<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Bayram Şafak Arslan &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/bayramsafakarslan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Apr 2019 12:33:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Kırkıncı Mum</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kirkinci-mum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kirkinci-mum/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 11 Apr 2019 04:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Bayram Şafak Arslan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17581</guid>
				<description><![CDATA[<p>Eski bir rivayete göre; “Sevdiğin birisi ölünce, içinde kırk adet mum birden yanarmış… Her geçen gün, içindeki o kırk mumdan birisi sönermiş… Kırkıncı güne gelindiğindeyse o son kalan mum hiç sönmez, sen ölene kadar içinde hep yanarmış…” Sönmeyen kırkıncı mumumsun sen benim. Sonsuza dek yanacak olan ama hiçbir zaman tek bir saç telini dahi ısıtamayacak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kirkinci-mum/">Kırkıncı Mum</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Eski bir rivayete göre;
“Sevdiğin birisi ölünce, içinde kırk adet mum birden yanarmış… Her geçen gün,
içindeki o kırk mumdan birisi sönermiş… Kırkıncı güne gelindiğindeyse o son
kalan mum hiç sönmez, sen ölene kadar içinde hep yanarmış…” Sönmeyen kırkıncı mumumsun
sen benim. Sonsuza dek yanacak olan ama hiçbir zaman tek bir saç telini dahi
ısıtamayacak olan o mumum ben… Portekizce’de <em>“saudade”</em> diye bir kelime vardır: “Artık kaybolmaya başlamış,
nadirleşmiş veyahut tamamen kaybedilmiş bir şeyi ya da bir kişiyi derinden
özleme hissi demektir bu…” Şu sıralar bu kelimenin ağırlığı altında yaşıyorum
çünkü ben çok uzun bir süre asfaltı sulamakla uğraştım ama asfaltın tabiatında
güzellik yokmuş, anladım. Ömer Hayyam’ın da dediği gibi; öyle bir düğümdü ki
bu, ne sen çözebildin ne de ben. Bizimkisi sadece perde arkasında bir
dedikoduydu, perde indi ve ne sen kaldın ne de ben… Belki de yanacağım o
kırkıncı mum gibi sonsuza dek, acı çekeceğim ömür boyu çünkü acı benim damak
tadım ve sevginin ağzımda bıraktığı tat da acı… Ama biliyorum ki sana yanmak
için katettiğim bütün yolların toplamı sensin ve katedeceğim yollar da sana
benzeyecek. Ah beni yolumdan edenim, sana yenilmek ne kolay! Seni sıfatlarla
tanımlamayı seçiyorum çünkü biliyorum ki sıfatları kaldırırsam geriye sadece
gerçekler kalacak ve bu gerçeklerin altında ezilmeni istemiyorum. Bazı
gerçeklerin sonu kıştır ama senin bende hep bahar kalmanı istiyorum… Güneşe ve
toprağa tahammül edemediğinden midir nedir içimde artık açelyalar açmaz oldu.
Açamadıkça acı çektim, açamadıkça hep umut ettim. Hercai menekşe mi oldum
yoksa? Ben de kırdım bütün kanatlarımı ama köklerim hala bedenimde duruyor.
Yavaş yavaş bırakıyorum artık sana yazmayı. Aklının ve kalbinin onda olduğunu
öğrendiğimden bırakıyorum seni. İstemiyorum artık senli bir gelecek, senli bir
roman kahramanının kullandığı güzel cümleler çünkü sen gittiğinden beri
dünyanın en güzel sözlerini artık sadece fotoğrafların dinliyor…<br /></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kirkinci-mum/">Kırkıncı Mum</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kirkinci-mum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17581</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Melankolik Yorgan</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/melankolik-yorgan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/melankolik-yorgan/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 14 Mar 2019 05:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Bayram Şafak Arslan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=17271</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu sözlerimi güneşli bir kış gününde yazıyorum sana. Bilirsin bir güneşten bir de kış ayından vazgeçemem. Belki de bu sebeptendir yazın bile kar yağması başıma… Bu durumun seninle de pek alakası yok açıkçası, ben sadece melankoliyi yorgan yapmışım yatağıma. Biliyorum, kalbim bana ait fakat neden beni bana kırdırıyorsun? Bazen buna dayanmak çok zor geliyor… Dayan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melankolik-yorgan/">Melankolik Yorgan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu sözlerimi güneşli
bir kış gününde yazıyorum sana. Bilirsin bir güneşten bir de kış ayından
vazgeçemem. Belki de bu sebeptendir yazın bile kar yağması başıma… Bu durumun
seninle de pek alakası yok açıkçası, ben sadece melankoliyi yorgan yapmışım
yatağıma. Biliyorum, kalbim bana ait fakat neden beni bana kırdırıyorsun? Bazen
buna dayanmak çok zor geliyor… Dayan diyorum yüreğim dayan ama onda da mecal
kalmamış, anlıyorum. Sanırım o da benim gibi bir gün bitmeyeceğini düşünerek
sevmiş, ne diyebilirim ki? Sen hiç yüreğini karşına alıp konuştun mu? Ben
konuştum. Hatta ara sıra karşıma alıp konuşuyorum onunla. Deli misin sen? Deme!
Dinle. Bu benim için bir çeşit terapi şekli. Geçen gün konuştuk onunla ve şu
soruyu sordum: </p>



<ul><li><em>Hadi
ben acı çekiyorum ama sen neden bu kadar acı çekiyorsun?</em></li><li><em>Sadece
sen sevmiyorsun onu! Ben de seviyorum, ziyadesiyle. Neden bu kadar acı
çektiğimi inan ki bilmiyorum. Korkuyorum… Korkuyorum! Çünkü bilmiyorum ne
yapılır ona benzemeyen bir kadının silüeti benim atışlarımı hızlandırırsa bir
gece…</em></li></ul>



<p>Saçma
diyorsun içinden şu anda, anlıyorum. Saçma gelse bile şunu bil ki ben buyum!
Biraz deli, biraz âşık. Peki, sen hiç korkmuyor musun bu kadar çok sevilmekten?
Gün gelir de benim kokumu mezara gömecek kadar seven bir erkek çıkar diye?
Sanırım korkmuyorsun. Peki, hiç düşünmüyor musun benim seni başrol oynattığım
bu filmde başkasının seni figüran olarak bile oynatmayacağını? Sanırım
düşünmüyorsun. Peki, o zaman şunu sorayım sana: Sen hiç hayallerinden kırıldın
mı böyle büsbütün? Ben kırıldım hatta paramparça oldum. Sen ne yaptın o sırada?
Yine gelmedin değil mi? Bilirsin, aşkı özgürlük olarak tanımlamıştım sana bir
keresinde. Bu sebeptendir ki içimde senin özgürlüğüne doğru uçmayı hazır
bekleyen güvercinlerim var benim… Ama biliyorum ki sana doğru uçsalar, sen
onları da kıracaksın. Oysa ben bu hayatta en çok seni sevmiştim. Elini
vermiştin bana sevgime karşılık hatırlar mısın? Elini verdin ama misliyle geri
aldın hem de kat kat kopara kopara… Bu kadar melankoli yeter. Bak akşam oldu
yine. Ben yine sana yazarken unutmuşum beni ısıtan tek şeyi, güneşi. O halde bu
gece sen beni hatırla. Hiç sevmediğin ve hiç özlemediğin halde hatırla beni. En
azından bunu yapabilirsin benim için çünkü bana borçlusun. Senden bir sevgi
alacağım var, unutma! Şimdi ben bu cümlelerle vedalaşıyorum seninle ama sen suçüstü
yap unutturma kendini…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/melankolik-yorgan/">Melankolik Yorgan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/melankolik-yorgan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17271</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Poğaça Kokulu Hayaller</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/pogaca-kokulu-hayaller/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/pogaca-kokulu-hayaller/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 10 Feb 2019 06:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Bayram Şafak Arslan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16892</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kendimi Butimar kuşu gibi hissediyorum şu sıralar. Öyle çaresiz öylesine umut halinde… Sonumun Metanpontumlu Hippasus gibi olmasından korkmuyor da değilim aslında. Korkum boğulmaktan değil, sende boğulurken tutamamandan korkuyorum. Sevmemenden korkuyorum. Bazen gelip bana: “Peki neden seviyorsun o halde?” diye soruyorlar. Bilmiyorlar. Anlamıyorlar. Sen güldüğün zaman bende frezya bahçelerinin oluştuğunu nasıl bilebilirler ki? Balzac tasvir yeteneğini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pogaca-kokulu-hayaller/">Poğaça Kokulu Hayaller</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Kendimi Butimar kuşu
gibi hissediyorum şu sıralar. Öyle çaresiz öylesine umut halinde… Sonumun
Metanpontumlu Hippasus gibi olmasından korkmuyor da değilim aslında. Korkum
boğulmaktan değil, sende boğulurken tutamamandan korkuyorum. Sevmemenden
korkuyorum. Bazen gelip bana: “Peki neden seviyorsun o halde?” diye soruyorlar.
Bilmiyorlar. Anlamıyorlar. Sen güldüğün zaman bende frezya bahçelerinin
oluştuğunu nasıl bilebilirler ki? Balzac tasvir yeteneğini geliştirmek için üç
bin gün boyunca penceresinden bakarak üç bin farklı manzarayı tasvir etmiştir.
Ben ise seni gördüğüm günden beri yüzlerce veya binlerce farklı şekilde
sevmenin yolunu arar dururum. İnan ki bu durumu bilmiyorlar. Gerçi ben de
anlatamıyorum bendeki yerini. Yazı yazmaktan başka bir şey bilmiyorum ki…
Sadece seviyorum! Severken de çok fazla konuşamıyorum çünkü harfler birer birer
dökülüyor gönül kalemimden. O yüzden sen ben sevgimi kelimeler ile anlatmayı
tercih ediyorum ama sen benim seni sevdiğimi gözlerimden anla. Gözler demişken,
gözlerini tasvir edemiyorum kâğıtlarımda. Helenistik dönemde savaş zamanları
erkekler savaşa gidermiş ve kadınlar da onlar dönene kadar gözyaşlarını
“Unguentarium” adındaki gözyaşı şişesinde saklarlarmış. Ben de sen gözlerinle
güldüğün zaman, gözlerinden dökülen mutluluk parçacıklarını bir bir gönül
şişeme ekliyorum… O gönül şişemi açıp bir gün erguvanlar gibi saçılacağım
etrafa. Belki o gün sen de beni seversin olmaz mı? Kavuşmamızın mahşere
kalmasını istemiyorum. Kavuşmayı istiyorum tıpkı güldüğün zaman yanaklarının gözlerinin
altına kavuştuğu gibi… Bir de poğaça kokularıyla beni karşılamanı istiyorum.
Gerçi poğaça yanakların da benim için kâfi ama olsun. Uzun lafın kısası,
sevilmek istiyorum. Sevdiğim gibi sevilmek hem de. Ben her sabah sana
uyanmaktan bıkmadım ama ben artık birazcık da kendime uyanmak istiyorum. Sahi,
bir gün gelecek misin? Yanlış anlama kendim için değil, gönül şişem için
istiyorum. Gözlerinin kilidi olmadan kapanmayacak bu şişe onu da biliyorum. Hayatımın
çiçekleri dökülüp geriye sadece dikenleri kalmadan gel… </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pogaca-kokulu-hayaller/">Poğaça Kokulu Hayaller</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/pogaca-kokulu-hayaller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16892</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
