<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Müzik Tarihi &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/muzik/muzik-tarihi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:25:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Sister Rosetta Tharpe</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sister-rosetta-tharpe/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sister-rosetta-tharpe/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 12 Sep 2017 21:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10805</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Rock’n Roll’un Anası” olarak adlandırılan ve gitarın siyah azizesi olarak bilinen bu kadın, kendisinden sonraki Amerikalı siyahi müzisyenleri derinden etkileyerek blues müziğinde öncü bir role sahip olmuştur. Ne Chuck Beryy, ne Scotty Moore, James Burton ne de Keith Richards, bu kadın kadar vahşi ve de yenilikçi bir çalış tarzına sahip değildi. Parlak sarışın bir peruk, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sister-rosetta-tharpe/">Sister Rosetta Tharpe</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“Rock’n Roll’un Anası” olarak adlandırılan ve gitarın siyah azizesi olarak bilinen bu kadın, kendisinden sonraki Amerikalı siyahi müzisyenleri derinden etkileyerek blues müziğinde öncü bir role sahip olmuştur. Ne Chuck Beryy, ne Scotty Moore, James Burton ne de Keith Richards, bu kadın kadar vahşi ve de yenilikçi bir çalış tarzına sahip değildi. Parlak sarışın bir peruk, parlak küpeler ve gerdanında yapay elmaslarla süslediği beyaz elbisesinin üzerinde taşıdığı elektronik gitarı ile dönemin öne çıkan kadın sanatçıları olan Bessie Smith ya da Aretha Franklin’le karşılaştırılması mümkün olamayacak kadar eşsiz ve büyüleyici bir yoğunlukta şarkılarını söylerdi.</p>
<p>Asıl ismi Rosetta Nubin olup 1915 yılında bir pamuk tarlasında doğmuştur; bir şarkıcı olan babası ve mandolin çalan annesi Kettie Bell Nublin’i dinleyerek büyümüştür ve böylece kendisi de henüz 4 yaşında iken boyunca gitarı çalabilmeyi öğrenmiştir. Aynı zamanda vaftizci bir psikopos olan ve ritmik müzikal ifadeyi, dansı ve kadınların kilisede vaaz vermesini teşvik eden annesinin çok fazla etkisinde kalmıştır.</p>
<figure id="attachment_10808" aria-describedby="caption-attachment-10808" style="width: 354px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb01.jpg"><img class="size-full wp-image-10808" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb01.jpg?resize=354%2C512" alt="Sister Rosetta Tharpe " width="354" height="512" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb01.jpg?w=354&amp;ssl=1 354w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb01.jpg?resize=207%2C300&amp;ssl=1 207w" sizes="(max-width: 354px) 100vw, 354px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10808" class="wp-caption-text">Sister Rosetta Tharpe</figcaption></figure>
<p>Bilindiği üzere kölelik dönemlerinde Afrikalılar, yaşadıkları stres ve baskıdan bir nebze olsun rahatlayabildikleri tek yer olarak gördükleri beyazların kiliselerine katılma eğilimindeydiler. Bu katılımlar süresinde Hristyan ilahilerini Afrika geleneklerine göre kendi tarzlarında söylemeye başladılar. Aynı zamanda bu durum erken Blues müziğinin beyazlar tarafından ilk duyulduğu ve dikkat çekmeye başladığı döneme işaret eder.  Ancak Sister Rosetta’ya kadar bu müzik hiç bu denli dikkat çekip kaydedilmeye başlanmamıştı.</p>
<p>Altı yaşına geldiğinde Tharpe, düzenli olarak seyahat eden bir evanjelik grubunda sanatçılık yapan annesine katılmıştı. Ünü Güney Amerika’nın ötesine henüz geçmeden önce “Şarkı söyleyen ve gitar çalan bir mucize” olarak tanımlanmaya başlayan Rosetta annesinin bir kısmı vaaz, bir kısmı gospel konseri olan performanslarına eşlik etmeye başladı.</p>
<p>Zamanla gospel müziğinin ilk büyük kayıtlı yıldızı haline gelmeye başladı. Gospel müzisyenleri arasında “rytham and blues” ve “rock’n roll” dinleyicilerine de hitap edebilen ilk şarkıcıydı. 1930 ve 40’lı yıllarda gospel müziği seküler izleyiciler arasında da popüler hale getirdi. Böylece Nina Simone ve diğerleri onun peşi sıra sahneyi almaya başladılar.</p>
<figure id="attachment_10810" aria-describedby="caption-attachment-10810" style="width: 539px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb02.jpg"><img class=" wp-image-10810" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb02.jpg?resize=539%2C673" alt="Sister Rosetta Tharpe " width="539" height="673" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb02.jpg?w=1200&amp;ssl=1 1200w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb02.jpg?resize=240%2C300&amp;ssl=1 240w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb02.jpg?resize=820%2C1024&amp;ssl=1 820w" sizes="(max-width: 539px) 100vw, 539px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10810" class="wp-caption-text">Sister Rosetta Tharpe</figcaption></figure>
<p>1920’lerin ortasında, Tharpe ve annesi Chicago’da Illinois’e yerleştiler ve burada 40. caddedeki meşhur COGIC kilisesinde dini konserler vermeye başladılar; arasıra kilise toplantılarında sahne almak üzere ülkenin farklı bölgelerine de yolculuk ediyorlardı. Tharpe, siyah kadın gitaristlerin nadiren ortaya çıktığı bir dönemde önde gelen bir müzik dehası olarak ün yaptı. “Didn’t it rain” şarkısında olduğu gibi, performanslarına çok fazla ruhsallık katan şarkıcı, ilk kez bir  tren istasyonunda duyulduğu düşünülen blues müziğini bundan daha fazla hissederek dinleyemeceğiniz tek yer olan bir istasyonda çalarak müthiş bir ilham kaynağı oldu</p>
<p>31 Ekim 1938’de 23 yaşındaki Tharpe, Luck Millinder’in caz orkestrasının desteğiyle Decca Records için ilk kez dört taraflı  kayıt yaptı. Bu yıllarda 23 Aralık’ta, klasik müziğin olduğu kadar Blues müziği tarihinde de önemli bir yeri olan Carnegie Hall’da “Spirituals to Swing” (<em>İlahilerden Swing’e)</em> adlı konserinin ardından yüksek ses getirmekle birlikte kötü şöhret kazandı, çünkü izleyiciler için etkileyiciliğinin yanısıra şok edici olan performansları birçok açıdan devrimci olduğu kadar tartışmalıydı. Seküler gece klübü izleyicileri için blues ve caz müzisyenleri ve dansçılarının yanında gospel müziği yapmak; alışılmadık ve olağandışıydı ve muhafazakar dini çevreler de böyle bir ortamda gitar çalan bir kadın için kaşlarını çattı. Bu nedenlerden dolayı, Tharpe, gospel topluluğunun kesimlerince gözden düştü.   İnanılmaz canlı tempoda düzenlemelerle gospel temalarını birleştiren “This Train” ve “Rock Me” kayıtları 1930’ların sonlarında daha önce gospel müziğine fazla tanık olmamış dinleyiciler arasında hit oldu. Gece klübü performanslarında, yarı giyinik şov kızlarının arasında gospel şarkıları söylemesi, onun gospel toplulukları tarafından daha da dışlanmasına yol açtı.</p>
<p>Aynı zamanda, bu dönemde gitar becerileri ile erkekliğin doğrudan bağlantılı olduğu da belirtilmelidir. Tharpe bu toplumsal cinsiyet yapısına da meydan okudu  bu nedenle gitarı böylesine benzersiz ve cüretkarca çalışından övgüyle söz edilmek yerine medya ve izleyiciler tarafından ortaya atılan övgüler adeta “bir erkek gibi çalabiliyor” şeklini almaya başladı; oysa ki bu gitar yarışında kendisi pek çok erkekten daha iyi çalabilmesiyle ilham alınacak konuma çoktan gelmişti. O bir devrimciydi ve blues’un en parlak döneminde hem müziğin türünü hem de cinsiyetini alt üst etti.</p>
<p>1940’ların başında Tharpe, dini gospel müziğinin, daha seküler seslerle arasında köprü kurmaya devam ederek müzik türleri arasında kolayca yapılan sınıflandırmalara meydan okudu.  Luck Milliender’ın orkestrası eşliğinde “Shout Sister Shout”, “That’s All”  ve “I Want a Tall Skinny Papa” gibi seküler hitleri kaydetti. Tharpe’nin elektro gitarı çaldığı ilk albüm olan “That’s All” kendisinden sonra gelen Chuck Berry ve Elvis Presley gibi gitaristler üzerinde etkili oldu.</p>
<figure id="attachment_10811" aria-describedby="caption-attachment-10811" style="width: 700px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb04.jpg.png.jpg"><img class="size-full wp-image-10811" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb04.jpg.png.jpg?resize=640%2C384" alt="Sister Rosetta Tharpe " width="640" height="384" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb04.jpg.png.jpg?w=700&amp;ssl=1 700w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/09/fotosb04.jpg.png.jpg?resize=300%2C180&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10811" class="wp-caption-text">Sister Rosetta Tharpe</figcaption></figure>
<p>1961 yılında Frémeaux &amp; Associés adlı Fransız plak şirketi tarafından, sanatçıya ait eserlerin tamamı yedi adet çift CD seti olarak çıkarıldı.</p>
<p>En son olarak 2016 yılında şarkıcı Mary Chapin tarafından “The Things That We Are Made Of” albümünde Tharpe adına “Oh Rosetta” adlı şarkıyı yazdı ve kaydetti. Albümün yayınlanmasından sonraki bir turne sırasında Mary Chapin bu şarkıda “Sister Rosetta” ile sohbet etmeyi hayal ettiğini açıkladı.</p>
<p>Kim istemez ki?</p>
<p><strong>Video:</strong></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=SR2gR6SZC2M">https://www.youtube.com/watch?v=SR2gR6SZC2M</a></p>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<p><a href="http://www.biography.com/people/sister-rosetta-tharpe-17172332">http://www.biography.com/people/sister-rosetta-tharpe-17172332</a></p>
<p><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Sister_Rosetta_Tharpe">https://en.wikipedia.org/wiki/Sister_Rosetta_Tharpe</a></p>
<p><a href="https://www.theguardian.com/music/2015/mar/18/sister-rosetta-tharpe-gospel-singer-100th-birthday-tribute">https://www.theguardian.com/music/2015/mar/18/sister-rosetta-tharpe-gospel-singer-100th-birthday-tribute</a></p>
<p><a href="http://www.allmusic.com/subgenre/blues-gospel-ma0000011814">http://www.allmusic.com/subgenre/blues-gospel-ma0000011814</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sister-rosetta-tharpe/">Sister Rosetta Tharpe</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sister-rosetta-tharpe/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10805</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanat Yolculuğu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanat-yolculugu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanat-yolculugu/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 Jan 2017 05:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ümran Yalçın Gökboğa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bach]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Hazan Bahçeleri]]></category>
		<category><![CDATA[J.S Bach]]></category>
		<category><![CDATA[Johann Sebastian Bach]]></category>
		<category><![CDATA[Müjdat Gezen]]></category>
		<category><![CDATA[Neveser Kökdeş]]></category>
		<category><![CDATA[Sabite Tur Gülerman]]></category>
		<category><![CDATA[Tatyos Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya Kemal Beyatlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7026</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Kalbim yine üzgün Seni andım da derinden, Geçtim; yine eski hazan bahçelerinden…” Yahya Kemal Beyatlı’nın Hazan Bahçeleri adlı şiirinden bir bölümü paylaşmak istedim. Bilenler biliyor bu şiir Selahattin Pınar tarafından besteleniyor. Pek çok sanatkarımız tarafından da icra ediliyor. Lakin bendeniz bu şarkıyı Sabite Tur Gülerman’ın sesinden dinlemeyi seviyorum. Sesinde ruha hitap eden ayrı bir tını [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-yolculugu/">Sanat Yolculuğu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Kalbim yine üzgün</em></p>
<p><em>Seni andım da derinden,</em></p>
<p><em>Geçtim; yine eski hazan bahçelerinden…”</em></p>
<p><strong>Yahya Kemal Beyatlı</strong>’nın <strong>Hazan Bahçeleri</strong> adlı şiirinden bir bölümü paylaşmak istedim. Bilenler biliyor bu şiir Selahattin Pınar tarafından besteleniyor. Pek çok sanatkarımız tarafından da icra ediliyor. Lakin bendeniz bu şarkıyı <em>Sabite Tur Gülerman</em>’ın sesinden dinlemeyi seviyorum. Sesinde ruha hitap eden ayrı bir tını olduğunu kendimce naçizane düşünüyorum. Biliyor musunuz bestekarımız <strong>Neveser Kökdeş</strong> de eserlerini en güzel icra edenin Sabite Hanım olduğundan bahseder. Neveser hanım bestelerinde kendine has geçişler valsler yapmış musikimize modern yaklaşım kazandırmıştır.&nbsp; Onları halen bugün severek dinlememiz eserlerindeki derin ruh derin hissiyattır, hiç şüphesiz.&nbsp; Şarkı ayrı güzel şiir bambaşka kıvamda nasıl bir maneviyatla yazılmış bu eserler diye bugünün imkan ve teknolojisinde düşünüyorum. Çünkü bugün bazı şarkılarda aynı tadı aynı ruh zenginliğini bulamıyoruz. Müzikte kalite sanatta kalite her şeyde olduğu gibi bizim fikri yapımızla doğrudan ilgilidir.&nbsp; Gençler ile yapılan sohbetler ışığında fark edilen odur ki, sanat müziği eskiye özlem ve merak gittikçe daha yaygın bir hal almış durumda. Her ne kadar gençlerimizin pek çoğu gitar çalma merakında olsa da eski eserleri gitar tarzında söylemekten geri durmuyorlar.</p>
<p>Zamanında Neveser Hanım için eserlerinde çok vals var, diye eleştirenlere kendisi evet ama <strong>Dede Efendi</strong>’nin eserlerinde de böylesi geçişler var, diyor. Aslında bir anlamda müzikler arası melodiler arası bizi o yıllarda yolculuğa çıkarmak istemiş. Kimi yerlerde sanki bir Sebastian Bach’ı dinliyorum gibi bir hisse de kapılmıyor değilim. Sanırım işte büyük sanatkar böyle olunuyor. Yaptığı sanatta evrenselliği yakalayabilmek, en önemli olan şey.</p>
<p>Bu evrensellik müzik sanatında olduğu kadar tiyatroda da kendini hissettiriyor. Müjdat Gezen’in Galiba Ben Sanatçıyım adlı eseri sanatçının aslında nasıl olması gerektiğini bir anlamda anlatıyor olmasına dikkat ettim. Hiçbir kimseyi dışlamadan hiç kimseye ayrımcılık yapmadan yaklaşabilme olgunluğunu edebini gösterebilme cesaretinin adı, aslında sanattın ta kendisi. Müjdat Bey kurduğu tiyatro ile de bunu kanıtladı. Oradan pek çok kişi yetişti. Sanat adına kendisine teşekkür ediyoruz. Pek çok kişinin dizilerde oynamasına vesile olan bu okul bize tiyatroyu tekrardan sevdirdi. Erol Günaydın, İsmail Dümbüllü ve daha nice üstat rahat uyusun, inşaallah.</p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/">Sanat</a> adına yapılan her güzellik çok kıymetli, işte bu nedenle TRT Nağme Radyosu’nda eski eserlere yer verilip günümüzde de yad edilmesini takdir ediyoruz. Çünkü diğer radyo ya da tvlerde ne yazık ki bu eserleri dinlemek pek de mümkün olmuyor.</p>
<p><strong>Tatyos Efendi</strong>’nin Gamzedeyim Deva Bulmam şarkısını nerede dinleyebiliyorsunuz, ya da Şevki Bey bestesini…</p>
<p>Tarkan’ı Ahde Vefa albümü nedeniyle takdir ediyorum. Eski musikiye çok anlamlı vefalı bir çalışma hizmet olmuş. Yılbaşı gecesi albümden okudu, gerçekten bir zamanların hit olmuş bugünün vazgeçilmezi dediğimiz eserleri güzel yorumlamış. Müziğin Gizemi yazımda da vurgulamaya çalışmıştım, müzik sırlı bir yolculuktur, menzili ruhun en derinlerinden sonsuzluğa açılmaktır. Bugün depresyon için alınan ilaçları bırakıp klasik müzik dinleyip sanata yol alın, ne dersiniz sevgili okurlarımız…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-yolculugu/">Sanat Yolculuğu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanat-yolculugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7026</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Popüler Kültürün Türk Müziğine Etkisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/populer-kulturun-turk-muzigine-etkisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/populer-kulturun-turk-muzigine-etkisi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 13 Oct 2016 05:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[1970’ler]]></category>
		<category><![CDATA[1990'lı yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[70’ler]]></category>
		<category><![CDATA[70’li yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[80'ler]]></category>
		<category><![CDATA[80'li yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[90'lar]]></category>
		<category><![CDATA[90'lı yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[90’larda müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Ajda Pekkan]]></category>
		<category><![CDATA[Alpay]]></category>
		<category><![CDATA[Bana Bir Masal Anlat Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Ortaçgil]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Karaca]]></category>
		<category><![CDATA[Erkin Koray]]></category>
		<category><![CDATA[Mazhar Fuat Özkan]]></category>
		<category><![CDATA[Oya Bora]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[popüler müzik]]></category>
		<category><![CDATA[rock müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Şebnem Ferah]]></category>
		<category><![CDATA[Sezen Aksu]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Teoman]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türkü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5451</guid>
				<description><![CDATA[<p>Günümüzde Türk müziğinde pek çok çeşit görmekteyiz. Pop, rock, sanat müziği, rap müziği, halk müziği ve jazz olarak çeşitli bölümlere ayrılmaktadır müzik. Ancak zaman geçtikçe, müziğin ve bestelenen şarkılarında çağımızın vazgeçilmezi olan popüler kültürden nasibini aldığı&#160; bir&#160; gerçeklik kazanıyor. O halde, geçmiş yıllardan yola çıkarak Türk müziğinin üretimini ve popüler kültürün etkisini tartışalım. Türk Müziğine [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/populer-kulturun-turk-muzigine-etkisi/">Popüler Kültürün Türk Müziğine Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde Türk müziği</strong>nde pek çok çeşit görmekteyiz. Pop, rock, sanat müziği, rap müziği, halk müziği ve jazz olarak çeşitli bölümlere ayrılmaktadır müzik. Ancak zaman geçtikçe, müziğin ve bestelenen şarkılarında çağımızın vazgeçilmezi olan <em>popüler kültür</em>den nasibini aldığı&nbsp; bir&nbsp; gerçeklik kazanıyor. O halde, geçmiş yıllardan yola çıkarak Türk müziğinin üretimini ve popüler kültürün etkisini tartışalım.</p>
<h2><span lang="EN-US">Türk Müziğine Popüler Kültürün Etkisi</span></h2>
<p>1970ʻler, 80ʻler ve 90ʻlar döneminde yer edinmiş pek çok sanatçının şarkıları hala hatırlanmakta&nbsp; ve belli bir kesim bu müzikleri dinlemekten oldukça keyif almaktadır. Özellikle, Türk müziğinde 90ʼlı yılların oldukça önemli bir etkisi vardır. Günümüzde sürekli 80ʻler 90ʼlar partileri düzenlenip o yıllara damga vurmuş şarkılar eşliğinde insanların eğlenmesi bunun bir&nbsp; kanıtıdır. Geçmişe dönüp baktığımızda, üretilen şarkıların insanlarda ne kadar kalıcı hatıralar bıraktığı ve yıllar geçmesine rağmen eskimeyen şarkılar adı altında hala dinlendiği aşikardır.</p>
<figure id="attachment_5452" aria-describedby="caption-attachment-5452" style="width: 230px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/erkinkoray-barismanco.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5452 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/erkinkoray-barismanco.jpg?resize=230%2C250" alt="Türk Müziğine Popüler Kültürün Etkisi" width="230" height="250" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5452" class="wp-caption-text">Türk Müziğine Popüler Kültürün Etkisi</figcaption></figure>
<p>70&#8217;li yıllardan örnek vermeye başlarsak, rock müziğinde en eski <strong>Cem Karaca</strong> ve <strong>Erkin Koray</strong>&nbsp;olmak üzere, sonrasında 90&#8217;lardan başlayarak günümüze ulaşan <strong>Şebnem Ferah</strong>, <strong>Teoman</strong> gibi birçok örnek vardır. Pop müziğinde ise, 70ʻli ve 80ʻli yıllardan başlayarak <em>Alpay, Barış Manço, Mazhar Fuat Özkan, Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Bülent Ortaçgil</em> gibi pek çok sanatçı günümüze dek ulaşan eserler üretmiştir. Peki neden günümüzde Türk müziği eskisi kadar ilgi görmüyor? Son yıllarda Türk müziğine ilgi oldukça azaldı.Toplumumuzdaki belli bir kesim, yabancı müzik, klasik müzik ya da caz dinlemeyi, Türkçe şarkı dinlemeye tercih eder oldu. Günümüzde üretilen Türkçe şarkıları da sadece belli bir yaş kesimi dinler oldu. Seneler geçtikçe Türkiyeʼde müzik, insanların duygularına değil de piyasaya hitap eder bir hal aldı. Bu nedenle de toplumumuzun başka toplumların kültürlerindeki müziği dinlemek istemesi kaçınılmaz bir durum oldu. Örnek&nbsp; verdiğimizde geçmişte çok güzel anılar bırakmışız aslında. Barış Mançoʼnun her bir şarkısının insanlarda özellikle çocuklarda hatırası vardır. Sonra toplumumuz Sezen Aksu, Sertab Erener ve Levent Yükselʼin şarkılarıyla büyüyen bir nesil yetiştirmiştir. Popüler kültür,Türk müziğini öylesine köreltmiştir ki artık konser deyince herkesin aklına jazz, klasik müzik ya da yabancı sanatçıların ülkemizde verdiği konserler geliyor. Yolda, otobüslerde, minibüslerde pek çok genci kulaklıklarıyla yabancı müzik dinlerken görüyoruz. Üstelik insanlarla sohbet ettiğimizde “Ne tür müziklerden hoşlanırsın”&nbsp; gibi bir soru sorduğumuzda çoğundan “Ben Türkçe müzik dinlemiyorum sadece bir iki tane gibi“ yanıtlar alıyoruz. Sanki Türkçe müzik çok küçümsenecek derecede değersizmiş gibi bir intiba yaratıyor bu yanıtlar bir yerde. Öyle ki bu, ülkemizde&nbsp; gerçekten de Türk müziği adına oldukça kötü bir durum. Ancak bu durumu düzeltmek gene toplumumuzun elinde. Şarkılar eskisi gibi duyguya hitap ederek yazılsa ya da dönüp bir müzik tarihimize bakılsa eski yıllardan günümüze ulaşan sanatçılarımız neler üretmiş, bize nasıl eserler bırakmış şimdiki nesil bunları bir araştırsa, açıp dinlese <strong>Türk müziğinin aslında hiç de yabana atılmayacak derecede zengin olduğu ortaya çıkacak&#8230;</strong></p>
<figure id="attachment_5454" aria-describedby="caption-attachment-5454" style="width: 592px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/populer-muzik.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5454 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/populer-muzik.jpg?resize=592%2C269" alt="80ʻler ve 90ʻlarda Türkçe Şarkılar" width="592" height="269" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/populer-muzik.jpg?w=592&amp;ssl=1 592w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/populer-muzik.jpg?resize=300%2C136&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 592px) 100vw, 592px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5454" class="wp-caption-text">80ʻler ve 90ʻlarda Türkçe Şarkılar</figcaption></figure>
<h2><span lang="EN-US">80ʻler ve 90ʻlarda Türkçe Şarkılar</span></h2>
<p>Yabancı müzik dinlemek, jazz dinlemek de kültürümüzü geliştirmek adına önemli adımlardır. Tabiki sadece kendi müzik kültürümüzle sınırlı kalmayacağız. Başka tatlar deneyeceğiz.&nbsp; Ancak&nbsp; bu kendi müzik kültürümüzü unutacağımız, yok sayacağımız anlamına gelecek boyutta olmamalıdır. 80ʻler ve 90ʻlar Türkçe şarkıları diye girdiğinizde internette o kadar çok eser çıkar ki karşınıza; açar youtube da playistlerden birini dinlersiniz. Devamını merak edersiniz&#8230; Şarkıların duygularınıza nasıl hitap ettiğini&nbsp; hissedersiniz.</p>
<p>Sezen Aksuʼnun her bir şarkısı farklı duygular uyandırır insanın içinde . “Gidiyorum” da hüzünlenir, efkarlanır, “Seni Yerler” de içiniz dışınız neşe dolar. Sonra 90ʻlar da çalan <em>Oya Bora</em> diye bir grup vardı. Şimdiki nesil bilmez. “Ara beni” şarkıları ve klipleri unutulmazlar arasındadır mesela. O dönemde çok fazla ün salmışlardır. <strong>Yeni Türkü</strong> grubu denince akla direk “Süper Baba” dizisi gelir. Pek çok çocuk “<em>Bana Bir Masal Anlat Baba</em>” şarkısıyla babalarına sarılarak uyumuştur. Bunun dışında Yeni Türküʼnün her şarkısında, melodisinde dinlendiğinizi hissedersiniz. Yağmurun elleri şarkısını yağmur çiselediğinde pencere kenarında dinleyip, hayallere kapılabilirsiniz. “Aşk Yeniden” şarkısında kendinizi yaz mevsiminde aşık olurken hayal ederken&nbsp; bulabilirsiniz&#8230;</p>
<p>Türk Müziğinde o kadar çok emek, eser ve verilecek örnek var ki bunları sıralamakla bitmez.</p>
<figure id="attachment_5455" aria-describedby="caption-attachment-5455" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sezen-aksu.png"><img class=" td-modal-image wp-image-5455 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sezen-aksu.png?resize=500%2C437" alt="Türk Müziğinde o kadar çok emek, eser ve verilecek örnek var ki bunları sıralamakla bitmez." width="500" height="437" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sezen-aksu.png?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/sezen-aksu.png?resize=300%2C262&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5455" class="wp-caption-text">Türk Müziğinde o kadar çok emek, eser ve verilecek örnek var ki bunları sıralamakla bitmez.</figcaption></figure>
<h2><span lang="EN-US">Günümüzdeki Türkçe Söyleyen Şarkıcılar</span></h2>
<p>Günümüzde şarkıcılar duyguya değil, piyasaya göre iş yapmayı tercih ediyor. Bu duruma onları çağımızın vazgeçilmezi popüler kültür mecbur ediyor. Duyguya hitap eden şarkılar, sanatçılar da var hala ama sayıları eski yıllara göre çok az ve popüler şarkıların arasında ne yazık ki kayboluyorlar. Bu durum da toplumumuzun yabancı müziğe, başka kültürlere daha&nbsp; çok&nbsp; kaymasına ve kendini o kültürlerde hissetmesine neden oluyor ne yazık ki. Öyle bir hale geliyor ki, kendi insanımız kendi müziğini, kültürünü küçümser oluyor. Aslında biz cenaze&nbsp; törenine binlerin akın ettiği Cem Karaca ve Barış Manço gibi sanatçıların eserler bıraktığı bir müzik kültürüne sahibiz&#8230; Toplumumuz, kültürünün müzik geçmişine bakmadıkça, değerinin farkına varmadıkça, bunları öne çıkarmak için çabalamadıkça günümüzde piyasaya yönelik&nbsp; <strong>popüler müzik</strong> yapımı bitmeyecek. Çünkü sanat dediğimiz şey halkın ihtiyaç ve taleplerine göre ilerleyen bir iştir bir yerde…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/populer-kulturun-turk-muzigine-etkisi/">Popüler Kültürün Türk Müziğine Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/populer-kulturun-turk-muzigine-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5451</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Chopin’in Kalbi ve Varşova&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/chopinin-kalbi-ve-varsova/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/chopinin-kalbi-ve-varsova/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 27 Sep 2016 05:38:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Said Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5234</guid>
				<description><![CDATA[<p>Babası Fransız, annesi Polonyalı olan bir dünya sanatçısı&#8230; Ömrünün büyük kısmını, şöhretini kazandığı Paris’te geçirmesine ve klasik müzik leteratüründe Fransız ismiyle anılmasına rağmen, gönlü her zaman o dönemlerde Rus işgali altında olan vatanı Polonya’da olmuş&#8230; Milli sınırların üzerinde bir müzisyen idi, Frédéric Chopin&#8230; Frédéric Chopin Başlığımıza “Chopin’in Kalbi ve Varşova” dememizin en büyük ve ilk [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/chopinin-kalbi-ve-varsova/">Chopin’in Kalbi ve Varşova&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Babası Fransız, annesi Polonyalı olan bir dünya sanatçısı&#8230;</p>
<p>Ömrünün büyük kısmını, şöhretini kazandığı Paris’te geçirmesine ve klasik müzik leteratüründe Fransız ismiyle anılmasına rağmen, gönlü her zaman o dönemlerde Rus işgali altında olan vatanı Polonya’da olmuş&#8230;</p>
<p>Milli sınırların üzerinde bir müzisyen idi, <strong>Frédéric Chopin</strong>&#8230;</p>
<h2>Frédéric Chopin</h2>
<p>Başlığımıza “<em>Chopin’in Kalbi ve Varşova</em>” dememizin en büyük ve ilk sebebi de, ‘kalbinin’ gerçekten de Varşova’da bir kilisede saklanıyor, muhafaza ediliyor olması&#8230;</p>
<p>Bir başka sevdalı idi, Varşova’ya&#8230;</p>
<p>Frédéric doğduktan birkaç ay sonra Chopin ailesi Varşova’ya taşındı.</p>
<figure id="attachment_5237" aria-describedby="caption-attachment-5237" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/chopin-mozalesi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5237 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/chopin-mozalesi-768x1024.jpg?resize=640%2C853" alt="Chopin’in kalbi Varşova’da bir kilisede saklanıyor, muhafaza ediliyor." width="640" height="853" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/chopin-mozalesi.jpg?resize=768%2C1024&amp;ssl=1 768w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/chopin-mozalesi.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/chopin-mozalesi.jpg?w=950&amp;ssl=1 950w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5237" class="wp-caption-text">Chopin’in kalbi Varşova’da bir kilisede saklanıyor, muhafaza ediliyor.</figcaption></figure>
<p>Evleri Varşova’nın kalbi sayılacak olan Krakowskie Przedmieście caddesine çok yakındı&#8230;</p>
<p>Fransızca öğrentmenliği yapan babasından Fransızca öğrenirken bir yandan da annesinden piyano dersleri alıyordu&#8230; Sanat, onun için çok küçük yaşlarda başlamıştı&#8230;</p>
<p>Tabi ki tüm çocukluğu sadece müzik ile geçmedi. <strong>Chopin</strong>, aynı zamanda, arkadaşları arasında oldukça büyük bir etkiye sahip çocukluk geçirdi. Arkadaşları içinde parmakla gösterilen, Varşova’da oturdukları çevrede herkesçe tanınan bir çocuk idi&#8230;</p>
<p>Tatillerini genelde ya birkaç günlük ya da bazen günübilirlik gezilerle değerlendirir, kısa tatillerde ise arkadaşlarıyla dansa giderdi.</p>
<p>Kendini sürekli geliştirmek ve aşık olduğu sanatı, aşık olduğu şehir yani Varşova’da sürdürmek istiyordu. Liseyi bitirdi ve Varşova Konservatuarı’na yazıldı&#8230; Hocası, Profesör Elsner idi&#8230;</p>
<p>O yıllarda, Müzik Okulu öürencisi olarak, kafeteryalarda yeni arkadaşlar edindi, çıktığı kız arkadaşları ile zamanlar geçirdi ve donmuş nehir üzerinde buzpateni ile şovlar yaptı&#8230; Varşova, onun için oldukça renkli bir çocukluk vermişti&#8230;</p>
<figure id="attachment_5238" aria-describedby="caption-attachment-5238" style="width: 298px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/frederic-chopin.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5238 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/frederic-chopin.jpg?resize=298%2C375" alt="Frédéric Chopin" width="298" height="375" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/frederic-chopin.jpg?w=298&amp;ssl=1 298w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/frederic-chopin.jpg?resize=238%2C300&amp;ssl=1 238w" sizes="(max-width: 298px) 100vw, 298px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5238" class="wp-caption-text">Frédéric Chopin</figcaption></figure>
<h2>Chopin’in İlk Aşkı</h2>
<p><em>Chopin</em>’in ilk aşkı da, Polonya’daydı: Konstancja Gładkowska. İlk buluşmaları sırasında 19’lu yaşlardaydı, Chopin. Sarışın ve güzel sesli kız, dikkatini çekmişti, konservatuar öğrencisi Chopin’in. Sonrasında, aşk, mutlu son ile bitmemişti. Chopin, Varşova’dan ve hatta Polonya’dan ayrılmıştı&#8230; Daha sonra bir yıl kadar mektuplaştılar, sadece&#8230;</p>
<p>Bu sırada Chopin’in ismi kulaktan kulağa duyulmaya başlandı&#8230; Özellikle de Polonya’da&#8230;</p>
<p>Müzik Okulu, yani Varşova Konservatuarı’ndan mezun olduktan kısa bir süre sonra, <u>Chopin</u>, yeni bir sayfa açtı. 1830 yılında, büyük besteci, Viyana’ya gitti. Orada da çok kalamayan Chopin, ailesinin geri dönmemelisin çağrısı üzerine Paris’e geçti. Lakin, kalbi hala Varşova’daydı&#8230;</p>
<p>Daha sonra Viyana’da da Paris’te de çeşitli ödüller aldı&#8230; Ancak aklı hep Polonya’da idi&#8230; Viyana’dayken dahi Polonya’nın en iyi müzisyeni seçildi.. Lakin Chopin için bu yetmez idi&#8230; Keza, Varşova’yı özlüyordu&#8230;</p>
<h2>Chopin’in Varşova Sılası</h2>
<p><strong>Chopin</strong>, daha sonrasında, hayatının sonuna kadar, Paris’te yaşadı&#8230; Hep Varşova özlemi içerisindeydi.. Paris’te Père Lachaise mezarlığında yatıyor olsa da, kız kardeşi Ludwika tarafından kalbi alınarak Varşova’ya getirildi. Şuan, Varşova’da, hemen eski evlerinin çok yakınındaki ‘Bazylika Świętego Krzyża’ kilisesinde bulunuyor, ünlü Bestekar ve Piyanist <strong>Frederic Chopin</strong>’in kalbi&#8230;</p>
<figure id="attachment_5235" aria-describedby="caption-attachment-5235" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/chopin-heykeli.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5235 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/chopin-heykeli.jpg?resize=640%2C367" alt="Chopin’in Varşova Sılası" width="640" height="367" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/chopin-heykeli.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/chopin-heykeli.jpg?resize=300%2C172&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5235" class="wp-caption-text">Chopin’in Varşova Sılası</figcaption></figure>
<h3>Chopin Nasıl Öldü</h3>
<p><em>Frédéric Chopin</em>, 1849 yılında, <strong>henüz genç yaşta (39)</strong>, tüberküloz nedeniyle hayata gözlerini yummuştu&#8230;</p>
<p>Arkasından bıraktıkları ise, Polonyalılar için hasret ve gurur, Dünya için ise, Sanat olmuştu&#8230;</p>
<p>Yolunuz Polonya’nın Başkenti Varşova’ya düşerse, Frédéric Chopin’İn müzesine (<strong>Muzeum Fryderyka Chopina</strong>) uğramayı unutmayın. Eğer, yaz aylarında, Mayıs ile Eylül arasında bir günde gelirseniz, Avrupa’nın en büyük açık hava parklarından <strong>Łazienki Park</strong>’da Chopin dinletisinin keyfiyle güzel bir Pazar günü buluşabilirsiniz.</p>
<p>Polonya’da, <u>Chopin</u>’in şehri Varşova’da yaşıyor, sizlere selam gönderiyoruz&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/chopinin-kalbi-ve-varsova/">Chopin’in Kalbi ve Varşova&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/chopinin-kalbi-ve-varsova/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5234</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DÖNEMEÇ &#8211; 1</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 19 Aug 2016 05:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Aşık Veysel - Uzun İnce Bir Yoldayım]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Onural]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[İncesaz]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[Tanbur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4845</guid>
				<description><![CDATA[<p>İncesaz &#8211; “Bilge”nin Işığındaki Arayış… “Uzun&#160;İnce&#160;Bir&#160;Yoldayım Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece Bilmiyorum&#160;Ne&#160;Haldeyim Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece Dünyaya&#160;Geldiğim&#160;Anda Yürüdüm&#160;Aynı&#160;Zamanda İki&#160;Kapılı&#160;Bir&#160;Handa Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece.” Diyen Âşık Veysel’e selam ve sevgi ile başlayalım söze… Bu büyük ozanın gönül gözüyle görüp, aşkla coşan dili “uzun ince bir yol” benzetmesiyle bir insanın ömrünü anlatmaktadır bize…“ Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda” ve “ iki kapılı han” sözleriyle ise, doğumla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/donemec-1/">DÖNEMEÇ &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h1>İncesaz &#8211; “Bilge”nin Işığındaki Arayış…</h1>
<p>“Uzun&nbsp;İnce&nbsp;Bir&nbsp;Yoldayım<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece<br />
Bilmiyorum&nbsp;Ne&nbsp;Haldeyim<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece</p>
<p>Dünyaya&nbsp;Geldiğim&nbsp;Anda<br />
Yürüdüm&nbsp;Aynı&nbsp;Zamanda<br />
İki&nbsp;Kapılı&nbsp;Bir&nbsp;Handa<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece.”</p>
<p>Diyen <strong>Âşık Veysel</strong>’e selam ve sevgi ile başlayalım söze…</p>
<p>Bu büyük ozanın gönül gözüyle görüp, aşkla coşan dili “uzun ince bir yol” benzetmesiyle bir insanın ömrünü anlatmaktadır bize…“ Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda” ve “ iki kapılı han” sözleriyle ise, doğumla başlamış ve ölümle bitecek olan bu yoldaki konumumuzu, yani yolcu olduğumuzu bildirmek istemiştir&#8230;“ Bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece” dizesi “an”da, yani dönülmez zamanda, bilinmez geleceğe gidişi özetler erenlerin “bilgece” deyişiyle…</p>
<p>Üzerinde yaşadığımız bereketli toprakların yetiştirdiği halk ozanlarından biri olan Âşık Veysel’i çocuk yaşımda, siyah beyaz televizyonda izlemiş şanslı kişilerden biriyim. Onun Âli halini, âmâ yüreklerin anlaması ne kadar zor elbette bilirim. Ancak o bizlere, mütevazı tavrı ve duruşuyla mahlûkata duyduğu engin sevgisini aktarmayı başarmıştır. Bu büyük ozanın ehli dilliliğine tanıklık ederken başlamıştır, benim “uzun ince yolum” da bu farkındalıkla…</p>
<p>Daha 9-10 yaşlarında iken, insan denen mucizenin gücüne inanmış ve her insanın bu dünyaya bir görevle geldiği hissine kapılmıştım. Böylece kendi görevimi aramak için uzun ve çetrefil bir yola koyulacaktım…</p>
<p>İnsan hayatının ilk otuz yılı çok hızlı bir koşuşturmacayla geçiyor. Hedefine kitlenmiş füzeler gibi, şuursuz yol alıyoruz. Durmak, dinlenmek, kendine gelmek, nefeslenmek zaman kaybı sayılıyor… Tam güç tırmanılıyor doruklara… Otuz yaş geçmeye ilk yorgunluk hissedilmeye başlandığında, bir nefes alımlık durup bakıyoruz yukarılara, ancak zirve görülmez oluyor. İşte ilk farkındalık böyle başlıyor. O bir nefes alımlık An’da; “Yaşamak nedir?” sorusu takılıyor akıllara…</p>
<p><strong>Varlığını sorgulamaya başlıyor kişi. Neden yaşıyorum, ne için, kim için? Nereye gidiyorum, niye gidiyorum, ne zamana kadar gideceğim?</strong></p>
<p>Sorular diziliyor ardı ardına… Her bir soru bir durak, her durak bir nefes oluyor; önce beyne sonra kalbe dolan&#8230; Nefes en iyi öğretmendir nefse… Beyne dolan oksijenle açılan damarlar, farkına varmayı muştular… Çakraları açılan insan anlar niye geldiğini bu dünyaya… Artık, kendi dere yatağına su pompalamak, kendi ürününü üretmek ister uçsuz bucaksız tarlalarda&#8230; Hele bir de cesareti varsa, ilk dönemece geldiğinde makas değiştirerek, gittiği yolun yönünü çevirecek hayati kararları alır korkusuzca…</p>
<p><strong><em>Otuzlu yaşlarımda, ilk dönemecimin hemen başında tanıdım ben de, uzun ince müzikli yolumun yeni yol arkadaşını; İncesaz’ı…</em></strong></p>
<p>Bir süre sistem dışı kalan ruhum, Rock müziğinin keskin, itaatsiz, başkaldıran seslerinde kurtuluşunu aramaya başlamıştı… Tedavi yöntemini ise elektrogitarın çığlıklarında, baterinin isyankâr ritimlerinde bulmuştu. Bireyin kayboluşuna, hiçe sayılışına dayanamayan biri olarak özgürleşmeye çabalamak, sorunları salt absürd ve nihilist sularda dolaşmakla çözülebileceği zannına sürükleyebiliyordu insanı…</p>
<p>Bir gün yemek yerken bir lokantada, önce kulağıma gelip oradan yüreğime inen nağmelerinde tanıdım incesazı… Sesler o kadar bildik ama bir o kadar da yeniydi… Sevdiğim İstanbul’umun samimi sokaklarında dolaşırken buldum kendimi. İncesaz, evine gelen konuğu özenle ağırlayan nazik ev sahibesi gibi başköşeye buyur etmişti beni… Çeyiz sandığından çıkarttığı antika çeşnileri, kendi elleriyle ördüğü, kullanmaya kıyamadığı dantel ezgilerine katmış, kırk yılın hatırına orta şekerli köpüklü şarkılarını, gümüş tepside sunmuştu adeta bana…</p>
<p>Türk müziğinin vazgeçilmez enstrumanları ud ve klasik kemençeye, çok sevdiğim ve hatta bir ara çalmayı denediğim klasik gitar da eşlik edince, uzaklarda bıraktığım kendimi gördüm, aralanan kapının ucundan… Yabancı sularda gezinen kaptan misali, konakladığım limanlarda çektiğim sıla hasretiyle sızladı burnumun direği… “<strong>Bilge</strong>” tam da böyle bir “An”da gelip bulmuştu beni…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/JzV6TAm8L28?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Gitarın ritmiyle giriyoruz serüvene, udun yumuşak dokunuşları ilk müzik cümlesinin sorusunu sorarken, ezberletiyor ezgiyi bizlere… Klasik kemençenin eşliğinde cevap geliyor… Sonrasında, hiç bilmediğim, ilk kez duyduğum derinlerden gelen bir ses, bir tını… Tanburdur bu tınının adı… Aynı soruyu farklı bir dil ile soruyor, başka bir perdeden ve düet başlıyor… Ardından kendi cevabını veriyor tanbur, yankılanan içsesindeki o eşsiz çarpmaları, o eşsiz motifleriyle yürekten…</p>
<p>Hani insan bir ömür boyu ruh ikizini arar, onu ilk gördüğünde tanır ve “İşte aradığım bu!” der ya… Ben de aradığım tınıyı ilk duyuşla bulmuştum… Tanburun ezelden gelen incesesi, naifliği, zarafeti kulağımda değil suskunluğumda, gönlümün tam orta yerindeydi sanki… Her şeyin bir sonu olduğunu bildirir gibi, nokta gibi, noktayı koyuyordu hayatıma… Yeni bir cümleye başlamak için… Nokta tanburdu… Tanburda ise Murat Aydemir!</p>
<p><strong><em>Tanbur sazı, daha ilk duyduğumda kendisine beni meftun eden yol arkadaşım olacaktı hayatımın geri kalanında…</em></strong></p>
<p>İncesazın 1999 yılında çıkan ilk albümüdür bir/<strong>ESKİ NİSAN</strong>. <em>Cengiz Onural</em> bestesidir “<strong>Bilge</strong>”. Bu eser ve ona tanburuyla can veren <em>Murat Aydemir</em>, hiç tanımadıkları beni dönemecimde bulup yakalamış, kolumdan tutup ait olduğum güvenli limana doğru çekmişlerdi duygusal anlamda… Böylelikle önce Türk müziğiyle, giderek kendimle yeniden buluşmuş ve barışmış olacaktım…</p>
<p>Bir kış günü, elimde fotoğraf makinam, çocuk ruhumu aramak için yıllarımı geçirdiğim Yedikule’ye gidecektim. “<em>Bilge</em>”nin ezgisinin ışığında, sesler kasetçalar ile kulağımda saklı, duyduğum nağmelerin fotoğrafını çekmek niyetiyle düşecektim yollara… Sokak sokak dolaşarak gördüğüm her çocukta kendi anılarımı arayacaktım, tüten her soba dumanında kestane kokusu alacaktım…</p>
<p>İlk duyduğumda beni, eski evleriyle bezenmiş bu dar sokaklara götürmüştü “<strong>Bilge</strong>”… Komşu teyzelerin pazar torbalarını taşıdığım zamanlara… Tüp kuyruklarında beklediğim kış soğuğuna, koşar adım eve gelip okul yoluna koyulduğum bostan aralıklarına… Sabah ezanında uyanıp, ilk dersi karanlıkta işlediğimiz uykulu okul yıllarına… Neşeye götürmüştü aynı zamanda, gülecek bir şeyler bulduğumuz sevince ölesiye doyduğumuz çocuk coşkusuna… Aşka sonra, yanan ilk yüreğin ilk kıvılcımlarına… Görmek için yüzünü çekilen onca ıstıraplara…</p>
<p>Müzik öyle evrensel bir dil ki, bir an’da duyduğunuz melodiyle, bir anlık fotoğraf karesini yakalayabilirsiniz… <strong><em>İşte bu yüzden her çektiğim fotoğraf karesi, bir müziğin tınısıdır benim için yalnızca…</em></strong></p>
<figure id="attachment_4847" aria-describedby="caption-attachment-4847" style="width: 837px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4847 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=640%2C408" alt="Müziğin Tınısı - 1" width="640" height="408" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?w=837&amp;ssl=1 837w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=300%2C191&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4847" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 1</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4848" aria-describedby="caption-attachment-4848" style="width: 436px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4848 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?resize=436%2C653" alt="Müziğin Tınısı - 2" width="436" height="653" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?w=436&amp;ssl=1 436w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 436px) 100vw, 436px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4848" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 2</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4849" aria-describedby="caption-attachment-4849" style="width: 799px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4849 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?resize=640%2C480" alt="Müziğin Tınısı - 3" width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?w=799&amp;ssl=1 799w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4849" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 3</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4850" aria-describedby="caption-attachment-4850" style="width: 675px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4850 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?resize=640%2C562" alt="Müziğin Tınısı - 4" width="640" height="562" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?w=675&amp;ssl=1 675w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?resize=300%2C264&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4850" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 4</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/donemec-1/">DÖNEMEÇ &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4845</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Derdim Var Sanatımdan Büyük-2 (Wolfgang Amadeus Mozart)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/derdim-var-sanatimdan-buyuk-2-wolfgang-amadeus-mozart/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/derdim-var-sanatimdan-buyuk-2-wolfgang-amadeus-mozart/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 04 Jun 2016 09:30:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3903</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat kesinlikle deli işi… “Sıkıntı yapmayın anlaşılmayan ruhlara deli demek adettir.&#8221; der, Peyami Safa. Çok sevdiğim bir söz ile devam edelim o halde; “Delilik ile Velilik arasında ince bir çizgi vardır.” Eskilerin sözüdür. Doğrudur, çünkü bilgi arttıkça aklın sınırları zorlanır. Sanat içinse aklın sınırlarını zorlamak gerekir çoğu zaman. Bu aslında hiç de sanıldığı kadar tehlikeli [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/derdim-var-sanatimdan-buyuk-2-wolfgang-amadeus-mozart/">Derdim Var Sanatımdan Büyük-2 (Wolfgang Amadeus Mozart)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sanat kesinlikle deli işi…</strong></p>
<p><em>“Sıkıntı yapmayın anlaşılmayan ruhlara deli demek adettir.&#8221;</em> der, Peyami Safa.</p>
<p>Çok sevdiğim bir söz ile devam edelim o halde; <em>“Delilik ile Velilik arasında ince bir çizgi vardır.” </em>Eskilerin sözüdür. Doğrudur, çünkü bilgi arttıkça aklın sınırları zorlanır. Sanat içinse aklın sınırlarını zorlamak gerekir çoğu zaman. Bu aslında hiç de sanıldığı kadar tehlikeli değildir. Aklın diğer tarafına geçmek, sol ve sağ beyin arasında küçük geçişler, gezintiler yapmak dünya seyahatinden daha eğlencelidir… Oturduğunuz yerde uzaya çıkıp galaksiler arası yolculuk bile yapmanız olasıdır. Fantastik sanat, sürrealizm, fütürism nereden doğmuştur? Aksi halde natüralizm, realizm gibi anlayışlarla sıkışıp kalırdı sanat, öyle değil mi?</p>
<p>İşte bazı ruhları yemek &#8211; içmek, gezmek, çoğalmak, para kazanmak gibi günlük rutinlerle kandıramazsınız. Onlara gereksiz, hatta anlamsız gelir insanoğlunun yaşam mücadelesi. Derdi farklı olan bu ruhlar için hayat daha derinlerdedir. Kendi özlerine kodlanmış şifreleri çözmektir amaçları, dünyaya bu yüzden geldiklerini iyi bilirler. İnsanlığın bekasından daha ulvi görevleri ifa etmek isterler, uğraştıkları sanatları da bu amaca hizmet eder.</p>
<p>Sanatçı kişilikleri kafese kapatamazsınız. Ne yapsanız da onları susturamazsınız. Düşünceyi hapse atabilir misiniz? Bir insanın bedenine birçok şey yapabilirsiniz. Peki, düşünmesine engel olabilir misiniz? Hiçbir kalıp, hiçbir düşünce sistemi, ideoloji, derdi olan sanatçıların ruhlarını zapt edemez. Ele avuca sığmayan yaramaz çocuklar gibidir onlar. Şiddetle terbiye edilemezler, vahşi atlar gibi üzerlerine eğer geçiremezsiniz. Hiç bir kısıtlama, kural, sistem onların ruhlarına kilit vuramaz…</p>
<p><em>Böyle ruhlar özgür kalmalıdır; Ölmemek için…</em></p>
<p><em>Tıpkı müzik dünyasının dahi çocuğu </em><strong>Wolfgang Amadeus Mozart</strong><em> da olduğu gibi. </em></p>
<figure id="attachment_3904" aria-describedby="caption-attachment-3904" style="width: 235px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Johannes-Chrysostomus-Wolfgangus-Theophillus-Amadeus-Mozart.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3904 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Johannes-Chrysostomus-Wolfgangus-Theophillus-Amadeus-Mozart.jpg?resize=235%2C214" alt="Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophillus Amadeus Mozart – Doğduğunda ona bu ismi verirler." width="235" height="214" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3904" class="wp-caption-text">Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophillus Amadeus Mozart – Doğduğunda ona bu ismi verirler.</figcaption></figure>
<h2>Wolfgang Amadeus Mozart</h2>
<p>Hakkında en çok konuşulan, yazılan, hayatı sinema ve tiyatroya konu olan bestecidir <strong>Mozart</strong>. 35 yıllık kısacık yaşamına birbirinden değerli 600 eser sığdırmıştır. Gerçek bir dahi, bir sanatçıdır. Onun sanatı hakkında yazmak benim haddimi aşar. Ben onun insan yanına bakmayı tercih ederim.</p>
<p>Üç yaşında piyano çalmaya başlayan ve beş yaşında ilk bestesini yapan bu çocuk, ölene kadar hiç büyümemiştir aslında. Kendisi gibi müzisyen olan babası ve ablasıyla çocukluğunu hep seyahatlerde geçirmiştir. Hiç okula gitmemiş, yaşıtlarıyla oyun oynamamıştır. Annesinin yanında büyüyemeyen, bir evi, odası, oyuncakları olmayan bir çocuktur. Sıra dışı hayatı, hiçbir kurala uymasına izin vermemiştir. Kendi anılarında ilginç ve aslında trajik komik olaylar vardır. Altı yaşında bir çocuk iken Fransa’ya yaptıkları ilk yolculukta saraya giderler. Bu yaştaki bir çocuğun piyano çalabileceğini kimse inanamaz. Üstelik bu çocuk kendi yaptığı besteleri çalıyordur. İlk konserini vermeye başladığında, dinleyenler çok şaşırırlar. Prenses küçük Mozart’ı daha da zorlamak için gözlerini bağlar ve bakmadan çalmasını ister.</p>
<p>Başka bir seyahatte, Viyana’da Kraliçe Maria Theresa’nın sarayında bulunurlar. Uzun zamandır annesi yanında olmadığı için koşup kraliçeye sarılır dahi Mozart… Neyse ki Kraliçe’de onu kucaklayarak bu sevimli çocuğun sevgisine karşılık verir…</p>
<p>Üç buçuk sene yaz demeden kış demeden atlı arabayla Avrupa’yı dolaşan küçük Mozart; bu uzun yolculuk sırasında hayallerinde bambaşka dünyalarda yaşıyordur. Kendi kendine eğlenceli hale getirecek oyunlar buluyordur…</p>
<p>Hiç büyümeyecek olan <em>Mozart</em>, meslektaşlarının kıskançlıklarıyla ve kendisine yapılan entrikalarla baş edemez. Evlenir, ama kazandığı parayı elinde tutmayı beceremez. Onun çocuksu coşkusu, yalın ve saf hali hayat karşısında güçsüz bırakır kendini. Ama sanatı onun bu büyülü çocukluğundan beslenmektedir. Dehadır,” insan doğasını acımasızca eleştiren bir ruhbilimci olarak nitelendirilir. “ Sevgiyi en duyarlı biçimde işler, gelecek kuşaklara sevgi enerjisi bırakır eserlerinde. Çok zorlu bir hayatı olmasına rağmen, onun müziğinde karamsarlık bulunmaz.</p>
<p>Kendisine nasıl bu kadar güzel besteler yapabildiği sorulduğunda;</p>
<p><em>“Duygularımı şiirle aktaramam, şair değilim; kendimi gölgeler ve ışıkla ifade edemem, ressam değilim; düşüncelerimi hareketlerle de açıklayamam, dansçı değilim; ama bunların hepsini müzikle yapabilirim. Ben bir müzisyenim, demiştir.</em></p>
<p>“Mozart eşsiz yeteneğiyle bütün müzik formlarında eserler vermiştir. 41 senfonisi, 27 piyano, 5 keman, 2 flüt, 4 korno, 1 klarinet konçertosu, 20 piyano sonatı vardır. Buna karşın Mozart’ın en başarılı eserleri operalarıdır. Canlı opera kişileri oluşturmakta başarısını ise ondan sonra yalnızca Verdi yakalayabilmiştir.”</p>
<p>Bir dahi olan Mozart ömrünün son zamanlarını yokluk ve sefalet içinde geçirmiştir… Otuz beş yaşında böbrek yetmezliğinden vefat eder, cenazesinde yalnızca altı kişi bulunmaktadır. Çok yağmurlu bir gün olduğu için, nereye gömüldüğü bilinmez… Bir mezarı bile yoktur…</p>
<p>Ülkemizde en çok tanınan eseri <strong>Rondo Alla Turca (Türk Marşı)</strong>’yı dinleyelim şimdi…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/oAHRp7jjaOg?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/derdim-var-sanatimdan-buyuk-2-wolfgang-amadeus-mozart/">Derdim Var Sanatımdan Büyük-2 (Wolfgang Amadeus Mozart)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/derdim-var-sanatimdan-buyuk-2-wolfgang-amadeus-mozart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3903</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Pikapları Hazırlayın: Plaklar Geri Dönüyor!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/pikaplari-hazirlayin-plaklar-geri-donuyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/pikaplari-hazirlayin-plaklar-geri-donuyor/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 02 Jun 2016 05:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[analog müzik]]></category>
		<category><![CDATA[dijital müzik]]></category>
		<category><![CDATA[gramofon]]></category>
		<category><![CDATA[pikap]]></category>
		<category><![CDATA[plak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3855</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hep söyledim! Yine söylüyorum: Çözüm geriye dönmekte. 40’lı yaşlardakilerin ve üzerindekilerin hatırladığını, 30’lu yaşlarda olanların ucundan kıyısından yakaladığını düşündüğüm bir teknolojiden bahsetmek istiyorum: Plaklar. Müzik piyasasının sürüncemede kaldığı zamanlardayız. Herhalde teknolojinin müziğe dahil olduğu hiçbir evre bu kadar muğlak geçmemiştir. Günümüzde birkaç parmak hareketi ile çok çeşitli tarzlarda müziğe ulaşabiliyoruz. Çok bilinen eserlerden tutun da, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pikaplari-hazirlayin-plaklar-geri-donuyor/">Pikapları Hazırlayın: Plaklar Geri Dönüyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hep söyledim! Yine söylüyorum: Çözüm geriye dönmekte. 40’lı yaşlardakilerin ve üzerindekilerin hatırladığını, 30’lu yaşlarda olanların ucundan kıyısından yakaladığını düşündüğüm bir teknolojiden bahsetmek istiyorum: <strong>Plaklar</strong>.</p>
<figure id="attachment_3856" aria-describedby="caption-attachment-3856" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3856 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-1.jpg?resize=620%2C349" alt="Günümüzde birkaç parmak hareketi ile çok çeşitli tarzlarda müziğe ulaşabiliyoruz." width="620" height="349" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-1.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-1.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3856" class="wp-caption-text">Günümüzde birkaç parmak hareketi ile çok çeşitli tarzlarda müziğe ulaşabiliyoruz.</figcaption></figure>
<p>Müzik piyasasının sürüncemede kaldığı zamanlardayız. Herhalde teknolojinin müziğe dahil olduğu hiçbir evre bu kadar muğlak geçmemiştir. Günümüzde birkaç parmak hareketi ile çok çeşitli tarzlarda müziğe ulaşabiliyoruz. Çok bilinen eserlerden tutun da, küçük bir kesimin bildiği yerel sanatçılara ulaşmak son derece kolay.</p>
<figure id="attachment_3866" aria-describedby="caption-attachment-3866" style="width: 552px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3866 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak.jpg?resize=552%2C410" alt="Soruyorum: ‘CD’leri nerelerden alıyorsunuz?’ Ağır hakaret etmişim gibi ters ters bakıyorlar: ‘Biz plak dinliyoruz.’" width="552" height="410" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak.jpg?w=552&amp;ssl=1 552w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak.jpg?resize=300%2C223&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 552px) 100vw, 552px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3866" class="wp-caption-text">Soruyorum: ‘CD’leri nerelerden alıyorsunuz?’ Ağır hakaret etmişim gibi ters ters bakıyorlar: ‘Biz plak dinliyoruz.’</figcaption></figure>
<p>Henüz kaset ve kalem arasındaki o ‘gizli ilişkiyi’ bilmeyen delikanlı çağında olan arkadaşlar MP3 gibi çeşitli formatlarda Müzik dinlemekteler. İnternetten indirme yapılırken, CD’lerin pek az satın alındığı bilinen bir gerçek.</p>
<figure id="attachment_3861" aria-describedby="caption-attachment-3861" style="width: 201px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-6.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3861 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-6-201x300.jpg?resize=201%2C300" alt="Henüz kaset ve kalem arasındaki o ‘gizli ilişkiyi’ bilmeyen delikanlı çağında olan arkadaşlar MP3 gibi çeşitli formatlarda Müzik dinlemekteler." width="201" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-6.jpg?resize=201%2C300&amp;ssl=1 201w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-6.jpg?w=385&amp;ssl=1 385w" sizes="(max-width: 201px) 100vw, 201px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3861" class="wp-caption-text">Henüz kaset ve kalem arasındaki o ‘gizli ilişkiyi’ bilmeyen delikanlı çağında olan arkadaşlar MP3 gibi çeşitli formatlarda Müzik dinlemekteler.</figcaption></figure>
<p>Ancak diğer yandan itiraf etmeliyim ki – kaliteli şarkılar dinleyen genç azımsanmayacak kadar çok. Pink Floyd, Deep Purple, Led Zeppelin, Queen &nbsp;ve niceleri… Soruyorum: ‘CD’leri nerelerden alıyorsunuz?’ Ağır hakaret etmişim gibi ters ters bakıyorlar: ‘<u>Biz plak dinliyoruz.</u>’</p>
<p>Şaşkınlığımı gizleyemiyorum…</p>
<h2>Bit pazarına nur mu yağıyor?</h2>
<p><em>Plaklar</em> tozlu raflardan çıkmaya ve üzerindeki tozları çırpmaya başladılar bile. <strong>Plaklar</strong>, Kaset ve CD’lere çelme takıp ön sıralara geçiyorlar bir bir. Önlenemez bir yükseliş ufukta belirmeye başladı.</p>
<figure id="attachment_3862" aria-describedby="caption-attachment-3862" style="width: 222px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-7.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3862 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-7-222x300.jpg?resize=222%2C300" alt="Plaklar tozlu raflardan çıkmaya ve üzerindeki tozları çırpmaya başladılar bile." width="222" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-7.jpg?resize=222%2C300&amp;ssl=1 222w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-7.jpg?w=369&amp;ssl=1 369w" sizes="(max-width: 222px) 100vw, 222px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3862" class="wp-caption-text">Plaklar tozlu raflardan çıkmaya ve üzerindeki tozları çırpmaya başladılar bile.</figcaption></figure>
<p>Bu durumdan dinleyiciler olduğu kadar müzisyenler de memnun&#8230; Özellikle de Türkiye’de telif haklarının uygulamaya konulmasıyla bilinçlenme başladı.</p>
<p>Dinleyici, sevdiği sanatçının albümünü alıyor. Albüm CD formatındaysa, bunu almakla kalmayıp Plak formatını da alıyor.</p>
<h2>“Plakla kaliteli Müzik algınız artacak”</h2>
<p>Bir Müzik marketine gittiğinizde burada plakların bulunduğu reyona bakın. Bu bölümde bulunan insanları inceleyin. Tavırlarıyla, duruşlarıyla, konuşmalarıyla… ve Müziğe bakış açılarıyla ne kadar farklı olduklarını göreceksiniz. Soru sormaktan çekinmeyin. Danışın onlara. Size tavsiye edecekleri albümler olacaktır, belki de Müzik ufkunuzu daha da genişleteceklerdir. Sizi daha önceden es geçtiğiniz yada adını önceden duymadığınız müthiş Müzisyenlerle ve Müzik gruplarıyla tanıştıracaklardır… Ya da tam tersi – siz beğenilerinizi paylaşacaksınız. Çekinmeyin. Sormadan bilemezsiniz.</p>
<figure id="attachment_3860" aria-describedby="caption-attachment-3860" style="width: 195px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-5.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3860 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-5-195x300.jpg?resize=195%2C300" alt="Plakla kaliteli Müzik algınız artacak" width="195" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-5.jpg?resize=195%2C300&amp;ssl=1 195w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-5.jpg?w=289&amp;ssl=1 289w" sizes="(max-width: 195px) 100vw, 195px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3860" class="wp-caption-text">Plakla kaliteli Müzik algınız artacak</figcaption></figure>
<h3>“Müziği neden Plaktan dinleyelim?”</h3>
<p>Çok basit: <strong>Plaktan çıkan müzik çok daha kaliteli.</strong></p>
<p>Vokalin sıcak sesiyle şarkısını söylerken aldığı nefesi,&nbsp; yaylıların çıkardığı&nbsp; pürüzsüz ezgileri, akustik gitar çalan birinin perdeler arası geçişindeki o tatlı cızırtıyı ve aklınızın alamayacağı sesler bütününü ancak Plaklardan net dinleyebilirsiniz.</p>
<p>MP3 ve diğer formatlarda dinlediğimiz Müzik eserlerinde yer kaygısından şarkılar sıkıştırılmakta (Audio Press) ve bu sayede çeşitli dijital mecralarda yayınlanabilmektedir.</p>
<p>Aşağıdaki linke tıkladığınızda CD ve Plak arasındaki kalite farkını bariz olarak duyacaksınız. Bu, bir bakıma <strong>Analog Müziğin ve Dijital Müziğin kıyaslanması</strong>dır.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/EScPiP2QjXM?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<h3>“Yatırım aracı olarak Plak”</h3>
<p>iTunes’da satın aldığınız albümler sadece dijital platformda kalacaktır. Elle tutulur bir şey yok.</p>
<figure id="attachment_3857" aria-describedby="caption-attachment-3857" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3857 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-2.jpg?resize=640%2C360" alt="Plaktan çıkan müzik çok daha kaliteli." width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-2.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-2.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3857" class="wp-caption-text">Plaktan çıkan müzik çok daha kaliteli.</figcaption></figure>
<p>Ancak <strong>Plaklar</strong> öyle mi? İyi korunduğu sürece Plaklar ileriye dönük olarak yatırım aracına bile dönüşebilir. Düşünsenize elinizde yüzlerce plağın olduğunu… Ama kim bunları satmaya kıyabilir ki?</p>
<figure id="attachment_3865" aria-describedby="caption-attachment-3865" style="width: 564px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-10.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3865 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-10.jpg?resize=564%2C611" alt="İyi korunduğu sürece Plaklar ileriye dönük olarak yatırım aracına bile dönüşebilir." width="564" height="611" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-10.jpg?w=564&amp;ssl=1 564w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-10.jpg?resize=277%2C300&amp;ssl=1 277w" sizes="(max-width: 564px) 100vw, 564px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3865" class="wp-caption-text">İyi korunduğu sürece Plaklar ileriye dönük olarak yatırım aracına bile dönüşebilir.</figcaption></figure>
<p>Nasıl ki dışardayken karnımız acıktığında düzensiz beslendiğimizde, karnımız ağrıyor ve gece vakti kıvranıyorsak, Müziğin de kalitelisini dinlemeli ve Plaklara yönelmeliyiz.</p>
<figure id="attachment_3863" aria-describedby="caption-attachment-3863" style="width: 395px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-8.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3863 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-8.jpg?resize=395%2C529" alt="iTunes’da satın aldığınız albümler sadece dijital platformda kalacaktır. Elle tutulur bir şey yok." width="395" height="529" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-8.jpg?w=395&amp;ssl=1 395w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-8.jpg?resize=224%2C300&amp;ssl=1 224w" sizes="(max-width: 395px) 100vw, 395px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3863" class="wp-caption-text">iTunes’da satın aldığınız albümler sadece dijital platformda kalacaktır. Elle tutulur bir şey yok.</figcaption></figure>
<p>Albüm satın alalım!</p>
<p>Müzik keyiftir – Keyifli dinlemeler…</p>
<figure id="attachment_3858" aria-describedby="caption-attachment-3858" style="width: 492px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3858 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-3.jpg?resize=492%2C632" alt="Müziğin kalitelisini dinlemeli ve Plaklara yönelmeliyiz." width="492" height="632" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-3.jpg?w=492&amp;ssl=1 492w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-3.jpg?resize=234%2C300&amp;ssl=1 234w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-3.jpg?resize=233%2C300&amp;ssl=1 233w" sizes="(max-width: 492px) 100vw, 492px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3858" class="wp-caption-text">Müziğin kalitelisini dinlemeli ve Plaklara yönelmeliyiz.</figcaption></figure>
<figure id="attachment_3864" aria-describedby="caption-attachment-3864" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-9.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3864 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-9.jpg?resize=400%2C510" alt="MP3 ve diğer formatlarda dinlediğimiz Müzik eserlerinde yer kaygısından şarkılar sıkıştırılmakta (Audio Press) ve bu sayede çeşitli dijital mecralarda yayınlanabilmektedir." width="400" height="510" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-9.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Plak-9.jpg?resize=235%2C300&amp;ssl=1 235w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3864" class="wp-caption-text">MP3 ve diğer formatlarda dinlediğimiz Müzik eserlerinde yer kaygısından şarkılar sıkıştırılmakta (Audio Press) ve bu sayede çeşitli dijital mecralarda yayınlanabilmektedir.</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pikaplari-hazirlayin-plaklar-geri-donuyor/">Pikapları Hazırlayın: Plaklar Geri Dönüyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/pikaplari-hazirlayin-plaklar-geri-donuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3855</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kırmızı Gül Demet Demet (Türküsü ve Öyküsü)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kirmizi-gul-demet-demet-turkusu-ve-oykusu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kirmizi-gul-demet-demet-turkusu-ve-oykusu/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 13 Apr 2016 07:09:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3116</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği; Çocuk Gözüyle &#8211; 12 Işıksız gecelerde gökyüzü yıldızlarla kaplanır. Yanıp sönen milyonlarca deniz feneridir sanki her biri. Her biri; Yolunu kaybetmişlerin, kimsesizlerin, yalnızlığında kaybolup gidenlerin umut ışığı olur, konar gönüllere pervane misali… Döne döne uçar ateşe doğru pervane, bilir yanacağını, bilir küllenip külle, külde kalacağını. Yine de vazgeçmez aşkından, yine de yaklaşır boyuna… [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kirmizi-gul-demet-demet-turkusu-ve-oykusu/">Kırmızı Gül Demet Demet (Türküsü ve Öyküsü)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikâyelerimizin Müziği; Çocuk Gözüyle &#8211; 12</strong></p>
<p>Işıksız gecelerde gökyüzü yıldızlarla kaplanır. Yanıp sönen milyonlarca deniz feneridir sanki her biri. Her biri; Yolunu kaybetmişlerin, kimsesizlerin, yalnızlığında kaybolup gidenlerin umut ışığı olur, konar gönüllere pervane misali…</p>
<p>Döne döne uçar ateşe doğru pervane, bilir yanacağını, bilir küllenip külle, külde kalacağını. Yine de vazgeçmez aşkından, yine de yaklaşır boyuna… Yenilmez korkusuna, ölüm vız gelir ona… Daha daha diyerek uçar, adım adım sevgiliye koşar… Çıtırdar kanatları da geri dönmez, pes etmez, sesi duyulmaz, cismi görülmez olur…  Dokundu mu ateşe bir kez, artık yanar yanar dumana boğulur, kül olup uçar, geldiği gibi savrulur…</p>
<p>Çadır yaşamının en zoru gecelerdir, bitmek bilmez bir türlü. Çamura saplanmış yataklarda uyumaya çalışmak, ayazda titremeden oturmak, içilen birkaç kaşık çorbanın tadını bile alamadan tekrar acıkmak ve kurtulmayı ummakla geçer zaman. Düşünmek için çok vakit vardır. Gece ayazında düş kurmak da kâr etmez. Üşürsün, titrersin kat kat battaniyenin altında. Ne var ne yoksa yakılır mangalda, ama vız gelir gecenin ayazına… Mangal ateşi harlandıkça çevresinde uçan pervaneler çoğalır… Kokusu gelir yandıkça, bilemezsin yanan kimdir, yakılan yürekler midir usulca…</p>
<figure id="attachment_3119" aria-describedby="caption-attachment-3119" style="width: 250px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Kokusu-baygın-gaz-lambası….jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3119 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Kokusu-baygın-gaz-lambası….jpg?resize=250%2C319" alt="Kokusu baygın gaz lambası…" width="250" height="319" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Kokusu-baygın-gaz-lambası….jpg?w=250&amp;ssl=1 250w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Kokusu-baygın-gaz-lambası….jpg?resize=235%2C300&amp;ssl=1 235w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3119" class="wp-caption-text">Kokusu baygın gaz lambası…</figcaption></figure>
<p>Çadırların önlerinde birer gaz lambası asılır. Tek ışık kaynağı, tek aydınlık bu gaz lambalarıdır. Öyle derin bir kokusu vardır ki, insanın içini bayar, uykusunu getirir… Hala ne zaman bu kokuyu duysam ilk aklıma, o çadır önü geceleri gelir…</p>
<p>Pırıl pırıl bir Nisan gecesiydi, “ Bu gece kuyruklu yıldız çıkacakmış” dedi biri. Merak ve korkuyla beklemeye başladık, “ Acep ne ola ki” dedi başka biri. “ Uğursuzluktur, bir felaket daha gelecek başımıza “dedi, yaşlıca biri. Daha bir korktuk.</p>
<p>Karanlıkta ellerimizin altındaydı adeta gökyüzü… Toplanıp mangalın kenarına beklemeye başladık… Başlarımız havada… Işıltılarını izledik yıldızların, yanıp sönerek bize mesaj gönderiyorlardı, korkmayın yalnız değilsiniz, uzaktayız biz, ama siz yüreklerimizdesiniz…</p>
<p>Gecenin sessizliğinde bir bağlama sesi geldi kulaklarımıza, kuyruklu yıldız yoktu görünürlerde ama ince yanık bir türkü duyuluyordu&#8230; Arif abiydi bu. Elinde bağlama, her zamanki taşının üzerinde bağdaş kurmuş, söylüyordu…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/b1af2O8ARik?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong>Erzurum &#8220;Muharrem Akkuş &#8211; Nida Tüfekçi&#8221;</strong></p>
<p><strong>Kırmızı Gül Demet Demet</strong><strong><br />
</strong>Sevda Değil Bir Alamet (Balam Nenni Yavrum Nenni)<br />
Gitti Gelmez O Muhannet<br />
Şol Revanda Balam Kaldı (Yavrum Galdı Balam Nenni)</p>
<p><em>Kırmızı Gül</em> Her Dem Olmaz<br />
Yaralara Merhem Olmaz(Balam Nenni Yavrum Nenni)<br />
Ol Tabipten Derman Gelmez<br />
Şol Revanda Balam Kaldı (Yavrum Galdı Balam Nenni)</p>
<p>Kırmızı Gülün Hezeli<br />
Ağaçlar Bekler Gazeli (Balam Nenni Yavrum Nenni)<br />
Karayağızın Güzeli<br />
Şol Revanda Balam Kaldı (Yavrum Galdı Balam Nenni)</p>
<p>Gece, ayaz ve ayrılık türküsü… Gökyüzündeki yıldızlardan gayrı kimsesi olmayan, yaşamak için direnen bir avuç insan;  Ağlıyordu… Felaketin üzerindeki açlığa, sefalete ayrılığın hüznü de eklenince acı katmerlenmişti, yanıyordu ocak olmuş yüreklerde, tütüyordu dumanı kimsenin görmediği umut meşalesinde…</p>
<p>Arif abi yanımıza geldi, helallik istedi kim var kim yoksa. Sabaha teskere almak için Kütahya’ya dönüyordu…</p>
<p>Ben gitmedim yanına. Öylece durdum, hiç kımıldamadan. Mangalın başında, gözlerimi dikip ona baktım öylece yalnızca…</p>
<p>En son benim yanıma geldi ”Ne haber askerlik arkadaşım” dedi, güldü. Gülmedim ben. Ağlamadım da. Çömeldi, boyunu boyuma yaklaştırdı ve “Sana bir hikâye anlatayım mı?” dedi. Başımı salladım, evet misali…</p>
<p>“Gel öyleyse oturalım yerlerimize” dedi. Oturduk.</p>
<p>“Hani az evvel söylediğim türkü var ya, işte onun hikâyesi…” Dinle hele” dedi… Dinledim.</p>
<p>Ali diye bir oğlan varmış zamanın birinde… Savaş patlak vermeden evvel gönül vermiş bir güzele, evlenmiş ve evliliğinin daha kırkı çıkmadan askere çağrılıvermiş. Ali sevdiği ile anasını baş başa bırakıp gidivermiş askere…  Askere gitmesinden epey bir süre geçtikten sonra savaşın bittiği haberi gelmiş köye, Ali&#8217;nin anası ile sevdiği mutluluk sarhoşu olmuşlar. Ali&#8217;nin içinde bulunduğu grubun şehre dönüş tarihi belli olunca da anası ve karısı başlamışlar hazırlığa. Ve o gün geldiğinde anası demiş ki:</p>
<p>&#8220;Kızım ben gidip tren istasyonunda bekleyeyim oğlumu sende hazırlıkları tamamla evde&#8221; ve tren istasyonun yolunu tutmuş sabahın köründe. Başlamış beklemeye. Bir tren gelir biri gider ve oğlan gelmezmiş. Anası hava kararıncaya kadar beklemiş ama oğlan gelmemiş. Umudunu kesen ana, evin yolunu tutmuş.</p>
<p>Eve geldiğinde gelinin odasından sesler işitmiş, kapıya yanaştığında içerde bir erkek olduğunu anlamış yaşlı kadın. Ama kulağı iyi duymaz olduğundan anlamamış kimdir nedir? Bizim Anadolu&#8217;nun anası namusunu kirli bırakır mı? İçerden tüfeği kaptığı gibi odaya dalıvermiş ve yorgana doğru boşaltmış mermileri. Ortalık kan gölüne dönmüş. Bu arada yorgan sıyrılıvermiş yatağın üstünden. Birde ne görsün, iki yıldır askerde olan oğulcuğu ile ona gözü gibi bakan gelini yatağın içindedir…  Meğerse anası istasyonda beklerken az gören gözleriyle görememiş oğlunu, oğlanda koştura koştura eve gitmiş ve sevdiceğini yalnız bulunca dayanamamıştır. Bundan sonra ana zaten az olan aklını da yitirip yollara düşer ki ağzında bir türkü;</p>
<figure id="attachment_3118" aria-describedby="caption-attachment-3118" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Kırmızı-Gül-Demet-Demet....jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3118 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Kırmızı-Gül-Demet-Demet....jpg?resize=640%2C400" alt="Kırmızı Gül Demet Demet..." width="640" height="400" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Kırmızı-Gül-Demet-Demet....jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Kırmızı-Gül-Demet-Demet....jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Kırmızı-Gül-Demet-Demet....jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Kırmızı-Gül-Demet-Demet....jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Kırmızı-Gül-Demet-Demet....jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3118" class="wp-caption-text">Kırmızı Gül Demet Demet&#8230;</figcaption></figure>
<p>Ayrılanlar, bağrı yananlar için söylene gelmiştir bu türkü gel zaman git zaman… Hasreti çeken bilir çekmeyen ne bilsin… Acı, ancak biley taşında bilendikçe azalır… Nasıl ki başak ezildikçe değirmende, un olup aşımıza katık olduysa ekmek; İnsanoğlu da öyle pişecektir hayat fırınında…</p>
<p>Her kıssanın hissesi bellidir… Anlayan anladığıyla kalır, anlamayan zaten hiçbir zaman anlamayacaktır…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kirmizi-gul-demet-demet-turkusu-ve-oykusu/">Kırmızı Gül Demet Demet (Türküsü ve Öyküsü)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kirmizi-gul-demet-demet-turkusu-ve-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3116</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nerede O 90’lar?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/nerede-o-90lar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/nerede-o-90lar/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 22 Nov 2015 22:47:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[90'lar]]></category>
		<category><![CDATA[90’larda müzik]]></category>
		<category><![CDATA[albüm satışları]]></category>
		<category><![CDATA[aranjör]]></category>
		<category><![CDATA[klip]]></category>
		<category><![CDATA[müzik endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[şarkıcı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=844</guid>
				<description><![CDATA[<p>Eminim ki son zamanlarda neredeyse hepimiz bu soruyla karşı karşıya kalıyoruz. İtiraf etmeliyim ki ben de bir müzisyen ve bir dinleyici olarak aynı dertten mustaribim. Tarkan “Oynama Şıkıdım”, Sertab Erener “Sakin Ol”, Grup Vitamin “Takmayacaksın”, Burak Kut “Benimle Oynama” şarkılarıyla herkesi 12’den vurmayı başardı. Tabi bu sanatçıların haricinde daha birçok isim var. 90’larda her defasında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nerede-o-90lar/">Nerede O 90’lar?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Eminim ki son zamanlarda neredeyse hepimiz bu soruyla karşı karşıya kalıyoruz. İtiraf etmeliyim ki ben de bir müzisyen ve bir dinleyici olarak aynı dertten mustaribim.</p>
<figure id="attachment_850" aria-describedby="caption-attachment-850" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/6.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-850 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/6-300x188.jpg?resize=300%2C188" alt="Müzik kasetleri 90'larda önemli bir yer tutardı." width="300" height="188" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/6.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/6.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/6.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/6.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/6.jpg?w=894&amp;ssl=1 894w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-850" class="wp-caption-text">Müzik kasetleri 90&#8217;larda önemli bir yer tutardı.</figcaption></figure>
<p>Tarkan “Oynama Şıkıdım”, Sertab Erener “Sakin Ol”, Grup Vitamin “Takmayacaksın”, Burak Kut “Benimle Oynama” şarkılarıyla herkesi 12’den vurmayı başardı. Tabi bu sanatçıların haricinde daha birçok isim var.</p>
<p>90’larda her defasında şu soruya maruz kalırdık: “Hızlı şarkıları mı seversin yoksa slow şarkılar mı hoşuna gider?” Bu kadar basitti aslında. Tarzlar elbette vardı. Ancak müzik sohbetleri bu soruyla başlamasa eksik kalan bir şey olurdu.</p>
<figure id="attachment_849" aria-describedby="caption-attachment-849" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/5.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-849 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/5-300x232.jpg?resize=300%2C232" alt="Dijital müzik kaydı ile çok şey değişti." width="300" height="232" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/5.jpg?resize=300%2C232&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/5.jpg?w=568&amp;ssl=1 568w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-849" class="wp-caption-text">Dijital müzik kaydı ile çok şey değişti.</figcaption></figure>
<p>Bağımlılık haline gelen Tetris oyunu, mahalle maçları, sokaklarda geçen çocukluğumuz… Walkman’den Discman’e geçiş adeta devrim niteliğindeydi.</p>
<p>Dönüp baktığımızda aradan 20 sene geçmiş – o kadar olmuş mu?</p>
<p>Teknolojide dev sıçramalar olmuş. Bilgisayarlar bu denli yaygın değilken, İnternet 90’ların sonlarına doğru hayatımıza girmeye başlamış. O zamanlarda cep telefonu, dizüstü bilgisayarı, tablet bilgisayar ancak bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz kadar sınırlıydı…</p>
<p>Şimdilerde ise bunlardan en az bir tanesi hepimizde var.</p>
<figure id="attachment_851" aria-describedby="caption-attachment-851" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/7.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-851 size-large" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/7-1024x678.jpg?resize=640%2C424" alt="Müzik endüstrisinde 90'lardan günümüze çok şey değişti." width="640" height="424" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/7.jpg?resize=1024%2C678&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/7.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/7.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/7.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-851" class="wp-caption-text">Müzik endüstrisinde 90&#8217;lardan günümüze çok şey değişti.</figcaption></figure>
<p>Peki ya Müzik bunun neresinde? Ne oldu da milyonlar satan şarkıcılar günümüzde bu kadar az satış yapar hale geldi?</p>
<p>Bu sorunun cevabı aslında bir önceki paragrafta gizli: Teknoloji!</p>
<p>Artık çok az insan Müzik marketlerden albüm satın alıyor. “Ne gereği var ki? İnternetten bedava indirmek dururken neden para harcayayım?” diyen birçok insan var etrafta. Hele ki bu insanlar çok sevdiğini iddia ettikleri sanatçıların albümlerini almazken, bu hassasiyeti onlardan beklemek insanı hayal kırıklığına uğratabilir.</p>
<figure id="attachment_846" aria-describedby="caption-attachment-846" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-846 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/2-1024x682.jpg?resize=640%2C426" alt="90'larda müzik" width="640" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/2.jpg?resize=1024%2C682&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/2.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-846" class="wp-caption-text">90&#8217;larda müzik</figcaption></figure>
<p>Bir an için kendinizi bir müzisyenin yerine koyun. Düşünün &#8211; o kadar emek verdiğiniz şarkılarınız için geceler boyu stüdyolarda sabahlamışsınız, bir çok aranjör ve müzisyen size destek vermiş, klip çekimi yapmışsınız, lansman için paralar akıtmışsınız… Sonra şarkılarınızı büyük bir sevinçle ve heyecanla ortaya çıkarıyorsunuz… Fakat o da ne? Birileri kalkıp bunların tamamını yok sayıyor ve albümünüzü ücretsiz olarak dinliyor. Ne hissederdiniz?</p>
<figure id="attachment_847" aria-describedby="caption-attachment-847" style="width: 1280px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-847 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/3.jpg?resize=640%2C471" alt="90'lı yıllarda müzik dinlemenin basit kuralları vardı." width="640" height="471" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/3.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/3.jpg?resize=300%2C221&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/3.jpg?resize=1024%2C753&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-847" class="wp-caption-text">90&#8217;lı yıllarda müzik dinlemenin basit kuralları vardı.</figcaption></figure>
<p>Müzik endüstrisi son 20 yıldır işte bu ve bunun gibi durumlardan yerlerde… Albüm satış kültürü kalmadı gibi bir durum söz konusu… Çeşitli Müzik veri servisleri, GSM Operatörleri ve sosyal paylaşım siteleri aylık üyelik bedeli karşılığında şarkıları legal olarak dinlememizi sağlıyor.</p>
<p>Peki, kaç kişi bu mecralardan albüm satın alıyor?</p>
<p>Müzisyenlere bu pastadan sadece ufak bir dilim düşüyor… Belki de bir çatal…</p>
<p>Çok mu karamsar bir tablo çizdim sizlere?</p>
<p>Biz müzisyenler her şeye rağmen şarkılarımızı çalıp söylemeye devam ediyoruz. Umuyoruz ki Müzik sektörü o eski gösterişli zamanlarına geri döner.</p>
<p>Müzisyenleri yalnız bırakmayalım, küstürmeyelim!</p>
<p>Umarım bu yazıyı okuyan değerli dinleyiciler bu yazılanları dikkate alırlar.</p>
<p>Fastfood restoranlarında harcadığımız bir menü parasına denk gelen miktarı sevdiğimiz şarkıcılardan esirgemeyelim.</p>
<p>Albüm satın alalım!</p>
<p>Müzik keyiftir &#8211; Keyifli dinlemeler…<strong>&nbsp;</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/nerede-o-90lar/">Nerede O 90’lar?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/nerede-o-90lar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">844</post-id>	</item>
		<item>
		<title>John Lennon Belgeseli: &#8220;LennoNYC&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 17 Oct 2015 22:37:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[beatles]]></category>
		<category><![CDATA[beatles grubu]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel film ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[john lennon]]></category>
		<category><![CDATA[john lennon belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[lennon]]></category>
		<category><![CDATA[lennon belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[lennonnyc]]></category>
		<category><![CDATA[LennoNYC]]></category>
		<category><![CDATA[mark david chapman]]></category>
		<category><![CDATA[michael epstein]]></category>
		<category><![CDATA[müzik ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[peapody]]></category>
		<category><![CDATA[peapody ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>
		<category><![CDATA[rock müzik]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[the beatles]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=712</guid>
				<description><![CDATA[<p>John Lennon&#8217;un hayatının belirli bir bölümüne odaklanan &#8220;LennoNYC&#8221; adlı belegeseli siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz. Belgesel, Lennon&#8217;un Beatles grubundan ayrıldk sonra ABD&#8217;nin New York şehrindeki yaşamına odaklanıyor. 2010 yılıyapımı LennoNYC ödüllü bir belegesel olma özelliğini taşıyor. John Lennon sadece bir ünlü müzisyen olmanın çok ötesine geçmiş bir şahsiyettir. Kurucusu olduğu İgiliz müzisyen grubu The Beatles&#8217;in dünyaca [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/">John Lennon Belgeseli: &#8220;LennoNYC&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>John Lennon&#8217;un hayatının belirli bir bölümüne odaklanan &#8220;LennoNYC&#8221; adlı belegeseli siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz.</p>
<p>Belgesel, Lennon&#8217;un Beatles grubundan ayrıldk sonra ABD&#8217;nin New York şehrindeki yaşamına odaklanıyor. 2010 yılıyapımı LennoNYC ödüllü bir belegesel olma özelliğini taşıyor.</p>
<figure id="attachment_715" aria-describedby="caption-attachment-715" style="width: 354px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-715 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg?resize=354%2C500" alt="John Lennon'un hayatının son 20 yılının anlayan &quot;LenonNYC&quot; belgesei." width="354" height="500" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg?w=354&amp;ssl=1 354w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon-3.jpg?resize=212%2C300&amp;ssl=1 212w" sizes="(max-width: 354px) 100vw, 354px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-715" class="wp-caption-text">John Lennon&#8217;un hayatının son 20 yılının anlayan &#8220;LenonNYC&#8221; belgesei.</figcaption></figure>
<p>John Lennon sadece bir ünlü müzisyen olmanın çok ötesine geçmiş bir şahsiyettir. Kurucusu olduğu İgiliz müzisyen grubu The Beatles&#8217;in dünyaca ünü bilinir. Bunun yanı sıra Lennon&#8217;un barış aktivistliği de dünyaya mal olmuştur. Beatles&#8217;tan 1969&#8217;da ayrılan John Lennon daha sonra Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ne taşınarak New York City&#8217;de yaşamaya başlar. Yine New York&#8217;ta yaşamını sürdüğü otelin önünde Mark David Chapman tarafından öldürülür. Yaşamının bu son yıllarını ele alan LennonNYC belgeseli Michael Epstein tarafından senaryolaşyırılıp yönetildi. Belgesel, Lennon&#8217;un son 20 yılını ele alır.</p>
<p>Belgesel film, ilk kez John Lennon 70. doğum günü olan 9 Ekim 2010&#8217;da gösterildi. LennoNYC, Peapody Ödülü&#8217;nü almaya hak kazanmıştır.</p>
<figure id="attachment_713" aria-describedby="caption-attachment-713" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-713 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/10/john-lennon.jpg?resize=300%2C168" alt="John Lennon" width="300" height="168" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-713" class="wp-caption-text">John Lennon</figcaption></figure>
<p>Bu yıl Lennon 75. doğum günü olması vesilesiyle belgesel film internet ortamında ücretsiz bir şekilde yayınlandı ve Lennon hayranlarının beğenisine açılmış oldu. Belgeselde birçok arşiv görüntüsü ve pek çok ünlü ile yapılan röportajlar da mevcut.</p>
<p>John Lennon gibi dünya müzik tarihine damga vurmuş bir müzisyenin hayatını konu alan bu muhteşem belgeseli buradan izleyebilirsiniz.</p>
<p>İyi seyirler.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/5xwvsp6t1CA?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/">John Lennon Belgeseli: &#8220;LennoNYC&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/john-lennon-belgeseli-lennonnyc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">712</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
