<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>M. Faruk Kutlu &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/mfarukkutlu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Nov 2017 18:07:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Sanat Ve Çizgi Roman</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanat-cizgi-roman/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanat-cizgi-roman/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 15 Nov 2017 05:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11567</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat ve çizgi roman ilişkisi güncel sanat tarihinde bilinen uzun soluklu bir ilişkidir. ABD’li sanatçı Roy Lichtenstein 1963 yılında 172,7&#215;203,2 cm ebatlarında, tuval üzerine yağlı boya “Whaam!” tablosunu gerçekleştirdi. Bu tablo 1962 yılında DC Comics’in yayınladığı “All-American Men Of War” çizgi romanından alınan Robert Kanigher’in canlandırdığı bir sahneydi. Bugün Por Art akımının en bilinen yapıtlarından [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-cizgi-roman/">Sanat Ve Çizgi Roman</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanat ve çizgi roman ilişkisi güncel sanat tarihinde bilinen uzun soluklu bir ilişkidir. ABD’li sanatçı Roy Lichtenstein 1963 yılında 172,7&#215;203,2 cm ebatlarında, tuval üzerine yağlı boya “Whaam!” tablosunu gerçekleştirdi. Bu tablo 1962 yılında DC Comics’in yayınladığı “All-American Men Of War” çizgi romanından alınan Robert Kanigher’in canlandırdığı bir sahneydi. Bugün Por Art akımının en bilinen yapıtlarından olan “Whaam!” Ressam Lichtenstein’a şan, şöhret ve para getirirdi. Asıl sahnenin yaratıcısı Robert Kanigher ise sadece çizgi roman literatüründe çizer olarak yer alabildi. Çizgi romanlar sanat kabul edilmiyor, ancak bir çizgi roman karesi alınıp tuvale taşındığı zaman sanatsal itibar görüyordu.</p>
<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/erro.jpg"><img class="size-full wp-image-11570 alignright" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/erro.jpg?resize=400%2C400" alt="" width="400" height="400" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/erro.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/erro.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/erro.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Benzer bir örnek 2010 yılında tekrar yaşandı. İngiliz çizer Brian Bolland’ın 1990’lı yıllarda çizdiği Tank Kızı’na ait görüntüler İzlandalı ressam Erro tarafından &#8220;remix&#8221; edildi ve Centre Pompidou&#8217;da sergilendi. Erro ön plana Bolland’ın tank Kızı’nı yerleştirip arkaya da Maoist Sosyal Gerçekçilikten alınan bir grup figürle resmi tamamlamıştı. Erro, çizgi roman sanatını çekme, yeniden çizme, karıştırma, resim haline getirme ve sanat olarak sunma konularında uzmanlaşmış bir sanatçı olarak tanınmıştı. Gudmundur Gudmundson daha sonraları Erro adını alır. 9 mart 2007’de Nişantaşı’nda bulunan Dirim Art Sanat Galerisi’nde de sergi açmıştır. O güne kadar çizgi roman karelerini resme aktarma konusunda muhalefet gösteren Mimar Sinan hocalarından birinin de fikir değiştirmesine vesile olmuştur.</p>
<figure id="attachment_11573" aria-describedby="caption-attachment-11573" style="width: 1600px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/Brian-Bolland-.jpg"><img class="size-full wp-image-11573" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/Brian-Bolland-.jpg?resize=640%2C459" alt="Brian Bolland" width="640" height="459" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/Brian-Bolland-.jpg?w=1600&amp;ssl=1 1600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/Brian-Bolland-.jpg?resize=300%2C215&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/Brian-Bolland-.jpg?resize=1024%2C734&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/Brian-Bolland-.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/Brian-Bolland-.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11573" class="wp-caption-text">Brian Bolland</figcaption></figure>
<p>Konumuza dönersek, gördüklerinden rahatsız olan birçok sanatçı, Erro’nun yaptığı şeyden dolayı rahatsız edildi ve Bolland’a da haber verildi. Bolland Tank Kızı’nı görmek için Pompidou Merkezi’ne gitti. Erro’nun yaptığı çalışmayı gördü, kendi imzası dahil bazı ayrıntılar atılmıştı. Bolland Erro’ya yazdığı mektupta isminin bilinçli olarak silindiğinin altını çiziyordu. Bunu yaparken bunun bir sanatçı tarafından yapılmadığını, bu nedenle sanat değil sadece malzeme ve hammaddeye indirgemiş olduğunu belirtiyordu. Bolland’ın Tank Kızı, Erro tarafından kolaja dönüştürülmüş poster olarak hediyelik eşya dükkanında 600 euro etiketle satışa sunulmuştu. Üstelik Erro imzasıyla satıştaydı. Bolland’ın yazdığı mektup üzerine yirmi adet poster satıştan kaldırıldı.</p>
<p>Bolland mektubunda Güzel sanatlar elitinin çizgi roman topraklarını sömürdüğünü, onlardan bir şeyler alıp geri hiçbir şey vermediklerini belirtiyor. Çizgi roman çizerlerinin çalışma sistemlerini de gönderme yapıyor Bolland. “1970’li yıllara kadar çizgi roman çizerlerinin çok kötü şartlarda çalışıyorlardı ve yayıncıların buyurduğu şartları kabul ediyorlardı. Eserleri tekrar yayınlansa da ödeme alamıyorlardı. Orijinal sayfaları geri alamadıkları gibi imzaları da yoktu. 1977’de ilk kez başlık sayfalarında yazar ve sanatçıların isimlerine yer verilmeye başlandı. Bugün artık çok sayıda insan çizgi roman yazar ve çizerlerini tanıyor.”</p>
<p>Bolland mektubunun son kısmında: “Daha önceki kolajlarınızı çok beğendim, birçok unsur yeni bir bütün oluşturdu. Ancak Tank Kızı posterinde benim işim hakim, satışı durdurmanızı öneriyorum.” yazıyordu.</p>
<p>Bolland ve birçok çizgi roman çizerine tercüman oluyordu. Çalışmasının tek sebebinin işinin basılıp dağıtılması olduğunu belirtiyordu. “Bir eser üretirken onu görme hakkına sahip olan zengin bir kişiye satmaktan hoşlanmıyorum. Eğer birisi benim eserimi görmek isterse bunu 1 dolar karşılığında yapabileceğini ya da göze alabileceklerini bilmek beni tatmin ediyor” diye yazıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Açıklama: Roy Lichtenstein, Robert Kanigher, Brian Bolland, Pop art, Whaam, çizgi roman, sanatçı, çizer, Tark Kızı, Tank Girl, Centre Pompidou, Pompidou sanat merkezi</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-cizgi-roman/">Sanat Ve Çizgi Roman</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanat-cizgi-roman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11567</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çizgi Roman Tarihimden</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cizgi-roman-tarihimden/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cizgi-roman-tarihimden/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 08 Jul 2017 05:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10015</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yıl 1966 veya 1967 olmalı, gördüğüm ilk çizgi roman sayfası Tommiks’e aitti. Macera Çin mahallesinde geçiyordu. Kıvrımlı çatılı Çin evlerinin damında gizlenmiş biri, sonraki karede ayağa kalkıp Tommiks’e ateş ediyordu. Okuma bilmediğim zamanlardı. Kasabaya amcaoğlumun evine gitmiştik. Orada bir abimiz elindeki kitaba dalmıştı. Kitap nedir diye sokulduğumda Çin mahallesindeki Tommiks’le karşılaşmıştım. Daha sonra Teksas’la tanıştım. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cizgi-roman-tarihimden/">Çizgi Roman Tarihimden</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yıl 1966 veya 1967 olmalı, gördüğüm ilk çizgi roman sayfası Tommiks’e aitti. Macera Çin mahallesinde geçiyordu. Kıvrımlı çatılı Çin evlerinin damında gizlenmiş biri, sonraki karede ayağa kalkıp Tommiks’e ateş ediyordu. Okuma bilmediğim zamanlardı. Kasabaya amcaoğlumun evine gitmiştik. Orada bir abimiz elindeki kitaba dalmıştı. Kitap nedir diye sokulduğumda Çin mahallesindeki Tommiks’le karşılaşmıştım. Daha sonra Teksas’la tanıştım. Rodi ve Profesör çok eğlenceli geldiler bana. Tavuk butlarını Rodi gibi ağzımıza sokmamız o zamanlarda başladı. Teksas’ın kasaba ve şehirde geçen maceralarında geri planda yer alan üç dört katlı, küçük pencereli, dik çatılı, aralarından geçen dikey, yatay ve çapraz ağaçlar bulunan evleri yıllar sonra Fransa’da gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Bunun yanı sıra Çelik Blek ve avcılara ait yığma ağaç kütüklerinden yapılan evleri de Anadolu’da bir orman köyünde görmüştüm. Orası da heyecan vericiydi, çizgi romanın içine girmiştik sanki.</p>
<p>1968’de babamın tayini çıktı, kasabaya taşındık. Kasabanın iki sinemasının birinin yanındaydı evimiz. Yıllarca sinemanın plaklarını dinledik. O evin yola bakan balkonu vardı ve ben o balkona okul çıkışları geldiğimde çıkardım. Hemen hergün karşı dükkanların önünde gördüğüm bir çocuk grubu vardı. Ellerindeki gazeteye dakikalarca bakıyorlardı. İçlerinden birini tanımıştım, bizim sınıftaydı. Ertesi gün merakımı alamadan ne yaptıklarını sordum. ‘Tarkan’ okuduklarını söyledi. Ben Tarkan’ın ne olduğunu bilmediğim için sordum arkadaşım anlattı. Tarkan, Türk kahramanıydı, kurdu vardı ve onun maceralarını her gün takip ediyorlardı. Aralarında para toplayıp Hürriyet gazetesi alıp Tarkan’ın maceralarını okuyorlardı. Babamın aldığı gazetede de başka bir Türk kahramanı ‘Malkoçoğlu’ vardı. Ben de her gün Malkoçoğlu’nu takip etmeye başladım. Malkoçoğlu yaralı yatmakta, yanında arkadaşı Ejder vardır. Çevrelerinde de kurtlar ateşin sönmesini beklemektedir.</p>
<p>Babam gazete değiştirdi. Renkli bol fotolu çizimli bir gazeteye geçmiştik. İçinde çizgi romanlar, fotoromanlar vardı. Bunların anonsları günler önceden başlar, sürmanşetten verilirdi. Kaan ve sonra da Karaoğlan’ı keşfettim. Bu arada 1001 roman kapaktan Tolga çizgi romanını yayınlıyordu. İçerde Sihirli Göz ve Coni Kugar favorilerimizdendi. Bir başka bol çizgi romanlı yayın Doğan Kardeş dergisiydi. Ağabeyimle birlikte haftalık olarak onu da almaya başladık. Orada Tarzan vardı. Müthişti.</p>
<p>Sonra bir gün müthiş bir şey oldu. Amcalardan biri boş bakkal dükkanının içini dışını çizgi romanlarla doldurdu. Çizgi romanlar dışarıdaki tezgahtan yola uzanıyordu. İstanbul’daki çizgi roman iade depolarından toplayabildiği kadar kitabı alıp kasabamıza getirmişti. Her gün tezgahın önüne gidip uzun uzun kitapların kapaklarına bakıyordum. Bir daha ömrümde öyle bir manzarayı hiçbir zaman görmedim.</p>
<p>Tommiks benzeri ranger Bil Kit, kızılderili düşmanı Kinova’da tezgahtaydı. Kasabanın tek gazeteye bayisine Amerikan çizimli Ringo dergisi gelmeye başladı. Western olarak bildiğimiz Teks Willer’den farklıydı. Arada bir ZıpZıp’ın eski sayılarına da rastlıyordum. Oradaki otomobil maceraları yoktu artık. Gazete bayı bir gün çalkalandı. Kalabalık bir grup haftalık yayına geçen Tarkan’ın ilk sayısını on dakika da bitirdi. Sonraki günlerde de Tarkan ilk yarım saate tükenir oldu.</p>
<p>Bu arada Milliyet Çocuk dergisi belirdi. Tamamı çizgi roman olmasa da ilgi çekici konular işleyen bu dergiyi de toplamaya başladım. Kara Murat yayındaydı ama pek ilgimi çekmiyordu. Derken Tay Yayınları ufukta belirdi. Zagor sıkı bir giriş yaptı. Tarzan ve kovboy karışımı bir karakteri çok beğendik. Yanındaki Çiko küçüklerin favorisiydi. Vampir macerası yayınında haftalık sayıları heyecanla bekler olduk. Ve Tom Braks geldi. Yan tipi Tonton köfte düşkünüydü. Bizlere köfteyi çok sevdirdi, onun gibi düzinelerce köfte yemeye çalışır olduk. Tommiks’teki Binbirsurat karakteri bizleri ters köşe etmeyi başardı. Hiç yakalanmıyordu. Aynı zamanda Karaoğlan’daki Camoka bazı abilerin idolü oldu.</p>
<p>Günlerden birgün bütün mahallenin çocukları küllük civarında oynamakla meşgulüz. Uzaktan sinemacının oğlunun sesi geldi. O tarafa baktık, elinde bir afiş, “Ahyaaaaaaak” diye bağırıyordu. Zagor’un sinema filminin afişiydi elinde tuttuğu şey. Biz de “Ahyaaaak” bağırtılarıyla afişin olduğu yere koştuk. Hepimiz o kadar heyecanlanmıştık ki anlatamam. Filmin oynayacağı günü iple çeker olduk. Ve büyük gün, Zagor filminin kartelası kasaba meydanına inmişti. Saat iki de sinemanın önünde kasabanın bütün çocukları yerlerini almıştı. İtiş kakış bilet almalar ve sinema salonuna yığılmalar. Ne salın, ne balkon, ne de sahnede oturacak yer vardı. Film başladı, Zagor’u oynayan Levent Çakır’ı görünce sinemada bir tazahürat koptu: “Zagor, Zagor” ve alkışlar ıslıklar hepsi Zagor içindi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cizgi-roman-tarihimden/">Çizgi Roman Tarihimden</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cizgi-roman-tarihimden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10015</post-id>	</item>
		<item>
		<title>MUHAYYELAT / Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/muhayyelat/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/muhayyelat/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 07 Jun 2017 07:29:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[giritliazizefendi]]></category>
		<category><![CDATA[muhayyelat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9470</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dayım Dursun kitap hastasıdır, ne bulursa okur. Geçenlerde Giritli Aziz Efendi’nin “Muhayyelat” adlı kitabını okudu. Keşke okumasaydı, öyle bir ruhani boyutlarda gezinmeye başla ki çevresinde bulunanlar her gün yeni bir sürprizle karşılaşır oldu. Kitaptaki bazı sihirli kelimeleri ezberleyip okumaya başladı. Kitaptaki simyacı karakterlerden hareketle simya yazılı ne bulduysa alıp arşivlemeye başladı. Tesadüflerin peşinde koşturmaya başladı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/muhayyelat/">MUHAYYELAT / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dayım Dursun kitap hastasıdır, ne bulursa okur. Geçenlerde Giritli Aziz Efendi’nin “Muhayyelat” adlı kitabını okudu. Keşke okumasaydı, öyle bir ruhani boyutlarda gezinmeye başla ki çevresinde bulunanlar her gün yeni bir sürprizle karşılaşır oldu.</p>
<p>Kitaptaki bazı sihirli kelimeleri ezberleyip okumaya başladı. Kitaptaki simyacı karakterlerden hareketle simya yazılı ne bulduysa alıp arşivlemeye başladı. Tesadüflerin peşinde koşturmaya başladı. Yolda hiç tanımadığı kişilerle diyalog kurar oldu. Mistik boyutların uçlarında dolaşırken gerçek hayatla bağ kurmakta zorlanmaya başlamıştı.</p>
<p>Bir gün bir alışveriş merkezinde çok sıkışıp tuvalete girdi. Çıkışta kapıya astığı ceketini unutmuş vaziyetteydi. AVM’ de biraz daha gezindi. Bir ara AVM anonsundan kendi ismine benzer bir çağrı işitti ama önemsemedi. Bir süre sonra çağrı tekrarlandı. Evet, yanlış duymuyordu; kendi isimi anons ediliyordu. Merakla danışmaya gitti. “Merhaba, Dursun……..benim” dedi. Alışkanlıkla kimliğine el attı. Dondu kaldı. Kimliği ceket cebindeydi, fakat ceketi neredeydi? Üstünü başını yokladı, sanki ceketini bulabilecekmiş gibi. Birden hatırladı, tuvalet… “Ceketim, ceketim” diye heyecanla danışmadan tuvaletleri doğru koşmaya başladı. Kendisinden daha genç ve hızlı olan güvenlik elemanı hemen ona yetişip önüne geçti. “Beyefendi bizde sizinle ceketinizle ilgili olarak konuşacaktık” dedi.</p>
<p>Güvenlik elemanı Dayım Dursun’u güvenlik odasına davet etti. Birlikte gittiler, dayım ceketini hemen tanıdı ve kimlik bilgilerini eksiksiz söyledi. Ayrıca cüzdanında ne kadar nakit, kaç adet kredi kartı var, banka isimleriyle açıkladı. Bilgiler doğruydu. Ceketi ve cüzdanı teslim aldı. Bir belge imzalayıp oradan ayrılırken ceketi kimin bulup getirdiğini öğrenmek istedi. Güvenlik tuvaleti temizleyen Rıza adındaki elemanın bulup getirdiğini söyledi. Dayım adamlara teşekkür edip ayrıldı.</p>
<p>Dayımın hedefinde ceketi bulup getiren Rıza adlı mübarek adam vardı. İki bin beş yüz lira nakit paraya el sürmemiş, karttır, carttır önemsememiş bu adamın bulunduğu yere doğru yöneldi. Rıza’yı tuvaletleri temizlerken buldu. Cüzdanından bir yüzlük çıkarmış, adama vermek üzere hazırlamıştı. “Kolay gelsin birader, Rıza sen misin” diye sorarak adama yaklaştı. Adam evet anlamında başını salladı. “Bu ceketi tanıdın mı” diye sordu dayım. Rıza baktı fakat bir yorumda bulunamadı. Dayım: “Bu senin bulup teslim ettiğin ceket” diye ceketini gösterdi. Rıza: “Evet bir ceket buldum bugün” diye cevapladı. Dayım içinden: “Ne mübarek adam, dünya malı gözünde değil” diye geçirdi. “Yüz lira nedir ki; iki bin beş yüz lira para, kredi kartları falan” diye düşünerek elindeki yüzlüğü Rıza’ya uzattı. Rıza paraya bakmadan “İstemez beyefendi” diyerek geriye doğru döndü. Dayım ne kadar teşekkür etse de, parayı vermek için güreş tutsa bile Rıza parayı kabul etmedi. Dayım da pes edip “Eğer kabul edersen senin adına bu parayı fakir birine vereceğim” diyerek duygu dolu, nemli gözleriyle oradan ayrıldı.</p>
<p>Dayım ne iyi insanlar var diye düşünerek otoparktaki aracını buldu. Yola çıkıp giderken bir yandan parayı kime vereceğini düşünmekteydi. Niyet ettiği için ve bu niyetinin Allah katında kayıtlı olacağını düşündüğü için borçlu kalmak istememekteydi. Adama verdiği sözü yerine getirmek onun boynunun borcuydu. “Aksi taktirde misliyle ödemek zorunda kalırım,” diye düşünüyordu. Akşam trafiği yoğunlaşmaktaydı. İlk kavşakta yolda dilenen dokuz on yaşlarında Suriyeli çocuğu gördü. Beklediği an gelmişti. Çocuk arabaya yaklaşıp elini uzatınca, dayım da cebinde hazır tuttuğu yüzlüğü çocuğa takdim etti. Çocuk yüz lirayı alınca şaşkınlıktan kaldırıma yığıldı. Dayım çocuğa “Rıza’ya dua et” der, fakat çocuk Türkçe bilmediği için anlamsızca bakmaktaydı.</p>
<p>Yeşil ışık yanınca dayım yoğun trafikte yavaşça hareket etti. Elinde yüzlük tutan çocuk aynı yaştaki arkadaşına elindeki parayı sallayarak dayımın arabasını gösterdi. Dayım yoğun trafikte durduğu anda artık diğer çocuk burnunun dibinde belirdi. Elini camdan uzatıp para istemektedir, ne de olsa yağlı biri vardır karşılarında. Dayım sakince “Senin arkadaşına verdim” der. Fakat çocuk ısrarını sürdürmekteydi.</p>
<p>Dur kalk yapan araçlar dört sıra yan yana dizili vaziyetteydi. Çocuk ta dayımın arabasının dibinde ve hiç ayrılma niyetinde değildi. Sürekli el avuç uzatmakta ve arabanın çevresinden ayrılmıyordu. Arkadaşına yüz lira veren kendisine de üç beş kuruş verir düşüncesinde olmalıydı. Dayım hareket ederken önüne geçen çocuk, dayım durduğunda camlardan birine yapışıyordu. Dayımın “git, hayır, olmaz, hayır” direnişi çocuğun hiç umurunda değildi. Dayım gittikçe mistik havasından ayrılmaktaydı. Arabanın etrafında dolaşan çocuk diğer sürücülerin de dikkatini çekmişti.</p>
<p>Meraklı gözlerle bakan yan araçtakilere “Az önce arkadaşına yüz lira verdim, bu da gördü peşimi bırakmıyor” diyerek derdini belli etti. Trafik açılmıyor, çocuk gitmiyor, dayım gittikçe sinirleniyordu. Dayım artık eski dayılıktan çıkmıştı. Çocuğa artık küfürler etmeye başlamıştı. Çocuk yaklaşıp dayıma aynasını kıracağını gösterip, tehdit aşamasına geçmişti. Lanet trafik, doğal tıkanıklık formatını bozmak niyetinde değildi. Çocuk bu sefer sağdaki aynaya yöneldi. Ancak dayım sağ koltuğa dayalı uzun saplı şemsiyesini görünce kapıverdi. Aynaya yaklaşan çocuğa doğru uzatınca çocuk uzaklaştı. Fakat çocuk diğer tarafa gelmiş elini uzatıp para isteğini sürdürüyordu. Bu kadar ısrar karşısında dayım da işi inadı bindirmişti. Bir süre çocuğu görmezden gelmeye çalıştı. Ancak çocuk arabanın önüne geçince dayım zıvanadan çıktı. El frenini çekip arabadan atlayıp çocuğun üzerine yürüdü. Arkasındaki araçlar dat dut yapınca çocuğu kovalamaktan vazgeçip aracına bindi.</p>
<p>Dayım verdiği vereceği paraya lanet ediyordu. Kendi kendisine “Ulan parayı verecek başkasını bulamadım mı? Diye söylenerek lanet okuyordu. Her zaman kördüğüm olan kavşağa iyice yaklaşmıştı. Araçlar değişik kombinasyonlarda ve değişik açılarla, kavşakta geçiş gösterisi sunuyorlardı. Dayım artık ne ağlayabiliyor ne de gülebiliyordu. Kavşakta araçlar ve arabasının etrafındaki pasaklı çocuk dönüp duruyorlardı. Dayımın bağırmaktan boğazı acımaya başlamıştı. Çocuk halinden memnundu, artık eğleniyordu. Dayımın kulaklarına kadar öfke dolu olması çocuğa sanki zevk veriyordu. Sen bana para vermezsen ben de seni çatlatırım der gibiydi. Çocuk yine aynaya yöneldi, dayım elindeki şemsiyeyle daha atik davranıp çocuğu bertaraf etti. Çocuk şimdi agresifleşmeye başlamıştı. Yerden bir şeyler alıp atar gibi yapıyordu. Çocuk kavşak kenarındaki otluk alana gidip otların arasında aranmaya başladı. Dayım “Taş alıp atacak” diye düşünüyordu. Önü açılınca çocukla muhatap olmamak için sola dönme yerine karşı boş yola doğru gazladı.</p>
<p>İşte olan o an oldu, dayımın arka yan camından bir patlama sesi duyuldu. Artık o çocuğu öldürmek şart olmuştu, aracını hemen sağa çekip küfürler ederek atladı. Uçarcasına kavşaktaki araçların arasında kaybolmakta olan çocuğu gördü. Artık kimse onu elinden alamazdı. Peşinden koşmaya başladı. Şimdi kavşağın gerisindeki boş yola geçmişti. Ancak son hatırladığı şey; keskin bir fren sesi olmuştu.</p>
<p>Dayım sonrasında kendisini yol kenarındaki otların arasında buldu. Can havliyle üzerinden gelen araçtan kurtulup yol kenarındaki otluk alana kendisini atmıştı. Uzun atlama esnasında ayağı yol kenarındaki betona takılıp paldır küldür yuvarlanıp, kafayı bir yerlere vurmadan kurtulmuştu. Sersem sersem etrafına bakında çocuk mocuk göremiyordu. Kalkıp silkinip aracının olduğu yere doğru yöneldi. O kadar kızgındı ki kulaklarından alevler ortalığa saçılıyordu</p>
<p>Olayın devamını dilenci çocuktan dinliyoruz:</p>
<p>“Kavşakta cimri adamı son gördüğümde, kavşakta uçarak otların arasında yuvarlanıyordu. Düştüğü yerden kalkıp gidinceye kadar bekledim. Arabasıyla uzaklaştığını görünce, yuvarlandığı yerdeki trafik ışıklarının olduğu yere gittim. Bu saatlerde kavşak daha yoğun oluyor, daha çok para topluyordum. Kırmızı ışıkta gelen araçlara bekliyor, yeşil ışık yanınca otluk alana sıçrıyordum. Üçüncü sıçrayışta ayaklarım dolaşıp otların arasına yuvarlandım. Kalkmak için elini attığımda yerde yumuşak bir şeye dokundum. Kahverengi bir cüzdandı bu. Heyecanla açtım, içinde iki bin dört yüz lira vardı. Birden nefesim tutuldu, elim ayaklarım titremeye başlamıştı. Birileri görür diye de çok korkuyordum. Sonra cüzdan sahibinin kimliğini buldum. Kimlikteki fotoğrafı görünce bir çığlık attım. Fotoğraftaki adam az önce para almak için peşinde koştuğum adamdan başkası değildi. Paraları cebime koydum, cüzdanı da akşam karanlığı çökerken en uzak noktaya fırlatıp uçarcasına bizim barakaya koştum.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/muhayyelat/">MUHAYYELAT / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/muhayyelat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9470</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Rakı, Balık Yapalım Mı?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/raki-balik-yapalim-mi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/raki-balik-yapalim-mi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 28 Apr 2017 05:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9052</guid>
				<description><![CDATA[<p>Salonda açık duran laptop ekranında gezinmekteyim. Şimdi facebook sayfamdayım. Mesaj bölümünde aniden bir yazı belirdi. “Merhaba nasılsınız.” “İyiyim siz nasılsınız.” Bir hanımefendi iyi günler diliyor cevap vermek olmazdı. Sonra devamı geldi, “ben Kadıköy’deyim, siz neredesiniz?” merak edip profiline baktım, balık eti bir hanım, öğretmen Kenan abimizle ortak arkadaşımız. Cevap yazdım “Kumburgaz’dayım.” “Kadıköy’e gelin de bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/raki-balik-yapalim-mi/">Rakı, Balık Yapalım Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Salonda açık duran laptop ekranında gezinmekteyim. Şimdi facebook sayfamdayım. Mesaj bölümünde aniden bir yazı belirdi. “Merhaba nasılsınız.” “İyiyim siz nasılsınız.” Bir hanımefendi iyi günler diliyor cevap vermek olmazdı. Sonra devamı geldi, “ben Kadıköy’deyim, siz neredesiniz?” merak edip profiline baktım, balık eti bir hanım, öğretmen Kenan abimizle ortak arkadaşımız. Cevap yazdım “Kumburgaz’dayım.” “Kadıköy’e gelin de bir rakı balık yapalım.” İçimden bir “gurk” sesi geldi. Sosyal medyaya girdim gireli böyle bir teklif almamıştım.</p>
<p>Kazandan dönenin kaşığı kırılsın gibi bir atasözüyle klavyeye döndüm. “Yolum biraz uzak, oraya gelmem birkaç saati bulur” diye yazdım. Cevap kışkırtıcıydı: “Ben zaten banyoya girip hazırlanacağım, daha çok vaktimiz var.” Kadıköy’de rakı balık için banyo, köpük v.s. düşünceleriyle uçarak giyinmeye başladım.</p>
<p>Kumburgaz’dan Kadıköy’e gidiş için en kısa yolları düşünmeye başladım. Cep trafikten kırmızı yeşil çizgilere baktım. Ve kendimi sıkışık bir halk otobüsünde buldum. Akbil basıp yola koyuldum. Kazasız belasız Beykent tepesindeki metrobüs durağında indim. Oturma kuyruğunu boşver diyerek, aralardan sıyrılıp ayakta duracak konforlu bir yer buldum kendime. Balık eti, rakı, balık ve ve ve… Sonra ne gelecek, ben ne yapacağım? Elim ayağım titremeye başladı. “Telaşı bırak oğlum, günün tadını çıkar” diye düşündüm. Bu arada metrobüs durakları aştıkça daha çok yolcu giriyordu ve benim konforlu alanım gittikçe daralıyordu. Bir sonraki durakta çocuk arabalı hanım ve yanındaki görümceleri olduğunu sonraki konuşmalardan öğrendiğim yedi kişi bulunduğum alanı tamamen kapladılar. Boğulmak üzereyken “Neredesiniz” mesajı belirdi. Balık eti hanımdan geliyordu. İçimde bir titreme ve rahatlık çöktü. Demek bekleniyordum. “Yoldayım, bir saate kadar Kadıköy’e geçerim.” diye yazdım.</p>
<p>Yazdım yazmasına ama söylediğim saatten bir saat sonrasında hedefe ulaşmıştım. Buluşacağımız restoran, falan yol boyunca aramızda yazışılmış ve atılan konumdan da yeri kolayca bulmuştum. Balık eti hanımla facebook resimlerimizden birbirimizi hemen tanıdık. “Çok beklettim mi” diyerek elini sıktım. “Hayır canım, ben de şimdi geldim” dedi.</p>
<p>Rakılar balıklar söylendi, muhabbet başladı. Hoş bakışlı, konuşkan biriydi. Benim ilk başlardaki çekingenliğimi atmam kısa sürdü. Balık eti hanımla kendimi banyoda düşünmeye başlamıştım. Balık eti hanımın hafif dekolte giysisi gözlerimi ara sıra o tarafa odaklıyordu. Tabi hanımefendi de arada bir eliyle oralarını yukarı çeker hallerine giriyordu. Muhabbet güzeldi, ayaklarım yerden kesilmiş gibiydi. “Sosyal medya gerçekten çok yararlı bir şey” diye düşünerek Balık eti hanımın gözlerinden, dudaklarından girip uzun seyahatlere çıkıyordum. Fakat daha fazla masanın bu tarafında kalamazdım. Balık eti hanımın yanına bir an önce geçmeli, ufak hamlelerle ona yanaşmam gerekiyordu. Pat diye kalkıp yanına geçmem çok nezaketsiz olur düşüncesiyle bir plan yaptım. Lavaboya gideceğim diye kalkacak, dönüşte yanına oturacaktım.</p>
<p>(Sonrasını balık eti hanım efendiden dinleyelim)</p>
<p>Facebook’ta bulduğum salak geldiğinde eli ayağı titriyordu. Biraz onu rahatlattıktan sonra yiyip içmeye başladık. Saf biri olduğunu hemen anladım, ilk defa böyle bir çağrıya koşarak geldiği belliydi. Böyle tipler aranıp da bulunmayan tiplerdendi. Çünkü bunlardan kurtulmak daha kolaydı. Güzel yemiş içmiş ve bu salaktan kurtulmanın planını uygulayacağım anda beni rahatlatacak hareket karşı taraftan gelmişti. Lavaboya gitmek için izin istedi. İzinler senin olsun canımın içi. Sallanarak, bir iki boş sandalyeye çarparak küçük koridorda gözden kayboldu. Bende hafice toplandım, çantamı alıp çakırkeyif vaziyette restorandan dışarı çıktım. Hafif bir yağmur başlamıştı. İnternette yazıyordu, şiddetli yağış bekleniyormuş.</p>
<p>Evet sahiden Kumburgaz neredeydi?</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/raki-balik-yapalim-mi/">Rakı, Balık Yapalım Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/raki-balik-yapalim-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9052</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kürk Mantolu Falan</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kurk-mantolu-falan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kurk-mantolu-falan/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 14 Apr 2017 06:15:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Kürk Mantolu Madonna]]></category>
		<category><![CDATA[Sabahattin Ali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8886</guid>
				<description><![CDATA[<p>Romanı okumamak için ne kadar çok direndiysem de sonunda okumak zorunda kaldım. Buna neden olan etkenlerden bir de kanımı alan hemşire oldu. Kan testi yapacağım odaya girdiğimde masasında duruyordu. Ben de masanın yanındaki büyük koltuğa geçip kolumu sıyırdım. “Nasıl bir roman?” diye sordum. “Çok güzel” dedi. Sora elindeki lastikle koluma bir düğüm atıp “Yumruk yapın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kurk-mantolu-falan/">Kürk Mantolu Falan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Romanı okumamak için ne kadar çok direndiysem de sonunda okumak zorunda kaldım. Buna neden olan etkenlerden bir de kanımı alan hemşire oldu. Kan testi yapacağım odaya girdiğimde masasında duruyordu. Ben de masanın yanındaki büyük koltuğa geçip kolumu sıyırdım. “Nasıl bir roman?” diye sordum. “Çok güzel” dedi. Sora elindeki lastikle koluma bir düğüm atıp “Yumruk yapın lütfen” dedi. Bir tüp kanımı üzerine yapıştırdığı etiketle birlikte diğer tüplerin yanına koydu.</p>
<p>Hemşirenin kitapta ta ne bulduğunu en çok merak ettiğim bir satın almaya karar verdim. Romanın sayfalarını atlayarak giderken mevzunun nerede başlayacağını merak ediyordum. Sonra konuya girdikçe anladım ki romanın kahramanı, aynen bizim Hüseyin’in tipinde biriydi. Hüseyin’de dünyasını herkese kapatıp geziyordu. Hüseyin bir kıza aşık olmuş, yıllarca peşinden koşmuştu. Fakat yılların oyunu büyük oldu. Kız paralı birini bulup Hüseyin’i bırakıp gitti. Hüseyin yardım sever, kimseye kin tutmayan, herkese iyilik yapmak için koşturan biriydi. Sonra Hüseyin’in hayatındaki her şey sıradanlaştı. Hüseyin bir ot gibi bitki, bir öküz gibi hayvanlaşıyordu. Kafası da büyümüş sağından solundan kıllar çıkıyordu sanki. Artık eski arkadaşlarını aramaz olmuştu. Yolda yakaladım bir gün. Yüzünde zoraki bir tebessüm, eskilerden konuştuk. Kızdan hiç söz etmedi, kafasından silmeye çalıştığı belliydi. Kızı hatırlamamak için geçmişinden de kaçıyordu. Nereye kadar kaçacağını o da bilmiyordu.</p>
<p>Çantamdaki kitabı çıkarıp uzattım, “Al vapurda okursun” dedim. Kitabı isteksizce alıp gitti.</p>
<p>Hüseyin’i dün gördüm eşiyle gidiyordu, beni görünce karısını bırakıp koşup yanıma geldi, “Lan oğlum bir kitap verdin, hayatım değişti.” Beni öperek tekrar karısının yanına doğru uçtu.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kurk-mantolu-falan/">Kürk Mantolu Falan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kurk-mantolu-falan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8886</post-id>	</item>
		<item>
		<title>15 Temmuz Akşamı, 16 Temmuz Sabahı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/15-temmuz-aksami-16-temmuz-sabahi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/15-temmuz-aksami-16-temmuz-sabahi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 27 Dec 2016 15:01:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6465</guid>
				<description><![CDATA[<p>15 Temmuz akşamı evdeyim, cep telefonum çaldı; başıma gelecekleri bilseydim belki hiç açmazdım. Ama arayan abim, Ankara’dan arıyordu: “Televizyon kanalları boğaz köprüsünde yolu kesen askerleri gösteriyor, sence ne oluyor?” Gazetede çalışan biri olarak benim olaydan haberim olacağını zannediyordu. Bağlantı doğruydu, ama ben spor kanalında olduğum için dünyadan haberim yoktu. Hemen haber kanalını tuşladım. Evet tanklar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/15-temmuz-aksami-16-temmuz-sabahi/">15 Temmuz Akşamı, 16 Temmuz Sabahı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>15 Temmuz akşamı evdeyim, cep telefonum çaldı; başıma gelecekleri bilseydim belki hiç açmazdım. Ama arayan abim, Ankara’dan arıyordu: “Televizyon kanalları boğaz köprüsünde yolu kesen askerleri gösteriyor, sence ne oluyor?” Gazetede çalışan biri olarak benim olaydan haberim olacağını zannediyordu. Bağlantı doğruydu, ama ben spor kanalında olduğum için dünyadan haberim yoktu. Hemen haber kanalını tuşladım. Evet tanklar ve askerler köprüyü tek taraflı kapatmışlardı.</p>
<p>Abim için doğru haberi bulmak üzeri harekete geçtim. Gececi arkadaşım Reis’i aradım. Reis “gazetede değil evdeyim, haberim yok valla” dedi. Gazeteden Sebastian’ı aradım, “henüz net bir bilgi alamadık” şeklinde cevap verdi. Aynı cevabı abime iletip telefonu kapatmıştım ki Sebastian arıyordu: “Abi gazeteye gelebilir misin, ortalık karıştı”.</p>
<p>Araç gönderemedikleri için kendi aracımla yola çıktım. Beylikdüzü’nden çıkan Avcılar’dan geri dönermiş. Avcılar yokuşundan çıkıyordum ki sanki ters yöne girmişim gibi araçlar üzerime geliyordu. Kafa kafaya geldiğim sürücüye ne olduğunu sormadan: “Abi trafik kilit, geri dön” diyor. Nereden bileceğim Atatürk Havalimanı’na çıkan bütün yollar kapatılmış. Mecbur yolumu değiştirip, Esenyurt’a yöneldim. Gözüm yolda, kulağım radyoda gidiyorum. O sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında, kalkışma olduğunu ve halka sokağa çıkmalarını söylüyordu. Esenyurt’a geldiğim de halk çoktan sokağa çıkmış, bayraklar açıp yürümekteydi.</p>
<p>Kapatılmış yollar, bayraklarla sokaklardaki araç konvoylarının arasından geçerek gazete binasına ulaştım. Otoparkımızın kapısına bir servis aracı çekilip, girişlere kapatılmıştı. Oysa buraya bir süre sonra yukarıdan helikopter inecekti. Bana yol verip içeri aldılar, o sırada çevrede olağanüstü bir hareketlilik yaşanıyordu. Güvenlik amirine “Tehlikede miyiz” diye sordum. Dışarıda sivil kalabalık olduğunun, içeriye girmelerini engellemek için tedbir aldıklarını söyledi. Kolay gelsin diyerek yazı işlerine doğru yürüdüm.</p>
<p>Yazı işlerindekiler beni görünce biraz şaşkınca “nasıl geldin” diye sormaktan kendilerini alamadılar. Çünkü haber verip çağırdıkları diğer arkadaşlar, trafikteki problemden dolayı gazeteye gelememişlerdi. Gecenin ilerleyen saatlerinde askeri kalkışmanın boyutları gittikçe artıyordu. Yazı işleri katındaki ekranlardan bu gelişmeleri takip ederken, diğer taraftan kendi sayfalarımızı hazırlama telaşı içindeydik. Gecenin geç vakitlerinde telaşımız ikiye katlandı. Dışarıda olağanüstü hareketlenmeler yaşanıyordu. Kalabalıklar gazete binasının etrafında dalgalanmaktaydı. O sırada açık otoparka helikopterle inen darbeci askerler gazete girişini arıyordu. Bizim yazı işlerinde koşturmalar başladı, sonra alt kattan haykırmalar duyuldu. Yazı işlerinden bir ses: “Arkadaşlar bir araya toplanalım” diyordu. Ben dışardaki sivillerin bina içine girdiğini düşünüyordum. Aşağıdan gelen sesin geldiği yere baktığımda eli silahlı bir askeri gördüm. Mesele anlaşılmıştı, asker bizi toplamak için gelmişti.</p>
<p>Şimdi yemekhane katındayız. Genç bir yüzbaşı ve üç askerin silahları üzerimize doğrultulmuş biçimde sıralanıyoruz. Yazarlarımızdan biri yüzbaşıyla konuşuyor, fakat yüzbaşı onu dinlemiyor “Can güvenliğiniz için sizi bir yere kapayacağız, reviriniz olabilir” diyor. O sırada yan yana dizilmiş grubun bana göre diğer ucunda bir hareketlenme oluyor. Gazetecilik refleksi olsa gerek, bir arkadaş galiba cep telefonu ile canlı yayında. Askerler “Dur çekme, kapa onu” diyerek o tarafa yöneliyorlar. Karışıklık oluyor, gürültü patırtı, tartışmalar derken askerler grubun diğer ucunda bizimle göz temasını yitiriyorlar. Fırsat bu fırsat diyerek kendimi merdivenlerden kapalı otoparka doğru atıyorum. Yanımdaki arkadaşım Sertaç da aynı hareketi yapıyor. İkimizde kapalı otoparka birlikte giriyoruz. Hedefimiz karşıdaki yaya çıkışı, ben depara kalkıyorum ama o anda olduğum yerde kalıyorum. Sağ bacağım iptal vaziyette, kramp girdiğini düşünüyorum. Bu sırada Sertaç yaya kapısından geri dönüyor. “Abi kapı kapalı” diyerek geldiğimiz kapıdan geri dışarı çıkıyor.</p>
<p>Ben otoparkın ortasında duruyorum. Bacak ağrım tavan yapmış durumda. O sırada ilerdeki araçların arkasında iki kişi görüyorum. Topallayarak yanlarına gidiyorum, ikisi de ulaştırma görevlisi ve olaylardan hiç haberleri yok. Onlara olanları anlatıyorum: “Abi araçlara girip gizlenelim” diyor. İkisi birlikte bir araca giriyor: “Sen de şuna bin” diyerek yandaki aracı gösteriyorlar. Aracın içinde bacağıma masaj yapmaya çalışıyorum ama bacakta tık yok. Cep telefonumu sessize alıyorum, askerler arama yaparken ses çıkarmasın istiyorum. Tedbirli olmak gerek diye düşünürken göz ucuyla da kapıyı gözlüyorum.</p>
<p>Epey bir süre geçti ve bu süre içinde tek bir asker arama düşüncesiyle otoparka inmedi. Fakat ulaştırma elemanlarından biri sürekli kapıya gözleme amacıyla gidip geldi. Sonra dayanamadı: “Ben gidiyorum arkadaş, şeker hastasıyım, ilaç almam gerek” diyerek otoparktan çıkıp gitti. Aradan biraz daha zaman geçmişti ki otoparka inen Mustafa abi ve Emre’yi gördüm. Topallayarak yanlarına gittim: “Ben askerden kaçtım siz ne yapıyorsunuz, gelin saklanalım” dedim. Mustafa abi “Biz de kaçtık” dedi ve aracına bindi. Sonra gelmesi için Emre’ye seslendi, fakat Emre cep telefonuyla meşguldü. “Abi ben canlı yayındayım, bir milyon takipçi var şu an” dedi. “Mustafa abi ben geleyim, aracım otoparkta, beni oraya kadar bırakır mısın” dedim. Atla dedi ve kapıya doğru yöneldik.</p>
<p>Kapalı otoparkın otomatik olan kapısı ağır ağır açılmaya başladı. Çıkış yapacağımız rampanın ucunda koşturan askerler belirdi. İçimden “Eyvah şimdi yandık” dedim. Rampadan açık oto parka doğru döndük, hayret hiçbir asker bizimle ilgilenmiyordu. O sırada binanın etrafındaki halkın engelleri aşıp içeri girmeye çalıştığından hiç haberim yoktu. Askerler TEM tarafından gelecek olanlara karşı araçların arkasına mevzileniyorlardı.</p>
<p>Mustafa abi beni aracımın yanında beni indirdi. Zorlukla aracıma binip çıkışa yöneldim. Dışarıda toplanan sivil kalabalık bütün yolu kaplıyordu. Mustafa abinin aracı dışarıda park halinde duruyordu. Aracın içinde Sertaç’ı fark ettim. Aynı tarafta oturduğumuz için onu aracıma çağırdım. Yanında başka servisten tanımadığımız biri daha vardı. Ben de gelebilir miyim dedi. Onu da araca alıp yola çıktık. Ancak bacağımdan ayağıma kadar gelen ağrı yüzünden, gaz ve fren pedallarına basmakta güçlük çekiyordum.</p>
<p>TEM Mahmutbey gişelerine geldiğimizde buranın çöp kamyonlarıyla kapalı olduğunu gördük. Geri yaptım, yollara ters gitmek dahil her türlü kuralsızlık içinde Halkalı yoluna çıkabildim. Arka yollardan Küçükçekmece’ye giden yolu ararken, üzerimizden F-16’lar uçuyordu. Ses duvarını aştıklarından haberimiz olmadığı için, duyduğumuz patlamalarla bir yerlerin bombalandığını konuşuyorduk. Hatta ilk patlamada aracımın açık camından gelen basıncı bile hissetmiştim. Korkuyla camları kapatıp, tepemize her an bir bomba düşer korkusuyla Küçükçekmece’ye ulaştık. Daha önce Sertaç eşini arayıp diğer arkadaş için yatak hazırlamasını istemişti. Sertaç ve diğer arkadaş araçtan inip eve doğru yöneldiler. Gün ağarmış, saat sabahın beşi olmuştu. Ben Küçükçekmece köprüsünü geçip Avcılar yönüne doğru gazladım.</p>
<p>Bu sırada Sertaç, hayatta ilk kez karşılaştığı misafiriyle evine girdi. Eşi ve üç yaşındaki kızı onu sevinçle karşılayıp boynuna sarıldılar. Gece boyu uçan uçak gürültüsünden korkuya kapılan kızı hiç uyuyamamıştı. Babasını gördüğüne çok sevinmişti. Sertaç misafiriyle salona geçip oturdu. Eşi ve kızı az sonra peşlerinden salona girdiler. Kızının elindeki tabakta küçük bir pasta dilimi ve üstünde yanan bir mum vardı. “Mutlu yıllar babacığım” diyerek tabağı babasına uzattı. Sabah saatin beşiydi, takvimler on altı temmuzu gösteriyordu. On altı temmuzda Sertaç doğmuştu ve bugün hayatının en inanılmaz doğum gününü kutluyordu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/15-temmuz-aksami-16-temmuz-sabahi/">15 Temmuz Akşamı, 16 Temmuz Sabahı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/15-temmuz-aksami-16-temmuz-sabahi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6465</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Jackson Pollock CIA Ajanı Mı?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 21 Nov 2016 06:11:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[action painting]]></category>
		<category><![CDATA[Alfaro Siqueiros]]></category>
		<category><![CDATA[Carl Junk]]></category>
		<category><![CDATA[CIA ve Kültürel Soğuk Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Clement Greenberg]]></category>
		<category><![CDATA[damlatma boya]]></category>
		<category><![CDATA[ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Frances Stonor Saunders]]></category>
		<category><![CDATA[Guggenheim]]></category>
		<category><![CDATA[Life dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Marcel Duchamp]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut dışavurumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Hart Benton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6072</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yazar Frances Stonor Saunders’ın, “CIA ve Kültürel Soğuk Savaş” adlı kitabında, Amerikan gizli servisinin Pollock’un ve diğer soyut resim çalışan ressamların eserlerinin dünya çapında sergilenmesini sağladığından bahseder. Yazar üç yıllık bir araştırma sonucu yazdığı bu kitap 2000 yılında Gladstone Tarih Ödülü’nü kazanmıştır. Jackson Pollock hakkındaki iddialar daha önce başlamıştı. İddiaların temelinde Pollock’ın 1938-1942 yılları arasında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/">Jackson Pollock CIA Ajanı Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yazar Frances Stonor Saunders’ın, “<em>CIA ve Kültürel Soğuk Savaş</em>” adlı kitabında, Amerikan gizli servisinin <strong>Pollock</strong>’un ve diğer soyut resim çalışan ressamların eserlerinin dünya çapında sergilenmesini sağladığından bahseder. Yazar üç yıllık bir araştırma sonucu yazdığı bu kitap 2000 yılında Gladstone Tarih Ödülü’nü kazanmıştır.</p>
<figure id="attachment_6074" aria-describedby="caption-attachment-6074" style="width: 196px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6074 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia-196x300.jpg?resize=196%2C300" alt="Frances Stonor Saunders &quot;CIA ve Kültürel Soğuk Savaş&quot;" width="196" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia.jpg?resize=196%2C300&amp;ssl=1 196w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia.jpg?w=326&amp;ssl=1 326w" sizes="(max-width: 196px) 100vw, 196px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6074" class="wp-caption-text">Frances Stonor Saunders &#8220;CIA ve Kültürel Soğuk Savaş&#8221;</figcaption></figure>
<p><strong>Jackson Pollock</strong> hakkındaki iddialar daha önce başlamıştı. İddiaların temelinde Pollock’ın 1938-1942 yılları arasında giderleri devlet tarafından karşılanan WPA Federal Sanat Projesi kapsamında çalışması da gösterilmişti. Bazı eleştirmenlere göre Pollock ismi Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne karşı kültürel üstünlüğü ispatlamak için büyütülmüştü.</p>
<p>Çünkü yıllardan beri “Amerikan sanatı” gerçeği oluşturulamamıştı. Amerika’daki sanat öncüleri de Avrupa’dan devşirilmiş isimlerdi. Ancak bu isimler ne Picasso, ne Matisse, ne de Braque seviyesini yakalayabilmişlerdi.</p>
<h2>ABD’li Ressam Jackson Pollock</h2>
<p>ABD topraklarında doğup büyümüş ressam görmek zorlaşıyordu. Guggenheim’in çabalarıyla ABD hükümeti, <em>Pollock</em>’a sahip çıktı ve burslar, ödenekler , özel eğitim programlarıyla onu destekledi. CIA tarafından finanse edilmesi, sanatçı hakkında sonu gelmeyen tartışmalar başlatmaya zemin hazırladı.</p>
<p>Saunders’in kitabında bahsettiği gibi, Amerikan gizli servisinin Pollock ve diğer soyut ressamların eserlerinin dünya çapında sergilenmesi işe yaradı. Sovyet sanatı Batı’da gülüp geçilen bir şaka haline gelirken, sanatın yeni başkenti New York oldu.</p>
<p>Ancak <strong>Pollock</strong>’ı tüm bu gelişmelerin dışında tutmak gerekir. Bir ajan olamayacak kadar bunalımda olan biriydi. Ayrıca alkolün esiriydi. Çevresinde dönen tüm dolaplardan habersiz kendi dramını yaşayan bir sanatçıydı.</p>
<p>1930 yılında Thomas Hart Benton’un öğrencisi oldu.</p>
<figure id="attachment_6073" aria-describedby="caption-attachment-6073" style="width: 567px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6073 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?resize=567%2C461" alt="Thomas Hart Benton" width="567" height="461" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?w=567&amp;ssl=1 567w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?resize=300%2C244&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?resize=168%2C137&amp;ssl=1 168w" sizes="(max-width: 567px) 100vw, 567px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6073" class="wp-caption-text">Thomas Hart Benton</figcaption></figure>
<p><strong>Pollock</strong> sanat hayatına başladığında hocasını taklit etmeye çalıştı, sonra tam zıt yöne soyut resme yöneldi.</p>
<p>Bu arada büyük alkolizm sorunuyla başa çıkmaya çalışıyordu. İçine düştüğü depresyonla mücadele etmek için psikoterapist yardımı almaya karar verdi. Psikanalist C. Junk’un arketip teorisiyle tanıştı. Yıllar içinde bu bilimsel teoriyi sanatına taşımayı başardı.</p>
<p>1936 yılında Meksikalı ressam D. Alfaro Siqueiros deneysel atöylesinde sıvı boyanın kullanımını tanıttı. Sıvı boya kullanımından ilham alan Pollock ilerde yapacağı resimlerde damlatma tekniğini kullanacaktı.</p>
<p><u>Pollock</u>’un olgunluk döneminin başlangıç eserlerinde arketip göndermesi yapılan Kızılderili motifleri göze çarpar. Arketipler her insanın kafasında yerleşiktir ve zihinde bilinçsizce görüntüler yaratır. Bu görüntüler, tüm insanların hayallerinde ve her insanlık kültürünün mitlerinde görülür. Felsefede özel örnekleme, sembolik anlatım gibi karşılıkları bulunur. Kızılderili sanat tekniklerinden esinlenerek, adım adım kişisel bir resim dili yaratma dönemine girdi. Kızılderililerin kumlama tekniğinden esinlenerek, yere koyduğu büyük tuvallerin etrafında dönerek çalışıyordu. Batının klasik şövale ve fırça kullanma geleneğine meydan okudu. Resim yaparken sertleşmiş fırçalar, sopalar, büyük şırıngalar ve en farklı olarak da vücudunu kullanıyordu.</p>
<p>1943 yılında Guggenheim evinin duvarı için Pollack’a resim siparişi verdi. Resmin eni altı, boyu iki buçuk metre olacaktı. Guggenheim’in danışmanı ve arkadaşı Marcel Duchamp’ın önerisiyle duvarın kendisi değil tuval boyandı. Sanat eleştirmeni C. Greenberg resme ilk göz attığında “İşte büyük sanat ve Pollock bu ülkenin yetiştirdiği büyük ressam” diye düşüncelerini ifade etti.</p>
<figure id="attachment_6077" aria-describedby="caption-attachment-6077" style="width: 802px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6077 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg?resize=640%2C270" alt="Mural -  Guggenheim’ın Pollock’a sipariş ettiği resim." width="640" height="270" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg?w=802&amp;ssl=1 802w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg?resize=300%2C126&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6077" class="wp-caption-text">Mural &#8211; Guggenheim’ın Pollock’a sipariş ettiği resim.</figcaption></figure>
<p>1943 yılında Guggenheim galerisi ile sözleşme imzaladı ve ilk sergisini açtı. Böylece hamisi ve menejeri Guggenheim, onun eserlerini seçkin zümrelere tanıttı.</p>
<p>1945 yılından itibaren en verimli çalışmalarını gerçekleştireceği Long Island yakınlarındaki köy evine taşındı. Siqueiros atölyesinde yaptığı sıvı boyanın spontane kullanımı denemelerini burada gerçek teknik haline getirdi. Boya dökme ve damlatma tekniğini uygularken resmin içinde olduğunu ve değişiklik yapmak, imajı yok etmek gibi korkularının olmadığını, kendisinin de resmin bir parçası olduğunu söylüyordu.</p>
<figure id="attachment_6075" aria-describedby="caption-attachment-6075" style="width: 701px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6075 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg?resize=640%2C256" alt="Lucifer- Pollock’un damlatma tekniğiyle yaptığı eseri" width="640" height="256" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg?w=701&amp;ssl=1 701w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg?resize=300%2C120&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6075" class="wp-caption-text">Lucifer- Pollock’un damlatma tekniğiyle yaptığı eseri</figcaption></figure>
<p>Bir anda büyük üne kavuşan Pollock birçok kişisel sergiye imza attı. 1949 yılındı Life dergisi <strong>Jackson Pollock</strong>’un “kendi çağdaşları içinde en önde geleni” olduğunu ilan ederek ününü pekiştirdi.</p>
<p>Eserlerinin yoruma açık oluşu, onların sürekli eleştirilmesine neden oldu. Fakat sürekli değişen zevk anlayışına karşın Pollock’un resimleri güncelliğini korumaya devam etti.</p>
<p>1955 yılında resim yapmayı bıraktı ve 11 Ağustos’ta kullandığı aracıyla kaza yaparak hayatını kaybetti.</p>
<p>Geride bir çok tartışmayı bırakarak bu dünyadan ayrıldı. Tuvalin etrafında gezinerek vücudunu da kullanarak uyguladığı boyama teknikleri hem çağdaşlarını hem de sonraki kuşaklar için esin kaynağı oldu. Soyut ekpresyonizmin en önemli temsilcisi olarak sanat tarihindeki yerini aldı.</p>
<p>Yukarıdaki resim yazısı resim meraklılarının ilgisini çekecek başlık ve giriş paragrafıyla devam eder. Resimle uğraşanların ilgisini çekecek bölüm Pollock resimlerinin çıkış noktasını anlatan  arketip bölümdür. Daha sonraki tarihlerin verildiği bölümler genel gazete ve dergi okuyucusunun okuyacağı tarzda genel bilgi niteliği taşımaktadır.</p>
<p>Merak eden okuyucular, diledikleri bölüm için internetten daha detaylı olarak arama yapabilirler. Bu yazı ilgilisi için bir kapı açmak için yazıldı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/">Jackson Pollock CIA Ajanı Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6072</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanatçı Kitapları (Artist’s Books)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanatci-kitaplari-artists-books/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanatci-kitaplari-artists-books/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 03 Nov 2016 05:35:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Grafik]]></category>
		<category><![CDATA[İnfografik]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[altered boks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5790</guid>
				<description><![CDATA[<p>Artist’s Books, sanatçıların yaptığı kitaplar veya sanatçılar tarafından tasarlanmış kitaplar anlamına gelmekte. Bu kulvara sokacağımız diğer sanatsal üretme biçimi ‘altered boks’ yani değiştirilmiş kitaplar olarak da yer alır. Ülkemizde pek bilinmemekle birlikte yurtdışında örnekleri fazlasıyla mevcuttur. Artist’s Books fuarları ve çeşitli kentlerde satışı yapılan kitabevleri vardır. Sanatçı kitapları (Artist’s Books) çok değişik şekillerde hazırlanıyor. Sanatçı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatci-kitaplari-artists-books/">Sanatçı Kitapları (Artist’s Books)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Artist’s Books</strong>, sanatçıların yaptığı kitaplar veya sanatçılar tarafından tasarlanmış kitaplar anlamına gelmekte. Bu kulvara sokacağımız diğer sanatsal üretme biçimi ‘altered boks’ yani değiştirilmiş kitaplar olarak da yer alır. Ülkemizde pek bilinmemekle birlikte yurtdışında örnekleri fazlasıyla mevcuttur. <u>Artist’s Books</u> fuarları ve çeşitli kentlerde satışı yapılan kitabevleri vardır.</p>
<p><strong>Sanatçı kitapları (Artist’s Books)</strong> çok değişik şekillerde hazırlanıyor. Sanatçı isterse kitabının kağıt hamurunu hazırlayıp kağıdını yapıyor, yazıyor, resimliyor, ciltliyor. Dilediği sayfa sayısında ve dilediği her malzemeyi sayfa olarak kullanmakta son derece özgür oluyor.</p>
<h2>Judy Barras</h2>
<p>Aşağıdaki resimde Judy Barras’ın ne kadar özgür olduğunu görüyoruz.</p>
<figure id="attachment_5806" aria-describedby="caption-attachment-5806" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/judy-barras.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5806 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/judy-barras.jpg?resize=500%2C438" alt="Judy Barras" width="500" height="438" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/judy-barras.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/judy-barras.jpg?resize=300%2C263&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5806" class="wp-caption-text">Judy Barras</figcaption></figure>
<p>Sanatçılar Ortaçağ’dan bu yana kitapların üretiminde yer almışlardır. Fakat ‘<strong>sanatçı kitabı</strong>’ olarak nitelenebilecek ilk eser “Songs of Innocence and of Experience” İngiliz vizyoner sanatçı ve şair William Blake (1757-1827) tarafından bariz bir emsal olmadan yaratıldı. Türkçesi “Masumiyet ve Deneyim Şarkıları” olan bu eserde Blake’in çizgileriyle birlikte şiir koleksiyonu yer almaktadır. Aşağıda kitabın kapağı ve içinde yer alan bazı sayfalar görülüyor:</p>
<figure id="attachment_5799" aria-describedby="caption-attachment-5799" style="width: 439px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Blake_sie_cover.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5799 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Blake_sie_cover.jpg?resize=439%2C694" alt="William Blake" width="439" height="694" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Blake_sie_cover.jpg?w=439&amp;ssl=1 439w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Blake_sie_cover.jpg?resize=190%2C300&amp;ssl=1 190w" sizes="(max-width: 439px) 100vw, 439px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5799" class="wp-caption-text">William Blake</figcaption></figure>
<h2>William Blake</h2>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_5798" aria-describedby="caption-attachment-5798" style="width: 336px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/blake-page.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5798 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/blake-page.jpg?resize=336%2C538" alt="William Blake" width="336" height="538" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/blake-page.jpg?w=336&amp;ssl=1 336w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/blake-page.jpg?resize=187%2C300&amp;ssl=1 187w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5798" class="wp-caption-text">William Blake</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5800" aria-describedby="caption-attachment-5800" style="width: 306px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Blake-Infant-Joy.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5800 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Blake-Infant-Joy.jpg?resize=306%2C500" alt="William Blake" width="306" height="500" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Blake-Infant-Joy.jpg?w=306&amp;ssl=1 306w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Blake-Infant-Joy.jpg?resize=184%2C300&amp;ssl=1 184w" sizes="(max-width: 306px) 100vw, 306px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5800" class="wp-caption-text">William Blake</figcaption></figure>
<h2>Keith Smith</h2>
<p>Bu tarihsel örnekten sonra günümüze döndüğümüzde sanatçı kitabı örneklerini çoğaltmamız mümkün. Keith Smith tarafından 1969 yılında fotoğraf ve desenlerle oluşturduğu sanatçı kitabı ünik olma özelliğini taşıyor:</p>
<figure id="attachment_5807" aria-describedby="caption-attachment-5807" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Keith-Smith-Book.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5807 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Keith-Smith-Book.jpg?resize=640%2C480" alt="Keith Smith" width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Keith-Smith-Book.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Keith-Smith-Book.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5807" class="wp-caption-text">Keith Smith</figcaption></figure>
<p>Sanatçı kitaplarında ünik özellik gösteren örneklerin dışında sınırlı sayıda baskıyla üretilenler de vardır.</p>
<p>‘Değiştirilen Kitaplar’ başlığı altında ‘Dönüştürülen Kitaplar’ ‘Heykel Kitaplar’a kadar uzanan bir çok örneği görmek mümkün.</p>
<figure id="attachment_5808" aria-describedby="caption-attachment-5808" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/richter.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5808 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/richter.jpg?resize=400%2C500" alt="Noriko Ambe’nin" width="400" height="500" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/richter.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/richter.jpg?resize=240%2C300&amp;ssl=1 240w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5808" class="wp-caption-text">Noriko Ambe’nin</figcaption></figure>
<h2>Noriko Ambe’nin</h2>
<p>Dönüştürülen kitaplar kategorisini zorlayan örnek olarak Tokyo-New York merkezli sanatçı Noriko Ambe’nin projesini göstermek mümkün. Ambe projesinde modern ve çağdaş sanatçılara ait otuz sanat kitabını değiştirdi. Her kitabı farklı karakterlerde, örneğin yumuşak ve akışkan şekillerde kesip, oydu. MOMA koleksiyonunda yer alan sınırlı sayıda üretilen Noriko Ambe’nin iki çalışması:</p>
<figure id="attachment_5809" aria-describedby="caption-attachment-5809" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/schile.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5809 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/schile.jpg?resize=400%2C553" alt="Noriko Ambe’nin" width="400" height="553" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/schile.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/schile.jpg?resize=217%2C300&amp;ssl=1 217w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5809" class="wp-caption-text">Noriko Ambe’nin</figcaption></figure>
<h2><span lang="EN-US">Brian Dettmer</span></h2>
<p>Dönüştürülen kitap örneklerinden ‘Kavramsal Kitap Heykel’ kavramını yaratan Brian Dettmer’in çalışmaları oldukça ilgi çekmiştir. Geçen yılkı (2015) Contemporaryart İstanbul’da bir çalışması sergilenmiştir. Aşağıda sanatçının çalışmalarından bir örnek:</p>
<figure id="attachment_5801" aria-describedby="caption-attachment-5801" style="width: 502px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Brian-Dettmer-Book-sculptures.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5801 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Brian-Dettmer-Book-sculptures.jpg?resize=502%2C662" alt="Brian Dettmer" width="502" height="662" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Brian-Dettmer-Book-sculptures.jpg?w=502&amp;ssl=1 502w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/Brian-Dettmer-Book-sculptures.jpg?resize=227%2C300&amp;ssl=1 227w" sizes="(max-width: 502px) 100vw, 502px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5801" class="wp-caption-text">Brian Dettmer</figcaption></figure>
<p>Bir kaç yıl önce ziyarete gittiğim Frankfurt kitap fuarında ‘Artist’s Book’ salonuna girdiğimde gördüğüm örnekler karşısında çok heyecanlanmıştım. Üzeri karalanmış masa takvimlerinden özel el yapımı tek örnek incillere kadar yüzlerce çalışma vardı. En çok etkilendiğim kitap, gotik karakterle elle yazılı ve örjinal boyanmış büyük boy incil oldu. Tıpkı bizim eski el yazma kitaplarımız gibi tamamı elle yazılmış, resimlenmiş irili ufaklı başka inciller de vardı. Bunların dışında yaratıcılığın sınır tanımadığı değişik kitap türleri çok heyecan vericiydi.</p>
<p>Ben de kendi kitaplarımı hazırlamak için kollarımı sıvadım. İlk kitabım tasarım bienaline ait çöpten aldığım katalog olacaktı. Kitabı hazırlarken bazı sayfaları katalogda bulunan yazı ve resimleri kapatmadan kafamdakileri birleştirmeyi denedim. Bazı sayfalarda serbest bağımsız desenlerle doldurdum.</p>
<figure id="attachment_5796" aria-describedby="caption-attachment-5796" style="width: 665px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/45-artistbook-farukkutlu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5796 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/45-artistbook-farukkutlu.jpg?resize=640%2C361" alt="Faruk Kutlu – Tasarım bienali kataloğundan dönüştürülen kitap (Ebat19,5x19cm-325 adet resim)" width="640" height="361" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/45-artistbook-farukkutlu.jpg?w=665&amp;ssl=1 665w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/45-artistbook-farukkutlu.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5796" class="wp-caption-text">Faruk Kutlu – Tasarım bienali kataloğundan dönüştürülen kitap (Ebat19,5x19cm-325 adet resim)</figcaption></figure>
<p>Tasarım kataloğunun ardından bir inşaat şirketine ait kataloğu dönüştürdüm. Bu kitabın sayfalarının bir kısmını tamamen kapattım. Aşağıdaki örnekte olduğu gibi yer yer zemindeki görsellerden faydalandım.</p>
<figure id="attachment_5793" aria-describedby="caption-attachment-5793" style="width: 641px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/09-artistbook-farukkutlu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5793 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/09-artistbook-farukkutlu.jpg?resize=640%2C473" alt="Faruk Kutlu- İnşaat kataloğundan dönüştürülen kitap (23,5x36cm-24 resim)" width="640" height="473" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/09-artistbook-farukkutlu.jpg?w=641&amp;ssl=1 641w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/09-artistbook-farukkutlu.jpg?resize=300%2C222&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5793" class="wp-caption-text">Faruk Kutlu- İnşaat kataloğundan dönüştürülen kitap (23,5x36cm-24 resim)</figcaption></figure>
<p>Dönüştürülen kitap çalışmalarıma sanatçılara ait katalogları da dahil ettim. Bunların içinde bir kolleksiyoncunun kataloğundaki basılmış resimleri başka bir şeye çevirdim. Katalogdaki resimler kendi kompozisyonumun alt yapısını oluşturdu. Zemindeki renkleri ve şekilleri kendi formlarıma destek olarak kullandım. Sonuçta aşağıdaki çalışma gibi birçok resim gerçekleştirdim.</p>
<figure id="attachment_5795" aria-describedby="caption-attachment-5795" style="width: 506px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/36-artistbook-farukkutlu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5795 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/36-artistbook-farukkutlu.jpg?resize=506%2C420" alt="Faruk Kutlu- Sanatçı kataloğundan dönüştürülen kitap (23x25 cm-102 resim)" width="506" height="420" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/36-artistbook-farukkutlu.jpg?w=506&amp;ssl=1 506w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/36-artistbook-farukkutlu.jpg?resize=300%2C249&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 506px) 100vw, 506px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5795" class="wp-caption-text">Faruk Kutlu- Sanatçı kataloğundan dönüştürülen kitap (23&#215;25 cm-102 resim)</figcaption></figure>
<p>Bir başka sanatçı kitabı Mustafa Ata’ya aitti. Kitaptaki resimlerden hareketle görseller oluşturduğum gibi boş alanlarda da akrilik figür ve orjinal portreler çalıştım. Bir başka çalışmam BP şirketinin Türkiye’yi anlattığı kitap üzerine oldu. Sadece sağ sayfar üzerine yüzü aşkın akrilik çalışma yaptım. Sonraki kitap Cem Mumcu’ya ait bir kitaptı. Küçük boyda mukavva kapaklı kitabın sağında bulunan baskı resimler üzerine 116 adet portre işledim.</p>
<figure id="attachment_5791" aria-describedby="caption-attachment-5791" style="width: 510px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/05farukkutlu-ata.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5791 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/05farukkutlu-ata.jpg?resize=510%2C340" alt="Bir başka sanatçı kitabı Mustafa Ata’ya aitti. Kitaptaki resimlerden hareketle görseller oluşturduğum gibi boş alanlarda da akrilik figür ve orjinal portreler çalıştım." width="510" height="340" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/05farukkutlu-ata.jpg?w=510&amp;ssl=1 510w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/05farukkutlu-ata.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/05farukkutlu-ata.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 510px) 100vw, 510px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5791" class="wp-caption-text">Bir başka sanatçı kitabı Mustafa Ata’ya aitti. Kitaptaki resimlerden hareketle görseller oluşturduğum gibi boş alanlarda da akrilik figür ve orjinal portreler çalıştım.</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5792" aria-describedby="caption-attachment-5792" style="width: 638px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/08farukkutlu-ata2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5792 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/08farukkutlu-ata2.jpg?resize=638%2C444" alt="Faruk Kutlu- M. Ata kataloğundan dönüştürülen kitap (22x29 cm-117 resim)" width="638" height="444" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/08farukkutlu-ata2.jpg?w=638&amp;ssl=1 638w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/08farukkutlu-ata2.jpg?resize=300%2C209&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5792" class="wp-caption-text">Faruk Kutlu- M. Ata kataloğundan dönüştürülen kitap (22&#215;29 cm-117 resim)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5802" aria-describedby="caption-attachment-5802" style="width: 603px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/faruk-kutlu-bp.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5802 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/faruk-kutlu-bp.jpg?resize=603%2C638" alt="Faruk Kutlu- Dönüştürülen BP Türkiye tanıtım kitabı (28x29cm-105 resim)" width="603" height="638" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/faruk-kutlu-bp.jpg?w=603&amp;ssl=1 603w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/faruk-kutlu-bp.jpg?resize=284%2C300&amp;ssl=1 284w" sizes="(max-width: 603px) 100vw, 603px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5802" class="wp-caption-text">Faruk Kutlu- Dönüştürülen BP Türkiye tanıtım kitabı (28x29cm-105 resim)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5810" aria-describedby="caption-attachment-5810" style="width: 689px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5810 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu.jpg?resize=640%2C411" alt="Faruk Kutlu- Dönüştürülen Cem Mumcu kitabı (13x14cm-116 resim)" width="640" height="411" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu.jpg?w=689&amp;ssl=1 689w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu.jpg?resize=300%2C193&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5810" class="wp-caption-text">Faruk Kutlu- Dönüştürülen Cem Mumcu kitabı (13x14cm-116 resim)</figcaption></figure>
<p>Bunların dışında tamamı boş sayfalara yaptığım çalışmalar da var. Sayfaları boş maket kitaplarını* veya boş defter sayfalarını da orjinal resimlerle doldurdum. Akrilik, guaş boyaların yanı sıra kağıt üzerine her türlü malzemeyle müdahale edebiliyorum. Fırça ve kalem dışında sünger, tel vs. malzemeleride kullanıyorum. Her kitabı farklı tarzlarda işlemeye çalışıyorum. Beni heyecanlandıran tek örnek orjinal kitap üretiyor olmak. Açtığım her sayfa dolu ya da boş farketmiyor, boyamam için bana heyecan veriyor. Sanırım bu maceram daha süreceğe benzer.</p>
<ul>
<li>(maket kitap: Matbalarda basım öncesi basılacak kitabın boyutlarını, kapağını ve kağıdını göstermek için hazırlanır.)</li>
</ul>
<figure id="attachment_5804" aria-describedby="caption-attachment-5804" style="width: 638px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/farukkutlu-bos.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5804 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/farukkutlu-bos.jpg?resize=638%2C526" alt="Faruk Kutlu- Mukavva kapak kitap üzerine sünger baskı (14x21 cm-47 resim)" width="638" height="526" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/farukkutlu-bos.jpg?w=638&amp;ssl=1 638w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/farukkutlu-bos.jpg?resize=300%2C247&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5804" class="wp-caption-text">Faruk Kutlu- Mukavva kapak kitap üzerine sünger baskı (14&#215;21 cm-47 resim)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5811" aria-describedby="caption-attachment-5811" style="width: 603px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-akrilik.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5811 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-akrilik.jpg?resize=603%2C603" alt="Faruk Kutlu- Maket kitap üzerine akrilik (22x29 cm-128 adet resim)" width="603" height="603" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-akrilik.jpg?w=603&amp;ssl=1 603w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-akrilik.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-akrilik.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 603px) 100vw, 603px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5811" class="wp-caption-text">Faruk Kutlu- Maket kitap üzerine akrilik (22&#215;29 cm-128 adet resim)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5813" aria-describedby="caption-attachment-5813" style="width: 567px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-resim.png"><img class=" td-modal-image wp-image-5813 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-resim.png?resize=567%2C306" alt="Faruk Kutlu- Maket kitap üzerine akrilik (23x20-50 adet resim)" width="567" height="306" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-resim.png?w=567&amp;ssl=1 567w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-resim.png?resize=300%2C162&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 567px) 100vw, 567px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5813" class="wp-caption-text">Faruk Kutlu- Maket kitap üzerine akrilik (23&#215;20-50 adet resim)</figcaption></figure>
<p><em>Bunlara ilave olarak desen çalışmaları da yapmaktayım. Üçyüz sayfalık İstanbul desenleri yaptığım kitabımı yarılamış durumdayım. Konu İstanbul olunca desen sayısını sınırlamak zorlaşıyor.</em></p>
<figure id="attachment_5812" aria-describedby="caption-attachment-5812" style="width: 567px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-ist-desen.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5812 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-ist-desen.jpg?resize=567%2C567" alt="Faruk Kutlu- İstanbul desen kitabı (16x24 cm-300 adet desen)" width="567" height="567" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-ist-desen.jpg?w=567&amp;ssl=1 567w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-ist-desen.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fkutlu-ist-desen.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 567px) 100vw, 567px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5812" class="wp-caption-text">Faruk Kutlu- İstanbul desen kitabı (16&#215;24 cm-300 adet desen)</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatci-kitaplari-artists-books/">Sanatçı Kitapları (Artist’s Books)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanatci-kitaplari-artists-books/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5790</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Güncel Kent Resimleri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/guncel-kent-resimleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/guncel-kent-resimleri/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 20 Oct 2016 07:08:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[fotogerçekçi resimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5562</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat tarihine göz attığımızda binlerce kent resmiyle karşılaşırız. Bunlar geçmişten bu güne sanatçıyla yaşadığı mekan arasından doğan ilişkiden kaynaklanarak şekillenmiştir. Geçmişte her ressam çevresini kendine özgü yorumla yansıtırken, günümüz kent resimlerinde ressamların daha objektif davrandıkları gözlemlenmektedir. Bunda kuşkusuz fotoğraftan çalışmanın ve fotoğrafa öykünmenin etkisi vardır. Ancak fotoğraftan hareketle yapılan çalışmalar da bile resim tadını bulmak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/guncel-kent-resimleri/">Güncel Kent Resimleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanat tarihine göz attığımızda binlerce kent resmiyle karşılaşırız. Bunlar geçmişten bu güne sanatçıyla yaşadığı mekan arasından doğan ilişkiden kaynaklanarak şekillenmiştir.</p>
<p>Geçmişte her ressam çevresini kendine özgü yorumla yansıtırken, günümüz kent resimlerinde ressamların daha objektif davrandıkları gözlemlenmektedir. Bunda kuşkusuz fotoğraftan çalışmanın ve fotoğrafa öykünmenin etkisi vardır. Ancak fotoğraftan hareketle yapılan çalışmalar da bile resim tadını bulmak mümkün. Resim ne kadar gerçekçi olursa olsun, biçimler işlenirken bazı resimlerde insan nefesini hissetmek mümkün.</p>
<p><strong>Güncel kent resimleri</strong> sadece fotogerçekçi resimlerden oluşmuyor elbette. Resim sanatındaki akımların birçoğu güncel kent resimlerini şekillendirirken karşımıza çıkabilmekte. Hatta içlerinde soyut anlatıma varan çalışmaları görmek mümkün.  Ancak burada ilk olarak gerçekçi çalışan sanatçıların çalışmalarını paylaşıyorum.</p>
<h2>Güncel kent görüntüsü çalışan sanatçılardan bazı örnekler:</h2>
<figure id="attachment_5563" aria-describedby="caption-attachment-5563" style="width: 683px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Anthony-Brunelli__2011_oil-on-canvas.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5563 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Anthony-Brunelli__2011_oil-on-canvas.jpg?resize=640%2C371" alt="Anthony Brunelli" width="640" height="371" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Anthony-Brunelli__2011_oil-on-canvas.jpg?w=683&amp;ssl=1 683w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Anthony-Brunelli__2011_oil-on-canvas.jpg?resize=300%2C174&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5563" class="wp-caption-text">Anthony Brunelli</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5564" aria-describedby="caption-attachment-5564" style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Ben-Johnson.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5564 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Ben-Johnson.jpg?resize=640%2C461" alt="Ben Johnson" width="640" height="461" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Ben-Johnson.jpg?w=720&amp;ssl=1 720w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Ben-Johnson.jpg?resize=300%2C216&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/Ben-Johnson.jpg?resize=536%2C386&amp;ssl=1 536w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5564" class="wp-caption-text">Ben Johnson</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5565" aria-describedby="caption-attachment-5565" style="width: 610px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/bertrand-meniel_acrylic-on-linen_2009.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5565 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/bertrand-meniel_acrylic-on-linen_2009.jpg?resize=610%2C650" alt="Bertrand Meniel" width="610" height="650" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/bertrand-meniel_acrylic-on-linen_2009.jpg?w=610&amp;ssl=1 610w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/bertrand-meniel_acrylic-on-linen_2009.jpg?resize=282%2C300&amp;ssl=1 282w" sizes="(max-width: 610px) 100vw, 610px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5565" class="wp-caption-text">Bertrand Meniel</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5566" aria-describedby="caption-attachment-5566" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/clive-head-2011.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5566 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/clive-head-2011.jpg?resize=640%2C402" alt="Clive Head" width="640" height="402" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/clive-head-2011.jpg?w=768&amp;ssl=1 768w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/clive-head-2011.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/clive-head-2011.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/clive-head-2011.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/clive-head-2011.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5566" class="wp-caption-text">Clive Head</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5567" aria-describedby="caption-attachment-5567" style="width: 677px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/denis-peterson.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5567 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/denis-peterson.jpg?resize=640%2C484" alt="Denis Peterson" width="640" height="484" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/denis-peterson.jpg?w=677&amp;ssl=1 677w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/denis-peterson.jpg?resize=300%2C227&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5567" class="wp-caption-text">Denis Peterson</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5568" aria-describedby="caption-attachment-5568" style="width: 793px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/luis-perez.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5568 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/luis-perez.jpg?resize=640%2C429" alt="Luis Perez" width="640" height="429" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/luis-perez.jpg?w=793&amp;ssl=1 793w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/luis-perez.jpg?resize=300%2C201&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/luis-perez.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5568" class="wp-caption-text">Luis Perez</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5569" aria-describedby="caption-attachment-5569" style="width: 700px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/nathan-walsh.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5569 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/nathan-walsh.jpg?resize=640%2C273" alt="Nathan Walsh" width="640" height="273" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/nathan-walsh.jpg?w=700&amp;ssl=1 700w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/nathan-walsh.jpg?resize=300%2C128&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5569" class="wp-caption-text">Nathan Walsh</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5570" aria-describedby="caption-attachment-5570" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/raphaelle-spence.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5570 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/raphaelle-spence.jpg?resize=640%2C555" alt="Raphaelle Spence" width="640" height="555" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/raphaelle-spence.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/raphaelle-spence.jpg?resize=300%2C260&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5570" class="wp-caption-text">Raphaelle Spence</figcaption></figure>
<figure id="attachment_5571" aria-describedby="caption-attachment-5571" style="width: 738px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/richard-estes.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5571 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/richard-estes.jpg?resize=640%2C349" alt="Williamsburg Bridge by Richard Estes" width="640" height="349" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/richard-estes.jpg?w=738&amp;ssl=1 738w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/richard-estes.jpg?resize=300%2C164&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5571" class="wp-caption-text">Williamsburg Bridge by Richard Estes</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/guncel-kent-resimleri/">Güncel Kent Resimleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/guncel-kent-resimleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5562</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilinç Akışı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bilinc-akisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bilinc-akisi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 17 Oct 2016 05:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[akrilik boya]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçaltı]]></category>
		<category><![CDATA[figür]]></category>
		<category><![CDATA[sembol]]></category>
		<category><![CDATA[tuval]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5514</guid>
				<description><![CDATA[<p>William James bilinçli düşünmenin temel özelliklerini sıralarken “Kişisel bilinçlilik içindeki düşünceler sürekli olarak değişmektedir” der. Bilinç akışı tekniğinde roman yazan James Joyce “İnsanların dile getirilmeyen ve eyleme dönüşmeyen düşüncelerini oluştuğu şekilde vermeye çalıştım” der. Bilinç hallerinin dil ile ya da şekil ile ifade edilebilir mi sorusunu sorup cevap arayabiliriz. Bunun içine gündüz düşlerini ve halüsinasyonları [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bilinc-akisi/">Bilinç Akışı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>William James bilinçli düşünmenin temel özelliklerini sıralarken “Kişisel bilinçlilik içindeki düşünceler sürekli olarak değişmektedir” der.</p>
<p><strong>Bilinç akışı</strong> tekniğinde roman yazan James Joyce “İnsanların dile getirilmeyen ve eyleme dönüşmeyen düşüncelerini oluştuğu şekilde vermeye çalıştım” der.</p>
<p>Bilinç hallerinin dil ile ya da şekil ile ifade edilebilir mi sorusunu sorup cevap arayabiliriz. Bunun içine gündüz düşlerini ve halüsinasyonları da katarak yola çıkalım.</p>
<h2>Resim Sanatında Bilinç Akışı</h2>
<p>Edebiyatta <em>bilinç akışı</em>na ait örnekleri bulmak mümkün. Ama resim sanatında bilinç akışının karşılığı edebiyatla örtüşecek mi bilemiyorum.</p>
<p>Hiçbir plan yapmadan, taslak hazırlamadan boş tuval önündesin. Aklın ve yüreğin o an boştur. Beyninin içi o an pırıl pırıl parlamaktadır. Elindeki fırça boyayla dolarken bile düşünmüyorsun. Fırça tuvale değerken gündüz düşlerin başlıyor, ya da halüsinasyonların. Gözün açık rüyadasın, bilinçaltındaki ilk durumu yakalayıp şekil vermeye çalışıyorsun. Yazıda kullanılan resimde ortadaki kırmızı alev ilk gelen şekil oluyor. Diğer figürleri çağırmıyorsun, onlar kendileri geliyor. İlk hareketle açtığın beynin önündeki setleri devirerek akmaya başlıyor. Sen taşları resmederken bilincinden bir şeyler akmaya devam ediyor. Yaprakları boyarken ailen gelip geçiyor aklından veya izlediğin bir film, ölmüş babaannen. Yaprağın sapını bir kuru ağaca bağlıyorsun. Diğer kurumuş iki dala pantolon giydiriyorsun. Bunlar önceden düşünülmüş şeyler hiç değil. Çalışma sırasında <strong>bilinç akışı</strong>ndan gelen durumlar bunlar. Dinlediğin bir müzik tuhaf bir müzisyen olarak resmin içine giriyor. O sırada düşünceler hep akıyor, TEM kenarında oturanların gördükleri bitmeyen trafik gibi.</p>
<figure id="attachment_5516" aria-describedby="caption-attachment-5516" style="width: 561px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/faruk-kutlu-resmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5516 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/faruk-kutlu-resmi.jpg?resize=561%2C699" alt="M. Faruk Kutlu &quot;Resim Sanatında Bilinç Akışı&quot;" width="561" height="699" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/faruk-kutlu-resmi.jpg?w=561&amp;ssl=1 561w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/faruk-kutlu-resmi.jpg?resize=241%2C300&amp;ssl=1 241w" sizes="(max-width: 561px) 100vw, 561px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5516" class="wp-caption-text">M. Faruk Kutlu &#8220;Resim Sanatında Bilinç Akışı&#8221;</figcaption></figure>
<p>Bilincin düşünceler getiriyor, hayaller getiriyor. Sen onları tuvaldeki boşluklara gömüyorsun. Bilmiyorsun bu macera nasıl sonlanacak? Sonraki gün tuvalin başındasın. Açıyorsun belleğini. O günkü ruh halin yansımaya başlıyor. Bir arkadaş konuşması ya da o gün hissettiğiniz duygu sembol olarak giriyor resmi. Bazı figürlerin ne anlama geldiğini sadece siz biliyorsunuz. Kendi bilinçaltının gibi buraya da kimsenin bilmediği birçok şeyi saklayabiliyorsunuz. Sevinciniz, kızgınlığınız bir şekille resim oluyor. Resim düşünce düşünce devam ediyor. Sonuçta bitmiş bir formun peşinde değilsiniz. Fakat sonradan bütün bu birbirinden kopuk düşünceleriniz bir şekle dönüşebiliyor. Fakat dilerseniz bütün düşüncelerinizi eşit serpilmiş vaziyette de bırakabiliyorsunuz.</p>
<p>Ancak son figürü koyunca görüyorsunuz resmin nasıl bittiğini.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bilinc-akisi/">Bilinç Akışı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bilinc-akisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5514</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
