<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>İrem Başaran &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/irembasaran/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 21:43:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Edebiyatta Sürrealizm Etkisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/edebiyatta-surrealizm-etkisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/edebiyatta-surrealizm-etkisi/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 26 Jan 2017 05:44:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İrem Başaran]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Andre Breton]]></category>
		<category><![CDATA[Arthur Caravan]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamen Peret]]></category>
		<category><![CDATA[dadaist]]></category>
		<category><![CDATA[Dadaizm]]></category>
		<category><![CDATA[Freud]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeküstü]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeküstücü]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeküstücülük]]></category>
		<category><![CDATA[kübizm]]></category>
		<category><![CDATA[Louis Aragon]]></category>
		<category><![CDATA[Rene Magritte]]></category>
		<category><![CDATA[Salvador Dali]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud]]></category>
		<category><![CDATA[sürrealist]]></category>
		<category><![CDATA[sürrealizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7007</guid>
				<description><![CDATA[<p>Diğer adı Gerçeküstücülük olan sürrealizm, birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişme göstermiştir. “Sürrealizm Manifestosu”nu hazırlayan şair Andre Breton’a göre sürrealizm, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur. Sürrealizm akımı sanılanın aksine gerçek dışı değil gerçeğin insan üzerindeki etkisi şeklinde yorumlanabilir. Sürrealizm Nedir? Sigmund Freud’dan etkilenen Andre Breton için bilinç dışılık düşün temel kaynağı, deha [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebiyatta-surrealizm-etkisi/">Edebiyatta Sürrealizm Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Diğer adı Gerçeküstücülük olan <strong>sürrealizm</strong>, birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişme göstermiştir. “<strong>Sürrealizm Manifestosu</strong>”nu hazırlayan şair <em>Andre Breton</em>’a göre <u>sürrealizm</u>, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur. <em>Sürrealizm akımı</em> sanılanın aksine gerçek dışı değil gerçeğin insan üzerindeki etkisi şeklinde yorumlanabilir.</p>
<h2>Sürrealizm Nedir?</h2>
<p><em>Sigmund Freud</em>’dan etkilenen Andre Breton için bilinç dışılık düşün temel kaynağı, deha ise bu bilinç dışı dünyasına girebilme yeteneğidir. Andre Breton’un yanı sıra birçok şair, yazar ve ressam sürrealizm akımına örnek verilebilir. Benjamen Peret’ten Louis Aragon’a, Arthur Caravan’dan Rene Magritte’ye kadar uzanan geniş bir akımdır.</p>
<p>Sürrealizm akımının geçmişte en bilinen ressamı <em>Salvador Dali</em>’dir. Salvador Dali ressamlığın yanında başka akımlardan etkilenerek yaptığı heykelcilik sanatı ve fotoğrafçılık ile de ilgilenmiştir. Bunlar; Dadaizm ve Kübizm’dir. Fakat konumuz Sürrealizm olduğundan bu akımlara kısaca değinip geçeceğim.</p>
<h2>Dadaizm Nedir?</h2>
<p><strong>Dadaizm</strong>, bir protesto akımıdır. Mantıksızlığı ve var olan düzeni reddetmektir. Kübizm ise anlatılan konuyu geometrik şekillerle gösteren ve bir devrime yol açan Fransız sanat akımıdır. Böylece kısa bilgilendirmeden sonra Sürrealizme geçebiliriz.</p>
<p>Dadaizm akımını oluşturmak için birçok teknik kullanılmıştır. Bunlar; özdevim, kalligram, dekalkomani, grataj, istemsiz heykelcilik olarak sıralayabiliriz. En önemli teknikler bu sıraladıklarımdır. Fakat bunların yanında bazı tekniklerde kullanılmıştır. Bunlar ise kolaj, kesip-biçme, yansılama ve üst özdevimdir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebiyatta-surrealizm-etkisi/">Edebiyatta Sürrealizm Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/edebiyatta-surrealizm-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7007</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Belki De İlerdedir Yaşanacak Günlerin En Güzelleri… / Nazım Hikmet</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/belki-de-ilerdedir-yasanacak-gunlerin-en-guzelleri-nazim-hikmet/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/belki-de-ilerdedir-yasanacak-gunlerin-en-guzelleri-nazim-hikmet/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 14 Jan 2017 14:50:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İrem Başaran]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6777</guid>
				<description><![CDATA[<p>İlerde görecektik o güzel günleri ya da umutla bekleyecektik alnımızda yazılı kaderi. Gelip uzun uzun öpecekti hayat belki ya da bize çelme atıp düşürecek, elimizden tutup kaldıracak ve tekrar düşürecekti. Biz yorulmaktan yorulacak hayat ise devam edecekti. Hayat böyledir işte acımasız, yüzsüz… Nazım’da böyleydi bir nevi. “Romantik devrimci” diyorlardı ona. Fikirleri yüzünden neredeyse bütün hayatı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/belki-de-ilerdedir-yasanacak-gunlerin-en-guzelleri-nazim-hikmet/">Belki De İlerdedir Yaşanacak Günlerin En Güzelleri… / Nazım Hikmet</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İlerde görecektik o güzel günleri ya da umutla bekleyecektik alnımızda yazılı kaderi. Gelip uzun uzun öpecekti hayat belki ya da bize çelme atıp düşürecek, elimizden tutup kaldıracak ve tekrar düşürecekti. Biz yorulmaktan yorulacak hayat ise devam edecekti. Hayat böyledir işte acımasız, yüzsüz…</p>
<p><strong>Nazım</strong>’da böyleydi bir nevi. “Romantik devrimci” diyorlardı ona. Fikirleri yüzünden neredeyse bütün hayatı hapiste ve sürgünde geçmişti. Yaşadığı hayat boyunca birçok sıfat sığdırdı kendine. Oyun yazarı, şair, romancı, anı yazarı… Fakat yılmadı. Hapiste de olsa ismini değiştirip yazmaya devam etti. Türk edebiyatına serbest nazım ölçüsünü getirdi. Bu hırs ve edebiyat aşkı ile yanan yüreği ulusal bir üne kavuşmasına neden oldu ve 20.yüzyılın en gözde şairi olma şerefine nail edildi. Şiir yazarken yazıları içine sığmadı taştı, gelişti, hamdı olgunlaştı ve yeni kalıplar bulmaya başladı. Sovyetler Birliğinde olduğu yıllar arasında arayışları doruk noktasına çıktı ve Türkçe’nin ana özellikleri ile bir ahenk uyumu içinde olan “serbest nazım ölçüsü” nü buldu.</p>
<figure id="attachment_6778" aria-describedby="caption-attachment-6778" style="width: 486px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/belkide-ileridedir-yasanacak-gunlerin-en-guzeli-nazim-hikmet.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6778 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/belkide-ileridedir-yasanacak-gunlerin-en-guzeli-nazim-hikmet.jpg?resize=486%2C636" alt="1925 yılında yazdığı şiirlerden dolayı birçok defa yargılandı Hikmet. Hatta orduyu ayaklanması için kışkırttığı gerekçesiyle 28 yıl hapsi istendi." width="486" height="636" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/belkide-ileridedir-yasanacak-gunlerin-en-guzeli-nazim-hikmet.jpg?w=486&amp;ssl=1 486w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/belkide-ileridedir-yasanacak-gunlerin-en-guzeli-nazim-hikmet.jpg?resize=229%2C300&amp;ssl=1 229w" sizes="(max-width: 486px) 100vw, 486px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6778" class="wp-caption-text">1925 yılında yazdığı şiirlerden dolayı birçok defa yargılandı Hikmet. Hatta orduyu ayaklanması için kışkırttığı gerekçesiyle 28 yıl hapsi istendi.</figcaption></figure>
<p>Dava ve yaşadığı sürgünler hakkında biraz bilgi verelim; 1925 yılında yazdığı şiirlerden dolayı birçok defa yargılandı <strong>Hikmet</strong>. Hatta orduyu ayaklanması için kışkırttığı gerekçesiyle 28 yıl hapsi istendi.  Bursa, Ankara, İstanbul 12 yıl da bu şehirlerde hapis yattı. Neredeyse tüm yaşamını kodeste geçirdi bu usta şair. Yılmadı, durmadı, durdurulamadı. İsmini değiştirdi yine yazdı içindeki duyguları. İnsanlara gerçeği göstermek içindi bunca çabası. Af ile kavuştu özgürlüğüne. Yeniden yargılanacaktı ki yurt dışına kaçmayı tercih etti. Bu tercihinden sonra ise ne yazık ki Türk vatandaşlığından çıkarıldı fakat şunu bilmiyordu <strong>Nazım Hikmet</strong>; 58 yıl sonra tekrar Türk vatandaşlığına alınacaktı. Olsundu. O yine de umudu yitirmedi. Yurt dışında birçok yerde konferans düzenledi konuşmalar yaptı. İnsanları bilinçlendirmek adına kendi kimliğini hiçe saydı.  Savaş ve emperyalizme karşı olan eylemlere katıldı. Durmadı… Radyo programcılığı yaptı. Kimse onu durduramadı. Kendi düşüncesine odaklanmış, kimseyi gözü görmeyen, karşısındaki engellere rağmen yeniden ayağa kalkmayı başaran bir sanatçı vardı karşılarında çünkü. Ölümünden çok sonra birçok eseri bestelendi, hafızalara kazındı. Ölümünden önce yayımlanan ve ölümünden sonra yayımlanan çok fazla eseri vardır Hikmet’in. İşte bu büyük ustanın ölümü aniden geldi ona. 3 Haziran 1963 sabahında gazetesini almak için çıktığı 2. Kattan aşağı indi ve tam gazetesine uzanacakken ani bir kalp krizi ile yumdu hayata gözlerini. Ve daha önce de bahsettiğimiz gibi 58 yıldan sonra 2009’da Türk Vatandaşlığına geri alındı. Böylece kalplerimizde onun eserleri, kulağımızda besteler, hafızalarda usta bir şair olarak kaldı Nazım Hikmet Ran…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/belki-de-ilerdedir-yasanacak-gunlerin-en-guzelleri-nazim-hikmet/">Belki De İlerdedir Yaşanacak Günlerin En Güzelleri… / Nazım Hikmet</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/belki-de-ilerdedir-yasanacak-gunlerin-en-guzelleri-nazim-hikmet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6777</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yazarların “İlginç” Yanları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yazarlarin-ilginc-yanlari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yazarlarin-ilginc-yanlari/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 09 Jan 2017 11:30:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İrem Başaran]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6681</guid>
				<description><![CDATA[<p>HONORÊ DE BALZAC Bu ünlü ve bir o kadar başarılı yazarın “ilginç” huylarından biri eserini üretirken başına yün bir atkı takıp ayaklarını soğuk suya sokması imiş. Bir diğer huyu ise yazarken başucunda bir mum bulundurmazsa yazamaması. Kahveye olan düşkünlüğü ile bilinen yazarımız günde 40 fincana kadar kahve tüketiyormuş ve ne yazık ki Balzac kahve zehirlenmesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yazarlarin-ilginc-yanlari/">Yazarların “İlginç” Yanları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>HONORÊ DE BALZAC</h2>
<p>Bu ünlü ve bir o kadar başarılı yazarın “ilginç” huylarından biri eserini üretirken başına yün bir atkı takıp ayaklarını soğuk suya sokması imiş.</p>
<figure id="attachment_6684" aria-describedby="caption-attachment-6684" style="width: 682px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/honere-de-balzac.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6684 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/honere-de-balzac.jpg?resize=640%2C788" alt="HONORÊ DE BALZAC" width="640" height="788" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/honere-de-balzac.jpg?w=682&amp;ssl=1 682w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/honere-de-balzac.jpg?resize=244%2C300&amp;ssl=1 244w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6684" class="wp-caption-text">HONORÊ DE BALZAC</figcaption></figure>
<p>Bir diğer huyu ise yazarken başucunda bir mum bulundurmazsa yazamaması. Kahveye olan düşkünlüğü ile bilinen yazarımız günde 40 fincana kadar kahve tüketiyormuş ve ne yazık ki <strong>Balzac</strong> kahve zehirlenmesi yüzünden yaşamını yitirmiştir.</p>
<figure id="attachment_6688" aria-describedby="caption-attachment-6688" style="width: 532px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/victor-hugo.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6688 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/victor-hugo.jpg?resize=532%2C762" alt="Victor Hugo" width="532" height="762" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/victor-hugo.jpg?w=532&amp;ssl=1 532w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/victor-hugo.jpg?resize=209%2C300&amp;ssl=1 209w" sizes="(max-width: 532px) 100vw, 532px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6688" class="wp-caption-text">Victor Hugo</figcaption></figure>
<h2>VICTOR HUGO</h2>
<p>Hugo’yu bu alışkanlıklara haklı olarak eklemeliyiz çünkü gerçekten mantık dışı bir alışkanlığın altına imzasını atmıştır. <strong>Victor Hugo</strong>, hizmetçisinden tüm kıyafetlerini saklamasını istemiş böylece dışarı çıkamayacak ve eserini yazabilecektir. Kış ayının ortasında üstünde hiçbir şey olmadan sadece battaniyesine sarılarak eserler üretmiştir.</p>
<figure id="attachment_6683" aria-describedby="caption-attachment-6683" style="width: 389px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dan-brown.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6683 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dan-brown.jpg?resize=389%2C500" alt="Dan Brown" width="389" height="500" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dan-brown.jpg?w=389&amp;ssl=1 389w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/dan-brown.jpg?resize=233%2C300&amp;ssl=1 233w" sizes="(max-width: 389px) 100vw, 389px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6683" class="wp-caption-text">Dan Brown</figcaption></figure>
<h2>DAN BROWN</h2>
<p>Yeni neslin en çok satan romanlarını yazan Dan Brown’un diğer ünlü yazarlar gibi ilginç bir yönü olmasına şaşırmamak elde değil. <strong>Dan Brown </strong>yazarken masasının başucuna koyduğu kum saatinin boşalmasıyla kalkıp şınav ve mekik çekiyor böylece daha kolay hatalarını gördüğünü ve düzelttiğini itiraf ediyor.</p>
<figure id="attachment_6682" aria-describedby="caption-attachment-6682" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/charles-dickens.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6682 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/charles-dickens.jpg?resize=620%2C818" alt="Charles Dickens" width="620" height="818" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/charles-dickens.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/charles-dickens.jpg?resize=227%2C300&amp;ssl=1 227w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6682" class="wp-caption-text">Charles Dickens</figcaption></figure>
<h2>CHARLES DICKENS</h2>
<p>Ünlü yazar ve toplumsal eleştirmen olan <strong>Charles Dickens</strong>, ürettiği eserlerini mavi renkte kâğıtta ve aynı renk mürekkeple yazıyormuş. Ayrıca uyku problemi yaşayan yazar yatağının tam ortasında yatmazsa uyuyamazmış böylece kollarıyla yatağı ortalar öyle uyurmuş.</p>
<figure id="attachment_6686" aria-describedby="caption-attachment-6686" style="width: 465px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/mark-twain.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6686 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/mark-twain.jpg?resize=465%2C671" alt="Mark Twain" width="465" height="671" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/mark-twain.jpg?w=465&amp;ssl=1 465w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/mark-twain.jpg?resize=208%2C300&amp;ssl=1 208w" sizes="(max-width: 465px) 100vw, 465px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6686" class="wp-caption-text">Mark Twain</figcaption></figure>
<h2>MARK TWAIN</h2>
<p>“Bana yatak verin, size başyapıtlar vereyim.” Diyen Amerikalı yazar <strong>Mark Twain</strong>, yatakta yazan yazarlardan biridir. Bir tomar kâğıdı kucağında taşıyan ve yatakta yazarken dolan sayfaları yere savurarak yeni sayfaya yer açan yazar başucundaki komodini sadece piposunu doldurmak için kullanırmış.</p>
<figure id="attachment_6685" aria-describedby="caption-attachment-6685" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/james-joyce.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6685 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/james-joyce.jpg?resize=620%2C874" alt="James Joyce" width="620" height="874" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/james-joyce.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/james-joyce.jpg?resize=213%2C300&amp;ssl=1 213w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6685" class="wp-caption-text">James Joyce</figcaption></figure>
<h2>JAMES JOYCE</h2>
<p>Writer&#8217;s Museum’da el yazması yapıtlarının bulunduğu <strong>James Joyce</strong>, 500 kelimelik bir yazısında tamlama ve tekrarlayan tek bir kelime olmadan yazan ilk ve tek kişidir. Genellikle yazılarını yüzüstü yatarak yazan yazar, siyah mürekkep kalem kullanır ve düzeltmelerini kırmızı mürekkepli kalemle yaparmış.</p>
<p style="text-align: center;">…</p>
<p>Böylece <strong>ünlü yazarların bu ilginç huyları</strong>nı değişik alışkanlıklarını ve başarılarını öğreniyor, edebiyata kattıkları bu önemli eserler için onlara minnettar kalıyoruz. Bu alışkanlıkları ile şahsına münhasır kişilikleri ile dikkat çeken yazarlar edebiyatın gidişatını değiştirmiş ve birçok insana ilham kaynağı olmuştur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yazarlarin-ilginc-yanlari/">Yazarların “İlginç” Yanları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yazarlarin-ilginc-yanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6681</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aciz Beden İçindeki Ruh</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/aciz-beden-icindeki-ruh/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/aciz-beden-icindeki-ruh/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 22 Nov 2016 14:47:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İrem Başaran]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6095</guid>
				<description><![CDATA[<p>Durdum. Yaptığım işi bir an olsun bırakıp pencereye yöneldim. İnsanlara baktım. Hepsi hayatı yakalamaya çalışan birer oyuncak, hayat ise onlarla oynayan bir çocuk. Çocuk, oyuncakları alıyor ve oynamaya başlıyor. Sıkılınca da atıyor bir kenara hiçbirinin duygusunu düşünmeden. Başka bir oyuncak alıyor, sıkılıyor, atıyor. Bu döngü sürüp gidiyor öylece. Kenara atılmayı, itilip kakılmayı yediremeyenler bırakıyorlar kendilerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aciz-beden-icindeki-ruh/">Aciz Beden İçindeki Ruh</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Durdum. Yaptığım işi bir an olsun bırakıp pencereye yöneldim. İnsanlara baktım. Hepsi hayatı yakalamaya çalışan birer oyuncak, hayat ise onlarla oynayan bir çocuk. Çocuk, oyuncakları alıyor ve oynamaya başlıyor. Sıkılınca da atıyor bir kenara hiçbirinin duygusunu düşünmeden. Başka bir oyuncak alıyor, sıkılıyor, atıyor. Bu döngü sürüp gidiyor öylece. Kenara atılmayı, itilip kakılmayı yediremeyenler bırakıyorlar kendilerini bir yamaçtan aşağıya. Geride kalanlar perişan&#8230; Ardından bir selâ okunuyor. Unutulup gidiyor sonra o beden. Hani derler ya hayat devam ediyor ne olursa olsun. İşte hayat devam ediyor atmaya kenara köşeye. Acımasızlık, yüzsüzlük cabası. Zaten değil miydi Tanrı ceza için Adem ve Havva’yı dünyaya gönderen?</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet’in savaşı mesela. “Ya ben konstantini alacağım ya konstantin beni.” dememiş miydi?  Konstantini aldı fakat canını Hakka teslim etmişlerden söz eden yok. Geride kalanlar yeniden perişan, isimsiz, belirsiz&#8230;</p>
<p>Konstantinin adaletsizliği var bir de yetmezmiş gibi. Dile getirilmeye korkulan. Biri hangi entariyi alsam diye düşünürken diğeri onca evlada nasıl bakarım diye düşünür. Biri o son kalan yüzüğü alamadığı için ağlarken diğeri eve gelirken ekmek alamadığı için ağlar. Gözyaşları sel olur garibin de herkes orada boğulur gider. Hiç kimse düşünmez elinin tersiyle silmeyi yanağından o tuzlu suyu. Hayat böyledir işte. Acımasız, adaletsiz, yüzsüz&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/aciz-beden-icindeki-ruh/">Aciz Beden İçindeki Ruh</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/aciz-beden-icindeki-ruh/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6095</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku&#8221;dan Hayatı Gerçeklikleriyle Yüzümüze Çarpan Alıntılar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/fakat-muzeyyen-bu-derin-bir-tutkudan-hayati-gerceklikleriyle-yuzumuze-carpan-alintilar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/fakat-muzeyyen-bu-derin-bir-tutkudan-hayati-gerceklikleriyle-yuzumuze-carpan-alintilar/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 10 Nov 2016 05:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İrem Başaran]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[İlhami Algör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5891</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.” İşte bu sözlerle başlıyor yazar romanına. Bülbülün çilesi, yazarın zulası diyor,  romanın arkasına saklıyor, kendini gizli özne olarak kullanıyor sanki. İtalyan Yokuşu’ndan aşağı, Tophane’ye iniyor. Adam kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor. Kadın çekip gidiyor, adam kabulleniyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fakat-muzeyyen-bu-derin-bir-tutkudan-hayati-gerceklikleriyle-yuzumuze-carpan-alintilar/">&#8220;Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku&#8221;dan Hayatı Gerçeklikleriyle Yüzümüze Çarpan Alıntılar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“<em>Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.</em>”</p>
<p>İşte bu sözlerle başlıyor yazar romanına. Bülbülün çilesi, yazarın zulası diyor,  romanın arkasına saklıyor, kendini gizli özne olarak kullanıyor sanki. İtalyan Yokuşu’ndan aşağı, Tophane’ye iniyor. Adam kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor. Kadın çekip gidiyor, adam kabulleniyor. Böyle bir roman işte <strong>İlhami Algör</strong>&#8216;ün romanı <strong>“Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku</strong>”. Adı duyulmamış, öylesine garip. Hikayesi de bir o kadar şahsına münhasır.</p>
<h2>İlhami Algör “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku”</h2>
<p>Kitapta üç karakter olduğu biliniyor. Müzeyyen, kızı ve kocası. Hikaye kocasının ağzından anlatılıyor. Fakat kocasının ve kızının isimleri belirtilmiyor.</p>
<p>Müzeyyen yıllar önce bir kez evlenmiş -hamile kaldığı sırada- , fakat kocasını bir trafik kazasında kaybetmiştir. Tek başına dünyaya bir kız çocuğu getirir. Kızı bir yaşına geldiğinde esas oğlan ile tanışır ve evlenirler. Müzeyyen ile kocası birbirlerini sevmekten öte adeta birbirlerini tamamlamaktadırlar. Kocası öykü yazarı, Müzeyyen ise ev hanımıdır. Müzeyyen’in tüm işi kocasının yazdığı öyküleri eleştirmek ve ona tavsiyeler vermektir. Bir gün kocası öyküsünü yazarken düşünür ve bir yerde takılır. Bulamaz bir türlü ne yazacağını, alır ceketini çıkar, gider. Dolaşır cadde cadde&#8230; Gece yarısında eve döndüğünde Müzeyyen’i uyandırmamak için sessizce çıkarır kundurasını, usulca geçer odaya. Fakat ortada ne Müzeyyen vardır ne de eşyaları. Uzanır yatağa kabullenir durumu. Ertesi gün Müzeyyen arar ve buluşmak istediğini söyler. Kocası o en sevdiği küt böreğinden alır yesin çayla diye. Müzeyyen de aynı şekilde çörek alır. Buluşurlar, çay gelir, Müzeyyen çöreğini yer ve kalkar gider. Kocası anlar artık olanları. Müzeyyen ayrılmak istemektedir. Olan olmuştur, aşk baki kalmıştır.</p>
<h2>Kitaptan Alıntılar</h2>
<ul>
<li>&#8220;Müzeyyen&#8217;deki tuhaflığın ne olduğunu sonunda anlamıştım.</li>
<li>Müzeyyen hiç flört etmiyordu. Gözlerini kaçırmıyor, heyecanlanmıyor, dili sürçmüyor, dudaklarını ısırmıyor, kendinden bahsetme konusunda en küçük bir heves göstermiyordu.</li>
<li>Ya beni etkilemek gibi bir derdi yoktu, ya da beğenilmeye çok alışkındı.&#8221;</li>
<li>Nereye gidiyorsun çocuk,&#8221; dedim içimden, &#8220;büyümeye mi?&#8221;</li>
<li>Bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki?</li>
<li>Bu aşk hikayelerini hep aynı adamlar mı yazıyor? Başlangıçlar farklı ama sonlar hep aynı.</li>
<li>Belki de ayrılıklarla az acılı bir ölüm provası yapıyoruz. Ne kadar çok ayrılık, o kadar hazırsın ölüm acısına.</li>
<li>Öyle sadece ilişerek ilişki olmaz. Biraz sorumluluk alman lazım.</li>
<li>Sabahları beraber uyanırdık ben senden önce kalkardım senin uyuyuşunu izlerdim sonra sen uyanırdın, bana gülümserdin.</li>
<li>&#8220;Su inatçıdır ama zayıftır,&#8221; dedi Jack. &#8220;Kendi başına çok güçlü değildir. Nehir veya deniz gibi büyük miktarlardayken bir şeyler yapabilir. Dalgalar, çağlayanlar, girdaplar mesela&#8230;&#8221;</li>
</ul>
<p>“<em>Seninle bir ilgisi yok, bitti. Sadece bitti.</em>” Bu sözlerle bitiyor kitabımız işte. <strong>Müzeyyen</strong>, deliler gibi aşık adama bitti diyor, kalkıp gidiyor. Adam bakıyor arkasından. Sadece bakıyor, izliyor sevdiğini son bir kez. Kalbi acıyor, sığmıyor kaburgalarına&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fakat-muzeyyen-bu-derin-bir-tutkudan-hayati-gerceklikleriyle-yuzumuze-carpan-alintilar/">&#8220;Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku&#8221;dan Hayatı Gerçeklikleriyle Yüzümüze Çarpan Alıntılar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/fakat-muzeyyen-bu-derin-bir-tutkudan-hayati-gerceklikleriyle-yuzumuze-carpan-alintilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5891</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Auguste Rodin’in ‘Düşünen Adam’ı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/auguste-rodinin-dusunen-adami/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/auguste-rodinin-dusunen-adami/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 04 Nov 2016 05:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İrem Başaran]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Auguste Rodin]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünen Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünen Adam heykeli]]></category>
		<category><![CDATA[Fahri Celal Göktulga]]></category>
		<category><![CDATA[heykeltraş]]></category>
		<category><![CDATA[Rodin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5818</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Boğazın serinliğinde kendisini izlemeye gelenleri karşılayan ‘Düşünen Adam’ ne düşünüyor? ‘Düşünen Adam’ı izleyen bizler hangi gerçeklikte neyi düşünüyoruz? Peki var mıyız?” İhsan Oktay Anar Düşünen Adam Bu sözden yola çıkarak biz de Düşünen Adam’ın ne düşündüğünü merak ediyor ve öğreniyoruz. Modern çağın öncüsü olan Fransız heykeltraş Auguste Rodin 1900’lü yıllarda yaptığı Düşünen Adam heykeli tüm [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/auguste-rodinin-dusunen-adami/">Auguste Rodin’in ‘Düşünen Adam’ı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>“Boğazın serinliğinde kendisini izlemeye gelenleri karşılayan ‘Düşünen Adam’ ne düşünüyor? ‘Düşünen Adam’ı izleyen bizler hangi gerçeklikte neyi düşünüyoruz? Peki var mıyız?”</em></p>
<p style="text-align: right;"><strong>İhsan Oktay Anar</strong></p>
<h2>Düşünen Adam</h2>
<p>Bu sözden yola çıkarak biz de <strong>Düşünen Adam</strong>’ın ne düşündüğünü merak ediyor ve öğreniyoruz.</p>
<p>Modern çağın öncüsü olan Fransız heykeltraş <strong>Auguste Rodin</strong> 1900’lü yıllarda yaptığı <u>Düşünen Adam</u> heykeli tüm dünyada felsefi düşüncenin simgesi haline gelmiştir. Heykelin yapılma fikri ise, bir komisyon tarafından Paris’e yeni bir kapı tasvirinin yapılması isteğiyle doğmuştur.Rodin’in ünlü eserlerinden biri olan Cehennem Kapıları’nın temeli böylece atılmış oldu. Fransız heykeltraş, modern Avrupanın fikir adamlarından biri olan Dante’nin İlahi Komedya adlı eserinde betimlediği Cehennem, Araf ve Cennet bölümlerinden özellikle Cehennem tasvirlerinin etkisinde kalmış ve ondan ilham alarak çalışmaya başlamıştır. Heykel; Fransa, Almanya, Danimarka, Norveç gibi birçok ülkede swanat müzeleri ve üniversite kampüslerinde yer alıyor. Ülkemizde ise Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinin bahçesinde bulunuyor.</p>
<figure id="attachment_5821" aria-describedby="caption-attachment-5821" style="width: 966px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rodin.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5821 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rodin.jpg?resize=640%2C636" alt="Auguste Rodin" width="640" height="636" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rodin.jpg?w=966&amp;ssl=1 966w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rodin.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/rodin.jpg?resize=300%2C298&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5821" class="wp-caption-text">Auguste Rodin</figcaption></figure>
<h2>Düşünen Adam’ın Türkiye’deki Hikayesi</h2>
<p>Heykelin ülkemizde ki konumu kadar yapım hikayesi de oldukça ilgi çekicidir.</p>
<p>Şöyle ki Başhekim Fahri Celal Göktulga, <em>Düşünen Adam heykeli</em>ni bir dergide görür ve ardından bir kopyasının hastane bahçesine yapılması fikrini ortaya atar. Fakat gereken ödenek olmadığından hastane müdürünün isteğiyle o dönemde hastanede yatan ve heykele yatkınlığı olan bir hasta tarafından yapılmaya başlanır.&nbsp; Bir süre sonra hasta para istemeye başlar ve parası ödenmeyince heykeli bütün çıplaklığıyla yarım bırakıp gider. Bunu gören ve depresyon tedavisinde olan bir hasta heykelin geri kalanını yapabileceğini iddia eder ve hastaya taburcu sözü verilerek <strong>Düşünen Adam</strong>ın kaderini o hastanın eline bırakırlar. Heykel kısa sürede tamamlanır ve Göktulga istediği kopyaya nihayet ulaşır.</p>
<p>Aynı zamanda o dönem <strong>Rodin</strong>’in heykelinin neden tercih edildiği sorulduğunda Göktulga, aslında hastaların dışarıdakilere üzülüp onları düşündükleri ve bu yüzden böyle bir heykel seçtiğini dile getirir.</p>
<figure id="attachment_5820" aria-describedby="caption-attachment-5820" style="width: 524px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/dusunen-adam-heykeli.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5820 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/dusunen-adam-heykeli.jpg?resize=524%2C374" alt="Auguste Rodin’in mezarı Düşünen Adam heykelinin altındadır." width="524" height="374" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/dusunen-adam-heykeli.jpg?w=524&amp;ssl=1 524w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/dusunen-adam-heykeli.jpg?resize=300%2C214&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/dusunen-adam-heykeli.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 524px) 100vw, 524px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5820" class="wp-caption-text">Auguste Rodin’in mezarı Düşünen Adam heykelinin altındadır.</figcaption></figure>
<p>Dünya üzerinde çok farklı ülkelerde çok farklı kültürlerin içinde olsa bile felsefik ve özgür düşüncenin sembolü haline gelmişken ülkemizde zamanla Dante ve Rodin’i bile geride bırakıp enteresan bir şekilde akıl hastalığının sembolü haline gelmiştir.</p>
<p>Son bilgi olarak <u>Auguste Rodin</u>’in mezarı <strong>Düşünen Adam</strong> heykelinin altına gömülmüştür.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/auguste-rodinin-dusunen-adami/">Auguste Rodin’in ‘Düşünen Adam’ı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/auguste-rodinin-dusunen-adami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5818</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
