<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Soyut ekspresyonizm &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/soyut-ekspresyonizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2017 15:10:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Çağdaş Türk Resminde Soyut Resim</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 31 Jan 2017 08:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Maide Kasapoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Abidin Dino]]></category>
		<category><![CDATA[Bedri Rahmi Eyüboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Braque]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Ferruh Başağa]]></category>
		<category><![CDATA[Hamit Görele]]></category>
		<category><![CDATA[Kandinsky]]></category>
		<category><![CDATA[kübizm]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut dışavurumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Faik Üzer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7168</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünyada soyut sanat örnekleri ilk kez 1910 da Kandinsky’nin yapmış olduğu suluboya çalışmasıyla başlamıştır. 1910larda başlayan bu stil gerçekte bir ekol olmayıp bir anlayışı dile getirmekteydi. Soyut sanatın en büyük özelliği artık sanatçıların doğaya bakmadan beyinleriyle çalışmalarıydı. Türkiye’de ilk soyut girişimler geometrik non – figüratif çerçeve içinde olmuştur. Renk soyutlaması mantığı ise ilk defa müstakiller [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/">Çağdaş Türk Resminde Soyut Resim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada soyut sanat örnekleri ilk kez 1910 da Kandinsky’nin yapmış olduğu suluboya çalışmasıyla başlamıştır. 1910larda başlayan bu stil gerçekte bir ekol olmayıp bir anlayışı dile getirmekteydi. Soyut sanatın en büyük özelliği artık sanatçıların doğaya bakmadan beyinleriyle çalışmalarıydı.</p>
<p>Türkiye’de ilk soyut girişimler geometrik non – figüratif çerçeve içinde olmuştur. Renk soyutlaması mantığı ise ilk defa müstakiller ve D grubunda görülmeye başlamıştı. Ancak bir fov, Die Brücke, Der Blaue Reiter gibi renk soyutlamasına dayanan dışa vurumcu anlayışlar bizde pek yankı yapmamıştır. Renk soyutlamasına geçişteki gecikmenin, lirik – non – figüratif anlayışının geç kalmasına neden olduğu kabul edilebilir.</p>
<h2>Soyutlamanın Gelişimi</h2>
<p>Türk resmi, 1900lerin ilk çeyreğinden itibaren Avrupa resmindeki yenilikçi akımların paralelinde bir oluşum sürecine girmiştir ve kendine özgü sentezini oluşturmaya çalışmıştır. Ancak batı ile olan bu etkileşim Türk resmiyle aynı zamanda değil de, 1950ler de kendini gösterebilmiştir. Çünkü 1950li yıllar, özgürlükçü demokrasi, ülkenin sanat yaşamına batıdaki sanatsal akım ve yenilikleri takip eden bir zihniyet ve çok yönlü eğilimler görürüz.</p>
<figure id="attachment_7169" aria-describedby="caption-attachment-7169" style="width: 750px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7169 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg?resize=640%2C188" alt="Bedri Rahmi &quot;Hayat Ağacı&quot;, 1957" width="640" height="188" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg?w=750&amp;ssl=1 750w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg?resize=300%2C88&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7169" class="wp-caption-text">Bedri Rahmi &#8220;Hayat Ağacı&#8221;, 1957</figcaption></figure>
<p>Bizde resimsel anlatımlar yerel bir gelişime bağlı olamadan biçimleme anlayışları dışarıdan hep hazır olarak alındı. Bunun nedeni sanatçı ve düşünürlerimizin sanatsal üslup ve akımlar üzerine fazla eğilmemeleri ve bunların oluş nedenlerini ve zeminlerini araştırıp incelememeleri idi. Salt soyut çalışma Kandinsky’nin 1910‟larda yaptığı lirik non – figüratif resimle ortaya çıkmıştır. Ancak biz bu gelişimin ne olduğunu 1955’lerde anlamaya başladık. Bizde ilk soyut çalışmalar geometrik – non – figüratif bir biçimleme sınırı içinde kalmıştı.</p>
<p>1950li yıllar, özgürlükçü demokrasi, ülkenin sanat yaşamına batıdaki sanatsal akım ve yenilikleri takip eden bir zihniyet ve çok yönlü eğilimler görürüz. Türkiye’de resim ve</p>
<p>heykel sanatı bu dönemde hızla soyut akımların içine girmiştir. Batıdaki dezenformasyon ilkesine daha önceden uyulmaya başlansa bile bu dezenformasyonu kendi tarzlarına uygulamaları 50lere dayanır.</p>
<figure id="attachment_7170" aria-describedby="caption-attachment-7170" style="width: 191px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/devrim-erbil-ritmik-deniz-yorumu-1999.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7170 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/devrim-erbil-ritmik-deniz-yorumu-1999.jpg?resize=191%2C264" alt="Devrim Erbil &quot;Ritmik Deniz Yorumu&quot;, 1999" width="191" height="264" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7170" class="wp-caption-text">Devrim Erbil &#8220;Ritmik Deniz Yorumu&#8221;, 1999</figcaption></figure>
<p>Türk sanatçıların soyutlamaya ilgi duymaları Türk resminde önemli bir gelişmeydi lakin büyük bir sorunu vardı, o da halka soyut resmi benimsetebilmekti. 1953 yılında Adnan Çoker’le Lütfü Günay, “Sergi Öncesi” adını verdikleri ilk soyut sanat sergilerinden birini açtılar. Bir yıl sonra yine beraber Helikon Sanat Galerisi’nde bir soyut sanat sergisi daha açtılar. Helikon’da kısa bir süre sonra Cemal Bingöl tümüyle non figüratif yapıtlarından oluşan bir sergi açtı.</p>
<p>Resimsel anlayışımız alt yapısı oluşmadan batıdan alınıyordu. Türk sanatçılar, soyut sanat arayışlarını düşünce gelenekleri Türkiye’den farklı olan batı felsefesi üzerine temellendirmeye çalıştı ama bu olanaksızdı. Bundan dolayı bizdeki soyut resmin oluşumu birbiri ile ilişkisiz değerlendirmelerle ilgilidir. Soyuta ilişkin tüm bu girişimler sonunda batı sanatının sorunlarının etraflıca anlaşılmasını sağlamıştır. Dolayısıyla soyut resmin sınırsız bir anlatım alanı olduğunu anlamıştık. Hatta soyut anlayışı geleneksel halk sanatıyla ilişkilendiren sanatçılarımız oldu. Kimi yapıtlarda yöresel ve folklorik motiflerin soyut düzenini değerlendirme çabasındadır.</p>
<p>1959 – 1960larda soyut anlayışı benimsemiş aktif olarak çalışan ressamlar Zeki Faik İzer, Sabri Berkel, Halil Dikmen, Şemsi Arel, Ercüment Kalmık, Ferruh Başağa, Nuri İyem, Adnan Çoker, Cemal Bingöl, Adnan Turani, Lütfü Günay ve Cemil Eren’dir. Ressamlar soyutun çeşitli anlayışlarını temsil ediyorlardı. 1960tan sonra Devlet Resim ve Heykel Sergilerinde, müstakiller ve D grubu sonrası kuşağının desteği ile soyuta karşı ilgi artar. Bu yeni kuşağın akademideki hocalarının da desteği ile soyut anlayış büyük bir etkinlik ve yayılma gücü gösterebilmiştir. Buna paralel olarak bu alandaki yayınlar da artmıştır. Ancak yazıları genelde ressamlar ele almıştır.</p>
<figure id="attachment_7171" aria-describedby="caption-attachment-7171" style="width: 679px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7171 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg?resize=640%2C245" alt="Fahrelnisa Zeid &quot;Cehennemim&quot;, 1951" width="640" height="245" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg?w=679&amp;ssl=1 679w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg?resize=300%2C115&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7171" class="wp-caption-text">Fahrelnisa Zeid &#8220;Cehennemim&#8221;, 1951</figcaption></figure>
<h2>Türk Sanatında Soyut Resmin Sınıflandırılması</h2>
<p>Bizdeki soyut resim sınıflaması şu biçimde özetlenebilir;</p>
<ul>
<li>Geometrik soyutlamacılar</li>
<li>Lirik soyutlamacılar</li>
<li>Geometrik non – figüratif</li>
<li>Lirik non – figüratif</li>
</ul>
<h2>Geometrik Soyutlamacılar</h2>
<p>Türk resim sanatında figürü, geometrik bir özetleme ile soyutlayan geometrik soyutlamacılarımız, ilk soyut yapıtımızı verenler olmamışlardır. Örneğin Ferruh Başağa 1947‟deki “Aşk” adlı yapıtında, modle’yi resminde bırakmasına karşın, figürü resminin ana konusu olarak muhafaza ediyordu. Hamit Görele de büyük, düz yüzeyler haline getirdiği sembolik nesne biçimlerini tuval yüzeyine dağıtarak bir çeşit düzenleme yapıyordu. Yazdığı yazılarda da rengin önemine işaret etmekle birlikte, resimlerinde geometrik olarak soyutlanmış biçim renkten ağır basıyordu. Onun çalışmalarında nesne renkleri dikkate alınmıyor, yalnız salt renklerle kesin sınırlı geometrik biçimlerin içi dolduruluyordu. Ayrıca, tuval yüzeyinde görülen biçimler çalışma sırasında belirmiş değil, daha çok araştırılmadan benimsenmiş biçimler olarak ele alınıyordu.</p>
<ul>
<li>Refik Epikman: (İstanbul, 1908 &#8211; İstanbul, 1974)</li>
</ul>
<figure id="attachment_7173" aria-describedby="caption-attachment-7173" style="width: 336px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7173 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?resize=336%2C431" alt="Nejat Devrim &quot;Gardens of Plants”, 1948" width="336" height="431" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?w=336&amp;ssl=1 336w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?resize=234%2C300&amp;ssl=1 234w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?resize=233%2C300&amp;ssl=1 233w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7173" class="wp-caption-text">Nejat Devrim &#8220;Gardens of Plants”, 1948</figcaption></figure>
<h2>Lirik Soyutlamacılar</h2>
<p>Resimsel lirizm, sanatçının iç dünyasındaki fırtınaların bir dışa vuruşudur. İfadenin malzemesi de boya ve fırçalardır. Lirizmin önemi şudur; sanatçı çerçevesindeki görüntüleri değil, kendi iç dünyasındaki konseri vermektedir. Bu konser bir iç savaştır. Bu savaşın görüntülerinin nasıl başladığı ve nasıl bittiği sanatçının kendisi tarafından bile bilinmemektedir. Fakat çalışma bittiğinde sanatçının bile şaşırdığı, daha önce aklına bile gelmeyen bir motif çıkmaktadır karşısına. Lirik soyutlamada doğasal bir motiften hareket edildiğini gözlemlemekteyiz. Bu çocuk, bir kadın, bir doğa görüntüsü, renkli nesneler ya da hareketli bir figür biçiminin etkisi, sanatçı için bir çıkış noktası olabilmektedir.</p>
<ul>
<li>Zeki Faik Üzer (İstanbul, 15 Nisan 1905- İstanbul, 12 Aralık 1988)</li>
<li>Abidin Dino; (İstanbul, 23 Mart 1913 &#8211; Paris, 7 Aralık 1993)</li>
<li>Arif Bedii Kaptan, (1906-1979)</li>
<li>Devrim Erbil, (1937 Uşak)</li>
<li>Ömer Uluç, (1931 İstanbul)</li>
<li>Mustafa Ayaz, (1938, Çaykara &#8211; Trabzon)</li>
<li>Zafer Gençaydın, (1941, Ankara)</li>
</ul>
<h3>Geometrik Non-Figüratifler</h3>
<p>Bizde geometrik non-figüratifin içine getirildiği zemin, Batıdakinden farklı olduğu gibi; gösterdiği gelişimde, alınıp getirildiği yerden farklıdır. Batıda, Picasso-Braque kübizminin yolundan soyuta varmıştır. Dolaylı olarak, kübizmde nesne, biçim olarak zorlanıp parçalanmasına rağmen, resimde, görüntüye dayanan konu terk edilmemiştir. Bu nedenle, kübizmi yaratanlar arasında, geometrik non-figüratif tek bir yapıt verene bile rastlanmamıştır. Batıdaki salt soyut anlatıma, nesnenin renk yolu ile parçalanarak varıldığına daha önce değinmişti. Ayrıca bizde, bu yoldaki bir oluşumun olmadığı da belirtilmişti. İlginç olan, Ankara ve İstanbul’da bu anlayışın bir moda etkisi içinde, 1953lerde aniden Batıdaki yaygınlığına paralel olarak benimsenip ithal edildiğidir. Örneklerin çözümlenmesi, bu yargıyı doğrulamaktadır. Bu nedenle rengin, non-figüratif anlayışın oluşumunda yarattığı ilginç olaylar yaşanmadan, aniden soyut çalışmalar yaptık. Hem de yazısal lirik bir figüratifle değil, Batıda çok sonra oluşan geometrik non-figüratifle.</p>
<ul>
<li>Cemal Bingöl, (Erzurum, 1912-Ankara, 1993)</li>
<li>Halil Akdeniz</li>
</ul>
<figure id="attachment_7174" aria-describedby="caption-attachment-7174" style="width: 410px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7174 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg?resize=410%2C625" alt="Ömer Uluç &quot;İkon&quot;, 1970" width="410" height="625" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg?w=410&amp;ssl=1 410w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg?resize=197%2C300&amp;ssl=1 197w" sizes="(max-width: 410px) 100vw, 410px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7174" class="wp-caption-text">Ömer Uluç &#8220;İkon&#8221;, 1970</figcaption></figure>
<h3>Lirik Non-Figüratifler</h3>
<p>Lirik soyut anlatım, yazısal özellikler taşıyan boyasal bir savaştır. Fransızların motifsel lekeciliği ile Amerikalıların motifsiz, rastlantısal lekeciliği de gene bu anlayış içinde sınıflanır. Bizde lirik non-figüratif resim yapanlarda bu iki değerlendirme de görülür. Daha önce denildiği gibi bizde 1953lerde Ankara ve İstanbul’da yapılan non-figüratif çalışmalar, geometrik bir kuruluşu yansıtmakta idi ve soyuta da böyle girilmişti. Ülkemizin dışında bu anlayışa yani non-figüratife giren ressamımız ise, Batıdaki gelişime uygun olarak lirik bir soyutlamadan ulaşmışlardı. Bu oluşum yolu, doğal, zorlamasız ve rengin nesneleri parçalayan yazısal notları ile bunların bağlantılarının yarattığı resimsel dokuya dayanmaktadır. Bu nedenle burada soyutlamadan soyuta geçiş, doğal bir oluşum olmaktadır.</p>
<p>1945lerde, Paris’e yerleşmiş ressamlarımızdan Nejat Devrim ve Selim Turan, soyut resme yönelmişlerdi. Fahrünnisa Zeit ise, 1948de ilk soyut resmini yapıyordu. Bu ressamlarımızdan ilk ikisinin Paris’te Muee d Art Modernc’de yer aldıkları bilinmektedir. Nejat Devrim’in Knaraus Lexikon’da yer alan açıklaması ilgi çekicidir. Nejat parçalama işlemine, ilk girişimden hiç bir şey kalmayıncaya değin devam edilmesi görüşündedir. Hatta bu parçalama işlemine “çılgınlığa varıncaya değin” devam edilmesini gerekli görmektedir ve resimlerinde de bu görüşün uygulandığı saptanabilmektedir. Tuval yüzeyinde bir çeşit savaşçı durumunda görünen o, boyasal öğelerin, durulup motifsel bir görüntü almasına değin çalışmasını sürdürmektedir. Kısacası onun lirik anlatımı, bir çeşit didinmeye, tahribe, parçalanmaya dayanmaktadır. Eğer bu çalışmalarının daha 1945lerde başladığı dikkate alınırsa, onun ve Selim Turan’ın, bizdeki ilk lirik non-figüratifler oldukları ortaya çıkar. Nejat’ın çalışmalarında bir ön fikrin, akılcı, taslakçı bir anlayışın ya da bir dış etkinin önemi olmayacağı, daha doğrusu yer alamayacağı açıktır. Nejat, bu görünüşün paralelinde gravürler de yapmıştır.</p>
<ul>
<li>Nejad Devrim, (1923-1995)</li>
<li>Fahrelnıssa Zeıd, (1901-1991)</li>
<li>Adnan Turanî, (1925)</li>
<li>Selim Turan, (1915 &#8211; 1994)</li>
<li>Eren Eyüboğlu</li>
<li>Bedri Rahmi Eyüboğlu, (1911, Görele, Giresun &#8211; 1975, İstanbul)</li>
<li>Adnan Çoker, (İstanbul, 1928)</li>
</ul>
<h4>KAYNAKÇA</h4>
<ul>
<li>Acar, Mehmet. “Çağdaş Türk Resminde Soyut Ve Portre Soyutlamaları”. Sanatta Yeterlilik Tezi. Marmara ÜniversitesiGüzel Sanatlar Enstitüsü, 2013.</li>
<li>Atatürk Kültür Merkezi. <strong>Türk Resminde Soyut Eğilimler</strong>. İstanbul, 1998.</li>
<li>Berk, Nurullah, Adnan Turani. <strong>Başlangıcından Bugüne Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi. </strong>İstanbul:Tiglat Yayınları, 1981.</li>
<li>Genç, Adem. “Batı Sanatına Yönelik Türk Resminde Soyut ve Soyutlama Kavramları” <strong>DYO Haberleri</strong>, Sayı: 185, Temmuz 1988”.</li>
<li>Keser, Nimet. <strong>Sanat Sözlüğü,</strong> Bs. İstanbul: Ütopya Yayınevi, Ekim 2009.</li>
<li>Kurt, Efe Korkut. <strong>“Çağdaş Türk Sanatında Soyut Resim”</strong></li>
<li>com/turkce/wp-content/uploads/2010/08/7b.pdf. Haziran, 2008 [06.12.2016].</li>
<li>Tansuğ, Sezer. <strong>Çağdaş Türk Sanatı.</strong> İstanbul:Remzi Kitabevi, 1999.</li>
<li><strong>Türk Resminde Yeni Dönem</strong>. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1998.</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/">Çağdaş Türk Resminde Soyut Resim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7168</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Jackson Pollock CIA Ajanı Mı?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 21 Nov 2016 06:11:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[M. Faruk Kutlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[action painting]]></category>
		<category><![CDATA[Alfaro Siqueiros]]></category>
		<category><![CDATA[Carl Junk]]></category>
		<category><![CDATA[CIA ve Kültürel Soğuk Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Clement Greenberg]]></category>
		<category><![CDATA[damlatma boya]]></category>
		<category><![CDATA[ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Frances Stonor Saunders]]></category>
		<category><![CDATA[Guggenheim]]></category>
		<category><![CDATA[Life dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Marcel Duchamp]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut dışavurumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Hart Benton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6072</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yazar Frances Stonor Saunders’ın, “CIA ve Kültürel Soğuk Savaş” adlı kitabında, Amerikan gizli servisinin Pollock’un ve diğer soyut resim çalışan ressamların eserlerinin dünya çapında sergilenmesini sağladığından bahseder. Yazar üç yıllık bir araştırma sonucu yazdığı bu kitap 2000 yılında Gladstone Tarih Ödülü’nü kazanmıştır. Jackson Pollock hakkındaki iddialar daha önce başlamıştı. İddiaların temelinde Pollock’ın 1938-1942 yılları arasında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/">Jackson Pollock CIA Ajanı Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yazar Frances Stonor Saunders’ın, “<em>CIA ve Kültürel Soğuk Savaş</em>” adlı kitabında, Amerikan gizli servisinin <strong>Pollock</strong>’un ve diğer soyut resim çalışan ressamların eserlerinin dünya çapında sergilenmesini sağladığından bahseder. Yazar üç yıllık bir araştırma sonucu yazdığı bu kitap 2000 yılında Gladstone Tarih Ödülü’nü kazanmıştır.</p>
<figure id="attachment_6074" aria-describedby="caption-attachment-6074" style="width: 196px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6074 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia-196x300.jpg?resize=196%2C300" alt="Frances Stonor Saunders &quot;CIA ve Kültürel Soğuk Savaş&quot;" width="196" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia.jpg?resize=196%2C300&amp;ssl=1 196w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cia.jpg?w=326&amp;ssl=1 326w" sizes="(max-width: 196px) 100vw, 196px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6074" class="wp-caption-text">Frances Stonor Saunders &#8220;CIA ve Kültürel Soğuk Savaş&#8221;</figcaption></figure>
<p><strong>Jackson Pollock</strong> hakkındaki iddialar daha önce başlamıştı. İddiaların temelinde Pollock’ın 1938-1942 yılları arasında giderleri devlet tarafından karşılanan WPA Federal Sanat Projesi kapsamında çalışması da gösterilmişti. Bazı eleştirmenlere göre Pollock ismi Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne karşı kültürel üstünlüğü ispatlamak için büyütülmüştü.</p>
<p>Çünkü yıllardan beri “Amerikan sanatı” gerçeği oluşturulamamıştı. Amerika’daki sanat öncüleri de Avrupa’dan devşirilmiş isimlerdi. Ancak bu isimler ne Picasso, ne Matisse, ne de Braque seviyesini yakalayabilmişlerdi.</p>
<h2>ABD’li Ressam Jackson Pollock</h2>
<p>ABD topraklarında doğup büyümüş ressam görmek zorlaşıyordu. Guggenheim’in çabalarıyla ABD hükümeti, <em>Pollock</em>’a sahip çıktı ve burslar, ödenekler , özel eğitim programlarıyla onu destekledi. CIA tarafından finanse edilmesi, sanatçı hakkında sonu gelmeyen tartışmalar başlatmaya zemin hazırladı.</p>
<p>Saunders’in kitabında bahsettiği gibi, Amerikan gizli servisinin Pollock ve diğer soyut ressamların eserlerinin dünya çapında sergilenmesi işe yaradı. Sovyet sanatı Batı’da gülüp geçilen bir şaka haline gelirken, sanatın yeni başkenti New York oldu.</p>
<p>Ancak <strong>Pollock</strong>’ı tüm bu gelişmelerin dışında tutmak gerekir. Bir ajan olamayacak kadar bunalımda olan biriydi. Ayrıca alkolün esiriydi. Çevresinde dönen tüm dolaplardan habersiz kendi dramını yaşayan bir sanatçıydı.</p>
<p>1930 yılında Thomas Hart Benton’un öğrencisi oldu.</p>
<figure id="attachment_6073" aria-describedby="caption-attachment-6073" style="width: 567px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6073 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?resize=567%2C461" alt="Thomas Hart Benton" width="567" height="461" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?w=567&amp;ssl=1 567w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?resize=300%2C244&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/benton.jpg?resize=168%2C137&amp;ssl=1 168w" sizes="(max-width: 567px) 100vw, 567px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6073" class="wp-caption-text">Thomas Hart Benton</figcaption></figure>
<p><strong>Pollock</strong> sanat hayatına başladığında hocasını taklit etmeye çalıştı, sonra tam zıt yöne soyut resme yöneldi.</p>
<p>Bu arada büyük alkolizm sorunuyla başa çıkmaya çalışıyordu. İçine düştüğü depresyonla mücadele etmek için psikoterapist yardımı almaya karar verdi. Psikanalist C. Junk’un arketip teorisiyle tanıştı. Yıllar içinde bu bilimsel teoriyi sanatına taşımayı başardı.</p>
<p>1936 yılında Meksikalı ressam D. Alfaro Siqueiros deneysel atöylesinde sıvı boyanın kullanımını tanıttı. Sıvı boya kullanımından ilham alan Pollock ilerde yapacağı resimlerde damlatma tekniğini kullanacaktı.</p>
<p><u>Pollock</u>’un olgunluk döneminin başlangıç eserlerinde arketip göndermesi yapılan Kızılderili motifleri göze çarpar. Arketipler her insanın kafasında yerleşiktir ve zihinde bilinçsizce görüntüler yaratır. Bu görüntüler, tüm insanların hayallerinde ve her insanlık kültürünün mitlerinde görülür. Felsefede özel örnekleme, sembolik anlatım gibi karşılıkları bulunur. Kızılderili sanat tekniklerinden esinlenerek, adım adım kişisel bir resim dili yaratma dönemine girdi. Kızılderililerin kumlama tekniğinden esinlenerek, yere koyduğu büyük tuvallerin etrafında dönerek çalışıyordu. Batının klasik şövale ve fırça kullanma geleneğine meydan okudu. Resim yaparken sertleşmiş fırçalar, sopalar, büyük şırıngalar ve en farklı olarak da vücudunu kullanıyordu.</p>
<p>1943 yılında Guggenheim evinin duvarı için Pollack’a resim siparişi verdi. Resmin eni altı, boyu iki buçuk metre olacaktı. Guggenheim’in danışmanı ve arkadaşı Marcel Duchamp’ın önerisiyle duvarın kendisi değil tuval boyandı. Sanat eleştirmeni C. Greenberg resme ilk göz attığında “İşte büyük sanat ve Pollock bu ülkenin yetiştirdiği büyük ressam” diye düşüncelerini ifade etti.</p>
<figure id="attachment_6077" aria-describedby="caption-attachment-6077" style="width: 802px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6077 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg?resize=640%2C270" alt="Mural -  Guggenheim’ın Pollock’a sipariş ettiği resim." width="640" height="270" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg?w=802&amp;ssl=1 802w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/pollock-mural.jpg?resize=300%2C126&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6077" class="wp-caption-text">Mural &#8211; Guggenheim’ın Pollock’a sipariş ettiği resim.</figcaption></figure>
<p>1943 yılında Guggenheim galerisi ile sözleşme imzaladı ve ilk sergisini açtı. Böylece hamisi ve menejeri Guggenheim, onun eserlerini seçkin zümrelere tanıttı.</p>
<p>1945 yılından itibaren en verimli çalışmalarını gerçekleştireceği Long Island yakınlarındaki köy evine taşındı. Siqueiros atölyesinde yaptığı sıvı boyanın spontane kullanımı denemelerini burada gerçek teknik haline getirdi. Boya dökme ve damlatma tekniğini uygularken resmin içinde olduğunu ve değişiklik yapmak, imajı yok etmek gibi korkularının olmadığını, kendisinin de resmin bir parçası olduğunu söylüyordu.</p>
<figure id="attachment_6075" aria-describedby="caption-attachment-6075" style="width: 701px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6075 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg?resize=640%2C256" alt="Lucifer- Pollock’un damlatma tekniğiyle yaptığı eseri" width="640" height="256" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg?w=701&amp;ssl=1 701w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/lucifer-pollock.jpg?resize=300%2C120&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6075" class="wp-caption-text">Lucifer- Pollock’un damlatma tekniğiyle yaptığı eseri</figcaption></figure>
<p>Bir anda büyük üne kavuşan Pollock birçok kişisel sergiye imza attı. 1949 yılındı Life dergisi <strong>Jackson Pollock</strong>’un “kendi çağdaşları içinde en önde geleni” olduğunu ilan ederek ününü pekiştirdi.</p>
<p>Eserlerinin yoruma açık oluşu, onların sürekli eleştirilmesine neden oldu. Fakat sürekli değişen zevk anlayışına karşın Pollock’un resimleri güncelliğini korumaya devam etti.</p>
<p>1955 yılında resim yapmayı bıraktı ve 11 Ağustos’ta kullandığı aracıyla kaza yaparak hayatını kaybetti.</p>
<p>Geride bir çok tartışmayı bırakarak bu dünyadan ayrıldı. Tuvalin etrafında gezinerek vücudunu da kullanarak uyguladığı boyama teknikleri hem çağdaşlarını hem de sonraki kuşaklar için esin kaynağı oldu. Soyut ekpresyonizmin en önemli temsilcisi olarak sanat tarihindeki yerini aldı.</p>
<p>Yukarıdaki resim yazısı resim meraklılarının ilgisini çekecek başlık ve giriş paragrafıyla devam eder. Resimle uğraşanların ilgisini çekecek bölüm Pollock resimlerinin çıkış noktasını anlatan  arketip bölümdür. Daha sonraki tarihlerin verildiği bölümler genel gazete ve dergi okuyucusunun okuyacağı tarzda genel bilgi niteliği taşımaktadır.</p>
<p>Merak eden okuyucular, diledikleri bölüm için internetten daha detaylı olarak arama yapabilirler. Bu yazı ilgilisi için bir kapı açmak için yazıldı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/">Jackson Pollock CIA Ajanı Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/jackson-pollock-cia-ajani-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6072</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
