<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Gonca Tutuk &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/goncatutuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 21:39:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Asılan Marsyas Heykeli</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/asilan-marsyas-heykeli/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/asilan-marsyas-heykeli/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Jan 2016 20:24:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gonca Tutuk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Aphrodite]]></category>
		<category><![CDATA[Apollon]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Asılan Marsyas]]></category>
		<category><![CDATA[Athena]]></category>
		<category><![CDATA[Helenistik]]></category>
		<category><![CDATA[Helenistik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Helenistik heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Hera]]></category>
		<category><![CDATA[İskit]]></category>
		<category><![CDATA[İskitler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Arkeoloji Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kral Midas]]></category>
		<category><![CDATA[lyra]]></category>
		<category><![CDATA[Marsyas]]></category>
		<category><![CDATA[Midas]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mitolojik]]></category>
		<category><![CDATA[mitolojik kaynaklar]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[Phrigia]]></category>
		<category><![CDATA[Phrygia kralı Midas]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[Tmolos]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan müziği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1625</guid>
				<description><![CDATA[<p>Asılan Marsyas heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunan, yapıldığı dönemin sanatsal bakış açısını ve mitolojisini yansıtan en güzel ve dikkat çekici eserlerinden biridir. Bu yazıda kısaca eserin özelliklerinden ve mitolojisinden bahsedilecektir. Asılan Marsyas Heykeli: Ne derler bilirsiniz; “tanrıyla yarışılmaz”. İşte Marsyas’ın hikayesi tam da böyledir. Mitolojik bir karakter olan Marsyas, Yunan müziğinin doğuşu için önemli söylencelerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/asilan-marsyas-heykeli/">Asılan Marsyas Heykeli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Asılan Marsyas heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunan, yapıldığı dönemin sanatsal bakış açısını ve mitolojisini yansıtan en güzel ve dikkat çekici eserlerinden biridir. Bu yazıda kısaca eserin özelliklerinden ve mitolojisinden bahsedilecektir.</p>
<p>Asılan Marsyas Heykeli: Ne derler bilirsiniz; “tanrıyla yarışılmaz”. İşte Marsyas’ın hikayesi tam da böyledir. Mitolojik bir karakter olan Marsyas, Yunan müziğinin doğuşu için önemli söylencelerin başkahramanı olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen heykel, Helenistik döneme tarihlenir ve Tarsus ilçesinde bulunmuştur. Heykel kolları arkadan birleştirilerek, bir ağaca asılmış olarak tasvir edilmiştir. Ağaç bu heykelde görünmese de değişik bölgelerde bulunan aynı temalı heykellerden ağacın varlığını bilmekteyiz. Heykelin kolları tahrip olmuş ve dizlerden aşağısı yoktur.</p>
<p>Mitolojik konuya uygun olarak; Bu eserin bir heykel grubu olduğu bilinmektedir. Kuvvetle muhtemel, solunda oturan Apollon ve sağında derisini yüzmek için bıçak bileyen bir İskitli kölenin tam merkezine yerleştirilmiş olmalıdır Marsyas.</p>
<figure id="attachment_1627" aria-describedby="caption-attachment-1627" style="width: 233px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Manisa-Müzesi’ndeki-Marsyas-heykeli.png" rel="attachment wp-att-1627"><img class=" td-modal-image wp-image-1627 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Manisa-Müzesi’ndeki-Marsyas-heykeli.png?resize=233%2C647" alt="Manisa Müzesi’ndeki Marsyas heykeli" width="233" height="647" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Manisa-Müzesi’ndeki-Marsyas-heykeli.png?w=233&amp;ssl=1 233w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Manisa-Müzesi’ndeki-Marsyas-heykeli.png?resize=108%2C300&amp;ssl=1 108w" sizes="(max-width: 233px) 100vw, 233px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1627" class="wp-caption-text">Manisa Müzesi’ndeki Marsyas heykeli</figcaption></figure>
<p>Vücut anatomisi başarılı bir şekilde işlenmiş, asılma sırasında adalelerin gerginliği başarılı bir şekilde verilmiştir.&nbsp; Helenistik heykel özelliklerinden olan saç ve sakalın işlenişi barok özellik göstermektedir. Helenistik dönem ile birlikte ideal güzellik kavramından uzaklaşıp, daha günlük konular sanata yansıtılmaya başlanmıştır. İnsani duygulara yer verilmiştir.&nbsp; Yüzünde sükût içinde öfke ve acı yansıtılmıştır.</p>
<p>Marsyas neden asıldı peki?&nbsp; Mitolojik kaynaklara göre; “Tanrıça (Athena), tanrılar katında bir şölen sırasında geyik kemiğinden yapmıştı ilk flütü. Fakat Hera ve Aphrodite, ona flütü üflerken bakıp, yüzünün aldığı şekille alay etmişlerdi. Bunun üzerine, Athena hemen Phrigia’ya giderek, bir ırmakta kendi yüzüne bakmıştı. Phrygia&#8217;ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş, sinirlenip, fırlatmış. Flütü atarken, onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant içmiş, Marsyas bunu nerden bilsin, yerde bulduğu flütü almış ve çalmaya koyulmuş. Marsyas bayılmış sesine, o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadığını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra&#8217;sıyla yarışmayı bile göze almış. Tanrı bu, yarışma için bir şart koşmuş: Kim yenerse yenilene istediğini yapacak. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. Birinci yarışma sonuç vermemiş, ikincisinde Apollon Marsyas&#8217;a meydan okuyarak flütünü tersine tutup çalmasını buyurmuş, kendisi lyra&#8217;yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde, Marsyas flütünü öttürememiş, bu yüzden de yenik düşmüş.</p>
<p>Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas genede flütün lyra&#8217;dan üstün olduğunu söyleyince tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş. Ama bununla kalmamış, Marsyas&#8217;ı tutmuş, bir ağaca bağlamış ve derisini yüzmüş. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş. Apollon sonradan yaptığına pişman olmuş derler, lyra&#8217;sını yere atarak kırmış, Marsyas&#8217;ı da bir ırmak haline getirmiş. Gökbel&#8217;de akan Çine çayı işte bu ırmakmış.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/asilan-marsyas-heykeli/">Asılan Marsyas Heykeli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/asilan-marsyas-heykeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1625</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hitit Dönemi Heykelleri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hitit-donemi-heykelleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hitit-donemi-heykelleri/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 24 Dec 2015 22:52:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gonca Tutuk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank Kültür ve Sanat Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Alacahöyük]]></category>
		<category><![CDATA[Alacahöyük Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Medeniyetler Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolog]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Boğazköy Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[heykelcik]]></category>
		<category><![CDATA[heykeltraş]]></category>
		<category><![CDATA[Hitit]]></category>
		<category><![CDATA[Hitit Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Hitit heykeli]]></category>
		<category><![CDATA[Hitit heykelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hitit sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hitit uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hititler]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıça heykeli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1386</guid>
				<description><![CDATA[<p>A) Eski Hitit Krallık Çağı Dönemi (M.Ö. 1660-1470/60) Eski Hitit Krallık Döneminden taş yontu ve maden eserler bugüne çok sayıda ulaşmamıştır. Bu çağın maden eserleri daha çok Güneydoğu Anadolu kökenli yapı- adak çivilerinin oluşturduğu eserlerdir. Bunların görünümleri birbirlerine benzerler. Yassı ve üst kısımları stilize insan biçimlidir. Alt kısımları ise çivi gibi bir yere saplamak, çakmak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hitit-donemi-heykelleri/">Hitit Dönemi Heykelleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>A) Eski Hitit Krallık Çağı Dönemi (M.Ö. 1660-1470/60)</p>
<p>Eski Hitit Krallık Döneminden taş yontu ve maden eserler bugüne çok sayıda ulaşmamıştır. Bu çağın maden eserleri daha çok Güneydoğu Anadolu kökenli yapı- adak çivilerinin oluşturduğu eserlerdir. Bunların görünümleri birbirlerine benzerler. Yassı ve üst kısımları stilize insan biçimlidir. Alt kısımları ise çivi gibi bir yere saplamak, çakmak için yapılmıştır. Bunlar çoğunlukla Hitit yapı ritüelleri ile ilgilidir.</p>
<p>1- Metal Eserler:</p>
<figure id="attachment_1387" aria-describedby="caption-attachment-1387" style="width: 170px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Altın-Varak-Kaplı-tanrı-heykelciği.png" rel="attachment wp-att-1387"><img class=" td-modal-image wp-image-1387 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Altın-Varak-Kaplı-tanrı-heykelciği-170x300.png?resize=170%2C300" alt="Altın Varak Kaplı tanrı heykelciği" width="170" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Altın-Varak-Kaplı-tanrı-heykelciği.png?resize=170%2C300&amp;ssl=1 170w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Altın-Varak-Kaplı-tanrı-heykelciği.png?w=265&amp;ssl=1 265w" sizes="(max-width: 170px) 100vw, 170px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1387" class="wp-caption-text">Altın Varak Kaplı tanrı heykelciği</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 1</p>
<p>Eserin Adı: Altın Varak Kaplı tanrı heykelciği</p>
<p>Cinsi: metal</p>
<p>Buluntu Yeri: satın alma yolu ile müzeye getirilmiş.</p>
<p>Bulunduğu Müze: Önasya Eserleri Müzesi, Berlin</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: M.Ö. 18-16. Yüzyıl</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: &nbsp;Üst kısmı stilize insan şeklinde yassı çivi. Stilize insan figürü; başında sivri bir başlık, gözler iri badem göz, burun iri betimlenmiştir. Dudaklar kapalı ve belirgin işlenmiştir. Gövde basit bırakılmış ve kollar iki yana açıktır.</p>
<figure id="attachment_1407" aria-describedby="caption-attachment-1407" style="width: 132px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi.png" rel="attachment wp-att-1407"><img class=" td-modal-image wp-image-1407 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi-132x300.png?resize=132%2C300" alt="Yapı- Adak Çivisi" width="132" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi.png?resize=132%2C300&amp;ssl=1 132w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi.png?resize=452%2C1024&amp;ssl=1 452w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi.png?w=521&amp;ssl=1 521w" sizes="(max-width: 132px) 100vw, 132px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1407" class="wp-caption-text">Yapı- Adak Çivisi</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 2</p>
<p>Eserin Adı: Yapı- Adak Çivisi</p>
<p>Cinsi: metal</p>
<p>Buluntu Yeri: Doğanşehir</p>
<p>Bulunduğu Müze: Şark Eserleri Müzesi, İstanbul</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: M.Ö. 18- 16. Yüzyıl</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı:&nbsp; Tanrı heykelciği biçimli &nbsp;yassı adak çivi. Stilize insan figürü; başında sivri bir başlık, gözler derinde , burun iri betimlenmiştir. Dudaklar kapalı ve belirgin işlenmiştir. Gövde basit bırakılmış ve kollar iki yandadır.</p>
<figure id="attachment_1408" aria-describedby="caption-attachment-1408" style="width: 145px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi-2.png" rel="attachment wp-att-1408"><img class=" td-modal-image wp-image-1408 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi-2-145x300.png?resize=145%2C300" alt="Yapı- Adak Çivisi" width="145" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi-2.png?resize=145%2C300&amp;ssl=1 145w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi-2.png?w=379&amp;ssl=1 379w" sizes="(max-width: 145px) 100vw, 145px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1408" class="wp-caption-text">Yapı- Adak Çivisi</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 3</p>
<p>Eserin Adı: Yapı &#8211; Adak Çivisi</p>
<p>Cinsi: metal</p>
<p>Buluntu Yeri: Arapkir</p>
<p>Bulunduğu Müze: Tübingen Üniversitesi Özel Koleksiyonı</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: M.Ö. 18- 16. Yüzyıl</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı:&nbsp; Tanrı heykelciği biçimli&nbsp; yassı adak çivi. Stilize insan figürü; başında sivri bir başlık, gözler derinde , burun iri betimlenmiştir. Gövde diğerlerine göre daha ayrıntılı işlenmiştir. Kollar dirsekten bükülerek tasvir edilmiştir. Alt ucu yine sivri bırakılmıştır.</p>
<figure id="attachment_1409" aria-describedby="caption-attachment-1409" style="width: 63px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi-3.png" rel="attachment wp-att-1409"><img class=" td-modal-image wp-image-1409 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi-3-63x300.png?resize=63%2C300" alt="Yapı - Adak Çivisi" width="63" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi-3.png?resize=63%2C300&amp;ssl=1 63w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yapı-Adak-Çivisi-3.png?zoom=2&amp;resize=63%2C300&amp;ssl=1 126w" sizes="(max-width: 63px) 100vw, 63px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1409" class="wp-caption-text">Yapı &#8211; Adak Çivisi</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 4</p>
<p>Eserin Adı: Yapı &#8211; Adak Çivisi</p>
<p>Cinsi: metal</p>
<p>Buluntu Yeri: Belli değil</p>
<p>Bulunduğu Müze: Özel koleksiyon</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: M.Ö. 18- 16. Yüzyıl</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı:&nbsp; Tanrı heykelciği biçimli&nbsp; yassı adak çivi. Stilize insan figürü; başında sivri bir başlık, gözler derinde , burun iri betimlenmiştir. Gövde diğerlerine göre daha ayrıntılı işlenmiştir. Kollar dirsekten bükülerek tasvir edilmiştir. Alt ucu yine sivri bırakılmıştır.</p>
<figure id="attachment_1406" aria-describedby="caption-attachment-1406" style="width: 131px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-Heykelciği-3.png" rel="attachment wp-att-1406"><img class=" td-modal-image wp-image-1406 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-Heykelciği-3-131x300.png?resize=131%2C300" alt="Tanrı Heykelciği" width="131" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-Heykelciği-3.png?resize=131%2C300&amp;ssl=1 131w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-Heykelciği-3.png?w=229&amp;ssl=1 229w" sizes="(max-width: 131px) 100vw, 131px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1406" class="wp-caption-text">Tanrı Heykelciği</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 5</p>
<p>Eserin Adı: Tanrı Heykelciği</p>
<p>Cinsi: Bronz</p>
<p>Boyutu: 11,4 sm.</p>
<p>Buluntu Yeri: Dövlek</p>
<p>Bulunduğu Müze: Anadolu Medeniyetler Müzesi, Ankara</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: M.Ö. 18- 16. Yüzyıl</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Sivri başlığın ve yanlarında ileri çıkık boynuzları tanrı imajına vurgu yapmaktadır. Tanrı, yürüyüş pozisyonunda ve sol ayağı ileride betimlenir. Kollarından biri yukarı kalkıkken diğeri ileri doğru hamle yapmaktadır. Elindeki bir nesneyi atış için hazır konumda gösterilmiştir. Ayaklarının uçları kalkıktır. Ayak ve kolların hareketi ile frontaliteden ayrılarak heykel derinlik kazanmıştır. Üzerinde Hitit Tanrı kabartmaları ile örtüşen kısa tunika vardır. Fiziki özellikleri ise; kafa tüm vücuda hakim, boyun kalın ve güçlü, vücut şekli üçgen verilmiştir.</p>
<figure id="attachment_1403" aria-describedby="caption-attachment-1403" style="width: 129px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-Heykelciği.png" rel="attachment wp-att-1403"><img class=" td-modal-image wp-image-1403 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-Heykelciği-129x300.png?resize=129%2C300" alt="Tanrı Heykelciği" width="129" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-Heykelciği.png?resize=129%2C300&amp;ssl=1 129w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-Heykelciği.png?w=219&amp;ssl=1 219w" sizes="(max-width: 129px) 100vw, 129px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1403" class="wp-caption-text">Tanrı Heykelciği</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 6</p>
<p>Eserin Adı: Tanrı Heykelciği</p>
<p>Cinsi: Bronz</p>
<p>Boyutu: 14,5 s m.</p>
<p>Buluntu Yeri: Konya</p>
<p>Bulunduğu Müze: Tübingen Üniversitesi Özel koleksiyonu</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: M.Ö. 18- 16. Yüzyıl</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Dövlek’te bulunan tanrı heykelciğine çok benzemekle birlikte yapımı stili ile taşra işidir. Yine sivri başlık, kısa tunika şeklinde betimlenmiştir. Kol ve bacaklar hareketli işlenmiştir.</p>
<figure id="attachment_1396" aria-describedby="caption-attachment-1396" style="width: 270px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Gümüş-geyik-ritonu.png" rel="attachment wp-att-1396"><img class=" td-modal-image wp-image-1396 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Gümüş-geyik-ritonu-270x300.png?resize=270%2C300" alt="Gümüş geyik ritonu" width="270" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Gümüş-geyik-ritonu.png?resize=270%2C300&amp;ssl=1 270w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Gümüş-geyik-ritonu.png?w=693&amp;ssl=1 693w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1396" class="wp-caption-text">Gümüş geyik ritonu</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 7</p>
<p>Eserin Adı: Gümüş geyik ritonu</p>
<p>Cinsi: Gümüş</p>
<p>Boyutu: 17 s m.</p>
<p>Buluntu Yeri: Bilinmiyor</p>
<p>Bulunduğu Müze: Norbert Schimmel &nbsp;koleksiyonu</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: M.Ö. 16. Yüzyıl</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Kült kabıdır. Bu ritonlar iki parça halinde yapılmıştır. Baş ve protom kısmı birbirlerine eklenerek bir bütün oluşturmuştur. Ekleme yeri bezekli bir şerit ile işlenmiştir. Detaylı bir işçilik kullanılmıştır.</p>
<p>2- Pişmiş Toprak Heykeller:</p>
<p>Eski Hitit Krallık çağında rölyefli kült kaplarına koşut olarak işmiş toprak kült heykelciklerinin de geliştiğini görmekteyiz. Bu heykelciklerde hayvan figürünün çokluğuna karşın insan betimi azdır.</p>
<figure id="attachment_1401" aria-describedby="caption-attachment-1401" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-boğa-ritonları.png" rel="attachment wp-att-1401"><img class="wp-image-1401 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-boğa-ritonları-300x275.png?resize=300%2C275" alt="Pişmiş toprak boğa ritonları" width="300" height="275" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-boğa-ritonları.png?resize=300%2C275&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-boğa-ritonları.png?resize=235%2C216&amp;ssl=1 235w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-boğa-ritonları.png?w=853&amp;ssl=1 853w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1401" class="wp-caption-text">Pişmiş toprak boğa ritonları</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 8</p>
<p>Eserin Adı: Pişmiş toprak boğa ritonları</p>
<p>Cinsi: Pişmiş toprak</p>
<p>Boyutu: 90 cm.</p>
<p>Buluntu Yeri: Boğazköy- Büyükkale</p>
<p>Bulunduğu Müze: Anadolu Medeniyetler Müzesi, Ankara</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: M.Ö. 16. Yüzyıl</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Törensel ritüel kabı. Çift Boğa betimi. Ayakta durur şekilde betimlenmiştir. Tüm boğa betimlerinin beden kısımları et kırmızısı ve ya kırmızıya kaçan kahverengi rengindedir, üzerleri açkılıdır. Boğa betiminin ağız deliklidir. Ayrıntıları belli etmek için beyaz rengi kullanmışlardır. Üst kısımlarımda ise libasyon-&nbsp; sıvı dökebilmek için bir ağız vardır. Betimleri oldukça gerçekçidir. &nbsp;&nbsp;Hitit Mitolojisindeki Hurri ve Şerri oldukları düşülmektedir.</p>
<figure id="attachment_1400" aria-describedby="caption-attachment-1400" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-boğa-başı-1.png" rel="attachment wp-att-1400"><img class=" td-modal-image wp-image-1400 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-boğa-başı-1-300x289.png?resize=300%2C289" alt="Pişmiş toprak boğa başı" width="300" height="289" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-boğa-başı-1.png?resize=300%2C289&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-boğa-başı-1.png?w=515&amp;ssl=1 515w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1400" class="wp-caption-text">Pişmiş toprak boğa başı</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 9</p>
<p>Eserin Adı: Pişmiş toprak boğa başı</p>
<p>Cinsi: Pişmiş toprak</p>
<p>Boyutu: Ortalama 90 cm.</p>
<p>Buluntu Yeri: Tokat</p>
<p>Bulunduğu Müze: Anadolu Medeniyetler Müzesi, Ankara</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: M.Ö. 16. Yüzyıl</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Törensel ritüel kabı. Boğa başı betimi. Baş cepheden dik betimlenmiştir. Rengi et kırmızısıdır ve açkılıdır. Anatomisi gerçek bir boğaya benzemektedir. Gerçekçi yapılmıştır. Boynuz ve diğer detaylarda beyaz renk kullanılmıştır.</p>
<figure id="attachment_1399" aria-describedby="caption-attachment-1399" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-aslan-ritonu.png" rel="attachment wp-att-1399"><img class=" td-modal-image wp-image-1399 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-aslan-ritonu-300x202.png?resize=300%2C202" alt="Pişmiş toprak aslan ritonu" width="300" height="202" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-aslan-ritonu.png?resize=300%2C202&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-aslan-ritonu.png?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Pişmiş-toprak-aslan-ritonu.png?w=867&amp;ssl=1 867w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1399" class="wp-caption-text">Pişmiş toprak aslan ritonu</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 10</p>
<p>Eserin Adı: Pişmiş toprak aslan ritonu</p>
<p>Cinsi: Pişmiş toprak</p>
<p>Boyutu: 15.5 cm yüksekliğinde 25.3 cm genişliğindedir.</p>
<p>Buluntu Yeri: Boğazköy- Ambarlıkaya</p>
<p>Bulunduğu Müze: Anadolu Medeniyetler Müzesi, Ankara</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: M.Ö. 16. Yüzyıl</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Dört ayağı üzerinde, ağzı açık, saldırı anında betimlenmiştir. Kulakları eksiktir. Toprak kırmızısı renginde ve açkılıdır. Beden üzerinde anatomik ayrıntılara önem verilmiş ve işlenmiştir. Baş ve yele kısmı ince işlenmiştir. Yele tüyleri stilize verilmiştir, yele kabartma tekniği ile bedenden ayrılmıştır. Gözler kakma olarak yapılmıştır. Diğer riton kapları gibi sırtta libasyon için bir açıklık ve ağızda delik olarak yapılmıştır. Eski Hitit Dönemine tarihlenmektedir.</p>
<figure id="attachment_1402" aria-describedby="caption-attachment-1402" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Stilize-koç-ritonu.png" rel="attachment wp-att-1402"><img class=" td-modal-image wp-image-1402 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Stilize-koç-ritonu-300x200.png?resize=300%2C200" alt="Stilize koç ritonu" width="300" height="200" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Stilize-koç-ritonu.png?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Stilize-koç-ritonu.png?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Stilize-koç-ritonu.png?w=857&amp;ssl=1 857w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1402" class="wp-caption-text">Stilize koç ritonu</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 11</p>
<p>Eserin Adı: Stilize koç ritonu</p>
<p>Cinsi: Pişmiş toprak</p>
<p>Buluntu Yeri: Ilıca Hitit Nekropolü</p>
<p>Bulunduğu Müze: Anadolu Medeniyetler Müzesi, Ankara</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Eski Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Dört ayağı üzerinde, silindirik gövdeli, stilize koç ritonu. Üstten tek kulplu olarak yapılmıştır. Gövdenin üst bölümünde libasyon için bir ağız bırakılmıştır. Baş kısımda ağız delik olarak yapılmıştır. Kült kabıdır.</p>
<figure id="attachment_1390" aria-describedby="caption-attachment-1390" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Boğa-ritonları.png" rel="attachment wp-att-1390"><img class=" td-modal-image wp-image-1390 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Boğa-ritonları-300x222.png?resize=300%2C222" alt="Boğa ritonları" width="300" height="222" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Boğa-ritonları.png?resize=300%2C222&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Boğa-ritonları.png?resize=1024%2C757&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Boğa-ritonları.png?w=1045&amp;ssl=1 1045w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1390" class="wp-caption-text">Boğa ritonları</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 12</p>
<p>Eserin Adı: Boğa ritonları</p>
<p>Cinsi: Pişmiş toprak</p>
<p>Buluntu Yeri: İnandıktepe</p>
<p>Bulunduğu Müze: Anadolu Medeniyetler Müzesi, Ankara</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Eski Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: üç farklı boy boğa betimi yapılmıştır. Üçü de ayakta betimlenir. Renkleri parlak et kırmızısıdır ve parlak açkı kullanılmıştır. Gözlerde beyaz renk ayrıntı için kullanılmıştır. Boynuzlar beden ile aynı renk bırakılmıştır. Boğalar gerçekçi betimlenmiştir.</p>
<p>B)Yeni Hitit Krallığı ( Büyük Hitit Krallığı) Çağı ( M.Ö. 1470-1190)</p>
<p>Bu dönemde ki heykeller, daha çok mimari parçalarla bağlantılı eserler ya da kaya üzerinde ki rölyefler şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bunların dışında ise; birkaç kabartmalı kaide, stel ve kült tekneleri mevcuttur. Özellikle insan betimli heykel sayısı çok azdır.</p>
<figure id="attachment_1389" aria-describedby="caption-attachment-1389" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Başı-olmayan-taş-heykel.png" rel="attachment wp-att-1389"><img class=" td-modal-image wp-image-1389 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Başı-olmayan-taş-heykel-300x234.png?resize=300%2C234" alt="Başı olmayan taş heykel" width="300" height="234" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Başı-olmayan-taş-heykel.png?resize=300%2C234&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Başı-olmayan-taş-heykel.png?w=721&amp;ssl=1 721w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1389" class="wp-caption-text">Başı olmayan taş heykel</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 13</p>
<p>Eserin Adı: Başı olmayan taş heykel</p>
<p>Cinsi: Taş- Kalker</p>
<p>Boyu: 2.10 m</p>
<p>Buluntu Yeri: Alacahöyük</p>
<p>Bulunduğu Müze: Alacahöyük Müzesi, Çorum</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Başı olmayan tanrı ya da kral heykeli. Beden tam plastik işlenmiştir. İnsan boyunu aşar. Erkek heykelidir. Heykel uzun bir manto ile betimlenmiştir. Manto öne kıvrık sol kolu kapatmaktadır. Öne yönelen sağ kol ise manto altından hissedilir. Heykelin arka kısmı pek işlenmemiştir.</p>
<figure id="attachment_1393" aria-describedby="caption-attachment-1393" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-kadın-heykel-başı.png" rel="attachment wp-att-1393"><img class=" td-modal-image wp-image-1393 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-kadın-heykel-başı-300x216.png?resize=300%2C216" alt="Diskus başlıklı kadın heykel başı" width="300" height="216" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-kadın-heykel-başı.png?resize=300%2C216&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-kadın-heykel-başı.png?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-kadın-heykel-başı.png?resize=536%2C386&amp;ssl=1 536w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1393" class="wp-caption-text">Diskus başlıklı kadın heykel başı</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 14</p>
<p>Eserin Adı: Diskus başlıklı kadın heykel başı</p>
<p>Cinsi: Chlorit taş</p>
<p>Boyu: Yükseklik 16 sm</p>
<p>Buluntu Yeri: Boğazköy</p>
<p>Bulunduğu Müze: Boğazköy Müzesi, Çorum</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Başta hale şeklindeki şapka oldukça harap olmuştur ve kulakların arkasından başa oturtulmuştur. Gözler iri badem göz şeklinde işlenmiş ve göz altı torbaları verilmiştir. Kulaklar iri ve volüt şeklinde betimlenir. Burun güçlü ve geneksel Hitilerle karakterize olmuş şekilde yapılmıştır. Dudaklar hafif gülümser şekilde verilmiş ve dudak çizgileri belirgindir. Büyük kraliçe betimi olabilir.</p>
<figure id="attachment_1395" aria-describedby="caption-attachment-1395" style="width: 184px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-oturan-tanrıça.png" rel="attachment wp-att-1395"><img class=" td-modal-image wp-image-1395 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-oturan-tanrıça-184x300.png?resize=184%2C300" alt="Diskus başlıklı oturan tanrıça" width="184" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-oturan-tanrıça.png?resize=184%2C300&amp;ssl=1 184w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-oturan-tanrıça.png?w=303&amp;ssl=1 303w" sizes="(max-width: 184px) 100vw, 184px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1395" class="wp-caption-text">Diskus başlıklı oturan tanrıça</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 15</p>
<p>Eserin Adı: Diskus başlıklı oturan tanrıça</p>
<p>Cinsi: Bronz</p>
<p>Buluntu Yeri: Alacahöyük</p>
<p>Bulunduğu Müze: Anadolu Medeniyetler Müzesi, Ankara</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Oturur şekilde betimlenmiş kadın heykeli. Heykel izleyiciye bakar pozisyondadır. Başında geniş hale eklinde bir şapka alından itibaren tüm başı örter. Gözler kapalı, burun karakteristik Hitit özellikli burundur. Giyimli betimlenmiş, üzerine yapışan uzun bir elbise üzerinde dökümlü kumaş vardır. Oturur pozisyonda betimlenir.</p>
<figure id="attachment_1398" aria-describedby="caption-attachment-1398" style="width: 189px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Oturan-tanrıça-heykelciği.png" rel="attachment wp-att-1398"><img class=" td-modal-image wp-image-1398 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Oturan-tanrıça-heykelciği.png?resize=189%2C293" alt="Oturan tanrıça heykelciği" width="189" height="293" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1398" class="wp-caption-text">Oturan tanrıça heykelciği</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 16</p>
<p>Eserin Adı: Oturan tanrıça heykelciği</p>
<p>Cinsi: Altın</p>
<p>Buluntu Yeri: Boğazköy</p>
<p>Bulunduğu Müze: Anadolu Medeniyetler Müzesi, Ankara</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Oturur şekilde , Heykel izleyiciye bakar pozisyondadır. Başında geniş hale eklinde bir şapka alından itibaren tüm başı örter. Gözler badem şeklinde, burun karakteristik Hitit özellikli burundur. Sağ kol içe kıvrık gösterilmiştir. Ayaklar yere değmez. Koruyucu ya da onurlandırıcı amaç için kullanılmış olabilir.</p>
<figure id="attachment_1394" aria-describedby="caption-attachment-1394" style="width: 192px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-minyatür-oturan-tanrıça.png" rel="attachment wp-att-1394"><img class=" td-modal-image wp-image-1394 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-minyatür-oturan-tanrıça-192x300.png?resize=192%2C300" alt="Diskus başlıklı minyatür oturan tanrıça" width="192" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-minyatür-oturan-tanrıça.png?resize=192%2C300&amp;ssl=1 192w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Diskus-başlıklı-minyatür-oturan-tanrıça.png?w=247&amp;ssl=1 247w" sizes="(max-width: 192px) 100vw, 192px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1394" class="wp-caption-text">Diskus başlıklı minyatür oturan tanrıça</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 17</p>
<p>Eserin Adı: Diskus başlıklı minyatür oturan tanrıça</p>
<p>Cinsi: Altın</p>
<p>Buluntu Yeri: Sarıoğlan- Çiftlik köyü, Kayseri</p>
<p>Bulunduğu Müze: Kayseri Müzesi- Kayseri</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Oturur şekilde ve kucağında çocuk tutar şekilde betimlenmiştir. Bu buluntular çoğunlukla duvar içinde spoli şekilde bulunmuştur.</p>
<figure id="attachment_1404" aria-describedby="caption-attachment-1404" style="width: 117px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-heykelciği-1.png" rel="attachment wp-att-1404"><img class=" td-modal-image wp-image-1404 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-heykelciği-1-117x300.png?resize=117%2C300" alt="Tanrı heykelciği" width="117" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-heykelciği-1.png?resize=117%2C300&amp;ssl=1 117w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-heykelciği-1.png?w=251&amp;ssl=1 251w" sizes="(max-width: 117px) 100vw, 117px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1404" class="wp-caption-text">Tanrı heykelciği</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 18</p>
<p>Eserin Adı: Tanrı heykelciği</p>
<p>Cinsi: Bronz</p>
<p>Buluntu Yeri: Doğantepe, Amasya</p>
<p>Bulunduğu Müze: Amasya Müzesi, Amasya</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Sivri başlıklı erkek heykeli. Kol ve Bacakları eksiktir. Yüz dolgun, gözler derin ve badem şeklinde, kaş kemeri belirgin, burun karakteristiktir. Kulaklar iridir. Üst vücut çıplak değil dar bir giysi vardır. Bunu boyunda ki v çizgiden anlarız. , alta kısım kısa ince işçilikli bir etekle gösterilmiştir. Vücut anatomisi önceye göre daha başarılıdır.</p>
<figure id="attachment_1388" aria-describedby="caption-attachment-1388" style="width: 122px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Ayakta-Tanrı-heykelciği.png" rel="attachment wp-att-1388"><img class=" td-modal-image wp-image-1388 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Ayakta-Tanrı-heykelciği-122x300.png?resize=122%2C300" alt="Ayakta Tanrı heykelciği" width="122" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Ayakta-Tanrı-heykelciği.png?resize=122%2C300&amp;ssl=1 122w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Ayakta-Tanrı-heykelciği.png?w=263&amp;ssl=1 263w" sizes="(max-width: 122px) 100vw, 122px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1388" class="wp-caption-text">Ayakta Tanrı heykelciği</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 19</p>
<p>Eserin Adı: Ayakta Tanrı heykelciği</p>
<p>Cinsi: Bronz</p>
<p>Buluntu Yeri: Boğazköy</p>
<p>Bulunduğu Müze: Doğu Eserleri Müzesi. Berlin</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Başlık kısmı eksiktir. Sol kol eksiktir. Sağ kol ise dirsekten öne doğru bükülmüş hamle yapar gibi betimlenmiştir. Üst vücut çıplak değil dar bir gömlek vardır boyunda ki v kıvrım gömleği hissettirir , altta ise Hitit kabartmalarından da bildiğimiz klasik kıyafet vardır.</p>
<figure id="attachment_1397" aria-describedby="caption-attachment-1397" style="width: 193px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Güneş-Tanrıçası.png" rel="attachment wp-att-1397"><img class=" td-modal-image wp-image-1397 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Güneş-Tanrıçası-193x300.png?resize=193%2C300" alt="Güneş Tanrıçası" width="193" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Güneş-Tanrıçası.png?resize=193%2C300&amp;ssl=1 193w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Güneş-Tanrıçası.png?resize=659%2C1024&amp;ssl=1 659w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Güneş-Tanrıçası.png?w=757&amp;ssl=1 757w" sizes="(max-width: 193px) 100vw, 193px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1397" class="wp-caption-text">Güneş Tanrıçası</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 20</p>
<p>Eserin Adı: Güneş Tanrıçası</p>
<p>Cinsi: Altın</p>
<p>Buluntu Yeri: Anadolu</p>
<p>Bulunduğu Müze: Norbert Schimmel Kolekksiyonu</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: aslan ayaklı tahtında oturan tanrıça betimi. Eserin büyük bir kısmını başında taşıdığı haleli şapka kaplamaktadır. Başlık alından itibaren tüm kafayı kaplar. Yüz karakteristik Hitit tipi özellikleri taşımaktadır. Kulaklarında iri halkalar takılıdır. Ayaklarına dek giyiniktir. Kucağında muhtemelen oğlunu tutmaktadır. Çocuk ellerini göğsünde bağlar pozisyonda betimlenir.&nbsp; En güzel örneklerdendir.</p>
<figure id="attachment_1392" aria-describedby="caption-attachment-1392" style="width: 193px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Dağ-Tanrısı-heykelciği.png" rel="attachment wp-att-1392"><img class=" td-modal-image wp-image-1392 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Dağ-Tanrısı-heykelciği-193x300.png?resize=193%2C300" alt="Dağ Tanrısı heykelciği" width="193" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Dağ-Tanrısı-heykelciği.png?resize=193%2C300&amp;ssl=1 193w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Dağ-Tanrısı-heykelciği.png?w=325&amp;ssl=1 325w" sizes="(max-width: 193px) 100vw, 193px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1392" class="wp-caption-text">Dağ Tanrısı heykelciği</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 21</p>
<p>Eserin Adı: Dağ Tanrısı heykelciği</p>
<p>Cinsi: fildişi</p>
<p>Boyut: 3,6 sm</p>
<p>Buluntu Yeri:Boğazköy</p>
<p>Bulunduğu Müze: Anadolu Medeniyetler Müzesi, Ankara</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Başında sivri Eski Babil stilinde boynuzlu bir başlık bulunmakladır. Kollar göğüs hizasında ve eller birbirine birleşmiştir. Dağ tanrısına özgü bir kıyafetle pullu olarak&nbsp; betimlenmiştir. İri kulaklı ve sakallı bir figürdür.</p>
<figure id="attachment_1405" aria-describedby="caption-attachment-1405" style="width: 141px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-heykelciği-2.png" rel="attachment wp-att-1405"><img class=" td-modal-image wp-image-1405 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-heykelciği-2-141x300.png?resize=141%2C300" alt="Tanrı heykelciği" width="141" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-heykelciği-2.png?resize=141%2C300&amp;ssl=1 141w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Tanrı-heykelciği-2.png?w=389&amp;ssl=1 389w" sizes="(max-width: 141px) 100vw, 141px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1405" class="wp-caption-text">Tanrı heykelciği</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 22</p>
<p>Eserin Adı: Tanrı heykelciği</p>
<p>Cinsi: Dağ kristali</p>
<p>Boyut: 6.1 sm</p>
<p>Buluntu Yeri: Tarsus- Gözlükule</p>
<p>Bulunduğu Müze: Adana Arkeoloji müzesi, Adana</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Baş üzerinde sivri bir külah ya da başlığın varlığı belli olmaktadır. Vücudu blok halinde işlenmiştir. Eller göğüs altında birleşik vaziyettedir.</p>
<figure id="attachment_1391" aria-describedby="caption-attachment-1391" style="width: 233px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Boğazköy-Sfenksli-Kapının-yontusu.png" rel="attachment wp-att-1391"><img class=" td-modal-image wp-image-1391 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Boğazköy-Sfenksli-Kapının-yontusu-233x300.png?resize=233%2C300" alt="Boğazköy Sfenksli Kapının yontusu" width="233" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Boğazköy-Sfenksli-Kapının-yontusu.png?resize=233%2C300&amp;ssl=1 233w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Boğazköy-Sfenksli-Kapının-yontusu.png?w=545&amp;ssl=1 545w" sizes="(max-width: 233px) 100vw, 233px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1391" class="wp-caption-text">Boğazköy Sfenksli Kapının yontusu</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 23</p>
<p>Eserin Adı: Boğazköy Sfenksli Kapının yontusu</p>
<p>Cinsi: Taş</p>
<p>Boyut: 2.50 m</p>
<p>Buluntu Yeri: Boğazköy</p>
<p>Bulunduğu Müze: Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: üç boyutlu plastik eser olarak işlenmiştir. Ayaklar beş parmaklı aslan pençesi şeklindedir. Kuyruk diktir ve uçlar spiral eklinde sonlandırılmıştır. Yüzler hafif gülümser şekilde betimlenir.</p>
<figure id="attachment_1410" aria-describedby="caption-attachment-1410" style="width: 187px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yerkapı-sfenksi.png" rel="attachment wp-att-1410"><img class=" td-modal-image wp-image-1410 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yerkapı-sfenksi-187x300.png?resize=187%2C300" alt="Yerkapı sfenksi" width="187" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yerkapı-sfenksi.png?resize=187%2C300&amp;ssl=1 187w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Yerkapı-sfenksi.png?w=461&amp;ssl=1 461w" sizes="(max-width: 187px) 100vw, 187px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1410" class="wp-caption-text">Yerkapı sfenksi</figcaption></figure>
<p>Katalog No: 24</p>
<p>Eserin Adı: Yerkapı sfenksi</p>
<p>Cinsi: Taş</p>
<p>Boyut: 2.50 m</p>
<p>Buluntu Yeri: Yerkapı</p>
<p>Bulunduğu Müze:</p>
<p>Dönemi ve Tarihi: Yeni Hitit Krallık Dönemi</p>
<p>Kaynakça: Darga A.M., Hitit Sanatı, Akbank Kültür Ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1992.</p>
<p>Tanımı: Baş ustaca işlenmiştir bir kadın başıdır. Yüzde dolgun yanaklar ve kartal burun hâkimdir. Gözler başka maddeden kakma olarak yapılmıştır. Alın basık ve saçlar ortadan ikiye ayrılmış arkaya doğru devam edip kulakların arkasından göğüsse spiral yaparak inmektedir. Başta çift boynuzlu başlık yükselmektedir.&nbsp; Yüzde arkaik gülümseme hâkimdir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hitit-donemi-heykelleri/">Hitit Dönemi Heykelleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hitit-donemi-heykelleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1386</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yılan ve Stilize Yılan Figürünün Uzak Geçmişi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yilan-ve-stilize-yilan-figurunun-uzak-gecmisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yilan-ve-stilize-yilan-figurunun-uzak-gecmisi/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 21 Dec 2015 14:02:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gonca Tutuk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Ana Tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Apollo]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Artemis]]></category>
		<category><![CDATA[Asur]]></category>
		<category><![CDATA[Babil]]></category>
		<category><![CDATA[Çatalhöyük]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçeron]]></category>
		<category><![CDATA[eski çağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Fırtına Tanrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Frig kabartmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Frig uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gılgamış]]></category>
		<category><![CDATA[Gılgamış destanı]]></category>
		<category><![CDATA[Göbekli Tepe]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Hellenistik]]></category>
		<category><![CDATA[Hellenistik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Hermopolis]]></category>
		<category><![CDATA[İlluyanka]]></category>
		<category><![CDATA[Kbyele]]></category>
		<category><![CDATA[Kleopatra]]></category>
		<category><![CDATA[Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[Minos]]></category>
		<category><![CDATA[mitos]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Neolitik]]></category>
		<category><![CDATA[Neolitik Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Nevali Çöri]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüler Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[ritüel]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[stilize yılan]]></category>
		<category><![CDATA[Sümer]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[yılan]]></category>
		<category><![CDATA[yılan figürü]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan mitolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1292</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu çalışmada yılanın sembol olarak kullanılmaya başladığı ve çeşitli anlamlar yüklenerek günümüze değin evrilerek çeşitli boyutlar kazanması anlatılmaktadır. Neolitik dönemden itibaren başlayıp günümüzde halen çok kullanılan bir semboldür yılan. Neolitik Dönem başta olmak üzere Mezopotamya, Mısır, Minos, Yunan ve Roma uygarlıklarının yılana yükledikleri çeşitli anlamlar arkeolojik kanıtlar ışığında incelenmiştir. Yılanın uygarlıklar bazında aldığı anlamalar irdelenmiştir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yilan-ve-stilize-yilan-figurunun-uzak-gecmisi/">Yılan ve Stilize Yılan Figürünün Uzak Geçmişi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu çalışmada yılanın sembol olarak kullanılmaya başladığı ve çeşitli anlamlar yüklenerek günümüze değin evrilerek çeşitli boyutlar kazanması anlatılmaktadır. Neolitik dönemden itibaren başlayıp günümüzde halen çok kullanılan bir semboldür yılan.</p>
<p>Neolitik Dönem başta olmak üzere Mezopotamya, Mısır, Minos, Yunan ve Roma uygarlıklarının yılana yükledikleri çeşitli anlamlar arkeolojik kanıtlar ışığında incelenmiştir. Yılanın uygarlıklar bazında aldığı anlamalar irdelenmiştir.</p>
<p><strong>Abstract</strong></p>
<p>In the study, to express when started is used symbol of serpent, which load variety mean until present time in the evolution. Since Neolithic term, the serpent is began that was still using symbol.</p>
<p>As a first Neolithic term, mezopatamya, Egypt, Minos, Grek and Roma civilation in the light of archeological results what study load variety means. On the basis of civilations means of snake is examined.</p>
<p><strong>Yılan ve Stilize Yılan Figürünün Uzak Geçmişi</strong></p>
<p>Yılanlar ve stilize şekilleri ilk çağlardan günümüze kadar çeşitli anlamlar yüklenerek kullanılmıştır ve halen günümüzde sembolize şekilde karşımıza çıkar. Günümüzde yılan sembolü; tıp, diş hekimliği, farmakoloji, toksikoloji gibi bilim dallarının sembolleri olarak ve ayrıca birçok ilaç firmasının da amblemi olmuştur.</p>
<p>Sembol olarak yılan güneş ışınlarını, ateşi çağrıştırmaktadır, toprak ve suya yakınlığı ile bilenmektedir. Renginden dolayı bilgelik, güç, devamlılık ve cinsel sembol olarak kullanılmıştır. Mitlerde kozmik bir anlam taşımaktadır. Suyun içinde tahayyül edilir ve tüm hayatın bun sudan çıktığı düşünülür, bazen de yer altında yaşadığı için yer altı hazinelerinin koruyucu olarak düşünülür. Deri değiştirmesi sağlık ve gençliği aynı zamanda hayata vurgu yapar<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<figure id="attachment_1294" aria-describedby="caption-attachment-1294" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-2-Göbekli-Tepe-yılan-kabartması.jpg" rel="attachment wp-att-1294"><img class=" td-modal-image wp-image-1294 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-2-Göbekli-Tepe-yılan-kabartması-300x199.jpg?resize=300%2C199" alt="Resim 2: Göbekli Tepe yılan kabartması" width="300" height="199" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-2-Göbekli-Tepe-yılan-kabartması.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-2-Göbekli-Tepe-yılan-kabartması.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-2-Göbekli-Tepe-yılan-kabartması.jpg?w=444&amp;ssl=1 444w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1294" class="wp-caption-text">Resim 2: Göbekli Tepe yılan kabartması</figcaption></figure>
<p>Mısır, Sümer, Babil, Asur, Anadolu, Yunan ve Roma uygarlıklarında yılan sıkça karşımıza çıkar ve anlamları yer yer uyum gösterse bile farklılıkları da mevcuttur. Eski çağlardan günümüze değin birçok anlam yüklenen yılan; sağlık, uğur, sadakat, bereket, gençlik, ölümsüzlük, sonsuzluk, devinimi sembolize etmiştir. Bu anlamların yanı sıra erkeklik ve doğurganlıkla bağlantılı bir sembol olarak da ele alınmıştır<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>. Bunun dışında yılan, kendisinden başka her şeye benzetildiği için bir metafor olarak, dünyanın en esrarengiz yaratıklarındandır. Yılan ve onun havali tasviri olan ejderha betimi mitolojilerde anlatılıp, arkeolojik verilerle desteklenmektedir.</p>
<p>İlk olarak Neolitik Dönem göz önünde bulundurulduğunda ilk akla gelen yer olan Göbekli Tepe bize yılan kültü ile ilgili ip uçları vermektedir. T şeklinde payelerin oluşturduğu yuvarlak mimarinin (resim 1) bir inanç sisteminin parçası olduğu arkeoloji dünyasında kabul görmektedir. Buradaki T payeler üzerinde çok sayıda hayvan betimlemesi yapılmıştır ve bunların içinde çeşitli yılan motifleri de kabartmalı olarak işlenmiştir (resim2). Yılanla birlikte, boğa, tilki, yaban domuzu, yaban ördeği, turna gibi hayvanlarda kabartmalı bir şekilde gösterilmiştir. Buranın bir açık hava tapınağı olduğu düşünüldüğünde yılan ve diğer hayvanların taş üstüne işlenmesi tesadüfi olmayıp, korkulan, saygı duyulan ya da tapılan nesneler olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca buranın mimari şeklinin yuvarlık yapıda olması da şaşırtıcıdır. Bu da bize yılanın en erken dönemlerden itibaren itibar gördüğünün en somut göstergesidir.</p>
<figure id="attachment_1295" aria-describedby="caption-attachment-1295" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-3-Çatalhöyük-ana-tanrıça.jpg" rel="attachment wp-att-1295"><img class=" td-modal-image wp-image-1295 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-3-Çatalhöyük-ana-tanrıça-300x205.jpg?resize=300%2C205" alt="Resim 3: Çatalhöyük, ana tanrıça" width="300" height="205" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-3-Çatalhöyük-ana-tanrıça.jpg?resize=300%2C205&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-3-Çatalhöyük-ana-tanrıça.jpg?w=466&amp;ssl=1 466w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1295" class="wp-caption-text">Resim 3: Çatalhöyük, ana tanrıça</figcaption></figure>
<p>Ayrıca Neolitik Dönem kültürlerinde yılana başka anlamlar yükleyenlerde olmuştur. Neolitik dönemin başından itibaren kadınların akbaba, yılan, aslan ve leopar gibi hayvanlarla birlikte temsil edildiği ve bunun bir gelenek haline geldiği daha sonraki dönemlerde Kbyele ve Artemis gibi Ana Tanrıça tasvirlerinde de bunun devam ettiği görülmektedir. Ana Tanrıça Kybele’nin yırtıcı hayvanlarla tasviri onun kudretli imajını güçlendirirken aynı zamanda onun insanlığa yararlı bir şahsiyet olduğunu da gösterilmek istenmiştir<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>. Neolitik dönemlerde görülen tanrıca ve kadın Formlarının üzerinde sıkça rastladığımız bu yılanımsı şekiller ve spiraller, doğum –üreme olgusunun birer göstergesidir. M.Ö 6000’lerde Çatalhöyük’te karşımıza çıkan spiral tanrıçanın göbeğinde görülür (resim 3). Spiral ile özdeşleşen yılan figürü, doğum ve üremenin bir sembolü olmanın yanı sıra dünyanın birçok yerinde olumlu, koruyucu ve uğurlu sayılan bir hayvandır. Aynı zamanda yeniden doğmanın da bir sembolüdür yılan<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a>. Nevali Çöri kazılarında bulunun ve insan başı olduğu düşünülen buluntunun detayı ilgi çekicidir. Kabartmalı şekilde yılan işlenmiştir (resim 4).</p>
<figure id="attachment_1296" aria-describedby="caption-attachment-1296" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-4-Nevali-Çöri-yılan-betimi.jpg" rel="attachment wp-att-1296"><img class=" td-modal-image wp-image-1296 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-4-Nevali-Çöri-yılan-betimi-300x228.jpg?resize=300%2C228" alt="Resim 4: Nevali Çöri yılan betimi" width="300" height="228" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-4-Nevali-Çöri-yılan-betimi.jpg?resize=300%2C228&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-4-Nevali-Çöri-yılan-betimi.jpg?w=396&amp;ssl=1 396w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1296" class="wp-caption-text">Resim 4: Nevali Çöri yılan betimi</figcaption></figure>
<p>Mısır kültürüne baktığımızda “tıp” kelimesinin orijinini aldığı TEB (Thebai) şehrinin totemi yılandır<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a>. Burası Mısır’ın en önemli tıp merkezidir (resim 5). Mısır’da yılan ilahi bir varlık sayılmaktaydı. Kudretli ve kararlılık göstergesiydi bu yüzden hükümdarlar başlarında kobra ile tasvir edilmiş (resim 6) ve bazı tapınakların girişlerinde yine kobra tasvirleri kullanmışlardır (resim7). Yılanda doğurganlık özelliği olduğuna inanılırdı.</p>
<p>Mısır yaratılış mitosunda ise yılanların temeli oluşturduğu görülmekte Hermopolis’te tapınılan sekizli tanrılar meclisinin hayvan şekilli görüntülerinin çoğu yılan ve kurbağa şeklinde resmedilmektedir. Dört çift olarak ayrılmışlar ve erkekler “kurbağa” dişiler de yılan ile ilişkilendirilmişlerdir. Mısırlılar, dünyanın biçimlendirilmesinden önce, yönsüz bir kaos içinde yoğun sulardan oluşan bir karanlığın olduğuna inanırlardı. Bu kaos içinde Khumnu’nun (Hermepolis’in) inanışlarında Sekizli Tanrılar Meclisinin dördünün kurbağa ve dördünün de yılan tanrıçalar olarak yaşadıklarına inanırlardı.(Sonsuzluk dengesi)<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a>.</p>
<figure id="attachment_1297" aria-describedby="caption-attachment-1297" style="width: 126px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-5-Teb-şehrinin-sembolü.jpg" rel="attachment wp-att-1297"><img class=" td-modal-image wp-image-1297 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-5-Teb-şehrinin-sembolü-126x300.jpg?resize=126%2C300" alt="Resim 5: Teb şehrinin sembolü" width="126" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-5-Teb-şehrinin-sembolü.jpg?resize=126%2C300&amp;ssl=1 126w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-5-Teb-şehrinin-sembolü.jpg?w=162&amp;ssl=1 162w" sizes="(max-width: 126px) 100vw, 126px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1297" class="wp-caption-text">Resim 5: Teb şehrinin sembolü</figcaption></figure>
<p>Yine başka bir Mısır mitosunda yılan Apofis’in öldürülüşü anlatılmış.<br />
Apep-Apepi –GrkApophis=Orta krallık döneminden itibaren varlığına&nbsp;&nbsp;inanılmaya başlanılan Maat’ın (Düzen-Gerçek) ışığının varlığına karşın kaos ve karanlığın sembolü olarak kötü tanrı olarak tanrılaştırıldı. Atum gibi Ra’nın yaratılıştaki sekizlik ve dokuzluk tanrı düzenlerinin bir sonucu olarak karmaşık kozmik sistemin parçası olarak yaratıldı. Atum Ra daha sonra basitçe güneş tanrısı, ışığın getiricisi RA olarak adlandırıldı ve bu yüzden de MAAT yükseltildi. Apep de en büyük düşmanı ilan edildi ve RA’NIN DÜŞMANI” adı verildi. Orta krallık döneminde özenle hazırlanan Ra ile Apep’in savaş sahnesini gösteren detaylı bir resimde Apep siyah-beyaz M harfini andıracak şekilde başı yerde, RA da kanguruyu andıran kulak ve arka ayakları üzerinde dikilmiş, sol elinde saldırmaya benzer bir kesici aleti yılana doğru kaldırmış duruşu ile resmedilmiştir. Bu saldırı, masal anlatıcılara göre, yer altında güneşin battığı yerde batıda Baku adlı bir dağda bekleyen Apep’in, gecenin onuncu kademesinde şafağa doğru gerçekleşiyordu. Mitlere göre Apep, kötülüğü temsil ettiği için RA tarafından bir darbe ile tuzağa düşürülerek devrilmişti. Bu savaşlarda Apep, sihirli bakışlarıyla Ra’yı yer altındaki dağların eğrilikleri-büğrülükleri arasında nehir kenarlarında dolaşırken hipnotize eden, onu yiyip bitiren olarak düşünülmektedir. Bir başka mitte RA’nın kedi kızı Best, Apep’i geceleyin gören gözleriyle avlamış, yiyip bitirmiştir<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a>(resim 8)</p>
<p>Antik Mısır dininde Edjo adındaki tanrı yılan ile temsil edilirdi. Delta&#8217;nın yılan tanrıçası, Aşağı Mısır&#8217;ın sembolü ve koruyucusu, Yukarı Mısır&#8217;ın tanrıçası Nekhbet&#8217;in tamamlayıcısıdır. Kralın tacının bir parçası olarak giyilirdi. Ayrıca Güney Mısır tanrılarından Buto-Uto&#8217;nun simgeleri, yılan ve onun baş düşmanı gelincikti.</p>
<p>Mısırlılar’ın Ölüler Kitabı’nda ayrıntılı olarak anlatıldığı gibi, ölülerin geçmesi gereken yol, gecenin 12 saatine tekamül eden on iki odaya bölünmüştü. Güneş kayığı önce yılanların bulunduğu kumsal alanlardan geçmekte; kısa sürede kendisi d yılana dönüşmekteydi. Yedinci saatin sonunda yeni bir yılan sureti ortaya çıkmaktaydı<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a>. Ayrıca yılanların yer altı dünyasında koruyucu olduğu da bilinirdi.</p>
<p>Son olarak Mısır’da yaygın kullanıma sahip olan yılan figürlerinden biride, kuyruğunu ısırarak halka şekli oluşturan yılan yani Uroborustur. Bu sembol sonsuzluğu işaret etmektedir.</p>
<p>Özetlemek gerekirse antik Mısır mitolojisinde ve tasvirli sanatında yılan figürün sıkça yer bulduğunu söyleyebiliriz. Kimi zaman güç, kudret, ölümsüzlük gibi anlamlar yüklenirken, şeytan, ihanet, kötülük sembolü de olmuştur. Kleopatra’nın kobranın sokması sonucu ölmesi çarpıcıdır. Bu hususta kayda değer bir Mısır inancı da böyle kutsal bir yılanın sokması sonucu ölen bir kimsenin, aslında ölümsüzlüğe kavuşması şeklindedir<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a>.</p>
<figure id="attachment_1298" aria-describedby="caption-attachment-1298" style="width: 216px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-6-Tutankamon.jpg" rel="attachment wp-att-1298"><img class=" td-modal-image wp-image-1298 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-6-Tutankamon-216x300.jpg?resize=216%2C300" alt="Resim 6: Tutankamon" width="216" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-6-Tutankamon.jpg?resize=216%2C300&amp;ssl=1 216w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-6-Tutankamon.jpg?w=257&amp;ssl=1 257w" sizes="(max-width: 216px) 100vw, 216px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1298" class="wp-caption-text">Resim 6: Tutankamon</figcaption></figure>
<p>Mezopotamya’da yılan betimlemelerine bakacak olursak; Mısır’da da olduğu yaygın bir kullanıma sahiptir. Yılanın tıp sembolü olarak ilk defa Sümerliler tarafından kullanıldığı yaygın görüştür. Bu görüşü destekleyen arkeolojik kanıtlar ise; Lagaş kazıları sırasında bulunan bir vazodur. Bulunan bu vazo hekimliğin sembolünün Grek’ler den değil, Sümerler’den geldiğini gösteren bir buluntudur. M.Ö. 2600 yıl önce kral Gudea devrinde yapılmış bu vazo üzerinde iki cin kabartması arasında bir ağaca sarılmış iki yılan görülmektedir (resim 10).</p>
<p>Yılan Sümer panteonunda Ningişzida adlı ilahında sembolüydü. Yeraltı tanrılarından biri olarak tanrılar dünyasında yer almıştır.”İyi ağacın efendisi” anlamında kullanılmıştır<a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a>. Babil büyüleri Ningişzida’yı yeraltı dünyasında ifitleri koruyan olarak tanımlar. Gudea Ningişzeda’yı kendi koruyucu tanrısı olarak ilan etmiştir. Boynuzlu yılan ya da başmu ejderi simgesi ve kutsal hayvanıdır (resim 11).</p>
<p>Nirah adlı tanrı Sümer’de uzun ömürlü bir tapınım görmüştür. Vücudunun alt kısmı yılan şeklinde betimlenmiştir (resim 12). Kendisinin Fırat nehrinin sembolü olduğunu düşünen bilim adamları da vardır.</p>
<p>Yılan Mezopotamya’da kutsallık kazandığı gibi koruyucu anlamlarda yüklenmiştir. Özellikle yılan ejder; Akad döneminden Hellenistik döneme kadar çeşitli tanrıların sembolü olmuştur. Özellikle koruyucu, büyülü bir melez hayvan olarak temsil edilmiştir<a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a>. En güzel örnek İştar kapısını süsleyen yılan ejder Muşhuşşu’dur (resim 13).</p>
<p>Bazen de tanrının yenmesi gereken bir canavar olarak karşımıza çıkar yılan ve yılan türevi canavarlar. Bunları Mezopotamya tasvirli sanat eserlerinin üzerindeki detaylardan anlayabiliriz. Tanrı Ningirsu yedi başlı yılan canavar Muşmahhu’yu öldürme sahnesi EHD eserlerinde gösterilmiştir (resim 14). Tanrıların bir yılan ejderha ile mücadelesini anlatan başka bir mühür deseni A. Jeremias’ın Handbuch der altorientalischen Geisteskultur’undan alınmıştır<a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a> (resim 15).</p>
<figure id="attachment_1299" aria-describedby="caption-attachment-1299" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-7-Mısır’dan-bir-tapınak-alınlığı.jpg" rel="attachment wp-att-1299"><img class=" td-modal-image wp-image-1299 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-7-Mısır’dan-bir-tapınak-alınlığı-300x199.jpg?resize=300%2C199" alt="Resim 7: Mısır’dan bir tapınak alınlığı" width="300" height="199" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-7-Mısır’dan-bir-tapınak-alınlığı.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-7-Mısır’dan-bir-tapınak-alınlığı.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-7-Mısır’dan-bir-tapınak-alınlığı.jpg?w=448&amp;ssl=1 448w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1299" class="wp-caption-text">Resim 7: Mısır’dan bir tapınak alınlığı</figcaption></figure>
<p>Yazılı eserlere baktığımızda, “kartal ile yılan” halk öyküsü karşımıza çıkar. Öyküye göre kartal ve yılan dostluk andı içerler. Birbirlerinin yavrularını kollamaya ve onlara yiyecek sağlamaya söz verirler. Kartal bu anlaşmaya uymaz, yılan uzakta avlanırken onun yavrularını yutar. Yılan bu olay karşısında andbozucu kartaldan intikam almak için tanrı Şamaş’a yalvarır. Şamaş yılana, kartalı nasıl tuzağa düşüreceğini, kanatlarını kırıp nasıl çukura düşüreceğini anlatır. Yılan dediklerinin hepsini yapar ve kartalı çukura atar. Kartal o çukurda acınası bir halde Şamaş’a yalvarmaya başlar. Ve Şamaş onu o çukurdan kurtarır ve minnet borcu olarak doğum otunu bulacağına söz verir<a href="#_ftn13" name="_ftnref13">[13]</a>. Bu mitos birçok mitosla bağlantılıdır fakat konumuz yılan olduğu için onlardan bahsetmeyeceğim. Burada öğretici bir hikayenin kahramanı olan yılan mühürlerde ya da tasvirli sanatlarda yer alamsa da metin olarak elimize ulaşmıştır.</p>
<p>Ayrıca yılan Gılgamış destanında da büyük bir rol oynamaktadır. Gılgamış Mitosu; Asurbanipal kütüphanesinde bulunmuştur. 12 tablettir. Bu versiyon Gılgamış&#8217;ın sahip olduğu kahramansı özelliklerin anlatılması ile başlar. Tanrılar Gılgamış&#8217;ı insanüstü irilikte yaratmıştır. Fakat Erek soyluları, halkının çobanı olması gereken Gılgamış’ın zorbalık yaptığını söyleyerek tanrılara şikayet etmişlerdir. Tanrılardan Gılgamış’a benzer bir varlık yaratmasını isterler. Sebebi ise Gılgamış gününü o yaratığın üzerinde denemesi ve halkı rahat bıraksın diyedir. &nbsp;Ve böylece tanrılar Enkidiyu yaratırlar.</p>
<p>Enkidu olağanüstü biri olup, yabanıl bozkırın insan biçimini alır. Otlanarak beslenir, yabanıl hayvanlarla arkadaşlık eder, avcıların tuzaklarını parçalar, tuzaklardaki yabanıl hayvanları salıverir. Bu adamı Gılgamış öğrenir ve avcılara emir verir. Bir tapınak fahişesi yollar. Fahişe onu dişiliği ile kandırıp Gılgamış&#8217;a getirecektir.</p>
<figure id="attachment_1300" aria-describedby="caption-attachment-1300" style="width: 292px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-8-Apofis’in-öldürülüşü.jpg" rel="attachment wp-att-1300"><img class=" td-modal-image wp-image-1300 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-8-Apofis’in-öldürülüşü-292x300.jpg?resize=292%2C300" alt="Resim 8: Apofis’in öldürülüşü" width="292" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-8-Apofis’in-öldürülüşü.jpg?resize=292%2C300&amp;ssl=1 292w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-8-Apofis’in-öldürülüşü.jpg?w=447&amp;ssl=1 447w" sizes="(max-width: 292px) 100vw, 292px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1300" class="wp-caption-text">Resim 8: Apofis’in öldürülüşü</figcaption></figure>
<p>Böylece Gılgamış ve Enkidu karşı karşıya gelerek güçlerini birbirlerine karşı sınarlar. Bu kapışma sıkı bir dostluk yemini ile sonuçlanır. İkisi de birbirine sonsuza dek yoldaş olacaklarına ant içerler. Bundan sonraki bölümde Gılgamış ve Enkidu’nun Huvava’yı öldürme macerası ile devam eder. Huvava’nın sedir ormanları İnnana kültü ile ilişkilidir. Gılgamış seferden zaferle dönerken İnnana onun güzelliğine kapılır. Gılgamışı aşığı yapmak ister, fakat Gılgamış bunu kabul etmez. İnanna buna çok sinirlenir.</p>
<p>İnanna Anu’dan göğün boğasını yaratıp, Gılgamış’ın ülkesine gönderilmesini ve halkını mahvetmesini ister. Boğa yeryüzüne indirilir ve Erek halkı çok kayıp verir. Ve bu boğa Enkidu tarafından öldürülür. Boğa öldükten sonra Tanrılar toplanıp Enkudu’nun ölmesine karar verirler.</p>
<p>Bunun üzerine Enkidu bir rüya görür. Kendisinin yer altı dünyasına götürüldüğünü ve Nergal tarafından hayalete dönüştürüldüğünü görür. Ve bunun üzerine Enkidu ölür. Gılgamış’ın yası çok çarpıcı şekilde anlatılmıştır. Öyle ki Akhilleus’un Patroklos için yaptığı yas törenlerinden birine benzetilir.</p>
<p>Gılgamış destanın bu bölümünde ölümün acı yüzü ile yüzleşir. Gılgamış sonunun Enkidu gibi olacağın düşünüp paniğe kapılır. Ölümsüzlüğü aramak için yollara düşer. &nbsp;Gılgamış ölümsüzlüğü kazanan tek ölümlünün atası Utnapiştim olduğunu bilmektedir. Bu yüzden onu bulmak için yola koyulur. Gezinin başında Manşu dağının eteklerinde, dağın akrep-adam ve karısının bekçiliğini yaptığı kapıya gelirler. Akrep adam hiçbir ölümlünün o dağı aşamadığını söyler. Fakat gılgamış gezisinin amacını söyleyince akrep adam geçmesine izin verir ve Gılgamış yoluna devam eder. Ve Utu’ya ulaşır. Utu onu bu yolculuğun tehlikesi hakkında uyarır. Fakat Gılgamış yolundan vazgeçmez. Ve denizin kıyısına ölüm sularına ulaşır. Burada bir başka bekçi olan biracı-karı tanrıça Sudiri ile karşılaşır. Oda Gılgamış&#8217;ı caydırmaya çalışır ve Şamaş dışında kimsenin o yolu aşamayacağını söyler. Gılgamış ise ona “yaşamdan haz alabildiği sürece eğlenmeye bakmasını” söyler.</p>
<figure id="attachment_1301" aria-describedby="caption-attachment-1301" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-9-Uroboros.jpg" rel="attachment wp-att-1301"><img class=" td-modal-image wp-image-1301 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-9-Uroboros-300x267.jpg?resize=300%2C267" alt="Resim 9: Uroboros" width="300" height="267" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-9-Uroboros.jpg?resize=300%2C267&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-9-Uroboros.jpg?w=339&amp;ssl=1 339w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1301" class="wp-caption-text">Resim 9: Uroboros</figcaption></figure>
<p>Ve yoluna devam eder. Kıyıda Utnapiştim’in kayığının dümenciliğini yapmış olan Urnaşabi’yi görür. Kendisini ölüm sularından karşıya geçirmesini buyurur. Kayıkçı ondan ormana gidip 120 direk kesmesini ister ölüm suyundan etkilenmemek için. Gılmamış dediğini yapar. Sonunda Utnapiştimin yanına gelir.&nbsp; Gelir gelmezde peşine düştüğü ölümsüzlüğü elde etmek için ne yapması gerektiğini sorar. Ve Utnapiştim ona tufanı anlatır. Ve akrep adamın, Şamaş’ın, Suduri’nin dediği gibi tanrıların ölümsüzlüğü kendilerine ayırıp, ölümü insanlar verdiğini anlatır.</p>
<p>Gılgamış hayal kırıklığı ile oradan ayrılırken Utnapiştim ona yaşlıyı yeniden gençleştirme özelliği olan bir bitkiden bahseder. Ancak onu elde etmesi için denizin dibine dalmasını söyler. Gılgamış denizin dibine dalar ve harikalar yaratan bitkiyi çıkarır. Erek’e dönüş yolunda yıkanmak ve giysi değiştirmek üzere bir su birikintisi yanında mola verir. Yıkanıp giysilerini değişirken bir yılan bitkiyi kaçırır. Giderken de derisini değişerek geride bırakır. Mitosun son sahnesi ise Gılgamışın su dibinde şanssızlığına ağladığı sahnedir <a href="#_ftn14" name="_ftnref14">[14]</a>. Yılanın ölümsüzlük otunu yemesi ile yılana sonsuzluk, ölümsüzlük, gençlik anlamları da yüklenmiştir.</p>
<figure id="attachment_1302" aria-describedby="caption-attachment-1302" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-10-Lagaş’tan-ele-geçmiş-vazo-kabartması.jpg" rel="attachment wp-att-1302"><img class=" td-modal-image wp-image-1302 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-10-Lagaş’tan-ele-geçmiş-vazo-kabartması-300x268.jpg?resize=300%2C268" alt="Resim 10: Lagaş’tan ele geçmiş vazo kabartması" width="300" height="268" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-10-Lagaş’tan-ele-geçmiş-vazo-kabartması.jpg?resize=300%2C268&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-10-Lagaş’tan-ele-geçmiş-vazo-kabartması.jpg?w=342&amp;ssl=1 342w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1302" class="wp-caption-text">Resim 10: Lagaş’tan ele geçmiş vazo kabartması</figcaption></figure>
<p>Anadolu’ya baktığımızda Hititler’de yılan mus adı ile de anılır ve kutsal bir hayvandır. Hititlerin kutsal kabul ettiği ve kartallarla mücadele ettiğine inandıkları İlluyankas isimli dev bir yılan ilahlarının olduğu bilinmektedir<a href="#_ftn15" name="_ftnref15">[15]</a>.</p>
<p>Hatti kökenli en önemli mitoslardan biri de Fırtına tanrısı ile yılan arasındaki savaştır. Hikayenin özünü, kötülüğün güçlerini simgeleyen bir düşmanla, ilahi güçlere sahip bir kahraman arasındaki ritüeli andıran bir mücadeleyi içermektedir. İki farklı versiyonu bulunan öykünün, Fırtına Tanrısı’ ile ölümcül bir savaşa tutuşmak için yerin altından sürünerek çıkan yılan illuyanka (ismi yılan anlamına geliyor) ile başladığı belirtilmektedir. Başlangıçta yılanın, dışarıdan hem ilahi (önceki versiyon) hem insani (her iki versiyonda) yardım istemek zorunda kalan tanrıya acı bir yenilgi tattırarak üstünlüğü ele geçirdiği ifade edilmektedir.</p>
<p>Yenilgi üzerine, Fırtına Tanrısı’nın bütün tanrıları yardıma çağırdığı ve Tanrıça İnara’ın bir entrika düzenlemesini istediği, İnara’nın da her türlü içkinin fıçılar halinde bol miktarda bulunduğu büyük bir ziyafet hazırladığı, ardından Huppasiya isimli bir adamı kendisine hizmet etmesi için çağırdığı, Huppasiya’ın ise, İnara ile bir gece beraber olabilme şartı üzerine hizmet edebileceğini söylediği, bunun üzerine tanrıçanın teklifi kabul ederek ölümlü ile yattığı dile getirilmektedir.<a href="#_ftn16" name="_ftnref16">[16]</a></p>
<figure id="attachment_1303" aria-describedby="caption-attachment-1303" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-11-Ningişzada-Neo-Sümer-silindir-mühür-detayı.jpg" rel="attachment wp-att-1303"><img class=" td-modal-image wp-image-1303 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-11-Ningişzada-Neo-Sümer-silindir-mühür-detayı-300x239.jpg?resize=300%2C239" alt="Resim 11: Ningişzada, Neo-Sümer silindir mühür detayı" width="300" height="239" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-11-Ningişzada-Neo-Sümer-silindir-mühür-detayı.jpg?resize=300%2C239&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-11-Ningişzada-Neo-Sümer-silindir-mühür-detayı.jpg?w=421&amp;ssl=1 421w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1303" class="wp-caption-text">Resim 11: Ningişzada, Neo-Sümer silindir mühür detayı</figcaption></figure>
<p><em>“</em>i<em>nara, Hupa</em>s<em>iya’yı uza</em>g<em>a götürüp sakladı. Süslendi ve bir </em>ş<em>ölene</em></p>
<p><em>hazırlanıyorum, gel ye ve iç (diyerek) yılanı deli</em>ğ<em>inden çıkmaya davet etti. Böylece</em></p>
<p><em>yılan ve çocukları çıktı, yiyip içtiler. Bütün kapları bo</em>ş<em>alttılar ve sarho</em>ş <em>oldular.</em></p>
<p>S<em>imdi tekrar deliklerine dönmek istemediler. Hupa</em>s<em>iya geldi ve yılanı halatla ba</em>ğ<em>ladı.</em></p>
<p><em>Sonra, Fırtına Tanrısı ve beraberindeki tanrılar geldi ve yılanı öldürdü.”</em></p>
<p>Bu efsanenin ele geçen bir ikinci versiyonunda yine, illuyanka&#8217;nın Fırtına Tanrısını yendiği, ancak bu kez illuyanka’nın, Fırtına Tanrısının kalbini ve gözlerini de alarak onu aciz durumda bıraktığı, bunun üzerine Fırtına Tanrısının bir hileye başvurduğu görülmektedir. Fırtına Tanrısı, ölümlü, yoksul bir adamın kızından bir oğul sahibi olduğu, bu oğlun büyüyünce, illuyanka’nın kızıyla evlendiği ve kayınbabasının ailesinin bir üyesi olduğu belirtilmektedir. Fırtına Tanrısı’nın artık planını uygulamak istediği ve oğluna “Gidip karının evinde yasadığın zaman onlardan (başlık olarak) gözlerimi ve kalbimi iste.” dediği, oğlun yeni ailesinin ise hiç şüphelenmeden istediklerini gönüllü olarak verdikleri anlatılmaktadır<a href="#_ftn17" name="_ftnref17">[17]</a></p>
<figure id="attachment_1304" aria-describedby="caption-attachment-1304" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-12-yılan-tanrı.jpg" rel="attachment wp-att-1304"><img class=" td-modal-image wp-image-1304 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-12-yılan-tanrı-300x264.jpg?resize=300%2C264" alt="Resim 12: yılan tanrı" width="300" height="264" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-12-yılan-tanrı.jpg?resize=300%2C264&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-12-yılan-tanrı.jpg?w=433&amp;ssl=1 433w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1304" class="wp-caption-text">Resim 12: yılan tanrı</figcaption></figure>
<p>Bu iki versiyonda da yılan tanrıların korktuğu ve yenmek istediği bir varlık olarak gösterilmektedir. Belki de 2. dereceden bir tanrısallık simgesidir. Ayrıca bu mitos örneği ile Hitit toplumunun sosyal yapısı hakkında bilgi edinmekteyiz. Bu mitos çok sevilmiş olacak ki Malatya’da bir alçak kabartma örneğinde tasvir edilmiştir (resim 16-17).</p>
<p>Ayrıca İlluyanka efsanesi mevsimlerle ilgilidir. Hititlerde yılan ejderha, ilkbaharda taştığı zaman kendinden korkulan nehirlerin sembolüdür. Puruli adını verdikleri festivalde geçen yılanın öldürülmesi ayini her sene tekrarlandığı zaman nehirlerin taşmayacağına inanılır<a href="#_ftn18" name="_ftnref18">[18]</a>.</p>
<p>Mitosların dışında Hititler’de bir de yılan falı bulunmaktaydı. Bu falları yaşlı falcı kadınlar yorumlamaktaydı. Kehanet soruşturmalarını yorumlayan bu “Yaslı kadınlar-falcılar”ın, soruşturmayı yılan ile bağlantı içinde yürüttükleri de belirtilmektedir. Bu örnek durumda, özellik bir göstergeyle işaretlenmiş bölümlere ayrılan bir kabın (‘hayat’ı ‘günah’, ‘tapınak’, ‘ev’, ‘hapis’) suyla doldurulduğu ve içine bir su yılanının salıverildiği ifade edilmektedir. Sürüngenin bölümler arasındaki hareketinin, ‘Yaslı kadınların kutsal iradeye ilişkin yorumuna temel sağladığı kaydedilmektedir<a href="#_ftn19" name="_ftnref19">[19]</a>.</p>
<figure id="attachment_1305" aria-describedby="caption-attachment-1305" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-13-iştar-Kapısı-Mardukun-kutsal-hayvanı-ejder-Muşuşunun-kabartması.jpg" rel="attachment wp-att-1305"><img class=" td-modal-image wp-image-1305 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-13-iştar-Kapısı-Mardukun-kutsal-hayvanı-ejder-Muşuşunun-kabartması-300x174.jpg?resize=300%2C174" alt="Resim 13: iştar Kapısı Marduk'un kutsal hayvanı ejder 'Muşuşu'nun kabartması" width="300" height="174" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-13-iştar-Kapısı-Mardukun-kutsal-hayvanı-ejder-Muşuşunun-kabartması.jpg?resize=300%2C174&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-13-iştar-Kapısı-Mardukun-kutsal-hayvanı-ejder-Muşuşunun-kabartması.jpg?w=502&amp;ssl=1 502w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1305" class="wp-caption-text">Resim 13: iştar Kapısı Marduk&#8217;un kutsal hayvanı ejder &#8216;Muşuşu&#8217;nun kabartması</figcaption></figure>
<p>Anadolu’da ki bir diğer önemli uygarlık frigler’dir. Ana Tanrıça, Frig uygarlığında Kybele adıyla anılır. Friglerin en eski ve en kendine özgü kültü, Ana Tanrıça kültüdür; bu tanrıça Frigler tarafından Agdistis olarak da tanımlanırdı. Frig kabartmalarında Kybele’nin başında kuleye benzer yüksek bir taç vardır; bu taç onun, kentlerin ve tarımsal ürünlerin tek egemeni sayıldığının simgesidir. Bu nedenle ona “mater turrigera” (kule taşıyan ana) da denirdi. Bu kuleler sayılarına göre tanrıçanın koruyuculuğu altında bulunan kenti, ya da kentleri temsil ederdi. Kafasında bir kule ile canlandırılan tanrıçanın elinde sürekli bir anahtarı vardı.</p>
<p>Yılan figürü Kybele’nin doğuşunu anlatan mitosta da karşımıza çıkmaktadır. Mitosa göre: &#8220;Bir zamanlar gökler, denizler ve kayalar, birbirlerinden ayırt edilemeyecek halde imişler. Fakat birdenbire ortada bir musiki tınlamış, gökler ve denizler gene bir kâinat teşkil etmekle beraber birbirinden ayrılmışlar. O esrarengiz musiki, Ürinom&#8217;un (yani Kybele’nin) doğduğunu ilân ediyormuş. Onun sembolü de ay imiş. Bütün Kâinatın yüce tanrıçası ıssız dünyada, boş sular, çıplak topraklar ve gökte dönen yıldızlar arasında yapayalnız kalmış. Avuçlarını sürüştürmüş ve avuçlarının arasından büyük yılan Ofiyon kayıp çıkmış. Kybele, merak dolayısıyla onunla âşıkdaşlık etmiş. Bu sevgi ve kavuşmanın yuvarlanış sarsıntılarıyla, topraklar devrilip dağlar olmuş, sular fışkırıp nehirler akmış, göller toplanmış, birçok sürüngen mahlûklar peyda olmuş. Ettiğine utanan ve pişman olan Kybele, yılanı öldürüp gölgesini –yani ruhunu– yeraltına göndermiş. Kybele, kendi nefsine karşı da âdil davranarak, Hekat adıyla kendi bir kısmını da yeraltına göndermiş. Ölü yılanın ortalığa savrulan dişlerinden çoban ve sığırtmaç gibi insanlar peyda olmuş. Bunlar toprağı sürmesini biliyorlarmış. Ceviz, incir ve üzüm gibi ağaç yemişleri ile geçiniyorlarmış. Madenleri tanımıyorlarmış. İşte bu, taş devriymiş. Kybele gökte, denizde ve karada yaşamaya devam etmiş. Karada adı Rhea olmuş. Soluğu taze çalı ve çiçek kokuyormuş. Gözleri elâ (glaukopis) imiş. Rhea olarak Girit&#8217;i ziyaret etmiş. Yalnızlığı dolayısıyla güneş ve buhardan, sevgili olarak, Kronos&#8217;u yaratmış. Analık duygusunu ve özleyişini doyurmak üzere, her yıl İda dağının Dikte mağarasında, bir güneş oğlu doğururmuş. Kronos, çocukları kıskandığı için, onları öldürüyormuş. Kybele, bu işe öfkelenmiş, Kronos&#8217;un sol elini istemiş, beş parmağını keserek onlardan Daktiller yani beş parmak tanrısı yaratmış. Kybele, altıncı olarak doğurduğu tanrıya Zagreus adını vermiş&#8221;<a href="#_ftn20" name="_ftnref20">[20]</a>.</p>
<figure id="attachment_1306" aria-describedby="caption-attachment-1306" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-14-yedi-başlı-yılan-ejder.jpg" rel="attachment wp-att-1306"><img class=" td-modal-image wp-image-1306 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-14-yedi-başlı-yılan-ejder-300x171.jpg?resize=300%2C171" alt="Resim 14: yedi başlı yılan ejder" width="300" height="171" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-14-yedi-başlı-yılan-ejder.jpg?resize=300%2C171&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-14-yedi-başlı-yılan-ejder.jpg?w=441&amp;ssl=1 441w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1306" class="wp-caption-text">Resim 14: yedi başlı yılan ejder</figcaption></figure>
<p>Tüm bunların yanı sıra yılan eski ahitte kendine yer bulmuştur. Eski ahitte Tekvin 3-4 Bap 3’te anlatılan; Ve Allah’ın yaptığı bütün kır hayvanlarının en hilekarı yılandı. Ve kadına dedi: Gerçek, Allah: bahçenin hiçbir ağacından yemeyeceksiniz dedi mi? Ve kadın yılana dedi; bahçenin ağaçlarının meyvasından yiyebiliriz; fakat bahçenin ortasında olan ağacın meyvası hakkında Allah: ondan yemeyin, ona dokunmayın ki ölmeyesiniz dedi. Çünkü Allah bilir ki ondan yedinizi gün, o vakit gözleriniz açılacak, iyiyi ve kötüyü bilerek Allah gibi olacaksınız. Ve kadın gördü ki ağaç yemek için iyi, ve gözlere hoş, ve anlayışlı kılmak için arzu olunur bir ağaçtı, ve onun meyvasından aldı, ve yedi, ve kendisiyle berarber kocasına da verdi, o da yedi. İkisinin de gözleri açıldı, ve kendilerinin çıplak olduklarını bildiler; ve incir yapraklarını dikip kendisine önlük yaptılar. Ve günün serinliğinde bahçede gezmekte olan RAB Allahın sesini işittiler; ve adamla karısı RAB Allahın yüzünden bahçenin ağaçları arasına gizlendiler. Ve RAB A llah adama seslenip dedi ki; neredesin? Ve o dedi ki; senin sesini bahçede işittim ve korktum, çünkü ben çıplaktım, gizlendim. Ve dedi: çıplak olduğunu sana kim bildirdi? Ondan yeme diye sana emrettiğim ağaçtan yedin mi? Ve adam dedi ki: yanıma verdiğin o ağaçtan bana verdi ve yedim. Ve RAB Allah kadına dedi ki: bu yaptığın nedir? Ve kadın dedi: yılan beni aldattı ve yedim. Ve Rab Allah yılana dedi: bunu yaptığın için bütün sığırlardan ve bütün kır hayvanlarından daha lanetlisin; karnının üzerinde yürüyeceksin ve ömür boyu bütün günlerinde toprak yiyeceksin ve seninle kadın arasına ve senin zürriyetinle onun zürriyeti arasına düşmanlık koyacağım; o senin başına saldıracak; sen onun topuğuna saldıracaksın. Kadına dedi; zahmetini ve gebeliğini ziyadesiyle çoğaltacağım; ağrı ile evlat doğuracaksın; ve arzun kocana olacak, o da sana hakim olacaktır. Ve Âdem’e dedi: karının sözünü dinlediğin ve ondan yemeyeceksin, diye sana emrettiğim ağaçtan yediğin için, toprak senin yüzünden lanetli oldu; ömrünün bütün günlerinde zahmetle ondan yiyeceksin ve sana diken ve çalı bitirecek; ve kır oyunu yiyeceksin; toprağa dönünceye kadar, alnının teri ile ekmek yiyeceksin; çünkü ondan alındın; çünkü topraksın, ve toprağa döneceksin (resim 18 )<a href="#_ftn21" name="_ftnref21">[21]</a>.</p>
<p>Yunan ve Roma kültürlerine baktığımızda çeşitli şekillerde yılan sembollerini görebiliriz. İlk olarak Girit’in yılan tanrıçasını örnek vermek mümkündür. Bu tanrıça heykelciği M.Ö. 1400’lere ait olup Girit’e bulunmuştur (resim 19). Girit’te yılanlara “ocağın dokunabilir ruhlarının bedenleşmiş şekilleri” gözüyle bakarlar ve onlara taparlar<a href="#_ftn22" name="_ftnref22">[22]</a>. Ayrıca burada vurgulanan güçlü göğüslü tanrıça ellerinde ki vahşi yılanlarla bir mesaj vermektedir. Belki tehdit içermektedir.</p>
<figure id="attachment_1307" aria-describedby="caption-attachment-1307" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-15-yılan-ejder-ile-mücadel.jpg" rel="attachment wp-att-1307"><img class=" td-modal-image wp-image-1307 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-15-yılan-ejder-ile-mücadel-300x94.jpg?resize=300%2C94" alt="Resim 15: yılan ejder ile mücadel" width="300" height="94" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-15-yılan-ejder-ile-mücadel.jpg?resize=300%2C94&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-15-yılan-ejder-ile-mücadel.jpg?w=491&amp;ssl=1 491w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1307" class="wp-caption-text">Resim 15: yılan ejder ile mücadel</figcaption></figure>
<p>Yunan ve Roma kültürlerinde yılanın saygın bir yeri ve kullanımı mevcuttur. Yıla karşı beslenen kötü imgesel yorumlara ilk Romalı Çiçeron ile gözlemlenmektedir. Çiçeron yılan hakkındaki olumsuz duygularını “ her şeyi insanların faydası için yaratan tanrı, u bir sürü yılanlara acaba neden lüzum gördü? Diyerek dile getirmiştir<a href="#_ftn23" name="_ftnref23">[23]</a>.</p>
<p>Romalı yazar Aelian (ölümü M.S. 222) “Hayvanlar Tabiatı Üzerine” isimli eserinde tanrı Apollon’a ait olduğu söylenen Epir bölgesindeki bir yılan mabedinden bahseder. “epir halkı her yıl yılın belli zamanlarında Apollo’ya kurbanlar sunar. Tanrıya adanmış, içinde tanrının oyuncakları- yılanlar bulunan daire biçiminde sarılmış bir orman vardır. Yılanlara yalnızca bakire rahibeler yaklaşabilir. Rahibe çıplaktır, yılanlara yemekleri o getirir. Epir halkı bu yılanların Delfi’deki Piton’dan geldiğine inanır. Rahibe yılanlara yaklaştığında yılanlar yumuşak başlı görünüp, yemeklerini yerlerse verimli ve hastalıktan uazak bir yıl olacağı söylenir. Eğer rahibeyi korkutur ve sunduğu balı almazlarsa tersini düşünürler”.</p>
<figure id="attachment_1308" aria-describedby="caption-attachment-1308" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-16-Malatya-kabartma-örneği.jpg" rel="attachment wp-att-1308"><img class=" td-modal-image wp-image-1308 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-16-Malatya-kabartma-örneği-300x128.jpg?resize=300%2C128" alt="Resim 16 Malatya kabartma örneği" width="300" height="128" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-16-Malatya-kabartma-örneği.jpg?resize=300%2C128&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-16-Malatya-kabartma-örneği.jpg?w=592&amp;ssl=1 592w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1308" class="wp-caption-text">Resim 16: Malatya kabartma örneği</figcaption></figure>
<p>Antik çağda diğer bir önemli yılan sembolü Asklepios ve onun adına kurulan kült merkezleridir. “Doktor tanrı” ve “doktorluk tanrısı” olan Asklepios’un adına kurulan sağlık tapınakları olan “asklepionlar” Antik Batı Anadolu tıbbının en önemli yapılarıdır.&nbsp; Anadolu’nun batısında, Ege adalarında ve Yunanistan’da 200′den çok asklepion bulunduğu tahmin ediliyor.</p>
<p>Asklepios Yunan mitolojisinde hekimlik sanatının ustası olan tanrı olarak geçer. Bu sanatı o kadar ileri götürmüştür ki ölümler son bulmuş hatta ölüleri bile diriltmeye başlamıştır. Bunun üzerine Zeus tarafından doğal düzeni bozduğu gerekçesiyle cezalandırılır. Asklepios doğadaki dengeyi koruyan iyileştirici gücü temsil etmektedir. Güçlü sağlıklı elinde yılan sarılı asası bir erkek heykeli ile temsil edilir (resim 20). Döneminin sağlık merkezi olarak çalışan Asklepion’da birbirinden çok farklı ve geçerli tedavi yöntemleri kullanılmaktaydı.</p>
<figure id="attachment_1309" aria-describedby="caption-attachment-1309" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-17-kabartma-örneği.jpg" rel="attachment wp-att-1309"><img class=" td-modal-image wp-image-1309 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-17-kabartma-örneği-300x179.jpg?resize=300%2C179" alt="Resim 17: kabartma örneği" width="300" height="179" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-17-kabartma-örneği.jpg?resize=300%2C179&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-17-kabartma-örneği.jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-17-kabartma-örneği.jpg?w=596&amp;ssl=1 596w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1309" class="wp-caption-text">Resim 17: kabartma örneği</figcaption></figure>
<p>MS 2. yüzyıl ortalarında günümüzde Kastamonu’nun İnebolu ilçesi antik dönem Abonuteikhos’da yılan değişik bir form almıştır. Roma dünyasını ayağa kaldıran sahte peygamberli pagan bir din ortaya çıkmıştır. Dinin kurucusu Abonuteikhoslu Aleksandros’tur. Aleksandros, Makedonia’daki Pella kentinden aldığı büyük yılanla başlattığı kurmaca dini, Apollon’un oğlu Asklepios’un reankarne olması inanışı temeline dayandırıyordu. Aleksandros ve onun kurduğu Glykon Kültü antik hiciv yazarlarından Samosatalı (Samsat) Lukianos tarafından günümüze aktarılmıştır<a href="#_ftn24" name="_ftnref24">[24]</a>.</p>
<p>Aleksandros ve Kokkonas, bilicilik merkezinin Abonuteikhos’da kurulmasına karar verdikten sonra tasarladıkları bir plan dâhilinde Kalkhedon’a gelerek buradaki en eski tapınak olan Apollon Tapınağı’na bir tunç tablet gömmüşlerdir. Tablet üzerinde Asklepios&#8217;un, babası Apollon ile birlikte pek yakında Pontus&#8217;a gideceği ve Abonuteikhos&#8217;da yerleşeceği, Sinope’nin yamaçlarında Abonuteikhos’da bir yalvaç çıkacağı yazılıydı. Daha sonra Aleksandros kendilerinin gömmüş olduğu bu tabletin bulunmasını bir şekilde sağlamıştı. Ve aynı zamanda hiç vakit geçirmeksizin burada yazılı olan bilgilerin Bithynia ve Paphlagonia’ya yayılmasını da sağlamış ve ardından memleketine doğru yola çıkmıştı. Aleksandros memleketine saçlarını uzatmış, omuzlarından aşağı salıvermiş, yarısı beyaz yarısı erguvan renkli bir giysi üzerine de beyaz pelerin atmış olarak gelmişti. Elinde Perseus gibi bir yelkovan kuşu da tutmaktadır ki soyunun buraya dayandığı intibası vermeye çalışmaktadır<a href="#_ftn25" name="_ftnref25">[25]</a>.</p>
<figure id="attachment_1310" aria-describedby="caption-attachment-1310" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-18-yılan-Adem-ve-Havva.jpg" rel="attachment wp-att-1310"><img class=" td-modal-image wp-image-1310 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-18-yılan-Adem-ve-Havva-300x225.jpg?resize=300%2C225" alt="Resim 18: yılan, Adem ve Havva" width="300" height="225" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-18-yılan-Adem-ve-Havva.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-18-yılan-Adem-ve-Havva.jpg?w=393&amp;ssl=1 393w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1310" class="wp-caption-text">Resim 18: yılan, Adem ve Havva</figcaption></figure>
<p>Aleksandros birkaç gün sessizlik içerisinde bekleyip yeterli koşulların oluşmasını bekledikten sonra, bir gece temelleri kazılmakta olan&nbsp; Asklepios tapınağına kadar gidip içine daha önceden yavru bir yılan yerleştirdiği kaz yumurtasını toprağa gömmüştü. Aynı günün sabahı olduğunda Aleksandros, kendini çıldırmış bir şekilde sokağa atmış, tapınak temelleri yakınındaki bir sunak taşı üzerinden halka seslenmiş ve onlara birazdan tanrıyı göreceklerini müjdelemişti. Aleksandros bu konuşmayı yaparken de içinde tanrı Apollon ve Asklepios’un çok sık geçtiği ancak halkın anlamadığı Fenikece cümleler de kurmuştu. Sonra yumurtayı daha önce gömdüğü yerden alan Aleksandros, yumurtayı işaret ederek halka ellerinde Asklepios’u tuttuğunu söylemişti. Aleksandros, halkın şaşkın bakışları altında yumurtayı kırmış ve o anda yumurtanın içinden çıkan yavru bir yılan ellerinde dolaşmaya başlamıştı. Halk işte o anda Asklepios’un yeniden doğumuna şahit olmuş ve hep birlikte dua etmeye başlamışlardı.</p>
<figure id="attachment_1311" aria-describedby="caption-attachment-1311" style="width: 195px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-19-Girit-yılanlı-tanrıça.jpg" rel="attachment wp-att-1311"><img class=" td-modal-image wp-image-1311 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-19-Girit-yılanlı-tanrıça-195x300.jpg?resize=195%2C300" alt="Resim 19: Girit yılanlı tanrıça" width="195" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-19-Girit-yılanlı-tanrıça.jpg?resize=195%2C300&amp;ssl=1 195w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-19-Girit-yılanlı-tanrıça.jpg?w=259&amp;ssl=1 259w" sizes="(max-width: 195px) 100vw, 195px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1311" class="wp-caption-text">Resim 19: Girit yılanlı tanrıça</figcaption></figure>
<p>Birkaç gün evine kapanan Lukianos ortaya çıkan tanrının ve bu durumun haberinin Paphlagonia’ya yayılmasını ve binlerce insanın Abonuteikhos’a akın etmesini beklemişti. Daha sonra evinde loş ışıklı bir oda düzenleyerek bir sedir üzerine oturmuş, burada da Pella’dan aldığı büyük yılanı kendi vücuduna dolamıştı. Yılanın başını koltuğunun arkasına saklayan Aleksandros daha önce çuval ve kaz teleğinden yapılmış olan sahte yılanbaşını (Keten bezinden bir yılanbaşı da yapıp ayarlamıştı. Bu baş insanı çok andırıyordu, kaş-göz, herşey çizilmişti, canlı gibiydi. At kılıyla ağız açılıp kapanıyor, gene at kılıyla yılanınki gibi kara çatal bir dil dışarı uzanıp çekiliyordu<a href="#_ftn26" name="_ftnref26">[26]</a>) sakalının altından çıkartmıştı. Daha sonra kente doluşmuş binlerce insan sıra halinde bu odaya girerek yeni tanrıyı görme imkânına kavuşmuştu. Odanın iki kapısı bulunmaktaydı ve insanlar bir kapından giriyor alelacele de diğer kapıdan çıkartılıyorlardı. Şaşkınlık içinde olan insanların birkaç gün önce yaşadıkları mucizeye bir yenisi daha eklenmişti.</p>
<p>Çünkü birkaç gün önce dünyaya gelen ve bir elin parmaklarında dolaşan yılan şimdi karşılarında sevecen, insan yüzlü ve ancak bir ejder büyüklüğünde çıkmıştı<a href="#_ftn27" name="_ftnref27">[27]</a>.</p>
<figure id="attachment_1312" aria-describedby="caption-attachment-1312" style="width: 164px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-20-Asklepion.jpg" rel="attachment wp-att-1312"><img class=" td-modal-image wp-image-1312 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-20-Asklepion-164x300.jpg?resize=164%2C300" alt="Resim 20: Asklepion" width="164" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-20-Asklepion.jpg?resize=164%2C300&amp;ssl=1 164w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-20-Asklepion.jpg?w=208&amp;ssl=1 208w" sizes="(max-width: 164px) 100vw, 164px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1312" class="wp-caption-text">Resim 20: Asklepion</figcaption></figure>
<p>Asklepios’un yeniden dünyaya gelmiş hali, yine bir kehanetle yeni Asklepios olan Glykon, bir yılan imajı olarak dayandığı Asklepios kültünde her zaman var olmuş çok önemli bir dinsel imgeydi. Ancak burada Glykon, bir yılan tanrı olarak Asklepios’un aynı zamanda kendisiydi de. Bunun yanında insan yüzü, uzun saçları, kulakları ve konuşuyor olması da kendine has olan önemli ayırt edici özellikleriydi. Bu kültürden bize kalan birçok sikke, heykel ve kült eşyası vardır (resim 21,22,23).</p>
<p>Modern dünyada yılana yüklenen anlam genelde kötülük, şeytani simge ya da soğukluk olsa bile halen bu sembol yaygınlığından hiç bir şey kaybetmemiştir. Tıp fakülteleri başta olmak üzere, birçok ilaç firması ve üniversite halen yılanı sembol olarak kullanmıştır. Günümüzde efsunlu anlamı çok dikkat çekmese de günlük eşyalarda özellikle aksesuarlarda sıkça kullanılmaktadır. (resim 24-25).</p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p>Yılan, en eski çağlardan beri insanı etkileyen ve hakkında birçok söylencenin üretildiği hayvanlardandır.</p>
<figure id="attachment_1313" aria-describedby="caption-attachment-1313" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-21-Glykon-kültü-sikke-örneği.jpg" rel="attachment wp-att-1313"><img class=" td-modal-image wp-image-1313 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-21-Glykon-kültü-sikke-örneği-300x117.jpg?resize=300%2C117" alt="Resim 21: Glykon kültü sikke örneği" width="300" height="117" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-21-Glykon-kültü-sikke-örneği.jpg?resize=300%2C117&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-21-Glykon-kültü-sikke-örneği.jpg?resize=600%2C235&amp;ssl=1 600w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-21-Glykon-kültü-sikke-örneği.jpg?w=602&amp;ssl=1 602w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1313" class="wp-caption-text">Resim 21: Glykon kültü sikke örneği</figcaption></figure>
<p>En erken kültür toplumlarından en geçine kadar yılana farklı anlamlar yüklenilmiş, farklı yorumlamalar yapılmıştır. Yılan kendine her toplumda yer bulmuş, popüler bir sembol haline gelmiştir. Elbette ki bu sembolleri tek seferde anlamak olanaksızdır. Yüklenen anlamı anlayabilmek için o kültürün dini inanışına, sosyal hayatına, yaşam felsefesine hakim olmak gerekir.</p>
<figure id="attachment_1314" aria-describedby="caption-attachment-1314" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-22-glykon-kültürü-kült-objesi.jpg" rel="attachment wp-att-1314"><img class=" td-modal-image wp-image-1314 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-22-glykon-kültürü-kült-objesi-300x286.jpg?resize=300%2C286" alt="Resim 22: glykon kültürü; kült objesi" width="300" height="286" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-22-glykon-kültürü-kült-objesi.jpg?resize=300%2C286&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-22-glykon-kültürü-kült-objesi.jpg?w=385&amp;ssl=1 385w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1314" class="wp-caption-text">Resim 22: glykon kültürü; kült objesi</figcaption></figure>
<p>Mısır’da hem bir tanrı hem bir şeytan olmuştur. Mezopotamya’da yine kutsal görülmüş tanrı sembolü olmuştur. Hititler’de tanrının yenmesi gereken bir kahraman, Yunan ve Roma uygarlıklarında şifacı ve kutsal sayılmıştır.</p>
<p>Bu doğrultuda yılan içinde birçok gizime, efsun, kehanet barındırır. İçindeki zıt anlamlar bunun en güzel örneğidir. Ölüm ve yaşam, iyilik ve kötülük, bilgelik ve sinsilik, sonsuzluk ve hiçlik bunlardan bazılarıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> &nbsp;Lexikon-6., 246</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Ersoy 1990, 329</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Roller 2004, 120</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Eyüpoğlu 1990, 77</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Yöndemli 2006, 23</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Hooke 1991, 73</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Hooke1991,76</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Yöndemli 2006, 25</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> Yöndemli 2006, 26</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> Green 2003, 158</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> Green 2003, 237</p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> Kramer 2001, 147</p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> Hooke 1991, 62</p>
<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14">[14]</a> Hooke 1991,</p>
<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15">[15]</a> Yöndemli 2006, 37</p>
<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16">[16]</a> Karauğuz 2001, 70</p>
<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17">[17]</a> Karauğuz 2001, 73</p>
<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18">[18]</a> Yöndemli 2006, 38</p>
<p><a href="#_ftnref19" name="_ftn19">[19]</a> Bryce 2002, 165</p>
<p><a href="#_ftnref20" name="_ftn20">[20]</a> Eyüboğlu 1990,&nbsp; 78</p>
<p><a href="#_ftnref21" name="_ftn21">[21]</a> Eski ahit</p>
<p><a href="#_ftnref22" name="_ftn22">[22]</a> Yöndemli 2006, 82</p>
<p><a href="#_ftnref23" name="_ftn23">[23]</a> Yöndemli 2006, 85</p>
<p><a href="#_ftnref24" name="_ftn24">[24]</a> Karasalihoğlu 2011, 12</p>
<p><a href="#_ftnref25" name="_ftn25">[25]</a> Karasalihoğlu 2011,&nbsp; 16</p>
<p><a href="#_ftnref26" name="_ftn26">[26]</a> Lukian &nbsp;1925, 12</p>
<p><a href="#_ftnref27" name="_ftn27">[27]</a> Karasalihoğlu 2011, 17</p>
<figure id="attachment_1315" aria-describedby="caption-attachment-1315" style="width: 207px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-23-Aleksandros.jpg" rel="attachment wp-att-1315"><img class=" td-modal-image wp-image-1315 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-23-Aleksandros-207x300.jpg?resize=207%2C300" alt="Resim 23: Aleksandros" width="207" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-23-Aleksandros.jpg?resize=207%2C300&amp;ssl=1 207w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Resim-23-Aleksandros.jpg?w=280&amp;ssl=1 280w" sizes="(max-width: 207px) 100vw, 207px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1315" class="wp-caption-text">Resim 23: Aleksandros</figcaption></figure>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>Bryce 2002,&nbsp;Bryce, T., Hitit Dünyasında Yasam ve Toplum (Ankara 2002). Dost Kitapevi</p>
<p>Lexikon-6, Olbrich H.- Gerhard S.,&nbsp; Lexikon der Kunst/6 (Almanya 1996). DTV</p>
<p>Eski ahit,&nbsp;Eski Ahit, Tekvin 3,4, Bap 3 (İstanbul 2002). Kitabı Mukaddes Şirketi</p>
<p>Karauguz 2001,&nbsp;Karauguz, G., Hitit Mitolojisi (Konya 2001). Çizgi Kitabevi</p>
<p>Hooke 1991,&nbsp;Hooke S. H.,&nbsp; Ortadoğu Mitolojisi Ankara 1991). İmge Yayınevi</p>
<p>Yöndemli 2006,&nbsp;Yöndemli, Fuat,&nbsp; Hayat Ağcı Ejder Yılan ( İstanbul2006 ) Nüve Kültür Merkezi</p>
<p>Lukian Alexander,&nbsp;Lukian A. L.,&nbsp; <em>Alexander. Alexander the false prophet </em>(1925). <em>&nbsp;</em>(Trans. A.M. Harmon) Loeb Classical Library.</p>
<p>Roller 2004,&nbsp;Roller, L.E., Ana Tanrıçanın izinde, Anadolu Kybele Kültü (İstanbul 2004). Çev:B. Avunç, Alfa Yayıncılık</p>
<p>Eyüpoğlu 1990,&nbsp;Eyüpoğlu İ. Z., Tanrı Yaratan Toprak – Anadolu (İstanbul 1990). Der Yayınları</p>
<p>Green 2003,&nbsp;Green A., Mezopotamya Mitolojisi Sözlüğü (İatanbul 2003). Aram Yayıncılık</p>
<p>Karasalihoğlu 2001,&nbsp;Karasalihoğlu M., Antik Çağdan Bugüne Glykon Kültü, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) (Eskişehir 2011)</p>
<p>Korkmaz 1990,&nbsp;Korkmaz N., Semboller Ve Yorumlarla Görünenden Görünmeyene (İstanbul 1990). Sena Ofset Matbaası</p>
<p>Kramer 1999,&nbsp;Kramer S.N., Sümer Mitolojisi ( İstanbul 1999). Kabalcı Yayınevi</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yilan-ve-stilize-yilan-figurunun-uzak-gecmisi/">Yılan ve Stilize Yılan Figürünün Uzak Geçmişi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yilan-ve-stilize-yilan-figurunun-uzak-gecmisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1292</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Beyaz Zeminli Lekythosların Mezarlık Alanlarında Kullanımı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/beyaz-zeminli-lekythoslarin-mezarlik-alanlarinda-kullanimi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/beyaz-zeminli-lekythoslarin-mezarlik-alanlarinda-kullanimi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 17 Dec 2015 13:44:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gonca Tutuk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[antika vazo]]></category>
		<category><![CDATA[Arkaik Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Attika]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz zeminli lekythos]]></category>
		<category><![CDATA[cenaze törenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ekphora]]></category>
		<category><![CDATA[Geometrik Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Herodot]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Kunsthistorisches Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[lekythos]]></category>
		<category><![CDATA[mezar dikitleri]]></category>
		<category><![CDATA[mezar stelleri]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Prothesis]]></category>
		<category><![CDATA[vazo]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan sanatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1208</guid>
				<description><![CDATA[<p>Lekythoslar Antik Çağ’da yaygın olarak kullanılan bir kap türüdür.&#160; Lekythos, Yağ ve/veya parfüm gibi kıymetli sıvıları koruyan, testi formlu kaplardır. Dar boyunlu ve tek dikey kulpludur. Özel ağız/dudak yapısı sıvının boşaltılması sırasında kaybını önleyecek şeklide tasarlanmıştır. İçeriği nedeni ile mezar hediyesi olarak sıklıkla kullanılmıştır. İki temel tipinden biri kısa ve kürevi diğeri ise silindirik gövdelidir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beyaz-zeminli-lekythoslarin-mezarlik-alanlarinda-kullanimi/">Beyaz Zeminli Lekythosların Mezarlık Alanlarında Kullanımı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Lekythoslar Antik Çağ’da yaygın olarak kullanılan bir kap türüdür.&nbsp; Lekythos, Yağ ve/veya parfüm gibi kıymetli sıvıları koruyan, testi formlu kaplardır. Dar boyunlu ve tek dikey kulpludur. Özel ağız/dudak yapısı sıvının boşaltılması sırasında kaybını önleyecek şeklide tasarlanmıştır. İçeriği nedeni ile mezar hediyesi olarak sıklıkla kullanılmıştır. İki temel tipinden biri kısa ve kürevi diğeri ise silindirik gövdelidir. Bodur lekyhtos denilen çeşidine M.Ö. 5. Yüzyılın ikinci yarısı ile M.Ö. 4. Yüzyılda çok rastlanır. M.Ö. 5. ve 4. yüzyılda yaygın kullanımı dışında mezar hediyesi ve mezar belirteci olarak kullanılmıştır</p>
<p>İncelenen bazı yayımlarda bu lekythosların sadece mezar hediyesi veya mezar belirteci olarak kullanıldığı öne sürülmektedir. Arkeolojik veriler ve diğer farklı yayımlar da dikkate alındığında aslında bu lekythosların hem dönemsel hem de işlevsel olarak farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Mezar hediyesi olarak kullanılan lekythoslar terracottadan ve üzerinde ölümle ilişkili sahneler yer alan kaplardır. Geniş beyaz zeminli lekythoslar ise hem boyut hem materyal açısından terracotta lekythoslardan farklıdır. Bu lekythoslar genellikle taş veya mermerden üretilmiş olup mezar belirteci olarak kullanılmışlardır.</p>
<figure id="attachment_1213" aria-describedby="caption-attachment-1213" style="width: 378px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Keremeikos’taki-lekythosların-gelişimi.jpg" rel="attachment wp-att-1213"><img class=" td-modal-image wp-image-1213 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Keremeikos’taki-lekythosların-gelişimi.jpg?resize=378%2C145" alt="Resim 1: Keremeikos’taki lekythosların gelişimi" width="378" height="145" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Keremeikos’taki-lekythosların-gelişimi.jpg?w=378&amp;ssl=1 378w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Keremeikos’taki-lekythosların-gelişimi.jpg?resize=300%2C115&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 378px) 100vw, 378px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1213" class="wp-caption-text">Resim 1: Keremeikos’taki lekythosların gelişimi</figcaption></figure>
<p><strong>Kısa Araştırma Tarihi</strong></p>
<p>18 . yy‘da yapılan çalışmalarının başlıcaları; Baron Steckelberg (Die Graeher der Hellenen 1837 ), O. Benndorf “ Griechische und stilische Vasenbilder 1868-83), C.Robert “ Thanatos” (1879), O.Waser “ Charon” ( 1898 ), E. Pottier, Etudes sur les lecythes blancs Attiques a representation funeraire (1883).</p>
<p>18 . ve 20. yy’da yapılmış çalışmalar; R.C Bosanquet “ Journal of Hellenistic Studies&nbsp; (1896-1899 ), A. Fairbanks ,Athenian White lekythoi (1907-1914), Beazley, Attic Red Figure Vase –Painter(1915), W.Riezler,Weissgrundige&nbsp; attische&nbsp; Lekythen (1914 ), D.C Kurtz&nbsp; Athenian White Lekythoi (1975 ),&nbsp; Lexicon Iconographicum Mythologiae “ N.Nakayama (1982) , Şahin N. Beyaz Lekythos’lar ışığında Klasik Devirde Atina’da Ölüm &nbsp;İkonoğrafisi ve Ölü Kültü (1996), U.Koch-Brinkmann ,Polychrome Bilder&nbsp; auf weissgrundigen Lekythen (1999).</p>
<p>Beyaz Zeminli Lekythoslar ve Mezarlık Alanlarında Kullanılmaları</p>
<p>Antik Yunan Cenaze törenlerine ilişkin işlemler dört aşamadır ve şu şekildedir:</p>
<ul>
<li>Soma&#8217;nın hazırlanması</li>
<li>Prothesis</li>
<li>Ekphora</li>
<li>Soma&#8217;nın mezara konuşudur<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> .</li>
</ul>
<p>Bu işlemler içinde en önemli olanı mezarlar ve mezar stelleri/dikitleridir. Mezar işareti olarak en erken sayılabilecek örnekleri M.Ö. 10. ve 8. yüzyıllar arasına tarihlenen Geometrik Dönem Attika mezar stelleri kabaca işlenmiş bloklar halindedir. Bu blokların yanında nadiren bulunan geniş vazolar libasyon için kullanılmıştır<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> . Atina, Eleusis ve Thera’da Geometrik ve Erken Arkaik Dönem’e ait nekropollerde yapılan araştırmalar sonucu bulunan kabaca işlenmiş ve şekilsiz çok sayıdaki mezar taşından, mezar stellerinin kronolojik bir sıralamaya girmeye başladığı görülür<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> . Bu örnekler ya hiç çalışılmamış veya kabaca çalışılmıştır. Bunlar, dikdörtgen formlu olup yükseklikleri genellikle 50 cm ile 100 cm arasında değişmektedir.</p>
<figure id="attachment_1210" aria-describedby="caption-attachment-1210" style="width: 264px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Beyaz-zeminli-lekythos-taklidi.jpg" rel="attachment wp-att-1210"><img class=" td-modal-image wp-image-1210 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Beyaz-zeminli-lekythos-taklidi-264x300.jpg?resize=264%2C300" alt="Resim 3: Beyaz zeminli lekythos taklidi: Bir kadın ve adam kalathos ve diphros ile taçlandırılmış sütünun yanında durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3746" width="264" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Beyaz-zeminli-lekythos-taklidi.jpg?resize=264%2C300&amp;ssl=1 264w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Beyaz-zeminli-lekythos-taklidi.jpg?w=266&amp;ssl=1 266w" sizes="(max-width: 264px) 100vw, 264px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1210" class="wp-caption-text">Resim 3: Beyaz zeminli lekythos taklidi: Bir kadın ve adam kalathos ve diphros ile taçlandırılmış sütünun yanında durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3746</figcaption></figure>
<p>Arkaik Dönemde ise John Boardman “Yunan Sanatı” adlı kitabında, erken tarihli dev boyutlu kouroslar mezar işareti olarak mezarlıklarda yer almış ve ölüye ait bilgiler heykellerde ya da kourosların kaideleri üzerinde yer alan yazıtlarda belirtilmiştir. Dolayısıyla bu heykeller yaş veya meslek<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> gözetilmeden idealize edilmiş figürlerdir şeklinde ifade etmiştir.</p>
<p>Klasik dönemde ise, hem Solon<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a>’un uyguladığı toplumsal reformlar hem de Atina’nın Pers istilasından sonra yeniden inşa süreci, mezarlık alanlarında bazı değişmelere sebep olmuştur. İncelenen bir makalede<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a>&nbsp; M.Ö. 5. yüzyıl mezarları hakkındaki şu görüş dikkat çekici olmuştur: M.Ö. 487-480 yılları arasındaki bir tarihte Atina&#8217;da mezarların yerlerini belirlemek üzere mezar belirteci (stel) dikilmesi Solon tarafından yasaklanmış ve bu yasaklama yaklaşık 60 yıl sürmüştür.</p>
<p>Kuşkusuz mermerin daha kısıtlı kullanılmasına yönelik olan bu yasak, Atina vatandaşlarını ve sanatkârlarını mezar dikitlerine bir alternatif oluşturabilecek mezar işareti bulma gibi bir sorunla karşı karşıya getirmiştir<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a> . Herodot’un Solon ile ilgili yazdığı metinde; Atinalılar onun kendilerine yasalar yapmasını istemişler, o da bu yasaları yayımlamış, sonra dünyayı göreceğim diyerek, on yıllık bir yolculuk için denize açılmıştır. Aslında koyduğu yasaların kaldırılmasını istemediği için gitti. Çünkü Atina halkı bunu kendiliğinden yapamazdı. Solon, yasalarını on yıl uygulamak için büyük yemin etmişti diye ifade eder<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a>.</p>
<figure id="attachment_1219" aria-describedby="caption-attachment-1219" style="width: 158px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müzesi’nde-bulunan-bir-örnek.png" rel="attachment wp-att-1219"><img class=" td-modal-image wp-image-1219 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müzesi’nde-bulunan-bir-örnek.png?resize=158%2C290" alt=" Resim 8: Metropolitan Müzesi’nde bulunan bir örnek" width="158" height="290" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1219" class="wp-caption-text">Resim 8: Metropolitan Müzesi’nde bulunan bir örnek</figcaption></figure>
<p>Lekythoslar Antik Çağ’da yaygın olarak kullanılan bir kap türüdür.&nbsp; Lekythos: Yağ ve/veya parfüm gibi kıymetli sıvıları koruyan, testi formlu kaplardır. Dar boyunlu ve tek dikey kulpludur. Özel ağız/dudak yapısı sıvının boşaltılması sırasında sıvı kaybını önleyecek şeklide tasarlanmıştır. İçeriği nedeni ile mezar hediyesi olarak sıklıkla kullanılmıştır. İki temel tipinden biri kısa ve kürevi diğeri ise silindirik gövdelidir<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a> . Yunan vazoları standart biçimde dağıtım, tüketim, taşıma, katı ve sıvıların her ikisinin de depolamak için üretilmişlerdir.</p>
<p>Cenaze törenlerinde lekythoslar bilinen örneklerdir. Antik Yunanistan’da Prothesis esnasında ölü beden,&nbsp; parfümlü yağlarla yağlanırdı. Mezar alanlarında ağıtçılar aynı zamanda sıvı libasyon olarak yağları dökerlerdi ve mezarın yanına mezar sunusu olarak lekythosları koyarlardı. Antik Yunan vazo boyaları, tasvirlenen cenaze sahnelerinde sıklıkla lekythosların mezar işaretçisi olarak koyulduğunu gösterir ve arkeolojik kazılar bunu onaylar. Çünkü lekythosların Yunan cenaze ritüellerindeki ilk rolü, lekythosun ölüm ve gömünün işaretçisi olmasıdır. Atina’da 5. ve 4. yüzyıllarda,&nbsp; lekythosların geniş taş replikaları ve taş rölyefli heykelleri mezar işaretçisi olarak kullanıldı.</p>
<figure id="attachment_1216" aria-describedby="caption-attachment-1216" style="width: 264px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3745.jpg" rel="attachment wp-att-1216"><img class=" td-modal-image wp-image-1216 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3745-264x300.jpg?resize=264%2C300" alt="Resim 2: Beyaz zeminli lekythos taklidi: Bir kadın himation bohçasını hizmetçisine veriyor. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3745" width="264" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3745.jpg?resize=264%2C300&amp;ssl=1 264w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3745.jpg?w=266&amp;ssl=1 266w" sizes="(max-width: 264px) 100vw, 264px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1216" class="wp-caption-text">Resim 2: Beyaz zeminli lekythos taklidi: Bir kadın himation bohçasını hizmetçisine veriyor. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3745</figcaption></figure>
<p>M.Ö. 6. yüzyılın ortasından 5. yüzyılın sonuna kadar, Attika mezarları gitgide artarak beyaz zeminli lekythoslarla döşenmiştir. Lekythoslarlar Attika’da en popüler mezar hediyesi olmuştur. Arkeolojik kanıtlar, bu lekythosların sadece mezar kapları değil, mezarın içinde ve üzerinde depolandığını aynı zamanda cenaze ateşi için yakıldığını öne sürmektedir.&nbsp; Yaklaşık M.Ö. 430’dan itibaren geleneksel terrakotta lekythoslar mermerden yapılmaya başlandı. M.Ö. 5. yüzyılın sonuna doğru beyaz zeminli lekythosların üretimi durmaya başladı. Terracotta vazolar mezar sunusu olarak kullanılmaya devam etti fakat mermerin dayanıklılığı mezar işareti olarak kullanıldı. Mermer rölyef geleneği M.Ö. 6. yüzyılın erken dönemlerinden beri Attika mezarlarında bulunmaktaydı. Stel gibi, bu mermer lekythoslar da alçak kabartma figürlüdür. Mermer lekythosların ikincil kullanımı M.Ö 350lerin sonuna doğru olmuştur. Mermer mezar rölyeflerinin üretimi, M.Ö. 4. yüzyılın sonlarında M.Ö. 317-307 de Atina valisi Demetrios Poliorketes’e kadar devam etmiştir. Demetrios Poliorketes giderlere ait bir kararnameyle müsrifliğe son vermiştir <a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a>.</p>
<p>Kısacası Beyaz Zeminli Lekythoslar, Klasik Dönemin en iyi temsilcileridir <a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a>. Lekythoslar, Attika’da M.Ö. 5. yüzyılda yeni bir kullanım alanı bulmuşlar ve mezarlarda farklı işlevsel özellikler kazanmışlardır. Özellikle beyaz zeminli lekythoslar M.Ö. 440-430 yıllarında çok sayıda yapılmışlardır. Bodur lekyhtos denilen çeşidine M.Ö. 5. yüzyılın ikinci yarısı ile M.Ö. 4. yüzyılda çok rastlanır<a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a> .</p>
<figure id="attachment_1218" aria-describedby="caption-attachment-1218" style="width: 95px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müze’sinde-bulunan-bir-örnek.png" rel="attachment wp-att-1218"><img class=" td-modal-image wp-image-1218 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müze’sinde-bulunan-bir-örnek-95x300.png?resize=95%2C300" alt="Resim 9: Metropolitan Müze’sinde bulunan bir örnek" width="95" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müze’sinde-bulunan-bir-örnek.png?resize=95%2C300&amp;ssl=1 95w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müze’sinde-bulunan-bir-örnek.png?w=96&amp;ssl=1 96w" sizes="(max-width: 95px) 100vw, 95px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1218" class="wp-caption-text">Resim 9: Metropolitan Müze’sinde bulunan bir örnek</figcaption></figure>
<p>Kristine Gex “Athens and Funerary Lekythos” isimli makalesinde Kerameikos lekythoslarını, M.Ö. 5. Yüzyıl içindeki gelişimini sınıflandırmıştır <a href="#_ftn13" name="_ftnref13">[13]</a> (resim 1) .</p>
<p>Yapılan araştırmalar sonucunda M.Ö. 5. yüzyıl lekythosların bazı çeşitlerinin mezar hediyesi,&nbsp; bazılarının ise mezar işareti olarak kullanıldığı görülmektedir. Mezar hediyesi olarak kullanılan lekythoslar hakkında Elisabeth Trinkl tarafından yapılan bir araştırmada, Prokesch von Osten tarafından toplanan Viyana’daki Kunsthistorisches Müzesi’nde sergilenen 4 adet beyaz zeminli lekythos&nbsp; IV 3745 (Resim 2) , IV 3746 (Resim 3), IV 3743 (Resim 4), IV 3744 (Resim 5) örneği verilmiştir. Beyaz zemin tekniği, karakteristik mezar vazolarında kullanılmıştır. Tasvirlenen resimler sıklıkla cenaze hediyesi olarak verilen vazoların fonksiyonuyla yazar tarafından ilişkilendirilir<a href="#_ftn14" name="_ftnref14">[14]</a> .</p>
<p>Resim 3’deki tasvir, doğrudan Yunan mezar ayinleriyle ilişkilidir. Beyaz zeminli lekythoslar üzerindeki sütunların tasviri genellikle mezar steli olarak tanımlanır. Bununla birlikte mezar stelleri genellikle daha büyük, sıklıkla palmet ve üçgen biçimi taçlandırılarak tasvir edilir. Aynı zamanda sütünların tepesindeki kalathos ve diphros diğer çeşitli lekythoslardaki mezar stellerinin tasviriyle eşleşmez.&nbsp; Fakat onlar, kadınların konteksinde, benzer bir şekilde basamaklı zeminin önündeki plemochoeye işaret eder. Resim 3’deki sütun bütün mezarı temsil eder ve stelin sadece kendisi değildir; kalathos, diphros ve plemochoe, açıkça bir kadına ait ölü kişinin mezar ayini sırasında anı için depolanmaktadır.</p>
<figure id="attachment_1214" aria-describedby="caption-attachment-1214" style="width: 120px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3743.jpg" rel="attachment wp-att-1214"><img class=" td-modal-image wp-image-1214 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3743-120x300.jpg?resize=120%2C300" alt="Resim 4: Beyaz zeminli lekythos: Bir genç adam lyra taşıyan bir çocuğun eşlik ettiği üç figürlü sahnede ortada durmaktadır. Charon karşı tarafta kayığında durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3743" width="120" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3743.jpg?resize=120%2C300&amp;ssl=1 120w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3743.jpg?w=121&amp;ssl=1 121w" sizes="(max-width: 120px) 100vw, 120px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1214" class="wp-caption-text">Resim 4: Beyaz zeminli lekythos: Bir genç adam lyra taşıyan bir çocuğun eşlik ettiği üç figürlü sahnede ortada durmaktadır. Charon karşı tarafta kayığında durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3743</figcaption></figure>
<p>Özellikle bu dört lekythosun üzerindeki tasvirlerin bazıları, bu vazoların cenaze hediyesiyle ilişkisini göstermektedir.&nbsp; Aynı zamanda bu iyi korunmuş dört vazo, mezar konteksinde bulunmuştur. Resim 2 ve Resim 3’ deki tasvirler, bir kadının cenaze törenine ait iken, diğerleri (Resim 4 ve Resim 5) erkek gömüsüne işaret eder.</p>
<p>Bugün, Viyana Kunsthistorisches Müzesi’nde korunan bu dört beyaz zeminli lekythos Gropius tarafından bu bölgede 1819’da kazılmıştır. İkonografik kanıtlar temelinde bu vazoları, iki kişisel mezar veya bir çiftin tek bir mezarının gömü hediyesi olarak yorumlamaktayız <a href="#_ftn15" name="_ftnref15">[15]</a>. Cenaze Lekytosları dönemi; uzun silindirik vazo imajıyla, beyaz zeminde yapılan resimlerle ortaya çıkmıştır, Klasik Dönemde Atina’da temsilcileri bulunmaktadır<a href="#_ftn16" name="_ftnref16">[16]</a> .</p>
<p>John H. Oakley&nbsp; lekythoslarla ilgili çalışmasında, 5. yüzyıl Atina mezarları ve mezarlara sunu olarak götürülen Atina vazoları üzerinde&nbsp; prothesis sahnesine dikkat çekmiştir.&nbsp; Atina’da M.Ö. 560’tan 5. yüzyılın sonuna kadar lekythoslar çok popüler mezar hediyesidir.</p>
<p>Erken gömülerde aryballosun yerini almıştır. Çok renkli beyaz lekythoslar ilk olarak Atina, Attika ve Eretria’daki kadın ve erkeğin her ikisine de ait mezarlardan ele geçmiştir. Mezarlarda bulunan eşyalar, onların cinsiyetini belirlemeye yetmemektedir. Oakley, aynı zamanda beyaz lekythosların,&nbsp; gömülerde genellikle üç veya daha fazla vazodan oluştuğunu belirtir. Oakley’in tanımlamaları daha önce yazılmış siyah figürlü beyaz zeminli lekythoslar ile çok renkli tasvirleri açıklayan yayımlardan farklıdır ve Oakley’in tahminine göre çok renkli lekythoslara veya konturlere sahip klasik mezarların yüzde 12’si, M.Ö. 470-400 arasındadır. Gerçekte bu yüzdelik daha az olmalıdır, çünkü mezar eşyası bulundurmayan mezarların tarihlendirilmesi (resim 6) zordur&nbsp; <a href="#_ftn17" name="_ftnref17">[17]</a>.</p>
<p>M.Ö. 500 civarında mezar eşyası olarak kullanılan silindirik lekythosların yerini bodur lekythoslar almaya başlamıştır. M.Ö. 5. yüzyılın ikinci çeyreğinde bodur lekytoslar yine mezar eşyası olarak kullanılan unguentariaların yerini almışlardır <a href="#_ftn18" name="_ftnref18">[18]</a>.</p>
<figure id="attachment_1215" aria-describedby="caption-attachment-1215" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3744.jpg" rel="attachment wp-att-1215"><img class=" td-modal-image wp-image-1215 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3744-300x290.jpg?resize=300%2C290" alt="Resim 5: Beyaz zeminli lekythos: Önünde kayığında duran Charon’un eşlik ettiği genç bir adam durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3744" width="300" height="290" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3744.jpg?resize=300%2C290&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3744.jpg?w=312&amp;ssl=1 312w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1215" class="wp-caption-text">Resim 5: Beyaz zeminli lekythos: Önünde kayığında duran Charon’un eşlik ettiği genç bir adam durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3744</figcaption></figure>
<p>5 . Yüzyılın ilk yarısı sırasında Atina vazolarının şekli astarlı beyazdı ama 5. yüzyılın ikinci yarısında beyaz astarın kullanımı lekythoslara ikonografi ve aynı zamanda cenaze sahnesi gibi geniş bir sınırlama getirdi. Bazı beyaz lekythoslar kullanılmaktan çok görülmek için yapılmışlardır. Bu lekythosların tasvir ettiği çağdaş cenaze törenleri için oldukça önemlidir <a href="#_ftn19" name="_ftnref19">[19]</a>.</p>
<p>Arkeolojik verilere dayanarak lekythosların mezar işareti olarak kullanıldığı da tespit edilmiştir. Fakat bunların mezar hediyesi olarak kullanılan beyaz zeminli lekythoslardan temel farkı boyutu ve cinsidir. Malzeme olarak genellikle dayanıklı malzeme olan taş ve mermer tercih edilmiştir. Ortalama boyutları ise; 50 ile 160 cm arasında değişmektedir.</p>
<figure id="attachment_1212" aria-describedby="caption-attachment-1212" style="width: 180px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos.jpg" rel="attachment wp-att-1212"><img class=" td-modal-image wp-image-1212 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos-180x300.jpg?resize=180%2C300" alt="Resim 10: Büyük Lekythos, Metropolitan Müzesi" width="180" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos.jpg?resize=180%2C300&amp;ssl=1 180w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos.jpg?w=181&amp;ssl=1 181w" sizes="(max-width: 180px) 100vw, 180px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1212" class="wp-caption-text">Resim 10: Büyük Lekythos, Metropolitan Müzesi</figcaption></figure>
<p>Lana Michelle Georgiou’nun çalışmasında ise; Geniş Beyaz Zeminli Lekythos Grubu’ndan bahsetmiştir. Bunlar mezar lekythoslarının son grubudur (M.Ö. 410-400).&nbsp; Bu lekythoslar tamamen taştan yapılmıştır(seramik taklidi) ve yüksekliği bir metrenin üzerine ulaşabilir. Bu lekythosların, gövde ve omuzları sadece beyaz astar ile kaplıdır. Bu yüzyılın vazolarından farklı olarak tamamen beyaz astarla kaplıdır. Bu kocaman vazolar üzerinde kendi dönemlerinde kullanılan resimli dekorasyon stili, duvar- panel resmi olarak (Resim 7)&nbsp; uyarlanmıştır<a href="#_ftn20" name="_ftnref20">[20]</a>. Metropolitan Müzesi’nde bulunan bir örnekte bunu net bir şekilde görebiliriz (Resim 8).&nbsp; Bu mermer Lekythos’un Klasik Dönem’de M.Ö. 400-390’a tarihlenmiştir ve Attik- Yunan vazosudur. Pantelik mermerinden yapılmıştır. Yüksekliği 157.5 cm’dir. Üzerindeki alçak kabartmada ise üç figür tasvir edilmiştir. Bunlardan ikisi ayakta diğeri ise ortada, klismosta oturmaktadır. Ayakta duran genç Kallisthenes, ortada oturan sakallı adam ile el sıkışmaktadır. Sakallı adamın arkasında eli çenesinde ayakta duran kadın tasviri bulunmaktadır (resim9). Bu lekytos boyutları ve mermer malzemesi nedeniyle mezar belirteci olarak kullanıldığı bilinmektedir<a href="#_ftn21" name="_ftnref21">[21]</a> .</p>
<p>Geniş Beyaz Zeminli Lekythos Grubu’nundaki bir ünik parçada bunun dışında etkiler görülür. Bu lekythoslar tamamen beyaz astarlı değildir. Normal ölçülü beyaz zeminli lekythosların, geleneksel şerit elementlerinden yoksun ve çok geniştir. Bu lekythoslar sadece diğer çeşitleri (resim 10) gibi geleneksel değildir <a href="#_ftn22" name="_ftnref22">[22]</a> .</p>
<figure id="attachment_1211" aria-describedby="caption-attachment-1211" style="width: 182px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos-Metropolitan-Müzesi.jpg" rel="attachment wp-att-1211"><img class=" td-modal-image wp-image-1211 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos-Metropolitan-Müzesi-182x300.jpg?resize=182%2C300" alt="Resim 7: Büyük Lekythos, Metropolitan Müzesi" width="182" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos-Metropolitan-Müzesi.jpg?resize=182%2C300&amp;ssl=1 182w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos-Metropolitan-Müzesi.jpg?w=184&amp;ssl=1 184w" sizes="(max-width: 182px) 100vw, 182px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1211" class="wp-caption-text">Resim 7: Büyük Lekythos, Metropolitan Müzesi</figcaption></figure>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Çeşitli yayınlar incelenip, arkeolojik verilerle desteklendiğinde çıkan sonuç;&nbsp; Klasik Dönem’de lekytosların sadece mezar belirteci olarak kullanılmayıp, mezar hediyesi ve mezar belirteci için de kullanıldığını göstermiştir. M.Ö. 5. yüzyılda yaşanan sosyal değişikler, mezar alanlarında bazı problemleri de beraberinde getirmişse bile bu dönem lekythoslarının hepsine mezar belirtici demek yanıltıcı olacaktır.</p>
<p>Bu inceleme sonucunda mezar alanları ile ilgili iki farklı işlevli lekythos tespit edilmiştir. Bunlar,&nbsp; mezar eşyası olarak kullanılan terakotta lekythoslar ve geniş gövdeli beyaz zeminli lekythoslardır. Kendi aralarındaki ayrımı belirleyen ise boyutları ve yapıldıkları materyallerdir. Özellikle mezar eşyası olarak kullanılan lekythoslar terakottadan üretilmiş ve boyutları asıl amaçlarına ( kozmetik malzeme ve yağ) uygun şekilde yapılmışlardır.&nbsp; Mezar hediyesi ve libasyonda kullanılan terrakotta lekythoslar üzerindeki betimlerden, o dönemde mezar kültürünün yansımalarını ve tören adetlerini gözler önüne serer. Betimlerden anlaşılacağı üzere mezarlar, çok gösterişli olmayan basamakların bulunduğu sade mezar alanı şeklindedir. Bu betimlerde henüz mezar belirteci olarak kullanılan lekythoslara rastlanmamıştır. Lekythoslar daha çok basamaklı kaide üzerinde küçük boyutlu sunu veya eşya olarak kullanılmış ve tasvir edilmiştir. Bu malzemelerin dayanıksızlığından dolayı mezar belirteci olarak kullanılması pek mümkün görülmemektedir.</p>
<p>Geniş gövdeli beyaz zeminli lekythoslar, M.Ö. 5. yüzyılın son çeyreğinde taş ve mermer malzemeli olup hem dayanıklılığı hem de diğer lekythoslara oranla daha yüksek olmasından dolayı mezar belirteci olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu lekythoslar terrakottaların aksine taş rölyef geleneğini devam ettirmişlerdir. Bu taş rölyeflerin üzerindeki betimlerde yine ölüm ve ölüye ilişkin sahneler görülmektedir.</p>
<figure id="attachment_1209" aria-describedby="caption-attachment-1209" style="width: 225px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/beyaz-zeminli-Lekythos-örneği.jpg" rel="attachment wp-att-1209"><img class=" td-modal-image wp-image-1209 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/beyaz-zeminli-Lekythos-örneği-225x300.jpg?resize=225%2C300" alt="Resim 6: Mezar işareti olarak kullanılan beyaz zeminli Lekythos örneği, Metropolitan Müzesi" width="225" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/beyaz-zeminli-Lekythos-örneği.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/beyaz-zeminli-Lekythos-örneği.jpg?w=226&amp;ssl=1 226w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1209" class="wp-caption-text">Resim 6: Mezar işareti olarak kullanılan beyaz zeminli Lekythos örneği, Metropolitan Müzesi</figcaption></figure>
<p>Bu iki tür de ölüm kültüyle ilişkilidir fakat kullanım amacı açısından birbirinden ayrılır. Bugüne kadar bu iki türün de ya mezar hediyesi ya da mezar belirteci olarak kullanıldığına dair yayımlar bulunmaktadır. Fakat yapılan çalışmalar ve yayımlar dikkate alındığında her ikisinin de mezarlarda kullanıldığı fakat hem dönemsel olarak hem de işlevsel olarak birbirinden ayrıldığı görülmektedir. Klasik Dönem’de popüler olup üretimi artan bu kaplar Klasik Dönem’den sonra üretiminde azalma görülmüştür.</p>
<p>Bu makale <strong>Gonca Tutuk</strong> ve <strong>Refika Selin Bilgiç</strong> tarafından beraber hazırlanmıştır.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>BOARDMAN John, Yunan Sanatı, Homer Kitabevi, İstanbul, 2005.</p>
<p>COHEN Beth, The Color of Clay, J. Paul Getty Museum Publications, Los Angeles,&nbsp; 2006.</p>
<p>DELEMEN İnci- ÇOKAY KEPÇE Sedef, Yunan Ve Roma Kap Formları Sözlüğü, T.E.B.E. Yayınları, İstanbui, 2009.</p>
<p>Department of Classical Studies and MA Program in Ancient Greek and Roman Studies, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), 2014.</p>
<p>Ferdane Elif Zengin,&nbsp; Antik Yunan Seramiklerinde Çömlekçilik Konulu Sahneler, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Seramik Anasanat Dalı Yüksek Lisans Tezi, ( Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) , İzmir, 2007.</p>
<p>GEORGIOU Lana Michelle, Intimate Death: The Brandeis Fifth-Century Athenian Lekythos Evolution of Form, Ritual Practices and Use, Brandeis University, The Faculty of the Graduate School of Arts and Sciences</p>
<p>GEX Kristine, “Athens and the Funerary Lekythos”,&nbsp; ed.&nbsp; Panos Valavanis &#8211;&nbsp; Eleni Manakidou,, Essays On Greek Pottery And Iconography ın Honour of Profesor MıchalisTiverios,&nbsp; University Studio Press, Thessaloniki, 2014.</p>
<p>HERODOTOS, Tarih, Kültür Yayınları, İstanbul, 2010.</p>
<p>KNUD Johansen Friis, The Attic Grave-Reliefs of the Classical Period, E. Munksgaard , Copenhagen, 1951.</p>
<p>KURTZ Donna C.,” Two Athenian White- Ground Lekythoi”, Greek Vases in the J. Paul Getty Museum: Volume 4 (OPA 5), The J. Paul Getty Museum, California, 1989.</p>
<p>MANSEL Arif Müfit, Ege ve Yunan Tarihi, TTK, Ankara,2011.</p>
<p>OAKLEY John H., Picturing Death in Classical Athens- The Evidence of the White Lekythoi, Cambridge University Press, Cambridge, 2004.</p>
<p>RHODES Robin F., Eclectic Antiquity the Classical Collection of the Snite Museum of Art, University of Notre Dame, Indiana, 2010.</p>
<p>RICHTER Gisela M. A., “An Athenian Gravestone”, Metropolitan Sanat Müzesi Bülteni Yeni Serisi, Vol. 5, No. 7, Metropolitan Museum of Art Bulletin, 1947.</p>
<p>ŞAHİN Nuran , “Beyaz Lekythoslar Işığında Klasik Devirde Atina’da Ölüm İkonografisi ve Ölü Kültü”, Arkeoloji Dergisi IV, İzmir, 1993.</p>
<p>TRINKL Elisabeth, “Hidden Treasures – Four White Ground Lekythoi of the Collection of Count Anton Prokesch Von Osten in the Kunsthistorisches Museum Wien”, Bolletino Di Archeologia On Line, Roma, 2010.</p>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Nuran&nbsp; Şahin, “Beyaz Lekythoslar Işığında Klasik Devirde Atina’da Ölüm İkonografisi ve Ölü Kültü”, Arkeoloji Dergisi IV, İzmir 1993, s.143.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Johansen Friis Knud, The Attic Grave-Reliefs of the Classical Period, E. Munksgaard , Copenhagen, 1951, s. 69.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Knud, a.g.e., s. 65-66.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> John&nbsp; Boardman , Yunan Sanatı, Homer Kitabevi, İstanbul, 2005, s.83.</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Solon; 594 yılında, Solon reformları uygulamaya kondu. Solon ilk iş olarak borçlarından dolayı özgürlüğünü kaybeden vatandaşların borçlarını sildi ve borç köleliğini yasakladı. Vatandaşların borç karşılığı olarak kendilerini, eş ve çocuklarını göstermelerini yasaklayıp, topraklarından ipoteği kaldırdı. Ticaret ve zanaatın gelişmesini destekleyip; ölçü ve tartıda standart sağladı. Solonun amacı toplumsal tabakalar arasında adaleti sağlamak ve özellikle alt ve üst tabaka arasındaki kutuplaşma ve çatışmaları önlemekti. Bu nedenle toplumsal ve ekonomik tabakaları gelirlerini temel alarak dört gruba ayırdı. En üst tabakada yıllık geliri 500 kile olanlar, onun altında yıllık geliri 300 kile olanlar, üçüncü tabakada 200 kilelikler ve son olarak en alt tabakada yıllık geliri 200 kileden daha az olanlar yer alıyordu. Bu ayrım soyluluğa göre değil yurttaşların servetlerin göre yapıldı. Yurttaşlar arasında tam bir eşitlik getirmese de, Solon yasalarının, zengin fakir arasındaki uçurumu ortadan kaldırmayı ve orta sınıfı güçlendirmeyi amaçladığı su götürmez bir gerçektir. En yoksul sınıf, bir çeşit ayrıcalık sayılan askerlik hakkından yoksun kalıyor, kamu görevlisi ve yönetici seçilemiyor ama vergi de vermiyordu. Bu sınıftan olanlara tanınan tek siyasal hak seçme hakkıydı . Ekonomik kalkınma için; buğday ihracının yasaklanması, zeytinyağıdan başka diğer bütün toprak ürünlerinin ihracının yasaklanması, Attika’da kullanılan Aigina para ve ölçü sisteminin yerine Evboia sisteminin kabul edilmesi, lüks tüketiminde kısıtlamalar başlıcalarıdır. Solon’un bütün bu reformlarında ahlak sorunlarına da önem vermiş, israf ve lüks hayatın önüne geçmek üzere bazı tedbirler almış olduğu bilinmekte ise de bu kanunların gerçekten Solon tarafından mı yapılmış, yoksa sonraları Solon’a mı atfedilmiş kesin olarak bilinmemektedir (Bknz; Arif Müfit Mansel, Ege ve Yunan Tarihi, TTK Ankara,2011, s,186).</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Şahin, a.g.m., s.143</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Şahin, a.g.m., s.143.</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Herodotos, Tarih, Kültür Yayınları,İstanbul, 2010, 1. Bölüm-29 s. 18.</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> İnci Delemen , Sedef Çokay- Kepçe , Yunan Ve Roma Kap Formları Sözlüğü, T.E.B.E. Yayınları, İstanbui, 2009, s.16-17.</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> Robin F. Rhodes, Eclectic Antiquity the Classical Collection of the Snite Museum of Art, University of Notre Dame, Indiana, 2010, s.23-33.</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> Kristine Gex, “Athens and the Funerary Lekythos”,&nbsp; ed.&nbsp; Panos Valavanis &#8211;&nbsp; Eleni Manakidou,, Essays On Greek Pottery And Iconography ın Honour of Profesor MıchalisTiverios,&nbsp; University Studio Press, Thessaloniki, 2014, s. 321.</p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> Ferdane Elif Zengin, &nbsp;Antik Yunan Seramiklerinde Çömlekçilik Konulu Sahneler, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Seramik Anasanat Dalı Yüksek Lisans Tezi, ( Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) , İzmir, 2007, s.68.</p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> Gex, a.g.m., s. 322.</p>
<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14">[14]</a> Elisabeth Trinkl, “Hidden Treasures – Four White Ground Lekythoi of the Collection of Count Anton Prokesch Von Osten in the Kunsthistorisches Museum Wien”, Bolletino Di Archeologia On Line, Roma, 2010, s. 135-141.</p>
<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15">[15]</a> Trinkl, a.g.m., s. 135-141.</p>
<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16">[16]</a> Gex, a.g.m.,&nbsp; s. 321.</p>
<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17">[17]</a> John H. Oakley, Picturing Death in Classical Athens- The Evidence of the White Lekythoi, Cambridge University Press, Cambridge, 2004, s. 9.</p>
<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18">[18]</a> Lana Michelle Georgiou, Intimate Death: The Brandeis Fifth-Century Athenian Lekythos Evolution of Form, Ritual Practices and Use, Brandeis University, The Faculty of the Graduate School of Arts and Sciences</p>
<p>Department of Classical Studies and MA Program in Ancient Greek and Roman Studies, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), 2014, s. 4.</p>
<p><a href="#_ftnref19" name="_ftn19">[19]</a> Donna C. Kurtz,” Two Athenian White- Ground Lekythoi”, Greek Vases in the J. Paul Getty Museum: Volume 4 (OPA 5), The J. Paul Getty Museum, California, 1989, S. 113-130.</p>
<p><a href="#_ftnref20" name="_ftn20">[20]</a> Georgiou, a.g.m., s. 5-7.</p>
<p><a href="#_ftnref21" name="_ftn21">[21]</a> Gisela M. A. Richter, “An Athenian Gravestone”, Metropolitan Sanat Müzesi Bülteni. Yeni Serisi, Vol. 5, No. 7, Metropolitan Museum of Art Bulletin, 1947, s. 179-184.</p>
<p><a href="#_ftnref22" name="_ftn22">[22]</a> Beth Cohen, The Color of Clay, J. Paul Getty Museum Publications, Los Angeles,&nbsp; 2006, s.237.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beyaz-zeminli-lekythoslarin-mezarlik-alanlarinda-kullanimi/">Beyaz Zeminli Lekythosların Mezarlık Alanlarında Kullanımı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/beyaz-zeminli-lekythoslarin-mezarlik-alanlarinda-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1208</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
