<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Nazende Balaban İşkar &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/nazendebalabaniskar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Jul 2016 07:59:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Ölümü Göster, Sıtmaya Razı Et!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/olumu-goster-sitmaya-razi-et/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/olumu-goster-sitmaya-razi-et/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 18 Jul 2016 07:59:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nazende Balaban İşkar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4483</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ölüm ölümdür. Ha bugün ha bir hafta sonra. Ne fark eder iki kapıda aynı yola çıkıyor işte. Peki ya tüm bunlara mecbur bırakılmak… Asıl isyan ettiren bu değil mi zaten.Yaşamak dururken neden koşar adım nefes almadan uçuruma doğru gider insan,anlamak mümkün değil. Kimbilir belki de uçurumdan atlayınca gökyüzünde süzüleceğini sanır. Fakat bilmez misin ki oradan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/olumu-goster-sitmaya-razi-et/">Ölümü Göster, Sıtmaya Razı Et!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ölüm ölümdür. Ha bugün ha bir hafta sonra. Ne fark eder iki kapıda aynı yola çıkıyor işte.</p>
<p>Peki ya tüm bunlara mecbur bırakılmak… Asıl isyan ettiren bu değil mi zaten.Yaşamak dururken neden koşar adım nefes almadan uçuruma doğru gider insan,anlamak mümkün değil. Kimbilir belki de uçurumdan atlayınca gökyüzünde süzüleceğini sanır. Fakat bilmez misin ki oradan düşen yere çakılır arkadaş, sen kuş değilsin,kanatların yok senin kendine gel!</p>
<p>Göstere göstere geldi bu günler. Ne yana baksak kan emici vampirler. Aydınlığı sevmez bunlar,karanlıkta kanla beslenir. Yetmezmiş gibi ölmezler birde. Yıllar geçer,bunlar durmadan türer, yok olmazlar bir türlü. Her dönem masum insanların canını alırlar yavaş yavaş. Zaman gelir ateş olup,diri diri yakar; zaman gelir yağlı bir urgan olup,dar ağacında sallandırırlar.Bizim vampirlerin yalnızca kalpleri değil,kafalarının içi de boş. En adisi,en bayağısı yani ve en korkunç olanı tabii.</p>
<p>O gece gün batımından, şafak sökene kadar hepsi,ama hepsi çıkmıştı mezarlarından. Bu defa birbirlerinin kanına girmek için. Gece, görünmez bir ateşin içinde adeta nefes aldırmazken; içimiz alev alev… Ve bir yudum su umudunun da tükendiği gerçeğini gösteren o unutulmaz, dehşet veren sahneler.</p>
<p>Anlayamıyorum! Bizler mi bu toprakların ağacı değiliz, kök tutmuyoruz; yoksa bu kan içiciler mi? Peki ama biz değil miyiz doksan üç yıl önce o ağacın köklerini toprağın altına salan?</p>
<p>O Büyük Adam’ın sayesinde bugün bile faydalanıyoruz gölgesinden de,meyvesinden de. Her ne kadar durmaksızın dallarını koparsalar da,yeni dallar çıkıyor elbet. Hala yaşıyorsak, hala direnebiliyorsak bunca çirkinliğe, kökleri sımsıkı bu topraklara tutunmuş o ağacı unutmamak lazım. Bunu görmezden gelmek en büyük aymazlık,nankörlük ve vicdansızlık olur. Sonra bırak ağacı, dalı ayak basacak bir avuç toprak bulamazsın ama ne çare… Ağlamak, isyan etmek faydasız o zaman. Neler oldu, ne zaman öldüm ben diye şaşırır kalırsın. Neden öldüğünü bile hatırlamazsın zaten. ‘<strong>Sıtmadan mı?</strong>’ yoksa ‘<strong>Korkudan mı?</strong>’. Ne fark eder ki öldün bir kere, hayat yok artık. Neden olduğu kimin umurunda?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/olumu-goster-sitmaya-razi-et/">Ölümü Göster, Sıtmaya Razı Et!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/olumu-goster-sitmaya-razi-et/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4483</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Doğruluk Mu? Cesaret Mi?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dogruluk-mu-cesaret-mi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dogruluk-mu-cesaret-mi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 15 Jul 2016 05:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nazende Balaban İşkar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4460</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bilmeyeniniz var mıdır bu oyunu? Bir zamanların popüler oyunu. “Kızlı erkekli” toplanılır, ortaya boş bir şişe konulur ve çevrilir. Durduğunda şişenin ağız kısmı kimi gösteriyorsa çeviren kişi ona malum soruyu sorar; Doğruluk mu? Cesaret mi? Ya doğruluk deyip gerçekleri söyleyeceksin ya da dürüst olmaya cesaret edemeyip (Dürüstlükte cesaret ister ya neyse, biz ikiye ayırıvermişiz bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dogruluk-mu-cesaret-mi/">Doğruluk Mu? Cesaret Mi?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bilmeyeniniz var mıdır bu oyunu? Bir zamanların popüler oyunu.</p>
<p>“Kızlı erkekli” toplanılır, ortaya boş bir şişe konulur ve çevrilir. Durduğunda şişenin ağız kısmı kimi gösteriyorsa çeviren kişi ona malum soruyu sorar; <strong>Doğruluk mu? Cesaret mi?</strong></p>
<p>Ya doğruluk deyip gerçekleri söyleyeceksin ya da dürüst olmaya cesaret edemeyip (Dürüstlükte cesaret ister ya neyse, biz ikiye ayırıvermişiz bir kez) verilen cezayı çekeceksin. Eğer cesaret dersen bu kez arkadaşının vicdanına kalmışsın demektir. Ne isterse yapacaksın cesurca. Aksi takdirde cezadan kaçış yok. Kurallar böyle.</p>
<figure id="attachment_4462" aria-describedby="caption-attachment-4462" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Emile-Zola.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4462 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Emile-Zola-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="‘Suçluyorum’ diyerek, tüm gerçekleri dünyaya haykıran, Alfred Dreyfus ve toplum için doğruların ışığını yakan Emile Zola mı?" width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Emile-Zola.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Emile-Zola.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/Emile-Zola.jpg?w=1000&amp;ssl=1 1000w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4462" class="wp-caption-text">‘Suçluyorum’ diyerek, tüm gerçekleri dünyaya haykıran, Alfred Dreyfus ve toplum için doğruların ışığını yakan Emile Zola mı?</figcaption></figure>
<p>“Zor” bir tercih değil mi? Çoğu zaman kolay kolay  gerçekleri söylemeye cesaret edemiyor işte insan. Fakat gelin görün ki etrafımızdaki  herkesten bu iki özelliğe sahip olmasını bekleriz hep. Ailemizden, arkadaşlarımızdan, sevgilimizden, eşimizden…İş kendimize gelince niçin bu kadar güç olur anlaşılması zor tabii. Halbuki  onun yerine Yalancılık mı? Korkaklık mı? diye  değiştirsek bu soruyu, ne kadar kolay olurdu kim bilir. Çoğumuzun neredeyse yaşam felsefesine dönüştürdüğü bu iki seçenek… Yalan ve korku… Bunlar sorulsa oyunda kimsenin ceza almayacağı besbelli. Ya gündelik yaşantımızda, orda da böyle miyiz biz? Hayır. Cezalandırıyoruz sevdiklerimizi. Eşimizin, arkadaşlarımızın gerçekleri sakladığını öğrendiğimizde öfkeleniyoruz onlara hatta yeri geliyor hayatımızdan çıkarıp,uzaklaştırıyoruz kendimizden. Peki ya şimdi nedir farklı olan, neden yalancılar hala içimizde, yanımızda, başımızda, yanıyanıbaşımızda?  Yoksa bunun nedeni de ‘korku mu?’</p>
<figure id="attachment_4463" aria-describedby="caption-attachment-4463" style="width: 520px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/William-Wallace.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4463 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/William-Wallace.jpg?resize=520%2C783" alt="Yoksa; Özgürlüğü ve onuru için hayatını hiçe sayan cesur yürek William Wallace mı?" width="520" height="783" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/William-Wallace.jpg?w=520&amp;ssl=1 520w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/William-Wallace.jpg?resize=199%2C300&amp;ssl=1 199w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4463" class="wp-caption-text">Yoksa; Özgürlüğü ve onuru için hayatını hiçe sayan cesur yürek William Wallace mı?</figcaption></figure>
<p>Şimdilerde koca bir kalabalıkla oynuyoruz sanki bu oyunu. Dürüst ve cesur değilsen ceza verilmez gibi görünüyor değil mi dışarıdan bakınca. Daha ziyade büyük bir ödül var sanki sonunda. Herkes buna mı inanıyor ne?  Eğer böyle olduğu düşünülmeseydi, yalanlar havada uçuşurken, her tarafı saran korku bulutlarının gerçekleri örtmesine izin verilir miydi? verilmez miydi? Orası bilinmez ama adı üstünde bulut bu dağılmaz mı bir gün? Dağılır elbet, ısıtır yine ortalığı sımsıcak güneş, aydınlatır tüm karanlıkları cesurca. Fakat  ya kaybettiklerimiz, bunca zaman güneşsiz geçen günler. Karanlığın soldurduğu çiçekler geri gelecek mi? Ve tüm bunlardan sonra… Hiç pişmanlık duyulmayacak mı? Vicdanlar uyku uyutacak mı sonralarda? Gerek var mı bunca rezalete, bu kadar yüz karasına? Sahip olduklarımız da avucumuzdan uçup gitsin mi illaki. Utanılmayacak mı, yüzler kızarmayacak mı bu kadar yalandan sonra?</p>
<p>Bir kez olsun doğru düzgün oynasak şu oyunu, kurallarına uygun. Cesursa çıkıp hep bir ağızdan gerçekleri haykırmak çok zor olmamalı. Ödüle gerek yok. Daha fazla çiçek solmasın yeter. Zaten yerine getiremediğimiz dürüstlük ve cesaret yüzünden her gün biraz daha ceza alıyoruz ya işte, apaçık ortada değil mi?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dogruluk-mu-cesaret-mi/">Doğruluk Mu? Cesaret Mi?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dogruluk-mu-cesaret-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4460</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
