<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>sanat ve toplum &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/sanat-ve-toplum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Dec 2016 09:21:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Kim Nedir?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kim-nedir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kim-nedir/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 30 Dec 2016 09:21:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Zor]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Baudelaire]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Hayatın Ressamı]]></category>
		<category><![CDATA[sanat felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Van Gogh sarısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6502</guid>
				<description><![CDATA[<p>İçinde yaşadığımız dönemde sanatçının kim olduğu sorusu sorulduğunda, adını sanatçı koyan herkesin sanatçı olup olamayacağı sorunu, Plastik Sanatları da ilgilendiren bir durumu gündeme getirmektedir. Sanatın gitgide kültürel boyutu olduğu kadar siyasi alanı da doldurmaya başladığı şu günlerde sanatçı kimliği kime verilebilir? Her resim yapan veya nesneleri yan yana getirerek öğelerden bir eser oluşturmaya çabalayan sanatçı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kim-nedir/">Kim Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İçinde yaşadığımız dönemde sanatçının kim olduğu sorusu sorulduğunda, adını sanatçı koyan herkesin sanatçı olup olamayacağı sorunu, Plastik Sanatları da ilgilendiren bir durumu gündeme getirmektedir. Sanatın gitgide kültürel boyutu olduğu kadar siyasi alanı da doldurmaya başladığı şu günlerde sanatçı kimliği kime verilebilir? Her resim yapan veya nesneleri yan yana getirerek öğelerden bir eser oluşturmaya çabalayan sanatçı niteliğini edinir mi? Ve zaten sanatçı olmak durumu ‘edinilecek’ bir konum mudur? Elbette, her Güzel Sanatlar mezunu için sanatçı denemeyeceği gibi, işini icra ederken arada sergi açmaya kalkan kişi de sanatçı eyleyiciliğini ne kadar yerine getirebilecektir? Bu sorular günümüzde olduğu kadar geçen yüzyıl içindeki eleştirmenleri de ilgilendirmiştir. Şairliğinin yanında resim sanatı ile ilgisi bilinen Baudelaire kadar yüzyılımızın önemli filozofu Gilles Deleuze de, sanatçı olan kişinin her dönemde ve devirde kaosun güçlerini yakalamaya çalışan kişi olduğunu ileri sürmüştü. O halde kaosun güçlerinden bir kozmoz yaratan kişi sanatçıdır diyebiliriz; sanat bir yaratma eylemidir. Yaratma ise bir direnme eylemidir; hayatın çizgilerini yakalama ve ifade etme biçimidir. Demek ki, öncelikle sanatçı sanattan bir yaşam biçimi ortaya çıkaran kişidir. Kavramsal bir kişidir; yarattığına adını verir: <strong>Van Gogh sarısı</strong>.</p>
<p>Hobi olarak resim yapan kimse istediği kadar rengi ve çizgileri güzel olsun sanatçı mıdır? Bence hayır. Ama sanatçı olma yolunda bir adım atmış olduğunu da yadsıyamayız; çünkü sanatçılık bir yaratma eylemi ve direnme biçimi olduğu kadar bir süreçtir; hayat içinde yaşanan bir zaman birimidir. Her sanatçı günün her dakikasında sanatçılık eylemini icra edemeyeceği kadar sanatçı olmaya da her anında devam edemez; sanat yapma çabasında bulunur. Ancak; sanatçıyım diyen bunu bir vasıf olarak ortaya koyarken, acaba bu vasfı kendi kendine koyabilir mi? Psikanalist Lacan psikanalizin bunalım döneminde “ben psikanalistim!” diyen kimsenin psikanalist olduğunu söylemişti. Bugün de “ben sanatçıyım” diyen ne ölçüde sanatçı olarak kabul edilebilecek?</p>
<p>Öyleyse resim yapan ve sergi açan herkes sanatçı değildir. Hobi olarak resim yapan modeli yeniden üretirken, sanatçı yaratıcılık eylemi içindedir. Bu da yaşamdan bir sanat eseri olarak hayatını ortaya koyan kişilere aittir. Ama her hayatını ortaya koyan sanatçı olabilecek midir? Sanatın yaşam çizgilerini çizmek olduğunu ileri süren Baudelaire, ihtiraslılık hali diye vasıflandırdığı sanatçının durumu için dandy ve sanatçı ayrımını öne sürer: Dandy bıkkın veya bıkkın görünen kimseyi ifade ederken sanatçı olarak nitelediğine “filozof” adını verir. “<strong>Modern Hayatın Ressamı</strong>” adını verdiği yazısında Baudelaire sanatçı için “her yerde evinin dışında, ama her yerde kendi evinin içinde hisseden” kişidir diye yazmaktadır. Bu, aynı zamanda “bağımsız, tutku dolu olan kişidir”. Aylak (Flaneur) olarak nitelendirdiği kimse hem etrafı dikkatlice izleyen hem de kalabalığın içinde tanınmadan gezinen bir “prenstir” diye yazar. Sanatçı o halde hem bir gözlemci hem de gözlemlerini ifade edebilen kişidir. Sanatçı, öyleyse, sanatın bir yanını oluşturan “uçuculuğu, geçiciliği ve olumsallığı” meydana getirirken, aynı zamanda da sanatın diğer yarısını oluşturan “ebediliği ve kımıldamazlığı” ifade etmektedir. Sanat tarihini bilen bir kişi olması da gerekmez sanatçının. Rafael’in veya Titiano’nun eserlerini her gören sanatçı, tabii ki, değildir. Her müze gezen de sanatçı olamayacağı gibi, bu eyleme de sanat ve kültür turizmi adı verilmektedir. Sanatçı ise bu sanat tarihini zaten bilen; ama büyük Major eserlerin dışında poetae minores’i keşfeden kimsedir; yani sanat tarihi içinde saklı kalmış, bulunmamış, keşfedilmemiş olanlardan etkilenmek sanatçı karakteri içindedir. Eskilerin eserlerini hayranlıkla temaşa edenlerin dışında sanatçı sadece güzelliği temaşa eden değil, aynı zamanda da şimdiki zamanın tözünü olmasa da ‘temelini’ yakalayabilen kişidir. Sanatçı etrafıyla ilgilenen kişidir; sadece kendi alanı ile kısıtlı kalmayan; ama Baudelaire’in de söylemiş olduğu gibi, “dünya insanı” olmaya çalışan kişidir. Sanatı olduğu kadar gündelik yaşamı, alışkanlıkları, sosyal ilişkileri ve siyaseti bilmekle yükümlü olan kişidir. Yani; sanatçı temaşa eden değil aktif olandır; etkilenen ve etki verendir; hayatı ifade etmesini öğrenen ve bunu başarandır. Modellerden yola çıkarak plastikliği veren değil, beyninden ve aklından bu eylemi gerçekleştirendir; çünkü model ona yardım etmekten çok sıkıntı verecektir. Sanatçı temsil eden biri değil, çizgileri eyleme geçirendir. Bir başkaldırma çığlığını ortaya koyabilendir. Temsil etmekten çok şeylerin ardında hareket eden akışkanlıkları, akımları sunandır. Yeğinilik yaratan ve temsiliyetten çok mevcudiyet yaratandır.</p>
<p>Günümüzde bu tip vasıflara sahip olan birçok sanatçımız kendilerini bu yukarıdaki tanımlarda tanıyacaklardır zannediyorum. Sanatçı olmayanlar da…</p>
<p>Ayrıca <a href="http://www.sanatduvari.com/sanat-nedir/">Sanat Nedir?</a> yazımızı da okumak istersiniz diye düşündük.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kim-nedir/">Kim Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kim-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6502</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanatı Kim ve Neden Doğurdu?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanati-kim-ve-neden-dogurdu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanati-kim-ve-neden-dogurdu/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 15 Nov 2016 10:06:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hande Elif Hergün]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[sanat tarihçi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sanatın keşfi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5973</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanata bir varoluş, hayatta kalış, kalıcılığı garantilemek dürtüsüyle yaklaşmıştır ilk insanlar. Mağaralara geyikler ve boğalar çizerek onların hiç değilse şekillerinin sahibi olmuşlar. Onları, şeklen var edip sonra vücut bulmalarını sağlayacaklarına inanmışlar. Bir efsun gözüyle bakmışlar yaptıklarına, onları çağırmışlar. Bugünkü “olumlama” olarak değerlendirebileceğimiz bu psikolojik yaklaşım, o dönemin zaruri sanat anlayışını bizlerin ellerine delil olarak sunmuştur. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanati-kim-ve-neden-dogurdu/">Sanatı Kim ve Neden Doğurdu?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanata bir varoluş, hayatta kalış, kalıcılığı garantilemek dürtüsüyle yaklaşmıştır ilk insanlar. Mağaralara geyikler ve boğalar çizerek onların hiç değilse şekillerinin sahibi olmuşlar. Onları, şeklen var edip sonra vücut bulmalarını sağlayacaklarına inanmışlar. Bir efsun gözüyle bakmışlar yaptıklarına, onları çağırmışlar. Bugünkü “olumlama” olarak değerlendirebileceğimiz bu psikolojik yaklaşım, o dönemin zaruri sanat anlayışını bizlerin ellerine delil olarak sunmuştur.</p>
<p>Sanat da, gastronomi de, dilek-istek, hacet de en ilkel dürtülerdir kısacası. Psikoloji ilk insandan beri vardır o halde. Bizi sanata yaklaştıran ihtiyaçlar mı? Yoksa sanat en başından beri kendini aktarmaya çalışma savaşı mıdır bilemiyoruz. Bu girift durum her örnekte, her ihtiyaçta ve sanatta daha da çözülemez bir hal almaktadır.</p>
<figure id="attachment_5974" aria-describedby="caption-attachment-5974" style="width: 437px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/görsel-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5974 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/görsel-2.jpg?resize=437%2C238" alt="Sanat, nasıl ortaya çıktı?" width="437" height="238" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/görsel-2.jpg?w=437&amp;ssl=1 437w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/görsel-2.jpg?resize=300%2C163&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 437px) 100vw, 437px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5974" class="wp-caption-text">Sanat, nasıl ortaya çıktı?</figcaption></figure>
<p>Düşünmek, hayal etmek var edebilmenin tek şartıdır. Sanatçı somut bir örnek ortaya koymasa bile, düşünmekle var etmiş sayılacaktır.  Sanat bireysel yapılır, toplumsal algılanır,dönemsel yargılanır. Sanata coğrafyanın da birebir etkisi vardır. Her sanatçı kendi ışığını, kendi güneşini, kendi iklimini işler eserine. Nasıl ki Kuzeyli ressamlar daha karanlık, gri,pesimist bir tablo meydana getiriyorsa; Akdenizli ressamlar da bir o kadar aydınlık, ferah ve renkli tablolar yapıyorlar. Kullandıkları renk, aslında kendi topraklarında en çok maruz kaldıkları renk. Yani; doğanın rengi.</p>
<figure id="attachment_5976" aria-describedby="caption-attachment-5976" style="width: 286px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sanat.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5976 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sanat.jpg?resize=286%2C176" alt="Sanatın keşfi nasıl ortaya çıktı?" width="286" height="176" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5976" class="wp-caption-text">Sanatın keşfi nasıl ortaya çıktı?</figcaption></figure>
<p>Eserlerin oluşumunu etkileyen bir diğer mesele de elbette estetik yargıların dönemsel değişikliğidir. Veyahut günümüzdeki tabirle; “moda”. Ama daha doğru bir tabirle; “akım”. Felsefik tercihlerin de etkisiyle gelişen akımlar, sanatın ürün yelpazesini genişleterek sanat tarihini doğrudan etkilemiştir. “çirkinliğin tarihi”, “güzelliğin tarihi”, “aşkın metafiziği” gibi estetik değerler hakkında pek çok yayın hazırlanmıştır. “Her şey zıttıyla kaimdir” sözünden hareketle; çirkinliğin güzelliği, güzelliğin de çirkinliği şiddetle tetiklediği, güçlendirdiği bu akımlar yüzyıllardır tartışılmıştır. Bir sonuca varılamamış olması da hala her şeyin zıttıyla var olduğunun en büyük kanıtıdır. Çünkü fikir, fikri doğurur. Fakat genel- geçer doğrular üzerinden gidildiğinde diyebiliriz ki, güzeli güzel yapan evrensel ölçülerdir. Objenin  parça-bütün ilişkisi,  insanın uzuvlarının eşitliği- doğruluğu demiyorum- evrensel ölçüde beğeniyi gerçekleştirir bilinçte. Buna  sanatın matematiği diyebiliriz.</p>
<p>Eseri doğuran elbette ki öncelikle hislerdir fakat bu süreçte coğrafya, tercihler, fikirler, tarihi olaylar  eserlerin çeşitliliğini sağlayan en önemli araçlardır. İlk bakışta biraz geri plandadırlar. Bu da sanatın felsefesidir.</p>
<p>Doğa insana ilham verir, insan da doğaya çoğu zaman zarar&#8230; Doğayla alışverişimizin daha adil olduğu günlere&#8230; Sanatla ve sanatçı hassasiyetiyle bakın çevrenize&#8230;</p>
<figure id="attachment_5977" aria-describedby="caption-attachment-5977" style="width: 550px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sanatta-coğrafya.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5977 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sanatta-coğrafya.jpg?resize=550%2C401" alt="Coğrafyanın sanat etkisi nedir?" width="550" height="401" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sanatta-coğrafya.jpg?w=550&amp;ssl=1 550w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/sanatta-coğrafya.jpg?resize=300%2C219&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5977" class="wp-caption-text">Coğrafyanın sanat etkisi nedir?</figcaption></figure>
<h2>Özetlersek;</h2>
<p>İlk insandan bu yazıyı okuduğumuz şu ana kadarki süreçte çok çeşitli sanatsal aktivitelerde bulunuldu milyarlarca insan tarafından. Kimi bilinçsizdi yaşadığı mağara duvarına iki geyik resmi kondurdu, kimi mermerden heykel yonttu ismini sanat koydu. Gayr-i ihtiyari yöneldiğimiz bu faaliyet önce 5 duyu organımızın algı eşiğine dokundu, sonra ruhta güzel-çirkin şeklinde birer sıfat buldu. Perspektif, ışık- gölge, renk, doku, ses derken binlerce eserimiz ve sanatçımız oldu. Sanatın evrensel olması sebebiyle, İtalya’daki heykel de, Türkiye’deki Cami de, Mısır’daki Piramit de, Almanya’daki katedral de, İspanya’da ki flamenko ve hatta Arjantindeki tango hepimize “sanat” oldu. Yetmedi kitaplar yazıldı ve çevrildi, şarkılar paylaşıldı&#8230; Ve işte sanat ırk, dil, din ayırmadan hepimize ortak değer oldu. Herkes sanatçı olmadı ama ortaya çıkarılan eserler herkese “sanat” oldu&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanati-kim-ve-neden-dogurdu/">Sanatı Kim ve Neden Doğurdu?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanati-kim-ve-neden-dogurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5973</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Otosansür ve Sanat&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/otosansur-ve-sanat/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/otosansur-ve-sanat/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 03 Oct 2016 05:39:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Said Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Haluk Bilginer]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5312</guid>
				<description><![CDATA[<p>Uzun yıllardır sinema ve tiyatro ile ilgilenmeye, hem Türkiye’de hem de yurt dışında takip etmeye çalışıyorum&#8230; Hayatımın büyük kısmı Türkiye dışında geçtiği için, ayağımı bastığım her toprak parçasında milyonlarca sorular sorup kafa patlatarak araştırmalar yapmama yardımcı olan kişilerle tanıştım. Ve bir ülkede yine ‘sansür’ olayı ile ilgili geniş çaplı araştırmalara girmiştim&#8230; Özellikle konumuz, Otosansür idi&#8230; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/otosansur-ve-sanat/">Otosansür ve Sanat&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yıllardır sinema ve tiyatro ile ilgilenmeye, hem Türkiye’de hem de yurt dışında takip etmeye çalışıyorum&#8230; Hayatımın büyük kısmı Türkiye dışında geçtiği için, ayağımı bastığım her toprak parçasında milyonlarca sorular sorup kafa patlatarak araştırmalar yapmama yardımcı olan kişilerle tanıştım. Ve bir ülkede yine ‘sansür’ olayı ile ilgili geniş çaplı araştırmalara girmiştim&#8230; Özellikle konumuz, <strong>Otosansür</strong> idi&#8230;</p>
<p><em>Otosansür</em> terimini en güzel anlatan sanatçımız ise, hiç kuşkusuz, <em>Haluk Bilginer</em> idi&#8230; Öyle güzel de anlatılmazdı hani.</p>
<p>Sansür dediğimiz husus, birkaç şekilde oluşur&#8230; Birincisi, baskıcı kurallar ile olur. Zamanla alışırsın. Ancak yasaktır. Söyleyeceğiniz (yazacağınız ya da konuşacağınız) kelimeler de harfler de inceleme altındadır. Yönetmen de senarist de dikkat eder. Sahneden indiğin zaman polisler seni apar topar götürebilir. Dikkat etmelisiniz. Bu olay, konunun bir tarafı. Diğer tarafı, sanatçılığına da kültürüne de hayran olduğum pek kıymetli <strong>Haluk Bilginer</strong>’in de anlattığı gibi, daha tehlikeli de bir durum söz konusu. O da, <em>Otosansür</em>&#8230;</p>
<p><strong>‘İnsan bir süre sonra baskıcı sansüre öyle alışırsın ki, sonrasında kendi kendine hiç farkında olmadan sansür uygulamaya başlarsın&#8230;’ </strong></p>
<p>Aynen öyle&#8230; Sinemada, tiyatroda ve hatta gazetelerde, dergilerde ya da herhangi bir medya organında, otosansür yavaş yavaş yerleşir ‘iş kültürümüze’&#8230; Bu ise, sansürün en tehlikelisidir&#8230;</p>
<p>Şunu dersem ne olur, bunu yaparsam nasıl olur, bu beyfendiyi eleştirmeyelim, şu işadamına dikkat edelim, sayın vekilim kızmasın, patronlar kovmasın, şirket zarar görmesin, bizim gazete başkasına çalışıyor dikkat edeyim, çoluk-çocuk var işsiz kalmayalım, hapis yapmak istemiyorum, nasıl yazsam, nasıl yorumlasam, nasıl başlayıp nasıl bitirsem, hangi şakayı yapsam ya da hangisini yapmasam&#8230; Ve daha niceleri&#8230;</p>
<p>Bu saydıklarımız belki de ‘devede kulak’&#8230; Ve yaşanıyor&#8230; Ne yazık ki&#8230;</p>
<p>Dediğimiz gibi, en zoru ve kötüsü de, ‘<strong>otosansüre</strong>’ geçmek.. Öyle ki, bir süre sonra farkında dahi olmuyorsunuz&#8230; İlk başta ‘söylesem mi, söylemesem mi’ diye düşünen kişi gidiyor, yerine, hiç düşünmeyen bir sistem gelmiş oluyor.. Evet, sistem&#8230;</p>
<p>Bu konuyu çözecek kişiler kimler peki? Meçhul.. Keza, sansüre hayır diye istediğiniz kadar yürüyüşler yapın, nafile. Hatta şöyle diyeyim, öyle güzel ‘otosansür’ yerleştirirler ki, anlayamazsınız, farkına varamazsınız&#8230; Sanat sanat diye aşk ile çalışmak lazım.. Bu konu bir gün çözülür, gider.. (diye umuyoruz&#8230;)</p>
<p>Sanatsız bir millet olmamak için, sanat yapanlara destek olmak gerekir&#8230; Yoksa, ne medyada ne de sanatta artık ‘çoklu düşünce’ bulamayacaksınız&#8230; Yapabileceğimiz yegane olay, tiyatrodur sinemadır, gidip gelmek, destek vermek&#8230;</p>
<p><strong>Sanatla Kalınız…</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/otosansur-ve-sanat/">Otosansür ve Sanat&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/otosansur-ve-sanat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5312</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanat ve Antropoloji</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanat-ve-antropoloji/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanat-ve-antropoloji/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 26 Jan 2016 15:36:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercan Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antropolog]]></category>
		<category><![CDATA[antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[antropolojik]]></category>
		<category><![CDATA[antropolojik sanat teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolog]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[paleoantropolog]]></category>
		<category><![CDATA[paleoantropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[paleolitik]]></category>
		<category><![CDATA[paleolitik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[ritüel]]></category>
		<category><![CDATA[sanat antropolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat tarihçi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve antropoloji ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sembol]]></category>
		<category><![CDATA[zanaat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1943</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanatı anlamak ve betimlemek için ihtiyaç duyulan yöntemler ve tanımlar uzmanlar tarafından da tartışılmaktadır. Bir sanat tarihçisi ve bir antropologun tanımlamaları ve yöntemleri oldukça farklıdır. Antropoloji biliminin sanat tarihinin içine nasıl dahil edilebileceği de düşünülebilinir. Antropoloji bilimini bazı kişiler (bilmeyenler) tarafından ırk bilimi olarak tanımlansa da gerçek bu değildir. Antropolojiyi Türkçesiyle de olsa kelime olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-ve-antropoloji/">Sanat ve Antropoloji</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanatı anlamak ve betimlemek için ihtiyaç duyulan yöntemler ve tanımlar uzmanlar tarafından da tartışılmaktadır. Bir sanat tarihçisi ve bir antropologun tanımlamaları ve yöntemleri oldukça farklıdır. Antropoloji biliminin sanat tarihinin içine nasıl dahil edilebileceği de düşünülebilinir. Antropoloji bilimini bazı kişiler (bilmeyenler) tarafından ırk bilimi olarak tanımlansa da gerçek bu değildir. Antropolojiyi Türkçesiyle de olsa kelime olarak tanımlarsak; antropo=insan ve loji=bilim anlamına gelen kelimelerinin birleşiminden meydana gelir ve insan bilimi olarak tanımlanır. Antropolojinin alt dallarına kabaca bakacak olursak; sosyal veya kültürel antropoloji ve biyolojik antropoloji (fizik ve paleoantropoloji) olmak üzere iki dala ayrılır. Sanatla kesişen dalı ise kültürel antropolojidir.</p>
<p>Sanat tarihçi, sanatın varlığını sorgusuz kabul ederken, antropolog sanat olgusunun kökenin içinde bulunduğu kültürü ve varoluşunun ortamıyla ilgili soru ve cevapları ortaya koyar. Daha sanatın ilk izlerini bulan, ilkel topluluklara ait sanatı sorgulayan antropolog o toplumun ritüelleri, gelenek ve görenekleriyle sembolleriyle birlikte sorgular. Bunu sanat antropolojisi olarak tanımlarsak; sanat antropolojisi; antropolojinin kültürel hareketliliği içindeki bir kategorisidir diyebiliriz. Dolayısıyla antropolog sanat eserlerinin içinde bulunduğu sosyal ilişkilere vurgu yapmak zorundadır. İşte bu nedenledir ki, sanat eserlerini sembolik ifadelerden çok kültürün yansıması olan canlı nesneler olarak görür. 17.yy özellikle Avrupa toplumlarında değişen ekonomik ve kültürel yapılar nedeniyle birçok ressamın kullandığı geleneksel renk ve desenleri terk ederek yenilik arayışına girmeleri de sosyo-ekonomik yapı ve hatta dinsel olguların kısacası kültürel değişimlerin sanat üzerine olan etkisinde yaşanan bir olgudur. Tam da bu noktada sanat ve antropoloji ilişkisi başlar.  Bu tanıma göre; sanat antropolojisi sanat üretiminin sosyal içeriğine, dağılım döngüsüne ve kabulüne, odaklanır. Çeşitli sanat eserlerinin sanatsal yönünün değerlendirilmesi ise, eleştirmenin görevidir. Antropoloji yaşam tablosunda olanı biteni yaşamın içeriğinde inceler, bu yüzden antropolojik sanat teorisinde eserler, insanlardan, sosyal ilişkilerden bağımsız biçimde düşünülemez.</p>
<p>Antropolojik açıdan bakıldığında zanaat mı sanat mı? Zanaat sermayeden çok el emeği ve işçiliğe dayalı üretim olarak tanımlanır. Ayakkabıcı, marangoz, vb. <a href="http://www.sanatduvari.com/sanat-nedir">Sanat ne olarak tanımlanır?</a> Genel anlamda yaratıcılığın ve hayal gücünün bir ürünü olarak tanımlanır. Bu durumda mağara dönemi yontma taş çağı olarak bildiğimiz diğer adıyla paleolitik (paleo=eski, litik=taş demek) dönem insanlarının avlanmak amacıyla yaptıkları ilk taş aletler sanat mı zanaat mı? Daha önce hiç görüp bilmediği bir taş aleti o zaman için (çakmak taşı olarak bildiğimiz) taştan yontarak yapmak hayal ve yaratıcılık ürünü değil mi? Aynı zamanda da bir endüstridir. Taş endüstrisi. Deriye şekil verip ayakkabı yapmakla, taşa şekil verip heykel yapmak arasında ne fark var? Biri sanatken diğeri neden zanaat? İşte bu tür sorgulamalar yaptığınız an antropolojinin tam da ortasına düştünüz demektir. Antropoloji bir anlamda da yaşam disiplinidir diyebiliriz. Elinize bir keski ve çekiç alarak taşı yontup heykel yaptığınızda sanat olursa, benzer aletlerle ahşap işlediğinizde de sanat olmalıdır. Zanaat ürünleri günlük hayatta kullanıma yöneliktir derseniz takı yapımında da oluşanlar aynı değil mi? Günlük hayatta süs diye kullanılmaz mı? Antropolojik açıdan ele alındığında bu soruların şöyle bir yanıtı ortaya çıkar.  Yaşamda zorunluluk halini almış hayal ve beceri ürünleri zanaat adını almış diğerleri ise sanat tanımlamasında kalmış. Örneğin ayakkabı yapımı bir hayal ve beceriyken aynı zamanda yaşamda bir zorunluluktur. Ayakkabısız yürüyemezsiniz. Ama bir tablo asmak zorunluluk değildir. Bir kolye takmak zorunluluk değildir. Ama sizin görsellik ve süsleme isteğinizin bir sonucudur. İnsanoğlunun doğa karşısında ürettiği her şey aslında bir hayal ve becerinin ürünüdür. Toprak kap ve süs eşyası yapmak bugün için sanat olarak tanımlanırken insanın toprak kapları kullandığı dönemde zanaattı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-ve-antropoloji/">Sanat ve Antropoloji</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanat-ve-antropoloji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1943</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın Yeniden Keşfi ve Sanat</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 16 Jan 2016 21:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Üçtepe]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düşünen insan]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[estetik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sanatın keşfi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1794</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünyamız 4.5 milyar yaşında, insan ise yaklaşık 200.000 yıldır yeryüzünde hüküm sürüyor. O günden beri de gezegeni keşfetmeye devam ediyor. İnsanda doğuştan varolan merak güdüsü ve akılcılığı da buna yardım ediyor. İnsan bu sayede gezegende tecrübe ettiği şeyleri bilgiye dönüştürmeyi başardı. Bu bilgiler ışığında da taş devrinden bugünkü modern çağa ulaştı. İnsanoğlu yüzyıllardır birçok kez [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat/">Dünyanın Yeniden Keşfi ve Sanat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyamız 4.5 milyar yaşında, insan ise yaklaşık 200.000 yıldır yeryüzünde hüküm sürüyor. O günden beri de gezegeni keşfetmeye devam ediyor. İnsanda doğuştan varolan merak güdüsü ve akılcılığı da buna yardım ediyor. İnsan bu sayede gezegende tecrübe ettiği şeyleri bilgiye dönüştürmeyi başardı. Bu bilgiler ışığında da taş devrinden bugünkü modern çağa ulaştı. İnsanoğlu yüzyıllardır birçok kez hayatta kalma mücadelesi vermek zorunda kaldı ve şimdiye kadar türünün devamlılığını sürdürdü. Üreyerek çoğalan ve toplum oluşturan insan genel geçer kurallarla bu toplumu yönetmeyi de başardı. Medeniyetler kuruldu, gelişti ve yıkıldı. Toprak parçaları ayrıldı, devletler ortaya çıktı. Değişim hiç durmadan devam etti. Tüm bunlar yaşanırken sanat da gelişmeye devam etti. İnsan yeryüzünü keşfetmeye başladığı andan itibaren gezegenin görünenden fazlası olduğunu hissetti ve bunun peşinden gitti. İnsanoğlu ne zaman ki kalbinin derinliklerindeki inceliği ve farklılığı, aklının içindeki işlevselliği ve mantığı farketti işte o zaman kendi dünyasını keşfetti ve bu dünyanın penceresinden bakarak içinde bulunduğu dünyayı bir kez daha keşfetti.</p>
<figure id="attachment_1795" aria-describedby="caption-attachment-1795" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Düşünen-İnsan.jpeg" rel="attachment wp-att-1795"><img class=" td-modal-image wp-image-1795 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Düşünen-İnsan-300x300.jpeg?resize=300%2C300" alt="Düşünen insan, İnsan düşünendir." width="300" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Düşünen-İnsan.jpeg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Düşünen-İnsan.jpeg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Düşünen-İnsan.jpeg?w=400&amp;ssl=1 400w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1795" class="wp-caption-text">Düşünen insan, İnsan düşünendir.</figcaption></figure>
<p>Bu büyük keşiften sonra insan karnı gibi ruhunu da doyurmak istedi. İnsanın ruhunu kendi yaratıcılığından doğan sanat besledi. Milattan öncesine dayanan örnekleri de olduğu gibi, o zamanlarda içinden gelene karşı koyamadı ilkel insan, tek tek kazıdı hayatında anlam içeren resimleri dipsiz bucaksız mağaralara sonra tapınaklara resimler çizdi, piramitlere yazılar yazdı. Önce kendi sesiyle mırıldanarak döndü ateşin etrafında sonra doğanın sesinden esinlenerek enstrümanlar yaptı, çılgınca dans etti. Yaprakla örtünmeyi bırakıp, ipekten elbiseler giydi. Yer altından çıkardığı elması işleyip taktı boynuna. Ahşap evini boyundan yüksek yapılara dönüştürdü. Su kanalları, asma köprüler, saraylar inşa etti. Sanat sayesinde kendi içinden başka izler başka sesler ortaya çıkardı.</p>
<p>Sanat tüm bunların dışında en önemlisi olan, özgür düşünceyi yarattı. Özgür düşüncenin dışarıya resim, müzik, heykel ya da herhangi bir şekilde yansımasını sağladı ve daima özgürlükten esinlendi. Hayatlarımızın <strong>SANAT DUVARI </strong>olan kalplerimiz hep pusulamız oldu ve ibremiz daima özgürlüğü gösterdi. Sonunda, sanattan güç almayı, sanatla intikam almayı, zorluklara sanatla göğüs germeyi ve sanatla gülmeyi öğrendik.</p>
<p>Bu yazıyla ilgili olarak <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/sanat-nedir">Sanat Nedir?</a></strong> adlı makaleyi de okuyabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat/">Dünyanın Yeniden Keşfi ve Sanat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1794</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Üretilen Varlık Alanı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Jan 2016 18:41:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Xebat Veysel Kayacı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antikçağ]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[estetik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[modernizm]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern sanat]]></category>
		<category><![CDATA[postmodernizm]]></category>
		<category><![CDATA[sanat felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsellik]]></category>
		<category><![CDATA[üretim felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1556</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanatın alanına girmek birçok şeyin alanına girmek ve biçemini sorgulamak anlamına gelebilir. Sanata dair tarihsel bağlamıyla ele alış aynı zamanda geleneksel bir tavır takınmaya mı yoksa çağdaş ve modern diyebileceğimiz değişimi öngören tavrı benimsemek mi olduğuna dair tartışmaları beraberinde getirebilir. Nitekim birçok şeyin olduğu gibi sanatın da tarihi, kendi dönemi ile birlikte farklı düşünce formlarını [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/">Üretilen Varlık Alanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanatın alanına girmek birçok şeyin alanına girmek ve biçemini sorgulamak anlamına gelebilir. Sanata dair tarihsel bağlamıyla ele alış aynı zamanda geleneksel bir tavır takınmaya mı yoksa çağdaş ve modern diyebileceğimiz değişimi öngören tavrı benimsemek mi olduğuna dair tartışmaları beraberinde getirebilir. Nitekim birçok şeyin olduğu gibi sanatın da tarihi, kendi dönemi ile birlikte farklı düşünce formlarını oluşturmuştur. Söz gelimi sanatın neliğine dair belki de en radikal saptamalar ve düşünceler Antikçağ diye nitelediğimiz zaman süzgecinde kendini göstermiştir. Sanatın kendisini sorgulamada doğadan veya insandan ilham alma ya da doğrusunu söylersek insanı da doğanın içinde görme ve doğayı bir bütünsel form şeklinde görme fikri pekte haksız sayılmaz.</p>
<p>Sürekli olarak bir üretim vardır ve bu üretimin nasıl ve niçin meydana geldiği sorulur. Ki bu da eski dönem için doğanın taklidi ile yani sanatın dayandığı bir dayanak noktasını belirleyerek aslından sanatın kendi için değil de bir oluşma sürecinin olduğunu nesnesinden yoksun bir halde iken sanatın mümkün olmadığı varsayımıdır. Buda bize gösterir ki uzamın aslında bölünmüş bir resim olduğudur. İnsanın tarihinde her dönem ve her asırda amansız bir biçimde tartışılan özne-nesne ilişkisidir. Mevcut tartışma sanattan bağımsız yürütülmemiş ve sanatında buna dair olduğu gözler önüne serilmiştir. Yani egemen olan özne-nesne kırılmasına dair görüş, sanatı da karşısında elleri kolları bağlı olarak bırakmıştır. Yazının ilk paragrafında bahsettiğimiz dönemler için değil aynı zamanda onu takip eden sonraki dönemler için de sanata dair yaklaşım sanatın üretimini yadırgamaz; ancak bunun arka planına yönelik tartışmayı çok açık bir şekilde gözler önüne serer. O da “güzelin” kendinde olmadığı bir şeylere eklemlenmiş bir biçimde bir yerde durduğu ve sanatın araçları ile bunu ortaya çıkardığıdır. Kimi heykelle kimi resimle kimi mimariyle ya da en temel biçimde sayılar ve sözlerle olduğu. Bunlar kabul edilirdir ancak sorgulanması gereken şudur ki bunları zihnimize ya da uzama olduğu gibi bırakan nedir? Tam da bu noktada sanatın gücü açığa çıkar, tüm bunlar sanatın içinde potansiyel olarak var olan şeylerdir ve bu potansiyelin toplumda örgütlemiş ve kişi de ortaya çıkmış hali sanatçıyı doğurur. Post-modern sanat görüşü asıl şey olarak gördüğü sanatın aktarımsal gücü bunlara eklemlenmiş şeylerden yalnızca biridir yani temelde yatan sebep gibi görülemez. Ve asıl olan şey tüm bunlarla beraber bütünselleştirilmiş sanatın ve güzelin üretim imgesidir. Bu noktada üretim kendi için var olandır ve belki de kimine göre mistiktir. Mistik olma hali onu yüceltebilir lakin tüm bileşenlerini ifade etmede yetersiz kalabilir ya da dışsal olanı içsel gibi gösterme halini alabilir ve bu da başından sonuna kadar karşı durulması gereken şeydir. Dışsal olanı içselleştirme bizi yalnızca mantıksal olanın dışına iter ve bunun sonucu da zincirin halkalarından birinin ya da birçoğunu zayıf şekilde devam etmesidir. Ve bunda sonuç kopmadır.</p>
<p>Peki, sıklıkla ifade ettiğimiz bütünlük formu nedir ve nasıl sağlanır? Yazının başında ifade ettiğimiz şey buna da cevap olabilir ki bu da tarihsel bağlamdır. Sanatı bütünlüğünden ve kendi dinamiğinden koparmadan gücünü belirten şey onun tarihselliğidir. Ancak bu tarih genel manada anlaşılacak kronolojik tarihten uzaktır. Daha çok tarihin belli bir dönemine ilişkin sanatın neliğini ifade eden genel formun içinden çekilip çıkarılması ve sunulmasıdır. Tarihsellik tam da böyle sanatla bir bütünleşme halinde ve sanatın da bütünlük formunu ifade eden şey olarak kendini gösterir. Bu kendini gösterme hali basit bir biçimde disiplinler arası geçiş ya da bir disiplinin başka bir disipline yardımcı olabilmesi değildir. Varlık alanında bulunanın özsel var oluşunu belirlemedir.</p>
<p>Bu yazıyla ilgili olarak <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/sanat-nedir">Sanat Nedir?</a></strong> ve <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat">Dünyanın Yeninden Keşfi ve Sanat</a></strong> adlı makaleleri de okuyabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/">Üretilen Varlık Alanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1556</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanat Nedir?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanat-nedir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanat-nedir/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 29 Nov 2015 20:40:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercan Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[estetik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1011</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat, Sanat nedir? Sanat, sanat için mi? Sanat toplum için mi? Tüm bu soruları yanıtlamak sanat tanımlamasını geniş bir perspektife oturtacaktır. Sanat avcı toplayıcı toplumlarda (paleolitik topluluklar) majik (büyüsel) anlamda başlamıştır. Mağara duvarlarına, üzerine mızrak saplanmış av hayvanı resimleri avın iyi geçmesini isteyen resimsel büyücü  anlatımlardır. Sonraları sanat toplum içindir tanımlaması da yapılmıştır. Gerek av [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-nedir/">Sanat Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Sanat,</em></p>
<p><strong>Sanat nedir?</strong></p>
<p><em>Sanat, sanat için mi? Sanat toplum için mi?</em></p>
<p>Tüm bu soruları yanıtlamak sanat tanımlamasını geniş bir perspektife oturtacaktır. Sanat avcı toplayıcı toplumlarda (paleolitik topluluklar) majik (büyüsel) anlamda başlamıştır.</p>
<figure id="attachment_1013" aria-describedby="caption-attachment-1013" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanatin-dogusu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1013 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanatin-dogusu-300x169.jpg?resize=300%2C169" alt="Sanatın doğuşu çok eskilere dayanır." width="300" height="169" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanatin-dogusu.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanatin-dogusu.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1013" class="wp-caption-text">Sanatın doğuşu çok eskilere dayanır.</figcaption></figure>
<p>Mağara duvarlarına, üzerine mızrak saplanmış av hayvanı resimleri avın iyi geçmesini isteyen resimsel büyücü  anlatımlardır. Sonraları sanat toplum içindir tanımlaması da yapılmıştır. Gerek av iyi geçsin diye yapılsın,  gerekse toplum için yapılsın sonuç olarak; sanatın gelip dayandığı nokta birey olarak insanın ta kendisidir.  İnsan, sanatla neden ilgilenir? Hangi sanat dalını seçer? Tüm bu soruların yanıtı da bireyden bireye değişir. Öyle ise sanat:  bireyin içinde bulunduğu pisiko-sosyolojik birikim ve dürtülerin eylemsel olarak biçimlenmesidir diyebilir miyiz? Birinin resim sanatına ilgi duyması diğerinin bir müzik aletini çalması vb. kişilerin ilgi alanı ve sanat olarak tanımlanmaz mı?</p>
<figure id="attachment_1014" aria-describedby="caption-attachment-1014" style="width: 268px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-nedir.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1014 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-nedir.jpg?resize=268%2C188" alt="Sanat Nedir?" width="268" height="188" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1014" class="wp-caption-text">Sanat Nedir?</figcaption></figure>
<p>Bana göre; <strong>sanat</strong>, bireyin içinde bulunduğu psiko-sosyal birikimin eylemsel olarak dışavurum biçimidir.  Sanatın olmazsa olmazlarından ya da sanatı etkileyen önemli öğelerden biri de estetiktir. <em>Estetik nedir?</em> Tanımı da yine topluma dolayısıyla onu meydana getiren bireylere iner. Çevreye duyarlılık ve bakış açısından tutun da kişinin tüm beğeni ve bireysel yaşam kalitesine etki eden olgu değil midir?  <strong>Estetik</strong>, sanatla, güzellikle ve hatta güzelliğin oluşturulması ve değerlendirilmesiyle ilgilenir. Duygu ve beğeninin yargılanma biçimi olarak da tanımlanabilen estetik sanatsal değerleri inceler. Kısacası sanat felsefesinin de olmazsa olmazıdır.</p>
<p>Bireyin, öncelikle yetiştiği kentsel ya da kırsal çevre sonra da eğitimi ile üzerine koydukları onun estetik duygularını belirler. Bu da sanata bakış açısı ve ilgisini ortaya koyar. Dolayısıyla sanat ve estetik, kişinin yaşadığı çevreden aldıklarını kente geri yansıtmasında da etkendir.</p>
<figure id="attachment_1015" aria-describedby="caption-attachment-1015" style="width: 687px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-ve-estetik.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1015 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-ve-estetik.jpg?resize=640%2C269" alt="Sanat ve Esteik bir bütündür." width="640" height="269" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-ve-estetik.jpg?w=687&amp;ssl=1 687w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-ve-estetik.jpg?resize=300%2C126&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1015" class="wp-caption-text">Sanat ve Esteik bir bütündür.</figcaption></figure>
<p><em>Antik dönem</em> tanımlamalarından biri der ki: <em>“Kenti kent yapan çevresindeki surlar değil, içinde yaşayan insanlardır.”</em> Bu açıdan bakıldığında estetik kaygılardan yoksun bireylerin kentten beklediği ne olabilir? Yürüyeceği, dinleneceği, soluk alabileceği mekanları mı talep eder yoksa geniş yolları, arabasını koyabileceği yerleri mi?</p>
<p>İşte burada bir kez daha görüyoruz ki, sanat ne için veya kimin için olursa olsun, estetik kaygıları olmayan toplumlarda, sanat kısır alanlarda kalır ve döner o toplumun kültürel yapısını dolayısıyla buna bağlı olan yaşam alanlarının, kent veya köy olsun,  fiziksel yapılarını dahi etkiler.</p>
<p>Şimdi asıl soru şu: <strong>sanatsal ve estetik kaygıları olmayan bir toplum düşünebilir miyiz?</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-nedir/">Sanat Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanat-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1011</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanat ve Sanatçının Misyonu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanat-ve-sanatcinin-misyonu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanat-ve-sanatcinin-misyonu/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 13 Oct 2015 14:14:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sanatsal bağ]]></category>
		<category><![CDATA[sanatsal görev]]></category>
		<category><![CDATA[sanatsal işlev]]></category>
		<category><![CDATA[sanatsal misyon]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumcu sanat]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=707</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir toplumda şüphesiz herkes sanatsal zevke sahip olmayabilir. Ama bir toplumun sanatsal zevki güçlü bireylere ve sanat topluluklarına ihtiyacı vardır. Düşünen, üreten ve tüm bu faaliyetleri topluma ulaştıran bir kitle olmalıdır. Kendine sanatçı diyen veya sanatsal duyarlılığı ve üretimi bulunan kişi ya da kişiler kendilerini yüksek zümreden görmemelidir. Toplumsal bağları kopmuş bir sanatçının düşünsel ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-ve-sanatcinin-misyonu/">Sanat ve Sanatçının Misyonu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir toplumda şüphesiz herkes sanatsal zevke sahip olmayabilir. Ama bir toplumun sanatsal zevki güçlü bireylere ve sanat topluluklarına ihtiyacı vardır. Düşünen, üreten ve tüm bu faaliyetleri topluma ulaştıran bir kitle olmalıdır.</p>
<p>Kendine sanatçı diyen veya sanatsal duyarlılığı ve üretimi bulunan kişi ya da kişiler kendilerini yüksek zümreden görmemelidir. Toplumsal bağları kopmuş bir sanatçının düşünsel ve sanatsal üretimi zayıflar ve zamanla yok olur.</p>
<p>Toplumun acıları, sevinçleri, kısacası her şeyi sanatçının iç dünyasında işlenmelidir. Toplumları bir arada tutan en önemli mihenk taşlarından birisi olan sanatsal zevk ve duyuşlar hiç de küçük görülmemelidir.</p>
<p>Yerelden uluslararası bir sanatsal seviyeye ulaşmak istiyorsak her şeyden önce aydın insanlar bilinçli hareket etmeli ve sanatın toplumsal bağları kesilmemelidir. Bunun bilincinde olan kişiler sanatın toplumsal varoluşunun önünü açmak için mücadele etmeli, buzkıran görevi üstlenmelidirler.</p>
<p>Sanatsal olana küçümseyici bakış açısı ile hesaplaşılmalı ve zihinlerden bu yoz düşünce silinmelidir. Bunun için de en önemli görev yine sanat ile uğraşan aydınlara düşmektedir.</p>
<p>Sanatçılar, kendilerine daima bir şeyleri dert edinmelidirler. Kimisi toplumsal vakaları, kimisi içsel serzenişleri dert edinebilir. Neyi dert edindiği hiç de önemli değildir. Dert, sanatçıyı olgunlaştırır ve topluma yakınlaştırır. Sanatçının içindeki dert, sanatsal dokunuşlarla kanamalı, kanadıkça iyileşmenin ve ferahlığın kapı anahtarı olmalıdır.</p>
<p>Sanatçı ve sanatçıya sahip çıkan bakış açısı her daim var olmalı ve yaşamalıdır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-ve-sanatcinin-misyonu/">Sanat ve Sanatçının Misyonu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanat-ve-sanatcinin-misyonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">707</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
