<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Nihan Vardar &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/nihan-vardar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 17 Mar 2019 18:14:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Kuşluk Vakti Cinayet</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kusluk-vakti-cinayet/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kusluk-vakti-cinayet/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 22 Mar 2019 04:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17313</guid>
				<description><![CDATA[<p>Havlayan köpeklerin sesinden başka bir şey işitilmiyordu. Sonbahar güneşinin cansız ışıkları iskeleti çıkmış çınar yapraklarının arasından süzülüyor, caminin kapısına bırakılmış cesedi turuncu renge boyuyordu. Bu haliyle ceset uyuyan bir adama benziyordu. Belden yukarısı çıplaktı ve bedenini saran kıllar sabah rüzgarında ait oldukları bedenin ölmüş olduğundan habersiz salınıyorlardı. Kime ait olduğunu kimsenin bilmediği tekir kedi eski [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kusluk-vakti-cinayet/">Kuşluk Vakti Cinayet</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Havlayan köpeklerin sesinden başka bir
şey işitilmiyordu. Sonbahar güneşinin cansız ışıkları iskeleti çıkmış çınar
yapraklarının arasından süzülüyor, caminin kapısına bırakılmış cesedi turuncu
renge boyuyordu. Bu haliyle ceset uyuyan bir adama benziyordu. Belden yukarısı
çıplaktı ve bedenini saran kıllar sabah rüzgarında ait oldukları bedenin ölmüş
olduğundan habersiz salınıyorlardı. Kime ait olduğunu kimsenin bilmediği tekir
kedi eski imamların gömülü olduğu yosunlu mezarlığın içinden çıkıp cesedi
kuşkuyla süzerken tiz bir bebek ağlaması köyün sokaklarını hareketlendirdi.</p>



<p>Sanki olanları haber vermek
istercesine acı acı ağlıyordu. Bir anda sustu, sessizlik bir süre devam
ettikten sonra bebek yeniden ağlamaya başladı. Sabah namazı için cami önüne
gelmiş Halil yerde yatan cesedi görmüş, öylece kalakalmıştı. Camiye gelen
herkes dehşete düşüyor ne yapacağını bilemez halde tutulup cesedi seyrediyordu.
Cesedin renginin mora dönmüş olmasına rağmen içlerinden biri cesaretini
toplayıp cesede yaklaşıp yaşayıp yaşamadığını kontrol etti. Böylece yüzüstü
duran ve o ana kadar kime ait olduğu belli olmayan cesedin kimliği de
anlaşıldı. Caminin imamı deli Mehmet hocaydı yerde cansız yatan. Etraf gittikçe
kalabalıklaşıyordu ve sonunda bir polis aracıyla ambulans olay yerine geldi.
Cenaze tam kaldırılırken sabah okula gitmek için oralarda bulunan çocuk &#8221;göz
kırptı&#8221; diye debelenmeye başladı. İnsanlar çocuğu susuturmaya çalışsa da çocuk
inatla&nbsp; Mehmet hoca yaşıyo, göz kırptı
diye bağırıyordu avazı çıktığı kadar . Polislerden biri çocuğun üstüne
yürüyünce sesi kesilen çocuk aklı Hoca Mehmet efendide kalsa da yoluna devam
etmek zorunda kaldı. Okul servisine binerken hala camiye doğru bakan Salih
durumdan çok etkilenmiş ama en çok oradakileri Mehmet efendinin yaşadığına
inandıramadığı için sinirlenmişti. Salih okulun yolunu tutmuşken kalabalık da
yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı. Yalnız cesedi ilk gören Halil orada kalmıştı
polislerin sorduğu soruları yanıtlıyordu derken kızılca kıyamet koptu Mehmet
Efendi&#8217;nin karısı Melike hanım haberi almış ve olay yerine gelmiş avazı çıktığı
kadar bağırıyor ağlıyordu.Yanındakiler her ne kadar onu sakinleştirmeye
çalışsalar da çabaları boşaydı, ne de olsa eşini kaybetmişti. Polis, Halil&#8217;in
ifadesini almak üzere arabaya bindirdi ve caminin önünde sadece Melike hanım ve
arkadaşları kaldı. Bir anda silkelenip kendine gelen Melike hanım kaymış
başörtüsünü toparlayıp hastaneye doğru yürümeye başladı. Ambulans hastaneye
vardığında telaşsız kapılar açıldı ve ceset içeri taşındı. Hava çok soğuk ve
etraf oldukça karanlık gibiydi oysa ki Mehmet hoca evden çıktığı zaman gün
ağırmadan hemen önceydi Mehmet hocanın kafası karıştı bir yandan da birilerinin
onu taşıdığını farketmesi uzun sürmedi. <em>Ölmüş müydü, yaşıyor muydu? </em>Karar
veremedi. Ceset torbasının içinde kıpırdanmaya başladı ve birden güm diye yere
düştü canının acısından ölmediğini anlamış oldu böylece. Kıpırdandığını gören
sağlıklık görevlileri sedyeyi boşluğa doğru ittirip kaçıştılar. <em>Eh insanlık
hali </em>her gün ceset torbasından canlı insan çıkmıyordu. Görevlilerden biri
cesaretini toplayıp torbaya yaklaştı ve fermuarını açtı Mehmet efendi gözleri
açık şaşkın şaşkın bakınıyordu. Görevliler silkelendi ve hemen onu acil
müdahale odasına taşıdılar. Olan şuydu ki Mehmet efendi yalancı ölüm yaşamıştı
yani muayenesinde nabız alınamamıştı. Nefes aldığı da belli olmuyordu. Durum
ancak şanssızlık ve biraz da dikkatsizlikle açıklanabilirdi. Sıkı bir
muayeneden sonra Mehmet hoca müşahadede tutuldu, durumu stabil hale
geldiğindeyse hastaneden taburcu edildi. Bu arada durumdan habersiz Melike
hanım ertesi gün cenazeyi teslim almak üzere evine dönmüş evde cenaze
ritüelleri başlamıştı.</p>



<p>Bir süre sonra kapı anahtarla açıldı,
içerdeki ağlama, konuşma sesleri birden kesildi ve üzerinde hastaneden verilen
giysilerle içeri Mehmet hoca girdi önce gidip müezzin arkadaşı olan Faruk&#8217;a
sıkı bir yumruk attı sonrasında ise karısı Melike&#8217;nin yanına gidip &#8221;öyle
yapılmaz böyle yapılır&#8221; deyip ve kadının boğazını sıkmaya başladı. Evdeki
herkes şaşkınlık içinde neler olduğunu seyrediyordu&nbsp; Faruk&#8217;un burnu kanıyor Melike de neredeyse
nefessiz kalmıştı. Mehmet hocayı sakinleştirmeye çalıştılar ama oldukça
kuvvetliydi ki yanına gelenleri de başından savmıştı derken en sonunda Mehmet
hoca karısının gözlerine bakarak &#8221;neden;?&#8221; diye bağırarak sordu ve bir yandan
ağlamaya başladı Mehmet hocanın sinirleri boşalmıştı öylece oturmuş
ağlıyordu.&nbsp; Birden hışımla yerinden
kalktı herkes kötü şeyler olacak diye yeniden korktu Mehmet hoca yanlızca bir
gece önce onu aldatan yakalanınca da onu öldürmeye çalışan Faruk ve Melike&#8217;ye
iki söz söyledi &#8221;Allahınızdan bulun&#8217;.&#8217; </p>



<p>&#8230;<strong></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kusluk-vakti-cinayet/">Kuşluk Vakti Cinayet</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kusluk-vakti-cinayet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17313</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şavkı Dayı’nın Anısına</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/savki-dayinin-anisina/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/savki-dayinin-anisina/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 24 Oct 2017 21:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11307</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçmişini tam olarak bilmediğim ama anlatılanlardan gözümde canlandırdığım kadarıyla hareketli bir evmiş Şavkı dayının köy evi. Yangın çıkmış zamanında ve o zamandan sonra içi pek bir dağınık kalmış. Yangından kalan eski eşyalara bir de herkesin evinden kullanılmayan, artık yüzüne bakılmayan eşyalar getirilince ev sanki bir ölüye benzemeye başlamıştı. Arada bir bahçesinde mangal yakılan, rakı sofrası [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/savki-dayinin-anisina/">Şavkı Dayı’nın Anısına</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişini tam olarak bilmediğim ama anlatılanlardan gözümde canlandırdığım kadarıyla hareketli bir evmiş Şavkı dayının köy evi. Yangın çıkmış zamanında ve o zamandan sonra içi pek bir dağınık kalmış. Yangından kalan eski eşyalara bir de herkesin evinden kullanılmayan, artık yüzüne bakılmayan eşyalar getirilince ev sanki bir ölüye benzemeye başlamıştı.</p>
<p>Arada bir bahçesinde mangal yakılan, rakı sofrası kurulan ev son zamanlarda yeniden yaşamaya başlamıştı. Eskiyle yeni birleşmiş bir taraf geçmişi anlatırken, bir taraf bugünü yaşıyordu.</p>
<p>Şavkı dayının karısı öldü &#8216;Hatçe hanım&#8217; Şavkı dayı sanki sonradan anladı onun kıymetini, bilemem. Yıllardır bu eve bir çivi çakılsa kıyameti koparan Şavkı dayı şimdi hayranlıkla izliyor evine ve bahçesine yapılan yenilikleri. Etrafa istekler yağdırıp elindeki sineklikle bahçe masasındaki sinekleri öldürüyor ve şakayla karışık &#8216;atma senin için bunlar&#8217; diyor mutlu olsun diye ev ile uğraşan damadına.</p>
<p>Sonuç olarak Şavkı dayı dimdik ayakta, geçmişin kıymetini sonradan anlasa da.</p>
<p>Tutunduğu tek şey ise evin bahçesinde Hatçe hanımın terk-i diyar eylemeden önce diktiği dut ağacı. Hatçe hanım gitmiş olsa da dut ağacında yaşatılıyor ismi.</p>
<ul>
<li> Hatçe hanıma su verdiniz mi?&#8230;</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/savki-dayinin-anisina/">Şavkı Dayı’nın Anısına</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/savki-dayinin-anisina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11307</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tahta Kurusu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tahta-kurusu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tahta-kurusu/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 15 Mar 2017 06:26:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8540</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geriye bakmak, geriye dönmek, bir şehri terk etmek, ölsem unutamam derler ya benim hikayem de öyle. Oysa alışıyor insan; nasıl ki uykularımda ölümün korkunç yanı yok artık benim,  öyle alışıyor. Belki ağlarken uyandığımda kapandığını hissettiğim ölümlü kucaklar var. Bir de böyle alışıyor. Her saniye eriyip gidiyor ömrümden belki boşa… Sözcükler kifayetsiz kaldı artık benim gerçeklerimde, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tahta-kurusu/">Tahta Kurusu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geriye bakmak, geriye dönmek, bir şehri terk etmek, ölsem unutamam derler ya benim hikayem de öyle. Oysa alışıyor insan; nasıl ki uykularımda ölümün korkunç yanı yok artık benim,  öyle alışıyor. Belki ağlarken uyandığımda kapandığını hissettiğim ölümlü kucaklar var. Bir de böyle alışıyor.</p>
<p>Her saniye eriyip gidiyor ömrümden belki boşa… Sözcükler kifayetsiz kaldı artık benim gerçeklerimde, ama inatla yazıyorum seni sayfalara ve tabii hala.  Zaman da sözcükler kadar kifayetsiz, ama inatla okuyorum seni kitaplarımda ve hala.</p>
<p>Gözlerimin baktığı yerler alabildiğine yeşil benim burada. Gözlerin yok ne gam? Gözlerimin baktığı yerler alabildiğine dalga, saçların yok ne gam? Belki bir şarkı yazsam onda gam, belki bir yudum tesadüf adında ve anıların taa içinde seni bulup çıkaranda.</p>
<p>Bir bakıyorum şimdi her anımda, bir bakıyorum hiçbir zamanımda… Oldun, sendin ama gerçekten biz miydik acaba?</p>
<p>Gözlerinin kıyısında kaybolurdum eskiden öper öper doyamazdım, artık bir tahta kurusu kabuğu kadar sert dudaklarım.</p>
<p><figure id="attachment_8542" aria-describedby="caption-attachment-8542" style="width: 335px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/tahtakurusu.jpg"><img class="size-full wp-image-8542" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/tahtakurusu.jpg?resize=335%2C287" alt="Gözlerinin kıyısında kaybolurdum eskiden öper öper doyamazdım, artık bir tahta kurusu kabuğu kadar sert dudaklarım." width="335" height="287" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/tahtakurusu.jpg?w=335&amp;ssl=1 335w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/03/tahtakurusu.jpg?resize=300%2C257&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 335px) 100vw, 335px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8542" class="wp-caption-text">Gözlerinin kıyısında kaybolurdum eskiden öper öper doyamazdım, artık bir tahta kurusu kabuğu kadar sert dudaklarım.</figcaption></figure></p>
<p>Zaman zaman küfür ediyorum kendime biliyor musun neden hala kalemimdesin?  Ama bu bir hak ediş meselesi değil. Bu sadece benim yüzleşmelerimin arasına sıkışan sözcükler.</p>
<p>Ve en manidar olan ne biliyor musun? Bir zamanlar elimizden alacaklar diye uykusuz kaldığım, o çok kıymet verdiğim yaşanmışlıklarla dolu eşyalarım şimdi bir depoda ve zaten evin içinde yenmeye başlamışken tahta kuruları tarafından, o depoda hepsi bir bir tükenecek. İçimiz gibi, ikimiz gibi.</p>
<p>Ve tahta kuruları çoğalıp belki bir gün gelip bizi de göbekleri şişene kadar mideye indirecek . İşte  biz o gün gerçekten bitmiş olacağız, belki bir toprak yığını altında, belki esen bir yelde küllerimiz, belki bir nehirde bedenimiz ama illa ki biteceğiz,  eski günlerin öpüşleri gibi …</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tahta-kurusu/">Tahta Kurusu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tahta-kurusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8540</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ayrılık Kokusu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ayrilik-kokusu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ayrilik-kokusu/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 23 Aug 2016 05:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Frida]]></category>
		<category><![CDATA[Frida Kahlo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4939</guid>
				<description><![CDATA[<p>Adam: Deniz kenarına gelince ne hissediyorsun diye merak ediyorum? Kadın: Kokusu, ondan gelen rüzgar huzur veriyor bazen korkutuyor. Adam: İşte ne düşündürüyor sana? Kadın: o an aklıma kokular ne getirirse onları yoğunlaştırıyor. Adam: Bana hep ızdırap olur deniz kenarına gidip elimi ayağımı sokamamak. Ben yüzmeyi severim. Kadın: Onun zevki ayrı sen ikisini ayıramamışsın. Seyretmek keyif [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayrilik-kokusu/">Ayrılık Kokusu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Adam: Deniz kenarına gelince ne hissediyorsun diye merak ediyorum?</p>
<p>Kadın: Kokusu, ondan gelen rüzgar huzur veriyor bazen korkutuyor.</p>
<p>Adam: İşte ne düşündürüyor sana?</p>
<p>Kadın: o an aklıma kokular ne getirirse onları yoğunlaştırıyor.</p>
<p>Adam: Bana hep ızdırap olur deniz kenarına gidip elimi ayağımı sokamamak. Ben yüzmeyi severim.</p>
<p>Kadın: Onun zevki ayrı sen ikisini ayıramamışsın. Seyretmek keyif işi.Yüzmek daha bir eylence gibi.</p>
<p>Adam: Huzursuz hissediyorum ohh diyemiyorum&#8230; Hayatımın her evresi böyleydibenim şöyle arkama yaslanıp ohh diyemedim hep sorun.</p>
<p>Kadın: Öyle deme allahın gücüne gider.</p>
<p>Adam:Peki demeyeyim. Gücüne gitmez de bir tekme koyar al gör gününü der.</p>
<p>Kadın: Benle ilgili bir şey için kendini zorlama sakın söyle tamam mı ?</p>
<p>Adam: Söylüyorum zaten.</p>
<p>Kadın: Doktora git istersen. Düşük dozda ilaçlar da var belki onlardan verir.</p>
<p>Adam: Bakacağız. Hem gidersem terapiye gideceğim. O da ilaç yazmıyor zaten.</p>
<p>Kadın: Terapi sabır işi biraz kafasını karıştırıyor insanın ama o arayı atlatırsan gerçekten işe yarıyor.</p>
<p>Adam:Benimle ilgili bir sorun var mı peki ?</p>
<p>Kadın : Yok. Sadece yeşil gözlerinden sen suçlusun aşkım.</p>
<p>Kadın: Bir de benden ayrılmaya niyetin varsa sündürme tamam mı?</p>
<p>Adam: Ne alakası var şimdi? Olursa sündürmem.</p>
<p>Kadın: Şimdilik yok herhalde.</p>
<p>Adam: Yok.</p>
<p>Kadın: Hadi sarma da kalkalım.</p>
<p>Adam: Evde mi sarayım?</p>
<p>Kadın: Evde sararsın.</p>
<p>Adam: Niye bana sündürme dedin?</p>
<p>Kadın: Çünkü öyle bir karar verdikten sonrayanımda geçirdiğin zaman zorlama olur, samimi olmaz bu yüzden.</p>
<p>Adam: Beni mi deniyorsun?</p>
<p>Kadın: Yok  hayır. Sadece bazen küçük şeyler de olsa kötü giden   insanı korkutuyor. Ben üstüme alınıyorum benim yüzümden mi mutsuzsun diye ve aslında kaybetmekten korkuyorum.</p>
<p>Adam: Herkes korkar biraz sanırım.</p>
<p>Kadın: Beni mi, herhangi bir şeyi mi?</p>
<p>Adam: Seni, nefesim kesiliyor kaybettiğimi düşününce&#8230;.</p>
<p>U2 Çalıyordu Nothing conner kulaklarında yol yeniden eve doğru  akıp gidiyordu sustular, hızlandılar adam birden önlerine çıkan köpeğe çarpmamak için frene bastı ve araba hızla sağ taraftaki direğe çarptı. Kadın orada can verdi. Şarkı değişmişti Ali Atay Yokluğunda çalıyordu ve yaşam belirtisi olan  derinden gelen nefes sesleri duyuluyordu adam ve köpek yaşıyordu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ayrilik-kokusu/">Ayrılık Kokusu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ayrilik-kokusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4939</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kağıt</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kagit/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kagit/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 22 Jul 2016 05:42:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4551</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dönüştüğümüz haller artık kimsenin algılayamayacağı durumda. Ne ben seni anlarım ne sen beni. Zaten soran da yok içten bir &#8216;nasılsın?&#8217; hani cevabı olarak içinde ne varsa dökebileceğin bir &#8216;nasılsın?&#8217; Fidellerden bahseden kitaplar; yüksek sesle söyleyemediklerimizi biriktirdiğimiz dipsiz kuyular ve sonunda durumu kişiselleştirip yazmak. Bizi bizden soğutmaya çalışırlar hep. Anlaşılır yanlarımızı da dipsiz kuyuya itmeye çalışırlar. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kagit/">Kağıt</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dönüştüğümüz haller artık kimsenin algılayamayacağı durumda.</p>
<p>Ne ben seni anlarım ne sen beni. Zaten soran da yok içten bir &#8216;nasılsın?&#8217; hani cevabı olarak içinde ne varsa dökebileceğin bir &#8216;nasılsın?&#8217;</p>
<p>Fidellerden bahseden kitaplar; yüksek sesle söyleyemediklerimizi biriktirdiğimiz dipsiz kuyular ve sonunda durumu kişiselleştirip yazmak.</p>
<p>Bizi bizden soğutmaya çalışırlar hep.</p>
<p>Anlaşılır yanlarımızı da dipsiz kuyuya itmeye çalışırlar. Böyle ansızın, arkandan gelip, ufak bir dokunuşla.</p>
<p>Ve biz karanlıklarda. Oysa ki paylaşılmışlıklar var, yargılamadan dinleyen dostlar.Azlar ama varlar ve inanmalı olacaklar.</p>
<p>Kendimizi unutuyor oluyoruz bazen klasik söylem keşmekeşin içinde. Susmayan telefonlar, bitmek bilmeyen memnuniyetsizlikler, düzeltilmeye,yoluna konmaya çalışılan bir sürü şey. Vergi memurları, faturalar, birden dolan sonra yine birden boşalan zamanlar.</p>
<p>Suratsız, karşıdan karşıya geçerken neredeyse ezilecek olanlar.</p>
<p>Dönüştürüldüğümüz haller algılanamıyor. Çünkü farkındalık sadece o hep bilinen asla unutulmayan kağıt parçalarına. Şimdi ben kağıt parçaları dediğim için önemsemiyor muyum? Elbette önemsiyorum. Ancak yaşama sebebim olmadı hiçbir zaman kağıt parçaları. Şunca zamandır anladım ki benim için önemli olan kağıtlar; kalemimin üstünde oynadıkları.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kagit/">Kağıt</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kagit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4551</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Uzak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/uzak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/uzak/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 06 May 2016 06:42:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3484</guid>
				<description><![CDATA[<p>Şeffaf renk renk elbiseler vardı, şile bezinden sanırım. Ben yeşili seçtim giydim üstüme. Git söyle dedi biri, dinlen sonra da. İlk önce söyleyemedim. Sevdi, okşadı o bitmez tükenmez şevkatiyle.. Omuzlarım küçüldü biraz daha. Sonra uyudum. Rüyamda söyledim uzak mıyım sana senin beni her an sarmana inat. Gittim sonra tanıdık yüzler vardı, deniz kenarları, güneş sonra [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uzak/">Uzak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Şeffaf renk renk elbiseler vardı, şile bezinden sanırım. Ben yeşili seçtim giydim üstüme. Git söyle dedi biri, dinlen sonra da. İlk önce söyleyemedim. Sevdi, okşadı o bitmez tükenmez şevkatiyle.. Omuzlarım küçüldü biraz daha. Sonra uyudum. Rüyamda söyledim uzak mıyım sana senin beni her an sarmana inat. Gittim sonra tanıdık yüzler vardı, deniz kenarları, güneş sonra yabancılaştı herkes . Yalnızdım yok değildim ben tek başıma var olabilirim. Olamaz mıyım yoksa? Başka biri geldi sanki ilk defa aşık oluyor gibi hissettim ve o an karanlığa gömüldüm küçüldüm, omuzlarım da küçüldü. Boğuldum. Yoktu artık söylemeseydim keşke bu kadar yalnızken acizken kendime keşke söylemeseydim. Çok mu geç oldu? Geri dönsem mi evime, bizim evimize? Yoksa sokakta mı uyusam bu gece? Belki o zaman böyle düşler görmem üşürüm o kadar. Kediler köpekler yalar,ısırır yüzümü, uyanırım belki uyurum tekrar bir daha da uyanmam. Belki bir sarhoş görür beni ,bama gelir sonra eve götürür beni kucağında. Ertesi gün yatağımda uyanırım ve kilitlenir balkon kapıları, evin kapısı kilitlenip anahtar alınır gece yatarken. Uyusam geçer belki hepsi. Söylemese miydim? Ama o söyle dedi en yakınım, hadi ben söyledim o da söylemeseydi.  Uyusam&#8230;.</p>
<p>Ama ben uyuyamıyorum ki artık. İlaç alıp uyurum o zaman bi şişe şurup, iki damla ilaç ya da çeyrek tablet. Hangisini istersem.</p>
<p>Cennete bakar gözüm belki uyursam. Seni orada görür müyüm acaba? Niye durdurmadın beni uzağım dedim tamam dedin. Savaşmadın, beni anlamak değil bu özgürdüm ben senle niye bıraktın?</p>
<p>Bunca soru&#8230; Uyusam geçer mi acaba?</p>
<p>Şimdi hangisi gerçek, hangisi rüya? Gün gece oldu, gece gün, karmakarışık giderken, düzen sanarken ben bunu anlatamıyorum kendime&#8230; Sende yarım kaldı cümlelerim&#8230; üşüyünce ısıtamadığım ayaklarını özledim&#8230;</p>
<p>Tutamadığım sözlerimle karşındayım şimdi beni bırakma&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uzak/">Uzak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/uzak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3484</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tek Kişilik Yorgan</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tek-kisilik-yorgan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tek-kisilik-yorgan/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Apr 2016 06:57:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2936</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sana yazdıklarım henüz bitmedi sevgili. Sen her ne kadar artık benden evin sağına soluna bırakılmış notlar istemesen de ben yazacağım sana. Sesleneceğim her seferinde sevgili diye ve bir kez daha başlarken satırlarıma yine hoş geldin sevgili. Omuzlarıma bıraktığın bu yük gün geçtikçe altında ezmeye çalışsa da beni, bu evrene yaydığım mutsuzluğuma inat bekliyorum seni. Sevmediğin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tek-kisilik-yorgan/">Tek Kişilik Yorgan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sana yazdıklarım henüz bitmedi sevgili. Sen her ne kadar artık benden evin sağına soluna bırakılmış notlar istemesen de ben yazacağım sana. Sesleneceğim her seferinde sevgili diye ve bir kez daha başlarken satırlarıma yine hoş geldin sevgili.</p>
<p>Omuzlarıma bıraktığın bu yük gün geçtikçe altında ezmeye çalışsa da beni, bu evrene yaydığım mutsuzluğuma inat bekliyorum seni. Sevmediğin şarkılarımı daha çok dinleyip daha çok buluyorum kendimi balkon kıyılarında. Daha depresif yazılar yazıp içimi akıtmaya çalışıyor, seni aklımdan saniye çıkarmadan artık sesimi de çıkarmadan bana sunduğunuz hayat kadar yaşamaya çalışıyorum.</p>
<p>Sana aşk dolu, özlem dolu kelimeler dökmek isterdim satırlar dolusu ama inan o kadar çok canım yanıyor ki; yeri geliyor Simurg kadar yalnız bir o kadar kızgın, tehlikeli oluyorum. Belki hazinem artık benim değil ama başkalarının da olmasın istiyorum.</p>
<p>Uykularımdan çığlıklarla uyandığımda sen sakinleştir istiyorum beni. Geçti dediğin an tüm korkularımdan kurtulduğum zamanları özlüyor, uykusuz nöbet tuttuğum gecelerime bir yenisini daha ekliyorum.</p>
<p>Sonra gün ağırmaya, göz kapaklarım ağırlaşmaya başlıyor. Soğuğuyla her yanıma işleyen rüzgar  ve yeni bir sabahın ezanıyla gözlerimi yumuyor sen dolu rüyalarıma kavuşmak için tek kişilik yorganıma sarılıyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tek-kisilik-yorgan/">Tek Kişilik Yorgan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tek-kisilik-yorgan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2936</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İkinci Dünya Savaşı Amerikan Sineması&#8217;na Bakış</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ikinci-dunya-savasi-amerikan-sinemasina-bakis/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ikinci-dunya-savasi-amerikan-sinemasina-bakis/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 22 Mar 2016 14:51:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Citizen Kane]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[Howard Howks]]></category>
		<category><![CDATA[John Ford]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Film]]></category>
		<category><![CDATA[Orson Welles]]></category>
		<category><![CDATA[William Wyler]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaş Kane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2797</guid>
				<description><![CDATA[<p>1920li yıllarda radyonun yaygınlaşmaya başladığı dönemde, sinema yeni filizlenmeye başlamıştır. Radyolarda, gazetelerde sinemaya dair olumsuz eleştiriler baş göstermiştir ve bu dönemde sinema radyoya rakip olarak görülmüştür. ABD&#8217;de sinema New York&#8217;da başlamıştır. Büyük bankalar, borsa v.b. New York&#8217;da olduğu için sinema parayla ilişkilendirilmektedir. Patentlerin alındığı yer, mahkemelerin kurulduğu yer ve en önemlisi ilk film şirketlerinin kurulduğu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ikinci-dunya-savasi-amerikan-sinemasina-bakis/">İkinci Dünya Savaşı Amerikan Sineması&#8217;na Bakış</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p class="Standard">1920li yıllarda radyonun yaygınlaşmaya başladığı dönemde, sinema yeni filizlenmeye başlamıştır. Radyolarda, gazetelerde sinemaya dair olumsuz eleştiriler baş göstermiştir ve bu dönemde sinema radyoya rakip olarak görülmüştür.</p>
<p class="Standard">ABD&#8217;de sinema New York&#8217;da başlamıştır. Büyük bankalar, borsa v.b. New York&#8217;da olduğu için sinema parayla ilişkilendirilmektedir. Patentlerin alındığı yer, mahkemelerin kurulduğu yer ve en önemlisi ilk film şirketlerinin kurulduğu yerdir.</p>
<p class="Standard">Savaşla birlikte sinema ile ilgili sorun ortadan kalkmış ve seyirci sayısı artmıştır. 1940&#8217;lara doğru gelindiğinde içinde silahlı kuvvetlerle ilgili parçalar olan filmler ortaya çıkar. Savaş bakanlığı kurulur ve ilk iş olarak sinema faaliyetleri bürosu açılır. Eş zamanlı olarak Hollywood da savaş bakanlığına eşdeğer bir oluşum yaratır. Hollywood içinde sendikalar oluşur ve askeri içerikli sınırlı film birlikleri gelişir.</p>
<p class="Standard">Hükümet belli endüstrileri gerekli ilan eder ve sinemayı da bunların içine dahil eder. Tüm Film fiyatları sabitlenir. Sinemayla ilgili sorun oluşturan tek şey personel eksikliği olur bu da insanların askere gitmiş olmasıyla ilgili görülür.</p>
<p class="Standard">Savaş filmleri için faaliyetler barosu ve komitesi destek verir. Bu da maliyetler açısından rahatlık yaratmaktadır.</p>
<p class="Standard">Bilet ücretlerinden savaşa katkı payı alınır. Bu durum Hollywood için tehlikeli olabilir diye düşünülür ama öyle olmaz aksine insanlar katkı olsun diye düşünür ve bilet satışlarında düşüş yaşanmaz.</p>
<p class="Standard">Bu dönemde durumun sinema ve diğer sektörler açısından verimli olabilmesi için insanların parasının olması gerekmektedir. Gönüllüler ve işsiz olanlar askere gitmekte, endüstri alanlarında boşalan yerleri de yine işsizler doldurmaktadır. Dolayısıyla işsizlik neredeyse ortadan kalkar&#8230;</p>
<p class="Standard">Ücretli, işsiz olmayan, sosyal yaşantısı olan dolayısıyla sinemaya da gidebilen bir kitle oluşur. Sinema savaş ortamında psikolojik açıdan bir kaçış olarak nitelendirilir. Bunların yanında her filmden önce cepheden verilen gerçek görüntüler de merak uyandırmaktadır. Sırf bunun için filmlere gidenler olur. Savaş dönemi olduğu için belli tasarruflar gerekmekte mesela elektrik tasarrufu gibi. Bu durum filmlerin kısalmasına neden olur. Daha az film gösterilir. Hollywood da bazı filmlerinin sürelerini kısaltır..</p>
<p class="Standard">Amerika yaşam tarzını korumak için savaşmaktadır. Antidemokratlar kim, savaşanlar kim, zafer nasıl kazanılabilirin üzerinde durulur. Üretim ön plana çıkarılır, daha çok çalışılması için teşvik edilir. Tarım için askere giden erkeklerin yerine kadınlar ve yaşlılar çalıştırılmaktadır.</p>
<p class="Standard">Sinemalarda gösterilen filmlerde sivil savunmaya dair içerikler ele alınır ve olası casuslara karşı nasıl davranılmalı diye tartışılır. Seyirciye neler olup bittiğine dair bilgilendirebilecek bir politika çizilmektedir. Ve savaşın son zamanları dahil olmak üzere filmlerde &#8216;savaş iyidir&#8217; düşüncesi empoze edilmeye çalışılmaz. Ancak &#8216;zorunluyuz savaşacağız&#8217; düşüncesi belirtilir.</p>
<p class="Standard">John Ford ve Howard Howks, Çıkarmadan sonra belgeseller çekerler ve içlerine aşk hikayeleri eklerler. William Wyler ise bu dönemde derinlik ve mizansen üzerinde durmaktadır.</p>
<p class="Standard">Star sisteminin yıkılmasında özellikle Amerika&#8217;nın düzenlediği moral gecelerinde starların diğer insanlar gibi (starlıktan sıyrılıp) onların arasına karışması ve halkın bunu farketmesi önemlidir.</p>
<p class="Standard">1941&#8217;de Orson Welles&#8217;in Yurttaş Kane (Citizen Kane)&#8217;i çekilirken 46larda savaştan dönenlerle ilgili filmler yapılmış. Ayrıca bu dönemde Amerikalılar&#8217;ın Kara Filmler olarak nitelendirdikleri suçla ve suçlulukla ilgili filmler çekilmiştir…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ikinci-dunya-savasi-amerikan-sinemasina-bakis/">İkinci Dünya Savaşı Amerikan Sineması&#8217;na Bakış</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ikinci-dunya-savasi-amerikan-sinemasina-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2797</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Üçüncü Sinema &#8220;Yılmaz Güney &#8211; Umut&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ucuncu-sinema-yilmaz-guney-umut/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ucuncu-sinema-yilmaz-guney-umut/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 08 Mar 2016 08:19:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Gören]]></category>
		<category><![CDATA[Solanas]]></category>
		<category><![CDATA[Üçüncü Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Güney]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Güney filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2572</guid>
				<description><![CDATA[<p>ÜÇÜNCÜ SİNEMA Sinema aslında tüm dünya ülkelerinde konusunu ülke içindeki olaylara ve gelişmelere göre oluşturmuştur. Sinemanın bir diğer konusu da bütün üçüncü dünya ülkelerinin paylaştığı ortak siyasi kargaşadır ve bu durum sinemanın politik konuları başlık almasına sebep olmuştur. Hollywood merkezli endüstriyel birinci sinema&#160; II. Dünya savaşından sonra ortaya çıkan sokağa inen auter sinemanın politik duruşları [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ucuncu-sinema-yilmaz-guney-umut/">Üçüncü Sinema &#8220;Yılmaz Güney &#8211; Umut&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÜÇÜNCÜ SİNEMA</strong></p>
<p>Sinema aslında tüm dünya ülkelerinde konusunu ülke içindeki olaylara ve gelişmelere göre oluşturmuştur. Sinemanın bir diğer konusu da bütün üçüncü dünya ülkelerinin paylaştığı ortak siyasi kargaşadır ve bu durum sinemanın politik konuları başlık almasına sebep olmuştur. Hollywood merkezli endüstriyel birinci sinema&nbsp; II. Dünya savaşından sonra ortaya çıkan sokağa inen auter sinemanın politik duruşları olduğunu görürüz. Bunlardan farklı üçüncü sinemanın politikadan ne anladığı ise aynı zamanda onun filmi bir eylem olarak gören militan tavrını oluşturmaktadır.</p>
<p>Üçüncü sinemaya salt politik sinema diyemeyiz. Çünkü tüm filmlerin aslında politik olduğunu görürüz ama bütün filmler aynı politik tarzda politik değildir. Ve her birinin politik olmanın yanında konularına ve işlendikleri ülkelere göre değişmektedir</p>
<p>Üçüncü sinemanın çıkışı endüstriyel ve auter sinemadan çok uzakta üçüncü dünya ülkelerinin kendi tarzlarını ortaya koyduğu ve sinemanın yeniden şekillenmesinde rol&nbsp; oynayacak adımları atmışlardır.</p>
<p>Üçüncü sinema Karl Marx’ın deyimiyle yaptığı ‘’ezilen, sömürülen halkların ve proletaryanın’’ yanında saf tutmuş, yaşam koşullarını, açlığını ve tokluğunu onlarla birleştirmiş ve bizzat kendisi bir silah haline gelmiş olan kamerasıyla, yanlızca onları resmetmek gözlemlemek&nbsp; izlemek değil aynı zamanda onlarla beraber kollektif üretimle anın içinde eylemin mücadelenin içinde beraber bir mermiye dönüşen filmin erişebilir, görülebilir, sunulabilir koşullarını bizzat yaratarak gösterimin kendisini de yeni bir eylem ve mücadele&nbsp; aracı haline getiren orta sınıf entelektüelinin de politik sinemasıdır.</p>
<p>Üçüncü dünyada sinema halka estetik bir haz yaşatmaktan daha çok, yaşam haklarını ellerinden alınmış insanların bir çıkış arayışının bilinç taşıyıcılığını yaparken bir yandan da ülkelerin de kendi gibi düşünenleri tanıma olanaklarını sunuyorlar.</p>
<p>Endüstrileşmenin gelişimi üçüncü dünyada artan ulusal bilinçlenme ile birleşince yeni bir sosyalist devrim çağının üçüncü dünya ülkelerin de filizlendiğine dair yaygın bir inanca yol açtı. Vietnam savaşına karşı duruş Amerika’ daki yeni siyahi bilinçlenme Latin Amerika’da belirmeye başlayan silahlı gerilla, komünist bloktaki Çin ve SSCB&nbsp; gibi çoğu ülkelerde de yaşayan Amerikan destekli kanlı darbeler dünyanın yeniden şekil almasında rol oynuyordu.</p>
<p>Böyle bir ortamda film yapmaya başlayan yönetmenler ürünlerinde bu dönemin bu karışıklığını konu almaya başladılar. Türkiye’de de Yılmaz Güney bu boşluğun karşılığıydı.</p>
<p>Üçüncü dünya sinemacıları için değişim isteğinin cezası çok ağır oldu.&nbsp; Kimisi sansüre uğradı, kimisi hapse atıldı, kimisi sürgüne gönderildi. Ülkelerdeki hakim ideoloji istediğinin dışında bir sinema hayal etmedi. Brezilya’daki cinemanovo hareketinin hemen ardından gelen kötü politika etkisi dönemin film yönetmenlerini sürgüne gönderdi. Benzeri bir olayda ülkemizde bu olayların yaşandığı döneme denk gelen Yılmaz Güney’e oldu. Üç tane mahkumiyet, ardından cezaevinden kaçtı.</p>
<p><strong>YILMAZ GÜNEY</strong></p>
<p>Güney’in vatandaşlıktan çıkarıldığı 1980&#8217;li yıllarda yalnızca Almanya’da satılan Güney filmleri videolarının sayısı 3 milyonun üzerindeydi. Türkiye’de bulundurulması bile yasak olan videolar gizli gizli milyonu aşan insan tarafından seyredildiği tahmin ediliyor.</p>
<p>Üçüncü Dünya ülkeleri dil devrimini yapamamış ve kültürel olarak ortak payda olan bir ulusal kültür yaratmayı başaramamış ülkelerdir. Bu nedenle ulusal bir ortak payda içinde siyasal söylemli ve halkçı bir sinema yoğun olarak yeşerememiştir bu ülkelerde. Türkiye dil devrimini yaşadığı için ve halkın en popüler eğlencesi sinema olduğu için ülkenin bütününe Güney’in filmleri dağılmış, ulusal kültürün önemli eserlerinden birisi olmayı başarmıştır.</p>
<p>Sansüre karşı Yılmaz Güney’in filmleri halkın ilerici kesimlerinin büyük desteğini aldığı için başarıyla mücadele etmiş, Danıştay ve diğer hukuki ve siyasi derneklerin katkılarıyla yaklaşık yirmi yıllık bir dönemde Yılmaz Güney’in filmleri ülkemizde gösterilmiş ve geniş bir siyasal etki yaratabilmiştir. Güney’in filmlerine ilişkin yapımcılardan, devletin kolluk kuvvetlerinden, sağ basından sürekli kısıtlamalar için ciddi bir çaba gösterilmiş, örneğin kimi filmlerini gösteren sinemalar bombalanmış ya da sinema salonlarını zincirini elinde tutan yapımcılar filmlerini göstermeyi reddetmişlerdi. Buna rağmen filmlerin gösterimi için çeşitli yollar bulunmuş ve halkın yoğun ilgisi nedeniyle bu filmler amacına ulaşabilmiştir.</p>
<p>Üçüncü Dünya ülkelerinde filmlerin gösterimlerinin yanı sıra bizzat sanatçılar koğuşturulmuş, sürülmüş ve özel sektör bu tür filmlerin yapılmasını olabildiğince engellemeye çalışmıştır. Bu anlamda Güney’in sineması, hapislik yılları, sıkıyönetim koşulları, özel sektörün engellemeleri, sansür, sağcı terör gibi tüm başlıklardaki engellemelerin ötesine geçmiştir. Sürgünde dahi iki filmini tamamlayabilmiş ve bununla yetinmeyip diğer üçüncü dünya sinemacılarıyla ilişki kurmuş ve onların sürgünde film yapabilmelerini desteklemeye çalışmıştır. Örneğin Üçüncü Dünyanın başarılı sinemacılarından Fernando Solanas’ın Paristeyken çektiği Tangolar filmine açık destek vermiş ve bu sinemacı filmi için Güney’e teşekkürlerini beyaz perdeye taşımıştır.</p>
<p>Güney’in sineması ulusal sınırları aşmıştır; hem dünya sanatçıları nezdinde saygınlık kazanmış, hem de başta Yol (Gören, 1982) olmak üzere dünya genelinde filmlerine erişilebilir bir hale gelmiştir. Bir halk kahramanı olarak Yılmaz Güney yalnızca Türkiye’de değil, bütün üçüncü dünya genelinde bir kimlik kazanabilmiştir. Başta Batılı Dünya olmak üzere, dünya genelinde Yılmaz Güney adı Türkiye Sineması denilince yaklaşık bir yirmi yıl tek başına temsilci halindeydi; bu sırada ya hapisteydi ya da yurttaşlıktan çıkarılmıştı.</p>
<p>Bütün bunların dışında Güney’in sineması kendi ülkesinde pek az sanatçıya nasip olacak denli sevilmiş ve bir sinema olayı olmanın ötesine geçip bir toplumsal olay haline gelmiştir. Bu nedenle Yılmaz Güney’in yalnızca filmleri değil, romanları, öyküleri, mektupları, filmlerinin müzikleri, siyasi mesajları, kendi siyasi-estetik yazıları gibi alanlarda dikkate alındığında bir Üçüncü Dünya Halk Kahramanına dönüşmüş bir sanatçı tipiyle karşılaşıyoruz. Aksi olsaydı, mutlu ve mesut bir şekilde tarihin bir aykırı fenomeni olarak geçmişin sayfalarında unutulmaya terk edilirdi.</p>
<p><strong>UMUT</strong></p>
<p>Cabbar arabacıdır sabah görüntüleri Cabbar arabada uyur, ateş başında ısınmaya çalışanlar vardır. Taksiciler, kebapçılar arasında kapitalizm temsili coca cola tabelası vardır. Polis arabası geçer. Cabbar kalkar, bir sigara yakar, gider Sümerbank tabelasının altına işer. Cabbar Piyango bileti alır hiçbir şey çıkmaz.(umut göstergesidir.)Bunu film boyunca sık sık yapar.</p>
<p>Bahçede uyuyan çoluk çocuk kalabalık ayakları çıplak&nbsp; bir ailesi vardır Cabbar’ın.&nbsp; Çocuklar ve Cabbar’ın karısı fakirliklerinin farkındadır, sürekli bir şeylere özeniyor çocuklar bisiklet vs gibi. Cabbar’ın arkadaşı işler iyi gitmiyor diye define arayalım der. Cabbar istemez.O sırada yüksek apartmanlar güzel arabalar önünden geçerler.</p>
<p>Cabbar şehirde sigara almak için arabanın yanından ayrılmıştır ki atlardan birine araba çarpar at ölür. Karakolda polis&nbsp; Cabbar’ı haksız bulur. Cabbar eve geldiğinde karısı isyandadır.’’Allah Canımı alsa da kurtulsam ‘’</p>
<p>Alacaklılar gelir gider Cabbar’ın atının öldüğünü öğrenince borçlarını ödeyemeyecek diye diğer atını ve arabasını alıp satarlar. Cabbar evdeki satılabilecek eşyaları alır pazarda satar.Elindeki parayı bir yankesici görür çalmaya kalkar Cabbar fark eder ve adamı döver. Bir silah vardır onu satamaz sonra arkadaşıyla silahla soyguna giderler başarısız olurlar.En sonunda Cabbar her taraftan sıkışmıştır ve çaresiz kalmıştır arkadaşının teklifini kabul eder, hocaya giderler define aramaya başlarlar.</p>
<p>Eve 40 lira bırakır on günlük gidiyorum dönünce her şey çok güzel olacak der.Giderler Cabbar sürekli kazı yapar, uykusuz bekler tekrar kazar derin çukurun içindedir artık altınların taş kılığına girmiş olabileceğinden şüphelenir, psikolojisi gün geçtikçe kötüleşir. En son bir yılanı define diye kovalar, çıldırmış gibidir ama yine de hocanın dediklerini yapmaya devam&nbsp;eder. Hoca Cabbar’ın gözlerini bağlar dua etmeye devam etmektedir&nbsp; Cabbar kuru ağacın altında kollarını açar döner döner…</p>
<p>Üçüncü sinemaya örnek olmakla birlikte Yeşilçam dışı sinema arayışının bir ürünü olan Umut filmi değişime işaret eder . Hurafe ve din sömürüsünün hep varolduğunu gözler önüne serer.</p>
<p>Varolan toplumsal düzenin değişmeye başlamasıyla çaresiz kalıp yapılanlar anlatılmaya çalışılmıştır. Kapitalist sistemin getirdiklerinin aslında umut yerine&nbsp; umutsuzluğa sebep olması ön plandadır.</p>
<p>Toplumsal olanın belirleyiciliği söz konusudur.</p>
<p>İkinci sekans daha farklıdır çünkü Cabbar’ın kişisel dünyasına da tanık oluruz. Hikayedeki çatışmanın tüm belirleyicileri Cabbar’ın psikolojisiyle sunulur.</p>
<p>Film Türk sinemasında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Sonraki yıllarda, özellikle Yılmaz Güney tarafından peş peşe çevrilecek siyasal filmlerin öncüsüdür. Kullanılan sinema tekniğiyle ve diliyle de hem Yılmaz Güney’in önceki filmlerinden ayrılır, hem de sonrasında başka yönetmenleri etkiler.</p>
<p><strong>Filmin aldığı ödüller</strong></p>
<ol>
<li>1970 Adana Film Festivali en iyi film, en iyi senaryo, Yılmaz Güney de en iyi erkek oyuncu ödülü aldı.</li>
<li>25. Uluslararası Cannes Film Festivali’nde yarışma dışı gösterildi.</li>
<li>Gronoble Film Şenliği’nde Jüri Özel ödülü aldı.</li>
<li>Yedinci Sanat Dergisinin Başlangıcından bugüne konusuyla, anlatımıyla ve oyun düzeniyle Ulusal nitelikler taşıyan bütün zamanların en iyi on filmi sıralamasında birinci oldu.</li>
<li>27. Uluslararası Berlin Film festivalinde Genç Filmler Forumu’nda Ağıt, Endişe ve Umut filmleriyle Yılmaz Güney’e Fibresci Ödülü (özel mansiyon) verildi.</li>
</ol>
<p><strong>Kaynakça:&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong></p>
<ul>
<li>Zahit Atam; Üçüncü Dünya Sineması ve Yılmaz Güney Özelinde Bir Direniş Destanı.</li>
<li>Karadoğan Ali. (2006). <em>Ankara Üniversitesi Türk Sineması ders notları</em></li>
<li>Kıral Erden. (1974). <em>Umut Filminin Ana Çizgileri</em> . Yedinci sanat</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ucuncu-sinema-yilmaz-guney-umut/">Üçüncü Sinema &#8220;Yılmaz Güney &#8211; Umut&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ucuncu-sinema-yilmaz-guney-umut/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2572</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İçinde Yaşadığım Deri &#038; Tarantula</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 12 Feb 2016 16:23:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Banderas]]></category>
		<category><![CDATA[Elena Anaya]]></category>
		<category><![CDATA[İçinde Yaşadığım Deri]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Mygale]]></category>
		<category><![CDATA[Pedro Almodovar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim film]]></category>
		<category><![CDATA[Tarantula]]></category>
		<category><![CDATA[Thierry Jonquet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2199</guid>
				<description><![CDATA[<p>İspanyol Sineması’na Genel Bakış 1936-39 İspanya İç Savaşı’nın genellikle İkinci Dünya Savaşı’nın provası olarak adlandırılışı gibi, İspanya’nın Francoculuktan demokrasiye şaşırtıcı bir hızla geçişi de 1945’i izleyen Soğuk Savaş paradigmasının ani çöküşünün habercisi olarak görülebilir. İspanyol Sineması sadece 1975’de Faranco’nun ölümünden sonra değil, önceki yıllarda da İspanya’nın demokrasiye geçişinde önemli bir rol oynamıştır. Sımsıkı kapalı olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/">İçinde Yaşadığım Deri &amp; Tarantula</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İspanyol Sineması’na Genel Bakış</strong></p>
<p>1936-39 İspanya İç Savaşı’nın genellikle İkinci Dünya Savaşı’nın provası olarak adlandırılışı gibi, İspanya’nın Francoculuktan demokrasiye şaşırtıcı bir hızla geçişi de 1945’i izleyen Soğuk Savaş paradigmasının ani çöküşünün habercisi olarak görülebilir. İspanyol Sineması sadece 1975’de Faranco’nun ölümünden sonra değil, önceki yıllarda da İspanya’nın demokrasiye geçişinde önemli bir rol oynamıştır. Sımsıkı kapalı olan İspanya, 1950’lerden itibaren yabancı etkilere açılmaya başlarken yeni bir İspanyol Sineması da dünya sahnesine çıkıyordu.</p>
<p>Yeni  İspanyol Sineması 1960’larda Garcia Escudero’nun , Farga tarafından  sinemanın yeni genel müdürü olarak yeniden atanıp bu sanat sinemasını  yurtdışında resmen tanıtacağı günlerde ‘’ Sinema bir bayraktır, bu bayrağı yükseltmeliyiz …Hollywood’u kendi alanında (ticari sinema ) yenemiyorsanız Avrupa alanında aklınızı kullanarak yenebilirsiniz.’’ diyerek tanıttığı bir terimdi. Ne var ki muhalif sinemacılar için baş düşmen hala içeride sansür dayatmayı sürdüren Francocu rejimdi.</p>
<p>1970’lerin başı, Franco’nun ölümünden önceki beş altı yıllık dictablanda denilen ılımlı diktatörlük dönemi İspanyol sanatçıların devlet sansürüne karşı yeni mücadeleler başlatıp Yeni İspanyol Sineması’nın dünya çapındaki büyük başarılarından bazılarını kazandığı bir dönemdi.</p>
<p>1980’lere geldiğimizde İspanyol tv’sinin reklam satışları, bu dönemde diğer ülkelere kıyasla daha hızlı bir büyüme oranıyla yediye katlandı. Bu artış, sinema sayısında alarm veren bir azalmayla birlikte, sinemaya gidenlerin sayısında keskin bir gerilemeye yol açtı. Yabancı filmlerin daralan pazardan pay alışı durumu iyice kötüleştiriyordu. 1985’ e gelindiğinde İspanyol filmleri, 1970’teki %30’luk paya karşılık, iç pazarın sadece %17,5’ini kapsıyordu ve on yılın sonunda bu rakam %10a dek geriledi. İspanya’nın tüm bölgelerinden sinemacılar, özellikle bölgesel dillerinin ve kültürlerinin ifade edilmesi artık yasak olmadığı için Kastilyalı egemenliğinden çok Katalan ve Basklı yönetmenleri tehdit eden bu şiddetli mali krizle başa çıkmak zorundaydı.</p>
<p>1982’de yeni seçilen Felipe Gonzales başkanlığındaki sosyalist hükümet, sosyalist sanatsal özgürlük döneminin başlangıcını belirtircesine, sinemacı Pilar Miro’yu sinema genel müdürlüğüne atadı ve Miro hemen krizi çözmeye koyuldu. Miro 1983’te çok az İspanyol filminin iç pazarda hayatta kalabileceğini fark etti ve bu yüzden yabancı filmlere karşı İspanyol filmlerini koruyup devlet yardımlarını önemli ölçüde arttıran yeni bir yasayı yürürlüğe koydu. Yine de İspanyol film üretimi büyük bir hızla düşüşünü sürdürdü.(1989 ‘da kırkyedi filmle gelmiş geçmiş en düşük sayısına ulaştı.);artışlar sadece üretim maliyetleri ve hükümet harcamalarındaydı. Miro’yu eleştirenler ona,’’kendi isteklerine düşkün’’ sanatçıları piyasanın gerçekliklerini ve İspanyol izleyicilerin değişen zevklerini görmezden gelmeye teşvik ettiği şeklinde saldırmaktaydı.</p>
<p>Değişim zamanıydı ve değişim aşağıdaki sözlerin sahibi Pedro Almodovar tarafından sağlandı:</p>
<p>‘’Benim filmlerim… Franco öldükten- özellikle 1977’den sonra İspanya’da doğan yeni bir mantaliteyi temsil eder….Herkes artık İspanya’da her şeyin farklı olduğunu duymuştur….ama bu değişimi İspanyol sinemasında bulmak kolay değildir…..benim filmlerimde İspanya’nın nasıl değiştiği görülür…çünkü şimdi Arzu’nun Yasası gibi bir film yapmak mümkündür.</p>
<p>Almodovar espanolada’nın yerine farklı kalıplara girebilen cinselliği, büyük bir liberalleşme sürecine giren Franco sonrası İspanya için yeni bir kültürel klişe olarak yerleştirmeyi başardı. Böylece merkezi, marjinal diye tanımlayarak çökertti ve bu müdahale, ironik bir biçimde İspanyol sinemasının dünya pazarında marjinallikten çıkmasına yardım etti. Gerçekten de 1991’de Variety. İspanya’nın ABD’ye ihraç ettiği  gelmiş geçmiş  en iyi onüç filmden altısını Almodovar’ın yönettiğini bildirecekti.</p>
<p><figure id="attachment_2204" aria-describedby="caption-attachment-2204" style="width: 583px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg" rel="attachment wp-att-2204"><img class=" td-modal-image wp-image-2204 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg?resize=583%2C325" alt="Pedro Almodovar" width="583" height="325" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg?w=583&amp;ssl=1 583w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg?resize=300%2C167&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 583px) 100vw, 583px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2204" class="wp-caption-text">Pedro Almodovar</figcaption></figure></p>
<p><strong>Pedro Almodovar </strong><strong>(d. 24 Eylül 1949):</strong> Uluslar arası alanda tanınmış film yönetmenlerinden olan Almadóvar, filmlerinde melodram öğeleri sıklıkla kullanmaktadır. Filmleri, kompleks anlatımlar, popüler kültür, popüler şarkılar, güçlü renkler ve kuvvetli bir dekor anlayışıyla göze çarpmaktadır.</p>
<p>Almodovar’ın tanıtacağmız filmi olan İçinde Yaşadığım Deri, Tarantula isimli kitaptan senaryolaştırılmıştır. Antonio Banderas&#8217;ın doktor rolünde olağanüstü bir performans sergilediği film de kitap kadar ilgi çekicidir.</p>
<p><figure id="attachment_2211" aria-describedby="caption-attachment-2211" style="width: 234px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg" rel="attachment wp-att-2211"><img class=" td-modal-image wp-image-2211 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg?resize=234%2C215" alt="Thierry Jonquet" width="234" height="215" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg?w=234&amp;ssl=1 234w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg?resize=233%2C215&amp;ssl=1 233w" sizes="(max-width: 234px) 100vw, 234px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2211" class="wp-caption-text">Thierry Jonquet</figcaption></figure></p>
<p>Polisiye ve suç romanlarıyla tanınan Fransız yazar Thierry Jonquet’in en ünlü kitabı olarak kabul edilen (1954-2009) “Tarantula” (Orijinal ismi “Mygale”) 1995’te yayımlanmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_2205" aria-describedby="caption-attachment-2205" style="width: 599px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2205"><img class=" td-modal-image wp-image-2205 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=599%2C396" alt="PedroAlmodóvar - Tarantula" width="599" height="396" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?w=599&amp;ssl=1 599w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=300%2C198&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 599px) 100vw, 599px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2205" class="wp-caption-text">PedroAlmodóvar &#8211; Tarantula</figcaption></figure></p>
<p>Tarantula” bir intikam romanıdır. İntikamcının klasik refleksi olarak , edinilen amaç aynı şeyi karşı tarafa yaşatmak.. Aynı acıyı ona da tattırmak. Bu bazen fiziksel olarak mümkün olabilir. Adalet sistemi izin vermese de fizik yasaları müsade eder. İçine intikam ateşi düşmüş zihin sağlıklı düşünemez. Adaleti kendisi sağlamaya kalkarak karşı atak denebilecek simetrik suçu ince ince planlar. Bazen de karşı tarafa aynı deneyimi yaşatmak fiziksel olarak mümkün değildir. Ancak intikamcı bir estetik cerrahsa, fiziksel koşulları intikamı mümkün kılacak biçimde yeniden düzenleyebilir. Normal şartlarda fantezi boyutunda kalacak planı elindeki neşterle çizerek soğukkanlılıkla hayata geçirebilir.</p>
<p><figure id="attachment_2203" aria-describedby="caption-attachment-2203" style="width: 150px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale.jpg" rel="attachment wp-att-2203"><img class=" td-modal-image wp-image-2203 size-thumbnail" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale-150x150.jpg?resize=150%2C150" alt="Thierry Jonquet &quot;MYGALE&quot;" width="150" height="150" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale.jpg?resize=184%2C185&amp;ssl=1 184w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2203" class="wp-caption-text">Thierry Jonquet &#8220;MYGALE&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Dr. Ledgard’ın çok sevdiği karısı bir trafik kazası sonucu yanarak bütün güzelliğini kaybediyor. Bu durum Dr. Ledgard’ı ‘yapay deri’ üretme çalışmaları yapmaya itiyor ancak karısını kaybettiği güzelliğine geri döndürmek için yaptığı deneyler henüz sonuç bulmadan karısı intihar ediyor. Annesinin ölümüne tanık olduğu için sorunlu bir yaşam süren kızları Norma’nın bir düğün sırasında tecavüze uğraması ise asıl olayları başlatan ve bu talihsiz serüvenler dizisini ateşleyen olay oluyor. Tecavüze uğrayan kızının geçirdiği travma onu da tıpkı annesi gibi intihar ile biten bir sonuca götürürken Dr. Ledgard’ı intikama yönlendiren süreç başlamış oluyor.</p>
<p><figure id="attachment_2206" aria-describedby="caption-attachment-2206" style="width: 197px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2206"><img class=" td-modal-image wp-image-2206 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-197x300.jpg?resize=197%2C300" alt="Tarantula filmi, psikolojik gerilim filmidir." width="197" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula.jpg?resize=197%2C300&amp;ssl=1 197w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 197px) 100vw, 197px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2206" class="wp-caption-text">Tarantula filmi, psikolojik gerilim filmidir.</figcaption></figure></p>
<p>Almodovar filmlerinde daha öncede gördüğümüz (Tutkunun Kanunu, Yüksek Topuklar, Kötü Eğitim, Kırık Kucaklaşmalar) önemli temalarından olan ‘tek bedende iki kimlikli yaşam’ meselesi ‘İçinde Yaşadığım Deri’de bir level atlayıp bu duruma hapsedilme ve zorunda kalmışlıkla Vera’nın nezdinde yer bulurken karakterin yaşadığı bu bedensel dönüşümün, özünde nasıl bir karşılık bulacağı sorgulanıyor.  Vera’nın bedensel dönüşümü gerçekleşirken televizyonda keşfettiği yoga dersleri sayesinde gerçek benliğini içinde koruma felsefesiyle karşılaşması aslında filmin vermek istediği mesajın bir özeti niteliğinde…</p>
<p>Thierry jonquet ‘in Mygale (tarantula) adlı romanını incelediğimizde kitabın örümcek, zehir ve av olmak üzere üç bölümden oluştuğunu görüyoruz. Kitap genel bir anlatımla giriş gelişme ve sonucu bize verirken bir yandan da döngüsel kurgularla olay örgüsünü güçlendirmektedir;  ki bu Pedro Almodovar’ın kitaptan uyarladığı İçinde Yaşadığım Deri filminin biçimsel özellikleri açısından da ortaklık teşkil etmektedir. Filmde zaman kavramı başta karışık gibi gelse de şimdiki zamanla başlayıp altı yıl öncesine gidip sonrasında yine şimdiki zamanı anlatmaktadır. Romanın ana karakterleri üzerinden gidecek olursak estetik cerrah olan Lafargue romanda daha sert mizaçla çıkarken karşımıza, filmde zaman zaman Eve’e merhamet gösterdiği oluyor.  Romandaki karakterin isminin Eve olması da ismini Havva anadan almış olmasıdır Burada kısaca bir yücelik atfedilmiştir yalnız burada Eve aracılığıyla da Lafargue’ye tanrısal güç betimlenmiştir. Filmde Lafargue’nin ismi Dr Ledgard ve Eva’nın ismi de Vera olarak çıkıyor karşımıza.</p>
<p><figure id="attachment_2210" aria-describedby="caption-attachment-2210" style="width: 189px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2210"><img class=" td-modal-image wp-image-2210 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula-189x300.jpg?resize=189%2C300" alt="Thierry Jonquet - Tarantula" width="189" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula.jpg?resize=189%2C300&amp;ssl=1 189w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula.jpg?w=440&amp;ssl=1 440w" sizes="(max-width: 189px) 100vw, 189px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2210" class="wp-caption-text">Thierry Jonquet &#8211; Tarantula</figcaption></figure></p>
<p>Kitaptaki detaylı betimlemeler filmde de sık sık karşımıza çıkarken.  Almodovar mekan renklerini, ışığı gerçeğe oldukça yakın sahnelemişken bir o kadar da görsel zevki ön plana çıkarıyor.</p>
<p>Filmde ve romanda da bahsi geçen Lafargue’nin kızı Normanın tecavüze uğramasının ardından yatırıldığı klinikte geçirdiği sinir krizleri kitapta oldukça iyi betimlenirken. Filmde kan donduran ama acıtasyona sebep olmayan hisler uyandırıyor. Kitapta Norma’ya tecavüz edilirken olaya sonradan eklenen Alex Filmde karşımıza çıkmıyor.</p>
<p>Kitapta gerilim ve irrite edici durumlar ön plandayken filmde biraz daha yumuşatılmış haliyle karşımıza çıkıyor. Örnek verecek olursak işkence sahnelerinin görselleri kitapta oldukça iyi betimlenirken. Filmde başlatılıp gerisi seyircinin hayal gücüne bırakılmış durumda.</p>
<p><figure id="attachment_2209" aria-describedby="caption-attachment-2209" style="width: 717px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg" rel="attachment wp-att-2209"><img class=" td-modal-image wp-image-2209 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg?resize=640%2C360" alt="Tarantula (İçinde Yaşadığım Deri)" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg?w=717&amp;ssl=1 717w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2209" class="wp-caption-text">Tarantula (İçinde Yaşadığım Deri)</figcaption></figure></p>
<p>Son olarak da söylenmeli ki ara sıra araya giren senaryo akışı romana haraket katmaktadır.</p>
<p><figure id="attachment_2207" aria-describedby="caption-attachment-2207" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg" rel="attachment wp-att-2207"><img class=" td-modal-image wp-image-2207 size-large" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas-1024x554.jpg?resize=640%2C346" alt="Antonio Banderas" width="640" height="346" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg?resize=1024%2C554&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg?resize=300%2C162&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2207" class="wp-caption-text">Antonio Banderas</figcaption></figure></p>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<ul>
<li>Ü. İLEF RADYO TV SİNEMA BÖLÜMÜ Çağdaş Dünya Sineması Ders Okumaları 1</li>
<li>Jonquet, Thierry ‘’Tarantula(Mygale) ‘’</li>
<li>Kinder, Marsha ‘’Pleasure and the New Spanish’’</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_2201" aria-describedby="caption-attachment-2201" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2201"><img class=" td-modal-image wp-image-2201 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?resize=640%2C426" alt=" Pedro Almodóvar2ın Tarantula filmi birçok anlamdan dünyta sinema tarihine geçmiştir." width="640" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2201" class="wp-caption-text">Pedro Almodóvar2ın Tarantula filmi birçok anlamdan dünyta sinema tarihine geçmiştir.</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_2208" aria-describedby="caption-attachment-2208" style="width: 819px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg" rel="attachment wp-att-2208"><img class=" td-modal-image wp-image-2208 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?resize=640%2C426" alt="Elena Anaya" width="640" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?w=819&amp;ssl=1 819w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2208" class="wp-caption-text">Elena Anaya</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_2200" aria-describedby="caption-attachment-2200" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg" rel="attachment wp-att-2200"><img class=" td-modal-image wp-image-2200 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?resize=640%2C427" alt="Antonio Banderas ve Elena Anaya &quot;Tarantula&quot;" width="640" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2200" class="wp-caption-text">Antonio Banderas ve Elena Anaya &#8220;Tarantula&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/">İçinde Yaşadığım Deri &amp; Tarantula</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2199</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yağmurda Yanarken Birden Godot</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yagmurda-yanarken-birden-godot/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yagmurda-yanarken-birden-godot/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 27 Jan 2016 06:13:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Godot]]></category>
		<category><![CDATA[Godot'yu anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1938</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yağmur yağıyordu hissetmiyordu, ağlıyordu, duymuyordu, gelip görmüyordu.  Şimdiyse uzun zamandır ölesiye beklediği ama bunu ona bir türlü söyleyemediği adam işte tam da karşısından ona doğru yürüyordu. &#8221;Ne yapmalı? Koşup sarılsam, yok kendini çok önemli hisseder. Olsun&#8230; Durmalı o gelsin. İlk hamle ondan olmalı, ona göre davranmalı. Neden bu kadar planlı her şey? Oysa isterdim ki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yagmurda-yanarken-birden-godot/">Yağmurda Yanarken Birden Godot</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yağmur yağıyordu hissetmiyordu, ağlıyordu, duymuyordu, gelip görmüyordu.  Şimdiyse uzun zamandır ölesiye beklediği ama bunu ona bir türlü söyleyemediği adam işte tam da karşısından ona doğru yürüyordu.</p>
<p>&#8221;Ne yapmalı? Koşup sarılsam, yok kendini çok önemli hisseder. Olsun&#8230; Durmalı o gelsin. İlk hamle ondan olmalı, ona göre davranmalı. Neden bu kadar planlı her şey? Oysa isterdim ki hiç düşünmeden&#8230; Ölüyordum ben ya ölüyordum. Özlemek ne demek biliyor mu acaba o?</p>
<p>Sanrılarımı hala hatırlıyorum. Söyleyemedim hiç ama özledim ben çok özledim. Beni hunharca koyduğun köşemdeyken ben sen hava yolculukları yaptığın için özgür zannettin kendini. Kendi keşmekeşine kapılıp hayatından memnun olduğun olduğunu zannettiğin zamanlardı.</p>
<p>Oysa kafan karışık hayatın sana göre berbattı bana rastladığında. &#8221;Sanki seni daha önceden tanıyormuşum gibi di mi? Hı hı bence de öyle. Ayçiçekleri, birlikte yolculuklar ve bir gün Godot çıktı duvar gibi karşıma. Mesaj belliymiş ama ben çok sonradan anladım.</p>
<p>Hızlı adımlarla yaklaştın bana, sonra koştuğun için özürler diledin. Ben öylece okudum dinledim seni, dingin ve heyecanlıydım… Oysa sen hiç emek sarf etmedin yani hiç emeklemedin. Hep koştun bana gelirken de, giderken de…</p>
<p>Ben neydim çözemedim önce. Bana hoşça kal dedikten sonra anladım. Boşluktum, doldurdum. Sonra başka boşluklar oldu, yetemedim sana zaten sen diğerlerini doldururken öyle bir sıkıştırdın ki beni, bana yer kalmadı.</p>
<p>Sonra hiç sesini duymadım, yüzünü görmedim. Sen bıraktın ben de bıraktım. Şimdi tüm bunlar geçerken aklımdan nasıl koşmalı sana?</p>
<p>Gülümsedin mi? Yoksa telefonda mısın?</p>
<p>İyice yaklaştı adımları içimdeki sıkıntıyla karışmış hisler çarpıntı yaptı ne olabilirdi ki en fazla kalp krizi. Ben de hızlandım ona doğru…</p>
<p>Bir adım kala durduk. Baktık birbirimize baktık baktık hani şu dizi filmlerdeki gibi. Neler geçti aklımdan hatırlamıyorum. Sonra birer adım daha ve sarıldık. &#8221;Özledim&#8221; fısıldadı. Onca gürültünün içinde sanki her şey sustu ve o sesi herkes duydu. Halbuki öyle gizli söyledi ki. Öyle olmalıydı zaten.</p>
<p>Ben de. Gözlerime baktı, alnımdan öptü, gülümsedi ve her zaman olduğu gibi yarım bir öpücük hani bu kadarı yeter dediklerinden.</p>
<p>&#8221;Ararım&#8221; Güldüm suratımda dalgayla karışık kırgın ifadeyle. Omzumdan tuttu bırakmadım ben seni dedi ama o kadar çok ama var ki. Sonra bir yarım öpücük daha.</p>
<p>&#8221;Gitmeliyim şuraya yetişmem lazım&#8221;</p>
<p>&#8220;Peki&#8221;</p>
<p>Gülümsedik ve gitti. Öylece durdum ardıma bakmadım hiç. Oysa o giderken gözden kaybolana kadar izlerdim onu, bakmadım bu kez. Kaldırımın ortasındaydım ve bana çarpa çarpa yürüdü insanlar. Çığlıklar ata ata yağdı yağmur.</p>
<p>Eli omzumda kalmıştı ve ben bu ağırlıkla yağmurda yana yana yoluma devam etmeye Godot&#8217;yu anlamaya mecburdum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yagmurda-yanarken-birden-godot/">Yağmurda Yanarken Birden Godot</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yagmurda-yanarken-birden-godot/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1938</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir An, Bir Eylem, Tam Uyku</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-an-bir-eylem-tam-uyku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-an-bir-eylem-tam-uyku/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 26 Jan 2016 11:09:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[an]]></category>
		<category><![CDATA[eylem]]></category>
		<category><![CDATA[Frida]]></category>
		<category><![CDATA[Frida Kahlo]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1934</guid>
				<description><![CDATA[<p>Rüzgar ılık ılık esiyor,  bazen nefes almayı güçleştiriyordu. Üzerindeki pikeyi bile istemedi. Kalktı pencereden dışarı baktı, deniz şıpırdıyordu, aldırmadı, içeri dönüp klimayı açtı, içi dışı serinlerdi böylece. Üzerinde,  etrafında hiçbir şey istemiyordu. Oysa hava nasıl olursa olsun sımsıkı sarılıp uyumaz mıydı ona ? Olsun şimdi istemiyordu. Yatağa uzanıp bir şeyler okumaya başladı  arada kısa konuşmalar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-an-bir-eylem-tam-uyku/">Bir An, Bir Eylem, Tam Uyku</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Rüzgar ılık ılık esiyor,  bazen nefes almayı güçleştiriyordu. Üzerindeki pikeyi bile istemedi. Kalktı pencereden dışarı baktı, deniz şıpırdıyordu, aldırmadı, içeri dönüp klimayı açtı, içi dışı serinlerdi böylece. Üzerinde,  etrafında hiçbir şey istemiyordu. Oysa hava nasıl olursa olsun sımsıkı sarılıp uyumaz mıydı ona ? Olsun şimdi istemiyordu. Yatağa uzanıp bir şeyler okumaya başladı  arada kısa konuşmalar yapıyorlardı o kadar. Sinirleniyorlardı birbirlerine belli etmeden. Ne konuştuklarını bile anlamıyorlardı aslında anlatmıyorlardı, sadece kaçıyorlardı gerçek cevaplardan gerçek hikayeden yaşadıkları anları bir hikaye yazarının kurmaca metnine dönüştürmüşlerdi ve bu rahatsız edici hal iç gıcıklıyordu ve sürekli tedirginlik yaşatıyordu.’’ <em>Acaba beni bırakır mı? Yok bana kıyamaz.’’ Öyle bir kıyar ki göreceksin.</em></p>
<p>Yarı çıplak halde uzandı yatağa, klimaya rağmen içi serinlememişti, yalnızca uzun bir uyku istiyordu.’’ İyi geceler. ’’Sırtını döndü, uyumaya çalışıyordu ki ensesinde sıcak bir nefes hissetti. Alkolün etkisidir deyip önemsemedi derken gittikçe sertleşen dokunuşlar başladı. Hayır dedikçe üzerine geliyordu. <em>Allahım çıldırmış olmalıydı. Biz denen şey bu değildi.</em> Biz olduysalar da tam da şimdi yok olmak üzereydiler.<em>’’ Buna katlanabilir miyim?  Yok yok olmaz olmaz.’’</em></p>
<p><figure id="attachment_1936" aria-describedby="caption-attachment-1936" style="width: 225px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/koku.jpg" rel="attachment wp-att-1936"><img class=" td-modal-image wp-image-1936 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/koku-225x300.jpg?resize=225%2C300" alt="Nihan Vardar'ın kaleminden &quot;Bir An, Bir Eylem, Tam Uyku&quot; adlı hikaye." width="225" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/koku.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/koku.jpg?w=229&amp;ssl=1 229w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1936" class="wp-caption-text">Nihan Vardar&#8217;ın kaleminden &#8220;Bir An, Bir Eylem, Tam Uyku&#8221; adlı hikaye.</figcaption></figure></p>
<p>Sesini çıkarmadan bekledi. Rüzgar gibi ağladı, deniz gibi damladı ama sesi çıkmadı. Biz olacaklardı sabretmeliydi. Kasıkları morarıncaya dek sabretti.  Artık o istediği uzun uykuyu uyuyabilirdi, uyumadı. Yanında arkasını döner dönmez uyuyan ve horuldamaya başlayan adama dikkatlice baktı. Sessizce kalktı yataktan, banyoya gitti aynaya baktı uzun uzun. Sonra bir an aynanın önündeki tıraş bıçağına ilişti gözü ona da uzun uzun baktı ve eline alıp saçlarını kesmeye başladı bir yandan ağlıyor bir yandan kesiyordu. Upuzun, pırıl pırıl, dümdüz saçları vardı hani onun da çok sevdiği, okşarken kendinden geçtiği. Hani yoktu işte. İşini bitirdi zafer kazanmış bir edayla gülümsedi, cezalandırıyordu onu. Ne demişti’’ Benim de içimde böyle bir hayvan varmış işte yıllardır. Şimdi ortaya çıktı.’’ sonra derin uykuya dalmıştı. Her şey bu kadar basitti. ‘’Bir an, bir eylem ve uyku. Yani yarı ölüm.’’</p>
<p>Sessizce giyindi, otel odasından çıktı. Cırcırböceklerinin sesi ve sincap tıkırtısından başka bir şey duyulmuyordu. İçecek bir şeyler alıp sahildeki şezlonglardan birine oturdu. Ay ışığında seçebildiği kadar etrafında gezinen kedileri görebiliyordu o kadar Bağıra bağıra şarkı söyledi, içti, ağladı.’’ Ne olacaktı şimdi?’’ Her aynaya baktığında bu geceyi hatırlayacaktı…</p>
<p>Yavaş yavaş gün ilk ışıklarını göstermeye başladı alı, moru, yeşili, kuş sesleriyle birlikte aman ne güzel bir sabahtı.  Bir an boşta bulunup elini saçına attı, kısacıktı. Oysa banyonun zeminini kaplıyordu saçları ve kıvrılmış yatan koskocaman  bir kedi kadardı son baktığında.</p>
<p>Güneş gözünü acıtmaya başlamıştı. Etrafı bulanık görüyordu, kalktı, bir an sendeledi derken toparlandı ve yürümeye başladı. İskelenin ucuna geldiğinde dizlerinin üzerine çöktü ve suda kendini gördü. Saçları hiç fena sayılmazdı uzun uzun baktı kendine eliyle bir iki havalandırdı gerçekten iyi görünüyordu. Kendisini seyrederken birden arkasında bir gölge belirdi, o gelmişti. Eğildi sımsıkı sarıldı acıyordu ona oysa acınacak bir hali yoktu. Ona doğru döndü, yüzünü elledi uzun uzun, ezberinde olduğundan farklı gölgeler vardı yüzünde. Neden? Dün geceden beri ne değişmişti? ‘’<em>Biz</em>’’ dedi ‘’<em>dün gece öldük</em>’’ kulağına eğilip.’’ <em>Sen öldürdün’</em>’ ve cebinden çıkardığı tıraş bıçağıyla şah damarını kesti. ‘’<em>İşte yeniden gerçek biz olduk.</em> ‘’fısıldadı. <em>‘’Bir an, bir eylem, tam uyku.’’</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-an-bir-eylem-tam-uyku/">Bir An, Bir Eylem, Tam Uyku</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-an-bir-eylem-tam-uyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1934</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
