<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Ayşenur Akın &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/aysegulakin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 May 2020 07:27:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Sor-UN-lu Mamüller</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sor-un-lu-mamuller/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sor-un-lu-mamuller/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 05 May 2020 04:23:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Akın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19614</guid>
				<description><![CDATA[<p>21.11.2016 Pazartesi Siz hiç unlu mamüllerin yanından geçer misiniz? Bendeki de Soru(n) işte SORUN diye beklemeyeceğim: Sor(un)lusu hala üretimde çok yakında paketlenecek.(diğerleri hazır) İşte size tazesinden bir Sor(un)lu hem de en çıtırından: Hocam bana bu soruyu 3.dersin son on dakikasında anlatacağını söylemişti. Arkadaşlarımın bana engel olma bahanesinden bir türlü yanına uğrayamadığını söyledim. Beni yanına çağıracağı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sor-un-lu-mamuller/">Sor-UN-lu Mamüller</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>21.11.2016
Pazartesi</p>



<p>Siz hiç unlu mamüllerin
yanından geçer misiniz? Bendeki de Soru(n) işte SORUN diye beklemeyeceğim: Sor(un)lusu
hala üretimde çok yakında paketlenecek.(diğerleri hazır)</p>



<p>İşte size tazesinden
bir Sor(un)lu hem de en çıtırından:</p>



<p>Hocam bana bu soruyu
3.dersin son on dakikasında anlatacağını söylemişti. Arkadaşlarımın bana engel
olma bahanesinden bir türlü yanına uğrayamadığını söyledim. Beni yanına
çağıracağı korkusu vardı tabii. İlk benim sorum çözülsün diye yapıştım öğretmen
masasına. Ver şu kalemini yapamadın mı bunu, ben size ne zaman anlatmıştım? Ali
sen bu derste var mıydın? Veli gel bak şu soruya sen yapabilecek misin bakalım?</p>



<p>Ali-Veli Ali-Veli…</p>



<p>49…50 …</p>



<p>Hocamla o günden sonra
Veli’nin nasıl veli bir şahsiyet olduğu yönünde anlaşıyorduk. Velilerinizi
çağırın dediğinde en arka safhalara saklamaya çalıştığım annem ve ben bir de
yapamadığım soru(n)m yüzünden en arkalara düşmüştük. Sorum neyse ki çözülmüştü.
Bak işte annemin bile masadaki soruyu görmesi ne güzel değil mi? Bir de
gözünden kaçtığı şeylerin olduğunu söylerim daha geçen gün Öğretmeninize
Sor(un)! Dediğini hatırladım…</p>



<p>Sor(um) çözüldü anne
diyesim yok şu aralar…</p>



<p>Sorunuzu çözemezseniz
saat 17.00 ile 18.00 arasında etüt merkezi faaliyetteymiş. Bakıyorum ekmek
kuyruğu gibi uzayıp gidiyorlar. Masada oturan beyaz önlüklü Neco Dayı’ya
benziyor şu adam, deyince Veli demez mi: Seni hocama diyeyim de sor(un)u
çözmesin.</p>



<p>Ben zaten sor(un)umu
çözemedim. Siz Sor(un) durun…</p>



<p>Ekmekçi Necati
Dayı diyesim varsa da bir yönden haklı gibiyim. Bazen avukat gibidir, sorularına
gönül dayanmaz, bazen gerçekten eli ekmek tutan fırıncı gibidir; hanesi fırının
karşısındadır. Sabahları günaydın dememeyi pek bir sever,(Elindeki sıcacık
çöreğe bakıyorum da gerçekten çok sıcakmış, fakat ne yazık çabucak soğuyor!)evinin
karşısındaki fırıncıdan baharatlı çöreklerden alır koridorlar hep baharat
kokar. İşte bakın Veli’nin test kitabının araları hep baharattır!</p>



<p>Tüm sorular tüm
hızıyla çözülüyordu. Benim sorularım malum soru sayılmazlar. Tıpkı annemin
dediği gibi balıktır onlar. Bizim havuz problemlerimizdeki balıkları hiç
duydunuz mu? Bakın ben söyleyeyim bir havuz 3 saatte dolar 3 saatte boşalır,
balıklar(sazan cinsleri) ölene kadar çırpınır.3 saat sonra da çöpçü balıklarını
salarlar üstlerine…</p>



<p>Sıra bana geldi,
cebimdeki buruşuk test kağıdını çıkarıverdim. Veli’nin kitabındaki o itinalı
çözümler, ben de,Sor(un)un x’i de y’si de gözükmüyor. Allah Allah şimdi bilinmeyenler
de yok dedim içimden Necati Bey soru(n)larına başlayacak: Hani bilinmeyenler?</p>



<p>Sayayım mı hocam?(sayamam
hocam!)</p>



<p>Necati hoca
gözlüklerini Veliye tasdikle bana nispetle bir çıkardı bir taktı.(Necati hoca
diyorum ortam gergin)</p>



<p>Evladım soru(n)u
sormaya ne hacet var ki? Sor(u)nun bilinmeyenleri bile belli değil. Daha
sorduğun soru(n)dan haberin yok senin. Sana şimdi ne demeli?</p>



<p>Veli’nin daha
önce rastlamadığım kıs kıs gülüşlerine tanık olmuştum. Necati Hoca’nın güldükçe
ağzından sıçrayan baharat ve susamlarından haberi olmadığı gibi soru(n)dan da
haberi yoktu…Arkamı döndüm, tek çareyi eve gitmekte buldum. Necati Hoca: Senin
sor(un)un ne evlat? Deyince bir kere daha hakkımı kaybettiğimi anladım. Necati
öğretmen soru(n)mu ben soru(n)umu çözemeyince soru(N)ları yine ezberlemeyi
yeğledim. X’ler Y’ler in önünde kuyruk oluşturan insanlar gibi sıradalardı. Ne
zaman Necati Hoca: Hadi bu soru(N)yu çözün dediğinde Sor(un)lu mamüllerin
karşısında aynı baharatlı çörekler tüketilirken&nbsp;
aynı sor(u)nların üretildiğini görürüm.</p>



<p>Taze, dumanı üstünde bir Sor(UN) daha çıktı işte! Karşı ki fırından…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sor-un-lu-mamuller/">Sor-UN-lu Mamüller</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sor-un-lu-mamuller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19614</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnfial</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/infial/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/infial/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 11 Feb 2020 04:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Akın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=19296</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kulaklarımın en büyük küpesi, Hangi piyasadadır? Tezgahında izdüşümü; Gözümde düşürümlü miktarıdır. Şu âhir ömürde, Gözü aç ibre, Boynumda… Anka kuşu göremeyişim, Rüyalarımda; Kanatlarımın takılmayışıyla bâkir. Ölçülerim elbisemde değilken, Baştan aşağı, Kesitlerim belli. Canım soluğumda; Elleri kesik bir terzi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/infial/">İnfial</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Kulaklarımın
en büyük küpesi,</p>



<p>Hangi
piyasadadır?</p>



<p>Tezgahında
izdüşümü;</p>



<p>Gözümde
düşürümlü miktarıdır.</p>



<p>Şu âhir
ömürde,</p>



<p>Gözü aç
ibre,</p>



<p>Boynumda…</p>



<p>Anka kuşu
göremeyişim,</p>



<p>Rüyalarımda;</p>



<p>Kanatlarımın
takılmayışıyla bâkir.</p>



<p>Ölçülerim
elbisemde değilken,</p>



<p>Baştan
aşağı,</p>



<p>Kesitlerim
belli.</p>



<p>Canım
soluğumda;</p>



<p>Elleri kesik
bir terzi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/infial/">İnfial</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/infial/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19296</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Küçük Adam</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kucuk-adam/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kucuk-adam/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 05 Dec 2019 04:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Akın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18998</guid>
				<description><![CDATA[<p>Nerede olduğumu biliyordum. Üç kere gelmiştim buraya. Üçüncü gelişimde ona rastladım. Yanıma telaşsız duruşunu sergileyerek oturdu. Halbuki insanlar vapura kendisini atmak için telaşlı idi önceki seferler. Yanıma neden oturduğunu bilmiyordum. Bu adam annemi eteğinden çeke çeke zorla götürdüğüm o filmdeki adama benziyordu. Yoo, hayır hayır! Bu adam o kadar şişman ve acımasız görünmüyordu. Üstelik eli [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kucuk-adam/">Küçük Adam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Nerede olduğumu biliyordum. Üç kere gelmiştim buraya. Üçüncü gelişimde ona rastladım. Yanıma telaşsız duruşunu sergileyerek oturdu. Halbuki insanlar vapura kendisini atmak için telaşlı idi önceki seferler. Yanıma neden oturduğunu bilmiyordum. Bu adam annemi eteğinden çeke çeke zorla götürdüğüm o filmdeki adama benziyordu. Yoo, hayır hayır! Bu adam o kadar şişman ve acımasız görünmüyordu. Üstelik eli sakalına her gidişinde gözleri üzerine basa basa kapanmıyordu. Ona baktım. Gülümsedi. Ağzının kenarındaki sakallar bıyıklarına göre daha çok beyazlamıştı. Annem: ‘’Şuna bak beyaz beyaz sırıtıyor.’’ demişti. ‘’Beyaz beyaz sırıtmak ne demek?’’ diye sorduğumda ‘’Aman okuduğum romanda geçiyordu oğlum küçüksün anlamazsın.’’ demeyi yeğledi. Adam acaba solumuzda bekleyen balıkçılara mı dalmıştı? Yoksa ellerini sakallarına her götürüşünde şu adını hatırlayamadığım filmdeki adam gibi birilerine saldırma planı mı yapıyordu? Küçük küçük oturdum. Ayaklarımı bir taraftan sallıyordum. Bankta en küçük yerde oturan bendim. O büyüktü, yaşlıydı çünkü… Sakalları vardı ve elleri kocaman sakallarını içine alabiliyordu. Bir anda hohlayıverdi. Korktun mu evlat? dedi. Vapura mı yoksa balıkçılara mı bakıyorsun amca? dedim. Güldü. Çok ciddiydi gülmez sandım. Aslında güldüğünde ağzı gözükmemişti ama soğuk havaya karışan boğuk nefesiyle güldü bana. Küçük adam, sence vapura binmeli miyim? Yoksa şu ağa takılan balık gibi kurban mı olmalıyım? dedi. Utana sıkıla vapur… dedim. Yerinden doğrulur gibi yaptı. Gidince mutlu olacak mıyım? diye sordu. O adam ölüyordu dedim. Filmin adı yine aklıma gelmedi. Ölürüz be çocuk! dedi. İkinci defa güldüğünde saçı ile sakalının bitiminden akan bir gözyaşı elime damlayıverdi. Burnunu çekti, güldü, güldüm ve gitti. Tıpkı o filmdeki gibi… Giderken ellerini cebine attı, sesinde anlayamadığım bir ifade ile: ‘’ Eyvallah küçük adam!’’ dedi. Vapurun düdüğü çalıyordu, balıkçılar kovasını doldurmuştu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kucuk-adam/">Küçük Adam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kucuk-adam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18998</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Katarsis</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/katarsis/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/katarsis/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 08 Oct 2019 04:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Akın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18623</guid>
				<description><![CDATA[<p>En ince bellisinden bir yudum alıyorum. Ayrılıkların, Yutağımda gizil maişetidir. Tek freni tutuk çocuğun; Ne zaman yüzüne fırlatılırsa Gün yüzüne çıkar. Yüzümle dudaklarım arasında ne üzümler ezilir. Meyvesi gözlerindir. Bütün ezilmişlerin kolonisi Ayrılıklardan mücehhez; Çıkrıklar susarken ürkütülür. Çakralarım; Apardı gözlerimi. Benimse gözlerim; Çakısını göğsünde bileyledi. İki kaburgamın arasında, Dolaştı bulantılar. Öğürdü uzakları… Ya onlar? Parmaklarıma [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/katarsis/">Katarsis</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>En ince bellisinden bir yudum alıyorum.</p>



<p>Ayrılıkların,</p>



<p>Yutağımda gizil maişetidir.</p>



<p>Tek freni tutuk çocuğun;</p>



<p>Ne zaman yüzüne fırlatılırsa</p>



<p>Gün yüzüne çıkar.</p>



<p>Yüzümle dudaklarım arasında ne üzümler ezilir.</p>



<p>Meyvesi gözlerindir.</p>



<p>Bütün ezilmişlerin kolonisi</p>



<p>Ayrılıklardan mücehhez;</p>



<p>Çıkrıklar susarken ürkütülür.</p>



<p>Çakralarım;</p>



<p>Apardı gözlerimi.</p>



<p>Benimse gözlerim;</p>



<p>Çakısını göğsünde bileyledi.</p>



<p>İki kaburgamın arasında,</p>



<p>Dolaştı bulantılar.</p>



<p>Öğürdü uzakları…</p>



<p>Ya onlar?</p>



<p>Parmaklarıma geçirilmiş yeni aramasalardı?</p>



<p>Bulamadılar…</p>



<p>İçimin en bulanığında;</p>



<p>Beni her yanıma buladılar.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/katarsis/">Katarsis</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/katarsis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18623</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Düşsel Geleceğin Şimdiki Zaman Senkronizesi : 1984</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dussel-gelecegin-simdiki-zaman-senkronizesi-1984/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dussel-gelecegin-simdiki-zaman-senkronizesi-1984/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 04:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Akın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18391</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#160;&#160;&#160;&#160; ‘’İzm’’ler idrâkimize giydirilmiş deli gömlekleridir. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Cemil Meriç Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, George Orwell tarafından kaleme alınmış alegorik bir politik romandır. Hikayesi distopik bir dünyada geçer. Distopya romanlarının ünlülerindendir. Özellikle kitapta tanımlanan Big Brother (Büyük Birader) kavramı günümüzde de sıklıkla kullanılmaktadır. Aynı zamanda kitapta geçen &#8220;düşünce polisi&#8221; gibi kavramları da George Orwell günümüze kazandırmıştır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dussel-gelecegin-simdiki-zaman-senkronizesi-1984/">Düşsel Geleceğin Şimdiki Zaman Senkronizesi : 1984</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p><strong> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong>‘’İzm’’ler idrâkimize giydirilmiş deli gömlekleridir.</p>



<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cemil Meriç </p>



<p>Bin
Dokuz Yüz Seksen Dört, George Orwell tarafından kaleme alınmış alegorik bir
politik romandır. Hikayesi distopik bir dünyada geçer. Distopya romanlarının
ünlülerindendir. Özellikle kitapta tanımlanan Big Brother (Büyük Birader)
kavramı günümüzde de sıklıkla kullanılmaktadır. Aynı zamanda kitapta geçen
&#8220;düşünce polisi&#8221; gibi kavramları da George Orwell günümüze kazandırmıştır.
Kahramanlar üzerinden dönemin değer yargılarını da görmek mümkün oluyor. Orwell
bunları ustalıkla kurgulamış ve dünyayı bir oyun tahtasına ve tezgah kumpasına
benzetmiştir. Kendi çarklarında serbestçe dönen insanlar başkalarının çarkında çevrildiklerinde
makineleşmenin nasıl bir durum olduğunu görüyorlar. Bireyselliğin yok edildiği,
salt doğruların kabul edildiği, totaliter bir dünya görüşü, ruh boyunduruğuna
hapsolmuş insanlar için nasıl bir ömür biçer? </p>



<p>Yazar
distopik bir dünyanın sadece 1984’lerle sınırlı olmadığını dünün bugüne, bugünün
yarına yansımalarını okuyucunun üzerinde bir iz düşüm ilan ediyor. Kitap, Okyanusya
toplumunun baskıcı liderleri olan ‘’Büyük Birader’’ üzerinden döneminin
eleştirisini ve analizini yapmaktadır. Her şeyi gören ve bilen
bir devlet&nbsp;toplumun tüm denetimine hakimdir.&nbsp;Totaliter bir yönetim
şekline sahip olan Okyanusya, tam anlamıyla baskı ile yönetilmektedir. Ülke,
Büyük Birader olarak anılan bir lider ve Ingsos (İngiliz Sosyalizmi) Partisi
tarafından yönetilmektedir. Parti, iktidarını sürekli gözetim ve muhbirlikle
sağlamlaştırmaktadır. Politik anlamda tek rakip ise devrim sırasında Büyük
Birader ile aynı tarafta bulunmuş olan fakat sonradan yönetimle fikir
ayrılığına düşerek Parti aleyhtarı bir tutum izleyen Emmanuel
Goldstein’dir.&nbsp;Toplumlar sınıflara ayrılmıştır. Eşitsizlik ve üstünlük bir
manifesto misali insanlığın üzerine asılmıştır. Seneler öncesinin zilleri bugün
de çalıyor aslında; bugün‘’mobbing’’kavramının yaygınlaşması bile statü ve
hiyerarşinin baskısını çağrıştırıyor, modernize olan toplumların hızla büyüyen
tohumlarına damıtılıyordu.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Halk, iletişim araçları ile gerçeklerden
farklı durumlara dayatılır, inandırılır. Egemen olan parti halkın isteğinden
bağımsız bir tavır sergiler. Geçmişteki olaylar silinir, yerine başka olaylar
tayin edilir. Parti her türlü bilginin kontrolünü elinde tutarak bir kumanda
misali insanlığın da frekanslarıyla oynayabilir; oynamıştır da. Bizim geçmişten
geleceğe olan bağlantımızı ve yayın akışımızı bozarlarsa? 1984 ve ötesinde…</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan öz bilincinin, benliğinin ve
kendisini gerçekleştirme hiyerarşisinin zirvesinde olmak ister. Bu, onun için
bir ruhsattır; kendisini kendisinden de başkalarından himaye etmek ister. Bu, belli
güçler tarafından daraltılırsa insan, ruh ve beden dünyasının esiri olur. Kendi
evrenini bile aşamaz ki ötesini görsün! İnsanın duygu ve düşünce dünyası
başkalarının elinde şekillenmek zorundadır. Bu bize ‘’Fabrika Eğitim Modeli’’ni
hatırlatır. İnsanlar belli kalıplara, paketlere sokulur ve piyasaya sürülür. Herkes
kendi faturasının mesuliyetindedir. Tıpkı 1984 kitabındaki gibi proletarya
sınıfı rejimin süzgecinden geçirilir, hamurunu güçler yoğurur ve kalıplara
dökülürler… insanlar eğitilir, insanlar eği(l)tilir (!)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ‘’ İnsan insana nasıl hükmeder ,Winston?</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Winston biraz düsünüp :&#8221;Acı
çektirerek &#8221; dedi.</p>



<p>      “Geçtiğimiz on yıl boyunca en çok yapmak istediğim şey politik yazıyı bir sanata dönüştürmektir. Çünkü ifşa etmek istediğim bazı yalanlar, dikkat çekmek istediğim bazı gerçekler var. Görev, bu çağın bizi yapmaya zorladığı gerçek halk ve toplumsal aktiviteler yoluyla benim içime işlemiş olan, hoşlandığım ve nefret ettiğim şeylerin uzlaşmasını sağlamaktır.” diyor George Orwell. Öyle de olmuştur. Okyanusya’ya yakışmak, partiye yakışmak, kurallara yakışmak, sadakate yakışmak…Winston en başta otoriteye karşı fikir geliştiren bir memurdur. Gittikçe artan şüpheleri ile birlikte kafasındaki tabuları da yıkmaya başlar, fakat aşık olduğu kadın olan Julia çoktan rejimin sevdalısı olmuştur bile. Julia ile tanıştıktan sonra eski Winston değildir artık. Her şey doğrudur. Hatta 2+2=5 bile…</p>



<p>      Okyanusya sokakları donatılmıştır. Posterler…Posterler…Hepsi insanlar içindir. Çünkü insanlar birileri tarafından kontrol edilir. Birileri birilerini gözetler. Düşünmek sessiz bir çığlığa bürünür. Düşünmemeniz, düşünememenizdir. Doğru olmayan doğrular, yanlış olmayan yanlışlar vardır. Fikirleriniz sizin fikirleriniz değildir. Belkileriniz vardır. Acaba bugün yanlış bir şey söyler miyim? Sonra dersiniz ki: Yanlışım benim yanlışım değil, doğrularım da yanlış olabilir. Özgür fikirlere sahip olamayan insanların kanatlarına çelikten kanat takılmış derim ben. Çünkü onlar hiçbir zaman düşünce ve ruh dünyasının göğünde uçamayacaklardır. Kanatları ağırdır, kanatları birileri tarafından verilmiştir. Birileri gökyüzünde uçan kuşları vurmak için silahına sarılmıştır. Bugün ben de avlanmayım der insan. Bilir ki sert siyah bıyıklı, sert mimikleri olan kırk beş yaşlarında bir çehre seslenir: Büyük Birader’in gözü üzerinizde!</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birileri size’’Siyah beyazdır.’’diyorsa
öyledir. Her şey bir çelişki üzerine inşâ edilebilir. Okyanusya’da bu, halka
manipüle edilmiştir. Otoritenin dikteleri halkın ağzına dikilen iplikler
gibidir. İnsanlar susturulmuş ve boyun eğmeye mecbur bırakılmıştır. Bir şey
yanlış olsa da o, insanlara empoze edilebilir. Yazar bu anlayışla döneminin
paradoksunu da veriyor.1984 Okyanusya’da hayat: ’’Savaş barıştır, özgülük
köleliktir, cahillik güçtür. Büyük Birader’in ‘’Ignsos’’u gibi her şey kendi
içinde idi ama dışarıda bırakılmıştı. İnsan gerçeklerden ve doğrulardan soyutlanmış
olarak bir şeylere mecbur bırakılıyordu: Büyük
Birader’in gözleri her yerdeydi, ve her yerde kulağı vardı. Hep sizi izleyen o
gözler ve sizi sarıp kuşatan o ses… Uykuda ya da uyanık, çalışırken ya da yemek
yerken, içeride ya da dışarıda banyoda ya da yatakta…Kaçış yoktu. Kafatasınızın
içindeki birkaç santimetreküp dışında, hiçbir şey sizin değildi. Ben bu kitabı
okuduktan sonra kendi dönemimizle karşılaştırıp bazı durumlara felsefî bir
sorgulayışın gerekliliğine inandım. Bu bakımdan 1984 yalnız bir edebiyat eseri
değil, aynı zamanda bir ahlak ve felsefe kitabı idi. Bir siyasetnâme idi.’’Doğru
bir arkadaş, doğru bir yönetici veya doğru bir meslek erbâbı nasıl olmalıdır?’’
sorularına kendimce çok cevaplar buldum.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Ansızın irkilerek uyanmak, hoyrat bir
elin omzunuzu sarması, gözlerinize tutulan ışıklar, yatağı çevreleyen acımasız
yüzler… Çoğu zaman ne yargılama olurdu ne de tutuklama raporu tutulurdu.
İnsanlar ortadan kayboluverirdi, o kadar. Adınız kayıtlardan silinir,
yaptığınız her şeyin kaydı yok edilir, bir zamanlar var olduğunuz bile
yadsınır, sonra tümden unutulurdu. Alışılmış deyimle: Buharlaşırdınız.</p>



<p>&nbsp;&nbsp; ”Bugün bile aynı değil midir? Bilgiler
silinir, doğrular silinir, insanlar denenir, elenir…Herkes tekdüzeliğe mecbur
bırakılır, herkeste bir çift düşünme furyası başlar. Sene 1984’tür. Herkes aynı
düşünmelidir. Düşünce suçu, ölümü gerektirmez: Düşünce suçunun kendisi
ölümdür.” Irza geçme, yağmalama, çocukları boğazlama, tüm halkı köleleştirme,
hatta tutsakların kaynar suya atılması ve diri diri gömülmesi normal sayılmakta
hatta yapan kendi ülkeniz ise desteklenmektedir. Bu bir insanlık suçuydu ama
birileri buna sessiz kalmakta direniyordu, birileri buna şöyle diyordu: Sapkınların
sapkınlığı sağduyudur.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Orwell kitap boyunca sorgulama içindedir.
Kahramanımız&nbsp; Winston Smith,&nbsp; Devrim öncesi hayatı merak etmekte, bu
hayatı sorgulamaktadır. Kendisi gibi sorgulayan insanları bulmak istemekte, ama
kendisi gibi sorgulayan insanlar bu düşünceden mahrum bırakılmıştır.&nbsp;Winston’un
bu yaptıkları parti yasalarına göre yasaktır. Çünkü içinde bulunduğu parti sorgulamaya,
düşünmeye izin vermez. Bu korku mağarasının içinde iz süren insanlar ellerine
aldıkları ateşlerle yollarını bulmayı ve kaybolmamayı isterler; halbuki
birileri tarafından acımasız bir takipte olduklarını bile bile…Peki özgürlük
geldi mi?</p>



<p>’’Özgürlük,
iki kere iki dört eder diyebilmektir.’’ Buna izin verilirse (!) arkası gelir. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dussel-gelecegin-simdiki-zaman-senkronizesi-1984/">Düşsel Geleceğin Şimdiki Zaman Senkronizesi : 1984</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dussel-gelecegin-simdiki-zaman-senkronizesi-1984/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18391</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ay Çıkmazı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ay-cikmazi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ay-cikmazi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 20 Aug 2019 04:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Akın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18311</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ne olduğunu bilmeyelim. Ayın coğrafî konumuna müstebit, Bir şiir kesbetmek yalnız mecburiyettir. Ayın dokunaklı sessizlik diafonunda, Ne kadar iç çekişim kaldı diyaframımda, Bilemem. Yüz görümlüğü diye, Yüzümün iki ucundan tutsalar da; Ayın izafesine münferit kılsalar. Çok kişilik yalnızlığın aydan berkitildiği, Geceleri mi var aramızda? Peki ben neden içim sıra balıklama sevdalanırım? Kendi izdüşümünü karışlayacak kadar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ay-cikmazi/">Ay Çıkmazı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Ne olduğunu bilmeyelim.</p>



<p>Ayın coğrafî konumuna müstebit,</p>



<p>Bir şiir kesbetmek yalnız mecburiyettir.</p>



<p>Ayın dokunaklı sessizlik diafonunda,</p>



<p>Ne kadar iç çekişim kaldı diyaframımda,</p>



<p>Bilemem.</p>



<p>Yüz görümlüğü diye,</p>



<p>Yüzümün iki ucundan tutsalar da;</p>



<p>Ayın izafesine münferit kılsalar.</p>



<p>Çok kişilik yalnızlığın aydan berkitildiği,</p>



<p>Geceleri mi var aramızda?</p>



<p>Peki ben neden içim sıra balıklama sevdalanırım?</p>



<p>Kendi izdüşümünü karışlayacak kadar</p>



<p>İbtidâi miyim?</p>



<p>Yoksa mübdelâ olmamdan mıdır?</p>



<p>Her gece canı çekilen yerlerimden tutuluşum.</p>



<p>Bu bir sefarettir ellerim kıymıklarına takılmışken</p>



<p>Can pazarına çıkışım.</p>



<p>Kaç tane sığdırdım bilemem</p>



<p>Yenilmiş yerlerimden.</p>



<p>Ezelden midir bir yağmacı düşer peşime?</p>



<p>Taş koyar işime,</p>



<p>Yaş koyar gözüme,</p>



<p>Peki ben neden her baş köşede,</p>



<p>Kendimi senden az severim?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ay-cikmazi/">Ay Çıkmazı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ay-cikmazi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18311</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık Paylaşımı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yalnizlik-paylasimi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yalnizlik-paylasimi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 16 Aug 2019 04:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Akın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18298</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Tek bir yalnızlık vardır.O da yalnız kalamamaktır,tamamen onunla olamamaktır.&#8221;diyor Cemil Meriç. Peki ne demek istiyor? Biz gerçekten yalnızlık dediğimiz şeyi tam anlamıyla yaşıyor muyuz? Yoksa yalnızlıkla aramıza giren başka iyeler de mi var?&#8221; Bir ben vardır benden içeri.’’diyen Yûnus’un sözüne içerlenmeli mi?Belki de içimize tıktığımız ve onlara kulağımızı tıkadığımız bir ’’Ben’’içerlemiştir bize. Olamaz mı?Yalnızlığımızla bize [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yalnizlik-paylasimi/">Yalnızlık Paylaşımı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Tek bir yalnızlık vardır.O da yalnız kalamamaktır,tamamen onunla olamamaktır.&#8221;diyor Cemil Meriç. Peki ne demek istiyor? Biz gerçekten yalnızlık dediğimiz şeyi tam anlamıyla yaşıyor muyuz? Yoksa yalnızlıkla aramıza giren başka iyeler de mi var?&#8221; Bir ben vardır benden içeri.’’diyen Yûnus’un sözüne içerlenmeli mi?Belki de içimize tıktığımız ve onlara kulağımızı tıkadığımız bir ’’Ben’’içerlemiştir bize. Olamaz mı?Yalnızlığımızla bize iştirâk eden kalabalığımızın elinden tutmalı ve gönlümüzün kuyularına, kuytularına attığımız nice Yûsufları gün yüzüne çıkarmalıyız diyorum. Belki o zaman dejenere olmuş güzelliklerimizin ne bir kılıfa ne de bir maskeye ihtiyacı olur.</p>



<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Modernize olmaya temâyül edenler: &#8220;Biz modern olmalıyız!&#8221;lafını pelesenk edip batırıyorlar dillerinin çuvaldızını kafalarını kaldırdıkları her yere. Kimi özüne batırılmamış sarı bir tenekeyi asıyor boynuna &nbsp;medeniyet madalyası diye.</p>



<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tüm seçkin kalabalıklar, topluluklar&nbsp; içinde:’’Ben artık yalnız değilim.’’yalanını yamıyoruz dilimize. Şimdi soruyorum: Şehirlere sıkışmış, metropoller arasında ezilmiş; bir çocuğun dirseklerinden, dizlerinden silinen o masum yaralar mıydı yalnızlık?</p>



<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Camekânların, alışveriş merkezlerinin, şirketlerin, çok katlı gökdelenlerin içine sığdırılmaya zorlanmış o büyük yalnızlıklar yerleşecek Bohemyalarını ölü topraklara inşa ederler. Bedenimiz bize emanet bırakacak yerlerimize öyle kötü şeyler doldurur ki ruhumuzun anahtarını hep aynı paspas altında saklamak zorunda kalır.Yalnızlık denilen şey bu olmaz diyorlar. Halbuki kabalaşıyoruz, kalıplaşıyoruz, kalabalıklaşıyoruz bir kaos yaratırcasına. Birbirlerini kemiren oburlarımızın diline sahip çıkamıyoruz; ilişkilerimiz sıska ve güdük kalıyor. Bu bir bunalımdı belki de. Liğme liğme edilmiş ruhlarımızın bir yerlere takılıp kalmış tarafıydı.Bir yanımızdan teğellenmişken bir daha hiç çözülemeyecek kadar kör bir düğüm müydü bu yalnızlık?</p>



<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yalnızlık her yerde. Spot ışıklarının altında bile var.Bir pandomima sanatçısını yahut bir palyaçoyu hayal edin; perde açılır,oyun başlar.Sahne kalabalıktır. Alkışlanırsınız, kıvanırsınız. Böylece: &#8220;Ben artık kıvamıma geldim.’’ dersiniz. Oyununuz bitmiş; büyük perdeler çekilmiştir yüzünüze. Son perde de oynanmıştır. Salon boştur artık. Sahnede sadece siz varsınızdır bir de spot ışıkları.Birazdan onlar da söner ve bu sefer de başka bir oyun sergilenir. Sahte kalabalığınızın gölge oyunlarıyla baş başa kalırsınız. Trajedisi de vardır yalnızlığın komedisi de olacaktır. Çünkü hepsi kalabalığımızın bizden uzaklaşma serüvenini anlatır. İçimizdeki kayıplar, Gratel’in yollara döktüğü ekmeklerden evin yolunu bulabilme parodisini yaşar.Halbuki insanın ilk macerası kendi merkezine yolculuk etmeyi hasıl eder. İçten içe bir seyr ü sülûk halidir kendimizi kendimize getiren.</p>



<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yollarımıza koyduğumuz taşlardan da ellerimizi koyduğumuz taşlardan da haberdar değil miyiz aslında? Ne zaman yalnızdık biz? Yazarken yalnız mıydık? Yazdıklarımızın kaderini kalemimizle yaşamıyor muyduk?Hermann Hesse’in dediği gibi:’’Yalnızlık, alın yazımızı kendi kendimize ulaştırmak için başvurduğumuz yolumuzdur.’’</p>



<p>Ne zaman yalnız kaldık biz? Ahmet Cemil Lâmiâ’ya kavuşamadığında bârân-ı elması yalnız bırakmış mıydı onu? Samim Simeranya’ya kaçtığında kendi ile karşılaşmamış mıydı yine? Yalnızlıkta kendi cümlesi bile eşlik ediyor insana diyor Nuri Pakdil. Bizimle hem dem olanları, içimize sokulanları elimizin tersiyle öyle itiyoruz ki:’’Artık tamamen özgürüm!’’ yalanını uyduruveriyoruz. Halbuki kalemi elimize aldığımızda başlıyor hengame;kimler kimler musallat oluyor bize. Çekişip çekiştiriyoruz yakasına yapışarak: ’’Sen de nereden çıktın şimdi?’’ diye sitemimizi de eksik etmiyoruz kelimelerimize.</p>



<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ‘’Birbirimize kıyamet kadar yakın,kıyamet kadar uzak;ama kıyametler içindeyiz.’’diyor Exupery. Arafta mıyız bir bakıma? Kıyametler içinde bizi kendimize getiren bir sûru bekliyor kulaklarımız.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kimi zaman birileri ile kesişti yolumuz.Hayatımızın çıkmaz sokaklarına çıkanlar da vardı,bizi avucunun içi gibi bilenler de…Şimdi diyorum ki:Ne çok tanımışlar beni yalnızlık dediğim şu kalabalık hanemde.Soframda böldüğüm ekmeğime katık,sırtımda taşıdığım bohçama azık oldular.Seriyorum örtüsünü hayatın mükellef sofrasına,doyuruyorum her gün doğan yalnızlarımı: Bölüşüyoruz içimden gelen ne varsa!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yalnizlik-paylasimi/">Yalnızlık Paylaşımı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yalnizlik-paylasimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18298</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Refik Bir Gül Bilmecesidir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/refik-bir-gul-bilmecesidir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/refik-bir-gul-bilmecesidir/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 10 Aug 2019 04:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Akın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=18253</guid>
				<description><![CDATA[<p>Uzatırım kollarımı. Sessizliğim kuşlarımı kaçırır. Bir tek dalım vardır konduracak, Soluğumda bir gül bulamayışım, Bağırtır hecelerimi; Seslere yer açtı. Koz kırıldı sessizlikte, Sessizliğime eşlik eden refikim, Kuşlarını büyütür ellerinde. Kuşlarım köhnelerime şerik, Eşikleri yoktur külbelerimin. Gelene yer açtı. Ceviz bağlı kilidim, Can simidim yoktur. Cana susamışlık, Dilinde yer açtı. Bağda üzüm üzüme, Bakarken görmedi. Karasını; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/refik-bir-gul-bilmecesidir/">Refik Bir Gül Bilmecesidir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Uzatırım kollarımı.</p>



<p>Sessizliğim kuşlarımı kaçırır.</p>



<p>Bir tek dalım vardır konduracak,</p>



<p>Soluğumda bir gül bulamayışım,</p>



<p>Bağırtır hecelerimi;</p>



<p>Seslere yer açtı.</p>



<p>Koz kırıldı sessizlikte,</p>



<p>Sessizliğime eşlik eden refikim,</p>



<p>Kuşlarını büyütür ellerinde.</p>



<p>Kuşlarım köhnelerime şerik,</p>



<p>Eşikleri yoktur külbelerimin.</p>



<p>Gelene yer açtı.</p>



<p>Ceviz bağlı kilidim,</p>



<p>Can simidim yoktur.</p>



<p>Cana susamışlık,</p>



<p>Dilinde yer açtı.</p>



<p>Bağda üzüm üzüme,</p>



<p>Bakarken görmedi.</p>



<p>Karasını;</p>



<p>İkisinin arasında,</p>



<p>Yarısı yarısını aramazken;</p>



<p>Biri ötekinin,</p>



<p>Yarasında yer açtı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/refik-bir-gul-bilmecesidir/">Refik Bir Gül Bilmecesidir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/refik-bir-gul-bilmecesidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18253</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
