<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Ercüment Yöndem &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/ercumentyondem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Feb 2018 06:09:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Metehan V Sevde #SON– Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-11-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-11-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 28 Feb 2018 05:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercüment Yöndem]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12398</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yine apartmanın arkasındaki; Nermin Teyzelerle kısır yediğimiz, çay içip durduğumuz bankta oturmuştuk. Konuşmuyorduk. Aslına bakarsanız konuşacak bir şey bulamıyorduk. Yanımda sevdiğim kız oturuyordu. Muhtemelen iki çift laf etmemi de istiyordu ama ben, konuşacak bir şey bulamıyordum. Hani derler ya her zaman; “ilk adımı atmayan erkek mi olurmuş(!)”, “bana ne ilk mesajı o atsın erkek olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-11-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #SON– Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yine apartmanın arkasındaki; Nermin Teyzelerle kısır yediğimiz, çay içip durduğumuz bankta oturmuştuk. Konuşmuyorduk. Aslına bakarsanız konuşacak bir şey bulamıyorduk. Yanımda sevdiğim kız oturuyordu. Muhtemelen iki çift laf etmemi de istiyordu ama ben, konuşacak bir şey bulamıyordum. Hani derler ya her zaman; “ilk adımı atmayan erkek mi olurmuş(!)”, “bana ne ilk mesajı o atsın erkek olan o.”… derler işte. Derler. Bilemezler ki bu, o kadar kolay bir hadise değildir. Söyleyecek tek kelime lafı vardır insanın, o da düğümleniverir şurasında. Aslolan zaten ilk adımı atmak da değildir. Bunu hiçbir zaman anlayamayacaklar. Artık ben deniz Metehan da anlatamayacağım sevgili okur, biliyorsun.</p>
<p>Yanımda mahallede onu ilk gördüğüm günkü gibi sacları örgülü bir şekilde oturuyordu. Allahtan karşımda değildi de heyecanımı biraz olsun saklayabiliyordum. Ben uzaklara bakıyordum bir şet düşünüyormuş gibi, o da gözlerini karşımızdaki bahçeye dikmiş, inceliyordu. Her yerine yavaş yavaş göz atıyordu bahçenin, hiçbir ayrıntı kaçırmak istemiyor gibiydi. Ellerini bacaklarının altında birleştirmiş, ayaklarını ileri geri sallıyordu. Sallayabiliyordu evet, düşündüğünüz kadar uzun birisi değildi. Hatta oldukça kısa boyluydu. Dünyanın en kısa boylu prensesiydi.</p>
<p>Kalktım yerimden “biz tarla işlerini de çok iyi biliriz” edasıyla, annemden öğrendiklerimi satacaktım. Yerdeki çileklere baktım, aralarında vardı az buçuk olgunlaşmış olanı. Kopardım iki tane birisini Sevde’ye uzattım. Aranan kan bulundu:</p>
<ul>
<li>Sence dünyanın en güzel hissi ne?</li>
<li>Şuan ki.</li>
<li>Şuan ne hissediyorsun ki?</li>
</ul>
<p>Elini tuttum, göğsümün biraz aşağıca sol tarafına koydum. Bir pop şarkısını anımsatmaya çalışırcasına, küt küt atıyordu kalbim.</p>
<ul>
<li>Bu bir şey hissettirmez ki Metehan, kalbin sadece kan pompalıyor işte.</li>
<li>Kalp yalnızca kan pompalamaz Sevde?</li>
<li>Ne yapar peki?</li>
<li>Bilmiyorum ama eğer kalp yalnızca kan pompalıyorsa buramda hissettiğim şey ne?</li>
<li>Bilmem.</li>
</ul>
<p>Ona karşı hissettiğim her şey onu benden biraz daha uzaklaştırmıştı sanırım. O bana her ne kadar yakınsa, işte ben de o kadar uzaktım hala ona. Neyi yanlış yaptım diye düşünemiyorum bile çünkü sevmekten başka bir şey yaptığım da yoktu. Sadece sevmek yeterli olmuyormuş demek, bilemedim.</p>
<ul>
<li>Sence?</li>
<li>Ne bence?</li>
</ul>
<p>Taşınacaklardı yakın zamanda. Bir yıl kadar kalmıştı gitmelerine, ben de o yüzden pek yüklenmiyordum herhalde. Varsayımlar üzerine konuşuyorum çünkü kendime, bunlara cevap bulmak için sorular sorduğumda hep verdiğim cevaplar “belki de…” ile başlıyor.</p>
<ul>
<li>Ne bence?</li>
</ul>
<p>Düşünüyordum, bana cevap verdiğini geç işittim.</p>
<ul>
<li>Sence dünyanın en güzel hissi ne?</li>
<li>Hani şu arabayla yokuş aşağı giderken karnında bir boşluk oluşur ya.</li>
<li>Uçakla giderken de oluyormuş o, okulda Cengo anlatıyordu. Almanya’ya gidecekken (…)</li>
</ul>
<p>Sözümü bitiremeden yukarıdan Sevde’nin annesi bağırdı. Eve, yemeğe çağırıyordu. Bir öpücük dolusu yas ile banka yaslandım.</p>
<p>Gidişini izledim…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-11-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #SON– Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-11-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12398</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Metehan V Sevde #10 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-10-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-10-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 20 Feb 2018 05:00:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercüment Yöndem]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12396</guid>
				<description><![CDATA[<p>Metehan çok küçük yaştan beri hafızasını çok kapsamlı kullanabilen biriydi. Küçüklüğümüze dair bir göz atarken kimsenin hatırlayamadığı şeyleri o hatırlar, neşeli mizacıyla bizlere anlatırdı. Öyle bir anlatırdı ki çocukluğunu; karşısında kim varsa, silme kırılırdı gülmekten. Ağzı iyi laf yapardı keratanın. İlkokul beşinci sınıfta, Şerif Öğretmen’in Türkçe dersinde hayallerimizden bahsediyorduk. Metehan çıktı tahtaya, “Öğretmenim” dedi “bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-10-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #10 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Metehan çok küçük yaştan beri hafızasını çok kapsamlı kullanabilen biriydi. Küçüklüğümüze dair bir göz atarken kimsenin hatırlayamadığı şeyleri o hatırlar, neşeli mizacıyla bizlere anlatırdı. Öyle bir anlatırdı ki çocukluğunu; karşısında kim varsa, silme kırılırdı gülmekten. Ağzı iyi laf yapardı keratanın.</p>
<p>İlkokul beşinci sınıfta, Şerif Öğretmen’in Türkçe dersinde hayallerimizden bahsediyorduk. Metehan çıktı tahtaya, “Öğretmenim” dedi “bir hikaye anlatabilir miyim?”</p>
<p>Biraz başına buyruk olduğu kadar korkusuz da bir çocuktu. Dersle alakasız da olsa aklına eseni yapmak için izin alır, izin verilmezse de aklına eseni yapmaya koyulurdu. İzinlerle pek işi olmazdı… O yaşına kadar dolu dolu yaşadığı hayatından küçük küçük doneler aktarmaya başladı, yeşil tahta önünde. Hatta anlattı hikayedeki mekanlarda küçük detaylar bulunuyorsa eğer aklımızda daha iyi canlansın diye, tahtanın sol altında duran tebeşirlerden alır, o küçük detayları çizerdi.</p>
<p>Bitirdi hikayesini, tabi biz hikaye boyu ardı arkası kesilmemiş kahkahalarımızdan dolayı artık patlayacak gibi olan karınlarımızın ağrısıyla baş başa kalmışken, “İşte öğretmenim…” dedi. “Benim komik hayatımın bir filme çekilmesi en büyük hayalim. O filmi tüm dünyanın izlemesini istiyorum.” Oturdu yerine, alkışlar eşliğinde.</p>
<p>“Ulan ne olacak 5. Sınıfa giden çocuğun hayatından.” Demeyin. Siz Metehan’ı bir tanısaydınız, böyle söyleyemezdiniz zaten. O kadar ince düşünür ve hareket ederdi ki, “bu mu beşinci sınıf çocuğu?” derdiniz. Orta yaş bunalımındaki bir ev kızı iseniz “Evlenelim.” derdiniz. Ben pek yakıştırmasam da sanırım en uygun tamlama büyümüş de küçülmüştür Metehan için…</p>
<p>Ben Doktor Kayra&#8230; Hatırlayanlarınız olacaktır, gönlüm 2014’ün yazını yaşarken, 14 Şubat günü sizlere yazdığım, kısa bir yazımı sizlere ulaştırmıştım… Doktor Kayra da değilim aslında, ben Metehan’ın en yakın arkadaşıyım. İsmimi elbette vermek, Metehan’ı gölgelemek istemiyorum. Çünkü burada Metehan için toplandık hepimiz… Yaşananlardan habersiz, harflerime ilgi duyan sizler bile…</p>
<p>Metehan ile olan arkadaşlığımız; karşılıklı etkileşim halinde olmadığımız, birbirimize karşı  yalnızca birbirimizden bahsettiğimiz bir arkadaşlıktı. Tabiki bu kadar keskin sınırlarla ayrılan bir arkadaşlık değildi bizimkisi, arada başka insanlar da eşlik ederdi konuşmalarımıza. Arkalarından bolca konuşurduk fakat genellikle kendimiz.</p>
<p>Günün birinde birbirimize bir söz verdik, hayattaki tek önceliğimiz kendimizin ve birbirimizin hayallerini gerçekleştirmek olacaktı. Günün birinde, birbirimizden uzaklaşsak da farklı yerler de olsak da bu sözümüzü tutacaktık…</p>
<p>Sözümü tanıyorum Metehan! Hiçbir zaman bir filmin olmayacak olsa bile yeni izliyorlar şuan, bu konuda için rahat olsun.</p>
<p>Sizin henüz haberiniz yok; Sevde ile Metehan 13. Yaşlarının ortalarına doğru sevgili oldular. Çok kavga edip, çok barıştılar. Ama o sonuncusu… Ne Sevde ne Metehan ilişkilerine son veren o kavgadan uzun süre bunalımdan kurtulamadılar. Zaten zamanlaması oldukça manidar; Sevde’nin babasının tayini nedeniyle ikisi bir daha asla görüşemedi.</p>
<p>Bundan tam 2 sene kadar önce ise; atladı! Çağdaşkent Apartmanı Kat 4…</p>
<p>Pekala neden mi böyle bir şey yapma ihtiyacı duydum? Geçenlerde facebooktan ilkokulda en hızlı koşup, en iyi kale bastı oynayan sınıf arkadaşımız, Buğra eklemiş Metehan’ı. Bütün bunlar yaşandı yaşanalı bütün hesaplarına ben arada girer kontrol ederim. Boş bulunup arkadaşlık isteğini kabul ettim.</p>
<p>Eklediğinin ertesi günü mesaj yazmış, “Neredesin? Neler yapıyorsun Mete?” Klavyem düğümlendi. “Dedemin yanındayım.” diyemedim…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-10-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #10 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-10-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12396</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Metehan V Sevde #9 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-9-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-9-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 10 Feb 2018 05:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercüment Yöndem]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12394</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hayatımda ilk defa memlekete gidecektim. Tabii bilmiyordum memleket ne demek.. Baktım ama gitmeden önce anlamına sözlükten. “Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer.” İmiş anlamı. Ben Sinop’ta doğmamıştım ve büyümemiştim de. Açıkçası doğduğumdan beri Kıbrıs’tan hiç çıkmamıştım. Olsun. Orada, bir köy vardı uzakta, gitmesek de görmesek de orası bizim memleketimizdi. Bir de Ordu var benim memleketim olan… [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-9-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #9 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımda ilk defa memlekete gidecektim. Tabii bilmiyordum memleket ne demek.. Baktım ama gitmeden önce anlamına sözlükten. “Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer.” İmiş anlamı. Ben Sinop’ta doğmamıştım ve büyümemiştim de. Açıkçası doğduğumdan beri Kıbrıs’tan hiç çıkmamıştım. Olsun. Orada, bir köy vardı uzakta, gitmesek de görmesek de orası bizim memleketimizdi. Bir de Ordu var benim memleketim olan…</p>
<p>Benim annem Ayancık’ta doğmuş. Deniz kenarında küçük bir kasabanın en güzel manzaralı yerinde, kasabının hafif yüksekçe tarafındaki bir aile apartmanı orada büyümüş. Ormancı Dedem o tepenin ilk yerleşenlerinden imiş. Önce oraya beş katlı bir aile apartmanı dikmiş; sonra yoludur, suyudur, camisidir…  Ne gerekse hepsinin halledilmesini sağlamış. Şuan orada olan her şey dedemin elinden geçmiş yani…</p>
<p>Beş kat dedim ama en alt katı odunluk, en üst katı da kiler. Kalan üç katın en altında Dedem ve Nuriye Kadın, bir üstlerinde eşiyle birlikte Ramazan emmi ve en üstte de dayım ve yengem oturuyor. Sinop’a gittiğimde sırf manzarası çok güzel diye en üst katta kalırım. Akşam yatmadan önce balkona çıkar, ayın yansımasıyla bir kısmı aydınlanmış denizi izlerim; bana eşlik eden evlerin hafif yuvarlaklaşan ışıklarına göz kırparım. Bir de en üst katta kalmamın sebebi, kuzenim var tabii…</p>
<p>Gitmeden önce birlikte kitap okuduğumuz o bankta Sevdeyle buluştuk. Artık ilişkimiz o kadar ilerlemişti ki, yavaş yavaş ona karşı bir şeyler hissettiğimi anlıyor gibiydi. Ben her ne kadar anlatmak istemesem de, saklamıyordum işte anlıyordu. Kendime de şaşırıyordum fazlaca. İlkokula başladığımdan beri kızlardan kaçmış bir insan olarak, ilk kez bir kıza bu denli yakın ilişki kurabiliyordum. Ana okulu demiyorum çünkü ana okulunda sınıfta kızlarla evcilik oynayan erkeklerden biri de bendim.</p>
<p>“Sevde, bu hafta sonu yola çıkıyoruz. Sinop’a gideceğiz.”</p>
<p>Cümlemi bitirmemle yüzünün düşmesi bir oldu. Birden nasıl olduğunu anlamayarak, bir o kadar da istemli şekilde kollarımla kaldırmaya çalıştım. Sarıldım ona… İlk kez oluyordu bu, gerçekten sarılmıştım  ona. Kısa süre sonra korkuyla geri çekildim ve diyeceklerinden çekinerek kapadım gözlerimi. Bu sefer de o… Öptü beni yanağımdan. Sevdeyle tanıştığımdan bu yana dünyam yanıyordu, bir tek ben tutuşuyordum. Bana attığı o ilk bakışıyla yüreğime su serpmişti de kurtulamamıştım. Bu sefer de ahşap yangın merdivenini elime alıp kendim kurtulmayı başardım o yangından! Hasbelkader çok hızlı gerçekleşti her şey, Tanrı bize “Yeter artık bu kadar beklediğiniz.” Diyor gibiydi…</p>
<p>“Seni çok seviyorum.”</p>
<p>“Seni seviyorum” diyemedim, olmadı. “Seni çok seviyorum.” Dedim. Ne kadar sevdiğimi belli etmek için değil, karşılamazdı zira. Yalnızca diyemedim işte öbür türlüsünü. Ben o kadar çok seviyordum ki, seni çok seviyorum derken ki çok miktardan ziyade, sevgimi yumuşatıyordu. Omuzlarında sevgimin ağırlığını hissetsin istemiyordum zaar.</p>
<p>Beklemiyordum, biraz duraksadı ve:</p>
<p>“Sen yalan söylüyorsun Metehan.”</p>
<p>“Yalan mı?”</p>
<p>“Evet! Sen beni sevmiyorsun. Sen yalan söylerken hep kaşlarını kaldırıyorsun görüyorum. İşte bunu söylerken de kaldırdın, sana inanmıyorum.”</p>
<p>Bir şeyler söyleyecektim ki yukarıdan annesi bağırdı yemek için, yemeğe gitti. O, her gün uğramasını istediğim yolu düzeltmek yerine; kalbimin girişine bozuk satıh tabelası koyup gitti. Ben yalnızca daha tatlı görünebilmek için yapmıştım onu. Beni tatlı bulsun istemiştim… Çünkü annem, her kaşlarımı kaldırarak bir şeyler söylediğimde “Tatlış oğlum benim.” Diye severdi beni.</p>
<p>Gittiğimizin bir, bir buçuk hafta sonrasında falan işte… Yatmama yakın, üst katta balkondaki çekyatta uzanıyordum. Dedem geldi yanıma, doğruldum. Muhabbet ettik biraz, konuştuk. Bozuk satıhtan anlaşılacak olmalı ki konu bir süre sonra ona geldi. Sevde’nin nasıl olduğunu, neler yaptığını sordu. Ben de anlattım olanları dedeme. Sonra bana: “Bir su getir dedesinin kurban olduğu” dedi. Getirdiğim suyu ağır yudumlarla, kesik kesik, tam bir yaşlı edasıyla içti.</p>
<p>“Su kadar ömrün uzun olsun kuzucum.” Beni hep kuzucum diye severdi ama yalnızca yalnız kaldığımızda… Kimse bilmezdi. Devam etti:</p>
<p>“İlkokula başladığın zamanı hatırlıyorum, birlikte gitmiştik okula. Çabuk kaynaşmıştınız arkadaşlarınla. Hiç unutmam; bir iki sınıf atlayınca bana arkadaşlarının hep bir yerlerini kırdığını, kollarında bacaklarında alçıyla gezdiklerini anlatmıştın. O alçıya sınıfta sen hariç imza atmayan kalmazmış; sana da attırmak isterlermiş, çekinirmişsin. Bir o kadar da kıskanırmışsın. Ben ömrümün sonuna geldim artık, kalbim alçıda. İmza atmayanım kalmadı. Ne olursa olsun moralini bozma kuzucum. Eğer kalbine imza attıracağın kişileri iyi seçersen; ne yaşadığın evine tadilat yaptırırsın ne de taşınmak istersin… Sevgi rağmenler taşır, önemli olan sevgine layık olanı bulmak… Haydi Allah rahatlık versin benim kuzum.”</p>
<p>İki yanağından öpüp, kocaman sarıldım. Aşağı kata yatmaya indi. Tam iki gece sonra, bir daha hiç öpemedim zaten.</p>
<p>Taşınmak zorunda kaldı… Bu gün onu bir Ahmet Aslan’ın Susarak Özlüyorum şarkısıyla anarak, ağzından düşürmediği iki kelimeyle yad ediyorum:</p>
<p>“Şark ısıdır!” gerçekten de öyle imiş çok sonra öğrendim…</p>
<p>Kuzun Metehan, ısından mahrum büyüyor Dede…</p>
<p>(..)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-9-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #9 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-9-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12394</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Metehan V Sevde #8 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-8-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-8-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 01 Feb 2018 05:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercüment Yöndem]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12392</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dedemlere gittiğimizde dedem, hep eski anılarını anlatır. Eski zamanları dinlemeyi çok severim. Herkesten değil, dedemden dinlemeyi severim. Çok ilgi çekici hikayeleri vardır, çok imrenilesi aşkları olmuştur.. “Bir şeyi anlatmak istiyorsan, önce elin kalem tutacak, dirseklerin çürüyecek. Öyle haybeden ağzına ne geldiyse anlatırsan olmaz.” derdi Dedem. Köyünün tek eli kalem tutan, dirseklerini çürütmüş insanı da dedem [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-8-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #8 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dedemlere gittiğimizde dedem, hep eski anılarını anlatır. Eski zamanları dinlemeyi çok severim. Herkesten değil, dedemden dinlemeyi severim. Çok ilgi çekici hikayeleri vardır, çok imrenilesi aşkları olmuştur.. “Bir şeyi anlatmak istiyorsan, önce elin kalem tutacak, dirseklerin çürüyecek. Öyle haybeden ağzına ne geldiyse anlatırsan olmaz.” derdi Dedem. Köyünün tek eli kalem tutan, dirseklerini çürütmüş insanı da dedem imiş. Ormancıdır benim dedem, eski dönemlerin rütbeli ormancılarındanmış. Köy köy dolaşırmış gerektiğinde, insanlar sofralarına buyur ederlermiş. Bunu genelde yalakalık için yaparlarmış insanlar ama hiç taviz vermezmiş benim dedem eski dönemlerin onurlu, rütbeli ormancılarındanmış. Dirseklerini sıralarda değil de daha çok ormanlarda çürütmüş o. Her şeyin ham maddesine inmiş, çekirdekten yetişmişti. Köyünde tek daktilo kullanan eski topraktır benim dedem.</p>
<p>Dedemlerin evine gittiğimizde oturduğumuz yerler hep aynıdır. Biz hep annemle birlikte küçük ikili koltuğa sığışırız. Dedem her anılarını anlatmaya başladığında annem hemen benim sırtımı sıvazlamaya başlar. Sırtımı sıvazlamakla kalmaz, sessizce:</p>
<p>“Yaşlı o oğlum, dinlemek lazım.” Der. Bunu söylerken dedem duyacak diye çok korkarım. Ayıp olur sonuçta, onu dinlemeyi sevmediğimi falan düşünür. Anneme bunu söylerim ama:</p>
<p>“Merak etme Mete, dedenin kulakları ağır işitiyor.” der. Bu diyaloğu çok sık yaşarız gerçekten.</p>
<p>Yalnızdı benim dedem, çocukluğundan beri yalnız büyümüş, yalnız yaşamış… Uzunca bir dönem kendi köyündeki Nuriye kadınla evli kalmış fakat onun da göçüp gitmesiyle de yalnız öleceğini kesinleştirmiş insandır.. Farkında olmalı ki, sürekli anılarını anlatmak istemesi bundandır. Yalnızlığını benimle ve abimle paylaşır. Ama o da, biz de biliriz ki Nuriye kadının yerini kimse tutamaz. Yine de geçen seneden beri, Nuriye kadının ardından, bizde kalmaya başlamıştı. Daha fazla yalnız kalabileceğini düşünmüyorduk.</p>
<p>Geçen gün ilk başlarda alışamadığımdan sinir olmama rağmen, “iyi ki gelmişsin.” Dedim dedeme. “iyi ki gelmişsin.”</p>
<p>Bizim mahallede gelenek gibidir, yeni bir komşu edinirsek bir akşam oturmaya, çay içmeye gideriz.. Eh malum, üst katımıza Sevdeler taşınmıştı, gitmemek olmazdı. Yani gitmeseler olmazdı… Bir gün önceden haber verildi, üst kattan buram buram taze poğaça kokuları gelmeye başladı. Kokularla birlikte babam da bana giyinmem konusunda baskı yapmaya başladı. Giyinmek, Sevdelere gitmek istemiyordum. Henüz ailesiyle tanışmaya hazır hissetmiyordum. Kendimi gitmeyecek olmaya hazırlasam da çok gerilmiştim zaten. Patladım:</p>
<p>“Baba yaa! Gelmeyeceğim ben istemiyorum. Hem bugün Fener’in maçı var onu izlemeliyim.”</p>
<p>Koyu fenerliydim. Takımıma da asla laf ettirmezdim, ama bu sefer fener sadece bir bahaneydi tabi. Fark etmeden sanırım çok yüksek bağırmışım ki, sesimin Sevdelere kadar gitmemiş olmasıyla ilgili keşkeler dönüyordu içimde. Hatta o kadar yüksek bağırmışım ki, evin taa öbür ucundaki odada giyinen, kulakları az işiten dedem geldi:</p>
<p>“Babana bağırdığını sakin bir daha duymayayım Metehan. Sakın! Bak ben Laz Ali’nin oğluyum, o da torunu. Baban bana bağırınca Laz Ali, babanın kulağına bir asılırdı, kulağının kırmızılığından beş gün dışarı çıkamazdı baban top oynamaya. Aynı şeyi yaparım bak ha! Git çabuk giyin gidiyoruz!”</p>
<p>Laz Ali’yi çok duymuştum ama babamı dövdüğünü hiç bilmezdim. Korkmuştum. Dedem zaten sert bir adam, Allah gibi korkuyorum adamdan. Hemen odama gittim, giyinmeye başladım. Nasıl bir korkuysa artık, 5 dakika içinde hazırlanıp kapıya çıkmamı sağlayacak bir korku…</p>
<p>Merdivenlerden çıkarken kendimi, sırat köprüsünde gibi hissediyordum. Ha düştüm, ha düşeceğim… Başım dönüyor, karnımda garip bir şişlik, ayaklarım geri geri gidiyordu.</p>
<p>“Ya ailesi beni beğenmezse? Ya Sevdeye aşık olmuş olmamı anlayıp, tasvip etmezlerse…” Titriyordum.</p>
<p>“Hoşgeldiniiiiiz.”</p>
<p>Aslında hiç beklediğim gibi bir ilgi görmedim ailesi tarafından ama yine de temkinli oturuyordum. En ufak bir hareketim bile olmamalıydı hoşlarına gitmeyen. Çok terliyordum. Annem alnımın su gibi olduğunu görüp, camı açmayı rica etti. Gram rahatladıysam şerefsizim. Ne camdan giren serin havayı hissediyordum, ne de terlememi durdurabiliyordum. Fellik fellik terliyordum…</p>
<p>Kocaman bir şey, tavanda çok hızla dönmeye başladı. Nereden geldiğini veya ne olduğunu anlayamadan birden vızıldamaya başladı. Çay bardağını devirip, büyük bir şangırdamayla kalktım. Kalkışım büyük ses getirmişti. Hem yere düşen çay bardağının sesi, hem de karşımda oturan Sevde’nin alaycı bakışlarıyla süslenmiş kahkahası…</p>
<p>Hiç unutmuyorum… Sevde bana ilk kez o gün gülmüştü ve her şeyin başlangıcıydı o gün! Çay bardağı, ailesi, halıda kalan çay lekesi hiçbiri… Hiçbiri umurumda olmamıştı. Ve ben dedeme “iyi ki geldin“ demiştim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-8-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #8 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-8-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12392</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Metehan V Sevde #7 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-7-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-7-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 30 Jan 2018 05:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercüment Yöndem]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12390</guid>
				<description><![CDATA[<p>Siz bilmezsiniz, size hiç anlatmadım ama benim bir abim var. Gökhan… Kendisi hasta. Nesi var hiç bilemiyorum ama yanlış bir davranış yapığında anneme söylüyorum ve aldığım cevap hep aynı oluyor: “Olsun oğlum, abin hasta.” Nesi var diye sorunca da sürekli aynı cevap: “Hasta işte.” Abim sürekli kendi kendine konuşur evde. Hem de çok fazla. Küçüklüğümden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-7-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #7 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Siz bilmezsiniz, size hiç anlatmadım ama benim bir abim var. Gökhan… Kendisi hasta. Nesi var hiç bilemiyorum ama yanlış bir davranış yapığında anneme söylüyorum ve aldığım cevap hep aynı oluyor:</p>
<p>“Olsun oğlum, abin hasta.”</p>
<p>Nesi var diye sorunca da sürekli aynı cevap: “Hasta işte.”</p>
<p>Abim sürekli kendi kendine konuşur evde. Hem de çok fazla. Küçüklüğümden beri abimle olan hatırlarımı en çok kendi kendine konuşmaları süslemiştir, bu konuşmalardan dolayı beni sinir edişleri… Bilmiyorum, belki bilerek yapmıyordu, hastalığı yüzündendi ama ben uyuyacakken yan odadan gelen fısıltılar beynimi allak bullak ediyordu. Zaten çok çabuk sinirlenen bir insanım. Bunun sebebi de burnumdaki et imiş, haberlerde duymuştum. Yani burnunda et olan insanların daha sinirli olduğunu haberlerde duymuştum. Babamla, arkadaşı olan bir doktora gitmiştik ve bana:</p>
<p>“Bak Metehan, istersen küçük bir müdahaleyle burnundaki eti alabilirim. Ama istemezsen beklersin ve bu et sen büyüdükçe, zamanla kaybolur.” Demişti. E korkmuştum be, ameliyattan bahsediyordu işte. Çocuğum, anlamam diye “küçük bir müdahale” demişti ama anlamıştım, o kadar da saf değildim. O ameliyatı olmadığım için de sinirim Allah’tan bir armağandır bana. Allah bizlerde böyle küçük sıkıntılar var edebilirmiş. Cennete girebilmek için katlanmak zorundaymışız, annem öyle demişti. Bana çok komik gelmişti. Her tarafı beyaz renkle bezeli bir yere girmek için bazı şeylere katlanmak zorundaydık. Allah’ı ve cenneti çok merak ediyorum açıkçası.</p>
<p>Abim hakkında çok şey bilmiyorum ben. Çok fazla birlikteliğimiz olmadı ben kendimi bildim bileli. Onun kendi halinde tavırları, kendi kendine konuşmaları, göz göze geldiğimizde gözlerini benden kaçırmaları… Hiç beni sevdiğini düşünemedim aslında şimdiye kadar. Onu her zaman okuldaki arkadaşlarıyla mutlu olarak görürdüm de, bu benim çok zoruma giderdi. Onun benimle mutlu olması gerekirdi, arkadaşlarıyla değil. Çünkü o benim abimdi! Onların değil…</p>
<p>Daha benim okula başlamadığım dönemlerde, hatırlıyorum da, annemle çarşıdan dönerken genelde abimin okul çıkışına da denk gelirdik. Abimi okuldan almak için; okulun kısa boylu, kapalı olduğunda öğrencilerin okula girmek için üzerinden tırmandığı, gri renkli kapısında bekler, abimle birlikte eve dönerdik. Okulun kapısında beklerken abimi gözlerdim; okuldan çıkısını, neler yaptığını, kimle olduğunu… Genelde okuldan kız arkadaşlarıyla çıkardı. Onlarla gülüşürken görürdüm hep abimi. Genç bir yönetmenin elinden çıkmış, tırt bir aşk filminin karelerinden biri gibi… Anneme sevgilisi olmadığını söylerdi ama vardı ben biliyordum. O banyodayken mesajlarını karıştırıyordum çünkü. Abimin beni ispiyoncu bir velet olarak tanımlamasına rağmen anneme de söylemiyordum. O bunu bilmiyordu…</p>
<p>Ben abimi sürekli kızlarla görünce özenirdim biliyor musunuz? Bir an önce büyümek, abim gibi olmak isterdim. Hoşuma giderdi abimi, öyle görmek. Anaokuluna ilk başladığımda ise büyümenin aslında ne kadar çirkin bir şey olduğunu anladım. Lanet olsun başladığım güne. Daha ilk gün, ilk görüşmemizde;</p>
<p>“Haydi çocuklar, sıraya girin oje süreyim tırnaklarınıza…” diye hepimizi çağırdı. “Sadece kızlara değil, isteyen herkese sürebilirim.” Şeklinde ekledi kocaman gülümseyerek. Bunu duyunca önümde duran pörtlek mavi gözlü çocuk, Furkan idi adı yanlış anımsamıyorsam, koştu sıraya girdi. Ben de küçük masaların birinin önünde boş duran, mavi renkli Mickey Fare desenli sandalyeye oturdum. Hiç unutmuyorum, tam beş yıl önce anaokuluna başladığım ilk gün sağım solum oyuncak doluyken bütün gün tek başıma o mavi sandalyede öylece oturdum…</p>
<p>O gün, öğretmenimiz bütün kızları hemen başına toplamıştı bile. Kızları elde etmek için karşımda insanlar olacağını bilmek korkutmuştu beni. Bunu düşünüp durmuştum koca gün o sandalyede. Sanırım bu korku yüzünden hiçbir zaman da kızlarla yakın olamadım. Yakın olamadım ama anaokulunda bir sevgilim vardı benim. Nursena… O istedi diye sevgili olmuştuk başka bir şey değil. Ve sürekli evcilik oynardık, Alperen ve onun sevgilisi Armoni ile… Sevde’ye henüz anlatmadım, anlatmalı mıyım o konuda da emin değilim.</p>
<p>O gün bana büyümenin ne kadar çirkin olduğunu kavramamda yardımcı olan Cemile Öğretmenim&#8217;e çok teşekkür ederim. O çirkinliği kavramamla bir daha hiç unutamamam bir oldu.</p>
<p>Bu arada ben Metehan… 5-A sınıfının bıçkın delikanlısı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-7-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #7 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-7-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12390</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Metehan V Sevde #6 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/12385-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/12385-2/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 20 Jan 2018 05:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercüment Yöndem]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12385</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ben yazları ders konusunda hiçbir şey hatırlamasan da sene içinde mutlaka derslerimi toparlar altın grubunun ilk sırasını kimseye kaptırmam. Bunun için çok fazla olmasa da çalışıyorum. Eğer çalışmayı bırakırsam bronzun ortalarına doğru düşüyorum. Şaka değil, bir keresinde düşmüştüm. Kapının tam karşısındaki sıra grubunun ortalarına oturmuştum. Yanımda Basri vardı, sağ yanımda yani. Sol tarafımda ise Nedim. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/12385-2/">Metehan V Sevde #6 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ben yazları ders konusunda hiçbir şey hatırlamasan da sene içinde mutlaka derslerimi toparlar altın grubunun ilk sırasını kimseye kaptırmam. Bunun için çok fazla olmasa da çalışıyorum. Eğer çalışmayı bırakırsam bronzun ortalarına doğru düşüyorum. Şaka değil, bir keresinde düşmüştüm. Kapının tam karşısındaki sıra grubunun ortalarına oturmuştum. Yanımda Basri vardı, sağ yanımda yani. Sol tarafımda ise Nedim. Ben Basri’nin muhabbetini çok severdim aslında. Kızlar konusunda çok taktik verdi bana sağ olsun. Pek ilgilenmesem de ileride lazım olur diye dinliyordum işte… Ama Basri ile olan anılarım genelde kavga üzerine kurulu. Sanırım bu zamana kadar en çok kavga ettiğim kişiydi Basri.</p>
<p>Bronzun ortalarındayken arkamda da Murathan otururdu. Murathan; komik, sevimli, sınıfın yaramaz çocuğuydu. Bir keresinde arkama dönüp Murathan’a laf atmıştım. Dersi dinliyordum ama o an Murathanla konuşmak istemişti canım. Murathan’ın da muhabbeti çok güzeldi çünkü. Dedim ya komikti işte. Laf attığım gibi tahtanın önünde ders anlatan Şerif Öğretmen’in uzuuuun cetvelini hissettim. Bir kere bana, bir kere de Murathan’ın avucuna yavaşça vurdu. Önüme büyük bir mahçubiyetle dönerken “Ben az önce ne söylüyordum Murathan?” diye bağırdı. Söyleyemedi, cevap veremedi. Dinlemiyordu ki zaten dersi. Sonra bana döndü: “Sen söyle! Ne dedim ben?!” diye sordu. Söylediklerini, az önce sınıfa anlattıklarını çat pat tekrar ettim sesli şekilde. Murathan’a döndü: “Seni konuşturup, kendi dersi dinliyor, dikkat et!” dedi. Daha cümlesi bitmeden Şerif Öğretmen Murathan’ın eline öyle bir vurdu ki; Murathan’ın “ah!”ı o kadar büyüktü ki; o olaydan sonra bir daha bizim okula adımını atmadı. Farklı okula gitmeye başladı. Bir daha da anaokulu arkadaşımı asla göremedim.</p>
<p>Bu senenin daha başlarında Şerif Öğretmen ilk oturma düzenini ayarlıyorken yine altın, gümüş ve bronz olarak bizi sıraladı. Altınların başını geçen sene bıraktığım gibi hemen ben kaptım tabi, beni oturtturdu oraya. Yanıma daha önce bizim sınıfta olmayan, yeni gelen bir kız oturdu. Kimdi hatırlayamadım. Gün boyunca hiç konuşmadık. O ilk adımı benden beklemişti herhalde. Yani kızlar ilk adımı hep erkeklerden beklermiş, öyle söylemişti Basri. Ama ben ağzımı açıp adını bile soramadım. Küçücük bir soru için, adını öğrenebilmek için bile tek kelime dahi edememiştim. O da sormamıştı zaten, pek de umrunda olmadığı belliydi. Çok güzeldi o be. Yanlış anlar diye yüzüne dahi bakamıyordum. Kömür karası gözleriyle temas ettiğim an gözlerimi kaçırıyordum.</p>
<p>O gün paydos zili çaldığında çantasını alıp, gitmeye yeltendi. Yine bir şey diyemedim ben. Bir “iyi akşamlar” bile… Çok kötü hissetmiştim. Hayatımda gördüğüm en güzel kız ile, yanımda oturmasına rağmen konuşamamıştım bile. Erkekliğimden utanmıştım. İçimdeki kötü hisle birlikte eve doğru usul usul yol aldım. Arkadaşlarıma hiç takılmadım. Bir gariplik olduğunu anlamıştı Mehmet.</p>
<p>&#8221; Mete gelsene oğlum maç yapacağız.&#8221;</p>
<p>&#8220;Yok.&#8221; dedim, &#8220;benim karnım ağrıyor.&#8221;</p>
<p>Eve giderken tam bizim mahalleye döndüm ki önümde bayağı uzakta onu gördüm. Çekçekli, çiçekli çantasından tanıdım onu. Pespembeydi. Ve yakışabileceği en güzel eller tarafından çekiliyordu. Biraz yürüdükten sonra bizim apartmana girdi. Sanırım yazın bir kere merdivenlerde görüp, kaybettiğim kıza ikinci kez aşık olmuştum bugün!</p>
<p>Bir sonraki gün ise öğretmenin tahtaya kaldırmasıyla öğrendim, Sevde imiş adı…</p>
<p>Daha sonraları biz Sevde ile çok yakın oldum. Sınavlardan o da benim gibi yüksek not aldığı şiçin altın grubunun başından hiç ayrılmadık. E haliyle ben her ne kadar onunla konuşmayı bceremesem de, o kadar çok yanyana oturduk ki yakın olmasaydık hakikaten ayıp olurdu. Ben sırf onunla muhabbet edebilmek için çeşitli şaklabanlıklara mahal verirdim. O bana hep güler; “ilahi Metehan.” derdi. O sözü nereden duyduğunu sordum, annesi söylüyormuş. Müstakbel kayınvalidem…</p>
<p>Sadece bana gülmesi değil ha, ilk başlarda omuzlarına kolumu atmama bile izin vermezken artık bir şey demiyor. Biz erkekler arasında bir şifredir bu. Eğer arkadaşınla kolunu atıp durabiliyorsanız, çok iyi arkadaşsınız demektir bu. Üçüncü sınıfta daha belirgindir hatta bu, “önümüze gelene bin tekme!!”  diye bağırarak gezerdik biz. Çok çocukçaydı kabul ediyorum.</p>
<p>Biliyor musunuz, Sevde bizim sınıfı ailesine anlatırken benden özel olarak bahsetmiş. Çok başarılı olduğumu ve çok komik olduğumu söylemiş. Espirilerimi falan anlatmış hep. Buna sevindim sevinmesine, hatta duyunca hayalara uçmuştum. Annemin tabiriyle o gün leyla gibi gezdim ama odamda, yalnız kaldığımda düşündüm ve pek de iyimser olamadım bu konuda…</p>
<p>Çünkü o beni espirilerimde anlattı, ben onu notalarımda… İşin kötüsü notalar hiçbir zaman, espiriler bir anda eskir…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/12385-2/">Metehan V Sevde #6 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/12385-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12385</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Metehan V Sevde #5 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-5-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-5-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 10 Jan 2018 05:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercüment Yöndem]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12382</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hayatım boyunca şu okul denen illeti bir türlü sevemedim. Hayatım boyunca dediğim de beşinci sınıfa gidiyorum işte, hesaplayın kaç oluyor. Benim matematiğim henüz yetmiyor hesaplamaya öyle düşünün. Normalde yeter de, maalesef her yaz tatilinde okula dair hatırladığım tek şey okumak oluyor öğretilenler arasından. Sadece okumak. Matematik, o, bu hiçbiri değil. Hele öğretmenimizin her Türkçe dersinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-5-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #5 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatım boyunca şu okul denen illeti bir türlü sevemedim. Hayatım boyunca dediğim de beşinci sınıfa gidiyorum işte, hesaplayın kaç oluyor. Benim matematiğim henüz yetmiyor hesaplamaya öyle düşünün. Normalde yeter de, maalesef her yaz tatilinde okula dair hatırladığım tek şey okumak oluyor öğretilenler arasından. Sadece okumak. Matematik, o, bu hiçbiri değil. Hele öğretmenimizin her Türkçe dersinde büyük bir azimle yaptırdığı çalışma kitabı etkinlikleriyse hiç değil, sadece okumak. “Beşinci sınıfa giden bir öğrenci nasıl sayı saymayı beceremez?” demeyin, beceremiyorum işte. Unutuyorum her şeyi çok çabuk.</p>
<p>Bir de Sevde oluyor da hiç aklımdan çıkmayan, sormayın gitsin. Ama zaten öğretilenler arasından demiştim, bana öğretmediler onu. Öğretemezlerdi ki bana onu, hepsinden daha çok biliyordum ben Sevde’yi. Bana her baktığında gözlerine yansıyan kısık mum alevini nasıl öğretebilirlerdi ki? Öğretemezlerdi işte. Ben onu hiçbirini bilmesem de her dilde seviyordum. Sadece ana diliyle okumayı hatırlayan birine bunu nasıl anlatabilirlerdi ki? Ah ulan Sevde! Aah&#8230; Seni kitap yapsalar ana dilimle okutsalar bana, okumaya ömrüm yetmez, geçen yılların arasında solmaya yüz tutmuş çiçek yaprakları son nefesini verirken, son nefesimi verirken bana, sen kokar da bitiremem ben seni! Ama sıkılmam sakın yanlış anlama, gözlerini izlemekten hiç sıkılmam. Hani bana arada &#8220;Bir şey mi oldu Metehan?&#8221; diyorsun ya. Oldu ya, oldu&#8230; Sıkılmadım!</p>
<p>Ben Metehan&#8230; 5-A sınıfına kadar okuduğu tüm sınıflarda yapılan okuma yarışmalarında her zaman birinci olan Metehan. Okumayı çok severim yani, bir dakika içinde sınıfta en çok kelime okuyan kişi hep ben olurum. Benim annem de öğretmen, ondan olsa gerek&#8230; Arkadaşlarım okuma konusunda hep benimle yarışırlar. Hatta annemle misafirliğe gittiğimizde koskoca kadınlar nasıl okuduğumu görmek için elime kitap verim: “Oku bakayım şurayı.” Derler, okurum. Sonra kendi çocuklarına verirler bir de ona okuturlar. Amacın ne olduğunu hala çözemedim fakat hepsinden iyi okuduğum ve zamanla annemin arkadaşlarının yüzünün düştüğü aşikar.</p>
<p>Okul denen illeti sevemedim bir türlü diyorum ama bakmayın siz bana; bizim okulu sevemiyorum bir türlü, annemin okulunu çok severim ben. Genelde de orada zaman geçiririm. Kendi okulumdan çıkınca annemin okuluna gider, büfeden sipariş ettiğim aparatifimi yerim. Oradan da mesai bitimine kadar beklerim ki annemle birlikte eve yürürüz. Annemle eve giderken mahalleden çocukları görmemek için içten içe dua ederim Allah&#8217;a. Çünkü beni gördüklerinde dalga geçerler benimle, ana kuzusu diye. Pek aldırış etmezmişim gibi yaparım onların yanında ama her şey pembe renkli apartmana bakan penceremin önüne oturunca çözülüverir aslında…</p>
<p>Annemin okulunu neden mi severim, oraya gidince nöbetçi ablalar beni mıncıklarlar hep, tanırlar beni. Ben onlar varken bu durumdan hiç hoşnut değilmişim gibi yaparım ama aslında hep beni mıncıklasınlar isterim, çok hoşuma gider. Bir de beni oraya çeken Kurt var, okul müdürünün köpeği. Kocaman, sarı-siyah tüylü, dik kulaklı bir köpek. Ben ödevlerimi hep onun yanında yaparım. Sadece ödev yapmam dertleşirim de aynı zamanda. Bizim sınıftakileri, mahalledekileri anlatırım. Kendimi anlatırım, Sevde’yi anlatırım. Onu bu kadar çok sevmeme, bütün sırlarımı paylaşmama rağmen hiç unutmam, bir keresinde beni havlayarak kovalamıştı, korkuyla okulun büyük salonundaki pinpon masalarının üzerine atlamıştım. Allahtan hademe Mehmet Abi oradaydı da beni kurtarmıştı. İlk kez o zaman korkmak nedir anlamıştım sanırım. Gerçekten korkmuştum. Hala Kurt&#8217;un beni neden kovaladığını anlayamıyorum ya neyse. Haa söylemeden edemeyeceğim, bir de Nevzat Amca vardır annemin okulunda, çok güzel hikayeler bilir. Bana her gittiğimde bir hikaye anlatır sağ olsun. Edebiyat öğretmeniymiş. Bunu da çok sonra öğrendim.</p>
<p>Bizim okulda bunlardan hiçbiri yok, çok sıkıcı. Sıkıcı olmasının yanında bir de resim öğretmenimiz 35&#215;70 resim çantası taşıtıyor bize, her Salı ve Perşembe günleri. Kendimi onu taşırken çok acayip hissediyorum, hiç karizmatik değil. Hoşlanmıyorum işte. Eskiden taşıdığım, içinde haşlanmış yumurta eksik olmayan Ninja kaplumbağalı beslenme çantam gibi… Bizim okula başladığımdan beri ısınamadım açıkçası, 5 yıldır yani. Isınmak nasıl olur onu da bilmiyorum gerçi ama ısınamadığıma kesinlikle eminim. Bu sanırım sevip sevmediğini bilemeyip aşık olduğuna emin olmak gibi bir şey.</p>
<p>Her ne kadar okulu sevmesem de öğretmenim Şerif Öğretmeni çok severim. Beyaz saçları, çökmüş yüzü, eski püskü takım elbiseleriyle tam belli eder eski öğretmenlerden olduğunu. Ama çok uzundur Şerif Öğretmen, eski voleybolcudur. Hem zaten bize voleybol öğretiyor. Okulda bir voleybol takımı bile kurduk Şerif Öğretmenin önderliğinde. Bilin bakalım takım kaptanı kim? Tabiki de benim! Bizim sınıfın en uzun boylusu Nedim, çok uğraştı kaptanlığı benden almak için ama başaramadı. İyi de oldu benim kaptan olmam, Sevde’nin gözünde biraz da olsa yükselmişimdir diye düşünüyorum. Yani tek temennim o. Neyse..</p>
<p>Şerif Öğretmeni severim sevmesine de; dedim ya okulu, dersleri hiç sevemiyorum. Şerif Öğretmen bütün dersleri anlatırken tahtaya yazıyor, bense düşe yazıyorum. Buna rağmen de sınıfın başarılı öğrencilerindenim. Sanırım hayal gücü her şeyin ilacı… O’nun acısı hariç…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-5-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #5 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-5-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12382</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Metehan V Sevde #4 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/12377-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/12377-2/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 01 Jan 2018 05:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercüment Yöndem]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12377</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu yaz adını bilmediğim, Akdeniz Bölgesindeki tatil beldesine gitmeden hayatımın en zor anlarını yaşadım. Çünkü sahillerde hep kumdan kale yapılırmış. Ben de kumdan kaleler yapmak için kova ve küreğimi alıp, Jamie’yi vazgeçmek zorunda kaldım. Hayatımın en zor kararlarından biriydi bu verdiğim. Tam her şey hazır, kapıdan çıkıyoruz derken “Oğlum ayını mı alacaksın yoksa kovanı mı?” [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/12377-2/">Metehan V Sevde #4 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yaz adını bilmediğim, Akdeniz Bölgesindeki tatil beldesine gitmeden hayatımın en zor anlarını yaşadım. Çünkü sahillerde hep kumdan kale yapılırmış. Ben de kumdan kaleler yapmak için kova ve küreğimi alıp, Jamie’yi vazgeçmek zorunda kaldım. Hayatımın en zor kararlarından biriydi bu verdiğim. Tam her şey hazır, kapıdan çıkıyoruz derken “Oğlum ayını mı alacaksın yoksa kovanı mı?” diye bağıran annemi duymamış olmayı o kadar çok isterdim ki. Önce cevap veremedim, ikisini de çok seviyordum. Odama girip yatağa atladım. Kafamı yatağa gömdüm ve düşünmeye başladım. Bebeklik arkadaşım Jamie mi yoksa deniz kenarlarının vazgeçilmez eğlencesi kova ve kürek mi? Annem geldi odaya ve bağırarak bana “Hadi oğlum seni mi bekleyeceğim, ayını alıyorum.” Dedi, annem yolculuklara çıkacağımız zaman hep gergin olur. Korktum bir şey diyemedim. Gözleriyle kapıya gidip ayakkabılarımı giymemi işaret etti. Anlamıştım çünkü biz annemle çok iyi iki arkadaştık aynı zamanda. Ayakkabılarımı giydim tam annem kapıyı kapatacakken, “Anne duuur!” ve odama doğru koşmaya başladım. Annem arkamdan bağırmış sanırım ama hiç duymayım. Komodin üzerindeki kovamı kaptığım gibi annemin yanına koştum. Annem de elindeki Jamie’yi kapıdan içeriye doğru attı.</p>
<p>Belki ikisini birlikte alırım demiştim ama yok, yaptığım plan işe yaramamıştı. Ayrıca eve ayakkabılarımla girdiğim için üzerine bir ton azar yemiş, tatil yolculuğumuza ağlayarak başlamıştım. Ve size bir şey söyleyeyim mi? Kovamı o hışımla kaptığımda fark etmeden içindeki küreği yere düşürmüşüm. Çok sonra fark ettim. Taa gideceğimiz yere vardığımızda, denize girmek için hazırlandığımızda fark ettim. Babama çok yalvardım gittiğimiz yerde, buralarda bir yerden kürek alalım diye ama hiç oralı bile olmadı. Kaale alıp verdiği tek cevap vardı: “Ellerini kürek gibi kullanırsın.” Hoş o da dalga geçer gibi ya neyse… Ben 5. Sınıfa gidiyorum. Ve ben o zamanlar beşinci sınıfa daha yeni geçmiş bir çocuk için oldukça zor zamanlardı. Hem Jamie ve Kova arasında kalıp hayatımın en zor seçimini yapmak zorunda kaldım. Hem de Kovanın içindeki küreğimi düşürdüm. Omuzlarımdaki yük o zamanlardan başlamıştı ağır gelmeye. Kader utansın!</p>
<p>Neyse Allahtan plajda, aynı otelde kaldığımız bir kızla tanıştım. Onun vardı küreği. Ben ne zaman kumdan kale yapmak için kovamı elime alsam o da yan taraftan kova ve küreğini alıp yanıma gelirdi. Hiç sıkıntı yaşamadım yani bu konuda. Biraz düşündüm de, sanırım o kız benden hoşlanıyordu. Ama ben ondan hoşlanmıyordum tabi, kimseden hoşlanmıyordum…</p>
<p>Bu arada benim ayımın eskiden adı Sarı Kız’dı, annemle öyle koymuştuk. Çünkü annem küçüklüğünden beri onların Sarı Kız adındaki bir ineğiyle arkadaşlık yapmış, yalnız bir kız çocuğuymuş garibim… Benim arkadaşımın adını da o yüzden Sarı Kız yaptık. Ama geçen sene Can bize geldiğinde “Sarı Kız ne lan? Bebek misin?” dedi. O yüzden Canla biraz düşünüp, Jamie koymaya karar verdik, hem karizmatik hem de sevimliydi.</p>
<p>Tatil dönüşümüzde yeniden doğmuş gibi oldum. Gidişimizdeki yoğun stresi unutmuştum resmen. Çok uzun süren, bol şarkılı ama sıkıcı yolculuğumuzun ardından şehre girdik. Bir süre sonra da bizim mahalleye. Arabadan inince sarı evlerin oradaki toprak sahaya uğradım belki arkadaşlarım oradadır diye. Bizimkiler maç yapıyordu. Çocuklar beni görünce başıma toplandılar hatta bazıları bana sarıldı. Şaşırmıştım, çünkü pek sevildiğimi düşünmem ben bizim mahallede. Ana kuzusu diye dalga geçerler sürekli. Herhalde “Çok dalga geçtik, biraz da sevelim…” diye düşündüler.</p>
<p>Berke hemen atladı: “Lan Mete, mahalleye yeni taşınan ailenin kızını gördün mü? Sizin üstünüze taşındılar.”</p>
<p>Görmemiştim, umrumda da değildi zaten. Kızlarla pek aram iyi değildir benim. Hep kavga ederiz. Hatta bir keresinde Pelinle kavga ettiğimizde beni dövmüştü. Sınıfın bütün erkekleri bir kızdan dayak yedim diye bir hafta benimle konuşmamıştı. Bilmiyorlardı ne kadar duygusal olduğumu, kimseye zarar vermek istemediğimi, neyse… Karşımda yarım hilal şeklide duran arkadaşların hep bir ağızdan bana yeni taşınan kızı anlattılar. Abisinden, boyundan, saçlarından, bacaklarından bahsettiler. Güzelliğini, onu görünce sarhoş gibi kaldıklarını anlatıp durdular. Benim kızlarla pek işim olmaz ama o kadar abartarak anlatıyorlardı ki beni bile merak ettirecek cinstendi söyledikleri.</p>
<p>Toprak sahada biraz daha zaman geçirdikten sonra akşam ezanıyla evin yolunu tuttum. Apartmandan içeri girdiğimde benim boylarımda, saçlarını at kuyruğu yapmış bir kız merdivenlerden bana doğru iniyordu. Bu o mahalleye yeni taşınan kız olmalıydı. Göz göze geldik; cılız,titrek bir sesle “İyi akşamlar” dedim. Karşılık vermedi. Ama haklıydı. Ben de onun kadar güzel olsam, bana karşılık vermezdim sanırım. Eve çıktım ayaklarımı sürüye sürüye. Gitmeden önce annemin attığı ve hala aynı yerinde duran Jamie’yi alıp doğru kendi odama gittim. Pencerenin önüne çektim sandalyemi, her zamanki gibi hayal kurmaya başladım. Bana küs olan Jamie ile birlikte, o kızda benim gördüklerimi görmemeleri için Allah’a dua ettik. Ki görmedikleri de açıkça ortadaydı, görmüş olsalardı bana biraz da gözlerinden bahsederlerdi. Ya da onu görünce sarhoşa döndüklerini anlatacakları yere, göz göze gelince üzerlerinde biriken o saf hoşluktan bahsederlerdi.</p>
<p>Çok sonra öğrendim Sevde imiş adı…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/12377-2/">Metehan V Sevde #4 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/12377-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12377</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Metehan V Sevde #3 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/12281-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/12281-2/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 27 Dec 2017 05:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercüment Yöndem]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12281</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ben Metehan… 5-A sınıfında yaz tatili dönüşü yapılan muhabbetlerin kayıp çocuğu. Bu yüzden hep utanç duymuşumdur. O muhabbetlerin içinde olmak isteyip bir türlü olamamışımdır. Daha doğrusu geçen seneye kadar öyleydi. Geçen sene anneme gidip anlattım bu durumu; “Arkadaşlarımın hepsi bahsediyor, ben sus pus oturup gittikleri otellerin havuzlarında keyif yapıyorum.” dedim. Babamla konuşmuş hemen, ertesi gün [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/12281-2/">Metehan V Sevde #3 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Metehan… 5-A sınıfında yaz tatili dönüşü yapılan muhabbetlerin kayıp çocuğu. Bu yüzden hep utanç duymuşumdur. O muhabbetlerin içinde olmak isteyip bir türlü olamamışımdır. Daha doğrusu geçen seneye kadar öyleydi. Geçen sene anneme gidip anlattım bu durumu; “Arkadaşlarımın hepsi bahsediyor, ben sus pus oturup gittikleri otellerin havuzlarında keyif yapıyorum.” dedim. Babamla konuşmuş hemen, ertesi gün müjdeyi verdi. Annemi bir kez daha sevmiştim bu yüzden. Üzülmeme dayanamaz. Yani en azından genelde öyle olur…</p>
<p>Ben hayatımda ilk kez geçen sene kendi valizimi hazırladım. Valiz dediğime bakmayın siz; okuldaki sırtdaş ve sırdaşımı aldım yanıma, okul çantamı. Çünkü evde bir tane valiz vardı ve onda da annemle babamın eşyaları olacaktı. Büyümüştüm artık, eşyalarımın onlarla aynı yerde bulunması yakışık almazdı. Hem sanırım kızlar ana kuzusu gibi görünen çocuklardan hoşlanmazdı, eğer onlarla aynı valizi kullanırsam bir ana kuzusu gibi görünecektim.</p>
<p>Gideceğimiz yerin adını dahi bilmiyordum ama Akdeniz Bölgesinde bir yerdi. Yolculuğa çıkmadan önce babamla yolculukta dinlenip eşlik edilmek üzere hazırlanmış 18 şarkılık bir cd oluşturduk. İçinde annemin en sevdiği grup Ayna’dan tutun da Özay Gönlüm’ e kadar her türden müzik vardı. Ben bu yüzden ailecek arabayla yaptığımız yolculukları çok severim. 11 yıllık hayatım boyunca şarkılara eşlik edebildiğim tek yer bizim arabanın arka koltuğu olmuştur çünkü. Seviyorum bizim arabayı. Kimse kimsenin sesiyle ilgilenmez hem de, herkes bağıra bağıra şarkı söyler. Ha bu arada bizim arabanın arka koltuğu dedim diye sakın önce oturamadığımı düşünmeyin. Babam önde oturmam için 47 kilonun üzerinde olmam gerektiğini söyler. Ben de bayağı bayağı 47 kilonun üzerindeyim. Yani artık ön koltukta da oturabiliyorum. Yalnızca önde otururken şarkılara eşlik edemiyorum. Çünkü önde oturanın görevi şoföre yardım etmektir, şarkı söylemek değil. Ayrıca annem bilmiyor henüz benim önde oturduğumu. Bu, babamla aramızda küçük bir sır. Annemin bilmemesi gerek.</p>
<p>Her neyse yola çıktık işte eninde sonunda, taktık CD’mizi ve yolculuğa başlamadan önce evde yerimde duramamama sebep olan heyecanım dindi sonunda. İlk kez bu kadar uzağa gidecekmişiz annem öyle söylemişti. O yüzden de yanına benim külotlarımdan bir sürü aldı. Yolda bir şey olur, üstüme bir şeyler dökerim diye… Ben biliyorum ama o geceleri altıma kaçırırım diye korkuyor yine. Onlar geçen senede kaldı. Hepsi hem de, amcamların arabasına işemiş olmam da…</p>
<p>Annemin şarkıya eşlik ettiği kadife sesiyle uyandım. Ayna’nın Akdeniz şarkısını söylüyordu gene. Yüzüme çarpan rüzgar hemen beni kendime getirdi ve dışarıyı izlemeye başladım. Kıvrımlı yollardan geçiyorduk, virajlı yani… Yüksek bir tepeye çıktık ve temiz hava almak için biraz da babam kendini toparlasın diye uçurumun kenarına çektik arabamızı ve denizi seyretmeye başladık. Annem yolculuğa çıkmadan önce poşete koyduğu salatalıklardan verdi birer tane bize. Bir tanesi kesmedi, ikinciyi istedim… Birden gözüm gökyüzündeki bulutlara ilişti. Güneş, masmavi gökyüzündeki  sık bulutların arasında bulduğu küçük aralardan süzülüyordu. Ve denize düşüyordu. Hoş denize yaklaştıkça belirsizleşiyordu o ışık demeti ama olsun. “Baba fotoğraf makinanı alabilir miyim? Bir fotoğraf çekmek istiyorum.” Aldı arabadan ve bana verdi. Bulutları ve boşluklardan süzülen güneş ışığının fotoğrafını çektim. Çok büyüleyiciydi.</p>
<p>Arabaya bindik ve yola devam ettik. Ben yol boyunca babamın fotoğraf makinasındaki çektiğim fotoğrafa baktım durdum. Sürekli hayal kurdum. Aralarından en güzeli, dünyadaki bütün insanları o bulutların üzerine taşıdığımdı. Herkes oradaydı! Sanki bir piknik alanında çimlerin üzerinde keyif çatan insanlar gibi…</p>
<p>Bu sene ise okulun ilk günü babamdan fotoğraf makinesini istedim, arkadaşlarıma çektiğim fotoğrafı gösterecektim. O ilk gün muhabbetlerine katılacaktım ilk kez ve daha önce bir şey için hiç bu kadar sabırsızlanmamıştım. Umursamazca “Ben onları sildim Metehan.” dedi. “Boşuna götürme…” Babama öylece bakakaldım ve gözlerim doldu. Tabi o televizyonda haberleri izlediği için göremedi. Yine odama gittim ve oturdum pencerenin başına. Bu sefer yalnızca karanlığı izledim. Sevde’nin gözlerindeki gibi bir karanlığı değil… Korkunç karanlığı… İşte babamdan bu yüzden nefret ediyorum!</p>
<p>(…)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/12281-2/">Metehan V Sevde #3 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/12281-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12281</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Metehan V Sevde #2 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/11933-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/11933-2/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 15 Dec 2017 05:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercüment Yöndem]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11933</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ben Metehan.. Günlerden bir gün annemle birlikte yemek yapıyorduk. Ben annemle birlikte bir şeyler yapmayı çok severim. O işten, pazardan ya da günden gelir. Oturma odasında oturmuş televizyon seyrederken mutfağa giriştiğini duyar koşarım yanına. &#8220;Yardım edilecek bir şeyler var mı anne?&#8221; derim. Genelde &#8220;Yok&#8221; der, üzülerek geri dönerim televizyon izlemeye. Sanırım yaptığım başka pek bir şey [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/11933-2/">Metehan V Sevde #2 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Metehan..</p>
<p>Günlerden bir gün annemle birlikte yemek yapıyorduk. Ben annemle birlikte bir şeyler yapmayı çok severim. O işten, pazardan ya da günden gelir. Oturma odasında oturmuş televizyon seyrederken mutfağa giriştiğini duyar koşarım yanına. &#8220;Yardım edilecek bir şeyler var mı anne?&#8221; derim. Genelde &#8220;Yok&#8221; der, üzülerek geri dönerim televizyon izlemeye. Sanırım yaptığım başka pek bir şey de yok. Çoğunlukla beni başından savmak için söylediğini düşünürüm. Çünkü birlikte yemek yaparken bana &#8220;Çık ayağımın altından&#8221; der sürekli. Moralim bozulur tabi ki ama olsun, ben annemi çok severim.</p>
<p>Bu sefer salata yapmak benim görevimdi. Enfes bir marul salatası yapacaktım ve bütün ahali parmaklarını yiyecekti. Ben yemek yaparken o kadar mutlu olurum ki, kendimi bu konuda dünyanın en iyisi gibi hissederim. Hatta evde kimse yokken, kendime yapacaksam, birden bizim buraların tostçusu Altan Abiye benzetirim kendimi. Bizim mutfak da &#8220;Altan&#8217;ın Yeri&#8221; olurdu. Yani &#8220;Metehan&#8217;ın Yeri&#8221;&#8230; Kendi kendime sipariş alır, hazırlar, sonra da afiyetle yerim. Hayalimdeki yeri açmışımdır yani kendime. Bir karışık, ketçaplı tost yapardım ki ünümü sağır sultan duymuştur. Aslında hep salçalı yapmak istemişimdir. Ama bizim evdeki salçaları annem hep yemek yaparken kullanır. Hiçbir zaman yemeklerin dışında yiyemedim o salçalardan.</p>
<p>Ben solağım&#8230; Bıçak tutmayı da pek beceremem. Bıçakla ekmek tahtasını birlikte kullanmak zaten hak getire&#8230; Yani en azından annem böyle söylüyor. Olsun ama zamanla öğrenebilirim kendi kendime. Annem zaten artık direktif vermekten sıkıldı. &#8220;Kendin nasıl rahat ediyorsan öyle yap. Önemli olan yaparken senin mutlu olman.&#8221; diyor bana. Yazı yazarken de öğretmenim sağ elle yazmam için baskı yapınca böyle söylemişti. Annemi gerçekten çok seviyorum.</p>
<p>&#8220;Mete!&#8221;</p>
<p>&#8220;Efendim?&#8221;</p>
<p>&#8220;Kilerden soğan getirir misin?&#8221;</p>
<p>Annemin en sevmediğim özeliği bana Mete demesi. Benim adım Metehan! Ben de bunu ona söylemekten yoruldum. O yüzden bu durum canımı sıksa da artık boşverdim. Zaten önemli olan onun mutlu olması. Mutlu olmayacaksa neden ismimin sonuna “han” koymuş anlamış değilim.</p>
<p>Koşarak kilere ilerledim. Kapı dışındaki düğmelere basıp, ışığı açtım, sonra da kapıyı. İneyim dedim, ama olmadı. İnemedım…</p>
<p>&#8220;Annee! Işıklar yanmıyor!&#8221; Yanıma geldi. &#8220;Ampul patlamıştır, bağırma.&#8221; dedi ve aşağı indi. Peşinden bende indim. Yavaş hareketlerle devam ettim. Soğanların olduğu yere gittik. Dayanamadım, koşarak çıktım yukarı. Mutfakta annemi bekledim. Gelip &#8220;Hayrola niye döndün?&#8221; dedi gülümseyerek, soğanları soymaya başlamadan. Sustum. Beni kızdırmak için, &#8220;Ay korkmuş mu benim oğlum..&#8221; dedi. Bunu hep yapar. Eğer benim gibi 5. sınıfa gidiyorsanız, annenizin sizi kızdırmak için bir şey söylediğini bilmenize rağmen sinirlenirsiniz. Ya da en azından benim için öyle&#8230; Kızmıştım!</p>
<p>Gözlerim doldu. Belli etmemek için içeri gittim, odama. Oturdum camın kenarındaki sandalyeme güneşli havayı seyretmeye başladım. Odamın penceresinden bakarken yapabileceğim en doğru şey seyretmek oluyor. Ne hayal kurabiliyorum, ne başka bir şey. Benim odamın penceresi pembe renkli bir apartmana bakıyor. Ona bakarak hiçbir şey yapamıyorum. O apartmanı hiç sevmiyorum çünkü. Ne zaman iki apartmanın arasına top oynamaya insek arkadaşlarımla, ilk katta oturan teyze: “Gidin başka yerde oynayın.” diyor. Nasıl sevebilirim ki?</p>
<p>Güneş bir süre sonra pozisyon değiştirdi, yüzüme vurmaya başladı. Çektim perdeyi, yatağa attım kendimi. Yatmamla annemin kapıya gelmesi bir oldu. &#8220;Oğlum gel hadi yemek yapmaya devam edelim.&#8221; Soğanları kesmeyi yeni bitirmiş herhalde, burnunu çekiyordu.</p>
<p>&#8220;Hayır.&#8221; dedim, &#8220;Gelmeyeceğim.&#8221; Bir şeyler söyleyecekti ama susmadım. &#8220;Ben korkak değilim tamam mı? Sadece bizim kiler biraz korkunç. Normalde karanlıktan korkmam ben. Sevde&#8217;nin gözleri de karanlık ama parıl parıl parlıyor. Ayrıca gözlerine bakarken korkmuyorum. Mutlu oluyorum. Korkak değilim.&#8221; Sadece gülümsedi ve gitti. Neden bilmiyorum ama kıpkırmızı olduğumu hissetmiştim. Sanırım benim yaşımda sevdiğinizi söylemek biraz utanç verici bir şeydi&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/11933-2/">Metehan V Sevde #2 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/11933-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11933</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Metehan V Sevde #1 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-1-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-1-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 17 Nov 2017 05:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercüment Yöndem]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11577</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ben Metehan&#8230; Cumhuriyet mahallesindeki tek topa sahip ve aynı zamanda yaptığımız maçlarda hep kadro dışı kalan idealist topçu. Yaptığımız dediğime bakmayın haa.. Maça başlamadan mahallenin en iyi oynayanı Kazım topumu koltuğunun altına alır, başlar biriyle tip top yapmaya&#8230; Tip&#8230; Top&#8230; Tip&#8230; Top&#8230; Ali&#8230; Osman&#8230; Rüstem&#8230;Recep&#8230; (&#8230;) Ve artık duymaktan gına gelen o cümle: &#8220;Mete çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-1-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #1 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Metehan&#8230; Cumhuriyet mahallesindeki tek topa sahip ve aynı zamanda yaptığımız maçlarda hep kadro dışı kalan idealist topçu. Yaptığımız dediğime bakmayın haa.. Maça başlamadan mahallenin en iyi oynayanı Kazım topumu koltuğunun altına alır, başlar biriyle tip top yapmaya&#8230;</p>
<p>Tip&#8230; Top&#8230; Tip&#8230; Top&#8230; Ali&#8230; Osman&#8230; Rüstem&#8230;Recep&#8230; (&#8230;)</p>
<p>Ve artık duymaktan gına gelen o cümle: &#8220;Mete çok kalabalık olduk aga. Sen yedek ol, ben seni alıcam oyuna.&#8221; Her maç yaptığımızda oturup kaldırıma beklerdim. &#8220;Kazım yalan söylemez, eninde sonunda alır beni&#8221; derdim. Yaptığımız dediğime bakmayın da, ben de aslında maçın içinde olurdum be. Rüstem ceza sahasında topla her buluştuğunda, kendim topla buluşmuşum gibi hissederdim. Ve topu ağlarla buluştururdum. Kıvrak çocuktur Rüstem, ceza sahasında ayağına geleni atar.</p>
<p>Her neyse işte&#8230; Her kaldırıma oturduğumda maç yaparak akşam ederdim ben de, bekli girerim ümidiyle. Akşam ezanı duyulur, beş dakikaya kalmaz herkes dağılır. Top sahanın ortasında kalırdı. Ben de yerimden kalkar topumu alır eve doğru yol alırdım. Eve doğru giderken annem oynamadığımı anlamasın diye koşardım evin yolunda, sokak aralarında. Terler, kıpkırmızı olurdum.</p>
<p>Bir gün yine kıpkırmızı olmuş eve gittim. Annem, &#8220;Bugün kenarda oturuyordun. Niye terledin bu kadar?&#8221; dedi bana. Utandım. Utancımdan bir o kadar daha kızardım. Alnımdan süzülen terlerle karışan gözyaşlarımı saklamaya çalıştım. Anladı galiba, nasıl bilmiyorum ama bana, &#8220;Anneler her şeyi bilir.&#8221; derdi zaten. Bana &#8220;Seni oynatmıyorlar mı?&#8221; dedi. Daha fazla sustum. Mağrur bakışlarımdan olsa gerek, ekledi: &#8220;Seni oynatmıyorlarsa neden topunu onlarla paylaşıyorsun?&#8221; Yine sustum. Ben hiç anlatmak istemedim, o da anlamadı. Ama sanırım yine biliyordu. &#8220;Anneler her şeyi bilir.&#8221; Bazen şüpheleniyordum.</p>
<p>Ben 5/A sınıfında okuyorum. Beden derslerini çok severim. Belki de maçlara gerçekten katılabildiğimden, bilmiyorum. Bir gün beden dersinde güven testi yaptırdı öğretmenimiz Birbirimizle eş olduk, daha sonra arka arkaya durduk. Önde olanımız gözlerini kapatıp kendini arkadakinin kollarına bırakacaktı. Titanic gibi&#8230; Aklıma hemen o sahne geldi. Sevde&#8217;nin yanına gitmek, onunla eş olmak istedim. Hem bugün çok güzeldi. Saçlarını at kuyruğu yapmıştı. En son boşta kalan Mehmetle eş olduk. O gözlerini kapattı. Arkaya, bana doğru bıraktı kendini, tutamadım. Düştü. Hemen ayağa kalktı, sövmeye başladı. Sadece baktım. Öğretmenimiz gelip duruma el koydu ve ben yine kenarda oturmaya başladım.</p>
<p>Dersin sonuna kadar oturdum kenarda, bankta. Zil çaldı. Öğretmen gidince ben de birbirine güven testi yapmaya devam eden arkadaşlarımın yanına gidip öylece durdum. Nasıl olduğunu anlamadan ağzımdan &#8220;Sevde, biz de yapalım mı?&#8221; çıkıverdi. &#8220;Saçmalama, sen Mehmet&#8217;i düşürdün.&#8221; dedi bana. Üzülmüştüm tabii..</p>
<p>Ama olsun o bugün çok güzeldi. Saçlarını at kuyruğu yapmıştı. O dün de çok güzeldi, iki yandan örmüştü saçlarını. Aslında o her gün çok güzeldi. Saçlarını ne yaptığı önemli değildi. Sanırım gerçek aşk buydu&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-1-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/">Metehan V Sevde #1 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/metehan-v-sevde-1-eksik-birakilmis-bir-ask-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11577</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
