Kendi yansımamı görebiliyordum. İlerledim. Geniş ve ferah bir odayı andırıyordu içerisi. Siyaha boyanmış bir odayı andırıyordu. Ufak bir aralıktan ışık sızıyordu içeriye. Aydınlık için yeterli değildi. İlerledim. Yerden yüksekliği bir bacak boyuydu. Zemin ile temas eden köşelerinde yeşil renkli otlar vardı. Düz bir kayaydı bu. Fakat üzerinde bir beyazlık vardı. Boylu boyunca uzanmış bir beyazlık&#8230; Parlaklığı gözlerimi kamaştırıyordu. Aydınlık için bu kadarı yeterliydi. İlerledim. Uzun saçlarının uçları odaya dolan ışık kümesine değiyordu. Yanaklarımı daha bir sıcak yaptı altın rengi. Ellerimi hissetmeye başlamıştım yeniden. İlerledim. Yüz hatlarını görebilene kadar ilerledim. Yanakları, o kadınların topladığı elmalar kadar kırmızıydı. Sıcaklık hala oradaydı; biliyordum. Yaklaştım. İnce çizgiler vardı. Bu çizgiler söylenememiş çok şey saklıyordu aralarında. Dudakları sakindi, burun köprüsü kıvrımlı&#8230; Gözlerinin kenarları şakaklarına doğru çekiyordu ve kaşları bir kemanın yayını andırıyordu. Yukarı inip kalktıkça hoş nağmeler duyacaktım. Saçlarının arasında gezdirdim ellerimi. Yumuşak ve bitkindi. Bacakları ve kolları bedeninin yanına uzanmışlardı; dost olmuşlardı ona. Göğsünün ardında hala atan bir kalp vardı; biliyordum. Burası, akarsuyun öteki tarafıydı. Gözlerim öylece bakıyor iken dudaklarımda bir tohum filizlendi. Çiçek oldu sonra. Ne varsa sildi attı içimden. Geriye kalan güzel hayaller ve yakalanmayı bekleyen umutlar&#8230; Sulamak için suyum yoktu; o da soluverdi.  Üç adım attım; huzur doldu vücudumun en ücra noktalarına; hissediyordum. Ellerimde güç bulana kadar bekledim ve araladım göğsünün sol tarafından. Güzelliğe dair ne varsa buradaydı; hissediyordum.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaratik-oyku/">YARATIK / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yaratik-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8752</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İroni Teşhisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ironi-teshisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ironi-teshisi/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 25 Feb 2017 12:30:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8307</guid>
				<description><![CDATA[<p>Siyahın başka tonları var bugün bende. Zamansız yakaladığım düşler yaka paça etmekte ruhumu. Mağdur kaldığım durumların yamacındayım, varoluşların oldukça uzağında. Dudaklarıma yakışan kelimeleri sıralıyorum birer birer. Altın sarısı saçlarımdan bir gölge beğendim yarın gece ve yarın geceye sakladım zaruriyetten. Kötüden halliceyiz güzellikler sarnıcında. Yarın gece oldu tümü. &#8230; Masumiyet barındıran duyguları köle ediyor insanlık ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ironi-teshisi/">İroni Teşhisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Siyahın başka tonları var bugün bende. Zamansız yakaladığım düşler yaka paça etmekte ruhumu. Mağdur kaldığım durumların yamacındayım, varoluşların oldukça uzağında. Dudaklarıma yakışan kelimeleri sıralıyorum birer birer. Altın sarısı saçlarımdan bir gölge beğendim yarın gece ve yarın geceye sakladım zaruriyetten. Kötüden halliceyiz güzellikler sarnıcında. Yarın gece oldu tümü. </em></p>
<p><em>&#8230;</em></p>
<p><em>Masumiyet barındıran duyguları köle ediyor insanlık ve suskunluğu pay veriyor yanında. Namlusunu burnuma dayayan bir çiçekti saklı kalmış huzur. Toprağıma dar gelen bir tohumdu mahkumiyetin acı çığlıkları. Ellerimde oluşan çatlaklardan sızan sıcaklığa uzanmak, dokunmak bilmediğim noktalardan&#8230; Hepsinin tadını alıyorum ! Paslı bir metal dokusuyla renklenmiş iken hayat, sığınağım yıkık dökük öylece. Uzaklaşmam gerekiyor, anlıyorum. Uzaklaşmam gerekiyor yarın geceden. Gün ışığında kalmaya alışmam gerekiyor, biliyorum. Buram buram siyah kokuyor saçlarım oysa. Kıvrılıyor sonra sığ nehirlere. Kurulurken haince yalnızlığa, dudaklarım konuşmayı bilmiyor henüz. Dolaşmanın zevkine varıyorum sahil boyunda otururken başına buyruk; ayaklarım yürümeyi bilmiyor henüz. Elzem bir yaşantı sonucu son vermek sonsuzluğa, yahut sınırlı kalmak taş duvar arası&#8230; Ne istediğimden emindim belki. Rahatlığa kavuşmak kargaşalar sonrası&#8230; Farklı bir şey vardı, alakasız bir şey. Bundan çok daha mantıksız bir şey. Mutluluktan dört köşeyiz hüzün dolu sandıklarda. Yarın gece oldu ne olduysa.</em></p>
<p><em>&#8230;</em></p>
<figure id="attachment_8309" aria-describedby="caption-attachment-8309" style="width: 454px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ironi-teshisi-deneme.jpg"><img class="size-full wp-image-8309" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ironi-teshisi-deneme.jpg?resize=454%2C605" alt="Bir sallantı var ! Eski püskü bir kaos beni terketmeyen !" width="454" height="605" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ironi-teshisi-deneme.jpg?w=454&amp;ssl=1 454w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ironi-teshisi-deneme.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 454px) 100vw, 454px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8309" class="wp-caption-text">Bir sallantı var ! Eski püskü bir kaos beni terketmeyen !</figcaption></figure>
<p><em>Kuşkular nüfuz ediyor sakinliğime; bedenim toprak oluyor nifak tohumlarına. Kalbimde bir durum söz konusu, sandığından ağır. Çatışmaların ortasında bir çocuktum boyama kitabı elinde. Esaretin altından göz kırpıyordum barışa. Yazık, ne yazık çocuğum&#8230; Ölüm meleği varamadan göçüyor bedenler ve izliyor kalanlar. Yarın geceye gidiyor bedenler yarın gecede dinlenirken gözlerim.</em></p>
<p><em>&#8230;</em></p>
<p><em>Bir sallantı var ! Eski püskü bir kaos beni terketmeyen ! Yüzümde ince çizgiler gülüşlerden kalan&#8230; Zamansız yakaladığım düşler huzur vermekte ruhuma. Beyazın başka tonları var bugün bende. Yalnızca kötülükler def oluyor suskunluklardan. Birbirimize bakmak kalıyor bize. Usulca ve sakince&#8230; Kargaların olmadığı gökyüzünde uçurtmayız şimdi. Bulutların yumuşaklığı sert geliyor kaygan yanaklarıma. Ne varsa içimizde kalan, hepsi bir yaygara artık. Bağıra çağıra çıkıyor kanatlarımız ! Bir çocuk tutunuyor püskülümüzün en sağlam yerinden. Göz kırpıyor sevgiye özgürlüğün altından. Ne istediğimizden emindik hani. Hüzne kavuşmak yalnızlıklar sonrası&#8230; Farklı bir şey vardı. Benzer ama farklı&#8230; Bundan çok daha mantıklı bir şey ! Kalbimde varlığını sürdürüyor korku. Yakınlaşmam gerekiyor, anlıyorum. Yakınlaşmam gerekiyor yarın geceye. Kendimi aydınlığa kaptırmamam gerekiyor, biliyorum. Buram buram beyaz döküyor yanaklarım oysa. Akıyor sonra yeryüzüne. Ağlamaktan yorgunuz yağmur değmeyen çöllerde. Yarın gece mi olmuştu yoksa ?</em></p>
<p><em>&#8230;</em></p>
<figure id="attachment_8310" aria-describedby="caption-attachment-8310" style="width: 614px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ironi-teshisi-hikaye.jpg"><img class="size-full wp-image-8310" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ironi-teshisi-hikaye.jpg?resize=614%2C409" alt="Zamansız yakaladığım düşler yaka paça etmekte ruhumu." width="614" height="409" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ironi-teshisi-hikaye.jpg?w=614&amp;ssl=1 614w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ironi-teshisi-hikaye.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/ironi-teshisi-hikaye.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 614px) 100vw, 614px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8310" class="wp-caption-text">Zamansız yakaladığım düşler yaka paça etmekte ruhumu.</figcaption></figure>
<p><em>Siyahın başka tonları var bugün bende. Zamansız yakaladığım düşler yaka paça etmekte ruhumu. Mağdur kaldığım durumların yamacındayım, varoluşların oldukça uzağında. Dudaklarıma yakışan kelimeleri sıralıyorum birer birer. Altın sarısı saçlarımdan bir gölge beğendim yarın gece ve yarın geceye sakladım zaruriyetten. Kötüden halliceyiz güzellikler sarnıcında. Yarın gece oldu tümü. </em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ironi-teshisi/">İroni Teşhisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ironi-teshisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8307</post-id>	</item>
		<item>
		<title>TARASKON</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/taraskon/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/taraskon/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 08 Feb 2017 13:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7249</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir kız Bir şaire Açelya olmuş da haberi yokmuş Zamane aşkları İki güne kalmayıgörsün Bitiverir koca kalplerde Taraskona gitsek ya beraber Avcılıktan önemli şeyler var desek Aşk mesela Ben anlatırım Tartarin misali Sen dinlersin Önemsemezlerse başka kasabalara gideriz Öyle kasabalara gideriz ki Denizi kumu güzel İnsanı güzel İlk önce ben Sonra da sen anlatırsın ip [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/taraskon/">TARASKON</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/zPV5_Bgnvos?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><em>Bir kız</em><br />
<em>Bir şaire</em><br />
<em>Açelya olmuş da haberi yokmuş</em></p>
<p><em>Zamane aşkları</em><br />
<em>İki güne kalmayıgörsün</em><br />
<em>Bitiverir koca kalplerde</em><br />
<em>Taraskona gitsek ya beraber</em><br />
<em>Avcılıktan önemli şeyler var desek</em><br />
<em>Aşk mesela</em><br />
<em>Ben anlatırım Tartarin misali</em><br />
<em>Sen dinlersin</em><br />
<em>Önemsemezlerse başka kasabalara gideriz</em><br />
<em>Öyle kasabalara gideriz ki</em><br />
<em>Denizi kumu güzel</em><br />
<em>İnsanı güzel</em><br />
<em>İlk önce ben </em><br />
<em>Sonra da sen anlatırsın ip atlayan kızlara</em><br />
<em>Bir kız</em><br />
<em>Bir şaire</em><br />
<em>Açelya olmuş da haberi yokmuş dersin</em></p>
<p><em>Onlar çay demler kısık ateşte</em><br />
<em>Sen soğuyana kadar bekler sonra içersin</em><br />
<em>Ölümsüz olur o an</em><br />
<em>Anlatılır nesiller boyu</em><br />
<em>Bir kız</em><br />
<em>Bir şaire</em><br />
<em>Açelya olmuş da haberi yokmuş diye</em></p>
<p><em>Masallaşır duygularım</em><br />
<em>Soğuk toprak düştüğünde üstüme</em><br />
<em>Benden kalan birşeyler olur Taraskona</em><br />
<em>Aşk mesela</em><br />
<em>Birşeylerin kalbini kırmaktan başka</em><br />
<em>Bir kız</em><br />
<em>Bir şaire</em><br />
<em>Açelya olmuş da haberi yokmuş derler</em></p>
<p><em>Bu da bizim romansımız olur</em><br />
<em>Bir kız</em><br />
<em>Bir şaire</em><br />
<em>Açelya olmuş da haberi yokmuş</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/taraskon/">TARASKON</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/taraskon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7249</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Seratonin Kahvesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/seratonin-kahvesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/seratonin-kahvesi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 12 Jan 2017 09:19:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6762</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kapısını açıyorum usulca. Rüzgar süsleri sessizleşiyor anında. Lakin, tahta döşemelerine basmaya korkuyorum. Bir masa seçiyor gözlerim. Sandalye kırılacak gibi; ben yinede oturuyorum. Seratonin Kahvesi&#8217;nde bir masa, iki sandalye&#8230; Kalkıp gidecekmişiz gibi her şey. Ayakta durmaya korkuyorum. &#8230; Zamanın en verimli toprakları ölüm beklerdi o gece. Puslu bir aynanın arkasındayız. Yalnızca küf kokuyoruz o gece. Ufak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/seratonin-kahvesi/">Seratonin Kahvesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kapısını açıyorum usulca. Rüzgar süsleri sessizleşiyor anında. Lakin, tahta döşemelerine basmaya korkuyorum. Bir masa seçiyor gözlerim. Sandalye kırılacak gibi; ben yinede oturuyorum. Seratonin Kahvesi&#8217;nde bir masa, iki sandalye&#8230; Kalkıp gidecekmişiz gibi her şey. Ayakta durmaya korkuyorum.</em></p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p>Zamanın en verimli toprakları ölüm beklerdi o gece. Puslu bir aynanın arkasındayız. Yalnızca küf kokuyoruz o gece. Ufak bir çerçevede kalmış eskiler. Sırıtıyor yaşanmamışlıkların yanından. Şöminenin kenarından kıvılcımlanıyor ateş. Boynuma değiyor kolların ter tutmuş perçemime inat. Dudakların, dudakların ıslatıyor kuraklığımı. Bir yatak beğeniyorum en güzel yapraklardan. Böylece uzanıyor bacakların sert esen rüzgara. Tütsülerce yanmaktayız o gece. Vücuduna cevahirler yapışmış, ellerin allak bullak. Başımı ağrıtıyor kuş sesleri. Kışın ortasında görülmezdi ardıç. Yüzüm düşüyor aniden avuçlarına. Samimiyetsiz iki insanın dar bir sokakta karşılaşmasıydık çoğu zaman; yakınından geçemezdi ayaklarım.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<figure id="attachment_6763" aria-describedby="caption-attachment-6763" style="width: 169px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/seratonik-kahvesi-oykusu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6763 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/seratonik-kahvesi-oykusu-169x300.jpg?resize=169%2C300" alt="Zamanın en verimli toprakları ölüm beklerdi o gece. Puslu bir aynanın arkasındayız." width="169" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/seratonik-kahvesi-oykusu.jpg?resize=169%2C300&amp;ssl=1 169w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/seratonik-kahvesi-oykusu.jpg?w=342&amp;ssl=1 342w" sizes="(max-width: 169px) 100vw, 169px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6763" class="wp-caption-text">Zamanın en verimli toprakları ölüm beklerdi o gece. Puslu bir aynanın arkasındayız.</figcaption></figure>
<p><em>Sallanıyoruz sandalyemin kısa ayağından. Bir tarafı diğer tarafına uyumsuz ayağından. Masanın çatlaklarından sızıyor gülüşmeler. Etrafımız oldukça kalabalık. Portmantodan el sallıyor yakalarına kar dolmuş ceketim. Seratonin Kahvesi&#8217;nde bir masa, iki sandalye&#8230; Bitecekmiş kadar güzel her şey. Suskunluktan korkuyorum.</em></p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p>Perdemi aralıyorum gün ışığına. Gözlerimin çaresizliğine aldırmıyorum. Uzun zamandır karanlık odamın duvarları. En güzel günlere sakladığım papuçlarıma daldırıyorum ayaklarımı. Uzunca bir yoldayız şimdi. Uzun ve taşlı&#8230; Yürümeye başladığımız noktada yoruluyorsun, biliyorum. Bir zamanlar yağmur olduğumu farzet. Bulutların en yücesinden Taraskon&#8217;un meyhanesine damladığımızı&#8230; Susuzluğunu giderecek duygular dolaşıyor etrafta.  Zennelerin hareketleri uykunu getiriyor birde. Göz kapaklarına dünya oturmuş, kalkmamaya ısrarcı. O vakit omzum yuva oluyor saçlarına. Keskin kokular saplanıyor burnuma. Kışın ortasında yeşermezdi ıhlamur. Tüm dalgalar mışıl mışıl&#8230; Dizginlenmiş denizler ile saydamlaşır karanlık. Ay ışığı sızar göz kapaklarının arasından. Ben senin rüyanım; sen beni görmüyorsun.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<figure id="attachment_6764" aria-describedby="caption-attachment-6764" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/seratonin.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6764 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/seratonin.jpg?resize=640%2C360" alt="Bir bardak devriliyor, sonra diğeri... Yıpranmış iplik olduğumu düşünüyorum hiçbir çarşafı dikmeye yaramayan." width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/seratonin.jpg?w=768&amp;ssl=1 768w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/seratonin.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6764" class="wp-caption-text">Bir bardak devriliyor, sonra diğeri&#8230; Yıpranmış iplik olduğumu düşünüyorum hiçbir çarşafı dikmeye yaramayan.</figcaption></figure>
<p><em>Bir bardak devriliyor, sonra diğeri&#8230; Yıpranmış iplik olduğumu düşünüyorum hiçbir çarşafı dikmeye yaramayan. Ansızın uzaklaşıyor dünya ve yan masada oturan kadınlar; biz kalıyoruz öylece. Portmantodan göz kırpıyor ceplerinden yaş süzülen ceketim. Seratonin Kahvesi&#8217;nde bir masa, iki sandalye&#8230; Tutunamayacakmışız gibi her şey. Bırakmaktan korkuyorum.</em></p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p>Bir kadın konuşuyor çıplak ağaçlarla. Var olan kıvrımların en güzeli gülümsemende saklıymış. Seni hüzne ve umutsuzluğa sürükleyen tüm gerçeklikleri yıkıyor hayal dünyamın sevmediğin köşeleri. Soluklarım yaşamın sahteliğinde boğulmuş. Oysa yanaklarında salkım salkım hayat&#8230; Varoş mahallelerde saklambaç oynamaktı ayaklarımızın aynı yöne hareket edişi. Tüm sahiller denizi bekliyor, ufuklar güneşi&#8230; Rutubetli bir evin bodrum katındayız. Görünmez bir sandala yükledik vücutlarımızı. Var olduğumuzu sen ve benden başka hiç kimse bilmiyor. Ancak önceki gün kadar yakınsın. Fazla geçmedi üzerinden; dönmek imkansız.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p><em>Üzeri tüylenmiş ceketimi alıyorum, kapısını kapıyorum usulca. Rüzgar süsleri yere düşüyor anında. Bastığım her toprak daha bir gömülüyor ayaklarımın altında. Gözlerine bakamayacakmışım gibi her şey. Her şeyden korkuyorum.</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/seratonin-kahvesi/">Seratonin Kahvesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/seratonin-kahvesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6762</post-id>	</item>
		<item>
		<title>CİNO</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cino/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cino/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 30 Dec 2016 05:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6495</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ders saatlerinden dolayı bazı günler yoğun geçer bizim için. Kendimizi adayacak bir rahatlık ararız günün sonunda. Yine böyle günlerden birinde, İBF Kantini&#8217;nin rahatsız köy kahvesi sandalyelerinde otururken, tırnak uçlarımıza kadar acıdığımızı görüp terapiye ihtiyacımız olduğunu farkettik. Fazla uzakta değil park alanı; Batu, Fatih, Azat ve Ali bizim ihtiyara doluştuk, bizim olan yere gidebilmek için. &#8221;Götür [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cino/">CİNO</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ders saatlerinden dolayı bazı günler yoğun geçer bizim için. Kendimizi adayacak bir rahatlık ararız günün sonunda. Yine böyle günlerden birinde, İBF Kantini&#8217;nin rahatsız köy kahvesi sandalyelerinde otururken, tırnak uçlarımıza kadar acıdığımızı görüp terapiye ihtiyacımız olduğunu farkettik. Fazla uzakta değil park alanı; Batu, Fatih, Azat ve Ali bizim ihtiyara doluştuk, bizim olan yere gidebilmek için. &#8221;Götür bizi buralardan !&#8221; Kulakları çınlasın, bir kere ah etmedi sağolsun. Büyük dert değil onun için, sırtında taşımıyor ya (!) Bunu söylemeden geçemeyeceğim; 91 Lada&#8217;nın koltuklarına kim otursa bir türkü söyleme isteği geliyor. Sonra da sen sus, Batu söylesin&#8230; Öyle olmuyor işte, biz susamıyoruz ki Batu söylesin. Ama ben buralara girersem büyük geyik döner, buraları geçiyorum. Üniversite girişine kurmuşlar bir Kampüsmarket, sanarsın holding kapısına yerleşmiş, fiyatlar o biçim anlayacağın. Kola, çekirdek aşkı soktu bizi içeri; bizim suçumuz yok (!) Aldık nevaleyi geldik kasaya, ödedik fiyatları her neyse.</p>
<figure id="attachment_6497" aria-describedby="caption-attachment-6497" style="width: 806px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6497 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-2.jpg?resize=640%2C480" width="640" height="480" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-2.jpg?w=806&amp;ssl=1 806w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-2.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6497" class="wp-caption-text">Cino &#8211; edebiyat</figcaption></figure>
<p>Suratı beş karıştan bela yemiş kasiyer, elli kuruş para üstü uzatınca, gözlerim yirmibeş kuruşluk petito ile CİNO arasında oynanan tenis maçında top oldu. Nevrim şaştı ! Ama artık karar vermeliydim. Suratıma anlamsızca bakan iki kasiyer, ömrümde hiç görmediğim kadar baskı uyguluyorlardı üstümde. &#8221;Haydi,al ve git !&#8221; Elli kuruşa iki petito alabilirdim. Ama elli kuruş bana sınırsız CİNO vaat ediyordu. Soracağım soru basitti; CİNO ne kadar ?Cevabının üzerinde çok düşünülmesi gerekmezdi hem, fiyatı belli, en son oniki yaşlarımda yediğim çikolataydı sonuçta. İki lira olan okul harçlığımdan geriye cebimde ne kaldıysa yatırdığım, ambalajı sarı ağırlıkta, dünyadaki en iğrenç yazı stiliyle yazılmış CİNO ismiyle, tadı damakta şurup tadı bırakan bir çikolata&#8230; Fiyatı belli; beş kuruş&#8230; Sonunda suratına bol demli çay dökülmüş kadar suratsız kasiyer, cevaplama gayretinde bulundu bu basit sorumu.</p>
<figure id="attachment_6498" aria-describedby="caption-attachment-6498" style="width: 806px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6498 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-3.jpg?resize=640%2C480" alt="Cino - deneme" width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-3.jpg?w=806&amp;ssl=1 806w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-3.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6498" class="wp-caption-text">Cino &#8211; deneme</figcaption></figure>
<p>Güneşin kapıdan içeri giren ışınlarına baktım bir an. Arkamda bisküviler ve cipsler, bir ordu vardı kasiyerin karşısında. Güçlüydük, baş edebilirdik bu kadarıyla ! Serçe parmağımı havaya kaldırıp her erkeğin kulağını temizlemek için yaptığı geleneksel hareketi daha bir inanarak yaptım. Yaptım ki hani içeride, olur ya, bir su aygırı yuvalamış olsun da çıksın dışarı. Bizim ambalajında kayısıların olduğu beş kuruşluk CİNO, oldu mu şimdi sana elli kuruş ? Sağ elimi usulca petitolara uzattım, aralarından sıcakta erimemiş iki tanesini seçtim, aldım.Kapıya doğru yönelip açık havaya ilk adımımı attığımda, etrafımda çocukluğumdan bu yana değişen sayısız şey belirdi birden.İnsanları sadece eğlence için geldiklerine inandıran ve bir lirayla çalışan sayısız oyuncak&#8230; Burnuma şehirlerden nefret etmem için geldiğine inandığım egzoz kokuları&#8230; Kulaklarımda türküler yerine korna sesleri, meşguliyet arz eden telefon konuşmaları!</p>
<p>Ne varsa eskilerden toz bulutu olup uçmuşlarcasına yoklardı şimdi. Ne ara bu kadar ilerlemişti dünya koşarcasına bir ceylanın ardından ? Tat aldığımız her şeyi şurup tadıyla bezeyen, sonra yok eden bir öğütücü canlandı kafamda. Ben adına zaman dedim, diğer insanlar ilaç&#8230; Güzelliklerinden vazgeçtiğimiz her şeyin vebaliyle ortalıkta koşuşturan insanlar, işledikleri suçları fark edemeyecek kadar ilgisizlerdi çoğu zaman.</p>
<figure id="attachment_6499" aria-describedby="caption-attachment-6499" style="width: 806px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-4.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6499 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-4.jpg?resize=640%2C480" alt="Cino - anı" width="640" height="480" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-4.jpg?w=806&amp;ssl=1 806w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cino-4.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6499" class="wp-caption-text">Cino &#8211; anı</figcaption></figure>
<p>Hayatı bir yarış yerine bilmediğimiz yerlere yolculuk edermişcesine yaşasaydık eğer, kusurlarımızın bedeli olarak zevki harcamayacaktık boş yere. Zamanın bir ilaç olmadığını anladım o gün ve bildiğim tek bir şey vardı; Mahalleme dönebilseydim bir ihtimal, harçlığımı son kuruşuna kadar yatırırdım CİNO&#8217;ya. Hemde okuldan önce&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cino/">CİNO</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cino/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6495</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çekmecemde Yalnızlık Var</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cekmecemde-yalnizlik-var/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cekmecemde-yalnizlik-var/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 23 Dec 2016 06:30:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Nagihan Tanal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6431</guid>
				<description><![CDATA[<p>Azami ölçüde kar yağışlı yeryüzü. Sarı duvarıma dokunmuyor beyazlığı. İstanbul&#8217;un orta yerine adım atıyor sadelik ve manevi kötülüklerden uzaklaşıyor insanlar. Zamanın tüm sıkıntıları demleniyor sapları paslı çaydanlıkta. Odam beş duvar, yorganım soğuk; dudaklarım kuru, göz altlarım buruk. &#8230; Saatim hep bir dört çeyrek vapuru. Akşamüstlerine karışıyoruz uluorta. Anlaşılır her şey siyah beyaz filmler misali. Oysa, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cekmecemde-yalnizlik-var/">Çekmecemde Yalnızlık Var</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Azami ölçüde kar yağışlı yeryüzü. Sarı duvarıma dokunmuyor beyazlığı. İstanbul&#8217;un orta yerine adım atıyor sadelik ve manevi kötülüklerden uzaklaşıyor insanlar. Zamanın tüm sıkıntıları demleniyor sapları paslı çaydanlıkta. Odam beş duvar, yorganım soğuk; dudaklarım kuru, göz altlarım buruk.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p>Saatim hep bir dört çeyrek vapuru. Akşamüstlerine karışıyoruz uluorta. Anlaşılır her şey siyah beyaz filmler misali. Oysa, en sevdiğim elbisen oluyor çiçek desenli bahar. Bakışlarını anlatmak istemiyorum, bakışların&#8230; Bir kül tablası sevsem izmaritinden başlardım sadece. Bir kadın sevsem bakışlarından&#8230;</p>
<figure id="attachment_6434" aria-describedby="caption-attachment-6434" style="width: 772px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cekmecemde-yalnizlivar-tan-vakti.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6434 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cekmecemde-yalnizlivar-tan-vakti.jpg?resize=640%2C501" alt="Saatim hep bir dört çeyrek vapuru. Akşamüstlerine karışıyoruz uluorta." width="640" height="501" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cekmecemde-yalnizlivar-tan-vakti.jpg?w=772&amp;ssl=1 772w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cekmecemde-yalnizlivar-tan-vakti.jpg?resize=300%2C235&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6434" class="wp-caption-text">Saatim hep bir dört çeyrek vapuru. Akşamüstlerine karışıyoruz uluorta.</figcaption></figure>
<p>Fiyakalı ceketimin tüm albenisi kayboluyor ara sokaklarından süzülürken. Elimde sigaram, yok olmak istiyorum caddelerinde doğru yönü bulamadan. Boynundaki damarlar yol gösterici haybeden. Sancı saplanır bazen İstanbul Boğazı&#8217;na. Yutkunmaya çalıştığım dünyaydı belki de. Yüz hatlarımın gülüşüme uyumsuzluğu boy gösteriyor birde, sarnıçlarım dolu. Özleme ithafen aforizmalar tütüyor ağzımda. Yazarlar müebbet ızdırap içinde, tüm şairler yasta. Etrafta Aşk&#8217;a dair birşey kalmamışcasına.</p>
<p><em>&#8221;Bizi böyle bilmiyorlar</em></p>
<p><em>                               bilmesinler&#8221;</em></p>
<p>Ucuz bir roman havası çalınıyor kulaklarıma. Ritminde mutluluk gizli, ayaklarım yürüyerek atıyor stresini. Sahil boyu kalabalık alabildiğince. Farklı şeyler var gibi. Ürkekliğimden arınıyor erkekliğim, dalıveriyorum aralarına. Sağımda bir kadın; çekirdek var avuçlarında. Solumda bir çift; dudakları titreşiyor her dokunuşta. Farklı şeyler var gibi. Ufka uzanıyor bir teknenin yelkenleri suya inat. Güneşin göremeyeceği mesafeden dans ediyor yakamoz. Nihayetim oluyor ellerin; nihayet dokunuyorum kollarına. Parmaklarım, tahriş etmemeli tenini. &#8221;Kal&#8221; demek geçiyor dudaklarımdan, dudaklarım kuru, açılmıyor yeniden. Zahmet edip kalkıyorsun yüreğimden. Nihayetim oluyor yokluğun.</p>
<p>Şimdi sıcak ter çıkar vücudumdan. Sadakati kavramak belinden ve bir yudum su gibi içmek yalnızca&#8230; Soğuk havada iki bardak çaydık dokunulmamış. Bugünlerim geleceğine kuruluydu, tek suçum bu.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<figure id="attachment_6433" aria-describedby="caption-attachment-6433" style="width: 806px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cekmecemde-yalnizlik-var-gokyuzu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6433 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cekmecemde-yalnizlik-var-gokyuzu.jpg?resize=640%2C480" alt="Fiyakalı ceketimin tüm albenisi kayboluyor ara sokaklarından süzülürken. Elimde sigaram, yok olmak istiyorum caddelerinde doğru yönü bulamadan." width="640" height="480" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cekmecemde-yalnizlik-var-gokyuzu.jpg?w=806&amp;ssl=1 806w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/cekmecemde-yalnizlik-var-gokyuzu.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6433" class="wp-caption-text">Fiyakalı ceketimin tüm albenisi kayboluyor ara sokaklarından süzülürken. Elimde sigaram, yok olmak istiyorum caddelerinde doğru yönü bulamadan.</figcaption></figure>
<p>Azami ölçüde güneşli yeryüzü. Beyaz duvarıma dokunmuyor sarılığı. İstanbul&#8217;un orta yerine adım atıyor abartı ve manevi iyiliklerden uzaklaşıyor insanlar. Zamanın tüm mutlulukları demleniyor sapları paslı çaydanlıkta. Odam gökyüzü, yorganım bulut; dudaklarım güneş, göz altlarım gece.</p>
<ul>
<li>Yapıcı eleştirileriyle yazıyı güzelleştiren ve başlığı yazan <strong>Nagihan Tanal</strong>&#8216;a teşekkür ederim.</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cekmecemde-yalnizlik-var/">Çekmecemde Yalnızlık Var</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cekmecemde-yalnizlik-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6431</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Adam Olamayanlar Kulübü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/adam-olamayanlar-kulubu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/adam-olamayanlar-kulubu/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 20 Dec 2016 14:41:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6412</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Üye alımı kapanmıştır icabında. Taklitlerimize yer yok, dünya şahit.” &#8230; İnce düşüncelerimden sıyrılmak istiyorum. Yahut eli cebinde dolaşmak istiyorum Kadıköy Sokakları&#8217;nda. Usturuplu alkoliklerdenim anlayacağın. Hele yağmurlu günlerdeysek&#8230; Dev kişilik, tek kadro! Sırtımda akustik bir gitar, bağıra çağıra susmak istiyorum benliğimi. Anlatmak istiyorum nasıl bu hale geldiğimizi. Kulakları çınlamasın, bari mezarında rahat uyusun kadın, Muazzez Abla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adam-olamayanlar-kulubu/">Adam Olamayanlar Kulübü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">“Üye alımı kapanmıştır icabında.</p>
<p style="text-align: center;">Taklitlerimize yer yok, dünya şahit.”</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p>İnce düşüncelerimden sıyrılmak istiyorum. Yahut eli cebinde dolaşmak istiyorum Kadıköy Sokakları&#8217;nda. Usturuplu alkoliklerdenim anlayacağın. Hele yağmurlu günlerdeysek&#8230; Dev kişilik, tek kadro! Sırtımda akustik bir gitar, bağıra çağıra susmak istiyorum benliğimi. Anlatmak istiyorum nasıl bu hale geldiğimizi.</p>
<p>Kulakları çınlamasın, bari mezarında rahat uyusun kadın, Muazzez Abla vardı eski günlerin birinde. Merhume pek çekmişti hayattan. Ana-baba sevgisi görmemiş. Sonra evlendirmişler öküzün yavrusuyla, &#8221;bir yastıkta kocasınlar&#8221; nidalarıyla. Yani kocadan da yüzü gülmemiş aynı şekil, maddiyat desen zaten bokun suyu. Karın tokluğuna yaşamış tüm acıları. Buna rağmen en güzel poğacalar onun fırınından çıkardı sevgiyle. Son günlerinde eli ayağı tutmuyordu. Evlatları, batak meşguliyet arz ediyor tabii, bir kere hastahaneye gitmediler yanında. İlk toprağı büyük oğlunun atması garibime gitmişti doğal olarak. En azından bir küreklik vakit ayırabilmişler deriz bizde.</p>
<p>Herkes eceliyle öldü sanar; ben inanmam. Kemik erimesi, mide kanseri değildi onu bitiren. Yorgunluktu. Bir adamın tokadıydı belki de sigara dumanında güç kazanan. Çaresizlikti, yatalak kalışından ders çıkaran. Aldatılmış olmaktı yıllar boyu, farklı yastıkların ve yorganların eşliğinde. Kadınlığını unutmaktı onu bitiren. Umursamamayı öğrenemezdi bir kadın. Yine onun acılarıydı onu tabutuna yüzü koyun yatıran. Yazık oldu Muazzez Abla&#8217;ya&#8230;</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Fehmi Dayı&#8217;yı görürüm hala mahalle kıraathanesinde. Ağzında cigara laf atar gelene geçene. Adam olmayan tek şey, adamlıktı belki de.</p>
<p>Ne düşünürsün bilmem.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_6413" aria-describedby="caption-attachment-6413" style="width: 605px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/adama-olamayanlarin-siiri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6413 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/adama-olamayanlarin-siiri.jpg?resize=605%2C806" alt="“Üye alımı kapanmıştır icabında.  Taklitlerimize yer yok, dünya şahit.”" width="605" height="806" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/adama-olamayanlarin-siiri.jpg?w=605&amp;ssl=1 605w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/adama-olamayanlarin-siiri.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6413" class="wp-caption-text">“Üye alımı kapanmıştır icabında.<br /> Taklitlerimize yer yok, dünya şahit.”</figcaption></figure>
<p>Ben adam değilim!<br />
İnsanlara karşı kibar olduğum için.<br />
En dibe düştüğünü düşündüklerinize bile bir değer atfettiğim için.<br />
Bir erkeğin de insan olabileceğini gösterdiğim için.<br />
Ben adam değilim!<br />
Duygularımı saklamadığım için.<br />
Dudaklarım, sadece istediklerinde kahkahalarıma konuk oldukları ve sadece istediklerinde büzüldükleri için.<br />
Bir insanın yüzüne arkasından daha çok konuştuğum için.<br />
Ben adam değilim!<br />
Gerçekleri yalanlardan daha çok sevdiğim için.<br />
Ortama ayak uydurmayı beceremeyip, bir meddahın karşısında somurttuğum için.<br />
Kalabalıkları sevmediğim için.<br />
Ben adam değilim dostlarım, değil!<br />
Yalnız kalmaya ihtiyacım olduğu için.<br />
Sahilde bir başıma oturmaya sizinle delikanlı muhabbeti yapmadan gittiğim için.<br />
Topluma ve toplumsal olaylara kafa yorduğum için.<br />
Ben adam değilim!<br />
Küpe takıp saç uzattığım için.<br />
Eski nesile uygun olmadığım için.<br />
Kabadayı gibi yürümeyi beceremediğim için.<br />
Ben adam değilim, delikanlı hiç değilim!<br />
Bir kadına sarılmayı sekse tercih ettiğim için.<br />
Saçlarından sevdiğim için, cinsel organından değil ama.<br />
Bencil isteklerimi kontrol edebildiğim için.<br />
Ben adam değilim, tesbih de sallayamam!<br />
Sağa sola bakarak yürümek yeteneklerim arasında değildir.<br />
Vicdanım, insanlara saldırmayı kaldırmadığı için.<br />
Dilimi yumruklarımdan daha iyi kullanabildiğim için.<br />
Ben adam değilim!<br />
Homofobim olmadığı için.<br />
Fikirlerime ve davranışlarıma aykırı insanları anlamaya çalıştığım için.<br />
Onları çevremden uzaklaştırmadığım için.<br />
Ama ben adam değilim!<br />
Hanımköylünün biriyim.<br />
Kadınımın fikirlerine saygı duyduğum için.<br />
Onun isteklerine uyum sağlamaya çalıştığım için.<br />
Ben adam değilim!<br />
Kahvehane köşelerinde oturmadığım için.<br />
Hiçbir masa oyunu bilmediğim için.<br />
Kitap okumayı sevdiğim için de.<br />
Ben adam değilim, olamam da!<br />
Utanmayı bildiğim için.<br />
Hatalarım, doğrularımdan çok olduğu için.<br />
Ders çıkarmaktan haz duyduğum için.<br />
Ben adam değilim arkadaş, değil!<br />
Sakın şüpheye düşmeyin kendinizden.<br />
Sorunun bende olduğu gün gibi aşikar.<br />
Hepinizden utanıyorum.</p>
<p style="text-align: right;">
<p style="text-align: right;">Benden &#8220;adam&#8221; olmaz.</p>
<p style="text-align: right;">Yazık oldu Muazzez Abla&#8217;ya.</p>
<p style="text-align: right;">Yazık&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adam-olamayanlar-kulubu/">Adam Olamayanlar Kulübü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/adam-olamayanlar-kulubu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6412</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Can Kırıkları Sokağı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 13 Dec 2016 09:49:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6350</guid>
				<description><![CDATA[<p>Aşk için günlerce çocuk parkında sabahlamış bir adamın oğluyum ben. Islaklığa tenezzül dahi etmeyen, kuru bir kalbin tohumuyum henüz toprakla buluşmamış. Kuraklık, daha bir fazla denizin ortasında bilakis. Boşver tüm bunları… Yanlıştan çekinmek mutlu adam işi. Oysa mest oluşlarımın izbe sokaklarına rastlamaktır benim kayboluşlarım. Sonra dans edercesine hareketli, susmak bilmiyor sözcükler&#8230; Varlığını uzatmak için anlatacak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/">Can Kırıkları Sokağı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk için günlerce çocuk parkında sabahlamış bir adamın oğluyum ben. Islaklığa tenezzül dahi etmeyen, kuru bir kalbin tohumuyum henüz toprakla buluşmamış. Kuraklık, daha bir fazla denizin ortasında bilakis. Boşver tüm bunları… Yanlıştan çekinmek mutlu adam işi. Oysa mest oluşlarımın izbe sokaklarına rastlamaktır benim kayboluşlarım. Sonra dans edercesine hareketli, susmak bilmiyor sözcükler&#8230; Varlığını uzatmak için anlatacak bir şey bulamamaktı belki de dudaklarımın tek korkusu. Yeniden ellerinden bahsetmek geçiyor içimden. Yeniden avuç içlerin kadar büyüktü dünya ve uzun görünmüyordu yıllar çizgilerinde. Birbirlerine senkronize kıvrımlarıyla şüphe var mıydı? Yoksa mükemmeli bulmuş muydu gözlerim teninin kendine özgü hallerinde? Gözlerin mi öğretmişti yıldızlara parlamayı? Ay, böylece atmıştı utangaçlığını üzerinden. Şüphe yoktu… Peki neydi tüm bunları unutturan ufalanmış gülüşlere? Can Kırıkları Sokağı pek bir kalabalık bugünlerde. Üşüdüğüm kaldırımların dumanı tütüyor sıcaktan. İlk kara düşen aşık bir adam, tekrar geçemez buralardan, üşüyemediği halde ısrarla. Ağustos, Eylül&#8230;</p>
<p>Aşk için günlerce çocuk parkında sabahlamış bir adamın babasıyım ben. Ekim&#8217;e kış düştü velakin. Yaşım sizi aldatmasın, küçük bir çocuktur yüreğim, Güneşe de çarpar gökten gelen kara da. Yüzeyi nemli ceketimin, ucu yırtık cebinde kızımın verdiği mendil,ilk defa işe yarayacaktı gözlerimden akan çamurları silmeye. Kalorifer peteklerinden uzaktayım. Televizyonun karşısında uzanışlarım pek bir umursamaz bugün bana. Ağzımdan dökülecek ne varsa bekliyor dünya, küsmüşçesine suskun&#8230; Ayağa kalkmıyor sözcükler. Yakası kalkık ceketimin, kumaşı narin cebinde üç beş kuruş&#8230; İlk defa işe yarayacaktı dudaklarımı ıslatmaya. Kuru kalbimden bir tohum bıraktım yeryüzüne, Sonuçta çocuk parklarında kendinden vazgeçmiş adamlarız ikimizde.</p>
<p style="text-align: center;">Anlamıyorum&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Hâlâ neden sevgiyle,</p>
<p style="text-align: center;">Ah be!</p>
<p style="text-align: center;">&#8221;Gümmm!&#8221; diye atıyor kalbimiz?</p>
<p style="text-align: center;">Anlayamıyorum&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/">Can Kırıkları Sokağı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6350</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nemise</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/nemise/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/nemise/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 06 Dec 2016 14:08:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6272</guid>
				<description><![CDATA[<p>İstanbuldan geçip karadenize mi dökülürsün Üsküdara uğramadan Daha Egenin tüm kıyıları hasret deniz kokuna Sen İyisi mi Görünmez bir sandala yükle vücudunu Eli beline gidecek tüm yosmaların Bir zeytin ağacı düşecek dalgalara Ne yeşil ne siyah Bir seferliğine beyaz yemişleri   Yüzünü görebilme ihtimaline Günde iki şehir değiştiririm Sonra üç Olursa dört Ama sen bunu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nemise/">Nemise</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>İstanbuldan ge</em><em>çip karadenize mi dökülürsün</em></p>
<p><em>Üsküdara uğramadan</em></p>
<p><em>Daha</em></p>
<p><em>Egenin tüm kıyıları hasret deniz kokuna</em></p>
<p><em>Sen</em></p>
<p><em>İyisi mi</em></p>
<p><em>Görünmez bir sandala yükle vücudunu</em></p>
<p><em>Eli beline gidecek tüm yosmaların</em></p>
<p><em>Bir zeytin ağacı düşecek dalgalara</em></p>
<p><em>Ne yeşil ne siyah</em></p>
<p><em>Bir seferliğine beyaz yemişleri</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Yüzünü görebilme ihtimaline</em></p>
<p><em>Günde iki şehir değiştiririm</em></p>
<p><em>Sonra üç</em></p>
<p><em>Olursa dört</em></p>
<p><em>Ama </em></p>
<p><em>sen bunu zaten biliyorsun</em></p>
<p><em>Zaten </em></p>
<p><em>sen bir çok şeyi biliyorsun</em></p>
<p><em>Ya sizin sokaktaki fırının sıcak ekmekleri</em></p>
<p><em>Yaz günlerinde utanmadan üşütür ellerimi</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nemise/">Nemise</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/nemise/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6272</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Soğukkanlı Günlük</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sogukkanli-gunluk/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sogukkanli-gunluk/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 05 Dec 2016 06:22:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6235</guid>
				<description><![CDATA[<p>Zemini tozlu rafların birinden bir kadın düştü. Dudakları, masumiyeti simgelerken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Kırmızı renkli yaşlar… Bu kadar kötü bir Cumartesi sabahı olabilir miydi? Ellerinin nasırını okşadı. Kulakları bayat bir tınıyla doluşurken bu kadar kötü bir Cumartesi sabahı olamazdı. &#8230; Yerde sürüklenen tüm kırgınlıklar bir günlüğüne ayaktaydı. Bir Cumartesi sabahı zemini tozlu rafların birinden bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sogukkanli-gunluk/">Soğukkanlı Günlük</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Zemini tozlu rafların birinden bir kadın düştü. Dudakları, masumiyeti simgelerken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Kırmızı renkli yaşlar… Bu kadar kötü bir Cumartesi sabahı olabilir miydi? Ellerinin nasırını okşadı. Kulakları bayat bir tınıyla doluşurken bu kadar kötü bir Cumartesi sabahı olamazdı.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<figure id="attachment_6236" aria-describedby="caption-attachment-6236" style="width: 538px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sagukkanli-gunluk-deneme.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6236 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sagukkanli-gunluk-deneme.jpg?resize=538%2C671" alt="Kulakları bayat bir tınıyla doluşurken bu kadar kötü bir Cumartesi sabahı olamazdı." width="538" height="671" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sagukkanli-gunluk-deneme.jpg?w=538&amp;ssl=1 538w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sagukkanli-gunluk-deneme.jpg?resize=241%2C300&amp;ssl=1 241w" sizes="(max-width: 538px) 100vw, 538px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6236" class="wp-caption-text">Kulakları bayat bir tınıyla doluşurken bu kadar kötü bir Cumartesi sabahı olamazdı.</figcaption></figure>
<p>Yerde sürüklenen tüm kırgınlıklar bir günlüğüne ayaktaydı. Bir Cumartesi sabahı zemini tozlu rafların birinden bir hatıra düştü. Hatıralar, bayatlarken tazeleşen hatıralar&#8230; Fotoğraf albümünün aşağıya sarkan kapağı ağırlığını geri kalan gövdesine kabul ettirince zemini tozlu rafların birinden insanlar düştü. İnsanlar, kırıştıkça netleşen insanlar&#8230;</p>
<p>Uzun yıllar geçti üzerinden. Göz altlarında torbalar vardı, saçları rengini sadeliğe bırakmıştı. Alnına düşen perçemindeki her bir saç teli o gün yere düşmüştü. Yere düşen her saç teli rengini kırmızıya bırakmıştı. Bu ilkiydi. Bir serçenin gözyaşlarında boğmuştu ne idüğü belirsiz kadını. Soğuk bedeninden geriye kalanlar bulutlarcaydı, bulutlara yüklemişti pişmanlıklarını, yerde sürüklüyordu kırgınlıklarını. Çocukluğunu terkettiği kadına sövmüştü yıllar boyu. Bir serçenin gözyaşlarında kaybolmuştu çocukluğu. Uzun yıllar geçti üzerinden&#8230;</p>
<p>Bugün dudaklarımın kurumasının sebebi sen değilsin. Suyun kaynadığını farketti, çekmeceyi açtı. Kış çayını haketmeyecek kadar rezil bir sabah&#8230; Poşetin düğümünü gevşetti. Zemini tozlu çekmecenin dibine bir hayat düştü. Kollarındaki damarlardan ve saçlarının yaşına hürmeten gürlüğünden tanımıştı. Kollarındaki damarlar, saçlarının gürlüğü&#8230;</p>
<p>Soluk teninden nefret akardı. Elleri, karısına kalkmaktan pek bir yorgundu. Pişmanlık duyduğu her şey, bir ceylanın sohbeti kadardı. Lanet herif! İstemeyerek uzaklaştı dünyevi güzelliklerden. Günü geldiğinde yalvarıyordu sertliğine yakışmayacak derecede pervasız. Çok geçmeden yerini benimsedi. Bir yıldızın en yüksek tepesinden atmıştı aşağıya lanet adamı. Soğuk bedeninden geriye kalanlar asırlarcaydı, asırlarca yapılmayacak yanlışlar&#8230; Yerde sürüklüyordu kırgınlıklarını. Adamlığı öğrendiği adama sövmüştü yıllar boyu. Bir yıldızın en yüksek tepesinde öğrenmişti adamlığı. Uzun yıllar geçti üzerinden&#8230;</p>
<p>Dumanı tüten çayından bir yudum aldı. Boğazına düğümlenen halatlar gün geçtikçe daha da sertleşiyordu gevşemek yerine. Dudakları, acıyı biliyordu.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<figure id="attachment_6239" aria-describedby="caption-attachment-6239" style="width: 806px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sogukkanli-gunluk-oyku.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6239 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sogukkanli-gunluk-oyku.jpg?resize=640%2C480" alt="Dumanı tüten çayından bir yudum aldı. Boğazına düğümlenen halatlar gün geçtikçe daha da sertleşiyordu gevşemek yerine. Dudakları, acıyı biliyordu." width="640" height="480" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sogukkanli-gunluk-oyku.jpg?w=806&amp;ssl=1 806w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sogukkanli-gunluk-oyku.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6239" class="wp-caption-text">Dumanı tüten çayından bir yudum aldı. Boğazına düğümlenen halatlar gün geçtikçe daha da sertleşiyordu gevşemek yerine. Dudakları, acıyı biliyordu.</figcaption></figure>
<p>Zemini tozlu rafların birinden bir kadın düştü. Dudakları masumiyeti simgelerken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Kırmızı renkli yaşlar… Bu kadar kötü bir Cumartesi sabahı olabilir miydi? Ellerinin nasırını okşadı. Kulakları bayat bir tınıyla doluşurken bu kadar kötü bir Cumartesi sabahı olamazdı.</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p>Dumanı tüten çayını bir kenara bıraktı. Hafife alınmayacak çığlıklar kulaklarını dolduruyordu. İnsanların ne düşündüğü umurumda değil. Uzun zamandır bir caniye bakar gibi bakan acımasız gözler bir günlüğüne yanında değildi. İnsanların ne düşündüğü umurumda değil. Uzun zamandır bir deliye bakar gibi bakan acınası gözler bir günlüğüne yanında değildi. Bilmedikleri şey kimse, kimseyi bilemez.</p>
<p>Bir Cumartesi sabahı zemini tozlu rafların birinden bir kadın düştü. Kadınlar, uzaklaşırken güzelleşen kadınlar&#8230;</p>
<p>Bulanık görüntülerin arasından bir gülümseme ağlıyordu. Saçlarına hapsettiği benliğinden bir tutam yalnızca bir tutam verebilseydi eğer, onu bir vazoya koyardı. Odanın en güneş gören noktasında saatlerce, yıllarca, ömürlerce&#8230; Oysa tam sırasıydı her şeyin. Bir şairin çaresiz bedenine hapsolmuş Edbedbi Kadın&#8230; Temmuz aylarında daha bir üşüyen ellerin ısınmak için bahanesi olurdu bakışları. Rüzgar biriktiren bakışları&#8230; Savruk düşlerimin otlağı yeşerdiği bakışları&#8230; Son akşam Eylül&#8217;ü Ekim&#8217;e bağlayan gecede bir Açelya&#8217;nın kokusunda saklamıştı varlığını. Uçurtmasının püskülüne aşk kondurduğum kadını. Kadınımı&#8230; Yerde sürüklüyordu kırgınlıklarını. Düşlerini bıraktığı kadına ölmüştü yıllar boyu. Geleceğimi adadığım kadına ölmüştüm yıllar boyu. Bir Açelya&#8217;nın kokusunda fark etmişti yaşamı. Uzun yıllar geçecek üzerinden&#8230;</p>
<p>&#8221;Her sabah uyandığımda,</p>
<p>ilk önce seni seviyorum.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<figure id="attachment_6238" aria-describedby="caption-attachment-6238" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sogukkanli-gunluk-hikaye.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6238 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sogukkanli-gunluk-hikaye.jpg?resize=640%2C480" alt="Düşlerini bıraktığı kadına ölmüştü yıllar boyu. Geleceğimi adadığım kadına ölmüştüm yıllar boyu." width="640" height="480" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sogukkanli-gunluk-hikaye.jpg?w=768&amp;ssl=1 768w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/12/sogukkanli-gunluk-hikaye.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6238" class="wp-caption-text">Düşlerini bıraktığı kadına ölmüştü yıllar boyu. Geleceğimi adadığım kadına ölmüştüm yıllar boyu.</figcaption></figure>
<p>Dumanı tüten çayından bir yudum aldı. Dudakları, acıyı biliyordu.</p>
<p>Usulca mırıldandı.</p>
<p>Kalbindeki topraklar daha nice mezar görecekti ?</p>
<p>Usulca mırıldandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8221;Adını hatırlamak istemiyorum bazı zaman</p>
<p>Geceler sızlatıyor düşlerimi</p>
<p>Unutmak istercesine yaşıyorum hayatı</p>
<p>Kuruçeşme parkına salıncak kuran ellerim</p>
<p>Salıncaklar sallıyor düşlerimi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sıcaklığını biliyorum</p>
<p>Üzerimi örtmediğim ayazlarda hoyratça</p>
<p>Vapurların uğultuları peşine sarıyor beni</p>
<p>Peşine sarıyor suskunlukların</p>
<p>Izgaraya atılmış balıklardan daha kızarmış yüzüm</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ama</p>
<p>Gözlerin</p>
<p>Gözlerin ve dudakların</p>
<p>Dudakların fısıltılarca</p>
<p>Dudakların fısıldıyor düşlerime</p>
<p>Zemini pürüzlü keşkelerin dünyasına</p>
<p>Hoşgeldin paspası döküyor ayaklarım</p>
<p>Üsküdar&#8217;a merhaba</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ellerinden bahsetmek gülünç</p>
<p>Kavgaya düşmüş düşlerim kadar</p>
<p>Kahkahalar geçiyor sokaklarımdan</p>
<p>Kulaklarıma dokunuyor büyüsü Morikten</p>
<p>Uzlaşıyor benliğimin sayfaları</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yürüdüğün kaldırımları öpüyorum</p>
<p>Öperek yürüyorum fiyakalı caddelerde</p>
<p>Islaklığa hasret kalmışlıkla</p>
<p>Şüphesiz yağmur başlayacak inceden</p>
<p>İlmek ilmek dokuyorum dünyayı bulutlarla</p>
<p>Mahcup mahcup koyuyorum masaya</p>
<p>mahsustan</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güle güle yazgısını çekiyorum vazgeçmezce</p>
<p>Kendiliğinden oluyor tümü</p>
<p>Zaten bağıra çağıra oluyor tümü</p>
<p>Gürültülerce susuyoruz bu gece</p>
<p>Nefeslerce sevişiyoruz karanlığa</p>
<p>merhemlik</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir yorgun kadın bir mutlu kadın</p>
<p>Sızlatıyor düşlerimi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kayıp gidiyorsun ellerimden</p>
<p>Ellerim tutamıyor</p>
<p>Kollarını</p>
<p>Kollarını ve bacaklarını</p>
<p>Bacakların cennetlerce</p>
<p>Bacakların cennetin sütunu düşlerime</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geriye gidiyor ayaklarım</p>
<p>Dönmek istercesine riyakar</p>
<p>Yine bekleriz zemini pürüzlü keşkelerin dünyasına velhasıl &#8221;</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Bir Cumartesi sabahı zemini tozlu rafların birinden bir adam düştü. Adam, düşlerinde ölen bir adam&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sogukkanli-gunluk/">Soğukkanlı Günlük</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sogukkanli-gunluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6235</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
