<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Hazel Güney &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/hazelguney/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 21:40:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Bir Öykü Kitabı Analizi: Stefan Zweig</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-oyku-kitabi-analizi-stefan-zweig/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-oyku-kitabi-analizi-stefan-zweig/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 07 Mar 2016 12:03:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hazel Güney]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Kadının Yaşamından 24 Saat]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Yüreğin Ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Can Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Stefan Zweig]]></category>
		<category><![CDATA[Zweig]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2556</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Kuşkusuz devletin mahkemesi bu tip olayları benden daha sert değerlendiriyor; onun görevi genel ahlak kurallarını ve gelenekleri acımasızca korumaktır; bu da onun insanları affetmesini değil, yargılamasını gerektiriyor. Kaldı ki resmi kimliği olmayan ben, neden bir savcının rolünü üsteleneyim ki? Ben savunmayı tercih ediyorum. İnsanları yargılamaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk alıyorum.” İşte böyle demişti kadın Mrs [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-oyku-kitabi-analizi-stefan-zweig/">Bir Öykü Kitabı Analizi: Stefan Zweig</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“Kuşkusuz devletin mahkemesi bu tip olayları benden daha sert değerlendiriyor; onun görevi genel ahlak kurallarını ve gelenekleri acımasızca korumaktır; bu da onun insanları affetmesini değil, yargılamasını gerektiriyor. Kaldı ki resmi kimliği olmayan ben, neden bir savcının rolünü üsteleneyim ki? Ben savunmayı tercih ediyorum. İnsanları yargılamaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk alıyorum.”</p>
<p>İşte böyle demişti kadın Mrs C’ye. Bir Bebek Evindeki Nora gibi kadınların da seçme hakkının olduğunu bir kez daha hatırlıyordu. ilk gün tanıştığı bir erkekle kaçıp gitmesi –hele ki bir kadınsa asla Kabul edilemezdi. Erkeğin durumu sorgulanmazdı; sanki kaçan tek başına bir kadınmış gibi. Stefan Zweig “Bir Kadının Yaşamından 24 Saat” adlı romanında kıvrak zekasıyla inceden inceye dokunduruyor ruhumuza.</p>
<figure id="attachment_2557" aria-describedby="caption-attachment-2557" style="width: 189px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bir-Kadinin-Yasamindan-24-Saat-Ve-Bir-Yuregin-Olum.jpg" rel="attachment wp-att-2557"><img class=" td-modal-image wp-image-2557 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bir-Kadinin-Yasamindan-24-Saat-Ve-Bir-Yuregin-Olum-189x300.jpg?resize=189%2C300" alt="Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü adlı iki öyküden oluşan 122 sayfalık bir Stefan Zweig kitabı." width="189" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bir-Kadinin-Yasamindan-24-Saat-Ve-Bir-Yuregin-Olum.jpg?resize=189%2C300&amp;ssl=1 189w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bir-Kadinin-Yasamindan-24-Saat-Ve-Bir-Yuregin-Olum.jpg?w=399&amp;ssl=1 399w" sizes="(max-width: 189px) 100vw, 189px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2557" class="wp-caption-text">Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü adlı iki öyküden oluşan 122 sayfalık bir Stefan Zweig kitabı.</figcaption></figure>
<p>Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü adlı iki öyküden oluşan 122 sayfalık bir Stefan Zweig kitabı elimizdeki. Kitabı okurken akışına kapılıp dalgalarla boğuşuyorsunuz. Çünkü Zweig’ın anlatım tarzı sizi alıp başka dünyalara götürüyor. Öyle güzel benzetmelerle kelime oyunları yapıyor ki, siz  ‘o’ kadın ve ‘o’  adam oluyorsunuz. Kitap hem bir kadının, hem de bir adamın hikayesini anlatıyor. Bizi kendi yalnızlıklarına, çaresizliklerine, yapmak istediklerine ve yapamadıklarına; olmak zorunda kaldıkları karakterler oluşlarının sahteliğine ve acımasızca onlara dayatılan normlar altında yaşamaya çalıştıklarını anlatıyor.</p>
<p>İlk hikayede Mrs. C’nin yıllarca kimseye anlatamadığı bir günlük  anısına şahit oluyoruz. Bu hikayeyi de sadece birkaç dakikadır tanıdığı bir kadına anlatıyor. Kadın olmanın, tutkuların, yapabileceklerimizin, aşkın, yalanların, tahribatların, mutsuzluğun, paranın, kumarın, toplumsal olarak ahlakçılığın ve ahlakçıların resmini getiriyor gözümüze. Hangimiz bugün aşkı tatmak istemiyoruz ki? Mantık olmadan sevmek ve tutkularının peşinden gitmek&#8230; Bir erkek olarak her yapılanın normal karşılandığı; ama bir kadının hele ki çocukluysa devrimlere karşı gelmesinin anlamsız olduğu bir çağı; bugünde de, yarında da ve gelecekte de bu durumun asla değişmeyeceğini söylüyor. Öyle güzel metaforlar kullanıyor ki, bir kemanın sesi de size etkileyen tınısı ile kıyas edilemez güzellikte.</p>
<p><em>“Fakat bu ellerin beni öncelikle korkunç derecede şaşırtan yanı tutkularıydı, anlaşılmaz tutkulu ifadeleri, birbirleriyle güreşmeleri ve birbirlerini tutuşlarıydı.”</em></p>
<figure id="attachment_2558" aria-describedby="caption-attachment-2558" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Stefan-Zweig.jpg" rel="attachment wp-att-2558"><img class=" td-modal-image wp-image-2558 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Stefan-Zweig.jpg?resize=500%2C281" alt="Stefan Zweig" width="500" height="281" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Stefan-Zweig.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Stefan-Zweig.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2558" class="wp-caption-text">Stefan Zweig</figcaption></figure>
<p>İkinci bölümde bir erkeğin gözünden aile olmayı –olamamayı- yalnızlığı, ölümü ve bu ölümü tercih edişini, yozlaşmışlığını insanların, kavramların altının oyulduğu bir zamanı; Kafka’nın Dönüşüm’ünü andıran baba otoritesini ve günden güne kopma noktasına gelen aile kavramının kasvetli yapısını bir çırpıda okuyoruz. Okurken bazen kahramanımızın düşüncelerine kızıyoruz, bazen de yanında oluyoruz. İçinde sıkıştığı bu distopik vücutta varlığını sorgulayan, var olmanın acısını çeken yüreğini söküp atan ve onu daha canlıyken yok etmeyi başaran bir adamın hikayesini. Yüreği olmayan adam: uyuyor, görüyor; ama hissetmiyor. Hissedemiyor…</p>
<p>Bu iki hikayenin ortak kavramlarından biri de para. Paranın insan dünyasında yarattığı acılar, sinsice ruhumuza girip bizi dağıtan ve  bir uyuşturucu gibi tutsağı olmamızın ve değerleri yitirmemizi sğlayan bir trafik canavarı oluşunun hikayesi. Toplumsal bir yerde konum bulmanın yegane şartlarından biri de önce birey olabilmekken; birey olmamıza karar veren şeyin bu kağıt parçası olmasının trajik durumları kadın ve erkek olmanın üzerinden veriliyor.</p>
<p>Kalbini daha yaşarken durdurmayı başaran adamın nefessiz yaşadığının altını çizen şu satırlarla bitirmek istiyorum:</p>
<p><em>“Bir yüreğin adamakıllı sarsılabilmesi için her zaman ille de kaderin güçlü bir tokadı ya da her şeyi sert bir şekilde söküp atan bir güç gerekmez, hatta gelişigüzel nedenle yıkımı yaratmak, kaderin ele avuca sığmaz heykeltıraş isteğini tahrik eder. Biz insanoğlu, kendi anlaşılmaz dilimizde bu ilk hafif dokunuşlara bahane deriz. Ve onun o küçücük cüssesiyle çoğu zaman muazzam etkili gücüne şaşar kalırız; fakat bir hastalık nasıl sinsice ortaya çıkarsa, bir insanın kaderi de ancak her şey gözle görülür hale geldiğinde ve olaylar başladığında kendini belli eder. Kader, yüreğe dıştan dokunmadan çok önce beyinde ve kanda içten içe ilerler her zaman. Kişinin kendini tanımaya başlaması aslında kendini savunmaya başlamasıdır ve bu çoğu zaman beyhude bir savunmadır.” </em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-oyku-kitabi-analizi-stefan-zweig/">Bir Öykü Kitabı Analizi: Stefan Zweig</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-oyku-kitabi-analizi-stefan-zweig/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2556</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İntikamdan Doğan Bir Hareket: Diriliş (The Revenant)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 22 Feb 2016 07:51:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hazel Güney]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alejandro Gonzalez Innarıtu]]></category>
		<category><![CDATA[DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Innarıtu]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo DiCaprio]]></category>
		<category><![CDATA[Lubezki]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Punke]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[sanat filmi]]></category>
		<category><![CDATA[şiirsel sinema]]></category>
		<category><![CDATA[The Revenant]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Hardy]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2324</guid>
				<description><![CDATA[<p>İntikam soğuk yenen bir yemek, bazen de Tanrının inisiyatifine kalmış bir durum haline gelebilir. İnsanın insan üzerindeki sonsuz baskısı ve ezme içgüdüsü, sahip olduğumuz doğayı katlettiği gibi; sahip olduklarımızı da bizden çalabilir. İşte bu çalma dürtüsünün gerçekleştiği ilk andan itibaren, insan var olduğu kişiliğinden soyunup, yeni bir benlik kazanır. Tabii bu kazanılan benliğin altında toplumun [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/">İntikamdan Doğan Bir Hareket: Diriliş (The Revenant)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İntikam soğuk yenen bir yemek, bazen de Tanrının inisiyatifine kalmış bir durum haline gelebilir. İnsanın insan üzerindeki sonsuz baskısı ve ezme içgüdüsü, sahip olduğumuz doğayı katlettiği gibi; sahip olduklarımızı da bizden çalabilir. İşte bu çalma dürtüsünün gerçekleştiği ilk andan itibaren, insan var olduğu kişiliğinden soyunup, yeni bir benlik kazanır. Tabii bu kazanılan benliğin altında toplumun her kesimini etkileyecek ideolojik aygıtların da olduğunu ve bu her bir aygıtın, normun ve kavramın bir insandan çıkıp; milyonlarca insanı ve milyonlarca insanın geleceğini etkilediğini de unutmamız gerekir. İşte <strong>Alejandro Gonzalez Innarıtu</strong>’nun çektiği ve başrolünde <strong>Leonardo DiCaprio</strong>’nun olduğu <strong>The Revenant</strong> bizlere bu durumları sorgulatıyor.</p>
<figure id="attachment_2332" aria-describedby="caption-attachment-2332" style="width: 337px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg" rel="attachment wp-att-2332"><img class=" td-modal-image wp-image-2332 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?resize=337%2C209" alt="Leonardo DiCaprio, filmde muhteşem bir performans sergiliyor." width="337" height="209" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?w=337&amp;ssl=1 337w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?resize=300%2C186&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/revenant-dirilis.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 337px) 100vw, 337px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2332" class="wp-caption-text">Leonardo DiCaprio, filmde muhteşem bir performans sergiliyor.</figcaption></figure>
<p>Alejandro Gonzalez Inarritu’nun <strong>Michael Punke</strong>’ın romanından yola çıkarak çektiği filmin konusu; Hugh Glass’ın  ayı yavrusunu avladığı sırada, anne ayının bunu fark etmesi ve Glass’ı ölümcül darbelerle yaraladıktan sonra; arkadaşlarının onu ölüme terk etmesi üzerine verdiği yaşam savaşını anlatıyor. Bu savaşı verirken aklındaki tek şey ise intikam duygusu oluyor.  Peki bu intikam duygusu doğa ile savaşan insanın mücadelesi esnasında ne kadar bize geçiyor?</p>
<p>Inarritu  filmi her zaman aşina olduğumuz macera filmlerinden ayrı bir yerde tutuyor. Glass oğlunun intikamını almak için aylarca doğa ile savaşmak, yaralarını iyileştirmek ve içindeki ateşi körüklemek için bir savaş veriyor. Karlarla kaplı dağlarda yürüyor, soğuk sularda yüzüyor, çiğ çiğ hayvanları yiyor.</p>
<figure id="attachment_2333" aria-describedby="caption-attachment-2333" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png" rel="attachment wp-att-2333"><img class=" td-modal-image wp-image-2333 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png?resize=480%2C268" alt="Diriliş, her ne kadar bir intikam temasıyla başlasa da asıl temayı filmin tamamına baktığımızda anlayabiliriz." width="480" height="268" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/The-Revenant.png?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2333" class="wp-caption-text">Diriliş, her ne kadar bir intikam temasıyla başlasa da asıl temayı filmin tamamına baktığımızda anlayabiliriz.</figcaption></figure>
<p>Glass, yaşamak için ne gerekiyorsa yapıyor. Soğuktan donmamak için bir atın içinde uyumayı bile göze alıyor. Biz film boyunca pür dikkat kesiliyoruz ve ayrıca gerilim yaşıyoruz. Bunun etkisinde muhteşem çekimlerin ve doğa manzarasının etkisi de büyük. Fakat filmin başındaki ayı ile olan mücadele bizlere her ne kadar doğa ve insanın savaşını bir metafor olarak sunsa ve bunu Glass’ın intikamıyla bağdaştırsa da,  o intikam olayı bir yan anlam olarak kalıyor. Bir zaman sonra biz artık Glass’ın intikamına değil; Glass’ın yaşam mücadelesine tanık oluyoruz. Bu da ister istemez filmin “<em>intikam</em>” üzerine olan mottosunun kırılmasına neden oluyor.</p>
<figure id="attachment_2334" aria-describedby="caption-attachment-2334" style="width: 385px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg" rel="attachment wp-att-2334"><img class=" td-modal-image wp-image-2334 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg?resize=385%2C271" alt="Hayatta kalma mücadelesinde doğayla insanın acımasız savaşına tanık oluruz." width="385" height="271" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg?w=385&amp;ssl=1 385w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/the-revenant-dirilis.jpg?resize=300%2C211&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 385px) 100vw, 385px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2334" class="wp-caption-text">Hayatta kalma mücadelesinde doğayla insanın acımasız savaşına tanık oluruz.</figcaption></figure>
<p>İntikam olayına tekrar dönersek; Glass’ın ben zaten öldüm diyerek aslında psikolojik olarak da iç dünyasını yansıttığını ve onu yaşatan şeyin zaten oğlunu öldüren kişiden alacağı intikamı olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında her ne kadar beyaz olsa da, Glass’ın ölen oğlu aslında bir Kızılderili. Çünkü Glass bir pawnee kadınıyla evliydi. Buradan baktığımızda bu cümleler bizi; hem beyaz bir insanın dışlanan bir insanla evlenmiş olması ve her iki ötekiyi de kaybetmesi durumuyla,  hem de kendisinin karısı ve çocuğunun soyunu kurutanlarla çalışması ve hayvanları katletmesi durumlarındaki ikilemi yansıtmasıyla bizleri taraf olmaktan daha çok; dünyanın acımasızlığını sorgulamamıza neden oluyor Yani şu andan itibaren salt bireysel bir intikamdan bahsedebilir miyiz? Aslında konum ve sosyolojik normlar açısından da bir intikam söz konusu. Fakat bu noktada bu durumlar filmde bir eyleme değil, eylemsizliğe dönüşüyor. Bu da filmin sonlarına doğru bir tempo düşüklüğüne neden oluyor.</p>
<figure id="attachment_1690" aria-describedby="caption-attachment-1690" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg" rel="attachment wp-att-1690"><img class=" td-modal-image wp-image-1690 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=640%2C460" alt="Leonarda Dicaprio &quot;Diriliş&quot;" width="640" height="460" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=300%2C216&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=536%2C386&amp;ssl=1 536w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/the-revenant-leonardo-dicaprio.jpg?resize=269%2C192&amp;ssl=1 269w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1690" class="wp-caption-text">Leonarda Dicaprio &#8220;Diriliş&#8221;</figcaption></figure>
<p>Diriliş için bir <em>sanat filmi</em> adlandırması da yapabiliriz. Bunun kesinlikle böyle bir kategoride incelenmesi gerekir diyemem. Fakat görüntü yönetmeni <strong>Lubezki</strong>’nin muhteşem doğa çekimleri, Inarritu’nun kamera açılarıyla birleşmesi; üzerine filmin çoğu zaman diyalogsuz olması ister istemez bu etkiyi yaratıyor.</p>
<p>Leonardo DiCaprio’nun performansı filmin başarısında önemli kilit  noktalarından biri. Çünkü gerek mimik, gerekse doğayla girdiği çetin mücadelede verdiği oyunculuk performansı bizi Glass’ın yaşam evrenine sokuyor. Aynı şekilde <strong>Tom Hardy</strong>’nin (Fizgerald) oyunculuğu da Leonardo DiCaprio kadar muazzam. Ekip olarak bir animasyon stüdyosunda çekmeyip, doğal ortamlarda gerçeklik içinde her şeyin çekilmiş olması da, filmin görsel olarak bizi tatmin etmesinin ötesinde, gerçekliğin tüm acımasızlığı ve doğallığını iyi bir diyalektik üzerinden verdiği için ayrı bir tatla bizi içine alıyor.</p>
<p>Beyazların gelişi ile Kızılderelilerin katledilmesi, onların doğasına müdahale edilmesi, modern dediğimiz insanların bunu yaparken kendilerinde hak görmesi ve hayvanların acımasızca öldürülmesi durumları filmin alt metinlerini tamamlıyor. Ama sonunda bir eksiklik hissiyati de uyanmıyor değil.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/">İntikamdan Doğan Bir Hareket: Diriliş (The Revenant)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/intikamdan-dogan-bir-hareket-dirilis-the-revenant/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2324</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kathe Kollwitz’in Takdire Şayan Sanatçılığı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kathe-kollwitzin-takdire-sayan-sanatciligi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kathe-kollwitzin-takdire-sayan-sanatciligi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 08 Feb 2016 19:25:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hazel Güney]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Dokumacıların İsyanı]]></category>
		<category><![CDATA[Goya]]></category>
		<category><![CDATA[Hauptmann]]></category>
		<category><![CDATA[heykeltraş]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[Kathe Kollwitz]]></category>
		<category><![CDATA[Kollwitz]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[oto portre]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[sembolizm]]></category>
		<category><![CDATA[toplumcu gerçekçi sanatçılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2127</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kollwitz Doğu Prusya’da dünyaya geldi. Ailesi Hıristiyan olmasına rağmen, sosyalist bir dünya görüşünü benimseyen bir ailede yetişti. 19. yy sonunda işçilerin ve halkın içinde bulunduğu durumlardan çok fazla etkilenmekteydi. Bu nedenle Alman dışavurumcu ressam, heykeltıraş, gravür sanatçısı Kollwitz; yoksulların, ezilenlerin ve işçilerin yanında olması ile tanınır. O eserlerinde toplumsal gerçekçilik ile duygularını harmanlamıştır. Ibsen, Tolstoy, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kathe-kollwitzin-takdire-sayan-sanatciligi/">Kathe Kollwitz’in Takdire Şayan Sanatçılığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kollwitz Doğu Prusya’da dünyaya geldi. Ailesi Hıristiyan olmasına rağmen, sosyalist bir dünya görüşünü benimseyen bir ailede yetişti. 19. yy sonunda işçilerin ve halkın içinde bulunduğu durumlardan çok fazla etkilenmekteydi. Bu nedenle Alman dışavurumcu ressam, heykeltıraş, gravür sanatçısı Kollwitz; yoksulların, ezilenlerin ve işçilerin yanında olması ile tanınır. O eserlerinde toplumsal gerçekçilik ile duygularını harmanlamıştır. Ibsen, Tolstoy, Zola gibi yazarları okuması da bunda etki etmiştir. Toplumun içinde bulunduğu hastalıklı ruhu ortaya çıkarmıştır ve bu toplumun çelişkileri içinde yaşamaya çabalayan bireyin durumunu gözler önüne sermiştir.</p>
<figure id="attachment_2128" aria-describedby="caption-attachment-2128" style="width: 450px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/BA-258.jpg" rel="attachment wp-att-2128"><img class=" td-modal-image wp-image-2128 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/BA-258.jpg?resize=450%2C353" alt="“Dokumacıların İsyanı” adlı oymabaskısı konusunu, Silezyalı dokumacıların 1844’teki isyanlarının gaddarca bastırılmasından alır. " width="450" height="353" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/BA-258.jpg?w=450&amp;ssl=1 450w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/BA-258.jpg?resize=300%2C235&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2128" class="wp-caption-text">“Dokumacıların İsyanı” adlı oymabaskısı konusunu, Silezyalı dokumacıların 1844’teki isyanlarının gaddarca bastırılmasından alır.</figcaption></figure>
<p>Sanatçı eserlerinde daha çok; adaletsizlik, insanlığın kendini yok edişi gibi evrensel konuları işlemiş; dönemin ahlaki ve siyasi sorunları ile yakından ilgilenmiştir. İşçi sınıfının yaşadığı zorluklar, savaşlar, yoksulluğun artışı, direnişler, ölümler onun başlıca ilgilendiği konulardır. Sanat hayatına baskı resimleriyle başlamış ve Goya’dan etkilenmiştir. “Dokumacıların İsyanı” adlı oymabaskısı konusunu, Silezyalı dokumacıların 1844’teki isyanlarının gaddarca bastırılmasından alır. Bunu ünlü Alman oyun yazarı Gerard Hauptmann’ın “Dokumacıların İsyanı” adlı oyunundan esinlenerek yapar.</p>
<figure id="attachment_2131" aria-describedby="caption-attachment-2131" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PicMonkey-Collage.jpg" rel="attachment wp-att-2131"><img class=" td-modal-image wp-image-2131 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PicMonkey-Collage-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Kollwitz aynı zamanda bronz ve taş malzemeleriyle çalışan bir heykeltıraştır." width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PicMonkey-Collage.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PicMonkey-Collage.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PicMonkey-Collage.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2131" class="wp-caption-text">Kollwitz aynı zamanda bronz ve taş malzemeleriyle çalışan bir heykeltıraştır.</figcaption></figure>
<p>Kollwitz aynı zamanda bronz ve taş malzemeleriyle çalışan bir heykeltıraştır da. 1910’da başladığı heykel çalışmalarında da, resimlerinde işlediği konuları ele almıştır. Kollwitz, çocuklarını kaybetmekten de çok korkar ve sanatçının eserlerinde bu korkusunun etkilerini de görürüz. Anne ve çocuk temasını çokça işlemiştir. Özellikle savaşta 18 yaşındaki oğlunu kaybetmesinden sonra, resimlerinde daha çok ölü çocuk teması, çocuklarına sarılmış anne figürleri yapmaya başlar. Bu şekilde anneler çocuklarını tüm kötülüklerden korusun istemiştir. Oğlunun ve oğlu gibi yüzbinlerce gencin acısını yıllarca üzerinde çalıştığı yaslı anne ve baba heykellerinde dile getirmiştir. Bu iki heykel şu an&nbsp;Belçika&#8217;da,&nbsp;Flandre&#8217;daki meçhul asker mezarlığının kapısındadır.</p>
<p>Hitler’in başa gelmesiyle çalıştığı akademiden de ayrılmak zorunda kalan sanatçı, 1934-35 yılları arasında son büyük baskı resim çalışmasını “ölüm” teması içinde yapmıştır. Sanatçı yaşadığı döneme baskı resimler yaparak sembolik göndermeler de bulunmuştur. Ayrıca sanatçının iç dünyasında kendisiyle yüzleştiği oto portreleri de önemli bir yer tutmaktadır.</p>
<figure id="attachment_2130" aria-describedby="caption-attachment-2130" style="width: 518px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kollwitz-poverty-1893.jpg" rel="attachment wp-att-2130"><img class=" td-modal-image wp-image-2130 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kollwitz-poverty-1893.jpg?resize=518%2C516" alt="Sanatçının iç dünyasında kendisiyle yüzleştiği oto portreleri de önemlidir." width="518" height="516" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kollwitz-poverty-1893.jpg?w=518&amp;ssl=1 518w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kollwitz-poverty-1893.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kollwitz-poverty-1893.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 518px) 100vw, 518px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2130" class="wp-caption-text">Sanatçının iç dünyasında kendisiyle yüzleştiği oto portreleri de önemlidir.</figcaption></figure>
<p>Kollwitz, art arda ürettiği isyan, savaş ve ölüm konulu eserleriyle döneminin toplumcu gerçekçi bir sanatçısıdır. Eserlerinde yaratmayı başardığı duygusal gerilimler, çizgi anlayışı ve kurgularıyla dışavurumcudur. The End adlı eserinde sanatçı, dokumacıların yaşadığı ezilme duygusunun ve mücadelelerinin dramatik sonuna gönderme yapar. Sanatçı sembolik anlatımıyla kişiyi o ana götürür. Onun eserlerine bakanlar, o anların izleyicisi konumundadırlar. Çünkü oradaki kişilerin ruh hallerini yansıtmaktadır. Bunu o kadar güçlü bir aktarımla yapar ki bu nedenle biz sanki o anı yaşıyormuşuz izlenimine kapılırız. Yaşananların sonunda kalan o hareketsiz bedenler sonu –ölümü sembolize eder.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kathe-kollwitzin-takdire-sayan-sanatciligi/">Kathe Kollwitz’in Takdire Şayan Sanatçılığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kathe-kollwitzin-takdire-sayan-sanatciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2127</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Resim ve Şiire Konu Olan Mistik Akım: Sembolizm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/resim-ve-siire-konu-olan-mistik-akim-sembolizm/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/resim-ve-siire-konu-olan-mistik-akim-sembolizm/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 18 Jan 2016 20:58:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hazel Güney]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Alan Poe]]></category>
		<category><![CDATA[imge]]></category>
		<category><![CDATA[imgelem]]></category>
		<category><![CDATA[Mallerme]]></category>
		<category><![CDATA[mistik]]></category>
		<category><![CDATA[mistik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[mistizm]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[natüralizm]]></category>
		<category><![CDATA[Poe]]></category>
		<category><![CDATA[pozitivizm]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Rilke]]></category>
		<category><![CDATA[Rimboud]]></category>
		<category><![CDATA[romantizm]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[sembol]]></category>
		<category><![CDATA[sembolik resim]]></category>
		<category><![CDATA[sembolik şiir]]></category>
		<category><![CDATA[sembolist]]></category>
		<category><![CDATA[sembolist ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[sembolist şairler]]></category>
		<category><![CDATA[sembolizm]]></category>
		<category><![CDATA[simgecilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1808</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sembolizm, nesnenin karşısına düşen ifade değildir. Kafa yorarak, sezdirerek, düşündürerek belirsizlik taşıyan ve çözmeye çalışarak; daha içeriye erişme çabasıyla ilişki kurar. Gerçekçilik akımına tepki olarak doğmuştur. Romantizmin devamıdır da diyebileceğimiz gibi, dışavurumculuğun gerçekçi yaklaşımına, pozitivizme ve materyalizme tepki olarak doğmuştur. Somut varlıklar sembolistlere göre, dış dünya ile insanın iç dünyası arasında bir köprü niteliği taşır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/resim-ve-siire-konu-olan-mistik-akim-sembolizm/">Resim ve Şiire Konu Olan Mistik Akım: Sembolizm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sembolizm, nesnenin karşısına düşen ifade değildir. Kafa yorarak, sezdirerek, düşündürerek belirsizlik taşıyan ve çözmeye çalışarak; daha içeriye erişme çabasıyla ilişki kurar. Gerçekçilik akımına tepki olarak doğmuştur. Romantizmin devamıdır da diyebileceğimiz gibi, dışavurumculuğun gerçekçi yaklaşımına, pozitivizme ve materyalizme tepki olarak doğmuştur.</p>
<p>Somut varlıklar sembolistlere göre, dış dünya ile insanın iç dünyası arasında bir köprü niteliği taşır. İnsan dış dünyayı nasıl algılıyorsa, öyle değerlendirir. Örneğin natüralizmde bilimsel bir yaklaşım vardı, felsefesi pozitivizmdi. Neden sonuç hareket yasalarıyla ele alınırdı. Sembolizmde ise, düşler ve imgeler dünyasında bir şeyler vardır. Bilimsel bir tutumdan söz edilmez. Kişiye özeldir ve metafiziktir. Aslında biz buna görünen dünyanın, görünmeyen yüzü de diyebiliriz.</p>
<figure id="attachment_1811" aria-describedby="caption-attachment-1811" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolizm.jpg" rel="attachment wp-att-1811"><img class=" td-modal-image wp-image-1811 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolizm.jpg?resize=500%2C370" alt=" William Blake, &quot;Adem ile Havva, Habil’in Cesedini Buluyor&quot;, 1825." width="500" height="370" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolizm.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolizm.jpg?resize=300%2C222&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1811" class="wp-caption-text">William Blake, &#8220;Adem ile Havva, Habil’in Cesedini Buluyor&#8221;, 1825.</figcaption></figure>
<p>19. YY’dan sonra bu akımın çıkmasına ön ayak olmuş şair ve ressamlar keşfetmekteyiz. Rilke, Rimboud, Edgar Alan Poe, Mallerme bu şairlerden bazılarıdır. Daha sonra özellikle resim sanatında etkileri çok fazla görülmeye başlanmıştır. 1880’lerden sonra Fransa’da ortaya çıkmıştır ve buradan diğer ülkelere yayılmıştır. Sembolistler bireyin yaşadığı duyguları doğrudan anlatmaya karşıydılar. Onlar “gerçek bana görünen değil, ben de hissettirdiğidir.” derler.</p>
<figure id="attachment_1810" aria-describedby="caption-attachment-1810" style="width: 234px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolist-resim.jpg" rel="attachment wp-att-1810"><img class=" td-modal-image wp-image-1810 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolist-resim-234x300.jpg?resize=234%2C300" alt="Sembolizmin önemli bir ayağını resim oluşturur." width="234" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolist-resim.jpg?resize=234%2C300&amp;ssl=1 234w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolist-resim.jpg?resize=233%2C300&amp;ssl=1 233w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sembolist-resim.jpg?w=336&amp;ssl=1 336w" sizes="(max-width: 234px) 100vw, 234px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1810" class="wp-caption-text">Sembolizmin önemli bir ayağını resim oluşturur.</figcaption></figure>
<p>Sembolik resimde ise en önemli özellik tinsellik ve melankolidir. Sembolizmde iç dünya, düşler, hayaller, yalnızlık, düşünce, gerçek dışı, uyku ve ölüm de yer bulur. Ressamlar yaşadıklarını, gördüklerini edebiyattan ve mitolojiden aldıklarını imgelem yoluyla tuale yansıtırlar. Doğa, deniz ve antik figürler düşsel ögelerle harmanlanır ve duygulara yönelerek daha güçlü bir anlatım yakalanmaya çalışılır.</p>
<p>Sembolist ressamlar mitolojiden ve İncil’den etkilendikleri için, garip renkler ve ürpertici ışıklar yardımıyla mistik düşüncelerini, çarpıcı ve tedirgin edici görsel ögelere dönüştürmüşlerdir. Aslında sembolistler için; bilinmeyeni arayan, beş duyunun seslenemeyeceği şeylere seslenen, görüneni silikleştiren ve aydınlığa varan anlamlardan kaçıp, bunları sembollerle gösterenler diyebiliriz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/resim-ve-siire-konu-olan-mistik-akim-sembolizm/">Resim ve Şiire Konu Olan Mistik Akım: Sembolizm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/resim-ve-siire-konu-olan-mistik-akim-sembolizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1808</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
