<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>yaşam felsefesi &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/yasam-felsefesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 Sep 2017 06:28:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Şehirde Yaşama Hukuku</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sehirde-yasama-hukuku/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sehirde-yasama-hukuku/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 25 Jan 2017 14:11:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yücel Sarıçiçek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki]]></category>
		<category><![CDATA[Vitruvius]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7001</guid>
				<description><![CDATA[<p>Şehir, kalabalıktan çok bireyi ön plana çıkaran, insanın gelişimiyle kendisini tekamül ettiren bir medeniyet alanıdır. Şehirde yaşamak denilince aklımıza gelmesi gereken şey insanların çevresiyle, akrabalarıyla,  güç birliği yaparak kalabalıklar halinde yaşadığı bir yer mi olmalıdır? Şehirde yaşayan insanlar ekseriyetle kültür, inanç ve düşünüş bakımından farklılık gösterirler. Şehirler tek tiplemiş, homojen bir yapının mümkün olmadığı kozmopolit [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sehirde-yasama-hukuku/">Şehirde Yaşama Hukuku</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şehir</strong>, kalabalıktan çok bireyi ön plana çıkaran, insanın gelişimiyle kendisini tekamül ettiren bir medeniyet alanıdır. Şehirde yaşamak denilince aklımıza gelmesi gereken şey<br />
insanların çevresiyle, akrabalarıyla,  güç birliği yaparak kalabalıklar halinde yaşadığı bir yer mi olmalıdır?</p>
<p>Şehirde yaşayan insanlar ekseriyetle kültür, inanç ve düşünüş bakımından farklılık gösterirler. Şehirler tek tiplemiş, homojen bir yapının mümkün olmadığı kozmopolit alanlardır. <strong>Şehirde yaşamak</strong>, evvela şehir insanının zihinsel kodlarında bir uzlaşma ve uyum içerisinde yaşama çabasını zorunlu kılar. Bunu fiiliyatta gerçekleştirmek için hakem görevi gören bir <a href="https://idilsuaydin.av.tr">hukuk</a> sistemi oluşturmak gerekir. Burada hukukun temel görevi, insanların birbirleriyle, aralarında yaşadıkları herhangi bir ihtilafı uzlaştırıcı bir unsur olarak gidermesidir. Yine hukukun bağlı olduğu devlet yapısı, elinde bulunan bu erkle şehir insanını yetiştirmek, yönlendirmek gibi bir gaflete (yanlışa) düşmemelidir. Bu anlayış hem hukuka ve devlete olan güveni sarsacaktır, hem de şehirde yaşayan insanların birbirlerine karşı olan saygılarını ve güvenlerini zedeleyecektir. Burada hukukun kullanım şekli kesinlikle, insanların kendilerini özgür ve güvende hissedeceği bir ortamı sağlamak olmalıdır.</p>
<figure id="attachment_7004" aria-describedby="caption-attachment-7004" style="width: 843px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/mutluluk-sehri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7004 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/mutluluk-sehri.jpg?resize=640%2C306" alt="Şehir, kalabalıktan çok bireyi ön plana çıkaran, insanın gelişimiyle kendisini tekamül ettiren bir medeniyet alanıdır." width="640" height="306" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/mutluluk-sehri.jpg?w=843&amp;ssl=1 843w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/mutluluk-sehri.jpg?resize=300%2C143&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/mutluluk-sehri.jpg?resize=702%2C336&amp;ssl=1 702w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7004" class="wp-caption-text">Şehir, kalabalıktan çok bireyi ön plana çıkaran, insanın gelişimiyle kendisini tekamül ettiren bir medeniyet alanıdır.</figcaption></figure>
<p><em>Şehirde bireyin evreni evidir.</em> <strong>Şehirdeki insanlar, evlerinden yani kendi evrenlerinden çıktıkları anda şehrin hukuku başlar.</strong> Bu alan şehir insanına karşılıklı tahammülü öğretmelidir. Ancak şehir için tahammül ve uzlaşı gerekliliği, şehrin kendi iç dinamikleriyle de ilgilidir. Kırsaldan gelenlerin, kendileriyle birlikte getirmiş oldukları bir takım alışkanlıklar, şehir ortamında sürdürülemez. Buna şehrin ne fiziki yapısı, ne de sosyokültürel yapısı yani kendisini şehir yapan dinamikleri müsaade etmez. Misal bir çiftçi veya hayvancılıkla uğraşan bir kişi şehre göç ettikten sonra aynı işi yapamayacaktır. Çünkü şehirde yaşayan insan genelde ya sanatla meşgul olur, ya da hizmet sektörüyle hayatını idame eder.</p>
<figure id="attachment_7003" aria-describedby="caption-attachment-7003" style="width: 293px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/avukat-terazisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7003 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/avukat-terazisi.jpg?resize=293%2C266" alt="Şehirdeki insanlar, evlerinden yani kendi evrenlerinden çıktıkları anda şehrin hukuku başlar." width="293" height="266" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7003" class="wp-caption-text">Şehirdeki insanlar, evlerinden yani kendi evrenlerinden çıktıkları anda şehrin hukuku başlar.</figcaption></figure>
<p>Bugün bir de sanayi şehirleri olarak kabul edilen yerler vardır. Aslında bu mekanlar şehir kavramı nazariyesinden bakılacak olursa, sanayinin etrafında kurulmuş kentler olarak anlaşılmalıdır. Çünkü şehir dediğimiz mekanın içinde sanayi kurulamaz. Estetiğin yanında çarpıklık, uyumsuzluk olamaz. Ancak karşısında olabilir. Çirkin yapılar, şehir hayatının tadını kaçırır.</p>
<p>Şehirde aile nüfusları da kırsala oranla daha az kişiden oluşur. Yapılan işlere baktığımızda genel itibariyle insan gücüne dayalı işler değildir. Evlerde genellikle çekirdek aileler yaşar. Bu durum da, şehir insanının küçük ve zarif evlerde yaşamasını zorunlu kılar. Peki kırsaldaki insan bu kadar doğayla iç içeyken, güzeli ve estetiği kendi emeği dışında tanımaya sahipken, şehir insanı ne yapmalıdır? Şehir insanın yaşadığı mekanla olan imtihanı tam da bu noktada başlayacaktır.</p>
<p>Şehir insanı ilk olarak muhayyilesi geniş ve buna bağlı olarak ufku kendisinden taşan bir hüviyete bürünmelidir. Bu da güzeli görmeyi arzulamakla ve kendi diline ait kavramları tanımakla başlayacaktır. Bu öğrenme, şehrin insanına yüksek kültürle beraber, güzellik algısını kavrayışında da yardımcı olacaktır. Böyle bir arzu ve kaygı şehir insanının bir yapıyı inşa etme sürecinde estetiğe, planlamaya ve mimariye verdiği önemi artıracaktır.</p>
<figure id="attachment_7005" aria-describedby="caption-attachment-7005" style="width: 717px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Orta-Avrupa-Budapeste.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7005 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Orta-Avrupa-Budapeste.jpg?resize=640%2C401" alt="Şehir insanı ilk olarak muhayyilesi geniş ve buna bağlı olarak ufku kendisinden taşan bir hüviyete bürünmelidir." width="640" height="401" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Orta-Avrupa-Budapeste.jpg?w=717&amp;ssl=1 717w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Orta-Avrupa-Budapeste.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Orta-Avrupa-Budapeste.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Orta-Avrupa-Budapeste.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/Orta-Avrupa-Budapeste.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7005" class="wp-caption-text">Şehir insanı ilk olarak muhayyilesi geniş ve buna bağlı olarak ufku kendisinden taşan bir hüviyete bürünmelidir.</figcaption></figure>
<p><em>Romalı mimar Vitruvius</em> 2.000 yıl önce bizlere bu düzenin formülünü açıkça vermiştir aslında. &#8221;Bir yapının üç temel özelliği olmalıdır der; Sağlamlık (güç), kullanışlılık (fonksiyonellik), ve estetik (güzellik)&#8221;. Bu nitelikler şehrin bütünü için de gereklidir. Bir yapıyı anlatırken üç temel yapısına dikkat çeken Vitruvius&#8217;un bu sınırlaması bizlere şehri ve şehrin insanını tanımlamaya çalışırken de yardımcı olmaktadır. Yine Edip Cansever &#8221;İnsan yaşadığı yere benzer&#8221; derken iç içe yaşadığımız yapıların bizi inşa eden kişiliğimize de etki ettiğini göstermektedir. Bu bağlamda şehir insanının yaşadığı mekanda, entelektüel birikimi ve muhayyilesiyle birlikte yapacağı tanrısal dokunuşlar, köklü bir şehrin temellerini oluşturacaktır&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sehirde-yasama-hukuku/">Şehirde Yaşama Hukuku</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sehirde-yasama-hukuku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7001</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Carpe Diem</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/carpe-diem/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/carpe-diem/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 10 Jan 2016 22:52:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İmran Durgun]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[an]]></category>
		<category><![CDATA[anı yakalamak]]></category>
		<category><![CDATA[anı yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[carpe diem anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[carpe diem nedir]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[gününü yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[Hortoius]]></category>
		<category><![CDATA[Latin edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zaman kavramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1674</guid>
				<description><![CDATA[<p>Carpe diem; “anı yaşamak”, “anı yakalamak”, “günü yaşamak” anlamlarına gelmektedir. Farklı birçok anlamı olmasa da aslında birçok kişi tarafından farklı anlamlar içermektedir. Latin edebiyatının ünlü isimlerinden Hortoius’un bir yazısında ve felsefesinde bahsettiği gibi “ günü yakalamak”… Belki de bu iki kelimenin anlamı bunda gizliydi. “günü yakala”… İki kelime ile anlatılmak istenen tam da buydu. Kimileri [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/carpe-diem/">Carpe Diem</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Carpe diem; “anı yaşamak”, “anı yakalamak”, “günü yaşamak” anlamlarına gelmektedir. Farklı birçok anlamı olmasa da aslında birçok kişi tarafından farklı anlamlar içermektedir.</p>
<p>Latin edebiyatının ünlü isimlerinden Hortoius’un bir yazısında ve felsefesinde bahsettiği gibi “ günü yakalamak”… Belki de bu iki kelimenin anlamı bunda gizliydi. “günü yakala”… İki kelime ile anlatılmak istenen tam da buydu. Kimileri için yeni bir anı yakalamak, kimileri için var olan anın değerlendirmesini sağlamak. Bazıları için ise sadece anının tadını çıkarmak. Bir bakıma özgün ve her düşüncede farklı anlamlar içeren bu kelimeler birçok kişiye göre değerlendirmekti. Anlamak isteyenleri veya anlam katmak isteyenlerin en büyük anlamlarıydı belki de carpe diem.</p>
<p>Hayal etmenizi istiyorum. Bir tual var elinizde. Doğanın, yaratıcının sizlere sunmuş olduğu eşsiz sayıda renkler siz bu renkleri mi kullanırdınız yoksa var olan renkleri karıştırarak kendi içinizde ki rengimi çıkarmayı tercih ederdiniz? Asıl duymak istediğim sizlerin içindeki renkti. Carpe diem gibi; anı yakalamak mı yoksa anı yaşamak mıydı?</p>
<p>An, zaman, dakika veya saniyelerin hiçbir şekilde geri dönüşü mümkün olmadığına göre ve herkesin değerli anları hafızalarında sır gibi saklamak istediğine göre gelin sizlerle bir oyun oynayalım. Yukarıda hayal ettiğiniz olan tualinizi ve boyalarınızı önünüze aldığınızı hayal ediniz. Elbette sizlere fırça vermeyeceğiz. Sadece elleriniz… Amaç, anı yaşamak değil miydi? İşte size an. Evrende olan tüm nimetler sizler için değil miydi? Fırçada sizin için ama önce elleriniz, parmaklarınız&#8230; Gelin ellerinizle dilediğiniz renkleri ve desenleri siz belirleyin. Anı yaşamak yerine anı sizler oluşturun. Levh-i mafuz da olan anları yaşatmaya ve yaşamaya çalışın. Sonra mı? Sadece fotoğrafını çekin. Fakat bir makine ile değil, sizlere sunulan nimetle yine doğadan evrenden ve yaratıcının nimetlerinden. Beynimiz ve gözlerimiz sadece bakın boşluğa, ortaya çıkardığınız esere ve yaşatmak istediğiniz ana bakın ve beyninize o anı kazıyın. İnanın hafızanızdan gitmeyecektir.</p>
<p>İşte anı yaşamak, anı yakalamak an yaratmak değildir. Tam aksine carpe diem yazılmış bir kaderi yaşarken unutmak istemediğiniz kişiye göre değişen olumlu veya olumsuz tüm içeriklerin fotoğrafınızı beyninizde çekmektir. Carpe diem; bir bakıma nefes almak, bir yakarış, bir af dilemedir. Kimine göre ise bir boşluk…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/carpe-diem/">Carpe Diem</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/carpe-diem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1674</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
