<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Berrin Akıncı Nalbantoğlu &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/berrin55/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Sep 2019 07:06:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Yeter</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yeter/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yeter/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 18 Sep 2019 04:05:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18451</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yeter’in daldaki kurumuş bir karadut gibi sallanan cılız bedeni üzerinde sabah güneşi onu uyandırmak istercesine oynaşıp duruyordu… Gözlerinin tüm canlılığı gitmiş, o umutsuz üzgün bakışlar sanki mıhlanmış kalmıştı. Onbeş yaşın tüm diriliği hala üzerinde ama bitkin, solgun bir biçimde usul usul onu görenlerle alay eder gibi sallanıyordu. O sabah Yeter her zamanki gibi sabah erkenden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeter/">Yeter</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Yeter’in daldaki kurumuş bir karadut gibi sallanan cılız bedeni
üzerinde sabah güneşi onu uyandırmak istercesine oynaşıp duruyordu… Gözlerinin
tüm canlılığı gitmiş, o umutsuz üzgün bakışlar sanki mıhlanmış kalmıştı. Onbeş
yaşın tüm diriliği hala üzerinde ama bitkin, solgun bir biçimde usul usul onu
görenlerle alay eder gibi sallanıyordu. </p>



<p>O sabah Yeter her zamanki gibi sabah erkenden kalkmıştı, kalkmıştı
ama hiç de mutlu değildi. Korka korka yatağından sağ tarafından doğruldu. Sol
taraftan kalkmak günah! Çünkü sol omzundaki melekler üzülür, sana günah
yazarlar. Hocanın dediği gibi ilk sabah okunacak dualarını okudu. Zaten
yatarken ve yataktan kalkarken, her namazda, duadan ve salâvattan sonra
istiğfarların en büyüğü olan duayı günahlarının af olması için ağlaya ağlaya
okurdu. Eğer ağlarsa daha inandırıcı olacağını düşünürdü. Ardından bu düşüncesinden
korkardı, tekrar başka bir tövbe duası ederdi. Çünkü bu O’nu aldatmak gibi bir
şeydi. Hoca bunu sıkı sıkı değneğini sallayarak, ağzından tükürükler saçarak
söylemişti. Onun ateş saçan gözleri içini titretir. Tanrıyı derinden yüreğinde
hisseder, onu affetmesi için tekrar bir dua daha okurdu. Geçen camiye girerken
unutmuş ilk adımı sol ayağı ile girmişti. Hocanın çığlığı ile gelmiş. Günü af
olmak için dualarla geçirmişti. Anasına ‘hoca ödev verdi’ diyordu. Çünkü anası
biraz günahkârdı. Onu anlamıyordu. Anasına göre namazını kıl, yüreğini temiz
tut, İslam’ın şartlarını yerine getir, yeterdi. Ama öyle değildi. Hocadan iyi
mi bilecek, diye düşünüyordu.</p>



<p>İlk sağ ayağını atarak odadan çıktı. Sağ ayağı ile çömdü, sofraya
oturdu, sağ eline aldı ekmeğini, ağzına sağ tarafıyla ilk çiğnemeye başladı. BU
arada dualarını içinden okuyor, dudakları kımıl kımıl kımıldıyordu. Dudakları
titreşen kırmızı iki uçuç böceği gibiydiler. Anası tam ateşe su döküyordu ki
Yeter koştu anasını cin çarpmasından kurtardı. Tekrar bir dua okudu. Gitti cami
duvarını 3 kez öptü. </p>



<p>Öğle namazı için odasına girdi. Pencereden uçsuz bucaksız sarılığa
baktı. Horoz vakitsiz inildercesine kısaca öttü. Usulca günahlarının
affedilmesi için bir dua mırıldandı. Bir günah işleyip işlemediğini bilmiyordu
ama yine de ne olur ne olmaz diye duasını okudu. Cağa gitti ne olur ne olmaz
diye iyice yıkandı gusül abdestini aldı. Donunu çıkarmadı. Cinler görür diye.
İlk sağ ayağı ile cağdan indi. Sonra cağı yıkadı. Kirlere cinler gelmesin,
diye. Üstünü hızlıca giyindi. Namaza durdu. Kulaklarında tavukların
gıdaklaması, uçuşan kuşların cıvıltıları ile namazını kıldı. Önce sağa sonra
sola selam verdi. Tespihini aldı. Anası aşağıdan bağırıyordu, hayvanlara yem
vermesi için.</p>



<p>-Dualarım bitince gelceeemm…</p>



<p>Yeter aslında iş yapmak değil de sokakta arkadaşlarıyla oynamak
isterdi. Ama koşarken memeleri sallanır, günaha girme korkusu onu durdururdu.</p>



<p>Akşam tüm dualarını okudu. Gece boyu duasını devam ettirdi. Sabah
günahlarını affolmuş bir şekilde kalkmak istiyordu. En son kıyamette yüzü ay
gibi olsun diye duasını okudu. Huzur içinde uykuya daldı. Gece yarısı bacak
arasında ıslaklıkla uyandı. Kalktı, ışığı yaktı. Kan gördü. İçi titredi. Buna
bir anlam veremedi. Büyük bir günah işlemiş, duaları kabul görmemiş, diye
düşündü. Korku ve üzüntüyle usulca ahıra gitti, ipi aldı. Şehit sayılması için
25 kere dua okudu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeter/">Yeter</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yeter/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18451</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sanat Toplumsal Hayatın Aynasıdır.&#8221;  Plehanov</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanat-toplumsal-hayatin-aynasidir-plehanov/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanat-toplumsal-hayatin-aynasidir-plehanov/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 26 Jun 2017 06:35:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9872</guid>
				<description><![CDATA[<p>Değer, herhangi bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçüdür. Değer yüklenilmesi için önce bireyin bunu algılaması, düşünmesi, anlaması, bilmesi gerekir. Şeylere değer veren, onları değerli değersiz kılan insandır. Değer var olandan sonradır ve dildedir. Dünyamızda değerli olan ne varsa, kendi içinde bir değere sahip değildir. Doğa değerden yoksundur. Ona değer veren, yükleyen insandır. Bu yüzden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-toplumsal-hayatin-aynasidir-plehanov/">&#8220;Sanat Toplumsal Hayatın Aynasıdır.&#8221;  Plehanov</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Değer, herhangi bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçüdür. Değer yüklenilmesi için önce bireyin bunu algılaması, düşünmesi, anlaması, bilmesi gerekir. Şeylere değer veren, onları değerli değersiz kılan insandır. Değer var olandan sonradır ve dildedir.</p>
<p>Dünyamızda değerli olan ne varsa, kendi içinde bir değere sahip değildir. Doğa değerden yoksundur. Ona değer veren, yükleyen insandır. Bu yüzden değerlidir. Dolayısıyla değer sırf insanla, insanın yaptıklarıyla, başarılarıyla ilgilidir.</p>
<p>Mesela insanın üretmediği bir şey olsun ama değerli olsun. Aslında değerli değildir. Değeri biz yükleriz ona. Bu bizim anılarımızdandır, faydasındandır, ona biçtiğimiz fiyatıdır.Yani kendiliğinden olan, değeri-boş-olmayan nesneye biz bundan dolayı değer yükler; değerli, deriz.</p>
<p>Nesnenin değerli olması da insan üretimi olmasındandır. Yani insan üretmelidir. Ama bu da yeterli değildir; nesnenin benzerleri arasında ayırıcı özelliği onun kişi için değerini belirler.</p>
<p>Değer görecelidir de aynı zamanda.Mesela sana hediye edilen kitap değerlidir ama başkası için bu kitap değersizdir.</p>
<p>Buraya kadar değerin kişiselliğinden bahsettim. Ama değer aynı zamanda toplumsaldır da. Yani değer toplumsal yaşamdan ayrı değildir.</p>
<p>Bu bakımdan değer ve değerler farklı şeylerdir. Değerler var olan şeylerdir. Felsefe, bilim, bilgi, ahlak, vs insanın değerleridir. Değer ise bir şeyin değeridir, bir şeyin bir çeşit özelliğidir.</p>
<p>İnsanın değeri, bireyin nesne ile kurduğu ilgidir. İnsanın değerleri ise eserlerle veya kişilerin yaptıklarıyla ,yaşamlarıyla gerçekleştirilen insan fenomenleridir.</p>
<p>Buna göre değerler var olan şeylere ait bütün imkanları kapsarken, değer, var olan şeyin kendisiyle aynı türden olan şeyler arasındaki özel yeridir.</p>
<p>İyi, güzel, faydalı, doğru nedir sorular, vs. değerlendirme etkinliğidir.</p>
<p>Saygı, dürüstlük, adalet, eşitlik, vs. değerleri sorgulamaktır.</p>
<p>Değerlendirmeleri kişi kendi yaşamında yapar.</p>
<p>Estetikte güzel olan değerlidir. Estetik değer sanat yapıtına bağlı olarak oluşur çünkü eseri  insan yapar. Bir eserin değeri insanın bilincinden geçerek değer kazanır;  onu algılar, bilir, yorumlar, anlar&#8230;</p>
<p>Bir yapıtın değerlendirilmesi 3 aşamadan geçer:</p>
<ul>
<li>anlamak</li>
<li>kendi alanında bir yere oturtmak ve kendi alanındaki yerini değerini belirlemek</li>
<li>İnsan, dünya için anlamını etik-ahlak-açısından bilmek.</li>
</ul>
<p>Sanat yapıtını değerlendirmede kişi-yapıt arasındaki bağa bakılmalıdır. Bu bağ fiyatı kapsamaz. İhtiyacı kapsamaz. Sanatın değeri insan yaşamındaki yeridir. İnsani değerler de sanatın konusunu oluşturur. Dolayısıyla bir yapıta bakarken üretildiği zamana, döneme ait ip uçları verir. Bu nedenle değersiz &#8216; Sanat &#8216;olmaz. Çünkü değeri insan verir. Sanatı insan yapar</p>
<p>Günümüzde değerin belirlenmesi zor ve karmaşıktır. Sanat yeniden üretilen ve eleştirilen bir değerdir; çünkü sanat yapaydır ve organik olarak insana bağlı olarak yeniden üretilir. Bu yüzden estetik değer çok farklı bileşenlere bağı olarak değişir. Değer ve değerlendirme ilişkisi estetik değerde önemlidir.</p>
<p>Sanat insan ürünü olduğundan ve insanla birlikte değiştiğinden estetik değer, değerlendirme kavramı ve ona bakanın da yüklediği değer de ona göre değişir. Bu yüzden evrensel bir değerden de bahsedilemez.</p>
<p>Sanatın var oluş nedeni farklılıklar taşımaktadır; örneğin bazen duyguların dışa vurumu şeklinde (Munch-Çığlık-), bazen çağrışımlarla ( Picasso-Avignonlu Kadınlar-), bazen de ikisi birlikte ( Courbet –Taş Kıranlar-) şeklinde olur. Sanatçının içinde yaşadığı dönemin tarihsel &#8211; ekonomik özelliği, din, felsefi görüşler, bilimsel buluşlar  hatta estetik deneyimlerin bile sanatçıyı etkilemesi sanatın varoluş nedenini belirler. Sanatta yeni yaklaşımları doğurur. Bu da, estetik değeri, değerlendirmeyi ve seyircinin değer algısını karmaşıklaştırır. Bu karmaşıklaşma yerleşik estetik değeri ve değerlendirmeyi değiştirmektedir.</p>
<p>Dolayısıyla &#8216;Estetik Değer&#8217; kavramı bir sanat eserinin değerlendirilmesi açısından çok önemlidir. Sanat eserini değerlendirme de o sanat eserini, sanatçının yaşadığı dönemi, hayatını, dönemin estetik ve değer kavramlarının anlamını bilmek çok önemlidir. Tabii tüm bunların yanında dönemin eleştirmenlerinin düşünceleri, müze, galeri, medya ve  sergi sanatta estetik değere de yön vermiştir.</p>
<p>Tabii belli bir kültür çevresi içinde yaşayan sanatçıya aynı kültür fenomenleri aynı şeyi söylemez. Örneğin  Picasso’nun ve Matisse ‘in eserleri her kişi için aynı değeri taşımaz. Çünkü eğitim almış kişi ile eğitim almamış kişinin değerlendirmesi farklı farklı olur. Eğitim beğeniyi etkilediği gibi estetik değerlendirmeyi de etkiler. Dolayısıyla değeri, değerlendirmeyi belirleyen sanat, kültüre bağlı olduğu gibi aynı zamanda eğitime dayanan bir fenomendir de.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-toplumsal-hayatin-aynasidir-plehanov/">&#8220;Sanat Toplumsal Hayatın Aynasıdır.&#8221;  Plehanov</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanat-toplumsal-hayatin-aynasidir-plehanov/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9872</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dil Öğrenmek &#8211; Okumayı Öğrenmek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dil-ogrenmek-okumayi-ogrenmek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dil-ogrenmek-okumayi-ogrenmek/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 22 Apr 2016 13:23:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3318</guid>
				<description><![CDATA[<p>Okumayı öğrenme sadece okumak değildir. Anlamak ve anlatmaktır da. Bir sözlüğü derinden anlayamayız. Çünkü sözlük genellikle derin açıklama yapmaksızın öğretir. Bir kelime sadece bir kelime değildir. Bir kelimenin cümledeki yerine göre  anlamı çıkarılır&#8230; (İyi bir sözlükte) Biz her kelimeyi farklı örneklerde, bağlarda görürüz. Sözlüğe bakarak bir kelimenin anlamını tam da öğrenemeyiz. Kelimeyi sadece bir dizi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dil-ogrenmek-okumayi-ogrenmek/">Dil Öğrenmek &#8211; Okumayı Öğrenmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Okumayı öğrenme</strong> sadece okumak değildir. <strong>Anlamak ve anlatmak</strong>tır da.</p>
<p>Bir sözlüğü derinden anlayamayız. Çünkü sözlük genellikle derin açıklama yapmaksızın öğretir. Bir kelime sadece bir kelime değildir. Bir kelimenin cümledeki yerine göre  anlamı çıkarılır&#8230;</p>
<p>(İyi bir sözlükte) Biz her kelimeyi farklı örneklerde, bağlarda görürüz. Sözlüğe bakarak bir kelimenin anlamını tam da öğrenemeyiz. Kelimeyi sadece bir dizi başka kelimelerle öğreniriz. Peki bu açıklayıcı mıdır?  Eğer kelimenin gerçekliğine gidip bakarsak onun karşılığı olan çok fazla çeşitlilik görürüz ki bu da bizi şaşırtabilir. Çözüm için belki de anlam daraltılmalıdır.  Dolayısıyla dilin verili şartlar içinde yapılandırılması belki de daha doğrudur… Yapılandırmada rastgelelik tehlikeli olur. Bu şekilde bir hipotez oluşturmak bile daima bir risk almaktır.</p>
<p>Kelimenin birbiriyle ve kendi kendisiyle ilişkisi ve kelimenin kendisinin,  kendi gerçekliği ile olan ilişkisi nasıldır? Bir dili ya da onun yoluyla bir şeyi öğrenirken tuzağa düşer miyiz?</p>
<p>Peki, biz bir dili ya da başka bir şeyi (dil yoluyla) tehlikeye düşmeksizin nasıl öğreniriz?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dil-ogrenmek-okumayi-ogrenmek/">Dil Öğrenmek &#8211; Okumayı Öğrenmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dil-ogrenmek-okumayi-ogrenmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3318</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bach ve Mimar Sinan Arasındaki Benzerlik</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bach-ve-mimar-sinan-arasindaki-benzerlik/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bach-ve-mimar-sinan-arasindaki-benzerlik/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 04 Mar 2016 10:30:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[akustik]]></category>
		<category><![CDATA[Art of Fugue]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Camisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bach]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mirası Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fügüe Sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Johann Sebastian Bach]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Selimiye]]></category>
		<category><![CDATA[Selimiye Camii]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2520</guid>
				<description><![CDATA[<p>Selimiye Camii, Edirne&#8217;de bulunan, Osmanlı padişahı II. Selim&#8217;in Mimar Sinan&#8217;a yaptırdığı camidir. Sinan&#8217;ın 90 (bazı kitaplarda 80 olarak geçer) yaşında yaptığı ve &#8220;ustalık eserim&#8221; dediği 1568’de yapımına başladığı Selimiye Camii gerek Mimar Sinan&#8217;ın gerek Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından biridir. 28 Haziran 2011 Salı Günü, Paris’te yapılan UNESCO Dünya Mirası Komitesi toplantısında Edirne Selimiye Cami [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bach-ve-mimar-sinan-arasindaki-benzerlik/">Bach ve Mimar Sinan Arasındaki Benzerlik</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Selimiye Camii</em>, Edirne&#8217;de bulunan, Osmanlı padişahı II. Selim&#8217;in Mimar Sinan&#8217;a yaptırdığı camidir. Sinan&#8217;ın 90 (bazı kitaplarda 80 olarak geçer) yaşında yaptığı ve &#8220;ustalık eserim&#8221; dediği 1568’de yapımına başladığı Selimiye Camii gerek Mimar Sinan&#8217;ın gerek Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından biridir.</p>
<p>28 Haziran 2011 Salı Günü, Paris’te yapılan UNESCO Dünya Mirası Komitesi toplantısında Edirne Selimiye Cami ve Külliyesi’nin Dünya Mirası Listesi’ne adaylığını değerlendirmiş ve komite oybirliğiyle Selimiye Camii ve Külliyesi&#8217;nin Dünya Mirası Listesi&#8217;ne girmesine karar vermiştir.</p>
<p><figure id="attachment_2522" aria-describedby="caption-attachment-2522" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Camideki-akustik..jpg" rel="attachment wp-att-2522"><img class=" td-modal-image wp-image-2522 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Camideki-akustik.-300x179.jpg?resize=300%2C179" alt="Camideki akustik." width="300" height="179" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Camideki-akustik..jpg?resize=300%2C179&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Camideki-akustik..jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Camideki-akustik..jpg?w=500&amp;ssl=1 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2522" class="wp-caption-text">Camideki akustik.</figcaption></figure></p>
<p>Mimar Sinan Selimiye Camisinin kubbesini yaparken 32 m. çapındaki, 43 m. yüksekliğindeki kubbeyi destekleyen sekiz sütundan faydalanmıştır. Selimiye Camisinde, Ayasofya Camisinin(kilisesinin) aksine karanlık olan veya gizli yerler kalmamış, orada her yeri her şeyi aydınlatmak için kubbenin altında duvarlara ve tambur üzerinde çok sayıda pencereler karşılıklı olarak konulmuş böylece ışıklar altında kalan kişi ibadet ederken kendini bir evren tarafından sarılmış gibi hissetmesi sağlanmıştır. Dolayısıyla bu ışık altında Tanrı’nın gözünde ona yakaran herkes adeta eşit olmuştur.</p>
<p><figure id="attachment_2523" aria-describedby="caption-attachment-2523" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kilisedeki-akustik..jpg" rel="attachment wp-att-2523"><img class=" td-modal-image wp-image-2523 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kilisedeki-akustik.-300x181.jpg?resize=300%2C181" alt="Kilisedeki akustik." width="300" height="181" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kilisedeki-akustik..jpg?resize=300%2C181&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Kilisedeki-akustik..jpg?w=500&amp;ssl=1 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2523" class="wp-caption-text">Kilisedeki akustik.</figcaption></figure></p>
<p>Tabii iç mekandaki sekiz sütun ortamı adeta homojen yapmış uyumlu hale getirmiştir.</p>
<p><strong>Ayasofya Camisi </strong>-kilise- ile Mimar Sinan’ın Selimiye camisinin planları ve kesitleri arasında benzerlikler vardır. Ayasofya kilisesinin akustiği diğer kiliselerden farklıdır; daha uzundur.</p>
<p><figure id="attachment_2524" aria-describedby="caption-attachment-2524" style="width: 236px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Selimiye-Camisinin-planı..jpg" rel="attachment wp-att-2524"><img class=" td-modal-image wp-image-2524 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Selimiye-Camisinin-planı.-236x300.jpg?resize=236%2C300" alt="Selimiye Camisinin planı." width="236" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Selimiye-Camisinin-planı..jpg?resize=236%2C300&amp;ssl=1 236w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Selimiye-Camisinin-planı..jpg?w=275&amp;ssl=1 275w" sizes="(max-width: 236px) 100vw, 236px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2524" class="wp-caption-text">Selimiye Camisinin planı.</figcaption></figure></p>
<p>Mimar Sinan diğer camilerden farklı olarak Selimiye camisini inşa ettirirken akustik için su testileri kullanmıştır. Bu da sesin diğer yapılara göre daha uzun süreli ve doğru bir akustiğe sahip olmasını sağlamıştır.</p>
<p><em>Mimar Sinan</em>’ın yaratıcı faaliyeti müzik alanındaki <em>Bach</em>’ın yaratıcı faaliyeti gibidir. Bach, “<strong>Fügüe Sanatı</strong>” (Art of Fugue) ile evrendeki kozmik düzeni notalarıyla sağlamış gibidir.</p>
<p>Bu anlamda Osmanlı İmparatorluğu Mimar Sinan’ın Edirne’deki &#8220;Selimiye Camii&#8221;si ile mimarlıkta İslamiyet’teki &#8220;<em>Tanrı Her Yerdedir</em>&#8221; inancını adeta göstermiştir.</p>
<p><figure id="attachment_2521" aria-describedby="caption-attachment-2521" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Başka-bir-açıyla-Selimiye-Camisinin-planı..jpg" rel="attachment wp-att-2521"><img class=" td-modal-image wp-image-2521 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Başka-bir-açıyla-Selimiye-Camisinin-planı..jpg?resize=500%2C295" alt="Başka bir açıyla Selimiye Camisinin planı." width="500" height="295" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Başka-bir-açıyla-Selimiye-Camisinin-planı..jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Başka-bir-açıyla-Selimiye-Camisinin-planı..jpg?resize=300%2C177&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2521" class="wp-caption-text">Başka bir açıyla Selimiye Camisinin planı.</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bach-ve-mimar-sinan-arasindaki-benzerlik/">Bach ve Mimar Sinan Arasındaki Benzerlik</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bach-ve-mimar-sinan-arasindaki-benzerlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2520</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Modern Resim Sanatının Temsilcisi: Matisse</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 07 Feb 2016 19:22:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Ambrogio Lorenzetti]]></category>
		<category><![CDATA[Bonheur de Vivre]]></category>
		<category><![CDATA[figür]]></category>
		<category><![CDATA[fovist]]></category>
		<category><![CDATA[fovist dönem]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm akımı]]></category>
		<category><![CDATA[Henri Matisse]]></category>
		<category><![CDATA[Jacques Louis David]]></category>
		<category><![CDATA[Joy of Life]]></category>
		<category><![CDATA[Kandinsky]]></category>
		<category><![CDATA[Matisse]]></category>
		<category><![CDATA[modern sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2116</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Dans 1” ve “Dans 2” Henri Matisse, 1869 yılının son gününde kuzey Fransa’da dünyaya geldi. 1887 &#8211; 1888’de Paris’te hukuk eğitimi alan Matisse, hukuk stajyeri iken çalışmaktan sıkılan Henri Matisse penceresinin önünden geçenlere bezelye fırlatma çubuğu ile çiğneyip top haline getirilmiş kağıtları fırlatıyordu. 20. yy’da yaşamış olan en önemli ressamlardan birisi olarak gösterilen Matisse, Picasso [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/">Modern Resim Sanatının Temsilcisi: Matisse</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Dans 1” ve “Dans 2”</strong></p>
<p><strong>Henri Matisse</strong>, 1869 yılının son gününde kuzey Fransa’da dünyaya geldi. 1887 &#8211; 1888’de Paris’te hukuk eğitimi alan Matisse, hukuk stajyeri iken çalışmaktan sıkılan Henri Matisse penceresinin önünden geçenlere bezelye fırlatma çubuğu ile çiğneyip top haline getirilmiş kağıtları fırlatıyordu.</p>
<p>20. yy’da yaşamış olan en önemli ressamlardan birisi olarak gösterilen Matisse, Picasso ve Kandinsky’le birlikte modern sanatın önemli temsilcilerinden birisi olarak gösterilir.</p>
<p>1909 yılında, Moskovalı bir iş adamı olan ve Matisse’in resimlerini toplayan Shchukin ona resim sipariş eder. Matisse’in Rus koleksiyoner için yaptığı Dans ve Müzik adlı büyük boyutlu çalışmalar; saf renk kullanımı, belirgin dış çizgilerle sınırlanmış figürleri ve yaşama sevincini yansıtan temalarıyla Matisse’in başyapıtları arasında yer aldılar.</p>
<p><figure id="attachment_2121" aria-describedby="caption-attachment-2121" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg" rel="attachment wp-att-2121"><img class=" td-modal-image wp-image-2121 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico-300x203.jpg?resize=300%2C203" alt="Ambrogio Lorenzetti &quot;Siena’da Palazzo Pubblico&quot;" width="300" height="203" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg?resize=300%2C203&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg?w=457&amp;ssl=1 457w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2121" class="wp-caption-text">Ambrogio Lorenzetti &#8220;Siena’da Palazzo Pubblico&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Matisse, Dans 1’i yapmadan önce muhtemelen Ambrogio Lorenzetti’nin Siena’da Palazzo Pubblico’nun eserindeki dansçılardan etkilenmiştir.</p>
<p>Henri Matisse, önce <em>Bonheur de Vivre (Joy of Life)</em> resmini yapmıştır. Ancak ‘Dans’da, ‘Joy of Life’daki dansçıların yüzü bize dönük olanlardan birini yapmamıştır. Böylece karşımıza beş dansçı çıkmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_2117" aria-describedby="caption-attachment-2117" style="width: 450px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg" rel="attachment wp-att-2117"><img class=" td-modal-image wp-image-2117 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg?resize=450%2C324" alt="Henri Matisse &quot;Bonheur de Vivre&quot;" width="450" height="324" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg?w=450&amp;ssl=1 450w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg?resize=300%2C216&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2117" class="wp-caption-text">Henri Matisse &#8220;Bonheur de Vivre&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Dans 1, fovist dönemin ve fovizm akımının erken habercisidir. Figürler hemencecik çizilmiş gibidir ama neşeli ve bez bebek görünümündedir. Figürleri aynı zamanda da Jacques Louise David’in eserlerindeki figürler gibi donmuş gibidirler de.</p>
<p><figure id="attachment_2120" aria-describedby="caption-attachment-2120" style="width: 248px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii.jpg" rel="attachment wp-att-2120"><img class=" td-modal-image wp-image-2120 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii-248x300.jpg?resize=248%2C300" alt="Jacques Louise David &quot;Oath of the Horatii&quot;" width="248" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii.jpg?resize=248%2C300&amp;ssl=1 248w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii.jpg?w=365&amp;ssl=1 365w" sizes="(max-width: 248px) 100vw, 248px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2120" class="wp-caption-text">Jacques Louise David &#8220;Oath of the Horatii&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Peki, eserde neşe, sevinç duygusu verilebilmiş midir? Bez bebek görünümündeki figürlerin çevresi çizimle sanki çocuksu biçimde belirginleştirilmiş dans eder gibidir.</p>
<p>Tabii ki Dans’taki renkler de özellikle mavi ve yeşilin uyandırdığı duygular ve tepkiler de farklı farklıdır. Mavi sanki dağların tepesinden fırlamış gibi görünür. Ama başkasına da farklı görünebilir. Yeşil çayır gibidir. Peki, size nasıl görünüyor?</p>
<p>Dans’ta mekansal belirsizlik, derinlik yanılsamasını görüyor muyuz? Sanırım bunlar tuvalde çatışma halinde. Resimdeki süreklilik öndeki iki dansçının ellerini bırakması ile kesilmektedir. Matisse, bunu kasıtlı mı yapmış, bilemiyorum. Ancak bu kesik tam anlamıyla değil çünkü eller karşıdaki dansçının bacağındadır. Bu da daireyi bütün göstermektedir. Demek ki sürekliliği bilinçli olarak hissetmemizi istiyor diye düşünüyorum.</p>
<p>Resme bakınca bir tören yapıldığını düşünebiliriz. Sanki bir davul var da onun vuruşlarıyla gizli bir ayin yapıyor gibi de görünüyorlar. Tedirginlik bile hissedebiliriz.</p>
<p><figure id="attachment_2119" aria-describedby="caption-attachment-2119" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg" rel="attachment wp-att-2119"><img class=" td-modal-image wp-image-2119 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=640%2C421" alt="Henri Matisse &quot;Dans 2&quot;" width="640" height="421" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=300%2C197&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2119" class="wp-caption-text">Henri Matisse &#8220;Dans 2&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Peki neden? Renklerden mi, mekanın belirsizliğinden mi, hareketten mi? Belki de soldaki figürün duruşundandır; bu figürün sırtı, bedenindeki kavisin dairenin &#8211; dansçıların hareketini yaratması da olabilir.</p>
<p>Arkadan görünen iki figür sanki yere dokunuyor gibidir. Dans 1909’da yapılırken figürlerin ayakları yeşile dokunuyor gibidir. Ancak 1910’da yaptığı Dans’ta ise, figürlerin ayakları yeşili sanki ayaklarında sıkıştırıyor gibidir. Bunu özellikle iki figürün ayaklarında bariz şekilde görürüz. Tabii her iki resimdeki bu değişiklik bizde ağırlık duygusunda da değişiklikle yaratır.</p>
<p>Bütün bu çocuksu çizimlerde, boyamalarda Matisse, kesinlikle ne yaptığını bildiğine dikkat etmemiz önemlidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/">Modern Resim Sanatının Temsilcisi: Matisse</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2116</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Courbet ve Burjuvazi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/courbet-ve-burjuvazi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/courbet-ve-burjuvazi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 20 Jan 2016 22:50:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[anarşizm]]></category>
		<category><![CDATA[bohem]]></category>
		<category><![CDATA[burjuva]]></category>
		<category><![CDATA[burjuvazi]]></category>
		<category><![CDATA[Courbet]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci resim]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci ressam]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci sanat]]></category>
		<category><![CDATA[devrimci sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Komünü]]></category>
		<category><![CDATA[Gautier]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gustave Courbet]]></category>
		<category><![CDATA[komün]]></category>
		<category><![CDATA[Montaigne Caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[Ornans’da Cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[Proudon]]></category>
		<category><![CDATA[Quartier Latin]]></category>
		<category><![CDATA[realizm]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[romantizm]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Taş Kırıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[Theophile Gautier]]></category>
		<category><![CDATA[Vendome]]></category>
		<category><![CDATA[Vendome sütunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1840</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Burjuva ve bohem” 19. yy’da bu iki kavram karşıt gibi görünür. Bu geç 18. yüzyıl romantizmin bir suçu ve sadece para için çalışan burjuva ve onun yoksullaşmış sanatçı mitidir. Sanat aşkına sanat şampiyonu, Theophile Gautier, 1855’te bir notunda şöyle yazmıştır: “Burjuva isteyerek etkili bir sanatçı olmak demektir.” İşte bohem sanatçılarından biri de Gustave Courbet’tir ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/courbet-ve-burjuvazi/">Courbet ve Burjuvazi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“<em>Burjuva ve bohem</em>” 19. yy’da bu iki kavram karşıt gibi görünür. Bu geç 18. yüzyıl romantizmin bir suçu ve sadece para için çalışan burjuva ve onun yoksullaşmış sanatçı mitidir.</p>
<p>Sanat aşkına sanat şampiyonu, Theophile Gautier, 1855’te bir notunda şöyle yazmıştır: “<em>Burjuva isteyerek etkili bir sanatçı olmak demektir.</em>”</p>
<p>İşte bohem sanatçılarından biri de <strong>Gustave Courbet</strong>’tir ve bu ikincil seçilmiş hayat onda  daha açıktır, kendini daha iyi gösterir&#8230; Sanatçının rüyası, meydanlardaki burjuvalar ve onlardan etkilenmiş hizmetkarları… Yani Courbet  zengin bir ailenin çocuğu iken bohem hayatı seçmiş, burjuva kimliğini gizlemek için bir dizi maske takmıştır. Köylü rolü oynamıştır. Çünkü bu dönemde köyden kente olan göçler, sendika,  işçi hakları ve yoksulluk gibi tüm toplumsal sorunlar Romantizm’i düşler aleminden çıkararak gerçeği görebilmeyi ihtiyaç haline getirmiş ve bu dönemi yeni bir sürecin başlangıcı olan Realizm’in (Gerçekçilik) babası olmuştur.</p>
<p><figure id="attachment_1842" aria-describedby="caption-attachment-1842" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Ornans’da-Cenaze.jpg" rel="attachment wp-att-1842"><img class=" td-modal-image wp-image-1842 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Ornans’da-Cenaze.jpg?resize=640%2C302" alt="Ornans’da Cenaze" width="640" height="302" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Ornans’da-Cenaze.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Ornans’da-Cenaze.jpg?resize=300%2C142&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1842" class="wp-caption-text">Ornans’da Cenaze</figcaption></figure></p>
<p>Gustave Courbet  de içinde bulunduğu bu dönemde  sosyal düzene karşıdır bunu da doğduğu yer olan Ornans’da adını verdiği eserinde resmetmiştir; “<strong>Ornans’da Cenaze</strong>”. Bu eserinde Fransız devriminde aktif rol oynadığını hissedebiliriz. Eserinde proleterya sınıfının günlük hayatlarını burjuvalara göstermiş, ’an’ı  anlatmıştır.</p>
<p>Ornans’da Cenaze adlı eseri ruhban sınıfına karşı gelen hayran olduğu büyükbabasının cenazesini resmetmiştir. Cenazedeki kişiler köydeki gerçek kişilerdir. Onların derin yasını gören otoriteler bu gerçekliğin karşısında şok olmuşlardır. Çünkü o dönemde yapılan resimler ütopik, dini, kusursuz güzeli gösteren resimlerdi.</p>
<p><figure id="attachment_1844" aria-describedby="caption-attachment-1844" style="width: 689px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Taş-Kırıcılar.png" rel="attachment wp-att-1844"><img class=" td-modal-image wp-image-1844 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Taş-Kırıcılar.png?resize=640%2C426" alt="Taş Kırıcılar" width="640" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Taş-Kırıcılar.png?w=689&amp;ssl=1 689w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Taş-Kırıcılar.png?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Taş-Kırıcılar.png?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1844" class="wp-caption-text">Taş Kırıcılar</figcaption></figure></p>
<p>Eserlerini devasa boyutta yapmıştır. Bu da burjuvaziye bir tehdit gibidir adeta. Aslında otoriteler politik tehdit konusunda haklıydılar. “<strong>Taş Kırıcılar</strong>” adlı eser de insanı en ağır, en sevimsiz görevlerden ve yoksulluğu bir kader olmaktan kurtaramayan endüstrileşmiş çağa karşı yöneltilmiş bir ironiye sahiptir.</p>
<p>Ancak bu iki eserinin Uluslar arası sergide seçilmemiş olması onu sinirlendirir ve yan caddede (Montaigne Caddesi) kendi yaptığı derme çatma barakalarda eserlerini sergiler. Eserlerini sergileyememiş tüm sanatçıların eserlerini de sergiye alır. Bu şok edicidir.</p>
<p>Bu Fransız sanatında Gerçekçilik akımını başlatır.</p>
<p><figure id="attachment_1843" aria-describedby="caption-attachment-1843" style="width: 587px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Proudon-resmi.jpg" rel="attachment wp-att-1843"><img class=" td-modal-image wp-image-1843 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Proudon-resmi.jpg?resize=587%2C440" alt="Anarşist Proudon'un da resmini çizer." width="587" height="440" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Proudon-resmi.jpg?w=587&amp;ssl=1 587w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Proudon-resmi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 587px) 100vw, 587px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1843" class="wp-caption-text">Anarşist Proudon&#8217;un da resmini çizer.</figcaption></figure></p>
<p>1848’lerde tanıştıklarının arasında Anaşist Proudon’un düşüncelerinden de etkilenir. Ve onun bir resmini yapar.</p>
<p>1861 yılında, bir atölye açılmış ve Realizm kuramını ve pratiğini anlatması için Courbet’ye bir istek mektubu gönderilmiştir&#8230; Kendisi akademik öğretimi hep reddetmiş olması nedeniyle başta kabul etmemiştir. Sonradan (1870), öğrenciler ve öğretmenleri arasında karşılıklı yardımlaşma ve eşitlik atmosferinin hüküm süreceği, model olarak yalnızca bilindik nülerin değil, aynı zamanda bir öküz, at ve geyiğin de kullanılacağı, alışılmışın dışında, demokratik bir atölye açmaya karar verir. Ancak sadece birkaç hafta açık kalabilen bu atölye sayesinde yine de sanat öğretimi ve akademik kuruluşlar hakkındaki düşüncelerini söyleme fırsatını da yakalamış olur.</p>
<p><figure id="attachment_1845" aria-describedby="caption-attachment-1845" style="width: 399px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Vendome-Sütunu.jpg" rel="attachment wp-att-1845"><img class=" td-modal-image wp-image-1845 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Vendome-Sütunu.jpg?resize=399%2C267" alt="Courbet, Napolyon adına dikilen Vendome Sütunu'nun yıkılışana da katılır." width="399" height="267" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Vendome-Sütunu.jpg?w=399&amp;ssl=1 399w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Vendome-Sütunu.jpg?resize=300%2C201&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Vendome-Sütunu.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 399px) 100vw, 399px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1845" class="wp-caption-text">Courbet, Napolyon adına dikilen Vendome Sütunu&#8217;nun yıkılışana da katılır.</figcaption></figure></p>
<p><strong>Courbet</strong>,  1871’de Komününe katılmıştır. Paris’te ayaklanmaların örgütlendiği <em>Quartier Latin </em>çevresindeki mekânlarda bulunmuş, eserleriyle topluma yön vermiştir. Komün sırasında kültür bakanlığının yetkisini devralan Sanat Birliği başkanlığını üstlenir. Önemli birtakım koleksiyonları yağmalanmaktan korurken, Napolyon’un zaferleri onuruna dikilmiş olan <strong>Vendome</strong> sütununun yerle bir edilmesine katılır. Ve daha sonra, Komünün yenilgiye uğramasının ardından, açılan mahkemelerde yargılanır, suçlanır ve İsviçre’ye kaçar.</p>
<p>Courbet, Romantik Burjuvanın beklentilerinin tersine, insan öğesinin her katmanına önem vermekteydi. Bu nedenle kendisi ve çevresi tarafından gerçek bir proletarya sanatçısı olarak kabul gördüğü belirtilebilir.</p>
<p>Courbet, vatanından uzakta 31 Aralık 1877 yılında hayata veda eder. Geride bıraktığı tek gerçek değişen toplum düzenine isyankâr bir şekilde yön verebileceğini düşünecek kadar cesur bir sanatçı oluşudur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/courbet-ve-burjuvazi/">Courbet ve Burjuvazi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/courbet-ve-burjuvazi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1840</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Örümcek Kadının Öpücüğü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/orumcek-kadinin-opucugu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/orumcek-kadinin-opucugu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 11 Jan 2016 23:40:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Küre]]></category>
		<category><![CDATA[BAFTA]]></category>
		<category><![CDATA[Cannes]]></category>
		<category><![CDATA[Cannes Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Cinema Novo]]></category>
		<category><![CDATA[Cinema Novo akımı]]></category>
		<category><![CDATA[David di Donatello]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat uyarlaması]]></category>
		<category><![CDATA[Hector Babenco]]></category>
		<category><![CDATA[Leonard Schrader]]></category>
		<category><![CDATA[Manuel Puig]]></category>
		<category><![CDATA[Marksizm]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Raul Julia]]></category>
		<category><![CDATA[uyarlama]]></category>
		<category><![CDATA[uyarlama film]]></category>
		<category><![CDATA[William Hurt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1693</guid>
				<description><![CDATA[<p>Örümcek Kadının Öpücüğü, 1985 Brezilya &#8211; ABD ortak yapımı politik bir filmdir. Cinema Novo akımının önemli temsilcisi, Arjantin doğumlu Brezilyalı sinemacı Hector Babenco&#8216;nun yönettiği filmin senaryosunu Leonard Schrader, Arjantinli yazar Manuel Puig&#8216;in 1976&#8217;da yayımladığı aynı adlı romandan uyarlayıp yazmıştır. Başrollerinde William Hurt ve Raul Julia&#8216;nın oynadıkları filmde W.Hurt eşcinsel-travesti rolünde, R. Julia ise Marksist bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/orumcek-kadinin-opucugu/">Örümcek Kadının Öpücüğü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Örümcek Kadının Öpücüğü</strong>, 1985 Brezilya &#8211; ABD ortak yapımı politik bir filmdir.</p>
<p><em>Cinema Novo</em> akımının önemli temsilcisi, Arjantin doğumlu Brezilyalı sinemacı <strong>Hector Babenco</strong>&#8216;nun yönettiği filmin senaryosunu <em>Leonard Schrader</em>, Arjantinli yazar <em>Manuel Puig</em>&#8216;in 1976&#8217;da yayımladığı aynı adlı romandan uyarlayıp yazmıştır.</p>
<p><figure id="attachment_1696" aria-describedby="caption-attachment-1696" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu.jpg" rel="attachment wp-att-1696"><img class=" td-modal-image wp-image-1696 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-300x197.jpg?resize=300%2C197" alt="William Hurt ve Raul Julia muhteşem performanslarıyla sinemaseverlerden büyük beğeni aldılar." width="300" height="197" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu.jpg?resize=300%2C197&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu.jpg?w=350&amp;ssl=1 350w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1696" class="wp-caption-text">William Hurt ve Raul Julia muhteşem performanslarıyla sinemaseverlerden büyük beğeni aldılar.</figcaption></figure></p>
<p>Başrollerinde <strong>William Hurt</strong> ve <strong>Raul Julia</strong>&#8216;nın oynadıkları filmde W.Hurt eşcinsel-travesti rolünde, R. Julia ise Marksist bir gazeteciyi oynamaktadır.</p>
<p>Hikaye, 1970 yıllarda askeri rejimle yönelten Brezilya’da geçmektedir. Valentin Arregui rolündeki R. Julia hikayede aranılan bir militana sahte pasaport düzenler ancak yakalanıp hapse atılır. Ağır işkencelere maruz kalmasına rağmen istenilen isimleri vermez. Bunun üzerine hapishane yönetimi onu itiraf etmesi için bir apolitik gibi görünen bir eşcinselin bulunduğu hücreye hapseder. Bu kişi Luis Molina (William Hurt)&#8217;dır.</p>
<p>Etkileyici performans sergileyen W. Hurt bu filmde rolünde hücrede ayrı bir hikaye anlatır. Anlattığı sinema filmi bir Nazi propaganda filmidir. Bu anlatımda Molina (W. Hurt) bizi film içinde filme götürür. Film bir bakımdan rüya sekanslarından oluşmuş gibidir… Bu anlatım-gösteri-çünkü Molina filmi hücrede anlatmaz oynar, bizi de hücreye alıp Valentin ile özdeşleştirir. Önceleri Valentin şüphe ve reddetmeyle ve mide bulantısıyla Molina’ya tepki gösterse de ilerleyen zamanda bu dostluğu kabullenir, aralarında ilginç bir bağ oluşur. Tabii bu bağ, aşk,&nbsp; Valentin’in ataerkilliğinin yavaş yavaş değişimi bizi evirir çevirir aşkı yeniden sorgulatır.</p>
<p><figure id="attachment_1694" aria-describedby="caption-attachment-1694" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kiss-of-the-spider-woman.jpg" rel="attachment wp-att-1694"><img class=" td-modal-image wp-image-1694 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kiss-of-the-spider-woman-1024x600.jpg?resize=640%2C375" alt="Örümcek Kadının Öpücüğü filmi hapihane ortamında kurulabilecek dostluklara çok iyi örnek oluşturabilecek bir filmdir." width="640" height="375" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kiss-of-the-spider-woman.jpg?resize=1024%2C600&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kiss-of-the-spider-woman.jpg?resize=300%2C176&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/kiss-of-the-spider-woman.jpg?w=1111&amp;ssl=1 1111w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1694" class="wp-caption-text">Örümcek Kadının Öpücüğü filmi hapihane ortamında kurulabilecek dostluklara çok iyi örnek oluşturabilecek bir filmdir.</figcaption></figure></p>
<p>Molina’nın hücresi, sanki bizim kendimizin kendimiz için yaratığı hücre gibidir. Bu hayatta oyunumuzu nasıl oynamamız gerektiğini Molina, adeta göz kırparak üstü kapalı bize anlatmaktadır. Dolayısıyla kadınlık, erkeklik kavramlarını da sorgulatır bize bu film.</p>
<p>Molina hücrede anlattığı hikayelerden biri de Örümcek kadınla ilgilidir. Bir adada yaşayan, kendi vücudunun dışında örülen örümcek ağları tarafından sarmalanmış şekilde yaşamaya çalışan, yüzünde bir maske olan gerçek yüzü saklanmış bir kadının hikayesi anlatılıyor. Hikayede Molina aslında kendi içnde bulunduğu durumu ve aşkını anlatmaya çalışıyordur.</p>
<p><figure id="attachment_1698" aria-describedby="caption-attachment-1698" style="width: 202px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-afis.jpg" rel="attachment wp-att-1698"><img class="wp-image-1698 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-afis-202x300.jpg?resize=202%2C300" alt="Örümcek Kadının Öpücüğü filminin meşhur afişi." width="202" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-afis.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-afis.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w" sizes="(max-width: 202px) 100vw, 202px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1698" class="wp-caption-text">Örümcek Kadının Öpücüğü filminin meşhur afişi.</figcaption></figure></p>
<p>Ve sonunda Valentin, Molina’ya güvenir, duyduğu aşkla da ona arkadaşları hakkında bilgi verir. Artık Molina cezaevinden çıkışta Valentin’in arkadaşları ile bağlantı kuracak, onlara Valentin’den bilgi götürecektir. Ancak olaylar istenildiği gibi gelişmez. Filmin sonunu ve gelişen olayları yazmayacağım. Ancak şunu belirtmem gerekir o da muhteşem bir film olduğu ve William Hurt’ın bu filmle devleştiğidir.</p>
<p>Filmi seyrederken birçok karşıt kavramları fark edeceksiniz. Bu da bizi adeta dürtüp farkındalıklarımızın bilincine vardıracak:</p>
<ul>
<li>Kadınlık &#8211; erkeklik,</li>
<li>Kaba güç baskı &#8211; itaat,</li>
<li>Ruh &#8211; bilinç,</li>
<li>Baskı &#8211; boyun eğiş – direniş,</li>
<li>Marksist &#8211; faşist,</li>
<li>Vatansever &#8211; hain,</li>
<li>İşkence &#8211; yardım,</li>
<li>Homoseksüel &#8211; heteroseksüel,</li>
<li>Cehalet &#8211; bilgi,</li>
<li>Şiddet &#8211; şefkat,</li>
<li>Gerçek – fantezi.</li>
</ul>
<p>Bu filmle değer yargılarınızı ve gerçek aşkın nasıl olduğunu sorgulayacaksınız. Filmin adındaki örümcek ağları kadının çevresindeki değer yargılarını anlatmaktadır.</p>
<p><figure id="attachment_1697" aria-describedby="caption-attachment-1697" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-1.jpg" rel="attachment wp-att-1697"><img class=" td-modal-image wp-image-1697 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-1-300x180.jpg?resize=300%2C180" alt="William Hurt, birçok festivalden en iyi erkek oyuncu dalında ödüller almıştır." width="300" height="180" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-1.jpg?resize=300%2C180&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-1.jpg?resize=336%2C200&amp;ssl=1 336w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/orumcek-kadinin-opucugu-1.jpg?w=460&amp;ssl=1 460w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1697" class="wp-caption-text">William Hurt, birçok festivalden en iyi erkek oyuncu dalında ödüller almıştır.</figcaption></figure></p>
<p>Bu arada William Hurt’ın bu rolüyle en iyi aktör dalında birçok ödül aldığını yazmalıyım: Oscar Ödülleri 1986, Altın Küre 1986, BAFTA 1986, David di Donatello 1986, Cannes Film Festivali 1985…</p>
<p>Sinema tarihi açısından kaçırılmayacak muhteşem bir film bence. Örümcek Kadının Öpücüğü&#8217;nü izlemeden sinema tarihi hakkında konuşmamak gerekir diye düşünüyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/orumcek-kadinin-opucugu/">Örümcek Kadının Öpücüğü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/orumcek-kadinin-opucugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1693</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Raoul Dufy</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/raoul-dufy/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/raoul-dufy/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 07 Jan 2016 08:31:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[A. Derain]]></category>
		<category><![CDATA[artizlenimci]]></category>
		<category><![CDATA[Bayraklı Sokak]]></category>
		<category><![CDATA[Chagall]]></category>
		<category><![CDATA[Delacroix]]></category>
		<category><![CDATA[Dufy]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik Perisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fauve]]></category>
		<category><![CDATA[fauvism]]></category>
		<category><![CDATA[Fikret Mualla]]></category>
		<category><![CDATA[fovist]]></category>
		<category><![CDATA[fovist akım]]></category>
		<category><![CDATA[fovist ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[fovist tarz]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm]]></category>
		<category><![CDATA[Gaugin]]></category>
		<category><![CDATA[H. Mattisse]]></category>
		<category><![CDATA[Henri Matisse]]></category>
		<category><![CDATA[Landscape of Falaise]]></category>
		<category><![CDATA[Lautrec]]></category>
		<category><![CDATA[Manet]]></category>
		<category><![CDATA[Matisse]]></category>
		<category><![CDATA[Monet]]></category>
		<category><![CDATA[Pissaro]]></category>
		<category><![CDATA[Raoul Dufy]]></category>
		<category><![CDATA[The Electricity Fairy]]></category>
		<category><![CDATA[Trajannın Adaleti]]></category>
		<category><![CDATA[Trouville’de Afişler]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Şemsiye]]></category>
		<category><![CDATA[Van Gogh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1610</guid>
				<description><![CDATA[<p>20. yüzyıl başlarında sanat, önemli değişimlerin etkisi altındaydı. İzlenimci ressamlar giderek yeni ve özgür bir estetiğe yöneliyorlar, akademik disiplinler giderek iyiden iyiye kırılıyordu. Geleneksel biçimde çalışan sanatçılar giderek yeni akımların etkisi altında kalıyorlardı (1904). Dufy, Matisse, A. Derain gibi Fovist sanatçılar yabancı renklerle aşina objeleri tanımlamaya başlarlar. Fransızca karşılığı ‘Vahşi Hayvanlar’ olan Fauvism, ismini boyaların [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/raoul-dufy/">Raoul Dufy</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>20. yüzyıl başlarında sanat, önemli değişimlerin etkisi altındaydı. İzlenimci ressamlar giderek yeni ve özgür bir estetiğe yöneliyorlar, akademik disiplinler giderek iyiden iyiye kırılıyordu. Geleneksel biçimde çalışan sanatçılar giderek yeni akımların etkisi altında kalıyorlardı (1904). <strong>Dufy, Matisse, A. Derain</strong> gibi Fovist sanatçılar yabancı renklerle aşina objeleri tanımlamaya başlarlar. Fransızca karşılığı ‘Vahşi Hayvanlar’ olan Fauvism, ismini boyaların birbirine karıştırılmadan çiğ haliyle tüpten çıktığı gibi kullanılmasından dolayı alıyordu. Her nasılsa grup aslında daha iyi bir isim de alabilirdi: Parlak Işıkların –Renklerin- Sanatçıları!</p>
<p><strong>Vahşi Hayvanlar!</strong></p>
<p>Fovizm ilk modern hareketin yüce renk kurallarıdır. Peki, neden ve nasıl bu sanatçılar doğal renklerden çıktılar?</p>
<p>Fovistler, perspektif kurallarına uymamış, objeleri deforme etmişlerdir. Resim yaparken nerdeyse bağıran renkler kullanılmış. Boyama yaparken fırça darbeleri geniş ve tek defada kullanılarak spontane bir hava oluşturmuşlardır.</p>
<p>Önemli Fovistlerden biri olan Dufy’nin eserlerindeki başlıca özellikler şunlardır: İçeriği bakımından iç açıcı bir şenlik havası taşıyan bu resimlerde hemen daima şeffaf tonlar, detaya kadar inen ince, grafik bir çalışma, canlı renkler göze çarpar.. &#8220;Yazı yazar gibi resim yap­mak&#8221; deyimi, Dufy’nin eserlerinden sonra ortaya çıkmıştır. Eserini seyredenin hayal gücünü, önemli biçim­de hesaba kattığından, sadece bu hayal gücünü harekete geçirecek elemanları seçmekle yetinir. Böylece Dufy’­nin resmi, seyredenin de katılmasıyla tamamlanır.</p>
<p>İlk dönemlerde <em>Gaugin ve Van Gogh</em>’dan etkilenmiştir. Gerçek değişimi ise Fovizmle tanışınca olmuştur (1904). Fovizmde H.Mattisse den etkilenmiş. İlk gençlik dönemlerinde ise Delacroix’dan etkilenmiştir. Bu etkilenme onun özellikle Trajannın Adaleti adlı tablosundan olmuştur. Dufy, Monet, Manet ve Pissaro’nun resimleriyle ilgileniyor, Artizlenimcileri ve Lautrec’i seviyordu.</p>
<p>Dufy nin ikinci büyük savaşı izleyen resimleri, taş ya da tahta üzerine gravürlerden çok, suluboya çalışmalarını içerir. Süslemeci araştırmaları da bu arada anmak gerekir.</p>
<p>Uluslararası Sergi için elektrik pavyonunun dekorunu üzerine aldı. Elektrik Perisi adını taşıyan ve şimdi Paris Modern Sanat Müzesi&#8217;nde yer alan 10 metre yüksekliğinde, 60 metre genişliğinde dev bir kompozisyon yaptı. Dufy’nin bilinen en büyük yapıtıdır bu kompozisyon. Orada ciddi bir konuyu, ayrıntılardan fanteziye inen değişimler içinde, hafifleterek sundu.</p>
<p>Dufy’nin en önemli eserlerinden biri &#8220;<strong>The Electricity Fairy</strong>&#8220;dir.</p>
<p><figure id="attachment_1611" aria-describedby="caption-attachment-1611" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy.jpg" rel="attachment wp-att-1611"><img class=" td-modal-image wp-image-1611 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-1024x362.jpg?resize=640%2C226" alt="The Electricity Fairy" width="640" height="226" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy.jpg?w=1024&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy.jpg?resize=300%2C106&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1611" class="wp-caption-text">The Electricity Fairy</figcaption></figure></p>
<p>Dufy, ilk resimlerinde, söz gelişi 1906’da yaptığı ‘<em>Bayraklı Sokak</em>’ ve ‘<em>Trouville’de Afişler</em>’ de ya da ‘<em>Üç Şemsiye</em>’de konu, renkler bir bakıma Fauve niteliği göstermekle beraber henüz İzlenimci duyarlılığından kopmamış olduğunun kanıtıdır.</p>
<p><figure id="attachment_1613" aria-describedby="caption-attachment-1613" style="width: 239px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-2.jpg" rel="attachment wp-att-1613"><img class=" td-modal-image wp-image-1613 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-2-239x300.jpg?resize=239%2C300" alt="Empresyonist tarzda yaptığı kendi portresi" width="239" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-2.jpg?resize=239%2C300&amp;ssl=1 239w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-2.jpg?w=319&amp;ssl=1 319w" sizes="(max-width: 239px) 100vw, 239px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1613" class="wp-caption-text">Empresyonist tarzda yaptığı kendi portresi</figcaption></figure></p>
<p>R. Dufy, 1905’te Fovist akımdan önce renklerin boyalarını tüpten çıktığı gibi kullandı. İlk sergisini Fovist grup ve H. Matisse ile yapmamıştır ama çizimleri ve renklerin kullanış düzenini onlarla beraber kullanmıştır. O renk-ışık teorisini kendi geliştirir ve sanat hayatı boyunca bunu kullanırlar.</p>
<p><strong>Raoul Dufy</strong>, kamu binaları için dekoratif çalışmalar olduğu kadar seramik ve tekstil ürünleri için renkli, dekoratif bir stil geliştirdi. Kalabalık açık hava etkinlikleri için yaptığı çalışmalarla tanınmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><figure id="attachment_1614" aria-describedby="caption-attachment-1614" style="width: 421px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-3.jpg" rel="attachment wp-att-1614"><img class=" td-modal-image wp-image-1614 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-3.jpg?resize=421%2C500" alt="&quot;Landscape of Falaise&quot; Kübist tarzda yaptığı resim." width="421" height="500" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-3.jpg?w=421&amp;ssl=1 421w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-3.jpg?resize=253%2C300&amp;ssl=1 253w" sizes="(max-width: 421px) 100vw, 421px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1614" class="wp-caption-text">&#8220;Landscape of Falaise&#8221; Kübist tarzda yaptığı resim.</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_1615" aria-describedby="caption-attachment-1615" style="width: 414px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-4.jpg" rel="attachment wp-att-1615"><img class=" td-modal-image wp-image-1615 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-4.jpg?resize=414%2C500" alt="Fovist tarzda yaptığı resim. Naif Sanat (Primitivism): Akrobatlar" width="414" height="500" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-4.jpg?w=414&amp;ssl=1 414w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-4.jpg?resize=248%2C300&amp;ssl=1 248w" sizes="(max-width: 414px) 100vw, 414px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1615" class="wp-caption-text">Fovist tarzda yaptığı resim. Naif Sanat (Primitivism): Akrobatlar</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_1618" aria-describedby="caption-attachment-1618" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-kapak.jpg" rel="attachment wp-att-1618"><img class=" td-modal-image wp-image-1618 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-kapak.jpg?resize=640%2C512" alt="Chagall’ın eserlerine baktığımızda Dufy’den etkilendiğini  düşünebiliriz." width="640" height="512" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-kapak.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-kapak.jpg?resize=300%2C240&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1618" class="wp-caption-text">Chagall’ın eserlerine baktığımızda Dufy’den etkilendiğini  düşünebiliriz.</figcaption></figure></p>
<p><em>Fovist ressamlar</em> içinde tabii ki Türklerden de sanatçılar vardır. Bunlardan en önemlisi tüm dünyanın tanıdığı, hayatını Fransa’da geçirmek zorunda kaldığı ressam Fikret Mualla’dır. <strong>Fikret Mualla</strong> mutlu olmak, her şeyi unutmak için resim yapmıştır daima. Renklerde ünlü fovist Henri Matisse’den etkilenmiştir.</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-5.jpg" rel="attachment wp-att-1616"><img class=" td-modal-image alignnone wp-image-1616 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-5.jpg?resize=640%2C543" alt="dufy-5" width="640" height="543" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-5.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/dufy-5.jpg?resize=300%2C255&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/raoul-dufy/">Raoul Dufy</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/raoul-dufy/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1610</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yılbaşı ve Mısırlılarda Takvim Çalışmaları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yilbasi-ve-misirlilarda-takvim-calismalari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yilbasi-ve-misirlilarda-takvim-calismalari/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 01 Jan 2016 20:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[1 Ocak]]></category>
		<category><![CDATA[astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Firavun]]></category>
		<category><![CDATA[Gregoryen]]></category>
		<category><![CDATA[Gregoryen Takvim]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Heleneistik]]></category>
		<category><![CDATA[Helenistik çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Hicri takvim]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[İsa]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Julian takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[Jülyen takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[Miladi takvim]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır astronomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[Mısırlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Roma İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Roma takvimi]]></category>
		<category><![CDATA[takvim]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı kutlamak]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı ve islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Zodyak]]></category>
		<category><![CDATA[Zodyak burçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1529</guid>
				<description><![CDATA[<p>Firavun dönemindeki Mısırlıların Zodyak burçları yoktu. Yalnızca bunlara benzeyen bir taksimat sistemi kullanmaktaydılar. Bunlar Hellenistik çağda Yunanlıların Dekan adını verdikleri taksimattır. Mezar lahitinin içini süsleyen köşegensel yıldız saatleri göğün bu dekan sistemine dayanır. Tutulma düzeyinin biraz güneyine düşen bir bölgeyi Mısırlılar 36 kısma, Dekana bölmüşlerdir. Yunanlılarda bu dekanlar tutulma düzleminin her burcunun 1/3, 10 derecelik [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yilbasi-ve-misirlilarda-takvim-calismalari/">Yılbaşı ve Mısırlılarda Takvim Çalışmaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Firavun dönemindeki Mısırlıların Zodyak burçları yoktu. Yalnızca bunlara benzeyen bir taksimat sistemi kullanmaktaydılar. Bunlar Hellenistik çağda Yunanlıların Dekan adını verdikleri taksimattır. Mezar lahitinin içini süsleyen köşegensel yıldız saatleri göğün bu dekan sistemine dayanır.</p>
<p>Tutulma düzeyinin biraz güneyine düşen bir bölgeyi Mısırlılar 36 kısma, Dekana bölmüşlerdir. Yunanlılarda bu dekanlar tutulma düzleminin her burcunun 1/3, 10 derecelik yaylar haline gelmiş ve bu şekliyle astronomiye önemli katkılarda bulunmuşlardır. Aslında dekanlar tutulma düzleminin üstünde değillerdi ve daire 360 dereceye bölünmüyordu. Bununla beraber Mısırlıların dekanları da yaklaşık olarak 10 dereceliktir.</p>
<p>Öte yandan bu takvimin belirlenmesinde Siriyus Yıldızının Helyak doğuşunun Mısırda çok belli bir biçimde görüldüğü için ondan faydalanarak takvimdeki 365 günlük yıl uzunluğunun Sirius gözlemlerine dayanmış olması da muhtemeldir.</p>
<p>Yani Mısırlılar, Güneş yılı ile ilgili klasik anlamda sistemli ve devamlı rasatlara dayanılarak ortaya konmamıştır. Esas itibariyle Nil’in taşmaları tarımda kayıplara neden olduğundan  Sirius Helyak doğuşlarında bu takvim çalışmaları temelde önemli rol oynamıştır.</p>
<p>Fakat bunun dışında bu takvimin gündönümü ve dönence zamanları ile tutulma düzlemi gibi önemli astronomik olay ve kavramları üzerine bina edilmiş olması Mısır astronomisinin tarihi önemi üzerine önemli rol oynar.</p>
<p>Bugünkü Irak toprakları üzerinde yerleşmiş olan Sasanilerin son hükümdarı Yezdigird (I.Hüsrev’in torunlarından biri) de takvim çalışmalarında reform yapmıştır. Mısırlıların takvim yılını kabul etmiştir. Miladi 632 yılında başlayan tarihleme kökeni İslam astronomları tarafından sık sık kullanılmıştır (Hicret ve diğer tarihleme başlangıçlarıyla beraber).</p>
<p>MÖ 45 yılında J. Caesar -Sezar-, Mısır Yunanlılarından Matematikçi Sosigenes’e Mısır takvimine dayanan (365 gün) yeni bir takvim yaptırmıştır.</p>
<p>MÖ. 46 yılı 15 ay sayılmak üzere yılbaşı bu takvim de 1 Ocak’a getirildi.</p>
<p>Julian takviminin Mısır takviminden farkı, ortalama yılı 365 ¼ gün kabul etmesiydi. Bu takvimler birbiri arkasına 3 yıl 365 gün, her 4. yıl ise 366 gün kabul edilmiştir. Bu takvimdeki 1/4 günlük kesir tahmini olarak alınmıştır. Bu yüzden de daha ince ayarlamalara gerek duyuluyordu.</p>
<p>Bu takvim 1582’yekadar kullanılmış sonra da Gregorian takvimi yapılmıştır.</p>
<p>1 Ocak tarihi Gregoryen Takvim&#8217;in bir önceki versiyonu olan Jülyen Takvimi&#8217;ne göre de yılbaşı idi. 1 Ocak tarihi MÖ 153 yılından beri Romalılarca yılbaşı kabul edilmiştir.</p>
<p>Böylece bu iki takvim de Mısır takvimine (1 yıl 36 dekad ‘365 gün’ + 5 gün ilave  –artık gün olaraktan oluşuyordu) dayanmaktadır.</p>
<p>Gregorian Takviminin yılbaşını 1 Ocak kabul etmesi 1752 yılında gerçekleşti.</p>
<p>Yani 1 Ocak Hz. İsa’nın resmi gerçek doğum günü değildir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yilbasi-ve-misirlilarda-takvim-calismalari/">Yılbaşı ve Mısırlılarda Takvim Çalışmaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yilbasi-ve-misirlilarda-takvim-calismalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1529</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Belirsiz Arzuların Nesnesi: İnsan Hayvanat Bahçeleri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/belirsiz-arzularin-nesnesi-insan-hayvanat-bahceleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/belirsiz-arzularin-nesnesi-insan-hayvanat-bahceleri/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 21 Dec 2015 21:44:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[human zoo]]></category>
		<category><![CDATA[insan hayvanat bahçeleri]]></category>
		<category><![CDATA[insan sergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1322</guid>
				<description><![CDATA[<p>Evrensel uluslararası sergiler gibi gurur duyulacak sergiler de vardır. Bu sergiler arasında Eyfel Kulesi, Amerika’daki Özgürlük Heykeli, İngiltere’de Londra’daki Tower köprüsü, Utanç Duvarı gibi sayısız eserleri çeşitli kategoriler altında sıralayabiliriz: Endüstri, ticaret, sanat, tarım, bilim, eğitim, madencilik, elektrik, mühendislik, kentleşme, moda, edebiyat, spor… Bu liste uzayabilir. Tüm ülkelerin bu alanlardaki gelişmeleri modern çağı yakalama çabalarındandır [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/belirsiz-arzularin-nesnesi-insan-hayvanat-bahceleri/">Belirsiz Arzuların Nesnesi: İnsan Hayvanat Bahçeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Evrensel uluslararası sergiler gibi gurur duyulacak sergiler de vardır.</p>
<p><figure id="attachment_1340" aria-describedby="caption-attachment-1340" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim2.jpg" rel="attachment wp-att-1340"><img class=" td-modal-image wp-image-1340 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim2.jpg?resize=600%2C465" alt="Evrsensel Sergiler &quot;Eyfel Kulesi inşaası&quot;" width="600" height="465" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim2.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim2.jpg?resize=300%2C233&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1340" class="wp-caption-text">Evrsensel Sergiler &#8220;Eyfel Kulesi inşaası&#8221;</figcaption></figure></p>
<p>Bu sergiler arasında Eyfel Kulesi, Amerika’daki Özgürlük Heykeli, İngiltere’de Londra’daki Tower köprüsü, Utanç Duvarı gibi sayısız eserleri çeşitli kategoriler altında sıralayabiliriz: Endüstri, ticaret, sanat, tarım, bilim, eğitim, madencilik, elektrik, mühendislik, kentleşme, moda, edebiyat, spor… Bu liste uzayabilir.</p>
<p>Tüm ülkelerin bu alanlardaki gelişmeleri modern çağı yakalama çabalarındandır ve bunlarla gurur duyarlar:</p>
<ul>
<li>1851, Londres, İngiltere, “Evrensel Bütün Milletlerin Endüstrisi”</li>
<li>1853, New York, Amerika, “Evrensel Bütün Milletlerin Endüstrisi”</li>
<li>1855, Paris, Fransa, “Evrensel Tarım, Güzel Sanatlar ve Sanayi”</li>
<li>1860, Besançon, Fransa, “Evrensel Saat Endüstrisi ve Güzel Sanatlar”</li>
<li>1861, Metz, Fransa, “Evrensel Tarım, Güzel Sanatlar ve Sanayi, École de Metz”</li>
<li>1862, Londres, İngiltere, “Evrensel Tarım, Sanayi ve Güzel Sanatlar”</li>
<li>1867, Paris, Fransa, “Evrensel Tarım, Sanayi ve Güzel Sanatlar”</li>
<li>1872, Lyon, Fransa, “Evrensel Tarım, Sanayi, Bilim, Güzel Sanatlar”</li>
<li>1873, Vienne, Avusturya-Macaristan, “Evrensel Kültür ve Eğitim”</li>
<li>1876, Philadelphie, Amerika, “Evrensel Sanayi, Güzel Sanatlar, Toprak Ürünleri ve Madencilik”</li>
<li>1878, Paris, Fransa, “Evrensel Tarım, Sanayi ve Güzel Sanatlar”</li>
<li>1880, Melbourn, Avustralya, “Evrensel Sanat, Fabrika(Üretim), tüm ulusların sanayi ve tarım ürünleri”</li>
<li>1889, Barcelone, İspanya, “Evrensel Tarım, Sanat: Tanrılaştırılmış Katalan Modernizmi (Antoni Gaudí)”</li>
<li>1889, Paris, Fransa, “Evrensel Fransız Devrimi ve bilim ve teknikteki yenilikler”</li>
<li>1893, Chicago, Amerika, “Evrensel Amerika keşfinin 400.yılı”</li>
</ul>
<p>…</p>
<p>Bu liste bugüne kadar uzuyor.</p>
<p>Evrensel ve ulusal sergiler de var, sömürge ülkelerindeki sergiler gibi:</p>
<p>Çeşitli insan hayvanat  bahçeleri!!!</p>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim4.png" rel="attachment wp-att-1341"><img class="td-modal-image wp-image-1341 size-full aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim4.png?resize=640%2C412" alt="resim4" width="640" height="412" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim4.png?w=804&amp;ssl=1 804w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim4.png?resize=300%2C193&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/5.jpg" rel="attachment wp-att-1323"><img class="td-modal-image wp-image-1323 size-full aligncenter" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/5.jpg?resize=640%2C563" alt="5" width="640" height="563" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/5.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/5.jpg?resize=300%2C264&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>Aşağıdaki videoda &#8220;İnsanat Hayvanat Bahçeleri&#8221;nden kısa görüntüler izleyebilirsiniz.</p>
<div style="width: 352px;" class="wp-video"><!--[if lt IE 9]><script>document.createElement('video');</script><![endif]-->
<video class="wp-video-shortcode" id="video-1322-1" width="352" height="288" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="http://www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/video-insanat-bahçesi.mp4?_=1" /><a href="http://www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/video-insanat-bahçesi.mp4">http://www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/video-insanat-bahçesi.mp4</a></video></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sergi, bahçe, fuar, gösteri adı her ne olursa olsun bu insanlar yıllar boyu çeşitli şehirlerde milyonlarca Batılıya sunuldular.  Alanlardaki uyarılar arasında “Onlara yiyecek vermeyin, biz zaten besliyoruz.” gibi yazılar da vardı.</p>
<p><figure id="attachment_1337" aria-describedby="caption-attachment-1337" style="width: 796px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim-3.png" rel="attachment wp-att-1337"><img class=" td-modal-image wp-image-1337 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim-3.png?resize=640%2C646" alt="İnsanat Bahçesi'nde yiyecek verilen bir Siyahi çocuk." width="640" height="646" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim-3.png?w=796&amp;ssl=1 796w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/resim-3.png?resize=297%2C300&amp;ssl=1 297w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1337" class="wp-caption-text">İnsanat Bahçesi&#8217;nde yiyecek verilen bir Siyahi çocuk.</figcaption></figure></p>
<p>Sergideki sömürge insanları, 1907 Mayısından Ekim ayına kadar 1 Milyon kişi tarafından seyredilmiş. Tahmini açık kalma zamanıysa 1870’ten 1930’lara kadar. Farklı yerlerdeki bu tip sergilerin dünya genelinde aşağı yukarı 1.5 milyar insan tarafından ziyaret edilmiştir.</p>
<p><figure id="attachment_1324" aria-describedby="caption-attachment-1324" style="width: 757px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/6.png" rel="attachment wp-att-1324"><img class=" td-modal-image wp-image-1324 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/6.png?resize=640%2C866" alt="“Sergi”, İnsanat Bahçelerinin  5 asırı" width="640" height="866" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/6.png?w=757&amp;ssl=1 757w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/6.png?resize=222%2C300&amp;ssl=1 222w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1324" class="wp-caption-text">“Sergi”, İnsanat Bahçelerinin  5 asırı</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_1325" aria-describedby="caption-attachment-1325" style="width: 409px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/1901-exposition-coloniale-amiens-zoos-humains-resim7.jpg" rel="attachment wp-att-1325"><img class=" td-modal-image wp-image-1325 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/1901-exposition-coloniale-amiens-zoos-humains-resim7.jpg?resize=409%2C259" alt="1901, Exposition Coloniale Amiens Zoos Humains" width="409" height="259" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/1901-exposition-coloniale-amiens-zoos-humains-resim7.jpg?w=409&amp;ssl=1 409w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/1901-exposition-coloniale-amiens-zoos-humains-resim7.jpg?resize=300%2C190&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/1901-exposition-coloniale-amiens-zoos-humains-resim7.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/1901-exposition-coloniale-amiens-zoos-humains-resim7.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/1901-exposition-coloniale-amiens-zoos-humains-resim7.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 409px) 100vw, 409px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1325" class="wp-caption-text">1901, Exposition Coloniale Amiens Zoos Humains</figcaption></figure></p>
<p>Marsilya’da 1906 yılında benzer bir insan hayvanat bahçesi ve içinde Kongolular için inşa edilmiş bir fabrika. Kongolu aileler ülkelerindeki yaşamın taklidi olarak inşa edilmiş bu fabrikada gerçekten çalıştırılıyorlardı. Bilinmeyen bir tarihte yakılan fabrikanın kalıntıları 2004 yılında bulundu.</p>
<p><figure id="attachment_1334" aria-describedby="caption-attachment-1334" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/insan-bahce-X.jpg" rel="attachment wp-att-1334"><img class=" td-modal-image wp-image-1334 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/insan-bahce-X.jpg?resize=600%2C389" alt="İnsane Bahçe" width="600" height="389" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/insan-bahce-X.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/insan-bahce-X.jpg?resize=300%2C195&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/insan-bahce-X.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1334" class="wp-caption-text">İnsane Bahçe</figcaption></figure></p>
<p>Koloni sergileri, insan hayvanat bahçeleri, insanlık!!! Kadınların, çocukların sex objeleri olarak sergilendikleri, günlük hayatlarının göz önünde sergilendikleri.. Sergiler.</p>
<p><figure id="attachment_1343" aria-describedby="caption-attachment-1343" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/sex-obje.jpg" rel="attachment wp-att-1343"><img class=" td-modal-image wp-image-1343 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/sex-obje.jpg?resize=500%2C382" alt="İnsanların sex objesi olarak sergilenmesi" width="500" height="382" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/sex-obje.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/sex-obje.jpg?resize=300%2C229&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1343" class="wp-caption-text">İnsanların sex objesi olarak sergilenmesi</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_1330" aria-describedby="caption-attachment-1330" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/exhibit_b_raciste-9.jpg" rel="attachment wp-att-1330"><img class=" td-modal-image wp-image-1330 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/exhibit_b_raciste-9.jpg?resize=300%2C450" alt="Exhibit Raciste" width="300" height="450" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/exhibit_b_raciste-9.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/exhibit_b_raciste-9.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1330" class="wp-caption-text">Exhibit Raciste</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_1342" aria-describedby="caption-attachment-1342" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/senegal.jpg" rel="attachment wp-att-1342"><img class=" td-modal-image wp-image-1342 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/senegal.jpg?resize=600%2C391" alt="1913, Senegal – Evrensel serginin gerçekleşmesi" width="600" height="391" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/senegal.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/senegal.jpg?resize=300%2C196&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/senegal.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/senegal.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1342" class="wp-caption-text">1913, Senegal – Evrensel serginin gerçekleşmesi</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_1332" aria-describedby="caption-attachment-1332" style="width: 362px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/hayvan-şovu.jpg" rel="attachment wp-att-1332"><img class=" td-modal-image wp-image-1332 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/hayvan-şovu.jpg?resize=362%2C541" alt="İnsanat bahçeleridenki hayvan şovları" width="362" height="541" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/hayvan-şovu.jpg?w=362&amp;ssl=1 362w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/hayvan-şovu.jpg?resize=201%2C300&amp;ssl=1 201w" sizes="(max-width: 362px) 100vw, 362px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1332" class="wp-caption-text">İnsanat bahçeleridenki hayvan şovları</figcaption></figure></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Küreselleşmiş batı fenomeni!</strong></p>
<p><figure id="attachment_1329" aria-describedby="caption-attachment-1329" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/AVRUPADAKİ-İNSANAT-BAHÇELERİ-OLAN-ÜLKELER-reim-10.png" rel="attachment wp-att-1329"><img class=" td-modal-image wp-image-1329 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/AVRUPADAKİ-İNSANAT-BAHÇELERİ-OLAN-ÜLKELER-reim-10.png?resize=600%2C400" alt="Avrupa'daki İnsana Bahçeleri olan ülkeler" width="600" height="400" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/AVRUPADAKİ-İNSANAT-BAHÇELERİ-OLAN-ÜLKELER-reim-10.png?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/AVRUPADAKİ-İNSANAT-BAHÇELERİ-OLAN-ÜLKELER-reim-10.png?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/AVRUPADAKİ-İNSANAT-BAHÇELERİ-OLAN-ÜLKELER-reim-10.png?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1329" class="wp-caption-text">Avrupa&#8217;daki İnsana Bahçeleri olan ülkeler</figcaption></figure></p>
<p>Amsterdam üzerinden Petesburg Chicago, tüm Batı fenomeni bu insanlıktan fenomen. Amerika’da, bu sergiler Arjentin’den başlayarak tüm kıtaya yayılıyor.</p>
<p>&#8211; Chicago: 1893</p>
<p>&#8211; Saint Louis: 1894, 1904</p>
<p>&#8211; San Francisco:1894</p>
<p>&#8211; Buffalo: 1901</p>
<p>…</p>
<p>Liste bu şekilde devam ediyor.</p>
<p><figure id="attachment_1335" aria-describedby="caption-attachment-1335" style="width: 864px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/LO-RES-FEA-Photo-Human-Zoos-1905-A-group-of-Iroquois-Native-Americans-pose-at-an-Exposition104139612_10.jpg" rel="attachment wp-att-1335"><img class=" td-modal-image wp-image-1335 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/LO-RES-FEA-Photo-Human-Zoos-1905-A-group-of-Iroquois-Native-Americans-pose-at-an-Exposition104139612_10.jpg?resize=640%2C416" alt="İnsanat Bahçesi" width="640" height="416" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/LO-RES-FEA-Photo-Human-Zoos-1905-A-group-of-Iroquois-Native-Americans-pose-at-an-Exposition104139612_10.jpg?w=864&amp;ssl=1 864w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/LO-RES-FEA-Photo-Human-Zoos-1905-A-group-of-Iroquois-Native-Americans-pose-at-an-Exposition104139612_10.jpg?resize=300%2C195&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/LO-RES-FEA-Photo-Human-Zoos-1905-A-group-of-Iroquois-Native-Americans-pose-at-an-Exposition104139612_10.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/LO-RES-FEA-Photo-Human-Zoos-1905-A-group-of-Iroquois-Native-Americans-pose-at-an-Exposition104139612_10.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1335" class="wp-caption-text">İnsanat Bahçesi</figcaption></figure></p>
<p>Avrupada sayısız İnsanat Bahçelerine izin verilmiş:</p>
<p>&#8211; Pariste Boulogne ahşap bahçeleri</p>
<p>&#8211; Berlinde Hayvanat Bahçeleri</p>
<p>&#8211; Francfort da Hayvanat Bahçeleri</p>
<p>&#8211; Ausbourg Bahçeleri</p>
<p>…</p>
<p>Liste bu şekilde uzuyor…</p>
<p>Madagaskar, Çinhindi, Sudan, Kongo, Tunus ve Fas’tan toplanan insanlar yapay köylerde sergileniyordu. Oluşturulan mini köy ve pavyonlarda insanların “toplandıkları” bölgelere uygun habitatlar yaratılmaya çalışılıyor ve canlı figürler olarak da içlerine insanlar bırakılıyordu.</p>
<p>Bütün Avrupa’da “İnsanat Bahçeleri”  ‘Beyaz İnsanlar Giremez!’ tabelalarıyla ayrılıyor diğer insanlardan.</p>
<p>Koloni insanları her ne kadar ödeme alsalar da birer numune gibi sergilenmenin utancı silinemiyordu. 1907 yılındaki 4 aylık sergi süresi bittikten sonra Paris’deki “Exposition Tropicale” yani tropikal serginin dönemsel olarak kapılarını kapatması gerekti. Onca insanın evlerine geri götürülmesi ayrı bir masraf olduğundan bunların çoğu sirklere pazarlandı. Evlerine gitmeye karar verenlerin kaçının sağ kaldığı bilinmiyor. Sirklere satılanları ise Marsilya’dan New York’a uzanan zorunlu dünya turneleri bekliyordu.</p>
<p>İnsanat Bahçelerinin yeri!</p>
<p><figure id="attachment_1336" aria-describedby="caption-attachment-1336" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Ota_Benga_pigme.-Bronx-HayVANAT-bAHÇESİ-nEWYORK-1906-resim-8.jpg" rel="attachment wp-att-1336"><img class=" td-modal-image wp-image-1336 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Ota_Benga_pigme.-Bronx-HayVANAT-bAHÇESİ-nEWYORK-1906-resim-8.jpg?resize=500%2C375" alt="İnsanlarla hayvanlar birlikte sergileniyor." width="500" height="375" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Ota_Benga_pigme.-Bronx-HayVANAT-bAHÇESİ-nEWYORK-1906-resim-8.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Ota_Benga_pigme.-Bronx-HayVANAT-bAHÇESİ-nEWYORK-1906-resim-8.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1336" class="wp-caption-text">İnsanlarla hayvanlar birlikte sergileniyor.</figcaption></figure></p>
<p>Bu sergiler 30’dan fazla Avrupa ülkelerinde gerçekleşmiştir.</p>
<ul>
<li>Anvers: 1804</li>
<li>Gênes: 1913</li>
<li>Naples: 1899, 1934</li>
<li>Amsterdam: 1900</li>
<li>Genève: 1903</li>
<li>Nijmegen: 1900</li>
<li>Bâle: 1924</li>
<li>Göteborg: 1896</li>
<li>Palerme: 1903</li>
<li>Barcelone: 1896</li>
<li>Hanovre: 1903</li>
<li>Prague: 1893</li>
<li>Bruxelles: 1897, 1910, 1930</li>
<li>Rome: 1931</li>
<li>Budapest: 1896</li>
<li>Hambourg: 1874</li>
<li>Rotterdam: 1909</li>
<li>Cologne: 1903</li>
<li>Lausanne: 1903</li>
<li>Saint-Petersbourg: 1884, 1903</li>
<li>Copenhague: 1899</li>
<li>Leipzig: 1905</li>
<li>Stockholm: 1892</li>
<li>Dresde: 1899</li>
<li>Liège: 1905</li>
<li>Turin: 1898, 1928</li>
<li>Dublin:1907</li>
<li>Lisbonne: 1940</li>
<li>Varsovie: 1899</li>
<li>Düsseldorf: 1903</li>
<li>Londres: 1908</li>
<li>Vienne: 1896, 1910</li>
<li>Fribourg: 1903</li>
<li>Milan: 1905, 1909, 1932</li>
<li>Zurich: 1925, 1930</li>
</ul>
<p>…</p>
<p>(Liste bu şekilde devam ediyor. )</p>
<p>Paris’te 1889-1931 yılları arasında 40 kadar insanat bahçeleri sergisi gerçekleşmiştir. Paris dışında 40’dan fazla şehirlerde de bu sergiler ya direk hükümetler tarafından ya da belediyelerle işbirliği içinde olan ‘insan tüccarları’ tarafından açılmıştır. Bugün eğer gidip de görmek isterseniz az da olsa izlerini “Jardin d’Agronomie Tropicale, 45 bis Avenue de la Belle Gabrielle, 75012 Paris.” adresinde bulabilirsiniz.</p>
<p>Fransa’daki sergiler:</p>
<ul>
<li>Amiens: 1906</li>
<li>La Rochelle: 1927</li>
<li>Reims: 1903</li>
<li>Angers: 1906</li>
<li>Le Havre: 1909</li>
<li>Rochefort: 1898</li>
<li>Arras: 1904</li>
<li>Le Mans: 1911</li>
<li>Roubaix: 1911</li>
<li>Avignon:1899, 1907</li>
<li>Liège: 1905, 1910</li>
<li>Rouen: 1896, 1929</li>
<li>Auxerre: 1908</li>
<li>Lisieux: 1905</li>
<li>Saint Ouen: 1910</li>
<li>Brest: 1901, 1913, 1928</li>
<li>Lille: 1902, 1904</li>
<li>Sète: 1922</li>
<li>Bordeaux: 1895, 1904, 1907</li>
<li>Limoges: 1903, 1929</li>
<li>Strasbourg: 1891, 1895, 1924</li>
<li>Calais: 1908</li>
<li>Lons: 1905</li>
<li>Toulouse: 1908</li>
<li>Chambery: 1903</li>
<li>Marseille: 1890, 1906, 1922</li>
<li>Tours: 1899</li>
<li>Châtellerault: 1899</li>
<li>Montpellier: 1899</li>
<li>Troyes: 1904</li>
<li>Cherbourg: 1904</li>
<li>Nancy: 1909</li>
<li>Clermont Ferrand: 1910</li>
<li>Nantes: 1904, 1924</li>
<li>Lyon:1894, 1897, 1899, 1914</li>
</ul>
<p>…</p>
<p>(Liste bu şekilde devam ediyor.)</p>
<p>Peki, şimdi bunlar yok mu?</p>
<p>Tabii ki Hayır!!!</p>
<ul>
<li>1994’te Fransa’da Anantes’de erkek ve kadınların çıplak göründüğü bir Afrika köyü sergisi açıldı.</li>
<li>2005 Haziran’da, Almanya’da Augsbourg’da bir Afrika köyü sergisi açıldı.</li>
<li>26-29 Ağustos arası 2005’te, Londra’da, insanat hayvan bahçesi açıldı.</li>
</ul>
<p><figure id="attachment_1328" aria-describedby="caption-attachment-1328" style="width: 317px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/african-village-zoo-ausburg-.jpg" rel="attachment wp-att-1328"><img class=" td-modal-image wp-image-1328 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/african-village-zoo-ausburg-.jpg?resize=317%2C272" alt="African Village Zoo Ausburg" width="317" height="272" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/african-village-zoo-ausburg-.jpg?w=317&amp;ssl=1 317w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/african-village-zoo-ausburg-.jpg?resize=300%2C257&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 317px) 100vw, 317px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1328" class="wp-caption-text">African Village Zoo Ausburg</figcaption></figure></p>
<p>Şimdi benim sorum şu: Zencileri sergileyen insan hayvanat bahçeleri kabul edilebilir mi? Bugün biz hala hemen her ülkede İnsanat Bahçeleri zihniyetini görebiliyor muyuz? Örneğin ırkçı-faşist anlayışlar Romanları, Göçmenleri vb. bu duruma düşürmüş olmuyorlar mı? Ya da ikide bir uzun uzun bize izlettirilen ama çözümü de bir türlü gerçekleşmeyen, sonunda nerdeyse kanıksadığımız erkekleri tarafından öldürülen, sokakta gözlerimizin önünde dövülen, bıçaklanan kadınların halleri, işçilerin ölümleri, maaşsızlıkları, politik kim vurduya giden bir türlü çözülemeyen faili meçhul ölüler, evlenmek için televizyona çıkıp ve dizi dizi oturan seçilmeyi bekleyenlerin… Bahçesi değil midir? Sahile ölüleri vurmuş çocuk bedenlerin insan bahçesi değil midir bu?</p>
<p><figure id="attachment_1333" aria-describedby="caption-attachment-1333" style="width: 561px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Human-Zoo-2.jpg" rel="attachment wp-att-1333"><img class=" td-modal-image wp-image-1333 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Human-Zoo-2.jpg?resize=561%2C700" alt="İnsanat Bahçesi" width="561" height="700" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Human-Zoo-2.jpg?w=561&amp;ssl=1 561w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Human-Zoo-2.jpg?resize=240%2C300&amp;ssl=1 240w" sizes="(max-width: 561px) 100vw, 561px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1333" class="wp-caption-text">İnsanat Bahçesi</figcaption></figure></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/belirsiz-arzularin-nesnesi-insan-hayvanat-bahceleri/">Belirsiz Arzuların Nesnesi: İnsan Hayvanat Bahçeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/belirsiz-arzularin-nesnesi-insan-hayvanat-bahceleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
				<enclosure url="http://www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/video-insanat-bahçesi.mp4" length="547955" type="video/mp4" />
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1322</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kirli Çamaşırlar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kirli-camasirlar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kirli-camasirlar/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 20 Dec 2015 14:05:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1285</guid>
				<description><![CDATA[<p>O gün Hamit arkadaşıyla birlikte yeni geldiği kasabada bir çamaşırcı bulmak için öğle üzeri evden çıktı. Arkadaşından uzun boylu, biraz sağa doğru eğik ince dudakları ve sakin ifadesiyle yakışıklı olmasa da görünümü, karşısındaki kişiye güven duygusu veriyordu. Öğlen var gücüyle saldıran güneşin altında geniş adımlarla yürüdüler. Bu yanan gök kubbenin altında ter içinde ilerlerken onlardan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kirli-camasirlar/">Kirli Çamaşırlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>O gün Hamit arkadaşıyla birlikte yeni geldiği kasabada bir çamaşırcı bulmak için öğle üzeri evden çıktı. Arkadaşından uzun boylu, biraz sağa doğru eğik ince dudakları ve sakin ifadesiyle yakışıklı olmasa da görünümü, karşısındaki kişiye güven duygusu veriyordu.</p>
<p>Öğlen var gücüyle saldıran güneşin altında geniş adımlarla yürüdüler. Bu yanan gök kubbenin altında ter içinde ilerlerken onlardan ürken 3-5 kaz çirkef çirkef bağrışarak kaçışmışlardı. Boyunlarını ileri doğru uzatmış, kanatlarını açmışlar, uçmak istiyor da sanki birileri onları tuttuğu için uçamıyor ve işte bu yüzden de koşarak kaçıyorlar gibiydiler. Birkaç tombul tavuk da sıcak nedir bilmeyen haylaz çocukların önünde şikayet edercesine çığlıklarla hoplaya zıplaya koşturuyorlardı.</p>
<p>Tozlu geniş köy meydanına geldiklerinde ellerindeki kirli bohçasını gören 9-10 yaşlarındaki kafası tıraşlı bir oğlan çocuğu koşarak yanlarına geldi. Pazarlık sonucu çocuk çamaşırları kapıp gerisin geriye koşarak uzaklaştı. Akşam üzeri gene bu meydandan çamaşırlarını çocuktan alacaklardı. İkisi de bu işten kurtulmanın verdiği rahatlamayla zaman geçirmek için meydanın karşısındaki kahveye yöneldiler.</p>
<p>Kahve, köy meydanında ulu bir meşe ağacının altındaydı. Hemen önündeki küçük alana sadece dört masa koyabilmişlerdi. Meşe ağacı bu dört masayı güneşten korumak istercesine dallarını üzerlerine eğerek oradaki 5-6 adamı nerdeyse gizlemişti. Kendilerine çay ısmarlamak için içeriye girdiler. Tam ortada büyücek bir soba duruyordu. Temizlenmiş, kışın yakılmak üzere duran bu soba, kamyon tekerleklerinin jantlarının üst üste konulup lehimletilerek yapılmıştı. Çayları söyleyip dışarıda oturmak üzere çıktılar. Uzun sürmeden, çaylarını getiren esmer, tıknaz, avurtları çökmüş kahveciye para vermek üzere doğruldular. Ama adam, meşe ağacının gövdesinin yanına dayalı masada oturmuş adamı başıyla belli belirsiz işaret ederek, “Parayı alamam, O ısmarladı”, dedi. Her anındaki sandalyeye de merakla çayı ısmarlayan adamı görmek için yana eğildiler. Adam 55-60 yaşlarında, dik saçlı, esmer biriydi. Bir ayağını yanındaki sandalyeye dayamış, elinde tespih, derin uçurumların karanlığını andıran gözlerini dikmiş dosdoğru onlara bakıyordu. Üç beş adım ötede 1.80’den uzun, geniş alınlı, çekik gece gözlü bir yardımcısı bekliyor, gözünü adamdan ayırmıyordu. Ağa başıyla ‘gel’ işareti yaptı. Yardımcısı adeta yanına uçtu, ağaya doğru eğildi. Ağa dudaklarını kımıldattı bir şeyler söyledi. Adam kafasını sallayarak onlara doğru geldi ve ağanın onları masasına davet ettiğini söyledi. İkisi de “O kim?” diye sordular.</p>
<ul>
<li>O bu bölgenin sahibidir, gelseniz iyi olur, dedi.</li>
</ul>
<p>Sesindeki emredici hava ikisinin de ağanın davetini çevirmemeleri gerektiği duygusunu verdi. Onların geldiğini gören ağanın çatık kaşları yayıldı ve “Hoş geldiniz” dedi. Oturdular. Bir müddet anlamsız ordan buradan sohbet ederken çamaşırcı çocuğun ıslak ama katlanmış çamaşırlarını getirdiğini gördüler. Rahat nefes aldılar. Gideceklerdi. Gelen çocuğa tam para vereceklerken çocuğun uzanmış eli çekiliverdi geriye. Ağa “Anana git, söyle ona bundan sonra her hafta bunları çamaşırları alıp yıkayacaksınız ve para almayacaksınız”, dedi. İkisi de tam itiraz edecekken çocuk kuş olup uçmuştu bile.</p>
<p>Bu sırada ağa ayağa kalktı, diklendi, göğsünü ileriye attı ve hafif aksayarak içeriye gitti. Onun kısa boyu, aksayan ayağı sert görünümünü bozuyordu. Ancak gene de onları ağanın otoritesi tedirgin etmişti.</p>
<p>Ağa döndükten biraz sonra masaya yiyecekler gelmeye başlandı; çiğ köfteler, dönerler, şiş kebaplar… Ve rakı.</p>
<ul>
<li>Biz rakı içmeyelim.</li>
<li>Olmaz içeceksiniz.</li>
</ul>
<p>Emredici ton onları böylece yemeğe başlattı ve ağanın her 15 dakikada bir içeriye girişinde rakı, meşe ağacının köklerini serinletti. Biraz sonra ağa yine içeriye girdiğinde, isminin Abidin olduğunu duydukları yardımcısı gelerek;</p>
<ul>
<li>Eğer rakıyı döktüğünüzü Ökkeş ağam görürse kendisine saygısızlık yapıldığını düşünür, çok kötü olur. Siz bu adamı tanımıyorsunuz. Bu adam bir bağırsa 300 tane silahlı adamı hemen yanında biter.</li>
</ul>
<p>İkisi de içeri giren ağaya bir kez daha baktılar ve “Anladık” dediler. İyice tedirgin olmuşlardı. Kalpleri çarpıyordu. Tek hissettikleri tuzağa düşmüş duygusuydu; Akıllarından bin bir soru geçiyordu; Ağa silah isteyecekti. Yok, ağa silah istemeyecekti, kaçakçılığı için ortam isteyecekti. Hayııırrr&#8230; Araç isteyecekti… İkisinin de aklından hızlı hızlı düşünceler akıyordu. Ağanın adamlarını süzüyorlardı. İkisinin de göz bebekleri hızla hareket ediyordu. Kısa boylu arkadaşı olan Semih, panik noktasına gelmişti. Sıkıntı ve tedirginlikle ikide bir sandalyesine yerleşme hareketleri yapıyordu. Ağa neden ikisini tutuyordu ve kendilerinden ne istiyordu? Ağa ise onlara ciddi gözlerle bakıyor sanki biraz da gülümsüyor gibiydi.</p>
<p>Tüm bu şüpheler akıp giderken yemek yeniyor ve ordan buradan ipe sapa gelmez, önemsiz konularda konuşulmaya devam ediliyordu.</p>
<p>Bu sırada yemek faslı bitmeye yakın yanlarına 60 yaşlarında, üstü başı yırtık pırtık, karnı ağrıyormuş gibi hafif öne eğilmiş bir dilenci yaklaşarak kendini acındırıp, türlü dualar ederek para istemeye yeltendi. Ellerini Ökkeş Ağa’ya doğru uzattı. Ağa dilenciyi görünce hiddetle:</p>
<ul>
<li>Yine mi sen? Geçen sefer bana geldin, ben sana para verdim, karnını doyurdum, seni arabaya bindirip garaja yolladım. Biletini aldım. Arabaya bindirip memleketine yollamadım mı? Ama sen arabadan indin, verdiğim parayı yedin, yine dilenmeye başladın haa? Seni sahtekar yaşlı domuuzzzz… Abidin alın bu adamı bir güzel dövün de aklı başına gelsin.</li>
</ul>
<p>Hamitle arkadaşı korkudan, şaşkınlıktan donakalmışlardı. Bir ağaya, bir de Abidin’in kolları arasında korkudan titreyen, nafile kurtulmak için çırpınarak sürüklenen dilenciye bakıyorlardı. Birden Hamit kendine geldi ve “Aman ağam, adamı bize bağışla bu seferlik. Bırak gitsin zavallı.”, dedi.</p>
<p>Neyse ki ağa hatırlarını kırmadı ve adamı ite kaka, tehditler savurarak defettirdi. Zoraki sohbet devam ederken Ağa ara sıra kalkıp, ağır aksak içeriye gidiyor, 10-15 dakika içeride kalıyordu. Sonra yine gelip sohbete devam ediyordu.</p>
<p>Güneş, yanakları al al olmuş genç kız saflığıyla kızarmış, usul usul süzülerek gidiyordu. Köylülerin tarlada işleri bitmişti. Meydandan tek tük insanlar geçmeye başlamıştı. Yemek faslı bitmiş bol köpüklü kahvelerini yudumluyorlardı. Meydandan geçen  esnaf  bir adam, “Ooooo… Ağam, hoş geldin. Nerelerdesin? Yüzünü gören cennetlik”, diye dalkavukluk etmeğe çalıştı.</p>
<p>Ağa, “Sen kimsin ki yüzümü görünce cennete gidesin?!! Bana niye dalkavukluk ediyorsun hayvan herif!!! Defol, canımı sıkma!!!”, diye adamı azarladı.</p>
<p>Adam, “Affedersin Ağam, kusura bakma!!!”, diyerek adımlarını hızlandırıp uçarcasına uzaklaştı.</p>
<p>İki genç de huzursuzca, tedirginlikleri iyice artarak, sandalyelerinde kıpırdandılar. İkisi de fırlayıp koşa koşa ordan uzaklaşmak istiyorlardı. Ağa, “Akşama bırakmam sizi, beraber olalım.”, diyerek tekrar kalktı, her seferinde olduğu gibi yine ağır aksak topallayarak içeriye gitti. İki gençten kısa boylu olan Semih yersiz, zamansız, “Valla silahım dolu, bir şey olursa mermileri boşaltır beynini kevgire çeviririm gebertirim, hiç dinlemem abi!”, dedi.</p>
<ul>
<li>Saçmalama oğlum, savaşa mı geldik!</li>
</ul>
<p>Ahmet bunu söylerken arkadaşına karşı her ne kadar soğukkanlı ve cesur görünse de aslında onun da endişeden kalbi hızla çarpıyordu. Ağanın içeride olmasını fırsat bilerek ağasından gözünü ayırmayan yardımcısı Abidin’e, “N’olur söyle ağana bizi bıraksın. Bizi ararlar, geç kalmayalım.”, dedi.</p>
<p>On dakika sonra ağa yanlarına geldi.  Abidin:</p>
<ul>
<li>Ağam izin verirseniz bunlar gitsinler, onları bekleyenler vardır.</li>
</ul>
<p>Ağa bunun üzerine, “Öyle mi, tamam. Yarın cumartesi sizi 10’da kahvaltıya bekliyorum. Eğer geleceğinize söz verirseniz sizi bırakırım.”, dedi.</p>
<p>Tabii her ikisi de hemen söz verdiler. Tek amaçları başları belaya girmeden oradan bir an evvel uzaklaşmaktı. Tekin olmayan bu ortamı hemen terk etmek istiyorlardı.</p>
<p>Bu sırada kahvenin pala bıyıklı, hafif aksayan, göbekli sahibine dönerek, “Bunlar her hafta gelecek ve senden harçlıklarını alacaklar.”, dedi. Kahveci kapkara bakışlarını yere indirerek, “Emrin olur ağam.”, dedi.</p>
<p>Böylece ikisi de derin bir nefes alarak oradan ayrılabildiler.</p>
<p>Kısa boylu, sarışın olan Semih, terli yüzünü sıkıntıyla silerek “Ne yapacağız şimdi? Bu adamdan nasıl kurtulacağız? Bizden ne istiyor? Ben yarın gitmem ona göre.”, dedi. Uzun boylu olanı düşünceli düşünceli “Tabii ki gitmeyeceğiz ve bundan kimseye bahsetmeyeceğiz.”, dedi. Gerçekten de geriye döndüklerinde bundan kimseye bahsetmediler.</p>
<p>Ertesi gün, tüm tazeliği ve ışıltısıyla doğan güneş, bir genç kız gibi zarifçe gökyüzüne doğru usulca süzülüp horozların çağrıları eşliğinde dağların arkasından ovaları okşayarak gelmekteydi. Herkes uyanmış, ortalık yavaş yavaş hareketlenmeye başlamıştı. Bu sırada köye doğru tozu dumana katarak gelen siyah bir şavrole göründü. Otomobili ilk Ahmet görmüştü. Gelenin kim olduğunu tahmin etmesi hiç de zor olmadı. İçi ‘cızz’ etti, kalbi çarparak koştu arkadaşına, ağanın geldiğini söyledi. Arkadaşının şaşkınlıktan gözleri kocaman oldu. Panikle, kendisini görmediği, bulamadığı falan yalanını uydurmasını istedi. Ne yapacağını şaşırmış bir halde kıvranıyor ve “Lanet olsun, ne istiyor bizden?”, diye söyleniyordu.</p>
<p>Biraz sonra bir ulak yanlarına koşarak geldi ve amirlerinin ikisini de çağırdıklarını söyledi. İkisinin de yüzü asılmıştı. Üstlerine çeki düzen verip ne düşüneceklerini ve ne ile karşılaşacaklarını bilemeden şaşkın bir halde amirlerinin yanına gittiler ve fiyakalı bir selam verdiler. Amirlerinin karşısına ciddi görünümlü, iyi giyimli tanımadıkları bir adam vardı:</p>
<ul>
<li>Evladım, neden davetli olduğunuzu söylemediniz? Size izin verirdim. Bakın sizi almaya gelmişler.</li>
</ul>
<p>Yarım saat sonra çaresiz otomobile bindiklerinde artık kendilerini iyice kapana kıstırılmış gibi hissediyorlardı. Sarı sıcak bu havada yol bitmek bilmiyordu. Bu ovalık yerde upuzun yolda sadece kendileri vardı. Bir müddet sonra ana yoldan çıkıp dar bir tali yola girdiler. Bu daracık yolun kenarlarında ulu ağaçlar yolun dışarıdan görünmesini engelliyordu. İkisi de arkada oturduğu koltuklardan birbirlerine  ‘nereye gidiyoruz’ dercesine merakla, sessizce baktılar. Sağa sola hızla saparak gittikten sonra birden bire durdular. Şoför, “İnin!”, dedi. İndiler. Otomobilin yanında yan yana durdular. Şoför bu dar yolun karşısındaki üzüm bağını göstererek “Burası benim, yiyin.” dedi. “Haaa” deyip, derin bir soluk alarak yörenin kocaman kapkara üzümlerinden yediler. Sonra şoför “Gidiyoruz.”, dedi. Emir belliydi, bindiler. Yola koyuldular. Kimse konuşmuyordu. Biraz sonra hızla sola saptılar yeni başka bir üzüm bağında durdular.</p>
<p>Gösterişli bir bağ evinin önünde Ağa adamlarıyla onları bekliyordu. Bembeyaz bir gömlek giymiş yakasını açmıştı. Uzun adamlarının yanında oldukça kısa görünüyordu. Ağa “Hoşgeldiniz.” dedikten sonra, bir işi olduğunu yarım saat sonra döneceğini söyleyerek oradan ayrıldı. Ağaçların altında gölgedeki masaya geçtiler. Yanlarından bir dere mırıldanarak akıp gidiyordu. Hakikaten yarım saat sonra Ağa birkaç adamıyla birlikte döndü. Yanlarına geldi, her zaman oturduğu köşesine yerleşti. Hafifçe gülümsedi ve:</p>
<ul>
<li>Siz şimdi merak ediyorsunuzdur. Sizden bir şeyler isteyeceğimi düşünüyorsunuzdur. Hayır, sizden ne mermi, ne silah ne de başka bir şey isteyeceğim. Sizlere ilgi göstermemin, çağırmamın nedeni sadece askerleri sevmemdendir. Başka hiçbir niyetim yok. Endişelenmeyin.</li>
</ul>
<p>Akşam geriye döndüklerinde tüm yaşanılanları, endişelerini anlattıklarında Ağa’nın sırf bu sevgisi yüzünden daha önce de askerler yesin diye bir kamyon bedava portakal ve üzüm gönderdiğini öğrendiler.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kirli-camasirlar/">Kirli Çamaşırlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kirli-camasirlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1285</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dokunma Bana</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dokunma-bana/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dokunma-bana/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 17 Dec 2015 08:34:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1204</guid>
				<description><![CDATA[<p>Güneşin altında terleyip duruyordu. Sağına baktı, soluna baktı, bir gölge aradı. Yerdeki otlara baktı, kımıltı bile yoktu. Bir şeyler onu tutuyor gibi gölgeye de gidemiyordu. Belki biraz ilerlerim diye hafifçe yerinde sallandı, çırpındı. O sırada rüzgar hafifçe esti. Olmuyor, olmuyooorr&#8230; Kımıldayamıyordu. Eli kolu bağlanmış gibi durdu. Çirkeflenmeye, huysuzlanmaya başlamıştı. Cır cır böcekleri bağırıp duruyordu. Biri [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dokunma-bana/">Dokunma Bana</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Güneşin altında terleyip duruyordu. Sağına baktı, soluna baktı, bir gölge aradı. Yerdeki otlara baktı, kımıltı bile yoktu. Bir şeyler onu tutuyor gibi gölgeye de gidemiyordu. Belki biraz ilerlerim diye hafifçe yerinde sallandı, çırpındı. O sırada rüzgar hafifçe esti.</p>
<p>Olmuyor, olmuyooorr&#8230; Kımıldayamıyordu. Eli kolu bağlanmış gibi durdu. Çirkeflenmeye, huysuzlanmaya başlamıştı.</p>
<p>Cır cır böcekleri bağırıp duruyordu. Biri başlamaya görsün, hepsi koro oluyor sanki kendisiyle dalga geçiyordu. Bu sırada bir arı vızıldaya vızıldaya geldi. Karşısında ona bakarak bir müddet uçtu. Kaşlarını çatıp dik dik arıya baktı. Üstüne konmasını istemiyordu. Arı üstüne konarsa ne yaparım diye düşündü:</p>
<p>&#8211; Tükürürüm. Evet tükürürüm.</p>
<p>Kahretsin bugün de kımıldayamıyordu. Yan gözle onu izleyenlere gizlice baktı. Kendisine merakla alaycı alaycı bakanlara &#8216;Ne var?&#8217; diye kızgınlıkla bağırmayı düşündü. İçin için biliyordu ki onlar da kımıldamak istiyordu, ama belli etmiyorlardı.</p>
<p>Rüzgar biraz daha esmeye başlamıştı. Biraz daha sallandı, çırpındı ama gene kımıldayamadı. Eli kolu bağlanmış esir gibiydi işte!</p>
<p>Sinirle çevresine bakındı. Çocukları gördü, koşturup duruyorlardı vahşi çığlıklar atarak. İnşallah beni görmezler, diye hırladı.</p>
<p>Güneş gittikçe daha yakıcı bir hal almıştı. Susadığını hissetti. Yarabbi, hiç olmazsa biraz nem, ıslaklık bir yerlerden&#8230;  Bakındı. Yok, yok işte!</p>
<p>Gün, gittikçe kabus olmaya başlamıştı. Güneşin sıcaklığı, otların yeşilliği, arılar, kuşlar&#8230; Her şey onu özgür kalması için ayartıyor gibiydi.</p>
<p>Bu sırada çocuklardan küçük olanı ona yaklaştı. Beş yaşın verdiği olanca arsızlığıyla ablasına kendisini göstererek ağlıyordu. Korkuyla küçüğün ablasına baktı. Gözleri faltaşı gibi açılmıştı ya da öyle hissediyordu.&#8221;Dokunma banaaaaa &#8220;diye bağırası geldi. Az daha&#8221;&#8221; Hanifeeeee &#8220;&#8221;diye evdeki kadını çağıracaktı. Panikle kapıya doğru baktı. Kapı ardına kadar açık, içerinin karanlığını gösteriyordu. Kadının eli bugün çok ağırdı.&#8221;Offf, nerde kaldı şu kadın”, diye düşündü. Neyse ki içerden Hanife çıktı. Elinde kocaman çamaşır sepeti acele acele kendisine doğru geliyordu. Yıkanmış çamaşırları sermek için yaklaşırken büyük kızına tehditkar bir sesle bağırdı:</p>
<p>-Sakın dokunma mandallarıma!</p>
<p>Mandal  rahat bir nefes aldı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dokunma-bana/">Dokunma Bana</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dokunma-bana/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1204</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Van Gogh ile Paul Gauguin Arasındaki İlişki</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/van-gogh-ile-paul-gauguin-arasindaki-iliski/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/van-gogh-ile-paul-gauguin-arasindaki-iliski/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 12 Dec 2015 22:21:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Anthon van Rappard]]></category>
		<category><![CDATA[ard izlenimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Arles]]></category>
		<category><![CDATA[Ay Çiçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Émile Bernard]]></category>
		<category><![CDATA[empresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Gauguin]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Stüdyoları]]></category>
		<category><![CDATA[izlenimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[On the Shore of the Lake]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Gauguin]]></category>
		<category><![CDATA[post empresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Sarı Ev]]></category>
		<category><![CDATA[Theo Van Gogh]]></category>
		<category><![CDATA[Two Sunflowers]]></category>
		<category><![CDATA[Van Gogh]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Van Gogh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1145</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ard izlenimci (post empresyonist) olan Van Gogh hakkında çok da tatmin edici sağlıklı bilgilerimiz yoktur aslında. Kendisi hakkında en doğru bilgiyi bir sanat simsarı olan kardeşi Theo Van Gogh’a yazdığı mektuplardan elde ederiz. Ancak gene de iki kardeşin 1872 ila 1890 yılları arasında birbirlerine gönderdikleri yüzlerce mektup da kaydolmuştur: 600’den fazla mektup Vincent’tan Theo’ya, 40 [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/van-gogh-ile-paul-gauguin-arasindaki-iliski/">Van Gogh ile Paul Gauguin Arasındaki İlişki</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ard izlenimci (post empresyonist) olan Van Gogh hakkında çok da tatmin edici sağlıklı bilgilerimiz yoktur aslında. Kendisi hakkında en doğru bilgiyi bir sanat simsarı olan kardeşi Theo Van Gogh’a yazdığı mektuplardan elde ederiz. Ancak gene de iki kardeşin 1872 ila 1890 yılları arasında birbirlerine gönderdikleri yüzlerce mektup da kaydolmuştur: 600’den fazla mektup Vincent’tan Theo’ya, 40 adet mektup Theo’dan Vincent’a.</p>
<p>Arles’de yaşadığı dönemde arkadaşlarına Flemenkçe, Fransızca ve İngilizce yaklaşık 200 mektup yazmasına rağmen Van Gogh’un Arles ve Paris’teki yaşantısı hakkında doğru bir bilgiye de sahip değiliz. Onun hakkında edindiğimiz diğer kaynaklar da Theo’nun eşine, Van Gogh’un kızkardeşine ve Anthon van Rappard, Émile Bernard’a gelen mektuplardan edinmekteyiz.</p>
<p>Tüm bunların nedeni sanatçının karakterinden ileri gelmektedir. Zira Van Gogh sanatçı kariyerinde uzun yıllar yalnız çalışmıştı. Ancak bu tecrit sanatçının bilinçli olarak kendi kendine uyguladığı bir tecrit değildi. O, akademinin resmi organlarından ve kliklerden hoşlanmamıştı. Buna rağmen o daima yakın ilişkilere dikkat etmişti.</p>
<p>Onun gerçekten yaptığı çalışmalara karşı olan sanatçılarla sorunları tartışmaya, üzerinde düşünmeğe ihtiyacı vardı. Eğer onlarla yüz yüze konuşabilseydi kesinlikle kardeşine ve arkadaşlarına uzun mektuplar yazmaya ihtiyacı olmayacaktı. Sanırım yalnız kalmasının aşkta kayıplar yaşamasından ziyade çocukluk yıllarının kendi değimiyle “kasvetli, soğuk ve kısır” betimlemesi ve ölen kardeşinin adını almasıyla kişilik kaybı neden olmuştur diyebiliriz.</p>
<p>O, Paris’te Theo ile yaşadığı dönemde çevresi konuşabileceği, tartışabileceği sanatçılarla çevriliydi de ama yine yalnızdı ve o Theo’ya iki ay boyunca az ve öz de olsa mektuplar yazmaya devam etti. Bu mektuplardan birinde Arles’de Gauguin ile çalıştığını belirtti. Sadece üç arkadaşı olan Van Gogh’un hayatında Paul Gauguin’nin etkisi büyüktür.</p>
<p>P. Gauguin narsistik kişilik bozukluğundan muzdarip bir sanatçıdır. Gauguin’nin bu psikolojisi onun sanatını da etkilemiştir; anksiyetelerini, depresyonlarını resimlerinde rahatlıkla görebiliriz. Sanatında, doğum, ölüm gibi temaları kendini doğanın görkemli fantezileri eğilimli bir narsist tipik yansımalar gösterir. Gauguin, Van Gogh’dan fırça darbelerinden etkilenmiş ve “Mavi Periyod” dönemini birlikte yaşamışlardır. Mavi, resimde melankoli rengidir ve bu gökyüzü, deniz tasvirlerinde ikisini de etkilemiştir. Mavi, hastalığı, ölümü ve mezarlığı temsil eder. İkisinin de ruhsal durum iyi olmadığı için eserlerinde mavi rengi sıklıkla görürüz.</p>
<p><figure id="attachment_1149" aria-describedby="caption-attachment-1149" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kutsanan-Öküz-1894-Paul-Gauguin.jpg" rel="attachment wp-att-1149"><img class=" td-modal-image wp-image-1149 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kutsanan-Öküz-1894-Paul-Gauguin.jpg?resize=500%2C437" alt="Paul Gauguin &quot;Kutsanan Öküz&quot; (1894) " width="500" height="437" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kutsanan-Öküz-1894-Paul-Gauguin.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kutsanan-Öküz-1894-Paul-Gauguin.jpg?resize=300%2C262&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1149" class="wp-caption-text">Paul Gauguin &#8220;Kutsanan Öküz&#8221; (1894)</figcaption></figure></p>
<p>Van Gogh, Arles’de bir ev satın alır. Burayı sanatçılarla koloni kurmak için tasarlar. Misafirleri için odalar hazırlar. Bunlardan biri de Paul Gauguin’dir.</p>
<p><figure id="attachment_1150" aria-describedby="caption-attachment-1150" style="width: 1024px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Van-Gogh-Arles’deki-evi.jpg" rel="attachment wp-att-1150"><img class=" td-modal-image wp-image-1150 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Van-Gogh-Arles’deki-evi.jpg?resize=640%2C496" alt="Van Gogh'un Arles’deki evi." width="640" height="496" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Van-Gogh-Arles’deki-evi.jpg?w=1024&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Van-Gogh-Arles’deki-evi.jpg?resize=300%2C233&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1150" class="wp-caption-text">Van Gogh&#8217;un Arles’deki evi.</figcaption></figure></p>
<p>Van Gogh, Gauguin’nin misafiri olmasını çok istiyordu. Kasımda Paris’te tanıştılar. Theo ve Van Gogh, sanatçının atölyesine gittiler. İki kardeş sanatçının eserlerinden çok etkilendi. Van Gogh, Gauguin’i geleceğin sanatçısı olarak gördü ve iki sanatçı eserlerini birbirlerine hediye ettiler.</p>
<p><figure id="attachment_1151" aria-describedby="caption-attachment-1151" style="width: 1386px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Vincent-87.jpg" rel="attachment wp-att-1151"><img class=" td-modal-image wp-image-1151 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Vincent-87.jpg?resize=640%2C450" alt="Van Gogh &quot;’Two Sunflowers&quot; (1887)" width="640" height="450" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Vincent-87.jpg?w=1386&amp;ssl=1 1386w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Vincent-87.jpg?resize=300%2C211&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Vincent-87.jpg?resize=1024%2C720&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Vincent-87.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1151" class="wp-caption-text">Van Gogh &#8220;’Two Sunflowers&#8221; (1887)</figcaption></figure></p>
<p>Van Gogh, Gauguin’e “Two Sunflowers” (1887) eserini, Gauguin ise Van Gogh’a “On the Shore of the Lake” (1887) adlı eserini verdi.</p>
<p><figure id="attachment_1147" aria-describedby="caption-attachment-1147" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/’Two-Sunflowers’’-1887.jpg" rel="attachment wp-att-1147"><img class=" td-modal-image wp-image-1147 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/’Two-Sunflowers’’-1887.jpg?resize=500%2C416" alt="Gauguin &quot;On the Shore of the Lake&quot; (1887)" width="500" height="416" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/’Two-Sunflowers’’-1887.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/’Two-Sunflowers’’-1887.jpg?resize=300%2C250&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1147" class="wp-caption-text">Gauguin &#8220;On the Shore of the Lake&#8221; (1887)</figcaption></figure></p>
<p>Bu değişim onların dostluklarını pekiştirdi ve bu Fransa’da Arles’de “Güney Stüdyoları” nın doğmasına neden oldu.</p>
<p>Sonunda Van Gogh, Gauguin’e Sarı Ev’e gelmesi ve misafiri olması için bir bilet gönderdi. Fakat Gauguin onun biletini kabul etmeyip geri gönderdi ve davetini kabul etmedi. Çünkü Van Gogh’un karakteri onu düşündürüyordu. Ancak bu sefer Van Gogh hızla, onun odasını modern mobilyalarla döşeyip, duvarına “Ay Çiçekleri” adlı eserini koyarak geleceğini düşünerek hazırladı. Bu arada ikisi de ağustostan beri mektuplaşmaya devam ederek fikirlerini paylaştılar. Ekimin sonunda Gauguin, Van Gogh’un davetini kabul ederek Arles’e geldi.</p>
<p>İlk başlarda Gauguin, ev işlerini yaptı, yemek pişirdi, denizlerde yaptığı seyahatleri anlattı. Günleri sakin ve huzurlu geçiyordu. Ancak Van Gogh Hollandalı bir sanatçıydı ve o dönemde Hollandalı sanatçılar dışarı çıkar, resimlerini doğada, bakarak yapardı. Tabii ki Van Gogh’da resimlerini dışarıda yapıyordu. Oysa Gauguin resimlerini içerde yapıyordu. Gauguin anılarına, hayal gücüne güveniyor ve Van Gogh’unda öyle olmasını istiyor, baskı yapıyordu… Bu da aralarında ateşli uzun tartışmalara yol açıyordu.</p>
<p>Van Gogh, kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplarda Gauguin’nin bu tarzından bahsetmişti. Gauguin ise arkadaşı Fransız ressam E. Bernard’la yazıştığı mektuplarda bu konuda daha dar düşünceliydi; Arles beklentilerini karşılamamıştı ve Van Gogh, Gauguin’nin bu düşüncelerini, duygularını fark etmemişti.</p>
<p>Aralık ayında Gauguin, Van Gogh’un kendisine yaptığı “Ay Çiçekleri” adlı tablosunu boyarken ki halini gösteren bir resim yaptı.</p>
<p><figure id="attachment_1146" aria-describedby="caption-attachment-1146" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/’Ay-çiçekleri.jpg" rel="attachment wp-att-1146"><img class=" td-modal-image wp-image-1146 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/’Ay-çiçekleri.jpg?resize=200%2C160" alt="Ay Çiçekleri" width="200" height="160" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1146" class="wp-caption-text">Ay Çiçekleri</figcaption></figure></p>
<p>Ancak Van Gogh bir müddet sonra Gauguin’nin evi terk edeceğini anlamış, bunu sıkıntısını yaşıyordu. Ve birgün ona bunu sordu. Aralarında şiddetli bir kavga çıktı. Gauguin, Van Gogh’un ruhsal durumundan oldukça kaygılıydı… Bipolar bozukluk yaşayan Gogh’un şiddetli manik-depresif dönemleri Gauguin’i endişelendiriyordu. Gauguin’nin narsistik kişilik bozukluğu ikisinin de kavgalarını şiddetli yapıyordu. 23 Aralık 1888’de çıkan büyük kavgada Gauguin evi terk ederek geceyi bir otelde geçirdi. Bunun üzerine Van Gogh geçirdiği krizle sol kulağını keser. Ertesi sabah, Gauguin Sarı Ev’e döndüğünde durumu öğrenince dehşet ve korku içinde kalır. Theo’ya mektupla Van Gogh’un kulağını kestiğini, hastaneye kaldırıldığını bildirerek Arles’i terk eder.</p>
<p>Van Gogh bir daha asla onu görmez.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/van-gogh-ile-paul-gauguin-arasindaki-iliski/">Van Gogh ile Paul Gauguin Arasındaki İlişki</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/van-gogh-ile-paul-gauguin-arasindaki-iliski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1145</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
